Atatürk University
Anabilim Dalı

Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı

Atatürk University

5.805

Arşivlenen Tez

15

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye Türkçesinde renk adları (Yapı - köken)

Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi yazı dilindeki ve Anadolu ağızlarındaki renk adlarının etimolojik, morfolojik yapıları ile adlandırma yolları incelenmiştir. Tezin hazırlanmasına öncelikle ilgili kaynaklardan renk adları taraması yapılmakla başlanmıştır. Dilimizin söz varlığında önemli bir yere sahip olan renk adlarının tespiti için otuz altı tane roman, hikâye, şiir kitabından oluşan eser, Türkçe Sözlük, altı ciltlik Derleme Sözlüğü, sekiz ciltlik Tarama Sözlüğü, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Dualar ve Beddualar Sözlüğü ve on üç tane boya markası kataloğu olmak üzere altmış yedi kaynak taranarak 1247 tane renk adı tespit edilmiştir. Renk adlarının yapı, köken ve adlandırma yolları ile ilgili olan bu ayrıntılı çalışmanın giriş bölümünde renkler ile ilgili mevcut bilgiler çalışmalar, inceleme bölümünde renk adlarının yapısı, kökenleri ve adlandırma yolları, renk adları sözlüğü, atasözleri ve deyimlerde renk adları, bölge ağızlarındaki atasözleri ve deyimlerdeki renk adları, kalıp sözler olan dualar ve beddualardaki renk adları, son bölümde ise değerlendirme ve sonuç bölümü ile kaynakça yer almaktadır. Tezimizin sözlük bölümünde kaynaklardan taranan renk adları madde başı olarak alt alta sıralanmıştır. Belirtilen renk adı ile ilgili tanım, örnek cümleler, alındığı kaynak, renk adının geçtiği atasözleri, deyimler, bölge ağızlarında kullanılan atasözleri ve deyimler ile ağızlarda kullanılan renk adları, dualar, beddualar sözlüğündeki renk adları sözcüğün etimolojisiyle birlikte gösterilmektedir. Ancak Anadolu ağızlarında kullanılan bazı renk adlarının etimolojik yapısı tespit edilemediği için bunlarla ilgili köken bilgisi verilememiştir. Sonuç olarak insanoğlu var olduğu günden bugüne kadar renklerle her zaman iç içe olmuştur. Sevgisini, başarısını, hırsını, hüznünü, mutluluğunu, sevincini renklerle ifade etmiştir ve bu ifadeler yazı diline ve konuşma dile yansımıştır. Böylece yüzyıllardır varlığını koruyan renk adları kültürün vazgeçilmezi olan dil içinde en önemli basamaklardan birisine yerleşmiştir ve zamanla farklı kavramların etkisiyle geniş bir yelpazeye sahip olmuştur. Kültürün taşıyıcısı olan dilimizin renklerinden birisi de renk adlarıdır. Bu doğrultuda renk adlarını kapsayan dil ile ilgili ayrıntılı çalışma olmaması fikrinden hareketle bu tez ortaya çıkmıştır. "Türkiye Türkçesinde Renk Adları (Yapı – Köken) " adlı tezimizin renk adları sözlüğü oluşturulması yönünde bir adım olacağını ve bundan sonra yapılacak olan çalışmalara da kaynaklık edeceğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Yapı Bakımından Renkler, Köken Bakımından Renkler, Anlam Bakımından Renkler, Atasözleri, Deyimler, Dualar ve Beddualarda Renkler, Renk Adları Sözlüğü.

Anadolu ağızlarıRenk adlarıRenkler+2
Tuğçe Tanrıkut
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir Yusuf ve Züleyhâ metni: Metin / indeks

Kuran-ı Kerim'de Ahsenü'l-Kasas adıyla bilinen Yūsuf u Züleyhâ kıssası divan şiirinde birçok esere konu olmuştur. Çalışmada H.994 yılında istinsah edilmiş yazarı bilinmeyen mensur bir eserin 2a-51a varakları arasında kalan kısmı Latin harflerine transkripsiyonlu olarak aktarılıp incelemesi yapılmıştır. Çalışmada Hz. Yusuf kıssasının Kuran-ı Kerim ve diğer kutsal kitaplarda nasıl yer aldığı ve esere kaynaklık eden kutsal kitaplar belirtilmiştir. Ayrıca metinde geçen kahramanlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte divan şiiri içerisinde yazılmış manzum ve mensur Yusuf u Züleyhâ metinleri hakkında bilgiler verilmiş,metinde geçen ayetler ve mealleri günümüz Türkçesi ile ifade edilmişdir. Metinden harketle nasirin edebi kişiliği ve uslubu hakkında çeşitli değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışmanın sonuna metnin özel isim indeksi de eklenmiştir. Anahtar kelimeler: Ahsenü'l-Kasas, Divan Edebiyatı, Yusuf, Mensur, Mesnevi, Züleyhâ

Divan edebiyatıDivan şiiriEdebiyat+3
Amani Dweidri
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir Yûsuf ve Züleyhâ metni: Metin / indeks

Bu tez, Kur'an-ı Kerim'de Ahsenü'l-Kasas adıyla geçen, İslami edebiyatlarda birçok ikili aşk hikâyesine konu olmuş Yûsuf u Züleyhâ Kısassı'nın, kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen mensur olarak H.994 yılında kaleme alınmış olan metninin 51a-99b arası varaklarının Latin harflerine transkripsiyonlu olarak aktarılıp, incelemesinden ve indeksinin hazırlanmasından oluşmaktadır. İnceleme bölümünde Yûsuf u Züleyhâ Kısassı'nın kutsal kitaplarda nasıl yer aldığı belirtildikten sonra kutsal kitaplarda yer alan bu hikâyelerin karşılaştırması yapılarak divan şiiri kapsamında yazılmış Yûsuf u Züleyhâ metinleri ve yazarları ile birlikte bu metinler üzerine yapılan çalışmalar tespit edilmiştir. Çalışmaya konu olan metinde yer alan ayetler ve bu ayetlerin tercümeleri de çalışmaya eklenerek metinden hareketle nasirin edebi kişiliği ve üslubu hakkında bilgiler verildikten sonra ikinci bölümde metnin transkripsiyonlu harflerle Latin harflerine aktarılması yapılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise metnin indeksi oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Divan edebiyatı, nesir, Yûsuf u Züleyhâ, kutsal kitaplar, eski Anadolu Türkçesi.

Divan edebiyatıEdebiyatKutsal kitaplar+6
Dunia Kafi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe Ulusal Derlemi'nde yüksek sıklıkta kullanılan adların eşdizimlilikleri

Bu çalışmada, güncel Türkçede kullanılan yüksek sıklıktaki adların eşdizimliliği üzerinde durulmuştur. Yüksek sıklıktaki adlardan zaman kavram alanına giren "an, ay, gün, gece, saat, yıl" sözcüklerinin eşdizimlilikleri Türkçe Ulusal Derlemi'nden hareketle incelenmiştir. Türkçe Ulusal Derlemi'nde her bir adın t-skoru 2 ve üzeri olan eşdizimliliği bağlam içinde değerlendirilerek aralarında anlam açısından bağ olan eşdizimlilikler çıkarılmıştır. Böylece eşdizimlilikler istatistik ve anlam bağını birlikte değerlendiren bir yaklaşımla ele alınmıştır. Belirlenen eşdizimlilikler ad-eylem, sıfat-ad, ad-ad ilişkisi içinde tasnif edilerek bağlam içi örneklerle birlikte sunulmuştur. Anahtar sözcükler: Yüksek sıklıktaki adlar, Eşdizimlilik, Türkçe Ulusal Derlemi

AdlarDerlem dil bilimDerleme sözlüğü+2
Maysoon Alsarray
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

C1 düzeyindeki Türkçe öğrenirlerinin yazılı anlatımları üzerine bir hata analizi

Küreselleşen Dünyanın neden olduğu bazı yakınlaşmalar, dil öğretimi ve öğrenimini daha önemli hale getirmiş, bu sebeple sayısı günden güne artan dil öğrenirleri dil öğretimini ön plana çıkarmıştır. Dünyada Türkçe öğrenirlerinin sayısının artması, Türk dilinin öğretimi alanındaki çalışmaların sayısını ve niteliğini arttırmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışmalardan bir kısmı da hata analizine yöneliktir. Çalışma kapsamında Gazi Üniversitesi TÖMER'de eğitim gören CI düzeyindeki 34 Türkçe öğrenirinin yazılı anlatımları yazım, morfoloji, leksikoloji ve söz dizimi bakımından değerlendirilerek hata analizine tabi tutulmuştur. Öğrencilerin hata tipleri, ve hata sıklık düzeyleri tespit edilerek sınıflandırılmış, tablolar halinde sunulmuştur. Her hata için muhtemel düzeltim önerisinde bulunulmuştur. Çalışmada yazım hatalarının beklenenin üstünde görüldüğü tespit edilmiş; morfolojide özellikle hal eklerinin kullanımında hata yapıldığı belirlenmiştir. Bu çalışmanın artan dil öğretimi çalışmalarına bir basamak olacağı ve Türkçe öğretimi alanında öğretim yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

Dil problemleriDil öğrenimiHata analizi+5
Waad Esawi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eski Türk edebiyatında Mensur Yûsuf u Züleyhâ hikâyeleri ve Muhammed B. İbrahim'in Yûsuf u Züleyhâ'sı

Konusunu kutsal kitaplardan alan Yûsuf u Züleyhâ hikâyesi Klasik Türk Edebiyatı, Modern Türk Edebiyatı ve Türk Halk Edebiyatında sıkça ele alınmış bir konudur. Arap, Fars ve Türk edebiyatında çoğunluğu manzum olarak kaleme alınmış pek çok örneği vardır. Manzum örneklerinin yanında gerek müstakil gerekse tefsir ve Kısas-ı Enbiyalar içerisinde olmak üzere çok kıymetli mensur örnekleri de vardır. Yûsuf u Züleyhâ hikâyesi, İran ve Arap Edebiyatlarıyla, Batı edebiyatında da büyük rağbet görmüştür. Renan'ın bu hikâye için söylediği, "Değil sadece en eski, belki bu ana kadar hiç eskimemiş roman" sözleri, konunun Batı edebiyatındaki yerini göstermesi bakımından önem taşır. Eski Türk Edebiyatı'nda çoğunlukla manzum eserler ön planda olduğundan manzum Yûsuf u Züleyhâ'lar daha çok tanınmış ve yayılmıştır. Haliyle yapılan ilmî çalışmalar da bu yönde olmuştur. Bugüne kadar 50 adet manzum örneği tespit edilmiştir. Halbuki Eski Türk Edebiyatı'nda yazılmış mensur Yûsuf u Züleyhâ hikayeleri de bulunmaktadır. Bu eserler, bazıları üzerinde münferit ilmî çalışmalar olsa da, toplu bir şekilde değerlendirilmemiştir. İşte bu düşünceyle başladığımız çalışmamız, Eski Türk Edebiyatı'nda mensur Yûsuf u Züleyhâ'lar ve Muhammed b. İbrahim'in Yûsuf u Züleyhâ'sı olmak üzere iki temel bölümden oluşmuştur. İlk önce Mensur Yûsuf u Züleyhâ Hikâyeleri ile ilgili kaynak taraması ve bu kaynaklarda yer alan bilgiler bilgisayarda fişleme metodu ile bir araya getirilmiştir. Yazarlar ve eserleri hakkında bilgi aktaran ana kaynaklar olan tezkirelere, edebiyat ve tarih kaynaklarına başvurulmuştur. Sonraki aşama olarak ise bu konuya değinen bütün yayınlar gözden geçirilmiştir. Bütün bu veriler ışığında Yûsuf u Züleyhâ çalışmaları hakkında doğru ve güvenilir bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. İkinci aşamada ise Muhammed bin İbrahim'in eserinin nüsha tavsifleri yapılmıştır. Tespit edilen nüshalardan hareketle esas metnin temeli oluşturulmuştur. Nüshalar metin karşılaştırma yöntemi ile incelenip, nüsha farklılıkları ortaya konulmuştur. Eksik, yanlış veya anlaşılmaz yerleri ise metin tamiri yöntemleri ile düzelterek gerekli yerleri izah edilmiştir. Böylece tenkitli bir metin ve günümüz harflerine aktarılan sağlam bir nüsha elde edilmiştir. Çalışmamızın sonunda Muhammed b. İbrahim'in Yûsuf u Züleyhâ'sının nüshaları tespit edilmiştir. Bunlar Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi 4178 ve 074 numaralarda, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi 424 ve 593 numaralarda, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi 2149 ve 2316 numaralarda, Milli Kütüphane 2908 numarada ve Manisa İl Halk Kütüphanesi 1400 numarada kayıtlıdır. Tarafımızdan yapılan değerlendirmede YB, MO, İS ve İÜ nüshalarının istinsah tarihlerinin eskiliği, metnin sağlamlığı ve hacim itibariyle diğerlerinden daha ön planda olduğu görülmüştür. Bu nedenle eserin tenkitli metni kurulurken bu dört nüsha esas alınmıştır. Eserin başında Allah'ın büyüklük ve kudretinin övüldüğü giriş, medh-i Resûl, medh-i padişâh ve sebeb-i telif kısımları yer almaktadır. Eserde 51 adet konu başlığı bulunmaktadır. Yûsuf u Züleyhâ'da 197 adet manzûme kullanılmıştır. Bu manzûmeler genelde hikâyenin bölümlerini ayıran başlıklardan sonra, başlıklardan önce ve bölüm sonlarında ayetlerden hemen önce yer almıştır. Manzûmelerin 56'sı Kemalpaşa-zâde'ye, 49'u Yahyâ Bey'e, 14'ü Hamdî'ye, 3'ü Fuzûlî'ye, 3'ü Lâmiî'ye aittir. Geriye kalan 72 manzûmeden kesin olarak tespit edilebilen ikisi Muhammed b. İbrahim'e aittir. Ancak diğer 70 manzûmenin hangi şaire ait olduğu tespit edilememiştir. Muhammed b. İbrahim, Mehmed b. Pûlâd, Muhammed b. Altıparmak, Celâl-zâde Koca Nişancı Mustafa Çelebi, Bilal Efendi, Seyyid Hüseyin Arif, Şem'î, Hacı Sâlih-zâde Halil Hâcibî, Giritli Sırrı Paşa, Süleyman Tevfik Özzorluoğlu, Re'fet Efendi, Nurmuhammed Andalıp. Bunların dışında müellifi tespit edilemeyen Yûsuf u Züleyhâ'lar da bulunmaktadır. Tezimizde, bütün bu mensur Yûsuf u Züleyhâ'lara ait toplam 48 adet el yazması Yûsuf u Züleyhâ nüshası tarafımızca tespit ve tavsif edilmiştir. Bu eserlerden bazıları üzerinde ilmî ve akademik çalışma yapılmışken, bazıları ilk defa tarafımızca tespit edilmiştir. Muhammed b. İbrahim eserini yazarken, Hamdî ve Kemalpaşa-zâde'nin yöntemini kullanmakla beraber tamamen ona bağlı kalmamıştır. Eserini kaleme alırken manzum hikâyelerdeki rivayetleri esas almış, ancak nesrin verdiği ifade rahatlığı ile hikâyesini daha geniş bir şekilde kelimelere dökmüştür. Bazı durumlarda Hamdî'nin şiirde kullandığı kelimeleri bire bir alarak cümleleştirmiştir. Metin içerisinde deyim, atasözü ve darb-ı meselleri çok yerinde kullanarak anlatımı zenginleştirmiştir. Yûsuf u Züleyhâ Arapça, Farsça ve Türkçe cümlelerle örülü ve şiirsellikle dolu bir eserdir. Muhammed b. İbrahim âhengi, akıcılığı ve hareketi sağlamak amacıyla seci'lerden faydalanmakla yetinmemiş, edebî sanatların birçoğunu kullanarak özgün bir üslûp oluşturmuştur. Türkçeyi yermesine rağmen eserinde Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinin imkanlarını kullanmaktan geri durmamıştır. Arapça ve Farsça sözcükleri kullanmada gösterdiği mahareti Türkçede de göstermiştir. Eserde seciler ve simetrik cümleler çoğunluktadır. Cümleler anlaşılır, üslubu akıcı ve coşkundur. Bu çalışmamızda, Muhammed b. İbrahim ve eseri hakkında ilk defa bu kadar geniş ve ayrıntılı bir inceleme yapılmıştır. Ayrıca mensur Yûsuf u Züleyhâ'nın tam metni bilim dünyasının istifadesine sunulmuş olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yûsuf u Zuleyha, Mensur, Muhammed b. İbrahim, Klasik Türk Edebiyatı.

EdebiyatEski Türk edebiyatıHikaye+4
Mehmet Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çağatay Türkçesinde anlam ve fonksiyon açısından fiilde çatı

Tez konusu, Çağatay Türkçesi eserlerinin dil malzemesini oluşturan fiillerin anlam ve fonksiyon bakımından değerlendirilmesidir. Bu tezde Ali Şîr Nevâyî'nin manzum eserleri ile Hüseyin Baykara'nın Divân'ı taranarak çatı eki almış fiiller tespit edilmiştir. Fiiller çatı bakımından oldurgan çatı, ettirgen çatı, edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı olmak üzere altı gruba ayrılmıştır. Her bir çatı kendi içinde yapı ve anlam olmak üzere iki ayrı başlık altında değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde XVI. yüzyılda Orta Asya'da siyasi durum, Çağatay Türkçesinin oluşumu, Klasik Dönem Çağatay Türkçesinin iki önemli temsilcisi Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara ve eserleri, Ali Şîr Nevâyî'nin etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde çatı kavramı ve çatı sınıflandırılması konusuna yer verilmiştir. İkinci bölümde çatı, yapı ve anlam bakımından değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde, fiiller, yapı ve anlam bakımından grafikler üzerinde sayısal verilerle gösterilmeye çalışılmıştır. Fiillerin etimolojik incelemesi, yapı bölümünde parantez içerisinde gösterilmiştir., Çatıda anlam bölümünde fiillerin anlamları ve anlam farklılıkları eserden alınan beyit örnekleriyle belirtilmeye çalışılmıştır. Fiillerin kendilerinden önceki kelimelerle oluşturduğu mecaz anlam dikkate alınmamıştır. Ayrıca birleşik fiillere ve deyimlere de yer verilmemiştir. Fiiller, alfabetik olarak sıralanmıştır. Eserlerde tespit edilen fiillerin gazel ve beyit numaraları parantez içinde beytin hemen yanında gösterilmiştir. Fiillere anlam verilirken öncelikle dönemin Çağatay sözlükleri dikkate alınmıştır, eğer fiil, sözlüklerde bulunmuyorsa veya fiilin yüklendiği anlam sözlüklerdeki anlamlarla uyuşmuyorsa, fiilin cümledeki anlamına göre -bağlama göre- değerlendirilmeye çalışılmıştır. Fiillerin yazılışında metindeki yazılışlara sadık kalınmış, fiillerin ünlülerinde veya yazılışlarında farklılıklar varsa bunların değişik kullanımları bir arada verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara, yapı, anlam, fiil, çatı.

Ali Şir NevaiAnlamDil bilgisi-eylem+4
Serpil Soydan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kemal Tahir romanlarının edebiyat sosyolojisi açısından incelenmesi

Bu çalışma,Türk romanının sunduğu sosyolojik verilerin açığa çıkarılabilmesi için özgün ve yerli bir yöntem ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma, edebiyat sosyolojisinin sosyolojiye kaynak sağlayan tali bir alan olmaktan çıkıp verimli ve yeniliğe açık bir bilimsel girişim olabilmesi için bazı öneriler ortaya koyma çabasındadır. Edebî eser, estetik bir işlev taşımakla birlikte sosyokültürel ortamı etkileyen ve ondan etkilenen bir gerçeklik alanı oluşturur. Dil, retorik, okuma, yazma, yayın gibi kendi içinde bir ilişkiler ağı kuran edebî sistem, toplumla kuvvetli ilişkilerle bağ kurar. Bu inkâr edilemez kuvvetli bağın ortaya çıkarılması doğrudan toplumsal gerçeklik hakkında fikir elde etmeye ya da faydaya dayalı bir ilginin ortaya çıkarılıp toplumsal olayları anlamak, yorumlamak hatta yönlendirmek gibi işlevler açısından kullanılabilir. Türk romanı içerisinde sosyal teorileri, tarih anlayışı ve ideolojik yönelimleri ile önemli bir yer kaplayan Kemal Tahir'in romanları, edebiyat sosyolojisi çalışmalarındaki yeni gelişmeler ışığında değerlendirilmiştir.

Edebiyat sosyolojisiKemal TahirRoman+2
Muhammed Hüküm
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dil politikaları bağlamında Türkiye'de dil hareketleri (1980-2015)

Toplumlardaki sosyal ve kültürel değişimler birbirini etkilediği gibi o toplumun dilini de etkiler. Toplumsal hayattaki değişim ve gelişim dilde de görülür. Modern ve çağdaş bir ulus devletinin inşası, buna paralel olarak bir dil inşasını da gerekli kılar. Harf inkılabıyla başlayan Dil Reformu'nun da amacı budur. Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilen en önemli inkılaplardan biri olan Latin Kökenli Türk Alfabesine geçiş şeklinde gerçekleştirilen Harf İnkılabı," yukarıdan" ama tam olarak "tedrici" de diyemeyeceğimiz bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Dil reformunun dile etkisi kaçınılmazdır. Ama katkısı, araştırılmaya değerdir. Bu konudaki reformlar dili geliştirmeye, zenginleştirmeye ve yaygınlaştırmaya matuf olmalıdır. Türkiye Türkçesi üzerinde etkili olan dil politikasına "dilde sadeleştirme" politikaları damgasını vurmuştur. Sadeleştirme çalışmaları da siyasi iradelerin politik duruşlarına göre farklılıklar göstermiştir. İdeolojik yaklaşımlar, dilin doğal seyrinde gelişmesine ve yaygınlaşmasına olumsuz etki yapmıştır. Toplumu ayakta tutan en temel dinamik, eğitim; eğitimin de omurgası dildir. Dolayısıyla dil konusu, hükümetlerin politik ve ideolojik duruşlarına bağlı kalmadan, bir devlet politikası olarak ele alınmalıdır. Çünkü toplum kalitesi, toplam kaliteyle mümkün olacağından, dil kalitesi olmadan da toplum kalitesinden bahsedilemez. Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi üzerinde gerçekleştirilen dil politikalarını değerlendirmek, bu politik süreci yorumlamak ve bu süreçlerin Türk diline etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda Türk dilinin, öncelikle kendi toplumunun ihtiyaçlarını tam olarak karşılaması ve Türk toplumlarının da "ortak iletişim dili" olması ve böylece Türkçenin dünya dili olması adına tespitler ve öneriler ortaya koymak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: dil politikaları, dilde sadeleştirme, dil tartışmaları, ortak alfabe, ortak iletişim dili

Dil hareketiDil politikalarıDil reformu+4
Hüseyin Yaşar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sözlü kompozisyon teorisi ve temel eseri olarak "The Singer of Tales"

Bu çalışmada Albert B. Lord tarafından kaleme alınmış "The Singer of Tales" kitabını ve Lord'un çalışmalarını yarım asır sonra değerlendiren 3-5 Aralık 2010 tarihinde Harvard Üniversitesi Milman Parry Collection'un evsahipliği yaptığı "Singers and Tales in the 21st Century: The Legacies Milman Parry and Albert Lord" adlı sempozyum ele alınmıştır. Çalışma bu bildirilerdeki uygulamaların söz konusu teoriyle karşılaştırmasına da yer vermiş ve bu bakımdan Lord'un teorisinin genel bir değerlendirmesini de sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sözlü kompozisyon teorisi, sözlü kültür, The Singer of Tales, Albert B. Lord, Milman Parry.

Halk bilimiLord, Albert BatesSözlü kompozisyon teorisi+1
Feyza Akgün
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadı Burhaneddin Divanı'nda kelime grupları

Bu çalışma, Kadı Burhaneddin Divanı'nın ilk 60 sayfasının (150 gazelin) kelime gruplarını ele alır. Çalışmanın birinci bölümünü Kadı Burhaneddin'in hayatı ve siyasî kişiliği, edebî kişiliği, ve eserleri oluşturur. İkinci bölümünü ise kelime grupları oluşturur. Bu bölümde, Türkçedeki kelime grupları kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Üçüncü bölümde Kadı Burhaneddin Divanı'nın ilk 60 sayfasında yer alan kelime grupları ele alınmıştır.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+3
Sibel Barcın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kütüphanesi Hakses koleksiyonundaki 08802/Hs0753 numaralı demirbaş ve T811.21 yer numarasına kayıtlı Mecmu'âtü'l-Eş'âr (1b -249a) (İnceleme–metin)

Bu çalışmamız, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi Hakses Koleksiyonundaki 08802/Hs0753 Numaralı Demirbaş ve T811.21 Yer Numarasına Kayıtlı Şiir Mecmuası'nın tanıtımı, transkripsiyonlu metni ve bu metnin incelenmesinden meydana gelmektedir.Mecmuada yer alan şairler XIV XIX. yüzyıllar arasında yaşamıştır. Şiirlerin çoğu XVI. yüzyıl şairlerine aittir. Bu sırayı XVII. yüzyıl şairleri takip etmektedir. XIV ve XIX. yüzyıllardansa sadece iki şair vardır. Mecmuanın derleyeni belli değildir. İçinde en son XIX. yüzyıla ait şairlerin olmasından dolayı XIX. yüzyılda tertip edilmiş olabileceğini düşündüğümüz mecmua, antoloji niteliğinde olup 249 varaktan oluşmaktadır. Mecmuada eksik sayfalar yoktur. Tertibinde sadece ilk varaklarda Divân-ı Hayâlî'ye ait şiirlerde rediflere göre alfabetik sıra takip edilmişse de daha sonra bu tercih terk edilmiştir. İki kere yazılmış, bölünmüş ve mahlassız olan şiirlerle birlikte mecmuada toplam 357 şiir bulunmaktadır. Mükerrer şiirler haricinde ise mecmuada, 349 şiir ve farklı yüzyıllara ait -tespit edilebilen- 108 şair yer almaktadır. Mahlassız toplam 18 şiir vardır. Hayâlî Bey, 81 şiirle en çok şiiri bulunan şairdir. Musammatların ağırlıkta olduğu mecmuada, 15 farklı nazım şekli kullanılıp 245 şiir ile en çok gazellere yer verilmiştir. Mecmuada bahsi geçen bu Türkçe şiirlerin yanı sıra tasavvufî konular üzerine yazılmış birkaç mensur metinle Farsça şiirler de vardır.

Eski Türk edebiyatıGazellerHayali+4
Ahmet Serdar Erkan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe deyimlerde olumsuz semantik prozodi

Bu çalışmada Türkçe deyimlerde olumsuz semantik prozodi incelenmiştir. Derlem temelli yapılan bu araştırmada Ömer Asım Aksoy'un "Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü" nün ikinci cildi olan "Deyimler Sözlüğü" ana kaynak olarak kullanılmıştır. Belirlenmiş olan deyimler Türkçe Ulusal Derlem'de taranmış ve deyimin bağlamından hareketle taşıdığı olumsuz semantik prozodi çözümlenmeye çalışılmıştır.

DeyimlerDeyimler sözlüğüProzodi+1
Oktay Ayata
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Varoluşsal suçluluk açısından Cumhuriyet Dönemi Türk romanı

Bu çalışma; Cumhuriyet'ten bugüne Türk romanında varoluşsal suçluluk kavramını tespit etmek amacı ile hazırlanmıştır. Bu bağlamda dönem içerisinde yayınlanan romanların okura verdiği felsefî açılımların açığa çıkarılabilmesi için roman incelemesi yapılmıştır. Romanlar edebiyatın estetik yönünü gösteren en geniş alandır. Romanlarda yer alan birçok karakter okura değişik insan panoraması sunar. Bu karakterler, romanın imkân verdiği geniş zaman anlayışı ile varoluşlarını oluştururken bir taraftan da bu dönüm noktalarına okuru şahit tutarlar. Okurun şahitlik ettiği bu varolma eyleminde roman karakterinin kendi ile yaptığı savaşı doğru okumak ve yorumlamak metnin anlam alanını genişletecektir. Modern romanın Türk edebî geleneğinde yer edinmesi ve onunla eş zamanda değişen siyasî ve sosyal şartlar toplumu, toplumun bir parçası olarak dolayısı ile yazarı ve elbette ki onun kaleminden kurgu dünyaya doğan roman karakterlerini etkilemiştir. Bu karakterlerin varolma süreçleri ve bu süreçte kendi olamamaktan kaynaklı varoluşsal suçluluk durumları felsefenin araştırmacıya verdiği imkânlar ile metin merkezli olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, Türk Romanı, Modern Roman, Varoluşsal Suçluluk, Metin İncelemesinde Varoluşsal Çözümlem

Cumhuriyet DönemiEdebiyatRoman+4
Canan Olpak Koç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Nidâî: Tenbîhnâme (Dil incelemesi, tenkitli metin, dizin)

Bu doktora çalışmasında 16. yüzyılda yaşamış ve daha çok hekim kimliğiyle tanınmış olan Nidâî'nin Tenbîhnâme adlı eserinin tenkitli metninin oluşturulması, dil, imlâ ve içerik yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma "Giriş" ve "Sonuç" bölümleri dışında 6 bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Tenbîhnâme'nin nasihatnâme geleneğimiz içindeki yerini tespit edebilmek amacıyla Türk Klasik edebiyatında nasihatname geleneği hakkında genel bilgiler verilmiştir. "1. Bölüm"de Nidâî'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmış, "2. Bölüm"de Tenbîhnâme, şekil ve muhteva özellikleri bakımından ayrıntılı bir şekilde tanıtılmıştır. Ayrıca yine bu bölümde Tenbihnâme'de yer alan hikâyelerin özetleri verilmiş, hikâyeler; kişi, mekân, zaman ve olay örgüsü gibi yapısal unsurları bakımından da değerlendirilmiştir. "3. Bölüm"de ise Tenbihnâme'nin imlâ ve dil özellikleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. H. 952 (M. 1545) tarihinde yazılmış olan Tenbîhnâme, Eski Anadolu Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesine geçiş dönemi eseridir. Bu nedenle eserin dil özellikleri art zamanlı bir bakış açısıyla Eski Türkçe ve Eski Anadolu Türkçesi dönemleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. "4. Bölüm"de Tenbîhnâme cümle bilgisi açısından incelenmiş, "5. Bölüm"de Tenbîhnâme'nin nüshaları tanıtıldıktan sonra tenkitli metne yer verilmiştir. Tenkitli metnin sayfa ve satır düzeni Almanya Berlin Devlet Kütüphanesi nüshasına göre oluşturulmuş, diğer nüshaların sadece sayfa numaraları belirtilmiştir. Dizin başlıklı "6. Bölüm"de metnin gramatikal dizini yer almıştır. Dizinde yer alan kelimelerin anlamları metindeki bağlamları dikkate alınarak verilmiştir. Son olarak ise çalışmada ulaşılan sonuçlar "Sonuç" başlığı altında ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Nidâî, Tenbîhnâme, Tenkitli Metin, Dil İncelemesi, Dizin

16. yüzyılDilbilgisiDilbilim+7
Murat Parlakpınar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Moğolca-Türkçe gramer terimleri sözlüğü

"Moğolca-Türkçe Gramer Terimleri Sözlüğü" adını taşıyan bu çalışmamızda Çağdaş Moğol dilindeki gramer terimlerini tespit edebilmek için çeşitli gramer kitapları taranmıştır. Taranan bu eserlerdeki üç bine yakın terimden bizim çalışmamızda 682 tanesi ele alınmıştır. Çalışmada her terimin izahı yapılırken Türkiye Türkçesinde kolaylıkla anlaşılabilecek örnekler seçilmiştir. Araştırmamız neticesinde Moğolca gramer terimleri üzerine yapılan çalışmaların Türkiye Türkçesi gramer terimleri üzerine yapılan çalışmalara kıyasla daha az olduğu tespit edilmiştir. Her iki dilde de gramer terimlerinin ele alınışı bakımından büyük benzerliklerin olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sonuna Türkçe-Moğolca dizin eklenmiştir. Anahtar kelimeler: Moğolca, Türkçe, gramer terimleri, sözlük, kelime

DilbilgisiDilbilimMoğolca+6
Battsengel Batjargal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eski Anadolu Türkçesi Kur'an tercümelerinde inançla ilgili söz varlığı incelemesi

Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış satır altı Kur'an tercümelerinde inançla ilgili söz varlığı incelemesi yapılmıştır. Söz varlığının tespiti için veri kaynağı olarak iki ayrı satır altı Kur'an tercümesi kullanılmıştır. Elde edilen söz varlığı yapı ve konu bakımından sınıflandırılarak tercümelerin yazıldıkları döneme ait inançla ilgili ifade tarzı ortaya konmaya çalışılmıştır. Söz varlığının yapısal sınıflandırmasında tek sözcükten oluşan söz varlığı basit ve türemiş kelimeler açısından değerlendirilmiştir. Kelime grubu şeklindeki söz varlığı ise oluşum şekilleri üzerinden alt başlıklar halinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümü tek sözcük ve kelime grubu şeklindeki söz varlığının yapısal incelemesi üzerine oluşturulmuştur. Basit ve türemiş sözcükler ile her bir kelime grubu-nun sonunda değerlendirmeler yapılmış, elde edilen veriler tablolar ve grafiklerlerle açık-lanmıştır. İncelenen söz varlığı kullanım sıklığı açısından da değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, tespit edilen söz varlığı konularına göre sınıflandırılmıştır. Son bölümde ise tespit edilen söz varlığının alfabetik dizini yapılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi, Oğuz Türkçesinin yazı dilini temsil etmektedir. Bu dönemde ortaya konulan satır altı Kur'an tercümeleri Arapça bilmeyen geniş bir kitleyi hedeflediğinden dönemin dilini temsil etmesi bakımından zengin veri kaynaklarıdır. Satır altı Kur'an ter-cümelerinde, Arapça kelimeleri karşılama bakımından Türkçenin ifade gücü görülebilmek-tedir. Kur'an'ın Türkçeye çevirisinde, dilde var olan kelime ihtiyacına Türkçe kelimelerle bu dönemde ne şekilde cevap verildiği ve Türk dilinin kelime türetmede ve söz diziminde nasıl hareket ettiği açıkça görülebilmektedir. Bu türdeki eserler üzerine yapılan dil çalışmaları, Türkçenin Anadolu sahasındaki gelişim seyrinin takibi ve söz varlığının tespiti için önem arz eden çalışmalardır. Elde edilen söz varlığı, Türkçenin unutulmuş veya kullanımı daralmış kelimelerinin tekrar canlandırılması ve sözlük çalışmalarına sağlayacağı katkı açısından da ayrıca bir önem taşımaktadır. Elde edilen söz varlığı, dinî terimler açısından değerlendirildiğinde Türkiye Türkçesinin kelime haznesine yeni kelimeler kazandıracaktır.

DilbilgisiDilbilimEski Anadolu Türkçesi+5
Erol Kuyma
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine bildirimsel kipler

Bu çalışmada, Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine bildirimsel kipler incelenmiştir. Bu amaçla Eski Türkçe, Eski Anadolu Türkçesi ve Türkiye Türkçesi dönemine ait belirli yazınsal metinleri tarayarak tespit edilen bildirimsel kiplerin değişim ve gelişim aşaması ele alınmıştır. Ayrıca bu bildirimsel kipler yukarıda sınırlarını çizdiğimiz dönemler arasında karşılaştırılarak anlatılmıştır. Çalışmanın sonuçları ele alındığında bildirimsel kiplerin farklı dönemlerde değişime uğradığını ve bildirimsel kiplerin kullanımları açısından benzerlikler ve farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Eski Türkçe, Eski Anadolu Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Fiil, Fiil Çekimi, Kip, Bildirimsel Kipler.

Bildirme kipleriDilbilgisiDilbilim+3
Selçuk Karabayazıt
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peyami Safa'nın Attilâ romanında ki'li, şartlı ve iç içe birleşik cümleler

Çalışma, Türkçede birleşik cümle konusunu Peyami Safa'nın Attilâ adlı romanı üzerinde inceleyerek yapılmıştır. Öncelikle cümlenin ne olduğu, cümleye dair açıklamaların hangi ortak noktada birleştiği, dilcilerin cümle tanımlarından hareketle ortaya konmuş; cümle kavramı açıklandıktan sonra basit cümle ile birleşik cümlenin ayrımına değinilerek çalışmanın esasını oluşturan birleşik cümle konusu derinlemesine ele alınmıştır. Birleşik cümle konusunda dilcilerin görüş ayrılıklarına ayrıntılı olarak yer verilmiş ve bu konu hakkında en büyük tartışmalardan biri olan fiilimsi bulunduran cümlelerin birleşik cümle kabul edilip edilemeyeceği hususu üzerinde durulmuştur. Çeşitli dilcilerin birleşik cümle tasnifleri incelenmiş, bu tasniflerde öne çıkan farklı yaklaşımlara yakından bakılmıştır. "Ki'li birleşik cümle, şartlı birleşik cümle ve iç içe birleşik cümle" tasnifi esas alınarak yürütülen bu çalışmada, Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Peyami Safa'nın Attilâ adlı romanındaki birleşik cümleler tespit edilip gruplandırılmış ve bu cümlelerin ögeleri gösterilmiştir. Yapılan çalışma sonunda Attilâ romanında 431 tane birleşik cümle tespit edilmiştir ve bunların 229'unu iç içe birleşik, 143'ünü "ki"li birleşik, 59'unu ise şartlı birleşik cümlenin oluşturduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Peyami Safa, Attilâ, cümle, birleşik cümle, ki'li birleşik cümle, şartlı birleşik cümle, iç içe birleşik cümle.

Birleşik cümleDilbilgisiDilbilim+3
Mehmet Akif Taman
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özbek yazar O'lmas Umarbekov'un "Ådam Bo'liş Qiyin" adlı romanı (İnceleme-çeviri yazı-sözlük-Kiril harfli metin)

Türk dilinin Doğu Türkçesi (Karluk) grubunda yer alan Özbek Türkçesi, 11. ve 12. yüzyıllarda kullanılan Karahanlı Türkçesinin, 13. ve 14. yüzyıllarda kullanılan Harezm Türkçesinin, daha sonra da Tarihî Çağatay Türkçesinin çağdaş devamı olarak gelişmiş bir Türk dilidir. Bu çalışmada Özbek edebiyatının önemli yazarlarından biri olan O'lmas Umarbekov'un "Ådam Bo'liş Qiyin" adlı eserinin dil özellikleri incelenmiştir. Özbek yazar O'lmas Umarbekov'un "Ådam Bo'lish Qiyin" adlı romanı dört bölüm şeklinde incelenerek çalışmaya konu olmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde; çalışmaya konu olan eser, eserin özellikleri ve önemi, yazar, çalışmanın amacı ve önemi, yöntem, inceleme, Özbek Türkçesi hakkında bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; O'lmas Umarbekov'un "Ådam Bo'lish Qiyin" adlı romanı, seslik özellikler ve biçim özellikleri olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünü; çeviri yazılı metin ve Kiril harfli metin oluşturmaktadır. Dördüncü bölümde ise; metinde kullanılan kelimelerden oluşturulmuş sözlük bölümü ve ekler dizini yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Ådam Bo'lish Qiyin, Seslik Özellikler, Biçim Özellikleri

BiçimbilimDil özellikleriKarluk Türkçesi+5
Özgen Ünal
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Târîh-i Ungurus'un söz varlığı ve dizini (1b-106a)

Yapılan bu çalışmada, tenkitli metni György Hazaî tarafından hazırlanan Târîh-i Ungurus adlı eserin 1b-106a varaklarının dizini oluşturulmuş ve buna bağlı olarak söz varlığı incelenmiştir. Çalışmaya, Târîh-i Ungurus ve bu eserin müellifi Tercümân Mahmûd'la ilgili bilgiler verilerek başlanmıştır. Daha sonra sözcük, söz ve söz varlığıyla ilgili genel bilgiler verilerek Târîh-i Ungurus'un 1b-106a varaklarının söz varlığı 12 ana başlık Adlar, Fiiller, Sıfatlar, Zamirler, Zarflar, Edatlar, Bağlaçlar, Ünlemler, Deyimler, Atasözleri, İlişki Sözleri (Kalıp Sözler), İkilemeler altında incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda "3.105" söz saptanmıştır. Çalışmanın temelini oluşturan dizin, Dizin ve Özel Adlar Dizini olmak üzere iki başlıkta ele alınmıştır. Özel Adlar Dizini, Şahıs Adları Dizini ve Yer ve Ulus Adları Dizini olmak üzere iki alt başlık altında incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda Dizinde madde başı olan "4.353" söz saptanmıştır. Madde başlarının ve tespit edilen söz varlığının metin içinde görülebilmesi için 1b-106a varaklarını kapsayan çeviri yazılı metin verilmiştir. Çalışmanın sonunda araştırmalar sonucu ulaşılan sayısal veriler tablolar hâlinde gösterilerek sınıflandırma yapılmış ve çalışmada kullanılan kaynakların yer aldığı Kaynakçaya yer verilerek çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Târîh-i Ungurus, sözcük, söz varlığı, dizin, Tercümân Mahmûd

KelimelerSöz varlığıTarih-i Ungurus+1
Hilal Ağtaş
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düziçili Aşık Mustafa Akpınar'ın hayatı, sanatı ve şiirleri

Türk milleti köklü bir sözlü geleneğe sahiptir. Sözlü geleneğimiz içinde kökleri şamanlığa kadar uzanan ve 16. yüzyılda tam anlamıyla bir forma dönüşen, günümüzde de varlığını sürdüren geleneğimiz âşıklık geleneğidir. Bu çalışmanın konusu da âşıklık geleneğinin günümüzdeki temsilcilerinden biri olan Mustafa Akpınar'ın hayatı, sanatı ve şiirleridir. Çalışma kaynak kişinin belirlediği 251 şiirle sınırlı tutulmuştur. Tez çalışmasının dışında kalan şiirler Mustafa Akpınar tarafından yeterli görülmediği için çalışmaya dâhil edilmemiştir. Çalışmanın amacı; Mustafa Akpınar'ın gelenek içindeki yerini tespit etmek, âşıklık geleneği literatürüne yeni isim ve eser kazandırmaktır. Gözlem ve görüşme yöntem/tekniklerinden yararlanılarak yapılan çalışma; Giriş, Âşığın Hayatı ve Sanatı, Şiirlerinin İncelenmesi ve Şiirleri ve Sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırma alanıyla ve araştırma konusuyla ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde âşığın hayatı ve sanatı çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Üçüncü bölümde âşığın şiirleri biçim ve içerik yönünden değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise Mustafa Akpınar'ın şiirleri paylaşılmıştır. Bazı şiirlerin yazılış sebepleri ve hangi tarihte yazıldıklarına dair bilgiler dipnot olarak verilmiştir. Son bölümde ise sonuç, sözlük, kaynakça ve eklere yer verilmiştir. Araştırma sonunda Mustafa Akpınar'ın Dert Ozanı mahlası ile şiirler yazdığı, saz çalmadığı, bade içerek âşık olduğu, usta çırak ilişkisi içinde yetişmediği ancak mektupla muamma çözme, âşıklarla karşılıklı şiirler yazma gibi uygulamalar yaptığı görülmüştür. Mustafa Akpınar'ın Düziçi âşıklık geleneği içinde arkadaşları tarafından Dert Ozanı mahlasıyla anıldığı, âşıklığının bilinip tanındığı bunun yanında temre ocağı olduğu, kişileri nazardan koruması için karaçalıdan nazarlık yaptığı, çeşitli hastalıkların tedavisi için bitki çayları hazırladığı tespit edilmiştir.

Akpınar, MustafaAşıklar(Aşıklık geleneği)Biyografi+4
Halil Canlı
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çukurova halk kültüründe gelin

İnsanoğlunun doğum-evlenme ve ölüm evreleri içinde tercih veya zorunlu olarak yerine getirmesi gereken dönem olan evlilik içinde gelin figürü sıkça karşımıza çıkmaktadır. Günlük hayatımızı şekillendiren hatta yöneten gelin elindeki sihirli değneği ile dokunmadığı hayat hemen yoktur. Bunun yanında toplumumuzda gelin, güzelliğin, sadeliğin, saflığın, temizliğin, namusun, istikbalin timsalidir. Bir başına bu kadar değerli kabul edilen gelin çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. "Çukurova Halk Kültüründe Gelin" başlıklı çalışmamız, Giriş dışında üç ana bölüm ile Sonuç ve Kaynakça kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmamızın Türk kültüründe gelin başlığını taşıyan ilk bölümünde "gelin" tanımlarına, "gelin"in Türk kültüründe özel bir yere sahip lale/gelincik çiçeğiyle olan benzerliğine, gelinliğin kısa tarihçesine ve Türk kültür ve edebiyatında ayrı bir yere sahip olan Orhun Abideleri, Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâtî't- Türk ve Dede Korkut Hikâyeleri gibi ilk Türk eserlerinde geline bakış hakkında bilgi verdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde Anonim Halk Şiiri, Sözlü Anlatım Türleri, Âşık Şiirlerinde "gelin" figürünü inceledik. Üçüncü bölümde ise Çukurova halk kültüründe "gelin"i inceledik. Bu bölümde gelinin seçilmesinden, gelinlik, nişan, gelin çeyizi, gelin kınası, gelin süsleme, gelin alma, gelin indirme, yüz görümlüğü, duvak mevlidi, gelin görme, gelinin baba evine gezmeye gitme, gelinlik etme, gelinin ev içindeki statüsüne kadar "gelin"i bütün yönleriyle incelemeye çalıştık. Önce yazılı kaynaklardan elde ettiğimiz bilgileri verdik. Ardından sözlü kaynaklardan elde edilen âdet ve görenekleri aktardık. Çukurova bölgesindeki halk anlatmaları ve halk şiirine yansımış gelin figürünü iki ayrı başlık altında ele aldık. Çalışmanın sonuç kısmında "gelin"in toplum hayatında geçmişten günümüze daima ayrı bir yere sahip olduğu, sadece eşine ve ailesine karşı değil yetiştirdiği çocuklar vesilesiyle bütün bir topluma karşı sorumlu olduğu görülmüş, çalışma neticesinde ulaşılan sonuçlar değerlendirilmiştir. Gelinin sadece bir ferdin değil, bütün toplumun hayatında yer aldığı ve rol oynadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: gelin, Türk kültürü, Çukurova halk kültürü, gelinlik, evlenme

EvlilikGelinlikHalk kültürü+4
Elif Doruk
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şebnem İşigüzel'in beş romanı üzerine inceleme

Şebnem İşigüzel, hikâyeleri, romanları ve denemeleri ile edebiyat dünyasına önemli katkılar sağlayan bir yazardır. İşigüzel, eserlerinde aile ve toplumda görmezden gelinen kötülüklere karşı başkaldırı gayreti içindendir. Bu çalışma, Sarmaşık (2002), Çöplük (2004), Kirpiklerimin Gölgesi (2010), Gözyaşı Konağı Ada, 1876 (2016), İyilik (2019) adlı romanlar üzerinden yazarın değişen zamanabağlı değişmeyen kadının var olma sıkıntısını açıklamayı amaçlar. Çalışmanın gayretine uygun olarak bu eserleri sanatçının romancılık anlayışında çokça vurguladığı kadının yabancılaşma ve yalnızlık sorununu göz önünde bulundurarak yapı ve tema temel alınarak incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmada öncelikle yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserlerinin listesi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise romanlar, kronolojik sıraya göre yapı ve tema bakımından ele alınmıştır. Romanların yapısı: eserin kimliği, isim içerik ilişkisi, olay örgüsü, zaman, mekân, şahıs kadrosu, bakış açısı ve anlatıcı başlıkları altında; romanların temalarını ise yabancılaşma, yalnızlık, şiddet ve tecavüz, ben bilinci, özgürlük, sevgi başlıkları altında değerlendirilmiştir. Üçüncü veson bölümde, beş romanın ortak vurgusu olan, kadının çocukluktan yaşlılığa uzanan yaşam öyküsünde öteki olarak görülme sıkıntısına dair çıkarımların ana hatları çizilmiştir. Çalışmanın sonuna da kaynakça eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şebnem İşigüzel, yapı, tema, kadın, metin çözümleme

Kadın sorunlarıKadınlarRoman+4
İpek Sarı
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sinema, folklor ve mekan bağlamında Osmaniye üzerine bir araştırma

Kültürel bellek, insanlık tarihinin başlangıcıyla birlikte sözlü olarak aktarılmaya başlamıştır. Yazının icadı ile birlikte kültür, hem sözlü hem de yazılı olarak iki koldan nesilden nesile aktarılmaya devam etmiştir. 20. yüzyılın sonlarından itibaren teknolojik gelişmelerle birlikte kültür aktarımı farklı mecralardan gerçekleşmiştir. 1895 yılında sinemanın icadıyla kültürel ögeler sözün ve yazının yanı sıra beyaz perdede görsel olarak aktarılmaya başlamıştır. Hızlı bir şekilde gelişimine devam eden sinema endüstrileşerek kitle iletişim aracına dönüşmüştür. Böylelikle sinema aracılığıyla kültür aktarımı hızlanmıştır. Osmaniye, Türk sineması açısından önemli bir mekândır. Yörede çekilen filmler kendi dönemlerinde oldukça popüler olmakla birlikte içlerinde Selvi Boylu Al Yazmalım gibi kültleşmiş filmler de mevcuttur. Bu filmlerde mekân olarak Osmaniye'nin kullanılmış olması tesadüfi değildir. Bölgenin arazi yapısı, iklimi ve kültürel dokusu çekilen filmler için uygunluk göstermektedir. Ayrıca Türk sinemasının önemli yapımcılarından birisi olan Abdurrahman Keskiner'in Osmaniyeli oluşu, Osmaniye'de birçok film çekilmesi ve bu yörenin sinema mekânı olarak kullanımını etkilemiştir. Sinemanın görsel ve sesli olarak folklorik unsurları barındırması, filmin çekildiği dönemin kültürünü ve yaşam biçimini bizlere yansıtmaktadır. Sinemanın bu işlevi ile Osmaniye'de çekilen filmlerde folklor ürünlerin sıkça kullanıldığı görülmüştür. "Sinema, Folklor ve Mekân Bağlamında Osmaniye Üzerinde Bir Araştırma" adlı çalışmamızda Osmaniye'de çekilen filmlerdeki folklorik unsurların tespiti yapılmıştır. Yapılan tespitler neticesinde filmlerde geçen folklor unsurları incelenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır.

FilmFolklorHalk edebiyatı+4
Anıl Oğuz Burkay
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayla Kutlu'nun hikâyelerinin alımlama estetiği'ne göre incelenmesi

Alımlama Estetiği, okur merkezli bir edebiyat kuramıdır. Alımlama Estetiği'nde okur, alımlayıcıdır. Bu kurama göre metnin anlamının ortaya çıkmasında asıl özne okurdur. Yazarın ortaya koyduğu eser, bu noktadan sonra alımlayıcıyla baş başa kalır. Eserin canlılığının devam etmesi okura ve metindeki anlamsal derinliğe bağlıdır. Alımlayıcı, eserin tahlilini, yorumunu kendi zihin dünyasına göre yapar. Ayla Kutlu'nun hikâyelerinin Alımlama Estetiği kuramına göre incelendiği bu çalışmada, yapılan somutlamalar neticesinde hikâyelerdeki gücül anlamın ortaya çıkarılması ve boşlukların doldurulması amaçlanmıştır. Temelde üç ana bölüm halinde düzenlenen çalışmanın birinci bölümünü kuramsal çerçeve oluşturur. Bu bölümde Alımlama Estetiği'ni açımlayan bilgiler mevcuttur. İkinci bölümde, Ayla Kutlu'nun toplam on dokuz hikâyesinin alımlaması yapılmıştır. Kadın sorunsalını merkeze alarak yazan Ayla Kutlu'nun hikâyeleri yine bu bağlamda yorumlanmıştır. Hikâyelerdeki simgelerin ve izleklerin kadınların etrafında şekillendiği görülür. Hikâyelerin neredeyse tamamında başkişiler kadınlardır. Bu kadınlar da çoğunlukla; yalnız, sevgisiz, yoksul ve umutsuz kadınlardır. Bir başka deyişle bu kadınlar, çevresindeki insanlar tarafından yalnızlığa, sevgisizliğe, umutsuzluğa itilmiş kadınlardır. Sonuç bölümünde bütün hikâyelerden yola çıkarak varılan sonuçlardan bahsedilmiştir. Bu bölüm yapılan alımlamaların özetlendiği bölümdür. Anahtar kelimeler: Alımlama Estetiği, Ayla Kutlu, hikâye, kadın

Alımlama estetiğiHikayeKadınlar+2
Hayati Kazan
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sevinç Çokum'un romanlarında mekân-insan ilişkisi

Mekân, insanın konumlandığı yerdir. Bu mekânlar kimi zaman eve, yuvaya vs. dönüşür. İnsanın yaşadığı yere konumlanma ihtiyacından dolayı mekân arayışı içerisine girer. Bu sebeple insan ile mekân arasında bir etkileşim kurulur. Kişinin mekânla olumlu veya olumsuz ilişki kurması ona değişik anlamlar yüklemesine neden olur. Bu bağlamda geniş ve dar mekânlar Sevinç Çokum'un romanlarında mekân-insan ilişkisine göre inceleneceği bu çalışmada, romanlardaki insanın mekânı algılayışı ve mekânın ardındaki görüntüsü asıl unsur olan insanı anlamaya çalışmak amaçlanmıştır. Temelde üç ana bölüm halinde düzenlenen çalışmanın birinci bölümünü yazarın hayatı ve eserleri oluşturmuştur. İkinci bölümde, Çokum'un toplamda on beş romanının incelemesi yapılmıştır. İnsanı merkeze alan yazarın romanları yine bu bağlamda yorumlanmıştır. Romanlarında olaylar başta İstanbul olmak üzere Anadolu'dan Kırım'a kadar çeşitli yerlerde geçmiştir. Olaylarda insanların kendilik değerleriyle bezenmiş mekânlara tutunuşu var olma mücadelesi anlatılır. Sonuç bölümünde ise romanlarından yola çıkılarak varılan sonuçlardan bahsedilmiştir. Anahtar kelimeler: Sevinç Çokum, mekân, insan, kentleşme.

KentleşmeMekanRoman+4
Yasemin Yalçınkaya
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadirlili Aşık Feymânî'nin (Osman Taşkaya) eserleri üzerine bir sözlük çalışması

Dilde bulunan bütün sözcüklerin bir araya getirilip anlamlandırılmasıyla sözlükler oluşturulur. Dili oluşturan temel öge kelimedir. Kelimeler tek veya belli bir düzen içinde dizilişleriyle kişiler arası iletişimi sağlar. Dilde bulunan kelimeler dilin söz varlığını oluşturur. Kelimelerin çokluğuna göre dilin zenginliği belirlenir. En çok kelimeye sahip dil en zengin dil olarak kabul edilir. Zengin dillerin ifade yetenekleri de güçlüdür. Dilin nesilden nesile aktarımı sözlü ve yazılı edebi eserler sayesinde olmaktadır. Bu aktarım esnasında sözcüklerin kaybolmaması, anlamlarının unutulmaması için bir dildeki sözcüklerin bir araya getirilerek doğru anlamlarının verilmesiyle sözlükler oluşturulur. Sözlükler dillerin hafızasıdır. Dillerin aktarımı sözcükler vasıtasıyla yapıldığından sözcüklerin kullanımı çok büyük önem arz etmektedir. Her insan sözcükleri şu veya bu şekilde kullanır fakat sözcüklerden bir edebi eser vücuda getirmek özellikle şair, yazar ve âşıklara mahsustur. Bu şair, yazar ve âşıklar önemli dil aktarıcılarıdırlar. Sadece dili aktarmakla kalmayıp aynı zamanda hayal güçleri ve kişisel yetenekleri sayesinde sözcüklerin kullanım alanlarını da genişletip geliştirerek dilin büyümesini sağlayan bu sanatçılardan bir tanesi de Âşık Feymânî'dir. Bu araştırmada Âşık Feymânî'nin eserleri üzerine bir sözlük çalışması konu olarak alınmıştır. Kitaplarda bulunan şiirler ve âşık hikâyeleri tek tek bilgisayar ortamında yazılmış, Cibakaya programı ile dizini çıkarılmıştır. Sonra eserlerde bulunan kelimelere anlamları ve bir örnek verilmiştir.Eserlerde kullanılan yabancı kökenli kelimelerin hangi dilden olduğu da parantez içinde verilmiştir. Sözcüklerin hangi kavram alanına girdiği açıklamadan önce belirtilmiştir. Sonuç olarak Âşık Feymânî'nin kullandığı kelimeler, türettiği ve ürettiği sözcükler yanında halk ağzında kullanılan kelimelerle Türk diline sağladığı katkılar görülmüştür.

Aşık edebiyatıFeymaniHikaye+2
İbrahim Çevlik
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi "H 1073" numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve mecmuaların sistematik tasnifi projesine (MESTAP) göre tasnifi

Sahip oldukları zengin muhtevalarıyla klasik Türk edebiyatının başlıca kaynakları arasında yer alan mecmualar üzerindeki bilimsel çalışmalar, son zamanlarda iyice artmıştır. Arapça "cem" kökünden türeyen ve "bir araya getirilen, cem edilen" anlamlarını taşıyan mecmuaların birçok türü mevcuttur. Şiir mecmuaları ise mecmualar arasında bir ya da birden fazla kişiye ait muhtelif nazım şekilleri ve türleri barındıran metinleri içerir. Ayrıca bu eserler, edebi ve biyografik bilgiler ihtiva etmesi yönüyle oldukça kıymetli eserlerdir. Bu çalışmada Topkapı Sarayı Müzesi Hazine Kitaplığı "H. 1073" arşiv numarasıyla kayıtlı şiir mecmuasının çeviri yazılı metni ve Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi yapılmıştır. Mecmuanın mürettibi veya tertip tarihiyle ilgili herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Mecmuada müellifi bilinmeyenlerle birlikte büyük çoğunluğu 16. yüzyıl şairlerine ait toplam 273 adet manzum ve mensur metin bulunmaktadır. Beş ayrı bölüm olarak hazırlanan çalışmamızın birinci bölümünde mecmuaların genel yapısı ve önemi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise bu çalışmaya konu olan mecmua tanıtılarak şair ve şiir sayıları, nazım şekilleri ve aruz kalıpları gibi şekil özellikleri ortaya konulmuş, mecmuanın muhtevası hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde metnin kuruluşunda izlenen yöntem belirtilmiş, sonrasında mecmuada yer alan şiirlerin çeviri yazılı metni verilmiştir. Metinler, divanı olan şairlerin divan nüshalarıyla karşılaştırılarak farklılıklar dipnotta belirtilmiştir. Mecmuada bulunan şiirlerin Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi dördüncü bölümde yapılmış; sonuç, kaynakçanın yer aldığı beşinci bölüm ile çalışma noktalanmıştır.

Edebiyat dergisiEski Türk edebiyatıTopkapı Sarayı+4
Emre Özdaş
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Harezm ve Eski Anadolu Türkçesine ait iki Nehcü'l-ferâdîs nüshasının ses ve şekil bilgisi bakımından karşılaştırılması

Yaklaşık son on yıla kadar Harezm Türkçesiyle yazılmış nüshaları bilinen Nehcü'l-Ferâdîs'in Eski Anadolu Türkçesine aktarılmış iki nüshası daha bulunmuş bunlar ilim âlemine tanıtılmış, üzerine yayınlar yapılmaya başlanmıştır. Yeni nüshaların bulunmasının özelde Nehcü'l-Ferâdîs ile Harezm ve Eski Anadolu Türkçesi çalışmalarına genelde Türk diline katkısının olacağı tartışılmazdır. Bu çalışmada, Harezm Türkçesi dönemine ait Nehcü'l-Ferâdîs'in Yeni Cami nüshası ile Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait Nehcü'l-Ferâdîs'in Kastamonu nüshası ses ve şekil bilgisi bakımından karşılaştırılmıştır. Çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de çalışmaya giriş yapıldıktan sonra çalışmanın amacı, yöntemi ve kapsamı yer almaktadır. İkinci Bölüm'de Harezm Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi dönemleri ve Nehcü'l-Ferâdîs'in bu iki döneme ait nüshaları hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü Bölüm'de ses ve şekil bilgisi incelemesi yer almaktadır. Ses bilgisi; ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. Bu iki ana başlık kendi içinde alt başlıklara ayrılmaktadır. Şekil bilgisi incelemesi olarak da yapım ekleri ve çekim ekleri incelenmiştir. Yapım Ekleri; isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil yapma ekleri ile sıfat-fiiller ve zarf-fiiller başlıklarından oluşmaktadır. Çekim Ekleri; isim çekimi ve fiil fekimi ekleri olarak kendi içinde alt başlıklara ayrılmıştır. Fiil çekimi ekleri de bildirme ve tasarlama kipleri olarak alt başlıklara ayrılmıştır. Ayrıca, bu bölümün sonunda her iki nüshada incelenen ekler, toplu olarak tablolar hâlinde verilmiştir. Dördüncü Bölüm'de çalışma neticesinde elde edilen çıkarımların yer aldığı Sonuç ve çalışmada yararlanılan kaynakların yer aldığı Kaynakça yer almaktadır.

Dil bilgisiDil bilimEski Anadolu Türkçesi+3
Fatma Evleksiz
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Harezm Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesine ait iki Nehcü'l-Ferâdîs'teki kelime türlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, Harezm Türkçesiyle yazılmış Nehcü'l-Ferâdîs nüshası ile onun Eski Anadolu Türkçesine aktarılmış nüshası kelime türleri bakımından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, nüshalarda kullanılan kelimelerde hareke farklılıkları, ünlü ünsüz değişimleri ve farklı kelime kullanımları olduğu tespit edilmiştir. Harezm Türkçesine ait Nehcü'l-Ferâdîs'te (HT NF) kullanılan bazı kelimeler, Eski Anadolu Türkçesine ait Nehcü'l-Ferâdîs'te (EAT NF) tamamen değişerek yerine eşdeğer başka kelimeler kullanılmıştır. Örneğin, HT NF'de kullanılan çom- fiili, EAT NF'de gir- fiiliyle; una- fiili, dile- fiiliyle; ölç- fiili, dart- fiiliyle karşılanmıştır. HT NF'de kullanılan fiillerin, EAT NF'de bazen birleşik fiil olarak kullanıldığı da görülmüştür: yawu-> yaḳın ol-, ḳarġa->dua ḳıl-, ḳayur-, ḳaygur- vb. Ayrıca HT NF'de ötümsüz olarak kullanılan ünsüzler EAT NF'de ötümlüleşmiştir. Bu ötümlüleşme en çok t>d, k>g sesleri arasındadır. Ünlülerin kullanımındaki dikkat çekici hususlardan biri ise kelime ve eklerde HT NF'deki düz ünlülerin EAT NF'de yuvarlaklaşmasıdır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de çalışmaya giriş yapıldıktan sonra "Çalışmanın Amacı, Çalışmanın Yöntemi, Çalışmanın Kapsamı" başlıklarına yer verilmiştir. İkinci Bölüm'de Harezm Türkçesi Dönemi, Harezm Türkçesi Dönemine Ait Nehcü'l-Ferâdîs, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi, Eski Anadolu Türkçesine Ait Nehcü'l-Ferâdîs başlıkları yer almaktadır. Üçüncü Bölüm'de Kelime Türleri, Harezm Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi Dönemlerine Ait İki Nehcü'l-Ferâdîs'te Kelime Türleri başlığı altında yapılan incelemeler yer alır. Dördüncü Bölüm'de Sonuç ve Kaynakça yer almaktadır.

Manolya Aşkıdil Sözmen
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi "H. 1072" (Vr. 1b-65a) numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve mecmuaların sistematik tasnifi projesine (MESTAP) göre tasnifi.

Klasik Türk edebiyatımızın en önemli kaynaklarından biri olan şiir mecmuaları yazıldığı devrin şiir zevkini ve edebi anlayışını göstermesi bakımından son derece büyük önem taşımaktadır. Kütüphanelerimizde birçok eser türünde olduğu gibi mecmua türünde de bir hayli eser bulunmaktadır. Bu eserlerin bir kısmı üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmış olsa da çalışılmayı bekleyen daha birçok mecmua bulunmaktadır. Türk edebiyatının bu durumundan yola çıkılarak çalışmamızın konusunu da Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde "H. 1072" arşiv numarasıyla kayıtlı olan şiir mecmuasının 1b-65a varaklarının çeviri yazılı metni ve Şiir Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi oluşturmaktadır. Çalışmamız beş ana bölümden oluşmakla birlikte birinci bölümü, klasik Türk edebiyatında mecmualar hakkında verilen kısa bilgilerden oluşan girişle başlamaktadır. İkinci bölümde çalışmamıza konu olan mecmuanın tanıtımı yapılarak şekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde metnin kuruluşunda izlenen yöntem belirtildikten sonra mecmuada yer alan şiirlerin çeviri yazılı metni verilmiştir. Divanı olan şairlerin şiirleri, bu divan nüshalarıyla mukayese edilmiş ve farklılıklar dipnotta gösterilmiştir. Dördüncü bölümde mecmuadaki şiirlerin Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi yapılmıştır. Beşinci bölümde ise sonuç, kaynakça ve eklere yer verilerek çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, H. 1072, Şiir Mecmuası, MESTAP.

Edebiyat dergisiEski Türk edebiyatıTopkapı Sarayı+5
Suna Alaman
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hâmidî'nin Türkçe şiirlerinin söz varlığı ve bağlamlı dizini

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, 15. yüzyıl şairlerinden Hâmidî'nin Farsça divanında geçen Türkçe şiirlerinin bağlamlı dizini oluşturularak söz varlığı incelenmiştir. Çalışma, dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de çalışmaya giriş yapılmış ve ardından Hâmidî, Hâmidî'nin eserleri ve Türkçe şiirleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci Bölüm'de söz varlığı hakkında bilgi verilmiş ve eserin söz varlığı; adlar, fiiller, sıfatlar, zamirler, zarflar, edatlar, bağlaçlar, ünlemler, ikilemeler, deyimler, atasözleri, ilişki sözleri (kalıp sözler), Arapça ve Farsça yapılı tamlamalar olmak üzere 13 ana başlık altında incelenmiştir. Bu bölümde toplam 1018 söz tespit edilmiştir. Üçüncü Bölüm'de bağlamlı dizine yer verilmiştir. Bu bölümde şiirlerde yer alan sözcükler ve söz grupları, şiirlerdeki anlamları ile beyit ve mısra numaraları belirtilerek sıralanmıştır. Bu bölümde toplam 1058 madde başı bulunmaktadır. Madde başları 896 ana madde, 162 alt maddeden oluşmaktadır. Dördüncü Bölüm'de çalışmada elde edilen verilerin değerlendirildiği Sonuç ile yararlanılan eser ve çalışmaların verildiği Kaynakça bulunmaktadır. Anahtar Sözcük: Bağlamlı Dizin, Hâmidî, Hâmidî'nin Türkçe Şiirleri.

Hatice Duran Çetin
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şemsî Ahmed Paşa'nın Şeh-nâme-i Sultân Murâd adlı eserinin söz varlığı ve gramatikal dizini (1209-2416. beyitler)

Şeh-nâme-i Sultân Murâd, döneminin birçok tarihi vakasına şahitlik etmiş bir devlet adamı olan Şemsî Ahmed Paşa tarafından yazılmış manzum bir tarihtir ve içeriğinde bahsi geçen dönemlere dair pek çok bilgiyi günümüze taşımıştır. Şeh-nâme-i Sultân Murâd, söz varlığı bakımından da önemli bir eserdir. Bu çalışmada, eserin 1209-2416. beyitleri incelenerek gramatikal dizini ortaya konulmuş ve söz varlığı incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de çalışmaya giriş yapılmış, ardından Şeh-nâme-i Sultân Murâd ve eserin müellifi Şemsî Ahmed Paşa hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci Bölüm'de söz varlığı hakkında bilgi verilmiş ve eserin söz varlığı incelenmiştir. Söz varlığı Adlar, Fiiller, Sıfatlar, Zamirler, Zarflar, Edatlar, Bağlaçlar, Ünlemler, İkilemeler, Deyimler, Atasözleri, İlişki Sözleri (Kalıp Sözler) ve Arapça ve Farsça Yapılı Tamlamalar olarak 13 ana başlık altında sınıflandırılarak incelenmiştir. Bu incelemede toplam "3211" söz tespit edilmiştir. Üçüncü Bölüm'de, dizin yer almaktadır. Dizin, Gramatikal Dizin ve Özel Adlar Dizini olmak üzere iki kısım hâlinde ortaya konulmuştur. Özel Adlar Dizini de Kişi Adları Dizini, Yer Adları Dizini, Hanedanlık, Ulus ve Topluluk Adları Dizini, Dinî Adlar Dizini ve Eser Adları Dizini şeklinde sınıflandırılmıştır. Dizinlerde toplam "3377" madde başı mevcuttur. Dördüncü Bölüm'de bu çalışmadan elde edilen verilerin değerlendirildiği Sonuç ve çalışmanın hazırlanmasında faydalanılan kaynakların bulunduğu Kaynakça yer almaktadır.

Saliha Duran
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mustafa Kutlu'nun Uzun Hikâye adlı eseri üzerine dil incelemesi (Ses ve biçim bilgisi)

Dil, iletişimin temel ögesi olup bir kurallar bütünüdür. İnsan yaşantısının değişmesi ve zenginleşmesiyle dilde de ihtiyaçlar doğrultusunda belirli değişimler ve gelişmeler olmaktadır. Dildeki bu değişimler ve gelişmeler yazılı metinler aracılığıyla takip edilmektedir. Edebî eserler yazıldığı dönemin zihniyeti gibi yazıldığı dönemin dil özelliklerini de yansıtır. Yazılı metinlerden hareketle hem yazarın dil kullanımı hakkında hem de eserin yazıldığı dönemin dil özellikleri hakkında bazı bilgilere ulaşılabilir. Dilin gelişiminde ve zenginleşmesinde edebî eserlerin önemli bir yeri vardır. Edebiyatı olmayan dilin anlatma yetisi sınırlanır. Sözcüklere, edebî eserlerde yeni anlamlar yüklenir; bazen de yazarın yaratma gücünden hareketle yeni sözcükler türetilir. Bilindiği üzere dildeki en küçük anlamlı birim sözcüktür. Sözcükler ise seslerden ve bu seslerin oluşturduğu kökler ve eklerden meydana gelir. Bu nedenle dil incelemelerinde ses ve biçim özellikleri, ayrı bir yer tutmaktadır. Bu durumdan hareketle bu çalışmada Türk hikâyeciliğinin tanınmış isimlerinden Mustafa Kutlu'nun "Uzun Hikâye" adlı eseri ses ve biçim özellikleri bakımından incelenmiştir. Mustafa Kutlu, eserlerinin içerik ve kurgusu dışında kullandığı dille de dikkat çeken bir hikâyecidir. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde eser ve eserin yazarı, çalışmanın amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde eser, ses ve biçim özellikleri bakımından incelenmiştir. Ses özellikleri başlığı altında metinde belirlenen ses uyumları ve ses olayları eş zamanlı ve art zamanlı incelenmiştir. Biçim özellikleri başlığı altında metinde belirlenen yapım ekleri, işletme ekleri ve sözcük türleri işlevlerine göre incelenmiştir. Metnin biçim özellikleri açıklanırken gerekli görülen yerlerde biçim özelliklerinin tarihî gelişimine de yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmadan elde edilen sonuçlar aktarılmıştır.

BiçimbilimDil bilgisiDil bilim+4
Osman Kılıç
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitāb-ı Mevlūd-i Muṣṭafā (İnceleme-çevriyazı-dizin-tıpkıbasım)

Türk dili, sunduğu dil malzemeleri, duyguları ve düşünceleri anlatım imkânı bakımından dünyanın zengin dilleri arasında yer almaktadır. Orhun yazıtlarının yazılmasından bu yana bu zenginlik hemen hemen her dönem ve bölgede devam etmiş, Türk dili çok geniş bir sahada konuşulur ve yazılır bir hâle gelmiştir. Türk dilinin kendine yaşam alanı bulduğu bu sahalardan biri de Anadolu sahasıdır. Türklerin Anadolu'yu fethi ile Türk dili, Oğuz Türkçesi temelinde Anadolu sahasında gelişme imkânı bulmuştur. Oğuzlar, bu dille 13. yüzyıldan itibaren el yazması ve matbu birçok eser vermiştir. Günümüzde de verilen bu eserler üzerinde birçok çalışma ve inceleme yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada da Kitāb-ı Mevlūd-i Muṣṭafā isimli mevlit metninin ses ve biçim bilgisi özellikleri üzerinde durulmuş ve böylece bu çalışmalara bir yenisi daha eklenmeye çalışılmıştır. Çalışmada 16. yüzyılın ilk çeyreğinde yazılan Kitāb-ı Mevlūd-i Muṣṭafā adlı eser üzerinde dil incelemesi yapılmıştır. Çalışma Giriş, İnceleme, Sonuç, Kaynakça, Çevriyazı, Dizin, Tıpkıbasım olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde edebiyatımızdaki mevlit geleneği ile mevlidin önemi değerlendirilmiş, eserin fiziksel özellikleri tanıtılmış, çalışmanın amacı, önemi ve yönteminden bahsedilmiştir. Çalışmanın asıl bölümünü oluşturan İnceleme bölümünde metnin dil bilgisi özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bölüm İmlâ, Ses ve Biçim Özellikleri olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. İmlâ özellikleri kısmında metin yazılış özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Ses özellikleri kısmında metinde belirlenen ses uyumları ve ses olayları art zamanlı ve eş zamanlı incelenmiştir. Biçim özellikleri kısmında metinde belirlenen yapım ekleri, çekim ekleri ve sözcük türleri işlevleri bakımından değerlendirilmiştir. Çevriyazı bölümünde eser, transkripsiyon harfleri kullanılarak yeniden yazılmıştır. Dizin bölümünde eserin gramatikal dizini yapılmış, sözcüklerin karşılıkları verilmeye çalışılmıştır. Tıpkıbasım bölümünde eserin tıpkıbasımı verilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen sonuçlar açıklanmış; çalışmada yararlanılan bütün kaynaklar, Kaynakça bölümünde belirtilmiştir.

13. yüzyılDil bilgisiDil bilim+4
Adem Çakmak
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Refik Halit Karay'ın romanlarında mekan-insan ilişkisi

Refik Halit Karay, eserlerinde değişik karakter özelliklerine sahip birçok "tip" oluşturur. Romanlarını kadın-erkek ilişkisi üzerine kurgulayan yazar geniş ruh çözümlemelerine de yer verir. Onun eserlerinde "mekân" karakterlerin aynasıdır. Mekân ve insan daima birbirini tamamlayan iki unsurdur. Avcılık-toplayıcılık yapan insandan, yerleşik düzene geçerek yaşamını sürdüren insana kadar her süreçte insan mekânı, mekân da insanı şekillendirmiştir. Birçok alanda inceleme konusu olan mekân, edebi eserlerde de çok büyük bir öneme sahiptir. İncelenen eserlerde olaylara yön veren karakterlerin duygu durumlarını, eserde gerçekleşen olaylarla özdeşleştirebilmek için etkileşimde oldukları mekânları doğru bir şekilde yorumlamak gerekmektedir. Örneğin; bir odadan, bir köşeden, bir çatı katından bahsedildiği zaman fiziksel görünümün yanı sıra bu mekânların insan üzerindeki psikolojik, sosyolojik etkilerini de beraber düşünmek gerekir. Bu olgulardan yola çıkılarak Refik Halit Karay'ın romanlarındaki mekân-insan ilişkisi ve bu ilişki sonucunda ortaya çıkan durumlar araştırılıp açıklanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma sırasında, çalışmaya konu olan Refik Halit Karay'ın romanları detaylı bir şekilde incelenerek, romanlarda kullandığı mekânlar tespit edilip karakter(ler) üzerindeki etkileri psikoloji, sosyoloji, felsefe ve mitoloji gibi diğer bilim dallarından da faydalanılarak açıklanmaya çalışılmıştır.

Karay, Refik HalidMekanRoman+3
Melike Salman
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 Dönemi sonrası kadın yazarlarımızın romanlarında erkeklik olgusunun yansımaları (Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Leyla Erbil, Erendiz Atasü)

1980 sonrası Türk Edebiyatı'nın önemli yazarlarından olan Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü ve Leyla Erbil'in romanlarındaki erkeklik olgusunun yansımalarının incelenmesi amaçlanan bu tez çalışmasında, toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı erkeklik anlayışını, erkeklik olgusunun yansımasını ve bu olgunun meydana getirdiği erkeklik görünümleri üzerinde durulmuştur. Toplumsal cinsiyet, ataerki, erk ve erkek-lik kavramı ve hegemonik erkeklik kalıplarının merkeze alındığı bu tez çalışmasında, çalışmaya kaynaklık eden yazarların romanlarındaki erkeklik görüntülerinden ayrı ayrı bahsedilmiştir. Erkek kahramanların hem sosyal hem de psikolojik durumları, toplumsal rolleriyle bir çatışma halinde olan bu erkeklik kurguları romanlardaki erkek karakterler hakkında yeni bir erkeklik inşası oluşumunu gerekli kılmıştır. Tez başlığından hareketle erkeklik olgusunun yansımalarından söz etmek, toplumda eril düşünceden bağımsız, erkeklik norm ve kalıpları dışında hareket eden erkeklerin de toplumsal kimlik arayışı içinde olduğuna, kendilerine ait bir erkeklik inşa ettiklerine vurgu yapılmasıyla doğrudan ilintilidir. Bu çalışmada 1980 sonrası kadın yazarlarımızın (Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü, Leyla Erbil) romanlarındaki erkeklik kurguları incelenmiştir. Bu incelemede coğrafya – yazar – eser – kahraman arasındaki ilişki ise yazarların romanlarda oluşturduğu erkeklik kurguları, roman alıntılarından hareketle açıklanmıştır. Bu çalışma 1980 sonrası kadın romancılar perspektifinden çizilmiş olan erkeklik görüntülerinin özelliklerini belirleyen ve bu noktada erkekler aracılığıyla toplum olarak "tabu"laştırılmış erkeklik kavramının da ana hatlarını ortaya çıkaran bir inceleme çalışması olmayı amaçlamaktadır.

Atasü, ErendizAğaoğlu, AdaletErbil, Leyla+5
Kübra Evci
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadirli halk kültürü araştırması

Kültür; toplumların yaşam şekillerinden, inanışlarından, duygu ve düşüncelerinden ve bu olgulara bakış açısından etkilenen, süreklilik arz eden, durağan olmayan değerler bütünüdür. Belli bir yöreye ait kültür ise ait olduğu toplumun değerlerinden kendinde bir parça bulundurmakla beraber kendi bünyesine has ögeleri de içermektedir. Bunlara ek olarak o yöre halkının teknoloji ile bağı, okuma yazma oranı, sosyo-ekonomik durumu ve yaşadıkları bazı olağanüstü durumlar da yörenin kültürünü etkilemektedir. Bu olağanüstü durumlardan biri salgın hastalıklardır. İnsanlarla olan bağı kısmen koparması sebebiyle kültürün parçası olan bazı pratikler yerine getirilememekte, o kültüre farklı kodlar eklemektedir. Ancak kültürel unsurlar bir günde unutulmayacağı gibi bir günde de değişmemektedir. Unutulmasını veya değişmesini sağlayan olgu kültürel unsurların yaşantıya aktarılıp aktarılmaması ve devam ettirilip ettirilmemesidir. Çalışmamızda Osmaniye ilinin Kadirli ilçesi ve çevresine ait halk kültürü unsurları araştırılmış, bu unsurların Türk kültüründeki yeri ve önemi aktarılmak istenmiştir. Bu unsurlar doğum, evlenme, ölüm, sünnet ve askerlik ile ilgili pratikler ve törenleri içeren geçiş dönemleri; halk inanışları, halk sağaltmacılığı, çocuk oyunları ve yeme-içme kültürü, halk takvimi, halk meteorolojisi, misafirlik âdetleri, el sanatları, giyim kuşam kültürü ve geleneksel meslekler ile ilgili halk bilgisi unsurlarıdır. Halk edebiyatı ürünleri çalışmaya dâhil edilmemiştir. Kadirli ilçesi, mahalleleri ve köyleriyle birlikte Sumbas ilçesinin köylerinde araştırma yapılmıştır. Çalışma hem yazılı kaynaklarla hem de sözlü kaynaklardan elde edilen bilgilerle desteklenmiştir. Bu bilgiler alan araştırması ve kaynak taraması yöntemleri, katılımlı ve katılımsız gözlem, mülakat teknikleri ile elde edilmiştir.

Halide Aşçı
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azîz Mahmûd Hüdâyî Dîvân-ı İlâhiyyât [54b-105b] (giriş-inceleme-metin-dizin-tıpkıbasım)

Bu çalışmada, Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin Dîvân-ı İlâhiyyât adlı eserinin 54b-105b varakları dönemin dil özellikleri göz önünde bulundurularak transkribe edilmiş, dizini oluşturulmuş ve söz varlığı incelenmiştir. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kısa bir giriş yapıldıktan sonra Azîz Mahmûd Hüdâyî ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde eser 17. yüzyılın dil özellikleri göz önünde bulundurularak transkribe edilmiştir. Üçüncü bölümde eserin söz varlığı incelenmiştir. Söz varlığı Adlar, Fiiller, Sıfatlar, Zamirler, Zarflar, Edatlar, Bağlaçlar, Ünlemler, Deyimler, İkilemeler, Arapça ve Farsça Yapılı Tamlamalar, Ayet, Hadis, Arapça Dua, Söz Kalıpları olmak üzere toplam 11 temel başlık altında tasnif edilmiştir. Bu başlıklar altında toplam 1.678 söz varlığı tespit edilmiştir. Dördüncü bölümde ise eserin dizini oluşturulmuştur. Dizin; dizin, özel adlar dizini ve ayet, hadis, arapça dua, söz kalıpları ve dinî terimler olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Dizin bölümünde toplam 1.524 madde başı bulunmaktadır. Son olarak da incelediğimiz eserden ulaştığımız sonuçlara ve yararlandığımız kaynaklara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Transkripsiyon, dizin, söz varlığı, Azîz Mahmûd Hüdâyî

Şerife Özcan
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Târîh-i Üngürüs notlar-metin-Türkiye Türkçesine aktarım-tıpkıbasım (1b-106a)

Târîh-i Üngürüs, XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde tercümanlık yaparken birçok tarihî olaya da tanıklık eden Tercüman Mahmud tarafından kaleme alınmış, Macar tarihine ışık tutan, dönemine göre sade bir Türkçeyle yazılmış önemli bir eserdir. Bu çalışmada, eserin 1b-106a varaklarının çeviri yazısı yapılmış, eser Türkiye Türkçesine aktarılmış, metinde Türk dili ve edebiyatı açısından dikkate değer hususlar notlar olarak sunulmuştur. Çalışmanın amacı; Târîh-i Üngürüs'ün Türkiye Türkçesine bilimsel aktarımını yaparak eserin daha geniş okur kitlesine ulaşmasını sağlamak, eserdeki zengin Türk dili ve edebiyatı malzemesini ortaya çıkarmak ve eserin gerçek değerine ulaşmasına katkıda bulunmaktır. Bu çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de, çalışmaya giriş yapılmış akabinde çalışmanın amacı, yöntemi ve kapsamından bahsedilmiştir. Daha sonra Târîh-i Üngürüs, Târîh-i Üngürüs Hakkında Yapılan Çalışmalar, Tercümân Mahmûd ve bu eseri Türk dünyasına tanıtan György Hazai hakkında bilgi verilmiş ve yazma tavsifi yapılmıştır. İkinci Bölüm'de; eserin çeviri yazılı metni oluşturulmuş ve Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Üçüncü Bölüm'de notlar bölümü; Birden Fazla İmlası Olan Kelimeler, Okuma Farklılıkları, İmla, Arkaik Kelimeler, Anlam Değişmeleri olmak üzere beş başlık altında incelenmiştir. Son olarak araştırma ile ilgili bulgulara dayanılarak elde edilen genel sonuçlara ve çalışmada yararlanılan kaynakların bulunduğu kaynakçaya yer verilmiş ve tıpkıbasım da eklenerek çalışma tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: Târîh-i Üngürüs, Çeviri yazılı metin, Türkiye Türkçesi, Notlar.

Lale Uşak Baş
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Neşet Ertaş türkülerinde metafor

Metafor, birçok disiplini ilgilendiren bir kullanım genişliğine sahip bir alan olarak dil araştırmalarına da katkı sağlamaktadır. Dilin gelişimine, düşünceyle olan bağına açıklık getirmek için bu çalışmada sözleri Neşet Ertaş'a ait olan türküler metafor kavram alanıyla incelenmiş ve metaforun sanatsal kaygıyla oluşan bir söz sanatı olmadığı, düşüncenin dile olağan bir yansıması olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. İnsanların düşünce dünyasını etkileyen ve sürekli bir değişime yol açan kültürel kodlar eşliğinde Ertaş'ın türküleri incelenmiş, ortaya çıkan metaforlar sekiz ana başlık ve bunlara bağlı altmış beş alt başlık şeklinde düzenlenmiştir. Metaforlar günlük dilin yansıması olan deyimlerle de desteklenerek açıklanmış ve bazı metaforlar klasik şiir anlayışıyla karşılaştırılarak aradaki farklar ortaya konmaya çalışılmıştır. Kavramların sözlük anlamlarıyla birlikte mitolojik yansımaları da incelemeye dâhil edilmiştir. Böylelikle metaforların oluşum yönüyle hangi süreçlerden geçtiği ve ozanın zihinsel yapılandırmasında nasıl şekillendiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Fatih Bengü
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayfer Tunç'un Kapak Kızı üçlemesinde tematik yapı

Ayfer Tunç, modern Türk edebiyatında derinlikli anlatım tarzı ve çok katmanlı tematik yapısıyla dikkat çeken önemli yazarlardan biridir. Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ve Osman romanlarından oluşan bu üçleme, bireyin içsel dünyasını ve toplumsal çatışmalarını merkeze alarak kimlik arayışı, yalnızlık, değişim-dönüşüm ve varoluşsal sorgulamalar gibi temaları derinlemesine işler. Bu çalışma, Ayfer Tunç'un söz konusu üçlemesinde tematik kurgunun nasıl şekillendiğini, birey-toplum çatışması, geçmişle yüzleşme, sınıfsal farklılıklar ve aşk gibi temel eksenler üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde araştırmaya yönelik giriş sunulmuştur. İkinci bölümde Ayfer Tunç'un edebî hayatı, yazarlık anlayışı ve eserlerinin genel bir listesi sunularak yazarın edebî kimliğine dair bir arka plan oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde, Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ve Osman romanları yapı ve tematik kurgu açısından değerlendirilmiş ve romanlara yönelik KORA Şemaları oluşturulmuştur. Dördüncü ve son bölümde bu araştırmanın sonucu aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayfer Tunç, Kapak Kızı Üçlemesi, KORA Şeması

Hatice Coşkun
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Târîh-î Üngürüs notlar-metin-Türkiye Türkçesine aktarım- tıpkıbasım (106b-210a)

XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde siyasi ve kültürel olayların neticesi olarak birçok tarihi metin yazılmıştır. Bu metinlerden biri olan Târîh-î Üngürüs dönemin tercümanlarından Tercümân Mahmûd tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın, dönem dilini etkili bir şekilde metinde yansıtması bu çalışmayı tarihî olduğu kadar dilbilimsel açıdan da değerli kılmaktadır. Bu bağlamda verdiği tarihî bilgilerin yanı sıra dil hususiyetleri açısından da dikkat çekicidir. Bu çalışma, Târîh-î Üngürüs'ün 106b-210a varaklarının çeviri yazısı ve Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Metnin çeviri yazısında dönemin dil ve üslup özelliklerine bağlı kalınmış ve anlam bütünlüğü içerisinde aktarım yapılmıştır, eserde bulunan dil açısından dikkate değer unsurlar notlar kısmında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, Târîh-î Üngürüs bilimsel ölçütlere uygun bir şekilde Türkiye Türkçesine kazandırılarak daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasına vesile olmak, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış, incelenmiş ve incelenecek olan metinlere katkı sağlamaktır. Bu doğrulta araştırma sadece tarihî bir metin aktarımıyla kalmayıp aynı zamanda dilbilimsel yönleriyle çok yönlü bir değerlendirme sunmaktadır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde araştırmanın amacı, yöntemi ve kapması açıklanmış; Târîh-î Üngürüs ve müellifi Tercümân Mahmûd hakkında bilgiler verilmiş ve eser üzerinde yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde, metnin çeviri yazısı ve Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Üçüncü bölümde, metin içerisinde dikkat çekici dil hususiyetlerinden oluşmuş "Notlar" bölümü yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise eser hakkında tespit edilen bulgular "Sonuç" kısmında değerlendirilmiştir. Çalışmada yararlanılan kaynaklar "Kaynakça" bölümünde listelenmiş; ayrıca eserin tıpkıbasımı da çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimler: Târîh-i Üngürüs, Çeviri Yazılı Metin, Türkiye Türkçesi Aktarımı, Notlar.

Zeliha Karatepe
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmaniye halk kültüründe ölüm

Ölüm, insanlar için hayat kadar önemli bir olgudur. Ölüm karşısında insan, kişinin kaybıyla oluşan manevi boşluğun giderilmesi için birtakım pratikler üretmeye çalışmıştır. Bu pratikler aynı zamanda ölümün bilinemez oluşunun yarattığı korku ve kaygılardan uzaklaşma gayesini taşımaktadır. Böyle düşünüldüğünde ölüm, tarihsel süreçte hem bireysel yaşamın hem de toplumsal süreçlerin yönlendirici ve itici kaynağı olmuştur. Bu çalışmada Osmaniye halk kültüründe ölüm ritüelleri, inançları ve uygulamaları ile ilgili araştırma yapılmıştır. Çalışmada konuyla ilgili yazılı kaynaklar taranmış, sözlü kaynaklardan elde edilen bilgilerle derlenip sınıflandırılmıştır. Tespit edilen inanış ve uygulamaların Eski Türk inanç sistemleriyle ilişkileri belirlenmiş, günümüzde olan uygulamalarla bağlantıları kurulmaya çalışılmıştır. Ayrıca Osmaniye'de son çeyrek yüzyılda gerçekleşen pandemi, deprem ve şehitlik gibi olağan dışı ölümler ile ilgili uygulamalar ve halk inanışlarının tespiti yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma sonucunda Osmaniye'de halk kültüründe ölüme ait inanış, pratik ve uygulamalarda Eski Türklerin ve İslam sonrası Türk kültürünün izleri ortaya çıkarılmış; modernleşmeyle birlikte değişen ölüm uygulamaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Osmaniye, ölüm, halk inanışı, folklor, pandemi, deprem, şehitlik.

İlhan Aydın
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Masallarda (Akdeniz-Türkiye) kahramanların farklı dünyalara geçmesi üzerine bir inceleme

Masal, bir toplumun yaşantılarının yansıması durumunda olan sözlü anlatı türüdür. Toplumlar, gelenek ve göreneklerini, inanışlarını, hayallerini masallaştırıp, dilden dilde aktararak sonraki nesillere miras bırakmışlardır. Bundan dolayı masallar, kültürel miras taşıyıcısı konumundadır. Yapmış olduğumuz çalışma, temel yapısı bakımından metin merkezli bir inceleme olup, nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması, doküman analizi ve metin tahlili yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. İncelenen masal metinleri daha önce sahadan derlenmiş tezlerden, basılı kitaplardan ve bir elektronik kitaptan derlenmiştir. Çalışmamız altı farklı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problem, problem cümlesi, amaç, sınırlılıklar ve konu ile ilgili yapılmış çalışmalar (doktora tezleri, yüksek lisans tezleri ve kitaplar); İkinci bölümde araştırmanın yöntemi, evren ve örneklemi, verilerin nasıl toplandığı ve analiz edildiği; Üçüncü bölümde masalın tanımı, masalın kaynakları, masallarda motif ve Türk masallarında sıkça rastlanan bazı motifler hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde masallarda kahramanın gittiği farklı dünyalar (paralel evren, üst dünya, yeraltı dünyası, sualtı dünyası) hakkında bilgiler verildikten sonra tezimizin konusu bağlamında tespit edilen Akdeniz Bölgesi Masalları üzerine incelemeler yapılmıştır. Beşinci bölümde mitoloji hakkında genel bilgiler verildikten sonra masal kahramanlarının farklı dünyalara gitmesi motifi mitolojik açıdan değerlendirilmiş ve incelenen masallardan elde edilen bulgulara ve yorumlara yer verilmiştir. Altıncı bölümde ise yaptığımız çalışma sonucunda elde ettiğimiz sonuçlar ve değerlendirmeler aktarılmıştır. Çalışmada yararlanılan kaynaklar ve ekler de bu bölümün sonuna eklenmiştir. Altı bölüme ayırarak yapmış olduğumuz çalışma sonucunda, Akdeniz Bölgesi'nde (Türkiye) anlatılan masallarda, masal kahramanlarının zaman zaman birçok sebeple veya amaçla gerçek dünyadan ayrılarak farklı dünyalara birden fazla yöntemle geçiş yaptığı tespit edilmiştir. Masal kahramanları bazen olduğu gibi bazen de kılık değiştirerek, sevdiği kişiyi bulup gerçek dünyaya geri getirmek ya da bir padişahın verdiği görevi yerine getirmek gibi farklı sebeplerle başka bir dünyaya geçiş yapmaktadır. Yapılan geçişlerin tamamında masal kahramanının bilinçdışına bir yolculuk yaptığı ve bu yolculukların amacının da erginleşme, olgunlaşma ve yeni bir kimlik kazanma olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Akdeniz Masalları, farklı dünyalara geçiş, paralel dünyaya geçiş, üst dünyaya geçiş, yeraltı dünyasına geçiş, sualtı dünyasına geçiş.

Nurzal Keser
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarık Tufan'ın Dört Romanında kişiler dünyası

Bu çalışmanın amacı, son yıllarda isminden söz ettiren yazar Tarık Tufan'ın Kekeme Çocuklar Korosu, Ve Sen Kuş Olur Gidersin, Hayal Meyal ve Şanzelize Düğün Salonu adlı romanlarındaki kişi inşasını incelemektir. Roman kişileri, yazarın dünyaya ve insana dair duyarlılığını, bireyin içsel çatışmalarını, toplumsal baskılarla karşılaşma biçimlerini ve modern yaşamın birey üzerindeki etkilerini yansıtan güçlü örnekler olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın kuramsal temelinde psikolojik ve sosyolojik yaklaşımlar yer almakta; karakterlerin iç dünyaları, sergiledikleri tutum ve davranışlar psikanalizim ve analitik psikoloji bağlamında çözümlenmektedir. Ayrıca bireyin kent hayatıyla mücadelesi, toplumsal bunalımlar, geçmişin travmaları, ailevî yapı ve toplumsal değerlerin birey üzerindeki etkisi, roman kahramanlarının zihinsel çözümlemeleriyle ortaya konmuştur. Romanlarda kullanılan bilinç akışı, iç monolog, iç diyalog gibi anlatım tekniklerinin sunduğu imkanlarla karakterlerin ontolojik dünyalarına dair çıkarımlar yapılmıştır. Tarık Tufan'ın eserlerindeki karakter inşası hem bireysel hem toplumsal düzlemde değerlendirilmeye çalışılmış, öte yandan postmodern roman tekniklerinin kişiler dünyasına etkisine dair çıkarımlarla çalışmanın detaylandırılması hedeflenmiştir.

Funda Karaburç
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anadolu âşıklığında kültürel bellek: Doğu Anadolu sahası

Âşıklık; toplumsal değerlerin, ahlaki kodların ve kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan bellek alanıdır. Araştırmanın temel amacı, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yaşamış Doğu Anadulu âşıklığının temsilcilerinin eserlerinden hareketle, halk hikâyelerinin, serencamların ve şiirlerin kültürel belleğin oluşumundaki işlevini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda âşıklık "metinlerarasılık" ve "yazınsal göstergebilim" yöntemleriyle incelenmiş; halk hikâyelerinde yer alan anlatısal yapılar, değer nesneleri, eyleyenler ve bellek aktarım biçimleri irdelenmiştir. Âşıkların tasnifi olan halk hikâyeleri, Paris Göstergebilim Ekolü'nün günümüz temsilcilerinden Denis Bertrand'ın "Anlatı İzlencesi" modeline göre ele alınmıştır. Metinlerarasılığın alt başlıklarıyla, âşıkların eserlerinde bulunan ortaklıklar belirlenerek bunların Türk kültür belleğine ne yönde hizmet ettiği açıklanmıştır. Çalışmada ayrıca, bireysel ve toplumsal bellek ilişkisinin âşıklığa yansımaları değerlendirilmiş, otobiyografik belleği şekillendiren etmenler "eksiklik" duygusu ve "çekmece" imgesi kapsamında ele alınmıştır. Sonuç olarak âşıklarının eserlerinin kültürel belleği canlı tutan, toplumsal kimliği pekiştiren ve kültür aktarımında rol üstlenen değer olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Anlam arayışıAnlam evreniAnlambilimsel konu rolleri modeli+3
Fatma Pınar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde meslek adları

Osmanlı Türkçesi devresi, Türk dili ile ilgili önemli eserlerin verildiği bir dönemdir. Evliya Çelebi tarafından XVII. yüzyılda kaleme alınan Seyahatname; Osmanlı Türkçesi ve sade nesir üslubu ile yazılan önemli bir eserdir. Bu çalışmada Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde yer alan meslek adları ayrıntılı olarak incelenerek hem Türk dilinin sözvarlığı zenginliklerini hem de Türk kültürüne ait unsurları ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma, daha önce yapılan araştırmaların üzerine yeni bulgular koymak adına yapılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi taranarak sözü edilen eserde 1436 meslek adı tespit edilmiştir. Meslek adlarının anlamları ve ilişkili olduğu alanlar dikkate alınarak meslek adları on beş kavram alanı olarak tasnif edilmiştir. İncelenen eserde meslek adları ile ilgili tespit edilen kavram alanları; kamu işleri, ticaret işleri, av ve avcı işleri, eğitim-öğretim işleri, din işleri, zanaatkâr ve sanatkâr işleri, tarım ve hayvan işleri, yiyecek ve içecek işleri, maden işleri, sağlık işleri, hizmet sektörü işleri, kültür işleri ve gayriahlaki işlerdir. Bütüncül bir bakış açısı kazandırmak adına meslek adları tablosu oluşturulmuştur. Meslek adı bağlamında Türk dili ve kültürünün zenginliğini ortaya koymak için meslekler ve kavramlar sözlüğü hazırlanmıştır. Meslek adları ile ilgili olarak belirlenen her bir kavram alanının tarihçesi, Asya Hunlarından başlanarak XVII. yüzyıla kadar ele alınmıştır. Anlamı bilinmeyen meslek adlarının anlamları tarih sözlükleri taranarak verilmiştir. Kavram alanlarına ait alt başlıklarda yer alan meslek adları, Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiler doğrultusunda ele alınarak özetlenmiştir. Her kavram alanının sonunda değerlendirmeler yapılmış ve meslek adlarına ait söz varlığı ve meslek adlarının oluşturulma biçimleri üzerinde durulmuştur. Çalışmada meslek adlarının kavram alanlarına oranı ve zengin söz varlığı, meslek adları tablosu, meslek adlarının yapısı, meslekler icra edilirken kullanılan kalıp sözler, mesleklerin ilk icra eden kişiler olan meslek pirleri ve meslek pirlerinin uyguladığı halk hekimliği önemli bulgulardır. Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiler doğrultusunda Seyahatname'de yer alan meslek adları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Türk dilinin ve Türk kültürünün meslek adları bağlamında oldukça zengin bir söz varlığına sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Evliya Çelebi, Söz Varlığı, Meslek Adları, Seyahatname

Dursun Kırmıt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenisey yazıtlarında isim yapımı

Yenisey yazıtları, Rusya Federasyonu'na bağlı Tuva ve Hakasya özerk bölgelerinden geçen Yenisey Nehri boyunca dikili taş, mezar taşı, ayna, metal gibi çeşitli malzemeler üzerine Türk runik harfleriyle yazılmış, günümüze kadar 300 civarında ele geçirilen irili ufaklı yazıtlardır. Bu yazıtların Türk runik harfli kağanlık yazıtlarından farklı sözcükler barındırması, Türkçenin erken dönemindeki bazı ses değişimlerinin izlenmesi, kapalı e sesinin farklı bir işaretle gösterilmesi gibi diyalektolojik veriler sunması; bu metinlerdeki söz yapım yollarının tarihî dönem sözlük ve gramerleri dışında da incelenmesini gerektirmiştir. Çalışmanın amacı, bu metinlerindeki isim türetme eklerini ve bu eklerle türeyen sözcükleri tespit ederek morfolojik yapıyı değerlendirmektir. Çalışmanın ana materyalini Aydın 2019'daki Yenisey yazıtlarının tamamı oluşturmakla birlikte tespit edilen sözcüklerle ilgili okuma-anlamlandırma yorumlarında başka çalışmalar da karşılaştırılmıştır. Eklerin Türk runik metinlerden Türkiye Türkçesine kadarki tarihî serüveni takip edilmiştir. Ekin tespit edildiği her sözcük için madde başı yapılarak tahlili verilmiş, yapılan etimoloji çalışmaları ve sözlük verileri de karşılaştırılarak Türkçenin tarihî dönemlerindeki farklılıklar gösterilmiştir. İki ana bölümde "Fiilden İsim Yapımı" başlığı altında doksan dört sözcük ve on sekiz ek, "İsimden İsim Yapımı" başlığı altında seksen üç sözcük ve yirmi yedi ek olmak üzere toplamda yüz yetmiş yedi sözcük ve otuz beş ek değerlendirilmiştir. Ek ve sözcüklerin diyalektolojik verileri, oluşma yolları, kullanım sıklıkları, Türkiye Türkçesine kadarki süreci görülmüştür. Sonraki çalışmalarda birleştirme ve ödünçleme metotları da kullanılarak yaşayan Türk lehçeler verilerle bu yazıtlarla ilgili bütün okuma-anlamlandırma önerileri bir araya getirildiğinde daha farklı sonuçlara ulaşılabileceği anlaşılmıştır. Sonuç olarak Türk runik metinlerin sözlük çalışmalarına Yenisey bölgesi özelinde katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yenisey yazıtları, Türk runik, yapım ekleri, etimoloji, isim yapımı

Dil bilgisi-yapım ekleriEski TürkçeEskicil kelimeler+7
İsmail Mantıoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00