Hacettepe University
Discipline

Tiyatro Anasanat Dalı

Hacettepe University

91

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yörük/Türkmen kültüründe Şamanizm etkilerinin sahne göstergeleri bağlamında yorumu ve bir uygulama

Şamanizm, Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen konargöçer Yörük-Türkmen topluluklarda izlerine hala rastladığımız; Anadolu dışındaki birçok coğrafya ve kültürde de hala geniş ölçüde izleri görülen eski bir inanış biçimidir. Bu izler günümüzde konargöçer toplulukların kültüründe vegünlük yaşamında, ritüellerden, geleneklerden göreneklere, efsanelerden, destanlara, musikiye, el sanatlarına, doğal ilaçlardan şifalandırma yöntemlerine kadar ortak birçok benzerlik göstermektedir. Bu sanat çalışmasının temel amacı, Balıkesir-Edremit Körfez'i ve Kazdağı (İda Dağı) yöresi Yörük-Türkmen topluluklarda şamanist ögeleri bulmak, etkileşim noktalarını belirlemek ve benzerliklerini saptamaktır. Elde edilen göstergelerin yöreye ait Sarıkız Efsanesi'ni konu alan, araştırma- yorum-uygulama süreciyle paralel olarak Türel Ezici tarafından yazılan "İda'nın Azizesi Sarıkız'ın Hikayesi..." adlı orijinal metnin sahne performansıyla somutlanmasıdır. Metnin sahne uygulamasında çevre düzeni şaman ritüelinin Yörük-Türkmen kültüründe ve günlük yaşamında karşılığı olan gösterenler ile kurulmuştur. Uygulamanın dramaturgi ve reji yöntemi hikaye/destan anlatıcılığının teknik ve estetik özellikleri gözetilerek açık biçim, göstermeci üslup üzerinden oluşturulmuştur. Sahnelemede oyunculuk biçemi, oyuncuların bireysel ve toplu doğaçlamalarıyla elde edilerek, şamanın ses, söz, hareket kullanımının otantik hikaye/destan anlatıcılığındaki karşılıkları belirlenmiştir. Bu veriler ışığında Yörük-Türkmen kültüründe söz, ses, beden, hareket düzleminde şamanik yorum ve ifadenin olanakları araştırılmış, benzerlikler tespit edilerek şamanik göstergelerden oluşan bir sahne performansına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yörük-Türkmen, kültür, şamanizm, efsane, Sarıkız, performans

Gösterge bilimHikaye anlatmaOyunculuk+6
Seçil Özcan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sevim Burak Edebiyatı'nda "kültürel özne" ve "öteki" kavramının tezahürlerinin incelenmesi ve bir örnek eserde reji uygulaması

Bu sanat çalışması raporunda, yazdığı toplumsal arka planlı bireysel öyküleriyle ve yenilikçi sanat anlayışıyla 1950-1970 yılları arasında Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın dikkat çeken isimlerinden biri olan Sevim Burak'ın renkli dünyasına ayna tutulmuş, "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" adlı oyunu seçilerek reji uygulaması yapılmıştır. Bu inceleme boyunca kendimize çizdiğimiz yol ise "kültürel özne" ve "öteki" kavramlarının Burak'ın örtük anlatımında kendini gösteren tezahürlerini takip etmek olmuştur. Burak'ın metinlerinde yer alan dışlanmış, ötekileşmiş karakterlerin duyulmayan sesleri, dilin kırılmasıyla, parçalanmasıyla eserlerinde görünürleşip hissedilmektedir. Gerçeğin düşten ayırt edilemediği, zaman ve uzamın belirsizleştiği, geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği eserler ortaya koyan Burak, yaşadığı düzeni böyle eleştirmiş ve ortaya çıkardığı yapıtlarla "öteki"nin temsili olmuştur. Burak'ın sanatının tüm bu öze ve biçime ilişkin özellikleri göz önünde bulundurulduğunda şunu söyleyebiliriz ki yazarın serbest bir bilinç akışıyla meydana getirdiği dili anlamak, oyunlarında kullandığı kültürel metaforları çözümlemekten ve kendi yaşamının yansımaları olan eserlerinin tümünü birlikte değerlendirmekten geçer. Biz de çalışmamız boyunca yazarın sıra dışı dili aracılığıyla "öteki"nin görmezden gelinen sesini açığa çıkarmayı ve bu görünürlüğü reji uygulamamıza yansıtmayı hedefledik. Sanat çalışması raporumuzun odak noktasını oluşturan "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" oyununun hem teorik, hem de uygulamalı çalışmasını yaparak, yazarın kendini kolay kolay ele vermeyen dünyasını çözümlemeye çalıştık. Bu yolda hareket noktası olarak benimsediğimiz psikanalitik yaklaşım ise bize her kaybolduğumuzda yolumuzu buldurmuş, hem öz hem de biçim anlamında yaratıcılığımızı desteklemiştir.

Burak, SevimModern tiyatroTiyatro oyunları+4
Berfu Aydoğan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif tiyatrolarda proje üretiminin verimli bir kaynak olarak kullanılmasına bir örnek: Galata Perform

Bu tez çalışmasında Yeşim Özsoy tarafından İstanbul, Beyoğlu, Galata'da 2003 yılında özel bir tiyatro mekânı olarak kurulan Galata Perform'un tiyatro oyunu prodüksiyonlarının dışında yürüttüğü projeler ve bu projelerin sonuçları araştırılmaktadır. İlk bölümde XX. yüzyılda gelişen, Avrupa'yı ve Dünya'yı etkileyen sanat akımları, bu akımların tiyatroya etkileri, Artaud, Grotowski ve Meyerhold gibi tiyatrocuların sanat anlayışları, alternatif tiyatro düşüncesinin gelişimi ve Türkiye'deki alternatif tiyatro girişimleri incelenmiştir. İkinci bölümde oyuncu, yazar ve yönetmen Yeşim Özsoy'un eğitimi ve sanat hayatı, Özsoy'un 2002'de kurduğu Ve Diğer Şeyler Tiyatro Topluluğu ve 2003'de kurduğu genel sanat yönetmenliğini yürüttüğü performans sanatları mekânı Galata Perform incelenmiştir. Ayrıca Görünürlük Projesi (2005- 2012 yılları arasında yapılan bir Galata Perform projesi. Bu proje, İstanbul, Beyoğlu, Galata'daki kamusal alanlar ve çeşitli mekanlarda, aynı günlerde aynı zamanlarda eş güdümle sergilenen sanat etkinliklerinden oluşmaktadır) ve Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi (çağdaş tiyatro metin yazarlığı atölyeleri, söyleşiler, festivaller, çeviri faaliyetleri ve e-kitap yayınlarını kapsayan uluslararası ve uzun soluklu bir projedir) de detaylı bir şekilde incelenmiştir. Son bölümde ise incelenen projelerin Türk tiyatrosu ve sanat hayatına katkıları araştırılmıştır.

Modern tiyatroTiyatroTürk tiyatrosu+2
Emre Yetim
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Kabare Tiyatrosunun başlangıcı, gelişimi ve bugünü

Kabare tiyatrosu, eleştirel mizah, şaka, alay ve ironi içeren isyankâr yönleri bulunan bir tiyatro olarak bilinmektedir. Türkiye'de Kabare Tiyatrosu denildiği zaman akla ilk olarak Devekuşu Kabare Tiyatrosu gelmektedir. Çünkü Haldun Taner ile Ahmet Gülhan, Zeki Alasya, Metin Akpınar'ın kurdukları Devekuşu Kabare Tiyatrosu Türkiye'deki Kabare Tiyatrosunun ilk uygulamalı örneğidir. Haldun Taner, ülkemize özgü bir kabare tiyatrosu düşüncesiyle yola çıkarak Türkiye'deki Kabare Tiyatrosu örneklerini vermeye başlamıştır. Haldun Taner'in düşüncesi, Geleneksel Türk Tiyatrosu ile Çağdaş Tiyatroyu, kabare özellikleriyle bir araya getirerek bir biçim oluşturmaktır. Bu düşüncenin uygulanmış örneği de kurmuş olduğu Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görülmektedir. Bu tezde, Türkiye'de Kabare Tiyatrosunu kavrayabilmek adına; öncelikle dünyadaki kabare kavramı incelenmiştir. Devamında Türkiye'deki Kabare Tiyatrosunun başlangıcı, gelişimi ve bugünleri açıklanmıştır. Günümüzdeki örnekler incelenerek Türkiye'deki kabare tiyatrosunun geldiği nokta araştırılmıştır. Çalışmada başta Haldun Taner'in makaleleri, yazıları, kitapları, röportajları olmak üzere bu konu hakkında yazılmış makale, kitap, sempozyum gibi araçlardan faydalanılmıştır. Bununla birlikte Kabare Tiyatrosunda oynamış, halen oynamaya devam eden ve tiyatro üzerine dersler veren uzman kişilerle röportajlar yapılmıştır.

Kabare tiyatrosuTaner, HaldunTiyatro+2
Mustafa İlber Gürtunca
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Jerzy Grotowski'nin fiziksel eylemleri ve Türk tiyatrosuna etkisi

Bu tez çalışmasında, tiyatro sanatının önemli yönetmenlerinden Jerzy Grotowski'nin fiziksel eylemleri ve yöntemiyle birlikte Türk tiyatrosuna olan etkisi incelenmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde, Grotowski'yi daha iyi anlayabilmek açısından Polonya Tiyatrosu'ndan kısaca bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Fiziksel Eylemleri anlamak için öncelikle Jerzy Grotowski'nin yaşam öyküsü ve tiyatro anlayışı irdelenerek bir oyunu sahneleme üslubu ortaya konulmuştur. Ayrıca, Jerzy Grotowski'nin etkilendiği sanatçılar arasında önemli bir konumu olan Stanislavski ve tiyatro anlayışından bahsedilmiştir. İkinci bölümün devamında J. Grotowski'nin kendi kurduğu Tiyatro Laboratuvarı ve Yoksul Tiyatro ve Bütünsel Edim ile ilgili detaylı bir araştırma yapılmıştır. Tezin son bölümünde, Grotowski'nin Fiziksel Eylemlerinin Türk Tiyatrosu üzerine etkisi ile ilgili bir inceleme yapılmış, Fiziksel Eylemler hakkında yazılan bilimsel araştırmalara başvurarak bilimsel bakış açısıyla Fiziksel Eylemlerin Türk tiyatrosuna etkisi irdelenip, çözümlenmiştir.

Fiziksel eylemlerGrotowski, JerzyTiyatro+1
Murat Usta
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir İtalyan halk tiyatrosu (Commedia dell'arte) örneği olarak: Antonio Fava tiyatrosu

Pazar yerinde başlayan ve zamanla değişerek ve gelişerek günümüze kadar hayatta kalmayı başaran Commedia dell'Arte 16. yüzyıl ortalarında doğmuştur. Tam anlamıyla gelişmiş bir Commedia gösterisine benzer kaydedilmiş ilk örnek ise 1568 yılında gerçekleşmiştir. Antonio Fava bu köklü geleneği, günümüzde devam ettiren önemli bir sanatçıdır. Birçok oyuncuyu ve kuramcıyı etkilemeyi başaran Commedia dell'Arte ve onun günümüzdeki temsilcilerinden "Antonio Fava" Tiyatrosu hakkında yapılan bu araştırmada, hem oyuncuların ve kuramcıların hatıratlarından ve yazılarından hem de konu hakkındaki araştırma yazılarından yararlanılmıştır. Ayrıca Antonio Fava ile görüşülerek hem Commedia dell'Arte hakkında hem de sanat görüşü ve tiyatrosu hakkında bilgi alınmıştır. İtalyan Halk Tiyatrosu olan Commedia dell'Arte ve günümüzdeki temsilcilerinden Antonio Fava Tiyatrosu(Arscomica) ile ilgili yapılan bu tez çalışmasıyla, Commedia dell'Arte'nin günümüzdeki konumunu vurgulayarak, alanda çalışma yapanlar için bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır.

Halk tiyatrosuTiyatroİtalyan halk tiyatrosu
Basim Demirkıran
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de halk tiyatrosu ve Ulvi Uraz

16 ve 17.yy. başta Fransa olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinde Halk yani Ulusal Tiyatrolar kurulmaya başlanmıştır. Kendi toplumunun geleneklerini, kültürünü, yazarlarını, dilini ve sorunlarını yansıtan halk tiyatrosu oluşumu Türkiye'de Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası şeklinde farklılık göstermektedir. Cumhuriyet öncesi kukla, karagöz, ortaoyunu, tuluat, meddah olarak Geleneksel Türk Tiyatrosu başlığı altında toplanmış, Cumhuriyet sonrası dönemde ise şehir tiyatroları, devlet tiyatroları, halk evlerinin tiyatroları ve yakın tarihte özel tiyatrolar bünyesinde şekillenmiştir. İşte bu özel tiyatrolardan biri olan Ulvi Uraz Tiyatrosu sahne üslubu, yerli oyunların yer alması, toplum kültürünü tam olarak yansıtması, sahnede ki yaratılan tiplerin halktan gelen tiplemeler olması neticesi ile bir halk tiyatrosu örneği teşkil etmiştir. Türk tiyatrosuna hem birçok yerli oyun hem de birçok usta oyuncuyu kazandırmıştır. Bunda Ulvi Uraz'ın oyunculuğunun ve tiyatroya bakış açısının çok büyük bir payı vardır. Bu çalışmada bazı ülkelerden örneklerle Türkiye' de Halk Tiyatrosu kavramı ve Ulvi Uraz Tiyatrosunun bu bağlamda üstlendiği rol ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Tiyatrosu, Ulusal Tiyatro, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Türkiye' de Halk Tiyatrosu

Halk tiyatrosuTiyatroTürk tiyatrosu+1
Çimen Akgün
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nefes ve ses denetiminin oyuncu performansına etkisi

T.C. Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tiyatro Anasanat Dalı Tiyatro Yüksek Lisans Programı Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, bir tiyatro oyuncusunun nefes ve ses denetiminin performansına etkisini araştırmaktır. Çalışmanın Giriş Bölümünde çalışmanın amacı ve hedefleri tanıtılmıştır. İkinci Bölüm insan bedenindeki nefes sistemine ayrılmıştır. İnsanın nefes sistemi bu bölümde adım adım anlatılmıştır. Nefesin ağız ve burundan girdiği andan itibaren, hangi organlardan geçerek akciğere ulaştığına değinilmiştir. Bu bölüm aynı zamanda nefes çeşitlerinin ayrıntılı olarak anlatıldığı bölümdür. Sonraki bölüm, sesin oluşumunun anlatıldığı bölümdür. Sesin oluşumunu sağlayan vücuttaki sistemler tanıtıldıktan sonra, bu sistemlerin nasıl çalıştığı ve oyuncunun bu sistemlerden nasıl yararlanabileceğine değinilmiştir. Doğaldır ki, sesi en önemli iletişim aracı olan oyuncunun ses ile hangi rahatsızlıkların süregeldiğini bilmesi gereklidir. Bu yüzden bu bölümün sonu seste yaşanabilecek hastalıklara ayrılmıştır. Dördüncü Bölümün başlığı ise "Nefes ve Ses Denetiminin Oyuncu Performansına Etkisi"dir. Bu bölümde nefesin neden bir oyuncu için hayati önem taşıdığı, nasıl kullanması gerektiği ve ne gib okuyucuya sunulmuştur. Yine bu bölümde oyuncunun sesini kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiği ve doğru kullanımın performansını nasıl etkileyeceği anlatılmıştır. Çalışmanın Beşinci Bölümü, bir oyuncunun nefes ve ses sistemini geliştirecek ve formda tutacak egzersizlere ayrılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, oyuncu, nefes, ses

EğitimEğitim yöntemleriNefes+7
Aybüke Karakullukçu
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oyuncu ve fiziksel eylem ilişkisinin incelenmesi

Bu tez; günümüz tiyatrosunun da en temel öznesi olan oyuncunun, fiziksel eylem kullanımının yaratım sürecine etkisinin araştırılmasını, oyuncunun bedenini bu süreçte nasıl araç olarak kullandığını, anatomi bilimi ve çağdaş tiyatrodaki yöntemler doğrultusunda incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın Birinci Bölümünde, kas ve iskelet sisteminin genel özellikleri üzerinde durulmuş, bu yapıların ne gibi özelliklere sahip olduğu açıklanmıştır. Sonrasında çalışmanın temel konusu olan Fiziksel Eylemin, oyuncu bedeninde yaratılabilmesi için hangi kas gruplarının ve sinir yapılarının aktif olması gerektiği açıklanmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümünde, öncelikle "Eylem"in ne olduğu, günlük hayattaki yeri, tarihsel süreçteki gelişimden bahsedildikten sonra Fiziksel Eylem kavramının tiyatro çalışmalarındaki önemi açıklanarak örnekler verilmiştir. Bölümün devamında Fiziksel Eylemi oyuncu bedeninde harekete geçiren araçlar tanımlanarak; "oyuncu" ve fiziksel eylem ilişkisi üzerinde durulmuştur. Oyuncunun, fiziksel eylem ile olan bağı fiziksel, ve psikolojik açıdan değerlendirilmiştir. Bu çalışma için Konstantin Stanislavski başta olmak üzere, Grotowski, Stella Adler, Meyerhold'un Fiziksel Eylemler üzerine yaptıkları araştırmalar referans alınmıştır. Çalışmanın gerçekleştirilmesinde Türkiye'de son dönemde çevrilen kitaplar ve yayınlanan makalelerden faydalanılmış olup Fiziksel Eylemlerin esasında ne olduğu ve nasıl algılanması gerektiği üzerinde de durulmuştur.

EylemFiziksel eylemlerOyuncu+3
Mustafa Ergüven
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gadamer'in Hermeneutik anlayışına göre bir tiyatro metninin yorumu örnek metin: Arthur Miller – Satıcının Ölümü

Tiyatro insanlığın beraber yarattığı bir sanattır. İnsanlığın geçirdiği her türlü değişimden etkilenmektedir. Bu değişimler tiyatro metinlerine de yansımaktadır. Bazen metin en önemli unsur haline gelmiştir. Bazen fazla önemsenmemiştir. Ancak ne olursa olsun değerinden hiçbir şey kaybetmemektedir. Çünkü tiyatro metinleri birer sanat eseridir. Bu sanat eserleri her okunduğunda, her sahnelendiğinde, her izlendiğinde yeni bir anlama ortaya çıkmaktadır. Bu anlamayı nitelikli hale getirmek için de bazı anlama ve yorumlama öğretilerinden yardım alınmaktadır. Hermeneutik de bu anlama ve yorumlama öğretilerinden biridir. İsmini Antik Yunan mitolojisindeki tanrı Hermes'ten almıştır. Hermes'in en önemli görevi tanrıların buyruklarını insanlara iletmektir. Buyrukları iletirken de anlaşılması için yorumlamaktadır. Bu yüzden tanrısal metinleri yorumlama etkinliğine hermeneutik denmiştir. Hermeneutiğin ismi aynı kalsa da uygulama alanları zaman içinde bazı değişimler geçirmiştir. 20. Yüzyıla gelindiğinde de Gadamer tarafından temel bir felsefe disiplini haline getirilmiştir. Bugünkü anlamı çıkış noktasındaki anlamına göre çok daha gelişmiştir. Bugün, insanın eylemlerinin, sözlerinin, yarattığı ürünlerin, kurumların anlamını kavrama ve yorumlama öğretisi olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada da Gadamer'in hermeneutik anlayışından yola çıkılarak bir tiyatro metninin nasıl yorumlanabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. Arthur Miller'ın Satıcının Ölümü isimli tiyatro metni örnek metin olarak alınmıştır. Satıcının Ölümü, modern bir tragedya olarak görülen bir sanat eseridir. Aynı zamanda da estetik bir objedir. Hermeneutik de bu nitelikleri göz önünde bulundurarak metni yorumlamaya çalışmaktadır. Bu bilgilerin ışığında ilk olarak bu tezde estetik öğretisinden kısaca bahsedilmiştir. Daha sonra hermeneutiğin tanımı ve geçirdiği değişimler anlatılmıştır. Özellikle Gadamer'in hermeneutik anlayışı üzerinde durulmuştur. Yoruma geçmeden önce Arthur Miller'ın dahil olduğu Amerikan tiyatrosuna değinilmiştir. Daha sonra, metin modern bir tragedya olduğu için tragedya kavramına dair bazı bilgiler verilmiştir. En son Satıcının Ölümü yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Hermeneutik, Gadamer, Arthur Miller, Satıcının Ölümü, Estetik, Tragedya

Amerikan tiyatrosuEstetikGadamer, Hans Georg+4
Pelin Oruç
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lecoq pedagojisi ve Türkiye'deki yansımaları

Bedenin sözden daha etkili olduğu bir anlatım biçimi olan ve Lecoq'un okuluyla form kazanan fiziksel tiyatronun gelişim sürecinde yer alan Lecoq Pedagojisi bu çalışmada incelenerek, literatüre katkıda bulunmak, fiziksel tiyatro alanında kaynak oluşturmak bu tez çalışmasının öncelikli amaçlarındandır. Lecoq Pedagojisi ve Türkiye'deki Yansımaları adlı bu çalışmada öncelikle fiziksel tiyatronun temelinde yer alan çalışmalar incelenmiştir. Fiziksel olmasından yola çıkarak oyunculuk sanatının başlangıcından itibaren, fiziksel tiyatroya katkısı olan çalışmalardan ve de kuramcılardan bilgiler verilmiştir. Lecoq'un 2 yıllık bir program haline getirdiği fiziksel tiyatro okulu ve çalışmaları araştırılmıştır. Lecoq Pedagojisinin Bileşenleri açıklanmış ve bunun Türkiye'deki yansıması bir örnek oyun üzerinden anlatılmıştır. Çalışmanın devamında, son dönemlerde ülkemizde de adı anılmaya başlanan ve içeriği Lecoq pedagojisi kapsamında oluşturulmuş fiziksel tiyatro eğitimini veren Fiziksel Tiyatro ve Komedi Okulundan program içerikleri de anlatılarak bahsedilmiştir. Bu bağlamda ulusal fiziksel tiyatro örnekleri verilerek çağdaş tiyatronun bu eksende ivme kazandığı anlatılmak istenmektedir. Çağdaş tiyatro düşüncesinde var olan beden sorununa bir çözüm önerisi olarak Lecoq Pedagojisi ve ülkemizdeki etkileri ele alınmaktadır. Araştırmanın bu alanda çalışma yapanlara kaynak gösterici nitelikte olması amaçlanmıştır.

Lecoq pedagojisiPedagojiTiyatro+1
Neşe Metin
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tıp doktoru Anton Çehovun oyun metinlerindeki tıbbi öğelerin saptanması

Çehov' un oyunlarında dikkat çeken nokta, hastalıkların klinik seyirlerini diyaloglarında işlerken karakterlerinde fiziksel tanımlamaların yanında hastalıkların psikolojik yansımasını da vurgulamasıdır. Hastalıklara bütüncül yaklaşarak Çehov' un oyunlarını yönetecek rejisör ve oyuncuların sahne çalışmalarına farklı bir bakış açısı getirmesi hedeflenmektedir. Böylelikle oluşacak bu farklı bakış açısı oyuncu ve yönetmenlerin oyunlarını daha gerçekçi sahnelemelerini sağlayacaktır. Araştırmamız Anton Çehov' un tıbbi kimliğini, yaşadığı dönemdeki Rusya ve dünyadaki tıbbi gelişim aşamalarını ve oyunlarda tespit edilen teşhis ve bulguların karakterler üzerindeki yansımasını da içermektedir. Sonuç bölümünde ise Çehov' un kullanmış olduğu tıbbi öğelerin oyun metinlerinde nasıl ve ne şekilde kullandığı yorumlanmıştır.

Chekhov, AntonTiyatroTiyatro oyunları+2
İbrahim Murat Tanır
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Forum tiyatro yöntemiyle göç ve mültecilik kavramlarının incelenmesi

Son yüzyılın en çarpıcı olgularından birisi olarak göç, birçok tarihi, politik ve edebi alanın ilgi odağı olmuştur. Göçün toplumsal, ekonomik ve sosyal çıktıları vardır. Bununla beraber göçün içerisinde kalmış ya da göçe maruz kalmış kişiler üzerinde psikolojik ve sosyolojik bazı etkileri de vardır. Tarihten günümüze insanlar bir takım doğal felaketler, savaşlar, kuraklık gibi olumsuz nedenlerden etkilenerek yaşadıkları yeri terk edip kendilerine yaşanabilecek yeni alanlar aramışlardır. Bu durum da göçün tarihini insan topluluklarının oluşmasını tarihine kadar götürmektedir. Fakat günümüzdeki göç olgusu tarihteki örneklerine nazaran daha konvansiyonel bir görünüme sahiptir. Bu araştırma kendisine göç olgusunu konu edinen tiyatro oyunlarını forum tiyatro bağlamında kritik edecektir. Bu anlamıyla araştırma içerisinde belirlenmiş Göçebe, Üç Kız Kardeş ve Göç Dalgası isimli tiyatro oyunları göç olgusu bağlamında değerlendirilecek ve forum tiyatrosu önerileri getirilecektir.

Forum tiyatroGöçlerGöçmenler+3
Cem Öntaş
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatro ve multimedya ilişkisi

Multimedya teknolojileri 20'nci yüzyılın son döneminde popüler olmuştur. Bu teknolojilerin tiyatro sanat dalında kullanımı ile canlılık, mekân, metin gibi bazı temellerin önce değiştiği daha sonrada dönüştüğü görülmektedir. Batıda oluşan bu durum, Türkiye'de yavaş ilerlemektedir. Tiyatro Ve Multimedya İlişkisi adlı çalışmamızın ilk bölümünde multimedya teknolojilerinin kullanıldığı sahnelemelerin kısa tarihçesi hakkında bilgi verilecektir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan tiyatro akımlarının multimedya teknolojilerini nasıl kullandığı ifade edilecektir. Ayrıca kayıtlı ortamların kullanımının ilk örnekleri hakkında bilgi verilmektedir. 1960'lı yıllarda performans sanatının doğuşu sonrasında giderek artan multimedya teknolojisi kullanan performans örnekleri vurgulanacaktır. İkinci bölümde gelişmiş ülkelerde multimedya teknolojisi kullanan oyunlar ve söz konusu olduğunda, vurgulanan canlılık, ses, mekân ve metin terimleri üzerinden, multimedyanın tiyatro tekniklerini ve oyun metinlerini nasıl değiştirdiği hakkında bilgiler verilecektir. Türkiye'de multimedya teknolojisine yer veren oyunlar, tiyatro kavramları üzerinden incelenecektir. Üçüncü bölümde derinlemesine röportajlar ışığında multimedya teknolojilerini kullanan tiyatro örneklerinin ortam ve teknolojileri hangi işlevlerle kullandıkları, oyun metinlerine neler kattığı hakkında bilgi verilecektir. Sonuç bölümünde multimedya teknolojilerinin tiyatro oyunlarına kattığı zorluk veya kolaylıklar karşılaştırılacaktır. Türkiye'de ve gelişmiş devletlerde multimedya teknolojilerinin kullanım örneklerinin tiyatroya kazandırdıkları tartışılacaktır.

MultimedyaTeknolojiTeknoloji kullanımı+1
Burak Akbulut
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Roland Topor'un oyunlarında grotesk öğeler

Bu çalışma ile Fransız tiyatrosunun yazarlarından biri olan "Roland Topor'un Oyunlarında Grotesk Öğeler'in incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın başlangıcında Grotesk kavramına giriş, Grotesk'in ne olduğuna dair bilgilendirme ve Grotesk'in Bileşenleri ve diğer kavramlarla ilişkisi irdelenirken diğer bölümlerinde Topor'un hayatı, eserleri, tiyatroya ve dünyaya olan bakışı ele alınarak, grotesk kavramını kullanma teknikleri belirtilmiştir. Grotesk kavramının tanımlanabilmesi için, Mikhail Bakhtin'in ''Rabelais ve Dünyası'' ve ''Karnavaldan Romana'' adlı kitaplarından hareket edilmiş olup, ona ek olarak Wolfgang Kayser'in ''The Grotesque in Art and Literature'' adlı eserindeki görüşlerinden de faydalanılmıştır. Groteskin özellikleri ve işlevleri belirlenerek kuramsal bir anlatım oluşturulmuştur. Bu anlatımdan yola çıkarak yazarın "Jokonun Doğum Günü" ve "Masanın Altında" adlı tiyatro eserlerindeki grotesk ögeler incelenmiş ve benzer grotesk örnekler ile karşılaştırılmıştır.

Fransız tiyatrosuGroteskTiyatro+2
Oben Fışkır
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mıchel Foucault'nun biyoiktidar kavramının Kapıların Dışında adlı tiyatro oyunundaki yansımaları

Fransız filozof Michel Foucault, akademik kariyerinin büyük bir bölümünde iktidar kavramını incelemiştir. 18. Yüzyıl ile birlikte iktidarın gücünü pratik ettiği alanlar değişkenlik göstermiştir. Monarşideki egemen güç görünmez olmuştur. Yasaklamak ve cezalandırmak yerine pozitif bir siyaset benimsenerek bireyin yaşamı iyileştirilmiş ve korunmuştur. İnsan bedeni, siyasetin merkezine yerleştirilmiştir. Foucault'nun biyoiktidar kavramı, beden üstünden kurulan bir iktidar modelidir. Sağlık, genom, aile, normallik sınıflandırmaları ile nüfus ve birey kontrol edilmekte ve egemen güce tabi kılınmaktadır. Uysallaştırma süreci, disiplinci ve düzenleyici mekanizmalar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Hapishane ve hastane bireyi disipline edip kontrol altında tutarken aile ve öğretmen, kişinin toplumsal normları kabul edip içselleştirmesini sağlamaktadır. II. Dünya Savaşı sonrası, Almanya'da ortaya çıkan Yıkıntı Edebiyatı, savaşın insanlar üstünde yarattığı tahribatı konu edinmiştir. Açlık, yoksulluk, kimsesizlik ve ölüm, bu edebiyat akımına ait eserlerin konu seçkileri olmuştur. En önemli temsilcileri Heinrich Böll ve Wolfgang Borchert sayılmaktadır. Kısa öykü ağırlıklı eserler vermiş olmalarına rağmen farklı edebi türler de kaleme almışlardır. Borchert, yazdığı tek tiyatro oyunu olan Kapıların Dışında' da savaştan dönmüş bunalımlı bir askeri anlatmaktadır. Yaşamış olduğu travmalar ve ülkesine döndüğü zaman karşılaştığı durum yüzünden hayatına son vermek isteyen bu adam, muhtelif nedenler ve kişiler dolayısıyla ölememektedir. Beden, kişinin kontrolünde olmaktan çıkmıştır. Foucaultcu bağlamda, kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren, nasıl yaşanacağını gösteren, eylemler üzerinde bir eylem kümesine sahip olan biyoiktidarın çok yönlü yapısının yansımaları bu tiyatro oyunundaki karakterler üstünden de yorumlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Biyoiktidar, Tiyatro, Felsefe, Foucault, Borchert

BiyoiktidarFoucault, MichelKarakter+3
Mesut Tozkoparan
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatral bir unsur olarak dansın Türkiye'de Grease Müzikali sahnelemelerindeki kullanımı

Bu tez çalışması; Grease müzikalinin Türkiye sahnelemelerini, dans olgusu ve dansın varoluş işlevlerine bakış ile detaylandırılarak, dansın insanlık üzerindeki çeşitli etkilerini anlamaya yönelik bir odakla başlar. Zira bu odağın doğru algılanması tiyatral bir unsur olarak dans kavramını algısal bütünlüğe kavuşturmak hususunda önem arz eder. Bu odak noktasından yola çıkışla geçmişten günümüze hayatımızda nerelere temas ettiğine şahit olduğumuz dans, ikinci bölümde tiyatro sanatıyla buluşturulmuş, bu buluşmanın tarihsel süreci araştırmalar ışığında incelenmiş ve ulaşılan kaynaklar dahilinde bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölüm; dans ve tiyatroyu buluşturan oyun türlerinden 'müzikal' üzerine olup, müzikalin tanımları, tarihsel süreci ve müzikal filmler doğrultusunda bir yol çizilerek Grease Müzikali için bir hazırlık aşaması oluşturulmuştur. Bu bölüm aynı zamanda dünyaca ünlü müzikal filmlerin bizi müzikallerin büyülü dünyasına götürdüğü, bir kısmını anımsadığımız bölümdür. Son bölüm ise Grease müzikalinin içeriğini daha net anlamlandırabilmek adına dönemsel koşulları incelenerek başlamış, müzikalin konusu, karakterleri, şarkıları dönemsel koşullar ışığında analiz edilmiş, dansın tiyatral bir unsur olarak kullanımına değinilmiş ve bu kullanımın müzikaldeki Türkiye sahnelemeleri üzerinden vurgular yapılmıştır. Bu incelemeler esnasında sahnelemelerle ilgili ulaşılabilen tüm internet kaynakları taranmış ve referans müzikal çekimleri izlenerek analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dans, Müzikal Tiyatro, Grease, Tiyatral, Müzikal Film

DansGreaseMüzikal+2
Ece Müderrisoğlu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüzde hikaye-masal anlatıcılığı eğitimi

Bu araştırmanın amacı günümüzdeki hikâye ve masal anlatıcılığı eğitimlerini incelemektedir. Araştırma alanı hem akademik anlamda hem de sahne sanatları anlamında gelişmekte olan bir alan olduğundan bu alana katkı sağlamak amacıyla bu yönde bir çalışma ortaya koyulmuştur. Araştırma bu temel amaç bağlamında dört ana bölümden oluşmaktadır. Nitel bir yaklaşım esasına göre planlanan araştırmada mülakat (röportaj) formu geliştirilmiştir. Hazırlanan mülakat formları üzerinden de hikâye ve masal anlatıcılığı eğitimi veren birey ve kurumlarla görüşülmüş ve veriler toplanmıştır. Toplanan veriler incelendiğinde hikâye ve masal anlatıcılığında hem teorik hem de pratik eğitimlerin yapıldığı görülmüştür. Bununla birlikte bu eğitimlerde daha çok pratik olan yanlarında öne çıktığı görülmüştür. Verilen eğitimlerde öne çıkan bir diğer önemli detay ise doğaçlamanın önemi olmuştur. Ancak doğaçlamanın gelişmesinde ise deneyim ve tecrübenin rolü de vurgulanmıştır. Araştırmada öne çıkan bir diğer eğitim metodunu ise profesyonel anlatılara geçmeden önce; küçük gruplarla yapılan deneme anlatıları oluşturmaktadır. Çalışmada öne çıkan bir diğer sonuç ise hikâye ve masal anlatıcılığı eğitimlerinin henüz akademik ve metodolojik olarak tam olarak oturmadığı görülmüştür. Dolayısıyla da bu araştırmalar literatürün genişlemesi bakımından önem kazanmaktadır.

AnlatıAnlatıcıEğitim+3
Sema Çeker
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Wajdi Mouawad'ın kıyı ve yangınlar oyunlarındaki tragedya izleği

Aristoteles'in dram sanatının kurallarını ilk kez yazılı olarak belirttiği Poetika'dan günümüze dramatik metinlerde büyük değişimlerin meydana geldiği ve geçtiğimiz yüzyıla kadar bu değişimlerin dram yazarlarının önderliğinde gerçekleştiği görülür. Tiyatroda dramatik metnin otoritesini kaybetmesiyle yazılı metnin tiyatro metnine dönüştüğü, tiyatro sanatında yönetmenin öne çıktığı günümüz tiyatrosunda, yazıyla hesaplaşmaya gitmeden, tiyatrosunu dramatik (mimetik) olanla anlatısal (diegetik) olanın iş birliğine dayandırarak kendisini tiyatro yazarı olarak tanımlayan Wajdi Mouawad, günümüz tiyatro dünyasında özgün bir yerde konumlanmaktadır. 90'lı yıllarda kendi yazdığı oyunları sahneleyerek sanat hayatına başlayan Mouawad, bu yüzyılda yazmış olduğu oyunlarla çağdaş batı tiyatrosunda önemli ve özgün bir yer edinmiştir. "Wajdi Mouawad'ın Kıyı ve Yangınlar Oyunlarındaki Tragedya İzleği" adlı bu çalışmanın ilk bölümünde tragedyanın tanımı, ortaya çıkışı ve kendi içerisindeki gelişimi, Aristoteles'in M.Ö. beşinci yüzyıl tragedyaları ekseninde oluşturduğu tragedya kuramı, bu tragedyaları yazan ve günümüze eserleri kalan üç büyük tragedya yazarının (Aiskhylos, Sofokles, Euiripides) yaşamları, içinde bulundukları toplumla kurdukları düşünsel, ahlaki ve estetik ilişki incelenmiştir. Tragedyanın toplumsal olanla ilişkisi göz önünde bulundurularak tragedyanın zirvesini yaşadığı Antik Yunan toplumunun özellikleri ve o dönemdeki işlevine değinilmiş, Antik Yunan'dan günümüze tragedyanın tarihsel dönüşümünün izi sürülmüştür. Tragedyanın geçtiğimiz yüzyılın başında felsefi bir kavram olan trajik kavramına dönüşümü göz önünde bulundurularak Hegel, Nietzsche, M. Scheler ve René Girard'ın trajik olana ve tragedyaya dair görüşlerine yer verilmiştir. Sonrasında Wajdi Mouawad'ın hayatı ve sanat yaşamına, bu çalışmada incelenen Kıyı ve Yangınlar oyunlarının parçası olduğu Vaatlerin Kanı dörtlemesine; oyunların özetlerine, kişilerine, kurgularına değinilmiş olup, Kıyı ve Yangınlar oyunları dramatik yazımda klasik tragedya unsularının kullanımı ve Antik Yunan tragedyalarının yansımaları üzerinden incelenmiştir. Wajdi Mouawad'ın dram yazarı olarak Kıyı ve Yangınlar oyunları aracılığıyla günümüz üzerinden Antik Yunan tragedyalarıyla kurmuş olduğu ilişki; oyunları çağdaş bir eksene taşıyan unsurlar, trajik olana yüklediği işlevler üzerinden incelenmiş olup, tragedyanın günümüzde dramatik bir biçim olarak işlevi ve güncellenebilirliği tartışmaya açılmıştır.

Mouawad, WajdiTiyatroTiyatro oyunları+1
Mesut Dalkılıç
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ayla Algan monografisi

Ayla Algan, Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosunun önde gelen ekol sanatçılarından biridir. Uğraştığı sanat dallarının sayıca çokluğu, dilce zenginliği ve üslubu ile Türk Tiyatrosunun son 60 yılına tanıklık etmiştir. Hakkında birçok röportaj yapılmış, anekdotları derslerde işlenmiş olsa da biyografisi üzerinde yeterince durulmamış ve kaynaklar bir araya toplanmamıştır. Bu çalışma, Ayla Algan'ın çocukluk yıllarını, eğitim yıllarını ve uğraştığı sanat dallarını içermesinin yanı sıra öğretici kimliğini de kapsamaktadır.

Algan, AylaBiyografiMonografi+4
Sümeyra Gümrükçü
Haliç University · Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kolonyal düşünce bağlamında Peter Brook ve bir örnek olarak Mahabharata

"Kolonyal Düşünce Bağlamında Peter Brook ve Bir Örnek Olarak Mahabharata" adlı bu çalışmada, özellikle birçok Batılı kuramcıyı etkilemiş ve "Kültürlerarası Tiyatro" adı altında birçok eserin üretilmesine vesile olmuş bu akımın ortaya çıkma sürecine ve kültürel anlamda tek taraflılığına değinilecektir. Antonin Artaud, Eugenio Barba, Jerzy Grotowski ve Peter Brook'un tiyatro ve kültürlerarası tiyatro alanında yaptıkları çalışmalar tartışılacak ve Peter Brook'un eserlerini sahnelerken izlediği yol ve yararlandığı kaynaklar incelenecektir. Öncelikle Neo-Kolonyal dönem ile birlikte görünürlük kazanan Oryantalizm, Oksidentalizm ve Postkolonyalizm kavramları ele alınacak, elde edilen veriler ışığında Peter Brook'un Mahabharata'sının yapım süreci politik, sosyal ve kültürel anlamda bu teorilerle ilişkilendirilmeye çalışılacaktır. Peter Brook'un dünya çapından ünlenmesine vesile olan, yine aynı yönetmen tarafından tiyatro oyunu, sinema filmi ve dizi gibi uyarlamaları yapılan "Mahabharata" adlı eserin keşfedilme ve çalışılma sürecinde kültürel kolonyalizmin izleri aranacaktır.

Yunus Güleryüzlü
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş müzikal öğelerinin değerlendirilmesi ve bir örnek olarak Kabare Müzikali

Müzikli tiyatronun tarihi azımsanmayacak derecede eskiye dayanır. Müzikli tiyatronun ilk örnekleri Antik Yunan'da ve Roma'da görülmektedir. Tarihsel süreç içinde Avrupa'da operalardan sonra revüler, operetler, varyete ve müzikhol eğlenceleri gibi türlerle müzikal türünün gelişimi devam etmiştir ve bir çok müzikli tiyatro türlerinden oluşan mega müzikaller olarak lanse edilen büyük prodüksiyonlu yapıtlar ortaya çıkmıştır. Bu müzikallerde insan yaşamlarının konu edindiği görülmektedir. Bu dönemdeki müzikallerin önde gelen mekanını ise Broadway oluşturmaktadır. 19. Yüzyılda Avrupa'da sergilenen müzikli komedi oyunu olan Broadway'i bir müzikal merkezi haline getirmiştir. Araştırmada öncelikle müzikli sahne sanatları olarak opera ve operet tanıtılmaktadır. Devam eden bölümde ise müzikalin tanımı ve tarihsel gelişimi incelenmektedir. Bununla birlikte çağdaş müzikalin müzik, oyun ve dans bağlamında öğelerine değinilmektedir. Araştırmamın son bölümünde ise Cabaret müzikali incelenmektedir. Bu araştırmanın amacı müzik, dans, oyun gibi çağdaş müzikali oluşturan öğelerin tarihsel süreç içersindeki gelişimini müzikli tiyatro türleri içinde incelemek ve önemli bir çağdaş müzikal olan ''Cabaret'' örneğinde değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: Dans, Müzik, Müzikal, Sanat.

Kabare tiyatrosuMüzikMüzik sanatı+6
Serhat Kıvrım
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadının toplumsal rolüne karşı direnen feminist tiyatro ve Ferhad ile Şirin oyunundaki kadın algısı

Kadınların özgürlük savaşında, ikinci ve üçüncü dalga feminizm ile birlikte, sanatın bir meydan okuma aracı olarak kullanılması feminist sanatı geliştirmiştir. Ancak feminist sanat, kadınların eril düşünceye karşı gücünü kazanması konusunda ne sosyal yaşamda ne de kültürel ve politik yaşamda yeterli olmamaktadır. Bu bağlamda, kadınların yaşamları boyunca başlarından geçen tüm problemleri aktarabilecek, aktarabildiği sürecede değişimler yaratabilecek bir savaş aracı olabilecek etkili bir sanat alanına ihtiyacı vardır. Bu durumda tiyatro, kadının kimliğinin varolabilmesi için siyasi ve kültürel oluşum biçimlerinin ayırdedilmesinde, kadınların kendi hayatları üstünde hak sahibi olabilmelerinde ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bağlı olarak kadınların ötekileştirilmiş konumlarının yok olmasında, kadınların kadın hüviyetine sahip ve ezilen olarak kadınlık deneyimleriyle bulundukları aktif bir sanat alanı olarak görülebilmektedir. Bu hedef doğrultusunda kadınların bağımsızlık direnişinde bir haykırış aracı olarak tiyatronun kullanılmasının, kadınların kendi kimlik, şahsiyet, vücut ve dil algılarında bilinç oluşturması ve sosyal, kültürel, ekonomik hayatta değiştirici gücü incelenerek tartışılacaktır. Bu tartışmanın ışığında Nazım Hikmet'in Ferhad ile Şirin oyunundaki kadın temsiline bakılarak Feminizm teorisi kapsamında incelenecektir. Oyunda nasıl bir kadın imgesi yaratıldığı araştırılacaktır. Kanıksadığımız, görmediğimiz, kişiselleştirdiğimiz olgular farklı bir bakış açısıyla sorgulanacaktır. Ferhad ile Şirin'in var olan sistemi sorgulayan eleştirel duruşu içinde, eril bakışı ortaya çıkarılarak bağımsız olarak yeniden yorumlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Feminist Tiyatro, Kadının Tiyarodaki Rolü, Feminizm, Nazım Hikmet, Ferhad ile Şirin

Feminist sanatFeminizmFerhad ile Şirin+4
Kumsal Tünay
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul tiyatrosu ve yaratıcı drama ilişkisi

Vygotsky'nin söylediği gibi, gerçek hayatta çocuk tarafından fark edilmeyen şeyler, oyunda bir davranış kuralı haline gelir ve oyun bilişsel yetenekleri, motivasyonu, istekleri, sosyal ilişkileri, duyguları, zevki ve estetik deneyimi, kişisel alanlarda gelişmeyi ve en önemlisi iletişimi güçlendirmeyi sağlar. Oyunun bu özelliği, oyunun konusunu ve onunla ilgili olan her şeyi kişisel bir nesne haline getirir. Vygotsky'nin bu teorisi ise akıllara, içinde oyunu en çok barındıran ve çocukların eğitimi için kullanılan Okullarda Tiyatro'yu ve Yaratıcı Drama'yı getirir. Bu çalışmada, içinde oyunu ortak bir bileşen olarak barındıran Okul Tiyatrosu ve Yaratıcı Drama disiplinlerinin ortak özellikleri, farklılıkları ve eğitim-öğrenime olan katkıları araştırılmıştır. Oyunun çocukların eğitimi üzerindeki etkisinden yola çıkılarak Okul Tiyatrosu ve Yaratıcı Drama'nın ilişkisine, tarihsel gelişimine ve özellikleri bakımından eğitim ortamlarında öğrencilere olan katkılarına odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı ise; Okul Tiyatrosu'nun ve Yaratıcı Drama bileşenlerinin eğitsel olarak önemini sorgulayarak, günümüzde sadece yıl sonu gösterilerinden ibaret olan Okul Tiyatro'sunun varlığını tekrar gündeme getirmek ve Yaratıcı Drama ile olan farkını ortaya çıkartmaktır. Anahtar Kelimeler: Okul Tiyatrosu, Yaratıcı Drama, Eğitim, Oyun

DramaEğitimOkul tiyatrosu+6
Gülcihan Sefer
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Venedik Taciri oyunundaki Shylock karakteri üzerinden tiyatroda öteki olma

Tolstoy'un sanatı ve özellikle tiyatroyu tanımlarken ifade ettiği gibi tiyatro bir yanılsama sanatıdır. Oyuncu bir karakter yaratırken bir yanılsama yaratmak için ötekinden faydalanır. Aristoteles ise insanın taklitten hoşlandığını öne sürer. Taklit edebilmek için bir başka unsura da gerek vardır. Bu da doğal olarak bir ötekiyi ortaya çıkarır. Öteki, sanatın her alanında yer alan, sanatçının faydalandığı en önemli taklit unsurudur. Bilindiği üzere, öteki olmadan sanat olmaz. Öteki, bazen taklit edilen sanat eseri, bazen de sanat eserini değerlendiren katılımcı veya seyircidir. Bu durum, bütün kavramların birbiri ile bütünleşik bir halde olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, öteki kavramından yola çıkılarak, William Shakespeare' in Venedik Taciri oyunundaki Yahudi Tefeci Shylock karakteri üzerinden, tiyatroda öteki olma kavramı incelenmiştir. Ayrıca; farklı öteki olma kavramları, oyunun ortaya çıktığı dönemin koşulları, oyunun hikayesi ve oyundaki Shylock karakterinin dini, ahlaki yapısı ve adalet anlayışı üzerinden çeşitli kaynaklardan faydalanılarak anlatılmıştır. Çalışmanın amacı ise; William Shakespeare' in Venedik Taciri oyunundaki Yahudi Tefeci Shylock karakteri üzerinden, öteki olma kavramının tiyatrodaki yerini ortaya çıkartmak ve bu bağlamda alanda çalışma yapacak olanlara da kaynak oluşturması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, Öteki, Shylock, Shakespeare

KarakterShakespeare, WilliamTiyatro+3
Burhan Gençkol
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatroda sanal gerçeklik

Yirminci yüzyıl Avantgarde akımların, teknolojinin ivme kazandığı önemli gelişimler ile paralellik göstermesi, mimari, müzik, resim gibi diğer sanat dallarında olduğu gibi, tiyatroda da etkisinin hissedilmemesi kaçınılmaz olmuştur. Dijital gelişimin, iletişim ve medya araçlarının, yazılım ve donanımlarının tiyatro sanatında dijital ve gerçek anlamda, ortamlar arası yeni disiplinlerin yer alması, oyuncu, seyirci, ışık, ses, metin, dekor kullanımını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemiştir. Tiyatro oyuncusunun fiziksel gerçek varlığı, tiyatro sahnesinin gidilerek izlendiği oyunlarının fiziksel varlığı, metin kullanımı, zamanın anındalığı ya da kayıt altında tekrar incelenip izlenebilme ortam ve olanakları yenilikler arasında sayılabilir. Bu çalışmada söz konusu koşullar için düzenlenmiş tiyatro içindeki film perdeleri, televizyon, reklam panoları, bilgisayar, telefonlar vb teknolojik olanakların doğrudan ya da dolaylı olarak insan bedeninin sanal ve ya sayborgyen temsilinin, özellikle sanal gerçeklik koşullarında değerlendirilmesinin, tiyatro sanatına olan etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanal, Gerçeklik, Tiyatro.

GerçeklikSanal gerçeklikTiyatro
Pınar Kartal
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2001-2021 yılları arasında Afganistan'da oyunculuk yaklaşımları

Bir tiyatro oyunu; oyun metni, oyun mekânı veya herhangi bir sahneleme aracı olmadan belki sahnelenebilir ama oyuncu olmadan gerçekleşemez. Oyunculuğun kökeni, insan yaşamının ilk günlerine, insanın ilk toplumlarda olduğu zamanlara kadar uzanmaktadır. Afganistan'da ise tiyatro ve sinema tarihi "Amanullah Han" dönemi kadar geriye götürülebilir. Bu dönemde Afganistan'da ilk kez tiyatro ve sinema, modern haliyle popüler hale gelmiştir. Afganistan'da film yapımı yirminci yüzyılda geniş çapta yayılmıştır. Afganistan'da Taliban'ın düşmesi ve medyanın özgürleşmesinin ardından Afgan sinema ve tiyatrosu faaliyetlerine yeniden başlamıştır. 2002'den bu yana, uluslararası kültür örgütlerinin yardımıyla Afganistan'daki sinema ve tiyatronun durumu biraz daha iyileşmiştir. Afganistan son yıllarda birçok tiyatro sanatçısına, film yapımcısına ve belgeselciye ev sahipliği yapmıştır. Bu durum da ülkede farklı oyunculuk tarzlarının ortaya çıkmasına neden olmuş ve oyunculuk yaklaşımlarına yön veren gelişmeler yaşatmıştır. Afgan oyunculuk yaklaşımlarının seçilmesi ve araştırılmasının amacı, Afgan oyunculuk sektörü hakkında bugüne kadar akademik kitap yazılmamış ve araştırma yapılmamış oluşudur. Bu nedenle bu araştırma çok önemli görülmüş ve gelecekte akademik çalışmalar için iyi bir kaynak olacağı düşünülmüştür. Bu tezin ilk bölümü "2001 Yılına Kadar Afganistan'daki Oyunculuk Yaklaşımı" konusuyla başlamaktadır. Afganistan'da oyunculuk tarihinden bahsetmenin yanı sıra çağdaş sanatın başlangıcı, Afganistan'daki ilk tiyatronun inşası ve Afganistan'daki Aydınlanma çağı ile devam etmektedir. İlk oyunculuk yaklaşımının Afganistan'ın ilk filminde ve ilk tiyatrosunda nasıl olduğu tartışılmaktadır. Afgan ve yabancı sanatçıların farklı tarzlarının Afganistan'a gelişi sayesinde ise oyunculuğun değişim evreleri konusu ele alınmaktadır. İkinci bölüm "2001 Sonrası Afganistan'da Oyunculuk" konusuyla devam etmektedir. Afganistan'da; savaşlar ve Taliban'ın yarattığı kara dönem geçtikten sonra, yeni hükümetin kurulmasıyla beraber savaştan önce aktif olan Afgan sanatçılar ve sinema tiyatroda yeni oyunculuk tarzlarını Afganistan'a getiren yabancı sanatçılardan etkilenen, yeni bir sanatçı ve oyuncu kuşağı oluşmuştur. Bu bölümde oyunculuk sanatında etkili kişilerin farklı stil, üslup ve etkinlik örnekleri tanıtılmaktadır. Son olarak üçüncü bölümde ise; "Afgan Film ve Tiyatrolarının Oyunculuk Anlayışları" üzerine araştırma yapılmış ve bu bölümde "Osama" ve "Sange Saboor" filmleri ile "Birisi Geliyor" tiyatro oyunu, oyunculuk çalışmalarında kullanılmıştır. Bu çalışmalar Yeni-Gerçekçilik, Stanislavski gerçekçiliği, Brecht, Mikhail Chekhov, Stella Adler, Arian Monushkin yöntemleri hakkında da bilgi vermektedir. Anahtar Kelimeler: Afganistan Tiyatrosu, Oyunculuk, Yaklaşımlar.

AfganistanOyunculukTiyatro+2
Omid Ahmad Adrak
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Modern doğaçlama tiyatro ve modern doğaçlama tiyatro ile geleneksel Türk tiyatrosu arasındaki benzerlikler

Doğaçlama tiyatronun ülkemizde git gide yaygın hale gelen, birçok yeni doğaçlama ekiplerinin kurulduğu ve halen aktif olarak da devam eden ekiplere eklenerek daha da yayılmaya devam etmektedir. Modern doğaçlama tiyatro yapan Mahşer-i Cümbüş ekibi tarafında gösterilerinde modern doğaçlama tiyatronun Geleneksel Türk tiyatrosu ile benzerlikleri olduğu dile getirmektedir. Bu çalışmada da amaç bu benzerlikleri ortaya çıkarmak ve doğaçlama tiyatro yapan, ilgi duyan, merak eden herkese kaynak oluşturmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde doğaçlama kavramı doğaçlamanın kökeni ve doğaçlama tiyatro tarihi anlatılmıştır. İkinci bölümde modern doğaçlama tiyatro yapısı, geçmişi oyun formatlarının geçmişi, nasıl ortaya çıktığı, Türkiye ve Dünya'daki öncüleri hakkında bilgi vermektedir. Son bölümde ise Geleneksel Türk Tiyatrosunun tüm türlerinden ve yapısından bahsedilmektedir. Sonuç bölümünde ise bulunan benzerlikler tespit edilip Modern Doğaçlama Tiyatro ve Geleneksel Türk Tiyatrosu üzerine tartışılmıştır.

DoğaçlamaModern tiyatroTiyatro+1
Utku Çetin
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tiyatrosunda son 10 yılda yazılan oyunlardaki LGBT karakterlerin Queer Teori ile incelenmesi

Bu tezde Türkiye'deki 2010 yılı sonrası yazılan ve sahnelenen 80'lerde Lubunya Olmak, 90'larda Lubunya Olmak ve Cadının Bohçası oyunlarındaki LGBT karakterler Queer teori bakış açısı ile incelenecektir. Bu karakterlerin oyunlardaki söylemleri, ele alınış biçimleri ve hikayeleri dönemin kültürel ve sosyolojik olayları ile paralel olarak irdelenerek, elde edilen bulgular sayesinde Türkiye'deki LGBT karakterlerle ilgili incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Queer, Tiyatro, LGBT, Toplumsal Cinsiyet

LGBTLGBTQQueer Kuramı+4
Atlas Karan Tumluer
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Homo Ludens paralelinde dramatik oyuncunun özellikleri

Johan Huizinga'ya göre bütün bir insanlık uygarlığı oyundan türemiştir. Buna göre insanlar, uygarlık içerisinde kendilerine düşen rolleri oynarlar. Bazı insanlar oyun oynadığının bilincindeyken, bazı insanlar oynadıkları oyunun, asıl hayatın yerini alması sebebiyle bunun bilincinde değildir. Tiyatro oyuncuları ise ilk grupta yer alan, oyun oynadığının bilincinde olan oyunculardandırlar. Bu çalışmada tiyatro oyuncusunun özellikleri, diğer oyuncularla ortak olan yönleri bağlamında araştırılmıştır. Huizinga'nın Homo Ludens eserinden yola çıkılarak; tüm oyuncularda ortak özellikler olan eğlenmek, bilinç ve rekabet kavramlarının tiyatro oyuncusu üzerindeki yansımalarına odaklanılmıştır.

Dramatik oyunDramatik tiyatroHuizinga, Johan+3
Aydın Beşikci
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

2020 yılında yaşanan pandemi sürecinin Türk tiyatrosuna iktisadi yansıması

İktisat biliminin var olduğu günden bugüne kadar geçen sürede, yaşanan ekonomik sıkıntılarda üretimde aksaklıklar yaşanmaması adına devletler birtakım önlemler almaktadırlar. Bu önlemler arasında önceliğin, insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına verildiği görülmektedir. Ekonomik sıkıntı dönemlerinde insanların tüketim tercihleri değişmekte ve temel ihtiyaçlar dışında kalan ikincil ve sonrasında yer alan ihtiyaçlar (güvenlik ve sosyal ihtiyaçlar) pek gündeme gelmediğinden, bu alanlardaki üretim sekteye uğrayabilmektedir. 2019 yılının sonlarına doğru, Çin'de başlayıp ardından tüm dünyaya yayılan covid-19 virüsünün pandemiye sebep olduğu ve bu pandemiden doğan krizin iktisadi olarak tüm dünya ülkelerini etkisi altına aldığı bilinmektedir. Pandeminin sanattan eğitime, sağlıktan ulaşıma kadar birçok alanda ekonomik olarak olumsuz sonuçlara yol açtığı ve bu alanlarda üretim yapan işletmelerin iktisadi anlamda varlığını sürdürebilme sorunlarıyla baş başa kaldığı görülmektedir. Bu tez çalışmasında, iktisadi sistemlerin tiyatro kuruluşlarına etkisinden bahsedilerek, Türkiye'de (Cumhuriyetin ilanı, İkinci Dünya Savaşı, Askeri Müdahaleler gibi) dönemlerde yaşanan iktisadi sorunlar ve tiyatro sanatına olan etkisi incelenecektir. Ekonomik gelişmelerin iktisat, devlet ve tiyatro üçgeninde izlenmesi, ekonomik bir yapı olan tiyatro işletmesinin oluşumu ve yapısı ile 2020 yılında yaşanan pandemi sürecinin iktisadi olarak Türkiye'de tiyatro sanatına yansıması araştırılacaktır.

COVID 19DevletEkonomi+5
Mehmet Erhan Işıktaş
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yaratıcı drama çalışmalarında Jacques Lecoq pedagojisinden yararlanılması

Bu araştırmada, Jacques Lecoq Pedagojisi'nde yer alan clown tekniğinden yaratıcı drama çalışmalarında faydalanabilmek için her iki disiplinin karşılaştırılması, ortaklaştıkları noktaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Pandemi döneminin yaratmış olduğu koşullar ve zorunlulukların etkisi neticesinde araştırmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için veri toplama araçlarından biri olan uygulama ayağı terk edilmiştir. Bu doğrultuda araştırma, nitel araştırma desenlerinden temel yorumlayıcı nitel araştırma olarak yapılandırılmış ve veri toplama aracı olarak doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Dolayısıyla araştırmada kullanılan tek veri setini, ilgili dokümanlardan toplanan veriler oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırma kapsamında: Yaratıcı dramaya ilişkin 15 Lecoq Pedagojisi'ne ilişkin ise 13 adet doküman incelenmiştir. Dokümanlardan elde edilen verilerin çözümlenmesinde yorumlayıcı betimsel analiz kullanılmıştır. Öncelikle ilgili dokümanlardan elde edilen verilerin analizi için araştırma sorularından yola çıkılarak bir çerçeve oluşturulmuş ve araştırma sorularının ortaya koyduğu temalar belirlenmiştir. Temalar, iki disiplin arasında kurulacak ilişkinin niteliğine göre oluşturulmuştur. Elde edilen veriler, belirlenen bu temalara göre düzenlenerek betimlenmeye çalışılmış, temalar arasında ilişki kurularak yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular: Lecoq Pedagojisi'nde yer alan clown tekniğinin, bireyin gelişimini amaçlayan yaklaşımlar noktasında gülmenin çeşitli halleri arasında yapılan clownatif egzersizlerin; utangaçlığı aşma, özgüven, kendine gülebilme, kendilik sınırını bilme/aşma, çok yönlü iletişim, kendiliğindenlik gibi kazanımları ile yaratıcı drama çalışmalarında teknikler kavramı içinde tıpkı doğaçlama, canlandırma, pantomim gibi tekniklerle birlikte yararlanılan bir bileşim olarak alana katkı sunması düşünülmektedir.

ClownLecoq pedagojisiLecoq, Jacques+4
Güney Çoşka
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Organik dramaturji izleğinde bir fiziksel tiyatro araştırması olarak salto

Fiziksel tiyatro kavramı 20.ve 21. y.y. çağdaş tiyatro yaklaşımları arasında tartışmalı fakat önemli bir yere sahiptir. Buna karşın aydınlanma çağı ile 'fiziksel' liğin yani oyuncunun bedensel ifade gücüne dayalı anlatımın azaldığını ve metin odaklı anlatının öne çıktığı görülür. Nihayetinde metni merkez alan batılı tiyatro anlayışı dünya savaşlarıyla beraber yıkılır. Antonin Artaud ile başlayan yeni bir tiyatro anlayışı, Jerzy Grotowski ve Eugenio Barba önderliğinde kurulmaya başlar. Barba eylemin anlamını genişleterek, dramaturjiyi yeniden tanımlar. Organik dramaturji izleğinde oyuncunun araştırma alanı derinleşir ve performansı kaçınılmaz olarak 'fiziksel'leşir. Salto, 2017 yılında Grotowski Enstitüsü'nün prova alanı ve lojman desteğiyle çalışılmış bir fiziksel tiyatro örneğidir. Oyunun oluşum sürecinde Eugenio Barba'nın dramaturji yaklaşımından da yararlanılmıştır. Özellikle oyunculuk çalışmaları organik dramaturji yaklaşımından izler taşımaktadır. Dolaysıyla bu çalışma ile organik dramaturji yöntemlerinin pratikte nasıl çalıştığı ve nasıl sonuçlar verdiği incelenecektir.

Barba, EugenioDramaturjiFiziksel tiyatro+2
Aytek Şayan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Ulusoy tiyatrosunda çokkültürlülük

Bu tez çalışmasında, Türk tiyatrosunun önemli yönetmenlerinden Mehmet Ulusoy'un tiyatrosundaki çokkültürlülük öğesi incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, hem Ulusoy'un kendisini hem de onun tiyatro anlayışında çokkültürlülük fikrinin filizlenmesini daha iyi anlayabilmek adına, ailevi kökleriyle beraber ilk ve ortaöğreniminin yanı sıra konservatuvar eğitiminden kısaca bahsedilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümlerde, Ulusoy'da belirli bir tiyatro anlayışına yol açan çıraklık ve asistanlık dönemleriyle birlikte, birbirinden farklı yönetmenlerle oyuncu olarak çalışıp sanatsal anlamda beslenmesine değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde, Ulusoy'un 45 yıllık tiyatro serüveni, oyuncular, sahne tasarımcıları ve oyun yazarlarının uygulamaları ile tiyatro kuramcıları ve eleştirmenlerinin görüşleri doğrultusunda ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Tezin son bölümünde ise çokkültürlülük kavramının üzerinde durulmak suretiyle hem dünya hem Fransız, hem de Ulusoy'un tiyatrosundaki çokkültürlülük öğeleri irdelenerek çözümlenmiştir.

RejiTiyatroTiyatro oyuncuları+5
Ali Pınar
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sahne dövüşü koreografisi ve aksiyon oyuncusunun hazırlanma evreleri

Sahne Dövüşü Koreografisi, yüzyılların geleneklerini ve çok yönlü disiplinlerini, kendi bünyesinde toplayıp harmanlayarak, sanata dönüştüren bir oyunculuk disiplinidir. İnsanlık tarihi, savaş, şiddet ve çatışmalarla doludur. Tiyatronun ortaya çıkışından bu yana bu kavramlar, seyirci ile paylaşılmıştır. Bu paylaşım, çatışma eyleminin yüzyıllar içerisinde evrim geçirmesini ve sistematik bir branşın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ülkemizde henüz tam olarak sistemleşmemiş bu alanı araştırmak, gelişimine katkı sağlamak amacıyla yürütülmüş bu çalışmada, sahne dövüşü koreografisini ve aksiyon oyunculuğunu besleyen tarihi süreç ve disiplinler incelenerek, bir oyuncunun bu teknikleri sadece tiyatroda değil, sinemada da nasıl kullanılabileceği, bu alanda kendisini nasıl yetiştirebileceğine dair bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın içeriğinde, çeşitli toplumların savaş – dövüş sanatlarının tarihi, kullanılan silahların özgül özellikleri ve kullanım yöntemleri ile birlikte, çeşitli dövüş stillerinin metotları, atlı savaş sanatları, kostüm ve güvenliğe dair kurallardan bahsedilmiş, bu bilgiler ışığında aksiyon illüzyonunun nasıl yaratılabilineceğine dair uygulamalar aktarılmıştır. Çalışma, anlaşılır olması açısından 5 bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, sahne dövüşü koreografisinin varoluş sebepleri ve araştırılmasının gerekliliğinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, sahne dövüşü koreografisini var eden alt tanımlamalar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Avrupa, Asya ve Uzak Doğu toplumlarının savaş - dövüş sanatları araştırılmış, Viking kalkanlarından katanaya, uzun kılıçtan, Türk okçuluğuna kadar geniş bir yelpazede askeri teçhizat, silah ve stratejilerin spesifik özelliklerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde, araştırılan savaş-dövüş tekniklerinin ve materyallerin tatbik ediliş biçimine yer verilmiş, pratiği anlatılan tüm metotların koreografide nasıl uygulanması gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca aksiyon oyuncusunun fiziksel yolculuğuna yardımcı olması adına, çeşitli etütlere yer vermekle birlikte, koreografa, aksesuar ve kostüm tasarımcısına dikkat edilmesi gereken bazı hususlar konusunda önerilerde bulunulmuştur. Beşinci bölüm, araştırma sonucunda varılan nokta ve elde edilen verilerin paylaşıldığı ana başlıktır. Anahtar Kelimeler: Sahne Dövüşü, Aksiyon Koreografisi, Oyuncu, Tiyatro, Sinema

AksiyonDövüş sanatlarıKoreografi+4
Tamer Serkan Subaşı
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Musahipzade Celal oyunlarında modern kadının inşası

Bu araştırma projesinde; ulusal Türk Tiyatrosuna ilk adımı atan, geleneksel sanatla bağlantıyı yaşama geçiren, görenek güldürü türünü kazandıran, Türk dilinin değerini vurgulayan; tüm bu özellikleriyle Türk Tiyatrosunda ayrıcalıklı bir yeri olan Musahipzade Celâl'in oyunlarında yer alan modern feminizmin tiyatro kökleri ele alınacaktır. Bu çalışmada ayrıca, Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle birlikte, Türkiye'nin sosyal olarak bilinçli oyun yazarlık biçimlerinin, kadın haklarını ilerletmek ve feminist hayal gücünü yansıtmak için tiyatro türlerinin nasıl kullanıldığı ve uyarlandığı tartışılmaktadır. Tiyatro eleştirmenlerinin ve seyircilerin bu erken feminist olgulara nasıl tepki verdikleri de analiz edilmektedir. İkinci Bölümde, oyun yazarlarının geleneksel Türk Tiyatrosundan, kişi ve toplumsal sorunlardan ve değişen aile yapısından etkilenerek kaleme aldıkları oyunların yansımaları ele alınmaktadır. Bu bölüm, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türk oyun yazarlığı olarak, iki bölümde incelenmektedir. Üçüncü Bölümde, "Cumhuriyet ile kadının değişen dünyası", Cumhuriyet öncesi ve 1926 Türk Medeni Kanunu ve kadına yönelik haklar kapsamında incelenmektedir. Cumhuriyet döneminde çıkarılan bu kanun, kadınların ikinci sınıf insan görülmesi konusundaki tabuları yıkmıştır. Dördüncü Bölümde, Musahipzade Celâl'in yaşamı ve yazarlığındaki gelişmeler, örnek oyunlarındaki kadın karakterlerin gelişimi ile ele alınmaktadır. Musahipzade Celâl'in gençliğinde, kadınlar tiyatroya yeni yeni gidebilmeye başlamışlar, o da ya kendileri için "kadınlara özel" oyunlarda, ya da önü tül perdeyle kapatılan ve karanlıkta bırakılan kadın balkonlarında izleyebilmişlerdir. Cumhuriyet'in kadınlara sağladığı haklar, her alanda görülen modernliğin, kadın yaşamında da görülmesini sağlamıştır. Musahipzade Celâl, bu geçişi oyunlarındaki kadın karakterleri aracılığı ile izleyiciye sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Musahipzade Celâl, Feminizm, Kadın Hakları, Tiyatro Oyunlarında Modern Kadın. GENERAL KNOWLEDGE

FeminizmKadın haklarıKadınlar+5
Hatice Yurtduru
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Vasıf Öngören'in "Asiye nasıl kurtulur" adlı oyun metninin Atıf Yılmaz yönetmenliğindeki sinema uyarlamasının incelenmesi

Bu tez çalışmasında Vasıf Öngören'in oyunu olan Asiye Nasıl Kurtulur'un sinemaya uyarlanıp, Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden Atıf Yılmaz'ın diliyle nasıl şekillendiği, ne gibi benzerlikler taşıyıp ne gibi değişimlere uğradığı üzerine detaylı bir inceleme yapılmıştır. Çalışmanın Birinci Bölümü'nde, çalışmaya konu olan filmin uyarlandığı oyunun yazarı Vasıf Öngören üzerinde durulmuştur. Yaşam öyküsü, tiyatroya bakışı, dili, yazmış ve yönetmiş olduğu oyunlar üzerine inceleme yapılmıştır. Aynı zamanda Asiye Nasıl Kurtulur oyununun özetine yer verilmiştir. İkinci Bölüm'de Asiye Nasıl Kurtulur oyununu, sinemaya kendi dili ve bakış açısıyla kazandıran Atıf Yılmaz üzerine bir inceleme yapılmıştır. Yaşam öyküsü, sinema sanatına bakışı, çalışma biçimi, filmografisi ve sinema dili üzerine araştırmalar yapılmıştır. Üçüncü Bölümü'nde, sinemanın uyarlamayla olan ilişkisi ele alınmış ve sinemada uyarlama yöntemlerine yer verilmiştir. Aynı zamanda uyarlamaların sinema için neden önemli bir yeri olduğundan söz edilmiştir. Dördüncü Bölüm'de ise, Asiye Nasıl Kurtulur filmi bölümlere ayrılarak her bölüm detaylıca incelenmiş ve sinemaya aktarılırken Vasıf Öngören'in oyunuyla ne gibi benzerlikler ve farklılıklar taşıdığı üzerinde durularak hangi uyarlama yöntemiyle sinemaya aktarıldığı konusunda inceleme yapılmıştır.

SinemaSinema tarihiTiyatro oyunları+3
Aslı Kodallı
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde çağdaş tiyatronun tarihsel değişimi

Tiyatro, içine doğduğu ve yaşadığı toplumun yapısından, kültüründen, tarihinden beslenir. Çağlar boyunca tiyatroyu beslemiş olan bu kaynaklar değişime ve dönüşüme uğramış, tiyatronun işlevi, amacı sorgulanmıştır. Bu sorgulama sürecinde dünyada meydana gelen gelişmeler de etkili olmuştur. Tiyatronun anlatım unsurlarının yanı sıra prodüksiyon sürecini, finansmanını ve sahnelenmesini bütünüyle etkileyen küreselleşme sürecinin, bir sanat aracı ve eylemi olarak tiyatroyu uğrattığı dönüşümün yansımaları, örnekleriyle birlikte bu çalışmada tartışılmaktadır. Böylelikle Çağdaş Tiyatronun, tıpkı kendisini önceleyen kavram ve teorilerin etkisinde kalması gibi, kendisinden sonra gelecek olan akımlara ve oluşacak teorilere tutacağı ışık, seçilen örnekler üzerinden analize tabi tutularak açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Çağdaş Tiyatroyu farklı boyutlarıyla temsil ettiği düşünülerek seçilen "Balkon", "Aç Sınıfın Laneti", "Andorra", "Bir Demet Tiyatro", "Ah Hollywood", "Cam Yapraklar", "Su ve Ateş Anıları" isimli oyunlar, eleştirel ve betimleyici bir yaklaşımla değerlendirilmiş, tiyatro dünyasının yaşadığı bu dönüşümün gelecek sanat dünyasına olası yansımalarına dair aydınlatıcı bir resim çizilmeye çalışılmıştır.

KüreselleşmeModern tiyatroTarihsel gelişim+2
Ceyda Gönen
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2017-2018 eğitim öğretim döneminde İstanbul'da lisans düzeyinde tiyatro (Oyunculuk) eğitimi veren akademik kurumların müfredat programlarının incelenmesi

2018 yılına gelindiğinde Türkiye'de Oyunculuk icra edilen alanlar ve bu alanlarla ilgili ulaşılan veriler; Oyunculuk mesleğinin, ulusal anlamda geldiği boyut; rekabet koşulları; eğitim veren akademik kurumların sayısı ve niteliği incelendiğinde, oyunculuk eğitim sisteminin üzerine yapılmış yeterince araştırma olmadığı görülmektedir. Verimli, modern, başta ulusal düzeyde; sonra uluslararası standartlarda kabul gören bir eğitim içeriği oluşturmanın ilk adımı eğitim geleneğinin ve var olan sistemimizi analiz etmektir. Bu çalışmada dünyayı etkilemiş oyunculuk ekollerinin tarihine değinilmiş; Türk tiyatro anlayışının gelişimi, eğitim sistemimizin oluşumu, akademik oyunculuk eğitimimizin tarihsel gelişimi ana hatlarıyla incelenmiştir. Çalışmanın Merkezinde ise İstanbul'da oyunculuk alanında eğitim veren akademik eğitim kurumlarının Kuruluş tarihleri, eğitim programlarını oluşturan derslerin içeriği, ders sayıları, ders çeşitlilikleri, akts yükleri, teorik ve uygulamalı saatlerin dağılım incelemeleri yer almaktadır. Kurumların Bologna bilgi sistemleri üzerinden paylaştığı veriler değerlendirilerek, grafikler oluşturulmuş istatistiksel karşılaştırılmalar yapılmış ve ulaşılan veriler tartışılarak sonuçları değerlendirilmiştir.

Ders programlarıOyunculukTiyatro+4
Baran Güler
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Murathan Mungan'ın Mahmud ile Yezida, Taziye Ve Geyikler Lanetler oyunlarının kader olgusu bağlamında incelenmesi

Çağdaş yazarlarımızdan romancı ve şair kimliği ile tanınan Murathan Mungan tiyatro tarihimize farklı dil ve üslubu ile Mezopotamya Üçlemesi olarak adlandırdığı üç oyunu (Mahmud ile Yezida, Taziye ve Geyikler Lanetler) kazandırmıştır. Bu çalışmanın amacı bir oyunun sahnelenmeden önce oyun analizini içeren sürece yardımcı olmaktır. Bu amaçtan hareketle oyunların sahnelenmesinde rejiye yardımcı olacağı düşüncesi ile yapısalcı çözümleme yöntemi ile sahne bölümlemeleri, zaman kullanımı, uzam dağılımı ve karakterler arasındaki ilişki biçimlerine değinilmiştir. Mezopotamya Üçlemesi oyunlarının töre ve kader ekseninde oluşturulduğu gözlemlenmiştir. Varlığı insanlık tarihi kadar eski, toplum inşasında binayı çevreleyen tuğlalar misali olan töre bir kavram olarak varlığını tüm toplumlarda hissettirir. Roman, öykü, film, dizi ve oyunlarda izlediğimiz kurgusal gerçekliği ile tanıdığımız, öğrendiğimiz töre olgusu tüm sınıfsal yapılanmalarda ki gelenek ve değerleri ifade etmektedir. Modern toplum olma yolunda ilerleyen ülkelerde kanıksanan yaşamsal gelenekler ile çatışmaya başlaması üzerine gerçekliği, yapısı ve yaptırımları sorgulanmaya başlanmıştır. Töreler yazılı olmayan meşruluğu kanıksanmış bir sistem olarak kendi kural ve yasalarını yüzyıllar içinde şekillendirip kanıksatmıştır. Bu çalışmanın başlangıç noktası olan kader olgusu törelerin aşılamayarak kişilerin bireyselliğe geçişini engelleyen bir unsur olarak saptanmıştır. Töreleri kaderleri, kaderleri töreleri olmuştur bu coğrafya insanlarının. "Murathan Mungan'ın Mahmud ile Yezida, Taziye ve Geyikler Lanetler Oyunlarının Kader Olgusu Bağlamında İncelenmesi" adlı bu çalışmada, Mezopotamya Üçlemesi oyunları kronolojik sıra ile ele alındı. Çalışmanın giriş bölümünden sonra ikinci bölümünde kader ve töre tanımlarına değinildi. Üçüncü bölümde Yapısalcılık tanım ve yöntemine bu konuda yapılmış çalışmalara değinilerek yer verildi. Dördüncü bölüm ilk üç alt başlığında çalışmaya konu olan oyunların yazarı Murathan Mungan'ın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verildi. Dördüncü bölüm; dördüncü alt başlığından itibaren oyunlar kronolojik sıralama ile sahne bölümlemeleri, zaman boyutu, uzam boyutu ve sonuç olarak değerlendirildi. Bu çalışmada ulaşılmak istenen, incelenen oyunlarda kaderin ne derece yer aldığı, oyun kişilerinin kurmaca hayatlarını ne şekilde etkilediğine dair tespit ve sonuçlara varmak olmuştur. Anahtar Kelimeler: Murathan Mungan, Kader, Töre, Oyun İnceleme, Yapısalcılık.

KaderTiyatroTiyatro oyunları+2
Emel Sayım
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Post Truth çağında gerçeklik temsili bağlamında yeni gerçekliğin tiyatroya yansımaları ve örneklerinin değerlendirilmesi

20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başları itibarıyla, "post-truth" kavramı giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram, nesnel gerçeklikten ziyade duygular, inançlar ve kişisel görüşlerin öne çıktığı bir dönemi tanımlamaktadır. Post-truth çağında, gerçeklik kavramı ve algısı köklü bir değişime uğramış, sübjektif hale gelmiş ve toplumsal algılar üzerinde belirgin bir etkiye sahip olmuştur. Bu dönemde, bilgi kirliliği ve manipülasyonun artmasıyla insanlar gerçeklik algılarını sorgulamaya başlamış ve farklı gerçeklikler arasında çatışmalar ortaya çıkmıştır. Tiyatro, tarih boyunca gerçeklikle olan ilişkisini farklı biçimlerde ele almıştır. Klasik dönemlerde, tiyatro genellikle objektif bir gerçekliği yansıtırken postmodern dönemde daha subjektif ve deneysel hale gelmiştir. Postmodern tiyatro, gerçeklik algısını sorgulayan ve çeşitli gerçeklik katmanlarını bir araya getiren yapılarla dikkat çekmiştir. Geleneksel anlatı teknikleri ve karakter gelişimi yerine, daha deneysel ve parçalı anlatılar öne çıkmıştır. Postdramatik tiyatro ise seyirciyi pasif bir gözlemci konumundan çıkararak aktif bir katılımcı haline getirmeyi amaçlamıştır. Post-truth çağında, tiyatroda seyirci-karakter etkileşimi ve gerçeklik algısının dönüşümü önemli bir konu haline gelmiştir. Parasosyal etkileşim, seyircinin tiyatro karakterleriyle kurduğu duygusal bağı açıklamak için kullanılmıştır. Bu bağlamda, seyircinin gerçeklik algısı ile tiyatro karakterleri arasındaki ilişki, post-truth çağının etkilerini yansıtmaktadır. Tiyatro sanatçıları, seyircilere farklı gerçeklik katmanlarını keşfetme fırsatı sunarak post-truth çağının karmaşıklığını tiyatro aracılığıyla ifade etmeye çalışmaktadır. Bu çalışma, post-truth çağının tiyatro üzerindeki etkilerini ve yeni gerçeklik kavramının tiyatroya yansımalarını ele alarak, tiyatro ile gerçeklik arasındaki ilişkinin karmaşıklığını ve değişimini anlamaya yönelik katkı sunmayı amaçlamıştır. Gelecekte bu konudaki araştırmaların devam edeceği öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Post-truth, Gerçekçilik, Parasosyal Etkileşim, Gerçekçilik, Postmodern Tiyatro, Yeni Gerçeklik

Emre Avşar
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatro oyunlarının filmlere uyarlanmasında bir örnek olarak Dusan Kovaçeviç'in profesyonel oyununun incelenmesi

Tiyatro, insanlık tarihi boyunca insanlığın duygularını, düşüncelerini ve toplumsal gerçeklerini yansıtan güçlü bir sanat formu olmuştur. Sahnedeki canlı performanslar, izleyiciyi farklı dünyalara taşıyarak, onlara unutulmaz deneyimler yaşatmaktadır. Tiyatro, salt bir eğlence aracı olarak değil, aynı zamanda toplumsal sorunları eleştirip üzerine düşündüren ve değişime ilham veren bir araç olagelmiştir. Sinema ise 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve kısa sürede büyük popülerlik kazanan bir sanat formudur. Teknolojik gelişmelerle birlikte sürekli olarak kendini yenileyen sinema sanatı, görsel ve işitsel anlatımın gücünü kullanarak izleyiciyi farklı dünyalara taşımakta ve onlara unutulmaz deneyimler yaşatmaktadır. Sinema sanatı da tıpkı tiyatro sanatı gibi, sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda toplumsal sorunları eleştiren, düşündüren ve değişimine ilham veren bir araç olagelmiştir. Tiyatro ve sinema sanatları, birbirinden farklı anlatım biçimlerine sahip olsalar da, insan deneyimini yansıtma ve izleyiciyi etkileme gibi ortak amaçlara hizmet etmektedirler. Bu iki sanat dalı arasındaki etkileşim, özellikle tiyatro oyunlarının sinemaya uyarlanmasıyla daha da belirginleşmiştir. Uyarlama süreçleri, bir tiyatro oyununun sinematik bir dile nasıl dönüştürülebileceği ve bu dönüşümün sanatsal ve kültürel açıdan ne gibi anlamlar taşıdığı üzerine düşündürür. Bu çalışmada, Dusan Kovaçeviç'in "Profesyonel" adlı tiyatro oyununun sinemaya uyarlanması incelenmiştir. Hem tiyatro oyunu hem de film olarak "Profesyonel", Yugoslavya'nın son yıllarındaki siyasi ve toplumsal çalkantıları kara mizahla ele almaktadır. Bu tez, "Profesyonel" oyununun sinemaya uyarlanmasının sanatsal ve teknik yönlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu analiz sayesinde hem tiyatro hem de sinema sanatının anlatım biçimleri ve bu iki sanat dalı arasındaki ilişki ve etkileşim daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca, uyarlama sürecinde yaşanan dönüşümler ve bu dönüşümlerin sanatsal ve kültürel etkileri ortaya konularak uyarlama kavramına yeni bir bakış açısı sunulması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, Sinema, Uyarlama, Belgeleme

Mustafa Yalçın Hafızoğlu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın başkaldırısı bağlamında Meryl Streep'in canlandırdığı rollerin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, ABD'li sinema oyuncusu Meryl Streep'in hayatı, çalışmaları ve oyunculuk yaklaşımı, kadın başkaldırısı bağlamında inceleme konusu yapılmıştır. Başkaldırı olgusunun incelenmesi adına, cinsiyet eşitsizliğinin kökeni, toplumsal cinsiyet kavramı ve bu eşitsizliğe karşı yirminci yüzyılda ortaya çıkan feminist hareket üzerine araştırma yapılmış ve bilgiler verilmiştir. İkinci Bölüm'de cinsiyet eşitsizliği olgusu, tarihsel ve mitolojik düzlemde araştırılmış, ardından toplumsal cinsiyet kavramının oluşumu, kapsamı, ataerkil iktidar ve eril bakış ile ilişkisi incelenmiştir. Varolan toplumsal cinsiyet normları ve değer dizgesine karşı oluşan ve 1900lerin başında ortaya çıkıp 1960larda ikinci dalga olarak yükselen feminist hareket, bu feminist hareketin düşünce ve sanat alanlarındaki yansıması incelenmiş, tiyatro ve sinema sanatlarındaki kadın hareketi ve özelikle sinema sanatındaki kadın algısı ve varlığı üzerine araştırma yapılmıştır. Tezin inceleme yöntemi olarak benimsenen feminist film eleştirisi ele alınmıştır. Tezin Üçüncü Bölümünde, inceleme konusu yapılan Meryl Streep'in yaşam öyküsü kapsamında, çocukluk ve gençlik yılları, üniversite ve oyunculuk eğitimi, tiyatro ve sinema kariyeri ile üzerine ayrıntılı bilgilere yer verilmiş, filmografisindeki tüm filmler sıralanmıştır. Dördüncü Bölüm'de, tezin kapsamına katkı sağlaması adına, Meryl Streep'in dünya görüşü kapsamında, kadın varoluşu ve başkaldırısı üzerine fikirlerine, ayrıca 42 yıldır devam etmekte olan sinema kariyerinde 3 Oscar, 9 Altın Küre kazanmış bir oyuncu olarak, oyunculuğa ve role yaklaşımına dair bilgilere yer verilmiştir. Ardından tezin konusu doğrultusunda, incelemek üzere seçilen 1979 tarihli Kramer Kramer'e Karşı, 1983 tarihli Silkwood ve 1995 tarihli Yasak İlişki filmlerinin prodüksiyonuna ve olay örgüsüne dair bilgilerle birlikte, Streep'in bu filmlerdeki süreçlerine, oynadığı karaktereve role yaklaşımına dair, kadın başkaldırısı olgusu ve feminist eleştiri üzerinden inceleme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkaldırı, Toplumsal Cinsiyet, Feminizm, Meryl Streep, Oyunculuk.

Amerikan sinemasıAyaklanmalarKadın figürü+5
Ayşe Günyüz Demirci
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddet mağduru çocukların rehabilitasyonunda tiyatronun işlevi

Şiddet Mağduru Çocukların Rehabilitasyonunda Tiyatronun İşlevi başlıklı bu tez çalışması, şiddet mağduru çocukların rehabilite edilmesinde tiyatro sanatının nasıl bir işlevinin olabileceğinin incelenmesi amacını taşımaktadır. Çalışmada şiddete uğrayan çocukların iyileştirilmesinde sanatın önemli olduğuna vurgu yapılarak, özellikle tiyatro ile drama ve oyunun çocukların rehabilite edilmeleri sürecindeki işlevleri, ayırıcı unsurları üzerinde durulmuştur. Dört bölümden oluşan bu tez çalışmasında Girişin ardındaki İkinci Bölümde ilk önce genel olarak şiddetin tanımı yapılmış, daha sonra şiddetin kaynaklarına değinilmiş ve aile içi şiddet konusuna vurgu yapılmıştır. Tez çalışmasının çocuk ve çocuğa yönelik şiddet olgularının açımlandığı Üçüncü Bölümünde çocuk ve çocuk kimliğinden, çocuğa yönelik şiddetten ve bu şiddetin çeşitlerinden söz edilmiştir. Çalışmanın başlığını taşıyan Dördüncü Bölümde ise genel olarak sanat, tiyatro, drama, oyun çocuk ilişkisine değinildikten sonra, izleyen ve oynayan bireyler olarak tiyatro sanatı ile drama çalışmalarının şiddet mağduru çocukların rehabilitasyon sürecine etkisi ve sonuçları örnek çalışmalar ile uzman kişilerin görüşlerine dayanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın oluşturulmasında konuyla ilgili yazılı kaynaklardan, internet verilerinden, film, belgesel, video çekimlerinden, gazete haberlerinden, yapılmış tiyatro oyunlarından ve konuyla ilgili uzmanlardan (Bilişim Uzmanı İsa Altun; Tiyatro Eğitmeni Selim Canpolat; Lika Tiyatro Kurucusu Caner Demir; Psikoterapist Dr.Serkan Doğan; Akademisyen, Psikolog, Yazar Prof.Dr. Üstün Dökmen; İngilizce Öğretmeni Sinem Eraslangün; Psikolog, Yazar Şebnem Özkan; Emekli Emniyet Müdürü Leman Süheyla Soylu; İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Şevki Sözen; Oyuncu Turgay Tanülkü, Emniyet Müdürü Dr.Bülent Tansel; Akademisyen Dr.Nebiye Yaşar) ile yapılan görüşmelerden yararlanılmıştır. Bu çalışmanın konuyla ilgili araştırmacılar ve uygulamacılar için kaynak oluşturması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Tiyatro, Oyun-Drama, Şiddet Mağduru, Rehabilitasyon,

DramaDramatik tiyatroMağdur+4
Nuray Toprak
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oyunculukta diyonizyak bedene feminist değerlendirme

Kadınların özne olma savaşında sanatın, özellikle de feminist sanatın tarihi ve eserleri yeniden okuması kadınların bu özne olma savaşına büyük katkıda bulunmuştur. Tiyatro, kadının varoluşu ve kimliği için siyasi ve kültürel oluşum biçimlerinin ayırdedilmesine, kadınların kendi hayatları üstünde hak sahibi olabilmelerine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ötekileştirildikleri bu konumlarının artık bitmesine olanak tanıyan bir alan olarak görülebilmektedir. Bu incelemenin rehberliğinde ritüel tiyatro öğesi olarak diyonizyak bedenin oyuncu tarafından kullanılarak oyunculuğunda ve bedeninde özgürleşmesi salt oyuncu kişisi olarak mevcut olmasının mümkün olup olmadığı araştırılacaktır. Doğadaki kadın imgesi, dişil ve eril olanın toplum okumasındaki etkisi ve bunun doğaya dair olan "diyonizyak" olan ile araştırılması yapılacaktır. Bu olgular ve araştırmalar ışığında oyunculukta diyonizyak esrime beden kullanımı, oyuncu bedenindeki yansımalardan örneklendirilerek feminist teori üzerinden araştırılacaktır. Feminist tiyatronun var olma nedeni olan bu vurguyu çıkış noktası alarak ritüel tiyatro öğeleri, esrime beden ve kadın bedeni algısı ile ilgili yapılan araştırmalar ve teoriler ışığında yeniden farklı bir bakış açısıyla sorgulanacaktır. Anahtar Kelimeler: Feminist Kuram, Antik Yunan, Dionysos, Diyonizyak Beden, Tiyatro

Nilsen Arıbaş
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bertolt Brehct'in Antigone, Jeanne D'arc ve Coriolanus uyarlamalarının Frankfurt Okulu'nun estetik anlayışı açısından incelenmesi

Bu çalışma, BertoltBrecht'inAntigone, Coriolanusve Jan Dark uyarlamalarını Frankfurt Okulu estetik anlayışı açısından incelenmesini konu almaktadır. Ele alınacak eserlerin savaş teması üzerine kurulu olmaları ve modern edebiyat öncesi dönemlerden günümüze aktarılmış öyküleri esas almaları gibi bazı ortak yanları bulunmaktadır. Bununla birlikte seçilen eserler, Brecht'ten önce başka yazarlarca da kaleme alınmış olduğundan, yazarın uyarlamalarının Sophokles, Shakespeare ve Bernard Shaw gibi yazarların yapıtlarından hangi açılardan farklılık gösterdiğine de değinilecektir. Söz konusu farklılıkların nasıl bir amaç ve estetik görüşün ürünü olduğu da ortaya konacaktır. Çalışmanın temel amacı, Brecht'in ideolojik tavrını eserlerini temeline oturtma çabasının estetik düzlemde bir erozyona sebep olup olmadığının ortaya konmasıdır. Böyle bir kanıya ulaşabilmek içinse, incelemelerin sağlam teorik temellere dayandırılması gerekmektedir. Teorik temellerin oluşturulabilmesi adına, ilk bölümde, Frankfurt Okulu ve bu okulda öne çıkan iki estetik anlayış -avangartçı estetik ve Brecht'in diyalektik estetiği- üzerinde durulacak, Brecht'in bakış açısının sahnede vücut bulduğu BerlinerEnsemble kısaca tanıtılacaktır. İkinci kısımda sırasıyla Antigone, Coriolanus ve Jan Dark uyarlamaları iki zıt estetik görüş bağlamında değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu değerlendirmelerin daha sağlıklı olması adına, eserlerin orijinal öyküleri özetlenecek, BertoltBrecht'in uyarlamalarının ana öykü ve yazardan önce bu eserleri kaleme almış yazarların (Sophokles, Shakespeare ve Bernard Shaw) metinlerine kıyasla gösterdiği farklılıklar üzerinde durulacaktır. Bu tür değişiklikler, yazarın estetik ve ideolojik yaklaşımını kendinden önceki yazarların metinlerine nasıl uyguladığını göstermeleri açısından son derece önemlidir. Son kısımda ise, tüm incelemeler ışığında, yazarın uyarlamalarında estetik düzlem açısından herhangi bir daralma ya da erozyonun söz konusu olup olmadığı tartışılacak, bu konuda görüşlerini bildiren bazı araştırmacıların argümanlarına kısaca değinilecektir. Tezin yazıldığı dönemde, çalışmada konu alınan iki eserin, Coriolanve Saitnt Of TheJoan Dark of Stockyards'ın Türkçe çevirilerinin henüz yayımlanmamış olduğundan metinlerin İngilizce versiyonları esas alınmış, bu nedenle bazı kısımlarda doğrudan alıntılar bu dilde kullanılmıştır. Bu tercihin nedeni, çeviride yapılacak çok küçük bir hatanın dahi çıkarımların desteklenmesini engelleyebileceğidir.

Brecht, BertoltEstetikEstetik duyarlılık+5
Raci Durak
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk tiyatrosunda çokkültürlülük

Farklı kültürler, birbirleriyle temas etmeye başladıkları andan itibaren kültürel etkileşimin ne siyasi erke ne de coğrafi sınırlara bağlı olmadığını gözler önüne sermiştir. Farklı kültürler, birbirleriyle temas ettikleri oranda birbirilerinden etkilenmiş, bu etkiyi sanat, felsefe, edebiyat ve bilim gibi insanı ilgilendiren tüm alanlara ve her türlü üretimlerine yansıtmışlardır. Böylece kültürlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan her ürün, çokkültürlü bir yapı kazanmıştır. Bu anlamda icra edildiği toprakların ve özellikle kültürler kavşağı olan Anadolu coğrafyasının kültürel değerlerini ve farklılıklarını yansıtan Geleneksel Türk Tiyatrosu da çokkültürlü bir özellik taşımaktadır. Bu çalışmada, Geleneksel Türk Tiyatrosundaki çokkültürlülük izlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda karşılaştığı kültürleri birbirleriyle kaynaştıran ve bu sayede çokkültürlü bir yapıya sahip olan Geleneksel Türk Tiyatrosunun, bu özelliğini her zaman koruduğu ve yüzyıllar ilerledikçe sınırların hükmünün azalmasıyla birlikte kültürel anlamda daha da renkli hale geldiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Tiyatro, Geleneksel Türk Tiyatrosu.

TiyatroTiyatro oyunlarıTürk tiyatrosu+1
Nazım Hikmet Yıldırım
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ayna nöronlar bağlamında tiyatroda yabancılaştırma kavramının seyirci üzerindeki etkisi

1990'ların başında yapılan araştırmalar sırasında bazı nöronların şaşırtıcı özellikleri keşfedilmiştir. Gözlem ile etkinleşen bu sistem, gözlemlenen eylemleri aynalamakta ve empati kurmayı sağlamaktadır. Empatinin biyolojik yönlerine ışık tutan ayna nöronların kişilerarası iletişimde de önemli bir rolü vardır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında bir iletişim modeli olan yabancılaştırma kavramı, seyircinin oyuncu ile empati ilişkisine karşı çıkmış, ideolojik çerçevede seyircide eleştirel bakışı, duygular yerine akla yöneltmeyi amaçlamıştır. Bu etkiyi sağlamak için sahne üzerinde bazı tekniklere başvurulmuştur. Buradan hareketle ayna nöronların, yabancılaştırma tekniğiyle sahnelenen bir oyun karşısında seyirci üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında, sahnede sunulan karşısında, seyircide oluşan etkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Anahtar sözcükler: Ayna Nöronlar, Empati, Tiyatro, Seyirci, Yabancılaştırma.

Ayna nöronlarEmpatiNöronlar+5
Begüm Algan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hikaye-masal anlatıcısı ve Meddah: Benzerlik-karşıtlık ilkeleri

Halk tiyatrosu ile epik eserlerin arasında konumlanmış olan meddahlık, günümüzde hikâye anlatıcılığı olarak da anılmaktadır. Geleneksel halk tiyatrosundaki hikâye anlatıcılığının başlangıcı olarak kabul gören meddahlık, bugüne dek pek çok değişime uğramıştır. Ancak muhafaza edebildiği niteliklerini de halen bünyesinde barındırmaktadır. Çalışma süresince meddahlık ile masal-hikâye anlatıcılığı benzerlikleri ve karşıtlıkları bakımından incelenmiş; çalışma nihayetinde ise günümüzdeki meddah ve masal-hikâye anlatıcılığının gelenekselliğinin değerlendirilerek aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda üç meddah ve iki masal-hikâye anlatıcısıyla söyleşi yapılmıştır. Görüşmeler süresince, hem bugünkü meddah ve masal-hikâye anlatıcısı hem de geleneksel meddah ve masal-hikâye anlatıcısı, benzerlikleri ve karşıtlıkları bağlamında karşılaştırılmış, masal-hikâye anlatıcılığının meddahlığın devamı olup olmadığının veya meddahlığın masal-hikâye anlatıcılığının devamı olup olmadığının irdelenmesi amacı güdülmüştür. Hem alan yazın taraması, hem de söyleşi bilgileri ışığında ulaşılan çalışma sonucunda; meddahlığın Türk Halk Tiyatrosunda hikâye anlatıcılığının miladı olduğu, dolayısıyla günümüzdeki stand-up gösterileri, tek kişilik oyunlar ve hikâye anlatıcılığının köklerinin meddahlığa dayandığı saptanmış, kültürel etkileşim ve çağın getirileriyle beraber gerek anlatım teknikleri gerekse zengin hikâye metinleri ile günümüzde meddahlık ve masal-hikâye anlatıcılığının birbiriyle etkileşim halinde olduğu kanısına varılmış ve günümüzde iki türü birleştiren modern örneklerle çalışma zenginleştirilmiştir.

Halk tiyatrosuHikaye anlatmaMeddah+2
Burçak Gürkan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Modernizmin ve postmodernizmin kavşağında: Absürd tiyatro

îki büyük dünya savaşı sonrası toplumlar değişmiş, insanlığın varoluşuna dair sorular akılla açıklanamayacak duruma gelmiştir. Modemizmin insanlara vaat ettiği ilerlemeci görüş sarsılmış ve akla olan güven yitirilmiştir. Savaşların yıkımları, endüstrileşme toplumları dolayısıyla insanları da etkilemiştir. Bu çalışmada modemizmin ve post modemizmin tiyatro sanatına olan etkileri genel olarak incelenmiştir, iki dönem arasında geleneksel tiyatro kurallarına bir başkaldırı olarak ortaya çıkan füturizm, sürrealizm, dışavurumculuk ve dadacılık anlayışının tiyatro üzerinde denenmiş biçimsel özellikleri oyunlar üzerinden örneklerle açıklanmıştır. Değişen toplumlar üzerinden bir kitle insanına dönüşen insan yaşamında ortaya çıkan uyumsuzluk ve iletişimsizlik teması absürd tiyatronun konularını oluşturmuytur. Bu akımlardan etkilenen absürd tiyatronun biçimsel özellikleri ve iletişimsizlik temaları başlıca absürd yazarlar olan Samuel Beckett, Eugene Ionesco, Jean Genet ve Harold Pinter oyunları üzerinde genel olarak incelenmiştir. Temelinde varoluşçu düşüncenin yattığı ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan absürd yazarlar ortak özellikler altında toplanmış ve sonuca varılmıştır. Anahtar Kelimeler: absürd tiyatro, absürd tiyatroda temalar, absürd tiyatroda biçim.

Absürd tiyatroModernizmPostmodernizm+2
Yasemin Yeşilgöz
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00