Haliç University
Anabilim Dalı

Tiyatro Anasanat Dalı

Haliç University

70

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mıchel Foucault'nun biyoiktidar kavramının Kapıların Dışında adlı tiyatro oyunundaki yansımaları

Fransız filozof Michel Foucault, akademik kariyerinin büyük bir bölümünde iktidar kavramını incelemiştir. 18. Yüzyıl ile birlikte iktidarın gücünü pratik ettiği alanlar değişkenlik göstermiştir. Monarşideki egemen güç görünmez olmuştur. Yasaklamak ve cezalandırmak yerine pozitif bir siyaset benimsenerek bireyin yaşamı iyileştirilmiş ve korunmuştur. İnsan bedeni, siyasetin merkezine yerleştirilmiştir. Foucault'nun biyoiktidar kavramı, beden üstünden kurulan bir iktidar modelidir. Sağlık, genom, aile, normallik sınıflandırmaları ile nüfus ve birey kontrol edilmekte ve egemen güce tabi kılınmaktadır. Uysallaştırma süreci, disiplinci ve düzenleyici mekanizmalar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Hapishane ve hastane bireyi disipline edip kontrol altında tutarken aile ve öğretmen, kişinin toplumsal normları kabul edip içselleştirmesini sağlamaktadır. II. Dünya Savaşı sonrası, Almanya'da ortaya çıkan Yıkıntı Edebiyatı, savaşın insanlar üstünde yarattığı tahribatı konu edinmiştir. Açlık, yoksulluk, kimsesizlik ve ölüm, bu edebiyat akımına ait eserlerin konu seçkileri olmuştur. En önemli temsilcileri Heinrich Böll ve Wolfgang Borchert sayılmaktadır. Kısa öykü ağırlıklı eserler vermiş olmalarına rağmen farklı edebi türler de kaleme almışlardır. Borchert, yazdığı tek tiyatro oyunu olan Kapıların Dışında' da savaştan dönmüş bunalımlı bir askeri anlatmaktadır. Yaşamış olduğu travmalar ve ülkesine döndüğü zaman karşılaştığı durum yüzünden hayatına son vermek isteyen bu adam, muhtelif nedenler ve kişiler dolayısıyla ölememektedir. Beden, kişinin kontrolünde olmaktan çıkmıştır. Foucaultcu bağlamda, kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren, nasıl yaşanacağını gösteren, eylemler üzerinde bir eylem kümesine sahip olan biyoiktidarın çok yönlü yapısının yansımaları bu tiyatro oyunundaki karakterler üstünden de yorumlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Biyoiktidar, Tiyatro, Felsefe, Foucault, Borchert

BiyoiktidarFoucault, MichelKarakter+3
Mesut Tozkoparan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın başkaldırısı bağlamında Meryl Streep'in canlandırdığı rollerin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, ABD'li sinema oyuncusu Meryl Streep'in hayatı, çalışmaları ve oyunculuk yaklaşımı, kadın başkaldırısı bağlamında inceleme konusu yapılmıştır. Başkaldırı olgusunun incelenmesi adına, cinsiyet eşitsizliğinin kökeni, toplumsal cinsiyet kavramı ve bu eşitsizliğe karşı yirminci yüzyılda ortaya çıkan feminist hareket üzerine araştırma yapılmış ve bilgiler verilmiştir. İkinci Bölüm'de cinsiyet eşitsizliği olgusu, tarihsel ve mitolojik düzlemde araştırılmış, ardından toplumsal cinsiyet kavramının oluşumu, kapsamı, ataerkil iktidar ve eril bakış ile ilişkisi incelenmiştir. Varolan toplumsal cinsiyet normları ve değer dizgesine karşı oluşan ve 1900lerin başında ortaya çıkıp 1960larda ikinci dalga olarak yükselen feminist hareket, bu feminist hareketin düşünce ve sanat alanlarındaki yansıması incelenmiş, tiyatro ve sinema sanatlarındaki kadın hareketi ve özelikle sinema sanatındaki kadın algısı ve varlığı üzerine araştırma yapılmıştır. Tezin inceleme yöntemi olarak benimsenen feminist film eleştirisi ele alınmıştır. Tezin Üçüncü Bölümünde, inceleme konusu yapılan Meryl Streep'in yaşam öyküsü kapsamında, çocukluk ve gençlik yılları, üniversite ve oyunculuk eğitimi, tiyatro ve sinema kariyeri ile üzerine ayrıntılı bilgilere yer verilmiş, filmografisindeki tüm filmler sıralanmıştır. Dördüncü Bölüm'de, tezin kapsamına katkı sağlaması adına, Meryl Streep'in dünya görüşü kapsamında, kadın varoluşu ve başkaldırısı üzerine fikirlerine, ayrıca 42 yıldır devam etmekte olan sinema kariyerinde 3 Oscar, 9 Altın Küre kazanmış bir oyuncu olarak, oyunculuğa ve role yaklaşımına dair bilgilere yer verilmiştir. Ardından tezin konusu doğrultusunda, incelemek üzere seçilen 1979 tarihli Kramer Kramer'e Karşı, 1983 tarihli Silkwood ve 1995 tarihli Yasak İlişki filmlerinin prodüksiyonuna ve olay örgüsüne dair bilgilerle birlikte, Streep'in bu filmlerdeki süreçlerine, oynadığı karaktereve role yaklaşımına dair, kadın başkaldırısı olgusu ve feminist eleştiri üzerinden inceleme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkaldırı, Toplumsal Cinsiyet, Feminizm, Meryl Streep, Oyunculuk.

Amerikan sinemasıAyaklanmalarKadın figürü+5
Ayşe Günyüz Demirci
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şiddet mağduru çocukların rehabilitasyonunda tiyatronun işlevi

Şiddet Mağduru Çocukların Rehabilitasyonunda Tiyatronun İşlevi başlıklı bu tez çalışması, şiddet mağduru çocukların rehabilite edilmesinde tiyatro sanatının nasıl bir işlevinin olabileceğinin incelenmesi amacını taşımaktadır. Çalışmada şiddete uğrayan çocukların iyileştirilmesinde sanatın önemli olduğuna vurgu yapılarak, özellikle tiyatro ile drama ve oyunun çocukların rehabilite edilmeleri sürecindeki işlevleri, ayırıcı unsurları üzerinde durulmuştur. Dört bölümden oluşan bu tez çalışmasında Girişin ardındaki İkinci Bölümde ilk önce genel olarak şiddetin tanımı yapılmış, daha sonra şiddetin kaynaklarına değinilmiş ve aile içi şiddet konusuna vurgu yapılmıştır. Tez çalışmasının çocuk ve çocuğa yönelik şiddet olgularının açımlandığı Üçüncü Bölümünde çocuk ve çocuk kimliğinden, çocuğa yönelik şiddetten ve bu şiddetin çeşitlerinden söz edilmiştir. Çalışmanın başlığını taşıyan Dördüncü Bölümde ise genel olarak sanat, tiyatro, drama, oyun çocuk ilişkisine değinildikten sonra, izleyen ve oynayan bireyler olarak tiyatro sanatı ile drama çalışmalarının şiddet mağduru çocukların rehabilitasyon sürecine etkisi ve sonuçları örnek çalışmalar ile uzman kişilerin görüşlerine dayanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın oluşturulmasında konuyla ilgili yazılı kaynaklardan, internet verilerinden, film, belgesel, video çekimlerinden, gazete haberlerinden, yapılmış tiyatro oyunlarından ve konuyla ilgili uzmanlardan (Bilişim Uzmanı İsa Altun; Tiyatro Eğitmeni Selim Canpolat; Lika Tiyatro Kurucusu Caner Demir; Psikoterapist Dr.Serkan Doğan; Akademisyen, Psikolog, Yazar Prof.Dr. Üstün Dökmen; İngilizce Öğretmeni Sinem Eraslangün; Psikolog, Yazar Şebnem Özkan; Emekli Emniyet Müdürü Leman Süheyla Soylu; İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Şevki Sözen; Oyuncu Turgay Tanülkü, Emniyet Müdürü Dr.Bülent Tansel; Akademisyen Dr.Nebiye Yaşar) ile yapılan görüşmelerden yararlanılmıştır. Bu çalışmanın konuyla ilgili araştırmacılar ve uygulamacılar için kaynak oluşturması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Tiyatro, Oyun-Drama, Şiddet Mağduru, Rehabilitasyon,

DramaDramatik tiyatroMağdur+4
Nuray Toprak
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bertolt Brehct'in Antigone, Jeanne D'arc ve Coriolanus uyarlamalarının Frankfurt Okulu'nun estetik anlayışı açısından incelenmesi

Bu çalışma, BertoltBrecht'inAntigone, Coriolanusve Jan Dark uyarlamalarını Frankfurt Okulu estetik anlayışı açısından incelenmesini konu almaktadır. Ele alınacak eserlerin savaş teması üzerine kurulu olmaları ve modern edebiyat öncesi dönemlerden günümüze aktarılmış öyküleri esas almaları gibi bazı ortak yanları bulunmaktadır. Bununla birlikte seçilen eserler, Brecht'ten önce başka yazarlarca da kaleme alınmış olduğundan, yazarın uyarlamalarının Sophokles, Shakespeare ve Bernard Shaw gibi yazarların yapıtlarından hangi açılardan farklılık gösterdiğine de değinilecektir. Söz konusu farklılıkların nasıl bir amaç ve estetik görüşün ürünü olduğu da ortaya konacaktır. Çalışmanın temel amacı, Brecht'in ideolojik tavrını eserlerini temeline oturtma çabasının estetik düzlemde bir erozyona sebep olup olmadığının ortaya konmasıdır. Böyle bir kanıya ulaşabilmek içinse, incelemelerin sağlam teorik temellere dayandırılması gerekmektedir. Teorik temellerin oluşturulabilmesi adına, ilk bölümde, Frankfurt Okulu ve bu okulda öne çıkan iki estetik anlayış -avangartçı estetik ve Brecht'in diyalektik estetiği- üzerinde durulacak, Brecht'in bakış açısının sahnede vücut bulduğu BerlinerEnsemble kısaca tanıtılacaktır. İkinci kısımda sırasıyla Antigone, Coriolanus ve Jan Dark uyarlamaları iki zıt estetik görüş bağlamında değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu değerlendirmelerin daha sağlıklı olması adına, eserlerin orijinal öyküleri özetlenecek, BertoltBrecht'in uyarlamalarının ana öykü ve yazardan önce bu eserleri kaleme almış yazarların (Sophokles, Shakespeare ve Bernard Shaw) metinlerine kıyasla gösterdiği farklılıklar üzerinde durulacaktır. Bu tür değişiklikler, yazarın estetik ve ideolojik yaklaşımını kendinden önceki yazarların metinlerine nasıl uyguladığını göstermeleri açısından son derece önemlidir. Son kısımda ise, tüm incelemeler ışığında, yazarın uyarlamalarında estetik düzlem açısından herhangi bir daralma ya da erozyonun söz konusu olup olmadığı tartışılacak, bu konuda görüşlerini bildiren bazı araştırmacıların argümanlarına kısaca değinilecektir. Tezin yazıldığı dönemde, çalışmada konu alınan iki eserin, Coriolanve Saitnt Of TheJoan Dark of Stockyards'ın Türkçe çevirilerinin henüz yayımlanmamış olduğundan metinlerin İngilizce versiyonları esas alınmış, bu nedenle bazı kısımlarda doğrudan alıntılar bu dilde kullanılmıştır. Bu tercihin nedeni, çeviride yapılacak çok küçük bir hatanın dahi çıkarımların desteklenmesini engelleyebileceğidir.

Brecht, BertoltEstetikEstetik duyarlılık+5
Raci Durak
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Türk tiyatrosunda çokkültürlülük

Farklı kültürler, birbirleriyle temas etmeye başladıkları andan itibaren kültürel etkileşimin ne siyasi erke ne de coğrafi sınırlara bağlı olmadığını gözler önüne sermiştir. Farklı kültürler, birbirleriyle temas ettikleri oranda birbirilerinden etkilenmiş, bu etkiyi sanat, felsefe, edebiyat ve bilim gibi insanı ilgilendiren tüm alanlara ve her türlü üretimlerine yansıtmışlardır. Böylece kültürlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan her ürün, çokkültürlü bir yapı kazanmıştır. Bu anlamda icra edildiği toprakların ve özellikle kültürler kavşağı olan Anadolu coğrafyasının kültürel değerlerini ve farklılıklarını yansıtan Geleneksel Türk Tiyatrosu da çokkültürlü bir özellik taşımaktadır. Bu çalışmada, Geleneksel Türk Tiyatrosundaki çokkültürlülük izlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda karşılaştığı kültürleri birbirleriyle kaynaştıran ve bu sayede çokkültürlü bir yapıya sahip olan Geleneksel Türk Tiyatrosunun, bu özelliğini her zaman koruduğu ve yüzyıllar ilerledikçe sınırların hükmünün azalmasıyla birlikte kültürel anlamda daha da renkli hale geldiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Tiyatro, Geleneksel Türk Tiyatrosu.

TiyatroTiyatro oyunlarıTürk tiyatrosu+1
Nazım Hikmet Yıldırım
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayna nöronlar bağlamında tiyatroda yabancılaştırma kavramının seyirci üzerindeki etkisi

1990'ların başında yapılan araştırmalar sırasında bazı nöronların şaşırtıcı özellikleri keşfedilmiştir. Gözlem ile etkinleşen bu sistem, gözlemlenen eylemleri aynalamakta ve empati kurmayı sağlamaktadır. Empatinin biyolojik yönlerine ışık tutan ayna nöronların kişilerarası iletişimde de önemli bir rolü vardır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında bir iletişim modeli olan yabancılaştırma kavramı, seyircinin oyuncu ile empati ilişkisine karşı çıkmış, ideolojik çerçevede seyircide eleştirel bakışı, duygular yerine akla yöneltmeyi amaçlamıştır. Bu etkiyi sağlamak için sahne üzerinde bazı tekniklere başvurulmuştur. Buradan hareketle ayna nöronların, yabancılaştırma tekniğiyle sahnelenen bir oyun karşısında seyirci üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında, sahnede sunulan karşısında, seyircide oluşan etkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Anahtar sözcükler: Ayna Nöronlar, Empati, Tiyatro, Seyirci, Yabancılaştırma.

Ayna nöronlarEmpatiNöronlar+5
Begüm Algan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hikaye-masal anlatıcısı ve Meddah: Benzerlik-karşıtlık ilkeleri

Halk tiyatrosu ile epik eserlerin arasında konumlanmış olan meddahlık, günümüzde hikâye anlatıcılığı olarak da anılmaktadır. Geleneksel halk tiyatrosundaki hikâye anlatıcılığının başlangıcı olarak kabul gören meddahlık, bugüne dek pek çok değişime uğramıştır. Ancak muhafaza edebildiği niteliklerini de halen bünyesinde barındırmaktadır. Çalışma süresince meddahlık ile masal-hikâye anlatıcılığı benzerlikleri ve karşıtlıkları bakımından incelenmiş; çalışma nihayetinde ise günümüzdeki meddah ve masal-hikâye anlatıcılığının gelenekselliğinin değerlendirilerek aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda üç meddah ve iki masal-hikâye anlatıcısıyla söyleşi yapılmıştır. Görüşmeler süresince, hem bugünkü meddah ve masal-hikâye anlatıcısı hem de geleneksel meddah ve masal-hikâye anlatıcısı, benzerlikleri ve karşıtlıkları bağlamında karşılaştırılmış, masal-hikâye anlatıcılığının meddahlığın devamı olup olmadığının veya meddahlığın masal-hikâye anlatıcılığının devamı olup olmadığının irdelenmesi amacı güdülmüştür. Hem alan yazın taraması, hem de söyleşi bilgileri ışığında ulaşılan çalışma sonucunda; meddahlığın Türk Halk Tiyatrosunda hikâye anlatıcılığının miladı olduğu, dolayısıyla günümüzdeki stand-up gösterileri, tek kişilik oyunlar ve hikâye anlatıcılığının köklerinin meddahlığa dayandığı saptanmış, kültürel etkileşim ve çağın getirileriyle beraber gerek anlatım teknikleri gerekse zengin hikâye metinleri ile günümüzde meddahlık ve masal-hikâye anlatıcılığının birbiriyle etkileşim halinde olduğu kanısına varılmış ve günümüzde iki türü birleştiren modern örneklerle çalışma zenginleştirilmiştir.

Halk tiyatrosuHikaye anlatmaMeddah+2
Burçak Gürkan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modernizmin ve postmodernizmin kavşağında: Absürd tiyatro

îki büyük dünya savaşı sonrası toplumlar değişmiş, insanlığın varoluşuna dair sorular akılla açıklanamayacak duruma gelmiştir. Modemizmin insanlara vaat ettiği ilerlemeci görüş sarsılmış ve akla olan güven yitirilmiştir. Savaşların yıkımları, endüstrileşme toplumları dolayısıyla insanları da etkilemiştir. Bu çalışmada modemizmin ve post modemizmin tiyatro sanatına olan etkileri genel olarak incelenmiştir, iki dönem arasında geleneksel tiyatro kurallarına bir başkaldırı olarak ortaya çıkan füturizm, sürrealizm, dışavurumculuk ve dadacılık anlayışının tiyatro üzerinde denenmiş biçimsel özellikleri oyunlar üzerinden örneklerle açıklanmıştır. Değişen toplumlar üzerinden bir kitle insanına dönüşen insan yaşamında ortaya çıkan uyumsuzluk ve iletişimsizlik teması absürd tiyatronun konularını oluşturmuytur. Bu akımlardan etkilenen absürd tiyatronun biçimsel özellikleri ve iletişimsizlik temaları başlıca absürd yazarlar olan Samuel Beckett, Eugene Ionesco, Jean Genet ve Harold Pinter oyunları üzerinde genel olarak incelenmiştir. Temelinde varoluşçu düşüncenin yattığı ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan absürd yazarlar ortak özellikler altında toplanmış ve sonuca varılmıştır. Anahtar Kelimeler: absürd tiyatro, absürd tiyatroda temalar, absürd tiyatroda biçim.

Absürd tiyatroModernizmPostmodernizm+2
Yasemin Yeşilgöz
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peter Brook Tiyatrosu'nda oyuncu-seyirci ilişkisi

Tiyatronun oluşumu ve gelişimi incelendiğinde, anlatım aracı olarak seyircinin sahneyle ve oyuncuyla olan ilişkisinin temel alındığı görülmektedir. Çağdaş Tiyatro'nun gelişimiyle ele alınan farklı yaklaşımlar, oyuncu ve seyircinin konumunu yeniden belirlemiştir. Tiyatronun doğduğu günden bu güne vazgeçilmez ögelerini oluşturan oyuncu ve seyirci kavramları sahnenin temel dinamiğini oluşturmuş ve derinlikli etkiyi bu kavramlar yoluyla sağlamayı amaçlamıştır. Tarihsel süreç incelendiğinde bu kavramların misyonunun yenilendiği ve işlevselliğinin yön değiştirdiği görülmektedir. Oyuncu ve seyirci ilişkisi tiyatronun biçimselliğine daima yön vermiş ve doğrudan etki etmiştir. Çağdaş Tiyatroda yeni biçimler ortaya koyan farklı çalışmalar yapılmaktadır ve bu alanda araştırmalar devam etmektedir. Peter Brook'un ortaya koyduğu Boş Alan ve Dolaysız Tiyatro kavramları da Çağdaş Tiyatro'nun gelişmesinde temel yapı taşlarından birini oluşturmuştur. Bu araştırmada Çağdaş Tiyatronun evrimi ve Peter Brook'un ortaya koyduğu modern tiyatro biçimi, oyuncu-seyirci ekseni çerçevesinde incelenmektedir. Bu çalışmada 'Literatür Tarama' yöntemi kullanılmıştır. Araştırma için Çağdaş Tiyatro üzerine yazılmış yayınlardan, Peter Brook'un kendisinin kaleme aldığı kitaplardan, dergilerde yazılmış makalelerden ve yayınlanmış tezlerden yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Peter Brook, Oyuncu, Seyirci, Çağdaş Tiyatro

Brook, PeterModern tiyatroOyuncu+5
Ekin Aksu Kavraal
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meddahlık kavramının sanatının doğuşundan günümüze kadar değişim sürecinin günümüzdeki temsilcileri üzerinden incelenmesi

Sanatın çok önemli bir kolu olan tiyatro geleneğimizin yeri ve önemini yok sayamayız. Tiyatro toplumumuzun ve kültürümüzün büyük bir parçasını oluşturmaktadır. Türk tiyatrosunu araştırdığımızda "Geleneksel Türk Tiyatro" sunun tarihine ulaşırız ve "Geleneksel Halk Seyirlik Oyunları" çeşitliliğine varırız. Bu çeşitlilikler; köy seyirlik, ortaoyunu, Karagöz, tuluat ve meddahtır. "Meddah" tanımını çok eskilerden almıştır. Orta Asya'da hikaye anlatıcılığı olarak bilinmektedir ve o zamanlarda bu hikaye anlatıcılığı "şaman"lar ile başlamış ve ilerleyen tarihsel süreçte "ozanlar"a uzanmıştır. "Meddah" kelimesi Arapçada "m-d-h" kökünden gelen "çok metheden, övücü, övgü" manasına gelmektedir ve anlamı zaman içerisinde kapsamlı hale gelmiş "halk hikayecisi, mukallit" anlamlarını da kazanmıştır. Daha ilerleyen zamanlarda ise taklit, canlandırma, bazı ekipmanlar ve sanatın icra edildiği sahnemiz de eklenerek tiyatronun önemli, zengin bir koluna dönüşmüştür. Bu tezde meddahlık; tanımı, tarihi, nitelikleri, günümüzdeki konumu ve değeri, günümüzde onu tekrar canlandırabilmek adına neler yapılabileceğine yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Geleneksel Türk Tiyatrosu, Meddah, Orta Meddah

MeddahTiyatroTiyatro tarihi+1
Tanser Yılmaztürk
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Jean Paul Sartre'ın dünya görüşünün yazdığı tiyatro oyunlarına yansıması

Bu çalışmada, Jean-Paul Sartre'ın dünya görüşünün yazdığı tiyatro oyunlarına nasıl yansıdığı incelenmektedir. Sartre'ın varoluşçuluk felsefesini merkezine alan bu çalışma, onun felsefi düşüncelerinin tiyatro eserlerindeki izdüşümlerini ele almaktadır. Sartre'ın özgürlük, seçim, ahlak ve insanın varoluşsal sorgulamaları gibi temel varoluşçu kavramları, tiyatro metinlerinde nasıl işlediği üzerine odaklanılmaktadır. Bu bağlamda Sartre'ın yaşamı boyunca geliştirdiği düşünceler ve bu düşüncelerin dramatik sanata nasıl yansıdığı, ele alınan eserler üzerinden analiz edilmektedir. Birinci bölümde, Jean-Paul Sartre'ın hayatı, ilk romanı Bunaltı ve ilk öyküsü Duvar detaylı bir şekilde incelenecektir. Ayrıca, varlık ve hiçlik kavramlarının hümanizma oluşundan ahlak anlayışına, seçim ve özgürlük temalarına kadar kapsamlı bir değerlendirme yapılacaktır. İkinci bölümde ise, Jean-Paul Sartre'ın yazdığı tiyatro oyunları varoluşsal düzlemde dramaturjik açıdan analiz edilecektir. Sartre'ın "Mezarsız Ölüler" (Morts sans Sépulture), "Sinekler" (Les Mouches), ve "Saygılı Yosma" (La Putain Respectueuse) gibi bazı oyunlarını ayrıntılı bir şekilde incelemektedir. Bu oyunlar, Sartre'ın varoluşçu felsefesini sahneye taşıma biçimini ve bu süreçte kullandığı dramatik yapıları ele almak için ideal örnekler olarak seçilmiştir. Sartre'ın bu eserlerde karakterlerine yüklediği varoluşsal sorgulamalar ve bu sorgulamaların insan doğası üzerindeki etkileri, felsefi bir perspektifle ele alınmıştır. Tiyatro metinlerindeki diyaloglar ve dramatik olay örgüsü, Sartre'ın düşünsel dünyasının yansıtılmasında kullanılan araç olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Sartre'ın varoluşçu felsefesinin tiyatro eserlerine hem içerik hem de biçim açısından nasıl yansıdığını inceleyecek ve bu yansımanın sahnede nasıl somutlaştığını gösterecektir. Sartre'ın oyunları, varoluşçuluk felsefesi ve edebi değerleri açısından kapsamlı bir şekilde analiz edilecek ve Sartre'ın dünya görüşünün tiyatro sanatı üzerindeki etkisi vurgulanacaktır. Bu metin, Sartre'ın tiyatro eserlerini varoluşçuluk bağlamında değerlendiren literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır. cektir.

Abdullah Tamay Açıkel
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyuncu için "hareket" süreci

Bu tez çalışması oyuncu kişisinin hareketin ne olduğunu kavrayarak, rol çalışması esnasında gündelik hareketin dışında kendi gizil gücü olan bedensel anlatımının kaynaklarını keşfetme sürecine katkıda bulunmak amacıyla yazılmıştır. Tiyatroda çağdaş yönelimlerle beraber yeni oyunculuk arayışlarına giren tiyatro insanları oyuncunun hareketinin ve bedensel anlatımının üzerinde durmuşlardır. Buradan yola çıkarak bu çalışmanın ilk bölümünde insanın bedensel mekaniğinin nelerden oluştuğunu, kemik, eklem ve kasların bir bütün halde bir hareketi nasıl meydana getirdiğinin hakkında hem yazınsal hem de görsel bilgilere yer verilmiş olup, akabinde hareketin dinamiklerinden söz edilmiştir. Sonraki bölümde ise hareketin oyuncu ile olan ilişkisine yer verilirken, oyuncunun hareketi algıma süreci üzerinde durulmuştur. Çalışmanın bu noktasında tiyatro yönetmenlerinin oyuncunun bedeninin hareketine olan yaklaşımları incelenirken, aynı zamanda Antonin Artaud'nun tiyatro sanatında yeni öz ve biçim arayışlarına yer verilerek, kendisinden sonraki kuramcıların oyuncunun bedeninin hareketine olan yaklaşımları ele alınmıştır. Tiyatro kuramcılarının harekete olan yaklaşımlarının incelenmesi esnasında ise, bir oyuncunun hareket merkezli bir karaktere yaklaşımının da nasıl olması gerektiği ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Son bölümde ise, oyuncunun bedeninin hareketini merkeze alarak tasarlanan Akrapolis oyunu anlatılmış olup, böylece bu alanda çalışma yapacak olanlara örnek olması hedeflenmiştir.

Bedensel anlatımHareketTiyatro+2
Enis Çağlar
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bauhaus tiyatro çalışmalarının insan ve mekan ilişkisi açısından incelenmesi

Walter Gropius'un 1919 yılında kurduğu Bauhaus Tasarım Okulu, kendinden sonraki bütün sanat dallarını etkilenmiş ve yeni sanat akımlarının doğmasına yol açmıştır. Bauhaus Tasarım Okulu, farklı sanat dallarında atölye eğitimlerini ve üretimlerini sürdürürken, bir tiyatro atölyesi de kurarak, Tiyatro Sanatı ve yapıları üzerine çalışmalara başlamışlarıdır. Bauhaus Tiyatrosu, öncelikli olarak, düşünceleri, duyularla algılanabilen bir forma çevrilmesi üzerine çalışmalar sürdürmüş ve tiyatrodaki düşüncelerin, insan ile mekan arasındaki ilişkinin güçlü bir biçimde kullanılmasıyla aktarılabileceğinin altını çizmiştir. Bauhaus Tiyatro çalışmaları ile ilgili ülkemizde çok sınırlı sayıda araştırma mevcuttur. Bu çalışmada, Bauhaus Tiyatro çalışmalarının insan ve mekan ilişkisi açısından incelenmesi hedeflenmektedir. Bu çalışmada bahsedilen insan ile mekan ilişkisindeki insan kavramı, oyuncu, yönetmen, tasarımcı ve izleyiciyi; mekan kavramı ise sahneyi, sahnenin tüm donanımlarını ve tiyatro yapısını kapsamaktadır. Bu çalışmada, Bauhaus Tasarım Okulu'nun tarihçesi, Bauhaus Tiyatrosu, Bauhaus Tasarım Okulu'nun kurucusu Walter Gropius'un tasarladığı Total Tiyatro yapısı, Bauhaus Tasarım Okulu sanatçılarından Farkas Molnar tarafından tasarlanan U Tiyatro Tiyatro yapısı, Bauhaus sanatçısı Laszlo Moholy Nagy'nin, Tiyatro alanında ışık ile mekan üzerine yaptığı deneysel çalışmaları, Bauhaus Tiyatro Çalışmalarından etkilenen çağdaşları Robert Wilson ve Robert Lepage'ın Tiyatro çalışmaları ile Bauhaus Tiyatro çalışmalarının insan ve mekan ilişkisi açısından incelenmesi, doküman ve vaka analizi yöntemiyle araştırılarak, elde edilen veriler, sonuç bölümünde detaylı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın, Bauhaus Tiyatro çalışmaları ilgili bundan sonra yapılacak olan akademik çalışmalara kaynak oluşturması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bauhaus, Bauhaus Tiyatrosu, Total Tiyatro, U Tiyatro, Tiyatro

BauhausBauhaus tiyatrosuTiyatro+3
Emrah Ozma
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yy Avrupa dans tiyatrosunun gelişimi ve Türkiye izleği

Hareket ederek bir dil oluşturma ve anlatım şekline dönüştürme ihtiyacının ilk insandan günümüze kadar kendi döneminin ihtiyaçlarına karşılık gelecek biçimde şekillenerek devam ettiği bilinmektedir. İnsanların konuşma dili olmasına rağmen, hareketleri ve beden diliyle anlaşmaları ilk insandan günümüze kadar her zaman tercih edilen bir yol olmuştur. Tarihsel süreçlerin, savaşların, göçlerin, yoğun duygu durumlarının, yaşanılan coğrafyanın fiziki veya sosyolojik yapısına bağlı olarak şekillendiği düşünülen hareket ve beden dilinin oyuncular ve koreograflar tarafından tiyatro sanatına katkıda bulundukları söylenebilir. Sıcak savaş içinde olan Avrupa ülkelerinin 19.yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkan dışavurumculuk kavramından etkilendiği bilinmektedir. Dışavurumcu oyuncu ve koreografların sosyal ve siyasi olarak zorlu geçen bu süreç içinde yaptıkları sanatsal üretimler dans tiyatrosunun tarihsel gelişimi açısından başlangıç noktası olarak bilinmektir. Kısa süre içinde Avrupa'da kabul gören ve gelişim sürecini hızlandıran dans tiyatrosu eserleri ve sanatçıları yeni bir anlatım dilinin öncüleri olarak görülebilirler. Almanya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde gelişen bu ortak dilin gelişiminin zamanla tüm Avrupa ülkelerinde kendine yer bulduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Avrupa, Dans, Tiyatro.

20. yüzyılAvrupaDans+5
Köksal Ünal
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Garip akımı şairlerinin tiyatro arayışları

18. yüzyıla kadar tiyatro oyunlarının dili şiirdi. Avrupa'daki sosyolojik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ve Aydınlanma Çağı'nın etkisi ile Osmanlı'da da "Batılılaşma" dönemi başlamıştır. Tanzimat Fermanı ile birlikte edebiyatımıza tenkit, tiyatro ve roman gibi yeni türler girmiş, bu süreçte Batıya yönelen edebiyatçılarımız aracılığıyla sanata bakışta değişiklikler oluşmuş ve şiir alanında 600 yıl boyunca kendini yineleyen Divan şiirinin varlığı tartışılmaya hatta bu tarz şiirlerden bir vazgeçiş başlamıştır. Bu dönemin ardından, lise yıllarında tiyatro vesile ile tanışan ve yeni bir şiir arayışına giren üç genç şair, şiirde şairaneliğe ve şiirin belli bir zümreye ait oluşuna karşı çıkarak oluşturdukları şiir poetikasıyla Garip hareketini başlatmıştır. Gündelik yaşamdan sıradan insanların konu alındığı, kişileştirmelerin ve anlatıcılığın ön plana çıktığı bu yeni şiir türü, tiyatral özellikler taşımakta birlikte sanatın dilini gündelik bir dil haline getirmeyi başarmıştır. Bu üç şairden biri olan Orhan Veli, yaşamı boyunca şiirinde tiyatral olana yer vermiş, çeviri çalışmalarını tiyatro oyunları üzerine yoğunlaştırmış ve sahne çalışmaları yapmış olsa da, erken vefatı sebebiyle edebi yaşamını uzun bir serüvene dönüştürememiştir. Ancak Melih Cevdet ve Oktay Rifat, Garip hareketinin şiire getirdiği yeniliğin ardından ve Garip şiirinin görevini tamamlamasının ardından yeni arayışlara yönelmiştir. Şiirdeki arayışları ve evreleri, tiyatro oyunlarına da yansımış; şiirlerindeki biçim, tema ve algılayış tiyatro eserleriyle bir paralellik göstermiştir.

Samet Karahasanoğlu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyuncu seyirci ilişkisi ve görünür olma paradoksu

Sahne Sanatlarında Görünür Olma Paradoksu ve Performans Kaygısı başlıklı bu tez, sahne sanatlarında oyuncu-seyirci ilişkisini, oyuncuların görünürlükle ilgili yaşadıkları psikososyal dinamikleri ve performans kaygısını incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, oyuncuların sahne üzerindeki varlıklarının yarattığı güç ve kaygı dengesini anlamak, bu dengenin psikososyal etkilerini değerlendirmek ve performans kaygısıyla başa çıkma yöntemlerini analiz etmektir. Ayrıca, oyuncu ve seyirci arasındaki dinamik ilişki ile sahne sanatları eğitiminden profesyonel kariyerlere kadar olan süreçteki etkiler ele alınmaktadır. Bu tez, sahne sanatlarında oyuncu-seyirci ilişkisini ve oyuncuların görünürlükleriyle ilgili yaşadıkları psikososyal dinamikleri incelemektedir. Temelde, oyuncuların sahne üzerindeki varlıklarının yaratacağı güç ve kaygı dengesinin psikososyal etkileriyle başa çıkma yöntemleri ele alınmıştır. Bu tez ile performans kaygısının nedenleri, bireysel ve çevresel faktörler ve bu kaygıyı yönetmek için kullanılan sağlıklı yöntemler incelenmiştir. Ayrıca, oyuncu-seyirci etkileşiminin tiyatroda nasıl şekillendiği, dördüncü duvar kavramı ve bu ilişkinin oyuncuların performansına etkisi detaylandırılmıştır. Sonuç olarak, sahne sanatçılarına görünür olma paradoksunu ve performans kaygısını yönetebilmeleri için çeşitli stratejiler sunulmuştur. Sonuç olarak, tez, sahne sanatçılarına görünür olma paradoksunu ve performans kaygısını yönetmede yardımcı olabilecek stratejiler sunmakta; sağlıklı başa çıkma yöntemlerinin ve oyuncu-seyirci etkileşiminin önemine dikkat çekmektedir.

Meltem Berber
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

21. yüzyıl dijital teknolojileri ile yenilenen tiyatro

Bu çalışma, dijital teknolojilerin 21. yüzyılda tiyatro sanatını nasıl dönüştürdüğünü çok boyutlu bir perspektifle ele almaktadır. Tiyatronun tarihsel süreçte teknolojik gelişmelerle kurduğu ilişki, ilkel çağlardan bu yana biçim ve içerik düzeyinde sürekli bir evrim geçirdiğini göstermektedir. Ateşin etrafında anlatılan ritüel anlatılardan, sahne makinelerine ve elektrikli ışıklandırmaya kadar süregelen bu dönüşüm, dijital çağla birlikte yeni bir kırılma noktasına ulaşmıştır. Sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR), karma gerçeklik (MR), blokzincir, NFT ve Metaverse gibi teknolojiler, tiyatronun mekân, beden, seyirci ve anlatı kavramlarını yeniden tanımlamaktadır. Çalışmada öncelikle bu teknolojiler kavramsal olarak tanıtılmış; ardından dünya genelinden güncel dijital tiyatro örneklerine yer verilerek bu araçların sahneleme pratiklerine etkileri analiz edilmiştir. Ayrıca, dijitalleşmenin yalnızca estetik bir yenilik değil; aynı zamanda telif, mülkiyet, erişilebilirlik, dijital eşitsizlik gibi çok katmanlı sorunlar doğurduğu da tartışılmıştır. Tüm bu çerçevede, dijital tiyatro uygulamaları yalnızca teknik bir güncelleme değil, tiyatronun doğasına dair temel soruları yeniden gündeme getiren kültürel ve sanatsal bir paradigma değişimini ifade etmektedir. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, Dijitalleşme, Metaverse, Sanal Gerçeklik, NFT, Dijital İkiz

Modern tiyatroSayısal tiyatroTürk tiyatrosu+1
Can Sertaç Adalıer
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tiyatro çalışmalarındaki oyunculuk tekniklerinin kameranın yaratım alanında yeniden üretime geçmesi ve Katie Mitchell'in "Five Truths" eseri üzerinden bir inceleme

Bu tez, tiyatro kuramlarının oyunculuk teknikleri üzerindeki belirleyici etkisini ve bu tekniklerin kamera aracılığıyla sinematografik düzlemde nasıl dönüştürülerek yeniden üretilebileceğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, performans sanatının temel ögeleri olan yüz ve beden kullanımının sahne ortamından kamera önüne taşınması süreci, yalnızca biçimsel bir aktarım olarak değil; estetik, teorik ve teknik bir yeniden yapılanma olarak ele alınmıştır. Oyuncunun fiziksel varlığının ve duygusal ifadesinin, tiyatrodaki canlı ve bütünsel temsilden sinemanın çerçeveli ve parçalı anlatım diline nasıl adapte edildiği, disiplinlerarası bir yöntemle analiz edilmiştir. Çalışmanın merkezinde yer alan Katie Mitchell'ın Five Truths adlı video yerleştirmesi, bu dönüşümün görsel bir laboratuvarı niteliğindedir. Mitchell, tiyatro tarihinin beş etkili kuramcısı — Konstantin Stanislavski, Bertolt Brecht, Jerzy Grotowski, Peter Brook ve Antonin Artaud — aracılığıyla, farklı oyunculuk estetiklerini sinema çerçevesinde yeniden yapılandırmakta; böylece tiyatral tekniklerin sinemasal temsil araçlarıyla nasıl yeniden üretilebileceğini ortaya koymaktadır. Mitchell'ın kuramsal derinliğe sahip bu yorumlama pratiği, yalnızca tiyatronun sinemaya etkisini göstermekle kalmayıp; aynı zamanda oyunculuk tekniklerinin kamerayla kurduğu ilişkinin teorik boyutlarını da görünür kılmaktadır. Five Truths, bu bağlamda yalnızca tez kapsamında seçilmiş bir örnek olay çalışması değil; aynı zamanda araştırmanın epistemolojik yönünü belirleyen kurucu bir yapı taşı olarak değerlendirilmiştir. Video yerleştirme hem kavramsal çerçevenin sınırlarını belirlemekte hem de oyunculuk biçimlerinin kamera aracılığıyla yeniden üretildiği estetik ve teknik dinamikleri somutlaştırmaktadır. Böylece Mitchell'ın çalışması, tiyatro ve sinema arasında giderek belirginleşen estetik geçiş alanlarının çözümlemesinde işlevsel bir model sunmakta; tez boyunca geliştirilen kuramsal yapının görsel düzlemdeki karşılığı olarak bütünsel bir referans noktası oluşturmaktadır.

Gökhan Irmak
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tiyatro çalışmalarında kullanılan dövüş sanatları tekniklerinin oyuncunun sahne mevcudiyetine etkisi

Bu tez, tiyatro sanatında oyuncunun sahne mevcudiyetini geliştirmeye yönelik dövüş sanatları tekniklerinin potansiyelini araştırmaktadır. Temel hareket noktası; fiziksel disiplinlerin, yalnızca bedeni değil, aynı zamanda zihinsel ve enerjisel boyutları da eğiten bütüncül yapılar olduğudur. Çalışmada mevcudiyet kavramı, öncelikle felsefi bir düzlemde ele alınmış; Heidegger'in "orada-olma" (Dasein), Sartre'ın "varoluş" ve Merleau-Ponty'nin "yaşantılanan beden" kavramları üzerinden düşünsel bir zemin oluşturulmuştur. Ardından, farklı dövüş sanatları tekniklerinin (Aikido, Capoeira, Systema, Tai Chi, Kalaripayattu vb.) oyuncunun bedensel farkındalığına ve sahne üzerindeki enerjik varoluşuna nasıl katkı sunduğu sorgulanmıştır. Tezin odak noktası olan Kalaripayattu, hem tarihsel hem de uygulamalı yönleriyle detaylandırılmış; bu bağlamda, performans öncesi uygulanabilecek bir fiziksel hazırlık modeli önerilmiştir. Modelin içinde nefes, denge, merkezleme, hayvan formları ve gibi başlıklar yer almakta, bu unsurların her birinin oyuncunun psiko-fiziksel hazırlığına katkısı açıklanmaktadır. Tez, dövüş sanatları tekniklerinin yalnızca sahne öncesi ısınma araçları olarak değil, aynı zamanda oyuncunun varoluşsal derinliğini artıran yaratıcı kaynaklar olduğunu savunmaktadır. Bu yönüyle çalışma, tiyatro pedagojisine disiplinlerarası bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Oyuncu mevcudiyeti, tiyatro, dövüş sanatları, kalaripayattu, psiko-fiziksel yöntem

Esra Kucur
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekinsizlik kavramı bağlamında Philip Rıidley tiyatrosu: The Pitchfork Disney, Mercury Fur ve Leaves of Glass oyunları üzerine bir inceleme

Bu çalışma, tekinsizlik kavramını merkeze alan çağdaş İngiliz tiyatrosunun dikkat çeken isimlerinden Philip Ridley'nin The Pitchfork Disney, Mercury Fur ve Leaves of Glass adlı üç önemli oyununu kapsamlı bir biçimde incelemektedir. Tekinsizlik, Freud'un 1919 tarihli "Das Unheimliche" makalesinde tanımlandığı biçimiyle; tanıdık olanın aniden yabancılaşması, bastırılmış olanın geri dönmesi ve bireyde hem korku hem de merak uyandıran bir ruh durumu olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda tezde, söz konusu kavram anlatı yapısı çerçevesinde değerlendirilmiş; atmosfer, mekân, karakter inşası ve dil kullanımı gibi unsurlar Freud'un yanı sıra Lacan, Jentsch ve Mark Fisher gibi düşünürlerin yaklaşımlarıyla birlikte ele alınmıştır. The Pitchfork Disney, Presley ve Haley adında iki kardeşin çocukluk travmalarıyla baş başa kaldıkları klostrofobik bir evde geçer. Gerçek ile fantezinin iç içe geçtiği bu dünyada, dışarıdan gelen Cosmo Disney karakteri aracılığıyla tekinsizlik doruğa ulaşır. Mercury Fur, distopik bir gelecekte belleğin yitimi ve şiddetin sıradanlaştığı bir ortamda geçer. Burada tekinsizlik, hem bireysel hem de toplumsal boyutlarda derinleşmektedir. Leaves of Glass ise geçmişle yüzleşmenin kaçınılmazlığına odaklanır. İki kardeş arasında gelişen gerilimli ilişkide, bastırılmış aile sırları yavaş yavaş açığa çıkarken psikolojik çözülme tekinsizlikle birleşir. Ridley'nin In-Yer-Face tiyatrosu estetiğiyle kaleme aldığı bu üç oyun, seyirciyi rahatsız eden temalar, çarpıcı sahneleme biçimleri ve yoğun duygusal atmosferiyle birlikte tekinsizliğin çağdaş tiyatrodaki işlevini sorgulayan önemli örneklerdir.

Engin Arslan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Stanislavski yönteminin akademik oyunculuk eğitimindeki karşılığı: Role yaklaşım önermeleri ve bir atölye çalışması

Bu çalışma, Rus tiyatro insanı Konstantin Sergeyeviç Stanislavski'nin çağının güncel, bilimsel araştırmaları ve hipotezleri ışığında geliştirdiği oyunculuk yorum yönetiminin sonuçlarının ve role yaklaşım önermelerinin, günümüz Türkiye'sinde akademik oyunculuk eğitimindeki karşılığını değerlendirmeyi; sahneleme ve oyuncunun role yaklaşım sürecinde uygulamada gözlemlenen belirsizlikleri incelemeyi; bu belirsizliklerin giderilmesinde yöntem geliştirme arayışlarının sunumunu amaçlamaktadır. Çalışmada, Stanislavski'nin oyunculuk anlayışındaki kırılmalara ve değişimlere etki ettiği bilinen bilim, sanat insanlarıyla olan iş birliğine değinilerek, dünyada ve ülkemizde 21. Yüzyıl bilimsel-sanatsal gelişmelerinin ışığında Stanislavski'nin öğretisinin ve sonuçlarının oyunculuk eğitiminde irdelenmesi; günümüz oyuncusu ve/veya eğitim sürecindeki oyuncu adayında onun önermelerinin nasıl ve ne ölçüde karşılık bulduğunu incelenmesi ve çözüm önerilerine temel oluşturmak üzere çalışma süreci verileriyle Stanislavski'nin oyunculuk yorum yönteminin Hacettepe Ünverstitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Ana Sanat Dalı öğrencileriyle seçilen model oyunlarının uygulanmasından ortaya çıkan sorunlar analiz edilmektedir.

OyunculukRolRus tiyatrosu+6
Hasan İrfan Buzcu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tiyatroda temsil ve anlatının oyuncu açısından sanatsal ve yöntemsel olanakları ve bir uygulama

Bu sanat çalışması, tiyatroda temsil ve anlatı birlikteliğinin oyuncuya sunduğu olanakları araştırmayı hedeflemiştir. Bu bağlamda temsil ve anlatı kavramlarının Batı tiyatrosunun kökeni olarak kabul edilen Antik Yunan'da izi sürülmüştür. Özellikle sanatta temsile dair önemli tespitleri Aristoteles'e nispeten göz ardı edilmiş iki filozof olarak Platon ve Plotinus'un yaklaşımları kapsamlı olarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Tiyatroda anlatı ise modern anlatıbilimin mesafe ve bakış açısı kavramları ışığında sahne - seyir yeri ve oyuncu - rol ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Geleneksel hikâye anlatıcılığı kapsamında ele alınan âşıklık icrasında, anlatı ve temsil ilişkisi, özdeşleşme-uzaklaşma ve mevcudiyet-temsiliyet kavramları çerçevesinde incelenmiş, oyuncunun sanatındaki karşılıklarıyla ele alınmıştır. Anlatı ve temsil birlikteliğinin oyuncuya açtığı sanatsal ve yöntemsel olanaklar bir sahne uygulaması kapsamında sınanmıştır. Uygulama çalışması çerçevesinde, gerçek bir hayat hikayesinin anonimleştirilmesi esasına dayalı "Viyana'da Yeşil Park" adlı orijinal metin kaleme alınmış ve kişisel hikâyenin kolektif bir anlatıya dönüşümü canlı bir tanıklık içerisinde incelenmiştir.

AnlatıAnlatıbilimAşıklar(Aşıklık geleneği)+7
Neslihan Derya Demirel
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Aşıklık geleneğinin tiyatro antropolojisi açısından incelenmesi ve bir uygulama

Bu sanat çalışmasında; çağdaş sanat uygulamalarında yeniden yorumlanan yerel kültür mirasının tiyatro sahnesine taşınmasının bir devamı olarak, Anadolu coğrafyasının köklü sözlü geleneklerinden olan 'aşıklık geleneği' tarihsel ve edebi konumu, form ve icra özellikleri bakımından incelenmiş; bu geleneğin bir parçası olan 'hikaye anlatıcılığı' nın tiyatral karşılığı, tiyatro antropolojisinin Batılı oyunculuk metodolojilerine sunduğu analitik yöntemlerin ışığında değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerle Dede Korkut'un 'Uşun Koca Oğlu Seğrek Boyunu Beyan Eder' öyküsü uygulama olarak modern bir anlatıya dönüştürülmüş ve sahne uygulaması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışmada Batılı konvansiyonel eğitimden gelen oyuncularla; usta-çırak geleneği ile aktarılan aşıklık tarzının sunduğu ifade olanakları bir araya getirilerek melez bir gösterim biçimi yaratılmıştır. Sonuç olarak; Batılı gösterim çözümleme teknikleriyle birleştirilen geleneksel kültürel etkinliklerin gösterimin içeriğine katkı sağladığı, bunun yanı sıra geleneğin kendisiyle karşılaştırıldığında, yerel kültürün ve kültür değerlerinin tarihin akışı içinde sürekliliğinin devamında değişimin gerekliliği kadar, farklı biçim ve sunum arayışlarında deneyimin de önemli olduğu tespit edilmiştir.

Aşıklar(Aşıklık geleneği)TiyatroTiyatro antropolojisi
Sercan Özinan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ingeborg Von Zadow'un çocuk oyunu üçlemesindeki korku unsurunun incelenmesi ve bir oyununda sahne uygulaması

Dünyanın korkulacak bir yer olduğunu, çocukların dünyasının bundan farklı bir yer olmadığı savını öne süren Ingeborg von Zadow, "Ben ve Sen", "Pompenya" ve "Sadece İkimiz" adlı oyunlarını bir araya getiren çocuk oyunu üçlemesinde, bu savını kanıtlamaya çalışır. Zadow, insan için var olan, insanla var olan ve insanla şekillenen tiyatro sanatı aracılığıyla, insanın yaşamının ilk anlarından itibaren "benlik" oluşumunu etkileyen duygulanımlarının, düşünsel deneyimlerinin, sorgulamalarının "çocuk" dünyasındaki karşılıkları nelerdir, nasıldır? Çocuk hayatın neresindedir? sorularına yanıtlar arar. Bu sanat çalışmasında Zadow'un çocuk oyunu üçlemesinde yer alan "korku" unsurları temel alınarak; çocuk tiyatrosunda korku duygusunun doğru tarif edilebilmesi amaçlanmış olup; çalışmayla, çocukların toplumda sağlıklı bireyler olarak var olabilmeleri, gerçek sorunlarının tesbiti, gelişimlerine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Öte yandan Zadow'un genel olarak oyunlarını, oyun kişilerinin birbirleriyle ilişkilerini gözeterek, yalın bir dil kullanarak, sınırları çizilmiş dar mekanlar tasarlayarak ve çocukların hayal gücünü harekete geçirecek biçimde kurgulamasından hareketle, çocuk tiyatrosunun çağa uygun sahneleme önerileriyle ileriye götürülmesi; alışılagelen salt didaktik çocuk tiyatrosu algısının dönüştürülmesine de yardımcı olacağı düşünülmüştür. Çalışmanın kuramsal çerçevesi ve pedagojik perspektifi, yapılan kaynak araştırmaları dışında, başta yazar olmak üzere, ayrıca bir çocuk psikoloğu ile yürütülen görüşmeler ışığında oluşturulmuştur. Çalışmanın uygulama bölümünde Ingeborg Von Zadow'un üçlemesinden "Sadece İkimiz" örnek oyun olarak seçilmiş; dramaturgi tercihleri ve reji konsepti belirlenip sahne uygulaması gerçekleştirilmiştir. Örnek uygulamada çocukların dünyasındaki korkulara ışık tutacak temel unsurlar olarak yazarın da işaret ettiği "sevgi ve dostluk" düşüncesinin altı çizilmiştir. Çocuk ile yetişkin kavramlarının dönüşümü ve iç içeliği göz önünde bulundurularak yetişkin bireyler ile çocukların aynı platformda buluşması hedeflenmiş; çocuk tiyatrosunun genellikle dayandırıldığı didaktik yapının dışına çıkılarak; toplumsal, çevresel, kişisel faktörlere dayalı korkular sonucunda "örülen duvarlar" ın, yarının "özgür" bireylerine engel teşkil etmemesi hedeflenmiştir.

KorkuSahneTiyatro+3
Nazife Oğlakçıoğlu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Çağdaş kadının edilgenlikten etkinliğe dönüşümünün analizi: 21. yüzyıl'da Henrik Ibsen'in 'Nora: Bir Bebek Evi' eserini toplumsal ve tarihsel bağlamda yeniden okumak

Henrik Ibsen'in "Nora: Bir Bebek Evi" adlı tiyatro eseri, toplumsal cinsiyet rolleri ve kadın özgürlüğü temalarının üzerine inşa edilmiş birbirine bağlı bir ilişkiler zincirini ele almaktadır ve bu eksende, bu tez çalışması Ibsen'in Nora'sıyla 19. yüzyıldan 21. yüzyıla uzanan bir köprü kurarak toplumsal cinsiyet rollerinin kadına biçilen edilgen rolünün karşısında erkeğin etkin rolünü işaret etmekte ve kadının edilgenliğinin dönüşümünün izlerini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Tez, oyun metnini, toplumsal cinsiyet kuramı, Gilman ve Beauvoir'ın kadın cinsine ilişkin araştırma ve söylemlerini merkez alarak, kadınlığın bir toplumsal inşa ile şekillendiğinin, bu dolayımda da kadının kendi benliğinin izlerini aramak üzere geçirdiği dönüşümü 'etken-edilgen' kavramları çatısı altında incelemeyi hedefleyerek bir değerlendirme sunmaktadır. Bu bağlamda, bu tez çalışması çağdaş kadın özgürlüğünün tarihsel gelişimini ve toplumsal cinsiyet rollerinin inşasının anlaşılmasında, Nora karakterinin ve eserin yorumlanmasına ilişkin bir kaynak oluşturma maksadını taşımaktadır.

Ayşe Özköylü
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir Konstantin Stanislavski yorumu olarak lee Strasberg'in metot oyunculuğu

Tarihsel süreç içerisinde oyunculuk sanatı ile ilgili bir takım teorik ve pratik öneriler ortaya konmuştur. Oyunculuk uygulaması konusunda önerilerde bulunan kişilerden biri de Rus tiyatrosundan Konstantin Sergeyeviç Stanislavski'dir. Stanislavski, gerçekçi oyunculuk anlayışından yola çıkarak Sistem Oyunculuğu adını verdiği oyunculuk yöntemini oluşturmuş ve yaptığı çalışmalarla kendisinden sonra gelen tiyatro uygulayıcılarına oyunculuk önerisi oluşturması hususunda etki etmiştir. Stanislavski'nin çalışmalarını temel alarak yola çıkan ve kendi oyunculuk önerisini oluşturan isimlerden biri ise Amerikan tiyatrosundan Lee Strasberg olmuştur. Metot Oyunculuğu olarak adlandırılan ve gerçekçi oyunculuk anlayışının merkeze alındığı bu yöntem ile hem sinemada hem de tiyatro sahnesinde birçok oyuncu yetiştirilmiştir. Bu çalışmada, Konstantin Stanislavski'nin Sistem Oyunculuğu'nun, Lee Strasberg tarafından teori ve pratik noktasında tekrar yorumlanarak Metot Oyunculuğu'na nasıl uygulandığı araştırılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada asıl amaç; ele alınan uygulama sürecinin yeni bir oyunculuk önerisi oluşturmak isteyen kişilere örnek bir uygulama modeli olmasıdır. Yapılan çalışmanın ilk bölümünde Konstantin Stanislavski ve Sistem Oyunculuğu ele alınmıştır. Araştırmanın bu aşamasında Sistem Oyunculuğu'nun nasıl meydana geldiği, gelişim aşamaları ve beraberinde ortaya çıkan tanım ve kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Lee Strasberg ve Metot Oyunculuğu ele alınmıştır. Bu aşamada Metot Oyunculuğu'nun uygulamadaki temel kavramları üzerinde durulmuş ve bu kavramlar çerçevesinde yapılan çalışmalara değinilmiştir. Ayrıca Sistem Oyunculuğu ve Metot Oyunculuğu arasındaki bağ çeşitli örnekler üzerinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Lee Strasberg, Metot Oyunculuğu, Konstantin Stanislavski, Sistem Oyunculuğu

OyunculukStanislavskiy, KonstantinStrasberg, Lee+3
Fatma Kandemir
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş tiyatroda seyircinin oyuna doğrudan katılımı

Tiyatro sanatı, Antik Yunan'dan günümüze kadar süren yaklaşık 30 asırlık tarihinde hep arayış içerisindeydi. Bunun sebebi belki de tiyatro sanatının popüler bir sanat olmasında gizlidir. Tiyatro sanatı, arayışını kendine dönerek yapmış, kendi içinde sorgulamalar yaparak gelecekteki yolunu bulmaya çalışmıştır. Çağdaş tiyatro uygulamacıları bu arayışı en kapsamlı ve tutarlı sürdüren tiyatro insanları olarak tarihte yerini almıştır. Çağdaş tiyatro uygulamacıları özellikle seyirci - oyuncu ilişkisi üzerinde denemeler yapmıştır. Bu ilişkiyi araştırırken tiyatronun kaynağına inen yolculuklar yapmışlardır.Bu çalışma tiyatronun kaynağına inen, seyirci - oyuncu ilişkisini araştıran ve seyircinin oyuna doğrudan katılımını sağlamaya çalışan çağdaş tiyatro uygulayıcılarının arayışlarının saptanması üzerine kurulmuştur. Bu çalışmada çağdaş tiyatroda oyun-seyirci ve seyirci-oyuncu ilişkisi üzerinde çalışmalar yapan üç yönetmen irdelenecektir. Bu yönetmenler, Peter Brook, Jerzy Grotowski ve Augusto Boal dir. Çalışmanın genel yapısını, bu yönetmenlerin, seyircinin doğrudan katılımına yönelik uygulamaları belirleyecektir.

Modern tiyatroSeyircilerTiyatro+1
Hudai Fatih Sevdi
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Brecht'in Arturo ui'si Bertolt Brecht'in epik tiyatro araçlarının günümüzde kullanımına yönelik bir sahneleme denemesi

Toplumsal, ekonomik ve siyasal koşulların tüm dünya üzerinde koşulları birörnekleştirdiği bir çağda, insan yaşantısı giderek verili koşulların alternatifi olmayan ve uyum sağlamaktan, katlanmaktan başka çıkar yol bulunmayan, kötü de olsa devam etmesi istikrarmış gibi algılanan akıl dışı bir boyuta ulaşmıştır.Toplumsal bilince yönelen, insanların içinde bulundukları ekonomik ve sosyal koşullara yeni bir gözle bakmalarını ve hayatları hakkında etkin kılınmalarını amaçlayan sanatsal anlayışı ile Bertolt Brecht bugüne dair pek çok sözü olan bir tiyatro insanıdır.Bu sözlerin bugünün koşullarında ve bu ülkede etkisini gösterebilmesinin yolunu bulmaksa bugünün tiyatro insanlarının bulgulaması gereken önemli bir sanatsal problemdir. Eğer seyircinin içinde bulunduğu koşullara yeni bir gözle bakmasını sağlamak istiyorlarsa bunu öncelikle tiyatro sanatının uygulamacıları kendi alanları içinde yapabiliyor olmalıdır.Bu çalışma Bertolt Brecht'in epik tiyatro anlayışının günümüzde etkili kılınabilmesi doğrultusunda temel araçlarının bugüne ve bu ülkeye uygun uygulama biçimlerinin bulgulanmasına yönelik bir sahneleme denemesidir.

Brecht, BertoltEpik tiyatroSahne sanatları+2
Ümit Aydoğdu
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orhan Asena'nın "Yıldız Yargılanması" ve Güngör Dilmen'in "Devlet ve İnsan" adlı oyunlarının tarihsel gerçeklik açısından değerlendirilmesi ve yazarların tarihsel bakış açıları

Tarihsel oyunlar edebiyat tarihinin başlangıcından bu yana tiyatro sanatına konu olmuştur. Bu çalışmada, aynı tarihsel dönemi farklı biçimde ele alışlarıyla iki yazarın oyunları incelenmiştir. Orhan Asena'nın "Yıldız Yargılanması" ve Güngör Dilmen'in "Devlet ve İnsan" adlı oyunlarında 1876 Tanzimat Dönemi ve Abdülaziz'in ölümünden beş yıl sonra geçen olaylar anlatılmıştır. Abdülaziz'in ölümünden sorumlu tutulan, ilerici ve yenilikçi düşüncelere sahip olan Mithat Paşa, Yıldız Mahkemesi'nde yargılanmış ve daha sonra Abdülhamit tarafından Taif'e sürülerek orada boğdurularak öldürülmüştür. 1950 kuşağı içinde yer alan ve Türk Tiyatrosu'na çok sayıda eser kazandıran, kendini sürekli yenileyen bir yazar olan Orhan Asena, eserlerini yazarken toplumsal yapıyı, evrensel değerleri, güncel yaklaşımı, düşünsel boyutu ve nesnel tutumunu her zaman korumuştur. 1960 kuşağı içinde yer alan, Çağdaş Türk Tiyatrosu'nun yapıtaşlarından biri olan ve yazdığı oyunlarla tiyatroyu temel işlevine kavuşturan Güngör Dilmen, eserlerinde genellikle tarihsel ve mitolojik konuları işlemiş, kullandığı dil ve teknik ustalığı ile araştırıcı nitelikli, kendini sürekli aşabilen bir yazar olmuştur. Bu çalışmada Asena'nın "Yıldız Yargılanması" ve Dilmen'in "Devlet ve İnsan" adlı oyunları tarihsel gerçeklik açısından değerlendirilmiş, bunun sonucunda da iki yazarın tarihe bakış açıları aynı tarihsel dönemi ele alışları sırasında, birbirleriyle örtüşen ya da ayrışan yanları irdelenmiştir.

Sevinç Gediktaş
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
10
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Performatif sahneleme, Kral Oidipus uyarlaması

Bu tez, Antik Yunan tragedyalarının çağdaş sahnelemelerinin performatif estetikbağlamında incelenmesini ve uygulanmasını konu alır. Sofokles'in Kral Oidipustragedyasından ve onun kaynağı olan mitten yola çıkarak sahnelenen Oidipus: Galip, Mağlup adlı performansın sahneleme süreci çalışmanın merkezindedir. Çalışmada, Antik Yunan'ın agon (mücadele) kavramı ile geleneksel bir bedenpratiği olan yağlı güreşin ritüelistik yapısı arasında kurulan kuramsal bağ üzerinden özgünbirsahneleme gerçekleştirilmiştir. Yağlı güreşin törensel yapısı, kolektif hafızaya dayalı estetiği ve bedensel yoğunluğu, tragedyaların ritüelistik yapısıyla örtüşmektedir. Bubağlamda, yağlı güreş yalnızca folklorik bir unsur değil, performatif bir araç olarakdeğerlendirilmiştir. Tezin temel savı, Antik Yunan tragedyalarının yalnızca dramatik metinler değil, ritüelistik ve bedensel deneyimler olarak da okunabileceğidir. Bu özelliklerinpostdramatik estetik içinde yeniden işlenmesiyle çağdaş bir tiyatral formortayaçıkmaktadır. Oyuncuların gerçek pehlivanlarla çalışmasıyla bedenleri dönüştürülmüş; halkbilimsel temsillerin ötesine geçilerek performansın biçimsel ve estetik boyutlarınaodaklanılmıştır. Terzopoulos ve Grotowski gibi fiziksel tiyatro yaklaşımlarındanbeslenen bu süreç, çağdaş tiyatronun deneyim odaklı yapısıyla bütünleşen bir bedensel düşünce üretmiştir.

Gizem Gürer
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ses, nefes, konuşma ve beden ilişkisi

Ses, nefes, konuşma ve fiziksel durumun bütün bunlara etkisi üzerine yazılmış bu tezde, ilerleyiş planı olarak bir konservatuardaki oyunculuk ve diksiyon eğitiminin ilk bir-iki yılı temel alınmıştır. Ana konusu, ?ses ve konuşma? olan bu tezde amaçlanan, ?doğru sesle, doğru konuşabilmek? kavramının anlamı ve bu yolda bireyin uygulaması gerekenlerin açıklanmasıdır. İrdelenen bir diğer önemli nokta ise, bireyin beden durumunun sesini ve konuşmasını ne yönde etkileyeceği, fiziksel eksikliklerden ve hatalardan kaynaklanan olumsuz etkilerin nasıl giderileceğidir. Bu yolda gelişime yardımcı olacak birçok çalışmayı kapsayan bu tez, konuşmanın birey için önemi ve ?doğru konuşma?nın ne olduğuyla birlikte bu konuda çekilen güçlüklerin anlatımıyla başlamaktadır. Ardından bedensel durumun ses ve konuşmaya olan etkisi ve de bedeni, ?doğru sesi? çıkartabilmek için uygun forma sokma yollarını gösteren çalışmalar gelmektedir. Nefesin insan için önemi, nefes konusunda yapılan hatalar, solunum sistemini oluşturan organların kısa açıklamaları, nefes alış-verişin işleyişi ve ?doğru nefes? üzerine yapılan çalışmaların anlatıldığı ikinci bölümü, ?ses? konulu üçüncü bölüm izlemektedir. Bu bölümde, insan sesinin oluşumu, sesi oluşturmada kullanılan organların tanıtımı ve sesi kullanma ve geliştirme üzerine yapılabilecek çalışmalar yer almaktadır. Boğumlanma bölümünde, gırtlakta oluşarak bedenin içinde büyüyen ve kalite kazanan sesin konuşmaya dönüştürülmesi, bu konuda yapılan hatalar ve bunların düzeltilmesi için yapılması gereken çalışmaların bir bölümü yer almaktadır. Son bölüm olan ses bilimi başlığı altında ise, Türkçede kullanılan sesler, bu seslerin doğru boğumlanma kuralları ve örnek çalışmalar yer almaktadır.Tezde varılan sonuç, bedensel rahatlama ve gerginliklerden arınma, nefesi doğru ve verimli kullanabilme, nefesi sese dönüştürmede yeni ve doğru alışkanlıklar edinme, sesi konuşmaya dönüştürmeyi ise ustaca gerçekleştirmek için çalışmalar yapma gibi bazı ön koşullar yerine getirilmediği taktirde bireyin, doğru, güzel, etkileyici ve sağlıklı bir konuşmaya sahip olamayacağı ve kendini ifade etme adına güçlükler yaşayacağı ve sadece doğru çalışmaları, yeterince uygularsa bu yetiye kavuşabileceğidir.

BedenBeden durumuFiziksel dayanıklılık+6
Ali Aziz Çölok
İhsan Doğramacı Bilkent University · Müzik ve Sahne Sanatları Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğru ve güzel konuşarak gelişen kimlik

Dogru ses kullanımı, güzel ve etkili konusma belli bir disiplin ile kazanılır. Bu tezçalısmamda, almıs oldugum egitim, edinmis oldugum tecrübeler ve kisisel arastırmalarımla,pek çok ögretiden yola çıkarak bir metod olusturmaya çalıstım. Bu metodta önceliklekonusma organlarımızın ne oldugunu, bunların potansiyellerinin farkındalık ve çalısma ilenasıl daha verimli kullanılabilecegini, bütün konusma organları ve ses için temel kaynak olannefesi tekrar ele alarak, daha iyi kapasite ve dogru kullanımı için ögreti ve çalısma metodlarısunmaya, konusma dilimizin Türkçe olması nedeni ile dilbilgisi ve Türkçenin genel yapısını,bu konu ile ilgili tüm bilgilerin konusma dilini ne denli etkiledigini vurgulamaya, fonetigininceledigi alan ile dilin kullanım gücünün nasıl arttıgını, güzel ve etkili diksiyonunhayatımızda ne denli önemli oldugunu anlatmaya çalıstım. Bütün çalısmalara ragmendüzeltemedigimiz, fizyolojik ve psikolojik konusma bozuklukları ile ilgili sorunlar, tanı vetedavi yöntemleri hakkında bilgiler vererek, olusmus ya da olusabilecek sorunları anlattım.Özellikle çocukluk dönemi üzerinde durdum çünkü erken tanı ile genç bireyin saglıklı birgelecegi için yardımcı olunabilmesini amaçladım. Konusma türleri hakkında bilgilendirerekis, sosyal ve özel hayatımızda bu türlerin dogru kullanılmasının geregini, bunların hayatımızakazandırdıgı sosyal ve psikolojik katkıları ifade etmeye çalıstım. Bütün bu bilgi ve çalısmametodlarını gerçeklestirirken, kim ya da hangi meslek grubundan olursa olsun hayatının birdöneminde -ki bunun erken olmasını temenni ederim- konusma ile ilgili bir çalısmaya ihtiyaçduyuldugunda ,bu tez çalısmamdan faydalanarak gelisme gösterebilmesi için bir fırsatolmasını dilerken, bunu yalnızca konusma biçimi yani güzel ve etkili konusma basarısı olarakdegil, kisinin yasamda oldugu ya da olmak istedigi kimligin gelisimi olarak tecrübe edecegitezinide savunmaktayım. Son olarak: KİMLİK, dogru ve güzel konusarak gelisir.

Kimlik gelişimiKonuşmaKonuşma bozuklukları+7
Asuman Cider Şener
İhsan Doğramacı Bilkent University · Müzik ve Sahne Sanatları Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel performans sanatı olarak manasçılık ve bir sahne uygulaması

Destanlar, medeniyetlerin ilerleyişlerinin, kültürel yansımalarıdır. Manas Destanı ise dünya kültür mirası içinde önemli yer tutan bir "şaheserdir". Manas, Kırgızlar'ın milli kimliğinin, kültürel değerinin, dünya sahnesindeki yerinin incelenebileceği bir figürdür. Bu destanın nesilden nesile aktarılıp bugüne kadar gelebilmesi ise sözlü halk edebiyatının geniş çevre ve coğrafyalarca benimsenmesiyle mümkün olmuştur. Bu sanat çalışmasında, geleneksel üslupla yalnız Kırgızistan'da değil dünyanın dört bir tarafında yaşatılan "Manas Anlatıcılığı"nın, günümüze kadar gelen formu, büyük temsilci/icracıları, kayda alınmış/alınmamış örnekleri, özgün varyantları, içerdiği kültürel motifleri, özgün uyarlamaları ile incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmaların neticesinde bu çalışmaya sığdırılamayacak kadar geniş zenginliğini kapsayabilecek, Türkçe bir metin oluşturulmaya gidilmiştir. Sürdürülen araştırma, yorum, uygulama sürecinin sonucunda gerçekleşecek temsil, Türel Ezici'nin benzer kültürlerin buluşma noktası niteliğinde Manas Destanı'nın birinci bölümünden hareketle ortaya çıkardığı "Manas... Kırgız'ın Alp Yiğidi..." isimli metnin 'Manas Anlatıcılığı' tekniğine yakınsayan bir reji üslubuyla gerçekleştirilmiştir. Kırgız ve Türk kültürlerinin benzer yapısını bir kez de tiyatro sahnesinde yaşatmayı amaçlayan bu sanat çalışmasının araştırma, uygulama, yorum neticesinde yaratılan kültürler arası bir çalışma olması hedeflenmiştir.

DestanlarKültürKültürlerarasılık+5
Aızaada Nuranova
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Savaş'ın yıkıcı etkilerinin ve tecavüz olgusunun Matei Visniec'in "Savaş ve Kadın" oyununda incelenmesi ve reji uygulaması

Bu sanat çalışması raporu, insanlık tarihinde hiç bitmek bilmeyen savaşların dehşet ve vahşetine dikkat çekmeyi, özellikle savaşın yıkıcı şiddetine maruz kalan kadınların savaştaki durumunu anlatmayı amaçlamıştır. Savaşta kadına yönelen şiddeti, Bosna soykırımını inceleyen Romanyalı oyun yazarı Matei Visniec'in ''Savaş ve Kadın'' oyunu üstünden değerlendiren bir çalışmadır. Yazar bu oyunda etnik (iç) savaşın acı çehresini ve yıkımının yakın tarihte yaşanmış bir olaydan örnekleyerek kaleme almıştır. Visniec oyununda 21.yüzyıl medeniyetini eleştirmiş, aynı zamanda insanın varoluş sebebini sorgulamayı hedeflemiştir. Çalışmada, çağdaş tiyatro uygulayıcılarının yöntemleri izlenmiş, oyun dramatik ve anlatı bölümleriyle hem açık biçim hem kapalı biçim özelliği gösterdiği için, Epik dramaturgi ve sahne düzeni ile konvansiyonel-gerçekçi-psikolojik tiyatro dramaturgisi ve sahne düzeni, en iyi şekilde doze edilmeye çalışarak reji uygulaması gerçekleşmiştir.

Bosna SavaşıDramaturjiSavaş+4
Yetkin Sezair
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vsevolod Meyerhold'un biyomekanik oyunculuk yönteminin ritim anlayışı üzerinden incelenmesi

Bu çalışma, Vsevolod Meyerhold'un geliştirdiği biyomekanik oyunculuk sistemini, ritim kavramı ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. 20. yüzyıl tiyatro tarihinin önemli figürlerinden biri olan Meyerhold, oyunculuğu yalnızca psikolojik çözümleme temelli bir sanat dalı olarak değil, aynı zamanda fiziksel disiplin ve ritmik organizasyon üzerinden yapılandırılabilir bir alan olarak tanımlamıştır. Meyerhold'un biyomekanik sistemi, oyuncunun bedensel hareketlerinin ritmik döngüler içerisinde yapılandırılması gerektiğini savunur. Bu bağlamda çalışmada, ritmin Meyerhold'un sistemindeki yeri teorik ve uygulamalı boyutlarıyla analiz edilmiştir. Çalışmada, biyomekanik sistemin temel kavramları açıklanmış; ritmin oyuncunun jestleri, zamanlaması ve sahne içi koordinasyonuyla olan ilişkisi değerlendirilmiştir. Meyerhold'un yaklaşımı, Stanislavski'nin psikolojik gerçekçiliği ile karşılaştırılarak ritme dayalı fiziksel performans anlayışının özgün yönleri ortaya konmuştur. Ayrıca çalışmada, Emile Jaques-Dalcroze'un eurhythmics yöntemi ve Johannes Itten'in Bauhaus'taki ritim merkezli sanat pedagojisiyle Meyerhold'un biyomekaniği arasındaki paralellikler de tartışılmıştır. Tez sonucunda, ritmin yalnızca yardımcı bir öğe değil; oyunculuk pedagojisinin merkezinde yer alan kurucu bir yapı olduğu ortaya konmuştur. Ritim, oyuncunun bedensel farkındalığını artırmakta, sahnede uyumlu grup performansı yaratmakta ve estetik ifadenin sürekliliğini sağlamaktadır. Meyerhold'un sistemi, modern fiziksel tiyatro anlayışı ve oyuncu eğitiminde bugün hâlâ geçerliliğini koruyan bir temel sunmaktadır.

BiyomekanikFiziksel tiyatroMeyerhold, Vsevolod+2
Cem Bozan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni dramaturjilerde oyunsuluk

Tez çalışmasının amacı oyunsuluk unsurunun postmodern edebiyattaki konumu ve yeni dramaturjilerle ilişkisini saptamaktır. Bunun için edebi metinler ve sahnelenmek için yazılmış metinler ilişkisine değinilecek. Yine bu kapsamda gösteri dili ve edebi dil değişkenlerinden söz edilecek, geçmişten günümüze dramaturjik yaklaşım biçimleri aynı bağlamda incelenecek, dramaturjik yaklaşım biçimlerinde oyun olgusunun giderek azalan etkisinden söz edilerek oyun olgusu, oyunsuluk kavramı kapsamında yeniden gündeme getirilecektir. Bu kapsamda dramaturjik yaklaşımların evreleri oyun ve oyunsuluk bağlamında araştırılarak, oyunsuluk kavramının postmodern edebiyat, postyapısalcılık ve yapısöküm bağlamında tiyatro metinleri özelinde görünürlüğüne değinilerek yeni dramaturjiler hakkında bilgi verilecektir.

Mehmet Salih Sezgin
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk tiyatrosunda liberal feminizmin izleri: Lena Leyla ve diğerleri ile Krem Karamel oyunları üzerinden değerlendirilmesi

Bu çalışmada kadınların toplumsal cinsiyet rolleri ile bireysel özgürlük mücadeleleri arasındaki ilişki feminist teoriler temelinde ele alınmış; önce feminizmin tarihsel gelişimi ve liberal feminizmin temel yaklaşımları tartışılmış, ardından feminist tiyatronun dünya ve Türk tiyatrosundaki gelişimi incelenmiştir. Bu bağlamda Zeynep Kaçar'ın Krem Karamel ve Zehra İpşiroğlu'nun Lena, Leyla ve Diğerleri adlı oyunları analiz edilmiş; kadın karakterlerin özerklik arayışları, ataerkil normlara karşı verdikleri mücadeleler ve özgürleşme süreçleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bulgular, her iki oyunun da kadınların bireysel ve toplumsal özgürleşme arayışını sahneye taşıyarak liberal feminizmin temel ilkelerini görünür kıldığını ortaya koymaktadır. Çalışma, feminist tiyatronun dönüştürücü potansiyelini vurgulamakta, kadın temsillerine ilişkin eleştirel bir bakış açısı sunmakta ve Türk tiyatrosunda feminist perspektifle yazılmış metinlerin estetik ve politik önemini ortaya koyarak literatüre katkı sağlamaktadır. Bu yönüyle, daha önce kapsamlı biçimde ele alınmamış olan Türk tiyatrosundaki feminist izlekleri liberal feminizm bağlamında tartışmaya açmakta; hem kuramsal düzeyde hem de seçilen oyun örnekleri üzerinden özgün bir katkı sunmaktadır.

Berfin Koç
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Murathan Munhgan'ın Geyikler Lanetler oyununda simge imge kullanımı

Birinci bölümde simge, sembol, sembolizm, imge, metafor, alegori, gibi terimlerin içeriklerinden yola çıkılarak aralarında kurmuş oldukları bağ, birbirlerine olan benzerliklerinden ve farklılıklarından bahsedilecektir, İkinci bölümde, simge bağlamında incelenecek Geyikler Lanetler oyununun yazarı Murathan Mungan' ın hayatı, özgeçmişi ve dünya görüşü yer alacaktır, üçüncü bölümde ise Murathan Mungan'ın yazdığı Geyikler Lanetler oyununun dramaturgi incelemesi yapılıp ardından oyunda yer alan imge ve simgeler tespit edilip incelenmesi yapılacaktır.

Nupelda Sena Çiçek
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tiyatroda "Katharsis" kavramına farklı yaklaşımlar: Olumlama / olumsuzlama

İlk kez Aristoteles'in tanımını yaptığı katarsis kavramı pek çok alanda değinilen bir kavram olmuştur. Bu çalışmada katarsis kavramının tiyatro alanında ele alınışı ve alanda nasıl bir değişim, gelişim gösterdiği incelenmiştir. Bunun için ilk kısımda katarsisin etimolojik ve tıbbi tanımı yapılarak, felsefe ve psikoloji alanındaki karşılıkları üzerinde durulmuştur. Daha sonra felsefe alanından başlayarak kavrama olumlu ve olumsuz bakan yaklaşımlar incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde psikolojide karşıladığı anlamıyla katarsisi psikodrama ve Spontanite Tiyatrosu aracılığıyla taşıyan Jacob Levy Moreno'nun görüşlerine değinilmiştir. Son bölümde ise özellikle katarsis üzerinde durmuş olan dört tiyatro kuramcısının (Aristoteles, Antonin Artaud, Bertolt Brecht ve Augusto Boal) tiyatroları katarsisi olumlama ve olumsuzlama başlıkları altında karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, Psikoloji, Katarsis, Seyirci

FelsefeKatarsisOlumlama+6
Gülfem Aksoy
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyunculukta oyun kavramı ve gerçeklik ilişkisi üzerinden Stanislavski sistemi

Bu çalışma, tiyatro sanatında oyun kavramının kültürel, felsefi ve psikolojik boyutlarını incelemek amacıyla yapılandırılmıştır. Johan Huizinga'nın Homo Ludens adlı eserinde geliştirdiği oyun kuramı ile Konstantin Stanislavski'nin oyunculuk sistemine dair yaklaşımı arasında kavramsal bir köprü kurulmuştur. Huizinga'nın oyun anlayışı, insanın yaratıcı doğasına işaret eden bir kültürel faaliyet alanı sunarken; Stanislavski'nin geliştirdiği sistem, bu yaratıcı süreci sahne üzerinde gerçekliğe dönüştüren bir sanat pratiği olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, oyuncunun bireysel belleği, yaşadığı coğrafya, kültürel arka planı ve toplumsal konumunun sahnedeki yaratım sürecine olan etkilerini detaylı bir biçimde ele almıştır. Oyuncunun rolünü icra ederken sahne üzerinde anlam kuran, duygusal derinlik yaratan ve seyirciyle düşünsel bir bağ geliştiren bir özne olarak konumlandığı ortaya konmuştur. Huizinga'nın sihirli daire kavramı ile Stanislavski'nin sihirli eğer, duygusal hafıza ve içsel eylem ilkeleri arasında güçlü bir yapısal benzerlik saptanmıştır. Araştırmada kullanılan nitel yöntemler aracılığıyla yapılan kuramsal çözümlemeler sonucunda, oyunculuğun teknik beceri, hafıza, bireysel deneyim ve toplumsal yapı ile şekillenen çok katmanlı bir yaratım süreci olduğu vurgulanmıştır. Oyuncunun performansındaki inandırıcılık, sahnede kurulan gerçekliğin seyircinin duygusal ve zihinsel dünyasında nasıl karşılık bulduğunu da etkileyen temel bir unsura dönüşmüştür. Tez kapsamında yapılan değerlendirmeler, tiyatronun bireyin kendini, toplumu ve gerçekliği yeniden kurduğu yaratıcı bir eylem alanı oluşturduğunu ve estetik bir anlatım biçimi sunduğunu ortaya koymuştur.

Serkan Atar
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Jean Baudrillard'ın 'Simülasyon Kuramı'nın tiyatroya yansıması

Bu tez çalışması ile amaçlanan, Baudrillard'ın Simülasyon Kuramı'na değinilmesinin ardından, elde edilen bulgularla simültif kurguların tiyatro oyunlarındaki yansımalarını incelemektir. Baudrillard'ın Simülasyon Kuramında bahsettiği simülasyon, gerçek, simülakr ve sanal kavramları günümüz sahne teknolojilerinin oluşumunda temel alınmaktadır. Teknolojinin her alanda olduğu gibi tiyatro oyunlarında da kullanılmaya başlanması ile birlikte yeni bir teatral dil arayışına girilmiş, ancak bu yeni dijital tiyatro anlayışı ile birlikte oyuncunun teknoloji ile etkileşimi, oyun bütünlüğü ve seyirciye doğru aktarımı daha fazla önem kazanmıştır. Tez çalışmasının ilk bölümünde Baudrillard'ın yaşam öyküsü ve çalışmalarının ardından, Simülasyon Kuramı ve bu kurama aitkavramlarına yer verilmiştir. Simülasyon Kuramı günümüzün sahne teknolojilerine ışık tutmuş ve birçok sahne tasarımcısı gerçeklik ve simülasyon kavramlarından esinlenerek dijital sahne anlayışına yön vermiştir. Bu kuramın günümüz teknolojisinde sahnede uygulanabilirliği açısından ise mapping ve holografi teknolojileri incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise simültif kurguların tiyatro oyunlarındaki yansımaları incelenecektir. Tiyatrokare tarafından oynanan Mark Haddon 'un yazdığı Süper İyi Günler oyunu, TheatreduNouveauMonde tarafından oynanan William Shakespeare' in yazdığı Fırtına oyunu, ThéâtreNational de Chaillot tarafından oynanan, Leprince De Baumont' un yazdığı Güzel ve Çirkin oyunu ve Tiyatro 4 tarafından oynanan DeyanDukovski' nin yazdığı Boş Şehir oyunundaki dijital teknolojilerin incelemesinin ardından, oyuncu ve yönetmenlerin teknoloji ve tiyatro arasındaki görüşlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimler: Baudrillard, Teknoloji, Tiyatro

Baudrillard, JeanBenzetimSayısal teknoloji+3
Ahmet Rasim İşeri
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Murathan Mungan'ın Mahmud ile Yezida, Taziye Ve Geyikler Lanetler oyunlarının kader olgusu bağlamında incelenmesi

Çağdaş yazarlarımızdan romancı ve şair kimliği ile tanınan Murathan Mungan tiyatro tarihimize farklı dil ve üslubu ile Mezopotamya Üçlemesi olarak adlandırdığı üç oyunu (Mahmud ile Yezida, Taziye ve Geyikler Lanetler) kazandırmıştır. Bu çalışmanın amacı bir oyunun sahnelenmeden önce oyun analizini içeren sürece yardımcı olmaktır. Bu amaçtan hareketle oyunların sahnelenmesinde rejiye yardımcı olacağı düşüncesi ile yapısalcı çözümleme yöntemi ile sahne bölümlemeleri, zaman kullanımı, uzam dağılımı ve karakterler arasındaki ilişki biçimlerine değinilmiştir. Mezopotamya Üçlemesi oyunlarının töre ve kader ekseninde oluşturulduğu gözlemlenmiştir. Varlığı insanlık tarihi kadar eski, toplum inşasında binayı çevreleyen tuğlalar misali olan töre bir kavram olarak varlığını tüm toplumlarda hissettirir. Roman, öykü, film, dizi ve oyunlarda izlediğimiz kurgusal gerçekliği ile tanıdığımız, öğrendiğimiz töre olgusu tüm sınıfsal yapılanmalarda ki gelenek ve değerleri ifade etmektedir. Modern toplum olma yolunda ilerleyen ülkelerde kanıksanan yaşamsal gelenekler ile çatışmaya başlaması üzerine gerçekliği, yapısı ve yaptırımları sorgulanmaya başlanmıştır. Töreler yazılı olmayan meşruluğu kanıksanmış bir sistem olarak kendi kural ve yasalarını yüzyıllar içinde şekillendirip kanıksatmıştır. Bu çalışmanın başlangıç noktası olan kader olgusu törelerin aşılamayarak kişilerin bireyselliğe geçişini engelleyen bir unsur olarak saptanmıştır. Töreleri kaderleri, kaderleri töreleri olmuştur bu coğrafya insanlarının. "Murathan Mungan'ın Mahmud ile Yezida, Taziye ve Geyikler Lanetler Oyunlarının Kader Olgusu Bağlamında İncelenmesi" adlı bu çalışmada, Mezopotamya Üçlemesi oyunları kronolojik sıra ile ele alındı. Çalışmanın giriş bölümünden sonra ikinci bölümünde kader ve töre tanımlarına değinildi. Üçüncü bölümde Yapısalcılık tanım ve yöntemine bu konuda yapılmış çalışmalara değinilerek yer verildi. Dördüncü bölüm ilk üç alt başlığında çalışmaya konu olan oyunların yazarı Murathan Mungan'ın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verildi. Dördüncü bölüm; dördüncü alt başlığından itibaren oyunlar kronolojik sıralama ile sahne bölümlemeleri, zaman boyutu, uzam boyutu ve sonuç olarak değerlendirildi. Bu çalışmada ulaşılmak istenen, incelenen oyunlarda kaderin ne derece yer aldığı, oyun kişilerinin kurmaca hayatlarını ne şekilde etkilediğine dair tespit ve sonuçlara varmak olmuştur. Anahtar Kelimeler: Murathan Mungan, Kader, Töre, Oyun İnceleme, Yapısalcılık.

KaderTiyatroTiyatro oyunları+2
Emel Sayım
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşme sürecinde çağdaş tiyatronun tarihsel değişimi

Tiyatro, içine doğduğu ve yaşadığı toplumun yapısından, kültüründen, tarihinden beslenir. Çağlar boyunca tiyatroyu beslemiş olan bu kaynaklar değişime ve dönüşüme uğramış, tiyatronun işlevi, amacı sorgulanmıştır. Bu sorgulama sürecinde dünyada meydana gelen gelişmeler de etkili olmuştur. Tiyatronun anlatım unsurlarının yanı sıra prodüksiyon sürecini, finansmanını ve sahnelenmesini bütünüyle etkileyen küreselleşme sürecinin, bir sanat aracı ve eylemi olarak tiyatroyu uğrattığı dönüşümün yansımaları, örnekleriyle birlikte bu çalışmada tartışılmaktadır. Böylelikle Çağdaş Tiyatronun, tıpkı kendisini önceleyen kavram ve teorilerin etkisinde kalması gibi, kendisinden sonra gelecek olan akımlara ve oluşacak teorilere tutacağı ışık, seçilen örnekler üzerinden analize tabi tutularak açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Çağdaş Tiyatroyu farklı boyutlarıyla temsil ettiği düşünülerek seçilen "Balkon", "Aç Sınıfın Laneti", "Andorra", "Bir Demet Tiyatro", "Ah Hollywood", "Cam Yapraklar", "Su ve Ateş Anıları" isimli oyunlar, eleştirel ve betimleyici bir yaklaşımla değerlendirilmiş, tiyatro dünyasının yaşadığı bu dönüşümün gelecek sanat dünyasına olası yansımalarına dair aydınlatıcı bir resim çizilmeye çalışılmıştır.

KüreselleşmeModern tiyatroTarihsel gelişim+2
Ceyda Gönen
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2017-2018 eğitim öğretim döneminde İstanbul'da lisans düzeyinde tiyatro (Oyunculuk) eğitimi veren akademik kurumların müfredat programlarının incelenmesi

2018 yılına gelindiğinde Türkiye'de Oyunculuk icra edilen alanlar ve bu alanlarla ilgili ulaşılan veriler; Oyunculuk mesleğinin, ulusal anlamda geldiği boyut; rekabet koşulları; eğitim veren akademik kurumların sayısı ve niteliği incelendiğinde, oyunculuk eğitim sisteminin üzerine yapılmış yeterince araştırma olmadığı görülmektedir. Verimli, modern, başta ulusal düzeyde; sonra uluslararası standartlarda kabul gören bir eğitim içeriği oluşturmanın ilk adımı eğitim geleneğinin ve var olan sistemimizi analiz etmektir. Bu çalışmada dünyayı etkilemiş oyunculuk ekollerinin tarihine değinilmiş; Türk tiyatro anlayışının gelişimi, eğitim sistemimizin oluşumu, akademik oyunculuk eğitimimizin tarihsel gelişimi ana hatlarıyla incelenmiştir. Çalışmanın Merkezinde ise İstanbul'da oyunculuk alanında eğitim veren akademik eğitim kurumlarının Kuruluş tarihleri, eğitim programlarını oluşturan derslerin içeriği, ders sayıları, ders çeşitlilikleri, akts yükleri, teorik ve uygulamalı saatlerin dağılım incelemeleri yer almaktadır. Kurumların Bologna bilgi sistemleri üzerinden paylaştığı veriler değerlendirilerek, grafikler oluşturulmuş istatistiksel karşılaştırılmalar yapılmış ve ulaşılan veriler tartışılarak sonuçları değerlendirilmiştir.

Ders programlarıOyunculukTiyatro+4
Baran Güler
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyunculukta diyonizyak bedene feminist değerlendirme

Kadınların özne olma savaşında sanatın, özellikle de feminist sanatın tarihi ve eserleri yeniden okuması kadınların bu özne olma savaşına büyük katkıda bulunmuştur. Tiyatro, kadının varoluşu ve kimliği için siyasi ve kültürel oluşum biçimlerinin ayırdedilmesine, kadınların kendi hayatları üstünde hak sahibi olabilmelerine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ötekileştirildikleri bu konumlarının artık bitmesine olanak tanıyan bir alan olarak görülebilmektedir. Bu incelemenin rehberliğinde ritüel tiyatro öğesi olarak diyonizyak bedenin oyuncu tarafından kullanılarak oyunculuğunda ve bedeninde özgürleşmesi salt oyuncu kişisi olarak mevcut olmasının mümkün olup olmadığı araştırılacaktır. Doğadaki kadın imgesi, dişil ve eril olanın toplum okumasındaki etkisi ve bunun doğaya dair olan "diyonizyak" olan ile araştırılması yapılacaktır. Bu olgular ve araştırmalar ışığında oyunculukta diyonizyak esrime beden kullanımı, oyuncu bedenindeki yansımalardan örneklendirilerek feminist teori üzerinden araştırılacaktır. Feminist tiyatronun var olma nedeni olan bu vurguyu çıkış noktası alarak ritüel tiyatro öğeleri, esrime beden ve kadın bedeni algısı ile ilgili yapılan araştırmalar ve teoriler ışığında yeniden farklı bir bakış açısıyla sorgulanacaktır. Anahtar Kelimeler: Feminist Kuram, Antik Yunan, Dionysos, Diyonizyak Beden, Tiyatro

Nilsen Arıbaş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Homo Ludens paralelinde dramatik oyuncunun özellikleri

Johan Huizinga'ya göre bütün bir insanlık uygarlığı oyundan türemiştir. Buna göre insanlar, uygarlık içerisinde kendilerine düşen rolleri oynarlar. Bazı insanlar oyun oynadığının bilincindeyken, bazı insanlar oynadıkları oyunun, asıl hayatın yerini alması sebebiyle bunun bilincinde değildir. Tiyatro oyuncuları ise ilk grupta yer alan, oyun oynadığının bilincinde olan oyunculardandırlar. Bu çalışmada tiyatro oyuncusunun özellikleri, diğer oyuncularla ortak olan yönleri bağlamında araştırılmıştır. Huizinga'nın Homo Ludens eserinden yola çıkılarak; tüm oyuncularda ortak özellikler olan eğlenmek, bilinç ve rekabet kavramlarının tiyatro oyuncusu üzerindeki yansımalarına odaklanılmıştır.

Dramatik oyunDramatik tiyatroHuizinga, Johan+3
Aydın Beşikci
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern doğaçlama tiyatro ve modern doğaçlama tiyatro ile geleneksel Türk tiyatrosu arasındaki benzerlikler

Doğaçlama tiyatronun ülkemizde git gide yaygın hale gelen, birçok yeni doğaçlama ekiplerinin kurulduğu ve halen aktif olarak da devam eden ekiplere eklenerek daha da yayılmaya devam etmektedir. Modern doğaçlama tiyatro yapan Mahşer-i Cümbüş ekibi tarafında gösterilerinde modern doğaçlama tiyatronun Geleneksel Türk tiyatrosu ile benzerlikleri olduğu dile getirmektedir. Bu çalışmada da amaç bu benzerlikleri ortaya çıkarmak ve doğaçlama tiyatro yapan, ilgi duyan, merak eden herkese kaynak oluşturmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde doğaçlama kavramı doğaçlamanın kökeni ve doğaçlama tiyatro tarihi anlatılmıştır. İkinci bölümde modern doğaçlama tiyatro yapısı, geçmişi oyun formatlarının geçmişi, nasıl ortaya çıktığı, Türkiye ve Dünya'daki öncüleri hakkında bilgi vermektedir. Son bölümde ise Geleneksel Türk Tiyatrosunun tüm türlerinden ve yapısından bahsedilmektedir. Sonuç bölümünde ise bulunan benzerlikler tespit edilip Modern Doğaçlama Tiyatro ve Geleneksel Türk Tiyatrosu üzerine tartışılmıştır.

DoğaçlamaModern tiyatroTiyatro+1
Utku Çetin
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sahne dövüşü koreografisi ve aksiyon oyuncusunun hazırlanma evreleri

Sahne Dövüşü Koreografisi, yüzyılların geleneklerini ve çok yönlü disiplinlerini, kendi bünyesinde toplayıp harmanlayarak, sanata dönüştüren bir oyunculuk disiplinidir. İnsanlık tarihi, savaş, şiddet ve çatışmalarla doludur. Tiyatronun ortaya çıkışından bu yana bu kavramlar, seyirci ile paylaşılmıştır. Bu paylaşım, çatışma eyleminin yüzyıllar içerisinde evrim geçirmesini ve sistematik bir branşın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ülkemizde henüz tam olarak sistemleşmemiş bu alanı araştırmak, gelişimine katkı sağlamak amacıyla yürütülmüş bu çalışmada, sahne dövüşü koreografisini ve aksiyon oyunculuğunu besleyen tarihi süreç ve disiplinler incelenerek, bir oyuncunun bu teknikleri sadece tiyatroda değil, sinemada da nasıl kullanılabileceği, bu alanda kendisini nasıl yetiştirebileceğine dair bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın içeriğinde, çeşitli toplumların savaş – dövüş sanatlarının tarihi, kullanılan silahların özgül özellikleri ve kullanım yöntemleri ile birlikte, çeşitli dövüş stillerinin metotları, atlı savaş sanatları, kostüm ve güvenliğe dair kurallardan bahsedilmiş, bu bilgiler ışığında aksiyon illüzyonunun nasıl yaratılabilineceğine dair uygulamalar aktarılmıştır. Çalışma, anlaşılır olması açısından 5 bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, sahne dövüşü koreografisinin varoluş sebepleri ve araştırılmasının gerekliliğinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, sahne dövüşü koreografisini var eden alt tanımlamalar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Avrupa, Asya ve Uzak Doğu toplumlarının savaş - dövüş sanatları araştırılmış, Viking kalkanlarından katanaya, uzun kılıçtan, Türk okçuluğuna kadar geniş bir yelpazede askeri teçhizat, silah ve stratejilerin spesifik özelliklerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde, araştırılan savaş-dövüş tekniklerinin ve materyallerin tatbik ediliş biçimine yer verilmiş, pratiği anlatılan tüm metotların koreografide nasıl uygulanması gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca aksiyon oyuncusunun fiziksel yolculuğuna yardımcı olması adına, çeşitli etütlere yer vermekle birlikte, koreografa, aksesuar ve kostüm tasarımcısına dikkat edilmesi gereken bazı hususlar konusunda önerilerde bulunulmuştur. Beşinci bölüm, araştırma sonucunda varılan nokta ve elde edilen verilerin paylaşıldığı ana başlıktır. Anahtar Kelimeler: Sahne Dövüşü, Aksiyon Koreografisi, Oyuncu, Tiyatro, Sinema

AksiyonDövüş sanatlarıKoreografi+4
Tamer Serkan Subaşı
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Musahipzade Celal oyunlarında modern kadının inşası

Bu araştırma projesinde; ulusal Türk Tiyatrosuna ilk adımı atan, geleneksel sanatla bağlantıyı yaşama geçiren, görenek güldürü türünü kazandıran, Türk dilinin değerini vurgulayan; tüm bu özellikleriyle Türk Tiyatrosunda ayrıcalıklı bir yeri olan Musahipzade Celâl'in oyunlarında yer alan modern feminizmin tiyatro kökleri ele alınacaktır. Bu çalışmada ayrıca, Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle birlikte, Türkiye'nin sosyal olarak bilinçli oyun yazarlık biçimlerinin, kadın haklarını ilerletmek ve feminist hayal gücünü yansıtmak için tiyatro türlerinin nasıl kullanıldığı ve uyarlandığı tartışılmaktadır. Tiyatro eleştirmenlerinin ve seyircilerin bu erken feminist olgulara nasıl tepki verdikleri de analiz edilmektedir. İkinci Bölümde, oyun yazarlarının geleneksel Türk Tiyatrosundan, kişi ve toplumsal sorunlardan ve değişen aile yapısından etkilenerek kaleme aldıkları oyunların yansımaları ele alınmaktadır. Bu bölüm, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türk oyun yazarlığı olarak, iki bölümde incelenmektedir. Üçüncü Bölümde, "Cumhuriyet ile kadının değişen dünyası", Cumhuriyet öncesi ve 1926 Türk Medeni Kanunu ve kadına yönelik haklar kapsamında incelenmektedir. Cumhuriyet döneminde çıkarılan bu kanun, kadınların ikinci sınıf insan görülmesi konusundaki tabuları yıkmıştır. Dördüncü Bölümde, Musahipzade Celâl'in yaşamı ve yazarlığındaki gelişmeler, örnek oyunlarındaki kadın karakterlerin gelişimi ile ele alınmaktadır. Musahipzade Celâl'in gençliğinde, kadınlar tiyatroya yeni yeni gidebilmeye başlamışlar, o da ya kendileri için "kadınlara özel" oyunlarda, ya da önü tül perdeyle kapatılan ve karanlıkta bırakılan kadın balkonlarında izleyebilmişlerdir. Cumhuriyet'in kadınlara sağladığı haklar, her alanda görülen modernliğin, kadın yaşamında da görülmesini sağlamıştır. Musahipzade Celâl, bu geçişi oyunlarındaki kadın karakterleri aracılığı ile izleyiciye sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Musahipzade Celâl, Feminizm, Kadın Hakları, Tiyatro Oyunlarında Modern Kadın. GENERAL KNOWLEDGE

FeminizmKadın haklarıKadınlar+5
Hatice Yurtduru
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk tiyatrosunda son 10 yılda yazılan oyunlardaki LGBT karakterlerin Queer Teori ile incelenmesi

Bu tezde Türkiye'deki 2010 yılı sonrası yazılan ve sahnelenen 80'lerde Lubunya Olmak, 90'larda Lubunya Olmak ve Cadının Bohçası oyunlarındaki LGBT karakterler Queer teori bakış açısı ile incelenecektir. Bu karakterlerin oyunlardaki söylemleri, ele alınış biçimleri ve hikayeleri dönemin kültürel ve sosyolojik olayları ile paralel olarak irdelenerek, elde edilen bulgular sayesinde Türkiye'deki LGBT karakterlerle ilgili incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Queer, Tiyatro, LGBT, Toplumsal Cinsiyet

LGBTLGBTQQueer Kuramı+4
Atlas Karan Tumluer
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00