
888
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Görme engelli bireylerin bağlama eğitimindekarşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri: Şanlıurfaörneği
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ GÖRME ENGELLİ BİREYLERİN BAĞLAMA EĞİTİMİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERILERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ ERDAL CAP HARRAN ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ ANABİLİM DALI Tez Danışman: Doç. Dr. Ozan BALDAN Yıl: 2025, Sayfa : 79 Bu çalışma, Şanlıurfa ilindeki müzik eğitimi veren kurumlarda, görme engelli bireylere yönelik bağlama eğitimi sürecinde yaşanan sorunları belirlemeyi amaçlamaktadır. Görme engelli öğrencilerin bağlama eğitimi alırken karşılaştıkları zorluklar, kullanılan materyaller, öğretim yöntemleri, öğretmenlerin bu alandaki bilgi ve becerileri, eğitim ortamlarının fiziki koşulları, kurumsal altyapı eksiklikleri ve eğitim sürecindeki genel sıkıntılar bu araştırmanın odak noktası olmuştur. Araştırma, nitel araştırma yöntemi kullanılarak, Şanlıurfa'daki müzik eğitimi veren kurumlarda görev yapan müzik öğretmenleri ile yapılan görüşmeler ve gözlemler yoluyla gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde öğretmenlerin, görme engelli öğrencilerle çalışırken karşılaştıkları ana sorunlar arasında, görsel yöntemlerin kullanılamaması, özel eğitim materyallerinin eksikliği, öğretmen eğitimi konusunda yetersizlikler ve kurumsal desteğin yetersizliği öne çıkmıştır. Ayrıca, eğitim materyallerinin büyük çoğunluğunun görme engelli bireyler için uygun olmaması, öğretmenlerin alternatif öğretim teknikleri geliştirmede karşılaştıkları güçlükler de bu zorluklar arasında yer almıştır. Bulgulara göre, bağlama eğitimi sürecinde kullanılan yöntemlerin genellikle görme engeli bulunmayan öğrencilere yönelik olduğu, bu durumun görme engelli öğrenciler için daha karmaşık hale geldiği ve öğretmenlerin bağlama eğitiminde daha fazla emek, zaman ve sabır harcadığı tespit edilmiştir. Braille nota kullanımının eğitimi kolaylaştırabileceği vurgulansa da, bu yöntemi öğrenen ve uygulayan öğretmen sayısının az olduğu gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Şanlıurfa, Bağlama, Bağlama eğitimi, Görme engelli
Resim sanatında mekân olgusu( Türk resim sanatında mekân açısından D grubu ressamları)
Resim sanatının tarihi gelişimi incelendiğinde, mekân olgusu her dönemde karşımıza çıkmaktadır. Resim sanatında mekânın gelişiminin dönemlere göre farklı biçimlerde yorumlanmış olduğunu görmekteyiz. M.Ö. 4500'e kadar uzana Mısır medeniyetinde inanç ağırlıklı olan sanat yapıtlarındaki mekan olgusu Yunan sanatında farklı bir boyut alırken, Ortaçağda farklı bir boyuta kavuşmuştur. Rönesans sanatında mekân bilimselliğe doğru yol alırken Modern dönem sanatında ise mekân olgusu parlaklığını yitirmeye başlamıştır. Resimde mekân olgusu, resmin biçimsel anlamda ele alınabilecek bir özelliği olduğu kadar, belli düşünce ve bakış açıları ile ilişkisi bakımından da bir inceleme konusu olduğunu görmekteyiz. Sanat alnında önemli olduğunu düşündüğümüz "Mekân" olgusunu araştırmak ve bunu Türk resim sanatına Batı sanatının güncel akımlarını getiren D grubu ile ilişkilendirmenin önemli olacağı düşüncesinden hareketle gerçekleştirdiğimiz "Resim Sanatında Mekân Olgusu (Türk Resim Sanatında Mekân Açısından D grubu Ressamları)" adlı bu araştırma literatür taraması şeklinde yapılmıştır. Araştırma için görsel ve yazılı kaynaklardan elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmanın temel hareket noktası sanatsal, sosyal, teknik, düşünsel v.b. etkenler paralelinde konuya yaklaşmak ve Türk Resim Sanatında D grubu ressamların eserlerini analiz ederek mekân yönünde değerlendirmektir. Bu araştırmayı gerçekleştirirken, tezin giriş bölümünde, problemin tanımı yapılmış, çalışmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde, kavramsal çerçeve bulunmaktadır. Burada Birnci alt başlık olarak olarak sanat ve mekân kavramaları ele alınmış olup mekân olgusunun resim sanatındaki varoluş çabası incelenmiştir. İkinci alt başlıkta resim sanatında mekân kavramını etkileyen sanat elemanları ele alınıp resim sanatında mekân oluşumuna katkılarından söz edilmiştir. Üçüncü alt başlık oılarak resim sanatında mekân kavramını etkileyen sanat ilkelerinin açıklamaları yapılmıştır. Dördüncü alt başlıkta çalışmada resim sanatında mekân olgusunun tarihsel gelişimine genel olarak bakılmış olup dönemler itibariyle mekân olgunun oluşum çabaları incelenmiştir. Beşinci alt başlıkta batılılaşma döneminde Türk resim sanatında mekân olgusu irdelenerek kavramsal çerçeve dahilinde dünyada ve ülkemizde gelişen ekonomik, sosyo–kültürel ve endüstriyel gelişmeler doğrultusunda resim sanatında mekân olgusunun oluşumunda hazırlayıcı faktörler ele alınmıştır. Altıncı alt başlıkta çalışmanın ana problemi olan Türk Resim Sanatında kırılma noktası sayılan batılılaşma dönemi faaiyetleri sonucu kurulan sanat hareketlerinden D grubu ressamlarının mekân açısından eserleri incelenerek ele alınmıştır. Araştırmanın yedinci alt başlığında ise çalıştığımız tez konusunda benzer ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümde ise tezin bütün bölümlerin incelenmesi doğrultusunda genel değerlendirmesi yapılarak sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Yaptığımız araştırmada sonuç olarak, sanat tarihinin her döneminde sanatta mekân olgusu gündemde olmuştur. Türk resim sanatında batılılaşma hareketleri doğrultusunda kurulan D grubu, kendisini gerçekleştirme çabalarını devam ettirirken resim sanatında mekân olgusunu Kübist ve Konstrüktivist akımlarda aramışlardır. Soyutlamaya doğru yol alan bu akımların Rönesansta ortaya konan mekân olgusundan olabildiğince kaçtıkları ve resimde satıhlaşmaya yöneldikleri görülmektedir. Aynı yolda ilerlemeye çalışan D grubu ressamalrı da Rönesansın baştacı ettiği bilimsel perspektifi ikinci plana iterek soyut uygulamalarda mekan oluşturmaya ve iki boyutun eğemen olduğu kompozisyonlara yönelmiştir. D grubu iki boyutlu kompozisyonlara yönelirken esin kaynağı sadece Batı olmamıştır. Türk geleneksel sanatları iki boyutlu yönüyle D grubuna esin kaynağı olmuştur. Anahtar Sözcükler Mekân, Resim Sanatında Mekân, D grubu.
Van Güzel Sanatlar Lisesinde görev yapan piyano öğretmenlerinin piyanoda deşifre kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmada GSL'nde görev yapan piyano öğretmenlerinin piyano eğitiminde deşifrenin önemine ilişkin düşüncelerinin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van İlinde görev yapan piyano öğretmenleri, örneklemini ise Van Tuşba GSL'nde görev yapan beş (5) piyano öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada "amaçlı örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, var olan bir durumun derinlemesine incelenmesini sağlayan nitel araştırma yöntemlerinden "durum çalışması" modeline dayalı olarak planlanmıştır. Araştırma verileri; piyano eğitiminde deşifre yöntemine yönelik öğretmenlerin düşünce ve varsa piyano eğitimi uygulaması süresince kullandıkları yöntemlerin tespit edilmesi amacıyla dokuz sorudan oluşan "yarı yapılandırılmış görüşme formu" ile toplanmıştır. Bu form araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Verilerin toplanması için öncelikle MEB'ten gerekli izinler alınmış ve VAN GSL'nde öğretmenlerle yüz yüze bire bir görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sırasında ses kayıt cihazı kullanılmış ve her görüşme yaklaşık 10-15 dakika sürmüştür. Araştırmanın veri kaynağı olan yarı yapılandırılmış görüşme formuna verilen cevaplar içerik ve betimsel analizi teknikleri yoluyla analiz edilmiştir. Veriler analiz edilirken öğretmenlerin ses kayıt cihazındaki görüşlerin dökümü bilgisayara aktarılmıştır. Öğretmenlerin görüşleri bilgisayara aktarılırken her öğretmene bir kod verilmiştir. Öğretmenlerin görüşleri incelenirken, araştırmacı tarafından kodlar oluşturulmuş ve oluşturulan kodlar belirli temalar etrafında bir araya getirilmiştir. Daha sonra ikinci bir araştırmacı, bağımsız olarak bu görüşler üzerinde okumalar yapmış ve birinci araştırmacı tarafından oluşturulan kod ve temalara uygunluğunu yeniden incelemiştir. İki araştırmacının kodlamaları arasındaki tutarlılık yüzdeleri Miles ve Huberman (1994)'ın önerdiği formüle göre hesaplanmıştır. Bu formüle göre iki araştırmacının kodlamaları arasındaki tutarlık yüzdesi % 94 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, çalışmaya katılan öğretmenlerin görüşlerini mümkün olduğunca aktarabilmek için öğretmenlerin görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır. Verilerin analiz edilmesi sonucunda öğretmenlerin belirttikleri düşünceler, "Deşifre", "Uygulama", "Duyuşsal özellikler", "Öğrenci", "Piyano", "Fiziki şartlar", "Yöntem" ve "Deşifrenin yaptırılması" temaları kapsamında bir araya getirilmiştir. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak, piyano eğitiminde deşifre tekniğinin gerekli, önemli ve faydalı olduğu, bu tekniğin öğrencinin piyano becerisini arttırdığı, öğrencilerin bu teknik sayesinde piyanoya karşı olumlu tutum geliştirdiği, piyano öğretilmesi sürecinde öğretmenlerin farklı kaynaklardan faydalandıkları, piyano ders saatinin az olduğu, piyano dersindeki öğrencilerin sayısının fazla olduğu, piyano çalışma odalarının ve piyano sayısının az olduğu sonucuna varılmıştır.
Kerkük yöresi halk ezgilerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Halkın felsefesini ve hayata bakış tarzını yansıtan müzik, çalışmamıza konu olacak olan Halk Ezgileri ile çok özel bir form kazanmıştır. Konu olarak insan sevgisi, hasret, acı, arzu, yakarma ve isyan gibi duyguların yanı sıra kahramanlık, fedakârlık ve ölüm gibi temaların da işlendiği Kırık Havalarda çok defa iyimserlik havası hâkimdir. Bu çalışma da Kerkük Halk Ezgilerine makam, ölçü sayısı ve toplam ölçü uzunluğu bakımından içerik analizi yapılmış ve halk ezgileri incelenmiştir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın problem durumu, araştırmanın amacı ve önemi, problem cümlesi, sınırlılıklar ve araştırmanın tanımları bulunmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde; Türkiye' de yapılan, bu araştırmaya benzer çalışmalara yer verilmiş ve araştırmanın önemi bir kez daha vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemine dair bilgiler yer almakta olup evren örneklem, veri toplama araçlarından bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde araştırmanın bulguları problem cümlelerindeki sırasına göre verilmiş ve tablolar yorumlanmıştır. Araştırmanın beşinci bölümünde ise araştırmanın sonuçları ve sonuçlara yönelik bulgular yer almaktadır. Araştırmanın bir kaynak olarak kullanılabileceği düşüncesiyle araştırmada yer alan halk ezgilerinin notaları ekte verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kerkük Yöresi, Makam, Ritim, Halk Ezgileri
Müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimi dersindeki özyeterlik algılarının incelenmesi.
Bu araştırmada, müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimi dersine yönelik öz yeterlik algılarının farklı değişkenler açısından incelenerek tespit edilmesi ve bu tespit doğrultusunda eğitim öğretime katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel türde tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu; Adnan Menderes Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Harran Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Trabzon Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Ana Bilim dalı üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim görmekte olan 157 erkek, 238 kız olmak üzere toplam 395 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Bireysel Ses Eğitimi Dersi Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere bakıldığında; müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimi dersine yönelik öz yeterlik algılarının orta düzeyde olduğu, cinsiyet ve okul değişkenine göre bakıldığında öz yeterlik algıları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı fakat madde bazında farklılıklar olduğu, sınıf değişkenine göre bakıldığında ise 4. Sınıf öğrencilerinin 3. Sınıf öğrencilerine göre öz yeterlik algılarının daha yüksek olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmadaki katılımcıların bireysel ses eğitimi dersine yönelik genel kaygı ve öz yeterlik algıları arasında orta büyüklükte ve ters yönde bir etki ve ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Özengen müzik eğitimi veren kurumlarda klasik gitar eğitimine yönelik öğretmen görüşleri (Osmaniye ili örneği)
Bu araştırma, Osmaniye ilinde faaliyet gösteren özengen müzik eğitimi kurumlarındaki klasik gitar öğretimine yönelik öğretmen görüşlerini belirlemeyi hedeflemektedir. Araştırmanın amacı doğrultusunda özengen müzik eğitimi kurumlarında çalışan öğretmenlerin klasik gitar öğretiminde kullandıkları yöntem ve tekniklerin; öğretim materyalleri ile ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin neler olduğunun yanı sıra öğretmenlerin klasik gitar öğretiminde karşılaştıkları sorunlar ile sorunların çözümüne ilişkin önerilerin neler olduğu üzerine yoğunlaşılmıştır. Araştırma kapsamında gitarın tarihi, yapısı ve çeşitli çalma tekniklerini detaylı bir şekilde incelenmiş olup alan yazında gerçekleştirilen ilgili çalışmaların bulguları ve sonuçları doğrultusunda bu araştırmanın bulgu ve sonuçları desteklenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomolojik desen kullanılmış olup yarı yapılandırılmış görüşme formu ile Osmaniye ilinde bulunan özengen müzik eğitimi kurumlarında görev yapan 10 öğretmenin görüşlerine başvurulmuştur. Görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiş olup bulgular tablolaştırılarak doğrudan alıntılar ile sunulmuştur. Araştırmanın sonuçları olarak öğretmenlerin kullandıkları yöntem ve teknikler bağlamında teknik geliştirme ve müziksel ifade; öğretim materyalleri bağlamında kitaplar ve notlar, ölçme ve değerlendirme yöntemleri bağlamında performans değerlendirmesi ile yazılı ve sözlü testler tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar olarak devamsızlık sorunu ile süreklilik olmaması ortaya koyulmakla birlikte öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların çözümü için çağdaş eğitim materyallerinin kullanımı ile dijital kaynakların entegrasyonu belirtilmiştir.
Güzel sanatlar liseleri öğrencilerinin Yükseköğretim Kurumlarına Geçiş Sınavında (YKS) yaşadıkları kaygı düzeyini etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde yer alan (İstanbul, Ankara, Balıkesir, Mersin, Diyarbakır, Samsun ve Van) şehirlerindeki güzel sanatlar liseleri son sınıf öğrencilerinin Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) yönelik sınav kaygı düzeylerini ve bu kaygıyı etkileyen faktörleri incelemektedir. Güzel Sanatlar Liseleri (GSL) son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarına ilişkin yaşadığı kaygılar değerlendirilmiş ve bu doğrultuda çeşitli öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. (GSL) son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarında beklenen başarı düzeyine ulaşamamalarının, çok yönlü etkenlere dayandığı bilinmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın odak noktasını oluşturan veriler, öğrencilerin bu sınavlara yönelik kaygılarını nicel bir çalışmayla ortaya koyarak bilimsel bir temel oluşturmayı hedeflemektedir. Elde edilen verilere dayanarak, GSL son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarındaki kaygılarını değerlendirirken, aynı zamanda bu kaygıların altında yatan nedenlere de odaklanılması önemlidir. Sınav hazırlık süreçleri ve benzeri çeşitli faktörlerin, öğrencilerin kaygı düzeylerini artırarak akademik başarılarını olumsuz yönde etkileyebileceği ileri sürülmektedir. Bu çerçevede, araştırmanın bulguları, GSL son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarına yönelik kaygılarına daha kapsamlı bir bakış sunarak, önerilerin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Yapılan anket sonuçlarına göre, en yüksek ortalama 3,52 ile "Gerçekten önemli sınavlara girerken bedensel olarak panik halinde olurum" sorusuna verilen yanıtlarda görülürken, en düşük ortalama "Başarısız olursam insanlar benim yeteneğimden şüpheye düşecekler" sorusunda tespit edilmiştir. Ölçeğin genel ortalaması 3,33 olup, standart sapması 0,86 olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlar, GSL öğrencilerinin orta düzeyde kaygı yaşadıklarını göstermektedir. Araştırma, öğrencilerin sınav kaygıları ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi ve sınav kaygısının cinsiyet, ebeveyn eğitimi, kardeş sayısı, çalışma ortamı gibi değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını değerlendirmiştir. GSL Müzik Bölümü öğrencilerinin sınav kaygı düzeyleri üniversite giriş sınavına verdikleri öneme, kendi odalarına sahip olma, dershaneye gitme, özel ders alma, evde kendini mutlu hissetme, evde yaşayan kişi sayısı, cinsiyet değişkeni, aylık gelir, anne ve babanın eğitim düzeyine göre sonuçlandırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, lise öğrencilerinin büyük bir kısmının kendi odalarına sahip oldukları belirlenmiştir. Kendi çalışma alanlarına sahip olan öğrencilerin sınav kaygılarının daha az olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, kendi odaları olan öğrencilerin de kaygı düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu, özel ders alarak eğitimlerine devam etmektedir. Bazı öğrenciler hem dershane eğitimi almakta hem de özel derslerle sınavlara hazırlanmaktadır. Dershane eğitimi almayan öğrencilerin TYT sınavına yönelik endişe ve kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Aile baskısı altındaki öğrencilerde sınav kaygısının daha yüksek olduğu ve bu öğrencilerin geleceği ve sınavları bir tehdit olarak görmeye daha meyilli oldukları gözlemlenmiştir. Öğrencilerin evdeki mutluluk durumları incelendiğinde, öğrencilerin %52,35'inin evde kendilerini mutlu hissettiği anlaşılmıştır.
Z kuşağının müzik eğitimi algısı: Müzik öğretim programları ve değişen öğrenme ihtiyaçları
Bu araştırma, formal eğitim sistemi içinde yer alan müzik derslerine yönelik mevcut müzik öğretim programlarının ve geleneksel öğrenme yöntemlerinin, Z Kuşağı'nın öğrenme ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı düşüncesiyle yapılmıştır. Araştırma kapsamında, yalnızca müzik öğretim programları ve yöntemler değil, aynı zamanda gelir durumu, aile eğitim düzeyi, fırsat eşitliği, teknolojiye erişim ve okul dışı eğitim olanakları gibi sosyoekonomik faktörlerin de etkileri incelenmiştir. Van ilindeki lise öğrencileriyle yürütülen bu çalışmada veriler nicel yöntemlerle betimsel ilişkisel tarama modeli kullanılarak toplanmış ve analiz edilmiştir. Öğrencilerin müzik başarılarını etkileyen sosyodemografik değişkenler ve öğretim programlarının etkililiği detaylı olarak incelenmiş, veri toplama aracı olarak geliştirilen müzik dersi yeterlilik ölçeği geçerlilik ve güvenilirlik testlerine tabi tutulmuş, elde edilen veriler istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir. Bulgular, öğrencilerin müzik başarılarının okul dışı müzik kurslarına katılım, müzik aletlerine erişim ve okul müzik derslerinin etkililiği gibi faktörlerden olumlu yönde etkilendiğini; ancak yaşadıkları yer ve ailelerinin ekonomik durumu gibi faktörlerin müzik başarıları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Okul müzik derslerinin, öğrencilerin müzikal yeteneklerini geliştirmede ve müzik yapma isteğini artırmada kısmen etkili olduğu, ayrıca annenin eğitim düzeyi öğrencilerin müzik dersi başarısını etkilerken, babanın eğitim düzeyinin etkili olmadığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Z Kuşağı öğrencilerinin müzik dersi başarılarına, okul müzik derslerinin yanı sıra okul dışı müzik kurslarının da olumlu yönde etki sağladığı, ancak sosyoekonomik statü gibi geleneksel faktörlerin bu nesil üzerinde daha az etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular, öğretim programlarının etkililiğinin artırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve müzik eğitiminin daha kapsayıcı hale getirilmesi için dijital araçların ve destekleyici programların önemini vurgulamaktadır.
Eğitim müziği besteleme teknikleri dersinin müzik öğretmenlerinin mesleki becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada; Eğitim Müziği Besteleme Teknikleri dersinin müzik öğretmenlerinin mesleki becerilerine olan etkileri, nitel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet kurumlarında görev yapmakta olan ve 2007-2018 müzik öğretim programları doğrultusunda eğitim almış 15 müzik öğretmeniyle görüşülmüştür. Toplanan veriler, içerik analizi yöntemiyle, temalar ve kodlar çerçevesinde detaylı olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; görüşülen öğretmenlerin çoğunluğu çocuk şarkıları besteleme konusunda isteklidir ve bu besteleri ders materyali olarak kullanmaktadır. Besteleme süreçlerinde öğretmenlerin özellikle ses aralıkları, prozodi kuralları ve ezgi üretme gibi teknikleri dikkate aldıkları; materyal seçiminde kültürel ve güncel ihtiyaçlara duyarlılık gösterdikleri tespit edilmiştir. Görüşülen öğretmenlerin çoğunluğu tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında yer alan ezgisel materyallerin içerik, güncellik ve kültürel çeşitlilik açısından yetersiz olduğu vurgulanmıştır. Araştırma; Eğitim Müziği Besteleme Teknikleri dersinin müzik öğretmenlerinin yaratıcı ve pedagojik becerilerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığını, ancak dersin içerik ve uygulama boyutlarının geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda, müzik eğitimi programlarının ve Eğitim Müziği Besteleme Teknikleri dersinin daha etkili ve işlevsel hale getirilmesine yönelik önerilere yer verilmiştir.
Örgün eğitim ve uzaktan eğitimde bağlama derslerinde kullanılan yöntemlerin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bağlama, Türk Halk Müziğinin temel çalgılarından biri olup, sanat eğitiminin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bağlama eğitimi, öğrencilere teknik beceri kazandırmanın yanı sıra kültürel mirasın aktarılmasında da kritik bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, örgün eğitim ve uzaktan eğitimde verilen bağlama dersleri, farklı öğretim yöntemleri ve uygulamalar içermekte olup, her iki eğitim şeklinin verimliliği ve etkileri önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Özellikle Covid-19 pandemisi sürecinde acil uzaktan eğitimin zorunlu hale gelmesi, bağlama dersleri gibi uygulamalı müzik derslerinde önemli bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada, örgün ve uzaktan eğitim bağlamında bağlama derslerinde kullanılan yöntemler karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve örgün eğitim ve uzaktan eğitim çeşitli değişkenler açısından etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada, öğretim yöntemleri, dersin uygulamalı ve teorik yönleri, kullanılan teknolojik araçlar, öğrenci motivasyonu, öğretmen yeterlikleri ve geri bildirim süreçleri gibi faktörler ele alınmıştır. Çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılarak, örgün ve uzaktan eğitimde bağlama dersleri veren öğretim elemanları ile görüşmeler yapılmış ve öğrencilerin akademik başarıları ile öğrenme süreçlerine dair veriler analiz edilmiştir. Bu verilere göre bağlama eğitiminde çevrim içi ve yüz yüze öğretim süreçlerinde yaşanan zorluklar ve başarılar incelendiğinde, öğretmenlerin en çok karşılaştığı problemlerin öğrencilerin motivasyon eksikliği, derslere devam edememesi, teknik altyapı sorunları ve hazırbulunuşluk eksikliği olduğu görülmektedir. Bu bağlamda elde edilen bulgular, uzaktan eğitimin bağlama öğretimindeki avantajlarını ve dezavantajlarını ortaya koyarak, gelecekte bu alanda uygulanabilecek daha etkili eğitim şekline yönelik öneriler sunmaktadır. Bu araştırma, müzik eğitimi alanında dijitalleşmenin ve teknolojik araçların nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair önemli veriler sağlamayı amaçlamaktadır
Medhâl formundaki eserlerin bilgisayar destekli analizi doğrultusunda ud eğitimine yönelik algoritmik etüd oluşturulması
Tarihi süreç içinde müzik kültürümüzde saz mûsıkîsi repertuarı önemli bir yer tutmaktadır. Repertuarda bulunan peşrev, saz semaisi, saz eseri, medhâl, aranağme, mandıra, sirto, longa, taksim, oyun havaları, çiftetelli ve zeybek gibi türler içinden seçilen medhâl türü bu çalışmanın konusu olarak kullanılmıştır. Çalgı eğitiminde daha sistematik ilerlemek, icrâyı kolaylaştıracak egzersizler yapmak ve makamsal geçkilerini ifade etmek amacıyla etüt kullanımı çalgı eğitiminde önemli bir yer tutmaktadır. Bu araştırmada her biri farklı makamda seçilen 25 medhâl ile ayrıca 5 makamda oluşturulan arşivin verileri bilgisayar ortamına aktarılarak bir veri tabanı oluşturulmuş ve istenen sorgulamaları yaptıktan sonra analiz yaparak algoritmik beste üretebilen "Musicale" adını verdiğimiz bir program yazılmıştır. Markov zinciri modelini kullanabilen bu program aracılığı ile 5 farklı makamda random bir şekilde medhâl formu özelliğine sahip algoritmik beste üretilmiştir. Medhâl formunda yapılan bu algoritmik bestelerin ud sazı eğitiminde kullanılabilmesi için gerekli teknik düzenlemelerin yapılarak ud eğitim etütlerinin oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntem benimsenerek istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmada medhâl formuna ait eserlerin istatistiksel analizi ve bu doğrultuda oluşturulan ud eğitim etütlerinin, icrâcı ve kuram ile ilgilenen kişilerin çalışmalarına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Bilim ve sanat merkezlerinde müzik yetenek alanına tanılı öğrencilerin kariyer planlaması: Doğu Anadolu örneği
Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak hizmet veren ve yetenekli öğrencilerin eğitimini destekleyen kurumların başında gelir. Bu kurumlara belirli bir yetenek sınavı ile seçilen öğrenciler, ilköğretimden ortaöğretim tamamlanana kadar resim, müzik ve genel yetenek alanlarında ilkokuldan lise kadar destekleyici eğitim alırlar. Eğitim kurumları, öğrencilerin kariyer hedeflerine ulaşmalarını desteklemek amacıyla kariyer planlama ve geliştirme süreçlerinde etkin rol üstlenirler. Özellikle öğrencilerin ilgi ve yetenek alanlarında ileri düzey eğitimlerin verildiği BİLSEM'ler, öğrencilerin kariyer yönelimleri ve planlamalarını olumlu şekilde destekleyebilecek potansiyele sahiptir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde BİLSEM müzik alanına tanılı öğrencilerin kariyer planlamasına dair bir çalışma görülmüş ve bu amaçla bu çalışma konusu seçilmiştir. Araştırmanın amacı BİLSEM'lerde müzik alanına tanılı öğrencilerin kariyer planlamasını incelemektir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Doğu Anadolu Bölgesi'nde sekiz ilde bulunan BİLSEM müzik yetenek alanına tanılı 11 ve 12. sınıf öğrencilerinden 17 si oluşturmaktadır. Bu amaçla bu araştırmada nicel verilerin toplanması için Kariyer Planlama Ölçeği (KPÖ) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama araçlarının geçerlik ve güvenirlilik analizleri araştırmacı tarafından yapılmıştır. Araştırma bulguları neticesinde BİLSEM müzik alanına tanılı öğrencilerin kariyer algılarının olumlu olduğu ve eğitim süreçlerinin kariyer hedeflerine ulaşmada etkili olduğu tespit edilmiştir. Öğrenciler BİLSEM müzik eğitimini; verimli, farkındalık, dikkat ve özgüven kazandıran, kültürel katkı sağlayan bir eğitim olarak tanımlamıştır. Bulgular neticesinde. Bilsem kurumlarında aldıkları müzik eğitiminin, öğrencilerin memnuniyet durumlarını olumlu etkilediği ve kariyer planlama süreçlerine de olumlu katkılar sağladığını söylemek mümkündür.
Güzel sanatlar liselerindeki bağlama eğitiminde müzikalite kavramının önemi ve oluşumunun incelenmesi (Van ili örneği)
Bu çalışma Güzel Sanatlar Liselerindeki bağlama eğitiminde müzikalite kavramının önemi ve oluşumu ile ilgili yaklaşımı saptamak ve değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Van ilinde bulunan Güzel Sanatlar Liselerindeki müzik öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen dört müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Müzik öğretmenleri, bağlama dersine giren öğretmenler olmak üzere amaca uygun olarak seçilmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada durum çalışması deseni kullanılmış; bağlama eğitiminde müzikalitenin önemi ve oluşumu, genel müzik eğitiminde bağlamanın işlevi konuları gözden geçirilmiş, Güzel Sanatlar Liselerindeki bağlama eğitiminin müzikalite boyutu incelenerek mevcut durum saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Güzel Sanatlar Liselerinde bağlama dersine giren müzik öğretmenlerinin konuya ilişkin görüş, öneri ve yaklaşımları, kullandıkları içerik, yöntem teknik ve değerlendirme kriterlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler, nitel araştırma veri analiz yöntemlerinden betimsel ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, Öğretmenlerin büyük çoğunluğu müzikaliteyi bağlama eğitiminde vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendirmiştir. Müzikalite, öğretmenler tarafından icra kalitesini artıran, öğrencinin sanatsal kimliğini şekillendiren ve müziğin anlamını derinleştiren bir yapı taşı olarak görülmektedir. Bununla birlikte, az sayıda öğretmen müzikaliteyi teknik becerilerden bağımsız, bireysel yorumla şekillenen bir unsur olarak değerlendirmiş ve öğretilebilirliğini sınırlı bulmuştur. Bu durum, müzikalitenin öğretmenler arasında farklı pedagojik önceliklerle ele alındığını ve bağlama eğitiminde tutarlı bir müzikalite anlayışının henüz tam olarak oluşmadığını göstermektedir. Bu bulgular neticesinde bağlama eğitiminde müzikalitenin öğretmen yaklaşımları doğrultusunda farklı şekillerde yapılandırıldığını; ancak ortak paydada müzikalitenin öğrencinin sanatsal gelişimi açısından vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendirildiğini ortaya koymuştur.
Güzel sanatlar liselerinde okutulmakta olan Türk sanat müziği teori ve uygulaması dersinin öğrenci ve öğretmen görüşleri çerçevesinde değerlendirilmesi (Van ili örneği)
Bu çalışmanın amacı güzel sanatlar liselerinin öğretim programında 2016 yılında yapılan değişiklikle programa dâhil edilen Türk Sanat Müziği Teori ve Uygulaması (TSMTU) dersinin kazanımlarına ulaşılabilme durumunu incelemek, dersin eğitim-öğretim süreçlerinde karşılaşılan problemleri belirlemek, bu problemlere yönelik çözüm önerileri geliştirmek ve elde edilen sonuçlara göre yeni yönelim gelişimlerine katkı sunmaktır. Bu amaç için araştırmacı tarafından bu dersi almış öğrencilere uygulanmak üzere bir ölçek geliştirilmiş ve aynı zamanda bu dersi okutan öğretmenlerin görüşlerinin alınabilmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Van ilinde bulunan Van Güzel Sanatlar Lisesi ve Erciş Güzel Sanatlar Lisesinde okumakta olup TSMTU dersini almış 11 ve 12. sınıfta okumakta olan 59 öğrenci ve bu okullarda bu dersi okutmuş/okutmakta olan 5 öğretmen oluşturmuştur. Çalışma, karma modelin açıklayıcı sıralı deseni kullanılarak yürütülmüştür. Ölçek verileri SPSS paket programında analiz edilmiş, yarı yapılandırılmış görüşme formunun verileri ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin TSMTU dersinin kazanımlarına düşük düzeyde ulaştıkları, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha yüksek puan aldığı, Van Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin Erciş Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinden daha yüksek puan aldığı, öğrencilerin okudukları bölüme göre ise Türk Halk Müziği bölümü öğrencilerinin Müzik bölümü öğrencilerine kıyasla daha yüksek puan aldığı gözlenmiştir. TSMTU dersi okutulurken; ders saatinin yetersizliği, öğrencilerin derse karşı ilgisiz oluşları, öğrencilerin hazır bulunuşluklarının bu dersi almak için yeterli olmaması, dersi okutan öğretmenlerin daha önce kapsamlı bir Türk müziği eğitimi almamış olmaları öğretmenlerin karşılaştıkları başlıca sorunlardır. TSMTU dersinin 9. ve 10. sınıf yerine daha ileri kademelerde verilmesi, dersi veren öğretmenlerin Türk müziği eğitimi almaları ve Türk müziği çalgısı çalmaları başlıca önerilerdendir.
Suzuki Yöntemi ile ilgili yanılgıların eğitmen görüşleri üzerinden değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Suzuki Yöntemi'ne ilişkin yanılgıları belirlemek ve bu yanılgıları eğitmen görüşleri üzerinden değerlendirmektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu kapsamda, Türkiye'nin farklı illerinde görev yapan ve Suzuki Yöntemi konusunda uluslararası lisanslı en az 1 yıllık deneyim sahibi 15 eğitmen ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş olup tema, alt tema ve kodlar kapsamında düzenlenmiştir. Analiz sonucunda, Suzuki Yöntemi'ne ilişkin en yaygın yanılgıların; yalnızca küçük yaş gruplarına uygun olduğu, sadece işitsel öğrenmeye dayalı olduğu, yalnızca klasik müzik repertuvarıyla sınırlı bulunduğu, temelde sadece grup derslerine dayandığı ve her müzik öğretmeni tarafından ek bir eğitim olmadan uygulanabileceği yönünde olduğu belirlenmiştir. Eğitmenler, bu yanılgıların gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, yöntemin farklı yaş gruplarına uyarlanabileceğini, nota okuma, doğaçlama ve farklı müzik türleriyle desteklenebileceğini belirtmiştir. Ayrıca yöntemin etkili bir şekilde uygulanabilmesi için pedagojik bilgi, özel eğitim ve sertifikasyon sürecinin gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, Suzuki Yöntemi'nin doğru anlaşılmasının müzik eğitiminde yanılgıların giderilmesine katkı sağlayacağı ve eğitmenlerin daha bilinçli uygulamalar gerçekleştirmesine uygun koşullar sağlayacağı görülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye'de Suzuki eğitimi üzerine yapılacak akademik çalışmaların ve öğretmen eğitim programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin görsel sanatlar dersinde öğretmenlerinden beklentilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin görsel sanatlar dersi öğretmenlerinden beklentilerini belirlemek ve bu beklentileri cinsiyet ile sınıf düzeyi değişkenleri açısından incelemektir. Araştırma nicel yöntem kapsamında betimsel tarama modeliyle yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Van ilinde öğrenim gören ortaokul öğrencileri örneklemini ise merkez ilçelerdeki üç devlet ortaokulundan seçilen toplam 987 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları tamamlanmış bir ölçek kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizleri betimsel istatistiklere ek olarak iki grup karşılaştırmalarında Mann–Whitney U, ikiden fazla grupta ise Kruskal–Wallis H testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları öğrencilerin öğretmenlerinden beklentilerinin genel olarak yüksek olduğunu göstermiştir. Cinsiyet değişkenine göre kız öğrencilerin öğretmen davranışlarına ve genel öğretmen beklentilerine ilişkin puanlarının erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, sınıf düzeyi bakımından ise 5.sınıf öğrencilerinin beklenti düzeylerinin üst sınıflara (6., 7. ve 8. sınıflar) göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuçlar görsel sanatlar dersinin yalnız teknik aktarım değil aynı zamanda öğrencilerin sosyal, duygusal ve estetik gelişimini destekleyen bütüncülbir süreç olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Orkestra çalışmalarında ADDIE öğretim tasarımı temelli hazırlanan çalışma modelinin aksak ritimli eserlerin çalışılması üzerine etkileri
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Orkestra dersleri ve repertuarlarında kullanılmak üzere Aksak ritimli çeşitli çalışmalar, etüt ve eserler hazırlanması amaçlanmıştır. Aksak ritimler, alışılagelmiş 2-3-4-6 zamanlı kalıpların dışında hem iki hem de üç zamanların bir arada kullanıldığı 5-7-9 zamanlı ritimlerdir. Bu çalışmada orkestrada aksak ritimli eserlere ön hazırlık sağlayacak birtakım eserler etütler hazırlanarak uygulanmıştır. Çalışma ADDIE Öğretim tasarımı modeli temel alınarak hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında, orkestra çalışmalarında, aksak ritimli eser icralarında oluşan sorunların tespiti için görüşme formları hazırlanarak orkestra üyeleriyle görüşülmüştür. Yapılan görüşmelerle orkestralarda aksak ritimlerin kullanım durumuna yönelik tespit yapılmaya çalışılmıştır. Orkestra üyeleriyle görüşme yapılarak orkestra repertuarlarında aksak ritimli eserlerin çalınıp çalınmadığı, çalınıyorsa yaşanılan sorunlar konusunda bilgi toplanmıştır. Çalışmanın devamında aksak ritimli eserler çalışılırken eserlere ön hazırlık olabilecek etütler ve çeşitli çalışmalar oluşturularak orkestrayla çalışılmıştır. Bu etüt ve çalışmalarla karşılaşılması muhtemel sorunlara yönelik ön hazırlık yapılması sağlanmıştır. Ön test- Son test tek gruplu olarak planlanan çalışmada deney grubu olarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Akademik Orkestrası'ndan 14 orkestra üyesi ile çalışılmıştır. Bu çalışma ile aksak ritimli eserlerin özelliklerini tanıtmak, uygun çalışma disiplini oluşturmak, orkestralarda kullanımının arttırılması ile müzikal özelliklerine ve dinamizmine dikkat çekmek ve eser çalışmalarına Katkı sağlamak hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler analiz edilerek bulgular yazılmıştır. Bulgulardan hareketle, araştırmacı tarafından yazılan gam ve etütlerin uygulandığı deneysel süreç sonunda ön test ile son test arasında son test lehine anlamlı farklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Orkestra üyeleri ile yapılan son görüşmelerden de yürütülen çalışmanın faydalı ve uygulanabilir olduğu konusunda olumlu görüş beyan etmişlerdir.
Orta öğretim imam hatip öğrencilerinin görsel sanatlar dersine ilişkin tutumları: "İstanbul ili Pendik ilçesi örneği"
İmam Hatip Ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine ilişkin tutumlarının incelenmesini amaçlayan bu çalışma 2023 – 24 eğitim ve öğretim yılının İstanbul Pendik ilçesinde öğrenim gören 558 (350 erkek, 208 kız) imam hatip ortaokulu öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın problem cümlesi "İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin Görsel Sanatlar dersine olan tutum puanları (ölçek toplamı ve alt boyutlar) ne derecededir?" olarak saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine olan tutumlarında cinsiyete göre anlam farklılığı olup olmadığına bakılmıştır. Bununla birlikte yaptığımız araştırmada, öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine yönelik ilgi ve tutumlarının yeni müfredatın kazanımlarına uygun olarak ders süreci boyunca nasıl bir değişim gösterdiği incelenmiştir. Araştırma kapsamındaki eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin görsel sanatlar dersine olan bakış açıları, derse olan ilgi ve tutumları, dersin öncesi ve sonrasında öğrencilerin görüşleri üzerine elde ettiğimiz veriler nicel çalışmamız kapsamında değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucu İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin Görsel Sanatlar dersine olan tutumlarının -Orta- düzeyde olduğu tespit edilmiş, yine aynı şekilde cinsiyet ile ilgili tutum puanı arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak araştırma için kullandığımız tutum ölçeğindeki verilerin genel değerlendirmesi yapılmıştır.
Müzik öğretmenlerinin eğitim teknolojisi standartlarına yönelik özyeterlik algılarının incelenmesi
Bu çalışma, müzik öğretmenlerinin eğitim standartlarına yönelik özyeterlik algılarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gelişen teknoloji ve yenilikçi eğitim modeliyle birlikte eğitimde ihtiyaçlar değişmiş ve daha teknolojik bir boyut kazanmıştır. Müzik öğretmenleri müzik dersleri için teknolojik alt yapı gerektiren ve dersleri daha kalıcı, anlamlı hale getiren programlardan faydalanmaya başlamıştır. Bu programlar sayesinde nota yazımı daha kolay ve teknolojik bir hal almıştır. Gelişen teknoloji anlayışıyla birlikte öğretmenlerin klasik eğitim modelinden çıkıp, kendini geliştirerek teknolojiyi takip etmeleri zorunlu hale gelmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı illerinde ve farklı okul türlerinde görev yapan 300 müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma nicel modelde hazırlanmış olup, genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak Ömer Şimşek ve Taha Yazar tarafından geliştirilen ''Eğitim Teknolojileri Standartları Öz-Yeterlik Ölçeği' (ETSSE)' kullanılmıştır. Yapılan bu araştırmada elde edilen veriler SPSS 22,0 programında, aritmetik ortalama, frekans, standart sapma, Non-Parametrik testlerden Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuç bölümünde ise müzik öğretmenlerinin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik özyeterlik algılarının incelenmesinde, araştırmaya katılan erkek müzik öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik özyeterlik algılarının kadın müzik öğretmenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu, lisans mezunu olanlar, yüksek lisans mezunu olanlar ve doktora mezunu olanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı, yaşlarına göre istatistiksel olarak "20-30 yaş" arası, "30-40 yaş" arası, "40-50 yaş" arası ile "50 yaş ve üzeri" olanlar arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, mesleğinde toplam çalışma süresine göre 5 yıldan az çalışanlar, "5-10 yıl" arası çalışanlar, "10-15" yıl arası çalışanlar, "15-20" yıl arası çalışanlar ile "20 yıl ve üzeri" çalışanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı, görev yaptıkları okul türü değişkenine göre ortaokul, Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL), Fen Lisesi, Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM), Güzel Sanatlar Lisesi ve diğer okul türlerinde çalışanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri
Bu araştırmada, müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreninden örneklem grubu olasılık dışı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile 2022-2023 eğitim-öğretim yılı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı farklı türdeki okullarda ve farklı illerde görev yapan müzik öğretmenlerinden oluşturulmuştur. Araştırmada, "kişisel bilgi formu" ve Duygu GÜR ERDOĞAN ve Zeki ARSAL tarafından geliştirilen "yaşam boyu öğrenme eğilimleri ölçeği" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin öğrenmeye isteklilikleri yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile yüksek düzeyde pozitif yönlü (r= .98, p<.001), gelişime açık olma ile yaşam boyu öğrenme eğiliminin ise yüksek düzeyde pozitif yönlü (r= .95, p<.001)ilişkili olduğu saptanmıştır. Son olarak öğrenmeye isteklilik ile gelişime açıklık yüksek düzeyde pozitif yönlü (r= .87,p<.001. İlk olarak, çalışmanın bulguları müzik öğretmenlerinin öğrenmeye istekliliği, gelişime açıklığı ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin cinsiyete göre farklılaşmadığını göstermiştir. Müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri yaşlarına göre de değerlendirilerek rapor edilmiştir. Sonuçlar, öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin de cinsiyet değişkeninde olduğu gibi yaş değişkenine göre de bir farklılaşma olmadığını ortaya koymuştur. Çalışma kapsamında ele alınan eğitim düzeyi değişkenine göre müzik öğretmenlerinin gelişime açık olma düzeylerinin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada lisans mezunu müzik öğretmenlerinin lisansüstü mezunu müzik öğretmenlerine göre gelişime daha açık olduğu saptanmıştır. Müzik öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri görev yapılan okul türü, görev yapılan okul kademesi ve kıdem yılı değişkenlerine göre ölçek ve ölçek alt boyutları arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı saptanmıştır.
Güzel sanatlar lisesi öğrencilerinin bireysel çalgı dersi motivasyon düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada güzel sanatlar lisesi (GSL) müzik bölümü öğrencilerinin bireysel çalgı dersi motivasyon düzeylerinin sınıf, cinsiyet ve çalgı türü açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu, Hatay Bedii Sabuncu Güzel Sanatlar Lisesi, Adana Çukurova Güzel Sanatlar Lisesi ve Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi müzik bölümü öğrencilerinden araştırmaya katılmaya gönüllü olan 243 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan ve araştırmaya katılan öğrencilerin, cinsiyet, sınıf düzeyi ve kullandığı bireysel çalgı bilgilerinden oluşan "Demografik Bilgi Formu" ile öğrencilerin motivasyon düzeylerini belirlemek için Demet Girgin'in (2015) geliştirmiş olduğu "Bireysel Çalgı Dersi Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada uygulanan demografik bilgi formu ile bireysel çalgı dersi motivasyon ölçeği öğrencilere yüz yüze uygulanmıştır. Bireysel çalgı dersi motivasyon ölçeği ve demografik bilgi formu yoluyla elde edilen verilerin ilgili analizleri yapılmış, tablolar halinde düzenlenerek yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, güzel sanatlar lisesi müzik bölümü öğrencilerinin, bireysel çalgı dersi motivasyonlarının yüksek düzeyde, motivasyonsuzluk alt boyut puanlarının çok düşük düzeyde, başarı ve çalışma motivasyonu alt boyut puanlarının çok yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre bakıldığında ise öğrencilerin bireysel çalgı dersi motivasyonu ölçek ve alt boyut puanlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği; başarı ve çalışma motivasyonu alt boyut puanlarının sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık göstermediği; bireysel çalgı dersi motivasyonu ölçek ve alt boyut puanlarının çalınan bireysel çalgıya göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Motivasyonsuzluk alt boyut ve bireysel çalgı dersi motivasyonu ölçek puanlarının sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Buna göre, 12. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin motivasyonsuzluk puanı, 9. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve 9. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin bireysel çalgı dersi motivasyon ölçek puanı, 12. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.
Güzel sanatlar lisesi müzik bölümü öğrencilerinin bireysel ses eğitimi dersindeki özyeterlilik algılarının incelenmesi: Akdeniz Bölgesindeki güzel sanatlar liseleri
Bu araştırmada, Akdeniz Bölgesi'ndeki güzel sanatlar liselerinde öğrenim gören müzik bölümü öğrencilerinin bireysel ses eğitimi dersine yönelik öz yeterlilik algılarının farklı değişkenlerle incelenerek tespit edilmesi ve bu tespit doğrultusunda eğitim öğretime katkı sağlaması amaçlanmıştır. Araştırma nicel bir araştırmadır ve betimsel araştırmalardan tarama modelinde kurulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu; Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi, Adana Çukurova Güzel Sanatlar Lisesi, Osmaniye Abdurrahman Keskiner Güzel Sanatlar Lisesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi, Hatay Bedii Sabuncu Güzel Sanatlar Lisesinde öğrenim gören 10. sınıf,11.sınıf,12.sınıf 139 kız öğrenci 78 erkek öğrenci toplam 217 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Bireysel Ses Eğitimi Dersi Öz yeterlilik ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın bireysel ses eğitimi dersindeki öz yeterlilik algısından kaynaklı olumsuzluklara ve problemlere çözüm bulacağı için müzik eğitimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında güzel sanatlar liselerinde okuyan müzik bölümü öğrencilerinin bireysel ses eğitimi dersi öz yeterlilik algı düzeylerinin yüksek olduğu fakat cinsiyet, sınıf, okudukları okul değişkenlerine bakıldığında anlamlı bir fark olmadığı, anne-baba öğrenim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmadığı fakat aile gelir düzeyi yüksek olan öğrencinin öz yeterlilik algı düzeyinde anlamlı bir fark olduğu ve öğrencilerin müzik etkinliklerine katılmasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik öğretmenlerinin iş tatmini ve örgütsel bağlılığı arasındaki ilişki: İç Anadolu Bölgesi örneği
Toplumların gelişimi bireylerin eğitim düzeylerinin yükseltilmesi ile mümkün kılınabilir. Nitelikli eğitim için ise mutlu, yüksek motivasyon ile çalışan öğretmenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmada, müzik öğretmenlerinin iş tatmini ile örgütsel bağlılığı arasındaki ilişkiyi ve çeşitli değişkenler ile etkileşim durumlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, İç Anadolu Bölgesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kamu ve özel okulların farklı kademelerinde çalışan müzik öğretmenleri oluştururken, örneklemi ana kütleyi oluşturan bireylere gönderilen formları dolduran ve ölçeklere cevap veren (n=357) kişi oluşturmuştur. Araştırma verileri kişisel bilgiler formu, İş Tatmini Ölçeği (Şeşen ve Basım, 2010) ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği (Şeşen, 2010) ile toplanmıştır. Müzik öğretmenlerinin iş tatmini ile örgütsel bağlılık düzeylerinin demografik değişkenler bağlamında farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız t testi ve tek faktörlü varyans analizi, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla ise korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda müzik öğretmenlerinin iş tatmini düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, mesleki deneyim süresi ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilirken, yaş, çocuk sahibi olma ve çalıştığı kurum değişkenleri ele alındığında anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca müzik öğretmenlerinin iş tatmini düzeylerinin ile örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı pozitif bir ilişkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda eğitim yöneticilerine müzik öğretmenlerinin örgütsel bağlılığını artırıcı faaliyetlerde bulunması önerilmektedir.
Müzik öğretmenlerinin tükenmişliklerinin yordayıcısı olarak müzik öğretimine yönelik öz yeterlik algılarının incelenmesi: İç Anadolu Bölgesi örneği
Müzik öğretmenlerinin sahip oldukları tükenmişlik olgusunun ve öz yeterlik inançlarının müzik öğretim sürecindeki verimini, motivasyonlarını ve başarılarını etkilediği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmenlerinin tükenmişlikleri ile müzik öğretimine yönelik öz yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi, müzik öğretmenlerinin müzik öğretimine yönelik öz yeterlik algılarının tükenmişlik değişkeni ve alt boyutlarıyla ilişkilerini saptamaktır. Betimsel bir çalışma olan araştırmanın modeli genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini İç Anadolu'nun Orta Kızılırmak bölümünün güney bölgesinde yer alan Nevşehir, Aksaray ve Kayseri illerinde 2022-2023 eğitim-öğretim yılında görev yapan ortaokul ve lise müzik öğretmenleri (n=241) oluşturmaktadır. Gönüllülük esasına dayalı olarak anketlere cevap veren müzik öğretmenlerinin demografik bilgilerini saptamak üzere "Kişisel Bilgi Formu", tükenmişlik durumlarını tespit etmek için "Tükenmişlik Ölçeği" ve öz yeterlik düzeylerini belirlemek için "Müzik Öğretimine Yönelik Öz Yeterlik" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere SPSS 20.0 programı yardımıyla Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklemler için t testi ve One WayAnova analizi yapılmıştır. Korelasyon analizi sonuçları incelendiğinde müzik öğretimine yönelik öz yeterliğin tükenmişlik ve alt boyutları ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, tükenmişlik ve alt boyutlarının yordanmasında öz yeterliğin katkılarını incelemek için doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi bulguları öz yeterlik değişkeninin zihinsel tükenmeyi %9, fiziksel tükenmeyi %7 ve duygusal tükenmeyi %5yordadığını göstermiştir. Bunun yanında müzik öğretmenlerinin demografik özellikleri ile zihinsel, fiziksel ve duygusal tükenme değişkenleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde müzik öğretmenlerinde toplam tükenmişlik, duygusal tükenme ve zihinsel tükenme değişkenlerinde medeni durum ve çocuk sahibi olma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılıklar var iken fiziksel tükenme değişkeninin bu araştırma kapsamında ele alınan hiçbir demografik değişkene göre farklılaşmadığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, araştırmacılara ve eğitimcilere, müzik öğretmenlerinin tükenmişliklerine müdahale etmek amacıyla onların öz yeterliklerini geliştirici etkinlikler hazırlanması ve müzik öğretmenlerinin öz yeterliklerini olumsuz etkileyecek durumların azaltılması için müdahale hizmetleri gerçekleştirilmesi önerilmektedir.
Müzik eğitimi alan öğrencilerin bilişüstü yetilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, müzik eğitimi alan öğrencilerin bilişüstü yetilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma deseni olan betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak 2022-2023 eğitim-öğretim yılı sonunda Mersin ilinin farklı ilçelerinde müzik eğitimi alan 1000 öğrenci ile sınırlandırılmıştır. Araştırmada amacına ulaşması için, ''Kişisel Bilgi Formu'' ve Türk kültüründe geçerliliği ve güvenilirliği Aydın ve Ubuz tarafından test edilen "Bilişüstü Yeti Envanteri" ile elde edilmiştir. Öğrencilerin bilişüstü yeti düzeyini belirlemek için her bir alt boyut bazında betimsel istatistikler hesaplanmıştır. Ölçeğin alt boyutlarından alınan puanların cinsiyet, yaş, okul türü, müzik eğitimi alma süresi (yıl), günlük çalgı çalışma süresi (saat) ve çalgı türü açısından farklılaşma olup olmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler için t testi, Kruskal Wallis H ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi sonucunda bilişin düzenlenmesi ve bilişüstü yeti açısından kadınların lehine anlamlı bir farklılaşma saptanmıştır. Yaş değişkenine ilişkin sonuçlar 6 ile 10 yaş arasındaki öğrenciler ile 11 ile 14 yaş arası öğrenciler arasındaki farkı göstermiştir. İlkokul öğrencilerinin bilişsel yetileri ortaokul öğrencilerine kıyasla daha yüksektir. Öğrencilerin bilişsel yeti düzeyleri açısından müzik eğitimi alma sürelerine ilişkin bir farklılık saptanmamıştır. Bilişin bilgisi, vurmalı çalgı çalan öğrencilere kıyasla yaylı ve tuşlu çalgı çalan öğrencilerin lehine bulunmuştur. Ayrıca bilişsel yeti açısından günde 2 ile 4 saat çalgı çalışan öğrencilerin lehine anlamlı bir farklılık saptanmıştır.
Müzik öğretmenlerinin derslerinde teknoloji kullanma durumları, teknoloji kullanımına yönelik tutumları ve hizmet içi eğitim gereksinimleri (Van ili örneği)
Teknolojinin gün geçtikçe sürekli kendini güncellemesi ve toplumun her alanına yayılması yadsınamaz bir gerçektir. Bu kadar hızlı ilerleyen bir teknoloji de toplumun kendini güncellemesi ve gelişen teknolojiye ayak uydurmasını beklenmektedir. Toplumun çoğu alanında olduğu gibi eğitimde de teknolojiyi yakalamak ve eğitimcilerin bu yönde adım atması çağı yakalamak adına bir gereklilik olmuştur. Günümüzde farklı derslerde bilişim teknolojisine yönelik birçok çalışma bulunsa da literatür incelendiğinde müzik derslerinde teknoloji kullanımı ile ilgili yeterli çalışma bulunmadığı dikkat çekmektedir. Bu sebeple araştırma, müzik öğretmenlerinin teknolojiye yönelik yaklaşımlarını ve onların hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma, müzik öğretmenlerinin teknolojiyi eğitim sürecinde ne ölçüde kullandıkları, bu konudaki tutumları ve hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını saptamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, öğretmenlerin teknoloji kullanımına yönelik tutumları ve hizmet içi eğitim ihtiyaçları, cinsiyet, mesleki deneyim, görev yaptıkları okul türü ve eğitim durumları gibi değişkenler incelenmiştir. Bu çalışma, 2022-2023 eğitim yılında Van'da öğretmenlik yapan 70'i kadın ve 92'si erkek olmak üzere toplam (n=162) müzik öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak anket ve ölçek kullanılmıştır. Anket soruları Kaya (2009) tarafından "Akademik müzik eğitimi alan öğrencilerin derslerinde müzik teknolojilerinin kullanılmasına ilişkin görüşlerinin incelenmesi" başlıklı çalışması için geliştirilmiş, yarı-yapılandırılmış görüşme formunun araştırmacı tarafından pilot uygulama yapılarak uyarlanması ile elde edilmiştir. Nicel veriler için ise Öztürk (2006) tarafından geliştirilen "Eğitimde teknoloji kullanımına yönelik tutum ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik bilgileri ise kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Eğitimde teknoloji kullanımına ilişkin tutum ölçeği; teknolojinin öğretim süreçlerine etkisi, kendini geliştirme ve sınıf yönetiminde teknoloji kullanımı, olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Verilerin karşılaştırılmasında SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Bu ölçek üzerinden yapılan analizler, ölçeğin iç tutarlılığının "0.90" olduğunu göstermiştir. Sonuçlar, müzik öğretmenlerinin genel olarak eğitimde teknoloji kullanımına yönelik olumlu tutumlar sergilediğini göstermiştir. Bu durum, öğretmenlerin eğitimde teknoloji kullanımına yüksek seviyede pozitif bir yaklaşım sergilediklerini göstermektedir. Öğretmenlerin bu tutumu, cinsiyet ve eğitim durumlarına anlamlı farklılık göstermezken, mesleki deneyim ve görev yapılan okul türüne göre farklılıklar görülmüştür. Ayrıca araştırmada birçok değişkenin dağılımları incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, müzik öğretmenlerinin teknolojiye yönelik hizmet içi eğitim ve teknoloji kullanımı konularında daha özelleştirilmiş ve ihtiyaçlarına yönelik eğitim programlarına ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Böylece bu doğrultuda önerilerde bulunulmuştur.
Bilim sanat merkezlerinde kurulan çocuk korolarının koro çalışmalarına yönelik motivasyonlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Bilim ve Sanat Merkezlerinde kurulan çocuk korolarının koro çalışmalarına yönelik motivasyonlarının ne düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni belirlenirken Türkiye'deki bulunan ve korosu olan 8 BİLSEM seçilmiştir. Örneklemi ise, random tekniği ile belirlenen Samsun, Antalya, Ordu, Isparta, Burdur, Çanakkale, Mersin BİLSEM'lerin çocuk korosu öğrencilerinden 8-18 yaş aralığında bulunan 174 öğrenciden oluşturmaktadır. Araştırmada Aykut Önder Sarıçiftçi ve Hüsniye Seval KÖSE'nin geliştirdiği KDMÖ kullanılmıştır. KDMÖ'ğinin Cronbach-Alpha güvenirlik katsayısının ise 88 olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın geçerliği için DAF yapılmıştır. Hangi analizin kullanılacağına karar vermeden önce, verilerin normal dağılıma uyup uymadığı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk sınamaları ile değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uyan verilerin; analizi için ikili karşılaştırmalarda Bağımsız Örneklem t testi, ikiden daha fazla değişkenin karşılaştırılmasında ise; ANOVA kullanılmıştır. Anlamlı çıkan analizlerde hangi gruplar arasında fark olduğunun belirlenmesi için Levene testi sonuçlarına göre Games-Howell post hoc analizi uygulanmıştır. Ölçe ve alt boyutlar arasındaki ilişki Pearson korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde SPSS v23 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında; koro motivasyonu ile en ileri düzeyde ilişkiye sahip alt boyutun potansiyel farkındalığı olduğu, en düşük ilişkili alt boyutun ise değerlilik alt boyutu olduğu tespit edilmiştir. Tüm alt boyutların ileri derecede ilişkili olduğu, potansiyel farkındalık arttıkça daha fazla koro motivasyonunun arttığı, değerlilik boyutu arttıkça koro motivasyonunun diğer boyutlara göre daha az arttığı tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş ve okul türü değişkenine göre anlamlı bir fark görülmüştür. Sonuçlara göre, kız öğrencilerin değerlilik düzeylerinin, erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaşa göre koro dersi motivasyon ölçeği ve alt boyutları değerlendirildiğinde; 15 yaş ve üzeri grubun değerlilik düzeyinin, yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okul türüne göre, devlet okulu öğrencilerinin değerlilik düzeylerinin, özel okul öğrencilerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalgı çalma, enstrüman türü, meslek olarak seçme durumu, konsere gitme sıklığı ve dinlenen müzik türüne göre bir fark görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: BİLSEM, Koro, Çocuk Korosu, Motivasyon, Koro Motivasyonu
Mesleki enstrüman öğrenimindeki başarı hedefi yönelimlerinin ve kendini sabote etme davranışlarının incelenmesi
Bu çalışma, mesleki enstrüman öğrenimi gören öğrencilerin başarı hedefi yönelimleri ve kendilerini sabote etme davranışlarının incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Çalışmada öğrencilerin başarı hedefi yönelimi alt boyutlarındaki düzeylerinin, kendini sabote etme davranışlarını ne şekilde öngördüğü de incelenmiştir. Çalışma grubunu, Türkiye'deki üniversitelerin müzik eğitimi ana bilim dallarında öğrenim gören 309 öğrenci oluşturmuştur. Veriler: Kişisel Bilgi Formu (araştırmacı tarafından geliştirilen), Enstrüman Öğrenimindeki Başarı Hedefi Yönelimleri Ölçeği (Aydıner-Uygun, 2016, 2018a tarafından 2x2 hedef yönelimi yapısına uygun olarak enstrüman öğrenimine ve Türkçeye uyarlanan) ve Kendini Sabotaj Ölçeği (Akın vd. 2010 tarafından Türkçeye uyarlanan) ile toplanmıştır. Sonuçlara göre; öğrencilerin enstrüman öğrenimindeki başarı hedefi yönelimleri düzeylerinden en yüksek düzeyde öğrenme yaklaşma yönelimine, en düşük düzeyde ise performans kaçınma yönelimine katılım gösterdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin orta üzeri olarak nitelendirilebilecek bir düzeyde kendilerini sabote edebildikleri bulunmuştur. Öğrencilerin enstrüman öğrenimindeki başarı hedefi yönelimlerine ait düzeylerinde ve kendilerini sabote etme davranışlarında çalışmada belirlenen bağımsız değişkenlere göre anlamlı farklılıkların olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin başarı hedefi yönelimlerinden öğrenme yaklaşma yönelimlerinin kendini sabote etme davranışlarını negatif şekilde; performans kaçınma yönelimlerinin de kendini sabote etme davranışlarını pozitif şekilde öngördüğü sonucuna varılmıştır.
İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında müzik dersi dışındaki derslerde müziğin kullanılma durumunun incelenmesi
Bu araştırma, ilkokul, ortaokul ve lise seviyelerinde, müzik dersleri dışındaki derslerde müziğin kullanılma durumunu incelemektedir. Araştırma betimsel bir araştırmadır. Genel tarama modellerinden tekil tarama modelini içeren araştırmada, veri toplama aracı olarak kapsam geçerliliğine yönelik uzman görüşleri doğrultusunda son hali oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunda toplanan veriler betimsel analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılı içerisindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 9 farklı okulda müzik dersi dışındaki branşlarda görev yapan 147 öğretmen oluşmaktadır. İlkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki müzik dışı derslerde, öğretmenlerin müziği derslerinde "konu anlatımı" başta olmak üzere "rahatlama ve motivasyon" ve "dikkat çekme" gibi çeşitli amaçlar doğrultusunda kullandıkları, öğrencilerine konu ile bağlantılı, konun anlaşılmasını kolaylaştıran müzikler dinlettikleri, müziğin derslere sağladığı bilgi ve becerilere ilişkin "bilginin kalıcılığı, ilgi çekme, motivasyon" temalarını önemsedikleri ve ortaokul düzeyinde müziği destekleyici bir öğretim aracı olarak en çok kullanan dersin İngilizce, lise düzeyinde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda katılım sağlayan tüm sınıf ve branş öğretmenleri için müziği derslerine nasıl entegre edilebileceğine yönelik öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak, bu araştırma, müziğin diğer derslerle ilişkilendirilerek kullanılmasının eğitim-öğretim sürecine olumlu etki yaratmasını, öğretme ve öğrenme deneyimlerinin yükseltilmesini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Disiplinlerarası Yaklaşım, Müziğin Kullanılma Durumu, Branş Derslerinde Müziğin Kullanımı, Konu Öğretiminde Müzik.
Atölye çalışması olarak oyun ve oyuncak müzesi etkinliğinin öğrencilerin yaratıcı düşüncelerine yansımaları
Görsel sanatlar eğitimi birçok farklı disiplini içeriğinde barındıran ve öğrenim sürecindeki kazanımları ile bireyin hayatında önemli noktalarda etkisi olan bir eğitim alanıdır. Milli Eğitim Bakanlığı görsel sanatlar eğitiminde içerik olarak müze eğitimi ve müzecilik etkinliklerine ders programında yer vermektedir. Görsel sanatlar ve sanat eğitiminde çeşitli biçimlerde müze konusu yer almaktadır. Müze eğitiminin önemi çeşitli araştırmaların konusu olmuştur ve müze eğitiminin öğrenim sürecine katkıları bilinmektedir. Oyuncak müzeleri geçmişin çocuklarının kültürel mirası ile bugünün çocuklarının etkileşim kurabileceği oluşumlardır. Görsel ve kültürel anlamda kurulan bu etkileşimin incelenmesi amacıyla, görsel sanatlar dersi kapsamında oyun ve oyuncak müzelerinin kullanımı hakkında olan bu çalışmada atölye çalışması olarak oyun ve oyuncak müzesi etkinliğinin öğrencilerin yaratıcı düşüncelerine yansımaları incelenmektedir. Çalışma Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, Gaziantep ilinde bulunan ortaokul 6.sınıf kademesindeki katılımcılar ve görsel sanatlar öğretmenleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi olan durum çalışması yaklaşımından yararlanılmıştır. Durum çalışmasında kullanılan odak grup görüşmesi, bireysel görüşme ve doküman analizi çalışmanın veri kaynağıdır. Öğrencilerin katılımıyla müze etkinliği sürecinde yapılan atölye çalışmaları dokümanları, akabinde yapılacak olan odak grup görüşmesi ve atölye çalışması olarak oyun ve oyuncak müzesi etkinliği hakkında öğretmen görüşlerinin alınması, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri ile veri kaynakları incelenmektedir.
Edmund Burke Feldman'ın pedagojik sanat eleştirisi modelinin üstün yetenekli çocukların resimlerine yansıması
Bu araştırmanın amacı, görsel sanatlar alanında üstün yetenekli çocukların yapmış oldukları resimlerde, sanat eğitiminde kullanılan Edmund Burke Feldman'ın pedagojik sanat eleştirisi modeli ile görsel algılarında, eleştirel ve estetik düşünme becerilerinde gelişim gösteren durumların saptanması ve çocukların yapmış oldukları resimlere yansıyan etkilerin, değişim ve gelişimlerinin incelenmesidir. Çağdaş kişilerin yetiştirilmesinde büyük önem arz eden sanat eğitimi, zaman içerisinde bilişsel bir sürece dönüşmüş ve sanat eleştirisi, estetik, sanat tarihi gibi alanları kapsamaya başlamıştır. Buna bağlı olarak sanat eğitimi alan kişilerin estetik algısının oluşması eleştiri yapma gücüne sahip olması ve dünyadaki kültürel yapı üzerine farkındalığının olması beklentisi oluşmaktadır. Sanat üzerine eğitim alan öğrencilerin, derin boyutlu bir eğilimlerinin sağlanması ve sanat eleştirisi ve uygulama çalışmaları konunun esas noktaları ile yeterli düzeyde ilişkilendirilmelidir. Üstün yetenekli çocukların özel yeteneklerinin fark edilmesi, problemlerinin çözümlenmesi, onlarla iletişim sağlayabilme; duygusal, zihinsel, sosyal ve kişilik özellikleri kapsamında uygun davranmalarını destekleme, iletişim kurabilme becerilerini geliştirme gibi konularda çeşitli problemlerin olduğu belirtilebilir. Üstün yetenekli çocukların bulunduğu çevre tarafından fark edilmesi için bu konuların üzerine eğilen çalışmaların artması gerekmektedir. Araştırmada üstün yetenekli olan çocukların sanat, sanat eleştirisi ve görsel sanatlar alanında ortaya koyduğu çalışmalardan örnekler üzerinde de durulmuştur. Üstün yetenekli çocukların fark edilmesi ve sanat alanında kendini göstermesine, Feldman pedagojik sanat eleştirisi modeli benimsenmesi sonrasında üretilen çalışmaların etkileyici ve özgün niteliklere sahip olmasına yönelik bilgilendirme yapılmıştır. Araştırma, Hatay ilinin Antakya ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) kapsamında görsel sanatlar alanında üstün yetenek gösteren öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde bir nitel araştırma deseni olan Durum (örnek olay) yöntemi kullanılmış, öğrenciler üzerinde yapılacak gözlem ve öğretmenle yapılan görüşmelerden faydalanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sanat Eğitimi, Sanat Eleştirisi, Üstün Yetenek, Edmund Burke Feldman Pedagojik Sanat Eleştirisi Modeli, Çocuk Resimleri
Okul şarkılarının ortaokul öğrencilerinin etkin vatandaşlık değerlerinin kazanımına etkisi
Bu araştırma, etkin vatandaşlık değerleri konularını kapsayan okul şarkılarının ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin etkin vatandaşlık değerlerine etkisini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda etkin vatandaşlık değerlerinden sevgi, saygı, yardım severlik, adil olmak, doğruluk-dürüstlük, sorumluluk değerlerini içeren alt boyutlar incelenmiştir. Araştırmada değerler konusu içeren okul şarkılarının öğretildiği deneysel değişkenin uygulandığı deney grubu ile uygulanmadığı kontrol grubu arasındaki farkları belirlemek amacıyla ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma gurubunu Mersin ili Tarsus ilçesinde 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında Eğitim-Öğretime devam eden Turgut İçgören Ortaokulundaki 6. sınıflardan tesadüfi yöntemle belirlenen 25 deney grubu, 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada verilerin toplamasında Çalışkan ve Yıldırım (2020) tarafından ortaokul öğrencilerinin etkin vatandaşlık değerlerinin düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilen "Etkin Vatandaşlık Değer Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programı ile ilk aşamasında güvenilirlik analizi ardından Wilcoxon İşaret testi ve Mann Whitney U testleri gibi çeşitli analizler kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında kontrol grubunun kendi içinde etkin vatandaşlık değerleri ve alt boyutları açısından öntest-sontest puanları arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Deney grubunun da kendi içinde etkin vatandaşlık değerleri ve alt boyutları açısından ön test-son test puanları arasında anlamlı farklılaşma görülmemiştir. Benzer şekilde gruplar arası öntest puanları karşılaştırmalarında da anlamlı farklılık bulunamazken sontest puanlarında etkin vatandaşlık değerlerinden sevgi ve adil olma değer alt boyutu hariç diğer değerlerde deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Böylece okul şarkılarının ortaokul öğrencilerinin etkin vatandaşlık değerlerinin kazanımına etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu değerlerin kazanımı için ortaokul şarkılarının kullanılması önerilmiştir.
Farklı bağlama türlerinde eğitim veren uzmanların bağlama eğitimine yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi
Bağlama birçok farklı isimle, birçok farklı türe ayrılmaktadır. Bu türlerle ilgili kimileri özel çabalarla kimileri ise eğitim kurumları vasıtasıyla olmak üzere çeşitli eğitimler verilmektedir. Fakat araştırma kapsamında özellikle Milli Eğitim Bakanlığının ve Yüksek Öğretim Kurumunun bazı öğretim programlarında sadece uzun sap bağlama üzerine eğitim programlarının yer aldığı tespit edilmiştir. Çalışmada bu öğretim programları dışında yer alan bağlama türlerinin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte Türkiye' de eğitimi verilen bağlama türlerinin kullanım durumları ve kullanılma durumuna sebep olan nedenlere ilişkin uzman görüşleri yer almıştır. Araştırmanın evreni, eğitimi hâlihazırda verilmekte olan ve metodu bulunan bağlama türlerinden üçtelli bağlama, kopuz, tembur, kısa sap bağlama ve uzun sap bağlama türlerinin, 2022-2023 yılları arasında eğitimini vermekte olan 10 uzmandan oluşmaktadır. Araştırma nitel modelle hazırlanmış olup, olgubilim deseninde yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen veriler uzman görüşleri doğrultusunda çalışmayı gerçekleştiren araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmış ve veriler içerik analizi uygulanıp sonuçlandırılmıştır. Araştırmanın sonucunda ise uzmanların uzman oldukları bağlama türünde eğitim vermelerindeki amaçlarının geleneği sürdürmek olduğu, temel bağlama eğitimi için bağlama türü seçilirken kişinin, yaş aralığına bakılması gerektiği ve kişiye özel bir durum olduğu, öğrencinin hangi bağlama türünde eğitim alması gerektiğine yönelik olarak kişisel beğenilerin/öğrencinin talebinin göz önünde bulundurulması gerektiği, başlangıç düzeyinde seçilen bağlama türünün etkilerine yönelik kolay kavranabilmesi, öğrencinin yapısal özellikleriyle uyumun avantajı, ses çalım ve yapı açısından enstrümanın yeterliliği, halk müziğinin öğreticiliğine ve çeşitliliğine katkı sağlaması, bağlama eğitimcileri için temel bağlama eğitiminde ortak bir bağlama türü belirlenebilme durumuna yönelik olarak ise mümkün olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Sınav kaygısının azaltılmasında sanatsal etkinliklerin rolüne ilişkin ebeveyn görüşleri
Sadece sınav odaklı eğitim verilen çocukların ileri yaşlarda sınav kaygısı ile karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. Bu araştırmada ebeveynlerin sadece sınav odaklı yetişen çocuklarının karşılaştıkları olumsuzlukları giderecek diğer sosyal etkinlik alanlarından sanatsal etkinlikleri içeren faaliyetlere yer verip vermedikleri ve sanat etkinliklerinin öğrencileri nasıl etkilediği hakkında görüşler alınmıştır. Bu doğrultuda ebeveynlerden alınan görüşler dikkate alınarak adı geçen sanat etkinliklerinin öğrencinin sınav kaygısı üzerinde olumlu ya da olumsuz yönde etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. İlköğretimden liseye geçiş sürecinde öğrencilerde oluşan sınav kaygısı düzeylerinin azaltılmasına yönelik sanatsal etkinliklerin yapılması ve akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca değişkenlere bağlı olarak sınav kaygı düzeylerinde farklılaşma olup olmadığına bakılmıştır. Bu sebeple araştırmada nitel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseniyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 Eğitim ve Öğretim yılında Yenişehir İlçesine bağlı Milli Eğitim okullarında eğitim gören sınav kaygısı ile rehberlik birimine başvurmuş öğrencilerin 28 ebeveyninden oluşmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile edinilmiştir. Nitel verilerin analizi konuya göre anlamlı bir biçimde sıralanan sorular ve cevaplardan edinilen sonuçlara göre kategoriler ve alt kategoriler oluşturularak araştırmacı ve alan uzmanları ile birlikte değerlendirilerek gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularından yola çıkarak edinilen bazı sonuçlar sanat etkinliklerinin sınav kaygısının azaltılmasında, araştırmaya katılan ebeveynlerin tamamına yakını sanatsal etkinliklerin öğrencilerin sınav kaygısı üzerinde "olumlu" etkisi olduğunu, bunun olumsuz psikolojileri üzerinde iyileştirici etkisi olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca söz konusu ebeveynlerden çocuklarının sanatsal etkinliklere katılması konusunda görüş ve önerileri istendiğinde, 1 kişi dışında, kalan tamamı "olumlu" görüşler bildirmiş olup 2 kişi dışında, kalan tamamı (26 Kişi) "olumlu" önerilerde bulunmuşlardır. Araştırmanın son bölümünde araştırma sonuçları alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Görsel okuryazarlık becerisinin kazandırılmasında Anderson sanat eleştirisi yönteminin öğrencilerin eleştirel becerilerine yansımaları
Sanat ile bireyin yetenek ve yaratıcılık becerileri, sanatsal formların analizlerinin yapılması ile geliştirilmektedir. Bireyin sanat eleştirisi yoluyla, sanat eserine ilişkin kişisel yorum ve yargılarda bulunması, özgün düşünme ve görsel okuryazarlık becerisine katkı sağlamaktadır. Çağımızda imgelerin ve görsellerin bir iletişim aracı olarak fiziksel çevremizde yoğun olarak kullanılması, görsel okuryazarlık becerisinin gerekliliğini zorunlu kılmaktadır. Görsel ögeleri anlama, yorumlama ve ifade etme becerisi olarak tanımlanan görsel okuryazarlık sanat eleştirisi uygulamaları ile kazandırılmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Durum araştırması veya örnek olay inceleme deseni bağlamında, bireye kazandırılması hedeflenen görsel okuryazarlık becerisinin sanat eleştirisi yoluyla verilmesinde, pedagojik eleştiri alanında kişisel tepkilerin ve sezgilerin de eleştiri sürecine dâhil edilmesiyle analitik ve sentetik yorumlamalarla daha kapsamlı bir şekilde geliştirilen Anderson sanat eleştirisi yönteminin öğrencilerin eleştiri yeteneklerine yansımaları incelenmiştir. Anderson sanat eleştirisi yöntemi; tepki, algısal analiz, kişisel yorum, bağlamsal analiz ve sentez basamaklarını kapsayan beş basamaklı bir eleştiri yöntemidir. Öğrencilerin esere karşı verdikleri ilk sezgisel reaksiyonlarının eleştiri sürecindeki değişim ve gelişimi incelenmiştir. Eleştirmen sezgilerinden yola çıkarak, sanat eserindeki somut formları kendi görsel kültür birikimindeki karşılığı ile ifade ederek görsel okuryazarlık becerisini açığa çıkarmış ve geliştirmiştir. Bu araştırmada, Hakkâri Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Fen Lisesi 9. sınıf kademesinde öğrenim gören öğrenciler ile yapılmış olan sanat eleştirisi uygulamalarında Anderson sanat eleştirisi yönteminin uygulama alanında öğrencilerin eleştirel becerilerilerine yansımaları incelenmiştir. Araştırma, 20 kişilik öğrenci grubu ile uygulanmıştır. Uygulamada Jan van Eyck'ın Arnolfini'nin Evlenmesi tablosu incelenmiştir. Bu tablonun, Anderson sanat eleştirisi yöntemi ile incelenmesine bağlı olarak katılımcıların görsel kültür kazanımları eleştiri sürecinde açığa çıkmıştır.
4-9 yaş arası çocuk resimlerinde bilinçdışının yaratımdaki rolü
Çocukların resimleri sadece biçimlerden ibaret değildir; derin anlamlar barındıran, çocuğun duygu ve düşüncelerini aktaran bir ifade aracıdır. Resimler aynı zamanda çocuğun ilgi alanlarını, içsel çatışmalarını, deneyimlerini, yaşam ortamlarını ve dile getirilmemiş sorunlarını anlamak için bir fırsat sunar. Resim, çocuğun bireyselliğiyle ilgili ipucu sağlamakla kalmaz; aynı zamanda bir iletişim aracı olarak sembolik bir şekilde çocuğun bilinçdışını yansıtır. Çocuklar belirli duyguları aktarırken benzer nesneleri çizmeye veya benzer renkleri kullanmaya eğilimlidirler. Bu nedenle çocukların çizdikleri resimlerin analiz edilmesinin, çocuğun zihinsel dilini anlama konusundaki önemi görülmektedir. Bu durum, Carl Jung'un insanların nesiller boyunca paylaştığı ortak duygular ve çağrışımlarla özdeşleştirdiği sembollere karşılık gelen arketip kavramının önemini açıklamaktadır. Bu çalışma, çocukların resimler yoluyla kendi dünyalarını ifade etme süreçlerini incelemiştir. Bu çalışmanın hedefi, bilinçdışının resimlerdeki içerik, biçim ve renk gibi unsurlarla nasıl ilişkilendiğini anlamaktır. Çalışmada, derinlemesine bir analiz için nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Katılımcı seçiminde amaçlı örnekleme tekniği benimsenmiş ve elde edilen veriler Hermeneutik (yorumsama) tekniği ile analiz edilmiştir. Tezin yazımında yararlanılan kuram; bilinçdışı ve yaratıcılığın kökenine odaklanan, yaratıcılığın altında yatan güdüleri sorgulayan Psikanalitik Yaratıcılık Kuramı'dır. Bu kuram, Sigmund Freud'un savunma mekanizmaları ile Carl Jung'un arketip kavramlarını içermektedir. Çalışma, amaçsal örneklem tekniği kullanılarak seçilen "şema öncesi" ve "şematik dönem" çocuk resimlerini içeren nitel araştırma yöntemlerini temel almıştır. İlgili uzmanlarla beraber çalışmaya uygun görülen 15 katılımcının resimlerinde aile, rüya, deprem ve dijital medyadaki bazı karakterler gibi unsurlar yer almaktadır. Resimlerde yer alan imgelerin aynı zamanda Jung'un bireyselleşme, durumsal ve simgesel arketipleri doğrultusunda katılımcıların resimlerine yansımakta olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda katılımcıların çizdikleri resimlerin arkasında vermiş oldukları yazılı ifadeler, araştırmacının hermeneutik tekniğiyle yaptığı resim analizlerini desteklemiştir. Katılımcıların yaşam ortamlarında deneyimledikleri olumsuz süreçler, çizdikleri resimlerde yer alan simgelerle açığa çıktığı görülmektedir. Bu simgeler katılımcıların hem içsel hem de dışsal faktörlerden etkilendiklerini ve çocukların bilinçdışı dürtülerine dair ipucu sağlamaktadır. Katılımcıların resimlerinin yaptıkları resimlerle psikolojileri arasındaki ilişkiyi anlamak için önemli bir araç olmaktadır. Anahtar kelimeler: Çocuk Resimleri, Bilinçdışı, Yaratıcılık, Arketip.
Piyano eğitimcilerinin piyano öğretim tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Mersin ili örneği)
Bu çalışma, piyano eğitmenlerinin piyano öğretim tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni, Mersin ilinde yaşayan piyano eğitimcileridir ve örneklemi ise, il merkezinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir ilçeleri) eğitim veren piyano eğitimcileridir. Örnekleme yöntemi olarak "Kolayda Örnekleme" yöntemine başvurulmuştur. Araştırma, piyano eğitimcilerinin piyano öğretim tutumlarını farklı değişkenler açısından ölçmeye yönelik –var olan durumu ortaya koymak adına yapılan- tarama modelinde, betimsel bir çalışmadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ile birlikte, Yazıcı (2016) tarafından geliştirilen "Piyano Öğretimi Tutum Ölçeği (PÖTÖ)" kullanılmıştır. Ölçeğe ait üç boyut; "1. Piyano eğitimine verilen önem; 2. Piyano öğretme tutkusu; 3. Piyano öğretimine yönelik profesyonel yaklaşım" dır. Veriler SPSS-27 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sosyodemografik sorular için frekans tablosu oluşturulmuştur. Değişkenlerin grup ortalamalarındaki farklılıkları görebilmek için 2 gruplu değişkenlerde bağımsız örneklem t-test analizleri uygulanmıştır. Parametrik testler için yeterli gözlem sayısı olmadığında 2 gruplu değişkenlerde non-parametrik Mann Whitney-U, 3 ve daha fazla gruplu değişkenlerde ANOVA analizi, grup sayısı parametrik testler için yeterli olmayan 4 ve daha fazla gruplu değişkenlerde ise non-parametrik Kruskal Wallis-H analizleri uygulanmıştır. Ölçeklerin birbirleri arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü tespit edebilmek için parametrik Pearson ve non-parametrik Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Analizler alfa=0,05 seviyesinde uygulanmıştır. Piyano öğretimine yönelik tutum ölçeği puan ortalaması 4,42±0,47 olarak tespit edilmiş olup ölçekten alınabilecek en düşük (1) ve en yüksek (5) puanlara göre, araştırmaya katılan piyano öğretmenlerinin piyano öğretimine yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olumlu olduğu görülmüştür. Benzer şekilde piyano eğitimine verilen önem (4,76±0,39) ve piyano öğretme tutkusu (4,61±0,52) tutum düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu, buna karşın piyano öğretimine yönelik profesyonel yaklaşım (3,90±0,84) tutumunun ise diğer maddelere göre nispeten düşük, ancak yine de yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Müzik öğretmeni adaylarının enstrümanlarında performans ettikleri müziği dinleme becerilerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı müzik öğretmeni adaylarının enstrümanlarında performans ettikleri müziği dinleme becerilerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Bu değişkenler: Öğrencilerin enstrümanlarındaki deneyim süreleri, enstrümanlarına haftalık çalışma süreleri, müzik dinlemeye ayırdıkları süre, dinledikleri müzik türü, enstrümanlarında çalıştıkları müziklerin farklı yorumlarını dinleme durumları, alan çalgı derslerindeki akademik başarı düzeyleri ve müziksel işitme-okuma-yazma (MİOY) dersindeki akademik başarı düzeyleridir. Araştırmanın örneklem grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Gazi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar, Aydın Adnan Menderes, Balıkesir, Bolu Abant İzzet Baysal, Burdur Mehmet Akif Ersoy, Bursa Uludağ, Atatürk, Dokuz Eylül, Necmettin Erbakan, Muğla Sıtkı Koçman, Niğde Ömer Halisdemir, Tokat Gaziosmanpaşa ve Trabzon Üniversitelerinin müzik eğitimi ana bilim dallarında 1, 2, 3 ve 4. sınıfta öğrenim görmekte olan 332 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırma nicel bir araştırma yöntemi olan tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu" ve "Müzisyenlerin Enstrümanlarında Performans Ettikleri Müziği Dinleme Becerilerinin Değerlendirilmesi Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu araştırmanın değişkenleriyle ilgili 12 soruyu kapsamaktadır. "Müzisyenlerin Enstrümanlarında Performans Ettikleri Müziği Dinleme Becerilerinin Değerlendirilmesi Ölçeği" ise yılında Aydıner-Uygun (2021-2023) tarafından geliştirilmiştir. Bu ölçek 4 alt boyuttan ve 25 maddeden oluşmaktadır. Elde dilen veriler SPSS 26.0 programına işlenmiş ve çağrışımsal, analitik, iyileştirme ve estetik dinleme olmak üzere dört ana başlık altında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; öğrencilerin performans ettikleri müziği dinleme becerilerinin belirlenen tüm değişkenler üzerinde farklı düzeylerde anlamlı farklılıklar oluşturduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin enstrümanlarına çalışma süresi ve çalıştıkları eserlerin farklı yorumlarını dinleme durumlarının tüm dinleme becerileri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. İncelenen değişkenler arasında bir eserin farklı yorumlarını dinleme durumlarının iyileştirme önerileri için dinleme becerisi üzerinde yüksek etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Müzik Öğretmeni Adayı, Müzik Dinleme, Dinleme Becerileri, Müzik Eğitimi.
Müzik eğitimi alanındaki lisansüstü öğrencilerin enstrümanlarında performans ettikleri müziği dinleme becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Türkiye'deki Üniversitelerin Eğitim Bilimleri Enstitülerine bağlı Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Müzik Eğitimi Bilim Dallarında lisansüstü öğrenim görmekte olan öğrencilerin enstrümanlarında performans ettikleri müzikleri çalışma süreçlerindeki dinleme becerilerinin incelenmesidir. Çalışmada öğrencilerin performans ettikleri müzikleri dinleme becerilerindeki sürece bağlı farklılıklar ile öğrencilerin dinleme becerilerinin belirli değişkenler açısından ne şekilde farklılaştığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Bolu Abant İzzet Baysal, Bursa Uludağ, Dokuz Eylül, Gazi, İnönü, Muğla Sıtkı Koçman, Nevşehir Hacı Bektaş Veli ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitelerinin Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dallarına bağlı Müzik Eğitimi Bilim Dallarında yüksek lisans ve doktora öğrenimi gören ve çalışmaya gönüllü katılım gösteren öğrenciler oluşturmuştur. Bu çalışma kapsamındaki veriler Aydıner Uygun (2021) tarafından geliştirilen Görüşme Formu aracılığıyla toplanmıştır. Bu form üç bölümden oluşmaktadır: 1. Bölüm, katılımcıların bazı kişisel bilgileri ile müziksel yaşantı ve deneyimlerine ilişkin bilgilerini edinmek amacıyla hazırlanan 9 soruyu içermektedir. 2. Bölümde katılımcıların enstrümanlarındaki müziği çalışma planları hakkında bilgi edinmeyi amaçlayan 4 soru vardır. 3. Bölüm ise katılımcıların enstrümanlarındaki müziği performansları sırasındaki dinleme becerilerini ölçmeyi amaçlayan 45 örnek ifadeden oluşmuştur. Öğrencilerin enstrümanlarındaki müziği performans ettikleri sırada söyledikleri ifadelerin enstrümanlarında performans ettikleri müzikleri dinleme süreçlerindeki uygulamalarına dönük olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Enstrümantal Müzik, Performans, Dinleme Becerisi.
Gitar dersi öğretim elemanlarının derslerinde kullandıkları etüt ve egzersizlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma Türkiye'deki eğitim fakülteleri güzel sanatlar eğitimi bölümleri müzik eğitimi anabilim dallarında eğitim veren gitar dersi öğretim elemanlarının derslerinde kullandıkları etüt ve egzersizlere ilişkin görüşlerini almak, konuyla ilgili önerilerde bulunmak ve gitar eğitiminin gelişimine katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'deki eğitim fakülteleri güzel sanatlar eğitimi bölümleri müzik eğitimi anabilim dallarında eğitim veren gitar dersi öğretim elemanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise ülkemizde bulunan 15 farklı üniversiteden 16 gitar dersi öğretim elemanı oluşturmaktadır. Örneklemi oluşturan gitar dersi öğretim elemanlarının görüşlerinin alınmasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. 3 uzman görüşü doğrultusunda açık uçlu, kategori ve likert tipi beşli dereceleme ölçeğine uygun olarak hazırlanan sorular, yapılan pilot uygulamanın ardından son halini almıştır. Toplam 17 adet soru görüşme yönergesi ile birlikle öğretim elemanlarına sunulmuştur. Araştırmaya katılan gitar dersi öğretim elemanlarının yanıtları doğrultusunda, derslerinde en sık kullandıkları kaynakları, bu kaynaklar ile ilgili görüşlerini ve öğrencilerinde en sık karşılaştıkları teknik sorunları incelemek mümkün olmuştur. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmış ve belli sonuçlara ulaşılmıştır. Kategori ve likert tipi beşli dereceleme ölçeğine uygun olarak yöneltilen sorulardan elde edilen bulgulara göre sonuçlar aritmetik ortalama değerleri dikkate alınarak sıralanmış, ayrıca yüzde ve frekans analizleri yapılarak tablo halinde sunulmuştur. Öğretim elemanlarına açık uçlu olarak yöneltilen sorulardan elde edilen bulguların sonuçları ise çeşitli temalar, kodlar ve görüşler çıkarılarak tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda gitar dersi öğretim elemanlarının derslerinde kullandıkları kaynaklarda, bu kaynaklar ile ilgili görüşlerinde ve öğrencilerinde yaşadıkları teknik sorunlarda benzer ve farklı görüşlerin olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ile birlikte gitar dersi öğretim elemanlarının görüşleri dikkate alınarak gitar eğitiminin gelişimine katkıda bulunacak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gitar Eğitimi, Etüt, Egzersiz
Flüt eğitimi alan öğrencilerin öğrenme stratejilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Çalgı eğitiminin amacı bireylerin araştırmacı, yaratıcı ve özgüvenli bireyler olmalarını sağlamaktır. Bu sürecin en önemli unsurlarından biri bireylerin çalgılarına çalışma sürecidir. Çalgı eğitiminin bir boyutu da flüt eğitimidir. Flüt eğitimi alan bireylerin çalışma sürecinde yaşadığı problemleri tespit edip, problemlere uygun çözümler üretebilmesi beklenmektedir. Bu beklenti doğrultusunda da bireylerin üstbilişsel farkındalıkları ile öğrenme aşamasında gerek duydukları stratejileri tespit etmeleri istenmektedir. Bu düşünceler ışığında yapılan araştırmada, mesleki müzik eğitimi alan flüt öğrencilerinin cinsiyet, yaş, üniversite, sınıf düzeyi, enstrüman deneyimi, çalışma ortamı ve çalışma süresi değişkenlerine göre öğrenme stratejilerinin kullanılma durumları tespit edilmiştir. Araştırmaya 14 eğitim fakültesinden 75 flüt öğrencisi katılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", öğrenme stratejilerini belirlemek amacıyla "Enstrümantal Müziği Çalışırken ve Öğrenirken Kullanılan Stratejiler Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS istatistik paket programı kullanılmıştır. Veri analizleri, enstrümantal müziği çalışırken ve öğrenirken kullanılan stratejiler ölçeğinden elde edilen toplam puanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma örneklemin analiz edilmesinde tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, frekans, yüzdelikler) hesaplanmıştır. Öğrenme stratejileri kullanma durumu ölçeğine ait puanlarının cinsiyete ve lisanstan önce flüt eğitimi alma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için bağımsız gruplarda t-testi yapılmıştır. Öğrencilerin yaş, eğitim gördükleri üniversite, lisanstaki sınıf, flüt çalışma ortamları ve flüt çalışma sürelerine göre farklılıkların analiz edilmesinde ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunan gruplardaki farklılıkların kaynağını tespit etmek için ise Post Hoc testleri kullanılmıştır. Araştırmada örneklemin belirli özelliklere göre kategorilere ayrıldığı gruplar arasındaki örneklem sayıları eşit olmadığı için, varyansların homojen olduğu durumlarda Post Hoc testlerinden Scheffe testi, homojen olmadığı durumlarda ise Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin sınıf düzeyi değişkeninde Lisans 4. Sınıf öğrencilerinin Lisans 1. Sınıf öğrencilerine göre yineleme stratejilerini daha çok kullandığı, Lisans 3. Sınıf öğrencilerinin de Lisans 2. Sınıf öğrencilerine göre anlamlandırma stratejilerini daha çok kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca enstrümanına haftada "8 saat ve üzeri" çalışan öğrencilerin "1-3 saat" arası çalışan öğrencilere göre dikkat, yineleme ve anlamayı izleme stratejilerini daha yüksek düzeyde kullandıkları tespit edilmiştir. Stratejilerin alt boyutları incelendiğinde öğrenciler tarafından en çok kullanılan stratejinin yineleme (tekrar) stratejisi olduğu, en az kullanılan stratejinin ise eklemleme-örgütleme stratejileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik öğretmeni adaylarının yaratıcılıkları ile çalgı öz yeterlik ve çalgılarına yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı müzik öğretmeni adaylarının yaratıcılıkları ile çalgı öz yeterlikleri ve yaratıcılıkları ile çalgılarına yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenip değerlendirilmesidir. Bu çalışma, betimsel nitelik taşıyan ilişkisel tarama modelindedir. Çalışmanın örneklem grubunu Türkiye'nin farklı üniversitelerinde, eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dalında öğrenim gören 436 müzik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu, Ne Kadar Yaratıcısınız Ölçeği, Çalgı Performansına İlişkin Öz yeterlik Ölçeği ve Çalgı Tutum Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde öncelikle; ölçeklere ait güvenirlik analizi sonuçları için Cronbach Alpha katsayı değerlerine bakılmıştır. Daha sonra müzik öğretmeni adaylarının yaratıcılık düzeyleri ile çalgı performansına ilişkin öz yeterlik puanları ve müzik öğretmeni adaylarının yaratıcılık düzeyleri ile çalgılarına olan tutumları arasındaki ilişki düzeyi Pearson korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçme araçlarından elde edilen verilerin güvenirliği Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ile incelenmiş ve elde edilen bulgular verilerin analizi için güvenilir olduğunu göstermiştir. Müzik öğretmeni adaylarından toplanan verilerden elde edilen bulgular sonucunda yaratıcılıkları ve öz yeterlikleri arasındaki korelasyon analiz bulgularına göre bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Müzik öğretmeni adaylarının yaratıcılıkları ve çalgılarına olan tutumları arasında ise düşük düzeyde ilişki olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Yaratıcılık, Öz yeterlik, Tutum
Orff eğitiminin ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin ritim algıları ve müzik dersi başarılarına etkisi
Müzik eğitimi, belli bir süreç içerisinde, bireylerin müzik alanındaki bilgilerini arttırmayı ve becerilerini geliştirmeyi hedefleyen bir eğitim dalıdır. Bu süreç, melodi, ritim, armoni, müzikal işitme, müzik teorisi, kompozisyon ve performans gibi çeşitli kulvarları içinde barındırır. Örgün ve yaygın olarak yürütülen müzik eğitimi, uzun ve aşamalı bir süreçtir. Doğru yöntem ve teknikler kullanıldığında, öğrenciler adım adım ilerlerken, öğrencilerin eksikliklerini daha kolay fark edebilecekleri ve gelişim sağlayacakları öngörülebilir. İstendik davranışları geliştirmeye yönelik bu eğitim sürecinde, müzik eğitimine özgü yöntem ve teknikler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri olan Orff yöntemi (metodu) Carl Orff ve Gunild Keetman tarafından geliştirilen bir müzik eğitim yaklaşımı olarak da bilinmektedir. Orff eğitiminin hareket, konuşma, şarkı söyleme, çalgı çalma ve doğaçlama gibi çeşitli unsurların kullanıldığı, akılda kalıcı bir yöntem olduğu bilinmektedir. Bu araştırmada, Orff yönteminin, müzik eğitiminde çocukların yaratıcılık potansiyellerini destekleyen kapsamlı bir yaklaşım olması sebebiyle, müzik eğitimine katkı sağlayacağı düşünülerek yola çıkılmıştır. Yöntemin genel hedefleri ve temelleri ile uyumlu olup, özellikle ilköğretim ikinci kademe öğrencileri için etkili bir öğrenme ortamı oluşturabilmesi, çocukların ritim algısını ve müzik derslerinde başarılı olmaları hedeflenmiştir. 5 haftalık süreçte Kontrol grubuna uygulanan geleneksel müzik eğitimi ve Deney grubuna uygulanan Orff yöntemi destekli müzik eğitiminin sonrasında gruplara uzman görüşü alınarak hazırlanan Ritim Algı Testi ve Müzik Dersi Başarı Testi uygulanmış ve sonuçlar analiz edilmiştir. Bu analizlerin sonucunda, gruplara uygulanan Ritim Algı Testi ve Müzik Dersi Başarı Testlerinde deney grubunun kontrol grubuna oranla daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir.
TRT repertuvarındaki Nevşehir türkülerinin müzikal-edebî analizi ve müzik eğitiminde kullanılabilirliği
Bu çalışmanın ilk amacı, Nevşehir'e ait THM eserlerini düzenli bir şekilde bir araya getirmek, eserlerin güfteleri üzerinden edebî, besteleri üzerinden melodik bir analiz yapmak ve müzik eğitimi açısından kullanılabilirliğini belirlemektir. Ayrıca çalışma, Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmayı, Nevşehir yöresi THM türkülerinin tasnifini yaparak bu konuda yapılacak diğer çalışmalara örnek teşkil etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, TRT repertuvarında bulunan Nevşehir yöresi THM eserleri bir araya getirilmiş, eserler edebî ve müzikal yönden incelenmiş ve eserlerin eğitim müziği açsından kullanılabilirlik durumu değerlendirilmiştir. Nevşehir yöresi THM türkülerinin besteleri ve güfteleri üzerine, bu zamana kadar çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmıştır ancak bunlar yalnızca folklorik veya yalnızca müzikal incelemelerdir. Çalışmanın başında türkünün kökeni, tanımı, türkü tasnifi, Nevşehir türküleri ve diğer eserlerle ilgili yapılan çalışmalar ve Nevşehir türkülerinin genel özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Türküler yapı, şekil, konu, bağlam, icra ortamı ve işlev özelliklerine; kaynaklarına ve ezgilerine göre sınıflandırılmıştır. Eserlerin edebî değerleri, ait olduğu gelenek, nazım biçimleri-birimleri, uyakları-uyak düzenleri, ölçüleri ve durakları; müzikal yapıları, makamsal özellikleri, perde isimleri, dizisi, güçlüsü, durağı, yedeni ve ses aralığı belirlenerek incelenmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmanın neticesinde TRT repertuvarına girmiş Nevşehir yöresi türkülerinin müzik eğitimi açısından önemi açıklanmış, eğitim kademelerindeki işlevleri ve kullanılabilirliği belirlenerek içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir.
Okul öncesi müzik eğitiminde Kodaly yaklaşımı temelli bir müzik öğretim programı tasarısı
Bu araştırmada okulöncesi müzik eğitimin önemine değinilerek okulöncesi dönemde Kodaly yaklaşımı temelli bir müzik öğretim programı tasarlanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Kodaly yaklaşımının temel ilkeleri, eğitim araçları, doğuş noktası olan Macaristan'daki müzik eğitiminin, eğitimin farklı kademelerindeki durumu ile yaklaşımın farklı ülkelerdeki eğitim sistemlerine nasıl adapte edildiği incelenmiştir. Pek çok ülkenin kendi kültürü doğrultusunda yaklaşımı şekillendirerek her düzeydeki müzik eğitiminde kullandığı görülmüştür. Ülkemizde okulöncesi eğitimde kullanılmak üzere bir müzik öğretim programı tasarlamak amacıyla ihtiyaç analizi yapılarak okulöncesi müzik eğitiminin kazanımları belirlenmiştir. Araştırma kapsamında ele alınan problem ve alt problemin çözümlenmesi için nitel araştırma yöntemlerinden yaralanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ve literatür incelemesi kullanılmıştır. Müzik öğretim yaklaşımları alanında uzman olan eğitimciler ile yapılan görüşmeler betimsel olarak analiz edilmiş; okulöncesi müzik eğitimi konu alanı ile ilgili literatür incelenerek analiz edilmiştir. Yapılan analizler tablolaştırılarak sunulmuş okulöncesi müzik eğitiminde kazandırılması gereken davranışlara yönelik, tema, alt tema ve kategoriler doğrultusunda okulöncesi müzik eğitiminin kazanımları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda okulöncesi müzik eğitiminde şarkı söyleme becerisi ile ilgili 7, ritmik beceriler ile ilgili 6, içsel duyuş becerisi ile ilgili 4, müziksel kavramları tanıma becerisi ile ilgili 13 kazanım olmak üzere 30 kazanım belirlenmiştir. Okulöncesi müzik eğitiminin kazanımlarının gerçekleşmesine yönelik içerik, öğrenme-öğretme durumları ve değerlendirme durumları içeren bir müzik öğretim programı tasarısı Kodaly yaklaşımının eğitim araçları, eğitim felsefesi ve temel ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, müzik eğitimi, okulöncesi müzik eğitimi, öğretim programı tasarısı, Kodaly yaklaşımı.
Özel yetenekli öğrencilerin uzaktan farklılaştırılmış görsel sanatlar eğitiminin alana özgü becerilere ve öğrencilerin duyuşsal özelliklerine etkisi
Bu çalışmada amaç, özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımının alana özgü becerilere ve öğrencilerin duyuşsal özelliklerine etkisini ve uygulama hakkındaki öğretmen görüşlerini tespit etmektir. Bu doğrultuda uzaktan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejileri kullanılarak eğitim alan özel yetenekli öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışma nicel ve nitel araştırma tekniklerinin birlikte kullanıldığı yakınsayan karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmaya Konya Bilim ve Sanat Merkez'inde destek eğitimi alan 20'si deney 20'si kontrol grubu olmak üzere toplam 40 ilkokul 5. sınıf düzeyindeki özel yetenekli öğrenci ile birlikte alanında uzman 5 görsel sanatlar öğretmeni katılmıştır. Deney ve kontrol grupları yansız atama ile belirlenmiştir. Bu araştırmada verileri toplamak amacıyla öğrencilere Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey X, Torrance Yaratıcı Düşünme Becerileri Ölçeği, Görsel Sanatlar /Resim Dersine Yönelik Duyuşsal Özellikler Ölçeği ve Görev ve Benlik Algısı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sürecinde katılımcı öğrencilerden birer dijital dosya oluşturmaları istenerek, yapılacak olan çalışmaların görsellerini bu dosyalarda toplamaları sağlanmıştır. Öğretmenlerin uygulanan farklılaştırmış görsel sanat eğitimi ile ilgili görüşlerini tespit etmek için görüşme yapılmıştır. Bu görüşme için araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması toplam 44 ders saati sürmüştür. Deney ve kontrol gruplarında uygulama süreci aynı zamanda başlamış ve bitmiştir. Elde edilen nicel veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Bu verilere dayanarak verilerin analizinde nonparametrik testlerden ilişkisel istatistik testlerinden Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile parametrik testlerden ilişkili örneklem t testi uygulanmıştır. Non parametrik testler olan Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi verilerinden elde edilen betimsel değerlerin etki büyüklüklerinin hesaplanmasında Pearson'un korelasyon katsayısı olan r etki değeri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda öğrenci ürün dosyalarından elde edilen verilerin güvenilirliği için gözlemci öğretmen sayısının ikiden fazla olması sebebi ile "Fleiss'in kappa katsayısı" kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel ve içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımı ile öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerilerinde belirgin bir ilerleme ortaya çıkmıştır. Uygulanan eğitimin özel yetenekli öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerileri üzerinde büyük etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımının özel yetenekli öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan çalışmada öğretmenlerin tamamının özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımını hedeflenen kazanımları gerçekleştirmesi açısından uygun bulduğu, özel yetenekli bireyler için etkinliklerin uygun olduğunu, çok sayıda bakış açısını içerdiğini, yaratıcılığı desteklediğini önceki öğrenmelerle bağlantılı olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır.
Çocuklarda bağlama eğitimine yönelik uzman görüşlerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma; örgün, yaygın ve özel eğitim kurumlarında çocuklar için başlangıç bağlama eğitimine yönelik mevcut durumun incelenmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırmada, uzman görüşleri doğrultusunda çocuklara yönelik başlangıç düzeyi bağlama eğitiminde uygulanabilecek yol, yöntem ve metotların tespiti, eğitim içeriğinde yer alması gerekli görülen teorik ve uygulamaya ilişkin konu başlıklarının belirlenmesi, icraya dönük teknik ve müzikal kazanımların tespiti ve süreçte karşılaşılan problemlere yönelik çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada karma yöntem yakınsayan/eş zamanlı desenden faydalanılmış, nitel ve nicel sorular içeren görüşme formuyla 12.05.2020 ve 20.06.2022 tarihleri arasında veriler toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini örgün, yaygın ve özel eğitim kurumlarında veya serbest şekilde 56 farklı şehirde ve yurt dışında görev yapan, 6-15 yaş arası çocuklara ders verme deneyimine sahip 291 bağlama eğitmeni oluşturmuştur. Verilerin analizinde nitel içerik analizi yönteminden ve nicel frekans analizi yönteminden faydalanılmıştır. Bulgular: Çocuklara yönelik bağlama dersleri çoğunlukla 25-44 yaş aralığında, bireysel çalgısı bağlama olan lisans düzeyinde eğitimine sahip ve erken yaşta bağlama öğrenmeye başlayıp bunu meslek edinen kişilerce yürütülmektedir. Eğitmenler bağlama eğitimini için 7-10 yaş aralığında haftada iki gün birer saat öğretimi uygun bulmakta; çocuğun bağlama çalmaya yatkınlığını belirlemek için ezgi ve ritim tekrarına yönelik müziksel hafızaya ve fiziki özelliklere bakmaktadırlar. Çocuklar için öğretimde kısa veya uzun saplı bağlama tercih edilmekte, kara düzen veya bağlama düzeninde öğretim yapılmaktadır. Çocuklar için tel ve parmak numaralarının, tezene yönlerinin gösterildiği la eksenli nota yazımı tercih edilmektedir. Tezene yönlerinin aşağı yukarı yönde ok işaretleriyle, tel numaralarının daire içinde rakamlarla dizeğin üstünde, parmak numaralarının "5, 1, 2, 3, 4" şeklinde rakamlarla dizeğin altında gösterimi tercih edilmektedir. Bağlama eğitiminde ilk ders için sırasıyla temel nota bilgisi, bağlamanın yapısı ve bağlama tutuş-oturuş tercih edilmektedir. Bağlama eğitmenleri çocuklar için temel düzey bağlama eğitim süreci içerisinde akort bilgisine, bağlama ailesine yönelik bilgilere, bağlamayı korumaya ilişkin bilgilere, mikrotonal seslere, hız terimlerine, artikülasyon ve süslemeye yönelik bilgilere yer verilmesi gerektiği görüşündedir. Eğitmenler öğretimde halk ezgilerinden faydalanmaktadır. Öğretimde çocuklar için temel düzey bağlama eğitimi için beklenen kazanımlar; tezene yönü ve parmak numaralarını doğru kullanabilme, deşifre çalabilme, ezbere çalabilme, bağlama türlerinin farklı tınılarını ayırt edebilme, duyduğunu çalabilme, çarpma, çekme, tril, tarama, çırpma gibi sağ ve sol el tekniklerini uygulayabilme, çalıp söyleyebilme becerileridir. Sonuç: Araştırmada bağlama eğitmenlerinin çocuklara yönelik başlangıç bağlama eğitimi için, bağlama türü ve tel düzeni, notasyon ve faydalanılan ezgilere yönelik ortak bir görüşe sahip oldukları ancak temel düzey bağlama eğitiminde yer verilmesi gerekli gördükleri bağlamaya özgü konu başlıkları ve teknik kazanımlara ilişkin farklı görüşlere sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlama, Bağlama Eğitimi, Çocuk Çalgı Eğitimi, Saz, Karma Yöntem
Müzik öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi: Bir karma yöntem çalışması
İnsanlık, bilginin hızlı bir şekilde geliştiği ve değiştiği günümüze adapte olmak için mevcut bilgi ve becerilerini sürekli olarak güncellemek zorundadır. Bu güncelleme okul ortamı ve belirli yaş aralığı ile sınırlı kalmayan yaşam boyu öğrenme ile mümkündür. Özellikle de geleceğin bireylerini yetiştirecek öğretmen ve öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğiliminde olması kendi gelişimlerine ve toplumun gelişimine katkı sunacağı gibi öğrencilerine de rol model olacaktır. Bu çalışmanın amacı müzik öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin düzeyini, yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin çeşitli değişkenlere göre değişimini ve müzik öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenmeye ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022–2023 Eğitim-Öğretim yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi A.K.E.F. Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören 80 müzik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama yöntemi işe koşularak "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilim Ölçeği" 80 müzik öğretmeni adayına uygulanmıştır. Nitel verilerin toplanması aşamasında amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen "Müzik Öğretmeni Adaylarının Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimlerine İlişkin Görüşme Formu" aracılığıyla ölçek uygulanan katılımcılardan 12'si ile 2 odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma), nonparametrik testlerden Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, müzik öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin genel ortalamada ve öğrenmeye isteklilik ile gelişime açıklık alt boyutlarında yüksek düzeyde olduğu, yaşam boyu öğrenme eğilimleri düzeyinin cinsiyet ve sınıf değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Yaşam boyu öğrenmenin sürekli olarak, her yaşta ve her yerde, kasıtlı ya da kasıtsız gerçekleşme özelliklerinin olduğu, formal eğitimde eksik kalan eğitimi tamamlama, boş zamanı değerlendirme, bir işte çalışırken gerçekleşebilme, yanlış öğrenilmiş bilgilerin düzeltilmesi, kişisel ve toplumsal gelişme katkı sunma gibi avantajlarının olduğu, öğretmenlerin güncel ve teknolojik gelişmelere adapte olmakla beraber öğrencilerine rol model olduğu için yaşam boyu öğrenmeye başvurması gerektiği, müziğin dinamik ve canlı bir süreç olduğu gerçeğinden hareketle müzik eğitimcilerinin bu dinamik ve canlı sürece uyum sağlamak için yaşam boyu öğrenenler olması gerektiği çalışmanın öne çıkan nitel bulguları arasındadır.
Bağlamada başlangıç düzeyi zeybek tezene tavrının öğretimine yönelik egzersiz ve etüt temelli bir öğretim modeli önerisi
Bu araştırma, bağlamada başlangıç düzeyine yönelik zeybek tezene tavrı öğretiminde egzersiz ve etüt temelinde geliştirilen bir öğretim modelini kapsamaktadır. Başlangıç düzeyi zeybek tezene tavrı öğretiminde etkili ve kalıcı bir öğrenme sağlamaya yönelik sunulacak bir öğretim modelinin nasıl olması gerektiği problem durumundan yola çıkan araştırma; zeybek tezene tavrı öğretimine yönelik bir eğitim ve öğretim materyali sunarak bu konuda etkili ve kalıcı bir öğrenme sağlamayı, ayrıca bağlamada farklı tezene tavırlarının öğretimine yönelik geliştirilecek öğretim modellerine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Nitel ve nicel yaklaşımlara dayalı karma yöntem deseninin kullanıldığı araştırmada bu doğrultuda güzel sanatlar liselerinde bağlama derslerini yürüten 10 öğretmenle yapılandırılmış görüşme sağlanarak bu kurumalarda başlangıç düzeyi zeybek tezene tavrı öğretimine yönelik mevcut durum betimlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler ışığında öğretim modelinin temelini oluşturan egzersiz ve etüt üretimi aşamasına geçilmiştir. Araştırmada sunulan 83 egzersiz ve 6 etüt, "Güzel Sanatlar Lisesi Çalgı Eğitimi Bağlama 11" kitabında yer alan 6 temel zeybek tezene tavrı tartım kümesi referans alınarak üretilmiştir. Egzersizler, tezene tartım kümelerindeki notaların birden fazla perdeye uygulanması esasına göre hazırlanmıştır. Ancak kolaydan zora ilkesi dahilinde bu tartım kümeleri, aynı notadan oluşacak şekilde başlayarak kademeli bir biçimde artırılmıştır. Etütler ise belirlenen 6 tartım kümesinin her birini içerecek şekilde hazırlanmıştır. Araştırmanın deney süreci; tek gruplu ön test-son test deseni ile kurgulanmış olup Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesinde 10 ve 11. sınıfta eğitim gören ve hazır bulunuşluk testiyle denklik durumları tespit edilen 4 öğrenci ile haftada 2 ders olmak üzere 7 hafta boyunca yürütülmüştür. Değerlendirmenin sağlıklı olabilmesi açısından dersler ve testler video ile kayıt altına alınmıştır. Her iki ders bitiminde haftalık ders değerlendirmesi testi yapılarak öğrencilerin zeybek tezene tavrı icra becerileri düzeylerindeki değişim süreç boyunca izlenmiştir. Deney sürecinin sonunda öğrencilerin ön test, son test ve son testten 2 ay sonra gerçekleştirilen kalıcılık testi değerlendirme sonuçları karşılaştırılarak arada anlamlı bir fark olup olmadığına bakılmıştır. Araştırmada 4 çalışma grubu yer almaktadır. Birinci çalışma grubu, güzel sanatlar liseleri bağlama derslerinde zeybek tezene tavrı öğretiminin mevcut durumunu tespit etmek için görüşülen 10 öğretmenden oluşmaktadır. İkinci çalışma grubu; öğretmenlerle gerçekleştirilen görüşme formu ve hazırlanan egzersiz, etüt ve eserler için uzman görüşü alınan bağlamayla ilgili 2 öğretim elemanından oluşmaktadır. Üçüncü çalışma grubu; ön test/son test/kalıcılık testi, hazır bulunuşluk değerlendirme ve haftalık ders değerlendirme formlarına uzman görüşü sunan ve aynı zamanda bu formları dolduran bağlamayla ilgili 3 öğretim elemanından oluşmaktadır. Dördüncü çalışma grubu ise deneyin gerçekleştirildiği Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesinde eğitim gören 10 ve 11. sınıf 4 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın sonunda ön test, son test ve kalıcılık testi değerlendirme verileri incelendiğinde bu testler arasında anlamlı bir fark oluştuğu gözlenmiştir. Bu noktadan hareketle araştırma kapsamında sunulan öğretim modelinin öğrencilerin zeybek tezene tavrı icra becerilerini artırma noktasında belirgin bir katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlama, Zeybek tezene tavrı, Öğretim modeli, Egzersiz, Etüt.
Türk musikisi keman öğretiminde 7E modelinin uygulanması ve öğretme-öğrenme sürecine etkisi
Yapılandırmacı Yaklaşımda öğretmenler, öğrencilerin öğrenme etkinliklerinde rehberlik ederek bireysel öğrenme stratejileri geliştirmelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımda öğretmenler pasif bir konumda olmalarına rağmen, öğrencilerin özgür bir öğrenme ortamında başarılı olmaları için gereken yönlendirmeyi sağlarlar. Hızla değişen dünyada, bireylerin değişimden kaynaklanan yeniliklerin ve gelişmelerin farkında olması ve aynı zamanda üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekmektedir. Bu nedenle, dünyadaki değişikliklere ayak uydurabilen ve gerektiğinde uygun davranabilen bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Bireylerin, bilgiyi tüketmek yerine kendilerince sentezleyerek yeni bilgiler üretmeleri hedeflenmektedir. Bu çalışmada, içerik analizi tekniği kullanılarak nitel veri toplama gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yaklaşımı kullanılarak müzik eğitimi alanında yapılandırmacı öğrenme yöntemiyle uygulanan 7E modelinin etkisi değerlendirilmiştir. Çalışma, yapılandırmacı 7E öğretim modeliyle düzenlenen Türk Müziği keman derslerinde öğrenci başarısını ve etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın nicel verileri ise deneysel öntest-son-test kontrol gruplu desen kullanılarak elde edilmiştir. Bu çalışma kapsamında, Keman Dersi Başarı Testi Ölçeği, Tutum Ölçeği ve Performans Testi ön testi deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Deney grubuna 10 hafta boyunca 7E modeline uygun olarak tasarlanmış öğretim etkinlikleri uygulanırken, kontrol grubu mevcut programdaki etkinliklere devam etmiştir. Uygulama sonrasında, her iki gruba tekrar Keman Dersi Başarı Testi Ölçeği, Tutum Ölçeği ve Performans Ölçeği uygulanmıştır. Yapılan Mann Whitney U testi analizi sonucunda, 7E öğretim modeline uygun olarak düzenlenen ders etkinliklerinin öğrencilerin başarısına anlamlı bir şekilde katkı sağladığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, 7E modelinin keman eğitiminde etkili bir öğretim yöntemi olarak kullanılabileceğini göstermektedir.