
382
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ev tipi çamaşır makinelerinde vücut teması ile oluşan kirlerin giderilmesine yönelik gömlek yıkama programının oluşturulması
Tekstil ürünleri çok uzun zamanlardan beri insan hayatında önemli bir yere sahiptir. İlk insanlardan bu yana yiyecek bulma, barınma ve örtünme ihtiyaçları temel ihtiyaç olarak görülmektedir. İlk zamanlarda sadece ihtiyaç olarak görülen ve doğanın kötü koşullarından korunmak için kullanılan giysiler; sonraları insanların zevk ve arzularına göre değişim göstermiştir. Renkler, desenler ortaya çıkmış ve insanlardaki farklı olma istekleri artmıştır. Bu duruma paralel olarak çeşitli giyim tarzları geçmişten günümüze oluşmuştur. Gömlek kullanımı tarihsel süreç içerisinde yaygınlaşmış ve moda akımının etkisiyle değiştiği bilinmektedir. Bu nedenle değişik kalite ve modelde gömlekler üretilmektedir. Gömlek kullanımının artması çeşitli problemleri ve şikâyetleri ortaya çıkartmaktadır. Her bireyin kalite algısı ve eskime yıpranma tanımı farklılık göstermektedir. Bazı kullanıcılar ilk kullanım sonrasında meydana gelen tüm değişmelerden rahatsız olurken, bazı kullanıcılar zaman geçtikçe yıpranma, tüylenme, aşınma, çekme ve buna benzer etkiler nedeni ile rahatsız olabilmektedirler. Kullanım ve tekrarlı yıkamalar sonrasında yaka ve manşetlerde aşınma ve yıpranma, renklerde matlaşma, kat yerlerinde kalıcı izlerin oluşması gibi problemlere de çok sık rastlanmaktadır. Tekstil ürünleri kullanım özellikleri bakımından dış ortamla sürekli etkileşim halindedir. Bu etkileşim sonucunda fiziksel kuvvetler tekstil ürünlerinin kullanım ömürlerinin azalmasına neden olmaktadır. Yıkama esnasında ortaya çıkan aşındırıcı fiziksel etkiler ve temizleme esnasında kullanılan kimyasallardan kaynaklanan etkilerin azaltılmasının gömleklerin kullanım ömründe iyileşmeye neden olacağı aşikârdır. Gerçekleştirilen bu tez çalışmasında tüketicilerin sıklıkla kullandıkları gömlek ürününün kullanım ömrünü azaltan etkenler belirlenmiştir. Bu belirlenen etkiler özelinde daha kısa sürede etkin temizleme sağlayabilecek yeni bir yıkama algoritması geliştirilmiştir. Literatürde daha önce yapılan çalışmalarda ön işlem kimyasalı kullanılarak etkin temizleme ve sürenin kısaltıldığı, düşük sıcaklıkta yıkama yapılan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Yapılan anket çalışması ile tüketicilere 24 faklı soru sorulmuştur. 141 kişinin katıldığı anket sorulana verilen cevaplar analiz edilmiştir. Değişen hayat şartları, iş profilleri, kişilerin giyim şekillerindeki değişmeler de göz önüne alındığında gömlek kullanımının arttığı belirlenmiştir. Kullanımın artmasına paralel olarak temizleme sıklığının da arttığı ankette katılanların sorulan sorulara verdikleri yanıtlardan çıkan bir diğer sonuçtur. Pamuklu ve pamuk karışımı tekstillerin son tüketici tarafından tercih edildiği yapılan anket çalışmalarından alınan sonuçlarla örtüşür niteliktedir. Buradan yola çıkılarak %100 pamuklu bezayağı dokunmuş kumaş ön çalışmalarda kullanılmıştır. Bireylerin temizleme yöntemlerine bakıldığında ön işlem kimyasalı kullanımının sıklıkla uygulanan bir işlem olduğu bilinmektedir. Yapılan ön çalışmalarda piyasada kolaylıkla bulunan ön işlem kimyasallarının tez çalışması kapsamında hazırlanan anket sonuçları ve literatürde yer alan aşınma, yıkama çalışmaları da göz önüne alınarak seçilen tekstil tipine olası zararları incelenmiş ve kullanılan deterjanın getirdiği mukavemet kaybına ek bir hasar getirmediği belirlenmiştir. Yine anket sorularından alınan cevaplara göre tüketicilerin %66'sı insan kiri sebum ve toz karışımı nedeniyle temizleme işlemi gerçekleştirmektedir. Kirin simule edilebilmesi için Bey sebum, karbon siyahı ve aseton karışımı ile kumaş yüzeyinde laboratuvar koşullarında tekrar üretilebilen kirler oluşturulmuştur. FTT firmasından temin edilen, deterjan üreticileri için geliştirilmiş kontrollü olarak kirletilmiş yaka numunelerinin temizlenme performansına etki eden parametrelerin belirlenebilmesi için deneysel çalışmalarda 5 değişkenli, tam faktörlü olarak deneysel tasarım hazırlanmış ve parametreler Minitab 16.0 programında istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Simülatör olarak kullanılan yazılımı değiştirilebilen çamaşır makinesinde temizleme performansına etki eden sıcaklık, süre, mekanik hareket yüzdesi, yaka tipi, ön işlem kimyasalının etkisi gibi parametreler irdelendikten sonra optimizasyon yapılarak nihai program belirlenmiştir. Hızlanan hayat ve sosyal yaşam çerçevesinde temizleme işlemine ayrılan zamanın da minimuma indirilmesi zorunlu bir hal aldığı gerçeği ankete katılanların sorulan sorulara verdikleri cevaplarla da örtüşmektedir. Hazırlanan programın süresinin kısaltılması konusunda ek çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Deneysel tasarım soncunda oluşturulan programın hasar etkisinin analiz edilebilmesi amacıyla piyasada bulunan gömleklerden 5 farklı tip kalite seçilmiş "Gömlek 40 °C" ve yeni program arasındaki tekstil hasarı farkları Minitab 16.0 ile analiz edilmiştir. Tekstil hasarının standartlara uygun olarak ve daha kısa sürede gözlemlenebilmesi için EMPA standart bezleri ile hasar testleri ve analizleri yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda mevcutta bulunan "Gömlek 40 °C" programına göre yeni hazırlanan programın ön işlem kimyasalı Ticari A kullanılarak, 30 °C sıcaklıkta, 70 dakika süre içerisinde %65 mekanik hareket yaparak etkin temizleme sağlandığı ve daha az tekstil hasarlanmasına sebep olduğu görülmüştür.
Yuvarlak örme makinesi elemanlarının aşınma ve dinamik davranışının modellenmesi
Yuvarlak örme makinelerinde çalışan iğneler, kumaş üretimi esnasında değişken ve tekrarlı yüklere maruz kalmaktadırlar. Etki eden bu kuvvetlerin yarattığı gerilme değerleri malzemenin karakteristik değerleri olan akma ve kopma dayanımından küçüktür. Ancak dinamik yüklemeler altında malzemeler bir süre sonra maruz kaldıkları bu yükleri taşıyamazlar ve kırılırlar. Bu durum, iğnelerin yorulması olarak değerlendirilir ve bu yorulma karşılığında meydana gelen maliyet kayıplarının önüne geçebilmek için iğne yorulma ömrünün tayinini zorunlu kılar. Bu noktadan çıkışla, yapılan doktora çalışmasında; yuvarlak örme makinesi iğnesine etki eden kuvvetler ve bu kuvvetler doğrultusunda iğne ömrünün hesaplanmasına yönelik bir çalışma kurgulanmıştır. Doktora çalışması ana hatları ile iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısmı İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil Örme Laboratuvarı'nda laboratuvar tipi yuvarlak örme makinesinde gerçekleştirilmiştir. İğneler, Ne 4/1 % 100 telefli open-end pamuk ipliği ile kumaş örerek ilk iğne kırılıncaya kadar aşındırılmışlardır. Daha sonra iğne üzerine gerinim ölçer (strain gage) bağlanmış; 100 dev/dak makine hızı ve 100 Hz'de birim şekil değişimi değerleri ölçülerek Catman yazılımı ile bilgisayara kaydedilmiştir. Daha sonra elde edilen bu değerler, nCode yorulma programına aktarılarak sanal yorulma analizi yapılmış ve bu programdan elde edilen değerler ile gerçek yorulma sonuçları karşılaştırılmış; aradaki farkın % 9,04 olduğu tespit edilmiştir. Bunun devamında, 3-boyutlu olarak modellenen örme sisteminin sonlu elemanlar modeli oluşturulmuştur. Bu modele, uygun sınır şartları ve kuvvetlerin uygulanması ile sonlu elemanlar analizleri tamamlanmıştır. Analiz sonucu elde edilen gerilme değerleri kullanılarak nCode programında sanal yorulma testleri yaptırılmış ve elde edilen sonuçlar gerçek kırılma zamanı ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sırasında, iğnenin yedi farklı yüzeyinden dört farklı tekrar sayısına ait farklı büyütmelerde SEM çekimleri yapılmış ve iğne profilinin üretim esnasında nasıl değiştiği de irdelenmiştir. Çalışmanın ikinci kısmı ise RWTH Aachen Üniversitesi ITA Enstitüsü'nde 90 beslemeli E24 30" sanayi tipi yuvarlak örme makinesinde gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada, iğne hareketine makine hızı, iplik tipi, iplik gerginliği ve elastanın etkisi irdelenmiştir. Makine üretim halindeyken OLYMPUS i-SPEED 3 yüksek hızlı kamera yardımıyla alınan görüntüler yoluyla iğnelerin hareket eğrileri irdelenmiştir. Yuvarlak örme iğnelerinde karşılaşılan yorulma hasarlarının tespiti amacıyla gerçekleştirilen sonlu elemanlar analizi üzerinde farklı üretim verileri anlamında değişikliklere gidilerek değişen koşullar için iğne ömürlerinin hızlı bir şekilde belirlenebildiği gösterilmiştir. Diğer bir deyişle, çalışma kapsamında geliştirilen model kullanılarak; düşük maliyetlerde ve çok hızlı sürelerde iğne yorulmasına, dolayısıyla hatalı kumaş üretimine yol açabilecek verilerin belirlenebileceği gösterilmiştir. Buna ilave olarak, iğnelerin değişen örme şartlarına bağlı olarak yüzey topolojilerinin nasıl değiştiği de irdelenmiştir. Son olarak, üretim şartlarına bağlı olarak iğne hareketinin değişimi analiz edilmek suretiyle, kumaş üretimi esnasında iğne sıçrama miktarını en aza indirebilecek ve dolayısıyla iğne ömrünün uzatılmasını sağlayabilecek bir optimizasyona gidilmesinin de mümkün olacağı gösterilmiştir.
X-ışınlarından koruyucu kurşun içermeyen tekstil malzemesi geliştirilmesi
Tıbbi alanda teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılan çeşitli uygulamalardaki radyasyon hem uygulamanın hedefindeki hasta, hem de uygulamayı gerçekleştiren kişinin belirli seviyelerde radyasyona maruz kalmasına sebebiyet vermektedir. Hastalar için radyasyon uygulaması yapılan bölge veya bölgeler dışındaki alanların korunması önemliyken, uygulamayı gerçekleştiren kişi açısından da her uygulamada tekrarlı olarak maruz kaldığı radyasyon seviyesinin en aza indirgenmesi hedeflenmektedir. Tıbbi alanda kişisel korunma amaçlı olarak kurşun içerikli zırhlama malzemelerinin kullanımı yaygın olmakla beraber, genellikle önlük formunda kullanılan bu giysiler bazı dezavantajlara sahiptir. Formlarına bağlı olarak 10 kilogramlık ağırlıklara ulaşabilen bu giysiler, rutin kullanımlarda kronik bel ve sırt ağrılarına neden olmaktadır. Bununla beraber genellikle toz içerikli polimer tabakalar halinde hazırlanan koruyucu katmanlarda kullanım sırasındaki tekrarlı eğilmeler sebebiyle çatlak oluşumları gözlenmektedir. Bunlara ek olarak kurşun ve kurşun içeren malzemelerin çevresel ve toksik etkileri nedeniyle dünya genelinde kullanımlarından kaçınılmaya çalışılmakta, kullanılan kurşun miktarlarının azaltılması ve kurşuna alternatif malzeme arayışlarına önem verilmektedir. Mevcut sorunlar göz önünde bulundurularak, tez kapsamında tıbbi alanda radyasyon koruması sağlayabilecek, kurşun içermeyen ve mevcut ürünlere göre daha düşük ağırlıklarda, tekrarlı eğilmelere karşı dayanıklı bir tekstil yüzeyi tasarımı oluşturulması hedeflenmiştir. Tez kapsamında farklı katkı malzemelerinin (tungsten, bizmut, baryum sülfat, kalay, bakır) silikon kauçuk içerisine eklenerek karışımın kumaş yüzeylerine kaplanması sağlanmıştır. Kaplama içerisine eklenen katkıların tiplerinin ve katkıların karışımdaki ağırlıksal ve hacimsel oranlarının, kumaşların radyasyon zayıflatma oranları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Buna ek olarak farklı enerjilerdeki x-ışınlarının ve toplam kumaş kaplama kalınlıklarının zayıflatma oranlarına etkisi gözlemlenmiştir. Tungsten tozlarının öğütülerek nano boyutlara getirilmesi sağlanmış ve tozların tane boyutunun malzeme özellikleri üzerindeki etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Deneysel sonuçlardan elde edilen malzeme atenüasyon katsayıları XCOM veritabanı kullanılarak hesaplanan teorik katsayılar ile karşılaştırılmıştır. Malzemelerin radyasyon davranışının yanı sıra farklı kalınlıklarda ve farklı katkı içeriğinde kaplanmış kumaşların eğilme dayanımı ve kumaş katılığı tayinleri yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda kurşun eşdeğeri korumalar için gerekli kaplama kalınlıkları ve o kalınlıklara denk gelen ağırlıklar hesaplanmıştır. Tüm numuneler içerisinde 100 kV'da %90 koruma sağlayan en ince kumaş kaplaması, kaplama içerisinde hacimsel olarak %20 tungsten içeren numunelerle sağlanabilmekte olup; 0,69 mm kaplama kalınlığı yeterli olmaktadır. Bu kalınlığa denk gelen kaplama malzemesi gramajı da 3232,62 g/m2 olarak hesaplanmıştır. Tungsten tozlarının nano boyutlu tanecikleriyle yapılan çalışmada ise mikro boyutlu tozlara göre nano boyutlu tozların daha üniform bir dağılıma sahip olduğu gözlenmiştir. Aynı hacimsel orana sahip olan mikro ve nano boyutlu toz içeren numunelerde tane boyut ortalaması daha küçük olan nano toz takviyeli numunelerin daha yüksek radyasyon tutuculuk oranlarına ulaştığı görülmüştür. Bu sayede ortalama %12 hacimsel oranda 150 nm toz boyutuna sahip tungsten toz içeren numuneler ölçüldüğünde 100 kV'da %90 koruma için 2836,20 g/m2 kaplama ağırlığının yeterli olduğu görülmüştür. Tez çalışması kapsamında hedeflendiği üzere kurşun içermeyen ve kurşun eşdeğeri koruma sağlayabilen kaplanmış kumaş formunda, giyilebilir malzemeler geliştirilmesi mümkün olmuştur. Kaplamadaki radyopak toz katkı tipi, malzeme bileşen oranları ve toz tane boyutu değişkenleri üzerinden denemeler yapılarak ağırlık ve kalınlık kazancı sağlanabilmiştir. Yapılan fiziksel testler sonucu kaplanmış kumaşların eğilmelere karşı dayanıklı olduğu da görülmüştür. Bu sayede kurşun içermeyen, tıp alanında kullanılan x-ışınlarına karşı istenilen korumaları sağlayabilecek, kullanım ve giyim özellikleri geliştirilmiş bir tekstil malzemesi geliştirilmesi mümkün olmuştur.
Analysis of end-of-life options for post-consumer clothing and suggestions for a sustainable future
Apparel is an important industry as it requires innovation constantly due to the increasing demand of consumers. The demands occur due to emotional and physical factors. Changing fashion trends push the designers and retailers towards a direction to define new collections which would attract as well as satisfy consumers' needs. Clothing retail prices and the demand of the market indicate that consumers are expending more on clothing nowadays. Affordable and cheap prices as well as fast-fashion trends of clothing also have an impact on this. With regard to this, certain retailers choose to offer fast-fashion products, where they focus mainly on offering fashion trends at short lead times, whereas certain retailers focus on slow or regular fashion approach where they mainly focus on defining their core strengths as quality, long-lasting, as well as commercial and functional products. The increasing demand in clothing industry and increasing production volumes also bring concerns in terms of environmental aspects. According to the researches, every year, more than millions of clothing goes to the landfills, whereas most of these garments can still be used. It is obvious that retailers and consumers need to move towards a circular economy in terms of apparel production and consumption instead of following a ''make-use-throw away'' culture. Pre-consumer processes as well as consumer stage and post-consumer stage have influence on the footprints of clothing on the environment. Within the scope of this study, end-of-life options for post-consumer apparel were analysed. Furthermore, influence of design on the sustainability was also emphasized. A consumer survey which contributed to this study was carried out in order to understand the consumers' behaviour patterns as well as their expectations. Suggestions for a sustainable future for apparel clothing was also highlighted within this study. End-of-life options for apparel clothing consists of reuse, recycling, composting, incineration, and landfill. When the product is still not at its end-of-life cycle, wearable products can still be reworn by other people. This can be achieved by either giving away to family members/friends, or by donating to charities or selling online or selling to physical second-hand stores. Increasing number of retailers design sustainable clothing in consideration with sustainable fibers and sustainable designs. Considering end-of-life stage of the product in mind, certain retailers create apparel and shoes which can be decomposed by bacteria or other living organisms at the end of the life cycle. In order to enable a sustainable future in terms of the influence of clothing, landfill should be the least preferred option for apparel clothing. Rewear and repair options should be increased. Certain municipalities are implementing projects to avoid waste. A good example is San Francisco city, where the goal is to have Zero Waste by 2020 which includes apparel as well. Retailers such as H&M contribute to waste management by offering take-back programs in its stores where customers can bring their unwanted clothing and in return they can be offered discounts for their purchases at H&M stores. The clothes collected at H&M stores are being sorted out by I:CO and following the sorting, their end destinations are defined such as rewear, reuse as different product or recycling. It is also noticeable that, still so many consumers do not benefit from these initiatives. This might be due to various reasons such as they are not aware of these initiatives, they do not find it practical or they're not interested in. In fashion industry, increasing number of retailer brands are drawing attention to sustainability, life cycle of products and also circular economy. Increasing number of brands initiate programs such as in-store take back programs, donations, repairs, swapping, leasing as well as researching on offering more durable garments. These initiatives aim to reduce the environmental impacts of apparel. Additionally, certain legislations are pushing retailers to restrict hazardous chemicals. Within the scope of this study, an online survey was carried out among 250 citizens in Turkey. The survey questions were prepared in order to analyse the consumer habits, perceptions, needs and aspirations in terms of clothing purchase, use and end-of-life options they choose for their clothes. The survey results indicated that quality is important for consumers in terms of life-cycle of the product. Survey participants were addressed to reply if they would continue to wear their clothes in case products were durable. 212 out of 250 participants mentioned that they would wear those clothes in case the quality and appearance remain the same use-after-use. 162 out of 250 participants in the survey believe that retailers have a significant role in encouraging and promoting clothing recycling, therefore they think that retailers need to organize more campaigns. Survery participants were also asked to select the option for clothing at the end-of active use. 156 out of 245 participants chose ''I give it to friends and other family members/relatives.'' option. This outcome shows that increasing the active-use time of the product can help diminish the amount of clothing waste, thus contributes to decrease the environmental footprint.
Pamuk, bambu ve kenevir hav iplikli havlu kumaşların nem alma özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmada pamuk, bambu ve kenevir liflerinden dokunan havluların üzerinde tuttukları nem miktarları ve hidrofillikleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Dokunan havlularda, dokuma konstrüksiyonlarını değiştirerek liflerin kendi içlerinde üzerinde tuttukları nem miktarları ve hidrofillikleri de ayrıntılı incelenmiştir. Her üç lif tipi içinde dokuma atkı sıklığı 16 tel/cm ve 17 tel/cm olan 350, 400, 450 ve 500 g/m2 havlu dokuması yapılmıştır. Uygun şartlarda test edilmiş ve üzerinde tuttukları mevcut nem miktarlarına ve hidrofil sonuçlarına ulaşılmıştır. Yapılan bu çalışmanın sonucunda, bambu lifinden dokunan havlunun üzerinde tuttuğu nem miktarı ve hidrofilliğinin pamuk ve kenevir liflerinden dokunan havlulara göre fazla olduğu, kenevir lifinden dokunan havlunun ise pamuk lifinden dokunan havluya göre daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Dokuma atkı sıklığının da nem miktarını ve hidrofilliği önemli ölçüde etkilediği görülmüştür. Her üç lif tipinden dokunan havlularda sonuç aynı görülmüştür. Dokuma atkı sıklığı 16 tel/cm'den dokunan havluların 17 tel/cm'den dokunan havlulara göre üzerinde daha fazla nem tuttuğu ve hidrofilliklerinin daha iyi olduğu tespit edilmiştir.
Lazer ön işleminin yün liflerinin doğal boyalarla boyanma özelliklerine etkisi
Tekstil endüstrisindeki boya ve terbiye işlemlerinde kullanılan su ve enerji tüketimi, önemli çevresel kaygılar oluşturmaktadır. Lazer teknolojisinin geleneksel tekstil yaş işlemlerine alternatif çözümler sunarak, kullanılan enerji ve atık suyu önemli ölçüde azaltarak çevresel sürdürülebilirliği artırma potansiyeli vardır. Ek olarak lazer teknolojisi, hızlı üretim ile siparişi kısa vadeli kılarak dijital tasarım yetenekleri sunabilir. Ayrıca yün lifinin tekstilde incelik, uzunluk, nem alabilirlik, buruşmazlık gibi birçok avantajlı özelliği vardır ve yün lifi gözenekli ve geçirgen yapısından dolayı teri emer ve buharlaşma sırasında yavaşça bırakır, böylece yünlü giyinen insan kışın daha az üşür, buharlaşma yazın da serin tutar. Fakat nem, sıcaklık ve alkali (bazik) ortamda kolayca keçeleşebilir ve bu da kullanımında istenmeyen bir durumdur. Yün lifindeki bu boyut değişimi kontrolü için geleneksel yöntem olan ön işlem olarak klorlama işlemi ile veya çeşitli apre ya da enzimlerle pullara zarar vererek yapılabilir. Veya pulların üzerini reçinelerle bir tabaka şeklinde kaplayarak da önlenebilmektedir. Bu işlemler bolca kimyasal kullanımı ve büyük ölçüde su kullanımı vardır. Bu tez çalışmasında, yün lifli kumaşlara farklı lazer atış sıklıklarında (inç başına düşen lazer nokta sayısı) sadece ön yüz veya hem ön hem arka yüz (kumaşın iki yüzüne de) olmak üzere CO2 lazer işlemi yapılarak yünlü kumaşların mukavemet, sertlik, boyut değişimi vb. gibi özellikleri incelenmiştir. Ayrıca sürdürülebilir bir çalışma olması için kumaşlar doğal boyarmadde ve doğal mordan ile boyanarak boyama sonrası renk ve haslık özellikleri incelenmiştir. Lazer işleminin atış sıklığı arttığında ve/veya kumaşın her iki yüzüne lazer işlemi uygulandığında kumaşların atkı sıklığı, çözgü sıklığı, kalınlık ve bunların sonucunda kumaş gramajlarında bir miktar artış olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda daha az boyut değişimi olmuş ve daha koyu boyamalar sergilemiştir ve lazer işlemi kumaş sertliğini biraz arttırsa bile boyama sonrası sertlik değerlerinde işlemsiz kumaşın sertlik değerlerine yakın değerler elde edilmiştir. Yün elyafının lazer enerjisi ile yüksek lazer atış sıklığı seviyelerine (daha yüksek dpi değerleri) maruz kalması kumaşta, mukavemet kaybına ve haslıklarda düşüşe neden olmuştur.
Sürdürülebilir havlu kumaş üretiminde doğal ve rejenere lif uygulamaları
Çevresel sürdürülebilirlik her sektörde vazgeçilmez bir ilke haline gelmiştir. Özellikle moda ve tekstil endüstrilerinde, rejenere tekstil lifleri, sürdürülebilirlik ve döngüsel bir ekonomi için çok önemlidir. Rejenere liflerin üretimi, tipik olarak, polimer solüsyonları oluşturmak için düşük değerli kaynakların çözünmesini ve ardından bu solüsyonların rejenere lifler üretmek üzere işlenmesini içerir. Bu çalışma, dokuma havlu kumaşlarda kullanılan çeşitli sürdürülebilir rejenere lif uygulamalarının doğal liflerle dokunmuş havlu kumaşlar ile fiziksel ve mekanik özellikleri açısından karşılaştırılmasını ve istatistiksel analizlerini içermektedir. %60/40 oranında tencel, modal, selüloz asetat, bambu ve %56/44 keten karışımı pamuklu dokuma havlu kumaşlar, batma süresi, dikey kılcal ıslanma, kuruma hızı, su buharlaşma oranı, yüzey emiciliği ve kopma mukavemeti testleri uygulanmış ve istatistiksel olarak analiz edilmiş ve %100 organik pamuk ve %100 pamuklu dokuma havlu kumaşlar ile karşılaştırılmıştır. Test sonuçları ile tencel/pamuk karışımı kumaşların dikey kapiler ıslanmasının diğer kumaşlara göre daha yüksek olduğunu ve pamuklu kumaşlar ile karşılaştırıldığında emiciliklerinin daha yüksek ve daha konforlu olduğunu ve ekolojik olarak sürdürülebilir ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayabilecekleri gözlemlenmiştir. Kopma mukavemetlerinde ise pamuk/modal karışımı kumaşlar pamuklu kumaşlar ile karşılaştırıldığında, yeterli mekanik özellikleri yanında yüzey emiciliği, su buharlaşma oranı, kuruma hızı gibi iyi fiziksel özellikler gösterdiği bulunmuş ve bulunan sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma, rejenere liflerin moda ve tekstil endüstrilerine atık azaltma ve geri kazanım açısından değer katmasına rağmen, gerçekten sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerlemek için rejenere liflerin üretimi, kullanımı ve bertarafının çevresel etkilerinin sistematik olarak daha fazla araştırılması gerektiğini göstermektedir.
Geri dönüşüm pamuklu dokuma kumaşlarda şardonlamanın kumaş özellikleri üzerindeki etkileri
Tekstil üretiminde çevre dostu ve sürdürülebilir üretim yaklaşımları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önem kazanmıştır. Geri dönüşüm elyaf kullanımı tekstilde çevre dostu üretim yöntemlerinden bir tanesi olarak pazarda artan ilgi ile karşılanmaktadır. Tekstil ürünlerinde geri dönüşüm elyaf kullanılarak üretilmiş olan ürünlerin yeni elyaf kullanılmış ürünlere yakın performans sergilemesi ve müşteri memnuniyeti sağlaması beklenmektedir. Temel tekstil ürünlerinden olan çarşaflık kumaşlarda da geri dönüşüm pamuk kullanımı ile üretim, pazarda ilgi gören bir ürün çeşidi olarak dikkat çekmektedir. Bu tez çalışmasında atkı ipliği olarak Ne 8/1 numarada üç farklı karışım oranında (%65 yeni pamuk %35 geri dönüştürülmüş pamuk, %55 yeni pamuk/%35 geri dönüştürülmüş pamuk %10 yeni poliester ve % 100 yeni pamuk) Open End rotor ipliği ve çözgü ipliği olarak %100 yeni pamuk lifinden üretilmiş Ne20/1 Open End rotor ipliği kullanılarak üretilen üç çeşit bezayağı dokuma kumaş ile çalışılmıştır. Endsütriyel ölçekte üretilen bu numune kumaşlar, şardonlama işleminin kumaş fiziksel özellikleri üzerindeki etkisini incelemek amacı ile şardonsuz, tek tur şardonlu ve iki tur şardonlu olarak üretilmiştir. Üretim sonrası elde dilen dokuz farklı numune kumaşlara yırtılma mukavemeti, kopma mukavemeti, kalınlık, boncuklanma, boyutsal stabilite, dairesel eğilme riijitliği (stiffness), hava geçirgenliği ve kumaş su buharı geçirgenliği testleri uygulanmıştır. Kumaş performans ölçüm sonuçları istatiksel olarak iki yönlü varyans analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bağımsız değişkenler olan lif içerikleri ve şardon derecesinin, bağımlı değişkenler olan kumaş eğilme rijitliği, kopma mukavemeti, hava geçirgenliği ve su buharı geçirgenliği üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Polieterimid liflerinin boyanma özelliklerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, ısıya dayanıklı yüksek performanslı lif türlerinden biri olan polieterimid (PEİ) liflerinin renklendirme özellikleri detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Tez kapsamında yapılan ilk çalışmada PEİ kumaşların dispers boyarmaddeler ile boyanma işlemlerine odaklanılmıştır. Ortogonal Dizi (Taguchi deneysel tasarım yöntemine göre yapılan boyama sonrası numunelerin renk kuvveti, mukavemet ve haslık ölçümleri istatistiksel olarak analiz edilerek ideal boyama koşulları belirlenmiştir. Tez çalışması kapsamında odaklanılan bir diğer konu başlığında PEİ yapıların dispers boyama işlemleri sonrası uygulanan indirgen yıkama işlemleri incelenmiştir. Yaygın kullanılan indirgen yıkama ajanları ile farklı sıcaklık, süre ve alkali/asit şartlarında gerçekleştirilen indirgen yıkama işlemleri sonucunda, PEİ kumaşların indirgen yıkama işlemleri sonrası renk haslıkları ve mukavemetleri değerlendirilmiştir. Buna ilaveten yapılan incelemelerde indirgen yıkama işlemleri sonrası atık suların çevre yükü analiz edilmiş ve işlemlerin karbon ayak izi hesaplanarak en etkili indirgen yıkama prosedürleri belirlenmiştir. Tez çalışmasının odaklandığı üçüncü ve son konu başlığında PEİ yapıların çevre dostu boyama yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda tekstil endüstrisindeki en tehlikeli tekstil yardımcı maddelerinden olan ve yüksek performanslı lifler gibi hidrofob yapılı zor boyanan tekstil liflerinin boyanma işlemlerinde sıklıkla tercih edilen difüzyon hızlandırıcı (taşıyıcı) ajanlarına doğal alternatiflerin kullanılabilirliği araştırılmıştır. Doğal boya olarak zerdeçal ve doğal difüzyon hızlandırıcı olarak çeşitli uçucu yağlar kullanıldığı bu çalışmada, mikrodalga ortamında kısa süreli boyama işlemleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, PEİ liflerinin zerdeçal ile mikrodalga ortamında kolaylıkla renklendirilebileceğini ayrıca vanilya yağı, lavanta yağı ve adaçayı yağı gibi uçucu yağların etkin bir şekilde doğal difüzyon hızlandırıcı ajanı olarak PEİ liflerinin zerdeçal ile doğal boyama işlemlerinde kullanılabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu tez çalışması PEİ liflerinin renklendirme işlemlerinin etkin ve verimli koşullarını belirlemeyi amaçlamakta olup, tekstil endüstrisinde sürdürülebilir ve çevre dostu boyama süreçlerinin geliştirilmesine önemli katkılar sunmaktadır.
Antibakteriyel tekstillerde kullanılan nanopartiküllerin etkilerinin karşılaştırılması
Rejenere selüloz liflerinin üçüncü nesli olan Lyocell bilinen ticari ismi ile TencelTM lifleri çevre dostu üretim yöntemleri, mekanik özellikleri, tutumları ve kullanım alanlarında sağladıkları konforları ile tekstil endüstrisinde tercih edilen bir lif türüdür. Ancak antibakteriyel tekstil yüzeylerinde TencelTM liflerinin kullanımı henüz yaygınlaşmamıştır. Antibakteriyel tekstil yüzeyleri çeşitli yöntemlerle elde edilebilmektedir. Bu yöntemler içerisinden sol-jel yöntemi, nanopartiküllerin aktarılmasında ve ince film kaplamaların oluşturulmasında diğer yöntemlere göre daha çok öne çıkmaktadır. Sol-jel yöntemi ile çok fonksiyonlu, akıllı, yüksek performanslı tekstil malzemeleri geliştirilebilmektedir. Çalışmada gümüş nanopartikülleri, büyük ve küçük partikül boyutlu çinko oksit nanopartikülleri ve bunların nanokompozit yapıları ile sol-jel yöntemine göre hazırlanan kaplamalar, TencelTM kumaşlara uygulanmıştır. Ardından TencelTM kumaşların antibakteriyel özellikleri, UV koruma faktörleri ve fiziksel özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada ki numunelere ayrıca EDX, SEM ve FTIR karakterizasyon analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda TencelTM kumaşlara yapılan nanopartikül katkılı tüm uygulamalarda antibakteriyel etkinlik yüksek ve kalıcı olarak görülmüştür. UV koruyuculuk özellikle çinko oksit nanopartikülleri ile yapılan uygulamada artış göstermiştir. Dahası, fiziksel özelliklerde de belirgin değişimler gözlemlenmiştir. Çalışmadaki tüm bulgular, uygulanan kaplamalar ve karakterizasyon analizleri göz önüne alınarak kıyaslamalı şekilde yorumlanmıştır.
Dokuma kumaşlarda nakış kalitesine etki eden parametrelerin incelenmesi ve modellenmesi
Tekstil sektöründeki rekabet, enerji krizi ve işçilik maliyetlerindeki artış, üreticileri yüksek kaliteli ve uygun maliyetli ürünler üretmeye yönlendirmektedir. Nakış kalitesini etkileyen değişkenler, ürün maliyetini artırarak satış fiyatlarını yükseltme potansiyeli sunar. Günümüzde, nakış işlemi yüksek katma değerli tekstil ürünleri üretmek için önemli bir tekniktir. Bu araştırma, dokuma kumaşlara yapılan nakış işleminde kaliteyi etkileyen parametrelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın literatüründe, tekstil sektöründeki rekabetin, enerji krizinin ve işçilik maliyetlerinin artışının üreticileri yüksek kaliteli ve uygun maliyetli ürünler üretmeye yönlendirdiğine yönelik değerlendirmeler yer almaktadır. Araştırmanın ana konusu olan nakış işlemini etkileyen değişkenlerin, ürün maliyetini artırarak satış fiyatlarını yükseltme potansiyeli olduğu vurgulanmaktadır. Günümüzde nakış işlemi, yüksek katma değerli tekstil ürünleri üretmek için önemli bir teknik olarak kabul edilmektedir. Araştırma, dokuma kumaşlara yapılan nakış işleminde kaliteyi etkileyen parametreleri incelemeyi amaçlayarak tasarlanmıştır. Araştırmada çeşitli gramaj ve sıklıklardaki dokuma kumaşlara, farklı tela yapıları altında belirlenen aynı nakış desenlerinin işlenmesi yoluyla, makine parametreleri, kumaş özellikleri, tela faktörü ve desenlendirme işlemlerinin kalite üzerindeki etkilerini araştırılmış ve modellenmiştir. Araştırmanın numuneleri Efes Havlu Tekstil San. ve Tic. A.Ş'nin nakış bölümünde Tajima marka TMCP-1215F model nakış makinelerinde gerçekleştirilmiş uygulamaları kapsamaktadır. Araştırma sonuçlarına göre poplin kumaş türü kullanılan nakışlarda nakış kalitesi çok kötü, kâğıt tela kullanılan nakışlar çok kötü, seyrek dese nakış modellerinin kötü ve nakış alanının küçük alanlara göre kötü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın modelleme sonucuna göre poplin kumaşı kâğıt tela ile işlemek çok kötü nakış kalitesi modelini ortaya koyarken keten bez ayağı ve kadife kumaşlarda sık desen nakışların çok iyi nakış kalitesi sağladığı görülmüştür.
Nylon kumaşların reaktif boyarmaddelerle boyanmasında mordan kullanımının araştırılması
Nylon lifi sentetik lifler içerisinde en yaygın kullanılan liftir. Reaktif boyarmaddeler, selülozik mamullerin boyanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. En önemli özelliği lif ile kovalent bağ yapabilmesidir. Doğal ve kimyasal mordanlar, boyarmaddenin life tutunmasını sağlayan maddelerdir. Çalışmada %100 nylon kumaşta mordan kullanımı ile reaktif boyarmaddelerle boyama işlemi yapılarak, iyi bir boyarmadde çekimi ve renklendirilmesi üzerine çalışılmıştır. Monoklortriazin (MCT), Trifloropirimidin (TFP) ve Monoklortriazin-Vinilsülfon (MCT+VS) fonksiyonel gruplarına sahip mavi renkte reaktif boyarmaddeler ile nylon kumaşların seçilen mordanlar varlığında boyamaları yapılmıştır. Mordan olarak ticari metalik tuz şeklinde Demir (II) Sülfat, Potasyum Alüminyum Sülfat ve biyomordan olarak Tannik Asit seçilmiştir. Mordanlama metotları olarak Ön Mordanlama, Eş Zamanlı Mordanlama ve Son Mordanlama kullanılmıştır. Boyamanın pH şartları için pH 2, pH 4 ve pH 6 seçilmiştir. Üç farklı yöntem, reaktif gruplu boyarmadde ve pH aralığı kullanılarak yapılan boyamalarda, boyama öncesi ve sonrası alınan çözeltilerden transmitans ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Üç farklı yöntemle elde edilen nylon kumaşların, mordansız boyanan kumaşlara kıyasla renk farklılıkları (ΔE*) ölçülmüştür. Yıkama, sürtme, asit, alkali, su ve ışık haslıklarının yanı sıra piridin çözeltisi varlığında boyalı kumaşlardan boyarmadde ekstraksiyon işlemi yapılmıştır. Aynı proses mordansız boyama yapılan nylon kumaşlar ile kıyaslanmıştır. % Boyarmadde Çekimi (%E), % Sonuç Boyarmadde Fiksasyonu (%F) ve % Ortalama Boyarmadde Fiksasyonu (%T) tespit edilmiştir. Boyama şartları, reaktif boyarmadde konsantrasyonları ve mordanlama yöntemleri incelendiğinde metalik tuz mordanlarının Tannik Asite göre özellikle ön ve eş zamanlı mordanlama yöntemlerinde pH 2 ve pH 4'te daha iyi boyama ve renk haslığı sonuçları verdiği bulunmuştur. Yapılan çalışma ile nylon kumaşların reaktif boyarmaddelerle boyanmasında mordan kullanımının, renklendirme özelliklerini iyileştirdiği sonucuna varılmıştır.
Auxetıc dokuma kumaş yapısal parametrelerinin araştırılması
Gerilme yüklemesi altında deformasyon, kumaşların fiziksel performans davranışlarını belirlemek için kullanılabilecek yöntemlerden biridir. Konvansiyonel kumaş yapıları boyuna yönde uzama altında enine yönde daralma göstermesinden dolayı pozitif Poisson oranına (Poisson's Ratio-PR) sahiptir. Auxetic yapılar negatif Poisson oranına (Negative Poisson's Ratio-NPR) sahiptir ve uzama altında enine yönde genişlerler ve basıldıkça daralırlar. Auxetic yapılar gelişmiş performans özellikleri (arttırılmış mekanik özellikler, değişken geçirgenlik özelliği, geliştirilmiş enerji ve akustik emilim özellikleri vb.) göstermektedirler. Auxetic özelliğe sahip dokuma kumaş yapılarının tasarlanmasıyla, konvansiyonel kumaş yapılarına göre yapıya birçok fonksiyonel özelliğin tek adımda kazandırılabilmesi sağlanabilecektir. Kulanım alanı bakımından, özellikle teknik tekstillerde yüksek performans gerektiren alanlarda ve arttırılmış konfor özelikleri bakımından uygun kullanım alanlarında auxetic performans gösteren dokuma kumaş yapılarının kullanımı tercih edilebilecektir. Bu çalışmada, auxetic özellik gösteren dokuma kumaş yapılarının elde edilebilmesi amacıyla dokuma kumaş yapısına auxetic etki kazandırabilecek çeşitli kumaş yapısal parametrelerinin etkileri araştırılmıştır. Farklı yapısal özelliklere sahip iplik (braid iplik, sarmal katlı iplik (HPY) ve monofilament lateks) ve örgü yapılarının (örgü yapısındaki iplik kesişim ve atlama miktarının etkisi) kumaşın auxetic performansları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Deneysel çalışma kapsamında elde edilen sonuçlardan, atkı ipliği olarak hacimli iplik yapılarının (braid ve sarmal katlı iplik gibi) ve monofilament lateks yapı bileşeni kullanılarak dokunan kumaşlarda genellikle çözgü yönünde bir NPR etkisinin elde edilebileceği görülmüştür. Kumaşlardan elde edilen NPR etkisinin, ipliklerin yapısal özelliklerinden (iplikleri oluşturan filament sayılarından, ipliklerin kalınlık, hacimlilik, yumuşaklık/sertlik özelliklerinden) ve kumaşın örgü yapısından (ipliklerin kumaş içindeki bağlantı ve atlama sayılarından) etkilendiği gözlemlenmiştir. Bu çalışma, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından (Proje No.119M358) desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Auxetic etki, dokuma kumaş yapısal parametreleri
Atomik katman biriktirme (ALD) ile cam kumaş yüzeyinde oluşturulan Al katkılı metal oksit ince filmlerin fotokatalitik aktivitesi
Bu çalışmada ALD yöntemini kullanılarak yüksek yüzey alanına sahip alttaş malzemede farklı kompozisyonlara sahip AZO ve ATO filmler oluşturarak, farklı katkı oranlarının ve tavlamanın fotokatalitik aktivite üzerindeki etkinlikleri belirlenmiştir. Filmlerin karakterizasyon ve fotokatalitik aktivite çalışmalarında kullanılmak üzere dört farklı alttaş (Si Wafer, Kuartz, Cam Lamel ve Cam kumaş) malzemesi kullanılmıştır. Tavlama işleminin üretilen filmin yapısı ve performansı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla her alttaştan iki adet üretim gerçekleştirilerek birine 450 °C'de tavlama işlemi uygulanmıştır. Al katkısının ZnO ve TiO2 ALD filmlerin fotokatalitik aktivitesi üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla %0, %5, %10 ve %20 olmak üzere dört farklı katkı oranı ile film üretimi yapılmıştır. Fotokatalitik aktivitenin belirlenmesi için dört saat boyunca metilen mavisi boyar maddesinin solar simülatör altında bozulmasının ölçümü yaklaşımı tercih edilmiştir. AZO ve ATO ALD ince filmlerin morfolojisinin incelenmesi amacıyla FESEM analizleri, kristal yapısının incelenmesi amacıyla XRD ve XPS analizleri, optik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla UV-Vis ve PL analizleri gerçekleştirilmiştir. Üretilen filmler arasında tavlanmış %20 Al katkılı ZnO filmler (%20 AZO) en yüksek fotokatalitik aktiviteyi göstermiş, hemen ardından sadece ZnO (%0 AZO) kaplı filmler gelmiştir. %5 ve %10 Al katkılı ZnO filmler ise daha zayıf fotokatalitik etkinlik göstermiştir. Bu durum katkı oranının belirli bir değerin üzerine çıktıktan sonra AZO filmin bant yapısında değişimlere sebep olduğunu göstermektedir. ATO filmler içerisinde en yüksek fotokatalitik aktiviteyi tavlanmış olan yalnızca TiO2 kaplı film göstermiştir ve AlO2 katkısının TiO2 filmlerin fotokatalitik aktivitesi üzerinde pozitif etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.
Kaplamalı perdelik kumaş yapılarında termal yalıtım ve solar yansıtma özelliklerinin geliştirilmesi
Konut, işyeri ve kamu kurumu olarak kullanılan binalarda harcanan enerji dünyada tüketilen toplam enerjinin yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır. Binalarda ısıtma, soğutma ve havalandırma gibi amaçlarla kullanılan enerjinin çok önemli bir kısmı pencerelerden kaybolmaktadır. Pencerelerden meydana gelen kayıpların azaltılmasında uygun cam ve çerçeve sistemlerinin kullanılması yanında, enerji tasarrufuna katkı sağlayacak perdelerin ve perde sistemlerinin kullanılması da etkili yöntemler arasında yer almaktadır. Farklı ısı transfer prensiplerine dayanarak ısı aktarımını yavaşlatan ısı yalıtım kaplamaları günümüzde oldukça popüler ve fonksiyonel bir kaplama türüdür. Bunun yanında, binaların dışarıdan ısı kazanımını azaltmak amacıyla yapılan güneşe karşı koruyucu kaplamalar da ayrı bir öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında, farklı malzeme grupları ile polyester kumaşlar üzerine silindir üzeri rakle tekniğine göre kaplamalar yapılmıştır. Tekstil kaplamacılığında dolgu maddesi olarak yaygın kullanılan titanyum dioksit ve kalsitin yanında, ısıl iletkenlik değeri bunlara kıyasla oldukça düşük olan pomza, perlit ve selüloz tozu ile farklı tanecik boyutlarında ve farklı konsantrasyonlarda çalışılmıştır. Daha sonra, solar spektrumun ısınmaya neden olan kızılötesi bölgesinde de iyi yansıtma özelliğine sahip olan farklı tanecik boyutlarına sahip alüminyum ve bakır tozları ile de farklı konsantrasyonlarda kaplamalar yapılmıştır. İlave olarak, incelenen malzemeler arasında ısı yalıtımı ve solar yansıtma açısından başarılı bulunan malzemeler kullanılarak çok katmanlı yapılar da elde edilmiştir. Kaplanmış numunelerin kalınlık, birim alan ağırlığı ve aktarılan madde miktarı gibi fiziksel özellikleri, iletim ve ışınım olmak üzere farklı prensipleri esas alan iki yöntemle termal özellikleri, transmitans (geçirgenlik) ve reflektans (yansıtma) ölçümleri ile solar özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca, kumaş yüzeyleri taramalı elektron mikroskobu ile incelenmiştir. Elde edilen tüm sonuçlar için istatistiksel analiz yapılmıştır.
Faz değiştiren malzemelerin kullanımı ile spor giysilerde ısıl düzenleme özelliğinin geliştirilmesi
Günümüzde giysilerden beklentiler yapı ve model özelliklerinden çok giysilerin fonksiyonel özellikleri ve giysi konforu üzerine yoğunlaşmıştır. Giysiler vücut ile çevre arasında termal dengenin kurulmasında önemli bir etkiye sahiptir. Bir kişinin konforlu hissedebilmesi için çevre sıcaklığı, nem, rüzgar hızı, ışık gibi çevresel faktörlerle ilgili bir uyarının beyne iletilmemiş olması gerekir. Giysinin çevre ile termal dengeyi sağlamasında, şartlara göre teri iletmesinde ya da emmesinde ve nefes alabilirliğinde lif özellikleri, iplik ve kumaşın yapısal parametreleri, kimyasal işlemler ve giysi tasarım özellikleri oldukça önemli olmaktadır. Giysi konforu için kullanılacak liflerin etkin ısı transferine izin vererek termal dengeyi sağlaması, nemi hızlı emip hızlı uzaklaştırması, hava geçirgenliği ile nefes alabilir olması, iyi tutum özeliklerine sahip olması, kullanımının ve bakımının kolay olması gibi birçok özelliği bir arada içermesi gerekmektedir. Günümüzde, tekstilde faz değişim malzemeleri esas olarak iyileştirilmiş termal konforu elde etmek amacı ile sıcaklığı düzenleyen ürünler üretmek için aşırı sıcak veya soğuk ortamlarda koruyucu giysiler tasarlanmaktır. Bu tezde kadın giyiminde en fazla tercih edilen giysi türlerinden olan tayt giysisinin serin ve/veya soğuk ortam koşullarında termal konforunun geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için günlük aktivite koşullarında giyilen tayt giysilerinde kullanılan kumaş yapıları göz önüne alınarak, bu kumaş yapılarına faz değiştiren malzemelerin uygulanması ile bireyin ortam koşullarındaki sıcaklık değişimlerine bağlı olarak daha konforlu hissetmesi hedeflenmiştir.
Konvansiyonel malzemeler için aerojel takviyesi ile düşük termal iletkenlik, düşük akustik iletkenlik ve iyi mekanik özelliklere sahip süper yalıtım keçelerin geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında Silika Aerojel, Poliüretan Aerojel, Poliimid Aerojel, Silika-Poliimid Hibrit Aerojel, Silika-Poliüretan Hibrit Aerojel, Poliimid-Poliüretan Hibrit Aerojel ve Silika-Poliimid-Poliüretan Hibrit Aerojel sentezleri gerçekleştirilmiş ve aerojeller toz/parçacık formda keçe malzemeye aktarılmıştır. Geliştirilen yeni aerojel katkılı keçe malzemelerin termal ve akustik izolasyon özellikleri birbirleri arasında ve katkı içermeyen katmanlı keçe malzeme ile karşılaştırılmıştır. Elektrikli araçlarda tahrik sistemi olarak kullanılan elektrik motorları, fosil yakıtla çalışan günümüz araçlarındaki içten yanmalı motorlara göre farklı termal ve akustik izolasyon ihtiyaçlarına sahiptir. Aerojellerin ultra-yüksek gözenekliliği (%99,8'e varan boşluklu yapısı ve 5-10 nanometre seviyelerine kadar düşebilen ortalama gözenek çapı), özellikle yüksek ses frekanslarında izolasyon ihtiyaçlarına mükemmel cevap verebilmesini sağlamaktadır. Ayrıca elektrikli araçlarda ısıtma ve soğutma sistemleri motor ile değil batarya sistemi ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle termal yalıtım sistemlerinde de iyileştirmeler yapılması gerekmektedir. Aerojeller, en az yaklaşık %85'i (%99,8'e kadar) havadan oluşan, dünyanın en hafif malzeme sınıfını oluşturan, halihazırda en iyi ısı ve ses yalıtım malzemesi olarak bilinen, yenilikçi malzemelerdir. Bu çalışma geleneksel yalıtım teknolojisine ve malzemelerine alternatif yenilikçi bir teknoloji ve bu teknolojinin kullanılmasıyla elde edilecek yeni bir ürün gamı oluşmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: aerojel, keçe, akustik yalıtım, termal yalıtım, hibrit, elektrikli araçlar
Reaktif boyama atık sularının dekolarizasyonunda nanobubble teknolojisinin kullanımının incelenmesi
Tekstil endüstrisi ve boya endüstrisi atık suları, alıcı oratama deşarj edilmeden önce arıtma proseslerine tabi tutulmaktadır. Günümüzde atık suların arıtılmasında birçok teknolojik yöntem kullanılmaktadır. Atık suların arıtımında özellikle renk büyük bir sorun teşkil etmektedir. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma yöntemleri atık sulardaki rengin giderilmesinde tek başına yeterli olmakta, ancak ilk yatırım maliyeti ve işletme maliyeti nedeniyle tercih edilmemektedir. Bu sebeple kullanılan arıtma yöntemleri birbiri ardına gerçekleştirilmekte ya da kombin halde kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji alanlarından biri olan nanobubble teknolojisi tıbbi görüntüleme, tümör tedavisi, canlı büyümesi, tarım ve temizlikte kullanılmaktadır. Nanobubble teknolojisi, yaygın olarak gazın basınçla çözünmesi ve ardından gazın serbest bırakılması ile oluşan nano ya da mikro boyuttaki kabarcıkları tanımlamaktadır. Nanobubble teknolojisi birçok alandan biri olan temizlik ve arıtmada özellikle son yıllarda tekstil sektörününde dikkatini çekmiştir. Çalışmada reaktif boyama sonrası oluşan renkli yıkama atık sularının, nanobubble teknolojisi kullanılarak dekolorizasyonu amaçlanmıştır. Bu kapsamda prototip olarak nanobubble jeneratörü tasarlanmıştır. Nanobubble teknolojisinin tek başına, enzimlerle (lakkaz ve peroksidaz), ozon ve hidrojen peroksit kullanımıyla atık suların dekoloriazasyonu üzerine deneysel çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Dekolarizasyon sonrası elde edilen numunelerin Data Color cihazında transmitans değerleri (%T) ölçülmüş, kompozit numune ile kıyaslanmıştır. Atık su numunelerine uygulanan aynı dekolorizasyon sonrası numunelerin WTW CR 2200 cihazında kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ölçülmüştür. Elde edilen değerler kompozit atık su numunesi ile kıyaslanmıştır.
Production of activated carbon nanofibers using natural catalysts and their use in miRNA biosensors
In recent years of researches, sciences and technologies have been focused on the nanoscale for enhancing the properties and efficiency of materials. Nanotechnology investigates the production, manipulation and analysis of materials in the molecular scale. The nanomaterials are known for their large surface area that promote a wider active zone for modification, control and improvement of the conceived surface structures. Electrochemical biosensors are one of the widely used detection technique for the investigation of biomolecules. The efficiency of theses biosensors and their selectivity depends mostly on the surface characteristics of working electrodes. Enhancing the quality of the electrode's surface led to a better immobilization and enhance the hybridization process, for this reason many materials were used and carbon nanofibers shows high performances and flexibility with ease of use which made researchers focused on its development. PAN is the most common polymer used as electrospun carbon nanofiber precursor In the light of the plethora of researches converged on the nanomaterial's applications, the present study focused on combining the properties of natural catalyst as Lawsone and Hemoglobin in different amounts for the production of an activated carbon nanofibers by electrospinning methods. The obtained carbonized nanofibers and their graphitic properties were electrochemically investigated to enhance the sensitivity of the biosensory system, and the amelioration of the selectivity detection of miRNA molecules. A study of the optimization of the electrochemical measurements was also investigated to determine the efficient temperature, storage time and concentrations in the electrochemical measurements. The electrochemical measurements result for both Lawsone and Hemoglobin enriched CNFs investigations validates the efficiency of the miRNA molecules employing CNFs for a biosensing apparatus using SPEs with a low content of catalyst added (Leading to improve the level of catalysation observed in the carbonisation step). The conceived biosensory configuration can be safely used for a detection of specific RNA molecules.
Laminasyonlu otomobil koltuk kılıflarının kopma ve yırtılma davranışlarının araştırılması
Bu çalışmada, otomobil koltuk kılıfında kullanılan laminasyonlu kumaşların kopma ve yırtılma mukavemetlerinin simülasyonu yapılmıştır. Laminasyonlu kumaş; bezayağı ve dimi 2/2 örgü yapısına sahip farklı sıklıklardaki yüz kumaş, PU sünger ve PA yuvarlak örme kumaş olmak üzere 3 katmandan oluşmaktadır. KTEX yazılımında oluşturulan geometrik modelin FEA' de simülasyonu çalışması yapılmıştır. Kumaşlara gerçek test koşullarında tek eksenli ve zıt yönde kuvvetler etki etmektedir. Laminasyonlu kumaş sonlu elemanlar yönteminde lineer ve elastik kabul edilmiştir. Simülasyondan elde edilen çıktılar ve grafikler gerçek test sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Lamineli kumaşın geometrik modeli iyi sonuçlar almak için çok önemlidir. Simülasyondan elde edilen kopma ve yırtılma sonuçları, gerçek ve sanal elde edilen kuvvet – uzama grafiklerinde bazı bölgelerde farklılıklar gösterse de gerçek test sonuçları ile uyum göstermiştir. Gelecek çalışmalar için, elde edilen sonuçların benzerliği ile yüzey aşındırma gibi deformasyonların simülasyonu için iyi bir model oluşturabilir. Bu çalışma, 1001.STZ.2015 no'lu ''Dokuma Kumaş Otomobil Kılıflarında meydana gelen deformasyonların sonlu elemanlar yöntemi ile analizi'' isimli San- Tez projesi kapsamında desteklenmiş ve tüm deneysel çalışmalar Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. olanakları ile gerçekleştirilmiştir.
Soğuk iklim bölgelerde kullanılan askeri kıyafetlerin farklı yöntemler kullanılarak geliştirilmesi ve bunların performanslarının incelenmesi
Günümüzde koruyucu giysiler üzerinde birçok çalışma yapılmaktadır.Son dönemlerde soğuk iklim koruyucu kıyafetlerdeki çalışmalar yoğunlaşmış olmakla birlikte gerek ekonomik sebepler gerek ise teknik sorunlar sebebi ile istenilen boyutta başarı elde edilememiştir. Ülkemizde ve dünyadason zamanlarda dağcıların, orduda görevli askerlerin hipotermisonucu hayatlarını kaybettikleri olaylar gerçekleşmiştir. Bu sebepten dolayı çalışmada askeri tekstillerden, dağcılık kıyafetlerine kadar birçok alanda kullanım alanı bulunan soğuk iklim kıyafetlerinin mevcutyöntemlerden farklı üretim yöntemlerikullanılarak geliştirilmesi amaçlanmıştır.Gerçekleştirilen çalışma kapsamında tasarlanan ve üretilen ürünlerin özellikleri ergonomik yönden ve performans açısından incelenmiş ve mevcutta kullanılan soğuk iklim kıyafetleri ile kıyaslanmıştır.Çalışmada 3 farklı yöntem kullanılarak 6 farklı çeşit ürün elde edilmiştir. İlk yöntemde boncuk elyaf polyester,mikrojel polyester ve hollowelyaf farklı oranlarda dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. İkinci yöntemde çevreci yaklaşımlar hedeflenmiş ve atık kumaşların değerlendirilmesiamaçlanmıştır. Bu amaçladikimevlerinde askeri kullanım amacı ile üretilen kıyafetlerin ve konfeksiyon aşamasında çıkan atıkkırpıntı kumaşların geri dönüştürülmesi ile havlı yüzeyde bir kumaş elde edilmiştir. Bu yüzey ana malzeme ile birleştirilerek lamineli kumaş yüzeyi elde edilmiştir.Üçüncü yöntemde ise karbon elyaftan elde edilen dokusuz yüzey kumaş ara katman olarak Pes bir film ile birleştirilerek yanmazlık ve soğuk iklim özelliklerinin bir arada elde edilmesi planlanan bir tasarım yapılmıştır.Farklı alanlarda kullanılması planlanan ve üretilen altı farklı soğuk iklim kıyafetlerin performansları Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda şu anda kullanılmakta olan konvensiyonel metotlarla elde edilen kıyafetlerin performansları ile kıyaslanmış ve yapılan testler doğrultusunda, mevcutta kullanılan soğuk iklim kıyafetlerine muadil olarak aynı ve daha iyi fonksiyonel etkilere, farklı üretimteknikleri kullanılarak ulaşılabileceği gözlemlenmiştir.
Türk tekstil sektörü inovasyon sistemi için ölçüm kriterlerinin belirlenerek bir model önerilmesi
Tüm sektörlerin farklı bir inovasyon ekosistemine ve bu sistemi oluşturacak farklı politikalara ihtiyaç duyduğu fikrinden yola çıkarak, ilaveten farklı ülkelerde aynı sektöre ait inovasyon sistemlerinin farklı yapılanmış olduğunu gözlemleyerek, Türkiye'deki en önemli sektörlerden biri kabul edilen tekstil sektörünü için uygun bir sektörel inovasyon sisteminin inşa edilmesi bir zorunluluktur. Bununla da kalmayıp sistemin etkin bir şekilde yönetilmesi için ölçüm sistemleri geliştirilmeli ve standart inovasyon ölçüm parametrelerinin yanında sektöre özel ne tarz parametrelere ihtiyaç duyulacağı belirlenmelidir. Bu çalışmanın amacı Türk tekstil sektörü için uygun modelin oluşturulması, modelin değerlendirilmesine yönelik kriterlerin belirlenmesi ve sektöre özel belirleyicilerin de dahil edilmesiyle verimli bir ölçüm metoduna ulaşılmasıdır.
Süperkritik karbondioksit akışkan ortamında beta siklodekstrin ile pamuğun hidrofilleştirilmesi
Tekstil endüstrisi, en fazla su tüketen sektörlerin başında gelmektedir. Son yıllarda artan çevresel kaygılar, tekstil sektöründeki iplik hazırlama, terbiye, boyama gibi tüm alanlardaki su tüketimini ve atık su yükünü azaltma çabalarını gün yüzüne çıkarmıştır. Yapılan çalışmalar, süperkritik akışkan teknolojisinin gerek günümüzde gerekse gelecekte pek çok tekstil uygulamasında bu hedefi gerçekleştirme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir.Bu teknoloji ile ulaşılan olumlu çevresel etkiler, su tüketiminin büyük ölçüde azaltılması ve atık sulardaki tehlikeli kirliliklerin ortadan kaldırılması yönündedir. Bu tezde tekstil endüstrisinin en önemli girdisini teşkil eden ve dünya çapında en çok üretilip tüketilen pamuk liflerinin hidrofilleştirilmesi, beta-siklodekstrin varlığında yenilikçi süperkritik akışkan teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Dokuma kumaşlarda gözenekliliğin görüntü işleme yöntemiyle analizi
Bu yüksek lisans tez çalışmasında kumaş gözeneklilik oranının veya örtme oranının görüntü işleme yöntemiyle tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bunun için Matlab yazılımı kullanılarak geliştirilen algoritmalar program haline getirilmiş ve gözeneklilik oranı belirlenmiştir. Çalışmada kumaş görüntüleri 15 kat büyütülerek mikroskoptan alınmıştır. RGB formatında alınan görüntüler önce gri, sonra da siyah-beyaz formata dönüştürülerek hesaplamada kullanılacak matrisler oluşturulmuştur. Gözeneklilik oranı alınan görüntüdeki ışık geçiren kısımların toplam alana oranı olarak belirlenmiştir. Bu oran görüntüdeki 0 veya 1 değerine sahip piksel sayısının görüntüdeki toplam piksel sayısına oranı olarak yazılıma aktarılmıştır. Yazılımla gözeneklilik oranı hesaplamaları önce siyah çizgiler içeren bir A4 kağıdının siyah çizgi alanı bulunarak test edilmiştir. Bu test ile yazılımın doğru çalıştığına dair doğrulama yapıldıktan sonra geliştirilen yazılımla gözeneklilik oranı belirleme çalışmaları 14 farklı kumaş tipine 15 kat büyütme oranı ile uygulanmış ve sonuçlar elde edilmiştir. Sonuçların değerlendirilmesinde öncelikle Matlab ile hesaplanan gözeneklilik oranları ile hesaplanan gözeneklilik oranları ve kumaş örtme faktörleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca hava geçirgenliği testleri de yapılarak gözeneklilik oranlarıyla ilişkilendirilmiştir. Kumaş örtme faktörü arttığında gözeneklilik oranlarının azaldığı görülmüş ve aralarında doğrusal bir ilişki bulunmuştur.
Elastan içerikli poliester iplik üretim parametrelerinin iplik ve kumaş özelliklerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, elastan içerikli poliester iplik üretim parametrelerinin ipliklere ve bu ipliklerden elde edilen dokuma kumaş özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla filament sayısı, elastan iplik numarası, elastan çekim oranı ve puntalama işleminde kullanılan düze tipi değiştirilerek 36 farklı elastan içerikli poliester iplik ve bu ipliklerden sabit üretim şartlarında dimi 3/3 örgü kullanılarak 36 farklı çeşit dokuma kumaş üretilmiştir. Üretim parametrelerin iplik özelliklerine etkisini araştırmak amacıyla iplik lineer yoğunluğu, punta sayısı, punta kalıcılığı, iplik kopma mukavemeti ve kopma uzaması değerleri; üretim parametrelerinin kumaş özelliklerine etkilerini inceleyebilmek için ise kumaş mukavemet, uzama ve konfor özellikleri standartlara uygun bir şekilde test edilmiştir. Testler sonrasında elde edilen değerler SPSS istatistik programında değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda poliester iplik filament sayısının, elastan numarasının, çekim oranının ve puntalama işleminde kullanılan düze tipinin iplik mukavemetine, punta sayısına, punta kalıcılığına değerlerine etkisinin istatistiksel olarak önemli olduğu görülmüştür. Kumaş kopma mukavemeti ve uzama değerleri filament sayısı ve elastan numarası arttıkça artmıştır. Konfor özellikleri incelendiğinde filament sayısı ve elastan numarası arttıkça su buharı geçirgenlik ve termal iletkenlik değerleri artmış, hava geçirgenliği değerleri azaldığı sonucuna varılmıştır.
ALD film kaplı poliamid kumaşların antibakteriyel etkinliklerinin araştırılması
Bu çalışmada ALD ince film kaplı Poliamid 66 kumaşlarda antibakteriyel performans incelemesi yapılmıştır. TiO2 ve ZnO metal oksitleri ile kaplanmış kumaş, cam, fused quartz, Si wafer numuneleri birden fazla yöntem kullanılarak karakterize edilmiştir. Elipsometre, FTIR, SEM, UV-Vis, XPS karakterterizasyon metotları ile kaplanan filmler incelenmiştir. TiO2 ve ZnO ince film kaplı kumaş numunelerinin fotokatalitik aktivite tayinleri metilen mavisi degredasyonu ile tespit edilmiştir. Güneş ışığı simülatörü altında gerçekleştirilen testler sonucunda, TiO2 amorf yapısı nedeniyle fotokatalitik etki göstermemiştir. ZnO kaplı numunede ise 4 saat süren ışıma sonunda metilen mavisi konsantrasyonunda azalma olduğu görülmüştür. Yapılan antibakteriyel testler sonucunda TiO2 kaplı kumaş numunelerinde numune yüzeylerinde bakteri çoğalmasının yavaşladığı, fakat antibakteriyel etkinin kumaş yüzeyi ile sınırlı kaldığı görülmüştür. ZnO kaplı kumaşlar karanlık ve aydınlık koşullarda S.aureus bakterisi için antibakteriyel etkinlik göstermiştir. Bakteriyel canlılığı olumsuz etkileyen faktörün ZnO filmden salınan Zn2+ iyonları olduğu da düşünülmektedir. Kalitatif testlere göre, film kalınlığının artışı ile antibakteriyel etkinliğin de bir miktar arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
A new approach to sports clothing production by polypropylene fiber
Polypropylene (PP) which belongs to polyolefin fiber family has been used in carpet and packing industry and characterized with its well-known resilience, shape retention tendency, low density, low price, high tenacity and easy process ability. The previous studies showed that PP also had superior wicking ability, high air permeability and soft handle, which are important needs for sports clothing. Therefore, a comprehensive study would allow evaluating PP as fiber alternative to cotton or polyester (PET) in sports clothing industry.This thesis is built on a content which basically consists to evaluate the thermal and mechanical properties of PP knitted fabrics with that of cotton and PET fabrics to find out whether PP would be an alternative for sports clothing. This study covered the usage of different denier of PP continuous filament yarns with low density, different knitting patterns and mixture of PP with cotton and PET in the various samples. The measurements on thermal and mechanical comfort-related properties were statistically analyzed and advantages of PP fiber over cotton or PET were monitored. 100% PP sports clothing samples were produced and wear trials were performed by the volunteers under determined conditions.
The investigation of the effect of polypropylene copolymer and thermoplastic polyolefin use in bulked continuous filament yarn production on carpet performance
Machine-made carpet sector has been started to constitute an important share in the textile industry. Increased demands of consumers lead manufacturers to seek innovative products. Polypropylene (PP) homopolymer is one of the most used raw materials in the sector due to its price advantage and durability, but some mechanical properties are expected to be improved. In other respects, polypropylene copolymer(coPP) and thermoplastic polyolefin (TPO) polymers are widely preferred engineering materials on industrial products to improve some mechanical behaviors of PP homopolymer. In this sense, with the aim of investigating the effect of mixing PP homopolymer with coPP and/or TPO polymers on the carpet pile yarns, bulked continuous filament (BCF) yarns were produced with different types of compositions. Thermal, structural and surface characterizations and some mechanical properties of BCF yarns were investigated. In order to examine the effect of polymer mixing on the mechanical behaviors of carpets, samples were produced from BCF yarns by tufting technique and some mechanical tests were carried out. In addition, the results of the mechanical tests performed to the yarn and carpet samples were also analyzed statistically. As a result, mixing PP homopolymer with coPP and/or TPO provided improvement on the mechanical properties of BCF yarns and also usage performances of carpets.
Comparison of artificial intelligence methods for predicting tensile properties of multifilament polyester woven fabrics
The filament fineness, weave type and weave density have a great influence on the mechanical properties of multifilament woven fabrics. In this study, the previously determined breaking strength and breaking elongation values of multifilament woven fabrics were estimated using Artificial Neural Networks (ANN), Fuzzy Logic (FL), and Genetic Algorithms (GA) Artificial Intelligence (AI) techniques. The fabric samples used in the study have three different microfilament fineness and two different conventional filament fineness. Fabric samples with plain, twill and satin weave types were produced with four different weft setts. High accuracy rates were obtained with applied AI techniques. The mean absolute percentage error was lower than 6%. The minimum regression coefficient values (R^2) of linear regression analysis for each method were 0.80, 0.90 and 0.92 by ANN, BM and ANN-GA hybrid methods, respectively. As a conclusion, it was proved that the breaking strength and breaking elongation properties of multifilament woven fabrics can be estimated with high success rates.
Tamamen geri dönüştürülebilir otomotiv koltuk kılıfı tasarımı ve geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında ayrıştırma/ayıklama işlemine gerek duyulmadan, tamamen geri dönüştürülebilir bir otomotiv koltuk kılıfının geliştirilmesi hedeflenmiştir. Koltuk kılıfları döşemelik kumaşın yanı sıra plastik profiller, gergi teli, dikiş ipliği, baskı bezi ve fermuar gibi pek çok bileşenden oluşmaktadır. Hâlihazırda kullanılmakta olan kılıf bileşenlerinin yerini alabilecek parçaların geliştirilebilmesi için uzun bir araştırma ve ön çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada, kılıfın tüm bileşenleri, geri dönüştürülmeye uygun, termoplastik yapıda olan polietilen tereftalat polimeri kullanılarak tasarlanmıştır. Kılıfta kullanılacak kumaş ile ilgili 20 adet otomotiv koltuk döşemelik kumaşı, alternatif yöntemler ve malzemeler kullanılarak üretilmiştir. Bu kumaşlarla kıyaslama yapabilmek amacıyla 5 adet geleneksel yöntemlerle üretilen kumaş da çalışmaya dahil edilmiştir. Üretilen tüm kumaşlar belirlenen otomotiv standartlarına göre test edilmiştir. Testler sonucunda standartlara uygun ve düşük maliyetli olan 4 kumaş, 2 farklı otomobil koltuk kılıfı haline getirilmiştir. Yapılan testler ile geliştirilen bu otomobil koltuk kılıflarının performanslarının otomotiv standartlarına uygun olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın en dikkat çekici noktalarından biri tez kapsamında geliştirilen bu yeni ve çevreci otomotiv koltuk kılıflarının ticarileşecek olmasıdır. Üretilen kılıflar dünyadaki en önemli otomotiv firmalarından biri tarafından proje kapsamına alınmış ve ticarileşme çalışmaları hayata geçirilmeye başlanmıştır.
A research on the use of enset woven fabric structures for the applications of sound absorption and biodegradable composite material development
The rapid developments of technology in textile industries have been improving the performance of textile fabrics and finishing properties such as durability, water replants and breathability. The natures and properties of textile fibers have a major impact on the physical and mechanical properties of materials made from them such as yarns, fabrics as well as composites. For a long period of times, metals have been used as the most preferred structural materials. However the rapid growing and unlimited demands of human being have pushed researchers to innovate new materials called composite materials, having high specific strength and stiffness. Petrochemical based composite materials are not only non-ecofriendly products but also they bring a serious health problems during their manufacturing, usage and waste disposals. Recently, researchers and manufacturers have focused on natural fiber reinforced materials obtained from leaf, bast and fruit for green composite applications. Natural fibers are abundantly available, light weight, low cost and renewable with good mechanical strength. Substituting of commercially used synthetic fibers and resins by naturally existing resources as a reinforcing material and matrix are the best alternative to overcome economic, health hazard and environmental problems in composite manufacturing sectors. This Ph.D dissertation focuses on the investigation and characterization of novel textile fabric reinforced green composite materials and enhancing their mechanical properties for light weight structural as well as sound absorption applications. Enset woven fabrics were used as reinforcing materials for this study. A new bio resin material was prepared by mixing separately prepared acacia tortillas and frankincensepapyrifera bio resins at different ratios such as 75:25, 70:30, 65:35, 60:40, 55:45 and 50:50. Mechanical and sound absorption performance of enset fabric reinforced bio composites was studied with special reference to bio resin preparation ratio and number of fabric layer. Also, enset nano fibers were manufactured by -amylase enzyme treatment and mechanical hammering using enset fibers and enset fabrics. These nano fibers would be used to produce more advanced textile structures having unique properties such as higher weight to strength ratio, large surface area and bio-degrability.
Bazı tekstil proseslerinde konvansiyonel kimyasalların ozon ile ikamesi
Çalışmada, bilinen en çevre dostu gaz olan, bu nedenle de içme suyu arıtma tesislerinde bile yaygın olarak kullanılan ozon gazının terbiye işletmesinde entegrasyonu ile özellikle viskon ve polyester terbiye işlemlerinde kullanılması sayesinde gerek çevreye zararlı atıkların salınımının azaltılması gerekse de enerji tasarrufu sağlayan yenilikçi bir teknoloji geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, çalışma kapsamında temin edilen numune kumaş boyama makinesine (laboratuar tipi tekstil terbiye makinesi) ozon jeneratörü entegre edilerek deneysel çalışma düzeneği kurulmuştur. Bu düzenekle, kumaş formundaki malzemeler; viskonda ağartma, polyesterde ve viskonda boyama sonrası yıkama amacıyla amacıyla ozonlanmıştır. Ozonlama proses parametreleri optimize edilerek endüstriyel boyutta kullanılabilir bir teknoloji geliştirilmiştir. Yenilikçi teknoloji ile su, enerji ve zaman tasarrufu ile birlikte çevresel yükte azalmalar sağlanmıştır. Çalışma, 00688.STZ.2010-2 Tekstil Terbiye İşletmesinde Ozon Kullanımı Entegrasyonu San-Tez projesi kapsamında desteklendiği için, tüm deneysel çalışmalar proje ortağı firma Akbaşlar Tekstil Enerji San. Ve Tic. A.Ş. Boya Baskı İşletmesinde gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ozon, terbiye, viskon, polyester, ağartma, yıkama
Elastan içeren dokuma kumaşlardan yapılan giysilerin dikiş özelliklerinin optimizasyonu
Son zamanlarda elastan içeren kumaşlardan üretilen giysiler, kişilerin kendisini giysi içinde daha rahat ve konforlu hissetmelerinden dolayı çok fazla tercih edilmektedir. Kişinin kendisini giysi içinde daha rahat ve konforlu hissedebilmesini sağlayabilmek için ise esnek kumaşlardan oluşan giysilerin ve dikişlerinin esneyebilmesi oldukça önemlidir. Elastan içeren kumaştan yapılan bir giysi yaklaşık % 10-30 oranları arasında esneyebilmekte ve serbest kaldıktan hemen sonra eski haline gelebilmektedir. Konfeksiyon sanayiinde elastan içeren dokuma kumaşlardan yapılan giysilerde dikiş, kumaşın esnemesine engel olmamalıdır. Bu çalışmada, elastan içeren dokuma kumaşlardan oluşan giysilerin, dikiş özelliklerinin optimizasyonu yapılarak daha esnek dikişler elde edilmesi amaçlanmıştır. Böylelikle giysilerin esneklikleri daha da artacak ve esnek dikişler giysinin rahatlığına ve vücuda uyumuna katkıda bulunmasına sebep olacaktır. Esnek kumaşların dikim işlemlerinde kullanılacak dikiş özelliklerinin (dikiş tipi, dikiş sıklığı, dikiş ipliği çeşidi ve dikiş ipliği etiket numarası) en ideal kullanımıyla dikişlerin esneklikleri daha da arttırabilir. Bu amaçla, bu araştırmada farklı oranlarda elastan içeren bayan üst giyimlik üç adet dokuma kumaş numunesi seçilmiştir. Bu kumaşların dikiş özelliklerinin kumaşın esneme ve kalıcı uzama özelliklerine etkisi deneysel bir çalışma olarak incelenmiş ve sonuçları tartışılmıştır. Bu çalışma; Tübitak 1002 Hızlı Destek Programı kapsamında "Elastan İçeren Dokuma Kumaşlardan Yapılan Giysilerin Dikiş Özelliklerinin Optimizasyonu" projesi (Proje No:119M028) ile desteklenmiştir.
Reaktif boyama sonrası yıkamalarda, reaktif boyama atıksularının tekrar kullanılabilirliğinin
Tekstil endüstrisinde boyama sırasında yüksek miktarlarda kullanılan temiz su, boyama sonrasında bağlanmamış boyarmadde, inorganik tuzlar, alkaliler vb. pek çok önemli kimyasal atık yükü içermektedir. Ayrıca, tekstil endüstrisine yönelik kişi başına talebin, dünya nüfusunun da artmasına paralel olarak sürekli artacağı öngörüldüğünden; günümüzde su kullanımını azaltmak ve zararlı kimyasalları uzaklaştırmak ve geri kazanmaya yönelik çözümler bulmak, bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışmada, Tekstil Endüstrisinin ekolojiye olumsuz etkisini azaltmak amacıyla çevre dostu ve sürdürülebilir yıkama yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Durulama banyolarının tekrar kullanımı ile daha az su ve enerji tüketilen yeni yıkama prosesleri daha sürdürülebilir ve daha az kirletici olacaktır.
Bikomponent köpük ipliklerle kumaş yapılarının termal ve akustik özelliklerinin iyileştirilmesi
Bu tez çalışmasında düşük yoğunluklu polietilen köpük polimerden ilk defa sentetik iplik üretiminde yararlanılmıştır. İpliklerin üretiminde, yenilikçi lif üretim teknolojilerinden biri olan bikomponent lif üretim tekniği kullanılmıştır. Köpük polimerler düşük yoğunluğu, gözenekli yapısı, düşük termal iletkenlik katsayısı ve iyi ses yutuculuk özelliği gibi avantajlı özellikleri nedeniyle pek çok endüstride kullanılmaktadır. Bu özelliklerinden teknik tekstil alanında da yararlanmak amacıyla bikomponent iplik içerisinde katkı olarak kullanarak bikomponent ipliklere ve bu ipliklerden üretilen yüzeylere kazandırdığı özellikler incelenmiştir. İç içe bikomponent iplik üretiminde iç kısımda üç farklı katkı oranında düşük yoğunluklu polietilen köpük, dış kısımda ise polipropilen polimeri kullanılmıştır. Bikomponent ipliklerin özellikleri, iplik numarası, mukavemet, uzama gibi fiziksel testlerin yanı sıra taramalı elektron mikroskobu, diferansiyel taramalı kalorimetre gibi karakterizasyon yöntemleri ile test edilmiştir. Bikomponent ipliklerin ısı yalıtımı ve akustik özelliklerini inceleyebilmek için bikomponent ipliklerden örme kumaşlar üretilmiştir. Örme kumaşların kalınlık, gramaj gibi fiziksel özelliklerinin yanı sıra iki farklı standarda göre termal iletkenlik katsayıları ve ses yutuculuk katsayıları tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak iplik ve kumaş numunelerinden elde edilen sonuçlar istatiksel analize tabi tutuldu. Artan köpük polimer katkı oranı ile, kumaşların termal iletkenlik katsayıları azalmış, ses yutuculuk katsayıları ise artmıştır. En düşük termal iletkenlik katsayısı en yüksek katkı oranı ile üretilen kumaş ile 0,060 W/ mK olarak elde edilmiştir. Ses yutuculuk katsayısı ise benzer şekilde en yüksek katkı oranına sahip kumaşta %64 oranında artmıştır.
Research and development of an adaptive and responsive electronic bedding system
Sleep is an important biological activity that takes up one third of day. Quality sleep is essential for both mental and physical health. Sleep disorders are associated with mental, cognitive and physical diseases. For a healthy sleep, the sleep stages must be completed without interruption. Sleep interruptions can be caused by a physical illness or environmental factors. The most common environmental factors that cause sleep interruptions are temperature changes and snoring/noise. In this study, a thermo-regulation system aiming to keep the bed temperature within a certain range is presented. Using sensors placed in the bed, the bed temperature is continuously monitored and when the temperature goes out of the desired temperature range, the bed temperature is regulated by feeding hot/cold air into the bed. In the second part of the study, a pillow prototype that can detect snoring, which is another common cause of sleep interruptions, and aims to reduce snoring by changing the neck position during snoring is detected. Experiments have shown that both the thermo-regulation system and the design of the snoring-reducing pillow work as intended.
Development of a machine vision system for on-loom and real-time defect detection of woven fabrics with different constructions
The purpose of this study is developing the machine vision system on the weaving machine and detection of fabric defect during the weaving process. It was aimed that the defective regions on the fabric surface will be detected and occurrence of these defects among long meters will be prevented.Weft lacking, oil stain and fly type defects were determined for detection. The algorithm application studies were conducted over totally 200 image frames by acquiring 50 defect sample image frames for every defect type. The selected algorithm was applied real time during the weaving process. Use interface was prepared for real-time application. It was revealed that the developed system and image processing algorithm can be applied on an industrial weaving loom.
İpekten sökülen/elde edilen serisinin tekstil sektöründe değerlendirilmesi
Bilim ve teknolojinin gelişmesi, insanların yaşam standartlarını önemli ölçüde geliştirmiş ve tekstil ürünleri üzerindeki kalite, konfor, sağlık ve çevre koruması konusundaki farkındalıklarını güçlendirmiştir. Çevrede hemen her yerde bulunabilen mikroorganizmalar nem, besin ve sıcaklık gibi temel gereksinimlerini karşılayabileceği ortam bulduklarında hızla çoğalabilmektedir. Tekstil ürünleri de yapıları ve kullanıldıkları yerler açısından mikroorganizmaların yaşaması ve çoğalması için uygun nem, sıcaklık ve besin maddesi sağlayan ortamlardır. Mikroorganizmaların tekstil materyalleri üzerindeki büyümesi ve çoğalması, kumaşta hoş olmayan koku, leke ve renk değişimi ve kumaşın mekanik mukavemetinde azalma istenmeyen etkiler oluşturmaktadır. Bu çalışmada, antimikrobiyal ürünlere karşı artan talep karşısında toksik kimyasallara alternatif olarak çevre dostu doğal bir protein olan serisin kullanılmıştır. İpekten sökülen serisinin insan ve çevreye karşı herhangi bir toksik etkisinin bulunmaması ve geri elde edilmesi de avantajlar arasında yer almaktadır. Pamuklu kumaşlara bu maddenin uygulanarak, antibakteriyel özellik kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmada geri kazanılmış serisinden üretilen serisin/gümüş nanopartikül, serisin/titanyum dioksit nanopartikül, ticari serisin, geri kazanılmış serisin ve ipekten sökülen serisin maddeleri pamuklu kumaşlara aplike edildikten sonra kumaşların antibakteriyel aktiviteleri araştırılmıştır. Sonuçlar antibakteriyel testlerinin yanı sıra, ham pamuk ile beyazlık indeksi, yırtılma mukavemeti, eğilme rijitliği, UV koruyuculuk, kopma mukavameti ve uzaması bakımından karşılaştırılmıştır. Antibakteriyellik sonuçlarına bakılacak olursa bitim işlemi sonrasında yapılan testlerde tüm kumaşların antibakteriyel aktiviteye sahip olduğu görülmektedir. 10 ve 20 evsel yıkama sonrasında bu etkide azalmalar olmuştur. FTIR analizi sonucunda serisin maddesinin kumaşlara başarılı bir şekilde aplike edildiği sonucuna varılmaktadır. UV koruyuculuk testlerinde serisin uygulamasının kumaşların UV koruma faktörünü bir miktar arttırdığı görülmektedir. Mukavemet testleri bitim işlemi uygulanmış kumaşların mekaniksel ve performans özelliklerinde olumsuz herhangi bir etkinin olmadığını göstermektedir.
Performance of the sustainable single jersey fabrics from recycled polyester and acrylic fibers core-spun yarns
It is known that with the changing fashion in the textile sector, textile products are produced in large proportions every year. In this sector where production is high, it can be observed that as production increases, raw material consumption, energy consumption, water consumption and the consumption of natural resources such as these increase in direct proportion. While textile products are produced, wastes are formed at every stage, and the reuse of these wastes contributes to sustainability under the name of recycling. In this context, it is very important for the textile industry to produce recycled fiber and to include recycled fiber in the content of the products. The customer base of acrylic, which is among the synthetic fibers, is quite high, it is in high demand especially in winter months due to its similarity to wool fiber. As another example of synthetic fibers, polyester fiber is among the preferred synthetic fibers such as acrylic due to the properties it exhibits. It is very important to recycle both synthetic fiber types and reintroduce them into the production line. In the study, it is aimed to emphasize the importance of sustainability and to emphasize the contribution of recycled fibers. In this study, 7.5 Nm samples were obtained with different combinations of recycled fibers and conventional fibers on core yarns, these samples were converted into knitted fabrics and the effects of the recycled fiber ratio used in the products on the quality of the samples were investigated.
Doğal kaynaklardan boyarmadde izolesi ve pratikte kullanılabilirliğinin incelenmesi
Öz YÜKSEK LİSANS Doğal Kaynaklardan Boyarmadde îzolesi ve Pratikte Kullanılabilirliğinin İncelenmesi Mehmet BEBEKLİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Selahattin SERİN Yıl : 1998, Sayfa : 105 Jüri : Prof. Dr. Selahattin SERİN Prof. Dr. Erdem KOÇ Doç. Dr. R. Tuğrul OĞULATA Bu çalışmada, Tekstil Sektörü içerisinde geleneksel olarak halen kullanılan bitkisel doğal boyarmaddelerden, cevizde bulunan juglon (1.4 naftakinon-5 hidroksi) boyarmaddesi izole edilmiştir. izole sonucunda alınan ekstraktlarda, pH 3 ve pH 7 ortamlarında boyarmadde katı olarak sentezlenmiştir. Elde edilen katı boyaraddeler, doğal boyama yöntemi (kaynatma) ile yün kumaşa boyanmıştır. Boyalı örnekler üzerinde ışık, sürtünme ve yıkamaya karşı renk haslığı testleri uygulanmıştır. Ayrıca doğal boyarmadde yapısında sentetik boyarmadde elde etmek için giriş maddesi 1.2 naftakinon sentezlenmiştir. Ardından 2.amino fenol ile reaksiyona alınarak schiff bazı elde edilmiştir. Kumaş örnekleri schiff bazıyla mordanlı olarak boyanmıştır. Boyalı kumaşta ışık, sürtünme, yıkamaya karşı renk haslığı testleri uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler : Doğal boyarmaddeler, Juglon, Ceviz, Doğal boyarmadde izolesi
Tekstilde open (OE) rotor iplik eğirme prensibine göre katlı iplik üretimi
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ Tekstilde Open-End (OE) Rotor İplik Eğirme Prensibine Göre Katlı İplik Üretimi Pınar N. DURU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman :Yrd. Doç. Dr. Osman BABAARSLAN Yıl: 1998, Sayfa: 123 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Osman BABAARSLAN Prof. Dr. Erdem KOÇ Doç. Dr. R. Tuğrul OĞULATA Diğer endüstri alanlarında olduğu gibi, tekstil endüstrisi de teknolojik gelişmelerden etkilenmektedir. Bu gelişmelere paralel olarak, tekstil yapılarının bilinen özelliklerini geliştirmek veya yeni özellikler kazandırmak amacıyla yeni iplik üretim sistemlerinin geliştirilmesine gerek duyulmaktadır. Çalışmada öncelikle, tekstil endüstrisinde mevcut değişik iplik üretim sistemleri ve bu sistemlerde üretilen ipliklerin kullanım alanları incelenmektedir. Buna ilaveten, endüstride konvansiyonel sistemlerle üretilen ipliklerin katlanabilirlik özelliklerini araştırmak amacıyla uygulamalı bir çalışma yapılmıştır. Yapılan bu ön çalışmalardan sonra, tekstilde OE (Open-End) rotor iplik eğirme prensibine göre, katlı ve paralel iplik üretimini gerçekleştirecek yeni bir sistem tanıtılmaktadır. Bu yeni sistemin tasarım şekilleri ve çalışma prensibi de ayrıntılı olarak verilmektedir. Sistemin esası, iki farklı rotorun kombinasyonu sonucu tekstilde katlı veya paralel iplik üretimine dayanmaktadır. Bu tezde, tasarımı düşünülen sistem için boyutlandırma çalışmaları yapılmadan, sistemin çalışabilirliği teknik olarak araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : İplikçilik, katlı (sargı) iplik, paralel iplik, bükümlü katlı iplik, OE-rotor iplikçiliği
Farklı karışımlarda lif içeren örme kumaşların boyanması ve haslık özellikleri
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ FARKLI KARIŞIMLARDA ELASTAN LİF İÇEREN ÖRME KUMAŞLARIN BOYANMASI VE HASLIK ÖZELLİKLERİ Yalçın YEŞİL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Yrd. Doç. Dr. Emel Ceyhun SABIR Yıl : 2003, Sayfa : 261 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Emel Ceyhun SABIR Prof. Dr. R. Tuğrul OĞULATA Yrd. Doç. Dr. Mesut BAŞIBÜYÜK Elastan giysi konforu ve fonksiyonelliği sayesinde tekstilde önemli bir yere sahiptir. Elastanlı iplik, kumaş üretimi ve terbiye işlemleri birbirinden çok farklıdır ve pazar sürekli bu alandaki yeni gelişmelerle yüz yüzedir. Bu çalışmada, genel anlamda elastan elyaf üretimi, elastanlı iplik üretimi, elastanlı kumaş üretimi, elastan içeren kumaşların terbiye işlemleri hakkında bilgiler verilmiş ve elastanlı kumaşların renk haslıkları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Renk haslıklarının testi için naylon, polyester ve elastan iplikler çeşitli oranlarda örülmüştür. Örülen kumaşlar laboratuar ortamında boyanmıştır. Boyanan kumaşlara naylon için değişik fiksatörler farklı oranlarda, polyester için değişik redüktif yıkama maddeleri farklı oranlarda kullanılarak yıkama işlemleri yapılmıştır. Yıkama işlemlerinden sonra kumaşlar üzerine yıkama, klorlu su, deniz suyu, su, ter ve sürtünme haslığı testleri uygulanmıştır. Uygulanan testlerin sonucunda elde edilen bulgulardan seçilmiş olanlar aşağıda verilmiştir: Genel olarak tüm kumaşlarda içerisinde elastan olmayan kumaşların haslıkları daha iyi çıkmıştır. Haslık testleri sonucunda en iyi haslık değerleri su haslığında alınırken, en kötü haslık değerleri yıkama ve klorlu su haslığı testlerinden alınmıştır. Naylon elyafı içeren kumaşların haslıkları polyester elyafı içeren kumaşların haslıklarından daha iyi çıkmıştır. Kumaş içerisindeki elastan miktarının artması haslık değerlerini düşürmüştür. Polyester/elastan karışımlı kumaşların boyanmasında carrier kullanımının haslıkları düşürdüğü tespit edilmiştir. Naylon elyafı içeren kumaşların boyamadan sonra yıkamalarında hem anyonik hem de katyonik fiksatör kullanıldığında haslıkların düştüğü tespit edilmiştir. Polyester elyafı içeren kumaşların boyamadan sonra redüktif yıkamalarında hidrosülfit yerine stabilize hidrosülfit kullanıldığında haslıkları yükselttiği tespit edilmiştir. Bu çalışma farklı elastan oranlarının kullanıldığı değişik kumaş numuneleri için de yapılabilir. Anahtar Kelimeler : Elastan, Renk Haslığı, Naylon/Elastan Kumaş, Polyester/Elastan Kumaş VI
Tekstil terbiyesinde yeniden değerlendirme yöntemlerinin uygulanması ve bu yöntemlerin kumaş performansına olan etkilerinin incelenmesi
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ TEKSTİL TERBİYESİNDE YENİDEN DEGERLENDHIME YÖNTEMLERİNİN UYGULANMASI VE BU YÖNTEMLERİN KUMAŞ PERFORMANSINA OLAN ETKİLERİNİN İNCELENMESİ Onur BALCI ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. R.Tuğrul OĞULATA Yıl : 2004, Sayfa : 639 Jüri : Prof. Dr. R.Tuğrul OĞULATA Doç.Dr.Osman BABAARSLAN YrcLDoç.Dr.Mesut BAŞIBÜYÜK Bu çalışmada tekstil terbiye prosesleri, tekstilde kalite, kalite kontrol ve tekstilde hatalı ürünleri düzeltme metotları hakkında genel bilgiler detaylı olarak verilmiş ve bu konular üzerine kapsamlı deneysel çalışma yapılmıştır. Çalışmanın deneysel kısmında kullanılmak üzere Pamuk-Elastan, Polyester- Viskon-Elastan ve %100 Polyester kumaşlar temin edilmiştir. Seçilen Polyester- Viskon-Elastan ve Pamuk-Elastan karışımlı kumaşlar dokuma kumaş olup, %100 Polyester kumaş örme kumaştır. Deneysel kısım 5 bölümden meydana gelmektedir. 1. bölümde yeniden değerlendirme yöntemlerinin kumaş fiziksel ve kimyasal performansı üzerine etkileri, 2. bölümde ise yeniden değerlendirme yöntemlerinin renk giderimi verimi hakkında inceleme yapılmıştır. 3. bölümde haslık iyileştirme çalışmaları yapılmıştır. 4.bölümde, 1. ve 3. bölümde yapılan yaş işlemler sonucu elde edilen atık sulara KOİ (Kimyasal Oksijen İhtiyacı) testi yapılmıştır. 5. ve son bölümde ise çalışmada kullanılan indirgen maddelerin redükleme güçleri test edilmiş ve malzemeler hakkında daha detaylı bilgi edinilmiştir. Yapılan incelemelerde 1. bölümde uygulanan düzeltme işlemlerinin kumaş fiziksel performansına olumsuz, kimyasal performansında ise olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu etkinin, proseste kullanılan kimyasal madde ve işlem şartlarına bağlı olarak değiştiği tespit edilmiştir. 2. bölümde ise uygulanılan düzeltme işlemlerinin kumaş üzerinde bulunan boyarmadde miktarını etkilediği gözlemlenmiştir. Ayrıca renk söküm veriminin kumaş boyama şiddetine göre de değiştiği belirlenmiştir. 3. bölümde yapılan haslık iyileştirme çalışmalarında ise referans kumaş test değerlerine göre iyileştirmeler sağlanmıştır. Ayrıca işlemler sırasında elde edilen atık suların KOİ değerlerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonunda tekstil terbiye endüstrisinde yaygın olarak kullanılan hidrosülfite alternatif kimyasallar ve yöntemler geliştirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Düzeltme Yöntemleri, Boya Sökümü, İndirgen Madde, Haslık
Sentetik lif üretiminde kullanılan ekstrüderler ve ekstrüder-pompa sisteminin tasarım esasları
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ SENTETİK LİF ÜRETİMİNDE KULLANILAN EKSTRUDERLER VE EKSTRÜDER-POMPA SİSTEMİNİN TASARIM ESASLARI Oğuz DEMİRYÜREK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof.Dr. Erdem KOÇ Yıl: 2004, Sayfa: 163 Jüri : Prof.Dr. Erdem KOÇ Prof.Dr. Beşir ŞAHİN Yrd.Doç.Dr. Nihat ÇELİK Bu çalışmada, tekstilde kullanımı yaygın olan sentetik lifler, bunların üretim aşamaları ve özellikle, termoplastik lifler için kullanılan, polimerden lif çekiminde önemli bir fonksiyonu olan ekstrüder ve lif çekim sistemi elemanları incelenmiştir. Ekstrüder-pompa sisteminin hidrodinamik analizi boyutlu ve boyutsuz çalışmalarla ortaya konularak viskozite, debi, basınç, vida açısal hızı, vida geometrisi için uygun parametreler elde edilerek tasarıma yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ekstrüder, Termoplastik polimerler, Boyutsuz çalışma, Hidrodinamik analiz.
Tekstil sektöründe maliyet unsurları-enerji maliyetlerinin genel değerlendirilmesi
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ TEKSTİL SEKTÖRÜNDE MALİYET UNSURLARI-ENERJI MALİYETLERİNİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ Emel KAPLAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Erdem KOÇ Yıl: 2004, Sayfa:354 Jüri: Prof. Dr. Erdem KOÇ Prof. Dr. Beşir ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Emel Ceyhun SABIR Bu çalışmada,tekstil ve konfeksiyon sanayinin üretim basamakları olan iplik, dokuma, örme, terbiye, konfeksiyonda maliyet ve maliyeti etkileyen unsurlar değerlendirilmiştir. Bu amaçla; her aşamada maliyeti etkileyen hammadde, işçilik, enerji gibi unsurlar, seçilmiş ülkeler ve yıllar bazında karşılaştırmalı olarak incelenmiş; ürün maliyetlerinde bu unsurların aldıkları paylar irdelenmiştir. Söz konusu sanayide, iplik, ham bez ve mamul bez maliyetlerini hesaplayabilmek için eşitlikler verilmiş, örnek işletmelerden alınan verilerle hesaplama örnekleri gösterilmiştir. Maliyeti etkileyen enerji faktörüne çalışmada geniş çapta yer verilmiş, tekstil ve konfeksiyon sektörünün bütün üretim aşamalarında enerji tüketimi,seçilmiş işletmelerde yerinde incelemeler yapılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, enerji tüketimini etkileyen parametreler belirlenmeye çalışılarak enerji tasarrufa yapılabilecek noktalar ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: tekstil, enerji, maliyet, maliyet unsurları, enerji maliyeti
PES/VİS/elastan içerikli iplik tiplerinde kalite iyileştirici proses çalışmaları ve dokuma kumaşlarda kalite analizi
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİPES/VİS/ELASTAN İÇERİKLİ İPLİK TİPLERİNDE KALİTEİYİLEŞTİRİCİ PROSES ÇALIŞMALARI VE DOKUMA KUMAŞLARDAKALİTE ANALİZİEkrem KULÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALIDanışman : Yrd. Doç. Dr. Nihat ÇELİKYıl: 2005, Sayfa No:176Jüri : Yrd. Doç. Dr. Nihat ÇELİK: Prof. Dr. R. Tuğrul OĞULATA: Prof. Dr. Orhan BÜYÜKALACAHazırlanan bu çalışmada elastan içeren PES/VİS karışımlı iplik ve dokumakumaş yapılarının performans özellikleri incelenmiştir. Bu amaçla, ticari olaraküretilen ve çoğunlukla Ne 28/2 PES/VİS/ELASTAN (78 Dtex) içerikli üçlü karışımolan 10 adet kumaş numunesi seçilmiştir. Seçilen bu numunelerde kumaşların haslık,çekmezlik tayini, kopma mukavemeti tayini, yırtılma mukavemeti tayini, pillingtayini, dikiş kayması tayini ve elastikiyet tayini testleri yapılmış vedeğerlendirilmiştir. Ayrıca bu performans özelliklerinin yanı sıra üçlü karışım olanbu kumaşları oluşturan iplik yapıları üzerinde durulmuş üretim prosesleri incelenmişve kaliteyi arttırıcı bazı deneyler yapılarak buna bağlı değerlendirmeler ortayakonulmuştur.Tüm bu çalışmalar sonucunda elde edilen veriler incelendiğinde, elastanıntüm numuneler üzerinde kullanım performansı açısından ne derece etkili olduğugörülmüştür. Özellikle iplik üzerinde yapılan çalışmada elde edilen değerler,literatürdeki çalışmalar ve bilgilerle karşılaştırıldığında ek olarak bazı proseslerinuygulanması gereğini ortaya çıkarmıştır. Kumaş performansları açısındanbakıldığında ise literatürdeki bilgilere aykırı bir durum ortaya çıkmamıştır.Anahtar Kelimeler: Elastan, İplik, Kumaş, Haslık, Kopma Mukavemeti
Endüstriyel olarak üretilmekte olan çeşitli atkı fitilli kadife kumaş özellikleri üzerine bir inceleme
ÖZYÜKSEK L SANS TEZENDÜSTR YEL OLARAK ÜRET LMEKTE OLAN ÇEŞ TL ATKI F T LLKAD FE KUMAŞ ÖZELL KLER ÜZER NE B R NCELEMESevilay SARIDUMANÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTEKST L MÜHEND SL Ğ ANAB L M DALIDanışman : Yrd. Doç. Dr. Nihat ÇelikYıl: 2005, Sayfa No: 169Juri : Yrd. Doç. Dr. Nihat ÇEL KDoç. Dr. Osman BABAARSLANProf. Dr. Orhan BÜYÜKALACABu çalışmada, dokunmuş atkı fitilli kadife kumaşların iplikten terbiyeişlemlerine kadar üretim prosesi, genel özellikleri ve mamul kumaşın kullanım yerinedeniyle sahip olması gereken özellikleri incelenmiştir.Bu amaçla, Birlik Mensucat A.Ş'de üretilen ve en çok sipariş alan 20 adetatkı fitilli kadifeye performans belirleyici testler uygulanmış ve bunların sonuçlarıdeğerlendirilmiştir.Uygulanan bu testlerle, atkı fitilli kadifelerin atkı ve çözgü iplik numaraları,atkı ve çözgü sıklıkları, fitil sayıları, örtme faktörü ve gramaj gibi fiziksel özellikleriile hav kaybı, kopma mukavemeti, yırtılma mukavemeti, dikiş kayması, lycralıkadifelerde maksimum uzama, kalıcı uzama, su haslığı, yıkama haslığı, alkali terhaslığı, asidik ter haslığı, ışık haslığı, sürtme haslığı gibi performans özellikleri tespitedilmiştir. Yürütülen testlerin sonucunda elde edilen bulgulardan seçilmiş olanlaraşağıda verilmiştir.Yapılan bu çalışmalar sonucunda, örgünün, sıklığın, iplik inceliğinin,hammaddenin, boyama terbiye işlemlerinin bütün performanslar üzerinde etkisiolduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kadife Kumaş, Atkı Fitilli Kadife Kumaş, Hav KaybıI
Karışım OE-rotor ipliği üretiminde eğirme elemanlarından düsenin iplik kalitesi üzerindeki etkisinin araştırılması
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİKARIŞIM OE-ROTOR İPLİĞİ ÜRETİMİNDE EĞİRMEELEMANLARINDAN DÜSENİN İPLİK KALİTESİÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASIYılmaz ERBİLÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALIDanışman : Doç.Dr.Osman BABAARSLANYıl: 2005, Sayfa: 170Jüri : Doç.Dr. Osman BABAARSLANProf. Dr. R. Tuğrul OĞULATAProf. Dr. Beşir ŞAHİNOpen-End (Açık-Uç) Rotor iplik eğirme sisteminde, iplik özelliklerinietkilemesi bakımından 3 önemli eğirme elemanı bulunmaktadır; bunlar açıcı silindir,rotor ve navel (düse) 'dir. İplik, eğirme esnasında izlediği yolda navel üzerindenyaptığı 90o'ye yakın dönüş açısının etkisiyle yüksek bir sürtünmeye maruzkalmaktadır. Bu yüksek sürtünme etkisi, iplik oluşumunun ardından vebobinlemeden hemen önce olması nedeniyle elde edilen ipliğin tüylülük, mukavemet,neps, düzgünsüzlük ve iplik hataları gibi özellikleri üzerinde önemli sonuçlardoğurmaktadır. Navel yüzeyinin düz, spiral veya çentikli olması ve bunun yanındaçentik sayısı da iplik özellikleri üzerinde yüksek etkiye sahiptir. Kullanılan elyaf danavel türünün seçilmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli parametrelerdenbiridir.Bu çalışmada polyester/pamuk ve polyester/viskon karışımlı 4 farklı cerşeridiyle aynı makine ve çalışma şartlarında 4 farklı navel ile aynı numarada ipliklerüretilmiş ve elde edilen iplikler tüylülük, mukavemet, düzgünsüzlük ve iplik hatalarıbakımından test edilmiştir. Test sonuçları 4 farklı karışımdaki hammadde içinistatistiksel analiz yöntemleriyle irdelenerek, farklı tipteki navellerin aynı hammaddeile aynı şartlarda üretilen ipliklerin özelliklerinde ne gibi değişikliklere neden olduğuaraştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Açık-Uç Rotor İplikçiliği, Eğirme Elemanı, Navel (Düse), İplikÖzellikleri, İstatistiksel AnalizI
Angora yününün (WA) fiziksel ve kimyasal özelliklerinin araştırılması
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİANGORA YÜNÜNÜN (WA) FİZİKSEL VEKİMYASAL ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASIAkın Tunca EYÜBOĞLUÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALIDanışman : Doç.Dr.Osman BABAARSLANYıl: 2005, Sayfa: 166Jüri : Doç.Dr. Osman BABAARSLANProf. Dr. R. Tuğrul OĞULATAProf. Dr. Osman SERİNDAĞTekstil ürünlerinin geliştirilmesi, üretilmesi ve son üründen beklenen özelliklerinkarşılanabilmesi için elyaf özelliklerinin önceden bilinmesi ve buna dayanılarak üretimsürecindeki gerekli şartların oluşturulması gerekmektedir. Özellikle tonaj bakımından pekönemli sayılmayacak nitelikteki bazı doğal elyaflar üzerinde yapılacak olan çalışmalar rekabetavantajı sağlayacağı gibi, ürün yelpazesinin gelişmesinde de önemli rol alacaktır. Bu sayedeyeni jenerasyon tekstil ürünlerinin üretilmesi mümkün hale gelecektir.Bu çalışmada; tekstil sektörünün en pahalı hammaddelerinden biri olan angoraelyafının (WA) fiziksel özellikleri (mikroskobik görünüş, uzunluk, incelik, mukavemet,uzama elastikiyeti ve yoğunluk) ve kimyasal özellikleri (asitlerin, bazların, yükseltgenmaddelerin ve kuru temizleme çözgenlerinin elyafa etkisi) incelenmiş ve bundan sonrayapılabilecek çalışmalara temel olabilecek bir çalışma ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Angora Yünü, Fiziksel ve Kimyasal Özellikler, HayvansalLifler, Tekstil Hammaddeleri
Türk pamuklarının kalite özellikleri ve iplik eğirme limitinin tespitine yönelik teorik yaklaşım
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ Türk Pamuklarının Kalite Özellikleri ve İplik Eğirme Limitinin Tespitine Yönelik Teorik Yaklaşım Bilgen ŞAHİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Fatma GÖKTEPE Yıl: 2001, Sayfa: 195 Jüri : Doç. Dr. Fatma GÖKTEPE : Doç. Dr. Osman BABAARSLAN : Yrd. Doç. Dr. Özer GÖKTEPE Çalışmada, Öncelikle dünyanın önemli pamuk üreticisi ülkelerinde son yıllara ait genel durum incelenerek, Türkiye'nin dünya pamuk üretimindeki konumu araştırılmıştır. Ayrıca pamuk elyafına ait kalite özellikleri tanıtılarak ölçüm teknikleri incelenmiştir. Araştırmada 1999-2000 sezonu itibariyle Çukurova, Ege ve GAP bölgelerinden alınan pamuk numunelerinin özellikleri test edilerek incelenmiş ve Uster Dünya İstatistikleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, GAP'ın etkisiyle bu bölgede pamuk üretiminde önemli bir artışın gözlendiği, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde üretilen pamukların kalitesinin Ege ve Çukurova pamuklarına kıyasla oldukça iyi olmasına rağmen temizlik derecelerinin kötü olduğu tespit edilmiştir. Çukurova pamuklarının ise Ege ve GAP pamukları ile karşılaştırıldığında kötü elyaf özeliklerine sahip olduğu, özelikle bu bölgede yaygın olarak ekilen Çukurova 1518 türünün diğerlerine göre daha kısa olup, olgunluk oranı, üniformite indeksi ve mukavemetinin oldukça düşük, kısa elyaf oranının ise oldukça fazla olduğu belirlenmiştir. İncelenen pamuklar içerisinde Ege bölgesinden alınan uzun ştapelli Delcerro pamuğunun, beklendiği gibi, tüm elyaf özellikleri bakımından diğer tür pamuklara (Upland) göre üstünlük sergilediği görülmüştür. Türk pamuklarının iplik eğirme limitini tespit etmeye yönelik bönünde ise ancak Ne 30, Ne 35 ve Ne 40 numara incelikte iplikler eğritebilmiş ve bu ipliklerin özellikleri 1997 Uster İstatistikleri 2e karşılaştırılmıştır. Fakat üretilen ipliklerin kalite özellikleri kabul edilebilir düzeyde (%50 diliminin akında) bulunamamıştır. Ancak bunun nedeni pamukların kalitesizliği olmayıp, kullanılan hammadde miktarının yetersiz olması nedeniyle iplik üretim hattındaki proseslerin gerektiği gibi yapılamamış olmasıdır. Ayrıca çalışmada, Türk pamuklarına ait iplik eğirme limitinin teorik olarak belirlenmesi amacıyla yapılan geometrik esaslı bir yaklaşım sunulmakta olup, analiz sonucuna göre ring penye ve karde iplik için bu limitlerin sırasıyla 4.4-6.6 tex (Ne 80-53) ve 7.4-1 1.2 tex (Ne 135-89) olabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Pamuk Elyaf Özellikleri, İplik Eğirme Limiti, İplik Özellikleri, Uster İstatistikleri. VII