Theses supervised by Prof. Dr. Nüket Saracel

18 theses · Doğuş University

Master'sOpen AccessTR

Çalışanların yetenek yönetimi algısının iş motivasyonuna etkisi

Kurum stratejilerinin geliştirilmesi, insan kaynakları rolündeki en önemli değişimdir. İşletmelerde rekabet avantajı sağlanabilmesi için stratejik yaklaşım oldukça önemlidir. İş stratejilerinin geliştirilmesiyle birlikte, insan kaynakları odak noktası durumuna gelmiştir. İnsan kaynakları yönetiminin örgüt içerisinde giderek etkinleşmesi, insan unsurunu öne çıkarmıştır. Yetenek yönetimi, çalışanları sürekli olarak değerlendirerek geri bildirim sağlamaktadır. Dolayısıyla hangi stratejik yeteneklerin kazanılması gerektiği konusunun da belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda işletmeler, yetenek temelli stratejik insan kaynakları yönetimi yöntemleri geliştirmelidirler. İşletmelerin başarısı sahip oldukları kaliteli insan kaynağı ve bu kaynaklardan faydalanabilme derecesi ile ilişkilendirilmektedir. Çalışan motivasyonunun ve veriminin artırılması için insan kaynaklarının gereksinimlerine cevap verecek nitelikte stratejilerin edinilmesi, hızla değişen ve gelişen şartlar karşısında işletmelerin personel yönetiminden yetenek yönetimine doğru dönüşümü oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı da, yetenek yönetimi uygulamalarının çalışanların motivasyonlarına etkisini belirlemektir. Bu nedenle yetenek yönetiminin boyutları incelenmiş ve bir bilgi teknolojileri işletmesinde ankete dayalı araştırma gerçekleştirilmiştir. Bilişim sektöründe görev alan 190 çalışana yetenek yönetimi ve iş motivasyonu ile ilgili sorular yöneltilerek yetenek yönetimi boyutlarının çalışan motivasyonuna etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada yetenek yönetimini ölçmek üzere kullanılan ölçeğin boyutları; kuruma güven, öz yeterlilik algısı, kurum desteği ve operasyonel uyum, iş tatmini ve yetkinliktir. Araştırma sonucunda yetenek yönetimi boyutlarının iş motivasyonu ile pozitif yönde ilişkisi olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, işletmelerde yetenek yönetimi uygulanmasının çalışan motivasyonu üzerinde etkisinin önemli olduğu yorumuna ulaşılabilir. Anahtar Kelimeler: Yetenek, yetenek yönetimi, insan kaynakları stratejileri, iş motivasyonu

MotivasyonYetenekYetenek yönetimi+2
Merve Burcu Güner
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çalışan Y kuşağında iş tatmini - motivasyon ilişkisi

Bilim ve teknolojinin hızlı gelişimiyle birlikte yirmi birinci yüzyıl "bilgi çağı" olarak nitelendirilmektedir. Bilgi ve insan ekonominin önemli girdileri; organizasyonların da en önemli sermayesi haline gelmiştir. İnsanın öneminin artması ile birlikte organizasyonların yönetiminde insan gücünün motivasyonu ve iş tatminine ilişkin konular da özel önem verilmesi gereken konular olarak karşımıza çıkmaktadır. Değişen dünya insanların algılarını, beklentilerini, önceliklerini, hayata bakışlarını, davranışlarını da etkilemektedir. Birbirlerine yakın dönemlerde dünyaya gelen insanların benzer özelliklerinin olması, kuşak kavramını ortaya çıkarmıştır. Her bir kuşağın farklı özellikleri olduğundan, organizasyonlar da sistemlerini yeni kuşaklara göre güncellemek durumundadır. Artmakta olan rekabet koşulları ve her gün demografik yapısında değişim gösteren işgücü piyasası, insan kaynakları uygulamalarında değişiklikler yapılmasını zorunlu kılmıştır. Y kuşağı olarak kabul edilen 1980-2000 yılları arasında doğan kuşağın, sorgulayıcı yapıya sahip niteliği ile önümüzdeki yıllarda iş piyasasında artan bir ivmeyle yer alması beklenmektedir. Küreselleşme etkisiyle zorunlu bir değişim yaşayan insan kaynakları süreçleri iş tatmini ve iş yaşam dengesi kavramını da süreçlerine dahil etmek durumunda kalmıştır. Bu çalışmada kuşak kavramının doğuşu X, Y, Z kuşakları tanıtılmış ve Y kuşağı özellikleri, iş yaşamından beklentileri ele alınarak, çalışan Y kuşağında iş tatmini motivasyon ilişkileri Y kuşağı çalışanlarına anket uygulanarak araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar analiz edilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Y Kuşağı, Y Kuşağı'nın Özellikleri, İş tatmini, Motivasyon.

MotivasyonY kuşağıÇalışanlar+1
Ece Kaynak
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel stresin iş motivasyonu üzerine etkisi (Banka çalışanları üzerinde bir araştırma)

Çalışanların işlerinde yüksek performans gösterebilmeleri için iş yerinde huzurlu, yaptığı işte yetkin, görev ve sorumlulukları belirgin ve motive edici bir ortama ihtiyaçları bulunur. Diğer bir deyişle, çalışan performansının düşmesine en önemli etki eden unsur iş motivasyonudur. İş motivasyonu çeşitli nedenlerden dolayı düşebilir, en önemli etkenlerden biri iş yerindeki stres düzeyidir. Bu çalışmada, örgütsel stres ve iş motivasyonu arasındaki ilişki bir banka çalışanları üzerinde uygulanan anketle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Toplam 252 çalışana veri toplama aracında bulunan ölçekler uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; çalışanın evli olması, çocuk sahibi olması, iş yerinde isteyerek çalışıp çalışmaması gibi unsurların onların iş motivasyonunu ve stres düzeylerini anlamlı derecede etkilediği saptanmıştır. Aynı zamanda stres düzeyi ile motivasyon düzeyi arasındaki ilişki de incelenmiştir. Çalışanların stres düzeyi ile dışsal motivasyon arasında anlamlı derece ters ilişki bulunmakla beraber, diğer hipotezleri destekleyici bulgular elde edilememiştir. Anahtar Kelime: Örgütsel stres, İş motivasyonu, İş memnuniyeti.

Banka çalışanlarıBankalarMotivasyon+5
Necdet Ay
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Nepotizmin örgütsel bağlılık ve iş doyumuna etkisi ve otel çalışanları üzerine bir araştırma

Küreselleşen dünyada tüm sektörlerde birçok işletmede profesyonel bir yönetim görülememektedir. Hem kamu sektöründe hem de özel sektörde pek çok işletmede çeşitli nedenlerle çalışan seçiminde olması gerektiği gibi davranamama, aile üyelerine öncelik verme gibi kayırmacı davranışlar görülmektedir. Aile üyelerine yapılan bu kayırmacılık nepotizm olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada, işletmelerdeki nepotizmin iş görenin örgütsel bağlılığını ve iş doyumunu nasıl etkilediğinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada İstanbul'da faaliyet gösteren otel işletmelerinde çalışan 491 kişiye anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre nepotizm duygusal bağlılık üzerinde anlamlı etki yaratmaktadır. Nepotizmin terfide kayırmacılık alt boyutu duygusal bağlılık düzeyini etkilemezken, işlem kayırmacılığı ve işe alma sürecinde kayırmacılık, duygusal bağlılık düzeyini arttırmaktadır. Nepotizm örgütsel bağlılığın diğer iki alt boyutu olan devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık üzerinde de anlamlı etkiler yaratmaktadır. Bu alt boyutlardan devamlılık bağlılığı terfide kayırmacılık ile azalırken, normatif bağlılık işlem kayırmacılığı ile azalmaktadır. İş görenlerin iş doyumları üzerinde nepotizmin etkisini gözlemlemek üzere yapılan regresyon analizi sonucunda ise hem içsel doyumun hem de dışsal doyumun nepotizmden etkilendiği tespit edilmiştir. İş görenlerin örgütleri ile ilgili algıladıkları içsel doyumları terfide kayırmacılık, işlem kayırmacılığı ve işe alma sürecinde kayırmacılık ile azalmaktadır. Diğer taraftan, terfide kayırmacılık ve işlem kayırmacılığı dışsal doyumları azaltmaktadır. Anahtar Kelimeler: Nepotizm, örgütsel bağlılık, iş doyumu

KayırmaNepotizmOtel hizmetleri+6
Merve Sarıboğa
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnovasyon stratejilerinin işletmelerin girişimcilik uygulamalarına etkileri:İlaç sanayinde fason üretim yapan bir işletme örneği

Bu çalışmada, inovasyon stratejilerinin, işletme çalışanların girişimcilik faaliyetlerine etkileri araştırılmıştır. Girişimciler, farklı düşünce ve kültüre, altyapıya, deneyim ve birikime, özelliklere sahip olabilmektedir. İş fikirleri, genel olarak kişisel ihtiyaçlardan doğmaktadır. Girişimci, çoğu zaman bu ihtiyaçları yaşayarak ve deneyimleyerek bizzat kendisi görmektedir. Girişimciler, bazı iş fikirlerini başkalarından görmekte ve iyi fikirleri taklit etmektedir. Örgütsel öğrenme ve inovasyon düzeyine bağlı olarak işletmeler, varlıklarını sürdürmekte ve geliştirmektedir. Günümüz ekonomisinde değişimin, belirleyici ve yönlendirici güç haline geldiği görülmektedir. Anahtar Kelimler: Girişim, Girişimcilik Uygulamaları, İnovasyon, İnovasyon Stratejileri, Örgütsel İnovasyon.

FasonFason üretimGirişimcilik+5
Sevgi Erler
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da çelik kepenk üreten işletmelerin rekabet stratejilerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma

Strateji sistematiği ve işlevsel tanımı işletme yönetimi literatürüne 20. yüzyılın ilk yarısında girmeye başlamış, son dönemde günümüz işletme anlayışının yönetim ve karar alma mekanizmalarında ciddi bir yere sahip olmuştur. Strateji, elde edilmesi amaçlanan faydaları en yüksek seviyeye çıkarmak isteyen iki ve daha fazla aktörün olası davranışlarını anlayarak ve analiz ederek, bir takım tahmin hesapları kullanarak istatistiksel ve matematiksel açıdan değerlendirip karar almaları anlamına gelmektedir. İşletmelerin strateji çalışmaları, işletmenin iç ve dış çevresiyle olan ilişkilerinin ve bu çevrelere gösterdiği reflekslerinin, organizasyon yapısının ve çalışanların yaklaşımları ile ilgili olguların etkisine bakılarak yapılmaktadır. Güncel piyasa koşullarında oluşan ve hızla devam eden yoğun rekabet ortamının sertliği, piyasalara sunulan ürün ve hizmetlerin sürekli yenilenme ve geliştirilme gerekliliği, ürün ve hizmet talep edenlerin ihtiyaçlarının her geçen gün değişerek artması işletmelerin rekabet edebilme şanslarını ve ayakta kalabilme yeteneklerini giderek zorlaştırmaktadır. Değişen, gelişen ve sürekli yenilenmekte olan dinamik piyasa koşullarında işletmelerin genel amaçları; varlıklarını devam ettirebilmek, piyasa dışında kalmamak, sektörlerindeki ve piyasalarındaki fırsat ve avantajlardan faydalanabilmek, karlılıklarını yükseltebilmek, rakiplerini takip edebilmek ve rakiplerinden bir adım öne geçebilmek, iç ve dış performanslarını arttırabilmek ve büyümek olarak gösterilmektedir. Bu tez çalışmasında; İstanbul'da bulunan çelik kepenk üreten işletmelerin rekabet stratejileri belirlenmeye çalışılmış, yoğun rekabet koşullarında üreticilerin ne tür uygulamalar ortaya koydukları incelenmiştir. Bu araştırmanın temel amacı İstanbul'da bulunan çelik kepenk üreten işletmelerin yapılarının analiz edilmesiyle, uyguladıkları rekabet stratejilerinin belirlenmesidir. Çalışmada; sektörde yer alan firmaların ülke ekonomisine, bulundukları sektöre ve alt sektörlere olan katkıları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda İstanbul'da bulunan çelik kepenk üreticilerinin genel profili ortaya çıkarılmaya çalışılmış; üreticilerin nerelerde kurulduğu, nasıl üretim yaptıkları, talep özelliklerinin neler olduğu ve tarihsel gelişimleri gibi konular incelenmiştir. Sektörün ülke ekonomisindeki yeri, ekonomiye olan katkıları, istihdama olan katkıları, hangi sektörlerle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri olduğu ve etkiledikleri sektörlerin neler olduğu konuları da ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Strateji, Rekabet, Rekabet Stratejileri, Çelik Kepenk

Kilit sektörüKilit sistemleriRekabet+4
Hüseyin Demirci
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık değişime direnç ilişkisi ve örgütsel bağlılığın değişime direnç üzerindeki etkisi

Küreselleşmeyle beraber uluslararası rekabet artmış ve ulusal şirketler rekabet gücünü arttırmak için değişim yapmak zorunda kalmıştır. Şirketler yeni yatırımlarda bulunmak, yeni pazarlar oluşturmak için uluslararası alanlara açılmaktadır. Uluslararası rekabet, pazar payının korunması ve büyümesi, örgütün gelişmesi ve büyümesi için ulusal ve uluslararası şirketleri değişim süreci içinde yer almasını zorunlu kılmıştır. Örgüt çalışanları ekonomik, rasyonel, psikolojik, sosyolojik bakımdan değişim sürecine ilişkin bilgilerinin olmaması, değişimin kaynağı ve boyutu, sendika yönlendirmesi gibi nedenlerle değişime direnç gösterebilirler. Değişime direnç işe geç gelme, toplu direnişler, grevler, işten ayrılma, bölüm değiştirme, çatışmaların sıklaşması, değişimin uygulanamayacağına ilişkin önemsiz gerekçeler ileri sürme, bireysel ve toplumsal iş yavaşlatma, ilişik kesme, çekilme, yakınma ve devamsızlık gibi davranışlar şeklinde görülebilir. Örgüt içindeki bireylerin kendilerini örgütün bir parçası olarak hissetmesi olarak tanımlanabilecek aidiyet duygusu değişim sürecinde öne çıkmaktadır. Aidiyet duygusu kişilerin kendilerini çalışan olarak görmelerinden daha öte bir anlam ifade etmektedir. Değişime gösterilen direnç düzeyinin, çalışanların özelliklerinin, çalışanların örgüte ilişkin duygu ve/veya düşüncelerinin değişime direnç ile ilişkisini bilmek direnç ile baş etmek için strateji belirleme ya da strateji güncelleme süreçlerinde önem kazanmaktadır. Bu çalışmada çalışanların değişime direnç düzeyleri ile çalışanların demografik özellikleri ve değişime direnç örgütsel bağlılık ilişkisi ile örgütsel bağlılığın değişime direnç üzerindeki etkisi ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Değişime direnç, Örgütsel bağlılık, Örgüt, İşgören

DeğişimDeğişim yönetimiDirenç+2
Salih Yenigürbüz
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde eğitim ve geliştirme ile bireysel ve örgütsel performans ilişkisi

Bilimsel gelişmelerin ve bilgilerin hızlı bir şekilde üretilmesi, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması örgütlerde eğitim yönetimini, günümüzün değişen insan kaynakları yönetimi yaklaşımının önemli bir parçası haline getirmiştir. Klasik yönetim yaklaşımı ile gelişmekte olan ve gelişen personel yönetimi, modern yönetim tekniklerine ve bilimsel ve teknolojik yeniliklerin ortaya koyduğu insana yönelik bir yönetim anlayışına bırakılmıştır. Modern yönetim yaklaşımına göre işgücünün verimli ve etkin olabilmesi için, çalışanın bir makine değil, ihtiyaç ve beklentileri karşılamaya ihtiyaç duyan bir insan olarak algılanması gerekmektedir. Etkili eğitim yönetimi, çalışanların motive olmuş, şirkete daha fazla bağlı olmalarını ve kendi kendini örgütlemenin bütüncül gelişmesini hedefleyen bireyler olmasını sağlayabilir. İşletmeler hızlı bir gelişim ve değişim içinde dış dünyaya uyum sağlamalıdır. Değişime ayak uydurmak için çalışanları eğitmek ve geliştirmek gerekmektedir. Bu konu iş dünyası yöneticileri tarafından fark edilmeye başlanmıştır. İşletmenin başarısı, çalışanların başarısına bağlıdır. Şirketlerin ve çalışanların başarısını ve performansını yükseltmek, çalışanların yeni şeyler öğrenmesi, kendilerini geliştirmesi, yenilikleri takip etmesi ile mümkündür. İşveren çalışanlarını geliştirerek sadece çalışanların memnuniyetini sağlamamakta, aynı zamanda işteki performanslarını da artırmaktadır. Dolayısıyla sonuç olarak örgütün performansı da artmaktadır. İşletmelerdeki eğitim programıyla çalışanların desteklenmesi, çalışanın işlerine ve kurumlarına olan güvenini ve taahhütlerini arttırmakta ve performansın ikinci ayağı olan geleceğe çalışanı, insan kaynağını şirketin gelecekteki vizyonu, hedefleri, çalışandan yapılması beklenen işler, davranışlar, potansiyel kişilerin oluşturulması gibi konularda hazırlamaktadır. Bu çalışmada da işletmelerdeki eğitim ve geliştirme faaliyetleri ile bireysel ve örgütsel performans ilişkisi ele alınmış, farklı sektörlerdeki uygulama sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Geliştirme, Bireysel Performans, Örgütsel Performans.

EğitimHizmet içi eğitim programlarıPerformans+4
Cemre Turan Hot
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv sektöründe rakip firma analizi: Peugeot örneği

Otomotiv sektörü Türkiye'de hızla gelişmekte olan bir sektördür. İşletmelerin hızla değişen teknolojik, ekonomik, politik ve sosyal gelişmelere rekabet avantajı sağlayabilmek adına ayak uydurabilmeleri gerekmektedir. Bu avantajı sağlayabilmek için öncelikle iyi bir organizasyon yapısına sahip olunmalıdır. Organizasyon yapısı ile beraberinde gelen işletme faaliyetlerine uygun stratejik kararlar belirlenebilmekte ve rekabet analizinin yapılması ile sağlam bir kurum yapısı elde edilebilmektedir. Rekabet analizinde de özellikle yakın rakibin analizi büyük önem taşımaktadır. Yakın rakibe göre satış adedinin ve pazar payının yükseltilmesi konusunda firmaların üstünlüklerini güçlendirme, zayıflıkların üstesinden gelme konusunda çalışmalar yapmaları gerekmektedir.

AnalizFirma analiziOtomotiv sektörü+4
Buse Boran
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabet stratejileri: Dişlisiz makine sektöründe bir uygulama

Rekabet stratejilerinin saptanması ve hayata geçirilmesi firma / işletme yetkililerini doğrudan ilgilendirmekte, firmanın yönetim kademesindeki oluşumlarının bu doğrultuda verecekleri kararlar üretici işletmenin / firmanın başarı durumuna direkt etkide bulunmaktadır. Bu ve buna benzer gerekçelerin öngörülmesiyle planlanan bu araştırmanın amacı; İstanbul'da varlığını sürdüren asansör ve asansör parçası üreticilerinin hayata geçirdikleri rekabet stratejilerini açığa çıkarmak, rekabet stratejilerinin farklılaşma durumlarının araştırılmasıdır. Çalışmamızda veri toplama yöntemi olarak doküman analizi, içerik analizi, frekans analizi ve yüz yüze görüşme gibi tekniklere başvurulmuştur. Bu çalışmada kullanılan teknikler İstanbul il sınırları içerisinde konuşlanmış asansör ve asansör parçası üreten firma / işletme idarecilerinin uyguladıkları rekabet stratejilerini tespit etmek maksadıyla kullanılmıştır. Ek olarak kullanılan bu teknikler yardımıyla üretici konumdaki işletmelerin / firmaların genel nitelikleri ile birlikte, rekabet etme avantajı durumlarına ve rekabet üstünlüğü kurma yolları ile ilgili bilgiler edinilmiştir. Araştırmanın hedeflenen amaçlarına erişebilmesi için bir başka veri toplama yöntemi olarak; kuruluşların ve çeşitli oluşumların bu sektöre ait olan istatistiksel çalışmaları, sektöre ait bilgi, belge ve analizlerin yer aldığı internet ortamındaki çalışmalar, sektör çalışanlarının yine sektörle ilgili hazırlamış oldukları görsel ve yazılı kaynaklar, Türkiye İstatistik Kurumu, İstanbul Ticaret Odası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin sektörle ilgili verilerin incelemesi yapılmıştır. Asansör ve asansör parçası sektörünün hareketli yapısı sebebiyle nitel araştırma metotlarıyla çalışılmasına karar verilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan yapılandırılmış soru formatları ile firmaların / işletmelerin rekabet stratejileri, rakiplerine göre üstün oldukları durumları ve rekabet güçleri ile ilgili bir takım tespitler yapılmıştır. Sonuç olarak asansör ve asansör parçası üreticilerinin maliyet, farklılaşma ve odaklanma stratejilerinin ağırlıklı olarak uygulandığı fakat bazı yöntemlerin daha ön plana çıktıkları tespit edilmiştir.

AsansörMakine üretim endüstrisiRekabet+2
Burak Fenerci
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Öz-liderliğin dönüşümcü liderliğe etkisinde kişisel bilgi yönetiminin rolü: Kamu sağlık yöneticileri üzerinde bir uygulama

Bu çalışma Öz-Liderliğin Dönüşümcü Liderlik üzerindeki etkisinde Kişisel Bilgi Yönetiminin aracılık rolünü araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. İstanbul İlinde çalışan kamu sağlık yöneticileri çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, liderlik kavramı, liderlik teorileri ve liderlik tarzları ele alınmıştır. Öz-Liderlik ve Dönüşümcü Liderlik tarzları derinlemesine incelenerek, bu liderlik tarzlarının boyutları ve söz konusu liderlik tarzları ile ilgili son yıllarda yapılan çalışmalar incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Kişisel Bilgi Yönetimi kavramı, Kişisel Bilgi Yönetiminin boyutları ile son yıllarda konu ile ilgili yapılan çalışmalar sunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde sağlık sektörünün yapısı, sağlık hizmetlerinde Öz-Liderlik, Dönüşümcü Liderlik ve Kişisel Bilgi Yönetiminin yeri ve önemi ile ilgili detaylar ortaya konmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde, Öz-Liderliğin Dönüşümcü Liderliğe etkisinde Kişisel Bilgi Yönetiminin rolü kamu sağlık yöneticileri üzerinde bir uygulama ile araştırılmıştır. Bu bölümde araştırmanın amacı ve önemi, araştırma evreni ve pilot çalışma örneklemi, araştırmanın kavramsal modeli, araştırmanın hipotezleri, araştırma verilerinin toplanmasında kullanılan yöntem, bu yöntemin sınırlılıkları, veri toplama aracının hazırlanması ile ilgili açıklamalar, verilerin analizi ve sonuçları, bulgular ve bulguların yorumlanması ayrıntılı olarak verilmiştir. Sonuç bölümünde ise, araştırma bulgularının genel değerlendirmesi yapılarak, akademik ve iş hayatına yönelik teorik ve uygulamaya yönelik çıkarımlarda bulunulmuş olup; daha ileri uygulamalar için yararlı olacağı düşünülen öneriler sunulmuştur. Araştırmanın veri toplama aracı anket yöntemidir. Ölçeklerin öncelikle Türkçeye uyarlama çalışmaları sonrasında kendi kendini ve başkasını değerlendirme ölçeği olarak 225 kişilik bir pilot çalışma ile validasyon yapılmıştır. Ana çalışma 616 kamu sağlık yöneticisine anket uygulama yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda Öz-Liderliğin Dönüşümcü Liderlik üzerine etkisinde Kişisel Bilgi Yönetiminin kısmi aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

Dönüşümcü liderlikKişisel bilgi yönetimiSağlık yönetimi+1
İpek Eroğlu
Doğuş University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yöneticiler açısından etik iklimin kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarına etkisinde kurum itibarının rolü

Kurumların stratejilerini oluşturan, tabandan gelen öneri ve fikirleri analiz edip tekrar kuruma yayan yöneticiler, kurumda oluşan iklimde en kilit role sahiptir. Yöneticilerin bakış açısıyla etik iklimin kurumsal sürdürülebilirliğe etkisinde kurum itibarının aracı rolünün olup olmadığı, bir model oluşturularak Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilmiştir. Bu yöntem, birden fazla değişken arasındaki nedensel ilişkileri test etmede kullanılan en güvenilir analiz yöntemlerinden biridir. Analiz sonuçlarına göre, etik iklimin kurumsal sürdürülebilirliğe anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu kurum itibarının da bu etkide aracı rolünün bulunduğu tespit edilmiştir.

EtikEtik iklimKurumsal itibar+3
Gülcan Ayral
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe hasta haklarını kullanma tutumunun toplam kalite uygulamarından hasta memnuniyetine etkisi

Küreselleşen dünyada tüm sektörlerde müşteri memnuniyeti uzun vadede işletmelere karlılık sağlayan ve müşteri sürekliliği ile piyasada tutunmalarında önemli etkisi olan bir yönetim anlayışı olmuştur. Toplam kalite yönetiminin unsurlarından müşteri memnuniyetinin sağlanması, verimlilik ve kalitenin yükseltilmesi, daha az şikayet alınması, şikayetlerin oluşmasının engellenmesi ve ortadan kaldırılmasına yönelik yaklaşımlarla örgütsel faaliyetlerin şekillenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de toplam kalite yönetiminin müşteri memnuniyetinde önemli bir yeri vardır. Bu strateji ile birlikte sağlık sektörü hizmet kalitesi arttırmayı ve yüsek müşteri memmuniyetini sağlamayı amaçlamaktadır. Gün geçtikçe artan rekabet ortamında toplam kalite yönetiminin de önemi artmıştır. Minimum maliyet ile maksimum kar hedefleyen ve müşteri memnuniyeti sağlayarak bu karlılığı daimi kılmayı hedefleyen kurum ve kuruluşlar her geçen gün toplam kalite yönetimine örgütsel stratejileri içerisinde yer vermeye başlamışlardır. Araştırmada İstanbul'da faaliyet gösteren özel bir hastaneden hizmet alan 475 hasta ve bu hastaların yakınlarına anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre hasta haklarını kullanma tutumu ve hasta memnuniyeti kişilerin eğitim düzeyine ve sosyal güvence durumlarına göre farklılıklar göstermektedir. Hasta hakları kullanma tutumunun hasta memnuniyetine etkisini incelemek üzere yapılan regresyon analizinde; genel memnuniyet; hasta haklarından bilgilendirilme ve saygılı hizmet alma, personeli seçme, kayıtları inceleme ve bilgilerinin gizli tutulmasını isteme hakkı kriterlerinden etkilenmektedir. Diğer kriterlerin kayda değer etkisi bulunmamaktadır.

Hasta haklarıHasta memnuniyetiSağlık kuruluşları+4
Didem Küçüködük
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel stres iş motivasyonu ilişkisi (Otel çalışanları üzerinde bir araştırma)

İşçilerin iş yerinde yüksek performans gösterebilmesi görev ve sorumluluklarının belirgin olmasının yanı sıra motive edici bir çalışma yerine sahip olmaları ile de mümkündür. Diğer bir deyişle çalışanların performansını azaltan en önemli faktör iş motivasyonudur. Bir çalışanın çalışma yerindeki iş motivasyonu farklı nedenlerden dolayı azalabilir, bu konudaki önemli etmenlerden biri de çalışma yerindeki stres durumudur. Bu çalışmada, örgütsel stres çalışan motivasyonu ilişkisi otel çalışanları bakımından ele alınmıştır. Toplamda 200 otel çalışanına veri toplama aracında yer alan ölçekler uygulanmıştır. Bu çalışmada elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın sonucunda, çalışanların çocuk sahibi olması, evli olması, iş yerinde isteyerek çalışması gibi durumlar gözetilmiş olup, çalışanların iş motivasyonu ve stresleri arasında anlamlı düzeyde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan çalışan stresi motivasyon ilişkisi incelenmiştir. Otelde çalışan kişilerin stres kaynakları ile dışsal ve içsel motivasyonları arasında anlamlı derecede ters yönlü ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Anahtar Kelime: Örgütsel stres, İş motivasyonu, Otel işletmeleri.

MotivasyonOtel personeliOteller+3
Mehmet Durgut
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik stillerinin çalışan motivasyonu ve sadakati üzerindeki etkisi üzerine ampirik bir araştırma

Liderlik her organizasyonda hayati bir önem taşımaktadır. Bir ekibe yön vermeyi ve bunu insanlara iletmeyi, onları organizasyonel başarıya ulaşmaya katkıda bulunmaları için motive etmeyi ve onlara ilham vermeyi içermektedir. Liderlik, bağlılık oluşturmak ve çalışanlardan en iyi işi elde etmek için stratejik olarak odaklanmış olmayı ve davranışsal teknikleri uygulamayı gerektirmektedir. İş dünyasında başarılı liderler; olumlu, güvenilir ve proaktif bir tutum sergileyen, iş hedeflerine yönelik vizyonu belirleyen, tanımlanmış hedeflere ulaşmak için kesin bir bağlılık ortaya koyan, vizyonlarını etkili bir şekilde iletebilen, ekiplerine ve organizasyonlarına bağlı olan, stratejileri planlamada ve geliştirmede becerikli, motivasyona odaklı ve net talimatlar belirleyebilen, ekip üyelerinin görüşleri ve ihtiyaçları ile ilgilenen, çalışanlara hedeflere ulaşmaları için ilham verebilen ve ekibine karşı dürüst ve şeffaf olan kişilerdir. Günümüzün rekabetçi dünyasında, organizasyonun en değerli varlığını tatmin etmeden ve çalışanların liderlerine ve organizasyonlarına sadakatlerini ortaya çıkarmadan organizasyonun rekabet etmesi ve hatta hayatta kalması zordur. Bu nedenle, liderlik stilleri perspektifinden çalışan sadakati ve motivasyonunun incelenmesi bu araştırmanın merkezinde yer almaktadır. Başka bir anlatımla, bu çalışmanın amacı, liderlik stillerinin grup veya örgütsel performansın bir yordayıcısı olarak çalışan motivasyonu ve sadakati üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmanın farklı değişkenleri için dört bölümden oluşan bir anket kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde Demografik Bilgiler, ikinci bölümünde Örgütsel Bağlılık Ölçeği, üçüncü bölümünde Çok Faktörlü Liderlik Stilleri Ölçeği ve dördüncü bölümünde Çalışan Motivasyonu Ölçeği yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22 programına aktarılarak analiz edilmiştir. Burada her bölümde sorulardan alınan sonuçlara ilişkin frekans dağılımları hesaplanmıştır. Frekans tabloları sorulara verilen cevapların dağılımlarını ve yüzdelerini göstermektedir. Sonrasında demografik verilerin ölçekler üzerindeki etkisini ölçmek için bağımsız grup t-testi ve tek yönü varyans analizi (ANOVA) ve ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır.

Gözde Tezer Kozak
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çalışanların dönüşümcü liderlik algısının işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde iş-yaşam dengesinin aracı rolü: Türk finans sektörü üzerinde bir araştırma

Küreselleşmenin dönüştürücü etkilerini hızlandırdığı günümüz iş ortamında, nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyan finans sektöründe, işletmelerin çalışanların işten ayrılma niyetlerini yönetmeleri önem arz etmektedir. Kurumsal uygulamaların benzeşmesi karşısında liderlerin rolünün artması ve iş-yaşam dengesine önem veren kültürel yapıların pozitif çalışan deneyimi yaratması, çalışanların işten ayrılma niyetlerini düşürecek yönde etkiye sahip olacaktır. Bu çalışmanın temel amacı çalışanların dönüşümcü liderlik davranışı algısının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde iş-yaşam dengesinin aracı rolünü incelemektir. Araştırmada istatistiksel analize uygun veri sağlama kapasitesi olması nedeniyle nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma pandemi döneminde gerçekleştirildiği için anket uygulaması çevrimiçi uygulama aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 411 Türk finans sektörü çalışanından toplanmıştır. Verilerin analizinde SmartPLS v.3.3.6 kullanılmıştır. Araştırma modelinin test edilmesi için Yapısal Eşitlik Modellemesinden yararlanılmıştır. Analizler ikinci nesil çok değişkenli bir istatistiksel teknik olan Varyans Tabanlı Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS_SEM) uygulama prensiplerine göre gerçekleştirilmiştir. Araştırma modeli değişkenlerinin yapısı ile ilgili tespitler yapıldıktan sonra ölçüm modeli ve yapısal model kabul görmüş yaklaşım ve referans değerler kullanılarak test edilmiştir. Bulgular dönüşümcü liderlik algısının işten ayrılma niyeti üzerinde negatif yönlü ve istatistiksel açıdan anlamlı, iş-yaşam dengesi üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel açıdan anlamlı bir etkiye sahip olduğunu, iş-yaşam dengesinin ise işten ayrılma niyeti üzerinde istatiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre iş–yaşam dengesinin dönüşümcü liderlik algısı ve işten ayrılma niyeti arasında kısmi aracılık etkisi olduğu bulunmuştur.

Dönüşümcü liderlikFinans sektörüLiderlik+4
Erdal İnceler
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Öz belirleme teorisi çerçevesinde temel psikolojik ihtiyaçların tatmininin tükenmişlik üzerindeki etkisinde özerk motivasyonun aracı rolü: Bankacılık sektöründe bir uygulama

Hem bireysel hem örgütsel pek çok zararlı etkisi bulunan tükenmişlik sendromu, her ne kadar bireysel bir rahatsızlık olsa da iş bağlamına özel bir kavramdır. Bu nedenle, uzun yıllardır tükenmişliğe neden olan örgütsel faktörlerle ilgili pek çok sayıda çalışma yapılmış ve tükenmişliğin doğası anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada da Öz Belirleme Teorisinden faydalanılarak tükenmişliğe neden olan faktörler araştırılmaktadır. Bu çalışmanın modelinin merkezinde Öz Belirleme Teorisinin temel varsayımlarından biri olan temel psikolojik ihtiyaçların tatmininin özerk motivasyona neden olması yer almaktadır. Öz Belirleme Teorisinden yararlanan bu çalışmanın amacı, temel psikolojik ihtiyaçların tükenmişliğe olan etkisinde özerk motivasyonun aracı rolünü incelemektir. Çalışmanın modelinde temel psikolojik ihtiyaçların alt boyutları özerklik, yeterlilik ve ilişkililik, özerk motivasyonun alt boyutları içsel motivasyon ve özdeşleştirilmiş düzenleme ve tükenmişliğin alt boyutları duygusal tükenme ve duyarsızlaşma kullanılmaktadır. Araştırma, Türkiye'de bankacılık sektörü çalışanı olan 431 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde ise Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modeli (PLS-SEM) kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre, özerklik ve yeterlilik ihtiyacı tatmininin duygusal tükenme ve duyarsızlaşmaya olan etkisinde özdeşleştirilmiş düzenleme aracı rol oynamaktadır. Ayrıca, özerklik ihtiyacı tatmini tükenmişliğin alt boyutlarını direkt olarak etkilemektedir. Bu iki temel psikolojik ihtiyaç ile ilgili çıkan bulgular hem literatürle hem de Öz Belirleme Teorisiyle uyumludur. İlişkililik ihtiyacı tatmini ile ilgili hipotezler ise doğrulanmamıştır. Tükenmişliği önleme konusunda özerklik ve yeterlilik ihtiyaçlarının tatmininin önemini gösteren bu çalışmanın hem Öz Belirleme Teorisi literatürüne hem de uygulamaya katkı sağlaması amaçlanmaktadır.

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+4
Baki Akar
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Varoluşçuluğun değer merkezli liderliğe etkisinde etik iklimin aracı rolü

Liderlik, işletmelerde, tüm organizasyonlarda ve genel olarak toplumda çok önemli bir rol oynar. Örgütsel Performans, İnovasyon ve Değişim, Çalışan Gelişimi ve Bağlılığı, Etik Karar Verme, Stratejik Yönetim ve Vizyon, Paydaş İlişkileri gibi alanlarda liderliğin önemi her geçen gün artmaktadır. Baş döndürücü bir hızla değişimin yaşandığı içinde bulunduğumuz dijital çağda yarına bu değişimi sadece yöneten değil, aynı zamanda bu değişimi yaratan bireyler, devletler ve şirketler kalacaktır. Bu bağlamda insanın kendi varoluşunu anlamlandırması, birey olarak değerler sistemine ve etik değerlere sahip olmasının da önemi her geçen gün artmaktadır. Bireylerin ve kurumların var olmaları, varlıklarını sürdürmeleri mücadelelerini başarmalarının yolu, birey olarak, toplum olarak ve şirket olarak gerçek anlamda var olmaktan, varoluşçu ve özgünlüğün potansiyelinin açığa çıkardığı yaratıcı, yenilikçi değer yaratma süreçlerine stratejik lider olarak başarı göstermekten geçmektedir. Bu çalışmada Varoluşçuluğun Değer Merkezli Liderliğe Etkisinde Etik İklimin Aracı Rolü incelenmiş olup, araştırmada İstanbul merkezli halka açık şirketlerde çalışan 420 yönetici ile anket çalışması neticesinde elde edilen verilerle Yapısal Eşitlik Modellemesi ile hipotez testleri test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Varoluşçuluğun Değer Merkezli Liderliğe Etkisinde Etik İklimin Kısmi Aracı Etkisinin olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte diğer hipotez test sonuçlarında da teorik olarak anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır.

Değer merkezli liderlikEtik iklimLiderlik+2
Fatih Yüzbaş
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors