Transparency
89 theses under this subject heading
The relationship between anti-corruption and economic development: The case of Banaadir Region Somalia
This study was carried out to examine the relationship between Anti-corruption practices and Economic development in the Banaadir region of Somalia. Especially, it sought to establish how Anti-corruption practices relate to economic development in the Banaadir region of Somalia. The study used the correlational research design to establish the relationship between Economic Development and Good Governance; Transparency Strategy; Social Integration variables. The methodology used was the quantitative method. Data were collected from respondents by use of a questionnaire. Census and stratified random sampling were used as sampling techniques to select 98 respondents out of the study population of 130 people. Pearson correlations analyses were used to establish the relationship among the study variables. The correlation revealed that good governance has a strong, positive, and statistically significant relationship with the Economic Development of the Banaadir region of Somalia (r. 0.614. sig value = 0.000 p-value at 0.05), the Transparency Strategy has a strong, positive, and statistically significant relationship with the economic development of the Banaadir region of Somalia (r. 0. 571. Sig value = 0.000 p-values at 0.05) and the Social Integration has a strong, positive and a statistically significant relationship with the economic development of the Banaadir region of Somalia (r= 0.685. sig value = 0.000 p-value at 0.05). All these findings are economic development perceptions of the surveyed people. The study recommends that Anti-corruption practices should be mitigated through good governance arrangements since this is what many scholars advocate for. Additionally, sustaining transparency when it comes to economic development eventually brings the smart way to develop terms of economic development of the Banaadir region of Somalia. The study recommends that Anti-corruption practices control more social integration arrangements and mutual interests in the society relating to the economic development of the Banaadir region of Somalia. Additionally, the study recommended promoting more and more social integration by building mutual contribution and demotivating all kinds of Anti-corruption practices. Key words: Anti-corruption, Economic Development, Good Governance, Transparency Strategy and Social Integration
The efficiency analysis of accounting transparency and realisation on ias 1 presentation of financial statements within transnational management
Accounting standards are counted to be the force that guarantees the proper compliance of a company to the accounting principles. Each standard has a specific role in the accounting processes, however each company has its own attitude to all of them. This attitude depends on number of factors, such as the scale of company, region of activities, its own principles and etc. At the time when a world is living through globalisation and integration, international companies are ruling companies in the world as they cover big territories and involve many people. In order to be able to properly manage such companies the management has an obligation to create certain standards inside the companies that would fit its entities all around the world. These standards are playing the role of a unique and universal "language" within certain sphere of activities. Respectively, the company has to deal with its accounting issues as well and determine its own standards within the company which at the same time have to fit the international accounting standards as well. While each company has to follow these standards in full power, in reality it rarely happens and most of the time companies live through number of gaps. The compliance of standards is the liability of the company management and it directly affects both image and prosperity of the company. Below we will observe all the issues that a company faces while trying to comply one of the most important accounting standards, IAS 1 and what happens when a standard is mistreated. As a result of gaps in standard compliance we will see the effect of management mistakes on the company image and performance. Besides that, we will overview the experience that was gained in an international construction company regarding standard compliance and elimination of transparency and disclosure failure, its consequences which will show what actions should be taken in order to keep the image and performance of a company on top.
Mahalli idarelerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve yerinden yönetim
Günlük hayatımızda büyük önem ifade eden alım, satım, yapım, hizmet, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri yönünden yerel yönetimlerde diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu kanunlara göre çıkarılmış bulunan yönetmelikler hükümlerine tabi kılınmışlardır. Türkiye'de ihale sistemini düzenleyen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu 01.01.1984 tarihinden bu yana uygulanmakta olup, günümüzde yaşanan küresel ve teknik gelişmeler açısından belli bir ölçüde yetersiz kaldığı, değişen ve gelişen ihtiyaçlara cevap vermediği, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermede yetersiz kaldığı, bütün kamu kurumlarını kapsamadığı ve AB ile bütünleşme çabaları, Kamu İhale uygulamalarını yönlendirerek denetimini gerçekleştirecek bağımsız bir kuruma ihtiyaç duyulması, yeni bir ihale kanununun ortaya konulmasına zemin hazırlamış ve bu doğrultuda 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu hazırlanarak 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Çıkarılan bu yeni ihale kanunuyla, ihtiyaçların zamanında, kaliteli ve en uygun fiyatla karşılanmasıyla kamu yararı hedeflenmektedir. Rekabet unsuruyla daha uygun fiyatla daha kaliteli alım yapmak, saydamlık kavramıyla da rüşvet, hile v.b. istismarların önlenmesi sağlanacaktır.
Kent yönetiminde şeffaflık
Kent yönetiminin tarihsel gelişimi tanzimat öncesi dönemin öncesi ve sonrası, Cumhuriyet dönemi ve günümüze kadar ulaşan bir süreçtir. Bu dönemlerde kent yönetiniminde merkezi ve yerel ölçekte birçok düzenlemeler yapılmış ve yeni kamu yönetimi anlayışı oluşturulmuştur. Bu çerçevede inceleyecek olursak kamu yönetimi anlayışı birçok değişikliğe uğrayarak günümüze kadar gelmektedir. Kamu yönetiminin geleneksel anlayıştan yeni kamu yönetimi anlayışına geçiş süreçleri elbetteki şeffaflığın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bu süreç şefaflığın bir diğer adıyla kamu yönetiminde gün ışığında yönetimin sağlanmasının gereği ve önemi vurgulanmaktadır. Yerel yönetimlerde halka en yakın birimler belediyelerdir. Halk ilk önce demokratik ve şeffaf katılım sağlamak amaçlı bu birimden yararlanmalıdır. Hemşehri bilinci bu sayede sağlanır ve gerekleri yerine getirilir. Halk tarafından elde edilen haklar yasalar ilede güvence altına alınmalı temeli sağlamlaştırılmalıdır. Yerel yönetimlerde kaynakların sürekli, etkin, verimli, nitelikli kullanımı sağlama koşullarının oluşturulması yeni kamu yönetimi anlayışının mihenk taşıdır. Çalışmamızda kent yönetiminde şeffaflık konusunda yeni kamu yönetimi anlayışına uygun yönetişim kavramı üzerinde durmaktayız.Yerel yönetimlerde katılımcı demokrasi bilincinin oluşturulması ve uygulanmasının gerekliliğine vurgu yapmaktayız. Katılımcı demokrasinin uygulanabilmesi için hemşehrilerin yerel yönetimde şeffaflığı sağlaması, etkin ve verimli katılımda bulunabilmesi şartı karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler:şeffaflık, gün ışığında yönetim,hemşehri, yerel yönetim,katılımcı demokrasi
Kurumsal yönetim perspektifinde şeffaflığın şirket karlılık ve piyasa değerine etkisi
Özellikle doksanlı yıllardan sonra çeşitli ülkelerde yaşanan şirket krizleri ve 2008'deki küresel ekonomik kriz, yöneticilerin aldığı büyük risklerin ve yanlış yönetimlerinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu durum, kurumsal yönetim kavramının önemini ve gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Birçok ülke, şirketlerin adil, sorumlu, hesap verebilir ve şeffaf yönetilmelerini sağlamak için çeşitli düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Kurumsal yönetimin dört temel ilkesinden birisi olan şeffaflık, sadece finansal bilgilerin mali yılın sonunda şirket hissedarlarına açıklanmasının çok ötesinde yeni anlamlar kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık şirketlerin şeffaflık seviyelerinin şirket kârlılık ve piyasa değeri üzerinde etkili olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu kapsamda, öncelikle şeffaflık seviyelerinin sayısal olarak ifade edilebilmesi için bir şeffaflık endeksi oluşturulmuştur. Çalışmada çeşitli ülkelerdeki araştırmalarda kullanılmış ve güvenilirliği test edilmiş Standard & Poor's (S&P) tarafından geliştirilen şeffaflık ve kamuyu aydınlatma endeksi metodolojisi tercih edilmiştir. Şirket kârlılığı, aktif kârlılık (ROA) ile ve piyasa değeri ise Tobin's Q ve piyasa değeri / defter değeri oranları ile temsil edilmektedir. Araştırmanın kapsamını Borsa İstanbul'da 2010-2014 yılları arasında sürekli işlem gören ve finans sektörü dışında kalan halka açık şirketler oluşturmaktadır. Bu araştırmada herhangi bir örneklem seçimi yapılmamış, verilerinde süreklilik olan araştırma kapsamındaki tüm şirketler incelenmiştir. Araştırmada 194 halka açık şirkete ait 5 yıllık veri ile dengeli panel veri seti oluşturulmuştur. Şeffaflık ile finansal oranlar arasındaki ilişki panel veri regresyon yöntemi ile araştırılmış, yapılan testler sonucunda kurulan tüm modellerde sabit etkiler modelinin kullanılması gerektiğine karar verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre toplam şeffaflık endeksi ile Tobin's Q ve aktif kârlılık arasında arasında istatistiksel olarak anlamlı olan bir ilişki saptanamamıştır. Toplam şeffaflık endeksi ile piyasa değeri / defter değeri oranında ise anlamlı fakat negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada oluşturulan şeffaflık alt endekslerinin finansal oranlara etkisi de ayrıca incelenmiştir. Şeffaflık alt endeksleri ile kurulan modellerin hiç birinde şeffaflığın artışının piyasa değeri/defter değerini de arttıracağı bulgusu elde edilememiştir. Mülkiyet ve yatırımcı ilişkileri endeksi ile piyasa değeri / defter değeri arasında anlamlı bir ilişki saptanamamış, buna karşın finansal şeffaflık ve kamuyu aydınlatma endeksi ve yönetim kurulu şeffaflık endeksi ile piyasa değeri/ defter değeri arasında ise anlamlı ve negatif bir ilişki elde edilmiştir.
2001'den beri Afganistan'da patronaj ve siyasal yolsuzluk
The present thesis about political corruption and patronage in Afghanistan, aims to determine the genesis for the problem of corruption and find out the causes, effects, acts and types of corruption initially. This thesis emphasizes that the main causes of corruption are weak rule of law, lack of transparency and accountability in government expenditures, low wages of public servants, corrupt judiciary, nepotism, the monopoly-power of high-ranking officials that provide opportunities for corruption. The thesis goes on discussing the history of Afghanistan and providing a profound understanding of political corruption and patronage in Afghanistan since 2001. The debates on the effects of corruption on economic growth and public procurement will be discussed in detail. This thesis found that the effects of corruption on economic growth are negative, corruption decreases investment and leads to poor quality of goods and services. This thesis will provide recommendations for eliminating the problem of corruption. Moreover,the failed strategies of government to curb corruption will be discussed for example the attempt of High Office for Oversight (HOO) and the new strategies developed to fight corruption in Afghanistan will be discussed, such as, Afghan National Strategy to Combat Corruption (ANSCC). Corruption is an international problem for both developed and developing countries and both are experiencing various forms and types of corruption. In some countries such as Afghanistan, this problem became a serious obstacle for the development of the country and lead to poverty, unemployment of skillfullabor, insecurity, poor government performances and lack of education opportunities. The research aims to find the reasons behind corruption in Afghanistan and show the devastating effects of corruption on different aspects of life. Looking to the history of Afghanistan the main factors that promoted corruption in Afghanistan were a huge inflow of international capital for the reconstruction of Afghanistan with no or less accountability and three decades of war and brutality lead to erosion of Afghan institutions, furthermore, imposed psychological pressure on the minds of the public. So this situation led to decrease public hope for a prosperous future in the country. Corruption in Afghanistan seriously damaged the trust of the public to government and decreased national and international investment in the country. Corruption perception is different from a country to another country, for example, one person's gift will be another person's bribe. So, even the acts of corruption have no common perception among the scholars. Keywords: Afganistan, political corruption, patronage, transparency, nepotism, accountability, petty corruption, grand corruption, kleptocracy, extortion
Enflasyon hedeflemesi ve sapmasının nedenleri
Enflasyon hedeflemesi, 1980'lerden sonra enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik olarak ortaya çıkmış özel bir para politikası rejimidir. İlk olarak uygulayan ve başarılı sonuç elde eden ülke Yeni Zelanda olup; sonrasında, ülkemizde diğer birçok ülke tarafından da başarı ile uygulanmıştır. Ülkemizde enflasyon hedeflemesi, 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz sonrasında sabit döviz kuru sistemine dayalı para politikasının terk edilmesi sonrası, 2002 ve 2006 yılları arasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB)tarafından örtük enflasyon hedeflemesi olarak uygulanmaya başlanmıştır. 2006 yılının başından itibaren, geçmiş dört yıllık örtük enflasyon uygulamalarında gerekli ön şartlar da sağlanarak enflasyon hedeflemesi uygulamasına resmen başlanmıştır. Enflasyon hedeflemesi politikasına göre, para otoriteleri para ile ilgili politikalarını önceden belirlenen orta vadeli sayısal bir enflasyon hedefine ulaşmak için yürütmelidirler. En önemli bileşenleri şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Bu çalışmada, enflasyon hedeflemesi rejiminin temel unsurları ele alınmış olup, ülkemizde uygulanabilirliği ve karşılaşılan sorunlar açıklanmaya çalışılmıştır.
Kamu yönetiminde açıklık bağlamında bilgi edinme hakkı: Uşak ili örneği
Siyasal, toplumsal ve teknolojik alanlarda yaşanılan önemli gelişmeler Weberyen bürokrasi ilkelerine göre örgütlenmiş tüm kamu yönetimleri gibi Türk kamu yönetimini de değişime zorlamaktadır. Değişimin yönü, gizli ve kapalı yönetim anlayışından açık ve şeffaf yönetim anlayışına doğrudur. Bu yönde atılan en önemli adım ise yine Weberyen bürokrasinin kanunilik/yasallık ilkesinin bir gereği olarak Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (BEHK)?nun kabul edilmesidir. Bu çalışmanın amacı; bir anayasal ve yasal hak olan BEH?in önemini yönetimde açıklık ve şeffaflık bağlamında ortaya koymaktır. Nitekim demokratik yönetim, yönetimde etkinlik, açıklık, verimlilik, hesap verebilirlik gibi birbirini bütünleyen yönetimsel ilkelerin uygulamaya konulması ile BEH yakından ilişkilidir. Bu bağlamda çalışmada, yönetimde gizlilik ve açıklık ile BEH kavramları açıklanmış, dünyada ve Türkiye?de bu hak ile ilgili gelişmelere yer verilerek 4982 sayılı BEHK ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca, Uşak merkezinde bir alan araştırması yapılarak halkın yönetimde açıklık, BEH ve BEHK konusundaki tutumu ortaya konulmuştur. Buna göre; açıklık, BEH ve BEHK değişkenlerinin birbirini etkilediği düşünülmekte ve ayrılmaz bir bütün oldukları kabul edilmektedir. Uşak ilinde BEH?den ve Kanunu?ndan haberdar olan ve yararlananların oranları oldukça düşüktür (% 17,8). Buna karşın katılımcılar, BEH?in yönetim ve yönetilenler açısından önemli yenilikler getireceğine ve uzun vadede demokratikleşme yönünde bir zihniyet değişimini sağlayacağına inanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gizlilik, Açıklık, Bilgi Edinme Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu
Halkla ilişkilerde şeffaflık ve hesap verebilirlik: Uygulamalı bir çalışma
Bu tez çalışması için, halkla ilişkilerde hesap verebilirlik ve şeffaflığa yönelik yapılan çalışmalar incelendiğinde; çift yönlü, açık ve güvene dayalı iletişimin ana temayı oluşturduğu gözlenmiştir. Halkla ilişkiler kurumsal yönetişim ilkelerinden olan hesap verebilirlik ve şeffaflığı göz önünde bulundurarak hareket etmektedir. Bunun yanı sıra faaliyet raporları, kurumların yıllık faaliyetlerinin özeti durumundadır. Günümüzde faaliyet raporları kurum faaliyetleri ile ilgili bütün konuları kapsayacak şekilde düzenlenmektedir. Dolayısıyla faaliyet raporlarındaki bilgiler paydaşlar için de büyük önem taşımaktadır. Paydaşlar kurum ve faaliyetlerine dair doğru, dürüst ve güvenilir bilgiye sahip olmak istemektedirler. Paydaşlar kurumların kendilerine şeffaf davranmasını beklerken aynı zamanda gerçekleştirilen faaliyetlerin sonuçları ile ilgili hesap sorabilme hakkına sahip olmak istemektedirler. Bu durum her iki tarafın da kurumsal açıdan kazançlı çıkması adına önem taşımaktadır. Bu çalışmada hesap verebilirlik ve şeffaflık kavramları teorik olarak incelenerek halkla ilişkiler ile ilişkisi değerlendirilmiştir, uygulama bölümünde "Brand Finance"in belirlemiş olduğu 2017 yılı Türkiye'nin en değerli ilk 100 markasının kurumsal faaliyet raporları hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerinden hareketle incelenerek değerlendirme yapılmıştır.
Finansal performans ile kurumsal yönetişim arasındaki ilişki: Irak'taki telekom şirketleri üzerine bir uygulama
Bu çalışmanın temel amacı, Irak'ta telekom sektöründe yönetim kurulu profili gibi kurumsal yönetişim ile sahiplik yapısı ve finansal performans arasındaki ilişkiyi araştırmak ve aralarında farklılıklar olup olmadığını yapılandırmak ve bu amaca ulaşmak için vardığımız hedeftir. Irak'ta telekom şirketlerinin yönetim kurulu profili ve ortaklık yapısı gibi bağımsız değişkenler yönetim kurulu, iç denetim, dış denetim, açıklama ve şeffaflık, komiteleri, ve hesap verebilirlik iken, bağımlı değişken finansal performans. Bu çalışmada, tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmış ve telecom Company'deki yöneticilerden toplanacak bilgiler örneklem büyüklüğü tahmin edilmiştir. Araştırmacı, katılımcılarla yüz yüze görüşerek anketi verecek ve birkaç gün sonra anketi geri alacaktır. Elde edilen sonuçlara göre, kurumsal yönetişim unsurlarının Telekom şirketlerinin finansal performansını kontrol etmede önemli bir etkiye sahip olduğu sonucuna varılabilir. Katılımcılara göre en önemli bileşenlerin yönetim kurulu, bilgilendirme, şeffaflık ve ardından inceleme ve denetim olması Alabede (2012) ve Davidson ve diğerlerinin (2005) bulgularıyla uyumludur. Diğer yandan kurumsal yönetişim unsurlarının şirketlerin finansal performansının başarısında gerçekten hayati bir rol oynadığını, büyümelerini, hayatta kalmalarını ve rekabet etmelerini sağladığını göstermiştir.
The role of corporate governance in attracting foreign direct investment study the case of Iraq
Corporate governance is defined as setting the basic regulations for work and applying systems in business, thus attracting investments, organizing businesses, and achieving sustainable economic development. Several studies have been conducted to examine the factors affecting the foreign direct investment in Arab countries. However, most of them did not take into account the impact of corporate governance on foreign investment in Iraq. Therefore, this study attempts to determine whether corporate governance has a role in attracting foreign investments in Iraq based on several important variables such as gross domestic product, inflation, and the index of transparency and economic freedom in Iraq. This study relied on the ARDL model to study the long- and short-term relationship between corporate governance and foreign direct investment, where the level of stability of the study variables was studied first, and then the most appropriate degree of delay was determined for the study. The relationship between the variables and the long- and short-term relationship was studied according to the equations of the model. The study basically concluded that that there is a positive and significant impact of gross domestic product (GDP), and economic freedom (LE) on the FDI in the long run. We can also notice that there is a negative but not signtificant impact if Inflation, and Transparency International Corruption Perception Index on the FDI in the long run. We note by studying the short-term relationship between the variables of the study that all corporate governance variables affect foreign direct investment in Iraq in the short term, as the results have proven that Gross domestic product (GDP), has a positive and significant impact on the foreign direct investment, but Index of economic freedom (LE) variable affect Positively, but not significantly on the foreign direct investment in the short run.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından stratejik planlar: Türkiye'deki devlet üniversitelerinin stratejik planlarının incelenmesi
Değişen şartlara ve vatandaş beklentilerine uyum sağlamak adına yeni yöntemlerin uygulamaya konulduğu kamu yönetimlerinde 2000'li yılların başından itibaren gündemde olan iki kavram bulunmaktadır: şeffaflık ve hesap verebilirlik. Sıklıkla bir arada kullanılan ve neredeyse iç içe geçmiş olan bu kavramlar uluslararası alanda birer ilke haline gelmiştir. Özel sektörden kamu yönetiminde aktarılan bir yöntem olan stratejik planlama ise hem şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanmasına hem de verimlilik ve etkinlik artışına hizmet ederek kamu yönetiminde önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez kapsamında şeffaflık, hesap verebilirlik ve stratejik planlama kavramları ile ilgili literatür incelenmiş ve üniversite stratejik planlarının şeffaflık ve hesap verebilirliğe uyumu değerlendirilmiştir. Örneklemi Türkiye'deki 117 devlet üniversitesinden oluşan tez araştırmasında Üniversitelerin Stratejik Planlarında Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Ölçeği oluşturulup MAXQDA programından faydalanarak içerik analizi yöntemi ile stratejik planlar incelenmiştir. Elde edilen veriler üniversite kuruluş yılı, hazırlanan plan sayısı, URAP (University Ranking by Academic Performance) sıralaması ve stratejik planlarda şeffaflık ve hesap verebilirlik ifadelerinin tekrarlanması açısından değerlendirilmiştir. Aynı zamanda üniversitelerin stratejik planlarında şeffaflık ve hesap verebilirliğe uyum konusunda eksiklik görülen bölümler tespit edilmektedir. Araştırma sonucunda şeffaflık ve hesap verebilirliğe uyum ile üniversite kuruluş yılı, hazırlanan plan sayısı, URAP sıralaması ve stratejik planlarda şeffaflık ve hesap verebilirlik ifadelerinin tekrarlanması arasında ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle geliştirilen tespit ve önerilerin dikkate alınmasıyla, gelecek stratejik planların şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından daha başarılı örnekler sunacağı değerlendirilmektedir.
Decomposability and transparency: A corpus-based analysis of the use of phrasal verbs in ELF interactions
This study aims to investigate the decomposability and transparency nature of the uses of phrasal verb (PV) structures through two corpora representing two dichotomous ends of the speaker continuum, namely, native speakers in British National Corpus (BNC) and non-native speakers in Vienna Oxford International Corpus of English (VOICE). It examines the usage-based patterns of PVs through the natural uses of PVs in authentic oral communications of native and nonnative speakers, thereby providing explanatory adequacy to the phenomenon. To achieve this objective, a corpus-based analysis using the concordance programs BNCweb and AntConc 3.4.4 was conducted through BNC and VOICE to do a quantitative analysis on the frequency, decomposability and transparency characteristics of PVs. The findings point to both native and nonnative speakers demonstrating an interestingly similar use of PVs, displaying avoidance behavior in their PV use and a tendency to use one-word equivalent verbs instead of using PV correspondences. As for the decomposability nature, the analysis has pointed to a striking resemblance, namely the tendency to use PVs in their non-decomposable position and the avoidance of decomposable PVs in their natural decomposable position. Therefore, the current study has taken on a new significance by drawing attention to the existence of a similar processing system by two representative speakers of English, in their PV uses, evidenced by two spoken corpora, BNC and VOICE.
Horizontal coordination and transparency of information
Rational agents might choose to invest in a certain kind of capital in a period in the hope of making higher returns from their investments made in consecutive periods. We examine the impact of such an interaction on the incidence of coordination failure and accordingly social welfare. In our set-up, investment complementarities are present both within periods (call vertical complementarity) and between periods (call horizontal complementarity). In particular, other than the underlying economic fundamental, the return on investment depends on its aggregate level in that period as well as the aggregate investment made in the previous period. The results suggest that full transparency is optimal at the social level as long as agents have an access to relatively more precise private information and complementarities are sufficiently low. More transparency otherwise reduces social welfare as the gain from better vertical coordination is outweighed by the loss resulted from lesser horizontal coordination.
Türkiye'de yargı etiği ilkeleri ve vatandaşların yargı etiği algısı
Bu çalışmanın amacını Türkiye'de yargı etiği ilkeleri ve vatandaşların yargı etiği algısının incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma, ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Konya'nın Selçuklu, Meram ve Karatay ilçelerinde 2022 yılı içerisinde ikamet eden toplam 632 vatandaş oluşturmuştur. Araştırmanın verileri toplam 21 sorudan oluşan anket ile toplanmış ve SPSS 23 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların, Türkiye'deki yargı sistemi ile ilgili olarak "oldukça olumsuz" düşüncelere sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların %60,2'si mahkemeleri güçlü olanın sözünün geçtiği yer ve %53,5'i mağdurların/güçsüzlerin korunmadığı yer olarak nitelendirmektedir. Katılımcıların %57,4'ü yargılama sürecinin hızlı işlemediğini, %45,6'sı adaletin tecelli etmediğini düşünmektedir. Yine katılımcıların yaklaşık üçte ikisi mevcut yasaların suç işlemeyi engellemediğini, dörtte üçü bir yargı reformuna ihtiyaç olduğunu düşünmektedir. Ayrıca katılımcıların memnuniyet düzeyleri yaklaşık olarak %50 olmuştur. Memnuniyet en yüksekten düşüğe doğru mahremiyet, insan onuruna saygılı olma ve eşitlik, mesleğe yarışırlık, yargıya güven, tarafsızlık, dürüstlük ve tutarlılık, liyakat ve meslekte özenli davranma ve bağımsızlık olarak sıralanmıştır. Ayrıca, katılımcıların yargı ilkeleri ve yargı etiğine ilişkin değerlendirmelerinin cinsiyete, gelire ve ikamet ettikleri ilçeye göre anlamlı farklılık göstermediği (p>0,05) ancak yaşa, medeni hale, eğitim durumuna ve siyasi görüşe göre anlamlı farklılık gösterdiği (p<0,05) görülmüştür. Son olarak, yargı ilkeleri ve yargı etiğine ilişkin alt unsurlardan birisindeki olumlu gelişmenin diğerlerine de en az orta düzeyde anlamlı bir ilişki ile olumlu bir gelişme olarak yansıdığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Etik, güven, meslek etiği, şeffaflık, yargı etiği.
Resim sanatında transparanlık ve algı ilişkisi
Bu eser metni, transparanlık algısına ve transparanlığın sanattaki yerine odaklanır. Transparanlık algısının ve fiziksel transparanlığın iki boyutlu ve üç boyutlu yüzeylerdeki etkilerini incelemek üzerine oluşturulmuştur. Transparanlığın etmenleri mekân, espas, boşluk bağlamında araştırılmış varlık tabakaları ve sanat eserlerinin katman yapıları tabakalar teorileri üzerinden ele alınmıştır. Bu araştırmada literal (gerçek/ fiziksel) ve fenomenal (görüngüsel/ kavramsal) transparanlığın özelliklerine yer verilmiştir. Metnin temel konusu olan transparanlık olgusu literal ve fenomenal olmasının yanı sıra sembolik olarak da incelenmiş, yapıtlar üzerinden nasıl ele alındığı elde edilen verilere göre irdelenmiştir.Transparanlığın yapısal bir özelliği olan içini gösterme ve geçirgenlik durumu kavramsal olarak incelenmiş Foucault, Baudrillard, Byung- Chul Han gibi felsefecilerin insan ile toplumsal yapı açısından bu konuyu nasıl ele aldıkları değerlendirilmiştir. Transparanlığın algılanmasında fiziksel ve algısal koşullar Metelli x-kavşakları, Talbot Yasaları, Wolfgang Metzger Mozaik Yöntemi, Ehrenstein Diyagramı gibi araştırmalar üzerinden kategorize edilerek örneklerle irdelenmiştir. Transparanlığın etkilerini anlayabilmek için sanat eserleri üzerinden çözümlemeler yapılmış, kavrama dair literatür taraması yapılarak literal ve fenomenal transparanlık metodolojik olarak incelenmiştir. Bu araştırmada farklı disiplinlerde transparanlık üzerine yapılmış gözlem, teori ve deneyler bir araya getirilmiştir. Transparanlığın sanat tarihinin çeşitli dönemlerinden seçilen eserler üzerinden yapılan analizi de bu çalışmayı önemli kılar. Yapılan araştırmalar paralelinde kişisel eser incelemeleri ve metinleri, sanat tarihinden örneklerle karşılaştırılarak irdelenmiş, eserler arasındaki benzerliklerin yanı sıra ortaya konulan yenilikler de vurgulanmıştır.
Transparanlığın görsel ve estetk bir öğe olarak modern heykel sanatına yansımaları
Transparanlık, genel anlamı ile ısık geçirgenligine sahip maddeler için kullanılan ve görsel olarak algılanan bir kavramdır. Transparanlık, dogada, bazı canlı ve cansız varlıklarda görülebildigi gibi yapay olarak da olusturulabilmektedir. Bu arastırmada transparanlık, yalnızca 'ısık geçirgenligi' çerçevesinde degil, görsel algı baglamında transparan olarak algılanan bir çok biçim üzerinden de değerlendirilmistir. Transparanlık, fiziksel, görüngüsel, algısal olarak çesitlerine ayrılmıs ve örneklendirilmistir. Transparanlık çesitlerinin görsel algı ile olan iliskisi, görsel algıyı etkileyen yakınlık, benzerlik gibi ilkeler ve algının örgütlenme özellikleri açıklanmıstır. Çalısmanın ikinci bölümünde mimari ve resim alanlarında transparanlık etkisi ve kullanımı örnek eserlerle incelenmistir. Üçüncü ve son bölümde ise transparanlıgın tarihsel süreçte heykele nasıl yansıdıgı, dünya ve sanattaki degisimler ısıgında heykel sanatında olan köklü değisikliklerden bahsedilmistir. Modern kavramının sekillenmesi, malzeme, teknik ve anlayısların değismesiyle baslayan bu süreçte transparanlığın heykele yansımaları, fiziksel, görüngüsel ve algısal çerçevede nasıl farklılastıgı, sanatçılar ve eserleriyle birlikte açıklanarak örneklenerek incelenmistir. Anahtar kelimeler Transparanlık, ısık, algı, heykel, modern
Bağımsız denetim şirketlerinin hazırladıkları şeffaflık raporlarının kalite kontrol analizi
Küreselleşmeyle birlikte ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler her geçen gün artmaktadır. Buna bağlı olarak kamuoyunun aydınlatılmasında ve bilgilendirilmesinde uluslararası alanda geçerli standartların kullanımı önemli hale gelmiştir. Birçok ülke finansal raporların doğruluğunu sağlamak ve kamu yararını gözetebilmek üzere denetim kurumları oluşturmuştur. Ülkemizde denetim şirketlerinin denetim standartlarına uygun olarak faaliyette bulunmasından Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu yetkilidir. Türkiye'de Kamu Gözetimi Kurumu, muhasebe ve denetim alanında düzenleyici kuruluş olarak 2011 yılında faaliyete başlamıştır. Bu düzenleme beraberinde bağımsız denetimde şeffaflığın sağlanmasına yönelik raporların düzenlenip yayınlanmasını zorunlu kılmıştır. Şeffaflık raporlaması 2012 yılında yasal düzenlemelerin ardından 2013 yılında Türkiye'nin gündemine girerek önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu çalışmada şeffaflık raporlarının kalite kontrol standardına uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın ana kütlesi olarak 2016-2017 yılları itibari ile Türkiye'de bağımsız denetim yapmaya yetkilendirilmiş şirketlerin KGK'nın resmi internet sitesinde yayınlamış oldukları şeffaflık raporları esas alınmıştır. Çalışma kapsamında içerik analizi yöntemi ile toplamda 128 bağımsız denetim kuruluşu incelenmiş, ancak 79 şirketin şeffaflık raporlarına ulaşılırken, 49 şirketin raporlarına ulaşılamamıştır.
Blockchain's impact on solving supply chain management challenges
Blockchain is expected to remodel supply chain processes. Many companies have begun to invest in this technology with the assumption that it is a valuable innovation to enhance the productivity of the supply chain and supports trade activities by eliminating paper. Not only trade finance documents such as the letter of credit but also logistics activities' documentation, for instance, a bill of lading can be stored in a trusted environment. With regards to the global supply chain, blockchain can provide transparency by allowing tracking origin of the products through the integration of other technologies, i.e. IoT, RFID, barcodes. One of the biggest challenge, supply chain companies face today is the complexity of processes, lack of standardisation, compliance and poor communication in the ecosystem. An enormous number of companies are involved in global trade and suffer risks involving interoperability, dependability, lack of automation, sustainability and fraud resulting in high costs, and unsatisfied customers. This thesis presents proof of the utilisation of blockchain technology in supply chain practices to overcome the challenges faced in the global trade environment. Multiple case study research is followed for the need to analyse how blockchain can help solve problems such as transparency, and collaboration among supply chain companies. This thesis highlights how blockchain capabilities' help find a solution to hereinabove mentioned issues. Blockchain technology solutions can transform global trade by providing industrialisation through participation in order to benefit fully on a full scale. This innovation will prepare the supply chain with the capacity to contribute regulators and customers with a new dimension of reliability and traceability in a secure network.
Transparency and collaboration in the supply chain
A supply chain is a system of organizations, people, activities, information and resources involved in moving a product or service from a supplier to a customer. Supply chain activities include the conversion of natural resources, raw materials and components into a finished product delivered to the end customer. In advanced supply chain systems, used products can re-enter the supply chain at any point where the residual value is recyclable. Supply chain cooperation plays an important role in a company's ability to respond to changing conditions. The existence of a good supply chain cooperation between independent companies in the supply chain will provide some benefits for both the companies and the end consumer. Transparency and the traceability of the chain are one of the most important subtopics in the increasing number of collaborations. This study is explains meaning of cooperation and transparency in the supply chain ,how to ensure in firms and benefits. Key words: Supply chain, transparency, information flow
Kurumsal yönetim ilkeleri ışığında halka açık anonim şirketlerin kamuyu aydınlatma yükümlülüğü ve Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)
Kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün ortaya çıkması ve günümüze kadar var olmasının temel nedeni yatırımcıların tasarruflarını en iyi şekilde değerlendirerek kâr elde etmek istemesidir. Yatırımcılar, tasarruflarını değerlendirmek için girdikleri sermaye piyasalarında tam bilginin sağlanmasını ve piyasadaki bütün işlemlerin muhataplara açıkça iletilmesini talep ederler. Bu talep, piyasadaki şirketlere, açıklama yapma yükümlülüğü getirmiş; tarihsel süreç içerisinde yaşanan ekonomik krizler ile şirket yönetimlerindeki yolsuzluklar kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu kapsamda kamuyu aydınlatma yükümlülüğü, tüm dünyadaki sermaye piyasalarında vazgeçilmez bir ilke olarak kabul edilmiş; kurumsal yönetim ilkelerinden biri olan şeffaflık ilkesinin de mihenk taşı olma görevini üstlenmiştir. Günümüzde bu yükümlülük, şeffaflık ilkesiyle beraber; ortaklıkla ilgili bilgilerin doğru, eksiksiz ve zamanında yatırımcıya yalın bir şekilde iletilmesini sağlamış ve piyasaların değerini doğrudan etkilemiştir. Bu tezin amacı, kamuyu aydınlatma yükümlülüğünü mevzuat ve doktrin çerçevesinde inceleyerek bu yükümlülüğün piyasalara etkisini ortaya koymak ve kurumsal yönetim ilkeleri ile bağlantısını ele almaktır.
The transparency factor in Turkish foreign policy during the Second World War
Turkey's ability to stay out of the Second World War is one of the most impressive accomplishments in diplomatic history. Pressured for help bythe ?allies? and threatened by the adverseries, Turkey was under constant duress. However Turks escaped from the destruction of the war while receiving credits and supplies from both sides.The consensus is that Turks used their critical geo-political location as a bargaining chip, playing one side against the other. Even though such argument is succesful in many respects, one significant factor deserves more attention. It is the argument of this thesis that transparency (the ability of states to recognize what others are doing) was that factor leaving less room for possible misperceptions and miscalculations.Turkish polity was not faction ridden but stable. Turkish decision makers were few, homogenious, authoritarian and hierarchical bunch. İnönü?s total grip of the country was unchallanged. There was no other centers of power or ideological factions that could be manipulated. Thus Turkish actions and intentions were easier to analyse by foreigners. Turkish polity was transparent.Turkish decision makers also made efforts to be transparent. They affectively comminicated. In addition to official contacts, Turks used strickly controlled media to expose their intentions. During their manevours, they tried to reduce perception of surprize. They were carefull limiting their commitments and took precautions against upsetting any interested powers. At many turning points, Turkish manevours were well expected by their counterparts thus miscalculations and overreactions were prevented.The transparent structure also helped. The decisive victory of Germany in Western Europe or inadequacy of Turkish military capabilities did not leave room for miscalculation. The Turks were also able to read interantional structure correctly. The Impossibility of Balkan solidarity and Soviet intentions were correctly calculated by Turks.Having benign and transparent intentions does not avoid war. If thought to be essential, Turkey could have been attacked by Germany, Russia or even by England. If Turkey did not have an extremely important geopolitical position she could have easily been a bargaining chip that could be sacrificed. Had Turkey not managed to put together a large army or did not have a difficult and costly terrain to invade the outcome could have been very much different. The argument of this thesis does not deny that structural factors are the prime determinants. However reducing the likelyhood of miscalculation, transparency played a major part in the outcome of Turkish Foreign Policy during the Second World War.
Corporate governance: The effect of board governance roles on company performance
Since the major corporate scandals of 2001 and concerns about the performance of corporations and the way they are governed, corporate governance have been put at the center of public and academic debates. Equally, corporate boards worldwide have attracted a great deal of attention through different lenses especially when it is considered that there have been significant changes in the regulations, and relationships between management, boards, and shareholders.This research intends to deal with shortcomings of majority of corporate governance research that handle board of directors solely with board structure and aims to extend board characteristics with the attributes of board members with their governance roles as perceived in the social context of organization. In the light of this purpose, it attempts to develop a conceptual model based on the dimensions of board governance roles as perceived by organizational members, board characteristics, transparency, and company performance. The conceptual model is analyzed with an empirical study of the board governance roles dimensions of high and low-performing companies. The study also empirically examines the moderating effects of transparency and board structure on board governance roles and company performance. The empirical phase of the research is based on the data gathered from the Istanbul Stock Exchange companies. 60 companies are selected through convenience sampling with 333 respondents.This research is conducted in Turkey that has attracted increasing numbers of foreign investors in the last 10 years. Level and quality of the corporate governance and company performance are among the most important criteria for both foreign and domestic investors of Istanbul Stock Exchange. Board governance roles, board structure and transparency are set to ensure level and quality of corporate governance mechanism which are tested in this research aiming to add additional perspectives to corporate governance literature in Turkey.Keywords: Corporate Governance, Company Performance, Board Roles, Board Structure, Transparency, Turkey
Bağımsız denetimin kalite göstergesi olarak şeffaflık raporlaması ve denetim kalitesiyle ilişkisi üzerine bir araştırma
Bağımsız denetim gelişmiş ekonomilerde kurumsallaşmış kuruluşlarla yürütülmekte ve bu kuruluşların denetimi gittikçe önem kazanmaktadır. Günümüzde bağımsız denetim kuruluşlarının denetim standartlarına uygun bir denetim yapıp yapmadıklarının denetlenmesi, denetimle ilgili düzenlemeler yapan kuruluşların önemli sorunlarından biridir. Denetim kuruluşlarının denetlenmesiyle ilgili değişik yapılanmaların olduğu görülmektedir. Bu yapılanmalardan biri de şeffaflık raporlamasıdır. Şeffaflık raporu, kullanıcıları açısından denetimin kalitesi hakkında yargılarda bulunmak için değerli bir belgedir. Bu çalışmada; denetim kuruluşlarının şeffaflık raporunun içerik ve sunumunun denetim kalitesiyle ilişkisi kurulmuş, bu ilişki derecelendirilerek elde edilen not denetim faaliyetinin kalitesi hakkında denetim kuruluşlarına kalite kontrol sistemlerini geliştirmeye yönelik geri bildirim oluşturmaya çalışılmıştır. Türkiye'de faaliyette bulunan ve Kamu Gözetimi Kurumu'ndan bağımsız denetim yetkisi alan 28 denetim kuruluşunun 2014 yılı şeffaflık raporlarının içerik ve sunum şeklinden elde edilen bilgiler değerlendirilerek denetim kalite notları belirlenmiştir. Uyguladığımız dereceleme modeli, 28 denetim kuruluşuna farklı derece notu çıkardığından önerdiğimiz dereceleme modelinin geçerli olduğunu göstermiştir. Şeffaflık raporundaki bilgiler içerik ve sunum bakımından dört kategoride derecelendirilmiştir. Çalışmamızın Kamu Gözetimi Kurumu açısından, denetim kuruluşlarının kalite kontrol standartlarına uygunluklarının denetimine yönelik bir mekanizma olması beklenmektedir. Şeffaflık raporlaması derecesi puanı olması gereken puandan daha düşük olan denetim kuruluşları için kalite kontrol sistemlerinde neler yapması konusunda geri bildirim oluşturması, denetim kuruluşlarının asgaride kaliteli denetim yapmalarını sağlayacak yapıları oluşturması ve bu yapılara süreklilik sağlaması için yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim ġeffaflık Raporu, ġeffaflık Raporlaması, Denetim Kalitesi Derecelendirme