Managers

996 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomi yöneticilerinin değişiminin borsa endekslerine olan etkisi: BİST endekslerinde bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığında ve Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığında gerçekleşmiş olan yeni atamaların belirlenmiş olan altı farklı borsa endeksine olan etkisini incelemektir. Bu etki incelenirken iki kurumda da gerçekleşmiş olan son üç değişim dikkate alınmıştır. Çalışmada BİST100, BİST BANKA, BİST GIDA, BİST TURİZM, BİST TİCARET ve BİST SANAYİ endekslerinin 2018 ile 2021 yılları arasındaki günlük getirileri olay çalışması yöntemi ile inceleme altına alınmıştır. Analiz gerçekleştirilirken t-testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, gerçekleşmiş olan değişimlerin belirtilen altı farklı endeksin anormal getirileri üzerinde çeşitlilik gösteren farklı etkilere sahip olduğu saptanmıştır.

BorsaBorsa endeksiBorsa İstanbul+4
Muhammed Enes Doğan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antrenörlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin spor yöneticilerinden algıladıkları vizyoner liderlik davranışlarına göre incelenmesi

Bu araştırmada, antrenörlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin spor yöneticilerinden algıladıkları vizyoner liderlik davranışlarına göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma literatür taraması ve uygulama bölümlerinden oluşturulmuştur. Literatür araştırması kapsamında vizyoner liderlik ve örgütsel bağlılık konuları ele alınmıştır. İlişkisel tarama modeli uygulanan araştırmada uygulama bölümüne gelindiğinde araştırma grubunu Tekirdağ ASKF' ye bağlı bulunan spor kulüplerinde görev yapan futbol antrenörleri içerisinden 106 erkek, 8 kadın olmak üzere toplam 114 futbol antrenörü kapsamaktadır. Araştırma için gerekli verilerin elde edilmesi kapsamında antrenörlere anket yöntemi uygulanmıştır. Anket formunun ilk bölümünde antrenörlerin demografik değişkenlerine yönelik genel bilgiler soruları sorulmuş, ikinci bölümünde ise Çınar ve Kaban' ın (2012) geliştirdiği Vizyoner Liderlik Ölçeği ile Meyer ve Allen (1991) tarafından geliştirilen, İşcan ve Naktiyok' un (2004) kullandığı Örgütsel Bağlılık Ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda antrenörlerin örgütsel bağlılık düzeyleri ile spor yöneticilerinden algıladıkları vizyoner liderlik davranışları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Spor yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışları arttıkça antrenörlerin de örgütsel bağlılık düzeylerinin artış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

AntrenörBağlılıkLiderlik+2
Tunay Mutlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin politik yeti düzeyleri ile informel iletişimi kullanma biçimleri arasındaki ilişki

Bu araştırma okul yöneticilerinin politik yeti düzeyleri ile informel iletişimi kullanma biçimleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Ölçme araçları olarak "Politik Yeti" ve "Okullarda İnformel İletişim" ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada evren Batman İl Merkezinde bulunan tüm resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 436 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem basit seçkisiz örnekleme metodu ile seçilen 211 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular paket programda düzenlenerek, frekans tabloları, homojenlik istatistikleri, geçerlilik ve güvenirlik analizleri, One Way ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon analizleri tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, okul yöneticilerinin politik yetileri yüksek düzeydedir. Politik yetinin alt boyutlarından içtenliği en fazla, sosyal becerikliliği ise en az kullandıkları tespit edilmiştir. İnformel iletişimde en yüksek algı "İnformel İletişimin Kullanılma Sıklığı" ve "İnformel İletişimin Olumlu Sonuçları" alt boyutlarında görülmüştür. Yöneticilerin informel iletişimin diğer boyutlarını kullanmada temkinli davrandıkları söylenebilir. Okul türünün ve okulda çalışma süresinin politik yeti ve informel iletişim üzerinde anlamlı bir fark oluşturmadığı görülmüştür. Politik yetinin sosyal beceriklilik ve kişilerarası etki alt boyutlarında kıdem değişkenine bağlı anlamlı farklar tespit edilmiştir. Son olarak yapılan korelasyon analizinde politik yetinin geneli ve alt al boyutları ile informel iletişimin kullanılma sıklığı ve olumlu sonuçları arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

Okul yöneticileriSiyasal etkiSiyasi yönetim+4
Cuma Gülcü
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Halk eğitim merkezi müdürlerinin tükenmişlikleri ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin tükenmişlikleri ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Türkiye genelinde Halk Eğitimi Merkezlerinde görev yapan 992 müdür oluşturmaktadır. Araştırmanın analizlerinde ölçeklere gönüllü yanıt veren 335 Halk Eğitimi Merkezi müdüründen elde edilen veriler kullanılmıştır. "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve Apaydın (2011) tarafından geliştirilen "İş Yaşam Dengesi Ölçeği" araştırmada kullanılan veri toplama araçlarıdır. Araştırma verilerinin analizinde; karşılaştırma istatistikleri (t testi, tek yönlü Varyans analizi [Anova], Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi), Pearson Momentler Korelasyonu ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin; tükenmişliğin alt boyutlarından olan duygusal tükenme boyutunda orta düzeyde, diğer alt boyutlar olan duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutları ile tükenmişliğin genelinde düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıkları belirlenmiştir. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin genel tükenmişlik düzeyleri; cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, mesleki kıdem, kurumundaki görev süresi ve kurumun bulunduğu bölge değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; yaş, kurumun bulunduğu yerleşim birimi ve işbirliği yapılan kurum değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin İş yaşam dengesinin alt boyutları olan iş yaşam uyumu ve kendine zaman ayırma boyutlarındaki ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu görülürken; diğer alt boyutlar olan yaşamı ihmal etme ve yaşamın işten ibaret olması ile iş yaşam dengesinin genel ortalamalarının ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin genel iş yaşam dengesi düzeyleri; medeni durum, öğrenim durumu, yaş, mesleki kıdem ve kurumundaki görev süresi değişkenlerine göre farklılık göstermezken; cinsiyet, kurumun bulunduğu yerleşim birimi, işbirliği yapılan kurum ve kurumun bulunduğu bölge değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin tükenmişlik düzeyleri ile iş yaşam dengesi düzeyleri arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişki belirlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre tükenmişliğin genelinin iş yaşam dengesi düzeyinin genelini anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordadığı bulunmuştur.

Eğitim yönetimiHalk eğitim merkezleriMüdürler+3
Mehmet Saraç Batur
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise yöneticilerinin paternalist (babacan) liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanı amacı, lise yöneticilerinin paternalist (babacan) liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evreni, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Siirt il merkezindeki 25 kamu ve 6 özel lisede görev yapan toplam 921 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, basit seçkisiz (random) yöntemle seçilen 16 kamu ve 6 özel lisede görev yapan toplam 386 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada "Paternalist (Babacan) Yönetici Davranışları ölçeği" ve "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; aritmetik ortalama (X), standart sapma (Ss), frekans (f), yüzde (%) değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca araştırmada, t-testi, ANOVA testi, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, genel olarak okul yöneticilerinin paternalist liderlik davranışlarına ilişkin öğretmen algılarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Paternalist liderliğin hayırseverlik alt boyutuna ilişkin öğretmen algıları yüksek düzeyde, aile havası alt boyutunda orta düzeyde ve otoriterlik, müdahalecilik, yetersiz görme alt boyutlarında ise düşük düzeyde tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre incelendiğinde, okul yöneticilerinin paternalist liderlik davranışlarına ilişkin öğretmen algıları cinsiyet ve okul türü değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı ancak öğrenim düzeyi, kıdem ve görev yapılan okuldaki çalışma süresi değişkenlerine göre ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin genel olarak örgütsel sessizlik düzeylerinin düşük seviyede olduğu belirlenmiştir. Örgütsel sessizliğin kabullenici ve korunmacı alt boyutlarına ilişkin öğretmen algılarının düşük düzeyde, korumacı alt boyutunda ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin örgütsel sessizliğe ilişkin algılarının cinsiyet ve okul türü değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı ancak öğrenim düzeyi, kıdem ve görev yapılan okuldaki çalışma süresi değişkenlerine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre, paternalist liderliğin otoriterlik, müdahalecilik ve yetersiz görme alt boyutları ile örgütsel sessizlik arasında pozitif yönde ve orta düzeyde; paternalist liderliğin aile havası oluşturma ve hayırseverlik alt boyutları ile örgütsel sessizlik arasında arasında ise negatif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise, okul yöneticilerinin paternalist liderlik davranışları öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerini anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Genel olarak okul yöneticilerinin paternalist liderlik davranışları öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerine ait varyansın %36'sını açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.

Babacan liderlikEğitim kurumlarıEğitim yönetimi+4
Şahin Başar
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ile öğretmenlerin eğitim teknolojilerini kullanım düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ile öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanım düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Siirt il merkezinde yer alan 12 anaokulu (101 okulöncesi öğretmeni), 54 ilkokul (680 öğretmen), 39 ortaokul (835 öğretmeni), 25 lise (390 öğretmen) olmak üzere 130 okulda görev yapan toplam 2006 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Siirt il merkezindeki okullardan basit seçkisiz random yöntemi ile seçilen 8 anaokulu (35 okulöncesi öğretmeni), 20 ilkokul (145 sınıf öğretmeni), 15 ortaokul 116 (branş öğretmeni) ve 10 lisede (71 branş öğretmeni) görev yapan toplam 367 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Okul Müdürü Teknolojik Liderlik Davranış Ölçeği" ve "Öğretmenlerin Bilişim Teknolojisi Kullanım Düzeylerini Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler IBM SPSS 21.00 ve LISREL 8.80 istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hem okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarına ilişkin algılarının hem de öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin "katılıyorum ve yüksek" olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarına ilişkin öğretmen algılarının yaşa, eğitim kademesine, okul müdürüyle çalışma süresine ve mesleki kıdeme göre; öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin cinsiyete, yaşa, daha önce eğitim teknolojisi ile ilgili bir hizmet içi eğitim alma durumuna, eğitim kademesine, öğrenim durumuna ve mesleki kıdeme göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Bunun yanı sıra okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ile öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeyleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarının öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerini anlamlı bir şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim teknolojisiLiderlikOkul yöneticileri+4
Yahya Altunkum
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okullarda veriye dayalı karar alma

Bu çalışmanın amacı okullarda veriye dayalı karar almaya yönelik öğretmen ve yöneticilerin algılarını ölçmektir. 2020-2021 eğitim öğretim yılında Van ili merkez ilçelerindeki (Edremit, İpekyolu, Tuşba) farklı okul kademelerinde görev yapan 392 öğretmen ve yöneticinin katılımı ile yapılan araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması için geliştirilen Okullarda Veriye Dayalı Karar Alma (OVEDKA) Ölçeği kullanılmıştır. OVEDKA Ölçeği, AFA ve DFA sonuçlarından elde edilen güvenilir ve geçerlik kanıtlarına sahip 3 faktörlü 23 maddeli yapıya sahip bir ölçme aracıdır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, t-testi ve tek yönlü varyans ‎analizi (ANOVA) tekniklerinden yararlanılmıştır ve anlamlı farklılığın kaynağının tespit edilmesinde ise Scheffe ‎testi kullanılmıştır. Katılımcıların veri toplama ve saklama, veriye dayalı kültür ve okullarında veriye dayalı karar almaya yönelik algı düzeylerinin orta-yüksek aralığında iken, verilerin analiz ve yorumlanmasında ise orta düzeyde olduğu; okullarda verilerin toplanması ve saklanması boyutunda 4-6 yıl kıdeme sahip katılımcıların 10 yıl ve üzeri kıdeme sahip olanlara göre verileri daha fazla toplayıp sakladığı; mevcut okuldaki hizmet süresi değişkeni açısından katılımcıların okullarda veriye dayalı karar almaya yönelik benzer algılara sahip olduğu; okul kademesi değişkeni açısından verilerin analiz ve yorumlanması ile veriye dayalı kültür boyutlarında lise kademesinde çalışan katılımcılarda daha olumsuz bir algı tespit edilirken okullarda veriye dayalı karar almaya yönelik genel algıların ise ilkokul kademesinde daha olumlu olduğu; öğrenim durumu değişkeni açısından verilerin toplanması ve saklanması ile veriye dayalı kültür boyutlarında ve OVEDKA Ölçeği genelinde lisans mezunu katılımcıların daha olumlu algılara sahip olduğu tespit edilmiştir.

Eğitim kurumlarıEğitim yönetimiKarar verme+3
Barzan Batuk
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Araştırma üniversitesi kütüphanelerinde yöneticilerin liderlik tarzlarının örgütsel öğrenmeye etkisi: Bir uygulama modeli önerisi

Gelişen teknolojinin etkisiyle bilgi üretimi, kullanımı ve yönetimi alanlarında büyük değişimler yaşanmıştır. Bu bağlamda birçok kurum ve kuruluş gibi araştırma üniversitesi kütüphane yöneticileri ve çalışanları da bu hızlı değişimlere ayak uydurmak zorundadırlar. Bu çalışmada Türkiye'deki araştırma üniversitesi kütüphane yöneticilerinin liderlik tarzlarının, örgütsel öğrenme seviyesinin üzerine etkisini belirlemek amacıyla 11 araştırma üniversitesinin ve 5 aday araştırma üniversitesinin kütüphanelerinde görev yapan 375 kişi (yönetici ve çalışanlar) üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada betimleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama tekniği olarak anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'deki araştırma üniversitesi kütüphane yöneticilerinin liderlik tarzlarının, örgütsel öğrenme seviyesi üzerine etkisi vardır. Araştırma üniversitesi kütüphanelerinde dönüşümcü liderlik tarzına sahip olan yöneticiler taşıdıkları özellikler ve uyguladıkları etkili kararlar ile örgütsel öğrenme seviyesinin artmasına sebep olmuştur. Ancak araştırma üniversitesi kütüphane yöneticilerinin pasif/kaçınan liderlik davranışları gösterme düzeyleri arttıkça örgütsel öğrenme seviyesi azalmaktadır. Katılımcılar, Türkiye'deki araştırma üniversitesi kütüphane yöneticilerinin dönüştürücü bir liderlik tarzına sahip olduğunu belirtmelerine rağmen, araştırma üniversitesi kütüphanelerinin örgütsel öğrenme seviyeleri "orta" düzeydedir. Veriler daha detaylı incelendiğinde bireysel destek, etkin grup yönetimi, motivasyonu artırma, ortak misyon oluşturma, yenilikçi fırsatlar yaratma ve memnuniyet sağlama gibi gerekli bazı konularda yöneticilerin daha fazla çaba göstermeleri gerektiğini söylemek mümkündür. Bu çalışmada, Türkiye'deki araştırma üniversitesi kütüphanelerinin örgütsel ve yönetsel eksikliklerini gidermek ve gelecekteki başarılarını sağlamak amacıyla "Örgütsel Öğrenme Uygulama Modeli" tasarlanmıştır. Anahtar Sözcükler Örgütsel öğrenme, Liderlik tarzı, Araştırma üniversitesi kütüphaneleri

Kütüphane yönetimiLiderlikYöneticiler+2
Mandana Mır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastane yöneticilerinin hastane tabanlı sağlık teknolojisi değerlendirme yöntemine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Sağlık Teknolojisi Değerlendirme (STD) yöntemi, sağlık teknolojilerinin edinimi ile ilgili kararlarda sıklıkla başvurulan araçlardan biridir. STD'nin hastanelere uyarlanmış hali ise Hastane Tabanlı Sağlık Teknolojisi Değerlendirme (HT-STD) yöntemidir. Türkiye'de de 2012 yılından itibaren STD ile ilgili faaliyetler yürütülmektedir. Hastanelerde ise HT-STD'nin kullanımı ile ilgili yeterince bilgi mevcut değildir. Ancak hastanelerde adı her ne kadar HT-STD olarak tanımlanmasa da bir tıbbi cihaz ve ekipman edinilirken karar sürecine destek olan değerlendirme modellerinin kullanıldığı bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel hastanelerin tıbbi cihaz ekipman edinme aşamasında, HT-STD yönteminden ne düzeyde yararlandıkları, HT-STD kullanımını etkileyen kişisel ve kurumsal özelliklerin neler olduğunu ve nasıl etkilediklerini araştırmaktır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak geliştirilen soru kâğıdının geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılarak, 24'ü Sağlık Bakanlığı ve 9'u özel hastane olmak üzere toplam 33 hastaneden 186 yöneticiyle görüşülmüştür. Analizler sonucunda, hastanelerde bir tıbbi cihaz/ekipman edinme aşamasında HT-STD yönteminden yararlanıldığı ve HT-STD'nin boyutlarının dikkate alındığı görülmüştür. Yöntemin önemli özelliklerinden biri olan multidisipliner yapı, değerlendirmelerde kullanılmakta, yöneticiler tarafından da tercih edilmektedir. Özel hastanelerin HT-STD'nin tüm boyutlarına, branş hastanelerinin güvenlik boyutuna, eğitim hastanelerinin ise klinik etkililik boyutuna daha fazla önem verdikleri görülmüştür. Tüm yöneticilerin klinik etkililik boyutuna, idari ve mali hizmetler müdür ve yardımcılarının ise maliyetler ve ekonomik değerlendirme boyutu ile stratejik bakış açısı ve politik yönler boyutlarına daha fazla önem verdikleri ve yöneticilerin yaşı arttıkça HT-STD yöntemine karar verme sürecinde çok daha fazla yer verdikleri bulunmuştur. Bununla birlikte, HT-STD'nin kullanımı ve yaygınlaştırılması ile ilgili ulusal düzeyde tasarlanmış sistematik bir yapının olmadığı da görülmüştür. Bu çalışma, hastanelerde HT-STD yöntem ve uygulamalarının varlığını ortaya koymanın yanında, ülke genelinde HT-STD yönteminin gelişiminin sağlık sisteminin her düzeyinde desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

HastanelerSağlık ekonomisiSağlık teknolojisi değerlendirme+6
Elife Dilmaç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çelişik duygulu cinsiyetçiliğin kadın ve erkek yönetici tercihine ilişkin tutumlara etkisi: Bir alan çalışması

Bu çalışmanın amacı çalışanların çelişik duygulu cinsiyetçi tutumlarının beraber çalışmak istedikleri yönetici tercihlerini nasıl etkilediğinin ve örgüt kültürünün bu ilişkiyi nasıl etkilediğinin incelenmesidir. Araştırmaya merkezi Ankara'da faaliyet göstermekte olan bir holdingin 20 şirketinden 245 beyaz yaka çalışan katılmıştır. Katılımcılar çelişik duygulu cinsiyetçilik, örgütlerde algıladıkları cinsiyet eşitliği ve hemcinsleri ve karşıcinsleri olan yöneticilere yönelik tutumları ile ilgili anketlere cevap vermiştir. Örgüt kültürünün eşitlikçi algılanmasının erkek katılımcılar için kadın yönetici tercihini pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Düşmani cinsiyetçiliğin hem kadın hem erkek katılımcılar için yönetici tercihini yordamadığı saptanmıştır. Cinsiyetçilik ve yönetici tercihi ilişkisinde örgüt kültürünün düzenleyici bir rolü bu çalışmada bulunamamıştır. Kadın ve erkek katılımcılar arasında yönetici tercihi bakımından bir fark olmadığı bulunmuştur. Hem kadın hem erkek katılımcılar kendi cinsiyetlerinden yöneticilerle çalışmayı tercih etme eğilimindedir. Bulgular, araştırmada yer alan kısıtlar ve gelecek araştırmalar için öneriler tartışılmış ve kurumlar ile insan kaynakları yöneticilerine çeşitli önerilerden bahsedilmiştir. Anahtar sözcükler: Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik, Örgüt Kültürü, Yönetici Tercihi, Hemcinsçilik, Yönetimde Kadın.

CinsiyetçilikErkek yöneticilerGörev atama+6
Arda Can Yeşilırmak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki sözleşmeli idarecilerin iş doyum düzeyleri: Ankara ili örneği

Gerek kamu kesiminde gerek özel sektörde farklı statülerde çalışan kişilerin iş doyum düzeylerini ölçmek, var olan mevcut durumu iyileştirmek ve iş performansını yükseltmek açısından önem arz etmektedir. Literatürde bu konuyla ilgili pek çok çalışmaya rastlanmakla birlikte aynı zamanda sağlık sektöründe çalışarak sağlık hizmeti sunan veya bu sektörde idarecilik yapan çeşitli unvanlardaki sağlık çalışanlarınında iş doyum seviyelerini ölçmek için çeşitli çalışmaların yapıldığıda görülmüştür. Ülkemizde kamu kesiminde sözleşmeli şekilde personel istihdamı eskiye dayansa da sözleşmeli şekilde idareci istihdamı oldukça yenidir. 2018 yılında Cumburbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin ardından üst düzey kamu yöneticilerininde sözleşmeli olarak istihdamının önü açılmış olsa da bu uygulama Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatlanmasında 2011 yılından beri bulunmaktadır. Çalışmamızda, gelecek yıllarda kamu yönetimi sistemimizde yaygınlaşma ihtimali bulunan sözleşmeli idarecilik kavramı ve sözleşmeli idarecilerin iş doyum seviyeleri ile bu kişilerin iş doyum seviyelerine etki eden demografik değişkenler Sağlık Bakanlığı özelinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde iş doyumu kavramı, ikinci bölümde ise ülkemizdeki sözleşmeli personel kavramı ve uygulaması ile bunun hukuki dayanakları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde de yapılan alan araştırmasıyla ilgili ön bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan Ankara İlindeki hastanelerde sözleşmeli idareci olarak görev yapanların iş doyum düzeylerini tespit etmek üzere yapılan anketin bulguları değerlendirilmiştir. Ankete dahil olan katılımcıların iş doyum seviyesini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmış ve bu anket Ankara İlinde Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet hastaneleri ve ağız-diş sağlığı merkezlerinde başhekim, başhekim yardımcısı, idari ve mali işler müdürü, destek ve kalite hizmetleri müdürü, sağlık bakım hizmetleri müdürü ve müdür yardımcısı unvanlarında sözleşmeli olarak görev yapan idareciler üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre elde edilen verilerden, cinsiyet, medeni durum, yaş, aylık gelir, unvan, görev yapılan kurum türü, idarecilik"te görev aldıkları süre gibi faktörlerle, iş doyum düzeyi arasında bir ilişki olup olmadığı incelenerek aralarındaki ilişki açığa çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda iş performansının ve verimliliğin artırılmasına yönelik olarak bu ilişkiler çerçevesinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: İş Doyumu, Sözleşmeli Personel, Sözleşmeli Yöneticilik

AnkaraHastanelerHastaneler-devlet+4
Cihan Sağlam
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik ve koçluk yaklaşımının yöneticiler üzerindeki etkisi: Otel işletmelerinde bir araştırma

Günümüzde küreselleşme ve teknolojik değişmeler nedeniyle yaşanan hızlı değişim ve yenileşme süreci, kurumları rekabet ortamında üstün kılacak arayışlara yöneltmektedir. Bu yönelim liderlik ve koçluk yaklaşımının önemini her geçen gün artırmaktadır.Bu çalışmada liderlik ve koçluk yaklaşımlarının yöneticiler üzerindeki etkisi konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda yöneticilerin yaş, cinsiyet, mezun oldukları okul, toplam yöneticilik deneyimleri ve iş yerindeki unvanlara göre liderlik ve koçluk boyutlarının farklılık gösterip göstermedikleri irdelenmiştir.Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde liderlik kavramı ve liderlikle ilgili yaklaşımlar, ikinci bölümde koçluk yaklaşımı incelenirken, üçüncü kısımda turizm ve konaklama kavramlarına yer verilmiştir. Araştırmanın son kısmında, yöneticilerden anket yoluyla elde edilen verilerin analiz edildiği kısım olan, araştırmanın amacı ve bulguları bulunmaktadır. Bu çalışma İstanbul'da bulunan beş yıldızlı otellerin orta ve üst düzey yöneticileri üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, otel yöneticilerinin cinsiyetleri ve koçluk yaklaşımı arasında ilişki tespit edilmiştir. Yalnız, cinsiyet ile liderlik yaklaşımları arasında ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca otel yöneticilerinin yaşlarına göre koçluk ve liderlik yaklaşımları arasındaki ilişki değişebilmektedir. Otel yöneticilerinin diğer demografik özellikleri ile koçluk ve liderlik yaklaşımları arasında olumlu bir etkileşim tespit edilmiştir. Araştırmanın son kısmında otel işletmeleri için uygulanabilir bir koçluk modeli oluşturulmuştur.

Konaklama işletmeleriKoçlukLiderler+5
Erkan Kara
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin liderlik davranışlarının çalışanların örgütsel bağlılıklarına etkisi

Yöneticilerin liderlik davranışlarının çalışanların örgütsel bağlılıklarına etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışma X ve Y şirketlerinde çalışan 162 personel üzerinde uygulanmıştır. Personellerin örgütsel bağlılıklarını ölçmek için Meyer, Allen ve Smith tarafından geliştirilmiş örgütsel bağlılık ölçeği, liderlik davranışlarını ölçmek için Kent tarafından geliştirilmiş olan ve liderlik davranışlarının beş boyutunu ölçmeyi amaçlayan "Liderlik Davranışları Envanteri"; Avolio, Bass ve Jung tarafından geliştirilmiş transaksiyonel ve tranformasyonel liderlik boyutlarını ölçmeyi amaçlayan "Çokboyutlu Liderlik Soruları", isimli anket formları incelenmiştir. İncelenen anket formlarından da yararlanılarak, Goleman'ın dünya çapında 3800 yöneticinin davranışlarını analiz ederek oluşturduğu "Liderlerin Davranış Repertuarı"nı temel alan liderlik davranışı soruları geliştirilerek liderlik davranışı ölçeği kullanılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen sonuçlar, yöneticilerin vizyoner, katılımcı ve otokratik liderlik davranışları güçlendikçe çalışanların örgüte olan devamlılık ve normatif bağlılıkları artmaktadır. Yöneticilerin eğitici ve ilişki odaklı liderlik davranışları güçlendikçe çalışanların örgüte olan duygusal, normatif ve devamlılık bağlılıkları artmaktadır. Çalışanların yöneticilerin yaptıkları liderlik davranışlarına olan genel memnuniyet düzeyleri arttıkça örgüte olan bağlılıkları devamlılık ve normatif bağlılıkları açısından artmaktadır olarak tespit edilmiştir.

LiderlikYönetici davranışıYöneticiler+2
Aygün Aygün
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin yöneticilerin iletişim becerilerinden dolayı kazandıkları motivasyonun iş doyumuna etkisi

Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin yöneticilerin iletişim becerilerinden dolayı kazandıkları motivasyonun iş doyumuna etkisini vurgulamak amacıyla yazılmıştır.Okulun türü, ismi, amacı, programı ve işleyişleri küçük farklarla birbirine benzeseler de okulda çalışan personelin davranışları, ilişkileri ve iklimi bakımından birbirine benzemezler. Bunun en önemli nedenlerinden biri yöneticilerin okulu yönetirken oynadıkları rollerdir. Eğitim ve okul yönetimi uzmanları, iletişim rolünü başarılı olarak oynayan müdürlerin, okul yönetimine daha etkili olduklarını ifade etmektedir. İletişim; bireyler veya gruplar arasında bilgi, fikir, davranış gibi kavramların paylaşılmasını sağlamak amacıyla yapılan çabalar olarak tanımlanabilir. Motivasyon; güdüleme, bellirli bir amaç doğrultusunda bireyi harekete geçmesini sağlayan güçtür. Başarıya ulaşmak isteyen bir yönetici öncelikle iş görenleri örgüt amaçlarına yöneltmeyi yani onları güdülemeyi bilmelidir. İş doyumu; iş ortamını oluşturan durumlara karşı çalışanların gösterdikleri olumlu veya olumsuz duygulardır.Okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin gelişmiş olması öğretmenlerin motivasyonunu ve iş doyumunu arttıracak ve eğitime katkı sağlayacaktır.İletişim ve eğitim bugün artık birbirinden ayrılmaz iki kavramı ifade etmektedir. Bunun temel nedeni; eğitim amaçlarını gerçekleştirmenin tek yolunun iletişim kurmaktan geçmesinden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu çalışmayla okul yöneticisinin etkili iletişim becerilerinin, eğitim sürecinin demirbaşı olan öğretmenlerin iş motivasyonu üzerindeki etkisine vurgu yapılarak, iş doyumları üzerindeki etkisine dikkat çekmek amaçlanmıştır. Araştırmanın alt problemleri toplamda 13 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden elde edilen veriler ile oluşturulmuştur. Yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan eğitim kurumu, okul yöneticisi ile çalışılan süre, görev yapılan okuldaki hizmet süresi değişkenlerinden alt problemler oluşturulmuştur.Yapılan bu çalışmanın evreni, 2013-2014 eğitim öğretim yılı içerisinde, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan resmi okullarda çalışan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu okullardan gönüllülük nesasına dayalı ve rastgele seçilen 200 sınıf öğretmenini kapsamaktadır.Verileri elde etmek amacıyla ise bir tane demokrafik bilgi formu ve iki tane ölçek kullanılmıştır. Uygulanan bilgi formu 6 adet sorudan oluşmaktadır. Bu sorular cinsiyet, mesleki kıdem, öğrenim durumu, hizmet süresi, okul yöneticisi ile çalışılan süre, yaş ile ilgili sorulardır. Araştırmacı, öğretmenlere yönelik motivasyon ölçeğinin geliştirilmesi sürecinde, yöneticilere yönelik belirlediği motivasyon maddelerini uzman görüşüne sunmuş ve uzmanların görüşü doğrultusunda belirlenen 20 tane motivasyon maddesinin araştırmada kullanılmasına karar verilmiştir. Kullanılan ikinci ölçek ise; Weiss, Davis, England, ve Lofquist tarafından 1967'de çalışan bireylerin iş yaşamındaki memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilen 'Minnesota İş Tatmin Ölçeği'dir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin iş doyum ölçeğindeki puanların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamak amacıyla bağımsız grup t-testi uygulanmış ve sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (t=,174; p<,05). Araştırmaya katılan öğretmenlerin motivasyon ölçeği puanlarının algılanan mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamak amacıyla tek yönlü varyans analizi(ANOVA) uygulanmış ve sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (F=9,197; p<,05). Ayrıca öğretmenlerin motivasyon ölçeği puanlarının yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılıkolup olmadığını saptamak amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi(ANOVA) sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (F=9,197; p<,05).Bunun dışında; öğretmenlerin iş tatmini ölçeğinden aldıkları puanlarla motivasyon ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığınısaptamak amacıyla Pearson analizi yapılmış ve sonucunda değişkenler arasındaki ilişki pozitif yönde anlamlı çıkmıştır (r=,53; p < ,05). Anahtar Sözcükler: İletişim, Motivasyon, İş doyumu

Eğitim yönetimiMotivasyonOkul yöneticileri+5
Sevtap Yirmibeşcik
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin mizah davranışlarına göre sergiledikleri liderlik biçimleri

Bu araştırma, okul yöneticilerinin, sergiledikleri liderlik biçimi ile mizah davranışları arasındaki bağı incelemektedir. Bu amaçla anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerine (49 müdür- 103 müdür yardımcısı), Kouzes ve Posner (1995) tarafından geliştirilen, Korkmaz (2010)' ın Türkçeye uyarladığı 'Liderlik Davranışı' anketi ve Babad (1074)' ın kavramsallaştırdığı dört tür mizah tarzını temel alarak geliştirilen, Philbrick (1989) tarafından kullanılan, Recepoğlu (2011) tarafından Türkçe' ye uyarlanan 'Mizah Tarzları Anketi' uygulanmıştır.Okul yöneticilerinin en fazla 'onaylayıcı mizah' ı kullandıkları bunu sırasıyla, 'mizahi olmayan tarz', 'üretici sosyal mizah', 'reddedici mizah' ve 'alaycı mizah' tarzlarının izledikleri görülmektedir. Okul yöneticilerinin liderlik davranışlarına tüm liderlik davranışlarında puan ortalamaları yüksek olduğu ve en yüksek puan ortalaması ise cesaretlendirme liderlik davranışı olduğu görülmektedir. Erkek okul yöneticilerinin kadın okul yöneticilerine göre daha çok model olma, ilham verme, zorluklarla başa çıkma, harekete geçme, cesaretlendirme liderlik davranışlarını gösterdikleri görülmektedir. Araştırmanın evreni İstanbul İlinde 2013-2014 eğitim-öğretim yılında anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticiler oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler: Mizah, Mizah Tarzları, Liderlik, Liderlik Biçimleri, Karizmatik Liderlik

Eğitim yönetimiLiderlikLiderlik modelleri+6
Beyhan Öztürk
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim kurumu yöneticilerinin yönetim sürecinde karşılaştığı zorluklar

Bir taraftan eğitim kurumları yöneticiliğine olan talep her geçen gün azalmakta iken, diğer taraftan eğitim kurumu yöneticilerinden beklentiler sürekli artmaktadır. Kısıtlı mali imkânlarla kurumun fiziki eksiklerini gidermeye çalışırken aynı zamanda eğitim öğretim kalitesini artırmaya çalışmak, yöneticileri zorlamaktadır. Eğitim kurumu yöneticileri bilgi, beceri, birikim ve deneyimleriyle eğitim kurumlarını her alanda ileriye götürme konusunda birinci dereceden sorumlu kişilerdir. Bu nedenle eğitim kurumu yöneticilerinin, yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunların belirlenmesi ve yaptıkları işi severek sürdürmeleri için bu sorunların giderilmesi oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı eğitim kurumu yöneticilerinin, yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunları belirlemek ve bu sorunlara çözüm yolları bulmaktı. Bu amaç doğrultusunda elde edilen verilerin analizleri sonucunda araştırmacı birtakım sonuçlara ulaşmıştır. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Bağcılar İlçesinde ilkokul, ortaokul ve liselerinde görev yapan eğitim kurumu yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Bağcılar ilçesinde 37 ilkokul, 30 ortaokul ve 25 lisede görev yapan eğitim kurumu yöneticilerinden basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilmiş araştırmaya katılmaya gönüllü 92 eğitim yöneticisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada, eğitim kurumu yöneticilerinin, yönetim sürecinde karşılaştığı zorlukları belirlemek amacıyla Kulu (2008) tarafından geliştirilen "Okul Yönetiminde Karşılaşılan Güçlükler" anketi kullanılmıştır. Veriler, Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı 17 ( SPSS 17 )' ye aktarılmış ve istatistiksel analizler bu programla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde Frekans ve Yüzdeler, Bağımsız Örneklemler için t- testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Tek Yönlü Varyans Analizi sonuçlarının anlamlı çıkması durumunda işlem sonrası testleri Lsd testi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Denencelerin test edilmesinde gözlenen sayısal farkların '' anlamlı '' ya da '' anlamsız '' olduğu.05'lik hata payı dikkate alınarak belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda eğitim kurumunda yönetici olarak görev yapmakta olan eğitim kurumu yöneticilerinin yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunlar ile cinsiyet, yaş, kıdem, medeni durum, mesleki kıdem, çalışılan okul türü, görevi değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

Eğitim kurumlarıEğitim sorunlarıEğitim yönetimi+3
Veysel Uğur
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında görevli öğretmenlerin okul yönetimine katılım durumlarının incelenmesi

Yapılan bu çalışmanın amacı "Ortaöğretim Kurumlarında Görevli Öğretmenlerin Okul Yönetimine Katılım Durumlarının İncelenmesi"dir. Yapılan araştırmada araştırma yöntemi olarak; karma yöntem kullanılmıştır. Nicel verilerin incelenmesi amacıyla niceliksel araştırma modellerinden olan tarama modeli uygulanmıştır. Nitel veriler için ise yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış ve içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul ilini, örneklemi ise İstanbul Bahçelievler ilçelerinde bulunan 35 resmî ortaöğretim kurumunda çalışan 74 yönetici ve 401 öğretmeni kapsamaktadır. Nicel verilerin desteklenmesi amacıyla 10 yönetici ve 10 öğretmenle ile yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşme yapılmıştır. Araştırmada yönetime katılma düzeyinin belirlenmesi amacıyla kişisel bilgi formu ve Uyar (2007) tarafından geliştirilen yönetime katılma durumu ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin genel güvenirliği α=0,915 olarak yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. Araştırma verileri toplandıktan sonra SPSS 21 paket programı ile analiz yapılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) ANOVA testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, öğretmenlerin okul yönetimine katılım düzeylerinin ortalamaları incelendiğinde: "Bulunduğu okulda yönetime katılma" ifadesine orta; "yönetime katılmanın yararına ilişkin görüş" ifadesine yüksek; "katılımı azaltan etkenler" ifadesine zayıf; "katılımı artırıcı önlemler" ifadesine yüksek; düzeyde katıldıkları anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere öğretmenlerin örneklem grubunun bulunduğu bölgede yönetime orta düzey bir katılım sağladıkları görülmüştür. Araştırmaya katılan öğretmenlerin karşılaştırılmalarına yönelik farklar incelendiğinde, öğretmenlerin yönetime katılmalarının yararına ilişkin görüş puanları ortalamalarının unvan, cinsiyet, yaş, branş, mezun olunan okul, meslekî kıdem ve çalışılan okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda grup ortalamaları arasındaki fark; unvan, branş, değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuş ancak cinsiyet, yaş, mezun olunan okul, meslekî kıdem çalışılan okul türü değişkenine göre anlamlı bulunamamıştır. Demokratik okul kültürünün gelişmesi, okuldaki akademik, sosyal ve sportif başarının yükseltilmesi; öğretmenlerin iş doyumlarının artırılması ve daha fazla sorumluluk almaları için okul yönetimine etkili olarak katılmaları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Katılım, Öğretmen, Yönetici, Okul.

Eğitim yönetimiOrtaöğretim kurumlarıYöneticiler+3
Aziz Bayramoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin cinsel istismara uğrama durumunda ilk ve ortaokullarda çalışan öğretmen ve okul yöneticilerinin tutum ve davranışları

Çocuk istismarı karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psiko-sosyal kapsamlı, ciddi bir sorundur (Ziyalar 1999 ve Polat 2002, Aktaran: Kara ve diğerleri 2004). Çocuk istismarı türleri içinde özellikle de cinsel istismar, en zor fark edilenidir. Çocuğun kendinden yaşça büyük biri tarafından cinsel tatmin amacıyla kullanılması olarak ifade edilebilen cinsel istismara, çocukta derin izler bırakabildiği için erken müdahale etmek, hayatidir. Cinsel istismar vakalarıyla karşılaşan, pek çok meslek mensubu vardır. Tıp hekimleri, adli tıp uzmanları, psikologlar, emniyet mensupları, hukukçular ve sosyal hizmet uzmanları, bu konuda donanımlı olmasına önem ve öncelik verilen uzmanlardır. Yapılan araştırmalara bakıldığında, genel manada çocukların cinsel istismara uğrama yaşının 7-12 yaş arasını (Polat 2007) kapsadığını görmekteyiz. Yaş sınırının 6-10 ve 12-14 yaşları arası olduğunu ifade eden uzmanlar da vardır. Kesin olan şey şudur ki, bu yaş aralığı çocuğun ailesinden ilk kez ayrıldığı zamanlardır. Çocuk, özellikle de okul çağında onu koruyan 2 temel yapının etkisini hissetmektedir; ailesi ve öğretmeni. Günümüzde özellikle de çocuklara yönelik cinsel şiddet suçlarının arttığını ortaya koyan hem ulusal hem de uluslararası sonuçlar vardır. UNICEF, 190 ülkeden verileri araştırarak hazırladığı raporunda, 2012'de 120 milyondan fazla genç kızın fuhşa zorlandığını ve cinayet kurbanlarının beşte birinin 20 yaş altı genç ve çocuklardan oluştuğunu (AA, 2014) açıklayarak kitleleri sarsmıştır. Türkiye'de ise genel manada veriler üzerinden konuşmak halen çok zordur. Az sayıdaki verilerden biri Adalet Bakanlığı'na aittir. Buna göre göre, Türkiye'de çocuğa karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçlarının 2008'de 7 bin 500, 2009'da 13 bin 812 iken; 2011'de 18 bin 334, 2012'de ise 33 bin 992 olduğuna dikkat (Cumhuriyet, 2013) çekilmiştir. Görünen o ki çocuk cinsel istismarı, eğitim sistemi içinde erken müdahale edilmesi gereken güncel bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızın amacı, çocuğun cinsel istismara maruz kalması durumunda, çocuğa sadece eğitim vermek değil onu aynı zamanda korumaktan da sorumlu olan eğitimcilerimizin bu konudaki bilgi düzeyleriyle, olası durumdaki tutum ve davranışlarını ortaya koyabilmektir. Araştırmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemi olup, yarı yapılandırılmış olarak hazırlanan görüşme formu kullanılarak yaklaşık 17 saat görüşme yapılmıştır. Örneklem olarak seçilen okulların biri ilkokul diğeri ortaokuldur. Okul yöneticisi ve öğretmenlerden oluşan gönüllü 44 eğitimciden veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerimizin neredeyse tamamının böyle bir duruma erken müdahale edebilecek bilgiye sahip olmadıklarını ve kimlerden yardım alınabileceğiyle ilgili kafa karışıklığı yaşadıkları görülmüştür. Bu konuda eğitim almaya ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Eğitimcilerimizin önemli bir kısmının, böyle bir durumla karşılaştığında okulun içindeki sistemlerin yetmediği düşüncesiyle farklı yapılara başvurmayı tercih edecekleri görülmüştür. Eğitimcilerimizin suçu bildirme yükümlülüklerinden habersiz oldukları, kimi eğitimcilerimizin ise bazı durumlarda suçu görmezden gelebilecekleri görülmüştür. Ayrıca çocuk cinsel istismarı konusunda eğitim sistemimizde hem önleyici hem de erken müdahaleye yönelik olarak özellikle de okullarda uygulanan, ulusal düzeyde bir çalışma bulunmamaktadır. 2011 yılında Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) isimli proje Milli Eğitim Bakanlığı'nca uygulanmaya konmuş, lakin birkaç ay sonra mahkeme kararıyla kaldırılmıştır. Böylelikle risk altındaki çocukların korunması konusu halen yeri doldurulamamış alanlardan biridir. Önerilerimiz ise tüm eğitimcilerimize bu konuda nitelikli eğitim verilmesidir. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığının diğer bakanlıklarla ortak çalışmalar yürütmesi çok büyük önem taşımaktadır. Okullarda rehber öğretmenlerin yanında sosyal hizmet uzmanlarının da bulunması, bu tür durumlarda okulun erken müdahale etmesini kolaylaştırarak, çocuk mağduriyetlerini azaltacaktır. Müfredata bu konunun yerleştirilmesi çocuğa kendini koruma ve gerektiğinde kimlerden yardım alabileceği bilgisini kazandıracaktır. Ayrıca çocuk kitapları ve dergilerinde bu konuya yer verilmesi, çocukları bu konuda güçlendirecektir. Kamu spotları, başta olmak üzere görsel ürünlerle kitlesel farkındalığın artırılması çok büyük değer taşır. Alandaki öğretmene Hizmet İçi Eğitimlerle bu konu hakkında bilgi verilmelidir. Ayrıca hem Eğitim Fakültelerinde hem de Pedagojik Formasyon eğitimlerine bu konuyla ilgili bir ders konulması öğretmen adaylarının bilgi ve farkındalık düzeylerini artıracağı için son derece önemlidir.

Cinsel saldırı suçuCinsel tacizOkul yöneticileri+7
Dilek Özgül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk eğitim sisteminde yöneticilikte kadın paradigmaları

Türk Eğitim Sisteminde eğitim örgütlerinin başarılı olmasında yöneticilerin payı oldukça yüksektir. Yönetim pozisyonlarına gelme sürecinde hukuksal bir engel olmamasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatları istatiksel verileri incelendiğinde kadınların yönetim pozisyonlarında az sayıda temsil edildikleri görülmektedir. Ayrıca eğitim kurumlarında hiyerarşik yapı yükseldikçe kadın yönetici oranları belirgin bir şekilde düşüş göstermektedir. Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okullarda görev yapan öğretmenlerin hemen hemen yarısının kadın olduğu bir alanda, kadın eğitim yöneticilerinin sayısal oranlarının azlığının arkasındaki sebepler irdelenmiştir. Araştırmaya katılan kadın yöneticilerin kişisel görüşlerinin ve tecrübelerinin nitel yöntemle derinlemesine analizi yapılmış ve bu analiz sonucunda, cinsiyet ayrımcılığı, örgüt kültürü engeli, çoklu rol üstlenme, cam tavan, toplumsal cinsiyet engellemelerinin olduğu tespiti yapılmıştır. Araştırmanın odak noktasını, kadın yöneticilerin görüşlerinden yola çıkarak engelleri aşma stratejileri oluşturmaktadır.

Cam tavan sendromuCinsel kimlikEğitim yönetimi+6
Saniye Elmas
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin değerlerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi: Pendik İlçesi örneği

Bu araştırmayla okul yöneticilerinin değerlerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenerek bu konuda somut bir bulgu ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma; Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular, Tartışma ile Sonuç ve Öneriler olmak üzere beş ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Pendik ilçesinde, devlet okullarında görev yapan 90 okul yöneticisini oluşturmaktadır. Bu yöneticilerin 74' ü erkek 16'sı kadındır. Araştırmaya 10'u okul müdürü, 8'i müdür başyardımcısı, 56'sı müdür yardımcısı ve 16'sı ise meslek lisesi alan şefidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca bu araştırmada; Demografik değişkenlerin toplanmasına yönelik kişisel bilgi formu ve ''Aksiyonda Değerler Ölçeği'' yer almaktadır. Bu ölçeğin alt boyutları olarak; yardım severlik, saygı gösterme, öz denetim ve öz değerlendirme kavramları ele alınmıştır. Okul yöneticilerinin değerleri çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda okul yöneticilerinin genel olarak değerlerinin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılık göstermediği, değer yargılarının yüksek derecede olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan yöneticilerin ''yardımseverlik'' düzeyi yüksek (4.104+-0,430) ''saygı gösterme'' düzeyi yüksek (3,845+-0,416) ''öz denetim'' düzeyi yüksek (3,730+-0,403) ''öz değerlendirme'' düzeyi orta (3,217+-0,663) '' aksiyonda değerler genel'' düzeyi yüksek (3,885+-0,377) olarak saptanmıştır. Bu veriler yöneticilerin değerlerinin genel itibariyle yüksek düzeyde olduğu gözlenmektedir. Bu araştırma sonucunda yöneticilerin; öğretmenlere ve öğrencilerine yardımsever olan, saygı gösteren, özdenetim ve aksiyonda değeri yüksek olan, öz değerlendirme düzeyi orta seviyede olan bireylerden oluştuğu söylenebilir. Araştırmaya katılan yöneticilerin öz değerlendirme puanları ortalamalarının görev değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi (Anova) sonucunda grup ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur(F=3,215; p=0.027<0.05). Farklılıkların kaynaklarını belirlemek amacıyla tamamlayıcı post-hoc analizi yapılmıştır. Görevi müdür yardımcısı olanların öz değerlendirme puanları (3,246 ± 0,613), görevi müdür başyardımcısı olanların öz değerlendirme puanlarından (2,625 ± 0,551) yüksek bulunmuştur. Görevi meslek lisesi alan şefi olanların öz değerlendirme puanları (3,469 ± 0,730), görevi müdür başyardımcısı olanların öz değerlendirme puanlarından (2,625 ± 0,551) yüksek bulunmuştur.

Demografik değişkenlerDeğerlerEğitim yönetimi+5
Ömer Faruk Bitiren
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin disiplin yaklaşımları

Disiplin, okulda, sınıflarda öğrencinin eğitim-öğretim hayatına yaptırım katan bir kavramdır. Okulda disiplini oluşturmak ve uygulamak eğitimcilerin üzerinde uğraştıkları en önemli sorunlardan biridir. Disiplin sadece uygulanacak sıradan kurallar olarak görülmemelidir. Disiplin, eğitimin bir parçası haline gelmeli, öğrencinin günlük hayatta da uygulaması gereken davranışlar halini almalıdır. Disiplin anlayışı her şeyde olduğu gibi hızla değişmektedir. Geçmişten günümüze disiplin olayına paralel olarak, denetimin mutlaka var olması ve okul yöneticileri tarafından uygulanması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin disiplin yaklaşımlarının öğretmenlere göre nasıl olması gerektiğinin araştırılmasıdır. Bu araştırma, genel tarama modelinde nicel bir çalışmadır. Veriler 2013-2014 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Başakşehir ilçesine bağlı 4 Anadolu Lisesi, 4 Meslek Lisesinde olmak üzere toplam 8 ortaöğretim kurumunda görev yapan 82 öğretmenin görüşlerinden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak; İlköğretim okulu yöneticilerinin "Okuldaki disiplin yaklaşımları ölçeği" (Özcan,H.Ö.2008) ,kullanılmıştır. Veriler SPSS 22 for Windows programı kullanılarak t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan analizler sonucunda, cinsiyet, mesleki kıdem değişkenleri temel alındığında öğretmenlerin, okul müdürlerinin disiplin yaklaşımlarına yönelik tutumlarının genellikle olumsuz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler, okul müdürünün okulda disiplin uygularken adaletli davrandığına, okul müdürü, disiplin kurallarına uygun davranmayan astlarının tutumlarının nedenlerini araştırdığına, okul müdürünün disiplin kurallarına uygun davranmayan astlarını istenen davranışları yapacak şekilde yetiştirdiğine, okul müdürü, disiplin kurallarına uygun davranmayan astlarının sorunlarını çözmek için onlara kılavuzluk yaptığına katılmamaktadır. Çalışma sonucunda ulaşılan öneriler ise; yöneticiler, öğretmenlere güvenmeli, onların öz denetimli olduğuna inanmalı, yöneticiler öğretmenlerin disiplin kurallarına ne derece uyduklarını düzenli ve sürekli kontrol etmeli ve kontrol neticesinde kurallara uyan öğretmenler ödüllendirilmelidir. Anahtar sözcükler: yönetim, yönetici, liderlik, disiplin

DisiplinEğitimEğitim kurumları+6
Ayşe Büyüksarı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumları yöneticilerinin demokratik okul kültürü oluşturmada, okul meclisi projesine karşı tutumlarının incelenmesi: Bahçelievler örneği

Demokrasi günümüzde en işlevsel ve insana değer veren yönetim biçimi olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde demokrasi kültürünün oluşması amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Okul Meclisleri bu çalışmaların bir kısmını oluşturmaktadır. Öğrencilerin katılım, oy verme, tercih yapma vb. kavramlara belirli yaşlarda hâkim olması ve yaşaması, kültürün oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı ortaöğretimde görevli okul yöneticilerinin, Okul Meclisi uygulamalarına karşı görüşlerini belirlemek ve Okul Meclisleri'nin daha sağlıklı işlemesine yönelik öneriler geliştirebilmektir. Bu araştırmada yöntem tarama modellerinden genel tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul İli, örneklemini ise Bahçelievler ilçesinin 2014–2015 eğitim-öğretim yılı içerisinde ortaokul ve liselerinde görev yapan yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Bahçelievler ilçesinde bulunan tüm ortaöğretim kurumlarına hazırlanan anket ve ölçekler gönderilmiştir. Veriler toplandığında 234 tane anketin yapılan çalışmanın amacına uygun bir şekilde doldurulduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından ilgili alan araştırması sonucu elde edilen verilerden faydalanarak "Okul Meclisi Uygulama Ölçeği" geliştirilmiştir. Hazırlanan ölçeğin yapılan araştırmanın amacına uygunluğunu belirlemek üzere eğitim yönetimi ve denetimi alanında görev yapan öğretim üyelerinin görüşlerinden faydalanılmıştır. Öneriler doğrultusunda ölçeğe son şekil verilmiş ve uygulama için hazır hale getirilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda "Okul Meclisi Uygulama Ölçeği" puanları incelenmiş ve cinsiyet, görev, kıdem, yönetici kıdemi ve eğitim düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı görülmüştür. "Okul Meclisi ile yöneticileri öğrencilerden yeni fikirler öğrenebilir." önermesine katılımcıların çoğunluğu "Çoğunlukla Katılıyorum" ve "Tamamen Katılıyorum" seçeneğini işaretlemiştir. Yeni fikirlerin üretilmesi ve üretilen fikirlerin kullanılması önemlidir. "Okul Meclisi ile ilgili, yönetici, veli ve öğrencilerin yeterli bilgileri olmadığı için uygulama esnasında sorunlarla karşılaşılmaktadır." önermesine katılımcıların büyük kısmı "Çoğunlukla" seçeneğini işaretlemiştir. Okul Meclisi ile ilgili, yönetici, veli ve öğrencilerin yeterli bilgileri olmadığı için uygulama esnasında sorunlarla karşılaşıldığı görülmektedir. Bu bağlamda okul yöneticilerinin okul Meclisi ile ilgili öğretmen, yönetici ve velilere yönelik seminerler düzenlemesinin uygun olacağı görülmektedir. Okul Meclisinin okul yönetimi karar alma sürecinde etkili olmaları sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Demokrasi, Okul Meclisi, Yönetici, Katılım, Öğrenci.

Demokratik değerlerDemokratik tutumDemokratik öğretim+7
Süleyman Aktaş
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin ilköğretimdeki önleyici hizmet programlarına bakış açısının değerlendirilmesi

Bu araştırmada "Okul Yöneticilerinin İlköğretimdeki Önleyici Hizmet Programlarına Bakış Açısının Değerlendirilmesi" konu edilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın amacı örneklem grubunda görev yapan okul müdürlerinin önleyici hizmete yönelik algılarının belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, örneklemi ise İstanbul Bahçelievler ve Bakırköy ilçelerinde bulunan 51 ilkokul müdürünü kapsamaktadır. Araştırma, nitel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan anket kullanılmıştır. Ankette birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerini ortaya koymak amacıyla 5 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise "Okul Yöneticilerinin İlköğretimdeki Önleyici Hizmet Programlarına Bakış Açısının Değerlendirilmesi" amacıyla hazırlanan yanıtları evet ve hayırdan oluşan 10 soru yer almaktadır. Anket formunun görünüş geçerliliğinin tespiti amacıyla iki uzman görüşüne başvurulmuştur. Ayrıca yine araştırmacılar tarafından hazırlanan 5 soruluk yapılandırılmış görüşme formu anket sonuçlarının geçerliliğini sorgulamak amacıyla 11 müdürle yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Veriler, frekans analizleri, Ki-Kare ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, önleyici hizmet anketi maddelerine müdürlerin verdikleri cevaplar incelendiğinde cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem yılı ve öğrenim durumuna göre anlamlı farklılığın görülmediği tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin önleyici hizmet programının uygulanması eğitim-öğretime katkı sağladığını düşündükleri, ancak okul müdürlerinin 1.Sınıfa başlayacak öğrenciler için disleksi (öğrenme bozukluğu) testi, hiperaktivite ve dikkat eksikliği testi, diskalkuli (matematik bozukluğu) testi yapmadıkları, hazırbulunuşluk testinin de uygulanmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında müdürlerin, "Öğrencilerin seviyelerine uygun gerekli ders araç-gereçleri temin edildi." önermesine katıldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerine, öğrencilerin başarısını artırmada erken dönemde alınacak önlemlerden birisinin önleyici hizmetler olduğunun farkındalığının artırılması, teşvik edilmesi ve konuyla ilgili bilgilendirmeler yapılması önerilebilir.

Eğitim programlarıHazırbulunuşlukOkul yöneticileri+7
Hüseyin Sultanoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim eğitim yöneticilerinin öğretim liderliğini sınırlayıcı etkenler

Bu çalışmayla, "Ortaöğretim Eğitim Yöneticilerinin Öğretim Liderliğini Sınırlayıcı Etkenler"i araştırmak, mevcut yapı içerisinde ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görüşleri alınarak, okul yöneticilerinin ne ölçüde öğretim liderliği rollerini gerçekleştirdiği belirlenmiştir. "Öğretim liderliği" ve "etkili kurum" üzerinde yapılan araştırmalara göre; bürokratik ve yasal sınırlılıklar ile Ortaöğretim müdürlerinin karşılaştıkları farklı beklentiler, zaman kıtlığı, yetişme eksikliği, kararsızlık ve cesaretsizlik, kaynak yetersizliği gibi etkenlerin öğretim liderliği davranışlarını engellediği görülmüştür. Okul müdürlerin aynı zamanda birer öğretim lideri olarak görev yapabilmelerini kolaylaştırmak, dolayısıyla kurumların etkili çalışma yapmasına katkıda bulunmak için bazı engelleyici faktörlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu konuda eğitim yönetimi alanında görev yapmakta olan üst yöneticiler ile daha alt kademelerdeki yöneticilere önemli görevler düştüğü belirlenmiştir. MEB, ortaöğretim kurum yöneticilerinin yasal çerçevede özerk çalışmalara imkan verecek şekilde düzenlemeler yapmaları, alt sistemlere daha çok kaynak ayırmaları, gereksiz bürokratik işlemleri ortadan kaldırmaları, bu yönde il ve ilçe eğitim müdürlüklerini teşvik etmeleri, kurum yöneticilerinin özellikle eğitim programı ve öğretim konusunda hizmet içi eğitimlerle desteklenmeleri yönünde sisteme yeni bir perspektif getirmenin gerekliliği tespit edilmiştir. Lise Müdürlerinin bir kurum yöneticisi oldukları halde esas görevlerinin eğitim ve öğretimi yönetme olduğunun bilincinde olarak girişken ve cesur bir öğretim lideri olma yolunda adım atabilmelidirler. Çünkü öğretim lideri olan bir müdür, bu konuda çeşitli engelleri aşarak başarıya ulaşmış kişidir. Okulların etkili birer kurum olması ve eğitim öğretime ilişkin liderlikteki sınırlılıklar, dikkatleri okul liderliğinin gerçekleşme düzeyine yöneltmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretim lideri, Ortaöğretim Kurum Müdürü, Üst sistem

Eğitim yönetimiLiderlerLiderlik+4
İsmail Sertkaya
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects