Atatürk University
Discipline

Aquaculture

Atatürk University

339

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda fındık, soya küspesi, balık unu ve fitaz içeren rasyonların gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss) yavrularının gelişimi üzerine etkileri

Bu çalışmada, balık unu proteini (BUP), fındık küspesi proteini (FKP) ve soya küspesi proteinlerini (SKP) farklı oranlarda, ayrıca fitaz enzimi ilavesiz (-) ve ilaveli (+) içeren ham protein değerleri (%42 HP) eşit olan deneme rasyonlarının (R1-, R1+ = % 30 BUP + % 35 FKP + % 35 SKP; R2-, R2+ = % 40 BUP + % 30 FKP + % 30 SKP; R3-, R3+ = % 50 BUP + % 25 FKP + %25 SKP) gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yavrularının (27,82±0,04g)büyüme parametrelerine, vücut kimyasal kompozisyonuna, organ indekslerine, yemin sindirilebilirliğine, fosfor ve azotun salınımına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 6 farklı grupta 3 tekerrürlü ve her grupta rastgele dağıtılmış 20 adet balık olmak üzere 18 adet deneme tankında yürütülmüştür. Deneme süresi 75 gün planlanmış, ölçümler 15 günde bir yapılmıştır. Deneme gruplarına günlük vücut ağırlıklarının %2'si oranında yem verilmiştir. Deneme sonu canlı ağırlık 80,6-92,2g, canlı ağırlık artışı 52,8-64,3g, yem tüketimi 64,1-72,1g/balık, yem dönüşüm oranı 1,12-1,22, spesifik büyüme oranı % 1,42-1,6 ve protein etkinlik oranı 1,79-2,0 arasında değişmiştir. Rasyon protein kaynağı bu özellikler üzerine anlamlı etki yapmıştır (P<0,05). Deneme rasyonları ile beslenen deneme grubu gökkuşağı alabalığı yavrularının organ indeksleri, vücut kimyasal kompozisyonları ve görünür sindirim katsayıları arasındaki farklılıklar önemsiz, ancak fitaz rasyon fosforunun sindirimi ve sindirilebilir enerji değerleri arasında farklılıklar ise önemli bulunmuştur (P<0,05). Deneme gruplarının viserosomatik (VSI), hepatosomatik (HSI) indeks, kondisyon faktörü (KF) değerleri sırasıyla %12,9-14, %1,17-1,40 ve 1,40-1,45olarak hesaplanmıştır. Deneme sonu balık vücutlarının kuru madde (KM), ham kül (HK), ham yağ (HY), ham protein (HP) ve fosfor bileşenleri sırasıyla %30,7-31,8, %2,2-2,3, %11,8-12,8,%14,5-15,2 ve %0,56-0,62 olarak bulunmuştur. Deneme rasyonların KM, lipit, protein, fosfor ve enerjinin sindirilme oranları sırayla %50-62, %93-96, %79-84, %66-76 olarak tespit edilmiştir. Yem faktörleri deneme grubu balıkların vücut kimyasal kompozisyonlarına, organ indekslerine ve yemlerin sindirilebilirliği üzerine etkilerinin önemsiz olduğu bulunmuştur. Denemede Yem*Fitaz etkileşimi önemsiz bulunmuştur. Bununla birlikte tüm deneme gruplarında da toplam azot (N), partikül azot, partikül fosfor (P), toplam katı madde (atık) salınım değerleri arasındaki farklılıkların da önemsiz olduğu, buna karşın toplam fosfor, çözünmüş fosfor ve çözünmüş azot salınım değerleri arasındaki farklılıklar ise önemli bulunmuştur (P<0,05). Ayrıca fitaz enzimi içeren deneme rasyonlarıyla beslenen bütün gruplarda toplam fosfor, çözünmüş fosfor ve çözünmüş azot deşarj miktarlarının artırmasına karşın partikül fosfor deşarj miktarı azalmıştır (P<0,05). Deneme grubu balıkların toplam azot, tüketimi, kazancı ve tutumu günlük ortalama ağırlık üzerinden 1139-1173 mg/kg, 315-350 mg/kg, %27,2-30,6 ve toplam fosfor tüketimi, kazancı ve tutumu 248-279 mg/kg, 73-82 mg/kg ve %26-33 olarak hesaplanmıştır. Denemede tüm hesaplamalarda "rasyon protein kaynağı (RPK)*Fitaz (F)" faktörleri arasında etkileşimin (interaksiyonun) önemsiz olduğu bulunmuştur. Deneme rasyonlarında fitaz enzimi kullanımı çözünmüş azot, toplam fosfor ve çözünmüş fosfor deşarj miktarının artışına, fındık küspesi ve soya küspesinin rasyonlarda kullanım miktarının azalmasına ya da balık unu miktarının artışına bağlı olarak da tüm deneme gruplarından salınan çözünmüş fosfor miktarının düşüşüne, ancak fitaz enzimini içeren rasyonlarla beslenen tüm gruplarda ise çözünmüş fosfor artışına yol açmıştır.

AlabalıklarBalık unuBalık yemleri+7
Adil Yılayaz
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bakteriyel balık patojenlerinde biyofilm oluşumuna farklı maddelerin in vitro etkisinin tespiti

Bu çalışmada, bakteriyel balık patojenlerinden Staphylococcus warneri, Aeromonas sobria, Yersinia ruckeri, Flavobacterium psychrophilum, Vibrio anguillarum'da adezyon oluşumu ve biyofilm oluşumu incelenmiştir. Ayrıca bu suşlar ile lizozim, malik asit, sarımsak yağı, kekik yağıyla biyofilm inhibisyon testleri ve ahşap, metal, fiberglas, cam gibi farklı materyallerde biyofilm oluşumları araştırılmıştır. Adezyon testinde plaklarda oluşan bir saatlik tutunma incelendiğinde negatif kontrolde 0,036 iken V. anguillarum'da 0,044, A. sobria'da 0,056, S. warneri'de 0,040, Y. ruckeri'de 0,050, F. psychrophilum'da 0,059 absorbans değerleriyle adezyon oluşturduğu bulunmuştur. Adezyon gücü F. psychrophilum'da diğer patojenlere oranla çok daha güçlü olduğu saptanmıştır. Adezyon testinde absorbans değerlerine göre yüzeye yapışma gücü sırayla F. psychrophilum, A. sobria, Y. ruckeri, V. anguillarum, S. warneri olarak belirlenmiştir. Biyofilm tespiti için kullanılan tüp yönteminde F. psychrophilum'da (++), A. sobria'da (++), S. warneri'de (+), Y. ruckeri'de (-), V. anguillarum'da (-) olarak tespit edilmiştir. Tüp testinde tüpün iç yüzeyinde oluşan film tabakasının kalınlığına göre sırayla F. psychrophilum, A. sobria, S. warneri, Y. ruckeri, V. anguillarum olarak belirlenmiştir. En güçlü biyofilm oluşumu F. psychrophilum ve A. sobria'da görülmüştür. Mikroplaklarla yapılan biyofilm testinde plaklarda oluşan biyofilm negatif kontrolde 0,048, S. warneri'de 0,121, A. sobria'da 0,158, Y. ruckeri'de 0,071, F. psychrophilum'da 0,172, V. anguillarum'da 0,212 absorbans değeri tespit edilmiştir. Mikroplak testinde biyofilm oluşumu sırayla V. anguillarum, F. psychrophilum, A. sobria, S. warneri, Y. ruckeri olarak belirlenmiştir. Mikroplak yönteminde en güçlü biyofilm oluşumu V. anguillarum'da bulunmuştur. Kongo red agar testinde biyofilm (slime) oluşturan bakterilerin koloni morfolojisinin renk değiştirmesine göre biyofilm oluşumu sırayla V. anguillarum, A. sobria, S. warneri, F. psychrophilum, Y. ruckeri olarak belirlenmiştir. Kongo red agarda kuru kristalize siyah koloni üreterek en güçlü biyofilm oluşumu V. anguillarum, A. sobria, S. warneri'de bulunmuştur. Pembe renkli koloni üreten F. psychrophilum ve Y. ruckeri bakterileri ise bu teste biyofilm oluşumu göstermemiştir. Mikroplak testindeki biyofilm oluşumu pozitif kontrol olarak değerlendirildiğinde lizozim, malik asit, sarımsak yağı, kekik yağı maddelerinin in vitro antibiyofilm etkisi araştırıldığında bu maddelerin çok etkili bir biyofilm inhibisiyon maddesi olduğu tespit edilmiştir. Ahşap, metal, fiberglas, cam gibi malzemlerde biyofilm oluşumu ile yapılan testlerde patojenlerin tamamının yetiştiricilik tesislerinde birçok alanda kullanılan bu materyallerde biyofilm oluşturduğu kanıtlanmıştır. Genel olarak cam, fiberglas, çelik ve ahşap yüzeylerde biyofilm oluşum gücü sırayla S. warneri, A. sobria, V. anguillarum, F. psychrophilum, Y. ruckeri olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak; S. warneri, A. sobria, V. anguillarum, F. psychrophilum, Y. ruckeri'nin farklı materyallerin yüzeylerinde biyofilm oluşturdukları ve lizozim, malik asit, sarımsak yağı, kekik yağı maddelerinin antibiyofilm maddesi oldukları tespit edilmiştir.

BakterilerBalıklarBiyofilm sistemleri+3
Fethi Filik
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı konsantrasyonlarda kadmiyum ve bakır iyonlarına maruz bırakılan sarıağız balığının (Argyrosomus regius) bazı dokularındaki antioksidant enzim aktivitelerinin incelenmesi

Çevre kirliliğinin bir göstergesi olarak; özellikle yumuşakçalar ve balıklar gibi canlılarda ölçülen metalik kirleticiler, yaşadıkları ortamda bulunan konsantrasyonlarına bağlı olarak belirli, hatta tehlikeli düzeylere erişebilmektedir. Sucul organizmalarda ağır metal birikimi ve bunun söz konusu canlılarda oluşturduğu tahribat ile hasarların araştırılması, bir taraftan ağır metallere karşı duyarlılığı yüksek olan türlerin belirlenmesini sağlarken, diğer taraftan da anılan canlıların vücut mekanizmalarındaki işleyişlerdeki parametrelerde oluşabilecek reaksiyonların saptanması noktasında oldukça önemlidir. Bakır (Cu), metabolik enzimlerin temel bir bileşeni olduğu için canlı organizmalarda hücresel metabolizma için temel bir eser element ve mikro besindir. Bununla birlikte, suda yaşayan hayvanlarda normal seviyelerden yüksek konsantrasyonlarda hücre içi mekanizmalar için toksik olabilmektedir. Kadmiyum (Cd) doğada mevcut, düşük konsantrasyonlarda dahi organizmaları etkileyecek derecede toksik, parçalanamayan, uzun biyolojik yarı ömrü nedeniyle sucul canlılar için atılımı neredeyse imkansız olan ve bu nedenle vücutta çeşitli organlarda birikme eğiliminden dolayı çevresel kaygıları artıran bir elementtir. Sarıağız, Argyrosomus regius, Akdeniz kıyılarında yetiştiriciliği yapılan alternatif bir türdür. İz metaller de dahil olmak üzere A. regius'daki biyokimyasal parametreler diyetten ve deniz suyunun çevresel parametrelerinden etkilenebilmekte ve balık sağlığı ve et kalitesi kısmen deniz suyunun bileşimine bağlı olarak değişebilmektedir. Bu çalışmada, kadmiyum ve bakır iyonlarının A. regius üzerindeki akut toksisitesi belirlenmiştir. İlaveten bu metallerin subletal konsantrasyonlarına kronik olarak maruz bırakılan A. regius'un kas, karaciğer ve solungaç dokularındaki metal birikimi ile bireylerin biyokimyasal aktivitelerindeki değişiklikleri izlemek için süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glukoz 6 fosfat dehidrogenaz (G6PD) ve glutamat piruvat transaminaz (GPT) enzim aktiviteleri ve ayrıca lipid peroksidasyonunun göstergesi olan malondialdehit (MDA) düzeyleri belirlenmiştir. Sarıağız balıklarında bakır ve kadmiyumun 96 saatlik akut toksisite testleri statik deney koşullarında yapıldı ve LC50 probitanaliz metodu ile belirlendi. 96 saatlik LC50 değerleri bakır için 1,643 mg/L ve kadmiyum için 6,699 mg/L olarak tespit edildi. A. regius için bakırın kadmiyumdan yaklaşık 4 kat daha toksik olduğu belirlendi. Subletal konsantrasyonlarda 30 gün süre ile bakır ve kadmiyuma maruz bırakılan balıkların kas, karaciğer ve solungaç dokularındaki metal birikiminin her iki metal için de en fazla karaciğerde, takiben solungaçda ve en az da kas dokusunda olduğu belirlendi. Bu çalışmada bakır ve kadmiyum uygulamaları A. regius dokularında oksidatif stres biyobelirteçlerinde bazı değişiklikler meydana getirmiştir. A. regius'da belirli bir sürede dokularda SOD ve CAT enzim aktiviteleri üzerine bakır ve kadmiyum etkileri akut ve kronik olarak değerlendirildi. Hem 4. Günde hemde 30. günde artan metal konsantrasyonuyla kas ve solungaç dokusunda her iki enzim aktivitesinin arttığı karaciğerde ise azaldığı tespit edildi. Her iki metal de G6PD enzim aktivitesinin karaciğer dokusunda azalmasına, solungaç ve kas dokularında ise artmasına neden oldu. A. regius'da incelenen tüm dokularda artan bakır ortam konsantrasyonu ile GPT enzim aktivitesinin artış gösterdiği, artan kadmiyum ortam konsantrasyonu ile GPT enzim aktivitesinin kas ve solungaç dokusunda artış gösterdiği, karaciğer dokusunda ise azaldığı belirlendi. A. regius'un değişik konsantrasyonlarda bakır ve kadmiyuma maruz bırakılması, kontrol ile karşılaştırıldığında kas, solungaç ve karaciğerde tüm süre boyunca LPO'nun artmasına neden oldu. Ayrıca, en yüksek MDA düzeyindeki artış karaciğerde (% 68), ardından solungaçda (% 37) ve en düşük kas dokusunda (%6) gerçekleşti. İncelenen tüm dokularda meydana gelen lipid peroksidasyonunun konsantrasyona ve süreye bağlı olduğu tespit edildi. Bu çalışma, bakır ve kadmiyumun, balık dokularındaki MDA düzeylerinde belirlenen artışla gösterildiği gibi, oksidatif stresten sorumlu olduğunu ve buna karşılık olarak antioksidan savunma mekanizmalarını etkilendiğini ortaya koymuştur. A. regius'un bakır ve kadmiyuma maruz bırakılmasının lipid peroksidasyonu ve antioksidan enzimler üzerindeki etkisinin, doku, konsantrasyon ve zamana bağlı olduğu bulunmuştur. Bu etkilere, dokuların, işlev, antioksidan kapasiteleri, oksidatif hasara yatkınlık ve serbest radikal oluşturma hızlarındaki farklılıklar sebep olmuştur.

Faruk Pak
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Soya küspesinin pseudotropheus socolofi balıklarında üreme ve büyüme performansı üzerine etkisi

Soya küspesi yüksek oranda fitoöstrojen içeren bir yem hammaddesidir. Bu bitkisel östrojenler, östrojenik veya anti östrojenik özellik göstererek canlının büyüme, üreme organları ve cinsiyet üzerinde etkili olabilmektedirler. Bu çalışma ile, farklı oranlarda (yem endüstrisinde kullanılan oranlar da dahil) soya küspesi ilaveli diyetlerin Pseudotropheus socolofi' nin üreme ve büyüme performansı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla oluşturulmuştur. Her tekerrürde 1 erkek ve 5 dişi ve sırasıyla deneme başı ortalama balık ağırlıkları 5 – 6 g olacak şekilde balıklar tesadüfi olarak yerleştirilmiştir. % 3, % 16, % 27, % 35 ve % 44 soya ilaveli deneme grubu 3 tekerrür olarak oluşturulmuş ve deneme grupları 90 gün boyunca bu diyetlerle beslenmiştir. Deneme sonunda büyüme parametreleri verilerinden spesifik büyüme oranı, ağırlık kazancı ve yaşama oranı verileri değerlendirildiğinde gruplar arasında farklılık tespit edilmemişken (P˃0.05), soya küspesinin oranı artmasıyla ortalama ağırlık, yem dönüşüm oranı açısından olumsuz yönde istatiksel fark belirlenmiştir (P<0.05). Üreme verileri değerlendirildiğinde döllenme oranı, yumurta verimliliği, yumurta açılım oranı, yumurta çapı, gonadosomatik index ve yumurtlayan anaç yüzdesi bakımından gruplar arasında istatiksel farklılık tespit edilmemiştir (P˃0.05). Sonuç olarak % 35 oranına kadar soya küspesi kullanımı büyüme üzerine olumsuz bir etki göstermemiştir. Bununla birlikte % 44' e kadar soya küspesi kullanımının üreme üzerine herhangi bir etkisi tespit edilmemiştir.

Mehmet Pazar
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Levrek (dicentrarchus labrax) larvalarında artemia yerine mikropartikül yem ile beslemenin büyüme ve yaşama oranına etkisi

Bu çalışmada, Levrek (Dicentrarchus labrax) larvalarında artemia yerine mikropartikül yem ile beslemenin büyüme ve yaşama oranı üzerine etkisi belirlenmiştir. Levrek larvalarına 40 gün boyunca uygulanan besleme rejimine göre; kontrol (rotifer+artemia nauplii+metanauplii), grup I (rotifer + Artemia nauplii + Gemma 150 + Gemma 300) ve grup II (rotifer + Gemma 75 + Gemma 150 +Gemma 300) oluşturulmuştur. Denemelerde uygulanan besleme rejimine göre larvaların büyüme ve yaşama oranında önemli farklılıklar saptanmıştır. Larvalarda en yüksek ağırlık artışı kontrol grubunda 31,73±1,04 mg iken en düşük ağırlık artışı artemia yerine mikropartikül yem Gemma75 kullanılan grup II'de 8,35±0,83 mg olarak saptanmıştır. Denemelerde larvalarda en yüksek spesifik büyüme oranı 20-30. günlerde 14,53±0,67 ile kontrol grubunda gerçekleşmiştir. Bununla birlikte 30-40. günlerdeki spesifik büyüme hızına ait değerler kontrol grubu ve grup I'de istatistiki olarak önemsiz iken grup II'de istatistiki olarak farklılıklar göstermiştir. Uygulanan besleme rejimine göre larvalarda ortalama boy değerlerinde 40. günde önemli farklılıklar saptanmıştır. Larvalarda en yüksek boy artışı kontrol grubunda 17,51±0,28 mm iken en düşük boy artışı II. grupta 11,66±0,17 mm olarak bulunmuştur. Denemelerde uygulanan besleme rejimine göre 40. günün sonunda larvaların yaşama oranlarına ait değerlerde kontrol grubu ve grup I'de istatistiki olarak farklılık önemsiz bulunmuştur. Buna göre en düşük yaşama oranı grup II'de, en yüksek oran ise kontrol grubunda % 65,59 ± 10,63 olarak saptanmıştır.

İsa Aydın
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mücevher ciklet (hemichromis guttatus) yemlerine pigment kaynağı olarak kırmızı biber (capsicum annuum) ilavesinin büyüme ve renklenme üzerine etkileri

Bu çalışmada, ortalama 3,42±0,016 g ağırlığındaki mücevher ciklet (Hemichromis guttatus) balıklarının yemlerine %3, %7, %11 ve %15 oranlarında kırmızı biber ilavesi ile beslemenin büyüme parametreleri, yem değerlendirme (FCR), pigmentasyon ve yaşama oranı üzerine etkileri araştırılmıştır. Mücevher balıklarının yemleri izonitrojenik (%37) ve izokalorik (3831 kcal kg-1) olarak hazırlanmış ve balıklar deneme yemleriyle 90 gün beslenmişlerdir. Denemede her bir akvaryuma 15 balık stoklanmış ve deneme 3 tekerrür yapılmıştır. Deneme sonunda yemlere kırmızı biber ilavesinin deneme sonu ağırlık, ağırlık kazancı, spesifik büyüme oranı (SBO) ve yem dönüşüm oranını (YDO) etkilemediği tespit edilmiştir. Kırmızı biber ilavesi ile beslenen balıkların vücutları, kontrol grubuna göre daha iyi renklenme göstermiştir. Kırmızı biber ile beslenen balıklarda a ve b değerleri, istatistiksel olarak önemli bir farklılık göstermemiştir (P>0,05). Sonuç olarak, mücevher ciklet balıklarının yemlerine %3 oranında kırmızı biber ilavesinin renklenme ve büyüme için uygun olduğu tespit edilmiştir.

Ahmet Murat Özdal
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

L-karnitin ile kombine edilen bazı ticari zenginleştirici ürünlerin rotifer (brachionus plicatilis)'in yağ asidi kompozisyonu üzerine etkisi

Bu tez çalışmasında, Algamac 3050 ve Red Pepper'e L-karnitin ilavesinin rotifer (Brachionus plicatilis)'in yağ asidi içeriğine etkisi belirlenmiştir. B. plicatilis'in yoğun üretiminde besin olarak S. parkle kullanılmıştır. Rotiferlere L-karnitin ilaveli ticari ürünler ile kombine olarak; S. parkle (Grup I; Kontrol), S. parkle+ Red Pepper (grup II), S. parkle+ Red Pepper+ L - karnitin (grup III), S. parkle+ L - karnitin (grup IV), S. parkle+ Algamac 3050 (grup V), S. parkle+ Algamac 3050 + L – karnitin (grup VI)'den oluşan zenginleştirme uygulanmıştır. Ticari ürün ile zenginleştirilen B. plicatilis'in yağ asidi kompozisyonunda önemli farklılıklar saptanmıştır. Gruplar arasında en yüksek EPA ve PUFA; S. parkle + Algamac 3050 + L - karnitin ile zenginleştirilen rotiferlerde 12. saatte, en yüksek DHA; S. parkle + Algamac 3050 + L - karnitin ile zenginleştirilen rotiferlerde 6. saatte tespit edilmiştir. Rotiferlerdeki PUFA içeriğine zenginleştirme süresi etkisinin önemli (P<0,05) olduğu görülmüştür.

Münire Memişoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss walbaum, 1972) yumurtalarının dezenfeksiyonunda perasetik asit kullanımı

Bu araştırmada, yeni döllenmiş ve göz lekeli gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) yumurtaları perasitik asitin 0 (kontrol grubu), 0,25, 0,75, 1,25, 1,75 ve 2,5 mg/L konsantrasyonuna 30 ile 60 dakika süreyle maruz bırakılarak kuluçka parametrelerine etkisi tespit edilmiştir. Yeni döllenmiş yumurtalarda; en yüksek döllenme oranı kontrol gruplarında (%99,21±0,02 ve %99,31±0,14) gözlenme oranı ise %93,25±0,92 ile 30 dakika süreyle 0,25 mg/L perasitik asit uygulanan grupta bulunmuştur. Perasetik asit konsantrasyonu ve uygulama süresindeki artışa paralel olarak döllenme ve gözlenme oranında önemli düşüşler olmuştur. Yeni döllenmiş ve göz lekeli yumurtalarda; en yüksek açılma ve serbest yüzmeye geçme oranı sırasıyla %94,45±0,97 ve%88,56±1,22 olarak 30 dakika süreyle 0,25 mg/L perasitik asit uygulanan grupta olmuştur. Yeni döllenmiş yumurtalarda 2,5 mg/L perasetik asit konsantrasyonu ve uygulama süresindeki artışlar açılma ve serbest yüzmeye geçme oranında %15,45±0,69 ve %10,88±0,97'a varan oranlarda düşüşlere yol açmıştır. Bütün parametreler açısından göz lekeli dönemde 0,25 mg/L perasitik asit uygulaması en başarılı sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Yeni döllenmiş ve göz lekeli gökkuşağı alabalığı yumurtalarının kuluçka süresi üzerine perasetik asitin olumsuz etkisi olmamıştır. Yeni döllenmiş dönemdeki ölü yumurtalardan yapılan mikrobiyolojik analizlerdeP0seudomonas sp. (%42) ve Enterobacteriaceae familyasına ait bakterilerin (%35), göz lekeli dönemde ise Enterobacteriaceae familyasına ait bakterilerin baskın türler olduğu görülmüştür.

Bilge Kaan Uzunmehmetoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lavanta (Lavandula angustifolia) ve kimyon (uminum cyminum) uçucu yağlarının sazan balıklarında (Cyprinus carpio l.1758 ) anestezik olarak etkiliğinin araştırılması

Su ürünleri yetiştiriciliğinde anestezikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte kullanılan bazı sentetik anesteziklerin balık ve insanlar üzerinde yan etkilere neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle günümüzde balıklar üzerinde güvenilir ve etkin olan doğal ürün arayışı hızlanmıştır. Bu çalışmada lavanta (Lavandula angustifolia) ve kimyon (Cuminum cyminum) uçucu yağlarının sazan balıkları (Cyprinus carpio L. 1758) üzerinde anestezik etkileri karanfil yağı ve fenoksi etanol ile karşılaştırılarak tespit edilmiştir. Denemede ortalama ağırlığı 10 gr olan sazan balığı kullanılmıştır. Anestezik etkinin tespiti için uçucu yağları 5, 10, 20, 50, 100, 200, 300, 400, 500 mg/L konsantrasyonlarda hazırlanmıştır. Anesteziye giriş ve çıkış süreleri her balık için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Ayrıca uçucu yağların sazan balıkları üzerindeki akut toksisitesi, uçucu yağın farklı konsantrasyonlarına 10 dakika süreyle maruz bırakılan balıklarda LC50 konsantrasyonun tespiti ile belirlenmiştir. Sonuçlar, lavanta yağı ve kimyon yağının dozu arttıkça anesteziye giriş süresinin kısaldığını göstermiştir. Bununla birlikte , bu anesteziklerin dozu arttıkça anesteziden çıkış süresi uzamıştır. Kimyon uçucu yağının 300 mg/L dozu ve lavanta yağının 400 mg/L dozu balıklar üzerinde derin anestezi sağlamıştır. Bu konsantrasyonlarda anesteziye giriş ve çıkış süreleri fenoksi etanol (105,5 ve 115,5 sn) ile karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu süreler sırasıyla kimyon için 187,5 ve 415 sn, lavanta 194 ve 477,5 sn olarak tespit edilmiştir. Sazan balıklarında kimyon uçucu yağı 50 mg/L ve lavanta yağı 200 mg/L konsantrasyonda karanfil yağına benzer sedatif etki göstermiştir. Lavanta yağının 24 saat süreyle 20 mg/L konsantrasyonda balıkların taşıması için kullanılabileceği saptanmıştır. Akut toksisite testi sonucuna göre 10 dakikalık LC50 konsantrasyonu kimyon yağı için 450 mg/L, lavanta yağı için 500 mg/L olarak tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında lavanta ve kimyon yağlarının sazan balıklarında güvenli ve etkin bir anestezik olarak kullanılabileceği saptanmıştır.

Melike Balkaya
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rezene (Foeniculum vulgare miller) ve kimyon (Cuminum cyminum) uçucu yağlarının gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) anestezik olarak etkinliğinin araştırılması

Su ürünleri yetiştiriciliğinde anestezikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte kullanılan bazı sentetik anesteziklerin balıklarda yan etkilere neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca kalıntıya neden olarak insan sağlığı üzerine de olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu nedenle günümüzde sentetik anesteziklere karşı güvenilir ve etkin doğal ürünlerin arayışı hızla artmıştır. Bu çalışmada rezene (Foeniculum Vulgare Miller) ve kimyon (Cuminum cyminum) uçucu yağlarının gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) üzerinde anestezik etkileri fenoksietanol ile karşılaştırılarak tespit edilmiştir. Denemede ortalama ağırlığı 40 gr olan gökkuşağı alabalığı kullanılmıştır. Uçucu yağların gökkuşağı alabalıkları üzerindeki akut toksisitesi, uçucu yağın farklı konsantrasyonlarına 10 dakika süreyle maruz bırakılan balıklarda LC50 konsantrasyonun tespiti ile belirlenmiştir. Anestezik etkinin tespiti için uçucu yağları 10, 20, 50, 100, 150, 200, 300, 400, 500 mg/lt konsantrasyonlarda hazırlanmıştır. Anesteziye giriş ve çıkış süreleri her balık için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Sonuçlar, rezene yağı ve kimyon yağının dozu arttıkça anesteziye giriş süresinin kısaldığını göstermiştir. Bununla birlikte, bu anesteziklerin dozu arttıkça anesteziden çıkış süresi uzamıştır. Kimyon uçucu yağının 100 mg/L dozu ve rezene yağının 400 mg/L dozu balıklar üzerinde derin anestezi sağlamıştır. Bu konsantrasyonlarda anesteziye giriş ve çıkış süreleri fenoksietanol ile karşılaştırıldığında daha uzun olduğu tespit edilmiştir. Bu süreler sırasıyla kimyon için 176 ve 218,5 sn, rezene 188 ve 136,5 sn olarak tespit edilmiştir. Kimyon ve rezene yağlarının 10 ve 20 mg/lt konsantrasyonları ise gökkuşağı alabalığına sedatif etki göstermiştir. Akut toksisite testi sonucuna göre kimyon yağına maruz bırakılan balıklarda 10 dakikalık LC50 konsantrasyonu 275 mg/lt olarak tespit edilmiştir. Rezene uçucu yağı ise test edilen en yüksek konsantrasyonda (500 mg/L) balıklarda ancak % 30 ölüme yol açmıştır. Bu bulgular ışığında rezene ve kimyon yağlarının gökkuşağı alabalıklarında anestezik olarak kullanılabileceği önerilmektedir.

Deniz Uğur
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Japon balık (Carassius auratus, l.1758)'larında yeme ilave edilen probiyotik (Lactococcus lactis subsp. cremoris) ve prebiyotik (Mannanoligosaccharide)'in büyüme performansı ve aeromonas hydrophila'ya karşı hastalık direnci üzerine etkisi

Akvaryum balıklarındaki bakteriyel hastalıklar ciddi ekonomik kayıplara neden olan önemli bir sorundur. Aeromonas hydrophila, Hareketli Aeromonas Septisemi'ye (MAS) sebep olan ana etkendir. Bu çalışmada, japon balıklarının yemlerine probiyotik (Lactococcus lactis subsp. cremoris, LAB), prebiyotik (mannanoligosakarit, MOS) ve simbiyotik (Lactococcus lactis subsp. cremoris ve MOS) ilavesinin büyüme ve A. hydrophila'ya karşı hastalık direnci üzerindeki etkilerini incelemek için bir beslenme çalışması yapılmıştır. Bunun için, japon balıkları (ortalama ağırlığı 4.32 gr ± 0.68) 2 paralel olarak 8 ayrı akvaryuma yerleştirilmiştir. Beslemede kullanılacak yemler, probiyotik (108 kob/g, LAB), prebiyotik (2 g/kg MOS), simbiyotik (108 kob/g LAB + 2 g/kg MOS) ve kontrol grubu (yem katkısı yapılmamış) içerecek şekilde hazırlanmıştır. Deney 8 hafta boyunca akvaryumlarda (70x30x40 cm) yürütülmüştür. 8 haftalık beslemeden sonra, balıklar LD50 dozunda (2,75x104 kob/ml) A.hydrophila ile enfekte edilmiştir. Ölümler 15 gün boyunca takip edilmiş ve hayatta kalma değerleri hesaplanmıştır. Çalışmamız sonucunda, prebiyotik ve probiyotiğin tek başına veya simbiyotik olarak kullanımının büyüme parametrelerini (final ağırlık, spesifik büyüme hızı ve ağırlık artışı) etkilemediği görülmüştür. Probiyotik (Lactococcus lactis subsp. cremoris) ilaveli yemlerle beslenen balıklarda, A.hidrophila'ya karşı koruma sağlanmamıştır. Bununla birlikte, prebiyotik (mannanoligosakarit, MOS) ve simbiyotik (LAB + MOS) ile beslenen gruplarda kontrol grubu balıklarına kıyasla, ölüm oranlarında önemli bir azalma kaydedilmiştir. Prebiyotik ve simbiyotik ilaveli yemlerle beslenen balıklarda RPS değeri 50% olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlar, japon balıklarında Aeromonas hydrophila enfeksiyonuna karşı direnci arttırmak için prebiyotik (MOS) yada simbiyotik (Lactococcus lactis subsp. cremoris ve MOS)'in kullanılabileceğini göstermektedir.

Mehmet Ali Tatlı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Papağan ciklid balığı (Cichlasoma citrinellum x cichlasoma synspilum) yemlerine farklı oranlarda ilave edilen doğal ve sentetik pigment kaynaklarının büyüme ve deri rengi üzerine etkileri

Akvaryum balıklarından olan Papağan ciklid (Cichlasoma citrinellum x Cichlasoma synspilum) balığının derisindeki göz alıcı renkleri, yapısında bulunan pembe- kırmızı karotenoid grubu renk maddeleri sayesinde sağlanmaktadır. Sentetik ve doğal renk maddelerinin derideki birikimlerini karşılaştırılmak amacı ile yapılan bu çalışma; 3 gr'lık Papağan ciklid balıklarında 5 grup ve 2 tekerrür (Kontrol grubu (K0), Karofil Pink (KAP), Haematococcus pluvialis (HP), Kırmızı Pancar ve Karofil Pink (KP+KAP), Kırmızı Pancar ve Haematococcus pluvialis (KP+HP) ile 3 ay süresince beslenmiştir. Toplam canlı ağırlık artışı en yüksek 27,17±1,61 g ile karofil pink içeren grupta ölçülürken en düşük 17,58±1,66 g ile Haematococcus pluvialis ilaveli yem grubunda ölçülmüştür. Yem değerlendirme katsayısı en yüksek 1,47±0,09 ile karofil pink ilaveli yem grubunda ölçülürken en düşük 2,29±0,58 ile Kontrol grubunda ölçülmüştür. Deneme gruplarında derideki kimyasal (spektrofotometrik) ve fiziksel (Hunter L, a, b) ölçümler yapılmıştır. Spektrofotometrik ölçümlere göre en yüksek değer 694,33±407,86 ile karofil pink içeren grupta ölçülürken en düşük değer 278,66±69,17 ile Haematococcus pluvialis içeren yem grubunda izlenmiştir. Fiziksel ölçümlere göre ise Hunter L ve Hunter a değerleri benzer şekilde bulunmuştur. Hunter b değerlerine göre en yüksek değerler KP+HP içeren yem grubunda ölçülürken en düşük K0 grubunda saptanmıştır.

Kerem Ay
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Levrek (Dicentrarchus labrax) larvalarının kortizol seviyeleri üzerine ticari besleme prosedürünün etkileri

Bu çalışmada levrek larvalarının (Dicentrarchus labrax L. 1758) kortizol seviyelerine ve larvaların proteaz aktiviteleri üzerine mikropartikül yemlerin [O.range start (100-200µm, 200-300µm), Gemma Wean (150-300µm, 200-400µm), Samba (300-500µm)] ve zenginleştirilmiş canlı yemlerin [Rotifer, Artemia naupli ve metanaupli] etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Levrek larvalarının proteaz aktiviteleri 22,98 U/mg protein (51. Gün) - 255,63 U/mg protein (11. Gün) arasında değişmiştir. Larvaların canlı ve mikropartikül yemlerle beslenmelerine ve gelişme sürelerine göre proteaz aktivite değerleri arasında farklılıklar Tukey çoklu karşılaştırma yöntemine göre önemli çıkmıştır (P<0.05). Ancak 31-66. günler arasında larvalarının ortalama proteaz aktiviteleri üzerine mikro partikül yemlerin etkilerinin benzer olduğu bulunmuştur (P˃ 0.05). Rotifer, Artemia naupli ve Artemia metanauplinin proteaz aktiviteleri sırasıyla 5.55, 23.45 ve 177.38 U/mg protein olarak saptanmıştır. Levrek larvalarının ortalama kortizol seviyesi en düşük 6. günde 0.0016 ng/g ve en yüksek 56. ve 61. günde 0.0069 ng/g olarak bulundu. Larvaların kortizol seviyeleri arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur (P<0.05). Bu değerler 11. günden itibaren artmaya başlamıştır. Bununla birlikte larvalarn kortizol düzeyleri 26. günden itibaren farklı mikro partikül yemlerin kullanımı ile birlikte artış göstermiştir (P<0.05).

Oğuz Biçer
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eşen Çayı kültür gökkuşağı alabalıklarından (Oncorhynchus mykiss, walbaum) Lactococcus garvieae izolasyonu, identifikasyonu ve antibakteriyel duyarlılığının tespiti

Lactococcus garvieae, farklı coğrafik bölgelerde tatlı ve deniz balığı türlerinde yaygın olarak bildirilen en önemli patojen türlerinden biridir. Bu çalışma da; Eşen çayında faaliyet gösteren gökkuşağı alabalığı işletmelerinden Lactococcus garvieae balık patojeni izole edilmesi, fenotipik ve genotipik yöntemler kullanılarak identifiye edilmesi ve antibakteriyel duyarlılıklarının ticari antibiyotik diskleri kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Eşen Çayı bölgesindeki 3 ayrı işletmeden izole edilen 16 suş geleneksel mikrobiyolojik, API 20 STREP testleri ve moleküler yöntemlerle identifiye edilmiştir. Suşlarının antibakteriyel duyarlılıklarının belirlenmesi amacıyla Muller Hinton Agar üzerinde toplam 32 farklı antibiyotik diski kullanılmıştır. Suşların; ampisilin, trimetoprim / sülfometoksazol, eritromisin, lincomisin, enrofloksasin, gentamisin, oksolinik asit, siprofloksasin, kanamisin, kolistin, ofloksasin, streptomisin, klindamisin, oksitetrasiklin, sefoperazon, flumekuin, tilosin, seftriakson, spektinomisin, norfloksasin, sefalotin, oksasilin, apramisine karşı dirençli, vankomisin, tetrasiklin, nitrofurantoin, kloramfenikol, doksisiklin, penisilin, efuroksim, pristinamisin, amoksilin'e duyarlı olduğu görülmüştür. Antibiyotik grupları arasında örneğin; sülfanomidlere, makrolitlere, aminoglikozidlere %100 dirençli, kinolonlardan nitrofurantoin dışındaki antibiyotiklere dirençli, β-lactam grubundan; penisilin, sefuroksim, amoksilin dışındaki antibiyotiklere dirençli, tetrasiklinlerden; oksitetrasikline dirençli, diğer grubundan kolistine dirençli bulunurken amfenikollere karşı tüm suşlar duyarlı bulunmuştur. Çalışma sonuçları gökkuşağı alabalığı işletmelerinde, bakteriyel patojenlerin ve antimikrobiyal direncin yayılımını önlemek için biyogüvenlik önlemlerin alınması gerektiğini, mikrobiyolojik izlemelerin yapılmasının son derece önemli olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca su ürünleri yetiştiriciliğinde balık hastalıklarına karşı antibiyogram sonuçlarına göre tedaviye başlanması gerektiğini ve antibiyotiklerin kontrollü kullanımının önemini bir kez daha vurgulamıştır.

Sabahat Selmin Çetinkaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalıklarında (oncorhynchus mykiss) mentha piperita ve mentha spicata uçucu yağlarının anestezik olarak etkiliğinin araştırılması

Su ürünleri yetiştiriciliğinde anestezikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte kullanılan bazı sentetik anesteziklerin balıklarda yan etkilere neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca kalıntıya neden olarak insan sağlığı üzerine de olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu nedenle günümüzde sentetik anesteziklere karşı güvenilir ve etkin doğal ürünlerin arayışı hızla artmıştır. Bu çalışmada Mentha piperita L. ve Mentha spicata L. uçucu yağlarının gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, Walbaum) üzerinde anestezik etkileri fenoksietanol ile karşılaştırılarak tespit edilmiştir. Denemede ortalama ağırlığı 15 gr olan gökkuşağı alabalığı kullanılmıştır. Uçucu yağların gökkuşağı alabalıkları üzerindeki akut toksisitesi, uçucu yağın farklı konsantrasyonlarına 10 dakika süreyle maruz bırakılan balıklarda LC50 konsantrasyonun tespiti ile belirlenmiştir. Anestezik etkinin tespiti için uçucu yağları 50, 100, 200, 300, 500 mg/lt konsantrasyonlarda hazırlanmıştır. Anesteziye giriş ve çıkış süreleri her balık için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Sonuçlar, M. piperita ve M. spicata yağının dozu arttıkça anesteziye giriş süresinin kısaldığını göstermiştir. Bununla birlikte, bu anesteziklerin dozu arttıkça anesteziden çıkış süresi uzamıştır. M. piperita ve M. spicata uçucu yağlarının 200 mg/L dozu balıklar üzerinde derin anestezi sağlamıştır. Bu konsantrasyonlarda anesteziye giriş süreleri fenoksietanol (287 sn) ile karşılaştırıldığında daha kısa olduğu tespit edilmiştir. Bu süreler sırasıyla M. piperita ve M. spicata için 169,5 ve 65 sn olarak tespit edilmiştir. Akut toksisite testi sonucuna göre her iki uçucu yağa maruz bırakılan balıklarda 10 dakikalık LC50 konsantrasyonu 150 mg/lt olarak tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında M. piperita ve M. spicata yağlarının gökkuşağı alabalıklarında anestezik olarak kullanılabileceği önerilmektedir.

Onur Özdikyar
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tatlısu ıstakozu (astacus leptodactylus)'nun ontogenik gelişimine bağlı olarak yem formülasyonu

Bu çalışmada, tatlısu istakozu Astacus leptodactylus'un farklı gelişme dönemlerindeki sindirim enzimi aktivitelerinin belirlenmesi, buna bağlı olarak besin taleplerine uygun yem formülasyonunun geliştirilmesi amaçlanmıştır. A. leptodactylus'un embriyonik gelişmesi sırasında proteaz, tripsin ve alkalin fosfataz enzim aktiviteleri incelenmiş, enzim aktivitelerinin embriyonun gelişmesine bağlı olarak değişkenlik gösterdiği ortaya konulmuştur. Proteaz aktivitesinde evre VIII ve XIV'te iki tepe değeri gözlenmiştir. Tripsin aktivitesi embriyonik gelişmenin ortalarına kadar genel olarak yüksek seviyelerde seyretmiş ve evre XII ve XIV'te tepe değerlere ulaşmıştır. Alkalin fosfataz aktivitesi embriyonik gelişmenin sonlarına kadar düşük seviyelerde seyretmiş evre XIII ve XIV'te yüksek seviyelere ulaşmıştır. Elde edilen bu sonuçlar, A. leptodactylus'un embriyonik gelişme evrelerindeki sindirim enzimi aktivite paternlerinin organogenez ve fizyolojik fonksiyonlarla ilişkili olduğunu göstermiştir. A. leptodactylus yavrularının farklı gelişme dönemlerindeki (I-VI. dönem) proteaz, asit proteaz, tripsin ve alkalin fosfataz aktiviteleri de incelenmiş; bunların tümünün yavruların dışardan beslenmeye başlamadan önceki dönemde (I. dönem) mevcut olduğu tespit edilmiştir. Enzim aktiviteleri gelişme dönemlerine bağlı olarak değişmiş, tüm enzim aktivitelerindeki en fazla artış IV. gelişme döneminde gözlenmiştir. Proteaz aktivitesi, kerevit yavrularının dışardan beslenmenin başladığı dönemden sonra gelişmeye bağlı olarak kayda değer miktarda artış göstererek V. dönemde maksimum seviyeye ulaşmıştır. Asit proteaz değerleri, çalışmada seçilen pH seviyelerinde önemli farklılıklar göstermiş (P < 0.0001) ve tüm dönemlerde en yüksek asit proteaz aktivitesi pH 3'te tespit edilmiştir. Tripsin ve alkalin fosfataz enzim aktivitelerinde en fazla artış IV. dönemde gözlenmiştir. Ayrıca, farklı yem hammaddelerin yavruların proteaz aktivitesi üzerindeki etkileri de değerlendirilmiş olup, yem formülasyonunda kullanılabilecek en uygun hayvansal (balık hidrolizatı, ithal balık unu, gammarus, kalamar unu, krill unu) ve bitkisel (mısır glüteni, buğday glüteni, buğday unu) hammaddeler belirlenmiştir. Belirlenen hammaddelerle ideal bir yem formülasyonu oluşturularak mikroyem üretimi sağlanmıştır.

Kamile Gonca Erol
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Balık patojeni staphylococcus warneri, aeromonas sobria, aeromonas hydrophila suşlarının biyofilm oluşturma yeteneklerinin elektron mikroskobi tekniği ile incelenmesi

Bu çalışmada, balık patojeni S. warneri, A. sobria, A. hydrophila suşlarının biyofilm oluşturma yetenekleri elektron mikroskobi ile incelenmiştir. Hasta balıklardan izole edilen S. warneri, A. sobria, A. hydrophila suşlarının biyofilm varlığı elektron mikroskobi ile gözlenmiştir. Biyofilm üreten suşların cam, ahşap, çelik ve fiberglas üzerindeki biyofilm oluşumları SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ile de tespit edilmiştir. Ayrıca suşların biyofilm oluşum ve zamana bağlı olarak göstermiş olduğu gelişimleri 24. saatte ki inkübasyon periyodunda incelenmiştir. Adezyon testinde plaklarda oluşan bir saatlik tutunma incelendiğinde tüm patojen bakterilerin adezyon oluşturduğu bulunmuştur. Adezyon gücü A. hydrophila'da diğer patojenlere nispeten çok daha güçlü olduğu saptanmıştır. Mikroplaklarla yapılan biyofilm testinde tüm bakteriyel balık patojenleri biyofilm oluşturduğu görülmüştür. Mikroplak yönteminde en güçlü biyofilm oluşumu A. hydrophila'da bulunmuştur. A. sobria, S. warneri ve A. hydrophila suşları Congo Red Agarda kuru kristalize siyah koloni üreterek biyofilm (slime) üretimi pozitif bulunmuştur. Sonuç olarak; S. warneri, A. sobria, A. hydrophila nin değişik materyallerin yüzeylerinde biyofilm oluşturması SEM elektron mikroskobu ilede tespit edilmiştir.

Burcu Karaoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültür balıklarından izole edilen Aeromonas hydrophila suşlarında fenolik bileşenlerin çevreyi algılama sistemi üzerine inhibisyon etkisi ve suşlar arasındaki klonal ilişkinin pulsed fıeld jel elektroforez yöntemiyle belirlenmesi

Araştırmada balıklarda ölümcül Motile Aeromonas Septisemisi etkeni virülans faktörlerini çevreyi algılama sistemiyle yöneten toksikolojik açıdan oldukça güçlü Aeromonas hydrophila suşları çalışılmıştır. Hasta balıklardan izole edilen 20 A. hydrophila suşu ile A hydrophila ATCC 7966 referans suşunun antibiyotik direnç profilleri incelenmiş, virülanslardan sorumlu ahyI ve ahyR genleri Polymerase Chain Reaction (PCR) ile araştırılmıştır. Ayrıca bazı fenolik bileşenlerin A. hydrophila suşlarında çevreyi algılama sisteminin yönetimindeki biyofilm, β-hemolitik aktivite, elastolitik aktivite üzerine inhibisyon etkisi araştırılmış ve suşlar arasındaki ilişki Pulsed-Field Gel Electrophoresis (PFGE) yöntemiyle incelenmiştir. A. hydrophila suşları 28 antibiyotiğe karşı taranmış 12 antibiyotiğe dirençli, 14 antibiyotiğe duyarlı, 2 antibiyotiğe orta derecede duyarlı olduğu belirlenmiştir. Antibiyogramda en dikkat çeken suşların tedavide etkili olduğu bilinen oksitetrasikline dirençli oluşudur. PCR analiziyle çevreyi algılama sisteminin yönetimindeki virülans oluşumundan sorumlu ahyI ve ahyR genlerinin ikisi de tüm A. hydrophila suşlarında saptanmıştır. A. hydrophila suşlarında çevreyi algılama sisteminin yönetimindeki virülans faktörleri biyofilm, β-hemolitik aktivite, elastolitik aktivite üzerine inhibisyon etkisi araştırılmak üzere fenolik bileşenlerden gallik asit, rosmarinik asit, vanilik asit kullanılmıştır ve virülans inhibisyon testlerinde taranan fenolik bileşenlerin önemli inhibisyon etkisinin olduğu belirlenmiştir. Özellikle rosmarinik asidin biyofilm üzerine, vanilik asitin β-hemolitik aktivite ve elastolitik aktivite üzerine inhibisyon etkisinin güçlü olduğu bulunmuştur. Sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olduğu (P≤0.05) görülmüştür. PFGE yöntemiyle suşlar arasındaki moleküler epidemiyolojik ilişkinin araştırılmasında 21 A. hydrophila suşunun 17 farklı genotip (pulsotip) oluşturduğu saptanmıştır. Sonuçta A. hydrophila'nın virülansından çevreyi algılama sistemi sorumludur ve bu sayede hastalık sürecini yönetir. Hastalık oluşumunda kritik önemde olan çevreyi algılama sisteminin fenolik bileşenlerle inhibisyonunun sağlanarak aralarındaki iletişimin bloke edilmesiyle hastalıkların kontrol altında tutulması bakterilerle mücadelede önemli bir stratejidir.

Nurdan Filik
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Artemia (Artemia franciscana) ve rotifer (Brachionus plicatilis) üretiminde farklı orjinli emülsiyon yağlarının kullanımı

Bu çalışmada, rotifer (Brachionus plicatilis) ve artemialarda (Artemia franciscana) 2 formüle emülsiyon (Emülsiyon-I ve Emülsiyon-II için besin miktarı; 0.6 g/L) ve 3 ticari ürün (Olio ω-3, Red Pepper ve (n-3) Top Rich; firmanın tavsiye ettiği oranlar) kullanılarak zenginleştirme doz ve sürelerinin (rotifer için: 6-12 saat; artemia için: 12-24 saat) yağ asidi kompozisyonuna etkisi belirlenmiştir. Rotifer kültürlerinde uygulanan besleme rejimine göre popülasyon artışına ait en yüksek birey sayısı 1250  11.54 rot./ml ve büyüme hızı 0.37  0.00 bölünme/gün olarak DHA-Gold + Emülsiyon-II ile beslemede saptanmıştır. Rotiferlerin besinine emülsiyon yağ ilavesinin popülasyon artışına olumlu yönde etki ettiği belirlenmiştir. Rotiferlerin yağ asidi içeriğinde en yüksek EPA: DHA-Gold + Olio ω-3 (% 12.53 ± 0.03), DHA: DHA-Gold + Red Pepper (% 25.49 ± 0.10) ve PUFA: DHA-Gold + Emülsiyon-II (% 39.25 ± 0.01) ile zenginleştirmede tespit edilmiştir. Artemianın yağ asidi içeriğinde en yüksek EPA: Olio ω-3 (% 7.62 ± 0.04), DHA: Red Pepper (% 8.35 ± 0.01), PUFA: Emülsiyon-I (% 43.17 ± 0.08) ile zenginleştirmede belirlenmiştir. Canlı yemlere uygulanan besleme protokolüne göre emülsiyon yağlar ile zenginleştirmede rotiferler için 6 saat, artemia için 24 saat zenginleştirme süresinin PUFA içeriğini artırmada etkili olduğu ortaya konmuştur.

Hasan Batuhan Emre Özdoğan
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Zenginleştirilmiş artemia'nın yağ asidi kompozisyonu üzerine soğuk depolamanın etkisi

Bu çalışmada, zenginleştirilmiş Artemia franciscana'nn yağ asidi kompozisyonu üzerine soğuk depolamanın etkisi araştırılmıştır. A. franciscana zenginleştirilmesinde Selco Presso, Easy DHA Selco, Red Algamac kullanılmıştır. Artemialara ticari firmanın tavsiye ettiği oranlarda 12 saat aralıklı 2 kez besleme uygulanmıştır. Zenginleştirilen artemialar 24 saatlik süre boyunca +4ºC depolanmıştır. A. franciscana'nın soğuk depolama sürelerine göre yağ asidi kompozisyonunda önemli farklılıklar saptanmıştır (P<0.05). A. franciscana'da depolanma süresine göre yağ asidi içeriğinde maksimum PUFA (%49.39±0.01) ve DHA (%19.97±0.01) içeriği Red Algamac ile zenginleştirilenlerde, maksimum EPA (%9.63±0.00) içeriği ise Easy DHA Selco ile zenginleştirilenlerde 24. saatte ile tespit edilmiştir. A. franciscana'nın 24 saatlik soğuk depolama süresi sonunda zenginleştirme yapılan artemialarda PUFA içeriğinin artış gösterdiği belirlenmiştir.

Erhan Çelik
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tatlısu ıstakozu (pontastacus leptodactylus eschscholtz, 1823) yetiştiriciliğinde farklı inkübasyon yöntemlerinin uygulanması ve veba hastalığından ari juvenil elde etme olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada kapalı devre yetiştiricilik sisteminde, tatlısu ıstakozu Pontastacus leptodactylus (Eschscholtz, 1823), juvenil üretimi için uygun inkübasyon tekniğinin belirlenmesi ve kerevit vebasıdan ari juvenil elde etme olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla, öncelikle maternal ve suni inkübasyon üretim tekniklerinin verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Daha sonra suni inkübasyona tabi tutulan yumurtaların farklı konsantrasyonlarda formaldehit (1500, 3000 ve 4500ppm) ve perasetik asit (2, 6 ve 10mg/L) kullanılarak dezenfeksiyonu ile özellikle kerevit vebası etkeninin (Aphonomyces astaci) ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. P. leptodactylus juvenil üretiminde, suni inkübasyon üretim tekniği ile elde edilen ortalama yaşama oranının (%89.12), maternal inkübasyon tekniği ortalamalarına (%18.49-%28.85) göre daha iyi olduğu belirlenmiştir (P<0.001). Suni inkübasyon yönteminde yumurtaların yaşama oranları dezenfeksiyon dozuna bağlı olarak değişim göstermiş olup gruplar arasındaki farklılık istatistiki olarak önemli bulunmuştur. P. leptodactylus juvenillerinde en yüksek yaşama oranı 3000ppm formaldehit uygulanan grupta (%90.63) elde edilirken, en düşük yaşama oranı kontrol grubunda (%77.99) tespit edilmiştir. Yine yaşama oranları bakımından 2mg/L konsantrasyonda (%81.11) uygulanan perasetik asit dozunun dezenfeksiyon için yetersiz kaldığı, 10mg/L perasetik asit (%80.08) ve 4500ppm formaldehit (%79.56) konsantrasyonlarının ise dezenfeksiyon için yüksek doz oldukları tespit edilmiştir (P<0.05). Yumurta dezenfeksiyonu çalışmasının başlangıcında, kerevitlerden alınan doku ve yumurta örneklerinde gerçekleştirilen qPCR analizleri sonucunda kerevit veba etkeni (A. astaci) yönünden pozitif bulgulara rastlanılmış olup kantitatif olarak kerevit dokularındaki etken yükünün yumurtalara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Dezenfeksiyon çalışması sonunda ise I. ve II. dönem juvenil kerevitlerin homojenizatlarından qPCR yöntemi ile analiz edilmiş ve kontrol grubu (dezenfeksiyon uygulanmadı) dahil tüm sonuçların kerevit veba etkeni yönünden negatif olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma ile doğal sularda bulunan ve yetiştiricilikte yararlanılan kerevitlerin A. astaci taşıdığı, bu anaçların yetiştiricilik tanklarında stres durumunda öldüğü ya da sistem suyunu enfekte ettiği ve dolayısıyla üretimin başarısız olmasına neden olduğu doğrulanmıştır. Ayrıca ülkemizde ilk defa kerevit yumurtaları manipüle edilerek kerevit vebasından ari juveniller elde edilmiştir. Çok sayıda sağlıklı P. leptodactylus juvenili elde etmek için suni inkübasyon üretim tekniğinin kullanılması ve yumurtaların gün aşırı dezenfeksiyonu yararlı olacaktır.

Oğuz Yaşar Uzunmehmetoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Japon balıklarından (Carassius auratus) izole edilen aday probiyotik maya suşlarının in vitro probiyotik özelliklerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, japon balıklarının bağırsaklarından izole edilen maya suşları (Cutaneotrichosporon jirovecii jpn01 ve Debaryomyces nepalensis jpn02) in vitro probiyotik özellikler açısından taranmıştır. Öncelikle, maya suşlarının hidrofobisiteleri, safra tuzları ve düşük pH şartlarına toleransları belirlenmiştir. Daha sonra, balık maya suşlarının Lactococcus garvieae'ya antimikrobiyal etkileri ve adezyon (bağlanma) yetenekleri araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, her iki maya suşunun, düşük pH (2, 3) ve farklı safra konsantrasyonlarında (% 0.6, 1 ve %1.5) hayatta kalabildikleri, hidrofobik özellikte oldukları, L. garvieae'ya adezyon yeteneği gösterdikleri saptanmıştır. Bununla birklikte, L. garvieae'ya karşı antimikrobiyal etki göstermemişlerdir. Gelecekte yapılacak çalışmalarda bu maya suşlarının balık yetiştiriciliğinde kullanımları araştırılabilecektir.

DebaryomycesJapon balığıLactococcus garvieae+2
Ozan Gülşen
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalıklarında anestezik madde olarak ocimum basilicum ve eucalyptus globulus'un kullanılması

Bu çalışmada, Ocimum basilicum L. ve Eucalyptus globulus L. uçucu yağlarının gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) anestezik etkileri araştırılmıştır. Denemede anestezik etkinin tespiti için uçucu yağlar 20, 50, 70, 100, 150, 200, 300, 400, 500, 600 mg/L konsantrasyonlarda hazırlanmıştır. Anesteziye giriş ve kendine gelme süreleri her bir balık için ayrı tespit edilmiştir. Gökkuşağı alabalıklarında 70 - 400 mg/L konsantrasyondaki uçucu yağların LC50 konsantrasyonu (10 dakika) belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda, 300 mg/L dozunda O. basilicum ve 400 mg/L dozunda E. globulus uçucu yağlarının gökkuşağı alabalıklarında ideal anestezik etkiler gösterdiği tespit edilmiştir. E. globulus için bu konsantrasyonda derin anesteziye giriş (4. safha) ve kendine gelme süreleri sırasıyla 186 sn. ve 117.5 sn. olarak bulunmuştur. O. basilicum uçucu yağında bu konsantrasyon için anesteziye giriş (4. safha) ve kendine gelme süreleri sırasıyla 220.5 sn. ve 61 sn. olarak tespit edilmiştir. Gökkuşağı alabalıklarında uçucu yağların öldürücü etkisi görülmemiştir. Sonuç olarak, bu çalışma O. basilicum ve E. globulus uçucu yağlarının gökkuşağı alabalığında etkili ve güvenli bir anestezik olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

AlabalıklarAnesteziEucalyptus globulus+1
Ömer Faruk Sabuncu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) anestezik madde olarak kekik (Origanum onites) ve kişniş (Coriandrum sativum) uçucu yağlarının kullanılması

Bu çalışmada, kekik (Origanum onites) ve kişniş (Coriandrum sativum) uçucu yağlarının gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss)'nda anestezik etkileri tespit edilmiştir. Denemede ortalama ağırlığı 10 gr olan gökkuşağı alabalıkları kullanılmıştır. Anestezik etkinin tespiti için uçucu yağlar farklı konsantrasyonlarda (20, 50, 70, 100, 150, 200, 300, 400, 500, 600 mg/L) hazırlanmıştır. Anesteziye giriş ve çıkış süreleri her balık için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Deneme sonunda, alabalıklar 50 ve 70 mg/L kekik uçucu yağı içeren dozda derin anesteziye girmiş, fakat her iki konsantrasyonda da 10 dakikada anesteziden çıkamamıştır. Kişniş uçucu yağı balıklarda en ideal 200 mg/L'de derin anestezi, 50 mg/L'de derin sedasyon yapmıştır. Kişniş uçucu yağı alabalıklarda ölüm yapmamıştır. Deneme sonunda, gökkuşağı alabalıklarında 200 mg/L kişniş uçucu yağının anestezik olarak kullanımının uygun olacağı tespit edilmiştir.

AnesteziGökkuşağı alabalığıKekik+2
Hüsnü Kocaayan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss, Walbaum 1792) mayaların izolasyonu ve probiyotik etkilerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, gökkuşağı alabalıklarının bağırsaklarından probiyotik maya suşlarının izolasyonu, identifikasyonu, in vitro ve in vivo probiyotik özellikleri araştırılmıştır. Bunun için, öncelikle sağlıklı gökkuşağı alabalıklarının bağırsaklarından maya suşlarının izolasyonu yapılmıştır. Daha sonra, izole edilen maya suşlarının bakteriyel balık patojenlerine (Lactococcus garvieae, Vagococcus salmoninarum, Vibrio anguillarum, Yersinia ruckeri ve Aeromonas hydrophila) antimikrobiyal etkileri (çukur difüzyon agar testi) ve adezyon kabiliyetleri, safra tuzlarına ve düşük pH şartlarına toleransları, hidrofobisiteleri ve gökkuşağı alabalıklarındaki patojeniteleri araştırılmıştır. Maya suşlarının tür teşhisleri ITS gen bölgesi sekans analizi ile gerçekleşmiştir. Seçilen aday probiyotik mayalar gökkuşağı alabalıkları yemlerine ileve edilerek 35 günlük besleme denemesi yapılmıştır. Besleme denemesi sonucunda maya suşlarının balıklarda serum immünolojik parametreleri, serum biyokimyası ve L. garvieae'ye karşı hastalık direnci üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, izole edilen iki maya izolatının hidrofobik özellikte olduğu, safra tuzlarına ve asidik şartlara tölerenslı oldukları, patojenlere in vitro antagonizm göstermedikleri, tüm patojenlere adezyon özelliği gösterdikleri ve gökkuşağı alabalıkları için patojenik olmadıkları belirlenmiştir. Maya suşları Candida zeylanoides Y12-3 ve Hyphopichia pseudoburtonii Y12-1 olarak tanımlanmıştır. Maya suşları ile besleme denemesi sonucunda, serumdaki myeloperoksidaz ve lizozim aktiviterlerinin etkilenmediği (P>0.05), serum biyokimyasal parametrelerinden glikoz, total protein, globülin değerlerinin Hyphopichia pseudoburtonii ile beslenen balıklarda kontrol grubu balıklara göre daha yüksek olduğu (P<0.05), kolestrol değerinin Candida zeylanoides Y12-3 ile beslenen balıklarda kontrole göre daha düşük olduğu (P<0.05) tespit edilmiştir. L. garvieae ile deneysel enfeksiyon denemesi sonucunda mayalar ile beslenen balıklardaki ölüm oranlarının kontrol grubuna göre daha düşük olduğu belirlenmiştir (P<0.05). Sonuç olarak Hyphopichia pseudoburtonii Y12-1 ve Candida zeylanoides Y12-3 maya suşlarının, gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinde probiyotik olarak kullanılabilme potansiyeli olmakla birlikte, gelecekte yapılacak çalışmalarda ilave in vivo testlerle probiyotik etkilerinin araştırılması faydalı olacaktır.

MayaOncorhynchus mykissProbiyotikler
Özge Çaylı Bektaş
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki yetki alanları göz önüne alınarak Türk denizciliği ve deniz kaynaklarının kullanım potansiyeli

Doğu Akdeniz zengin canlı ve cansız doğal kaynakları ile jeopolitik konumu sebebiyle oldukça önemlidir. Jeopolitik konumu ve zengin doğal kaynakları sebebiyle Doğu Akdeniz üzerinde egemenlik kurma amacıyla rekabet bulunmaktadır. Doğu Akdeniz'de çok sayıda kıyıdaş devletin bulunması ve bazı devletlerin kışkırtıcı tutumları sebebiyle deniz yetki alanlarının tespit edilmesi oldukça güçleşmektedir. Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC ve Libya ile anlaşmalar imzalanarak Doğu Akdeniz üzerinde deniz yetki alanlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu tez çalışmasında, deniz yetki alanlarına ilişkin terimler ve uluslararası hukuk kuralları tarafından oluşturulan ilkeler doğrultusunda deniz yetki alanlarının tespitine ilişkin sorulara cevaplar aranmaktadır. Deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin sorulara cevap ararken benzer özelliklere sahip bazı uluslararası yargı kararları da incelenmiştir. Bu çalışmada ayrıca Doğu Akdeniz'e kıyıdaş devletlerin birtakım politikalarından bahsedilmiştir. Sonuç olarak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları sınırlarına ilişkin uluslararası hukuk kuralları ve ilkeleri doğrultusunda kazanılmış hakları ve deniz kaynaklarını kullanım potansiyeli bir kere daha vurgulanmıştır.

Doğal kaynaklarDoğu AkdenizMünhasır ekonomik bölge+1
Koray Kıray
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalıklarında yeme ilave edilen sarımsak (Allium sativum), adaçayı (Salvia officinalis) ve kekik (Origanum vulgare) bitkilerinin büyüme performansı ve antioksidan enzim aktiviteleri üzerine etkisi

Ülkemizde su ürünleri üretiminde levrek, çipura ve alabalık olmak üzere üç önemli türün üretimi yapılmakta olup bu türler içerisinde en yüksek üretim miktarı alabalıklara aittir. Su ürünleri üretiminde mikrobiyal hastalıklar nedeniyle ekonomik kayıplar ortaya çıkmaktadır. Avrupa Birliğinde 2006 yılından sonra antibiyotiklerin profilaktif amaçla yemlere ilave edilmesi yasaklanmıştır. Dolayısıyla alternatif ürünler olarak tıbbi aromatik bitki türlerinin patojen bakterilere karşı doğal antibakteriyel ürünler olarak kullanılabileceği bildirilmektedir. Dünyada yapılan araştırmalarla tıbbi bitki uçucu yağların bakteri ve mantar türleri üzerine antimikrobiyal özellikleri olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada ile sarımsak, kekik ve adaçayı toz-yağ katkılı diyetlerle beslenen gökkuşağı alabalığında antioksidan enzim aktivitesi ve büyüme değerleri belirlenmesi amaçlandı. Çalışmada yeme sırasıyla %1 ve %5 diyet seviyelerinde uçucu yağlar ve bitki tozları eklendi. Sonuçlar, sarımsak tozu ve yağıyla beslenen balıkların, kontrol ve diğer gruplardan önemli ölçüde daha yüksek nihai ağırlık artışına sahip olduğunu gösterdi. Kekik tozu ve yağının ilavesinde, kontrol grubuna kıyasla katalaz aktivitesinin yüksek bir değere sahip olduğu belirlenmiştir (P<0.05).

Ada çayıAntioksidan enzimlerEnzim aktivitesi+3
Önder Toprak Ergül
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Protein oranları farklı yemlerin Avrupa Yayın Balığı (Silurus glanis L., 1758) yavrularının büyüme performansı, yem değerlendirme ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi

Bu çalışmada iki farklı ağırlığa (5 g ve 100 g) sahip avrupa yayın balığı (Silurus glanis) yavrularının yem rasyonunda gereksinim duyduğu optimum protein oranının belirlenmesi amaçlanmıştır. Buna istinaden iki aşamaya sahip çalışmada 5 g ağırlığa sahip yavrular için kontrol (45/15), 35/8, 40/8, 45/8 ve 50/8, 100 g ağırlığa sahip yavrular için ise kontrol (45/15), 30/8, 35/8, 40/8 ve 45/8 protein/lipid oranına sahip yemler hazırlanarak her bir aşama için 90 gün boyunca yavrular beslenmiştir. Toplam 411 gün süren tezin saha çalışmasından elde edilen veri ve örneklerin fiziko kimyasal, biyometrik, morfometrik, sindirilebilirlik ve yem analizleri yapılarak istatistiksel değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Biyometrik veriler baz alındığında en iyi değerler diğer gruplara kıyasla enerji düzeyi yüksek olan kontrol(45/15) grubunda elde edilirken, hemen ardından her iki yavru ağırlığı için en iyi değerler %40 proteine sahip 40/8 grubundan elde edilmiştir. Spesifik büyüme oranı verilerinin kullanılarak yapılan kırık çizgi regresyon analizi neticesinde yem rasyonunda optimum protein düzeyinin 5 g'lık yavrular için %40.68, 100 g'lık yavrular için ise %39.98 olduğu tavsiye edilmektedir. Elde edilen sonuçlar yapılan literatür çalışmaları ile örtüştürken, tez çalışmasında yapılan birçok analiz ile Avrupa yayın balığı yavrularının yem rasyonunda gereksinim duyduğu optimum protein oranının belirlenmesinde daha detaylı bir sonuç ortaya konulmuştur. Bu tez çalışması ile avrupa yayın balığına özgü ticari yem üretimine katkı sağlanması, bu sayede avrupa yayın balığı yetiştiriciliğinin ülkemizde yaygınlaşmasının desteklenmesi hedeflenmiştir.

BeslemeProtein oranıSilurus glanis+2
Muhammet Hayati Kayhan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss) yetiştiricilik tesislerinin yapısal analizi: Hakkari ili örneği

Bu çalışma Hakkâri İlinde faaliyet gösteren gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) işletmelerinin yapısal analizi, kuruluş aşamaları, sahip oldukları kaynaklar, personelin öğrenim durumları ile kullanılan kaynaklar irdelenerek karşılaşılan sorunlar ortaya konulmuş bu alanda faaliyet gösterecek diğer girişimcilere yol gösterici bir kaynak olması amaçlanmıştır. İşletmelerin kaynak suyu ve dere suyunda üretim yaptıkları ve su kaynağına ortalama uzaklıklarının 1.2 km olduğu görülmüştür. Suyun işletmelere ve havuzlara ulaştırılmasında PVC kapalı boru sistemi ve beton, toprak, yan duvarları toprak kanaletler kullanılmakta olup suların yılda 2-3 gün hafif düzeyde bulanık olduğu ve önlem olarak da çökeltme havuzu kullandıkları ve balıklara belli bir süre yem vermedikleri bildirilmiştir. İncelenen işletmelerin tamamında hazır yemlerin tercih edildiği, ancak kullanılan yemlerin pahalı olmasından dolayı ekonomik açıdan zorluk yaşandığı belirlenmiştir. İşletmelerin tümünde yem deposunun bulunduğu ve günlük yemleme periyodunun yavrularda ve büyütmede 2-6 öğün, anaçta ve damızlıkta 1-3 öğün olarak gerçekleştirildiği görülmüştür. İşletmelerde yıllık kullanılan yem miktarının 50-114 ton arasında değiştiği tespit edilmiştir. Ayrıca, FCR bilgisi sadece tek bir işletmeden alınmış olup bu rakam 1.2 olarak verilmiştir. Tüm işletmeler içerisinde sadece bir tanesinin yatırım kredisi ve işletme kredisi kullandığı tespit edilmiştir. Kredi faizlerinin yüksek ve miktarlarının düşük olması gibi nedenlerden dolayı kredi çekmenin zor olduğu bildirilmiştir. İşletmelerin tümü su ürünleri teşviklerinin yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu tez çalışmasında gökkuşağı alabalığı üretiminde önemli bir potansiyele sahip olan Hakkari ilindeki işletmelerin yapısal olarak incelenmesi ile mevcut profilin değerlendirilmesi sağlanmış, aynı zamandan ileride bu bölgeye yatırım yapmayı planlayan girişimcilere önemli bilgiler sunulması amaçlanmıştır.

Balık yetiştirmeGökkuşağı alabalığıHakkari+2
Fatih Ünal
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Citronella (Cymbopogon winterianus) ve palmarosa (Cymbopogon martinii) uçucu yağlarının gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss) üzerindeki anestezik etkinliğinin araştırılması

Bu çalışmada gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss) citronella (Cymbopogon winterianus) ve palmarosa (Cymbopogon martinii) uçucu yağlarının anestezik ve histopatolojik etkileri araştırılmıştır. Denemede ortalama ağırlığı 50 gr olan balıklar kullanılmıştır. Anestezik etkinliğin belirlenmesi için her iki uçucu yağ farklı konsantrasyonlarda (25, 50, 75, 100 ve 200 mg/L) hazırlanmıştır. Her balık için anesteziye giriş ve çıkış süreleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Daha sonra anestezik olarak etkili konsantrasyondaki uçucu yağların balık dokuları üzerindeki histopatolojik etkileri incelenmiştir. Bu çalışma sonucunda geraniol, citronella (%57.84) ve palmarosa uçucu yağları (%82.23) için majör bileşen olarak tespit edilmiştir. Genel olarak, citronella ve palmarosa yağının konsantrasyonu arttıkça balıkların anestezi indüksiyon süresi azalmıştır. Bununla birlikte, anestezik konsantrasyonun arttışına bağlı olarak balıkların kendine gelme süreleri uzamıştır. Deneme sonucunda citronella ve palmarosa uçucu yağlarının 50 mg/L konsantrasyonu alabalıklar üzerinde en ideal anesteziyi sağlamıştır. Bu konsantrasyonda derin anesteziye giriş ve kendine gelme süreleri sırasıyla citronella uçucu yağı için 203.33 ve 123.67 sn, palmarosa yağı için 184.33 ve 61.67 sn olarak tespit edilmiştir. Histopatolojik bulgulara göre her iki uçucu yağın solungaç, deri ve karaciğer üzerinde herhangi bir patolojik etki yaratmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında citronella ve palmarosa yağlarının gökkuşağı alabalıkları için güvenli ve etkin bir doğal anestezik ajan olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.

AnesteziCymbopogon martiniiGökkuşağı alabalığı+1
İsmail Hakkı Öztuna
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792)'nda infeksiyöz pankreatik nekrosiz virüs (IPNV)'ünün araştırılması

Bu tez çalışmasında; Muğla İli Seydikemer İlçesi Eşen çayı üzerinde bulunan 3 adet gökkuşağı alabalığı işletmesinden alınan örneklerde eş zamanlı ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (Real Time Reverse transcription polymerase chain reaction) (rRT-PCR) yöntemi IPNV varlığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda işletmelerden Mart-Nisan 2023 tarihleri arasında 0,5-120 g ağırlığındaki 120 (30 adet rRT-PCR, 30 histopatoloji, 30 bakteriyolojik inceleme, 30 parazitolojik inceleme için) maribund gökkuşağı alabalığı seçilmiştir. Enfekte balıklarda rRT-PCR için steril antibiyotikli (10000 IU/ml penisilin+10 mg/ml streptomisin) Phosphate-buffered saline (PBS) içine 10 gr ve altı ağırlığa sahip balıklar bütün olarak alınmış, 20 gr üstü olan balıkların pankreas, böbrek, dalak ve karaciğerleri alınmıştır. Histopatolojik inceleme için küçük balıkların karnı kesilerek, büyük balıkların karaciğer, pankreas, bağırsak ve solungaçları %10 formalin solüsyonu içerisine alınarak tespit edilmiştir. Maribund balıklarda klinik ve otopsi bulguları; asites, renkte koyulaşma, ekzoftalmus, deride lezyonlar, gözde kanama, kasta erime, solungaçlarda anemi, iç organlarda peteşiyal kanamalar, böbrekte erime, sarı eksudat, karaciğerde hemoraji, dalakta büyüme olarak gözlemlenmiştir. Yapılan rRT-PCR çalışması sonucunda 3 işletmenin her birinde 0,5-120 gr ağırlığındaki örneklenen bireylerde prevalansın %100 olduğu saptanmıştır. Histopatolojik çalışmada; pankreas, karaciğer, mide, bağırsak ve solungaçlarda patolojik değişiklikler gözlemlenirken özellikle pankreasın asinar hücrelerinde yoğun nekroz odakları ve karaciğerde inklüzyon cisimcikleri gözlenmiştir.

Şeydanur Kan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı bitki uçucu yağlarının nanoemülsifiye formlarının gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss)'ndaki beyaz benek (Ichthyophthirius multifiliis) enfeksiyonu üzerine terapötik etkilerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, beyaz benek (Ichthyophthirius multifiliis) enfeksiyonu geçiren 5-10 gram ağırlığındaki gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss)'nda ardıç (Juniperus excelsa Bieb.), biberiye (Rosmarinus officinalis) ve zerdeçal (Curcuma longa L.) bitkilerinden elde edilen uçucu yağların nanoemülsifiye formlarının terapötik etkileri incelenmiştir. Çalışma, 10 gün banyo tedavisi ve 14 gün oral tedavi uygulamalarıyla gerçekleştirilmiştir. Tedavi etkinliği; malondialdehit (MDA), glutatyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), vitamin A ile E seviyeleri, hayatta kalma oranı (RPS) ve histopatolojik olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, ardıç, biberiye ve zerdeçal nanoemülsiyonlarının, in vitro ortamda 100 μl/ml konsantrasyonunda parazitin tüm safhalarına karşı %100 etkili ve 50 μl/ml konsantrasyonunda da oldukça etkili (%59-83) olduğu bulunmuştur. Banyo ve oral tedavi gruplarında kontrol grubuna göre RPS değerleri anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (P<0.05). MDA düzeylerinin banyo tedavisinde biberiyeye göre ardıç ve zerdeçalda yüksek olduğu, oral tedavi grubunda ise zerdeçalın (200 μl/ml) negatif kontrolle istatistiki olarak benzerlik gösterdiği belirlenmiştir (P<0.05). GSH düzeylerinin banyo grubunda biberiye ve ardıç 100 μl/ml ile oral tedavide biberiye 200 μl/ml ve zerdeçal 100 μl/ml konsantrasyonlarının kontrol grubu ile benzer olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). GSH-Px düzeyleri banyo grubunda biberiyenin her iki konsantrasyonu ile ardıç 50 μl/ml ve zerdeçal 100 μl/ml ve oral tedavi grubunda ise biberiye100 μl/ml konsantrasyonu hariç kontrol grubuna göre yüksek olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Oral tedavide vit. E seviyesinin ardıç ve biberiye (100 μl/ml) de oldukça yüksek olduğu, vit. A seviyesinin ise bütün gruplarda değişiklik göstermediği belirlenmiştir. Histopatolojik olarak formaldehit uygulanan ve hasta balıklara göre ardıç ve biberiyenin daha pozitif bir etki gösterdiği de belirlenmiştir.

Antioksidan aktiviteNanoemülsiyonOncorhynchus mykiss+1
Mevlüt Nazıroğlu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyetsel çörek otu (Nigella sativa L.,1758)'nun Helix aspersa maxima (MULLER 1774)'nın büyüme, histoloji, bakteriyel yük, oksidatif stres ve biyokimyasal paramatreler ile hastalığa direnç etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, çörek otu (Nigella sativa L., 1758)'nun farklı oranlarına (%0.5, %1 ve %2) bağlı olarak hazırlanan yem rasyonlarının Helix aspersa maxima (MULLER 1774)'unun beslenmesinde kullanılabilirliği ve sindirim sistemlerinde bakteriyolojik yük, histolojik, antioksidan aktiviteleri ve biyokimyasal etkisi araştırılmıştır. Araştırmada ortalama ağırlığı 15 g±0.01 olan 600 adet H. aspersa maxima'ya çörek otundan %0.5, %1 ve %2 oranlarında katılan yem ile 30 gün boyunca besleme denemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, en düşük ağırlık kontrol grubunda gözlenirken, en yüksek ağırlık artışı çörek otu %0.5 ve %1 grubunda gözlenmiştir (p<0.05). Deneme sonunda kasta ve sindirim sisteminde toplam mezofilik aerobik bakteri (TMAB) sayısı incelenmiş çörek otu %0.5 oranınında beslenen gruplarda kasta 1.621 log/g iken bağırsakta çörek otu %0.5 oranında beslenen gruplarda 1.773 log/g tespit edilmiştir. Çörek otu ile beslenen gruplarda histolojik olarak kas, bağırsak ve hepatopankreas dokularında inceleme yapılmış, kontrol grubunda hücreler normal iken, farklı çörek otu içeren dietlerle beslenenlerin organlarında doz artışına paralel olarak histopatolojik bulgular görülmüştür. H. aspersa maxima'nın hepatopankreasında süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve malondialdehit (MDA) düzeylerine bakılarak süperoksid dismutaz (SOD) ve malondialdehit (MDA) düzeylerinde kontrol grubuna kıyasla artış, katalaz (CAT) düzeyinde azalma tespit edildi. Deneme sonunda biyokimyasal analizler için hepatopankreasta alanin transaminaz (ALT), gama glutamil transferaz (GGT), alkalen fosfataz (ALP), albumin (ALB), laktat dehidrogenaz (LDH) ve glikoz düzeyleri incelenmiş ve çörek otu ilave edilen H.aspersa maxima'nın kontrol grubuna oranla olumlu etki yaptığı tespit edildi. Mevcut bulgular ışığında çörek otu içeren yemlerle beslenmesi incelendiğinde %1 oranına kadar verilebileceği düşünülmektedir.

Gülden Yazar
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Isparta bölgesi'nde gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss)'nda viral hastalıkların tespiti üzerinde bir araştırma

Bu tez çalışmasında; Isparta ilinde Aksu ilçesi, Çandır ve Çukurköy'ünde bulunan gökkuşağı alabalığı işletmelerinden alınan yavru gökkuşağı alabalıkları dokularında moleküler yöntem ile infeksiyöz pankreatik nekrozis (IPN), viral hemorajik septisemi (VHS) ve infeksiyöz hematopoietik nekrozis (IHN) virüslerinin varlığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu bölgelerde bulunan üç işletmeden hasta balık örnekleri alınmıştır. Alınan balık örneklerinin dokularından homojenizatlar hazırlanmıştır. Hazırlanan homojenizatlar real-time revers-transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (rtRT-PCR) metodu ile araştırılması yapılan bu viral ajanlar yönünden incelenmiş ve histopatolojik çalışmaları yürütülmüştür. Isparta bölgesindeki işletmelerden alınan hasta gökkuşağı alabalıklarında rtRT-PCR metodu ile IPNV tespit edilirken, VHSV ve IHNV tespit edilmemiştir. Örneklemenin yapıldığı işletmelerde mortalite oranının %90 olduğu görülmüştür. Hasta balıkların iç ve dış bakısında dönme hareketi, renkte koyulaşma, ekzoftalmus, karında şişlik, solgun karaciğer, iç organlarda peteşiyal kanamalar, sarı eksudat, midede şeffaf sıvı gözlenmiştir. Hasta balıkların histopatolojik incelemesinde enfekte balıkların pankreas hücrelerinde belirgin nekrozlar, karaciğer ve kalpte nekroz ve infiltrasyonlar gözlenmiştir.

Gökkuşağı alabalığı
Ali Özdamar
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kerevitlerin (Pontastacus leptodactylus Esch, 1823) yaşama payı protein ve enerji gereksinimlerinin faktöriyel yaklaşımla belirlenmesi

Tüm dünyada yeni türlerin yetiştiricilik yoluyla üretimine yönelik artan bir ilgi vardır. Bu türlerden birisi de dar kıskaçlı kerevittir (Pontastacus leptodactylus). Kerevitin kontrollü şartlarda yetiştirilebilmesi için, temel besin maddelerinin gereksinim düzeylerinin tahmin edilerek, türe özgü yem formülasyonları geliştirmek önemli bir önceliktir. Bu öncelik için en kısa yol faktöriyel yaklaşımdır. Bu tez araştırmasında kullanılan faktöriyel yaklaşımda kerevitin yaşama payı protein ve enerji gereksinimleri ile protein ve enerjinin kullanım etkinlikleri tespit edilmiştir. Bireysel bölmelerde tutulan başlangıç ağırlığı 0.70±0.02 g olan kerevitler dört farklı yemleme düzeyi (açlık, düşük, orta ve yüksek yemleme) ile 29 gün boyunca yemlenmişlerdir. Deneme sonunda kerevitin yaşama payı protein ve enerji gereksinimi sırasıyla 1.67 mg/kg vücut ağırlığı0.7/gün ve 44.77 kJ/kg vücut ağırlığı0.8/gün olarak tespit edilmiştir. Protein ve enerjinin kullanım etkinliği sırasıyla 0.413 ve 0.279 olarak tahmin edilmiştir. Araştırma sürecinde beslenen kerevitlerden ve literatürden toplanan verilere dayanarak kerevitin büyüme potansiyeli; Büyüme (mg/gün) = 25.006 x0,7512; (R² = 0.8998) olarak tahmin edilmiştir. Farklı boylarda kerevitin tüm vücut besin madde kompozisyonu (nem, protein, lipit, kül ve enerji) büyüklük ile ilişkili bulunmadığından, besin madde gereksinimlerinin tahmininde ortalama veriler kullanılmıştır. Toplanan veriler ışığında 50 g büyüklüğe kadar kerevitin protein ve enerji gereksinimleri ile protein/enerji (g/MJ) oranları hesaplanmıştır. Protein/enerji gereksinimlerinin değiştiği kritik ağırlıklar 4 ve 20 g olarak tahmin edilmiştir. Kerevitlerin yem spesifikasyonları, 4 g ağırlığa kadar 20 MJ enerji ve %57 protein, 20 g'a kadar 19 MJ enerji ve %50 protein, 20-50 g arasında 18 MJ enerji ve %45 protein olarak önerilmiştir. Bu veriler, kerevite özgü yemlerin formülasyonunu sağlayarak yetiştiriciliğinin geliştirilmesinde önemli bir eksikliği giderecektir.

EnerjiKerevit
Fırat Erdoğan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sonrası Isparta ili su ürünleri tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi

Bu çalışmada Isparta İlinde yaşayan bireylerin COVİD-19 pandemi sonrasındaki su ürünleri tüketim alışkanlıkları değerlendirilmiştir. Çalışma Şubat-Mayıs 2022 tarihleri arasında Isparta'da yaşayan 388'i erkek ve 344'ü kadın olmak üzere toplam 732 birey ile anket yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki bireylerin kırmızı eti birinci sırada (%32.10), ikinci sırada tavuk etini (%18.00), üçüncü sırada balık etini (%16.00) tükettikleri tespit edilmiştir. Çalışmada bireylerin COVİD-19 pandemi sonrasında et ürünü tercihlerini değiştirmediği (%66.10) belirlenmiştir. Bireylerin en fazla tükettiği tatlı su balığı sazan (%46) iken, deniz balığı olarak hamsiyi (%45.20) tercih ettiği saptanmıştır. Bireylerin su ürünlerinin besinsel değeri hakkında bilgiye sahip (%79.90) olduğu ve balığı %70.00'ının taze olarak tükettiği, tüketim şekli olarak da en fazla kızartmayı (%32.70) tercih ettiği belirlenmiştir. COVİD-19 pandemi sonrası kaliteli ve güvenli gıda kaynağı olarak balık başta olmak üzere su ürünleri tüketim alışkanlığındaki değişim değerlendirildiğinde; bireylerin %67.50'sinin su ürünleri tüketim alışkanlıklarının değişmediği, %32.50'sinin ise değiştiği tespit edilmiştir. Bireylerin kültür (%35.40) ve doğal balık (%64.60) tüketim tercihlerinin farklılıklar gösterdiği, COVİD-19 salgını sonrası kültür-doğal balığı tercihlerinin ise değişmediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Isparta, COVİD-19 Pandemi, Su ürünleri, Tüketim alışkanlıkları

Vedat Gençler
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Civanperçemi (Achillea millefolium) ve melisa (Melissa officinalis) uçucu yağlarının gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss) üzerindeki anestezik etkinliğinin araştırılması

Bu çalışmada gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss) civanperçemi (Achillea millefolium L.) ve melisa otu (Melissa officinalis L.) uçucu yağlarının anestezik etkileri araştırılmıştır. Denemede ortalama ağırlığı 50 g olan balıklar kullanılmıştır. Anestezik etkinliğin belirlenmesi için her iki uçucu yağ farklı konsantrasyonlarda hazırlanmıştır. Her balık için anesteziye giriş ve çıkış süreleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Daha sonra anestezik olarak etkili konsantrasyondaki uçucu yağların balık dokuları üzerindeki histopatolojik etkileri incelenmiştir. Bu çalışma sonucunda melisa uçucu yağında ana bileşenlerin trans-caryophyllene, citral ve germacrene olduğu tespit edilmiştir. Civanperçemi bitkisinde ise ana bileşenler pinene, sabinene, trans-caryophyllene ve eucalyptol (1,8-cineole) olarak bulunmuştur. Genel olarak, melisa ve civanperçemi yağının konsantrasyonu arttıkça balıkların anesteziye giriş süreleri kısalmıştır. Gökkuşağı alabalıklarında derin anesteziye giriş ve çıkış süreleri ele alındığında, melisa uçucu yağının en ideal anestezik konsantrasyonu melisa uçucu yağı için 200 mg/L, civanperçemi için 400 mg/L olduğu tespit edilmiştir. Bu konsantrasyonlarda balıkların derin anesteziye giriş ve çıkış süresi melisa yağı için 117.67 sn ve 96.33 sn; civanperçemi yağı için 132.00 sn ve 225.67 sn olduğu saptanmıştır. Histopatolojik bulgulara göre her iki uçucu yağın solungaç, deri ve karaciğer üzerinde herhangi bir patolojik etki yaratmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında melisa ve civanperçemi yağlarının gökkuşağı alabalıkları için güvenli ve etkin bir doğal anestezik ajan olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.

Cem Kadeş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Investigation of the probiotic effects of lactobacillus sakei 2-3 and Candida zeylanoides y12-3 strains in rainbow trout (Oncorhynchus mykiss, walbaum 1792)

This thesis aimed to evaluate individual and combined effects of candidate probiotic strains C. zeylanoides Y12-3 and L. sakei 2-3 on growth, hematological parameters, serum immunological parameters, serum biochemistry, histopathology, histomorphology, expression of genes related to immunity and antioxidant enzyme activities and disease resistance against L. garvieae in rainbow trout. For this, the fish were fed with 4 different feeds (control, L. sakei 2-3, C. zeylanoides Y12-3 and L. sakei 2-3+C. zeylanoides Y12-3) for 60 days. After the experiment, growth parameters, serum glucose levels, serum lysozyme activity, and expression of genes related to immunity and antioxidant status in fish were increased in the probiotic groups. Triglyceride levels were lower in the probiotic groups than in the control group, and serum ALT levels were not affected. Histopathological examinations revealed reversible changes in the foregut, anterior kidney and liver, especially in fish in the C. zeylanoides and L. sakei + C. zeylanoides groups and their observation frequency was moderate. The frequency of histological changes detected in the liver in the L. sakei 2-3 group was found to be rare.The villus width and the number of goblet cells increased in the foreguts of the fish in the probiotic groups, except for the L. sakei 2-3. However, respiratory burst activity, superoxide anion production, expression of genes related to immunity (IgM, IL-B1, lysozyme, TNF-α, HSP70) and antioxidant enzyme activities (GPX, GST, SOD) and survival after challenged with L. garvieae were higher in L. sakei group compared to the C. zeylanoides.

Rainbow troutLactic acid bacteriaMaya+1
Mohanad Dheyaa Taha Taha
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeme ilave edilen yeşil ceviz kabuğu ekstraktı ile biyosentezlenmiş gümüş nanopartiküllerin gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss, walbaum, 1792) sağlığı üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada; yeşil ceviz kabuğu (YCK) ekstraktı kullanılarak biyosentez yoluyla elde edilen gümüş nanopartiküllerin (AgNP) gökkuşağı alabalıklarında büyüme, histoloji, immün sistemine ve antoksidan aktivite ile Aeromonas sobria' ya karşı hastalık direnci üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ortalama 10g ağırlığındaki balıklar 30 gün boyunca 0 µg/Kg (Kontrol), 10 µg/Kg ve 15 µg/Kg oranlarında yeşil ceviz kabuğu ekstraktı ilaveli, 10 µg/Kg ve 15 µg/Kg oranlarında yeşil sentezlenmiş AgNP ilaveli yemlerle beslenmiştir. Besleme denemesinden sonra 10 µg/Kg AgNP ile beslenen grupta büyüme indeksleri istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur. İmmünolojik parametrelerde, tüm gruplarda serum toplam protein seviyelerinde istatistiksel bir fark görülmemiştir. Serum lizozim aktivitesi kontrolden yüksek ancak, ekstrakt ve AgNP grupları arasında istatistiksel olarak fark tespit edilmemiştir. IgM seviyeleri 10 µg/Kg AgNP ile beslenen grupta en yüksek seviyede çıkmıştır. Karaciğer dokularından yapılan antioksidan aktivite seviyelerinde; 10 µg/Kg AgNP grubundaki balıklarda, diğer tüm gruplara kıyasla önemli ölçüde daha yüksek CAT ve MDA seviyeleri gözlemlenmiştir. Karaciğer ve böbrek histolojisinde tüm gruplarda herhangi bir doku hasarı tespit edilmemiştir. Gen ekspresyonunda β-aktin referans gen, IL-1b, TNF-a, TGF-b ve IL-10 hedef gen olarak kullanılmıştır. Tüm genlerin gruplar arasında ekspresyon düzeyleri incelendiğinde 10 µg /kg AgNP grubunun diğer gruplardan daha yüksek ekspresyon düzeyi ile immünite açısından önemli olduğu görülmüştür. Deneme sonunda A. sobria LD60 dozu 108 kob/ml 0.1 ml intraperitoneal olarak uygulanmış ve 10 µg/kg AgNP ile beslenen balıkların hayatta kalma oran %83 olarak gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, 10 µg/Kg AgNP dozunun alabalık yetiştiriciliğinde balık sağlığını iyileştirmek ve hastalıklardan korunmada kullanılma potansiyeli olduğu düşünülmektedir.

Pınar Yıldırım
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı göllerden avlanan tatlı su levreğinin (perca fluviatilis L. 1758) morfolojik ve filogenetik ilişkilerinin karşılaştırılması

Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin farklı göl ve barajlarından temin edilen tatlı su levreği (Perca fluviatilis) popülasyonlarının morfolojik, fizyolojik ve genetik özellikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, türün üretim potansiyeli bağlamında farklı çevresel koşulların etkileri ve üretim metodolojileri irdelenmiştir. Araştırmada toplam 12 farklı lokasyondan örneklenen bireyler üzerinde morfometrik ölçümler yapılmış; büyüme parametreleri ve kondisyon faktörleri hesaplanmıştır. Moleküler düzeyde ISSR (Inter Simple Sequence Repeat) markörleri kullanılarak genetik çeşitlilik analiz edilmiş; dendrogram ve PCA analizleri ile popülasyonlar arası genetik farklılıklar belirlenmiştir. Ayrıca fizyolojik analizlerde, seçilen lokasyonlara ait bireylerde oksidatif stres belirteçleri (SOD, CAT, GSH, GSH-Px, MDA) ölçülerek, çevresel koşulların biyokimyasal etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, tatlı su levreği popülasyonları arasında morfolojik farklılıklar olduğunu ve bu farklılıkların habitat koşulları, beslenme rejimi ve su parametrelerine bağlı olarak şekillendiğini göstermektedir. Genetik analizler, coğrafi izolasyonun genetik çeşitliliği etkilediğini ortaya koyarken; fizyolojik bulgular, çevresel stresin antioksidan savunma sistemlerini modüle ettiğini göstermiştir. Sonuç olarak, P. fluviatilis'in üretiminde başarı sağlanması için popülasyon bazlı farklılıkların dikkate alınması gerektiği ve yerel adaptasyon kapasitesine sahip bireylerin tercih edilmesinin üretim verimliliğini artırabileceği önerilmektedir.

AkuakültürGenetikPerca fluviatilis+1
Kamil Atsatan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Spirodiklofen'in sazan balıkları (Cyprinus carpio, linnaeus 1758) üzerindeki histopatolojik, serum biyokimyasal parametreleri ve antioksidan enzim aktiviteleri üzerine etkileri

Spirodiklofen (SPF), özellikle iki noktalı kırmızı infestasyonuna karşı turunçgiller, yumuşak ve sert çekirdekli meyveler ile kabuklu yemişlerde kullanılan etkili bir akarisittir. Tarım alanlarından drenaj kanalları ve buharlaşma yoluyla akuatik ortama taşınan SPF, balıklarda toksik etkilere yol açabilmektedir. Sazan balığı (Cyprinus carpio), SPF'nin etkilerini değerlendirmek için uygun model organizma olarak seçilmiştir. Balıklar 21 gün boyunca SPF'ye (0; 0,05; 0,1 ve 0,3 mg/L) maruz bırakılmıştır. Histopatolojik incelemeler, hepatopankreas, bağırsak, gonad ve solungaç dokularında hücresel dejenerasyon ve inflamasyonu ortaya koymuştur. Antioksidan enzim aktiviteleri ve oksidatif stres belirteçleri incelendiğinde, katalaz (CAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve peroksidaz (POD) aktiviteleri ile çözünebilir protein seviyeleri 0,1 mg/L SPF'ye kadar yükselmiş, konsantrasyon arttıkça azalma göstermiştir (p<0,05), Malondialdehit (MDA) seviyeleri ise SPF konsantrasyonunun artmasıyla anlamlı şekilde yükselmiştir (p<0,05). Serum biyokimyasal parametreler açısından, toplam protein (TP), albümin (ALB) ve toplam kolesterol (CHOL) değerlerinde artan konsantrasyona bağlı olarak azalma; kreatinin (CRE) ve ürik asit (UA) düzeylerinde ise anlamlı artışlar (p < 0,05) saptanmıştır. SPF maruziyeti ile oluşan tepkileri değerlendirmek için antioksidan serum biyokimyasal parametreleri üzerinde Temel Bileşen Analizi (PCA) uygulanmıştır. Sonuç olarak, elde edilen bulgular SPF'nin balıklarda oksidatif stres, biyokimyasal bozulmalar ve doku hasarı yoluyla toksisiteye neden olabileceğini göstermekte ve bu durumun akuatik ekosistemler için potansiyel bir risk faktörü olduğunu ortaya koymaktadır.

Cyprinus carpioHematolojiHistopatoloji+2
İkbal Demet Nane
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki farklı illerde yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) popülasyonlarının genetik çeşitliliğinin MTDNA bölgesinden dizi analizi ile belirlenmesi

Bu çalışma, Türkiye'nin farklı illerinde ticari olarak faaliyet gösteren gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) popülasyonlarının mitokondriyal DNA (mtDNA) sitokrom b (cyt-b) gen bölgesine dayalı genetik çeşitliliğini ve yapısını incelemektedir. Çalışma kapsamında toplam 14 ildeki 98 bireyden alınan örneklerde 754 baz çiftlik (bp) sitokrom b geni çoğaltılmış ve hizalama sonrası 726 bp'lik dizi analiz edilmiştir. Dört nükleotidin (sitozin, timin, adenin ve guanin) ortalama frekansları sırasıyla %26.2, %24.9, %26.2 ve %22.8 olarak bulunmuş; A + T içeriğinin (%51) G + C içeriğinden (%49) daha yüksek olduğu belirlenmiştir. 14 popülasyondan toplam 645 polimorfik lokus tespit edilmiş ve 50 farklı haplotip tanımlanmıştır. Haplotip çeşitliliği (Hd) 0.91 ile 0.48 arasında, nükleotid çeşitliliği (π) ise 0.26 ile 0.00 arasında değişmiştir. En yüksek genetik çeşitlilik Tokat ve Van popülasyonlarında, en düşük ise Elazığ ve Kahramanmaraş popülasyonlarında gözlenmiştir. AMOVA analizleri, genetik çeşitliliğin %71.1'inin popülasyonlar arasında, %28.9'unun ise popülasyonlar içinde olduğunu göstermiştir. İkili FST değerleri 0.38 ile 0.99 arasında değişmiş ve ortalama FST değeri 0.71 olarak bulunmuştur, bu da popülasyonlar arasındaki genetik farklılaşmanın yüksek olduğunu göstermektedir. Filogenetik analizler, popülasyonların iki ana gruba ayrıldığını ve bu grupların kendi içinde farklı alt gruplar oluşturduğunu göstermiştir. Özellikle Kahramanmaraş ve Elazığ popülasyonlarının diğer popülasyonlardan belirgin şekilde farklılaştığı gözlenmiştir. Sonuç olarak bu bulgular, Türkiye'deki gökkuşağı alabalığı popülasyonlarının genetik çeşitliliğinin ve yapısının belirlenmesi açısından önemli bilgiler sunmaktadır. Çalışma, bu popülasyonların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için genetik çeşitliliğin korunmasının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca gelecekteki genetik araştırmalar ve koruma stratejileri için önemli bilgiler sunmakta ve uzun vadeli izleme programlarının gerekliliğine işaret etmektedir.

İsmet Beyaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Levrek (Dicentrarchus labrax, L.) juvenillerinde probiyotik kullanımının gelişim ve büyüme performansına olan etkileri

Bu çalışmada 4 farklı bakteri türü içeren probiyotik eklenmiş yemlerle beslenen levrek (Dicentrarchus labrax, L.) juvenillerinde gelişim ve büyüme performansları incelenmiştir. Bu kapsamda, deneme grubunda probiyotik bakteriler (Lactobacillus casei, Lactobacillus plantarum, Phodopseudomonas palustris ve Saccharomyces cerevisiae) pelet yeme spreyleme yöntemi ile eklenmiş (A grubu), kontrol grubunda ise herhangi bir probiyotik uygulaması yapılmamıştır (B grubu). 45 gün süren deneme süresince büyüme, spesifik büyüme oranı, yem değerlendirme oranı, yaşama oranı ile asit ve alkalin proteaz aktiviteleri incelenmiştir. Deneme sonunda, ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı ve alkalin proteaz aktivitesi açısından deneme grubu ile kontrol grubu arasında önemli farklılıklar tespit edilirken (p<0,05) boyca büyüme, yaşama oranı ve asit proteaz aktivitesi, açısından fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, probiyotik uygulamasının levrek juvenillerinde büyüme parametrelerinde önemli artışlara ve olumlu gelişmelere etki ettiği tespit edilmiştir.

Ahmet Arda Aydın
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı düzeydeki manyetik alanların erken dönemdeki çipura (Sparus aurata, L.) yumurta ve larvalarında gelişime olan etkisi

Bu çalışmada üç farklı manyetik alanın çipuralarda (Sparus aurata) embryonik gelişim, büyüme parametreleri, sindirim fizyolojisi (iç besin reservlerinin kullanımı), yumurta ve vitellüs kesesinin oksidatif durumu (süperoksit dismutaz ve katalaz) ve sindirim enzimleri (total proteaz) aktivitesi incelenmiştir. Bu amaçla S. aurata yumurtaları doğal üreme sezonunda kuluçkahaneden alınıp deney tanklarına taşınıp dört gruba ayrılmıştır. Benzer olarak, yeni çıkan larvalarda dört gruba ayrılmıştır. Manyetik alanlar neodyum mıknatıslarla 1, 3 ve 5 mT olmak üzere üç farklı seviyede uygulanmıştır. Kontrol grubu manyetik alana maruz bırakılmamıştır. Yumurtanın embriyolojik gelişimi 3 ve 5 mT gruplarında hızlanmıştır, bu gruplar 1 mT grubuna göre nispeten daha önce yumurtadan çıkmıştır. Yumurta açılım oranları açısından 3mT ve 5mT grupları diğer gruplara göre önemli farklılıklar göstermiştir. Besin keseli larvalarda ise manyetik alan uygulamaları büyüme parametreleri üzerinde önemli farklılıklar yaratmamasına rağmen antioksidan ve sindirim enzimleri aktivitesinde önemli yükselmelere neden olmuştur. Larva yaşama oranı açısından ise 5 mT grubu diğer deneme gruplarına göre önemli farklılık göstermiştir.

Gökmen Yoldaş
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ili kara midye (Mytilus galloprovincialis, lamarck 1819) yetiştiriciliği ve potansiyeli

Bu çalışmada İzmir'de yetiştiriciliği yapılan kara midyenin (Mytilus galloprovincialis, Lamarck 1819) Gülbahçe Körfezi ve Çandarlı Körfezi olmak üzere iki farklı istasyonda ki potansiyeli, et verimi ve kondisyon indeksindeki değişimler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışma süresince bazı önemli su parametreleri oksijen, sıcaklık, pH, klorofil-a ve seston miktarı takip edilmiştir. Gülbahçe Körfezi'nde sıcaklık değerleri 14,2-27 °C, Çandarlı Körfezi'nde ise 14,6-27,2 °C arasında değişim göstermiştir. Gülbahçe Körfezi'nde maksimum klorofil-a 1,08 µg/l ve Çandarlı Körfezi'nde 3,07 µg/l olarak Ağustos ayında tespit edilmiştir. Maksimum seston miktarı Gülbahçe Körfezi'nde 6,2 mg/l, Çandarlı Körfezi'nde 10,36 mg/l hesaplanmıştır. Et verimi Gülbahçe Körfezi istasyonunda 15,57±0,56 ile 22,41±0,75 aralığında; Çandarlı Körfezi istasyonunda 13,84±0,35 ile 18,78±0,60 aralığında bulunmuştur. Kondisyon indeksi Gülbahçe Körfezi istasyonunda 10,80±0,44 ile 19,92±1,43; Çandarlı Körfezi istasyonunda 6,45±0,42 ile 16,47±0,89 bulunmuştur. Sonuç olarak Gülbahçe Körfezi'nde et verimi ve kondisyon indeksi Çandarlı Körfezi'ne kıyasla daha yüksek tespit edilmiştir.

İlknur Zorlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda glisirizik asit kullanımının levrek (Dicentrarchus labrax) juvenillerinde büyüme parametrelerine etkisi

Bu çalışmada farklı oranlarda glisirizik asit (GA) eklenen yemlerle beslenen levrek (Dicentrarchus labrax) juvenillerinde büyüme parametreleri, spesifik büyüme oranları ve yaşama oranları incelenmiştir. Bu kapsamda, 100 günlük levrek juvenilleri (5,6±0,3 cm; 1,6±0,2 g) 3 tekrarlı 4 farklı deneme grubunda stoklanmış ve GA, extruder yeme 3 farklı oranda (2 ml.kg-1, 4 ml.kg-1 ve 6 ml.kg-1) spreyleme yöntemi ile homojen şekilde eklenmiş ancak kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Toplamda 30 gün süren denemeler sonunda, 4 ve 6 ml.kg-1 oranında GA ile beslenen gruplardan elde edilen büyüme parametreleri kontrol ve 2 ml.kg-1 gruplarına göre farklı bulunurken (p<0.05), spesifik büyüme oranı ve yaşama oranları açısından farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, 4 ve 6 ml.kg-1 oranında uygulamasının levrek juvenillerinde büyüme parametrelerinde önemli artışlara neden olduğu tespit edilmiştir.

İbrahim Köse
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sarıağız (Argyrosomus regius) juvenillerinde probiyotik kullanımının gelişim ve büyüme performansına olan etkileri

Bu çalışmada Lactobacillus casei, Lactobacillus plantarum, Rhodopseudomonas palustri ve Saccharomuces cerevisiae olmak üzere 4 adet probiyotik bakterisi püskürtme yöntemiyle pelet yemlere eklenmiş ve sarıağız (Argyrosomus regius) juvenillerindeki gelişim ve büyüme performanslarına olan etkileri incelenmiştir. Gruplar 3 tekrarlı olacak şekilde tasarlanmış ve deneme grubunun yemlerine 10 ml.kg-1 olacak şekilde probiyotik eklenirken, kontrol grubuna ise herhangi bir probiyotik ilavesi yapılmamıştır. Deneme sonunda elde edilen verilere bakıldığında probiyotik eklenmiş yemler ile beslenen grupta total boy 13,03±0,61 cm, ağırlık 21,08±1,26 gr, yaşama oranı %85,2±4,12, spesifik büyüme oranı %1,62±0,1.gün-1, yem dönüşüm oranı ise 1,22±0,1 olarak tespit edilmiştir. Kontrol grubundaki veriler incelendiğinde ise total boy 12,01±0,83cm, ağırlık 19,21±1,52 gr, yaşama oranı %73±5,53, spesifik büyüme oranı %1,46±0,1.gün-1, yem dönüşüm oranı ise 1,35±0,2 olarak tespit edilmiştir. Elde edilen bu veriler değerlendirildiğinde total boy ve ağırlıkta önemli bir fark görülmezken (p>0.05), spesifik büyüme oranı, yem dönüşüm oranı ve yaşama oranlarındaki farklılık istatistiki açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05).

Güneş Yaman Yoldaş
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılan yem verme ve izleme sistemlerinin araştırılması

Su Ürünleri yetiştiriciliği, Akuakültür geçtiğimiz son 10 yılda dünyada ve Türkiye'de hızla gelişen bir sektör olmuştur. Son yıllarda büyük bir hızla gelişen su ürünleri yetiştiriciliği, gelecek yıllar için de önemli bir sektör olma özelliğini sürdürecek ve dünya pazarındaki yerini ileriye götürerek koruyacaktır. Bu çalışma, Şubat 2013 ve Haziran 2014 yıllarında sürdürülmüş, son değerlendirme Mayıs 2019 tarihine kadar devam etmiştir. Bu çalışmada, otomasyon amaçlı olarak kullanılan barge, yem verme tekneleri ve izleme sistemleri için Ege, Akdeniz, Doğu Anadolu bölgelerinde olmak üzere; 93 adet pasif yemlik, 187 adet otomatik yem sistemi, 106 adet yem verme teknesi ve 82 adet barge olarak belirtilmiştir. Bu amaçla 15 adet firmada yapılan anket sonucunda hem ithal hem de yerli yem verme ve kamera sistemleri gözlenmiştir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde her aşamada mekanizasyon ve otomasyon uygulamalarına rastlanmaktadır. Genel olarak akuakültür çalışmalarının denizlerde yapılıyor olması ve besleme ile ilgili otomasyon uygulamalarının önemini arttırmıştır. Buna paralel olarak balık çiftlikleri ile ilgili yasa mevzuatının 2009 yılında değiştirilmesiyle, işletmeler kıyıdan açık denize taşınmıştır. Maliyetlerde artış olmasına karşın, üretim kapasiteleri ve miktarları hızla artmıştır. Sektörün büyümesi ile birlikte işletmelerdeki rutin işlemlerin insan gücüyle yapılması daha güç bir hal almıştır. Bu nedenle modern ekipman ve otomasyon kullanımı zorunlu hale gelmiştir. Genel olarak uygulamaların yem verme sistemlerinde yoğunlaşması bu çalışmanın ana hedefini oluşturmuştur. Balık üretim maliyetleri hızla artarken bunların satış fiyatları son 10 yıl içinde fazla değişim göstermemiştir. Bu durumda üreticiler minimum maliyet ile yetiştiricilik yapmak durumunda kalmaktadır. Su ürünleri besleme ve yemleme çalışmaları, bir işletmenin en önemli faaliyetlerinden biri olduğu kadar yoğun iş gücü gerektiren ve zaman kaybına yol açan bir çalışmadır. Sonuç olarak; otomasyon ile işletmelerde ki iş gücünü ve zaman kaybının önlenmesi ve uzun vadede ekonomik bir geri dönüşümün olması sağlanabilecektir. Bu çalışmada akuakültür işletmelerinde uygulanan besleme sistemlerinin ve izleme ve kontrol sistemlerinin ülkemizdeki durumu, dağılımı, tedarikçi firmaların durumu ile özellikle yaygın kullanıma ulaşan Barge Sistemleri, bunların teknik özellikleri ile Su ürünleri Yetiştiriciliği açısından önemi ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Anahtar sözcükler: akuakültür, balık besleme sistemleri, mekanizasyon, otomasyon, izleme, Barge (platform).

Cenk Çalışkan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Trança (Dentex gibbosus) yumurtalarının morfometrik özelliklerinin tanımlanması

Bu çalışmada son yıllarda kültürü yapılan potansiyel yeni türler arasında değerlendirilen trançanın yumurta özellikleri ve kalite kriterleri incelenmiştir. Bu kapsamda doğal üreme periyodunda anaçlardan alınan yumurtalar 19,5±0,3 °C'de inkube edilmiş ve 39 saatin sonunda açılım %87,6±0,4 oranında gerçekleşmiştir. Yumurta çapı 0,728±0,056 mm, yağ damlası çapı ise 0,144±0,002 mm olarak ölçülmüştür. Yumurtalara ait morfometrik karakterlerden yumurtası ve yağ damlası çaplarının yanında vitellüs kesesi, yumurta ve yağ damlası alanları incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Sonuçta trança yumurtalarının Sparid üyelerinin yumurta özelliklerine yakın sonuçlar göstermesi, ortalama yumurta çapının vitellüs kesesi çapına oranının 1'e yakın olması, yağ damlasının sayısının tek olması, şeklinin küresel ve homojen olması trança yumurtasının ideal bir larva kültürü için gerekli yumurta kalite kriterlerine sahip olduğunu göstermiştir.

Ozan Oktay
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yetiştiriciliğinde uzatılmış ışıklandırma süresinin gelişime etkisi

Bu çalışmada, gün ışığı süresinin uzatılmasının gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinde büyüme parametrelerine etkisi incelenmiştir. Denemede 3 adet havuz kullanılmış ve her havuz üçe bölünmüştür. Çalışmada 2700 adet balık kullanılmıştır. 3 ayrı fotoperiyot rejimi (18A/6K, 24A/0K ve kontrol grubu) uygulanan balıklara günde 2, 3, 4 defa doyuncaya kadar yem verilmiştir. 125 gün süren denemede başlangıç ağırlıkları ortalama 31.39±0.26 olan balıklar sırasıyla 18A/6K(A) grubunda ortalama 272.03±3.49gr, 24A/0K(B) grubunda ortalama 271.65±3.92gr, kontrol grubunda(C) ise ortalama 255.22±3.61gr ağırlığa ulaşmışlardır. A,B ve C gruplarında FCR değerleri sırasıyla 0.987, 0.890 ve 1.13 olarak hesaplanmıştır. En yüksek yaşama oranı A(18A/6K) grubunda bulunmuştur. Balık eti analizleri incelendiğinde ise ham protein bakımından en iyi grup kontrol grubu(C) olmuştur. Kondüsyon faktörü incelendiğinde en iyi sonuç 24A/0K (B) Grubunda belirlenmiştir. Araştırma sonunda, 18A:6K ışık rejimi uygulamasının gökkuşağı alabalıklarının büyüme ve gelişme performansı üzerine olumlu etkileri olduğu bulunmuştur.

Şeyda Göktay
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00