Biruni University
Discipline

Department of Educational Sciences

Biruni University

3,524

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Probleme dayalı öğrenme yaklaşımının etkililiği: Bir meta-analiz çalışması

Bu çalışmanın amacı, probleme dayalı öğrenme (PDÖ) yaklaşımının öğrencilerin akademik başarıları ve derse yönelik tutumları üzerindeki etkisini meta-analiz yöntemiyle belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda yurt içinde ve yurt dışında yayımlanmış çalışmalara yönelik alanyazın taraması yapılmıştır. 2010-2020 yılları arasında yayımlanmış, meta-analiz çalışmasına dâhil edilme kriterlerine, araştırma problemine uygun ve yeterli istatistiksel verilere sahip yüksek lisans tezi, doktora tezi ve makaleler çeşitli ulusal ve uluslararası veri tabanlarından taranarak incelenmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından dâhil etme kriterlerine uygun olarak hazırlanmış bir kodlama formu kullanılmıştır. Alanyazın taraması sonucunda akademik başarı ile ilgili 77 adet çalışmanın, derse yönelik tutum ile ilgili 30 adet çalışmanın dâhil etme kriterlerini karşıladığı belirlenmiştir. Yapılan araştırmanın bağımlı değişkenleri PDÖ yaklaşımının akademik başarı ve derse yönelik tutum üzerindeki etki büyüklükleri; bağımsız değişkenleri ise öğrenim düzeyi ve yayın türü olarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde, çalışmaların etki büyüklükleri ve genel etki büyüklüğünü hesaplayabilmek için Comprehensive Meta Analysis v3.0 (CMA) İstatistiksel Paket Programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, PDÖ yaklaşımının akademik başarı üzerinde olumlu ve geniş düzeyde (ES=0,979) bir etkiye sahip olduğu; derse yönelik tutum üzerinde olumlu ve düşük düzeyde (ES=0,426) bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca PDÖ yaklaşımının akademik başarı ve derse yönelik tutum üzerindeki etki büyüklüğü değerleri öğrenim düzeyi ve yayın türüne göre karşılaştırılmıştır. PDÖ yaklaşımının akademik başarı ve derse yönelik tutum üzerindeki etki büyüklüğü değerlerinin öğrenim düzeyi ve yayın türüne göre farklılaşmadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda uygulamaya ve araştırmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Meta-analiz, Probleme Dayalı Öğrenme (PDÖ) Yaklaşımı, Tutum.

Akademik başarıLisansüstü tezlerMakale+4
Burcu Özgül
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Endişe inançları ölçeği geliştirilmesi ve endişe inançlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada Endişe İnançları Ölçeği geliştirmek ve endişe inançlarını çeşitli değişkenler açısından incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda; birinci aşamada, nitel görüşmeler ardından madde havuzu hazırlanmış ve uzman görüşleri alınmıştır. 55 maddelik ölçek, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 809 kişiye uygulanmıştır. Elde edilen verilere açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde SPPS 26.0 paket programı kullanılmış ve ölçek; 27 madde, 3 faktör ile toplam varyansın %59,375'ini açıklayacak biçimde oluşturulmuştur. Ölçek maddelerinin toplam madde korelasyonlarının .33 ile .61 arasında arasında değer aldığı gözlemlenmiştir. Açımlayıcı faktör analizinin ardından doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve madde faktör yük değerlerinin katsayılarının .58 ile .92 arasında değer aldığı gözlemlenmiştir. Ölçek 3 faktör ile doğrulanmış ve faktörler, sırasıyla; endişelenmeye dair olumlu inançlar, endişlenmenin tehlikeli veya zararlı olduğu inancı ve endişelenenin kontrol edilemeyeceği inancı olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin, ölçüt geçerliğini tespit etmek amacıyla tüm boyutlar, Endişenin Sonuçları Ölçeği'nin alt boyutları ve Endişe ile İlgili Olumlu İnançlar Ölçeği'nin toplam puanıyla karşılaştırılmış ve yeterli uygunluk tespit edilmiştir. Ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için Cronbach Alpha ve Spearman Brown katsayıları hesaplanmış ve sırasıyla .891, .751 olarak elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, değişkenler arasındaki fark incelenmiş; ikili değişkenlerde t testi, 3 ve daha fazla değişkenlerde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Değişkenler arası fark incelemesinde; cinsiyet, bölüm, öğrenim kademesi, doğum sırası değişkenlerinde anlamlı farklılık tespit edilirken; yaş düzeyi, aile bütünlük durumu, anne yaşam durumu, baba yaşam durumu, yaşamın büyük çoğunluğunun geçtiği yer, algılanan sosyal ekonomik düzey, psikolojik travma, fiziksel travma ve psikolojik yardım alma değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Endişe, Endişe inançları, Ölçek geliştirme

AnksiyeteAnksiyete duyarlılığıDurumluk-Sürekli Kaygı Envanteri+5
Umut Aydoğdu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğretmenlerinin örgütsel adalet ve iş doyumu algıları arasındaki ilişki

Örgütlerin hedeflerini gerçekleştirebilmeleri her şeyden önce iş görenleri arasında sağlayacağı adalete bağlıdır. Adalet, kişiler arasında birliktelik ve uyumu sağlayan en önemli unsurlardan biri olarak algılanmaktadır. Bir örgütte iş görenler, örgütsel kaynakların, dağıtım kararlarının alınmasında izlenen süreçlerin ve bu süreçlerin uygulanması esnasında, kişilerarası ilişkilerin adil bir şekilde algılanabilmesi açısından örgütsel adalet kavramına oldukça önem vermektedirler. Zira iş görenlerin iş doyumu, işten ayrılma niyeti, yönetime güven ve örgütsel bağlılıkları gibi çok sayıda iş gören davranışı, onların örgütleriyle ilgili adalet algılarından kaynaklanmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı lise öğretmenlerinin örgütsel adalet ve iş doyumu algıları arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın evrenini Bitlis ilinde 2012-2013 öğretim yılında eğitim-öğretim faaliyetlerini aktif bir şekilde sürdürmekte olan liselerde görev yapan 888 yönetici ve öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine, Bitlis merkez, Adilcevaz, Ahlat ve Tatvan ilçelerinde bulunan liselerde görev yapan 401 yönetici ve öğretmene ulaşılmıştır.Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Minnessota Doyum Ölçeği ve Örgütsel Adalet Ölçeği?nden ?Örgütsel Adalet? ve ?İş Doyumu? ölçekleri aracılığıyla elde edilen verilerin analizinde özel paket programlarından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, t testi, Mann Whitney U testi, One Way ANOVA, Kruskal Wallis H ve Pearson korelasyon testleri yapılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, katılımcılar örgütsel adaletin bütün boyutlarında katılıyorum düzeyinde görüş belirtmektedirler. İş doyumu ölçeğinde yer alan maddelere yönelik katılımcı görüşlerinin Kararsızım ve Memnunum aralığına denk geldiği belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre örgütsel adaletin tüm (dağıtımsal, işlemsel ve etkileşimsel) alt boyutlarında erkek katılımcıların algıları kadın katılımcıların algılarından daha yüksektir. İş doyumu algılarında anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen erkek katılımcıların algıları kadınlardan yüksektir. İş doyumu ile örgütsel adaletin üç alt boyutu arasında korelasyon analizi yapılarak, aralarında .01 düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. İş doyumu ile dağıtımsal adalet, işlemsel adalet ve etkileşimsel adalet boyutları arasındaki ilişki orta düzeyde anlamlı ve pozitiftir. Diğer taraftan, örgütsel adaletin alt boyutları arasındaki ilişki, bu boyutların iş doyumu ile olan ilişkisinden daha güçlüdür. Örgütsel adalet ve iş doyumu arasında olumlu ve çok önemli bir ilişki vardır. Örgütsel adalet algı düzeylerinin yüksek olduğu iş yerlerinde iş doyumu algı düzeyleri de yüksektir. Anahtar Kelimeler: Adalet, Örgütsel Adalet, İş Doyumu, Örgütsel Adalet ile İş Doyumu İlişkisi ?

AdaletEğitim yönetimiLise öğretmenleri+4
Yılmaz Kılıç
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal adalet liderliği ile okul başarısı arasındaki ilişkide okul akademik iyimserliğinin aracılık etkisi

Bu araştırmanın amacı, sosyal adalet liderliği ile okul akademik iyimserliği ve okul başarısı arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide okul akademik iyimserliğinin aracılık etkisini incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma, Isparta Merkez ilçesinde 2020-2021 eğitim öğretim yılında 41 ortaokulda görev yapmakta olan 409 ortaokul öğretmeni üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği-Öğretmen Formu ve Okul Akademik İyimserlik Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Okul başarısı için 2020 Lise Giriş Sınavı puanları kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı ve LISREL 8.7 programından yararlanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, korelasyon analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırıma sonuçlarına göre öğretmenlerin okul akademik iyimserliği düzeyleri ve okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği düzeylerinin yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal adalet liderliği ile okul başarısı ve okul akademik iyimserliği arasında ve okul akademik iyimserliği ile okul başarısı arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir başka sonucu olarak okul akademik iyimserliğinin sosyal adalet liderliği ile okul başarısı arasında aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir.

Akademik iyimserlikOkul başarısıSosyal adalet
Hatice Dilek Duray
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmen adaylarının değer tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Okul Öncesi öğretmen adaylarının değer tercihlerinin farklı değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma veri bağlamında nicel bir paradigmaya sahiptir. Çalışmada, betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 Eğitim-Öğretim Yılı Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Uşak Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği 1,2,3 ve 4. Sınıfta öğrenim 508 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma da öğretmen adayları ile ilgili veriler Demirutku ve Sümer (2010) tarafından, Türkçe'ye uyarlanan "Portre Değerler Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri paket program ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise t-testi, Anova ve Kruskal-Wallis test teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının sahip olduğu değerlerinin cinsiyet değişkenine göre ölçek genelinde güç, hazcılık, özyönelim, iyilikseverlik ve evrenselcilik boyutlarında anlamlı fark bulunmuştur. Mezun oldukları lise türünde Geleneksellik+Uyma ve Güvenlik faktörlerinde gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur. Öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri sınıf düzeyine göre sahip oldukları değerlerin, güç, başarı, hazcılık ve uyarılma boyutları arasında anlamlı farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Uyarılım boyutunda büyükşehir ve şehir; Özyönelim boyutunda ise büyükşehir ve şehir arasında anlamlı fark bulunmuştur. Öğretmen adaylarının sahip oldukları değerlerin anne eğitim düzeyine göre hiçbir boyutta anlamlı fark bulunmazken, baba eğitim düzeyine başarı, hazcılık, geleneksellik+uyma ve güvenlik boyutunda anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.

Değerler eğitimi
Şerife Koçak Körözlü
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitim niteliğinin öğrenci görüşleri açısından incelenmesi: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi örneği

Bu araştırma uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitim niteliğinin öğrenci görüşleri açısından değerlendirmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde okuyan öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmanın örneklemi ise Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde 2021-2022 güz döneminde 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören öğretmen adayı öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmada üniversite öğrencilerine göre uzaktan ve yüz yüze eğitimin niteliği ölçülürken kişisel bilgi formu ve uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitim niteliği ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçları cinsiyet değişkenine göre uzaktan eğitimin öğrencilerin akademik gelişiminin danışmanları tarafından izlenmesi, öğrenme sürecine ve sınavlara ilişkin bireysel bir not verilmesi, özgün ders materyalleri kullanılması, uygulamaya dönük etkinlikler gerçekleştirilmesi, alternatif değerlendirme yaklaşımından yararlanılması ve ders notlarının paylaşılması boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre yüz yüze eğitimin genel olarak üniversite derslerinin nitelikli olarak verilmesi, öğrencilerin alınan kararlara katılım için olanak sağlanması, objektif puanların (notların) verilmesi ve görevlerin öğrencilere adaletli dağıtılması alt boyutlarında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitimin Niteliği, Uzaktan Eğitim, Yükseköğretim, Yüz Yüze Eğitim.

NitelikNitelikli eğitimUzaktan eğitim+4
Soner Zorlu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile bilgi işlemsel düşünme becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile bilgi işlemsel düşünme becerileri ve bunlar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada öğretmen adaylarının öz yeterlik ve bilgi işlemsel düşünme becerileri; cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf, ağırlıklı genel not ortalamaları, mezun oldukları lise türüne göre incelenmiştir. Doğup büyüdükleri yerleşim yeri, okul memnuniyetleri, meslek tercih nedenleri, dünya görüşü, programlamayla ilgili ders alma durumu, internet kullanım süresi ve interneti kullanım amacı da incelenmiştir. Araştırmada nicel yöntemlerden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adayları örneklemini ise, 848 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Öğretmen Özyeterlik İnancı ölçeği ile Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmada öz yeterlik ölçeği Cronboach Alfa güvenirlik katsayısı ,94; bilgi işlemsel düşünme ölçeği Cronboach Alfa güvenirlik katsayısı ,87 olarak belirlenmiştir. Veriler bilgisayar paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Normal dağılmayan ilişkisiz ikili örneklemlerde Mann Whitney U testi, ilişkisiz ikiden çok örneklem içeren verilerde Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Çoklu örneklemler arasındaki farklılığı bulmak için Bonferroni düzeltmeli çoklu karşılaştırma testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ve bilgi işlemsel beceri düzeyleri "yüksek" çıkmıştır. Öz yeterlik inancı ölçeği ile bilgi işlemsel düşünme ölçeği arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve mezun olunan lise iki ölçekte de anlamlı fark oluşturmamıştır. BİDB ölçeğinde programlama ders durumu ile interneti kullanım amacının anlamlı farka sebep olduğu görülmüştür.

Aday öğretmenlerBilgi işlemsel düşünmeÖlçekler+2
Betül Ünveren Karip
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ile mesleki iş birliğine yönelik tutumlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ile mesleki iş birliğine yönelik tutumlarını yaş, cinsiyet, branş, eğitim durumu, mesleki kıdem, görev yapılan yerleşim birimi, görev yapılan eğitim kurumu, görev yapılan okuldan memnuniyet durumu, öğretmenlik mesleğinden memnuniyet durumu ve öğretmenlik mesleğini tercih etme nedenlerine göre incelemektir. Araştırma nicel araştırma desenlerinden olan tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Burdur merkez, ilçe ve köylerinde görev yapmakta olan 895 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği", "Öğretmenler Arasında Mesleki İş Birliğine Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Öğretmen motivasyonu ölçeği ve öğretmenler arasında mesleki iş birliğine yönelik tutum ölçeğinin Cronboach Alfa güvenirlik katsayıları ,89 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, Mann‐Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ve mesleki iş birliğine yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu, öğretmen motivasyonu ile mesleki iş birliğine yönelik tutumları arasında pozitif yönde, orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri yaş, cinsiyet, branş, kıdem yılı, görev yapılan eğitim kurumu, görev yapılan eğitim kurumundan memnuniyet durumu, öğretmenlik mesleğinden memnuniyet durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Eğitim durumu, görev yapılan yerleşim birimi, öğretmenlik mesleğini tercih etme nedenleri değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin mesleki iş birliğine yönelik tutumları yaş, kıdem yılı, görev yapılan okuldan memnuniyet durumu, öğretmenlik mesleğinden memnuniyet durumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Cinsiyet, branş, eğitim durumu, görev yapılan yerleşim birimi, görev yapılan eğitim kurumu, öğretmenlik mesleğini tercih etme nedenleri değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık göstermemektedir. Anahtar Kelimeler: Mesleki İş Birliği, Motivasyon, Öğretmenlik Mesleği

Mesleki iş birliğiMotivasyonTutum ölçekleri+5
Duygu Varol
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

9. sınıf Coğrafya Öğretim Programı'nın (2018) öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, 2018 eğitim öğretim yılında tüm ortaöğretim kurumlarında uygulanmaya başlayan 9. Sınıf Coğrafya Öğretim Programı'nın öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Araştırma, programın farklı boyutlarının incelenmesinde betimleyici ve açıklayıcı bilgiler vermesi ve programdaki olumsuzlukların tespitinde kolaylık sağlaması nedeniyle Daniel Stufflebeam tarafından geliştirilen program değerlendirme (CIPP) modeli benimsenmiştir. Araştırmada 9. Sınıf Coğrafya Öğretim Programı'nın ayrıntılı bir biçimde incelenmesi amaçlandığından, nitel araştırma modellerinden "durum çalışması" yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Denizli ili ortaöğretim kurumlarında görev yapan ve 2020-2021 eğitim öğretim yılında 9. sınıf coğrafya dersine giren 16 coğrafya öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması için Stufflebeam'in program değerlendirme (CIPP) modeline uygun olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşme formunun hazırlanması sürecinde, 2 program geliştirme uzmanının, 1 ölçme ve değerlendirme uzmanının ve 1 coğrafya alan uzmanının görüşleri alınmıştır. Görüşmeler sırasında katılımcıların görüşleri araştırmacı tarafından not alınarak kaydedilmiştir. Araştırma sürecinde katılımcıların isimleri kodlanmış ve kullanıcı kimliklerinin gizliliğine dikkat edilmiştir. Görüşme tekniği ile katılımcılardan elde edilen görüşler "betimsel analiz" yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz neticesinde elde edilen bulgular, araştırmacının yorumları ve daha önce yapılmış olan araştırmaların sonuçları ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın bağlam boyutunda, katılımcıların mevcut programın ders saati süresini yeterli bulmadıkları, coğrafya konularının öğrenciler gözünde ilgi çekici olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın girdi boyutunda, katılımcıların dersin işlenişinde materyal kullanımına önem verdikleri, okullardaki fiziki ortamların yetersiz olduğu, öğrencilerin hazırbulunuşluk seviyelerinin düşük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın süreç boyutunda, dersin işlenişinde farklı öğretim yöntem ve tekniklerinin yeterince kullanılamadığı, öğretim programının öğrenci merkezli eğitim anlayışına uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın ürün boyutunda, katılımcıların ölçme ve değerlendirme faaliyetlerini daha çok "not verme" amaçlı olarak yürüttükleri ve sınavlarda daha çok bilgi edinme ve bu bilgileri hatırlama düzeyindeki kazanımları ölçmeye yönelik sorulara yer verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda program hazırlayıcılarına, program hakkında karar verme yetkisine sahip kişilere ve araştırmacının araştırma süreci boyunca yapmış olduğu gözlemler doğrultusunda diğer araştırmacılara bir takım öneriler sunulmuştur.

Coğrafya eğitimiCoğrafya öğretimiEğitim programları+5
Ali Günay
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bireyselleştirilmiş Eğitim Programlarının (BEP) geliştirilmesi sürecine ilişkin bir durum çalışması

Çalışmanın amacı, özel eğitim öğretmenlerinin ve akademisyenlerin BEP geliştirme sürecine ve hizmet öncesi dönemde BEP ile ilgili verilen derslere ilişkin görüşlerini ortaya koymak, özel eğitim öğretmenlerinin BEP geliştirme sürecindeki izledikleri basamakları ve özel eğitim öğretmenleri tarafından geliştirilen BEP'lerin niteliğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, nitel araştırma yaklaşımlarından bütüncül tek durum çalışması desenine göre yürütülmüştür. Çalışılan durum BEP geliştirme süreci olarak belirlenmiştir. Çalışma, 2021-2022 öğretim yılı Isparta ilinde gerçekleştirilmiş olup, çalışmaya gönüllü 10 öğretmen ve 4 akademisyen katılmıştır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme türü ile belirlenmiştir. Çalışmanın araştırma sorularına cevap aramak amacıyla veri toplama yöntemlerinden görüşme, gözlem ve doküman incelemesinden yararlanılmıştır. Çalışmada görüşme formu, gözlem formu ve "Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı Kalite Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Görüşme ve gözlem yoluyla elde edilen veriler içerik analizi yoluyla incelenmiş olup doküman incelemesi yoluyla elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler doğrultusunda aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Akademisyenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin BEP geliştirme ve değerlendirme alanında eksikliklerinin olduğu, uygulama ve okul ortamlarında BEP niteliğine ilişkin lisans programlarındaki derslerde uygulama eksikliğinin, her üniversitede farklı ders içeriklerinin olması, özel gereksinimli öğrencilerin değerlendirilmesinde kaynak eksikliği olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Özel eğitim öğretmenleri ile yapılan görüşmeler sonucunda ise nitelikli amaç yazmada hizmet öncesi ve içi eğitime gereksinim duydukları, performans alımında sadece gözlem ve kaba değerlendirme formlarını kullandıkları, BEP geliştirme sürecinde paydaşlarla iletişim kurdukları, ancak ailenin BEP geliştirme sürecine katılım ve bilgi akışı konusunda süreçten uzak kalmayı istedikleri, hizmet öncesi dönemde aldıkları derslerde elde ettikleri teorik bilginin uygulamaya dönüşmesi gerekliliği ve bu bilgileri mesleklerinin ilk yıllarında tam olarak uygulamaya dökemedikleri bulgularına ulaşılmıştır. Gözlem yoluyla elde edilen veriler ile, öğretmenin temel olarak BEP geliştirme sürecinde önemli basamakları izlediğini ancak bir ekip işi olan BEP geliştirme sürecinde büyük çoğunlukla yalnız olduğunu, öğrenci ile ilgili alınacak kararları kendisinin direk olarak aldığı, ailenin sürece büyük oranda dahil olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak BEP kalite puanları incelendiğinde ise BEP'lerde amaç ifadelerinde hataların olduğu, ölçüt ve koşula yer vermede sınırlılıkların olduğu, öğretimsel süreçlerin BEP'de yer almadığı ve genel olarak BEP kalitelerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar, alanyazın doğrultusunda tartışılarak öneriler sunulmuştur.

Bireysel eğitimBireyselleştirilmiş eğitim programlarıBireyselleştirilmiş öğretim yöntemi+2
Çağrı Giray
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabul ölçeğinin geliştirilmesi ve ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabulünün bazı değişkenler açısından incelenmesi

Kişi, doğum öncesinde ya da doğum sonrası hayatlarının bazı bölümlerinde günlük hayatın ortaya koyduğu işlevleri yerine getirme konusunda geçici ya da kalıcı problemlerle karşılaşabilmektedir. Çocuğun engeli varsa karşılaşılan zorluklar ailenin çocuğun engelini ve çocuğu kabul etme seviyesine doğrudan etki edebilmektedir. Bu araştırma iki temel amaca yönelik yapılmıştır. Araştırmanın birinci amacı, ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabul düzeyini ölçmeyi amaçlayan geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın ikinci amacı ise ebeveynlerin özel gereksinimli çocuklarını kabulünün bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Ölçek geliştirme çalışması kapsamında Isparta ilinde özel gereksinimli çocuğu olan 260 ebeveyn ile ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabulünün bazı değişkenlere göre incelenmesi amacıyla da 224 ebeveyn ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilern Ebeveynin Özel Gereksinimli Çocuğunu Kabul Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği Kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin güvenirlik hesaplamasında Cronbach Alpha katsayıları hesaplamaları kullanılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği için alanyazın incelenerek ölçek maddeleri yazılmış ve uzman görüşüne başvurulmuştur. Ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Benzer ölçekler geçerliliği için Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Veri analizleri SPSS paket programı ve Lisrel 8.7 paket programları kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasına ait verilerin analizleri sonucunda 7 madde ve tek boyutlu ölçek elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ebeveynlerin özel gereksinimli çocuğunu kabulü bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Verilerin analizinde Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Ebeveynlerin özel gereksinimlli çocuğunu kabul düzeylerinde cinsiyet, anne ve baba yaşı bakımından, sosyoekonomik anlamda, evlilik süresinde, eğitim durumu, yaşadığı yerleşim yeri açısından anne ve babanın özel gereksinimli çocuğunu kabul seviyesinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ebeveynin özel gereksinimli çocuğunu kabulünde çocuğun yaşı, tanısı, ebeveynin medeni durumu açısından anlamlı farklılık bulunmuştur.

Ebeveyn davranışıEbeveyn kabul veya reddiEbeveyn-çocuk ilişkisi+5
Muhammed Konar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğretiminde öğretmenlerin öğrencilerinin öğrenme gelişimlerini fark etme becerisini inceleyen araştırmaların sistematik incelenmesi

Fark etme becerisi, öğretmenlerin sahip olması gereken temel mesleki becerilerden birisidir ve sınıfta öğretmenlerin öğrencinin matematiksel düşüncelerinden önemli olanlarını, öğrenme öğretme ilkeleriyle ilişkilendirerek, öğretiminde birtakım düzenlemeler yapması olarak tanımlanır. Bu araştırmanın amacı 2002-2022 yılları arasında Türkiye'de matematik öğretiminde fark etme becerisiyle ilgili yapılmış makale ve tezleri sistematik olarak incelemek ve bu konudaki eğilimin yönünü tespit etmektir. Bu bağlamda çalışmaların, amaçları, fark etme becerisi düzeyinin incelenmesinde kullanılan yöntemleri, fark etme becerisi bileşenleri, fark etme analiz çerçeveleri, yöntem bilgisi ve sonuçları incelenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda YÖK Ulusal Tez Merkezi, TR Dizin, Google Akademik, Taylor Francis, ERIC, Springer veri tabanları taranmıştır. Bu kapsamda 50 tane (20 tez, 30 makale) çalışma incelenmiştir. Çalışmalar yayın sınıflama formundaki temalara (yazarın adı ve yayın yılı, yayın türü, çalışmanın amacı, fark etme düzeyini inceleme yöntemi, fark etme becerisi bileşenleri, fark etme analiz çerçevesi, araştırma yöntemi ve deseni, çalışma grubu ve büyüklüğü, veri toplama aracı, veri analiz türü ve sonuçları) göre kodlanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak doküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik ve betimsel analiz teknikleri birlikte kullanılmıştır. Bulgulara göre video kulüp, öğretmen eğitimi dersleri, fakülte okul iş birliği, modelleme etkinlikleri, eylem araştırması, ders imecesi, Story Circles modeli ve öğrenme yörüngeleri gibi mesleki gelişim uygulamalarıyla fark etme becerisinin gelişiminin incelendiği belirlenmiştir. Fark etme beceri düzeyinin belirlenmesinde daha çok video analiz ve çözüm kâğıtları kullanılmıştır. Araştırmacıların büyük çoğunluğunun fark etme becerisi bileşenlerini bütüncül olarak ele aldığı tespit edilmiştir. Araştırmacılar fark etme becerisinin gelişimini ve düzeyini belirlerken daha çok Jacobs, Lamb ve Philipp'in (2010) ve Van Es'in (2011) analiz çerçevesini kullanmıştır. Ayrıca çalışmalarda çoğunlukla nitel araştırma yöntemlerinin ve durum çalışması deseninin kullandığı tespit edilmiştir. Ortaokul matematik öğretmeni adaylarıyla ve küçük çalışma gruplarıyla yürütülen çalışmaların çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak daha çok video kaydı, görüşme ve yansıtıcı rapor kullanılmıştır. Çalışmaların sonuçları incelendiğinde öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin fark etme becerisi düzeylerinin düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının öğrencilerin matematiksel düşüncelerine yönelik dikkatlerinin iyi olduğu fakat yorumlama düzeylerinin düşük ve çözüme yönelik önerilerinin yüzeysel olduğu belirlenmiştir. Mesleki gelişim uygulamalarının fark etme becerisinin gelişiminde etkili olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen eğitimi programlarının fark etme becerisinin gelişimini sağlayacak şekilde gözden geçirilmesi önerilmektedir.

Fark etme becerisiLisansüstü tezlerMakale+4
Fatıma Oral
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji ve tasarım dersi 7. ve 8. sınıf 2018 programının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırma ile 2018 yılında yürürlüğe giren "Teknoloji ve Tasarım Programı''na ait öğretmen görüşlerinin eğitim programlarının temel öğeleri olan kazanımlar, içerik, öğrenme-öğretme süreçleri ve değerlendirme boyutlarına göre incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmada durum çalışması deseni kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Hazırlanan görüşme formuyla ilgili bir program geliştirme uzmanı ve bir ölçme değerlendirme uzmanının görüşleri alınmıştır. Bu görüşlere göre yapılan düzenlemeler sonrasında iki öğretmenle deneme amaçlı görüşme yapılmış, alınan dönütler doğrultusunda görüşme formu düzenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ili merkez ilçelerinden Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez ve Döşemealtı ilçelerinden araştırmaya katılmaya gönüllü 16 öğretmenden oluşmuştur. Bu araştırmada betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğrenme alanlarının program kazanımları bakımından uygun olduğu ancak kazanım sayılarının yeterliği hakkında kesin görüş birliği olmadığı saptanmıştır. Bunun yanında içeriğin öğrencilerin hazırbulunuşluğuna uygun olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca araç gereç yetersizliği, konu tekrarlarına fazla yer verildiği ve atölye kullanımının yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğretim programın çok odaklı değerlendirmeye uygun olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ek olarak ölçme araçlarından gözlem ve ürün değerlendirme formları kullanıldığı saptanmıştır. Araştırmadan yola çıkılarak Teknoloji ve Tasarım dersinin 5. ve 6. sınıflarda da yer alması gerektiği, ders saat süresinin artırılıp disiplinler arası işbirliğinin yapılması, araç gereç desteği ile atölye imkânlarının artırılması, ders etkinliklerinin çeşitlendirilmesi ve öğretim programının okul olanakları doğrultusunda güncellenmesi önerilmektedir.

Ders programlarıOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+4
Erkan Altınok
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinde pozitif psikoloji müdahalesinin ruh sağlığı ve iyilik hali üzerinde etkisi: Duygu odaklı bir yaklaşım

Bu araştırmanın amacı, İlkokul öğrencilerinde duygu odaklı pozitif müdahalesinin ruh sağlığı ve iyilik hali üzerinde etkisinin incelenmesidir. Araştırma, ön test-son test, kontrol gruplu deneysel desenle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Genç Dışsallaştırılmış Davranışlar Ölçeği, Genç İçselleştirilmiş Davranışlar Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş ve Stres Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Yaşantı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu araştırmacının daha önceden bilgi sahibi olduğu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir İlkokulun 2022-2023 yılında eğitim öğretimine devam eden 67 kişiden oluşan 4. sınıf öğrencileri örneklem olarak alınmıştır. Öğrenciler rastgele olarak deney (n=42) ve kontrol (n=39) grubuna ayrılmıştır. Deney grubuna ve kontrol grubuna ön testler uygulanmıştır. Deney grubunda yer alan öğrencilerle sekiz oturumluk duygu odaklı pozitif psikoloji müdahale programı gerçekleştirilmiş, kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Program uygulamasının sonrasında aynı gruplara son test uygulaması yapılmıştır. Uygulanan müdahale programının, öğrencilerin iyi oluş ve ruh sağlığı üzerindeki etkisinin kalıcı olup olmadığını belirlemek için dört hafta sonra izleme testi uygulanmıştır. Her bir bağımlı değişken üzerindeki duygu odaklı pozitif psikoloji müdahale programının etkinliğini incelemek adına iki yönlü tekrarlı ölçümlü varyans analizi yapılmıştır. Bu analizlerden elde edilen bulguların katılımcılar arasındaki ön farklılıklardan etkilenip etkilenmediği ise bağımsız örneklemler için t-testi analizleri ile incelenmiştir. Bu incelemeye ek olarak da kovaryans analizleri yapılarak bu olası etki kontrol edilerek bulgular tekrardan yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol grubunun olumlu duygu, olumsuz duygu, psikolojik stres, psikolojik iyi oluş, içselleştirilmiş problemler ve dışsallaştırılmış problemler son test puanları incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Yapılan izleme çalışmasında, duygu odaklı pozitif müdahale uygulamasının etkisinin dört hafta sonra alınan izleme ölçümlerinde devam ettiği görülmüştür. Deney grubuna uygulanan ruh sağlığı ve iyilik hali üzerinde olumlu yönde etkili olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Öznel iyi oluş
Havva Hümeyra Dağlı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin ruminatif düşünme biçimleri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında affetmenin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerde bilişsel esneklik ile ruminatif düşünme arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolünü incelemektir. Diğer bir amacı ise, ruminatif düşünme biçimi, bilişsel esneklik ve affetme düzeylerinin bazı demografik değişkenler açısından anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmektir. Araştırmaya 20-45 yaş aralığında toplam 378 yetişkin birey katılmıştır. Araştırma grubunun 302(%79.9)'si kadın ve 76(%20.1)'sı erkek katılımcılardan oluşmaktadır. Araştırmanın istatistiksel analizlerinin yapılması adına veri toplamak için; demografik bilgi formu, Bilişsel Esneklik Envanteri(BEE), Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği(RDBÖ) ve Affetme Ölçeği(AÖ) kullanılmıştır. Kullanılan ölçeklerin genel ve alt boyutları için Cronbach Alfa güvenilirlik analizi yapılmıştır. Normal dağılıma uygun olan ölçüm puanları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uygun ölçüm puanlarının analizi için, bağımsız örneklemler t-testi ve Anova testi uygulanmıştır. Normal dağılıma uygun olmayan ölçüm puanları için, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Yapılan analizler IBM SPSS paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Aracı rolü etkileri için IBM SPSS programına Process Makro yazılımı eklenmiş ve aracılık testi bulguları Process Makro ile elde edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, affetme ölçeği toplam puanlarının ruminatif düşünme biçimi ölçeği toplam puanları ile bilişsel esneklik ölçeği toplam puanları arasındaki ilişkide kısmi aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca kendini affetme alt boyut puanlarının ruminatif düşünme biçimi ölçeği toplam puanları ile bilişsel esneklik ölçeği toplam puanları arasında tam aracı bir işlevinin olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre bilişsel esneklik kontrol alt boyutu ile ruminasyon arasında negatif yönlü, kontrol alt boyutu ile kendini affetme arasında pozitif yönlü, ruminatif düşünme düzeyi ile hem kendini affetme hem de başkalarını affetme boyutları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Fark analizlerinde, bilişsel esneklik kontrol alt boyutunun cinsiyet, yaş düzeyi ve çalışma durumu değişkenine göre; ruminatif düşünme biçiminin cinsiyet ve yaş düzeyi değişkenine göre; affetmenin alt boyutu olan kendini affetmenin cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

BağışlamaBilişsel esneklikGenç yetişkinler+2
Seher İşler
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Flört şiddeti ve çocukluk dönemi örselenme yaşantıları: Reddedilme duyarlılığı, akılcı olmayan inançların aracılık rolü

Bu araştırmada genç yetişkinlerin çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile flört şiddetine yönelik tutumları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve akılcı olmayan inançların aracılık rolü incelenmiştir. Araştırmaya Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi'nde farklı fakültelerde okuyan 960 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Flört Şiddeti Tutum Ölçeği (FŞTÖ), Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (CTQ), Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ) ve İlişkilerde İnanç Envanterinden (İİE) yararlanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde yapısal eşitlik modeli, t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çocukluk çağı örselenme yaşantıları, reddedilme duyarlılığı ve akılcı olmayan inançlar ile flört şiddetine yönelik tutum arasında doğrudan negatif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Flört şiddetine yönelik tutum için ölçekten alınan puan ortalamalarının düşmesi flörtte şiddetin kabul edildiği anlamına gelmektedir. Diğer bir ifade ile çocukluk çağı örselenme yaşantıları, reddedilme duyarlılığı ve akılcı olmayan inançlar arttıkça flört şiddetini kabul etme düzeyi de artmaktadır. Yapısal eşitlik modeli için ilk aşamada ölçüm modeli test edilmiş, ardından yapısal model test edilmiştir. Elde edilen sonuca göre çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile flört şiddetine yönelik tutumları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve akılcı olmayan inançların aracılık rolünün olduğu belirlenmiştir. Modelin flört şiddetine yönelik tutum toplam varyansının %29'unu açıkladığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada flört şiddetine yönelik tutumun demografik değişkenlere göre farklılaşma durumu araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre flört şiddetine yönelik tutumun cinsiyete ve madde kullanma durumuna göre farklılık gösterdiği, bu farklılığın erkekler ve sigara kullananların lehine olduğu, yaş ve ilişki süresine göre farklılaşmadığı belirlenmiştir. Elde edilen tüm bulgular ilgili literatür doğrultusunda tartışılmış ve bu bulgulara ilişkin bazı öneriler sunulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarFlörtTutum ölçekleri+7
Ruveyda Serçe
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri öz şefkat ve umut arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, öz şefkat ve umut arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın katılımcıları 2022-2023 eğitim öğretim döneminde Burdur il merkezinde bulunan ortaöğretim okullarında eğitim gören 9, 10, 11, 12. sınıf ile 834 kız ve 531 erkek olmak üzere toplam 1365 ergenden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-12), Özşefkat Ölçeği Kısa Formu ( ÖŞÖ-KF) ve Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS v27 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Moment Çarpım Korelasyonu Analizi, Hiyerarşik Regresyon Analizi, t Testi ve One Way (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmaya demografik bilgilerden cinsiyet, anne baba medeni durumu (birliktelik), algılanan aile maddi durumu, akademik başarı durumu, ergenin kronik fiziksel, zihinsel ve psikolojik rahatsızlığının olup olmama durumu ve önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamama durumu değişkenleri dahil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda psikolojik sağlamlık ile öz şefkat arasında ve psikolojik sağlamlık ile umut arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan Hiyerarşik Regresyon Analizi sonucunda öz şefkat ve umudun psikolojik sağlamlığı yordadığı görülmüştür. Değişkenler arası fark incelendiğinde ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı; anne baba medeni durum, algılanan aile maddi durumu, akademik başarı durumu, kronik fiziksel, zihinsel ve psikolojik rahatsızlık olup olmama durumu ve önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamama durumu değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada öz şefkat ve umudun ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin önemli yordayıcıları olduğu tespit edilmiştir.

Atiye Yalçın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde, mükemmeliyetçilik ile bilişsel esneklik arasındaki ilişkide iyimserlik, öz şefkat ve psikolojik iyi oluşun aracı rolünün incelenmesi ve geliştirilen bilişsel esneklik psikoeğitim programının etkililiğinin belirlenmesi

Araştırmanın amaçlarından birisi, ergenlerin mükemmeliyetçilik düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkide, iyimserliğin, öz-şefkatin ve psikolojik iyi oluşun aracı rolünün olup olmadığının belirlemesidir. Araştırmanın bir diğer amacı ise iyimserlik, öz-şefkat ve psikolojik iyi oluş temel alınarak hazırlanan bilişsel esneklik psikoeğitim programının, ergenlerin bilişsel esneklik düzeyleri üzerinde etkili olup olmadığının incelenmesidir. Böylece teorik olarak bilişsel esnekliğe etki eden faktörler belirlenip bilişsel esneklik üzerine deneysel bir çalışma yapılarak ergenler için kapsamlı bir model oluşturulması hedeflenmiştir. Bu araştırmada, birbirine entegre edilen iki model kullanılmıştır. Bu modellerden birincisi, ergenlerin mükemmeliyetçilik düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkide, iyimserlik, öz-şefkat ve psikolojik iyi oluşun aracı rolünün olup olmadığının belirlemesinde kullanılan yordayıcı korelasyonel modelidir. İkinci model ise aracı değişkenlerin (iyimserlik, öz-şefkat ve psikolojik iyi oluş) temel alınarak geliştirilen psikoeğitim programının etkililiğinin belirlenmesinde kullanılan deneysel yöntemlerden, öntest-sontest kontrol gruplu modeldir. Bu araştırmanın yönteminde çeşitlemeye gidildiğinden, araştırmada kullanılan ilişkisel ve deneysel yöntemlerin uygulanmasında iki ayrı çalışma grubu kullanılmıştır. Birinci çalışma grubu Konya ilinde, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün izni ile belirlenen liselerde öğrenim gören 714 öğrenciden oluşmaktadır. İkinci çalışma grubu ise, bilişsel esneklik psikoeğitim programının sınanmasında yer alan 12'si deney ve 12'si kontrol grubunu oluşturan Meram Naciye Mumcuoğlu Anadolu Lisesinde öğrenim gören 24 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verileri Bilişsel Esneklik Ölçeği, Frost çok boyutlu mükemmeliyetçilik ölçeği, İyimserlik kötümserlik ölçeği, Öz-şefkat ölçeği kısa formu ve Psikolojik iyi oluş ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması olan deneysel uygulamada, deney grubu ile araştırmanın aracı değişkenlerinden öz şefkat ve psikolojik iyi oluş değişkenleri temel alınarak hazırlanmış olan sekiz oturumdan oluşan bilişsel esneklik psikoeğitimin programı uygulanmıştır. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol grubundan her iki gruba da psikoeğitim programı öncesi ve sonrasında bilişsel esneklik ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, mükemmeliyetçilik ile bilişsel esneklik arasındaki ilişkide öz-şefkat ve psikolojik iyi oluşun aracı bir rol oynadığı, iyimserliğin ise aracılık etmediği belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması olan deneysel uygulama sonucunda da uygulanan bilişsel esneklik psikoeğitim programının ergenlerin bilişsel esnekliklerini artırmada etkili olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış, ergenler üzerinde etki gücüne sahip öğretmenlere, ebevenlere ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Bilişsel esneklikErgenlerLise öğrencileri+6
Osman Cırcır
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel yetenekli ergenlerde kariyer kararsızlığına ilişkin bir model testi ve kariyer kararsızlığı psikoeğitim programının etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli ergenlerde öz-yeterlik, umut ve bilişsel esneklik ile kariyer kararsızlığı arasındaki ilişkide kariyer uyum yeteneğinin aracı rolünü incelemektir. Ayrıca araştırmada, geliştirilen yapısal modelden yararlanarak hazırlanan kariyer kararsızlığı psikoeğitim programının özel yetenekli ergenlerin kariyer kararsızlığı düzeylerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli ve ön-test, son-test ve izleme testi ve kontrol gruplu 2x3'lük karışık (split plot) deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden 349 özel yetenekli lise öğrencisi oluşturmaktadır. Kariyer kararsızlığı psikoeğim programının etkisinin incelendiği ikinci çalışma grubu ise 18 özel yetenekli lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri, "Mesleki Karar Verme Envanteri", "Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği", "Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği", "Sürekli Umut Ölçeği" ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Öz-yeterlik, umut ve bilişsel esneklik ile kariyer kararsızlığı arasındaki ilişkide kariyer uyum yeteneğinin aracı rolü yapısal eşitlik modeli ile incelenmiştir. Deneysel ölçümlerden elde edilen verilerin analizinde ise iki ortalama (deney-kontrol) arasındaki farkı test etmek için Mann-Whitney U Testi ve aynı grupta (deney veya kontrol) farkı incelemek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan tüm analizler SPSS v25 ile AMOS v24 istatistik programları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Yapısal eşitlik modeli sonucunda kariyer uyum yeteneğinin, öz-yeterlik, umut ve bilişsel esneklik ile kariyer kararsızlığı arasındaki ilişkide tam aracı rolü olduğu bulunmuştur. Ayrıca öz-yeterlik, umut ve bilişsel esnekliğin kariyer uyum yeteneğini ve kariyer kararsızlığını yordadığı görülmüştür. Deneysel işleme ait analiz sonuçları ise uygulanan psikoeğitim programının öğrencilerin kariyer kararsızlığı üzerinde etkisinin pozitif olduğunu ve bu etkinin 4 hafta sonra gerçekleştirilen izleme testi sonucunda devam ettiğini göstermiştir.

Kariyer kararsızlığıKariyer uyumuKariyer uyumu psikoeğitim programı+7
Osman Gönültaş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel çarpıtmalar ile affetme arasındaki ilişkide iyimserlik, öz şefkat, özgecilik ve şükran duymanın aracılık rolünün incelenmesi: Affetmeye yönelik geliştirilen psikoeğitim programının etkililiğinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, bilişsel çarpıtmaların beliren yetişkinlerin kendilerini, başkalarını ve durumları affetmeleri üzerindeki etkisinde pozitif psikolojinin kavramları olarak gösterilen iyimserlik, öz-şefkat, özgecilik ve şükran duymanın aracı rolünün olup olmadığını belirlemek ve aracılık etkisi kanıtlanan değişkenler temel alınarak hazırlanan affetmeye yönelik psikoeğitim programının, beliren yetişkinlerin affetmeleri üzerinde etkili olup olmadığını incelemektir. Bu doğrultuda değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi için ilişkisel araştırma modeli, affetmeye yönelik psikoeğitim programının etkisinin sınanması için ise deneysel araştırma modeli kullanılmış olup araştırma yönteminde çeşitleme yoluna gidilmiştir. Araştırma sürecinde iki farklı çalışma grubu kullanılmıştır. İlişkisel verilerin elde edildiği birinci çalışma grubu, beliren yetişkinlik döneminde bulunan 488 üniversite öğrencisinden oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunun yaş aralığı 18 ila 32 arasında değişmekte iken yaş ortalaması 20.32'dir. Deneysel verilerin elde edildiği ikinci çalışma grubu ise 14'ü deney grubunda 14'ü de kontrol grubunda yer almak üzere toplamda 28 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Deney grubunun yaş ortalaması 20.84, kontrol grubunun yaş ortalaması ise 20.79'dur. Araştırmada veriler; araştırmacılar tarafından oluşturulan demografik bilgi formu, Heartland Affetme Ölçeği, Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği, İyimserlik Ölçeği, Öz-Şefkat Ölçeği, Özgecilik Ölçeği ve Şükran Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. İlişkisel verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkinin saptanması için Pearson Korelasyon Katsayısı, Örtük Değişkenli Aracılı Yapısal Model ve Bootstrap Analizi kullanılmıştır. Deneysel verilerin analizinde ise non-parametrik analizler kullanılmış olup, Mann Whitney U-Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre iyimserlik, öz-şefkat, özgecilik ve şükran duyma değişkenlerinin, bilişsel çarpıtmalar ile kendini ve başkasını affetme arasında kısmi aracılık, bilişsel çarpıtmalar ile durumu affetme arasında ise tam aracılık rolünün istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Kendini affetme modelinde öz-şefkat, başkasını affetme modelinde özgecilik ve durumları affetme modelinde ise iyimserlik en yüksek etkiye sahip aracılar olarak tespit edilmiştir. Ayrıca aracı değişkenlerin desteklendiği affetmeye yönelik psikoeğitim programına katılan deney grubunun kendilerini, başkalarını ve durumları affetme puanları, kontrol grubuna göre pozitif yönde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Deney grubundaki beliren yetişkinlerin affetme puanları üzerindeki bu farklılık, yapılan izleme ölçümünde de kalıcılığını korumuştur. Bu bağlamda affetmeye yönelik psikoeğitim programının, beliren yetişkinlerin affetme düzeylerini artırdığı ifade edilebilir. Sonuç olarak bilişsel çarpıtmaların beliren yetişkinlerin affetmeleri üzerindeki olumsuz etkisini kırmak ve affetme becerilerini artırmak için pozitif psikolojinin kavramları arasında gösterilen iyimserlik, öz-şefkat, özgecilik ve şükran duyma değişkenlerinden faydalanılabileceği söylenebilir.

BağışlamaBilişsel çarpıtmaMinnettarlık+5
Kıvanç Uzun
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlerde öz şefkatin affetme ve mükemmeliyetçilik açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlik döneminde olan bireylerin öz şefkat düzeylerini uyumlu-uyumsuz mükemmeliyetçilik, affetme, yaş ve cinsiyetin anlamlı olarak yordayıp yordamadığını ilişkisel tarama modeli kullanarak araştırmaktır. Araştırmanın evrenini "beliren yetişkinlik dönemi"nde yer alan bireyler oluşturmaktadır. Katılımcılara kolay ulaşılabilir örnekleme yönteminden yararlanarak Google Formlar aracılığıyla ulaşılmıştır. Örneklem, 18-29 yaş aralığında yer alan 534 kişiden (420 kadın, 114 erkek) oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, "APS Mükemmeliyetçilik Ölçeği", "Öz-Şefkat Ölçeği", "Affedicilik Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Mükemmeliyetçilik, affedicilik ve demografik özelliklerin (yaş, cinsiyet) öz şefkat ile ilişkisi Pearson korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca, çoklu doğrusal regresyon analizi ile öz şefkatin, uyumlu-uyumsuz mükemmeliyetçilik, affedicilik, yaş ve cinsiyeti yordama düzeyi belirlenmiştir. Tüm veriler SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiş ve p<,05 düzeyinde manidarlık kabul edilmiştir. Korelasyon sonuçlarına göre, beliren yetişkinlerin öz şefkat düzeyleri ile affetme düzeyleri, yaşları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki; uyumsuz mükemmeliyetçilik düzeyleri arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucuna göre, affetme, uyumlu-uyumsuz mükemmeliyetçilik ve demografik değişkenler (yaş, cinsiyet) birlikte beliren yetişkinlerin öz şefkat düzeylerinin %29,2'sini anlamlı olarak açıklamaktadır. Modele göre affetme, uyumlu mükemmeliyetçilik ve yaşın öz şefkati pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenirken, uyumsuz mükemmeliyetçilik ve cinsiyetin (kadın olmanın) ise öz şefkati negatif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, ilgili alan yazın ile ilişkilendirilerek tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Ceren Gül Özbay
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik ilk yardım psikoeğitim programının psikolojik danışman adaylarının psikolojik ilk yardım becerilerine etkisi

Bu araştırmanın temel hedefi Psikolojik İlk Yardım Psikoeğitim Programının Psikolojik Danışman adaylarının psikolojik ilk yardım becerisine etkisini araştırmaktır. Araştırma iki aşamalı olarak planlanmıştır. İlk olarak psikolojik danışman adaylarının psikolojik ilk yardım becerileri düzeyini belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmanın ölçek geliştirme kısmında farklı üniversitelerde öğrenim gören toplam 853 üniversite öğrencisi ile çalışılmıştır. Psikolojik İlk Yardım Becerileri Ölçeğinin (PİY-BÖ) yapı geçerliğini belirlemek amacıyla Açımlayıcı Faktör Analizi ve ortaya çıkan modelin yapı geçerliğini değerlendirmek için farklı bir çalışma grubu üzerinde Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Benzer ölçekler geçerliliği için de Psikolojik Danışma Öz-Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma sonucunda psikolojik danışman adaylarının psikolojik ilk yardım becerileri düzeyini ölçmek amacıyla 35 maddelik "Bağlılık Temas, Güvenlik Rahatlık, Dengeleme/Stabilizasyon, Bilgi toplama ve Pratik Yardım, Sosyal Destek İçin Bağlantı, Başa Çıkma Becerileri, İş Birliği, Öz Bakım ve Etik Davranabilme" olmak üzere dokuz alt boyuttan oluşan ölçme aracı elde edilmiştir. Bu araştırmada ikinci aşamada, Psikolojik İlk Yardım Psikoeğitim Psikoeğitim Programı geliştirilmiş ve etkililiği sınanmıştır. Bu kapsamda çalışmada, iki (deney-kontrol) × üç (ön-test / son-test / izleme testi) yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenini deney grubuna ön-test ve son-test arasında uygulanan psikoeğitim programı oluştururken, bağımlı değişkenini katılımcıların psikolojik ilk yardım becerileri düzeyi oluşturmaktadır. Araştırmanın temel hedefi doğrultusunda deney (14 öğrenci) ve kontrol (14 öğrenci) olmak üzere iki farklı grupta 28 psikolojik danışman adayı ile çalışılmıştır. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu ve PİY-BÖ ile elde edilmiştir. Araştırmanın deneysel boyutunda deney grubunda bulunan katılımcılara 10 oturumluk Psikolojik İlk Yardım Psikoeğitim Programı (PİY-PP) uygulanmış, kontrol grubuna deney süreci ve izleme testi uygulaması tamamlanana kadar herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Araştırma sürecinde deney ve kontrol gruplarına deneysel işlemden önce ön-test, deneysel işlemden sonra son-test ve son-test uygulamasından bir ay sonra da izleme testi ölçümleri yapılmıştır. Verilerin analizi sürecinde grupların ön-test, son-test ve izleme ölçümleri arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek amacıyla "Friedman Mertebeler Testi", "Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi", "Mann Whitney U" kullanılmış ve veriler analiz edilmiştir. Bu araştırma sonucunda, Psikolojik İlk Yardım Psikoeğitim Programı uygulanan deney grubundaki öğrencilerin PİY-BÖ toplam puanlarında artış olduğu ve bu artışın anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney grubunda bulunan katılımcıların toplam PİY-BÖ son-test puanları ile kontrol grubundaki öğrencilerin son-test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar ışığında PİY-BÖ'nün psikolojik danışman adaylarının psikolojik ilk yardım becerileri düzeyini belirlemede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu görülmüştür. Psikolojik İlk Yardım Psikoeğitim programının psikolojik danışman adaylarının psikojik ilk yardım becerileri düzeyini geliştirmede etkili bir program olduğu belirlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular literatür kapsamında tartışılarak, araştırmacılara, psikolojik danışmanlar başta olmak üzere ruh sağlığı çalışanlarına öneriler sunulmuştur.

Fehim Saygılı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik kaygısı ile ilgili yapılan akademik çalışmaların incelenmesi: Bir sistematik derleme çalışması

Bu araştırmanın amacı, Türkiye genelinde matematik kaygısıyla ilgili yayımlanan lisansüstü tezlerin ve makalelerin incelenerek ilgili alanyazının genel durumunu saptamak ve ele alınan belirli ölçütlere göre alanyazındaki araştırmaların farklı yönlerden eğilimlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden biri olan sistematik derleme modeli benimsenmiştir. Araştırmanın veri grubu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi veri tabanında yer alan lisansüstü tezler ve Dergipark'ta yayımlanan makalelerden oluşmaktadır. Bu kapsamda 2010-2022 yılları arasında matematik kaygısını konu alan 99 lisansüstü tez ve 48 makale incelenmiştir. Çalışmalar; yayımlandığı yıllar, türlerine göre dağılımı, yöntemleri, yürütüldüğü coğrafi bölgelere göre dağılımı, hedef kitlesi ve temel amacı bakımından incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, ilgili alanda son beş yılda yayımlanan çalışmaların toplamının 2010-2022 yıllarındaki çalışmaların tamamının yarısından fazlasına karşılık geldiği görülmektedir. Matematik kaygısı ile ilgili yapılan akademik çalışma türleri arasında en fazla yüksek lisans tezleri yer almaktadır. Araştırma yöntemlerinden sıklıkla nicel yöntemlerin, en az ise nitel ve karma yöntemlerin tercih edildiği fark edilmiştir. Araştırmaların yürütüldüğü coğrafi bölgeler incelendiğinde; Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri'nde yürütülen çalışma sayısının yeterli olmadığı saptanmıĢtır. Çalışmaların en çok ortaokul öğrencileriyle en az ise veliler ile yürütüldüğü sonucuna erişilmiĢtir. Yapılan çalışmalarda hedeflenen temel amaçlara bakıldığında, en fazla duyuşsal değişkenlerle matematik kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi, en az ise matematik kaygısının nedenlerinin belirlenmesi üzerine eğilim gösterildiği sonucuna ulaşılmıştır. İlgili alanda çalışma yapacak araştırmacılara yeterince temel amaç edinilmeyen konulara, araştırma türlerine, araştırma yöntemine, hedef kitlelere, coğrafi bölgelere eğilim göstermeleri önerilmiştir. Bu bağlamda doyum noktasına ulaşan çalışmaların tekrar etmesinden çok ilgili alandaki eksiklikleri giderecek araştırmaların yapılması beklenmektedir.

Mustafa Çevikel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında örgütsel muhalefetin nedenleri ve sonuçları üzerine nitel bir çalışma

Bu araştırmada, katılımcı görüşlerine dayalı olarak ortaöğretim kurumlarında yaşanan örgütsel muhalefet davranışının sebeplerini, dile getirilme biçimini, yönetim tarzını, örgütsel muhalefetin ve dile getirilme şeklinin yöneticiler, öğretmenler, diğer çalışanlar ve okul için sonuçlarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim desenin kullanıldığı araştırma, 2022-2023 öğretim yılında İç Batı Akdeniz Bölgesindeki bir ilin ortaöğretim kurumlarında görev yapan 25 okul yöneticisi ve öğretmen üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Veriler içerik analiziyle deşifre edilmiştir. Öğretmenlerin ders programı, ders paylaşımı ve nöbetler gibi konularda; kişisel çıkarlar, adaletsizlik ve karar alma tarzı gibi nedenlerle muhalefet ettikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin muhalefet davranışlarını daha çok dikey muhalefet şeklinde gösterdikleri tespit edilmiştir. Örgütsel muhalefetin sonucunda muhalif çalışanın değeri artabileceği gibi muhalif çalışan görev yeri değişikliği, iş yükünün artması gibi olumsuz sonuçlarla; okul müdürleri için örgütsel muhalefetin olumlu sonuçlanacağı düşüncesinin yanında destek arama, yalnızlaşma gibi olumsuz sonuçlarla; diğer çalışanlar için genellikle bir etkisinin olmamasının yanında muhalefete teşvik olur, gergin bir ortam olur gibi olumlu ve olumsuz sonuçlarla; okul için örgütsel gelişime katkı vermesinin yanında huzursuzluk, gruplaşmaların başlaması gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşıldığı tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin muhalefet karşısında çoğunlukla diyalog ve ikna yoluna gittiği ve muhalif çalışanı desteklediği görülse de bazı katılımcılar mobbing, mesafe koyma gibi olumsuz tepkiler verdiğini söylemiştir. Ayrıca okul müdürünün tepkisinin muhalefet stratejisine göre farklılaştığı, haber uçurmaya diğer yollara göre daha sert tepki verdiği görülmüştür. Okul müdürlerinin çoğunlukla muhalefete yönelik tedbir almadıkları belirtilse de bazen istişare, adil olma gibi önleyici tedbirlere bazen ise baskı-mobbing, uyarı, yok sayma gibi caydırıcı tedbirlere başvurdukları saptanmıştır.

Müjdat Güntekin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği, yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve aralarındaki ilişki incelenmiş; bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği ile yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin cinsiyet, yaş, atama alanı, ağırlıklı genel not ortalaması, ikamet yeri, ailenin gelir düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi gibi değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Bu bağlamda, çalışmada nicel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve 2022-2023 eğitim öğretim yılında 351 öğretmen adayı araştırmaya dahil edilmiştir. Betimsel ve ilişkisel tarama modeli ile yürütülen bu çalışmada, öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri yüksek düzeyde bulunmuştur. Cinsiyete göre incelendiğinde öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliğinde ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin merak boyutunda kadınların lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği aile gelir düzeyine göre incelendiğinde, gelir düzeyi yüksek olan öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliğinin anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği öğretmen adaylarının yaş, atama alanı, ağırlıklı genel not ortalamaları ve anne/baba eğitim düzeyine göre istatistiksel açıdan farklılaşmamıştır. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinde yaşa göre anlamlı farklılık görülürken; ikamet yeri, atama alanı, ağırlıklı genel not ortalamaları ve anne/baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Ancak ikamet yeri büyükşehirlerden kasaba ya da köye doğru değiştikçe öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği ile yaşam boyu öğrenme eğilimlerinde bir düşüş olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliğinin yaşam boyu öğrenme eğilimini pozitif yönde yordadığı; yaşam boyu öğrenme eğiliminin %21'inin bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği tarafından açıklandığı görülmüştür.

Aday öğretmenlerBağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliğiYaşam boyu öğrenme+1
Mine Duran
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde bilinçli farkındalık ve bağlanma stillerinin psikolojik iyi oluşu yordama düzeyi

Bu çalışmada yetişkin bireylerin bilinçli farkındalık düzeyleri ve bağlanma stillerinin psikolojik iyi oluşu yordama düzeyi incelenmektedir. Ayrıca yetişkinlerin bilinçli farkındalık, bağlanma stilleri ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, meslek, gelir düzeyi, medeni durum, evlilik süresi, çocuk olma durumu, anne eğitim düzeyleri, baba eğitim düzeyleri, kardeş sayısı, anne hayatta olma durumu, baba hayatta olma durumu, ebeveynlerinin birlikte yaşama durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmektedir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, amaçlı örneklem belirleme yöntemiyle seçilen Akdeniz bölgesinde ikamet eden 20-60 yaş aralığındaki 601 gönüllü yetişkin katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PERMA) ve Anne Babaya Bağlanma Ölçeği (ABBÖ) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda bilinçli farkındalık ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Bilinçli farkındalık psikolojik iyi oluştaki varyansın %23,1'ini yordamaktadır. Bilinçli farkındalık, psikolojik iyi oluşun tüm alt boyutlarının anlamlı ve pozitif bir yordayıcısıdır. Diğer taraftan, bilinçli farkındalık ile anne kontrol/aşırı koruma arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca hem anne ilgi hem de baba ilgi düzeyleri ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönde bir korelasyon olduğu belirlenmiştir. Anneye bağlanmanın psikolojik iyi oluştaki varyansın %5,1'ini açıkladığı görülmüştür. Anne kontrol/aşırı koruma boyutu psikolojik iyi oluşun olumsuz duygular boyutunun negatif ve anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür. Babaya bağlanma ise psikolojik iyi oluştaki varyansın %3,2'sini açıklamaktadır. Baba ilgi boyutu psikolojik iyi oluşun olumlu duygular, bağlanma, ilişkiler, anlam ve başarı boyutlarının pozitif ve anlamlı bir yordayıcısıdır. Ayrıca anneye bağlanma bilinçli farkındalığın anlamlı bir yordayıcısı olup bilinçli farkındalıktaki varyansın %5,4'ünü açıkladığı tespit edilmiştir. Anne ilgi boyutu bilinçli farkındalığı pozitif yönde anlamlı düzeyde yordamakta iken anne kontrol/aşırı koruma boyutu bilinçli farkındalığı negatif yönde anlamlı düzeyde yordamaktadır.

Atike Ege
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örtük programın sınıf iklimi kapsamında geliştirilen ve yaratıcı drama etkinlikleriyle uygulanan öğretim tasarımının etkililiği

Bu çalışma örtük programın sınıf iklimini oluşturan değişkenler ve bunların sebep olduğu örtük etkileri konusunda öğretmen adaylarının bilgi ve farkındalık kazanmaları amacıyla yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda sınıf iklimi kapsamında ADDIE modeliyle bir öğretim tasarımı geliştirilmiştir. İhtiyaç analizi, öğretim tasarımı, veri toplama araçları, deneme uygulaması ve değerlendirme süreçleri takip edilerek geliştirilen öğretim tasarımının ön uygulaması bu amaç için seçmeli olarak açılan örtük program dersinde gerçekleştirilmiştir. Ön uygulama sonuçlarına göre yeniden gözden geçirilip düzenlenen öğretim tasarımının nihai uygulaması farklı bölüm ve sınıf düzeylerinde öğrenim gören ve amaçlı olarak seçilen 24 öğretmen adayının gönüllü katılımıyla yapılmıştır. Öğretim tasarımının öğretme-öğrenme sürecinde yaratıcı drama etkinlikleri kullanılmış ve bu uygulamalar 180'er dakika olmak üzere toplam 30 saat (10 atölye) sürmüştür. Araştırma süreci nicel ve nitel desenlerin birlikte kullanılmasına imkân veren karma araştırma desenlerinden iç içe gömülü deneysel desen kullanılarak düzenlenmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen ve ön-son test olarak kullanılan başarı testiyle nicel veriler toplanmıştır. Çalışmanın nitel verileri ise uygulama öncesinde görüş alma formu; uygulama sürecinde gözlem kayıtları, öz değerlendirme ve atölye sonu değerlendirme formları, çalışma yaprakları, öğrenci ürünleri, video kayıtlarıyla; çalışma sonunda ise görüş alma formu, bireysel ve odak görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Nicel verilerin t testi ile analizi edilmesi sonucunda öğretim tasarımı uygulamalarının öğretmen adaylarının örtük program ile ilgili öğrenmelerini anlamlı derecede artırdığı belirlenmiştir. İki bağımsız kodlayıcı tarafından içerik analiziyle çözümlenen nitel verilerden ise öğretim tasarımının niteliği ve öğretim tasarımının ürünleri olmak üzere iki alanda bulgular elde edilmiştir. Çalışmanın sonunda öğretmen adaylarının yaratıcı drama uygulamalarını etkili buldukları ve bu uygulamaların duygularını olumlu etkilediği ortaya çıkmıştır. Yine bu uygulamalar sonucunda öğretmen adaylarının tasarımın kazanımlarına ulaştıkları hem de içerikle ilgili farkındalıklarının arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu öğretim tasarımının da içerik ile ilgili örtük öğrenmelere sebep olduğuna ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışma sonunda eğitim fakültelerinde örtük program ve uygulamalarına ilişkin dersler, etkinlikler vb. uygulamalara ilişkin önerilere verilmiştir.

Mustafa Yeler
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin mesleğe ilişkin tutumları ile program değerlendirme becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacını, "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Mesleğe İlişkin Tutumları ile Program Değerlendirme Becerilerinin" incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma da ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Burdur il, ilçe, belde ve köylerinde MEB'e bağlı olarak ilköğretim okulları bünyesindeki resmi anasınıfları ile resmi bağımsız anaokullarında görev yapan 278 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" "Öğretmenlerin Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutum Ölçeği" ve "Okul Öncesi Eğitim Programı Kalite Değerlendirme Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumları ile program değerlendirme beceri düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumda yaşa göre "değer verme, ilgisizlik, mesleki gelişime açıklık alt boyutları ile ölçek genelinde anlamlı farklılık 40 yaş ve üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin büyüdükleri şehirlerden büyükşehir/şehir değişkeninin "ilgisizlik" alt boyutunda anlamlı farklılık bulunurken ölçek genelinde ise anlamlı farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin mezun oldukları liselerden Genel/ İmam Hatip/ Diğer Liseler ile Mesleki ve Teknik Liseler lehinde; mezun olduğu fakültelerden ise Açık öğretim ve Uzaktan Eğitim Fakültesi lehinde mesleğe ilişkin tutumların alt boyutu olan "değer verme, mesleki tükenmişlik, ilgisizlik alt boyutları ile ölçek genelinde" anlamlı farklılık olduğu bulgusu elde edilmiştir. Öğretmenlerin çalıştığı kurumlarda bağımsız anaokulu lehinde "ilgisizlik" alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilirken "değer verme, mesleki tükenmişlik, mesleki gelişime açıklık ve ölçek genelinde" anlamlı farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin görev yaptıkları yerleşim biriminde il merkezi lehinde; öğretmenlik mesleğini tercih etme nedenlerinde ise "idealimdeki meslek olması ve çocukları çok sevmem" tercihinde ölçek genelinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin okul öncesi eğitim programı kalite değerlendirme ölçeğinde 16 yıl ve üzeri hizmet süresinde; görev yaptıkları kurumlarda bağımsız anaokulları ve yaşlarda ise 20-29 yaş lehinde anlamlı farklılık olduğu sonuçları elde edilmiştir. Çalışmada cinsiyet değişkeni açısından erkek öğretmen sayısının az olması sebebiyle cinsiyet karşılaştırması yapılamamıştır. Cinsiyet karşılaştırmasının yapılabileceği geniş örneklemli çalışmalar yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Eğitim ve Eğitim Programı, Okul Öncesi Eğitim, Öğretmenlik Mesleği, Program Değerlendirme, Tutum.

Tuğba Sağlam Sağlık
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde sosyal destek algısı ile psikolojik sağlamlığın duygusal ve davranışsal sorunlar üzerindeki etkisinde duygusal zekânın aracılık rolü

Bu çalışmanın amacı, ergenlerde sosyal destek algısı ile psikolojik sağlamlığın duygusal ve davranışsal sorunlar üzerindeki etkisinde duygusal zekânın aracılık rolünü incelemektir. Araştırma betimsel bir çalışma olup tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Antalya ili Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı TOBB Fen Lisesi, Karatay Anadolu Lisesi, İsmet İnönü Mesleki Teknik Anadolu Lisesi, Prof. Dr. Raşit Küçük Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Özel Envar Lisesi'nde 9. ve 10.sınıflarda öğrenim gören 395'i kız ve 255'i erkek toplam 650 ergenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Psikolojik Sağlamlık Tutum Beceri Ölçeği, Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği- Adölesan Kısa Formu, Güçler ve Güçlükler Anketi ile Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizi Independent-Sample T testi, One-way ANOVA testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, Linear Regression ve Hayes (Process) Analizi ile yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, kız ergenlerin duygusal sorunlar ve toplam güçlük puanının erkek ergenlerden daha yüksek olduğu; ergenlerin aile gelir düzeyine göre duygusal sorunları, davranış sorunları ve toplam güçlük puanlarında; okul türüne göre ise sadece duygusal sorunlarında istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin duygusal sorunlar, davranış sorunları ve toplam güçlük puanında yaş, sınıf düzeyi ve aile durumuna göre ise istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Ergenlerin sosyal destek algısı puanlarından arkadaş ve özel insan alt boyutu ile toplam sosyal destek algısı puanında aile gelir düzeyine göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu belirlenirken; tüm alt boyutlar ve toplam sosyal destek algısı puanında cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü ve aile durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Ergenlerin psikolojik sağlamlık puanlarından iç görü ve yaratıcılığın kız ergenlerde erkek ergenlerden daha yüksek olduğu; iç görü ve yaratıcılık ile mizah alt boyutu ve psikolojik sağlamlık toplam puanlarında yaşa göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılığın olduğu belirlenmiştir. İlişkiler ve değerler oryantasyonu alt boyutu ile psikolojik sağlamlık toplam puanında sınıf düzeyi arttıkça psikolojik sağlamlığın arttığı belirlenirken; tüm alt boyutlar ve psikolojik sağlamlık toplam puanında okul türü, aile gelir düzeyi ve aile durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Ergenlerin duygusal zekâ puanlarından öz kontrol, duygusallık alt boyutu ve duygusal zekâ toplam puanının erkek ergenlerde kız ergenlerden daha yüksek olduğu; sosyallik alt boyutunda okul türüne göre; duygusallık alt boyutu ve duygusal zekâ toplam puanında aile gelir düzeyine göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılığın olduğu; ancak, duygusal zekâ tüm alt boyutları ve duygusal zekâ toplam puanında yaş, sınıf düzeyi ve aile durumuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada sosyal destek ve psikolojik sağlamlığın duygusal ve davranışsal sorunları negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı; sosyal destek algısı ve psikolojik sağlamlığın duygusal ve davranışsal sorunlar üzerindeki etkisinde duygusal zekânın tam aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlara göre sosyal destek, psikolojik sağlamlık ve duygusal zekânın ergenlerde duygusal ve davranışsal sorunları açıklamada katkı sağlayıcı ve önemli değişkenler olduğu görülmektedir.

Nahide Turhal Ceylan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çözüm odaklı kısa süreli yaklaşıma dayalı psikoeğitim programının lise öğrencilerinin duygusal farkındalık düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı çözüm odaklı kısa süreli yaklaşıma dayalı psikoeğitim programının lise öğrencilerinin duygusal farkındalık düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çözüm odaklı kısa süreli yaklaşıma dayalı olarak oluşturulan psikoeğitim programı ile lise öğrencilerinin duygusal farkındalık düzeylerinin artırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla yapılan araştırmada lise öğrencilerine uygulanan duygusal farkındalık psikoeğitim programının etkililiği incelenmiştir. Araştırmada gerçek deneme modellerinden ön test-son test kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2022-2023 eğitim-öğretim yılı, Antalya ili Döşemealtı ilçesi Mustafa Ayten Aydın Anadolu Lisesinde öğrenim gören 11. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada katılımcıların duygusal farkındalık düzeylerini belirlemek için veri toplama aracı olarak Duygusal Farkındalık Düzeyi Ölçeği (DFDÖ) kullanılmıştır. Ölçekten ortalama ve altında puan alan katılımcılardan seçkisiz olarak 12 kişi deney ve 12 kişi kontrol gruplarına atanmıştır. Deney grubuna 6 haftalık duygusal farkındalık psikoeğitim programı uygulanırken kontrol grubuna ise herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Verilerin analizinde "Mann Whitney-U Testi" ve "Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda; çözüm odaklı kısa süreli yaklaşıma dayalı psikoeğitim programının lise öğrencilerinin duygusal farkındalık düzeylerini artırmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uygulamadan 3 hafta sonra yapılan izleme testi sonucunda ise uygulanan programın etkisinin azaldığı görülmüştür.

Gazihan Mert Ergün
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik dersi kazanımlarının yenilenmiş Bloom Taksonomisi, TIMMS Bilişsel Alan Sınıflaması ve Marzano Taksonomisine göre karşılıklı incelenmesi

Nitel araştırma desenlerinden doküman inceleme basamakları izlenerek yürütülen bu çalışmada 8. Sınıf matematik dersi kazanımlarının Yenilenmiş Bloom taksonomisi, TIMSS bilişsel alan sınıflaması ve Marzano Taksonomisine göre hangi basamakta yer aldığı belirlenmiştir. Taksonomilerin alanyazındaki özellikleri ve uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulan ölçütler ve kazanımlarda öğrencilerden beklenen eylemsel davranışlar karşılaştırılarak kazanımların hangi basamakta yer aldığı tespit edilmiştir. Bloom taksonomisine göre çalışma sonunda kazanımların %2'sinin olgusal, %58'inin kavramsal, %38'inin işlemsel ve %2'sinin ise üstbilişsel bilgiye uygun yazıldığı ortaya çıkmıştır. Kazanımların bilişsel süreç boyutundaki yerlerine bakıldığında %2'sinin hatırlamak, %21'inin anlamak, %52'sinin uygulamak, %17'sinin analiz etmek, %6'sının değerlendirmek ve %2'sinin sentez yapmak düzeyinde yer aldığı belirlenmiştir. TIMMS bilişsel sınıflamasına göre kazanımların düzeylerine bakıldığında %42'sinin bilme, %36'sının uygulama ve %22'sinin ise akıl yürütme basamağında yer aldığı tespit edilmiştir. Kazanımların Marzano taksonomisindeki yeri incelendiğinde bilgi boyutunun bilgi alt basamağında kazanımların %23'ü ve zihinsel işlemler alt basamağında ise %77'si yer almıştır. Kazanımların bilişsel süreç boyutundaki yeri incelendiğinde ise %42'sinin geri getirme, %38'sinin anlamak ve %20'sinin ise analiz etmek boyutunda yer aldığı belirlenmiştir. Bilgi kullanımı, üstbiliş ve öz sistem basamaklarında kazanımın bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Bloom taksonomisinde kazanımların %96'sınının bilgi boyutunun kavramsal ve işlemsel boyutta yer aldığı ortaya çıkmıştır. Kazanımların %90'nın ise bilişsel süreç boyutunun anlamak, uygulamak ve analiz etmek alt boyutlarında olduğu belirlenmiştir. Kazanımların TIMMS bilişsel alan sınıflamasının ağırlıklı olarak bilme ve uygulama basamağında yer aldığı tespit edilmiştir. Marzano taksonomisinde ise kazanımların tamamının geri getirme, anlamak ve analiz etmek basamaklarında yer aldığı, üst basamaklarda herhangi bir kazanımın bulunmadığı belirlenmiştir.

Afife Büşra Yeşilpınar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk eğitim sisteminde öğretmenlerin hizmet içi mesleki gelişimlerine yönelik çalışmaların sistematik bir derlemesi

Bu araştırmanın amacı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesindeki görev yapan öğretmenlerin mesleki gelişimlerine yönelik yapılan hizmet içi mesleki çalışmaları tür, branş ve yıllara göre amaç, yöntem ve sonuç bağlamında belirli ölçütlere göre inceleyerek ilgili alanyazındaki genel durumu saptamak ve çalışmaların farklı değişkenler açısından eğilimlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden sistematik derleme modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın veri kaynağını 2013-2023 yılları arasında hizmet içi eğitimi konu alan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi veritabanı ve Dergipark veritabanındaki çalışmalar oluşturmaktadır. İncelenen çalışmalar cevap aranan alt problemler dahilinde (tür, branş, yıl, amaç, konu, çalışma grubu, çalışma yöntemi, veri toplama aracı, veri analiz yöntemi, sonuç) temalar oluşturularak kodlanmıştır. Veriler doküman inceleme tekniği kullanılarak toplanmış ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda yapılan çalışmaların büyük çoğunluğunun yüksek lisans tezi ve genel branşlara yönelik çalışmalar olduğu, çalışmaların büyük çoğunluğunun 2017 yılı sonrasında yapıldığı belirlenmiştir. Çalışmalar sıklıkla genel branşlara yönelik öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş yüksek lisans türünde çalışmalar olup, bununla birlikte doktora çalışmaları ise ağırlıklı olarak eğitim programı geliştirme ve değerlendirme amacıyla gerçekleştirilmiştir. Konulara göre dağılıma bakıldığında genel branşlara yönelik genel konularda çalışmalar yapılmıştır. Belirli konulara yönelik ise teknoloji ve öğretim model/strateji ve yöntemlere yönelik çalışmaların fazla olduğu, teknoloji konulu çalışmaların genel branşlara yönelik makale ve doktora türünde, öğretim model/strateji ve yöntemleri konulu çalışmaların ise İngilizce branşına yönelik yüksek lisans türünde çalışmalar olduğu görülmektedir. Çalışmaların katılımcılarının büyük bölümü öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmaların büyük bir kısmı nitel araştırma yöntemi ve durum çalışması deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmalarda sıklıkla bir, iki ve üç farklı veri toplama aracı kullanıldığı görülmüştür. Çalışmalarda elde edilen veriler nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmalardan elde edilen sonuçlara bakıldığında olumlu sonuçlanan çalışmaların fazla olduğu, bununla birlikte olumsuz sonuçlanan çalışmalarda verilen eğitimlerin yetersiz olduğu ve ihtiyaçları karşılamadığı görüşünün hakim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda öğretmenlerin ihtiyaçlarına yönelik daha fazla çalışma gerçekleştirilmesi önerilmiştir.

Alihan Başlar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin temel sosyal becerilerini eğitsel oyunlarla geliştirme: Bir eylem araştırması

Eylem araştırması kapsamında yürütülen bu çalışmada birinci sınıf öğrencilerinin iletişim, iş birliği, kurallara ve yönergelere uyma olmak üzere temel sosyal becerilerinin eğitsel oyunlarla geliştirilmesi amaçlanmıştır. Amaçlı örnekleme ve kolay ulaşılabilirlik yoluyla seçilen çalışma grubunu 33 birinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın nicel verileri ilkokul derslerinin öğretim programlarındaki kazanımlar, uzman görüşleri ve ilgili ölçekler dikkate alınarak geliştirilen dereceli puanlama anahtarı, tema gözlem formu, sosyal beceri değerlendirme formu ile toplanmıştır. Araştırma öncesi ve sonrasında kullanılan bu veri toplama araçlarıyla birlikte öğretme-öğrenme süreci araştırmacı sınıf öğretmeni tarafından gözlenmiş ve ayrıca çalışma sonunda sınıf öğretmeniyle bireysel görüşme yapılmıştır. Nicel veriler parametrik olmayan testlerle karşılaştırılmış, nitel veriler ise içerik analizi ile incelenmiştir. Çalışma öncesi ve sonrasında dereceli puanlama anahtarı, tema gözlem formu ve sosyal beceri değerlendirme formu ile toplanan nicel verilerin analizi sonucunsa birinci sınıf öğrencilerinin iletişim, iş birliği, kurallara ve yönergelere uyma becerilerinde anlamlı ilerleme gösterdiği ortaya çıkmıştır. Görüşme ve gözlem yoluyla toplanan nitel verilerin analizi sonucunda "İletişim", "İş Birliği", "Kurallara ve Yönergelere Uyma", "Duygular" ve "Sorunlar" temaları ortaya çıkmıştır. Eğitsel oyun uygulamaları sonunda öğrencilerin iletişim, iş birliği, kurallara ve yönergelere uyma becerilerinde olumlu gelişmeler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin eğitsel oyunlarla yapılan çalışmalarda mutlu oldukları, heyecan duydukları, çalışmaları sevdikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca eğitsel oyunlar için uygun bir mekânın olmaması oyunların okul bahçesinde yürütülmesini zorunlu kılmış ve bu nedenle hava sıcaklığının uygulamaları olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Sınıftaki öğrenci sayısının kalabalık olması da bir sorun olarak dile getirilmesine rağmen öğrencilerin uygulama sürecinde becerilerinin geliştiği ve uygulamalara ilişkin olumlu duygular besledikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Birinci Sınıf, Eğitsel Oyun, İletişim, İş Birliği, Kurallara Uyma, Oyun, Sosyal Beceri

Şerife Tosun
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üçgen ve dörtgenler temasında yürütülen eğitsel oyun destekli öğretimin başarı, kalıcılık ve duyuşsal özelliklere etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada eğitsel oyun destekli matematik öğretiminin öğrencilerin başarısına, öğrenilenlerin kalıcılığa ve duyuşsal özelliklere etkisi incelenmiştir. Kontrol gruplu ön-son test yarı deneysel desenle yürütülen araştırmada amaçlı örnekleme yoluyla okul ve çalışma grupları belirlenmiştir. Bu gruplar içinden eğitsel oyunlarla matematik öğretiminin yapıldığı bir deney grubu ve ders kitabına dayalı öğretmen anlatımının yapıldığı iki kontrol grubu seçkisiz yolla belirlenmiştir. Çalışma kapsamını ortaokul 5. Sınıf matematik dersi öğretim programında yer alan "Üçgen ve Dörtgenler" alt öğrenme alanındaki dört kazanım oluşturmuştur. Araştırmada başarı testi ve matematiğe yönelik duyuşsal giriş özellikleri ölçeği kullanılarak nicel, görüşme ile nitel veriler toplanmıştır. Her bir grupta 30'ar öğrencinin yer aldığı çalışmada nicel araçlardan elde edilen veriler parametrik testlerle karşılaştırma ölçütlerini karşılamıştır. Deney ve kontrol grupları karne notları, başarı testi ve duyuşsal giriş özellikleri bakımından eşleştirilmiştir. Eğitsel oyunlarla matematik öğretiminin yapıldığı deney grubunun başarısının, ders kitabına ve öğretmen anlatıma dayalı etkinliklerin yapıldığı kontrol gruplarından anlamlı derecede iyi olduğu ortaya çıkmıştır. Yine deney grubundaki etkinliklerin kontrol 2 grubunda yapılan etkinliklere göre kalıcılığı sağlamada daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Deney grubunun duyuşsal giriş özelliklerinin kontrol grubu-2'ye göre daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır. Deney grubundaki öğrencilerle yapılan görüşmelerin içerik analizi sonucunda eğitsel oyunlarla matematik öğretiminin daha kolay, anlamlı ve daha iyi öğrenmeye neden olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrenciler etkinlikleri öğretici, güzel, eğlenceli bulduklarını ifade etmişlerdir. Bu etkinlikler sayesinde öğretmenin öğretme çabasını fark etmişler, öğretmeni nazik ve iyi huylu olarak tanımlamışlardır. Bu etkinliklerin öğrencileri heveslendirdiği, mutlu ettiği, matematiği sevdirdiğine ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır.

Eda Arlı İnal
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin karakter eğitimi yetkinlikleri ile eğitim programı tasarım tercihleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacını; öğretmenlerin karakter eğitimi yetkinlikleri ile eğitim programı tasarım tercihlerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Araştırma modeli olarak, tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli temel alınmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapmakta olan öğretmenler, örneklemini ise; bu evrenden basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiş 1182 öğretmen oluşturmuştur. Öğretmenlerin karakter eğitimi yetkinlikleri ile eğitim programı tasarım tercihlerini belirlemek için veri toplama aracı olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Karakter Eğitimi Yetkinlik İnancı Skalası" (KEYİS) ve "Öğretmenlerin Eğitim Programı Tasarım Yaklaşımı Tercih Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlerin ölçeklere verdikleri yanıtların frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Öğretmenlere uygulanan Karakter Eğitimi Yetkinliklerini hesaplamak için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişkisel analizde ise Spearman's Rho Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Yine öğretmenlere uygulanan Öğretmenlerin Eğitim Programı Tasarım Yaklaşımlarını hesaplamak için Mann Whitney-U testi ve Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin karakter eğitimi yetkinlikleri; yaş, eğitim durumları, branş, büyüdüğü yer, mezun oldukları lise türü, görev yaptıkları eğitim kurumu, görev yeri memnuniyeti ve öğretmenlik mesleğini tercih etme nedenleri değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Ancak cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yine araştırmada öğretmenlerin eğitim programı tasarım tercihleri, eğitim durumları, branş ve lise mezuniyeti değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermekte iken cinsiyet, yaş ve büyüdükleri yer değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Son olarak öğretmenlerin karakter eğitimi yetkinlikleri ile eğitim programı tasarım tercih düzeyleri arasında negatif yönlü düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim Programı, Karakter Eğitimi, Karakter, Öğretmen, Program, Tasarım.

Meray İşlek Tutkun
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin savunma mekanizmaları ile bilinçli farkındalık ve öz-şefkatleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin savunma mekanizmalarının, bilinçli farkındalık ve öz-şefkatleri ile ilişkisini araştırmaktır. Bu bağlamda, savunma mekanizmaları ile bilinçli farkındalık ve öz-şefkatlerin, katılımcıların demografik özelliklerine göre nasıl değiştiği de araştırılmıştır. Araştırmaya 618 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmada genel tarama modelleri içinde yer alan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Bilgi formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Savunma Biçimleri Testi ve Öz-şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde veriler normal bir dağılım sergilediği için, parametrik analizler olan T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon'u ve Çok Değişkenli Regresyon kullanılmıştır. Bulgular, üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık ölçeği puanları ile savunma biçimleri testi olgun alt boyutundan elde ettikleri puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığını, ancak nevrotik ve ilkel alt boyutlardan aldıkları puanlar arasında negatif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Öte yandan, araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin öz-şefkat ölçeği puanları ile savunma biçimleri testinde yer alan olgun, nevrotik ve ilkel alt boyutlardan aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı ve olumlu yönlü ilişkiler bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık ölçeği puanlarının savunma biçimleri testinde yer alan olgun alt boyutundan aldıkları puanları yordamadığını ortaya koymaktadır. Ancak, öğrencilerin öz-şefkat ölçeği puanlarının savunma biçimleri testinde yer alan olgun alt boyutu puanlarını anlamlı ve pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Bilinçli farkındalık ölçeği puanları, savunma biçimleri testindeki nevrotik alt boyutundan aldıkları puanları anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordarken, öz-şefkat ölçeği puanları ise bu alt boyuttan aldıkları puanları anlamlı ve pozitif yönde yordamaktadır. Benzer şekilde, bilinçli farkındalık ölçeği puanlarının savunma biçimleri testindeki ilkel alt boyutundan aldıkları puanları anlamlı düzeyde ve negatif yönde, öz-şefkat ölçeği puanlarının ise anlamlı ve pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Bulgular literatür doğrultusunda tartışılmıştır.

Nurhan Ünal Ergen
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokullarda dezavantajlılığın öğrencilere etkisini azaltmaya yönelik yapılan sosyal adalet uygulamaları

Bu araştırmada, okulların dezavantajlı öğrenci profilini, dezavantajlılığın öğrenciler üzerindeki etkisini, bu etkiyi telafi etmeye yönelik okullarda yapılan sosyal adalet uygulamalarını ve bu uygulamaların kapsamını, işe yarama ve iş görme potansiyelini incelemek amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerine dayalı gerçekleştirilen çalışmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırma Antalya ili Kepez ilçesinde on okulda görev yapan 19 okul yöneticisi, 33 öğretmen ve 26 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak MAXQDA 2020 nitel veri analiz yazılımında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre okullarda ailesel, bireysel, çevresel ve sosyokültürel özelliklere bağlı farklı açılardan dezavantajlı öğrenciler bulunmaktadır. Dezavantajlı öğrencilerin tespiti için okullarda belge/formlar ve etkileşime dayalı yollar kullanılmaktadır. Dezavantajlılık öğrenciler üzerinde akademik, sosyal, psikolojik, davranışsal, fiziksel ve diğer açılardan birçok etki oluşturmaktadır. Dezavantajlı olmanın eğitsel açıdan öğrenciler üzerinde oluşturduğu bu etkileri azaltmak veya ortadan kaldırmak amacıyla okullarda öğrencilerin kendilerini gerçekleştirmelerine ve geliştirmelerine, kaynak temini ve dağıtımına, fırsat ve imkân eşitliği sağlamaya, destekleyici okul ortamı oluşturmaya yönelik uygulamaların yanı sıra diğer kategorisi altında verilen çok farklı uygulamaların yapıldığı belirlenmiştir. Yapılan uygulamalar belirlenirken ise uygulamanın niteliğinin, öğrenci, okul ve çevresel özelliklerin, pozitif ayrımcılığın, kapsayıcılığın ve diğer kategorisi altında çeşitli unsurlarının göz önünde bulundurulduğu görülmüştür. Ayrıca yapılan bu uygulamaların dezavantajlı öğrencilere akademik, sosyal, psikolojik açıdan çeşitli olumlu katkılarda bulunduğu saptanmıştır. Ancak dezavantajlı olmanın öğrenciler üzerinde oluşturduğu etkileri azaltmak/ortadan kaldırmak amaçlı olarak okullarda yapılan uygulamalarda okul, veli, iletişim, personel, öğrenci, çevre ve diğer kategorisi altında yer alan birçok engelle de karşılaşıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenlere bağlı olarak da tüm dezavantajlı öğrencilere tam anlamıyla ulaşılamadığı görülmüştür. Dezavantajlılığın öğrenciler üzerinde oluşturduğu etkileri azaltmak/ortadan kaldırmak için okullarda çeşitli uygulamalar yapılsa da hala çeşitli uygulamaların yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda okul-aile-çevre iş birliğine, öğrencilerin geliştirilmesine, sosyal adalet uygulamalarına, okul kaynaklarına, eğitim sistemine, okulun yapısına, mevzuatı iyileştirmeye, okulların insan kaynaklarına ve işleyişin kolaylaştırılmasına yönelik çeşitli uygulamaların yapılmasına gereksinim duyulduğu saptanmıştır. Bu açıdan okullarda dezavantajlı öğrencileri destekleyici daha kalıcı, kapsayıcı, etkili ve sürdürülebilir politikalar geliştirilmesi gerektiği görülmüştür.

Ayşe Şimşek Batar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin motivasyonları ile sınıf içi etkili iletişim becerilerine yönelik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada öğretmenlerin sınıf içi etkili iletişim becerileri algıları ile motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde, betimsel bir araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın örneklem grubu uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olup, Antalya İli Korkuteli ilçesinde resmi eğitim kurumlarında görev yapan 341 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin demografik bilgilerini elde etmek amacıyla ''Kişisel Bilgi Formu'', öğretmenlerin motivasyon düzeyini belirlemek için ''Öğretmen Motivasyon Ölçeği'', öğretmenlerin sınıf içi etkili iletişim becerileri algı düzeyini tespit etmek için ''Sınıf içi Etkili İletişim Becerileri Algı Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin motivasyon düzeyleri cinsiyetlerine, yaşa, çalıştığı kurumdan memnun olma durumuna göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin motivasyonlarının mesleki doyum ve kişisel gelişim, öğretim süreci ve öğrenciler alt boyutunda kadın öğretmenlerin lehine, öğretim süreci ve öğrenciler alt boyutunda 31-35 yaş lehine ve motivasyon toplam puanlarında çalıştıkları kurumdan memnun olma durumu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin sınıf içi etkili iletişim becerileri algıları yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, görev yapılan eğitim kurumu ve çalıştığı kurumdan memnun olma düzeylerine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmektedir. Sınıf içi etkili iletişim becerileri algıları kadın öğretmenlerin anlamlı olarak daha yüksekken, beden dilini etkili kullanma alt boyutu puanları 26-30 yaş arası öğretmenlerin anlamlı olarak daha düşüktür. Öğretmenlerin kıdem yılı arttıkça sınıf içi etkili iletişim becerileri algıları da artmaktadır. İlkokul eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin ortaokul eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerden empati puanları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin sınıf içi etkili iletişim becerileri algıları ile motivasyon düzeyleri arasında orta düzeyde, pozitif yönde , anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre öğretmenlerin sınıf içi etkili iletişim becerileri algıları arttıkça motivasyon düzeyi de artmaktadır. Araştırma sonuçları doğrultusunda araştırmacılara ve eğitimcilere önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, Öğretmen, Sınıf İçi Etkili İletişim

Derya Çınar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının iletişim becerileri ile mizah tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, öğretmen adaylarının iletişim becerileri ile mizah tarzları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 862 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile Korkut, Owen ve Bugay (2014)'ın geliştirdiği "İletişim Becerileri Ölçeği" ve Yerlikaya (2003) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Mizah Tarzları Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 26.00 istatistik paket programı kullanılmıştır. Demografik değişkenler için frekans ve yüzde analizi, ölçek maddelerini istatistiksel olarak yorumlayabilmek için betimsel istatistikler hesaplanmıştır. İletişim becerileri ölçeği ve mizah tarzları ölçeği alt boyutları puan ortalamalarının iki kategorili değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için parametrik testlerden Bağımsız Örneklemler T testi; ikiden fazla kategorili değişkenlere göre ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVA analizi sonucunda anlamlı farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc Tukey testi yapılmıştır. Öğretmen adaylarının iletişim becerilerinin yüksek düzeyde olduğu; Katılımcı Mizah ve Kendini Geliştirici Mizah tarzlarını Yıkıcı ve Saldırgan Mizah tarzlarına göre daha çok tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. İletişim Becerileri ile Katılımcı Mizah alt boyutu arasında "düşük" düzeyde pozitif yönde anlamlı; Kendini Geliştirici Mizah alt boyutu arasında "orta" düzeyde pozitif yönde anlamlı; Saldırgan Mizah alt boyutu arasında "düşük" düzeyde negatif yönde anlamlı; Kendini Yıkıcı Mizah alt boyutu arasında "düşük" düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

Ahmet Aslan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin sosyal ve duygusal yalnızlığının yordayıcıları olarak bağlanma stilleri ve evlilik doyumu

Bu araştırmada evli bireylerin sosyal ve duygusal yalnızlığında bağlanma stilleri ve evlilik doyumunun yordayıcı rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca sosyal ve duygusal yalnızlığın bazı demografik değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi araştırmanın bir diğer amacıdır. Araştırmaya 21-60 yaşları arasında toplam 467 evli birey katılmıştır. Araştırma grubu 356 (%76,2) kadın ve 111 (%23,8) erkek katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada istatistiksel analiz yapmak amacıyla veri toplamak için; kişisel bilgi formu, SELSA-S (Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği), Evlilik Yaşamı Ölçeği ve Kişilerarası İlişkilerde Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Kullanılan ölçeklerin iç güvenirliğini belirlemek için Cronbach Alfa güvenilirlik analizi uygulanmıştır. İkili korelasyon testi ile normal dağılıma uygun olan ölçüm puanları arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Değişkenlerin yordayıcı rolü regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren ölçüm puanları bağımsız örneklemler t-testi ve Anova testi ile analiz edilmiştir. Analizler IBM SPSS paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre evli bireylerin sosyal ve duygusal yalnızlığının önemli bir boyutunun evlilik doyumu, güvenli bağlanma ve kaygılı bağlanma değişkenleri ile anlamlı olarak açıklandığı bulunmuştur. Demografik değişkenler açısından sosyal ve duygusal yalnızlık düzeyinin evlenme biçimi ve evlilik öncesi flört varlığına göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmektedir.

Aşkın Gizem Kayacan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin mesleki yeterlikleri ile 21.yy öğrenen becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacını, öğretmenlerin mesleki yeterlikleri ile 21. Yy. öğrenen becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Burdur ili, ilçesi ve köylerinde MEB'e bağlı okullarda görev yapan 3547 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu araştırmaya katılmaya gönüllü olmuş 267 kadın ve 241 erkek toplam 508 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Öğretmenlerin Mesleki Yeterlilik Ölçeği, 21.Yy. Öğrenen Beceri Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın verilerini analiz etmek için SPSS 26.0 programı kullanılmıştır. Analizler için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistikler kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirliği iç tutarlılık katsayıları (Cronbach's Alpha) hesaplanarak test edilmiştir. Öğretmenlerin mesleki yeterlilikleri ile 21. Yy. öğrenen becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Öğretmenlerin mesleki yeterliliklerinin cinsiyete, yaşa, eğitim düzeyine, mesleki kıdeme, mezun olunan fakülteye, görev yapılan öğretim kademesine, görev yapılan yerleşim yeri türüne ve görev yapılan okuldan memnuniyet durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Yine, öğretmenlerin 21. Yy. öğrenen becerileri öğretmenlerin cinsiyetine, yaşına, eğitim düzeyine, mesleki kıdemine, mezun olunan fakülteye, görev yapılan öğretim kademesine, görev yapılan yerleşim yeri türüne ve görev yapılan okuldan memnuniyet durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir.

Sümeyye Kurt
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanlar için karşıt transferans farkındalığı ölçeğinin geliştirilmesi ve psikolojik danışmanların karşıt transferans düzeylerinin incelenmesi

Karşıt transferans kavramı psikanalitik kuramlar kapsamında literatüre girmiş bir kavramdır. Psikolojik danışma süreci içerisinde psikolojik danışmanların zaman zaman yaşadığı bu durum danışma süreci içerisinde fark edilmesi ve çözümlenmesi gereken bir kavramdır. Bu araştırmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Araştırmanın ilk amacı, psikolojik danışmanların karşıt transferans düzeyini ölçmeyi amaçlayan geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın ikinci amacı ise psikolojik danışmanların karşıt transferans farkındalık düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler kapsamında incelenmesidir. Ölçek geliştirme araştırması kapsamında 252 psikolojik danışman ile psikolojik danışmanın karşıt transferans düzeyinin çeşitli demografik değişkenlere incelenmesi amacıyla da 200 psikolojik danışman ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen Psikolojik Danışman Karşıt Transferans Farkındalığı Ölçeği ve Psikolojik Danışman Beceri Ölçeği Kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin güvenirlik hesaplamasında Cronbach Alpha katsayıları hesaplamaları kullanılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği için alanyazın incelenerek ölçek maddeleri yazılmış ve uzman görüşüne başvurulmuştur. Ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Benzer ölçekler geçerliliği için Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Veri analizleri SPSS paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasına ait verilerin analizleri sonucunda 22 madde ve iki boyuttan oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında psikolojik danışmanların karşıt transferans farkındalık düzeyleri bazı demografik değişkenlere göre incelenmiştir. Psikolojik danışmanların karşıt transferans farkındalık düzeylerinde cinsiyet, çoğunlukla çalışılan danışan grubu ve çoğunlukla tercih edilen terapi ekolü açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Psikolojik danışmanların karşıt transferans farkındalık düzeylerinde mesleki deneyim süresi açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Karşıt Transferans, Psikolojik Danışman

AktarımKarşı aktarımPsikolojik danışmanlık+1
Mümine Türkyılmaz Bilgin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde şiddetin yordayıcıları olarak reddedilme duyarlılığı ve kendini susturma

Bu araştırmanın amacı, romantik ilişki deneyimlemiş/deneyimlemekte olan üniversite öğrencilerinin reddedilme duyarlılığı ve kendini susturma davranışlarının flört şiddeti tutumunu yordayıp yordamadığını incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde farklı fakültelerde eğitim gören 307 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Bu araştırma kapsamında veri toplamak için "Yakın İlişkilerde Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği- Gözden Geçirilmiş Formu (YİŞTÖ-GG)", "Reddedilme Duyarlılığı Anketi (RDA)" ve "Kendini Susturma Ölçeği (KSÖ)" kullanılmıştır. Veri toplama süreci tamamlandıktan sonra IBM SPSS 22.0 programına (Statistical Package for the Social Science) veri girişi yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Gruplar t-testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyonu ve Doğrusal Hiyerarşik Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda YİŞTÖ-GG'nin kontrol ve istismar alt boyutundan aldıkları puan ortalamalarının ve ölçeğin toplam puanının erkekler lehine farklılaştığı tespit edilmiştir (p<.05). YİŞTÖ-GG Şiddet, Kontrol ve İstismar alt boyutlarından alınan ve ölçeğin toplam puanının yaş ve ebeveyn tutumları değişkenlerine göre anlamlı oranda farklılaştığı belirlenmiştir (p<.05). Mevcut araştırmada genç yetişkinlerin reddedilme duyarlılıklarının YİŞTÖ-GG Şiddet, Kontrol ve İstismar alt boyutundan alınan puanların anlamlı yordayıcısı olduğu saptanmıştır ve model gözlenen varyansın %12'sini açıklamıştır. Genç yetişkinlerin reddedilme duyarlılıklarının ve kendini susturmanın alt boyutu olan fedakarlığın ve kendini susturmanın Yakın İlişkilerde Flört Şiddetine Yönelik Tutum Ölçeği Kontrol alt boyutundan alınan puanların anlamlı yordayıcısı olduğu belirlenmiştir ve model gözlenen varyansın %27'sini açıklamıştır. Katılımcıların reddedilme duyarlılığının ve bölünmüş benliğinin Yakın İlişkilerde Flört Şiddetine Yönelik Tutum Ölçeği İstismar alt boyutundan alınan puanların anlamlı yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir ve model gözlenen varyansın %25'ini açıklamıştır. Sonuçlar literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Flört şiddeti, genç yetişkinlik dönemi, kendini susturma, reddedilme duyarlılığı, romantik ilişkiler.

Duygusal ilişkiGenç yetişkinlerKendini susturma davranışı+2
Faika Merve Karadoğan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf matematik öğretim programı ve 2023 LGS matematik sorularının PISA matematik okuryazarlığı çerçevesine göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; 2018 yılında güncellenen 8. Sınıf Matematik Dersi Öğretim Programını ve 2023 LGS sınavı kapsamında yer alan matematik sorularını PISA matematik okuryazarlığı modeli değerlendirme çerçevesine göre incelenmektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma belgesel tarama modelinde yürütülmüştür. Veri toplama sürecinde doküman incelemesi basamakları kullanılmış, öğretim programında yer alan 52 adet kazanım ve 20 adet 2023 yılı LGS sorusu incelenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Analizler için kuramsal çerçeve olarak PISA matematik okuryazarlığı değerlendirme çerçevesi (Matematiksel Akıl Yürütme ve Problem Çözme Süreçleri, İçerik Alanları, Gerçek Yaşam Bağlamları) temele alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre LGS matematik soruları "Matematiksel Akıl Yürütme ve Problem Çözme Süreçleri" boyutu altında çoktan aza sıralandığında; kullanma, matematiksel akıl yürütme, formülleştirme, yorumlama şeklindedir. PISA 2022'de ilk defa matematiksel süreçleri değerlendirme kriterlerine "matematiksel akıl yürütme" basamağı eklenerek yapılan değişikliğe göre araştırmamızda matematiksel akıl yürütme'de 6 adet soru belirlenmiştir. LGS matematik soruları "İçerik" boyutu altında en fazla sorunun nicelik, en az sorunun belirsizlik ve veri'den olduğu belirlenmiştir. LGS matematik soruları "Gerçek yaşam bağlamları" boyutu altında çoktan aza doğru; bilimsel, mesleki, kişisel ve toplumsal şeklinde sıralanmıştır. Öğretim programı kazanımları "Matematiksel Süreçler" boyutunda çoktan aza doğru; kullanma, formülleştirme, yorumlama, akıl yürütme şeklinde belirlenmiştir. "İçerik" boyutunda çoktan aza doğru; değişim ve ilişkiler, nicelik, uzay ve şekil, belirsizlik ve veri şeklinde olmuştur. "Gerçek yaşam bağlamları" boyutunda en çok bilimsel bağlam yer almıştır. Ardından kişisel bağlam gelmektedir. Mesleki ve toplumsal bağlamlarda kazanıma rastlanmamıştır. LGS matematik sorularının ve matematik ders öğretim programı kazanımlarının, PISA matematik okuryazarlığı modeli değerlendirme çerçevesi ile uyumlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yürütülecek program geliştirme/güncelleme çalışmalarının ve LGS sorularının PISA matematik okuryazarlığı modeli değerlendirme çerçevesi temele alınarak yapılması önerilebilir. 2024-2025 öğretim yılında değişikliğe gidilerek, uygulamaya konacak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Matematik Öğretim Programı'ndaki beceriler ile PISA matematik okuryazarlığı yeterlik düzeylerinin ı̇lişkilendirilmesine yönelik araştırmalar yapılabilir.

Canan Arı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim okullarındaki öğretmen ve öğrencilerin okul yönetiminin karar verme sürecine katılımlarının incelenmesi (Beypazarı örneği)

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler ile öğrenim gören öğrencilerin okullarında kendilerini ilgilendiren konulardaki kararların alınması sürecine etkilerine ilişkin algılarını, katılma isteklerine ilişkin görüşlerini ve bu görüşlerin birbirleri ile ve kişisel değişkenleri ile ilişkilerini belirlemek; ortaöğretim kurumlarımızdaki karara katılma süreçleriyle ilgili güncel veri elde etmektir.Betimsel yapıdaki bu araştırmada veri toplama aracı olarak ?Karara Katılma Anketi? kullanılmıştır. Öğretimsel ve yönetimsel olmak üzere iki boyuttan oluşan bu anket, öğretmenlerin yirmi üç, öğrencilerin on altı karar konusuna katılma süreçleri ile ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla dörtlü Likert tipi ölçek kullanılarak uygulanmıştır. Fark testlerinde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır.Araştırma anketleri öğretmen ve öğrencilere 2008-2009 Öğretim Yılı II. Dönemi içinde uygulanmıştır. Araştırmanın evreni Ankara ili Beypazarı ilçesindeki sekiz ortaöğretim okulu öğretmenleri ile öğrencileridir. İlçede görev yapan tüm ortaöğretim okulu öğretmenleri ile sınıf temsilcisi görevindeki öğrenciler örneklemi oluşturmuştur.Araştırmada toplanan verilerin istatistiksel çözümlemeleri sonucu elde edilen bulgular, öğretmenlerin ve öğrencilerin okullarında alınan kararlara istedikleri ölçülerde katılmadıklarını göstermektedir. öğretmenlerin ve öğrencilerin geneli, kararlara düşük seviyelerde katıldıklarını, yüksek seviyelerde katılmak istediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenler ve öğrenciler, öğretimsel boyuttaki kararlara yönetimsel boyuttaki kararlardan daha çok katıldıklarını ve daha çok katılmayı istediklerini belirtmişlerdir.Öğrencilerin okudukları okul türüne göre okullarında alınan kararlara katılma durumlarına ilişkin algıları arasında anlamlı farklar ortaya çıkmıştır. Anadolu türü liselerde okuyan öğrencilerin okullarında alınan kararlara katılma durumları, Meslek Liseleri ile Genel Lise öğrencilerinden anlamlı ölçüde düşük çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Yönetime Katılma, Karara Katılma, Katılımcı Yönetim Anlayışı, Ortaöğretim Okulu Öğretmenleri, Ortaöğretim Okulu Öğrencileri

Ankara-BeypazarıEğitim yönetimiKarar verme+8
Elif Gamze Özcan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin etik liderlik davranışları gösterme düzeyleri ile öğretmenlerin yaşadıkları örgütsel güven ve yıldırma arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okulu yöneticilerinin etik liderlik davranışları gösterme düzeyleri ile öğretmenlerin yaşadıkları örgütsel güven ve yıldırma arasındaki ilişkiyi saptamaktır.Bu araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Kastamonu ili sınırları içinde yer alan, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullunda görev yapan 2131 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini random tekniği ile seçilen 7 ilçe merkezi (Merkez, Daday, Taşköprü, Tosya, Devrekâni, Pınarbaşı ve İnebolu) oluşturmaktadır. Bu yedi ilçede toplam 1549 öğretmen bulunmaktadır. Bu öğretmenler, ?Oransız eleman örnekleme? yöntemi ile örnekleme seçilmişlerdir. Araştırmada, okul yöneticilerinin etik liderlik düzeylerini belirlemek için ?Etik Liderlik Ölçeği?, ilköğretim okullarındaki örgütsel güven düzeyini belirlemek için ?Okulda Örgütsel Güven Ölçeği? ve yıldırma düzeyini belirlemek için de ?Negative Acts Questionarrie? [Olumsuz Davranış Ölçeği (ODÖ)] kullanılmıştır.Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır: İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin etik liderliğin iletişimsel etik, iklimsel etik, davranışsal etik ve karar vermede etik alt boyutlarına ilişkin algıları orta düzeydedir. İlköğretim öğretmenlerinin örgütsel güvenin çalışanlara duyarlılık ve yeniliğe açıklık boyutlarına ilişkin algıları orta düzeyde, yöneticiye güven ve iletişim ortamı boyutlarına ilişkin algıları ise iyi düzeydedir. Örneklem grubunu oluşturan öğretmenlerin yıldırmanın görev ve sosyal ilişkiler boyutları kapsamına giren olumsuz davranışlara maruz kalma sıklığı ise ?ara sıra? düzeyindedir.Araştırmanın ilköğretim okulu yöneticilerinin etik liderlik davranışları gösterme düzeylerinin öğretmenlerin algıladıkları örgütsel güveni ve yıldırmayı hangi düzeyde ve yönde etkilediği ile ilgili bulgular ise şu şekildedir: Yıldırma üzerinde etik liderliğin ve örgütsel güvenin etkisinin negatif yönde ve anlamlı olduğu ve etik bir okul ortamı ve güvenli bir okul ikliminin öğretmenlerin yıldırma algılarını düşürdüğü ortaya konmuştur. Etik liderliğin, örgütsel güven üzerindeki etkisi ise pozitif yönde ve anlamlı bulunmuştur. Bununla birlikte, etik liderliğin yıldırma üzerinde hem doğrudan hem de örgütsel güven aracılığı ile dolaylı ve anlamlı bir etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Okul yöneticilerinin etik davranışlarına ilişkin ilköğretimde görev yapan öğretmenlerin algıları olumlu hale geldikçe güven duygusu artmakta, böylece yıldırma algısı da azalmaktadır. Ayrıca, örgütsel güvenin yıldırma üzerinde etik liderliğe göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre, etik liderliğin en iyi göstergesinin iletişimsel etik, sonra sırasıyla iklimsel etik, davranışsal etik ve karar vermede etik olduğu, örgütsel güvenin en iyi göstergesinin yöneticiye güven ve sonra sırasıyla yeniliğe açıklık, iletişim ortamı ve çalışanlara duyarlılık olduğu, yıldırmada ise sosyal ilişkiler boyutunun görev boyutuna göre daha güçlü bir gösterge olduğu ortaya konmuştur.Bu araştırmanın sonucu olarak, okul yöneticileri etik liderlik becerilerini arttırdıkça okulda öğretmenlerin örgütsel güven düzeyinin arttığı, örgütsel güvenin artış göstermesi ile birlikte öğretmenlerin yıldırma düzeyinde düşüş yaşandığı ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Etik Liderlik, Örgütsel Güven, Yıldırma, Okul Yöneticisi, Öğretmen

Davranış biçimleriEtikEtik liderlik+8
Ali Çağatay Kılınç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin öznel iyi oluşlarını yordayan bazı değişkenler

Bu araştırma, lise öğrencilerinin, cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, sosyal destek (aile desteği, arkadaş desteği, özel kişi desteği) ve öz saygı düzeylerinin, öznel iyi oluş düzeylerini yordayıp yordamadığını incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma grubu; 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Çankaya, Keçiören, Altındağ ilçelerindeki genel, anadolu ve meslek liselerinde öğrenim gören 193 kız, 205 erkek olmak üzere toplam 398 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırmada öğrencilerin öznel iyi oluş düzeylerini belirlemek için ?Öznel İyi Oluş Ölçeği Lise Formu?, sosyal destek sistemlerini belirlemek için ?Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? ve öz saygı düzeylerini belirlemek için ?Coopersmith Öz Saygı Envanteri? kullanılmıştır.Verilerin çözümlenmesinde ?Aşamalı Çoklu Regresyon Analizi? yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada en az hata payı .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmada sonucunda; öz saygı, algılanan aile ve arkadaş desteği değişkenlerinin, lise öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri üzerinde birer yordayıcı değişken olduğu ve bu değişkenlerin öznel iyi oluş puanlarına ait toplam varyansın % 63.5'ini açıkladıkları, diğer değişkenlerin ise (cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, algılanan özel kişi sosyal desteği) .05 düzeyinde önemli birer yordayıcı değişken olmadıkları bulunmuştur. Bu bulgular lise öğrencilerinin öz saygı, algılanan aile desteği ve arkadaş desteği düzeyi yükseldikçe öznel iyi oluş düzeyinin de yükseleceğini ortaya koymaktadır. Bulgular, ilgili araştırmalarla tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Oluş, Algılanan Sosyal Destek, Öz Saygı.

Algılanan sosyal destekBenlik saygısıEğitim psikolojisi+4
Nesrin Çevik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen ve öğrencilere göre kaliteli eğitim

Son zamanlarda, öğrenci başarısını arttırmak için kurumlar ve bireyler eğitimde kaliteyi geli?tirmeye odaklanmı?tır. Eğitimde kaliteyi geli?tirirken odak nokta öğretmenler ve öğrenciler olmu?tur. Bu ara?tırmada, öğretmen ve öğrenci algısına göre kaliteli eğitim incelenmi?tir. Bu çalı?mada, Ankara il merkezindeki 10 Anadolu lisesinde yapılmı?tır. Odak grup görü?melerine katılan 110 öğrenci ve 100 öğretmene kaliteli öğretmenlerin, kaliteli öğrencilerin ve kaliteli öğretim metotlarının özellikleri hakkında dü?ünceleri sorulmu?tur. Öğretmen ve öğrenci cevapları ses kayıt aracılığıyla kaydedilmi? ve grounded teorinin üç a?aması kullanılarak analiz edilmi?tir. ?lk olarak öğrenci ve öğretmen cevapları kendi aralarında analiz edilmi?, daha sonra her iki gruptan elde edilen veriler kar?ıla?tırılmı?tır. Bu çalı?manın amacı öğretmen ve öğrencilerin kaliteli eğitime bakı? açıları arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktır..

Anadolu liseleriEğitimKalite+6
Neslin İhtiyaroğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Kadrolu, sözleşmeli ve ücretli statüye göre öğretmenlerin mesleki aidiyet duygusunun değerlendirilmesi (Antalya ili, Alanya ilçesi ilköğretim okulları örneği)

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görevli kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin mesleki aidiyet duygularını çeşitli değişkenler açısından incelemek ve statüye bağlı oluşabilecek farklılıklara yönelik bazı çıkarımlar sunmaktır. Bu amaçla, öncelikle mesleki aidiyetin önemine ve mesleki aidiyeti etkileyen faktörlere ilişkin genel bir kavramsal çerçeve sunulmuştur.Tarama modelinde olan bu araştırmada, ilköğretim okulu öğretmenlerinin mesleki aidiyet duyguları, araştırmanın bağımlı değişkenini oluşturmuştur. Mesleki aidiyet üzerinde etkisi araştırılan statü, eğitim durumu, cinsiyet, çalışılan kurum, okuldaki çalışma süresi, mesleki kıdem, branş ve çalışılan kademe değişkenleri ise, araştırmada bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenlerin kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmen ayrımı ile ilgili mesleki aidiyetlerini etkileyen görüş ve önerileri araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemini, Antalya' nın Alanya ilçesinden seçilen 41 ilköğretim okulunda görevli 619 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen bir anket kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesi amacıyla İlişkisiz Örneklemler için t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçları, araştırmaya katılan öğretmenlerin mesleki aidiyetlerine ilişkin branş ve eğitim kademesi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılıklar yoktur. Bununla birlikte, öğretmenlerin mesleki aidiyet duyguları; statü, eğitim durumu, cinsiyet, çalıştığı kurum, okuldaki çalışma süresi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Kadrolu öğretmenlerin, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlere göre, eğitim enstitüsü/yüksekokulu mezunlarının eğitim fakültesi mezunlarına göre, kadınların erkeklere göre, ilçe merkezinde görevli öğretmenlerin köy ve kasabada görevli öğretmenlere göre, okulda 9 ve üstü yıl çalışanların diğer alt kategorilere göre daha olumlu mesleki aidiyete sahip oldukları saptanmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden bazıları, okul idaresi, öğretmenler, veliler yada öğrenciler tarafından statü ayrımı yapılması nedeniyle mesleki aidiyetlerinin olumsuz etkilendiği görüşündedir. Ayrıca, öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu, ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılması yada uygulamadaki sıkıntıların giderilmesi konusunda önerilerde bulunmuşlardır.Son olarak bu bulgular ışığında mesleki aidiyet ve statü ayrımına yönelik, ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aidiyet, mesleki aidiyet, kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen, öğretmen statüleri, statü ayrımı.

AidiyetAntalya-AlanyaMesleki bağlılık+2
Selma Öztaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ortaöğretimde yeni müfredat doğrultusunda öğretmenlerin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi

Araştırmada, mesleki ortaöğretimde yeni müfredat doğrultusunda öğretmenlerin eğitim ihtiyaçları belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma alanını Milli Eğitim Bakanlığı 2009 yılı hizmet içi eğitim programının sonbahar döneminde yer alan 2 hizmet içi eğitim seminere katılan 200 öğretmen oluşturmaktadır. Bu amaçla veri toplama aracının ilk bölümünde, öğretmenlerin demografik özellikleri ile daha önce katıldıkları hizmet içi eğitim faaliyetlerinin içerikleri, hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılmama nedenleri ve hizmet içi eğitim faaliyetlerinin nasıl verilmesi konularındaki görüşlerine yönelik sorular yer almaktadır. Veri toplama aracının ikinci bölümünde ise; yeni müfredat doğrultusunda öğretmenlerin eğitim ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik 38 soru bulunmaktadır. Bu sorular öğretmenlerin yeni müfredat doğrultusunda hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını ortaya koymaya yönelik yedi alt boyutta gruplandırılmıştır. Öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının cinsiyete, mesleki tecrübeye ve okul türlerine göre farklılaşmalarının ne düzeyde olduğu; T testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0,5 olarak kabul edilmiştir. Analizlerden elde edilen verilerde öğretmenlerin, yedi alt boyutta toplanan hizmet içi eğitim ihtiyaçlarında yapılan değerlendirmeler sonucu; öğrenciyi tanımaya yönelik eğitim ihtiyacının diğer eğitim ihtiyaçlarına oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının diğer alt boyutları da orta düzeyde bulunulmuştur. Cinsiyet değişkenine göre öğretmenlerin eğitim ihtiyaçları farklılaşmazken, mesleki tecrübe ve okul türleri değişkenlerine göre farklılaşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Mesleki ortaöğretim, modüler sistem, hizmet içi eğitim.

Ders programlarıEğitimEğitim ihtiyaçları+6
Erol Neriman
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
10