Çankaya University
Discipline

Civil Engineering

Çankaya University

4,623

Archived Theses

18

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

End-of-life materials based lightweight geopolymer mortars suitable for additive manufacturing

Traditional Portland cement is extensively employed in the building industry to satisfy the housing and transportation need of the rising human population. However, the production of Portland cement contributes to greenhouse gasses released into the atmosphere, accounting for 5-7% of global CO2 emissions. The development of a sustainable, low-carbon, and eco-friendly binder, namely geopolymer as an alternative to Portland cement is essential to ensure a sustainable built environment. Furthermore, the reuse of end-of-life materials is of vital importance for the construction of a sustainable future and the transition to a circular economy. Approximately 800 million tons of construction waste is generated annually in Europe. The employment of generated end-of-life construction and demolition waste in the production of "green" geopolymer binders is considered to be a viable methodology to minimize multiple environmental impacts sourced from CO2 emissions and ineffective disposal of end-of-life materials. Similarly, insulative construction materials play a crucial role in modern sustainable building design and construction. The main attribute of these construction materials is providing thermal insulation, which is essential for maintaining comfortable indoor temperatures and reducing energy consumption resulting in significant energy savings and reduced environmental impact. 40% of the global energy consumption is attributed to buildings. Lightweight aggregates are broadly used in the development of thermal insulative, low-density, lightweight, and energy-efficient construction materials. Another important point in the construction sector is the automation of the construction processes. 3-dimensional (3D) additive manufacturing technology is an emergent innovative automation system in the construction industry providing faster construction, reduced material waste, low energy use, and cost savings compared to traditional construction methods. The layer-by-layer production technique of 3D additive manufacturing technology enables design freedom for complex structures. With the widespread use of 3D-printing technology in the construction industry, safe and uniquely designed structures can be built without the use of formworks in a more economical, faster, and reliable way. The aim of this thesis is to develop end-of-life materials-based lightweight geopolymer mortars suitable for additive manufacturing. An entirely end-of-life construction demolition waste-based alkali-activated lightweight insulative geopolymer mortars are produced for 3D printing applications in this study. The fresh state open-time rheological properties, fresh and dry densities, mechanical properties at 7, 14, and 28 days, thermal insulation properties, as well as elevated temperature resistance of geopolymer mortars were determined. Finally, 3D-printing performance and the 3D-printing quality of the mortars were visually assessed. As a result, it is believed that developed geopolymer mortars will offer an innovative, viable, sustainable, and green solution to the multiple issues confronted in the construction industry, such as greenhouse gas emissions, management of construction and demolition wastes, high construction costs and thermal energy loss in buildings.

Mehmet Özkan Ekinci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite yerleşkesinin şekillendirilmesinde karar verme süreci : AHP uygulaması

Bu çalışmada Üniversite Yerleşkesinin Şekillendirilmesinde karar mekanizmalarının belirlenmesine 2 aşamalı olarak AHP yöntemi ile ulaşılmaya çalışılmıştır. 1. Aşamada Bu karar mekanizmalarında Mütevelli Heyet Başkanlığı'ndan, Rektörlük'ten, Genel Sekreterlik'ten ve Öğrenci Temsilciliği'nden kişiler bulunmaktadır. Bu karar mekanizmalarına ait karar vericilerden "Mütevelli Heyet Başkanlığı, Rektörlük, Genel Sekreterlik ve Öğrenci Temsilciliği", alınan kararlardaki etkilerine ait göreceli olarak etkinlik değeri verilmesi istenmiştir. Daha sonra yine karar vericilerden üniversitenin özniteliklerinin göreceli olarak önem sıralaması için değer verilmesi istenmiştir. Öznitelikler olarak Eğitim-Öğretim, Araştırma, Yaşam Alanı ve Destek Hizmetleri başlıkları altında toplanmıştır. Daha sonra bu öznitelikleri Maliyet, Aciliyet ve Süre ölçütlerine göre önemlilik esaslı olarak değerlendirmeleri istenmiştir. Tüm bu toplanan verilen, AHP kullanılarak işlenmiş ve tüm bakış açıları, öznitelikler ve ölçütler için karar verme sürecindeki göreceli ağırlıkları hesaplanmıştır. 2. Aşamada ise üniversiteye ait öznitelikleri ve ölçütleri içeren seçenekler sunulmuştur. Bu aşamada belirtilen ve birbirinden farklı öznitelik ve ölçüt kombinasyonlarından oluşan seçeneklere göreceli olarak önem sıralaması yapılması için değerlendirme yapılması istenmiştir. 1. Aşamada çıkan göreceli değerlendirme sonucu ile 2. Aşamada çıkan göreceli değerlendirme sunucu arasında tutarlılık oranı belirlemeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Analitik Hiyerarşi Prosesi 2. Bakış Açısı 3. Öznitelik 4. Ölçüt 5. Tutarlılık Oranı

İbrahim Doğan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Proje yönetimi yaklaşımı ile yol yapımında kum oranını artırarak verimliliğin sağlanması

Her yıl ülkenin bütçe ve mali kaynaklarının büyük bir kısmı yol yapımı gibi projelerin gelişimine yönelik yatırımlara sarf edilmektedir. Yol yapımında meydana gelen zaman, maliyet ve kalite, yönetim stratejilerinin önemi, güvenirlilik gibi sayısız sorunların varlığı, gelişmekte olan çağımız bilimine olan ihtiyacı artırmaktadır. İlaveten devlet ve milli projelerdeki mühendislik yönetim sistemi kullanımında doğan hukuki gereklilikler, bu projelerin uzmanlarının ve bilirkişilerinin ihtiyacı olan kapsamlı çözümler, evrensel ve uygulamaların yardımının eksikliğini göstermektedir. Bahsedilenlerin önemi özellikle yönetim ve programlama kurumu gibi devlet kuruluşlarını kanunları düzenleme ve düzenlenmiş uygulamalara başvurmaya itmiştir. Ancak buna rağmen şartları düzeltmek için üretilen çözümler amacıyla yapılan araştırmalar devlet projelerindeki sorunların ölçümü zaman, maliyet ve kalite açısından ülke mühendisliğinde mevcut bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu araştırmada atılacak ilk adımın düzgün ve bütün etkenleri kapsamayı güdecek şekilde atılması gayretini taşımakta ve projenin doğuracağı sonuçların özellikle kanunların düzenlenmesine ve uygulamalara yoğunlaşan bölümlerin bilimsel ve akademik çalışma merkezlerinde yararlanılması umut edilmektedir. Bu projede proje yönetiminin değerini değerlendirme mühendisliğinin kullanımı ile yol yapımı ve çalışma prosedürü alanında yenilikler odak noktaya oturtulmuştur. Projelerin yüksek maliyeti, uygulamalardaki zorluklar ve geniş zaman ihtiyacının (zaman eksikliği) proje yönetiminin değerini değerlendirme mühendisliğinin yol yapımında kullanılmasının önemini vurgulayan faktörler olması sebebiyle aynı zamanda proje yönetim mühendisliğinin yol yapımında neden kullanıldığının önemini de gösteren projelerdeki yüksek maliyet, uygulamalardaki zorluklar ve uzun zaman süreci gibi faktörlerden dolayı yenilikçi bir senaryo en temel yaklaşım olarak çalışma prosedüründe kullanılacaktır. Dağ taşlarını kullanarak alt temelin eldesi ve uygulanması için kum eşdeğerinin artırılması yenilikçi bir çalışma olmuştur ve sonuç olarak teknik usullere dayanarak kalitenin artması, maliyetin ve zamanın azalması, makine ve aletlerde randımanın artmasına yeni bir bakış açısı getirmiştir. Anahtar Kelimeler: Yol Yapım Projeleri, Proje Yönetiminin Değerini Değerlendirme Mühendisliği, Kum Eşdeğeri

Masoud Reihanifar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yığma binaların analitik çözümlemesi için bir hesap algoritması

Günümüzde oldukça az oranda inşa ediliyor olmakla birlikte, ülkemizde geçmişte inşa edilmiş olan çok sayıda yığma yapı bulunmaktadır. Yığma yapılarda kullanılan malzemeler yörelere göre çeşitlilik göstermekte olup, en sık karşılaşılan yığma duvar malzemeleri taş, kerpiç, briket veya pişmiş toprak olarak sıralanabilir. Özellikle kırsal kesimlerdeki yapı stokunun büyük bir kısmı yığma yapı tarzında olup, bu binaların büyük bir çoğunluğu deprem bakımından risk altındadır. Bu yapılar deprem gibi yatay yükler altında betonarme ya da çelik yapılara oranla daha az dayanım ve süneklik göstermektedir. 2000 yılında Türkiye'de Orta-Çankırı ile 2003 yılında, İran'ın Bam şehirlerinde deprem büyüklükleri fazla olmamasına karşın can kaybı ve yıkımı fazla olan depremler meydana gelmiştir. Buradaki binalar yığma ve az katlı olmasına karşın yapım tekniğine ve herhangi bir hesaplamalara uyulmadığı için can ve mal kayıpları fazla olmuştur [1] [2]. Yığma yapıların, depremsellik bakımından incelenmesi ve hasar görebilirlik riskleri hakkında öngörüde bulunabilmek için ise, DBYBHY (Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik) hükümlerinin sağlanıp sağlanmadığı hakkında da detaylı bilgilere gereksinim duyulmaktadır. Yığma yapıların deprem etkisi altındaki davranışlarının ve dayanımlarının bilinmesi özellikle kalıcılıklarının sürdürülebilmesi için gereklidir. Anıtsal nitelikte olsun ya da olmasın yığma duvarlı yapıların deprem davranış ve dayanımları kullanıcılarının can güvenliği ve gerekiyorsa güçlendirilmeleri için bilinmelidir. Bu çalışmanın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (DBYBHY, 2007) doğrultusunda, bir yığma yapıda kullanılan farklı malzeme ve farklı döşeme tiplerine göre elektronik tablolar kullanılarak hızlı, kolay ve gerçeğe yakın sonuç veren bir hesap algoritması oluşturulmuştur. Beşinci bölümde, ele alınan iki örnek yığma yapı projesi için çözümler yapılmıştır. Bu çözümler, geliştirilen hesap algoritmanın yanı sıra sonlu elemanlar yöntemi ile hesap yapan Sap2000 programı ve Staticad programları ile de tekrarlanmıştır. Bulunan sonuçlar üç program içinde karşılaştırılmıştır. Altıncı bölümde ise, bulunan sonuçlar topluca sunulmuş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yığma Yapılar, Sonlu Elemanlar Yöntemi, Duvar Dayanımı

Cevdet Şentürk
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme binaların performans düzeylerinin farklı yazılımlar kullanılarak incelenmesi

Bilgisayar teknolojisinde her öten gün oluşan yenilikler analiz programları açısından da ilerlemelere sebep oluyor. Tüm bu ilerlemeler yapı mühendisliğinde de büyük gelişmelerin yaranmasında önemli katkılara sahiptir. Bu gelişmeler yanı sıra malzeme bilimine de yenilikler getirmektedir ve bundan dolayıdırki mühendsiler deprem haraketini ve deprem sonrası yapılarda oluşan etkileri daha realize bir şekilde analiz ederek aslına uygun olarak belirlerler. Bu türlü gelişmeler hem de yapının deprem olduğu sürede sistematik davranışlarının daha yakından görülmesine ve farklı performanslar gereğince göçme güvenliklerinin daha realize analiz olunmasına imkan yaratmaktadır. Bu tez çalışmasında önemli olan esas konu alternatif analiz yöntemlerini farklı program yazılımları ile uygulayarak ve aralarındaki farklılıkları gözönüne alarak öncelikle DBYBHY-07'ye göre 1 katlı, düzenli aks sistemi olan, taşıyıcı sistemi kolon ve kirişlerden oluşan yeni bir bina tasarlanıp mevcut bir bina olarak kabul edilmiştir. Binadan DBYBHY-07'de tanımlanmış olan "Kapsamlı Bilgi Düzeyi"-de bilgi toplandığı varsayılmıştır. Yapının ''Doğrusal Elastik Performans Analizi'' (DEPA) yapılmış ve yönetmelikte bildirilmiş olan tanımlar esasında farklı yazılımlarla genel olarak ve bina düzeyinde performans analizi gerçekleştirilmiştir. Bu ve diğer örneklerle performans değerlendirme kriterlerinin analiz programlarına göre uyumluluğu kontrol edilmiştir. İkinci örnek olarak, taşıyıcı sistemi yine de kolon ve kirişlerden oluşan, farklı aks sistemi olan, 3 katlı betonarme yapı ele alınmış olup performans analizleri doğrusal elastik analiz yöntemleri ile yapılarak sonuçlar her üç programla karşılaştırılmıştır. Deprem sonrası kullanım gözönüne alınarak hesap yöntemleri bina önem katsayısı I=1.5 kabul edilmiş şekilde hesaplamalar oluşturulmuştur. Üçüncü örnek olarak ise ikinci örnekte yapmış olduğumuz binanın konut olduğunu varsayarak bina önem katsayısını I=1 şeklinde kabul edip hesaplamalar yapılmıştır. r - etki/kapasite oranları ve performans düzeyleri farklı yazılımlarla karşılaştırılmıştır. Dördüncü örnek olarak ise 5 katlı, taşıyıcı sistemi kolon ve kirişlerden oluşan, düzgün aksa sahip bina tasarlanmıştır. Her üç programda performans analizleri yapıldıktan sonra karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak bu tez çalışmasında temel konu tasarlanmış veya yapılmış olan bir binanın farklı yazılımlı programlarla hesaplanması ve sonuçlarının karşılaştırılmasıdır. Esas hesap usullerinin aynı olmasına rağmen bazı sonuçların farklı ve ya tam aynı olmasına rastlıyoruz. Tezde yapılmış olan örneklerdeki performans analizlerinin karşılaştırılmasında esas maksatlardan biri de aynı sonuçların ve ya farklılıkların gözönüne alınmasıdır. Programların hesap sonuçlarının benzerlik oranlarını görmek için etki/kapasite oranlarının (r) hesaplar yapılmış programlara göre oransal çizelgeleri oluşturulmuştur. Bunun için SAP2000 programından alınmış olan sonuçları 100% oran kabul ederek diğer iki programda karşılaştırma yapılmıştır. Elde etmiş olduğumuz sonuçlara esasen belli olan benzer ve farklı ayrıntılar örneklere göre sırasıyla şekiller ve çizelgeler halinde gözönüne alınmıştır. Yukarıda sözü edilen analizler ideCAD, STA4CAD ve geçerliliği uluslararası kabul görmüş SAP2000 bilgisayar yazılımları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Performans analizi, Farklı analiz programları, Betonarme binalar

Javıd Shırınov
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaştırma sisteminin ekonomik ve teknolojik açılardan değerlendirilmesi, yeni eğilimler

Tezin amacı ulaştırma sisteminde geçmişten günümüze kaydedilen gelişmeleri ekonomik, teknik, sosyal ve politik yönleriyle ortaya koymaya çalışarak, farklı disiplinlerle olan ilişkisini açıklamaya çalışmaktır. Bu kapsamda; son on yıllık periyotlar halinde bilişim ve teknolojide kat edilen mesafenin de etkisi ile ulaştırmanın ne tür gelişme eğilimleri göstermekte olduğu günümüz ihtiyaçları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çerçevede ulaştırmanın kentleşmeyle karşılıklı ve entegre ilişkisi olduğu bilinmekte olup tarihsel süreçten günümüze de ulaştırmanın insanlığın ortak medeniyet seviyesinin itici gücü olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda; bütün bu sözü edilen gelişmeler ve eğilimler karayolu, denizyolu, havayolu ve demiryolu ulaştırma türleri için belirli bir kapsamda değerlendirilmeye çalışılmıştır. Özellikle Avrupa Birliği müktesebatının Beyaz Kitap ve TİNA Raporları başta olmak üzere sürdürülebilir kalkınma ekseninde, sürdürülebilir bir ulaştırmanın argümanı olarak demiryolu yatırımlarının öncelenmesi vurgusunu ortaya koyduğu bilinmektedir. Ülkemizde de Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet' in ilk yıllarında demiryollarına verilen ağırlığın ardından yarım asırdan fazla bir süredir sadece karayolu ulaştırma türüne yatırım yapılmış olması hem yük ve hem de yolcu taşımacılığında, kentiçi ve kentler arası ulaştırmada bu türün %90' ların üzerinde bir türel paya ulaştığı bir vakıadır. Ancak son on yıllık süreçte hem ihtiyaca paralel olarak ve hem de Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde, demiryollarına ciddi anlamda yatırımlar yapılmaya başlanmıştır. Çünkü karayollarının yüksek oranda bir ağırlığa sahip olmuş olması hem genel olarak ulaştırma sisteminin ve hem de bu ulaştırma türünün aleyhine bir durumdur. Sonuç olarak gelinen noktada karayollarının bu ağırlığı nispeten kırılmış olmakla beraber hem niteliksel ve hem de niceliksel olarak halen yapılması gereken birçok çalışma bulunmaktadır. Ülkemizde, demiryolu yatırımlarında ana ekseni son birkaç yıl içerisinde ilk defa girilmiş olunan yüksek hızlı demiryolu sektörü oluşturmaktadır. Bu çerçevede; ulaştırma sistemlerinin ekonomik ve teknolojik bağlamdaki gelişme eğilimleri çerçevesinde ortaya konulan gelecek perspektifinin bir parçası olarak yüksek hızlı demiryolları, gelişim süreci ve yapılmakta olan yatırımlar da detaylı olarak değerlendirilmiştir.

Sürdürülebilir ulaşımŞehiriçi ulaşım
Taha Vardar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Açık deniz jacket yapılarda ve rayserlerde yeni materyallerinin kullanımının değerlendirilmesi

Deniz yapıları, karadaki yapılara kıyasla daha ağır çevresel şartlara maruz kalmaktadır. Buna bağlı olarak, deniz yapılarının analizi ve tasarımı zorlu olabilmektedir. Açık deniz jacketler, açık deniz petrol ve doğal gaz endüstrisinde ve açık deniz rüzgar endüstrisinde yaygın olarak kullanılan temel altyapılardandır. Ayrıca, rayserler açık deniz faaliyetlerinde jacketlerin önemli bileşenleridir. Açık deniz jacket yapıları ve rayserleri imal etmek için genellikle konvansiyonel çelik kullanılmaktadır. Konvansiyonel çeliğe elverişli bir alternatif bulma konusunda bir değerlendirme yapılması, yapının inşaat prosedürlerini basitleştirmek ve yorulma ömrünü ve buna bağlı olarak hizmet ömrünü arttırma noktasında önemli olabilmektedir. Bu amaçla, jacket yapısı imalatı için yeni bir malzeme olan yüksek özgül mukavemetli çelik kullanılabileceği düşünülmüştür. Ayrıca, termoplastik kompozit borular, çelik rayserlere önemli bir alternatif olarak görülmektedir. ANSYS programı kullanılarak üç ayaklı ve dört ayaklı jacket modelinin zaman tanım alanında dinamik analizi yapılmış ve bu yapılar sırasıyla açık deniz platformu ve açık deniz rüzgar türbini için altyapı olarak kullanılmıştır. Jacketlerin Basra Körfezi bölgesinde olduğu varsayılmıştır. Modellenen jacketlerin konvansiyonel çelik ve yüksek özgül mukavemetli çelik ile yapıldığı farz edilmiştir. Analiz için ender dalga yükü ve gemi çarpışma yükünün etkileri dahil edilmiştir. Ayrıca, konvansiyonel çelik ile yapılan bir doğal gaz çıkarma rayseri, petrol çıkarma rayseri ve yeni termoplastik kompozit materyal ile yapılan termoplastik kompozit boru üzerinde de bu analizler gerçekleştirilmiştir. Rayserlerin Kuzey Denizi'nde bulunan bir jacket tipi açık deniz platformunda yer aldığı varsayılmıştır. Bahsedilen rayserlere ender dalga yükü etki ettirilmiştir. Rayserlerin analizi için iki bilinen dalga teorisi, 1. ve 5. mertebe dalga teorileri, kullanılmıştır. Üç ayaklı ve dört ayaklı jacket yapılar için, eksenel gerilmeler, maksimum deplasmanlar, maksimum tepki kuvvetleri ve maksimum yanal momentleri karşılaştırılarak, yüksek özgül mukavemetli çelik jacketlerin yapısal performansları konvansiyonel çelik jacketlere göre daha iyi olduğu saptanmıştır. Deplasmanların ve tepki kuvvetlerinin karşılaştırılması sonucunda, doğal gaz çıkarma rayseri ve petrol çıkarma rayseri için 5. mertebe dalgasının, 1. mertebe dalgasına kıyasla deniz platformunda daha az reaksiyon kuvvetine sebep olduğu gözlenmiştir. Ek olarak, termoplastik kompozit borularda ender dalgadan oluşan tepki kuvvetlerinin doğal gaz çıkarma ve petrol çıkarma rayserlerinde oluşan tepki kuvvetlerine kıyasen daha düşük olduğu gözlemlenmiştir.

ANSYS
Aıdın Kazemı Dalırı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fay hattına yakın olan betonarme yapılarının kolon ve kiriş ebatlarının güçlendirme amaciyla incelenmesi

Kuvetli yer titreşimlerinin incelemesi ve açıklaması iki dalda yapı mühendisliği(yapı davranış analiz) ve deprem mühendisliği (yer davranışları analiz) yapılır ve çok önem taşımaktadır. Deprem riskinin belirlenmesi ve depreme dayanıklı yapı yapılmasını keza yapıları büyük deprem karşısında riskleri minimüm indirmek küvetli yer titreşimleri yayılmasını analiz yapmak günümüzde daha da önem kazanmıştır. Fay hattına yakın depremlerin kendilerine has özellikleri bulunup fay hattından uzak sismiklerden farklıdırlar. Faya hattına yakın titreşimler ve depremler yüksek hız ve faydan uzak depremler yüksek sınırlı frekans oranına göre düşük frekans taşırlar. Bu depremlerin kayıtları daha küvetli alanla yüksek periyodik darbeleri bulunup genellikler başlanışta deprem rekoru görünür. Sunumda çerçeve sistemli yapılar güçlendirmek ve uygulanması incelenmiştir. Çerçeve sistemli yapıların güçlendirmesini incelemek için 4, 5, 6, 8 ve 10 katlı modeller kullanılmıştır ve veriler SAP2000 yazılımıyla analiz yapılıp ilgili diyagramları çıkartılmıştır. Sonra nonlineer istatistik analizler fay hattına yakın ve uzak kayıtlarla ve fay hattından uzak sismik analizler sonucu ve güçlendirilmiş ve güçlendirilmemiş yapılar yer değişme ve temel kesitleri dikkate alınarak karşılaştırılmıştır. Anahtar kelime: Betonarme, Deprem, Fay, Güçlendirme

Mehran Kamıarfar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne ili ve ilçelerindeki zeminlerin standart penetrasyon deneyi kullanılarak sıvılaşma potansiyelinin belirlenmesi

Deprem sonrası meydana gelen hasarların en önemli nedenlerinden biri olan zemin sıvılaşması, kohezyonsuz ve suya doygun kumlu, siltli zeminlerde tekrarlı ve geçici yükler altında meydana gelmektedir. Bu çalışma Edirne ili ve çevresinin sıvılaşma potansiyelinin değerlendirilmesini içermektedir. Kuzey Anadolu Fay Hattı veya Edirne çevresindeki oluşabilecek bir depremde Edirne İlinin de etkilenebileceği düşünülmektedir. Bu sebeple Edirne ilinin sıvılaşma potansiyeli standart penetrasyon deneyi (SPT) ve laboratuvar verileri kullanılarak araştırılmıştır. Edirne ili ve ilçelerinde toplam 77 adet sondaj kuyusu açılmış ve standart penetrasyon deneyi(SPT) yapılmıştır. Sondaj kuyularından örselenmiş ve örselenmemiş zemin numuneleri alınmış, bu numuneler üzerinde zeminin fiziksel ve mekanik özelliklerini belirlemek amacıyla deneyler yapılmıştır. Sıvılaşma potansiyeli analizleri bugüne kadar Seed ve Idriss (1971), 'Youd (2001), Rouch (1998)' Wang(1979), Dorby ve diğ. (1992) gibi araştırmacılarının yöntemleriyle incelenmiştir. Idriss & Boulanger'ın 2008-2010 yılında yapmış olduğu çalışması araştırmalara dahil edilmemiş olması nedeniyle bu tezde bu yayın öncü alınmış ve bu yöntemi kullanan LiqSVs programı analizler için kullanılmıştır. Çalışmanın son aşamasında farklı deprem büyüklük senaryoları düşünülüp artan sismik aktivite ve odak derinliği ile beraber sıvılaşma potansiyelinin nasıl etkileneceği tartışılmıştır.

SPTZemin sıvılaşması
Emrah Çaltılı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Zemin taşıma gücünün belirlenmesi için bir yaklaşım

Bu çalışmada sığ temellerde taşıma gücünün saptanmasında yaygın kullanımı olan Terzaghi zemin taşıma gücü bağıntısının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, sığ temellerin taşıma gücünün belirlenmesinde kullanılan çeşitli taşıma gücü bağıntıları ve değişkenleri için geniş örneklemeler yapılarak, Terzaghi zemin taşıma gücü bağıntısına dayanan yeni bir bağıntı türetilmiştir. Yedi bölümden oluşan tez çalışmasının birinci bölümünde literatür özeti sunularak, tezin amacı ve hipotezi açıklanmıştır. İkinci bölümde analitik zemin taşıma gücünün saptanmasında kullanılan zemin dayanım parametreleri belirlenerek, üçüncü bölümde literatürde yaygın kullanılan çeşitli taşıma gücü bağıntıları tanıtılmış ve dördüncü bölümde ise analitik zemin taşıma gücünü etkileyecek faktörler açıklanmıştır. Tezin beşinci bölümünde kalıp olarak Terzaghi tarafından önerilen bağıntı muhafaza edilmiş ancak sentetik olarak karakteristikleri belirlenen zemin örnekleri gözönünde bulundurularak Terzaghi kalıbında yer alan katsayılar doğrusal olmayan regresyon analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve bu değerlendirme sonucunda Terzaghinin bağıntısını temel teşkil eden yeni katsayılara sahip bir bağıntı önerilmiştir. Altıncı bölümde önerilen bağıntının diğer analitik taşıma gücü bağıntıları ve deneysel taşıma gücü değerleri ile karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Son bölümde ise bu çalışma kapsamında ulaşılan sonuçlar vurgulanmıştır.

Kazık taşıma gücü
Beste Koçak Dinç
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek hızlı demiryolları, gelişim süreci ve diğer ulaştırma modlarıyla rekabetçiliği

Yüksek hızlı demiryolları; konvansiyonel demiryollarının altyapı, hizmet parametreleri ve kapasite gibi kriterlerinin 40 yılı aşkın bir süredir geliştirilmesiyle elde edilen yeni bir demiryolu sınıfı olarak düşünülebilir. Kırk yıldan fazla bir süre önce ilk olarak Japonya'da kullanılmaya başlayan yüksek hızlı demiryolu hattı zamanla Shinkansen koridorunu ortaya çıkarmış olup günümüzde halen dünyanın en gelişmiş yüksek hızlı demiryolu hattını teşkil etmektedir. Japonya'yı takiben Almanya ve Fransa'da yüksek hızlı demiryolu yatırımları gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Uzun yıllar sektörde bu üç ülkenin önceliğini takiben Avrupa Birliği'nin Beyaz Kitap başta olmak üzere aldığı ulaştırma kararları ve Çin'in ekonomik gelişiminin ulaştırmalarına yansımalarına paralel, yüksek hızlı demiryolu dünya geneline daha fazla yayılmaya başlamıştır. Bu çerçevede, Çin ve İspanya, yüksek hızlı demiryollarının lider ülkeleri arasına 15-20 yıl gibi bir sürede girmişlerdir. Günümüzde sektörün lider ülkeleri olarak Japonya, Fransa, İspanya ve Çin anılabilir. Ülkemizde de son on yılda yüksek hızlı demiryollarına hızlı bir giriş söz konusu olup kayda değer yatırımlar yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. İlk olarak Ankara-Eskişehir Yüksek Hızlı Demiryolu hattı tamamlanmışken, ardından Ankara-Konya Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı işletime alınmış, takibinde de Konya-Eskişehir Yüksek Hızlı Demiryolu Hat bağlantısı açılmıştır. Son olarak da Eskişehir-İstanbul etabı tamamlanarak Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı işletimi sağlanmıştır. İstanbul-Edirne Yüksek Hızlı Demiryolu Hattının inşasına bu yıl başlanacak olup kısa sürede tamamlanması öngörülmekteyken Ankara-Yozgat-Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars Yüksek Hızlı Demiryolu hattının ise inşası hızlı devam etmektedir. İnşası devam eden bir diğer önemli hat ise Ankara-Afyon-İzmir Yüksek Hızlı Demiryolu Hattıdır. Bunun yanı sıra planlanan ve inşa edilen birçok hat söz konusudur. Havayolu sektöründe de ülkemizde son on yılda çok ciddi büyümeler kaydedilmiş olup çok sayıda şehirde havaalanları inşa edilmektedir. Bu noktada, özellikle ülkemiz için yüksek hızlı demiryolları ve havayolları arasındaki rekabetçilik ve entegrasyon unsurlarının tespiti önemli bir noktadır. Tezin amacı, sektörün gelişim sürecini ortaya koymak, yapılan tanımlamaları ele almak, kapasite ve hizmet parametreleri yönünden incelemek ve diğer modlarla karşılaştırmalar yapmaktır. Anahtar Kelimeler: Hız, Kapasite, Modlar Arası Entegrasyon, Yolcu Taşımacılığı, Yüksek Hızlı Demiryolları

HızKapasiteYolcu taşımacılığı+1
Ersin Arslan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek hızlı demiryollarının ülkemiz ve bölge için ekonomik açıdan incelenmesi

Yüksek hızlı demiryolları 40 yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. Demiryolları 1980'lerin sonuna kadar özellikle doğu Avrupa ve Asya'nın çeşitli yerlerinde revaçta olmaya devam etmiştir. Günümüz itibari ile dünya genelinde Afrika, Asya ve Amerika kıtasında gelişimini sürdüren bir yüksek hızlı demiryolundan bahsedebiliriz. Bu noktada, yüksek hızlı demiryolları başta olmak üzere demiryollarında ki en önemli unsurlardan birisi planlamadır. Planlama, demiryollarının ekonomi üzerindeki etkisinin yönünde de belirleyici olmaktadır. Bu bağlamda ulaştırma yatırımlarının doğru planlanması ile ülkemiz ve ülkemizin merkezinde olduğu bölge, ekonomide entegre bir gelişim ortaya koyma imkanına kavuşabilecektir.

Yüksek hızlı tren
Onur Şahin
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizde altyapı projeleri ve proje yönetiminde yenilikçi uygulamalar

Ülkemizde son yıllarda ulaştırma yatırımları ciddi anlamda gündeme gelmeye başlamıştır. Marmaray, Avrasya Tüp Tüneli, İstanbul 3.Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Ankara-Eskişehir-İstanbul Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı, Ankara-Konya Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı, Ovit Tüneli ve Osmangazi Köprüsü bunlardan bazılarıdır. Anadolu'nun birçok ilindeki önemli havalimanı projeleriyle birlikte Kanalistanbul gibi devasa projelerden bahsedilmekte olup Türkiye genelinde birçok yüksek hızlı demiryolu projesiyle birlikte İstanbul başta olmak üzere birçok büyükşehirde yürütülmekte olan kent içi raylı sistem projeleri söz konusudur. Sözü edilen yatırımların hepsi altyapı projeleridir. Bilindiği üzere gelişmekte olan ülkelerde altyapı yatırımları ve harcamaları bütçenin önemli bir bölümünü oluştururken politik kararlarda da merkezi bir role sahip olmaktadırlar. Gelişmiş ülkelerin aksine gelişmekte olan ülkelerde hız kesmeden devam eden bir altyapı kurulum sürecinden bahsedilebilir. Altyapı; eğitim, sağlık, hizmet gibi temel sektörlerin ve devletin vatandaşlarına sunduğu temel güvencelerin, halka daha iyi hizmet standartlarında doğrudan ulaştırılmasıyla da ilgili bir husustur. Elektrik, doğalgaz, su, ulaştırma vs kaynakların hepsi birer altyapıya işaret etmekte, temel birer altyapı teşekkülü gerektirmektedir. Ülkemiz; gelişmekte olan bir ülke olarak altyapı kurulumu ve yenileme sürecini hızlı bir şekilde devam ettirmekte, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alabilme hedefleri koymaktadır. Altyapı yatırımları içerisinde her zaman ulaştırmanın hem yatırım miktarı ve hem de harcamalar olarak önemli bir payı bulunmaktadır. Ülkemizde ve İstanbul'da ulaştırma altyapı yatırımlarının aldığı paysa daha da yüksektir. Günümüzde bu yatırımların genel yatırımlar içerisindeki payı %50'lik hedeflere doğru ilerlemektedir. Dolayısıyla yoğun bir altyapı kurulumunun olduğu ve bunda ulaştırmanın ciddi bir payı olduğu Türkiye'de projelerin yönetimi, yönetim anlayışı, kullanılan yenilikçi teknolojiler ve organizasyonel yapılar hayati bir öneme sahip olmaktadır.

İnşaat projeleri
İskender Eyüp Ekiz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaştırma altyapı yatırımlarının finansal açıdan değerlendirilmesi

Ülkelerin sahip olduğu altyapı; gelişmişlik seviyelerini yansıtmaktadır. Altyapı; bir ülkedeki sistemlerin etkin ve verimli çalışması, sektörlerin karlılık oranları, halka sunulan hizmet seviyesi ve genel olarak hayat kalitesini doğrudan etkilemektedir. Dolayısı ile altyapı kurulumunun söz konusu ülkenin ekonomisi ile de doğrudan bir ilişkisi de bulunmaktadır. Altyapı; elektrik, su, doğalgaz, iletişim, ulaştırma gibi temel sektörleri ve bunların bileşenlerini ihtiva etmektedir. Buradan hareketle, ülkenin sahip olduğu altyapı çeşitliliğinin de yine o ülkenin altyapısının gelişmişlik düzeyi ile doğrudan bağlantılı olduğu söylenebilir. Ülkelerin ekonomilerine göre ilk elden, gelişmemiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler olarak tasnifi mümkündür. Bu gelişmişlik seviyeleri sadece ekonomiyi değil aynı zamanda, doğrudan ya da dolaylı yoldan söz konusu ülkenin teknik, sosyal, politik ve kültürel gelişmişliğini de ifade etmektedir. Gelişmiş ülkelerde altyapı yatırımlarının yıllık yatırım bütçesinden aldığı pay sınırlıdır. Zira söz konusu ülkelerde altyapı kurulumu büyük ölçüde tamamlanmıştır, ekonomik ve benzeri fazlarda bulunulan noktayı korumaya yönelik bir durağanlık bulunmaktadır. Gelişmemiş ülkeler ise gelişme ve kurulum dinamiklerini harekete geçirecek olan ekonomik güce ulaşamamaktadırlar. Dolayısı ile altyapı başta olmak üzere, henüz kurulum ve kalkınma sürecine başlayamamışlardır. Gelişmekte olan ülkeler ise sahip oldukları dinamikleri belli ölçüde harekete geçirmiş olduklarından dolayı kalkınma sürecine ve yoğun bir şekilde altyapı kurulum sürecine girmişlerdir. Dolayısı ile gelişmekte olan ülkelerde, altyapı yatırımlarının yıllık bütçeden aldığı pay oldukça büyüktür. Bir ülkedeki temel sektörler; eğitim, sağlık, hizmet, güvenlik olarak değerlendirildiği zaman, ulaştırma sektörünün bütün bu sektörler ile karşılıklı bir ilişki içerisinde olduğu görülmektedir. Diğer taraftan altyapı anlamında da ulaştırmanın yeri ve rolü ortadadır. Bütün bunlardan dolayı temel bir sektör ve altyapı unsuru olarak ulaştırma, gelişmekte olan ülkelerde, altyapı yatırımlarında en büyük paylardan birisini almaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye'de de durum benzerdir. Türkiye'nin yıllık yatırım bütçeleri içerisinde altyapı yatırımlarının çok ciddi bir payı vardır. Altyapı yatırımları içerisinde son yıllarda bir numaralı kalem olan ulaştırma, günümüz itibari ile artık neredeyse yarı yarıya bir pay almaktadır. Bu kapsamda ulaştırma yatırımlarının bir ülkenin ekonomik göstergeleri açısından sahip olduğu rol oldukça önemlidir. Bu anlamda da detaylı olarak incelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Emine Karaman
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel ulaştırmanın uluslararası örneklerle değerlendirilmesi

Ulaştırma ve kentleşmenin geçmişi insanlık tarihi kadar eskilere uzanmaktadır. Eski dönemlerden beri insanlar yerleşimlerini nehir kıyılarına, yolların kavşak noktalarına, askeri, politik ya da kültürel açıdan stratejik noktalara, ticari güzergahlara kurmuşlardır. Kentin kurulumunda önemli olan söz konusu noktaların hemen hepsi doğrudan ya da dolaylı birer ulaştırma unsurudur. Teknik, ekonomik, sosyal, kültürel, politik ve askeri disiplinlerin birbiri ile olan karşılıklı ve sürekli ilişkisinin merkezinde ulaştırma ve kentleşme birer itici güç olarak yerini almaktadır. Dolayısı ile ulaştırma ve kentleşme politikalarının tayini, kentlerin, yörelerin, ülkelerin ve bölgelerin ekonomik, politik, sosyal, kültürel ve güvenlik geleceklerini doğrudan olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. Ülkemizde Cumhuriyet kurulduğundan bugüne hızlı bir kentleşme yaşanmaktadır. Ancak altyapı sorunları, plansızlık, dengeli dağılımın sağlanamaması, entegrasyon eksikliği, koordinasyon eksikliği gibi nedenlerle doğru bir kentleşme süreci yaşanamamıştır. Özellikle kırdan kente, Anadolu'dan batı bölgelere yaşanan göç olgusu her dönem yüksek bir ivme ile devam etmiştir. Gelinen noktada bu durum yapılan çeşitli çalışmalar ile iyileştirilmeye çabalanmaktadır. Ancak mevcut durum kapsamlı ve uzun vadeli çalışmaları zorunlu kılmaktadır. Son dönemde yapılan yerel yönetim reformunun da etkisi ile kentsel nüfus oranı %90'lara ulaşmıştır. Ancak bu oranın kentlilik oranını doğru bir şekilde yansıttığı tartışılır. Söz konusu sorunlar küresel ölçekte de yaşanmaya devam etmektedir. Planlanan iyileştirmelerin gerçekleştirilebilmesi için farklı coğrafyalardan farklı örneklerin karşılaştırmalı değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda tek başına Avrupa kentlerinin incelenmesi yeterli olmayacaktır. Çin ve Hindistan gibi, dünyanın yüz ölçümü ve nüfus bakımından önemli bir bölümünü oluşturan iki gelişmekte olan ülkedeki dinamiklerin de detaylı değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Bu çerçevede, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa başta olmak üzere ülkemiz kentlerinin karakteri de topoğrafyası da Avrupa kentleri ile birebir örtüşmemektedir. Dolayısı ile ülkemiz kentlerinin farklı açılardan benzerlikler gösterdiği birçok ülke kentlerinin değerlendirilmesinde fayda vardır.

Zeynel Doğru
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulaşım talep tahmin modellerinde trafik analiz zonu büyüklüklerindeki değişimin yolculuk atama sonuçlarına olan etkisinin modellenmesi

Ulaşım talebindeki artışın her geçen gün daha da büyümesi ile birlikte, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki orta ve büyük ölçekli şehirlerde trafik sıkışıklığı artmaya devam etmektedir. Kentsel ulaşım sorununa yaklaşım, ilk ortaya çıktığı günden bugüne kadar çeşitli evrelerden geçmiştir. Bunun bir sonucu olarak da, dünya genelinde birçok şehirde konfor ve erişebilirlik beklentilerinin yükselmesi, özel araç kullanımını arttırmış ve toplu taşım kullanımının azalmasına neden olmuştur. Taşıt arzının artması ve buna karşılık yolların yetersiz kalması nedeniyle trafik sıkışıklığı ortaya çıkmıştır. Bu sıkışıklığa çözüm bulmak amacıyla yolculuk talep tahmin modelleri ile alternatif senaryolar üretilmektedir. Söz konusu senaryolarda arazi kullanım konfigürasyonları ve ulaşım altyapıları kullanılarak, kullanıcı, yolculuk ve zon karakteristiklerine göre geleceğe yönelik tahminler gerçekleştirilmektedir. Karar verme sürecini iyileştirmek için ulaşım ile ilgilenen kuruluşlar sürekli yeni model altyapıları geliştirmektedir. Bu çalışmada, İstanbul İli için kurulan talep tahmin modelleri yolculuk amaçlarına göre incelenmiştir. İstanbul için uygulanan talep tahmin modeli ve trafik analiz zonlarının yapısı incelenmiş, trafik analiz zonlarının seçim kriterlerine değinilerek bu zonların küçültülerek yolculuk başlangıç ve bitiş noktaları için hassasiyetin arttırılmasının model tahmin kabiliyeti üzerindeki etkileri incelenmiştir. İstanbul İli için uygulanan 540 trafik analiz zonu daha küçük alanlara bölünerek model tutarlılığı üzerindeki etkileri incelenmiştir. İdari sınırlar dikkate alınarak en küçük idari sınır olan mahalle alanları içerisinde benzer arazi kullanım niteliği gösteren alanlar birbirinden ayrılarak 1788 trafik analiz zonu için talep tahmin modeli altyapısı yeniden oluşturulmuştur. Bu altyapının en önemli üç bileşeni; B-S matrisi, karayolu ve toplu taşıma ağları ve trafik analiz zonları nitelik bilgileri 1788 trafik analiz zonu için revize edilmiştir. İstanbul için daha küçük zon yapılanması kurulurken yapılan düzenlemelere değinilmiştir ve bu iyileştirmelerin şebeke ataması algoritmaları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bir örnek olarak Kadıköy Kartal Metro Hattı için genel işletme bilgileri verilerek hat boyunca farklı büyüklüklerdeki trafik analiz zonları için talep tahmin modelinin çıktılarının gerçekleşen gerçek değerlere göre tutarlılığı incelenmiş, ortaya çıkan faydalar analiz edilmiştir. Kadıköy-Kartal Metro Hattı için 540 ve 1788 trafik analiz zonu için yapılan toplu taşıma şebeke atamaları karşılaştırıldığında, her iki modelin de gerçeği temsiliyetinin oldukça iyi olduğu görülmekte birlikte daha küçük zonlar oluşturulması ile model hassasiyetinde önemli ölçüde iyileştirmeler olduğu görülmektedir. Hataların ortalama karekökü (RMSE) yöntemi ile istasyon bazlı bindiler değerlendirilerek karşılaştırma yapılmıştır. 1788 zon için hata oranının %23 oranında azaldığı görülmüştür. Çalışma alanı için uygun zon yarıçapının belirlenmesi için ise nüfus yoğunluğu ve istihdam yoğunluğu bağımsız değişkenler olarak değerlendirilmiş ve üstsel model uygulanmıştır. Zon yarıçap uzunluğunu hesaplarken kullanılabilecek en uygun modelin seçiminde çalışma alanının karakteristik özelliklerine dikkat edilmelidir. 1 km2 alan içindeki nüfus yoğunluğu ve istihdam yoğunluğu kullanılarak hesaplanan zon yarıçapları ile modelde kullanılan ortalama yarıçap uzunluklarının birbirine yakınlaştırılması ile R2 değerinde %26'lık artış sağlamanın mümkün olduğu gözlemlenmiştir.

Yunus Emre Ayözen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Köy yolları ulaşım ağlarında drenaj sistemleri ve hidrolik tasarım esasları

Günümüzde gelişmekte olan ülkemizde gelişmişliğin tüm ülkeye homojen olarak yansıması için en küçük yerleşim birimlerimiz olan köylerimize ulaşımın her zaman ve her hava koşulunda sağlanabilmesi gerekir. Bu da köy yollarımızda gereksinim duyulan tüm drenaj sistemlerinin de tasarlanarak uygulanmasıyla sağlanır. Bu çalışma ile , köy yolları ağında bulunan yolların yeraltı ve yüzeysel drenaj sistemleri incelenmiş olup bu sistemlerin hidrolik tasarım kriterleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın başlangıcında köy yollarının tanımı yapılarak zeminde suyun bulunma şekilleri ve yeraltı suları incelenmiştir. İkinci bölümde drenaj konusu, yeraltı suyu drenajı ve yüzeysel drenaj alt başlıklarında detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üçüncü bölümde de küçük sanat yapıları konusu ele alınmıştır. Bu bölümde menfezlerin çeşitleri ve hidrolik tasarım ilkeleri detaylı olarak incelenmiştir. Ayrıca, brit ,sel geçidi ve nehir geçişleri incelenmiştir. Son bölümde de , yapılan bu çalışmanın sonucunda varılan sonuçlar açıklanmıştır.

Mehmet Emin Bulut
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Belirgin düşey yükler altındaki betonarme kirişlerin çevrimsel yükler etkisinde davranışlarının incelenmesi

Bu çalışmada; belirgin düşey yükler altındaki betonarme kirişlerin çevrimsel yükler etkisindeki davranışlarının deneysel olarak incelenmesi amaçlanmıştır. İncelemede; sismik yüklerin uygulanmasında yapısal elemana elastik ötesi davranışa izin verecek şekilde çevrimsel yüklemeler yapılması yöntemi kullanılmıştır. 4 adet deney numunesinin üretildiği çalışmada, deney numunelerine belirgin düşey yük etkisinin ihmal edildiği ve ihmal edilmediği iki ayrı yükleme geçmişi uygulanmıştır. Böylece; kiriş numunelerinin göçme hasar durumlarını karşılaştırmalı olarak incelemek, plastik dönme kapasitesinin göçme hasar durumu üzerindeki etkilerini deneysel olarak belirlemek hedeflenmiştir. Bunun yanı sıra deneysel çalışma sonunda elde edilen sonuçlar hali hazırda yürürlükte olan bir takım yönetmelikler [1,2,3,4] ile karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Beş bölümden oluşan tez çalışmasının birinci bölümünde literatür özeti sunularak, tezin amacı ve hipotezi açıklanmıştır. İkinci bölümde deney numuneleri, deney düzeni ve kullanılan yükleme geçmişleri tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde deneysel sonuçlar sunularak numunelerin hasar durumları, yük-yer değiştirme ilişkileri, momet-maksimum ortalama birim şekil değiştirme ilişkileri ve hesaplanan eşdeğer plastik mafsal boyu değerleri değerlendirilmiştir. Dördüncü bölüm, deneysel bulguların irdelenmesine ayrılmış olup, bu bölümde incelenen yönetmeliklere göre deney numunelerinin analitik göçme hasar durumları belirlenerek deneysel sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Beşinci ve son bölümde ise bu deneysel çalışma kapsamında ulaşılan sonuçlar vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kesit hasar sınırları, dönme kapasitesi, birim şekil değiştirme sınırları, deneysel yük-yer değiştirme ilişkileri, plastik mafsal boyu

Eksen dönmesiPlastik mafsal
Pınar Yıldırım
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekrarlı yükler altında kalıcı dayanma yapısının tasarım kriterleri ve kompozit çelik yapıya etkisi: Kentin merkezindeki Marmara Forum otoparkı

Yapılan bu tez çalışmasında 3 katlı çelik bir otoparkın kalıcı yükler altında tasarımı gerçekleştirilmiştir.Yapının günümüz yönetmeliklerine uygun olarak boyutlandırılması üzerinde çalışılmıştır. Gerekli destek yapısının geoteknik mühendisliği değerlendirilmelerinin yapılması, kazı sırasında karşılaşılacak birimlerin dayanım ve deformasyon özelliklerine uygun kazı ve destek sistemlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda gerekli iksa sisteminin yapılarak, birim deplasman değerleri sınır koşullarında kalacak şekilde tasarım gerçekleşmiştir. İksa sistemi PLAKXİS programı yardımıyla yapılmış. İlgili saha üzerinde temel zeminin ve kazı esnasında karşılaşılacak olan zemin birimlerinin mekanik ve dinamik parametrelerini belirleme amaçlı zemin etüd raporu hazırlanmış ve tasarım parametreleri bu rapora bağlı kalınarak belirlenmiştir. Bu bilgiler ışığında yük değerleri ETABS yapısal analiz programında tanımlanmıştır. Hesap modelleri oluşturulmuştur. Bu yapıda en çok dikkat edilmesi gereken husus zeminin yapı davranışına etkisi, dinamik ve statik yükler altında yapı davranışının sınır değerler altında kalıp kalmadığının tayin edilmesidir. Bu nedenle bütün olumsuz koşullara göre çözüm yapılmış olup uygulama projesi bunlara göre hazırlanmıştır. Üç farklı modelde de yapıya etki edecek yükler TS-498'e uygun olarak yüklenmiştir. Temel ve dış betonarme perdelerin tasarımında, TS-500 kullanılmıştır. Deprem yüklemesi içi 2007 yıldında hazırlanan ''Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik'' kullanılmıştır.''Çelik Yapılar, Emniyet Gerilmesi Esasına Göre Hesap ve Proje Esasları'' IMO-02 olarak geçen yönetmelik doğrultusunda çelik konstrüksiyon tasarlanmışır. IMO-01.R-01-2005'de geçen kriterlere uygun olacak şekilde tasarlanmış. Proje paftalarına detaylı şekilde kaynak detayları işlenmiştir. Yapıda kullanılacak olan çelik profillerin tasarımında S235 ve S275 çelik sınıfındaki malzemelerden yararlanılmıştır. IPE ve boru profiler S235 çelik sınıfı düşünülerek tasarlanmıştır. Yapma profiler, kutu profiler, UNP profiler ve plaklar S275 çelik sınıfındandır. Donatı çeliği TS 708 'e uygun olarak yapılacaktır. Çelik profiller ise TS-EN 10025-2 yönetmeliğine göre tasarlanmıştır. Bu tez kapsamında yapı zemin etkileşimi birlikte incelenmiştir. Zemin parametreleri açıklanmıştır. Statik ve dinamik etkilere bakılmıştır. Zemin karşısında yapı davranışıincelenmiş, yapılması gerekenler detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

Süleyman Cem Divrik
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut bir betonarme okul binasının betonarme perdelerle güçlendirme alternatiflerinin karşılaştırılması

Mevcut yapıların değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi, uzun süredir inşaat mühendisliğinin en önemli alanlarından birini oluşturmuştur. Bu sebeple, mevcut yapıların güçlendirilmesi için farklı güçlendirme alternatifleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada Edirne ilinde bulunan bir okul binası projesi ele alınmış ve söz konusu binada mevcut durumdaki performans seviyesi ve güçlendirme sonrası performans seviyeleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu amaçla Türk Deprem Yönetmeliği'ne göre minimum performans hedeflerini sağlamayan mevcut binada artımsal dinamik analizi yöntemi kullanılarak çözümlemeler yapılmıştır. Daha sonra söz konusu binaya, iki ayrı alternatifli güçlendirme amacıyla Türk Deprem Yönetmeliği'ne (2007) uygun olacak şekilde betonarme perde duvarları ekleyerek ve aynı analiz yöntemini kullanarak çözümlemeler yapılmıştır. Bu analizlerin ardından, mevcut ve güçlendirilmiş durumlar için yapının kırılganlık eğrileri, taban kesme kuvveti-maksimum kat ötelemesi eğrileri ve maksimum kat ötelemesi-kat yüksekliği eğrileri oluşturulmuştur. Bu çalışma sonucunda Türk Deprem Yönetmeliği'ne göre mevcut ve güçlendirilmiş durumdaki yapısal performans ile ilgili sonuçlar özetlenmiştir.

Sismik güçlendirme
Mohammad Faheem Afzalı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Köy yollarında asfalt ve beton kaplama karşılaştırması; Batman-Sason-Derince grup köy yolu örneği

Bu çalışmada Köy yollarında Beton kaplama ve Asfalt kaplamalı yolların; yapımı, kullanılan malzemeler, avantaj – dezavantajları ve bakım - onarım teknikleri irdelenmiştir. Çalışmanın başlangıcında Köy yolları ağının genel tanımı yapılmış, ikinci bölümde asfalt ve beton kaplama detaylı bir şekilde incelenmiş, üçüncü bölümü de Asfalt ve beton kaplama'nın avantaj ve dezavantajları kıyaslanmış olup, son bölümde Batman –Sason-Derince Grup Köy yolundaki asfalt kaplama ve Beton Kaplamanın zamanla uygulamada meydana gelen sonuçları irdelenmiştir. Asfalt Kaplamanın yapımında kullanılan ana madde bitüm olup, petrol türevli bir maddedir. Petrol konusunda dışa bağımlı olmamız bir dezavantaj olarak görülebilir. Ancak bitüm rafineride işlenen petrolün son türevidir ve asfalt betonu üretimi dışında kullanılma alanı çok azdır. Beton Kaplama yolun yapımında kullandığımız çimento, ülkemizde bol miktarda üretilmektedir. Ancak çimentoya, yol yapımından ziyade inşaat sektörünün diğer alanlarında daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Beton kaplama ve asfalt kaplamanın birbirine karşı avantaj ve dezavantajları vardır. Bu noktada yolun yapılacağı bölgenin karakteristik özellikleri (zeminin sağlamlığı, iklim, trafik, topoğrafya, vs…) avantajlar ve dezavantajların değerlendirilmesi açısından belirleyici olmaktadır. Anahtar Kelimeler: .Köyyolu, . Asfalt kaplama yol, . Beton kaplama yol.

Beton kaplamaKara yolu ulaşımıRolled asfalt
Ferhat Cansağ
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı ev sistemlerinde güncel teknolojilerin incelenmesi

Bu tez, temel teknik ve mühendislik altyapısı olan okuyuculara yöneliktir. Akıllı Evlerin farklı özelliklerinin sunulmasında çok önemli olan programlama, ağ iletişimi ve güvenlik kavramları hakkında temel bilgilere sahip olmak yararlı olacaktır. Ayrıca, okuyucuların günümüzde evlerde kullanılan çeşitli ev teknolojilerine aşina oldukları varsayılmaktadır. Ev otomasyonu, bir binadaki belirli elektrik ve elektronik sistemlere bir dereceye kadar bilgisayarlı veya otomatik kontrolün uygulanmasını içerir. Çeşitli cihazları izlemek ve kontrol etmek için bir donanım sistemi kurulmuştur. Sistem, cihazları yapılandırmasına göre kontrol edecektir. Örneğin, akşamları belirli bir saatte ışıkları otomatik olarak açabilir veya bir donanım sensörü kullanarak ortam ışığını ölçebilir ve karanlık büyüdüğünde ışıkları açabilir. Örneğin, evden çıkmadan önce iklimlendirme ofisinden açılabilir. Bu proje, kullanıcının Bluetooth özellikli bir cep telefonu gibi bir kablosuz cihazla kontrol etmesini sağlayan basit bir ev otomasyon sistemini göstermektedir. Sistem, kullanıcının her bir ışığı ve fanı ayrı ayrı kontrol etmesini sağlar. Ana ışıkları otomatik olarak kapatabilir ve belirli bir zamanda bir gece lambasını yakabilir. Sinyal gücünü ölçerek, kullanıcının bir odaya girip otomatik olarak ışığı ve fanı açtığını algılayabilir ve kullanıcı odadan çıktığında otomatik olarak kapatabilir. Ev otomasyon sistemi son yıllarda büyük bir popülerlik kazanmıştır ve yaşamın konforunu ve kalitesini arttırmaktadır. Bu yazıda mevcut ve yeni ortaya çıkan ev otomasyon sistemlerinin genel bir tartışması ele alınmıştır. Günümüzde çoğu ev otomasyon sistemi bir akıllı telefon ve mikrodenetleyiciden oluşmaktadır. Akıllı telefon uygulaması, ev aletlerini farklı iletişim teknikleri kullanarak kontrol etmek ve izlemek için kullanılır. Bu çalışmada, ZigBee, Wi-Fi, Bluetooth, EnOcean ve GSM gibi farklı kablosuz iletişim tekniklerinin çalışma prensipleri üzerinde çalışılmış ve bunların özellikleri birbirleriyle karşılaştırılmıştır, böylece kullanıcılar ev otomasyonu için kendi teknoloji tercihlerini seçebilirler. Ayrıca bu araştırma çalışmasında farklı ev otomasyon sistemlerinin araştırması tartışılmış ve avantajları ve dezavantajları da vurgulanmıştır. İnternet erişimi olan herhangi bir akıllı telefon ile alarm sistemini aktif/pasif etme ve durum bilgisi alınmasını sağlayan sistem mevcut olacaktır. Duman sensörleri aracılığıyla yangın uyarı sistemi desteği ile güvenli bir ev ortamı olmuş olacak buna dayalı zehirlenme ve patlama olaylarının önüne geçilecektir. Su basma sensörleriyle su taşkını tespit ve önleme sistemi ile hem kendi evlerimiz hem alt komşuların zarar görmesi engellenmiş olacaktır. Karbon monoksit sensörleriyle gaz sızıntısını algılama ve önleme Panik buton desteği ile acil çağrı başlatma sayesinde erken müdahale can kurtaracaktır. Herhangi bir sızıntı durumunda otomatik olarak su veya gaz akışını kesme otomasyonu sayesinde otomatik önlem alınmış olacaktır.

Akıllı evBina otomasyonu
Zafer Yüksel
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni imara açılacak ve yol çalışması yapılacak bölgenin planlama ve yeni hizmetler için haritalandırılması

Bu tez, İstanbul Aydın Üniversitesi'nde İnşaat Mühendisliği bölümünde oluşturulan Yüksek Lisans tezidir. Aşağıdaki konular tezin bir kısmında işlenmiştir. Devlet yolu planlama sürecinde en iyisini elde etmek için neler yapılabilir, Sonuç önceden tahmin edilmelidir. Mevcut bir karayolunu iyileştirmek gerekir. Genel trafik ihtiyaçlarını karşılamak, ortadan kaldırmak veya trafiğin neden olduğu olumsuz etkileri veya arazi kullanımındaki değişiklikler planlamanın ana başlıklarıdır. Politikalar ve Prosedürlerin bu bölümü, kullanılan minimum gereksinimleri ve süreçleri açıklar. Ülke Ekibi'nin bir kalkınma sonucu sunması için düzenli planlarının sonuçlarını halka sunar. Ülke Programları, Bölgesel Programlar ve Küresel Programda özetlenir. Bu belgeler Stratejik Planında belirlenen vizyon, yön ve stratejilerini işlevsel hale getirmektir. Programlar yıllık çalışma planlarına sahip projelerle uygulanmaktadır. Planlama yeterince basit görünüyor: ideal topluluğu tasarlanacaktır ve düzenlemeleri sağlanıp destek tasarım hedefleri belirlenecektir. Gerçeklik çok daha karmaşıktır. Bugün, şehir, topluluk ve bölgesel planlama, sürekli değişim ile uğraşmak demektir. Bir vizyonu tercüme etmek için teknik uzmanlık, politik bilgi ve mali anlayış yarın ve bugün için stratejik bir eylem planına uymak gerekir. Gerçekten binlerce yerel yönetim kuruluşu ve planlama ajansı özellikle, CBS araçlarını ESRI'den bir araya getirme aracı olarak benimsemişlerdir. Sınırlı finansman ve personel ile ilgilenirken talepler doğrultusunda ilerlenmektedir. Maliyetler, potansiyel fon verenler sadece bir projenin finansmanının programlarına uyup uymadığını değil, aynı zamanda ülkedeki iklim ve kalkınma yardımlarının sağlanmasına yönelik bir eylemin faydaları ile ilgilidir. Potansiyel fon verenlerin yatırım tekliflerini değerlendirmesine veya taramasına yardımcı olmak için, bu tez, nasıl tanımlanacağını açıklar. Hem önerilen faaliyetlerin hem de ülke içi kapasite ihtiyaçlarının maliyetleri ve faydaları göz önünde bulumdurulur. Bir ülke veya sektörde veya daha büyük ölçekli bir potansiyele sahip tek bir teknolojiye odaklanabilir. Ortak eylemlerin uygulandığı teknolojiler portföyü (örneğin, bir otobüs-hızlı geçiş sistemi ile birlikte) bisiklet şeritleri ve yaya patikaları). Sektörler içinde öncelikli teknolojiler portföyüne dayalı ve belirlenen engeller, birden çok ortak noktanın var olup olmadığına karar verebilir.

Ali Gür
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni yapılarda enerji ve su tasarruflu sistemlerin kullanılmasına yönelik çalışmalar

Sürdürülebilirlik, insanı sosyalleştiren toplumumuzun ekonomik ve çevresel yönleri ile çok yönlü bir kavramdır. Gelecek nesillerin yaşamlarını etkilememek adına günümüz kaynaklarından kendi ihtiyaçlarımızı karşılamamız gerekmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın meydana geldiği başlıca ticari işletmelerden biri; sürdürülebilir binanın ortaya çıkmasına neden olan inşaat sektöründeki yeşil binalar dır. Enerji ve su kullanımının daha verimli ve daha kontrollü olması ile inşaat safhasındaki savurgan uygulamaları frenlemek ve daha sağlıklı olmasını sağlamak hedeflenmektedir. Bu sistemlerle yapılacak yeni yapıların ilk yapım maliyetleri yüksek olabilir ancak getirisi çabuk olacaktır. Su ve enerji tasarrufu ile verimlilik artışı olacaktır. Binalarda yapılacak tasarruflar ile yapının kullanım hayatı boyunca sahiplerine faydalı olması hedeflenmektedir. Sürdürülebilir yapı ya da yeşil yapıların ortaya çıkması ile bina endüstrisinde kullanılan fazla enerjiyi frenlemek adına neler oluşacağı dair bir farkındalık yaratacağı düşünülmektedir. Bu sayede israf en aza inecek ve sağlıklı ortamlar oluşacaktır. Tez kapsamında inşaa edilecek olan yeni yapılarda enerji ve su tasarruflu sistemler irdelenmiştir. Yeşil binalar yaparken kullanılan yöntemler ile yeni nesil yapılarda kullanılan teknolojiler ve teknoloji kolaylıkları gösterilmiştir. Su ve enerji tasarrunda yeni yapıların tasarımı, bu yapıların yapısı ve faydalanılacak sistemler gösterilmiştir. Enerji tasarrufu, iyileştirme yöntemlerini uygulayarak veya yeni teknolojiler kullanarak üretimi ve kaliteyi düşürmeden enerjiyi daha etkin bir şekilde kullanmak demektir. Enerji verimliliğinin artırılması ek yeni enerji kaynaklarının devreye sokulması için yapılacak yatırımlardan daha ekonomiktir. Günümüzde elektrik enerjisinin kullanımının ve enerji talebinin artması ile önümüzdeki yıllarda Türkiye 'de bir enerji açığının olabileceği sinyallerinin verilmesi enerji tasarrufunu zorunlu hale getirmiştir. Enerjinin etkin kullanımının ülke ekonomisine sağlayacağı olumlu katkılar büyük boyutlara ulaşabilmektedir ancak bunun için her birey ayrı olarak üzerine düşeni yapmalıdır. Enerji tasarrufu yöntemleri anlatılarak bu bilincin insanlarımıza aşılanması hedeflenmektedir. Yeni yapılarda aydınlatmadaki enerji tasarrufu aydınlatmanın kalitesini düşürmeden ve iyi bir aydınlatmanın şartları yerine getirilerek yapılmalıdır. İyi bir aydınlatma, daha verimli aydınlatma elemanları ile sağlanacağı için aynı aydınlatma seviyesinin daha az enerji tüketimi ile sağlanması mümkündür. Verimli bir aydınlatma ile hem daha az elektrik enerjisi tüketimi olacak hem de göz sağlığı korunacaktır. Bu çalışmada; enerji tasarrufu ve enerji verimliliğinin önemi üzerinde durularak aydınlatmada yapılacak enerji tasarrufunun sağlayacağı katkılar belirtilmiştir. Doğru ve verimli bir aydınlatma için yapılması gerekenler ve aydınlatmada enerji tasarrufu yapılırken dikkat edilmesi gereken noktalar belirlenmiştir. Yeni yapılarda farklı su ve enerji koruma stratejilerinin araştırılması yapılmıştır. Toplu alan nüfus sayımından ortalama alarak konut ev sistemlerinde su ve enerji tasarrufları olacaktır. Tez, farklı sistemler arasındaki mali sonuçları çapraz olarak inceleyecek ve yeni yapı inşaatlarında su ve enerji tasarrufu yöntemlerini araştıracaktır.

İbrahim Can
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yerleşmelerde yapılaşmanın havadan kontrol ile değerlendirilmesi

Ülkemizde ve dünyada kentsel alanlarda son zamanlarda nüfus artışı beraberinde çevresel kirlilik ve çarpık kentleşmeyi beraberinde getirmiştir. İnşaat sektöründe sürdürülebilir kalkınma prensiplerinin uygulanması söz konusu olduğunda ve buna pratik çözümler gerektiğinde, odak tek binalardan (mikro ölçekli) çıkıp tümüyle daha büyük ölçekli şekilde mahalleler, semtler ve şehirler (makro ölçekli) olarak değişmeye başlamaktadır. Büyük düşünmeyi gerektiren durumlarda sürdürülebilirlik sorununun sadece binalardan daha fazlasıyla yapılması gerektiğinin görüşünden sıyrılıp binaların planlı bir şekilde analiz edilip daha sonra yapıların konumlandırılması fikri öne çıkmaya başlamaktadır. Binalar, açık alanlar ve ulaşım ağları arasında sayısız karmaşık ilişkiler gün geçtikçe daha kompleks bir hale gelmektedir. UN-HABITAT III [1]'in en son ilerleme raporuna göre mevcut kentleşme modeli sürdürülemez niteliktedir. Daha kapsamlı ve insan merkezli sürdürülebilir küresel kalkınmayı sağlamak için yeni koşul ve nitelikler tanımlanması gerekmektedir. Kentsel yerleşkeler sosyal ve ekonomik büyümenin odak noktaları olduğu için kentlerin hava kirliliği, yoksulluk, çarpık kentleşme, sera gazı vb. durumlar için yapılaşma analiz ve değerlendirilmesinin daha büyük ölçekli ve daha sağlıklı yapılması gereksinimi doğmaktadır. Kentsel sektörde enerji-çevre bağlantıları, düzenleyici ve kirlilik kontrolü için ekonomik araçlar, kentsel arazi kullanımının çevresel boyutları ve kentsel çevre planlama ve yönetim süreci, her biri arka plan sağlamak için tasarlanmıştır. Gelişmekte olan dünyadaki şehirler için çevresel yönetim stratejisi için kentsel veri toplama gereksinimi göze çarpmaktadır. Çevresel yönetim seçenekleri önemli ölçüde iyileşmektedir. Son yıllarda elektromanyetik spektrum gözlemleri için sensörler daha küçük, daha ucuz, daha fazla ve daha kapsamlı ölçüm aletleri ortaya çıkmıştır. Havadan ölçüm yapmak için platformlar da aynı ölçüde genişlemiştir. Alçak irtifa insansız hava araçlarının (mikro-dronlar), dronlar ve İHA(insansız hava aracı) aracılığı ile kentlerin çevresel izlemede kullanılacak uygulamalarını ve kentsel alanların yönetimi ve potansiyel riskler bir yerden sık tekrarlanan veya sürekli ölçümler gerekmektedir. Şehirler hava, su ve toprak kirliliğine yol açmaktadır. Kentsel yayılma ormanlar, su kaynakları ve kentsel alanları çevreleyen alanlar üzerinde baskı oluşturmuştur. Türkiye'de kentsel yerleşmelerin mekânsal yaşam kalitesinin artırılmasına, ekonomik ve toplumsal yapının güçlenmesine, mekânsal planlama sisteminin yeniden yapılandırılmasına olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Kentsel gelişme; kentlerin gerek sosyo-ekonomik kalkınmadaki başat rolü, gerekse mekânsal organizasyonda ve yerleşmeler arası ilişkilerde üstlendikleri işlevleri dikkate alındığında, bölgesel gelişme bağlamında temel bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

İbrahim Çağrı Mert
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Düzenli bir betonarme binada düşey deprem bileşeninin yapısal davranışa etkisi

Bu tez çalışmasında depremin düşey bileşeninin yapısal davranışa etkisinin incelenmesi amacıyla analitik bir çalışma yapılmıştır. Tezin ilk bölümüne giriş bölümü olarak başlanmıştır. Bu bölümde genel olarak çalışmanın kapsamı ve literatür araştırması kısaca anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise yapısal modelin tasarlanması üzerinde çalışılmıştır. Tez çalışmasında kullanılacak yapısal model, beş katlı, düzenli ve simetrik olacak şekilde betonarme okul binası olarak DBYBHY-2007'ye göre tasarlanmıştır. Ayrıca, yapısal modelde kullanılan malzeme hakkında da bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise analizde kullanılacak hesap yöntemi ve deprem kayıtları hakkında bilgiler verilmiştir. Tez çalışmasının amacı depremin düşey bileşeninin etkilerini, yatay bileşen etkileriyle kıyaslayarak yapısal parametreleri ne ölçüde değiştirdiğini görmektir. Tez çalışmasında, düşey deprem etkisi şiddetli olan yedi deprem kaydı kullanılmıştır. Tez çalışmasında kullanılan program Seismostruct yazılımı olup, üç boyutlu olarak modellenen beş katlı betonarme binayı depremin yatay bileşenleri (x+y) etkilemiştir. Daha sonra yatay bileşenlere ek olarak düşey bileşenler de eklenmiş olup, analizler tekrarlanmıştır (x+y+z). Analizlerin zaman tanım alanında doğrusal olmayan yöntem ile yürütülmüştür. Dördüncü bölümde hazırlanmış model çözümlemesi yapılmıştır. Yatay ve yatay+düşey deprem etkilerinin yapısal davranışa etkilerini belirleyebilmek için referans kolonlar ve kirişler seçilmiştir. Seçilmiş kolonlar ve kirişlerin eksenel kuvvet, kesme kuvvetleri, katlararası ötelemeleri ve toplam deplasman değerler sonuçları incelenmiştir. Dördüncü bölümde herbir deprem kaydı için bulunan sonuçlar garfik ve çizelgeler halinde sunulmuştur. Beşinci ve son bölümde ise sonuçlar kısaca özetlenmiştir. Analiz sonrasında elde edilmiş veriler ışığında, depremin düşey bileşeninin özellikle kolonlardaki eksenel kuvvetlerin artışına ciddi bir miktarda etki ettiği gözlemlenmiştir. Kolon kesme kuvvetlerinde depremin düşey bileşeninin eklenmesiyle önemli miktarda artışlar gözlenmese de yaklaşık yüzde on beş oranında artış kaydedilmiştir. Kat ötelemelerinde ve toplam yapısal deplasmanda ise belirgin değişiklikler kayıt edilmemiştir. Anahtar kelimeler: Deprem, Depremin düşey bileşeni, Normal kuvvet, Kesme kuvvet, Kat ötelemesi.

Deprem davranışıEksenel kuvvetKayma dayanımı
Serık Jakayev
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem etkisindeki yapıların sismik taban izolasyonu ve çoklu ayarlı kütle sönümleyici sistemleri ile karma korunması

Afganistan aktif deprem bölgelerinde bulanan ülkelerinden birisi olarak standart-dışı ve inşa edilmeden önce, statik açısından asla analiz/tasarlanmamış ve depremin esasatlarına bile uyuşmayan büyük bir sayıda betonarme binalara sahiptir. Son zamanlarda orta ve çok-katlı binaların sayıları çoğaldıkça açıkladığımız tehlike de artış durumunda ki bu inşaat mühendislerin ve uzmanların her zamanki ciddi endişelerin en başında yer almaktadır. Bu çalışmada günümüzün depreme dayanıklı/titreşim kontrol sistemlerinin tasarımların en etkili/modern yöntemleri dikkate alınarak farklı sismik taban izolasyon sistemleri ve en üst katta ve katların seviyelerinde tek/çoklu ayarlı kütle sönümleyicileri ile donatılmış 5, 10 ve 15-katlı binaların farklı davranışları incelenmiştir. Şimdiye kadar Afganistan'da tek bir 'taban izolasyonlu bina' yapılmamış ve umarım insanların hayatlarını ve mallarını kurtarmak için bu tip dayanıklı binaların inşa etmesi için bu çalışma bir başlangıç olur. Bu çalışmada, gerçek deprem yer hareketleri altında tek ayarlı kütle sönümleyici (STMD), çoklu ayarlı kütle sönümleyicileri (MTMD'ler) ve dağıtılmış çoklu ayarlı kütle sönümleyicileri (d-MTMD'ler) ile donatılmış taban izolasyonlu (BI) yapılarının sismik tepkileri incelenmiştir. Sayısal çalışma, STMD, MTMD'ler ve d-MTMD'ler ile donatılmış 5, 10 ve 15 katlı taban izolasyonlu binaların analitik modelleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Binalar, her kat seviyesinde yatay tek serbestlik derecesine sahip kesme tipi yapı olarak modellenmiştir ve binalar, tabakalı kauçuk mesnetler (LRB), kurşun çekirdekli kauçuk mesnetler (N-Z), sürtünmeli sarkaç sistemi (FPS) ve esnek sürtünmeli taban izolatörü (R-FBI) izolasyon sistemleri ile izole edilmektedir. Taban izolasyonlu bir binanın her bir kat seviyesinde bir TMD kurmak, en üst kat ivmeleri ve mesnet yer değiştirmeleri açısından yapısal tepkiyi azaltır. Parametrik çalışmalar, kat sayısının 5, 10 ve 15-katlara ve izolatör zaman periyodu 2 ile 2,5 ve 3sn arasında değiştirilerek gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, tüm STMD durumları için kütle oranı %2, 3, 5 ve %10 olarak kabul edilmiştir. Buna ek olarak, MTMD'ler en üst katın yanı sıra taban üzerine yerleştirilmiş ve izole edilmiş binanın yüksekliği boyunca da dağıtılmıştır. Parametrik çalışmalar için iki set MTMD ((i) eşit rijitliğe ve eşit sönümleme oranına sahip MTMD'ler) ve (ii) eşit kütleye ve eşit sönümleme oranına sahip MTMD'ler) düşünülmektedir. TMD'nin etkililiğinin, eşit kütle oranına sahip bir hibrit sistemdeki izolatörlerin esnekliğindeki (zaman periyodu) artışla azaldığı bulunmuştur. Ayrıca, TMD'nin en üst katta veya başka bir kat seviyesinde yerleştirilmesi, az katlı binalar için TMD'nin etkililiğini biraz etkilemektedir, üstelik TMD'nin yerleştirilmesinin öneminin, katların sayısı arttıkça daha yüksek olacağı da bulunmuştur. Ek olarak, MTMD'lerin ve d-MTMD'lerin yerleştirilmesinin, STMD'ye kıyasla en üst kat ivme azaltılmasında önemli ölçüde faydalı olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, taban izolasyonlu binalarda STMD, MTMD'lerin ve d-MTMD'lerin yerleştirilmesinden mesnet yer değiştirmesinde neredeyse eşit bir azalma elde edilebilir. d-MTMD'ler, büyük kütlelerin farklı kat seviyelerinde bölünmesi ve dağıtılması nedeniyle STMD ve MTMD'lere kıyasla daha yararlıdır. Anahtar Kelimeler: Sismik Taban-İzolatörü, Sönümleme, Ayarlı Kütle Sönümleyici, Sürtünme, Depreme Dayanıklı Binalar, Betonarme Binalar

Betonarme binalarDepreme dayanıklı binalarSürtünme
Mohammad Harrıs Waheb
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni ve mevcut binaların yeşil binalara dönüşümünde kullanılan yöntemler ve verimliliğin incelenmesi

Kapsayıcı, sağlıklı, işlevsel ve üretken şehirler inşa etmek belki de bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük zorluktur ve bu zorluğu çözmek kolay değildir. Hayatımızın önemli bir parçası olan yapılar, dünyanın kentsel alanlarının tam kalbinde yer alır. Topluluğumuzun sosyal dokusunu güçlendirmenin ve sağlıklı kamusal alanlar oluşturarak ve sürdürerek ekonomik gelişmenin başarılı bir şekilde ilerlemesinin yolları bu tezde incelenmiştir. Bu tezde yeşil bina açıklanacak ve bunlar için temel akademisyenler, araştırma kurumları ve yapım çalışmaları denetlemek ve yeşil binaları değerlendirmek isteyen profesyonellerle çalışmanın önemine değinilecektir. Yeşil binaların kriterleri ve mevcut binalara özgü kriterleri daha geniş incelenerek çevre ve insan yaşam kalitesine faydaları incelenecektir. Ayrıca bu tez içerisinde Planlama, Tasarım ve İnşaatlarda yeşil binalar için stratejiler geliştirildi. Başlangıçta politik ve ekonomik tanımlar karakterize eden kriterleri belirlemek için araştırmalar yapılmıştır. Yeşil binaların tanımları tartışılır ve tanımlanır. Bu tezde, yaygın olarak kullanılan bazı terimlere ve şu anda kullanımda olan yeşil bina değerlendirme ve sertifikasyon sistemlerinin çeşitliliğine vurgu yapılmakta ve bunları seçerken göz önüne alınması gereken bazı konular ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevreci Yeşil Binalar, Mevcut Binaları Yeşil Binaya Çevirme, Yeşil Binalarda Verimlilik, Yeşil Binalarda Kullanılan Yöntemler

Eray Karadağ
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Olası İstanbul depremi bağlamında riskli yapı kavramına ilişkin toplumsal bilincin incelenmesi

İnsanoğlunun dünya üzerinde var olmasından itibaren yaşam mücadelesi ve hayatta kalma çabasından ötürü barınma yerleriyle beraber ihtiyaç duyduğu yapılar ortaya çıkmıştır. Bu yapıların günümüze kadar gelmesiyle birlikte bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla riskli yapıların kullanımının bilinçsizliği, deprem ile birleşince can ve mal kayıplarına sebebiyet vermesine neden olmuştur bu sebebiyetleri en aza indirgemek halkı bu konuda yeteri kadar bilinçli hale getirme çabalarının eğitim ile desteklenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında İstanbul'da ikamet eden 429 kişi ile anket çalışması yapılmıştır. Olası İstanbul Depremi Bağlamında Riskli Yapı Kavramına İlişkin Toplumsal Bilincin İncelenmesi ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan anket çalışmasında verileri elde etmek için SPSS 22 analiz programı kullanılmıştır. Bu programda önce anket verilerimizin güvenilirlik düzeyleri kontrol edilmiş sonrasında ise P değerlerinde bağımsız iki grup arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığını belirlemek için t-Testi ve ikiden çok bağımsız değişken arasındaki anlamlı farlılığı belirlemek için yapılan ANOVA testinden yararlanılmıştır ve katılımcıların ortaya çıkan yetersiz bilinç durumlarına nasıl önlem alınacağına dair öneriler sunulmuştur. Yapılan bu alan araştırmasında anketlerin analiz edilmesi sonucu katılımcıların genel itibari ile bilincinin yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Yunus Orhan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kentsel dönüşüm projelerinde yaşanan sorunların farklı paydaşlarca değerlendirilmesi

Günümüz kentlerinde popülasyonun yoğunlaşmasıyla beraber hızlı bir yapılaşma olduğu görülmektedir. Yapı stokunun arttığı kentlerde yapılar çeşitli nedenlere bağlı olarak yıpranmakta ve niteliklerini kaybetmektedir. Bu yapıların güçlendirilmesi, revize edilmesi ve yıkımı gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu konunun deprem ile birleşince can ve mal kayıplarının meydana geldiği görülmektedir. Olası bir deprem anında oluşacak hasarların oluşmaması için farklı paydaşlar olan yüklenici, kamu ve kat maliklerinin ortak bir noktada birleştiği ve anlaşmaları için bir mevzuatın oluşturulduğu kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulmuştur. Türkiye'de kentsel dönüşüm projelerinde yaşanan sorunların farklı paydaşlarca değerlendirilerek sonuçlar tartışılmıştır. Bu amaca ulaşmak için İstanbul'da ikamet eden 550 kişi ile anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Çalışmaya genel olarak bakıldığında paydaşların birbirleri ile tam olarak uyuşamadığı, ortak kararlar veremediği ve bu sebeple kentsel dönüşüm projelerinin verimli bir şekilde yürütülemediği söylenebilir.

Abdullah Akgün
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Alkalilerle aktive edilmiş çimentosuz cüruflu betonların mekanik ve geçirimlilik özellikleri ve üretim optimizasyonu

Bu çalışmada, sodyum konsantrasyonu, silikat modülü, kür sıcaklığı ve kür süresi bağımsız değişkenlerine bağlı olarak üretilen alkalilerle aktive edilmiş cüruflu betonların (AAECB) mekanik (basınç, yarmada çekme dayanımı, aşınma miktarı, çekip çıkarma yükü, ultrasonik dalga hızı) ve geçirimlilik (basınçlı su geçirimliliği, kılcal su emme, su emme oranı, gaz ve hızlı klor geçirimliliği, ısı iletkenlik) özellikleri incelenmiştir. Deneysel tasarım, deney tasarımı yöntemlerinden olan Tepki Yüzeyi Yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Belirtilen bağımsız değişkenlerle 0.52 alkali çözelti-cüruf oranı, 400 kg/m3 cüruf dozajı ve 202 cm çökme değeri elde edilebilecek 21 farklı karışım tasarlanmıştır. Bağımsız değişkenlere bağlı olarak elde edilen bağımlı değişkenler (mekanik ve geçirimlilik özellikleri) istatistiksel olarak analiz edilerek, bağımlı değişkenlerle bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilecek regresyon modelleri elde edilmiştir. Elde edilen regresyon modelleri kullanılarak belirlenen objektif fonksiyonlar (mekanik özellikleri maksimum, geçirimlilik özelliklerini minimum) belirlenen kısıtlar altında çoklu objektifli olarak optimize edilmiş ve optimum bağımsız değişken parametreleri belirlenmiştir. Optimum bağımsız değişken değerleri ile laboratuvar ortamında yeniden üretimler gerçekleştirerek teorik olarak elde edilen optimum sonuçların laboratuvar şartlarında ne kadar uygulanabilir olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, AAECB mekanik ve geçirimlilik özellikleri üzerinde en etkin bağımsız değişkenin sodyum konsantrasyonu olduğu, gerçekleştirilen çalışmanın kısıtları altında, en optimum üretim koşullarının, sodyum konsantrasyonu %5.92, silikat modülü 1.82, kür sıcaklığı 48.3°C ve kür süresinin de 8.28 saat olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alkali Aktivasyonu, Öğütülmüş Granüle Yüksek Fırın Cürufu, Tepki Yüzeyi Yöntemi, Çoklu Objektifli Optimizasyon

Müzeyyen Balçıkanlı
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yığma tipi yapıların deprem etkisi altında aletsel veri ve hesaplamalara göre değerlendirilmesi

Türkiye'de yapıların çoğunluğunu yığma yapılar oluşturmaktadır. Yığma yapılar ağır olmaları, deprem gibi dinamik ve yatay yüklere dayanımlarının az olması nedeniyle, genellikle depreme dayanıklı yapılar olarak tanımlanmamaktadır. Ekonomik koşullardan dolayı, Türkiye'de yığma yapı inşaatı devam edeceğinden, bu yapıların elden geldiğince depreme dayanıklı inşa edilmesi, depreme karşı performanslarının bilinmesi ve deprem dayanımlarının arttırılması gerekmektedir. Yığma yapılarda çoğunlukla tüm duvarlar taşıyıcı olduğu için duvarlardaki her türlü hasar doğrudan taşıyıcı sistemi etkilemektedir. Betonarme yapılardaki gibi taşıyıcı ve taşıyıcı olmayan bölüm hasar ayrımı yapılamamaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, Antakya'daki yığma yapı stokunun sınıflarından biri olan Kesme Taş ve Harman Tuğlası yığma tipi binaların hasar potansiyelinin belirlenmesi çalışmalarının, daha önce oluşturulmuş olan veri tabanları ile karşılaştırmalı bir şekilde ve aletsel verilere dayalı doğrusal olmayan analizlere bağlı olarak gerçekleştirilmesidir. Doğrusal olmayan analiz çalışmalarında gerçekçi malzeme özellikleri belirlenmesi için önce malzemeler üzerinde deneysel çalışmalar yapılmıştır. Bu proje çalışmasında İskenderun Teknik Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümünde deneysel metotlarla elde edilen bina dinamik titreşim parametreleri ile nümerik modellemelerin kalibrasyonu yapılmış ve daha sonra binaların performans seviyesi ve hasar görebilirliği belirlenmiştir.

Eski yapılar
Sakine Sinem Yücel
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Zeminin C60B2 bitüm emülsiyonu ile stabilizasyonunun esnek üstyapı maliyetine etkileri

Esnek kaplamalı yollarda, zeminin bitüm emülsiyonu C60B2 ile stabilize edilerek CBR değerinin artırılması ve artan CBR değeri ile tasarlanmış olan kesite ait tabaka kalınlıklarının stabilize yapılmadan tasarlanmış olanla karşılaştırılması ve sonucunda sağlanabilecek ekonomik avantajlar araştırılmıştır. Çalışma kapsamında kullanılan malzemeler farklı gradasyonlara sahip agregalar ve farklı yüzdelerde C60B2 bitüm emülsiyonları olup, söz konusu numuneler üzerinde çeşitli deneyler yapılmıştır. Yapılan bu deneyler neticesinde teknik şartname limitlerini sağladığı belirlenen numuneler, birbirleriyle karıştırılarak bitüm emülsiyonu-zemin stabilizasyonu oluşturulmuştur. Oluşturulan stabilizasyon numuneleri, laboratuvar ortamında taşıma gücü deneyine tabi tutularak zeminin CBR değişimleri gözlemlenmiştir. CBR değerinin arttığı gözlemlenen zeminde ve stabilize edilmemiş zeminde, AASHTO yöntemi kullanılarak farklı trafik yükleri altında hesaplanan kesit kalınlıkları mukayese edilmiştir. Her iki zemin durumuna göre belirlenen kesitlerle tasarlanan yol projelerinin 2016 yılı birim fiyatları dikkate alınarak yaklaşık maliyetleri hesaplanmış ve stabilize edilen zemine sahip olanın ekonomik olarak avantaj sağlandığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: AASHTO 86, zemin stabilizasyonu, C60B2, maliyet.

Ertan Koç
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay Amik Ovası Kumlu bölgesindeki yer altı suyu seviyesinin yapay sinir ağları yöntemi ile tahmini

Stratejik bir kaynak niteliğinde olan yeraltı suyundan ülkemizde içme-kullanma, tarımsal sulama ve sanayi maksatlı önemli miktarda çekim yapılmaktadır. Nüfus artışı ile birlikte toplam su tüketimi sürekli artmaktadır. Su ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla yeraltı sularından yapılan aşırı çekimler neticesinde yeraltı su seviyesinde önemli düşmeler meydana gelmektedir. Etkin ve sürdürülebilir yeraltı suyu yönetiminin planlanabilmesi için yeraltı su seviyesinin tahmin edilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada Hatay Amik Ovası Kumlu bölgesinde bulunan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) rasat kuyusuna ait 2000 ile 2015 yılları arasındaki yeraltı su seviyesi aylık ölçüm değerleri ile bölgenin aylık toplam yağış ve ortalama sıcaklık değerleri kullanılarak yeraltı suyu seviyesi tahmini yapılmıştır. Bu verilerle Çoklu Lineer Regrasyon (MLR), Otoregresif Model (AR) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) modelleri oluşturularak yeraltı su seviyesi tahmininin performans değerlendirmesi yapılmıştır. Bölgenin yeraltı su seviyesi tahmininde YSA modelinin MLR ve AR modelinden daha iyi sonuç verdiği görülmüştür.

Eyüp İspir
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

T-kesitli temellerin sonlu elemanlar yöntemiyle sayısal analizi

BU TEZ ÇALIŞMASINDA, KUM ZEMİNE OTURAN T-KESİTLİ YÜZEYSEL TEMELLERİN TAŞIMA GÜCÜ SAYISAL OLARAK İNCELENMİŞTİR. SAYISAL ANALİZLERDE SONLU ELEMANLAR YÖNTEMİNE DAYANAN İKİ BOYUTLU PLAXİS 2D SAYISAL ANALİZ PROGRAMI KULLANILMIŞTIR. KUM ZEMİNİN DAVRANIŞININ MODELLENMESİNDE MOHR-COULOMB ZEMİN MODELİ KULLANILMIŞTIR. SAYISAL ANALİZLERİN DOĞRULUĞUNU BELİRLEYEBİLMEK İÇİN LABORATUVAR ORTAMINDA YAPILAN DENEYLER MODELLENMİŞTİR. UYUMLULUĞUN BELİRLENMESİNİN ARDINDAN PARAMETRİK ÇALIŞMALARA GEÇİLMİŞTİR. SAYISAL ANALİZLERDE FARKLI EKSANTRİSİTE VE FARKLI KOŞULLAR ALTINDA YÜKLEMELER YAPILARAK TAŞIMA GÜCÜ VE OTURMA DEĞERLERİ KARŞILAŞTIRILMIŞTIR. YAPILAN ÇALIŞMALARDA DENEY VE ANALİZ SONUÇLARINDA BİRBİRİNE YAKIN DEĞERLER ELDE EDİLMİŞTİR. EKSANTRİK YÜKLEMEDE TAŞIMA KAPASİTESİ DÜŞERKEN OTURMA DEĞERİNİN ARTTIĞI GÖZLENMİŞTİR.

Orhan Kahraman
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Az katlı yapıların TDY 2007'ye göre performans analizi uygulamaları

Ülkemiz çeşitli deprem kuşaklarında yer almaktadır. Son elli yılda ülkemiz coğrafyasında çeşitli büyüklüklerde depremler meydana gelmiştir. Ülkemizde, orta şiddetli depremler bile, can ve maddi kayıplara sebep olmaktadır. Bu sebeple, tüm yapıların deprem performanslarının belirlenmesi çok önem kazanmıştır. Bu çalışmada, TDY 2007'nin 7. bölümü ile ülkemizdeki literatüre giren performans analizi kullanılarak çözümler yapılmıştır. Analizlerde İdecad Statik programı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar tablo ve grafikler halinde sunulmuştur.

Tülin Karadeniz
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

T-kesitli temellerin taşıma gücünün deneysel analizi

Bu çalışmada T-Kesitli temellerin taşıma gücü ve oturma davranışı laboratuvarda yapılan model deneylerle analiz edilmiştir. Model deneylerde şerit temellere ilave edilen diş ve topuk yapılarının farklı kombinasyonları araştırılmıştır. Deneyler gevşek ve sıkı kum durumlarında ele alınmış ve yüklemeler merkezi ve eksantrik olarak yapılmıştır. Bu kapsamda 138 adet deney yapılmış ve taşıma gücü-oturma eğrileri çizilerek göçme yükleri elde edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda şerit temele yapılan bu ilave yapıların etkileri irdelenmiştir. Deney sonuçları şerit temele ilave edilen diş ve topuk yapısının oturmaları azalttığını, taşıma gücünü de artırdığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: T-Kesitli temel, diş, topuk, eksantrik yükleme, merkezi yükleme

Nihat Kaya
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Eğimli kanalda ardışık baraj yıkılmasının deneysel ve sayısal incelenmesi

Bu çalışmada, eğimli bir kanalda ardışık baraj yıkılması olayı deneysel ve nümerik olarak incelenmiştir. Deneysel veriler görüntü işleme tekniği ve ultrasonik sensörler kullanılarak elde edilmiştir. Nümerik analizler ise ağ yapısına dayalı çözüm yapan FLOW-3D ve Smoothed Particle Hydrodynamics (SPH) yaklaşımını kullanan DualSPHysics isimli yazılımlar aracılığı ile yapılmıştır. Nümerik yöntemlerin, eğimli bir kanalda baraj yıkılması gibi kaotik bir hidrolik problemi çözebilme yeteneği deneysel veriler ile uyumları karşılaştırılarak incelenmiştir. Nümerik ve deneysel sonuçların karşılaştırılması beş adet ölçüm noktasındaki su derinliğinin zamana göre değişimi üzerinden yapılmıştır. Görüntü işleme yöntemi için farklı özellikleri olan iki kamera kullanılmıştır. Deney bu iki kamera ile aynı anda görüntüye alınmış ve elde edilen görüntüler kıyaslanarak kamera özelliklerinin ve konumlandırılmasının sonuçlar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Nümerik verilerin genel olarak deneysel veriler ile uyumlu olduğu değerlendirilmiştir.

Kaan Dal
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Konsol iksa yapılarında tasarım yöntemlerinin araştırılması

Günümüzde özellikle şehirleşmenin yoğun olduğu bölgelerdeki inşaat mühendisliği uygulamalarında derin kazılara ihtiyaç giderek artmaktadır. Derin kazılarda stabilitenin sağlanması da önemli geoteknik konuları arasında yer almaktadır. Kazı stabilitesinin sağlanması adına inşa edilen iksa yapılarının tasarımı hakkında literatürde birçok analitik ve sayısal yöntem önerilmiştir. Bu çalışma kapsamında yanal zemin basıncı ve iksa yapılarının tasarımı konuları ile ilgili farklı analitik yöntemler incelenmiştir. Bu amaçla sonlu elemanlar yöntemine dayanan iki boyutlu geoteknik yazılımı Plaxis 2D kullanılarak sayısal analizler gerçekleştirilmiştir. Literatürde verilen analitik yaklaşımların değerlendirildiği çözümlemelerde Mathematica yazılımı kullanılmıştır. Çalışmada kazı derinliği, palplanş gömülme derinliği, palplanş rijitliği, zemin mukavemeti, zemin modeli gibi parametreler değişken olarak ele alınmış ve her bir analizin sonucunda eğilme momenti değerleri belirlenmiştir. Ardından, sayısal analiz sonuçları ile analitik yaklaşım sonuçları karşılaştırılarak elde edilen bulgular yorumlanmıştır.

Engin Aktaş
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrik ark ocağı cürufunun alkalilerle aktivasyonu ile üretilen betonların özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, TOSÇELİK A.Ş.' ye ait Osmaniye demir çelik tesislerinde yan ürün olarak ortaya çıkan Elektrik Ark Fırını Cürufu (EAFC) alkalilerle aktive edilerek beton özelliklerine (basınç ve yarmada çekme dayanımları, aşınma miktarı, ultrasonik dalga hızı, kılcal su emme, su emme, basınçlı su geçirimliliği, gaz ve hızlı klor geçirimliliği) etkisi incelenmiştir. Bu amaçla hazırlanan karışımlarda su/bağlayıcı oranı 0,4 ve çimento dozajı 400 kg/m3 olarak sabit tutulmuştur. Elektrik Ark Fırını Cürufu çimento yerine ağırlıkça %10, %20, %30 oranlarında yer değiştirilmiştir. Karışımlar üç farklı sodyum konsantrasyonu (%4, %6, %8) ile hazırlanmıştır. EAFC içermeyen şahit numune hariç diğer karışımlarda silikat modülü 1 ve 2'dir. Toplamda üretilen 18 farklı karışım 28 günlük standart kürün sonunda sudan çıkartılarak basınç, yarmada çekme, ultrasonik dalga, schmidt çekici, aşınma, kılcal su emme, su emme, basınçlı su geçirimlilik, gaz ve hızlı klor geçirimlilik deneylerine tabi tutulmuştur. Deney sonuçları incelendiğinde sodyum silikat-sodyum hidroksit karışımının EAFC'nu aktive etmede başarılı olduğu ve %4 sodyum konsantrasyonunun yeterli olduğu görülmüştür. Özellikle %4 sodyum konsantrasyonuna sahip aktivatör ile aktive edilen EAFC'nun çimento yerine ağırlıkça %20 mertebelerinde kullanılmasının betonun dayanım, aşınma, su emme, geçirimlilik gibi parametrelerini olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir.

Ahmet Arsoy
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Modifiye bitümlü karışımların marshall stabilite değerlerinin yapay sinir ağı ile tahmini

Ülkemiz karayollarında iklim koşullarının olumsuz etkileri ile birlikte artan trafik hacmi yol üst kaplamalarında kalıcı deformasyonlar oluşturmaktadır. Bu çalışmada; asfalt kaplamanın ömrünün uzatılması için modifiye edilmiş bitümlerin, marshall stabilite değerlerini tahmin etmek amacıyla yapay sinir ağları ve regresyon teknikleri kullanılarak modeller oluşturulmuştur. Modeller oluşturulurken modifiye edilmiş bitüm numunelerinin penetrasyon, viskozite, yumuşama noktası, bitümün sudaki ağırlığı ve bitümün havadaki ağırlığı değerleri bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler kendi aralarında 2'li, 3'lü, 4'lü ve 5'li kombinasyonlar halinde kullanılarak tahmin modellerinin sayısı arttırılmaya çalışılmıştır. Oluşturulan modeller Matlab programı yardımıyla analizlere tabi tutularak regresyon modelleri ve yapay sinir ağı metotları karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda yapay sinir ağı ile oluşturulan modellerin regresyon teknikleri kullanılarak oluşturulan modellere göre daha iyi sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir.

İbrahim Erginer
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Marshall deneyi sonuçları için oluşturulan tahmin modellerinin incelenmesi

Günümüzde asfalt kaplamalı yollar son zamanlarda artan trafik yüklerine maruz kalmaktadır. Yük ve yolcu taşımacılığının büyük oranda karayolları ile yapıldığı ülkemiz koşulları düşünüldüğünde kaliteli ve sağlıklı bir yol kaplaması elde etmek önem arz etmektedir. Asfalt yol tasarımında en önemli hususlardan biri optimum bitüm yüzdesi tayinidir. Bitüm yüzdesi tayini için Marshall stabilitesi deneyinden yararlanılmaktadır. Çalışmamızda uzun ve zahmetli Marshall deneyi süreci yerine, alternatif olarak istatistiki yöntemler ve yapay zeka metotlarından yararlanılmaktadır. Marshall deney sonucu olan Marshall stabilitesi tahmini için modeller oluşturulmaktadır. Tahmin modelleri oluşturulurken önceden yapılmış olan deney verilerden yararlanılmaktadır. Bu veriler; bitümün penetrasyonu (P), numunelerin havadaki ağırlığı (H), sıcaklık (C), bitüm ağırlığı (G), numune yükseklikleri (T), bitüm yüzdesi (W), numunelerin sudaki ağırlığı (S), stabilite (ST) değişkenleridir. Modeller oluşturulurken Regresyon ve Yapay sinir ağları (YSA) tekniklerinden yararlanılmaktadır. Kullanılan tekniklerin performans kıyası için korelasyon katsayısı (R), yüzde hataların ortalaması (YHO) ve hataların karesinin ortalaması (HKO) teknikleri kullanılmaktadır. Regresyon ile oluşturulan modellerde performans değeri en yüksek olan model HPCYWSST olduğu görülmektedir. HPCYWSST modelinin korelasyon katsayısı 0,57125, hataların karesinin ortalaması 14841,82, yüzde hataların ortalaması 9,5858 değerinde çıktığı görülmektedir. YSA ile veri setleri rastgele seçilerek oluşturulan modellerden performans değeri en yüksek olan model HCPGSST olduğu görülmektedir. HCPGSST modelinin korelasyon katsayısı 0,75168, hataların karesinin ortalaması 9616,43, yüzde hataların ortalaması 7,657227 değerinde çıktığı görülmektedir. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda YSA ile oluşturulan modellerin Regresyondan daha küçük hatalarla sonuca ulaştığı görülmektedir.

Dilay Duran Aşkar
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tek türlü ve çok türlü taşımacılığın performans indeksi baz alınarak karşılaştırılması: İskenderun örneği

Küresel ticaretin artışına paralel olarak, uluslararası lojistik sektörü bilgiye dayalı planlamaların önemli hale geldiği bir rekabet ortamına dönüşmektedir. Bu nedenle lojistik sektörü üzerine akademik çalışmalar da artmaktadır. Lojistik alanında yapılan akademik çalışmalar, lojistik faaliyetlerin işletilmesi alanında yoğunlaşmaktadır. Bu tez çalışmasında, lojistikte nakliye sürecinin düzenlenmesi ve optimizasyonu üzerine çalışılmaktadır. Çalışmada Türkiye'de şehirlerarası yük taşımacılığında güzergâh tasarımı ve güzergâh tasarımlarının çeşitli kriterlere bağlı olarak performans değerlendirmesi yapılmaktadır. Çalışmanın birinci aşamasında İskenderun'dan çıkan bir filtre malzemesi yükü için diğer 80 ile tek türlü ve çok türlü taşımacılık güzergâhları tasarlanmaktadır. Geliştirilen güzergâh senaryolarında İskenderun'dan 71 ile tek türlü karayolu taşımacılığı, 39 ile tek türlü demiryolu taşımacılığı ve 9 ile tek türlü denizyolu taşımacılığı yapılmaktadır. Yük elleçlenmeden konteyner ile taşındığı kabul edilmektedir. Yük tonajı olarak filtre fabrikasından alınan veriler sonucu 5, 10, 14 tonluk yük birimleri seçilmektedir. Yüklerin kıymet değeri filtre malzemesine göre 5 tonluk yük için 40.000 TL, 10 tonluk yük için 145.000 TL, 14 tonluk yük için 250.000 TL alınmaktadır. Belirlenen güzergâhlarda yakıt tüketimi, maliyet, seyahat süresi, aracın karbondioksit salınımı gibi lojistik performans indeksini etkileyen parametreler hesaplanmaktadır. Güzergahların maliyetleri; araç yakıt tüketimi, kıymet primi, sürücü ve diğer dolaylı giderler baz alınarak hesaplanmaktadır. Seyahat süresi; yükleme ve boşaltma, yolculuk ve sürücü dinlenme süresine göre hesaplanmaktadır. Her bir taşımacılık türü için emisyon miktarı; yük tonajı, taşıma mesafesi ve taşıt cinsine bağlı olarak seçilen emisyon faktörüne göre hesaplanmaktadır. Bunlara göre belirlenen güzergahların maliyet, seyahat süresi ve emisyon miktarı değerleri ağırlıklandırılarak güzergahların performansları incelenmektedir. Böylece İskenderun'dan 80 ile olan tek türlü ve çok türlü güzergahlar yakıt tüketimi, maliyet, zaman ve emisyon değerleri ile aynı anda değerlendirilmektedir.

Kevser Ünsalan
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dikdörtgen tank içerisindeki çalkantı hareketinin deneysel ve nümerik olarak incelenmesi

Çalkantı en genel haliyle kısmen dolu bir kap içerisinde bulunan sıvının yaptığı hareket olarak tanımlanabilir. Sıvının yaptığı bu çalkantı hareketi sonrası sıvı yüzü profili değişmektedir. Sıvı yüzü profilindeki bu değişim, sıvının içerisinde bulunduğu tanka ek dinamik etkiler doğurmasına neden olacaktır. Sıvının doğal periyodu ve içerisinde bulunduğu nesnenin hareket periyodu birbirlerine yaklaştığında çalkantı etkisi çok daha fazla hissedilecektir. Bu tez çalışmasında, dikdörtgen bir tank içerisindeki çalkantı hareketinin deneysel ve nümerik olarak incelemesi gerçekleştirilmiştir. Literatürde çalkantı hareketinin anlaşılması adına yapılmış birçok çalışma mevcuttur. Bu çalışmayı diğer çalışmalardan farklı kılan çalkantı hareketinin deney video görüntülerinin görüntü işleme yazılımı kullanılarak analiz edilmesiyle anlaşılmasına ağırlık verilmesidir. Görüntü işleme sistemi ile elde edilen deneysel sonuçlar bir başka deneysel yöntem olan ultrasonik mesafe ölçer sensörlerle doğrulanmıştır. Tez çalışmasında çalkantı hareketinin anlaşılmasında çalkantı etkisine maruz kalan sıvının serbest yüzey derinlik değişimlerinin belirlenmesine öncelik verilmiştir. Deney tankı üzerinde iki adet ölçüm noktası belirlenmiş ve bu noktalardaki su derinliğinin zamanla değişiminin deneysel ve nümerik sonuçlarının karşılaştırılması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ayrıca çalkantının içerisinde bulunduğu nesne üzerinde yaratacağı basınç etkisi, Madrid Politeknik Üniversitesi'nde dikdörtgen bir tank içerisinde gerçekleştirilmiş çalkantı hareketinin deneysel sonuçlarının RANS denklemlerine dayanan ve serbest yüzeyli akımların çözümünde başarılı sonuçlar veren FLOW-3D yazılımı ile karşılaştırılmasıyla irdelenmiş ve sonuçların uyum içerisinde olduğu gözlenmiştir. Deneysel sonuçlar ile nümerik sonuçlar karşılaştırıldığında sonuçların uyum içinde olduğu anlaşılmaktadır.

Burak Erdoğan
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gezgin satıcı problemleri baz alınarak multimodal taşımacılık güzergahlarının optimizasyonu ve akıllı ulaşım sistemlerine entegrasyonu

Küreselleşen dünya ve büyüyen ekonomi, ekonomik rekabet ortamı içerisinde şirketleri ayakta kalabilmek ve varlığını devam ettirebilmek adına yeni arayışlar içerisine yöneltmiştir. Hammadde ve üretim maliyetlerinin aynı sektörler içerisinde hemen hemen aynı seviyede olması, bu arayışta tanım olarak taşıma faaliyetlerinin bütününü içeren lojistiği ön plana çıkarmaktadır. Çünkü lojistik, hammadde temininden ürünün müşteriye arzına kadar her aşamada aktif rol oynamaktadır. Lojistik giderlerinde yapılabilecek bir optimizasyon ve masrafların iyileştirilmesi, kurum ve kuruluş ekonomilerini doğrudan etkileyecektir. Çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Sınırları içerisindeki Multimodal Taşımacılık için ulaşım modu değişimine uygun yerler olan, Lojistik Köyler ve Ticari Limanlar üzerinden GSP baz alınarak, PSO ile bir Multimodal Taşımacılık optimizasyonu denemesi yapılmıştır. Optimizasyon ile özellikle Ülkemizde yaygın kullanılan Unimodal Karayolu Taşımacılığı için ve Multimodal Taşımacılık için; mesafe, süre ve maliyet olmak üzere üç ayrı parametre için çözüm yapılmıştır. Her parametre için yapılan çözümler Unimodal Karayolu Taşımacılığı ve Multimodal Taşımacılık için ayrı ayrı karşılaştırılıp değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmede Multimodal Taşımacılığın üç ayrı parametre için de daha avantajlı olduğu görülmüştür. Son olarak ise yapılan optimizasyonun AUS'a entegrasyonu araştırılmıştır.

Samed Göçmen
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ayakkabı sanayi poliüretan taban atıklarının beton agregası olarak kullanılabilirliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, Antakya Organize Sanayi bölgesinde üretim yapan Alkan Taban Fabrikası'nda, ayakkabı tabanı üretimi esnasında ortaya çıkan poliüretan taban atığının (PTA) betonda agrega yerine kullanılmasının beton özelliklerini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu amaçla 3 farklı sette beton üretimi yapılmıştır. 1. setin tamamında CEMI 42,5 çimento kullanılırken PTA iri agrega ile hacimce %0, %5, %10, %15, %20 ve %25 oranlarında yer değiştirilmiştir. 2. sette PTA ile agrega 1. setteki oranlarda yer değiştirilirken aynı zamanda CEMI 42,5 çimentonun ağırlıkça %10'u yerine yüksek fırın cürufu (YFC) kullanılmıştır. 3. sette ise CEMI 42,5 çimentonun ağırlıkça %5'i yerine silika dumanı (SD) kullanılırken aynı zamanda PTA ile iri agrega hacimce %0, %5, %10, %15, %20 ve %25 oranlarında yer değiştirilmiştir. Bütün karışımlarda su/bağlayıcı oranı 0,4 ve bağlayıcı dozajı 450 kg/m3'tür. Üretilen taze beton karışımları üzerinde çökme, birim hacim ağırlık ve hava yüzdesi deneyleri yapılmıştır. Toplamda üretilen 18 farklı karışım 28 gün standart küre tabi tutulmuştur. 28 gün sonunda kürden alınan numuneler üzerinde basınç dayanımı, eğilme dayanımı, yarmada çekme dayanımı, test çekici, ultrasonik ses hızı, enerji yutma kapasitesi, aşınma, su emme, kapilarite, basınçlı su geçirimliliği, elastisite modülü ve dinamik elastisite modülü testleri yapılmıştır. Deney sonuçlarının hepsi birlikte değerlendirildiğinde PTA'nın betonda agrega yerine %10 mertebelerinde kullanılabileceği ve böylece bu atık malzemenin hem bertaraf edilerek ekonomiye kazandırılabileceği hem de doğal kaynak kullanımının bir kısmının önüne geçilebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler : Poliüretan, Ayakkabı taban atığı, Sünek, Beton, Enerji yutma

AgregaAtık değerlendirmeAyakkabı tabanı+6
Meltem Atasever
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Akışkan-yapı etkileşimi problemlerinin deneysel ve sayısal incelenmesi

Akışkan-Yapı Etkileşimi (FSI) birçok mühendislik uygulamasında karşılaşılan yaygın bir mühendislik problemidir. Bünyelerinde barındırdıkları non-lineerite ve çoklu fizik olgusu nedeniyle, bu alandaki deneysel ve sayısal çalışmalar problemin ana karakteristiklerinin belirlenmesinde büyük öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında, serbest yüzeyli akışkanların elastik katı cisim ile etkileşimini içeren bir Akışkan-Yapı Etkileşimi (FSI) problemi deneysel ve sayısal olarak incelenmiştir. Sayısal metot olarak akışkanların Smoothed Particle Hydrodynamics (SPH), katı cisimlerin ise Finite Element Method (FEM) kullanılarak modellendiği hibrit SPH-FEM metodu kullanılmıştır. İlk olarak SPH metodunun serbest yüzeyli akımları modelleyebilme etkinliğinin belirlenmesi amacı ile klasik bir baraj yıkılması deneyi gerçekleştirilmiştir. Akabinde SPH metodu FEM ile birleştirilmiş ve bir FSI probleminin incelemesinde kullanılmıştır. SPH-FEM metodunun etkinliği çeşitli noktalardaki zamana bağlı noktasal su derinlikleri ve katı cisim deplasman değerleri kullanılarak araştırılmıştır. Katı cisim deplasman değerleri görüntü işleme tekniği kullanılarak elde edilirken zamana bağlı noktasal su seviyesi değişimleri görüntü işleme tekniğinin yanı sıra ultrasonik sensörler kullanılarak elde edilmiştir. Deneysel veriler ile sayısal sonuçlar karşılaştırıldığında, sayısal analiz sonuçlarının deneysel veriler ile genel olarak makul bir uyum içerisinde olduğu görülmüştür.

Ada Yılmaz
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ili Aantakya ve Defne merkez ilçeleri toplu taşıma sistemlerinin analizi ve rehabilitasyonu

Günümüzde kentlerimizin gelişmesiyle birlikte nüfus yoğunluğu artış göstermekte, dolayısıyla şehir içindeki trafik yoğunluğunun artması ile birçok problem ortaya çıkmakta ve daha önceden hatalı veya hiçbir teknik altyapıyla planlanmamış mevcut ulaşım sistemleri artık ihtiyaca cevap veremeyecek duruma gelmektedir. Bu çalışmada ki amacımız, Hatay İli Merkez ilçelerindeki toplu taşıma sisteminde ki mevcut güzergâh yapıları, araç türleri ve yolculuk analizlerini inceleyerek gelişen kent yapısı içerisindeki olumlu veya olumsuz noktaların değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Mevcut toplu taşıma sisteminin tespit edilebilmesi için güzergâhlara, araçlara ve yolculara bağlı karar değişkenlerinin ölçümleri yapılmaktadır. Bu karar değişkenleri, gün içerisinde servise çıkan araç sayısı, araçların yolcu taşıma kapasitesi, sefere başlama ve bitiş saatleri, toplu taşıma hattının uzunluğu, gün içinde yapılan tur sayısı, bir turun toplam süresi, ortalama ticari hız, araç başı yapılan km, araç başı tur sayısı, aracın seferde kaldığı süre, aracın toplam çalışma süresi, aracın çalışma verimliliği, tur başına yolcu sayısı, araç başına yolcu sayısı ve toplam yolcu sayısıdır. Bu değişkenler kullanılarak mevcut toplu taşıma sisteminin yapısı belirlenmektedir. Böylece akıllı ulaşım sistemine entegrasyon için uygun analizler yapılabilmektedir.

Muhammed İkbal Polat
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bina yüzme riskini ön tasarım aşamasında belirleyen program tasarımı

Kıymetli arsalarda bina yüksekliğine bağlı olarak bodrum kat sayısı da artmaktadır. Temel ve bodrum katların inşası için hafriyat toprağının kaldırılması gerektiğinden, yaygın bir şekilde tercih edilen güvenli kazı yöntemi iksa kazık sistemidir. Yapı alanı çevresinde iksa kazıklarının tamamlanmasıyla, derin kazı yapılarak temel taban kotundan bina inşaatına başlanmaktadır. Bu aşamada kazı alanının bir havuz ortamı oluşturması nedeniyle, olası bir sel felaketinde penceresiz olarak inşa edilen bodrum katlar yüzme riski ile karşı karşıyadır. Tamamlanmış yapının ağırlığını göz önünde bulunduran tasarımcı, inşa sürecindeki bu riske genellikle dikkat etmemektedir. Penceresiz bodrum katların imalatı sırasında, suyun kaldırma kuvvetinin yapı ağırlığından fazla olması muhtemeldir. Kesin tasarım sonrası yapı elemanlarının boyutları bilindiğinden, çeşitli üretim aşamalarında, binanın yüzüp yüzmeyeceği basit fizik kuralları çerçevesinde rahatlıkla belirlenerek gerekli tedbirler alınabilir. Oysaki tasarımcı, yapının tamamlanmış ağırlığının suyun kaldırma kuvvetini rahatlıkla geçeceğini düşündüğünden, yapı inşası sırasında suyun yapıyı kaldırabilme ihtimalini gözden kaçırmaktadır. Geçmişte yüzme problemiyle karşılaşmış ve bu nedenle hasar görmüş yapılar bulunmaktadır. Önemsiz olarak görülen bu durum için, ulusal şartname ve yönetmeliklere göre salt kıyı liman yapılarında hesap öngörülmektedir. Bu çalışmada, ön tasarım aşamasındaki yapının hesaplanan ağırlığı dikkate alınarak inşa sırasında bodrum katlarda yüzme riskinin olup olmadığını yaklaşık olarak belirleyen bir program Excel'de hazırlanmıştır. İncelenen örnekler, programın sağlıklı sonuçlar verdiğini göstermektedir. Programda kabul edilen yapı ağırlıkları, proje veri sayısı arttıkça daha da iyileştirilebilmektedir. Bu çalışmada, hazırlanan program kullanılarak, ön tasarım aşamasında binanın yüzme riski ile karşılaşma durumunun belirlenmesi ve kesin tasarım sonrasında hesaplamalarla yüzme kontrolünün yapılması esastır.

Süleyman Göçer
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ili genelinde meydana gelen taşkınların sebep ve etkilerinin incelenmesi

İnsanların karşılaştığı önemli doğal afetlerden biri de taşkınlardır. Taşkın, çeşitli nedenlerle bir akarsuyun doğal yolundan taşması sonucu çevresinde bulunan canlılara, altyapı tesislerine, yerleşim yerlerine ve arazilere zarar vererek bu bölgelerdeki normal ekonomik ve sosyal faaliyetleri sekteye uğratmasıdır. Taşkınlar, dünyada ve ülkemizde, depremlerden sonra ikinci derecede can ve mal kaybına sebep olan doğal afettir. Toplumsal hayata olan olumsuz etkisi, insanların suyun bol olduğu alanlara yerleşmeleri ve bu bölgelerdeki topraktan yararlanmaya başlamaları ile kendini göstermiştir. Bu çalışma kapsamında, Hatay ili genelinde taşkına sebep olan sanat yapıları ile dere yataklarına yapılan müdahalelerin etkileri incelenerek sonuçları değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra taşkın hususunda Türkiye'deki yasal mevzuat da incelenmiştir. Hatay ili özelinde dere yataklarına yapılan müdahalelerin, sebepleri ve oluş biçimleri incelenmiş, son yıllarda il genelinde yaşanan can ve maddi kayıpları yüksek bazı taşkınlar incelenerek dere yataklarına olumsuz müdahalelerin ve tekniğine uygun olmayan yapısal uygulamaların bu taşkınlardaki etkileri değerlendirilmiştir.

Hasan Ziya Hamidioğulları
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00