
1,853
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Üstün / özel yetenekli öğrencilere yönelik destek eğitim odası uygulaması: Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlikleri ve görüşleri
Bu çalışmanın amacı, özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenciler için destek eğitim odaları uygulamasına dahil olan İstanbul İli Bahçelievler İlçesi ilkokul sınıf öğretmenlerinin; Okullardaki destek eğitim odası uygulamaları hakkında görüş ve önerilerini ve destek eğitim odalarında çalışan sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeylerini belirlemektir. Çalışma, İstanbul İli, Bahçelievler İlçesindeki ilkokullarda görev yapan ve destek eğitim odası eğitimi almış 23 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Karma (Mixed) model araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, veriler 13 açık uçlu sorudan oluşan "Özel Yetenekliler İçin Destek Eğitim Odaları Görüşler Formu" ve "Üstün Yeteneklilerin Eğitimine İlişkin Öz yeterlik Ölçeği" ile elde edilmiştir. Nitel veriler, içerik analizi yöntemi ile nicel veriler ise SPSS programı ile analiz edilmiş olup güvenirlik ve geçerlik araştırmacı ve uzmanlar tarafından sağlanmıştır. Araştırma sonucunda destek eğitim odası eğitimi almış ve bu odalarda çalışan sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğu verilen hizmet içi eğitimin yetersiz olduğunu belirtmiş, bu eğitimlerin öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimlerine yönelik farklılaştırılmış öğretim tasarımı hazırlayabilme yeterliliklerini yetiştirecek şekilde olmasını beklediklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca yine fiziki ortamın iyileştirilmesi gerektiği, öğrencilerin potansiyellerini artırabilmeleri ve becerilerinin ortaya koyabilmeleri için gerekli donanım ve eğitim materyallerinin teknolojik gelişmelere uygun karşılandığı bir destek eğitimi odası beklentisi içerisinde oldukları belirlenmiştir.
60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarının incelenmesi
Bu çalışma 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerinin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılarak yapılan bu çalışmanın evreni 2015-2016 eğitim öğretimde yılında İstanbul İli Avrupa yakasında yer alan, Başakşehir, Bakırköy, Bağcılar, Bahçelievler, Beylikdüzü, Esenyurt, Küçükçekmece, Sultangazi ve Zeytinburnu ilçelerinde bulunan özel ve resmi anaokulu ve ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise kolay ulaşılan örneklem seçme modeline göre seçilen 460 öğretmen oluşturmaktadır Anketin Kapsam geçerliği için 8 uzman görüşüne başvurarak Lawshe tekniği ile kapsam geçerliliği indeksine bakılmıştır. Bu tekniğin sonucunda 60-84 aylık öğretmenlerin kavram haritası bilgi durumu anketinde testin maddelerinin alabileceği minimum değerinin yüzde 0, 91 olduğu sunucu ulaşılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumu anket formu" anketi kullanılmıştır. Kavram haritalarına ilişkin öğretmenlerin bilgi durumlarını belirlemek için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi istatistiksel tekniklerden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin aldıkları puanlara göre "düşük", "orta", "yüksek" düzey bilgi durumları belirlenmiştir. Düzeyin belirlenmesinde alınan maksimum ve minimum puan aralığı üç eşit parçaya bölünmüştür. Bu işlem sonucunda puanı "1, 00- 1, 67" arasında olanlar "Düşük", "1, 68-2, 33" arasında olanlar "Orta" ve "2, 34-3, 00" arasında olanlar "Yüksek" düzeyde yer almışlardır. Verinin yapısını incelemek için betimsel analiz yapılmıştır. Yapılan bu analizde verinin normalliğini test etmek amacıyla veri grubunun 30'dan büyük olmasından dolayı "Kolmogorov-Smirnov" testi yapılmıştır. Ayrıca verilerin dağılımını ortaya koymak için "Normal Q-Q Grafiği" verilmiştir. Yapılan Kolmogorov-Smirnov normallik testinde p (.00) değeri .05'den küçük olduğu için normal dağılım ile aralarında fark olduğu, normalliğin sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca normal dağılım değerleri ile gözlenen gerçek değerler arasındaki ilişkiyi gösteren Normal Q-Q (Quantile-Quantile) grafiği yapılmıştır. Grafikteki dağılıma bakılarak verilerin doğru üzerinde konumlanmadığı ortaya çıktığından dağılımın normal olmadığı sonucuna varılmıştır. Verinin yapısını normal dağılımın olmamasından dolayı fark testlerinden non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri tercih edilmiştir. Buna göre yapılan analizler doğrultusunda çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları öğrenim durumlarına göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuca göre, lisans mezunu olan xiii öğretmenlerin puanının, ön lisans mezunu olan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca lisans mezunu öğretmenlerin puanının, lisansüstü öğretmenlerin puanına göre de daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları ile ilgili bilgi durumları, çalıştıkları kurum türüne göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Devlet okulunda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanları özel okulda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanlarına göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öte yandan çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları, cinsiyete, yaş aralığına, branşa, mesleki kıdeme göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler doğrultusunda çalışmanın sonucunda 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumları incelenmiş ve çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları hakkında "yüksek" düzeyde bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim sınıf öğretmenlerinin köy enstitüleri hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra, kurucu iradenin en çok önem verdiği konulardan biri de eğitimdir. Eğitimin amacı, toplumu oluşturacak ve toplumsal hayatın devamını sağlayacak vatandaşlar yetiştirmektir. Cumhuriyetin halkta karşılık bulması ve yapılan uygulamaların halka ulaştırılmasın aracı olarak eğitime özel bir anlam yüklenmiştir. Eğitimin doğası gereği, öğretmenler aracılığı ile yürütülmesi ve halkın büyük bir çoğunluğunun düşük eğitim düzeyine sahip olması ve kırsalda yaşaması sebebiyle farklı eğitim modelleri arayışına yönelme çabaları göze çarpmaktadır. Köy enstitüleri de bu çabanın ürünüdür. Köy enstitüleri; 17 Nisan 1940'ta 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu ile köylüyü bilgilendirecek ve köyün kalkınmasını gerçekleştirecek eğitimcileri yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Eğitim yoluyla köy canlandırılacak, eğitimde sağlanacak fırsat eşitliği ile gelişmiş, uygar ve çağdaş bir toplum yaratılmak istenmiştir. Üretime yönelik, katılımcı, öğrenci merkezli ve sanatın da içinde olduğu bir eğitim anlayışını benimsemiştir. Köy enstitülerinin bu farklı eğitim anlayışı, eğitimde demokratik bilincin egemen olduğu iş içinde eğitim anlayışını ve kişinin bedensel, zihinsel tüm yönlerini kapsayan, çok yönlü gelişimini amaçlamıştır. Köy enstitüsü sistemi tamamen ulusal bir hareket olması sebebiyle kültürün yerel kalan yanlarının ulusallaşmasını sağlamıştır. Enstitülerde, halk oyunları, müzik, tiyatro gibi etkinlikler ile yerel unsurlar belirlenip, sergilenmiştir. Köy enstitüleri, 24 Ocak 1954 tarihinde ilk öğretmen okullarıyla birleştirilerek kapatılmışlardır. Kapatılma gerekçesi ise köy enstitülerinde öğrencilerin yurtsever yetiştirilmemesi, onlara ideolojik olarak ülke yapısını bozacak davranışların öğretilmesi, ahlaki yönden kız ve erkek öğrencilerin bir arada öğrenim görmelerinin sakıncalı olmasıdır. Köy enstitülerinin, kurulması üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen halen tartışmaları sürmektedir. Çünkü enstitüler sadece birer eğitim kurumu olmamışlar, Türkiye'nin kültürel alanda, sosyal alanda ve ekonomik alanda eksikliklerini tamamlamak ve sorunlarını çözmek amacıyla oluşturulmuşlardır. Bu nedenle, hala güncelliğini korumaktadır. Bu araştırmada, günümüzdeki ilkokul öğretmenlerinin Köy Enstitüleri hakkındaki farkındalıklarını incelenmiştir. Araştırma, demografik özellikler ile 25 sorudan oluşturulan "Köy Enstitüleri Değerlendirme Ölçeği" maddeleri arasında kurulmuştur. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır Araştırmanın evreni Balıkesir'in Susurluk ilçesinde 2015-2016 öğretim yılı ikinci yarısında görev yapan tüm sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Toplanan anket cevapları SPSS for Windows 22.0 (IBM) programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, demografik özelliklere göre köy enstitüleri hakkında günümüz öğretmenlerinin bakış açısı değişmektedir hipotezi kısmen kabul edilmiştir. Cinsiyete, yaşa, mesleki tecrübeye, mezuniyet durumuna göre köy enstitüleri hakkında günümüz öğretmenlerinin bakış açısı değişmektedir. Bu araştırma sayesinde elde edilecek bulguların öğretmen eğitim programları hazırlayan birimlere rehber olması araştırmanın amacını daha anlamlı hâle getireceği düşünülmektedir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda tablet bilgisayar yoluyla sunulan etkinlik çizelgesi ile dosyadan sunulan etkinlik çizelgesinin etkililiğinin karşılaştırılması
Özel eğitimin bir grubu olan otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerin eğitimleri gelişimsel açısından oldukça önemlidir. Bu çocukların eğitiminde kullanılan önemli eğitimsel araçlardan bir de etkinlik çizelgeleridir. Gelişen teknoloji özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitimlerinde de önemli katkılar sunmaktadır. Geleneksel etkinlik çizelgeleri yerine tablet tabanlı etkinlik çizelgesi ile yapılan uygulamanın etkililiği araştırmanın amacıdır. Bunun için İstanbul ilinde bir özel eğitim kurumunda eğitim gören iki öğrenci katılımcı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak 3 hedef davranış (tişört giyme, el yıkama ve uçak yapma ve boyama) belirlenmiştir. Araştırma modeli tek denekli deneysel desenlerden ABC desenine göre tasarlanmıştır. Uygulama sonucunda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin dosya ile yapılan etkinlik çizelgelerine göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. İlerideki çalışmalarda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin kullanımında etkili olabilecek farklı değişkenlerin etkisi araştırılabilir.
60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi
Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. İçerisinde bulunduğu bu dönemde, çocuğun çevresindeki uyaranların çokluğu ve özellikleri çocuğun gelişimini etkileyerek öğrenmesini de kolaylaştırır. Bu dönemde gelişmeye başlayan problem çözme becerisi, okul ortamında, sınıf içinde ve dışında, günlük yaşam becerilerinin kazanılmasında etkin rol almasıyla birlikte çocuğun sorgulayan, araştıran ve eleştirel düşünen bir birey olmasını sağlar. Çocuk karşı karşıya kaldığı problemlere verdiği çözümler ile üreten ve aynı zamanda değişen çağın gerekliliklerine ayak uyduran bir birey olacaktır. Bu araştırma 60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında elde edilen bulgular ile çocukların demografik değişkenleri arasındaki ilişki de incelenmiş ve aşağıda ki şu sonuçlara varılmıştır Genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa ve Anadolu yakasından seçilen ilçelerden Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet okulları rastgele (random) yöntemi ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle seçilen 60-84 aylık 76 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada 60-84 ay arasındaki öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri ile yaratıcı problem çözme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak üç ayrı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla; öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek üzere "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel A Formu" ve yaratıcı problem çözme düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından rubrik formunda geliştirilmiş olan "Yaratıcı Problem Çözme Formu"dur. Çalışma grubundaki çocuklar arasında 49 çocuk 60-71 (%61,6) aylık iken, 27 çocuk 72-84 (%38,4) aylıktır. Çocukların 30'u (%39,5) kız iken, 46'sı (%60,5) erkektir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan çocukların demografik, betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri tablolar halinde sunulmuştur. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının okula devam süresi 25 ay ve üzeri olan çocukların yaratıcılık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer yandan 7-12 ay okula devam eden öğrenciler ile 13-24 ay okula devam eden çocuklar ve 13-24 ay okula devam eden çocuklar ile 25 ay ve üzeri okula devam eden çocuklar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel toplam puanın çocuğun devam ettiği okul türü değişkenine göre hangi gruplar arasında farklılaştığını belirlemek üzere yapılan Scheffe Testi söz konusu farklılığın resmi okul, kreş ve bakımevinde eğitim gören çocuklar lehine p<.05 düzeyinde gerçekleştiği saptanmıştır. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının devam ettiği okul türü resmi okul olanların özel okula göre; kreş ve bakımevinin özel okula göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan resmi okul ile kreş ve bakımevi arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Çalışma grubunu oluşturan çocukların Torrence Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyut puanları ve Yaratıcı Problem Çözme puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan Pearson analizi sonucunda Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyutu ile yaratıcı problem çözme (r= -.099; p>.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Aynı şekilde çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeyleri, 36'sı (%47,4) "düşük", 39'u (%51,3) "orta" ve 1'i (%1,3) "yüksek" düzeyde bulunmuştur. Yaratıcı problem çözmeye ilişkin geliştirilen rubriğin güvenirlik düzeyi, Cronbach Alfa güvenirlik yöntemi kullanılarak hesaplanmış ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,678 olarak bulunmuştur. Bu değer iç turtalığın orta düzeyde olduğunu ifade etmektedir. Yapılan analizler doğrultusunda, Yaratıcı Problem Çözme Rubriği' nin çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeylerini değerlendirildiği ve çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme becerinin "orta" düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkileri
Bu araştırmanın amacı, İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ilkokullarında bulunan 4. Sınıf öğrencilerinin ölçek sonuçlarından yararlanarak; ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkilerini ve çeşitli değişkenler açısından aile tutum ölçeği alt faktörleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan 13 devlet okulunda yer ilkokul 4. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi bu okullar içerisinden seçilen 319 öğrenciyi kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak, Prof. Dr. Işıl Bulut'un hazırladığı ''Aile Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Veriler toplandıktan sonra SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan bilgiler bilgisayar ortamına aktarılarak yanıt olarak ''Aynen Katılıyorum'' seçeneği bir( 1) puan, ''Büyük Ölçüde Katılıyorum'' iki (2) puan, ''Biraz Katılıyorum'' üç (3) puan, ''Hiç Katılmıyorum'' dört (4) puan olarak değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda araştırmaya katılan kız öğrencilerin oranının %53, erkek öğrencilerin oranının ise %47 olduğu anlaşılmaktadır. Akademik ortalaması 70 ve altı olan öğrencilerin oranı %26,6; 70-80 arası olan öğrencilerin oranı %18,5; 80-90 arası olan öğrencilerin oranı %32,3 ve 90 ve üzeri olan öğrencilerin oranı ise %22,6'dır. 100. Yıl ilkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %4,1; Bekir Sami Dedeoğlu İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %5,6; Gaziosmanpaşa Fevzi Çakmak İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,8; Gaziosmanpaşa Aliya İzzet Begoviç İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %10; Gaziosmanpaşa Karlı Tepe İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %9,7; Gaziosmanpaşa Preveze İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,5; Gaziosmanpaşa Selahattin Eyyubi İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,2; Gaziosmanpaşa Şükrü Yemenci İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Yenimahalle İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Mithat Paşa İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %12,5 ve Havuz Başı Atilla Baykal İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı ise %4,4'tür. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeğinde elde edilen puanlar ve akademik not ortalamaları arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeği boyutlarının akademik başarı üzerindeki etkisini belirlemek için; Aile Değerlendirme Ölçeği boyutları (bağımsız değişken) ile akademik puan ortalamaları (bağımlı değişken) arasında basit doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanınamacı doğrultusunda öğrencilerin; problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilme boyutu puan ortalaması cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Erkek öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi algılarının daha sağlıksız olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerin; problem çözme, gereken ilgiyi gösterebilme ve davranış kontrolü boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, akademik ortalaması "70 ve altı" olan öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi algıları, akademik ortalaması "80-90 arası" ve "90 ve üzeri" olan öğrencilerininkine göre daha sağlıksızdır. Öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile problem çözme ve gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamsız ilişkilerin bulunduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamlı ilişkilerin bulunduğu anlaşılmaktadır . Öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik sağlıklı aile işlevi algıları arttıkça, akademik puan ortalamaları da artış göstermektedir.
Dokunmatik cihaz kullanan 4-7 yaş arası çocukların görsel algı düzeylerinin incelenmesi
Dokunmatik cihaz kullanan 4-7 yaş grubu çocukların görsel algı düzeyi puanlarını belirlemeyi amaçlayan bu araştırma nicel verilere dayalı genel tarama modelinde ve ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırma çalışma evreni; İstanbul ili Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde öğrenim gören okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri, adı geçen öğrenim basamaklarındaki öğrencilerin çalışma evreni sayısı ise (α=245) olarak tespit edilmiştir.Araştırmada İstanbul ili Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde öğrenim gören okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin oluşturduğu çalışma evrenini (n=150) kişiden oluşacak bir örneklem grubunun temsil edeceği düşünülmüş ve evrenden kolay örnekleme alma yöntemiyle seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi kullanılmıştır. Test çalışmaları sonucunda İstanbul ilinde Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde okul öncesi ve ilkokul 1. sınıfta okuyan çalışma örnekleminde yer alan çocuklardan 150' sine Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi uygulanmıştır. Araştırma genelinde çocukların görsel algı puanları alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif bir ilişkinin olduğu, çocukların görsel algı düzeyi puanlarının yaş, ebeveynlerinin eğitim düzeyi ve dokunmatik cihazlarla zaman geçirme süresi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okuma yazmaya geçişte drama yönteminin kullanımına dair ilkokul birinci sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi
İlk okuma yazma öğretimi bireyin yaşamı boyunca gerekli bilgileri edinebilmesinin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle, ilk okuma yazma hayat boyu öğrenmenin ilk basamağıdır. İlk okuma yazma öğretiminde verilecek bilgilerin kalıcı ve etkili olması bu dönemde yapılan çalışmaların özelliğine bağlıdır. Bu araştırmada, ilköğretim birinci sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretiminde Okuma yazmaya geçişte drama yönteminin, kullanımına dair birinci sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi ile ilgili görüşlerini belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın uygulaması, 2016-2017 öğretim yılında İstanbul il merkezinde İstanbul ili Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 22 ilkokul ve ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Küçükçekmece, Fatih, Kadıköy, Avcılar, Bahçelievler, Tuzla, Bağcılar, Bakırköy, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Şişli ilçelerinde 13 devlet 9 özel okulda görev yapan 80 tane birinci sınıf öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma verileri, öğretmen görüşlerini daha net ortaya çıkarabilmek amacıyla, nitel araştırma yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin toplanmasında deşifre yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler "Betimsel Analiz" tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin görüşlerinden elde edilen bulgular araştırma sorularına göre sınıflandırılmış ve tablolar halinde sunulmuştur. Ayrıca öğretmenlerin görüşlerinden birebir alıntılar yapılarak bulgular desteklenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; görüşülen birinci sınıf öğretmenlerinin bayan olduğu, çoğunluğun devlet okullarında çalıştığı, çoğunluğun sınıf öğretmenliği mezunu olduğu, mesleki deneyim olarak 16-20 yılları arasında çoğunluğu oluşturduğu görülmüştür. Görüşülen öğretmenlerin, çoğunluğu lisans eğitimi dışında bir eğitim almamışlardır. Yapılan araştırmada görüşülen öğretmenler genellikle dramanın tanımını yapmışlar ve drama hakkında bilgiye sahip oldukları görülmüştür. Araştırmada görüşülen öğretmenlerin çoğunluğu dramayı, okuma yazma öğretiminde kullandıkları, drama etkinliklerinin yapılacağı sınıflın yeteri kadar büyük olması gerektiği, öğretmen önce kendisi uygulamalı rol model olmalı , öğretmen Rehber olmalı, Öğrenme ve bilgiler kalıcı olur, Drama yönteminin zayıf yönünün Olduğunu Düşünmüyorum, Öğrencileri daha iyi tanıma fırsatı doğar. Drama yönteminin sorun olabileceğini düşünmüyorum ve dramayı öğrtmenler tüm dersler için kullanmalı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Cezaevi anaokuluna devam eden 36-72 aylık çocuklar ile ilkokul bünyesinde bulunan ana sınıfına devam eden 36-72 aylık çocukların sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılması
Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar akademik becerilerini geliştirirken sosyal çevreye de uyum sağlamaya çalışırlar. Çocuğun doğduğu çevrenin ona sunduğu imkânlar sosyal gelişimi için son derece önemlidir. Çocuk toplumsal kurallara uygun hareket etmeyi, model alarak iletişim kurmayı sosyalleşirken öğrenir. Sosyalleşme sürecinde bir takım sosyal kurallarla yüzleşen çocuk, çevresindekilerin sosyal kurallara uyma konusundaki beklentilerini ve toplumsal kuralları bu süreç içerisinde öğrenmeye başlar. Çocuğun yetişmekte olduğu ortamın, tüm gelişim alanları üzerinde etkisi büyüktür. Yetiştiği ortamın yapısı, sosyokültürel ve ekonomik özellikleri, çocuğun sosyalleşme sürecini kapsayan sosyal-duygusal gelişim alanının biçimlenmesini sağlar, sosyal becerilerin oluşmasına katkıda bulunur. Aile, çocuğun varlığı ve gelişimi için en önemli kurumdur. Ancak her çocuk aile ortamında büyüme şansına sahip değildir. Çeşitli nedenlerle olağan gelişimi desteklenmeyen koşullar altında bulunan çocukların genel gelişimleri diğer çocuklara göre farklılık gösterebilmektedir. Cezaevinde dünyaya gelen veya erken çocukluk döneminin önemli bir kısmını orada devam ettiren dezavantajlı çocuklar, aile ortamının sağladığı olumlu rol modellerinden, destekten, sıcak ve yoğun ilişkilerden yoksun oldukları için sosyal becerileri öğrenme, uygulamada sorunlar yaşayabilmektedirler. Bu durumun onların topluma entegre olmalarını, toplumla yaşama bilinçlerinin oluşmasını, sosyal beceri ve iletişimlerinin gelişmesini olumsuz etkilediği bilinmektedir Sosyal beceri eğitimine ihtiyaç duyulan üç neden vardır; ilki temel sosyal kurumlar hızla gelişmektedir ve bu kurumlar artık sosyalleşme işlevlerini yerine getirememektedir, ikincisi nüfus gittikçe daha fazla hareketlenmektedir ve sosyal ilişkiler zayıflamaktadır ve son olarak da bireyselliğin aşırı vurgulanması, bireyleri başkalarının ihtiyaçlarına karşı daha duyarsız ve daha az tepkici hale getirmektedir. Hem ailede hem de okulda farklı eğitim ortamlarında yetişen çocukların sosyal becerilerinin de farklılaşması kaçınılmazdır. Ülkemizde de sosyal beceri konusunda çalışmaların yapılmasına ve sosyal beceri eğitiminin eğitimle bütünleştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu eğitimin gerçekleştiği eğitim ortamları sosyal beceri eğitimini belirleyici olan unsurdur. Buradan hareketle Cezaevi Anaokuluna Devam Eden 36-72 Aylık Çocuklar ile İlkokul Bünyesinde Bulunan bir Ana Sınıfına Devam Eden 36-72 Aylık Çocukların Sosyal Beceri Düzeylerinin Karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ilinden, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuktan ve cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuktan oluşmaktadır. Araştırmanın uygulanabilirliği ve nesnelliğinin sağlanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuk, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa yakasındaki okullar içerisinden rastgele (random) örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuğa ise İstanbul'daki tek cezaevi anaokulundan ulaşılmıştır. Araştırma için gerekli makamlardan izinler alınmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme (OSBED)-Öğretmen Formu kullanılmıştır. Ölçekte beceriler 4 kategori altında toplanmıştır. Bunlar; Başlangıç Becerileri, Akademik Destek Becerileri, Arkadaşlık Becerileri ve Duygularını Yönetme Becerileridir. Veri toplama sürecinde ölçeği cevaplayan öğretmenler, ölçekte yer alan ifadeyi okuduktan sonra değerlendirmesini yaptıkları çocuğun sahip olduğu sosyal becerilerin karşısındaki duruma uygun olanı işaretleme yapmışlardır. Araştırmanın verileri toplanmış, analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan öğrencilerin demografik özellikleri yaş, cinsiyet, öğretmenin öğrenim durumu gibi değişkenlere göre hesaplanmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanların, bazı değişkenler bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşmaya neden olup olmadığını araştırmak üzere uygun istatistiksel analizler uygulanmıştır.
Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin akran eğitimine ilişkin tutumları
Akran eğitimi, eğitim alanında kullanılan yeni bir kavramdır. Literatürde, akran öğretimi, akran destekli öğretim, akran yardımcılığı, akran öğrenimi gibi birçok farklı ifadeyle kullanılmaktadır. En geniş manasıyla akran eğitimi; öğretici ve öğrenen akrandan oluşan bireylerden akademik olarak ya da yaş olarak daha üst olanın diğerine öğretmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma, akran eğitiminin okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin akran eğitimine ilişkin tutumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaca uygun olarak hazırlanan problem ve alt problemlere çözüm bulmak amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma sürecinde nicel veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumlarını ölçmek ve sayısal olarak açıklama amacı güden nicel araştırmanın niteliğine uygun olarak tasarlanan bu çalışmada, araştırmacı tarafından geliştirilen "Akran Eğitimi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında geliştirilen ölçek, araştırmacı tarafından belirlenen örneklemde yer alan 270 okulöncesi ve sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde hazırlanan güvenirlik ve geçerliliği yapılarak en son şekli verilen "Akran Eğitimi Tutum Ölçeği" İstanbul ilinde bulunan Fatih ve Küçükçekmece de görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır. Araştırmanın evreninin Fatih ilçesindeki 338, Küçükçekmece'deki 66 okulöncesi ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırma kapsamında iki ilçeden uygun örnekleme göre seçilmiş, gönüllülük esasına bağlı kalınarak oluşturulan 404 okulöncesi ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Akran eğitimi tutum ölçeğinin güvenirliliği iki yolla hesaplanmıştır. Birinci yol ölçeğin Crombach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanmış ölçeğin tümü için 0,889; birinci boyut için 0,931; ikinci boyut için 0,711 olarak bulunmuştur. İkinci yol olarak yarılama yöntemi kullanılarak ölçeğin güvenirliği hesaplanmış, testin Spearman Brown iki yarı test korelasyonu 0,864 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda Crombach alfa iç tutarlılık katsayısının 0,70'den ve Spearman Brown iki yarı test korelasyonunun 0,60'dan büyük olmasından dolayı Akran Eğitimi Tutum ölçeği öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumlarını ölçmek için kullanılabilecek güvenilir bir ölçme aracıdır. Bu araştırmada, araştırma grubunu oluşturan öğretmenlerin demografik özelliklerini (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, branş, kıdem, çalıştığı kurum türü, öğretmenlik mesleğinden memnuniyeti, çalıştığı ilçe ve akran eğitimine ilişkin eğitim alma durumu) betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri çizelgeler halinde sunulmuştur. Araştırmanın bu bölümünde örneklem grubunu oluşturan öğretmenlerin Akran Eğitimi Tutum Ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, branş, çalıştığı kurum türü, çalıştığı ilçe ve akran eğitimine ilişkin eğitim alma durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız t testi; yaş, eğitim durumu, kıdem ve öğretmenlik mesleğinden memnuniyeti değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ANOVA sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılığın kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu) belirlemek için post-hocScheffe analizine yer verilmiştir. Akran Eğitimi Tutum Ölçeği ve Alt Boyutlarına İlişkin Betimsel İstatistik sonuçlarına göre araştırmaya katılan öğretmenlerin akran eğitimine yönelik tutumlarının puan ortalaması 4,02 olarak bulunmuş, bu değerin ise yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Akran eğitimine ilişkin tutumun 1.boyutunun puan ortalaması 4,18 olarak bulunmuş olup bu değerin yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Tutumun 2.boyutunun puan ortalaması ise 3,41 olduğu ortaya çıkmış, bu değerin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak yapılan çalışmada öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumları, kullanım ve içerik boyutu cinsiyete göre incelendiğinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Akran eğitimi tutum puanlarının ve alt boyutlarının puanları genç öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum puanı, kullanım boyutu ve içerik boyutu meslek lisesi ve ön lisans mezunu öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin tutum puanları, içerik ve kullanım alt boyutu puanları sınıf öğretmenlerinden daha yüksek çıkmıştır. Daha az kıdeme sahip öğretmenlerin tutum puanları, kullanım ve içerik boyutları daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum ölçeği puanları ve program içeriği alt boyutu tutum puanları, özel okulda çalışan öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Öğretmenlik mesleğinden memnun olmayan öğretmenlerin akran eğitimi tutum puanı ile kullanım boyutu meslekten memnun olan öğretmenlerden daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum puanı, kulanım boyutu ve içerik boyutu akran eğitimi alan öğretmenlerde yüksek çıkmıştır.
İlköğretim 4.sınıf Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler öğretim programlarının üstbilişsel açıdan incelenmesi
Eğitim ile ilgili yapılan tartışmaların ardından doğru eğitim kavramı ile ilgili yüzyıllardır birçok eğitim yöntem ve tekniği ortaya çıkmıştır. Tüm bu yöntem ve tekniklerin temel amacı; anlamlı öğrenmeyi sağlamak ve öğrenmeleri kalıcı hale getirmek olmuştur. Anlamlı ve kalıcı öğrenme ile literatüre giren üstbiliş; bireylerin zihinsel faaliyetleri üzerinde tahmin, planlama, izleme ve değerlendirme süreçlerini kapsamaktadır. Kişilerin kendi öğrenme süreçlerinde rol aldıklarında anlamlı öğrendiklerini kabul eden üstbiliş kavramının, yenilenen ilköğretim eğitim programımızdaki kazanımların, becerilerin ve ölçme değerlendirme uygulamalarının üstbilişsel düzeylerini belirlemek bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, İlköğretim 4.sınıf Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler dersleri program kazanımları, becerileri ve ölçme değerlendirme yöntemleri üstbilişsel açıdan incelenmiştir. Araştırma bir durum çalışmasıdır.Program kazanımları incelenirken Kratthwohl ve diğerleri (2001) tarafından yenilenen Bloom Taksonomisi, program becerileri ve ölçme-değerlendirme yöntemleri incelenirken araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen ölçekler kullanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda; program kazanımlarının üstbilişsel bilgiye yönelik (%9,24) olmadığı, daha çok kavramsal bilgi boyutunda kaldığı (%37,04), kazanımların tüm bilgi düzeylerine eşit şekilde dağılmadığı görülmüştür. Ancak eski ilköğretim 4.sınıf programına kıyasla öğretim programında üst düzey becerilerin daha çok yer aldığı görülmüştür. Program becerileri bakımından yapılan incelemede ise, İlköğretim Türkçe öğretim programının kendine ait becerilerinin olmaması nedeniyle incelemeye dâhil edilmemiş, İlköğretim 4.sınıf Matematik, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri öğretim programlarında yer alan 41 becerinin bilişsel kazanıma yönelik olduğu (%51,03), üstbilişsel becerilere yönelik kazanımların da programda bulunduğu (%48,06) saptanmıştır. Öğretim programlarının ölçme değerlendirme süreçlerinin ise üstbiliş destekler nitelikte olduğu belirlenmiştir. Uluslararası sınavlardaki başarıların arttırılması ve eğitim sistemimizin anlamlı öğrenmeyi bir plan dâhilinde sağlaması amacıyla üstbilişsel eğitimin öğretim programına dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler : Üstbiliş, program incelemesi, kazanım, ölçme ve değerlendirme, program becerileri.
Okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi
Dikkat ve konsantrasyon becerileri bireyin hayatında kullanacağı önemli beceriler arasındadır. Bu becerilerin kazandırılmasında okulöncesi dönem oldukça önemlidir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreninin İstanbul İlinde görev yapan okulöncesi öğretmenler oluştururken, örneklemini İstanbul İli Bahçelievler ilçesinde çalışan şans örnekleme metoduna göre seçilen 200 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde alınmıştır. Veri toplama araçları olarak demografik bilgi formu, Dikkat ve Konsantrasyon Becerilerini Geliştirme Öz Yeterlilik Ölçeği (DKBGÖ) kullanılmıştır. DKBGÖ, 24 maddeden ve 7 boyuttan oluşan 5'li likert tipte bir ölçektir. DKBGÖ'nün Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı 0,95 bulunmuştur. Araştırma sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri (X ̅= 4.00) ortalamanın üzerinde olduğu bulunmuştur. Alt problemler için yapılan analizler için yaş, kıdem, görev yapılan okul türü ve eğitim düzeyine göre öğretmenlerin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri anlamlı farklılık görülmemiştir (p<0,05). Ölçeğin diğer alt boyutlarının da sadece dikkat ile ilgili bilimsel bilgileri takip edebilme alt boyutunda yaşa göre anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (F(7,192))=1,069; p<0,05). Program geliştirmeci ve uygulayıcılara okulöncesi dönemde dikkat ve konsantrasyon becerilerini geliştirmeye yönelik okulöncesi öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Dikkat, Konsantrasyon,Öz Yeterlilik
Okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerde matematiksel yaratıcılığı teşvik etme öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi
Çocukların önemli becerileri kazandığı kritik bir dönem olan okul öncesi dönemde, becerilerin kazanılmasında okul öncesi öğretmeni önemli bir role sahiptir. Bu dönemde çocuğun psikomotor, bilişsel, sosyal-duygusal ve dil gelişiminin yanı sıra yaratıcılık gelişiminin desteklenmesi onun, ileriki yıllarda yaşamını kolaylaştırması açısından önem taşımaktadır. Burdan yola çıkarak okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerde matematiksel yaratıcılığı teşvik etme öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma karma modelde olup, nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul ili, örneklemi ise Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçeleri olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği ve Yarı-yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen öz değerlendirme ölçeği toplam puan ortalaması ise (X = 3.89) şeklinde olduğu bulunmuştur. Alt boyutlara bakıldığında ise en düşük ortalamanın Matematiksel Yaratıcılığı Geliştirici Öğretimsel Yöntemler konusunda olduğu görülmektedir. Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği öz-yeterlilik puanlarının kıdeme göre Öğretim Tasarımı Hazırlayabilme boyutunda farklılaştığı görülmektedir (p<0,05). Bu farklılaşmaya göre 25-30 yıllık öğretmenlerin lehine yöneliktir. Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği öz-yeterlilik puanlarının görev yapılan okul türüne göre de farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Bu farklılaşmaya göre devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanları, özel okulda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanlarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin diğer alt boyutlarından biri olan "Matematiksel Yaratıcılığı Geliştirici Öğretimsel Yöntemler" boyutunda ise özel okulda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanlarının, devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanından daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Nitel araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel yaratıcılığı teşvik etmeye yönelik olarak benzer yöntemleri ve etkinlik temalarını tercih ettikleri ayrıca yaratıcılığı engelleyen tutum ve davranışların bilincinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Yaratıcılık, Matematiksel Yaratıcılık, Öz Yeterlilik
Okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul öncesi dönemi yetenek gelişiminde için kritik bir dönemdir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma modeli nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de Kayseri ili merkezinde yer alan resmi ilkokullar ve bağımsız anaokullarında görev yapan 261 okul öncesi öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları; Üstün Yetenekliler Eğitimine İlişkin Öz yeterlilik Ölçeği, Üstün Yetenekliler Eğitimi Bilgi Testi ve Üstün Yetenekliler Eğitimi Algı Testi kullanılmıştır. Bu ölçekler 5'li likert tipte ölçeklerdir. Veri analizinde yüzde, frekans ve pearson momentler çarpıı kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda okul öncesi öğretmenlerin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlilik öz yeterlik ve algı düzeyleri yüksek çıkmıştır. Ancak okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuklara yönelik bilgi düzeyleri düşük çıkmıştır. Okulöncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlilik, algı ve bilgi düzeyi ölçüm verileri eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0.05). Okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitime ilişkin öz yeterlik düzeyleri, üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgi düzeyleri arasında anlamlı ilişkiye bakıldığında; okul öncesi öğretmenlerin öz yeterlilik düzeyleri ile üstün yetenekli çocuklara yönelik algı düzeyleri arasında pozitif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=.813) bir ilişkini olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerin öz yeterlilik düzeyleri ile üstün yetenekliler eğitimi bilgi testi düzeyleri arasında negatif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=-.790) bir ilişkini olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerin üstün yetenekli çocuklara yönelik algı düzeyleri ile üstün yetenekliler eğitimi bilgi testi düzeyleri arasında negatif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=-.776) bir ilişkini olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üstün Yetenekli, Öz yeterlilik, Algı, Üstün Yetenekliler Eğitimi Bilgisi
Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterliliklerinin ve öz-düzenlemeli öğretimi kullanımları hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Okulöncesi ve ilkokul dönemi öğrencilerin önemli becerilerinin kazanıldığı kritik bir dönemdir. Bu becerilerin kazandırılmasında okulöncesi ve sınıf öğretmeni kilit roldedir. Bu dönemde öğrencinin kendi öğrenmelerini kontrol edebilen birey haline gelmesini sağlayan öz düzenleme becerilerinin kazandırılmasına yönelik okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz yeterliklerinin belirlenmesi bu tezin amacıdır. Araştırma karma modelde olup, nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenin İstanbul İli oluştururken, araştırmanın örneklemi Bayrampaşa, Bahçelievler, Zeytinburnu ve Bakırköy ilçeleri belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Öz-Düzenlemeli Öğretime Yönelik Öz yeterlik Ölçeği ve Yarı-yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterlik ölçeği toplam puan ortalaması ise (X ̅=4,29) şeklinde olduğu bulunmuştur. Alt boyutlara bakıldığında ise en düşük ortalamanın Üstbilişsel Beceri Öğretimi konusunda olduğu görülmektedir. Öz düzenlemeli Öğretime İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği öz yeterlik puanlarının cinsiyete göre sadece Bilişsel Beceri Öğretimi boyutunda farklılaştığı görülmektedir (p<.05). Bu farklılaşma kadın öğretmenlerin lehine yöneliktir. Okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterlik ölçeği ve alt boyutlarından ise Yönetimsel Beceri Öğretimi, Bilişsel Beceri Öğretimi puan ortalamaları eğitim durumlarına anlamlı farklılık göstermektedir (p<.05).Nitel araştırma bulgularında da öğretmenlerin öz düzenleme becerilerinin öğretimine yönelik hizmet içi eğitim alma konusunda istekli olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin yapılması düşünülen hizmet içi eğitimin modüller şeklinde, uygulamalı, etkinlik örneklerinin verilmesi şeklinde olması gerektiği belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öz Düzenleme Becerileri, Okul Öncesi Dönem, İlkokul Dönemi, Sınıf Öğretmeni, Okul Öncesi Öğretmeni
Anasınıfı öğretmeninin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması
Bu çalışma anasınıfı öğretmenlerinin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılarak yapılan bu çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde İstanbul ilinde özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışma grubu gönüllülük esasına dayalı olarak oluşturulmuş olup ölçme araçları 109 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterliklerini belirlemek amacıyla Bay (2008) tarafından geliştirilen ''Okul Öncesi Öğretmenlerinin Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarına İlişkin Yeterlikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin oyun seçimi hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla İnan (2011) tarafından hazırlanan "Özel Okulöncesi Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Oyun Seçimi Hakkındaki Görüş" anketi kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlikleri ve oyun seçimi hakkındaki görüşlerini incelemek üzere ortalama puanları ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Bunun yanında okul öncesi öğretmenlerinin oyun hakkındaki görüşlerinin düzeyinin belirlenmesinde puanı "1- 2,33" arasında olanlar "Düşük", "2,34- 3,67" arasında olanlar "Orta" ve "3,68- 5,00" arasında olanlar "Yüksek" düzey olarak kabul edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin tümü IBM SPSS 21.0 paket programı ile analize tabi tutulmuştur. Çalışma grubunu oluşturan okul öncesi öğretmenlerinin demografik özelliklerini özetlemek açısından değişkenlerinin frekans ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Okul öncesi öğretmenlerine uygulanan okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlikleri ölçeği' nin normal dağılım gösterip göstermediği basıklık-çekiklik değerlerine, histogram grafiğine bakılmış ve dağılımının normal olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin, demografik özelliklerinden yaş ve çalışılan okul değişkenine göre okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterliliğin anlamlı farklılaşma olup olmadığını araştırmak üzere ilişkisiz (bağımsız) gruplar t-testi yapılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin, demografik özelliklerinden kıdem yılı, mezun olunan okul türü ve eğitim verdikleri öğrencilerin yaşlarına göre anlamlı farklılaşmanın olup olmadığını belirlemek üzere tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVA sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılığın kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu) belirlemek için post-hoc Scheffe analizine yer verilmiştir. Buna göre yapılan analizler doğrultusunda elde edilen sonuca göre, 30 yaş altında olan öğretmenlerin puanının, 31 ve üzeri olan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca 6 yaş grubunda eğitim veren öğretmenlerin puanının, 4 ve 5 yaş grubunda eğitim veren öğretmenlerin puanına göre yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmaya katılan öğretmenlerin bilgi durumları, çalıştıkları kurum türüne göre incelenmiş ve anlamlı bir fark bulunmuştur. İlköğretim anaokulunda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanları bağımsız anaokulunda çalışan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öte yandan çalışmaya katılan öğretmenlerin okuma yazmaya ilişkin bilgi durumları, mezun oldukları okul türü ve mesleki kıdeme göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler doğrultusunda çalışmanın sonucunda anasınıfı öğretmenlerinin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması incelenmiş ve çalışmaya katılan öğretmenlerin oyun hakkında "yüksek" düzeyde bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, İlkokul Dönemi, Okul Öncesi Öğretmeni, Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları, Okul öncesi Dönemde Oyun
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıklarının düzeyi nedir
Bu çalışmanın amacı, 2015-2016 öğretim yılında İstanbul ilinin Avrupa yakasında bulunan ilkokullardan rastgele bir şekilde seçilen ilkokullarının 4. sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıklarını incelemektir. Araştırmada 806 öğrencinin kitap okuma alışkanlıkları üzerinde; cinsiyet farklılığı, anne ve babanın öğrenim durumu, ailenin sosyoekonomik durumu ve kardeş sayısının etkileri analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir: Kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha çok kitap okumaktadırlar. Annenin eğitim düzeyinin öğrencilerin kitap okuma alışkanlığını etkileme oranı babaya göre daha yüksektir. Ailenin gelir düzeyi arttıkça öğrencilerin kitap okuma alışkanlık düzeyleri de artmaktadır. Buna karşılık özel okulda eğitim alan öğrenciler ile merkez okulda eğitim alan öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Ayrıca öğrencilerin kardeş sayılarına göre inceleme yapıldığında okuma alışkanlıkları önemli bir şekilde farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Anne Eğitim Düzeyi, Okumanın Aşamaları, Okuma Alışkanlığı, Sessiz Okuma, Aile Gelir Düzeyi
İlkokul 1. sınıf ilk okuma yazma kitabının "yapım eklerinin kullanılması" açısından değerlendirilmesi
Okuma becerisi, çocukluk döneminde, ilkokul düzeyinde kazanılır. Okuma, dil edinim sürecinin önemli basamaklarından biridir. Bu süreçte, her dil kendi yapısal özelliklerini kullanarak hareket etmelidir. Türkçe eklemeli bir dil olduğundan, bu yapı okuma ve anlama sürecinin gelişimiyle doğrudan ilgilidir. Bu çalışmada ilk okuma yazma kitabının incelenmesi yoluyla okuma-yazma öğretimi sürecinde Türkçenin kelime türetme özelliğinden yararlanma durumunun ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmanın inceleme nesnesi, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında devlet okullarında okutulan MEB yayınlarına ait "İlkokul 1. Sınıf İlk Okuma Yazma Kitabı" dır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmış, Türkçedeki tüm harflerin 5 grup halinde öğretimine yönelik olarak kitapta verilmiş tüm kelimeler araştırma kapsamına alınmıştır. Veri toplama araçları, uzman görüşü değerlendirmesinde yapılandırılmış, elde edilen veriler Türkçedeki yapım ekleri doğrultusunda Korkmaz (2003) Türkiye Türkçesi Grameri esas alınarak çözümlenmiştir. Elde edilen veriler yorumlanırken, ortaya çıkan temalara göre birbiriyle ilişkilendirilerek sunulmuştur. Bulguların yorumlanmasında İlkokul 1. Sınıf İlk Okuma Yazma kitabının ilgili sayfalarının resimleri de işlenip kullanılarak düz yazı biçiminde rapor edilmiştir. Sonuç olarak; kitapta yapım eklerinin kullanıldığı ancak Türkçenin kelime türetme işlevinden yararlanılmakta sınırlı kalındığı, yapım eki çeşitleri arasında oransal olarak bakıldığında ek kullanım ağırlığının fiilden fiil yapan eklerde olduğu, yapım eklerine genel olarak bakıldığında isim türeten eklerin daha fazla kullanıldığı, türetilen sözcüklerin tekrarlanmadığı, çok işlek ve verimli eklerle birlikte türetme özellikleri sınırlı ve canlılığını yitirmiş eklerin de kullanıldığı, kelime türetme özelliği kullanılırken öğrencilerin yazma ve konuşma sırasında kullandıkları üretici kelime hazinesinin dikkate alınmadığı, kullanılan yapım eklerinin ağırlıkla hece değeri taşımadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul 1.Sınıf İlk Okuma Yazma Kitabı, Yapım Ekleri,
Fen bilimleri öğretmenlerinin FeTeMM ve sosyobilimsel konular ile ilgili görüşlerinin incelenmesi
İçinde bulunduğumuz yüzyılın bir gerekliliği olarak, öğrenilecek bilgiler çok yönlü düşünerek, sorgulayarak mevcut bilgilerimizle yapılandırılarak elde edildiği düşünülmektedir. Bu becerilere sahip bireyleri yetiştirmek öğretim programlarının amaçları arasında bulunmaktadır. Bu öğrenci profilini elde ederken yapılması gereken ilk adım, Fen Bilimleri dersi ile diğer alanlar arasında disiplinler arası bir bağ kurabilmektir. Bu disiplinler arası yaklaşımlardan en fazla bağ kurulabilecek olanlar Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarıdır. Son yıllarda, disiplinler arası entegrasyonun sağlanabilmesi için Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında değişiklikler yapılmıştır. Yapılan bu değişikliklerle birlikte, bu disiplinlerin derinlemesine öğrenilmesine olanak oluşturan, öğrenilen bilgilerin günlük yaşam ile ilişkilendirilmesini sağlayan ve 21.yy yaşam becerilerine olumlu etkileri olan FeTeMM eğitimi 2017 yılında öğretim programlarına dâhil edilmiştir. Bu eğitimin istenilen düzeyde başarılı olabilmesi için öğretmenlerin bu eğitim yaklaşımına yönelik görüş ve bilgilerinin araştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda araştırmanın ilk amacı fen bilgisi öğretmenlerinin FeTeMM eğitimi hakkındaki bilgi ve görüşlerinin araştırılması olarak belirlenmiştir. Eğitim sisteminin daha da iyiye gidebilmesi için diğer önemli nokta fen bilimleri dersinde öğrenilen bilgilerin günlük yaşamda kullanılabilmesidir. Fen bilimleri dersinde öğrenilen Sosyobilimsel konular ile bu bilgilerin günlük kullanılmasını kolaylaştırmaktadır. Sosyobilimsel konular, öğrencilerin çevrelerinde gerçekleşen durumlarla iç içe olmalarını ve bu sayede onların dersi daha kolay anlamlandırmalarını sağlar. Bununla birlikte, Sosyobilimsel konular bireylerin sadece düşünmelerini ve tartışmalarını değil aynı zamanda sosyal gelişimlerine de katkı sağlamaktadır. Bu bakımdan öğrencilerin Sosyobilimsel konularda yeterli seviye gelebilmeleri için öğretmenlerin bu konulardaki bilgi ve görüşlerinin araştırılması gerekmektedir. Böylelikle bu çalışmanın ikinci amacı olarak, fen bilimleri öğretmelerinin Sosyobilimsel konular hakkındaki bilgi ve görüşlerin araştırılması olarak belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi ise, Van İline bağlı Merkez ilçelerinde (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) görev yapan 50 Fen Bilimleri öğretmenin gönüllü katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırmada veriler, açık uçlu anket, yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonrasında bulgular kendilerine ait kategoriler altında kodlanarak belirtilmiştir. Çalışma sonucunda Fen bilimleri öğretmenlerinin STEM ve Sosyobilimsel konular ile ilgili yeterli alan bilgisine sahip olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca onların STEM eğitimini ve Sosyo bilimsel konularını sınıf ortamlarında uygulamada zorluklar yaşadıkları gözlenmiştir. Özellikle, FeTeMM eğitiminde öğretim yöntem/stratejileri kullanmada ve öğrencilerin değerlendirilmesinde fen bilimleri öğretmenlerinin çoğunun yeterli olmadıkları bulunmuştur. Çalışma ile ilgili öneriler tartışılmıştır.
Fen bilimleri dersinde öğretim materyali olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin başarı, tutum ve kalıcılık üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf Fen Bilimleri dersi "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesi öğretiminde, materyal olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin ders başarısına, bilgilerin kalıcılığına ve derse olan tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmada yöntem olarak ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep ilinde yer alan MEB'e bağlı Karacaoğlan ortaokulunda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinden, deney (N=35) ve kontrol grubu (N=33) olarak belirlenmiş 68 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen Vücudumuzdaki Sistemler Başarı Testi (VSBT) ve Geban vd., (1994) tarafından geliştirilen Fen Bilgisi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca başarı testi 4 hafta sonra kalıcılık düzeyini belirlemek için Kalıcılık Testi olarak tekrar uygulanmıştır. Araştırma sürecinde "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konular deney grubunda Fen Bilimleri öğretim programında yer alan öğretime ek materyal olarak şarkıların kullanımıyla işlenirken, kontrol grubuna ise şarkı kullanılmadan geçerli müfredata uygun etkinlikler ile öğretim yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25 programında yapılmıştır. Başarı ve tutum ölçek puanlarının karşılaştırılmasında deney ve kontrol grupları için bağımsız örneklem t-testi ve deney ve kontrol grubunun kendi içindeki puanlarının karşılaştırılması için eşleştirilmiş t-testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konuların öğretiminde materyal olarak kullanılan şarkıların öğrencilerin akademik başarısını arttırdığı ve konuya ait bilgilerin kalıcılığının istenilen düzeyde olmadığı görülmüştür. Ayrıca Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarının her iki grup için olumlu yönde artış olduğu görülmüştür.
Yumuşan (Van) çekirdeğinden elde edilen aktif karbon ile bazı boyar maddelerin giderilmesi
Bu çalışmada; adsorbent madde olarak yöresel adı Yumuşan olan Anadolu Alıcı Çekirdeğinden elde edilen aktif karbon seçilmiştir. Aktif karbon ZnCl2 ile kimyasal aktivasyona tabii tutulmuştur. BET yüzey alanı 592.4911 m²/g olarak ölçülmüştür. Boyarmadde açısından Malachite Green ve Crystal Violet tercih edilmiştir. Başlangıç boya derişimlerinin ve sıcaklık değerlerinin adsorpsiyon üzerindeki etkisi gözlenmiştir. Kullanılan iki boyar madde de beş farklı başlangıç derişimi belirlenmiştir. Üç ayrı adsorpsiyon izotermine uygunluk incelenmiş olup, Freundlich adsorpsiyon izotermine uyduğu sonucuna varılmıştır. Üç ayrı sıcaklıkta, birbirinden ayrı başlangıç derişimleri ile çalışmalar yapılarak, kinetik hız modelleri incelenmiştir. Yapılan çalışmanın Pseudo 2. Derece Kinetik modeli için daha uygun olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda termodinamik parametreler hesaplanarak incelenen adsorpsiyonun tersinir ve ekzotermik karakterli olduğu görülmüştür.
Okul müdürlerinin sahip olduğu feminen maskulen özelliklerin okul yaşam kalitesine etkisi
Bu çalışmanın amacı, eğitim yöneticilerinin sahip oldukları feminen ve maskulen özellikler ile bu özelliklerin okul yaşam kalitesine nasıl yansıdığını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmanın birinci bölümünde eğitimde yönetim ve eğitim yöneticisi ele alınmış, yöneticilerin yaşam biçimleri üzerinde durularak feminen ve maskulen liderlikler ve liderlik davranışları açısından feminen ve maskulenliğin farklılıkları ile ilgili görüşlere yer verilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, Okul yaşam kalitesi genel bir iyi olma hali olarak görülmüştür. Kalitenin akademik başarıya, eğitimsel değerlere olan olumlu etkisini de düşünecek olursak, eğitime katkısı olan öğretmenlerin okul yaşam kaliteleri ve müdürlerin bu duruma katkıları incelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise Yozgat ili merkezinde bulunan okullarda çalışan müdürlerin feminen özelliklere mi yoksa maskulen özelliklere mi sahip olduklarına bakılmış ve bu durumun okul yaşam kalitesine etkisi araştırılmıştır.Anahtar kelimeler: Okul yöneticisi, Feminen ve Maskulen özellikler, Okul yaşam kalitesi
İlköğretim öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarılarının bazı demografik değişkenler ve okuduğunu anlama becerisi açısından incelenmesi
Bu çalışmada ilköğretim 5. Sınıf öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarısının okuduğunu anlama becerisi açısından ve her iki becerinin sosyal değişkenler açısından incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı 2. Döneminde Kütahya İli Simav İlçesi'ndeki 12 ilköğretim okulunda yapılmıştır. Toplam 370 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Araştırma içerik bakımından altı ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler Pearson korelasyon analizi, bağımlı-bağımsız t testi, tek yönlü Anova testi uygulanarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre problem çözme başarısı ile okuduğunu anlama becerisi arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır. Problem çözme başarı düzeyi ve okuduğunu anlama becerisi, sosyekonomik gelir düzeyi, baba eğitim durumu, internet bağlantısı imkânı, kardeş sayısı, özel bir kurs alma, ikâmet edilen yerleşim birimi gibi değişkenlerden etkilenmektedir. Bu değişkenlerin düzeyleri arttıkça başarı ve beceri düzeyinin arttığı saptanmıştır. Anne eğitim düzeyi ve özel ders alma gibi değişkenlerin okuduğunu anlama becerisi başarı düzeyine etkisinin olmadığı saptanmıştır. Kız öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinin erkeklerinkinden daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca internete bağlanma imkânının hem problem çözme başarısına hem de okuduğunu anlama becerisine olumlu katkı yaptığı sonucuna varılmıştır.
Fen bilgisi öğretmenliği 1. ve 4.sınıf öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları,fen bilgisi öğretimine yönelik tutumları,üniversiteye giriş başarı ve not ortalamaları arasındaki ilişki
Bu tezde fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları, fen öğretimine yönelik tutumları, üniversite giriş puanları ve akademik not ortalamaları arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Programında öğrenim gören 1. ve 4. sınıf toplam 332 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Sarıkaya (2004) tarafından geliştirilen fen bilgisi başarı testi, Thompson ve Shrigley (1986) tarafından geliştirilmiş, Tekkaya, Çakıroğlu and Özkan (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış fen bilgisi öğretimine yönelik tutum ölçeği, öğretmen adaylarının akademik not ortalamaları ve üniversite giriş puanları ile elde edilmiştir.Araştırma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik olumlu tutum geliştirdikleri ve fen bilgisi başarıları orta düzeyden daha iyi seviyede olduğu belirlenmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ile fen öğretimine yönelik tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Fen bilgisi başarıları ile öğretmen adaylarının üniversite giriş puanlarıarasında düşük düzeyde ve negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ek olarak fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ile akademik ortalamaları arasında anlamlı ilişki gözlenmemiştir. Fen bilgisi öğretimine yönelik tutumları ile fen bilgisi öğretmen adaylarının üniversite giriş puanları ve akademik ortalamalarının birbirleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ayrıca fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ve fen öğretimine yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir, örneğin cinsiyet, anne-babalarının eğitim seviyeleri, ailelerinin ekonomik düzeyleri, vb.
İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik korkusu
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin matematik korkularının nedenlerini, öğrencilere anket uygulayarak ve literatürden toplanan bilgiler ışığında ortaya koyup, bu öğrencilerin cinsiyetleri, okullarının yerleşim yeri, matematik öğretiminde okul dışında herhangi bir yardım alıp almadıkları gibi değişkenlerin matematik korkusunda etkisinin olup olmadığını belirlemektir.Araştırma için; Uşak ili Eşme ilçesindeki ilköğretim okullarının 5. sınıflarında okuyan öğrencilerden rastgele 250 tanesi bilgi toplama grubu olarak alınmıştır.İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik korkusunu ve sebeplerini belirlemek amacı ile araştırmacı tarafından 30 sorulu bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan bu anket, Uşak ili Eşme ilçesindeki Üç Eylül İlköğretim Okulu'nun beşinci sınıfında okuyan 18 öğrenciye uygulanmıştır.SPSS 19 paket programına girilen veriler temel bileşenler analizi sonucunda elde edilen boyutlara ayrılarak ortalamalar alınmış ve bu ortalamalar kullanılarak bağımsız örneklem grubu T-Testi yapılmıştır.Elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğretmen, veli ve öğrencilere matematik korkusuyla ilgili bilinç kazandırmak ve bu korkuyla baş edebilmeleri için öneriler geliştirilmiştir.
Uşak yerel gazetelerinin demokrasi ve vatandaşlık kavramları açısından incelenmesi (1949-1990)
Çalışmamızda gündelik hayatın hafızası olan gazetelerin incelenmesi aracılığıyla demokrasi, vatandaş ve vatandaşlık gibi kavramların Uşak ilindeki algılanışı ve bu kavramların konu alanlarının kapsamında olan aktiviteler yer almıştır. Gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık kavramları tarihi süreçteki toplumsal durumu yansıttığı için önemlidir. Günümüze kadar olan süreçte Uşak'ta gazeteler ile ilgili yapılan çalışmaların sınırlı oluşu alanla ilgili bilimsel boşluğun doldurulması gereğini doğurmaktadır. Uşak'taki yerel gazeteler, gazetelerde yer alan yazılar ve haberler çalışma konumuzu içermektedir. Dönemin içerisinde demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık ile ilgili çok fazla haber ve yazı bulunmaktadır. Çalışmamızın konusu, Uşak'ta basının gelişimi ve matbaanın başlangıcıyla günümüze kadar olan süreçte toplumun demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık kavramlarına olan ilgisini gazetelerde yer alan yazı ve haberler aracılığıyla tespit etmektir. 1949?1990 yılları arasında Uşak'taki yerel gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık ile ilgili haber ve yazılar kategorize edilerek tarihi süreç içerisinde incelenmiş. Gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık başlıklı ve içerikli yazı ve haberler çıkartılarak kategorize edilmiş ve gazetelere göre bu kavramların kullanım sıklığı ortaya çıkarılmıştır. Böylelikle gazetelerde yer alan haber ve yazılarda vatandaş, vatandaşlık ve demokrasi, demokrat, demokratik kavramına olan ilgi ortaya çıkarılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gazete, Demokrasi, Vatandaş, Vatandaşlık, Basın, Kavram, Uşak, Yerel, Türkiye, Tarih,
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi "çağdaş Türkiye yolunda adımlar" ünitesinde geçen bazı kavramları anlama ve edinme durumlarının incelenmesi
İlköğretim ikinci kademede okutulan TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük (TCİTA) dersi yoğun bir içeriğe sahiptir. Programda öğrencilere kazandırılması hedeflenen beceri ve değerler açık bir şekilde tek tek belirtilirken, öğretim ve öğrenmenin bilgi boyutunu oluşturan kavramlar net bir şekilde tanımlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin TCİTA dersi öğretim programı kapsamındaki ?Çağdaş Türkiye Yolunda Adımlar? ünitesinin ilk beş kazanımında yer alan kavramları anlama ve edinme durumlarının incelenmesi olarak belirlenmiştir.Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2011?2012 eğitim- öğretim yılında Konya ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarından kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle seçilen iki okulun birer 8. sınıfında öğrenim gören toplam 75 öğrenci ve bu sınıflarda derse giren iki öğretmen oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen ders gözlem formu, odak grup görüşmesi formu ve kavram başarı testi kullanılmıştır. Elde edilen gözlem ve görüşme verileri betimsel içerik analizine tabi tutulmuştur. Kavram başarı testinin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bütün bulgular birlikte değerlendirilmiştir.Sağlanan veriler, öğrencilerin bir kısmının öğretim sürecinin hemen sonrasında araştırma kapsamında incelenen kavramların birçoğunun tanımlarını tam olarak yapamadıklarını, diğer kavramlarla ilişkilerini, benzerlik ve farklılıklarını ayırt edemediklerini göstermektedir. Öğrencilerin kavramları tam olarak kazanamadıkları, kavramlarla ilgili olarak sahip oldukları birtakım bilgilerinin, yanlış ve eksik olduğu görülmüştür.
İlköğretim sınıf öğretmenlerinin kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma ve kullanma sıklıkları düzeyleri
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sınıf öğretmenlerinin, öğrencilerinin kelime hazinelerini zenginleştirmek için literatürde belirtilen kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden hangilerinden haberdar olduklarını ve öğretmenlerin haberdar oldukları yöntem ve teknikleri kullanma sıklıklarını tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini 2010- 2011 öğretim yılı İzmir İli Karabağlar İlçesindeki ilköğretim okullarında görev yapmakta olan toplam 250 ilköğretim sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.İlköğretim sınıf öğretmenlerinin, literatürde yer alan kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma düzeyleri, bu yöntem ve teknikleri kullanma sıklıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçme aracı dörtlü likert tipi dereceleme biçiminde hazırlanmıştır. Dereceleme seçenekleri Çok az = 1 , Bazen = 2, Genellikle = 3, ?Her zaman = 4 şeklinde belirlenmiştir. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS for Windows 17,0 paket programı (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde çapraz tablo (Crosstab) yapılmış, ?İlköğretim sınıf öğretmenlerinin kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma düzeylerinin ve kullanma sıklıklarının cinsiyete göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla t-testi; kıdeme göre değişip değişmediğini belirlemek amacıylavaryans analizi ve bu çerçevede Least Significence Test (LSD) yapılmıştır. t-testi ve LSD testlerinde anlamlılık düzeyi olarak ,05 seçilmiştir.Yapılan analizlere göre, kadınlar erkeklere göre metin yazma ile kelime öğretimi yönteminden daha fazla haberdar olmuşlardır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlerin; birleştirilmiş yöntem, eşleştirme ve oyun ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden kıdem yılları az olan öğretmenlere göre daha fazla haberdar oldukları sonucu çıkmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları az olan öğretmenlerin; gruplandırma, kavram geliştirme, tekrar ve jest, mimik, tasvir ve taklit ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlere göre daha fazla haberdar oldukları sonucu çıkmıştır.Yapılan analizlere göre, erkekler kadınlara göre eş anlamlı kelimeleri kullanma, konuşma ve metin yazma ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini daha sık kullanmaktadırlar.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlerin; gruplandırma, konuşma ve tekrar ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini kıdem yılları az olan öğretmenlere göre daha sık kullandıkları sonucu çıkmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları az olan öğretmenlerin; eşleştirme, oyun ve resimleme ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini kıdem yılları yüksek olan öğretmenlere göre daha sık kullandıkları sonucu çıkmıştır.Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, parmak ile kelime öğretimi ve zihinsel imaj ile kelime öğretimi yöntemlerinden hiçbir öğretmenin haberdar olmadığı ve dolayısıyla bu yöntemlerin hiç kullanılmadığı ortaya çıkmıştır. İlköğretim Türkçe 1-5. sınıflar öğretim programında geçen ve örneklerle açıklanan kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden haberdar olma düzeylerinin en üst seviyelerde olduğu görülmüştür. Haberdar olma oranında % 50' nin üzerinde olan 18 yöntem ve teknik vardır. Fakat kullanma sıklığına gelindiğinde bu yöntem ve teknikler 11'e düşmektedir. Bu durum ilköğretim sınıf öğretmenlerinin haberdar olduğu yöntem ve teknikleri kullanmadıklarını ortaya çıkarmaktadır.Literatürde geçen kelime öğretimi yöntem ve teknikleri öğretim programına dâhil edilmelidir.İlköğretim 1-5. sınıf Türkçe ders kitapları bu yöntem ve tekniklere göre yeniden hazırlanmalıdır.İlköğretim sınıf öğretmenliği lisans programına bu yöntem ve teknikler bir ders olarak dâhil edilmelidir.Anahtar Kelimeler: İlköğretim Sınıf Öğretmenleri, Kelime, Kelime Öğretimi, Yöntem ve Teknikler.
Resimlendirmelerin fen derslerinde okuma anlamaya etkisi
Bu araştırmada İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji öğretiminde resimlendirmelerin okuma anlamaya etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Uşak ilindeki ilköğretim okullarında öğrenim gören 5. sınıf öğrencileri oluşturmuştur.Araştırmada Atatürk, Hasan Hilmi, Kadri Bedriye Uysal İlköğretim Okullarında öğrenim gören 5. sınıf öğrencilerinden okuma anlama test puan ortalamaları birbirine denk olan altı sınıf çalışma grubu olarak seçilmiştir. Araştırma tasarımı araştırmacı tarafından, çizimi bir grafiker tarafından yapılan illustrasyonun, birlikte yer aldığı metin ve aynı metinin illustrasyonsuz şekli kullanılmıştır. Bu metinler hakkında sorulan sorular aracılığıyla veriler toplanmıştır.Deney modeli kullanılıp her gruba eşit süreler verilerek değerlendirme yapılmıştır. 1. Fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, okuma anlama düzeyi düşük ve yüksek düzey olan öğrencilerde okuduğunu anlamada etkili olduğu, okuma anlama düzeyi orta düzey olan öğrencilerde fen metinlerinde kullanılan resimlendirmeleri okuduğunu anlamada etkili olmadığı görülmüştür. 2. Fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, okuma anlama düzeyi düşük ve yüksek düzey olan öğrencilerde, hem resimlendirme hem de metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okuma anlama düzeyi orta düzey olan öğrencilerde ise fen metinlerinde kullanılan resimlendirmeler, hem resimlendirme hem de metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olmadığı görülmüştür. 3. Okuma anlama düzeyi düşük, orta ve yüksek düzey olan öğrencilerde, fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, sadece metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 4. Resimlendirme ve metinde yer alan bilgilerin ölçülmesine yönelik sorularda, okuma anlama düzeyi düşük, orta ve yüksek düzey olan her bir öğrenci grubunun büyük çoğunluğu resimlendirmelerin faydalı olduğu görüşündedir. Anahtar Kelimeler: Resimlendirme, okuduğunu anlama, fen öğretimi
İlköğretim sosyal bilgiler öğretmenlerinin ders içi yerel tarih konusundaki faaliyetleri Uşak ili örneği
Bu çalışma Milli Eğitim Bakanlığı'nın Sosyal Bilgiler dersinde yer alan yerel tarih konularının İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenleri tarafından anlatılıp anlatılmadığını bulmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada ilk etapta kısa bir şekilde Sosyal Bilgiler dersinin tanımı ve amacı açıklanmıştır. Daha sonra yerel tarih, yerel tarihin gelişimi, faydaları ve sınırlılıkları, İlköğretim Sosyal Bilgiler dersinde yer alan yerel tarih konuları üzerine yoğunlaşılmıştır. Yerel tarih konularının öğretimi ve işlenişi konusunda İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır ve İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenlerine uygulanmıştır.Araştırma kapsamında Uşak ili merkez ve ilçelerinde görev yapan 123 Sosyal Bilgiler öğretmeninden 15 Sosyal Bilgiler öğretmenine yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Araştırmaya katılan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin mülakat sorularına verdikleri cevaplar kodlama yoluyla kategorilere ayrılarak analiz edilip yorumlanmıştır.Bu tez konusu Uşak Üniversitesi BAP. Koordinasyon Birimi tarafından 2012/TP008 nolu proje olarak desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yerel Tarih, Sosyal Bilgiler Dersi, İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenleri, Eğitim.
İlkokul yöneticilerinin liderlik yeterliklerinin değerlendirilmesi(Uşak ili örneği)
Bu araştırma Uşak ili sınırları içerisindeki kamu ilkokullarında görev yapan ilkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik kapsamında sahip oldukları yeterlilikleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda, ilkokul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik, etik liderlik ve öğretimsel liderlik boyutlarındaki yeterliklerinin öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumu, branş, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın evrenini; Uşak ilindeki 113 kamu ilkokulunda, 2012 – 2013 eğitim öğretim yılında görev yapan, 228 okul yöneticisi ve 905 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Uşak ilindeki kamu ilkokullarında görev yapan 257'si öğretmen, 145'i okul yöneticisi olmak üzere toplam 402 katılımcı oluşturmaktadır. Örnekleme giren katılımcılardan, okul yöneticilerinin liderlik özelliklerine ilişkin gerekli verileri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Liderlik Yeterlilikleri" olmak üzere iki bölümden oluşan "okul yöneticilerinin liderlik yeterliklerini değerlendirme anketi" uygulanmıştır. Ölçek, üç alt boyuta sahip olup 5'li Likert türünden toplam 43 madde içermektedir. Toplanan verilerin çözümlenmesi SPSS paket programında gerçekleştirilmiştir. İlkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyet ve branş değişkenleri iiibakımından anlamlı bir fark gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi; İlkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmen görüşlerinin öğrenim durumu, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından fark gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü Anova testi; her üç boyuttaki liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin okul yöneticileri ile öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulanmıştır.Elde edilen bulgular sonucunda ilkokul öğretmenlerinin görüşlerine göre, ilkokul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik, etik liderlik ve öğretimsel liderlik olmak üzere her üç boyuttaki yeterlik düzeylerinin "çok" düzeyinde olduğu, yöneticilerin kendi görüşlerine göre her üç boyuttaki yeterliklerinin "pek çok" düzeyinde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda öğretmen görüşlerinin yönetici görüşleriyle anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. İlkokul müdürlerinin her üç boyuttaki liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmenler görüşlerinin cinsiyet, öğrenim durumu, branş, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Okul Yöneticisi, Dönüşümcü Liderlik, Etik Liderlik, Öğretimsel Liderlik
Çizgi filmlerin değerler eğitimi bakımından karşılaştırılması
Bu araştırmada çocuklara yönelik programlar içerisinde çizgi filmlerin, değerler eğitimi bakımından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan tarama modeli ve betimsel içerik analizi kullanılmıştır. Tarama modeli, ?geçmişte ya da hâlen var olan bir durumu olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımıdır. Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne, kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır (Karasar, 2009: 77). İçerik analizi kullanılmasının temel nedeni ise, bir metinde veya metinler grubu içerisinde yer alan belirli sözcük veya kavramların bulunma durumunu incelemektir. Ayrıca betimsel analiz yoluyla yorumlanan bilgiler içerik analizi ile daha fazla irdelenir ve betimsel analiz sonucu fark edilemeyen kavram ve temaların içerik analiz sonucunda ortaya konulabilmesidir. Araştırmacı, metinde yer alan kavramların sayısını, anlamına ve birbiri ile ilişkisine, kavram ile ifadelerin vurgusuna bakarak metni yorumlar, değerlendirir ve eldeki metin hakkında bir yargıya ulaşır (Şencan 2005). Bu araştırmada çocukların izlemeyi en çok tercih ettikleri çizgi filmleri belirlemek için düzenlenen açık uçlu anket, Uşak il merkezinde bulunan anaokulları ve ilkokul bünyesindeki ana sınıflarına devam eden 250 okul öncesi öğrenci velisine uygulanmıştır. Elde edilen veriler sonucunda çocuklar tarafından en çok izlenen üç adet yerli yapım, üç adet yabancı yapım çizgi film belirlenmiştir. Belirlenen yerli yapım çizgi filmler ve izlenme oranları: Pepee(% 89,2), Keloğlan(% 84,4), Nane ile Limon(%18). Belirlenen yabancı yapım çizgi filmler ve izlenme oranları: Caillou(%78,8), Marsupilami(% 38), Laura?nın Yıldızı(%30). Belirlenen çizgi filmler içerisinde taranacak değerler ise okul öncesi öğretim programı dikkate alınarak hazırlanan ve 11 okul öncesi öğretmenine uygulanan anket sonucunda kesinleştirilmiştir. Araştırmacı tarafından, veriler sonucu belirlenen çizgi filmlerden rastgele bölümler izlenerek metne dökülmüştür. İzleme süreleri birbirine yakın olan 6 çizgi filmin rastgele izlenen bölümlerinde, taranan 15 değerden 13? üne rastlanmıştır. Bu değerler sevgi, saygı, hoşgörü, işbirliği, adil olma, çalışkanlık, sorumluluk, temizlik, dürüstlük, yardımseverlik, aile birliğine önem verme, sağlıklı olmaya önem verme, paylaşma değerleridir. Vatanseverlik ve barış değerlerine ise belirlenen çizgi filmlerin izlenen bölümlerinde rastlanmamıştır. Taranan değerlerin hangi çizgi filmde ne kadar ve ne şekilde verildiği bulgular ve sonuçlar kısmında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çizgi film, değer, değerler eğitimi
İlköğretim 8. sınıf fen ve teknoloji dersi periyodik cetvel konusunda kavram haritası kulanımının öğrencilerin başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı, İlköğretim 8. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Periyodik Cetvel konusunda kavram haritası kullanımının öğrencilerin akademik başarısına etkisini belirlemektir.Araştırmanın çalışma grubunu Uşak ilinin Eşme ilçesinde bulunan Saraycık Ortaokulunda öğrenim gören 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada deney grubu (n=19) ve kontrol grubu (n=18) olarak iki sınıf ele alınmıştır ve ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Ön test ve son testlerin uygulama süreleri dahil 8 ders saati süren süreçte deney grubunda dersler Periyodik Cetvel konusunda sahip olunacak becerileri geliştirmeye yönelik kavram haritaları kullanılarak işlenmiş, kontrol grubunda ise kavram haritaları kullanılmadan işlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak akademik başarı testi kullanılmıştır. Deneysel işlemden önce ve sonra akademik başarı testi iki gruba da uygulanmıştır. SPSS 19 programı yardımıyla elde edilen verilerin analizi yapılmıştır.Verilerin analizi sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencilerinin Periyodik Cetvel konusuna ait kazanımları geliştirmelerine ilişkin deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu çalışmanın bundan sonra yapılacak olan çalışmalara yol göstereceği ve elde edilen sonuçların kavram haritalarının öneminin belirlenmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi Öğretimi, Kavram Haritası, Periyodik Cetvel, Akademik Başarı
İlköğretim beşinci sınıflarda ekrandan okumanın anlamaya etkisi
Bu araştırma ile ilköğretim birinci kademede ekrandan okumanın anlama üzerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte bilginin yayılmasında ve alınmasında internet, bilgisayar gibi araçların kullanılması bilgilerin ekran üzerinden okunmasını gerektirmektedir. Ekran üzerinden yapılan bu okuma şekli ekran okuma olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma deneme modellidir. Araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yılında birinci kademeye devam eden 5. sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Focus grup yöntemiyle belirlenen 4 metin, örneklemdeki 72 öğrenciden 36' sına basılı materyalden, 36' sına ekrandan okuma yaptırılmıştır. Metinlere ait sorulara verilen cevaplar 3 öğretmen tarafından değerlendirilmiştir. Yapılan t-testi sonuçlarına göre, ilköğretim 5. Sınıfta ekrandan okuma yapan öğrenciler ile basılı materyalden okuma yapan öğrencilerin okuduğunu anlama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır. Bu konuda basılı materyalden okuma yapan öğrencilerin, ekran üzerinden okuma yapan öğrencilere göre daha başarılı olduğu söylenebilir. Random (rasgele) örneklemle seçilen 66 öğrencinin görüşme yöntemiyle ekrandan okumaya ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin önemli bir kısmı ekrandan okuma yapmak istediklerini söylemişlerdir. Bunun sebebi olarak da ekrandan okumanın basılı materyalden okumaya göre daha zevkli ve eğlenceli olması şeklinde belirtmişlerdir. Bir kısmı ise ekrandan okuma yapmayı istemediklerini ifade etmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunluğu ekrandan okumanın basılı metinlere göre zevkli ve eğlenceli olduğunu söylemiştir. Ayrıca bu öğrencilerin çok az bir kısmı ise, dijital metinlerin okuma alışkanlığını olumlu etkilediğini, bilgiye daha kolay erişim sağlandığını ve bilgilerin daha kalıcı olduğunu belirtmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin tamamına yakını ekrandan okumanın zararını, sağlığı tehdit etmesi (göz sağlığı, baş ağrısı) olarak ifade etmiştir. Ayrıca bu öğrencilerin önemli bir kısmının okuma hızını yavaşlattığını, ders çalışma alışkanlığını olumsuz etkilediğini, okuma esnasında okuduğu yeri kaybettiğini belirtmiştir. Öğrencilerin çok az bir kısmının da ekrana bağımlı hale gelindiğini, okuma esnasında yorgunluk hissettiğini söylemiştir. Anahtar kelimeler: Okuma, ekran okuma, anlama
60-66 aylık iken ilkokula başlayan öğrencilerin okuma yazma beceri gelişimlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ilkokul birinci sınıfa 60-66 aylıkken başlayan öğrencilerin ikinci sınıfa devam ederken okuma ve yazma becerilerinin gelişim durumlarını belirlemektir. Araştırmada tarama modelinin tekniklerinden olan betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 60-66 aylıkken ilkokul birinci sınıfa başlayan ve 2013-2014 eğitim öğretim yılında ikinci sınıfa devam eden, Uşak ili merkez Atatürk İlkokulu ve Aybey İlkokulu'na kayıtlı 38 ilkokul ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak okuma metinleri, öğrencilerin okumalarının kayıt altına alındığı videolar, okuma metinlerine ilişkin sorular, öğrencilere yazdırılmak amacıyla belirlenmiş metinler, yanlış analiz envanteri, yazım kılavuzu ve çok boyutlu okunaklılık ölçeği kullanılmıştır. Okuma metinleri ve yazma metinleri Millî Eğitim Bakanlığı Talim Tebriye Kurulu Başkanlığı tarafından incelenmiş ve kullanılmakta olan ilkokul 2. sınıf ders kitaplarından seçilmiştir. Okuma metinlerine ilişkin sorular uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "yüzde" ve "frekans" değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ilkokul birinci sınıfa 60-66 aylıkken başlayan öğrencilerin ikinci sınıfa devam ederken okuma ve yazma becerilerinin olması gereken seviyeden daha geride olduğu tespit edilmiştir. Özellikle okuduğunu anlama ve okunaklı yazma boyutlarında seviyelerinin daha da düşük olduğu görülmüştür. İlkokul birinci sınıfın ikinci döneminde okuma ve yazma becerisinin kazanıldığı göz önünde bulundurularak araştırmanın sonuçları sorgulanmalıdır. Araştırmanın bu yönüyle alana ve uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: 60-66 aylık, ikinci sınıflar, okula başlama yaşı, okuma, yazma
Kesintili ve zorunlu (4 + 4 + 4) eğitim sisteminde okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma; kesintili ve zorunlu (4+4+4) eğitim sisteminin öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri üzerinde etkisini belirlemek ve öğretmenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre tükenmişlik düzeylerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; 2013/2014 Eğitim öğretim yılında Uşak ilinde görev yapan 491 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerimizin analizinde normallik testi olarak Kolmogorov Smirnov testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplar için t testi ve tek yönlü varyans analizi, varyansların eşitliğini test etmekte Levene testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Okul yöneticileri ve öğretmenlerin kesintili ve zorunlu (4+4+4) eğitim sistemine geçilmesi sonrasında düşük düzeyde duyarsızlaşma yaşadıkları, orta düzeyde duygusal tükenmişlik ve kişisel başarı boyutlarında tükenmişlik yaşadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin okuttukları sınıflara, branşlarına, alan değiştiren öğretmenlerin değiştirdikleri alanlara göre tükenmişlik düzeylerinde farklılaşma olmadığı, cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim durumlarına göre tükenmişlik düzeylerinde farklılaşmaların olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kesintili ve Zorunlu (4+4+4) Eğitim Sistemi, Tükenmişlik, Öğretmen
Dijital ve etkileşimli İngilizce öykülerin 5. sınıf öğrencilerinde okuduğunu anlamaya etkisinin araştırılması
Bu araştırma, İngilizce öyküleyici metinlerin okuma ortamlarının (basılı veya etkileşimli) anlamaya etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın problem cümlesi; "Dijital ve etkileşimli İngilizce öykülerin 5. sınıf öğrencilerinde okuduğunu anlamaya etkisi nedir?" şeklinde belirlenmiştir. Araştırmada betimsel nitelikli tarama modeli kullanılmıştır. Birinci çalışma grubu olarak Kütahya ili Simav İlçesi Darıcı Ortaokulu, Kestel Ortaokulu ve Kınık Ortaokulu'nda 2014-2015 eğitim-öğretim yılında 5. sınıfta okuyan 57 öğrenci belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci çalışma grubunu ise birinci çalışma grubu içerisinden rastgele örneklemle seçilen 20 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öncelikle içerik olarak birbirine en yakın 6 adet İngilizce öykü kitabı, 3 İngilizce öğretmeni ve 1 alan uzmanı ile belirlenmiştir. Metinlerle ilgili basit ve derin anlamaya dayalı 5 açık uçlu soru oluşturulmuştur. Öncelikle öğrencilere içerik bakımından benzer 3 farklı basılı öykü kitabı okutulmuştur. Metin okutulduktan sonra metinle ilgili hazırlanan anlama soruları, öğrencilere verilmiş ve öğrencilerden bu sorulara yazılı olarak cevap vermeleri istenmiştir. Daha sonra, yapılan bu uygulama içerik bakımından benzer 3 adet farklı etkileşimli öykü kitabı ile tekrarlanmıştır. Araştırmanın son kısmında öğrenciler ile görüşme yapılmış ve görüşmede öğrencilere 6 farklı soru sorulmuştur. Bu sorularla öğrencilerin etkileşimli kitaplara yönelik düşünceleri belirlenmeye çalışılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi tekniği ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarını şu şekilde özetlemek mümkündür: Öğrencilerin etkileşimli kitaptan okuduğunu anlama puanları, basılı kitaptan okuduğunu anlama puanlarından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin etkileşimli kitaplar ile ilgili düşünceleri temasına yönelik bulgular belirlenirken, "genel bakış açısı, tercihleri, dikkat çeken yönü ve sağlık açısı" ile ilgili kodlar ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğu etkileşimli kitapları beğendiğini belirtmektedir. Ayrıca öğrencilerin önemli bir çoğunluğu kitapların tamamının etkileşimli kitap olmasını istediğini belirtmektedir. Etkileşimli kitaplarda görseller, ses, tablete dokunmak, görsellerin hareket etmesi gibi özelliklerin dikkat çektiği görülmüştür. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğu etkileşimli kitap okurken sağlık açısından herhangi bir problem yaşamadığını belirtmektedir. Fakat gözünün veya elinin ağrıdığını belirten öğrenciler bulunmaktadır.
Üstel ve logaritmik fonksiyonlar konusunun dinamik geometri yazılımı geogebra ile öğretiminin öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Üstel ve Logaritmik Fonksiyonlar" konusunun dinamik geometri yazılımı olan GeoGebra ile öğretiminin 11. sınıf öğrenci başarısına etkisini incelemektir. Bu araştırmada, öntest, sontest kontrol gruplu yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma 2014-2015 eğitim öğretim yılı sonbahar döneminde, İstanbul ilinde 18'i deney 17'si kontrol grubu olmak üzere toplam 35 on birinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Deney grubunda GeoGebra yazılımının kullanıldığı bilgisayar destekli öğretim, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak çoktan seçmeli 20 sorudan oluşan "Başarı Testi" kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesi ve sonrasında gruplara başarı testi, öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Deneysel uygulama sonrası öğrenci görüşleri alınmıştır. Nicel veriler, SPSS-17.0 programı yardımıyla t-testi ve ANCOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, GeoGebra'nın kullanıldığı bilgisayar destekli öğretimin geleneksel öğretime göre öğrenci başarısını daha çok artırdığı saptanmıştır.
Yenilenen 3. ve 4. sınıf fen bilimleri öğretim programının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
İlköğretimdeki mihver derslerden biri olan Fen Bilimleri dersi programının amaçlarından biri bireylerin bilimsel bilgi ve becerilerini geliştirmek ve böylece toplumun gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayarak çağa uyum sağlamaktır. Bunun için Fen Bilimleri öğretim programının canlı ve dinamik bir şekilde programını revize etmesi ve niteliği artırıcı çaba içerisinde bulunması gerekli ve zorunlu bir durumdur. Bu çalışmada, İlkokul Sınıf Öğretmenlerinin yenilenen 3. ve 4. Sınıf Fen Bilimleri Öğretim Programına Yönelik Görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışma grubunu 2014-2015 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Şanlıurfa'da bulunan devlet ilkokullarında görev yapan 160 4. Sınıf, 163 3. Sınıf olmak üzere toplam 323 tane sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Sınıf öğretmenlerine araştırmacı tarafından uygulanan anket ile Fen Bilimleri öğretim programının genel durumu, beceri ve kazanım, tema, etkinlik, ölçme-değerlendirme öğeleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma betimsel tarzda tarama modelinde bir çalışmadır. Değerlendirilen 323 anketten elde edilen veriler, bilgisayarda istatistik programı yardımıyla frekans, yüzde, ortalama kullanılarak çözümlenmiştir. Normal dağılım gösteren değişkenler için t-testi ve anova, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı kullanılarak hesaplanmış ve 0,949 bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler yenilenen 3. Sınıf fen bilimleri programını 4. Sınıf programına göre daha yetersiz ve öğrenci seviyesine uygun olmadığını belirtmişlerdir.
Ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin sayıların ondalık gösterimi konusundaki kavram yanılgılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 6.sınıf öğrencilerinin sayıların ondalık gösterimi konusundaki bilgi düzeylerini ve kavram yanılgılarını belirlemektir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili, Esenler ilçesinde bulunan üç farklı ortaokulda 6. sınıfta öğrenim gören toplam 200 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan ve yazılı cevap gerektiren "Sayıların Ondalık Gösterimine İlişkin Kavram Yanılgısı Teşhis Testi" ile toplanmıştır. Ölçme aracının güvenirlik katsayısı 0.92 olarak hesaplanmıştır. Veriler, betimsel ve içerik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin sayıların ondalık gösterimini okuma ve yazma, sayıları karşılaştırma, ondalık gösterim ile kesir ilişkisini kurma ve sayı doğrusunda göstermede kavram yanılgılarının olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu araştırma bazı öğrencilerin ondalık sayılarda toplama, çıkarma, çarpma, bölme, işlem sonucunu tahmin etme konularında kavram yanılgısına sahip olduklarını ve işlem hataları yaptıklarını göstermiştir.
Altı dakika yönteminin akıcı okumaya etkisi
Bu çalışma, Altı Dakika Yönteminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sesli okuma hatalarının giderilmesine, akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerilerinin geliştirilmesine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Türkiye'de Altı Dakika Yöntemi ile ilgili daha önce yapılan bir çalışmaya rastlanılmaması nedeniyle önemlidir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden "eylem araştırması" ile desenlenmiştir. Eylem araştırması türlerinden ise "teknik/bilimsel/işbirlikçi" eylem araştırması kullanılmıştır. Çalışma grubunun oluşturulması için amaçlı örnekleme yöntemlerinden "benzeşik (homojen) örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde "içerik analizi" yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılı Konya ili merkez Selçuklu ilçesinde yer alan bir devlet okulunda öğrenim gören, altı ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Seçilen öğrenciler fiziksel ve zihinsel herhangi bir sorunu olmamasına rağmen sesli okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerdir. Seçilen öğrencilere, Türkçe ders kitaplarında yer alan 4. sınıf "Uçurtma Yarışı", 3. sınıf "Eşek Arısının Başına Gelenler", 2. sınıf "Suya Düşen Su" ve 1. sınıf "Bizim Aile" isimli okuma metinleri okutturulmuştur. Öğrencilerin okumaları Yanlış Analizi Envanterine göre değerlendirilmiş ve okumadaki seviyelerinin 1. sınıf endişe düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Okuma seviyeleri tespit edilen öğrencilere günde 2, haftada 6 saat olmak üzere toplam 72 saat "Altı Dakika Yöntemi" kullanılarak öğretim yapılmıştır. Öğretim 40 dakikalık dersler halinde, günlük 2 ders saati olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Öğretim 3 ay devam etmiş ve 72 saat sonucunda tamamlanmıştır. Öğretim için Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmış, 2013-2014 eğitim-öğretim yılı Milli Eğitim Bakanlığı Türkçe ders kitaplarından seçilen, 10 adet metin kullanılmıştır. Çalışmanın uygulamaları çalışma grubunda yer alan öğrencilerin öğrenim gördükleri ilkokula yakın özel bir etüt merkezinde yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin sesli okuma hatalarında önemli oranda azalma olduğu ve tüm öğrencilerin ilerleme kaydettikleri belirlenmiştir. Akıcı okumada öğrencilerin yüksek oranda endişe düzeyinden öğretim düzeyine ilerlediği hatta bazılarının serbest okuma düzeyine oldukça yaklaştığı tespit edilmiştir. Okuduğunu anlama becerilerinde ise endişe düzeyinden öğretim düzeyine ilerledikleri, birçok kez de serbest okuma düzeyine ulaştıkları görülmüştür. Altı Dakika Yönteminin öğrencilerin sesli okuma hatalarının sıklığını azalttığı, akıcı okuma becerilerini geliştirdiği ve anlama becerilerine de katkı yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sesli Okuma, Sesli Okuma Hataları, Akıcı Okuma, Okuduğunu Anlama, Altı Dakika Yöntemi
3-6 yaş çocuklarına yönelik hazırlanan hikâye ve masal kitaplarındaki değerlerin incelenmesi
Bu araştırma 3-6 yaş çocuklarına yönelik hazırlanan hikâye ve masal kitaplarında hangi değerlere ne kadar yer verildiğini tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada nitel model ve bu modelin yöntemlerinden olan içerik analizi kullanılmıştır. Bu araştırmada iki farklı veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bu araçlar, yarı yapılandırılmış görüşme formu, çocuk hikâyeleri ve masallarıdır. Araştırmanın çalışma grubunda 710 çocuk, 192 ebeveyn ve 50 öğretmen ile 52 adet hikâye ve masal kitabı yer almaktadır. Çocuk, ebeveyn ve öğretmenlerin tercihleri doğrultusunda belirlenen 52 adet hikâye ve masal kitabı içerik analizi tekniği ile incelenmiştir. Analizden önce kitaplarda yer alabileceği tahmin edilen 20 değer belirlenmiştir. Bu değerler UNESCO Değer Listesi, Yaşayan Değerler Listesi ve Rokeach'ın Değer Sınıflandırması arasından seçilmiştir. Çocukların hikâye ve masallarda geçen değerleri fark edip etmediklerini tespit etmek amacıyla 8 çocukla görüşme yapılmıştır. Görüşmelerde ilk önce içerisinde açık şekilde değerlere vurgu yapan bir hikâye ile dünya klasiklerinden olan bir masal seçilmiş ve 8 çocuğa tek tek önce hikâye, bir gün sonra ise masal okunmuştur. Her okunan kitabın ardından hikâye ve masalla ilgili açık uçlu sorular sorularak "Çocuklar hikâye ve masallarda geçen örtük ya da açık değerleri fark edebilmekte midir?" sorusuna cevap aranmıştır. Araştırma sonucunda; 3-6 yaşa yönelik hazırlanan hikâye ve masal kitaplarında en fazla mutluluk, en az ise barış, dayanışma, dürüstlük değerlerine yer verildiği, vatanseverlik değerine ise hiç yer verilmediği tespit edilmiştir. Kitaplarda nezaket, estetik, arkadaşlık, temizlik ve yardımseverlik değeri sıkça vurgulanırken, alçak gönüllülük, hoşgörü, misafirperverlik ve saygı değerleri oldukça az vurgulandığı görülmüştür. Çocukların ve ebeveynlerin tercih ettiği kitaplarda en fazla estetik değerine, öğretmenlerin tercih ettiği kitaplarda ise en fazla mutluluk değerine vurgu yapılmıştır. Araştırmanın diğer bir sonucuna göre; genel olarak çocuklar kendilerine okunan hikâye ve masaldaki açık değerleri kolaylıkla ifade ederken, örtük değerleri sorulan soru ve ipuçları sonucunda fark edebilmişlerdir. Araştırmaya katılan çocukların bazıları örtük değerleri hiç ifade edememiştir. Araştırmanın sonuçlarının, okul öncesi dönem olan 3-6 yaş çocukları için hazırlanacak masal ve hikâye kitaplarının içerikleri oluşturulurken yazarlara, kitap tercihlerinde öğretmen ve ebeveynlere katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesinde değerler, çocuk kitapları, hikâye, masal
Sokratik sorgulama yöntemi ile sorumluluk değerinin öğretimi
İlkokul 1-3 sınıflar hayat bilgisi dersi öğretim programında ve 4-8 sınıflar sosyal bilgiler dersi öğretim programında öğrencilere kazandırılmak istenen sorumluluk değerinin altıncı sınıf öğrencileri tarafından nasıl algılandığı, öğrencilerde görülen sorumluluk türlerini belirlemek ve sorgulayarak bu değeri kalıcı hale getirmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin ayni anda toplandığı karma yöntemle yapılmıştır. Araştırma verileri Ankara il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda 75 öğrenci ile yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında görüşme, gözlem, yarı deneysel desen uygulaması yapılmış, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, odak grup görüşmeleri, zihin haritası, metin yazma çalışması, resim çizme çalışması ve video kayıtları kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonunda öğrenciler sorumluluğu kendilerine başkaları tarafından (anne, baba, büyükler) verilen görevler olarak belirtmişlerdir. Yapılan odak grup görüşmelerinden sonra kendilerine verilen görev değil de yapmamız gereken işler olarak ifade etmişlerdir. Öğrencilerde görülen sorumluluk türleri yedi farklı boyutta toplanmıştır. Bu boyutlar; aileye karşı sorumluluklar, kişisel akademik sorumluluklar, kişisel sağlıklı olmak ile ilgili sorumluluklar, kişiler arası sorumluluklar, doğal çevreye karşı sorumluluklar, dini sorumluluklar, kamusal sorumluluklar. Uygulama öncesi, uygulama sonrası ve kalıcılık ile ilgili veriler incelendiğinde yaşantı oluşturularak sokratik sorgulamanın yapıldığı deney grubunun kişiler arası sorumluluk, çevreye karşı sorumluluk ve kamusal sorumluluklarının kontrol grubuna ve yalınız sokratik sorgulamanın yapıldığı gruba göre daha fazla gelişmiş olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, değer, değer eğitimi, sokratik sorgulama, sorumluluk.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin doğa bileşenlerine yönelik farkındalıklarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin doğayı oluşturan canlı ve cansız unsurlara yönelik farkındalık düzeylerini tespit etmek ve bu farkındalık düzeylerine cinsiyet, yaşanılan yer, çevre faaliyetlerine katılma durumu, anne ve baba eğitim seviyesi, aile gelir düzeyi gibi çeşitli değişkenlerin etkisini incelemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim- öğretim yılında Kütahya ili Merkez ilçesine bağlı kent ve kırsal kesimdeki okullarda öğrenim gören 427 öğrenci katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak doğa farkındalık anketi kullanılmıştır. Bu anket üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde 40 maddeden oluşan doğa farkındalık ölçeği, üçüncü bölümde ise görsellerden oluşan doğa farkındalık testi yer almıştır. Elde edilen verilerin analizi için frekans ve yüzde hesaplamaları ile bağımsız örneklem T testi ve varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinin yeterli olmadığı görülmüştür. Öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerine cinsiyetin ve çevre faaliyetlerine katılıp katılmama durumunun etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Kentsel bölgede yaşayan öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinin, kırsal kesimde yaşayan öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca anne ve baba eğitim seviyesi ile aile gelir düzeyi yüksek olan ailelerin çocuklarının doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeyinin daha fazla olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Doğanın bileşenleri, farkındalık, ortaokul öğrencileri
Ortaokul öğrencilerinin fene yönelik merak, motivasyon, ve akademik başarıları arasındaki ilişkilerin incelenmesi: bir yapısal eşitlik modellemesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin fen dersine ilişkin başarı puanları, fene yönelik merak ve fen öğrenmeye yönelik motivasyonları arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından ortaya koymaktır. Bu bağlamda veri toplama araçları olarak öğrencilerin fen başarıları ve diğer demografik bilgilerini alabilmek için 'Demografik Bilgi Formu', ortaokul öğrencilerinin fene yönelik merak seviyelerini öğrenmek amacıyla 'Fen Merak Ölçeği', fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının seviyesini belirlemek amacıyla 'Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği' kullanılmıştır. Çalışma grubunda Uşak ili merkezinde yer alan 10 ortaokul ve her okuldan ölçek uygulamaya müsait olan 5, 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinden birer şubeye ölçekler uygulanmıştır. Verilerin analiz SPSS 23 ve AMOS 24 paket programları ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla fen bilgisi dersine daha meraklı ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon seviyeleri daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin sınıf seviyeleri yükseldikçe genel olarak fen dersine ilişkin başarı puanları, merak ve motivasyon düzeyleri de azalmaktadır. Buna ek olarak anne ve baba eğitim durumları yükseldikçe öğrencilerin fen dersine ilişkin başarı puanları ve fen öğrenmeye yönelik motivasyonları da yükselmektedir. Elde edilen yapısal eşitlik modeline göre motivasyon merak ve fen notunu anlamlı ve pozitif yönde yordarken, merak fen notunu anlamlı ve negatif yönde yordamaktadır.
İlkokulda İngilizce öğretiminin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Betimsel yöntem olayların, objelerin, varlıkların, kurumların, grupların ve çeşitli alanların ne olduğunu betimlemeye ve açıklamaya çalışır. Araştırmanın evreninde; Şanlıurfa ili merkez ilçesi Eyyübiye ve Birecik ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılında görevli 1654 sınıf öğretmeni ve 71 İngilizce öğretmeni olmak üzere 1725 öğretmen yer almıştır. Araştırmanın örneklemini 286 sınıf öğretmeni ve 71 İngilizce öğretmeni olmak üzere 357 öğretmen oluşturmuştur. İlkokuldaki İngilizce öğretimi ile ilgili öğretmen görüşleri arasındaki farkı belirlemek için t testi, ANOVA (F) ve regresyon analizi kullanılmıştır. Temel Bileşenler analizi sonucunda yapısal sorunlar, kazanım elde etme, etkileşim sağlama, seviye oluşturma ve öğretim boyutu oluşmuştur. Araştırmanın alpha güvenirlik değeri ,723 KMO (Kaiser Maier Olkin) değeri de ,85 olarak bulunmuştur. İlkokuldaki İngilizce öğretimin beş boyutu toplam varyansın %62'sini açıklamıştır. Anketin beş farklı boyutu arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ilkokulda İngilizce öğretiminde yapısal sorunlar ve kazanım elde etme boyutları arasında negatif bir ilişki olduğu görülmüştür. İlkokullarda İngilizce öğretiminde yapısal sorunlar arttığında, öğrencilerin kazanım elde etme düzeyleri azalmıştır. Yapısal sorunlar boyutu ile etkileşim sağlama, seviye oluşturma ve öğretim boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Yapısal sorunlar arttıkça, etkileşimsel sorunlar, seviye oluşturmaya yönelik sorunlar ve öğretime yönelik sorunlar da artmıştır. Öğrenciler, ilkokullarda İngilizce öğretiminde kazanım elde ettikçe, etkileşim sağlamada, seviyeye oluşturmada da olumlu gelişmeler olmuştur. Etkileşim sağlamanın seviye oluşturma ve öğretim boyutlarıyla ilişkisi bulunamamıştır. Seviye oluşturma boyutunun yalnızca yapısal sorunlar boyutu ile ilişkisinin olduğu ortaya çıkarılmıştır. Öğretim boyutunun da yalnızca yapısal sorunlar boyutu ile ilişkisinin olduğu görülmüştür. Etkileşim sağlama, seviye oluşturma ve öğretim etkili yapıldığında ve ilkokullardaki İngilizce öğretiminde öğrencilerin kazanımları arttıkça, yapısal sorunlar azalmıştır. Anahtar Kelimeler: İlkokul, İngilizce Öğretimi, İngilizce Programı, Normal Öğretim, Birleştirilmiş Sınıf Öğretimi
Ortaokullarda demokrasi kavramının kazandırılmasında demokrasi eğitimi ve okul meclisleri uygulamasının etkisi (İzmir ili örneği)
Bu araştırma, ortaokullarda demokrasi eğitiminin ve okul meclisi projesinin demokrasi kavramının kazandırılmasına etkisini ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini İzmir ili oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini İzmir ili Menemen ilçesinden rastgele seçilen 2 devlet okulu ve 3 özel okulda öğrenim gören 8.sınıf öğrencileri ve sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında yer alan 8. Sınıf öğrencilerine demokrasi kazanımlarını ölçmeye yönelik, Özdemir (2009) tarafından geliştirilen, 53 sorudan oluşan likert tipi anket uygulanmıştır. Anket toplam 402 öğrenciye uygulanmış ancak 287 anket değerlendirmeye alınmış, 115 anket eksik ve yanlış cevaplandırma yapıldığı için değerlendirmeye katılmamıştır. Uygulanan anket iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde ise Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi ile elde ettikleri kazanımları ölçmeye yönelik sorular yer almaktadır. Araştırma kapsamında yer alan ikinci örneklem grubu sosyal bilgiler öğretmenlerine DEOMP ve Demokrasi Eğitimi üzerine görüşlerinin tespit edilmesi amacı ile 5 sorudan oluşan açık uçlu yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Uygulanan likert tipi anket SPSS 21 programı ile analiz edilmiş, sosyal bilgiler öğretmenlerine uygulanan açık uçlu görüşme formu içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Çalışma neticesinde elde edilen verilen değerlendirildiğinde Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesinin öğrencilerde hedeflenen yerleşik demokrasi kültürü kazandırmada etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bazı değişkenlere göre öğrencilerin sorulara verdikleri cevaplar analiz edilmiş. Cinsiyet değişkenine göre öğrencilerin bazı sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Babanın eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Annenin eğitim durumu değişkenine göre öğrencilerin bazı sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Ailenin aylık geliri ve okul türü değişkenine göre de öğrencilerin sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırma kapsamında yapılan tüm çalışmalar ve değerlendirmeler sonucu DEOMP'UN demokrasi eğitiminde yararlı olduğu sonucuna varılmıştır. Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesinin uygulama noktasındaki aksaklıkları giderilerek ve geliştirilerek uygulamaya devam edilmesi önerisi getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi Eğitimi, Okul Meclisleri, Proje
Sosyal bilgiler derslerinde bir öğrenme ve öğretme yöntemi olarak sözlü tarih
Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren tanınmaya başlamıştır. Ayrıca dünyada eğitim alanında yoğun bir şekilde kullanılmasına rağmen Türkiye'de 2005 yılında öğretim programlarının yapılandırmacı yaklaşıma göre düzenlenmesinden sonra eğitim alanında çalışmalar yapılmıştır. Öte yandan 2005 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda sözlü tarih bir yöntem olarak önerilmiş ve faydalarından bahsedilmiştir. Ancak sözlü tarih çalışmalarının nasıl yapılacağına dair örneklere, yönerge ya da kılavuza yer verilmemiş, aynı zamanda herhangi bir kaynağa da atıfta bulunulmamıştır. Benzer şekilde konuyla ilgili yapılan çalışmalarda da sözlü tarihin yararlarına, önemine ve özelliklerine değinilmesine rağmen öğretmenlere rehber olacak bir yönerge, kılavuz ya da sözlü tarihin kullanımına dair örnek uygulamaların önerilmediği görülmüştür. Buradan hareketle bu tezin amacı, sosyal bilgiler derslerinde bir öğrenme ve öğretme yöntemi olarak sözlü tarihin uygulamasını yapmak, uygulama ilkelerini belirlemek, yapılan çalışmalarla ilgili olarak öğrencilerin ve sosyal bilgiler öğretmeninin görüşlerini ortaya çıkarmak ve bu tecrübelerden yararlanarak sosyal bilgiler ve tarih öğretmenlerinin kullanabileceği bir Sözlü Tarih Uygulama Kılavuzu hazırlamak olarak tayin edilmiştir. Pilot Uygulama ve Asıl Uygulama aşamalarını içeren bu tez çalışması kapsamında öğrenciler, Asıl Uygulama sürecinde 2005 6. Sınıf Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan Elektronik Yüzyıl ünitesinin "İlerlemenin Sonu Yok" adlı konu üzerine sözlü tarih çalışmaları yapmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden keşfedici araştırma modeline göre yapılmıştır. Amaçlı örneklem tekniklerinden kolay ulaşılabilir örneklem tekniğine göre seçilen çalışma grubunu 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Uşak ili Merkez İlçesi Karaağaç Ortaokulu'nda öğrenim gören 20 (13 kız, 7 erkek) 6. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri üretmek için tamamı araştırmacı tarafından hazırlanan Veli Bilgilendirme Formu, Odak Grup Görüşme Formu, Öğretmen Görüşmesi Formu, Öğrencilerin Sözlü Tarih Raporları, Öğrencilerin Sözlü Tarih Çalışmasını Değerlendirme Formu ve Araştırmacı (Gözlem) Notları kullanılmıştır. Toplanan veriler hem betimsel olarak değerlendirilmiş hem de içerik analizine tabii tutulmuştur. Değerlendirmeler sonunda öğrencilerin görüşme tekniklerini öğrendikleri, görüşmelerini analiz etmeyi, yorumlamayı, sözlü tarih raporu yazmayı öğrendikleri ve sorumluluk bilinçlerinin geliştiği görülmüştür. Bununla birlikte hem öğrenciler hem de sosyal bilgiler öğretmeni sözlü tarihi yararlı bir öğrenme ve öğretme yöntemi olduğunu gördükleri tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan öğrenciler, sözlü tarih çalışmasında bulunmaktan keyif almalarına rağmen sürecin daha kısa olması gerektiğine vurgu yapmışlardır. Bunlarla birlikte sözlü tarih çalışması, öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirmekle birlikte sözlü tarih raporu yazma, kaygıları yenme ve özgüven kazanma, değişim ve sürekliliği algılama yaşanılan şehrin yerel tarihin öğrenme gibi önemli katkıları olmuştur. Benzer şekilde sosyal bilgiler öğretmeni de sözlü tarihin etkili bir yöntem olduğunu, öğrencilerin iletişim becerilerini, bilimsel araştırma yapma, sorumluluk alma, birlikte öğrenme ve proje yapma gibi becerileri kazandıklarını gözlemiştir. Bunun yanı sıra sözlü tarihin öğretimi sırasında öğretmenlerin öğrencilere sürekli olarak rehberlik etmesi ve ailelerle iyi bir iletişim kurmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak bu tecrübeler ve görüşler birleştirilerek sosyal bilgiler ve tarih öğretmenleri için "Sözlü Tarih Uygulama Kılavuzu" hazırlanmış ve ekte sunulmuştur.
Bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin kelime kazanımına katkısı
Bu araştırma, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kelime kazanımlarına katkısını tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada nitel destekli nicel bir model kullanılmıştır. "Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel" desen kullanıldığı için nicel olan bu çalışma, görüşme tekniğinin de kullanıldığı nitel bir yöntemle desteklenmiştir. Araştırmada üç farklı veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bu araçlar: Öntest ve sontest-kalıcılık testi verilerini toplamak amacıyla araştırmacı ve iki alan uzmanı tarafından geliştirilen, öğrencilerin hedef kelimeleri cümle içinde kullanmalarını gerektiren üçlü likert form ve ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi hakkındaki düşüncelerini tespit etmeyi amaçlayan ve açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırmada iki farklı çalışma grubu ile çalışılmıştır: Birinci çalışma grubunu 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Aydın ili Germencik/Ortaklar Mehmet Hüseyin Öncel İlkokulu'nda dördüncü sınıfta öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 25 deney grubu ve 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. İkinci çalışma grubunu ise bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi ile ilgili görüşme yapılan deney grubundan 25 öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grupları oluşturulduktan sonra tüm gruplara öntestler uygulanmıştır. Öntestler uygulandıktan dört hafta sonra, hedef kelimeler kontrol grubuna kelimenin anlamını sözlükten bulup yazdırarak verilirken, deney grubuna ise hedef kelimeler "Bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi" ile verilmiştir. Uygulama, farklı gün ve farklı zaman dilimlerinde toplam 10 ders saatinde yapılmıştır. Kelime öğretimi uygulamaları bittikten dört hafta sonra, aynı gruplara aynı ölçme araçları ile sontestler uygulanarak, öntest ve sontestlerden elde edilen veriler karşılaştırılarak bağımlı örneklemler t-testi ile analiz edilmiştir. Öğrenilen kelimelerin kalıcılığını ölçmek amacıyla, sontestin uygulanmasından sonra aradan geçen dört haftanın ardından, deney grubu öğrencilerine daha önce sontest olarak uygulanan veri toplama aracı tekrar uygulanmıştır. Kalıcılık testi verileri pearson momentler çarpımı korelasyonu ile analiz edilmiştir.Son olarak, deney grubu öğrencilerine bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi ile ilgili düşüncelerini öğrenmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme formundan elde edilen veriler tematik kodlama tekniği ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin kelimenin anlamını sözlükten bulup anlamını yazarak yapılan kelime öğretiminden daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin öğrencilerin kelime kazanımlarına ve kelimelerin kalıcılığına katkısının olduğu, öğrencilerin bu yöntemi eğlenceli, zevkli, farklı bularak bu yöntemden hoşlandıkları ve bu yöntemle kelime öğrenmeye devam etmek istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç, ileride hazırlanacak olan Türkçe öğretim programlarında "Söz Varlığını Geliştirme" başlığındaki kazanımları düzenlemeye yardımcı olarak basılacak olan Türkçe ders kitaplarında ve tasarlanacak çeşitli öğretim materyallerinde, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin yer almasını sağlayacaktır. Ayrıca bu alanın uygulayıcısı olan öğretmenlere kelime öğretimi çalışmalarında bağlamdan yararlanılması konusunda fikir sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kelime Öğretimi, Kelime Hazinesi, Bağlam Temelli Kelime Öğretimi.
Fen öğretimi laboratuvar uygulamaları dersinde probleme dayalı öğrenme yönteminin kullanılmasının öğretmen adayları üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmada probleme dayalı öğrenme yönteminin "Fen öğretimi laboratuvar uygulamaları I-II" dersinde kullanılmasının öğretmen adaylarının kavramsal anlama düzeylerine, problem çözme becerilerine ve yaratıcılıklarına ilişkin algıları üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yöntemi öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desendir. Araştırmanın uygulamaları iki ayrı sınıfta yürütülmüştür. Deney grubunda dersler probleme dayalı öğrenme ve deney tasarlama uygulamaları ile gerçekleştirilirken; kontrol grubunda dersler sadece deney tekniği ve deney tasarlama uygulamaları ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kavramsal Anlama Testi", "Yetişkinler için problem çözme becerileri", "Ne kadar yaratıcısınız?" ölçeği ve probleme dayalı öğrenme yöntemine ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre probleme dayalı öğrenme yönteminin ve deney tasarlama uygulamalarının deney grubundaki öğretmen adaylarının kavramsal anlama düzeylerini ve yaratıcılıklarına ilişkin algılarını kontrol grubundaki öğretmen adaylarına göre anlamlı düzeyde ve olumlu yönde geliştirdiği söylenebilir.