192
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Rumeli Türk ağızlarının komşu dilleri
Rumeli coğrafyası, Türkiye Türkçesinin yaşayıp etkileşim içinde olduğu bir saha olmuştur. Türk dili, tarihten günümüze kadar Rumeli bölgesinde her anlamda etkili olmayı başarmıştır. Türkiye Türkçesi, Rumeli topraklarında Hint-Avrupa dil ailesi, Slav dil ailesi gibi dillerle zaman içinde etkileşime geçmiştir. Bu etkileşim her dil için aynı düzeyde ve etkide olmamıştır. Rumeli coğrafyasında yer alan ve Rumeli Türk ağızları ile etkileşimde olan diller genel olarak Arnavutça, Boşnakça, Bulgarca, Çekçe, Gagauz Türkçesi, Hırvatça, Karadağlıca, Kırım Tatar Türkçesi, Macarca, Makedonca, Rumence, Sırpça, Slovakça, Ulahça, Yahudi İspanyolcası (Ladino), Yunancadır. Tez giriş, inceleme ve sonuç bölümleri olmak üzere üç temel bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde dünyadaki diller hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Türkiye Türkçesinin Rumeli toprakları tarihî ve bugünü hakkında bilgi verilmiştir. Türkiye Türkçesinin Rumeli coğrafyasında etkileşimde olduğu komşu dilleri dil ailesi, alfabe, çağdaş nüfusu, coğrafi dağılımı, resmî veya hukuki durumu, Türkçe ile etkileşim bakımından incelenmiştir. Son bölüm olan sonuç kısmında ise tez çalışmasında incelenen diller ile ilgili genel bilgiler toplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Rumeli, Türkçe, dil coğrafyası, etkileşim, Rumeli ağızları, komşu diller.
Varis Yolçiyev'in Metamorfoz romanının toplumdilbilimsel açıdan incelenmesi
Toplumdilbilim, dil ve toplum arasındaki ilişkiyi, dil kullanımı bağlamında ele alarak dilin toplumsal cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, nezaket stratejileri ve toplumsal sınıf ile ilişkisini ve tüm bu değişkelerin dil kullanımı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Dil kullanımı ile birlikte konuşma dili, yazı dili, resmi dil, lehçe, şive, ağız, argo, jargon, kod, kod değiştirme, kod karıştırma, iki dillilik, geçer dil, kırma diller ve karma diller, sosyolekt, idyolekt ve yapay dil gibi dil türlerini, dil ilişkilerini ve bu bağlamda dillerin birbirlerini nasıl etkilediği de toplumdilbilimin araştırma alanlarındandır. Çağdaş Azerbaycan Edebiyatının önemli isimlerinden Varis Yolçiyev, başarısıyla çeşitli yazarlık ödülleri almış olan ve eserleri dünyanın çeşitli üniversitelerinde yer alan önemli bir yazardır. Bu çalışmada, yazarın 2013 yılında kaleme aldığı "Metamorfoz" adlı eseri, toplumdilbilimsel bağlamda roman içerisinde yer alan ve başlangıçta birbirini tanımayan yedi karakterin olay örgüsü boyunca iletişimleri sırasında kullandıkları dil toplumsal cinsiyet, eğitim, nezaket, toplumsal sınıf, coğrafya ve dil ilişkileri bağlamında incelenmiştir. Literatürdeki çalışmalara uygun olarak yazarın kahramanlar vasıtasıyla ortaya koyduğu dilde, değişkenlerin dil kullanımında etkili olduğu görülmüştür.
Tarihi roman odağında İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in romancılığının karşılaştırılması
-Tarihi Roman Odağında İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in Romancılığının Karşılaştırması başlıklı çalışmada asıl amaç, çağdaş Türk edebiyatı ve çağdaş Kazak edebiyatında tarihi roman yazan iki zirve şahsiyet İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in romancılıklarını karşılaştırmaktır. Bir diğer amaç ise eserler odağında ortaya çıkan benzer ve farklı yönleri, karşılaştırmalı edebiyat biliminin yöntem meselesi etrafında irdelemektir. Bu çalışmayı oluşturan ilk kaynak İlyas Esenberlin'in Göçebeler (Elmas Kılıç, Can Çekişme, Gazap) üçlemesidir. Bu eser; konu, yapı ve izlek hususları ön planda tutularak incelendikten sonra, Kemal Tahir'in Devlet Ana, Esir Şehrin İnsanları ve Kurt Kanunu eserleriyle karşılaştırılabileceği kararına varılır. Dört bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde, tarihi romanın tarih ve edebiyatla bağı incelenir. İkinci bölümde, tarihi romanın Kazak ve Türk edebiyatındaki gelişimiyle birlikte Esenberlin ile Tahir'in seçilen eserlerinden yola çıkarak tarihi romancı kimlikleri irdelenir. Burada, eserlerin neşredildiği dönem koşulları ile eserlerin vak'a zamanının unsurları, bir arada değerlendirilir. Üçüncü bölümde eserlerin yapı bakımından; dördüncü bölümde ise içerik bakımından karşılaştırılması vardır. Ortaya çıkan sonuçlar, ortak bir geçmişe dayanan Türk halklarının, edebiyatlarının da ortak konular etrafında şekillendiğini gösterir. Lider vasıflı devlet adamları, toplumun düşünce hayatını zenginleştiren şair ve ozanlar, kadınlar ve din adamlarının, bir milletin hafızasında nasıl geliştiği, romanlar yoluyla açığa çıkar. Ulus inşası sürecinde bağımsız bir siyasi düzen kurmanın yolu, halkların bütünlüğünü kurup koruyabilmesinden geçer. Diğer devletler ile kurulan ilişkiler, halkların geleceğine dair ipuçlarını oluşturur. Bu veriler, çalışma sürecinde yeni bir yöntem arayışı içinde olmayı gerekli kılar. Bu uğraşlar neticesinde Çağdaş Türk Edebiyatları alanında daha önce benzeri az rastlanan ve kaynak olarak kullanılabilecek bir çalışma ortaya çıkacağı öngörülür.
Azerbaycan Türkçesinde algı fiillerinin metaforlaşma yoluyla çokanlamlılaşması
Bu çalışmada Azerbaycan Türkçesindeki algı fiillerinin çokanlamlılığı bilişsel bir bakış açısıyla incelenecektir. Bu bağlamda Azerbaycan Türkçesindeki görme, işitme, dokunma, koklama ve tatma olmak üzere beş temel duyuyu temsil eden söz varlığı ele alınacak ve bu fiillerin hangi anlam genişlemelerine sahip olduğu betimlenecektir. Çalışmada bilişsel dilbilimin ilkelerine değinilecek ve bilişsel anlambilim kavramları hakkında bilgi verilecektir. Çokanlamlılık olgusu üzerinde durulacaktır. Bu çalışmada Azerbaycan Türkçesinde algı fiillerinin ifade ettiği çokanlamlılık tespit edilecek ve Azerbaycan Türkçesinde algı fiillerinin sergilediği anlam genişlemeleri kavramsal metafor teorisi yoluyla açıklanmaya çalışılacaktır. Araştırmanın sonunda genel bir değerlendirme yapılarak elde edilen sonuçlar dikkate sunulacaktır.
Gagauzların dil durumu üzerine toplumdilbilimsel bir inceleme
Bu çalışmada dillerin tehlike altına girme süreçleri ve konu ile ilgili toplumdilbilimsel kavramlar açıklanarak, tehlikedeki Türk dillerinden biri olan Gagauzcanın günümüzdeki durumu tartışılmıştır. Dil hakkındaki değerlendirmeler, Komrat'ta ve Avdarma köyünde gerçekleştirdiğimiz saha araştırmasından elde edilen malzemelere ve diğer araştırmalardan edinilen bilgilere göre yapılmıştır. Gagauzlar tarih boyunca, savaşlar ve siyasi sebeplerden dolayı birçok kez göç etmiş ve farklı ulusların egemenliği altında yaşamak zorunda kalmış bir halktır. Yapmış oldukları göçlerin getirmiş olduğu coğrafi ayrılık ve değişiklikler, kültür ve dilin üzerinde yoğun etkiler bırakmıştır. Bu etkiler sonucunda da Gagauzlar çokdilli bir toplum haline gelmiştir. Baskın dillerin ve kültürlerin yoğun etkisi altında Gagauz Türkçesi, zamanla zayıflayarak günümüzde tehlikede olan Türk dilleri kategorisine girmiştir. Gagauzlar, başta Moldova olmak üzere çoğunluk olarak Ukrayna ve Romanya'da yaşamaktadır. Ayrıca Yunanistan, Bulgaristan, Kazakistan, Türkiye ve Makedonya gibi ülkelerde de Gagauzca konuşuru bulunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, dilin zayıflama süreçlerini geçmişten günümüze değerlendirebilmek için Gagauzların tarihi, dili ve dil ile ilgili gelişmeler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde bir dilin tehlike altında olma durumu incelenerek, dil seçimi, dil değiştirimi, dil ölümü gibi toplumdilbilimsel kavramlara yer verilmiş ve bu kavramlar ayrıntılı olarak örneklerle birlikte açıklanmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise Gagauzcanın tehlike altında olmasının sebeplerine değinilmiştir. Gagauzların hangi durumlarda dil seçimine başvurarak kod değiştirdikleri, dilin kullanıldığı alanları ve günümüzdeki durumu, Gagauz Özerk Bölgesi'nin başkenti Komrat'ta ve Avdarma köyünde yapılan saha araştırması sırasında elde edilen röportajlar ve gözlemlere dayanılarak tartışılmıştır. .
Türk ve fars şiirinde yenileşme hareketlerine karşılaştırmalı bir bakış
Bu çalışmanın çıkış noktası, on dokuzuncu asrın ortasından yirminci asrın ilk çeyreğine yakın olan bir zaman dilimine gelinene kadar Türkiye ve İran'ın Batılılaşma cereyanı bağlamında, modern Fars şiirinin oluşum sürecinde beslendiği başlıca kanallardan birisinin modern Türk şiiri oluşu fikridir. Çalışmada ele alınan verilerin başlıca membaı olan tarihsel münasebetler ve benzerlik gösteren modernleşme faaliyetleri birinci bölümde ele alınmıştır. İkinci bölümde Fars şiirine nazaran yarım asırdan daha uzun bir süre evvel Batılı şiir kaynakları ve çağdaş zihniyetle tanışan Türk şiirinin yenileşme evreleri Tanzimat ve Servet-i Fünûn devirleri olmak üzere ortaya konulmuştur. İran'da Meşrutiyet hareketinden önce ilk kıvılcımları ortaya çıkan ancak bu hareket neticesinde doruk noktasına ulaşan modern Fars şiiri ise Meşrutiyet öncesi ve Meşrutiyet devri olmak üzere çalışmanın üçüncü bölümünde ve iki devir olmak suretiyle ortaya konulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde önceki üç bölümün hazırladığı bir zeminde Türk şiirinin modernleşme devrinde yeni Fars şiirinin beslendiği başlıca kanallardan birisi olduğu fikrini pekiştirecek şiir örnekleri ve bu örneklerin bağı irdelenmiştir. Çalışmamızda Türk şiirinin 1860-1901 yılları ve Fars şiirinin 1906-1925 yıllarının ele alınmasının nedeni esasen tespit edilen tesir cereyanının bu devire ait olmasından ileri gelmektedir. Bu devirde İran'ın Batı ve Batılı zihniyete açılan kapısı olma özelliğini taşıyan Osmanlı İmparatorluğu ve bilhassa da İstanbul, sözü geçen edebi etkilenme bağlamında önemli bir rol oynamıştır. Türk şiirinin bahsi geçen züre zarfında Fars şiirinin modernleşmesine etki edişi meselesine dair elde edilen bilgilerin tümünü doğru ve sağlam bir temele oturtmanın ve esasen çalışmanın tetkik yönteminin başat şartı olan tarih şuuru bu tetkikte önemli bir yere sahiptir. Çalışmada ele alınan şiir cereyanı on sekizinci ve on dokuzuncu asır gibi buhranlı bir devre ayna tutma ve sosyal, siyasal ve kültürel şartların bir yankısı olma özelliğini taşır. Bu yönüyle de bu çalışma, bilhassa İslam sonrasına ait olan tarihsel sürecin hemen her devrinde teamül halinde olan Türkiye ve İran'ın Batılılaşma devrine ait ortak yarım asrına ayna tutma ve bu teamülün odağında şiir türünde oluşan tesir meselesini ortaya koyma gayesiyle hazırlanmıştır.
Ali ve Nino, Romeo ve Juliet yapıtlarında karşıtlıkların başkarakterler üzerinde yarattığı ruhsal yıkım
Karşıt temalar ya da durumlara tüm dillerin edebiyatlarında olay örgüsünü desteklemek ve güçlendirmek, yansıtılan estetik atmosferi belirgin kılmak amaçlarıyla yer verilir. Karşıtlık yaratmak maksadıyla bir araya getirilen olgular, tezatlık bitişikliği, soyut yahut somut bir vaziyette sunulabilir. Bahsi geçen karşıtlık durumu, Azerbaycan edebiyatının kıymetli yapıtı Ali ve Nino (1937) ve İngiliz edebiyatında en tanınan eserlerden biri olan Romeo ve Juliet 'in (1597) de temel yapısını meydana getirir. Kurban Said'in eserinde yer verdiği Doğulu-Batılı, Müslüman-Hristiyan, Asyalı-Avrupalı gibi karşıtlıklar eserin arka planı ile paralellik göstermekte, toplum gerçekliğini yansıtmaktadır. Bahsi geçen karşıtlıklar eserdeki karakterlerin benlikleri ve davranışları üzerinde tesirli etkilere sahiptir. Karakterler tecrübe ettikleri karşıt durumların çatışmaları neticesinde düşüncelerini ve davranışlarını şekillendirmektedirler. William Shakespeare'in eserinde kullanılan aydınlık-karanlık, gece-gündüz, aşk-nefret, sevgi-şiddet gibi imgesel, somut ve tematik karşıtlıklar da karakterler üzerinde tesirli olmakta, olaylara ve karakterlerin davranışlarına şekil vermektedir. Bu çalışmada Kurban Said ve William Shakespeare'in yapıtlarında kullandıkları toplumsal, kültürel, dini, coğrafi ve siyasi karşıtlıklar başta olmak üzere tüm imgesel ve nesnel karşıtlıkların Ali ve Nino, Romeo ve Juliet başkarakterleri üzerindeki duygusal ve ruhsal tesiri incelenecek, bu tesirin başkarakterleri yıkıma ve trajik sona götürüşü analiz edilecektir.
Trabzon örneğinde Rumca-Türkçe dil ilişkisi
Hint-Avrupa dil ailesine mensup olan Rumca uzun süredir Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde konuşulmaktadır. Doğu Karadeniz söz konusu bölgelerden biridir. Pontus Rumcası, Romeika veya Trabzon Rumcası olarak adlandırılan varyant bugün Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinde varlığını sürdürmektedir. Bölgede prestij dili olan Türkçe de uzun süredir konuşulmaktadır. Dolayısıyla iki farklı dili yan yana konuşan toplulukların uzun süreli etkileşimi dilsel boyutta da gözlemlenebilir bir hal almıştır. Bu çalışma Trabzon Rumcası ile Trabzon ağızları arasındaki dil ilişkileri seviyesini betimlemeyi amaçlamaktadır. Betimlemeyi yapmak için Lars Johanson'un Kod Kopyalama Modeli kullanılmıştır. Johanson'un Kod Kopyalama Modelini daha iyi anlayabilmek adına çalışmanın ilk bölümünde dil ilişkileri teorilerinin temel kavramları ele alınmış ve daha sonra Johanson'un Kod Kopyalama Modeli ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Trabzon ağızlarını diğer Anadolu ağızlarından ayıran özellikleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölünde ise Trabzon Rumcasının temel özellikleri ve onu diğer Rumca varyantlardan ayıran özellikleri irdelenmiştir. Çalışmada iki dil arasındaki dil ilişkilerini irdeleyebilmek için Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinin çeşitli köylerinde ağız derlemeleri yapılmıştır. Söz konusu derlemelerin transkript edilmiş hali çalışmanın sonunda yer almaktadır. Bunun yanında Brendemoen'un 2002 yılında yayımlanan derlemeleri de dil ilişkileri çerçevesinde irdelenmiştir. Trabzon ağızlarında ses bilgisi, biçimbilgisi, sözdizimi ve söz varlığı düzeylerinde tespite edilen genel ve seçilmiş kopyaların ayrıntılı incelemesi çalışmanın son bölümünü oluşturmaktadır.
Özbekçede şimdiki zaman işaretleyicilerinin zaman ve görünüş açısından incelenmesi
Özbekçede şimdiki zamanı işaretleyen -yap, -yotib, -yotir, -moqda biçim birimleri ile yot-, tur-, yur-, o'tir- yardımcı fiilleri zaman işlevi ve görünüş işlevlerine sahiptir. Zaman kategorisinde eylemler konuşma noktası temel alınarak konumlandırılırken, görünüş kategorisinde eyleme yönelik öznel bir bakış açısı verilmektedir. Bu çalışmada Özbekçedeki şimdiki zaman biçim birimlerinin biçimsel ve işlevsel açıdan benzer ve farklı yönleri ele alınacaktır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın konusu, amacı, yöntemi sınırlılıkları ile temel kavramlar olan zaman, görünüş, kılınış ve kiplik sınıflandırmaları üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise Özbekçedeki şimdiki zaman biçim birimleri biçimsel ve işlevsel açıdan örnekler üzerinden incelenecektir. Çalışma en son bir sonuç bölümü ile bitirilecektir. Anahtar Sözcükler Özbekçe, Zaman, Şimdiki Zaman, Görünüş, Kiplik
Çağdaş ve tarihi Türk lehçeleri interaktif platformu
Sürekli ve çok hızlı gelişmekte bilişim teknolojisi dil incelemelerinde de yoğun olarak kullanılmakta, özellikle bilgisayar bilimleri ile dilbilim iş birliği yapması sonucu yeni araştırma alanları ortaya çıkmaktadır. Yirmiyi aşkın yazı dilini ve pek çok konuşma varyantını içine alan ve geniş bir coğrafyada milyonlarca insanlar tarafından konuşan Türk dilleri pek çok araştırmaya konu olmaktadır. Ancak yeni teknolojilerle Türk dili araştırmalarının birleştirilmesinde, ciddi eksiklikler vardır. Oysa eğitim ve araştırma imkânlarını güçlendirmek için Türk dili araştırmalarında teknoloji kullanımı vazgeçilmez durumdadır. Bir deneme olarak bu tezde, Türk dilleri ve Türkoloji anlamında araştırma, alan araştırması verileri, sözlükler gibi değişik türden işlenmiş veya ham verinin bir araya getirilip yayınlanabileceği interaktif bir platformun hazırlanması amaçlanmaktadır. Bu platform sayesinde araştırmacıların ve öğrencilerin bilgiye daha kolay ulaşma imkanı olacak, farklı Türk dillerinde verilerin yer almasıyla da birbirine ekonomik ve kültürel olarak yakınlaşan Türk dil ve lehçelerini konuşanların birbirlerini daha iyi anlamlarına da katkı sağlayacaktır.
Beşkaza yörükleri: Dil ve kültür araştırması
Eski Türkçe yorı- , Çağatayca ve Eski Anadolu Türkçesinde yörü- fiillerinden gelişen Yörük adı Anadolu'daki konargöçerleri karşılayan bir kavramdır. Yörük, konargöçer hayat yaşayan hayvancılıkla uğraşmalarından dolayı yaylak kışlak arasında gidip gelen, Oğuz boylarına mensup Türkmenlere denir. Osmanlı'nın Anadolu'ya hüküm sürmesiyle birlikte yörük adı konargöçerleri tanımlamak için kullanılmaya başlar. Konargöçerlik iklim ve coğrafyanın etkisiyle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaşatılmaktadır. Günümüzde Fethiye diye bildiğimiz ve Likya döneminde Telmossoss /Meğri adlarıyla anılan bölge 1286 yılında Menteşe Beyliği'ne katılmasıyla beş kadıya tahsis edilir ve adı beş kadılı yer manasına gelen Beşkaza olarak anılır. Bölgede uzun yıllardır varlığını sürdüren Yörükler konargöçer hayatları ve ağızlarıyla dikkat çekerler. Yörükler uzun süre kapalı bir grup halinde yaşamaları nedeniyle ağız özelliklerinde bazı Eski Türkçe unsurların halen yaşadığı görülmektedir. Bu çalışma Beşkaza Yörüklerinin ağız özellikleri ile kültürel unsurlarını betimlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Beşkaza yöresi ve yörükler hakkında genel bilgilendirme yapılarak söz konusu grubun kültürel hayatı verilecektir. Ağıza ait özellikleri betimlemek için Beşkaza'nın Seki, Temel, Söğütlüdere, Gerişburnu, Könteş, Kürdük, Gacak, Döğer, Dont, Karaçulha ile Boğalar köylerinde ağız derlemeleri yapılmıştır. Beşkaza ağzına ait ses bilgisi ve şekil bilgisi özellikleri çalışmanın ikinci bölümünde incelenmiştir. Çalışmanın sonunda ise Beşkaza ağzından derlenen metinlerden hareketle oluşturduğumuz sözlük yer almaktadır. Söz konusu derleme metinlerinin transkribe edilmiş şekli çalışmanın sonunda bulunmaktadır. Anahtar Sözcükler Beşkaza, ağız, yörük, konargöçer
Karaçay-Malkarcada "almak" ve "vermek" fiillerinin anlamsal alanları
Bu çalışma, Karaçay-Malkarcadaki "aлыргъа" (almak) ve "берирге" (vermek) fiillerinin anlamsal alanlarının özelliklerini ele alır. Bu fiiller anlamsal zıt anlamlı kelime (İng.: relational antonym) olup çok eskidir. Çalışmada bu kavramların anlamsal alanları betimlenmiş ve yan anlamları arasındaki anlamsal ilişkiler örneklerle verilmiştir. Fiiller, kod kopyalama kuramı açısından da incelenmiştir. Çalışmada fiiller anlamsal bir kategori olarak değerlendirilir. Almak-vermek kavramlarına ait anlamsal alanları oluşturmak için fiillerin konusal anlambilimsel sınıflandırması yapılmıştır. Çalışmada bu konuda en çok iki kuramdan yararlanılmıştır. Birincisi Ch.Fillmore'un Çerçeve Anlambilimi'dir. Ona göre bir insanın zihninde kullanabileceği her kelime için senaryoya benzeyen basit çerçeveler vardır. Çerçeveler, bir cümle veya kelimeyi anlamak için konuşurun bilmesi gereken ön bilgiler, yani önvarsayımdır. Kullanılan ikinci kuram A. Mustayoki'nin İşlevsel Sözdizimidir. Bu kuram çerçevesinde her fiille ilgili önvarsayımlar, yani olası roller konuşurun bakış açısından gösterilmiştir. Mesela "mektup almak" anlamsal yapısı daima mektubu gönderen Eden, onu alan Deneyimci ve yüklemlemeye dahil olan Etkilenen'i (mektup) içerir. Kıpçak dili olan Karaçay-Malkarcayı araştırmamızın sebebi, bu dil konuşurların 13. yüzyıldan beri Kafkasya'da yaşayıp Kafkas dilleri ve Rusça ile yoğun bir dil temasında bulunmasıdır. Bu, "almak" ve "vermek" kavramlarının bu bölgedeki gelişimini takip etme fırsatını verir. Araştırma sonucunda "almak" fiilinin Karaçay-Malkarca konuşurların zihinsel sözlüklerinde "istemek", "bir eylemi deneyimlemek", "kabul etmek", "başlamak", "değişmek", "kopyalamak", "bitirmek" kavramlarına bağlı olduğu; "vermek" fiilinin ise "etkilemek", "izin vermek", "sağlamak", "yayınlamak", "başlatmak" gibi kavramlarla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Kafkasya Savaşı'ndan itibaren Karaçay ve Malkarların hayatları Rusçayla bağlantılıdır. Bundan dolayı "almak" ve "vermek" fiilleri doğal olarak Rusçadan etkilenmiştir. Etkilenme derecelerini öğrenmek için L. Johanson'un kod kopyalama modelinden yararlanıldı. Modele göre sosyal açıdan baskın olan bir dilden (B) baskın olmayan bir dil (A) bir anlamsal yapıyı genel (tamamıyla alarak), seçilmiş (yapının bir veya birkaç özelliğini kopyalayarak) veya karışık olarak kopyalayabilir. Bu modele göre Karaçay-Malkarcada "almak" ve "vermek" anlamsal alanlarındaki yapıların %37'inin Rusçayla etkileşim sonucunda ortaya çıktığı, dolayısıyla Karaçay-Malkarcanın büyük oranda Rusçadan etkilendiği belirlenmiştir. Çalışmada, Karaçay-Malkarca üzerine ilk defa İşlevsel Sözdizimi, Çerçeve Anlambilimi ve Lars Johanson'un kod kopyalama modeli uygulanmış, "almak-vermek" anlamsal alanları ortaya konulup incelenmiş ve dil ilişkileri sonucunda ilgili fiillerin Rusçadan etkilenme derecesi belirlenmiştir.
Ankara ağızlarında zarf-fiil cümleleri
Bu çalışmada; Ankara ağızlarında zarf-fiilli parçalarla kurulan yan cümle tipleri, sözdizimsel düzeyde ele alınmaya çalışılmıştır. Zarf-filli parçalar; belirli eklerin fiil tabanına eklenmesiyle oluşturulur, ana cümleye bağımlı durumdadır ve onu farklı anlamsal yönlerden tamamlayarak belirteç görevi üstlenir. Genel olarak Türkiye Türkçesi üzerinden ele alınan bu kavram, ağızlar çerçevesinde yeterli ilgiyi görmemektedir. İlgili konu bu çalışmada ağızlar bağlamında ele alınmaktadır. Ankara ağızları çerçevesinde, zarf-fiillerle kurulan yan cümlelerin, temel cümleyle kurdukları anlamsal ve sözdizimsel ilişkiler çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Tezin örneklem evrenini Prof. Dr. Nurettin Demir ve ekibi tarafından yürütülen ANADOK (Ankara Ağızları Dokümantasyonu) adlı TÜBİTAK projesi kapsamında Ankara'nın ilçe ve köylerinden elde edilen veriler oluşturmaktadır.
Togay Murad'ın "Oydında Yurgan Odamlar" adlı romanı esasında Özbek Türkçesinde isim
"Togay Murad'ın 'Oydında Yurgan Odamlar' Adlı Romanı Esasında Özbek Türkçesinde İsim" adlı çalışmamızda daha önce Türkiye'de gramer özelinde çalışılmamış olan bu eser incelenmiştir. Eserin "yapım ekleri" bölümünde isimden isim yapma ve fiilden isim yapma ekleri alfabetik sıralamaya göre düzenlenmiştir. Ekler incelenip işlevleri verildikten sonra esas alınan romandan örnekler sayfa ve satır numarası parantez içerisinde belirtilerek verilmiştir. Eserin "çekim ekleri" bölümünde çokluk eki, iyelik ekleri, bildirme ekleri, soru eki ve hâl ekleri incelenmiştir. Özbek Türkçesindeki çokluk ekleri, iyelik ekleri, bildirme ekleri, soru ekleri, hâl ekleri kategorisi, Tarihi Türk lehçelerindeki durumu da dikkate alınarak incelenmiştir. Çekim ekleri de alfabetik sırayla incelenip romandan örnek verilerek sayfa ve satır numaraları belirtilmiştir. Tarihî Türk lehçelerinde hâl ekleri incelenirken her bir yazı dili için ilgili gramer kaynakları esas alınmış ve metinden örneklerle desteklenmiştir. Çalışmamız "yapım ekleri" ve "çekim ekleri" ana bölümleri olmak üzere sonuç, kaynakça, çeviri yazı, Türkiye Türkçesine aktarma ve metnin asıl biçimiyle son bulmaktadır.
Dil ve anlam özellikleri bakımından Göktürk metinlerindeki sözcüklerle Tatar ve Başkurt Türkçesindeki sözcüklerin karşılaştırılması
Dilin, insanların birbirleriyle iletişimini sağlayan, zaman içerisinde gelişen ve değişen canlı bir varlık olduğu ifade edilir. Tarihimizin en eski yazılı kaynağı kabul edilen Göktürk metinlerinden bu yana, şu an konuştuğumuz Türkçe'nin de sürekli değişim yaşadığını ve geliştiğini ifade edebiliriz. Göktürkçe üzerine pek çok çalışma yapılmış olmakla birlikte Türk lehçeleri üzerine yapılan çalışmaların özellikle Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ivme kazandığını söylemek mümkündür. Bu çalışmamızda, Göktürk metinleri ana başlığı altında; Çoyr, Orhun yazıtları olarak ifade edilen Köl Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongin, Kül İç Çor ve Uygur dönemi yazıtlarından Tes, Taryat, Şine Usu ve Suci yazıtlarında geçen sözcükler esas alınarak, bunların Tatar ve Başkurt Türkçelerinde kullanılışları belirlenmiş, sözcüklerin uğradıkları ses hadiseleri ve anlamları üzerinde durulmuştur. Maruz kaldıkları ses hadiseleri ile anlam değişimleri neticesinde, dilin sürekli değişim ve gelişim içerisinde olduğu sonucunu gözler önüne serebilmek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkurt Türkçesi, Tatar Türkçesi, Göktürk Metinleri, ses ve anlam değişmeleri.
Dîvânu Lugâti't-Türk'te geçen giyim kuşam kültürü ile ilgili söz varlığı ve Başkurtçadaki durumu üzerine bir inceleme
Kâşgarlı Mahmud tarafından kaleme alınan Dîvânu Lugâti't-Türk, Türk milletinin 11. yüzyılının kültürel özelliklerini gösteren, Türk dünyasının dili ve kültürü hakkında önemli bilgiler içeren, Türk dilinin en kapsamlı sözlüğüdür. Dîvânu Lugâti't-Türk'ü önemli kılan bir diğer unsur ise kaleme alındığı dönemin sözlükçülük esaslarına göre çok iyi hazırlanmasıdır. Dîvânu Lugâti't-Türk, giyim kuşamda kullanılan malzemeler hakkında zengin bir söz varlığını içinde barındırır. Çalışmada Dîvânu Lugâti't-Türk'te giyim kuşamla ilgili kaydedilen söz varlığının Başkurt Türkçesindeki izleri incelenmiştir. İncelenen kaynaklar sonucunda giyim kuşamla ilgili elbiseler, kumaş türleri, kürkler, başörtüler, başlıklar, ayakkabı çeşitleri, süs eşyaları ve aksesuarların isimlendirmeleri tespit edilmiştir. Daha sonra, art zamanlı yöntemle tarihî Türk lehçelerindeki sözcüklerin görünümü ve anlamları gösterilmiştir. Giyim kuşam ile ilgili söz varlığının tarihî yönden incelenmesi, sözcüklerin karşılaştırma yaptığımız çağdaş Başkurt Türkçesindeki durumları, şekil ve anlam değişimlerine uğrayıp uğramadıkları konusunda bize bilgi vermektedir. Bu veriler ışığında sözcüklerin bazılarının anlamca korunduğu, bazılarının ise şekil ve anlamca değişikliğe uğradığı tespit edilmiştir. Birçok söz varlığı ise sadece Dîvânu Lugâti't-Türk'te hapax (tek veri) unsur olarak kaydedilmiştir. Bu tez çalışması; Problem Durumu, Araştırmanın Amacı, Araştırmanın Önemi, Yöntemi ve Sınırlılıkları alt başlıkları altında 'Giriş'; Karahanlı Devleti ve Dili, Dîvânu Lugâti't Türk, Başkurt Türkleri ve Dili alt başlıkları altında Birinci Bölüm; Dîvânu Lugâti't Türk Bağlamında Giyim Kuşam Kültürü, Başkurdistan'da Giyim Kuşam ve Dîvânu Lugâti't Türk ve Başkurt Türkçesinde Ortak Giyim Kuşam Sözcükleri alt başlıkları altında İkinci Bölüm; Dîvânu Lugâti't-Türk'te Geçen Giyim Kuşam Kültürü ile İlgili Söz Varlığının İncelemesi başlığı altında Üçüncü Bölüm; Sonuç ve Dizin kısımlarından oluşmaktadır.
Aqselew Seydimbek'in hikâyeleri örneğinde Kazak Türkçesi edatlar
Türk Dili geniş bir coğrafya sahasında konuşulan bir dildir. Bu çalışma, Türk lehçelerinin araştırılması ve bilim dünyasına tanıtılması gerektiği için ele alınmıştır. "Aqselew Seydimbek'in Hikâyeleri Örneğinde Kazak Türkçesinde Edatlar" adlı bu çalışmada, "Aqqız" adlı eserde bulunan edatlar tespit edilmeden önce Kazak Türkçesinde ve Türkiye Türkçesinde bulunan edatların tanımı, tasnifi ve terimleri hakkında yapılan çalışmalar genel olarak değerlendirilmiştir. "Aqqız" adlı eserden tespit edilen edatlar fişleme yöntemiyle taranarak yapılarına göre ve anlamlarına göre olmak üzere incelenmiştir. Örnek cümlelerde tespit edilen edatlar, kullanımlarına göre cümle içerisinde gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aqselew Seydimbek, Aqqız, Hikâyeler, Kazak Türkçesi, Edat. a sonra doldurulacaktır.
Özbek Türkçesi ağızlarında Oğuzca unsurlar
Coğrafi konumu, iklim şartları, verimli toprakları, tarihi süreci, çeşitli kültürel zenginlikleri, maddi ve manevi mirası açısında Özbekistan, Türk-İslam âlemi için çok özel bir konuma sahiptir. Türkiye'den sonra en kalabalık Türk Cumhuriyeti olan Özbekistan'da Orta Asya halkının neredeyse yarısı hayatını sürdürmektedir. Nüfusun çoğunluğunu Türklerin üç büyük grubu olan Karluk, Kıpçak ve Oğuz boyları oluşturmaktadır. Resmi dil olarak Özbekçenin kullanıldığı bu topraklarda Rus, Tacik, Kore ve diğer milletler den azınlıklar da iç içe yaşamaktadır. Türkçenin Karluk grubunda yer alan Özbek yazı dili fonetik olarak Taşkent, morfolojik olarak ise Fergana ağzına dayanmaktadır. İçerisinde barındırdığı Karluk, Kıpçak ve Oğuzca unsurlar, Özbek Türkçesinde büyük ağız gruplarının ve küçük alt grupların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Hazırladığımız çalışmada Özbek Türkçesi ağızlarında bulunan Oğuzca unsurları tespit etmeyi amaçladık. Çalışmamızın giriş bölümünde yer alan "Özbekler, Özbekçe, Özbek Edebiyatı ve Özbekçenin Yazımları" konu başlıklarıyla genel olarak Özbekistan, Özbeklerin tarihi, etnik kökeni, dili, edebiyatı ve yazımını özetlemeye çalıştık. "Özbek Türkçesi Ağızları ve Özellikleri" başlıklı birinci bölümünde ise Özbek ağız araştırmalarının tarihi, ağızlarla ilgili yayımlanan eserler ve kaynaklar, tasnif çalışmaları, ana ve alt grupları ayırmada uygulanan ölçütler ve ağız özelliklerini değerlendirdik. Çalışmamızın "Özbek Türkçesi Ağızlarında Oğuzca Unsurlar" başlıklı ikinci bölümde Özbek Türkçesi ağızlarında ses bilgisi, şekil bilgisi ve söz varlığı bakımından oğuzca unsurları ele aldık. Üçüncü bölümde ise Özbek Türkçesinin Karluk, Kıpçak ve Oğuz ana ağız gruplarından örnek metinlere yer vererek çalışmamızı tamamladık. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Özbek Türkçesi Ağızları, Oğuzca, Oğuzca Unsurlar.
Moldo Niyaz'ın eseri örneğinde geçiş dönemi Kırgız Türkçesi
Bu çalışmada Moldo Niyaz'ın "Sanat-ı Digarastar" eserinin dil özellikleri belirlenerek Çağatay Türkçesi ve çağdaş Kırgız Türkçesi ile karşılaştırılmış ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Çağatay Türkçesi döneminde kullanılan Arap alfabesiyle yazılmış eser, transkripsiyon alfabesine aktarılmış ve ardından dizin oluşturulmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde tezle ilgili amaç, yöntem, literatür taraması gibi konulara ek olarak Kırgız Türkçesi, Sovyet öncesi yazılı Kırgız Edebiyatı, Kırgızların kullandığı alfabeler ve çalışılan eser ve yazar hakkında genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde eserin ses bilgisi özellikleri çağdaş Kırgız Türkçesi ve Çağatay Türkçesinin ses özellikleriyle karşılaştırmalı incelemesi yapılmıştır. Ses özelliklerinden hareketle dönemin dil özelliğinin ne derece Çağatay Türkçesine ve ne derece çağdaş Kırgız Türkçesine yakın olduğu incelenmiştir. İkinci bölümde metnin şekil bilgisi ve kelime türleri ile Çağatay Türkçesi ve çağdaş Kırgız Türkçesi şekil özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İncelemenin üçüncü bölümde ise eserin transkripsiyonlu şekli verilmiştir. Son kısım olan dördüncü bölümde ise incelenen metnin dizinine yer verilmiştir.
Kazak halk edebiyatında Kara Ölenler üzerine bir inceleme
Geniş bir coğrafyada uzun müddet konargöçer yaşam süren Kazak halkına göre şekillenen kara ölen söyleme geleneği, halk edebiyatında önemli bir yer tutmaktadır. Kara ölenler, sözlü edebiyat geleneğinin hâkim olduğu yüzyıllarda halk tarafından oluşturulmuştur. Kara ölenler halkın ağızdan ağıza aktararak yazılı edebiyat devrine kadar getirdiği şiirlerdir. 100 ciltlik Babalar Sözi ansiklopedisi Kazak halkının sözlü edebiyatının bir araya getirildiği kültür ürünüdür. Çalışma, ansiklopedinin 70. cildi olan kara ölen konusunu içermektedir. İlk olarak çeviriyazısı yapılan kara ölenler sonrasında Türkçeye aktarılmıştır ve muhtevası incelenerek diğer türlerle ilişkisi bulunan konular ele alınmıştır. Kara ölenlerin halka ders verme, eğitme eğlendirme amacıyla söylenmiş şiirler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türk edebiyatında Kazak kara ölenleri hakkında kaynak yok denecek kadar az olması hasebiyle genel bilgilerde dâhil olmak üzere çoğu Kazak Türkçesi kaynaklarından çevirisi yapılarak okuyuculara sunulmuş ve kullanılan kitaplar kaynakça bölümünde belirtilmiştir. Kara ölenler ilk olarak Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarımı, daha sonra Kiril alfabesinden Latin alfabesine transkripsiyonu yapılmıştır. Ardından çalışma konulara ayrılarak incelenmiştir. Kazak halk edebiyatındaki kara ölenlerin incelenmesi Türk kültüründe önemli bir yer arz etmektedir. Bu çalışma ile Türklük Bilimi araştırmalarına Babalar Sözi eseri tanıtılarak eser üzerinden Kazak Kara ölenlerinin tanıtımı yapılmış olup bir nebze katkıda bulunması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kazak Halk Edebiyatı, Kazak Türkçesi, Babalar Sözi, Şiir, Kara Ölen.
Nazım Keriçli'nin 'Üç İstek' adlı eseri esasında Kırım Tatar Türkçesinde fiil
Bu çalışmada Nazım KERİÇLİ'nin 'Üç İstek' adlı eseri esasında Kırım Tatar Türkçesinde fiil konusu ele alınmıştır. Kırım Tatar Türkçesi üzerine Türkiye ve Türkiye dışında yeterince araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmamızla bu konudaki eksikliğin giderilmesine bir parça olsa da katkı sağlanmak amaçlanmıştır. Kırım Tatar Türkçesi, Türk dilinin Kuzey-Batı (Kıpçak) grubuna girer. Kırım Tatar Türkçesi Karaçay-Balkar, Kumuk, Karaim Türkçesi ile bu grubun batı kolunu oluşturur. Bugüne kadar üzerinde çalışılmayan Nazım KERİÇLİ 'nin 'Üç İstek' adlı eseri ilk defa çeviri yazıya aktarılarak Türkiye Türkçesine tercüme edilmiş ve eserde bulunan malzeme esasında Kırım Tatar Türkçesinde fiil konusu incelenmiştir. İncelememiz fiil yapım eklerini, fiilin basit ve birleşik çekimini, kişi ekleri ve çekimsiz fiil biçimleri olan fiilimsileri içine almaktadır. Türk dilinde yapım ekleri yeni kelimelerin yapımında kullanılan birimlerdir. Bir dilin gelişebilmesi, o dildeki nesne ve kavramlar için kendi bünyesinde kelimeler türetebilmesiyle mümkündür. Kırım Tatar Türkçesi, diğer Türk lehçeleri gibi sondan eklemeli bir dildir. Bu nedenle kelimelerin çekimleri ve yeni kelime türetilmesi çeşitli eklerin yardımıyla mümkün olmaktadır. Dilde mevcut köklere yine dilde mevcut eklerin getirilmesiyle yapılan türetme işi, dile büyük avantaj sağlamaktadır. Türkiye Türkçesinde olduğu gibi Kırım Tatar Türkçesinde de kök ve gövdelerin iki türü mevcuttur. Bunlar 1- fiiller 2- isimler. Bu nedenle yapım eklerinin dört çeşidi kullanılmaktadır: isimden isim yapım ekleri, isimden fiil yapım ekleri, fiilden fiil yapım ekleri ve fiilden isim yapım ekleri. Bu çalışmada ise Kırım Tatar Türkçesinde fiilden fiil yapım ekleri ve isimden fiil yapım ekleri 'Üç İstek' eseri üzerinden ele alınmıştır. Türk lehçelerinde cümlede zamanı belli etmek için fiil kip ekleri kullanılır. Diğer Türk lehçelerinde olduğu gibi Kırım Tatar Türkçesinde de cümlenin zamanını belirtmek için fiil kipleri kullanılır. Kırım Tatar Türkçesinde; şimdiki zaman, geçmiş zaman ve gelecek zaman olmak üzere üç zaman esas alınarak fiil kipleri ele alınmıştır. Türk lehçelerinde işi, hareketi ve oluşu kimin ya da neyin yaptığını ifade etmek için kişi ekleri kullanılır. Bu çalışmada da Kırım Tatar Türkçesinde kişi ekleri işlenmiştir. Eser önce Kiril harflerinden Latin harflerine transkribe edilmiş ve daha sonrada çeviri yazısı oluşturulup Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Çalışmanın başında Kırım Tatar Türkleri ve Kırım Tatar Türkçesi hakkında da bilgi verilmiş ve daha sonra yukarıda anlatılan çalışmalar sırasıyla ele alınmıştır. Bu çalışma ile Türklük Bilimi araştırmalarına Nazım KERİÇLİ 'nin 'Üç İstek' eseri tanıtılarak ve dil incelemesi yapılarak bir katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fiiller, Fiil Çekimleri, Kırım Tatar Türkçesi, Üç İstek.
Bucaktan Sesler adlı eser esasında Gagavuz Türkçesinde fiil
Tezimizde Dionis Tanasoğlu'nun 1957'de Kişinev'de yayımlanmış olan 'Bucaktan Sesler' adlı eseri, çeviri yazıya aktarılarak Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Daha sonra eser, fiiller bakımından gözden geçirilmiştir. Gagavuz Türkçesi, Türk dilinin Güney-Batı (Oğuz) grubu içerisinde yer almaktadır. Bu grup içerisinde bulunan Gagavuz Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkiye Türkçesi bu grubun batı kolunu oluşturur, Türkmen Türkçesi ise grubun Doğu kolunu oluşturur. Daha önce hiç incelenmemiş olan Dionis TANASOĞLU'nun derlemiş olduğu 'Bucaktan Sesler' adlı bu eseri ilk kez çeviri yazıya geçirerek Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmış ve eser üzerinden Gagavuz Türkçesinde fiil konusu incelenmiştir. Çalışmamızda fiil yapım ekleri, fiilin basit ve birleşik çekimi, kişi ekleri ve çekimsiz fiil biçimleri olan fiilimsiler yer almaktadır. Yapım ekleri, isim ya da fiil kök veya gövdelerine gelerek yeni sözcükler türetmede kullanılan birimlerdir. Bir dilin zenginleşerek gelişmesi, o dilin kendi bünyesinde yer alan nesne ve kavramlar ile ilgili yeni kelimeler türetebilmesi ile doğru orantılıdır. Diğer Türk lehçeleri gibi sondan eklemeli bir dil olan Gagavuz Türkçesinde de kelimelerin çekimleri ve yeni sözcükler türetilmesi birtakım eklerin desteğiyle mümkün olmaktadır. Türkiye Türkçesinde olduğu gibi Gagavuz Türkçesinde de kök ve gövdelerin fiiller ve isimler olmak üzere iki çeşidi mevcuttur. Yapım eklerinin ise isimden isim yapım ekleri, isimden fiil yapım ekleri; fiilden fiil yapım ekleri ve fiilden isim yapım ekleri şeklinde dört tipi kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Gagavuz Türkçesinde fiil türeten fiilden fiil yapım ekleri ve isimden fiil yapım ekleri 'Bucaktan Sesler' adlı eser üzerinden incelenmiştir. Çekimli bir fiilde fiil kök ya da gövdesi + kip eki + kişi ekleri biçiminde bir sıralama görülür. Kişi ekleri çekimli fiillerin sonuna gelerek kişi ve sayı gösteren eklerdir. Çalışmamızın bu bölümünde Gagavuz Türkçesindeki kişi ekleri ele alınmıştır. Çekimli bir fiilde kök ve gövdelerden sonra kip ekleri getirilmektedir. Kip ekleri, bildirme kipleri ve tasarlama kipleri olarak iki bölümde gözden geçirilmiştir. Gagavuz Türkçesinde fiil kipleri, geniş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve geçmiş zaman (görülen geçmiş zaman, öğrenilen geçmiş zaman) olmak üzere dört zaman esasında incelenmiştir. Tasarlama kipleri ise dörde ayrılarak gereklilik, şart, emir ve istek biçimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Fiiller, Fiil Çekimleri, Gagavuz Türkçesi, Bucaktan Sesler.
Muhabbet ve Tebessüm adlı eser örneğinde Yeni Uygur Türkçesinde fiil (inceleme, çeviri yazı, Türkiye Türkçesine aktarma,sözlük)"
Bu çalışmada 2010 yılında Sincan Halk Neşriyatı'nda Arap harfli Çağdaş Uygur Türkçesiyle yayınlanan Uygur şairi Muhammetcan Sadık'a ait "Muhabbet ve Tebessüm" isimli şiir kitabı esasında Çağdaş Uygur Türkçesinde fiil konusu ele alınmıştır. Çağdaş Uygur Türkçesi, Türk dilinin Güney- Doğu (Karluk) grubuna girer. Bu alan üzerine Türkiye ve Türkiye dışında yeterince araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmamızla bu konudaki eksikliğin kapatılmasına bir parça da olsa katkı sağlanmak amaçlanmıştır. Çağdaş Uygur Türkçesinin fiil konusu üzerine hazırlamış olduğumuz bu çalışmanın içeriği fiil yapımı, kişi ekleri, fiillerin basit ve birleşik çekimi ve çekimsiz fiil biçimleri olan fiilimsilerden oluşmaktadır. Yapım ekleri bahsi yeni kelimelerin yapımında kullanılmaktadır. Sondan eklemeli bir dil olan Çağdaş Uygur Türkçesinde, yeni kelimelerin türetilmesi çeşitli eklerin yardımıyla oluşmaktadır. Yapım ekleri dört başlık altında toplanır. Ancak hazırlamış olduğumuz bu çalışma fiil konusunu kapsadığı için yapım eklerinin sadece fiil bahsi çalışmamızda yer almıştır. Bunlar isimden fiil yapma ekleri ve fiilden fiil yapma ekleri başlıklarıyla çalışmamızda yer almaktadır. Cümledeki zaman kavramını belli etmek için kullanılan fiil kip ekleri Çağdaş Uygur Türkçesinde de kullanılmaktadır. Çağdaş Uygur Türkçesinde; geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve geniş zaman olmak üzere dört zaman esas alınarak fiil kipleri ele alınmıştır. Çalışmamız; Çağdaş Uygur Türkçesinde fiil, çeviri yazı, Türkiye Türkçesine aktarım ve eserin sözlük çalışması olarak dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Çağdaş Uygur Türkçesinde fiil konusu eserden örnekler verilerek açıklanmıştır. Eserden seçilen her örnek kelimenin yeri parantez içerisinde numaralandırılmıştır. İkinci bölümde ilgili eserin çeviri yazı aktarımı, üçüncü bölümde ise Türkiye Türkçesine çevrisi yapılmıştır. Dördüncü bölümde eserde yer alan ve Türkiye Türkçesi konuşurları tarafından anlaşılması zor olabilecek kelimelerin bulunduğu Uygurca - Türkçe bir sözlükte bulunmaktadır. Bu çalışma ile hem bu sahada hazırlanmış olan diğer araştırmalara katkıda bulunmak hem de Doğu Türkistan'ın son dönem şairlerinden biri olan Muhammetcan Sadık'ın tanınması ve yazarın kaleminden çıkan "Muhabbet ve Tebessüm" adlı eserin Türkiye Türkçesini Türk dünyası bilim sahasına kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fiiller, Fiil Çekimleri, Çağdaş Uygur Türkçesi, Muhabbet ve Tebessüm.
Kırgız Türkçesindeki idari/askeri ünvan ve terimler üzerine bir inceleme
Dünya kültür mirasına katkı sunmuş milletlerin en eskilerinden biri de Türklerdir. Türkler, Sibirya ve çevresinde meskûn oldukları dönemde göçebe yaşam şeklini benimsemiştir. Türkler, konar-göçer yaşam tarzından dolayı sürekli yer değiştirmelerine karşın çok zengin bir kültürel miras oluşturmayı başarmışlar ve dünya ailesi içerisinde önemli kültürel miras temsilcisi olmuşlardır. Bunun sonucu olarak dünya kültür mirasına büyük katkıları olan Türkler büyük devletler ve imparatorluklar kurup askeri ve idari başarılarını kanıtlamışlardır. Türklerin uzun süre atlı-göçebe olmaları onların askeri ve idari kabiliyetini geliştirmiş, bu kabiliyet onlara birçok coğrafyada başarılar kazandırmış, devletler ve imparatorluklar idare etmişlerdir. Türkler sadece savaşmamışlar, onlar geliştirdikleri idari ve askeri sistemlerle dünyaya bir örnek oluşturmuş, birçok medeniyet söz konusu sistemden örnek alarak devletler kurup askeri düzenlemelerini gerçekleştirmişlerdir. Günümüzde de dünyada bilinen ilk düzenli orduyu ve onluk sistemi kuran Türkler, askeri disiplin ve yetenekleri ile dünyaya örnek oluşturmaya devam etmektedir. Türklerin bir kolu olan Kırgız Türklerinin yaşam tarzları da genel anlamda diğer Türk boylarından farklı değildir. Kırgız Türkleri de gerek kurdukları devletlerin yaşaması, gerekse mensup oldukları imparatorluk kültürleri içerisinde askeri kabiliyetleri ile temayüz etmiş, büyük çatışmaların ve olayların neticesinde destanlar yaratmasını bilmiş, Türk boylarından birisidir. Bugün dünyanın bilinen en uzun destanı olan Manas destanını yaratmışlardır. Bu çalışmada Kırgız Türkçesinde yaşayan (geçmişte ve günümüzde) idari ve askeri unvan ve terimlerin araştırılması ve hangi dillerden alıntı yapıldığının belirlenmesi ve morfolojik görünümlerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Çalışmamızın temel amaçlarından biri de Kırgız Türkçesinde var olan alıntı sözcüklerin Türkçeleştirilmesine destek olmak aynı zamanda, Türkiye'deki terim ve unvanların Türkçeleştirilip Türkiye Türkçesine yeniden kazandırılması, Türk topluluklarının idari ve askeri unvan ve terimlerinde birlik sağlanması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırgız Türkçesi, İdari terim, idari ünvan, askeri terim, askeri ünvan, etimoloji
Özbek Türkçesinde fiil: Uçqun Nazarov'un romanları örneği
Dünyada varlık ve hareket olmak üzere iki unsur bulunmaktadır. Varlık ve kavramlar isimler ile karşılanırken hareketlerin dildeki karşılıkları fiillerdir. Varlıkların yapmış olduğu işi, oluşu ya da hareketi, birbirinden farklı ekler alarak zamana ve şahsa bağlı şekilde anlatan kelimeler olan fiiller, cümle kuruluşunun ana ögesi olsa da cümle içerisindeki diğer kelimeler ile bir anlam bütünlüğü oluşturmaya, onlarla anlam ilişkisi kurmaya mecburdur. Fiilin cümle içerisinde kurduğu ilişkileri belirleyen birden fazla etken olup bunlar fiilin yapısal özelliği, cümledeki konumuna göre almak durumunda olduğu kip, zaman ve kişi ekleri olarak sıralanabilir. Türk literatüründe fiilin dilin sistematik işleyişindeki konumunun belirlenmesi adına pek çok değerli çalışma yapılmıştır. Çalışılan metinlerin Türk dilinin farklı lehçelerinden alınan metinler üzerine olması, yapılan çalışmaların değerini daha da önemli kılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Özbek yazar Uçkun Nazarov'un Chayon Yili ve Paymona adlı romanları üzerine yapılan bu tez çalışmasında adı geçen romanlardaki fiiller, yapı ve işlevleri bakımından incelenirken aynı zamanda Türk lehçeleri arasında oluşturulan köprüye küçük de olsa bir taş koyabilmek böylece Türk dünyasının birlik ve bütünlüğüne ufak bir katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışma, Giriş, İnceleme ve Sonuç olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Özbek Türklerinin tarihi, Özbek Türkçesi ve edebiyatının tarihî gelişimi ve incelenen romanların yazarı Uçkun Nazarov hakkında bilgi verilmiş, İnceleme bölümünde romanlardan tespit edilen fiiller, yapıları ve fiil çekiminde aldıkları kip, zaman ve şahıs ekleri bakımından ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. İnceleme esnasında detaylı literatür taraması sonucunda ulaşılan pek çok önemli araştırmacının fiil hakkında yapmış olduğu çalışmalardan yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Uçkun Nazarov, fiil.
Kazak Türkçesinde zarf fiiller (Art zamanlı inceleme)
Dil, karmaşık bir yapıya sahip olan canlı bir organizmadır. Bu organizma, evrimsel süreçlere tabi olduğu için statik değil, dinamiktir. Tıpkı biyolojik evrim gibi dilin evrimi de geniş bir zaman dilimine yayılarak ilerlemektedir. Bu süreçte, dildeki yapıların anlamları ve işlevleri zaman içinde değişir ve gelişir, bu da dilin canlılığını ve esnekliğini göstermektedir. Dilin sürekli değişen bir yapısının olduğu ve bu değişiminin temel nedeninin gelişme olduğu bilinmektedir. Dilin gelişiminde gramer yapıları önem arz etmektedir. Bu gramer yapılarından biri de zarf-fiillerdir. Zarf-fiiller, fiillerden türeyen zarflardır ve yüklem konumundaki asıl fiili durum, zaman, sebep vb. şekillerde nitelendirmektedir. Zarf-fiiller, Türk lehçelerinin daha geniş bir ifade alanına sahip olmasında ve cümle enflasyonunun önüne geçilmesinde önemli bir rol oynayarak cümle yapısının zenginleşmesine katkı sağlamıştır. Diğer gramer yapıları gibi zarf-fiiller de zaman içerisinde çeşitli değişimler göstermektedir. Bu değişimlerin en önemli sebebi Türk lehçelerinin geniş bir coğrafi alana yayılarak çeşitli kültürlerle etkileşime girip zenginleşerek gelişimlerini sürdürmeleridir. Bu çalışmada, gramerlik özellik bağlamında Kazak Türkçesindeki zarf-fiiller ile Tarihî Türk lehçelerindeki zarf-fiiller art zamanlı olarak incelenip zarf-fiillerin geçmişten günümüze doğru değişimleri ve gelişimleri incelenmiştir.
Afganistan Türkmen şairi Abdul Kerim Behmen'in şiirleri üzerine bir muhteva incelemesi
Afganistan'da Türkler, ülke nüfusunun üçüncü büyük etnik grubunu oluşturmaktadır. Türk boyları arasında ise Özbek ve Türkmenler en kalabalık gruplardır. Afganistan Türkmen Türkçesi, ülke anayasasında üçüncü resmî dil olarak kabul edilmiştir. Türkmenlerin en yoğun yaşadığı bölgeler arasında Badgis, Faryab, Cevizcan, Belh, Kunduz, Bağlan ve Herat illeri bulunmaktadır. Afganistan'nın Türkmen nüfusu oldukça fazladır. Afganistan Türkmen Türklerinin büyük bir kısmı Türkmenlerin Tekelerden sonraki en büyük boyu olan Ersarı boyuna mensup olup bunun yanında diğer Türkmen boylarına mensup küçük topluluklar da bulunmaktadır. Ülkede uzun yıllardan beri yaşam süren Afganistan Türkmenleri dil ve kültürlerine derinden bağlı olup değerlerini korumak ve yaşatmak için gayret göstermektedirler. Bu uğurda çaba gösteren çok sayıda önemli şahsiyet bulunmaktadır. Önde gelen isimlerin arasında Afganistan Türkmen dil ve edebiyatının aydın şahsiyetlerinden biri olan Abdul Kerim Behmen'in şiirlerinin incelenmiş olduğu bu çalışmada; şairin eserleri ile ilgili kısa bilgi verilerek şiirleri muhteva yönünden değerlendirilmiştir. Şair, şiirlerinde Türkmen halkını birlik ve beraberliğe davet ederek toplumsal uyanışa katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Vatansever bir kimliğe sahip olan Behmen, aile değerlerine bağlılığı, İslam inancına olan derin sadakati ve Türkmen kimliğini sahiplenişiyle öne çıkan önemli bir şahsiyettir. Şiirlerinde bu özellikler belirgin bir şekilde yer almaktadır. Yarım asırlık öğretmenlik kariyerine ek olarak kaleme aldığı nazım ve nesir türündeki eserleri aracılığıyla Türkmen halkını eğitmeye ve bilinçlendirmeye çalışmıştır. Tez; Afganistan Türkmen Türkleri Hakkında Genel Bilgiler, Abdul Kerim Behmen'in Hayatı, Edebî Kişiliği ve Eserleri, Abdul Kerim Behmen'in Şiirlerinin Muhtevası Üzerine Bir Değerlendirme ve son olarak da Abdul Kerim Behmen'in Seçilmiş Şiirlerinin Transkripsiyonu şeklinde dört ana bölümden oluşmaktadır.
Özbek Türkçesinde haber kipleri
Özbek Türkçesi'nin haber kipleri üzerine yapılan bu çalışma üç ana bölüm olarak ele alınmıştır. Çalışma, Özbek dil bilimci Azim Hacıyev'in gramer anlayışı üzerinden incelenmiştir. Çalışma, ön söz, giriş, içindekiler, birinci bölüm, ikinci bölüm, üçüncü bölüm, kaynakça ve sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünü, Özbek Türkleri ve Türkçesi oluşturur. Burada, Özbek Türklerinin tarih sahnesine çıkışları ve yayılma alanları verilirken Çarlık Rusya'sı ve Sovyet Rusya'sı dönemlerindeki yaşamlarına değinilmiştir. Diğer taraftan Özbek Türkçesinin Türk dili tasniflerindeki yeri ve Özbek Türkçesi ağızları ve standart dilin kuruluşu hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölüm, teorik bilgiler çerçevesinde incelenmiş, fiil ve fiil çekimi ile ilgili temel kavram ve terimler verilmiştir. Fiil kategorileri üzerinde zaman, kişi ve kip unsurlarına işaret edilmiştir. Üçüncü bölüm ise, Özbek Türkçesinde haber kipleri özelinde ilerlenmiş olup, basit ve birleşik çekimler üzerinden ele alınmıştır. Özbek Türkçesinde, mayl başlığının alt başlığı altında incelenen icra mayli'nin üç ana zamanı incelenmiştir. Geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman olarak verilen üç zaman birimi, kendi içinde sintetik "basit" ve analitik "birleşik" çekimlerine de değinilerek ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise, tezde ulaşılan sonuçlar verilmiştir. Ayrıca kaynakça kısmında tezde yararlanılan bütün kaynaklar, alfabe sırasına göre gösterilmiştir.
20. yüzyıl Azerbaycan edebiyatında Osmanlı Devleti ve Millî Mücadele Dönemi
20. yüzyıl Azerbaycan edebiyatında Osmanlı ve Millî Mücadele Dönemiʼni ele alan bu çalışmada literatür taraması yöntemi ile dönem tasviri, Osmanlı Devleti ile Azerbaycan arasındaki kültürel ve tarihî ilişkiler, Kurtuluş Savaşı ve Türkçülük akımının Azerbaycan edebiyatında bıraktığı etki ve bu etki esasında ortaya çıkan edebî eserler mercek altına alınmıştır. Çalışma; Ön söz, Giriş, İçindekiler, I. Bölüm, II. Bölüm, III. Bölüm, Sonuç, Kaynaklar, ve Özet kısmından oluşmaktadır. I. bölümde ilk olarak kısa bir dönemde tüm dünyada yayılmış Aydınlanma hareketi, bu hareketin Azerbaycan edebiyatındaki oluşum süreci ve şekillenmesi, aydınlanmanın bir kolu olarak ortaya çıkan maarifçilik akımı ve bu akımın öncüleri ele alınmıştır. Bilindiği üzere bu dönemde Azerbaycan toprakları Çar İmparatorluğuʼnun işgali altında idi. Bu yüzden Çarlık Rusyası'nda meydana gelen her türlü değişim Azerbaycan Türklerine de tesir etmiştir. I. bölümün sonraki kısmında siyasi arenada anlaşmaya varamayan Rus ve Japon hükümetlerinin savaşa tutuşması ve Rusların mağlup olması ile Çar otoritesinin sarsılması, ortaya çıkan kargaşa, patlak veren isyanlar ve tüm bunların sonucunda 1905 yılında meşrutiyetin ilanı söz konusu edilmiştir. Meşrutiyetin ilanından sonra Rusyaʼda nispeten iyileşen siyasi ortamda Rusya Türklerinin 5 kongre düzenleyerek Türk-Müslüman birliğini kurma çabaları da çalışmanın I. bölümüne dâhil edilmiştir. II. bölümde milliyetçilik akımı üzerinde pekişmiş Türkçülük akımına Osmanlı ve Çarlık Rusyası penceresinden bakılmıştır. Bu bölümde Çarlık Rusyasıʼnda yaşayan Azerbaycan Türkleri ile Osmanlı Devleti'nin kurduğu siyaset, kültür ve eğitim ilişkilerine yer verilmiştir. III. bölümde I. Dünya Savaşıʼndan mağlup ayrılan Osmanlı Devletiʼnin başlattığı kurtuluş mücadelesi ile aynı yıllarda Azerbaycan Türklerinin yaşadığı coğrafyaya hâkim olan Çarlık Rusyası'nın maruz kaldığı 1917 Bolşevik İhtilali inceleme konusu olmuştur. Osmanlı Millî Mücadelesiʼnin başlaması ve bunun Azerbaycan Türklerine etkisi, Azerbaycan edebiyatı ve matbuatında yer bulması, bu bölümün diğer başlıklarını oluşturmaktadır. Bu bölümde 20. yüzyılın başlarında yaşamış ve bu döneme tanıklık etmiş Azerbaycanlı Türkçü aydınların ve entelektüellerin edebî faaliyetleri ve Osmanlı'daki millî mücadeleye verdikleri destek ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sonuç kısmında bu çalışmadan elde edilen bulgular ve çıkarılan neticeler yazılmış; kaynakça kısmında yararlanılan bütün eserler alfabe sırasına göre verilmiştir. Anahtar kelimeler: 20. yüzyıl, Azerbaycan edebiyatı, Osmanlı, Millî Mücadele Dönemi, Türkçülük.
Beyimbet Maylin'in piyeslerinde Sovyet kimliğinin inşası
Beyimbet Maylin'in piyeslerinde Sovyet kimliğinin inşasını ele alan bu çalışma temelde altı bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde, araştırmamızın problemi, argümanı ve yöntemleri ifade edilmiştir. Buna göre bu çalışma, her şeyden önce "kimlik" mefhumunu, "biz" ve "öteki" zıtlığı çerçevesinde inşa edilebilen bir kavram olarak düşünmüş ve bu düşünceden hareketle Kazakistan coğrafyasında SSCB'nin ideolojik kimlik politikalarını, Kazak yazar, şair ve dramaturg Beyimbet Maylin'in piyesleri üzerinden analiz etmeye çalışmıştır. Bunun hemen ardından çalışmanın ikinci bölümünde araştırmaya konu olan sanatçı Beyimbet Maylin'in biyografisi ve edebî yaşantısı aktarılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümü, "Sovyet Öncesi Dönemde Kazaklar", Sovyet dönemine gelindiğinde ideoloji tarafından "öteki" haline getirilecek yaşantının, değerlerin, adetlerin ve geleneklerin açıklandığı bölümdür. Bu bölümde Kazakların kökeni ve oluşumundan başlayarak, Kazakların geleneksel kültürleri, yaşantıları, idari ve ekonomik ve sosyal yaşamları hakkında bilgi verilmiştir. Bunun ardından Rusların Kazak bozkırlarını fethi bölümü izlemiş ve Rus Çarlığı yıkılana kadarki dönemde, 1905 Devrimi'nde, İç Savaş yıllarında Kazakların sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel yaşantısı ele alınmıştır. Araştırmanın dördüncü bölümü, "Sovyet Döneminde Kazaklar", önce Sovyet rejiminin "milliyetler problemini" çözmek adına ürettiği "milliyetler politikası"nın kuramsal dayanaklarını açıklamış, ardından Sovyet hükümetinin Kazakistan'daki idarî, ekonomik ve sosyal politikaları, Sovyet Milliyetler Politikası çerçevesinde aktarılmıştır. Araştırmanın beşinci başlığı, "Beyimbet Maylin'in Piyeslerinde Sovyet Kimliğinin İnşası" bölümünde önce tiyatro sanatının insan yaşantısındaki işlevinden ve Sovyet devrindeki misyonundan bahsedilmiştir. Bundan sonra yazarın piyesleri hakkında bilgiler ve piyeslerin özetleri okuyucuya sunulmuş; piyeslerin içerik analizleri üzerinden Sovyet kimliğinin "biz" ve "öteki" gruplarının ne şekilde kurgulandığına dair tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın altıncı ve son bölümü, bütün araştırma boyunca elde edilen bulguların toplu şekilde genel bir çerçevede değerlendirmesini içermektedir.
Tatar Türkçesinde dönüşlü çatı
Bu tez genel ve özel dilbilimi kaynaklarındaki bilgiler ışığında Tatar Türkçesinde dönüşlü çatı kategorisini tarihsel ve karşılaştırmalı yöntemle incelemeyi konu edinmiş bir çalışmadır. Tatar Türkçesinde geleneksel olarak dönüşlü çatı başlığı altında ekleme yöntemiyle oluşturulan fiiller incelenmiştir. Tezde, Tatar Türkçesi dilbilgisi kaynaklarında ekleme yöntemiyle kurulan dönüşlü çatı biçimbirimi almış fiillerin işlevlerine göre sınıflandırılması ve dönüşlü çatı ile ilişkilerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca dönüşlü çatının çözümlemeli yöntemle kurulmasının mümkün olduğu açıklandıktan sonra bu yöntemle kurulan dönüşlü çatılı cümlelerin yapısal ve işlevsel yönlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Tezde teorik altyapının kurulduğu ve genel olarak çatı kategorisi ile ilgili bilgi ve değerlendirmelerin sunulduğu ilk bölümün ardından, ikinci bölümde dönüşlü çatının tanımı, sınıflandırılması ve işlevleri ile ilgili teorik bilgiler sunulup değerlendirilmiştir. Yine bu bölümde dönüşlü çatı kurma yöntemleri, dönüşlü çatı türleri ve dönüşlü çatının ilgili olduğu fiil kategorileriyle ilişkileri açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde Tatar Türkçesinde ekleme yöntemi ve çözümlemeli yöntemle oluşturulan dönüşlü çatı tarihsel ve karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir. Son bölümde ise çoklu çatılı fiillerde dönüşlü çatı biçimbiriminin sınırlılıkları üzerine tespitler yapılmıştır.
Tuva Türkçesinde dilbilgiselleşme
Bu tez dilbilgiselleşme teorisi temelinde Tuva Türkçesinde dilbilgiselleşen yapıları tarihsel ve karşılaştırmalı yöntemle incelemeyi konu edinmiş bir çalışmadır. Tuva Türkçesinde sözcüksel kategorideki fiillerin ve isimlerin dilbilgiselleşme teorisi temelinde zaman içinde dilbilgisel kategorideki birimlere gelişerek bağımlı birimler hâline gelmeleri ile dilbilgisel kategoride yer alan zamirlerin düşük dilbilgisel konumdan daha yoğun dilbilgisel konuma gelişmeleri araştırılmış, fiil, isim ve zamir birimlerinden dilbilgiselleşerek gelişen yapıların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tuva Türkçesinde dilbilgiselleşen yapılar gelişim süreçlerinde anlamsızlaşma, genişleme, kategorisizleşme ve erozyon süreçlerine uğrar. İncelenen yapıların tümünün anlamsızlaşma, genişleme ve kategorisizleşme süreçlerine uğradığı görülür. Erozyon süreci ise bu süreçte geçirilmesi gereken zorunlu bir süreç olarak görülmez ve sıklıkla metin sıklığı yüksek yapılar üzerinde gerçekleşir. Tüm bu süreçler sonunda dilbilgiselleşen yapının sesbilgisel, biçimbilgisel, anlambilgisel ve sözdizimsel yapısında değişiklikler ve kayıplar meydana gelir. Bunun neticesinde de dilbilgiselleşen yapının özerklik seviyesi azalırken dilbilgisellik derecesi artar. Tuva Türkçesinde incelenen yapıların metin sıklığı ile dilbilgiselleşme çeşitlenmesi doğru orantılıdır. En fazla çeşitlenmenin tespit edildiği birim fiillerdir. Ele alınan fiiller yardımcı fiilleşerek görünüş-zaman ve kiplik işaretleyicisi olarak dilbilgiselleşebilir, cümlede özneyle yüklemi bağlayarak kopulalaşabilir ya da sözdizimsel özelliklerini değiştirip zarf, bağlaç ve edat gibi ara ve dilbilgisel kategorideki birimlere gelişebilirler. İsimlerde de dilbilgiselleşme çeşitlenmesinin fazlalığı metin sıklığı yüksek sözcükler üzerinde olduğu görülür. Zamirin yerine kullanılabilen sözcükler yüklemde kişi-sayı işaretleyicisi olarak dilbilgiselleşebilir, aynı zamanda daha yoğun dilbilgisel konumdaki işlevlerde kullanılabilir. Dillerin bir çoğunda görülen zamirlerin dilbilgiselleşmesiyle ilgili olgular Tuva Türkçesinde örneklendirilir. Bu çalışmada fiillerin dilbilgiselleşmesi ile ilgili olarak incelenen fiillerin anlam alanları verilmiş daha sonra yardımcı fiilleşme, görünüş-zaman işaretleyicisi olarak biçimbirimleşme, yüklemde kiplik işaretleyicisi olarak dilbilgiselleşme, kopulalaşma, zarflaşma, zarf-fiilleşme, bağlaçlaşma, edatlaşma gibi dilbilgiselleşme çeşitlenmeleri değerlendirilmiştir. İsimlerin dilbilgiselleşmesi ile ilgili olarak kişi-sayı, yokluk ve yüklemde kiplik işaretleyicileri olarak dilbilgiselleşen yapılar ile kopula ve bağlaç olarak dilbilgiselleşen yapılar incelenmiştir. Zamirlerin dilbilgiselleşmesi ile ilgili olarak ise kişi zamirlerinin yüklemde kişi-sayı işaretleyicileri olarak dilbilgiselleşmeleri konu edinilmiştir.
Özbek ve Türkiye Türkçesinde sevinç, beğeni ve sevgi ifade eden deyimlerin anlam ve aktarma açısından incelenmesi
Özbek ve Türkiye Türkçesinde sevinç, beğeni ve sevgi ifade eden deyimler üzerine yapılan bu çalışma, dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmada, sevinç, beğeni ve sevgi ifade eden deyimler, Rahmatullayev'in O'zbek Tilining Frazeologik Lug'ati, Yo'ldoshev, O'rinboyeva'nın O'zbek Xalq Dostonlarining Chastotali Izohli Frazeologik Lug'ati, Yo'ldoshev, Küçükağaoğlu, Yo'ldosheva'nın Özbekçe-Türkçe Deyimler Sözlüğü ve Aksoy'un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü'nden alınmıştır. Çalışma, ön söz ve giriş dışında birinci bölüm, ikinci bölüm, üçüncü bölüm, dördüncü bölüm, kaynakça ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde, Özbek Türkçesinde deyim terimi ve deyimlerle ilgili teorik çalışmaların tarihçesine yer verilmiştir. Bu teorik çalışmalar, kronolojik sırayla ele alınmıştır. İkinci bölümde, duygu tanımı açıklanmış, temel duygularla ilgili dünyada, Türkiye'de ve Özbekistan'da yapılan sınıflandırılmalara yer verilmiştir. Ayrıca tez başlığımızı oluşturan sevinç, beğeni ve sevgi ifade eden deyimlerin listesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde; iki lehçedeki deyimler, tam eş değer deyimler, kısmi eş değer deyimler, eş değeri kalıplaşmış ifade ile karşılanan deyimler ve karşılığı olmayan deyimler alt başlıkları altında incelenmiştir. Özbek Türkçesi deyim sözlüklerinde bulunan ancak Türkiye Türkçesindeki deyim sözlüklerinde bulunmayan, günlük dilde kullanılan kalıplaşmış ifadeler vardır. Aynı şekilde Türkiye Türkçesi deyim sözlüklerinde bulunan ama Özbek Türkçesi deyim sözlüklerinde bulunmayan ancak günlük dilde kullanılan kalıplaşmış ifadeler de mevcuttur. Bu kalıplaşmış ifadeler hem anlam hem yapı bakımından diğer lehçedeki deyime karşılık geldiği için teze alınması uygun görülmüştür. Dördüncü bölümde ise Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine ve Türkiye Türkçesinden Özbek Türkçesine aktarılan altı romandaki sevinç, beğeni ve sevgi ifade eden deyimlerin aktarımı değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında tezde ulaşılan sonuçlar verilmiştir. Tezde yararlanan bütün kaynaklar kaynakça kısmında alfabe sırasına göre verilmiştir.
Maḳaş Bėk Muḥammedof'un Caḳsı Ügit adlı eseri (inceleme, metin, aktarma, dizin)
Bu çalışma 19. yüzyılda Muhambetjan Şoltırulı Bekmuhambetov tarafından yazılan ve 20. yüzyılın ilk yıllarında basılan "Caḳsı Ügit" adlı eseri konu almaktadır. 6 jır ve Rus dilinden çeviri olmak üzere 2 hikâyeden oluşan toplam 8 metni bulunan Arap harfli eser, 1 kapak sayfası ve metinlerin yer aldığı 24 sayfadan oluşmaktadır. Kurallı bir yazı dilinin henüz oluşmadığı, bir geçiş dönemi olan 19. yüzyılda Türkistan sahasında basılan eserlerin dilinde Çağatay Türkçesinin dil özelliklerinin devam etmekte olan etkisi ve çeşitli sebeplerle Türk lehçelerinin dil özellikleri görülmektedir. Tezimizin konusu olan "Caḳsı Ügit" adlı eser, dönemin dil özellikleri ile Kazak sözlü edebiyatı örneklerini yansıtması bakımından önemlidir. Eser, çağdaş Kazak Türkçesinin gelişme tarihi içinde belirli bir dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından araştırmacılara değerli malzemeler sunar. Özellikle, metin dilinde karşılaşılan çağdaş Kazak edebî dili dışındaki söz varlığı unsurları ve dil özellikleri çağdaş Kazak Türkçesi dil tarihinin belirli bir döneminin aydınlatılması, bugünkü Kazak edebî dili ile metinleri arasındaki ortaklıkların ve farklılıkların ortaya çıkarılması bakımından önem taşır. Çalışma giriş, inceleme, metin, aktarma ve dizin ana bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünden önce araştırmanın amacı, kapsamı, önemi ve araştırmada takip edilen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Giriş bölümünde yazar ve eseri tanıtılmış, yazarın hayatı, çalışmaları ve tezimize konu olan eseri hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme, yazım, ses bilgisi ve şekil bilgisini içermektedir. Yazım bölümünde ünlü ve ünsüzlerin yazımı üzerinde durulmuştur. Yazım açısından tutarlı bir metin olmadığı, sıklıkla aynı sözcüğün farklı biçimlerde yazıldığı söylenebilir. Ses Bilgisi bölümünde ünlü ve ünsüz uyumları, ses olayları ile ses değişimleri ele alınmıştır. Kalınlık-incelik uyumunun kurallı olduğu fakat düzlük-yuvarlaklık uyumunun korunduğu örneklerin bulunmasının yanı sıra bazı sözcük tabanlarında ve eklerde düzlük-yuvarlaklık uyumuna girmeyen örneklerin de yer aldığı görülmüştür. Şekil Bilgisi bölümünde, yapım ve çekim ekleri, fiil çekimleri, durum ekleri, birleşik fiil ve isimlerin yüklem görevinde kullanılması gibi başlık ve örneklerle metnin gramer yapısı incelenmiştir. Metin, aktarma bölümünde metnin yazı çevrimi ve aktarması yapılmıştır. Yazım yanlışları metnin altına dipnot olarak düşülmüştür. Dizin bölümünde ise metinde geçen sözcüklerin gramatikal dizini oluşturulmuştur. Sözcükler metnin bağlamında anlamlandırılmaya çalışılmış, pek çok kültür ifadesi, alıntı sözcük ve artık kullanılmayan terim ile karşılaşılmıştır. Kaynaklar bölümünde araştırma süresince yararlanılmış kaynak ve taranmış ağ bilgileri yer almaktadır.
Aminullah Nail Khangeldi'nin "Türkistan Beyremi-Ergene Kun" adlı romanın söz varlığı üzerine tematik bir inceleme
Aminullah Nail Khangeldi'nin Türkistan Bayramı-Ergene Kun Romanının Söz Varlığı Üzerine Tematik Bir İnceleme adlı çalışmamız, kaynakça ve sonuç bölümleri hariç iki ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde Güney Türkistan'da yaşayan Türk boy ve tupluluları, Güney Türkistan'da Türkçe'nin genel durumu, Güney Türkistan'da Özbek Türklerinin yayın hayatı, Aminullah Nail Hangeldi'nin hayatı ve eserleri üzerine durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde Türkistan Bayramı Ergene Kun Romanı transkripsiyon yapılarak Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. İkinci bölümü, sözlük biliminden ibaret olup, tematik sözlükler, metin sözlükleri, Aminullah Nail Khangeldi'nin Türkistan Bayramı-Ergene Kun eserinin isim söz varlığının tematik incelemesi, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Türkistan Bayramı Ergenekon romanı, Güney Türkistan'ın ilk Özbekçe romanıdır. Romanın dili halk dili olduğu için bu çalışma büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu bölgeye ait olan Özbekçe yazı dili, Özbekistan Türkçesinin etkisinin altında kalan bir lehçedir. Bu nedenle çalışmamız Güney Türkistan'daki Özbeklere özel olan Özbek Türkçesini çalışmak isteyen araştırmacılar için de iyi bir kaynak olarak kullanılacağını düşünüyoruz. Güney Türkistan'da yaşayan Özbekler, Peştular ve Farslar (Tacikler)'dan sonra Afganistan'ın üçüncü büyük etnik grubu olup Afganistan'ın sosyal yapısının önde gelen ve hassas bir parçasını oluşturuyor. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu Özbek Türkleri tüm zorluklara rağmen anadillerini yaşatmayı başarmakta, Türkmen ve Özbek Türkçesiyle gelecek nesillere anadillerinde nazım ve nesir türünde eserler vermeye devam etmektedirler. Çalışmamızda romanın söz varlığı içerisinde, yazı dilinde bulunmayan pek çok söz tespit ederek böylece unutulacak olan sözleri kaydetmiş olduk.
Nostratik dil teorisi
İnsanoğlu tarih boyunca dünya üzerinde konuşulan dillerin nasıl ortaya çıktığını, başlangıçta nasıl olduğunu, ne gibi aşamalardan geçerek bugüne ulaştığını merak etmiş ve bilim insanları bu konuda çeşitli teoriler ortaya atmıştır. Son dönemlerde ilgi gören ve bilimsel olarak da bir temele oturtulan teorilerden biri Nostratik dil teorisidir. "Nostratik teori" ya da "Nostratik dil teorisi" dünyadaki tüm dillerin aynı kökenden, tek bir dilden kaynaklandığını, dolayısıyla bir büyük aile oluşturduğunu kabul eden bir dil teorisidir. Bugün gelinen aşamada Altay dilleri, Kartvel dilleri, Hint-Avrupa dilleri, Ural dilleri, Hami-Sami Dilleri ve Dravit dilleri Nostratik dil teorisi içinde değerlendirilmektedir. Teoriye göre bütün bu diller tek bir kök dilden ortaya çıkmıştır. Nostratik teoriye giden süreç karşılaştırmalı dil çalışmalarıyla başlamış, zamanla karşılaştırma yapılan diller genişledikçe teori bugün geldiği noktaya ulaşmıştır. Türk dilinin de içinde yer aldığı Altay dillerinin de teori içinde yer alması bizi ilgilendiren en önemli husustur. Başlangıçta ciddiye alınmayan, ancak günümüzde birçok bilim insanı tarafından kabul gören Nostratik teori üzerine çalışmalar Rusya ve ABD başta olmak üzere Batı dünyasında oldukça ilerlemiş durumdadır ve gelişmeye devam etmektedir. Buna karşın Türkiye'de konu üzerindeki çalışmalar son derece sınırlıdır. Bu bakımdan çalışmamız Türkiye bilim dünyasına konuyu tanıtmak ve teoriye dikkat çekmek amacını taşımaktadır.
Tarihî doğu Türkçesi ile çağdaş Kazan Tatar ve Çuvaş Türkçelerinde "ver-" fiili (anlam, yapı ve işlev bakımından)
Bu çalışma, Tarihî Doğu Türkçesi ile çağdaş Kazan Tatar Türkçesi ve Çuvaş Türkçesinde ver- fiilinin taranması, fiilin her lehçenin grameri ve söz varlığı içerisindeki yerini, anlam ve işlev bakımından incelenmesi ile bu incelemeler neticesinde genel bir değerlendirmenin yapıldığı sonuçları içermektedir. Tezin ilk bölümünde ver- fiilinin yapı bakımından incelenmesi yapılmıştır. Sonrasında fiilin ses bilgisel özellikleri konusunda bilgi verilmiş ve tüm lehçelerdeki ses değişmeleri ile ses denkliklerinden bahsedilmiştir. Biçim bilgisel açıdan inceleme yapılan bölümde, haber kipleri ve tasarlama kiplerinin çekimlerine dair tespit edilmiş olan örnekler verilmiştir. Bir sonraki aşamada fiilin nesne ve özne bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde fiil işlev bakımından incelenmiştir. Bu kısımda kılınış, görünüş ve kip özellikleri bakımından incelenen ver- fiiline, Türkiye Türkçesinden taranmış ve tespit edilmiş olan örnekler verilerek konu açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde fiil, anlam bakımından incelenmiştir. Tarihî Doğu Türkçesi ile çağdaş Kazan Tatar Türkçesi ve Çuvaş Türkçesinden verilen örneklerle anlam değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç kısmında ise konu ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Kırgız din kültürü
Bu çalışmada Kırgız din kültürünün tarihsel gelişimi ve bugünkü durumu üzerine bir inceleme yapılmıştır. Kırgızlar Müslüman olmadan önce başka Türk milletleri gibi farklı inançlar etkisinde kalarak o inanç üzerine yaşam ve geleneklerini sürdürmüşlerdir. İslâm'ın Orta Asya'ya gelmesiyle Kırgızlar arasında Müslümanlaşma süreci başlamıştır. Bu süreç içerisinde Kırgız Türklerinin yaşam tarzı din ilkeleri doğrultusunda ilerlemiştir. 20. yüzyılda Sovyet Rusyası işgalinden sonra her alanda değişikliğe uğrayan Kırgız Türkleri din özelliklerden de uzak kalmıştır. Bu durumda da dine olan bağını sözlü kültüre de yansıtmışlardır. Bağımsızlıktan sonra Kırgızistan'da dinin tekrar canlanmasıyla din alanında gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra gerçekleşen propagandalar, farklı din akımların çoğalmasına yol açmıştır. Çalışmanın birinci, ikinci ve üçüncü bölümünde Kırgız din kültürünün izlenimi ve son bölümde Kırgızistan'da din gelişmeler, etkileşimler tespit edilmiştir.
Viyana Üniversitesi Kütüphanesi bünyesinde yer alan Türkoloji çalışmalarının analitik bibliyografyası
Bu çalışmada Viyana Üniversitesi Kütüphanesi bünyesindeki Türkoloji çalışmaları analitik olarak incelenmiş ve sınıflandırılmıştır. Tezimiz giriş ve iki bölümden müteşekkil-dir. Giriş bölümünde çalışmanın metodik yönü hakkında bilgi verilmiş, Viyana'da yapılan Türkoloji çalışmalarına genel olarak değinilmiş ve Avusturya'daki Türkoloji çalışmaları-nın tarihinden kısaca bahsedilmiş ve son olarak da Viyana Üniversite Kütüphanesi hak-kında bilgi verilmiştir. Tezimizin birinci bölümünde, "Viyana Üniversitesi Kütüphanesindeki Türkoloji Çalışmaları" başlığı altında, Viyana Üniversitesi Türkoloji Kütüphanesinde incelenen ki-taplar "Dil ve Dilbilimi", "Sanat ve Arkeoloji", "Genel Bibliyografi Çalışmaları", "Foklor" ve "Edebiyat" olmak üzere beş bölüme ayrılmıştır. Kütüphanede bulunan çalışmalar, Tür-kiye dışındaki yayınevlerinde basılmış olmaları dikkate alınarak sınıflandırılmıştır. Çalış-manın hacmi göz önünde tutularak tespit edilen eserlerin tamamı değil, belirli bir kısmı analitik olarak incelenmiş geri kalan eserlerin sadece künye bilgileri paylaşılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde, yaptığı sözlük çalışması olmak üzere diğer çalışmala-rıyla Türkoloji'ye büyük katkıları bulunan Andreas Tietze'nin hayatı hakkında bilgiler verilmiştir. Bu bölümde, Türkiye Türkçesi üzerine bugüne kadar yapılmış önemli sözlük çalışmalarından biri olan Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı isimli sözlük çalış-ması için ayrı bir bölüm ayrılmış, sözlük üzerine yapılan çalışmalar ve bu çalışmalara edi-törlük yapan araştırmacılar ve sözlüğün basım aşamaları, tarihsel olarak incelenmiştir. Tezimizin sonuç bölümünde, toplanan veriler özetlenmiş ve genel değerlendirmeler yapıla-rak, çıkarılan sonuçlar özetlenmiştir.
Azerbaycan mutfak kültürü üzerine tematik söz varlığı incelemesi
Azerbaycan Türkçesi mutfak kültürü tematik söz varlığını incelediğimiz tezimizde temel olarak Azerbaycan Türkçesine ait Azerbaycan Dilinin İzahlı Lüğəti eseri taranıp tezimize esas olacak kelimelerin tespit edilerek tasnifi yapılmıştır. Bu kapsamda giriş bölümünde yiyecek ve mutfak ilişkişi, Azerbaycan Türkleri ve Azerbaycan Türkçesi hakkıda kısa bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Tezimiz dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tematik söz varlığı ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Azerbaycan Dilinin İzahlı Lüğəti adlı eserden tespit edilen kelimelerin sınıflandırması yapılmıştır. Üçüncü bölümde Azerbaycan Türkçesi mutfak kültürü tematik söz varlığı olarak sınıflandırılan kelimelerin Türk Dil Kurumuna ait Türkçe Sözlük'ten yararlanılarak alfabetik olarak Türkçe karşılıkları verilmiştir. Son olarak dördüncü bölümünde genel değerlendirmeler ve sonuç bölümü yer almaktadır.
Denizli Kale-yukarı mezarlık mezar taşı kitabeleri dil incelemesi
Bu çalışma, somut kültürel miras unsurlarından biri olan mezar taşlarını, kitabelerinde bulunan "ifade, lakap/ünvan, soyadı, sülale adı" gibi yazınsal ögeler ve bu kitabelerin alfabe sistemi, yazım özellikleri gibi konular üzerine dilbilimsel açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı, yöntemi ve Kale ilçesi hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde kitabelerde yer alan ifadeler kendi içinde gruplandırılmış ve alfabetik düzene göre verilmiştir. İkinci bölümde kitabelerde yer alan lakap/ünvanlar, soyadları ve sülale adları alfabetik düzene koyulmuş ve her sözcük yirmi sekiz farklı kaynaktan kökenleri bakımından taranarak açıklanmıştır. Üçüncü bölümde bu malzemelerden hareketle çeşitli alt başlıklar altında değerlendirmeler yapılmış ve sonuca ulaşılmıştır. Kullanılan malzemelerin her birine ait fotoğraflar için dipnotlarında katalog numarası verilmiş olup bu fotoğrafların bulunduğu katalog dördüncü bölümde en az bir örnek olacak şekilde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: mezar taşı kitabeleri, söz varlığı, ağız, ses bilgisi, şekil bilgisi.
Muhtar Avezov'un seçilmiş hikâyelerinde sosyal hayata dayalı söz varlığı
Bu tez, Muhtar Avezov'un seçilmiş hikâyelerinde sosyal hayatla ilgili olan söz varlığının tespit edilip incelenmesine dayanmaktadır. Tezin birinci bölümünde Muhtar Avezov'un hayatından, edebî şahsiyetinden, eserlerinden ve yazar üzerine Türkiye'de yapılmış çalışmalardan kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümde seçilen hikâyelerden sosyal hayatla ilgili olan sözcükler tespit edilmiş, örnekleri verilmiş ve bu sözcüklerde köken bilgisi kapsamında ek, kök incelemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde hikâyelerin transkribe edilmiş metinleri ve Türkiye Türkçesine aktarılmış metinleri yer almıştır. Son olarak sonuç kısmında çalışma hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Jarring koleksiyonunda prov. 21 numarasıyla kayıtlı eserde yer alan Cengiz Han'ın gerçek soyu, doğumu ve savaşları bölümü (142/194)(Giriş-inceleme-metin-dizin)
Yesügey ile Höelün'ün ilk çocukları olan Temuçin (Cengiz) Onon Nehri yakınlarında, babasının Tatarlarla mücadelesi sırasında dünyaya gelmiştir. Onun doğumundan yetişkinliğine, göstermiş olduğu kahramanlıklarla Orta Asya bozkırlarının yegane hakimi olduğu döneme kadar geçen süre Moğollar için büyük öneme sahiptir. Cengiz Han'ın ölümünden sonra kaleme alınan eserlerde onun zaferlerle dolu hayatının yanı sıra efsanevi soyunun da zikredildiği görülmektedir. Üzerinde çalıştığımız eser; Doğu Türkistan'da bulunmuş, Çağatay Türkçesi ile yazılmış bir Cengiz-nâme'dir. Eser; İsveç'te Lund Üniversitesi'nde Jarring Koleksiyonu'nda bulunmaktadır. Dört bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde Gunnar Jarring ve koleksiyonu, Moğollar, Cengiz Han ve Cengiznâmeler hakkında bilgilerden oluşacaktır. Ayrıca eserin incelenen nüshası hakkında bilgiye yer verilmiştir. İnceleme bölümünde metnin ses ve şekil bilgisi özellikleri incelenmiş, tespit edilen dil özellikleri örnekleriyle açıklanmıştır. Metin bölümünde Arap harfli eserin transkripsiyonlu metni oluşturulmuştur. Dizin bölümünde eserde geçen kelimelerin metinde geçtiği yerler, anlamları ve kökenleri gösterilmiştir. Sonuç bölümünde ise Cengiz-nâmelerin arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. Benzerlikler ve farklılıklar ortaya konup, Cengiz-nâmeler arasında yerini alacak olan bu çalışmanın önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca metinde tespit edilen arkaik özellikler, Oğuz Türkçesi, Yeni Uygur Türkçesi ve Doğu Türkistan ağzı ile ilgili özellikler verilmiş ve söz varlığı ortaya konmuştur.
Agageldi Allanazarov'un "Şol Bir Gezek Uçan İt" adlı povestinin çocuğa görelik ilkesine göre incelenmesi
Bu yüksek lisans tezinde, çağdaş Türkmen çocuk edebiyatının önemli yazarlarından Agageldi Allanazarov'un Çölüñ Deñiz Günleri adlı kitabında yer alan Şol Bir Gezek Uçan İt adlı povest çocuğa görelik ilkesi çerçevesinde incelenmektedir. Çalışmada, povestin çocuk okurun bilişsel, duyuşsal ve kültürel gelişim özelliklerine uygunluğu, konu, karakterler, dil ve anlatım ve iletiler bakımından bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak metin çözümlemesi, betimsel analiz ve doküman incelemesi teknikleriyle yürütülmüş; eserin özgün Türkmence metni ile araştırmacı tarafından hazırlanan Türkiye Türkçesi çevirisi birlikte değerlendirilmiştir. Tezde öncelikle çocuğa görelik kavramının kuramsal çerçevesi ortaya konmuş, ardından povest bu dört ölçüt doğrultusunda analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, eserin merkezinde yer alan Möngözlüce karakterinin yaşam serüveni aracılığıyla aidiyet arayışı, sevgi, sadakat, sorumluluk, özgürlük ve bağımsızlaşma gibi temaların çocuk okurun özdeşim kurabileceği bir anlatı yapısı içinde sunulduğu tespit edilmiştir. İnsan–hayvan ilişkilerinin idealize edilmeden; güven, hayal kırıklığı ve seçim yapma gibi yaşamsal deneyimler üzerinden ele alındığı görülmüştür. Dil ve anlatım açısından Allanazarov'un sade, akıcı ve sezdirici bir üslup benimsediği; sözlü kültür unsurlarını modern anlatı teknikleriyle birleştirerek didaktik bir söyleme başvurmadan değer aktarımı sağladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak Şol Bir Gezek Uçan İt, çocuğa görelik ilkesi bakımından güçlü bir örnek sunmakta; bu çalışma, eserin pedagojik ve edebî değerini ortaya koyarak çocuk edebiyatı araştırmalarına özellikle de Türkmen çocuk edebiyatı araştırmalarına katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Agageldi Allanazarov, Türkmen çocuk edebiyatı, Çocuğa görelik, Değerler eğitimi
Kazak Türklerinde erkek ve kadın giyim-kuşam adları
Bu çalışma, Kazak Türkleri özelinde, tarihî ve çağdaş Türk yazı dilleri erkek ve kadın giyim kuşam adlarının karşılaştırmalı ve köken bilim çözümlemesine odaklanmaktadır. Arşiv kaynakları, akademik çalışmalar, sözlü tarih verileri, bilimsel kayıtlar, halk anlatıları ve modern dil verilerine dayanan araştırma, giysi adlarının kökenlerini, anlam değişmelerini ve yapı özelliklerini dizgeli bir şekilde incelemektedir. Karşılaştırmalı yöntem kullanılarak, farklı dönem ve bölgelerde erkek ve kadın giysilerine dair terimlerin dilsel gelişim süreçleri değerlendirilirken, köken bilimsel çözümleme bu terimlerin zaman içinde kültürel etkileşimlerle nasıl zenginleştiğini ortaya koymaktadır. Bulgular, bölgesel farklılıklar, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel aktarım süreçlerinin giyim terim bilimselliğinin oluşumunda belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca, bu adların yalnızca işlevsel bir etiket olmanın ötesinde, toplumsal kimlik, törensel uygulamalar ve ortak kültürel belleğin daha derin yönlerini yansıttığı vurgulanmaktadır. Sözlü geleneklere dayalı tamamlayıcı araştırmalar ve akademik çalışmalarla desteklenen çözümleme, Türk yazı dillerindeki dilsel süreklilik ve yenilik arasındaki canlı etkileşimi daha da aydınlatmaktadır. Çalışmanın sonuç kısmında, köken bakımından tezde ele alınan konuyla ilgili sözcüklerin kökenleri tespit edilerek yapılan etimolojilerinden hareketle Türkçenin türetme gücü konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Genel olarak, bu araştırma, Kazak Türkleri bağlamında Türk halklarının giyim kuşamının terim bilimsel incelenmesinin daha geniş tarihî, kültürel ve dilbilimsel olguların anlaşılmasında kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Tarihî ve çağdaş görüngeyi birleştiren çalışma, kültürler arası etkileşimlere dair değerli içgörüler sunmakta ve gelecekteki disiplinler arası araştırmalar için yöntem bilimsel bir kaynak yapıt oluşturmaktadır. Ayrıca, bulgular dilsel yenilikler yoluyla kültürel kalıtın dirençliliğini vurgulamakta ve Türk halkları arasındaki kimlik evrimine dair daha derin bir bakış açısı sunmaktadır.
Mahtumkulu'nun düşüncelerini gençlere öğretmek (Yapay zekâ temelinde)
ÖZET MAHTUMKULU'NUN DÜŞÜNCELERİNİ GENÇLERE ÖĞRETMEK (YAPAY ZEKÂ TEMELİNDE) Açıkgöz, Hasan Yüksek Lisans Tezi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları ABD Tez Yöneticisi: Doç. Dr., Soner SAĞLAM Ekim 2025, XI+131 Sayfa Bu yüksek lisans tezi, 18. yüzyıl Türkmen şairi Mahtumkulu'nun "ideal insan ve ideal Türkmen tipi"ne dair şiirlerindeki nasihatleri, günümüz genç nesline (6-14 yaş) yapay zekâ uygulamaları aracılığıyla aktarmayı amaçlamaktadır. UNESCO tarafından 2024 yılının "Mahtumkulu Firâkî Yılı" ilan edilmesi, şairin evrensel bilgeliğinin önemini vurgulamaktadır. Bu çalışma, Mahtumkulu'nun şiirlerinde yer alan ahlâki bağlamda, bireysel ve toplumsal yaşamda ideal Türkmen, dinî-tasavvufî bağlamda ideal insan ana temaları etrafında yer alan alt temaların/nasihatlerin yapay zekâ teknolojileriyle modern çağa ve gençlere nasıl ulaştırılabileceğini araştırmaktadır. Araştırma kapsamında, gençlerin ilgisini çekecek şekilde yapay zekâ destekli bir soru-cevap uygulaması geliştirilmiştir. Bu uygulama, Mahtumkulu'nun doğumunun 300. yılına atıfla 300 soruluk bir yapıyla kurgulanmış, ancak tezin sınırlılıkları gereği 100 soruluk bir örneklemle incelenmiştir. Bu sorular aracılığıyla, Mahtumkulu'nun nasihatleri gençlerin kolayca anlayabileceği ve etkileşime geçebileceği bir formata dönüştürülmüştür. Elde edilen bulgular, yapay zekâ destekli öğrenme materyallerinin, kültürel ve ahlaki değerlerin gençlere etkili bir biçimde öğretilmesinde önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bu çalışma, yapay zekâ teknolojilerinin kültürel mirasın korunması ve aktarılması alanında yenilikçi bir yöntem sunduğunu savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mahtumkulu, yapay zekâ, Akıldar-300, Türkmen robotu.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın seçilmiş romanlarındaki kadın figürüne felsefi bakış
Bu çalışmada Hüseyin Rahmi Gürpınar tarafından kaleme alınan Mürebbiye, Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç ve Meyhanede Kadınlar isimli eserlerde yer alan kadın figürünün değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada ilk olarak kadının bir varlık olarak edebiyata yansımasının değerlendirilmesi sağlanmıştır. Ardından Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın hayatı, edebî şahsiyeti, eserleri, romancılığı, eserlerinde yararlandığı tipler, yazım tekniğine dair bilgi verilmiştir. Hüseyin Rahmi Gürpınar ve kadının edebiyattaki yerine dair kapsamlı bilginin verilmesinin ardından kadın figürünün Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eserlerinde kazandığı yerin değerlendirilmesi sağlanmıştır. Çalışma sonucunda Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın değerlendirilen romanlarında kadın figürünü ağırlıklı olarak kullandığı, kadın figürüne farklı karakterler, mizaçlar, bakış açıları ve meslekleri uygun gördüğü belirlenmiştir. Ayrıca yazarın toplumsal iletilerini de kadın karakterler üzerinden karşı cins diyalogları, kadınlar arası diyalog ve tartışmalar, merak ve intikam teması üzerinden aktardığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mürebbiye, Meyhanede Hanımlar, Hüseyin Rahmi Gürpınar , Kadın Figürü
Bağımsızlık dönemi Azerbaycan çocuk edebiyatında hikâye (Temsilciler-inceleme-metin)
19. yüzyılın sonu ila 20. yüzyılın başlarında teşekkül ederek varlığını günümüze kadar devam ettiren Azerbaycan çocuk edebiyatı, Azerbaycan edebiyatının önemli bir kolunu oluşturur. Birçok araştırmacı ve bilim insanı tarafından tasnif edilerek dönemlere ayrılan Azerbaycan çocuk edebiyatı, genel anlamda Maarifçilik, Sovyet ve Bağımsızlık olmak üzere üç ana dönemden meydana gelir. Azerbaycan çocuk edebiyatının son dönemini teşkil eden Bağımsızlık devri, 1991 yılından başlayıp günümüze kadar olan süreyi ihtiva eder. Bu dönemlerin dışında klasik dönem şair ve yazarlarının çocuklara yönelik kaleme aldıkları edebî numuneler ve şifahi gelenek türleriyle Azerbaycan çocuk edebiyatı, zengin bir edebiyat kültürüne ve geleneğine sahiptir. Şahsiyet, dönem, tür ve eser bağlamında zengin bir geleneğe sahip olan Azerbaycan çocuk edebiyatı, sözlü ve çağdaş olmak üzere birçok edebî türü içinde barındırır. Azerbaycan çocuk edebiyatındaki çağdaş edebî türlerden biri de çocuk hikâyesidir. Çalışmada Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan çocuk edebiyatının hikâye türü üzerinde metin merkezli yapısal yöntem kullanılarak, çocuğa görelik ilkesinin iç yapı unsurları (konu, kahramanlar, dil ve anlatım, ileti) bağlamında tür incelemesi yapılmıştır. Bunun yanında Azerbaycan çocuk edebiyatının teşekkülü, tarihî gelişimi ve temsilcileri; çağdaş edebî tür olan hikâye türünün teşekkülü, tarihî seyri ve önemli temsilcileri hakkında da bilgi verilmiştir. Bir giriş ile dört ana bölümden meydana gelen çalışmada, araştırma sürecinde üzerinde inceleme yapılan hikâye metinlerine de yer verilmiştir. Bu bağlamda Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan çocuk edebiyatında hikâye türü incelenerek, hikâyelerde bu dönem içerisinde meydana gelen tema, konu, ileti, yapı, dil ve anlatım farklılık ve değişimleri bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Böylelikle hikâye türündeki değişim, tematik ve yapısal olarak incelenmiştir.
Vurmalı ve üflemeli müzik aletleri terimleri: Türkiye ve Azerbaycan (İnceleme–tematik, karşılaştırmalı ve görsel sözlük-dizin)
Binlerce yıldır var olan insanlık evrimleşerek, kendini geliştirerek yaşadığı her dönemde hayatını kolaylaştıracak aletler geliştirmişlerdir. Hayatta kalmak, avlanmak, iletişim kurmak için yaptığı aletlerin ham maddelerini doğadan temin etmiş, maddeyi keşfetmiş ve şekillendirmiştir. Bu süreçte maddelerin ses gücünü fark ederek bu maddelerden doğayı taklit eden sesler çıkarabilmeyi keşfetmiştir. Önceleri avlanmak, iletişim kurmak veya doğadaki vahşi hayvanlardan korunmak gibi durumlar için yaptığı bu ses çıkaran aletleri zaman içerisinde geliştirmiş, eklentiler yapıp farklı seslerin birlikte çıkardığı uyumu keşfetmiştir. En sonunda bu aletler de günümüzde müzik aleti diye tabir ettiğimiz bir çok çeşit aletlere evrilmiştir. Uzun yıllardır gelişen değişen müzik aletleri ve eklentilerine bir çok ad verilmiştir. Türk toplumuna ait veya entegre olmuş bir çok müzik aleti ve terimi vardır. Bu çalışmanın malzemesi de Türkiye ve Azerbaycan'da kullanılan vurmalı, üflemeli müzik aletleri ve bu aletleri oluşturan eklentiler, parçalarla ilgili terimlerdir. Bu araştırmanın başlangıç bölümünde Türkiye ve Azerbaycan'daki çalgıbilim çalışmalarına değinilmiştir. Devamında tezimizin girişi niteliğinde olan, her iki ülkede kullanılan üflemeli ve vurmalı çalgıların morfolojik ve sentaktik özellikleri incelenmiş, elde edilen veriler istatistiksel tablolarla desteklenmiştir. Ardından çalışmanın temelini oluşturan tematik sözlük kısmı başlamaktadır. Bu bölüm yedi ana başlık altında tasnif edilmiştir. Her başlık Türkiye ve Azerbaycan alt bölümleri şeklinde düzenlenmiş, karşılaştırmalı tablolar ve görsellerle zenginleştirilmiştir. Sözlük kısmını, alfabetik sırayla düzenlenmiş dizin bölümü takip etmektedir. Dizin de yine Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere iki alt başlıkta ele alınmış, her terim maddesinin yapısal çözümlemesi bu kısımda sunulmuştur. Çalışma genelinde toplam 781 terim değerlendirmeye alınmıştır.
Kazak Türkleri ve Bodrum'da geçiş dönemi (doğum, düğün, ölüm) gelenek ve uygulamaları üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Alyar, Gamze, Kazak Türkleri ve Bodrum'da geçiş dönemi (doğum, düğün, ölüm) gelenek ve uygulamaları üzerine karşılaştırmalı bir inceleme (Yüksek Lisans Tezi), Muğla 2020. Araştırmamız, giriş, üç bölüm, sonuç, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Giriş bölümü üçe ayrılmaktadır. Giriş bölümünde amaç, hedef, kapsam açıklanmıştır. Daha sonra halkbilimi alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın bölümlerinden; birinci bölüm doğum, ikinci bölüm düğün, üçüncü bölüm ölüm âdetlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde doğum âdetlerinin uygulama ve inanışlarına yer verilmiştir. Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında gerçekleşen uygulamalar karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Bu bölümde farklı bölgelerden örnekler verilerek doğum ile ilgili benzer ve farklı uygulamalar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde düğün âdetlerinin uygulama ve inanışlarına yer verilmiştir. Düğün öncesi, düğün sırası ve düğün sonrasında gerçekleşen uygulamalar karşılaştırmalı bir şekilde her başlık altında ele alınmıştır. Bu bölümde de karşılaştırma esnasında farklı yörelerden de benzer ve farklı uygulamalar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde geçiş döneminin sonuncusu olan ölüm âdetleri, Kazak Türkleri ve Bodrum yöresinde tespit ettiğimiz uygulama ve inanışlar ölüm öncesi, ölüm sırası ve ölüm sonrası olarak ele alınmaktadır. Ölümle ilgili uygulamalar ve inanışlar farklı yörelerden örneklerle birlikte ele alınmıştır.