
3,473
Archived Theses
67
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Adölesan dönem sporcu ve sedanter bireylerde somototip yapı ve bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelerin karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışma, adölesan dönemde aktif olarak spor yapan ve spor yapmayan sedanter bireylerin somototip yapı, fiziksel özellikler ve fizyolojik parametrelerin karşılaştırılması ve bu parametreler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma grubu Ordu ili Altınordu ilçesinde Milli eğitim bakanlığı 6,7,8,9. sınıfta öğrenimine devam eden 12-15 yaş aralığındaki aktif spor yapan (n=67) ve spor yapmayan (n=67, yaş=12-15) kız ve erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışmaya katılan katılımcıların boy, kilo, antropometrik ölçümler, flamingo denge, 'Y' denge, İlinois test, 30m sürat testi ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 25.0 programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikleri, Shapiro-Wilk normallik sınaması. Bağımsız örneklem T Test, Tek Yönlü Varyans Analizi, Çoklu Karşılaştırma Testi ve Pearson Korelasyon Testleri ile değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde p=0.05, anlamlılık düzeyi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan spor yapan deneklerin flamingo denge, y denge, İlinois, mezomorfi ve ektomorfi değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyete göre karşılaştırma sonuçlarına göre flamingo sürat, y denge, anaerobik kuvvet, ilinois, endomorfi ve mezomorfi değerleri arasında anlamlı fark tespit edilmiştir. Denge verileri ile bacak kütlesi sürat, ilinois arasında, Sürat değerleri ile flamingo, y denge, anaerobik kuvvet, endomorfi, mezomorfi ve ilinois test değerleri arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmadan elde edilen sonuçlarına göre, spor yapan ve yapmayan bireylerin statik ve dinamik denge, sürat, çabukluk ve somatotip yapıları arasında anlamlı farklılık olduğu, kadın bireylerin denge özelliklerinin bu yaştaki erkek bireylerden daha iyi olduğu, sürat, çabukluk ve anaerobik kuvvet özelliklerinde ise anlamlı derecede daha zayıf oldukları söylenebilir.
Wushu kung-fu sporcularında stres ve motivasyon düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Wushu Kung-Fu sporcularının stresle başa çıkma yöntemleri ile başarı motivasyon düzeylerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel nitelikteki ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma evreni Türkiye Wushu Kung Fu Federasyonu bünyesinde bulunan spor kulüplerindeki sporculardan oluşmaktadır. Örneklem grubu ise evrenden tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 18 yaş ve üzeri 249 kadın ve 246 erkek toplam 495 lisanslı sporcudan oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Stersle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği ve Spora Özgü Başarı Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizlerinde Student t testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey çoklu karşılaştırma testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada katılımcıların yaş, eğitim durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, aile aylık gelir durumu, yaşadığı yer, spor yılı ve branş değişkenlerine göre stersle başa çıkma yöntemleri ölçeği toplam puan ve alt boyutlarda anlamlı farklılık tespit edilirken, spora özgü başarı motivasyonun da ise yaş, eğitim durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, aile aylık gelir durumu, yaşadığı yer ve branş değişkenlerinde ölçek toplam puan ve alt boyutlarda anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Wushu Kung-Fu sporcularının stresle başa çıkma yöntemleri ile spora özgü başarı motivasyon düzeyleri arasında anlamlı ve orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Sonuç: Çalışmada yaş değişkenine göre stersle başa çıkma yöntemleri ölçeği ve spora özgü başarı motivasyon ölçeğinde yaş arttıkça ortalama puanlarında da artış olduğu bulunmuştur. Eğitim durumu, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerinde lisans/lisansüstü kategorisinde, aile aylık gelir durumu değişkeninde gelir-gider karşılıyor, yaşadığı yer değişkeninde köy/belde/kasaba ve brani değişkeninde ise taolu kategorisinde yer alan sporcuların stersle başa çıkma yöntemleri ölçeği ve spora özgü başarı motivasyon ölçeği puan ortalamaları yüksek tespit edilirken; spor yılı değişkeninde, stersle başa çıkma yöntemleri ölçeği puan ortalamalarında 10-14 spor yılına sahip olanların yüksek olduğu saptanmıştır. Korelasyon sonuçları ise, stresle başa çıkma yöntem puanları arttıkça spora özgü başarı motivasyon düzeyinde de artış olduğu görülmektedir. Savunma sporu olarak kabul edilen Wushu Kung-Fu spor branşı, stresle başa çıkabilme becerilerini geliştirebilmesi oldukça önemlidir. Stres düzeyini kontrol edebildiğinde, başarı motivasyonu noktasında olumlu etkiler oluşturacağı söylenebilir. Sonuç olarak, sporcuların stresle başa çıkabilme yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik birtakım uygulamaların gerçekleştirilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Wushu Kung-Fu, Stresle Başa Çıkma, Motivasyon.
Antrenörlerin iletişim becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı; antrenörlerin iletişim becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, betimsel nitelik taşıyan ilişkisel tarama modelindedir. Çalışmanın örneklem grubunu, kamu ve özel sektörde görev yapan 317 antrenör oluşturmaktadır. Veriler; kişisel bilgi formu, İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği ve Problem Çözme Becerileri Envanteri ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; ikili gruplar için Student T-Test, ikiden fazla gruplar için Tek Yönlü Varyans Analizi ve Tukey çoklu karşılaştırma testleri uygulanmıştır. Antrenörlerin iletişim becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki düzeyi ise pearson korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmada, cinsiyet, spor türü, görev yeri, sporcuların seviyesi, antrenörlük seviyesi değişkenlerinde herhangi bir anlamlı farklılık görülmezken, medeni durum, çocuk sahipliği, yaş, eğitim seviyesi ve antrenörlük tecrübesinde ise bazı alt boyutlarda ve toplam puanlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Korelasyon analiz sonuçlarına göre; antrenörlerin problem çözme becerileri envanteri toplam puanı ile kaçıngan alt boyutunda orta düzeyde; aceleci, düşünen, değerlendirici, kendine güven ve planlı alt boyutlarında ise pozitif yönlü, yüksek düzeyde ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca iletişim becerileri değerlendirme ölçeği toplam puanı ile aceleci yaklaşım alt boyutunda düşük düzeyde, kaçıngan yaklaşım alt boyutunda ise orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Düşünen ve planlı yaklaşım alt boyutlarda ise düşük düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmada, iletişim becerileri değerlendirme ölçeği ile problem çözme becerisi envanterine ait aceleci, düşünen ve planlı yaklaşım alt boyutlarında düşük, kaçıngan yaklaşım alt boyutunda ise orta seviyede ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Tekerlekli sandalye basketbol oyuncularının oyun performansını belirleyen faktörler
ÖZET TEKERLEKLİ SANDALYE BASKETBOL OYUNCULARININ OYUN PERFORMANSINI BELİRLEYEN FAKTÖRLER Amaç: Bu araştırmanın amacı, tekerlekli sandalye basketbol (TSB) oyuncularının oyun performansını belirleyen faktörlerin tespit edilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Türkiye Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Liginde oynayan 15 TSB oyuncusunun gönüllü katılımı ile gerçekleştirildi. Araştırma öncesi sporcular araştırmanın kapsamı hakkında bilgilendirildikten sonra ölçüm ve testlere tabi tutuldular. Bu aşamada sırasıyla sporcuların antropometrik özellikleri, vücut kompozisyonları, izokinetik kuvvet performansları, kaygı düzeyleri ve tekerlekli sandalye basketbol beceri testi (TBBT) düzeyleri tespit edildi. Sporcuların antropometrik özelliklerinin tespit edilebilmesi için vücut ağırlıkları, sandalyeli boy uzunlukları, kulaç ve kol uzunlukları, omuz genişlikleri, üst ve ön kol çevreleri, el uzunlukları ve genişlikleri ölçüldü. Vücut kompozisyonlarının tespiti için yağlı ve yağsız vücut oranları tespit edildi. İzokinetik kuvvet performanslarının tespiti için omuz horizontal abdüksiyon/addüksiyon (H-ABD/H-ADD), omuz abdüksiyon/addüksiyon (ABD/ADD), omuz internal rotasyon/eksternal rotasyon (IR/ER), omuz ekstansiyon/fleksiyon (EXT/FLX) ve dirsek ekstansiyon/fleksiyon (D-EXT/D-FLX) testleri uygulandı. Sporcuların kaygı düzeyleri, Spor Kaygı Ölçeği-2 (SKÖ-2) kullanılarak değerlendirildi. Sporcuların oyun performansı TBBT ile ölçüldü. TBBT, statik ve dinamik şut performansı, statik ve dinamik top sürati, toplu illinois ve slalom testleri ve 5-10-20 m toplu sprint testlerinden oluşmaktadır. Veriler toplandıktan sonra sporcuların TBBT puanları ile antropometrik özellikleri, vücut kompozisyonları, izokinetik kuvvet performansları ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiler incelendi. Bulgular: Sporcuların TBBT performansları ile antropometrik özellikleri arasında (r=0.520 ve 0.783 arasında), vücut kompozisyonları arasında (r=0.540 ve 0.558 arasında), endişe düzeyleri arasında (r=0.580), H-ABD ve H-ADD arasında (r=0.514 ve 0.802 arasında), ABD ve ADD arasında (r=0.516 ve 0.890 arasında), İR ve ER arasında (r=0.520 ve 0.761 arasında), EXT ve FLX arasında (r=0.521 ve 0.796 arasında), D-EXT ve D-FLX arasında (r=0.520 ve 0.799 arasında) orta ve yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edildi (p<0.05). Sonuçlar: Artan vücut yağı ve ağırlığı, sporcular için avantaja dönüştürülebilir, ancak ideal sınırlar içinde tutulmalıdır. Sporcuların artan endişe düzeyleri ise statik şut performansını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca TSB oyuncularının artan omuz kuvveti düzeyi, genel olarak TBBT performansını destekler. Bu nedenle antrenörler, TSB oyuncularının antrenman planlarını oluştururken bu faktörleri dikkate almalıdırlar. Anahtar Kelimeler: Antropometrik Özellikler, İzokinetik Kuvvet, Kaygı Düzeyi, Oyun Performansı, Tekerlekli Sandalye Basketbolu, Vücut Kompozisyonu
Spor kulüplerinde liderlik ve inovasyon
Amaç: Bu çalışmanın amacı, spor kulüplerinde liderlik ve inovasyon arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel nitelikteki ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma evreni Türkiye Wushu Kung Fu Federasyonu bünyesinde bulunan spor kulüplerindeki sporculardan oluşmaktadır. Örneklem grubu ise evrenden tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 18 yaş ve üzeri 196 kadın ve 189 erkek toplam 385 lisanslı sporcudan oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Eleştirel Liderlik Stili Ölçeği ve Sporda İnovasyon Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizlerinde Student t testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey çoklu karşılaştırma testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim durumu, gelir durumu, spor yaşı ve branşına göre eleştirel liderlik puanları arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sporda inovasyon puanları arasında ise cinsiyet, yaş, anne eğitim durumu ve gelir durumlarına göre anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Eleştirel liderlik stili ve sporda inovasyon düzeyleri arasında anlamlı ve orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Sonuçlar: Çalışma sonuçlarına göre kadın ve erkek katılımcıların eleştirel liderlik ve sporda inovasyon puanlarının birbirine yakın olduğu görülmektedir. Yaşları 30 ve üzeri olarak katılımcıların diğer yaş gruplarına göre eleştirel liderlik ve sporda inovasyon puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Geliri giderinden yüksek olan katılımcıların eleştirel liderlik ve sporda inovasyon puanlarının diğer kategorilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Branşa göre eleştirel liderlik ve sporda inovasyon puanlarının ise birbirine yakın olduğu ve genel olarak anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir. Eleştirel liderlik stili ölçeği ile sporda inovasyon ölçeği arasında ise pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre katılımcılarda eleştirel liderlik düzeyinin artması ile sporda inovasyon düzeyinin de artması beklenmektedir. Günümüz dijital çağında kurumlar çağa uyum sağlamak için birçok yenilik ve güncelleme yapmaktadır. Bu güncellemeler ile yeni yöneticilere ve liderlere ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle durum değerlendirme ve eleştiri yapma yeteneği olan liderlerin bu alanda daha etkili olacağı düşünülmektedir. Bu anlamda kurum ve kuruluşlarda görev ve sorumluluk alacak liderlerin, eleştirel düşünme yeteneklerini geliştirmesi ve bu alanda beceri kazanması önem arz etmektedir. Kurum ve kuruluşların amaca yönelik liderlik becerisi olan bireyleri tercih etmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sporcu, Spor Kulübü, Liderlik, İnovasyon
Miyofibril ve sarkoplazmik hipertrofi antrenmanlarının kas hipertrofisi ve kuvveti üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, miyofibril ve sarkoplazmik hipertrofi antrenmanlarının kas hipertrofisi, kuvveti ve seçilmiş antropometrik özelliklerin üzerine etkilerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 20-35 yaş arası toplam 30 sağlıklı erkek gönüllü katılmıştır. Çalışmaya katılan bireyler bilgisayar ortamında rasgele 15 miyofibril (yaş: 25,13 ±5,56 (yıl), ağırlık: 83,95 ±13,18 (kg), boy: 178,10 ±7,42 (cm), VKİ: 26,42 ±3,58 (kg/m2)) ve 15 sarkoplazmik (yaş: 25,41 ±5,90 (yıl), ağırlık: 83,91 ±14,31 (kg), boy: 177,37 ±7,56 (cm), VKİ: 26,61 ±3,82 (kg/m2)) hipertrofi antrenman grupları olarak atanmıştır. Çalışma sekiz haftalık miyofibril ve sarkoplazmik antrenmanın etkilerini görebilmek için ön test- son test desenine göre tasarlanmıştır. Antropometrik ölçümler boy (m), ağırlık (kg), VKİ (kg/m2) ile omuz, göğüs, bel ve baskın taraf üst kol ve uyluk bölgesi çevre (cm) ölçümlerini içermektedir. Pectoralis majör (PM), latissimus dorsi (LD) ve quadtriceps femoris (QF) kas görüntüleme ölçümleri Ordu Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Radyoloji Anabilim Dalında uzman hekim tarafından ultrasonografi cihazıyla değerlendirilmiştir. Kuvvet ölçümleri için bench press, squat ve deadlift 1 RM ölçümleri antrenman öncesinde ve antrenman sonrasında alınmıştır. Bulgular: Miyofibril ve sarkoplazmik hipertrofi antrenman gruplarının baskın taraf PM, LD kaslarının ön test-son test ultrason verisi fark ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Miyofibril ve sarkoplazmik hipertrofi antrenman gruplarının baskın olmayan taraf PM, LD kaslarının ön test-son test ultrason verisi fark ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Miyofibril antrenman grubunun bench press, squat ve deadlift kuvvet değerleri ön test- son test ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Sarkoplazmik antrenman grubunun bench press ve deadlift kuvvet değerleri ön test- son test ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Miyofibril ve sarkoplazmik hipertrofi antrenman gruplarının bench press, squat ve deadlift ön test-son test kuvvet verisi fark ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızın sonucunda miyofibril hipertrofi antrenmanı kas ultrasonografi görüntülerine göre sarkoplazmik antrenman grubuna göre daha fazla hipertrofi sağladığı bulunmuştur. Bu sonuçla çevre ölçümlerinde 6 haftalık antrenman sonunda fark olmasa bile kas inşasında hipertrofi görülmüştür.
Kadınların egzersiz yaparken tercih ettikleri materyal renkleri, istek ve motivasyon düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kadınların egzersiz yaparken tercih ettikleri materyal renkleri, istek ve motivasyon düzeylerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın araştırma grubunu, Mersin ilinin Toroslar ilçesinde bulunan spor salonlarda egzersiz yapan 18-55 yaş aralığında 216 kadın oluşturacaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişilerin spora katılım güdü ve motivasyonu için, Bingöl (2017) tarafından geliştirilen "Spora Katılım Güdüsü Ölçeği", egzersize yapmaya istek ve görev eğilimi için, Toros (2001) tarafından geliştirilen "Sporda Görev ve Ego Yönelimi Ölçeği" uygulanacaktır. Bulgular: Araştırmadan elde edilen verilerde SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere göre; spora katılım güdüsü ve motivasyon ile sporda görev ve ego yönelimi alt boyut tanımlayıcı istatistiklerine baktığımızda görev yönelimi 216 kişi, ortalama standart sapma 17,32±6,16, ego yönelimi 216 kişi, ortalama standart sapma 15,02±5,85, güdü 216 kişi, ortalama standart sapma 39,79±9,53 ve spora katılım güdüsü ve motivasyon ile sporda görev ve ego yönelimi korelasyon ilişkisine baktığımızda güdü*görev yönelimi r = -0,080 , p = 0,244 , güdü* ego yönelimi r = -0,87 , p = 0,202 şeklinde tespit edilmiştir. Korelasyon ilişkisi anlamında anlamlı düzeyde bir farklılık bulunamamıştır (p > 0,05). Sonuç: Araştırmanın sonucuna göre, tercih edilen renkler açısından siyah ve mavi ön plana çıkmış, sporda görev ve ego yönelimi ortalamanın üzerinde, spora katılım güdüsü ortalamanın altında şeklinde tespit edilmiştir. Bu anlamda katılımcıların kullandıkları malzeme rengi, görev ve ego yönelimi açısından kendilerini motive ettikleri görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Renk, Motivasyon, Kadın, Egzersiz, İstek
Genç kalecilerde life kinetik antrenmanlarının reaksiyon zamanı ve dikkat düzeyine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, genç kalecilerde life kinetik antrenmanlarının reaksiyon zamanı ve dikkat düzeyine etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma Ordu ilinde aktif olarak futbol oynayan 14-17 yaş aralığındaki 22 amatör kaleci ile gerçekleştirilmiştir. Vücut ağırlığı ölçümleri biyoimpedans vücut analiz cihazı ile boy uzunluğu ölçümleri ise stadiometre kullanılarak ölçülmüştür. İşitsel ve görsel reaksiyon zamanı testleri Moart reaksiyon zamanı ölçüm cihazı ile gerçekleştirilmiştir. Dikkat testi ölçümleri için ise d2 dikkat testi uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk Testi ile incelenmiştir. Uygulanan antrenmanların reaksiyon süresi ve dikkat düzeyi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla karışık ölçümler için iki yönlü ANOVA (Mixed ANOVA) testi kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Bulgular incelendiğinde, dominant ve non-dominant görsel reaksiyon değerlerinde grup ve zaman ana etkisi ile grup x zaman etkileşim etkisi bakımından istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Dominant ve non-dominant el işitsel reaksiyon sonuçlarında, grup ve zaman ana etkilerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Grup x zaman etkileşim etkisi bakımından, deney grubu lehine istatiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). D2 dikkat testi sonucu değerlerine bakıldığında grup x zaman etkileşim etkisi bakımından anlamlı farklılık görülmezken (p>0.05), zaman ana etkisine göre deney grubu lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Sonuç olarak sekiz haftalık life kinetik antrenmanları ile kalecilerin işitsel reaksiyon, dikkat ve konsantrasyon performanslarında gelişim sağlanabileceği ifade edilebilir.
Sporcularda üniversite spor ortamı ile profesyonellik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sporcularda üniversite spor ortamı ile profesyonellik düzeyleri arasındaki ilişkinin İncelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel nitelik taşıyan ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Çalışma evrenini Türkiye'deki 18 yaş ve üzeri sporcular oluşturmaktadır. Örneklemini ise Ordu, Samsun, Giresun ve Gümüşhane illerinde bulunan spor yükseköğretim programında öğrenim gören sporcu öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Üniversite Spor Ortamı Ölçeği ve Sporcular İçin Profesyonelizm Ölçeği kullanılmıştır. Verilere uygulanan normallik testi sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde Student t testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey çoklu karşılaştırma testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada katılımcıların cinsiyet, gelir durumu, spor yaşı, üniversite ve sınıf değişkenlerine göre ölçek puanları arasında anlamlı farklılık görülmezken; yaş, spor türü ve sporcu lisansı değişkenlerinde bazı alt boyut ve toplam puanlarda anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Sporcuların üniversite spor ortamı ile profesyonelizm puanları arasında ise pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sonuçlar: Çalışma sonuçlarına göre 26 yaş ve üzeri sporcuların 18-25 yaş aralığındaki sporculara göre profesyonellik düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna göre yaş arttıkça profesyonellik düzeyinin de artması beklenmektedir. Sporcuların zamanla daha fazla deneyim kazanacağı ve bunun neticesinde daha profesyonelce yaklaşım sergileyeceği söylenebilir. Takım sporcularının ise bireysel sporculara göre spor ortamı puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmektedir. Bunun nedeninin ise üniversitelerde düzenlenen spor organizasyonlarının daha çok takım sporlarına göre olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Geleneksel branşlarda düzenlenen organizasyonların bireysel sporlara göre daha fazla olduğu düşünülmektedir. Spor yükseköğretim kurumlarının ve ilgili spor federasyonlarının bireysel sporlara yönelik organizasyon sayısını arttırması önerilmektedir. Böylece bireysel sporlarla uğraşan sporcuların becerilerini sergilemeleri ve deneyim kazanmaları beklenebilir. Son olarak sporcuların üniversite spor ortamı düzeyleri arttıkça profesyonellik düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir. Üniversite spor ortamı, spor yükseköğretim kurumlarındaki ders müfredatı, yerleşke içerisindeki tesisler ve spor kulüpleri ile ilgilidir. Bu faktörlerin kaliteli ve amaca uygun hizmet etmesinin, sporcuların profesyonellik düzeylerine olumlu anlamda etki edeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sporcu, Spor Yükseköğretim Kurumu, Spor Ortamı, Profesyonelizm
İvmeölçer ve elektromiyografi sinyalleri ile kas kütlesi arasındaki korelasyona dayalı kas yorgunluğu tahmini
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Non-invaziv yöntemler olan ivmeölçer ve elektromiyografi sinyalleri ile kas kütlesi arasındaki korelasyona dayalı kas yorgunluğu tahmini yapmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 18–30 yaş aralığında, amatör/profesyonel futbol ile uğraşan 30 sağlıklı erkek sporcu katılmıştır (yaş: 21,53±3,42 yıl; ağırlık: 72,00±8,70 kg; boy: 172,26±19,30 cm; VKİ: 26,60±18,33 kg/m²). Sporcular "deney yorgunluk grubu" olarak adlandırılmıştır. Çalışma, ivmeölçer ve elektromiyografi (sEMG) sinyalleri ile kas kalınlığı arasındaki korelasyona dayalı kas yorgunluğunu incelemek amacıyla tanımlayıcı istatistik yöntemiyle tasarlanmıştır. Antropometrik ölçümler (boy, ağırlık, yaş, BKİ) alınmış; kas kalınlığı (VLO, VMO, RFO) ultrasonografi ile değerlendirilmiştir. İzometrik kasılmalar 90°, 60° ve 30° diz açılarında Cybex cihazıyla kaydedilmiştir. Katılımcılar baskın bacakla 20 sn süreyle leg ekstansiyon yapmıştır. sEMG ve ivme sinyalleri eşzamanlı olarak Noraxon sistemi ile toplanmış, elektrotlar SENIAM kriterlerine uygun şekilde kaslara yerleştirilmiştir. Kas seğirmesi için iki ivmeölçer kullanılmış; biri uyluk (VLO, VMO, RFO), diğeri bacakta tibialis anterior üzerine yerleştirilmiştir. Bulgular: Yaş ile kas kalınlığı ve sEMG arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.01, p<0.05). 90°, 60°, 30° açılarda medyan frekanslar kaslar arasında farklılık göstermiştir (p<0.01, p<0.05).İzometrik veriler ile BKİ, yaş, kas kalınlığı, sEMG, boy, ağırlık, ivmeölçer ve maksimum istemli kasılma arasında anlamlı fark saptanmıştır (p<0.01, p<0.05).İvmeölçer ön kasılma ve kasılma anı verileri ile maksimum istemli kasılma ve izometrik kuvvet arasında fark vardır (p<0.01, p<0.05). Maksimum istemli kasılma ile medyan frekans arasında da anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0.01, p<0.05). Sonuçlar: Kas kalınlığı arttıkça maksimum istemli kasılma, izometrik kuvvet ve yorgunluk artmıştır. Medyan frekans eklem açıları arasında yükselmiş, bu da kas aktivasyonunun arttığını göstermiştir. Maksimum kasılma ve kuvvet arttıkça ivme yer değiştirmesi azalmıştır. İvmeölçer ile sEMG ve kas kalınlığı arasında zayıf korelasyon saptanmış, ancak bu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı değildir. Anahtar Kelimeler: Kas Yorgunluğu, Yüzeysel Elektromiyografi, Kas Titreşimi, Kas Kalınlığı, İvme Ölçer
Beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimi ile ilgili duygu, tutum ve kaygılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimi ile ilgili duygu, tutum ve kaygılarının, öğretmen adaylarının cinsiyet ve öğrenim görülen sınıf değişkenine göre farklılık gösterip göstermediğini; duygu, tutum ve kaygı düzeyi arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. Betimsel bir çalışma niteliği taşıyan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubu 69 erkek, 77 kadın olmak üzere toplam 146 beden eğitimi öğretmen adayından meydana gelmiştir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ve Kaynaştırma Eğitimi ile ilgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygılarının, adayların cinsiyetine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular kadın ve erkek beden eğitimi öğretmen adaylarının duygu, tutum ve kaygı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygılarının, adayların öğrenim gördükleri sınıfa göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacı ile yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular 1. sınıf, 2. sınıf, 3. sınıf ve 4. sınıf beden eğitimi öğretmen adaylarının duygu, tutum ve kaygı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Araştırmaya katılan beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amacı ile yapılan analiz sonucunda öğretmen adaylarının duygu ve kaygı puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur.
Yaz spor okullarına katılan öğrencilerin spora katılım güdüsünün incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, yaz spor okullarına katılan öğrencilerin spora katılım güdüsünü incelemektir. Araştırma modeli olarak genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubunu yaz spor okullarına katılan, aile onayı ile birlikte araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Oyar, Aşçı, Çelebi ve Mülazımoğlu 'nun (2001) geliştirdiği "Spora Katılım Güdüsü Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçek puanları öğrencilerin cinsiyet, yaş ve spora katılım sürelerine bağlı olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini 6420 kişi oluştururken, örneklem grubunu kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan 765 kişi oluşturmuştur. Verilerin analizinde IBM SPSS 25 (Statistical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen ham verilerin normal dağılım sergilememesi nedeniyle, ikili karşılaştırmalar için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Yapılan tüm testlerde anlamlılık düzeyi "p<0,05" olarak alınmıştır. Analiz sonuçlarında, cinsiyet değişkenine ilişkin "Arkadaşlık" alt boyutunda genç kadın öğrencilerin lehine farklılık olduğu tespit edilmiştir. Yaş değişkenine bağlı gruplar arasında "Takım Üyeliği/Ruhu", "Arkadaşlık" ve "Yarışma" alt boyutlarında farklılık olduğu bulunmuştur. Son olarak spora katılım süresine göre; "Beceri Gelişimi", "Takım Üyeliği/Ruhu", "Fiziksel Uygunluk/Enerji Harcama", "Hareket/Aktif Olma" ve "Yarışma" alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin egzersiz ve beslenme yaşam tarzı ve fiziksel aktivite düzeyleri değişimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin egzersiz ve beslenme yaşam tarzı ve fiziksel aktivite düzeyleri değişimlerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Mersin'de yaşayan 18 yaş üstü üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Mersin Üniversitesi çiftlik köy kampüsünde farklı fakültelerde okuyan 380 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA) ve Beslenme–Egzersiz Davranış Ölçeği (BEDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde ikili karşılaştırmalarda Mann Whitney U, ikiden fazla grubun karşılaştırmasında Kruskal Wallis H ve ilişki düzeyini belirlemek için Spearman Korelasyon analizleri, pandemi öncesi ve sonrası ölçümlerde Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmış ve hata payı 0.05 olarak alınmıştır. Bulgulara göre; Çalışmaya dâhil edilen öğrencilerin %53,95'i (n=205) kadın ve %46,05 (175) ise erkeklerden oluşmaktadır. Katılımcıların %45,26'sı Covid-19 geçirmiş, %47,37'si karantinada kalmıştır. Covid-19 pandemi sürecinde aktif olarak geçirilen zaman öğrencilerin %49,74'ünde azalmıştır (p<0,05). Öğrencilerin %86,32'sinin oturarak geçirdiği zaman artmıştır (p<0,05). Çalışmada katılımcıların BEDÖ dört alt boyutu ve toplam puanlarının pandemi öncesinde istatistiksel anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,01). Katılımcıların UFAA'ne göre %67,59'u inaktif, %31,38'i çok aktif olduğu tespit edilmiştir. Yeterli ve dengeli beslendiğini düşünenlerin şiddetli ve orta şiddetli fiziksel aktivite puanı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olarak tespit edildi (p<0,001). Katılımcılardan Pandemi Sonrası (PS) Hemşirelik ve tıp fakültesi öğrencileri BEDÖ toplam puanı güzel sanatlar, fen-edebiyat ve eğitim fakültesi öğrencilerinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek puana sahip olduğu tespit edildi (p<0,01). Öğrencilerin UFAA toplam puanları ile pandemi öncesi toplam BEDÖ puanı arasında pozitif yönlü çok zayıf düzeyde korelasyon (r=0,120*; p=0,02), pandemi sonrası toplam BEDÖ puanı arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde korelasyon gözlendi (r=0,407**; p=0,001), Katılımcıların pandemi öncesi ve sonrası VKİ (r=0,893**; p=0,001), ve vücut ağırlıkları (r=0,941**; p=0,001), arasında pozitif yönlü, yüksek ve çok yüksek düzeyde korelasyon saptandı. Sonuç olarak; COVİD-19 karantina döneminde üniversitelerin kapatılması ve sosyal mesafe gibi alınan önlemlerden dolayı öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ve beslenme ve egzersiz alışkanlıları etkilemiş olabilir. Salgının başlamasıyla uzun süre evlerinden çıkmayan öğrenciler zamanlarının büyük çoğunluğunu hareketsiz bir yaşam tarzıyla evde tablet, bilgisayar ve telefon karşısında geçirmeye başlamış olduğu söylenebilir. Bunun sonucu olarak sergilenen inaktif eğilimlerin, sağlıksız beslenme biçimi üzerinde olumsuz sonuçlar yarattığı düşünülmektedir.
Rekreatif amaçlı fitness egzersizi yapan bireylerin sosyal medya kullanımları ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışma, rekreatif amaçlı fitness egzersizi yapan bireylerin sosyal medya kullanımları ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2023 yılında Mersin il ve ilçelerinde fitness merkezlerine üye yetişkin bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise Mersin il ve ilçelerinde bulunan anakütle oranlarına dayalı basit tesadüfi olasılık örneklemesi yöntemiyle seçilen bazı fitness merkezlerine üye 190'u kadın, 457'si erkek toplam 566 katılımcı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen "kişisel bilgiler formu", "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve ''Sosyal Medya Kullanım Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen skorların kategorik değişkenlere göre karşılaştırılmasında iki grup içeren kategorik değişkenler için bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla grup içeren kategorik değişkenler için varyans analizi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda gruplar arasındaki farklılığı belirlemek için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler SPSS programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda katılımcıların sosyal medya kullanımı ölçek alt boyutlarından süreklilik ve yetkinlik arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak katılımcıların sosyal medya kullanımlarından süreklilik alt boyutu ile yetkinlik alt boyutu puanlarının orta düzeyde mutluluk ölçeği puanlarının ise yüksek olduğu belirlenmiş ve katılımcıların sosyal medya kullanım sürekliliği arttıkça mutluluk puanlarının düştüğü sosyal medya kullanımı yetkinlik puanı arttıkça ise mutluluk puanlarının arttığı belirlenmiştir.
Sporcularda aerobik güç ve dehidrasyon düzeyinin toparlanmaya etkisi
Sportif performans üzerinde genel olarak en etkili parametrelerden birisi de maksimum oksijen tüketimi olarak kabul edilebilmektedir. Maximum oksijen tüketimi aerobik gücün belirlenmesinde kullanılan en güvenilir ilkesinden bir tanesidir. Bunun yanında bireyin su dengesini günlük tükettiği ve kaybettiği su miktarı arasındaki fark oluşturmaktadır. Bu dengenin sağlanabilmesi sporcu performansı açısından kritik önem göstermektedir. Dehidrasyon sporcularda yarışmalarda ve antrenmanlarda çok sık karşılaşılan bir durumdur. Toparlanma sürecinde beslenme ve sıvı tüketimi yolu ile bu durum karşılanmaya çalışılır. Bu bilgiler ışığında çalışmanın amacı 18-29 yaş grubu erkek ve kadın sporcularda aerobik güç ve dehidrasyon düzeylerinin toparlanmaya olan etkisini tespit etmektir. Çalışma Mersin Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde 18-29 yaş grubu 47 erkek ve 47 kadın (n=94) sporcu üzerinde yapıldı. Sporcuların yaş (yıl), boy (cm), vücut kitle indeksi (kg/boy²) ve vücut ağırlığı (kg) kişisel bilgi formuna kaydedildi. Sporcuların aerobik güçleri cooper testi ile belirlendi, dehidrasyon seviyeleri idrar rengi protokolü ile belirlendi ardından yorgunluk oluşturmak amacıyla çoklu sprint testi uygulandı. Kalp atımları polar saat kullanılarak akut toparlanma seviyeleri hesaplandı. Araştırmada kullanılan veriler SPSS istatistik programı kullanılarak çözümlendi. Katılımcılara ait kişisel bilgiler frekans dağılımları ve ortalama standart sapmalarına ilişkin tanımlayıcı istatistikler yapıldı, sonrasında toplanan verilerin normallik dağılımları Kolmogorov-Smirnov testi ile sınandı, veri setinin normal dağılım sağladığı görüldü. Araştırma sorularına yönelik yapılan testlerde bağımsız değişkenin bağımlı değişkeni yordayıp yordamadığını test etmek amacıyla basit doğrusal regresyon testinden yararlanıldı. Araştırmada hipotezi test edilen bulgular yorumlandı ve sonuçlar tablolar ile desteklenerek yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi Sporcularda aerobik gücün 1 ve 5 dakikalık toparlanmaya etkisi anlamlı (p<0,05) bulunurken 3 dakikalık toparlanmaya etkisi anlamlı bulunmamıştır. Sporcularda dehidrasyon seviyesinin 1 ve 5 dakikalık toparlanmaya etkisi anlamlı (p<0,05) bulunurken 3 dakikalık toparlanmaya etkisi anlamlı bulunmamıştır.
Atlı cirit sporcularında direnç bant ile yapılan kuvvet antrenmanlarının isabet ve motorik özelliklere etkisi
Bu araştırma, direnç bant antrenmanlarının atlı cirit sporcularında cirit isabeti, sürat, çeviklik, denge ve kuvvet üzerine etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmaya 24 atlı cirit sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar hedefe isabet ön test sonuçlarına göre homojen bir şekilde deney (n=12) ve kontrol grubu (n=12) olarak iki gruba dağıtılmıştır. Gruplar 8 hafta boyunca atlı cirit antrenmanlarına tabi tutulmuştur. Deney grubuna cirit antrenmanına ek olarak 8 hafta boyunca direnç bant ile yapılan kuvvet antrenmanı uygulatılmıştır. Çalışmada katılımcılara ön test ve son test olarak sürat, çeviklik, denge, dikey sıçrama, durarak uzun atlama testlerinin yanı sıra araştırmacı tarafından geliştirilen cirit isabet testi uygulatılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır, verilerin normalitesi incelenmiş ve dağılımlarına göre non-parametrik testler ile ikili karşılaştırma analizleri yapılmıştır. Deney grubunun ön test ve son test ortalamaları arasında, ayrıca deney ve kontrol grubu karşılaştırmalarında uzun atlama parametresi haricinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak atlı cirit sporcularında cirit antrenmana ek olarak direnç bant ile yapılan kuvvet çalışmalarının sürat, denge, dikey sıçrama, çeviklik ve cirit isabetini geliştirdiğini göstermektedir.
Beden eğitimi öğretmenlerinde örgütsel iklim ve örgütsel stres ilişkisinde liderlik tarzlarının aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, Adana İl Merkezinde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında kamu okullarında görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin algılarına göre örgütsel iklim ve örgütsel stres ilişkisinde liderlik türlerinin aracılık rolünü tespit etmektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemi olup, ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma evreni, Adana İl Merkezinde bulunan Kamu İlkokulu, ortaokul ve liselerinde görev yapan beden eğitim öğretmenlerinden meydana gelmektedir. Çalışma evreninde bulunan tüm öğretmenlere araştırmacı tarafından ölçekler dağıtılmış ve ölçeklerin yazılı olarak cevaplanması istenmiştir. Öğretmenlerden geriye dönen ve eksiksiz olarak doldurulan toplam 524 ölçek değerlendirilmeye uygun bulunmuştur. Veri toplama aracı olarak; Taş, A., Çelik, K. ve Tomul E. (2007) tarafından geliştirilen, liderlik tarzları ölçeği, Tunçay (2013) tarafından Türkçe' ye uyarlanan örgütsel iklim ölçeği ve Theorellve diğerleri, (1988) tarafından geliştirilen, Yıldırım ve diğerleri, (2011) tarafından Türkçeye çevrilen örgütsel stres ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS Paket programında analiz edilmiştir. Verilerin çarpıklık ve basıklık değerleri normal dağılım gösterdiğinden parametrik testler yapılmasına karar verilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; Öğretmenlerin algılarına göre Demokratik liderlik ile örgütsel iklim ölçeği ile arasında orta düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, serbest liderlik ile örgütsel iklim ölçeği arasında düşük düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, dönüşümcü liderlik ile örgütsel iklim ölçeği arasında orta düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, etkileşimci liderlik ile örgütsel iklim ölçeği arasında orta düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu görülmektedir (p<0.05). Otokratik liderlik ile örgütsel iklim arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir (p>0.05). Otokratik liderlik ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, Demokratik liderlik ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve pozitif ilişki olduğu, dönüşümcü liderlik ile örgütsel stres ölçeği arasında düşük düzeyde anlamlı ve pozitif ilişki olduğu, etkileşimci liderlik ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve pozitif ilişki olduğu görülmektedir (p<0.05) Serbest liderlik ile örgütsel stres arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir (p>0.05). Örgütsel iklim ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu görülmektedir (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Örgütsel Stres, Örgüt İklimi, Liderlik Tarzları, Aracılık Etkisi, Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Liderlik Tarzları Algısı. Danışman: Prof. Dr. Yunus YILDIRIM, Mersin Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Mersin.
Futbolcularda farklı ısınma protokollerinin anaerobik güç, izokinetik kuvvet ve şut hızı üzerine akut etkisi
Bu çalışmanın amacı, farklı nöromüsküler ısınma protokollerinin (FIFA 11+, HarmoKnee, Dinamik Isınma) futbolcularda anaerobik güç, izokinetik kuvvet, dikey sıçrama, çeviklik, sürat ve şut hızı performanslarına akut etkisini incelemektir. Araştırmaya dahil edilen 32 amatör futbolcu, standart bir ısınmadan (10 dakika düşük tempolu koşu) sonra ön testlere tabi tutulmuştur. Ön testlerin ardından katılımcılar, yansız atama yöntemiyle FIFA 11+ ısınma protokolü grubu (FIPG, n=11), HarmoKnee ısınma protokolü grubu (HIPG, n=10) ve Dinamik ısınma protokolü grubu (DIPG, n=11) olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Yansız atama yöntemiyle grupların ön test değerleri arasında fark olmaması sağlanmıştır. Son testlerde katılımcılar yer aldıkları grubun ısınma protokolünü uyguladıktan sonra 5 dakika pasif dinlenme verilmiş ve ardından son testler uygulanmıştır. Isınma yöntemlerinin performans üzerine etkilerinin belirlenmesi için Tekrarlı Ölçümlerde 2 Yönlü ANOVA Testi uygulanmıştır. Futbolcuların ortalama güç (FIPG, HIPG, DIPG), dikey sıçrama (FIPG, HIPG, DIPG), çeviklik (FIPG) ve şut hızı (FIPG, HIPG) performanslarının zamana göre değişimleri anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Zirve güç, izokinetik kuvvet ve 20 m sürat performanslarının zamana göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür (p>0,05). Isınma grupları arasında da anlamlı farklılık görülmemiştir (p>0,05). Çalışma sonucunda, farklı nöromüsküler ısınma yöntemlerinin, amatör futbolcuların bazı performans parametreleri (ortalama güç, dikey sıçrama, çeviklik ve şut hızı) üzerine olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir. FIFA 11+ protokolünün, HarmoKnee ve Dinamik ısınma protokollerine kıyasla daha fazla performans parametresini olumlu etkilediği görülmüştür.
Kuvvet antrenmanlarında kan akımı kısıtlama uygulamasının akut fizyolojik ve hormonal değişimleri
Literatürde kan akımı kısıtlama uygulamasının; performans gelişimi üzerindeki olumlu etkinliği bilgileri mevcuttur. Bu çalışmada; kan akımı kısıtlama uygulaması ile sporcuların kuvvet gelişimleri üzerinde etkili olan bazı hormon ile fizyolojik parametreleri ve bunların akut etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Profesyonel düzeyde spor yapan 14 sağlıklı erkek katılımcı; kan akımı kısıtlamalı (KAK) ve kan akımı kısıtlamasız olarak diz extansion egzersizini iki farklı kuvvet türü olan çabuk kuvveti 6 set 20 tekrar ve maksimal kuvveti 3 set 5 tekrar olarak uygulamıştır. Antrenmanlar bir hafta ara ile kısıtlamalı ve kısıtlamasız olarak gerçekleştirilmiştir. Kan akımı kısıtlama manşon basıncı ayarlaması, her sporcu için 160 mmHg olarak belirlenmiştir. Sporcuların akut hormonal ve fizyolojik değişimlerini belirlemek amacıyla her antrenman protokolünde 3 farklı zaman diliminde [ (1) Egzersiz öncesi, (2) Egzersiz sonrası, (3) Egzersizden 24 saat sonra] olmak üzere 3 ve her protokol için her sporcudan toplamda 12 kan numunesi alınmıştır. Tüm analizlerde α=0,05 olarak alınmış ve istatistiksel olarak anlamlı farkın elde edildiği durumlar için kısmi eta kare ile hesaplanan etki büyüklüklerine yer verilmiştir. Kan akımı kısıtlama uygulaması ile hormonal ve fizyolojik değişimler arasındaki ilişki "ilişkili (tekrarlı) ölçümler için üç yönlü varyans analizi (ANOVA)" ile test edilmiştir. Değişkenlerin istatistiksel olarak değerlendirilmesi kan kısıtlaması*kuvvet antrenmanı*zaman etkileşimlerinin tümü ile değerlendirilmiştir. Growth hormonu ve IGF-1 için tüm değişkenlerde farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0,05). Sporcuların CK ve LDH ölçümleri ise kan kısıtlamalı ve kısıtlamasız antrenmanlara ve zaman değişkenlerine göre farklılık gösterse de (p<0,05), maksimal kuvvet ve çabuk kuvvet antrenman şiddetine anlamlı farklılıklar göstermemiştir (p>0,05). Kalp atım hızının; etkileşim etkisi (kan kısıtlaması*kuvvet antrenmanı*zaman) istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (F=10,295; p<0,05). Oksijen satürasyonunda ise anlamlı bir fark görülmemiştir (F=0,802; p>0,05). Sistolik kan basınçlarında farkın anlamlı (F=3,538; p<0,05) ve diyastolik kan basınçlarında (kankısıtlaması*kuvvetantrenmanı*zaman) farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (F=0,320; p>0,05). Bulgulara göre sonuç olarak, performans gelişiminde etkili değişkenlerde düşük şiddetli kan akımı kısıtlama uygulamasının yüksek şiddetli direnç egzersizlerine göre daha yüksek ortalamalara sahip olduğu söylenenebilir. Anahtar Kelimeler: Hormon, Kan akımı kısıtlama, Kuvvet.
Beden Eğitimi ve Spor Derslerinde uygulanan life kinetik antrenman programının ortaöğretim öğrencilerinde denge, reaksiyon zamanı ve dikkat parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışma, Beden Eğitimi ve Spor derslerinde uygulanan Life Kinetik antrenman programının ortaöğretim öğrencilerinde denge, reaksiyon zamanı ve dikkat parametreleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 8 hafta boyunca haftada 2 saat düzenli olarak beden eğitimi ve spor derslerine uygulamalı olarak katılan ortaöğretim kademesinde 10. sınıflarda öğrenim gören 132 öğrenci (kız=68, erkek=64) gönüllü olarak katılmıştır. Deney grubuna haftada 2 saat beden eğitimi ve spor derslerinde Life Kinetik antrenman programı uygulanırken, kontrol grubunda ortaöğretim kademesinde uygulanan beden eğitimi ve spor dersi müfredatına bağlı kalınmıştır. Deney ve kontrol gruplarının denge, reaksiyon zamanı ve dikkat skorları 8 haftalık Life Kinetik antrenman programı dahilinde belirtilen parametrelerde dönem başında ön testlerle yapılırken dönem sonunda aynı parametrelerde son test değerleri alınarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamında değerlendirilmiştir. Life Kinetik antrenmanlarının denge, dikkat ve reaksiyon zamanı performansları üzerine etkisi olup olmadığını araştırmak için Üç Faktörlü Karma ANOVA analizi uygulanmıştır. Karma ANOVA'nın birincil amacı, bağımlı değişken üzerinde denekler-içi faktörler ile denekler-arası faktörler arasında bir etkileşim olup olmadığını araştırmaktır. Bu çalışmada "zaman ( ön test-son test) " değişkeni "denekler-içi" faktör, "grup ( kontrol-deney)" değişkeni ve "cinsiyet (kız-erkek) değişkeni " denekler-arası" faktörlerdir. Ön-test ve son-test sonuçlarında farkın kaynağını belirlemek için Bonferroni Çoklu Karşılaştırna Testi kullanılmıştır. Varyansların homojenlik testleri Levene testi ile kontrol edilmiştir. Ölçümlerde varyans homojenliklerinin sağlanamadığı durumlarda karma ANOVA modellerinde Pillai's Trace test sonuçları verilmiştir. P değerinin 0,05'ten küçük olması durumunda cinsiyet grupları arası fark ve değişkenler arası ilişki anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak beden eğitimi ve spor derslerinde uygulanan 8 haftalık Life Kinetik antrenman programının ortaöğretim kademesindeki öğrencilerin denge, reaksiyon zamanı ve dikkat parametreleri üzerindeki etkileri incelendiğinde; Denge sol ayak erkekler, reaksiyon sağ el erkekler, sol el kızlar, reaksiyon sağ ve sol ayak hem erkekler hem kızlarda kontrol ve deney grupları arasında anlamlı bir fark görülürken; Dikkat testinde deney grubunun kontrol grubuna göre öğrenme güçlüğü hariç tüm parametrelerde gelişim gösterdiği görülmektedir. Dolayısıyla Life Kinetik antrenman programının denge, reaksiyon zamanı ve dikkat üzerinde belirtilen parametrelerde doğrudan etkisi olduğu söylenebilir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin eğitim felsefesi eğilimlerinin, otantik öğrenme hazırbulunuşlukları ve otantik ölçme-değerlendirme yöntemine yönelik tutumları ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, beden eğitimi öğretmenlerinin sahip oldukları eğitim felsefesi eğilimlerinin tespit edilip, bu eğilimlerin; otantik öğrenme hazırbulunuşlukları ve otantik ölçme- değerlendirme yöntemine yönelik tutumları ile ilişkisi; cinsiyet, yaş, görev yapılan okul kademesi, hizmet süresi ve görev yapılan yerleşim yeri değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırmada veri toplamak için; "Kişisel Bilgi Formu", "Eğitim Felsefesi Eğilimleri Ölçeği", "Öğretmenler İçin Otantik Öğrenme Hazırbulunuşluk Ölçeği" ve son olarak "Otantik Ölçme ve Değerlendirme Yöntemine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde görev yapmakta olan N=49,513 beden eğitimi öğretmeni oluştururken, örneklem ise n=583 beden eğitimi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada toplanan nicel verilerin; aritmetik ortalamaları (X̅), standart sapmaları (Ss), frekansları (f), yüzdeleri (%), Cronbach Alpha değerleri (α) ile basıklık ve çarpıklık katsayıları hesaplanmış, sonrasında bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı (r) ile basit ve çoklu doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler p<0,05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Yapılan bu araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: Beden eğitimi öğretmenleri en fazla ilerlemeci, en az daimici eğitim felsefelerine eğilim göstermişlerdir. Beden eğitimi öğretmenlerinin otantik öğrenme hazırbulunuşlukları ve otantik ölçme-değerlendirme yöntemine yönelik tutumları yüksek bulunmuştur. Beden eğitimi öğretmenlerinin, eğitim felsefeleri boyutlarında; cinsiyet, görev yapılan okul kademesi, hizmet süresi ve görev yeri değişkenine göre gruplar arası anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Beden eğitimi öğretmenlerinin, otantik öğrenme hazırbulunuşlukları; cinsiyet, görev yapılan okul kademesi ve görev yapılan yerleşim yeri değişkenlerine göre gruplar arası anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Beden eğitimi öğretmenlerinin, otantik ölçme-değerlendirme yöntemine yönelik tutumları; cinsiyet, yaş, görev yapılan okul kademesi, hizmet süresi ve görev yapılan yerleşim yeri değişkenlerine göre gruplar arasında anlamlı fark bulunmamaktadır (p>0,05). Çalışmada yaşın anlamlı bir etkisi bulunmamıştır (p>0,05). İlerlemeci ve yeniden kurmacı eğitim felsefeleri eğilimleri ile otantik öğrenme hazırbulunuşlukları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,56, r=0,49; p<0.05). Esasici eğitim felsefesi eğilimi ile otantik ölçme-değerlendirme yöntemine yönelik tutum arasında orta düzeyde negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur (r=-0,44; p<0.05). Beden eğitimi öğretmenlerinin otantik öğrenme hazırbulunuşluk düzeylerinin %24'ü yeniden kurmacı eğitim felsefesi eğilimleri tarafından açıklanmaktadır. Beden eğitimi Otantik ölçme-değerlendirme yöntemine yönelik tutumlarının %22'si esasici ve yeniden kurmacı eğitim felsefeleri eğilimleri tarafından açıklanmaktadır.
Farklı seviyelerdeki adölasan bocce volo sporcularının müsabaka esnasındaki fizyolojik cevaplarının ve oyun karakterlerinin karşılaştırılması
Bu çalışma farklı seviyelerdeki bocce volo branşındaki sporcuların müsabaka esnasındaki fizyolojik ve oyun karakteristik özelliklerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma örneklemi Mersin ilinde bocce sporu ile uğraşan 14-17 yaş 20 kız ve 30 erkek sporcudan oluşmaktadır. Katılımcıların vücut kompozisyon özelliklerini belirlemek için vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ölçümü için stadiometre, müsabaka esnasındaki kalp atım hızı değişiklikleri gibi fizyolojik cevaplarının belirlenmesi için, kalp atım hızı için Polar Vantage NV kalp atım hızı monitörü ve koşu hızları gibi aktivite türlerinin belirlenmesinde Polar S3 koşu hız sensörü cihazı ve oyun karakteristiğinin belirlenmesi için müsabaka analiz formu kullanılmıştır. Bu değişkenlerin dereceye girme durumuna göre karşılaştırılmasında normal dağılım testi sonucuna göre bağımsız örneklemler t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Kadın yarışmacıların vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve yaş ortalaması, standart sapması sırasıyla 56,1 ± 4,84; 164,75 ± 3,26 ve 15,4 ± 1,1 bulunmuştur. Erkek yarışmacıların vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve yaş ortalaması, standart sapması sırasıyla 63,43 ± 8,88; 172 ± 4,03 ve 15,33 ± 1,12 Dereceye giren sporcuların dereceye girmeyen sporculara göre müsabaka esnasındaki fizyolojik cevaplarının ve oyun karakterlerinin her parametre için daha iyi seviyede olduğu görülmüştür.
Rekreatif bir etkinlik olarak fitness ve pilates egzersizi yapan bireylerde ototelik kişilik ve egzersiz bağımlılığının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fitness ve pilates salonlarında egzersiz yapan bireylerin ototelik kişilik ve egzersiz bağımlılıkları durumlarının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Afyonkarahisar'da yaşayan fitness ve pilates salonlarında egzersiz yapan 146 (%47,6)'sı erkek, 161 (%52,4)'i kadın toplam 307 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Egzersiz Bağımlılık Ölçeği ve Ototelik Kişilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde ölçeklerin normallik değerleri incelendiğinde Çalışmadan elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma ile kategorik değişkenler için frekans ve yüzde analizi ile verilmiştir. Ölçeklerden elde edilen skorların kategorik değişkenlere göre karşılaştırılmasında iki grup içeren kategorik değişkenler için bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla grup içeren kategorik değişkenler için Varyans Analizi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda gruplar arasındaki farklılığı belirlemek için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler SPSS programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. p<0,05 anlamlılık seviyesi seçilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların %97,7'sinin riskli, bağımlı ve yüksek riskli grup içerisinde oldukları ve egzersiz bağımlılıklarının yüksek oldukları belirlenmiştir. Ototelik kişiliğe sahip olan bireylerin daha fazla egzersiz bağımlısı olabileceği, erkeklerin kadınlardan daha fazla egzersiz bağımlısı olduğu, bireylerin yaşları ve egzersiz sıklığı arttıkça egzersiz bağımlısı olma olasılıklarının yüksek olduğu belirlenmiştir.
Lise beden eğitimi dersinde beyan edilen ve kullanılan öğretim stillerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, lise beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin derslerinde beyana dayalı olarak tercih ettikleri öğretim stillerini ve bu stillere yönelik değer algılarını ve derslerinde kullandıkları öğretim stillerinin öğretmenlerin cinsiyet ve öğretmenlik deneyimi sürelerine göre karşılaştırmaktır. Bu araştırmanın katılımcılarını Adana'da lise düzeyinde 25 farklı okulda görev yapan 10 kadın (x̅yaş= 41.07) 20 erkek (x̅yaş= 42.55) toplam 30 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlerin belirlenmesinde kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacı ile Kişisel Bilgi Formu, Beden Eğitimi Öğretmenleri Öğretim Stilleri Değer Algıları Anketi ve Öğretim Stilleri Belirleme Aracı kullanılmıştır. Öğretmenlerin derslerinde kullandıkları öğretim stillerini ortaya koymak amacı ile 30 beden eğitimi ve spor öğretmeninin 40 dk'lık dersi video kamera ile kayıt edilmiştir. Verilerin analizinde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular öğretim stilleri kullanımının cinsiyete göre farklılaşmadığını ancak kadın öğretmenlerin Yönlendirilmiş Buluş stilini erkek öğretmenlerden daha fazla kullanıldığını ortaya koymuştur. Öğretmenlik deneyim süresine göre incelendiğinde deneyim süresi 15 yıl ve daha az olanlar ve 16 yıl ve daha fazla olan öğretmenlerin kullandıkları öğretim stillerinin farklılaşmadığı, ancak Problem Çözme-Tek doğru stilini deneyim süresi 16 yıl ve daha fazla olan öğretmenlerin deneyim süresi 15 yıl ve daha az olan öğretmenlerden daha fazla kullandıkları görülmüştür. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin derslerinde yönetsel etkinliklere ayırdıkları süre açısından cinsiyet ve öğretmenlik deneyimi süresine göre fark bulunmamış, yönetsel etkinlikleri öğretmenlerin ders süresinin büyük bir bölümünde kullandıkları ortaya konmuştur.
Taekwondocularda pertürbasyon egzersizlerinin denge ve alt ekstremite kuvveti üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 14-17 yaş teakwondocularda 8 haftalık pertürbasyon egzersiz programının denge ve alt ekstremite kuvveti üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada ön test-son test içeren yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce G Power analizi uygulanmış olup kişi sayısı (n=16) belirlenmiş ve sporcular ön testte alınan dinamik denge skorlarına göre homojen iki grup olarak ayrılmıştır. Araştırmaya lisanslı olarak 16 (15,25±0,250) erkek taekwondo sporcusu katılmıştır. Araştırma verileri, fiziksel testler (boy uzunluğu, vücut ağırlığı) ve performans ölçüm testleri (ayak bileği eklem hareket açıklığı için el gonyometresi, dinamik denge ölçümü için Prokin PK200 dinamik denge ölçüm cihazı, dikey sıçrama ölçümü için iVMES dikey sıçrama cihazı ve ayak bileği kuvvet ölçümü için Cybex izokinetik dinamometre) ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS istatistik paket programı ile yapılmıştır. Verilerin dağılımı Shapiro Wilk testi ile incelenmiştir. Test sonucunda normal dağılım gösteren veriler için ikili karşılaştırmalarda parametrik testlerden Paired Sample T testi, nonparametrik dağılım gösteren veriler için ise Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre deney grubunun grup içi ön test ve son test sağ ayak dinamik denge (Primeter Length) ve grup içi ön test ve son test sağ ayak planterfleksiyon eklem hareket açıklığı parametresinde, kontrol grubunun grup içi ön test ve son test sağ ayak dorsiflexion eklem hareket açıklığı parametresinde, kontrol grubunun grup içi dikey sıçrama ön test ve son testleri arasında, kontrol grubunun grup içi izokinetik kuvvet ön test ve son test (60 dorsiflexion sol ve 180 dorsiflexion sol) parametrelerinde ve kontrol grubunun grup içi ön test ve son test dinamik denge parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; pertürbasyon egzersizlerinin denge ve alt ekstremite kuvvetini kontrol grubuna oranla geliştirdiğini ancak bu gelişimin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmadığını göstermektedir. Bunun sebebinin ise pertürbasyon egzersizlerinin şiddetinden kaynaklandığını düşündürmektedir.
Rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı; rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni, rekreatif amaçla yüzme egzersizi yapan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu evrende kolay örneklem yöntemi ile seçilen 18 ve 27 yaş üzerindeki toplam 491 bireyden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak için; Kişisel Bilgi Formu, Sosyalleşme Ölçeği, Mutluluk Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde istatistik paket programları kullanılmıştır. Araştırma ölçeklerinin güvenirliği Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanarak incelenmiştir. Skewness ve Kurtosis sonuçlarına bakılarak parametrik testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Araştırma ölçeklerine ilişkin betimleyici istatistik yapılmıştır. Grupların homojenliği kontrol edilmiştir. İkili karşılaştırmalarda t testi, çoklu karşılaştırmalarda One-Way Anova, farklılığın kaynağının belirlenmesinde LSD ile Tukey testleri kullanılmıştır. İlişkisel model kapsamında ise korelasyon ve regresyon yöntemlerine başvurulmuştur. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri cinsiyete göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri yaş gruplarına göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri eğitim seviyelerine göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde medeni duruma göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri medeni durumu göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri çocuk sahibi olup olmama durumuna göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde aylık gelir seviyesine göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri aylık gelir seviyesine göre farklılaşmaktadır. Sosyalleşme ve mutluluk ölçekleri korelasyon analizi sonucunda anlamlı pozitif ve zayıf düzeyli ilişkiye ulaşılmıştır. Sosyalleşme ve mutluluk regreasyon analizi sonucunda olumlu pozitif anlamlı olarak yordalanmaktadır. Başka bir ifadeyle sosyalleşme arttıkça mutluluk da artmaktadır.
Takım sporcularında algılanan antrenör tutum ve davranışları ile sporda saldırganlık ve öfke ilişkisi
Bu çalışmada, takım sporcularının algıladıkları antrenör tutum ve davranışları ile saldırganlık ve öfke düzeylerinin sporcuların cinsiyetlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve takım sporcularının algıladıkları antrenör tutum ve davranışları ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmaya Adana İlinde hentbol, voleybol ve futbol branşlarında müsabakalara katılan 62 kadın, 59 erkek olmak üzere 121 sporcu dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplamak amacı ile Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Antrenör Tutum ve Davranışları Ölçeği, Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği kullanılmıştır. Algılanan Antrenör Tutum ve Davranışları Ölçeği ''Karakteristik Özellikler'', ''Bilgi/Beceri'' ve ''Adalet'' olmak üzere 3 alt boyuttan oluşmaktadır. Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği ''Saldırganlık'' ve ''Öfke'' olmak üzere 2 alt boyuttan oluşmaktadır. Çalışmada cinsiyet değişkenine göre ''Karakteristik Özellikler'', ''Bilgi/Beceri'' ve ''Adalet'' alt boyutlarından elde edilen puanlar arasında cinsiyete göre bir farklılık gözlenmemiştir. Cinsiyet değişkenine göre ''Saldırganlık'' ve ''Öfke'' alt boyutlarından elde edilen puanlar arasında anlamlı bir farkın olmadığı ortaya konmuştur. Antrenör Tutum ve Davranışları Ölçeği'nin Bilgi/Beceri alt boyutundan elde edilen puan ile Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği'nin Saldırganlık alt boyutundan elde edilen puan arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde ve düşük düzeyde ilişki olduğu ortaya konmuştur. Sporcuların, Algılanan Antrenör Tutum ve Davranış Ölçeği'nin Adalet alt boyutundan elde ettikleri puan ile Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği'nin Öfke alt boyutundan elde ettikleri puan arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde ve düşük düzeyde ilişki olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak, araştırmaya katılan takım sporcularının algıladıkları antrenör tutum ve davranışları ile sporda saldırganlık ve öfke düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı ve algılanan antrenör tutum ve davranışları ile sporda saldırganlık ve öfke arasında ilişki olduğu ortaya konmuştur.
Okul sporlarına katılan öğrencilerde sporcu kimliği ile boyun eğici davranışların incelenmesi
Bu araştırma, sporcu kimliği ile boyun eğici davranışları arasındaki ilişkiyi bazı (cinsiyet, yaş, okul türü, spor türüne, sporculuk yaşı, aile gelir durumu, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi) demografik değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Adana ili Yüreğir ilçesindeki ortaöğretim okullarında öğrenim gören ve okul sporları organizasyonlarına katılan 154 erkek 126 kadın sporcu öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma verilerinin elde edilmesinde kişisel bilgi formunun yanı sıra "Sporcu Kimliği Ölçeği" ve "Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçekler çalışmayı yürüten kişi tarafından yüz yüze anket tekniği ile uygulanmıştır. Çalışma genel tarama yöntemi ile yürütülmüştür. Yapılan analizler sonucunda Sporcu Kimliği toplam puanında cinsiyete, sporculuk yaşına, okul türüne, anne eğitim düzeyine ve spor türüne gruplar arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Sporcu kimliği ölçeği toplam puanında ise baba eğitim düzeyine, algılanan aile gelir durumuna ve yaşa göre gruplar arasında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği toplam puanında cinsiyet, okul türü, sporculuk yaşı göre, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, spor türü ve yaş açısından gruplar arasında anlamlı farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Ancak algılanan aile gelir durumu açısından gruplar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca, sporcu Kimliği Ölçeği toplam puan ve alt boyut puanları ile Boyun Eğici Davranış Ölçeği puanları arasında çok zayıf pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; sporcu kimliği ile boyun eğici davranışlar arasında zayıf düzeyde pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur.
Ortaokul öğrencilerinde geleneksel oyun eğitiminin fiziksel uygunluk, sağlık ve mutluluk düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinde geleneksel oyun eğitiminin, fiziksel uygunluk sağlık ve mutluluk düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaç kapsamında öğrencilere ön test yapıldı daha sonra 10 hafta boyunca geleneksel oyunlar oynatıldı, 10 hafta sonunda son test yapıldı. Öğrencilere ön test ve son testte; vücut kitle indeksi, otur eriş esneklik testi, durarak çift ayak öne sıçrama, T Testi, 30 metre sürat testi ve 20 metre mekik koşusu testleri ile sağlık ve mutluluk algılarına yönelik sorulardan oluşan form uygulanmıştır. Öğrencilere geleneksel oyunlardan; kaleli yakan top, istop, sıçratan top ve elim sende oyunları oynatılmıştır. Araştırmanın örneklemini kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen Konya ilinin Ereğli ilçesinde bulunan Barbaros Ortaokulu'ndaki 5. ve 6. Sınıf öğrencilerinden gönüllü olanlar oluşturmuştur. Araştırmanın modeli ön-test son-test desenli deneysel araştırma modelidir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde bağımsız gruplar T Testi, Bağımlı Gruplar T Testi ve Cohen's d kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgularda, tüm katılımcılarda deney ve kontrol grubu karşılaştırmasında erkeklerde, çeviklik ve sürat becerilerinde deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kızlarda ise; deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan etki büyüklüğü analizlerinde, deney grubunda tüm katılımcılarda geleneksel oyun eğitiminin sürat ve çeviklik becerisini geliştirmede büyük etkiye, dayanıklılık becerisinde orta etkiye, güç, sağlık ve mutluluk becerisinde küçük etkiye sahip olduğu söylenebilir. Kontrol grubunda ise tüm katılımcılarda; sürat becerisini orta düzeyde, güç, dayanıklılık ve çeviklik becerisini küçük düzeyde etkilediği söylenebilir. Sonuç olarak; her iki gruba uygulanan programın da öğrencilerin fiziksel uygunluk gelişimi ile sağlık ve mutluluk algılarını geliştirdiği görülmektedir. Ancak deney grubuna uygulanan geleneksel oyun eğitiminin özellikle sürat ve çeviklik becerisi ile mutluluk algılarının gelişmesinde daha etkili olduğu görülmektedir. Dolayısıyla beden eğitimi ve spor derslerinde hareket ve heyecan içeren geleneksel oyunlara daha çok yer verilmesi öğrencilerin fiziksel gelişimine daha fazla katkı yapacağı söylenebilir.
Yüzme branşında aktif olan sporcuların yüzme branşını tercih etme sebepleri ve geleceğe dair beklentileri: Antalya ili örneği
Bu araştırmanın amacı yüzme branşında aktif olan sporcularının yüzmeye başlama sebepleri ve branştan beklentilerinin incelemektir. Veriler toplanırken kullanılan anket "Yüzme Sporunu Seçme Nedenleri‟, "Yüzme Sporu ile Profesyonel Olarak Uğraşma Nedenleri‟ ve "Yüzme Sporundan Beklentiler‟ olmak üzere 3 bölüm 20 sorudan oluşmaktadır. Veriler Antalya ili Gençlik Hizmetleri İl Müdürlüğü bünyesine antrenman yapan yüzücülerden 2023 yılı bahar döneminde toplanmıştır. Örneklem büyüklüğü "anket araştırmalarında soru sayısının en az 5 katı, 10 katı ya da 20 katı kadar örneklem elde edilmelidir" şeklinde en çok kabul gören yaklaşıma göre tespit edilmiş yüzme branşı ile uğraşan 133'ü kadın, 180'i erkek olmak üzere toplam 313 sporcuya ulaşılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistiklerin normallik testi yapılmış, verilerin normal dağıldığının anlaşılması üzerine, bağımsız iki grup ortalamalarını karşılaştırmak için t-testi, ikiden fazla grupların analizinde ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve sürekli değişkenler arasındaki ilişki düzeylerini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Araştırma verilerinden yüzme braşını daha çok eğitimli ve gelir düzeyi yüksek ailelerin tercih ettiği (p<.05), branşı tercih etmede, aktif olmada ve yüzmede beklenti içine girmede cinsiyetin anlamlı fark yaratmadığı (p>,05), yaş faktörünün branşı tercih etmede ve branşla uğraşma düzeylerinde etkili olduğu (p<.01) ama beklenti düzeylerini de çok etkilemediği p>.01), branşta kalınan sürenin ise tüm alt boyutlar ile düşükte olsa bir iliklisinin olduğu (p<.01), devlet okulunda eğitim alan sporcuların branşa yönelimlerini daha fazla olduğu ve bu öğrencilerin daha çok özel kulüpleri tercih ettiği anlaşılmaktadır (p<.05). Araştırma konusunun daha detaylı incelenmesi amacıyla farklı şehirlerde, farklı branşlarla, farklı bağımsız değişkenler eklenerek tekrarlanması ve bu konuların daha iyi anlaşılması ve sporculara aktarımının sağlanması için antrenör ve beden eğitimi öğretmenlerinin için hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi önerilebilir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin otantik öğrenme hazırbulunuşlukları ile otantik ölçme-değerlendirme tutumları arasındaki ilişkide öğrenen özerkliğini desteklemenin aracılık rolü
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin otantik öğrenmeye ilişkin hazırbulunuşluk düzeyleri ile otantik değerlendirme yöntemlerine yönelik tutumları arasındaki ilişkide öğrenen özerkliğini destekleme davranışlarını gerekli görme ve sergilenmesine ilişkin düşüncelerin ve ölçek alt boyutlarının (duygu ve düşünce desteği, öğrenme süreci desteği ve değerlendirme desteği) aracı bir role sahip olup olmadığını araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini tabakalı örnekleme yöntemi ile Mersin ili ve ilçelerinde ortaokul ve lise devlet okullarında 2022-2023 eğitim-öğretim sürecinde görev yapan 372 beden eğitimi öğretmeni (140 kadın ve 233 erkek) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Otantik Öğrenme Hazırbulunuşluk Ölçeği", "Otantik Ölçme ve Değerlendirme Yöntemlerine Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Öğrenen Özerkliğini Destekleme Ölçeği" kullanılmıştır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada, verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon katsayısı, Hiyerarşik Regresyon analizi ve Sobel Testi kullanılmıştır. Hata payı 0.05 olarak alınmıştır. Elde edilen araştırma sonuçlarına göre, beden eğitimi öğretmenlerinin öğrenen özerkliğini destekleme davranışlarını gerekli görme ve sergileme düzeylerinin otantik öğrenme hazırbulunuşluk düzeyi ile otantik ölçme ve değerlendirme yöntemlerine yönelik tutumları arasındaki ilişkide kısmı aracı role sahip olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ölçek alt boyutlarında duygu ve düşünce desteği kısmı aracı role sahipken; öğrenme süreci desteği ve değerlendirme desteği ölçek alt boyutlarının ise aracı bir role sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenlerinin otantik öğrenme hazırbulunuşluk düzeylerinin otantik ölçme ve değerlendirme yöntemlerine yönelik tutumları üzerindeki etkiyi açıklamada öğrencilere sağlanan özerkliği destekleme davranışlarını gerekli görme ve sergileme düzeylerinin yardımcı bir değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Beden eğitimi öğretmenlerinin ders uygulamalarında öğrencileri özerk kılan uygulamalar ile süreci planlamaları ve desteklemeleri önemli görülmektedir.
Futsal maç simülasyon protokolü sonrası uygulanan farklı toparlanma yöntemlerinin anaerobik güç, sürat, dikey sıçrama, çeviklik ve izokinetik kuvvet üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; futsal maç simülasyon protokolü sonrası uygulanan nöromüsküler elektrik stimülasyonu, foam roller ve aralıklı pnömatik kompresyon toparlanma yöntemlerinin izokinetik kuvvet, anaerobik güç, sürat, çeviklik, dikey sıçrama ve eklem hareket genişliği üzerindeki etkisini araştırmaktır. Gerçek deneysel araştırma modeli kontrol gruplu ön test-son test desen kullanılmıştır. Araştırmaya 46 kadın futsal/futbol sporcusu katılmış olup ön testler alındıktan sonra randomize atama ile katılımcılar; kontrol grubu (n:12), nöromüsküler elektrik stimülasyonu grubu (n:10), foam roller grubu (n:12) ve aralıklı pnömatik kompresyon grubu (n:12) olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Futsal maç simülasyon protokolü uygulandıktan sonra toparlanma yöntemleri uygulanmış, 60 dakika dinlendikten sonra performans testleri tekrar uygulanmıştır. Gruplar arası farkın değerlendirilmesi için Tekrarlı Ölçümlerde 2 yönlü Anova Testi kullanılmış olup farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc testi yapılmıştır. Sporcuların dikey sıçrama (Foam Roller Grubu, Aralıklı Pnömatik Kompresyon Grubu, Nöromüsküler Elektrik Stimülasyonu Grubu), sağ ve sol diz eklem hareket genişliği (Foam Roller Grubu), anaerobik güç (Kontrol Grubu) parametrelerinde zamana göre anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Gruplara göre 20 m sürat testinde (Kontrol Grubu, Nöromüsküler Elektrik Stimülasyonu Grubu ve Aralıklı Pnömatik Kompresyon Grubu) anlamlı fark bulunurken, diğer parametrelerde anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Çeviklik ve İzokinetik kuvvet parametrelerinde zamana ve gruplara göre anlamlı fark görülmezken yüzdesel olarak Nöromüsküler Elektrik Stimülasyonu Grubu, diğer gruplara göre daha iyi performans göstermiştir. Çalışma sonucunda, farklı toparlanma yöntemlerinin, futsal sporcularında bazı performans parametreleri (anaerobik güç, sürat, dikey sıçrama, eklem hareket genişliği) üzerine olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir. Nöromüsküler elektrik stimünasyon ve Aralıklı Pnömatik kompresyon yöntemlerinin performans parametrelerine daha fazla katkı sağladığı, yoğun maç dönemlerinde sporcuların optimize performans gösterebilmesi için kullanabileceği söylenebilir.
Beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumun bireysel ve sosyal sorumluluğa etkisi: Ortaokul öğrencilerine bir araştırma
Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları ile bireysel ve sosyal sorumluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın araştırma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 211 kadın, 220 erkek olmak üzere toplamda 431 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında demografik bilgi formunun yanı sıra "Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği" ile "Bireysel ve Sosyal Sorumluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada betimleyici istatistik, t testi, One-Way Anova ve Tukey analizlerine yer verilmiştir. İlişkisel model kapsamında ise Pearson korelasyon ve regresyon analizlerine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik olumlu bir tutum sergiledikleri, bireysel ve sosyal sorumluluk seviyelerinin iyi derecede olduğu tespit edilmiştir. Ortaokul öğrencilerinin bireysel ve sosyal sorumluluklarının cinsiyet, yaş ve sınıf seviyesi değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunurken; beden eğitimi dersi tutumlarında yalnızca sınıf seviyelerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. İlişkisel model kapsamında ise ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersi tutumları ile bireysel ve sosyal sorumluluk düzeyleri arasında orta dereceli, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Regresyon analizi bulguları göz önünde bulundurulduğunda ise öğrencilerin beden eğitimi dersine yönelik tutumları arttıkça, bireysel ve sosyal sorumluluk düzeylerinin de artacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi dersine yönelik tutum, Bireysel ve Sosyal Sorumluluk, Ortaokul Öğrencileri.
Z kuşağının (18-25 yaş) toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile çok boyutlu sportmenlik yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Mersin ilinde yaşayan 18-25 yaş aralığındaki lisanslı sporcuların çok boyutlu sportmenlik yönelimleri ile toplumsal cinsiyet rolleri tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 18-25 yaş aralığında 342 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutumu Ölçeği ve Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde katılımcıların demografik özelliklerini ortaya koymak için betimsel istatistikler; Toplumsal Cinsiyet RolleriTutum Ölçeği ve Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi ölçeklerinin puanlarının cinsiyete, takım ya da bireysel spor yapma durumuna, ve spor yaşına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere ikili gruplarda Bağımsız Örneklem T Testi ikiden fazla gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İki değişken arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Pearson Korelasyon Analizi Testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; cinsiyet değişkenine göre sportmenlik yönelimi ve toplumsal cinsiyet rolleri tutumunda anlamlı fark bulunmuştur. Spor türü değişkenine göre bakıldığında ÇBSYÖ'nün "kurallar ve yönetime saygı" ve "sporda sorumluluklara bağlılık" alt boyutlarında ve TCRTÖ'nün tüm alt boyutlarında ve toplam puanda anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Spor yaşı değişkenine göre bakıldığında ÇBSYÖ'nün sadece "kurallar ve yönetime saygı" alt boyutu ile TCRTÖ'nün "kadın cinsiyet rolleri" ve "evlilik cinsiyet rolleri" alt boyutlarında anlamlı fark tespit edilmiştir. Katılımcıların çok boyutlu sportmenlik yönelimleri ve toplumsal cinsiyet rolleri tutumları arasındaki ilişkiye bakıldığında orta düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir.
Meslek lisesi öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik durumsal ilgileri ve algılanan öz düzenleme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada meslek lisesi öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik durumsal ilgilerinin algılanan öz düzenleme becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında, meslek lisesi öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik durumsal ilgi ve algılanan öz düzenleme beceri seviyelerinin demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Bu doğrultuda ilişkisel tarama modelinde araştırmanın örneklemini Isparta ilinde bulunan meslek liselerinin öğrencileri arasından kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 697 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada; kişisel bilgi formu, durumsal ilgi ölçeği ve algılanan öz düzenleme ölçeğini içeren bir anket formu kullanılarak birincil veri toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SPSS v26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Regresyon analizi sonuçları, meslek lisesi öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik durumsal ilgilerinin algılanan öz düzenleme becerileri üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Araştırmada gerçekleştirilen t-testi ve ANOVA analizleri sonucunda4, meslek lisesi öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik durumsal ilgi düzeylerinin cinsiyetlerine, sınıflarına ve gelir durumlarına göre anlamlı farklılık göstermezken, spor yapma durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun yanında, meslek lisesi öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik algılanan öz düzenleme düzeylerinin cinsiyetlerine, sınıflarına ve spor yapma durumlarına göre anlamlı farklılık gösterirken, gelir durumlarına göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Durumsal İlgi, Öz Düzenleme
Sporda ev sahibi olma avantajının incelenmesi
Bu tez, sporda ev sahibi olmanın avantajlarına odaklanarak, Türkiye ve dünya genelindeki liglerde bu olgunun etkilerini ve altında yatan nedenleri araştırmaktadır. Çalışma, spor psikolojisi literatürüne yeni perspektifler sunmayı ve spor, eğitim, performans alanlarında çalışan profesyonellere katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Özellikle, ev sahibi avantajının sporcular ve antrenörler için özellikle müsabaka dönemlerindeki önemi ele alınmaktadır. Bu konunun kökenleri ve tarihsel gelişimi, 1871'lerden günümüze kadar uzanan çalışmalarla derinlemesine incelenmiştir. Ev sahibi avantajını etkileyen ana faktörler olarak öğrenme, seyahat ve kalabalık faktörleri tanımlanmış ve bu faktörlerin etkileşimleri analiz edilmiştir. Tez, ev sahibi olma avantajının ölçümüne yönelik farklı metodolojik yaklaşımları ve bu konuda yapılmış ulusal ve uluslararası önemli çalışmaları ele alır. Türkiye'deki liglerle ilgili çalışmalar, korelasyon ve varyans analizleri gibi istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, farklı coğrafi bölgelerde ve liglerde ev sahibi olma avantajının boyutları ve etkileri çeşitli istatistiksel analizlerle incelenmiştir. Araştırmanın amacı, ev sahibi olma avantajının sporcuların performansına olan etkisini anlamak ve bu bilgileri spor bilimleri alanında çalışan profesyonellere sunmaktır. Problemin tanımı olarak, sporda ev sahibi olmanın avantaj olup olmadığı sorgulanmış ve bu bağlamda çeşitli faktörlerin etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmanın metodolojisi, nitel bir yaklaşım temel alınarak, yayınlanmış literatür ve doküman analizi yöntemlerine dayanmaktadır. Veri toplama sürecinde, Türkçe ve İngilizce kaynaklar kullanılmış, ve bu kaynaklar araştırmanın temelini oluşturmuştur. İçerik analizi, verilerin analiz edilmesinde kullanılan başlıca teknik olup, araştırma verilerini derinlemesine anlamlandırmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak, bu tez, sporda ev sahibi olma avantajının çeşitli yönlerini kapsamlı bir şekilde inceleyerek, bu alandaki bilgi birikimine önemli bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Paralimpik sporcuların ilişkisel rezilyans kapasiteleri ile yaşam becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; paralimpik sporcuların ilişkisel rezilyans kapasiteleri ile yaşam becerilerinin çeşitli değişkenler açısından (cinsiyet, engel türü, branş türü, yaş, eğitim düzeyi ve sporculuk süresi) incelemektir. Araştırmanın evrenini, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi'ne (TMPK) bağlı sporcular oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise branşında 2022-2023 yılı içerisinde paralimpik oyunlara katılan 18 kadın, 32 erkek olmak üzere 50 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", Gerçek ve Börekçi (2017) tarafından geliştirilen "Birey Düzeyinde İlişkisel ve Operasyonel Rezilyans Kapasitesi Ölçeği" ve Düz ve Açak (2018) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Sporun Yaşam Becerilerine Etkisi Ölçeği" (SYBEÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistiklerin yanısıra normallik testleri yapılmıştır. Veriler normal dağıldığından ikili karşılaştırmalar için bağımsız gruplar t-testi ve çoklu karşılaştırmalar için One Way Anova testlerinden faydalanılmıştır. Korelasyon analizinde ise Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre paralimpik sporcuların ilişkisel rezilyans kapasiteleri ile yaşam becerileri üzerinde cinsiyet, engel türü, branş türü, yaş, eğitim düzeyi ve sporculuk süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği, ancak sporcuların ilişkisel rezilyans kapasiteleri ile yaşam becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur.
Örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide karar verme stillerinin aracı rolü: Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanları üzerine bir araştırma
Mevcut tez çalışmasının amacı, Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışanların örgüt kültürü ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkide karar verme stillerinin aracı rolünü tespit etmektir. Bu kapsamda araştırma örneklemini oluşturmak için Türkiye'de Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personeller arasında yüz yüze anket (540) ve Google Forms (393) aracılığıyla online anket uygulanarak toplam 933 veri elde edilmiştir. Araştırmaya kendi rızasıyla katılmayan ve eksik veri içeren 31 katılımcıya ait veri analizlerde kullanılmamıştır. Araştırmada normallik, çoklu bağlantı, uç değer, güvenilirlik, korelasyon, keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizlerini gerçekleştirmek ve araştırma problemlerini test etmek için istatistiksel paket programlarından yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, örgüt kültürü, örgütsel bağlılığı pozitif yönde direkt (doğrudan) etkilemektir. Öte yandan örgüt kültürü, karar verme stillerini ise negatif yönde etkilemektedir. Ayrıca karar verme stilleri örgütsel bağlılığı negatif yönde etkilemektedir. Son olarak, örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide karar verme stillerinin kısmi aracı rolü olduğu tespit edilmiştir. Buna göre örgüt kültürünün karar verme stillerinin aracılığıyla örgütsel bağlılık üzerinde dolaylı pozitif etkisinin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tez çalışmasında ortaya çıkan sonuçlar, literatürde yapılan bazı çalışmalarla uyumlu sonuçlar ve bazı çalışmalardan ise farklı sonuçlar göstermektedir. Tez sonuçları kapsamında politika yapıcılara ve yöneticilere örgütsel bağlılığın arttırılması için benimsenmesi ve dikkate alınması gereken hususlar belirtilerek öneriler verilmiştir. Ayrıca araştırmacılara örgüt kültürü ve örgütsel bağlılıkla ilgili odaklanılması gereken bazı değişkenler ve noktalar hakkında tavsiyelerde bulunulmuştur.
Beden eğitimi öğretmenlerinde ataletin yordayıcıları olarak algılanan örgütsel destek, işe yabancılaşma, veli yaklaşımı ve tükenmişlik
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin ataletini; cinsiyet, yaş, algılanan örgütsel destek, işe yabancılaşma, veli yaklaşımı ve tükenmişliğin ne düzeyde yordadığını incelemektir. Çalışmanın yöntemi, nicel araştırma yöntemlerinden yordayıcı (tahmin) ilişkisel tarama modeli üzerine temellendirilmiştir. Bu araştırmada yordanan olarak beden eğitimi öğretmenlerinin ataleti, yordayan olarak da cinsiyet, yaş, algılanan örgütsel destek, işe yabancılaşma, veli yaklaşımı ve tükenmişlik ele alınmıştır. Çalışmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Mersin İlinde 329 ortaokulda görev yapan 576 beden eğitimi öğretmeni ve 159 lisede görev yapan 900 beden eğitimi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada örneklem belirleme yoluna gidilmemiş, evrenin tümüne ulaşmak hedeflenmiştir. 900 beden eğitimi öğretmenine ulaşılmış ve 637 gönüllü beden eğitimi öğretmeni araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama amacı ile Kişisel Bilgi Formu, Atalet Ölçeği, Algılanan Örgütsel Destek Ölçeği, Veli Yaklaşımı Ölçeği, İşe Yabancılaşma Ölçeği ve Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Beden eğitimi öğretmenlerindeki ataletin cinsiyet, yaş, algılanan örgütsel destek, işe yabancılaşma, veli yaklaşımı ve tükenmişlik algı düzeyi tarafından ne ölçüde yordandığını ortaya koymak amacı ile yapılan verilerin analizinde ise çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Modelde yer alan her bir değişkenin kat sayılara ilişkin anlamlılık düzeyleri incelendiğinde ise; cinsiyet, yaş, işe yabancılaşma, veli yaklaşımı ve tükenmişlik değişkenlerinin anlamlı yordayıcılar olduğu tespit edilmiştir. Bu yordayıcılar içerisinde de en güçlü yordayıcının işe yabancılaşma, en güçsüz yordayıcının ise veli yaklaşımı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bununla beraber algılanan örgütsel destek değişkeninin anlamlı yordayıcı olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.
Bedensel engelli sporcularda algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı bedensel engelli sporcuların algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeylerinin yaş, cinsiyet, algılanan gelir düzeyi, sporculuk yılı ve spor dalı özeliğine göre karşılaştırmak ve algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri aktif spor yapan bedensel engelli 152 sporcu dahil edilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu ve "Saldırganlık", "Öfke", alt boyutlarından meydana gelen Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği ile Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Veriler gerekli izinlerin alınmasını takiben bedensel engelli spor kulüplerinin yönetici ve antrenörlerine ulaşılıp çalışma hakkında bilgi verilmiş ve onayları alındıktan sonra, çalışmaya gönüllü olarak katılan bedensel engelli sporculara veri toplama araçları yönetici ve antrenörleri aracılığı ile anket olarak uygulanmıştır.Araştırmada, bedensel engelli sporcuların Algılanan Stres ve Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği'nden elde ettikleri puanlar demografik değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığının belirlenmesi amacı ile bağımsız t-testi normal dağılıma uygunluk Shaprio Wilk Testi ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığının ortaya konması amacı ile Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır.Sonuç olarak, Öfke ve Saldırganlık değişkenleri arasında düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki tespit edilmiştir (r=0.315, p<0.001). Öfke ve SSÖÖ_Toplam değişkenleri arasında yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki tespit edilmiştir (r=0.790 p<0.001). Saldırganlık ve SSÖÖ_Toplam değişkenleri arasında yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki olduğu sonucuna varılmıştır (r=0.831 p<0.001). Araştırma sonuçları doğrultusunda sporcuların yaptıkları spordan tatmin olma düzeyleri arttıkça saldırganlıkları ve streslerinin azaldığı söylenebilir.
Vücut kompozisyonlarının kronotip, fiziksel aktivite ve yeme davranışlarına göre incelenmesi
Bu çalışma, vücut kompozisyonlarının kronotip, fiziksel aktivite ve yeme davranışlarına göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın evrenin, Kahramanmaraş'ta yaşayan 30-50 yaş arası yetişkin bireyler, örneklemini ise kolayda örneklem yöntemi ile belirlenen 30-50 yaş grubu aralığında bulunan araştırmaya katılmaya gönüllü 300 birey oluşturmaktadır. Yapılan bu araştırmada katılımcıların demografik bilgilerini belirlemek amacıyla "Demografik Bilgi Formu", katılımcıların kronotiplerini belirlemek amacıyla "Sabahçıl-Akşamcıl Anketi", katılımcıların fiziksel aktivite durumlarını ölçmek için "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (Kısa Form)", katılımcıların yeme davranışlarını belirlemek amacıyla "Üç Faktörlü Beslenme Anketi" uygulanmıştır. Verilerin betimsel istatistikleri için; frekans, yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. İki grup içeren karşılaştırmalarda bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla grup içeren karşılaştırmalarda varyans analizi testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Kategorize verilerin karşılaştırılmasında ise pearson Ki-Kare testi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklar incelenirken normal dağılım gösteren niteliksel veriler için OneWay Anova testi kullanılmıştır Analizler SPSS 22.0 programları kullanılarak yapılmıştır. Sonuç olarak, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve beden kütle indeksi değişkenlerinin katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ve yeme davranışları üzerinde etkili olmadığı görülmüştür. Sabahçıl-akşamcıl olma durumları ile beslenme davranışlarını bilinçli kısıtlama davranışı; katılımcıların beden kütle indeksi ile beslenme davranışları, duygusal yeme, kontrolsüz yeme ve açlığa duyarlılık davranışlarının pozitif yönde değişim gösterdiği, beden kütle indeksi ile beslenmeyi bilinçli kısıtlama davranışı ve fiziksel aktivite düzeylerinin de negatif yönde değişim gösterdiği görülmüştür. Kadın katılımcıların bel çevresi ile sabahçıl-akşamcıl anketi toplam puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Kadın katılımcıların bel çevresi ile üç boyutlu beslenme anketi açlığa duyarlılık faktörü toplam puanları arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Erkek katılımcıların ise bel çevresi ile sabahçıl-akşamcıl anketi toplam puanları arasında arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Katılımcıların beden kütle indeksi ile fiziksel aktivite ve beslenmeyi bilinçli kısıtlama davranışları arasında negatif yönlü düşük seviyede anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların beden kütle indeksi ile açlığa duyarlılık davranışları arasında pozitif yönlü orta seviyede anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların beden kütle indeksi ile kontrolsüz yeme davranışları ve duygusal yeme davranışları arasında pozitif yönlü, düşük seviyede anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Zumba egzersizi kadın katılımcılarını rekreasyonel egzersize güdüleyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı yetişkin kadın zumba egzersizi katılımcılarını egzersize güdüleyen faktörleri katılımcıların yaş, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, medeni durum ve haftalık egzersize katılım süresine göre karşılaştırmaktır. Araştırmaya spor merkezlerinde zumba etkinliklerine katılan 18 yaş ve üzeri toplam 137 kişi katılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu ve "Sağlık", "Rekabet", "Vücut ve Dış Görünüm", "Sosyal ve Eğlence" ve "Beceri Gelişimi" alt boyutlarından meydana gelen Egzersize Güdülenme Anketi kullanılmıştır. Veriler, gerekli izinlerin alınmasını takiben spor merkezlerine gidilerek, katılımcılara araştırma hakkında bilgi verilerek ve gönüllülüğe dayalı olarak veri toplama araçlarının uygulanması adımları ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları zumba egzersizine katılan kadınların egzersize güdülenme düzeylerinin yaş gruplarına göre Sağlık alt boyutunda, eğitim düzeyine göre Sağlık, Rekabet, Vücut ve Dış Görünüm ve Sosyal ve Eğlence alt boyutlarında, medeni durumlarına göre Rekabet alt boyutunda ve haftalık zumba etkinliğine katılım süresine göre Sosyal ve Eğlence alt boyutunda farklılaştığını ortaya koymuştur. Araştırma bulgularından yola çıkılarak, kadın katılımcıların egzersize güdülenmelerindeki olumlu ve olumsuz etkenlerin, sağlık ve spor alanındaki politika yapıcılar tarafından dikkate alınması ve kadın katılımcıların egzersize güdülenmelerini engelleyen faktörlere yönelik önlemler alınması önerilmektedir.
Spor sevk ve idaresinde görev alan personellerin bilişim liderliği ve teknostres düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı spor sevk ve idaresinde çeşitli kademelerde görev alan personellerin bilişim liderliği algı ve teknostres düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya, gönüllü katılım esasıyla Mersin ilindeki Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlükleri'nde aktif olarak görev yapan 191 erkek 196 kadın toplam 387 personel katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Bilişim Liderliği Ölçeği", "Teknostres Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılacaktır. Verilerin çözümlenmesi aşamasında istatistiksel yöntem olarak betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, frekans, strandart sapma) kullanılmıştır. Yapılan normallik testi sonucunda verilerin normal dağıldığının görülmesiyle; bilişim liderliği algıları ve teknostres düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bilişim liderliği algıları ve teknostres düzeyleri ile yaş, kıdem yılı, eğitim durumu gibi üç veya daha fazla grup içeren kategorik değişkenler arasında fark olup olmadığının saptanması amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını tespit etmek için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Bilişim liderliği algıları ve teknostres düzeyleri ile cinsiyet kategorik değişkeni arasında fark olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla da bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; katılımcıların teknostres ve bilişim liderliği algı düzeylerinin orta seviyede olduğu bulunmuştur. Katılımcıların teknostres düzeyleri ile bilişim liderliği algı düzeyleri arasında çok düşük düzeyde, pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 40 yaş üzeri katılımcıların teknostres düzeyinin diğer yaş gruplarındaki katılımcılarından anlamlı olarak yüksek olduğu, bilişim liderliği algısı boyutunda ise 26-39 yaş grubunun algısının, diğer yaş gruplarındaki katılımcılara göre anlamlı farklılaştığı tespit edilmiştir. Erkek katılımcıların teknostres düzeylerinin yalnızca "Tekno-Karmaşıklık" ve "Tekno-Güvensizlik" alt boyutlarında, kadın katılımcılarından anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur. "Tekno-İşgal" alt boyutunda, 12 yıl ve üzeri kıdem yılına sahip katılımcıların teknostres düzeyinin, diğer kıdem yılı gruplarındaki katılımcılardan anlamlı olarak yüksek olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumu yüksek lisans olan katılımcıların teknostres düzeylerinin, diğer katılımcılardan anlamlı bir şekilde yüksek olduğu, bilişim liderliği algısı boyutunda ise eğitim durumu ilköğretim olan katılımcıların, diğer katılımcılardan anlamlı olarak yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Okul yöneticilerinin mesleki profesyonellik düzeyleri ile politik becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada amaç, devlet okullarında görev yapan okul müdürlerinin mesleki profesyonellik düzeyleri ile politik becerileri arasındaki ilişkiyi cinsiyet (kadın, erkek), Okul Kademesi (İlkokul-Ortaokul-Lise), Mezuniyet (Lisans -Yüksek Lisans), Branş (Sosyal Bilimler –Fen Bilimleri) Öğretmenlik ve Yöneticilikte geçen Toplam Hizmet Süresi demografik değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan (Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam) ve devlet okullarında görev yapmakta olan 286 erkek, 73 kadın okul müdürü katılmıştır. Araştırmaya katılan yöneticilerin demografik özelliklerinin belirlenmesinde kişisel bilgi formu, mesleki profesyonellik düzeylerinin belirlenmesinde "Mesleki Profesyonellik Ölçeği", politik becerilerinin belirlenmesinde ise "Politik Beceri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde, ölçeklerin toplamlarına ve alt boyutlarına yönelik yapılan normallik test sonuçlarına göre veriler normal dağılım gösterdiği için iki grup içeren karşılaştırmalarda bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla grup içeren karşılaştırmalarda varyans analizi testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulguları sonucunda okul müdürlerinin mesleki profesyonellik düzeyi ile politik becerileri arasında anlamlı bir istatistiksel farkın olmadığı, mezuniyet, branş, okul türü, toplam hizmet süresi değişkenlerine göre okul müdürlerinin mesleki profesyonellik ölçeği ile politik beceri ölçeğinden aldıkları puanların anlamlı bir farklılık göstermediği, ancak mesleki profesyonellik ölçeği alt boyutları olan karara katılım sağlama, mesleki etik, ve mesleki özerklik puan ortalamaları, toplam hizmet süresine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği, mesleki profesyonellik ölçeği alt boyutlarından mesleki gelişim ve politik beceri ölçeği alt boyutu samimi görünme düzeyinden aldıkları puanların yöneticilikte geçen hizmet süresine göre istatistiksel olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kayak branşında kara antrenmanı ile kar antrenmanlarının fiziksel ve motorik özellikler üzerine etkisinin karşılaştırılması.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, snowboard sporcularının yaz ve kış antrenmanlarının fiziksel ve motorik etkilerini karşılaştırmaktır. Ayrıca, kar antrenmanlarının tamamlanmasının ardından uygulanan kara antrenmanlarının sporcuların performansına ve fiziksel özelliklerine olan katkısını belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Kayseri Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Bünyesinde tohm ve sem sporcusu olan 11 erkek ve 8 kız çocuktan oluşan toplam 19 musabık kayak sporcusu katılmıştır. Gönüllülere 3 ay kara 3 ay kar antrenmanları öncesinde ve sonrasın da motorik özelliklerini takip etmek için EuroFit testi, fiziksel özellikler üzerindeki etkisini belirlemek için antropometrik set ve kas kuvveti üzerindeki etkisini belirlemek için lafeyette kas kuvveti ölçüm cihazı kullanılarak alınmıştır. Çalışma sonunda elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların ön test-son test ölçüm skorlarının parametrik ve nonparametrik dağılım durumlarına, dağılım eğrilerine ve çarpıklıkbasıklık değerlerine bakılmıştır. Çıkan sonuçlara göre istatistiksel işlem olarak, grupların zaman içerisindeki (ön-son test) kara ve kar antrenmanlarının etki oranını belirlemek için iki yönlü tekrarlı ölçüm (Two-way Repeated Anova) analizi kullanılmıştır. Bulgular: Kız grubu katılımcılarının boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve vücut kitle indeksi parametrelerinde; Erkek katılımcıların boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve vücut kitle indeksi ve vücut yağ yüzdesi parametrelerinde grup içi analiz olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Antropometrik ölçümlerinde kız katılımcılarının biceps, triceps, subscapula, suprailiac ve calf parametrelerinde; erkek katılımcılarının biceps, triceps, subscapula, suprailiac, calf ve quadriceps parametrelerinde grup içi istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Çevre ve çap analizinde kadın katılımcılarının humerus bicondiler çap parametresinde; erkek katılımcılarının calf çevresi, biceps çevresi ve humerus bicondiler çap parametrelerinde grup içi istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir Motor testlerinde; kız ve erkek grubu flamingo ve cooper parametrelerinde grup içi istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Etkileşim değerlerine bakıldığında kadın ve erkek gurunu otur eriş testlerinde anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Kız grubu katılımcılarının bükülü kol tutunma ve durarak uzun atlama parametrelerinde grup içi istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Etkileşim değerlerine bakıldığında kadın katılımcıların bükülü kol tutunma parametrelerinde anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Erkek katılımcılarının kol hareketi sürati parametresinde grup içi istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Kas kuvveti testinde; kadın ve erkek katılımcılarının quadriceps kuvveti, calf kuvveti parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Fizyolojik testlerde erkek grubunun sistolik kan basıncı parametresinde grup içi istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Kadın ve erkek kayakçılar arasında fiziksel ve fizyolojik bazı farklılıklar bulunsa da, düzenli ve sistematik olarak uygulanan antrenman programlarının her iki cinsiyet üzerinde de benzer olumlu etkiler yarattığı anlaşılmaktadır. Bu çalışma, kara antrenmanlarının, kar antrenmanları kadar önemli olduğunu ve her iki tür antrenmanın da sporcuların performansını optimize ettiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimele: Snowboard Antrenmanı, Kara antrenman, Kar antrenamı
9-15 yaş badminton oynayan çocukların zihinsel dayanıklılık ile bazı demografik değişkenlerin başarı motivasyonunu yordama gücünün incelenmesi
Araştırmada 9-15 yaş arası badminton oynayan çocukların zihinsel dayanıklılıkta başarı motivasyonun yordama gücü bakımından etkileri incelenmektedir. Son dönemlerde zihinsel dayanıklılık üzerine yapılan araştırmaların arttığı öngörülmüştür. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya badminton oynayan 9-15 yaş arası 113 erkek sporcu. 99 kadın sporcu ile toplamda 212 sporcu katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgiler Formu". "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri ve "Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerden ve ilişkisel istatistiklerden ( t-testi Kruskal Wallis tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi ) yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık derecesi p<0.05 olarak ele alınmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar incelendiğinde: Sporcuların başarı motivasyonu düzeylerinde ise; cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, spor yaşı, millilik ve ödül memnuniyet durumları değişkenlerine göre anlamlı fark bulunmuştur. Sporda Zihinsel Dayanıklılık Ölçeğinin tamamından alınana puanlar ile Spora Yönelik Motivasyon Ölçeğinin güç gösterme güdüsü ve başarıdan kaçınma güdüsü alt boyutları toplam puanları arasında düşük düzeyde. negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Bağımsız örneklemler t- testi sonuçları incelendiğinde sporcuların zihinsel dayanıklılık ve spora yönelik motivasyon puanları arasında yaşa ve cinsiyete göre anlamlı bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular sonucunda ortaya konulmak istenen badminton branşı ile zihinsel dayanıklılık kavramı ve başarı motivasyonunun yordayıcı gücünün demografik tutumlarla araştırılarak literatüre kazandırılmayı hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Başarı motivasyonu. Badminton, Zihinsel Dayanıklılık
Ateşli ve havalı atıcılık branşında lisanslı sporcuların müsabaka öncesi stres düzeyini etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışma, ateşli ve havalı silah branşında lisanslı sporcuların müsabaka öncesi stres düzeylerini etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. 13-14 Ocak Havalı ve Ateşli Silahlar Türkiye Şampiyonası'na katılan lisanslı sporcular arasından gönüllü olarak katılım gösteren 111 kadın, 150 erkek toplam 261 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Spor Karşılaşmaları Kaygı Testi adlı anket kullanılmış ve toplanan veriler JASP (Java Analysis Software Package) programı ile değişkenler açısından incelenmiştir. Cinsiyet, medeni durum, derece var/yok, müsabakaya katılma/katılmama, katılım var derece var/yok değişkenlerinin müsabaka öncesi stres puanına etkisinin belirlenmesinde Bağımsız Gruplar T testi, spor yapılan yıl, yaş ve eğitim düzeyi değişkenlerinin müsabaka öncesi stres puanına etkisinin belirlenmesinde ise One-way ANOVA ve Post Hoc Turkey testleri kullanılmıştır. İstatistiksel testler sonucunda müsabaka öncesi stres düzeyleri ile yaş, medeni durum, spor yapılan yıl, derece var/yok ve eğitim düzeyleri değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). Ancak cinsiyet, daha önce bir müsabakaya katılma/katılmama ve müsabakaya katılma derece var/yok değişkenleri ile müsabaka öncesi stres puanı arasında herhangi bir ilişki saptanamamıştır (p>0,05).
Türkiye'nin iki farklı ilindeki tıp, spor bilimleri ve sağlık bilimleri (hemşirelik) fakülteleri öğrencilerinin yeme tutum ve bozukluklarının incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde bulunan iki üniversitede Tıp, Hemşirelik, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği ve Antrenörlük Eğitimi Bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin yeme ve sağlıklı beslenme ilişkin tutumlarının belirlenmesi ve karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmamıza 569 (42,5%) erkek, 771 (57,5%) kadın katılım göstermiş ve toplam örneklem büyüklüğü 1340 kişiden oluşmaktadır. Örneklemin belirlenmesinde rastgele tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların yeme ve sağlıklı beslenme ilişkin tutumlarının belirlenmesinde YTT-26 ve SBİTÖ ölçeklerinden oluşan anket formu uygulanmış ve toplanan veriler, SPSS 27.0 programı ile değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Üniversite ve cinsiyetlerin karşılaştırılmasında, Mann-Whitney U testi, bölüm, sınıf, VKİ ve yaş gruplarının karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel verilere göre yeme tutum puan ortalamaları açısından, üniversite, bölüm, sınıf, yaş ve VKİ değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır (p<0,05) ancak cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır(p>0,05). Sağlıklı beslenme tutum puan ortalaması açısından bakıldığında, üniversite, bölüm, sınıf, yaş grupları değişkenleri açısından anlamlı bir fark bulunmaktadır (p<0,05) ancak VKİ ve cinsiyet değişkenleri ile sağlıklı beslenme tutum puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır(p>0,05).
Sedanter kadınlarda sekiz haftalık havuz egzersizlerinin bazı fiziksel uygunluk parametrelerine etkisi
Bu araştırma, sedanter kadınlarda 8 haftalık havuz egzersizlerinin belirli fiziksel uygunluk parametrelerine olan etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmamız Niğde ilinde yaşayan 33-44 yaş aralığındaki 30 sedanter kadının gönüllü olarak katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarımız Niğde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki temel yüzme eğitimi kursuna başvuran bireylerden, gönüllük esasıyla rastgele olarak seçilmiştir. Katılımcılara 8 hafta boyunca haftada 3 gün günde bir buçuk saat olmak üzere temel yüzme eğitimi ve 10 farklı havuz içi egzersiz hareketinden oluşan antrenman programı uygulanmıştır. Katılımcıların fiziksel uygunluk bileşenlerini belirlemede ön ve son test olarak ölçümler alınmış ve toplanan veriler, SPSS 27.0 programı ile değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Bireylerin vücut ağırlığı, esneklik, sağ ve sol pençe, sırt ve bacak kuvvetleri, sağlık topu fırlatma, deri kıvrım kalınlıkları, yağ oranı ve solunum düzeyleri parametrelerinin karşılaştırılmasında bağımlı gruplar T-testi, dikey sıçrama, femur deri kıvrım kalınlığı, inspirasyon ve ekspirasyon düzeylerinin karşılaştırılmasında ise Wilcoxon işaretli sıra testi kullanılmıştır. İstatiksel testler sonucunda katılımcıların esneklik, bacak ve sırt kuvveti, deri kıvrım kalınlıkları, dikey sıçrama, inspirasyon ve ekspirasyon değerlerinde p<0,001, solunumFEV-FVC% bileşeninde ise p<0,05 olacak şekilde anlamlı bir artış saptanmış iken, vücut ağırlığı, sağ ve sol pençe kuvveti, sağlık topu fırlatma, yağ oranı ve solunumPEF bileşenleri ölçümleri arasında anlamlı farklılık saptanamamıştır.
Sedanter bireylere uygulanan kalistenik antrenmanların atletik performans ve kuvvet gelişimi üzerine etkisi
Bu çalışmada sedanter bireylere uygulanan 8 haftalık kalistenik egzersizlerin sürat, çeviklik, dikey sıçrama, esneklik ve kuvvet üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini İzmir ilinde bulunan 18-22 yaş aralığındaki toplam 60 sedanter erkek birey oluşturmaktadır. Katılımcılar rutin olarak antrenman yapan kontrol grubu (n=30), rutin antrenmana ek kalistenik antrenman yapan (n=30) olarak 2 gruba ayrılmıştır. Katılımcılar ön test ve son test ölçümleri farklı günlerde aynı sıra ile uygulandı. İlk ölçümler sonrası katılımcılara 8 hafta süre ile haftada 2 kez toplamda 50-60 dakika egzersiz programı uygulandı. Deney grubunda son test sırt bacak kuvveti, çeviklik, dikey sıçrama, sağ ve sol Hamstring kuvveti değerlerinin ön test değerlerine kıyasla anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. Rutin antrenman programının uygulandığı kontrol grubunda ön test ve son test vücut kitle indeksi, sırt bacak kuvveti, esneklik, sürat, çeviklik, dikey sıçrama mesafesi, sağ ve sol Hamstring kuvvetleri karşılaştırıldığında ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Kontrol grubu ile deney grubundaki bireylerde ön test sonuçları karşılaştırıldığında deney grubundaki katılımcıların sağ ve sol Hamstring kuvveti değerlerinin kontrol grubundakilerden anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. Kontrol ve deney grubundaki katılımcıların son test sonuçları karşılaştırıldığında rutin antrenman programına ek olarak kalistenik egzersiz programı uygulanan deney grubundaki bireylerin son test vücut kitle indeksinin ve sürat değerinin yalnızca rutin antrenman programı kullanılan kontrol grubundaki bireylere kıyasla anlamlı şekilde düşük, çeviklik, sağ ve sol hamstring değerlerinin ise yapılan antrenmanlar sonucu anlamlı şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sedanter birey, kalistenik egzersiz, atletik performans, kuvvet gelişimi