Ayrımcılık

127 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Algılanan cinsiyet ayrımcılığının örgütsel adalete olan etkilerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Bireylerin çeşitli nitelikleri temel alarak birbirleri arasında ayrımcılık yaptıkları görülmektedir. Cinsiyet ayrımcılığı da günümüz toplumlarında sık görülen bir ayrımcılık türüdür ve özellikle kadınları olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Hem iş hem de toplumsal yaşamın önemli bir sorunu olarak kabul edilen cinsiyet ayrımcılığı sadece bireysel değil, bireylerin bulundukları örgütlerde de birtakım sorunlara neden olabilmektedir. Örgütlerde bulunan bireylerin dahil oldukları cinsiyet gruplarına yönelik adil olmayan tutumları algılamalarının, örgütsel adalet algılarını da etkilediği düşünülmektedir. Bu sebeple, araştırmada cinsiyet ayrımcılığı algılarının, örgütsel adalet algılarına olan etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan cinsiyet ayrımcılığının örgütsel adalet ve alt boyutları olan dağıtımsal adalet, prosedürel adalet ve etkileşimsel adalet algıları üzerinde negatif yönde anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkÖrgütsel adalet
Ufuk Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensubu kadınların cinsiyete dayalı ayrımcılık nedeni ile yaşadığı mesleki sorunlar ve İstanbul ili saha araştırması

Ülkemizde muhasebecilik mesleği 13 Haziran 1989 yılında çıkartılan 3568 sayılı meslek yasası ile yasal bir boyut kazanmıştır. Mesleğin diğer ülkelerdeki gelişimine bakıldığında 1880'li yıllardan itibaren mesleğin yasal düzenlemeye tabi olduğu görülmektedir. Dünya ülkelerinde 1880'li yıllarda düzenleme yapılmış olan muhasebecilik mesleği ülkemizde bu duruma çok daha geç ulaşabildiği için meslek çok fazla sorunu içinde barındırmaktadır. Bu çalışmada bu sorunları yaşayan meslek mensuplarından yola çıkılarak araştırmaya başlanmıştır. Muhasebe mesleğini icra eden üye profili incelenmiş ve özellikle kadın meslek mensuplarının sayıca azlığı dikkat çekmiştir. Tez konusunun belirlenmesi aşamasında fark edilen bu cinsiyet faktörü, yapılan araştırmalar sonunda muhasebe meslek mensubu kadınlara cinsiyete dayalı ayrımcılık penceresinden bakmamızı sağlamıştır.YÖK Tez servisinde yapılan araştırmalar, yapılan literatür taramasında kadın muhasebe meslek mensuplarını konu alan çalışmalara rastlanmamıştır. Bu alanda yapılmış herhangi bir çalışma olmaması da çalışmamızı özgün kılmaktadır.Mesleğin genel anlamda içinde barındırdığı sorunları anlatan çalışmalar mevcuttur, ancak özellikle kadınlar söz konusu olduğunda sorunların boyutu artmaktadır. Kadınların; mükelleflerden meslek örgütlerine, diğer kurum ve kuruluşlara, ailevi sorumluluklara kadar hemen her konuda erkeklerden daha fazla problemle karşılaştıkları görülmektedir.Kadın muhasebe meslek mensuplarının Türkiye'deki toplam sayısı 14.461 kişidir. SM ve SMMM unvanına sahip kadına muhasebe meslek mensupları ile yapılan görüşmelerde mesleğin genel olarak karşılaşılan sorunlarının yanı sıra bazı sorunlarla erkek meslektaşlara oranla daha fazla karşılaşıldığı ve bir takım sorunların ise sadece kadın olmalarından kaynaklandığı dile getirilmiştir. Örneğin mükellef edinmede ve müşteri bağımlılığı sağlamada özellikle kadın olmaktan dolayı sorunlar yaşadıklarını ifade eden kadınlar, profesyonellik konusunda güven duyulmaması, meslek örgütleriyle sorun yaşanması, mükelleflerden ücret tahsili konularında erkek meslektaşlarına oranla daha fazla sorun yaşadıklarını ifade etmişlerdir.Ayrıca günlük çalışma süresinin uzun olması, mesai mefhumu olmaması, hizmet verilen mükellef portföyünün eğitim ve kültür seviyesi, taraflar arasındaki iş anlaşmasına gösterilen özensizlik gibi faktörler meslekte sorunlar doğurmaktadır.Kadının bu mesleki sorunlarının kadın olmaktan kaynaklandığı varsayımıyla cinsiyete dayalı ayrımcılık açısından konu incelendiğinde; literatürde kadına karşı cinsiyete dayalı ayrımcılığın var olduğu, tüm dünya ülkelerince kabul gördüğü ve hatta çözüm önerileri üretilerek uluslar arası platformlarda çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından kadına karşı ayrımcılığı tanımlayan, bu ayrımcılığın taraflarını, nedenlerini, etkilerini açıklayan çalışmalar hem de CEDAW (Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women- Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önleme Sözleşmesi) gibi sözleşmelerle kadına karşı cinsiyete dayalı ayrımcılığın yapıldığının dünya otoritelerince kabul gördüğü tespit edilmiştir.Tez çalışmasının ilk bölümünde spesifik olarak cinsiyete dayalı ayrımcılıktan önce genel olarak ayrımcılığın ne olduğu, olumlu-olumsuz ayrımcılık, ayrımcılık hangi alanlarda kadının karşısında çıkmaktadır, boyutları nelerdir, hangi taraflarca kimlere karşı yapılmaktadır konuları literatür taraması ile anlatılmıştır. Çalışma; negatif ayrımcılığı ele alarak kadına karşı yapılan cinsiyete dayalı ayrımcılığın hangi alanlarda yapıldığını bunun özellikle çalışma yaşamında kadın üzerinde ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlara dikkat çekmiştir. Çünkü meslekleri kadın ? erkek mesleği şeklinde sınıflandıran görünmez bir sistem söz konusudur. Muhasebe mesleği de bu sınıflandırmaya tabi tutulmakta ve erkek mesleği olarak kabul görmektedir. Bu nedenle çalışma yaşamında karşılaşılan ayrımcılığın her safhası muhasebe mesleğinde görülebilmektedir.Tez çalışmasının ikinci bölümünde tarih boyunca kadının toplumsal yaşamda, aile yaşamında, çalışma yaşamında bulunduğu konum ele alınmıştır. Muhasebe meslek mensubu kadını önce kadın olarak ele almak gerekmektedir. Bir kadının dünyanın her yerinden Türkiye'ye kadar hemen her ülkede, yaşanmış olan her çağda, her dinde nasıl bir konumda yer aldığını göstermek amacıyla Dünya ve Türkiye tarihinde kadının öyküsü anlatılmıştır.Muhasebe meslek mensubu kadın da her kadın gibi tarihsel süreçte yaşanmış olan gelişmelerden, her türlü çabadan, engellemelerden etkilenmiş ve muhasebe mesleğinde de karşılan ayrımcılık tabanlı sorunların anlatımına üçüncü bölümde yer verilmiştir. Muhasebenin tanımından, tarihi gelişimine kadar tüm hatlarıyla anlatıldığı bu bölümde son olarak muhasebe meslek mensuplarının istatistiki bilgileri verilmiştir.Tez çalışmasının uygulaması için bir veri toplama yöntemi olan anketten faydalanılmıştır. Literatürde kadın muhasebe meslek mensuplarının mesleki sorunlarına değinen örnek çalışma olmamasından dolayı anket yoluyla kadın muhasebe meslek mensuplarının karşılaşma olasılıklarının olduğu sorunlar araştırılmaya çalışılmış ve bu nedenle bir takım sorular yöneltilmiştir.Cinsiyete dayalı ayrımcılık nedeniyle kadınların mesleki sorunlarının daha yoğun olduğunun iddia edildiği bu araştırma da uygulanan anket aracılığıyla bazı sorunların mesleki nedenlerden kaynaklandığı ama bazılarının da kadın olmaktan yani cinsiyete dayalı ayrımcılıktan kaynaklandığı görülmüştür.Bu çalışmanın sonucunda muhasebe meslek mensubu kadınlar cinsiyete dayalı ayrımcılık nedeniyle mesleki sorunlar yaşarlar tezimiz kanıtlanmıştır.

AyrımcılıkCinsel kimlikMuhasebe
Neriman Çetin Yalçın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

ILO ve ILO normları açısından göçmen işçilerin ayrımcılığa karşı korunması

İnsanlık tarihi ile bağlayan göç hareketleri günümüzde de varlığını sürdürmekte, yaşanan küreselleşme ile beraber giderek de artış göstermektedir. Küreselleşme sadece göç hareketlerini arttırmakla kalmamış, bunun yanında göç nedenleri ve türlerinin de çeşitlenmesine neden olmuştur. Bununla birlikte artan göç hareketliliğine paralel olarak, dünya genelinde göçmen sayısında da artış yaşanmış ve göçmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar da giderek artmıştır. Bu yüzden göç olgusu, dünyada önemli bir sosyal politika sorunu olarak görülmeye başlanmış ve tüm dünya ülkelerinde en önemli gündem konularından biri haline dönüşmüştür. Artan göç hareketliliği ile göç alan ülkelerde göçmen işçilerin ayrımcılığa maruz kaldığı ve yerel işçiler ile eşit hak ve fırsatlarla çalıştırılmadıkları göç gündem maddelerinin başında gelmektedir. Bu sebeplerin yanında göçmen işçilerin, göç alan ülkelerin çalışma mevzuatları tarafından yeterli korunmaması da onların uluslararası düzeyde geçerliliği ve bağlayıcılığı olan kurallarla korunması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Göçmen işçilerin maruz kaldıkları ayrımcı uygulama ve politikalara karşı, ILO'nun geliştirmiş olduğu koruma yöntemleri ve kabul etmiş olduğu uluslararası düzeydeki normatif düzenlemelerinin incelendiği bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde göç ve göçmen işçi ile ilgili kavramsal çerçeveye yer verilmiş, bunun yanında göçün nedenleri, göçün türleri de başlıklar halinde incelenmiştir. İkinci bölümde ILO'nun göçmen işçilere ve onların maruz kaldıkları ayrımcılığı engellemeye yönelik kabul ettiği normlar başlıklar halinde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise ILO'nun göçmen işçilere yönelik politikalarına yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Göç, ILO Normları, Eşitlik, Adalet, Ayrımcılık, Temel İnsan Hakları

AdaletAyrımcılıkEşitlik+6
Bilgehan Gökinci
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde kadın-erkek ayrımcılığı ve cinsel taciz

ÖZET Tarihsel süreçte kadının toplum içindeki yeri ve konumuna ilişkin mücadelesi, önceleri daha çok sosyal konum itibarı ile olmuş, daha sonraları ise kadının çalışma hayatına katılması ile bu mücadele, ekonomik boyut da kazanmıştır. Toplumların gelişimi ile kadının sosyal statüsünde de bir gelişme kaydedilmiş, göreceli olarak kadınlar her alanda belli kazanımlar elde etmiştir. Çalışma hayatına kadının girmesinin sonucu olarak kadınla ilgili sorunların farklılaşmasıyla, sosyal, ekonomik ve hukuksal bazlı düzenlemeler, toplumsal hayatı giderek çevrelemeye başlamıştır. Bu noktada, kadınların çalışma hayatındaki sorunlarına ilişkin düzenlemelerin, kadınların sorunlarının erkeklere göre farklı olması ve sırf kadın oldukları için karşılaştıkları sorunlar yüzünden yapıldığı görülmektedir. Çalışma hayatında kadın olmanın getirdiği dezavantajlar, bir de onların cinsiyetlerine dönük zafiyetle birleştiğinde, bu düzenlemeler kaçınılmaz bir hal almaktadır. Kadının erkeğe göre daha zayıf olan konumu ve yapısı itibarı ile uygulama alanı bulan cinsiyet ayrımcılığı sorunu, kadının gerek işe girişte, gerek işe girdikten sonraki çalışma hayatında, ücret ödenmesinde ve sosyal güvenlik haklan bakımından kendini göstermektedir. Çalışan kadınlar, işyerlerinde cinsel tacize de uğramakta, böylece kadın çalışan olmak, bir başka sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle; çalışmamızda öncelikle, tarihten günümüze kadının sosyo ekonomik durumu incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda genel olarak ve günümüze doğru kadının çalışma hayatındaki durumu ortaya konmuş, ikinci bölümde kadınların çalışma yaşamına ilişkin sorunları, bu çerçevede genel sorunlar ile cinsiyet ayrımcılığı ve cinsel taciz sorunları ele alınmış, çalışmamızın son bölümünde ise, seçilen yüz çalışan kadın denekten alınan anket verileri değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel taciz+3
Saadettin Gülcan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Tax discrimination in EU Law and the OECD model tax convention

The use of taxes by states as a tool to protect their nationals and domestic products constitutes a problem, tax discrimination, to be avoided in the international arena. Tax discrimination creates a heavy tax burden on foreign goods, services and persons as an obstacle to international trade. Increased mobility as a result of globalization caused high pressure about the elimination of barriers to trade and the fight against discrimination. With this pressure, the principle of non-discrimination is introduced by international organizations, economic integrations and treaties. The last two constitute the main levels of non-discrimination rules. For the treaties level, model tax treaties such as the OECD and the UN Models are important. For the second level, regulations of economic integrations such as EU or NAFTA are instances. To reach a more comprehensive, effective and fair rule globally, these different levels should be compared. For this study, EU law and the OECD Model are chosen due to their wide practices and spheres of influence. With evaluating their existing interactions and differences, the possible interactions have been discussed and many suggestions have been made such as the utilization of the CJEU's case law in the OECD Model, adding concepts such as indirect or reverse discrimination to the OECD Model, transferring practices like eliminating the objective justifications to EU law. Besides, Turkish tax and tax treaty systems have been compared with EU law and the OECD Model. Because the principle of non-discrimination is significant for Turkey due to being an EU candidate and applying the OECD Model in tax treaties. Moreover, some suggestions have been made for a better practice in Turkey such as involving the protection of stateless persons or the last paragraph of Article 24, reflecting the case law of the CJEU.

European UnionEuropean Union lawDiscrimination+7
İmran Arıtı Erdem
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Iraklı ve Suriyeli sığınmacıların istihdam alanında karşılaştıkları sorunları farklı değişkenler üzerinden sorunsallaştırmak: Samsun örneği

Irak'ta ve Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan dolayı can güvenlikleri ve huzurlu yaşam ortamı kalmayan Suriyeliler ve Iraklılar, huzurlu ve güvenli yaşam alanı bulmak umuduyla yaşadıkları yerlerden göç etmek durumunda kalmışlardır. Ortak kültür ve din, tanıdıklarının ve akrabalarının Türkiye'de olması nedenleriyle Suriyelilerin ve Iraklıların Türkiye'ye gelmelerinde etkili olmuştur. Türkiye'ye gelen Suriyelilerin ve Iraklıların bazıları sığınmacı statüsündedir. Yaşamlarını devam ettirmek için çalışmak zorunda olan Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar, istihdam alanında birçok sorunla karşılaşmışlardır. Bu grup sığınmacıların istihdam alanında yaşadıkları sorunların başında çalışma koşulları ve iş paydaşlarıyla ilişkileri gelmektedir. Bu çalışma kapsamında, sığınmacı çalışanların istihdam alanında kayıt dışı olmaları, sosyal güvencelere sahip olmamaları, ağır işlerde ve sağlıksız koşullarda çalışmaları, uzun mesai saatlerine tabi tutulmalarına, yerli halkın tercih etmediği vasıfsız işleri yapmak zorunda bırakılmaları, tehlikeli işlerde çalışmak durumunda olmaları gibi sorunlar irdelenmiştir. Bunun yanında dışlanma, ötekileştirilme, hakaret ve ayrımcılığa uğrama, istendik düzeyde Türkçe bilmeme gibi sorunlarda iş yeri paydaşları ve müşterilerle yaşadıkları sorunlar olarak yine bu çalışmayla incelenmiştir. Bu tezde yürütülen saha çalışmasında, yorumlayıcı yaklaşım kapsamında nitel araştırma yönteminin durumsal araştırma deseninden yararlanılmıştır. Verilerin toplanmasında mülakat tekniği kullanılmıştır. İçerik analizi üzerinden veriler yorumlanmıştır.

AyrımcılıkDil problemleriGöçler+7
Kebire Ayyıldız
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi sürecinde yaş ayrımcılığının sosyal medyadaki tezahürü: Youtube analizi

Bu çalışma, Covid-19 pandemisinde yaş ayrımcılığının sosyal medyada tezahürünü incelemek amacıyla, Youtube üzerinden toplumun yaşlılık algısını ve yaş ayrımcılığının nedenlerini ortaya koymak için yapılmıştır. Bu bağlamda, popüler bir sosyal medya platformu olan Youtube'da Covid-19 pandemisinde yayınlanan içerikler, yaş ayrımcılığı unsurları açısından içerik analizi ile incelenmiştir. "Covid-19 pandemisinde sosyal medyada yaş ayrımcılığının yaygınlaşmasının sebebi nedir?" sorusundan yola çıkılarak; Covid-19 pandemisi sürecinde Youtube içeriklerinde ve kullanıcı yorumlarında hangi yaş ayrımcılığı unsurlarına rastlandığı ve içeriklerin yaşlılarla ilgili verdiği mesaj analiz edilmiştir. Bulgulara göre, yaşlılar ve Covid-19 pandemisi ile ilgili bilgilendirici, suçlayıcı, alay eden ya da mizah içeren içerikler bu dönemde farklı sosyal medya platformlarında olduğu gibi Youtube'da da popülerleşerek yaş ayrımcılığını derinleştirmiştir. İçeriklerde yaş ayrımcılığı barındıran kalıp yargılar, yaşlıyla alay eden, küçültücü ifadeler ile yaşlıyı bu dönemde kriminalize eden ve günah keçisi haline getiren bulgular ortaya konulmuştur. Bunun yanında görünürde yaşlılara karşı olumlu yaklaşımlar içeren ancak alt metinde yaş ayrımcılığı barındıran örtük içerikler de analiz edilmiştir. Ayrıca bulgularda 100 yaş ve üzerinin medya dilinde marjinalize edilmesi de dikkat çekmektedir. Yorumlar kısmında ise nefret söylemi, öfke, hakaret ve küfür içeren ifadelerin kullanıldığı görülmektedir. Yorumlar kısmında kullanıcıların dolayısıyla toplumun bu dönemdeki yaşlılık algısı doğrudan gözlenmektedir. İçeriklerde olumsuz yaşlılık algısı kullanıcı yorumlarına da yansıyarak olumsuz tepkileri doğurmuştur. Bu anlamda sosyal medya içerikleri Covid-19 pandemisinde yaşlılarla ilgili olumsuz kalıp yargıları yeniden üretmiştir. Yaşlılara, yaşlılığa ve yaşlanmanın kendisine yönelik önyargılı tutumların bir kombinasyonu olarak tanımlanan yaş ayrımcılığının Covid-19 pandemisinde artarak nefret söylemine dönüştüğü görülmektedir. Bu nefret söylemlerinin zaman zaman toplumda yaşlılara karşı nefret suçu ve şiddet eylemlerine dönüştüğü, bu durumun uzun vadede sosyolojik bir sorun olarak kuşaklar arası ilişkilere zarar verdiği görülmektedir. Yaşlılığın toplum algısında ölümle özdeşleşmesi ve pandemi döneminde virüsü yaşlıların yaydığı düşüncesi bu tür söylemlere neden olmuştur. Covid-19 pandemisindeki koşullar, korku ve paniğin yarattığı kaos ortamı da yaş ayrımcılığı ve nefret söyleminin yayılmasına neden olmuştur. Yaş ayrımcılığını sistematikleştiren medyatik söylemlerin de sosyal medyaya sirayet ederek bu dönemde toplumun yaşlılık algısını olumsuz etkilediği ortaya çıkmaktadır.

AyrımcılıkCOVID 19Pandemiler+7
Ezgi Aktürk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örtük programda toplumsal cinsiyet: Bir ilkokulun örtük programında toplumsal cinsiyete ilişkin nitel bir çalışma

Kazandırılması amaçlanan değerlerin ancak örtük program yoluyla benimsetileceğinden yola çıkarak; varlığını gizli ya da örtük şekilde sürdüren toplumsal cinsiyete dayalı ilişkilerin, okul kültürü içinde hangi pratikler veya uygulamalar yoluyla yaşanmakta ya da yaşatılmakta olduğu sorusu bu araştırmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu araştırma okul örtük programının üç temel unsuru; "öğretmen tutum ve davranışları", "kullanılan dil" ve "oynanan oyunlar" odak alınarak gerçekleştirilmiş nitel bir çalışmadır. Çalışmada bir ilkokulda görev yapan 6 sınıf öğretmeni ve 1 rehber öğretmeni ile bu öğretmenlerin dersine girdiği toplamda 162 öğrenci araştırma grubu olarak belirlenmiştir. Üç ay boyunca her bir sınıf 18 ders saati olmak üzere; toplamda 108 ders saati boyunca gözlemlere devam edilmiştir. Böylelikle örtük programa ilişkin olabilecek toplumsal cinsiyet örüntüleri doğal ortamında doğrudan ve bütün yönleriyle derinlemesine inceleme olanağı elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Örtük program, toplumsal cinsiyet, ayrımcılık, kalıpyargı,cinsiyetçilik.

AyrımcılıkCinsel kimlikCinsiyet rolleri+6
Arzu Saldıray
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da Müslümanlara yönelik ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve nefret söylemi: Cami saldırıları örneği

Almanya uzun yıllardır yabancılara yönelik ırkçı hareketlerin devam ettiği Avrupa ülkelerinden biridir. Bu ırkçı ve ayrımcı hareketler antisemitizme dönüştüğünde zirvesini yaşamıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında ülkede antisemitizm devlet politikası hâline gelmiş, savaşın bitimine doğru da bir soykırıma dönüşmüştür. Irkçılık ve yabancı düşmanlığı politikaları antisemitizmden sonra son yıllarda ise İslam'a ve Müslümanlara yönelmiştir. Bu durum Avrupa ülkelerinde de zamanla ırkçılıktan İslamofobiye ve son olarak "İslam düşmanlığına" evrilmektedir. Oysaki Almanya'da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ırkçı merkezli bir sistemin yıkılmasından sonra geçmişten ders çıkartılarak insan hakları merkezli bir anayasa hazırlanmıştı. Bu anayasa özellikle de beşerî sapmaya da vurgu yaparak, girişinde insanın Tanrıya ve insana karşı mesuliyet bilincini öne çıkartmıştır (Grundgesetz- Präambel=Giriş). Bu ifade ile yeni anayasa Almanya için yeni bir sayfa açmıştır. 60 yılı aşkın bir süredir Almanya'da göçmen kökenli Müslümanların sayısında artış yaşanmaktadır. Buna paralel olarak son dönemlerde Müslümanlara karşı önyargılar ve ayrımcı tutumlar sergilenmeye başlamıştır. Özellikle son dönemlerde başörtüsü, dinî eğitim, cami ve minare karşıtlığı şeklinde İslam'ın inançlarına ve dinî motiflerine yönelik eylemler şeklinde kendini göstermektedir. Bu karşıtlık zaman zaman şiddete de dönüşmektedir. Şiddet eylemleri kişilere yönelik fiziksel saldırılar ve İslami sembollere saldırı şeklinde gerçekleşmektedir. Müslümanlar arasında endişeye sebep olan bu durum toplumsal yaşamı da etkilemektedir. Almanya'da egemen olan özgürlükçü demokratik sistem bu konularda ayrımcılık, ırkçılık ve İslam düşmanlığını önlemeye yönelik tedbirler almaktadır fakat bu eylemlerin önü etkin bir şekilde kesilememektedir. Bu önlemlerin daha etkin hâle gelebilmesi için çok boyutlu politika ve tedbirlere ihtiyaç vardır. Bu çalışmada Almanya'da Müslümanlara yönelik ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve nefret söylemi ile ilgili geniş kapsamlı olarak araştırma yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Almanya, Ayrımcılık, Irkçılık, İslam Düşmanlığı, Nefret Söylemi

AlmanyaAyrımcılıkCamiler+6
Mediha Kızılkaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik insan kaynakları yönetiminde eşit davranma ilkesi: 2019 sonrası iş ilanlarında ayrımcılık boyutları üzerine bir araştırma

Çalışmanın temel amacı, stratejik insan kaynakları yönetimi bakış açısıyla insan kaynakları yöneticileri ve insan kaynakları uzmanları için yayınlanan iş ilanlarının incelenerek, işe alım sürecinde ve çalışma hayatında eşitsizliğin ve ayrımcılığın olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde araştırılacak konu doğrultusunda öncelikle eşit davranma ilkesinin temelini oluşturan ''eşitlik'' kavramı, sonrasında ''eşitlik ilkesi'' ve bu ilkenin çalışma hayatına yansımasıyla birlikte ortaya çıkan ''eşit davranma ilkesi'' açıklanmıştır. Eşit davranma ilkesinin uluslararası boyuttaki hukuki dayanaklarına yer verilmiştir. Eşit davranma ilkesinin ihlal edilmesiyle birlikte ortaya çıkan ayrımcılık kavramı üzerinde durulmuştur. Çalışma hayatına yansımaları ve eşit davranma ilkesi ile aralarındaki bağlantı incelenmiştir. İkinci bölümde, ayrımcılık ve eşitlik kavramları, stratejik insan kaynakları yönetimi bakış açısıyla incelenmiştir. İşe alım sürecinin ilk basamağını oluşturan iş ilanlarına ve iş ilanlarında ayrımcılık konusuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırma modeline, değişkenlerine, yöntemine, elde edilen verilerin analizine ve bulgularına yer verilmiştir. Sonuç olarak, iş ilanları hazırlanırken işin gerekleriyle ilişkisi olan ifadelerin kullanılarak bu kriterlere yer verilmesi gerekmektedir. Sadece işin gerektirdiği niteliklerin adaydan istenmesi bu şekilde doğru kişilere ulaşılmaya çalışılması, dikkat edilmesi gereken durumlar olarak ortaya çıkmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi, Eşit Davranma İlkesi, Ayrımcılık, İş İlanları, İşe Alım Süreci.

AyrımcılıkEşitlikStratejik yönetim+3
Ezgi Özdemir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumları ve etkileyen faktörler

Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarını ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı kesitsel olarak 1 Ocak 2019- 1 Ağustos 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde öğrenim gören 1056 öğrenci, çalışmanın örneklemini ise evrenin belli olduğu durumda örneklem hesaplama formülüne göre belirlenen 337 öğrenci oluşturmuştur. Sınıflar içinde öğrencinin örnekleme seçimi basit rastgele örnekleme yöntemi ile yapılmıştır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu ve Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Kruskall-Wallis ve Mann-Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği puan ortalamaları 84,59 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin yaşlı ayrımcılığına ilişkin olumlu tutuma sahip oldukları sonucu elde edilmiştir. Öğrencilerin mezun oldukları lise, en uzun yaşadıkları bölge, aynı evde yaşlı bireylerle bulunma ve mezuniyet sonrası yaşlı bireylere bakım vermeyi isteme durumlarının yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumu anlamlı şekilde etkilediği belirlenmiştir (p<0.05). Öğrencilerin yaşlı bireylerle mezuniyet sonrasında çalışmak istedikleri ancak yaşlı bireyle iletişim zorluğu olabileceğinden bakım vermeyi tercih etmeyecekleri tespit edilmiştir. Sözü geçen kaygıların azaltılması için yaşlı birey ile iletişim konusunda hem lisans eğitim sürecinde hem de mezuniyet sonrası yapılan hizmet içi eğitim programlarında yaşlı birey ile iletişim konusuna detaylı biçimde yer verilmesi ve konu ile ilgili nitel araştırmalar yapılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik Öğrencisi, Tutum, Yaşlı, Yaşlı Ayrımcılığı

AyrımcılıkHemşirelerHemşirelik+5
Mahsun Atuğ
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet ayrımcılığının ve ötekileştirme pratiklerinin LGBTİ+'in cinsiyet algısına etkisi: İstanbul ve İzmir

"Cinsiyet Ayrımcılığının ve Ötekileştirme Pratiklerinin LGBTİ+'in Cinsiyet Algısına Etkisi: İstanbul ve İzmir Örneği" isimli bu tez çalışmasının amacı, LGBTİ+'ların toplumsal yaşamda deneyimlediği ötekileştirilme ve ayrımcılık süreçlerini etkileyen faktörleri tespit etmektir. Bu amaçtan hareketle; tez kapsamında sosyolojik olarak böyle bir analizin, toplumsal yaşamdaki görünmeyen süreçlerin ortaya çıkarılmasında ve konuyla ilgili çözüm politikalarının oluşturulmasında önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çerçevede çalışmanın araştırma boyutunda; araştırma problemlerini kapsamlı olarak irdeleyebilmek, bir yöntemin zayıf yönünün diğer yöntemin güçlü yönüyle tamamlayabilmek amacıyla bir yöntemin diğer yöntemdeki eksik yönlerini güçlendirmek amacıyla, karma model yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmanın nicel aşamasında konuyla ilgili literatür doğrultusunda hazırlanan anket soruları, İstanbul ve İzmir'de ikamet eden, tesadüfi örnekleme modülüne dayalı olarak belirlenen, 146 kişiye uygulanmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında 17 kişi ile görüşme yapılmıştır. Nicel kısımda SPSS15 analiz programı, nitel kısımda ise içerik analizi ve tematik analiz kullanılmıştır. Araştırmada, katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, toplumsal cinsiyet algıları, cinsiyet kimliğinin toplumsal yaşamla ilişkisi, yaşanılan ayrımcılık ve önyargılara ilişkin cinsiyet algısını etkileyen unsurlar arasındaki anlamlılık düzeyi analiz edilmiştir. LGBTİ+'lar sosyalizasyon süreçlerinde sorunlarla karşılaşmakta ve bu sorunlar hayatlarının hemen her alanını etkilemektedir. Toplumda LGBTİ+'ların deneyimlediği önyargı ve ayrımcılığın iç içe geçmiş birçok nedeni araştırma bulguları arasında yer almaktadır. LGBTİ+'lar en fazla ayrımcılık ve ötekileştirme pratiklerine, LGBT+ hakkında bilgisi olmayan insanlar tarafından maruz kalmaktadırlar. Ayrıca toplumsal düzene tehdit görüldükleri için ayrımcılık pratiklerinin deneyimlendiği de yine bulgular arasındadır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel kimlik+5
Özge Arayıcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kuşak üniversite öğrencilerinin yaşlanma ve yaşlılığa yönelik algılarının değerlendirilmesi

Araştırma, Ege ve Akdeniz Üniversitelerinde eğitim görmekte olan öğrenciler ve aynı üniversitelerin kampüslerinde yer alan Tazelenme Üniversitesi öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Nicel bir araştırma olarak, genel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Gönüllülük esasına dayalı, 314 katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmada yaşlanmaya ve yaşlılığa yönelik algı ölçeği ile birlikte araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Sosyal hizmet, toplumda kuşaklararası ilişkilerin güçlenmesinin yanında toplumdaki olumsuz yaşlılık algılarının da sonraki nesillere aktarımı önlenmesine yönelik düzenlemeler kapsamında yer alması gereken önemli bir disiplindir. Yaşam boyu öğrenme desteklenerek bireylerin hem aktif yaşlanması hem de yaşlanmaya yönelik algılarının da olumlu olarak etkilenmesi sağlanabilir.

AlgıAyrımcılıkKuşaklar+4
Saniye Seda Sevim
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Roman Kadınların Sağlık Hizmetlerine Erişimi: İzmir Örneği

Tarih boyunca, çeşitli coğrafyalarda yaşayan Romanlar, gittikleri bölgelerin ötekisi olarak algılanmış, dışlayıcı tutum ve davranışlara maruz kalmışlardır. Bu tutum ve davranışlar, yasal olarak eşit şekilde faydalanmaları gereken eğitim, istihdam, barınma ve sağlık gibi alanlarda haklarının zaman zaman ihlal edilmesi sonucunu doğurmuştur. Türkçe literatürde bu hak ihlallerine değinildiği ancak Roman kadınlara feminist metodolojiyle eğilen çalışmaların oldukça az olduğu göze çarpmaktadır. Bu tez, Romanların yoğun bir şekilde ikamet ettikleri İzmir'in Karşıyaka ilçesindeki 16 Roman kadınla yapılan derinlemesine mülakatları içermektedir. Görüşmelerde feminist metodoloji kullanılmış ve fenomenolojik yaklaşım benimsenmiştir. Tezin problemini oluşturan, Roman kadınların sağlık hizmetlerine eşit bir şekilde yararlanamadığı düşüncesiyle, Roman kadın kimliğini oluşturan dinamikler, Roman kadınların sağlık hizmetlerine erişimleri ve dışlanma ila baş etme yöntemleri, annelik deneyimleri ve bu süreçte sağlık hizmetlerine erişimleri hakkında bilgiler edinilmiştir. Bu çerçevede yürütülen tez çalışması sonucunda, Roman kadınlarının kimlik süreçlerini inşa eden pratiklerin domino etkisiyle kamusal hizmetlere başvurma refleksini etkilediği ve bunlardan birinin de sağlık hizmetlerine başvurma olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan sağlık personelinin önyargılı tutumu ve maddi koşulların sağlık hizmetlerine erişimin önündeki önemli engeller arasında olduğu tespit edilmiştir. Roman kadınlar her ne kadar farklı deneyimler yaşasalar da, temelde sunulan sağlık hizmetlerinden ayrımcılık ve sosyal dışlanmanın etkisiyle tam olarak yararlanamadıkları ve gebelik sürecinde de bu durumun devam ettiği fark edilmiştir. Ayrıca, Roman kadınların sağlık hizmetlerine erişimde uğradıkları dışlayıcı tutum ve davranışlara karşı geliştirdikleri başa çıkma yöntemlerinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Roman kadın, sağlık hizmetleri, erişim, ayrımcılık, sosyal dışlanma

AyrımcılıkErişimKadınlar+4
Buse Erhalim Gümüş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi servislerde çalışan hemşirelerin yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ve ayrımcılıklarının belirlenmesi

Günümüzde yaşlı bireylere cerrahi tedavi uygulanma oranlarının artmasına rağmen cerrahi servislerde çalışan hemşirlerin yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ve ayrımcılıkları konusundaki veriler sınırlıdır. Bu çalışma cerrahi servislerde çalışan hemşirlerin yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ve ayrımcılıklarını belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmaya başlmadan önce etik onay alındı (Onay no: 2022/54) Araştırma 15 Ağustos-01 Kasım 2022 tarihleri arasında Muş ilinde bulunan hastanelerin cerrahi servislerinde çalışan hemşireler ile yapılan tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir çalışmadır. Araştırma 200 gönüllü hemşire ile yapıldı. Araştırma verilerinin toplanmasında yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği, pozitif ve negatif yaşlı ayrımcılığı ölçeği kullanıldı. Araştırma verileri yüz yüze anket yöntemi ile toplandı. Veriler SPSS 22.0 programında analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri kabul edildi. Hemşirelerin yaş ortalaması 30.03±6.91, %65'i kadın, %67.5'i lisans mezunudur. Yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği toplam puan ortalaması 35.70±5.84'tir. Pozitif ve negatif yaşlı ayrımcılığı ölçeği pozitif ayrımcılar alt boyutu 47.10±5.79, negatif ayrımcılık alt boyutu 38.48±4.87'dir. Yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği ile pozitif ve negatif yaşlı ayrımcılığı arasaındaki ilişki incelendiğinde pozitif ayrımcılar alt boyutu ile pozitif yönde orta seviyede bir korelasyon olduğu ve belirlendi. (r=0.375, p=0.001)(p<0.05). Yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği ile pozitif yaşlı ayrımcılığı arasındaki ilişki incelendiğinde negatif yönde zayıf bir korelasyon bulunsa da istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Araştırma sonuçları, cerrahi servislerde çalışan hemşirelerin yaşlı hastalara bakım verme istekliliğinin orta düzeyde olduğunu, ancak pozitif yaşlı ayrımcılığı ile pozitif yönde orta seviyede bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, cerrahi servislerde çalışan hemşirelerin yaşlı hastalara yönelik bakım verme istekliliğini artırmak ve pozitif yaşlı ayrımcılığı azaltmak için farkındalık ve eğitim programları geliştirmenin önemini ortaya koymaktadır.

AyrımcılıkGeriatriHasta bakımı+7
Gülay Akbay Kaya
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da yaşayan Müslümanların algıladıkları dinî ayrımcılık

Ayrımcılık, bireylerin veya grupların belirli özelliklerine dayalı olarak farklı muamele görmesi anlamına gelir ve genellikle olumsuz bir anlam taşır. Ayrımcılığa maruz kalan bireyler ise hem psikolojik hem de sosyolojik olarak olumsuz etkilenirler. Bundan dolayı ayrımcılığın ne olduğu, ayrımcılığın neden meydana geldiği ve ayrımcılığın sonuçları birçok alanda araştırma konusu haline gelmiştir. Din psikolojisi alanında ayrımcılık konusu, insan psikolojisi üzerinde bıraktığı etki bakımından analizlere tabi tutulmuştur. Almanya'daki Türklerin varlığı genellikle yapılan çalışmalarda 1960'lı yıllara dayandırılmaktadır. Elbette bu tarihten önce de Türk varlığından bahsedilebilir ancak bu tarihten itibaren Almanya'nın iş gücü talebi nedeniyle Türkiye'den kısa bir süre içerisinde Almanya'ya çok sayıda misafir işçi (Gastarbeiter) göç etmiştir. Başlangıçta kısa süreliğine çalışma amacıyla Almanya'ya göç eden işçiler, zaman içerisinde yerleşme imkânı bulmuş ve Almanya'daki Müslüman varlığının ana gövdesini oluşturmuşlardır. Almanya birçok farklı coğrafyadan göç almış bir ülkedir. Bunların çoğu Türkiye'den gelmekte ve şu anda Almanya'da yaşayan Türkler üçüncü veya dördüncü nesildirler. Bu çalışma dinî ayrımcılığın farklı boyutlarına yoğunlaşarak Almanya'daki Türk Müslümanların dinî ayrımcılığı hangi boyutlarda algıladıklarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Türk Müslümanların iş yerlerinde, sosyal alanlarda ve okullarda algıladıkları ayrımcılığı ortaya koymak amacıyla Almanya'nın Osnabrück, Stuttgart, Nürnberg ve Frankfurt bölgelerinde yaşayan 20 Türk Müslüman ve 5 Alman Hristiyan ile yüz yüze ve online olarak mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Görüşmecilerin yaş aralığı 18 ila 69 arasında değişmektedir. Aynı zamanda görüşmeciler rastlantısal belirlendiğinden eğitim düzeyleri, meslek grupları, cinsiyetleri ve dindarlık algıları heterojen bir grup oluşturmaktadır. Mülakatlardan elde edilen veriler, Word ortamına aktarılmış, Nvivo14 yardımı ile düzenlenmiş ve işlenmiştir. Mevcut çalışma, sosyal kimlik kuramı temelinde ele alınmıştır. Bu kuram, bireyin dinî grup aidiyetinin psikolojisini anlamada önemli rol oynamaktadır. Böylece Almanya'da yaşayan Türk Müslümanların algıladığı dinî ayrımcılık, bu ayrımcılığın yaşam standartlarını ne derece etkilediği, Türk Müslümanların Almanlara bakış açısı, Almanların Türk Müslümanlara bakış açısı analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırma neticesinde Almanya'da yaşayan Türk Müslümanların dinî kimliklerinden dolayı eğitim kademelerinde, sosyal yaşamlarında, iş hayatlarında algıladıkları ayrımcılığa dair bulgular elde edilmiş ve benzer çalışmalara da değinilmiştir.

AlmanyaAyrımcılık
Kübra Kantarmış
Çukurova University
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Sub Saharan African students in Gaziantep: Economic and cultural challenges

In this globalized world, the internationalization of higher educational institutions became a trend. Countries around the world —mostly developed countries— recruiting a high number of international students in their highly qualified educational institutions. The trend attracts many talented students who want to pursue their education in the international arena. Scholarships, student exchange programs, internships, and fellowships have been playing a role in the internationalization of universities around the world. To be a part of this phenomenon and acquire quality education, students started striving for better opportunities. International students' movement in recent times has increased with the emergence of technologies facilitating the accessibility of opportunities offered by higher educational institutions. The study focuses particularly on the Sub Saharan African students in Gaziantep — one of the biggest cities in Turkey. Even though the recruitment of international students in Turkey started decades ago to recruit students, primarily from Turkic Republics, the country became one of the top international students' destinations in recent times. As a part of international students, Sub Saharan African students share a certain number in this educational movement. This study stress on assessing and understanding the living condition of Sub Saharan African students in Gaziantep. The study explains the push and pull factors for Sub Saharan African students' migration to Turkey, the cultural adaptation process, and the challenges they face as African students in a different environment. For this research, semi-structured deep interview data collection method was applied. Twenty-one students were selected purposely and took part in the interview. The study found out the cultural and economic challenges, which the students encounter in Gaziantep during their stay. Language, cultural adaptation, shortage of finance, stereotypes and negative attitudes were discovered as the most important challenges for the Sub-Saharan African students. Keywords: Acculturation, Cross-cultural adaptation, Ethnocentrism, Stereotype, Discrimination

DiscriminationEthnocentrismGaziantep+7
Halıd Zewdu Feleke
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk İş Hukukunda kadın çalışanlara yönelik ayrımcılık kaynaklı uyuşmazlıklar

Kadın ve erkek arasındaki eşitlik anlayışı kadın ve erkeğin fiziksel ve biyolojik özelliklerine göre şekillenerek, zamanla toplumsal farklılığa dönüşmüş ve cinsiyetler arasında eşitsizliğin meşru bir sebebi hâline gelmiştir. Kadınların çalışma hayatında aktif olarak rol almaya başlamaları ile birlikte kadın ve erkek çalışanlar arasında eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı uygulamalar çalışma hayatına da sirayet etmiştir. Kadın çalışanlara ilişkin olumsuz uygulamalar dünya devletlerinin birçoğunda da sorun olmakla, uluslararası hukukta da kadın çalışanları koruyucu düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. AB uyum sürecinde olan ülkemizde de yasal mevzuatımızda uluslararası sözleşmelere paralel olarak bu yönde değişikler olmuştur. Çalışma hakkı temel insan haklarından olup, anayasal bir haktır. Kadın çalışanlar; biyolojik özelikleri, gebelik-analık ya da cinsiyet sebebiyle çalışma hayatında birçok sorunla karşılaşmaktadır. Kadın çalışanların da çalıştıkları işte aynı kıdem ve görevde çalışan erkeklere göre daha az ücretle çalışmasının önlenmesi, kadın çalışanlara istihdam alanın sağlanması, kadınların çalışma koşullarına yönelik koruyucu ve kollayıcı önlemlerin alınması sosyal devlet ilkesinin de gereğidir. Uluslararası düzenlemeler ile kadın çalışanlar yönünden yapılan düzenlemelere paralel olarak ülkemizde de bu yönde yasal düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle Anayasa'nın 10'ncu maddesinde kadınlar lehine pozitif ayrımcılığın kabul edilmesi, İş Kanunu'nda kadın çalışanları koruyucu düzenlenmelerin yapılması kadın çalışanlar yönünden önemli bir gelişmedir. Bu çalışmada kadın çalışanlara ilişkin uluslararası antlaşmalardaki düzenlemeler ile 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki düzenlemeler birlikte değerlendirilerek; yasal düzenlemelerin çalışma hayatındaki olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet Ayrımcılığı, Çalışma Hakkı, Eşitlik, Pozitif Ayrımcılık

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkEşitlik+7
Eda Karabulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

International students' academic performance in Türkiye

Foreign students often prefers to study in European countries, and this is why Türkiye has been facing the wave of international students for many years, but in recent years it has witnessed an influx of these students from every corner of the world, and this is why the number of students and immigrants has doubled in every city and university in Türkiye. International students in fighting to ensure that they get a good education and fulfill their mission in the country of Türkiye have to go through various challenges in their life of seeking education. Therefore, this study will examine international student's academic performance through this main challenges, Turkish language skills, social interaction and integration, universal discrimination, self-efficacy, and the effect of social media. This study is focused on the fact that there is a great need and importance to examine and understand the specific challenges to understand how much these challenges affect academic success of international students. For these reasons, the study makes very clear as the problem statement to investigate the effects of Turkish language skills, community integration, universal discrimination, self-efficacy, and the effect of social media for all international students who continue their studies in Türkiye. Data is collected from a sample of 140 participants who identified themselves as international University students and who are currently studying in Türkiye. Therefore, the study will investigate the following questions: To what extent do Turkish language skills, community integration, existence of discrimination, self-efficacy, and social media affect international students? How do these factors relate to these international students? This study will contribute to a certain extent in the aspect of the review related to the literature in the academic world.

DiscriminationLanguage skillsSocial integration+6
Abdalla Othman Yussuf
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşgören seçiminde bir ayrımcılık faktörü olarak hemşehriciliğin rolü üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, işletmelerde işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında işgörenlere yönelik hemşehricilik ayrımcılığının var olup olmadığını, var ise hangi düzeyde ve sektörde var olduğunu işgören ve yönetici gözüyle ortaya koymaktır.Araştırmanın evrenini, Bursa ili Nilüfer Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerde çalışan işgören ve yöneticiler oluşturmaktadır. Buradaki evren, sınırlandırılmış evrendir. Bu doğrultuda araştırmanın örneklemini beş farklı sektörden (metal, otomotiv, tekstil, çelik-döküm, enerji) 5'er işletmede (121 işgören, 50 yönetici), toplamda 25 işletme oluşturmaktadır. Bu anlamda genel tarama modellerinden olan tekil tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmada, örneklemden elde edilen verilerin toplanmasında da anket tekniğinden yararlanılmıştır. Her işletmede beş işgören ve iki yöneticiye anket uygulanmıştır. Buna yönelik olarak aynı ifadelerden oluşan iki ayrı (işgören ve yöneticilere yönelik) anket hazırlanmıştır.Araştırma amacına yönelik olarak uygulanan yönetici anketi üç, işgören anketi ise iki bölümden oluşmaktadır. Her iki anketin birinci bölümünde katılımcıların demografik yapı ve çalıştıkları işletmeye ilişkin sorular mevcuttur. Yönetici anketinde işgören anketinden farklı olarak yöneticilerin işgören seçim süreci ve örgüt içi iş yaşamında etkili olduğu düşünülen kriterlerin önemlilik düzeylerine ilişkin ifadeler yer almaktadır. İşgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında yapıldığı düşünülen hemşehricilik ayrımcılığını belirlemeye yönelik (A bölümü: 5 ve B bölümü: 15) toplam 20 ifade bulunmaktadır.Araştırmada katılımcıların demografik ve işletmeye ilişkin özellikleri frekans ve yüzde dağılımları ile analiz edilmiştir. Yöneticilerin görüşleri, işgören seçim sürecinde ve örgüt içi iş yaşamında dikkate alınan kriterlerin önem düzeyine yönelik istatistikler aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanarak çözümlenmiştir. Yöneticilerin işgören seçim sürecinde ve örgüt içi iş yaşamında dikkate alınan kriterlere ilişkin görüşlerinin demografik ve işletmeye ilişkin özelliklere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği bağımsız örneklemler için t-Testi, ikiden fazla grup için ise varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir.Bulgular, yöneticiler için ?Hemşehrilik Durumu? nun işgören seçim sürecinde dikkate alınan kriterleri içerisinde ?az düzeyde? de olsa önemli olduğunu göstermektedir. Katılımcıların işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında hemşehricilik ayrımcılığını belirlemeye yönelik ifadelere verdikleri cevaplar bu ayrımcılık türünün az düzeyde de olsa yapıldığını düşündüklerini ortaya koymuştur. Bulgulara dayanarak, işletmelerde hemşehricilik ayrımcılığının ortadan kaldırılmasına yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel çalışmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: ayrımcılık, hemşehricilik ayrımcılığı, işgören seçim Süreci, örgüt içi iş yaşamı.

AyrımcılıkHemşehrilikPersonel+3
Merve Rodoplu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İşçinin kişisel özellikleri bakımından işverenin eşit davranma borcu

Bu çalışmanın konusu, işçilerin cinsiyet, ırk, din ve mezhep, dil, siyasi görüş, felsefi düşünce ve benzeri nedenlere dayalı olarak ayrımcılığa tabi tutulamaması üzerinedir. Başka bir deyişle hukukun her alanında gözetilmesi gereken ?eşitlik ilkesi?nin İş Hukukundaki görünümü olan ?işverenin eşit davranma borcu? ilkesi çalışmamızda bu yönüyle ayrıntılı olarak incelenecektir.Türk Hukukunda iş ilişkisinde cinsiyet, ırk, din ve mezhep, dil, siyasal görüş ve benzeri nedenlere dayalı olarak ayrımcılılık yapılamaması ile ilgili doğrudan bir kural ve yaptırımı ilk defa 4857 sayılı İş Kanunumuzda bulunmaktadır. Dolayısıyla Türk hukuku bakımından 4857 sayılı İş Kanunu ile beraber eşit davranma ilkesinin, işverenin borçlarından biri olmanın ötesinde Türk İş Hukuku'nun temel ilkelerinden biri haline geldiği söylenebilir. Ancak bu konunun Türk Hukukunda gündeme gelişi oldukça yenidir. Dolayısıyla çalışmamızda yalnız ulusal hukukun verileri değil, aynı zamanda uluslararası hukuk bağlamında işyerinde yapılan ayrımcılıklara ilişkin düzenlemeler de incelenmeye çalışılmıştır. Tez çalışmamızda konu ile ilgili temel kavramlar üzerinde durulmuş, ardından hangi davranışların veya uygulamaların işyerinde ayrımcılık yaratabileceği tartışılmıştır. Bunun yanında işverenin eşit davranma borcunu ihlalinin yaptırımı olan ?ayrımcılık tazminatı? ve bu konudaki ispat yükü hususları da incelenecektir.

AyrımcılıkDilDin+14
Ertuğrul Yuvalı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında cinsiyete dayalı ayrımcılığın Türk Hukuku ve Uluslararası Hukuk açısından incelenmesi: Kavram, köken, tarihsel süreç ve bugünü

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların çalışma hayatında erkeklere göre daha düşük oranda yer almaları karşılaştıkları ayrımcı davranışlarla yakından ilgilidir. Cinsiyete dayalı ayrımcı davranışlar hemen her toplumda psikolojik ve sosyal kaynaklardan beslenmektedir. Böylelikle çalışma hayatının her aşamasında ayrımcı davranış ve uygulamalar ortaya çıkmakta ve kadınların çalışma hayatında var olmalarını güçleştirmektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık hukuksal boyutta incelendiğinde ise uluslar arası anlaşmalar ve belgeler ışığında İş Kanunumuzda da eşit davranma ilkesi çerçevesinde cinsiyete dayalı ayrımcılığın yasaklandığını ve yaptırımlarının düzenlendiğini görmekteyiz.ANAHTAR KELİMELER:1. Ayrımcılık2. Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık3. Çalışma Hayatında Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık4. Uluslararası Sözleşmelerde Kadın Erkek Eşitliği5. Türk Hukukunda Kadın Erkek Eşitliği

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadın-erkek eşitliği+3
Duygu Aslanbumin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İşgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi ayrımcılık: Otel işletmelerinde bir araştırma

Bu araştırma işletmelerde işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında işgörenlere yönelik siyasi ayrımcılığın var olup olmadığını işgören ve yönetici algılamalarıyla ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu kapsamda, Ankara'daki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 407 işgörene ve 108 yöneticiye anket uygulanmıştır.Araştırma amacına yönelik olarak uygulanan anket dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, işgörenlerin demografik ve çalıştıkları işletmeye ilişkin özelliklerine ait çeşitli sorular yer almakta olup, ikinci bölümde, işgörenlerin işe seçimi sürecinde ve işe girdikten sonraki çalışma yaşamlarında (örgüt içi iş yaşamı) etkili olduğu düşünülen kriterlerin önemlilik düzeylerine ilişkin ifadelere yer verilmiştir. Anketin üçüncü bölümünde, işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında yapıldığı düşünülen siyasi ayrımcılığı belirlemeye yönelik olarak 13 ifade yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise, siyasi ayrımcılığın diğer ayrımcılık türleri içerisindeki yerini belirleyebilmek amacıyla, katılımcıların yedi ayrımcılık türünden hangisi/hangilerine ve ne düzeyde maruz kaldıkları/uygulandığını düşündükleri araştırılmıştır.Araştırmada katılımcıların demografik ve işletmeye ilişkin özellikleri frekans ve yüzde dağılımlarıyla analiz edilmiştir. Bununla birlikte, katılımcıların iki, üç ve dördüncü bölümde yer alan her bir ifadeye ilişkin görüşleri frekans ve yüzde dağılımlarının yanı sıra aritmetik ortalama ve standart sapma değeri hesaplanarak çözümlenmiştir. İşgörenlerin ve yöneticilerin görüşlerinin, işgören seçim sürecinde ve örgüt içi iş yaşamında dikkate alınan kriterlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği ilişkili ölçümler için t-Testi, işletmelerde işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi ayrımcılık yapılıp yapılmadığına ilişkin işgören ve yönetici görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı bağımsız örneklemler için t-Testi, yönetici ve işgörenlerin işletmelerde işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi ayrımcılık yapılıp yapılmadığına ilişkin görüşlerinin demografik ve işletmeye ilişkin özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği, iki grup için bağımsız örneklemler için t-Testi, ikiden fazla grup için ise varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada, ayrımcılık türleri içerisinde siyasi ayrımcılık türünün, yoğunlukla görülen bir ayrımcılık türü olmasa da etnik ve dini ayrımcılık gibi birçok araştırmada bulgulanan ayrımcılık türlerinden daha fazla düzeyde var olduğunun düşünüldüğü bulgulanmıştır. Katılımcıların işgören seçim sürecinde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi düşünce ve faaliyetler kriterini az düzeyde önemli olarak gördükleri ve her iki süreç açısından az düzeyde de olsa siyasi ayrımcılık yapıldığını düşündükleri ortaya konulmuştur. Bu bulgular ışığında, işletmelerde siyasi ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ayrımcılık, siyasi ayrımcılık, işgören seçim süreci, örgüt içi iş yaşamı.

AyrımcılıkOtellerPersonel+7
Ömer Emre Arslan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İş Hukukunda cinsel taciz

İş hukukunda, cinsel tacize uğrayan işçi veya işveren iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilir ve bununla bağlantılı olarak karşı taraftan kişilik haklarının ihlali nedeni ile maddi ve manevi zararlarının tazmini için dava açabilir. Bu durumda, cinsel taciz iş hukukunda kişilik haklarının ihlali olarak görülmektedir. Kaynağını da iş sözleşmesinin kişisel bağımlılık kuran özelliğinden almaktadır. İşçi ve işveren iş sözleşmesinden doğan koruma ve gözetme borcu ile sadakat borcu çerçevesinde karşılıklı olarak birbirlerinin kişilik haklarına saygı göstermekle yükümlüdürler. Bu noktadan hareketle cinsel tacize maruz kalan kişi Anayasa ile korunmuş olan kişilik haklarına saldırı nedeniyle fesih dışında Medeni Kanunda kişiliğin korunmasına ilişkin davaları açma hakkına da sahiptir. Aynı şekilde cinsel taciz eylemi Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte iş hukuku uygulamasındaki cinsel taciz, Türk Ceza Kanununda düzenlenen cinsel tacizden kesin olarak ayrılmaktadır. Zira iş hukukundaki kapsamı çok daha geniştir. Bu durumda Türk Ceza Kanununda cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen diğer suçları kapsayabildiği gibi suç teşkil etmeyen cinsel içerikli eylemleri de iş hukuku anlamında cinsel taciz içine almaktadır. Tüm bunların yanında genel olarak Türk Hukukunda cinsel taciz, cinsiyet temeline dayalı ayrımcılık kapsamına oturtulmamıştır. Bu nedenle özellikle işyerinde cinsel tacize maruz kalan işçi iş kanununda düzenlenen ayrımcılık tazminatına hak kazanamadığı gibi, ayrımcılığın yarattığı ispat kolaylığından da yararlanamamaktadır. Hâlbuki Uluslar arası ve Karşılaştırmalı hukukta cinsel taciz, kişilik haklarının ihlali yanında cinsiyet temeline dayalı bir ayrımcılık olarak kabul edilmektedir. Cinsel tacizin çözümü en zor ve sıkıntılı kısmı ise, şüphesiz ispat sorunudur. Genellikle maruz kalanın beyanı dışında delilin bulunmadığı cinsel taciz eyleminin ispatı yüksek yargının kabul etmiş olduğu birtakım fiili karineler yoluyla ispatlanmaya çalışılmaktadır. Cinsel tacizin salt kişilik haklarının ihlali temeline oturtulması işçi açısından yetersiz bir korunmaya neden olmaktadır. Bu nedenle hukukumuzda, öncelikli olarak cinsel taciz eylemi cinsiyet temeline dayanan bir ayrımcılık olarak kabul edilmeli ve cinsel tacizin daha etkili korunmasına yönelik olarak başta tanımı olmak üzere, hukuki temeli ve sınırları yasal düzenlemelerle belirlenmelidir.

AyrımcılıkCeza hukukuCinsel suçlar+5
Görkem Keysan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects