Muhafazakarlık

Bu konu başlığı altında 117 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Cevdet Paşa'da geleneksellik, muhafazakârlık, modernizm izlenimleri ve Osmanlı Devleti'ni Tanzimat sürecine hazırlayan sebepler

Türk Toplumunun son iki asrını her konuda ilgilendiren "Modernleşme, Batılılaşma ve Muasırlaşma" kavram ve olgularının, toplumu ne şekilde değiştirdiğini ve bu olguların ne ölçüde ele alındığı konusu her zaman güncelliğini korumaktadır. Muhafazakâr-modernist-yenilikçi bir şahsiyet olan Ahmet Cevdet Paşa'nın getirdiği metot ve yöntemler kendisini, dönemindeki devlet adamlarından ayırır. Çok yönlü ve entelektüel bir sîmâ olan Ahmet Cevdet Paşa'nın tarih sahnesine çıkış döneminde Osmanlı Devleti, karşılaştığı sosyal, siyasal, yönetimsel, eğitimsel ve hukuksal krizlerin üstesinden gelebilecek donanımlı bir bürokrasi kadrosuna ihtiyacı vardı. Dönemin şartları dikkate alınarak Ahmet Cevdet Paşa'nın bu konulara çözümlemeci ve metotsal yaklaşımı, kendisini Osmanlı Devleti'nde çok önemli bir yere koyar. Etkileri bugün bile hissedilen ve toplumları değiştiren Batı merkezli bu olguların, Osmanlı Devleti'ne tatbiki konusunda kullanılan yöntemler uygulayıcılar arasında fikir ayırımlarına sebebiyet vermiştir. Bu fikir ayırımları, modernleşme kavramının farklı kanallar vasıtasıyla ele alınmasına neden olmuştur. Ahmet Cevdet Paşa hiç şüphesiz Tanzimat Döneminin aranılan ismidir. Devrinde diğerlerinden daha iyi anladığı modernleşme kavramını uygularken toplumun kimlik kaybı yaşamaması için "Biz ve Öteki" anlayışını her icraatında kıstas almıştır. Kendisi medrese kökenli bir modernist olmakla birlikte, "kânun-u kadim" anlayışında bir muhafazakârdır. İbn-i Haldun'u felsefesini en iyi anlayan ve çözümleyen bir şahsiyet olmasının yanı sıra "devlet-i ebed müddet" anlayışını tam olarak yansıtan bir devlet adamıdır. Osmanlı Devleti'ni Tanzimat sürecine hazırlayan gelişmeler ve modernleşme kavramının uygulanma seyri zaman zaman değişmiştir. Ahmet Cevdet Paşa'nın adı, Tanzimat öncesi ve Tanzimat'la birlikte yapılan hata ve sonuçlardan ders çıkaran, bunları görev ve icraatlarına deneysel olarak yansıtan ve pozitivist bir sentez oluşturan şahsiyetlerin arasında öne çıkmaktadır.

Ahmed Cevdet PaşaModernizmMuhafazakarlık+3
Ömer Faruk Kavak
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken cumhuriyet döneminde modernleşme hareketleri ve muhafazakâr ideoloji

Bu çalışma, modernleşme ve muhafazakârlık kavramları üzerinden Erken Cumhuriyet dönemindeki modernleşme hareketleri ve muhafazakâr ideoloji etkileşiminin dönemsel olarak incelenmesini ve karşılaştırılmasını konu edinmektedir. Çalışmanın amacı, dönemin modernleşme hareketleri ile bu modernleşme hareketleri içinde ortaya çıkan muhafazakâr ideolojinin etkileşimini analiz ederek bu ilişkiyi dönemsel olarak ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışmada, modernleşme ve muhafazakârlık konularında kavramsal bir çerçeve oluşturulmakta ve modernleşme ile muhafazakârlık arasındaki ilişkiye yer verilmektedir. Türk modernleşmesi ile muhafazakâr ideoloji arasındaki ilişki, dönemde öne çıkan muhafazakâr simalar üzerinden ortaya konulmaktadır. Erken Cumhuriyet dönemindeki modernleşme hareketleri ve muhafazakâr ideoloji etkileşimi dönemsel olarak incelenmektedir. Çalışmada Erken Cumhuriyet döneminin ilk dönemindeki modernleşme hareketlerinin muhafazakâr ideolojinin ortaya çıkmasını sağladığı ve etkilediği, sonraki dönemlerde ise bu etkileşimin karşılıklı olmakla birlikte muhafazakâr ideoloji lehine arttığı tespit edilmektedir.

ModernleşmeMuhafazakarlık
Yasin Kösece
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tevafuktan tesadüfe, beş vakitli günden vazgeçmek: Mütedeyyin erkeklerin dini terk etme pratikleri ve sekülerleşme süreçleri

Bu çalışma, dindar ailelerde/çevrelerde yetişmiş ve yıllarca dini pratikleri yerine getirmiş fakat sonrasında farklı süreçlerden geçerek dini yaşayışı terk etmiş erkeklerin gündelik hayat pratiklerine ve sekülerleşme süreçlerine odaklanmaktadır. 25 erkek katılımcı ile derinlemesine görüşmeler içeren çalışma, Pierre Bourdieu'nün habitus kavramı ile Henri Lefebvre'nin ritimanaliz yöntemini bir arada düşünerek dini habitusun ritim ve rutinlerini ortaya koymayı amaçlar. Bilindiği gibi mütedeyyin bireyler için gündelik hayatta inanç önemli bir yer kaplamaktadır. İslamiyet'e göre bireyin hayatı belli zamanlara bölünmüştür. Bu taksim gündelik olarak namaz vakitlerine göre "sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı" şeklinde beşe bölünerek yapılır. Haftanın belli günleri diğerlerinden daha kıymetli, senenin bazı zamanları diğerlerinden daha önemlidir. Dindar bir çevrede yetişen bireyler zamanın bu bölünmüş haline gerek ev içi gündelik inanç pratiklerinden gerekse sosyal hayatın kendisinden ötürü aşinadır. 2000'lerle birlikte Türkiye'de çeşitlilik kazanan sekülerleşme ve desekülerleşme tartışmalarına ritimanalistik bir yaklaşım getirme gayesinde olan bu çalışma, poliritmik sekülerleşme ve aritmik sekülerleşme gibi konsept denemesiyle dini yaşayışı terk etmiş eski dindar erkeklerin sekülerleşme süreçlerini dönüşen ritim ve rutinleri ile habitusları üzerinden tartışır. Gündelik hayatın sıradanlığına odaklanan çalışma, sıradan karşılaşmaların meydana getirdiği büyük dönüşümlerin sekülerleşme özelinde ne gibi pratikleri ortaya koyduğunu göstermeye çalışır.

Din sosyolojisiDindarlıkErkeklik+7
Furkan Dilben
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa'da yaşayan muhafazakâr Türklerde değer algısı: Almanya örneği

Bu çalışma 60'lı yıllardan sonra Avrupa'ya başlayan işçi göçü hareketiyle Almanya'ya giden ve birkaç kuşaktır orada yaşayan Türklerin değerler dünyasındaki değişim ve dönüşümü incelmeyi hedeflemekte ve böylece göçün göçmen bireyler ve aileler üzerinde oluşturduğu sonuçları irdelemektedir. Nicel bir çalışma olan bu araştırmanın örneklemi Almanya'da yaşayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan farklı kuşaklardan, farklı yaşlarda 668 Türk göçmenden oluşmaktadır. Katılımcılar gönüllülük ilkesine göre rastgele seçilmiştir. Araştırma verileri online anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın genel çerçevesinin çizildiği giriş metni, araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları, konuyla ilgili çalışmaları, araştırma soru ve hipotezlerini ve son olarak araştırmanın yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesini, Üçüncü bölümü, Almanya'ya göç süreci ve sonrasına ilişkin değerlendirmeleri içermektedir. Bu çerçevede Almanya'ya göç süreci, sebepleri, Türk göçmenlerin yaşadığı uyum sorunlarını çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu sorunlar dil, din, değerler, eğitim, kimlik, barınma ve işsizlik sorunları olarak alt başlıklarda incelendi. Dördüncü bölümde saha araştırmasından toplanan verilerin istatistiksel analizi ve sonuçları rapor edilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Farklı kuşaklardan katılımcıların değer algısında bazı değişim ve dönüşümler tespit edilmiştir. Özellikle kızların flört etmesine bakış açılarında dikkat çekici bir farklılık görülmektedir. Son nesil, flört ilişkilerinde kendilerinden önceki nesillerden farklı düşündüğünü ifade etmiştir. Her ne kadar bazı hususlarda üçüncü neslin düşüncelerinde farklılıklar belirse de Almanya'daki Türkler 'de geleneksel ve dini değerlere bağlılığın devam ettiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanya, Değer algısı, Göç, Göçmen, Nesiller, Türk göçmenler.

AlmanyaBütünleşmeDeğer algısı+7
Gülşah Güneş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de muhafazakâr partilerde kadın örgütlenmesi ve kadınların siyasal süreçlere katılımı (Van Ak Parti kadın kolları örneği)

Türkiye'de kadınların demokrasinin gereği olarak siyasal süreçlere katılımı aktif bir şekilde sağlamaları tedricen mümkün olabilmiştir. 1980'lerden sonra çeşitlenen kadın hareketleri kadın mücadelesini daha da anlamlı kılmıştır. Özellikle İslamcılığın gelişimi ile beraber RP'nde; 2000'lerden sonra muhafazakâr bir parti olan Ak Parti'de kadın örgütlenmesi iktidar mücadelesinde kilit rol oynamıştır. Kadın örgütlenmesinin örneklerinden biri olan Kadın Kolları/Komisyonları kadınların siyasal katılımını ne ölçüde arttırdığı, aktif eylemleri gerçekleştirecekleri bir zemini sağlayıp sağlamadığı tartışma konusudur. Siyasal katılım konusunda hukuki iyileştirmeler yapılması yeterli midir yeterli değilse aktif siyasal eylemlere kadınların dahil olmasının nasıl mümkün olabileceği çözümlenmelidir. Toplumsal veya siyasal kültürden kaynaklı kadınların ikincil konuma itilmesi siyasal başarılarının önünde engel olacağından siyasi rekabet sürecinde kadınlar temsil ve yönetme yetkisini elde etmek, karar mekanizmalarında bulunmak için pek çok zorlukla mücadele etmektedir.

Adalet ve Kalkınma PartisiKadın kollarıKadınlar+4
Zeynep Özalp
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhafazakâr basında batılılaşma (1945-1960)

Bu çalışmada, 1945-1960 yılları arasında yayınlanan muhafazakâr mecmuaların "modernleşme" ve "Batılılaşma" ile ilgili görüş ve düşünceleri ele alınmıştır. Muhafazakâr yayınlar, Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanı ile hız kazanan modernleşme ve Batılılaşma eğilimlerine şüpheyle yaklaşmıştır. Türk kültürüne ve İslami değerlere olan gözle görülür hassasiyetle bu yayınlar, aşırı Batılılaşmaya eleştirel yaklaşarak buna karşı fikri bir mücadele yürütmüştür. Nitekim bu yayınlarda, Batılılaşma kapsamındaki hareketlere ve Batı'dan gelen değerlere karşı Türk ve İslam gelenekleri ön plana alınarak karşılık verilmiştir. Muhafazakâr yayınlarca kaleme alınan görüşler, tarihsel bütünlüğü dikkate alınarak aktarılmıştır. Demokrat Parti (DP)'nin iktidara gelişinin ardından Türk matbuat hayatında beliren hürriyet ortamı ile muhafazakâr yayınlar, bilhassa Batılılaşmaya olan eleştiriyi en üst seviyeye çıkarmıştır. Batılılaşmaya olan ilginin ahlaki ve dini değerlere zarar verdiği düşüncesi, muhafazakâr basının bu kavramlara olan bakışını belirleyen en önemli faktör olmuştur

BasınBasın sektörüBatılılaşma+3
Abidin Yakan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhafazakârlık ve neoliberalizm kıskacında yeni bir kültürün doğuşu: Başakşehirli olmak

Bu çalışma inşa sürecinin başlamasından itibaren 25 yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, İstanbul'un özellikle muhafazakâr kesimin nazarında en gözde ve modern yaşam alanlarından birisi olan Başakşehir'i konu almaktadır. Bu bağlamda bir yaşam alanı olarak Başakşehir'in neo-liberal ekonomi politikalarının etkisiyle mekansal olarak yıllar içerisinde geçirdiği değişim ve dönüşümler incelenmektedir. Aynı zamanda tıpkı mekânda olduğu gibi, Başakşehirlilerin gündelik hayatı deneyimleme tarzlarının da zaman içerisinde benzer bir şekilde dönüşmesi sonucunda ortaya çıkan yeni yaşam tarzları çalışma içerisinde tartışılmaktadır. Böylelikle muhafazakâr kesimin Başakşehir deneyimi çerçevesinde giderek daha modern ve tüketim odaklı bir tarza geçiş süreçlerinin izinin sürülmesi amaçlanmaktadır.

Günlük yaşamKentsel dönüşümMekan+5
Muhammet Ali Dokumacı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk modernleşmesine mukayeseli bir bakış: Ali Fuad Başgil ve Tarık Zafer Tunaya

Bu tezde Türk modernleşme süreci, farklı fikir ve düşün dünyasına sahip Ali Fuad Başgil ve Tarık Zafer Tunaya'nın mukayeseli bakışlarıyla ele alınmaktadır. Çalışmanın konusunu, muhafazakâr ve modernleşmeci zihin dünyasına sahip iki aydının fikir ve düşünceleri oluşturmaktadır. Avrupa merkezli modernleşmenin gelişimi ve bunun Osmanlı İmparatorluğu'na yansıması ile birlikte Türk modernleşme süreci başlamıştır. 1700'lerin başında atılan ilk askeri yenilik adımları ile birlikte gelişen süreç, Cumhuriyet Türkiye'sine kadar çeşitli dönüşümlerle devam etmiştir. Bu dönüşüm modern Türkiye Cumhuriyeti'nin doğmasını sağlamıştır. İki aydın, yeni Türkiye'nin kurtuluş ve kuruluş yıllarına tanık olmuş, onu yaşatmayı kendisine ülkü edinmiş ve Türk modernleşmesinin başladığı andan itibaren birçok kırılma noktasına şahit olmuşlardır. Bu aydınların yaşamlarının en bariz kırılma noktası olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine kadar geçen dönemin onların fikir ve düşüncelerine göre ortaya konulması çalışmanın genel yapısını teşkil etmiştir. Ele alınan süreçte yaşanan gelişmelerin onların zihin dünyasında nasıl yankı bulduğu, ortaklık ve farklılıkların neler olduğunun belirlenmesi ve Türkiye'nin modernleşmesinde yaşananlar tahlil edilmek istenmiştir. Çalışma boyunca Başgil ve Tunaya'ya ait eserler ve süreli yayınlardaki yazıları esas alınmıştır. Bununla birlikte, muhafazakâr ve modernleşmeci zihniyet dünyasına mensup kişiler ile modernleşme üzerine çalışan aydınların eserlerinden faydalanılmıştır. Aydınların yazılı eserlerinin yanında, hatıraları ile dönemin tanıkları ve üçüncü şahısların eserleri taranıp, bunların fişlenmesi yapılmıştır. Çalışma boyunca olay ve olguların kronolojik bir sıraya göre ele alınmasının yanında belirli dönem ve kavramların öne çıkarılması da hedeflenmiştir. Yapılan çalışmanın temel hedefi, geçmişten günümüze yaşanan sürecin zihinlerde nasıl yankı bulduğu ve içselleştirildiğidir. Bu çalışmanın bir diğer hedefi, modernleşme ve demokrasi sorunlarının iki aydının düşünce dünyası üzerinden farklılık ve benzerliklerinin tespitidir. Böylece Türk modernleşmesinin dönemsel analizi yapılmaya çalışılmıştır.

Başgil, Ali FuatModernleşmeMuhafazakarlık+2
Hasan Öztürk
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Edmund Burke'ün politika felsefesinde muhafazakârlık

Edmund Burke is one of the founding figures of conservative thought. The aim of this study is to reveal that Edmund Burke's political thought has very different and original elements that differ from status quo and a reactive approach that is generally ascribed to conservative thought that is usually understood to be opposing change altogether, thus to argue that his views on natural right, ownership, liberty and democracy are still able to contribute to contemporary political debates shaped by a critique of modernity. It was argued that the realization of this goal is only possible when the political understanding of Burke was first put into a basic discussion frame on the Enlightenment period. Accordingly, before evaluating Burke's political philosophy through Hume's critique of intellect and Rousseau's critique of Enlightenment, the epistemological foundations of his understanding of politics were elucidated and how this approach led him to a pathos-based policy conception is tried to show. Finally, based on a discussion of Burke's Reflections on Revolution in France, it is argued that, in accordance with the critiques of Enlightenment, he presents practical, viable and tangible changes as solutions to political problems. Thus, in a concise way, it is argued that %XUNH¶V original political thoughts and conservative approach have a lot to offer to contemporary political debates.

Burke, EdmundMuhafazakarlıkSiyaset felsefesi
Aıdın Mosannen
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni muhafazakar gençlik kültürü: (İzmir'deki üniversite öğrencileri üzerinde bir araştırma)

Bu tez, muhafazakarlık kavramının ve kavramın ideolojisini yansıtan toplumun temel kurumlarının, toplumsal değişim sürecinde değişerek nasıl farklı bir muhafazakar ideolojiye; literatürdeki adıyla "yeni muhafazakar" ideolojiye dönüştüğünü ve söz konusu değişimin toplumsal yaşamdaki yansımalarını ele almaktadır. Tezde, İzmir'deki üniversite gençliğinin, söz konusu değişimle ilgili gündelik yaşamlarına dair bulgular tespit edilmeye çalışılarak, yeni muhafazakar ideolojinin batılı değerlerle, yeni teknolojiyle ve özellikle de tüketim kültürüyle bütünleşmiş olduğu iddası öne sürülmektedir. Küreselleşen dünyada yaşanan toplumsal değişmeler, toplumların değerlerinde de farklılaşmalara neden olmaktadır. Bu değişimi en yoğun ve en hızlı yaşayanlar da tezin örneklemini oluşturan üniversite gençleridir. Gençlik, modernizmin bir ürünü olarak kentleşme, endüstri devrimi ve eğitim alanındaki reformlar sonucu, bugün anladığımız anlamda bir toplumsal kategori olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye gibi genç nüfus oranının oldukça yüksek olduğu ülkeler için gençlik olgusu, hem nicel hem de nitel olarak önemli bir yere sahiptir. Bu önem, hem genç nüfusun ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğunu oluşturmasından hem de ülkenin ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel yapılarının gelecekteki belirleyicisi olması nedeniyle uzun vadeli hedefler dogrultusunda, kaliteli bir şekilde yetiştirilmesi zorunluluğundan kaynaklanmaktadır . Son yıllarda tüm dünyada kendisini hissettiren merkez sağ politikalar, Kıta Avrupasında ve ülkemizde uygulanan muhafazakar politikalar, bunu yanında yoğun bir şekilde toplumlarda gözlenen tüketim odaklılık, değişime en açık, değişimleri bilinçli ve yakından takip eden kategori olan gençleri etkilemektedir. Bu tespitten hareketle, yeni muhafazakar ideolojinin kendine has bir kültür oluşturduğu ve bu kültürün üniversite öğrencilerinin gündelik yaşam pratiklerinde ve geleceğe dair algılarında söz konusu kültürün değerlerini taşıdığı gerçeğine işaret edilmiştir.

GençlerKültürMuhafazakarlık+4
İrem Begüm Paker Tükel
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal değişme ve Türk muhafazakârlığı: Nurettin Topçu ve Erol Güngör üzerinden bir değerlendirme

Sanayi devrimi, Rönesans ile gelen Aydınlanma dönemi modernizmin doğuşuna zemin hazırlamış ve bu süreçte yeni bir toplumsal düzen meydana gelirken makro düzeyde de değişimler gerçekleşmiştir. 19. Yüzyılın evrenselcilik anlayışı ile ilişkili bir şekilde bütün toplumların aynı ilerleme/değişme sürecinden geçeceği fikri hâkimdir. Bu sebepten yeni kurulan dünya düzeninde Batılı toplumların modernleşme süreçleri incelenerek bir model oluşturulmuş ve bu model diğer dünya toplumlarına uygulanmıştır. Ancak bütün toplumların tarihsel ve kültürel birikimleri yok sayılarak aynı düzeye indirilmesi fikri beraberinde birçok sorunu da getirmiştir. Kadim bir kültüre/medeniyete sahip Asya ve Afrika gibi uygarlıklar Batı'nın gelişme çizgisine uymadıkları gerekçesi ile ilkel/geri kalmış ilan edilmişlerdir. Çizgisel ve ilerlemeci bir anlayışa sahip olan modernleşme, toplumları kategorilere indirirken Batı'yı piramidinin en tepesine yerleştirmiştir. Bütün toplumların aynı gelişme/değişme çizgisini izleyeceği fikri temel alınarak modernleşme kuramları oluşturulmuştur ancak farklı kültüre, inanışlara, yaşayışa ve değerlere sahip olan toplumların modernleşme karşısında sergiledikleri tavırlar da farklı olmuştur. Modernleşmeye yaklaşımlarda bütüncül bir kabulleniş yahut ona bir başkaldırı ile karşı koyma veya değiştirerek bünyeye alma gibi pek çok referanslar vardır. Bu çalışmada Nurettin Topçu ve Erol Güngör'ün toplumsal değişmeye yaklaşımı ele alınmıştır. Amacımız muhafazakâr ideolojinin toplumsal değişme karşısındaki tutumunu Nurettin Topçu ve Erol Güngör'ün kültür-din temelli muhafazakârlık anlayışı çerçevesinde açıklayabilmektir. Çalışmada bu iki ismin toplumsal değişme de esas aldıkları temel kavram ve yaklaşımlar üzerinden analizler yapılmıştır.

Güngör, ErolModernleşmeMuhafazakarlık+2
Emine Hatunoğlu
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An investigation of the reciprocal relationship between cognitive style and political ideology

Although there are studies relating low-effort or intuitive thinking with political conservatism, there are no studies that systematically investigate the reciprocal relation between cognitive style and political ideology. In this research, we first examined the relation of analytic thinking style and political conservatism while controlling for demographic variables, need for cognitive closure, personality traits, religiosity and general cognitive ability (Study 1) and found that reduced analytic thinking predicts social conservatism and political identity but not economic or personal conservatism. In Study 2, we attempted to direct participants toward intuitive thinking by a cognitive load manipulation to see whether they would become more conservative as a result but a manipulation check indicated that the manipulation had failed. In Study 3, we gave a brief analytic thinking training and observed an increase in liberal opinions on a number of issues but no long term change in political attitudes. In Study 4, we attempted to test the reverse causal relation by directing participants toward liberalism or conservatism through passages arguing for the necessity of these political positions and seeing whether this would produce a shift in cognitive style but a manipulation check indicated that participants did not find the passages persuasive. Overall, the results indicate that social conservatives tend to think intuitively while liberals tend to think analytically and that being led to think more analytically increases social liberal (contextualized and less stable) opinions. Furthermore, the results suggest that people's long term political attitudes are resistant to experimental manipulations.

Cognitive stylesLiberalismConservatism+3
Onurcan Yılmaz
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Educational strategies of the conservative bourgeoisie: Cultural capital, family and schooling

Over the past decades, the rise of the conservative bourgeoisie has been discussed in many aspects; however, the relation between such upward social mobility and education has not been problematized. This study is concerned with the conservative bourgeois families' cultural capital formation process and the educational strategies being developed in this respect. The findings of the study are based on a field work composed of twelve semi-structured interviews and participant observation. Plus, to observe these emerging groups' impact on the private education sector, the websites of private schools in Istanbul has been browsed and schools with a conservative identity have been identified. Within this scope, it can be said that AKP has pursued a neo-conservative educational policy in recent years by articulating neoliberal values such as competition, competence and creativity with religious and national ones. Secondly, it is seen that the number of conservative private schools has increased since the second half of 1990s, many of them having affiliations with conservative investment groups, associations and foundations. Thirdly, a significant intergenerational difference has been observed regarding families' engagement with the cultural capital in terms of their rising educational levels and increasing involvement in their children's educational life. This transformation of parenting, or more precisely mothering, can be accepted as an important basis on which the interviewees construct their subjectivities as "good mothers". Finally, it is examined that aesthetics and religion-based morality are two main grounds through which families distinguish themselves both from lower class conservative families and from the secular bourgeoisie.

Adalet ve Kalkınma PartyFamilyBourgeoisie+6
Ahenk Anbar
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Soğuk Savaş döneminde Türkiye'de milliyetçi muhafazakârlığın devlet anlayışı

Çalışmada, Türk sağını besleyen ana damarlardan biri olan milliyetçi muhafazakâr ideolojinin devlete bakışı incelenmektedir. Milliyetçi muhafazakâr ideolojiye mensup Mümtaz Turhan, Erol Güngör ve İbrahim Kafesoğlu gibi düşünürler üzerinden yapılan bir okuma ile bu ideolojinin "devlet tasavvuru"nun bütüncül bir şekilde ortaya konması çalışmanın temel amacını oluşturur. Söz konusu devlet tasavvuru incelenmeden önce, Türkiye'de milliyetçi muhafazakâr ideolojinin hangi siyasal-tarihsel vasatta doğduğu ve geliştiği ile bu ideolojinin temel nitelik ve dinamiklerinin açıklanması önem arz eder. Milliyetçi ve muhafazakâr ideolojilerin bir eklemlenmesi olarak ortaya çıkan Türk milliyetçi muhafazakârlığı, varlığını bir ölçüde Kemalizme borçludur. Kemalizmin "ulus- inşa" projesi ile "laiklik" anlayışı, Türkiye'de muhafazakâr ideolojinin doğmasında büyük rol oynar. Muhafazakârlığın bir türev ideolojisi olan milliyetçi muhafazakârlık da, işte bu tarihsel zeminde yeşerir. Bununla birlikte, milliyetçi muhafazakârlık, içerik bakımından eleştirdiği Kemalizmin "yöntemsel" açıdan takipçisi olur. Bu bağlamda, Kemalizmin toplum tasavvurundaki "sosyal mühendislikçi" ve "voluntarist" eğilimlere, milliyetçi muhafazakârlıkta da rastlanır. Milliyetçi muhafazakârlığın gelişiminde rol oynayan temel dış dinamik ise, Soğuk Savaş döneminde "hür dünya" bloğunda oluşan "komünizm karşıtlığı" olur. Soğuk Savaş yıllarında milliyetçi muhafazakârlığın gelişim süreci ise "Doğu-Batı Sentezi"nden "Türk-İslâm Sentezi"ne evrilen bir ideolojik serencam izler. Milliyetçi muhafazakârlığın devlet tasavvuru, iki temel başlık altında ele alınabilir: Devletin niteliği ve devletin işlevi. Devletin niteliği başlığı, Türkiye'de milliyetçi muhafazakâr ideolojinin devleti nasıl algıladığı ile ilgilidir. Milliyetçi muhafazakâr yaklaşım devleti, aşkın, paternalist bir karakterde görür; bu devlet, aynı zamanda hikmet-i hükümet mekanizmalarıyla mücehhez bir siyasal aygıtı ifade eder. Milliyetçi muhafazakârlığın söz konusu devlet algısının çözümlenmesinde, devlet/sivil toplum dikotomisi üzerinden Osmanlı'dan Cumhuriyet Türkiyesi'ne kalan tarihi mirasın yorumlanması uygun bir teorik temel sağlar. Ayrıca, Carl Schmitt'in devlet üzerine geliştirdiği yaklaşım da milliyetçi muhafazakâr muhayyiledeki devletin tahlili noktasında zengin bir kuramsal çerçeve sunar. Devletin işlevi başlığı, Türkiye'de milliyetçi muhafazakârlığın devlete nasıl roller yüklediği sorusuna cevap arar. Bu çerçevede, milliyetçi muhafazakâr entelijansiyanın "kültür", "ekonomi" ve "demokrasi" alanlarında devlete nasıl politik roller biçtiği hususu, devletin işlevi bölümünün ana temasını oluşturur. Her üç alanı da ortak bir kesişim kümesinde buluşturan temel dinamik ise milliyetçi muhafazakârlığın "devlet-merkezci" siyasal perspektifidir. Bir başka anlatımla, milliyetçi muhafazakârlık için söz konusu alanlar devlet karşısında birer "bağımlı değişkenler" olup "devlet"den bu alanlara giden bir okuma yapılması tercih edilir. Çalışmada, Türkiye'de milliyetçi muhafazakârlığın "kültür", "ekonomi" ve "demokrasi" alanlarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi suretiyle, bir bakıma bu ideolojinin "ideal devlet"i ortaya konmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Milliyetçi Muhafazakârlık, Muhafazakârlık, Kemalizm, Ulus- Devlet, Soğuk Savaş, Türk-İslâm Sentezi, Aydınlar Ocağı.

DevletDevlet anlayışıMilliyetçi muhafazakarlık+2
Mehmet Parlak
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Turkish conservatives and Cyprus in foreign policy in the context of constructivist theory and identity; 1960-1980 era

Nearly all analysis of Turkish Foreign Policy in Cold War era has been made with rational approaches which are Realist/neo-realist power politics-based, up until today. Analyses are excluded from social factors as culture, value and history etc… However, Constructivist Theory of International Relations make an analysis by giving meaning to rational parameters as power, structure, anarchy, interest etc… by emphasising social construction process and putting forward Identity concept. Constructivist Theory claim that it is true way to evaluate realities with their all social aspects in contrary to rational theories. Besides, when Alexander Wendt, who is the most important name of theory, examines state acts in international politics, he uses state identity internationally. He does not evaluate internal-external connection of state identity. In this point, thesis tries to put forward existence of internal sub-identities of states and their impacts on state acts. Within this framework Turkish Conservatism is a main actor of thesis as a sub-identity of Turkish Republic state identity. Cyprus Question which has taken part in both domestic and foreign politics of Turkey for long years, is an analysis ground. In this context, Cyprus Question policy in 1960-1980 era which belongs to Conservative identity that is one of important component of Turkish Republic state identity is dealt.

IdentityTurkish Republic of Northern CyprusCyprus+7
Burak Bınarcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A descriptive analysis of the Turkish conservative right of the 1960s in the quotidian realm

The 1960s was a decade characterized by youth movements, new cultural alignments, student revolts and many anti-establishment movements all around the world. Turkey was no exception. Many studies have focused on the left side of the political spectrum yet only a few historical accounts of the conservative, right-wing movements of the era exist. This thesis intends to shed light on the less-focused, poorly-elaborated social and cultural dynamics of Turkish conservatism during the 1960s. Through an examination of the periodical articles penned by prominent proponents of conservatism, the thesis aims to outline the broad political and ideological currents of the era. Attention will be devoted to the staunch opposition to communism, a heavy emphasis on nationalism and an increasing salience of Islamism in periodicals such as Babıali'de Sabah, Bugün and Yeni İstanbul as well as periodicals Büyük Doğu, Diriliş, Milli Gençlik, Milli Yol, Orkun, Selamet, Tohum, Toprak, Türk Düşüncesi and Türk Yurdu, all of which have been inadequately used by pundits of Turkish conservatism. For a background to Turkish conservatism of the era, the global dynamics of conservatism has also been presented, particularly as it developed initially in the European experiences. The study of conservative periodicals of the time reveals the intense emphasis on morality which is considered as the best antidote to communism and other left-wing currents. In this respect, the thesis problematizes the themes revolving around the notion of morality as perceived by Turkish conservatists of the 1960sç

Republican PeriodRepublic historyMagazines+6
Yeliz Ayan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Conservative transformation of education in Turkey (1980-2012): Policy processes and power alliances

This research explores the role of several civil conservative-Islamist organizations and their relational networks in the conservative transformation of educational policy in Turkey between 1980 and 2012. It examines how the pow-er bloc of the conservative Islamist organizations over the educational policy has been historically and relationally constituted and shaped. It analyzes the modalities and motivations that bring these constellations together, the shaping of their hegemony projects and their power building strategies, and the relational and historical dynamics that empower them to orient educational policy field. The research focuses on four major periods of educational policy between the years 1980 and 2012: The ideological designation of the education system with the Turkish-Islamic Synthesis in the 1980s, the process of the eight years of compulsory education reform during the 1990s, the neoliberal-populist regime of educational policies during the 2000s, the implementation of the 4+4+4 compulsory education model in 2012. Semi-structured inter-views and textual analysis are utilized as qualitative research methods. The research argues that conservative transformation of educational policy is not a monolithic and linear process defined with the steadily rising influence and power of the conservative-Islamist actors. Conservatism in edu-cation has rather been a product of the changing modalities and dynamics of alliance building among diverse agents, within which the currently powerful conservative-Islamist groups develop different power building strategies. The research claims that the main power resource of these groups is their interorganizational networks and expanding social capital across civil and political platforms. The proactivity for the advocacy for religious education, on the other hand, functions to forge a common ground that unities them as a conservative-Islamist power bloc.

Educational policiesEducational historyPower+5
Gamze Canlı
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de muhafazakârlığın değişimi: 2001-2021 Ak Parti örneği

Dünyada ve Türkiye'de yükselen neoliberalizmin etkisiyle siyasetin ekonomi alanından çıkarılması ve demokrasinin çoğunluğun iradesi anlamında popülist bir tanımla değerlendirilmesi, siyasal partilerin politika pratiklerinde değişime neden olmuştur. Bu dönemde otoriter yönetimler ya da askeri darbeler ile solun siyaset alanının dışına itilmesi sonucunda sınıf siyaseti yerini kimlik siyasetine bırakmıştır. Siyasi yelpazenin sağ ve solunda konumlanan partilerin ekonomik programları birbirine benzerken, radikal demokrasi ve popülizm daha belirgin hale gelmiştir. Bu bağlamda partilerin sınıfsal nitelikleri, ideolojik ajandaları ve düzen tahayyülleri popülist demokrasi ile perdelenmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de muhafazakâr ideolojinin neoliberal dönemde yaşadığı değişim AK Parti örnek olayı üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın amacı neoliberalizmi benimsemiş bir parti olan AK Parti'nin Türk muhafazakârlığında ve siyasetinde yarattığı kırılmayı, yirmi yıllık iktidarı boyunca yaşadığı değişimin ideolojik arka planını ortaya koymaktır. Bu bağlamda geleneksel merkez sağ partilerden farklı olan AK Parti'nin, üç dönemi boyunca merkez sağ çevresindeki konumlanışı araştırılmıştır. AK Parti'nin yirmi yıllık siyasi hayatı boyunca hangi noktadan nereye geldiği, Türk muhafazakârlığını nasıl değiştirdiği ve Türk muhafazakârlığı ile nasıl dönüştüğü analiz edilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: AK Parti, Türk Muhafazakârlığı, İdeolojik Değişim

Adalet ve Kalkınma PartisiLiberal muhafazakarMilliyetçi muhafazakarlık+5
Öznur Baş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Soğuk Savaş Dönemi'nde Türk muhafazakarlığının batı algısı

Bu tezin amacı, Türkiye'de popülaritesi yüksek olan, milliyetçilik, İslamcılık ideolojileriyle de yakın ilişkisi nedeniyle karmaşık bir düşünce olan Türk muhafazakârlığının, Soğuk Savaş Dönemi'ndeki Batı algısını incelemektir. Bunun için ilk bölümde, Batı muhafazakârlığının doğuşu, gelişimi ve özellikleriyle birlikte incelenmiştir. İkinci bölümde, Türk muhafazakârlığının özellikleri ve Osmanlı Devleti'nden erken Cumhuriyet Dönemi'ne kadar ki gelişimine bakılmıştır. Üçüncü bölümde, Soğuk Savaş Dönemi'nde Türk muhafazakâr düşün adamlarının (Peyami Safa, Cemil Meriç, Necip Fazıl, Nurettin Topçu) Batı algısı incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, bu dönemde siyasette aktif olarak yer alan, muhafazakâr Türk siyaset adamlarının (Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş) görüşlerine başvurulmuştur. Batı'nın tekniğine karşı olumlu tavır alan Türk muhafazakârları, Batı'nın kültürüne karşı çıkmışlar; teknik alanda Batı'dan yararlanılmasını savunurlarken; kültür alanında Batı değerlerine karşı çıkmışlardır. Bununla birlikte Soğuk Savaş Dönemi'nde komünizm ve SSCB tehdidinin etkisiyle Batı ile siyasal ve askeri ittifaklara da genelde sıcak bakmışlardır.

AvrupaAvrupa kültürüBatı+3
Esra Yener
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir muhafazakârlaştırma projesi olarak Türk-İslam sentezi

Türkiye'de muhafazakârlık toplumun temel dinamiklerini anlamada anahtar kavramlardan birisidir. Tarihsel süreç içerisinde muhafazakârlık olgusu toplumsal, kültürel ve siyasal yaşamın en önemli dinamiklerinden birisi olmuştur. Osmanlı'nın son döneminde başlayan, imparatorluğun bekasını sağlamaya dönük düşünce ve siyasi akımları olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük akımları Türk muhafazakârlığının düşünsel mirasını etkilemiştir.Türkiye'de muhafazakârlık Cumhuriyet dönemi ile birlikte gelişmiş, değişmiş ve siyasal alanı dönüştürebilen bir güç haline gelebilmiştir. 1950 yılında Demokrat Parti'nin çevrenin hassasiyet gösterdiği temel geleneksel, dini, manevi değerlerini ön plana çıkartarak iktidar olması Türkiye'de sağ muhafazakârlığın önemli bir siyasi aktör haline gelmesinde bir dönüm noktası olmuştur. 1950'den itibaren yükselen dini-milliyetçi muhafazakârlık Türkiye'de siyasal alana damgasını vurmuştur. Bu dönemde Aydınlar Ocağı çevresinde örgütlenen milliyetçi-muhafazakâr aydınlar Türk-İslam sentezi düşüncesinin biçimlenmesine önayak olmuşlardır.1980 askeri müdahalesi sonrasında Türkiye'de Türk-İslam sentezi düşüncesi devletin resmi ideolojisine eklemlenmiştir. Bu eklemlenme sürecinde özellikle milli eğitim kurumlarında ve ortaöğretim ders kitaplarında Türk-İslam sentezi düşüncesinin ideolojik bir aygıt olarak izleri görülmektedir. Bu bağlamda Türk-İslam sentezi düşüncesi bir muhafazakârlaştırma projesi olarak işlev görmektedir. Türkiye'de milliyetçi-muhafazakâr düşüncenin çok etkili olmasında alt gelir gruplarının ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan muhafazakâr değerlere sarılmaları kadar, son dönemlerde devletin toplumu muhafazakârlaştırma projelerinin de önemli bir rolü bulunmaktadır.

MuhafazakarlıkSiyaset bilimiSiyaset sosyolojisi+1
Erhan Akarçay
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muhafazakar basında Hegemonya uğrakları: 12 eylül 2010 referandumu ve yeni anayasa tartışmaları

Muhafazakârlık üzerine tartışmalar Cumhuriyetin kuruluşundan beri yapılmaktadır. Kendini muhafazakâr demokrat bir parti olarak tanımlayan AKP'nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle beraber sosyal bilimlere ait disiplinlerde bir araştırma nesnesi olarak muhafazakârlığa olan ilgi artmıştır. Bu çalışma muhafazakâr söylemin muhafazakâr gazetelerin köşe yazarlarınca nasıl kurulduğuna odaklanmıştır. Bunu yaparken Laclau ve Mouffe'un Gramsci'nin hegemonya kavramını radikalleştirerek kullandıkları ve ucu açık bir süreç olarak ele aldıkları şekliyle hegemonya kavramını kullanmıştır. Muhafazakâr hegemonya bir oluş ve eklemlenme ilişkileri pratiği içinde ele alınıştır. Çalışma bu yönüyle muhafazakâr hegemonyaya alternatif bir bakış açısı geliştirmeye çalışmıştır. Çalışma iki temel uğrak üzerinden yapılandırılmıştır. İlkin, muhafazakâr hegemonyanın bütünüyle tesis edildiği bir tarihsel moment olan 12 Eylül 2010 Referandumu incelenmiştir. 1 Eylül ve 20 Eylül 2010 tarihleri arasında Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinin köşe yazarları incelenmiştir. İkinci bir tarihsel uğrak olarak da muhafazakâr hegemonyanın bir dizi tarihsel olayla kırılganlaştığı bir dönem olarak yeni anayasa yapım çalışmaları ele alınmıştır. Yeni anayasa yapım çalışmalarının sürdürüldüğü 20 Ekim 2011 ile 26 Aralık 2013 tarihleri Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde çıkan köşe yazıları Laclau ve Mouffe'un söylem kuramlarından yararlanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda özellikle 12 Eylül Referandumu sırasında biri sivil İslam geleneğinden gelen Zaman gazetesi, diğeri siyasal İslam geleneğinden gelen Yeni Şafak gazetesi köşe yazarlarının yazıları arasında tam bir koşutluk ve fikir birliği olduğu görülmüştür. İki yıl süren yeni anayasa çalışmaları sırasında ise bu fikir birliğinin özellikle başkanlık sistemi teması çerçevesinde ayrışmaya başladığı gözlenmiştir. Bu durum da muhafazakâr hegemonyanın ucu açık bir süreç olarak farklı eklemlenme ilişkilerine olanak sağlayacak bir biçimde işlediğini kapalı ve sonsuz bir sistem olmadığını göstermektedir.

AnayasaBasınGazeteciler+6
Çağdaş Ceyhan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni muhafazakâr orta sınıf, din ve gündelik hayat: Kayseri MÜSİAD örneği

Din olgusunun sosyal yansımalarıyla ele alınması toplumun sosyal ve kültürel yapısının anlaşılabilmesi için bir gerekliliktir. Bu olgunun ve ilişkili olduğu yapıların ekonomi alanıyla kesiştiği noktalar da ele alınmaya değer özel bir çalışma alanı sunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma "Yeni Muhafazakâr Orta Sınıf" kavramsallaştırmasıyla ele aldığımız dindar sermaye sahiplerinin gündelik pratiklerinde ve ekonomik tutumlarında inandıkları ilkelerin ve piyasa şartlarının ne ölçüde etkin olduğuna odaklanmaktadır. Bu aktörlerin bulundukları konumun daha iyi anlaşılabilmesi için Weber'in ekonomi ve din ilişkisine dair yaptığı belirlemeler, bu belirlemelere –özellikle Ülgener tarafından- yöneltilen eleştiriler ve İslâmi ilkelere göre organize edilen ekonomik yaklaşımların ortaya çıkış süreçleri ele alınmaktadır. Bu hat izlenerek Anadolu sermayesinin Türkiye'deki etkinliği ve MÜSİAD'ın bu süreçte üstlendiği rol üzerinde durulmaktadır. Dindar sermaye sahiplerinin söz sahibi olmak istedikleri alanlara nasıl dâhil oldukları, bu süreçte alanları nasıl dönüştürdükleri ve kendilerinin nasıl dönüşümler yaşadıkları MÜSİAD Kayseri Şubesi örneği üzerinden Bourdieu'nün kavramlarıyla ele alınmaktadır. Anahtar Sözcükler: Yeni Muhafazâkar Orta Sınıf, Din, Gündelik Hayat, Ekonomi,Kayseri, MÜSİAD, Pierre Bourdieu

Bourdieu, PierreBurjuvaziDin+7
Cihad Özsöz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muhafazakarlık ve reklamlar: Muhafazakar tutumların reklam kodaçımlama ve reklamlara yönelik tutumlar üzerindeki etkileri

Günümüz Türkiye'sinde sıklıkla tartışılan bir kavram haline gelen muhafazakarlık konusunda iki ana yaklaşım vardır. Bunlardan ilki muhafazakarlığı siyasi bir ideoloji olarak görürken diğeri onu kişisel bir eğilim, bir tutum olarak ele almaktadır. Diğer tüm tutumlar gibi muhafazakar tutumlar da bireyin davranışlarını yönlendiren unsurlardan biridir. Bu araştırma kapsamında muhafazakarlık, tutum olarak ele alınmış ve kişilerin sahip olduğu muhafazakar tutumların reklam kodaçımlamalarında ve reklama yönelik tutumlar üzerinde belirleyici olup olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda karma bir yöntem benimsenerek araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, reklam kodaçımlamaları katılımcıların muhafazakarlık düzeyine göre ele alınmış ve bu doğrultuda otuz kişi ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiş; ikinci aşamada ise iki yüz elli kişiye anket uygulanarak muhafazakarlık düzeyi ile reklamlara, reklamcılığa yönelik genel tutumlar ve maruz kalınan belirli bir reklama yönelik tutumlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçları aynı reklamı izleyen katılımcılar arasında muhafazakarlık düzeylerine göre farklı anlamlandırmaların yapılabildiğini ve muhafazakarlık düzeyi arttıkça reklama ve reklamcılığa yönelik tutumların olumlu yönde değiştiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Muhafazakar tutumlar, muhafazakarlık, alımlama kuramı,reklamlar, reklamcılığa yönelik tutumlar

AlımlamaAlımlama estetiğiMuhafazakarlık+2
Fatma Uçar
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekolojik muhafazârlığın imkân ve sınırlılıkları üzerine bir değerlendirme

Ekolojik muhafazakârlık; çevre sorunlarına alternatif çözüm niteliği taşıyan felsefi bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Modernizm ile birlikte insan ve doğa arasındaki etkileşim sonucu çevresel tahribatlar artış göstermiştir. Çevre sorunlarına kayıtsız kalamayan ideolojilerden bir tanesi de muhafazakârlık olmuştur. Moderniteyle birlikte gelen yeniliklere karşı eleştirel tutum, muhafazakârlık ve ekolojiyi aynı paydada birleştirmiştir. Çalışmada "Ekoloji" bilimi tanımlanacak; ekolojinin içerisinde barındırdığı değerler göz önünde bulundurularak farklı ekolojist yaklaşımlar; Derin Ekoloji, Sosyal Ekoloji, Maneviyatçı/Dinsel Ekoloji açıklanacak ve bu sebeple ekolojinin sadece doğa (fen) bilimleri kapsamında değerlendirilmeyip sosyal bilimlerin de bir parçası olduğu kanısına ulaşılacaktır. "Ekoloji" ile "Yeşil Düşünce" arasındaki düşünsel farklılıklar açıklanarak Siyaset Bilimi literatüründeki tarihsel süreç incelenecektir. Ekoloji biliminin, sosyal bilimler içerisinde yer almasıyla birlikte Siyaset Biliminin de araştırma konusu oluşturmuştur. Bu yeni ideolojik oluşum "Ekolojik Muhafazakârlık" olarak literatürde yerini almıştır. Modern dünyanın düşünsel eylemleri sonucunda ortaya çıkan çağdaş siyasal bir ideoloji olan muhafazakarlık; yeniliklere mesafeli bir duruş sergilemekte olup aynı zamanda değişen ve dönüşen değerlere karşı da tedbirli davranılmasına yönelik vurgu yapmaktadır. Ekoloji biliminde modernitenin getirmiş olduğu yeniliklere eleştirel yaklaşılması, muhafazakâr ideoloji ile ekoloji bilimini ortak paydada birleştirmiştir. Bu çalışmada; literatürde yeni bir ideolojik oluşum olan "Ekolojik Muhafazakârlık" konusu, imkân ve sınırlılıklarıyla birlikte açıklanacaktır. Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları adlı çalışmada tanımlayıcı ve açıklayıcı anlatım yöntemleri kullanılacaktır. Ekolojik Muhafazakârlık; ideoloji ve çevrenin birleşimiyle interdisipliner bir araştırma konusunu oluşturmaktadır. Ekolojik Muhafazakârlığı, çevre sorunlarına alternatif çözüm sunan yeni bir ideolojik oluşum olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Yönetimde Muhafazakâr ideolojinin etkili olduğu İngiltere ve Türkiye'de, çevre politikaları ve çevre çalışmalarında teori ve pratik arasında farklılıklar bulunmaktadır. Teori ve pratik arasındaki bu farklılıklar, yeni ideolojik oluşumun sınırlılıkları kapsamında değerlendirilecektir. Muhafazakâr politikada çevre çalışmaları, günümüz çevre sorunlarının ekolojik bir kriz haline dönüşmesi, ekolojik muhafazakârlığın teori ve pratik arasındaki farklılıktan kaynaklandığını sonucuna ulaşılması yanlış bir tutum olmayacaktır. "Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları Üzerine Bir Değerlendirme" adlı çalışma, bugünün ve gelecekte yaşanması kaçınılmaz olan çevre sorunlarına alternatif bir çözüm niteliği taşıyan yeni bir ideolojik oluşumun tohumlarından oluşmaktadır. Dün, bugün ve yarının en büyük sorunlarının başında yer alan çevre sorunlarına ideolojiler de kayıtsız kalamamıştır. Muhafazakârlık, modern bir ideoloji olması yönünden bugünün yönetim biçimlerinde de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Muhafazakâr politikanın hâkim olduğu ülkelerde yapılan çevre çalışmalarının yetersiz kalması, çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Teori ve pratik arasındaki çelişkilere çözüm arayışları; ekolojik muhafazakârlığın başarılı bir düşünsel eylem haline dönüşmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Muhafazakârlık, Çevre Sorunları, Ekolojik Muhafazakârlık

EkolojiEkolojik çevreMuhafazakarlık+6
Özlem Güneruz
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

İlgili konular