Ekonomik durum

97 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Turist rehberlerinin tükenmişlik ve ekonomik kaygı düzeylerinin mesleki bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisi

Turist rehberi; yerli ve yabancı turistlere yol gösteren, tur programı kapsamında ziyaret edilen yerler hakkında uygun dilde doğru bilgiler aktaran, ülke ya da bölge hakkında turistlerin en doğru şekilde sosyal, ekonomik ve kültürel izlenimler edinmesini sağlayan kişidir. Turist rehberlerinin işlevlerini etkili biçimde yerine getirebilmesi mesleki bağlılık düzeylerinin yüksek, tükenmişlik ve ekonomik kaygı düzeylerinin düşük olmasına bağlıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren eylemli (çalışma kartı bulunan) turist rehberlerinin tükenmişlik ve ekonomik kaygı düzeylerinin mesleki bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisinin ortaya konulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda tabakalı örneklemede orantılı dağıtım yöntemi ile belirlenen 370 eylemli turist rehberine yüzyüze ve internet ortamında (email ve sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla) anket uygulanmıştır. Araştırmanın betimsel istatistikleri ve değişkenler arası ilişkiler SPSS 22.00 programıyla analiz edilmiş; ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi ile kurgulanan Yol Analizi AMOS 22.00 programıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda turist rehberlerinin mesleki bağlılık ve ekonomik kaygı düzeylerinin yüksek, tükenmişlik düzeylerinin ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Turist rehberlerinin mesleki bağlılık ile tükenmişlik düzeyleri arasında negatif yönlü, tükenmişlik ile ekonomik kaygı düzeyleri arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişkinin bulunduğu görülmüş, ekonomik kaygı düzeyinin mesleki bağlılık ve boyutlarından yalnızca devam bağlılığını düşük düzeyde pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turist rehberi, Mesleki bağlılık, Tükenmişlik, Ekonomik kaygı,Türkiye

BağlılıkEkonomik durumEkonomik hayat+6
Duygu Yetgin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kültür ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 yaş çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada farklı kültür ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 yaş çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Bu araştırmaya, Uşak il merkezindeki özel okul ve devlet okulunda eğitim gören yaşları 11-12 arasında değişen 171 öğrenci denek olarak katılmıştır. Kültür ve ekonomik yapının belirlenmesinde sosyo-ekonomik yapı göstergeleri olan ailenin gelir düzeyi, kardeş sayısı, annenin eğitim durumu ve babanın eğitim durumundan yararlanılmıştır. Fiziksel farklılıkların belirlenmesi için ise; boy, vücut ağırlığı, uzunluk, çevre ve genişlik ölçümleri, motor testler ve vücut yağ ölçümleri olmak üzere toplam 41 ölçüm kullanılmıştır. Verilerin düzenlenmesinde ve grafiklerin çizilmesinde MS Excel tablolama paket programı, istatistiklarin analizi ve tabloların düzenlenmesinde SPSS istatistik paket programı kullanıldı. İstatiksel yöntem olarak ? =0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t- testi uygulandı.Test sonuçları; taşrada bulunan ilköğretim okulu ile özel ilköğretim okullarına giden çocukların aile gelir düzeyleri, fiziksel özellikleri (boy, vücut ağırlığı), uzunluk ölçümleri (üst gövde büst uzunluğu, toplam alt ekstrimite uzunluğu, kulaç uzunluğu), çevre ölçümleri (baş çevresi, omuz çevresi, pazu kası çevresi fleksiyon, pazu kası çevresi ekstansiyon, bel çevresi, kalça çevresi, uyluk çevresi), motor testler ölçümleri (20 m. sürat testi, dikey sıçrama testi, uzan eriş testi, 20 m. mekik testi, sağ el kavrama testi) ve vücut yağ ölçümleri arasında (P<0.05) önemli farklar olduğunu ancak genişlik ölçümleri arasında (P>0.05) istatistik açıdan anlamlı bir fark olmadığını gösterdi.Sonuç olarak; farklı kültürel ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özellikleri arasında önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, kültürel ve ekonomik çevrenin çocukların fiziksel ve fizyolojik gelişmelerini önemli düzeyde etkilediği kanaatine varılmıştır.Anahtar kelimeler: Çocuk , Spor, Fiziksel Ölçümler, Sosyo Ekonomik Etki

Ekonomik durumFiziksel özelliklerFizyolojik özellikler+4
Hülya Nur Dursun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1571 tarihli Tapu Tahrir Defteri'ne göre Gediz nahiyesi

Bu çalışmanın temel kaynağını oluşturan Tahtir defterleri, Osmanlı Devletinin sosyal, ekonomik ve beşeri durumu hakkında bilgiler vermektedir. Çalışmamızda 47 numaralı Tahrir Defteri ışığında Gediz Nahiyesi'nin coğrafi, tarihi, idari, nüfus ve iktisadi durumu hakkında tespitler yapılmıştır.Bölge tarih öncesi dönemlerden beri yerleşim yeri olmuş daha sonra Anadolu'nun Türkleşmesiyle bölgede Selçuklu hakimiyeti başlamıştır. Bu tarihten sonra Gediz, Germiyanoğullarının ve daha sonra da Osmanlı Devleti'nin kontrolüne geçmiştir.Gediz Nahiyesi, çalışmayı kapsayan dönemde 55 köye ve 9 mezra'ya bölünmüştü, ayrıca Gediz Nahiyesi'nin merkezi ise idari bakımdan 8 mahalleden meydana gelmekteydi. Gediz Nahiyesi'nde nüfus yaklaşık olarak 20109 kişidir. Nahiyede hububat üretimine önem verilmekle birlikte sebze ve meyve de yetiştiriliyordu. İktisadi bakımdan Gediz Nahiyesi'nde zirai üretime ek olarak küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve arıcılık da yapılıyordu.Anahtar Kelimeler: Gediz, Tahrir Defteri, Nahiye, Osmanlı Devleti, Nüfus

Coğrafi özelliklerEkonomik durumKütahya-Gediz+6
Mehmet Dağlar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

70 numaralı Kütahya Şer`iyye sicili transkripsiyonu ve kritiği

V ÖZET Osmanlı Devleti Dünya siyasi tarihinin muhakkak ki en büyük devletlerindendir. Sahip olduğu toprakların büyüklüğü ekonomik, askeri gücünün yanında esas takdire şayan olan yüzyıllarca değişik din, dil, ırk ve anlayışlara sahip milletleri bir arada huzur ve barış içinde yaşatabilmesidir ki, batılı tarihçilerin "Pax Ottoman" ( Osmanlı Barışı ) dedikleri bu sistem üzerinde halen araştırmalar yapılıp esasları anlaşılmaya çalışılmaktadır. Adalet toplumların temel direğidir. Adil olan yönetim ve yöneticilerin tarihteki başarılan sabittir. İşte Osmanlı Devleti'nin temel taşı da adalete verdiği önem olmuştur. İlk atanan devlet memurlarından birinin kadı olması adalete verilen değerin ifadesidir. Kadıların tutmuş oldukları Şer'iye Sicilleri Osmanlı tarihi hakkında içinde barındırmış olduğu önemli bilgiler açısından Osmanlı tarihinin en önemli kaynaklarından birisidir. Şer' iyye sicilleri sayesinde sicilin tutulduğu senelerde toplumun sosyal durumu, ekonomik durumu askeri ve adli durumu hakkında bilgi edinilmektedir. Aynı /.amanda Şer'iyyc Sicillerinde yer alan mekan isimleri de öğrenilebilmektedir'. Çalışma konumu/. olan "70 Numaralı Kütahya Şer'iyye Sicili "itin değerlendirilmesi sonucu o dönem Kütahya ve çevresinin; örf ve adetleri gelenekleri, mekan isimleri, şahıs isim ve unvanları, cemiyetin fikri yapısı, Müslümanlar ile gayri müslimlerin münasebetleri incelenebilir; aile hukuku, ceza ve miras hukukunun yapısı sergilenebilir. Çalışmamızın temel hedefi Kütahya toplumu hakkında bilgi sahibi olarak Osmanlı toplumu hakkında yapılacak araştırmalara katkıda bulunmaktır.

20. yüzyılAskeri yapıEkonomik durum+7
Ahmet Remzi Oran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

1845 (1261) Temettu`at defterlerine göre Konya Karapınar (Sultaniye)`nin mahallelerinin iktisâdî ve içtimâî durumu

ÖZET Tanzimatla beraber Osmanlı Devletinde değişik isim ve şekillerde toplanan vergilerden bir kısmı aynı çatı altında toplanmış, vergide adalet sistemi göz önünde bulundurularak herkesin kazancına ve ödeme gücüne göre yeni düzenlemeler yapılmıştır.Hane reislerinin gelirlerini ve mal varlığım tespit eden sayımlar (temettü' at tahriri) yapılarak, bu sayımlara dayalı temettü' vergisi konulmuştur. Yapılan tahrirler sonucu oluşan Temettü' at Defterleri, 19. yüzyılda ve Tanzimatın uygulandığı bölgelerde dönemin sosyo-ekonomik yapısı hakkında bizlere önemli bilgileri taşıyan sayısal veriler sağlar. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde araştırmacıların hizmetine sunulan Temettü' at Defterlerinde mükellefin ziraat,hayvan vs. mal varlığı, meslek ve sanat gelirleri kaydedilir. Ayrıca ziraî ekonomi, hayvansal üretim, mahalleler, nüfus dağılımı, hanelerin gelir dağılımı ve refah düzeyi, meslek dallan hakkında çok fazla bilgi bulunur. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Temettu'ât Defterleri Katoloğunun VI. Cildinde bulunan Karaman Eyaleti, Konya Sancağına bağlı Karapınar Kazasının aşağıda defter numarası ve isimleri belirtilen yedi mahallesi yüksek lisans tez çalışması olarak transkripsiyonu ve değerlendirilmesi sunulmuştur: ML.VRD.TMT. 1 0. 1 34 Kal'a Mahallesi ML.VRD.TMT.10.136 Çetmi Mahallesi ML.VRD.TMT.10.137 Apak Mahallesi ML.VRD.TMT.10.138 Şa'banlı Mahallesi ML.VRD.TMT. 1 0. 1 43 Küllü Mahallesi ML.VRD.TMT. 1 0. 1 45 Hacı ' Ömerli Mahallesi ML.VRD.TMT. 10. 150 Han Kapısı Mahallesi

Ekonomik durumEkonomik yapıKonya-Karapınar+5
Harun Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

1 numaralı Kütahya Şer'iyye sicili (1.bölüm) transkripsiyonu ve kritiği

ÖZET Osmanlı Devleti üç kıtaya yayılmış geniş bir imparatorluk, cihan hakimiyetini amaçlayan bir askeri güç olmasının yanı sıra iktisadi ve sosyal açıdan da gelişmiş bir yapıya sahipti. Bu sistemin en önemli parçası olarak kabul edilen "adalet" kavramı Osmanlı Devleti'nin temel prensibi olarak kabul edilmekteydi. Bunun en önemli göstergesi de. adli sistemin merkezden en ücra köşelerinde yaşayan tüm vatandaşına kadar herkese eşit şekilde uygulanması olmuştur. Bu yapılanma Osmanlı Devleti'ni farklı ulusları bünyesinde uzun süre barındırabilme özelliğini vermekteydi. Adli sistemin uygulayıcısı olan kadılar Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren en önemli memurlardan biri olarak görülmüştür. Bu durum adalete verilen önemin göstergesi olması açısından önem taşımaktadır. Ancak tarih ilminin en önemli yanı belgeler eşliğinde çıkarımlarda bulunmaktır. Osmanlı Devleti 'nde adalet kavramının, bunun uygulayıcısı olan ve Osmanlı bürokrasisinde önemli bir yeri olan kadının kararlarının yer aldığı ve Şer'iyye Mahkemelerince tutulan Şer'iyye Sicillerinin incelenmesi ile Osmanlı adaletini daha iyi yorumlayabilmek mümkün olacaktır. Ayrıca siciller tutulduğu dönemin iktisadî ve içtimaî durumu hakkında bilgi vermesi nedeniyle de o dönem hakkında çıkarımda bulunacak araştırmacılar açısından da önem taşımaktadır. Çalışmamız olan "1 numaralı Kütahya Şer'iyye Sicili ve Edisyon Kritiği" ile amaç Cemaziyelevvel 1109-Zilhicce 1112 tarihleri arasında Kütahya ve çevresindeki sosyal ve iktisadi yapıyı, bu dönemde uygulanan aile ve miras hukukunun içeriği ve uygulanışı hakkında değerlendirmede bulunulabilmektir. Çalışmamızda Kütahya'nın ve "bundan yola çıkarak" Osmanlı Devletinin içtimaî ve iktisadî tarihinin yorumlanmasına ve bu konu üzerinde yapılan araştırmaların içeriğine katkıda bulunabilmek amaçlanmıştır.

17. yüzyılEkonomik durumKütahya+4
Serpil Dağlı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

12 numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H.1027-1028/M.1618-1619.s.303-397)

Osmanlı Devleti'nde Şer'i Mahkemelerde kadılar tarafından tutulan Şer'iyye Sicilleri şehir tarihçiliği açısından birinci elden kaynaklardır. Şer'iyye Sicilleri yazıldığı dönemin sosyo-kültürel yapısı, ekonomi, siyasi ve idari yapısını ihtiva eden belgelerdir. Ayntâb 12 numaralı Şer'iyye Sicilinin tamamı 397 sayfa olup, ilgili sicilin 303-397 sayfa aralığı çalışılmıştır. Sicilde evlilik, boşanma, nafaka, miras, alım-satım davalarının yanı sıra, merkezden gönderilen ferman, berat, tezkire, mektub ve hüccet gibi resmî belgeler de kaydedilmiştir. Bu belgeler vasıtasıyla XVII. Yüzyılın başlarında Ayntâb'ın sosyo-kültürel, toplumsal, ekonomik ve idari durumu değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Ayntâb, Gaziantep, Şer'iyye Sicili, hukuk, mahkeme, kadı

17. yüzyılEkonomik durumGaziantep+6
Sevil Özoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1833 numaralı Çankırı Nüfus Defteri'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi [H. 1252 (1836-1837)]

Bu çalışma 1833 numaralı Çankırı nüfus defterinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi üzerinedir. Hicri 1252 tarihli defter 1831 yılında başlayan modern anlamdaki Osmanlı nüfus kayıtlarının ilk örneklerindendir. Nüfus defterlerinin Başbakanlık Osmanlı Arşivi tarafından dijital ortama aktarılıp araştırmacılara açılmasıyla birlikte nüfus defteri konulu yüksek lisans tezlerinde artış olmuştur. Bu defterler her ne kadar yerel nitelikli olsa da yerel tarih üzerinden ulusal ve evrensel tarihle buluşacak veriler sunmaktadır. Çankırı tarihi araştırmalarının henüz emekleme sürecinde olduğunu mevcut bibliyografya üzerinden rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda defterin tez olarak hazırlanmış olması yerel tarih açısından kaynak niteliğinde bir eserin ortaya konulmasının ötesinde Çankırı sancağı merkez, kazalar ve köylerini kapsayan yaklaşık 140 defter üzerine yapılacak çalışmalara da referans olacaktır. Ayrıca bu defterin ortaya çıktığı Tanzimat-ı Hayriye olarak adlandırılan dönem modernleşme sürecinin geçmişten radikal kopuşları getirecek pratiklerinin ortaya çıkmaya başladığı bir zamandır. Nüfus sayımı bu pratiklerdendir. Erkek nüfus üzerine inşa edilen defter kadın nüfusu konusunda ancak tahmini bir rakam ileri sürebilmemize imkân vermektedir. Fakat asrın sonuna doğru yapılan sayımlarda kadınların dâhil edilmesiyle birlikte geçmişe dönük bazı sağlamalar yapılabilir. Şehircilik açısında mahalleler, yapılar, mesleki kategorilerle ekonomik durum, istihdam gibi analizler yapılabilir. Esası yapılması gereken geçmişteki bu verinin bugünkü Çankırı'ya yansıyan nedir sorusuyla başlamalıydı, fakat yüksek lisans tezinin sınırları çerçevesinde kalınmaya dikkat edilerek, önceden yapılmış olan çalışmaların yöntemi izlendi. Bu yöntem tablolar vasıtasıyla bir betimleme örneği olmakla birlikte veriler zaman zaman analitik yöntemle incelendi.

19. yüzyılEkonomik durumNüfus+4
Özlem Cengiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants absolute and relative income hypothesis across twenty selected African countries

A number of studies have been conducted about income hypotheses in some African countries, the study determinants absolute and relative income hypotheses across twenty selected African countries from 1980 to 2015. This study tries to find out or verify whether the selected countries are in conformity to the Absolute and Relative Income Hypotheses as well as finding out whether interest rates, inflation rates, and exchange rates have a significant impact on consumption per capita. Fixed effects, Random effects, Hausman test and some Diagnostics tests were employed for the analysis of the data. The results indicated that Income per capita had a positive significant impact on Consumption per capita and marginal propensity to consume is smaller than one. Interest Rates, Inflation Rates, and Exchange Rates have a negative significant impact on Consumption. Relative Consumption was significantly affected by Relative Income but negatively. Finally, Demonstration effect was also discovered among the selected countries. It was concluded that the twenty selected African countries are in conformity to Absolute and Relative Income Hypothesis and the remain independent variables under study (interest rates, inflation rates, and exchange rates) have a significant impact on consumption per capita. With regards to the findings, policy makers of these countries were recommended to maintain a low level of interest rates, inflation rates and exchange rates due to the negative relationship they have with consumption. By undertaking this, it would promote consumption; an increase in consumption will induce more job opportunities; generating more revenue and taxes to the government.

AfricaAfrican countriesExchange rate+7
Alı Dahıru Mohammed
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye açısından BRICS ekonomilerinin değerlendirilmesi

Yükselen piyasalar 1980'lerden sonra kalkınmakta olan ülkeleri ifade etmek amacıyla kullanılmaya başlamıştır. Yükselen piyasalar arasından ekonomik başarısı ile öne çıkan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin bir araya gelerek BRIC grubunu oluşturmuşlardır. Gruba daha sonra Güney Afrika da eklenmiştir ve BRICS halini almıştır. Bu ülkeler BRICS olarak ifade edilmeye başladıktan sonra ekonomik göstergeleri daha da iyileşmiştir. Bu nedenle bu ülkelerin gelecek dönemlerde dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada yükselen piyasalar arasında yer alan Türkiye'nin de gruba katılıp katılamayacağı, katılması durumunda Türkiye'ye ve BRICS grubuna ne gibi katkılar sağlayacağı incelenmektedir. BRICS grubunun önem kazanması ile Türkiye ve BRICS ülkeleri arasında gerçekleşen ticaret daha fazla önem kazanmıştır. Çalışmada Türkiye ve BRICS ülkeleri arasındaki ticaret hacmini inceleyen bazı ekonometrik araştırmalara ve sonuçlarına da yer verilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Türkiye'nin BRICS grubuna katılması durumunda bundan çok önemli avantajlar elde edeceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca BRICS grubu için de Türkiye stratejik bir öneme sahiptir. Gelecek dönemlerde Türkiye'nin gruba dahil olması kuvvetli bir ihtimaldir. Anahtar Kelimeler: BRICS, yükselen piyasalar, Türkiye, ticaret , ekonomik büyüme.

BRICSEkonomiEkonomi+4
Duygu Özger
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ayvalık'ta sosyal ve siyasi hayat (1940-1950)

Bu çalışmayla Ayvalık'ın 1940-1950 yılları arasındaki sosyal, siyasi ve ekonomik durumu incelenerek Ayvalık tarihine ışık tutulması ve bu sayede hem yerel tarih çalışmalarına hem de Türkiye'nin söz konusu tarihler arasındaki durumuna katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma, toplam beş bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, Ayvalık'ın I. Dünya Savaşı sonrası Yunanlılar tarafından işgal edildiği tarih olan 1919'dan 1940 yılına kadarki devresi incelenmiştir. I. Bölüm'de; Ayvalık'ın idari ve demografik yapısı ele alınmış, ilçenin mülki yapısı, idarecileri ve nüfus yapısı incelenmiştir. II. Bölüm'de; 1940-1950 yılları arasında Ayvalık'ın sosyal hayatı mercek altına alınmış, bu kapsamda sağlıktan eğitime, ulaşımdan basın ve kültürel hayatına kadar çeşitli konular ayrıntılı olarak incelenmiştir. III. Bölüm'de; Ayvalık'ta yetiştirilen başta zirai ürünler olmak üzere bağcılık, hayvancılık ve balıkçılık gibi şehrin diğer besin ve geçim kaynakları incelenmiştir. Ayvalık'ın ticari hayatı ise yıllar bazında ele alınmıştır. Son olarak da sanayisi ve doğal kaynakları verilmiştir. IV. Bölüm'de; Ayvalık Belediye teşkilatı, 1940-1950 yılları arasında görev yapan belediye başkanları ve mevcut belediye meclisi tutanaklarına göre Ayvalık değerlendirilmiştir. V. Bölüm'de; Ayvalık'ın tek partili ve çok partili hayatı, partilerin faaliyetleri, partiler arasındaki ilişkiler ile 1940-1950 yılları arasında yapılan belediye ve genel seçimler ele alınmıştır. Bu çalışmada; kitap, dergi, gazete, arşivler, resmi yayınlar ve sözlü kaynaklardan faydalanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, Ayvalık'ın özellikle II. Dünya Savaşı boyunca başta zeytinyağı olmak üzere birçok ekonomik sıkıntı yaşadığı, savaş sonrasında çok partili düzene geçilmesiyle beraber siyasi hayatının gözle görülür derecede hareketlendiği, çeşitli kurum ve kişilerin ön ayak olmasıyla sosyo-kültürel hayata da öncülük etmiştir.

Balıkesir-AyvalıkEkonomik durumKent tarihi+4
Göktuğ İpek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Malvarlığına karşı işlenen suçlar ile işsizlik arasındaki ilişkinin mekansal bağımlılığı: Türkiye üzerine bir uygulama

İşsizlik, ücret, enflasyon, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla ve gelir dağılımındaki adaletsizlik gibi birçok makroekonomik değişkenin çoğunlukla ekonomik nedenlerle işlenen malvarlığına karşı işlenen suçlara etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin ikinci düzey istatistiki bölge birimleri (İBBS) sınıflandırma şekli temel alınarak, işsizlik ile malvarlığına karşı işlenen suçlar arasındaki ilişkinin mekansal bağımlılığının, mekansal panel veri analiziyle, belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde suç bilimi ile ilgili başlıklara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, 1968 yılında Becker'ın oluşturduğu, Ehrlich (1973), Heineke (1978), Schmidt ve Witte (1984) tarafından geliştirilen suça yönelik ekonomik modeller analiz edilmiştir. İkinci bölümde ayrıca, suç ile işsizlik arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmalar incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde, Türkiye'nin ikinci düzey istatistiki bölge birimleri sınıflandırma şekli temel alınarak, işsizlik ile malvarlığına karşı işlenen suçlar arasındaki ilişkinin mekansal bağımlılığının belirlenmesi için 2008-2014 dönemine ait veriler kullanılarak, mekansal panel veri analizi uygulanmıştır. Analizde Hausman testi sonuçları, sabit etkili mekansal panel modelinin çalışma için en uygun model olduğunu gösterirken, olabilirlik oran testi sonuçları da, mekansal otoregresif modelin çalışma için en uygun model olduğunu göstermiştir. Ampirik bulgular, sınır komşuları olan bölgeler arasında pozitif yönlü mekansal bağımlılığın olduğunu, sınır komşuluğunun malvarlığına karşı işlenen suç türlerini arttırdığı, ayrıca malvarlığına karşı işlenen suçlar üzerinde işsizliğin pozitif yönlü etkisi olduğunu göstermiştir.

Ekonomik değişkenlerEkonomik durumMala karşı suçlar+5
Özlem Dündar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Mengen Kazası'nın sosyo-ekonomik durumu

Bu çalışmada XIX. yüzyılda Mengen'in idari, sosyal ve ekonomik yapısı, T.C Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivlerine dayanarak incelenmiştir. İlk bölümde idari, ikinci bölümde sosyal, üçüncü bölümde ise ekonomik yapı ele alınmıştır. Arşiv belgelerinin pek çoğu kaza müdürleri hakkında şikayetler içermektedir. İlk Kastamonu salnamesinin yayınlandığı 1870 yılında Mengen'in Gerede kazasına bağlı bir nahiye haline geldiği görülmektedir. 1870'ten 1898 yılına kadar geçen 28 senede 11 farklı nahiye müdürü görev yapmıştır. Çalışmada kaza ve nahiye müdürlerinin dışında, incelenen kaynaklar doğrultusunda muhtarların ve diğer memurların listesine de yer verilmiştir. 1831 ve 1841 yılındaki nüfus sayımları karşılaştırıldığında Mengen'in nüfusu 4230'dan 4644'e çıkarak %9,79 oranında bir artış gözlemlenmiştir. Salnamelere göre 1870'te, %0,69 oranında azalma ile 4612'ye düşen nüfus, 1898 yılında %70,49 oranında artarak 8147'ye yükselmiştir.1831 tarihli nüfus defterleri, üzerinde işlem yapılmış defterler olup kişilerin ölüm tarihleri, üzerine not düşülmüştür. Defterde 1833 (H 1248) yılı dikkat çekmektedir. Bu yıl 0-14 yaş aralığında 150 çocuk hayatını kaybetmiştir ve bu sayı, 1831-1840 yılları arasında kaydedilen, diğer yıllardaki toplam çocuk ölümü sayısının üzerindedir. Ekonomik yapıyı anlamak için kullandığımız arşiv kaynağı, çok detaylı bilgiler içeren temettuat defterleridir. Halkın gelir durumu, ödediği vergi, sahip olduğu hayvanlar, arazinin ne kadarını işlediği ve hangi ürünleri yetiştirdiği gibi pek çok bilgi bu defterlerden elde edilmiştir. Çalışmada Mengen'i Türkiye çapında meşhur kılan "aşçılık" mesleği de ele alınmıştır. Mengenli aşçılar başta saray olmak üzere, Türkiye'de nam salması 1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması ile birlikte gerçekleşmiştir. Yeniçerilere destek veren ve saray mutfağında egemen olan Nevşehirli aşçılar, ocağın kaldırılmasıyla birlikte tasfiye edilmiş ve bu tarihten itibaren Nevşehirli aşçıların yerine Mengenli aşçılar geçmeye başlamıştır. 1845 yılında hanesi Mengen'de 249 aşçı bulunmakta ve bunların birkaçı dışında tamamı İstanbul'da çalışmaktadır.

19. yüzyılBolu-MengenEkonomik durum+6
Tarık Yaldırak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

68 numaralı Ayntâb Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H. 1129–1130/M. 1717 - 1718 s. 1-178)

Şer'îyye sicilleri, Osmanlı Devleti'nde kadılar tarafından verilmiş olan kararları, idari, siyasi ve hukuki yazışmaları içeren defterlerdir. Sicillerde, şehrin eski yerleşim birimlerini, insanların birbiriyle olan ticari ve sosyal diyaloglarını, ekonomik ve hukuki durumlarını içeren belgeler ve şer'î mahkemeler hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Ayntâb'a ait 174 adet Şer'îyye Sicili bulunmaktadır. Hicri 1129-1130 (M. 1717-1718) tarihli, 68 Numaralı Ayntâb Şer'îyye Sicili toplam 536 sayfadan oluşmaktadır. Bu çalışma, şer'îyye sicilinin ilk yarısını oluşturan 178 sayfanın transkripsiyonu ve değerlendirmesini içermektedir. Bu çalışma sonucunda XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde genelde Osmanlı Devleti özelde ise Ayntâb'ın içerisinde bulunduğu sosyal, siyasi, iktisadi ve kültürel durum aydınlatılmaya çalışılmıştır.

18. yüzyılEkonomik durumGaziantep+5
Elif Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

59 numaralı İskenderun Kadı Sicili'nin transkripsiyonu ve analizi (H. 1319-1320/M. 1901-1903), (ss. 1-144)

Bu çalışma Osmanlı Devleti'nin önemli kentlerinden biri olan İskenderun'un 1901-1903 yılları arası dönemine ışık tutmaktadır. Mahkeme kayıtları değerlendirilerek İskenderun'un 20. yy başlarındaki sosyal, kültürel ve ekonomik durumu gösterilmeye çalışılmıştır. Sicilde, bölge halkının ekonomik durumları, meşgul olduğu iş kolları, giyim, malzeme, hayvan fiyatları ve gayr-ı menkul fiyatları gibi bilgiler yer almakta olup ayrıca alacak-verecek, boşanma, nafaka, veraset, hırsızlık meseleleri gibi hukuki davalar ve bu davaların çözüm yolları görülmektedir. İskenderun'da ekonomik anlamda değeri yüksek mesleklerden ticaret başta olmak üzere, tıp ve mimari genel anlamda azınlıkların elindedir. Bunun yanında ziraat faaliyetlerini genel olarak Müslüman toplum icra etmektedir. 19.yüzyıl sonlarına doğru Girit muhacirlerinden bir kısmı İskenderun mahallelerine iskan edilmiştir. Gayr-i Müslim ahali ile Müslüman toplum arasında ciddi anlamda sorun yaşanmamıştır.Anahtar Kelimeler: İskenderun, Kadı Sicili, Kandiye, Girit, Muhacir, Aile, Ordu, Gayr-i Müslim

20. yüzyılEkonomik durumGayrimüslimler+7
Elif Ziyanak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Salnamelere göre Ankara vilayeti: 1871-1907

Tezimizde, ?Salnamelere Göre Ankara Vilayetinde İdari, Sosyal ve Ekonomik Yapı Ne İdi?? sorusuna cevap aranmıştır. Tez konusu, 1871-1907 yılları arasında yayımlanan 1871, 1872, 1873, 1876, 1878, 1882, 1883, 1891, 1893, 1900, 1902 ve 1907 yıllarına ait Ankara vilayeti salnameleri ?tarihi yöntem?le incelenip değerlendirilmiştir. Geçmiş zaman içinde meydana gelmiş olay ve olguların araştırılmasında veya bir problemin geçmişle olan ilişkisi yönünden incelenmesinde ?tarihi yöntem? kullanılmaktadır. Tarihi yöntem, bilgi üretmek için geçmişin eleştirel bir gözle incelenmesi, analizi, sentezi ve rapor edilmesi sürecidir. Tarihsel araştırma `ne idi' sorusuna cevap aramaya yöneliktir.Tezimizde, ?1871-1907 Yılları Arasında Salnamelere Göre Ankara Vilayetinde İdari, Sosyal ve Ekonomik Yapı Ne İdi?? sorusuna cevap verilmiştir. Vilayet salnamelerinde yer alan olay ve olguların araştırılması ve sebep-sonuç ilişkisinin kurulmasında devlet ve maarif salnamelerinden yararlanma ihtiyacı duyulmuştur. Bu çerçevede, salnamelere göre yapılacak şehir tarihi çalışmalarında, bütün salnamelerin ve vilayet gazetelerinin incelenmesi ve elde edilecek bilgi ve bulguların harmanlanıp değerlendirilmesi gerekmektedir.Osmanlı şehir tarihi çalışmalarında, yapılacak her türlü inceleme ve araştırmanın salnameleri ve vilayet gazetelerini dikkate alması gereklidir. Başka bir ifadeyle salnameler ve vilayet gazeteleri dikkate alınmadan yapılacak şehir tarihleri noksan ve yetersiz kalmaya mahkûmdur.Anahtar Sözcükler1.Ankara2.Salname3.İdari yapı4.Sosyal yapı5.Ekonomik yapı

AnkaraEkonomik durumSalnameler+3
Asuman Koçak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

B-7 numaralı Şer`iyye Sicili'ne göre Bursa: 1591-1592

''B-7 Numaralı Şer`iyye Siciline Göre Bursa (1591-1592)'' adlı bu tez, B7 numaralı Bursa şer`iyye sicili esas alınarak hazırlanmıştır. Tezimiz giriş ve sonuç bölümlerinin dışında iki bölümden oluşmaktadır. Girişte, temeli MÖ.300'lerde atılmış olan Bursa şehrinin h.1000. yıla kadar olan tarihi geçmişi genel hatlarıyla açıklandıktan sonra, Şer`iyye sicilleri hakkında genel bir bilgi verildikten sonra, bu tezin de ana kaynağını teşkil eden B7 nolu sicil hakkında bilgi verilmiştir. Şer`iyye sicillerinde yer alan bilgiler, devletin işleyişi ve toplumsal tarih hakkında bilgi edinebilmeyi mümkün kılmaktadır. Bu düşünceden hareketle çalışmamızın ana kaynağını oluşturan Bursa B7 no'lu sicildeki veriler doğrultusunda çalışmamızın birinci bölümünde Osmanlı Devleti'ne 80 yıl kadar başkentlik yapmış olan Bursa'nın 1591-92 yılları arasındaki fiziki ve idari yapısı üzerinde durulmuştur. İdari görevlilerin -mümkün olduğunca- tek tek tanıtıldığı bu bölümde ayrıca şehrin dini, sosyal ve ticari yapıları hem mimari açıdan, hem de işlevleri açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Bursa şehrinin toplum yapısı ve ekonomik hayatı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölümde -özellikle- toplum ve aile yapısı incelenerek şehir halkının gündelik hayatına dair ipuçları elde edilmeye çalışılmış ve incelenen ?sicildeki? belgelerden elde edilen bilgi doğrultusunda da Bursa şehrinin ekonomik hayatı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Bursa 2. Şer`iyye sicili 3. Kadı 4. Mahkeme 5. Aile 6. Yeniçağ Tarihi

16. yüzyılBursaEkonomik durum+7
Muhammed Çalışkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'ın Osmanlı Devleti sonrasında yeniden yapılanma süreci (1918-1953)

Giriş bölümünde 1918 yılına kadar Azerbaycan tarihi ve Osmanlı devleti sonrasında yeniden yapılanma süresiyle (1918-1953) ilgili genel bilgiler verdik ve tezin tanıtımını yaptık. Daha sonra 1918 yılına kadar olan gelişmeler, 1918-1953 yıllarında Azerbaycan'ın politik, ekonomik, kültürel yapılanmasından bahsettik. En sonda tezde kullanılan kaynakların listesini verdik.

AzerbaycanAzerbaycan tarihiEkonomik durum+7
Tural Verdıyev
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci Viyana Kuşatması'ndan Pasarofça Antlaşması'na Anadolu'nun sosyal ve ekonomik durumu: Ayntab, Manisa, Kayseri ve Trabzon örneği (1683-1718)

1299 yılında kurulduğu kabul edilen Osmanlı Devleti, hızla büyüyerek XVI. yüzyılda üç kıtada hüküm süren bir devlet haline geldi. Ancak bu büyüme, XVI. yüzyılın sonlarından itibaren yavaşlamaya başlamış, XVII. yüzyılda ise büyük oranda durmuştur. Nihayet XVII. yüzyılın sonlarında yapılan İkinci Viyana Kuşatması ve ardından ortaya çıkan uzun süreli savaşlar, Osmanlı Devleti'ni büyük problemlerle uğraşmak zorunda bırakmıştır. Bu dönemle birlikte özellikle devlet düzeni ile toplumsal ve iktisadî yapıda değişmeler gözlenmeye başlanmıştır. Bu yüzden XVII. yüzyılın sonları ve XVIII. yüzyılın başları, Osmanlı Devleti açısından bir kırılma ve geçiş dönemi olarak kabul edilir. 1683-1718 yılları arasında meydana gelen savaşlar ve devamında ortaya çıkan gelişmeler, imparatorluğun genelinde olduğu gibi, Anadolu şehirlerinde de sosyal ve ekonomik açıdan bir çöküntüye neden oldu. İkinci Viyana Kuşatması ve sonrasında yapılan savaşlar sırasında taşrada bulunan idarecilerin büyük çoğunluğunun sefere gitmiş olmasına bağlı olarak ortaya çıkan eşkıyalar, Anadolu'nun birçok bölgesinde sosyal düzeni bozan hadiselere giriştiler. Osmanlı taşrasında başlayan bu düzensiz ortam ve yerel hâkimiyet mücadeleleri, şehirlerde ve kırsal kesimlerde nüfus hareketliliğinin yanı sıra ekonomik açıdan da sıkıntıların yaşanmasına yol açtı. Savaşların uzaması sebebiyle, artan harcamaların karşılanmasında güçlükler çekildi ve bu sebeple halka yeni vergiler yüklenildi. Öyle ki savaş masraflarını karşılamak için yüksek dereceli ulemadan para talep edildiği gibi, ileri gelenlerden de birer miktar "imdâdiyye" adıyla vergi toplanarak askerlerin ulufeleri ödenmeye çalışıldı. Ayrıca, içinde bulunulan mali sıkıntıdan kurtulmak için miri mukataaların satılması usulüne de başvuruldu. Miri mukataalar, 1695 yılından itibaren malikâne uygulamasıyla birlikte kayd-ı hayat şartıyla ayanlara ve devlet ricaline verilmeye başlandı. Artan harcamalarla birlikte ortaya çıkan ağır vergi yükleri altında kalan reaya ise devlet görevlilerinin zulmü ve eşkıyaların köyleri talan etmeleri sonucunda perişan olduğu gibi, yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Bu son derece karışık ve sıkıntılı dönemin incelenmesi, Osmanlı sosyal ve iktisat tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu yüzden çalışmamızda, 1683-1718 yılları arasında ortaya çıkan olayların, Anadolu'nun sosyal ve ekonomik durumunu nasıl etkilediği seçilen şehirler (Ayntab, Kayseri, Manisa ve Trabzon) çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır.

EkonomiEkonomik durumEşkiya+7
Yavuz Kısa
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı idaresinde Şam'ın (Dimaşk) iktisadî vaziyeti (1800-1850)

Bu araştırma 1800 ve 1850 yılları arasında Şam Vilayeti'nin ekonomik durumu ile ilgilidir. Bu dönemde Şam'ın, üç farklı dönemin özelliklerini taşıdığını görmekteyiz. İlk dönem (1800-1831); Osmanlı fütuhatı ile başlayan Osmanlının geleneksel egemenlik dönemidir. Bu dönemde Şam, yabancıların her türlü etkisine kapalı kalmayı başarmıştı. O dönemde Şam Vilayeti bir Osmanlı vilayeti olmuştu. Şeriat temeline dayanan Osmanlı kanunları uygulanıyordu ve Osmanlı egemenliği çok etkiliydi. Böylece Şam, Avrupalılara karşı kapalı bir alan haline gelmişti. Bu dönemde vergiler, ticaret, fiyatlar incelenerek Şam'ın ekonomik yapısı ve halkın yaşam seviyesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci dönem (1832-1840); Mehmet Ali Paşa'nın egemen olduğu dönemdir. Bu dönemde Şam Vilayeti'ne Mehmet Ali Paşa ve oğlu İbrahim Paşa hükmetmiştir. Yönetim ve ekonomi ile tarım sektörünü (dut ekimi) ve eğitimi etkileyen bir takım reformlar yapılmışsa da, Mehmet Ali Paşa hükümranlığı, Şam halkı ve Osmanlı Devleti için bir felaket olmuştur. İbrahim Paşa'nın Şam'a girmelerine izin verdiği konsoloslar aracılığı ile Avrupa'nın Şam Vilayeti'ne müdahalenin başlangıcı olarak kabul edilmişti. Sonuçta Fransa ve İngiltere'nin eline düşmesine yol açmıştır. Bu durum halk üzerinde olumsuz bir tepki yaratmıştı. Çünkü Avrupalıların Şam'a girmesiyle beraber, yerel halk ticarette olumsuz yönde etkilenmiştir. Üçüncü dönem (1840 – 1850) İbrahim Paşa sonrası dönem, Avrupalıların Şam üzerindeki kontrol dönemidir. Çünkü Mehmet Ali Paşa'nın ilerlemesine karşı Osmanlı Devleti Fransa, İngiltere ve Rusya'dan yardım almıştı. Bunun karşılığında ise tavizler vermek zorunda kaldı. Böylece, Şam ve Asitana'da bulunan konsoloslar devletin kurumlarına, okullarına ve yasalarına müdahale ederek, kontrol altında tutmaya başlamışlardır. İngiltere ve Fransa (1856 Islahat Fermanı) aracılığı ile Osmanlı Devleti'ne İslam hukuku ile bağdaşmayan kendi hukuk ve yasalarını dayatmak istemişlerdir. Bu durum özellikle Şam'da padişahın halk nezdindeki imajını sarsmıştır, saltanat ferman ve emirlerine karşı gelmeye sevk etmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Şam Vilayeti, İktisadi Durum, Ticaret, Vergi.

Devlet idaresiEkonomiEkonomik durum+4
Deaa Headr
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Ankara eyaleti Beypazarı kazasının sosyal ve iktisadi durumu

Ankara eyaleti Beypazarı Kazası'nın sosyal ve iktisadi durumunu ele aldığımız araştırmamızda, 1844-1845 tarihli Temettuat Defterleri'nin verdiği bilgiler esas alınmıştır. Çalışmamızda incelenen Beypazarına ait yetmiş üç Temettuat Defteri bölgenin demografik, sosyal ve ekonomik yapısına ait bilgileri kapsamaktadır.Ankara eyaleti Beypazarı kazasının sosyal ve iktisadi durumu adlı bu tez, dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde Temettuat Defterleri hakkında bilgi verilerek; Beypazarı Temettuat Defterleri incelenmiştir. Devamında ise Beypazarı'nın tarihçesine değinilmiştir.İkinci bölümde ise Beypazarı'nın XIX. yüzyılda hane reislerinin isimleri, ünvan, lakapları, köylere göre nüfusu, meslek grupları tablolarla birlikte değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde Beypazarı'nın ekonomik yapısına bağlı olarak gelir kaynakları genel hatlarıyla ele alınarak; veriler, tablolar üzerinde gösterilmiştir.Son bölümde ise dönemin vergileri üzerinde durulmuştur. Verilerden de yararlanılarak, dönemin vergi sistemi hakkında bilgi verilmiştir.Anahtar Sözcükler: Ankara, Beypazarı, Temettuat Defteri, Sosyal ve Ekonomik Hayat, Osmanlı Tarımı, Ziraat

19. yüzyılAnkara-BeypazarıEkonomik durum+9
Fatma Zeynep Seymen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da gayrimüslimler

Batılı seyyahların en çok görmek ve ziyaret etmek istedikleri şehir İstanbul'dur. Bu şehir, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki önemli deniz yollarını ve karayollarını birleştiren bir merkez konumundadır. Ayrıca gayrimüslimler için tarihsel bir öneme sahiptir ve tarih boyunca pek çok Batılı seyyah İstanbul'u ziyaret etmiştir. Bu seyyahlar mektup, hatırat ve günlüklerde İstanbul'a olan hayranlıklarını kaydetmişlerdir. Bu araştırma Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetleri hakkında birçok bilgi içermektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm 19. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayrimüslimlerin genel durumu hakkında bilgileri kapsamaktadır. İkinci bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal ve kültürel hayatı değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin iktisadi durumuna değinilmektedir. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Gayrimüslimler, Batılı Seyyahlar, Sosyal ve Kültürel Hayat, İktisadi Durum.

Ekonomik durumGayrimüslimlerMahmud II+7
Sibel Uzun
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans İmparatorluğu Döneminde Nusaybin'in siyasi, sosyal, iktisadi, mimari ve kültürel durumu: IV.-X. yüzyıl

Nusaybin, bilinen tarihi Asurlular dönemine kadar uzanan kadim ve önemli bir şehirdir. Nemrut tarafından kurulduğu klasik kaynaklarda sıkça belirtilen bu şehir, antik dönem kaynaklarında da adı geçmekle birlikte Roma İmparatorluğu hâkimiyetine geçtikten sonra Mezopotamya'da bir sınır şehri olarak daha önemli ve stratejik bir rol üstlendi. İlk kez MÖ. 68 yılında Lucullus döneminde Romalılar Nusaybin'e sahip oldular. Sonraki dönemlerde Part ve Roma savaşlarının paylaşılamayan arazilerinden biri oldu ve bu süreçte Pers-Roma sınırında Roma ordularının askeri harekât üssü olarak önemli bir görev ifa etti. 363 Barışı akabinde Sasanilere terk edildikten sonra 507 yılında yeni istihkâm şehri Dara inşa edilinceye kadar Bizans İmparatorluğu doğu sınırında yaklaşık bir buçuk asırlık bir bocalama süreci geçirdi. Bizans imparatorluğu bu tarihten sonra Nusaybin'i ezeli rakibi Sasanilerden geri alamadı. Sasanilerin inkırazından sonra, imparatorluğun yeni rakibi Müslüman Araplardı ve şehir 639'da diğer Mezopotamya şehirleriyle birlikte Müslümanların eline geçti. Bizans'ın Abbasiler dönemine tekabül eden X. asır ortalarında gerçekleştirdiği birkaç girişim, çok kısa süren hâkimiyetlerle sonuçlandı.Bizans İmparatorluğu çağında Nusaybin, sosyal açıdan çokçeşitli ve iktisadi açıdan İpekyolu güzergâhında bir ticaret gümrük şehri olarak var oldu. Mimari açıdan klasik Roma tarzının askeri, dini ve sosyal mimari unsurları kent ve yakın çevresindeki yapılar üzerinde egemen oldu. Dini açıdan Hıristiyan kiliselerinin ikiye ayrıldığı dönemde Sasanilerin koruması altında monofizitçilere karşı diyofizit anlayışın en önemli merkezi oldu. İlmi açıdan kentte kurulan akademi vesilesiyle özellikle Süryaniler arasında tıp, hukuk, felsefe, mantık, astronomi ve dilbilgisi gibi alanlarda temayüz etmiş önemli isimler yetişti. Bu akademinin eğitim kadrosunda önemli yer eden Yakub, Efraim, Narsay, Barsawmo, Pavlos ve Baboy gibi isimlerin gerek ilkçağ eserlerini tercüme ederek günümüze ulaştırmaları gerekse kendi meydana getirdiği eserler, Araplar tarafından muhafaza edilip tercüme edilerek Haçlı Seferleri kanalıyla Avrupa'ya taşınmış ve aydınlanma çağının başlamasında önemli bir görev ifa etmiştir.Anahtar Kelimeler: Nusaybin, Dara, Mezopotmaya, Bizans İmparatorluğu, Sasaniler, Justinian, Hüsrev, Nusaybin Okulu, Nusaybinli Yakub, Efraim, Narsay, Barsawmo, Pavlos

Bizans DönemiEkonomik durumKültürel yapı+4
Ahmet Kütük
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sınavına Türkiye'de katılan öğrencilerin bireysel, ailesel ve okula ait değişkenlerin fen başarısını yordama durumunun incelenmesi

Bu araştırma, Türkiye'de Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sınavına katılan öğrencilerin bireysel, ailesel ve okula ait değişkenler ile fen başarıları arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada PISA 2015 veri seti kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 5895 (159 öğrenci analizlere uygun olmadığı için araştırma dışında tutulmuştur.) öğrencidir. İlişkisel tarama türündeki bu araştırmada bağımlı değişken fen başarısıdır. Bağımsız değişkenler ise; bireysel değişkenler (cinsiyet, evde konuşulan dil, erken çocukluk eğitimi ve bakımı süresi, okula ait hissetme, test kaygısı, motivasyon, fen öz yeterliği, epistomolojik inançlar, fen aktiviteleri, fen öğrenmekten zevk alma), aileye ait değişkenler (ebeveynlerin duygusal desteği, evdeki kültürel varlıklar, ev eğitim kaynakları, ekonomik, sosyal ve kültürel durum indeksi), okula ait değişkenler (fen sınıflarındaki disiplin koşulları, öğrenci seçmeli fen sınıflarındaki öğretmen desteği, sorgulamaya dayalı fen öğretim ve öğrenim alıştırmaları, öğretmen yönlendirmeli fen öğretimi, geniş fen konularına ilgi, araçsal motivasyon, öğretmen adaleti) olarak üç gruptan oluşmaktadır. Yapılan hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon sonucuna göre evde konuşulan dil, okul öncesi eğitime başlama yaşı, test kaygısı, motivasyon, fen öz yeterliği, epistemolojik inançlar, fen etkinlikleri, fen öğrenmekten zevk alma, evdeki kültürel varlıklar, ev eğitim kaynakları, ekonomik, sosyal ve kültürel durum indeksi, fen sınıflarındaki disiplin koşulları, sorgulamaya dayalı fen öğretim ve öğrenim alıştırmaları, öğretmen yönlendirmeli fen öğretimi, öğretmen adaleti değişkenlerinin fen başarısı üzerinde anlamlı yordayıcılar olduğu söylenebilir. Fen başarısı ile cinsiyet, okula ait hissetme, ebeveynlerin duygusal desteği, öğrenci seçmeli fen sınıflarındaki öğretmen desteği, geniş fen konularına ilgi, araçsal motivasyon değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı söylenebilir. Ulaşılan bulgulara göre Türkiye'de fen başarısını en çok yordayan değişken ekonomik, sosyal ve kültürel durum indeksidir. Bu sonuca bağlı olarak eğitim sistemimizde her öğrencinin ailelerinden kaynaklı ekonomik, sosyal ve kültürel farklılıkları giderici politika ve düzenlemelerin yapılması gerektiği düşünülmektedir.

Aile desteğiAile içi ilişkilerEkonomik durum+5
Esma Yitik
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00

Related subjects