Violence against women

130 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara 112 il Ambulans Servisi Başhekimliği ambulansları tarafından müdahale edilen ev içi şiddet olgularının koronavirüs pandemisi öncesi (10 Mart 2019-09 mart 2020) ve pandeminin birinci yılındaki (10 Mart 2020-09 mart 2021) değişiminin değerlendirilmesi

Kadına yönelik ev içi şiddet dünya çapında yaygın halk sağlığı sorunlarından biridir. 20-44 yaş arası kadınların %26-%28'i hayatları boyunca en az bir kez fiziksel ya/ya da cinsel şiddete maruz kalmaktadır. 2020 yılı başlarında tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs pandemisi ev içi şiddet mağdurları için durumu daha da kötüleştirmiştir. Pandeminin yayılmasını engellemeye dönük "evde kal" emirleri, pandemiye bağlı olarak artan stres ve ekonomik zorluklar vakaların tespitini ve müdahale edilmesini daha da zorlaştırmıştır. Bu araştırmanın amacı Koronavirüs pandemisi öncesinde ve Koronavirüs pandemisi sırasında Ankara 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği ambulansları tarafından müdahale edilen ev içinde kadına yönelik şiddet olgularının incelenmesidir. Bu amaçla Ankara 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği ambulansları tarafından yapılan müdahaleler, Koronavirüs pandemisinin Türkiye'deki başlangıcı olan 10 Mart 2020 tarihinden itibaren bir yıl geriye dönük ve bir yıl ileriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Bu tarihler arasında müdahale yapılan kadınları hedef alan ev içi şiddet vakalarına ait vaka formları, olgu ile ilgili değişkenler (yaş cinsiyet), çevresel özellikler (lokasyon, kırsal kentsel, zaman), hizmet özellikleri (yerinde müdahale, hastaneye nakil) gibi kriterler bakımından incelenmiştir. Araştırmada ev içi şiddete maruz kalan kadınların sayısı pandemi öncesinde 1032 iken pandemi sırasında 752 olarak bulunmuştur. Müdahale edilen olguların yaş ortalaması pandemi öncesi dönemde 36,4±14,9, pandemi döneminde 35,6±13,5 olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçları dünyadaki diğer ülkelerle benzer şekildedir ve ambulans hizmetlerinin kullanımına benzer şekilde ambulans hizmeti kullanan kadına yönelik şiddet vakaları da azalmıştır. Bu durumun pandemi koşulları ve evde kal emirlerine bağlı olabileceği düşünülmüştür. Kadına yönelik ev içi şiddet vakalarının önlenmesinde kurumlar arası eşgüdüme dayanan bir sistem geliştirilmesi olgu sayılarının azaltılmasında ve önlenmesinde etkili olacaktır.

112 Acil Çağrı MerkeziAile içi şiddetKadına yönelik şiddet
İbrahim Çapar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Gender-based violence (GBV) : Its effects on development and the society , initiatives in place focus on the women and young girls of the far north region Cameroon

GBV is a complex social problem and also a major barrier to development and affects all level of the society , the study will focus on the far north region of Cameroon where this practices are done under the umbrella of culture religion or tradition ,a number of initiatives have been created to fight against this types violence but it still prevails despite all these efforts .Violence against women has been called "the most pervasive yet least recognized human rights abuse in the world." The far north region in Cameroon has a population of three and a half million majority of whom are women but it is a patriarchal and conservative society , and is one of the poorest and underdeveloped region in the country ,right from birth male children are given priorities and privileges while female children are believed to move to their husbands family sooner or later so anything done for them is seen as a waste of resources .The male children have more opportunities ,some parents believe sending female children to school may affect her negatively even though primary education is free parents are still reluctant to send them. Some of these girls who stay at home finally are sent to forced or early marriages and find themselves at the mercy of these men where she is relegated to the role of housewife , without resources and without skills which makes it difficult for them to secure jobs and are therefore dependent .if girls are given the same opportunities as boys they could exploit their potentials by not only being autonomous but will also contribute to the society through skills, input and ideas . The violence may sometimes not be seen but its impact is felt on development and within the society, communities and the country as a whole .

Sexual violenceGenderSexism+5
Famanou Kampete
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ankara İlinde üniversite hastanelerinde, acil tıp alanında çalışan hekimlerin, kadına yönelik şiddet olgularının yönetimine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarının tıp etiği açısından değerlendirilmesi

Bu doktora tez çalışması, acil tıp alanında çalışan hekimlerin kadına yönelik şiddet olgu yönetimlerine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarını tıp etiği açısından değerlendirmek ve araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda acil servislerde şiddet olgu yönetimine katkı sunacak pratik bilgiler ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada niteliksel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ilinde acil tıp uzmanlık eğitimi veren yedi üniversite hastanesinin Acil Tıp Anabilim Dallarında çalışan hekimler oluşturmaktadır. Araştırmaya toplam 35 hekim katılmıştır. Her bir hekimle birebir derinlemesine görüşme yapılmış ve yapılan görüşmelerin sesli kaydı alınmıştır. Ayrıca görüşme yapılan hekimlerin çalıştığı acil servislerde günün belirlenen saatlerinde belirlenen başlıklara uygun olarak gözlem yapılmış ve gözlem notları tutulmuştur. Elde edilen veriler çözümlenmiş ve analiz edilmiştir. Verilerin analizleri sonucunda hekimlerin bilgi, tutum ve uygulamalarına yönelik bağlam, tema ve alt temalardan oluşan bulgular elde edilmiştir. Verilerin yorumlanması sonucunda acil tıp alanında kadına yönelik şiddet olgu yönetimi sürecinde tıp etiğini temel alan özel yaklaşımların gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, araştırma bulguları ve ulusal/uluslararası literatür ışığında acil tıp alanında "tıp etiği açısından" ve "tıbbi açıdan" kadına yönelik şiddet olgu yönetim modeli önerilmiştir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAnkara+7
Arif Hüdai Köken
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şidettin dijital iletişim perspektifinden incelenmesi: Türkçe ve İngilizce Twitter paylaşımlarının karşılaştırılmalı analizi

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber iletişim farklı boyutlara ulaşmıştır ve dijital iletişim kanalları yaygın bir şekilde kullanılır hale gelmiştir. Bu yüksek lisans tezinin amacı kadına yönelik şiddet konusunu dijital iletişim perspektifinden değerlendirmektir. Bu maksatla, öncelikle medyada kadın temsili ve sonraki bölümde ise şiddet konusu detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın araştırma bölümünde ise kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın kuruluşlarının ve platformlarının Twitter hesaplarında yer alan, kadına yönelik şiddet konusunu içeren paylaşımlar Türkçe ve İngilizce olarak karşılaştırılmıştır.

Duygu analiziKadına yönelik şiddetKadınlar+6
Arzu Aydoğdu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özel hastanede çalışan sağlık profesyonellerinin ve personellerin istanbul sözleşmesi hakkındaki bilgileri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumunun değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma özel hastanede çalışan sağlık profesyonellerinin ve personellerin İstanbul Sözleşmesi hakkındaki bilgileri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumunu değerlendirmek amacıyla kesitsel tipte tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın verileri 17.11.2021-06.01.2022 tarihleri arasında online platform üzerinden elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini özel hastanede çalışan 300 kişi oluşturmuştur. Veri toplama formunun ilk ve ikinci bölümünde literatür doğrultusunda hazırlanan ve araştırmaya katılan sağlık profesyonelleri ve personelin sosyo-demografik ve tanıtıcı bilgileri (12 soru) ile İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorular (6 soru) bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise "Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği" (38 soru) kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %68'ini kadınlar, %32'sini erkekler, örneklemin yarısını ise hemşire meslek grubu oluşturmaktadır. Türkiye'nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çekmesini doğru bir karar olarak bulanların %60'ı Türk gelenek ve ahlak kurallarına aykırı olduğunu, %50'si eşcinselliği özendirdiğini, %85'i ise cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği gibi kavramların Türk Toplum yapısına uymamasını neden olarak sunmuştur. Araştırmaya katılanların Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeğinden aldıkları ortalama toplam puan 146,61±25,68 olup ölçekten alınabilecek en yüksek puanın 190 olduğu göz önüne alındığında, katılımcıların genel olarak eşitlikçi toplumsal cinsiyet rol tutumlarına sahip oldukları söylenebilir. TCRTÖ puanlarının katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre farklılaşma durumuna bakıldığında tüm tanımlayıcı özelliklerde yani cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, aylık gelir düzeyi, doğum yerleri, meslek, aile tipi ve evlenme şekline göre anlamlı farklılık olduğu dikkati çekmiştir. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorulardan olan "İstanbul Sözleşmesi hakkında bilginiz var mı?", "Toplumsal cinsiyet kavramını daha önce duydunuz mu?", "Türkiye'nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çekmesi sizce doğru bir karar mıdır?" ve "Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiğinde kadına yönelik şiddet artar mı?" sorularına olumlu cevap veren değişkenler bakımında değerlendirildiğinde TCRTÖ toplam puan ortalamasında yüksek alan grupların olduğu dikkati çekmiştir. Sonuç: Araştırmaya dahil edilen sağlık profesyonel ve personellerin çoğunun İstanbul Sözleşmesi hakkında bilgisi olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada erkeklerin, eğitim düzeyi düşük olan bireylerin İstanbul Sözleşmesi hakkında daha az bilgiye sahip oldukları ve toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından geleneksel bir tutum sergiledikleri görülmüştür. Bu sebeple hastanedeki hizmet içi eğitimlerle birlikte ilkokul düzeyinde de toplumsal cinsiyet rollerine yönelik derslerin olması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Cinsiyet Eşitliği, Kadın, İstanbul Sözleşmesi

Aile içi şiddetCinsel kimlikCinsiyet rolleri+7
Sevda Nur Tunç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddet haberlerine ilişkin medya takip alışkanlıklarının, şiddet tehdidi değerlendirmesinin, korku, çaresizlik, umutsuzluk, talihsizlik düzeyleri ve benlik algısının depresyon üzerindeki rolleri

Bu araştırma kadına yönelik şiddet haberlerine maruz kalmaya ilişkin medya takip alışkanlıklarının, şiddet tehdidi değerlendirmesinin, korku, çaresizlik, umutsuzluk, talihsizlik düzeyleri ve benlik algısının depresyon üzerindeki rollerini incelemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre kurgulanan araştırmanın örneklemini gönüllü katılım sağlayan 18-65 yaş aralığındaki 310 kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini elde etmek için Demografik Bilgi Formu, Medya Takip Alışkanlıkları Formu, Devam Eden Şiddet Tehdidi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Korku ve Kontrol Duygusu Ölçeği, Spielberger'in Durumluk- Sürekli Kaygı Envanteri, Umutsuzluk Çaresizlik ve Talihsizlik Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, kadına yönelik şiddet haberlerine maruz kalma oranının yüksek oluşunun kadınlarda depresyon, talihsizlik, korku, sürekli ve durumluk kaygı düzeyini arttırdığı tespit edilmiştir. Kadınlarda benlik saygısı düzeyinin yüksek olmasının kadına yönelik devam eden şiddeti değerlendirme düzeyini düşürdüğü korku, çaresizlik ve talihsizlik düzeyinin yüksek olmasının ise kadına yönelik devam eden şiddeti değerlendirme düzeyini arttırdığı ortaya konmuştur.

Benlik algısıDepresyonHaberler+6
Hava Saçin
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddet haberlerinde medyanın eril tutumu: Yeni Şafak, Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinin incelenmesi

Şiddet; fizyolojik, psikolojik olarak bireyin ruhsal veya fiziksel şekilde yaralanmasına sebep olan durumlardır. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığına dayalı ortaya çıkan ataerkil sistem, kadına şiddeti de beraberinde getirmektedir. Ataerkil sistemlerde cinsiyet ayrımcılığına dayalı nedenlerle kadına şiddet sürekliliğini sağlar. Toplumsal Cinsiyet (Gender) normları bağlamında, ayrımcılığa (sexual- gender) uğratılarak ötekileştirilen kadın üzerinden, kadın düşmanlığı (misogory) inşa edilir. Kadın cinayetleriyle ilgili yapılan haberlerde, medya çalışanlarının da ataerkil sistem yapısına yönelik bu haberleri kurguladıkları gözlemlenmektedir. Eril söylemlerle kurgulanan haberler, tiraj kaygısı nedeniyle de sansasyonel içeriklerle kamusal alana sunulmaktadır. Bu sorunsaldan yola çıkarak, çalışmada kadın cinayeti haberlerinin söylem biçimleri ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, medya tarafından oluşturulan kadın cinayetleri haberlerinde kullanılan eril söylemleri ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın önemi ise, kadın cinayetleri günümüzde güncelliğini korumaktadır bu nedenle literatürde buna yönelik çalışmaların da güncelliği önem arz etmektedir. Örneklem olarak, Cumhuriyet, Hürriyet ve Yeni Şafak gazeteleri seçilmiştir. Çalışma 2021 yılının Ağustos ve Eylül ayları internet sitesi haberleri şeklinde sınırlandırılmıştır. Çalışmanın yönteminde eleştirel söylem analizi (ESA) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde kadın cinayetleri haberlerinin eril kodlar barındırdığı toplumda var olan eril şiddeti pekiştirdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Eril Söylem, Şiddet, Haber

Cumhuriyet gazetesiErilEril bakış+7
Ayşegül Erkaya Arslan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda çocukluk çağı travmaları ve partner şiddetine yönelik tutum arasındaki ilişkide başa çıkma stillerinin aracı rolü

Amaç: Bu çalışmanın amacı erişkin kadınlarda çocukluk çağı travma düzeyleri ile partner şiddetine yönelik tutum arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide başa çıkma stillerinin aracı etkisini ele almaktır. Bunun yanı sıra söz konusu kavramları farklı sosyodemografik değişkenler açısından ele almak amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemi, yaş ortalaması 35,01±8,96 olan, yaşları 18 ile 64 arasında değişen 338 kadın katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Yakın İlişkilerde Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği–Gözden Geçirilmiş Formu (YİŞTÖ-GG), Stresli Durumlarla Başa Çıkma Envanteri Kısa Formu (SDBÇE-21) kullanılmıştır. Veri analizinde, frekans analizi, hiyerarşik regresyon analizi, bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi, regresyon analizi ve PROCESS aracı etki analizi uygulanmıştır. Bulgular: Çocukluk çağı travma düzeyleri, yakın ilişkilerde şiddete yönelik tutumu pozitif yönde yordamakta; stresle başa çıkma davranışlarından çözüme yönelik başa çıkma düzeyini ise negatif yönde etkilemektedir. Çocukluk çağı travma düzeyleri ile yakın ilişkilerde şiddete yönelik tutum arasındaki ilişkide, stresle başa çıkma davranışları kısmi bir aracı rol üstlenmiştir. Çocukluk çağı travma düzeyi arttıkça duygusal başa çıkma düzeyinde artış gözlenirken, bu durum yakın ilişkilerde şiddete yönelik olumlu tutum geliştirme riskini artırmaktadır. Buna karşılık, çözüme yönelik ve kaçınmacı başa çıkmanın aracılık etkisi gözlemlenmemiştir. Kaçınmacı başa çıkmanın, çocukluk çağı travmaları ve yakın ilişkilerde şiddete yönelik tutum arasındaki ilişkilerde dolaylı bir etkisi olduğuna dair herhangi bir bulgu elde edilmemiştir. Sonuç: Kadınlarda çocukluk çağı travmatik deneyimlerinin kişinin yetişkinlik hayatında da önemli bir etkisi olduğunu, romantik ilişkilerinde partner şiddetine yönelik tutumunu etkilediğini; başa çıkma stillerinin (özellikle duygusal başa), yakın ilişkilerde şiddete yönelik tutum üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve çocukluk çağı travmalarının etkilerini anlamada duygusal başa çıkma stratejilerinin kritik rolünü ortaya koymaktadır.

Kadına yönelik şiddetStresle başetmeYakın partner şiddeti+1
Merve Ağırbaşlı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci hemşirelerin kadına yönelik şiddeti tanımaya yönelik bilgi düzeyleri

Amaç: Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin kadına yönelik şiddeti tanımalarına yönelik bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel desende gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Çalışmanın evrenini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde öğrenim gören hemşirelik öğrencileri oluştururken örneklem toplam 408 kişiden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve "Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddetin Belirtilerini Tanımalarına Yönelik Ölçek (HEKYŞBTÖ)" kullanılmıştır. Veriler öğrenciler ile birebir görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler SPSS ortamında analiz edilmiş; sayı, ortalama, yüzde, korelasyon analizi, t test ve ANOVA kullanılmıştır. Çalışmanın yürütülebilmesi için etik izinler ve katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Bulgular: Örneklemin yaş ortalamasının 20,9'tür ve ağırlıklı olarak kadınlar oluşmaktadır. HEKYŞBTÖ fiziksel belirtiler alt boyutu ve duygusal belirtiler alt boyutu ölçek toplamı ile yüksek düzeyde ilişki göstermiştir. Fiziksel belirtiler alt boyutu ile duygusal belirtiler alt boyutu arasındaki korelasyon ise orta düzeyde bulunmuştur. Kadın öğrencilerin ve lisans eğitiminde kadına yönelik şiddet eğitiminin yer almasını isteyen öğrencilerin kadına yönelik şiddetin belirtilerini tanımlama düzeyleri daha düşük bulunmuştur. Buna ek olarak baba öğrenim durumu yükseköğretim olanların, lisans eğitiminde kadına yönelik şiddet eğitiminin olmasını isteyenlerin ve kadına yönelik şiddet eğitimi almayanların kadına yönelik duygusal şiddeti tanımlama düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar: Bu çalışmanın sonucunda hemşirelik öğrencilerin kadına yönelik şiddetin belirtilerini tanımlama düzeylerinin yeterli olmadığı, cinsiyet, kadına yönelik şiddet eğitimi alma, lisans eğitiminde kadına yönelik şiddet eğitimi olmasını isteme, baba eğitimi gibi değişkenlerin kadına yönelik şiddeti, şiddetin fiziksel ya da duygusal belirtilerini tanımlamada ilişkili faktörler olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, kadına yönelik şiddet, kadına şiddetin belirtileri

Bilgi düzeyiHemşirelerHemşirelik+5
Seçil Özelçi
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın üniversite öğrencilerinin şiddet mağduriyeti ile bağlanma stilleri, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ve başa çıkma tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu çalışmada kadın üniversite öğrencilerinin şiddet mağduriyeti ile bağlanma stilleri, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ve başa çıkma tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2019 yılında İstanbul Haliç Üniversitesinde öğrenim görmekte olan kadın Üniversite öğrencileri olmak üzere toplamda 417 kadın katılım sağlamıştır. Araştırmaya ''Gönüllülük esası çerçevesinde'' katılan kadınların 13' ü çalışmayı yarıda bırakmıştır. Toplamda 404 kadın çalışmamıza katkıda bulunmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Form haricinde bu çalış-mada katılımcılar üzerinde kullanılan ölçekler; Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YIYE-II), İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği COPE-R ölçekleri kullanılmıştır. Ölçek sahiplerinden ölçekle-rini kullanabilmemiz için önceden mail yoluyla izin alınmıştır. Yürütülen araştırmada çalışmaya katılan bireylerin ilişkilerle ilgili bilişsel çar-pıtmaların ve başa çıkma tutumlarının kaygılı bağlanmanın %38,1' lik kısmını yorda-yabildiği, kaçıngan bağlanmanın 14,1' lik kısmını yordayabildiğini ortaya koymakta-dır. Alt ölçekler arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır, bu sonucun literatür ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Demografik formdaki değişkenler ile alt ölçeklerin farklılaş-ma durumlarına bakıldığında; katılımcıların anne ve babalarının durumları, annelerinin çocuk yetiştirme tutumları, babalarının çocuk yetiştirme tutumları, mevcut durumda romantik ilişki halinde olup olmama durumları, hayatlarının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalma durumları ve yaşadıkları şiddetten dolayı psikiyatriye veya psi-koloğa başvurma davranışları arasında alt ölçeklerle karşılaştırıldığında anlamlı dere-cede farklılık olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriBaşa çıkma+7
Melis Esmen
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Partnerleri tarafından şiddete maruz kalan ve kalmayan kadınların aile içi şiddet öyküsü ve toplumsal cinsiyet algılarının karşılaştırılması

Araştırmamızda partnerleri tarafından şiddete maruz kalan ve kalmayan kadınların aile içi şiddet öyküleri ve toplumsal cinsiyet algılarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte elde edilen sonuçların demografik veriler ile ilişkisini saptamak amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında İstanbul ilinin Üsküdar ilçesinde yaşayan 18 yaş ve üzeri, 192 partnerleri tarafından şiddete maruz kalan kadın ve 192 şiddete maruz kalmayan toplam 384 kadına ''Sosyo-demografik Bilgi Formu'', "Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları Ölçeği", ''Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği'' uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS-22 istatistik programı kullanılmıştır. Partneri tarafından şiddete maruz kalan katılımcıların çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Partneri tarafından şiddete maruz kalmayan katılımcıların çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Partneri tarafından şiddete uğramayan katılımcıların çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Şiddet, Kadın, Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantısı

Aile içi şiddetKadına yönelik şiddetKadınlar+4
Göksu Ceren Dübüş
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The gender violence in Alice Walker's The Color Purple and Khalid Hussein's a Thousand Splendid sun

The concept of 'Violence' which is used against women is a practical word in talking about the fierce acts that are mainly acted by men against women. It is an ancient common reality dominant in all societies regardless of class, income, and culture; affecting both the physical and psychological integrity of a woman. The women in both Alice Walker's The Color Purple and Khalid Hussein's A Thousand Splendid Sun : The women that are assaulted and victimized by the men in their lives. Accordingly, the present study is divided into four chapters. It aims to analyse and compare Alice Walker's and Khalid Hussein's novels, specifically focusing on the influences of violence and abuse on female characters of both novels and the way they challenge gender-roles forced by the male-oriented and controlled society. The first chapter introduces both writers' lives by giving short biographies about them and then giving short summaries for both novels. The second Chapter defines gender violence, showing its causes and effects and also explaining Feminism theory. The third Chapter about the issue of women in the third world countries. The last chapter is about the female characters and how they endure the violence in both novels.

GenderHosseini, KhaledViolence against women+4
Halat Shamsaldeen Tahir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde ahiret inancının etkisi

Bu çalışmada toplumun kanayan yaralarından birisi olan ve insanların engellemekte çaresiz kaldığı kadına yönelik şiddetin önlenmesinde âhiret inancının etkisi incelenmiştir. Bu araştırma süresinde âhiret inancıyla ve kadına yönelik yapılan şiddetle alakalı yazılmış eserlerden, çalışmalardan, makalelerden ve elektronik kaynaklardan istifade edilmiştir. Çalışmamız, âhiret inancının kadına yönelik şiddeti önlemesi açısından yapılmış ilk müstakil çalışma olup; giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; ölümden sonra yaşanılacak olan âhiret hayatı safhalarıyla beraber Kur'ân-ı Kerîm ve hadisler ışığında anlatıldı. İkinci bölümde; genel anlamda şiddeti tanımladıktan sonra kadına yönelik yapılan şiddeti, çeşitleri, sebepleri ve sonuçları ifade edildi. Şiddet hakkında bilgilendirme yapıldıktan sonra İslam'a göre kadının yeri ve değerini ifade ederek, İslam'ın şiddeti yasakladığı âyet ve hadisler ışığında izah edildi. Üçüncü bölümde; kadına yönelik şiddetin önlenmesinde âhiret inancının insanların davranışlarına olan etkisi ifade edildi. Âhiretin dünyada iken iyilik üzere yaşayanlar için bir ödül olması, insanları iyi davranışlar sergilemeye teşvik etmektedir. Kötü bir hayat yaşayanlar için ceza yeri olması, kötü davranışlara karşı caydırıcı bir etkiye sahiptir. Sonuç bölümünde ise; âhiret inancının insanlara kazandırdığı duygular sayesinde iç kontrol mekanizması oluşturup, kadına yönelik şiddeti önlemede etkili olduğu değerlendirmesi yapıldı.

AhiretHadisKadına yönelik şiddet+5
Ömer Karabacak
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Gruplarla sosyal hizmet uygulaması ile şiddet gören kadınların güçlendirilmesi

Pek çok müracaatçı grubu ile gerçekleştirilen gruplarla sosyal hizmet uygulaması şiddet gören kadınların güçlendirilmesi açısından da önemli bir yere sahiptir. Ankara ilinde iki Kadın Sığınma Evi (KSE)'nde yapılan bu araştırmada da gruplarla sosyal hizmet uygulaması ile şiddet gören güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada niteliksel ve niceliksel araştırma tekniklerinin birlikle yer aldığı karma yönteme başvurulmuştur. Öncelikli olarak iki KSE' de kalan 32 kadın ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme (DG) yapılmıştır. DG'lerin tematik ve betimsel analizi sonrasında kadınların şiddet deneyimlerine ilişkin dokuz tematik alan belirlenmiştir. Bunlar şiddet yaşantısı, şiddete maruz kalma nedenleri, şiddet ortamında kalma nedenleri, şiddetle baş etme yolları, şiddetin etkileri, güçlü yanlar, KSE ile ilgili görüşler, KSE sonrası planlar ve şiddetle mücadele önerileridir. Daha sonra iki KSE' den birinde kalan 11 kadın ile içeriği ve süresi DG' lerden elde edilen bulgular ve kadınların çalışmak istedikleri konular baz alınarak 13 hafta süren eklektik grup çalışması (GÇ) yapılmıştır. GÇ' nin gelişimi ve etkinliğine dair bulgular süreçte yapılan gözlemler ve çalışma sonunda verilen Grup Çalışması Değerlendirme Formu (GÇDF) ile ortaya konulmuştur. Ayrıca GÇ'nin nicel açıdan etkinliğinin değerlendirilmesi için grup çalışması öncesi ve sonrası iki KSE' de kalan kadınlara Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) GÇ öncesi ve sonrası verilmiştir. Yapılan grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalarda toplam KOÖ ve YPDÖ ile alt ölçeklerde ön test ve son test puanları arasında anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Araştırmanın bütün aşamalarında elde edilen nitel, gözlemsel ve nicel bulgular ayrı ayrı ve birleştirilerek tartışılmış, daha sonra yapılacak araştırmalara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Aile içi şiddetGrup odaklı sosyal hizmetGüçlendirme+4
Muradiye Oral
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadına karşı şiddet uygulayan erkeklere yönelik sosyal hizmet uygulamalarının değerlendirilmesi: Bir model önerisi

Kadına yönelik şiddetle mücadelenin en kritik unsurlarından birisi kadına yönelik şiddet uygulayan erkekler ile profesyonel çalışmadır. Bu araştırma, böyle bir çabanın ürünü olarak 2014 yılında Ankara'da ortaya çıkmış olan Öfke Kontrolü Eğitimi'ni bir analiz birimi olarak seçip, Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarını eleştirel bir biçimde gözden geçirmektedir. Bu çerçevede araştırmanın amacı adı geçen eğitimi ve Türkiye'deki politikaları, eğitime katılan erkekler, eğitimi veren profesyoneller ve eğitimde tutulan vaka kayıtları üzerinden bütünlüklü olarak analiz etmektir. Araştırma nitel metodolojiye dayalıdır. Bu kapsamda eğitime katılan 30 erkek ve 8 profesyonel ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca eğitimde kayıt altına alınan 255 vaka dosyasının ikincil analizi yapılmıştır. Veri oluşturma süreci sonunda 4 tema ortaya çıkmıştır. Bunlar; "Olay"ın Anlattıkları: Kontrol mü Çatışma mı?, Kontrol ve Çatışma Dinamiklerinin Buluştuğu Yer, Erkek(lik)ler Alemi, Bir Sosyal Hizmet Müdahalesi: Öfke Kontrolü Eğitimi'dir. Bu çalışmada erkeklik ile şiddet arasında döngüsel nedensel bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Ayrıca erkeklerin Çatışma ve Kontrol Dinamikleri olmak üzere iki farklı yönelime sahip olduğunu ortaya konulmuştur. Bu araştırmaya göre kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddet bir süreçtir. Erkekler bu sürecin farklı aşamalarında yer almaktadır. Erkeklerin bu farklılıklarının Öfke Kontrolü Eğitimi'ni değerlendirme biçimlerini de etkilediği bulunmuştur. Ayrıca erkeklerin, mahkeme yaptırımı aracılığı ile eğitime katılmayı "dişil" bir pozisyona düşmek olarak nitelendirdikleri ortaya çıkmıştır. Bu araştırma her iki grubun da ikili karşıtlıklardan türeyen hegemonik erkeklikleri söylemsel olarak yeniden ürettiğini göstermiştir. Ayrıca bu araştırma erkekler ile çalışma pratiklerinin tarihsel gelişimini üç evreye ayırmıştır: doğuş, standartlaşma ve eleştiri ve gelişim. Türkiye'de erkekler ile çalışma pratiklerin doğuş ve standartlaşma evresinin karakteristiklerini yansıttığı ve şiddete dair çoklu nedenselliği ve hegemonik erkeklikleri hesaba katan eleştiri ve gelişim evresinin Türkiye açısından henüz söz konusu olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmada erkeklerin farklılıklarını (tipolojiler) ve ortaklıklarını (hegemonya) hesaba katan bir model önerisi geliştirilmiştir. Bu model Çatışma ve Kontrol Dinamikleri baskın olan erkeklerde ayrı ayrı kullanılacak iki modül içermektedir.

ErkeklerEğitimEğitim modelleri+4
Engin Fırat
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the role of family-of-origin risk factors in the prediction of current intimate partner violence: Testing a proposed model based on object relations theory

The study aimed to propose and test a developmental model that explains the familial basis of intimate partner violence through object relations theory. In the proposed theoretical model, it was expected that the variables of family unpredictability, negative parenting attitudes, and interparental violence would predict violence in the current romantic relationship through object relations. The sample consisted of 352 individuals aged between 18-25 and having a romantic relationship that had been going on for at least one year. Participants were recruited through the convenience sampling method. Data were collected online. To measure the variables in the proposed model, the participants completed a scale set consisting of Retrospective Family Unpredictability Scale (Retro-FUS), Short EMBU-Children Form (S-EMBU-C), The Revised Conflict Tactics Scale (CTS 2), and Bell Object Relations and Reality Testing Inventory (BORRTI). Analyzes were carried out using the SPSS AMOS program to test whether the proposed theoretical model confirmed by the collected data. The results revealed that each of the variables of family unpredictability, negative parenting attitudes, and interparental violence positively predicted the current partner violence through object relations. In other words, the proposed model was confirmed by the collected data. These findings present empirical support for the crucial role of childhood family environment in shaping individuals' object relations, which in turn shed light on one of the underlying mechanisms of intimate partner violence.

Domestic violenceSexual violenceRomantic relationship+4
Ceren Şavk
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik, hukuki ve siyasal gelişmelerin Türkiye'de kadın cinayetleri meselesine yansıması

Kadına yönelik şiddet ve cinayet konusu topyekûn mücadeleyi gerektiren toplumsal bir sorundur. Türkiye toplumunda da etkisini giderek artıran bu durum toplumsal bir mücadeleyi beraberinde gerektirmektedir. Şiddet ve cinayet eylemlerinin artması beraberinde hukuksal düzenlemelerinin devreye sokulmasını hızlandırmıştır. Hukuksal düzenlemelerin kadına yönelik şiddet ve cinayeti önleme konusunda yeterli olup olmadığı da tartışılan konuların başında gelmektedir. Bu çalışma son 10 yıl verilerine bakarak ekonomik, hukuksal ve siyasi gelişmeleri kadın cinayet sayılarındaki artış ile değerlendirip karşılaştırmıştır. Şiddet ve cinayet eylemlerinin altında yatan gerçeklere ulaşmak yerine, olguları karşılaştırmalı bir yöntemle değerlendirmeyi hedef almak çalışmanın özüdür. Cinayet rakamları son 10 yıl kapsamında kadın kuruluşları ve devlet kurumlarına yansıdığı ölçüde ele alınmış olup, ''kadın cinayeti'' kavramının ne anlama geldiği sorgulanmıştır. Öldürülen kadınların hangi ölçüde kadın cinayeti olarak değerlendirildiği ve bu bağlamda cinayet rakamlarının farklılıkları çalışmayı farklı kılan esas noktalardır. Yasal düzenlemelerin son 10 yıldaki süreci incelenmiş ve bu süreçte yürürlüğe konulan yasaların ön plana çıkanları (6284 sayılı kanun vb) değerlendirilmiştir. Bu yasaların kadın cinayetleri konusuna bakışı ve cinayet rakamlarına olumlu veya olumsuz yansıması ortaya konmuştur.

Aile içi şiddetEkonomik gelişmelerKadın cinayeti+7
İlyas Tüfekçi
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde eşleri tarafından ev içi şiddete maruz kalan kadınlarda gelişen travma sonrası stres bozukluğu ile sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir olgu - Kontrol çalışması

Kadına yönelik şiddet dünyada görülen evrensel bir sorundur. Pandemi doğrudan ve dolaylı olarak kadına yönelik ev içi şiddeti arttırmaktadır. Bu araştırmada ev içi şiddete uğrayan kadınlarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve bunun sosyal destek düzeyleri ile ilişkisi incelenmiştir. Çevrimiçi olarak yürütülen araştırmaya ev içi şiddete maruz kalmış 124 kadın ve şiddete maruz kalmamış114 kadın, toplam 234 kadın katılmıştır. Veri toplama araçları olarak, sosyodemografik bilgi formu, DSM-5 Birinci Düzey Kesitsel Belirti Ölçeği, DSM-5 Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi (PCL-5) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, olgu grubundaki katılımcıların %51,6'sının, kontrol grubundaki katılımcıların ise %36'sının Travma Sonrası Stres Bozukluğu tanı kriterlerini karşılamakta olduğu ortaya çıkmıştır. Sosyal destek düzeyleri açısından ise olgu grubunun kontrol grubuna göre dezavantajlı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, pandemi döneminde olgu grubunun kontrol grubuna göre daha sık travmatik stres belirtileri yaşadığı ve sosyal destekten yoksun olduğu bulgular neticesinde anlaşılmıştır.

Kadına yönelik şiddetPandemilerSosyal destek+5
Şevin Avşar
İstanbul Gelişim University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddete maruz kalan kadınlarda kendilik algısı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı, şiddete maruz kalan kadınlarda kendilik algısı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma grubu İstanbul ilinde Beyoğlu ilçesinde olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfına başvuran kadınlar dahil edilmiştir. İstanbul ilinde Beyoğlu ilçesinde olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfına başvuran 18-65 yaş arası bireyleri seçerken olasılıksız örnekleme yöntemlerinden biri olan uygun örnekleme kullanılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Problem Çözme Envanteri (PÇE), Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Kadına Yönelik Şiddeti Derecelendirme Ölçeği kullanılarak veri elde edilmiştir. Araştırmadaki değişkenlerin düzeyi betimsel istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Karşılaştırma testleri, bağımsız değişkenlere göre farklılaşma durumlarını incelemek için kullanılmıştır. Buna göre, normal dağılımı gösteren verilerde iki bağımsız grubun ortalamalarının birbirinden farklı olup olmadığını test etmek için t-test analizi kullanılmıştır. Araştırmada değişkenler arasında olan ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırıma sonucunda elde edilen bulgular şiddete maruz kalanlar kadınların problem çözme ve kendilik algısı puanları, şiddete maruz kalmayan kadınlara göre daha düşük bulunmuştur ve problem çözme ve kendilik algısı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.

Benlik algısıKadına yönelik şiddetKadınlar+4
Meryem Gülnar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal öğrenme teorisi ekseninde kadına yönelik şiddete ilişkin görüşler: Beyaz yakalı örneği

Bu araştırmanın temel problemi olan kadına şiddet tüm toplumların ortak problemi olan ve en çok tartışılan araştırma alanlarından biridir. Literatürde kadına şiddet olgusu doğrudan erkek suçluluğunu işaret etmektedir. Bu çalışmanın amacı bahsi edilen erkek şiddeti ve erkek suçluluğunu toplumsal cinsiyet kalıpyargıları ve sosyal öğrenme kuramı ışığında irdeleyerek kadına şiddetin toplumsal bir analizini yapmaktır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi sosyal öğrenme kuramı, toplumsal cinsiyet yargıları, feminist kuram ve erkeklik sosyolojisi kapsamındadır. Bu bağlamda literatür taraması yapılmış olup akabinde Beylikdüzü ilçesinde ikamet eden beyaz yaka işkolu mesleğine mensup, 20-30 yaş aralığındaki toplam 25 kişiye ulaşılmış, önceden belirlenmiş açık uçlu saha soruları yöneltilmiş, yarı yapılandırılmış mülakat formu uygulanarak derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların kadına şiddet, toplumsal cinsiyet ve sosyal öğrenme süreçleriyle ilgili görüşleri alınarak kadına şiddetin ve erkeği şiddete yönelten süreçlerin nedensel dinamikleri analiz edilmiş olup bu veriler çerçevesinde toplumsal cinsiyet yargılarının sosyal öğrenme süreçleri ile olan işbirliği sonucu şiddetin meşrulaşması, nesilden nesile aktarım süreçleri ve şiddetin toplumsal boyutu irdelenmiştir.

Beyaz yakalıKadına yönelik şiddetSosyal öğrenme+1
Yağmur Başak Deniz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanma ve kaldırılma sürecinin yazılı basında temsili

Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzalanmıştır. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi olarak anılmaktadır. Kadına yönelik şiddeti önleme hususunda atılan bu önemli adım, gazetelerin haberlerine de olumlu olarak yansımıştır. Ancak sözleşme imzalandıktan bir süre sonra tartışmalara konu olmuştur. Nitekim sözleşme 20 Mayıs 2021 tarihinde aile yapısını bozduğu ve eşcinselliği arttırdığı gerekçeleriyle kaldırılmıştır. Çalışma, İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması ve kaldırılmasının ana akım medya gazetelerinden muhafazakâr sağ ideolojiye sahip Sabah, Türkiye ve merkezden sağ ideolojiye kayan Hürriyet Gazetesi ile muhalif sol ideolojiye sahip Cumhuriyet, Sözcü ve Birgün gazetelerinde nasıl sunulduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemine seçilen gazeteler, Teun A. Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi yönteminden yararlanılarak çözümlenmiştir.

BasınEleştirel söylem çözümlemesiGazeteler+6
İpek Taşkın Çürükoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

The contribution of rapport between interviewer and respondent on interview quality from non-sampling error perspective: Evidence from 2014 research on domestic violence against women in Turkey

The dissertation aims to introduce two latent constructs in surveys which are rapport between interviewer and respondent, and interview quality. The third main objective is to investigate rapport impact on interview quality. Furthermore, secondary objectives are to determine levels of rapport and interview quality, to reveal differences among women whose interviews were completed with high rapport according to selected characteristics, and to investigate effect of interviewer characteristics on interview quality. From quantitative perspective, sophisticated measurement models are utilized to achieve thesis objectives. Data set of Research on Domestic Violence against Women in Turkey, which is a household survey conducted in 2014, is used for statistical analyses within the dissertation. The nationwide, cross-sectional, face-to-face survey was carried out by Hacettepe University Institute of Population Studies (HUIPS) in collaboration with Turkish Republic Ministry of Family and Social Policies, the General Directorate on the Status of Women (GDSW). The Field Staff data set was constructed separately and merged with women data set. In the first stage of the thesis, rapport and interview quality operationalization were given with several models. Afterwards, all phases to reach final measurement models for latent constructs were discussed and, finally, rapport impact on interview quality was investigated on the basis of structural equation model. In the second stage of the results section, differences among women interviews in terms of high rapport according to selected characteristics were revealed based on significance levels. Lastly, interviewer characteristics' impact on interview quality was investigated under the control of covariates, and influential interviewer characteristics on the likelihood of high interview quality were given. Operationalization of rapport and interview quality are found useful to make interpretations on survey related constructs which we cannot measure directly. Findings showed that timing and frequency of visits, socio-demographic and socio-economic similarity between interviewer and respondent, and dynamic interview factors contribute to measurement of rapport. Interviewer workload, respondent burden and response quality are detrimental factors on interview quality in a negative way. Not only factors behind rapport and interview quality, but also the impact of rapport on interview quality showed importance of interviewer recruitment, workload allocation, interviewer training, field management, and motivation.

Domestic violenceField researchInterview quality+5
Melike Saraç
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The use of sexual and gender based violence as a war strategy in Bosnian war

Certain radical changes in the international system have paved the way for a transition from traditional perspectives defining the concept of security as state's security to alternative perspectives putting emphasis on human security. One of these alternative perspectives is feminist theory. Feminist theory, as a perspective that advocates equality between men and women in all aspects of life, addresses the issues of human security but specifically women's security by including the concepts of women and gender to the field of security, which is assumed as male-dominated. The discriminations and assaults that women confront with in their daily lives due to their gender become even more serious during the wartime. One of the major threats to women's security in wartime is sexual and gender based violence. Especially in civil wars erupted by ethnic, national or religious reasons, civilians and predominantly women have become the target of the enemy. In these civil wars, rape serves as a war weapon to gain superiority to the opposing group. Bosnian war is the most significant example in terms of the use of rape as a war tool and strategic tactic. This war is also a turning point for prevention of the use of rape as a strategic tool in wartime by international law bodies. For this reason, this study examines how the rape is turned into a war weapon by using female body as a battleground in the ethnic cleansing project that Serbs attempted to defeat Bosnian Muslims, send them from their lands and destroy the ethnic purity of future generations. Therefore, the aim of this thesis is to show sexual and gender based violence was used as a strategic tool in Bosnian war. The continuation of sexual violence and rape in the conflicts after the Bosnian war reveals the necessity to revise this issue.

BosniaBosnia WarGender roles+4
Vesile Nur Daştan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddet konusundaki görüşlerin ve şiddet türlerine ilişkin farkındalığın sosyolojik analizi: Niğde ili örneği

Şiddet ciddi bir problemdir ve kadına yönelik şiddet tüm dünyada gözlemlenen evrensel bir sorundur. Şiddet insanları sindirmek, korkutmak amaçlı yapılan her türlü olumsuz davranıştır. Şiddet; zamana ve topluma göre değişen, hak ve özgürlükleri engelleyen bir olgudur. Şiddetin temelindeki saldırganlık dürtüsü toplumsallaşma süreci içinde öğrenilebilmektedir. Kadına yönelik şiddet ise, erkeğin iktidarının bir göstergesi olarak kadının aleyhine bir hiyerarşi sağlamak için çocukluktan itibaren kültür, medya, kalıp yargılar gibi faktörler sonucu ortaya çıkan bir mekanizma olarak adlandırılabilir. Bu çalışma kadına yönelik şiddeti ele alarak, bu probleme yönelik toplumda farklı niteliklere sahip bireylerin düşüncelerini öğrenmeyi amaç edinmiştir. Bu amaç doğrultusunda örneklem grubu; yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey gibi unsurlar yönünden çeşitlilik gösteren kişilerden oluşturulmuştur. Çalışmada ayrıca, toplumu oluşturan bireylerin, kadına yönelik şiddete ilişkin bakış açılarını anlayabilmek ve farkındalıklarını görebilmek hedeflenmektedir. Aynı zamanda çalışmada şiddetin, türlerine bağlı olarak nasıl anlamlandırıldığı, onun normalleştirilip normalleştirilmediği, hangi faktörlerin şiddete ilişkin bakış açılarını şekillendirdiğini görmek de amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada şiddetin normalleştirilmesinde etkili olan kaynaklar da irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın problemine, araştırmanın amacına, araştırmanın önemine, konuyla ilgili çeşitli tanımlara ve araştırmanın sınırlılıklarına değinilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümde ise kavramsal ve kuramsal çerçeveye değinilmiştir. Bu kısımda şiddet kavramının tanımı yapılmış, şiddetin nedenleri sekiz alt başlıkta incelenmiş ardından şiddet döngüsü kavramına değinilmiştir. Sonra konu daraltılarak kadına yönelik şiddetin tanımı yapılmış, kadına yönelik şiddet türlerine değinilmiş, kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet etkileşimine odaklanılmış, medyanın şiddeti nasıl yansıttığı ve beslediğine değinilmiş ve kadına yönelik şiddetin ortaya çıkardığı sonuçlardan bahsedilmiş ve konu ile ilgili sekiz kuram da bu bölümde verilmiştir. Üçüncü bölüme gelindiğinde ise araştırmanın yöntemi; araştırma modeli, evren ve örneklem, veri toplama araçları, görüşme formu, araştırmanın güvenilirlik ve geçerliliği, verilerin çözümlenmesi ve yorumlanması anlatılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde bulgular ve tartışma kısmı yer almıştır. Çalışmanın son bölümünde ise konu genel bir şekilde ele alınmış ve bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Şiddet, kadına yönelik şiddet, şiddet türleri, şiddeti algılama, şiddetin normalleştirilmesi

Kadına yönelik şiddetKadınlarNiğde+1
Bahar Soyluğan
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects