Yahudiler

Bu konu başlığı altında 109 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da Yahudi imajı

İslam ve Yahudilik, birbirleri ile olumlu olumsuz yakın tarihsel, sosyolojik ve kültürel ilişkileri olan iki etkin dindir. Sayısal anlamda dünya genelinde Müslüman nüfusa oranla Yahudi sayısı orantılanamayacak kadar az olsa da, tarihsel köken ve özgül ağırlıklarıyla iki büyük dünya dini olarak karşımıza çıkan İslam ve Yahudilik aynı coğrafyada ortaya çıkmıştırlar. Tipolojik olarak da birtakım benzerlikler taşımaktadır. Ancak zaman zaman birbirlerine pejoratif bir yaklaşım sergilemeleri ile tüm dikkatleri üzerlerine çekmektedir. İslam'ın ortaya koyduğu Yahudi portresinin sınırlarını belirlemek için çalışmada Kur'an'ın Yahudileri ele alış şekli detaylıca ortaya konmaya çalışılmıştır. Kur'an'ın bu yaklaşımının olumsuz; hatta çok sert olduğu görülmektedir. Hakikati gizlemeleri, Müslümanlarla alay etmeleri, Allah'a oğul isnat etmeleri, ahde vefa göstermemeleri, nankör oluşları, fırsatçılıkları yalancılıkları ve benzeri vasıflarıyla Yahudiler Kur'an tarafından sert bir şekilde eleştirilmektedir. Bu çalışma, giriş ve sonuç bölümleri ile iki ana bölümden oluşmaktadır. Tez konusuna bir hazırlık mahiyetinde Yahudilerin tarihsel sürecine kısaca değinilen giriş kısmında bu tezin konusu, amacı, önemi ve kullanılan yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Yahudilerin tarihsel süreçte ilk olarak Arap yarımadasına gelişleri ve buraya yerleşmeleri, Hz. Peygamber'in ortaya çıkmasıyla ona karşı olan tavırları, savaş ve barış dönemlerinde Mekke ve Medine dönemleri Yahudi-Müslüman ilişkileri ele alınmıştır. Burada ayrıca Yahudilerin bir peygamber olarak ortaya çıkan Hz. Peygamber'e ve bu dinin temel kutsal kitabı Kur'an'a karşı yaklaşımlarına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Mekkî ve Medenî ayetlerde Yahudilerin ele alınış şekli ve buralarda karşımıza çıkan hitap farklılıklarına yer verilerek ortaya konan temel Yahudi karakteristikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Tezin sonuç kısmında ise araştırma konusuna ilişkin ulaşılan bulgu ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Çalışma, kaynakça ile son bulmaktadır. Anahtar Kavramlar: Kur'an'da Yahudi, Yahudilik İmajı, Yahudi Karakteri

Karakteristik özelliklerKur'an-ı KerimYahudiler+3
Saliha Salman
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Muhammed dönemi Medine Yahudileri ile ilişkiler (Rudolf Leszynsky'nin "Die Juden in Arabien zur Zeit Mohammeds" adlı eseri bağlamında)

Bu çalışmada; 1910 yılında Berlin'de neşredilen Rudolf Leszynsky'nin "Die Juden in Arabien zur Zeit Mohammeds (Muhammed Döneminde Arabistan'daki Yahudiler)" isimli eseri ele alınmıştır. Leszynsky kitabında, Hz. Peygamber döneminde Medine ve çevresinde ikâmet eden Yahudileri, onların sosyal-siyasî hayatlarını ve Müslümanlarla olan etkileşimlerini ele almıştır. Dolayısıyla bu dönem incelenerek Leszynsky'nin temas ettiği konular araştırılmıştır. Onun öncesinde ise Oryantalizm ve Alman oryantalizmine dair açıklamalarda bulunulmuştur. Konuları daha iyi anlamak adına Oryantalizme katkı sağlayan Leszynsky'nin çağdaşı bazı oryantalistlere de değinilerek eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. İşlediği konu itibariyle önemli bir döneme ilişkin eser veren Rudolf Leszynsky'nin hayatı hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Leszynsky, Abraham Geiger'in büyük yankı uyandıran "Was hat Mohammed Aus Dem Judenthume aufgenommen? (Muhammed Yahudilikten Ne Aldı?)" adlı eserine atıfta bulunarak, Hz. Peyagmber'in birçok öğretiyi Yahudilerden aldığını iddia etmiştir. İslâm tarihi kaynaklarında yer verilen konulara da değinen Leszynsky, bunları kendi bakış açısıyla değerlendirmiş ve çoğunlukla taraflı ifadelerle yorumlamıştır. Çalışmada İslâm tarihi ve oryantalist kaynaklar karşılaştırarak konulara açıklık getirilmeye, Medine Yahudilerine geçmeden önce Yahudiliğin başlangıcından itibaren Medine dönemine kadar geçen evreleri, yaşadıkları sürgünleri ve Tanrı ile yaptıkları ahitleri anlatılarak konu izah edilmeye, onların inanç esaslarına da değinilerek İslâmiyet ile benzerlik ve farklılıkları Leszynsky üzerinden kısmen ortaya konmaya çalışılmıştır. Yahudilerle ilişkilerin başlangıcı olan Hz. Peygamber'in Medine'ye hicretinden sonra, Müslümanlarla birlikte Medine'de bulunan gayri müslim kabileler arasında imzalanan antlaşmanın, Yahudilerle ilgili olan maddelerine ve sonucuna da kısaca değinerek Rudolf Leszynsky bağlamında, oryantalistlerin ve İslâm tarihçilerinin görüşlerini kaynakları ile karşılaştırarak tarafsız bir şekilde değerlendirme yapmaya özen gösterilmiştir.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiLeszynsky, Rudolf+4
Işıl Kaynak
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

IV. Lateran Konsilinde Yahudilere yönelik alınan kararlar

Dinler tarihinde farklı din mensuplarına muamele biçimi kültür ve medeniyet tarihi tartışmalarının önemli bir konusu olmuştur. Bu bağlamda örneğin Yahudi-Hristiyan ilişkileri tarihinde, Yahudilerin Hristiyanlar tarafından nasıl ötekileştirildiklerinin Hristiyan teolojik ve politik tarihinde pek çok örneği vardır. Kilise babalarının eserlerindeki Yahudi imajından konsillerde Yahudilerle ilgili alınan kararlara kadar pek çok örnekte Yahudilerin Hristiyanlar tarafından nasıl baskı, zulüm, işkence ve katliamlara maruz kaldıkları meselesi Yahudi-Hristiyan tarihinin önemli konularından birisi olmuştur. Bu bağlamda bu tezde söz konusu konsillerden özellikle IV. Lateran Konsil'inde Yahudiler hakkında alınan kararların Avrupa tarihinin daha sonraki safhalarında hatta modern çağdaki gelişmelere kadar uzanan bir etkisi olduğu fikriyle hareket edilmiştir. Orta çağdan günümüze uzanan tarihsel süreçte Hristiyan-Yahudi ilişkilerini anlamada önemli bir yeri olan ve kilise reformasyonu, heretikler, dini azınlıklar meselesi açısından kilise tarihinde önemli bir yere sahip olan bu konsil, Yahudilerin Avrupa'daki varlığını etkileyen sonuçlar doğurmuştur. "IV. Lateran Konsil'inde Yahudilere Yönelik Alınan Kararlar ve Yansımaları" adlı bu çalışmada, 1215 yılında gerçekleştirilen IV. Lateran Konsili'nin Yahudilere yönelik dört kararı ile bu kararların sonuçları ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde 13. yüzyılda Avrupa'nın dini durumu; Papalık, haçlı seferleri ve Avrupa'nın kültürel ve siyasi şartları göz önünde bulundurularak değerlendirilmiş, bahsi geçen olayların konsil sürecine katkısı genel bir perspektifle sunulmuştur. İkinci bölümde konsil öncesi yaşanan gelişmeler ile konsilin toplanma nedenleri ve Yahudilere yönelik hangi kararların alındığı incelenmiştir. Son bölümde ise alınan kararların Papalık mektupları çerçevesinde dini, toplumsal ve sosyal yansımaları değerlendirilmiştir. Yahudilere yönelik resmi bir tavır olan konsil kararlarının Yahudi-Hristiyan ilişkilerinin boyutlarını anlamak açısından önemi incelenmiştir. Kilisenin "öteki" olarak Yahudilere yönelik tutumunun konsil sonrası süreci ne ölçüde etkilediği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: IV. Lateran Konsili, Orta Çağ, Yahudiler, Hristiyanlık, III. Innocent, Antisemitizm, Haçlı Seferleri

Dinler tarihiKonsilLateran Konsili IV+2
Bahar Dündar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İngiltere, ABD ve Siyonizm üçgeni: El Nakba'ya giden yol

Tanrı tarafından Filistin topraklarının kendilerine vaat edildiğine inanan Yahudiler, tarihsel süreçte dünyanın dört bir tarafına dağılmasına rağmen Siyon dedikleri kutsal Filistin topraklarına dönmekten asla vazgeçmemişlerdir. 19. yy'da Avrupa başta olmak üzere dünyada artan Anti-Semitizm hareketi Yahudilerin Filistin'e dönmek için örgütlü bir çerçevede hareket etmesinin önünü açtı. Theodor Herzl öncülüğünde kurulan Dünya Siyonist Teşkilatı, Osmanlı Devleti'nden beklediği desteği alamayınca Filistin'de Yahudi devletini kurma gayesini güçlü, emperyalist bir devletin himayesine girerek sağlamaya çalıştığı görülmektedir. Nitekim Hindistan sömürge yollarının güvenliğini sağlamaya çalışan İngiltere ile Filistin'de emperyalist çıkarlara hizmet edeceğini beyan eden Siyonistler arasında iş birliği sağlandı. Balfour Bildirisi ile nüfusunun yüzde doksanı Müslüman olan Filistin'de İngilizler tarafından Yahudilere yurt vaat edildi. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Filistin'de başlayan İngiliz manda yönetimi döneminde Yahudilerin devlet kurması için gerekli olan siyasi, ekonomik, askeri ve sosyal örgütlenmelerin de önü açıldı. Arapların bu duruma tepki göstermesi ile günümüze kadar sürecek Arap-Yahudi çatışmaları böylelikle başlamış oldu. İkinci Dünya Savaşı ile beraber Siyonizm ile İngiltere arasında çıkar çatışmalarının ortaya çıkması Siyonistleri ABD'ye yöneltmiştir. Amerikan Yahudi lobilerinin baskısı sayesinde Amerikan Kongre'si ve yönetiminin desteği alınmış ve Birleşmiş Milletlere taşınan Filistin sorununda Yahudilerin lehine sonuç alınması sağlanmıştır. Neticede 1948 yılında önce İngilizlerin daha sonra ABD'nin desteği ile İslam coğrafyasının içinde ve Müslümanların kutsal kabul ettiği Filistin topraklarında Siyonistler tarafından İsrail Devleti resmen kuruldu. Filistinli Müslümanlar, 1948 yılını İsrail Devleti'nin kurulmasından ve devamında yaşanan Arap-İsrail Savaşı'nın doğurduğu sonuçlardan ötürü El Nakba (Felaket) diyerek anar.

Amerika Birleşik DevletleriArap-İsrail savaşlarıArap-İsrail çatışması+4
Şehmus Tergek
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa'da Endülüs Yahudileri ve İslâm biliminin Avrupa'ya aktarılmasına katkıları (XI.-XV. yüzyıllar)

Avrupa'da Endülüs Yahudileri ve İslâm Biliminin Avrupa'ya Aktarılmasına Katkıları (XI.-XV. Yüzyıllar) Yahudi halkı dünyanın en eski topluluklarından birisi iken Yahudilik de günümüzdeki üç semavi dinden en eski olanıdır. Yahudi toplumu geniş bir coğrafyaya yayılarak farklı halklar ve kültürler içerisinde yaşamışlardır ve kendi içerisinde kapalı bir toplum hâlini almışlardır. Bu farklı kültürler, onlarda çeşitli etkiler yapmıştır. Özellikle birbirleri ile iletişimini sağlayan seyahatleri ve göçleri onların bu etkileşiminde önemli diğer bir faktördür. Yahudilerin yaşadıkları coğrafyalardan birisi olan İber Yarımadası'ndaki Endülüs toplumu ve kültürünün Yahudi halkı üzerinde oluşturduğu etki ve XI.-XV. yüzyıllar arasında gerek seyahat gerekse göç yoluyla bu etkinin Yahudiler tarafından Hıristiyan Avrupa'ya taşınması, orada yaşayan Hıristiyanlar ve Yahudi halkı üzerindeki etki, tezimizin konusunu oluşturmaktadır. Endülüs Yahudileri hakkında çeşitli araştırmalar bulunmaktadır. Ülkemizde Endülüs Yahudilerinin Avrupa'daki faaliyetleri ve özellikle de Endülüs medeniyetinin Avrupa'daki Yahudi halkına taşınması konusunda müstakil bir tez çalışmasına rastlanılmamıştır. Bu sebeple araştırmamızın konusu olarak seçilmiştir. Endülüs Yahudileri Endülüs'ten ayrılarak İtalya ve Güney Fransa gibi ülkelere seyahat amacıyla gitmiş veya göç ederek bu ülkelere yerleşmişlerdir. Böylece Endülüs'te edindikleri birikimleri bu topraklarda yaşayan insanlara özellikle de buralardaki Yahudi halka aktarmak için büyük çaba sarf etmişlerdir. Bu çabalar bilhassa tercüme faaliyetleri olarak karımıza çıkmaktadır. Kendi telif kitaplarını da yazan bu tercümanlar, Müslüman ilim insanlarının ve Endülüs'te yetişmiş Yahudi bilginlerinin, fikirlerinin yaşadıkları coğrafyalara ulaştırılmasında önemli rol oynamışlardır. Anahtar Kelimeler: Endülüs, Güney Fransa, İbn Tibbon, Josef Kimhi, İbn Ezra.

AvrupaEndülüsFransa+4
Duygu Kaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Kuran'ın Ehlû-i Kitab'ın hukuklarına bakışı

Cenab-ı Hak, Kur'an'ı vahyetti ve onu hayat ve münasebetleri düzenlemek için bir anayasa yaptı, böylece Kur'an, İslam dinini Müslümanlar için bir yaşam tarzı, onların yönetimi için bir anayasa ve hayatın her alanında bir yasama kaynağı, yerel ve uluslararası bireysel ve toplumsal ilişkilerinin düzenlenmesi yaptı. İslam dini, İslam dinini benimsemeyen toplumları yok etmeye mahkûm etmemiş, Kur'an-ı Kerim, Kitap Ehli'ne işlerinde ve yasamada özel bir konum ayırmıştır. İslam ülkelerinde kalıcı olarak ikamet eden Kitap Ehli'ni Kur'an-ı Kerim gözetti, onlara daha önce hiçbir mevzuatın sağlamadığı hakları garanti etti ve İslam ülkelerinde dini, sosyal ve siyasi haklarından yararlanarak yaşadılar. Aynı şekilde Kur'an, ülkede geçici olarak ikamet eden Kitap Ehli'nin haklarını, sürekli ikamet edenlere göre daha az hakla gözetmiştir. Kuran, Müslümanları kendilerine bu hakları garanti altına almakla yükümlü tutmuştur. Kur'an, Kitap Ehli'ni hükümlerle, yasalarla ve amellerle ayırmış, onlara takvâyı emretmiş, onlarla sadece daha iyi olanın haricinde tartışmayı yasaklamış ve onlarla yemek yemeyi ve onlarla evlenmeyi helâl kılmıştır. Bütün bu hükümler, gayrimüslim ülkelerde dahi olsalar ve Darü'l-İslam'da ikamet eden Kitap Ehli, bazı görevleri farz kılmış ve bu kanunların esasını adalet ve hoşgörü yapmıştır. Anahtar Kelimeler: Bakım, Hukuk, Ehli Kitap, Yahudiler, Hiristyanlar, Ehli Zimmet.

Shaymaa Younus Mahw Mohammed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Kur'an'ı Kerim'e göre Üzeyir kıssası

Üzeyr kıssası Kur'an'da zikredilmiş bir kıssadır. Bazı müfessirler tefsirlerinde Üzeyr'in başından geçen birbiriyle alakalı ya da alakasız olayların ele almış olmalarına rağmen konu tam olarak vuzuha kavuşturmuş değildir. Bu sebeple ilgi kıssayı bütün boyutlarıyla, Üzeyrin açık veya örtük şekilde bahsedildiği ayetlerin Tefsir, Hadis,İslâm Tarihi kaynaklarında yer verilen bilgilerin çerçevesinde ele alınması gerekliydi. Bu çalışmanın amacına ulaşması adına konu; Ezra ve kitapları, Tevrat, Yahudi tarihi ve diğer dini kitaplar ışığında incelenmiştir. Ayrıca olaylardan yola çıkılarak varılan neticeler tahlil edilmiş ve birbirini takip eden üç bölümde karşılaştırılmalar yapılmıştır. Üzeyr kıssası tek bir kişinin anlatıldığı yada bir topluluktan bahsedilen bir kıssa şeklinde sıradan bir konu olarak görülmemelidir. Zira bu kıssa başlarına gelen musibetler ile yaptıklarının sonuçlarını beğenmeyip bunu Allah'a yalan isnad eden müfteri bir toplumun anlatıldığı bir kıssadır. Diğer bir husus ise Yahudi kaynaklarında geçen Rahip Ezra ile Kur'an'dan bahsedilen Üzyer arasında bir ilişki yoktur. Öte yandan Üzeyr'in Peygamber olduğuna dair hiçbir metin ya da başka bir delil de yoktur. Anahtar Kelimeler: Üzeyr, Kur'an, Kıssa, Yahudiler, Tevrat

Adnan Ismael Mohammed Yunes Qadosh Ask
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tefsirde İsrâiliyyât'ın kaynak ve bilgi değeri

Bu çalışma Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi farklı din ve kültürlerden İslamî literatüre, özellikle de tefsir edebiyatına giren rivayetlere atıfla kullanılan İsrâiliyyât kavramı, bu kavramın anlam alanı, kaynak ve bilgi değeri gibi konuların incelenmesine dairdir. Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş ya da birinci bölümünde konu, kapsam, yöntem ve temel başvuru kaynaklarıyla ilgili genel bilgiler sunulmuştur. İkinci bölüm İsrâiliyyât kelimesinin kökeni, anlam içeriği ve terimleşme/kavramlaşma sürecine tahsis edilmiş, bununla birlikte erken ve modern dönemlerde İsrâiliyyât algısı üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde İsrâilî rivayetlerin nakli konusundaki hadisler ve bu hadislere dayalı farklı görüşler ele alınmış, bu arada söz konusu görüşlerden hangisinin daha isabetli olduğu tartışılmıştır. Dördüncü bölümde, İsrâiliyyât'ın muhtemel kaynakları, ilk Müslüman nesillerin özellikle Yahudi ve Hıristiyan kültürleriyle irtibatları ele alınmış, bu bağlamda Kur'an'ın nazil olduğu dönemin Arap Yarımadası'ndaki Yahudi ve Hıristiyan varlığı hakkında bilgi, görüş ve değerlendirmeler sunulmuştur. Beşinci bölümde İsrâiliyyât'ın kaynak ve bilgi değeri meselesi ele alınmış, sonuç kısmında ise tespitler ve neticeler aktarılmıştır. Anahtar Sözcükler: İsrâiliyyât, tefsir, bilgi, kaynak, değer

Bilgi kaynaklarıEhl-i KitabHadis+6
Ertuğrul Döner
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sicill-i Ahvâl defterlerine göre Osmanlı bürokrasisinde İstanbul doğumlu Yahudi ve Rum devlet adamları

Devletlerin otoritelerini memleketin en uzak noktalarına kadar ulaştırmalarında kurmuş oldukları bürokratik yapılar çok önemlidir. Osmanlı Devleti de geniş bir alanda hâkimiyetini sürdürebilmek için sağlam bir bürokratik yapı oluşturmuştur. Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra bu yapıda önemli değişiklikler olmuştur. Bu yeniliklerden biri de gayrimüslimlerin devlet memurluklarında istihdam edilmeleridir. Gayrimüslimlerin istihdamında ortaya çıkan sorunları çözmek ve başkaca maslahatlar için II. Abdülhamit tarafından Sicill-i Ahvâl Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon devlet hizmetinde bulunanların kayıtlarını tutmuş ve muhafaza eylemiştir.Çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti'nin başşehri olan İstanbul da aynı karaktere sahipti. İstanbul'da yaşayan Musevi ve Rumlar, devlet hizmetinde önemli işlevler görmüşlerdir.Bu çalışmamızda 34 Musevi ve 45 Rum memurun kayıtları incelenmiştir. Bu inceleme neticesinde memurların çalıştıkları yerler, meslekleri, aldıkları ödül ve cezalar gibi önemli bilgilere ulaşılarak aktarılmıştır.

BürokrasiOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+3
Ahmet Sürmen
Yozgat Bozok University
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahudi ve İslam kaynaklarına göre İlyâs Peygamber

Bu çalışma, Kitâb-ı Mukaddes'te zikredilen büyük peygamberlerden biri olan İlyâs'ın Yahudi ve İslam literatüründe nasıl ele alındığını içermektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı, önemi, yöntem ve kaynakları ele alınmıştır. İkinci bölümde Yahudi kaynaklarına göre İlyâs peygamberin adı, şeceresi, fiziksel görünümü, tarihsel dönemi, Musa ve Hızır ile ilişkisi, Ba'l inancı ve mucizeleri gibi konulara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise İslami kaynaklara göre İlyâs peygamberin adı, şeceresi, şemaili, tarihsel dönemi, Hz. Peygamber ve Hızır ile ilişkisi gibi konulara değinilmiştir. Sonuç kısmında ise İsa ve Musa'ya nisbet edilen bazı nitelik ve mucizelerin İlyâs peygambere de nisbet edildiğine ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan kıyaslamalar ile İlyâs'ın Elyesa ve Hızır şahsiyetleri ile aynı olup olmadığı tartışmaları açıklığa kavuşturulmuştur.

Bilgi kaynaklarıHz. HızırHz. İlyas+4
Sacide Ünsal Ölmez
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hellenistik ve Roma çağlarında Yahudi isyanları

Bu çalışmanın amacı, Yahudilerin, Hellenistik Krallıklar ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde çıkardıkları isyanları inceleyip bu isyanların nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koymaktır. Yahudi tarihinde Hellenistik ve Roma dönemleri, büyük dinî ve politik değişimlerin yaşandığı, direniş ve isyanların sıkça görüldüğü zamanlardır. MÖ II. yüzyılda Seleukos Krallığı'nın Hellenistik kültürü yayma politikası, Yahudi dinî ve kültürel kimliğine büyük bir tehdit oluşturmuştu. Yahudiler, monoteist bir dine sahip oldukları için Hellenistik kültürün getirdiği politeist inançlar, onlar açısından kabul edilemez bir durum oluşturmuştur. Artık bağımsızlık için harekete geçen Makkabiler, MÖ 167 yılında Seleukoslara karşı çıkardıkları isyan sonucunda zafer elde etmişler ve MÖ 164 yılında da Iudeia'yı ele geçirmişlerdi. Böylece Makkabiler, MÖ 143 yılında Haşmonayim Devleti'ni kurmuşlar ve yaklaşık yüz yıl boyunca bağımsız bir devlet olarak varlıklarını sürdürmüşlerdi. MÖ 67 yılında Iudeia'da yaşanan iç karışıklıklar, Roma ile olan münasebetler ve MÖ 63 yılında Roma'nın Iudeia'ya hâkim olması iki taraf arasında gerilimin çıkmasına neden olmuşu. Roma yönetimi, Yahudi dinî ve kültürel uygulamaları üzerinde kontrol kurmaya çalışmıştı. Roma'nın ağır vergi politikaları ve ekonomik baskıları Yahudi halkı arasında büyük bir hoşnutsuzluğa neden olmuştu. Yahudiler, Roma'nın putperest inançlarını ve politikalarını kendi dinlerine ve kimliklerine tehdit olarak görüyorlardı. Bu durum, Yahudilerin Roma'ya karşı direnişe geçmelerine neden olmuştu. MS 66-73 yılları arasında Yahudilerin, Roma'ya karşı başlattıkları ilk isyan, Roma'nın büyük bir askerî seferiyle bastırılmış, Iudeia ve Mabed ele geçirilerek yerle bir edilmişti. Bu isyan Roma İmparatorluğu'na karşı Yahudilerin çıkardığı en büyük ve en şiddetli isyandı. İlk isyanın bastırılmasından sonra kaçmayı başaran Yahudiler Iudeia'nın dışında Akdeniz'in çeşitli bölgelerine dağılarak MS 115-117 yılları arasında Kyrene, Kıbrıs, Mezopotamya ve İskenderiye'de Roma'ya karşı ikinci ayaklanmayı başlatmışlardı. Ancak kısa süren bu isyan Romalılar tarafından bastırılmıştı. Bar Kokhba İsyanı, Yahudilerin MS 132-135 yılları arasında Roma'ya karşı çıkardıkları son büyük direniş hareketiydi. Bu isyan da Roma tarafından katı bir şekilde bastırılmış olup Roma–Yahudi ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası olmuştu. Bu isyanın bastırılması Yahudilerin yıllarca sürecek olan sürgünün başlangıcı olmuştu.

Helenistik DönemHelenistik YahudilikRoma Dönemi+2
Fatma Tezcan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Yahudilerinin kimlik algılamaları

Kimlik bir kişinin kendini tanımlama şeklidir. Kelime kökenine baktığımız zaman 'kim' soru kökünden geldiğini görürüz. Kimliğimiz kim olduğumuzla ilgilidir. Bize dair her şeyi içine alır. Dilimiz, dinimiz, nereli olduğumuz, cinsiyetimiz kimliğimizi oluşturan ana unsurlardır. Yahudilerin kimliğinde ise ağır basan unsur, cemaat yaşamları sebebiyle dini kimliktir. Çünkü cemaatleri aynı dine sahip olma durumu etrafında birleşmiştir. Yahudiler Osmanlı Devleti'nden de önce Anadolu topraklarında yerleşik hayat yaşamışlardır. Osmanlı Devleti'nde ise diğer yaşadıkları bölgelere nazaran rahat bir yaşam sürmüşlerdir. Zorunlu göçlerinde yönlerini Osmanlı topraklarına çevirmişlerdir. İzmir kenti ise Yahudi cemaati için özel bir anlam taşır. Mesih iddiası ile ortaya çıkan Sabetay Sevi İzmir'de yaşamıştır. Dolayısıyla bu olay en çok İzmir Yahudi cemaatini etkilemiştir. Sevi'nin Mesihlik iddiası ile ortaya çıkışı, ardından iddialarının kanıtlanması isteği üzerine Müslüman olması olayı Yahudi cemaatini derinden etkilemiştir. Osmanlı Devleti'nin topraklarında her zaman rahat bir yaşam sürmüşler, hatta 'ayrıcalıklı azınlık grubu' olarak yaşamışlardır. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişte ise her azınlığın yerel ve mülki idareyle yaşadığı gibi birtakım sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Gerek Sevi'den itibaren başlayan kimlik sorunları, gerek Cumhuriyet'e geçiş sırasında ayrıcalıklı konumdan birden düşüşleri bir takım şikayetlere sebep olmuştur. Zaman zaman toplum içerisinde kendilerini saklama gereği ya da topluma kendi değerlerini kabul ettirme girişiminde bulunmuşlardır. Yüzyıllardır İzmir'de yaşayan bu cemaatin İzmir'deki durumunu incelediğimizde İzmir'de birçok kurumları, havraları ve faaliyetleri olduğunu görebiliriz. Sonuç olarak İzmir Yahudilerinin kimlik algılamalarını etkileyen birçok unsuru olduğunu söyleyebiliriz. Sabetay Sevi olayı, başka bölgelerde yaşadıkları göçe zorlayan katliamlar, Osmanlı'daki yaşamları, Cumhuriyete geçiş sırasında ve sonrasında yaşananlar, Ladino, İbranice, Yidiş gibi güncellenemeyen kendilerine ait bir dillerinin olmayışı Yahudilerin kimlik algılamalarının oluşumunda büyük rol oynar.

KimlikKimlik algısıKimlik duygusu+2
Zeynep Nesibe Gökçe Gürelli
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep kent merkezinde bulunan gayrimüslim yapıları ve katalog çalışması

Tezde, bahsi geçen yapıların tanınması, korunması, kentin günlük yaşamına kazandırılması, mimari zenginliğin vurgulanması ve kataloglama çalışmasıyla kentin tarihi ve mimari çeşitliliğinin belgelenmesi amaçlanmaktadır. Kent merkeziyle sınırlanmış olan çalışma gayrimüslim yapılar üzerine yapılmıştır. Mimari çeşitliliğin ve kent merkezinin tarihi zenginliğinin ortaya çıkarılması tez konusunun amacını oluşturmaktadır. Tez kapsamında, gayrimüslim yapıların kent merkezindeki ibadethane, eğitim kurumu ve birkaç özel yapının incelenmesi, fotoğraflanması, kataloglanması ve yapılarla ilgili öneriler bulunmaktadır. Tez çalışması 10 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, problemin belirlenmesi, literatür özeti, araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgiler bulunmaktadır. İkinci bölümde, gayrimüslim ve azınlık kimlikleriyle ilgili bilgiler bulunmaktadır. Osmanlı Devleti'nin gayrimüslimlere tanıdığı haklar ve demografik yapı incelenmektedir. Üçüncü bölümde, Gaziantep kent merkezinde bulunan mahalleler detaylandırılmış ve harita üzerinde gösterilmiştir. Araştırılan yapılar tablolar ile detaylıca tanıtılmaktadır. Bu bölümdeki tabloların içeriğinde yapıların yapım tarihi, vaziyet planı, planları, iç ve dış fotoğrafları bulunmaktadır. Bölümün devamında gayrimüslim yapıların harita üzerindeki konumları yer almaktadır. Bu bölümde üç harita halinde yapıların günümüz kullanımı, ilk kullanımı ve konumu kesinleşmeyen yapılar gösterilmektedir. Dördüncü bölümde, Antep Ermenilerinin inançları ve dini yapıları detaylıca incelenmektedir. Beşinci bölümde, Antep gayrimüslim eğitim kurumları hakkındaki bilgiler detaylandırılmıştır. Altıncı bölümde, kent merkezindeki seçilmiş yapıların varoluş çizelgesi bulunmaktadır. Çizelge yapıların yapılış tarihleri ve son kullanım tarihlerini içermektedir. Yedinci bölümde, yapı analizi ve katalog örnekleri yer almaktadır. Yapı analizinin içeriğinde konumu ve yapıdaki yeri ve malzeme ve teknik başlıkları bulunmaktadır. Kent mimarisinin genel itibariyle değerlendirmesi bu bölümde yapılmıştır. Katalog örneklerinde kataloglama yapılırken yöntemi ve tekniği kullanılmış olan kataloglar yapısal olarak incelenmiştir. Sekizinci bölümde, katalog dizini ve katalog bulunmaktadır. Katalog çalışması içerisinde 7 kilise, 1 havra, 19 eğitim kurumu, 1 hastane ve 1 yetimhane mevcuttur. Yapıların mimari ve tarihi araştırmaları ile birlikte planları, konumu ve yapıdaki yerleri, kitabeleri, malzeme ve teknik bilgileri, restorasyon bilgileri, günümüz işlevi ve görselleri kataloglanmıştır. Dokuzuncu bölümdeki tartışma kısmında yapılan çalışmalara ilişkin karşılaştırmalar yapılmıştır. Onuncu bölümde sonuç başlığıyla genel bir değerlendirme yapılmış yapıların tipolojisi, orijinal kullanımı ve günümüz kullanımı incelenmiştir. Ayrıca sonuç bölümde değerlendirme başlığında bulunmaktadır. Bereketli Hilal topraklarında bulunan Gaziantep kent tarihinde bilinen yapıların envantere eklenmesiyle hem bilgi eksikliğinin giderilmesi hem de kent tarihinin zenginliğinin belgelenmesi amaçlanmıştır.

Azınlık okullarıErmenilerEğitim yapıları+6
Esra Yıldız Bakan
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Roma-Bizans döneminde Kudüs (IV.-VII. yüzyıl)

Kudüs, M. Ö. 10.000'lere dayanan bir takım yerleşim yerlerine sahne olmasına rağmen, şehir olarak Bronz çağının başlangıcında ortaya çıkmıştır diyebiliriz. İlk yerleşimcileri Kenâniler olan Kudüs şehrinin, krallık olarak ortaya çıkması Hz. Dâvud dönemine denk gelmiştir. Hz. Süleyman tarafından Tapınağın inşa edilmesi ve Tapınağın Babiller tarafından yıkılması arasında geçen zaman dilimi I. Tapınak Dönemi olarak adlandırılırken, Tapınağın Persler döneminde yeniden inşa edilip M. S. 70'te Romalılar tarafından yıkılması arasında geçen zaman ise II. Tapınak Dönemi olarak adlandırılır. Kudüs, M. Ö. 63'te Romalılar'ın eline geçtikten sonra, Konstantin'in dönemine kadar geçen IV asırlık süre zarfında iki büyük isyana sahne olmuştur. Bu isyanlar neticesinde Yahudiler kanlı bir şekilde bastırılmış olup dünyanın dört bir yanına dağılarak Yahudi diasporasını oluşturmuşlardır. Konstantin'in Bizans İmparatorluk tahtına geçmesiyle birlikte devlet içinde Hristiyanlığa serbestlik vermesi, Kudüs'ün Yahudi kimliğinden sıyrılması ve Hristiyanlık kimliğiyle öne çıkmasının başlangıcı olmuştur. Bu tarihten itibaren Kudüs şehri, Hristiyanlık yapılarıyla donatılarak, dünyanın dört bir tarafından Hristiyan hacıların bu şehre akışını sağlamıştır. Kudüs şehri VII asır Roma-Bizans hakimiyeti altında kaldıktan sonra, 638'de Müslümanların fethiyle, yeni bir dönemin başlangıcına sahne oldu.

Bizans DönemiFilistin-KudüsHristiyanlar+5
Muhittin Çeken
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahudi lobileri örneğinde lobilerin siyaset ve ticaretteki yeri

Lobiler, ülkelerin yasama ve yürütme gibi siyasî karar alma mekanizmalarını etkileyen önemli aktörlerdendir. Yahudi lobiciliği yapmakta olan lobiler bazı ülkelerin iç ve dış siyasî ve ticarî politikalarını çeşitli şekillerde etkilemektedir. Yahudi lobilerinin hangileri olduğu, nasıl çalıştıkları, ekonomik ve siyasî politikaları nasıl etkilediklerinin ele alınarak önemlerinin kavranması ve konunun analizi, siyaset ve ekonomi mekanizmaları işleyişini anlama ve kavramada oldukça önemlidir. Yahudi lobileri bulundukları ülkelerin içinde etkin faaliyetlerde bulunarak siyasî karar alıcıları ve organlarını doğrudan/yahut dolaylı şekillerde etkilemektedir. Siyasî ve ekonomik etki için çalışan insanların oluşturduğu faaliyetlere lobicilik denmektedir. Lobiler, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Avrupa ülkeleri gibi birçok demokratik ve dahi anti demokratik sistemlerde faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu çalışma, Yahudi lobilerinin Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Türkiye gibi birçok ülke ve bölgedeki karar alma sürecinde etkin olan lobicilik ile ilgili faaliyetlerinin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Bu hedefin ortaya konulabilmesi için Türkiye'nin de içinde yer aldığı bölgelerdeki siyaset ve ticarette lobiciliğin temel unsurları, ülkelerin özellikle yasama ve yürütme gibi karar mekanizmalarının lobicilik doğrultusunda etkilenme süreçleri ele alınacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriAvrupaLobicilik+5
Hatice Duva
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaçağ Avrupa'sında Yahudi göçleri ve Yahudi kültürü

Müntesibi günümüze kadar gelen en eski din olan Musevi inanca sahip Yahudi ırkının varlığına M.Ö. 2000'in ilk yarısında Kenan topraklarında rastlanılmıştır. Bu bölgedeki dini inançlardan son derece farklılık gösteren Yahudi inancı, Hıristiyanlığın Doğu Roma İmparatorluğu'nun resmi dini haline gelmesinden sonra baskı ve sürgünlerle karşı karşıya kalmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından II. Mabed'in (70) yıkılması Yahudi tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve Yahudiler dünyanın çeşitli yerlerine dağılmışlardır. Avrupa'da Yahudilerin varlığının M.Ö. 900'e kadar götürülebileceği ileri sürülse de ilk kesin ve elle tutulur bilgi 3. yüzyıla ait mezar taşlarında görülmektedir. Hıristiyanlığın Ortaçağ Avrupa'sındaki devletlerde resmi din haline gelmesi ile Yahudilerin sosyo-ekonomik yapılarında çeşitli değişimler olmuştur. Ticaret alanında etkin olan Yahudi toplumu hem Doğu-Batı arasındaki etkileşimi sağlamış hem de ödedikleri vergilerle Ortaçağ Avrupa devletlerinin gelirlerine önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca Ortaçağ Avrupası'nda tercüme faaliyetlerinin artmasıyla birçok Yahudi de devlet yönetiminde önemli mevkilere gelmiştir. Bu durum, Hıristiyan toplumun Yahudilere karşı nefretini arttırmıştır. Hıristiyan toplum Yahudi azınlığın sosyal statüsünün kendilerinden üstün olmasını hiçbir zaman hazmedememiştir. Birçok meslekten men edilip, yüksek vergiler ödetilen Yahudiler ekonomik çöküntü yaşayınca hiçbir devletin Yahudilere ihtiyacı kalmamıştır. Bu durum sürgünleri de beraberinde getirecektir. Aslında bu sonucun ortaya çıkmasında Kilise'nin etkisi oldukça önemlidir. Zamanla ekonomik açıdan güçlenen Kilise, Yahudileri bu konuda kendisine adeta bir rakip olarak görmüş ve bunu engellemek istemiştir. Bunun için Kilise, krallar üzerindeki meşruiyet yetkisini kullanarak onları Yahudileri sürgüne zorlamaya teşvik etmiş ve sürgünlerin temel nedeni din olarak gösterilmiştir. Gerçekte ise bu sürgünlerin temel neden din değil ekonomidir. Yaşadıkları baskı ve sürgünlere karşı ayakta kalıp varlığını günümüze kadar devam ettiren Yahudi ırkının, bugünlere gelmesinin temel nedeni ise sahip oldukları millet olma bilinci ve gösterdikleri toplumsal dayanışma ile kültürel yapılarını korumalarıdır. Yasemin Güner

AvrupaKültürOrta Çağ+1
Yasemin Güner
Manisa Celal Bayar University
2007
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitabı Mukaddes ve Kuran'ı Kerim'de Hz. Yakub

Kitab-ı Mukaddes ve Kuran-ı Kerim'de Hz. Yakub'u anlattığımız bu çalışmamızda Hz. Yakub'un dinler tarihi açısından önemi ele alınmıştır. O birçok açıdan ilklerin sahibi olup peygamberlik görevinden ziyade sahip olduğu insani vasıfların yüceliğiyle de dikkat çeken bir peygamberdir. Oğlu Hz. Yusuf'tan ayrı kalışına ve evlatlarıyla yaşadığı imtihana gösterdiği sabrı, Allah'a olan sonsuz teslimiyeti, tevekkülü ve tüm olumsuzluklara rağmen inancındaki sarsılmaz boyut onu farklı bir konuma taşımaktadır. İki kutsal kitapta Hz. Yakub önemli peygamberlerden birisidir. İsrailoğullarının atası oluşu açısından Yahudilikte önemli bir yere sahiptir. Yakub (a.s)'un Yahudi kaynaklarına göre peygamberliği elde ediş serüveni, kardeşi Esav ile mücadelesi bir yana iki ilahi dinde de oğlu Yusuf ve diğer evlatlarıyla olan ilişkileriyle dikkat çekmektedir.

Dinler tarihiHz. YakubKitab-ı Mukaddes+5
Esma Yetişken Kaplan
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ideal sovereignty and rule over the holy land based on Islamic incluvisity

Jerusalem is an important geography that is in terms of many field with its strategic location, its history dating back thousands of years, hosting different different peoples and civilizations, being in relation to the three monotheistic religions and their adherents and the important buildings in it -Al-Aqsa Masjid for Muslims; the Western Wall for modern Jews and the Church of the Holy Sepulcher for Christians. So, Jerusalem has been significant for Muslims, Christians and Jews, and these three monotheistic religions, and it is the only city that all these three monotheistic religions have in common. All three religions have different and justified claims about this city, so there has been chaos and struggle for centuries in Jerusalem within exeption under Muslim sovereignity. In order to solve these problems and to put an end to these struggles and chaos, it is necessary to know the historical background of these issues, the perspectives of different religions on Jerusalem, how people from different civilizations approached this issue and what it means to them. This research aims to understand the perception of Jerusalem in three monotheistic religions, to see the perspectives of religions on Jerusalem, to reveal which sovereignties has been seen in Jerusalem throughout history, and how the situation of Jerusalem was during these periods of sovereignty. Thus, it will be seen who has succeeded best in ruling Jerusalem and who is competent in this task. So, it will be revealed that the rule of Muslims was different from other periods of rule in the history of Jerusalem. Moreover, the foundations and principles of the Muslim method will be revealed.

IslamicjerusalemSovereigntyPalestine-Jerusalem+6
Merve Burkankulu
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kur'an'ın ilk muhataplarının bilgi zemini: Ashab-ı Sebt örneği

Allah insanla tarihin belli dönemlerinde iletişime geçmiştir. Kur'an ayetleri bu iletişimin somutlaşarak vahiy aracılığıyla muhatabına ulaşmış halidir. Dolayısıyla Kur'an ayetlerine ilişkin en doğru anlama nüzul asrına yakınlaştıkça artmaktadır. Bu, Kur'an'ın ilk muhataplarının bilgi zemininin ayetlerin anlaşılmasındaki önemini gündeme getirmektedir. İlk muhatapların yaşam tarzları, anlayışları, yaşantıları, duydukları veya anlatageldikleri hikâyeleri gibi çoğu hususun vahyin indirildiği ve örneklerinin seçildiği ortam olduğu bilinmektedir. Bu ortamda muhatabın bilgisi bazen teyit edilmekte, bazen yanlış bildiği konular tashih edilmekte veya farklı versiyonları hatırlatılmakta, bazen de çok sınırlı bilgisinin olduğu hususlarda yeni girişler yapılmaktadır. Muhatabın vahyin aktarımındaki bu rolü, onların anlam dünyasının dinamiklerini oluşturan bilgilerin araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Kur'an ayetlerinin bu bilgi zeminleri araştırılıp tartışılmalı, ayetlere ilişkin en yakın anlamın tespit edilmesi gerekmektedir. "Bilgi Zemini" kavramı bu açıdan çalışmamızda Kur'an ayetlerinin nasıl çalışılması gerektiğinin yöntemini göstermektedir. Yöntem önerisinin uygulanabilirliği ise tezimizde bir örnek üzerinden çalışılmıştır. Kur'an'da on dört ayetin konusu olan Ashab-ı Sebt kıssası yöntemin uygulanabilirliğini tespit amaçlı seçilmiştir. Ashab-ı Sebt kıssasına ilişkin rivayetlerde çok fazla detay bulunmamaktadır. Örneğin kıssanın geçtiği şehre veya yaşandığı tarihe ilişkin bilgiler net değildir. Konuyla ilgili araştırmacılar tarafından yapılan çoğu çalışma sadece rivayet eksenli düşünüldüğünden bu sebeple eksiklikler barındırmaktadır. Bilgi zemini teorisi, Ashab-ı Sebt kıssasına indiriliş amacına daha yakın bir anlam verme imkânı sunmuştur. Araştırmada Ashab-ı Sebt kıssası ayetleri detaylı incelenmiş, kelimeler, kavramlar, ayetlerin bağlamları, siyak-sibakları, sebeb-i nüzulleri ve en önemlisi teori içindeki tüm bilgi zeminleri araştırılmış, tartışılmıştır.

AshabBilgiCumartesi+5
Esra Erdoğan Şamlıoğlu
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fahreddin Razi'nin Tefsir-i Kebir'inde yer alan Yahudilik ile ilgili bilgilerin dinler tarihi açısından değerlendirilmesi yüksek lisans tezi

Bu tez çalışması, Kur'an'da geçen Yahudilik ile ilgili bilgilerin Tefsir-i Kebir'deki yorumları, bunların Dinler Tarihi açısından tafsilatlı değerlendirmeleri ve tahkikini konu edinmektedir. Yahudilikle ilgili mevzular öncelikle Yahudi kaynakları ve literatüründe, sonrasında ise Tefsir-i Kebir'de nasıl ele alındığı ortaya konulmuş ayrıca tefsirde Yahudilikle ilgili yer alan bu açıklamalar Dinler Tarihi açısından mütalaa edilerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Tezimiz giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Fahreddin Razi'nin hayatı, eserleri ayrıca tefsirdeki metodu ve "TEFSİR-İ KEBİR" adlı eseri hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, Yahudiliğin ilahi din kaynaklı olması münasebetiyle öncelikle iman ve inanç esasları Razi'nin bakışıyla irdelenerek bunların neliği genel çerçevede verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Fahreddin Razi tefsirindeki bilgiler ışığında Yahudilikle ilgili başlıca ibadet ritüelleri, Yahudi prototipi, karakteristik özellikleri ve diğer bazı konular değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir-i Kebir, Fahreddin Razi, Yahudilik, İnanç ve İman esasları

Dinler tarihiKur'an-ı KerimRazi+7
Mine Sönmez
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"El-Esas fi't Tefsir"de (Said Havva) Yahudilik ile ilgili bilgilerin dinler tarihi açısından değerlendirilmesi

Bu tez çalışması, El-Esas Fi't Tefsir'de Yahudilik ile ilgili ayetlerin yorumlarının, Dinler Tarihi açısından değerlendirilmesini konu almaktadır. Yahudilikle ilgili konuların önce Yahudi kaynaklarında, sonra El-Esas Fi't Tefsir'de nasıl ele alındığı ortaya konulmuş ve Yahudilikle ilgili tefsirde yer alan açıklamalar Dinler Tarihi açısından değerlendirilmiştir. Tezimiz giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, çalışmanın konusu, önemi, amacı ve metodu hakkında bilgiler verilmiş, İslam'da tefsir geleneği kısaca anlatılmıştır. Birinci bölümde, Yahudiliğin isimlendirilmesi ve tarihçesi incelenmiştir. İkinci bölümde, El-Esas Fi't Tefsir'e göre Yahudilikte inanç esasları üzerinde durulmuş ve üçüncü bölümde ise Yahudilikte ibadetler ve diğer bazı konular anlatılmıştır.

Dinler tarihiKur'an-ı KerimSaid Havva+4
Reyhan Kaçar
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul'da gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik durumu (1740-1789)

Bu çalışmada XVIII. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'daki gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik durumlarına dair bilgiler verilmektedir. Şehirdeki nüfusları, yaşadıkları yerler, meslekleri, karşılaştıkları problemler ve ibadethanelerinin durumu ele alınmaktadır. Bu çerçevede XVIII. yüzyılın ikinci yarısında karşı karşıya kaldıkları yasaklardan bahsedilirken bu yasakların sadece onlara uygulanıp uygulanmadığı ve muafiyet elde edip etmedikleri incelenmiştir. İlaveten toplumsal veya kişisel baskı ve şiddetle karşılaşıp karşılaşmadıkları irdelenmiştir. Şehrin pek çok farklı bölgesinde hayatlarını uzun süredir idame ettiren gayrimüslim Rum, Ermeni ve Yahudi ahali, yaşadıkları ya da çalıştıkları bölgenin önemli yapı taşı olmuşlardır. Bu bağlamda ilgili dönemde İstanbul'un sosyo-ekonomik hayatına dair bilgi elde edilmek istendiğinde şehrin gayrimüslim tebaası da anlaşılmak zorundadır.

18. yüzyılErmenilerGayrimüslimler+6
Muammet Tarık Karaosman
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahudi kutsal metinlerine göre hastalıklar ve çeşitleri

Tarih boyunca hastalık ve tedavi uygulamaları, sadece tıbbın alanı olmamış, dinlerin ve kültürlerin de ilgi alanı içerisinde yer alan konulardan birisi olmuştur. Dinler arasında ise kutsal metinlerinde bu konuya detaylı yer veren dinlerden birisi Yahudilik'tir. Yahudi kutsal kitabı Tanah metinlerinde hastalıklarla ilgili müstakil bölümler yer almaktadır. Diğer taraftan bu metinlerde hastalıkların teşhisi ve hastalık sonrası arınma süreci ile ilgili koenlere önemli görevler verilmiştir. Konunun Yahudi kutsal metinleri içerisinde yer alması, uygulamaların modern tıp dışında inanç ve ritüele dayalı olması ve ayrı bir din adamı sınıfının bu hususta yetkili olması, bu konuda dikkat çeken hususlardandır. "Yahudi Kutsal Metinlerine Göre Hastalıklar ve Çeşitleri" isimli çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, çalışmanın konusu, problemin önemi, amacı, konunun sınırlılıkları, yöntemi, kavramsal çerçeve yanı sıra "Tarihi Arka plan" da, Yahudiliğin tarihçesi ve kutsal kitapları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Hz. İbrahim'den II. Mabet Dönemine kadarki süreçte Yahudi kutsal metinlerinde yer alan kitlesel/salgın hastalıklar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, Yahudi kutsal metinlerindeki erkeklere ve kadınlara özel hastalıklar ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde ise Yahudi kutsal metinlerinde en fazla üzerinde durulan tsaraat hastalığı ile hastalık ve hastalarla ilgili bazı hususlar incelenmiştir.

HastalıkKutsal kitaplarTanah+2
Bilge Kağan Aksoy
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Taberi tefsiri'nde inanç ve ibadetleri açısından Yahudilik

Bu çalışmanın amacı Taberi Tefsiri'nde inanç ve ibadetleri açısından Yahudilik dininin incelenmesidir. Bu amaçla hazırlanan çalışma giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberî'nin hayatı, ilmi kişiliği, eserleri ve tefsir yöntemi hakkında genel bilgiler ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Yahudi inancının Taberi tefsirindeki tasviri ve değerlendirilmesine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde Yahudilerin inançlarıyla alakalı literatür bilgileri, Kuran ayetleri, Taberî tefsiri ve bazı müfessirlerin tefsirleri değerlendirilmiştir. Çalışmada Yahudilerin inançlarına ilişkin Kuran'da yer alan ayetlerin yanı sıra Yahudilerin kutsal kitapları olan Tevrat'ta ele alınış biçimine de verilerek benzer ve farklı yönleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Yahudilikte ibadetler ve Yahudilerin karakteristik özelliklerinin ayetlerde ve Taberî tefsirinde ele alınış biçimlerine yer verilmiştir.

Dinler tarihiKur'an-ı KerimTaberi+6
Kübra Köseli
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular