Leaders
167 theses under this subject heading
Kişisel marka kavramı ve ticari olmayan pazarlama alanında uygulanması: Siyasi pazarlama örneği
Bu tez çalışması, rekabetin artması ve beraberinde markalaşma sürecini hızlandırmasından hareketle, pazarlama alanında geçerli marka kavramının kişisel olarak kullanılıp kullanılamayacağını araştırmaktadır. İlk olarak marka kavramına ilişkin temel kavramlar incelenmektedir. İkinci olarak kişisel marka kavramına ilişkin literatür bilgisi sunulmakta, bu konu hakkında literatürdeki boşluğa dikkat çekilmektedir. Üçüncü olarak siyasi pazarlamaya ilişkin literatür taraması sonuçları sunulmaktadır. Son olarak da kişisel markanın uygulama alanlarından biri olarak seçilen siyasi pazar alanında yüz yüze görüşmeler ve anket çalışması ile kişisel markayı etkileyen faktörler ele alınmaktadır.Sonuçlar siyasi pazar alanında kişisel markayı etkileyen on faktör olduğunu göstermektedir. Bu faktörler dış görünüş, hümanizm, karakter, çağdaşlık, hırs, ekonomik kapital, dini inanç, halkçılık, liderlik ve sosyalliktir. Bu faktörlere yüklenen maddeler incelendiğinde, pek çoğunun sanat, tıp, eğitim gibi ticari olmayan pazarlama alanlarında, kişisel marka yaratmada kullanabileceği görülmektedir. Pek çoğu değiştirilebilen, sonradan kazanılabilen bu özellikler insanların kendi kişisel markalarını yaratmalarında yol gösterici özelliğe sahiptir.Anahtar Kelimeler: Kişisel Marka, Siyasi Pazarlama, Siyasi Lider İmajı
Liberal feminizm bağlamında Angela Merkel'in siyasi mücadelesi ve ortaya çıkan lider profili
Feminizm, erkeğin sahip olduğu tüm haklara kadının da sahip olması gerektiğini savunan ve kadının toplum içindeki rolünü genişletmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Teori, uluslararası sistemdeki olay ve olguların açıklanması için toplumsal cinsiyetin analizlere dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Liberal feminizm, kadın ile erkeğin bütün alanlarda eşit haklardan yararlanması gerektiğini savunurken özellikle, kadının siyasi kurumlarda yer alması ve temsil edilmesi gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Kadın, siyasi yaşama katılımında, cinsiyetinden dolayı ikincil konuma itilmekte, siyasette hakim olan erkek egemen yapının da etkisiyle birçok engel ile karşılaşmaktadır. Bu engellerin ortadan kaldırılmasıyla siyasi yaşamda başarılı olabilecektir. Angela Merkel, 2005 yılından 2021 yılına kadar dört dönem Almanya Şansölyeliğini yürüten dünya siyasetinin en etkili liderleri arasındadır. Merkel, 2000 yılında partisi CDU' nun ilk kadın başkanı olmuştur. CDU, toplumsal cinsiyet açısından ileride olan ve kadın problemlerini esas alan bir parti profilinde değildir. Merkel parti içinde ve siyasi yaşamında birçok engel ile karşılaşmış bu engelleri aşarak siyasi kariyerinde yükselebilmiştir. 2005 yılında şansölye seçildiğinde ülkesinde bu görevi yapan ilk kadın olurken en genç şansölye unvanına da sahiptir. Bu tez liberal feminizm varsayımlarıyla erkek egemen siyasi yaşamda kadının cinsiyetinden dolayı önüne çıkan engeller arasındaki ilişkiyi ve bu engeller ortadan kaldırıldığında kadının siyasi yaşamda başarılı olabileceğini açıklamayı amaçlamıştır. Liberal feminizm perspektifinden siyasal yaşamda kadının önüne çıkan engellerin Angela Merkel özelinde incelenmesinin sebebi şansölyenin bir kadın olarak hem Alman siyasetinde hem de dünya siyasetindeki etkin rolüdür. Anahtar Kelimeler: Angela Merkel, Kadın, Liberal Feminizm, Siyasi Yaşam
Dijital yetkinliğin oluşmasında dijital liderlerin rolü üzerine Mersin ilinde bir araştırma
Dijital kavramı genellikle elektronik süreçleri ve araçları nitelemek adına kullanılmaktadır. Genel olarak bilinen algının dışında dijital sadece elektronik cihazlar yerine verilerin de elektronik bir şekilde işlenmesi ve gösterilmesi anlamını da taşımaktadır. Bu bakış açısından değerlendirildiğinde dijital kavramı genellikle sonsuz bir döngüde devam eden iki bileşenli verilerin anlamlandırılma sürecidir. Dijital bilgi döneminde, enformasyon bilgiyi ve bilgi de bilgeliği sağladığından verileri işleyerek enformasyona dönüştürmek, gerçekleştirilen en ana eylemlerin başında gelmektedir. Bilgi dönüşümün hızlandırıcısı ve tetikleyicisidir. Bahsi geçen bu süreçte yaşamı sürdürebilmenin farklı bir yolu ise dijital dönüşüme uyum sağlayabilmektir. Bu kapsamda dijital bilgi döneminde dijital dönüşüm, dijital eğitim, dijital toplum ve dijital yeterlilik kavramları oldukça önemlidir. Yapmış olduğumuz çalışmada dijital toplum ve dönüşüm temel konulardır. Ayrıca bu kavramların merkezinde ise daima insanların bulunduğu da bir gerçektir. Dijital bilgi döneminde oldukça önemli pozisyonlarda bulunan dijital liderler, küresel bir bakış açısına sahip, dijital okuryazarlığı bulunan, çeşitli yaş grupları ve kültürler ile çalışabilen katılımcı ve yeniliğe açık olan liderlerdir. Bu anlamda bu tez çalışması, dijital dönüşümün işletmeler açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak iş akış süreçlerinde dijital yetkinliğe sahip dijital liderlerin işletmelerdeki etkisini keşfetmeyi amaçlamaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, Mersin ilinde teknoloji odaklı farklı işletmelerden 51 katılımcı ile görüşülmüştür. Karma araştırma desenine sahip olan bu tez çalışmasında nitel ve nicel veriler, eş zamanlı olarak hem çevrimiçi ortamda hem de yüz yüze olacak şekilde toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 22.0 ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, Mersin ilindeki işletmelerin dijital dönüşümün farkında olduğu, dijital liderlerin bu süreçte dijital örgüt kültürü oluşturduğu ve dijital yetkinliğe sahip dijital neslin işletme bünyesine kazandırılmaya gayret edildiği görülmüştür.
Gençlik liderlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; gençlik liderlerinin iş doyumu ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştımanın çalışma grubunu Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez teşkilatı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünde işgören gençlik liderleri ile 81 ilde ve bunlara bağlı ilçelerdeki Bakanlık taşra teşkilatlarında bulunan gençlik merkezlerinde işgören gençlik liderlerinden 301 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Baycan (1985) tarafından geliştirilen Minnesota İş Doyum Ölçeği, Erdoğan ve Arsal (2016) tarafından geliştirilen Yaşam Boyu Öğrenme Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma uygulanmıştır. 301 veri ele alınmıştır ancak, uç değerler alındıktan sonra 295 katılımcı ile veriler analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre iş doyumu alt boyut ortalamaları ve toplam puanı cinsiyet, medeni durum, görev yeri ve mezuniyet durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermeyip yaş, öğrenim durumu ve hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Yaşam boyu öğrenme alt boyut ortalamaları ve toplam puanı cinsiyet, yaş, medeni durum, öğrenim durumu, görev yeri ve mezuniyet durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermeyip hizmet yılı değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. İş doyumu toplam puanı ile yaşam boyu öğrenme toplam puanı arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, içsel doyum arttıkça gelişime açıklık ve öğrenmeye istekliliğin artacağı söylenebilir.
An analysis of Russian foreign policy during Yeltsin's era from a neo-classical realist perspective
Relations between Russia and United States of America (USA) changed in the post-Cold War period because Russian foreign policy came to an impasse by colliding interests with the USA and the economic, political and social situation of Russia at the time. After almost half a century of balance of power and bipolarism, a pro-western approach was adopted by Russia. Such a radical change raised new questions and realist theory explanations like human nature or the international system were not adequate in explaining the changing Russian policies towards the US. The subjects that will be taken as cases in this thesis are NATO enlargement, to which Russia has always been inflexible apart from a few times which were mandated by economic and political situation; nuclear security and disarmament problems which were important to Russia in terms of security and balance of power with both USA and former Soviet republics. The Russian approach to these cases will be studied in relation to NATO policies. This thesis argues that there are various factors affecting the foreign policy and focuses on the analysis of these reasons from a theoretical point of view of neo-classical realism. It takes into account not only one variable, which is the international structure, but leader images, strategic culture, state-society relations, domestic institutions.
Liderlik ve koçluk yaklaşımının yöneticiler üzerindeki etkisi: Otel işletmelerinde bir araştırma
Günümüzde küreselleşme ve teknolojik değişmeler nedeniyle yaşanan hızlı değişim ve yenileşme süreci, kurumları rekabet ortamında üstün kılacak arayışlara yöneltmektedir. Bu yönelim liderlik ve koçluk yaklaşımının önemini her geçen gün artırmaktadır.Bu çalışmada liderlik ve koçluk yaklaşımlarının yöneticiler üzerindeki etkisi konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda yöneticilerin yaş, cinsiyet, mezun oldukları okul, toplam yöneticilik deneyimleri ve iş yerindeki unvanlara göre liderlik ve koçluk boyutlarının farklılık gösterip göstermedikleri irdelenmiştir.Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde liderlik kavramı ve liderlikle ilgili yaklaşımlar, ikinci bölümde koçluk yaklaşımı incelenirken, üçüncü kısımda turizm ve konaklama kavramlarına yer verilmiştir. Araştırmanın son kısmında, yöneticilerden anket yoluyla elde edilen verilerin analiz edildiği kısım olan, araştırmanın amacı ve bulguları bulunmaktadır. Bu çalışma İstanbul'da bulunan beş yıldızlı otellerin orta ve üst düzey yöneticileri üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, otel yöneticilerinin cinsiyetleri ve koçluk yaklaşımı arasında ilişki tespit edilmiştir. Yalnız, cinsiyet ile liderlik yaklaşımları arasında ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca otel yöneticilerinin yaşlarına göre koçluk ve liderlik yaklaşımları arasındaki ilişki değişebilmektedir. Otel yöneticilerinin diğer demografik özellikleri ile koçluk ve liderlik yaklaşımları arasında olumlu bir etkileşim tespit edilmiştir. Araştırmanın son kısmında otel işletmeleri için uygulanabilir bir koçluk modeli oluşturulmuştur.
A study of leadership in urbanization process: A case study at the Esenyurt Municipality
The purpose of this survey research is to identify if a mayor could be a leader too and if there is a relationship between local development and leadership. We make a survey among the colloquies and co-workers to examine if they see their mayor as a leader. We distribute 500 questionnaire and took back 300 of them. Only 213 of them are answered totally true. The questionnaire that we used is Blake and Mouton?s Leadership selfevaluating assessment which is redesigned according to followers. Analysis are done through SPSS 20.Furthermore, an interview done with the Mayor to understand his leadership style. According to analysis, results are showing us that 171 people among 211 believe that Mayor is a leader. Beside this, there is no difference among women and men on acceptance of mayor as a leader. There is a positive relation between leadership and modernity. Furthermore, mayor seen as the biggest factor of local development and his leadership ability also has positive relation according to correlation analysis. We could explain leadership ability with variables as ?giving value to other?s limits, coaching, encourage decision making, while correcting errors, jeopardize relationships, timely completion of the project, importance of finishing the task, find out whetherevery detail is thought, like to analyze problems.Keywords: Leadership, Governance, Local Development, Quantum Leadership, MunicipalLeadership
Yerel yönetim liderliğinin siyasal yükselişe etkisi: Recep Tayyip Erdoğan örneği
Özellikle son yarım yüzyılda siyasal, ekonomik, sosyo-kültürel, iletişim ve teknolojik alanlarda dünyayı etkileyen değişim ve dönüşümlerin bir neticesi olarak ortaya çıkan küreselleşme ile birlikte; dünyada, uluslar, toplumlar ve yerel gruplar arasındaki karşılıklı ilişkiler ve etkileşimler derinleşerek genişlemiş ve hızlanmıştır. Uluslararası düzeyde ticaret yapan sermaye kuruluşlarının ticaret hacimlerini genişletme çabası, yeni üretim ve tüketim anlayışlarını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca iletişim araçlarının baş döndürücü bir hızda gelişmesi ve yayılması ile birlikte, medya teknolojilerinin de katkısıyla bilginin paylaşımı ve kültürel etkileşim artmıştır.Tüm bunlar yaşanırken küreselleşme, ulus devlet modelini de etkilemiş ve kamu yönetimi anlayışında bazı değişiklikler yapılmasını zorunlu kılmıştır. Özellikle gelişmiş ülkeler ve dünyanın gelişmekte olan birçok ülkesinde merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.Bu çalışmalarda yerel yönetimlerin, sadece etkin, verimli ve kaliteli kamu hizmetleri sunan bir yapı olmaktan daha çok ekonomik gelişmelerde daha etkili bir rol üstlenen, kendi kaynağını oluşturan, uluslararası ilişkilerde etkili roller üstlenebilen bir yapıda olması hedeflenmiştir. Yerel yönetimlerin önem kazandığı günümüz yeni kamu anlayışı ile birlikte merkezi yönetimler, yetkilerinin bir kısmını yerel yönetimlere devretmek zorunda kalmışlardır.Ülkemizde yerel yönetimlerin tarihi pek eskilere dayanmamakla birlikte; özellikle 1980'lerden sonra çıkarılan yasalar ve 1990'larda hazırlanmaya başlanan reform paketleri ile birlikte yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanmıştır. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile birlikte, bu alanda yapılan yerel siyaset de önem kazanmış ve yerel siyasetin genel siyasete olan etkisi artmıştır.Yerel siyasetin merkezinde bulunan belediye başkanlarını, yönettikleri organizasyonların yerel yönetim liderleri olarak tanımlayabiliriz. Ülkemizde, yerel yönetimlerin yakın dönemlere kadar pek fazla önemsenmediği, işlerin daha çok partilerin il ve ilçe yönetimleri aracılığı ile yürütüldüğü ancak 1990'lardan itibaren önem kazandığı göz önünde bulundurulduğunda; yerel yönetim liderliği kavramının siyaset literatüründe pek fazla kullanılmadığı görülecektir.Biz çalışmamızda; 2002, 2007 ve 2011 genel seçimlerinde büyük başarı elde ederek üç dönem üst üste T.C. Başbakanlık koltuğuna oturan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 1994 ile 1998 yılları arasında yerel yönetim lideri iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde gösterdiği performansı ve lider özelliklerinin siyasal yükselişine etkisini inceleyeceğiz.
Ortaöğretim eğitim yöneticilerinin öğretim liderliğini sınırlayıcı etkenler
Bu çalışmayla, "Ortaöğretim Eğitim Yöneticilerinin Öğretim Liderliğini Sınırlayıcı Etkenler"i araştırmak, mevcut yapı içerisinde ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görüşleri alınarak, okul yöneticilerinin ne ölçüde öğretim liderliği rollerini gerçekleştirdiği belirlenmiştir. "Öğretim liderliği" ve "etkili kurum" üzerinde yapılan araştırmalara göre; bürokratik ve yasal sınırlılıklar ile Ortaöğretim müdürlerinin karşılaştıkları farklı beklentiler, zaman kıtlığı, yetişme eksikliği, kararsızlık ve cesaretsizlik, kaynak yetersizliği gibi etkenlerin öğretim liderliği davranışlarını engellediği görülmüştür. Okul müdürlerin aynı zamanda birer öğretim lideri olarak görev yapabilmelerini kolaylaştırmak, dolayısıyla kurumların etkili çalışma yapmasına katkıda bulunmak için bazı engelleyici faktörlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu konuda eğitim yönetimi alanında görev yapmakta olan üst yöneticiler ile daha alt kademelerdeki yöneticilere önemli görevler düştüğü belirlenmiştir. MEB, ortaöğretim kurum yöneticilerinin yasal çerçevede özerk çalışmalara imkan verecek şekilde düzenlemeler yapmaları, alt sistemlere daha çok kaynak ayırmaları, gereksiz bürokratik işlemleri ortadan kaldırmaları, bu yönde il ve ilçe eğitim müdürlüklerini teşvik etmeleri, kurum yöneticilerinin özellikle eğitim programı ve öğretim konusunda hizmet içi eğitimlerle desteklenmeleri yönünde sisteme yeni bir perspektif getirmenin gerekliliği tespit edilmiştir. Lise Müdürlerinin bir kurum yöneticisi oldukları halde esas görevlerinin eğitim ve öğretimi yönetme olduğunun bilincinde olarak girişken ve cesur bir öğretim lideri olma yolunda adım atabilmelidirler. Çünkü öğretim lideri olan bir müdür, bu konuda çeşitli engelleri aşarak başarıya ulaşmış kişidir. Okulların etkili birer kurum olması ve eğitim öğretime ilişkin liderlikteki sınırlılıklar, dikkatleri okul liderliğinin gerçekleşme düzeyine yöneltmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretim lideri, Ortaöğretim Kurum Müdürü, Üst sistem
Halk eğitim merkezi yöneticilerinin liderlik davranışları ile çalışanların motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki
Yapılan araştırma neticesinde halk eğitimi merkezleri öğretmenlerinin, yöneticilerinin liderlik davranışlarını nasıl değerlendirdikleri, bu davranışların öğretmenlerin motivasyonuna bir etkisinin olup olmadığı ve tüm bunların öğretmenin kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğiyle ilgili bilgi toplanmıştır. Halk eğitimi merkezlerinin daha işlevsel olmaları için çalışan motivasyonunun önemli olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda motivasyon düşüklüğünü ortaya çıkaran olumsuzlukların belirlenip ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu araştırmanın liderlik davranışından kaynaklanan motivasyon sorunlarını ortaya çıkaracak olması nedeniyle önemli olduğu düşünülmektedir. Yapılan nicel kısımda elde edilen veriler tarama modeli ile değerlendirilmiştir. Tarama modelleri içinden de genel tarama modeli kullanılmıştır. İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan halk eğitimi merkezlerinde çalışan öğretmenler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bakırköy, Bahçelievler, Güngören, Bağcılar, Avcılar, Beylikdüzü ve Şişli halk eğitimi merkezlerinde çalışan 142 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması aşamasında halk eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenlere anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Ekvall ve Arvoren (1991) tarafından "Change - Centred Leadership:An Exentision Of The Two Dimensional Model" adlı çalışma için hazırlanan, dilimize Tengilimoğlu (2005) tarafından kazandırılan, 2005 yılında araştırmacı tarafından yapılan araştırmalarda da kullanılan liderlik davranışlarını belirleme anketi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonunda; liderlik ile motivasyon arasında pozitif yönlü bir ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir. Yönetici davranışı ölçeğine göre yaş, eğitim durumu ve hizmet süresi değişkenleri arasından anlamlı düzeyde fark görülürken, diğer değişkenler arasında anlamlı farka rastlanmamıştır. Motivasyon ölçeğinde ise; medeni durum ve eğitim değişkenlerinde anlamlı fark görülmüştür.
Zihinselleştirme ve empatinin liderin uyguladığı güç türüne etkisinde makyevellist kişiligin şartlı değişken rolü.
Yapılan bu araştırmada amaç, kurum hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi ve kurumda büyümenin sağlanması için; lider ile çalışanlar arasındaki ilişki yapısının nelerden, ne şekilde ve nasıl etkilendiğinin tespit edilmesidir. Bu kapsamda, çalışan perspektifinden, liderin algılanan zihinselleştirmesi ve algılanan empatisinin, liderin güç türleri kullanımını ne şekilde etkilediği ele alınmış olup, algılanan makyevel kişilikte bu durumun ne şekilde farklılaştığı incelenmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye'de özel sektör çalışanı 276 kişiden elde edilen verilerle yapılan analizler sonucunda, liderin algılanan empatisindeki artışın liderin algılanan kişilik ve ödül gücünü olumlu; zorlayıcı gücünü ise olumsuz etkildiği tespit edilmiştir. Liderin algılanan zihinselleştirmesinin ise liderin algılanan ödül ve kişilik gücünü olumsuz; yasal ve zorlayıcı gücünü ise olumlu etkilediği gözlemlenmiştir. Son olarak liderin algılanan makyevelist kişiliğinin liderin algılanan empatisi-liderin ödül gücü ilişkisi üzerinde olumlu; liderin algılanan zihinselleştirmesi-liderin kişilik gücü ilişkisi ve liderin ödül gücü ilişkisi üzerinde olumlu; liderin algılanan zihinselleştirmesi-liderin zorlayıcı gücü ilişkisi üzerinde ise olumsuz etkiye sahip olduğu ve biçimleyici rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Empati, Zihinselleştirme, Güç Türleri, Güç, Makyevelizm, Makyevelist Kişilik, Liderin Güç Türü, Liderlik
Liderin kriz yönetimi becerisi ve etik liderlik yaklaşımının kriz dönemlerinde çalışan bağlılığına etkisi
Teknolojik değişim ve gelişim aynı zamanda küreselleşme ile beraber organizasyonlar arasında hızla artan rekabetin yaşandığı günümüzde hem fiziki hem de sosyal nedenlerden kaynaklı krizler yaşanmaktadır. Krizlerin yaşandığı dönemlerde ise organizasyonlar için önemli olan ve kriz dönemlerinde organizasyonun en tepe noktasında konumlanan liderler hem davranışları hem de izleyecekleri stratejiler açısından kriz öncesi ve sonrası için büyük önem taşımaktadır. Bu süreçlerin tamamını yöneten liderler ve yöneticiler aldıkları tutum ve davranışlarıyla da yine organizasyonun tümüne yön vermektedir. Hızla değişimlerin yaşandığı dünyamızda, organizasyonlar ileride oluşabilecek krizlerin önüne geçmek için bazı yatırımlar gerçekleştirmektedir. Organizasyonlar amaç ve hedeflerinde başarıya ulaşmak için iç müşterilerine eğitim gibi yatırımlar da bulunarak yetkinliklerini, becerilerini arttırmak istemektedirler. Aynı zamanda bu olumluluğu yine organizasyon içerisinde tutmak isterler. Günümüz dünyasında tüm bu yatırımlar göz önüne alındığında işten ayrılmanın maddi ve manevi getirdiği kayıplar mevcuttur. Çalışanların organizasyonlara olan bağlılığı kendini yöneten liderler değişkenlik gösterebilir. Bu araştırmanın amacı kriz yönetimi ve etik liderlik kavramlarının çalışan bağlılığı ile olan ilişkisini ayrı ayrı incelenmesidir.
An exploratory research among fashion business leaders and neuromarketing company executives on the perception of applied neuromarketing
Since almost two decades conditions that influence consumer purchase behaviour keep on changing in a dynamic manner which result in faster, better, more accurate and more precise managerial decisions' necessity that are based on deep marketing insights. Although Kotler's 4Ps and related policies do bare still the same importance to contribute to these marketing insights; How academicians interpret these according to varying conditions of the market structure and human needs, how companies acquire this data , how they apply it to their final solution to make the edge and deliver the superior value, how fast and how much resource they allocate to it, are thoroughly altered by the birth of neuromarketing methods. Having stepped further from baby steps to a more mature but still evolving marketing platform, neuromarketing methods such as fMRI, EEG, Eye Tracking, Virtual reality, Facial Coding and Biometrics make it possible to fill in the gap between how to reach needed consumer intrinsic perceptions and a product's or service's quality and/or price evaluation by the consumers amongst other marketing mix elements. This dissertation aims to be an exploratory study and targets to evaluate the perception and attitude among high ranking executive leaders in Turkish Fashion Industry towards applied neuromarketing along with how neuromarketing companies in Turkey that apply these methods and deduct meaningful strategic marketing and management pathways while interpreting the intersection and expose findings about current status along with possible future business solutions for both sides by using in-depth interviews.There are three different phases of how the research was conducted. The initial phase includes a comprehensive review of current knowledge on academical databases about theoretical and applied neuromarketing globally as well as locally which aims to shed light on the definition, borders and usability of neuromarketing. The second stage covers in-depth interviews with fashion business leaders and neuromarketing company executives in Turkey which investigates how well neuromarketing is known, applied and what kind of future potentials as well as possible threads it may create for both sides Primary and secondary data are used in those stages to set the correct data. Final stage of the dissertation is about cross-matching the first-hand data with the neuromarketing review with a qualitative analysis and intends to summarize the current status on the perception of neuromarketing on business and the perspective of applicability of it in short- and long-term future. .
The moderating effect of leadership between the retention management and employee attitudes
The retention of employees is a necessary criterion for any organization that seeks to achieve its organizational objectives and goals as well as creating and maintaining a competitive advantage in the market. The purpose of this study is to discuss the main factors that affect retention management, such as career opportunities and leadership in the Lebanese service sector and to show the role of the management in this area of study. This study will include definitions of key concepts like retention and turnover, as well as the types of factors that significantly affect the willingness of employees to leave or stay in a given organization, and how management can play its role in retaining employees. Based on previous research, the researcher concluded that a relationship exists between these factors and retention management. To reach the research objectives, the researcher used quantitative approach in collecting primary data; this approach used a questionnaire. First, the questionnaire was given in two companies in the service sector to 107 employees, 79 of which filled it in. The answers to the questionnaire were analyzed using SPSS version 23, and the data collected showed main retention factors perceived as most important for employees (career opportunities, and leadership). These factors were analyzed using the cross-tabulation method to show the relationship between these variables. The researcher calculated the Pearson Correlation Coefficient to examine the strength of answers from the collected questionnaires. All the variables' coefficients indicate moderate to high strength of relation. The results of this study show that many reasons have an influence on employee to leave and that management has a role in controlling and using these factors in order to initiate some measures that will make the workplace more desirable for workers, and this will reduce their intention to quit. Keywords: Retention Management, Intention to Leave, Employee Satisfaction.
Dönüşümcü liderliğin stratejik yönetime etkisi
Bu tez çalışmasında, dönüşümcü liderliğin stratejik yönetime etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Dönüşümcü liderlik ve stratejik yönetim çok önemli konulardır. Başarılı şirketlerin bu kavramlara çok büyük önem verdikleri görülmektedir. Hatta normal şirketlerde bu faktörleri dikkate almazlarsa kötü sonuçlarla karşılaşabilirler. Bu çalışmada bu faktörler ayrıntılı bir şekilde gözden geçirilmiştir. Bu çalışmada İstanbul'da Zirve Harita İnşaat Mühendislik firması ve Antalya'da Lokman Ecza Deposunda toplamda 403 kişiye anket yapılmıştır. Analiz için SPSS22 ve AMOS24 paket programları kullanılmıştır. Frekans ve frekans yüzde değerleri, doğrulayıcı faktör analizi, cronbach alfa katsayıları kullanılmıştır. Değişkenlerin normal dağılımı çarpıklık ve basıklık değerleriyle kontrol edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler pearson korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleri ile incelenmiştir.
İlkokul yöneticilerinin liderlik yeterliklerinin değerlendirilmesi(Uşak ili örneği)
Bu araştırma Uşak ili sınırları içerisindeki kamu ilkokullarında görev yapan ilkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik kapsamında sahip oldukları yeterlilikleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda, ilkokul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik, etik liderlik ve öğretimsel liderlik boyutlarındaki yeterliklerinin öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumu, branş, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın evrenini; Uşak ilindeki 113 kamu ilkokulunda, 2012 – 2013 eğitim öğretim yılında görev yapan, 228 okul yöneticisi ve 905 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Uşak ilindeki kamu ilkokullarında görev yapan 257'si öğretmen, 145'i okul yöneticisi olmak üzere toplam 402 katılımcı oluşturmaktadır. Örnekleme giren katılımcılardan, okul yöneticilerinin liderlik özelliklerine ilişkin gerekli verileri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Liderlik Yeterlilikleri" olmak üzere iki bölümden oluşan "okul yöneticilerinin liderlik yeterliklerini değerlendirme anketi" uygulanmıştır. Ölçek, üç alt boyuta sahip olup 5'li Likert türünden toplam 43 madde içermektedir. Toplanan verilerin çözümlenmesi SPSS paket programında gerçekleştirilmiştir. İlkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyet ve branş değişkenleri iiibakımından anlamlı bir fark gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi; İlkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmen görüşlerinin öğrenim durumu, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından fark gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü Anova testi; her üç boyuttaki liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin okul yöneticileri ile öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulanmıştır.Elde edilen bulgular sonucunda ilkokul öğretmenlerinin görüşlerine göre, ilkokul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik, etik liderlik ve öğretimsel liderlik olmak üzere her üç boyuttaki yeterlik düzeylerinin "çok" düzeyinde olduğu, yöneticilerin kendi görüşlerine göre her üç boyuttaki yeterliklerinin "pek çok" düzeyinde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda öğretmen görüşlerinin yönetici görüşleriyle anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. İlkokul müdürlerinin her üç boyuttaki liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmenler görüşlerinin cinsiyet, öğrenim durumu, branş, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Okul Yöneticisi, Dönüşümcü Liderlik, Etik Liderlik, Öğretimsel Liderlik
Okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik özellikleri ile öğretmenlerin psikolojik sermayeleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik özellikleri ile öğretmenlerin psikolojik sermaye algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmada 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Denizli iliPamukkale ve Merkezefendi İlçelerindeki ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 468 öğretmenin görüşleri taranmıştır. Araştırma veriler dönüşümcü liderlik ve psikolojik sermaye ölçekleriyle toplanmıştır.Araştırma verilerinin analizinde; frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Daha sonra veriler ilişkisizt-testi, ANOVAregresyon ve korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenler okul yöneticilerini dönüşümcü liderliğin tüm alt boyutlarında yeterli düzeyde görmektedirler. Öğretmenlerin psikolojik sermaye algıları da yüksektir. Kadın öğretmenler okul yöneticilerinin Vizyon ve ilham sağlama boyutuna sahip olma düzeyinierkek öğretmenlere göre daha yüksek düzeyde algılamaktadırlar.Yine kadın öğretmenlerin Özyeterlilik algılarıerkek öğretmenlerden daha yüksektir. Öğretmenlerin mesleki kıdemlerine göre okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik özelliklerine sahip olma düzeylerine yönelik görüşleri "Davranış modelleri oluşturma, Entellektüel istek uyandırma ve Yüksek performans beklentilerini gündemde tutma" boyutlarında farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin kıdemlerine göre psikolojik sermaye algıları ise Dışa dönüklük boyutunda farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısına göre, okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik düzeylerine sahip olma düzeylerine yönelik görüşleri ile psikolojik sermaye algıları farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin aynı okulda çalışma sürelerine veeğitimdurumlarına göre okul yöneticilerinin dönüşümcü liderliğe sahip olma düzeylerine yönelik görüşleri ile psikolojik sermaye algıları da farklılaşmamaktadır. Öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik düzeyleri ile öğretmenlerin psikolojik sermaye algıları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik düzeyi öğretmenlerin psikolojik sermayelerini yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Dönüşümcü liderlik, psikolojik sermaye, okul yöneticisi, ortaokul yöneticisi, ilkokul yöneticisi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki siyasi parti liderlerinin algılanan imajı: İzmir'deki devlet üniversitelerine yönelik bir araştırma
Demokratik sistemin bir unsuru olan siyasi partilerde seçmen tercihlerinde en önemli unsurun lider imajı olduğu kabul edilmektedir. Bu çalışmada siyasi parti liderlerinin algılanan imajı devlet üniversitesi öğrencileri örneklemiyle incelenmiştir. Uygulama aşamasında İzmir devlet üniversitelerinde öğrenim gören 400 öğrenciye anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS programına girilmiştir. Analizlerde katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve siyasi eğilimlerine ilişkin frekans dağılımları alınmış, Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve ölçekler arası korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; üniversite öğrencilerinin siyasi parti liderlerinin imajına ilişkin algılarını etkileyen faktörleri değerlendirmektir. Araştırma bulgularına göre siyasi liderin liderlik imajı değerlendirilirken yöneticilik ile ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olması, hitabet yeteneği, söyledikleri ile yaptıklarının çelişmemesi, tecrübeli liderlik vasıflarına sahip olması, parti teşkilatıyla ilişkisinin iyi olmasına önem verildiği sonuçları elde edilmiştir. Araştırmada ayrıca siyasi parti liderlerinin algılanan imajının katılımcıların cinsiyeti haricindeki demografik özelliklerine göre anlamlı düzeyde farklı algılandığı sonuçları elde edilmiştir.
Liderin fiziksel mesafesi, sanal kaytarma ve sosyal kontrol ilişkisinde hiyerarşi kültürünün etkisi: Bir düzenlenmiş aracılık modeli
Üretkenlik bütün organizasyonların temel amacıdır. Bazı sapkın davranışlar kolay bir şekilde üretkenliği azaltabilir. Sanal kaytarma da bu sapkın davranışlardan biridir. Sanal kaytarma davranışında, personel bilgisayarı iş amaçları dışında kullanır. Bu araştırma da sanal kaytarmayı belli bir kurumda engelleme üzerine odaklanılacaktır. Engellemeyi anlamak için liderin fiziksel yakınlığı, sosyal kontrol ve sanal kaytarma değişkenleri arasındaki aracılık ilişkisinde hiyerarşi kültürünün düzenleyici etkisi test edilecektir. Belediyedeki 161 büro personelinden veri toplanmıştır. Aracılık testi sonuçlarına göre liderin fiziksel mesafesi sanal kaytarmayı azaltmaktadır ama sosyal kontrol sanal kaytarmayı arttıran bastırıcı değişkenlik yapmaktadır. Düzenleyicilik analizinde ise, hiyerarşi kültürü sosyal kontrol ve sanal kaytarma arasındaki ilişkiyi anlamlı bir şekilde düzenlemektedir. Sonuçlar göstermektedir ki sosyal kontrol mekanizması sanal kaytarmayı engelleme de liderin fiziksel mesafesi kadar etkili değildir. Üstelik, bu sosyal kontrol mekanizmaları liderin etkililiğini bastırmaktadır ve hiyerarşi kültür ü bu dolaylı etkiyi güçlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Sanal kaytarma, sosyal kontrol, liderin fiziksel mesafesi, hiyerarşi kültürü, belediye
Bir yıkıcı liderlik örneği: Sultan II. Abdülhamid
"Liderlik kavramına alanyazında ağırlıklı olarak olumlu yani takipçilerin ve örgütün performanslarını yükselten bir çerçeveden bakılmaktadır. Bu bağlamda geliştirilen teoriler "nasıl iyi bir lider olunacağı" ve "nasıl iyi liderlik yapılacağı" sorularına cevap aramaktadır. Ancak insan her zaman tam anlamıyla rasyonel davranmaktan uzak bir varlıktır. Liderler de birer insan oldukları için bu durumdan bağımsız davranamazlar. Bu nedenle pek çok örgütte liderlerin kimi zaman, isteyerek ya da istemeyerek, yıkıcı davranışlar sergilediklerine ve takipçileri ile örgütü içinden çıkılması zor durumlara getirdikleri görülmektedir. Söz konusu bu durum, alanyazında farklı çerçevelerden ve farklı başlıklar altında incelenmektedir. Bu çalışma, alanyazında liderliğin bu karanlık tarafına ait çalışmaları taramak suretiyle bir "Yıkıcı Liderlik Modeli (YLM)" oluşturmaktadır. Söz konusu bu model, yıkıcı liderliğin sadece liderin kişilik özelliklerine değil aynı zamanda liderlik yaptığı örgütte bulunan takipçilerin ve ortamın özelliklerine de bağlı olduğunu öne sürmektedir. Yıkıcı liderlik kavramının ortaya çıkması için, liderin narsisizm, karizma, olumsuz hayat görüşleri ile birlikte güç ve iktidar odaklı olmak gibi özelliklere sahip olmasının gerektiğini söylemektedir. Ancak bunun yeterli olmadığı, yıkıcı liderliğin oluşması için, aynı zamanda yıkıcı liderliğe elverişli takipçilerin ve ortam özelliklerinin mevcut olması gerektiği görülmektedir. Oluşturulan bu model vasıtasıyla, birbirinin hem siyasi hem de örgüt bağlamında devamı olarak olarak kabul edilen Osmanlı – Türk kültürüne bir örnek oluşturmak amacıyla, Sultan II. Abdülhamid Han'ın yıkıcı liderlik davranışı analiz edilmeye çalışılmıştır. Detaylı şekilde sunulan birincil ve ikincil tarihsel kaynaklar kullanılarak fenomenolojik bir analiz yöntemi uygulanmıştır. Bu bağlamda Sultan II. Abdilhamid Han'ın kişilik özellikleri ile elverişli takipçileri ve ortamın özelliklerinin dağılımları grafikler halinde sunulmuş ve elde edilen sonuçlar tartışılmıştır.
Ataerkil sistemde kadın liderliğinin algısı: Benin Cumhuriyeti üzerine bir çalışma
Bu çalışma'nın amacı Cotonou'daki ataerkil sistemdeki tutumlar yoluyla kadın liderliğinin algısını değerlendirmek ve liderlik pozisyonlarındaki kadınların erişimini engelleyen faktörleri ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın gerçekleştirilmesi için bu ankete 437 kişi toplam ( 191 İdareci, 140 çalışan ve 106 öğrenci) olarak katılmaktadır ve Cotonou'daki Hizmet şirketlerde anket yapılmaktadır. Bu çalışma için Uluslararası standart ölçekler (WAMS ve WLPQ) ve analiz yapmak için SPSS 21.0 programı kullanılmaktadır. Faktör analizi ile WAMS ölçeği 4 faktöre ve WLPQ ölçeği 3 faktöre oluşturulmaktadır. WAMS (kadın olarak yönetici ölçek) 'in oluşturulan dört faktörün KMO'u (Kaiser-Meyer-Olkin) çok iyi (.801) ve WLPQ'nun oluşturulan üç faktörün KMO'u orta (.688) çıkmaktadır. Ayrıca, bu analizde kullandıldığı İndependant-Samples T-test ve Anova Cotonou'da kadınlar erkeklerden kadın liderlere karşı daha olumlu tutumlara sahip olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde tutumları etkileyen en güçlü faktör cinsiyet olduğu ve diğer demografik özellikleri (Eğitim düzeyi, tecrübe yılı, departmanda bir kadın liderin varlığı ve kadın liderle çalışma gibi) bu tutumlarını etkileyebildiği gösterilmektedir. Ayrıca, liderlik pozisyonlarındaki kadın liderlerinin erişimini engelleyen ana faktörü ataekiliği (%64,8) ve duygulanım kadın liderliğe atıfta bulunan ilk özelliğini ortaya koymaktadır. Son olarak, cinsiyet eşitsizliği azaltmak ve liderlik pozisyonlarındaki daha fazla kadınların erişimini teşvik etmek için öneriler önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Kadın liderlik, tutum, ataerkil sistemi, Cotonou
Beden eğitimi öğretmenlerinde örgütsel iklim ve örgütsel stres ilişkisinde liderlik tarzlarının aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, Adana İl Merkezinde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında kamu okullarında görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin algılarına göre örgütsel iklim ve örgütsel stres ilişkisinde liderlik türlerinin aracılık rolünü tespit etmektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemi olup, ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma evreni, Adana İl Merkezinde bulunan Kamu İlkokulu, ortaokul ve liselerinde görev yapan beden eğitim öğretmenlerinden meydana gelmektedir. Çalışma evreninde bulunan tüm öğretmenlere araştırmacı tarafından ölçekler dağıtılmış ve ölçeklerin yazılı olarak cevaplanması istenmiştir. Öğretmenlerden geriye dönen ve eksiksiz olarak doldurulan toplam 524 ölçek değerlendirilmeye uygun bulunmuştur. Veri toplama aracı olarak; Taş, A., Çelik, K. ve Tomul E. (2007) tarafından geliştirilen, liderlik tarzları ölçeği, Tunçay (2013) tarafından Türkçe' ye uyarlanan örgütsel iklim ölçeği ve Theorellve diğerleri, (1988) tarafından geliştirilen, Yıldırım ve diğerleri, (2011) tarafından Türkçeye çevrilen örgütsel stres ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS Paket programında analiz edilmiştir. Verilerin çarpıklık ve basıklık değerleri normal dağılım gösterdiğinden parametrik testler yapılmasına karar verilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; Öğretmenlerin algılarına göre Demokratik liderlik ile örgütsel iklim ölçeği ile arasında orta düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, serbest liderlik ile örgütsel iklim ölçeği arasında düşük düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, dönüşümcü liderlik ile örgütsel iklim ölçeği arasında orta düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, etkileşimci liderlik ile örgütsel iklim ölçeği arasında orta düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu görülmektedir (p<0.05). Otokratik liderlik ile örgütsel iklim arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir (p>0.05). Otokratik liderlik ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu, Demokratik liderlik ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve pozitif ilişki olduğu, dönüşümcü liderlik ile örgütsel stres ölçeği arasında düşük düzeyde anlamlı ve pozitif ilişki olduğu, etkileşimci liderlik ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve pozitif ilişki olduğu görülmektedir (p<0.05) Serbest liderlik ile örgütsel stres arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir (p>0.05). Örgütsel iklim ile örgütsel stres arasında düşük düzeyde anlamlı ve negatif ilişki olduğu görülmektedir (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Örgütsel Stres, Örgüt İklimi, Liderlik Tarzları, Aracılık Etkisi, Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Liderlik Tarzları Algısı. Danışman: Prof. Dr. Yunus YILDIRIM, Mersin Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Mersin.
Güçlendirici liderliğin örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisi: Pozitif psikolojik sermayenin aracı rolü
Bu çalışmanın amacı, Niğde ili merkez ilçede görev yapan resmi ilköğretim okulu öğretmenlerinin; okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışlarına, öğretmenlerin örgütsel yaratıcılıklarına ve pozitif psikolojik sermayelerine ilişkin algı düzeylerini belirlemek, okul müdürlerinin güçlendirici liderlik, öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık ve pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak ve güçlendirici liderliğin örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisinde pozitif psikolojik sermayenin aracı rol üstlenip üstlenmediğini belirlemektir. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmanın evrenini 2020/2021 eğitim öğretim yılında Niğde ili merkez ilçede bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapmakta olan öğretmenler; örneklemi ise 20 ilkokul, 19 ortaokul olmak üzere 39 ilköğretim okullarından yansız örnekleme yoluyla seçilen 462 öğretmen oluşturmaktadır. Kullanılan veri toplama aracı olarak araştırmada; "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği", "Güçlendirici Liderlik Ölçeği" ve "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, tek yönlü varyans analizi, ortalama, LSD, Pearson Momentler çarpımı korelasyonu, tTesti kullanılmıştır. Ayrıca güçlendirici liderliğin örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisinde, pozitif psikolojik sermayenin aracılık rolünü belirlemek amacıyla, yapısal eşitlik modellemesiyle yol analizi yapılmıştır. Sobel testi aracılık rolünün anlamlılığını belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Öğretmenlerin okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları algılarıyla, öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık algıları ve pozitif psikolojik sermaye algıları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Güçlendirici liderliğin, örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisinde pozitif psikolojik sermayenin tam aracılık rolü olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık davranışı ortaya koymasında okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları göstermesinin ve öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin gelişmiş olmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç doğrultusunda okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları sergileyerek öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeylerini arttıracağı ve bunun da okullarda yaratıcılığın ortaya çıkmasına olanak sağlayacağı için okullarda güçlendirici liderliğin vurgulanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Güçlendirme, Güçlendirici Liderlik, Yaratıcılık, Örgütsel Yaratıcılık, Pozitif Psikoloji, Pozitif Psikolojik Sermaye,
Leader-member exchange (LMX) based relative deprivation and employee outcomes
Leader-member exchange (LMX) theory, based on the premise that a leader forms differentiated social exchange relationships with each follower, holds an important place in research for almost 40 years. The main aim of this research is exploring an under-researched topic of the effect of LMX on discrete employee emotions, and understanding the influence of this mediated effect on employee work attitudes, behaviors and performance. By collecting data from 320 employees and their 80 immediate team leaders, the effect of LMX evaluations on employee's feeling of relative deprivation is obtained directly by employee's own cognitive and affective state while the effect of this negative feeling on employee's work performance and behavior is validated by getting the leader's observation of employee performance and behavior. In contrast to ongoing approach of evaluating LMX as a separate dyadic relationship between a leader and a follower, by utilizing social comparison theory this study points to the importance of investigating LMX relationships being embedded in a broader context of work group. In this respect, the comparative effects of absolute and relative LMX evaluations on employee's attitudes, behaviors and performance through a cognitive and affective process of relative deprivation is tested by two separate structural equation models. The results show that employees' evaluations of relative LMX have more negative influence on their attitudes, behaviors and performance compared to absolute LMX through an affective mediating process. Individual's self-construal shapes the level of emotional reactions to LMX evaluations. The findings exhibit the importance of perceived organizational support and peer support, as well as positive future job expectations in mitigating the negative effects of LMX based relative deprivation feeling on work outcomes. For future research, this study provides the empirical evidence for the significance of investigating the effects of LMX on different employee emotions, as well as, the urgency in exploring solutions to mitigate the destructive effects of dark side of LMX, which has been overlooked up to date.