
58
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Elit voleybolcularda iki farklı ısınmanın sıçrama performansına etkisi
Bu çalışmanın amacı, voleybolda klasik ısınma ve kısa süreli yüksek şrddetli ısınma protokollerinin sıçrama performansına etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmaya, 15 Elit ve 15 Sub-Elit toplam 30 kadın (yaş: 26,53±3,71 yıl; boy:1,82±0,09 m; krlogram: 70,32±9,34 kg) voleybol oyuncusu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışma, ön-son test yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Tüm sporcular ölçüme iki kez gelmiş ve ölçümler arası 2 gün dinlenme verilmiştir. Katılımcıların ısınma öncesi sıçrama yükseklikleri kaydedilmrştir. Daha sonra klasik voleybol ısınması (protokol-1) ve kısa süreli yüksek şrddetli ısınma (ptorokol-2) metotları uygulanmış ve her protokol sonrası 3 dikey sıçrama yaptırılmış ve en yüksek değer kaydedilmrştir. Değişken puanlarının Elit ve Sub-Elit gruplarından en az birinde normal dağılım göstermediği durumlarda Mann Whrtney U testi; her iki grupta da normal dağılım gösterdiği durumlarda bağımsız iki örneklem t testi kullanılmıştır. Elit grupta protokol-2 sıçrama performansı, protokol-1 sıçrama performansından anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p>0,05). Sub-Elit grupta da protokol-2 sıçrama performansı, protokol-1 sıçrama performansından anlamlı düzeyde daha yüksektir. Aynı zamanda, katılımcıların protokol -2 sıçrama performansı, protokol-1 ve başlangıç sıçrama performansından anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p>0,05). Çalışmada üç ayrı sıçrama testi; başlangıç ısınmadan yapılan sıçrama, klasik voleybol ısınması sonrasında yapılan sıçrama (protokol 1)ve kısa süreli yüksek şiddetli ısınmadan sonra yapılan sıçrama (protokol 2)performansları arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Çalışmamızın, en önemli sonucu protokol-2'nin sıçrama performansı üzerindeki etkisi daha fazladır. Protokol-2' de kullanılan egzersizlerin diğer ısınma protokolüne göre nöromüsküler sistemi uyararak sıçrama performansını etkileyen uzama-kısalma döngüsünü aktive ederek kas kuvvetinin hızlıca güce dönüştürmesine olanak sağladığı düşünülmektedir.
Avrupa'daki en başarılı futbol kulüplerinin finansal ve sportif açıdan marka değerlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Avrupa futbol endüstrisine yön veren 5 büyük futbol ligindeki ( Premier Lig, Bundesliga, La Liga, Serie A ve Ligue 1) başarılı futbol kulüplerinin son 25 yıldaki sportif performansları ile birlikte marka değerlerini, finansal rekabetlerini incelemek ve sportif başarılarının marka değerine etkilerinin araştırılmasıdır. Bir spor dalı olarak ortaya çıkan, geniş halk kitlelerine yayılarak globalleşen ve parasal hacmiyle dev bir endüstriye dönüşen futbolda da markalaşma ve marka rekabetleri günümüzün en çok konuşulan konularından biridir. Özellikle son 20 yıldır markalaşma kavramı, sportif ve finansal rekabetin en dikkat çeken parametrelerinden birine dönüşmüştür. Avrupa'nın en büyük futbol kulüplerinin markalaşma sürecinde, sportif başarı ve finansal rekabet unsurlarıyla olan etkileşimi spor endüstrisinin en dikkat çeken unsurlarından biri olmuştur. Futbol kulüplerinin marka kimliğinin oluşturulması, duygusal sadakat, markanın halkla ilişkiler, reklam, pazarlama ve sponsorluk gibi çalışma olan etkileşim süreçleri günümüz endüstriyel futbolunun dinamikleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde endüstriyel futbola yön veren başarılı futbol kulüplerinin saha dışındaki rekabeti finansal tabloları ve marka değerleri yarışındadır. Global futbol kulüpleri, her geçen gün dünya genelinde hayran kitlelerini önce sportif başarı, ardından da istikrarlı marka güçleri ile artırmaya çalışmaktadırlar. Futbolda başarılı kulüpler aynı zamanda güçlü markalardır da. Bu çalışmada Manchester United, Real Madrid, Bayern Münih, Juventus ve Paris Saint-Germain kulüplerinin sportif performansları, futbol endüstrisindeki rekabetleri ve bu rekabetlerinin marka değerlerine olan etkileri incelenmiştir. Marka değerlerinin özellikle son 10 yılda küresel rekabette öncü bir etken olduğu örneklendirilerek açıklanmıştır. Temmuz 2025
Sporcuların iş hukukundan doğan uyuşmazlıkları ve çözüm yolları: yargıtay kararları örneği
Bu araştırmanın amacı, sporcu sözleşmeleri ile futbol, basketbol ve voleybol branşlarında ki profesyonel sporcuların iş hukukuna göre uyuşmazlık durumlarını Yargıtay kararları kapsamında incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden, doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Çalışmada, sinerji içtihat programından elde edilen, spor hukuku ile ilgili 2010-2020 yılları arası; Yargıtay kararları incelenmiştir. Yargıtay kararları konu, dava tarafı ve karar sonucuna göre (red, onama, bozma, takipsizlik vb.) sınıflandırılarak frekans ve yüzdelikleri bulunmuştur. Yargıtay kararları ilgili mevzuat ile ilişkilendirilerek her uyuşmazlık türüne uygun örnek kararlar analiz edilmiştir. Çalışmada spor hukukuna ilişkin yürürlükteki Anayasa, Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Yönetmelik, Federasyon Ana Statüleri ve Federasyon Talimatları ile bu mevzuat kapsamında ele alınan hukuki uyuşmazlıklara atıf yapılarak örnek mahkeme kararları incelenmiştir. İncelenen Yargıtay kararları sonucunda genellikle sporcular lehine kararlar bozulmuştur. En üst karar merci olan Yargıtay, sporcuların mağduriyetlerini kısmen gidermiştir. Sonuç olarak futbol oynayan profesyonel sporcuların daha çok dava yoluna başvurduğu ve tahkim yolunun yetersiz kaldığı görülmüştür. Sporcu sözleşmeleri ve basketbol oynayan profesyonel sporcuların futbol branşına göre daha az dava yoluna başvurduğu tespit edilmiştir. Voleybol oynayan profesyonel sporcuların ise en az dava yoluna başvuran spor dalı olmuştur. Söz konusu spor dallarında profesyonel sporcular yerel mahkemenin aleyhine vermiş olduğu kararlar sonucu en son karar verici merci olan Yargıtay'a başvurma durumunda kalmışlardır. Yargıtay Başkanlığı ise genellikle sporcular lehine kararları bozmuştur. Sporcuların haklarına geç ulaştığı ve mağduriyetleri olduğu tespit edilmiştir. Sporcuların İş Kanunu kapsamına alınmaması ülkemiz için boşluk yaratmaktadır.
Yüzücülerde suda uygulanan farklı interval antrenman yöntemlerinin vücut kompozisyonuna ve teknik parametrelere etkileri
Bu çalışma, yüzücülerde suda uygulanan farklı interval antrenman yöntemlerinin vücut kompozisyonu ve teknik parametrelerine etkilerini araştırmak üzere yapılmıştır. Bu araştırmaya spor yaşı en az 1 yıl olan 11-12 yaş arası toplam 20 gönüllü müsabık yüzücü katılmıştır. Katılımcılar rastgele HIIT grubu (Yüksek Yoğunluklu İnterval Antrenman + yüzme teknik antrenman) ve Dayanıklılık grubu (Dayanıklılık + yüzme teknik antrenman) olarak iki gruba ayrıldı. Araştırmada ön ve son test desenli deneysel yöntem kullanılmış olup HIIT ve Dayanıklılık gruplarının vücut kompozisyonu, teknik parametreler, yüzme performansı, algılanan zorluk düzeyi ve kalp atım sayısı değerleri 8 haftalık antrenman programı öncesi ve sonrasında olmak üzere iki kez ölçülmüştür. Elde edilen veriler, IBM SPSS sürüm 22 istatistiksel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Normallik analizi Shapiro-Wilk Testi ile test edildi ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Grup içi karşılaştırmalarda Paired Samples t-testi, gruplar arası karşılaştırmalarda Independent Samples t-testi uygulanmıştır. Tüm veriler için anlamlılık düzeyi p<0,05 ve p<0,01 olarak kabul edilmiştir. HIIT grubunun, kulaç uzunluğu, deri kıvrım kalınlığı ve yüzme performanslarından 50 m ve 100 m de algılanan AZD ön teste göre son test ortalamalarında anlamlı ve pozitif düşüşlerin olduğu görülmektedir. DA grubunun vücut ağırlığı, boy uzunluğu, kulaç oranı, kulaç uzunluğu, deri kıvrım kalınlığı, yüzme performanslarından 50 m, 100 m ve 2000 m KAS ve 50 m, 100 m, 2000 m AZD ortalamaları son test lehine anlamlı pozitif düşüş ve artışların olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise KU, KO, ve deri kıvrım kalınlığı 2000 m KAS, 50 m, 100 m ve 2000 m AZD yüzme performans son test ortalamalarına göre DA grubunun lehine anlamlı farklı pozitif düşüşler elde edilmiştir. Dayanıklılık antrenmanı 11-12 yaş grubu çocuklarda vücut kompozisyonu, teknik parametreler, yüzme performansı, AZD, KAS değişkenleri üzerinde farklı bir etki oluşturmaktadır. DA grubu antrenmanlarının daha fazla tercih edilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Antrenman, Dayanıklılık, HIIT, Performans, Yüzme.
Macera arayışı, akış deneyimi ve serbest zaman tatmini ilişkisi: Açık alan rekreasyon katılımcıları üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, açık alan rekreasyon aktivite katılımcılarının macera arayışı, akış deneyimi ve serbest zaman tatmini düzeylerindeki çeşitli değişkenlere göre farklılıkları ortaya koymaktır. Ayrıca macera arayışı, akış deneyimi serbest zaman tatmini arasındaki ilişkinin test edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinde açık alan rekreasyonuna katılan 1340 (Ortyaş= 34,85±13,06) katılımcı gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Macera Davranışı Arama Ölçeği" MDAÖ, "Rekreasyonel Akış Deneyimi Ölçeği" RADÖ ve "Boş Zaman Tatmin Ölçeği" BZTÖ kullanılmıştır. Katılımcılar ölçek formlarını Google Forms" uygulaması üzerinde online olarak cevaplandırmıştır. Elde edilen verilerin analizinde çalışma grubu için T-Testi, ANOVA, MANOVA ve Pearson Korelasyon analizleri uygulanmıştır. Ayrıca araştırmada yer alan ölçekler arasındaki ilişkinin tespiti amacı ile Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, cinsiyet, yaş, medeni durum, serbest zamanları değerlendirme güçlüğü, aktivitelere katılım sıklığı değişkenlerine göre MDAÖ, RADÖ ve BZTÖ puanlarının anlamlı olarak farklılaştığını göstermiştir. Katılımcıların eğitim, aylık gelir, aktivitelere katılımı tavsiye etme, aktivitelere yıllık katılım sayısı ve aktivitelere katılım türü değişkenlerine göre RADÖ ve BZTÖ puanları üzerindeki temel etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, eğitim, aylık gelir, aktivitelere katılımı tavsiye etme, aktivitelere yıllık katılım sayısı ve aktivitelere katılım türü değişkenlerine göre MDAÖ Hava Koşulları boyutunda puanların anlamlı olarak farklılaşırken, Su Tehlikeleri boyutunda anlamlı olarak farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) analizi sonuçlarına göre, MDAÖ'nün BZTÖ üzerinde doğrudan anlamlı bir etkiye sahip olduğu ve ayrıca MDAÖ'nün BZTÖ üzerindeki etkisinde RADÖ'nün aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, rekreasyon aktivitelerine katılım sıklığındaki artış ile birlikte macera arayışı, akış deneyimi ve serbest zaman tatmin düzeyi de artmaktadır. Elde edilen bu sonuçların toplumun açık alan rekreasyonel aktivite katılımlarına artıracak politikaların ve uygulamaların geliştirilmesinde faydalı olacağı düşünülmektedir.
Kafein ve karbonhidratın ayrı ayrı ve birlikte kullanımının tenis antrenman performansı üzerindeki etkiler
Yapılan çalışmalarda kafein ve karbonhidratın tenis performansı üzerindeki pozitif etkisi araştırılmış; fakat kafeinli sakız (KAFSKZ) + karbonhidratlı jelin (KBHJEL) kombine kullanılmasının tenis oyuncuların performansı üzerindeki etkisi araştırılmamıştır. Bundan dolayı bu çalışmanın amacı KAFSKZ+KBHJEL kullanımının tenis oyuncularının antrenman esnasındaki teknik, fiziksel ve psiko-fizyolojik performansları üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Araştırmamıza ulusal ve uluslararası turnuvaya katılan 14 erkek tenisçi (15,93±0,83 yaş) katılmıştır. Yapılan 2 saatlik antrenman öncesinde ve her set sonunda oyunculara KBHJEL (21,1 g) + KAFSKZ (100 mg) veya KBHJEL (21,1 g) + Plasebo sakızı (PLA) (PK Gum,Wrigley's, Chicago, ABD) veya KAFSKZ (100 mg) veya PLA verildi. Antrenman esnasında oyuncuların kalp atımı (KA), algılanan zorluk derecesi (AZD), countermovement Jump (CMJ), antrenman yükü ve teknik vuruşların yanında oyunculara Brunel mood halleri (BRUMS) zihinsel iş yükü (ZİY) ve gastrointestinal değerlendirme ölçeği (GSDÖ) uygulandı. Bu çalışmanın sonuçlarına göre teknik vuruşlarda KBHJEL+KAFSKZ grubu hem KNT (p= ,001) hem de PLA grubundan (p= ,001) daha fazla başarılı vuruş yapmıştır. AZD skorları incelendiğinde KBHJEL+KAFSKZ, KBHJEL+PLA ve KAFSKZ gruplarında daha düşük AZD skorların olduğu görülmüştür. Tüm gruplarda hem KA hem de CMJ sıçrama yüksekliği skorlarında anlamlı farklılık görülmemiştir. BRUMS ölçek sonuçlarında antrenman öncesinde yalnızca KHBJEL+KAFSKZ grubunda anlamlı bir fark görülmüştür. Oyuncuların ZİY skorlarında ise yapılan analiz sonucunda gruplar arasında bir farklılık yoktur. Ayrıca kullanılan takviyelerde de gastrointestinal sistem üzerinde herhangi bir yan etki görülmemiştir. Sonuç olarak 2 saatlik bir tenis antrenmanda KBHJEL+KAFSKZ kullanımının oyuncuların yer vuruşları üzerinde anlamlı bir etki oluşturabilir. Ayrıca yapılacak antrenmanda oyuncuların AZD skorlarını olumlu yönde etkileyebilir. Bundan dolayı yapılacak antrenmanda KBHJEL+KAFSKZ kombine olarak kullanılması oyucuların antrenmanda teknik performansı üzerinde olumlu etki edecektir.
Zumba becerisi öğrenirken aynaların propriyosepsiyon ve duygu durumu ile zumbanın performansa etkisi
Propriyosepsiyon kavramı spor bilimleri alanında önem kazanmaya henüz yeni başlamışsa da dans pedagojisi, bilim ve rehabilitasyonun daha geniş kapsam içinde bir ilgi konusudur. Düzenli bir egzersiz programı ile geliştirilebilinen eklem pozisyon hissi ile hem yaralanmaların önüne geçinilebilmekte hem de spora dönüş hızları arttırılarak yeniden yaralanma durumları ciddi oranda azalabilmektedir. Spor ve dans eğitim sınıflarının duvarlarında yer alan aynaların propriyosepsiyona olan etkisine dair kapsamlı bir çalışmaya rastlanılamamıştır. Bu bağlamda araştırmanın amacı aynalı bir ortamda zumba dans eğitiminin bilinçli ve programlı bir şekilde uygulandığında katılımcıların propriyosepsiyon ve duygu durumları ile zumbanın aerobik ve anaerobik performansa olan etkilerini incelemektir. Çalışmaya, yaşları 18-25 arasında olan 39 kadın katılmıştır. Katılımcılar randomize karşıt-dengeli olarak 3 gruba ayrıldıktan sonra 10 hafta boyunca, haftanın 3 günü, günde 1 saat olmak üzere araştırmacı tarafından zumba dans eğitimi uygulanmıştır. Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Performans laboratuvarını 4 kez ziyaret eden katılımcılara sırasıyla VKİ ölçme cihazı, kalp atım hızı, diz eklem pozisyon hissi, statik-dinamik denge, aerobik performans ve anaerobik performans testleri uygulanmıştır. Ayrıca duygu-durum (PANAS) ölçeği ise ön ve son olmak üzere iki defa uygulanmıştır. Sonuç olarak, ayna unsuru ile zumba dans eğitimi almanın propriyosepsiyonu (eklem pozisyon hissi) anlamlı derecede olumsuz etkilediği ancak duygu durumlarının olumsuz etkilenmediği ve 10 hafta düzenli zumba dans eğitiminin performanslarını anlamlı derecede arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayna kullanımına teşvik edilen katılımcıların sağ ve sol diz eklem hisleri (15°-30°-60°-90°) anlamlı derece bozulurken aynasız grubun diz eklem hisleri anlamlı derece artmıştır. Aynaların statik dengeyi bozduğu ancak dinamik dengeyi geliştirdiği gözlemlenmiştir. Deney ve kontrol grupları arasında kalp atım hızı değişkenliği parametreleri üzerinde anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Dans, Duygu Durum, Eğitim, Propriyosepsiyon, Spor, Zumba.
Kafein alımı ve ağızda çalkalanmasının kadın sporcularda kuvvet ve dikey sıçrama performansına etkisi
Kafein alımı ve ağızda çalkalanmasının fiziksel performans üzerinde etkilerine dair çeşitli sonuçlar literatürde bulunmaktadır. Bunun yanında her iki kafein takviye formunun kombine kullanılıp kuvvet ve dikey sıçrama performansının incelendiği çalışma bulunmamaktadır. Ayrıca kadın sporcular üzerine yapılan çalışmaların sayısı oldukça azdır. Bu araştırmanın amacı, farklı kafein tüketim sıklıklarına sahip kadın sporcularda 3 mg/kg kafein alımı, 300 mg kafein çalkalanması ve her ikisinin kombine edilmesinin kuvvet ve dikey sıçrama performansı üzerine etkilerinin incelenmesidir. Araştırmaya toplam 35 kadın sporcu katılmıştır. Katılımcılar kafein tüketim sıklıklarına göre 2 gruba ayrılarak toplam 5 test gününe katılım sağlamışlardır: hiçbir alım ve çalkalanma olmayan kontrol denemesi, plasebo alımı ve plasebo çalkalama, kafein alımı ve plasebo çalkalama, plasebo alımı ve kafein çalkalama, kafein alımı ve kafein çalkalama. Katılımcılar kafein alımlarının ardından 60 dakikalık bekleme süresi sonrasında her test denemesi öncesi ağızda 10 saniye kafein çalkalaması yapılmıştır. Test denemeleri 2 el-pençe, 2 sırt-bacak ve 1 dikey sıçrama (eller belde 15 saniye tekrarlı) şeklinde yapılmıştır. Ayrıca test protokolü sonunda katılımcılara algılanan zorluk dereceleri ve solüsyon tahminleri sorulmuştur. Sonuç olarak kafein alımının, çalkalanmasının ve her ikisinin kombine edilmesinin kuvvet performansı ve algılanan zorluk derecesi üzerinde anlamlı etkileri görülmemiş ancak kafein alımının dikey sıçrama performansında zirve güç çıktısını artırdığı; kombine denemesinin ise maksimal sıçrama yüksekliği, zirve güç çıktısı ve yorgunluk indeksini artırdığı ortaya çıkmıştır. Katılımcıların normal hayatlarındaki kafein tüketim sıklıklarının, kafeinin ergojenik etkisini bu çalışma özelinde etkilemediği görülmüştür.
İç Anadolu bölgesindeki spor kurumlarında görev yapan personelin mantar yönetim algısının örgütsel bağlılığa etkisi
Bu araştırmanın amacı; İç Anadolu bölgesinde bulunan Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan bireylerin mantar yönetim algılarının kurum içerisinde önemli bir yere sahip olan örgütsel bağlılık düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklem gurubunu 2022 yılında, İç Anadolu bölgesinde yer alan 13 ildeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Mantar yönetim Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini yaklaşık 750 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada 157' si kadın, 159' u erkek olmak üzere toplam 316 Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanına ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler IBM SPSS 28.0.1.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Demografik bilgilere göre ölçeklere ait toplam puan ve alt boyut puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler t-testi ve tek faktörlü varyans analizi (One-Way ANOVA) kullanılmıştır. Farklılığın hangi eğitim düzeyleri arasında olduğunu elde etmek amacıyla Tukey Testi yapılmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu analizi yapılmıştır. Araştırma bulguları dikkate alındığında; çalışanların yaşları mantar yönetimin alt boyutu olan yönetim eksikliğini, cinsiyetleri yetersiz bilgi paylaşımını, yaşları örgütsel bağlılık alt boyutu olan devam bağlılığını, cinsiyetleri duygusal bağlılık ve devam bağlılıklarını, medeni durumları yetersiz bilgi paylaşımı ile yetersiz iletişim, medeni durumları örgütsel bağlılık toplam puan ve alt boyutlarını, hizmet yılları normatif bağlılıklarını, eğitim durumları devam bağlılıklarını etkileyen bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Mantar yönetim algısı Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri'nde çalışan personelin örgütsel bağlılığına (β = -.17) negatif yönde olumsuz bir etkide bulunurken, örgütsel bağlılık alt boyutu olan duygusal bağlılığa da(β = -.32) negatif yönde bir etkisi söz konusudur. Genel çerçevede bir sonuca varıldığında ise spor örgütlerinde mantar yönetim işleyişinin varlığı personelin özellikle örgütsel bağlılık düzeylerini negatif yönde etkileyerek çalışanların iş ortamlarında huzurlu çalışamamalarına, motive olamamalarına ve örgütsel anlamda birtakım sorunların çıkmasına sebebiyet vermektedir. Anahtar Kelimeler: Spor örgütleri, Spor, Mantar yönetim, Örgütsel bağlılık
Maraton organizasyonlarına katılımın sosyal etkileşim boyutları ile kaynak yaratma faaliyetleri arasındaki ilişkinin araştırılması
Maraton koşusu ve maraton organizasyonları küresel anlamda popülaritesi artan, toplum tarafından ilgi gösterilen, günden güne çekiciliği artan eğlenceli bir etkinlik haline gelmiştir. Zamanla kitlesel katılımlı bir etkinliğe dönüşen maraton organizasyonları eğitim, sağlık, çevre gibi sosyal sorunlara dikkat çeken ve insanların kar amacı gütmeyen kuruluşlar için koşarak bağış toplaması, yardımseverlik koşusu yapması için bir fırsat sunuyor. Toplumda sürekli birbirlerini karşılıklı olarak etkileyen bireylerin sosyal hayatlarındaki gelişimi ve değişimi, sosyal etkileşim ile gerçekleşir. Sosyal etkileşim, toplumun şekillenmesinde, bütünleşmesinde ve değişmesinde önemli bir rolü olan sosyolojik bir süreçtir. Sosyo-kültürel faaliyetleri sosyal etkileşimin oluştuğu ortamlar olarak ifade etmek olanaklı iken, spor etkinliklerini de bu ortamın içinde saymak mümkündür. Son yıllarda gittikçe artan bir şekilde bireylerin dolayısıyla bütünleşmiş bireysel hareketlerin kaynak yaratma amaçlı etkinliklere büyük ilgi gösterdiğine tanık olunmaktadır. Bu tür faaliyetlerin gerçekleştiği yerler arasına maraton organizasyonları da girmeye başlamıştır. Burada vurgu yapmak gerekirse, diğer etkinliklerde olduğu gibi maraton etkinlikleri de toplumsal farkındalığın yüksek düzeyde ortaya konulmaya çalışıldığı bir gösteri alanı olarak kullanılmaktadır. İnsanların maraton etkinliklerinde gerçekleşen kaynak yaratma faaliyetlerine bağış toplamak amacıyla katıldığı varsayımından hareket edilebilir. Bu nedenle insanlar için ilgi çekici ve motive edici bir güç olarak algılanan maraton etkinliklerinde gerçekleşen kaynak yaratma faaliyetlerinde, bireyler arası sosyal etkileşim yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Temel yaklaşımı bu şekilde olan araştırmanın amacı; maraton organizasyonlarına katılım, maraton organizasyonlarında sosyal etkileşim ve maraton organizasyonlarındaki kar amacı gütmeyen kuruluşların kaynak yaratma faaliyetlerine yönelik farkındalık ölçeklerinin geliştirilmesi ve geliştirilen ölçekler vasıtasıyla maraton organizasyonlarına katılımın sosyal etkileşim boyutları ile kaynak yaratma faaliyetleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evreni Türkiye'deki maraton organizasyonlarına (maraton, yarı maraton ve ultra maraton organizasyonları) katılanlardan ve bu etkinliklerde kaynak yaratma faaliyeti düzenleyen kişilerden; araştırmanın örneklemi ise amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak bu etkinliklerde yardımseverlik koşusu yapmış seçilmiş yeter sayıda kişilerden oluşmuştur. Araştırmada maraton organizasyonlarına katılım (MOK), maraton organizasyonlarında sosyal etkileşim (MOSE) ve maraton organizasyonlarındaki kar amacı gütmeyen kuruluşların kaynak yaratma faaliyetlerine yönelik farkındalık (MOKYFF) ölçekleri geliştirilmiştir ve yapılan AFA ve DFA'larla bu ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğu kanıtlanmıştır. Araştırmanın birinci aşaması için 250 kişi, ikinci aşaması için 353 kişi örnekleme dahil edilmiştir. Analizlerde cinsiyet, medeni durum, etkinliğe katılım durumu, kar amacı gütmeyen kuruluşa üye olma durumu, maraton organizasyonlarındaki kar amacı gütmeyen kuruluşların kaynak yaratma faaliyetlerine katılma sayısı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Yaş değişkenine göre tanınmış kişi alt boyutu ile maraton organizasyonlarındaki kar amacı gütmeyen kuruluşların kaynak yaratma faaliyetlerine yönelik farkındalık düzeyleri arasında negatif yönlü anlamlı ilişkinin varlığına rastlanmıştır. Maraton organizasyonlarına katılım ile marka değeri, tanınmış kişi, sosyal medya alt boyutları ve maraton organizasyonlarındaki kar amacı gütmeyen kuruluşların kaynak yaratma faaliyetlerine yönelik farkındalık düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki saptanmıştır. Maraton organizasyonlarındaki kar amacı gütmeyen kuruluşların kaynak yaratma faaliyetlerine yönelik farkındalık düzeyleri ile marka değeri, tanınmış kişi ve sosyal medya alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların alan yazına katkıda bulunması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: Maraton, Kaynak Yaratma, Sosyal Etkileşim
Nöromusküler yorgunluğun futbolcularda fonksiyonel hareket ve denge performansına etkileri
Bu çalışmanın amacı nöromüsküler yorgunluğun fonksiyonel hareket analizi toplam puanı ve denge becerinse olan etkilerini incelemektir. Çalışmaya 28 profesyonel futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Futbolculara nöromüsküler yorgunluğu değerlendirmek için 10 metre koşu ve dikey sıçrama testi kullanılmıştır. Fonksiyonel hareket beceriler Fonksiyonel hareket görüntüleme metodu ile yapılmıştır. Denge becerisi ise modifiye Y denge testi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler eşleştirilmiş örneklemlerde t testi ile istatistiksel analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan eşleştirilmiş örneklemlerde t testi sonuçlarına göre çalışmaya katılan futbolcuların dinlenik durumda iken ölçülen fonksiyonel hareket toplam skorları ortalaması 15,64±2,34 iken yorgunluk sonrasında yapılan fonksiyonel hareket analizi toplam skorları 13,78±2,29 olarak tespit edilmiştir Y denge testi sonuçlarında ise yorgunluk öncesi denge testi skoru……. İken yorgunluk sonrasında denge skoru ………. Tespit edilmiştir. Yorgunluğun fonksiyonel hareket ve denge becerisini olumsuz yönde etkilediği istatistiksel olarak tespit edilmiştir (p<0,001). Futbolcularda yorgunluğun engellenmesi ya da azaltılması fonksiyonel hareket ve denge becerisini etkilediği gibi sakatlık riskini de arttırmaktadır. Bu nedenle yorgunluğun geciktirilmesi ve toparlanmanın hızlandırılması sakatları engelleyebilmek için önemli olabilir. Anahtar Kelimeler: Denge, Fonksiyonel Hareket, Futbol, Yorgunluk
Uzun süreli spor eğitim modeli uygulamalarında öğretmen ve öğrenci deneyimlerinin incelenmesi: Bir eylem araştırması
Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı, üç dönem boyunca model temelli (Spor Eğitim Modeli) beden eğitimi dersine katılan öğretmen ve öğrencilerin deneyimlerinin incelenmesidir. Yöntem: Eylem araştırması deseninin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemini, üç dönem (1,5 yıl) boyunca SEM ile beden eğitimi dersi işleyen beden eğitimi ve spor öğretmeni ve bu derse katılan dokuz öğrenci (dört erkek- beş kız) oluşturmaktadır. Öğretmen, üç dönem boyunca üç farklı branşta (bowling, dart, badminton) ilk iki dönem uzaktan ve üçüncü dönem ise yüz yüze eğitim yoluyla SEM kullanarak derslerini işlemiş ve her dönem sonunda öğrencilerinden topladığı verilerle bir sonraki dönem için dersini yeniden tasarlamıştır. SEM'in birinci, ikinci ve üçüncü dönem uygulamalarının sonunda uzman danışman (tez danışmanı) modeli uygulayan öğretmen ile her dönem sonunda birer adet olmak üzere toplam üç yarı-yapılandırılmış bireysel görüşme; öğrenciler ile ise SEM'deki rolleri özelinde (antrenör, hakem, basın görevlisi) üçer adet odak grup görüşmesi (toplamda 9 görüşme) gerçekleştirmiştir. Ayrıca öğretmenin üç dönem boyunca tuttuğu alan notları da veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde sürekli karşılaştırmalı içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan içerik analizi sonucunda üç dönem boyunca spor eğitimi modeli ile beden eğitimi ve spor dersi işleyen öğretmenin deneyimlerine ilişkin bulgular iki tema altında toplanmıştır. 1) Öğretmenin öğrenme ortamı ve öğretimini geliştirmesi 2) Öğretmenin rolünün değişimi. Üç dönem boyunca SEM'e katılan öğrencilerin deneyimlerine ilişkin bulgular ise dört tema altında toplanmıştır. 1) Sosyal-duyuşsal gelişim 2) Rolde ilerleme 3) Teknolojinin katkıları 4) Öğrenme topluluğu oluşumu. Sonuç: Sonuç olarak, uzun süreli SEM ile beden eğitimi dersi işleyen öğretmenin süreçte rolünün değiştiği, daha çok rehber rolü sergileyerek öğretimi ve öğrenme ortamını geliştirdiği, öğrencilerin de sosyal-duyuşsal alanda geliştikleri, sınıf içerisinde farklı öğrenme toplulukları oluşturarak rollerinde ilerledikleri görülmektedir. Bu nedenle model temelli beden eğitimi uygulamalarında öğretmenin öğrencilerden veri toplayarak ders tasarımını, öğretimini ve öğrenme ortamını geliştirmesi ve bu uygulamaların uzun süreli olarak sürdürülmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Model Temelli Beden Eğitimi, Spor Eğitim Modeli, Eylem Araştırması
Farklı formatlarda oynatılan dar alan oyunlarının performans ve psikofizyolojik cevaplar üzerine etkilerinin incelenmesi
Yapılan araştırmada, farklı formatlarda oynatılan dar alan oyunlarının futbolcularda performans ve psikofizyolojik yanıtlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, neden–sonuç ilişkisini ortaya koymaya yönelik olarak iki gruplu ön test–son test yarı deneysel desenle yürütülmüştür. Çalışma grubunu, Ankara Batıkent Kartal Spor Kulübü'nde aktif olarak futbol oynayan 16 erkek sporcu (X̄ yaş = 14,88±0,84 yıl) oluşturmuştur. Katılımcılar, aralıklı (n=8) ve sürekli (n=8) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Uygulama süreci dört hafta boyunca, haftada iki antrenman seansı olacak şekilde toplam sekiz dar alan oyunu oturumundan oluşmuştur. Her hafta bir oturum 2v2, diğeri ise 4v4 dar alan oyunları şeklinde planlanmıştır. Futbolculara uygulama öncesinde ve sonrasında ölçümler yapılmıştır. Değerlendirmeye alınan parametreler arasında ayak reaksiyon süresi, 20 m sürat testi, toplu ve topsuz zigzag testi, RAST testi, Yo-Yo IRT1 testi ve VO₂maks ölçümleri yer almıştır. Bu ölçümlerin analizi için bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Uygulamalar esnasındaysa futbolcuların kalp atım hızları, laktat düzeyleri, algılanan zorluk dereceleri ve fiziksel aktiviteden keyif alma düzeyleri ölçülmüştür. Grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalarda Mixed ANOVA testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre reaksiyon süresi, 20 m sürat testi, topla ve topsuz zigzag testi, RAST testi, VO₂maks ölçümlerinde her iki grupta da anlamlı düzeyde gelişim gözlenmiştir (p<0,05). Ancak gruplar arası karşılaştırmalarda anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p>0,05). Dar alan oyunları sırasında ölçülen ortalama kalp atım hızı, kalp atım hızının maksimal kalp atım hızı yüzdesi, zirve kalp atım hızı, zirve kalp atım hızının maksimal kalp atım hızı yüzdesi, algılanan zorluk derecesi ve laktat değerlerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir (p<0,05). Bulgular hem aralıklı hem de sürekli formatlarda oynatılan dar alan oyunlarının futbolcuların performans gelişimine önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Antrenman planlamalarında kullanılacak dar alan oyun ve formatının, hedeflenen performans bileşenlerine uygun olarak seçilmesinin; sporcuların performans ve psikofizyolojik gelişim süreçlerini optimize etmede önemli bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır.
Mobbing davranışlarının hentbol süper liginde yer alan sporcuların örgütsel bağlılığı üzerine etkisi
İşyerinde mobbing ve örgütsel bağlılık konuları, çalışma ortamındaki bireyler ve örgütler üzerindeki önemli etkilerinden dolayı, son yıllarda araştırmacılar tarafından üzerinde durulan önemli konular arasında yer almaktadır. Bu çalışma, spor alanına odaklanarak, mobbing davranışlarının hentbol oyuncularının örgütsel bağlılığı üzerine etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, genel tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, Türkiye Erkekler Hentbol Süper Ligi'nde yer alan hentbol kulüplerindeki oyuncular oluşturmuştur. Verilerin toplanması sürecinde kolayda örneklem metodu kullanılmıştır. Çalışmaya 8 hentbol kulübünden 137 oyuncu katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, mobbing davranışlarını ve hentbol oyuncularının örgütsel bağlılıklarını belirlemeye yönelik iki farklı ölçek kullanılmıştır. Mobbingi ölçmek için Yıldız (2015b) tarafından geliştirilen 12 maddelik Olumsuz Davranışlar Ölçeği-Futbol (Negative Acts Questionnaire-Football: NAQ-F) kullanılmıştır. Ölçek maddelerinde yer alan futbol ifadeleri hentbol ifadelerine dönüştürülmüştür. Örgütsel bağlılığı ölçmek için Meyer ve Allen (1991) tarafından önerilen ve Meyer, Allen ve Smith (1993) tarafından geliştirilen örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada istatistiksel analiz olarak, tanımlayıcı istatistik, doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın bulguları, genel olarak hentbol oyuncularının mobbinge maruz kalma düzeylerinin düşük olduğunu, örgütsel bağlılıklarının orta düzeyde olduğunu göstermiştir. Çalışmanın diğer bulguları, mobbing davranışlarının hentbol oyuncularının örgütsel bağlılığına anlamlı ve negatif etki ettiğini ortaya koymuştur (β=-,274; p<0,01). Bu çalışmadaki mobbingin örgütsel bağlılık üzerindeki anlamlı ve negatif etkisinin hem spor sektörü hem de diğer sektörlerdeki araştırma sonuçları ile benzeştiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hentbol, sporcu, mobbing, örgütsel bağlılık
Hizmet kalitesi, müşteri tatmini ve müşteri sadakati ilişkisi: Spor işletmelerinde bir uygulama
Bu araştırmanın amacı spor işletmelerinden hizmet alan müşterilerin algıladığı hizmet kalitesinin, müşteri tatmini ve müşteri sadakatine etkisinin incelenmesidir. Ayrıca müşterilerin tatmin düzeylerinin sadakatleri üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada müşteri tatmini aynı zamanda algılanan hizmet kalitesi ile müşteri sadakati arasında aracı değişken olarak kullanılmıştır. Araştırma verileri Diyarbakır ilinde faaliyet gösteren spor işletmelerinden kolayda örneklem metoduna göre toplanmıştır. Verilerin yarısı yüz yüze anket formu yardımıyla toplanırken diğer yarısı çevrimiçi platformlar üzerinden toplanmıştır. Veri toplama sürecinde kullanılan anket formunda birinci bölümde demografik sorulara yer verilirken, ikinci bölümde algılanan hizmet kalitesine ait on dört, müşteri tatminine ait üç ve müşteri sadakatine ait beş ifadeye yer verilmiştir. Verilerin analizi aşamasında SPSS ve Smart PLS istatistik programları kullanılmıştır. Veri analizi kovaryans bazlı yapısal eşitlik modeli kapsamında gerçekleştirilmiştir. Veri analizi sonucunda, müşteri tatmininin müşteri sadakatini pozitif yönde anlamlı bir şekilde etkilediği ve algılanan hizmet kalitesinin müşteri tatminini pozitif yönde anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca müşteri tatmini, algılanana hizmet kalitesi ile müşteri sadakati arasında pozitif yönde aracılık etmektedir. Sonuç olarak, algılanan hizmet kalitesi müşteri sadakatini pozitif yönde anlamlı bir şekilde etkilememektedir. Anahtar Kelimeler: Spor İşletmeleri, Hizmet Kalitesi, Müşteri Sadakati, Müşteri Tatmini.
Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin toplumsal cinsiyet rol algıları ile liderlik davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; spor bilimleri fakültesinde eğitim ve öğretim gören öğrencilerin liderlik ve toplumsal cinsiyet rollerini etkileyen değişkenleri belirlemek ve liderlik ve toplumsal cinsiyet rolleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çok yönlü liderlik düzeyleri ile toplumsal cinsiyet rollerinin arasında ilişki ve bu ilişki üzerinde etkili olduğu düşünülen demografik faktörler ele alınmıştır. Araştırmanın evreni Uludağ Üniversitesi Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme yönetimine göre tespit oluşturulan 191 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada; Dursun vd. (2019) tarafından geliştirilen Çok Yönlü Liderlik Ölçeği (ÇYLÖ), Zeyneloğlu (2008) tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ), Kişisel bilgi formu veri toplama amacıyla kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.00 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz aşamasında bağımsız örneklemler t- testi, tek yönlü varyans analizi ve tukey testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Spor Bilimleri Fakültesinde Beden Eğitimi Öğretmenliği ve Antrenörlük Eğitimi bölümünde okuyan öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerinin cinsiyete, sporla ilgilenme düzeylerine ve okudukları bölüme göre farlılıklar gösterdiği, liderlik özelliklerinin ise kardeş sayısı, cinsiyet ve sporla ilgilenme düzeylerine göre farklılıklar gösterdiği görülmektedir. Bununla birlikte spora yönlendiren kişi, sınıfı, kardeş sayısı,aktif olarak sporla ilgilenme durumu,ilgilenilen spor türü ve aile tipi gibi değişkenlerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı görülmüştür. Liderlik özellikleri üzerinde ise spora yönlendiren kişi, aktif olarak sporla ilgilenme durumu,ilgilenilen spor türü ve aile tipi,okudukları bölüm ve sınıf gibi değişkenlerin liderlik özelliklerini etkilemediği görülmüştür. Toplumsal cinsiyet rolleri ve liderlik arasındaki ilişki boyutunda ise bireylerin eşitlikçi toplumsal cinsiyet rollerine sahip olma düzeyleri arttıkça diğer liderlik tarzlarına göre insan kaynaklı liderlik anlayışına sahip olma düzeyi de artmaktadır. Bireylerin evlilikte cinsiyet rollerine sahip olma, bireylerin geleneksel cinsiyet rollerine sahip olma ve bireylerin erkek cinsiyet rollerine sahip olma düzeyleri arttıkça insan kaynaklı liderlik anlayışına sahip olma düzeyi de artmaktadır. Bununla birlikte evlilikte cinsiyet rolü tutumu ile karizmatik liderlik ve politik liderlik arasında negatif yönde bir ilişki vardır.
Yaşlılarda fiziksel aktivitenin kırılganlık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi
Kırılganlık yürüme, hareket, denge, kas kuvveti, motor işleme, biliş, beslenme, dayanıklılık ve fiziksel aktivite gibi birçok alanı etkileyen çok boyutlu kavramdır. Amacımız FAST'in Türkçe adaptasyonunu yaparak profesyonel spor yapmış ve sedanter yaşlı yetişkinlerin fiziksel aktivite düzeyi ve kırılganlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. 65 yaş üstü sedanter (SYY, n=300) ve profesyonel spor yapmış yaşlı (PSYYY, n=100) 450 birey çalışmanın örneklemi oluşturdu. Veri toplama araçları katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin sorgulandığı anket, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa ve FAST-TR ölçeği idi. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programlarından yararlanıldı. Ölçeğin geçerlik analizinde kapsam geçerliği uygulandı. Güvenirlik analizi Cronbach Alfa katsayısı ve test-tekrar test ile incelendi. Fiziksel aktivite ile kırılganlık düzeyi arasındaki ilişki Ki-Kare korelasyonu ile incelendi. Diğer değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Student T test uygulandı. p<0.05 anlamlı kabul edildi. FAST-TR kapsam geçerliği ortalama 0,99 idi. Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,794, test-tekrar test güvenirliği 0,747 idi. PSYYY'lerin hafıza, hareketlilik, mod, fiziksel performans, genel sağlık durumu, ilaç ve çoklu morbite ve kontinans alan ortalamaları SYY'lere göre anlamlı olarak düşük olduğu saptandı. Beslenme, fonksiyonel durum ve ağrı alanı ortalamaları arasında ise anlamlı bir fark yoktu. Her iki grubun kırılganlık düzeyi ile yaş grubu, eğitim durumu, gelir durumu, çocuklarıyla görüşme sıklığı, yaş algısı, yaşlılığı değerlendirme durumu arasında ilişki saptanmadı. PSYYY'lerde fiziksel aktivite skoru ile kırılganlık skoru arasında p=0,017 düzeyinde ilişki bulundu. SYY'lerin düşük yaşam kalitesi ve yüksek toplam kırılganlık skoru arasında negatif düşük korelasyon saptandı p=0,002. Her iki grubun fiziksel aktivite, ve toplam kırılganlık puanı arasında ilişki saptanmadı (p=0,186, p=0,049). PSYYY'lerin fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi ortalamaları SYY'den anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0,05). PSYYY'lerin kırılganlık ortalamaları SYY'lerden p<0,001 düzeyinde istatiksel olarak anlamlı düşük olduğu saptandı. Sonuç olarak FAST-TR 65 yaş üstü bireylerin kırılganlık düzeylerini belirlemede oldukça geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Kırılganlık yaşam kalitesini düşüren faktörlerden biri olup fiziksel aktivite yaşam kalitesini arttırdığı gibi, kırılganlığı da önleyebilir.
Futbolcu çocuklarda farklı ısınma yöntemlerinin bazı motorsal özelliklere etkisinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, futbolcu çocuklarda farklı ısınma yöntemlerinin bazı motorsal özelliklere etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya yaş ortalamaları 11,46±0,58 olan, boy uzunlukları 151,73±6,69; vücut ağırlıkları 41,47±6,83 olan 23 çocuk gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılara 48 saat arayla üç farklı ısınma protokolü uygulandı. Isınma protokolü ilk olarak ısınma koşusu, ikinci aşamada dinamik + statik ısınma, üçüncü aşamada ise statik + dinamik ısınma olarak dizayn edildi. Her ısınma sonrası katılımcıların 30m sürat, çeviklik, bacak kuvveti, el kavrama, top sürme, top sektirme, uzun atlama, dikey sıçrama ve Y denge test değerleri alındı. İstatiksel analizlerde araştırmada katılımcılara ait veriler IBM SPSS 26 paket programı kullanılarak analiz edildi. Gruplardaki katılımcılara ait tanımlayıcı bilgiler tablolaştırıldı. Değişkenlerin metotlara göre test dağılımları incelenmiş, dağılımların normalliği ve varyansların homojenliği Shapiro-Wilks testi ile belirlendi. Isınma metotlarının 30 metre sprint, çeviklik, bacak kuvveti, el kavrama, top sürme, top sektirme, uzun atlama, dikey sıçrama, y denge değerleri üzerindeki etkisi tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelendi. Anlamlı olan ilişkilerde Post Hoc karşılaştırmalara Tukey HSD ile devam edildi ve anlamlılık derecesi p<0.05 olarak kabul edildi. Sonuç olarak, dinamik + statik / statik + dinamik ısınmaların futbolcu çocuklarda performanslar arası anlamlı farklılıkların olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Çeviklik, Çocuk, Kuvvet, Sürat
Futbolcuların öz eleştirel düşünceleri ile sporda şiddet ve saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Kütahya ili örneği)
Çalışmanın amacı, Futbolcuların Öz Eleştiriler düşünceleri ile Sporda Şiddet ve Saldırganlık Düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmamıza Kütahya ilinde 2022-2023 futbol sezonu döneminde aktif futbolculuğa devam etmekte olan 18 yaş altı ve 40 yaş arası 375 gönüllü bir şekilde araştırmamıza katılım sağlamıştır. Katılımcılara çevrimiçi ortamda hazırlanan 10 soruluk demografik bilgi formu ve saldırganlık envanteri ile problem çözme envanteri ölçekleri uygulanmıştır. Saldırganlık alt boyutlarının toplam puanlarının yaş gruplarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Sporcu durumluk özeleştiri puanlarının yaş gruplarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ölçek alt boyut puanlarının medeni duruma değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0,05). Sporcu durumluk özeleştiri puanlarının medeni hale göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık alt boyutlarının toplam puanlarının aile ekonomik durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Sporcu durumluk özeleştiri puanlarının aile ekonomik durum değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık alt boyut puanlarının lig statüsü değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0,05). Sporcu durumluk özeleştiri puanlarının lig statüsü değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırma sonucumuza göre; yaş, eğitim durumları, alkol kullanma, aile sporu destekleme, spor yapma nedeni ve kendini tanımlama demografik bilgilerinin sonuçları saldırganlık ve durumluk öz eleştiri boyutlarına etkisi olduğu görülmüştür.
Yoga yapan bireylerde manevi süreçler
Bu çalışmanın amacı Yoga yapan bireylerde manevi süreçlerin etkisini incelemektir. Çalışmanın evrenini; Türkiye'de yoga yapan bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen, farklı illerde yaşayan ve online yoga eğitimi alan 434 kadın katılımcıdan (n=434) oluşmaktadır. Bu çalışmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin, araştırmada birlikte kullanılmasını yöntem edinen, 'karma araştırma yöntemi' kullanılmıştır. Nicel kısımda; Ekşi, Kardaş ve Koçoğlu (2018) tarafından geliştirilen içsel spiritüellik (İS) ölçeği ile Kasapoğlu (2015) tarafından geliştirilen manevi yönelim (MY) ölçeği kullanılmıştır. Nitel kısımda ise; yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 26.0 paket programında değerlendirilmiştir. Normallik testi sonucuna göre parametrik testlerden Bağımsız örneklem t testi, One way anova ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi için ise Microsoft Excel programı kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. Bulgulara göre; Medeni hal, meslek, eğitim düzeyi, gelir durumu ve yoga dışında spor yapma değişkenlerine göre İS ile MY puanları arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Yaş değişkenine göre İS ile MY puanları arasında anlamlı fark olduğu görülürken, yoga yapma süresi değişkenine göre İS puanlarında anlamlı fark olduğu, MY puanlarında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Regresyon analizi sonucuna göre ise; içsel spiritiüelliğin manevi yönelimin yordacısı olduğu tespit edilmiştir. Karma çalışma olduğu için nitel kısım nicel kısımı destekler niteliktedir. Sonuç olarak; yoga yapmanın manevi yönelimi desteklediği ve maneviyat hissinde olumlu değişiklikler yaptığı söylenebilir.
Sportif uygulamalarda müziğin etkisinin incelenmesi (Fırat üniversitesi örneği)
Spor ve müzik arasındaki ilişki çok eski zamanlardan beri süregelmektedir. Doğaya karşı yaşam mücadelesi veren insan bir yandan koşma ve yürüme gibi spora benzer davranışlar sergilerken diğer taraftan sesleri algılamaya ve anlamlandırmaya çalışmıştır. Müziğin sporcular üzerinde fiziksel, zihinsel ve motivasyonel etkilerinin olduğu açıktır. Spor ve müzik ilişkisinin araştırıldığı çalışmalar çoğunlukla spor branşları dikkate alınarak yapılmıştır. Bu çalışma ise genel olarak Fırat üniversitesinde sporcu öğrencilerin spor öncesinde, esnasında veya sonrasında müziğin etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın yürütülmesinde nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim öğretim döneminde Fırat Üniversitesi öğrencileri olan toplam 41864 kişi oluşturmaktadır. Yapılan güç analizi sonrası araştırmanın örneklemini ise 2023-2024 eğitim öğretim döneminde Fırat üniversitesinde öğrenim gören çeşitli spor branşlarına katılım sağlamış 528 sporcu öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu ve sportif uygulamalarda müziğin etkisi ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen istatistik sonuçlar ikili karşılaştırmalarda Bağımsız Örneklem T Testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise Tek Yönlü Varyans Analizi testleri kullanılmıştır. Araştırma grubunun Sportif Uygulamalarda Müziğin Etkisi Ölçeğinden aldığı toplam puanlar (54 ile 270 puan skalası içerisinde); egzersiz öncesi x̄= 73,3, egzersiz esnası x̄= 71,5, egzersiz sonrası x̄= 69,8 olarak belirlenmiştir. Sportif etkinliklerde müziğin etkisi toplam ortalama puanları cinsiyet eksenli irdelendiğinde sportif uygulama öncesi/esnası/sonrasında kadın katılımcıların ortalama puanlarının erkeklere katılımcılara oranla daha yüksektir. Fakülte eksenli irdelendiğinde egzersiz öncesi ilahiyat ve eczacılık fakültesi, egzersiz esnası eczacılık fakültesi, egzersiz sonrası ilahiyat ve eczacılık fakültesi ortalama puanları daha yüksektir. Bu ortalamalara bakıldığında, sportif uygulamalar öncesinde, esnasında ve sonrasında müziğin etkisi yüksektir. Anahtar Kelimeler: Sporcu, Spor, Müzik
Investigation of the effect of rapid weight loss on anaerobik performance lactic acid and creatin kinase values in wrestler
The aim of this study is to examine the effects of rapid weight loss (HKK) on the competition performance of wrestlers. Elite wrestlers (n=10) over the age of 18 (age x̄: 22.90±5.15 years) competing in the adult category (height x̄: 1.75±78) voluntarily participated in our study. In the study, participants lost 4.3% of their body weight in 5 days. Body fat percentage (BYY), urine density analysis, wingate anaerobic power test, blood lactate and creatin kinase (CK) values were determined, including SDL and KKS, and the results were compared by applying a two-way anova test in repeated measurements. While a decrease was found in the rates of HCC-related VYY (P<0.05), no significant difference was found in urine pH, urine densities (sg), HR and blood CK values (P<0.05). In addition, according to the results of KKO and KKS; Wingate anaerobic power test maximum anaerobic power (MAG), maximum anaerobic capacity (MAC), fatigue index (YI) and Lactate and CK values were not statistically significant (P<0.05). In addition, the results of the main effect of the application were examined; While it was determined that there was a significant difference in MAG values (P<0.04), Lactate values (P<0.00) and IR (%) values (P<0.03), there was no significant difference in MAC values. As a result; It has been determined that HKK does not affect the anaerobic performance of the wrestlers. In addition, when the main effect of the application is examined; While it was seen that the WPS lactate data of the wrestlers were lower than the SDL data, it was determined that the blood CK values of the wrestlers were above the reference values after the application tests. Keywords: Anaerobic power, wrestling, weight loss, creatine kinase, lactic acid
10-12 yaş yüzme branşındaki çocuklarda uygulanan su içi ve kara antrenmanlarının yüzme performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 10-12 yaş aralığında ki yüzücü çocuklara uygulanan su içi ve kara antrenmanlarının yüzme performansına etkisinin belirlenmesidir. Araştırmaya, Kayseri Kadir Has Yüzme Havuzu'nda ki kulüpler de en az 2 yıl aktif yüzen lisanslı 10-12 yaş aralığında ki 24 kız, 24 erkek olmak üzere toplam 48 yüzücü gönüllü olarak katılmıştır. Gönüllüler deney grubu ve kontrol grubu olmak üzere 2 eşit gruba ayrılmış olup, her iki grupta da eşit sayıda kız ve erkek sporcuların olmasına dikkat edilmiştir. Yüzücülerin antropometrik ölçümleri (boy uzunluğu vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi ve beden kütle indeksi) yapılmıştır. Deney ve kontrol grubuna planlanan hem su hem kara antrenmanları (kontrol grubuna su antrenmanları, deney grubuna ise su ve kara antrenmanları) 8 hafta boyunca uygulanmıştır. Deney grubuna su antrenmanına ek olarak haftada 3 gün 55-60 dakika çoklu beceri gelişimine yönelik hareket eğitimi (kara antrenmanı) programı uygulanmıştır. Antrenman programı kapsamında yüzmenin temel becerilerine ve performans gelişimine yönelik üst ve alt ekstremite ile koordinasyon çalışmaları yaptırılırken katılımcıların kuvvet, sürat, dayanıklılık ve esneklik gibi motorik özelliklerinin gelişimine yönelik bir program uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubuna ön testler ve son testler yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Deney ile kontrol erkek ve kız grubunun yüzme performanslarının ilk ve son ölçümlerinin karşılaştırıldığında antrenman programı sonrası serbest yüzme, sırtüstü yüzme, kurbağalama yüzme, kelebek yüzme ve sürat ile dayanıklılıklarının belirlenmesi için 25m ile 400m serbest yüzme değerlerinde antrenman programı öncesi değerlere oranla anlamlı bir artış olduğu gözlemlenmiştir (p<0,05). Deney ve kontrol erkek ile kız grubunun antrenmana başlamadan önceki yüzme performanslarının ilk ölçümleri karşılaştırıldığında serbest yüzme, sırtüstü yüzme, kurbağalama yüzme ve kelebek yüzme değişkenlerinde gruplar arasında istatiksel anlamda herhangi bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, çoklu beceri hareket (kara) antrenmanlarının bu yaş grubu çocuklarda motor performanslarına ve bazı parametrelerine olumlu yönde etki ettiği ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Antrenman, çocuk, kara, performans, su, yüzme.
4 haftalık dar alan oyunları ile birlikte yapılan ip atlama ve pliometrik antrenmanların performans cevaplarına etkisinin incelenmesi
Dar alan oyunları ve sıçrama antrenmanları sporcuların bazı performans faktörlerini geliştirmek amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma da, genç amatör kadın voleybolcular üzerinde yapılan bir araştırma olup, voleybolda dar alan oyunlarıyla birlikte uygulanan ip atlama ve pliometrik antrenmanların hangi performans özelliklerine etki ettiğini ve ip atlama antrenmanlarının pliometrik antrenmanlara bir alternatif olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya ip atlama (n=8) ve pliometrik (n=8) antrenman gruplarına dâhil olan toplam 16 gönüllü sporcu katılmıştır. Katılımcıların çalışma öncesi sürat, çeviklik, denge, sıçrama, reaktif kuvvet indeksi, hamstring/quadriceps oranı, izokinetik diz eklemi (60°s⁻ˡ ve 180° s⁻ˡ ) ve ayak bileği kuvveti (30° s⁻ˡ ve 120° s⁻ˡ ) ön test değerleri gerekli ölçümler alınarak tespit edilmiştir. Her iki grupta haftada ikişer defa dar alan oyunlarına katılmışlarıdır. Birinci grup dar alan oyunlarına ek olarak 4 hafta ve haftada 2 gün olacak şekilde ip atlama antrenmanı, ikinci grup ise aynı süre ve zamanlarda pliometrik antrenmanlara katılmışlarıdır. 4 haftalık sürecin ardından tüm katılımcıların söz konusu değerleri son test ölçümleri alınarak yeniden belirlenmiştir. Elde edilen veriler normal dağılıma uygun olduğu için mixed anova testi uygulanmıştır. Tüm katılımcıların ilk test ve son test ölçümleri karşılaştırıldığında reaktif kuvvet indeksi verisi hariç sürat, çeviklik, denge, sıçrama, hamstring/quadriceps oranı ve bazı izokinetik kuvvet verilerinde anlamlı derecede performans artışı olduğu gözlenmiştir (p<0.05). Gruplar arasındaki ölçümler incelendiğinde ise katılımcıların performans değerleri arasındaki etkinin tüm ölçüm parametrelerinde anlamlı derecede farklı olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, ip atlama ve pliometrik antrenmanlar katılımcıların bazı performans faktörlerine farklı oranlarda olmak üzere olumlu yönde katkı sağlamıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda ip atlama antrenmanının pliometrik antrenmana bir alternatif olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Voleybolcuların olgunlaşma dönemine göre mekanik kuvvet-hız profillerinin belirlenmesi ve smaç sıçraması ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma voleybolcuların olgunlaşma durumlarına göre dikey mekanik kuvvet-hız (KH) profillerini karşılaştırmak ve KH profili parametrelerinin smaç sıçrama ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya en az 1 yıl voleybol eğitimi alan 42 voleybolcu katılmıştır. Kesitsel bir araştırma tasarımı uygulanan çalışmada, katılımcıların antropometrik ölçümleri ile biyolojik olgunlaşma değerleri Mirwald yöntemi ile hesaplanmıştır. Biyolojik olgunlaşma durumları "zirve boy uzama hızına" (ZBUH) göre belirlenmiştir (ZBUH öncesi n=9, ZBUH sırası n=14, ZBUH sonrası n=19). Mekanik KH profili Samozino'nun yöntemi ile yüksüz ve yüklü aktif sıçramalar üzerinden oluşturulmuştur. Gruplar arası faklılıkların tespiti için ANOVA testi, ikili karşılaştırmalarda ise Bonferroni testi uygulanmıştır. Smaç sıçrama yüksekliği ile KH parametreleri arasındaki ilişkilerinin incelenmesi için korelasyon analizi yapılmıştır. Dikey mekanik KH profili parametreleri (kuvvet: F0 (N) F0 (N/kg), hız: V0 (m/sn), güç: Pmax (W), Pmax (W/kg), kuvvet-hız dengesizliği: KHimb) ve smaç sıçrama yüksekliği arasında, F0 (N), F0 (N/kg), V0 (m/sn), Pmax (W/kg), KHimb ve smaç sıçrama yüksekliği değerlerinde gruplar arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür (p<0,05, η2=0,19-0,69). Smaç sıçraması yükseklikleri ile F0 (N), F0 (N/kg), Pmax (W) parametreleri arasında zayıf ilişkiler tespit edilmiştir (p<0,05, r=0,31-0,39). Sonuç olarak, bu çalışmanın bulguları dikey mekanik KH profilinin olgunlaşma durumuna göre değiştiğini göstermektedir. Biyolojik olarak daha olgun voleybolcular, daha yüksek kuvvet parametrelerine ve daha düşük hız değerlerine sahiptir. Dikey mekanik KH profili parametreleri ile smaç sıçrama yüksekliği arasında ise zayıf ilişkiler olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kuvvet, Hız, Kuvvet-hız profili, olgunlaşma, aktif sıçrama, smaç sıçraması.
Uluslararası spor organizasyonlarında görev alan gönüllülerin kişilik özellikleri ve spor tüketimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Uluslararası Spor Organizasyonlarında Görev Alan Gönüllülerin Kişilik Özellikleri ve Spor Tüketimleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Bu araştırmanın amacı; 2022 yılında Konya'da düzenlenen 5. İslami Dayanışma Oyunlarına katılan gönüllülerin, demografik değişkenler açısından kişilik özellikleri ile spor tüketimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın amacına uygun olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Konya'da düzenlenen 5. İslami Dayanışma Oyunlarına gönüllü olarak katılan 1500 kişi oluştururken örneklemi ise basit seçkisiz yöntem ile belirlenmiş 334 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, "Kişisel Bilgi Formu", "On-Maddeli Kişilik Ölçeği (OMKÖ)" ve "Spor Tüketim Ölçeği (STÖ)" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı veri analizinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma analizlerinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, değişkenler arasındaki farklılıkları incelemek için ikili karşılaştırmalar için t-testi ve çoklu karşılaştırmalarda One-Way Anova Testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon Testi uygulanmıştır. Ayrıca çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey ve LSD kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre katılımcıların; cinsiyet, yaş, gönüllülük deneyimi, eğitim durumu, medeni durum, ekonomik gelir, spora aktif ve seyirci olarak katılım gibi değişkenlere göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Sonuç olarak; örneklemden alınan veriler ve yapılan korelasyon analizi doğrultusunda, alt boyutların birbiri ile ilişkisinde "sorumluluk" alt boyutu ile "sportif ürün tüketimi" alt boyutu arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gönüllülük, kişilik, spor tüketimi
Beden eğitimi ve spor/oyun derslerine katılan kaynaştırma öğrencilerinin okul sosyal davranışlarının akran reddi açısından öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırma beden eğitimi ve spor/oyun derslerine katılan kaynaştırma öğrencilerinin okul sosyal davranışları ile akran reddi arasındaki ilişkinin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı/betimsel ve ilişkisel tarama modelinde kurgulanan araştırmaya, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokullarda çalışan beden eğitimi ve oyun derslerinden sorumlu 102 sınıf öğretmeni ve resmi ortaokullarda çalışan 105 beden eğitimi ve spor öğretmeni olmak üzere toplam 207 öğretmen katılmıştır. Araştırma kapsamında Boyce (2015), tarafından geliştirilen, Han' ın (2022), Türkçeye uyarlayarak geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yaptığı "Oyun, Spor ve Fiziki Etkinlikler Dersi Akran Reddetme Ölçeği Öğretmen Formu" adıyla literatüre kazandırdığı ölçek veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca "Okul Sosyal Davranış Ölçeği" araştırmada veri toplamak için kullanılmıştır. Veri analizi yapılırken, iki bağımsız grup karşılaştırması için tüm gruplardaki gözlem değerleri 30'un üzerinde ise "Independent Sample T Testi" ile analiz edilmiştir. İki bağımsız grup karşılaştırmasında gözlem değerleri 30'un altında olan veriler araştırmaya dâhil edilmemiştir. İkiden fazla grup olması durumunda ise gözlem değerleri 30'un altında olduğu için ANOVA testinin non-parametrik alternatifi olan "Kruskal-Wallis Testi" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, kaynaştırma öğrencilerinin fiziksel görünüşleri, konuşma becerileri, problemli davranışları ve sosyal becerilerdeki yetersizliklerinden dolayı akran reddine uğradıkları yönündedir. Akran reddinin en çok, bedensel yetersizliği, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan kaynaştırma öğrencilerini etkilediği ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda, öğretmenlere ait bazı demografik veriler ile akran reddi arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, öğretmen görüşleri, kaynaştırma öğrencilerinin yaşıtlarına göre daha düşük sosyal yeterliliğe ve daha fazla olumsuz sosyal davranışa sahip olduklarını işaret etmektedir. Bu durumun, akranları tarafından daha fazla reddedilmelerine neden olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akran reddi, beden eğitimi ve spor/oyun, kaynaştırma eğitimi, okul sosyal davranışları, özel gereksinimli öğrenciler
Adolesan futbolcularda kalça itiş ve kalça köprü itiş egzersizleriyle gerçekleştirilen aktivasyon sonrası potansiyasyonun yatay kuvvet-hız profili ve sprint üzerine etkisi
Araştırmada, en az iki yıl direnç antrenmanı deneyimine sahip adolesan futbolcularda kalça itiş (Kİ) ve kalça köprü itiş (KKİ) egzersizleriyle 1 tekrar maksimumin %84'ü (1-TM %84) ve %60'ı (1-TM %60) yüklerle uygulanan aktivasyon sonrası potansiyasyonun (ASP) yatay kuvvet-hız profili (YK-H) bileşenleri ve 10, 20 ve 30m sprint (S10m, S20m ve S30m) performansları üzerindeki akut etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmaya, düzenli antrenman yapan ve aktif olarak futbol oynayan toplamda 40 futbolcu (antrenman yaşı= 4.12±1.49 yıl; kuvvet antrenmanı yaşı= 2.55±0.75 yıl ve olgunlaşma durumu= 1.81±0.73 yıl) katılmıştır. Futbolcular rastgele örnekleme yöntemiyle kalça itiş (KİG, n= 13), kalça köprü itiş (KKİG, n= 13) ve kontrol (KG, n= 14) olacak biçimde 3 gruba ayrılmıştır. KİG ve KKİG'de futbolcular S10m, S20m ve S30m performansını gerçekleştirdikten sonra 1-TM'in %84'ü yükle 3 tekrar, 1-TM'in %60'ı yükle 6 tekrar ve 7 dakika dinlenme aralıklarıyla oluşturulan ASP protokolünü uygulamış ve akabinde tekrar S10m, S20m ve S30m performansını gerçekleştirmişlerdir. KG, S10m, S20m ve S30m performansını gerçekleştirdikten sonra 7 dakika aktif dinlenme uygulamış ve ardından aynı sprintleri tekrar gerçekleştirmiştir. Her bir futbolcunun ASP protokolleri öncesi ve sonrasında elde edilen sprint sonuçlarından oluşturulan hız-zaman eğrisi, en küçük kareler regresyon metodu kullanılarak modellenmiştir. Bağımsız değişkenlerin kondisyonlanma öncesi ve sonrası ölçümü alınan bağımlı değişkenler üzerindeki etkisini incelemek için tekrarlı ölçümlerde 3 yönlü karışık desenli tekrarlı ANOVA (3x2x2) testi kullanılmıştır. Araştırma grupların kondisyonlanma öncesi ve sonrası ölçümlerindeki oluşan değişimin etkisi Cohen'in d katsayısı aracılığıyla özetlenmiştir. F0, F0rel, Pmax, Pmaxrel, KHeğimrel, AYK, S10m ve S30m için zaman ana etkisinin ve grup x zaman etkileşim etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p< 0.05). Öte yandan, V0, YKmax ve S20m için ise zaman ana etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p< 0.05). Araştırma sonucunda, ortalama yüklerle ve kalça itiş ve kalça köprü itiş egzersizleriyle gerçekleştirilen ASP'nin S10m ve S20m performanslarını akut olarak geliştirebileceği, sprint performansının altında yatan bazı kinetik özelliklerde (F0, F0rel, Pmax, Pmaxrel, KHeğimrel ve AYK) gelişmelere yol açabileceği bulunmuştur.
Elit kayaklı koşucularda taper antrenmanının etkilerinin incelenmesi
Taper antrenmanı müsabaka döneminden önce yorgunluğun kümülatif etkisini azaltmak için kullanılan bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı elit kayaklı koşucularda hazırlık döneminde yapılan yoğun antrenmanlar sonrasında oluşabilecek yorgunluk ve performans düşüşü gibi olumsuz etkilerin taper antrenmanlarıyla azaltılmasını ve sporcuların önemli yarışma öncesinde bazı fizyolojik ve motorik özelliklerinde artış meydana getirerek başarıya ulaşmasını sağlamaktır. Çalışma, 2022-2023 sezonunda Bolu-Gerede kayaklı koşu takımı üzerinde tasarlanmıştır. Çalışmaya taper grubu en az 4 yıl kayaklı koşu yapan Taper Grubu (n:7), Kontrol Grubu (n:7) olmak üzere 14 erkek sporcu katılmıştır. Çalışma hazırlık döneminde başlamış olup, 3 haftalık yoğun antrenman döneminden sonra taper antrenman grubuna antrenman kapsamının %50 azaltılacağı 1 haftalık step taper antrenmanı uygulanmıştır ve kontrol grubu yoğun antrenmanlara devam etmiştir. Çalışmaya katılan sporculara 3 haftalık yoğun antrenman dönemi öncesi (ön test), yoğun antrenman sonrası (ara test) ve 1 haftalık taper antrenmanı sonrası (son test) olmak üzere testler uygulanmıştır. Sporcuların, vücut kompozisyonları (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, vücut yağ yüzdesi, vücut yağ kütlesi ve kas kütlesi), çeviklik (Pro-Agility), VO2maks aerobik kapasite (20 m mekik koşusu), sürat (10 m - 20 m - 30 m), kavrama testi (el dinamometresi), 5 km zamana karşı deneme (serbest teknik) ölçümleri yapılmıştır. Sonuç olarak yoğun antrenman döneminden sonra uygulanan taper antrenman yönteminin kayaklı koşucuların 5 km zamana karşı yarışma performansı, maksimum oksijen tüketimi (VO2maks), vücut yağ yüzdesi (%) ve vücut yağ kütlesi (kg), değerleri üzerinde istatiksel olarak anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre taper antrenmanı elit kayaklı koşucuların performansları üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Bayan voleybolculara uygulanan kor stabilizasyon egzersizlerinin denge ve anaerobik performansa etkisi
Bu çalışmanın amacı, bayan voleybolculara altı hafta süre ile bosu topu kullanılarak uygulanan kor stabilizasyon egzersizlerinin, denge ve anaerobik performansa etkisinin belirlenmesidir. Araştırmaya Türkiye Voleybol Federasyonu'nun Bayanlar 2. Ligi Takımı Kazan Belediye Spor Kulübü'nde mücadele eden toplam 15 (yaş 23,5 ± 4,0 yıl, boy uzunluğu 1,73 ± 0,08 m, vücut ağırlığı 66,4 ± 9,1 kg, spor yaşı 11,6 ± 5,1 yıl) bayan sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada, sporculara sırasıyla denge, dikey sıçrama, kor stabilizasyon, durarak uzun atlama, sağlık topu fırlatma, 30 m. sürat ve çeviklik testleri; antrenman programı öncesi ve altı hafta sonrasında olmak üzere iki defa uygulanmıştır. Sporculara altı hafta boyunca, haftada üç gün, takım ısınmasından sonra yaklaşık 20 dakika bosu topu ile kor stabilizasyon egzersiz programı uygulanmıştır. Elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics 22.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Altı haftalık kor stabilizasyon egzersiz programı sonrası grubun; anaerobik performanslarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu görülürken (p<0.05), denge performanslarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Yapılan altı haftalık antrenman sonucunda; anaerobik performansın olumlu yönde etkilendiği fakat denge performansında herhangi bir değişikliğe neden olmadığı görülmüştür.
Taekwondo sporcularının seçici dikkat işitsel ve görsel sıçrama reaksiyon zamanlarının incelenmesi
Bu araştırmada, taekwondo sporcularının seçici dikkat, işitsel ve görsel sıçrama reaksiyon zamanlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, taekwondo'da rakibe karşı uygulanan anlık hareketi etkileyebilecek dikkat ve reaksiyon zamanı kesitsel araştırma modeli kullanılarak incelenmiştir. Araştırmaya farklı kategorilerde yarışan (yaşı: 16.17 ± 3.27 yıl, boy uzunluğu: 169.12 ± 11.60 cm, vücut ağırlığı: 57.60 ± 13.44 kg, BKİ: 19.90 ± 2.78 kg/m2, spor yaşı 6.87 ± 3.64 yıl) 160 taekwondo sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada katılımcıların antropometrik ölçümleri yapıldıktan sonra dikkat testi ve reaksiyon zamanı testleri yapılmıştır. İki gruplu karşılaştırmalarda Bağımsız örneklemler T-testi ve Mann-Whitney U testi, üç gruplu karşılaştırmalarda ise tek yönlü ANOVA ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Cinsiyet ve bölgesel derecesi olma ile dikkat puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Müsabaka kategorisi ile TN, TN-E, E1, E2 ve CP dikkat puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Milli olma, uluslararası ve ulusal derecesi olma ile TN, TN-E, E2 ve CP dikkat puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Reaksiyon zamanları ile bölgesel derecesi olma arasında anlamlı bir fark bulunmamışken (p>0.05), reaksiyon zamanları ile cinsiyet, müsabaka kategorisi, milli olma, uluslararası ve ulusal derecesi olma arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Bu araştırmanın bulgularına göre yaşı büyük olan, yarışma deneyimi fazla olan ve daha başarılı spor geçmişi olan sporcuların daha iyi reaksiyon zamanı ile daha iyi seviyede dikkat becerisine sahip olduğu söylenebilir.
Futbolcularda duygusal zekânın atletik zihinsel enerjiye etkisinde antrenör-sporcu ilişkisinin aracılık rolü
Bu araştırmanın temel amacı; futbolcularda duygusal zekânın, atletik zihinsel enerji üzerindeki dolaylı etkisinde antrenör – sporcu ilişkisinin aracılık rolünün belirlenmesidir. Araştırma kapsamında, futbolcularda duygusal zekânın, atletik zihinsel enerjiyi etkileyeceği ve antrenör – sporcu ilişkisinin bu ilişkide aracılık rolüne sahip olduğu ileri sürülen teorik bir model kurulmuş ve bu model yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 sezonunda Türkiye profesyonel futbol liglerinde futbol oynayan ve araştırmamıza gönüllü olarak katılan 334 futbolcu oluşturmuştur. Araştırmada sosyo-demografik değişkenler ile ilgili bilgiler, araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın amacına ulaşmak için Türkçe uyarlaması Adiloğulları ve Görgülü tarafından gerçekleştirilen Lane ve arkadaşlarının "Sporda Duygusal Zekâ Envanteri", Türkçe uyarlaması Altıntaş ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen Jowett ve Ntoumanis' in "Antrenör – Sporcu İlişkisi Envanteri", Türkçe uyarlaması Yıldız ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen Lu ve arkadaşlarının "Atletik Zihinsel Enerji Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda duygusal zekânın, atletik zihinsel enerji ve antrenör – sporcu ilişkisini etkilediği; antrenör – sporcu ilişkisinin ise atletik zihinsel enerjiyi etkilediği ve duygusal zekâ ile atletik zihinsel enerji arasındaki dolaylı ilişkide aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak önerilen teorik model doğrulanmıştır.
Farklı yüklenme şiddetindeki direnç egzersiz programlarının pre-menopozal kadınlarda ykl-40, matrix gla protein, hsc-reaktif protein, 8-izoprostaglandin F2α, 8-hidroksi-2'-deoksiguanozin düzeyleri üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, 8 haftalık farklı yüklenme şiddetindeki direnç egzersiz programlarının; vücut kompozisyonu, kassal kuvvet, yüksek duyarlıklı C-reaktif protein (hs-CRP), YKL-40, matrix gla protein (MGP), ürik asit (ÜA), 8-izoprostaglandin F2α (8-iso-PGF2α) ve 8-hidroksi-2'-deoksiguanozin (8-OHdG) düzeyleri üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya İzmir ilinde yaşayan pre-menopozal dönemdeki (40-60 yaş) sağlıklı, düzenli egzersiz yapmayan 30 kadın katılmıştır. Çalışma grupları; düşük şiddet egzersiz grubu (DŞEG; n=10), yüksek şiddet egzersiz grubu (YŞEG; n=10) ve kontrol grubu (KG; n=10) olarak üçe ayrılmıştır. YŞEG, 1 tekrar maksimum kuvvetin (1TMK'nin) %70-75 şiddetinde haftada 3 gün 2 set 8-10 tekrarla, DŞEG ise aynı sürelerde 1TMK'nin %40-45'i şiddetinde 13-17 tekrarlı bir direnç egzersiz programını uyguladılar. Kontrol grubu ise herhangi bir egzersiz programı uygulamadı. Egzersiz programı öncesi ve sonrasında, maksimal kuvvet testi, vücut kompozisyonu ölçümleri ile kardiyak riskin erken teşhisinde rol alan ve son yıllarda keşfedilen kandaki bazı biyomarkerlerin tetkikleri yapıldı. Yapılan bu çalışmaların sonucunda; vücut ağırlığı, yağsız vücut ağırlığı ( DŞEG hariç), yağ miktarı, beden kitle indeksi (BKİ) ve vücut yağ oranı değerlerinde YŞEG ve DŞEG'de istatistiksel olarak anlamlı, ancak YŞEG lehine sonuçlar elde edilmiştir. Yapılan direnç egzersizlerinin (DE), ÜA ve hs-CRP, düzeyleri üzerine anlamlı bir etkisi olmamıştır. Son yıllarda keşfedilen, fizyolojisi ve egzersizle ilişkisi tam olarak açıklanamayan kardiyak risk markerlerinden olan serum 8-OHdG ve YKL-40 seviyelerinde her üç grupta da herhangi bir değişikliğe rastlanmazken, MGP seviyesi hem YŞEG'da hem de DŞEG anlamlı olarak azalmıştır. 8-iso-PGF2α düzeylerinde ise egzersiz gruplarında ve KG'de azalmalar teyit edilmiştir. Sonuç olarak, vücut kompozisyonu, maksimal kuvvet, MGP ve 8-iso-PGF2α düzeylerinin her iki egzersiz grubunda da olumlu yönde değişmesi nedeniyle; DE'nin oksidatif stresi (OS), kardiyak risk faktörlerini ve damarsal kalsifikasyonu azaltarak, kardiyovasküler hastalıklardan korunmada yararlı olabileceği sonucuna varılmıştır.
Algı ve karar verme mekanizmalarının elit bayan voleybolcularda çeviklik performanslarına etkisi
Amaç: Elit bayan voleybolcularda çeviklik bileşenlerinden algı ve karar verme mekanizmalarını etkileyen faktörlerin incelenmesi (görsel tarama, durum bilgisi, model tanıması, tahmin etme) ve çeviklik performansları ile bu bileşenler arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Materyal ve yöntem: Çalışmaya Manisa büyükşehir belediye ve Manisa Alaşehir belediye takımlarında oynayan toplam 14 bayan voleybolcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 22,07±3,09 (yıl), boy ortalaması 178,43±0,08 (cm), vücut ağırlığı ortalaması 68,85±7,62 (kg) olarak kaydedildi. Katılımcıların çeviklik performansı Newtest Powertimer 300, algısal ve karar verme parametreleri ise Psikoteknik Viyana testi sistemi ile ölçülmüştür. Katılımcı sayısı 30'un altında olduğu için Spearman korelasyon istatistiği uygulanmıştır. Bulgular: Elde edilen sonuçlar, bayan voleybolcuların çeviklik performansları ile algı ve karar verme parametrelerinden doğru tepki sayısı (DT doğru sayısı), doğru tepki süresi (DT süre), hız mesafe tahmini (HMT), ikili işlem becerisi ve görüş açısı (İİB görüş açısı) değerleri arasında ilişkili olduğu, görsel algı (TAVTMB) ile muhakeme yeteneği (SPM) değerleri arasında ise istatistiksel olarak ilişkinin olmadığını göstermiştir. Algı ve karar verme parametrelerinin kendi aralarındaki korelasyona bakıldığında ise; DT süresi ile HMT arasında istatistiksel olarak ilişki olduğu görülmüştür (r = ,723, p<0,1). DT süresi ile İİB görüş açısı arasında istatistiksel olarak ilişki olduğu görülmüştür (r = ,732, p<0,1). HMT ile İİB görüş açısı arasında istatistiksel olarak ilişki olduğu görülmüştür (r = ,783, p<0,1). Sonuç olarak; Bu çalışmanın sonunda, çevikliğin geliştirilmesi için antrenman içeriklerinde, görsel uyaranların, reaksiyonun ve tahmin etme çalışmalarının tercih edilmesi önemli olacaktır. Ayrıca sporcuların yetenek seçimi ve yönlendirilmesinde algısal ve karar verme parametrelerinin de göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülmektedir. Çeviklik performansını etkileyen karar verme ve algı mekanizmalarının daha farklı spor dalları ve fazla örneklem ile incelendiği yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.
Gince zumba ve brain fit egzersiz programlarinin down sendromlu bireylerin motor fonksiyonlari ve bilişsel becerileri üzerine etkisi
Araştırmanın amacı, Down sendromlu (DS) bireylerin motor fonksiyon ve bilişsel beceri kazanımları sırasında karşılaşılan eksiklikleri gidermek için bilimsel temelli, yenilikçi ve sistematik egzersiz programları kullanarak, DS'li bireyler üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve programları birbiriyle karşılaştırmaktır. Araştırma, kontrollü deneysel bir tasarımla ön/son test kontrol gruplu seçkisiz yöntem ve ölçüt örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın grubunu, Adana ilindeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden erişilen 21 DS'li birey (10 kız, 11 erkek) oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş ortalaması (10,41±3,0), boy ortalaması (130,02±16,4) ve ağırlık ortalaması (37,02±13,6)'dır. Katılımcılar, Gince Zumba Grubu (GZG), Brain Fit Grubu (BFG) ve Kontrol Grubu (KG) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. GZG ve BFG grupları 16 hafta boyunca, haftada iki gün ve günde bir saat süreyle egzersiz programlarına katılmıştır. Çalışma öncesi ve sonrası Kaba Motor Gelişim Testi-3 (TGMD-3) ve Bilişsel Haritalandırma Testi (CogMap) ile değerlendirmeler yapılmıştır. Egzersiz programlarına katılan BFG ve GZG gruplarının ön-son test farklarının karşılaştırılması sonucunda; motor, görsel, işitsel, odaklanma alanları ile lokomotor ve nesne kontrol becerilerinde KG'ye göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). BFG; motor, görsel, odaklanma alanları ile lokomotor ve nesne kontrol becerilerinde GZG'ye göre daha fazla gelişim göstermiştir. GZG; işitsel beceri, işlem hızı ve bilişsel esneklik alanlarında BFG'ye göre daha fazla gelişim göstermiştir. Sonuç olarak, çalışmada kullanılan egzersiz programlarının DS'li bireylerin motor ve bilişsel becerilerinde gelişim sağladığı ve her bir programın avantaj sunduğu alanlar tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: bilişsel, BrainFit, cogmap, Down sendromu, zumba
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda Gince Intellıgent Game (GİG) programının fiziksel aktivite kapasitesi ve kognitif gelişim üzerine etkilerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerin fiziksel aktivite kapasitesi kazanımları ile kognitif gelişimi artırmak için bilimsel temelli, yenilikçi ve sistematik egzersiz programları kullanarak, DEHB olan bireyler üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve birbiriyle karşılaştırmaktır. Araştırma, kontrollü deneysel bir tasarımla ön/son test kontrol gruplu seçkisiz yöntem ve ölçüt örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Adana'nın Kozan ilçesindeki Milli Eğitim okullarında, DEHB'ye eşlik eden başka bir engeli olmayan ve ebeveynlerinden katılım izni alınmış 16 DEHB olan birey (6 kız, 10 erkek) ve 16 Kontrol grubu oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş ortalaması (9,5±1,0), boy ortalaması (139,42±6,4) ve vücut ağırlığı ortalaması (35,8±9,6)'dır. Katılımcılar, DEHB GİG Grubu, DEHB Kontrol Grubu (KG), Tipik Gelişim Gösteren (TGG) GİG grubu ve TGG (KG) olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. DEHB ve TGG grupları 8 hafta boyunca, haftada 3 gün ve günde 45 dakika egzersiz programlarına katılmıştır. Çalışma öncesi ve sonrası Conners Ebeveyn Ölçeği (CEÖ), Yürütücü İşlevler Aktiviteler Rutinler Ölçeği (YİARÖ) FAS testi ve Stroop Color Testi ile değerlendirmeler yapılmıştır. Egzersiz programlarına katılan DEHB ve TGG gruplarının ön-son test farklarının karşılaştırılması sonucunda; görsel odaklanma becerilerinde ve fiziksel aktivite kapasitelerinde KG'ye göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). GİG uygulanan TGG'lerde, odaklanma ve dikkat becerilerinde KG'ye göre daha fazla gelişim göstermiştir. GİG uygulanan TGG'lerde yönetici fonksiyonel becerilerde olumlu yönde artış göstermiştir. Sonuç olarak, çalışmada kullanılan GİG egzersiz programının DEHB olan bireylerin dikkat becerilerinde gelişim sağladığı ve diğer gelişim çağındaki bireyler için yönetici işlevsel becerilerde avantaj sunduğu alanlar tespit edilmiştir. Bu bulgular, bireysel ihtiyaçlara uygun egzersiz programlarının tasarlanması için bilimsel bir temel oluşturabilmektedir.
Türkiye İzcilik Federasyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı İzcilik Teşkilatının farklılıkları ve yıllık faaliyet programları
İzcilik çocuğun ve gencin gelişimine katkı sağlayan, onu hem fiziksel hem de sosyal olarak geliştiren bir yapıdır bu yönüyle eğitimin bir parçası olarak görebiliriz. Çocuğun ve gencin ders etkinliklerinden arta kalan boş zamanlarını değerlendirdikleri rekreatif, çalışmaları içine alan etkinliklerin tümüdür aslında izcilik. Bir başka deyişle izcilik milletler arası uygulanan, zihinsel, bedensel ve ruhsal bir eğitim faaliyetidir. Amacı, okul içi ve okul dışı çeşitli yaş gruplarındaki çocukların ve gençlerin, araştırıcı, yapıcı ve yaratıcı niteliklerini geliştirmek, demokratik kişilik özelliklerini önalana çıkarmak ve onlara yararlı olacak bilgi ve becerileri kazandırmaktır.Çalışmada izciliğin Türkiye de ki yapısına, izciliğin nasıl yürütüldüğüne ve Türkiye İzcilik Federasyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı İzcilik Teşkilatının Faaliyet programları incelenerek iki teşkilat arasındaki arasında ki farklılıklar araştırılmıştır. Araştırma Ankara da çalışmalarını yürüten Milli Eğitim Bakanlığı izcilik teşkilatı ve Türkiye İzcilik Federasyonu liderlerini kapsamaktadır.Elde edilen bulgulara göre, izciliğin gelişim için kişinin üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak Türkiye de izciliğin bağımsız iki teşkilat olarak yürütülmesi izciliği olumsuz olarak etkilediği de görülmüştür. İki teşkilat arasında izci andı, izci türesi amaç ve görevleri bakımından farklılıklar olmadığı ortaya çıkmış, birlikte faaliyet düzenlendiğinde ise bu amaç ve görevlerde bir değişiklik olmayacağı da görülmüştür.Sonuç olarak iki teşkilatın birlikte tek çatı altın da birleşmesi ( sonuçta her ikisi de devlet kontrolünde olan teşkilat olduğunu düşünürsek) izcilik hem Türkiye de hem de uluslar arası arenada daha iyi temsil edilecektir.
Futbol hakemlerinin müsabaka sırasında ortaya koydukları iş yükünün lig düzeyine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı futbol hakemlerinin müsabaka sırasında ortaya koydukları iş yükünün lig düzeyine göre belirlenmesidir. Bu amaçla çalışmaya Ankara ilinde aktif olarak hakemlik yapan toplam 31 erkek futbol hakemi (yaş: 25,34,4 yıl; boy: 183,94,5 cm; vücut ağırlığı: 79,66,9 kg) gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada futbol hakemlerinin 2. Amatör küme ve 2. U19 Amatör Liginde yönettikleri müsabakalara ilişkin kalp atım hızı (KAH) ve algılanan zorluk derecesi (AZD) verileri toplanmıştır. Maksimum kalp atım hızının (KAHmaks) belirlenebilmesi için hakemlere Yo-Yo Testi uygulanmış, müsabakalardan elde edilen KAH değerleri %KAHmaks olarak hesaplanarak analizlerde kullanılmıştır. Hakemlerin Yo-Yo testinden elde edilen koşu mesafesi 1125,2415,9 m; maksimum oksijen tüketimi değerleri 40,65,8 ml/kg/dk olarak bulunmuştur. 2. Amatör Küme müsabakalarının 1 ve 2. devrelerine ait %KAHmaks değerleri sırasıyla %80,55,1 ve %79,96,2; AZD değerlerinin ortalaması ise sırasıyla 11,42,8 ve 11,33,4 olarak bulunmuştur. 2.U19 Amatör Ligi müsabakalarının 1 ve 2. devrelerine ait %KAHmaks değerleri sırasıyla %80,07,2 ve %79,37,4; AZD değerlerinin ortalaması ise sırasıyla 11,32,8 ve 11,63,1 olarak bulunmuştur. Hakemlerin 2. Amatör Küme ve 2. U19 Amatör Liginde yönettikleri müsabakalara ait ortalama %KAHmaks değerleri sırasıyla %80,25,4 ve %79,77,1; ortalama AZD değerleri ise sırasıyla 11,32,7 ve 11,52,3 olarak bulunmuştur. Yapılan istatistiksel analizlerde ise %KAHmaks ve AZD değerleri hem maçların devrelerine ait karşılaştırmada hem de liglere göre yapılan karşılaştırmada birbirine benzer bulunmuştur (p>0.05). Sonuç olarak; futbol hakemlerinin, yönettikleri müsabakaların lig düzeyleri farklı olsa da ortaya koydukları iş yükünün (KAH ve AZD) anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Futbol, Futbol Hakemi, Algılanan Zorluk Derecesi, Kalp Atım Hızı
Tekrarlı sprint yeteneğinde cinsiyet farklılığının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; tekrarlı sprint testinde ve tekrarlı sprint testine verilen fizyolojik ve metabolik yanıtlarda cinsiyet farklılığının incelenmesidir. Bu amaçla, çalışmaya yaşları 18-30 arasında değişen ve üniversite okul takımlarında futbol, basketbol ve voleybol oynayan 20 kadın ve 20 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Sporcular 24 saniye dinlenme aralıklarıyla bisiklette yapılan 5x6 saniye tekrarlı sprint testine katılmışlardır. 5x6 saniye tekrarlı sprint testi sonucunda katılımcıların performans yanıtları olarak relatif zirve güç, relatif toplam zirve güç ve performans düşüş yüzdesi belirlenirken; metabolik yanıtlar olarak maksimal laktik asit konsantrasyonu; fizyolojik yanıtlar olarak ise maksimal kalp atım hızı ve maksimal algılanan zorluk derecesi belirlenmiştir. Ayrıca relatif zirve güç değerlerine ve relatif ortalama güç değerlerine sprint sayısının, cinsiyetin ve sprint sayısı x cinsiyet etkileşiminin etkileri de belirlenmiştir. Yapılan bağımsız örneklerde t-testi analizi sonuçları 5x6 saniye tekrarlı sprint testi sonucunda relatif zirve güç (t(38)=7.82; p=0.000) ve relatif toplam zirve güç (t(38)=7.88; p = 0.000) değerlerinde kadın ve erkek sporcular arasında istatistiksel yönden anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir. Performans düşüş yüzdesine bakıldığında ise kadın ve erkek sporcular arasında istatistiksel yönden anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). 5x6 saniye tekrarlı sprint testi sonucunda ulaşılan maksimum laktik asit değerlerinde kadın ve erkek sporcular arasında istatistiksel yönden anlamlı bir fark olduğu belirlenirken (t(38)=3.50; p=0.001), maksimum kalp atım hızı ve algılanan zorluk derecesi değerlerinde anlamlı bir fark belirlenmemiştir (p>0.05). Tekrarlı ölçümlerde varyans analizi sonuçları 5x6 saniye tekrarlı sprint testi süresince her sprint tekrarı sırasında ulaşılan zirve güç değerlerinde sprint sayısı etkisi (F(4,35)=10.68;p=0.000) ile cinsiyet etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir (F(1,38)=62.08; p=0.000). Ancak sprint sayısı x cinsiyet etkileşimi istatistiksel yönden anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Yine tekrarlı ölçümlerde varyans analizi sonuçları 5x6 saniye tekrarlı sprint testi süresince her sprint tekrarı sırasında ulaşılan relatif ortalama güç değerlerinde sprint sayısı etkisi ile (F(4,35)=13.41; p=0.000) cinsiyet etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir (F(1,38)=54.67; p=0.000). 5x6 saniye tekrarlı sprint testi süresince her sprint sırasında elde edilen relatif ortalama güç değerlerinde sprint sayısı x cinsiyet etkileşimi ise istatistiksel yönden anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Sonuçlar tekrarlı sprint testi sonucu elde edilen zirve güç ve ortalama güç değerlerinde erkekler lehine bir cinsiyet farklılığı olduğunu gösterirken, maksimum laktik asit değerlerinin de erkeklerde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca performans düşüş yüzdesi, maksimum kalp atım hızı ile algılanan zorluk derecesi değerlerinde bu farkın ortadan kalktığı da belirlenmiştir. Tekrarlı sprint testi süresince ortaya konan performanslar incelendiğinde ise tüm sprint tekrarlarında erkeklerin kadınlardan daha yüksek performans değerlerine sahip olduğu ve erkeklerde en yüksek performans değerinin birinci sprintte kadınların ise en yüksek performans değerine ikinci sprintte ulaştığı belirlenmiştir.
Buz hokeycilerinde çeviklik, sürat, kuvvet ve denge arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma buz hokeycilerinde çeviklik, sürat, kuvvet ve denge özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Türkiye Buz Hokeyi Federasyonuna bağlı Ankara'da faaliyet gösteren spor kulüplerinde oynayan 27 buz hokeyci (yaş: 18.46 ±4.41 yıl, boy: 175.96±9.34 cm, vücut ağırlığı: 71.19±12.76 kg, yağ: 13.45±7.61 %) gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların çeviklik düzeyi buz üzerinde "Çeviklik S-Testi" ile belirlenirken, sürat düzeyleri yine buz üzerinde 30 metre ileri ve 30 metre geri sürat testleri ile belirlenmiştir. Katılımcıların zirve izokinetik konsantrik diz ekstansiyon ve diz fleksiyon kuvvet düzeyi sağ ve sol bacaktan 2 farklı hareket hızında (600s-1 ve 1800s-1) belirlenirken, denge düzeyleri statik ve dinamik denge olarak belirlenmiştir. Yapılan Pearson Çarpım Momentler Korelasyon analizi sonuçları katılımıların çeviklik ile 30 metre ileri sürat (r=0.652; p=.000) ve 30 metre geri sürat (r=0.768; p=.000) değerleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Katılımcıların çeviklik ile izokinetik diz kuvveti değerleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, çeviklik ile 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0.05). Yine benzer şekilde çeviklik ile denge arasındaki ilişkiye bakıldığında çeviklik ile statik e-ve dinamik denge arasında anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Benzer şekilde 30 metre ileri ve 30 metre geri sürat değerleri ile 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetleri arasında ve statik ve dinamik denge değerleri arasında da anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Son olarak buz hokeycilerin 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvveti değerleri ile statik ve dinamik denge değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05).
Futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzeyleri ile sporda mücadele ve tehdit algılarının belirlenmesi
Bu çalışmanın birincil amacı, Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirliğinin yapılması, ikincil amacı ise zihinsel dayanıklılığın mücadele ve tehdit algısına olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Türkiye Futbol Ligi'ndeki 4'ü Süper Lig, 3'ü TFF. 1. Lig olmak üzere toplamda 7 futbol takımından 196 (X=19.64; Ss=2.72) profesyonel erkek futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılara, Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği'nin yapı geçerliği için Doğrulayıcı Faktör Analizi'nden yararlanılmıştır. Katılımcıların mücadele ve tehdit algıları ile zihinsel dayanıklılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Adımsal Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirlik düzeyini belirlemek için Cronbach alfa iç-tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan doğrulayıcı faktör analiz sonuçlarına göre modelin uygunluğu için hesaplanan değerler χ²/sd=1.58, GFI=0.90, CFI=0.91, RMR=0.04, SRMR=0.07, RMSEA=0.07, IFI=0.91, TLI=0.88 olarak bulunmuştur. Analizler sonucunda, "Tehdit" alt boyutu için faktör yükleri 0.56 ile 0.75 arasında; "Mücadele" alt boyutu için 0.61 ile 0.77 arasında olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları, kendine güven alt boyutu mücadele alt boyutunun belirleyicisi (R=0.15; R2=0.02; F(1.193)=4.42; p<0.05) olduğunu ve aralarındaki ilişkinin pozitif olduğunu (β=0.40; p<0.05) göstermiştir. Öte yandan, kendine güven (β=0.34; p<0.05) ve kontrol (β=0.31; p<0.05) alt boyutları (R=0.29; R2=0.09; F(1, 194)=9.058; p<0.05) tehdit alt boyutunun negatif yönde belirleyicisi olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği'nin Türkçe versiyonunun Türk sporcuların mücadele ve tehdit algı düzeylerini belirlemede kullanılabileceğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzelerinin mücadele ve tehdit algılarını etkilediğini söyleyebiliriz.
Engelli bireylerin egzersize katılımına ilişkin algılarının incelenmesi
Bu çalışma, engelli bireylerin egzersize katılımlarına ilişkin algılarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Ankara ilinde yer alan engelli derneklerinde, spor kulüplerinde, rehabilitasyon merkezlerinde 18-69 yaş aralığında ortopedik, görme ve işitme engelli kadın ve erkekler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 145 (%45,2) kadın, 176 (%54,8) erkek toplam 321 engelli birey katılmıştır. Katılımcıların 143'ü (%44,5) ortopedik engelli, 105'i (%32,7) görme engelli, 73'ü (%22,7) ise işitme engelli bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların egzersize ilişkin algılarını belirlemek amacı ile Sechrist, Walker ve Pender (1987) tarafından geliştirilen "Egzersiz Fayda Engel Ölçeği (EFEÖ)" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, 2 bağımsız gruptan oluşan alt problemlerde bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla bağımsız gruptan oluşan alt problemlerde ortalama farkı testi için ANOVA yapılmıştır. ANOVA yapmadan önce varyans homojenliği ise Levene testi yardımı ile kontrol edilmiştir. Ayrıca fark çıkan analiz sonuçlarında, farkın hangi gruptan kaynaklandığı Kruskal Wallis testi ile belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Ankara ilinde yaşayan ortopedik, görme ve işitme engelli bireylerin egzersiz katılımına ilişkin algılarının cinsiyet, yaş, engel türü ve egzersiz yapıp yapmama durumuna göre farklılık gösterdiği söylenebilir.
Eğim antrenmanlarının sprint performansının süratte devamlılık evresi üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, eğimli yüzeyde uygulanan sprint antrenmanlarının, sprintin süratte devamlılık evresi üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya, rekreasyonel olarak aktif 34 erkek birey katılmıştır. Bireyler 5 gruba ayrılmıştır: kontrol (K), tepe çıkışı (Tç), tepe inişi (Ti), kombine (Ti+Tç) ve yatay zeminde antrenman (Y) grubu. Tç, Ti ve Ti+Tç gruplarına, 4° eğim içeren tartan yüzeyde, Y grubu ise düz tartan zeminde, 8 hafta boyunca, haftada 3 gün, sprint antrenmanı uygulanmıştır. Sprint antrenmanı çalışmanın ilk 4 haftasında 4 tekrar ve 4 set olarak uygulanmış, 5-8. haftalarda tekrar sayıları bir arttırılarak, 8. haftanın sonunda 5 tekrar ve 4 set olarak tamamlanmıştır. Çalışmada 100 m sprint testi ve kinematik ölçümler başlangıç, 4.hafta ve 8.hafta olmak üzere toplam üç kez ölçülürken, aerobik kapasite ve anaerobik güç ölçümleri başlangıç ve 8.hafta olmak üzere iki kez ölçülmüştür. Aerobik kapasite ölçümü, Bruce protokolü kullanılarak koşu bandında oksijen tüketiminin ölçülmesiyle, anaerobik güç ölçümü ise Margaria Kalamen testi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 100 m sprint performansı, video kayıt yöntemiyle kaydedilmiş, elde edilen veri, hem 100 m'nin tamamında, hem de 50-100 m arası 10'ar metrelik dilimlere bölünerek, hız, adım uzunluğu, adım frekansı parametreleri yönünden analiz edilmiştir. Sonuçlar ortalama + standart sapma olarak sunulmuş, gruplar arasındaki istatistiksel analizde Kruskal Wallis testi, ölçümler arası karşılaştırmalarda ise Wilcoxon testi kullanılmıştır. İstatistiksel önem düzeyi, p<0.05 olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları, deney gruplarına ait 100 m ve 50-100 m sprint performanslarının, 8 haftalık antrenman sonunda istatistiksel olarak değişmediğini ortaya koymuştur. Ancak, 8 haftanın sonunda antrenman gruplarının maksimal koşma hızı artmış ve maksimal hızın korunması evrelerinde gelişme olduğu saptanmıştır. Gelişme Ti ve Ti+Tç gruplarında adım uzunluğu, Tç grubunda adım frekansı, Y grubunda ise hem adım uzunluğu, hem de adım frekansı artışına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Sprint antrenmanı tüm grupların aerobik kapasitesini, Y grubunda ise ek olarak anaerobik kapasitesini de arttırmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, eğimli ve yatay yüzeyde uygulanan 8 haftalık sprint antrenmanlarının, bireylerin daha iyi sprint performansı göstermesine yol açmadığını, ancak maksimal süratin korunmasında olumlu etki gösterdiğini ortaya koymuştur.
Kinetik beyin egzersizi programının, motor beceri, koordinasyon, reaksiyon süresi, dikkat ve denge özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırmamızın amacı, kinetik beyin egzersizi programının, motor beceri, koordinasyon, reaksiyon süresi, dikkat ve denge özellikleri ile akademik başarı üzerine etkisinin, gelişim dönemindeki çocuklarda incelenmesidir. Araştırmaya, yaşları 9-10 olan, deney grubunda 14, kontrol grubunda da 13 olmak üzere toplam 27 erkek çocuk katılmıştır. Haftada 2 gün ve 30 dakika olmak üzere, toplam 24 seanslık kinetik beyin egzersizi programının etkisi incelenmiştir. Araştırma başlamadan önce antropometrik (yaş, boy, ağırlık ve beden kütle indeksi) özellikleri açısından incelenmiş ve hedefe top atma testi ile motor becerileri, el-göz koordinasyonu testi ile koordinasyonları dikkat konsantrasyon testi ile dikkatleri, dominant ve resesif elleri ile reaksiyon süreleri, flamingo denge testi ile dengeleri test edilmiştir. Ayrıca çocukların eğitim öğretim birinci dönem ve ikinci dönem sonundaki ders notları e-okul sisteminden alınmıştır. Testler 24 seanslık kinetik beyin egzersizi programından sonra da tekrar edilmiştir. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; başlangıçta çocukların yaş, boy, ağırlık ve BKİ değerleri incelendiğinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Koordinatif özelliklerde başlangıç değerlerinde, resesif el reaksiyon süresi dışında, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Kinetik beyin egzersizi programından sonra, deney grubunun hedefe top atma ve el-göz koordinasyonu hata sayısı ve süresinde, ön ve son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Hedefe top atma ve el-göz koordinasyonu puanı deney grubunda yükselirken kontrol grubunda düşüş göstermiştir. Dikkat değişkeni değerlendirildiğinde, doğru retlerin süresi, isabetlerin süresi, toplam işlem süresi ve hata sayısının düştüğü; bunun yanında dikkat puanının yükseldiği görülmüştür, ancak istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Akademik başarı değerlendirmesinde, deney grubunun ortalamaları kontrol grubundan daha fazla yükselmiştir. Ön test ve son test fark değerleri incelendiğinde de deney grubunda hedefe top atma ve el-göz koordinasyon puanı istatistiksel olarak anlamlı biçimde gelişirken, resesif el reaksiyon süresi anlamlı biçimde gerilemiştir. Sonuç olarak kinetik beyin egzersizi programı çocukların motor beceri, el-göz koordinasyonu hata sayısı ve süresi istatistiksel olarak anlamlı biçimde geliştirmiştir.
4.Erkekler ve Bayanlar Plaj Hentbol Dünya Şampiyonası yaralanma epidemiyolojisi; spor yaralanması sıklığı ve mekanizmalarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 4. Erkekler ve Bayanlar Plaj Hentbol Dünya Şampiyonasında oyununun özelliklerine uygun tanımlayıcı ve analitik epidemiyoloji çalışması ile yaralanma sıklığı ile mekanizmalarının incelenmesidir. Beş gün sürmüş olan şampiyonada, müsabık takım doktoru ya da fizyoterapisti günlük yaralanma raporları, turnuva sağlık ve gözlem ekibi müsabaka gözlem yaralanma raporları, video kayıt analiz ve raporları olarak üç farklı yöntem uygulanmıştır. Ancak sadece video gözlem asıl veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Çalışmada, 12 kadın, 12 erkek takımından toplamda 240 sporcu 112 maçta yer almıştır. Video gözlemlerinde tüm müsabakaların % 76'sı, saha gözlemlerinde % 89' u değerlendirilmiştir. Bütün maçlarda ve raporlandırmada eğitimli ve uzman personel çalışmıştır. Maçlar, saha gözlemcileri tarafından anında değerlendirilmiştir. Kameramanlar, görüntüleri kayıt altına almış, oluşan yaralanmalar video klipler halinde 8 gözlemci tarafından raporlandırılmıştır. Maruz kalma-risk verişi için, her oyuncunun maç ve katılım saati temel alınmıştır. Sonuçların istatistik yöntemi olarak, frekans, cross tabulations, tanımlayıcı istatistik ve gruplar arasındaki farklılık için chi square testi uygulanmış, p< 0.05 düzeyinde anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, video gözlemlerine göre, organizasyonda maruz kalma riskine sahip tüm oyuncuların, % 19.1' i, kadınların % 18.5'i, erkeklerin % 18.8'i yaralanma yaşamışlardır. Maç başı yaralanma oranı kadınlarda 1.47 (% 95 GA:1.10-1.84), erkeklerde 1.58 (% 95 GA:1.20-1.96) iken toplamda 1.53 (% 95GA: 1.27-1.79) bulunmuştur. Her 1000 oyuncu maçındaki yaralanma oranları toplamda, 191 (% 95 GA= 158-224), kadınlarda 185 (% 95 GA=139-231), erkeklerde ise 198'dir (% 95 GA:151-245). Her 1000 oyuncu saatinde oran, toplamda, 574 (% 95 GA:493-655), kadınlarda 554 (% 95 GA: 416-692), erkeklerde 594 (% 95 GA:453-735) olarak bulunmuştur. Bütün sporcularda en fazla oranda baş-yüz, ardından üst ekstremite yaralanırken en az oranda gövde yaralanmıştır. Plaj hentbolcuları baş-yüz yaralanmalarına en çok savunmada maruz kalırken, üst ekstremiteler hücum pozisyonunda zarar görmüştür. İBKE ve diğer tıbbi müdahale uygulanan kadın sporcuların sayısı erkeklere göre daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Plaj hentbolcuları en fazla yerle temas halindeyken yaralanmışlar. Kadınlar erkeklere göre topa sahip iken, erkekler de daha çok topa ulaşma çabasında iken yaralanma geçirmişlerdir. Kadın hentbolcularda hücumda, erkeklerde savunmada daha fazla yaralanma yaşanmıştır. Artistik hücum ya da savunmada kadınların daha fazla yaralandığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Plaj hentbolu, Yaralanma epidemiyolojisi, Yaralanma sıklığı, Cinsiyet farklılığı.
Cerebral palsy: The effect on function of game education
Objective: Aim of this study is to determine the effect of game based motor activity program on gross motor function, physical fitness level, balance and functional independence level in children with cerebral palsy. Method: The research from cerebral palsy were diagnosed 6-10 years, gross motor function classification system (GMFCS) ranging from I-III, 19 (Game Based Motor Activity Group (OG) n = 9, the control group (CG) n = 10) were included children. The pre and post-test design was used in this study. In a 14-week program before and after evaluation, the presidential physical fitness test, timed up and go test , the single leg balance, GMFM, WeeFIM is used. Game based motor activity program which took 90 minutes was applied regularly to game group for 14 weeks and two days a week. Results: Istatistical analyses revealed that; in baseline measurement, participant had similar physical fitness level, balance skills, GMFM and WeeFIM score (p>.05). After 14 week period, there was group differences in abdominal strenght, subtitle E of GMFM, totally GMFM and self-care, WeeFIM totally score (p<.05). Conclusion: we can say that the game based motor activity program, it could be used in addition to physical theraphy and rehabilitation of children with cerebral palsy. Key words: Cerebral palsy, GMFM, WeeFIM, Game
Tüm beden vibrasyon antrenmanının kuvvet performansına etkisi ve kombine antrenmanlardaki yeri
Araştırmanın amacı, tüm beden vibrasyon antrenmanıyla kombine edilen farklı kuvvet antrenmanlarının kuvvet performansına etkisinin değerlendirilmesi ve kazanılan performansın sürdürülme sürecinin belirlenmesidir.Çalışmada, katılımcılar üniversite öğrencilerinden seçilerek rastgele beş gruba ayrıldı: vibrasyon ve statik kuvvet (VS), vibrasyon ve dinamik kuvvet (VD), dinamik kuvvet (D), statik kuvvet (S) ve kontrol (K). İki ay süren antrenman programında dinamik ve statik kuvvet antrenman protokolü (Skuat), 3 gün/hafta sıklıkta yapıldı. Antrenman yoğunluğu, bir maksimum tekrarın %80'iydi. VS ve VD gruplarının vibrasyon frekansı 50 Hz ve amplitüdü 4 mm olarak uygulandı. Son durum ölçütü olarak izokinetik kuvvet ölçümü (bacak kuvveti) çalışmanın başında, antrenman süresince her ay ve antrenman bitiminden sonraki 4.ayda yapıldı.Grupların yaş, boy, ağırlık, beden kitle indeksi (BKİ), vücut yağ oranı (%Yağ), yağsız beden kütlesi (FFM), toplam beden suyu (TBW), uyluk uzunluğu ve baldır uzunluğu değerleri ile izokinetik kuvvet değerlerinin, çalışmanın başlangıcında benzer değerlere sahip olduğu tespit edildi (p>.05). 8 haftalık süreç sonucunda kuvvet performansının özellikle VS ve VD gruplarında anlamlı bir şekilde arttığı tespit edildi.Sonuç olarak, 8 hafta uygulanan kuvvet antrenman protokollerinin kuvvet artışında etkili olduğu, bu artışın gruplar arasında farklılık gösterdiği ve kuvvetin en çok VS ve VD gruplarında değişim ve gelişim gösterdiği ancak detraining dönemde kaybedildiği belirlendi.
Zihinsel engelli çocukların motor beceri öğreniminde değişken uygulamaların edinim, transfer ve hatırlama süreçlerine etkisinin incelenmesi
Amaç; zihinsel engelli çocukların, motor beceri öğreniminde, değişken uygulamaların, edinim, transfer ve hatırlama süreçlerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmamızın alt amacı ise, zihinsel engelli çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri ile motor becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.Yöntem; araştırmanın evrenini, Antalya'da zihinsel engelli çocukların devam ettikleri iki okulda öğrenim gören, 10-15 yaş, kız ve erkek öğrenciler oluşturmuştur. Katılımcılar dört gruba ayrılmıştır; 1. grup; ?Rasgele Eğitilebilir Zihinsel Engelliler?, 2. grup; ?Rasgele Öğretilebilir Zihinsel Engelliler?, 3. grup; ?Blok Eğitilebilir Zihinsel Engelliler?, 4. grup; ?Blok Öğretilebilir Zihinsel Engelliler?. Blok gruplar; kontrol, rasgele gruplar ise deney grubu olarak değerlendirilmeye alınmıştır. Gruplara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün, 60 dak./gün, hedef pas, top sürme ve nokta atışı becerilerine yönelik uygulama yaptırılmıştır. Program süresince, öğrenilecek beceriler tüm katılımcılar için sabit tutulmuş, ancak uygulamanın tasarımında farklılık yapılmıştır. Program uygulanmadan önce her bir katılımcıya, boy, ağırlık ölçümleri, Brockport fiziksel uygunluk testi ve basketbol beceri testi uygulanmıştır. Program sonunda, boy, ağırlık, fiziksel uygunluk testi, edinim, hatırlama ve transfer testleri, program sonunda tekrar uygulanmıştır. Uygulama bitiminden hemen sonra, basketbol becerilerine yönelik, transfer testi, 1 ay ve 3 ay sonra da hatırlama testleri uygulanmıştır. Blok ve rasgele yöntemin, motor beceriler üzerine etkisini belirlemek için Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi kullanılmıştır. Katılımcılar program boyunca 4 kez ölçüldüklerinden 2 x 4 (Grup x Ölçüm) tasarımı kullanılarak değerlendirme yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı karşılaştırmak amacıyla, bağımsız değişkenlerde iki ortalama arasında farkın anlamlılık testi kullanılmıştır. Motor beceriler ile fiziksel uygunluk bileşenleri arasındaki ilişki ise Spearman's rho korelasyon katsayısı hesaplanarak değerlendirilmiştir.Sonuç; eğitilebilir düzeyde zihinsel engele sahip çocukların, zamana bağlı değişim değerlerinde anlamlı fark yaratan ilerlemeler görülmesine rağmen, gruplar arası karşılaştırmalarda, hedef pas, top sürme ve nokta atış becerilerinin, edinim, hatırlama ve transfer süreçlerinde, bağlamsal karmaşa etkisi gözlenmemiştir. Öğretilebilir düzeyde zihinsel engele sahip çocukların, eğitilebilir düzey zihinsel engel grubuna benzer şekilde, zamana bağlı değişim değerlerinde anlamlı fark yaratan ilerlemeler görülmüş ancak, gruplar arası karşılaştırmalarda, hedef pas, top sürme ve nokta atış becerilerinin, edinim ve hatırlama süreçlerinde, bağlamsal karmaşa etkisi gözlenmemiştir. Transfer etkisine yönelik yapılan analizlerde ise sadece nokta atış becerisinde, bağlamsal karmaşa etkisinin ortaya çıktığı görülmüştür. Çalışmamızın alt amacını oluşturan, zihinsel engelli çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri ile motor becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik yapılan ilk ölçümde, hedef pas ile sağ-sol el kavrama ve beden kütle indeksi, top sürme ile sağ-sol el kavrama, beden kütle indeksi ve modifiye mekik, nokta atış ile sağ-sol el kavrama ve modifiye mekik, son ölçümde ise hedef pas ile sağ-sol el kavrama ve modifiye mekik, top sürme ile sağ-sol el kavrama, modifiye mekik ve otur-eriş, nokta atış ile ile sağ-sol el kavrama ve beden kütle indeksi değişkenleri arasında pozitif ilişki olduğu gözlenmiştir.
Postmenapozal osteoporozlu kadınlarda tüm beden vibrasyon antrenmanının kemik mineral yoğunluğuna ve kas performansına etkisi
Tüm Beden Vibrasyonu Antrenmanı (TBVA), osteoporozlu bireylerde kemik mineral yoğunluğunu (KMY) korumak ve/veya artırmak ve kassal performansı arttırmak amacıyla kullanılan bir antrenman yöntemidir. Amaç: Postmenapozal osteoporozlu kadınlarda TBVA'nın KMY ve kas performansı üzerine kronik etkilerinin belirlenmesi, TBVA'nın klasik kuvvet antrenmanı yerine uygulanabilirliğinin ve antrenman bitimiyle birlikte yapılacak takiplerde detraining etkilerin değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: Katılımcılar Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği'ne başvuran ve hekimler tarafından osteoporoz tanısı konan hastalardan seçilmiştir. Hastalar; vibrasyon antrenmanı grubu (n=12), kuvvet antrenmanı grubu (n=8) ve kontrol grubu (n=8) şeklinde rastgele 3 gruba ayrılmıştır. TBVA ve kuvvet antrenmanı programında dinamik ve statik kuvvet antrenmanı protokolü (squat, şınav, parmak ucu yükselme, geriye hamle ve yukarıya kol kaldırma) uygulanmış ve antrenman yoğunluğu, bireysel maksimum tekrar sayısının %50'si olarak belirlenmiştir. TBVA grubunda vibrasyon frekansı 30 Hz, vibrasyon genliği 2mm olacak şekilde sabit tutulmuştur. Antrenman programları her iki grupta 30 dk/gün, 2 gün/hafta sıklığında ve 6 ay süresince uygulanmıştır. Son durum ölçütleri; beden kompozisyonu (boy, ağırlık, beden kütle indeksi, vücut yağ yüzdesi, yağsız beden kütlesi), KMY (lomber t skoru ? KMY ve femur boynu t skoru ? KMY), denge/çabukluk (kısa fiziksel performans testi, zamanlı kalk-git testi), kuvvet (squat, şınav, parmak ucu yükselme, geriye hamle ve yukarıya kol kaldırma) ve aerobik dayanıklılık (6 dk yürüme mesafesi ve yoğunluğu) ölçümlerinden oluşmuştur. Verilerin istatistiksel analizi, SPSS 10.0 paket programlarında yapılmıştır. Sonuçlar: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; grupların, 6 dk mesafe sonuçları hariç, bütün ölçümlerde araştırmanın başlangıcında benzer değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. 24 haftalık süreç sonucunda, bazı kuvvet test sonuçlarında (statik parmak ucu yükselme, dinamik parmak ucu yükselme ve statik geriye hamle test) gruplar arasında istatistiksel olarak fark göstermiş, vibrasyon grubunun kontrol grubundan daha yüksek değerler aldığı ortaya çıkmıştır. Tartışma: Postmenapozal osteoporozlu kadınlarda vibrasyon antrenmanı ile bazı kuvvet parametrelerinde, yürüme hızında ve dengede artış sağlanırken, KMY'da gelişme sağlanamamıştır. Detraining sürecinde elde edilen kazançlar korunmuştur.Anahtar Kelimeler: Postmenapozal kadın, osteoporoz, tüm beden vibrasyon antrenmanı, kuvvet antrenmanı, kemik mineral yoğunluğu.
Afyonkarahisar yerel kültürünün kolaj tekniğile anlatımı (1930-1960)
Kültür, geliĢme süreci içinde olan toplumların bütün maddi ve manevi değerlerini kapsar. Bu değerler kültür vasıtasıyla sonraki nesillere aktarılır. Kültür ayrıca bireylerin doğal ve toplumsal çevrelerine egemenliklerinin ölçüsünü gösteren araçların da bütünüdür. Kültürel değerlerini, zenginliklerini bilmeyen toplumların yavaş yavaş yok olması kaçınılmaz bir olgudur. Geçmişin bugüne mirası denilebilecek kültürden yoksun olan, geleceğe bakışı, gelecek hakkında düşüncesi bulunmayan kişi ve kitlelerin aslında en büyük sorunu bilmemektir -bilmediğini de bilmemektir. Tüm nesiller kültürel değerlerini tanımalıdır. Bu değerlerini gelecek nesillere tanıtamayan toplumlar, kültürel yozlaşmaya uğrayarak millî benliklerini ve kimliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Böylece toplumlar askeri anlamda savaĢa gerek kalmaksızın milletini, devletini ve vatanını kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelirler. Bu noktada geçmişten günümüze bu değerlerin izlerini taşıyan yapıtların korunması, değerlendirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir. Bu tezde temel kaynaklardan birisi olan, gündelik hayatı, mekânsal örgütlenmeleri, toplumsal deneyim ve pratikleri doğrudan günümüze kadar yansıtan ve yansıtmaya da devam eden Taşpınar dergileri, toplumda kültür ve sanat bilincindeki gelişmeleri etkin bir biçimde ele almıştır. Özellikle fotoğraflarla anlatımı yapılan, kent mekânlarının zaman içerisindeki değişen yapısı geniş bir zenginlik taşımaktadır. Bu bağlamda, yapılan çalışma ile Taşpınar dergilerindeki araştırma ve inceleme yazılarında ele alınan yerel kültür ve bununla birlikte toplumda sanat bilincinin göstermiş olduğu gelişmenin önemine dikkat çekilecektir. Yaşatılması ve zenginleşrilmesi gereken kültürel ve sanatsal değerlerin yüceltilmesinin toplumda farkındalık yaratacağı ve toplumun gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar, tanıtım, yerel kültür, dijital kolaj, Taşpınar dergisi.