
541
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kontrast ve kompleks antrenman metotlarının U16 erkek basketbolcularda planlı yön değiştirme ve reaktif çevikliğe etkisi
Bu araştırmanın amacı, U16 erkek basketbolcularda kompleks ve kontrast antrenman metotlarının reaktif çeviklik ve planlı yön değiştirme performanslarına etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya Isparta İli U16 kategorisinde oynayan 30 lisanslı erkek basketbolcu "Veli Bilgilendirme ve İzin Formu" alınarak katılmıştır. Basketbolcular, rastgele yöntemle kontrol grubu, kompleks antrenman grubu ve kontrast antrenman grubu olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Kontrol Grubu sadece basketbol antrenmanı, kompleks antrenman grubu basketbol antrenmanlarına ek olarak kompleks antrenman programı ve kontrast antrenman grubu basketbol antrenmanlarına ek olarak kontrast antrenman programı uyguladı. Antrenman programlarına uygulanmadan önce ve sonra sporculara reaktif çeviklik testi ve planlı yön değiştirme testi uygulandı. İstatistiksel analizde tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Verilerin normal dağılımı için "Shapiro-Wilk" testinden yararlanıldı. Normal dağılım gösteren verilere grup içi testlerde "Eşleştirilmiş t Testi", gruplar arası testlerde ise "One-Way ANOVA" testi uygulandı. Grupların eşleştirilmiş t testi sonuçları incelendiğinde planlı yön değiştirme testinde, kontrol ve kompleks antrenman grubu ön-son test karşılaştırılması sonucunda farka rastlanmazken (p>0,05); kontrast antrenman grubu ön-son test karşılaştırılması sonucunda fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05); reaktif yön değiştirme testinde ise, kontrol grubu ön-son test karşılaştırılması sonucunda farka rastlanmazken (p>0,05); kontrast ve kompleks ön-son test karşılaştırılması sonucunda fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırma sonuçlarında istatistiksel olarak farka rastlanmadı (p>0,05). Sonuç olarak, kontrast antrenman yöntemi, kompleks antrenman yöntemine göre hareketlerin daha çeşitli uygulanması ve az dinlenme süreleri sebebiyle antrenmanın daha kısa sürede gerçekleştirilmesi, hem oyuncunun sıkılmadan antrenmanı tamamlamasını hem de sporcunun daha kısa sürede daha fazla gelişim sağlamasına olanak tanıyabilmektedir.
Sporcu performansını sınıflandırmada temel normalizasyon, makine öğrenme ve çok kriterli karar verme yöntemlerinin karşılaştırılması
Araştırmanın konusu sporcu seçimi, sınıflandırma ve sıralama kapsamında elde edilen verilerin analizinde ekonomik aynı zamanda güvenilirliği yüksek farklı analiz ve değerlendirme yöntemlerinin kullanımıdır. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar doğrultusunda spor biliminde sporcu seçimi, sınıflama ve sıralamada norm oluşturma konusunda yeni bir yaklaşım ortaya koymaktır. Branşlara göre test edilen değişkenlerin önem ağırlıkları kapsam dahilindedir. Bu çalışmanın amacı, spor biliminde sporcu seçimi, sınıflandırma ve sıralama sürecinde kullanılan Temel Normalizasyon yöntemlerine ek olarak ÇKKV ve veri madenciliğinde Makine Öğrenme yöntemlerinin kullanılması amaçlanmaktadır. Araştırma grubu ilgili kurumdan ölçümleri yapılmış olan elit düzeydeki sporculardan oluşmaktadır. Çalışmada kuvvet, çeviklik, kas sertliği, görsel reaksiyon, anaerobik güç, aerobik dayanıklılık ve denge testlerine ait veriler kullanıldı. Değişkenlerin önem ağırlıklarını belirlemek için entropi yöntemi kullanıldı. Birinci aşamada, branşların Temel Normalizasyon, ÇKKV ve makine öğrenme yöntemleri ile hesaplanan puanlarının Z-skoru yöntemine göre spearman sıra korelasyonu ve yöntemlerin sınıflandırma başarısı için ROC analizleri yapıldı. İkinci aşamada, yöntemlere göre sıralanan veriler beş sınıfa ayrıldı. Sınıflandırılan yöntemler, makine öğrenmede sınıflandırma algoritmaları ile modellerin doğruluk analizleri yapıldı. Araştırmada ek olarak farklı spor branşlarının sınıflandırma analizinde kullanılan performans özelliklerine ait önem ağırlıklarının belirlendi. Veri analizinde Microsoft Excel, IBM SPSS 26.0, Matlab ve Orange Data Mining yazılımlarından yararlanıldı. Sınırlılıklar kapsamında elde edilen bulgularda, bütün spor branşlarında Z-skoru ile elde edilen sıralama ile diğer yöntemler arasında istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü ilişkiler saptandı. Z-skor ile Topsis yöntemi arasında anlamlı ilişki saptanamadı. Branşların Z-skoruna göre yapılan sıralamalar ile diğer yöntemlere ait sıralamalar arasında yüksek düzeyde bir uyumun olduğu saptandı. Araştırmadaki sınıflandırma sonuçlarında %86 ile %100 arasında değişen yüksek doğruluk oranları AHP ve K-ortalama yöntemlerine göre oluşturulan modellerde elde edildi. Özellikle Z-skoru ile yüksek düzeyde ilişkisi bulunan K-Means yöntemiyle entegre edilen Naive Bayes, KNN, SVM ve Neural Network modellerinin birçok branşta %100 doğruluk saptandı. Sonuç olarak özellikle Temel Normalizasyon yöntemlerinden Z-skoru ile yüksek düzeyde uyum sağlayan ve yüksek düzeyde ilişkisi bulunan ÇKKV (entropi) ve makine öğrenme temelli algoritmaların sporcu performans sınıflandırması, sporcu yetenek seçimi ve branş yönlendirme süreçlerinde güvenilir düzeyde alternatif yöntemler olduğu saptandı. Sınıflama doğruluk analizi sonuçları doğrultusunda branşlara özgü modellerin yüksek doğruluk oranları, spor bilimleri alanında yapay zekâ tabanlı makine öğrenmesi ve ÇKKV uygulamalarının kullanılabilirliğini ortaya çıkardı. Anahtar Sözcükler: Çok Kriterli Karar Verme, Makine Öğrenme, Normalizasyon, Sınıflandırma, Sporcu Performansı
4-6 yaş grubu çocuklara uygulanan temel cimnastik çalışmalarının motor performans ve görsel algıya etkisi
Bu araştırma 4-6 yaş grubu okul öncesi dönem çocuklarında uygulanan temel cimnastik çalışmalarının motor performans ve görsel algı düzeylerine etkisinin değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Çalışmanın evrenini 2023-2024 eğitim öğretim yılında, Konya ili Selçuklu ilçesinde Erdem Anaokulunda öğrenim gören 4-6 yaş kontrol grubu kız (n=17), Erkek (n=23) ve Selçuklu Gençlik ve Spor ilçe Müdürlüğüne Bağlı Yunus Emre Uyar Cimnastik Spor salonunda, Cimnastik sporunu yapan deney grubu Kız (n=22), Erkek (n=18) 4-6 yaş öğrenci olmak üzere toplam 80 öğrenci oluşturmaktadır. Kişisel verilerin elde edilmesinde araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi formu kullanılmıştır. Motor performansların incelenmesinde, Morris, Atwater Williams ve Wilmore'un (1980) geliştirdikleri, Türkiye'de 1986 yılında Sevimay tarafından uyarlanan 3-6 yaş Motor Performans Testi kullanılmıştır. Bu testlerden durarak uzun atlama ve tek ayak üzerinde dengede durma testleri uygulanmıştır. Görsel algı düzeyleri için, Kalkan ve Arslan (2015) tarafından geliştirilen Görsel Algılama Ölçeği (GAÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 27 paket program kullanılmış, verilerin normallik sınaması Shapıro-wilk testi ile test edilmiş olup normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenler arasındaki farklılık, bağımsız gruplarda T testi ile değerlendirilirken bağımlı değişkenlerin analizi ise eşleştirilmiş T testi ile değerlendirilmiştir. Cinsiyetlere göre karşılaştırmada ise tekrarlı ANOVA kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; çalışmamızda temel cimnastik çalışması yapan grup ve temel cimnastik çalışması yapmayan gruba uygulanan ön test son test sonuçlarına göre temel cimnastik çalışmalarının (Deney Grubu) görsel algıya ve motor performansa etkisinin anlamlı olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmaya göre, temel cimnastik çalışması yapmayan grubun (Kontrol grubu) ön test son test değerlerine göre görsel algılama sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemesine rağmen, durarak uzun atlama ve denge özelliklerinde olumlu yönde iyileşme görülmüştür. Cinsiyet yönünden bakıldıgında kız ve erkek öntest-sontest görsel algı, durarak uzun atlama ve denge değişkeni puanlarında anlamlı bir farklılık yoktur. Sonuç olarak, 4-6 yaş grubu okul öncesi dönem çocuklarında uygulanan temel cimnastik çalışmalarının motor performans ve görsel algı düzeylerine etkisi incelendiğinde, temel cimnastik çalışmaları yapan grupta görsel algı, durarak uzun atlama ve denge üzerine olumlu etkisinin olduğu görülürken temel cimnastik çalışmaları yapmayan kontrol grubunda görsel algı düzeylerinde anlamlılık çıkmamıştır.
Kan akımı kısıtlaması antrenmanlarının kuvvet ve bazı fizyolojik parametrelere etkisi
Bu çalışmanın amacı kan akımı kısıtlaması (KAK) antrenmanlarının kuvvet ve bazı fizyolojik parametrelere etkisini tespit etmektir. Araştırmaya KAK grubu yaş ortalaması 21,10±2,38 yıl, geleneksel kuvvet antrenmanı (GKA) grubu yaş ortalaması 21,10±2,56 yıl, kontrol grubu (KG) yaş ortalaması 22,70±1,57 yıl olan toplam 30 yetişkin erkek (20 deney, 10 KG) gönüllü olarak katılmıştır. Deney grubunu oluşturan katılımcılar KAK ve GKA grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Deney grubunu oluşturan katılımcılara KAK yöntemi grubunda 8 hafta süresince haftada 3 gün şeklinde planlama yapılmıştır. Sfigmomanometre yardımıyla 120-140 milimetre cıva (mmHg) basınçla, 1 maksimal tekrar (1MT)'nin % 20-30'u şiddetinde barbell squat ve barbell curl egzersizleri yapılmıştır. Katılımcılar 4 setten oluşan ve farklı tekrar sayılarına sahip (30-15-15-15) egzersizler uygulamıştır. GKA yöntemi grubunda 1MT'nin %70'i ile barbell squat ve barbell curl egzersizleri yapılmıştır. Katılımcılar 4 set 8-12 tekrardan oluşacak şekilde egzersizleri tamamlamıştır. KG ise herhangi bir egzersiz programına dâhil edilmemiştir. Tüm katılımcıların (deney ve KG ) çalışma öncesi ve sonrasında; yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kütle indeksi (VKİ), vücut yağ yüzdesi (VYY), 1MT barbell squat ve 1MT barbell curl, yağsız vücut kütlesi (YVK) 60°/s Sağ Bacak Ekstansiyon Zirve Tork (60°/s Sağ BEZT), 60°/s Sol Bacak Ekstansiyon Zirve Tork (60°/s Sol BEZT), 180°/s Sağ Bacak Ekstansiyon Zirve Tork (180°/s Sağ BEZT), 180°/s Sol Bacak Ekstansiyon Zirve Tork (180°/s Sol BEZT), büyüme hormonu (BH), kreatin kinaz (KK) testosteron ve miyostatin değerleri tespit edilmiştir. Hem örneklem büyüklüklerinin çok küçük (nk=10) olması, hem de Z puanları ile histogram incelemeleri sonucunda normallik varsayımı karşılanamadığından, nonparametrik testler kullanılmıştır. Bağımlı değişkenlerde ön-son test karşılaştırması için Wilcoxon, ön-son test farkları arasındaki farkın incelenmesi için çoklu gruplarda Kruskal-Wallis H ve ikili gruplarda Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiş, çoklu grup karşılaştırmalarından sonra p değerine Bonferroni düzeltmesi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS Statistics for Windows 25.0 (SPSS Inc. Chicago, Ill. USA) paket programı kullanılmıştır. KAK, GKA ve KG arasında vücut ağırlığı ve VKİ açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. KAK grubunda VYY belirgin şekilde azalırken, diğer gruplarda bu değişken açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. KAK ve GKA gruplarında YVK, 1MT barbell squat ve 1MT barbell curl performansında anlamlı artışlar gözlemlenirken, KG grubunda bu değişkenlerde istatistiksel olarak anlamlı bir değişim görülmemiştir. KAK ve GKA grubu karşılaştırıldığında, 1MT barbell curl performansı KAK grubunda daha fazla artış gösterirken, 1MT barbell squat ve YVK açısından belirgin bir fark saptanmamıştır. Zirve tork ölçümlerinde KAK ve GKA gruplarında anlamlı artışlar kaydedilirken, KG'de ön test lehine bir düşüş gözlenmiştir. Hormon seviyeleri açısından, KAK grubunda KK, BH, testosteron ve miyostatin seviyelerinde anlamlı değişiklikler meydana gelmiştir. GKA grubunda benzer şekilde KK, BH ve miyostatin seviyelerinde artış görülmesine rağmen, testosteron düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç olarak, KAK antrenmanlarının, düşük yüklerde uygulanmasına rağmen GKA ile benzer düzeyde YVK artışı, kuvvet gelişimi ve hormonal adaptasyon sağladığı belirlenmiştir. Özellikle 1MT barbell curl performansındaki üstünlüğü, KAK antrenmanlarının kas kuvveti kazanımı açısından etkili bir alternatif olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Kuvvet Antrenmanı; Hormon; İzokinetik Kuvvet; Kan Akımı Kısıtlaması
Diyabetik yaşlı dişi sıçan modelinde kronik egzersizin kas ve karaciğer glikoz metabolizması ile sestrin proteinleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı diyabetik yaşlı dişi sıçan modelinde kronik egzersizin kas ve karaciğer glikoz metabolizması ile sestrin proteinleri üzerine etkisini araştırmaktır. Bu çalışmada kronik egzersizin yaşlılıkta glikoz metabolizmasına etkisini belirlemek amacıyla kas ve karaciğer dokularında GLUT-4, SESN-1, SESN-2 ve SIRT-1 gen ekspresyon düzeyleri incelemiştir. Araştırma protokolü Selçuk Üniversitesi Deneysel Tıp Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUDAM) Deney Hayvanları Etik Kurulu tarafından onaylandıktan sonra başlatılmıştır (2022/22). Çalışma SUDAM'dan temin edilen 40 adet Wistar cinsi yaşlı dişi sıçanlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan deney hayvanları randomize olarak 4 gruba ayrıldı: 1. Grup: Kontrol Grubu (n=10); 2. Grup Egzersiz Kontrol Grubu (n=10); 3. Grup: Diyabetik Kontrol Grubu (n=10); 4. Grup: Diyabet+Egzersiz Grubu (n=10). Gerçekleştirilen çalışmada diyabet oluşturmak için ayrılan sıçanlara (G3 ve G4) 40 mg/kg deri altı streptozotocin (STZ) uygulanarak diyabet indüklenmiştir. Sıçanlarda diyabet oluşumunun kesinleştirilmesinden sonra egzersiz gruplarına (G2 ve G4) sıçan koşu bandında 4 hafta boyunca günlük 45 dakika 20 m/s hızda koşu egzersizi yaptırılmıştır. Son koşu egzersizinden 24 saat sonra çalışma gruplarımızı oluşturan deney hayvanları genel anestezi altında sakrifiye edilerek kas ile karaciğer doku örnekleri alınmıştır. Alınan doku örneklerinde SESN-1, SESN-2, SIRT-1 ve GLUT-4 genlerinin mRNA ekspresyonunu tespit etmek amacıyla Gerçek Zamanlı Polimeraz Zincir Reaksiyonu (qPCR) protokolleri uygulanmıştır. Analiz sonuçları delta-delta Ct (2-ΔΔCt) yöntemi kullanılarak değerlendirilmiş ve sonuçlar kat değişimi olarak kaydedilmiştir. Çalışmanın sonuçlarının istatistiksel değerlendirmesinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. P<0,05 düzeyindeki farklılıklar anlamlı olarak kabul edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışmada kas dokusundaki en yüksek SESN-1 ve SESN-2 düzeyi diyabetik kontrol grubunda (G3) belirlenirken en düşük değer egzersiz kontrol grubunda (G2) kaydedilmiştir. Egzersiz gruplarının (G2 ve G4) kas dokusu SESN-1/2 düzeylerinin kontrollere (G1 ve G3) kıyasla önemli derecede düşük olduğu görülmüştür. Diyabet ve yaşlılık kas dokusundaki SESN-1 ve SESN-2 düzeylerini önemli düzeyde artırırken, egzersiz düşürmüştür (P<0,05). Çalışmamızda kas dokusunda en yüksek SIRT-1 ve GLUT-4 ekspresyon düzeyleri G2'de tespit edilirken en düşük düzeyler G3'te kaydedilmiştir. Egzersiz gruplarının (G2 ve G4) kontrol gruplarına (G1 ve G3) kıyasla önemli düzeyde daha yüksek kas dokusu SIRT-1 ve GLUT-4 ekspresyonu sergilediği tespit edilmiştir. Diyabet kas dokusundaki SIRT1 ve GLUT4 düzeylerini önemli düzeyde düşürürken, egzersiz artırmıştır (P<0,05). Gerçekleştirilen çalışmada karaciğer dokusundaki en yüksek SESN-1 ve SESN-2 gen ekspresyonu diyabetik kontrol grubunda (G3) tespit edilmiştir. Diyabet+egzersiz grubunun (G4) SESN-1 ve SESN-2 düzeyleri kontrol (G1) ve egzersiz kontrol (G2) grubundan önemli düzeyde yüksek, diyabetik kontrol grubundan (G3) önemli şekilde düşük çıkmıştır. Diyabet ve yaşlılık karaciğer dokusundaki SESN-1 ve SESN-2 düzeylerini önemli düzeyde artırırken, egzersiz düşürmüştür (P<0,05). Çalışmamızda karaciğer dokusundaki en yüksek SIRT-1 ve GLUT-4 gen ekspresyon düzeyi G2'de tespit edilirken en düşük değer G3'te tespit edilmiştir. Egzersiz gruplarının (G2 ve G4) kontrol gruplarına (G1 ve G3) kıyasla önemli düzeyde daha yüksek karaciğer SIRT-1 ve GLUT-4 gen ekspresyonu sergilediği tespit edilmiştir. Diyabet karaciğer dokusundaki SIRT-1 ve GLUT-4 düzeylerini önemli düzeyde düşürürken, egzersiz artırmıştır (P<0,05). Yaşlı dişi sıçanlarda kronik egzersiz hem kas hem de karaciğerde diyabet ve yaşlılığın oluşturduğu metabolik stresi regüle eder ve strese adaptif proteinlerin (SESN-1 ve SESN-2) mRNA düzeylerini belirgin olarak düşürür. Öte yandan egzersiz yapan sıçanların kas ve karaciğerlerinde egzersizle birlikte artan SIRT-1, iyileşen metabolik profil için moleküler bir açıklama sunmaktadır. Bulgularımız, kas ve karaciğerde egzersizin GLUT-4 düzeylerini artırarak glikoz taşınmasını kolaylaştırdığını ve diyabetin olumsuz metabolik etkilerini hafiflettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, diyabet ve yaşlılığın çizdiği olumsuz metabolik profil kronik egzersiz aracılığıyla kas ve karaciğer dokusunda ya tersine çevirmiş ya da kısmen iyileştirmiştir. Çalışmamız, ileri yaş diyabet yönetiminde kronik egzersizin çoklu doku düzeyinde farklı metabolik sağlık belirteçleri aracılığıyla glikoz metabolizmasına fayda sağladığını göstermiştir.
Tenis müsabakası süresince kalp atım hızı değişkenliğinin spektral analizi
Tenis müsabakası süresince kalp atım değişkenliğinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırmaya, yaşları ortalaması 15,73±2,51 yıl, boyları ortalaması 165,80±6,33 cm ve vücut ağırlıkları ortalaması 57,20±8,39 kg olan toplam 30 lisanslı tenis sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma yıllık antrenman periyotlamasının yarışma döneminde sentetik tenis kortlarında gerçekleştirilmiştir. Sporcuların kalp atım hızı değişkenliği, müsabaka öncesinde, müsabaka esnasında ve müsabaka sonrasında V800 GPS özellikli polar saat ve H10 göğüs bandı kullanılarak kaydedildi. Kalp atım değişkenliğine ilişkin zaman ve frekans eksenli parametreler Kubios HRV Scientific analiz programı ile analiz edildi. Sporcuların, müsabaka öncesi (MÖ), müsabaka esnası (ME) ve müsabaka sonrası (MS) RR, HR, RMSSD, PNN50, HRV, SD1, SD2, SD1/SD2, PNS indeksi ve SNS indeks değerleri değerleri arasında anlamlı br farklılık olduğu tespt edlrken (p<0,05), SDNN, NN50 ve LF/HF değerleri arasında MÖ, ME ve MS bakımından, anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak; Müsabaka öncesi sporcuların müsabaka şartlarına ve müsabaka sonrasına göre daha düşük bir stres yaşadıkları, müsabaka süresince bu stresin arttığı görülmektedir. Müsabaka süresince ve müsabaka sonrası sporcuların stres düzeyleri aynı seviyede seyretmektedir. Ancak müsabaka sonrasında da stresin bir miktar arttığı söylenebilir. Bunun müsabaka sonucu ile bağlantılı olduğu düşünülebilir. Müsabakaların sporcuları baskı altına aldığı bunun da fizyolojik olarak sempatik sinir sistemine bağlı sporcuların kan basıncında artışın olmasına bağlı olduğu söylenebilir. Müsabakaların sporcuları 21,9% oranında stres altına soktuğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kalp atım hızı, Psikofizyoloji, Spor, Tenis
Genç erkek basketbolcularda dikkat konsantrasyon ve denge ile şut performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırma, genç erkek basketbolcuların dikkat, konsantrasyon ve statik denge değişkenlerinin şut performansına etkisini incelemektedir. Çalışma grubunu, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) yerel liglerinde mücadele eden, en az yedi yıllık aktif spor geçmişine sahip ve haftada en az üç gün düzenli antrenman yapan sporcular oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan n=41 erkek sporcuların yaş ortalamaları 16.12 ±0.84 yıl, Boy ortalamaları 186.98 ±8.32cm, vücut ağırlıkları 78.17 ±12.28 kg olarak bulunuşmuş ve gönüllü katılım sağlanmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları, seçici dikkat düzeyi için Burdon Attention Task, konsantrasyon düzeyi için Letter Cancellation Task, statik dengenin ölçümü için Flamingo Balance Test (FBT) ve şut performansı için ise AAHPERD Shooting Test kullanılmıştır. Ayrıca, sporcuların boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri de alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmış, istatistiksel aykırı değerler Z-skoru yöntemi ile kontrol edilmiş ve tüm gözlemlerin makul sınırlar içinde olduğu belirlenmiştir (|z|≤3). Bu nedenle, herhangi bir veri çıkarılmadan analiz gerçekleştirilmiştir. Verilerin normallik dağılımı Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiş, değişkenler arası ilişkileri belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışma bulguları, statik denge ile şut performansı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir (r=-0.46, p<0.001). Bu sonuç, daha iyi dengeye sahip sporcuların daha yüksek şut performansı sergilediğini ortaya koymaktadır. Konsantrasyon düzeyi ile şut performansı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuş (r=0.39, p=0.001) ve konsantrasyon arttıkça şut performansının da yükseldiği gözlemlenmiştir. Benzer şekilde, dikkat ile şut performansı arasında pozitif yönde ancak zayıf bir ilişki bulunmuş (r=0.12, p=0.312) ve bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Diğer taraftan, boy uzunluğu ile şut performansı arasında negatif ancak istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir ilişki saptanmıştır (r=-0.22, p=0.071). Sonuç olarak, bu çalışma, basketbolcularda statik dengenin ve konsantrasyonun şut performansı üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Buna karşın, dikkat düzeyi ve boy uzunluğunun şut performansı üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ve vücut kompozisyonlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin yeme tutumlarını vücut kompozisyonlarını ve bazı demografik değişkenlere göre değerlendirmektir. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde okuyan 181 kadın ve 183 erkek olmak üzere toplamda 364 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Bu çalışma için Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Girişimsel Olmayan etik kurul kararı alınmış ve katılımcılardan çalışmaya gönüllü katıldıklarına dair gönüllü onam formunu doldurmaları istenmiştir. Çalışma, tarama (survey) modeli temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Garner ve ark (1982) tarafından geliştirilen Ergürey Okumuş ve Sertel Berk (2020) tarafından Türkçe'ye uyarlanan bireylerin yeme tutumlarını belirlemeye yönelik Yeme Tutum Testi-26 formları gerekli açıklamamlar yapılarak ders saatleri dışında yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Ayrıca katılımcıların vücut kompozisyon bileşenleri Tanita BC 545 cihazı ile belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 29.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde normal dağılım varsayımı sağlanmadığı için, verilerin istatistik değerlendirmelerinde non-parametrik testler kullanılmıştır. Bunun için niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup için Mann Whitney U testi; ikiden fazla grup için Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis H testi için farklı olan grubun tespitinde post hoc çoklu karşılaştırma yapılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda; Çalışmamıza katılan bireylerin yeme tutum ölçeği kesme değerlerine göre kadınların %90,6'si normal % 9,4 anormal, erkeklerin %88,5'i normal %11.5 anormal yeme tutum düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca cinsiyet değişkenine ve yeme tutum ölçeğinin kesme değerlerine göre vücut kompozisyonlarında anlamlı bir fark bulunmazken, yeme tutum testi alt boyutlarında yaşa, egzersiz yapma durumuna, günlük ana ve ara öğün sayısına, günlük su tüketimi, görünüş algısı ve sağlıklı beslenme algısına göre istatistiki açıdan anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak, çocukluk yıllarında kazanılan düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının özellikle üniversite çağındaki genç yetişkin bireylerin yeme tutum davranışlarını ve vücut kompozisyonlarını olumlu yönde etkilediği söylenebilir.
Taekwondo temalı pliometrik antrenmanların 9-12 yaş taekwondocuların fiziksel uygunluk parametreleri ve taekwondo performans protokolü üzerine etkileri
Bu çalışma 9-12 yaş kadın taekwondo sporcularında, taekwondo temalı pliometrik antrenman programının, sporcuların fiziksel uygunluk parametrelerine ve TPP (Taekwondo performans protokolü)'ne olan etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışma, Polatlı ilçesinde antrenman yapan, yaşları 9-12 yaş arasında değişen 23 müsabık kadın sporcunun gönüllü katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, taekwondo temalı pliometrik antrenman yapan (n=12) deney ve klasik taekwondo antrenmanı yapan (n=11) kontrol gruplarından oluşan 2 grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. 8 hafta süreli bu çalışmada; deney grubu sporcuları, haftada 3 gün klasik taekwondo antrenmanlarına ve 2 gün taekwondo temalı pliometrik antrenmanlara katılırken, kontrol grubu sporcuları haftada 5 gün klasik taekwondo antrenmanlarına katılmışlardır. Sporcuların boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılıp, vücut kitle indeksleri belirlenmiştir. Katılımcıların fiziksel uygunluk parametrelerini incelemek için; esneklik, çeviklik, görsel reaksiyon, dikey sıçrama testleri uygulanmıştır. TPP'ye olan etkisini incelemek içinde; Taekwondo ya özgü performans testleri olan; TPP testi yapılmıştır. Tüm verilerin analizinde SPSS version 25.0.0 paket programından yararlanılmış anlamlılık için alfa seviyeleri 0,05 üzerinden değerlendirilmiştir. Veri tablo sunumlarında, değerler ortalama (X) ve standart sapma (Ss) olarak belirtilmiştir. Dikey sıçrama değerlerinde, deney grubunda önemli bir iyileşme görülürken (p<0,05), kontrol grubunda anlamlı bir gelişme kaydedilmemiştir. Esneklik ve çeviklik ölçümlerinde deney grubu lehine pozitif değişimler gözlemlenmiş olsa da bu değişiklikler istatistiksel açıdan anlamlılık düzeyine ulaşmamıştır. Reaksiyon süresi değerlendirmelerinde her iki grupta da gelişmeler kaydedilmekle birlikte, gruplar arası fark anlamlı bulunmamıştır. TPP bulguları, teknik süratte gelişmeler olduğunu gösterse de, tekme sayısındaki artış istenen düzeye ulaşmamış; bu durum, uygulama sırasında geçerli vuruş oranıyla ilişkilendirilmiştir. Sonuç itibariyle, taekwondo temalı pliometrik antrenman programının 9-12 yaş sporcularda fiziksel uygunluk parametrelerini ve taekwondo'ya özgü performans çıktıları olan teknik sürat, teknik frekans ve çabukluk gibi bileşenleri geliştirmede etkili olabileceği sonucuna varılmıştır.
Spor yapan ve yapmayan üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlığın sürekli kaygı düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma, üniversite öğrencileri arasında spor yapanlarla yapmayanlar arasında psikolojik sağlamlık ve sürekli kaygı düzeyleri açısından anlamlı bir fark olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evrenini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Selçuk Üniversitesi ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Farklı fakültelerden toplam 236 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile katılımcıların cinsiyet, yaş, fakülte, spor yapma durumu ve spor yaşı bilgileri toplanmıştır. Psikolojik sağlamlık düzeyi, Friborg ve arkadaşlarının geliştirdiği ve Basım ile Çetin'in (2011) Türkçeye uyarladığı 6 alt boyutlu Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile; sürekli kaygı düzeyi ise Spielberger ve arkadaşlarının geliştirdiği ve Öner ile Le Compte'un (1985) Türkçeye uyarladığı Sürekli Kaygı Ölçeği ile ölçülmüştür. Veriler, SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. İkili gruplarda bağımsız örneklemler t-testi, çok gruplu değişkenlerde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmış; ölçek puanları arasındaki ilişkiler için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, üniversite öğrencilerinin sürekli kaygı ve psikolojik sağlamlık düzeyleri; spor yapma durumu, cinsiyet, yaş, fakülte türü ve spor süresine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p> .05). Ancak hem spor yapan hem de yapmayan öğrencilerde sürekli kaygı ile psikolojik sağlamlık arasında düşük düzeyde, anlamlı ve negatif bir ilişki bulunmuştur (p <.05).
Öğretim elemanlarının fiziksel aktivite düzeyleri ile sezgisel yeme ve yeme farkındalığı ilişkisi
Günümüzde sağlıklı yaşam tarzlarının benimsenmesi, bireylerin fiziksel ve psikolojik iyilik hallerini sürdürebilmeleri açısından büyük önem taşırken; fiziksel aktivite düzeyi, sezgisel yeme davranışları ve yeme farkındalığı gibi kavramlar bireylerin beslenme alışkanlıklarını ve genel sağlık durumlarını şekillendiren önemli etmenler olarak öne çıkmaktadır. Toplumu oluşturan bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve daha konforlu bir hayat sürdürülebilmesi adına bu kavramların ortaya çıkaran ve çalışmalarıyla önemini yansıtan öğretim elamanları mesleğini dikkate alarak, bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının fiziksel aktivite düzeyleri ile sezgisel yeme ve yeme farkındalığı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeli çerçevesinde tasarlanmış; veriler, Türkiye genelinde görev yapan 370 akademisyen (Kadın: %51,6; Erkek: %48,4; yaş ortalaması 41,80 ± 12,25 yıl) üzerinden toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Sezgisel Yeme Ölçeği (SYÖ), Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ) ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 25.0 paket programı dahilinde; demografik bilgilerin betimsel istatistiğinde frekans ve yüzde değerler, ölçek puanlarının değerlendirilmesinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile İndependent t testi, veriler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde ise Ki Kare ve Pearson Korelasyon analizi yapılarak, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Elde edilen bulgular, fiziksel aktivite düzeyinin sezgisel yeme ve yeme farkındalığı üzerinde anlamlı etkiler yarattığını göstermektedir. Fiziksel olarak daha aktif olan katılımcıların özellikle "koşulsuz yeme izni", "duygusal nedenler yerine fizyolojik nedenlerle yeme" ve "açlık ve tokluk belirtilerine güven" alt boyutlarında daha yüksek puanlara sahip oldukları belirlenmiştir (p<0,05). YFÖ alt boyutları incelendiğinde, kadınlarda yeme kontrolü, bilinçli beslenme ve farkındalık alt boyutlarında daha yüksek puanlar saptanırken; erkeklerde duygusal yeme puanları daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca, beden kitle indeksi (BKİ) ile hem SYÖ hem de YFÖ alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. SYÖ ve YFÖ toplam puanları arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=-0,427, p<0,001). Sonuç olarak, sezgisel yeme ve yeme farkındalığının artması, bireylerin daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmelerini desteklemekte; fiziksel aktivitenin ise bu davranışları olumlu yönde etkileyen önemli bir faktör olduğu görülmektedir. Bu nedenle, yeme davranışlarıyla ilişkili davranışsal faktörlerin daha geniş kitlelerde incelenmesi ve sağlık politikalarına entegre edilmesi önerilmektedir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktiviteleri ile duygusal yeme ve yeme davranışı arasındaki ilişki
Sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesi ve sürdürülmesi hem bireysel sağlık hem de toplumsal refah açısından büyük önem taşımaktadır. Beden eğitimi öğretmenleri, mesleklerinin gereği olarak fiziksel aktiviteyi yaşamlarının merkezine alan ve aynı zamanda öğrenciler için rol model konumunda olan bireylerdir. Bu nedenle, onların beslenme tutumları, yeme davranışları ve duygusal yeme eğilimleri yalnızca kendi sağlıklarını değil, aynı zamanda yetiştirdikleri öğrencilerin yaşam biçimlerini de dolaylı olarak etkilemektedir. Bu çerçevede, bu çalışmada beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile duygusal yeme ve yeme davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitekim araştırma kapsamında, öğretmenlerin fiziksel aktivite düzeylerine göre duygusal yeme ve yeme davranışı düzeylerinde farklılık olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bununla birlikte, duygusal yeme ile yeme davranışı arasındaki muhtemel ilişkiler değerlendirilerek, söz konusu değişkenlerin beden eğitimi öğretmenlerinin sağlıklı yaşam biçimleriyle olan bağlantılarına dair bilimsel veriler elde edilmesini sağlayacaktır. Araştırma, betimsel ve ilişki arayıcı desende nicel bir araştırma olarak tasarlanmış; çalışmaya Konya ilinde görev yapan 272 Beden Eğitimi Öğretmeni (Kadın: 79 (%29); Erkek: 193 (%71); yaş ortalaması %39,4±9,51 yıl) gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ), Yeme Davranış Ölçeği (YDÖ) ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ-SF) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde öncelikle çarpıklık ve basıklık değerleri Skewnew-Kurtasis testi ve ardından Shapiro-Wilk testi ile belirlenmiştir. Demografik bilgilerin betimsel istatistiğinin tablo sunumlarında ortalama (X) ve standart sapma (Ss) ve yüzde (%) değerler kullanılmıştır. Ölçek alt boyut puanlarının demografik bilgilerle karşılaştırmalarında, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile İndependent t testi, fiziksel aktivite düzeyleri ile demografik bilgiler arasındaki ilişki belirlenmesinde Ki Kare testi, ölçek alt boyutlarıyla demografik bilgiler arasındaki ilişki ise Pearson Korelasyon analizi yapılarak belirlenmiştir. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmış, tüm verilerin analizinde SPSS version 25.0 paket programından yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde, katılımcı beden eğitimi öğretmenlerinin, DYÖ toplam ortalama puanlarının 75 puanın oldukça altında olması onların duygusal yeme davranışını çok az düzeyde gösterdikleri sonucunun belirlenmesiyle birlikte, YDÖ alt boyut toplam puanlarının da ortalamaların altında kalması bilinçli yeme davranışı gösterdiklerinin anlaşılmasını sağlamaktadır. Bu olumlu tutumların yanında anlamlı düzeyde duygusal durumlarda aşırı yeme davranışı gösterebildikleri de gözlemlenmiştir (p<0,05). Ayrıca katılımcı beden öğretmenlerinin yaşları ilerledikçe besin seçiciliğinde anlamlı düzeyde daha dikkatli oldukları ve daha kontrollü besin tüketimleri yaptıkları belirlenirken (p<0,05), erkeklerin kadınlara göre kendilerini daha yüksek oranda tok hissettikleri bunun yanında kadınların duygusal durumlarda erkeklerden daha yüksek düzeyde besin tüketimi yaptıkları da saptanmıştır (p<0,05). Katılımcı beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeylerinde cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılığın olmamasıyla birlikte (p>0,05), yaş arttıkça aktivite düzeylerinde azalma olduğu, bunun neticesinde de yaş ilerledikçe BKİ düzeylerinde anlamlı artışların olduğu görülmektedir (p<0,05). Bunun yanında evli fakat çocuksuz katılımcılarda ileri düzeyde aktivitenin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile "hiçbir duygusal yeme alt boyutu" arasında anlamlı ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca "Fiziksel Aktivite Düzeyi" ile "hiçbir yeme davranışı alt boyutu" arasında da anlamlı ilişki tespit edilememiştir. Bu sonuçlar, aldıkları temel eğitimler neticesinde ve mesleklerinin temel unsurlarına dayanarak, bilinçli ve farkındalık esasıyla fiziksel aktivite yapan beden eğitimi öğretmenlerinin oluşan duygusal durumlarının bilinçsiz şekilde yemelerine bir etki etmediği ve bu etki etmeyen durumlarının da yeme davranışlarında yansımadığı ve olumsuz bir duruma sebep olmadığı açıkça görülebilmektedir.
Erken ergenlik dönemi yüzücülerde yatay ve dikey düzlemde yapılan kor antrenmanlarının yüzme performansına etkisi
Bu çalışma erken ergenlik dönemi yüzücülerde yatay ve dikey düzlemde yapılan kor antrenmanlarının yüzme performansına etkisinin incelenmesi amaçlamıştır. Araştırmaya 11-14 yaş arasında 48 sağlıklı erkek yüzücü gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar yatay kor antrenman grubu, dikey kor antrenman grubu, karışık kor (yatay+dikey) antrenman grubu ve kontrol grubu olmak üzere rastgele olarak 12'şerli 4 gruba ayrılmıştır. Araştırmada antrenman grupları rutin yüzme antrenmanlarına ek olarak haftada 3 gün 8 haftalık antrenman protokollerini uygulamıştır. Kontrol grubu ise yalnızca rutin yüzme antrenmanlarını sürdürmüştür. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmış, tüm katılımcılara çalışma sürecinin öncesinde ve sonrasında 50 m yüzme, uçuş süresi, uçuş mesafesi, kulaç sayısı, kulaç uzunluğu, durarak uzun atlama, dikey sıçrama, 30 sn mekik, kor kuvvet, sağlık topu fırlatma testleri uygulanmıştır. Grup ve ölçümlerin karşılaştırılmasında karışık desenler için iki yönlü tekrarlı ANOVA kullanılmıştır. Vücut ağırlığı ve vücut kütle indeksi (VKİ) yatay kor, dikey kor ve karışık kor gruplarının ön test-son test karşılaştırılmalarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda ise vücut ağırlığı ve VKİ ön test-son test arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Uçuş sürelerine ilişkin dikey ve karışık kor gruplarının ön test-son test karşılaştırmalarında anlamlı farklılık tespit edildi (p<0,05). Yatay kor ve kontrol gruplarında ön ve son test istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Uçuş mesafesine ilişkin yatay, dikey ve karışık kor gruplarında ön test-son test karşılaştırılmalarında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda ise uçuş mesafesi ön test-son test arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir (p>0,05). Ayrıca, kulaç sayısı ve kulaç uzunluğu bakımından yatay, dikey, karışık kor ve kontrol gruplarının ön test-son test karşılaştırmalarında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Serbest yüzme stil performansı yatay, dikey ve karışık kor gruplarının ön test-son test karşılaştırılmalarında anlamlı farklılık belirlendi (p<0,05). Kontrol grubunda ise ön test-son test arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir (p>0,05). Sırtüstü yüzme stil performansı dikey ve karışık kor grubu ön test-son test karşılaştırılmalarında da anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Ancak yatay kor ve kontrol gruplarında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Kurbağalama ve kelebek yüzme stil performansına yatay, dikey, karışık kor ve kontrol gruplarının ön test-son test karşılaştırılmalarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Durarak uzun atlama, dikey sıçrama, 30 sn mekik, kor kuvvet testi ve sağlık topu fırlatma performansı bakımından yatay, dikey, karışık kor ve kontrol gruplarının ön test-son test karşılaştırmalarında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, 8 haftalık yatay ve dikey düzlemde gerçekleştirilen kor egzersizlerinin erken ergenlik dönemindeki yüzücülerde performansı artırmada etkili olduğu; karışık (yatay+dikey) kor egzersizlerinin birlikte kullanıldığı antrenman modelinin ise daha etkili olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Erken Ergenlik; Kor Antrenmanı; Motorik Özellikler; Yüzme Performansı.
12-14 yaş kız voleybolcularda farklı türdeki esneklik antrenman çalışmalarının fiziksel performans üzerine etkisinin incelenmesi
daha sonra doldurulacaktır
Türkiye'deki profesyonel futbol kulüplerinin sürdürülebilirlik performansının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'deki profesyonel futbol kulüplerinin sürdürülebilirlik performanslarının incelenmesidir. Çalışma boyunca, birinci bölümde öncelikle spor ve sporda sürdürülebilirlik kavramları ayrıntılı olarak incelenmiş olup akabinde aşamalı olarak kulüplerin çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlikleri ele alınmıştır İkinci bölümde sürdürülebilirlik kriterlerinin neler olduğu ortaya konularak, sürdürülebilirlik performansının finansal, mali, örgütsel ve operasyonel açıdan gerekliliği vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde sürdürülebilirlik uygulamalarını Türk futbol kulüplerinin bütünsel biçimde ele alıp buna göre değerlendirmelerini yapmalarına ilişkin gerekenlere değinilmiştir. Nihai bölümde, sporun yönetişiminde bağımsız, tarafsız, güven içinde, organizasyona değer katan, katkı sağlayan, şeffaf ve hesap verebilirlik ilkelerinin benimsenmesinin önemine değinilmiş olup kurumsal sürdürülebilirliğin içeriklendirilebilmesine katkıda bulunmak amaçlanarak görüş ve öneriler sunulmuştur. Çalışmada ülkemizdeki profesyonel futbol kulüplerinin kurumsal sürdürülebilirlik performansının ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar çerçevesinde yönetişim ilkeleri de dahil edilerek değerlendirilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası alanyazın taramaları yapılmış olup niteliksel araştırma deseni kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde doküman inceleme ve içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin belirli temalar altında bir bütünlük oluşturulması hedeflendiğinden içerik analizine başvurulmuştur. İçerik analizi uygulandığında; futbol kulüplerinde kurumsal sürdürülebilirliğinin incelenmesinde "performans", "gelişme", "rekabet" ve "yönetişim ve kurumsallaşma" boyutlarının ortaya çıktığı görülmüştür. Sonuç olarak alanında ilk olan bu çalışmanın çıktılarının içinde bulunduğumuz çağda dünyadaki futbol ekosistemine yaratıcı ve çarpan etkisi yüksek fikir, model, sistem ve uygulamalarla Türkiye'de ki profesyonel futbol kulüplerinin de katılabilmesine öncülük edeceği düşünülmektedir.
Futbolda aerobik dayanıklılığın sürate etkisinin incelenmesi
Futbol doğası gereği birçok motor beceri ve farklı enerji sistemlerinin ihtiyaç duyulduğu, sporcunun hem kendi fiziksel kapasitesi hem de rakibin fiziksel kapasitesiyle mücadele ettiği karmaşık bir spordur. Günümüzde futbolun popülaritesi ile doğru orantılı olarak gelişen teknoloji ve spor bilimi yeni arayış ve ihtiyaçları doğurmuştur. Bu tez çalışmamızda futbolda kullanılan aerobik enerji sisteminin sürat ile ilişkisinin olup olmadığı eğer herhangi bir ilişki var ise bunun ne derecede olduğu araştırılması amaçlanmıştır.
Farklı ülkelerde temel futbol eğitimi alan 9-14 yaş grubu çocukların antropometrik ve motorik yeterliliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Farklı Ülkelerde Temel Futbol Eğitimi Alan 9-14 Yaş Grubu çocukların Antropometrik ve Motorik Yeterliliklerinin Karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya aktif olarak temel futbol eğitimi alan Kazakistan'dan 57 ve Türkiye'den 58 sporcu katılmıştır. Çalışmamızda sporcuların yaşı, boyu, kilosu, vücut yağ yüzdesi, bel ve kalça çevresi, esneklik, çeviklik, dayanıklılık, sürat testleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler ortalama ve standart sapma olarak belirtilmiştir. Normallik testi için kolmogrovf ve simirnov testi kullanılmış olup verilerin normal dağılması üzerine iki grubun karşılaştırılması için bağımsız gruplarda T testi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS for Windows 25.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan sporcuların demografik özellikleri karşılaştırıldığında vücut yağ ağırlığı ve boy parametrelerinde istatistiksel bir farklılık görülürken (p<0,01) vücut ağırlığında ise istatistiksel anlamda farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Diğer ölçümlere bakıldığında bel çevresi parametresinde anlamlılık izlenirken (p<0,01) boyun çevresi ve kalça çevresi parametresinde herhangi bir anlamlılık saptanmamıştır. Antropometrik özellikler incelendiğinde şınav, mekik ve illinois (çeviklik) parametrelerinde anlamlı bir farklılık görülürken (p<0,01) solunum fonksiyonları testi, Sprint, esneklik ve dayanıklılık parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Motorik özelliklerin ortalamalarına bakıldığında Kazak sporcuların sprint değerlerinin ortalaması 5,405±,474 sn. olurken, Türk sporcularda 5,540±,506 olarak ölçülmüştür. Kazak sporcularda şınav değeri ortalaması 15,160±5,754 olarak ölçülürken, Türk sporcularda 12,807±5,228 ad. olarak belirlenmiştir. Kazak sporcuların mekik çekme değeri 15,821±3,747 ad. olurken, Türk sporcularda 13,982±3,870 ad. olarak belirlenmiştir. Kazak sporcuların esneklik değerinin ortalaması 21,678±,6,630 cm olurken, Türk sporcularda 19,946±5,797 cm olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların dayanıklılık değerinin ortalaması 47,071±16,634 olurken, Türk sporcularda 42,631±17,396 olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların İllinois(çeviklik) değerinin ortalaması 18,613±1,452 sn. olurken, Türk sporcularda 19,691±2,385 sn. olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların Solunum fonksiyonları test değerinin ortalaması 2,080±,552 olurken, Türk sporcularda 2,222±,620 olarak ölçülmüştür. Araştırmanın sonucunda Temel Futbol Eğitimi Alan 9-14 Yaş Grubu çocukların Antropometrik ve Motorik Yeterlilikleri arasında birçok değerde Kazak sporcuların Türk sporculara göre anlamlı farklılıkları olduğu sonucuna varılmıştır.
Serbest ve grekoromen stil güreşçilerin anaerobik test protokollerine verdikleri fizyolojik cevapların karşılaştırılması
Bu araştırmada milli takım düzeyinde (elit) yarışan grekoromen ve serbest stil güreşçilerin farklı anaerobik test yöntemleri olan Dikey Sıçrama, AST30, RAST ve Margaria Kalamen testleri ile anaerobik güçlerinin ölçülmesi ve farklı stildeki güreşçilerin verecekleri fizyolojik cevapların tespit edilmesi ve iki stil arasındaki farkların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Katılımcıların dolaylı ve doğrudan ölçüldüğü tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmamızın araştırma gurubunu Antalya kepez belediye spor kulübü güreş takımından 32'i serbest stil, 32'i grekoromen stil güreşçi olmak üzere toplam 64 gönüllü sporcu oluşturmuştur. Araştırmaya katılan grekoromen ve serbest stildeki 64 güreşçinin yaş ortalamaları (X̄=18,629 ± 0,921 yıl), boy ortalamaları (X̄=173,629 ± 5,855 cm), ve ağırlık ortalamaları (X̄=75,086 ± 6,108 cm) olarak bulunmuştur. Tüm sporcular için sıkletler arası anaerobik güç farkının incelenmesi için katılımcılara uygulanan Rast, Ast30, Margarıa Kalemen ve Dikey Sıçrama testlerinin ortalama güç verilerinin tek yönlü varyans analizi incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmamızın sonuçlarını özetlersek; her iki stilde mücadele eden katılımcılara uygulanan RAST test değerlerinde sıklet artışı ile birlikte azalma meydana geldiği ayrıca AST30, Margaria Kalamen ve Dikey Sıçrama test verilerinde sıklet artışı ile beraber artış meydana geldiği gözlemlenmiştir. Grekoromen ve serbest stilde mücadele eden katılımcıların genel olarak aneorobik test verileri karşılaştırıldığında serbest stilde mücadele eden güreşçilerin grekoromen stildeki güreşçilere göre daha yüksek anaerobik güç seviyesine sahip oldukları gözlemlenmiştir.
11-12 yaş grubundaki erkek yüzücülerin 8 haftalık core antrenmanlarının 50 ve 100 metre kelebek stil performansına olan etkisinin araştırılması
Yapılan araştırmada, 11-12 yaş grubunda bulunan erkek yüzücülere 8 hafta süresince uygulanacak Core antrenmanının 50 metre ve 100 metre kelebek stil yüzme performansı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırmada core antrenman programının yüzme performansı üzerindeki etkisi araştırılacağı için deneysel araştırma yöntemi kullanılmaktadır. Tek bir grup üzerinde inceleme yapılacağı için tek grup ön test-son test deneysel desen uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul BBSK'de yer alan ve aynı grupta yüzen 11-12 yaş grubundaki 16 erkek sporcu yer almaktadır. Sporcular amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma kapsamında deney grubunda yer alacak sporculara 8 hafta süresince core antrenmanları uygulanmıştır. Ön test 8 haftalık antrenmanlara başlanmadan önce alınmıştır. Son test ise antrenman programı sonlandıktan sonra yapılmıştır. Uygulanan testler ve ölçümler içerisinde antropometrik ölçümler, fiziksel performans testleri ve yüzme performansının ölçülmesi yer almaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25,0 paket programında analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde betimleyici istatistik bulguları elde edilmiştir. Grubun ön test ve son test ölçümleri arasında anlamlı fark olup olmadığının belirlenebilmesi için Wilcoxon testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda fiziksel performans testlerine bakıldığında plank testi değerlerinde ön test ve son test verileri arasında anlamlı farklılık yer almazken; mekik, şınav ve sağlık topu fırlatma testlerinde ön test ve son test ölçümleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre core antrenmanlarının 11-12 yaş grubu yüzücülerinin fiziksel performansları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu söylenebilmektedir. Yüzme performans testleri incelendiğinde 50 m yüzme performansı ve 100 m yüzme performansı ön test ve son test ölçümleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, Core antrenmanlarının yüzme performansı üzerinde etkili olduğu ve sporcuların yüzme performanslarını geliştirdiği sonucuna varılmıştır. Araştırma sonucunda yüzücülerin fiziksel performanslarını ve yüzme performanslarını artırması açısından, gelişim çağında yer alan sporcuların antrenman programına Core antrenmanları dahil edilmesi önerilmiştir.
İstanbul Anadolu yakasında bulunan 8-12 yaş arasında olan erkek futbol oyuncularının fiziksel özelliklerini incelenmesi
Yapılan bu çalışmanın amacı; İstanbul Beykoz ilçesinde spor yapan ve yapmayan 8-12 yaş grubu çocukların fiziki gelişim ve fiziki uygunluk parametrelerinin incelenmesidir. Araştırmaya deney grubu olarak 80, kontrol grubu olarak da 40 gönüllü çocuk katılmıştır. Araştırmaya tabi tutulan deney grubu ve kontrol grubunda yer alan çocukların antrenman öncesi ve sonrası antropometrik ve fiziksel test ölçümleri testleri uygulanmıştır. Boy ölçümü için stadiometre, oturarak boy ölçümü özel oturma yüksekliği aleti, vücut ağırlığı ölçümü için Tanita HD 358 baskül, esneklik testi için özel otur-uzan esneklik sehpası, dikey sıçrama ölçümü için elektronik Smart Speed Lite marka ped, 30 saniye mekik testi için kronometre, durarak uzun atlama ve 1 kg baş üstünden sağlık topu atış testleri için metre kullanılmıştır. Grupları karşılaştırmak için Paired t test, yaşlarına göre motorsal ölçümlerinin karşılaştırılması için Kruskal Wallis H testi, korelasyon ölçümleri için Pearson kolarasyon programı ve SPSS analiz programı kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde (p<0.01) ve (p<0.05) güven aralıkları kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarında ilk test ve son test arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür (p<0.01). Elde edilen sonuçlar ve öneriler spor biliminde ve beden eğitimi derslerinde öğretmenlere faydalı olacağı düşünülmektedir.
12 yaş kız - erkek yüzücülere uygulanan kara ve havuz antrenmanlarının seçilmiş antropometrik ölçümlere ve 50 metre serbest stil derecelerine etkilerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, 12 yaş kız - erkek yüzücülere uygulanan kara ve havuz antrenmanlarının seçilmiş antropometrik ölçümlere ve 50 metre serbest stil derecelerine etkilerinin araştırılması olarak belirlenmiştir. Çalışmada deneysel araştırma yöntemi kullanılmış ve tek grup ön test-son test deneme modeli‛nden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubu İstanbul ili Zeytinburnu Belediyesi Beştelsiz Kapalı Yüzme Havuzunda 12 yaş seviyesinde yüzme eğitimi alan (110) performans grubu yüzücü içerisinden, müsabaka dönemi içerisinde antrenmanlara sürekli katılan 32'si kız, 24'ü erkek olmak üzere toplam (56) yüzücü seçilerek oluşturulmuştur. Araştırma grubuna araştırma öncesi "boy ölçümü, vücut ağırlığı ölçümü, kol uzunluğu ölçümü, el uzunluğu ölçümü, bacak uzunluğunun ölçümü, ayak uzunluğunun ölçümü, kol sayısının belirlenmesi, ayak sayısının belirlenmesi, 50 m. sprint derece ölçümü" testleri yapılmış ve 16 hafta boyunca, haftada 3 gün ve 2 saat sürdürülen kara ve havuz antrenmanları sonunda ölçümler tekrarlanmıştır. Çalışmada elde edilen veriler ortalama (±) standart sapma olarak verilmiştir. Analizler yapılırken, verilerin normal dağılım gösterip göstermediklerini belirlemek amacıyla Shapiro-Wilk Testi uygulanmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesi sebebiyle non-parametrik testler uygulanmıştır. İki bağımsız grubun karşılaştırılması için bağımsız gruplarda t testi (İndependent Sample T Test), bağımlı grupların karşılaştırılması için bağımlı gruplarda T Test( Paired T Test) kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmede verilerin anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirilmesi SPSS 24.0 paket programı ile yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler incelendiğinde, katılımcıların fiziksel özelliklerine ait grup içi (kız) sporcuların (n=32) ön ve son test sonuçlarına göre vücut ağırlığı ve boy uzunluğu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu, BKİ "ön ve son" test sonuçarı arasında ise anlamlı bir faklılık olmadığı tespit edilmiştir Diğer bir grup (erkek) sporcuların fiziksel özelliklerine ait (n=24) ön ve son test sonuçlarının, vücut ağırlığı ve boy uzunluğu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu, BKİ "ön ve son" test sonuçarı arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların antropometrik özelliklerine ait grup içi (kız) ön ve son test sonuçlarının karşılaştırılması incelendiğinde ise, kol uzunluğu, el uzunluğu, bacak uzunluğu ve ayak uzunluğu "ön ve son " test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Diğer bir grup olan erkek sporcuların grup içi ön ve son test sonuçlarının karşılaştırılması incelendiğinde ise, kol uzunluğu, el uzunluğu, bacak, ayak uzunluğu "ön ve son " test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların 50 metre serbest stil değerine ait veriler incelendiğinde ise grup içi kız sporcuların ön ve son test sonuçları incelendiğinde ise, ayak vuruşu, kol sayısı ve 50 m. serbest derece "ön ve son " test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Erkek sporcuların grup içi ön ve son test sonuçları incelendiğinde ise ayak vuruşu, kol sayısı, 50 m. serbest derece "ön ve son " test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Yapılan kara ve havuz antrenmanları sonucunda araştırmaya katılan sporcularda, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, kol uzunluğu, el uzunluğu, bacak uzunluğu, ayak uzunluğu, ayak vuruşu, kol sayısı, 50 m. serbest derecelerinde olumlu katkı sağladığı, fakat yapılan antrenmanların katılımcıların BKİ değerlerine katkı sağlamadığı görülmektedir. Bu çalışmayla düzenli yüzme antrenmanlarının ve yüzme sporunun çocuklarda antropometrik özellikler, motorik özellikler ve yüzme performansı açısından yararlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yüzme antrenörlerinin liderlik davranışlarının incelenmesi (İstanbul ili örneği)
Çalışmanın amacı yüzme antrenörlerinin sporda liderlik davranışlarının bazı seçilmiş değişkenlere göre değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda araştırma; nicel araştırma, genel tarama modellerinden nedensel karşılaştırma modeli uygulanarak yapıldı. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde aktif olarak çalışan yüzme antrenörleri, örneklemini ise basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen (n=92) gönüllü katılımcı oluşturdu. Veri toplama aracı olarak katılımcılara kişisel bilgi formu ve sporda liderlik ölçeği uygulandı. Elde edilen veriler IBM SPSS24.0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. İstatistiki işlem olarak araştırma amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H Testi analizleri uygulandı. Sonuç olarak yüzme antrenörlerinin sporda liderlik davranışı genel skorunun ve alt boyutlarının ortalama üzeri bir seviyede olduğu tespit edilmiştir. Yüzme antrenörlerinin, yaş medeni durum, eğitim durumu, mesleki tecrübe ve şuan ki kurumda çalışma süresi değişkenleri ile sporda liderlik davranışları arasında farklılık olduğu, cinsiyet değişkeni ile ise farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Spor örgütlerinde mükemmeliyetçilik algısı ile kariyer planlama tutumları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, spor örgütü çalışanlarının mükemmeliyetçilik algısı ile kariyer planlama tutumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Belirlenen amaç doğrultusunda, ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak; anket tekniği uygulanarak, gönüllülük esasına dayalı, yüz yüze ve online veri toplanmıştır. Araştırmanın evrenini; İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Spor Etkinlikleri ve İşletmeciliği Ticaret AŞ (Spor İstanbul) çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi; basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir ve 657 Spor İstanbul AŞ çalışanı, çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu, Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği-H ve Kariyer Planlama Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi; IBM SPSS 25.0 programında yapılmıştır. Katılımcılara ilişkin kişisel bilgiler, envanter ortalamaları ve faktör puanları, frekans (f) ve yüzde (%) değerleri tespit edilerek verilmiştir. Ölçeklerin genelinin ve alt boyutlarının güvenirlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla güvenirlik analizi yapılmış ve "Chronbach Alfa Katsayısı" elde edilmiştir. İstatistiki işlem olarak araştırma amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için, Mann Whitney U, Kruskal Wallis-H Testi ve Spearman Korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, katılımcıların mükemmeliyetçilik ve kariyer planlama düzeylerinin yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak katılımcıların, mükemmeliyetçilik düzeyi ile kariyer planlama tutumları arasında, zayıf ve orta düzeyde olumlu yönde ilişkiler görülmektedir. Başka bir ifadeyle spor hizmet işletmesi çalışanlarının, mükemmeliyetçilik düzeyi geliştirildikçe, aynı doğrultuda kariyer planlama tutumları da gelişim gösterecektir. Ayrıca, katılımcıların kendine yönelik mükemmeliyetçilik ile kariyer planlama, kendini değerlendirme ve hedef belirleme boyutları arasındaki ilişki, diğerlerine yönelik mükemmeliyetçilik ile kariyer planlama, fırsatları tanıma boyutu arasındaki ilişki ve toplum tarafından dayatılan mükemmeliyetçilik ile kariyer planlama, hedef belirleme boyutu arasındaki ilişki dikkate değer bir büyüklüktedir. Katılımcıların cinsiyetlerine göre mükemmeliyetçilik düzeyi, diğerlerine yönelik mükemmeliyetçilik boyutunda, yaşlarına göre mükemmeliyetçilik tüm alt boyutlarında, eğitim durumlarına göre kendine yönelik mükemmeliyetçilik boyutunda, kurum içi statü, mesleki tecrübe ve hizmet içi eğitim alma durumlarına göre, kendine yönelik mükemmeliyetçilik ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçilik boyutlarında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyet ve eğitim durumlarına göre kariyer planlama tutumları, kendini değerlendirme boyutunda, yaşlarına göre fırsatları tanıma, hedef belirleme ve plan oluşturma boyutlarında, statülerine göre kendini değerlendirme, fırsatları tanıma ve hedef belirleme boyutlarında, mesleki tecrübe değişkenine göre kendini değerlendirme, fırsatları tanıma ve plan oluşturma boyutlarında hizmet içi eğitim alma durumlarına göre kariyer planlama tutumları tüm alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda, kurumların bir danışman, uzman vb. bir kişiden destek alarak çalışanlarını kariyer planlama doğrultusunda yönlendirilmeleri önerilmiştir. Böylece, çalışanların mükemmeliyetçilik düzeylerinin artırılabileceği ve beraberinde sunulan hizmetin kalitesinin artacağı öngörülmektedir.
Futbol antrenörlerinin algılanan stres düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, futbol antrenörlerinin algılanan stres düzeylerini ve etki eden değişkenleri incelemektir. Nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama yönteminin kullanıldığı çalışmanın evrenini İstanbul'da faaliyet gösteren amatör ve profesyonel liglerde mücadele eden futbol takımlarının antrenörlerinden oluşmaktadır. Olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olan araştırmamızın örneklemi ise İstanbul İlindeki amatör ve profesyonel liglerde mücadele eden ve 108 erkek, 10 kadın olmak üzere 118 futbol antrenöründen oluşmaktadır. Veri toplama araçları; araştırmacı tarafından oluşturulan ve futbol antrenörlerinin demografik bilgilerini içeren "Kişisel Bilgi Formu" ile algılanan stres düzeylerini ölçmek amacıyla "Algılanan Stres Ölçeği" (ASÖ) kullanılmıştır. Cohen, Kamarck ve Mermelstein (1983) tarafından geliştirilen ölçeğin Türkçe'ye uyarlama ve geçerlik-güvenirliği Eskin ve ark. (2013) tarafından yapılmıştır. 14 maddeden oluşan ASÖ, kişilerin stres algısını ölçmek için yaygın olarak kullanılan psikolojik bir enstrümandır. Verilerin analizi için SPSS 23.0 paket programından faydalanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilere yapılan normallik analizi sonucu, verilerin normal dağılıma uygun olduğu tespit edilmiştir. Veriler normal dağıldığı için verilerin çözümlenmesinde parametrik testlerden faydalanılmıştır. İkili grupların ortalamalarının karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla grupların ortalamalarının karşılaştırılmasında ise one way ANOVA testti yapılmıştır. Sonuç olarak; futbol antrenörlerinin algıladıkları stres düzeylerinin cinsiyet ile istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Kadın antrenörlerin erkek antrenörlere göre algıladıkları stres düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Diğer bağımsız değişkenlerimiz olan medeni durum, eğitim durumu, gelir seviyeleri, mesleki çalışma süresi, mesleki başarıları ve görev yaptıkları lig değişkenleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir (p>0,05). Araştırma kapsamında ortalamalar temel alındığında, futbol antrenörlerinin genel olarak algıladıkları stres düzeylerinin yüksek olduğu söylenebilir.
Uluslararası spor organizasyonlarında görev alan gönüllülerin kişilik özelliklerinin sporda gönüllülük motivasyonları üzerine etkisinin incelenmesi (İstanbul örneği)
Bu araştırmada, İstanbul Spor Etkinlikleri ve İşletmeciliği Ticaret Anonim Şirketi bilinen adıyla (Spor İstanbul) 2019-2020 yıllarında Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) ile ortak düzenlediği İstanbul Maratonu, İstanbul Yarı Maratonu ve Avrupa Yüzme Birliği (LEN) ile ortak düzenlediği Uluslararası Su Sporları Festivali' nde görev alan gönüllülerin kişilik özelliklerinin sporda gönüllülük motivasyonları üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada bu kapsamda 732 gönüllüye demografik bilgi formu, on maddelik kişilik ölçeği ve Uluslararası Spor Organizasyonları için Gönüllü Motivasyonları Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sporda gönüllü olma motivasyonu düzeyleri tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Değerlerin ifadesi boyutu geçmişte gönüllü olma dışındaki tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Vatanseverlik boyutu geçmişte spor dışı etkinliklerde gönüllü olma dışındaki tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Kişisel ilişkiler boyutu eğitim ve geçmişte spor dışı etkinliklerde gönüllü olma dışındaki tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Kariyer yönlendirme boyutu medeni durum ve geçmişte spor dışı etkinliklerde gönüllü olma dışındaki tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Kişisel gelişim boyutu branşında lisans sahibi olma dışındaki tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Dışsal ödüller boyutu eğitim ve spor dışı organizasyonlarda görev alma dışındaki tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Spor sevgisi boyutu eğitim, branşında lisans sahibi olma, geçmişte spor etkinliklerinde gönüllü olma ve spor dışı organizasyonlarda görev alma dışındaki tüm demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmaktadır (p<0.05). Regresyon analizi sonuçlarına göre uluslararası spor organizasyonlarında gönüllülük motivasyonu üzerinde deneyime açıklık ve yumuşak başlılık kişilik tiplerinin katkısı istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yöndedir (p<0.05). Öte yandan sorumluluk, dışa dönüklük ve duygusal dengelilik puanlarının katkısı ise istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05).
Genç futbolcularda anaerobik dayanıklılık, çeviklik ve sürat parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, genç futbolcularda anaerobik dayanıklılık, çeviklik ve sürat parametreleri arasındaki ilişkilerin ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, İstanbul Kağıthane İlçesindeki Seyrantepe Of Spor amatör futbol takımının bünyesinde olan 14 yaşındaki 24 futbolcu katılmıştır. Sporcuların, kilo ölçümleri (Vücut ağırlığı ve boy ağırlığı 0,1 kg hassaslıkta bir elektronik terazi ile ölçülürken), boy ölçümleri (boy uzunluğu 0,01 cm hassaslıkta dijital boy ölçer aletiyle ölçülmüştür), anaerobik dayanıklılık ölçümleri tekrarlı sprint yeteneği testi ile, çeviklik ölçümleri T-çeviklik testi ile, sürat ölçümleri 30 metre sürat testi uygulanarak ölçümler yapılmıştır. Sürat ve çeviklik testi için FusionSport Smartspeed marka fotosel kullanılmıştır. Yapılan bütün ölçümler sonucunda tüm istatistiksel hesaplamalar SPSS 25.0 paket programında analiz edilerek bulgularla sunulmuştur. Çalışmaya katılan sporcular normal dağılım göstermesi sebebiyle parametreler arasındaki korelasyonu incelemek için pearson krelasyon (r) analiz yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışma ilişkisel tarama modeli ile yapılmıştır. Genel tarama modeli türlerinden, ilişkisel tarama modeli iki ya da daha fazla sayıdaki değişken arasında birlikte değişim varlığı veya derecesini belirlemeyi amaçlayan bir araştırma modelidir. Bulgular: Çalışmaya gönüllük esasına bağlı olarak katılan sporcuların düşüş yüzdesinin yorgunluk indeksini etkilediği ve toplam varyansın %59'unu açıkladığı görülmektedir. Yapılan çalışmada çeviklik ile sürat arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişki ortaya çıkmıştır. Sürat parametresinin çevikliği etkilediği ve toplam varyansın %23'ünü ifade ettiği görülmektedir. Çeviklik parametreleri ile sürat parametreleri arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişkiye rastlanırken (p=,017, r=,483), düşüş yüzdesi parametresi ile yorgunluk indeksi arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir (p=,000, r=,771). Regresyon katsayısının anlamlılığına ilişkin test sonuçları incelendiğinde, düşüş yüzdesi parametre düzeyinin (t= 5,675, p= ,000), yorgunluk indeksini etkilediği ve toplam varyansın yaklaşık %59 ' ünü açıkladığı görülmektedir. Sonuç: Genç futbolcularda, sürat ve çeviklik parametreleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. (p<0,05). Ancak anaerobik dayanıklılık ile çeviklik ve sürat arasında anlamlı ilişkiler saptanamamıştır. (p>0,05).
Genç futbolcularda Fms skorlarının bazı fiziksel parametrelerle ilişkisinin incelenmesi
Çalışmanın hedefi genç amatör futbolcularda bazı fizyolojik parametrelerin fms skorları ile arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma grubunu, İstanbul Kağıthane ilçesindeki Seyrantepe Of Spor amatör futbol takımının bünyesinde bulunan ve 2020-2021 futbol sezonunda 2004 yılı doğumlu (16-yaş) 17 amatör futbolcu oluşturmaktadır. Araştırmanın modeli tarama modellerinden ilişkisel tarama modelidir. Bu çalışmada sporcuların FMS skorları ile vücut analizleri, denge ve kuvvet parametreleri arasındaki ilişki SPPS paket programında analiz edilmiştir. Çalışmamızda katılımcıların FMS toplam skorları ile vücut analizi, denge parametreleri ve kuvvet parametreleri arasındaki ilişkiler incelendi. FMS toplam skorları ile vücut ağırlığı parametrelerinde negatif yönlü orta düzeyde ilişkiye rastlanırken (p=,015, r=-,580), FMS toplam skorları ile iskelet kas ağırlığı parametrelerinde negatif yönlü orta düzeyde ilişkiye rastlanmış olup (p=,026, r=-,537), Katılımcıların FMS skorları ile BKİ parametrelerinde negatif yönlü orta düzeyde ilişki tespit edilmiştir (p=,018, r=-,566). FMS toplam skorları ile boy, vücut yağ oranı ve vücut yağ ağırlığı parametreleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir(p>0,05). Katılımcıların FMS skorları ile BKİ parametreleri arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır (R=,566, R2=,320, p<,050). FMS skorları ile vücut ağırlığı parametreleri arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır (R=,580, R2=,337, p<,050). FMS skorları ile iskelet kas ağırlığı parametreleri arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır (R=,537, R=2,288, p<,050). Katılımcıların FMS toplam skorları ile ve ortalama sapma, ortalama salınım hızı, kat edilen yol uzunluğu ve alan parametreleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilirken (p>0,05), ortalama salınım hız ile kat edilen yol uzunluğu parametrelerinde pozitif yönde zayıf ilişki olup ( p=,000, r=1,000), ortalama salınım hız ile alan parametrelerinde pozitif yönde yüksek düzeyde ilişki olduğu (p=,006, r=,638), kat edilen yol uzunluğu ile alan parametrelinde pozitif yönde yüksek düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p=,006, r=,639). FMS toplam skorları ile bacak kuvveti parametresi arasında negatif yönde orta şiddette ilişkiye rastlanırken (p=,044, r=-,494), mekik testi ile şınav testi parametreleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p=,000, r=,784). Katılımcıların FMS skorları ile bacak kuvveti parametresi arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır (R=,494, R2=,245, p<,050). FMS toplam skorları ile vucüt analizleri, denge ve kuvvet parametreleri arasındaki anlamlı ilişki göz önüne alındığında birçok branşta değerlendirilmesinin spor bilimine değerli katkılar sunacağı düşünülmektedir.
Futbolcular ile taekwondocuların zihinsel antrenman beceri düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, futbolcular ile taekwondocuların kullandıkları, zihinsel antrenman beceri düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu 119 erkek 201 kadın olamak üzere toplam 320 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmada, Behnke vd., (2017) tarafından geliştirilen, Yarayan ve İlhan (2018) tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yaparak Türkçe'ye uyarlanan Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri 'SZAE' (The Sport Mental Training Questionnaire 'SMTQ') kullanılmıştır. Ayrıca, veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik bilgilerini içeren kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin analizinde SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde T-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Ayrıca, analizlerin ilk bölümünde değişkenlerin arasındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığını belirlemek için Pearson Korelâsyon Katsayısı tekniğinden faydalanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, sporcuların branşları olan taekwondo ve futbol gruplarının zihinsel performans ve kişiler arası beceriler değişkenleri için anlamlı olarak farklılaştığı (p<0,05) görülmektedir. Ancak zihinsel temel beceriler, zihinsel performans ve zihinsel canlandırma değişkenleri için taekwondocu ve futbolcular arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir (p>0,05). Araştırmadan elde edilen bulguya göre; yaş değişkeni ile zihinsel becerileri düzeyi arasında (p<0,05) pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bu durumda yaş arttıkça zihinsel becerilerin de artacağı söylenebilir. Araştırmada elde edilen bir diğer bulguya göre, spordaki tecrübe değişkenlerinin araştırma değişkenleriyle olan ilişkileri anlamlı (p<0,05) ve pozitiftir. Araştırmadan elde edilen bir diğer bulguya göre; cinsiyet gruplarının zihinsel antrenman envanteri ölçeğinin alt boyutları olan zihinsel temel beceriler, zihinsel performans kişilerarası beceriler, kendinle konuşma ve zihinsel canlandırma değişkenleri bağlamında farklılaşmadığı (p>0,05) görülmektedir. Araştırmadan elde edilen bir diğer bulgu ise Zihinsel Antrenman Envanteri Ölçeğinin Alt Boyutlarına ait ortalamalarına bakıldığında bütün değişkenlerde en yüksek puanı büyüklerin, sonrasında yıldızların ve son olarak gençlerin aldığı görülmektedir. Araştırmada, sporcuların oynadıkları mevkilere göre, zihinsel temel beceriler değişkeninde sol açık oynayanların, kişiler arası becerilerde sağ bek ve kalecilerin, kendinle konuşmada ise sadece kalecilerin diğer mevkilerde oynayanlara göre anlamlı olarak farklılaştığı ve ortalama puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguya göre, milli olma durumunun zihinsel antrenman envanteri ölçeğinin alt boyutları olan zihinsel temel beceriler, zihinsel performans, kişiler arası beceriler, kendinle konuşma ve zihinsel canlandırma değişkenleri bağlamında farklılaştığı (p<0,05) görülmektedir. Sonuç olarak; Sporcuların branşları olan taekwondo ve futbol gruplarının zihinsel performans ve kişiler arası beceriler değişkenleri için anlamlı olarak farklılaştığı (p<0,05) görülmektedir. Ancak zihinsel temel beceriler, zihinsel performans ve zihinsel canlandırma değişkenleri için taekwondocu ve futbolcular arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05)
Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Gençlik ve Spor İlçe Müdürü olarak görev yapan yöneticilerin problem sahalarının tespiti ve çözüm önerileri
Bu çalışma, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde İl Müdürlüklerinde görev yapan yöneticilerin problem sahalarının tespit edilmesi ve sorunların çözümüne yönelik önerilerin ortaya konulması için oluşturulmuştur. İlçe Müdürlüklerinden, Müdürlük bünyesindeki birimlerden faydalanan sporcu, antrenör ve yöneticilere verilecek olan hizmet kalitesinin arttırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, Türkiye geneli İl Müdürlükleri ve ilçelerinde görev alan 100 yönetici ile anket çalışması yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular, literatür araştırmaları karşılaştırılmış ve yorumlarda bulunulmuştur. Bu Çalışmaya Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Gençlik ve Spor İlçe Müdürü ve yönetici kadrosunda görev alan 99 Erkek 1 Bayan personel görüşmeye ve anketleri doldurarak çalışmaya katılmıştır. Çalışmaya katılanlar Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri personellerinin arasından gönüllülük kriteri göz önünde bulundurularak basit örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Bu araştırmada Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünde görev yapan yöneticilerin problem sahalarının tespit edilmesi ve sorunların çözümüne yönelik öneriler ortaya konulması amacıyla nitel araştırma yöntemi kullanılarak birebir görüşme yapılmıştır. Araştırmada personel ile ilgili çeşitli demografik bilgileri toplamak amacıyla Personel Bilgi Formu hazırlanmıştır. Bu form personellerin yaş, cinsiyet, eğitim durumu, çalışma yılı gibi değişkenleri içermektedir. Çalışmada Literatür araştırması yapılacak olup araştırmada elde edilen veriler ile karşılaştırılarak çözüm önerileri sunulacaktır. Yapılan anket ve görüşme sonucunda araştırmaya katılan spor yöneticilerin biriminde görev yapan personellerin istenilen niteliklere sahip olmadığı ve yapılacak olan faaliyetlerde yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle personellere kurum içi eğitim ve mesleki yeterlilik eğitimlerinin yapılmasının sorunu çözebileceği düşünülmektedir. Son yıllarda Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarından mezun olup istihdam edilen sportif eğitim uzmanları, antrenörler ile psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, masör istihdamlarının teşkilatta büyük fark yarattığı görülmektedir. Bu nedenle bu niteliklerdeki personel alımların arttırılması gerekmektedir.
COVID-19 salgını sürecinde pilates işletmelerinin organizasyon yapısı ve müşterilerinin algılanan hizmet kalitesinin belirlenmiş değişkenlere göre incelenmesi
Covid-19 salgını sürecinde pilates işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin belirlenmiş değişkenlere göre incelenmesi ve işletmelerin salgın öncesi ve sırasında alınan tedbirler, ekonomik etkiler, müşterilerin beklenti düzeyleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesinde hizmet veren 20 pilates işletmesi oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu işletmelerden hizmet alan 212 müşteri oluşturmaktadır. Görüşme formu için bu 20 işletmenin yöneticileri örneklem grubuna dâhil edilmiştir. Bu örnekleme yöntemi kolayda örnekleme yöntemi belirlenerek yapılmıştır. Çalışmadaki katılımcılar, gönüllülük esasına dayalı olarak belirlenmiştir. Çalışmamızda Hizmet Kalitesi Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca pilates işletmecileriyle organizasyon yapısı ile ilgili yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle soru-cevap şeklinde yapılan görüşmelerde pandemi sürecinin pilates işletmeleri üzerine olan etkileri incelenmiştir. İşletmelere ekonomik durumları, personel seçim kriterleri, alet ve ekipman yeterliliği, program güncelliği ve alınan tedbir uygulamaları ile ilgili organizasyon yapıları hakkında sorular yöneltilmiş olup bu sorular üç uzmanın görüşü alınarak oluşturulmuştur. Verilerin analizinde; pilates işletmeleri müşterilerinin demografik özellikleri bakımından hizmet kalitesi düzeylerinin farkını belirtmek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve t-test testleri uygulanmış olmaktadır. Çalışma sonucunda pilates işletmelerinde üyelerin yaş, cinsiyet, eğitim düzeyleri, gelir düzeyi, tesis kullanım süresi durumlarının algılanan hizmet kalitelerine yönelik istatistiksel açıdan anlamlı bir etkinin var olduğu belirlenmiştir.
10-11 yaş futbol oynayan çocuklarda farklı çalışma yöntemlerinin motor gelişim performansına etkisinin incelenmesi
Araştırmada, 10-11 yaş futbol oynayan çocuklarda farklı antrenman yöntemlerinin motor gelişim performanslarına etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma deneysel yöntem kullanılarak yapılmıştır. Çalışmaya katılan 60 çocuk random (tesadüfi) yöntemi ile üç eşit gruba ayrılarak deney1, deney2 ve deney3 gruplarını oluşturmuşlardır. Kontrol grubu ise herhangi bir spor aktivitesine katılmayan çocuklardan seçilmiştir. (15 çocuk). Deney grupları ve kontrol grubu sporcularına 12 haftalık çalışma öncesinde antropometrik ve performans testlerini içeren boy, kilo, esneklik otur uzan, zigzag çeviklik, sürat 10m, 20m ve durarak uzun atlama testleri yapılmış olup ayrıca futbol beceri testleri içeren top sektirme, kafa ile top sektirme, sağ ayak ile top sürme, sol ayak ile top sürme, durarak şut, hareketli şut, sağdan isabetli pas, soldan isabetli pas ve ortadan isabetli pas testleri uygulanarak ön test değerleri kayıt edilmiştir. Her bir sporcu iki test değeri vermiş ve bu değerlerden en iyi olanı kabul edilmiştir. Deney1 grubu haftada 2 gün ve 60 dakikadan oluşan ip merdiven çalışmalarını, deney2 grubu haftada 2 gün ve 60 dakikadan oluşan futbol teknik çalışmalarını, deney3 grubu haftada 2 gün ve 60 dakikadan oluşan atletizm çalışmalarını yapmışlardır. Kontrol grubu ise hiçbir antrenmana tabi tutulmamıştır. Deney1, deney2, deney3 ve kontrol grubu sporcuları 12 haftalık antrenman programı sonunda tekrar teste tabi tutularak son test değerleri alınmıştır. Elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences 20 paket programına aktarıldıktan sonra tanımlayıcı istatistikler hesaplanmıştır. Çalışmada yapılan ön test ve son test ölçümlerine ait ortalamaların karşılaştırılması "Wilcoxon Signed Rank, gruplar arası karşılaştırmalarda ise Kruskal Wallis testi testi" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; 12 hafta boyunca yapılan ip merdiven çalışmalarının, futbol teknik çalışmalarının ve atletizm çalışmalarının kendi içerisinde gelişim gösterdiği görülmektedir. Grupları birbirleri ile karşılaştırdığımızda ise bütün değerler olumlu yönde olmuştur. Analiz edilen tüm testler sonucunda en çok gelişim gösteren deney2 futbol teknik çalışmalarını yapan grup olmuştur. Sırasıyla deney3 atletizm çalışmalarını yapan grup, son olarakta deney1 ip merdiven çalışmalarını yapan grup olmuştur.
Kadın yöneticilerin kişisel anlatıları üzerinden spor yönetiminin tahlili: Türkiye örneği
Spor yönetiminde kadın yöneticilerin yaşantıları ve çalışmaları esnasında karşılaştıkları sorunların kişisel anlatıları üzerinden tahlil edilerek, spor yönetimde kadının rolü ve karşılaştıkları sorunların ortaya konması bu tezin amacını oluşturmaktadır. Araştırma Türkiye' de spor yönetiminde kariyer sahibi olan ve farklı spor kurum ve kuruluşlarında iş yaşamını sürdürmekte olan 20 kadın spor yöneticisi üzerinden yürütülmüştür. Nitel araştırma deseninde tasarlanan çalışmada derinlemesine mülakat yöntemi kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerde spor yönetiminde kadın yöneticilerin karşılaştıkları fırsat ve engeller, kariyer olanakları, sosyal hak ve özgürlükleri, iş yaşam dengeleri hakkındaki görüşlerinin yanı sıra, mesleklerine ilişkin algıları, iş memnuniyetleri, yaşam doyumlarına ilişkin gibi temaları içeren sorulara yer verilmiştir. Konuya ilişkin verilerin analizinde ayrıca içerik ve dokuman analizi teknikleri de kullanılmıştır. Verilerin analizleri sonucunda belirlenen kodlamalar ve kodlamalar ile ortaya çıkan temalar, bulgular kısmında ortaya konmuştur. Bulgulara göre, kadın katılımcıların cinsiyetleri nedeniyle yaşadıkları sorunlar farklılık göstermekle birlikte ortak sorunlar da mevcuttur. Kadın spor yöneticilerinin çalışma alanlarında cinsiyetleri nedeniyle engellemelere maruz kaldıkları bulgularına ulaşılmıştır. Kadın yöneticilerin toplumsal cinsiyet bağlamında yaşadıkları deneyimler ile Türkiye'de kadın yönetici olmanın zorluğu ortaya konmuştur. Yönetici olarak yükselmede her ne kadar kadın tercih edilmese de toplumsal kabulün yavaşta olsa gelişmeye başlandığı sonucu sevindiricidir. Kadın yöneticilerin tercih edilmemesindeki nedenler olarak; toplumun değer ve yargıları, evli olanların aile içerindeki rolü ve çocuk bakımı, karşılaşılan ana sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın önemi bu alanda literatürde mevcut olan bir boşluğu doldurmayı hedeflemesi ile daha da belirginleşmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor, Kadın Yönetici, Spor Yönetimi
Profesyonel ve amatör erkek futbol takımı oyuncularının beslenme bilgisinin karşılaştırılması
Bu araştırma ile birlikte profesyonel ve amatör erkek futbolcuların bilgi düzeyleri arasındaki farklar incelenerek sporcuların doğru beslenme bilgisinin önemine dikkat çekilmiştir. Yapılan anket çalışmasıyla sporcuların beslenme bilgi düzeyleri belirlenerek aralarındaki farklar karşılaştırılmıştır. Araştırma, 18-21 yaş arası amatör ve profesyonel erkek futbolcuların beslenme bilgi düzeyi ve kişilik özelliklerini ölçek çalışması ile toplanan verilerin analiz edilmesi süreçlerini içerdiğinden nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bir çalışmadır. Araştırmada, iki veya daha fazla sayıdaki değişkenler arasında değişim derecesini belirlemeyi amaçlayan araştırma modeli olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca var olan veya doğal olarak ortaya çıkmış bir durum ya da olayın nedenlerini ve bu nedenlere etki eden değişkenleri ya da bir etkinin sonuçlarını belirlemeyi amaçlayan tarama modeli nedensel karşılaştırma yönteminden de yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de İstanbul'da yaşayan 18-21 yaş grubu amatör ve profesyonel spor kulüplerinin erkek futbolcuları oluşturmaktadır. Evren içerisinden dört farklı spor kulübünde futbol oynayan 18-21 yaş grubu erkek öğrenciler basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile örneklem olarak seçilmiş ve bu araştırma için 100 kişinin verileri incelenmiştir. Çalışmaya katılan sporculara uygulanan ''Sporcu Beslenme Bilgi Ölçeği'' Trakman (2017) tarafından geliştirilmiştir. Anketin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması Çakıroğlu ve Çırak (2019) tarafından yapılmıştır. Araştırma verileri "The Nutrition for Sport Knowledge Questionnaire' (NSKQ) ölçeğinin Türkçe'ye çevrilmiş hali ile elde edilmiştir. Katılımcılara uygulanan ölçek 89 maddeden oluşan ağırlık Kontrolü (13 ifade), makro Besin Ögeleri (30 ifade), mikro Besin Ögeleri (13 ifade), sporcu beslenmesi (13 ifade), suplemanlar (12 ifade), alkol (8 ifade) olarak 6 alt boyut içermektedir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 24 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri setinin normal dağılıma uyum göstermemesi sebebiyle gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik olmayan yöntemlerden "Kruskal-Wallis" ve "Mann-Whitney U" testleri kullanılmıştır. Çalışmada amatör ve profesyonel erkek futbolcuların beslenme bilgi düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Sporcuların, ölçeğin toplam ve alt boyut puanlarına göre beslenme bilgi düzeyi zayıf bulunmuştur. Ağırlık kontrolü alt boyutuna göre amatör erkek futbolcuların aldığı değer (0,94) profesyonel erkek futbolcuların aldığı değere (0,76) göre anlamlı derecede yüksektir. Sonuç olarak, hem amatör futbolcularda hem de profesyonel erkek futbolcularda sporcu beslenmesi konusunda eksiklikleri ve problemlerinin olduğu gözlemlenmiştir. Profesyonel ve amatör erkek futbolcuların beslenme bilgi düzeylerini arttırması hem sporcunun daha bilinçli olması hem de sporcunun performansından verim alınabilmesi için oldukça önemlidir. Bu doğrultuda hedefinde başarı olan kulüpler multidisipliner çalışma disipliniyle profesyonellerden destek almalıdır. Futbolcular ve antrenörler beslenme ile ilgili seminer ve kurslara katılmalı, uzmanlardan eğitim almalı ve multidisipliner bir ekiple iş birliği yapmaları gerekmektedir. Beslenmenin performans üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak amatör ve profesyonel kulüplerin sporcu beslenmesine daha fazla önem göstermeleri ve bu konuda uzmanlaşan diyetisyenlerle çalışmalarının desteklenmesi gerekmektedir.
Sedanter kadınlarda reformer pilates ve kalistenik egzersizlerinin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisi
Bu çalışmada sedanter kadınların 6 hafta boyunca uygulayacağı; kalistenik ve reformar pilates egzersiz programlarının fiziksel uygunluk parametreleri üzerinde ki değişimi incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya 20 ile 50 yaş aralığında 16 sedanter kadın katılmıştır. Katılımcılar kalistenik (n:8) ve reformar pilates (n:8) olarak iki eşit gruba ayrılmıştır. Kalistenik ve reformar pilates grubunda ki katılımcılara 6 hafta boyunca eşit olarak haftada 3 gün, (50-60) dakikalık egzersiz eğitimi verilmiştir. Katılımcıların çalışma öncesinde ve çalışma sonrasında yaş, vücut ağarlığı, boy uzunluğu, beden kitle indeksi, bel kalça oranı, deri altı yağ kalınlığı ve esneklik ölçümleri ile sağ ve sol el kavrama kuvveti, şınav, mekik, plank, statik squat testleri yapılmıştır. Araştırmada veriler ortalama ve standart sapma olarak verilmiştir. Verilerin ortalamaları için tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics), kalistenik ve reformar pilates gruplarının verilerinin karşılaştırılması için İndependentSample T Test, grupların ön ve son testlerinin karşılaştırılması için Paired T Testi, kullanılmıştır. Verilerin analizi için Spss 25 Paket programı kullanılmıştır ve önem seviyesi p<0.01 ve p<0.05olarak kabul edilmiştir. Kalistenik ve reformar pilates grubunun ön test-son test ölçüm değerleri incelenmiştir. Ön test verilerinde; esneklik ölçümü (p<0,05) parametresinde anlamlı farklılığa rastlanırken diğer parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). İki grubun son test verileri karşılaştırılmıştır. Buna göre kalistenik ve reformar pilates egzersizleri yapan katılımcıların parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Kalistenik egzersiz programına dahil olan katılımcıların egzersiz programına başlamadan önce ve program bitişinden sonra alınan test verileri karşılaştırıldığında; kilo, beden kitle indeksi, sağ kol kuvveti, şınav, statik squat, mekik, plank ve esneklik parametreler arasında (p<0,001), yağ oranı, bel kalça oranı, sol kol kuvveti parametreleri arasında (p<0,05) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir. Reformar pilates egzersiz programına dahil olan katılımcıların egzersiz programına başlamadan önce ve program bitişinden sonra alınan test verileri karşılaştırıldığında ise; bel kalça oranı parametresinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05), vücut ağarlığı, yağ oranı, beden kitle indeksi, sağ kol kuvveti, şınav, statik squat, mekik, plank ve esneklik parametreler arasında (p<0,001), sol kol kuvveti parametreleri arasında (p<0,05) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir.
COVİD-19 salgın sürecinde antrenörlerin öz yeterlik, tükenmişlik ve yabancılaşmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Günümüzde insanlar Covid-19 salgın süreci içerisinde gündelik hayatlarında yabancılaşmayı, tükenmişliği yoğun olarak yaşamakta, öz yeterlik inancını kaybetme durumlarına gelmektedir. Yeni dönemde pandemi sürecinin beraberinde getirdiği olumsuzluklar, insanoğlunun psikolojik açıdan birçok şeyi de kaybetmesine neden olmuştur. Ruhsuz bireyler, anlamsız bir hayatı yaşayan kişilere dönüşmüştür. Bu sebepten ötürü kişi; çevresindekilere hatta kendisine bile yabancılaşmış, umutsuzluk hissi içinde tükenmişlik duygusuyla karşı karşıya kalmıştır. Böylece özellikle kişinin iş ortamından uzaklaşmasıyla kendisinin yapabileceği yetkinlikler değerini yitirmiştir. Umutsuz boş bir hayatta yaşam mücadelesi içinde tükenmiş ve kişinin iş ortamından uzaklaşmasıyla kendisinin yapabileceği özelliklere sahip olduğu inancını kendinde bulamayıp öz yeterliklerini yitirmiş duruma gelmişlerdir. Bu çalışmada, Covid-19 salgın sürecinde antrenörlerin öz yeterlik, tükenmişlik ve yabancılaşmaları arasındaki ilişinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, verilerin araştırmanın amacı doğrultusunda toplanabilmesi için anket tekniği kullanılmış, pandemi koşulları nedeniyle katılımcılara elektronik anket (e-anket) uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Avrupa ve Asya yakasındaki, farklı spor branşlarına hizmet veren, 2020 yılında aktif olarak görev yapan antrenörler oluşturmaktadır. Gönüllülük usulüne uygun olarak araştırmaya katılan 330 antrenörün sosyo-demografik bilgilerini dökümante etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak ayrıca; Koçak'ın geliştirerek geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasını yaptığı Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği, Maslach ve Jackson'ın geliştirdikleri, Ergin tarafından Türk kültürüne uyarlanan Maslach Tükenmişlik Envanteri ve son olarak Dean tarafından geliştirilen Güğercin ve Aksay'ın uyarladıkları Yabancılaşma Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde, frekans analizi, bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Sonuçlar, araştırmada ele alınan değişkenlerin cinsiyet, yaş ve eğitim süresi gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığını ancak iş deneyimi ve antrenörlük deneyimi açısından farklılaşmadığını göstermiştir. Araştırma değişkenleri arasında, literatürle uyumlu, olarak korelasyonlar olduğu gözlemlenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçları hem tükenmişliğin hem de antrenör öz yeterliğinin yabancılaşmayı yordayan alt boyutları olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Pilates stüdyo işletmeciliğinin spor yöneticileri bakış açısından incelenmesi
Pilates stüdyo işletmeciliği günümüzde hızla gelişen ve büyüyen bir sektör haline gelmiştir. Bu büyüme ve gelişme ile birlikte birtakım sorunların ortaya çıktığı ve işletmecilerin birtakım gereksinimlere ihtiyaç duyduğu gözlenmiştir. Bu bağlamda pilates stüdyo işletmeciliğini gerek işletmeciler ve gerekse de spor yöneticilerinin bakış açısıyla incelemenin önemli bir araştırma alanı olarak öne çıktığı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeden hareketle, bu çalışmada pilates stüdyo işletmeciliğinin spor yönetimi bakış açısından ele alınması ve bu kapsamda pilates stüdyo işletmecilerinin ve spor yöneticilerinin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, İstanbul ilinde pilates stüdyo işletmesi sahibi olan ya da bu stüdyolarda yönetici/eğitmen olarak görevini icra eden veya kamuda spor yönetici olarak görev yapan 15 kişi ile mülakat yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda pilates stüdyo işletmecilerinin gerek işletmeciler ve gerekse denetçiler açısından uzmanlığa çok önem verdikleri belirlenmiştir. Adil bir rekabet ve halk sağlığı açısından ruhsatsız ve kurallara uymayan işletmelerin engellenmesi gerektiği tespit edilmiştir. Pilates stüdyo işletmelerinin sorunlarına ortak çözüm bulma ve çeşitli kararların alınması açısından bir meslek örgütüne sahip olmaları gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ağrı'da boksör olmak: Elit sporcuların deneyimleri üzerine nitel bir araştırma
Isaac Newton, kendinden önce gelen bilim insanlarına atıfta bulunarak "Eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam bu devlerin omuzlarında durduğum içindir" der. Tıpkı bir kule yapar gibi kat kat yükselir spor. Her kat, her kuşak kendinden önceki katların üstünde durur. Sürekli yukarıya doğru yükselir kule. Her branştan sporcular kendinden önceki sporcuların deneyimlerinden faydalanarak kendi rakiplerinden daha ileriyi görmüşlerdir. Bu durum sporcuların başarı oranını yükseltmiştir. Ağrı ilinde performans sporcusu olarak boks yapan elit atletlerin deneyimlerinin niteliksel analizinin yapılması bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın bir diğer amacı, boks sporu ile uğraşan elit atletlere ilham olacak deneyimleri sunmak, spor bilimleri ulusal alanyazınına boks sporu özelinde katkı sağlamak, boks sporunu ülkemizde yaygınlaştırmaya zemin oluşturacak ve aynı zamanda milli takım sporcu kalitesinin gelişmesini sağlayacağı düşünülen temel esasları ortaya koymaktır. Derinlemesine mülakat yöntemini kullanılmak üzere tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, Ağrı ilinde boks branşında performans sergileyen ya da sergilemiş 18-60 yaş arası 20 elit boksör, antrenör ve yönetici oluşturmaktadır. Yapılan görüşmede katılımcılara Türkiye boksunda gömülü kalan Ağrılı boksörlerin deneyim arkeolojisini gözler önüne sermeye yönelik açık uçlu 20 soru sorulmuştur. Elde edilen veriler, içerik analizine tabi tutulmuş, birbirine yakın kavramlar kodlar ve temalara dönüştürülmüştür. Sonuç olarak, bu araştırmada oluşturulan temalardan hareketle; Ağrı'da boksör olmanın sporcular açısından bir temsil değerliliği taşıdığı, bir meslek değeri olduğu, mesleki açıdan gelecek ve kariyer değerliliği taşıdığı, sporcuya toplum içinde sosyal destek değerliliği sağladığı, başarıyı ve bireysel itibarı arttırdığı, sporcuların fiziksel, kültürel ve kişisel gelişimlerini güçlendirdiği, fiziksel, sosyal ve bütünsel iyilik hallerini arttırdığı ve sporcu etiği kazandırdığı ortaya konmuştur. Ağrı'da boks sporu ile ilişkili algılanan zorlukların sporcuların yeterli düzeyde beslenememeleri, hazırlık maçlarının eksikliği, sert ve uzun kış mevsiminin yanı sıra tesislerin yetersizliği ve boksun siklet sporu olarak değerlendirilmesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bulgular ayrıca, boks sporunun Ağrı ilinde toplumsal cinsiyet bağlamının bulunduğunu gözler önüne sermiştir.
Spor tesisleri ve istihdam: Sosyal konutlar bünyesindeki sportif alanlar üzerine nitel bir araştırma
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde yeni iş kolları her zaman önem arz etmektedir. Bu araştırmada sosyal konutlar bünyesinde bulunan sportif alanların spor sektöründe yeni bir iş alanı olarak sağlayacağı katkılar, yaratacağı iş istihdamı ve alt kollarıolan sporve egzersiz branşları incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yola çıkılan çalışmanın ilk bölümünde, araştırmanınne için ve neden yapıldığı, ne anlatılması amaçlandığı, önemi, varsayımları ve sınırlılıkları açıklanmış, ikinci bölümde, araştırmanın metedolojisi hakkında bilgi verilmiştir. Kavramsal ve kuramsal bilgilerin ele alındığı bölümde, ilk olarak spor tesisleri kavramı ve önemi açıklanmıştır. Devamında ise spor tesislerinde planlama ve organizasyon olguları anlatılarak tesis ve işletme adına kavramlar açıklanmıştır. Bu bölümde son olarak spor tesis çeşitleri ve insan kaynakları yönetimi olguları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde ise araştırmada asıl anlatılmak istenen konular bulgular ile ilişkili olarak ele alınmıştır. Sosyal konutlar bünyesinde bulunan sportif alanlar, tesisleşme adına yapılarının genel bir incelemesi,spor işletmelerinin bu alanlar ile çalışma yöntemleri, spor sektörüne yeni bir soluk olarak sağlayabileceği iş kolları ve istihdamları ayrıntılı bir biçimde ortaya konulmuştur. Son olarak sonuç bölümünde araştırmadan çıkarılacak olan mesaj verilmek istenmiş ve "Spor sektöründe yeni bir iş alanı olarak sosyal konutlar bünyesinde bulunan sportif alanlar spor ve egzersiz programları için ne kadar yeterlidir?", "Bu alanlarda spor yöneticisi ve antrenörlerehangi spor ve egzersiz branşlarında istihdam sağlanabilir?" sorularına çözüm önerileri sunulması amaçlanmıştır.
Kadınlar voleybol 1. Liginde oynayan profesyonel sporcuların voleybol branşına yönelmesinde aile, çevre ve toplum unsurlarının etkisinin araştırılması
Bu araştırmada profesyonel voleybolcuların voleybol branşına yönelmesinde aile, çevre ve toplum unsurlarının etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında bireylerin spora başlama teşvik, sporu profesyonel bir şekilde devam ettirme ve spordan beklentilerinin yaş, ailesinde sporcu birey bulunup bulunmama, kardeş sayısı ve spora başlama yaşı değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma grubu yaşları 15 ile 38 arasında değişen ve kadınlar voleybol 1. liginde oynayan profesyonel sporculardan oluşmaktadır. Araştırmaya katılacak kişiler belirlenirken uygun örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Bu araştırma betimsel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Araştırma doğrultusunda genel tarama modellerinden biri olan ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, ve sporcuların voleybola başlama nedenlerini belirlemek amacıyla kullanılacak ölçek ile veriler elde edilmiştir. Veriler IBM SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin yorumlanmasında hata payı .05 olarak kabul edilmiştir. Verilerin analizi yapılırken ilk olarak her bir alt probleme göre uç değer analizi gerçekleştirilmiştir. Uç değer gösteren herhangi bir verinin bulunmadığı görülmüştür. Ardından 102 veri ile normallik incelemelerine geçilmiştir. Normallik incelemesi yapılırken öncelikle her bir alt grubun çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılmış, değerlerin +1,5 ve –1,5 arasında yer almadığı görülmüştür. Bu doğrultuda istatistiksel işlem olarak Man Whitney U ve Kruskal Wals H analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda voleybolcuların spordan beklenti alt boyutu yaş, kardeş sayısı ve spora başlama yaşı değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Voleybolcuların spora teşvik alt boyutunda kardeş sayıları değişkenine göre anlamlı bir farklılık tespit edilirken. Voleybolcuların spora başlama yaşlarına göre sporla uğraş ve spordan beklenti boyutunda farklılık bulunmuştur.
Türkiye'de COVİD-19 pandemi sürecinde alınan tedbirler ve gerçekleştirilen spor organizasyonlarının incelenmesi
2019 yılının sonların da Çin Halk Cumhuriyeti'nde ortaya çıkan Covid-19 virüsü dünyayı kısa zamanda etkisi altına almış yüzbinlerce insanın ölümüne ve ülkelerin ciddi tedbirler almasına neden olmuştur. WHO ülkelere salgın ile alakalı yapması gerekenleri gün gün açıklayıp süreci yakından takip etmiştir. T.C. hükümeti ve sağlık bakanlığı önlemlerini en üst seviyede almış yurt dışından giriş çıkışlarda vakaların yüksek olduğu ülkelerden giriş çıkışları yasaklamıştır. Ülkemizde vakaların görülmesi ile birlikte T.C. hükümeti erken hareket ederek okulları tatil etmiş bütün spor organizasyonlarını iptal etmiş ya da ileri tarihe almıştır. Vakaların artması ile birlikte T.C hükümeti gerekli karantina tedbirlerini alarak sokağa çıkma yasaklarını getirmiştir. Yasaklarla birlikte insanlar evlerinde kalmış sosyal, alışılmış hayatlarında değişiklikler olmuş bu değişiklikler insanların yaşam kalitesini düşürmüş bedenen ve ruhen birtakım hastalıkların oluşmasına zemin hazırlamıştır. İnsanların Sosyal hayatlarındaki bütün alışkanlıklarda değişiklikler meydana gelmiş akraba ve aile bağları kuvvetli olan toplumumuzda ziyaretler yapılamamış düğün nişan kına gibi örf adetlerimizin iptali ya da sosyal mesafe kuralları çerçevesinde yapılması karara bağlanmıştır. Evde kalınan süreç içerisinde çevrimiçi eğitimler başlamış insanlar evde spor egzersizlerine yönelmiştir. Karantina süreci tüm dünyada ekonomiyi çok ciddi etkilemiştir. Dünya genelinde işsizlik oranlarında artışlar görülmüş bu durum en çok genç işsiz gurubunu etkilemiştir. Özellikle turizm taşımacılık ve spor sektörü pandemiden en çok etkilenen sektörler olmuştur. 2020 yılında yapılması planlanan birçok büyük organizasyonu iptal edilmiştir. Bunlardan en önemlileri 2020 Tokyo Olimpiyatları ve Avrupa futbol şampiyonası olmuştur. Bu organizasyonlar 2021 yılına ertelenmiştir. Bu ertelemelerin spor sektörüne ve ülkelere aynı zamanda geçimini bu işlerden sağlayan insanlara ekonomik olarak zararlara neden olmuştur. Alınan önlemlerin içerisinde en çok dikkat çekeni ise NBA'de olmuştur. NBA yönetimi aldığı kararla sezonun kalan maçlarını Orlando eyaletinde Walt Disney Bubble adını verdikleri komplekste dışarıdan izole edilmiş bütün sporcuların, görevlilerin dışarı çıkmadan müsabakalar bitene kadar bulaşma riskini engellemek için uyguladıkları ve sıfır vaka ile tamamlayarak aynı zamanda kar elde ederek tamamladıkları organizasyon olarak göze çarpmıştır. 2020 yılı içerisinde yavru vatan Kıbrıs'ımızın 46. Yılında şehit ve gazilerimizi anmak aynı zamanda genç nesillere farkındalık oluşturmak için "Bayrağımız Kulaçlarla Yavru Vatan Kıbrıs'a" maratonu pandemi kuralları çerçevesinde gerekli bütün sağlık ve güvenlik tedbirleri alınarak düzenlenmiş bizlere gurur kaynağı olmuştur. Pandemi sürecinin olumlu etkileri ise çevrimiçi alışveriş yani e-ticaret sektöründe artış gözlemlenmiştir. Dışarı çıkamayan insanlar sosyal medya kullanımında ve internet alışverişi yapmaya yönelmiş, bu yönelim kargo firmalarının mobil alışveriş uygulamalarının kullanımının artmasına neden olmuştur. Spor sektöründe yasaklamaların kalkması ile birlikte futbol maçları seyircisiz oynanmaya başlamış, bu durum kulüplerin bilet, kombine satışlarında ve maç günü gelirlerinde ciddi düşüş yaşanmasına ve ekonomik sıkıntılar yaşamasına sebep olmuştur. Hayatını spor yaparak idame ettiren profesyonel sporcuların evde kaldıkları süreç içerisinde her ne kadar evde antrenman yapsalar da evde yaptıkları antrenmanların yetersiz kalması sonucu performanslarında düşüşler yaşanmıştır. Dünya böyle bir virüse hazırlıksız yakalanmış ve her sektörde ciddi zararlara uğramıştır. Bu çalışma ile birlikte Covid-19 sürecinde dünyada, ekonomide, sporda, sosyal hayatta hangi kısıtlamalar getirilmiş ve bu kısıtlamaların sonucunda Ülkeler, organizasyonlar, kulüpler ve en önemlisi insanlar ekonomik olarak ve de fiziksel ruhen nasıl etkilendiğinin neden ve sonuçlarını araştırıp ileriki yıllarda yaşanacak bir pandemide ne tür önlemler alınması gerektiğine dair ülkelerin, kulüplerin ve insanların önlemlerini önceden almasını sağlayacak önerilerde bulunulmuştur.
Spor bilimleri fakültesinde antrenörlük eğitimi programlarında öğrenim gören öğrencilerin liderlik özellikleri ve eleştirel düşünme düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada spor bilimleri fakültesinde antrenörlük eğitimi programlarında öğrenim gören öğrencilerin liderlik özellikleri ve eleştirel düşünme düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini İstanbul' daki tüm spor bilimleri fakültesinde antrenörlük programlarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul ilindeki spor bilimleri fakültelerinde antrenörlük programlarında öğrenim gören ve gönüllük esasına göre çalışmaya katılan 225 öğrenci oluşturmaktadır.
13-16 yaş gruplarındaki erkek çocuklarının monopalet ve yüzme branşlarındaki dayanıklılık çalışmalarının kritik yüzme hızına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 13 -16 yaş grubundaki monopalet ve yüzme sporu yapan erkek yüzücülere, 10 haftalık karada yapılan dayanıklılık antrenmanlarının kritik yüzme hızına ne düzeyde etki ettiğini T – 1000m yüzme testi yapılarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Araştırmaya 15 monopalet ve 15 yüzücü olmak üzere toplam 30 sporcu katılım göstermiştir. Araştırmada yer alan sporcular, Bahçelievler Belediyesi yüzme kulübü, Bakırköy Ata Spor kulübü, Marmara yüzme ihtisas kulübü ile Okyanus koleji Spor Kulübünden seçilmiştir. Araştırmaya katılan sporculara Skinfold yağ ölçüm testleri (Biceps, Subscapula ve Suprailiac) 'a yapılmıştır. Motor özelliklerin ölçümü için dikey sıçrama ve durarak uzun atlama testleri, Antropometrik ölçümler için kulaç uzunluğu, Vücut ağırlığı ve Boy ölçümü alınıp Suda dayanıklılık testi için de T – 1000m testi uygulanmıştır. Yapılan ölçüm ve testlerden elde edilen verilerin gruplar arası karşılaştırılmasında grup büyüklüğünün 50'den küçük olması dolayısıyla Shapiro-Wilk testi İstatistiksel işlem olarak T testi ve Paired T analizinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler incelendiğinde elde edilen bulgular sonucu her iki spor dalında belirli bir düzeyde gelişim olduğuna ulaşılmıştır. Fakat ön ve son testlere bakıldığında belirgin düzeyde farklılık olarak, yüzme sporcularında durarak uzun atlama ve T1000m testlerinde, monopalet sporcularında ise scapula paremetresinde pozitif yönde bir gelişim olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dayanıklılık Antrenmanı, Kritik Yüzme Hızı, Vücut Ölçüm Değerleri
Elit düzeydeki okçuların kendileriyle konuşma düzeyleri ile atış performansları arasındaki ilişkinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bu tezde elit düzeydeki okçuların bazı değişkenlere göre kendileriyle konuşma düzeyleri ile atış performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, elit düzeyde 113 kadın ve 129 erkek olmak üzere toplam 242 okçu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmaya katılan okçular, makaralı yay (n=100) ve klasik yay kategorisinde yarışan (n=142), 102'si Milli Takımda yer almış sporculardır. Araştırmanın amacına ulaşabilmek için, Zervas, Stavrou ve Psychountaki (2007) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Engür (2011) tarafından yapılan Kendinle Konuşma Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışmamıza ait veri toplama sürecinin sonunda, sağlıklı tahminler üretilmesine imkan sağlayacak yeterli sayıda örneklem hacminin belirlenmesi gerektiği düşünülerek, istatistiksel güç analizi yapılmış olup, analiz aşamasında GPOWER 3.1 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS17 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin çözüm ve yorumlanmasında Korelasyon, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda, araştırmaya katılan okçuların cinsiyet, spor yaşı ve milli sporcu olma değişkenleri açısından kendileriyle konuşma düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, ayrıca cinsiyet değişkenine göre okçuların atış performansları ile kendileriyle konuşma düzeyleri arasında zayıf, ancak pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Boks antrenmanının 12-15 yaş grubu erkek sporcuların bazı antropometrik özellikleri ve fiziksel performanslarına etkisi
Araştırmada boks antrenmanının 12-15 yaş grubu erkek sporcuların bazı antropometrik özellikleri ve fiziksel performanslarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Şırnak ili Cizre ilçesinde ikamet eden 12-15 yaş aralığındaki 30 erkek sedanter kontrol grubunu, aynı yaş aralığındaki 30 erkek boksör ise deney grubunu oluşturmaktadır. Çalışmaya katılım gönüllülük esasına dayalı olup toplam 60 kişi katılabilmiştir. Deney grubuna haftada 3 gün 60'ar dakika olmak üzere 12 hafta boks antrenmanı uygulanmıştır. Kontrol grubu ise bu süre zarfında hiçbir egzersiz programına katılmamıştır. Her iki gruptan da aynı fiziksel ölçümler başlangıçta ön test olarak, uygulama sonrasında ise son test olarak alınmıştır. Yapılan antropometrik ölçümler: boy, kilo, kol çevresi uzunluğudur. Fiziksel performans ölçümleri ise; 30 m sürat koşusu, 60 m sürat koşusu, 200 m dayanıklılık koşusu, dikey sıçrama, sağlık topu 1 kg baş üzerinden atış (taç atışı), otur eriş esneklik testi, durarak uzun atlama testleridir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Her iki grubun değerlerinin karşılaştırılması için betimsel istatistikler olarak standart sapma, minimum, maksimum ve ortalama değerleri kullanılmıştır. Çalışmada analiz sürecinde ilk olarak normallik varsayımları sınanmıştır. Bu doğrultuda normal dağılım gösteren değişkenler için gruplar arasında gözlenen farkların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını test etmek amacıyla bağımsız örneklemler t-testi; ön test ve son test puanları arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını test etmek amacıyla bağımlı örneklemler t-testi kullanılmıştır. Normal dağılım göstermeyen değişkenlere ilişkin analizlerde ise sırasıyla bu testlerin non-parametrik karşılıkları olan Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri kullanılmıştır. Yapılan analizlerde p<0,05 anlamlılık seviyesi esas alınmıştır. Sonuç olarak 12-15 yaş grubu erkek boksör ve sedanterlerde, deney grubunda 12 haftalık boks antrenman uygulaması, kontrol grubunda ise yine 12 haftalık spor yapmama sonrasında grupların son test puanları karşılaştırılmış ve antropometrik özellikler açısından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Fiziksel performans açısından ise durarak uzun atlama, dikey sıçrama, esneklik ve sağlık topu 1 kg baş üzerinden atış parametrelerinde deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. 30 m, 60 m ve 200 m dayanıklılık koşusu son test puanlarında ise gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney grubunun ön test-son test puanları arasındaki farklılık incelendiğinde ise, boy, kilo ve kolçe olmak üzere antropometrik özelliklerde son test lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Benzer şekilde yine deney grubunda durarak uzun atlama, dikey sıçrama, esneklik, sağlık topu 1 kg baş üzerinden atış ile 30 m, 60 m ve 200 m dayanıklılık koşusu olmak üzere çalışma kapsamında incelenen tüm fiziksel ölçümlerde son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Kontrol grubunun ön test-son test puanları arasındaki farklılık incelendiğinde ise, antropometrik özelliklerden yalnızca kiloda, fiziksel performanslardan ise yalnızca esneklikte son test lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Tüm bu sonuçlardan hareketle boks antrenmanının 12-15 yaş grubu erkek sporcuların bazı antropometrik özellikleri ve fiziksel performanslarına olumlu etki ettiği söylenebilir.
Ortaöğretim öğrencilerinin liderlik ve özerk - bağımlı kişilik özelliklerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı Büyükçekmece İlçesinde bulunan Nezihe Hasan Kılıç Anadolu Lisesinde öğrenim gören öğrencilerin liderlik ve özerk-bağımlı kişilik özelliklerinin incelenmesidir. Bu araştırmanın evrenini İstanbul/Büyükçekmece İlçesinde öğrenim gören ortaöğretim öğrencileri, örneklemini ise Nezihe Hasan Kılıç Anadolu Lisesinde 2020-2021 Eğitim- Öğretim yılında öğrenim gören tesadüfi yöntemle seçilen öğrenciler oluşturmaktadır. Gönüllülük esasına dayalı yüz yüze ve online olarak anket (survey) tekniği uygulanarak veriler elde edilmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırma modeli olan ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada veri toplamak için kişisel bilgi formu, ''Liderlik Ölçeği'' ve ''Sosyotropi-Otonomi Ölçeği'' araç olarak kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizleri IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılarak elde edilmiştir. Katılımcılara ilişkin sosyo-demografik bilgiler, ölçek ortalamaları ve faktör puanları frekans (f) ve yüzde (%) değerleri saptanarak, puanların normal dağılım durumlarına; normal dağılım eğrileri, çarpıklık-basıklık (skewness-kurtosis) değerleri, histogramlar aracılığı ile normal dağılım düzeyleri değerlendirilmiştir. Ölçeklerin genelinin ve alt boyutlarının güvenirlik seviyelerinin tespit edilmesi amacıyla güvenirlik analizi yapılmış ve "Chronbach Alfa Katsayısı" elde edilmiştir. Belirlen hipotezlerin test edilmesi için Independent Sample T test, One-way ANOVA testi ve Pearson Korelasyon analizleri yapılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan analizler sonucunda katılımcıların liderlik özelliklerinden problem çözme ve sorumluluk boyutlarının otonomi boyutu ile çok zayıf pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Liderlik özelliklerinin diğer tüm alt boyutları ile sosyotropi ve otonomi boyutları arasında pozitif bir ilişki olmadığı görülmüştür. Katılımcıların liderlik özellikleri alt boyutları olan özgüven, grupla çalışabilme, güvenilir olma, ikna yeteneği, problem çözme ve sorumluluk boyutları arasındaki ilişki yüksek düzeyde pozitif yönde olduğu görülmektedir. Katılımcıların cinsiyetlerine göre güvenilir olma alt boyutunda, sınıf düzeyine göre özgüven, grupla çalışabilme ve güvenilir olma alt boyutlarında, gelir düzeyine göre özgüven ve ikna yeteneği alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma tespit edilmiştir. Katılımcıların lisanslı spor yapma durumuna göre özgüven ve ikna yeteneği alt boyutlarında, aileden birinin sporla ilgilenme durumuna göre özgüven, grupla çalışabilme, güvenilir olma ve ikna yeteneği alt boyutlarında, anne eğitim durumuna göre sosyotropi (özerk) alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma tespit edilmiştir.
COVİD-19 sürecinde özel spor salonuna üye olan bireylerin memnuniyet düzeylerinin incelenmesi: Bakırköy örneği
Çalışmamızda Covid-19 sürecinde özel spor salonuna üye olan bireylerin memnuniyet düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında bireylerin üye memnuniyetlerinin, hizmet algısı ile arasındaki ilişkinin incelenmesi ve üye memnuniyetlerinin cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, meslek, spora devam süresi, spor salonu kullanım sıklığı ve Covid-19 sürecindeki algılar değişkenleri bakımından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Araştırma grubunu 15'le 57 yaş aralığında değişen ve İstanbul Bakırköy ilçesinde özel spor salonlarına devam eden bireyler oluşturmaktadır. Çalışmaya dahil olacak kişiler tercih edilirken uygun örnekleme metodundan faydalanılmıştır. Çalışma genel tarama modellerinden, ilişkisel tarama modeliyle yapılmıştır. Çalışmada "Kişisel Bilgi Formu, QSport-14 Ölçeği, Memnuniyet Ölçeği" kullanılarak veri elde edilmiştir. Araştırmanın amaçları doğrultusunda üye memnuniyeti ve hizmet kalitesi algısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, Tanımlayıcı bilgi formu, memnuniyet ölçeği ve Q sport 14 ölçeği verileri IBM SPSS25.0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. Adaylara ilişkin kişisel bilgiler, envanter ortalamaları ve faktör puanları frekans (f) ve yüzde (%) değerleri tespit edilerek verilmiştir. Puanların normal dağılım durumlarına; normal dağılım eğrileri, çarpıklık-basıklık (skewness-kurtosis) değerleri, histogramlar aracılığı ile normal dağılım eğrileri ve grup büyüklüğünün 50'den büyük olduğu durumlarda kullanılan Kolmogorov-Smirnov testi değerleri incelenerek bakılmıştır. İstatistiksel işlem olarak Mann Whitney U, Kruskal Walls H ve Spearman Korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Katılımcıların memnuniyet düzeyi yüksek seviyede, Q Sport-14; hizmet kalitesinin genel düzeyinin ve alt boyutlarının yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir.
7-10 yaş aralığında öğrenim gören ve okul dışı sportif faaliyetlere katılan öğrencilerin eurofit test bataryası ile fiziksel özellikleri ve performans parametrelerinin değerlendirilmesi
Bu tezin amacı prepubertal öncesinde olan 7-10 yaş aralığı çocukların okul dışı etkinlik olarak katıldıkları fiziksel aktivitelerin fiziksel ve performans parametrelerine etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Örnekleme grubu tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilmiş 25'i erkek, 25'i kız öğrenci olmak üzere toplamda 50 öğrenci oluşturmaktadır. Seçilen bu öğrencilerin 13'ü erkek ve 12'si kız olmak üzere toplamda 25'i okul dışı sportif etkinliğe katılan grup ve 12'si erkek ve 13'ü kız olmak üzere toplamda 25'i ise okul dışı herhangi bir sportif faaliyete katılmayan gruptan oluşmaktadır. Araştırma okul dışı sportif etkinliğe katılan ve katılmayan, kız ve erkek çocukların fiziksel uygunluklarını karşılaştırılması için Eurofit test bataryasında bulunan filamingo denge testi, 30 saniye mekik testi, 20 metre sürat testi, dikey sıçrama testi, durarak uzun atlama testi, sağlık topu fırlatma testi ve esneklik testi kullanıldı. Bu araştırmada istatistiksel analiz için SPSS 24,0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada yer alan bütün deneklere yapılan ölçümlerin ortalaması ve standart sapması hesaplanmıştır. Okul dışı sportif etkinliğe katılan ve katılmayan grup arasında normallik testi yapılmış ve grupların normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Gruplar arası farklılığın tespit edilmesinde, ilişkisiz örneklem t testi (Independent Samples T Test) kullanılmıştır. İstatistiki açıdan p<0,01 ve p<0,05 anlamlılık seviyesi olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın bulguları incelendiğinde, okul dışı sportif etkinliğe katılan erkek ve kız çocukların denge, sağlık topu fırlatma, mekik, dikey sıçrama, durarak uzun atlama ve 20 m sürat performansları istatiksel olarak p<0,05 düzeyinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak, okul dışı sportif etkinliğe katılan kız ve erkek çocuklarda kuvvet, dayanıklılık ve sürat gibi temel motor yetilerine ek olarak denge performans gelişimine de destek olmaktadır.
Spor bilimleri mezunlarının motivasyon düzeyi ile örgüt iklimi ilişkisi
Bu çalışmada İstanbul ili Sarıyer ilçesinde çalışan Spor bilimleri fakültesi ve beden eğitimi spor yüksekokulu mezunlarının motivasyon düzeyleri ve örgüt iklimleri arasındaki ilişkiler ile birlikte motivasyon düzeyi üzerinde etkili olabilecek bir takım sosyodemografik değişkenler ele alınmıştır. Bu kapsamda İstanbul ili Sarıyer ilçesinde çalışan 105 spor bilimleri fakültesi ve beden eğitimi spor yüksekokulu mezunları ile görüşülmüş ve ilgili unsurlar arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Örgüt İklimi Ölçeği, Motivasyon Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan demografik soru ölçeği kullanılarak araştırma verileri toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların motivasyon düzeyleri ile çalıştıkları kurumların örgüt iklimi unsurları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiş ve bu farklılıklar incelenmiştir.
Voleybol ve futbolcularda kendi kendine uygulanan miyofasyal gevşetme hareketlerinin akut esneklik, kuvvet ve denge üzerine etkisinin incelenmesi
İnsan vücudu birçok karmaşık yapıdan oluşmaktadır. Spor bilimciler, antrenörler ve spor camiası içerisinde yer alan kişiler esneklik motorik özelliği üzerine araştırmalara yer vermektedirler. Antrenman veya müsabaka öncesi bireylere hangi esneklik protokolü uygulaması yapılması araştırmalara sıkça konu olmuştur. Çalışmanın amacı voleybol ve futbol branşlarıyla ilgilenen bireylerin kendi kendine uyguladığı miyofasyal gevşetme uygulamalarının akut esneklik ve kuvvet, denge üzerine etkisini anlamlı veya anlamsız olup olmadığını irdelemektir. Araştırmaya, İstanbul ilinde bulunan Büyükçekmece Voleybol Akademi sporcuları 10 kız voleybolcu ve İstanbul Bafra Spor Kulübü futbol altyapı sporcuları 10 erkek sporcu katılmıştır. Kendi Kendine Miyofasyal Gevşetme(KKMG) hareketleri gruplara foam roller ile uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak öncelikle bireylerin antropometrik ölçümleri boy uzunlukları, vücut ağırlıkları, beden kütle indeksleri ile çap ölçümlerinden biacromial, biiliak ve femur bikondiller alınmıştır; çevre ölçümlerinden göğüs, karın, uyluk çevreleri ölçülmüştür; uzuv uzunluklarından kol, gövde ve bacak uzunlukları tamamlandıktan sonra flamingo denge testi, stork denge testi, yüzüstü köprü(plank), baş üstü geriye sağlık topu atma testi ve gonyometre ile omuz, diz ve ayak bileği eklemleri ile kas esneklikleri testleri yapılmıştır. Veriler SPSS(Statistical Package for Social Sciences) 25. 0 paket programı kullanılmıştır. Veriler ortalama ve standart sapma olarak verilmiştir. Verilerin spss programı üzerinden tanımlayıcı istatistikler hesaplanmıştır ve ardından verilerin normallik testi için Shapiro-Wilk analizi yapılmıştır. Grupların sonuçlarını istatistiksel olarak incelemek için Wilxocon testi uygulanmıştır. Gruplar arası farklılıkları belirlemek amacıyla Mann - Whtitney U Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Denek gruplarından futbolcu ve voleybolcuların ön test değerleri karşılaştırıldığında: Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş, Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), Plank Test(Sn) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sağlık Topu Test(m) sonucunda ise anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0,05). Futbolcu ve voleybolcuların son test değerleri karşılaştırıldığında: Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş, Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), Plank Test(Sn) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sağlık Topu Test(m) sonucunda ise anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0,05). Futbolcu ön test- son test değerleri karşılaştırıldığında: Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş testinde anlamlı farklılık bulunmuş(p<0,05); Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), Plank Test(Sn) ve Sağlık Topu Test(m) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır(p<0,05). Voleybolcuların ön test- son test değerleri karşılaştırıldığında, Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş ve Sağlık Topu Test (m) testinde anlamlı farklılık bulunmuş(p<0,05); Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), ve Plank Test(Sn) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır(p<0,05). Araştırmamızın sonucunda foam roller ekipmanının antrenman veya müsabakalarda kullanılmasına yönelik uygulamalarında futbolcu ve voleybolcular için ortak olarak latissimus dorsi kası esnekliğini ve omuz eklemi hareket açıklığının arttırdığı gözükmektedir. Voleybolcularda ise yapılan roller sonrası üst ekstrimite kuvvetinde artış görülerek bu özelliklere olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: kuvvet, denge, antropometrik, miyofasyal gevşetme, esneklik
Eş zamanlı antrenmanın 500 metrelik kayıkta tekniklerin başlangıç ve bitiş kinematik özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Çalışma, 500 kayığının başlangıcı ve bitişi arasındaki (kürek döngü süresi, giriş noktası, omuz açısı derecesi, kürek çıkış noktası, gövdenin eğim açısı ve tamamen gömülü kürek açısı gibi) teknik açıların derecesini belirlemeyi amaçlamaktadır. Antrenman programının oyuncuların teknik performansına etkisini belirlemek için ön ve son test yaparak ve iki test arasındaki dönemde eş zamanlı antrenman programını uygulayarak sonuca gidilecektir. Çalışmaya 180.0 ± 5.25 vücut boyuna ve 83.1 ± 3.37 ağırlığa sahip 18-24 yaşlarında altı erkek kürekçiler dahil edildi. Çalışmaya gönüllü olarak dahil edilen katılımcılar, test protokolleri ve koşulları hakkında önceden bilgilendirildi. Denek 1 ve Denek 2 grupları rastgele seçildi. Kürekçiler 3 kişilik denek 1 ve 3 kişilik denek 2 olmak üzere iki ayrı gruba ayrıldı. Birinci grup (deney grubu) (3) oyuncuyu temsil eder ve araştırmacı tarafından hazırlanan programı kullanır, ikinci grup (kontrol grubu) (3) milli gençlik takımının antrenörün tarafından geliştirilen müfredata bağlıdır. Çalışmada veri toplama, kürek döngü süresi, giriş noktası (yakalama), kürek kemiği açısı derecesi, kürek çıkış noktası, gövde eğim açısı ve tam gömülü kanat açısı gibi performans testleri kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 24 yazılım programı kullanılmıştır. Çalışmaya dahil edilen tekniklerin başında ve sonunda açısal derece farklılıklarını elde etmek için Paired-Sample T-test analizi kullanılmıştır. Aynı tekniğin başlangıç ile bitiş arasındaki açısal farklarda, kürek döngü süresi (p=0.00), ve omuz açısında (0.02) istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Kürek döngü süresi başlangıçta daha düşükken bu sürenin bitişte artığı görünmektedir. Omuz kısmında ise istatistiksel olarak anlamlı bulunan farklar tekniğin başlangıcında daha küçük bir açı tespit edilmişken bu açısal derecenin tekniğin bitişinde arttığı tespit edilmiştir. Kürek giriş açısı (p=0.49) ve kürek çıkış açısı (p=0.45) değerlerinde, başlangıç ile bitiş testler arasında açısal derecelerin değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamışken ortalama değerleri incelendiğinde kürek giriş açısı ve kürek çıkış açısında başlangıçta kaydedilen açılara göre bitişteki açıların dereceleri düştüğü tespit edilmiştir. Gövdenin eğim açısı (p=0.93) ve gömülü kürek açısı (p=0.71) değerlerinde, başlanıç ile bitiş testler arasında açısal derecelerin değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamışken, ortalama değerleri incelendiğinde gövdenin eğim açısı ve gömülü kürek açısında, başlangıçta kaydedilen açılara göre bitişteki açıların dereceleri arttığı tespit edilmiştir. Eşzamanlı antrenman programının kullanılması, performans süresini, hızlı testleri (500 metre) ve dayanıklılığı artırarak biyokimyasal değişkenleri etkileyen fiziksel ve beceri yeteneklerinde bir iyileşmeye yol açmıştır. Model solunum mekanizmasına göre eş zamanlı antrenman ve ergometre kullanma imkanı, egzersizler dahilinde artan stres ve antrenman hacimlerine rağmen yorgunluk belirtilerini ve ekonomik çabayı azaltarak gövde köşeleri, diz ve kaslar için iyileştirilmiş sonuçlar sağlamıştır.