
522
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
7. sınıf görsel sanatlar dersinin perspektif konusunun çok alanlı görsel sanatlar eğitimi yöntemine göre işlenmesinin öğrenci başarısına etkisi
Araştırmanın genel amacı, 7. sınıf görsel sanatlar dersinin perspektif konusunun çok alanlı görsel sanatlar eğitimi yöntemine göre işlenmesinin öğrenci başarısına etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada deneysel desenlerden öntest-sontest kontrol gruplu model ile nitel araştırma modellinin amaçlı örneklem yöntemlerinden aşırı ve aykırı durum örneklemesi kullanılmaktadır. Araştırma, 2017-2018 öğretim yılı Diyarbakır ili Ergani ilçesinde bulunan ortaokulda öğrenim gören toplam 60 öğrenci üzerinde, bir haftası hazırlık olmak üzere toplam altı hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, çok alanlı görsel sanatlar eğitim yöntemine göre hazırlanmış ders planı deney grubuna; geleneksel yöntemlere (anlatım ve soru-cevap) göre hazırlanmış ders planı ise kontrol grubuna uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak akademik başarı testinin geliştirilmesi, veri kaynağı olarak video, görüşme, nitel veri toplama araçları ve gözlem formu kullanılmıştır. Araştırmada, nicel ve nitel verilerin analizi olmak üzere iki şekilde veriler çözümlenmiştir. Araştırmanın nitel ve nicel sonuçlarına bakıldığında, Çok alanlı görsel sanatlar eğitimi yöntemi uygulanan deney grubuna ait akademik başarı öntest-sontest puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak da anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t-testi analizi sonucunda öntest-sontest puanları arasında sontest lehine anlamlı bir fark saptanmıştır. Geleneksel öğretim yöntemi kullanılan kontrol grubuna ait akademik başarı testi öntest-sontest puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak da anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t-testi analizi sonucunda öntest-sontest puanları arasında sontest lehine anlamlı bir fark saptanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına ait akademik başarı sontest puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak da anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t-testi analizi sonucunda sontest puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir fark saptanmıştır. Deney grubunda bütün sınıfı gözlemlemek zor olacağından dolayı, aşırı veya aykırı durum örneklemesinden seçkisiz örnekleme yöntemiyle sınıfı temsil eden üç öğrenciye sanat eleştiri formu uygulanmıştır. Bu uygulamadan elde edilen sonuçlar öğrencilerin sanatın ilke ve elemanlarını öğrendiklerini göstermiştir. Öğrencilerin inceledikleri sanat eserinin neden güzel olduğunu ve hangi sanat kuramına girdiklerini anlaşıldığı saptanmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin eleştirel yeteneklerinin geliştiği söylenebilir. Bu durumda Çok Alanlı Görsel Sanatlar Eğitimi Yöntemi (ÇAGSEY) ile yapılan etkinlikler, öğrenciler üzerinde olumlu bir etki bırakmıştır. Seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen üç öğrenciye ünite sonunda öğrendikleri sanat bilgilerini ölçmek amacıyla, ölçütlere dayalı değerlendirme formu uygulanmıştır. Bu formda; öğrencilerin sanatsal algı ve tepkilerinin olumlu düzeyde olduğu, sanat eleştirisi ve estetik yargı deneyimi kazanmış oldukları, eleştirel yargı seviyelerinin geliştiği ve sanat eserlerinin tekniğini, kimler tarafından yapıldığını anlamış oldukları görülmektedir. Tüm bu olumlu sonuçlar doğrultusunda, derslerde uygulanan çok alanlı görsel sanatlar eğitimi yönteminin öğrencileri motive ederek, dersin amacına uygun gerekli bilişsel, duyuşsal ve devinişsel davranışları geliştirmeye yönelik yaklaşımlarıyla öğrenme-öğretme sürecini hızlandırması ve amacına uygun, nitelikli kılması bu yöntemin önemini ve gerekliliğini ortaya koymuştur. ÇAGSEY ile gerekli ilgi, motivasyon ve bilgiyi alan deney grubu öğrencilerinden seçkisiz yöntemle seçilen üç öğrenci etkinlikler hakkında yeni bilgiler öğrenmiş; bu bilgileri ders dışında, sanatın farklı alanlarında kullanabileceklerinin farkına varmışlardır. Eğitim-öğretimi yeterli bulduklarını, dersleri zevkli işlediklerini, katılımlarının üst düzeye ulaştığını ve derse devam etmek istediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler bu yöntemin geleneksel yöntemden üstün olduğunu, sanat eleştirisi için yeterli bilgiye sahip olduklarını, sanat eserlerine farklı bakış açıları kazandıklarını ifade etmişlerdir. Seçilen üç öğrenciden biri resim dersinin gerekli olduğunu dile getirmiş; ikisi ise; sanat eğitimi almak istediklerini belirtmiştir. Öğrenciler ayrıca yapılan uygulamaları önemsediklerini ve yöntem hakkında olumlu görüşlerinin olduğunu belirtmişlerdir. ÇAGSEY ile öğretilen perspektif konusu öğrencilerde sanata, sanat eserine, sanatçıya karşı olumlu bakış açıları geliştirmiş; öğrencilerin kendilerine olan güvenlerini arttırmış; kendi sanatsal çalışmalarına karşı eleştirel gözle bakabilme becerisini kazandırmıştır. Bu nedenlerden ötürü; sanat eleştirisi, estetik, sanat tarihi ve uygulama gibi disiplinleri birleştiren ÇAGSEY'in görsel sanatlar eğitiminde kullanılmasının önemli ve gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Ortaokullarda çok alanlı görsel sanatlar eğitimi yönteminin daha etkili işlenmesi amacıyla, görsel sanatlar dersinin iki saatinin ard arda olması ve her okulda görsel sanatlar atölyesi yapılmasına dair öneriler getirilmiştir. Ayrıca çok alanlı görsel sanatlar eğitim yöntemiyle ilgili araştırmacılara yönelik önerilerde de bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Görsel Sanatlar Eğitimi, Perspektif, Çok Alanlı Görsel Sanatlar Eğitimi Yöntemi, Öğrenci Başarısı
İki boyutlu tasarımların öğretilmesinde atık malzeme kullanmanın öğrencilerin sanatsal gelişimlerine katkılarının değerlendirilmesi
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda okutulan Görsel Sanatlar dersinde beklenen amaçların gerçekleştirilebilmesi için geleneksel öğretim yöntemlerinin dışında araştırmaya dayalı ve yeni öğretim metotlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bilindiği gibi bu dersin öğretim programında öğretilmesi planlanan öğrenme alanları arasında iki boyutlu sanatsal biçimlendirme çalışmalarının yanında üç boyutlu sanatsal biçimlendirme çalışmalarına da yer verilmektedir. Son yıllarda atık malzemelerin geri dönüşümüne yönelik birçok proje geliştirilmektedir. Geri dönüşüm işlemleri bağlamında kimi sanatçılar tarafından sanatsal formlara dönüştürülen atık malzemeler kullanılarak yapılan tasarımlar ile hem sanat alanında yenilikler yaratılmakta hem de atık malzemelerle topluma tüketim çılgınlığının sonuçları ve atıkların doğaya verdiği zararın boyutları vurgulanmaya çalışılmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı; Ortaokul 7. sınıf düzeyinde verilen Görsel Sanatlar dersinde atık malzemeler kullanılarak yapılacak tasarımların öğrencilerin sanatsal gelişimlerine ve çalışmalarının niteliğine ne tür katkı sağladığını belirlemek, dersteki başarı ile derse karşı tutumlarına etkisini ölçmektir. Araştırma deneysel desenlerden öntest-sontest kontrol gruplu desen modeliyle yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa ili, örneklemini Hacı Abdurrahman Özdemir Ortaokulu'nda öğrenim gören toplam 54 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılı, bahar döneminde yürütülmüştür. Çalışma için hazırlanan veri toplama araçları; derse yönelik başarı ve tutumu ölçmek için öntest-sontest, atık malzemelerin kullanımına yönelik öğrenci görüşleri ve gözlem formlarıdır. Çalışmalarında atık malzemeleri kullanan deney grubu ile geleneksel yöntemleri kullanan kontrol grubu öğrencilerinin derse karşı tutumlarını ölçmek amacıyla uygulanan sontest puan ortalamaları arasındaki farkın deney grubu lehine anlamlı olduğu saptanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına uygulanan başarı değerlendirme ölçekleri incelendiğinde deney grubunun başarı ortalaması kontrol grubunun ortalamasına oranla yüksek olduğu gözlenmiştir. Özellikle çalışmayı belirlenen sürede tamamlama, uygulamada isteklilik alt başlıklarına dair değerler kontrol grubunun sonuçlarına göre oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, uygun ortam ve malzeme sağlanması, görsel sanatlar öğretmenlerine de yeterli eğitimler verilmesi halinde atık malzemeler kullanarak iki boyutlu tasarımların öğrencilere öğretilmesiyle sanatsal gelişimlerine katkıda bulunulacağı anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Sanat Eğitimi, Atık Nesne, Kolaj, Dekolaj
Telkâri sanatı alanında öğrenci yeterliklerinin öğrenci görüşlerine göre temel tasarım ilke ve öğeleri açısından değerlendirilmesi
Araştırmanın genel amacı, telkâri sanatı alanında öğrenci yeterliklerinin inovatif tasarımlar ile temel tasarım ilke ve öğeleri açısından değerlendirilmesidir. Araştırmada nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin, örneklemini ise Mardin ili Midyat ilçesinde bulunan Artuklu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulunda öğrenim gören toplam 33 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma iki aşamalı olup 8 haftaya yayılmıştır. Araştırmanın ilk dört haftasında teorik dersler işlenmiştir. Teorik ders aşamasında öğrencilere temel tasarım ilke ve öğeleri konuları anlatılmış, bu konular çerçevesinde çizimlerin nasıl değerlendirileceği aktarılmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması olan dört haftalık dönemde şu uygulamalar yapılmıştır. Uygulamalar her bir haftada; görüşme, gözlem, uygulama ve değerlendirmeden ibarettir. Araştırmada, nitel araştırma modeline göre hazırlanmış görüşme formu, gözlem formu ve kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri değerlendirildiğinde; Araştırmaya katılan öğrencilerin telkâri eğitiminin yaratıcılıklarını geliştirdiğini ve yaratıcılıklarının üzerinde etkili olduğunu vurgulamışlardır. Ayrıca bireyler telkâri eğitiminin gümüşe şekil verme süreci olduğu, üç boyutlu çalışmalar yapıldığı, zevk alındığı, eğlenceli olduğu, el becerisini geliştirdiği, mutlu olmalarını sağladığı, sabırlı olmayı öğrettiği, kişisel doyuma ulaştırdığını belirtmişlerdir. Öğrenciler telkâri sanatı uygulamalarının iyi vakit geçirmelerini sağladığı ve telkâri eğitimine yönelik öz yeterliklerini geliştirdiğini belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler tarafından telkâri çalışmalarının aşamalarını bilmelerini sağladığı, el becerilerini geliştirdiği, huzur ve mutluluk verdiği, derse yönelik olumlu tutum geliştirdiği, üç boyutlu çalışmaların nasıl yapıldığını öğrettiği ve yaratıcılıklarını geliştirdiği belirtilmiştir. Sonuç olarak; bireylerin eğitimi üzerinde ailenin olumlu ya da olumsuz tutumunun etkili olduğu ve bu tutumun bireyin telkâri sanatına bakışını etkilediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu tutumların telkâri sanatı alanında öğrenci yeterliliklerini bu anlamda etkilemiş olduğu söylenebilir. İnovatif tasarımlar üzerinde bireyin yaşı ve ailenin ekonomik düzeyi konusunda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin demografik özellikleri tasarım sürecini etkilemediği anlaşılmıştır. Araştırmaya bakıldığında toplumsal beklentilerinde birey üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan öğrencilerin görüşme formlarına verdikleri cevaplar değerlendirildiğinde, telkâri çalışmalarından mutluluk duyduğu, bu çalışmaların onları iyi hissettirdiği ve onlara sabırlı olmayı öğrettiği ve estetik haz aldıkları sonucuna varmak mümkündür. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak; inovatif tasarım konularını içeren ders saatlerinin artırılması, bu dersin lisans düzeyinde verilmesi, uygun fiziki şartları içeren atölyelerin oluşturulması ve bu sanatın tanıtılması amacıyla sanatsal ve bilimsel tanıtım faaliyetlerinde bulunulmasında yarar olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Telkâri, Gümüş işlemeciliği, İnovatif Motifler, Temel Tasarım.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinde insan figürü çizimi eğitiminin akıllı tahta destekli eğitim ile uygulanmasının başarı ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırma öğrencilerin insan figürü çizimlerini, akıllı tahta destekli sanat eğitimi ile ne kadar geliştirebileceklerini, eğitimin başarı ve kalıcılığa etkisini belirleme amacı taşımaktadır. Araştırmada kontrol gruplu öntest-sontest-kalıcılık testi deseni uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2017-2018 eğitim-öğretim yılında, Diyarbakır ili, Merkez Sur ilçesine bağlı Alipaşa Ortaokulu 7.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. 1 Kontrol ve 2 Deney grubu olmak üzere Random olarak 3 grup seçilmiştir. Araştırma 8 hafta sürmüştür. Kontrol grubunda MEB'in desteklediği öğretmen odaklı anlatım yöntemi, Deney-1 grubunda akıllı tahta destekli eğitim, Deney-2 grubunda ise; hem akıllı tahta destekli eğitim hem de demonstrasyon yöntemi uygulanmıştır. Dersler her üç grupta da araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Koppitz tarafından geliştirilen "İnsan Figürü Çizimi Değerlendirme Kriterleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerini test etmek amacıyla; öntest, sontest ve kalıcılık testi öğrenci çalışmalarına uygulanmıştır. Denel işlem öncesinde grupların insan figürü çizim becerileri yönünden denk olup olmadıklarını saptamak amacıyla elde edilen öntest puanlarının üzerinden tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Grupların öntest puanları arasında anlamlı fark olmadığı, grupların başarı açısından denk olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde ise Konrol, Deney-1 ve Deney-2 grupların öntest – sontest puanları arasındaki farkın karşılaştırılmasında ilişkili örneklem t-testi kullanılmıştır. Uygulamanın etki değerlerine bakıldığında öntest ile sontest puanları arasındaki en büyük anlamlı farkın 8.12 ile Deney-1 grubunda olduğu, bunu 6.25 ile Deney-2 grubunun izlediği belirlenmiş ve Kontrol grubunun 4.51 ile son sırada yer aldığı görülmüştür. Bununla birlikte, Eta Kare değerlerinin tüm gruplarda .14'ün üzerinde olması, her üç yöntemin de öğrencilerin insan figürü çizim becerilerini geliştirmede büyük bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Grupların sontest puanlarının karşılaştırılmasında ise Tek Yönlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Uygulama sonucunda; Kontrol grubu ile Deney-1 grubu arasında Deney-1 grubunun lehine anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Kontrol ve Deney-2 grubu ile Deney-1 ile Deney-2 grupları arasındaki farklılıklar ise istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır. Bu sonuca dayanarak akıllı tahta ile öğretimin, MEB'in desteklediği öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu söylenebilir. Denel işlem sonrasında Kontrol, Deney-1 ile Deney-2 gruplarının kalıcılık testi puanları karşılaştırılmış ve anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu sonuca göre, Kontrol, Deney-1 ile Deney-2 gruplarının insan figürü çizimi konusunda öğrenilenlerin kalıcılığı açısından benzer bir etkiye sahip oldukları ifade edilebilir. Yapılan değerlendirmelerin sonucunda insan figürü çizimi öğretiminde akıllı tahta destekli öğretimin, MEB'in desteklediği öğretim yöntemine ve hem akıllı tahta destekli öğretim hem de demonstrasyon yöntemine göre daha etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanat Eğitimi, Figür, İnsan Figürü Çizimi, Çocuğun Sanatsal Gelişimi, Akıllı Tahta, Bilgisayar Destekli Eğitim
Bilim ve sanat merkezi öğrencilerinin ortaokul 5-8. sınıf görsel sanatlar dersine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
İnsanlığın yaşam serüveninin başladığı ilkel çağlardan, teknolojinin merkeze alındığı günümüze kadar resim sanatı bir ifade aracı olarak kullanılmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılayarak yaşam kalitelerini yükseltmeyi amaçlayan bilim ve teknolojinin baş döndüren hızına yetişmeye çalışan dijital yerliler olarak nitelendirilen küreselleşen dünya insanı, estetik ihtiyacını sanat ile karşılamaktadır. Bilgi çağının sermayesi olan özel yetenekli bireyler toplumda lokomotif görevi görmektedirler. Bu bireylerin beyin gücünden yararlanma bilincinde olan ülkeler, özel yeteneklilerin eğitimine büyük önem vermektedirler. Türkiye bu bilinçle geleceğin bilim insanlarını ve sanatçılarını küçük yaşlarda tanılayıp onların zekâ seviyelerine uygun eğitimi sunma amacıyla Bilim ve Sanat Merkezlerini faaliyete geçirmiştir. Özel yetenekli genç popülasyon geleceğe yatırım niteliğindedir. Özel yetenekli genç kuşağı doğru ivme, içsel motivasyon ve estetik duyarlılık gibi olguların merkezinde eğitmek başarı ile sonuçlanacaktır. Araştırmanın amacı, özel yetenekli olarak nitelendirilen BİLSEM öğrencilerinin görsel sanatlar dersi hakkındaki görüşlerini belirleyerek akademik başarı ve sanatsal üretimin orantısını tespit etmek ve görsel sanatlar dersinin önemine vurgu yapmaktır. Araştırmada nicel araştırma türlerinden tarama araştırması yapılmıştır. Diyarbakır BİLSEM'e devam eden 11-13 yaş seviyesi 74 öğrenciye, araştırmacı tarafından geliştirilen Görsel Sanatlar Anketi uygulanmıştır. Verilerin SPSS 22.0 programı ile frekans ve yüzde analizi yapılmıştır. Görsel Sanatlar Anketinin güvenirlik katsayısı (Cronbach's Alpha) 0,85 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin 25'i kız, 49'u erkektir. Öğrencilerin 60'ı genel yetenek alanında, 14'ü özel yetenek (görsel sanatlar-müzik) alanında kayıtlıdır. Araştırma sonuçlarına göre; görsel sanatlar dersi öğretim programının özellikle kültürel miras öğrenme alanının uygulanmasında aksaklıklar bulunmaktadır; müze gezileri düzenlenmemektedir; görsel sanatlar dersinde akıllı tahta kullanım oranı düşüktür ve görsel sanatlar ders süresi yetersizdir. Ayrıca görsel sanatlar dersinin atölyelerde işlendiği ve derste teknolojiden yararlanıldığı, görsel sanatlar öğretmenlerinin öğrencileri resim yapmaya motive ettikleri ve derste demokratik davrandıkları sonuçlarına ulaşılmıştır.
Diyarbakır ilindeki resmi kurum ve kuruluşların sanatsal etkinlikleriyle görsel sanatlar eğitimine katkılarının incelenmesi
Araştırmanın amacı Diyarbakır ilindeki resmi kurum ve kuruluşların yaptıkları görsel sanatlar etkinlikleriyle, görsel sanatlar eğitimine katkılarını incelemektir. Bu kurumların yaygın eğitim kapsamında sunduğu görsel sanatlar eğitimleri ve düzenledikleri sanatsal etkinliklerin neler olduğu, yaklaşımları, donanımları ve sorunlarının neler olduğu genel hatlarıyla saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma modelini nitel araştırma modellerinden çoklu durum çalışması yöntemi oluşturmaktadır. Görüşme, gözlem ve doküman incelemesi yoluyla veriler toplanmıştır. Araştırma Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir Belediyesi, Sur Belediyesi, Kayapınar Belediyesi, Dicle Üniversitesi ve Diyarbakır Kültür ve Turizm Müdürlüğünü kapsamaktadır. Görüşmeler kurumlardaki ilgili kişilerle yapılarak betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Eğitimlerin verildiği atölyelerde gözlem sonuçları yüzde olarak ve varsa derslikler ile sergi alanlarındaki gözlem sonuçları ise genel olarak değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Doküman incelemeleri ile yapılan etkinlikler incelenmiş ve sonuçlar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kurumların görsel sanatlar eğitimlerine bünyelerinde yer verdikleri, destekledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kurumların eğitimleri planlarken talep olmasına, kurumun alt yapı ve eğitmen yeterliliklerine göre karar verdikleri anlaşılmaktadır. Altyapı eksikleri olduğu, eğitimcilerin yaygın eğitimin özgün yaklaşımları konusunda sıkıntı yaşadıkları, etkinliklerin çeşitliliğinin olmadığı, kurumlar arası işbirliğine gerekmedikçe açık olunmadığı, bunların yanında kurumların eksikleri giderme yönünde destekleyici oldukları, sanat eğitiminin faydalarının farkında oldukları ve yaptıkları etkinliklerle sanat eğitimine katkılarının olduğu anlaşılmıştır.
Diyarbakır surlarındaki figüratif öğelerin plastik analizi
Sanatın insanlık tarihiyle eş zamanlı başlaması, gelişmesinin de insan ürünü uygarlıkla eş zamanlı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Tarihin tüm kesitlerindeki bu beraberlik ise günümüze kadar süregelmiştir. Diyarbakır Surlarındaki görseller, bazen geometrik ve sembolik bazen de figüratif hayvan ve bitki motifleriyle onlarca medeniyetten izler taşımaktadır. Sanatsal anlam yüklenmeye de müsait plastik değerdeki bu ögelerin, sanatsal analizlerinin yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Diyarbakır Surlarında bulunan figürlerin plastik analizinin sanat eseri eleştirisiyle incelendiği bu çalışmada, figürler yerlerinde fotoğraflanıp yorumlanırken ilgili kaynaklardaki görüşlerden de yararlanılmıştır. Araştırmada amaç, önem ve yönteme ilişkin bilgiler verilmiş, Diyarbakır kentinin ve surlarının tarihçesi ile araştırıcı sanat eseri eleştirisi yaklaşımına dair teorik düzlemde incelenen verilerden kuramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Çalışılan araştırma problemi ile ilgili yazılı kaynaklardan yararlanılmış ve surlardaki görsel materyaller de araştırmaya katılarak üzerinde analizler yapılmıştır. Araştırmada, Diyarbakır surları üzerindeki figüratif öğelerin estetik bakımdan incelenmesi temel amaç olarak ele alınmıştır. Anılan figüratif ögeler sanatsal bir bakışla nasıl eleştirilebileceği ile yapılacak plastik analizlerle sanatsal değerine nasıl dikkat çekileceğine dair cevap aranmış ve örnek analizler yapılmıştır. Böylece bu çalışma ile öğrencilerden yetişkin bireylere kadar tüm sanat tüketicilerinin anılan eserleri rahatlıkla algılayabileceği, ileride yapacakları müze ve ören yerleri ziyaretlerinde gördükleri eserler üzerinde doğru analizler yapabileceği bir alt yapıya erişecekleri hedeflenmiştir. Sonuçta, Diyarbakır Surlarındaki figüratif eserlerin taşa detaylı olarak işlenmiş olduğu, anlamlı mesajları içerdiği ve sanatsal haz uyandıran nitelikte eserler olduğu anlaşılmıştır. Yapılan araştırmanın bağlam içinde sanat eser eleştirisi yöntemiyle de sanat eserlerine sanat tüketicisi diye nitelen bireylerin görsel algılarına katkıda bulunulmuştur.
Teknolojinin resim sanatına getirdiği yenilikler bağlamında dijital resim
Teknolojinin Resim Sanatına Getirdiği Yenilikler Bağlamında Dijital Resim İnsanlık tarihiyle yaşıt olan resim sanatı, dünden bugüne gelişen teknolojiden sürekli etkilendiği bir süreç yaşamaktadır. İnsanoğlu doğayı anlama çabasıyla eş zamanlı olarak kendini ifade etmenin iki boyutlu bir türüyle çizgi, şekil ve nihayetinde resmi kullanmıştır. Bu nedenle uygarlıklar ile sanatın gelişmesi sürekli bir etkileşim içinde olduğu görülmektedir. Sanat her dönemde çağ ile sürekli bir ilişki içerisine girmiştir. Günümüzde de sanat-teknoloji birlikteliğinin en yüksek düzeyde devam ettiği görülmektedir. Bu olgu sayesinde 21. yüzyıldaki sanatın teknolojiyle buluşması, farklı biçimlerde de olsa sanatın birçok disiplinlerinde önemli izler bırakmıştır. Bu bağlamda kullanılan malzeme çeşitliliği ve tekniklerin farklılaşmasıyla sanatsal ürünler değişmiş ve sanatta yeni kimlik arayışları başlamıştır. Bilişim teknolojilerine eş zamanlı olarak internet altyapısının da baş döndürücü gelişimi, yeni sanat dallarını ortaya çıkartmış ve sanatçılar özgünlüklerini bu yolla ifade etmeye başlamışlardır. Bu araştırmanın amacı, günümüz teknolojisinin plastik sanatlar bağlamında sanat eğitimine, dijital sanata ve resim becerilerine olan katkısını incelemek, geleneksel ve dijital yolla elde edilen ürünler üzerinde değerlendirmeler yapmaya çalışmaktır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada döküman inceleme yöntemi kullanılmış ve çalışılan araştırma problemine ilişkin yazılı ve görsel materyaller incelenmiştir. Sözü edilen değişimler sonucu oluşan yeni dijital sanat akımlarının ürünleri bu araştırmanın veri kaynağı olarak kullanılmış ve üzerinde eser analizleri yapılmıştır. Ayrıca araştırma probleminin anlaşılır hale gelmesi için araştırmanın bulgular bölümünde Adobe Photoshop, Corel Painter ve Autodesk SketchBook programlarıyla örnek sanatsal uygulamalar üretilmiştir. Sonuç olarak, anılan programlarla resim oluşturma aşamaları uygulamalar desteğiyle incelenmiş ve gerekli donanımlar ve yazılımlar hakkında bilgiler verilmiştir. Böylece dünyadan ve Türkiye'den örnek çalışmaların analizleriyle yeni neslin, resim sanatındaki ve sanat eğitimindeki değişim ve gelişime uyum sağlamalarına katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
1980 sonrası Türk resminde konu ve sembol
Bu çalışmada 1980 sonrasından günümüze kadar olan süreçte Türk resim sanatında konu seçimi ve sembol kullanımı sanat yapıtları ve sanatçılar üzerinden incelenmiştir. Tarihsel süreç göz önünde tutularak yapılan bu incelemede öncelikle Türk resim sanatının kökeninde ele alınan konular ve kullanılan semboller, ardından dünyada eş zamanlı gelişmeler ve bu gelişmelerin 1980 sonrası Türk resmine yansımaları incelenmiştir.1980'li yıllar Türk toplumunun, yeni kültürel kimlik oluşturma sürecinin en yoğun yaşandığı dönem olarak nitelendirilebilir. 20. Yüzyıl'ın sonunda politik ve ideolojik yöntemlerin başarısızlığa uğradığı ve bu yolla yeni arayışlara gidildiği bir dönemdir.Bu dönemde düşünsel ve sanatsal alanda tartışılan postmodernizmin Türk resmini konu ve sembol açısından yeni bir döneme taşımaktadır. Bu anlamda 1980'lerin sonundan itibaren daha yoğun bir şekilde kişisel yaşam öykülerinden, fantezilere, güç, cinsiyet ve kimlik sorunlarına kadar birçok konu, geçmiş ile ilinti kuran fakat günümüz dünyasında anlamını değiştiren farklı semboller ile kullanılmaktadır.Ayrıca geçmişten günümüze değin; sanat tarihçileri, sanat eleştirmenleri, filozoflar ve sanatçılar tarafından en çok sorgulanan kavramlar içinde yer alan ?konu? ve ?sembol? kavramları kuramsal çerçeve içinde ele alınmıştır. Bu bilgilere dayanarak; çalışma kapsamında benzeşik öğretim yöntemiyle seçilmiş resimler konu ve sembol açısından çözümlenmiştir.
20. yy. resim sanatında portrenin yeri
20. Yüzyıl sanat akımlarında portrenin ne derece yer tuttuğunun araştırıldığı bu çalışmayla, portre ve otoportrenin geçmişten günümüze katettiği gelişim gözler önüne serilmek istenmiştir. Resim sanatında portrenin ele alınış biçimleriyle, 20. Yüzyıl sanatına neler kazandırdığının araştırıldığı bu çalışmada; portrenin, dönemin sanat akımları içerisinde geçirdiği evreler üzerinde durulmuştur.Çalışmada öncelikle, fayyum portrelerinden 20. Yüzyıla kadar ki süreçte, portrenin sanatsal gelişiminin nasıl olduğu sanatçılar ve yapıtlarıyla desteklenerek verilmeye çalışılmıştır. İnsan yüzünün ele alınış hikayesinde, verilmeye çalışılan yüz ifadeleri; değişimlerin yaşandığı tarihsel dönemlere göre ele alınmıştır. 20. Yüzyılın kültürel ve sosyo-ekonomik yapısının da dikkate alındığı bu çalışmada portrenin katettiği yol vurgulanmaya çalışılmıştır.20. Yüzyılda oluşan sanat akımları ve üslupları doğrultusunda, portrenin işlevsel özellikleri ele alınmıştır. Portrenin tarihsel gelişimi göz önünde bulundurulduğunda, 20. yüzyıl portrelerinin resim sanatına getirdiği yeniliklere bağlı olarak oluşan özellikler araştırılmıştır. Biçimsel ifadelerin ve plastik öğelerin, portre çalışmalarında ne şekilde ele alındığı ve portredeki uygulama esasları üzerinde durulmuştur. Buna bağlı olarak, portrelerdeki bu özelliklerin ve biçimsel ifadelerin; sanat akımları arasında nasıl kullanıldığının, birbirlerine örnek teşkil edip etmediğinin kıyaslaması yapılmıştır.Fovizmden, hiperrealizme kadar gelişen sanat akımları üzerinde durulduğunda, bu sanat akımlarının oluşumunda portrelerin ne derecede etkili olduğu incelenmiştir. Akımların temellerini oluşturan etmenler dikkate alındığında, akım ve üslupların doğmasında portre çalışmalarının katkılarının ne olduğuna değinilmiştir. Akımlar tek tek ele alındığında, sanatçıların çalışmalarında portreye verdikleri önem irdelenmeye çalışılmıştır. Sanat anlayışını portre üzerine kuran akım ve üsluplardaki sanatçıların kullandıkları tekniklere yer verilmiştir.Gerek sanatçıları, gerek akımları, gerekse portreleriyle değişimin yaşandığı dönem olan 20. yüzyılda; görsel ve düşünsel açıdan, akım ve ekollerde portre çalışmalarıyla öne çıkan sanatçılar ve yapıtları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, portre eserler veren sanatçıların resim sanatına getirdiği yenilikler ve bu yeniliklerin çağdaş dünya sanatındaki yeri üzerinde durulmuştur. Farklı akım ve sanatçılar çerçevesinde, değişik anlayışlarla ele alınan portrelerin açıklayıcı bilgileri, resimleriyle birlikte verilmiştir.Bu yüzyılda yapılan portrelerde, gerçeklik sorununun ele alınış biçimleri araştırılarak; bunun çalışmalara nasıl yansıtıldığı üzerinde de durulmuştur. Gerçeklik anlayışlarının portrelerin gelişim ve değişimlerindeki etkisi vurgulanmaya çalışılmıştır. Son olarak 20. Yüzyıl portrelerinin, resim sanatına katkılarının ne şekilde olduğuna dair araştırmalara yer verilmiştir. Yapılan bu çalışmada, tüm araştırmalar kronolojik olarak verilmiş; sanatçıların ele alındığı bölümler portre görselleri ile desteklenmiştir.
Fikret Mualla Saygı örneğinde sanatçı yaşantısının sanat yapıtıyla ilişkisi
Araştırmada sanatçı yaşantısının sanat yapıtıyla ilişkisi Fikret Mualla Saygı örneği üzerinden incelenmiş, sanatçının yaşadığı dönemdeki toplumsal olayların, sanatsal ve kültürel değişimlerin, özel hayatındaki gelgitlerin ve ruhsal durumunun yaratma sürecini nasıl yönlendirdiği ve ne tür sorgulamalara sevk ettiğinin anlaşılması amaçlanmıştır.Buradan hareketle, Fikret Mualla Saygı'nın yaşadığı dönemde Türkiye'de ve Paris'teki sanatsal çerçeve incelenmiş, sanatçının yaşamı ve kişiliğini etkileyen olaylar üzerinde durularak resimleriyle bağlantısı araştırılmıştır.Araştırma, sanat eserine bakarken, sanatçının yaratma kaygısındaki etken öğeleri fark etmemiz, ne tür yaşantıların sonucunda yapıtını oluşturduğunu anlamamız, sanatçının üretme sürecine dahil olup onun dünyasında anlamlı bir yolculuk yapabilmemiz açısından önemli olmaktadır.Araştırmadan elde edilen verilerin sadece sanat izleyicisi açısından değil, aynı zamanda sanatın içinde, ona, üreten olarak dahil olmuş kimseler için de yararlı olacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Sanatçı, Sanat Yapıtı, Sanatçı Yaşantısı, Fikret Mualla Saygı
Sanat eğitiminde bir estetik problem olarak kitsch ve sanat ayırımı
Bu çalışma, kitsch olgusunun, sanat eğitimindeki yerinin sanat, estetik ve eğitim üçgeninde incelenmesinden oluşmaktadır. Dolayısıyla Görsel Sanatlar Eğitimi'nin temel disiplinlerinden biri olan estetik kavramı ışığında kitsch beğeni yargısını temel problem olarak niteleyip, sanat algısındaki yanılgı ve kitle tüketim kültürünün bir ürünü olarak sanat uygulamalarındaki durumu irdelenmektedir.Yapılan araştırmada, Büyüköztürk'ün de belirttiği üzere; bir çeşit olgu, yöntem ve yönelim tanımlaması olması nedeniyle genel araştırma türlerinden ?Betimsel Araştırma? yöntemini kullanmıştır. ?Betimsel araştırma; var olan durumu tanımlamaktadır. En yaygın olan yöntemi tarama çalışmasıdır.? (Büyüköztürk, 2010: 21). Söz konusu sanat eğitimi ise, gerçek sanat yapıtları ile yapıtlaştırılmaya çalışılan kitsch objeler arasındaki farkın dikkatle vurgulanması gerekmektedir. ?İçinde bulunduğumuz endüstri çağındaki tüketim toplumunun karasız insanı, bu ortamın hazırladığı sayısız tehlikelerle karşı karşıyadır. Bu tehlikelerden en büyüğü olarak Almanların kitsch dedikleri değersiz ürünlere sahip olan bir zevk körlüğüdür.(?) Özellikle yeni çağın mantığına varmak için gerekli kültür düzeyi eksikliği kitsch'in kaynağı olmuştur. ?(Turani, 2003). Kültürlenmenin en önemli araçlarından biri olan eğitim kavramının genel tanımında geçen; ?Kalıcı ve izli davranış değişikliği meydana getirme? cümlesindeki süreklilik ihtiva eden `kalıcılık' koşulu ile kitsch kavramındaki, `geçicilik, hız ve tüketim' üçlemesi, kitsch objenin tıpkı geçek sanat yapıtıyla olduğu gibi, sanat eğitimiyle de tezat münasebet içermektedir. Fakat şunu da belirtmeliyiz ki, burada işaret edilen eğitim `gerçek sanat eğitimidir'. Sanat eğitiminin bugün geldiği noktada; gerek pratikte ve gerekse uygulamada, salt isim olarak varlığını korumanın ötesine gitmemekle birlikte temel amaçlarından sıyrılarak giderek sığlaşmaktadır.?Özellikle ilköğretimde sanat derslerinin salt el becerilerini hedef alan uygulamalarla sınırlandırılması veya aynı yöntem ve tekniklerin çocuğun gelişim düzeyi ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurulmaksızın her yıl tekrarlanması geleneksel eğitim anlayışından öte anlamsız bir etkinlik haline dönüştürülmekte ve bunun sonucu olarak da çocukların sanat derslerine karşı olan eğilimlerinin ve öğretmenlere karşı olumsuz tutumları gittikçe arttığı görülmektedir. Doğal olarak bu durumda da sanatın gerçek amacından uzaklaşmasına neden olmaktadır. Çünkü çağdaş sanat eğitiminin asıl amacı bireyin zihinsel, duyuşsal, kavramsal ve devinimsel gelişimine olanak sağlayan araştırıcı sorgulayıcı yeniye açık dinamik yaratıcı bir bakış açısına sahip olarak yetişmesini hedeflemektedir.?(Artut, 2002: 2).Sanat eğitimi müfredat olarak kitsch'lik içermemektedir, ancak uygulama yöntem ve yaklaşımları oldukça kitsch'tir. Sanat eğitimi için kitsch'likden kasıt, gerekli ilgiyi görememesi, dolayısıyla `boş zaman dersi' olarak kodlanıp özüne ve ereğine uygun işlenememesi ve esas amaçlarını gerçekleştirememesiyle ilintilidir.Anahtar Kelimeler: Kitsch, Sanat Eğitimi, Estetik, Popüler Kültür, Popüler Tüketim, Yaratıcılık, Haz, Yüksek Kültür- Alçak Kültür.
Kurumsal kimlik ve marka imajı oluşturmada IKEA örneği
Günümüzde birçok kuruluş, toplam kalite anlayışını benimsemiş ve kurumsal bir stratejiyle kurumsal kimliğini oluşturma çabası içine girmiştir. Bu proje ile kurumsal kimlik tasarımında markalaşma yolunda tasarım unsurları arasında eşgüdüm sağlama, kurum hakkında olumlu ve akılda kalıcı bir izlenim yaratabilmek için izlenilecek yollar anlatılmaktır. Bu yol ve yöntemler, kurumsal kimlik oluşturmada grafik tasarım ilke ve öğelerini kullanarak; görsellerin hazırlanması ve uygulanmasında başarılı örnekler veren, tasarımlarında sadelik ve işlevselliği temel alan IKEA örneği ile ortaya çıkmaktadır.IKEA örneğinden yola çıkılarak hazırlanan bu araştırmada, reklam sektörünün başlıca hedeflerinden biri olan kurumsal kimlik kavramından başlayarak, özellikle marka imajı yaratma sürecinde durulmuş ve bu sürecin kurumsal reklam çeşitleri ile desteklendiğinde hedef kitle üzerinde yarattığı etkiye değinilmiştir. IKEA yetkilileri ile ilişki kurularak gözlem ve incelemeler ile sürdürülen çalışmada şirketin kuruluşundan bugüne kadar yaratmış olduğu marka imajı, şirketin diğer konumlandırma stratejilerinin yanısıra, reklam kampanyaları için birlikte çalıştığı ajansların hazırlamış olduğu tasarımlar ile ilişkilendirilmiş, dolayısıyla tarihsel betimleme yöntemi kullanılarak örnek üzerinden kurumsal kimlik tasarımlarının marka imajı yaratma süreci ile bağlantısı değerlendirilip, nitel bir araştırma gerçekleşmiştir.Görsel iletişimde büyük payı olan kurumsal kimlik tasarımları topluma kolay ve etkili bir şekilde ulaşmaktadır. Bu nedenle bir eğitimci ve grafik tasarımcı olarak, yüksek lisans düzeyindeki öğrencilerin topluma karşı görev ve sorumlulukları artmaktadır. Bu araştırmanın; grafik tasarım öğrencilerini ve bu alanda çalışan tasarımcıları bilgilendireceği, ürün ya da hizmetlerin yanı sıra, bu ürün ya da hizmeti üreten kurumun da ulusal ve Uluslar arası düzeyde tanıtılmasına yardımcı olacağı ve bu yolla tüketiciyi eğiteceği düşünülmektedir.
Güzel sanatlar ve spor liselerindeki flüt eğitiminin öğrenci ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada, Ege ve Akdeniz Bölgeleri'nde bulunan Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri'nde öğrenim gören flüt öğrencilerinin ve bu kurumlarda görev yapmakta olan flüt öğretmenlerinin görüşleri alınarak flüt eğitiminin genel durumu betimlenmiş, elde edilen sonuçlar doğrultusunda flüt eğitiminin geliştirilmesine yönelik görüş ve öneriler ortaya konulmuştur.Araştırmada veriler, anket ve kaynak tarama yoluyla elde edilerek işlenmiş, betimsel istatistik yöntemler kullanılarak yorumlanmıştır.Araştırmada, öğrencilerin ve öğretmenlerin taşıdıkları belli özellikler, öğretmen ve öğrencilerin flüt eğitimine, flüt eğitiminde kullanılan metotlara, flüt eğitiminde karşılaşılan güçlüklere ilişkin görüşleri ve flüt eğitiminin geliştirilmesine yönelik önerileri ortaya konmuştur.
Metal gravürde soyut eğilimler-çizgi estetiği ve yeni arayışlar
Araştırmada gravür sanatının tarihinden yola çıkılarak günümüzde sanatçılar tarafından kullanılan yeni tekniklerden bahsedilmiştir. Gravür sanatında kullanılan soyut eğilimler ve çizgi estetiğine değinilmiştir.İnsanın yeni dünya değerine olan ilgi ve tutumunun değişmesi sanatçıları da etkilemiştir. Sanatçılar giderek eserlerinde soyut sanata yer vermişlerdir. Sanatçılar eserlerinde soyuta yönelmişlerdir.Metal levhalara uygulanan oyma yönteminde, deseni meydana çıkaran temel eleman çizgidir. Çizgi estetiği gravür tekniğinde önemli bir unsurdur. Çizgiyi ustaca kullanan birçok gravür sanatçısı vardır.Gravür sanatının sunduğu teknik farklılıklar sanatçıların resimsel anlatımında farklıklar yaratabilmelerini sağlamaktadır. Günümüz sanatçıları eski tekniklerden yararlanarak yeni gravür teknikleri geliştirmişlerdir. Asitle yapılan gravür kazıma tekniği değişik bir teknikle aynı resimsel etkiyi verecek şekilde farklı bir malzemeyi kullanarak elde edilmiştir. Yirminci yüzyıl sanatçısı düşünmeyi ve yaratıcılığı temel alan, yeni malzeme ve yeni teknikleri içinde barındıran devrimsel bir anlayışla eserlerini üretmiştir.
Grafik tasarım açısından fleksibl ambalaj baskılarında flekso baskı tekniğinin kullanımı
Günümüzde ambalaj, ürünlerin saklanması, taşınması ve korunmasının yanında üstlendiği görsel iletişim rolüyle tüketici ile üründen önce tanışan bir reklam ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ürün satışını arttırmak ve ürün hakkında iyimser düşüncelerin oluşmasını sağlamak için gerek duyulan görsel iletişim, hedef kitleyle etkileşim kurabilmesi açısından günümüz bilinçli tüketicisin dikkatlerini yönelttiği, önemsediği bir kavram olmuştur. Görsel iletişimin kurulmasını sağlayan unsurlar ürün ambalajı üzerinde yer alan grafik tasarım çalışmalarından oluşur. Ürünün tüketiciyle sağlıklı iletişime geçebilmesi için de grafik tasarımın ilke ve elemanlarının bilinip dikkatli bir şekilde uygulanması gerekir. Grafik tasarım, estetik ve uygulamalı bir etkinlik olarak başarılı olup olmamasıyla, ürünlerin tüketici tarafından seçilmesini etkilemektedir. Ambalaj sektöründe yaygın kullanımı olan fleksibl ambalaj ve bu ambalajların baskısına uyumlu olan flekso baskı tekniğinden yola çıkılarak hazırlanan bu araştırmada, literatür taraması yapılarak grafik tasarım ürünlerinin çoğaltılıp insanlara yayılmasını sağlayan ticari baskı teknikleri üzerinde durulmuş ve bu tekniklerin baskı yapabildiği ambalaj malzemeleri ifade edilmiştir. Ayrıca flekso baskı tekniğinin tarihsel gelişiminden başlayarak özellikleri üzerinde durulmuş ve flekso baskı tekniğinin fleksibl yüzeylere uygulanmasında grafik tasarımın etkinliği incelenmiştir. Flekso baskı tekniği ile basılan ambalaj örnekleri araştırmanın evreni kabul edilmiştir. Bu örnekler üzerinden flekso baskı tekniğinin, grafik tasarım ve grafik tasarımcıyla ilişkisi değerlendirilmiştir. Flekso baskı tekniğinde grafik tasarım, hedef kitle ve ürün arasında iletişimin doğru kurulabilmesi için üzerinde dikkatle durulması gereken bir süreçtir. Görsel iletişimle ilgili diğer alanlarda da grafik tasarımın önemini ifade etmek, etkisini betimlemek, grafik tasarım alanında eğitim alan kişilerin üstlenmesi gereken bir görevdir. Bu araştırmanın; grafik tasarım alanında eğitim alan ya da eğitimini tamamlamış ve ambalaj sektöründe çalışacak olan grafik tasarımcıları yönlendireceği, ambalaj sektöründe hizmet veren kuruluşları bilinçlendireceği düşünülmektedir.
Özgün baskı sanatında bir anlatım biçimi olarak portre
Sanatın ortaya çıkışından bu yana sanatçıların kendilerini ifade etmek içinkullandıkları en önemli anlatım biçimlerinden biri portre olmuştur.Portre, kullanılan teknik fark etmeksizin iki boyutlu bir zemin üzerine bireyintüm özelliklerini nesnelleştirip, bir boyutuyla da tarihsel bir yapı kazanmalarınısağlar. Portreyi diğer anlatım biçimlerinden ayıran en önemli özelliği ise portresiyapılan kişinin tüm duygularını tam olarak aktarmasıdır. Bu yönüyle kişinin saltnesnel bir tanımı yapılması dışında duygusal özelliklerinin yansıtılmasına da şansvermektedir.Sanat tarihinde detaylı bir inceleme yapıldığında, sanatçıların portrelerdenvazgeçemedikleri ve halen kendilerini ifade edebildikleri bir anlatım biçimi olarakportreyi kullandıkları görülmektedir.20. yy boyunca da portre birçok sanatçı ve sanat akımında anlatım biçimiolarak kullanılmıştır. Özgün baskı tekniğinin bir anlatım biçimi olan portrelerin,sanatçılara farklı ifade şekilleri sunduğunu görmekteyiz. Çünkü özgün baskıtekniğini diğer tekniklerden ayıran en önemli özelliklerinden biri güçlü anlatımakatkısı olması ve bir seferde fazla sayıda çalışma alınmasıdır.Bu tezde özgün baskı tekniği öncelikli tutularak, portrenin sanat kavramıiçindeki yerinin ne olduğu, sanatçıların anlatım biçimi olarak özgün baskı ve portreyineden kullandıkları gibi sorulara cevap aranmıştır.
Hakkaklık ve mühür kalıplarının özgün baskı resim sanatı açısından incelenmesi
Sanatın, insanlık tarihi ile başladığı kabul edilir. Tarih ise insanlığın bıraktığı kalıntılar yoluyla şekillenir. Bu kalıntılar üzerindeki resimsel izler ise bize insanlığın sanatıyla ilgili ipuçlarını verir.Antik çağlardan bu yana kaya, boynuz gibi sert yüzeylerde oyma-kazıma yoluyla yapılmış resimler bulunmuştur. Bu resimler ile birlikte aidiyeti belirten simge, işaret ya da el izlerine rastlanmıştır. Çeşitli malzemeler yardımıyla bırakılan bu izlere ilk baskı denemeleri denilmiştir.Mühür yapımında da oyma-kazıma yöntemi kullanılmıştır. Ek olarak kalıp kullanımı dikkat çeker. Özgün Baskı Resim Sanatının da kalıp temelli bir sanat dalı olması, mühürlerin kök olarak kabul edilmesi gereğini ortaya koyar.Mühürlerde kalıp olarak, İlk çağlardan bu yana topraktan ağaca, ağaçtan madene kadar çeşitli malzemeler kullanılmıştır.-Sümerlerde silindir mühürler kullanılmıştır. Baskı kalıbı olarak kil tercih edilmiştir.-Eski Türklerde mühürler, boylara ait damgaları simgelemiştir. Bu damgalar, kayalara kazınırken, eşyalara ve hayvanlara da vurulmuştur.-Osmanlılarda mühür kalıbı olarak; metal, altın, gümüş, pirinç, bakır, kurşun gibi mâdenler kullanılmıştır. Ayrıca; akik, yâkut, zümrüt, yıldız taşı, fîrûze, necef, yeşim gibi kıymetli taşlar üzerine de kazıldığı olmuştur. Mühür kazıma, Osmanlılarda sanat haline gelmiştir. Mühür kazıyan sanatkâra Hakkak denilmiştir.Hakkaklık, basitçe madene şekil verme değildi. Yetenekle doğrudan bağı vardı. Çünkü iyi bir ressam olmadan iyi bir hakkâk da olunamazdı. Hakkâk, aynı zamanda iyi bir hattat ve tezyinat ustası olmalıydı ki, sanatçı olduğunu ispatlayan mahlası -imzası- verilsin.İmparatorluğunun büyüklüğünü ve gücünü üç kıtayı fethederek ispatlayan Osmanlı, sanatsal ve kültürel açıdan birçok alanda gelişmeler gösterirken ihtişamını ve görkemini Osmanlı Tuğraları ile de ortaya koymuştur.Tuğra, Osmanlı sultanlarının imza yerine kullandıkları sanatsal açıdan da ihtişamı simgeleyen kaligrafik mühürlerdir. Sanatsal açıdan mükemmelliğe ulaşmış mühür, II. Abdülhamid'e aittir.Mühürler, Osmanlı İmpratorluğu zamanında Hakkaklık Sanatı olarak kendini kabul ettirmiştir.Mühürler, tarihi belge niteliklerinin yanısıra bize medeniyetler hakkında bilgi verirler. Yazı ve resim ile desteklenmiş görsel kompozisyonlarının beraberinde getirdiği sunum zenginliğiyle de sanatsal açıdan büyük önem arzederler. Mühürlerin kalıp hazırlanarak yapılması, Özgün Baskı Resim Sanatı ile temellendirilmesindeki en büyük dayanaktır. Genellikle çukur kalıp kullanılmış olması itibariyle de Gravür (Çukur Baskı) Baskının ilk örnekleri olma özelliği gösterir.Zamanının sanatı olarak kendini kabul ettiren mühürlerin, günümüzde de birçok sanatçıya esin kaynağı olduğu görülmektedir.
Ortaöğretim görsel sanatlar eğitiminde tarihi çevre ve müze bilincinin incelenmesi
Bu araştırma; Türkiye? de ortaöğretim görsel sanatlar eğitiminde `Tarihi çevre ve müze bilinci? konularının incelenmesi konusunu, ilgili literatürün taranması, yapılan örnek uygulamalar ve sonuçlarının değerlendirilmesi yöntemleri ile hazırlanmıştır. Birinci bölümde konunun problemi, amacı ve alt problemleri ortaya konularak araştırmanın çerçeve programı oluşturulmuştur. Bu program içeriğin geliştirilmesinde yol gösterici bir nitelik taşımıştır. Kavramsal çerçevenin yer aldığı ikinci bölümde, sanat eğitimi, görsel sanatlar eğitimi, müze ve müzecilik, tarihi çevre ve müze eğitimi konuları ele alınmış ve geniş çerçevede incelenmişlerdir. Üçüncü bölümde ilgili araştırmalar doğrultusunda belirlenen çalışma grubu ile örnek uygulamaların nasıl yapılacağı, verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasının yöntemlerinin ne olacağı kısacası çalışma yönteminin belirlenmesi çalışması yapılmıştır. Dördüncü bölümde de bir önceki bölümde belirlenen kriterler doğrultusunda ortaöğretim görsel sanatlar dersi programları incelenerek, orta öğretim 10.sınıf öğrencilerinden oluşan çalışma grubu ile yapılan uygulamanın bulgu ve yorumları değerlendirilmiştir. Beşinci ve son bölümde ise kavramlar, uygulamalar ve araştırmalar ile elde edilen veriler ışığında ulaşılan sonuç ve öneriler belirtilmiştir.
Delacroix'in resim sanatındaki yeri ve yapıtlarından olan Halka Önderlik Eden Özgürlük adlı yağlı boya resmin yaratımındaki sosyal gerçeklik olguları
Araştırmada Delacroix? nın `` Halka Önderlik Eden Özgürlük ?? adlı tablosu temel alınarak Delacroix ile yaşadığı dönemdeki sanatsal ve sosyal gerçeklik olguları ele alınmıştır. Fransa?da İmparatorluğun bitimiyle 1848 yılları arasında gelişen siyasi ihtilal aynı zamanda Avrupalıların duygu ve düşüncelerini de derinden etkileyen bir ihtilaldir. Fransız Devrimi?nin hararetli geçmesi özellikle sanatı ve sanatçıları çok etkilemiştir. Sanat giderek toplumun ve bireylerin kendini ifade etme gücüne dönüşmüş ve böylelikle özgür ruhu ilahlaştıran, öznel sanatsal yaratılarla beslenen Romantizm gün ışığına çıkmıştır. Romantizm denildiğinde Fransa?da akla ilk Delacroix gelmektedir. Fransız ve 1830 Temmuz Devrim?inin rüzgârından etkilenmiş, çok güçlü olmayan bedeniyle, kabuğuna çekilmek yerine resim çalışmalarıyla o yıllarda toplumda sıcağı sıcağına var olduğunu kanıtlamıştır. Bunun da en büyük kanıtı `` Halka Önderlik Eden Özgürlük ?? tablosudur. Tablosunda devrimi tekrar yaşamış, tüm hassasiyeti ve lirik fırçasıyla gözler önüne sermiş, kullandığı figürlerle de o süreci ne kadar içinde yaşadığını göstermiştir.
Resim sanatında estetik değer
Bu araştırma, estetik değerin, yaşamla kurduğu organik bağıntısında değişen, yeniden üretilen ve eleştirilen biçimlerde ortaya çıkışının bağlı olduğu şeyleri kapsamaktadır. Bu çalışmada resim sanatında estetik değerin belirlenmesini hazırlayan temeller üzerinde durulmuş ve estetik değer kavramının sanatta ve resim sanatında nelere bağlı olarak ortaya çıktığı araştırılmıştır.Tarihsel süreç göz önünde tutularak yapılan bu araştırmada öncelikle estetik ve estetiğin kavramlarına değinilmiş, ardından antikçağdan günümüze değin batı dünyasındaki, sanat felsefesi ve estetikte değer kavramı incelenmiştir. Estetik değerin belirlenmesinde değer ve değerlendirme ilişkisi ortaya konulmuştur.Araştırmaya ait kavramsal çerçeve ve temel bilgiler ortaya konulduktan sonra araştırmaya ilişkin problem durumu açıklanmıştır. Estetik değerin belirlenmesinde sanatçı, sanat yapıtı ve izleyici arasındaki ilişkiler ve kuramların etkisi irdelenmiştir. Yapılan araştırmada verilerin toplanmasında nitel araştırma yöntemlerinden ?temel araştırma? yöntemi kullanılmıştır. Bununla birlikte bu araştırmada, araştırma modellerinden ?tarama modeli? kullanılmış ve burada var olan durumlar, olduğu gibi kendi koşullarında değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yaklaşımı ile açıklanıp yorumlanmış ve neden- sonuç ilişkileri irdelenerek bir takım sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: estetik, değer, sanat, resim, sanat felsefesi, sanat kuramı, estetik kuram, estetik değer, estetik yargı, estetik nesne, güzel
L. V. Beethoven'in Op.13 patetik piyano sonatının armoni, form bilgisi ve çözümleme teknikleri derslerine katkılarının incelenmesi
Bu araştırmada, klasik dönemin ünlü Alman bestecisi olan L.v. Beethoven?in Op. 13 ?Patetik? piyano sonatı armonik ve formsal analizi yapılmış ve bu eserin armoni, form bilgisi ve çözümleme teknikleri derslerine katkılarını ortaya çıkarmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda eser hakkında bir takım bulgulara ulaşılmıştır. Form yönünden, yazılmış olan ağır tempolu giriş kısmı ile oluşan farklılık dikkat çekicidir. Ayrıca eserin son bölümü rondo formu açısından iyi bir örnektir. Eserdeki armonik yapılar, armoni konularının kurallı ve kural dışı kullanımlarına net örnekler vermektedir. Bu eser; eser çözümleme çalışmaları sırasında, müzik eğitimi içerisinde alınan armoni ve form bilgileri ile ilgili kapsamlı örnekler barındırmaktadır.Bu araştırmada literatür tarama ve betimleme yöntemi uygulanmıştır. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Müzik Eğitimi 2- Müzik teorisi 3- Patetik Sonat
Farklı liselerden mezun müzik öğretmenliği öğrencilerinin piyano çalma becerilerinin karşılaştırılması
Bu araştırma, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Müzik Öğretmenliği Programı?nda, 2011-2012 öğrenim yılı I. sınıf ve 2012-2013 öğrenim yılı öğrenim gören II. sınıf öğrenciler ile yukarıda adı geçen üniversitenin adı geçen öğretmenlik programının 2012-2013 yılı yetenek sınavına ön kayıt yaptıran öğrenciler ile gerçekleştirildi.Araştırma süresince, yukarıda belirtilen öğretim yıllarında, çalışmanın birinci bölümündeki, ön kayıt yaptıran öğrencilerin, giriş sınavında piyanonun zorunlu olması hakkındaki fikirleri, görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Yapılan görüşme tekniği de yarı yapılandırılmış görüşme tekniğidir. Çalışmanın ikinci bölümündeki, katılımcı öğrencilerin piyano sınavları gözlem tekniği kullanılarak analiz edildi. Gözlem sırasında, piyano sınavlarında, katılımcı öğrencilerin, eserleri nasıl çaldıkları incelenmiştir. Tüm bu araştırma tekniklerinin kullanılması ile öğrenim gören öğrencilerin piyano seviyeleri ve öğrenci adaylarının piyanoya karşı yaklaşımları, düzeyleri ve piyano geçmişleri öğrenilmiştir. Sonrasında, öğrencilerin piyano başarı düzeyleri ve bunu etkileyen faktörler belirtilmeye çalışılmıştır. Tüm bu veriler sonucunda, AGS ve Spor Liselerinden ve ?diğer liselerden? (AGS ve Spor Liseleri dışında kalan) gelen öğrencilerin piyanodaki başarı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Netice olarak bulgular, AGS ve Spor Liselerinden üniversitelere gelen öğrencilerin, 4 sene piyano eğitimi almalarına rağmen, neden üniversitede piyano alanında başarı gösteremediklerini ve hatta sıfırdan başladıklarını açıklamaya yardımcı olmuştur. Böylece çözüm önerileri getirme hakkını da sağlamıştır. Aynı zamanda, bulgular, ?diğer liselerden? gelen öğrencilerin nasıl piyanoda daha çabuk ilerlediklerini de açıklamaya yardım etmiştir.Öğrencilerin piyano başarı düzeylerine, üniversitenin yetenek sınavında piyanonun ikinci çalgı olarak zorunluluğunun ne gibi kazanımları ya da kayıpları olduğu belirlenmiş ve öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Piyano, eğitim, piyano eğitimi, lise, AGS ve Spor Lisesi
Figüratif resme kaynaklık etmesi açısından anatomi araştırması
Araştırmada figür resmine katkı sağlaması yönünden anatomi kavramı; bu konuda araştırmaları ve çalışmaları olan sanatçılar ve illüstratörler, sanatçıların eserleri ve bu konuyla ilgili yazdıkları notlar ışığında incelenmiştir. Bu çalışmada sanatsal anatomi alanında yapılan araştırmalar ve resimler bu alanla ilgili yapılan çalışmaların başlangıcından itibaren incelenmiştir. Figür resmi ise tarihsel süreçte incelenmiştir ki anatominin sanatta yer aldığı ve almadığı farklı dönemler irdelenerek figür resmine katkısı incelenebilsin.Rönesans döneminde gelişen hümanist düşünce ile insana gösterilen ilgi ve verilen değer artmıştır. Bu da figür resminin gelişiminde etkili olmuştur. Ortaçağ baskısından kurtulan sanatçı; araştırma yapmaya başlamış, insan bedeni ve anatomisi ise sanatçının araştırdığı alanların en önemlilerinden olmuştur. İnsan bedeninde ideal güzellik arayışı Klasik Ege sanatıyla başlamıştır. Bu dönemde kadavra incelemesi yapılmamıştır. Rönesans dönemi bilimsel araştırmalarla sanatın buluştuğu bir dönem olmuştur. Bu sebeple insan bedenini detaylı inceleme şansı bulan sanatçı figür resmi yaparken sanatsal anatomiden faydalanmıştır. Modern sanat döneminde, sanatçının özgürlüğü önem kazandığından kimi görüş figür resmi için anatominin gerekli olduğunu savunurken kimisi bunu reddetmiştir. Araştırmada farklı dönemlerdeki figür resmi sanatsal anatominin gerekliliği yönünden incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Figür resmi, anatomi
Amerika Birleşik Devletleri'nde II. Dünya Savaşı propaganda aracı olarak afiş
Grafik tasarım, tarih öncesinde insanın haberleşme içgüdüsünden evrimleşerek zamanımıza gelen, kültürün teknik ve sanatsal yapısı içinde harmanlanan bir tasarım koludur. Afiş tasarımı ise bilgiyi ya da mesajı çeşitli baskı teknikleri kullanılarak kâğıt veya benzeri materyaller üzerine aktarmanın en estetik ve ekonomik yoludur. Kuşkusuz, afiş tasarımının amacı da diğer sanat dallarında olduğu gibi görselliği estetikle birleştirerek iletişim etkinliğini en üst düzeye çıkarmaktır.Afiş, gerek iç gerek dış mekânlarda çok fazla kişiye ulaşabilmesi, üretim ve dağıtımının diğer görsel iletişim araçlarına oranla daha ucuz olması, kurumların, derneklerin, partilerin afiş aracılığıyla mesajlarını iletmeyi tercih etmelerine neden olmaktadır. Halkın belli konulara dikkatini çekmek, farkındalık yaratarak belli bir anlayış çerçevesinde tutum ve alışkanlıklarda değişiklik yaratmak için hazırlanan propaganda afişleri, kurumlar ve kişiler için vazgeçilmez iletişim araçları olmuş ve olmaktadır.Bu çalışmanın literatüre kazandıracağı, propaganda afişlerinin bireylerle ve büyük kitlelerle iletişim kurmadaki önemi, kitlelerin düşünce, davranış ve tutumlarını etkileme gücü ve diğer görsel iletişim araçlarına kıyasla afişin sahip olduğu üstün yanları ortaya koymak olacaktır. Çalışmanın amacı, propaganda maksadıyla yaygın olarak kullanılan afişlerin görsel içerik ve amaca hitap ediş şekillerini örneklerle incelemektir. Araştırmada örnek olarak incelenen ve incelemenin ana hattını oluşturan afişler, II. Dünya Savaşı dönemine ait propaganda maksatlı kullanılmış çalışmalardır. Araştırmanın ikinci bölümünün ilk ana başlığı altında, bir tasarım alanı olan grafik tasarım ve grafik kavramı üzerinde genel olarak durulmuştur. Afiş tasarımları ve türleri olan kültürel afişler, sosyal içerikli afişler ve reklam afişleri ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci ana başlığı altında, iletişim ele alınmıştır. Bir süreç olan iletişim öğeleri ve iletişim çeşitleri bu bölümde incelenmiştir. İletişim başlığı altında afişlerin kavramsal olarak ilintili olduğu görsel iletişim ve kitle iletişimi konularına da değinilmiştir. Üçüncü başlık altında, propagandanın tarihi ve tanımı üzerinde durulmuştur. Propaganda afişleri üzerinde durulma sebebi, afişin ne kadar önemli bir görsel iletişim aracı olduğunu vurgulamak ve etki alanının genişliğini gözler önüne sermek içindir. Çalışmanın dördüncü başlığında Amerika Birleşik Devletleri?nin savaşa giriş sebebi ve savaş sürecinde Amerikan sivil cephesinin durumu incelenmiştir. Çalışmanın ana konusu olan ve tez başlığında adı geçen dönemdeki propaganda afişlerinde verilmek istenen mesajların hangi görsel öğelerle iletilmeye çalışıldığının çözümlemesi beşinci başlıkta ele alınmıştır. Bu bölümde incelenen afişlerin grafik tasarım açısından taşıdığı değerler ve afiş tasarımının görsel iletişim içerisindeki yerinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler; Grafik Tasarım, Afiş, Propaganda, Propaganda Afişleri
Güncel sanat yapıtlarını okuma girişimi olarak güzel ve güzel yerine geçen kavramlar
Araştırmamızın konusu; geleneksel felsefenin sanat anlayışı açısından `güzel değeri? ve `sanat yapıtı? kavramlarının güncel sanat pratikleriyle ilişkisini incelemektir. İkinci dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan Dadaist yorumların; sanatın hayattaki yerini kutsallaştıran modern sanat geleneğine meydan okuyan karşı sanat tavrı, geleneksel estetiğin değerlerini ve estetik derin düşünmeyi dışlamakta bu yolla sanatın bağımsızlaşacağını savunmaktadır. Peki özgürleştirilen üretim olanaklarının bugün geldiği noktada sanatın durumu nedir? Sanata yöneltilen bu muhalif tavır günümüzde artık her türden malzeme ve faaliyeti sanata dönüştüren bir çoğalmaya dönüşmüştür. Ancak özgürleşme söylemiyle vücut bulan bu çoğalış nitelik sorununu da gündeme getirmektedir. Jean Baudrillard?ın ifade ettiği biçimiyle; artık hiçbir şey sona ererek ya da ölümle yok olmamakta; herşey hızla çoğalarak, sirayet ederek yok olmaktadır. Şurası açık ki, sanat uygulamaları ve üzerine yürütülen tartışmalar her geçen gün hızla artmaktadır. Ancak sanatın ruhunun, estetik yaşantının gizli gücünün ve anlamın iptal edildiği; biçimin sonsuz şekilde yeniden sunulduğu güncel sanat pratikleri giderek birbirinin tekrarına dönüşmektedir. Sanatın özgürleşmesi adına çıkılan bu yolda, değişim değeri üzerine kurulu, popülerlik ömrü kısaldıkça ilginçlik şiddeti artan spekülatif sanat pratikleri yaşadığı bu değişimle `gerçek sanat? ve `sanatta değer? tartışmalarını gündeme getirmektedir. Sanatın kültürel değerini bugün artık estetik değeri değil ancak ticari, ekonomik değeri şekillendirmektedir.Estetik değer olarak güzel?den ne anladığımız ilk bölümde açıklanmaktadır. İkinci bölümde geleneksel ve modern felsefeden seçilen düşünürlerin sanat?ın özü ve güzel?in doğası hakkındaki sorgulamalarına yer verilmektedir. Modern dünyada sanatın neye dönüştüğünü ve mevcut durumunu; felsefe, sosyoloji, politika ve ekonomi ilişkileriyle irdeleyen düşünürlerin güncel kuramsal çalışmaları üçüncü bölümde açıklanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Estetik, Güze
Hareketli medya grafik tasarımı ve toplumsal beğeni düzeyi ile eğitimdeki rolü ve önemi
Teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak son yıllarda, medya ve iletişim her zaman olduğundan daha önemli bir noktaya gelmiştir. Dijital çağın getirdikleri ile işler daha hızlı ve kolay olmaya başlamış; bu da dijital medyanın ve hareketli görsel medyanın güçlenmesini, iletişim ağlarının en önemlileri arasına girmesini sağlamıştır. İnternet ve dijital medya çözümleri sayesinde çok kısa zamanda, çok daha fazla insana, çok daha az maliyetle ulaşmak, iletişim kurmak mümkün olmuştur. Araştırma, temel olarak, günümüz teknolojik gelişmeler çerçevesinde önemi hızla artan, kitle iletişim araçlarında kullanılan, hareketli medya tasarımları ile toplumsal beğeni düzeyi arasındaki ilişki ve hareketli medya tasarımlarının eğitimde kullanımını ele almaktadır. Araştırma kapsamında, içerik ile ilgili veriler; ?toplum?, ?kültür? , ?beğeni düzeyi?, ?medya?, ?hareketli medya grafik tasarımı? ve ?eğitim? ile ilişkilendirilmiştir. Araştırma bağlamında, kültürleri, toplumsal yapıları ve yaşam biçimleri açısından farklılık gösteren ülkeler belirlenmiştir. Bu ülkelerin medya iletişim araçlarında kullandıkları jenerikler, film giriş bölümleri gibi hareketli medya örnekleri toplanmış ve incelenmiştir. Örnekler arasında görsel kültürün ve sosyo-kültürel olguların etkilerinin varlığı, bu etkilerin çeşitli farklılaşmalara neden olup olmadığı araştırılmıştır. Hareketli medya tasarımlarının oluşturulmasında, toplumların sahip oldukları, beğeni düzeylerine göre farklı yaklaşımlar olduğu görülmüştür. Araştırmaya dahil edilen bu ülkeler Türkiye, Japonya, Amerika, Fransa ve İran' dır. Seçilen ülkelerdeki konunun uzmanlarıyla, sektör çalışanları ve eğitimcilerle, bulundukları ülkelere giderek veya internet üzerinden röportajlar yaparak araştırma ile ilgili görüşleri alınmıştır. Görüşme, inceleme, araştırma ve taramalar neticesinde elde edilen veri ve bulgular, tasarım kriterleri çerçevesinde yorumlanmış, sosyo-kültürel ve toplumsal yapılar ışığında tekrar tartışılarak, çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sayesinde, toplumların kültürel alt yapılarının ve bunları dönüştüren kitlesel etki merkezlerinin tanımlanmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Araştırma; din, dil, çevre ve ekonomik durum gibi toplumun içinde bulunduğu yapıyı çevreleyen bu etki merkezlerinin toplumların beğeni düzeylerini, tasarım kültürünü, estetik algılarını etkilediğini göstermektedir. Araştırma çerçevesinde, hareketli medya tasarımının, eğitimdeki rolüne ve önemine de vurgu yapılmaktadır. Eğitim süreci içinde, bilgisayar destekli eğitim açısından en etkin öğrenme, hareketli grafik tasarım ve animasyonları yerinde kullanmak ve görsel düzenlemeleri beğeni düzeylerine ve hedef kitleye göre ele almakla mümkün olabilmektedir. Eğitim aracı olarak kullanılan hareketli medya tasarımlarında, hareketli grafikler, ses, müzik, animasyon kullanımları sayesinde, öğrenme ve algılama veriminin, önemli ölçüde arttığı gözlenmektedir. Artık, görüntünün, sesin, hareketin sunumu sayesinde, eğitim konuları ve bilgiler, bireye daha kolay iletilmektedir. Araştırmada, hareketli medya tasarımları ile toplumsal beğeni düzeyi arasındaki ilişki; iletişim, kültür, toplum, toplumsal yapı gibi kavramlar çerçevesinde anlatılmaktadır. Aynı zamanda araştırmada, tüm dünyada önemi hızla artmakta olan, bilgisayar destekli eğitim-öğretim sistemleri açısından, hareketli medya tasarımlarının kullanılmasına dikkat çekilmektedir. Araştırma, kapsamı, sonuçları ve önerileri açısından çok önemlidir; hareketli medya tasarımının toplumsal beğeni düzeyi ile ilişkisini, iletişim, kültür, toplum ve eğitim kavramları açısından incelemesi sebebiyle bir ilktir.
Polifoni`nin piyano eğitimindeki önemi
Polifoninin piyano eğitimindeki önemi konusunda yapılan bu araştırma, KTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Güzel Sanatlar Müzik Eğitimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak yapılmıştır. Bu araştırmada polifoni, tarihsel gelişimi içerisinde ele alınmış ve bu gelişim süreci içerisinde hangi bestecilerin ne ölçüde bu gelişime katkıda bulundukları incelenmiştir. Ayrıca Türkiye'deki eğitim fakülteleri güzel sanatlar eğitimi bölümleri müzik eğitimi ana bilim dallarında görev yapmakta olan piyano eğitimcilerinin polifoniye piyano eğitimi açısından ne derece önem verdiklerini belirlemek ve piyano eğitimi sırasında hangi polifonik eserlerden ne derece yararlandıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu araştırmada araştırma yöntemi olarak tarihi yöntem ve anket yöntemi kullanılmıştır. Polifoni, kiliseden başlayan polifoninin tarihsel gelişimi ve bu gelişim sürecinde polifonik eserler ortaya koymuş ve bu alana hizmet etmiş besteciler ve nihayet 18.yüzyılda dünyaya gelip, polifoniyi en zirve noktasına taşımış olan Alman besteci J.S. Bach konularında literatür taranarak, araştırmanın teorik boyutları oluşturulmuştur. 2001-2002 Eğitim-Öğretim yılında ülkemizin hemen hemen dört bir yanında faaliyet gösteren eğitim fakülteleri güzel sanatlar eğitimi bölümleri müzik eğitimi ana bilim dallarında (13 fakülte) görev yapmakta olan piyano eğitimcileri bu araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırma ile ilgili bulgular altı alt problemle bağlantılı olarak elde edilen verilerin frekans ve yüzde değerleri tablolara yansıtılarak istatistiki yönden analiz edilmiştir. Bulgulara ait yorumlar, araştırma evrenini teşkil eden piyano eğitimcilerinin anket sorularına vermiş oldukları cevaplar üzerinde yapılmıştır.Polifoninin piyano eğitimindeki önemi konusundaki araştırma, şu şekilde sonuçlanmaktadır: 2001-2002 eğitim öğretim yılında eğitim fakülteleri güzel sanatlar eğitimi bölümleri müzik eğitimi ana bilim dallarında piyano eğitimcisi olarak görev yapmakta olan öğretim elemanlarının %46.49' unun polifoni kavramını doğru olarak bilmedikleri, %86.4' ünün ise J.S. Bach'ın en büyük polifoni ustası olduğunu kabul ettikleri kanıtlanmıştır. Ayrıca piyano eğitimcilerinin büyük bir çoğunluğunun Bach'ın polifonik eserlerinin tümünü piyano eğitimi açısından önemli gördükleri fakat önemlik derecelerinin eserden esere değişim gösterdiği; Menuetlerin, çift sesli Envansiyonların, üç sesli Envansiyonların, küçük Prelüd-Füglerin, İyi Düzenlenmiş Klavye için 48 Prelüd- Fügün piyano eğitiminde en çok kullanılan eserler olduğu belirlenmiştir. Bununla beraber piyano eğitimcilerinin %88.37' sinin piyano eğitimi sürecinde polifonik eserlerden yararlanmanın, öğrencinin çok sesliliği daha iyi kavramasında büyük bir role sahip olduğu görüşünde oldukları bu araştırma ile tespit edilmiştir. VI
Müzik öğretmeni adaylarının piyano çalışma alışkanlıkları ve piyano çalışmalarını etkileyen faktörler
Bu araştırma, müzik öğretmem adaylarının piyano çalışma alışkanlıklarını ve bireysel piyano çalışmalarını etkileyen faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlayan bir çalışmadır. Bu çalışmanın oluşturulmasındaki amaç müzik öğretmeni adaylarının piyano dersi dışındaki bireysel piyano çalışmaları sırasında karşılaştıkları olumsuzlukları tespit etmek ve bu olumsuzlukları ortadan kaldırması olası öneriler sunmaktır. Yürütülen bu araştırma, nicel araştırma geleneği içerisinde yer alıp anket veri toplama aracı kullanılarak oluşturulmuştur. Ankette 24'ü yapılandırılmış, biri yarı yapılandırılmış olmak üzere toplam 25 soru bulunmaktadır. Araştırma için veri toplamak amacıyla Ankara Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi, İstanbul Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi ve Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi bünyesinde bulunan Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Programlarının 2. ve 3. sınıf öğrencilerine anket uygulanmıştır. Araştırma, öğrencilerin ders dışındaki bireysel piyano çalışma alışkanlıklarını, çalışmalarım olumsuz etkileyen etmenleri ve piyano dersine karşı tutumlarını ortaya çıkarmıştır. Çalışmanın son kısmında, tespit edilen problemlerin ortadan kaldırılması için bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Müzik, Eğitim, Piyano
İlköğretim müzik dersi öğretim programının amaçlarına ulaşma düzeyi üzerine bir çalışma
İlköğretim okullarında okutulmakta olan müzik öğretim programının hedeflerine istenilen düzeyde ulaşamadığı düşünülmüştür. Bu nedenle programın genel hedeflere ulaşma düzeyinin tespit edilmesi planlanmıştır. Araştırma sırasında gerek nicel gerekse nitel araştırma yöntemleri uygulanmıştır. Araştırma yöntemi olarak survey (tarama), araştırma tekniği olarak anket ve yan yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Anket 2004-2005 eğitim-öğretim yılı Trabzon ilinin ilköğretim okullarında gerçekleştirilmiştir. Bunun için Trabzon ili, ilçeleri ve beldelerinde müzik öğretmeni olarak görev yapan 22 öğretmene yan yapılandırılmış mülakat uygulanırken, yine Trabzon il merkezi, ilçeleri ve beldelerinde eğitim görmekte olan 492 öğrenciye de anket uygulanmıştır. Araştırmada öğrenci anketi ve öğretmen mülakatlarından elde edilen veriler ışığında ilköğretim öğrenci ve öğretmenlerinin müzik dersi öğretim programında belirlenmiş olan hedeflere büyük oranda ulaştıkları tespit edilmiştir. Öğretmen mülakatlarından elde edilen bulgularla ilköğretim okullarında okutulmakta olan müzik derslerinin saatlerinin yetersiz ve müzik öğretim programının çok yoğun olduğu, ders kitaplarının içerik ve dağarcık bakımından da zaman zaman yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte merkezi sınavlarda müzik dersi konularının olmayışı nedeni ile öğrencilerin derse gereği kadar önem ve özen göstermedikleri, ilköğretim birinci kademede branş öğretmenlerinin yerine sınıf öğretmenlerinin derse girmesi nedeni ile öğrencilerin altyapı eksiklerinin olduğu ve bunun hedeflere ulaşmada güçlük doğurduğu yönünde görüşler elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda müzik eğitiminin genel hedeflerine ulaşılmasında daha yüksek standartlara gelinebilmesi amacı ile bazı tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: İlköğretim, Müzik Öğretimi, Öğretim Programı, Genel Amaçlara Ulaşma Düzeyi VIII
Türk resminde çocuk algısı, analitik çözümlemesi ve Neşet Günal
Araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatı tarihsel süreç içerisinde incelenmekte ve çocuk figürünün Türk resim sanatındaki görünümlerine bakılarak, algı yaklaşımları üzerinde durulmaktadır. Çocuk figürü ve çocuk algılarının görünümleri; renk algısının psikolojik yönlerine ve resimlerin içerik ve analitik çözümlerine göre incelenmektedir. 1970 ve sonrasında figüratif ve toplumcu anlayışa yönelişe değinilen araştırmada, Türk resminde çocuk algısının, tarihsel süreç içerisinde toplumun durumunun ve sanatçının iç dünyasının bir göstergesi olduğu araştırılmakta ve genel bir yargıya varılmaktadır. Tezin diğer bölümünde, Neşet Günal'ın toplumsal gerçekçi anlayıştaki, özgün figür yorumuyla resmettiği çocuk figürlü resimleri analiz edilmektedir. Çocuk figürlü resimlere içerik ve analitik çözümlemeleri yapılarak, algı yaklaşımları ve çocuk algısı üzerinde durulmakta, renk algısının psikolojik yönleri ve renk derecelendirmeleriyle ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmektedir. Neşet Günal'ın çocukluğunun, figüratif ve toplumcu gerçekçi resimlerinde yansıması, algı yaklaşımları, algıya etki eden faktörler, rengin algımızda etkisi ile birlikte araştırılmaktadır. Betimsel araştırma yoluyla elde edilen verilerde ilişkisel tarama modeli kullanılmaktadır. Araştırmada algı yaklaşımları algıya etki eden faktörler ve Neşet Günal'ın çocuk algısının sanat yapıtına etkileri çözümlenerek sonuca ulaşılmıştır. Bu tezde dört temel problem üzerinde durulmuştur. Bu dört temel problem; Türk resmi, algı yaklaşımları, Türk resminde çocuk algısı, renk algısının psikolojik yönleri, içerik ve analitik çözümlemeleri, Neşet Günal'ın resimlerinde çocuk algısı, renk algısının psikolojik yönleri, içerik ve analitik çözümlemeleri olmak üzere belirlenip irdelenmiştir.
Lisansüstü sanat eğitimi'nde epistemoloji ve analitik felsefe bağlamında kavramsal sanat uygulamaları üzerine bir inceleme
Bu çalışmada esas olarak amaç; Lisansüstü Sanat Eğitimi Programlarında, özellikle Resim Anasanat Atölye dersi kapsamında, temel felsefi alanlar; epistemoloji ve analitik felsefe bilgisi bağlamında kavramsal sanat uygulamalarının yanı sıra kavramsal sanat ilkelerinin çağdaş sanat eğitimindeki yeri ve önemini incelemektir. Araştırma, üç üniversitenin ( Dokuz Eylül Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, ) Lisansüstü Sanat Eğitimi gören öğrencilerini kapsamaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Sosyal Bilimler ve Eğitim Bilimleri Enstitülerine bağlı Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Resim-İş Eğitimi Bölümlerinde Kavramsal Sanat uygulamalarının varlığına ilişkin ve ilişkide bulunduğu alanlarla ilgili soruları içeren yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırmada kullanılan veriler, konu ile ilgili literatürün incelenmesi sonucunda ve araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile gerek yüz yüze gerek çeşitli iletişim araçları yardımıyla yapılan görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırmada sonuç olarak, lisansüstü sanat eğitiminde öğretmen merkezli eğitimin devam ettiği bunun yanı sıra atölyelerin kavramsal sanat uygulamaları için yetersiz olduğu özellikle vurgulanmıştır. Bulgular literatür açısından yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lisansüstü Sanat Eğitimi, Epistemoloji, Analitik Felsefe, Kavramsal Sanat.
Eğitim fakülteleri güzel sanatlar eğitimi müzik eğitimi bölümlerinde ve devlet konservatuarlarında lisans düzeyinde yaygın olarak kullanılan viyolonsel sol el ile ilgili metotların analizi
Bu araştırma, viyolonsel eğitiminde kullanılan J. F. Dotzauer 113 Etüt 1. Kitap (1-34), S. Lee Op.31 40 Melodik Etüt ve J. F. Dotzauer 113 Etüt 4. Kitap (86-113) metotlarındaki sol el ile ilgili olan etütlerinin etkili öğrenme açısından incelenmesiyle oluşmuştur.Araştırmada üç etüt kitabında yer alan ve belli teknik konuların dağılımına göre seçilmiş sol el teknikleri ile ilgili otuz üç etüdün, teknik ve entonasyon açısından betimleyici notasyon analizi yapılmış ve inceleme sonucunda; çeşitli zorlukların çözümü, çalıcıların entonasyonlarının gelişmesi ve etkili öğrenmenin gerçekleşmesi için sistemli çözüm önerileri oluşturulmaya çalışılmıştır.Çalışmanın viyolonsel eğitimcileri ve öğrencileri tarafından kullanılması durumunda, viyolonsel eğitimcileri ve öğrencileri bildiklerini tanımlayabilecek ve bilmedikleri konular hakkında bilgi sahibi olacaklardır.
Resim sanatında stilizasyon ve deformasyon
Bu çalışma, resim sanatında stilizasyon ve deformasyonun, biçimsel anlatımın güçlenmesi ve sanatçının kişiliğine uygun bir anlatım dili geliştirmesi açısından öneminin araştırılmasından oluşmaktadır.Bilinç ve bilinçdışı arasında ortaya çıktığı söylenebilen biçim bozma anlayışı, bir noktadan sonra her sanatçıda kendine özgü bir ifade biçimi olup çıkar. Bunu, sanatın tarihsel süreci içersinde incelediğimizde, her yeni akımda ve her yeni oluşumda görmemiz mümkündür.?Resim Sanatında Stilizasyon ve Deformasyon? adlı bu araştırmanın birinci bölümünde; yaratıcılık ve sanatçının yaratma süreci üzerinde durulmuş, süreç sonunda gerçekleşen biçimlendirme aşaması araştırılmıştır. Sanatçının yaratma süreci ve biçimsel anlamda gelişimi, evrim kuramıyla temellendirilmiş, bu yüzden evrim ve mutasyonla ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Öz ve biçim ilişkisi incelenmiş, stilizasyon ve deformasyonun sanatçının bireysel üslup oluşturması açısından önemi üzerinde durulmuştur. Sanatta stilizasyon ve deformasyonun gerekçeleri ve ifade açısından önemine değinilmiştir.İkinci bölümde, tarihsel bir inceleme yapılmıştır. 19. yüzyıla kadar biçimin ön planda olmaması ve sanatın daha çok bir amaca hizmet etmesine rağmen, bu süreçte dahi stilizasyon ve deformasyonun var olduğu tespit edilmiş, akımlar ve sanatçılar üzerinde incelemelerde bulunulmuştur. Stilizasyon ve deformasyonun 19. yüzyıldan sonra daha bilinçli bir hal aldığı, özellikle de 20. yüzyılda biçimin ön planda olduğu tespit edilmiştir. Yine bu yüzyıllardaki, konu açısından önemli olduğu düşünülen akımlar ve sanatçılar üzerinde durularak, sanat yapıtları incelenmiştir. Aynı şekilde Çağdaş Türk Sanatını 1950 öncesi ve 1950 sonrası olmak üzere iki bölüme ayırarak, konuyla ilgili araştırmalar ve incelemeler yapılmıştır. Son olarak da, resim sanatının diğer sanat dallarıyla etkileşim halinde olduğu düşünülerek, Batı sanatında ve Çağdaş Türk Sanatında, özgün baskı resim, heykel ve grafik sanatında üretilen sanat yapıtları üzerinden konuyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.
Resim-iş eğitimi anabilim dallarında görsel belleğin gelişimine yönelik öğretim etkinlikleri ile görsel algı ilişkileri
Bu araştırmada, Resim-iş eğitimi anabilim dallarında görsel belleğin gelişimine yönelik öğretim etkinlikleri ve görsel algı ilişkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Resim sanatı ile görsel algı, görsel bellek ilişkisi, resim-iş eğitimi anabilim dallarında uygulanan öğretim etkinlikleri ile uygulanan ders programının niteliğini ortaya koyan alt problemler incelenmiştir.Betimsel nitelikteki bu araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evreni, Türkiye'de Resim-iş öğretmeni yetiştiren kurumlarda uygulanan ders programları ve bu programları yürüten üniversitelerdir. Örneklem grubu; Gazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-iş Öğretmenliği Bölümleri ders programından oluşmaktadır. YÖK'ün Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-iş öğretmenliği programı referans olarak alınmıştır.Araştırmada, kavramların tanımlanmasında, konunun irdelenmesinde ve ders programlarının ortaya konulmasında Türkçe ve yabancı dillerde yayınlanmış kaynaklardan, kütüphanelerden, YÖK kaynaklarından ve internet taramasından yararlanılmıştır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde kuramsal çerçeve belirlenmiştir. Kuramsal çerçeve de üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde: Algı ve görsel algı kavramı, algı ve öğrenme ilişkisi,İkinci bölümde: Bellek ve görsel bellek kavramı, bellek ve öğretim ilişkisi,Üçüncü bölümde: Sanat ve görsel sanat kavramı, görsel sanat ve eğitim ilişkisi incelenmiştir.Araştırmanın sonucunda, görsel algı ve görsel bellek gibi özel yetenekleri ifade eden davranışların kazanılabilmesi için, Resim-iş öğretmeni yetiştiren kurumlarda, derslerin amacına uygun, estetik olarak düzenlenmiş atölye, materyal olarak zengin, ideal eğitim ortamları hazırlanmasının, ders programları ve içeriklerinin yeniden belirlenmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, mevcut sistemde var olan mesleğe yönelik alan derslerinde uygulanan görsel algı ve belleği geliştirmeye yönelik etkinliklere ek olarak, öğrencilere duyu eğitimi ile görmenin önemini ve yöntemini gösteren ders planlaması yapılması ile öğretim etkinlikleri uygulamasının yerinde olacağı değerlendirilmiştir.
Çocuk kitaplarını resimlemede dijital teknolojinin kullanılması üzerine bir araştırma
Bu araştırma, resimli çocuk kitaplarının nasıl başladığı ve günümüze kadar olan yolculuğunu kapsamaktadır. Bu araştırmada çocuk kitapları resimlemede dijital teknolojinin sağladığı olanaklar ve kolaylıklar üzerinde durulmuştur.Birinci bölümde, araştırmaya ait kavramsal çevre ve temel bilgiler yer almaktadır. Ayrıca birinci bölümde, araştırmanın amacı, önemi, problem cümlesi, sayıtlıları ve sınırlılıkları ilgili bilgileri kapsamaktadır ve araştırmaya ilişkin problem durumu açıklanmıştır.İkinci bölümde araştırmanın yöntemi ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Araştırmanın modeli, evren ve örneklemi, veri toplama araçları ve veri çözümleme teknikleri açıklanmıştır. Nitel araştırma kapsamında ele alınan konu, verilerinin toplanmasında nitel araştırma yöntemlerinden ?temel araştırma? yöntemi kullanılmıştır ve verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Gerek internetten gerekse tez ve konuyla ilişkili yerli yabancı kaynaklardan çok sayıda faydalanılmıştır.Üçüncü bölümde, alt problemlere ilişkin bulgu ve yorumlar açıklanmıştır. Dijital teknolojinin kullanımı, dijital illüstrasyon kavramı ve bilgisayar ortamında resimleme konusu hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, teknolojik araçların illüstrasyona olan faydaları, bilgisayar programları hakkında özet bilgiler ve bilgisayarda resimleme tekniği hakkında temel bilgiler yer almaktadır.Dördüncü bölümde, araştırmaya ilişkin sonuç ve öneriler açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: İllüstrasyon, Çocuk Edebiyatı, Çocuk Kitapları, Dijital İllüstrasyon
Günümüz özgün baskı sanatında ifade biçimleri
Sanatta ifade biçimleri kişinin yorumuna göre farklılıklar gösterir. Farklı anlatımlar özgün bir ifade için önemlidir. Kişi kendini belli bir akıma, yaklaşıma ait hissedebilir ve onun ışığında belli yapıtlar üretmeye başlar. Zamanla değişen fikirlerle başka bir anlatım şekli de kendini gösterebilir.İzleyici olarak kişinin anlatımını sadece biçimsel yönden ele almak, yorumlamak ne kadar kolay olsa da içerik açısından biçimle nasıl örtüştüğü de önemsenmelidir. Sadece biçime yönelik inceleme sanatçıyı anlamak için yetersiz, eseri hakkında ise eksik bilgilenmemize neden olacaktır.Türkiye'de özgün baskı resim, kişisel üslup sağlaması açısından, bir anlatım dili olarak tercih edilir. Özgün baskı resmin sunduğu teknik farklılıklar, kişinin anlatım diline katkıda bulunmaktadır. Özgün baskı resim, kişinin işlediği konuya, takındığı tavra uygun, farklı görsel anlatımlar sağlamaktadır.Bugün sanat kavramsal ağırlıklıdır ve hiçbir sanatsal yaklaşım düşünsel olmaksızın etkili olamaz. Günümüzde, uygulanan işlerde özellikle baskı resim sanatının ne durumda olduğu ve bu gelişmeler bağlamında ne kadar düşünce ile iç içe olduğu incelenecektir.20. yüzyılın ilk yarısından itibaren Türkiye'de özgün baskı, bir anlatım biçimi olarak, teknik farklılıkları nedeniyle özgünlük açısından tercih edilmiş ve günümüze kadar oldukça gelişim göstermiştir. Bunun yanında bu tezde üzerinde durulması istenen günümüze kadar ki, son on yıllık süre zarfında ?Türkiye'de Özgün Baskı Resim Sanatı? ne durumdadır? Özgün Baskı Resim Sanatçıları hangi anlatımları tercih etmektedirler? Farklı yaklaşımlar ifade biçimlerini nasıl etkilemektedir? Günümüze kadar bakış açıları özgün baskı sanatı üzerinde nasıl biçimlenmektedir? Sanatçılar sadece biçimsel olarak mı kendilerini ifade etmektedirler?Bu tezin amacı, Türkiye'de, günümüzde, Özgün Baskı Resim sanatçılarının, tercih ettikleri anlatım biçimlerinin içerikle nasıl örtüştüğünü incelemek olacaktır.
Türkiye'de süreli yayınların (görsel sanat ve müzik dergileri) kapak tasarımlarında biçim ve içeriği yansıtması yönünden tipografinin kullanımı
Dergi kapakları, derginin içeriğindeki bilgilerin hazırlanmasından sonraki aşamada oluşturulan grafik tasarım ürünleridir. Dergi kapaklarının okuyucu ile kurulan iletişimini sağlayan tipografi, biçimsel olarak derginin görsel kimliğini oluşturmaktadır. İçerik olarak ise derginin o sayısında yer alan bilgileri özetlemektedir.Dünyada ve Türkiye'de yayınlanan görsel sanat ve müzik dergi kapaklarının ele alınmasıyla, görsel ve tipografik unsurların bütünlük oluşturularak tasarlanmasının önemine değinilmiştir. Dergi kapaklarında bazen dikkat çekiciliği pekiştirmek adına tasarımda ve tipografide karmaşa; bazen de tipografik anlatım gücünde eksiklik yaşanmaktadır. Bu araştırmanın içerdiği örnekler üzerinden karşılaştırma, anlatım ve çözümlemeler ile konunun açıklık kazanacağı öngörülmektedir.
İlköğretim düzeyinde eşlikli çalmaya dayalı keman eğitiminin entonasyon, özgüven ve tutum üzerindeki etkisi
Bu araştırma ilköğretim düzeyinde eşlikli çalmaya dayalı keman eğitiminin eşliksiz çalmaya dayalı keman eğitimine göre entonasyon, özgüven ve tutum üzerindeki etkisinin belirlenmesini hedeflemektedir.Araştırmanın deneklerini, 2008-2009 eğitim - öğretim yılında, Balıkesir Hatice Fahriye Eğinlioğlu İlköğretim Okulunun 3, 4 ve 5. sınıflarında öğrenim gören 30 öğrencisi oluşturmuştur.Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deney deseni kullanılmıştır. Deney grubunda (n=15) eşlikli çalmaya dayalı keman eğitimi , kontrol grubunda ise (n=15) eşliksiz çalmaya dayalı keman eğitimi uygulanmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, ?Müziksel İşitme Yeteneği Değerlendirme Formu?, ?Keman Çalmaya Yönelik Fiziksel Yeterlilik Gözlem Formu?, ?Kişisel Bilgi Formu?, ?Entonasyon Değerlendirme Formu?, ?Piers -Harris Öz-Kavramı Ölçeği? ve ?Keman Dersine Yönelik Tutum Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırmanın bulguları ilköğretim düzeyinde eşlikli çalmaya dayalı keman eğitiminin eşliksiz çalmaya dayalı keman eğitimine göre entonasyon, özgüven ve tutum üzerindeki etkisinin anlamlı derecede fark yarattığı yönündedir.
Viyolonsel çalışma sürecinde eşlikli parmak açma çalışmalarının viyolonsel öğrencilerinin entonasyon, özdüzenleme ve derse ilişkin görüşleri üzerindeki etkileri
Bu araştırmanın amacı, orta düzey viyolonsel öğrencilerinin çalgı çalışma sürecinde karşılaştıkları entonasyon sorunlarını, kullanmakta oldukları özdüzenlemeli öğrenme stratejilerini saptamak, Eşlikli Parmak Açma Çalışmaları Metodunun ve çalışılan eserlerin eşliklendirilmesinin, viyolonsel öğrencilerinin entonasyon sorunlarına, kullanmakta oldukları özdüzenlemeli öğrenme stratejilerine ve derse ilişkin görüşlerine olan etkilerini belirleyerek eşlikli çalışmanın, çalgı çalışma sürecindeki yerini ortaya koymaktır.Araştırma, 2009-2010 Öğretim yılında Adnan Menderes Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Müzik Öğretmenliği Ana Bilim Dalı' nda öğrenim görmekte olan beş viyolonsel öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler dönem boyunca seviyelerine uygun kendi seçtikleri bir eseri ve yine teknik düzeylerine uygun dört ya da altı adet etüdü iki saatlik günlük çalışma süreçlerinde çalışmışlardır. Araştırmada eşlikli çalışmaların etkilerini belirleyebilmek amacıyla dönemin ilk altı haftasında öğrenciler Feuilliard Günlük Çalışmalar Metodundan çalışmalar, etütler ve eserlerini çalışmışlardır. Sonraki altı hafta boyunca öğrenciler, ses sitemi ile donatılmış çalışma odalarında Eşlikli Parmak Açma Çalışmaları Metodunu, etütlerini ve parçalarını eşlikli çalışmışlardır.Eşlikli parmak açma çalışmalarının ve eşlikli çalışmaların öğrencilerin gerçekleştirdiği entonasyon hatalarına olan etkisi dönem boyunca iki haftada bir yapılan altı kayıt sonuçları ile zaman serileri deney deseni kullanılarak, kullandıkları özdüzenleme stratejilerine etkisi dönemin başında ortasında ve sonunda gerçekleştirilen gözlem ve görüşmeler ile ve derse ilişkin görüşlerine olan etkisi dönem sonunda yapılan görüşmelerle saptanmıştır.Gözlem ve görüşmelerden elde edilen veriler nitel analiz tekniklerine uygun olarak çözümlenmiştir. Araştırmanın nitel kısmına ilişkin verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilmiş yapılandırılmış gözlem formu ve yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.Araştırmanın başlıca sonuçları şunlardır:1.Eşlikli parmak açma çalışmaları, viyolonsel öğrencilerinin çalıştıkları eserleri çalarken gerçekleştirdikleri entonasyon hatalarında azalmaya yol açmıştır.2.Eşlikli parmak açma çalışmaları, viyolonsel öğrencilerinin özdüzenlemeli öğrenme süreçlerinden özgözlem, özyargı ve öztepki basamaklarının gelişmesine yol açmıştır.3.Eşlikli parmak açma çalışmalarının, viyolonsel öğrencilerinin çalgı çalışma süreçlerini daha zevkli, daha verimli hale getirdiği ve viyolonsel ile geçirilen zamanı arttırdığı ortaya çıkmıştır.
Atilla Atar'ın taşbaskı (litografi) uygulamaları ve Türk baskıresim sanatına katkısı
Tarihsel süreç içerisinde yaşanan sosyal ve kültürel değişim ve etkileşimlerle, postmodernizm çağında giderek globalleşmekte olan sanat anlayışının gereklerini karşılamak için, Türk Resim Sanatı içerisinde yer alan sanatçılarımız da farklı denemelere, akımlara ve arayışlara dahil olarak kendi biçemlerini yaratmaktadırlar. Baskıresim de bu noktada sunduğu çeşitliliklerle ülkemizdeki sanatçıların anlatım yelpazesini genişleterek, dünyanın değişik ülkelerindeki sanatçılarla ortak bir paydada buluşabilmelerini sağlamaktadır.Resim sanatının içerisinde çok özel bir yere sahip olan baskıresmi alışılagelen resim anlayışından ayıran belirleyici özelliği, yaratım sürecinin öncesi ve sonrasında yürütülmesi gereken teknik sürecin karmaşıklığıdır. Bu yönüyle, kullanılacak malzemeye hakimiyetin diğer bütün resim tekniklerinden daha fazla önem taşıdığı baskıresim tekniğinin en cazip yanı, sanatsal değerinin boyaresimden daha aşağıda olmamasına rağmen, genel anlamda bir kalıp üzerinden kağıda geçirilerek çoğaltılma mantığına dayandığı için, çok daha ucuza mal edilebilmesindendir. Bu sayede alımlayıcıya dolaysız bir şekilde ulaşabilen baskıresim, teknik yöntemin detayları ve baskıda kullanılan malzemelerin çeşitliliği açısından birçok alt türe ayrılmış ve bu durum, baskıresmin sanatseverler üzerindeki etkisini de çeşitlendirmiştir.Çok eski zamanlardan beri çeşitli kültürlerde, farklı amaçlarla uygulanmış olan baskıresmin bir sanat dalı olarak kullanılmaya başlanması, çok daha yakın zamana dayanmaktadır. Bu nedenle Resim Sanatına daha birkaç yüzyıl önce eklenen baskıresmin olanakları, çağdaş sanatın gereksinimi olan yenilik ve farklı olana gösterilen ilgi nedeniyle, tüm dünyada açlıkla kucaklanmaktadır.Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır üzerinde durulmuş olan bu teknik, ülkemizde ise son zamanlarda ismini duyurmaya başlamıştır. Tekniğin zahmetli süreci nedeniyle bazı sanatçılar çalışmalarını yaparken, baskıresimin uzağında durmayı seçmelerine rağmen, bazı sanatçılar da aksine boyaresimden bütünüyle vazgeçerek, kendilerini bu yeni sanat alanına adamışlardır. İşte bu sanatçılardan biri, belki de en önemlisi olan Atilla Atar, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ndeki çalışmalarıyla, bu sanat dalının, özellikle de onun bir alt başlığı olan taşbaskının gelişiminde büyük bir etki sağlamakla kalmamış, ayrıca, baskıresmin ülkemizde yerleşmesi ve yaygınlaşması adına yürüttüğü birçok faaliyet nedeniyle bütün Türkiye'de adı taşbaskı tekniği ile anılan bir sanatçı haline gelmiştir.Bu araştırmada Atilla Atar'ın yaşam öyküsü, almış olduğu eğitimin basamakları, çalıştığı kurumlar, eserleri, sanatçı ve sanat eğitimcisi kimliği irdelenmiş ve söz konusu sanat alanına katkıları bulgulanmaya çalışılmıştır. Sanatçının birey olarak içinde bulunduğu toplumdan, çevresinden ve olaylardan etkilenişi irdelenmiştir. Küçük yaşlarda başlayan doğa ve resim ilgisinin, aldığı eğitim ve gösterdiği gelişimle sanatçının kendi sanat evrenini oluşturmasına etkileri incelenmiştir.Atilla Atar'ın yapıtlarında sağladığı teknik, biçim ve içerik bütünlüğünün, çevre ve toplumsal olaylara duyarlı yaklaşımının, sanatsal etkinliğin gerektirdiği çok yönlülüğün, sanatçının kendi tarzına ve Türk Baskıresim Sanatı içerisindeki yerine ulaşmada etkili olduğu gözlenmektedir.Bu tez çalışmasının amacı, özel bir baskıresim türü olan taşbaskı tekniğinin anlatımından yola çıkıp, bu tekniğin ülkemizdeki en belirgin temsilcisi olan Atilla Atar'ın yaşamına, yapıtlarına ve sanatsal kariyerine temas ederek, sanatçının baskıresim alanına, dolayısıyla sanata sağladığı katkıları vurgulamaktır.
II. Dünya Savaşı`ndan sonra İzmir'in kentleşme sürecine sanat galerilerinin etkisi
Araştırmada kent kavramının ifade edilmesi ve bu kavramın içinde barındırdığı çeşitli temel kavramların (kentlileşme, kentleşme ve göç vb.) kendisini oluşturan toplum yapısıyla ilişkisi özellikle kültür gibi devingen bir olguyla ilişkisinin anlatımı amaçlanmıştır.Bu noktadan, itibaren İzmir özelinde bakılarak sanat galerilerinin kent kavramı içerisinde yer alıp almadığı, yerel yönetimlerin planlamalarının içerisinde görsel sanat mekânlarının, ister devlet ister özel sanat galerileri olsun, ne derecede kentsel mekân yaratılmasına katkıda bulunduğunun araştırılmasını amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Kent, Kentlileşme, Kentleşme, Göç, Sanat Galerileri, Kentsel Mekân
Kamusal alanda heykelin çevreyle ilişkisi ve İzmir
Tarihsel gelişimi boyunca sürekli toplumla yakın temas kurmuş, bazen propaganda, bazense bir olayı anma ilkesiyle oluşturulmuş kamusal alan heykelleri, sanat tarihi içerisinde önemli bir yer edinmiştir. Rönesans'tan günümüze sosyal ve kültürel değişimlerle evrilmiş olan kamusal alan heykelleri, Heykel Sanatı'nın ayrılmaz parçalarıdır.İnsanlık, medeniyet tarihi boyunca kalıcı izler bırakmayı önemseyen bir tutumla hareket etmiştir, Stonehenge'den, Sfenks'e, Giza piramitlerinden, Eiffel kulesine toplumlar anıt, heykel, anıtsal yapı üzerine sürekli eserler üretmişlerdir. Bunların gelecek nesillere aktarılacak birer ?kültürel iz? olduğu düşünüldüğünde, kamusal alan heykelini ne denli önemli olduğu sonucuna varılır.Kamusal alanın toplum üzerindeki önemli etkileriyle birlikte, kamusal alanda yer alan heykeller kentlerin vazgeçilmez ögeleri olmuşlardır. 20.yy'a kadar belli bir konu veya nesneyi betimlemiş olan kamusal alan heykelleri, 20.yy'ın ilk yarısında, modern sanatın etkisiyle soyut yapıtlara yönelmiş, bunun sonucunda kamusal alanlardaki heykeller çeşitli form, ifade ve materyallerle zenginlik kazanmıştır. Kent kavramının gelişimiyle kamusal alanlar önem kazanmış ve bu alanlardaki heykeller kentlerin kimliklerine, silüetlerine şekil vermişlerdir.Modern bir kent olan İzmir'de birçok kamusal alan heykellerine sahiptir. Daha çok belirli konuları işleyen bu heykeller ne yazık ki bu alışkanlığından Cumhuriyet döneminden günümüze kurtulmuş değildir. Bunda, heykeli istençsiz izleyiciye kabul ettirme ve konu anlaşılabilirliği kaygısı büyük rol oynamaktadır. Oysa konu, sosyo-kültürel kabul edilebilirlik, yerleştirme gibi, toplumsal ve fiziksel açıdan çevre ile ilişkileri iyi kurulmuş açık alan heykelleri istenilen başarıya ulaşabilirler.
Viyolonsel öğretiminde ilk bir yılda uygulanacak program taslak önerisi
Bu araştırma, Talim Terbiye Kurulu'nun 27 Ocak 1997 tarih ve 2470 sayılı MEB Tebliğler Dergisi'nde yayınlanan ?Temel Sanat Eğitimi (Çalgı-Viyolonsel) Dersi Öğretim Programı?nın konularını, hedef ve hedef davranışlarını, öğrenme-öğretme durumlarını ve değerlendirme ölçütlerini temel almıştır. Konuyla ilgili ihtiyaç analizi doğrultusunda yapılan görüşmeler sonucu ortaya çıkan farklı yaklaşımlar yeni bir program taslağına yansıtılmış ve program yeniden yapılandırılmaya çalışılmıştır.Tarama modeli ve nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada veriler;?Literatür taraması?İhtiyaç analizine yönelik 20 viyolonsel öğretim elemanı ve öğretmenlerine yönelik görüşme formları ile toplanmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu, Ege Bölgesi'nde yer alan bütün Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri, Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim Dalları ve Devlet Konservatuvarları oluşturmuştur. Araştırmanın bulgularına dayanarak, Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri'nin birinci yılının (9. sınıf) viyolonsel eğitimi dersine yönelik konular, hedef ve hedef davranışlar, öğrenme-öğretme durumları ve değerlendirme ölçütleri yeniden düzenlenmiştir. Araştırmanın viyolonsel eğitimine ışık tutması umulmaktadır.Ayrıca bu araştırmanın raporlaştırma aşaması sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı'nca yürürlüğe konan viyolonsel programıyla paralellik gösteren bu taslak program yürürlükteki yeni programı da elde edilen bilimsel bulgularla desteklemiş olmaktadır.
Eğitim fakültelerinde piyano eğitiminde kullanılan bazı parçaların armonik karmaşıklık düzeyi üzerinde bir çalışma
Piyano eğitimi alan öğrencilerin teknik ilerlemelerinin yanında piyano eserlerindeki armonik yapıların algılanması; eserlerin deşifresi, icrası ve yorumu açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Armonik yapının algılanması; eseri icra ederken, icranın daha dolgun, mükemmel olmasını sağlayacak olan içsel duyuşun da gelişmesini, eserin bilinçli olarak çalınmasını sağlamaktadır. Bu noktada piyano tekniği geliştirilirken, bireyin armoni altyapısının daha yüksek ve daha karmaşık estetik düzeye taşınmış olması, çalışılan parçaya daha çok motive olunması ve müziğin daha iyi ifade edilebilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu amaçla, armonik karmaşıklığı nesnel olarak ölçmeye yönelik, sezgisel (heuristic) olarak tonalite, akor ve ses düzeylerinde belirlenen çeşitli parametrelerin hesaplanmasına dayalı bir model oluşturulmuştur. Piyano parçalarının armonik yapıları çözümlenerek elde edilen veriler, tasarlanan model kullanılarak karmaşıklığa ilişkin bulgular elde edilmiş, sonuçlar tartışılarak modelin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
9-11 yaş grubu çocuklarda Orff Schulwerk destekli keman eğitiminin keman dersine ilişkin tutum,öz yeterlik, öz güven ve keman çalma becerisi üzerindeki etkileri
Bu araştırma, 9-11 yaş grubu çocuklarda Orff-Schulwerk destekli keman eğitiminin keman dersine ilişkin tutum, keman çalmaya yönelik öz yeterlik algısı, öz güven ve keman çalma becerisi üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada ön test - son test kontrol gruplu deney deseni kullanılmıştır. Araştırma 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı bahar yarılında Aydın Merkez Gazi Paşa İlköğretim Okul'unda daha önceden keman eğitimi almamış toplam 36 denek üzerinde uygulanmıştır. 14 hafta süren deney sürecinde deney ve kontrol gruplarına haftada bir saat bireysel keman eğitimi verilmiştir. Deney grubuna ek olarak haftada iki saat Orff-Schulwerk destekli keman eğitimi uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Keman Çalmaya Yönelik Öz Yeterlik Algısı Ölçeği, Keman Dersine İlişkin Tutum Ölçeği, Keman Çalma Becerisi Gözlem Formu ve Piers-Harris Çocuklar İçin Öz Kavramı Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın başlıca sonuçları şunlardır:Orff-Schulwerk destekli keman eğitimi, geleneksel keman öğretimine göre;?Öğrencilerin keman dersine ilişkin tutumları üzerinde,?Keman çalma becerisi üzerinde,?Öz Güvenin; mutluluk-doyum, kaygı, popülarite, sosyal beğeni ya da gözde olma, davranış ve uyma-konformite, fiziksel görünüm, zihin ve okul durumu alt faktörleri üzerinde anlamlı fark oluşturmuştur.?Keman Çalmaya Yönelik Öz Yeterlik Algısının; yatkınlık, inanç, kararlık, alt faktörleri üzerinde anlamlı fark oluştururken, güven alt faktöründe anlamlı fark oluşturmamıştır.Anahtar Kelimeler: Orff-Schulwerk, Geleneksel Keman Öğretimi, Tutum, Öz Yeterlik, Öz Güven, Keman Çalma Becerisi
Ambalaj-reklam ilişkisi ve tasarım eğitimindeki yeri
Grafik tasarımda ambalajın tasarımı ile ürünün reklamı arasında ilişki olup olmadığını saptayabilmek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Alt amaçlar ise ambalajın grafik tasarım öğeleri ve ilkeleri doğrultusunda tasarlanması, tüketici satın alma davranışında reklamın rolünü ve tasarım eğitimindeki önemini değerlendirmektir.Araştırma literatür tarama modelli betimsel niteliktedir. Çalışma evreni Ülker ve Eti firmalarının kare çikolata ambalajlarıdır. Örneklem 2010 firma satış raporlarından elde edilen veriler ışığında, evrenin içinden seçilen 14 türde kare çikolata ambalajıdır. Araştırmanın I. bölümünde ambalaj kavramı ve türleri, gıda sanayinde ambalajın fonksiyonları ve tüketiciyi satın alma davranışına yönlendiren etkiler ele alınmıştır. Ambalajın tarihsel bir gelişim değerledirmesi yapılmış grafik tasarım içindeki yerine ve önemine değinilmiştir. Ayrıca grafik tasarım öğeleri ve ilkeleri doğrultusunda renk, illüstrasyon, tipografi ve markanın sağladığı imaj, simge, sembol, işaret, uyarılar ve malzeme seçiminin ambalajın başarısını etkilediği üzerinde durulmuştur. Ambalajın tanıtma, bilgilendirme ve satın aldırmaya özendirme işlevlerini yerine getirerek ürünün reklamını yaptığı sonucuna varılmış, günümüz şartlarına cevap verecek başarılı bir ambalaj tasarım eğitiminin gerekliliği vurgulanmıştır.Araştırmanın II. bölümünde ilgili yayın ve araştırmalara, III. bölümünde araştırmanın evreni, örneklemi, gereç ve yöntemine, IV. bölümünde araştırma sonucunda elde edilen bulgu ve yorumlara yer verilmiş, V. Bölümde ise elde edilen sonuçlar açıklanarak tartışma ve öneriler sunulmuştur.
Minyatürde mekân algısı ve Erol Akyavaş
Araştırmada geleneğe dair verilerin, kendimize has bir sanatsal anlatı oluşturmak için önemli olduğu vurgulanmıştır. Geleneğe ait olan minyatürün ifade edilmesi ve bu resimsel ifadenin uzama yönelik bilincin çözümlenmesi, Doğu'ya özgü ideolojik algılamayı açıklar. 20. yüzyıldan itibaren Batı resim anlatısının birçok sanatsal algılamayı etkilemesi, kendimize has algılamaların değişmesine veya önemsenmemesine sebep olmuştur. Bu durumla özgün bir anlatı oluşturmaktan ziyade, Batı kompleksine dayanan resimsel anlatımlar ortaya çıktığı görülür.Bu noktadan hareketle, geleneğe dair önemli kültürel bir veri oluşturan minyatür ve minyatürdeki mekân algısı incelenmiştir. Böylece Modern resim mantığı, kendi koşullarımıza göre yeniden ele alınmış olacaktır. Bu mantığı yapıtlarında özellikle kullanan Erol Akyavaş araştırmamız için önemli bir örnektir. Akyavaş Batı'da eğitim almasına rağmen, çalışmaları geleneğe dayanır.Araştırmamızda, minyatürün tarihsel süreci ve bu süreçte oluşan farklı mekân algılamalarına değinilecektir. Aynı zamanda Batı ve Doğu'nun doğa algılamaları tartışılacak, Batı sanat anlatısını Doğu ile karşılaştırarak açıklamaya çalışan Worringer'in, özdeşleyim ve soyutlama kavramları incelenecektir. Örnek aldığımız sanatçının daha çok Osmanlı Minyatürü ile ilgilenmesi, Osmanlı minyatür resmini ve mekân çözümlemelerini araştırmayı gerekli kılmıştır. Erol Akyavaş incelendiğinde aynı anda bulunduğu sanat ortamındaki sosyal-felsefi algılamalara değinilecek ve minyatür mekân çözümlemelerinin Erol Akyavaş resmindeki yeri tartışılacaktır. Böylece geleneğe ait verilerin, `özgün olma' adına bir anlamı olup olmadığına dair kuramsal bilgilerin tekrar incelenmesi amaçlanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Minyatür, Uzam, Algılama, Erol Akyavaş, Osmanlı Minyatürü
İlköğretimde müzikli dramatizasyon destekli viyolonsel eğitimine yönelik bir model önerisi
Bu araştırmada, ilköğretimde müzikli dramatizasyon destekli viyolonsel eğitimine yönelik bir model önerisi oluşturulmuştur. Bu model önerisi ile ilköğretim çağındaki çocuklara viyolonsel çalmaya ilişkin bilgi ve becerilerin kazandırılmasının yanı sıra öğrencilerin viyolonsel çalmaya ilişkin motivasyonlarının arttırılabileceği, müzikli dramatizasyon aracılığı ile kendilerini müzikal olarak ifade edebilecekleri düşünülmüştür.Viyolonsel eğitiminde kullanılmak üzere modelin hedefleri doğrultusunda oluşturulan 10 etkinlik, bir yıllık viyolonsel eğitimi almış ve birinci pozisyonu kavramış ilköğretim öğrencilerine yöneliktir. Müzikli dramatizasyon etkinlikleri 10 hafta süreli grup çalışması için planlanmıştır. Her bir müzikli dramatizasyon etkinliği için haftada 2 ders saati, geleneksel yöntemle gerçekleştirilecek bireysel viyolonsel eğitimi için ise haftada 1 ders saati önerilmektedir. Bireysel viyolonsel eğitimiyle paralel yürütülecek olan müzikli dramatizasyon destekli viyolonsel eğitimi viyolonsel konçertolarının ana temalarından oluşturulmuş etütlere dayandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Müzikli Dramatizasyon, Viyolonsel Eğitimi
Günümüz Türk baskı resim sanatındaki gelişmelerin sanatsal anlatıma etkileri
Bir düşünceyi bir duyguyu söz ve hareketle anlatma anlamını taşıyan ifade, sadece insana özgü bir özellik olan düşünme yetisinin bir gereği olarak belirmiştir. Düşündüklerini ifade etme arayışındaki insan, bu ihtiyacı karşılayabilmek için, hareket, ses, yazı, resim v.b. gibi iletişim araçlarını geliştirmiş ve kullanmıştır. Öyle ki, belirli bir konuşma dilinin hatta yazının olmadığı devirlerde insan, kendini ifade etmede resmi kullanmış ve sanatsal ifade denilen kavram oluşmaya başlamıştır.Sanatsal ifadenin ilk örnekleri olarak bilinen ve mağara duvarlarına uygulanan ilk resimlerse, elin duvara yaslanması ve etrafına boya püskürtülerek formunun duvara aktarılması şeklinde oluşturulmuş ve günümüzde şablon baskı olarak bilinen baskıresim tekniklerinin ilk örnekleri olarak kabul edilmiştir.Zamanla insan yaşamındaki değişim ve gelişmelere paralel olarak baskı teknikleri de geliştirilmiş, duvar yüzeyinden, kağıt sayfalarına, kilin pişirilmesiyle oluşturulan mühürlerden, ağaç kalıpların oyulmasına, ağaçtan metale, metalden taşa, ipeğe v.b. pekçok çalışma alanı bulmuştur.Baskı resmin zamanla çeşitlenen bu zengin çalışma alanına birde geliştirilen fotoğrafik yöntemler, bilgisayar teknolojisi ve fotokopi makinası, yazıcı v.b. gibi yeni baskı teknolojilerinindahil olmasıyla, alan daha da genişlemiş ve sanatçıya uygulaması kaçınılmaz bir çalışma ortamı sunmuştur.Baskı resmin estetik değeri, çoğaltılabilir özelliği ve beraberinde getirdiği satın alma kolaylığı düşünüldüğünde, resim sanatına getireceği katkılar azımsanamayacak bir öneme sahiptir. Bunlara ek olarak tasarı ve kompozisyonda kullanılacak teknik imkan çeşitliliğinin, bir sanatçının olmazsa olmaz özelliği öznel üslubunu oluşturmada sunduğu zengin uygulama alanıyla, bu önem daha da iyi anlaşılmaktadır. Bu nedenle tezimizde baskı resim alanındaki gelişmelerin, günümüzde uygulanan güncel tekniklerde dahil olacak şekilde incelenmesiyle, bu gelişmelerin sanatçılarımızın sanatsal anlatım dillerine etkileri, görünür kılınmaya çalışılmıştır.