
2,655
Archived Theses
57
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Genç erkek basketbolcularda alt ekstremite kompresyon tayt kullanımının koşuya dayalı anaerobik sprint test performansına etkisi
Giriş ve Amaç: Çalışmanın amacı, genç erkek basketbolcularda alt ekstremite kompresyon tayt kullanımının koşuya dayalı anaerobik sprint test performansına olan etkisinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya 20 erkek basketbol oyuncusu alındı (yaş: 16.5±0.5 yıl, boy: 176.8±5.71 cm, vücut ağırlığı: 68.5±8.98 kg, basketbol deneyimi: 2.35 ±0.49 yıl). Oyuncular, 1 hafta arayla normal şort ya da kompresyon taytı giyerek, 10 saniye aralıkla 6 x 35 m sprintten oluşan Koşuya Dayalı Anaerobik Sprint Testine (KAST) katıldılar. Her bir test öncesinde, beslenme alışkanlıklarında değişimden kaynaklanabilecek performans farklılıklarının ekarte edilebilmesi için 24 saat besin kaydı ile toplam kalori ve alınan kalorinin ne kadarının karbonhidrattan alındığı hesaplandı. Ayrıca, her bir test öncesinde sporcuların yorgunluk düzeylerindeki farklılıklardan kaynaklanabilecek performans farklılıklarının ekarte edilebilmesi için Hooper Ölçeği kullanıldı. KAST, Newtest Powertimer marka fotosel ile (300-Serisi, Oy, Finlandiya) yapıldı. Her bir KAST sonrası; maksimum (zirve) güç (Pmax), minimum güç (Pmin), ortalama güç (AP) ve yorgunluk indeksi (FI) değerleri fotoselin yazılımı ile otomatik olarak belirlendi. Ayrıca her bir KAST sonrası algılanan zorluk derecesi Borg Skalası (20'lik sistem) ile belirlendi. Bulgular: Bağımlı gruplar T testi sonuçları, 2 farklı test oturumundan elde edilen aritmetik ortalamaların hiçbiri arasında istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık olmadığını gösterdi (p>0.05). Sonuç: Çalışmadan elde edilen sonuçlar dahilinde alt ekstremite kompresyon tayt kullanımının, genç basketbolcuların KAST performansını değiştirici bir etkiye sahip olmadığı söylenebilir. Çalışma dizaynının, daha deneyimli basketbolcularla, kompresyon taytına adaptasyon sağlayacak birkaç familirazisyon seansından sonra uygulanması farklı sonuçların alınmasına neden olabilir.
Ergenlik çağındaki lise öğrencilerinin beden eğitimi dersine olan yatkınlıklarının akademik başarılarına etkileri
Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören ergenlik çağındaki lise öğrencilerin beden eğitimi dersine olan yatkınlıklarının akademik başarılarına olan etkilerini incelemektir. Bu araştırmadan elde edilecek verilerle, modern ve güncel eğitim politikaları ve uygulamalarının geliştirilmesi, beden eğitimi ve spor dersi özelinde önemli bir yol gösterici olması hedeflenmektedir. Elde edilen bulgularla, beden eğitimi derslerinin daha etkili hale getirilmesi ve öğrencilerin beden eğitimine yönelik tutumları ve akademik başarı motivasyonları üzerinde olumlu bir etki yaratılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada, belirli bir olgu veya eyleme yönelik araştırma grubunun tutumlarının, ilgi alanlarının, yeteneklerinin ve davranış örüntülerinin betimlendiği tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmamızın araştırma evrenini, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kırklareli İli, Lüleburgaz İlçesi, Kepirtepe Anadolu Lisesi'nde öğrenim görmekte olan 418 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem seçimi yapılmadan, evrenin tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. 418 kişilik öğrenci evreninin 415'ine ulaşılmış ve 3 öğrencinin ailevi nedenlerle okula devam etmediği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla tarafımızca bir demografik bilgi formu hazırlanmıştır. Bunun yanında öğrencilerin beden eğitimi derslerine yönelik tutum ve öz-yeterliliklerini belirlenmesini amacıyla 11 maddeden oluşan Beden Eğitimi Dersi Yatkınlık Ölçeği (BEDYÖ) kullanılmıştır. Araştırmamız kapsamında, kullanılan ölçeğin evrenimize uygunluğunu ve geçerlilik ile güvenirlik kriterlerini sağladığını teyit etmek için gerekli analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılım tamamen gönüllü esaslı olup, bu sayede katılımcıların özgür iradeleriyle araştırmaya dahil olmaları sağlanmıştır. Ölçek uygulaması, öğrencilerin ders programlarını göz önünde bulundurarak ve herhangi bir zaman kısıtlaması olmaksızın, tamamen gönüllü katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların ölçeği doldurmaları sırasında, araştırmacılar tarafından birebir ve titiz bir şekilde destek ve rehberlik sunulmuştur. Bulgular: Öğrencilerin ölçeğimize verdiği cevaplar doğrultusunda sınıf düzeyi ile tüm alt boyutlarda istatistiksel fark bulunmamış olup cinsiyet, aile ekonomik durumu, genel not ortalaması, beden eğitimi dersini sevme demografik özelliklerinde istatistiksel fark (p<0,05) tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırmalarımız sonucunda akademik başarıları düşük olan öğrencilerin Beden Eğitimi ve Spor dersine yatkınlıkları yüksek çıkmıştır. Aksi yönde akademik başarıları yüksek olan öğrencilerin ise derse karşı tutumları, motivasyonları ve kendi bedenlerine karşı algılarının düşük olduğu gözlemlenmiştir. Buradan yola çıkarak akademik başarısı düşük olan öğrenciler, beden eğitimi ve spor dersinde gösterdikleri başarı ve yetenek sayesinde başarı duygusu ve doygunluklarını diğer derslerde yakalayamadıkları seviyeye yükseltebilmektedirler. Bu sayede, sportife yatkınlıkları sayesinde okula olan aidiyet duygularını da geliştirebilirler. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, ergenlik, akademik başarı, yatkınlık, spor
Beden eğitimi öğretmenlerinin zihinsel engelli çocuklara yönelik tutumlarının demografik değişkenler üzerinden incelenmesi.
"Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Zihinsel Engelli Çocuklara Yönelik Tutumlarının Demografik Değişkenler Üzerinden İncelenmesi", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2024. Giriş ve Amaç: Bu araştırma, beden eğitimi öğretmenlerinin zihinsel engelli çocuklara yönelik tutumlarını demografik değişkenler bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın sonuçları, eğitim politikaları ve uygulamaları üzerinde önemli önerilerde bulunmak için kullanılacaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmada geniş bir katılımcı grubundan veri toplamak için bir tarama modeli olan "Betimsel Yöntem" kullanılmıştır ve veriler katılımcıların 5'li likert tipi bir tutum ölçeğine verdikleri yanıtlar aracılığıyla elde edilmiştir. Çalışma evrenini Kırklareli İl'inde görev yapmakta olan 121 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklem seçimi için işlem yapılmamış evrenin tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Öğretmen grubu seçimi için hata oranı %95 güven aralığı (α=0.05) kabul edilmiştir. Veri toplamada, demografik bilgi formu ve tutum ölçeğine yer verilerek, ölçeğin geçerliliği, güvenirliği işlemleri ile araştırmanın içerisinde kullanılırken uygulanan safhalar hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. "Zihinsel Engelli Çocuklara Yönelik Tutum Ölçeği" 21 maddeden oluşmaktadır ve 5 faktörlü yapıya sahiptir. Faktörler; 9 madde "yararlar", 3 madde "duygular", 3 madde "destekler", 4 madde "kabul" ve 2 madde "korkular" şeklindedir. Araştırmamızda, ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik testlerini doğrulamak amacıyla ölçeğin evrenimize uygunluğu kontrol edilmiştir. Geçerlilik testi için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada verilerin istatistiksel analizi için SPSS 26.0 yazılımı kullanılmıştır. Ölçeğin uygulanabilmesi ve verilerin toplanabilmesi için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'ndan TÜTF-GOBAEK 2023/377 Protokol numarası ile 09.01.2023 tarihinde onay alınmıştır. Kırklareli İli beden eğitimi öğretmenlerine, araştırma hakkında bilgilendirme içeren bir yönerge sunulmuş ve etik kurul raporu paylaşılmıştır. Ölçek, öğretmenlerin çalışmaya gönüllü katılımlarına yönelik ve zaman kısıtlaması yapılmaksızın uygulanmıştır. Bulgular: :Araştırma bulguları, (BEÖ) tutumlarının bazı demografik değişkenler tarafından etkilendiğini göstermiştir. Öğretmenlerin cinsiyetleri ile duygular (U=673,500, p=0,002) ve korkular (U=833,500, p=0,046) alt boyutlarına verdikleri cevaplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olsa da, etki büyüklüğü düşük düzeydedir (r<0,5). Bu nedenle, cinsiyetin BE öğretmenlerinin tutumları üzerinde önemli bir etken olduğu söylenemez. Bulgularımız doğrultusunda, BE öğretmenlerinin ZE öğrencilere yönelik tutumları, özel eğitim geçmişi, ZE öğrencilerle çalışma deneyimi, zihinsel engelli tanıdık ve kendini yeterli bulma gibi faktörlerden etkilenmektedir. Beden eğitimi öğretmenlerinin zihinsel engelli öğrenciye öğretmeye yönelik tutumları ise daha fazla araştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Sonuç: Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, cinsiyet değişkeninin BE öğretmenlerinin ZE öğrenciye öğretmeye yönelik tutumlarının kararsız olduğu, Cinsiyetin BE öğretmenlerinin tutumları üzerinde etkili bir faktör olmadığı, ZEÇ' la çalışma deneyiminin BEÖ tutumları üzerinde önemli bir faktör olduğu, Zihinsel engelli tanıdığa sahip olma durumunun öğretmen tutumlarını etkilediği , ZEÇ' la çalışmak için kendini yeterli bulma durumunun tutumlar üzerinde olumlu etkili bir faktör olduğu, bulunmuştur. Elde edilen bulgular, beden eğitimi öğretmenlerinin tutumlarını geliştirmeye yönelik müdahalelerin önemini vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: Zihinsel engelli, beden eğitimi, tutum, kaynaştırma
Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin bireysel girişimcilik yönelimlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı Spor Bilimleri Fakültelerinin Antrenörlük Eğitimi ve Spor Yöneticiliği Bölümlerinin son sınıflarında öğrenim gören öğrencilerinin Bireysel Girişimcilik Yönelimlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmaya, Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Yalova Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Spor Bilimleri Fakültesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitelerinin antrenörlük ve spor yöneticiliği bölümlerinde öğrenim gören 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden 84'ü kadın 245 öğrenci alındı. Katılımcıların Bireysel Girişimcilik yönelimleri Türkçe geçerlik güvenirliği Ercan ve Yıldıran (49) tarafından yapılan Bireysel Girişimcilik Yönelimi Ölçeği ile fiziksel aktivite düzeyleri ise Türkçe geçerlik güvenirliği Öztürk (200550) tarafından yapılan Uluslararası Fiziksel aktivite ölçeğinin kısa formu ile değerlendirildi. Katılımcılara ait diğer veriler araştırmacı tarafından oluşturulan veri toplama formu ile alındı. Bulgular: İstatistiksel analizler fiziksel aktivite düzeyi ve vücut kütle indeksi değerlerinin gerek erkek gerekse kadın katılımcıların bireysel girişimcilik özellikleri üzerinde etkisinin olmadığını gösterdi (p>0.05). Girişimcilikle ilgili bir eğitime katılan öğrencilerin ölçek alt boyutlarından risk alma, yenilikçilik, proaktiflik ve ölçekten aldıkları toplam puan, girişimcilik eğitimi almayanlardan istatistiksel düzeyde farklıydı (p<0.05). Eğitim alınan bölüm açısındansa, antrenörlük eğitimi bölümü öğrencilerinin ölçek proaktiflik alt boyutundan aldıkları puan, yöneticilik bölümü öğrencilerinin aldıkları puandan daha yüksekti(p<0.05). Sonuç: Çalışmadan elde edilen sonuçlar girişimcilikle ilgili herhangi bir eğitime katılmanın bireysel girişimcilik yönelimlerini değiştirebileceğini göstermektedir. Vücut kütle indeksi, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi gibi bağımsız değişkenlerin bireysel girişimcilik yönelimi üzerindeki etkilerinin açıklanabilmesi için çalışmanın daha büyük örneklemle tekrarlanması farklı sonuçların alınmasına neden olabilir. Anahtar kelimeler: Fiziksel aktivite düzeyi, bireysel girişimcilik yönelimi, cinsiyet, vücut kütle indeski
Basketbolcularda kor egzersizlerinin atletik performansa etkisinin incelenmesi
Giriş ve Amaç: Basketbol müsabakalarında, sporcular çeşitli rakiplerle mücadele etmektedirler. Müsabakalar süresince, sporcuların rakiplerine üstünlük sağlamaları için kondisyonel özelliklerinin üst seviyede olması gerekir. Sporculara atletik performans testleri uygulanması ve değerlendirilmesi yüksek atletik verim için önemli bir gerekliliktir. Yüksek performans seviyesine ulaşan sporcuların mevcut durumlarını korumaları ve sakatlıklardan korunmaları da önemlidir. Bu çalışmanın amacı basketbolcularda 8 haftalık kor egzersizlerinin statik denge, kor kuvveti, anaerobik güç̧, sürat ve çevikliğe etkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma yarı deneysel desenlerden "denk olmayan kontrol gruplu" desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu desende gerçek deneysel desenlerde olduğu gibi ön test-son test ve kontrol grubu bulunmaktadır. Ancak bu desende gruplara atama rastlantısal değildir. Mevcut çalışmada da deney ve kontrol grupları rastlantısal olarak oluşturulmamıştır. Örneklem grubu, deney ve kontrol olmak üzere toplam 20 antrenmanlı erkek basketbolcudan oluşturulmuştur. Katılımcıların yaş ortalaması 16.30±0.47 yıl, boy ortalaması 183.05±4.44 cm, vücut ağırlığı ortalaması 73.20±8.91 kg'dır. Ayrıca vücut kitle indeksi (VKİ) ortalaması 21.80±2.04 kg/m2'dir. Tüm basketbolculara çalışmanın öncesinde ve sonrasında denge, CMJ (Couter Movement Jump), SJ (Squat Jump), 20m Sürat (20MS) ve T Çeviklik Testi (T-TEST) yaptırıldı. Bulgular: Deney ve kontrol grupları arasında boy, VKİ, yaş ve vücut ağırlığı açısından farklılık olmadığı gözlenmiştir. Deneysel işlemin deney grubunda dengeye, T-TEST'e, CMJ'ye, SJ ve 20MS'ye etkisinin olduğu gözlenmiştir (p<0.05). Kontrol grubunda ise bu değişkenler açısından ön test ve son test arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur (p>0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda deneysel işlemin deney grubundaki bireylerin incelenen değişkenlerine etki ettiği gözlendiğinden antrenmanlı basketbolcuların denge, TTEST, CMJ, SJ ve 20MS değişkenlerine etki etmek için kor antrenmanlarının kullanılması önerilebilir.
Antrenörlerin gün içi uykululuk düzeylerinin, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi ve bel çevresi açısından incelenmesi
Giriş ve Amaç: Antrenörlerin gün içi uykululuk düzeylerinin, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi ve bel çevresi açısından incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Bağcılar ilçesinde görev yapan 330 antrenörden ve en az 2 yıllık antrenörlük deneyimi olan yaş ortalamaları 34,37±4,91 yıl, boy uzunlukları 1,74±0,46 m, ağırlıkları 64,37±11,86 kg ve Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 21,79±4,38 kg/m2, Bel Çevresi 73,26±11,66 cm, spor geçmişi 7,53±3,21 yıl ve antrenörlük geçmişi 3,88±2,86 yıl olan 173 kadın ve yaş ortalamaları 35,81±6,11 yıl, boy uzunlukları 1,82±0,47 m, ağırlıkları 76,96±12,88 kg ve VKİ 24,11±4,25 kg/m2, bel çevresi 81,58±12,69 cm, spor geçmişi 7,01±3,42 yıl ve antrenörlük geçmişi 4,66±4,19 yıl olan 157 erkek antrenöre kişisel bilgi formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ), Epworth Uyku Anketi (EUA) ve vücut kompozisyonu içinde bel ölçümü uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmanın bulguları incelendiğinde kadınların erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek uykuluk düzeyine sahip olduğu, toplam haftalık fiziksel aktivite göz önüne alındığında, bireylerin fiziksel aktivite düzeyi arttığında, uykuluk düzeylerinin anlamlı düzeyde azaldığı ve uykuluk düzeyi ile VKİ ve bel çevresi arasında ilişki olmadığı saptanmıştır. Sonuç: Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, cinsiyet değişkeninin VKİ, bel çevresi, uykuluk düzeyi ve fiziksel aktivite düzeyini etkilediği söylenebilir. Antrenörlerin VKİ ve bel çevresi ölçümleri ile uykuluk düzeyi arasında ilişki olmadığı bulunmuştur. Bunun sebebi olarak, katılımcıların aktif sporun içinde yer alan antrenörlerden oluşması ve buna bağlı olarak normal VKİ değerlerine ve bel çevresine sahip olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Ayrıca, fiziksel aktivite ile gün içi uykuluk düzeyi arasında bir ilişki olduğu, düşük düzeyli ilişkinin uykuluğu azalttığı, orta düzeyli fiziksel aktivitenin ise uykuluk düzeyini arttırdığı bulunmuştur. Buna göre, fiziksel aktivite düzeyinin arttıkça yorgunluğa ve gün için uykuya daha çok ihtiyaç ortaya çıkardığı söylenebilir.
Spor tesisi üyelerinin spora katılım motivasyonları ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, spor tesisi üyelerinin spora katılım motivasyonları ile öz yeterlikleri düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nicel modellerden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Katılımcıların değerlendirmesinde demografik bilgi formu, genel öz yeterlik ve spora katılım motivasyon ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için öncelikle normallik testi uygulanmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği saptanmıştır. Bu nedenle ikili grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi, ikiden fazla grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Kruskal Wallis testinde farklılık bulunduğunda, değişkenler arasındaki farkı belirlemek için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Spearman Rho korelasyon testi kullanılmıştır. Yaş grupları, cinsiyet, anne eğitim, baba eğitim, spor yaşı, branşlarına göre öz yeterlik performansları arasında anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), eğitim durumu, gelir durumu ve haftalık aktivite düzeyleri arasında farlılık bulunamamıştır (p >0,05). Spora katılım motivasyonu ile birlikte değerlendirildiğinde yaş grupları, cinsiyet, anne eğitim, baba eğitim, spor yaşı, spor branşı, eğitim durumu, gelir durumu ve haftalık aktivite düzeylerinde anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca, motivasyon ve öz yeterlik toplam skorları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Öz yeterlik Başlama alt boyutunun Motivasyon Başarı, Arkadaş ve Yarışma alt boyutları ile anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). Yılmama alt boyutunun fiziksel uygunluk, arkadaş, beceri gelişimi ve aktif olma alt boyutları ile bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). Elde edilen bulgulara göre, spora katılım motivasyonu arttıkça, bireylerin öz yeterlik düzeylerinin arttığı söylenebilir.
Amerikan hip thrust egzersizinde 1 tekrar maksimum tahmininin yük-hız profili üzerinden hesaplanması: İki nokta yöntemi
Daha sonra doldurulacaktır.
Fiziksel aktivite düzeyi ve vücut kompozisyonunun spirometrik değerlere etkisi
"Fiziksel aktivite düzeyinin ve vücut kompozisyonun spirometrik değerler zerine etkileri", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2025. Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut kompozisyonunun spirometrik solunum parametreleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 30 sağlıklı erkek katılımcı dâhil edilmiş ve beyanlarına göre rekreasyonel (n=10), dayanıklılık (n=10) ve direnç egzersizi (n=10) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) ile değerlendirilmiştir. Vücut kompozisyonu ölçümleri, çok frekanslı segmental analiz yapan Tanita MC-780MA marka BIA cihazı ile yapılmıştır. Spirometrik parametreler (FVC, FEV₁, FEF25, FEF50, FEF75, FEF25–75, PEF, VCmaks, VCin) Spiro Scout spirometre ile ölçülmüştür. Göğüs çevresi ölçümleri standart mezura ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Gruplar arasında boy uzunluğu ve gövde çevresi açısından anlamlı fark bulunmazken, direnç egzersiz grubunun vücut kütlesi ve VKI değeri diğer gruplardan yüksektir. IPAQ skorları açısından en aktif grup dayanıklılık, ardından direnç ve rekreasyonel gruplar olmuştur. Gövde yağ miktarı açısından fark bulunmamış, ancak direnç grubunun gövde kas miktarı rekreasyonel gruptan yüksektir. FVC, VCmaks ve VCin değerleri direnç ve dayanıklılık gruplarında rekreasyonel gruba göre daha yüksek bulunmuş, bu iki grup arasında fark gözlenmemiştir. FEF 25–75 değerleri gruplar arasında benzerken, PEF değeri yalnızca dayanıklılık grubunda rekreasyonel gruba göre anlamlı düzeyde yüksektir. Yaşla birlikte FVC ve VCmaks değerlerinin arttığı belirlenmiş, solunum parametreleri ile vücut kütlesi, göğüs çevresi ve vücut kompozisyonu arasında ilişki saptanmamıştır. FVC, FEV₁, FEF 25, PEF, VCmaks ve VCin; antrenman sıklığı ve süresiyle pozitif ilişkilidir. FEF 75, antrenman arttıkça azalmış; FEF 50 ve FEF 25–75 ise artış göstermiştir. Boy uzunluğu arttıkça FEV₁/FVC (%), FEF 25 ve PEF azalmıştır. Fiziksel aktivite düzeyi ile birçok solunum parametresi arasında pozitif korelasyon varken, bu durum FEV₁/FVC (%) ve FEF 25–75 (L/s) için geçerli değildir. Sonuç: Demografik özelliklerden yaş, antropometrik özelliklerden boy uzunluğu hariç hiçbir antropometrik değişken çalışma kapsamında değerlendirilen spirometrik değerleri olumlu ya da olumsuz şekilde etkilememektedir. Spirometrik değerler daha çok, egzersiz/spor tipi, antrenman sıklığı ve kapsamı gibi özelliklerden etkilenmekte ya da ilişki göstermektedir. Aynı araştırma tasarımının çoklu merkezde veri toplanarak analiz edilmesi, antropometrik özellikler, vücut kompozisyonu ve demografik özellikler ile solunum parametreleri ilişkisini/etkileşimine daha iyi anlamaya yarayacaktır. Anahtar kelimeler: Solunum fonksiyonları, fiziksel aktivite düzeyi, vücut kompozisyonu, dayanıklılık egzersizi, direnç egzersizi.
2024 Paris Olimpiyat Oyunları Kadınlar Taekwondo müsabakalarının analizi
"2024 Paris olimpiyat oyunları kadınlar taekwondo müsabakalarının analizi", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2025. Giriş ve Amaç: Taekwondo olimpiyat oyunlarında resmi spor olarak kabul edildikten sonra Dünya Taekwondo Federasyonu puanlama yöntemlerinin objektifliği ve müsabakalar esnasında izleyenlerin ilgisizliği ile ilgili aldığı eleştiriler doğrultusunda yarışma kurallarında önemli ölçüde değişikliğe giderek müsabakalar sırasındaki aktiviteyi ve uyarılabilirliğini arttırmayı hedeflemiştir. Bu çalışmanın amacı 2024 Paris Olimpiyat oyunlarında yarışmış olan kadın taekwondo sporcularının müsabakalarında skora puan olarak yansıyan teknikleri müsabakaların video analizlerini yaparak incelemektir. Yapılan analizler ile tekniklerin uygulandıkları bölgeler (baş veya gövde) dışında tekniklerin atak veya kontratak olup olmadıkları ayrıca teknik çıkışlarının ön ayak-arka ayak olması bakımından da incelenerek bulguların istatiksel olarak yorumlamasını yapmaktır. Gereç ve Yöntemler: 2024 Paris Olimpiyat oyunları video arşivinden (olimpics.com) ve Dünya Taekwondo Federasyonu web sitesi sonuçlar arşivinden elde edilmiştir. Video analizleri 5. Kademe antrenörlük belgesine sahip iki kişi tarafından Kappa yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Video analiz yöntemiyle elde edilen veriler Dünya Taekwondo Federasyonu resmî web sitesi üzerinden alınan müsabaka sonuç dokümanları ile karşılaştırılmıştır. Video analizinde verilerin güvenilirliği açısından Kappa (çift kör göz) yöntemi 5. Kademe (teknik direktör) antrenörlük belgesine sahip iki taekwondo antrenörü tarafından gerçekleştirildi. Analiz esnasında elde verilen verilerin istatiksel analizleri JASP (versiyon 19, NL) paket programı ile yapılmıştır. Bulgular: -49 kg kadınlarda özellikle başa ön ayak atak, tüm rauntlarda yüksek oranlarla ilk sırada yer alarak bu seride baskın bir teknik olmuştur. Başa ön ayak kontra ve gövdeye ön ayak atak teknikleri hem saldırı hem savunma kombinasyonlarıyla dikkat çeken teknikler arasında yer almıştır. -57 kg kadınlarda en çok kullanılan teknikler yine başa ön ayak atak, başa ön ayak kontra, gövdeye ön ayak atak, başa arka ayak atak ve gövdeye arka ayak atak teknikleri olmuştur. Özellikle -57 kilonun 2.raunt'ta başa ön ayak kontra ve gövdeye ön ayak atak teknikleri %25 oranla eşit şekilde en yüksek kullanımı göstermiştir. -67 kg gövdeye arka ayak atak tekniğinin etkinliği artmış ve özellikle -67kg 1.raunt'ta en çok tercih edilen teknik olmuştur. Aynı zamanda yumruk tekniği bu seride diğerlerine göre daha belirgin bir şekilde tercih edilmiştir. +67 kg kadınlarda yumruk tekniğinin %15'i aşan kullanımı dikkat çekmektedir. Başa ön ayak atak tekniği ise bu seride de istikrarlı biçimde en üst sıralarda yer almaya devam etmiştir. Sonuç: Kadın taekwondo sporcularının ön ayak teknikleri tüm sıkletlerde yaygın olarak tercih etmekte oldukları, özellikle hafif ve orta sıkletlerde kombine ve hızlı teknikler ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Ağır sıkletlerde ise yakın mesafeden yapılan etkili teknikler, yumruklar ve gövdeye yönelik vuruşlar daha fazla tercih edilmektedir. Anahtar kelimeler: Taekwondo,olimpiyatlar,teknik analiz,müsabaka analizi.
Spor Bilimleri öğrencilerinin duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın temel amacı; spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin duygusal öz farkındalık becerileri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyum düzeylerini incelemek ve bu üç değişken arasındaki ilişkiyi çeşitli demografik ve spora ilişkin özellikler açısından değerlendirmektir. Ayrıca katılımcıların yaşam doyumu ve duygu düzenleme düzeylerinin cinsiyet, bölüm, spor branşı, sporculuk düzeyi, spor yaşı, spora başlama yaşı, fiziksel ve ruhsal hastalık geçmişi ile ilaç kullanımı gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Bu araştırmada, katılımcıların duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarını belirlemek amacıyla dört farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla Sporcu Bilgi Formu, Duygusal Öz Farkındalık Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği'dir. Ölçeklerin uygulama aşaması online ortamda bireysel olarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Betimleyici istatistiklerin yanı sıra tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklem t-testi ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, duygusal öz farkındalık düzeyleri duygu düzenleme becerilerinin %28,3'ünü, yaşam doyumunun ise %9,2'sini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Duygu düzenleme becerileri ise yaşam doyumunun %19,5'ini açıklamaktadır. Demografik değişkenler açısından, cinsiyet, sporculuk düzeyi, spora başlama yaşı ve branş yılı gibi değişkenlerin anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Buna karşın, ruhsal hastalık ve ilaç kullanımı gibi değişkenler yaşam doyumu ve duygu düzenleme becerileri üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Sonuç: Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu, duygu düzenleme becerileri ve duygusal öz farkındalıklarının çeşitli demografik ve sportif değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bulgular ışığında, hem yaşam doyumu hem duygu düzenleme becerileri hem de duygusal öz farkındalıkları açısından belirli değişkenlerin anlamlı farklılıklar yarattığı, bazı değişkenlerin ise etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, genç yetişkinlik döneminde olan üniversite öğrencilerinin psikososyal iyi oluşlarının birçok faktörden etkilendiğini göstermektedir. Yaşam doyumu düzeylerine bakıldığında, genel ortalamanın orta düzeyin üzerinde olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgu, öğrencilerin yaşamdan genel anlamda memnun olduklarına işaret etmektedir. Ancak bu memnuniyet düzeyinin çeşitli bireysel ve çevresel faktörlerden etkilenmekte olduğu da belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Duygu düzenleme, yaşam doyumu, duygusal öz farkındalık.
Okul sporlarına katılan ve katılmayan ortaöğretim öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi (Isparta ili örneği)
Yapılan bu çalışmanın hedef kazanımı; okul sporları faaliyetlerine katılımın ortaöğretim öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleri üzerindeki etkilerine farklı değişkenler açısından (düzenli spor yapma, sportif müsabakalara katılma, derse yönelik yeterlilik, soğuk havada spor yapma, spor malzemesi kullanımı) bakılarak sonuçlarının karşılaştırmasını yapmaktır. Bu araştırma tarama modelli betimsel bir çalışmadır. Çalışmanın evreni Isparta ili Şarkikaraağaç ilçesinde okuyan ortaöğretim öğrencileri, örneklem grubu ise beş farklı ortaöğretim kurumunda okuyan ve okul sporları faaliyetlerine katılan ve katılmayan 300 (137 erkek 163 kadın) öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için Riggio (1989) tarafından geliştirilen ve Yüksel (1997) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan sosyal beceri envanteri öğrenci grubuna uygulanmıştır. Bununla beraber, çalışmaya katılan öğrencilerin demografik bilgilerine ulaşmak gayesiyle araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilks testi kullanılarak incelenmiş ve yapılan analiz sonucunda alt boyut ve toplam ölçek puanına ilişkin verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir (p<0,05). Bu nedenle non-parametrik analiz yöntemleri tercih edilmiştir. Yapılan analizlerde anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak gerek yapılan literatür taraması gerekse de istatistiksel analiz sonucunda okul sporları ve sosyalleşme üzerine yapılan çalışmalar ile araştırmalar ışığında, okul sporlarının ortaöğretim öğrencileri üzerinde önemli bir etken olduğu saptanmıştır.
12-14 yaş fazla kilolu ve obez bireylerde uygulanan tabata egzersiz protokolünün fiziksel ve fizyolojik bazı özelliklere etkisi
Bu çalışma, fazla kilolu ve obez çocuklarda Tabata protokolüne göre uygulanan egzersizlerin fiziksel ve fizyolojik etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya gönüllü katılım sağlayan 12-14 yaş aralığındaki toplam 24 (Erkek=12, Kadın=12) katılımcı deney grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12) olarak gruplarda erkek ve kadın sayıları eşit olacak şekilde yansız atama yöntemi kullanılarak iki gruba ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan katılımcılara 8 hafta süre ile haftada 3 gün Tabata protokolüne göre hazırlanmış egzersiz programı uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan katılımcılar ile herhangi bir antrenman yapılmamıştır. Deney ve kontrol gurubunda yer alan katılımcıların boy, vücut ağırlığı, VKİ, vücut yağ oranı, istirahat kalp atım sayısı ve VO2Max ölçümlerinin ön test ve son test uygulama verileri alınmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Denek sayısının az olması sebebi ile verilerin istatistiksel analizlerinde Non-Parametrik testler kullanılmıştır. Grup içi farklılıkların tespit edilebilmesi için Wilcoxon İşaretlenmiş Mertebeler Testi, gruplar arası farklılıkların tespit edilebilmesi için Kruskal Wallis-H ve Mann Whitney-U testleri uygulanmıştır. İstatistiksel işlemlerde değişkenler arası farklılıkların tespitinde 0,05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Tabata protokolüne göre uygulanan 8 haftalık egzersizin deney grubunda vücut ağırlığı, VKİ, vücut yağ oranı ve istirahat kalp atım sayısını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde düşürdüğü, VO2Max skorlarını istatistiksel olarak anlamlı derecede yükselttiği tespit edilmiştir (p<0,05). 8 haftalık sürede kontrol grubunun vücut ağırlığı ve vücut yağ oranlarında anlamlı derecede yükseliş tespit edilmiştir (p<0,05). Deney grubu ve kontrol grubu ön test – son test verileri arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak fazla kilolu ve obez çocuklarda 8 hafta süre ile uygulanan Tabata protokolüne göre hazırlanmış egzersizlerin vücut ağırlığı, VKİ, vücut yağ oranı ve istirahat kalp atım sayısını düşürerek bireylerin sağlık durumlarını olumlu olarak etkileyebileceği ve VO2Max skorlarını arttırarak aerobik dayanıklılığı da olumlu olarak etkileyebileceği söylenebilir.
Yerel yönetimlerin sağladığı spor hizmetlerinden yararlanan bireylerin algıladıkları hizmet kalitesinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)
Araştırmanın temel amacı; Yerel yönetimlerin sağladıkları spor hizmetlerinden yararlanan bireylerin algıladıkları hizmet kalitesinin incelenmesidir. Katılımcıların belediyelerin spor hizmetlerine ait görüşlerini ortaya koyma amacıyla ilişkisel tarama modeline göre yapılan araştırmanın evrenini Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçe belediyesine ait spor tesislerini kullanan bireyler oluştururken örneklem grubunu ise aynı evren içerisinden seçilmiş 18-55 yaş aralığında olan 379 kadın, 523 erkek olmakla beraber toplam 902 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel bilgi formu ve Çoban (2002) tarafından geliştirilmiş toplam 26 sorudan oluşan "spor hizmetleri konusunda halkın belediyelerden beklentileri" anket formundan yararlanarak 7 adet 5'li likert tipinde, 5 adet kapalı uçlu olmak üzere toplam 12 sorudan oluşturulan ''Spor Hizmetlerinden Yararlanan Bireylerin Algıladıkları Hizmet Kalitesi Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesi'' anketi kullanılmıştır. Ayrıca; verilerin betimlenmesine ilişkin frekans analizi, tanımlayıcı istatistik analizi ve kategorik değişken düzeylerine giren bireylerin ya da nesnelerin anlamlı farklılık gösterip göstermediğini bulmak içinde ki kare testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların; Spor Hizmetlerinden Yararlanan Bireylerin Algıladıkları Hizmet Kalitesi Memnuniyet Düzeyleri ve Spor Hizmetlerinden Yararlanan Halkın Belediyelerin Spor Hizmetlerine İlişkin Görüşleri açısından Cinsiyet değişkeni, Eğitim durumu değişkeni ve Spor yapma sıklığı değişkenine göre anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler; Spor, Yerel Yönetimler, Belediye, Hizmet.
Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan bu araştırmada beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 53 kadın ve 97 erkek olmak üzere toplam 150 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu ile "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve "Örgütsel Sinizm Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 programında frekans analizi, tanımlayıcı istatistik, bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi, pearson moment korelasyon analizi ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının cinsiyet, haftalık egzersiz yapma sıklığı, okul yöneticilerinin ve diğer branş öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersini yararlı bulma durumu, okullarda yönetici pozisyonunda bulunma ve medeni durum değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05), buna karşılık öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının eğitim düzeyi, yaş grubu ve okul tipi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel sinizm düzeylerinin eğitim düzeyi, yönetici ve diğer branş öğretmenlerinin beden eğitimi dersini yararlı bulmaları değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05), buna karşılık öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, yaş grubu, haftalık egzersiz yapma sıklığı, okullarda yönetici pozisyonunda olma durumu, okul tipi (tam ya da yarım gün) ve medeni durum değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Bunun yanında beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının yüksek olmasının örgütsel sinizm düzeyini azalttığı söylenebilir.
İlkokul öğrencilerinde sosyo ekonomik faktörlerin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesi (Bir özel okul örneği)
Bu araştırma ilkokul öğrencilerinde sosyo-ekonomik faktörlerin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Özel bir ilkokulda öğrenim gören 44 kız öğrenci ve 39 erkek öğrenci olmak üzere toplam 83 öğrenci araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini değerlendirmek için Eurofit Test Bataryası kullanılmıştır. Eurofit test bataryası kapsamında; öğrencilerin vücut ağırlığı ve boy uzunluğu değerleri ölçülmüştür. Motorik performansların belirlenmesinde ise, flamingo denge, diske dokunma, otur-uzan, durarak uzun atlama, mekik, bükülü kol asılma ve 5x10 metre mekik testleri kullanılmıştır. Demografik özelliklerin belirlenmesinde araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığı basıklık ve çarpıklık değerleri ile kontrol edilmiştir. İstatistiksel analiz boyutunda; betimsel analiz (ortalama, standart sapma, medyan, min-maks değer, oran, frekans), bağımsız örneklemler t testi (Independent Samples t test), tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca, Scheffe ve LSD post hoc analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgularda; anne eğitim düzeyinin öğrencinin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği tespit edilmiştir (p>0,05). Baba eğitim düzeyinin sadece flamingo denge testi puanlarında anlamlı bir fark oluşturduğu belirlenmiştir (p<0,05). Anne mesleğine göre öğrencilerin boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve mekik testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Baba mesleğine göre ise öğrencilerin sadece durarak uzun atlama testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Ailede bulunan kişi sayısı ve ailede lisanslı olarak spor yapan olması öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerinde anlamlı bir farklılık oluşturmamaktadır (p>0,05). Ailelerinin aylık ortalama gelirleri ile otur-uzan testi puanları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (r=0.30; p<0,05). Öğrencilerin sporcu lisansına sahip olması açısından, boy uzunluğu, durarak uzun atlama testi, mekik testi, bükülü kol asılma testi, 5x10 metre mekik koşusu testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Öğrencilerin geleneksel çocuk oyunlarına katılma açısından boy uzunluğu, vücut ağırlığı, durarak uzun atlama testi, mekik testi, bükülü kol asılma testi, 5x10 metre mekik koşusu testi bulgularında anlamlı fark tespit edilmiştir (p>0,05) Sonuç olarak, anne eğitim düzeyinin öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği, baba eğitim düzeyinin ise öğrencilerin sadece denge düzeylerinde etkili olduğu, anne mesleğinin öğrencilerin boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kor kuvveti dayanıklılığında, baba mesleğinin ise patlayıcı gücü temsil eden durarak uzun atlama değerlerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Ailede bulunan kişi sayısının ve ailede lisanlı olarak spor yapan bireyin olması öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği belirlenmiştir. Ailenin aylık ortalama gelirindeki artış ile beraber öğrencilerin esneklik düzeylerinin zayıf düzeyde olsa azaldığı belirlenmiştir. Öğrencinin sporcu lisansına sahip olmasının boy uzunluğu, patlayıcı kuvvet, kor kuvveti dayanıklılığı, üst ekstremite kuvveti dayanıklılığı, çevikliği ve yine öğrencilerin geleneksel çocuk oyunlarına katılmasının boy uzunluğu, vücut ağırlığı, patlayıcı kuvvet, kor kuvveti dayanıklılığı, üst ekstremite kuvveti dayanıklılığı ve çevikliği olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Fiziksel uygunluk, ilkokul öğrencileri, sosyo-ekonomik düzey.
Okçuluk sporcularının sporda imgeleme becerilerinin hedef yönelimi düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okçuluk sporu ile ilgilenen sporcuların imgeleme becerileri ve hedef yönelimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma grubu; araştırma grubunu 2019-2020 yılları arasında Türkiye okçuluk federasyonuna bağlı 116 erkek ve 135 kadın olmak üzere 251 gönüllü sporcudan oluşmaktadır. Araştırma örnekleminin belirlenmesi için tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. İlişkisel tarama yöntemi ile yapılan araştırmada veri toplama aracı olarak Sporda İmgeleme Envanteri ve Sporda Hedef (Görev ve Ego) Yönelimi Envanteri kullanılmıştır. Verilerin çözüm ve yorumlamasında önce araştırma bulgularına kolmogorov smirnov testi ve Shapiro-Wilk testi ve ayrıca Skewness ve Kurtosis değerlerine göre normallik dağılımları yapılmış ve p<0.05 ten küçük olduğu için ve standart sapma değerlerinin (standart eror) -1,961,96 arasında olmadığı için verilerin normal dağılmadığını söyleyebiliriz. Buna göre ilişkisiz ölçümler için mann whitney u testi ve kruskal wallis h testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi için de spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda; okçuluk sporu ile ilgilenen sporcuların imgeleme becerilerinin hedef yönelimine etkisinin olduğu, okçuların imgeleme becerileri ile hedef yönelimi arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde fark olduğu bulunmuştur. Bu farklılık sonucunda imgeleme alt boyutlarından motivasyonel ve bilişsel özel boyut arttıkça hedef yönelimi alt boyutlarından görev ve ego yöneliminin arttığı söylenebilir. Sonuç olarak belirlenen değişkenler ile imgeleme alt boyutlarındaki farkın hedef yönelimine etkisi olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: okçuluk, imgeleme, hedef yönelimi
Aktif spor yapan sporcuların pandemi sürecinde covid-19 salgınına karşı yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)
Araştırmanın amacı; aktif spor yapan sporcuların Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyleri ile spora özgü başarı motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenin Tekirdağ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde bulunan, bireysel ve takım sporları yapan sporcular oluştururken örneklem grubunu ise 119'u kadın 67'si erkek toplamda 186 sporcu oluşturmaktadır. Çalışmamızda bilimsel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı kişisel bilgi formu, Demir ve ark. (2020) tarafından geliştiren ''Covid-19 kaygı ölçeği'' ve Tiryaki ve Gödelek (1997) tarafından geliştirilen ''Spora özgü başarı ve motivasyon ölçeği'' kullanılmıştır. Çalışma için elde ettiğimiz verileri analiz etmek için SPSS 18 sürüm yazılımı kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarının normalliğini kontrol etmek amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey çoklu karşılaştırma ve Tamhane's T2 testleri yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki 'Pearson Çarpım Moment Korelasyon' kullanılarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek kaygıya sahip oldukları tespit edilmiş, bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek başarı motivasyonuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca sporcuların yeni tip Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu düzeyleri arasında orta derece pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sporcu,Kaygı,Başarı,Motivasyon,Covid-19,Pandemi
Türkiye'de engelli bireylerin spor politikalarındaki yeri
Dünya Engellilik Raporu'na göre dünya nüfusunun %15'inin engellilik yaşadığı tahmin edilmektedir. Türkiye'de ise engelli nüfusuna dair kesin bir veri bulunmamaktadır. Sayısal verilerin kesin olmamasına rağmen Türkiye Engelliler Konfederasyonu ülkemizde bulunan engelli sayısının nüfusa oranla %10'dan daha az olmadığı tahmininde bulunmuştur. Engelli bireylerin rehabilitasyonu fiziksel, psikolojik ve toplumsal açıdan incelendiğinde yapılan pek çok araştırma sporun olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Bu sebeple engelli bireylerin spor aracılığıyla topluma katılımları ve toplumla bütünleşmelerinin sağlanması, spor politikalarının sosyal ve kuşatıcı amaçlarına da katkı sunmaktadır. "Türkiye'de Engelli Bireylerin Spor Politikalarındaki Yeri" başlıklı bu çalışmada; spor politikaları kapsamında "herkes için spor" hedefinin, engelli bireyler için oluşturulan spor hedefleri ile uyumlu olup olmadığı ve bu uyumun nasıl tasarlandığı araştırılarak ortaya konulacaktır. Bu çerçevede spor politikalarına kaynaklık eden ilgili mevzuat ve temel stratejik belgeler üzerinde incelemeler yapılmış ve konuya ilişkin tartışmalara yer verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda; engelli bireylere yönelik spor politikaları oluşturulurken sosyal, ekonomik ve kültürel hedeflerin yaşama geçirilmesinde yaşanan aksaklıklara ve sorun alanlarına ilişkin, hedefe uygun somutlaştırılmış çözüm önerilerine ve işlevsel mekanizmalara ihtiyaç duyulduğu ifade edilebilir.
Sporcuların psikolojik beceri ile zihinsel antrenman düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çalışmanın amacı, sporcuların zihinsel antrenman ve psikolojik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çeşitli demografik özelliklere göre karşılaştırılmasıdır. Tarama modeline göre yapılan çalışmanın araştırma grubunu Tekirdağ ilinde çeşitli spor branşlarında faaliyet gösteren 541'i erkek (%66,6) 271'i kadın (%33,4) olmak üzere toplam 812 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu ile "Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri" ve "Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin karşılaştırmasında Independent T testi ve One Way Anova Testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon testleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında sporcuların zihinsel antrenman ve psikolojik beceri düzeyleri ile cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, aile aylık gelir, spor branşı, spor türü, temas durumu, lisans durumu, lisans yılı, millilik durumu ve haftalık antrenman sayısı değişkenleri arasında anlamlı farklılık olduğu, sporcuların zihinsel antrenman ile psikolojik beceri düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ve psikolojik beceri sporcuların zihinsel antrenman düzeyleri üzerindeki değişimin yaklaşık %32,5'ini açıkladığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları incelendiğinde cinsiyetin, yaşın, eğitim düzeyinin, aile aylık gelirinin, spor branşının, spor türünün, temas durumunun, lisans durumunun, lisans yılının, millilik durumunun ve haftalık antrenman sayısının sporcuların psikolojik beceri ve zihinsel antrenman düzeylerini belirleyicileri arasında yer aldığı ve psikolojik beceri düzeylerinin artması durumda zihinsel antrenman düzeylerinin de artacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Spor, Spor Psikolojisi, Zihinsel antrenman, Psikolojik beceri
Sporcularda duygusal zekâ ile motivasyon arasındaki ilişkininincelenmesi
Bu araştırmada Tekirdağ Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı aktif lisanslı öğrencilerinin çeşitli değişkenlere göre duygusal zekaları ve spora katılım motivasyonlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu, Tekirdağ Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı aktif lisanslı öğrencilerden 148 (%49.3)'i kadın ve 152 (%50.7)'si erkek olmak üzere toplam 300 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Sporda Duygusal Zeka Envanteri ve Spora Güdülenme Ölçeği II kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini tespit etmek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Ölçek verilerinin karşılaştırılmasında ikili gruplar için Independent Samples T Test, üç ve daha fazla gruplar için One Way Anova testi uygulanmıştır. One Way Anova testi sonucunda anlamlı farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc testlerinden Tukey yapılmıştır. Ayrıca katılımcıların duygusal zeka ve motivasyonları arasındaki ilişkinin saptanması için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada ortaya çıkan bulgulara göre cinsiyet, yaş, eğitim durumu, okul türü, lisans yılı, milli olma durumu ve anne baba tutumu değişkenleri arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Bunula birlikte duygusal zeka ve motivasyon arasında ki ilişkide anlamlı fark tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde bu değişkenlerin duygusal zeka düzeyleri ve motivasyonların da belirleyici bir rol aldığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: duygusal zeka, egzersiz, motivasyon
Egzersiz yapan bireylerin kendini fiziksel tanımlama ile öz-güven değerlerinin incelenmesi
Araştırma ile egzersiz yapan bireylerin cinsiyet, eğitim durumu, egzersiz türü ve egzersiz yapma nedenleri gibi parametreler ile kendini fiziksel tanımlama ve özgüven değerlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tekirdağ ilinde düzenli egzersiz yapan kişiler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem sayısı 112 kadın ve 90 erkek olmak üzere 202 kişiden oluşmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında araştırma örnekleminin 20-50 yaş aralığında, haftada en az 3 gün ve üzeri düzenli egzersiz yapan, herhangi bir sağlık problemi olmayan gönüllü katılımcılardan oluşturulmuştur. Katılımcılara sırasıyla araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, "Öz-Güven Ölçeği" ve "Kendini Fiziksel Tanımlama Anketi" (PSDQ) uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırma verileri normal dağılım göstermediğinden ikili karşılaştırmalar Mann-Whitney U, çoklu karşılaştırmalar Kruskal-Wallis testleri ile analiz edilmiştir ve tanımlayıcı istatistik yapılmıştır. Çalışmadaki Öz-güven ölçeğinin Cronbach-Alpha iç tutarlılık katsayısı 0,952, Marsh Kendini Fiziksel Tanımlama ölçeğinin 0,954 olarak bulunmuştur. Araştırmalardan elde edilen bulgularda; kendini fiziksel tanımlama ile cinsiyet, eğitim durumu, egzersiz türü ve egzersiz yapma nedeni değişkenleri arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Öz-güven ile cinsiyet ve egzersiz türü değişkenleri arasında anlamlı farklılık görülürken (p<0,05), eğitim durumu ve egzersiz yapma nedeni değişkenleri arasında bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kendini fiziksel tanımlama ile öz-güven arasındaki korelasyon testi sonuçlarına göre tüm alt boyutlarında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, Kendini Fiziksel Tanımlama, Öz-Güven
Voleybol sporcularında imgeleme ve sportif güven arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı voleybol oynayan sporcularda imgeleme ile sportif güven arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma grubunu; Elit düzeyde voleybol oynayan sporcular oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 3 lig düzeyinden (1. Lig, 2. Lig ve Süper Lig) yaşları 18 ile 35 arasında değişen (23.32±4.16) 157 kadın (21.78±3.54) ve 120 erkek (25.33±4.04) olmak üzere toplam 277 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama amacı ile tüm katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Sporda İmgeleme Envanteri ve Sürekli Sportif Kendine Güven Envanteri uygulanmıştır. Tüm istatistiksel analizler IBM SPSS sürüm 21.0 yazılımı ile yapılmıştır. Sporcuların demografik özelliklerinin belirlenmesi için frekans analizi yapılmıştır. Sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven arasındaki ilişki için korelasyon analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasında karşılaştırma yapmadan önce normallik analizi yapılmıştır. Sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven arasındaki puanlarının cinsiyet, millilik durumu ve spor yaşı değişkenine göre dağılımını incelemek için Independent-Samples T-Testi, sporcuların profesyonel sporculuk yılı, yaş ve lig düzeyi değişkenine göre incelemek için de One-Way ANOVA ile Tukey HSD testi uygulanmıştır. Analizlerde istatistiki anlamlılık düzeyi (p≤0.05) olarak alınmıştır. Analiz bulgularının sonucunda araştırmaya katılan sporcuların sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven puanları arasında yaş, cinsiyet, spor yaşı, millilik durumu, lig düzeyi ve profesyonel sporculuk yılı değişkenleri ile istatistiki olarak pozitif yönlü ilişkiler olduğu saptanmıştır (p<0.05). Anahtar kelimeler: Voleybol, Sportif Güven, İmgeleme
14-16 yaş grubu basketbolcularda COVİD-19 pandemi sürecinde aktif spora devam eden ve devam etmeyen sporcuların bazı performans değerlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, basketbolculara uygulanan hız, çeviklik, çabukluk, denge ve güç çalışmalarının, pandemi döneminde aktif spora devam eden ve devam etmeyen sporculardaki değerlerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışma, haftada 3 gün orta şiddetli basketbol teknik- taktik antrenmanına devam eden 14-16 yaş gurubu lisanslı 18 basketbolcu ile aynı yaş gurubunda lisanslı fakat pandemi sürecinde antrenmanlara ailesinin veya kendisinin tercihi ile ara veren 18 basketbolcu katılmıştır. Sporculara 20 metre sürat, dikey sıçrama, pro agility (çeviklik), flamingo denge testi, şut performans testi, otur uzan testi ve pençe kuvveti testleri uygulanıp elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen verileri analizi etmek için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikten yararlanılan çalışmada katılımcı sayısının az olması sebebi ile verilerin istatistiksel analizlerinde Non-Parametrik testler kullanılmıştır. Gruplar arası farklılıkların tespit edilebilmesi için Kruskal Wallis-H ve Mann Whitney-U testleri uygulanmış; istatistiksel işlemlerde değişkenler arası farklılıkların tespitinde 0,05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre pandemi sürecinde antrenman yapan ve yapmayan grupların tanımlayıcı istatistik tablosu incelendiğinde; her iki grubun yaş aralıklarının birkaç aylık farklar dışında benzer olduğu anlaşılmıştır. Her iki grubun da ortalama ve standart sapma değerlerinin benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Grupların deneyim sürelerine bakıldığı zaman antrenman yapan grubun minimum ve maksimumu deneyimde 2'şer yıl avantajlı oldukları anlaşılmıştır. Antrenman yapan ve yapmayan grupların boy ortalamaları benzerlik gösterirken; vücut ağırlıkları ortalamasında antrenman yapmayan grubun maksimum ağırlığının (6 kg) fazla olduğu belirlenmiştir. 20m koşu sürelerinde antrenman yapan grubun, antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu; yine antrenman yapan grubun çeviklik testi değerlerinin antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu, flamingo testi değerlerinde de antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Dikey sıçrama ortalamalarına göre antrenman yapan grubun minimum sıçramada iyi durumdayken; maksimum sıçramada ise antrenman yapmayan grubun iyi durumda olduğu belirlenmiştir. Dikey sıçrama zirve güç hr değerlerinde antrenman yapan grubun, antrenman yapmayan gruba göre iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Otur uzan değerlerinde antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre durumunun iyi olduğu anlaşılmıştır. Pençe değerleri bakımından antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Şut performansı değerlerinde de antrenman yapan minimum değerinin düşük olmasına rağmen antrenman yapmayan gruba bariz bir üstünlük kurduğu anlaşılmaktadır. Çocukların gelişimi açısından düzenli fiziksel aktiviteler, büyük önem taşımaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitelerde yer alan ya da sporcu çocuklarla bu faaliyetlerde yer almayan çocuklar arasında farkların olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Basketbol, pandemi, COVİD-19, sürat, çeviklik, dikey sıçrama.
Ortaokul öğrencilerinde fiziksel aktivite,ekran bağımlılığı ve akran ilişkisi arasındakiilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, fiziksel aktivite, ekran bağımlılığı ve akran ilişkileri arasındaki bağlantılar incelenmiş ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, eşit sayıda kız (n=258; %50) ve erkek (n=258; %50) olmak üzere toplam 516 ortaokul öğrencisi katılmıştır (X̄yaş = 12.34 ± 0.92 ve X̄yaş = 12.38 ± 0.98).Veri toplama sürecinde, "Fiziksel Aktivite Ölçeği", "Ergenler İçin Akran İlişkileri Ölçeği", "Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, normal dağılım varsayımları Kolmogorov-Smirnov testiyle değerlendirilmiş, çarpıklık ve basıklık değerleri dikkate alınarak verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir.Cinsiyet değişkenine bağlı olarak fiziksel aktivite, ekran bağımlılığı ve akran ilişkileri arasındaki farkları belirlemek için Bağımsız Örneklem T-Testi, gelir ve eğitim durumu değişkenleri arasındaki farkları analiz etmek için Tek Yönlü ANOVA kullanılmıştır. Anlamlı farkların kaynağını belirlemek için Post-Hoc Tukey testi, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Ayrıca, ölçeğin ortaokul öğrencileri üzerinde geçerliliğini test etmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizi (CFA) gerçekleştirilmiş ve modelin kabul edilebilir uyum değerlerine sahip olduğu bulunmuştur.Araştırmanın bulgularına göre, cinsiyet, gelir durumu ve ebeveyn eğitim durumu gibi faktörler, fiziksel aktivite puanlarında anlamlı farklılıklar ortaya koymuştur. Çoklu ekran bağımlılığı açısından ise gelir durumu, cinsiyet ve baba eğitim durumu açısından anlamlı bir fark gözlemlenmezken, anne eğitim durumu ile istatistiksel olarak anlamlı ancak küçük bir fark bulunmuştur. Akran ilişkisi puanları açısından cinsiyet ve gelir durumu arasında anlamlı bir fark tespit edilirken, ebeveyn eğitim düzeyi açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Sonuçlar, fiziksel aktivite ile akran ilişkileri arasında zayıf bir pozitif ilişki olduğunu, ancak ekran bağımlılığı ile akran ilişkileri arasında zayıf bir negatif ilişki bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, fiziksel aktivite ve ekran bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Tüm ilişkilerin düşük düzeyde olduğu göz önüne alındığında, değişkenler arasındaki etkileşimin sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çoklu ekran bağımlılığı;Ergenler için Akran İlişkisi; Fiziksel aktivite
Dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimine etkisi: Batman Gençlik Merkezi örneği
Bu çalışmada dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimine etkisinin Batman ilindeki gençlik merkezleri çalışanları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda bir anket formu hazırlanmış olup Batman ilinde bulunan gençlik merkezlerinde çalışan 92 kişi ile online olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Nadem ve ark. (2018) tarafından geliştirilen ve Sağlam (2021) Türkçe uyarlaması yapılan 12 maddelik Dijital Dönüşüm Ölçeği ile ayrıca Beeri ve ark. (2018) tarafından geliştirilen, Demir ve ark. (2020) tarafından da türkçe uyarlaması yapılan 24 maddelik Performans Yönetimi Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri ile anket sorularına verilen cevapların dağılımı frekans analizi ile incelenmiştir. Ölçek ve alt boyutlarının demografik bilgilere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Ölçekler arasındaki ilişkiler ise korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler %95 güven düzeyinde SPSS 20.0 yazılımı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimi üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gençlik Merkezi; Dijital Dönüşüm; Performans Yönetimi; Spor Organizasyonları
Lise öğrencilerine uygulanan dinamik ve statik germelerin fiziksel ve fizyolojik parametreler üzerine etkisinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı lise öğrencileri arasından seçilmiş yaşları 15-16 arasında değişen erkek bireylerden oluşan gruplarda statik ve dinamik germelerin fiziksel ve fizyolojik parametreler üzerinde etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmaya, lisede öğrenim görmekte olan toplam 36 erkek öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılar rastgele olarak üç gruba ayrılmıştır: statik germe grubu (n = 12), dinamik germe grubu (n = 12) ve kontrol grubu (n = 12). Çalışmanın başlangıcında tüm katılımcılara ön test olarak şu değerlendirmeler uygulanmıştır: Otur-Uzan Esneklik Testi, T-Çeviklik (Agility) Testi, Flamingo Denge Testi, Dikey Sıçrama Testi ve 20 Metre Sürat Testi. Ön testlerin ardından deney gruplarındaki katılımcılar, sekiz hafta boyunca haftada iki gün gerçekleştirilen beden eğitimi derslerinde ilgili germe egzersizlerine (statik veya dinamik) dahil edilmiştir. Kontrol grubundaki katılımcılar ise herhangi bir germe protokolüne katılmamış, yalnızca rutin beden eğitimi derslerine devam etmiştir. Sekiz haftalık uygulama süreci sonunda, tüm katılımcılara aynı testler tekrar uygulanarak son test verileri elde edilmiştir. Verilerin istatistiki analizlerinde SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya ait verilerin normal dağılımları Shapiro-Wilk testi ile test edilmiştir. Normal dağılmayan veri setleri için çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edilmiş ve ± 2 içindekilerin normal dağıldığı kabul edilmiştir. Normal dağılım gösteren veriler için ikili değişkenlerde paired sample t testi, 2'den fazla değişken karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. Farklılıkların hangi gruplardan kaynaklandığının tespitinde ise post hoc testlerden LSD testi kullanılmıştır. Statik grupta dikey sıçrama değerleri anlamlı düşerken, esneklik ve denge parametrelerinde anlamlı geliştiği görülmüştür farka rastlanmıştır (p<0,05). Dinamik grupta ise dikey sıçrama, esneklik, çeviklik ve denge parametrelerinde anlamlı değişim bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda istatistiksel fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, dinamik germe egzersizlerinin, esneklik, çeviklik, denge ve dikey sıçrama gibi fiziksel performans parametreleri üzerinde statik germeye kıyasla daha belirgin ve olumlu etkiler sağladığı görülmüştür. Bu doğrultuda, özellikle ergen bireylerle yürütülen beden eğitimi ve antrenman programlarında dinamik germelere öncelik verilmesi, fiziksel performansın artırılmasında etkili bir yöntem olabilir. Anahtar Sözcükler: Çeviklik, Dinamik, Esneklik, Flamingo, Statik.
Yorgunluğun kadın futbolcuların hamstring/kuadriseps kuvvet oranına etkisi
Bu çalışma, kadın futbolcuların dinlenim ve yorgunluk koşullarındaki kuadriseps ve hamstring kas kuvvet oranlarını değerlendirerek yaralanma risklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma, Konya ilinde aktif olarak futbol oynayan, yaşları 18 ile 25 arasında değişen 8 kadın sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, dinlenik ve yorgunluk koşullarında, 60°/s ve 180°/s açısal hızlarında eksantrik ve konsantrik kasılma kuvvetleri ile hamstring/quadriceps (H/Q) oranı ve fonksiyonel H/Q oranındaki değişimleri değerlendirmek amacıyla teste tabi tutulmuştur. Tüm testler, Selçuk Üniversitesi laboratuvar ortamında yürütülmüştür. Katılımcılarda yorgunluk oluşturmak amacıyla 4'e 4 formatında dar alan futbol oyunu oynatılmıştır. Bu uygulama, 26x34 metrelik bir sahada gerçekleştirilmiş olup, her biri 6 dakika süren üç set halinde planlanmıştır. Setler arasında 3 dakikalık dinlenme süresi verilmiştir. İzokinetik kuvvet ölçümleri, Cybex marka izokinetik dinamometre cihazı kullanılarak gerçekleştirilmiş ve hem yorgunluk öncesi hem de yorgunluk sonrası veriler sistematik biçimde toplanmıştır. Araştırma sonucunda, dinlenim ve yorgunluk durumları arasında kuadriseps ve hamstring kaslarına ait konsantrik ve eksantrik kuvvet değerleri ile H/Q ve fonksiyonel H/Q oranlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Araştırma, kadın futbolcuların kas kuvvet oranları üzerine odaklanarak, yaralanma risklerinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek yeni veriler sunmaktadır. Bu bağlamda elde edilen sonuçların, sporcuların bireysel performanslarının artırılması ve yaralanma risklerinin azaltılmasına yönelik programların geliştirilmesinde yol gösterici olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: H/Q Oranı, Kadın Futbolcular, Kas Kuvveti, Yorgunluk
Tenis oyuncularında menstrual döngü fazlarının sportif performans göstergeleri üzerine etkisi
Bu araştırmada, kadın tenis oyuncularında menstrual döngünün farklı fazlarının (foliküler ve ovülasyon) sportif performans göstergeleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya düzenli menstrüel döngüye sahip, döngü uzunluğu 28–35 gün arasında olan 16 gönüllü kadın sporcu katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 26,38 ± 1,82 yıl, boy ortalaması 165,69 ± 4,08 cm ve vücut ağırlığı ortalaması 56,00 ± 7,21 kg'dır. Araştırma çapraz (crossover) deneysel tasarım şeklinde yürütülmüştür. Katılımcılardan sekizinin ölçümleri menstrual döngünün 2. gününde (foliküler faz), diğer sekizinin ölçümleri ise 14. günde (ovülasyon fazı) alınmıştır. İkinci ölçümde fazlar terslenerek, ilk gruptan ovülasyon fazında; ikinci gruptan ise foliküler fazda veriler toplanmıştır. Katılımcılar belirlenen günlerde tenis kortuna gelmiş, standart ısınma protokolünü takiben forehand, backhand ve servis hızı, çeviklik süresi (T-testi) ve el kavrama kuvveti testleri uygulanmıştır. Veriler SPSS 27 paket programında analiz edilmiştir. Normal dağılım gösteren değişkenlerde bağımlı örneklemler t-testi kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, forehand, backhand ve servis hızlarında ovülasyon fazında foliküler faza kıyasla anlamlı artışlar tespit edilmiştir (p<.05). Çeviklik süresi ovülasyon fazında anlamlı şekilde azalmış (p<.001) ve kavrama kuvveti anlamlı düzeyde artmıştır (p<.05). Etki büyüklükleri forehand, backhand ve servis hızında orta; çeviklik süresinde büyük; kavrama kuvvetinde ise orta düzeydedir. Sonuç olarak, ovülasyon fazının kadın tenis sporcularında hem teknik (vuruş hızları) hem de fiziksel performans (çeviklik ve kuvvet) üzerinde anlamlı ve olumlu etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, kadın sporcularda antrenman ve müsabaka planlamasında menstrual döngü fazlarının dikkate alınmasının performans optimizasyonu açısından önemli olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Menstrual döngü, tenis performansı, servis hızı.
Futsal kadın takımı oyuncularında 8 hafta uygulanan kor egzersizlerinin bazı motorik özelliklerine etkisi
Araştırmada, futsal kadın takımı oyuncularında 8 hafta uygulanan kor egzersizlerinin bazı motorik özelliklerine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Araştırmaya, yaş ortalaması 20,00±2,75 (yıl), boy ortalaması 160,62±5,37 (cm), Vücut Ağırlığı (VA) 49,62±8,98 (kg), olan 16 deney grubu; yaş ortalaması 18,87±1,59 (yıl), boy ortalaması 158,75±5,72 (cm), VA'sı 53,37±11,73 (kg) olan 16 kontrol grubu olmak üzere 32 kişi dahil edildi. Çalışmanın evrenini Kuzey Irak'ın Dhoke kentindeki yerel kulüplerde futsal oynayan 18-20 yaşları arasında olan kadın futsal oyuncularını kapsamaktadır çalışmanın örneklemini ise Dhoke Spor Kulübü futsal kategorisinde yer alan düzenli futsal antrenmanı yapan yaşları 18-20 arasında olan 32 kadın oyuncu kapsamaktadır. Çalışma gruplarına sekiz hafta olup haftada üç gün olacak şekilde rutin futsal antrenmanı yaptırıldı. Deney grubuna futsal antrenmanına ilave olarak haftada üç gün kor egzersizleri yaptırıldı. Sekiz haftalık futsal antrenmanı ve kor egzersizi öncesinde ve sonrasında tüm katılımcılara Boy Uzunluğu, Vücut Ağırlığı, Esneklik, Sırt-Bacak Kuvveti, El-Pençe Kuvveti, 30 sn Mekik, 20 m Sürat, Durarak Uzun Atlama, Dikey Sıçrama, Sağlık Topu Fırlatma testleri uygulandı. Verilerin analiz kısmında SPSS 26 istatistiksel paket programı kullanıldı. Grupların kendi içindeki değişkenleri karşılaştırmada Eşleştirilmiş Örneklem T-testi, gruplar arası karşılaştırmada ise Bağımsız Örneklem T-testi kullanıldı. Testlerdeki istatistiksel farkların anlamlılık düzeyi p<0,01 olarak belirlendi. Araştırma sonunda motorik değişkenlerde deney grubunun esneklik testi, bacak kuvveti, sağ el- pençe kuvveti, sağ-sol el- pençe kuvveti, 30 sn mekik testi, 20 m sürat testi, durarak uzun atlama, dikey sıçrama testi, sağlık topu fırlatma parametrelerinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık gözlendi (p<0,01). Kontrol grubunun bacak kuvveti, sağ el- pençe kuvveti, sağ-sol el- pençe kuvveti, 30 sn mekik testi, 20 m sürat testi, durarak uzun atlama, dikey sıçrama testi, sağlık topu fırlatma parametrelerinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gözlenmedi (p<0,01). Futbol beceri parametrelerinin deney grubunda slalom testi, kafa ile top sektirme, kaleye şut testi ve top sektirme testlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlendi (p<0,05). Kontrol grubunda kafa ile top sektirme, kaleye şut testi ve top sektirme testlerinde istatistiki açıdan anlamlılık gözlendi (p<0,05). Sonuç olarak; periyotlanmış şekilde uygulanan kor egzersizlerinin futsal oyuncuları üzerinde etkili bir antrenman metodu olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kor, Egzersiz, Futsal
Vücut geliştirme sporu yapan bireylerin bazal metabolizma hızı ve belirli antropometrik ölçümleri ile yaşam kalitelerinin incelenmesi
Vücut geliştirme sporu, günümüzde yalnızca estetik kaygılarla değil, aynı zamanda bireylerin fiziksel ve psikolojik sağlıklarını geliştirmek amacıyla da yaygın şekilde tercih edilmektedir. Kas kütlesini artırma, fiziksel dayanıklılığı güçlendirme ve genel sağlık durumunu iyileştirme gibi hedeflere yönelik yapılan bu spor, aynı zamanda bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bir aktivitedir. Bu bağlamda araştırmada vücut geliştirme sporu yapan bireyler ile spor yapmayan bireylerin biyoimpedans ve antropometrik ölçümleri yapılarak yaşam kalitesi ile ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Şanlıurfa'da yaşayan 21-50 yaş grubunda bulunan vücut geliştirme sporu yapan ve spor yapmayan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmaya gönüllü 72 (%51,4) vücut geliştirme sporu yapan ve 68 (%48,6) spor yapmayan birey katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Demografik Bilgi Formu', 'EUROHIS WHOQOL-8 Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu' ölçekleri kullanılmıştır. Biyoimpedans ve antropometrik ölçümler In-Body 720 cihazı ile yapılmıştır. Araştırmada vücut geliştirme sporu yapan bireylerin spor yapmayan bireylere göre yaşam kalitesinin istatiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edildi (p<0,05). Vücut geliştirme sporu yapan bireylerin spor yapmayan bireylere göre ergojenik destek kullanımı ve gelir durumları değişkenlerinde istatiksel farklılıklar olduğu belirlendi (p<0,05). Biyoimpedans ölçümlerinde hücre içi sıvı, hücre dışı sıvı, protein miktarı, vücut yağ oranı, vücut yağ kütlesi, vücut ağırlığı, iskelet kas kütlesi, vücut kitle indeksi, sağ-sol kol kas kütlesi, gövde kas kütlesi ve bazal metabolizma hızlarında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0,05). Antropometrik ölçümlerde karın çevresi, sağ-sol uyruk çevresinde istatiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0,05). Spor yapma süresi, medeni durum, eğitim düzeyi, yaş, haftada kaç kez spor yapma değişkenlerinde istatiksel olarak anlamlı değişiklik tespit edilmedi (p>0,05). Mineral miktarı, sağ-sol bacak kas kütlesi, boyun çevresi, göğüs çevresi, kalça çevresi, iç yağlanma alanında istatiksel olarak anlamlı farklılıkların olmadığı belirlendi(p>0,05).
Okul sporları müsabakalarına katılan lise öğrencilerinde zihinsel dayanıklılık ile duygusal zeka arasındaki ı̇lişkinin incelenmesi
Bu araştırma, okul sporları müsabakalarına katılan lise öğrencilerinde zihinsel dayanıklılık ve duygusal zekâ arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa il merkezine bağlı liselerde öğrenim gören ve liselerarası okul sporları müsabakalarına katılan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma grubu, Şanlıurfada merkez ilçelerde bulunan lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 263 (%49.3)'i kız ve 270 (%50.7)'si erkek olmak üzere toplam 533 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak zihinsel dayanıklılık için Sheard vd. tarafından geliştirilen "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği (SZDE)" ile duygusal zekâ için Lane vd. tarafından geliştirilen "Sporda Duygusal Zekâ Ölçeği (SDZE)" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Sporda duygusal zekanın, sporda zihinsel dayanıklılığa olan etkisini incelemek amacıyla regresyon analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışma doğrultusunda çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre sporcuların duygusal zeka düzeylerinin zihinsel dayanıklılık düzeylerini anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda okul spor müsabakalarına katılan lise öğrencilerinin duygusal zekâ düzeylerinin zihinsel dayanıklılık düzeyinin belirleyicisi olduğu, bu ilişkinin araştırmacılar açısından önemli olduğu ve bu durumun sporcu performansı gelişimi açısından dikkate alınmasının gerektiği düşünülmektedir.
The effects of coenzyme Q10 on tumstatin expression and lipid profile in serum, cardiac muscle muscles and skeletal muscles of rats implemented with different excercise
Aim: This study was conducted to determine the effects of exercises with different intensities, which were implemented to rats with coenzyme Q10 (CoQ10) supplementation, on tumstatin expression levels and lipid profile levels. Material and Method: In this experimental study, 42 8 weeks old adult male Wistar albino rats were used. Rats were randomly divided into 6 groups as control, CoQ10 supplementation, aerobic and anaerobic exercise, aerobic CoQ10, anaerobic CoQ10 supplementation+exercise. All rats (except for the control and CoQ10 groups) spent the first week in preparation for the treadmill and exercise protocol. CoQ10 supplementation was administered by the gavage method. Serum samples, skeletal, and cardiac muscle tissues of the rats were stored at -80 ˚C and tumstatin levels were measured by ELISA method. For the histological studies, skeletal and cardiac muscle tissues from rats were analyzed in a formaldehyde solution and embedded in paraffin blocks after passing through follow-up series. From the paraffin blocks, sections with 5-6 µm thicknesses were extracted via microtomes and the sections were dyed according to the immunohistochemistry method. The dyed slides were examined and photographed under a research microscope. Results: At the end of the study, body weights, serum HDL, VLDL, triglyceride and cholesterol levels of the rats were significantly different between the groups. Additionally, significant differences were observed between the groups in tumstatin levels in terms of the heart and skeletal muscle homogenates. These differences were supported by the slides dyed according to the immunohistochemistry method. Conclusion: In our study, it was observed that exercise intensity and CoQ10 supplementation significantly affected the lipid profile, improving HDL, VLDL, triglyceride, and cholesterol levels. Furthermore, exercise intensity and CoQ10 supplementation affected the level of tumstatin expression. It was observed that the angiogenesis was remodeled in the heart and skeletal muscles thanks to these effect.
8 haftalık core antrenman programının 12-13 yaş futbolcularda bazı motorik parametreler üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma 8 haftalık core antrenman programının 12-13 yaş erkek futbolcular üzerinde seçili motor parametrelere etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya, yaşlarının ortalaması 12,6±0,50 (yıl), boylarının ortalaması 156,93±6,31 (cm), vücut ağırlığı ortalaması 49,73±9,56 (kg) ve vücut kitle indeksi ortalaması 20,06±2,88 (kg/m2 ) olan 15 deney grubu ve yaşlarının ortalaması 12,66±0,48 (yıl), boy ortalaması 153,80±10,55 (cm), vücut ağırlığı ortalaması 47±11,56 (kg) ve vücut kitle indeksi ortalaması 19,62±3 (kg/m2 ) olan 15 kontrol grubu olmak üzere toplam 30 erkek futbolcu çalışmaya katılmıştır. Gerçekleştirilen ölçümlerde, 30 metre Sürat Testi için fotosel, Otur-Eriş Esneklik Testi için sit and reach sehpası, Flamingo Denge Testi için flamingo denge aleti, Dikey Sıçrama Testi için SmartJump markalı jumpmetre ve Fonksiyonel Hareket Analizi (FHA) için FHA testini ölçen bir alet kullanılmıştır. Elde edilen ölçüm verilerinin analizi için SPSS-26 istatistik yazılımı kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının, 8 haftalık bir süre zarfında uygulanan ön test ve son test ölçüm sonuçları karşılaştırılmıştır. Ön test ve son test verilerinin karşılaştırılmasında paired sumple T testi, bağımsız grupların karşılaştırılmasında ise independent sumple T testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki farklılığın değerlendirilmesinde, anlamlılık düzeyi olarak 0,01 ve 0,05 değerleri tercih edilmiştir. 30 m Sürat ölçüm sonuçlarında deney ve kontrol grubunda istatistiksel açıdan anlamlılık tespit edilmiştir (p<0,01). Otur-Eriş Esneklik ölçüm sonuçlarında deney grubunda istatistiksel düzeyde anlamlılık saptanmıştır (p<0,01). Kontrol grubunda istatistiksel düzeyde anlamlılık saptanmamıştır (p>0,05). Flamingo Denge ölçüm sonuçlarında deney grubunda istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlılık saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunda istatiksel olarak anlamlılık saptanmamıştır (p>0,05). Dikey Sıçrama ölçüm sonuçlarında deney ve kontrol grubunda istatistiksel açıdan anlamlılık saptanmıştır (p<0,01). FHA ölçüm sonuçlarında deney ve kontrol gruplarında istatistiksel açıdan anlamlılık saptanmıştır (p<0,01). Sonuç olarak; 8 haftalık core antrenman programının futbolcularda 30 m. sürat, esneklik, denge, dikey sıçrama ve FHA parametrelerinde olumlu etkilerinin olduğu düşünülmekte olup antrenman programlarında bu çalışmalara yer verilmesi tavsiye edilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Futbol, Core, Antrenman, Sporcu, Performans
Otizm spektrum bozukluğu olan bir bireyde fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerine etkisi- vaka çalışması
Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış 7 yaşındaki bir bireyin yaşam kalitesinde fiziksel aktivite programı aracılığıyla meydana gelen değişimleri incelemek amacıyla vaka çalışması olarak tasarlanmıştır. İki yıl süren bu araştırmada, bireyin fiziksel ve zihinsel gelişimini desteklemek amacıyla yapılandırılmış ve kademeli olarak yoğunluğu artırılan bir antrenman programı uygulanmıştır. İlk altı ay boyunca birey, haftada 5 gün ve günde 4 saatlik antrenman programına katılmıştır. İkinci altı ayda süre 5 saate çıkarılmış, son bir yılda ise haftada 7 gün ve günde 6 saat olacak şekilde yoğun bir program uygulanmıştır. Bireyin gelişimi, Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 Türkçe Versiyonu (GOBDÖ-2 TV) kullanılarak 6 aylık periyotlarla değerlendirilmiştir. Analizlerde, Stereotip Davranışlar ve Sosyal Etkileşim alt ölçekleri, Otistik Bozukluk İndeksi (OBİ) ve Standart Puanlar Toplamı incelenmiştir. Sonuçlar, düzenli fiziksel aktivitenin OSB'li bireylerin sadece motor becerilerini değil, sosyal etkileşimlerini ve davranışsal uyumlarını da geliştirdiğini göstermiştir. Antrenman sürecinde bireyin stereotipik davranışlarında azalma, sosyal iletişiminde artış ve genel yaşam kalitesinde iyileşme gözlemlenmiştir. Bulgular, literatürdeki diğer araştırmalarla büyük ölçüde örtüşmekte olup, fiziksel aktivitenin OSB'li bireyler üzerindeki olumlu etkilerini somut bir şekilde ortaya koymaktadır.
Ampute sporcuların futbola ilişkin yaşadıkları kaygıların incelenmesi
Bu çalışma, ampute sporcularının ampute futboluna ilişkin yaşadıkları kaygıları ve bu kaygıları aşmak için kullandıkları stratejileri incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmanın evreni,ampute futbolu ile ilgilenen tüm ampute sporcularıdır. Ancak, örneklem bir ampute futbol kulübünde oynayan sporculardan oluşmaktadır. Bu nitel araştırma, durum deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırma verileri 1 ampute futbol kulübü sporcularından yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Görüşme soruları, ilgili literatür taraması ve nitel araştırmalar konusunda uzman 1 akademisyen, spor bilimlerinde uzman 1 akademisyen ve 1 ampute futbol antrenörünün görüşleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Araştırma verileri, içerik analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi, görüşmelerden elde edilen verilerin sistematik bir şekilde incelenmesi, kodlanması ve temalar hâlinde gruplandırılması sürecini içermektedir. Katılımcılardan gelen görüşler doğrultusunda sakatlık, güdük, bilgi eksikliği, karamsarlık, utanma gibi kodlara ve bu ortak kodlardan sağlık, rehberlik ve duygusal temalarına ulaşılmıştır. Futbolcuların yaşadıkları kaygıların üstesinden gelme stratejileri olarak yaparak yaşayarak öğrenme, antrenör desteği, akran desteği ve aile bireyleri desteği kodlarına ve bu ortak kodlardan deneyim ve motivasyon temalarına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, ampute sporcuların futbola başladıklarında sahaya çıkana kadar ne gibi zorluklarla karşılaşacaklarını bilmedikleri, çekingenlik yaşadıkları, başarabilir miyim endişesi taşıdıkları söylenebilir. Ayrıca futbola başladıktan sonra utanma, sakatlanma ve güdüğün zarar görmesi gibi kaygıları olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular ışığında birtakım öneriler geliştirilmiştir.
Genç futbolcularda yüzme egzersizlerinin bazı temel beceri gelişimi ve fiziksel parametreler üzerine etkisi
Bu çalışmada sekiz haftalık düzenlenmiş su egzersizlerinin genç futbolcularda bazı temel beceri ve fiziksel parametrelere olan etkisi incelenmiştir. Araştırmaya, yaş ortalaması 16,93±0,96 (yıl), boy ortalaması 173,33±8,33 (cm), Vücut Ağırlığı (VA) 61,93±4,99 (kg), Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 20,62±1,51 (kg / m²) olan 15 deney grubu; yaş ortalaması 16,93±0,96 (yıl), boy ortalaması 173,33±8,33 (cm), VA'sı 61,93±4,99 (kg), VKİ'si 20,62±1,51 (kg / m²) olan 15 kontrol grubu olmak üzere toplam 30 kişi dahil edildi. Çalışmanın evrenini Kuzey Irak'ın Dhoke kentindeki yerel kulüplerde futbol oynayan yaşları 16-18 arasında olan genç oyuncular oluştururken, örneklemini ise Kuzey Irak'ın Dhoke kentindeki Peris Spor Akademisi'nde oynayan yaşları 16 – 18 arasında olan toplam 30 genç futbolcu oluşturdu. Bütün katılımcılar haftada 3 gün, günde 90 dakika aktif olarak futbol antrenmanlarını sürdürdüler. Bunun dışında deney grubuna futbol antrenmanının dışında haftada 3 gün günde 90 dakika temel yüzme egzersizleri yaptırıldı. 8 haftalık futbol ve yüzme antrenmanı öncesinde ve sonrasında olmak üzere iki defa ölçüm alındı. Yapılan ölçümlerde 30 metre koşu testi için 1/1000 sn hassasiyetinde elektronik fotosel, esneklik değerlerinin tespit edilmesinde otur-eriş testi, dikey sıçrama testi ölçümlerinde jump metre, el-pençe kuvveti ölçümlerinde takei marka dijital el-dinamometresi, sırt-bacak kuvveti ölçümünde takai marka dinamometre kullanıldı. Ölçümlerden sağlanan işlenmemiş verilerin analizinde SPSS–26 istatistik programı kullanıldı. Araştırmaya katılan tüm katılımcıların egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası ölçümleri arasındaki değişimi görmek için eşleştirilmiş örneklem T-testi uygulandı. Gruplar arasındaki fark için Bağımsız Örneklem T-testi kullanıldı. Deney ve kontrol grubunun şınav testi, sırt-bacak kuvveti, sırt kuvveti ve sağlık topu fırlatma parametreleri ön test son test ölçüm ortalamalarının kıyaslanmasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gözlendi (p<0,05). Aynı şekilde tüm katılımcıların 30 metre sprint, esneklik, yatay sıçrama, dikey sıçrama, el kavrama kuvveti değerlerinde egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası ortalamaları istatistiki açıdan anlamlı bulunmadı (p>0,05). Her iki grubun kafa ile top sektirme testi parametreleri ön test son test ölçüm ortalamalarının kıyaslanmasında önemli bir farklılık gözlendi (p<0,05). Aynı şekilde deney kontrol grubunun slalom, kaleye şut ve top sektirme değerlerinin egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası kıyaslamalarında önemli bir fark gözlenmedi (p>0,05). Sonuç olarak; planlanmış yüzme egzersizlerinin futbolcuların bazı motor beceri ve futbol beceri performansına dolaylı olarak katkıda bulunabileceği düşünülmektedir.
11-14 yaş çocuklarda life kinetik ve retro hareket egzersizlerinin belirlenen fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı 8 hafta boyunca farklı gruplara uygulanan Life Kinetik ve Retro Hareket egzersiz programlarının 11-14 yaş arası çocuklarda belirlenen fiziksel uygunluk parametreleri (kuvvet, sürat, esneklik, koordinasyon) üzerine etkilerini incelemektir. Çalışma Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesine bağlı ortaokul öğrencilerinden oluşan, 68 kız 91 erkek olmak üzere toplam 159 gönüllü öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler random yöntem ile Deney1 Life Kinetik egzersiz grubu n(53), Deney2 Retro Hareket egzersiz grubu n(53) ve Gözlem Grubu n(53) oluşturulmuştur. Deney1 grubu 8 hafta boyunca futbol antrenman programıyla birlikte Life Kinetik antrenman programı uygulanmıştır. Deney2 grubuna 8 hafta boyunca futbol antrenman programıyla birlikte Retro Hareket programı uygulanmıştır. Gözlem grubuna ise 8 hafta boyunca sadece futbol antrenman programı uygulanmıştır. 8 haftalık sürecin öncesinde ve sonrasında deney ve gözlem gruplarına otur eriş testi, izometrik sırt ve bacak kuvvet testi, dikey sıçrama testi, disklere dokunuş testi, hexagon testi, 30 metre sürat testi ve antropometrik ölçümler (boy, kilo) uygulanmış olup bunlara ek, içerisinde hedeflere dominant ve nondominant atışlar içeren koordinasyon parkuru uygulanmıştır. Çalışma sonucunda Life Kinetik antrenman grubuna uygulanan ön test son test değerlerinde; izometrik sırt kuvvet testi, izometrik bacak kuvvet testi, disklere dokunma testi, hexagon testi, 30 metre sürat testi, beceri parkuru test skorlarında istatistiksel olarak (p<0,05) düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Retro Hareket antrenman grubuna uygulanan ön test son test değerlerinde; izometrik bacak kuvvet testi, disklere dokunma testi, hexagon testi, 30 metre sürat testi, dikey sıçrama testi ve beceri parkur skorlarında istatistiksel olarak (p<0,05) düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Erkek futbolcularda foam roller kullanımının esneklik ve bazı maksimal kuvvet parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Erkek futbolcularda dinamik ısınmaya ek olarak farklı özellikteki foam roller kullanımının esneklik ve maksimal kuvvet parametreleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 2024 / 2025 sezonu Şanlıurfa ilinde süper amatör liginde bulunan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye spor futbol takımında aktif olarak yer alan 23 sağlıklı erkek futbolcu (yaş: 21,86 ± 4,67 yıl, boy: 178,52 ± 5,89 cm, kilo: 70,96 ± 9,54 kg) gönüllü olarak katıldı. Katılımcılara, müsabaka döneminde 3 hafta boyunca müsabakadan sonra 48 saat dinlenme sonrasında her hafta farklı ısınma protokolü uygulandı. 1. Hafta: 5 dakika koşu ve 10 dakika dinamik ısınma sonrası ölçümler alındı. 2. Hafta: 5 dakika koşu, 10 dakika dinamik ısınma ve 8 dakika foam roller uygulaması sonrası ölçümler alındı. 3. Hafta: 5 dakika koşu, 10 dakika dinamik ısınma ve 8 dakika titreşimli foam roller (1. kademe) uygulaması sonrası ölçümler alındı. Veri toplama sürecinde, esneklik (otur-eriş testi), eklem hareket açıklığı (gonyometre), dikey sıçrama, 30 m sürat ve çok tekrarlı maksimal kuvvet testleri yapıldı. Yapılan bu ölçümler, sabit ortam koşullarında aynı gün içinde yapıldı. Veriler analizinde SPSS Statistics 26.0 programı kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirildi ve normal dağılım gösteren veriler için tekrarlayan ölçümler ANOVA testi uygulandı. Anlamlı fark bulunan parametrelerde Bonferroni düzeltmeli ikili karşılaştırmalar yapıldı. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,01 ve p<0,05 değerleri kabul edildi. Çalışmaya katılan futbolcuların ısınma sırasında foam roller ve titreşimli foam roller kullanımının klasik ısınmaya göre bazı esneklik parametreleri üzerinde anlamlı etkiler yarattığı gözlemlendi. Foam roller ve titreşimli foam roller kullanımının, dinamik ısınmaya kıyasla futbolcuların otur-eriş testinde esneklik değerinde p<0,01 düzeyinde gonyometre ile sağ/sol diz esneklik değerlerinde ise p<0,05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edildi. Ancak, dinamik ısınmaya kıyasla foam roller ve titreşimli foam roller kullanılmasının futbolcuların dikey sıçrama, 30 m sürat, sağ ve sol quadriceps ve hamstring maksimal kuvvetleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmedi (p>0,05). Sonuç olarak, bu çalışma ısınma sırasında foam roller ve titreşimli foam roller kullanımının futbolcularda esneklik parametrelerine olumlu etkiler sağladığını ortaya koydu. Özellikle esnekliğin artırılması, sakatlık riskini azaltabilir ve performansı artırmada önemli bir rol oynar. Esneklik artırma hedefiyle, futbolculara ısınma sırasında foam roller veya titreşimli foam roller kullanımı önerilmektedir.
Elit sualtı hokeyi oyuncularının bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelerinin incelenmesi
Bu araştırmada sualtı hokeyi branşında kadın sporcuların elit düzeyde olanlar ve olmayanlar olarak fiziksel ve fizyolojik parametrelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmaya 28 kadın (yaş ortalamaları 19,6±2,5, boy uzunlukları 163,6±5,8 cm ve vücut ağırlıkları 60,7±7,4) sualtı hokeyi oyuncusu katılmıştır. Çalışmada antrenman yaşına göre iki grup oluşturulmuştur. Birinci grup antrenman yaşı yedi yıl ve üzeri olan milli takım kadrosuna girmiş sporcuları, ikinci grup ise antrenman yaşı altı yıl ve daha az olan sporcuları temsil etmektedir. Sporcuların vücut ağırlıkları, boy uzunlukları, deri kıvrım kalınlıkları, yüzde yağ oranları, uzunluk ve çevre ölçümleri, aerobik dayanıklılıkları (MaxVO₂ dolaylı olarak), patlayıcı güç (dikey sıçrama), pençe kuvvetleri ve antrenman sırasında kalp atım hızları ölçülmüştür ayrıca branşa özgü kullanılan sualtı beep testi uygulanmıştır. İstatiksel analizler SPSS 15.0 paket programı ile Mann Whitney U testi ve kategorik parametrelerin gruplara göre karşılaştırmasında Ki-Kare analizi kullanıldı. Gruplar arasında farkı incelediğimizde boy, kilo ve kulaç uzunluğu, BKİ değerlerinde, yüzde yağ oranı, yağsız vücut ağırlığı ve yağ ağırlığı, göğüs çevre indeksi, somatotip özellikleri, dikey sıçrama, sağ pençe kuvveti, esneklik, MaxVO₂, sistolik – diastolik basınç, dinlenme kalp atım sayısı parametrelerinde p>0,05 düzeyinde anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca gruplar arasında cormique indeks, mekik (sit up), şınav (push up), sol pençe kuvveti, sualtı beep, maç kalp atım sayısı en düşük ve kalp atım sayısı ortalama kalp atım sayıları parametrelerinde p<0,05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak antrenman yaş değişkenine göre bazı fiziksel parametrelerde fark görülmemiş iken motor testler ve branşa özgü sualtı beep test ve kalp atım sayılarında anlamlı derecede farklılıklar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sualtı Hokeyi, Kalp Atım Sayısı, Sualtı Beep Test, Aerobik Performans, Antropometrik özellikler.
Elit genç erkek yüzücülerde squat sıçrama yüksekliği ile grab start çıkış performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı elit genç erkek yüzücülerde squat sıçrama yüksekliği ile grab start çıkış performansı arasındaki ilişki incelenerek sporcuya sıçrama yüksekliğini arttırıcı çalışmalar yaptırarak, depar çıkış performansını arttırıp müsabakalarda daha iyi sonuç almasını hedeflemektedir. Çalışmaya Fenerbahçe Spor Kulübünde lisanslı yüzücü olan, yaş ortalaması 15,50 ± 0,71 yıl, boy ortalaması 180,20 ± 3,61 cm, ağırlık ortalaması 69,67 ± 6,29 kg 15 erkek sporcu katılmıştır. Katılan sporcuların kendi yaş gruplarında Türkiye Yüzme Şampiyonaları'na katılan ve derece alan sporculardan seçilmesine özen gösterilmiştir. Çalışma, Fenerbahçe Spor Kulübü Yüzme Şubesi yüzme havuzunda (25m) gerçekleşmiştir. Ölçümler sporcuların performans verimliliklerinin en üst düzey olduğu haftada Türkiye Şampiyonasının hemen ardından yapılmıştır ve iki gün sürmüştür. Önce sporcuların boy ve ağırlık ölçümleri Bosch lazermetre ve Techfit TF 1052 Dijital Kare Cam Baskül Terazi ile kayıt altına alınmıştır. Iphone 6s akıllı telefonu içerisine yüklenmiş My Jump 2 uygulaması ile her bir sporcuya squat sıçrama yapmaları istenmiş ve sıçrama yüksekliği kayıt altına alınmıştır. Sonrasında sporcunun depar çıkış ve 15 m sprint mesafesini görecek şekilde GoPro Hero 3+ kamera yerleştirip her bir sporcunun depar çıkışı yaparak 15 m sprint serbest yüzmesi istenmiştir. Bu kayıt üzerinden start anından, ellerin suya giriş anına kadar olan mesafe GoPro Hero 3+ aksiyon kamerası ile çekilmiştir. Elde edilen videoların Kinovea video analiz programına aktarılarak X ve Z Ekseninde vektörel ortalamaları hesaplanmıştır. Kinovea video analiz programı ile bu mesafeyi kat ettiği süre de kayıt altına alınmıştır. Toplanan veriler SPSS 16,0 programında değerlendirilmek için Spearman korelasyon analizi yapılmıştır (P < 0,05). Yaptığımız çalışmada sporcuların dikey sıçrama performansı ve grab start depar performansı arasında pozitif ilişki olduğu görülmüştür (P<0,05). Sonuç olarak patlayıcı gücü iyi olan sporcunun grab start çıkış süresinin kısaldığı fakat mesafeyi etkilemediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yüzme, performans, dikey sıçrama, grab çıkış
Farklı yüklerdeki olimpik kaldırış varyasyonlarının kuvvet gelişim oranları ve optimal yükün belirlenmesi
Bu çalışma, olimpik kaldırış varyasyonlarında farklı yüklerde uygulanan kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranı farklılıklarını ve farklı yüklerde gerçekleşen kaldırışlar sırasında optimal güç çıkışının bulunarak optimal yükün hesaplanmasını amaçlamaktadır. Araştırmaya, en az üç yıl boyunca aktif egzersiz yapan, fitness egzersizlerine hakim olan ve olimpik kaldırış tekniklerini uygulayabilen 10 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların önceden alınmış "1 tekrar maksimum (TM) Hang power clean" ağırlıklarına göre %60-%70-%80 ve %90'daki yüklerde "Mid-thigh high pull (MTHP) ve hang power clean (HPC) egzersizlerini uygulamaları istenmiştir. Katılımcılar 3D hareket sistemi Qualisys Track Manager'da analiz edilmek üzere vücutlarının belirli bölgeleri işaretlenmiş ve kalibrasyon oluşturularak kaldırışlar kayıt altına alınmıştır. Elde edilen kinematik veri değerleri, kaldırışların kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranları direkt yolla hesaplanarak analizleri SPSS 19.0 ((SPSS Inc., Chicago, IL, USA) progamında değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgularda, her iki kaldırış arasında kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Her iki kaldırış arasındaki kuvvet farklıklarına bakıldığında ise yine anlamlı bir fark elde edilmiş olup, güç farklılıklarında ise sadece 1TM %60 ve %70'deki kaldırışlarda anlamlı farklılıklara rastlanmıştır (p<0.05). Kuvvet gelişim oranın farklılıklarında ise iki kaldırış arasında 1TM %60'ı dışında diğer kaldırışlarda anlamlı farklılıklara rastlanmıştır (p<0.05).. Araştırmanın bir diğer bölümü olan seçili egzersizlerde optimal yükün belirlenmesi hususunda ise, HPC için optimal yük 1TM %80'inde tespit edilirken, MTHP için 1TM %70'inde tespit edilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen bulgulara göre olimpik kaldırış varyasyonlarının kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranı açısından yüksek veriler ürettiği açıktır. Çalışma içerisinde aranılan soruların cevaplarının verilmesinin sonucunda ortaya konulan veriler, güç gelişimi için olimpik kaldırış varyasyonlarının maksimal güç çıkışı için ideal egzersizler olduğu, kuvvet gelişim oranı, maksimal güç çıkışı gibi konularda egzersizler arası optimal yük farklılıklarının olduğu ve sporcuların antrenmanlarında hız-kuvvet gelişimi için 1TM <%30 ve kuvvet-hız gelişimi için 1TM >%80 civarında yükleri kullanmaları optimal performans gelişimi sağlamaları için önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kuvvet gelişim oranı, olimpik kaldırış, optimal yük
Spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerin atılganlık düzeylerinin karşılaştırılması
Araştırmada spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinde atılganlık düzeyinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul Kurtdereli Mehmet Ortaokulu'na 2018-2019 eğitim öğretim yılında devam eden öğrencilerde spor yapan 134 ve spor yapmayan 134 olmak üzere toplam 268 katılımcıya anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda Sosyodemografik Bilgi Formu ile birlikte Rathus Atılganlık Envanteri yer almaktadır. Araştırma verilerinin analizinde betimleyici istatististikler, ki-kare, t-test ve ANOVA kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığı ve %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı fark yoktur (p>0,05). Spor yapan ve yapmayan gruplar arasında yaş, sınıf ve baba mesleği yönünden anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Atılganlık düzeyi spor yapan 5. Sınıf öğrencilerinde en düşük iken, annesi üniversite mezunu olanlarda en yüksektir (p<0,05). Spor yapmayan öğrencilerde ise atılganlık 1 kardeşi bulunanlarda en yüksektir (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Spor, atılganlık, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri
Futbola özgü küçük alan oyunlarına verilen kinematik ve fizyolojik parametrelerin Türkiye U-21 süperligi müsabakaları ile karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı; 4v4, 8v8 KAO ve müsabakada ortaya çıkan fizyolojik ve kinematik parametrelerin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışma Türkiye Süper Ligi 2018-2019 liginde mücadele eden bir takımın 16 oyuncusu(yaş: 19,62±0,80, boy: 177,7±6,9 cm, vücut ağırlığı: 71,44 ±8,02) üzerinde yapılmıştır.Denek grubunun tamamı en az 5 yıl lisanslı futbol oynamıştır.Çalışma grubuna YoYo ARTS1 testi yapılmıştır.Test sonucu MKAS belirlenmiştir.Daha sonra 2018-2019 sezonu Türkiye U-21 Süper Liginin 2. Yarısında Ocak ve Mayıs ayları arasında 4v4, 8v8 ve müsabakalara oynanmıştır.Toplam Kat edilen Mesafeler, 20 km/s üzeri kat edilen mesafeler, 24 km/s üzeri kat edilen mesafeler, MKAS'ın %80-90 arasında geçirilen süre, MKAS'ın %90-100 arasında geçirilen sürenin ölçümleri alınmıştır. Bulgular: Yapılan istatistiksel analizler sonucunda 4v4, 8v8 ve müsabaka arasında yapılan incelemede Toplam Kat Edilen Mesafede (TKEM), 20 km/s üzerinde kat edilen mesafede, 24 km/s üzerinde kat edilen mesafede, MKAS'ın %80-90 ve %90-100 arasında geçirilen sürede anlamlı bir farklılık görülmüştür.Şiddet yönünden 4v4, 8v8 ve Müsabakada MKAS'ın %80-90 arasında geçirilen sürede benzerlik görülmüştür. Sonuçlar: Sonuç olarak Küçük Alan Oyunları ile Müsabakalar arasında kinematik olarak ve MKAS'ın %90-100 arasında farklılıklar vardır.Ancak MKAS'ın %80-90 arasında geçen sürede Küçük Alan Oyunları ve Müsabakalar arasında benzerlik bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : Futbol, Küçük Alan Oyunu, Kinematik, Fizyolojik
Vakıf ve devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyi ile iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; vakıf ve devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyi ile iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya vakıf üniversitesinden 350, devlet üniversitesinden 272 öğrenci olmak üzere toplam 622 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek için Kişisel Bilgi Formu, fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Kısa Formu (IPAQ), iyilik hali puanları için İyilik Hali Kendini Algılama Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan normallik sınamasında puanların normal dağılım gösterdiği tespit edildiğinden iyilik hali puanlarının okul türü ve cinsiyete göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testinden; fiziksel aktivite düzeyine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans (ANOVA) analizinden yararlanılmıştır. Analizlerde güven aralığı %95 (anlamlılık düzeyi 0,05 p<0,05) olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %55,5'i erkek, %44,5'i kadındır ve yaş ortalamaları 24,23±3,12'dir.Öğrencilerin duygusal, zihinsel, fiziksel, sosyal manevi ve iyilik hali kendini algılama toplam puanı yüksek düzeyde tespit edilmiştir. Öğrencilerin %49'u yüksek şiddetli fiziksel aktivitede bulunmaktadır. Duygusal, zihinsel, fiziksel, sosyal, manevi iyilik hali alt boyutları ve iyilik hali toplam puanının okul türüne göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin %48,3'ünün, devlet üniversitesindeki öğrencilerin %45,6'sının fiziksel aktivitesi yüksek düzeydedir. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyinin öğrenim gördükleri üniversite türüne anlamlı farklılık göstermediği (p>0,05) tespit edilmiştir. Fiziksel aktivite düzeyi orta ve yüksek düzeyde olan öğrencilerin duygusal, zihinsel, fiziksel, sosyal ve manevi iyilik hali alt boyutları ve iyilik hali toplam puanları, fiziksel aktivite düzeyi düşük düzeyde olan öğrencilerin puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Erkek öğrencilerin fiziksel, sosyal, manevi iyilik ve iyilik hali toplam puanları, kadın öğrencilerinkine göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Erkek öğrencilerin kadın öğrencilere göre fiziksel aktivite düzeyi yüksektir.Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, İyilik Hali, Üniversite
Sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi: Kadın ve erkek futbolcular örneği
Sosyal zeka, bazı durumlarda sadece insan ilişkilerine yönelik beceriler olarak ifade edilirken bazı durumlarda da olayların ve bulunulan durumun bilincinde olarak etki eden sosyal hareketlilik ile bireylerin diğer kişileri idare ederken amaçlarına ulaşabilmesi konusunda katkı sağlayan etkileşim ve strateji bilgisi olarak tanımlanabilmektedir. Bireylerin sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için sahip olmaları ve geliştirmeleri gereken bir takım yaşam becerileri vardır. Bunlar bilişsel, davranışsal, kişisel ve kişiler arası olmak üzere çok yönlü becerilerdir. Hayatın her alanını kapsayan bu yaşam becerileri bireyin eğitimiyle başlayan ve devam eden bir süreçtir ve bireyin içinde yaşadığı farklı çevrelerde örneğin okulda, evde ve işte başarılı olabilmesi için gerekli becerilerdir. Bu çalışmada; Futbol oynayan kadın ve erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi araştırıldı. Bu kapsamda demografik etkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisini nasıl ve ne oranda etkilediği ortaya çıkmaktadır. Sosyal zeka ve yaşam becerisi ölçekleri futbol oynayan kadın ve erkek sporculara uygulanmıştır. Demografik değişkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisine ilişkin farklılık durumlarını belirlemek için t ve anova testleri, sosyal zekanın yaşam becerisine etkisini belirleyebilmek için de regresyon analizi yapılmıştır. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zeka değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek, futbol oynayan erkek sporcularda ise yaşam becerisi değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan kadın sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin de artırılması gerekmektedir.Futbol oynayan erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan erkek sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin artırılması gerekmektedir.
Yüzmede farklı ısınma protokollerinin kulaç mekaniği, kan laktat düzeyleri ve performansa etkilerinin MCT1 geni ile ilişkilendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; üç farklı ısınma protokolünün (kritik hız (KH); ayak, drill, yüzme (ADY); kritik hız, ayak, drill, yüzme (KHADY)) ve ısınma yapılmadan (IY) 4x50 metre (m) maksimal karışık yüzme testinde kulaç mekaniğine, kan laktat düzeylerine, performansa akut ile kronik etkilerinin incelenmesidir. Ayrıca kan laktat düzeylerinin ve bitiş sürelerinin monokarboksilat taşıyıcı 1 (MCT1) geni ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmaya 12-15 yaş grubunda olan (n=33 kız; 27 erkek) toplam 60 yüzücü gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın başlangıcında ve sonunda araştırma grubunun antropometrik ölçümleri yapılmış, araştırma grubuna izokinetik omuz kuvveti testi uygulanmıştır. Sonrasında yüzücüler KH, ADY, KHADY, IY ısınmalarını ilgili antrenör eşliğinde uygulamışlardır. Suda yapılan ısınmanın ardından yüzücüler, 10 dk karada pasif olarak dinlendikten sonra yüzücülerden 4x50 m karışık maksimal yüzme performansını sergilemeleri istenmiştir. Yüzme performansı sırasında yüzücülerin kulaç mekaniği parametreleriyle sağ-sol omuz açıları hesaplanmıştır. Yüzücülerin her 50 m performansı sonrasında kalp atım sayısı Polar OH1 marka polar sensörlü kalp atım sayısı ölçer yardımıyla ölçülmüştür. Performans öncesi ve sonrasında yüzücülerin laktat değerleri parmak ucundan Lactate Scout+ marka laktat analiz cihazı ile alınmıştır. Test bitiminden hemen sonra yüzücülerin algılanan zorluk dereceleri kaydedilmiştir. MCT1 gen analizi için ağız içi epitel hücre örnekleri alınmıştır. Ön ölçümlerin ardından yüzücüler; üç gruba ayrıldıktan sonra 8 hafta boyunca istenilen KH, ADY, KHADY ısınma protokolünü antrenman başlangıcında uygulamışlardır. 8 haftanın sonunda araştırmanın başlangıcında yapılan test protokolleri tekrarlanmıştır. Araştırma, Haliç Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimince desteklenmiştir (HBAP-III-3). Araştırmada verilerin analizi için IBM SPSS 24.0 programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Skewness-Kurtosis değerleriyle ("-2,0" ile "+2,0") karar verilmiştir. Paired-Samples t test, Independent t test, One-Way ANOVA, Repeated Measures ANOVA, Ki-Kare testi kullanılmıştır. Güven aralığı p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada yüzücülerin müsabaka öncesinde uyguladıkları farklı su içi ısınma protokollerinin fizyolojik ve biyomekanik parametrelere akut etkisinin var olduğu kanıtlanmıştır. MCT1 baskın genotipinin LA ve bitiş süresi ile pozitif yönde ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yüzme, Isınma, Kulaç Mekaniği, Kan Laktat, MCT1.
Farklı relatif yük ve tutuş tekniklerinin unilateral güç egzersizi kinetik ve kinematiği üzerindeki etkisi
Bu tez çalışmasının amacı; alt ekstremitede gerçekleştirilen farklı relatif yük ve tutuş tekniklerinin unilateral güç egzersizi kinetik ve kinematiği üzerine etkilerini incelenmesidir. Çalışmaya, en az üç yıl boyunca düzenli olarak direnç antrenmanları yapan, alt gövde unilateral ve bilateral egzersiz modellerini uygulayan, Haliç Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğrencisi olan, yaşları 23,35±1,27 yıl, boy ortalamaları 175,1±6,08cm ve vücut ağırlığı ortalamaları 78,07±11,15kg olan 20 gönüllü erkek sporcu katılmıştır. Ölçümler 8 gün olarak planlanmış ve sporcular test sürecini akıcı bir şekilde tamamlaması için 10 kişiden oluşan 2 gruba ayrılarak farklı günlerde 4 gün gelecek şekilde testlere rastgele alınmıştır. Çalışma 2 bölümden oluşmaktadır; birinci bölümünde sporcuların boy, kilo ve bir tekrar maksimum (1TM) yük hesaplaması yapılmıştır. İkinci bölümünde ise sporcular farklı relatif yüklerde dominant ve no-ndominat bacakta Front ve Back tutuşta unilateral egzersiz modeli olan Modifiye Tek Bacak Squat (MTBS) hareketini uygulamışlardır. Ölçümlerde ivme ve güç verileri Push BAND™ Pro 2.0 cihazı ile alınırken kinematik veriler Qualisys Motion Capture System ile kayıt altına alınmıştır. Çalışmanın istatistik analizi SPSS V.25 programı kullanılarak yapılmıştır. Front ve Back MTBS teknikleri arasındaki kinetik ve kinematik farklılıklar bağımlı gruplarda T-tesi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, farklı relatif yüklerde ve tutuş tekniklerinde yapılan UNI Front ve Back MTBS hareketinde; Ortalama Güç(W), Ortalama Güç(W/kg), Ortalama Hız(m/s), Zirve Hız(m/s) değerlerinin yanı sıra gövde ve diz açılarının bazı kinetik ve kinematik parametrelerinde de anlamlı farklılıklara rastlanmıştır (p<0,05). Front ve Back MTBS hareketinin özellikle alt gövde güç, hız ve kuvvet gerektiren direnç antrenmanı programlarında kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Güç, Kinetik, Kinematik, Relatif Yük, Unilateral, Squat
Erzurum ili uzundere ilçesinin sportif rekreasyon potansiyelinin belirlenmesi
Uzundere ilçesi 840 km2 yüz ölçümüne sahip olan ilçe merkezinin denizden yüksekliği 1050 metre olup yukarı mahallelerde bu yükseklik 2100 metreye kadar çıkmaktadır. Özellikle günümüzde Uzundere ilçesindeki rekreatif etkinlikler (doğa sporları, günü birlik geziler vb.) ve yörenin bakir olması bu çalışmayı gerçekleştirmekte önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı Erzurum ili Uzundere ilçesinin sportif Rekreasyon potansiyelini tespit etmek ve yöredeki yapılan rekreatif etkinliklerin, sportif rekreasyon alanların kullanılabilirliğinin ve sürdürülebilirliğine yardımcı olmaktır. Çalışmada Uzundere ilçesinin orman içi rekreasyon potansiyelinin belirlenmesi Gülez yöntemi ile çalışmanın amacına uygun olarak değişiklik yapılarak bir değerlendirme modülü oluşturulmuştur ve Uzundere ilçesine uyarlanmıştır. Araştırma alanının incelenmesinde Uzundere ilçesindeki sportif rekreasyon değeri, peyzaj değeri, iklim, ulaşılabilirlik ve olumsuz etkenler değerlendirme kriterleri olarak alınmıştır. Microsoft Office 2010 programında Tablolar oluşturulup sayısal veriler kaydedilmiştir. Çalışmada literatür taraması, bölgede yapılan gözlem, Google earth programında işaretleme, alan keşifleri ve fotoğraflama ile desteklenmiştir. Araştırmada alanlarında uzman kişilerle belirlenen On doğa sporu branşında değerlendirme yapılmıştır. Erzurum ili Uzundere ilçesinin sportif rekreasyon değeri %29, açık hava sportif rekreasyon potansiyeli %72 bulunarak yüksek potansiyelde olduğu belirlenmiştir.
Mat pilates egzersizlerinin sağlığa ilişkin fitness parametreleri üzerine etkilerinin cinsiyete göre karşılaştırılması
Ülkemizde son yıllarda hızla spora ve egzersize olan ilgi artmıştır. Özellikle Pilates metodu ülkemizde kadınlar arasında rağbet görmektedir. Kadınlar tarafından benimsenmesiyle, kadın egzersiz metodu gibi algılanan Pilates üzerine yapılan çalışmalar da çoğunlukta kadın katılımcılar üzerinden yapılmıştır. Buradan yola çıkarak bu çalışmada erkek katılımcılarla, kadın katılımcılar aynı egzersizleri uygulayarak bir karşılaştırma çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada 8 haftalık mat pilates egzersizlerinin sağlığa ilişkin fitness parametrelerinden; aerobik dayanıklılık, kassal kuvvet ve kassal dayanıklılık, esneklik ve vücut kompozisyonuna etkilerinin cinsiyete göre karşılaştırılması yapılmştır. Araştırmaya Mecidiyeköy Anadolu Lisesinde öğrenim gören yaş ortalamaları 15,59±0,49 olan, daha önce hiç Pilates yapmamış 26 erkek 26 kız öğrenci, toplamda 52 sağlıklı gönüllü katılmıştır. Katılımcılara 8 hafta boyunca haftada 3 defa, 45 dakika mat pilates egzersizleri uygulanmıştır. Katılımcılara çalışma öncesi ve sonrası aerobik dayanıklılığı ölçmek için 3-dakika basamak testi, kassal kuvveti ölçmek için pençe kuvveti testi, kassal dayanıklılığı ölçmek için mekik testi, gövde esnekliğini ölçmek için otur eriş esneklik testi yapılmıştır. Vücut kompozisyonunun değerlendirilmesinde Bioelektrik empedans aleti kullanılmıştır. Sonuç olarak 8 haftalık, haftada 3 gün, 45 saatlik yapılan, mat pilates çalışmasında katılımcıların, aerbik kapasiteleri, kassal kuvvet ve kassal dayanıklılık ve esnekliklerinin olumlu anlamda geliştiği; vücut yağ oranlarının ise olumlu azalmalara neden olduğu tespit edilmiş, cinsiyete göre karşılaştırma yapıldığında, kadınların esneklik gelişimi ve vücut yağ oranı değişimlerinde, erkeklere kıyasla daha hızlı gelişme olduğu ortaya konmuştur.