Bulgaria

90 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1853-1856 Kırım Savaşı ve 1876 Bulgar krizi ışığında Şark meselesinin İngiliz kamuoyuna yansıması

Bu tezin ana konusu, İngiliz kamuoyunun Şark Meselesi'nde oynadığı rolün ortaya konmasıdır. Bu doğrultuda 1853-1856 Kırım Savaşı ve 1876 Bulgar Krizi hadiseleri incelemeye tabi tutulmuştur. 19. yüzyılın ilk yarısında sanayileşme ve yoğun şehirleşmeyle ortaya çıkan yeni toplumsal sınıfların siyasi tartışmalarda yer almaya başlaması neticesinde modern kamusal alanın oluşumuyla birlikte kamuoyu müessesesinin siyasette kayıtsız kalınamayan bir güç haline gelmesiyle İngiltere'nin özellikle Şark Meselesi karşısındaki tutumu kamuoyunun görüşlerine göre belirlenmeye başlamıştır. Bu nedenle Şark Meselesi aslında İngiltere'nin bir iç siyaset meselesi haline gelmiştir. Bu yeni süreçte İngiliz siyasetçileri de kamuoyunun yükselişi karşısında kamuoyunu dikkate almak zorunda kalmışlardır. İşbu tezde, Şark Meselesi'nin 1853-1856 Kırım ve 1876 Bulgar krizleri ışığında İngiliz kamuoyunun yapısının ne olduğu, İngiliz kamuoyunda neden 1853'teki Rus, 1876'daki Türk algısının olumsuz olduğu ve her iki hadise sırasında İngiliz hükümetlerinin niçin kamuoyu baskısına boyun eğdikleri sorularının cevapları aranmıştır.

19. yüzyılBulgar ayaklanmalarıBulgaristan+7
Oğuz Satır
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan göçmeni yetişkinlerde travmanın kuşaklar arası aktarımı ile benlik saygısı arasındaki ilişkide sosyal desteğin rolü

Amaç: Bu araştırmada, 1989 zorunlu Bulgaristan göçü yaşamış yetişkinlerin olaydan etkilenme ve travma düzeyleri ölçülerek ikinci kuşaktaki bireylerin benlik saygıları incelenmiş ve bu ilişkide algılanan sosyal desteğin rolü araştırılmıştır. Yöntem: Çalışmaya Bulgaristan göçüne maruz kalmış 200 yetişkin (birinci kuşak) ve onların çocuklarından oluşan 200 birey (ikinci kuşak) katılmıştır. Veri toplama evresinde göçü yaşamış katılımcılara Sosyodemografik Veri Formu, Travmaya Maruziyet Ölçeği, Olayların Etkisi Ölçeği ve Kültürel Uzaklık Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamızın ikinci kuşağını oluşturan bireylere ise Sosyodemografik Veri Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Örneklemimiz göçe maruz kalmış yetişkinler ve ikinci kuşaktaki bireyler olmak üzere iki gruptan oluşmaktadır. Göçe maruz kalmış yetişkinlerin yaş ortalaması 56.89±8.03 ve ikinci kuşaktaki bireylerin yaş ortalaması 27.09±4.87'dir. Çalışmamızda, göçe maruz kalmış bireylerin olaydan etkilenme ve travma maruziyet puanları ile ikinci kuşaktaki bireylerin benlik saygıları arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Araştırmamızda göçe maruz kalmış yetişkinlerin, travma maruziyetleri ve olaydan etkilenme düzeyleri ile ikinci kuşaktaki bireylerin benlik saygısı arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin etkisi incelenmiş ve anlamlı bir ilişki bulunmaması nedeni ile aracı değişken ölçütlerini karşılamamıştır. Göçe maruz kalmış yetişkinlerin olaydan etkilenme düzeyleri ve yetişkinlerin kültürel uzaklık düzeyleri arttıkça olaylardan etkilenme düzeyleri de artmaktadır. Ayrıca göçe maruz kalmış yetişkinlerin kültürel uzaklık düzeyleri azaldıkça ikinci kuşaktaki bireylerin benlik saygısının da artmakta olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Özetle çalışmamızda, göçe maruz kalmış yetişkinlerin olaydan etkilenme ve travmaya maruz kalma düzeyleri ile ikinci kuşaktaki bireylerin benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, travmanın kuşaklararası aktarımı, benlik saygısı, sosyal destek

Benlik saygısıBulgaristanGöçmenler+4
Nalan Özgür
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgar idaresinde Türkler 1909-1989

Bulgarlar, yüzyıllarca Osmanlı Devleti'nin bünyesi altında kendilerini "Rum" olarak tanımlamışlardır. Ancak Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımına Bulgarlar da kayıtsız kalmamış; kendi devletlerini kurmak için harekete geçmişlerdir. Bunun ilk adımı, bağlı oldukları Fener Rum Kilisesi'nden ayrı bir dini otorite kurma girişimi olmuştur. Bu doğrultuda 19. yüzyılın başlarında rahip Paissiy ile 'Yeniden Doğuş' olarak adlandırılan millî uyanış hareketi başlamış; bir dizi ekonomik iyileşme ve kültürel gelişme ile Bulgar ihtilalcileri yetiştirilmiştir. Başta Çarlık Rusya'sı olmak üzere uluslararası destek alan Bulgarlar, Fener Rum Kilisesi'nden ayrılarak kendi kiliselerini kurduktan sonra millî devletlerini kurma safhasına geçmişlerdir. Osmanlı Devleti'ne karşı girişilen askeri harekât ve isyanlarla Bulgaristan, 1908 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Bulgaristan topraklarında büyük bir nüfusu teşkil eden ve hakları anlaşmalarla güvence altına alınan Türkler, bundan sonra göç ve ölümle sayıları azaltılarak önce azınlık haline getirilmiş; daha sonra da kalanları asimile etme politikaları başlatılmıştır. Kuruluşundan 1989 yılına kadar Bulgaristan, muhalif kişi ve grupları düşman olarak görmüştür. Bu durum, ülkede çok sayıda toplama kampının açılmasına neden olmuştur. Bunların içinde Bulgaristan'daki Türkler için, tarihi 1949 yılına dayanan Belene Toplama Kampı ayrı önem taşımaktadır. Bu çalışma Bulgar millî uyanışı ile Bulgaristan'da Türklere uygulanan politikaları, hükümetler esas alarak ele almıştır. Ayrıca çalışmada, Bulgaristan'da bulunan toplama kampları detaylı incelenmiş; Belene Toplama Kampı'nın tarihsel süreci aktarılmıştır.

AzınlıklarBulgaristanBulgaristan Türkleri+5
Rengin Yavuz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The process of securitization of the Turkish minority in Bulgaria by the Bulgarian Communist Party: The case of the revival process in the era of late socialism

The image of the "other" and the process of the threat construction in Bulgarian politics in the Communist period with a focus on the Bulgarian Turks were analyzed in the thesis via using the Copenhagen school's concept of Securitization. As this approach was constructed based on the Western political reality, the Communist Party in Bulgaria, stepping on the constructed by the pre-Communist period perception of "us" – the ethnic Bulgarians, and "them" – the ethnic Turks, conducted the Securitization process. Even though the Communist regime tried to construct supra-ethnic Bulgarian national identity and unite all of the ethnic groups without bearing ethnic features. Initially, the Bulgarian state was considering that its Muslim population is going to emigrate eventually to the Ottoman Empire and in the future to the Republic of Turkey. The policy undertaken by the Bulgarian Communist government tried to integrate/assimilate its minorities by enhancing their educational level and modernization. However, in the first years of the Communist period, the Bulgarian Turkish identity got enhanced rapidly especially through their significantly increased educational level and economic status. Considering the international developments in Cyprus and the Islamic Revolution in Iran made the Bulgarian Communist party reconsider its national security strategy. The Securitization of the ethnic Turks via imposing the perception that there were people among the Bulgarian Turks that were Turkish state's agents constructed the perception of the threat among the Bulgarian Society and due to the closed character of the Bulgarian Political reality during the Socialist period the Party-State was the only securitizing actor which was able to construct with the perception of threat among the Bulgarian state and society. That undertaken policy made Sofia isolated and paved the way towards the post-Communist transitional period and put the country on the verge of an ethnic conflict.

BulgariaBulgarian TurksSecuritization+3
Ivo Kırılov Ivanov
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Balkan Gazetesi'ne göre Bulgaristan'da sosyal ve siyasi gelişmeler (1906-1908)

Gazete, XIX. yüzyılda ve XX. yüzyılın ilk yarısında en temel kitle haberleşme aracı olmuştur. Bu araç, XIX. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti'nde de kullanılmış ve yaygınlaşmıştır. Bu tezde, Osmanlı Devleti'ne bağlı Bulgaristan Prensliği'nde Ethem Ruhi Bey tarafından yayımlanmış olan Balkan Gazetesi'nin 1906-1908 yıllarındaki haberleri üzerinden bir tarih yazımı ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu çalışma için Beyazıt Kütüphanesi Hakkı Tarık Us Süreli Yayın Koleksiyonu'ndan alınan gazete sayıları incelenmiş, 1906-1908 yıllarında Bulgaristan sosyal ve siyasi açıdan irdelenmiştir. Anahtar Sözcükler Balkan Gazetesi, Bulgaristan, Sosyal ve Siyasi Tarih, Basın Tarihi.

19. yüzyılBalkan gazetesiBalkan, Ethem Ruhi+5
Taha Kemal Şile
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Balkanlarında kimlik inşası: Bulgar etnik terörünün kuramsal yorumu

Bu çalışma 19. Yüzyılda Balkan coğrafyasındaki uluslaşma hareketleri çerçevesinde ulus kimliğinin oluşumunu, bu oluşum içerisinde hangi sebeplerin öncelikli olarak görüldüğünü, kimliğin inşasında hangi unsurların kullanıldığını ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Ulus kimliğinin ortaya çıkışındaki doğal süreç ile inşa edilen yapay etkenler ile birlikte kimliğin varlığının kabulü ve devam ettirilebilmesi için hangi faaliyetler içine girildiği de çalışmanın cevabını bulmaya çalıştığı sorular arasındadır. Bu faaliyetlerin bireyler ve gruplar üzerindeki psikolojik etkisi ise çalışmanın açılım getirmeye çalıştığı temel konulardandır. Bu amaç doğrultusunda çalışmamızın ilk bölümünde kimlik kavramı ile ilgili temel açıklamalar yapılmış, özellikle bireysel kimlik ve grup kimliğinin kapsamı, oluşum süreci ve iki kavram arasındaki etkileşim açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise grup kimliği ve özel olarak ulus kimliğinin oluşum süreci ile ilgili bir örnekleme yapılmış ve 19. yüzyılda Balkanlar'da ortaya çıkan uluslaşma hareketleri genel oluşum sebepleri ile anlatıldıktan sonra Bulgar uluslaşma hareketi özelinde ulusal kimliğin inşası ve diğer grupların inşa edilen kimliği kabul etmesi, benimsemesi ile ilgili olarak kullanılan unsurlar anlatılmaya çalışılmıştır. Bilhassa tedhiş faaliyetleri ile diğer grupları sindirme ve etkisiz hale getirme ile yeni ulusun varlığının kabulünün sağlanması çabaları örnek üzerinde anlatılmaya çalışılmıştır.

19. yüzyılBalkanlarBulgaristan+7
Mehmet Zeki Özhan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir'de yaşayan Balkan Türkleri ve müslümanlarının (Arnavutluk, Bulgaristan, Kosova, Makedonya, Yunanistan) geçiş dönemleri üzerine bir inceleme

"İzmir'de Yaşayan Balkan Türkleri ve Müslümanlarının (Arnavutluk, Bulgaristan, Kosova, Makedonya, Yunanistan) Geçiş Dönemleri Üzerine Bir İnceleme adını taşıyan çalışmamız bir saha araştırması olup İzmir'de yaşayan Arnavutluk ve Kosova'dan göç eden Müslüman Arnavutların; Bulgaristan, Makedonya ve Yunanistan'dan göç eden Türklerin "geçiş dönemi" olarak adlandırılan doğum, evlenme ve ölüm ile ilgili yapmış oldukları uygulamaları içermektedir. Bu sahaların seçilmesindeki amaç İzmir'de bu kitlelerin yoğun olması ve de böyle bir toplu çalışmanın daha önce yapılmamasıdır. Çalışma alanı olarak belirlemiş olduğumuz 11 ilçe ve bu ilçelere bağlı 20 köy ve mahalleden, 100 kaynak kişi ile iletişime geçilmiştir. Kaynak kişilerden elde edilen bilgiler görüşme yöntemi kullanılarak elde edildikten sonra sınıflandırılmıştır. Bu bilgiler öncelik, sonralık sırasına uyularak kullanılmıştır. Hazırlamış olduğumuz çalışma temelde; "Giriş", üç ana bölümü oluşturan "Doğum, Evlenme, Ölüm" bölümleri ve "Sonuç" kısmından oluşmakla birlikte; "Sözlü ve Yazılı Kaynakları", "Özgeçmiş" ve "Türkçe, İngilizce Özetleri" de içermektedir. Tezin giriş kısmı dört başlıktan oluşmakla birlikte, Balkanlar, Balkan Türkleri ve Müslümanları hakkında bilgiler verildikten sonra, çalışmamız için tercih ettiğimiz Arnavutluk, Bulgaristan, Kosova, Makedonya ve Yunanistan sahaları için kısa ve kılavuz niteliğinde Türkiye'de yapılmış olan bilimsel çalışmalarla ilgili bilgiler verilmiştir. Giriş'in son başlığını ise çalışmamızın konu, amaç, yöntem ve kaynak kişiler hakkında veriler bilgiler oluşturmaktadır. Tezin birinci bölümünde beş sahada yapılmış olan doğum ile ilgili uygulamalar anlatılırken ikinci bölümde evlenme, üçüncü bölümde ise ölüm ile ilgili yapılan uygulamalar verilmiştir. Bu bütün ana başlıklar öncesi, sırası ve sonrası şeklinde düzenlenmiştir. Sonuç kısmında ise yaptığımız çalışmalardan elde edilen çıkarımlar sıralanmakla birlikte; bu beş sahada devam eden, dönüşen, gelişen ve icat edilen gelenekler aktarılmıştır. Sonuç kısmının ardından ise Sözlü ve Yazılı Kaynaklar ile çalışmamıza yardımcı olan kişi ve eserler; Özgeçmiş ile kişisel bilgiler; Türkçe ve İngilizce özetlerle çalışmanın esası anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: İzmir, Balkan Türkleri ve Müslümanları, Geçiş Dönemleri, Doğum, Evlenme, Ölüm.

ArnavutlukBalkan TürkleriBulgaristan+7
Kübra Morkoç
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1989 Bulgaristan göçü: Bornova örneğinde sözlü tarih çalışması

Bulgaristan Türkleri, Balkan coğrafyasında var olan toplumlar içerisinde Türk ve İslam kültürünün devamlılığını sağlayan asli unsurların başında gelir. Tarihsel süreç içerisinde yaşanan savaşlar, Türklerin Balkanlar'daki gerileyişi ile Bulgaristan Türkleri, bir zamanlar Türklüğün ve İslamiyet'in yayılması amacıyla yerleştikleri topraklarını terk etmek durumunda kalmışlardı. Bulgaristan Türklerinin 93 Harbi ile başlayan Anadolu'ya yönelik göçleri Büyük Göç olarak da tanımladığımız 1989 Göçü ile çok sayıda Türk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne zorunlu olarak göç ettirilmesi ile büyük oranda azalmıştır. Osmanlı'nın Balkan topraklarının yitirmesinin ardından kurulan Bulgaristan Devleti farklı dönemlerde ve yönetimlerde azınlıklara yönelik göç ettirme politikasını sürdürmüşlerdir. 1989 Göçü de Komünist rejimin başarısız asimilasyon uygulamalarının neticesi olarak tarihte yerini almıştır. Yakın tarihimizde gerçekleşen bu trajedik olay, asimilasyona ve zorunlu göçe tabi tutulan birçok Bulgaristan Türkü'nün hafızasında tazeliğini korumaktadır. Demir perdenin ardında yaşanan olaylar, dönemin baskı rejimi sebebiyle Türkiye ve dünya kamuoyunda çok sınırlı bir şekilde yer alabilmiştir. Sınırların açılması sonucu yaşanan Büyük Göç olayı ile Türkiye'ye göç eden birçok Bulgaristan Türkü uygulanan asimilasyonun ve zorunlu göçün tanıklarıdır. Bu çalışmada, İzmir'in Bornova kentine göç eden 1989 Bulgaristan göçmenleri ile yapılan görüşmeler ile Bulgaristan'da karşı karşıya kaldıkları asimilasyon ve baskılar neticesinde Türkiye'ye gerçekleştirdikleri göç ve yaşadıkları iskân ve uyum sorunlarına dair konular kendilerinin anlatımları ile çalışmada yer almıştır. Zorunlu göçe tabi tutulan kişilerin hatıralarından yola çıkarak derlenen görüşmeler, yakın geçmişimizde yaşanan asimilasyon ve ardından gerçekleşen büyük göç olayında yaşanan hadiselerin bilinmesinde önemli rol oynamaktadır.

BulgaristanBulgaristan TürkleriCumhuriyet tarihi+7
Gülbahar Kurtuluş
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyonunun kuşaklararası karşılaştırması: İzmir örneği

İnsanlık tarihinin en eski olgularından biri olan göç ve göçmenlerin entegrasyonu sosyal bilimlerin uzun süredir çeşitli yönleriyle ele aldığı bir konudur. Entegrasyon sürecinin sadece bir kuşakla sınırlı olmadığı ve entegrasyonun birkaç kuşağı etkileyen dinamik bir süreç olduğu anlayışını temel alan kuşaklararası çalışmalar göç literatüründe geniş ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma, bu anlayış doğrultusunda 1989 Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyon sürecinin kuşaklararası dönüşüm ve aktarımını incelemektedir. 1989 Bulgaristan göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı illerden biri olan İzmir ilinde göçmenlerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın hane üzerinden kuşaklararası bir karşılaştırmaya dayanması nedeniyle 15'er hane olarak toplamda 30 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular anlatı analizi ile incelenmiştir. Göçmenlerin kendi yaşam öykülerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma ile göçmenlerin Türkiye'deki entegrasyonlarına ilişkin anlatılarının kuşaklararası aktarımı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma bulguları kapsamında birinci kuşak göçmenlerin bir göçmen kimliği inşa ettiği ve bu kimliğe ilişkin bazı niteliklerin ikinci kuşağa aktarıldığı görülmüştür. Göçmenlerin Bulgaristan'daki yaşamlarından Türkiye'ye taşıdıkları kültürel değerlerle Türkiye'deki entegrasyonlarını sağlamaya yönelik anlatıların birleşerek bir entegre olma stratejisi ortaya çıkardıkları görülmüştür.

BulgaristanBulgaristan TürkleriBütünleşme+5
Duygu Duman
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan Türklerinin halk kültürü: Afyonkarahisar ve çevresi

Bulgaristan Türkleri, Bulgaristan'ın çeşitli bölgelerinde yerleşiklik gösteren ve günümüzde tüm Bulgaristan'da yayılmış bulunan etnik azınlıklarındandır. Bulgaristan'dan Anadolu'ya yaşanan göç süreçleri ile yöreye yerleşen birçok Türk, bu göç süreciyle kültürlerini Afyonkarahisar yöresine taşımış ve aktarmıştır. Bu çalışmada Afyonkarahisar'da yaşayan Bulgaristan Türklerinin halk kültürü derlenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde derleme bilgileri; araştırmanın konusu, önemi, amacı, kapsamı, metodu, malzemenin derlenmesi ve yazıya geçirilmesi hakkında bilgi verilmiştir. Bununla birlikte araştırma sahası olan Afyonkarahisar ilinin tarihî ve coğrafî özellikleri, nüfusu ve Bulgaristan Türklerinin Afyonkarahisar'daki yerleşim yerleri hakkında yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler bulunmaktadır. Halk ekonomisi, halk mimarisi, halk mutfağı, geçiş dönemleri, bayram, tören ve kutlamalar, çocuk oyunları ve halk edebiyatı ürünlerine ait uygulama ve inanışlar araştırma sahasında yapılan görüşmeler sonucunda derlenen bilgiler kayıt altına alınmıştır. Alan araştırması, derleme gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Afyonkarahisar'da yaşayan Bulgaristan Türklerinin halk kültürünün, Orta Asya'nın ve Anadolu'nun inanç ve kültür dairelerinden etkilendiği ve kendi içinde bu izleri taşıdığı tespit edilmiştir.

BulgaristanFolklorFolklorik ögeler+2
Büşra Aslan
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Göç sosyolojisi bağlamında, Bulgaristan ve Yunanistan'daki Türk diasporalarının sosyo-politik analizi

Dünya tarihini şekillendiren ve onun bir tarih olmasına katkı sağlayan birçok etmen bulunmaktadır. Bunların içerisinde önem arz eden konulardan birisi de göç ve zorunlu göçe bağlı olarak gelişen diaspora kavramlarıdır. Temeli göç etmek olan bu kavramın kişilere yansıması sonucunda, bireyler 'Göçmen' ya da 'Diasporalar' olarak bir kimlik kazanmaktadırlar. Kişilerin kimlik kazanmasında etkili faktör olarak bilinen göç olgusu, öncelikle fiziksel mekândaki hareketlilik olarak değerlendirilse de bireyler ve toplumlar üzerinde; sosyal, kültürel ve ekonomik gibi etkileri beraberinde getirmiştir. Dönüşüm sonucunda, göç edenlerin yeni sosyal sürece uygunluğu ve uyum süreci sadece göç edenler için değil, göç edilen bölge içinde hayati önem taşımıştır. Tezimde de ele aldığım üzere, oluşan karşılıklı etkileşim ile beraber kimliksel dönüşümler gerçekleşmiştir. Nitekim bu etkiler sosyal hayatın dönüşümünü ifade eden önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmış ve bu durum ise bireylerin kimliklerine hareketlilik katmıştır. Sonuç olarak göç dalgaları, şeytan üçgeni misali diaspora, kimlik ve kültür zincirinin doğmasına vesile olmuştur. Zorunlu göçe bağlı olarak yapılan göçler sonucunda; birçok ülkeler zamanla birbirlerine alışmış, bağlanmış, harmanlaşmış ve melezleşmişlerdir. Bu noktada konumuz olan 1923-1925 Türk- Yunan nüfus mübadelesi ve Bulgaristan'ın 1950 öncesi, 1950-1951, 1968-1979, 1985-1989 yıllarında gerçekleştirdiği zorunlu göç faaliyetleri en önemli örneği teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı; birçok boyutuyla ele alınan ve zorunlu göçlerle oluşan göçmenlerin, kimlik karmaşası yaşaması ve Türkiye'nin bu göçmenlere kucak açarak kimliklerine katkıda bulunduklarını kanıtlamaktır. Aynı zamanda göçlerle oluşan göçmen kitlesinin kültür ve kimlik harmonisi geçirdiğini, öz kimliklerini kaybetmeseler de göçtükleri bölgelerden zamanla etkilendikleri, kimliksel şölenin yaşandığını göstermektir. Sonuç olarak göç veya zorunlu göç bağlamında diaspora olguları, her ne kadar kimliklerimizi değiştiriyor algısı yaratsa bile, bizlere uluslar arası arenada çeşitli zenginlikler sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Zorunlu göç, Diaspora, Göçmen, Kimlik, Kültür, Çok Kültürlülük, Holistik Yapı.

BulgaristanDiasporaGöçler+7
Betül Yazıcı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

I. Dünya Savaşı arifesinde ve başlarında Sofya merkezli Türk-Bulgar diyaloğu

Bulgaristan'ın I. Dünya Savaşı'nda tarafını belirlemesinde esas noktayı Makedonya'daki emelleri belirlemektedir. İki muharip taraftan hangisi Bulgaristan'ın bu maksadını temin ederse, Bulgaristan o taraf lehine harbe girme niyetindeydi. Bulgaristan, Bükreş Antlaşması'ndan sonra Osmanlı Devleti ile iyi münasebette bulunmanın Bulgar millî politikasına uygun olduğunu ve Makedonya'daki menfaatlerini Osmanlı Devleti ve İttifak Devletleri ile beraber hareket ederek elde edeceğini düşünmektedir. Zira II. Balkan Savaşı ile Bulgaristan'ın topraklarının çoğu Yunanistan, Sırbistan ve Romanya'nın eline geçmişti ve bu Balkan devletleri İtilaf Devletleri'ne meyilli idi. İtilaf Devletleri Bulgaristan'ı kendi tarafına çekebilmek için Yunanistan, Sırbistan ve Romanya'dan toprak alıp Bulgaristan'a vermek zorundaydı. İttifak Devletleri'nin karşısında böyle bir engel yoktu ve Bulgaristan'ın istediği topraklar Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın düşmanlarının elinde bulunuyordu. Bulgaristan, her iki tarafın ittifak teşebbüslerine rağmen savaşa girmekte acele etmemiş ve en uygun koşulları temin edene kadar tarafsızlığını korumakta ısrar etmiştir. Nitekim Çanakkale Cephesi'nde İngiliz ve Fransızların aldıkları mağlubiyet, Bulgaristan'ın I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri safında girmesinde etkili olmuştur. Bulgaristan 1915 yılı Temmuz ayı ortalarında Osmanlı Devleti ile müzakerelere başlamış ve birkaç aylık diplomatik görüşme sonucunda 6 Eylül 1915 tarihinde Osmanlı-Bulgar Hudut Tashihi Antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Türk-Bulgar sınırı Bulgaristan lehine yeniden düzenlenmiş ve Dimetoka Bulgaristan'a bırakılmıştır. Bu anlaşma ile beraber Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan arasında bir İttifak ve Muavenet Antlaşması imzalanmıştır. Bulgaristan, imzalamış olduğu bu antlaşmalar ile Sırbistan'a karşı harbe girmeyi kabul etmiş ve I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri tarafında dahil olmuştur. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Türk-Bulgar İlişkileri, Sofya Osmanlı Sefareti, I. Dünya Savaşı

BulgaristanDünya Savaşı IOsmanlı Devleti+1
Melik Abay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürlerarası etkileşim bağlamında Troyan ve Kınık seramik kültürünün karşılaştırılması

Kültür'ün çok farklı tanımları bulunmaktadır. Uluslararası etkileşimler farklı kültürlerin birbirleriyle harmanlanmasını ve kültürlerarası etkileşimin oluşumunu sağlamaktadır. Kültürel etkileşimlerin yaşanmasını sağlayan savaş, göç ve ticaret toplumların geleneklerinin, inançlarının, zanaatsal ve sanatsal çalışmalarının birbirleri ile etkileşim halinde olmalarını sağlamaktadır. Bulgaristan'ın bir dağ kasabası olan Troyan'ın, eski zamanlarda göç yolu üzerinde bulunan bir durak olduğu ve savaşlardan kaçanların buraya sığındığı bilinmektedir. Troyan, bulunduğu coğrafi konum itibariyle seramik hammadde rezervi açışından zengin olanaklara sahiptir. Bu nedenle seramik üretiminde çömlekçilik tercih edilmekte ve nesilden nesille aktarılmaktadır. Çömlekçilerin, işlerin yüzeylerine yaptığı özgün akıtma dekorları ile bu sanatı tüm dünyaya tanıttığı bilinmektedir. Bulgaristan'da yaşayan Türk topluluklarının savaştan kaçarak Anadolu'ya göç edenleri akıtma dekorunun Kınık bölgesine taşınmasını sağlamış ve bu tekniğin Kınık'a ait bir dekorlama özelliği olarak tanınmasını sağlamışlardır. Bu çalışmanın ilk bölümünde kültür kavramı, kültürlerarası etkileşimin tanımları, nedenleri ve etkileşimler sayesinde gelişerek ilerleyen seramik sanatı incelenmiştir. Tezin ikinci kısmında ise Bulgaristan tarihi, sanatı ve seramikleri ile tüm dünyaya tanınmış Troyan şehrinin akıtma dekorları, bu özel sanatın gelişmesi ve ilerlemesi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Kınık çömlekçiliğinin gelişmesi, Bulgaristan'dan göç eden Şakir Ağa'nın akıtma dekorunu ülkemize getirmesi ve bu dekor tekniğinin geçmişten günümüze kullanılması incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Troyan ve Kınık seramik kültürünün karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Tezin son yani beşinci bölümünde ise kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Kınık Akıtma Dekoru, Kültür, Seramik Kültürü, Troyan Akıtma Dekoru

AstarBulgaristanHammadde+2
Suna Paşaoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Balkanlardan Anadolu'ya yönelik göçlerin mekânsal etkileri (Bursa'daki Bulgaristan göçmenleri örneği)

Göç hareketleri, mekân üzerinde çeşitli etkilere neden oldukları için coğrafya biliminin de çalışma alanına girmektedir. Bu biliminin temel ilke ve prensiplerine bağlı kalınarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, Bursa-Osmangazi sınırları içerisinde Bulgaristan kaynaklı göçlerin mekânsal etkilerini ortaya koymaktır. Yüzyıllardan beri yaşadıkları topraklardan, politik nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kalan Bulgaristan Türklerinin anavatan olarak gördükleri Türkiye'de iskân edildikleri illerin başında Bursa gelmiştir. Böylece burada çeşitli mekânsal etkilere neden olmuşlardır. Bu tez çalışması, hem nitel hem de nicel veriler kullanılarak hazırlandığı için karma desenli bir çalışmadır. Ayrıca nitel araştırma yönteminin etnografik deseni ve saha çalışmalarında ise yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma da Bursa ili Osmangazi ilçesinde Bulgaristan kaynaklı göçlerin nüfus, yerleşme örüntüsü, ekonomi, sosyal ve kültürel etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda konuyla ilgili literatür incelenmiş, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında bulunan veriler taranmış, farklı zamanlarda saha çalışmaları yapılarak belirlenen katılımcılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin ise içerik analizleri yapılmış, tablo, grafik ve haritalarla görselleştirilmişlerdir. Zorunlu olarak meydana gelmiş kitlesel bir göç niteliğinde olan Bulgaristan kaynaklı göçler, Osmangazi İlçesindeki nüfusun miktarında ve yapısında değişikliklere neden olmuştur. Bunların yanı sıra göç hareketleri sonucunda yeni yerleşmeler kurulmuştur. Göçlerin yerleşme üzerine bir diğer etkisi de Bulgaristan kökenli isimlerin yer adı olarak kullanıldığı görülmüştür. Ekonomik anlamda ise başta tarım ve sanayi olmak üzere birçok sektörün gelişmesinde, atıl durumdaki arazilerin kullanılmaya başlanması ve vasıflı iş gücü kazanımı gibi etkilere neden olmuştur. Sosyal ve kültürel açıdan bakıldığı zaman ise çalışma sahası içerisinde Bulgaristan göçmenleri tarafından kurulan yöresel dernek olmadığı belirlenmiş, kültürel açıdan ise Bursa ile uyumlu oldukları tespit edilmiştir.

Balkan TürkleriBalkanlarBulgaristan+5
İbrahim Eşim
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1989 Zorunlu Göçü'nün Türkiye-Bulgaristan ilişkilerine etkileri

Bulgaristan'da yaşayan Türk azınlık, Türkiye için hassas ve önemli bir konu olmuştur. Bu bağlamda Bulgaristan'ın azınlıklar konusundaki tutumu ve Türk azınlığın durumuyla alakalı olarak ikili ilişkiler değişken bir süreç izlemiştir. Tarih boyunca, Bulgaristan'dan Türkiye'ye doğru yaşanmış olan göç hareketleri de ikili ilişkiler için önem arz etmektedir. 1989 Zorunlu Göçü de bu kitlesel göçlerin sonuncusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Her göç dalgasından sonra olduğu gibi 1989 sonrasında da ikili ilişkiler farklı bir seyir izlemiştir. Bu çalışmanın amacı, 1989 Zorunlu Göçü'nün Türkiye-Bulgaristan ilişkilerine etkilerini analiz etmektir. Çalışmada nitel veri analizinden yararlanılmıştır. Kaynak olarak ise Türkçe ve İngilizce literatürde yer alan konuyla ilgili eserlere başvurulmuştur. Bu bağlamda çalışmanın analitik yapısı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin tarihsel arka planı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Soğuk Savaş sürecinde ikili ilişkiler ve göçlerin durumu hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise 1989 Zorunlu Göçü ve ikili ilişkilere etkisinden bahsedilmiştir. Bu doğrultuda yapılan çıkarımlarla çalışma sonlandırılmıştır.

AsimilasyonAzınlıklarBalkanlar+7
Hakan Küçük
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Komünizm sonrası dönemde Bulgaristan'daki Türk azınlık ve siyasete katılımları (1997-2000)

Bu çalışmada Bulgaristan'da yaşayan Türk azınlığın statüsü, sosyo-ekonomik ve kültürel durumu, göç olgusu, etnisite, etnik kimlik, etnik ilişkileri; etnik siyaset, azınlıkların siyasal katılımı, bu katılımdaki değişimler ve değişimi etkileyen faktörler ile Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), 1997- 2000 yılları esas alınarak incelenmiştir. Araştırmanın problemi olarak Bulgaristan'daki Türk/Müslüman azınlık, maruz kaldığı yoğun bir asimilasyon sürecinden entegrasyon (bütünleşme) aşamasına nasıl gelebildiği sorusuna cevap aranmıştır. Çalışmada ayrıca, komünizm sonrası dönemde Yugoslavya başta olmak üzere Balkanlarda kanlı etnik ve dini çatışmaların yaşandığı bir süreçte bir Balkan ülkesi olan ve Türkler başta olmak üzere içinde birçok etnik ve dini azınlığı barındıran Bulgaristan'ın bu çatışmalardan nasıl uzak kalabildiği ve bu uzak kalışta Türk ve Müslüman azınlığın siyasal katılımı, etnik siyaset ve HÖH'ün rolünün ne olduğu incelenmiştir. Çalışmada, güncel verilere göre Bulgaristan nüfusun yaklaşık % 9'unu oluşturan Türk azınlığın, Osmanlıdan günümüze tarihsel süreci özetlenmiştir. 1984-1989 asimilasyon ve baskı dönemi üzerinde durulmuş; Bulgaristan'ın Avrupa Birliği (AB) adaylık sürecinin başladığı 2000 yılına kadar getirilerek, günümüze bağlanmıştır. Çalışmada sadece Türk azınlık araştırılmamış, dini ve kültürel yakınlıkları nedeniyle Müslüman Pomak ve Romanlara (Çingene) da yer verilmiştir. Türk ve Müslüman azınlık, demografik endişeler başta olma üzere çeşitli nedenlerle, anlaşmalı ve/veya zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Günümüzde Türkiye yerine AB ülkelerine yönelmiş görünen azınlığın göç problemi de çalışmada ayrıca ele alınmıştır. Jivkov rejiminin çökmesiyle Bulgaristan'da komünist dönem sona ermiş ve Türk azınlık görece daha rahat bir döneme girmiştir. 1990 yılından kurdukları HÖH Partisi ile Bulgaristan siyasetinde yerini almış, zaman zaman da iktidar ortağı olmuştur. HÖH'ün Bulgar siyasetine dâhil oluşuyla Türk azınlığın siyasi faaliyetleri artmış; siyasal katılım ve etnik siyaset bağlamında önemli başarılar elde edilmiştir. HÖH sadece seçmenlerini mobilize etmekle kalmamış, aynı zamanda azınlık statüsünün tanınması ve azınlık haklarının verilmesinde baskı unsuru oluşturarak; hem Bulgaristan hem de Avrupa genelinde azınlığın sesi ve temsilcisi olmuştur. Müslüman azınlıklar başta olmak üzere diğer azınlıkların da teveccühünü kazanan HÖH, seçmen kitlesini genişletmiş; bir etnik parti kimliğinde kitle partisi durumuna gelmiştir. Yaptığımız anket, görüşme ve gözlemlerden elde ettiğimiz bulgulara göre Türk azınlığın HÖH'ü benimsediği, oy tercihini büyük oranda HÖH'ten yana kullandığı tespit edilmiştir. Çalışmanın İngiltere, Bulgaristan ve Türkiye olmak üzere üç ülke ayağı bulunmaktadır. Sosyoloji, etnografya, tarih, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler gibi bilimleri kapsayan disiplinler arası (interdisciplinary) bir çalışmadır. Araştırma kapsamında Bulgaristan'ın Rodoplar (Kırcaali) ve Deliorman (Razgrad) bölgelerinde dört (4) ay süren bir alan çalışması (field work) yapılmıştır. Alan çalışmasında, tesadüfi yöntemle seçilen 200 katılımcıya (örneklem) Türk Müslüman azınlığı ilgilendiren konularda; siyasal katılım durumlarını ve oy tercihlerini ölçme amaçlı 63 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır (Bkz. Ek-2). Ankete ilaveten HÖH lideri Ahmet Doğan başta olmak üzere bazı HÖH milletvekilleri, HÖH temsilcileri, belediye başkanları ve azınlığın kanaat önderleriyle mülakatlar yapılmış; gözlemlerde bulunulmuştur. Araştırmanın veri analizinde anketler için nicel, mülakatlar için de nitel yöntemler kullanılıp, karma yöntem tekniği uygulanmıştır. Analizlerde ise SPSS Programıyla frekanslar ve karşılaştırmalı tablolar; anlamlılık ilişkilerini görebilmek için de Ki-Kare testinden yararlanılmıştır. Anket soruları, elde edilen ",739" Cronbach alfa katsayısıyla güvenirlik testini geçmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde giriş ve yöntem; ikinci bölümünde kavramsal çerçeve ve teorik yaklaşımlar; üçüncü bölümünde tarihsel süreç; dördüncü bölümünde sosyo-ekonomik durum ve göç olgusu; beşinci bölümünde eğitim ve dini-kültürel yapı; altıncı bölümünde etnik ilişkiler; yedinci bölümünde siyasal katılım, etnik siyaset ve HÖH; sekizinci bölümünde de bulgu ve yorumlar sunulmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise değerlendirme, sonuç ve öneriler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, etnisite, etnik siyaset, HÖH, siyasal katılım, Türk azınlık.

AzınlıklarBulgaristanBulgaristan Türkleri+5
Vahit Sadal
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan göçmenlerinin dini inanç ve uygulamaları üzerine sosyolojik bir alan araştırması: Hatay-Erzin'de yaşayan göçmenler örneği

Bu çalışmanın amacı göçmenlerin dini tutumlarında belirleyici olan etnik kalıtsallığın halk dindarlığı üzerindeki tezahürlerini dini inanç ve tutumlar üzerinden ele almaktır. Çalışmada örneklem olarak daha önce üzerine yapılmış sosyolojik bir çalışma bulunmayan, Hatay'ın Erzin ilçesindeki iki muhacir köy seçilmiştir. Birinci bölümde Erzin ilçesinin tarihi, coğrafi konumu ve demografik yapısıyla ilgili bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte muhacir köylerindeki dini yapı ve örgütlenme, köylerdeki dini hayatın görünürlüğü, dinî inanç ve uygulamalar ele alınmıştır. Çalışma nitel bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Veriler katılımcı gözlem yapılarak toplanmıştır. İkinci bölümde bir toplumun dini ve kültürel bağlarını en açık şekilde görebileceğimiz, bireylerin ait olduğu muhacir alt kültürünü benimseyen topluluk ile bütünleşmesini sağlayan geçiş dönemi ritüelleri üzerinde durulmuştur. Ardından geçiş dönemi ritüellerinde görülen halk inanç ve uygulamalarına geniş bir biçimde yer verilmiş ve bu uygulamaların yeni nesil üzerinde etkilerinin niçin devam ettiği veya etmediği konusu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Hatay'ın Erzin ilçesinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerinin Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerine göre daha dindar tutumlar sergiledikleri görülmüştür. Bu durumun en temel nedeni milli ve dini kimliklerine yapılan baskı sonucunda göç etmiş olmalarıdır. Yapılan baskılara karşı muhacirlerin verdiği tepki göçmenlerin Muhacir- Müslüman- Türk sentezinde bir kimlik benimsemelerinde etkili olmuştur. İkinci bölümde yer alan geçiş dönemi ritüelleriyle ilgili bulgular bazı ritüellerin yeni nesilde uygulamadan kalktığını göstermektedir. Geçiş dönemi ritüellerindeki bazı halk inanç ve uygulamaları ortadan kalkmıştır. Bu durumda yeni neslin kitabi din konusunda daha çok bilinçlenmesiyle birlikte toplumda yaşanan sosyal değişimlerin etkili olduğu tespit edilmiştir.

BulgaristanDin sosyolojisiDini davranışlar+6
İclal Algül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinde 1989 krizi: Kriz yönetimi açısından bir inceleme

Bu tez çalışmasında, Türkiye ve Bulgaristan arasında 1984 ve 1989 yılları arasında yaşanan ?göç krizi? incelenecektir. İkili ilişkiler 1984?ün sonlarına kadar iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde yürütülmektedir. Ancak Bulgaristan içindeki Türk azınlığı kendisine tehdit olarak algılamaktadır.1984?ün sonlarında bu tehdit algısına son vermek için de Bulgar yönetimi azınlığın asimilasyonuna yönelik eylemler gerçekleştirmiştir. Türkiye, soydaşları olarak kabul ettiği bu azınlığa karşı Bulgaristan'ın kendi lehine yaratmış olduğu fiili durum ihlaline son vermesini talep etmiştir. Bulgaristan yönetiminin istenen yönde bir tutum değişikliğine gitmemesi karar alıcıların tehdit algısının seviyesini yükselterek bir dış politika krizine yol açmıştır. Bir dış politika krizinde karar alıcılar hedef devletin eylemlerine göre karar almaya zorlanmaktadırlar. Bu kararların alınmasında karar alıcılar birtakım önceliklere sahip olmaktadırlar. Bu öncelikler onların hedef devletin yaratmış olduğu fiili durum ihlalini tehdit olarak algılamasından söz konusu krizin yönetilmesinde tercih edilecek araçların şekline kadar belirleyici olmaktadır. Bu önceliklerin belirlenmesinde karar alıcılar aktif bir rol oynamakla beraber ulusal/uluslararası kamuoyu, üçüncü aktörlerin davranışları, uluslararası sistem de kararların alınmasında karar alıcıları sınırlandıran ya da rahat hareket etme olanağı tanıyan faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu faktörleri göz önünde bulundurarak yapılacak olan bu çalışmada Bulgaristan ile yaşanan azınlık sorununun nasıl bir krize dönüştüğünü net bir şekilde görmek mümkün olacaktır.Diğer yandan krizler de çatışmalardan farklı ama yine de bir anlaşmazlık durumunu içerdikleri için uluslararası ilişkiler teorilerinin çatışmaya bakış açılarına yer verilecektir. Fakat öncelikle bu çalışma diğer uluslararası ilişkiler teorilerinden farklı olarak karar alıcıların algılamalarına, göreceli güç kavramına, ulusal faktörlere atıfta bulunan Neoklasik Realizm temeli üzerinden kurgulanacaktır. Bu teorinin kullanımı ister istemez bir dış politika analizinin de yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu noktada karar alıcıların eylemlerinin hedef ülke ve üçüncü aktör üzerindeki etki ve tepkileri de bu çalışmada önemli bir yere sahiptir.Krizler bir süreç içerisinde işlemekte olup karşılaşılan olayın niteliğine, tarafına, krizlerin ortaya çıktığı coğrafyaya göre farklı şekillerde ortaya çıkmakta ve farklı sonuçlar doğurmaktadırlar. Bu nedenle de bu çalışmada bir kriz tasnifi yapılması gereksinimi ortaya çıkmıştır.Liderler kriz sürecinde, ulusal çıkarlarını asgari seviyede koruyarak ihtiyaçlarının karşılanmasını içeren kriz yönetiminin zorluklarıyla mücadele etmek durumundadırlar. Bu mücadele sürecinde seçilecek olan strateji kaynakların ne derecede kullanılacağını da belirlemektedirler. Bu nedenle hedefi fiili durum ihlalinden caydıracak stratejinin benimsenmesi önemli olmaktadır. Benimsenen strateji krizleri yönetmede tek başına etkili olmayıp kriz yönetiminin başarısını etkileyen faktörler de bu çalışmada krizin ne kadar etkin bir şekilde yürütüldüğünü anlamak açısından dikkate değer olmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ilişkilerin `kara leke? olarak adlandırıldığı kriz sürecini karar alıcıların uygulamaları dahilinde ele almak neden bir krizin ortaya çıktığını ve binlerce göçmenin mağduriyetine yol açtığını göstermesi açısından önemli olacaktır. Anahtar Kelimeler: Kriz Yönetimi, Dış Politika Krizleri, Uyuşmazlık Çözümü, 1989 Bulgaristan Göçü.

BulgaristanKriz yönetimiTürk dış politikası+4
Zehra Gürsoy
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

1984-89 Bulgaristan'daki asimilasyon sürecinde kadının deneyimi

Uluslararası konjonktürde "Yeniden Doğuş" olarak da kavramlaştırılan 1984-1989 aralığı, hâkim bir grup olan Bulgaristan yönetiminin bir devlet politikası olarak, ülke vatandaşı Bulgaristan Türklerini farklı bir kategoride değerlendirilmeye aldığı, asimilasyon olarak tanımlanan farklı uygulamalarla baskılamaya, dönüştürmeye ve mümkün mertebe ülkeden göndermeye (göç, sürgün gibi) yöneldiği sürece denk gelir. Bu dönemde ülke yönetimi, bölgesel ve tarihsel (1984 ila 1989 tarihlerini kapsar şekilde) anlamda şiddet, tehdit, cezalandırma gibi türlü yöntemlerle (tıpkı Pomak ve Çingene gibi diğer etnik gruplara uyguladığı şekilde), tabi bir gruba dönüştürdüğü bölge Türklerini denetlemeye ve baskılamaya çalışmıştır. Alan yazın yaşanan süreci, bölge Türkleri bağlamında ele almış, irdelemiş ve aktarmıştır. Ancak burada ve bu çalışmanın ortaya çıkmasında başlıca motivasyon kaynağı olan kadınların bu süreçteki yeri, yeterince irdelenmemiştir. Yapılan literatür taramalarında mevcut çalışmaların, asimilasyonun kendisini, etkilediği grupları, göçle ilişkisini ve sonuçlarını detaylarıyla ortaya koyduğu, kadınlardan bağımsız bir yapıda şekillendiği anlaşılmıştır. Çalışma, Bulgaristan'daki asimilasyonda Türk kadınlarının, asimilasyon sürecini nasıl deneyimlediklerini, süreci nasıl algılayıp yönettiklerini, nasıl anımsayıp andıkları sorusuyla birlikte ele almaya; diğer bir yönüyle de ilgili kadın grubunun hem görünmezliğini ortaya koymaya hem de görünmez kadınları görünür hale getirmeye çabalamaktadır. Bunun için tarihte kenarda kalanların görünür hale getirilmesinde giderek daha yaygın şekilde kullanılmaya başlanan sözlü tarih yöntemine başvurulmuştur. İlgili yöntem, kısmen kartopu ve amaçlı örneklem teknikleri üzerinden ulaşılan bir grup Bulgaristan göçmenine uygulanmıştır. Katılımcıların (burada anlatıcı denilecektir) seçiminde, Bulgaristan'dayken asimilasyon sürecini doğrudan deneyimlemiş ve sonrasında, Türkiye'ye göç etmiş, kendini iyi ifade edebilen ve yaş almış (50+) kadınlardan olmaları hususlarına dikkat edilmiştir. Üç ön görüşme, biri iki seans şeklinde görüşme olmak üzere kadın anlatıcılarla toplamda 14 görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, söylem düzeyinde analize tabi tutulmuş; bunun sonucunda asimilasyon gibi günlük yaşamı kesintiye uğratan ve en çaresiz oldukları durumlarda dahi kadınların taktik, direniş, direnme gibi mikro pratikler geliştirebildikleri, bu sayede üzerlerinde mevcut olan tahakküme direnebildikleri görülmüştür.

AsimilasyonAsimilasyon politikalarıBalkan Türkleri+7
İrem Koçancı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık öncesi ve sonrası Balkan ekonomilerinin karşılaştırılması, 1800-1914

Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemine girdiği 18. yüzyılın başlarından itibaren en büyük çabası, Avrupa'da etkinliğini sürdürmek amacıyla Balkan topraklarındaki hâkimiyetini yeniden tesis etmek olmuştur. Ancak bu dönemde Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası nedeniyle sürekli Osmanlı ile karşı karşıya gelmesinin, hâkimiyetin sağlanmasındaki en büyük engel olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu durum özellikle 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'nın imzalanmasının ardından neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu dönem süresince, Balkan halklarının bir taraftan Avrupa'da hızlı bir şekilde yayılan milliyetçilik akımlarından etkileniyorken, diğer taraftan Rusya'nın desteğiyle isyanlarını hızlandırdığı dikkati çekmektedir. En nihayetinde 19. yüzyıl, Osmanlı için Balkan topraklarındaki halkların kontrolünü sağlamaya yönelik bir takım yenilik hareketlerinin gerçekleştirildiği dönem olarak kabul edilebilir.Bu doğrultuda mevcut çalışmada Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyıl boyunca büyük oranda Balkan halkları için gerçekleştirdiği Tanzimat, Islahat ve I. Meşrutiyet gibi yenilik hareketlerinin iktisadi etkileri üzerinde durulmakta ve dönemin siyasi olaylarından uzaklaşarak, bağımsızlıklarının son dönemlerinde Balkan eyaletlerinde yaşanan refah artışlarının dinamikleri ortaya konulmaktadır. Ayrıca 1878 yılında elde edilen bağımsızlık döneminden Birinci Dünya Savaşı'na kadar geçen sürede, bağımsız Balkan ülkelerinin iktisadi performansları karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Temel olarak bağımsızlık öncesinde yaşanan refah artışının, bağımsızlık sonrasında Sırbistan ve Bulgaristan için ortadan kalktığı, Romanya için ise görece iktisadi gelişmeyi destekleyen yatırımlar sayesinde devam ettiği görülmektedir.

BalkanlarBağımsızlıkBulgaristan+7
Faruk Mike
Çukurova University
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Milliyetlerine göre turist motivasyonlarının satın alma niyeti ile ilişkisi: Rusya, Almanya ve Bulgaristan üzerine bir araştırma

Günümüzde turizm sektöründe faaliyet gösteren, benzer içeriklere sahip mal ve hizmetleri birbiri ile aynı pazarlara satış amacı güden işletmeler arasında yoğun bir rekabet ortamı vardır. Bu rekabet ortamı içerisinde, kendilerine pazardan pay almak isteyen ve pazardaki payını büyütmeyi amaçlayan işletmelerin, tüketicilerin satın alma niyetlerini etkileyen faktörleri tam anlamıyla öğrenme çabası içerisinde olması önemli bir gerekliliktir. Tüketicilerin satın alma niyetlerini etkileyen en önemli unsurlardan birinin sahip oldukları motivasyon faktörü olduğu açıktır. Bu durum göstermektedir ki, turizm arz paydaşlarının satın alma süreci içerisindeki tüketiciyi kendilerine çekebilmek adına motivasyon faktörlerinin neler olduğunu anlama gerekliliği vardır. Bu araştırmanın temel amacı, Almanya, Rusya ve Bulgaristan'da yaşayan bireylerin turizme katılma motivasyonlarının satın alma niyeti ile ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırma 2020 yılında Moskova, Berlin ve Sofya'da yaşayan bireylere uygulanan anket ve açık uçlu soru formu sonuçlarına dayanmaktadır. Araştırma kapsamında toplanan nicel veriler paket program kullanılarak değerlendirilmiş olup normallik, geçerlik, güvenirlik analizleri uygulandıktan sonra regresyon, ANOVA ve T-test ile araştırma için oluşturulan hipotezler test edilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan nitel veriler ise içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel sonuçlara göre, iki kavram arasında yapılan regresyon analizinde, Almanya ve Rusya'da turizme katılma motivasyonu ile satın alma niyeti arasında iyi derecede anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bulgaristan'da ise bu iki kavram arasında düşük seviyede ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Almanya, Rusya ve Bulgaristan'da turizme katılma motivasyonunu arttıran ve azaltan faktörlerin belirlenmeye çalışıldığı nitel bulgulardan, motivasyonu arttıran faktörler iki boyut altında yer alan dokuz farklı tema altında gruplandırılmıştır. Motivasyonu azaltan faktörler ise iki boyut altında yer alan beş farklı tema altında gruplandırılmıştır. Motivasyonu arttıran faktörler arasında bireylerin yeni yerler görme isteği faktörü, azaltan faktörler arasında ise koronavirüs faktörü en yüksek oranda frekans sıklığına sahip önemli unsurlar olarak tespit edilmiştir.

AlmanyaBulgaristanMotivasyon+4
Cihan Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan Türklerinin soğuk savaş dönemi sonrası vatandaşlık hakları sorunu

Bu çalışmada, Bulgaristan Türklerinin Soğuk Savaş dönemi sonrası Türkiye, Bulgaristan ve AB üzerinden vatandaşlık hakları sorununun ne durumda olduğu araştırılmıştır. Nitel boyutun çalışma grubu 25 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada Nitel araştırma yöntemlerinden yorumlama bilimi (hermeneutics) deseni kullanılmıştır. Çalışmada, araştırmaya katılanların vatandaşlık hakları sorunlarının incelenebilmesi için, araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Mülakatlar, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmiş her bir katılımcıya 10 soru hazırlanarak, yüz yüze, süre kısıtlaması olmadan önceden izin alınarak, mülakat sırasında sesleri kaydedilerek yapılmıştır. Nitel bulgulardan elde edilen sonuca göre araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun, bazı yönlerden eksikliklerle karşılaşmalarına rağmen, vatandaşlık hakları göz önünde bulundurulduğunda, sorunlarının çözüldüğü tespit edilmiştir.

BulgaristanBulgaristan TürkleriDış Türkler+4
Deniz Ak
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Büyüme sürecindeki engel: Orta gelir tuzağında yer alan Türkiye ve bu engeli aşan Güney Kore ile aşamayan Bulgaristan karşılaştırması

Bu tez "orta gelir tuzağı" kavramının tanımını ve sebeplerini ortaya koymaktadır. Yaşanan gelişmelerle ülkeler arasında meydana gelen gelir farklılıklarının giderek artması ve gelişen ekonomilerin uzun yıllar aynı gelir grubunda takılıp kalması orta gelir tuzağı kavramının zeminini oluşturmaktadır. Ülkelerin uzun süre orta gelirde kalıp yüksek gelir kategorisine geçememeleri durumu, ekonomi gündemine yeni giren ''orta gelir tuzağı'' (OGT) kavramı ile tanımlanmaktadır. Bu çalışma ile birlikte Türkiye, Güney Kore ve Bulgaristan ülkelerinin ekonomik faaliyetlerinden kısmen bahsederek hem matematiksel uygulama hem de ekonometrik analiz yaparak orta gelir tuzağında bulunup bulunmadıklarını ifade etmek temel amaçtır. Orta gelir tuzağı, içsel ve dışsal büyüme modelleri ve kalkınma modelleriyle ilişkilendirilmiştir. Türkiye, Güney Kore ve Bulgaristan ülkelerinin ekonomileri daha derinlemesine incelenerek sektörel veriler ve makro ekonomik konular üzerinde durulmuştur ve orta gelir tuzağında bulunan ülkeler için çıkış stratejilerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın son bölümünde, 1981 ile 2015 yılları için orta gelir tuzağıyla ilgili değişkenlere ait verilerin toplanması ile çeşitli testler uygulanmış ve bu testler yardımıyla orta gelir tuzağının belirleyenleri analiz edilmiştir. Analizin sonuçlarına göre, her üç ülke için de söz konusu değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Ardından, kişi başına düşen gelir için Granger nedensellik testi ile etki tepki analizi araştırılmıştır. Bütün sonuçlar sonuç bölümünde yorumlanmıştır.

BulgaristanBüyümeBüyüme politikaları+6
Tuba Esra Baskak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye - Bulgaristan ilişkileri (1923-1933)

ÖZET 19. yüzyıl başlarında Avrupa'ya saçılan "Milliyetçilik isyan ve hareketleri" Osmanlı ülkesine yayılmakta gecikmemiştir. Ortodoskların korumalığını üstlenen Rusya'nın teşvik ve yardımlarıyla bu isyan ve hareketler, "ihtilalci bir karakter" kazanmıştır. Rusya'nın politikasından cesaret alan Bulgaristan; Makedonya, Trakya, Dobruca'yı ele geçirerek "Büyük Bulgaristan Krallığı"nı hedeflemiştir. Bu amaç için en uygun fırsatı 1908'de bağımsızlığını kazanarak elde etmiştir. Bulgaristan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra iki devlet ilişkilerinde yaşanan diplomatik krizler gergin bir dönemin başlangıcı olmuştur. Bu süreci hızlandıran Balkan Savaşları olmuştur. Ancak; bu dönem kısa süreli olmuştur. İki devlet, 1. Dünya Savaşı'na "müttefik" olarak katılmışlardır. Fakat savaş iki devlet beklentilerini tersine çevirmiş, iki devlet toprakları anlaşma devletleri tarafından işgal edilmiştir. Bundan sonra Türkiye'de Emperyalist devletlere karşı giriştiği "Milli Mücadele Hareketi" Bulgaristan tarafından dikkatle izleniyor ve destek görüyordu. İlerleyen dönemde Avrupa ve Balkanlarda konjoktürün Bulgaristan'ın aleyhine gelişmeye ve genişlemeye başlayınca Bulgaristan; yakın komşusu ve müttefiki Türkiye'ye el uzatmıştır. Lozan Antlaşmasıyla dünya literatüründe "uluslararası bir devlet" olarak yer alan Türkiye bu teklifi olumlu karşılamış, Bulgaristan ve Türkiye arasındaki resmi ilişkiler kurulmuştur. "Roma Imparatorluğu'nun ihyası" peşinde olan italya, Avrupa'da dengeleri bozacak politikasıyla Balkan coğrafyasında yer almaya başladığı bir dönemde, Mussolini'nin nutuklarında hayat bulan Bulgaristan; dış politikasındaki "barış" yerine "revizyon"a yer vermeye başlamıştır. Bulgaristan ve İtalya'nın yakınlaşmasını fark eden Türkiye, "ihtiyatlı" politikasını elden bırakmamıştır. Bu bağlamda; ilk önce İtalya ile sonrasında Bulgaristan ile Saldırmazlık Anlaşmaları imzalamıştır.1930'lu yıllara gelindiğinde Türkiye, uluslararası güç dengesi ve sistemi kuralları çerçevesinde ülkelerin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygılı bir politika takip etmiştir. Bu politikayı "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesiyle kurmaya çalışmıştır. Bulgaristan, ülke menfaatleri doğrultusunda kimi zaman bu politikanın yürütücüsü olmuş, kimi zaman da "barış" a karşılık tavrını açıkça belli etmiştir. Ancak; Türkiye, Bulgaristan'ın çelişkili politikasına rağmen "dostluk" adına "barış"ı bozmamıştır.

BulgaristanTürk-Bulgar ilişkileriTürkiye+1
Melisa Urgandokur
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects