Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Yıldırım
20 theses · Haliç University
Türkiye optik cam pazarında yönetim stratejileri Hoya Corporation örneği
Türk Optik Sektörünün yönetim stratejilerine bir bakış açısı sunmayı amaçlayan bu çalışma, Hoya Corporation'ın incelemesi ile çalışılmıştır. Bu çalışmada Stratejik Yönetim alanında bilgiler sunulmaktadır. Çalışmada ayrıca HOYA'nındünya ve Türkiye pazarındaki konumu ve firmanın optik pazarındaki gelişmelere kendini adapte etme kabiliyeti araştırılmıştır. Ayrıca şirketin inovasyon kabiliyeti ve bu kapasiteye dayalı çeşitlendirilmiş ürün portföyü de incelenmiştir. Optik ürünler portföyünden bir kısım yeni ürün, anket ile Türkiye optik sektörü ve optisyenlerine sunulmuştur. Anketten çıkan sonuç analiz edilmiş, şirketin Türkiye politikasına ait stratejik hatalara çözüm önerileri eklenmiştir. Bu kapsamda çalışma, HOYA Corporation'ın SWOT analizi, optik pazar stratejisinin araştırılması, HOYA'nın stratejik konumlandırması üzerinden optik sektörüne yönelik çözüm önerilerini içermektedir.
Örgütsel güvenin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde örgütsel özdeşleşmenin aracı rolü: İstanbul'da bulunan beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı örgütsel güvenin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde örgütsel özdeşleşmenin aracı rolünü otel işletmeleri perspektifinden değerlendirmektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerine uygun bir şekilde soru formundan yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. İstanbul'da bulunan beş yıldızlı otel işletmelerinde gerçekleştirilen bu araştırmanın örgütsel güven, örgütsel vatandaşlık ve örgütsel özdeşleşme literatürüne bir katkı sağladığı düşünülmektedir. Araştırma sonucunda örgütsel güvenin örgütsel vatandaşlık davranışı ve örgütsel özdeşleşme üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu, örgütsel özdeşleşmenin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu, örgütsel özdeşleşmenin ise örgütsel güvenin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde aracı role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Güven, Örgütsel Vatandaşlık, Örgütsel Özdeşleşme, Otel İşletmeleri.
Sosyal medya pazarlama aktivitelerinin marka sadakati üzerindeki etkisi: E-ticaret şirketi üzerinde bir uygulama
Günümüzde markaların çoğu geleneksel medya platformlarının içerik üretme ve kampanya yayınlama süreçlerinin zorlayıcı ve maliyetli olduğunu düşündükleri için sosyal medyayı tercih etmektedir. Bu nedenle, işletmeler sosyal medya pazarlama stratejilerine eskisinden daha fazla önemsemektedir. Ayrıca işletmeler satış oranını ve karlılığını artırmak için marka sadakatine de özel önem vermek zorundadır. Bu noktada, bulunduğumuz zamanda pazarlamayla marka sadakati arasında oldukça yakın bir ilişkinin varlığından söz etmek mümkündür. Bu araştırmada, sosyal medya pazarlama aktivitelerinin marka sadakati üzerindeki etkisi İran'daki bir e-ticaret şirketi üzerinde ölçümlenmektedir. Bu çalışmada verilerin toplanması için nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve araştırma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. İlişkisel model, bir ya da birden fazla değişken arasında ilişkinin belirlendiği modeldir. Bu araştırma özelinde, Katılımcıların Sosyal Medya Pazarlama Aktiviteleri düzeyleri ile Marka Sadakati seviyeleri arasındaki ilişki incelenmiştir.
Muhasebe meslek mensuplarının örgüt yanlısı etik dışı davranışlarını etkileyen faktörler: İstanbul ili örneği
Muhasebe meslek mensuplarının davranışları karşı karşıya kaldıkları etik ikilemler, özellikle örgüt kültürü ve dijitalleşme gibi unsurlar tarafından şekillenmektedir. Çalışmanın amacı, muhasebe mesleğinin dijitalleşmesi ve örgüt kültürünün muhasebe meslek mensuplarının etik dışı davranışların etkisinin tespit edilmesidir. Çalışmanın kapsamında örgüt kültürü gibi örgütsel faktörlerle birlikte dijitalleşmenin muhasebe mesleğinde nasıl bir rol oynadığını incelemektir. Araştırmada kullanılan yöntem, nicel araştırma tekniklerine dayanmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış ve İstanbul'da faaliyet gösteren muhasebe meslek mensupları üzerinde bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 568 muhasebe meslek mensubundan veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilerek, faktör analizi, korelasyon ve regresyon testleri gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, muhasebe meslek mensuplarının örgüt yanlısı etik dışı davranışlarının örgüt kültürü ve dijitalleşme tarafından etkilendiğini göstermiştir. Özellikle örgüt kültürü baskısıyla kısa vadeli kazanç hedeflerine odaklanan örgütlerde, meslek mensuplarının etik dışı davranışlara daha fazla eğilim gösterdiği tespit edilmiştir. Dijitalleşme ise muhasebe süreçlerini şeffaf hale getirirken, yanlış kullanımı etik dışı davranışları artırabilir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, muhasebe meslek mensuplarının etik dışı davranışlarını önlemek için örgüt kültürünün ve dijitalleşmenin dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Araştırma bulguları doğrultusunda mesleki eğitimlerin ve teknolojik denetim sistemlerinin artırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Örgüt Kültürü, Muhasebe Meslek Mensubu
Ulusal kültürün işletme kültürü üzerindeki etkisi: Bir literatür taraması
Bu çalışma, 1980–2025 döneminde ulusal kültür boyutlarının örgüt kültürü yapı ve süreçleri üzerindeki etkisini inceleyen araştırmaları sistematik bir perspektifle bütünleştirmeyi amaçlamaktadır. Literatür tarama protokolüyle on dört nicel alan araştırması, üç meta-analiz, iki kuramsal model ve bir büyük ölçekli vaka veri seti dâhil yirmi yüksek nitelikli çalışma seçilmiştir. Böylece yüzü aşkın ülke ve üç yüz bini aşkın bireysel gözlemi kapsayan benzersiz bir veri havuzu oluşturulmuştur. Kodlama sürecinde ulusal kültür için Hofstede, Schwartz ve GLOBE ölçekleri; örgüt kültürü için Cameron–Quinn ve ilgili tipolojiler esas alınmış, her bulgu metodolojik sağlamlık katsayısına göre tartılmıştır. Bulgular, yüksek güç mesafesi ile belirsizlikten kaçınmanın hiyerarşi-ve pazar-ağırlıklı kültürleri; düşük güç mesafesi ve yüksek bireyciliğin ise klan, adhokrasi ve kişisel sorumluluk temalarını öngördüğünü göstermektedir. Kolektivizmin katılım boyutunu pekiştirerek finansal performansa dolaylı katkı verdiği; kültür uyumunun bilgi paylaşımı ile inovatif çıktı arasındaki ilişkiyi güçlendirdiği; karizmatik-değer temelli liderliğin kârlılık, katılımcı liderliğin ise çalışan bağlılığı üzerindeki etkisinin kültürel bağlama göre değiştiği saptanmıştır. Literatürün coğrafi olarak Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya'ya yoğunlaştığı, Türkiye, Latin Amerika, Afrika ve Orta Doğu gibi yükselen pazarlarda ampirik verinin sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Ölçüm eşdeğerliği sorunları ve kesitsel tasarım ağırlığı bulguların genellenebilirliğini kısıtlamaktadır. Çalışma, ulusal değerler ile örgüt normlarının karşılıklı ve çok katmanlı etkileşim içinde olduğunu göstererek kültüre duyarlı yönetim uygulamaları ve geleceğe dönük araştırmalar için bütüncül bir yol haritası sunmaktadır.
Destinasyon pazarlama aracı olarak sağlık turizmi: İstanbul örneği
Bu çalışmanın amacı destinasyon pazarlama aracı olarak sağlık turizminin İstanbul üzerinden incelenmesidir. Bireylerin çeşitli sebepler ile ikamet ettiği yerden başka bir yere hareketini içeren turizm hareketleri günümüzde tedavi olmak ve daha sağlıklı olmak amacıyla da gerçekleştirilmektedir. Türkiye sahip olduğu turizm potansiyeli ile ziyaretçi sayısında ve turizm gelirlerinde üst sıralarda yer almaktadır. Türkiye'de 1963 yılından itibaren hazırlanan kalkınma planlarında yer alan sağlık turizmi, özellikle 2019-2023 ve 2024-2028 yıllarında hazırlanan onbirinci ve onikinci kalkınma planlarında daha belirgin bir şekilde yerini almıştır. Günümüzde faaliyette olan onikinci kalkınma planında sağlık turizminin markalaştırılmasına yönelik planlamalar bulunmaktadır. Türkiye'nin en önemli turistik destinasyonları arasında yer alan İstanbul, coğrafi konumu, tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal ve yapay çekicilikleri, yüksek hizmet kalitesine sahip konaklama ve yiyecek içecek tesisleri ile dünya turizm destinasyonları arasında da ön plana çıkan bir destinasyon olarak değerlendirilmektedir. İstanbul, yılın oniki ayı turizmin faaliyette bulunabileceği eşsiz bir destinasyon olarak görülmektedir. İstanbul, sağlık altyapısı, modern ve son teknoloji sağlık tesisleri, ulaşım olanakları, coğrafi konumu ve yüksek hizmet kalitesi ile sağlık turizmi destinasyonları arasında da kendine yer edinmeye başlamıştır. Bu çalışmada İstanbul ve sağlık turizmi literatür kapsamında ele alınarak bir destinasyon pazarlama aracı olarak sağlık turizminin İstanbul'da nasıl geliştirilebileceğine yönelik öneriler sunulmuştur.
360 derece performans değerlendirme sisteminin örgütsel özdeşleşme üzerindeki etkisi: Yiyecek-içecek sektöründe bir araştırma
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak insan kaynakları yönetimi, günümüz organizasyonlarında daha da öne çıkmıştır. Bu çalışmada, yiyecek ve içecek sektörünün farklı departmanlarında 360 derece performans değerlendirme sisteminin örgütsel özdeşleşme üzerinde etkisi incelenmektir. Bu bağlamda 360 derece performans değerlendirme sisteminde değerlendirilmekte olan verilerin içeriğinin belirlenmesi, veri toplama yöntemleri, sürecin aşamaları, sistemin geri bildirim mekanizmaları ele alınarak çalışanların örgütleriyle özdeşleşme düzeyi belirlenmiştir. Ayrıca örgütsel özdeşleşmeyi etkileyebileceği düşünülen yaş ve eğitim düzeyi kontrol değişkeni olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada öngörülen ilişkileri test etmek amacıyla yiyecek-içecek sektöründe farklı departmanlarda çalışan 236 kişi ankete tabi tutulmuştur. Elde eldilen bulgular, işletmelerde gerçekleştirilen performans değerlendirme sisteminin çalışanları örgütsel bağlılık kapsamında olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Performans değerlendirmesi, 360 derece performans değerlendirme sistemi, örgütsel özdeşleşme
Tarihî bir şehir olarak Semerkant'ın turizm potansiyeli: Güçlü yönler, fırsatlar ve sürdürülebilirlik perspektifi
Orta Asya'nın kalbinde yer alan "Türkistan'ın İncisi" ve "Zamanın Durduğu Şehir" Semerkant, sahip olduğu tarihî ve kültürel miras sayesinde Türkistan'ın en önemli şehirlerinden biridir. İpek Yolu başta olmak üzere birçok ticaret yolunun kesişim noktasında bulunan şehir, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve kültürlerin kaynaşma merkezi olmuştur. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Semerkant, eşsiz mimarî yapıları ve zengin manevi atmosferiyle küresel ölçekte dikkat çekmektedir. Ancak böylesine güçlü bir mirasa rağmen, kentin uluslararası turizmdeki payı sınırlı kalmaktadır. Bu tezde, Semerkant'ın turizm potansiyeli sürdürülebilirlik perspektifinden ele alınmış; güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulmuş, fırsatlar ve tehditler SWOT analizi çerçevesinde değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler, literatür incelemeleri ve Türkiye'den karşılaştırmalı örnekler üzerinden yapılan analizler, Semerkant'ın küresel tanıtım eksikliği, altyapı yetersizlikleri ve turizmde mevsimsellik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte dijital turizm uygulamaları, kültürel miras odaklı projeler ve uluslararası iş birlikleri, şehrin potansiyelini artırabilecek önemli fırsatlar sunmaktadır. Çalışmanın bulguları, sürdürülebilir turizm politikalarının yerel yönetimler, özel sektör ve uluslararası kuruluşların ortak katkısıyla hayata geçirilmesi durumunda, Semerkant'ın hem ekonomik kalkınmaya hem de kültürel mirasın korunmasına hizmet eden güçlü bir turizm destinasyonu hâline gelebileceğini ortaya koymaktadır.
Üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerine göre meslek seçimi ve geleceğe yönelik tutumları
Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinin meslek seçimi ve geleceğe yönelik tutumları üzerindeki etkisini incelemektedir. Kişilik kavramı; mizaç, karakter, benlik ve kimlik boyutlarıyla açıklanmış, araştırmada Beş Faktör Kişilik Modeli temel alınmıştır. Bulgular, sorumluluk düzeyi yüksek öğrencilerin daha planlı, deneyime açık olanların daha umutlu, duygusal denge düzeyi düşük olanların ise kaygılı tutumlar sergilediklerini göstermektedir. Meslek seçiminin yalnızca ekonomik değil; kimlik, yaşam amacı, sosyal statü ve psikolojik iyi oluş açısından da belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, psikolojik esnekliği yüksek öğrencilerin stresle daha iyi başa çıkabildikleri ve geleceğe daha olumlu baktıkları tespit edilmiştir. Türkiye bağlamında gençlerin meslek tercihleri ve gelecek planları üzerinde ekonomik koşullar, toplumsal beklentiler ve iş gücü piyasasındaki belirsizlikler önemli rol oynamaktadır. Literatürle uyumlu olarak, kişilik özellikleri ile meslek seçimi ve geleceğe yönelik tutumlar arasında güçlü bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın sonuçları, üniversite döneminin bu açıdan kritik bir evre olduğunu ve öğrencilerin kişilik faktörleri dikkate alınmadan yapılan meslek seçimlerinin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde sorunlara yol açabileceğini göstermektedir. Bu bulgular doğrultusunda, üniversitelerde kariyer danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerinin kişilik temelli yaklaşımlarla güçlendirilmesi, öğrencilere gelecek planlama ve stres yönetimi desteği sağlanması önerilmektedir. Ayrıca eğitim programlarının bireylerin kendilerini tanımalarına ve potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olacak şekilde düzenlenmesi, gençlerin daha umutlu ve planlı bir gelecek perspektifi geliştirmelerine katkı sağlayacaktır.
Kadınların işe bağımlılık düzeyi ile iş-yaşam dengesi ve iş-aile yaşam dengesi arasındaki ilişki: Vakıf üniversitesi örneği
Bu araştırma, vakıf üniversitelerinde görev yapan kadın akademisyenlerin işe bağımlılık seviyeleri ile iş-yaşam ve iş-aile yaşam dengesi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Literatürde işe bağımlılık, bireyin çalışmayı kontrolsüz ve sürekli bir ihtiyaç haline getirmesi olarak tanımlanmaktadır. İşe bağımlı bireylerin iş dışı yaşam alanlarını ihmal etmesi, hem bireysel refahı hem de aile içi ilişkileri olumsuz etkileyebilmektedir. Özellikle kadın çalışanlar açısından, toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle iş-aile dengesini kurmak daha karmaşık bir hal almaktadır. Yürütülen bu çalışma, nicel araştırma yöntemleri kapsamında ilişkisel tarama modeli esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 akademik takvimi bahar yarıyılında vakıf üniversitelerinde aktif görevde bulunan kadın akademisyenler meydana getirmektedir. Verilerin toplanması süreci, çevrim içi platformlar üzerinden iletilen anket formları vasıtasıyla sağlanmıştır. Veri toplama aracı olarak çalışmada üç temel ölçekten yararlanılmıştır: İşe Bağımlılık Ölçeği, Yeni İş-Yaşam Dengesi Ölçeği ve İş-Aile Yaşam Dengesi Ölçeği. Elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular ışığında, kadın akademisyenlerin işe bağımlılık düzeyleri ile iş-yaşam dengesi arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Benzer bir biçimde, işe bağımlılık düzeyi ile iş-aile yaşam dengesi arasında da pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir. Ulaşılan bulgular, kadın akademisyenlerde işe bağımlılık durumunun, iş dışı yaşam dengesi üzerinde olumlu yansımalar oluşturabileceğine işaret etmektedir. Araştırma sonuçlarının, kadın akademisyenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve iş dışı yaşam alanlarının desteklenmesine yönelik politika geliştirilmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: İşe bağımlılık, iş-yaşam dengesi, iş-aile yaşam dengesi, kadın akademisyenler, vakıf üniversitesi.
Otel işletmelerinde örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık
Bu tezde, otel işletmeleri bağlamında örgütsel bağlılık, örgütsel adalet ve örgüt kültürü gibi kavramlar ele alınmıştır. Literatürde bu kavramların, özellikle hizmet sektöründe çalışan davranışları ve işletme performansı üzerinde önemli etkileri olduğu belirtilmektedir.
Covid-19'un havacılık sektörüne etkisi
2019 yılı sonunda Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan Covid-19 virüsü kaynaklı koronavirüs salgını hem ülke hem dünya çapında büyük etkilere sebep olmuştur. Ülkeler salgınla mücadele doğrultusunda çeşitli tedbirler alarak salgının bulaşmasını engellemeyi ve durdurmayı amaçlamışlardır. Bu tedbirlerden bazıları havacılık sektörünü de kapsamaktadır. Covid-19 kapsamında alınan tedbirlerden bazıları da uçuşları belli bir zamana kadar durdurmak olmuştur. Bu durum havacılık sektöründe yer alan firmaları finansal anlamda zor durumda bırakmıştır ve ekonomi de buna bağlı olarak etkilenmiştir. Ancak uçuş yasaklarının atmosferimiz üzerindeki pozitif etkilerinden biri uçaklardan kaynaklanan emisyon miktarının azalmasıdır. Bu çalışma Covid 19'un havacılık sektörüne ekonomik finansal ve çevresel etkilerini içermektedir. Araştırmanın problemi; salgının ekonomik, finansal ve çevresel anlamda oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirmektir. Araştırmanın amacı; COVID-19 salgını ile beraber ortaya çıkan küresel krizin havacılık sektörüne küresel etkisini ekonomi, finansal ve çevresel açıdan incelemek, salgın öncesi ve sonrası yolcu sayıları, sefer sayıları ve mali tablolar üzerine yapılan çalışmaları karşılaştırmak ve sonuçları analiz etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri arasından yazılı doküman inceleme kullanılmış ve doküman analizinde ikincil dokümanlardan yararlanılmıştır. Bu dokümanlar THY'nin 2019-2020 Faaliyet Raporları, Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğünün 2020 Havayolu Sektör Raporu, THY sitesindeki bilgiler, UNWTO, IATA, ICAO, EUROCONTROL verileridir.
Covid-19'un havacılık sektörüne etkisi
2019 yılı sonunda Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan Covid-19 virüsü kaynaklı koronavirüs salgını hem ülke hem dünya çapında büyük etkilere sebep olmuştur. Ülkeler salgınla mücadele doğrultusunda çeşitli tedbirler alarak salgının bulaşmasını engellemeyi ve durdurmayı amaçlamışlardır. Bu tedbirlerden bazıları havacılık sektörünü de kapsamaktadır. Covid-19 kapsamında alınan tedbirlerden bazıları da uçuşları belli bir zamana kadar durdurmak olmuştur. Bu durum havacılık sektöründe yer alan firmaları finansal anlamda zor durumda bırakmıştır ve ekonomi de buna bağlı olarak etkilenmiştir. Ancak uçuş yasaklarının atmosferimiz üzerindeki pozitif etkilerinden biri uçaklardan kaynaklanan emisyon miktarının azalmasıdır. Bu çalışma Covid 19'un havacılık sektörüne ekonomik finansal ve çevresel etkilerini içermektedir. Araştırmanın problemi; salgının ekonomik, finansal ve çevresel anlamda oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirmektir. Araştırmanın amacı; COVID-19 salgını ile beraber ortaya çıkan küresel krizin havacılık sektörüne küresel etkisini ekonomi, finansal ve çevresel açıdan incelemek, salgın öncesi ve sonrası yolcu sayıları, sefer sayıları ve mali tablolar üzerine yapılan çalışmaları karşılaştırmak ve sonuçları analiz etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri arasından yazılı doküman inceleme kullanılmış ve doküman analizinde ikincil dokümanlardan yararlanılmıştır. Bu dokümanlar THY'nin 2019-2020 Faaliyet Raporları, Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğünün 2020 Havayolu Sektör Raporu, THY sitesindeki bilgiler, UNWTO, IATA, ICAO, EUROCONTROL verileridir.
Turizm sektörünün Azerbaycan'ın makroekonomik göstergelerine etkisi
Bilindiği üzere Azerbaycan dünya ekonomik piyasasında petrol ülkesi olarak tanınmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Hazar Denizi'nin doğal kaynaklarından, tarihi eserlerinden, sosyal coğrafi konumundan, kıyı bölgelerinden bahsetmek mümkündür. Bu potansiyel, petrol faktörüne olan bağımlılığı azaltmak açısından önemlidir. Bugün uluslararası turizm Azerbaycan Cumhuriyeti'nde özel ilgi odağındadır ve ülke ekonomisinin petrol dışı sektörünün ana gücü haline gelmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin turizm endüstrisi şimdiden gelişmeye başlamıştır. İzlenen devlet politikası sonucunda Azerbaycan son yıllarda dünyada yeni bir turizm destinasyonu olarak kabul görmüş ve uluslararası düzeyde turizm pazarına entegrasyonu sağlanmıştır. Bir hizmet sektörü olan turizmin, tüm dünya genelinde çok büyük bir hızla gelişme gösterdiği görülmektedir. Bugün, tüm dünya hizmet ticaretinin yaklaşık %30'unu turizm sektörü tek başına oluşturmaktadır. Turizm sektörü ekonomide irili ufaklı birçok hizmet sektörü ile ilişkide olduğu için, ülke ekonomisine katkısı tam olarak hesaplanamamaktadır. Turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesini 2003 yılından sonra, özellikle de 2008 yılından itibaren daha yüksek oranda etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç kırılma dönemlerini içsel olarak veren yöntemlerle bulunmuştur. Çalışmada Azerbaycan turizm sektörüne genel bakış, Azerbaycan'da turizm sektörünün devlet politikası, turizm sektörünün temel sorunları ve perspektifleri araştırılmıştır. Ayrıca, turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesindeki yerini ve makroekonomik göstergelerine etkisi araştırılmıştır.
Rekabet kavramı bağlamında marka bilinirliği ve marka sadakati
Bu çalışmanın amacı rekabet kavramı bağlamında marka bilinirliği ve marka sadakati kavramlarını ilgili literatür kapsamında incelemektir. Çalışma, rekabet, marka bilinirliği ve marka sadakati kavramlari arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmak ve bu ilişkinin geliştirilmesi için öneriler sunmak üzere tasarlanmıştır. Çalışma sonucunda marka bilinirliği ve marka sadakati yüksek olan işletmelerin rekabet avantajı elde etme konusunda rakiplerine göre bir adım önce olduğu görüşüne varılmıştır. Bununla birlikte rekabet stratejilerini başarıyla uygulayan işletmelerin işletme performansının yükselmesiyle birlikte tüketicilerin nazarında bilinirliğinin arttığı ve bu durumun da sadakate yansıdığı görülmektedir.
Örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: E-ticaret şirketi üzerinde bir uygulama
Günümüzde teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişim ve değişim örgütlere de yansımaktadır. Örgütler değişim ile beraber şekillenmektedir. Bu değişim karşısında çalışanlarının iş-yaşam dengesi kurabilmesi için gerekli ortamları yaratması gerekmektedir. Örgüt çalışanlarının örgüte bağlılıklarının da değişim karşısında bağlayıcı olması örgüt için önemlidir. Bu tezin amacı örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu amaçla örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi regresyon analizi ile ölçümlemektir. Araştırmanın bir diğer amacı olan örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde iş aile yaşam dengesinin düzenleyici etkisi yapısal eşitlik modeliyle ölçümlenmektir. Bu doğrultuda bir e-ticaret şirketi çalışanları üzerinde soru formları vasıtasıyla araştırma yapılmıştır. Örgütsel değişim, iş-aile yaş dengesi ve örgütsel bağlılık değişkenleriyle kurulan modelde değişkenler arasındaki ilişkinin ve düzenleyici değişkenin etkisi incelenmiştir. Araştırmanın bulguları tanımlayıcı istatistikler, fark analizleri, korelasyon analizleri, regresyon analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi vasıtasıyla elde edilmiştir. Örgütsel değişimle beraber iş-aile yaşam dengesinin değiştiği gözlemlenmiştir. Bu değişimle beraber örgütlerin bağlılığını arttırması gerekmektedir. Örgütsel değişimin Covid-19 süreci ile birlikte örgütlerin değişime uğraması, çalışanların iş-aile yaşam dengesini sağlaması ve örgütlerin çalışanlarının bağlığını arttırması gerekecek uygulamalar geliştirmesi gerekmektedir.
Örgütsel bağlılığın iş tatmini üzerindeki etkisi: Temizlik makineleri sektöründe bir firma üzerine araştırma
Çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş tatmini, sergilenen performansla ilişkili olduğu gibi örgütsel davranışları etkileme potansiyeline sahiptir. Bu çalışmanın amacı örgütsel bağlılığın iş tatmini üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada temizlik makineleri sektöründe bir firmada görev yapan 152 kişinin katıldığı bir anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre örgütsel bağlılığın iş tatmini üzerinde pozitif yönlü bir etkisi vardır. Bu sonuca göre örgütsel bağlılığın artması iş tatmininin de artmasını beraberinde getirmektedir. Örgütsel bağlılık ve iş tatmini ilişkisinin diğer örgütsel davranışlara da pozitif yönde yansıması beklenmektedir. Ulaşılan sonuçlar 152 kişinin verdiği yanıtlarla sınırlıdır.
Pandeminin Türk perakende sektöründe tüketicilerin satın alma davranışları üzerindeki etkisi
İnsanlar tarih boyunca çeşitli zorlu koşullar ve kriz dönemleri yaşamıştır. Bu süreçler içerisinde de hem uyum sağlamak hem de hayatlarını devam ettirebilmek için yaşam tarzlarını değiştirmişlerdir. Son zamanlarda tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 ile hayatımıza giren pandemi dönemi de herkesin hayatını etkilemiş ve yeni yaşam tarzı edinilmesine yol açmıştır. Bu etkilerden biri de tüketicilerin satın alma davranışları üzerinde yarattığı yeni tüketim yollarının oluşması ve tüketici davranışlarının gelişmesidir. Bu değişiklikleri ortaya koymak için pandemi öncesi ve pandemi sonrasında tüketicilerin yaşam tarzlarının araştırılarak ortaya konması önemli olmaktadır. Böylelikle tüketicilerin davranışlarına yönelik bilgi ve araştırmalar ortaya konarak şimdiki zamanın değerlendirilmesi ve gelecekte yapılacaklar için fikir oluşturacaktır. Bu araştırmada Covid-19 süreci sırasında ve gelişen teknolojiyle birlikte tüketici davranışlarındaki eğilimlerin yaşam tarzına geçmesiyle kavramsal çerçevede değerlendirilmiştir. Araştırmanın yanı sıra çalışmanın sonunda anket çalışmasıyla da değerlendirme yapılmıştır. Çalışmaların sonucuna göre tüketicilerin stoklama davranışı gösterdikleri, arz talep dengesinin değiştiği, dijital satın alma platformlarına yöneldiği, ihtiyaçlarını karşılamada panik yaşadıkları, kurumların ve tüketicilerin kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarına önem verdikleri ortaya çıkarılmıştır. Bu eğilimler uzun süreli devam ettiği takdirde hem tüketicilerin yaşam tarzı hem de üretici ve tedarikçilerin stratejilerinde değişiklik olması beklenmektedir.
Covid-19'un tüketici satın alma davranışlarına etkisi
Tüketici, kişisel ve tanıdıkları bir ortamın ihtiyaçlarına ve isteklerine dayalı olarak bir pazarlama bileşenini satın almaya karar vermiş olan veya satın alabilecek kişidir. Tüketicilerin oluşturduğu davranışlar ise, bireylerin mal ve hizmetleri kimden, ne şekilde, hangi zamanda ve ne zaman satın alacaklarına veya satın almayacaklarına karar verdikleri bir süreçtir. Birbirinden farklı uyarıcılarla karşılaşan tüketiciler, şahsi ve çevresel etkenlerin etkisi altında kalarak o uyarıcıya tepki vermektedir. Tüketici davranışlarını etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19'un hayatımıza girip pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte, insanların neredeyse hepsi böyle bir süreci ilk defa deneyimlediği için telaş, panik ve geleceğe yönelik endişeler hissetmeye başlamıştır. Buna bağlı olarak da hayatımızda önem teşkil etmeye başlamıştır. İnsanların içinde bulunduğu karmaşık duygular da, bir tüketici olarak satın alma davranışları etkilenmiştir ve hayatın bir çok alanında değişikliğe sebebiyet vermiştir. Bu çalışma, bahsi geçen tüketici davranışlarındaki önemli değişimlerin neler olduğunu ortaya koymayı amaçlamıştır. Anket yöntemiyle elde edilen veriler SPSS Version 22 programı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların salgından öncesi ve sonrasındaki satın alım davranışlarında değişiklik olup olmadığına dair maddelere verdikleri anket yanıtlarına göre dağılımlarının değerlendirilmesinde frekans tablolarından, hipotezlerin değerlendirilmesinde ise non-parametrik olan Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis testlerinden yararlanılmıştır. Çıkan sonuçlara göre de tüketicilerin satın alım davranışlarında farklılıklar yaşadığı sonucuna varılmıştır.
Şehir markalaşması yolunda destinasyon pazarlaması uygulamaları ve paydaşların rolü: Adana ili üzerine bir çalışma
Pazarlama stratejilerinin belirlenme sürecinde marka bilincini oluşturmak da bir hayli önemlidir. Kurumlar, mallar ve hizmetlerin markalaşmasında olduğu gibi şehirler için de bir markalaşma bilinci ve süreci vardır. Şehirler kendilerine ait bir geçmiş, kültür, sanat ve doğal güzelliklere sahiptir. Bunlar tüketiciler tarafından algılanan ve oluşturulan imaja bütünsel olarak katkı sağlarlar. Bir destinasyon markalaştırmak, orayı spesifik özellikleriyle bilinir kılmak anlamına gelmektedir. Bir destinasyonun sahip olduğu imaj ve itibar, kişilerin onun hakkında sahip olduğu yargılardır. Bir şehri markalaştırmak istemenin amacı, insanların zihninde oluşan algıyı daha iyi bir hale getirmek ve bunu yanı sıra o destinasyona daha fazla yatırım ve iş çekme isteğidir. Bir destinasyonu marka bir şehir yapmak için çabalarken, yerel halk ev ziyaretçilerin kendilerinden bir şey bulabilecekleri değerleri göstermek sürece katkı sağlayacak en önemli madde olacaktır. Diğer önemli bir nokta iste şehir markalaşması için yapılan girişimler öncelikle şehrin kendi vatandaşları tarafından benimsenip, bir kimliğe bürünürse başarıya ulaşması çok daha olasıdır. Bu çalışmamızın özünde Adana ilinin sahip olduğu itibari pozitif yönlü değiştirmek gerçekleştirilen destinasyon pazarlaması uygulamalarını incelemek hedeflenmiştir. Bunun yanı sıra destinasyon pazarlaması uygulamalarının yukarıda bahsi geçen kavramlar özelinde şehre etkisi ve süreçte aktif rol oynayan paydaşlardan bazılarının katkıları incelenmek istenmiştir. Bu sebeple, seçilmiş olan paydaşlarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada daha önce yapılmış olan alakalı çalışmalardan farkı olarak verilerin toplanması için nitel araştırma yöntemlerinden mülakat yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma iki aşamada gerçekleşmiştir. İlk olarak Adana ilinin en büyük yerel yönetim kolu olan Adana Büyükşehir Belediyesinin Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı ile iki oturum olmak üzere detaylı görüşmeler yapılmıştır. İkinci aşamada ise günümüzde en etkili pazarlama araçlarından olan sosyal medyanın gücünü kullanan 400.000 den fazla takipçi kitlesine sahip adanalı içerik üreticileriyle görüşme sağlanmıştır.