
547
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çukurova koşullarında yetiştirilen adı kekik (Thymus vulgaris L.) İzmir kekiği (Majorana hortensis Moench) dağ satureası (Satureja montana L.)'nın drog ve eterik yağ verimi üzerinde araştırmalar
Bu araştırmada Çukurova koşullarında Thymus vulgaris L., Majorana hortensis moench, Satureja montana L. -bitkilerinde drog berba verimi, eterik yağ randımanı ve ontogenetik varyabilite incelenmiş, en yüksek drog verimi Majoraoa hortensis moeneh'te (345,83 kg/ da ), en yüksek eterik yağ randımanı ( 2.75 % ) Thymus vulgaris L.'de saptanmıştır. Ayrıca vejetasyon süresince, ontogenetik varyabiliteye göre, bu, bitkilerin drog herba verimleri ve eterik yağ miktarlarında varyasyonlar saptanmış ve en yüksek eterik yağ verimleri Nisan ayında yapılan ikinci biçimden elde edilmiştir.
Farklı biçim zamanı ve sayısının (Leucaena leucocephala (lam) de Wit.'nın verim ve bazı tarımsal özelliklere etkisi üzerinde bir araştırma
Bu çalışma; yeni bir baklagil bitkisi olan Leucaena leucocephala (lam) de Wit. 'nm, Çukurova koşullarında, yaz döneminde en uygun bigim zaman ve sayılarını saptamak ve bunların verim ve bazı tarımsal Özellikler üzerinde etkisi- ni arattırmak amacıyla yapılmıştır. Deneme, tesadüf parsel leri deneme desenine göre kurulmuş ve bitkiler farklı zaman larda (20 Temmuz, 20 Ağustos, 20 Eylül ve 20 Ekim 1983 ), farklı sayılarda (4, 3, 2, 1) biçilmiştir. Kuru ot verimleri; biçilen,ye§il yaprakların, güneş te kurutulması yoluyla saptanmıştır. % Ham protein oranı; kuru yapraklardan alınan örnek lerin Kjeldahl Azot Tayini Yöntemi ile saptanmıştır. Biçimler arasında yan dal sayısı, yan dal ağırlığı, yaprak sayısı, yegil yaprak ağırlığı ve kuru yaprak ağırlı ğı yönünden farklılıklar bulunmuştur. En yüksek yegil ve kuru yaprak ağırlığı bir biçim yapılan bitkilerde bulunmuş tur. En yüksek ortalama % ham protein oranı, dört biçim ya pılan bitkilerde bulunmuş, ; ancak en yüksek ham protein ve rimi ise î-ki biçim yapılan bitkilerden elde edilmiştir. Araştırma sonucunda Leucaena leucocephala (lam) de Wit.'mn Çukurova koşullarında özellikle yaz döneminde, çok erken ve çok ge,ç biçilmemesi gerektiği, buna kargılık opti mum verimin.£ylül.. ayında bağlayan iki. biçim değerlerinden elde edileceği saptanmıştır.
Çukurova koşullarında iki arpa çeşidinin fizyolojik ve morfolojik esasları üzerine bir araştırma
iki arpa çeşitinin incelendiği bu araştırmada; ta ne verimine kılçıkların, tüm yapraklardan daha fazla etki yaptığı bulunmuştur. Özellikle bu durum 6 sıralı Gem arpa çeşitinde daha belirgin görülmüştür, iki sıralı Kaya arpa çeşitinde ise yaprakların tane verimine etkisi kılçıklara yakın bulunmuştur.
Farklı ekim zamanlarına göre bazı yerfıstığı (Arachis hypogaea L.) çeşitlerinin verim ve tarımsal özellikleri üzerinde bir araştırma
Çukurova koşullarında, farklı ekim zamanlarında, bazı yerfıstığı çeşitlerinin, tarımsal ve teknolojik özelliklerinin değişimini saptamak amacıyla yapılan bu çalışmada,Çom, Shulamit ve Dixie Anak çeşitleri kullanılmış tır. Reşitler, 8 Mayıs, 5 Haziran ve 28 Haziran tarihle rinde ekilmişlerdir. Çalışma sonunda, en uygun ekim tarihinin 8 Mayıs ekimi olduğu, en yüksek meyve verimine ise Çom çeşidinin sahip olduğu saptanmıştır.
Çörekotunda (Nigella damascena L.) farklı ekim zamanlarının verim ve kaliteye etkisi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada Çukurova koşullarında Nigella damascena L. bitkisi altı farklı zamanda ekilmiş (Kasım 1985, Aralık 1985, Şubat 1986, Mart 1986, Nisan 1986, Haziran 1986) ve tohum verimleri ile eterik yağ i§erikleri incelenmiştir. En fazla tohum verimi 27.3 kg/da, en yüksek eterik yağ içeriği ise %0.73 olarak üçüncü ekim samanında j saptanmıştır. Ayrıca farklı ekim zamanlarına göre bazı bitkisel özellikleri incelenmiş ve aralarındaki korelasyonları hesaplanmıştır. i
Çukurova koşullarında bazı önemli adifig (V. sativa) çeşitlerinde fosfor gübrelenmesinin verim ve tarımsal karakterlere etkisi üzerine bir araştırma
Bu araştırma 4 önemli ad i fig (Vicia sativa L. ) çeşidine uygulanan fosforun verim ve bazı tarımsal karakterler üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Fosfor uygulamasıyla; sap uzunluğunda, kuru ot veriminde ve tohum veriminde önemli artış kaydedilmiş; yaş ot verimi ve 1000 tane ağırlığı bakımından, çeşit*gübre interaks iyonuna rastlanmıştır. En yüksek yas ot verimi ortalama 2394 kg/da ile fosfor uygulanmış KUBILAY-82 çeşidinden, en düşük yaş ot verimi ise 1448 kg/da ile fosfor uygulanmamış YEŞİLKÖY çeşidinden elde edilmiştir. En yüksek tohum verimi ortalama 161.3 kg/da ile fosfor uygulanmış YEŞİLKÖY çeşidinden elde edilmiştir.
Çukurova bölgesinde mısır ve soyanın ikinci ürün olarak değişik ekim sistemlerinde birlikte yetiştirilmesinin tane ve hasıl yem verimine etkisi üzerinde araştırmalar
Çukurova'da, basil ve tane amacıyla ikinci ürün olarak birlikte yetiştirilecek mısır ve soyanın en uygun ekim sistemini saptamak ve farklı ekim sistemlerinin verim ve bazı tarımsal karakterler ile kalite özelliklerine etkisini incelemek amacıyla yürütülen bu çalışmada; incelenen özelliklerin birlikte üretim (karışım ekim) sistemlerinden önemli ölçüde etkilendiği bulunmuştur. Birlikte üretimle, genellikle her iki ürünün de tane verimlerinin azaldığı, bu azalmanın sistemlere göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ancak alan kullanım yeteneğinin bir ölçüsü olan alan eşdeğeri ik oranı (AEO), birlikte üretimin, kaynakları dana iyi kullanması sonucu artmıştır. Mısır verimindeki azalma önemli düzeyde olmamasına karşın, soya tane verimindeki azalma önemli ölçüde olmuştur. Bu durumda; karışımdan elde edilecek verim üstünlüğünün, büyük ölçüde soya verimine bağlı olduğu bulunmuştur. Karışımda yüksek mısır bitki sıklıkları kullanmakla birlikte araya soya ekilmesi yoluyla bitki sıklığı optimuma indirilmiş, böylece yüksek verim elde etmek mümkün olmuştur. Hasıl amacıyla yetiştirmede, birlikte üretimin saf yetiştirmeden üstün olduğu saptanmıştır. Düşük nasıl verimi nedeniyle soyanın saf olarak hasıl amacıyla yetiştirilmesinin uygun olmamasına karşın, karışımdan elde edilecek ham protein verimini artırmak için. karışıma mutlaka bir baklagilin sokulması gerektiği saptanmıştır. Sonuç olarak, yüksek tane verimi elde etmek için alternatif sıralarda 1 mısır+ 1 soya sistemi; yüksek hasıl verimi elde etmek için ise, saf ekimler ve alternatif sıralarda 1 mısır+ 1 soya sistemleri dışında, bütün sistemlerin kullanılabileceği saptanmıştır.
Çukurova bölgesinde azot, fosfor ve potasyum uygulamasının nohut bitkisinde verim ve verimle ilgili bazı morfolojik ve fizyolojik karakterlere etkisi
36 ÖZET Farklı gübre uygulamalarının nohut' da verin; ve verimle ilgili bazı tarımsal ve fizyolojik karakterlere etkilerinin incelendiği bu çalışma, ç.ü. Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrar 1 analı olarak kurulmuştur. Denemede ICARDA'dan sağlanan ve önceki yıllarda bölgeye uygun olduğu saptanmış olan FLIP 8/T-16C çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. 24.11.1988 tarihinde ekimi, 19.4.1989 tarihinde vegetatif gelişme ile ilgili gözlemler, 24.5.1989 tarihinde tam olgunlaşma dönemindeki gözlemler yapılmıştır. Araştırmada uygulanan gübreler incelenen özelliklerden, ilk meyve yüksekliği, bitkide meyve sayısı, bitkide tohum sayısı, bitkide tohum ağırlığı, bitkide nodul sayısı, nodul yaş ağırlığı, nodul kuru ağırlığı ve tohum verimine istatistiki olarak önemli etkide bulunmuş, bitki boyu, ana dal sayısı, yan dal sayısı, bitki ağırlığı, 100 tohum ağırlığı, hasad indeksi ve % 50 çiçeklenme dönemindeki bitki kuru madde ağırlığına ise önemli etkide bulunmamıştır. Azot ve H?K uygulaması verim ve verimle ilgili karakterlere olumlu etkide, nodulasyona ise olumsuz etkide bulunmuştur. En yüksek verim B?K uygulamasında (287.26 kg/da) ve bunu takiben ÎT uygulamasında (278.96 kg/da) elde edilirken en düşük verim hiç gübre uygulanmayan bitkilerden (192.83 kg/da) elde edilmiştir. Fosfor ve potasyum uygulaması nodulasyona önemli ve olumlu etkide bulunmuştur. En yüksek nodul sayısı (19.45/bitki) ve nodul kuru ağırlığı (0.1935 gr/bitki) PK uygulamasından elde edilirken, en düşük nodul sayısı (9.60/bitki) ve nodul kuru madde ağırlığı (0.0760 gr/bitki) B uygulamasında elde edilmiştir. Dekara tohum verimi ile, bitkide meyve sayısı (r=0.774*#), bitkide tohum sayısı (r=0.750**), bitki ağırlığı (r=0. 866*4), bitkide tohum ağırlığı (r=0,868**) arasında istatistiki olarak önemli ve olumlu ilişkiler bulunmuştur.
Pix, atonik ve cytozyme uygulamalarının yerfıstığının (Arachis hypogaea L.) bazı önemli tarımsal ve kalite özelliklerine etkisi üzerinde bir araştırma
Bu çalışma; Ç.ü. Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanı' uda 1988 yılı ana ürün yetiştirme sezonunda yürütülmüşütür. Araştırma tesadüf blokları deneme planına göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Atonik, Pix ve Cytozyme ticari adları ile bilinen kimyasal maddelerin Çukurova yöresi yerfıstığı çeşiti olan Çom' un tarımsal ve teknolojik karakterleri üzerine etkileri incelenmiştir. iki büyüme düzenleyici (Pix ve Atonik) ve bir yaprak gübresi (Cytozyme) değişik zaman ve dozlarda uygulanarak denenmiştir. Denemede incelenen özellikler aşağıda özetlenmiştir. Bitki Boyu : Uygulamalara göre bitki boyu değeri 48.47 cm ile 53.03 cm arasında değişim göstermiştir. Tüm uygulamalar kontrole oranla bitki boyunu kısaltmıştır. ilk çiçeklenme döneminde 100 veya 150 cc/da Pix (% 7.05-9.40 oranında) ile ilk, maximum ve son çiçeklenme döneminde Atonik (% 7.82 oranında) kullanımı en çok etkili görülmüştür. Bitki boyu ile bindane ağırlığı arasında olumlu ve önemli etkileşim olduğu da saptanmıştır. Dal Sayısı : Dal sayısı yönünden uygulamalar iki farklı grupta toplanarak en yüksek değer üç farklı aşamada 50+50+50 cc/da Atonik uygulamasından, en düşük değer ise; ilk çiçeklenme döneminde 100 cc/da Pix uygulamasından elde edilmiştir. Atonik kontrole oranla dal sayısını % 16.02 oranında arttırarak etkili bulunmuştur. Erkencilik °. Erken hasat olgunluğu açısından uygulamalar iki grup oluşturmuştur ve en yüksek değer % 53.34 oranında olgun meyve ile ilk çiçeklenme döneminde yüksek dozda kullanılan Pix uygulamasından, en düşük değer ise; % 41.37 olgun meyve ile ilk ve maximum çiçeklenme dönemlerinde 60+60 cc/da Cytozyme uygulamasından sağlanmıştır. Sadece Pix uygulamaları kontrole aranla erkencilik sağlamıştır.-59- leyve Verimi : Dekara meyve verimi değerleri kimyasal madde uygulamalarından çok önemli derecede etkilenmiştir ve farklı dört grup oluşmuştur. Meyve verimini kontrole göre, ginofor oluşumu döneminde 150 cc/da Pix uygulamasının % 26.05 oranında arttırmasına karşın üç farklı dönemde 50+50+50 cc/da Atonik kullanımı % 7.41 oranında azaltmıştır. Genelde yüksek dozda ve özellikle ginofor oluşumu döneminde büyüme düzenleyici ve yaprak gübresi uygulamaları olumlu etkiler göstermiştir. Meyve verimi ile bitki başına meyve bağlama oranı, meyve sayısı, meyve ağırlığı özellikleri arasında önemli ve olumlu etkileşim olduğu saptanmıştır. Meyve Bağlam Oranı : Bitki başına meyve bağlama özelliğine ilişkin uygulamalar iki grup oluşturmuştur ve en yüksek değer ginofor oluşumu döneminde 150 cc/da Pix uygulamasından, en düşük değer ise; ilk çiçeklenme döneminde 100 cc/da Pis uygulamasından elde edilmiştir. Yüksek dozda Pis ve Cytozyme uygulamaları kontrole oranla meyve bağlama oranını arttırmışlardır. Söz konusu özellikte dekara meyve verimi, I. kalite meyve ağırlığı oranı, meyve sayısı ve meyve ağırlığı arasında olumlu ve önemli; ıskarta meyve ağırlığı oranı ve protein içeriği arasında olumsuz ve önemli koreleasyon bulunmuştur. Meyve Sayısı : Bitki başına düşen meyve sayısı özelliğine ait ortalama değerler 59.73-43.23 meyve/bitki arasında değişim göstererek üç farklı grupta toplanmışlardır. En yüksek değer ginofor oluşumu döneminde 150 cc/da Pix uygulamasından, en düşük değer ise; çiçeklenme başlangıcında 100 cc/da Pis uygulamasından elde edilmiştir. Yüksek konsantrasyonda kullanılan Pix ve Cytozyme meyve sayısını kontrole göre arttırmıştır. Bitki sayısı ile dekara meyve verimi arasında önemli ve olumlu etkileşim gözlenmiştir. Heyve Ağırlığı s Bitki başına düşen meyve ağırlığına ilişkin ortalama değerler iki farklı grupta toplanmışlardır. En yüksek değer çiçeklenme ve ginofor oluşumu başlangıcında 60+60 cc/da Cytozyme ile ginofor oluşumu başlangıcında 150 cc/da Pix uygulamasından, en düşük değer ise; ilk çiçeklenme döneminde 100 cc/da Pix uygulamasından elde edilmiştir. Meyve ağırlığını arttırmada yüksek dozda ve ginofor oluşumu başlangıcında-60- uygulanan kimyasal maddeler olumlu görülmüştür, Heyve ağırlığı ile meyve bağlama oranı, meyve verimi ve dal sayısı arasında önemli ve olumlu koreleasyon olduğu saptanmıştır. Kalite Sınıflaması : I. kalite meyve ağırlığına oranına ilişkin en yüksek değer ginofor oluşumu başlangıcında 60 cc/da Cytozyme uygulamasından, en düşük değer ise; çiçeklenişe başlangıcında 100 cc/da Pix uygulamasından elde edilmiştir. II. kalite meyve ağırlığı oranı kimyasal madde kullanımından önemli derecede etkilenmiştir ve bütün uygulamalar kontrolden düşük değerde çıkmıştır. III. kalite meyve ağırlığı oranına ait bütün uygulamalar kontrolden yüksek değerde çıkmıştır ve bütün uygulamalar arasında önemli fark görülmüştür. Iskarta meyve ağırlığı oranına ilişkin en yüksek değer ilk ç iç eklenmede 100 cc/da Pix, en düşük değer ise; çiçeklenme ve ginofor oluşumu başlangıcında verilen 60+60 cc/da Cytozyme'den sağlanmıştır. Ayrıca I. kalite ile II., III. kalite meyve ağırlığı oranları arasında önemli ve olumsuz; meyve bağlama oranı arasında önemli ve olumlu ilişki belirmiştir. II. kalite ile III. kalite ve ıskarta ile meyve bağlama oranı arasında olumsuz koreleasyon gözlenmiştir. Genelde ginofor oluşumu başlangıcında 150 cc/da Pix çiçeklenme ve ginofor oluşumu başlangıcında 60+60 cc/da Cytozyme ve üç farklı dönemde 50+50+50 cc/da Atonik uygulamaları kaliteyi yükselterek olumlu bulunmuşlardır. Bindane Ağırlığı : Bindane ağırlığına ilişkin ortalama değerler 784.63-727.93 gr. arasında değişim göstermişlerdir. çiçeklenme başlangıcında 100 cc/da Pix ile üç farklı dönemde 50+50+50 cc/da Atonik uygulamalarının ilk sıralarda yer almalarına karşın önemli bulunmamışlardır. Bindane ağırlığı ile kabuk oranı arasında önemli ve olumsuz, bitki boyu ile önemli ve olumlu koreleasyon belirmiştir. Sabuk Oranı : Kabuk oranına ilişkin ortalama değerler iki grupta toplanmışlardır. En yüksek değer % 31.12 ile çiçeklenme başlangıcında 150 cc/da Pix uygulamasından, en düşük değer ise; ginofor oluşumu başlangıcında 150 cc/da Pix kullanımından sağlanmıştır. Ginofor oluşumu döneminde 150 cc/da Pix dışında tüm uygulamalar kontrole kıyasla kabuk oranını arttırmışlardır.-61- Yag içeriği : En yüksek tohum yag içeriği çiçeklenme ve ginofor oluşumu başlangıcında 60+60 cc/da Cytozyme kullanımından, en düşük yag içeriği sadece ginofor oluşumu başlangıcında 60 cc/da Cytozyme kullanımından elde edilmiştir. Yüksek dozda kullanılan kimyasal maddeler daha olumlu etkiler göstermişlerdir. Protein içeriği ; Tohumların Protein içeriğine ilişkin uygulamalar arasında önemli fark bulunmuştur ve üç grup oluşmuştur. Bütün büyüme düzenleyici ve yaprak gübresi uygulamaları kontrole aranla tohumların protein içeriğini azaltmışlardır, Çiçeklenme başlangıcında 150 cc/da Pix uygulaması tohumların protein oranını önemli derecede azaltırken âtonik ve ginofor oluşumu döneminde 100 cc/da Pix kullanımı etkisiz görülmüştür.
Sürdürülebilir tarımda baklagil döngülü ekim nöbetinin konvansiyonel ve düşük girdili koşullarda agronomik, çevresel ve ekonomik etkilerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu araştırma 2020-2021 ve 2021-2022 yıllarında kışlık ve yazlık ürün yetiştirme mevsimlerinde Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü uygulama alanında sulu ve yağışa dayalı koşullarda çakılı deneme olarak 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Araştırmada, buğday ve mercimek ön bitkileri sonrasında konvansiyonel, düşük girdi ve sırta ekim yetiştiricilik uygulamalarında buğday, mercimek, mısır ve soya bitkilerinin yer aldığı ekim nöbeti kombinasyonlarının tarımsal yetiştiricilik yönünden değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Buğday ön bitkisi sonrasında konvansiyonel ve düşük girdi yetiştirme sistemlerinde kışlık ana ürün olarak mercimek ve buğday bitkisi, yazlık ikinci ürün olarak mısır ve soya bitkileri ekim nöbeti sisteminde yer almıştır. Ön bitki mercimek üzerine konvansiyonel ve sırta ekim sisteminde kışlık ana ürün olarak buğday bitkisi, yazlık ikinci ürün olarak mısır ve soya bitkilerinin yer aldığı ekim nöbeti sistemi uygulanmıştır. Ayrıca, ön bitki mercimek üzerine konvansiyonel sistemde ana ürün soya ve mısır ekim nöbeti sistemi uygulanmıştır. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak kurulan deneme iki ön bitki sonrasında tarla koşullarında yürütülmüştür. Denemede, konvansiyonel, düşük girdi ve sırta ekim sistemleri ana faktör ekim nöbeti sistemi alt faktör olarak alınmıştır. . Denemede; kullanılan tohumluk miktarları buğdayda konvansiyonel ve düşük girdi sisteminde 550 adet/m2, sırta ekim sisteminde 175 adet/m2, mercimekte konvansiyonel ve düşük girdi sisteminde 300 adet/m2, mısırda 10 adet/m2 ve soyada 8-10 kg/da'dır. Araştırmada tüm bitkilerde konvansiyonel yetiştiricilikte gübre dozları tavsiye edilen standart dozlarla oluşturulurken düşük girdide bu değerlerin yarısı kullanılmıştır. Denemelerde yer alan bitkilerde bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, metrekarede başak sayısı, biyolojik verim, tane verimi, hasat indeksi, bin tane ağırlığı, bayrak yaprak klorofil içeriği (SPAD), bitki sıcaklığı, normalize edilmiş vejatasyon indeksi (NDVI), Cm1000, protein oranı, yaş glüten oranı, nişasta oranı, yağ oranı, nem oranı, bitkide bakla sayısı, bitkide bakla ağırlığı, koçanda sıra sayısı, sırada tane sayısı gibi bitkisel özellikler incelenmiştir. Ayrıca uygulama yapılan parsellerde yabancı ot sayım ve teşhisleri ile bu alanlarda toprak numunelerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Buğdayda tane verimi yönünden, ön bitki buğday üzerine konvansiyonel ve düşük girdi uygulaması önemsiz olup, verim 228,93 kg/da (konvansiyonel) ile 230,15 kg/da (düşük) arasında değişmiştir. Ekim nöbeti sistemleri önemli olup, en yüksek tane verimi 250,29 kg/da ile buğday-mısır ve 236,35 kg/da ile buğday-soya ekim nöbetinden, en düşük ise 201,96 kg/da ile buğday-buğday ekim nöbetinden elde edilmiştir. Ön bitki mercimek üzerine konvansiyonel-sırt ve ekim nöbeti uygulamasında; tane verimi 253,8 kg/da (sırt) ile 261,8 kg/da (konvansiyonel) arasında değişmiştir. Ekim nöbeti sisteminin nihai etkisini ortaya koymak için ikinci yıl sonuçları değerlendirilmiştir. İkinci yılda en yüksek tane verimi konvansiyonel buğday-mısır (424,4 kg/da) ve konvansiyonel buğday- soya (416,1 kg/da), en düşük ise konvansiyonel buğday-buğday (260,6 kg/da) ve sırt buğday-mısır (277,1 kg/da) ekim nöbetlerinden elde edilmiştir. Ön bitkinin buğday olması durumunda 228,93 kg/da, mercimek olması durumunda 261,79 kg/da verim elde edilmiştir. Buğday-buğday ekim nöbeti dışında tüm ekim nöbeti sistemlerinde mercimek en iyi ön bitki etkisi göstermiştir. Soyada ön bitki buğday sonrasında konvansiyonel ve düşük girdi uygulaması tane verimi yönünden önemsiz olup 304,81 kg/da (konvansiyonel) ile 284,62 kg/da (düşük girdi) arasında değişmiştir. İkinci yıl sonunda en yüksek soya verimi düşük girdi buğday-soya (402,14 kg/da ) en düşük verim konvansiyonel mercimek-soya (253,84 kg/da) ekim nöbeti uygulamalarında saptanmıştır. Ön bitki buğdayda ekim nöbetlerinde düşük girdi uygulaması konvansiyonele göre düşük bulunmuştur. Ön bitki mercimek üzerine buğday-soya ekim nöbeti sisteminde tane verimi; sırta ekim uygulamasında 204,6 kg/da, konvansiyonel uygulamada 277,77 kg/da olarak belirlenmiştir. Ön bitki olma durumuna göre; tane verimi ön bitki buğdayda yüksek ön bitki mercimekte düşük bulunmuştur. Ön bitki mercimek üzerine ana ürün ve ikinci ürün buğday-soya analizinde; soyada tane verimi ana üründe yüksek, ikinci üründe düşük bulunmuştur. Mercimek bitkisinde ön bitki buğday sonrasında, tane verimi yönünden konvansiyonel ve düşük girdi uygulamaları etkisi önemsiz olup, verim 158,4 kg/da, (konvansiyonel uygulama) ve 160,5 kg/da (düşük girdi) olarak bulunmuştur. Ekim nöbeti sistemleri incelendiğinde; mercimek–mercimek ekim nöbetinde verim düşük (142,4 kg/da), mercimek–mısır (170,3 kg/da) ve mercimek–soya (165,6 kg/da) ekim nöbeti sistemlerinde ise yüksek bulunmuştur. Mısır bitkisinde ön bitki buğday üzerine konvansiyonel-düşük girdi uygulamasında tane verimi yönünden konvansiyonel ve düşük girdi etkisi önemli olup, konvansiyonel uygulamada 1111,8 kg/da, düşük girdi uygulamasında 871,2 kg/da bulunmuştur. Ön bitki buğdayda ekim nöbeti sisteminde; tane verimi 1070 kg/da ile buğday-mısır ekim nöbetinde yüksek, 912,9 kg/da ile mercimek-mısır ekim nöbetinde düşük bulunmuştur. Ön bitki mercimek üzerine uygulanan buğday-mısır ekim nöbeti sisteminde; tane verimi sırta ekim uygulamasında 1359,8 kg/da, konvansiyonel uygulamada 1234,5 kg/da olmuştur. Tane verimi ön bitki buğdayda ön bitki mercimeğe göre düşük bulunmuştur. Ön bitki mercimek üzerine ana ürün mısır ve ikinci ürün buğday-mısır ekim nöbeti kıyaslandığında; mısır tane verimi ana üründe düşük, ikinci üründe yüksek bulunmuştur. Buğday sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde konvansiyonel, düşük girdi ve sırta ekim yetiştirme sistemlerinde tane verimi benzer bulunmuştur. Sırta ekimde %65 daha az tohum kullanılmış olması ve srta ekimin diğer avantajları göz önüne alındığında konvansiyonel yetiştiriciliğe alternatif olarak tercih edilebilir. Buğdayda ön bitkinin mercimek olma durumunda baklagillerin avantajından dolayı tane verimi ve bazı verim özellikleri yüksek bulunmuştur. Soyada verim ve verim özelliklerinde ana ürün olarak yetiştirmede ikinci ürüne göre yüksek değerler alınmıştır. Soyada ön bitki buğday olması durumunda verim ve verim özelliklerinde ön bitki mercimek olma durumuna göre daha iyi sonuçlar alınmıştır. Mısırda ikinci üründe tane verimi ve bazı verim özellikleri ön bitki mercimekte ön bitki buğdaya kıyasla daha yüksek bulunmuştur. İkinci ürün mısır yetiştiriciliğinde yüksek verim potansiyeline ön bitki mercimekte sırta ekim yetiştiriciliğinde ulaşılmıştır. Mercimeğin yazlık ürünle ekim nöbetinde yetiştirilmesi verim ve verim parametrelerini artırmış ve düşük girdili yetiştiricilikle konvansiyonel arasında bir fark meydana gelmemiştir.
Diyarbakır ili un fabrikalarında işlem gören ekmeklik buğday çeşitlerinin kalite özelliklerinin belirlenmesi
Buğdayın kalite özellikleri, un üretimi kadar diğer gıda ürünlerinin üretimi için de önemlidir. Buğday, dünya genelinde en yaygın tahıl türüdür ve birçok ülkede ekonomik açıdan önemli bir üründür. Bu nedenle, buğday kalitesini belirleyen faktörlerin anlaşılması, tarım sektörünün sürdürülebilirliği açısından da önemlidir. Ayrıca, buğdayın kalitesi, üretim süreci boyunca çeşitli faktörlerden etkilenebilir, bu nedenle kalite kontrolü, sadece hasat döneminde değil, üretim sürecinin her aşamasında yapılmalıdır. Diyarbakır ilinde faaliyet gösteren birçok un fabrikası, farklı kapasitelerde ve kalitelerde un üretimi yapmaktadır. Buğdayın kalitesi, sedimantasyon, yaş gluten, gluten indeksi, nem oranı, su kaldırma, FN (düşme sayısı), enerji değeri ve elastikiyet değeri gibi özelliklerle belirlenmektedir. Un fabrikaları, her yıl farklı buğday çeşitlerini satın almaktadır ve bu çeşitler arasında kalite faktörleri değişkenlik göstermektedir. 2020 yılı buğday hasadı döneminde, Diyarbakır'da yetiştirilen farklı buğday çeşitlerinden (Bezostaja-I, Ceyhan-99, Adana-99, Ziyabey, Sagittoria, Pineor, Tekira, Negev, Gusulya, Basribey, Karya, Massacio) örnekler alınarak kalite analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda, örneklerde saptanan farklı kalite unsurları ortaya konulmuştur. Karya buğday çeşidi, su kaldırma oranı açısından en yüksek değere sahiptir (%57.46), Negev çeşidi ise ekstensograf enerji değeri bakımından en yüksek değere sahiptir (147.85cm²). Massacio çeşidi, ektensograf elastikiyet değeri bakımından en yüksek değere sahiptir (148.15 mm), Ceyhan-99 çeşidi ise maksimum direnç değeri bakımından en yüksek değere sahiptir (927.82 BU). En yüksek yaş gluten oranı Gusulya çeşidinde (%32.98) tespit edilirken, Adana-99 çeşidi gluten indeks değerine ilişkin en yüksek orana sahiptir (%97.43). En yüksek sedimantasyon değeri Ceyhan-99 çeşidinde (45.05 ml) ve gecikmeli sedimantasyon değeri bakımından en yüksek değer Negev çeşidinde (59.63 ml) tespit edilmiştir. Bezostaja-1 çeşidi ise düşme sayısı (FN) bakımından en yüksek değere sahip olmuştur (449.83 sn). Bu sonuçlar, un fabrikalarının buğday çeşitleri seçerken kalite faktörlerini göz önünde bulundurması gerektiğini göstermektedir. Çünkü bu bölgedeki un fabrikaları hem yerel hem de ulusal pazarlara hizmet vermektedir. Bu nedenle, buğdayın kalitesi ve farklı çeşitleri hakkında bilgi sahibi olmak, fabrikaların üretim sürecinde kalite kontrolü yapmasına yardımcı olacaktır Ayrıca, farklı buğday çeşitlerinin kalitelerinin belirlenmesi, tarım sektörü için önemli bir bilgi kaynağıdır ve gelecekteki hasat dönemlerinde doğru seçim yapılmasına yardımcı olabilir.
Pamukta (G. hirsutum L.) bitki-su ilişkisinin saptamasında uydu görüntülerinin kullanma olanaklarının araştırılması
Bu çalışma, pamuk bitkisi üretim alanlarında, sensör ve ölçüm cihazlarıyla elde edilen özelliklerin incelenen uydu görüntüleri ile aralarındaki ilişkileri ve uydu görüntülerinin bu gözlem değerlerini tahmin etmede kullanılabilirliğini belirlemek, uydu görüntülerini değerlendirmek, gözlem değerlerini tahmin etmede uydu, band ve indeksler açısından tavsiyede bulunmak, uzaktan algılama sistemlerinin getirdiği avantajlar ve tarım arazilerinde kullanılabilme olanaklarını araştırmak amacı ile yapılmıştır. Çalışma Mardin İli Artuklu ve Kızıltepe İlçelerine bağlı 8 farklı köyde yetiştirilen 27 farklı pamuk üretim alanında yürütülmüştür. 8 farklı parametre (Toprak Nemi (TN), Toprak Sıcaklığı (TS), Ortam Nemi (ON), Ortam Sıcaklığı (OS), Normalize Edilmiş Fark Bitki İndisi (NDVI), Yaprak Alan İndisi (LAI), Bitki Oransal Su İçeriği (BOSI) ve Bitki Kanopi Sıcaklığı (BKS)) ile 4 farklı uydu (Sentinel-1, Sentinel-2, Landsat-8 ve PlanetScope) görüntülerinden elde edilen band/indeksler incelenmiştir. Alınan gözlem değerleri uydu band ve indeksleriyle korelasyon ve regresyon analizlerine tabi tutulmuş, yüksek regresyon değerleri elde edilen band ve indeksler için regresyon ve ters regresyon denklemleri oluşturulmuş ve ilgili özellik, uydu, band ve indeksler için tavsiyelerde bulunulmuştur. Sonuç olarak araştırılan özellikleri tahmin etmede uydu verileri ve türetilen band ve indekslerin güvenilirlikle kullanılabileceği saptanmıştır. Ayrıca bu sonuçlara dayanarak; uydu verilerinin kullanıcılar için karar destek sistemlerinde çok önemli bir veri kaynağı olduğu, tarla içinde gözle görülmesi zor ya da oldukça işgücü, zaman ve enerji isteyen gözlemlerin uydu verileri aracılığı ile elde edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) genotiplerinin morfolojik özellikleri ile verim ve kalite ilişkilerinin incelenmesi
Dünya genelinde değişen iklim değişikliği, kuraklık gibi gıda güvenliğini olumsuz etkileyecek abiyotik stres faktörlerini meydana getirmektedir. İnsan beslenmesinde kilit rol oynayan buğday dünya genelinde büyük öneme sahip bir tahıl türüdür. Bu tezde kuraklık stresi altında yetiştirilen makarnalık buğday genotiplerinin fizyolojik, morfolojik ve verim parametrelerine bakılarak, kuraklık stresine tolerası yüksek genotiplerin tanımlanması amaçlanmıştır. Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümüne ait araştırma ve geliştirme alanında 2021-2022 buğday yetiştirme sezonunda yürütülen bu araştımada, 20 farklı makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen parametreler istatistik analize tabi tutulmuş olup genotipler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p≤0.01 seviyesinde). Genotiplerden ön plana çıkan YM 12 ve EYM 3 genotipleri, abiyotik stres faktörlerine karşı yapılacak ıslah çalışmaları için genetik materyal olarak yeni çeşitlerin ıslah edilmesinde katkı sağlayabilecektir. Tane verimi yönünden bakıldığında en yüksek değer 188,40 kg da-1 ile YM 12 genotipinde elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Makarnalık Buğday, Kalite, Genotip, Verim, Triticum durum
Anason (Pimpinella anisum L.) genotiplerinde farklı ekim zamanı ve olgunlaşma dönemlerinin agronomik ve kalite özellikleri üzerine etkisi
Anason (Pimpinella anisum L.) baharat olarak kullanılan, uçucu yağ içeren tek yıllık bir bitkidir. Bu çalışma Diyarbakır Dicle İlçesi ekolojik koşullarında yürütülen, ticari değeri yüksek üç farklı anason genotiplerinde kışlık ve yazlık yetiştiriciliği ile farklı tohum olgunlaşma dönemlerinin agronomik ve kalite kriterleri üzerine etkisi belirlenmiştir. Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller deneme desenine göre yürütülen araştırmada materyal olarak, üç anason popülasyonu (Denizli, Çeşme, Burdur) kullanılmıştır. Araştırmada incelenen özellikler bitki boyu, dal sayısı, bitki başına şemsiye sayısı, şemsiyede tohum sayısı, bin dane ağırlığı (g), bitki başına tohum verimi (g), tohum verimi (kg/da), uçucu yağ oranı, uçucu yağ verimi ve uçucu yağ bileşenleri değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; tohum verimi açısından kışlık ekimlerin daha iyi sonuç verdiği, en yüksek tohum veriminin kışlık yetiştirilen Burdur genotipinden (91.38 kg/da), en düşük tohum verimini yazlık olarak yetiştirilen Denizli genotipinden (30.56 kg/da) elde edildiği belirlenmiştir. Uçucu yağ oranı bakımından, yazlık ekimlerin daha iyi sonuçlar verdiği (%3.44), en yüksek uçucu yağ oranının (%3.70) erken dönemde hasat edilen Denizli genotipinden elde edildiği görülmüştür.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) yüksek sıcaklık stresine toleranslık/dayanıklılık ile ilişkili DNA markörlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada özellikle ülkemiz orjinli ve tescilli pamuk çeşitleri başta olmak üzere yurt içi ve yurt dışı kaynaklı 94 adet pamuk (Gossypium hirsutum L.) genotipi, çiçeklenmenin yoğun olduğu dönemde kesintisiz 96 saat alçak tünel içerisine alınmıştır. Stres öncesi ve sonrası olmak üzere fenotipik ve genotipik verilerden yararlanılarak pamukta sekanslama yoluyla genotipleme (GBS) ile elde edilen SNP'ler ile yüksek sıcaklık stresine tolerant markörlerinin ilişkilendirme haritalaması yöntemiyle belirlenmesi ve yüksek sıcaklık stresine tolerant yönünden markör destekli seleksiyonun mümkün kılınması araştırılmıştır. Çalışma, 2020 yılı pamuk üretim sezonunda GAPUTAEM deneme alanında Augmented deneme desenine göre 4 bloklu olarak yürütüldü. Çiçeklenme döneminde tüm bloklar aynı gün ikişerli olmak üzere 4 günlüğüne alçak tünel içerisine alınarak, Yüksek Sıcaklık Şok Uygulaması (YSŞU) oluşturuldu. Araştırmada Hücre Membran Hasarı (RCI) (%), Yaprak Sıcaklığı (YS) (°C), Yaprak SPAD İndeks Değeri (YSPAD), Silkme Oranı (SO) (%) ve Polen Canlılık (PC) (%) parametreleri stres öncesi ve stres sonrası olmak üzere 5 adet parametre fenotipik yönüyle irdelenmiştir. Ayrıca bu fenotipik parametrelerden yararlanılarak GBS yöntemiyle elde edilen 6670 (MAF<0.05) adet güçlü SNP markörleri arasında ilişkilendirme analizleri yapılmıştır. YSŞU öncesi ve sonrası dönemlerde alınan fenotipik gözlemlerin değerlendirilmesi sonucunda hücre membran termostabilitesine ilişkin RCI (%) yönüyle; 51 adet pamuk genotipi RCI (%) değerleri bakımından Hassas; 30 adet Orta Tolerant ve 13 adet pamuk genotipi ise Tolerant grupta yer almıştır. YS indeks özellikleri yönüyle; 39 adet pamuk genotipi Hassas, 52'si Orta Tolerant ve 3 adet pamuk genotipi ise Tolerant sınıfında yer aldığı saptanmıştır. YSPAD indeks değerleri bakımından 38 adet pamuk genotipinin Hassas, 54 adet Orta Tolerant ve 2 adet pamuk genotipinin ise Tolerant grup içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. SO özelliği bakımndan uygulanan kıymetlendirme sonucunda 40 adet pamuk genotipinin Hassas, 51'nin Orta Tolerant ve 3 adet pamuk genotipinin ise Tolerant grupta yer aldığı saptanmıştır. PC özelliği bakımından indeks değerleri incelendiğinde ise 54 adet apmuk genotipinin Hassas, 36 tane Orta Tolerant ve 4 adet pamuk genotipin ise Tolerant grupta yer aldığı tespit edilmiştir. İlişkilendirme analizleri (Association Mapping) sonucunda genel linear model (GLM) ve karışık linear model (MLM) yöntemlerince pamuğun 26 adet farklı kromozomlarında 149 adet kantitatif özellik lokusu (QTL) tespit edilmiştir. İncelenen RCI (%) özelliğine ilişkin yüksek sıcaklığa dayanıklılık/toleranslık ile ilişkili GLM ve MLM yöntemlerine göre pamuğun farklı kromozomlarında 23 SNP markörün olduğu, bu markörlerden 2'sinin her iki yöntemce -Log10(P-Değeri)>2.5'a göre oldukça önemli olduğu tespit edilmiştir. YS ilişkin yüksek sıcaklığa dayanıklılık/toleranslık ile ilişkili farklı kromozomlarda 36 adet markör tespit edilmiş olup, her iki yöntemce -Log10(P-Değeri)>2.5' olasılığına göre 10 adet markörün oldukça önemli olduğu tespit edilmiştir. YSPAD indeks değerlerine ilişkin yüksek sıcaklığa dayanıklılık/toleranslık ile ilişkili GLM ve MLM yöntemlerine göre farklı kromozomlarda olmak üzere 27 adet markör tespit edilmiş olup, her iki yöntemce -Log10(P-Değeri)>2.5 olasılığına göre 6 adet markörün oldukça önemli olduğu tespit edilmiştir. SO indeks değerlerine ilişkin yüksek sıcaklığa dayanıklılık/toleranslık ile ilişkili her iki yöntemince farklı kromozomlarda olmak üzere 20 adet markör belirlenmiş, her iki yöntemce -Log10(P-Değeri)>2.5'a göre 3 adet markörün oldukça önemli olduğu saptanmıştır. PC indeks değerlerine ilişkin yüksek sıcaklığa dayanıklılık/toleranslık ile ilişkili GLM ve MLM yöntemlerine göre pamuğun farklı kromozomlarında 10 adet markör belirlenmiş, bu markörlerden 3 tanesinin her iki yöntemce -Log10(P-Değeri)>2.5 olasılığına göre oldukça önemli olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma sonucunda yüksek güvenirlilik değerlerine sahip SNP markörleri ve tespit edilen gen eşleşmelerinin doğruluğu farklı çalışmalarda teyit edildikten sonra, yüksek sıcaklığa dayanıklılık/toleranslık için markör destekli seleksiyon (MAS) mümkün olacaktır. Ayrıca çalışmada yüksek sıcaklığa dayanıklılık/toleranslık ile ilişkili incelenen özellikler bazında tolerant olarak tespit edilen pamuk genotipleri yüksek sıcaklık stresi ıslah çalışmalarına ışık tutacaktır.
Diyarbakır koşullarında ana ürün mısır çeşitlerinin tane ve yeşil ot verimleri ile bazı teknolojik kalite özelliklerinin belirlenmesi
Mısır hem dünyada ve hem de Türkiye'de insanlar için elzem olan gıda maddesinin üretiminde büyük önem taşımaktadır. Mısır tanesi başta protein olmak üzere nişasta, glikoz ve mısırözü yağı sanayide ve ekonomik piyasa koşullarında ham madde yönünden önemli bir yer işgal etmektedir. Çalışma Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne ait Deneme Alanında 2022 yılının ana ürün mısır üretim sezonunda yetiştirilen Kilowatt, Champ, DKC7240, BT6470F1, Hammer, Ranger, Hido, Everest, DKC6777 ve PR31G98 mısır çeşitleri denemede kullanılmıştır. GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Özel Nişasta işletmesi laboratuvarlarında mısır kalite özellikleri değerlendirilmiştir. Yürütülen bu çalışmada; 10 mısır çeşidinin bitki boyu ortalaması 222.07 cm, maksimum bitki boyu Kilowatt (245.87 cm), minimum ise PR31G98 çeşidinde (211.40 cm) elde edilirken, çalışmanın koçan yüksekliği ortalaması 102.85 cm, en yüksek koçan yüksekliği HIDO çeşidinde (114.67 cm), en düşük DKC6777 çeşidinde (88.00 cm), sap kalınlığı ortalaması 2,51 cm, en yüksek sap kalınlığı CHAMP çeşidinde (2,78 cm), en düşük PR31G98 çeşidinde (2.36 cm), Koçan uzunluğu ortalaması 19.20 cm, Koçan kalınlığı ortalaması 3.95 cm, tepe püskülü çıkarma süresi ortalaması 71,13 gün, en yüksek DKC7240 çeşidinde (73.67 gün), en düşük RANGER çeşidinde (68.00 gün), bitkide koçan sayısı ortalaması 1.07 adet, ortalama tane/koçan ağırlığı % 75.67, maksimum oranı PR31G98 çeşidinde (%86.05), minimum oran ise CHAMP çeşidinde (%63.63), hasatta bitki nem oranı ortalaması %13,13, en yüksek nem oranı RANGER çeşidinde (%13.93), en düşük HAMMER çeşidinde (%12,13), çeşitlerin ortalama birim alan tane verimi 872.05 kg/da olduğu, maksimum verim Ranger çeşidinde (1364.71 kg/da ) minimum HIDO çeşidinde (471.33 kg/da ), yeşil ot verimi ortalaması 6.846.40 kg/da , maksimum yeşil ot verimi RANGER çeşidinde (7853,67 kg/da ), minimum değer ise PR31G98 çeşidinde (5833.00 kg/da ), ham protein oranı ortalaması % 10.00, en yüksek Hammer çeşidinde (% 11.63), en düşük Everest çeşidinde (%8,77), ham yağ ortalaması % 3,52, en yüksek Champ çeşidinde (% 4,40), en düşük DKC6777 çeşidinde (%2.63), Nişasta oranı yönünden çeşitler ortalaması % 61,15, en yüksek PR31G98 çeşidinde (% 62.63), en düşük DKC6777 çeşidinde (%59.09), hektolitre ağırlığı ortalaması 77.91 kg, en yüksek Champ çeşidinde (82.23 kg), en düşük BT6470F1 çeşidinde (72.43 kg), bin tane ağırlığı ortalaması 265.48 g, en yüksek Ranger çeşidinde (384.30 g), en düşük DKC6777 çeşidinde (210.01 g) olduğu saptanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi ekolojik koşullarında ana ürün mısır yetiştiriciliğinde RANGER çeşidinin hem birim alan tane verimi yönünden hem de dekara yeşil ot verimi yönünden bölge koşullarına önerilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.
Gökçe x yabani nohut melezlerinin ileri generasyonlarında bazı bitkisel karakterlerinin tanımlanması
Bu çalışma Gökçe kültür nohutu ile bazı yabani nohut genotiplerinden elde edilen ileri generasyon melez hatların bazı bitkisel özelliklerinin tanımlanması amacıyla 2021-2022 yetiştirme sezonunda Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri araştırma alanında yürütülmüştür. Çalışmada Gökçe × Cicer reticulatum melezinden elde edilen F7-8 generasyonlarındaki (Gökçe × Cudi_152 (85 hat), Gökçe × Egil_073 (82 hat), Gökçe × Sirna _060 (84 hat), Gökçe × Savur_063 (34 hat) ve F5-7 generasyonlarındaki (Gökçe x Bari2_072 (80 hat), (Gökçe x Bari3_106(85 hat) popülasyonları kullanılmıştır. Deneme Augmented desende 2 tekrarlamalı olarak, sıra uzunluğu 0,5 m ve sıra arası mesafe 50 cm olan parsellerden oluşmuştur. Çalışmada tohum kabuğu rengi, tohum şekli, tohum kabuk yüzeyi, bitki rengi (yaprak rengi), çiçek rengi, bitki büyüme tipi, tohum kabuğu üzerinde renk ve şekil oluşumları ve tohum fırlatma özellikleri tanımlanmıştır. F5-F8 kuşaklarındaki melez hatlarda tohum kabuk rengi siyahtan açık kreme kadar değişmiş kahverengi ve tonları ağırlıklı renkler olmuştur. Hatlara ait tohum şekilleri tüm popülasyonlarda yüksek oranda bezelyemsi tiptedir. Bitki renginde koyu yeşil diğer renk tonlarına baskındır. Hatlarda en fazla mor ve beyaz çiçek rengi gözlemlenmiştir. Tohum kabuğunun yüzeyinde ve embriyoda değişik renklenmeler belirlenmiş bunlar dantel şekli, leopar desen, kemik görünümlü tohum kabuk yüzeyleri olarak tanımlanmıştır.
Arpa genotiplerinde (Hordeum vulgare L.) verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma CIMMYT tarafından geliştirilen bazı arpa hatları ve tescilli arpa çeşitlerinin verim ve verim unsurları yönünden performaslarını belirlenmesi amacıyla Diyarbakır ekolojik koşullarında, tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre arpa hat ve çeşitleri arasında çiçeklenme gün sayısı, başaklanma gün sayısı, başaklanma dönemi SPAD değeri, başaklanma dönemi LAI değeri, bitki boyu, başak uzunluğu, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, tane verimi, bin tane ağırlığı ve protein içeriği bakımından istatistiki olarak önemli (P≤0.01) farklılıklar görülürken, çiçeklenme dönemi ve başaklanma dönemi NDVI değeri bakımından farklılık görülmemiştir. İncelenen arpa materyalleri arasında Şahin-91 çeşidi çiçeklenme gün sayısı (151 gün) ve başaklanma gün sayısı (146 gün) yönünden en geççi çeşit olurken, Mutant hat-1 olarak kodlanan hat en erkenci bulunmuştur. En yüksek başaklanma dönemi SPAD değeri TBT16-15 hattında (51.80), başaklanma dönemi LAI değeri ise Önder çeşidinde (6.33) tespit edilmiştir. Çiçeklenme döneminde NDVI değeri 0.64-0.72, başaklanma dönemi NDVI değeri ise 0.72-0.78 olarak ölçülmüştür. Bitki boyu yönünden Keçiburcu çeşidi (110.78 cm), başak uzunluğu yönünden Sur-93 çeşidi (8.63 cm), başakta tane sayısı yönünden Altıkat çeşidi (42.90), başakta tane ağırlığı yönünden DZ7-08 hattı (1.60 g) ve Hevsel çeşidi (1.61 g), tane verimi yönünden Kendal çeşidi (564.33 kg/da), bin tane ağırlığı yönünden Mutant hat-1 hattı (43.22 g) ve protein içeriği yönünden Şahin-91 çeşidi (%13.06) en üstün performaslar göstermiştir. Sonuç olarak araştırmada yer alan hatlardan incelenen özellikler açısından yüksek performans gösteren hatlar seçilerek ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere bir sonraki kademeye aktarılacaktır.
Yerel Karacadağ çeltiği (Oryza sativa L.)'nde kimyasal mutagen uygulaması ile herbisite karşı dayanıklı hatların geliştirilmesi
Bu araştırmada bazı Karacadağ çeltik popülasyonlarına (Oryza sativa L.) ait mutant tohumların herbisit uygulamasına dayanıklılığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Kimyasal mutagen uygulaması olarak 2021 yılında Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyoteknoloji Laboratuvarında ekim öncesi tohumlara 'Sodyum Azid' (NaN3) uygulanarak mutasyon oluşturulmuş ve tarla şartlarında denenerek M1 generasyonu elde edilmiştir. Mutagen uygulanan M1 tohumları ekilerek tohumlar çoğaltılmıştır. 2022 çeltik yetiştirme sezonunda tarla koşullarında yetiştirilen M2 bitkilerine 3-4 yapraklı dönemde İmidazolinon (IMI) etken maddeli herbisit uygulanmıştır. Tarla araştırmaları tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama alanında yürütülmüştür. Araştırma sonucunda Alatosun ve Cobi popülasyonlarından 6'şar adet, Sarıçanak ve Subatan popülasyonlarından 3'er adet herbisit uygulamasına dayanıklılık gösteren bitkiler elde edilmiştir. Elde edilen bitkilerin bitki boyu, salkımda tane sayısı, sap çapı, salkım uzunluğu, kardeşlenme sayısı ve tane ağırlığı parametreleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda; herbisit uygulaması yapılmış ve herbisite dayanıklı bulunmuş popülasyonların bitki boyları 50.67±0.57-56.67±9.00 cm arasında değişim göstermiştir. Herbisit uygulanan parsellerde sakımda tane sayısı 12.41±8.23-28.28±11.21 arasında değişiklik göstermiş, sap çapı değerleri 2.01±0.72-2.92±0.65 mm arasında değişim gösterdiği, salkım uzunluğu 9.00±1.64-10.13±1.79 cm arasında değişim gösterdiği, kardeşlenme sayısının 1.67±1.36-2.80±0.44 adet arasında değişim gösterdiği ve salkım tane ağırlığının 0.88±0.78-1.47±0.39 g arasında değişim gösterdiği saptanmıştır. Herbisit uygulaması yapılmayan kontrol gruplarında, herbisit uygulaması yapılan parsellere kıyasla daha yüksek değerler verdiği, popülasyonların mutagen uygulamasından farklı derecelerde etkilendiği ortaya çıkmıştır. Tane ağırlığının herbisit uygulamasından etkilenmediği, kontrol grubu ile herbisit uygulanan popülasyonlar arasında istatistiki olarak önemli farklılık gözlenmemiştir. Herbisit uygulaması yapılan popülasyonlar kendi kontrol grupları ile kıyaslandığında Alatosun, Sarıçanak ve Subatan popülasyonlarında tane ağırlığı bakımından önemli farklılık görülmezken, Cobi popülasyonunun kontrol grubu herbisit uygulanan parsellerden yüksek değerler göstermiştir.
Baklada (Vicia faba L.) farklı bitki sıklıkları ve gölgelemenin verim ve verim öğelerine etkisi
Bu araştırma, 2022 ve 2023 yılları arasında Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında yürütülmüştür. Araştırmada farklı bitki yoğunluğu ve gölgelemenin bazı bakla (Vicia faba L.) çeşitlerinin verim ve verim unsurlarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada üç bakla çeşidi (Emiralem, Kuşadası ve Sorgun), iki bitki yoğunluğu (10 bitki/m2 ve 20 bitki/m2) ve dört gölgeleme uygulaması (%0, %40, %75 ve %95) kullanılmıştır. Deneme tesadüf bloklarında bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Ana parsel çeşit, alt parsel bitki yoğunluğu, alt alt parsel bitki gölgelendirme uygulamaları olarak alınmıştır. Araştırmada; çeşit, bitki sıklığı ve gölge uygulamalarının etkisini incelemek amacıyla, iki yıl boyunca çiçeklenme öncesi, tam çiçeklenme ve bakla bağlama dönemlerinde taze olarak hasat edilen bitkilerde ve hasat sonrası bitkilerde verim ve verim özellikleri ile 2022 yılında yedi farklı gelişme döneminde bitkisel özelliklerde büyüme parametreleri incelenmiştir. Bitki boyu (cm), bitki başına bakla sayısı, bitki başına bakla ağırlığı (g), bitki başına tohum sayısı, bakla başına tohum sayısı ve tane verimi (kg/da) gibi bitki özellikleri incelenmiştir. Tane verimi açısından yıllar birleşik analize göre yıl, çeşit, bitki yoğunluğu ve gölgeleme uygulamaları, yıl x çeşit, yıl x bitki yoğunluğu, yıl x gölgeleme, çeşit x bitki yoğunluğu ve bitki yoğunluğu x gölgeleme interaksiyonu önemli bulunmuştur. En yüksek tane verimi 155,53 kg/da ile 20 bitki/m2'den elde edilirken, bitki başına bakla ve tohum sayısı bakımından en yüksek değerler 10 bitki/m2 yoğunluktan elde edilmiştir. Ancak bitki yoğunlukları arttıkça verim özellikleri azalmıştır. Gölgeleme uygulamalarında en yüksek tane verimi (184,79 kg/da) %40 gölge uygulamasında elde edilirken, en düşük tane verimi (107,06 kg/da) %95 gölge uygulamasında kaydedilmiştir. Yoğun gölgeleme bitki boyunu artırmış ancak bitki gövdesinin zayıflamasına neden olmuştur. Orta derecede gölgeli ve gölgesiz bitkiler, yoğun gölgeli bitkilere göre daha yüksek sayıda bakla, bitki başına tohum ve tane verimine sahiptir. CGR peak noktasına ulaşma süresi her iki bitki sıklığında da 53. ve 60. günlerdir. %95 gölge uygulamasının çiçeklenme ve bakla bağlama dönemlerinde bile peak CGR değeri almadığı büyümenin ertelendiği ve 67. günde en yüksek değeri aldığı belirlenmiştir. Yaprak alan indeksi 60. ve 67. günlerde her iki bitki sıklığı içinde en yüksek değerine ulaşmıştır. YAİ, 32. günde %95 gölgelemede 1,3 m2/m2, %75 gölgelemede 1,45 m2/m2 iken, % 40 (1,22 m2/m2) ve açık alan (1,16 m2/m2) uygulamasında benzer yaprak alanı indeksi saptanmıştır.
Bazı şeker pancarı (Beta vulgaris L.) çeşit ve popülasyonlarının morfolojik, teknolojik ve moleküler karakterizasyonu
Şeker pancarı dünyanın birçok bölgesinde yetiştirilen önemli sakkaroz kaynaklarından biridir. Bu çalışma 96 şeker pancarı çeşit ve popülasyonunun morfolojik, teknolojik ve moleküler karakterizasyonunun yapılarak genotipler arasındaki genetik çeşitliliğin belirlenmesi amacıyla 2022 ve 2023 yıllarında Augmented Dizayn Deneme Deseni uyarınca Muş Alparslan Üniversitesi Bitkisel Üretim Teknolojileri Bölümü uygulama arazisinde yürütülmüştür. Çalışmanın moleküler kısmında 10 adet SCoT (Start Targeted Codon) primeri şeker pancarı genotipleri arasındaki genetik ilişkinin seviyesini belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Moleküler çalışmalar sonucunda elde edilen verilere göre şeker pancarı genotipleri arasındaki polimorfizm oranı %97.60 olarak bulunmuştur. Oluşan 265 DNA bandından sadece 6 tanesi monomorfik geriye kalan 259 tanesi ise polimorfik özellik göstermiştir. Çalışmada genetik çeşitlilik parametrelerinden polimorfizm bilgi içeriği değeri (PIC) 0.180 (SCoT15) ile 0.300 (SCoT16) arasında değişmiş olup ortalama ise 0.239 olarak kaydedilmiştir. Ortalama etkili allel sayısı (Ne) 1.36, genetik çeşitlilik indeksi (h) 0.22, Shannon'un bilgi indeksi (I) 0.33 ve toplam genetik çeşitlilik değeri (ht) 0.21 olarak bulunmuştur. 96 şeker pancarı genotipinin ortalama genetik mesafesi 0.522 olarak hesaplanmış olup en yüksek genetik mesafe değeri 0.773 ile Germany-10 (Ludmilla) ile Iran-10 genotipleri arasında olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada morfolojik ve teknolojik açıdan 26 fenotipik özellik incelenmiş olup bu yönden şeker pancarı genotipleri arasında önemli varyasyonların olduğu belirlenmiştir. Fenotipik karakterlerin analizi sonucunda kök verimi ve kök ağırlığı açısından İran orijinli İran-22 ve İran-11 numaralı genotipler ümitvar özellik gösterirken; polar şeker oranı ve kuru madde oranı açısından ise Danimarka orijinli Denmark-1 genotipi diğer genotiplerden daha yüksek değerler almıştır. Çalışma sonucunda İran ve Türkiye orijinli genotiplerin kök verimi açısından üstün değerler aldığı, Avrupa orijinli genotiplerin ise kuru madde oranı ve polar şeker oranı açısından öne çıktığı belirlenmiş olup bu sonuçlar moleküler çalışmalarda yapılan UPGMA ve Structure analizleri ile desteklenmiştir. Şeker pancarı genotipleri arasında hem fenotipik özelliklerde hem de moleküler belirteçler yardımıyla belirlenen genetik parametrelerde önemli bir genetik çeşitlilik saptanmıştır. Bu çalışmada gelecekte yapılacak çalışmalar açısından istenilen özelliklerdeki genetik materyalin seçilmesi, üstün hibrit kombinasyonların belirlenerek yüksek kaliteli çeşitlerin geliştirilmesine zemin hazırlaması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şeker pancarı, Genetik çeşitlilik, SCoT markırları, Morfolojik karakterizasyon
Bazı yerel makarnalık buğdayların yüksek sıcaklık stresiyle ilişkili DNA markörlerinin ve seleksiyonda kullanılabilecek morfolojik ve fizyolojik karakterlerinin belirlenmesi
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, makarnalık buğday üretimi için oldukça uygun bir iklime sahip olmakla beraber, bölgede meydana gelen biyotik ve abiyotik stres faktörlerden dolayı verim ve kalitede önemli düşüşler yaşanmaktadır. Bu söz konusu streslerin başında, yüksek sıcaklık stresi gelmektedir. Özellikle çiçeklenme dönemi sonu ve tane doldurma döneminin başında oluşan yüksek sıcaklık stresi tane veriminde önemli kayıplara sebep olmaktadır. Bu araştırmada, bölgede yapılacak makarnalık buğday ıslah programlarında kullanılmak üzere, yüksek sıcaklık stresine dayanıklılık ıslahında kullanılabilecek pratik, kolay ve hızlı ölçülebilen bazı fizyolojik, morfolojik ve verim ile ilişkili parametreler incelenmiştir. Bu kapsamda, 90 yerel makarnalık genotip ve 4 standart çeşit kullanılmıştır. Çalışma, arazi koşullarında ve kontrollü ortamda olmak üzere iki ayrı aşama halinde yürütülmüştür. Arazi koşullarında sıcaklık stresi geç ekim ile oluşturulurken, kontrollü ortamda ise tane doldurma döneminin başında yüksek sıcaklık uygulanmıştır. Çalışmanın tarla aşaması, normal ekim ve sıcaklık stresinin oluşturulduğu geç ekim koşullarında augmented deneme desenine göre iki yıl süreyle yürütülmüştür. İklimlendirme odası aşamasında ise, augmented deneme desenine göre optimumum koşullar ve yüksek sıcaklık stresinin oluşturulduğu koşullarda GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğünde yürütülmüştür. Çalışmanın tarla aşaması normal koşullara kıyasla geç ekim koşullarında, süt olum dönemi NDVI değerinde %3-14 oranında düşüşler meydana gelirken, çiçeklenme dönemi SPAD değerinde %5-8, süt olum dönemi SPAD değerinde %3-6, başaklanma gün sayısında %44-37, bayrak yaprak alanında %17-18, peduncle uzunluğunda %19-16, bayrak yaprak yeşil kalma süresinde %18-19, tane doldurma süresinde %19-18, bitki boyunda %8, fizyolojik olum süresinde %38-33, başak uzunluğunda %17-15, başakta başakçık sayısında %22-19, başakta tane sayısında %44-19, bin tane ağırlığında %9-11, irmik renk (b) değerinde %11-6 ve tane veriminde %41-23 oranında düşüşler gözlemlenmiştir. İklimlendirme odası koşullarında ise, optimum koşullara kıyasla yüksek sıcaklık stresi koşullarında bayrak yaprak yeşil kalma süresinde %20, fizyolojik olum süresinde %7, başak uzunluğunda %10, üst sap uzunluğunda %18, tane dolum süresinde %23, başakta başakçık sayısında %12, başakta tane sayısında %39 ve bin tane ağırlığında %33 oranında düşüşler gerçekleşmiştir. Çalışmada incelenen karakterlerden, düşük bitki örtüsü sıcaklığı, SPAD, erken başaklanma, bayrak yaprak dikliği, bayrak yaprağın yeşil kalma süresi, bayrak yaprak rengi, mumsuluk ve tane dolum süresi'nin bölgede yapılacak buğdayda yüksek sıcaklık stresine tolerant çeşit geliştirme çalışmalarında seleksiyon kriteri olarak kullanılabilecekleri kanaati oluşmaktadır. Ayrıca çalışmada yüksek sıcaklığa tolerant olarak tespit edilen yerel makarnalık buğday genotipleri bölgede yapılacak yüksek sıcaklık stresi ıslah çalışmalarına ışık tutacaktır. Moleküller aşamasında Güneydoğu Anadolu Bölgesinin farklı illerinden toplanan yerel makarnalık buğdaylar agronomik bakımından varyasyonlar ortaya konulmuştur. Çalışmada, SNP markör tekniği kullanılarak GWAS analizi yapılmıştır. Markör ve fenotip ilişkisini ortaya koyabilmek için, karışık linear model (MLM) yöntemi kullanılmıştır. Tarla aşamasında çalışılan 31 özellik ile ilişkili normal ekim döneminde Log10(P-Değeri)>2.5'a göre oldukça önemli 253 adet SNP markör tespit edilirken, geç ekim döneminde Log10(P-Değeri)>2.5'a göre oldukça önemli 285 adet SNP markör tespit edilmiştir. İklimlendirme odası aşamasında çalışılan 14 özellik ile ilişkili optimum koşullarda Log10(P-Değeri)>2.5'a göre oldukça önemli 90 adet SNP markör tespit edilirken, yüksek sıcaklık stresi koşullarında Log10(P-Değeri)>2.5'a göre oldukça önemli 79 adet SNP markör tespit edilmiştir. Elde edilen SNP markörleri farklı lokasyonlarda birden fazla üretim sezonunda denenerek doğrulandıktan sonra sıcaklık stresine dayanıklı makarnalık buğday çeşidi geliştirmeye yönelik ıslah programlarında seleksiyon aşamasında kullanılması mümkün olacaktır. Anahtar Kelimeler: Yerel Makarnalık Buğday, Yüksek Sıcaklık Stresi, Seleksiyon Kriteri, SNP, QTL
Diyarbakır merkez ilçe aktarlarının mevcut durumu ve pazarlama davranışlarının belirlenmesi
Dünyada olduğu gibi ülkemiz florasında da kendiliğinden yetişen tıbbi ve aromatik bitkiler, halk arasında tedavi, gıda, çay, baharat, kozmetik ihtiyaçlarını gidermek için, amacıyla geleneksel olarak kullanılmaktadır. Bu araştırma Diyarbakır'ın dört merkez ilçelerinde (Kayapınar, Yenişehir, Sur, Bağlar) tıbbi ve aromatik bitki satışı yapılan 37 aktar işletmeleriyle yüz yüze anket çalışması yapılarak yürütülmüştür. Araştırmada 18 sorudan oluşan anket uygulanmış olup verilere hem sosyal bilimler hem de fen bilimlerinde sıkça kullanılan tanımlayıcı istatistik olarak da adlandırılan deskriptif istatistik uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ankete katılan işletmecilerin %86,5'i erkek, %13,5'inin kadın olduğu, yaş durumlarına bakıldığında %64,9'unun 32 yaş ve üzeri oldukları, eğitim durumu olarak %56,8'inin lise mezunu olduğu belirlenmiştir. Aktarcıların %48,9'unun kendini geliştirerek bir meslek haline getirdikleri, %54'ünün bitkilerle ilgili detaylı bilgi edinme yerlerinin internet ve yazılı kaynaklardan aldıklarını bildirmiştir. İşletmelerin %78,4'ü 2002 tarihinden sonra kurulduğu görülmektedir. İşletmecilerin %51,4'ü ürünleri satıcı firma-toptancılardan tedarik ettiklerini, %62,1'inin ürünleri kuru şekilde satışını gerçekleştirdiklerini, %29,7'si bitkileri poşetlerde sakladıklarını belirtmişlerdir. Aktarcıların %62,2'si tüketicilerin üst solunum yolu rahatsızlarında tıbbi bitkileri tercih ettiklerini bildirmişlerdir. İşletmecilerin %43,3'ü hammadde ve işçiliği düşük olan bitkilerin kar marjlarının daha yüksek olduğunu, %43,3'ü piyasanın durumuna göre bitkilerin satış fiyatının belirledikleri görülmektedir. İşletme sahiplerinin ürün maliyetleri haricinde en yüksek maliyetlerinin kira olduklarını, %70,3'ünün sözleşmeli üretim yapmadıkları görülmüştür. En çok satışı yapılan tıbbi ve aromatik bitkiler ıhlamur, kekik, adaçayı, zencefil, zerdeçal, rezene, tarçın ve yeşil çay olarak bildirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tıbbi ve aromatik bitki, aktar, sözleşmeli üretim, piyasa analizi
Güneydoğu anadolu bölgesi çayır-mera ve doğal vejetasyonlarında yetişen bazı trigonella genotiplerinde ot kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi çayır-mera ve doğal vejetasyonlarında yer alan 25 adet Trigonella genotipinde (T. coerulescens, T. filipes, T. foenum graceum, T. mesopotamica, T. monantha, T. spicata, T. spruneriana ve T. strangulata) ot kalite özelliklerini belirlemek amacıyla 2023 yılı Mayıs ayında yürütülmüştür. Araştırmada yer alan Trigonella genotipleri Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt ve Şırnak illerinin çayır-mera ve doğal vejetasyonlarından toplanmıştır. Genotiplerin tür teşhisleri Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nde gerçekleştirildikten sonra kalite özelliklerini tespit edebilmek için kalite analizi yapılmıştır. Yapılan analizlerde Trigonella genotiplerinde ham protein (HP) %15,84-22,82, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) %14,09-24,95, nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF) %29,69-38,08, asit deterjanda çözünmeyen protein (ADP) %0,299-0,445, kuru madde (KM) %90,63-93,16, sindirilebilir kuru madde (SKM) %69,46-77,93, kuru madde tüketimi (KMT) %3,151-4,043, nispi yem değeri (NYD) 171,44-237,07, toplam sindirilebilir besin maddesi (TSBM) %76,91-85,38, nispi yem kalitesi (NYK) %176,06-255,73, sindirilebilir enerji (SE) %3,24-3,61, metabolik enerji (ME) %2,66-2,96, potasyum (K) %0,41-0,95, kalsiyum (Ca) %1,68-2,17, magnezyum (Mg) %1,74-3,01, fosfor (P) %0,315-0,447, Ca/P 4,28-5,88 ve K/(Ca+Mg) 0,092-0,245 aralıklarında değişim göstermiştir. Genotipler içerisinde HP bakımından 6 no.lu Trigonella filipes, ADF bakımından 22 no.lu Trigonella spruneriana, NDF bakımından 15 no.lu Trigonella spicata, KM bakımından 19 no.lu Trigonella spruneriana, ADP bakımından 12 no.lu Trigonella mesopotamica ve 24 no.lu Trigonella sp., SKM bakımından 14 no.lu Trigonella spicata, KMT bakımından 16 no.lu Trigonella spruneriana, NYD bakımından 14 no.lu Trigonella spicata, TSBM bakımından 14 no.lu Trigonella spicata, NYK bakımından 14 no.lu Trigonella spicata, SE bakımından 14 no.lu Trigonella spicata, ME bakımından 14 no.lu Trigonella spicata, K bakımından 19 no.lu Trigonella spruneriana, Ca bakımından 9 no.lu Trigonella mesopotamica, Mg bakımından 10 no.lu Trigonella mesopotamica, P bakımından 14 no.lu Trigonella spicata, Ca/P bakımından 1 no.lu Trigonella coerulescens, K/(Ca+Mg) bakımından 19 no.lu Trigonella spruneriana genotipi en yüksek değeri vermiştir. Bu genotipler içerisinde de 14 no.lu Trigonella spicata genotipi incelenen 8 özellik (SKM, KMT, NYD, TSBM, NYK, SE, ME ve P) bakımından en yüksek değeri vermiştir. Dolayısıyla araştırmada öne çıkan bu Trigonella genotiplerinin yem üretimine ve geliştirilmesine alternatif sağlayacak önemli kaynaklar oluşturulabilir ve bundan sonra yapılacak ıslah çalışmalarında, bu özellikleri bakımından dikkate alınması yararlı olacağı kanısına varılmıştır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi çayır-mera ve doğal vejetasyonlarında yetişen bazı Lathyrus genotiplerinde ot kalie özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada; Güneydoğu Anadolu Bölgesinin doğal çayır mera alanlarından toplanan bazı lathyrus genotiplerinin ot kalite özelliklerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmada Diyarbakır, Batman, Mardin, Adıyaman, Gaziantep, Kilis, Şırnak illerine ait doğal mera alanlarından toplanan 27 Lathyrus genotipi kullanılmıştır. Her bir genotipten alınan ot örnekleri laboratuar ortamında kurutularak, öğütülmüş ve 3 tekerrürlü olarak NIRS (Near Infrared Spectroscopy) cihazında analize tabi tutulmuş ve buna göre bazı kalite özellikleri belirlenmiştir. Yapılan analiz ve hesaplamalara göre Lathyrus genotiplerinde ham protein (HP) %17,55-30,28, kuru madde oranı (KM) %90,54-93,29, asit deterjanda çözülmeyen lif oranı (ADF) %15,41-28,18, nötral deterjanda çözünmeyen lif oranı (NDF) %31,79-50,80, asit deterjanda çözünmeyen protein oranı (ADP) %0,24-0,80, sindirilebilir kuru madde oranı (SKM) %66,94-76,90, kuru madde tüketimi (KMT) %2,36-3,78, nispi yem değeri (NYD) 139,52-217,49, toplam sindirilebilir besin maddesine (TSBM) %74,39-84,35, nispi yem kalitesi (NYK) %140,49-229,59, sindirilebilir enerjisi ile (SE) 3,14-3,56, metabolik enerji (ME) 2,57-2,92, potasyum (K) %1,91-3,93, kalsiyum (Ca) %1,45-2,02, magnezyum (Mg) %0,09-0,43, fosfor (P) %0,36-0,56 kalsiyum/fosfor (Ca/P) 2,66-4,90 ve K/(Ca+Mg) 0,092-0,245 olarak bulunmuştur. İncelenen özelliklerden HP, ADF, NDF, SKM, TSBM, SE, ME, Ca ve P bakımından 16 ve 12 no'lu Lathyrus cicera genotipleri; KM, KMT, NYD, NYK ve K bakımından da 4 no'lu Lathyrus annuus genotipi istatistiksel olarak en yüksek değeri vermişlerdir. Bu genotiplerin, bundan sonra yapılacak araştırmalarda öne çıkan bu yönleriyle dikkate alınması yararlı olacaktır.
Farklı ekim sıklıklarında dereotu (Anethum graveolens)'nda organik ve inorganik gübre uygulamalarının agronomik ve kalite özelliklerine etkisi
Araştırma 2023 yılında Diyarbakır GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nün deneme alanında farklı ekim sıklıklarının ve gübre uygulamalarının dereotu bitkisinde bazı agronomik ve kalite özeliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Tarla denemesi tesadüf bloklarında bölünmüş parsel deneme deseni göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada bitki boyu (cm), dal sayısı (adet/bitki), şemsiye sayısı (adet/bitki), şemsiyecik sayısı (adet/bitki), meyve verimi (kg/da), bin dane ağırlığı (g), taze ve kuru herba verimi (kg/da) ve uçucu yağ oranı (%), uçucu yağ verimi (l/da) ve uçucu yağ bileşenleri incelenmiştir. Araştırma sonunda; bitki boyu 116.20-129.53 (cm), taze herba verimi 1106.13-2216.90 (kg/da), meyvede uçucu yağ oranı (%) 2.16-2.41, meyvede uçucu yağ verimi 3.43-6.85 (l/da) arasında belirlenmiştir. Uçucu yağın bileşenleri carvone (%50.14-64.01) limonene (%23.98-31.34), cis-dihydrocarvone (%4.41-12.53), dill apiole (%5.24-7.02), trans-dihydrocarvone (%0.83-2.45) olarak belirlenmiştir. Meyve verimi ve uçucu yağ oranı açısından 20 cm ekim sıklığı ve tavuk gübresi önerilebilir.
Diyarbakır sulu koşullarında yağlık ve çerezlik ayçiçeği genotiplerinin (Helianthus annus L.) morfolojik ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma Trakya Tarımsal Araştırma tarafından geliştirilen bazı ayçiçeği genotiplerinin ve tescilli bazı ayçiçeği çeşitlerinin morfolojik ve kalite özellikleri yönünden performanslarının belirlenmesi amacıyla Diyarbakır ekolojik koşullarında, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri araştırma ve uygulama alanında augmented deneme desenine göre 5 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada 4 adet standart ayçiçeği çeşidi (Ahmet Bey, Metin Bey, Es Bella, Es Romantic) ve 70 adet genotip kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ayçiçeği genotip ve çeşitleri arasında bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak eni, yaprak boyu, tabla çapı, sap kalınlığı, verim, çiçeklenme gün sayısı, çiçeklenme dönemi SPAD değeri, tabla dönemi SPAD değeri, tabla dönemi NDVI değeri, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, kabuk oranı, iç oranı, protein oranı, yağ oranı, nem oranı, selüloz oranı, kül oranı özellikleri incelenmiştir. Araştırmada incelenen genotip ve çeşitler arasında çiçeklenme gün sayısı, tabla dönemi NDVI değeri, bin tane ağırlığı ve protein oranı dışında kalan tüm parametreler bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. İncelenen tüm ayçiçeği genotipleri arasında İmi21044 yağlık genotipi (202.30 cm) ile en uzun boylu genotip olmuştur. İmi21020 yağlık genotipi en yüksek yaprak sayısını (33.64), İmi2102 yağlık genotipi en yüksek yaprak enini (33.04 cm), İmi21020 yağlık genotipi en yüksek yaprak boyunu (33.52 cm), İmi2101 yağlık genotipi en yüksek tabla çapını (27.17 cm), Ahmet Bey çerezlik çeşidi en yüksek sap kalınlığını (28.64 mm), İmi 21010 yağlık çeşidi en yüksek çiçeklenme dönemi SPAD değerini (44.74), Or21063 yağlık çeşidi en yüksek tabla dönemi SPAD değeri (45.00), en yüksek tabla dönemi NDVI değerini OR21032 yağlık genotipi (0.77), Or21069 yağlık çeşidi en yüksek tane verimini (822.53 g), İmi 21042 yağlık çeşidi en yüksek hektolitre ağırlığını (457 kg/hl), Or21060 ve Or21055 yağlık genotipleri en yüksek tane iç oranını (%80.75), İmi 21045 yağlık genotipi en yüksek nem oranına (%4.93), Or21055 yağlık genotipi en yüksek selüloz oranını (%15.43), Or21009 yağlık genotipi en yüksek yağ oranını (%50.80) ve P64 LL 62 yağlık çeşidi en yüksek kül oranını (%6.19) vermiştir.
Elazığ ili Sivrice ilçesine ait farklı meraların bitki tür ve kompozisyonları ile ot verim ve kalitelerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Elazığ ili Sivrice ilçesi Hazar Gölü çevresindeki doğal meraların ekolojik özelliklerinin belirlenmesidir. Çalışma kapsamında, Sivrice yöresinde yer alan dört farklı doğal mera incelenmiştir. Türkiye genelinde pek çok bölgede meralar üzerine çalışmalar yapılmış olsa da, Sivrice yöresinde bu tür bir araştırmanın daha önce gerçekleştirilmemiş olması, bu çalışmayı özgün kılmaktadır. Araştırma 2022-2023 yılları arasında yürütülmüş, meraların vejetasyon dönemine ilişkin ölçümler "Nokta Quadrat" (Nokta Çerçeve) yöntemi kullanılarak yapılmıştır. İncelenen alanlarda, 19 farklı bitki familyasına ait toplam 73 tür tespit edilmiştir. Bu türlerin 9'u buğdaygil, 10'u baklagil ve 54'ü diğer bitki familyalarına aittir. En fazla tür içeren familyaların sırasıyla Asteraceae (18 tür), Fabaceae (10 tür) ve Poaceae (9 tür) olduğu belirlenmiştir. Araştırma alanındaki baskın bitki türleri arasında Hordeum bulbosum L. (%26,49), Taeniatherum caput-medusae (L.) Nevski (%22,94), Medicago minima (L.) Bart. (%17,17) ve Lathyrus sativus L. (%14,18) ön plana çıkmıştır. Çalışma kapsamında, mevcut bitki türleri tespit edilerek baklagiller, buğdaygiller ve diğer bitki familyaları olarak sınıflandırılmıştır. Ayrıca, toplam bitki ile kaplı alan oranları, botanik kompozisyon, ağırlığa göre botanik kompozisyon, ot verimi (yeşil ve kuru), mera kalite durumları ve kalite parametreleri (HP, KM, ADF, NDF, ADP, NYD, SKM, KMT, NYK, TSBM) incelenmiştir. Bu kalite parametrelerine ek olarak, araştırma alanındaki mineral madde özellikleri (K, Ca, Mg, P, Ca/P, K/(Mg+Ca) de değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, baklagiller, buğdaygiller ve diğer familyaların oranlarının, yıllara ve çalışma alanlarına göre farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu farklılıkların belirlenmesi amacıyla JUMP programında tek yönlü varyans analizi yapılmış ve gruplar arasındaki farklılıklar Lsd testi ile karşılaştırılmıştır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi çayır-mera ve doğal vejetasyonlarında yetişen bazı Quercus genotiplerinde ot kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki çayır-mera ve doğal vejetasyonlarından elde edilen farklı Quercus genotiplerinin ot kalite özelliklerini saptamak amacı ile 2023 yılı Mayıs ayında yürütülmüştür. Araştırmaya konu olan 11 adet Quercus türleri Şırnak, Diyarbakır, Kilis, Gaziantep, Mardin, Adıyaman, Batman illerine ait doğal çayır mera alanlarından toplanmıştır. Her bir genotipten alınan ot örnekleri Dicle Üniversitesinde bulunan laboratuar ortamında kurutularak, öğütülmüş ve 3 tekerrürlü olarak NIRS (Near Infrared Spectroscopy) cihazında analiz sonuçları elde edilmiş ve bu verilere göre bazı kalite özellikleri saptanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre Quercus genotiplerinde ham protein oranı (HP) %12.19-21.88, kuru madde oranı (KM) %85.01-89.67, asit deterjanda çözülmeyen lif oranı (ADF) %18.18-31.49, nötral deterjanda çözünmeyen lif oranı (NDF) %25.15-53.52, asit deterjanda çözünmeyen protein oranı (ADP) %0.31-0.91, sindirilebilir kuru madde oranı (SKM) %64.37-74.74, kuru madde tüketim oranı (KMT) %2.24-4.77, nispi yem değeri (NYD) 111.9-255.8, toplam sindirilebilir besin maddesine (TSBM) %74.39-84.35, sindirilebilir enerji (SE) 3.03-3.47 , metabolik enerji (ME) 2.48-2.85, potasyum (K) %1.84-3.50, kalsiyum (Ca) %0.98-1.73, magnezyum (Mg) %0.00-0.29, fosfor (P) %0.31-0.48 kalsiyum/fosfor(Ca/P) 2.32-5.55 ve K/(Ca+Mg) 1.01-2.59 olarak bulunmuştur. İncelenen özelliklerden HP, KM, SKM, KMT, NYD, Ca ve Mg bakımından 8 no'lu Q. infectoria subsp. veneris genotipi; TSBM, ME, SE, P ve K bakımından da 10 no'luQ. infectoria subsp. veneris genotipi; ADF, NDF, ADP bakımında 2 no'lu Q. brantii genotipi istatistiksel olarak en yüksek değeri vermişlerdir. Gelecekte yapılacak çalışmalarda bu genotiplerin öne çıkan bu yönlerinin dikkate alınmasının yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Quercus, Genotip, Takson, Ot kalitesi, Protein, ADF, NDF, Makro elementler
Bezelye (Pisum sativum L.) genotiplerinin tane verimi ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma, Diyarbakır ekolojik koşullarında yetiştirilen bazı yemeklik bezelye genotiplerinin tane verimi ve verim unsurlarını belirlemek amacı ile 2023-2024 yetiştirme sezonunda, Dicle Üniversitesi Diyarbakır Tarım Meslek Yüksekokulu'na ait deneme alanında yürütüldü. Araştırmada altı adet bezelye genotipi (Araka, Karina, Oscar, Romance, SV028, Utrillo) ile iki adet bezelye çeşidi (Irmak-01, Deren) kullanılmıştır. Deneme "Tesadüf Blokları Deneme" desenine göre, üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada bitki boyu (cm), ilk bakla yüksekliği (cm), bitki biyolojik verimi (g/bitki), bitki bakla ağırlığı (g/bitki), bitkide bakla sayısı (adet/bitki), bitkide tane sayısı (adet/bitki), 100 tane ağırlığı (g), bitki tane verimi (g/bitki), hasat indeksi (%), dekara biyolojik verim (kg/da) ve dekara tane verimleri (kg/da) incelenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre incelenen özellikler bakımından genotipler arasındaki fark istatistiki olarak p ≤ 0.01 düzeyinde önemli olmuştur. Araştırmada kullanılan bezelye genotiplerinin bitki boyu 50,07 cm (Romance)–108,60 cm (Irmak-01), ilk bakla yüksekliği 21,53 cm (Karina)–67,13 cm (Irmak-01), bitki biyolojik verimi 16,80 g/bitki (Romance)–38,40 g/bitki (Araka), bitki bakla ağırlığı 11,33 g/bitki (Romance)–22,53 g/bitki (Araka), bitkide bakla sayısı 8,13 adet/bitki (Utrillo)–19,47 adet/bitki (Irmak-01), bitkide tane sayısı 42,33 adet/bitki (Utrillo) – 85,07 adet/bitki (SV028), 100 tane ağırlığı 15,33 g (SV028)–30,00 g (Oscar), bitki tane verimi 8,93 g/bitki (Romance)–17,40 g/bitki (Araka), hasat indeksi %43,27 (Utrillo)– %56,19 (Karina), dekara biyolojik verim 284,00 kg/da (Deren) – 510,00 kg/da (Irmak-01) ve dekara tane verimi 127,33 kg/da (Deren) – 214,67 kg/da (Irmak-01) arasında değiştiği tespit edilmiştir.
Yulaf genotiplerinde (Avena sativa L.) verim ve kalite özelliklerinin saptanması
Bu çalışma Diyarbakır ekolojik koşullarında 2022-2023 yetiştirme sezonunda bazı yulaf çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada 17 tescilli yulaf çeşidi (Avar, Chekota, Halkalı, Diriliş, Elmas, Fetih, Kahraman, Haskara, Kayı, Kazan, Kaymaklı, Kınalı, Manas, Kırklar, Sarı, Küçükyayla, Yeniçeri) materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada agronomik olarak metrekaredeki sap sayısı, bayrak yaprak klorofil içeriği (SPAD), 3 farklı döneme ait normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI), yaprak alan indeksi (YAİ), salkım çıkış süresi, salkım boyu, bitki boyu, salkımda tane sayısı, salkımda basakçık sayısı, salkımda tane ağırlığı, tane boyu, tane eni, bin tane ağırlığı, tane verimi, hektolitre ağırlığı, tanede protein oranı, tane nem oranı özellikleri incelenmiştir. Yemle ilgili özelliklerden yesil ot verimi, kuru ot verimi, ham protein oranı, NDF, ADF, ADP, K, Mg, Ca, ve P içerikleri incelenmiştir. İncelenen özellikleriden Kardeşlenme dönemindeki NDVI, tane nem oranı, kuru ot verimi haricindeki tüm özellikler yönünden yulaf çeşitleri arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. Araştırma neticesinde yulaf bitkilerinin metrekaredeki sap sayısı 263,75 -553,25 adet, SPAD değeri 54,38-61,50, kardeşlenme dönemi NDVI değeri 0,73-0,81, sapa kalkma dönemi NDVI değeri 0,79-0,84, başaklanma dönemi NDVI değeri 0,76-0,82, yaprak alan indeksi değeri 4,17-6,97, salkım çıkarma süresi 144,0-158,5 gün, bitki boyu 104,35-127,33 cm, salkım boyu 17,4-31,15 cm, salkımda basakçık sayısı 32,45-70,28 adet, salkımda tane sayısı 63,8-140,2 adet, salkımda tane ağırlığı 1,90-5,23 g, tane eni 2,62-3,83 mm, tane boyu 12,49-16,43 mm, tane verimi 138,64-432,75 kg/da, bin tane ağırlığı 19,18-34,01 g, hektolitre ağırlığı 42,4-52,93 kg/hl, tane protein oranı %14,48-17,25, tane nem oranı %5,05-6,15, yesil ot verimi 4341,00-6514,75 kg/da, kuru ot verimi 1871,16-2607,12 kg/da, ham protein oranı %7,81-10,65, ADF oranı %29,46-37,60, NDF oranı %54,17-62,51, ADP oranı %0,28 -0,70, Potasyum (K) %2,56-3,07, Kalsiyum (Ca) %0,16-0,50, Magnezyum (Mg) %0,03-0,17) ve Fosfor (P) %0,36-0,41 aralığında değişim göstermiştir. Elde edilen sonuçlara göre Küçükyayla çeşiti tane verimi yönünden, Kayı çeşiti hasıl ot verimi yönünden Diyarbakır ekolojik koşullarında tavsiye edilebilecek çeşitler olarak belirlenmiştir.
Elazığ koşullarında kışlık ve yazlık olarak farklı zamanlarda ekilen aspir çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Günümüzde iklim değişikliklerinin bir sonucu olarak kuraklık önemli bir sorun halini almaya başlamıştır. Kuraklığa dayanımıyla bilinen aspir bitkisi yağ bitkileri arasında önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Elazığ ekolojik koşullarında kışlık ve yazlık olarak farklı ekim zamanlarında ekilen farklı çeşitlerin verim ve kalite özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Denemeler Fırat Üniversitesi Tarım ve Hayvancılık Araştırma ve Uygulama Merkezi (TAHAM)'nde yürütülmüştür. Denemeler 2021-2022 ve 2022-2023 yetiştirme sezonlarında kışlık ve yazlık olarak ayrı ayrı yürütülmüştür. Kışlık ekimler 25 Ekim, 10 Kasım ve 25 Kasım tarihlerinde, yazlık ekimler ise 15 Mart, 1 Nisan ve 15 Nisan tarihlerinde yapılmış olup Dinçer, Linas, Olas ve Askon 42 çeşitleri kullanılmıştır. Denemeler tesadüf bloklarında bölünen, bölünmüş parseller deneme düzenine göre kurulmuş olup, ana parseli yıllar, onun alt parselini ekim zamanları ve en alt parselde ise çeşitler yer almıştır. Araştırmada çıkış süresi, metrekaredeki bitki sayısı, kışa dayanım oranı, çiçeklenme süresi, bitki başına düşen taç yaprak verimi, olgunlaşma süresi, bitki boyu, ilk dal yüksekliği, yan dal sayısı, sap çapı, tabla sayısı, tabla çapı, tablada tohum ağırlığı, tablada tohum sayısı, bin tohum ağırlığı, biyolojik verim, hasat indeksi, tohum verimi, yağ oranı, yağ verimi, protein oranı ve yağ asitleri kompozisyonu incelenmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, kışlık ekimlerde tohum verimi açısından 25 Ekim tarihinde yapılan ekimde tohum veriminin düşük olduğu (64.25 kg/da), buna karşılık 10 Kasım (106.63 kg/da) ve 25 Kasım (98.74 kg/da) tarihlerinde yapılan ekimlerde tohum veriminin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ancak kışlık ve yazlık ekimlerde verim açısından büyük bir fark bulunmaması ve kış soğukları nedeniyle bitki kayıplarının fazla olması yazlık ekimlerin tercih edilmesini gerektirmektedir. Yazlık ekimlerde ise ekim zamanları arasında verim bakımından benzer olup (15 Mart: 90.89 kg/da, 1 Nisan: 100.42 kg/da, 15 Nisan: 93.84 kg/da), kuru şartlarda yetiştiricilik yapılması halinde yağışlardan daha fazla faydalanmak amacıyla erken ekim yapılması önerilmektedir. Çeşit tercihinde; tohum verimi bakımından kışlık ekimlerde Askon 42, yazlık ekimlerde ise Askon 42 veya Dinçer; yağ oranı bakımından hem kışlık hem de yazlık ekimlerde Linas veya Olas; yağ verimi bakımından ise kışlık ekimlerde Linas, yazlık ekimlerde ise Askon 42 çeşitlerinin kullanılması önerilmektedir.
Geleneksel ve farklı organik gübreler ile yetiştirilen keten (linum usitatissimum L.) çeşitlerinin tarımsal ve teknolojik özellikler yönünden değerlendirilmesi
Dünya genelinde yağ ve lif üretimi için yetiştirilen keten (Linum usitatissimum L.) bitkisi, yağ ve lif üretiminin yanı sıra sağlık açısından çok sayıda fayda sağlaması nedeniyle potansiyel bir fonksiyonel gıda maddesi olarak kabul gören önemli bir endüstriyel üründür. Bu çalışma, kimyasal ve organik gübrelemenin keten bitkisinin (Linum usitatissimum L.) büyümesi, verimi ve yağ içeriği üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. 2022 ve 2023 yıllarında yaz sezonunda yürütülen çalışma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri deneme alanı ile bölüme ait organik tarım sahasında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme deseni uyarınca dört tekerrürlü olarak kurulmuştur. Ana parseller keten çeşitlerinden (Kara Kız, Sarı Dane, Beyaz Gelin), alt parseller ise gübreleme yöntemlerinden (solucan gübresi, hayvan gübresi, deniz yosunu, hümik asit, geleneksel yöntem ve kontrol) oluşmuştur. Çalışmada, ketenin tarımsal özellikleri arasında yer alan bitki boyu, bitkide dal sayısı, yan dal sayısı, bitkide kapsüllü dal sayısı, bitki başına kapsül ağırlığı, bitki başına tohum sayısı, biyolojik ağırlık, kapsül eni, kapsül boyu ile ketenin teknolojik özelllikleri arasında yer alan yağ oranı, palmitik asit oranı, steraik asit oranı, oleik asit oranı, linoleik asit oranı, α-linoleik asit oranı, heneikosanik asit oranı, araşidik asit oranı ve behenik aist oranı parametreleri değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma neticesinde, yağ oranının çeşitler arasında %31,54-35,42, gübre uygulamaları arasında %32,25-34-74, bitki boyunun çeşitler arasında 39,52-46,7 cm, gübre uygulamaları arasında 40,37-46,01 cm, teknik sap uzunluğunun çeşitler arasında 15,80-18,28 cm, gübre uygulamaları arasında 14,25-19,68 cm, palmitik asit oranının çeşitler arasında %6,65-7,60, gübre uygulamaları arasında %7,09-7,34, oleik asit oranının çeşitler arasında %28,69-31,92, gübre uygulamaları arasında %28,75-32,20, linoleik asit oranının çeşitler arasında %18,83-20,14, gübre uygulamaları arasında %18,13-20,44 olduğu ortaya konulmuştur. Kara Kız keten çeşidinin, çalışmanın yürütüldüğü bölgede yağ asidi profili ve tarımsal verimlilik açısından en iyi sonuçları sunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Geleneksel gübreleme yöntemi, birçok tarımsal özellik açısından üstün sonuçlar sağlarken, çalışmada kullanılan farklı organik gübreleme yöntemleri de özellikle sürdürülebilir tarım açısından dikkat çekmiştir.
Güneydoğu anadolu bölgesi çayır-mera ve doğal vejetasyonlarında yetişen bazı onobrychıs türlerinde ot kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma; Güneydoğu Anadolu Bölgesinin doğal çayır mera alanlarından toplanan bazı Onobrychis türlerinin ot kalite özelliklerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmada Diyarbakır, Adıyaman, Gaziantep, Kilis, Şırnak, Şanlıurfa ve Siirt illerine ait doğal mera alanlarından toplanan 9 Onobrychis türü kullanılmıştır. Her bir türden alınan ot örnekleri kurutma dolabında 70 oC'de 48 saat kurutularak öğütülmüş ve 3 tekerrürlü olarak NIRS (Near Infrared Spectroscopy) cihazında analize tabi tutulmuş ve buna göre bazı kalite özellikleri belirlenmiştir. Yapılan analiz ve hesaplamalara göre Onobrychis türlerinde ham protein oranı (HP) %14.99-21.42, kuru madde oranı (KM) %88.70-92.46, asit deterjanda çözülmeyen lif oranı (ADF) %15.60-27.44, nötral deterjanda çözünmeyen lif oranı (NDF) %32.35-45.30, asit deterjanda çözünmeyen protein oranı (ADP) %0.70-1.10, sindirilebilir kuru madde oranı (SKM) %67.53-76.75, kuru madde tüketimi oranı (KMT) %2.65-3.71, nispi yem değeri (NYD) 141.12-210.83, nispi yem kalitesi (NYK) 143.26-221.17, toplam sindirilebilir besin maddesi (TSBM) %74.98-84.20, sindirilebilir enerji, (SE) 3.16-3.55, metabolik enerji (ME) 2.59-2.92, potasyum (K) %0.40-2.53, kalsiyum (Ca) %1.45-2.51, magnezyum (Mg) %0.26-0.32, fosfor (P) %0.15-0.42 kalsiyum/fosfor (Ca/P) 3.75-16.67 ve K/(Ca+Mg) değerleri 0.14-1.38 olarak bulunmuştur. İncelenen özelliklerden HP bakımından 4 no'lu O. carduchorum, KM, KMT, NYD, NYK, K, P ve K/(Ca+Mg) bakımından 3 no'lu O. megataphros, ADF bakımından 7 no'lu O. kotschyana, NDF bakımından 5 no'lu O. aequidentata, Mg bakımından 5 no'lu O. aequidentata ile 6 no'lu O. crista-galli, ADP bakımından 6 no'lu O. crista-galli ve SKM, TSBM, SE, ME ile Ca/P bakımından ise 2 no'lu O. galegifolia türü istatistiksel olarak en yüksek değeri vermişlerdir. Bu çalışmada gerek ham protein gerekse diğer kalite parametrelerine göre Onobrychis megataphros, Onobrychis carduchorum ve Onobrychis transcaucasica türleri öne çıkarak dikkat çekmiş ve bu türlerin, bundan sonra yapılacak araştırmalarda öne çıkan bu yönleriyle dikkate alınması yararlı olacaktır.
Farklı azot dozları ve bakteri uygulamasının bazı yer fıstığı (arachis hypogaea L.) çeşitlerinde verim ve verim unsurları üzerine etkisi
Bu çalışma, Diyarbakır ilinin iklim koşullarında, 2021 ve 2022 üretim sezonlarında Halisbey ve Sultan yerfıstığı çeşitleri kullanılarak yürütülmüş ve farklı azot dozları ile Rhizobiumtrifolii bakteri inokülasyonunun bazı agronomik ve teknolojik özellikler üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Araştırma, tesadüfi bloklar üzerinde bölünmüş parseller deneme düzenine göre üç tekerrürlü olarak tasarlanmış; ana parseller bakteri inokulasyonu ve gübre uygulamalarına, alt parseller ise varyetelere ayrılmıştır. Çalışma sonucunda, bitkide tohum adedi, saplı bitki ağırlığı, bitki başına tohum ağırlığı, yüz tohum ağırlığı, tohum verimi, yağ ve protein oranları gibi temel verim parametrelerinin yıl, gübre düzeyi, çeşit ve bu faktörlerin etkileşimlerinden istatistiksel olarak önemli derecede etkilendiği belirlenmiştir. Özellikle, 5 kg/da azot uygulaması, birçok özelliğin (bitki boyu, tohum sayısı, tohum verimi, yüz tohum ağırlığı, yağ oranı) maksimum seviyeye ulaştığı en uygun gübreleme dozu olarak öne çıkmıştır. En yüksek protein oranı, 10 kg/da azot uygulaması ile %15.68 olarak belirlenirken, en yüksek yağ oranı, 5 kg/da azot uygulamasında %55.86 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, Rhizobiumtrifolii ile yapılan bakteri inokulasyonu, protein oranını tüm azot dozlarında kontrol grubuna göre olumlu yönde etkilemiştir. Bu bulgular, düşük dozda azot gübrelemesinin (özellikle 5 kg/da) yerfıstığında hem verim hem de kalite parametreleri açısından optimal sonuçlar sağladığını, yüksek dozlara kıyasla daha sürdürülebilir bir strateji sunduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, bakteriyel inokulasyonun azotun biyoyararlılığını artırarak özellikle protein sentezini desteklediği görülmüştür. Sonuç olarak, Diyarbakır gibi yarı kurak iklim koşullarında yerfıstığı yetiştiriciliğinde azot ve Rhizobium uygulamalarının düşük dozlarla dikkatli şekilde planlanması, hem ekonomik hem çevresel açıdan avantajlı bir üretim modeli sunmaktadır.
Diyarbakır ekolojik koşullarında bazı ekmeklik buğday çeşit ve hatlarının verim ve kalite unsurlarının karşılaştırılması
Buğday bitkisi insan besini olarak kullanılan kültüre alınmış bitkilerin arasında ekim ve üretimi en fazla yapılan bitkidir. Geniş adaptasyon yeteneğine sahip olan buğday günümüzde yaklaşık 50 ülkenin temel besin kaynağı durumundadır. Dünyada ekim için ayrılmış arazilerin yarısından fazlasında buğday yetiştirilmektedir. Buğday bitkisi kendi başına dünya nüfusuna bitkisel kökenli besinlerle sağlanan kalori toplamının hemen hemen %20'sini sağlamaktadır. Bu oran Türkiye'de %50'lere çıkmaktadır. İçeriğinde %65-75 oranında karbonhidrat, %6-20 aralığında protein barındırır ve B1 vitamini bakımından da önemli bir kaynaktır. Bu çalışma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında 2022-2023 üretim döneminde 9822, 9835, 9829, 9826, 9821, 9811, 9810, 9827 ve 9817 buğday hatları ve kontrol olarak Tosunbey, Bayraktar, Ceyhan-99, Cemre, Zühre buğday çeşitlerinin verim, verim unsurları ve kalite özelliklerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada protein oranı, tane nem oranı, hektolitre ağırlığı, düşme sayısı, kül oranı, yaş öz (gluten) oranı, sedimantasyon değeri, bitki boyu, başak boyu, başakta başakçık sayısı, başaklanma süresi ve birim alan tane verimi incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda protein oranı bakımından 9821 numaralı hattın(%16,6), glüten oranı bakımından 9821 numaralı hattın (%41,4), tane nem oranı bakımından 9811 numaralı hattın(%10,67), sedimantasyon değeri bakımından 9821 numaralı hattın(54 ml), düşme sayısı (FN) bakımından 9822 numaralı hattın(418,67), hektolitre ağırlığı bakımından 9817 numaralı hattın(78,21 kg), kül oranı bakımından 9821 numaralı hattın(1,81), başak boyu bakımından 9821 numaralı hattın (101,67 cm), başak boyu bakımından 9811 numaralı hattın (11,73 cm), başakta başakçık sayısı bakımından 9826 ve 9822 numaralı hatların (21,33 adet), başaklanma süresi bakımından 9811 numaralı hattın (152 gün) ve birim alan tane verimi bakımından 9821 numaralı hattın (754,37 kg/da) en yüksek değere sahip olduğu görülmüştür.
Aspir'de ems'nin (etil metan sülfonat) farklı dozlarının m1 ve m2 bitkileri üzerindeki etkileri
Çalışma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanı, sera ve laboratuar koşullarında 2021-2022 ve 2022-2023 yetiştirme sezonlarında aspir tohumlarına uygulanmış olan etil metan sülfonat (EMS) neticesinde M1 generasyonunda % 0, 25, 50 ve 75 dozlarında ve M2 generasyonunda ise % 0, 25 ve 50 dozlarında yürütülmüştür. İki yıl süreyle kış sezonunda yürütülen çalışmada, materyal olarak kullanılan Dinçer, Yektay, Balcı aspir çeşitleri Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsünden Olas, Linas ve Asol çeşitleri ise Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünden temin edilmiştir. Çalışma 6 farklı aspir çeşidi tohumlarına etil metan sülfonat (EMS) kimyasal mutagenin farklı dozlarda uygulanmasının M1 ve M2 generasyonlarında bazı tarımsal özelliklerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Uygulanan EMS kimyasal mutageninin artan dozlarının laboratuar, sera ve tarla koşullarında çıkış oranını azalttığı belirlenmiştir. Aynı zamanda M1 ve M2 generasyonunda bitkilerin ölüm oranı artmıştır. Çiçeklenme gün süresi iki generasyondada artan mutagen dozlarından etkilenmemiştir. Kontrol bitkilerinde mutasyon uygulanan bitkilere kıyasla daha üstün özelliklere sahip olan bitkiler elde edilmiştir. M2 generasyonunda elde edilen mutant bitkiler incelendiğinde; uzun boyluluk dışında bodur bitkiler tespit edilmemişken M2 generasyonunda dozlar arttıkça bitki boyu önemli derecede azalmıştır. M1 ve M2 generasyonu incelendiğinde en yüksek varyasyon ilk dal yüksekliğinde görülmüştür. Her iki generasyonda da çok aşağıdan başlayan dallanmanın olduğu, bazı bitkilerde de ilk dallanmanın tepeye yakın bölgelerde olduğu görülmüştür. İlk dal yüksekliği dışında tablada tohum sayısı M1 generasyonunda tablada tohum sayısı Asol kontrol uygulamasında 31.72 adet iken % 50 EMS uygulamasında 13.32 adet olduğu yaklaşık % 60 oranında düşüş tespit edilmiştir.Dinçer çeşidinde dikenli bitkiler görülmüş ve dikenlilikte de varyasyonlar görülmüştür. Ayrıca çiçek renginde farklılıklar görülmüştür. Mutagenlerin etkisi incelenen özelliklerde önemli görülmüş olup negatif ve pozitif varyasyonların oluştuğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda aspir bitkisinde varyabiliteyi ve genetik çeşitliliği yükseltmek için tohumlara mutagen uygulamalarının yapılabileceği belirlenmiştir. İncelenen litaratürlerde fiziksel mutagenlerden ziyade kimyasal mutagenlerin mutasyon oluşturduğu görülmüştür. Aspirde genetik bakımdan varyasyon elde edebilmek için kimyasal mutagenlerden faydalanabileceği, elde edilen mutant bitkiler ile önümüzdeki yıllarda niteliklerin devam ettirebilmesi ile yeni çeşit ve hatların tesciline, ayrıca aspir Türkiye'de aspirde EMS mutagen çalışmasının daha önce yok denecek kadar az olan çalışma sebebiyle bu tez literatürede katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Aspir, EMS, Etil Metan Sülfonat, Mutasyon, Mutagen
Yerel siyez buğdayının (triticum monococcum) verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Çalışma, 2022 yılı buğday üretim sezonunda, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne ait deneme alanında yürütülmüştür. Araştırmanın amacı, yerel bir genetik kaynak olan Siyez buğdayı ile Diyarbakır yöresinde yaygın olarak yetiştirilen Tosunbey, Bayraktar, Zühre, Cemre ve Ceyhan-99 buğday çeşitlerinin bazı agronomik ve kalite özelliklerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Çalışma tesadüfi bloklar deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırma bulgularına göre, Siyez buğdayı ile beş farklı buğday çeşidinin bitkisel özelliklerinden elde edilen ortalama değerler şu şekilde belirlenmiştir: Bitki boyu ortalaması (91,83 cm) olup, en yüksek bitki boyu Bayraktar çeşidinde (113,00 cm), en düşük bitki boyu ise Siyez buğdayında (72,33 cm) saptanıştır. Başakta tane sayısı (15,50 adet) ile siyez buğdayı, (90,67 adet) Tosunbey olarak saptanmıştır. Başakta tane ağırlığı en yüksek (1,18 g) Ceyhan-99, en düşük ise (0,32 g) Siyez buğdayı olarak saptanmıştır. Başak uzunluğu en yüksek (13,63 cm) Bayraktar, en düşük (4,90 cm) Siyez buğdayında ölçülmüştür. Tek bitki verimi en düşük Zühre (3,87 g), en yüksek tek bitki verimi ise Siyez buğdayında (6,43 g) saptanmıştır. Çalışmada en yüksek bin tane ağırlığı 35,12 gram ile Zühre çeşidinde belirlenirken, en düşük değer ise 27,62 gram ile Tosunbey çeşidinde tespit edilmiştir. Hektolitre ağırlığı en yüksek hektolitre ağırlığı Ceyhan-99 çeşidinde (75,80 kg/lt), en düşük hektolitre ağırlığı ise Siyez buğdayında (53,10 kg/lt) bulunmuştur. Tanede nem oranı en yüksek nem oranı Siyez buğdayında (%11,73), en düşük nem oranı ise Cemre çeşidinde (%10,63) gözlemlenmiştir. Gluten değeri bakımından en yüksek gluten değerine sahip Zühre (%37,43), en düşük gluten değeri ise Siyez buğdayında (%2,90) bulunmuştur. Gluten indeksi bakımından en yüksek gluten indeksi Tosunbey (%94,23), en düşük gluten indeksi ise Siyez buğdayında (%38,33) tespit edilmiştir. Sedimentasyon değeri en yüksek Tosunbey (%46,33), en düşük sedimentasyon değeri ise Siyez buğdayında (%8,67) ölçülmüştür. Araştırma bulguları, Siyez buğdayının özellikle tek bitki veriminin yüksek olmasının, fazla kardeşlenme nedeniyle olduğunu, kavuzlu yapısının ise mineral madde içeriğini artırdığını ve buğdayın düşük gluten oranı nedeniyle ekmeklik kalite açısından insan beslenmesine katkı sağladığını göstermektedir. Bu nedenlerle, Siyez buğdayının ekim alanlarının arttırılması ve üretiminin teşvik edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Siyez Buğdayı, Ekmeklik Buğday Çeşitleri, Bitkisel Özellikler, Kalite Özellikleri
Multispektral kamera kullanılarak pamuk bitkisinin gelişim sürecindeki değişimlerinin izlenmesi ve değerlendirilmesinin araştırılması
Bu çalışma, pamuk bitkisi üretim alanlarında, sensör ve ölçüm cihazlarıyla incelenecek yer gözlem değerleri ile spektral band / indisler arasındaki ilişkileri ve bu spektral bantların bu gözlem değerlerini tahmin etmede kullanılabilirliğini belirlemek, gözlem değerlerini tahmin etmede bant ve indisler açısından tavsiyede bulunmak, uzaktan algılama sistemlerinin getirdiği avantajlar ve tarım arazilerinde kullanılabilme olanaklarını araştırmak amacı ile yapılmıştır. Bu çalışma, GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü deneme arazisinde 2024 yılında yürütülmüştür. 19 adet pamuk genotipi bitkisel materyal olarak kullanılmıştır. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada, Bitki Boyu (cm), 100 Tohum Ağırlığı (gr), Çırçır Randımanı (%), Pamuk Kütlü Verimi (kg/da), Lif Uzunluğu (mm), Lif İnceliği (mic.), Lif Mukavemeti (gr/tex), Lif Olgunluğu (%), İplik Olabilirlik İndeksi, Kısa Lif Oranı (%), Lif Sarılığı (+b), Lif Parlaklığı (Rd) lif teknolojik özellikleri, yer gözlemleri olarak alınmıştır. Çalışma kapsamında, 20 Haziran GEOSAT-2, 19 Temmuz Jilin-1-KF-01, 09 Eylül tarihinde SuperView-1 uydularından elde edilen bandlar ile bu bandlardan elde edilen 38 adet indis incelenmiştir. İncelenen yer gözlemleri ile incelenen band / indisler arasında korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmada; 100 tohum ağırlığı, bitki boyu, kütlü pamuk verimi, iplik olabilirlik indeksi, lif inceliği, lif olgunluğu, lif uzunluğu, kısa lif, lif parlaklığı özellikleri ile bazı spektral band / indeksler arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkiler tespit edilmiş ancak çırçır randımanı, lif mukavemeti ve lif sarılığı özellikleriyle istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilememiştir. Lif kalite özellikler ile incelenen spektral band / indeksler arasında genellikle düşük düzeyde korelasyonlar saptanmış olup, bu özelliklerin multispektral bantlardan doğrudan tahmin edilmesinin sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, lif uzunluğu (Len) özelliğinde bir adet zayıf ilişki gözlenmiştir. Multispektral görüntülerden elde edilen indeksler, pamuk bitkisinin morfolojik gelişim süreci hakkında değerli bilgiler sunabilmektedir. Haziran, Temmuz ve Eylül aylarına ait zamansal analizler, dönemsel spektral değişimlerin izlenebilirliğini ortaya koymuş, uzaktan algılama tekniklerinin pamukta fenolojik izleme açısından kullanılabilirliğini desteklemiştir. Çalışmada kullanılan band / indislerin, verim ve lif kalite özelliklerinin tahminine yönelik çalışmalarda yardımcı parametre olarak değerlendirilebilir. Lif kalite özelliklerinin mevcut bandlarla zayıf ilişki göstermesi, bu parametrelerin izlenebilmesi için daha fazla band içeren sensörlerin veya yüksek çözünürlükte farklı görüntüleme teknikleri kullanılabilir. Farklı tarihlerde elde edilen görüntülerle yapılan analizler, dönemsel gelişim izleme açısından önemlidir. Bu tür verilerin zaman serisi yaklaşımıyla değerlendirilmesi önerilmektedir. Erken dönemden çok daha geç dönem (Ağustos - Eylül) uydu görüntüleri ile çalışma yapılmasının daha faydalı olacağından daha geç dönem çalışmaların yapılması tavsiye edilmektedir. Çalışmanın farklı bölgelerde ve çeşitlerle tekrarlanması, sonuçların genellenebilirliğini artıracaktır.
Bazı ileri kademe pamuk hatlarının Diyarbakır ekolojik koşullarında pamuk verimi ve lif kalite özellikleri yönünden araştırılması
Bu çalışma, Diyarbakır ili Bismil ilçesi Tepe Mahallesi'nde G. hirsutum L. türüne ait 15 ileri kademe pamuk hattı ile birlikte BA-1010, May-455, Novelia ve Bossa-159 çeşitleri malzeme olarak yararlanılmış ve deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada pamuk kütlü verimi, tek koza kütlü pamuk ağırlığı, çırçır randımanı, 100 tohum ağırlığı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı ve iplik olabilirlik indeksi özellikleri yönünden incelenmiş; genotiplerin özelliklere ilişkilerinin performansları incelenmiştir. İncelenen tüm bu kriterler bakımından istatistiksel açıdan genotipler arasında önemli farklılıkların olduğu saptanmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda, Kütlü pamuk verim özelliği yönü ile Hat-12, Tek koza kütlü pamuk ağırlığı özelliği yönü ile Hat-5, Hat-14, Çırçır randımanı özelliği yönü ile Hat-3, Hat-4, Hat-9, Hat-11, Hat-15, 100 tohum ağırlığı özelliği yönünden Hat-5, İplik olabilirlik indeksi yönünden Hat-2, Hat-10, Hat-11, Hat-14, Lif inceliği özelliği yönünden Hat-3, Hat-13, Lif uzunluğu özelliği yönünden, Hat-7, Lif mukavemeti özelliği yönünden Hat-2, Hat-3, Hat-9, Hat-10 ve Hat-14 genotiplerinin en iyi değerlerin alındığı grubu oluşturduğu saptanmıştır. Tüm özellikler dikkate alındığında, Hat-12, Hat-2 ve Hat-11 genotiplerin tescile aday olarak seçilmesi ve üretime sokulması gerekmektedir. Bu genotiplerin yetiştirilmesi ile üretime katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Determination of drought stres tolerance of bread wheat hybrids and parents in a rapid breeding system
Plant breeders are making intensive efforts to develop new wheat varieties that are tolerant to drought. In the face of the rapidly progressing climate crisis, it is necessary to shorten plant breeding cycles. This study aimed to evaluate the drought stress tolerance of bread wheat hybrids and parent lines using a rapid breeding system. Wheat genotypes were tested under both well-watered and drought stress conditions within the rapid breeding system. In this system, plants were exposed to a photoperiod of 22 hours light and 2 hours darkness. Plants grown in pots were nourished for 20 days after emergence with a compound fertilizer containing optimal macro and micro elements. Until the end of the harvest period, traits such as heading time, plant height, chlorophyll content, number of spikes, spike length, number of grains per spike, grain weight, biological yield, grain yield, harvest index, protein, gluten, and oil content were determined. Significant differences were found between well-watered and drought stress treatments in all investigated traits. Heading time was determined to be 52.1 days on average, while grain yield was found to be 10.5 g/pot under well-watered conditions and 6.8 g/pot under drought conditions. A significant genotype × irrigation interaction was observed for chlorophyll content, number of grains per spike, grain weight, biological yield, and harvest index. Additionally, components of yield such as the number of grains per spike (avg. 27.3) and grain weight showed a decrease under drought stress. However, some hybrid lines (e.g., M6 and M9) stood out under both drought and well-watered conditions with high chlorophyll content, early heading time (48–50 days), and high grain yield (8.5–10.0 g/pot). This study demonstrated that the drought stress tolerance of bread wheat hybrid combinations can be evaluated using a rapid breeding system. Achieving up to 5 generations per year may significantly shorten the development time of new varieties compared to traditional methods. Moreover, this system enables the rapid identification of stress-tolerant lines and can strategically contribute to modern wheat breeding programs. Keywords: Wheat, Speed Breeding, Drought Stress, Selection, Yield, Quality
Bazı makarnalık buğday (triticum durum l.) genotiplerinin kuraklık stresine dayanım yönünden karşılaştırılması
Bu araştırma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin farklı su rejimlerine sahip tarımsal alanlarında yetiştirilen makarnalık buğday (Triticum durum L.) genotiplerinin morfolojik, fizyolojik ve verimsel yönünden performanslarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, tarla, sera ve kök analizleri olmak üzere üç farklı deneysel yaklaşım kullanılmış; sulu ve kurak koşullarda 45 makarnalık buğday genotipinin gelişim parametreleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Tarla denemeleri sonucunda, genotipler arasında başaklanma süresi, bin tane ağırlığı, başak tane sayısı, bitki boyu, SPAD değeri ve tane verimi bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Selçuklu-97, Fırat-93, Bağacak ve AYM-3 gibi bazı genotipler hem sulu hem de kurak koşullarda yüksek verim değerleriyle ön plana çıkarken; Zühre gibi erken olgunlaşan genotipler, kurak koşullara uyum açısından dikkat çekici bir adaptasyon göstermiştir. Kök çalışmalarında ise Burgos, Selçuklu-97 ve Maestrale gibi genotiplerin derin ve güçlü kök sistemleri sayesinde su stresi altında daha az verim kaybına uğradığı gözlenmiştir. Ayrıca, yüksek kök/sap oranı ve SPAD değerleri ile belirlenen fizyolojik dayanıklılık göstergeleri, genotiplerin stres koşullarındaki performanslarının tahmin edilmesinde etkili olmuştur. Araştırmanın sonuçları, suya erişim kapasitesi yüksek, fenolojik olarak çevreye uyumlu ve verim potansiyeli istikrarlı genotiplerin kuraklık toleransı yüksek çeşitlerin geliştirilmesinde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Özellikle değişken iklim koşullarının hâkim olduğu bölgelerde, hafif düzeyde uygulanan su stresinin fizyolojik aktiviteyi artırarak verimi olumlu yönde etkileyebileceği belirlenmiştir. Bu doğrultuda, ıslah programlarının yalnızca klasik verim özelliklerine değil, aynı zamanda kök morfolojisi ve fizyolojik göstergelere dayalı bütüncül seçim stratejileriyle yürütülmesi önerilmektedir.
Bazı ekmeklik buğday (Titicum aestivum L.) genotiplerinde morfolojik ve fizyolojik özeliklerin tam ve kısıtlı su koşullarında incelenmesi
Bu çalışma, yarı-kontrollü sera koşullarında 2025 yılında yürütülmüş olup, 10 farklı ekmeklik buğday (Triticum Aestivum L.) genotiplerinde morfolojik ve fizyolojik özeliklerin tam ve kısıtlı su koşullarında incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada buğday genotipleri olarak Alada, Beyazhani, Ceyhan 99, DZ-7 59, DZ-17 1, Empire, Toros 1003, Tosunbey, Yerel 4 ve Yerel buğday çeşitlerinin hem verim hem de kalite özellikleri açısından %100 ve %50 tarla kapasitesi koşullarında test edilmiştir. Çalışmada başaklanma günü, çiçeklenme günü, SPAD (klorofil içeriği) değeri, bitki boyu, başakçık ve tane sayısı, başak uzunluğu, biyomas miktarı, tane ağırlığı ve saksı tane verimi gibi temel agronomik özellikler incelenmiştir. Analizler, genotip, uygulama ve genotip × uygulama etkileşimi açısından varyans analizine tabi tutulmuş; istatistiksel olarak LSD testi ile anlamlı farklılıklar belirlenmiş olup tüm özellikler bakımından istatistiksel olarak genotipler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Özellikle Alada, Yerel 4 , Yerel 71, Toros 1003, Empire, Tosunbey ve DZ-17 1 öne çıkmaktadır. Sadece başak uzunluğu uygulama etkisinde istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilmiştir (p>0.05). Bu veriler, değerlendirilen bazı genotiplerin kuraklık stresine karşı yüksek tolerans oluşturduğunu ve bu durum genetik materyaller açısından kuraklığa dayanıklı olmaları açısından önemli olduğu belirtmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, sürdürülebilir buğday üretimi ve iklim değişikliğine karşı uyum açısından önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Buğday, Genotip, Kuraklık, Morfolojik ve Fizyolojik Özelikler, Verim
Farklı gübre uygulamalarının diyarbakır ekolojik koşulllarında mısır tane verimi ve kalitesi üzerine etkileri
Mısır hem dünyada ve hem de Türkiye'de insanlar için elzem olan gıda maddesinin üretiminde büyük önem taşımaktadır. Mısır tanesi başta protein olmak üzere nişasta, glikoz ve mısırözü yağı sanayide ve ekonomik piyasa koşullarında ham madde yönünden önemli bir yer işgal etmektedir. Çalışma Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne ait Deneme Alanında 2024 yılının ana ürün mısır üretim sezonunda yetiştirilen P2105, P1410 ve M17G17 mısır çeşitleri denemede kullanılmıştır. GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Özel Nişasta işletmesi laboratuvarlarında mısır kalite özellikleri değerlendirilmiştir. Yürütülen bu çalışmada; 3 mısır çeşidinin bitki boyu ortalaması 228.60 cm, bitkilerin en yüksek boyu ortalaması 237.93 cm ile KG(Kimyasal Ticari Gübre) parselinde, en yüksek boyu 239.47 cm ile P2105 de, Bitkilerin en az boy ortalaması 224.75 cm HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) parselinde M17G17 çeşidinde elde edilirken, çalışmanın koçan yüksekliği ortalaması 102.41 cm, en yüksek koçan yüksekliği 108.74 cm ile KG(Kimyasal Ticari Gübre) parselinde, en yüksek koçan yüksekliği ortalaması 110.00 cm ile P1410 çeşidinde, en düşük kontrol parselinde 97.80 cm ile M17G17 çeşidinde, Koçan uzunluğu ortalaması 19.96 cm, en yüksek koçan kalınlığı ortalaması 21.12 cm ile kontrol parselinde, en yüksek koçan kalınlığı ise 22.13 cm ile P2105 çeşidinde en düşük koçan uzunluğu 17.52 cm ile HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) parselinde, Koçan kalınlığı ortalaması 4.60 cm, en yüksek koçan kalınlığı ortalaması 4.88 cm ile KG(Kimyasal Ticari Gübre) parselinde, 4.93 cm ile P2105 mısır çeşidinde, en düşük koçan kalınlığı 4.12 cm ile HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) parselinde M17G17 çeşidinde, tepe püskülü çıkarma süresi ortalaması 70,47 gün, en yüksek ortalama ise 71.67 gün ile KG(Kimyasal Ticari Gübre) parselinde en yüksek tepe püskülü çıkarma süresi 73.33 gün ile P2105 çeşidinde, en düşük tepe püskülü çıkarma süresi 67.33 gün ile kontrol parselinde M17G17 çeşidinde, tane/koçan ortama ağırlığı % 85.40, en yüksek oran % 87.00 ile KG(Kimyasal Ticari Gübre) parselinde en yüksek oran ise % 88.50 ile P2105 çeşidinde HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) parselinde, en düşük oran %79.30 ile kontrol parsellerinde, hasatta bitki nem oranı ortalaması %15,39, en yüksek nem oranı %16,34 ile OG(Organomineral Gübre) parselinde, hasatta tane nemi en yüksek %19.47 ile P1410 çeşidinde, en düşük nem ise %13.20 ile HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) parselinde M17G17 çeşidinde, çeşitlerin ortalama birim alan tane verimi 1160.97 kg/da olduğu en yüksek birim alan tane verimi 1374.25 kg/da ile KG(Kimyasal Ticari Gübre) parselinde en yüksek verim ise 1477.47 kg/da ile P2105 çeşidinde, en düşük verim ise 908.58 kg/da ile kontrol parselinde M17G17 çeşidinde, ham protein oranı ortalaması % 9.20,e en yüksek ham protein oranı ortalaması % 10.52 ile kontrol parselinde, en yüksek protein oranı %10.97 ile P1410, en düşük protein oranı % 6.80 ile HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) parselinde P2105 çeşidinde, ham yağ oranı ortalaması % 2.88, en yüksek yağ oranı ortalaması %2.99 ile kontrol parselinde, en yüksek yağ oranı %3.33 ile P2105 çeşidinde, en düşük yağ oranı %2.40 ile OG(Organomineral Gübre) parselinde P1410 çeşidinde, Nişasta oranı ortalaması % 72,69, en yüksek nişasta oranı ortalaması %73.71 ile HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) parselinde, en yüksek nişasta oranı %74.33 ile P1410 çeşidinde, en düşük nişasta oranı ise % 71.43 ile kontrol parselinde P2105 çeşidinde, hektolitre ağırlığı ortalaması 79.78 kg/hl en yüksek hektolitre ağırlığı 80.70 kg/hl ile KG(Kimyasal Ticari Gübre) parselinde, Hektolitre ağırlığının en fazla 82.57 kg/hl ile M17G17 çeşidinde, en düşük 75.87 kg/hl ile HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) P1410 çeşidinde, bin tane ağırlığı ortalaması 267.18 g, en yüksek bin tane ağırlığı ortalaması 296.36 g ile kontrol parselinde, en yüksek bin tane ağırlığı 320.80 g ile P2105 çeşidinde, en düşük bin dane ağırlığı 221.33 g ile HG(Sıvı Fermente Hayvan Gübresi) P1410 çeşidinde saptanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi ekolojik koşullarında ana ürün mısır yetiştiriciliğinde yaptığımız çalışma neticesinde P2105 çeşidinin birim alan tane verimi, yağ oranı, nem oranı, tane/koçan oranı ve bin tane ağırlığı yönünden P1410 çeşidinin ham protein oranı ve nişasta oranı yönünden bölge ye önerilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.
Diyarbakır ana ve ikinci ürün koşullarında farklı soya fasulyesi (glycine max L.) çeşitlerinin verim performanslarının belirlenmesi
Bu çalışma ana ve ikinci ürün koşullarında 8 farklı soya çeşidinin agronomik ve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla Diyarbakır Elidolu köyü tarla koşullarında tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak Arısoy, Superb, Asya, Sonya, Lider, PG Turbo, PG Victoria, Atlas3616 çeşitleri kullanılmış, bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, bitkideki bakla sayısı, bakladaki tane miktarı, yan dal sayısı, bin tane ağırlığı, tohum verimi, yağ oranı, protein oranı ve yağ verimi gibi özellikler incelenmiştir. Araştırma neticesinde; ana üründe en uzun bitki boyu PG Turbo (115.53 cm) çeşidinde, ikinci üründe en uzun bitki boyu Atlas3616 (102.60 cm) çeşidinde, ana üründe en yüksek ilk bakla yüksekliği Atlas3616 (19.63 cm) çeşidinde ikinci üründe en yüksek ilk bakla yüksekliği PG Victoria (17.66cm) çeşidinde, ana üründe en yüksek bakla sayısı Lider (87.03 adet) çeşidinde, ikinci üründe en yüksek bakla sayısı Lider (72.36 cm) çeşidinde, ana üründe en yüksek dal sayısı PG Turbo (0.83 adet) çeşidinde ikinci üründe en yüksek dal sayısı Arısoy (0.83 adet) çeşidinde, ana üründe en yüksek bakladaki tane sayısı Lider (2.70 adet) çeşidinde, ikinci üründe en yüksek bakladaki tane sayısı Lider (2.53 adet) çeşidinde, ana üründe en yüksek bin tane ağırlığı PG Turbo (223.53 gr) çeşidinde, ikinci üründe en yüksek bin tane ağırlığı PG Turbo (204.00 gr) çeşidinde, ana üründe en yüksek tohum verimi Lider (596.00 kg ) çeşidinde, ikinci üründe en yüksek tohum verimi Lider (421.33 kg ) çeşidinde, ana üründe en yüksek yağ oranı PG Turbo (%21.63 ) çeşidinde, ikinci üründe en yüksek yağ oranı Superb (%21.40) çeşidinde ana üründe en yüksek protein oranı PG Victoria (%37.28) çeşidinde, ikinci üründe en yüksek protein oranı PG Victoria (%40.80) çeşidinde, ana üründe en yüksek yağ verimi PG Turbo ( 124.245 kg/da) çeşidinde ikinci üründe en yüksek yağ verimi Lider(79.032 kg/da ) çeşidinde görülmüştür.
Kuraklık stresi ve bitki büyüme düzenleyici uygulamalarının Nohut'un (Cicer arietinum l.) agronomik, fizyolojik ve enzimatik özelliklerine etkisinin belirlenmesi
Bu araştırma Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'ne ait serada 2025 yılı ilkbahar yetiştirme döneminde yürütülmüştür. Bu çalışma bakla bağlama dönemindeki kuraklık uygulamasına maruz bırakılan Botan ve ICC 4958 nohut çeşitlerinde gibberellik asit ve absisik asit uygulamalarının bitkisel ve fizyolojik özelliklere etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme 1-%100 ve %50 tarla kapasitesi, 2-%100-%50 tarla kapasitesi +absisik asit uygulaması, 3-%100-%50 tarla kapasitesi + GA3 uygulaması ve 4-absisik asit ve gibberelik asit 14 gün kuraklık uygulamalarından oluşmaktadır. Deneme tesadüf parsellerinde bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre 6 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede 4,5 kg hacminde saksılar kullanılmıştır. Tüm saksılar ilk bakla bağlama dönemine kadar %100-50 tarla kapasitesinde sulanmıştır. İlk bakla bağlama tarihi ile birlikte saksılara 14 gün kuraklık ve bitki büyüme düzenleyicileri uygulanmıştır. 14 gün kuraklık uygulamasından sonra bitkiler hasat edilmiştir. Denemede bitki boyu, kök boyu, boğum sayısı, nodül sayısı, gövde, yaprak ve kök yaş ve kuru ağırlıkları, yaprak alanı, canlı ve ölü çiçek sayısı, bitkide bakla ve tane sayısı, kuraklık skoru, tahmini verim azalması ve kuraklığa direnç indeksi, yaprak oransal su içeriği, yaprak solgunluk skoru bitki Yeşilliği ve yaprak solma indeksi gözlem ve ölçümleri alınmıştır. Kuraklık uygulamalrı, bitki büyüme düzenleyicileri ve çeşitler arasındaki farklılıklar ve bunların interaksiyonları önemli bulunmuştur. Denemede 14 gün kuraklık uygulamalarının bitki büyüme düzenleyicileri uygulamaları dahil tüm incelenen özelliklerde azalmaya sebep olduğu saptanmıştır. Kuraklık skoru, bitki yeşillliği ve yaprak solgunluk skorları %100 TK devamlı sulamada düşük, %50 TK 14 gün kuraklık uygulamasında yüksek olarak saptanmıştır. ABA ve GA3 uygulamalarında kuraklık skoru kontrolden düşük bulunmuştur. Canlı çiçek sayısı %100 TK devamlı sulamada yüksek, %50 TK 14 gün kuraklık uygulamasında düşük, gibberellik asit uygulaması ABA'ya göre yüksek bulunmuştur. Nodul sayısının %100 ve %50 TK devamlı sulamada (sırasıyla 55,6 ve 52,8 adet) yüksek, %100 ve 50 TK 14 gün kuraklık uygulamasında (sırasıyla 22,0 ve 20,0 adet) düşük olduğu saptanmıştır. ABA'nın nodul sayısı (67,6 adet) GA3 (47,1 adet) ve kontrolden (41,0 adet) yüksek bulunmuştur. ICC 4958'de en yüksek nodul sayısı 103,7 adet ile %50 tarla kapasitesinde ABA'da belirlenmiştir. 14 gün kuraklık uygulamasında nodul sayısı belirlenmemiştir. Kök kuru ağırlığında en yüksek değer %100 ve %50 TK 14 gün kuraklık uygulamasından elde edilmiştir. %50 tarla kapasitesinde bakla bağlamaya kadar sulanmış her iki çeşidin ve bitki büyüme düzenleyicilerinin 14 gün kuraklık uygulamasında düşük değerler verdiği saptanmıştır. ABA ve GA3 büyüme düzenleyicilerinin kuraklığı atlatmada bir dereceye kadar olumlu etkileri saptanmıştır. Bu araştırma ile ICC 4958 çeşidi kadar Botan çeşidinin de kurağa toleransının yüksek olduğu belirlenmiştir.
Bingöl ili Kılçadır köyü çayır alanlarının verim ve kalite açısından değerlendirilmesi
Bu çalışma, Bingöl ili Kılçadır köyü sınırları içerisinde bulunan çayır alanlarının ot verimi ve kalitesini tespit etmek amacıyla 2022 yılında yürütülmüştür. Araştırma alanı sekiz farklı parselden oluşmaktadır. Çayır parsellerinin her birine ait bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, ağırlığa göre botanik kompozisyonda baklagillerin, buğdaygillerin ve diğer familya bitkilerinin oranları ile ham protein oranı, ham protein verimi, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF), nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF), sindirilebilir kuru madde (SKM), kuru madde tüketimi (KMT), nispi yem değeri (NYD), fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum değerleri incelenmiştir. Parseller arasında incelenen bu özellikler açısından istatistiksel olarak önemli farklılıklar bulunmuştur. Çayır parsellerinde verim özelliklerinden bitki boyu 34,1-51,3 cm, yeşil ot verimi 1491-2600 kg/da, kuru ot verimi 330-552 kg/da ve ağırlığa göre botanik kompozisyonda baklagillerin oranı %14,7-28,1, buğdaygillerin oranı %27,0-74,0, diğer familya bitkilerinin oranı %11,3-53,4 arasında değişmiştir. Çayır parsellerinde kalite özelliklerinden ham protein oranı %15,6-20,1, ham protein verimi 55,0-110,8 kg/da, ADF oranı %23,9-28,3, NDF oranı %38,6-45,9, SKM oranı %66,9-70,4, KMT oranı %2,62-3,11, NYD 135,6-170,0, fosfor oranı %0,27-0,35, potasyum oranı %2,13-2,32, kalsiyum oranı %1,43-1,62 ve magnezyum oranı da %0,37-0,43 aralığında değişim göstermiştir. Sonuç olarak; çayır parsellerinin verim ve kalite açısından tatminkâr sonuçlar verdiği ve verim açısından 205/6, kalite açısından ise 204/7 numaraları parsellerin daha iyi değerler verdiği sonucuna varılmıştır.
Bazı kırmızı mercimek çeşitlerinde farklı dozlarda gama ışını ve ems (etil metan sülfonat) uygulamalarının m1 ve m₂ generasyonlarında bitkisel ve tarımsal özelliklere etkilerinin belirlenmesi
Mutasyon, diğer tüm bitkilerde olduğu gibi mercimek (Lens culinaris) bitkisinde değişkenliği sağlamak için kullanılan önemli bir tekniktir. Bu çalışma gama ışını ve EMS konsantrasyonlarının farklı mercimek çeşitlerinde etkili dozunu belirlemek, M1 ve M₂ nesillerinde mutajenlerin bitki özellikleri üzerindeki etkilerini araştırmak ve farklı mutant genotipleri seçmek amacıyla yürütülmüştür. Bu çalışma GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi'nin yemeklik tane baklagilleri bitki yetiştirme odası ve araştırma alanında 2023/2024 ve 2024/2025 yıllarında iki yıl süre ile yürütülmüştür. Bu çalışmada bitkisel materyal olarak Fırat-87, Tigris, Koç-21 ve Şakar mercimek çeşitleri, fiziksel mutajen olarak gama Kobalt60 ışını ve kimyasal mutajen olarak etil metan sülfonat kullanılmıştır. Gama ışın dozları olarak 50, 100, 200, 300, 400 ve 500 Gy, EMS konsantrasyonları olarak 20, 40, 60, 80 ve 100 mM kullanılmıştır. Doz etkinlik analizine göre M1 generasyonunda gama için 100, 200 ve 300 Gy, için tüm doz konsantrasyonları kullanılmıştır. M₂ generasyonun da ise gama ışınlamasına ait tüm dozlardan elde edilen genotipler kullanılırken, EMS uygulamalarından sadece 20 ve 40 mM konsantrasyonları kullanılmıştır. Deneme petri kapları, viyol ve tarla denemeleri olarak yürütülmüştür. Her iki yılda da tarla denemeleri Tesadüf Blokları, petri ve viyol denemeleri tesadüf parselleri deneme deseninde düzenlenmiştir. M1 generasyonunda her bir çeşit ve mutajen uygulamasından 1000 adet tohum mutajenlere maruz bırakılmıştır. M₂ generasyonunda her çeşit ve mutajen uygulamalarından faklı sayıda bitki sıraları oluşturulmuştur. Gama ışınlamasında ortalama çimlenme süresi 100 Gy'de (Tigris ve Şakar) 1 gün ile 100 Gy'de (Fırat-87) 4,1 gün arasında değişmiştir. Ortalama çimlenme süresi genellikle daha yüksek dozlarla artmıştır. EMS konsantrasyonlarında ortalama çimlenme süresi 100 Gy'de 1,0 ile 2,0 gün arasında değişmiştir. GR50 değeri Fırat-87, Koç-21, Şakar ve Tigris çeşitlerinde sırasıyla 86,029 mM, 64,3 mM, 64,06 mM ve 49,03 mM'de, gama ışınlamasında 337,3 Gy, 278,5 Gy, 287,1 Gy ve 314,4 Gy olarak gerçekleşmiştir. Öldürücü doz (LD50) Koç-21'de 127,384 Gy, Şakar'da 131,45 Gy, Tigris'te 156,75 Gy ve Fırat-87'de 178,84 Gy bulunmuştur. M1 genereasyonunda gama ışınlamasının bitkide tane sayısı bitkide tane ağırlığı üzerine etkisi çeşitlere göre farklılık göstermiştir. Tüm çeşitlerde 100 Gy ve 200 Gy ışın dozlarında bitkide tane sayısı ve bitkide tane ağırlığı 300 Gy ve kontrole göre yüksek olarak belirlenmiştir. Tigris çeşidinin yüksek EMS konsantrasyonlarında kontrolden daha yüksek değerler aldığı saptanmıştır. M₂ generasyonunda gama ışınlaması altında ve EMS konsantrasyonları altında bitkide bakla ve tane sayısı ve tane ağırlığı tüm çeşitlerde kontrolden yüksek bulunmuştur. Çalışılan tüm çeşitler, EMS konsantrasyonları ve gama ışın uygulamaları altında M₂ bitkilerinde bitkide bakla ve tane sayısı ile bitki tane verimi seleksiyon kriteri olarak ele alınmıştır. Bu özellikler üzerinden M₂ generasyonunda genotip seçimi Faiblup analizi ile elde edilmiştir. Gama ışınlaması altında Fırat-87 çeşidinden ait 8, Koç-21 çeşidinden 7, Şakar çeşidinden 11 ve Tigris çeşidinden 13 genotip seçilmiştir. EMS konsantrasyonlarında, Koç-21 çeşidinden 4, Şakar çeşidinden 6 ve Tigris çeşidinden 8 genotip seçilmiş ancak Fırat-87 çeşidinden seçim yapılamamıştır. Kümeleme analizine göre genotipler arasında özellikler yönünden de seçim yapılmıştır. Seçilen bu genotiplerin genetik olarak en fazla farklılaşan bireyler olduğu ve en yüksek mutasyon yoğunluğu ortaya koydukları tespit edilmiştir. Genetik olarak farklı özelliklere sahip olmaları nedeniyle ıslah programlarında veya genetik varyasyon kaynaklarının belirlenmesinde özel öneme sahip oldukları belirlenmiştir.
Farklı azot ve fosfor gübrelemesinin Elazığ ili Karakoçan ilçesi Savucak köyü merasının ot verimi ve kalitesi üzerine etkisi
Bu araştırma, Elazığ ili Karakoçan ilçesi Savucak köy merasında farklı dozlarda azot ve fosforlu gübrelemenin verim ve kalite üzerine etkisini belirlemek amacıyla 2021-2022 yıllarında iki yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme deseninde faktöriyel düzene göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemede iki yıl için azotun 5 dozu (N₀=0, N₅=5, N₁₀=10, N₁₅=15, N₂₀=20 kg N/da) ve fosforun 5 dozu (P₀=0, P₄=4, P₈=8, P₁₂=12, P₁₆=16 kg P₂O₅/da) kombine edilerek toplam 25 farklı kombinasyon ve gübre kaynağı olarak azot için Üre (%46 Azot), fosfor için ise TSP (%44 triple süper fosfat) kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, azot ve fosforlu gübre dozu arttıkça meranın yeşil ot verimi 53,4 kg/da'dan 103,8 kg/da'a yükselmiştir. Azot ve fosfor dozlarının uygulandığı merada kuru otta saptanan buğdaygil oranı %95,7-62,4 , baklagil oranı %1,7-19,8, diğer familya bitkileri oranı ise %2,2-20,6 arasında değiştiği belirlenmiştir. Meranın otunun en yüksek ham protein oranı (%22,4) 15 kg/da azot ve 4 kg/da fosfor uygulanan parselden elde edilmiştir. Ham protein verimi 8,8 kg/da'dan 20,4 kg/da'a yükselterek yaklaşık 2,5 kat artış göstermiştir. ADF ve NDF oranları fosfor dozuna bağlı olarak artış göstermiştir. SKM (%61,7-%66,6) oranları gübre uygulamasına bağlı olarak değişkenlik göstermiştir. KMT (%2,2-%2,9) ve NYD (%107,7-%145,1) azotlu gübre dozuna bağlı olarak sürekli artış göstermiştir. Mera otunun Ca, Mg, K ve P oranları sırasıyla %0,97-1,39, %0,24-0,35- %2,18-3,19 ve %0,30-0,41 olarak elde eldilmiş ve uygulanan gübre dozlarına bağlı değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Uygulanan azot ve fosfor dozlarının artışının yeşil ot, kuru ot, ham protein, SKM oranı, kuru madde tüketim oranı, NYD, Ca, Mg, K ve P verimlerini arttırdığı saptanmıştır. Ayrıca, azot dozlarının ADF ve NDF oranları üzerindeki etkisini azalttığı, fosfor dozlarına bağlı olarak artış gösterdiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar, benzer ekolojik koşullara sahip meralarda verim açısından 15 kg/da N, 12 kg/da P, kalite açısından ise 15 kg/da N, 4 kg/da P kombinasyonunun optimum gübreleme stratejisi olabileceğini göstermektedir.
Macar fiğinde (Vicia pannonica Crantz.) farklı ekim normlarının verim ve kalite üzerine etkisi ve arı merası olarak değerlendirilmesi
Bu araştırma, Bingöl ili ekolojik koşullarında Macar fiğinde farklı ekim normlarının verim ve kalite üzerine etkisi incelemek ve Macar fiğinde farklı ekim normlarının arıcılıkta önemli bir etkisinin olup olmayacağının tespiti amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 2021-2022 yetiştirme sezonunda Bingöl Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezine ait uygulama arazisinde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve 7 farklı ekim normu (50, 100, 150, 200, 250, 300, 350 adet/m2) çalışma konusu olmuştur. Araştırmada, Macar fiğinde farklı ekim normlarının en yüksek yeşil ot verimi 2455 kg/da ile 350 adet/m2 tohumluk kullanılan parsellerden, en yüksek kuru ot verimi 382,6 kg/da ile 350 adet/m2 tohumluk kullanılan parsellerden elde edilmiştir. 300 adet/m2 tohumluk kullanılan parselin de istatistiksel olarak en yüksek değeri veren grup içerisinde olduğu görülmüştür. Macar fiğinin farklı ekim normlarında incelenen kalite unsurlarının istatistiki anlamda bir farklılık göstermediği sonucuna varılmıştır. En fazla bal arılarının çiçekte kalma süreleri 350 adet/m2 tohumluk ekilen parseller olup, metrekare başına en çok çiçek sayısı ise 200 adet/m2 tohumluk ekilen parsellerden elde edilmiştir. Sonuç olarak; Bingöl ili şartlarında Macar fiğinde metrekare başına 350 adet tohumluk miktarının kullanılmasının ot üretimi açısından avantajlı olduğu, metrekare başına 150-200 adet tohumluk kullanılmasının ise hem kalite hem de arı merası olarak değerlendirilmesi açısından daha avantajlı olduğu sonucuna varılmıştır.