
1,044
Archived Theses
3
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Tarihî bir şehir olarak Semerkant'ın turizm potansiyeli: Güçlü yönler, fırsatlar ve sürdürülebilirlik perspektifi
Orta Asya'nın kalbinde yer alan "Türkistan'ın İncisi" ve "Zamanın Durduğu Şehir" Semerkant, sahip olduğu tarihî ve kültürel miras sayesinde Türkistan'ın en önemli şehirlerinden biridir. İpek Yolu başta olmak üzere birçok ticaret yolunun kesişim noktasında bulunan şehir, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve kültürlerin kaynaşma merkezi olmuştur. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Semerkant, eşsiz mimarî yapıları ve zengin manevi atmosferiyle küresel ölçekte dikkat çekmektedir. Ancak böylesine güçlü bir mirasa rağmen, kentin uluslararası turizmdeki payı sınırlı kalmaktadır. Bu tezde, Semerkant'ın turizm potansiyeli sürdürülebilirlik perspektifinden ele alınmış; güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulmuş, fırsatlar ve tehditler SWOT analizi çerçevesinde değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler, literatür incelemeleri ve Türkiye'den karşılaştırmalı örnekler üzerinden yapılan analizler, Semerkant'ın küresel tanıtım eksikliği, altyapı yetersizlikleri ve turizmde mevsimsellik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte dijital turizm uygulamaları, kültürel miras odaklı projeler ve uluslararası iş birlikleri, şehrin potansiyelini artırabilecek önemli fırsatlar sunmaktadır. Çalışmanın bulguları, sürdürülebilir turizm politikalarının yerel yönetimler, özel sektör ve uluslararası kuruluşların ortak katkısıyla hayata geçirilmesi durumunda, Semerkant'ın hem ekonomik kalkınmaya hem de kültürel mirasın korunmasına hizmet eden güçlü bir turizm destinasyonu hâline gelebileceğini ortaya koymaktadır.
Otel işletmelerinde örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık
Bu tezde, otel işletmeleri bağlamında örgütsel bağlılık, örgütsel adalet ve örgüt kültürü gibi kavramlar ele alınmıştır. Literatürde bu kavramların, özellikle hizmet sektöründe çalışan davranışları ve işletme performansı üzerinde önemli etkileri olduğu belirtilmektedir.
Batı Akdenizde ekoturizm, ekoturizm uygulamaları ve kadının rolü
Turizm insanların talep ve beklentilerinden etkilenen bir sektördür. Aynı zamanda doğal ve kültürel çevreyi etkileyen ve ondan etkilenen bir sistemdir. Bu nedenle değişen turist beklentilerine yönelik alternatif turizm çeşitlerinin günden güne artması turizmin güncelliğini koruyor olmasının göstergesidir. Ekoturizm turist talep ve beklentilerinin sonucunda, klasik turizm olarak adlandırılan deniz, kum, güneş turizmine alternatif olarak ortaya ortaya çıkmıştır. Ekoturizm doğal çevrenin ve kültürün korunmasını amaçlayan, aynı zamanda yerel kültürün değerlerine saygılı ve onları korumaya çaba sarf eden alternatif bir turizm çeşididir. Kültürün öneminden ötürü, yerel ürünlerin ekoturizmde önemli bir yeri vardır. Yerel ürünlerin yapılması ve pazarlanması konusunda da kadınların yeri yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle çalışmada Batı Akdeniz Bölgesinde Doğuda Çıralı, Batıda Dalyan sınırları içerisinde yer alan destinasyonlarda ki ekoturizm, yerel ürünler ve kadınların bunlarda ki rolü araştırmaya konu edilmiştir. Çalışmada nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılmış, anket uygulanmış ve görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde. Ekoturizm, yerel ürünler ve kadınlar arasında doğrudan ilişki olduğu ve bu sürecin doğru yönetilmesi halinde bölgede sürdürülebilir bir turizm hareketinin gerçekleştirilebileceği sonucu ortaya çıkmıştır.
Duygusal zekâ ve iş performansı arasındaki ilişkinin turist rehberleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, turist rehberlerinin duygusal zekâ düzeyleri ile iş performansları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının saptanması, duygusal zekâ ve iş performansı düzeylerinin belirlenmesi; duygusal zekâ boyutları ile iş performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve bu ilişkinin turist rehberleri açısından değerlendirilmesidir. Araştırmanın evrenini Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki turist rehberleri oluşturmaktadır. 155 kişiye anket uygulanmıştır. Anketler yüz yüze ve Google form uzantısıyla olmak üzere iki şekilde uygulanmıştır. Üç bölümden oluşan anket formu demografik özellikler, duygusal zekâ boyutları ve iş performans ifadelerini içermektedir. Veri analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. İlk iki bölümde ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır, son bölüm ise uygulamalı olarak birincil kaynaklardan toplanan verilerin bilgisayar ortamında analiz edilmesiyle yazılmıştır. Sonuç olarak turist rehberlerinin yüksek duygusal zekâya sahip oldukları ve duygusal zekâ ile iş performansı düzeyleri arasında düşük ve pozitif bir ilişki olduğu, tespit edilmiştir.
Van konaklama işletmelerindeki Y kuşağı çalışanların motivasyon unsurları
Çalışanlarda iş verimliliğini etkileyen unsurlar içerisinde psikolojik faktörler önemli bir yer tutmaktadır. Literatürde yer alan çalışmalarda özellikle motivasyonel faktörlerin iş performansı ve verimliliği üzerinde önemli bir belirleyici olduğu görülmektedir. Buna karşılık literatüre Y kuşağı çalışanlarda iş motivasyonunu etkileyen unsurların ele alındığı çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, konaklama işletmelerinde çalışan y kuşağı personelin motivasyon unsurları incelenecektir.
Kadınların eko-turizm faaliyetleri içerisindeki yeri: Kaçkar Dağları Millî Parkı yaylaları örneği (Rize)
Tanımının Uluslararası Eko-turizm Topluluğu tarafından "çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını sürdüren, doğal alanlara doğru olan sorumlu seyahat" şeklinde yapıldığı eko-turizm, 1980'lerde çevre koruma hareketinin içerisinde gelişmiştir. Eko-turizm, özellikle o çevreyi oluşturan ve içerisinde yaşayan halkın katılımları ile geliştirilen doğa turizminin bir çeşididir denilebilir. Yerel değerleri ön plana çıkaran, lokal kültürün yaşam pratiklerini deneyimlerken aynı zamanda onu korumaya yönelten bir arz oluşturması, eko-turizmin ortaya çıkış amacını vurgulamaktadır. Eko-turizm ile ilgili, literatürde kültüre sıklıkla vurgu yapılırken kültürün sürdürülebilmesi için önem taşıyan kadına yönelik yapılan araştırmaların bunun gerisinde kaldığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, literatürdeki bu boşluğu kapatma amacının yanında eko-turizmi etkileyen faktörler içinde kadının rolünü bir örnek olay çalışmasıyla ortaya çıkarmaktır. Bu noktadan hareketle eko-turizm bölgelerindeki kadınların mekânsal pratik ve ilişkilerini anlamak amacıyla gündelik hayatlarını yakından inceleme gereği duyulmuştur. Bu çerçevede Eko-turizm hareketinde kadınların üstlendiği rol ve görevler nelerdir? Toplumsal cinsiyet rolleri, Karadeniz kadınlarının gündelik pratiklerinde nasıl şekillenmiştir? Karadeniz kadınları kadın-erkek rolleri ile ilgili seçimlerini kendileri mi yapıyor, yoksa bu seçimler kadınlara dayatılıyor mu? Eko-turizm, kadının ekonomik bağımsızlığını kazanmasına katkı sunmakta mıdır? Gibi sorulara cevap aranmıştır. Araştırma nitel araştırma modelini kullanmaktadır. Bu anlamda, Türkiye'de eko-turizm potansiyeli yüksek bir bölge olan Doğu Karadeniz'in Kaçkar Dağları yaylalarındaki 27 kadın ve 8 erkek ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yaparak ve gözlemlerden faydalanarak derinlemesine nitel veri toplanmıştır. Bu araştırma kadının, eko-turizm potansiyelini nasıl etkilediği ve eko-turizmden ne ölçüde etkilendiği üzerine kuramsal bir tartışmaya aracılık etmesi bakımından önemlidir. Bununla bağlantılı olarak kadının toplumsal yaşamdaki rolünün, eko-turizm ile ilgili nasıl açılımlar sağlayacağını tartışmaya açması ve kadının eko-turizme katkısına yönelik farkındalığı arttırması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Ekoturizm, Toplumsal Cinsiyet, Kaçkar Dağları Millî Parkı Yaylaları
Konaklama işletmelerinde dijitalleşme ve dijitalleşmenin sürdürülebilir turizm ile ilişkisi
Bu çalışmada, Türkiye'de bulunan ulusal ve uluslararası zincir otel işletmeleri yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiş; konaklama hizmetleri sektörünün çevresel değişiklikleri, yeni ürün, hizmet veya süreç yaratmanın adaptasyonu ile uyum içinde olma durumları, endüstriyi geliştirmek için sunulan yenilikçi yöntemler araştırılmıştır. Bu çalışmanın kapsamı; konaklama endüstrisinin "dijital resmini göstermek" konaklama endüstrisindeki inovasyon çalışmalarına katkıda bulunmak, endüstrideki liderlerin rolüne ilişkin bazı açıklamalar yapmak çalışmanın kapsamını oluşturmuştur. Ayrıca dijitalleşme ve sürdürülebilir turizm arasında ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası on otel yöneticisi ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar ile yöneticilerin ve işletmelerin konaklama işletmelerinde dijitalleşmeye bakışları ve teknolojiye adaptasyon durumları araştırılmıştır. Birçok yönetici işletmelerinin teknoloji ile yenilikçi hale geldikçe, konaklama endüstrisi ve turizm daha fazla rekabet avantajı elde edebilecekleri alanlardan biri haline geldiğini vurgulamıştır. Ayrıca konaklama endüstrisinin, yeni ve hızlandırılmış teknolojik ortamlara adapte olmaya zorlandığını ifade etmiştir. Geleneksel yönetim yolları uzun zamandan beri başarı sağlayan çözümler sunamamakta, bu nedenle de yenilik tüm iş ortamına yayılmakta ve yenilikçi yönetim araçları zorunlu hale gelmektedir. Sonuç olarak, özellikle internet teknolojilerinin gelişmesi işletmeleri dijitalleşmeye yönlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Sürdürülebilir Turizm, Turizmde Dijitalleşme.
Algılanan destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerine etkisi: Van'ı ziyaret eden İranlı turistler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli turizm destinasyonlarından biri olan Van ilini ziyaret eden İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajlarının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri üzerine olan olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada veri toplama yöntemlerinden yüz yüze anket tekniği uygulanarak, veriler istatistik paket programı (SPSS 20) ile analiz edilmiştir. Araştırmada destinasyon imajı, turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri arasındaki etkileşimi belirlemek için basit ve çoklu regresyon testleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının turist memnuniyeti üzerinde etkisi olduğu fakat tarihi ve kültürel değerler boyutu, doğal güzellikler boyutu ve sosyal aktiviteler boyutunun turist memnuniyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür. Aynı zamanda destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisinin olduğu görülürken, tarihi ve kültürel değerler, doğal güzellikler ve sosyal aktiviteler boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür.
Duygusal zekânın iş stresi üzerindeki etkisi: Van konaklama işletmeleri üzerinde bir uygulama
Duygusal zekâ kişilerin kendilerinin ve diğerlerinin duygularını anlayabilmeleri ve tanımlayabilme yeteneği olarak ifade edilebilmektedir. Duygusal zekânın iş performansı, insan ilişkileri, ruh sağlığı gibi pek çok konu üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bunlardan birini de iş stresi oluşturmaktadır. Duygusal zekânın iş stresini yönettiği bilinmektedir. Yani işletmelerde çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilecek iş stresinin kontrol edilmesinde duygusal zekânın önemli bir etken olduğu söylenebilmektedir. Bu açıklamalardan hareketle mevcut araştırmanın amacı Van ilinde bulunan konaklama işletmelerinde çalışanların duygusal zekâ düzeylerinin iş stresleri üzerinde etkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi olarak belirlenmiştir. Kullanılabilir 230 adet anket formunun analizi sonucunda Van konaklama işletmelerinde çalışanların duygusal zekâ ve iş stresi düzeylerinin araştırma kapsamında ele alınan sosyo-demografik değişkenlerden bazıları açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Duygusal zekâ ve iş stresi arasında herhangi bir ilişki saptanmamış olup, aynı zamanda duygusal zekânın iş stresi üzerinde etkisinin bulunmadığı da görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Duygu, Duygusal Zekâ, Stres, İş Stresi, Van İli, Konaklama İşletmeleri
Gençlik müzik festivallerinin yaşam stilleri ve sosyal bütünleşme üzerindeki rolü: Eskişehir Milyonfest 2018 katılımcıları üzerine bir araştırma
Bu araştırma, 27-30 Eylül 2018 tarihleri arasında düzenlenen MilyonFest Eskişehir Müzik Festivali'nin, katılımcılar üzerindeki yaşam stili ve sosyal bütünleşme algılarının rolünü incelemektir. Araştırma evrenini, Eskişehir ilindeki MilyonFest tarafından yapılan müzik festivali katılımcıları oluşturmaktadır. Evrenin çok geniş olmasından ötürü festivale katılanların tamamına ulaşmak olanaksızdır. Bu nedenle, katılımcı odaklı yapılan araştırmada, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen örneklemden hareket edilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, turizm ve turizme ilişkin kavramlardan olan etkinlik turizmi ve festivallerden bahsedilmiş, ikinci bölümde sosyal bütünleşme, sosyalleşme ve sosyalleşme süreci ele alınmıştır. Üçüncü bölümde yaşam stili kavramı ve yaşam stili ölçeklerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise yaşam stili ve sosyal bütünleşme arasındaki ilişkinin ve etkinin incelenmesi amacıyla araştırma örnekleminden elde edilen veriler analiz edilerek, bulgular yorumlanmıştır. Çalışma kapsamında 426 katılımcıdan, geçerliliği ve güvenirliliği test edilen ölçekler aracılığıyla veriler toplanmıştır. Araştırma neticesinde, yaşam stili ile sosyal bütünleşme arasında pozitif yönlü ilişki olduğu görülmüştür. Bunlara ek olarak, demografik bilgiler bakımından değişkenlerin farklılık gösterip göstermediği bulunarak; katılımcıların yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, meslek ve yaşadıkları yerler arasında farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Etkinlik Turizmi, Gençlik Müzik Festivalleri, Milyonfest Eskişehir 2018, Yaşam Stilleri, Sosyal Bütünleşme
Yiyecek içecek işletmelerinde fiziksel kanıtlar ile gastronomi deneyiminin memnuniyet üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik Diyarbakır'da bir araştırma
Günümüz yiyecek-içecek işletmelerinde memnuniyeti oluşturan birçok unsurun bulunduğu söylenebilir. Bunların başında da işletmelerin sahip olduğu fiziksel kanıtlar ve müşterilerine sundukları gastronomi deneyimi gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, yiyecek içecek işletmelerinde fiziksel kanıt faktörleri ile müşterilerin gastronomi deneyimleri ve memnuniyete ilişkin algıları arasında herhangi bir ilişkinin olup olmadığını aynı zamanda memnuniyet üzerinde gastronomi deneyimi ve fiziksel kanıt faktörlerinden hangisinin daha güçlü bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma evrenini Diyarbakır ilinde faaliyet gösteren yiyecek içecek işletmelerinden hizmet satın alan müşteriler oluşturmaktadır. Araştırmada daha fazla veriye ulaşmak amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğinden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak alan yazın taranmış ilgili çalışmalardan geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiş ölçekler kullanılması uygun görülmüştür. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, müşterilerin yaşadıkları gastronomi deneyiminin işletmelerin sahip olduğu fiziksel kanıtlara göre müşteri memnuniyeti üzerinde daha güçlü bir etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Kanıtlar, Gastronomi Deneyimi, Yiyecek İçecek İşletmeleri, Pazarlama Karması, Gastronomi, Müşteri Memnuniyeti
Van'ı ziyaret eden İranlı turistlerin alışveriş davranışları ve alışveriş memnuniyet düzeylerinin belirlemesine yönelik bir araştırma
Türkiye son yıllarda, özellikle İranlı turistler tarafından alışveriş turizmi kapsamında yüksek oranda tercih edilmektedir. Alışveriş konusunda oldukça çeşitlilik arzeden Türkiye, birçok dünya ülkesine kıyasla oldukça ekonomik fiyatlara sahiptir. Bu nedenle alışveriş turizmi yoğun ilgi görmektedir. Bu ilgi özellikle sınır şehirlerinde daha fazla gözlemlenmektedir. İran, Suriye, Irak gibi sınır komşularına sahip Türkiye'ye hem alışveriş hem de turistik amaçlı birçok turist gelmektedir. Bu çalışma Van ilini alışveriş turizmi kapsamında tercih eden İranlı turistlerin alışveriş davranışları ve memnuniyet düzeylerini ölçmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. "Van'ı Ziyaret Eden İranlı Turistlerin Alışveriş Davranışları Ve Alışveriş Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma" için yüz yüze anket yöntemi uygulanmıştır. Alışveriş Davranışı ve Memnuniyetini ölçen bu çalışmada Çoban tarafından Ayvalık için 2013 yılında geliştirilen ölçek, Van iline uyarlanarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizler ile katılımcıların Memnuniyet Düzeylerinin değerlendirildiği bu çalışmada, Genel literatür ile benzer sonuçlar elde edildiği görülmüştür. Çalışma kapsamıda oluşturulan; İranlı turistlerin alışveriş davranışları; Ürün Gruplarına, İşletme Türlerine, Alışveriş Bütçesine ve Alışverişin kimler için yapıldığına göre, nasıl şekillenmektedir? Problem cümlesine yönelik elde edilen bulgular; Katılımcıların yapmış olduğu alışveriş ürün gruplarında, konfeksiyon ürün grubu %89,3 ile öncelikli sırada yer aldığı tespit edilmişitir. İşletme türleri seçimi incelendiğinde Alışveriş Merkezleri %79,4 ile ilk sırada, alışveriş bütçesi olarak 2 Milyon Tümen'den az harcamayı düşünenlerin oranı %55,7 ile birinci sırada ve yapılan alışverişlerin kimler için yapıldığı incelendiğinde %82 ile öncelikli olarak kendileri için yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer problem cümlesi; İran'lı turistlerin memnuniyet düzeyleri (Genel Memnuniyet, Dükkân Özellikleri, Personel ve Ürün Özellikleri) demografik özelliklere göre farklılıklar göstermekte midir? Belirtilen problem cümlesi için kurgulanan hipotezler ve alt hipotezleri için elde edilen sonuçlar: Personelden Memnuniyet Düzeyi, cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterirken; Genel Memnuniyet, Dükkân Özellikleri ve Ürün Özelliklerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Memnuniyet Düzeyi, Medeni Duruma göre değerlendirildiğinde; Sadece Dükkân Özellikleri başlığında evli katılımcılarda anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Memnuniyet Düzeyleri, Yaş faktörüne göre değerlendirildiğinde; anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Memnuniyet Düzeyi, Eğitim durumuna göre; Genel Memnuniyet, Dükkân Özellikleri, Personel ve Ürün Özellikleri konusunda anlamlı farklılık gösterirken, Memnuniyet Düzeyi, Mesleğe göre değerlendirildiğinde sadece Personelden anlamlı düzeyde farklılık olduğu görülmüştür. Ziyaretçilerin Memnuniyet Düzeyi, Gelir Durumuna göre değerlendirildiğinde; Genel Memnuniyet düzeyi, Dükkân Özellikleri, Personel ve Ürün Özellikleri anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Alış-Veriş Davranışı, Alış-Veriş Memnuniyeti, İran, Turist, Van
Slow Food Hareketi'ne yönelik etnografik bir araştırma: Germiyan Köyü örneği
Yiyecek turizmi kapsamında değerlendirilecek olan "Slow Food Hareketi" lokal değerleri ön plana çıkaran, yerel kültürün günlük yaşam pratiklerini deneyimlemeye ve korumaya yönelten bir arz oluşturması, bu hareketin ortaya çıkış amacının vurgulanması adına önem arz etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı Slow Food Hareketi aracılığıyla Germiyan Köyü'ndeki turizmin gelişimini ve tarım toplumundan hizmet üreten bir turizm köyüne dönüş sürecini etnografik bir bakış açısıyla eleştirel olarak irdelemektir. Yerel halkın bu sürece yönelik deneyimleri ve günlük yaşam pratikleri incelenmektedir. Bu çerçevede, Slow Food Hareketi'nin Germiyan köyündeki turizmin gelişimindeki rolü belirlenerek bu süreçte köyde yaşayan halkın sosyo-kültürel deneyimleri, yaşadıkları zorluklar, sosyo-kültürel kazanımları ve Slow Food Hareketi'nin başarı(sızlık) nedenleri ayrıntılı olarak ortaya konulmaktadır. Bu anlamda, Türkiye'deki Slow Food Hareketi'nin bir uygulama örneğine derinlemesine odaklanarak başarı ve başarısızlık hikâyelerini ortaya koymayı hedef edindiği için, literatüre önemli katkılar sunabileceği düşünülmektedir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma dizaynı temel alınmıştır. Bu kapsamda, nitel verilerin toplanılmasında Germiyan köyünde yaşayan 42 kişiyle yüz yüze derinlemesine görüşmelerden ve 4 ay süreli etnografik gözlemlerden faydalanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların çözümlenmesinde sosyal deneyim teorisi temel alınarak yorumsayıcı ve eleştirel bir bakış açısı izlenmiştir. Bu tez araştırmasında ulaşılan sonuçlar şu şekildedir: Slow Food Hareketi'nin turizmin gelişmesine ve çeşitlenmesine yönelik önemli katkılar sunduğu ve yerelde de önemli fırsatlar yarattığı görülmektedir. Özellikle kadın girişimcilerin sayısının artması ile birlikte köy mekanlarının yeniden üretilmesi ve kadının güçlendirilmesi gibi temel sonuçlar doğurduğu ortaya konulmuştur. Ancak, Slow Food köyü olarak sürdürülebilir bir hale getirilememesi noktasında ise metalaşan yerel kültürel değerlerinin ortak amaçların önüne geçtiği ve metanın bir pazarlama aracı olmaktan çok bir amaç haline geldiğine yönelik sonuçlara ulaşılmıştır. Bu durumun sonucunda ise Slow Food Hareketi'nin ana prensipleriyle uyuşmadığı ve bir başarısızlık sürecine yönlendiği görülmektedir. Bu başarısızlık sürecinin ortadan kaldırılmasına yönelik, yerel halkın sosyo-kültürel birikimiyle elde ettiği bilginin yeniden üretimi ve tekrar sürdürülebilir bir turizm odağına dönüştürülmesinin de başarı örnekleri ayrıca tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Slow Food, Yiyecek Turizmi, Germiyan Köyü, Etnografi, Sosyal Deneyim Teorisi
Turizm sektörü çalışanlarının örgütsel adalet algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki: Otel işletmelerinde bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, turizm sektöründe çalışan işgörenlerin örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkisinin olup olmadığını incelemek ve aralarındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu çerçevede otel çalışanlarının adalet algıları, bağlılık ve davranımlarının cinsiyet, yaş, çalışma süresi, unvan gibi demografik değişkenlerden etkilenip etkilenmediği ve etkilenme nedenleri bu araştırmanın kapsamı içerisinde ele alınmıştır. Çalışma genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde örgütsel adaletle ilgili temel kavramlar kapsamında adalet kavramının alt boyutları, farklı kavramlar ile olan ilişkisi, aşamaları, sebep ve sonuçlarını gösteren kuram bilgilerine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümde örgütsel bağlılıkla ilgili teorik temel kavramlar, bağlılık türlerinin sınıflandırılması ve bağlılığı etkileyen faktörler üzerinde durulmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise yapılan alan çalışmasından elde edilen birincil kaynak verileri analiz edilmiş ve ilgili ölçekler ışığında değerlendirilerek yorumlanmıştır. Bu araştırmanın evrenini TRB2 bölgesinde yer alan Van ilinde bulunan 3, 4 ve 5 yıldızı bulunan 19 adet otel işletmesinde görevli çalışanlar oluşturmaktadır. Çalışmada 221 kişiye anket uygulanmıştır. Anketler birebir veya google formun uzantılarıyla uygulanmıştır. Üç ayrı bölümde sunulan anket formlarında demografik özelliklerle birlikte adalet algısı boyutları ve bağlılık düzeyi ifadeleri yer almaktadır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 23 programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak otel çalışanlarının yüksek adalet algısına sahip oldukları ve adalet algısı ile bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.
Kişilik özelliklerinin iş performansına etkisi: Hizmet sektörü çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı beş faktör kişilik özelliklerinin görev performansı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Araştırma Hastanesi çalışanlarına anket uygulaması yapılmıştır. Hastane yönetiminden gerekli izin alınarak, toplam 1574 işgöreni bulunan hastane çalışanlarına 296 adet anket uygulanmış ve 9 adet anket uygun görülmediği için değerlendirmeye alınmamıştır. Anketler yüz yüze uygulanmıştır ve bu bağlamda 287 anket analizi yapılmıştır. Uygulanan anket içeriğinde 44 sorudan oluşan beş faktör kişilik analizi ve 9 sorudan oluşan bir görev performansı testi yapılmıştır. Hastane çalışanlarına uygulanan anket yöntemiyle elde edilen veriler analizler edilmiştir. Araştırmada, istatistiki verilerin elde edilebilmesi maksadı ile SPSS Statistics 22.0 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. SPSS programı ile Açıklayıcı Faktör Analizi, Frekans Analizi, Cronbach Alpa Analizi, Korelasyon ve Çoklu Regrasyon Analizi yapılırken, Amos programı ile Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, sorumluluk ve deneyime açıklık seviyeleri anlamlı bir şekilde işgören performansını arttırırken, nevrotiklik seviyesi anlamlı bir şekilde işgören performansını azaltmaktadır. Dışa dönüklük özelliğinin ise işgören performansı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır.
Örgütsel sosyalizasyonun işgörenlerin performansına etkisi: Van ili 4 ve 5 yıdızlı konaklama işletmeleri üzerine bir araştırma
Turizm sektörü diğer birçok hizmet söktörü gibi zincirin kusursuz tamamlanması için çalışan iş gücüne bağlı emek yoğun bir sektördür. Bu hizmet zinciri içinde bulunan çalışanların sosyalleşme, iletişim, uyum süreci, motivasyon ve memnuniyeti çalışanın misafir ve diğer çalışma arkadaşlarıyla iletişimini etkilemesi bunun da işletme sürekliliği ve karlılığını direk etkilediği kaçınılmaz bir gerçektir. Örgütsel sosyalizasyon işletmeye yeni katılan bireylerin işletmeye uyum sağlama, örgütü benimseme ve işletme sürekliliği için gerekli bilgi, beceri ve tutumu kazandığı süreci kapsar. Konaklama işletmelerinde iş gücü devir hızı yüksek olduğu için uzun süreli çalışan bulmak zordur. Bu aşamada her yeni gelen çalışanın işletmeye alışma ve uyum sürecinde sıkıntılar yaşanır. Kimi zaman da işletmeler personel sayısını azaltıp karlılığı yükseltme gibi amaçlar içine girebilirler. Az personelle çok iş yapma gibi amaçları olan konaklama işletmeleri bu kısımda hizmet kalitesini gözden kaçırmakta ve işletmeye zarar verdiklerinin farkında olamayabilirler. Çalışmanın evrenini Van ilinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmeleri oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında Van ilinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinden anket tekniği kullanılarak veri toplanmıştır. Kullanılan veri toplama aracı üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde demografik özelliklere ilişkin ifadeler, ikinci bölümde işgörenlerin sosyalizasyon düzeylerini ölçen ifadeler üçüncü bölümde ise işgörenlerin performansına ilişkin ifadeler bulunmaktadır. Toplanan veriler spss paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda örgütsel sosyalizasyon ile işgören performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki ve anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, sosyalizasyon, iş gören performansı, konaklama, Van.
Yerel halkın çok kültürlü kişilik özellikleri ile turizm algısı arasındaki ilişki: Diyarbakır örneği
Turizm, bir bölgenin ekonomik kalkınmasına katkı sunan önemli sektörlerdendir. Turizmin ekonomik faydasının yanı sıra sosyokültürel ve çevresel etkileri de mevcuttur. Bu etkiler olumlu ve olumsuz olabilmektedir. Bu etkilerin yerel halk tarafından algılanma düzeyi bölge turizminin gelişimi açısından önemlidir. Yerel halkın sahip olduğu ırksal dinsel, dilsel, kültürel farklılıklar ile turizmi algılama biçiminin değerlendirilmesi, yerel halkı tanıma açısından turizmin planlamasında ve bölgenin gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında, Diyarbakır'daki yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda çalışma yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre Diyarbakır turizmine olan bakış açılarını, kültürel farklılıkların olduğu toplumdaki insanların turizmden etkilenme biçimlerini ortaya koymaktadır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır'da ikamet eden yerel halk oluşturmaktadır. Bu çalışmada basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılmış ve yerel halka 500 adet anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler Statistical Program For Social Scientists (SPSS) programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, çok kültürlü kişilik özelliklerinin alt boyutlarıyla turizmin algısı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yine katılımcıların sosyo demografik özellikleri ile turizm algıları arasında da anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.
Van kentinde inanç turizmine konu olan bazı mekânların toplumsal hafıza inşasındaki yeri
Toplumların ve daha özelde bireylerin hayatlarına bir yön tayin etmelerinde hayati bir role sahip olan hafıza, kişilerin ve toplumların 'kim' ve 'ne' olduğuna ilişkin sorulara bir yanıt bulmasına yardım eder. Geçmişte mevcut olan birikimlerin şu ana aktarılmasına aracılık eden hafıza, kendini bir mekân aracılığıyla inşa eder. Zira mekân, hafızanın doğduğu, geliştiği, yayıldığı ve hatta öldüğü canlı bir varlık sahasıdır. Bu bağlamda hafızanın mekanla-ilişkisi, insanın- mekanla ilişkisi üzerinden temellendirilebilir. Yani biriciktir. Mekân, aynı zamanda insanın kutsal/ruhani olana ilişkin değer kodlarının üretildiği, işlendiği ve bununla ilgili temel sembollerin en çok fark edildiği yaşam alanıdır. Geçmişten günümüze değin neredeyse her din, inanç, soyut olan varlığını, kendini görünür kılan daha somut sembollerle bir mekânda var etmiştir. Öyle ki, bugün bazı mekanlar sadece inanç üzerinden bir kimlik kazanmış ve hafızalarda bu yönleriyle yer etmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, Van'ın inanç turizmi çekiciliklerinden olan Şeyh Abdurrahman Gazi Türbesi ile Erek Dağı'ndaki Bediüzzaman Said Nursi'nin İnziva Yeri'nin birer hafıza mekânı olarak toplum hafızası üzerindeki etkisini ortaya koymaya çalışmaktır. Van'da belirli bir dönem yaşamış olan bu iki önemli dini şahsiyetin temsilcisi olarak mekânın toplumsal hafızanın oluşumundaki önemine ve mekân aracılığıyla bu kişilerin burada yaşayanların hafızalarında nasıl yer ettiğine, nasıl hatırladıklarına, ne ölçüde onlarla temas kurduklarına ve onları geleceğe bırakmak için ne tür bir çaba sarf ettiklerine ilişkin sorulara cevap aramaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, nitel çalışma olarak tasarlanmış ve bulgular yarı yapılandırılmış sorularak hazırlanarak derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir.
Turizm öğrencilerinin hizmet verme yatkınlığının yaşam boyu öğrenme eğilimine etkisi: Van örneği
Hizmet verme yatkınlığı bireylerin hizmet sunma konusunda elde ettikleri bilgileri uygulama istekliliği olarak ifade edilebilir. Bu istekliliğin kişinin gelişime açık olmasını etkileyip etkilemeyeceğini belirlemek için bu değişkenlerin incelenmesi gerekmektedir. Yaşam boyu öğrenme anlayışı, öğrenmenin zamansal ve mekânsal sınırlamalardan bağımsız olduğunu kabul eder ve öğrenme isteğinin her yerde gerçekleşebileceğini vurgular. Yaşam boyu öğrenme kişisel gelişimin sürekliliğini gösteren pozitif bir kavramdır. Bu araştırmanın amacı, turizm öğrencilerinin hizmet verme yatkınlığının yaşam boyu öğrenme eğilimine etkisini belirlemektir. Araştırma evrenini Van ilinde öğrenim gören, turizm öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmiş ve kolayda örneklem yöntemi seçilerek yedi farklı eğitim kurumdan veri alınmıştır. Araştırmada kullanılacak veriler anket ile toplanmıştır. Yüz yüze ve çevrimiçi anketler ile 408 katılımcıdan veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda hizmet verme yatkınlığı ile yaşam boyu öğrenme eğilimi arasında güçlü pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ilgililere yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Yaşam boyu öğrenme, hizmet verme yatkınlığı, turizm, Sayfa Sayısı : ix+93 Tez Danışmanı : Doç. Dr Sağbetullah Meriç
Konaklama işletmelerinde, insan kaynakları yönetim uygulamaları ve çalışanların iş tatmin düzeyi analizi: Bitlis – Van örneği
Yaşadığımız zaman aralığında insan doğasına ilişkin olarak elde edilen bulgular, hemen her ortamda insan ilişkilerinin gün geçtikçe önem kazanmasına etkisi olmuştur. Diğer taraftan ise bilgi çok büyük bir yükseliş göstermektedir. Edinilen bu bilgiler sonucunda ile gelişme, dijitalleşme çağına uyum sağlamak birey, kurumlar ve toplumlar üzerinde yeni arayışlara yönelme ihtiyacını doğurmuştur. İnsanın duygusal ve manevi bakımından özünü bulması gerektiği gibi, işletmelerin de çalışanlarını bilmesi ve tanıması gerekmektedir. İşgücü olarak insana ihtiyaç duyan konaklama işletmelerinde, sürdürebilir başarının sağlanması önemli ölçüde çalışanların iş tatminine bağlıdır. İş tatmini çalışanın moral ve motivasyonunun yüksek olması ile doğrudan bağlantılıdır. Çalışanların moral ve motivasyonu ne kadar yüksek olursa, hedeflere ulaşmak için gösterecekleri azim ve performansları da aynı düzeyde artacaktır. Yapılan araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde konaklama işletmeleri, insan kaynakları yönetimi ve iş tatmini konuları incelenmiştir. İkinci bölüm araştırmanın yapıldığı üçüncü bölümde ise çalışma kapsamında elde edilen bulgular ve değerlendirmeler bulunmaktadır. Araştırmanın amacı insan kaynakları yönetimi uygulamaları ile çalışanların iş tatmini ilişkisini analiz etmektir. Araştırma evrenini oluşturan konaklamaV işletmelerinde yapılan çalışma sonucu Bitlis'te bulunan 9 ve Van ilinde bulunan 18 adet işletme belgeli konaklama işletmesinde çalışan 460 çalışandan kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 315 kişiye anket çalışması yapıldı. Elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilerek iş görenlerin iş tatminine ilişkin sonuçlar elde edilmeye çalışıldı. Elde edilen sonuçlar; her iki ilde de konaklama işletmelerindeki çalışanların insan kaynakları uygulamaları ve iş tatmini arasındaki ilişkiyi pozitif yönde ve güçlü olarak değerlendirdikleri görüldü. Bu çalışmanın sonuçlarından faydalanılarak, konaklama işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yaklaşımları ve uygulamalarının çalışanların iş tatmini üzerine olan etkisini ve sonuçlarını bilerek yapıcı politikalar geliştirip işletmede verimliliğin arttırılmasının mümkün olabileceği düşünülmektedir.
Fiziksel engelli çocukların topluma kazandırılmasında turizmin rolü (Van ili örneği)
Kendini fiziksel anlamda yetersiz hisseden ve bedenen vücudunun işlevsel özelliğinde kayıp yaşayan doğuştan ya da sonradan oluşan engellere fiziksel engelli birey denilmektedir. Engelli bireyler birçok alanda olduğu gibi turizm aktiviteleri esnasında da çeşitli engeller ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Turizmin kişiler üzerindeki sosyal ve psikolojik anlamda olumlu etkilerinin olmasının yanı sıra fiziksel engelli bireylerin turizm aktiviteleri sırasında yaşadıkları sorunlar nedeni ile olumsuz etkileri de olabilmektedir. Bu çalışmada Van ili İpekyolu ilçesi bünyesindeki fiziksel engelli çocukların turizm aktiviteleri sürecinde yaşadıkları deneyimler incelenmiştir. Ayrıca fiziksel engelli çocukların demografik yapıları dikkate alınarak, turizm etkileşimleri ve turizm etkileşimi ile sosyalleşmeleri araştırılmıştır. Fiziksel engelli çocukların turizm aktiviteleri sonucu sosyalleşmelerine bağlı olarak topluma kazandırılmaları değerlendirilmiştir. Çalışmanın verisi Van ili İpekyolu ilçesi özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine kayıtlı 232 fiziksel engelli çocuğa uygulanan anket tekniği ile elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda fiziksel engelli çocukların bazı demografik yapılarına bağlı olarak turizm etkileşimlerinin ve turizm etkileşimi ile sosyalleşmelerinin farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular turizmin fiziksel engelli çocukların sosyalleşmesine ve buna bağlı olarak da topluma kazandırılmasında önemli bir role sahip olduğunu göstermektedir.
Müze deneyimleme kalitesinin genel memnuniyete etkisi: Van (Urartu) müzesi ziyaretçilerine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Van (Urartu) Müzesi ziyaretçilerinin müze deneyimi kalitesinin memnuniyet düzeyleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmanın evrenini Van (Urartu) Müzesi'ni ziyaret eden yerel ziyaretçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın yapıldığı dönemde müzeye ziyaret edenlerin sayısı belirlenemediğinden örneklemeye başvurulmuştur. Bu çerçevede kolayda örnekleme yoluyla ve %95 güven aralığı dikkate alınarak toplam 410 kişinin araştırmaya katılımı sağlanmıştır. Veriler yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Geçerliliği ve güvenirliği daha önce kanıtlanmış olan ölçeklerin kullanıldığı çalışmalardan elde edilen ilgili veriler kullanılmış olup veriler SPSS 21 ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; Van Müzesi ziyaretçilerinin kalitesine ilişkin algılarının genel olarak olumluya yakın olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle müze personelinin ziyaretçilere kısmen yardım etme konusunda hevesli olduğu; müzenin kısmen yaşlı, engelli ve çocuklara uygun olduğu; müzedeki imkânların, donanımın ve personelin dış görünüşünün iyi olduğu; müzedeki iletişim düzeyinin ve tüketim maddelerinin yeterli olduğu saptanmıştır. Buna bağlı olarak araştırmaya katılan ziyaretçilerin müzeyi ziyaret etmekten memnun kaldıkları ortaya çıkmıştır. Çalışmada müze deneyim kalitesine ilişkin algı cinsiyet ve medeni durum açısından farklılıklar gösterirken; ziyaretten elde edilen memnuniyetin demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Araştırmada; müze deneyimi kalitesine ilişkin algı ve alt boyutları ile ziyaretçi memnuniyeti arasında çeşitli düzeylerde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak yapılan etki analizinde; müze deneyimi kalitesinin ziyaretçi memnuniyetini etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan çoklu etki analizinde; müze deneyimi kalitesinin empati alt boyutu dışında; heveslilik, fiziksel özellikler, iletişim ve tüketim maddeleri alt boyutlarının ziyaretçi memnuniyetini etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak müzelerdeki hizmet kalitesinin ziyaretçilerde uyandırdığı algının, memnuniyetin sağlanmasında belirleyici bir rol oynadığı kanıtlanmıştır.
Turizmde konaklama sektörü istihdam yapısının değişiminde devlet politikalarının önemi: Van Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli örneği
Dünya genelinde istihdamın önemi oldukça büyüktür. İstihdamın katkıları çok yönlü olmaktadır. Ekonomik açıdan istihdam yoksulluğu ve gelir eşitsizliğini azalarak ekonomik büyümeye ve toplumsal refah seviyesinin artmasına katkı sağlar. Sosyal açıdan ise istihdam toplumsal bağları güçlendirir, suç oranlarını azaltır ve sağlıklı bir toplum oluşturulmasında oldukça önemli bir rol oynar. Turizm işsizlik oranlarını düşürmesi açısından oldukça önemli bir sektördür. Emek yoğun yapısıyla turizm sektörü insan unsuruna son derece bağımlıdır. Turizm sektöründe devlet politikaları kapsamında yapılan teşvikler istihdamı olumlu yönde etkilenmiştir. Van ilinin turizm potansiyeli tam anlamıyla değerlendirildiğinde ildeki istihdam da buna bağlı olarak artacaktır. Çalışmanın amacı, turizmde konaklama sektörü istihdam yapısının değişiminde devlet politikalarını inceleyerek, Van ilinde faaliyet gösteren Van Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Otelinin il turizmi açısından istihdama katkısını incelemektir. Araştırmada, Van Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Van Evliya Çelebi MTAL, Uygulama Oteli ise UO şeklinde ifade edilmiştir. Nitel araştırma desenlerinden Gömülü Teori yaklaşımının izlendiği araştırmada, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen Van Evliya Çelebi MTAL UO'da görevli 5 yönetici ve 20 personele yarı biçimlendirilmiş görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler kodlama analizine tabi tutulmuş ve analiz sonucunda; 1. İstihdamda Etkili Olan Faktörler, Ekonomide Etkili Olan Faktörler, Nitelikli İşgücünde Etkili Olan Faktörler olmak üzere 3 temadan oluşan bir teorik model elde edilmiştir. Çalışmanın hedefleri; genç bir nüfusa sahip olan Van ilinde turizm kültürünün yerleşmesi ve turizm eğitim kurumlarında eğitim gören kişilerin çalışma olanakları hakkında bilgi sahibi olmalarıdır. Bu çalışma ile turizm sektörü ile istihdam ilişkisi, elde edilecek verilerle tespit edilerek turizmin önemine yönelik farkındalık oluşturmak hedeflenmektedir.
Mobil turizm: Van Gölü havzasında bisiklet turizmi örneği
Araştırmanın ilk bölümünde derinlemesine literatür çalışmaları yapılmıştır Ve belirlediğimiz amaca ulaşmak için nitel yöntem türü olarak gerçekleştirilmiş, yarı yapılandırılmış görüşme ve görüşme tekniği kullanılarak soru-yöntem şeklinde olup, görüşme metinleri yazılı olup anketler online olarak uygulanmıştır. Araştırma 2024 yılında yapılmıştır. Çalışmanın evrenini bisiklet turisti, örneklem ise (mart, nisan, mayıs) aylarında Türkiye ve Van'ı ziyaret eden yerli-yersiz bisiklet turistleri ile yapılacaktır. Bisiklet turistleri ile derinlemesine görüşmeler yapılarak ve anket sorularının cevaplanmasıyla veriler toplanmıştır. Online anketleri 10 yabancı 150 yerli bisiklet turistine uygulanmıştır. Görüşme ve anket yoluyla elde ettiğimiz verileri analiz etmek için analiz yöntemi kullanılarak analiz edilecektir.
Diyarbakır ili Hz. Süleyman Camii'nin inanç turizmi açısından değerlendirilmesi
İnsanoğlunun varoluşundan bu yana kutsal kabul edilen mekânlar her zaman ilgi odağı olmuştur. Kutsal mekânlar inanç turizmin merkezinde yer alır ve bu mekânlar ziyaretçilerine tarihi ve manevi bir anlam sunar. Bu bağlamda Diyarbakır; farklı medeniyetlere ve dinlere ev sahipliği yapmış köklü bir şehir olarak inanç turizmi açısından Türkiye'nin önde gelen destinasyonlarından biridir. Bu kadim şehirde İslamiyet, Hristiyanlık ve diğer inançlar yüzyıllar boyunca bir arada var olmuş, şehir farklı dinlerin kutsal mekânlarına ev sahipliği yapmıştır. Diyarbakır İslamiyet öncesinde, farklı inançların izlerini taşıyan bir şehir olarak dikkat çekerken, 639 yılında Hz. Ömer halifeliği döneminde İyaz bin Ganem komutasındaki İslam ordularınca feth edilerek İslam toprağına katılmıştır. Diyarbakır'ın fethi İslamiyet'in bölgeye yerleşmesi açısından önemli bir dönüm noktası olmuş, bu süreçte birçok sahabe şehit düşmüş ve Hz. Süleyman Camii haziresine defnedilmiştir. Hz. Süleyman Camii İslamiyet'in Anadolu'daki yayılışında önemli rol oynayan 27 sahabenin kabirlerinin bulunduğu, Müslümanlar için manevi bir bağlılık ve dua mekânı olarak büyük anlam taşıyan kutsal bir ibadet yeridir. Bu bağlamda; çalışma alanı olarak inanç turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan Diyarbakır ilinde yer alan Hz. Süleyman Camii ve Sahabeler Türbesi seçilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında Hz. Süleyman Camii'nin inanç turizmi açısından önemini belirlemek ve caminin turizmine olan katkısının belirlenip, inanç turizmi açısından hak ettiği yere gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca caminin inanç turizmi açısından gelişimine olumlu katkılar sunabilecek öneriler geliştirmek, mevcut sorunları tespit etmek, olumsuz görülen durumları belirlemek ve bu doğrultuda yapılabilecek yenilikler hakkında fikirler sunulmuştur. Çalışmanın yöntemi nitel araştırma yöntemi olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanarak derinlemesine bilgiler elde edilmiştir.
Konaklama işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisi: Van'ı ziyaret eden İranlı turistlere yönelik bir araştırma
Bu çalışma, Van ilinde konaklayan İranlı turistlerin algıladıkları hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Nicel araştırma yöntemi ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak, 210 İranlı turiste yüz yüze anket uygulanmıştır. Hizmet kalitesi, Parasuraman ve diğerleri tarafından geliştirilen SERVQUAL ölçeğiyle (somut özellikler, güvenilirlik, heveslilik, güven, empati) ölçülmüş; memnuniyet ise Silik (2018) çalışmasından uyarlanan bir ölçekle değerlendirilmiştir. Veriler SPSS ile analiz edilmiş, Cronbach's Alpha değerleri (hizmet kalitesi: 0,966; memnuniyet: 0,955) ölçeklerin yüksek güvenilirliğini göstermiştir. Bulgular, hizmet kalitesinin tüm boyutlarının müşteri memnuniyetini pozitif yönde etkilediğini ortaya koymuştur (R² = 0,763). Empati (β = 0,845) en yüksek etkiye sahipken, heveslilik (β = 0,718) en düşük ancak anlamlı etkiyi göstermiştir. Korelasyon analizleri, özellikle empati ve güven arasında güçlü bir ilişki olduğunu belirtmiştir (r = 0,833). Çalışma, konaklama işletmelerinin müşteri memnuniyetini artırmak için empati, güven ve güvenilirlik boyutlarına odaklanılması gerektiğini önermektedir. Sınırlılık olarak, örneklemin yalnızca Van'daki İranlı turistlerle sınırlı olması belirtilmiş; gelecekte farklı destinasyonları ve nitel yöntemleri içeren çalışmalar önerilmiştir. Bu bulguların, konaklama sektöründe hizmet kalitesini iyileştirerek rekabet avantajı sağlamak isteyen işletmeler için yol gösterici olduğu düşünülmektedir.
Gastronomi turizminde kadın deneyimleri: Toplumsal cinsiyet normları ve sosyal sermaye perspektifinden Van ili örneği
Gastronomi turizmi, bir destinasyonun özgün mutfak mirasını tanıtarak hem ziyaretçilerin seyahat motivasyonlarını artıran hem de deneyimlerine anlam katan önemli bir turizm türüdür. Bu turizm biçimi, yalnızca lezzet odaklı bir keşif sunmakla kalmaz, aynı zamanda yerel ekonomilerin gelişmesini, kültürel mirasın korunmasını ve kadınların iş gücüne katılımını da destekler. Yerel yemeklerin otantikliği, kültürel zenginliği, hazırlanış biçimi ve sunumu, gastronomi turizmini cazip hale getirerek destinasyonların rekabet gücünü artırır. Kadınların bu alandaki yeri ise yalnızca ekonomik katkı açısından değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal sermayenin inşası bağlamında da önem taşır. Özellikle kadın şefler ve girişimciler, geleneksel rollerin dışına çıkarak özgün katkılar sunmakta ve toplumsal dönüşümün bir parçası haline gelmektedir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmada, Van ilinde gastronomi turizmi sektöründe aktif olan kadın şeflerin ve girişimcilerin deneyimleri derinlemesine incelenmiştir. Araştırmada, kadınların karşılaştıkları fırsatlar ve zorluklar ile bu süreçte toplumsal cinsiyet rollerinin etkileri analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım tercih edilmiş, yarı yapılandırılmış görüşmelerle veri toplanmıştır. Bulgular, kadınların sektördeki konumlarını güçlendirmede sosyal ağların, dayanışma ortamlarının ve yerel destek mekanizmalarının belirleyici olduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, yerel kalkınma politikaları ve gastronomi turizmi stratejilerine katkı sunacak niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Gastronomi Turizmi, Kadın Şefler, Toplumsal Cinsiyet, Sosyal Sermaye, Van
Narsizm ve schadenfreudenin takım çalışma algısı üzerindeki etkisi: Van ilindeki turizm işletmelerinde bir uygulama
Rekabetin yoğun olduğu iş çevrelerinde, etkili ekip çalışması işletmelerin sürdürülebilir başarısı açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, bireysel kişilik özelliklerinin takım çalışması üzerindeki etkilerinin anlaşılması önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Van ilinde faaliyet gösteren turizm işletmelerinde çalışan bireylerin narsizm ve schadenfreude eğilimlerinin takım çalışması algısı üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada nicel yöntem benimsenmiş, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler, Van'daki turizm işletmelerinde çalışan 409 kişiden anket yoluyla toplanmış ve SPSS ile AMOS programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirliği Doğrulayıcı Faktör Analizi ve Cronbach's Alpha katsayıları ile test edilmiştir. Analiz sonuçları, narsizm ve schadenfreude değişkenlerinin takım çalışması algısı üzerinde düşük düzeyde ancak anlamlı etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Narsizm ve schadenfreude'nin "kötücül başkasının üzüntüsüne sevinme" alt boyutunun takım çalışması algısını olumsuz etkilediği, "iyicil başkasının üzüntüsüne sevinme" boyutunun ise anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından bazı alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, karanlık kişilik özelliklerinin ekip uyumu ve iş birliği algısını zayıflatabildiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, turizm sektöründe ekip başarısının artırılmasına yönelik yönetim ve insan kaynakları uygulamalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Deneyimsel pazarlamanın müşteri memnuniyetine ve sadakatine etkisi: Restoran işletmelerinde bir araştırma
Tez çalışmasının amacı, deneyimsel pazarlamanın müşteri memnuniyeti ve sadakatine etkisini belirlemeye çalışmaktır. Araştırmanın uygulama alanı olarak restoranlar seçilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye genelinde restoran hizmeti alan katılımcıların, deneyimsel pazarlama deneyimlerinin müşteri memnuniyeti ve sadakatine etkisinin ne ölçüde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma konusuna ilişkin ulusal ve yabancı literatürde belirli sayıda çalışma yapıldığı görülmüş ancak, ulusal alanda restoranlar üzerine çalışmaların kısıtlı olduğu görülmüştür. Dolayısıyla, yapılan bu çalışma, gelecekte yapılacak çalışmalar açısından önemlidir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Anket, kolayda örnekleme yöntemi ile araştırmacı tarafından online olarak internet aracılığıyla 26 Kasım 2021 ile 15 Mart 2022 tarihleri arasında, Türkiye genelinde restoran hizmeti alan katılımcılara uygulanmıştır. Toplamda, 404 anket değerlendirmeye alınmış ve veriler istatistik paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, varyans analizi, faktör ve regresyondan faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda, Türkiye genelinde restoran hizmeti alan katılımcıların, %59,2'ini kadınların oluşturduğu, farklı yaş aralığında oldukları, ancak en yüksek katılım sağlayanların "21-30 (%31,2)" yaş aralığındaki katılımcılar olduğu tespit edilmiştir. Restoran deneyimi yaşayan katılımcıların %47,3'nün "lisans" mezunu olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, restoran hizmeti alan katılımcıların farklı mesleklere ve "orta" ve "ortanın üstü" gelire sahip oldukları belirlenmiştir. Restoran hizmeti alan katılımcılararasında tercih edilen restoranı daha önce deneyimleyenlerin oranı, %92,1'dir. Araştırmaya katılanların restoran seçiminde en çok yararlandıkları bilgi kaynağının "arkadaşlar (%84)" ve "sosyal medya (%37,8)" olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, hizmet alınan restoranı en iyi tanımlayan üç kavramın "sıcak-samimi (%57,8)", "rahat (%50,4)" ve "gurme (45,4)" olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların deneyimsel pazarlama deneyiminin, müşteri memnuniyeti ve sadakati üzerinde pozitif bir etkisi olup olmadığını görmek için yapılan basit doğrusal regresyon analizlerine göre, deneyimsel pazarlama deneyiminin, müşteri memnuniyeti (F=72,736; p<0.05) ve sadakati (F=96,231; p<0.05) üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkisi olduğuve etkinin pozitif olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, restoran hizmeti alan katılımcıların, memnuniyetlerinin müşteri sadakatine etki edip etmediğine yönelik yapılan basit doğrusal regresyon analizine göre, kurulan modelin istatistiki olarak (F=414,568; p<0.05) anlamlı ve pozitif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Otel işletmelerinde örgüt kültürü, örgütsel sessizlik, örgütsel dedikodu ve duygusal bağlılık arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı; örgüt kültürü, örgütsel sessizlik, örgütsel dedikodu ve duygusal bağlılık değişkenleri arasında ilişkiyi incelemek; örgüt kültürünün duygusal bağlılığa etkisinde örgütsel sessizlik ve örgütsel dedikodu değişkenlerinin aracılık rolü olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak bir anket formu kullanılmıştır ve kolayda örnekleme yöntemi metodu tercih edilmştir. Araştırma verileri 05.02.2021 – 20.06.2022 tarihleri arasında 8 Butik, 8 Marka ve 11 Yerel olmak üzere 27 farklı otelin çalışanlarından toplam 620 anket toplanmıştır. Ancak yapılan uç değerler analizi sonrasında, 584 anketin analizlere dahil edilmesi uygun görülmüştür. Çalışmanın evrenini İstanbul'daki dört yıldızlı otellerde ve butik otellerde çalışanlar oluşturmaktadır. Yapılan analiz sonuçları incelendiğinde örgüt kültürü, örgütsel sessizlik, örgütsel dedikodu boyutları ve duygusal bağlılık arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda; müsamahacı örgüt kültürünün duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etki yaptığı bulgulanırken; kısıtlayıcı örgüt kültürünün duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve negatif yönde bir etki yaptığı tespit edilmiştir. Kısıtlayıcı örgüt kültürünün korumacı ve kabullenici sessizlik üzerindeki etkisinin anlamsız olduğu, savunmacı sessizlik üzerindeki etkisinin ise pozitif yönde ve anlamlı olduğu bulgulanmıştır. Müsamahacı örgüt kültürünün korumacı sessizlik üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkiye sahip olduğu, savunmacı ve kabüllenici sessizlik üzerinde ise anlamlı ve negatif yönde bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca müsamahacı örgüt kültürünün işle ilgili olan ve işle ilgili olmayan dedikodu üzerinde etkisinin anlamlı olmadığı bulgulanırken; kısıtlayıcı örgüt kültürünün işle ilgili olan ve işle ilgili olmayan dedikodu üzerinde anlamlı ve negatif yönde bir etki yaptığı tespit edilmiştir. Örgütsel sessizlik boyutlarından korumacı sessizliğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu, savunmacı ve kabullenici sessizliğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin ise negatif yönde ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel dedikodu boyutlarının ise ayrı ayrı olarak duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Savunmacı ve kabullenici sessizliğin işle ilgili dedikodu üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulgulanırken; korumacı sessizliğin işle ilgili dedikodu üzerindeki etkisinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Korumacı ve savunmacı sessizliğin işle ilgili olmayan dedikodu üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu, kabüllenici sessizliğin ise negatif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu bulgulanmıştır. Son olarak, Hayes analizine göre örgütsel sessizliğin, örgüt kültürünün boyutları ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü olduğu ancak örgütsel dedikodunun, örgüt kültürünün boyutları ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkide aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir.
Yabancılaşma, yaşamda anlam ve turizm yoluyla gündelik yaşamdan uzaklaşma biçimleri arasındaki ilişki
Gündelik yaşam dünyasının yarattığı toplumsal ve psikolojik gerginliklerden kaçış için olanaklar sunan turizm, gündelik yaşamdan uzaklaşmanın farklı biçimlerini sağlamaktadır. Bu çalışma, yabancılaşma ve yaşamda anlamın turizm yoluyla gündelik yaşamdan uzaklaşmanın farklı biçimleri ile olan ilişkisini, turistik amaçlı seyahate çıkmadan önceki süreç içerisinde incelemektedir. Dolayısıyla tez çalışmasının temel amacı turizm yoluyla gündelik yaşamdan uzaklaşmanın farklı biçimlerinin toplumsal ve psikolojik değişkenler açısından farklılaşma durumunu ortaya koymaktır. Çalışmanın bu amacı dikkate alınarak, çalışmanın araştırma kısmı ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, Mersin ilinde yaşayan ve son 3 yıl içinde en az bir kere tatil amaçlı seyahate çıkmış ve araştırmaya veri toplanan tarihten sonraki 6 ay içerisinde en az bir kere tatil amaçlı seyahate çıkmayı planlayan kişiler oluşturmaktadır. Yaş ve cinsiyet gruplarına göre kota örneklemesi tekniği ile 01 Nisan-10 Mayıs 2022 tarihleri arasında 415 kişiden veri toplanmıştır. Eksik cevaplanan anketlerin çıkarılması, çoklu sapan ve çoklu normal dağılım analizlerinden sonra analize uygun 401 anket kalmış, analizler 401 anket üzerinden gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar; yabancılaşma (β: 0.203, p<0.001), aranan anlamın (AA) (β: 0.183, p<0.002) ve mevcut anlamın (MA) (β: 0.300, p<0.000) turizm yoluyla uzaklaşma üzerinde anlamlı bir etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Turizm yoluyla uzaklaşmanın biçimlerinde ise; MA (β: 0.182, p<0.001) ve AA'nın (β: 0.136, p<0.05) eğlence biçimi üzerinde anlamlı bir etki gösterdikleri tespit edilmiştir. Değişim biçimi üzerinde AA (β: 0.147, p<0.05), MA (β: 0.203, p<0.05) ve yabancılaşma (β: 0.126, p<0.05) anlamlı bir etki göstermişlerdir. Deneyimsel ilgi biçiminde MA (β: 0.240, p<0.000) ve yabancılaşmanın (β: 0.279, p<0.000) anlamı etkileri tespit edilmişken, enformasyonel ilgi biçiminde sadece MA'nın (β: 0.294, p<0.000) anlamlı bir etkisi görülmüştür. Kaybolma biçimi üzerinde herhangi bir değişkenin anlamlı bir etkisi görülmemişken, AA (β: 0.234, p<0.000), MA (β: 0.128, p<0.05) ve yabancılaşmanın (β: 0.133, p<0.05) kaybolma biçimini anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak aranan anlamın, yabancılaşma ile turizm yoluyla uzaklaşma arasındaki ilişkide tamamlayıcı kısmi arabulucu rolü üstlendiği saptanmıştır.
Otel çalışanlarının psikolojik güçlendirme algılarının örgütsel bağlılık düzeylerine ve işten ayrılma niyetlerine etkisi: Şehir otelleri üzerine bir araştırma
Otel işletmelerinin müşterilerine sundukları hizmetin kalitesini büyük ölçüde çalışanlar belirlemektedir. Konaklama talebinin akışkan olması ve ağır rekabet koşulları nedeniyle otel işletmelerinin çalışanlarından mümkün olduğunca verimli şekilde faydalanmaları gerekmektedir. Bu düşünceden hareketle tez kapsamında otel çalışanlarının psikolojik güçlendirme algılarının örgütsel bağlılık düzeylerine ve işten ayrılma niyetlerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırma kapsamında Ankara, Mersin ve İstanbul'da faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı şehir otellerinde görev yapan ön büro ve yiyecek içecek departmanı çalışanları ideal evren olarak belirlenmiştir. Olasılığa dayalı olmayan örnekleme tekniklerinden kolay örnekleme yöntemi ile 15 Mayıs 2022-15 Haziran 2022 tarihleri arasında 320 anket elde edilmiştir. Gerçekleştirilen kayıp veri analizi, çoklu sapan analizi ve çoklu normal dağılım analizi sonucunda 275 adet kullanılabilir anket olduğu belirlenmiştir. Bu anketler ile güvenilirlik analizi, açıklayıcı faktör analizi, katılımcılar ve ölçeklere ilişkin betimleyici bulgular ortaya koyan analizler, korelasyon analizi ve regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda psikolojik güçlendirme değişkeninin 'anlam ve yeterlilik' ve 'özerklik ve etki' olarak iki boyuttan oluştuğu görülmüştür. Regresyon analizi sonucunda anlam ve yeterlilik boyutunun, örgütsel bağlılığı anlamlı ve olumlu yönde (β=,164), işten ayrılma niyetini ise anlamlı ve olumsuz yönde (β=-,251) etkilediğine yönelik bulgulara ulaşılmıştır. Özerklik ve etki boyutunun örgütsel bağlılığa anlamlı ve olumlu yönde (β=,258) etkisi olduğu, işten ayrılma niyeti üzerinde ise anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Örgütsel bağlılığı oluşturan normatif bağlılık (β=-,168) ve duygusal bağlılık boyutunun (β=-,479) işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı ve olumsuz bir etkisi olduğunu ortaya koyan bulgulara ulaşılmıştır. Örgütsel bağlılığı oluşturan devam bağlılığı boyutunun ise işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Bu bulgulardan hareketle çalışanların psikolojik olarak güçlendirilmesinin örgütsel bağlılıklarını artırdığı ve işten ayrılma niyetlerini azalttığı söylenebilir. Sonuç olarak işgören devir hızının yüksek olduğu ve sunulan hizmet kalitesinin büyük ölçüde çalışanlar tarafından belirlendiği otel işletmelerinde, çalışanların psikolojik olarak güçlendirilmelerinin olumlu katkı sağladığı ileri sürülebilir.
Yerel halkın kültürel miras değerlerine yönelik algı ve tutumlarının turizmin gelişimine verilen destek üzerindeki etkisi: Erzincan Kemaliye örneği
Turizmin birden fazla çekicilik unsuru bulunmaktadır. Bu unsurların içinde önemli bir yeri olan kültürel miras değerlerinin korunması ise bu değerlerin turizm amaçlı kullanılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için önemlidir. Kültürel miras değerlerinin korunması konusunda yerel halkın katkısı göz ardı edilemez; yerel halk kültürel miras değerlerini doğrudan kullanan, onların varlığını sürdüren, nesilden nesile aktaran kişilerdir. Yerel halkın, turizmin olumlu etkilerinin yanında kirlilik, tahribat gibi olumsuz etkilerinin olduğunun farkında olması, bu farkındalıkla hareket etmesi gerekmektedir. Bu çalışmada araştırma bölgesi Erzincan'ın Kemaliye ilçesidir. İlçe somut ve soyut kültürel miras değerlerinin zenginliğine, bu zenginliğin farkında olan yerel halka sahiptir. Ancak ilçenin turizm potansiyelinin, kültürel miras değerlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği söylenebilir. Araştırmada Kemaliye'de yaşayan yerel halkın, bölgeye ait kültürel miras değerlerinin turizme kazandırılması konusundaki tutumlarının ne olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evreni Kemaliye'de yaşayan 18 yaş ve üstü yerel halk; örneklem, ilçe merkezinde ikamet eden 18 yaş ve üstü yerel halk olarak belirlenmiştir. 10-20 Ağustos 2023 tarihlerinde kolayda örnekleme tekniği kullanılarak anket uygulanmıştır. Çalışmaya 306 kişi katılmış, SPSS programında veri seti analizlere hazır hale getirilmiştir. Verilerin frekans dağılımı, uç noktaları bulunup, kayıp veri kontrolü, sapan analizi yapılmıştır. Ardından güvenirlik, geçerlik analizleri yapılarak faktör analizi uygulanmış, 8 boyut bulunmuştur. Hipotezleri test etmek amacıyla korelasyon, regresyon analizleri yapılmıştır. Korelasyon analizinin sonucuna göre yerel halkın kültürel miras değerlerine karşı algı ve tutumları ile turizmin gelişimine desteği arasında anlamlı bir ilişki olduğu; yerel halkın kültürel miras değerlerine karşı algı ve tutumları ile kültürel miras değerlerinin korunması arasında ise anlamsız bir ilişkinin bulunduğu; yerel halkın kültürel miras değerlerine karşı algı ve tutumları ile kültürel miras değerlerinin tanıtımı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizlerinin sonucunda ise yerel halkın ve kültürel miras değerlerine olan algı ve tutumun turizmin gelişimine verilen destek üzerinde ve kültürel miras değerlerinin tanıtımı üzerinde anlamlı bir etkisinin; kültürel miras değerlerinin korunması üzerinde anlamsız bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Aile tatili işlevselliğinin tatil ve yaşam tatminine etkisi
Turizm sektörü, gündelik hayatın yoğunluğu nedeniyle birbirine yeterince vakit ayıramayan aile bireylerine farklı imkanlar sunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de aile tatilidir. Bu çalışmada, aile tatil işlevselliğinin, tatil ve yaşam tatminine olan etkileri incelenmektedir. Araştırma, ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de 0-18 yaş aralığında, en az bir çocuk ile tatil yapan, en az bir ebeveynden oluşan yerli turistler oluşturmaktadır. Geliştirilen anket, 01.07.2022- 30.09.2022 tarihleri arasında yüz yüze ve çevrim içi olarak uygulanmış, 353 kişiden veri toplanmıştır. Çoklu sapan durumunda olan 11 gözlem veri setinden çıkarılmış, toplamda 325 anketin verisi üzerinden tek değişkenli normal dağılım irdelenmiştir. Yapısal model üzerinden test edilen hipotezlere göre aile tatili işlevselliği tatil tatminini (β:0,70) ve yaşam tatminini de (β:0,21) olumlu yönde etilemektedir. Aile tatili tatil tatminindeki değişimin %48'ini açıklarken, yaşam tatminindeki değişimin %15'ini açıklamaktadır. Diğer taraftan tatil tatmininin yaşam tatmin üzerinde olumlu bir etkiye (β:0,25) de sahip olduğu bulgulanmaktadır. Aileler, aile tatili işlevselliğinin iki temel boyutu olan bağlılık ve uyum düzeylerine göre ikişer kümeye ayrılmışlardır. Tatil tatmini ve yaşam tatiminin, bağlılığın yüksek olduğu ailelerde görece düşük olan ailelere kıyasla daha fazla olduğu tespit edilmektedir. Benzer şekilde aile içi uyumun yüksek olduğu ailelerde görece uyumun düşük olduğu ailelere nazaran tatil ve yaşam tatmininin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Aile tatili işlevselliğinin tatil tatminini 1-6 ve 13-18 yaş gruplarında çocukları olan ailelere kıyasla, 7-12 yaş grubunda çocukları olan ailelerde göreceli olarak daha fazla etkilemektedir. Buna benzer şekilde en büyük çocuğun yaşı dikkate alınarak aile tatilinin tatil tatminine etkisi, çocuğun yaşı 1-6 arasında (β:0,391) olanlarda, 7-12 (β:0,504) ve 13-18 (β:0,476) yaş gruplarında olanlara kıyasla daha düşük düzeyde etkilemektedir. İlginç olan, en büyük çocuğun yaşı 19'u geçtiğinde aile tatili işlevselliğinin tatil tatminine etkisinin ortadan kalkmasıdır. Araştırma, aile ile birlikte yapılan tatilin işlevselliğini yenidem teyit etmekle birlikte, tatil ve yaşam tatminini olumlu yönde etkilediğini ortaya koymakla sosyal açıdan aile tatilinin önemine işaret etmektedir. Dolayısıyla ebeveynlerin bu durumu dikkate almaları gerektiği söylenebilir. Ayrıca araştırma, kamu yönetiminin de aile tatilerini teşvik edici politikalar geliştirmesi gerektiğini ima etmektedir. İşletme bazında ise özellikle yaşı küçük çocukları olan aileler dikkate alınarak tesis, kolaylık ve hizmetlerin tasarımlanması gerektiği ifade edilebilir.
Otel işletmelerinde paydaş baskılarının yeşil inovasyona etkisinde kurumsal çevreciliğin rolü: İstanbul örneği
Bu araştırma, paydaş baskıları ile işletmelerin yeşil inovasyon performansı arasındaki ilişkiyi ve kurumsal çevreciliğin bu ilişkideki aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma, otel işletmelerinin kurumsal çevreci tutumlar geliştirme, yeşil inovasyon performanlarını arttırma ve çevresel politikalarını belirlemede etkili olan paydaşların isteklerine cevap verme ve paydaş gruplarının stratejik yönetimi konusunda teorik yol haritaları içermektedir. Araştırmada, tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tercih edilerek toplamda 393 üst düzey otel yöneticisinden veri toplanmış ve 299 yöneticinin verileri analize dahil edilmiştir. Veriler, SPSS-20 ve AMOS-20 istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, algılanan paydaş baskıları ile yöneticilerin kurumsal çevrecilik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Düzenleyici paydaşların etkisinin diğer paydaşlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, bu araştırma daha önce yapılan çalışmaların sonuçlarından farklı olarak örgütsel paydaşların (rakipler, müşteriler, tedarikçiler, hisse sahipleri, çalışanlar) ve medya paydaşlarının baskısı ile yöneticilerin kurumsal çevrecilik tutumları arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığını göstermektedir. Bu bulgu, işletmelerin özellikle düzenleyici paydaşların (yasa ve yönetmelikler, hükümetin çevre politikaları vb.) beklentilerine daha fazla odaklandığını ve bu düzenlemelere uyum sağladığını göstermektedir. Bu nedenle, düzenleyici paydaşlar işletmeler üzerinde daha doğrudan ve güçlü bir etkiye sahip olabilmektedir. Araştırmada son olarak paydaş baskılarının yeşil inovasyon ile ilişkisinde kurumsal çevreciliğin aracılık rolü incelenmiştir. Araştırmadan elde eldilen bulgulara göre kurumsal çevreciliğin paydaş baskıları ile yeşil inovasyon arasındaki ilişkide tam aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç yöneticilerin kurumsal çevrecilik tutumları ve davranışlarının, paydaş baskılarının yeşil inovasyon üzerindeki etkisine aracılık etmede kilit bir rol oynadığını göstermektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar özellikle yeşil inovasyonun öncüllerine odaklanmış ve organizasyon düzeyindeki faktörler ile üst düzey yöneticilerin rolü üzerinde durulmuştur. Bu noktada hem akademik hem de işletmeler açısından daha kapsamlı bir anlayış oluşturmak için, işletmelerin çevresel yönetim uygulamalarını ve yeşil inovasyonu etkileyen faktörleri daha ayrıntılı ve geniş kapsamlı bir şekilde incelenmesi önerilmektedir.
Hizmet kalitesi aksaklıklarına neden olan örgütsel engellerin incelenmesi üzerine bir araştırma: Otel işletmeleri örneği
Hizmet sektörünün temel yapı taşlarından olan otel işletmelerinin başarısında müşterilere sunulan hizmet kalitesi kritik bir faktördür. Kaliteli hizmet ise birçok farklı faktörün bir araya gelmesi ile sağlanmaktadır. Hizmet kalitesinin ölçümü konusunda genellikle Parasuraman, Zeithaml ve Berry (1985) tarafından geliştirilen Hizmet Kalitesi Fark Modeli'nde yararlanıldığı görülmüştür. Daha sonraki yıllarda Parasuraman, Zeithaml ve Berry (1988), modelini genişleterek müşterilerin hizmet kalitesine ilişkin beklenti ve algılamaları arasında 5 temel fark olduğunu belirlemişlerdir. Genişletilmiş Hizmet Kalitesi Fark Modeline göre ilk dört fark işletme içi faktörlerle ilgilidir. Beşinci fark ise müşterilerin beklenti ve algılamaları arasındaki farka odaklanmıştır ve ilk dört farkın fonksiyonudur. İncelenen çalışmalarda araştırmacıların genel olarak beşinci farka odaklandığı, hizmeti sunan kişilerin görüşlerinin ihmal edildiği görülmüştür. Literatürde görülen bu eksiklik yapılan çalışmanın odak noktasını oluşturmuştur. Bu kapsamda araştırmanın amacı, müşterilerin hizmet kalitesine ilişkin beklenti ve algılamaları arasındaki farkın temel ve alt nedenlerini otel işletmeleri bazında incelemektir. Araştırmanın evrenini Antalya'da 4 ve 5 yıldızlı otellerde görev alan yönetici ve işgörenler oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Anket formu kullanılarak 217 yönetici ve 217 işgörenden veri toplanmıştır. Verilerin analizinde geçerlilik, güvenilirlik, t Testi, Anova gibi analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, araştırmada Engel 1 boyutunda yönetim ile işgörenler arasındaki kademe sayısının fazlalığı dikkat çekmektedir. Engel 2 boyutunda hizmet kalitesi aksaklıklarına neden olan ciddi bir engel olmadığı saptanmıştır. Engel 3 boyutunda, işgörenlerin yaptığı işle ilgili yeterli kontrole sahip olmadığı ve inisiyatif kullanamadığı, verilen evrak işlerinin işgören üzerinde baskı yarattığı ve özellikle satışa daha fazla önem verildiği zaman, hizmeti gerektiği gibi sunamadıkları ortaya çıkmıştır. Engel 4 boyutunun diğer sıralanan boyutlara göre daha düşük ortalamaya sahip olduğu görülmüştür. Bu boyuta göre işgörenlerin, tutundurma çalışmaları yapılırken kendilerinden bağımsız şekilde hareket edildiğini, verilen vaatlerden haberdar olmadıklarını ve aşırı vaatlerde bulunmanın üzerlerinde baskı yarattığını ifade etmişlerdir. Demografik özelliklere ilişkin analizlerde ise, erkek yöneticilerin kadın yöneticilere göre daha olumlu tutum içerisinde oldukları söylenebilir. Ayrıca yönetici ve işgörenlerin eğitim seviyesi, iş tecrübesi ve yaşlarına göre birçok alt boyutta farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Algılanan çevresel belirsizliğin, rekabet stratejilerinin seçimi üzerine etkisinde, rekabetçi istihbaratın düzenleyici rolü: Konaklama işletmelerinde bir uygulama
Bu araştırmanın amacı algılanan çevresel belirsizliğin, rekabet stratejilerinin seçimi üzerine etkisinde, rekabetçi istihbarat rolünün belirlenmesidir. İlgili literatür taranmış ve belirlenen amaç doğrultusunda kuramsal bir model oluşturulmuş ve araştırma hipotezleri geliştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Nevşehir ilinde bulunan 4 ve 5 yıldızlı oteller ve butik/cave otellerde görev alan üst kademe yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Anket formu kullanılarak 149 otel yöneticisinden veri toplanmıştır. Verilerin analizinde KEKK-YEM yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan çevresel belirsizlik boyutlarından heterojenliğin farklılaştırma stratejisini anlamlı ve negatif şekilde etkilediği, algılanan çevresel belirsizlik boyutlarından karmaşıklığın maliyet liderliği stratejisini anlamlı ve negatif şekilde etkilediği ve algılanan çevresel belirsizlik boyutlarından heterojenliğin odaklanma stratejisini anlamlı ve pozitif şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca rekabetçi istihbaratın alt boyutlarından bilgi toplamanın, heterojenlik ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide, karmaşıklık ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide, karmaşıklık ile maliyet liderliği stratejisi arasındaki ilişkide ve karmaşıklık ile farklılaştırma stratejisi arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yine rekabetçi istihbaratın alt boyutlarından planlamanın heterojenlik ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak rekabetçi istihbaratın alt boyutlarından resmi alt yapı ve işgören katılımının heterojenlik ile odaklanma stratejisi arasındaki ilişkide ve heterojenlik ile farklılaştırma stratejisi arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular sonuç kısmında tartışılmış, işletmelere ve gelecekteki araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Paydaş perspektifinden turizm destinasyonu rekabetçilik analizi: Van örneği
Günümüzde insanlar çeşitli motivasyonlarla farklı turizm destinasyonlarını ziyaret etmektedir. Turizm destinasyonları sahip oldukları çekicilik unsurları ile süreklilik arz eden bir rekabet yarışına girmektedir. Van ili de konumu, sahip olduğu doğal ve kültürel mirası, gastronomi unsurları, endemik bitki ve hayvan çeşitliliği ve diğer çekim unsurları ile önemli bir destinasyondur. Bu çalışma, Van'ın sahip olduğu destinasyon rekabetçiliğine ilişkin temel belirleyici unsurların farklı paydaş kesimleri tarafından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda turizm paydaşlarından toplam 407 katılımcıya anket uygulanmıştır. Katılımcılar, destinasyonun daha güçlü olduğu unsurları doğal güzellikler, turizm işletmelerinin kalitesi ve yerel halkın cana yakınlığı şeklinde ortaya koymuştur. Daha zayıf unsurları ise etkinliklerin çeşitliliği, destinasyona olan uçuşlar ve sınır kapılarındaki kalite ve yeterlilik olarak ifade etmiştir. Ayrıca yerel paydaşların, destinasyonun çekicilik faktörlerine yerli ve yabancı turistlerden daha yüksek puan verdiği ancak tesisler ve hizmetler ile destinasyon yönetimi ve politikası faktörlerine daha düşük puan verdiği görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, Van destinasyonunda rekabetçiliğin sağlanması ve sürdürülmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Öte yandan, araştırma benzer özellikteki destinasyonlarda yapılacak rekabetçilik çalışmalarına zemin oluşturması bakımından da önemlidir. Anahtar Kelimeler: Destinasyon, Destinasyon Rekabetçiliği, Paydaş, Van
Konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları ile birey-örgüt uyumlarının iş tatminine etkisi
Turizm emek-yoğun bir sektör olması münasebetiyle makinelerden ziyade insan gücüyle varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle turizm sektöründe ağırlanan konuklar kadar işgörenlerin de tatmin edilmesi oldukça önemlidir. İşgörenlerin tatmin edilmesinde ücret, terfi imkânı, çalışma koşulları ve yönetim tarzı gibi faktörler etkili olmakla birlikte; işgörenlerin çalışma değer algıları ile birey-örgüt arasındaki uyum iş tatminini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları ile birey-örgüt uyumlarının iş tatmini üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda literatür ışığında araştırma hipotezleri geliştirilmiş ve kuramsal bir model oluşturulmuştur. Araştırmanın teorik kısmında detaylandırılan kuşaklar, çalışma değer algısı, birey-örgüt uyumu ve iş tatminine ilişkin önermelerin ampirik bazda çözülmesi amacıyla, alan araştırması yapılmış ve veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Mersin ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmelerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Bu çerçevede Mersin ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmelerinden 17 Temmuz 2022 tarihi ile 30 Eylül 2022 tarihleri arasında 471 personele ulaşılarak veri toplanmıştır. Anket formunda katılımcıların demografik özelliklerine (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kıdem), çalışma değer algılarına, birey-örgüt uyumlarına ve iş tatminine ilişkin ifadeler bulunmaktadır. Yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen veriler, uygun analiz programları kullanılarak güvenilirlik ve geçerlilik testleri yapıldıktan sonra frekans, aritmetik ortalama ve yüzde dağılımları hesaplanmıştır. Konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları, birey-örgüt uyumları ve iş tatminine ilişkin keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış, daha sonra çalışma değer algıları ile birey örgüt uyumu arasındaki ilişkiyi ve etkiyi tespit etmek için de kısmi korelasyon analizi ile çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bu kapsamda elde edilen bulgulara göre, X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları, birey-örgüt uyumları ve iş tatmini düzeylerinin 0,05 anlamlılık düzeyinde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algısı ile birey-örgüt uyumu arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu, yine birey-örgüt uyumunun iş tatmini üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Son olarak X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları iş tatminini kısmen etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Turistik ürün çeşitlendirmesi açısından gastronomi turizminin geliştirilmesine yönelik bir araştırma: Kapadokya örneği
Gastronomi turizmine olan ilgi her geçen yıl artmakla birlikte turizm sektöründe çeşitlilik açısından vazgeçilmez unsurlar arasında yerini almıştır. İlk çağlarda insanların yalnızca fizyolojik ihtiyaçları olarak adlandırılan yeme içme ihtiyacı, günümüzde insanların yediklerinden ve içtiklerinden keyif almak istedikleri ve hatta bunun için katılmak istedikleri turizm çeşidi arasına girmiştir. Gastronomi turizmine olan ilginin artış göstermeye başlamasıyla beraber bölge yöneticileri harekete geçerek rekabet avantajı sağlamak ve özellikle deniz-kum-güneş turizminden yoksun olan bölgelerde farklı turizm çeşitlerini ön plana taşımak istemişlerdir ve bu turizm çeşitlerinden bir tanesi de gastronomi turizmidir. Bir bölgede gastronomi turizminin gelişim göstermesi için yalnızda bölgede var olan ürün yeterli değildir. Bu noktada bölgenin gastronomi turizminin gelişimi için paydaşlara büyük görevler düştüğü söylenebilir. Bundan dolayı bu çalışmada Kapadokya Bölgesi'nde turistik ürün çeşitliliği açısından gastronomi turizmi araştırılarak, konuyla ilgili paydaş görüşleri alınmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılara 8 adet soru yöneltilmiş olup, verilerin analizinde ise nitel veri analizi yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Kapadokya Bölgesi'nde turistik ürün çeşitliliği açısından gastronomi turizminin yeterince gelişme göstermediği saptanmıştır. Gastronomi ile ilgili bölgede çeşitli fuarların, festivallerin gerçekleştirilmesi gerektiği ve gastronomi paydaşlarının birlikte hareket etmeleri gerektiği belirtilmiştir.
Destinasyonun başarı kriterlerinin sürdürülebilir turizm bakış açısıyla belirlenmesi ve ölçülmesi: Kayalık Kapadokya örneği
Turizm destinasyonlarının başarı kriterleri, sürdürülebilir turizm perspektifiyle ele alındığında, destinasyonların çok boyutlu değerlendirilmesini gerektiren bütüncül bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Literatürde destinasyon başarısı; yönetimsel, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik çerçevesinde farklı açılardan ele alındığı görülmektedir. Sürdürülebilir turizm yaklaşımı ise destinasyonların sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, çevresel ve yönetimsel boyutlarını kapsayan sistematik bir çerçeve sunarak, başarıyı daha geniş bir perspektifte ele almaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilir turizm (ST) bakış açısıyla bir destinasyonun başarı kriterlerinin belirlenmesi ve bu kriterler doğrultusunda Türkiye'nin doğal ve kültürel miras açısından öne çıkan bölgelerinden biri olan Kayalık Kapadokya Bölgesi'nin başarısının ölçülmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, destinasyon başarısı için toplam 5 ana tema ve bu temalar altında 75 alt kriter tanımlanmıştır. Bu kriterler; destinasyon yönetimi, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, çevresel, teknolojik ve dijital sürdürülebilirlik boyutlarını kapsamaktadır. Özellikle teknolojik ve dijital sürdürülebilirlik boyutunun ele alınması, çalışmanın literatüre önemli bir katkısı olarak değerlendirilmektedir. Belirlenen kriterler, Önem Performans Analizi (ÖPA) yöntemi kullanılarak değerlendirilmiş ve Kayalık Kapadokya Bölgesi'nin sürdürülebilir turizm uygulamaları açısından performansı ile geliştirilmesi gereken alanlar tespit edilmiştir. Bu doğrultuda bölgede, çevresel sürdürülebilirlik ve teknolojik ve dijital sürdürülebilirlik kapsamında yer alan kriterlere yoğunlaşılmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Bölgede sürdürülebilir destinasyon yönetimi ve sosyo-kültürel sürdürülebilirlik kapsamında ele alınan konularda ise destinasyonda korunması gerekli alanlar olarak ortaya koyulmuştur. Bölgede sosyo-ekonomik sürdürülebilirlik kapsamında yer alan konularda ise destinasyon başarısı için gerekli öncelik ve öneme sahip olmadığı halde yüksek performans gözlemlenmiş, bu nedenle bu alanda gereğinden fazla enerji ve efor harcandığının altı çizilmiştir. Çalışmanın sonuçları, Kayalık Kapadokya Bölgesi'nin mevcut durumunun sürdürülebilir turizm bağlamında kapsamlı bir şekilde analiz edilmesini sağlamanın yanı sıra, bölgeye özel stratejilerin geliştirilmesi için bir rehber niteliği taşımaktadır. Araştırma, turizm destinasyonlarının sürdürülebilirlik odaklı yönetiminde ve başarısının artırılmasında hem teorik hem de uygulamalı bir çerçeve sunarak, alan yazına ve sektöre önemli katkılar sağlamayı hedeflemektedir.
Duygusal emek, algılanan yönetici desteği, öğrenilmiş güçlülük ve duyarsızlaşma düzeyi arasındaki ilişkilerin belirlenmesi: Otel işletmeleri çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmada otel işletmeleri çalışanlarının duygusal emek, duyarsızlaşma, yönetici desteği ve öğrenilmiş güçlülük değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Antalya ilinde faaliyet gösteren beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 539 katılımcıdan geçerlilik ve güvenirlik analizleri yapılmış yönetici desteği, duyarsızlşama, öğrenilmiş güçlülük ve duygusal emek ölçeklerinin yer aldığı anket aracılığıyla veriler elde edilmiştir. Araştırma kapsamında yüzde, frekans, t-testi, one way anova analizi ile yapısal eşitlik modellemesi bileşenleri olan doğrulayıcı faktör analizi ve yol analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; duygusal emeğin yüzeysel rol yapma ve doğal duygular boyutları ile duyarsızlaşma arasında pozitif yönde ve anlamlı sonuç elde edilirken, derinden rol yapma boyutunda ise negatif ve anlamlı sonuç elde edilmiştir. Bununla birlikte duygusal emek boyutlarının duyarsızlaşma üzerindeki etkisinde yönetici desteğinin rolü incelendiğinde; her üç boyutun da yönetici desteği ile duyarsızlaşmayı düşürdüğü, bir başka ifadeyle duygusal emeğin duyarsızlaşma üzerindeki etkisinde yönetici desteğinin düzenleyici rolü olduğu tespit edilmiştir. Öğrenilmiş güçlülük bağlamında; doğal duygular boyutunun duyarsızlaşmaya etkisinde öğrenilmiş güçlülüğün düzenleyici rolü sonucu elde edilirken, derinden rol yapma ve yüzeysel rol yapma boyutlarında öğrenilmiş güçlülük düzeyinin düzenleyici etkisi olmadığı sonucu elde edilmiştir.
Fiziksel çevre ve iletişimi sağlayan personel niteliklerinin kurumsal imaj algısına etkisi: Kapadokya bölgesi'ndeki butik oteller üzerine bir uygulama
Bu çalışmada ele alınan temel kavramlar fiziksel çevre, iletişimi sağlayan personel nitelikleri ve kurumsal imajdır. Bu bağlamda çalışma, otel sektöründe fiziksel çevre ve iletişimi sağlayan personel niteliklerinin kurumsal imaj algısı üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, araştırma kapsamına alınan butik otellerde konaklayan 478 müşteriden veri toplanmıştır. Tez çalışmasında, nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veri toplama aracı olarak anket formu tercih edilmiştir. Bu doğrultuda, 47 ifadeden oluşan bir anket kullanılmış ve anketler, otel müşterilerinin fiziksel çevreye, iletişimi sağlayan personel niteliklerine ve kurumsal imaja ilişkin algılarını ölçmek amacıyla yapılandırılmıştır. Toplanan veriler, SPSS ve SmartPLS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Öncelikle, verilerdeki gizli faktör yapısını keşfetmek için açıklayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Ardından ölçme modelinin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri, ölçeklerin yeterli düzeyde güvenilir ve geçerli olduğunu göstermiştir. Veriler üzerinde yapılan analizlerde, kurumsal imajın tek boyutlu bir yapı sergilediğini, fiziksel çevrenin ise dekorasyon, çevre koşulları, iç plan ve düzenleme, işaretler ve semboller olmak üzere dört boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. İletişimi sağlayan personel değişkeni de tek boyutlu bir yapı göstermiştir. Araştırma bulgularına göre; fiziksel çevrenin çevre koşulları, işaretler ve semboller boyutları ve iletişimi sağlayan personel niteliklerinin kurumsal imajı pozitif etkilediği bulunmuştur. Fiziksel çevrenin iç plan ve düzenleme ve dekorasyon boyutlarının kurumsal imaj üzerinde anlamlı etkisi tespit edilmemiştir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, butik otel işletmelerinin kurumsal imaj algıları üzerinde fiziksel çevre ve iletişimi sağlayan personel niteliklerinin önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Otelin fiziksel özelliklerinin yanı sıra, personelin müşteriyle olan etkileşimi, kurumsal imajı güçlendirmektedir. Otel işletmeleri, bu bulguları dikkate alarak, müşteri memnuniyetini artırmak için stratejiler geliştirebilirler. Bu kapsamda, otel yöneticilerinin, kurumsal imajı güçlendirmek amacıyla fiziksel çevre düzenlemelerine ve personel eğitimi ve gelişimine yatırım yapmaları önerilmektedir.
Festival turistlerinin destinasyon imajı algılarının davranışsal niyetlere etkisi: Kapadokya örneği
Günden güne sertleşen ticari rekabet koşulları turizm geliri pastasından daha büyük paylar almak isteyen turistik işletmeleri olduğu gibi destinasyon yöneticilerini de pazarlama faaliyetlerinin daha etkin kullanılması konusunda motive etmektedir. Destinasyonlar için festivaller önemli bir tanıtım ve pazarlama aracı olarak ön plana çıkarken, festival katılımcılarının da destinasyondaki harcamaları festivalin düzenlendiği bölge için önemli bir gelir kaynağıdır. Destinasyonlar arası rekabette avantajlı duruma geçmenin önemli koşullarından biri turistlerin tekrar ziyaret etme niyetleri üzerinde oluşturulacak olumlu etkidir. Bu sayede destinasyonun turistik iş hacmi genişleyecek yerel ekonomi canlanacaktır. Turistlerin tekrar ziyaret eğilimleri ise güçlü bir algılanan destinasyon imajı ile mümkün olacaktır. Bu çalışmada Kapadokya bölgesindeki festivallere katılan yerli turistlerin destinasyon imajı algılarının, davranışsal niyetlere etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Kapadokya bölgesinde 2023 yılı yaz aylarında düzenlenen festivallerden dört tanesinde festival katılımcılarından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Kapadokya bölgesindeki festivallere katılan yerli turistler oluşturmaktadır. Kolayda örneklem tekniğinin kullanıldığı çalışmada elde edilen 402 anket verileri uygun bir istatistik programına girilip analiz edilmiştir. Çalışmada festival katılımcılarının algıladıkları destinasyon imajı ile tekrar ziyaret etme niyeti ve tavsiye niyeti değişkenleri arasında anlamlı ve olumlu bir etki tespit edilmiştir. Bunun yanında destinasyon imajı değişkeninin alt boyutları olan yörenin kültürü, fiziki durum ve festivalin yerel halka katkıları boyutlarının her biri ile araştırmanın bağımlı değişkeni olan davranışsal niyet değişkeninin alt boyutu olan tekrar ziyaret niyeti ile arasında anlamlı ve pozitif bir etki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca destinasyon imajı değişkeninin alt boyutları olan fiziki durum ve festivalin kente katkıları alt boyutları ile davranışsal niyet değişkeninin alt boyutu olan tavsiye niyeti arasında da anlamlı ve olumlu bir etki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada son olarak çalışmanın birtakım kısıtları olduğu belirtilmiş ve hem uygulama noktasında hem de gelecek araştırmalar için bazı öneriler sunulmuştur.
Destinasyon yönetiminde Kapadokya'nın kronikleşmiş sorunları: Paydaş teorisi yaklaşımıyla bir analiz
Turizmde paydaşların etkin rolü, destinasyon yönetiminde karşılaşılan sorunların anlaşılması ve çözümünde kritik bir öneme sahiptir. Türkiye'nin en önemli destinasyonlarından biri olan Kapadokya; tarihiyle, doğasıyla ve zengin kültürel değerleriyle dünya çapında dikkat çekmektedir. Turizmin çevresel, sosyo-kültürel ve ekonomik olumlu etkilerinin maksimum, olumsuz etkilerinin ise minimum düzeye ulaştırılması bölgenin sürdürülebilir destinasyon yönetimine bağlıdır. Bu kapsamda çalışmanın amacı; Kapadokya'nın destinasyon yönetiminde kronikleşmiş sorunlarını, bu sorunların kronikleşmesine neden olan faktörleri ve ilgili sorunlara yönelik paydaşların çözüm önerilerini tespit etmektir. Bu bağlamda öncelikle literatür incelemesi kapsamında destinasyon yönetimi, paydaş teorisi, destinasyon paydaşları ve destinasyon yönetiminde karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. Ardından araştırmanın amaçlarına ulaşmak üzere çalışmanın araştırma tasarımı oluşturulmuştur. Bu çalışma amacı açısından keşifsel, yöntemi açısından nitel, araştırma deseni olarak durum çalışması yaklaşımlarına göre tasarlanmıştır. Çalışmanın verileri, Nisan 2025 - Haziran 2025 tarihleri arasında Merkez Kapadokya'nın destinasyon paydaşları arasından belirlenen 15 katılımcı ile yüz yüze ve çevrimiçi temas yöntemleri kullanılarak yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Toplanan veriler, betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Ulaşılan sonuçlara göre, destinasyon paydaşları Kapadokya'nın destinasyon yönetiminden genel anlamda memnun değildir. Kapadokya turizminin ön plana çıkan kronikleşmiş sorunları; ulaşım, turizm bilgisinin yetersizliği, turizmin belli alanlarda ve zamanlarda yoğunlaşması, kaynakların koruma-kullanma dengesinin sağlanamaması, etkin olmayan pazarlama ve tanıtım stratejilerinin tercih edilmesi, sürdürülebilir turizm anlayışının benimsenmemesi ve plansız yapılaşmadır. Paydaşların ortak görüşüne göre sorunların kronikleşmesine en fazla neden olan faktör, mevcut destinasyon yönetiminin yapısıdır. Paydaşlar bu sorunların çözülebilmesi için Kapadokya'ya özgü, bütüncül bir destinasyon yönetim yapılanmasının oluşturulması ile medya, basın, dernek, kooperatif ve sivil toplum kuruluşlarının daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Araştırma sonuçları, Kapadokya turizminin sürdürülebilirliği için yapısal ve yönetsel düzenlemelere acil ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, bölgenin özgün koşullarına uygun ve tüm paydaşları kapsayıcı bütüncül bir destinasyon yönetim modelinin hayata geçirilmesi önerilmektedir.
Otel deneyiminin elektronik ağızdan ağıza iletişim niyeti üzerindeki etkisinde algılanan özgünlüğün aracılık rolü
Web 2.0 teknolojilerinin gelişimiyle birlikte geleneksel ağızdan ağıza iletişim (WOM), dijital platformlara taşınarak elektronik ağızdan ağıza iletişim (E-WOM) formuna dönüşmüştür. Bu dönüşüm, özellikle turizm sektöründe tüketicilerin deneyimlerini çevrimiçi paylaşmaları yoluyla, destinasyonların ve işletmelerin marka değerlerini doğrudan etkiler hâle gelmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, Kapadokya bölgesindeki kaya otellerde konaklayan turistlerin deneyimlerini oluşturan dört boyutun (eğlence, eğitim, estetik ve kaçış), elektronik ağızdan ağıza iletişim (E-WOM) niyetleri üzerindeki etkilerini ve bu ilişkilerde algılanan özgünlüğün aracılık rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini, 2024 yılı içinde Kapadokya'daki kaya otellerde en az bir gece konaklayan yerli ve yabancı 500 turist oluşturmaktadır. Veriler, kolayda örnekleme yöntemiyle ve yüz yüze uygulanan Türkçe/İngilizce anketler aracılığıyla toplanmıştır. Tüm değişkenler, literatürde geçerliği kanıtlanmış beşli Likert tipi ölçeklerle ölçülmüş ve veriler yapısal eşitlik modellemesi (PLS-SEM) kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, otel deneyiminin alt boyutlarından özellikle eğlence ve kaçış unsurlarının, turistlerin pozitif E-WOM niyetlerini anlamlı biçimde artırdığı tespit edilmiştir. Buna karşılık, estetik ve eğitim deneyimlerinin pozitif ve negatif E-WOM üzerindeki etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Algılanan özgünlük, pozitif E-WOM üzerinde güçlü ve anlamlı bir etkiye sahipken, negatif E-WOM üzerinde anlamlı bir etkide bulunmamıştır. Aracılık analizleri ise, eğlence, kaçış, estetik ve eğitim deneyimlerinin pozitif E-WOM üzerindeki etkilerinde algılanan özgünlüğün kısmi bir aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, kaya otel deneyiminin dijital ağızdan ağıza iletişim niyetine etkisinde algılanan özgünlüğün rolünü inceleyen ilk akademik araştırmalardan biridir. Bulgular, özgün deneyimlerin dijital ortamda paylaşılma eğilimini artırdığını göstermekte ve turizm işletmeleri için deneyim tasarımında özgünlük, eğlence ve kaçış boyutlarının öne çıkarılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.
Yavaş şehir yerel halkının turizmin etkilerine yönelik algılamaları: Ahlat, Arapgir, Kemaliye ve Uzundere üzerine karşılaştırmalı bir araştırma
Yavaş turizmin çevreye yönelik duyarlı yaklaşımı ve yerel halkın yararını gözetmesi turizmin sürdürülebilirliği adına önemli bir harekettir. Popülerliği sürekli olarak artan ''yavaş şehir'' hareketi, üye şehir sayısını devamlı olarak arttırmaktadır. Hâlihazırda turizm ile önceden tanışan birçok destinasyon ''yavaş şehir'' unvanını elde etmiştir. Ancak bu unvanla birlikte turizm ile ilk defa tanışan şehirlerin de olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu etikete sahip destinasyonlarda turizmin etkilerine yönelik algılamaların hangi düzeyde olduğu merak konusudur. Buradan hareketle araştırma, Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan ''yavaş şehir'' unvanına sahip Ahlat, Arapgir, Kemaliye ve Uzundere şehirlerinde yaşayan yerel halkın turizmin etkilerine yönelik algılamalarını ölçmektedir. Araştırma ayrıca bu dört yavaş şehrin turizmin etkilerine yönelik algılamalarını karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Birincil verileri elde etmek amacıyla kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma sürecinde yerel halktan toplam 411 anket toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde doğrulayıcı faktör analizi, t-testi ve tek yönlü varyans analizi gibi yöntemlerden faydalanılmıştır. Analizler neticesinde yerel halkın turizmin etkilerine yönelik algılamalarında bazı sosyo-demografik özelliklerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Destinasyonlar arası karşılaştırmalı analiz sonuçlarında ise dört şehirde de turizmin etkilerine yönelik algılamaların genel olarak olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Uzundere yerel halkının turizmin etkilerine yönelik algılamaları diğer destinasyonların yerel halkına göre en yüksektir. Ahlat yerel halkının ekonomik etkiler boyutuna yönelik algılamaları diğer destinasyonlara kıyasla en düşüktür. Uzundere yerel halkının turizmin sosyo-kültürel etkilerine yönelik algılamaları Arapgir ve Kemaliye yerel halkına göre daha yüksektir. Kemaliye yerel halkının turizmin çevresel etkiler boyutuna yönelik algılamaları ise Ahlat yerel halkına göre daha yüksek çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yavaş Şehir, Yerel Halk, Turizmin Etkileri, Doğu Anadolu Bölgesi.
Teknolojik yetkinliğin, teknolojiye hazır bulunuşluğun ve hizmet inovasyonunun tüketici-temelli marka denkliğine olan etkisi: Otel işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı otel işletmelerinde hizmet inovasyonunun, teknolojik yetkinliğin, ve teknolojiye hazır bulunuşluğun, tüketici-temelli marka denkliğine olan ilişkilerini araştırmaktır. Yeni bir marka denkliği modeli önermek için uluslararası beş yıldızlı zincir otellerde algılanan değer ve markaya duyulan güvenin, tüketici-temelli marka denkliğinin alt boyutları üzerindeki aracılık rolü incelenmiştir. Bu kapsam dahilindeki otel misafirlerinden çevrimiçi ve ayrıca fiziki olarak anket yanıtları alınmıştır. Öncelikle güvenirlik analizi uygulanmıştır. Sonrasında faktör analizi uygulanarak araştırmanın yapı geçerliliği test edilmiştir. Bu analizler açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi olmak üzere iki aşamada meydana gelmiştir. Ardından yapısal eşitlik modellemesi uygulanmıştır. Araştırma kapsamında 12 hipotez belirtilmiş; bunlardan dokuz tanesi gizli değişkenler arasındaki toplam etkiyi ölçerken diğer üç tanesi de aracılık ilişkisini önyükleme tekniğiyle ortaya koymuştur. Kurulan araştırma modelinde aracı değişken olan markaya duyulan güvenin, tüketici-temelli marka denkliğindeki değişkenlere olan etkilerinin oldukça fazla olduğu bulgular arasındadır. Teknoloji ve inovasyonunun, yani bu araştırmada bu varyasonları ölçen hizmet inovasyonu ve teknolojik yetkinlik gizil değişkenlerinin algılanan değere ve markaya duyulan güvene olan etkilerinin olumlu olduğu görülmektedir. Ayrıca diğer bir bağımsız değişken olan teknolojiye hazır bulunuşluğun da bu modele etkileri görülmüştür. Netice itibariyle uluslararası beş yıldızlı otel misafirleri üzerinde yürütülen araştırma kapsamında kurulan 12 hipotezin hepsi kabul edilmiştir. Araştırmanın, otel işletmelerine yönelik kayda değer sonuçlarla alana katkı sağlanması planlanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın sonunda otel yöneticilerine ve araştırmacılara konuyla ilgili öneriler sunulmuştur.
Beş yıldızlı otellerin gelir yönetimi uygulama yöntem ve düzeyleri
Gelir yönetimi; doğru zamanda ve doğru fiyata, doğru envanterleri, doğru müşteriye satan bir iş uygulamasıdır. Bu araştırmanın amacı, beş yıldızlı otellerin gelir yönetimi uygulamalarında kullandıkları yöntemleri ve uygulama düzeylerini belirleyerek uygulanan yöntemlerin pratikte hangi düzeyde uygulayabildiklerini tespit etmektir. Bu amacı gerçekleştirmek için, beş yıldızlı otellerde üst düzey görev yapan sekiz yöneticiye, 11 açık uçlu sorudan oluşan, yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Araştırmada, nitel veriler içerik analizine tabi tutularak kodlar oluşturulmuştur. Nitel analizler sonucunda; gelir yönetimi uygulamaları, misafir profillerinin otellerde yaptıkları harcama ve rezervasyon yaptırma alışkanlıklarının, doğru anlaşılması ve analiz edilmesi ile yapılmaktadır. Otellerin beklediği talepler doğrultusunda makul öngörülerde bulunabilmek ve bu öngörüleri hesaplarken, gerçekleşmiş rezervasyonlar, geçmiş rakamlar, gelecek rezervasyon potansiyelleri, hava ve mevsim raporları, pazardaki iş yoğunluğu, özel gün takvimleri gibi pazarı etkileyecek unsurları göz önünde bulundurmaktadırlar. Gelir yönetimi bilgi sistemlerinin topladığı veriler, otel rezervasyon sistemine detaylı raporlarla sunulmaktadır. Bu raporlar sayesinde gelir yöneticileri fiyat belirlenmesi konusunda aldıkları kararlarla geliri ve kârlılığı artırabildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gelir yönetimi uygulamaları, Otellerde kârlılık, Oda fiyatlandırması
Lisans düzeyinde turizm öğrenimi gören öğrencilerin mesleki beklenti, gelecek kaygısı ve sektörde çalışma isteklerine COVID-19 pandemisinin etkisi
Mesleki beklenti, kişinin gelecekteki mesleğinde göstereceği başarı hakkındaki görüşlerini içermektedir. Öğrenciler meslek seçimi yaparken gelecekteki yaşamları, ilişkileri ve statüleriyle ilgili beklentileri meslek seçimlerini etkileyebilmektedir. Gelecek kaygısı, daha çok, iş bulamayan gençler üzerinde stres oluşturan bir durumdur. Gençlerin iş bulup bulamayacakları, buldukları işte devam edip etmeyecekleri ve benzeri gibi konular gelecek kaygısını oluşturmaktadır. Aralık 2019 yılının son günlerinde görülen COVID-19 salgını ilk olarak Çin'in Wuhan Bölgesinde ortaya çıkmış ve kısa bir zaman içinde tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bu hastalık, kendisini öksürük, yüksek ateş ve nefes darlığı gibi belirtilerle göstermektedir. COVID-19 Pandemisi, 2020 yılında tüm dünyada hem turizmi hem de turizme bağlı meslekleri önemli oranda etkilemiştir. Özellikle gelecek dönemlerde bu mesleği yapmak isteyen öğrencilerin düşüncelerinin önemli olması nedeniyle, bu araştırmada lisans düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin mesleki beklenti, gelecek kaygılarının COVID-19 Pandemisinde turizm sektöründe çalışma isteklerine etkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada örneklem olarak, Selçuk Üniversitesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi, turizm fakülteleri öğrencileri seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içerisinde öğrenim gören 500 öğrenciye uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizi için t Testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon testleri uygulanmıştır. Analizler sonucunda, Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencilerinin mesleki beklenti ve gelecek kaygıları sektörde çalışma isteklerini etkilerken, Selçuk Üniversitesi öğrencilerinin sadece mesleki beklentileri sektörde çalışma isteklerini istatistiksel olarak etkilediği bulunmuştur. Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencilerinin COVID-19 Pandemisinden etkilenmeleri, sektör deneyim düzeyine göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Selçuk Üniversitesi öğrencilerinin COVID-19 Pandemisinden etkilenmeleri, bölüm ve sınıf düzeylerine göre anlamlı farklılıklar içerdiği bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesleki Beklenti, Gelecek Kaygısı, COVID-19 Pandemisi, Sektörde Çalışma İsteği