Köyler
Bu konu başlığı altında 79 tez
Köy ilk ve ortaokulların sorunlarına kampüs eğitim modeliyle çözüm
Bu araştırmada, Türkiye'deki köy okullarında karşılaşılan sorunlar tespit edilmiş, araştırma sonucunda sorunların kaynakları ile çözüm önerileri birlikte ele alınmıştır. İlk ve ortaöğretim kurumlarımız neredeyse yüzyıllık geçmişe sahiptir. Ancak Türkiye'de modern anlamdaki ilk ve ortaokullar, günümüze gelene kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Bu değişikliklerin çoğu dönemin ihtiyaçlarına göre gerçekleştirilmiş fakat yapılanlar yine de değişen şartlar içerisinde etkisini kaybetmeye başlamıştır. Bugün eğitimde geldiğimiz noktada görülen şudur ki, Türk eğitim sistemi daha pek çok değişiklikler yaşayacaktır. Halen köylerde çeşitlilik gösteren ilk ve ortaöğretim okulları ( yatılı bölge okulları, pansiyonlu ilk ve ortaokulları, taşımalı ilk ve ortaokullar, gezici okullar, aynı binada birlikte eğitim yapan ilk ve ortaokulları …) bulunmaktadır. Bu farklı eğitim yapısını ortadan kaldırmak ve eğitimde kaliteyi artırmak için köy okullarını, şartları en uygun olan köylerde birleştirme şeklinde bir yapı olan Kampüs Eğitim Modeli önerilmektedir. Bu çalışma ile özellikle köyden kente göç nedeniyle köy okullarındaki öğrenci sayılarının azalması, personel yetersizliği, teknolojik imkansızlıklar, bölgenin olumsuz coğrafik koşulları nedeniyle yaşanan ulaşım vb. sorunlar….nedeniyle ortaya çıkan eğitim problemlerine çözüm bulmak için, köy okullarının tek bir çatı altında ve uygun bir merkezde toplanması ile Kampüs Eğitim Modeline ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: Kampüs Eğitim Modeli, Köy İlk ve Ortaokullar, Göç
Kırsal kalkınma çalışmalarında kullanılan ölçüt ve göstergelerin güncel durumunun belirlenmesi: Isparta köyleri örneği
Kırsal kalkınma; insan yaşamına olumsuzluklar getiren kırsal yöre koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalardır. Kırsal kalkınma çalışmalarında, kırsal toplumların problemleri belirlenmekte ve tanımlanmakta, bu problemlere göre uygun çözüm önerileri geliştirilmektedir. Kırsal kalkınmada karşılaşılan sorunlar kırsal kalkınma göstergeleri ve bu göstergelerin yansıttığı ölçütler çerçevesinde belirlenmektedir. Bu çalışmada, kırsal kalkınma uygulamalarında geçmişte kullanılan ve günümüzde yeni eklenmesi gereken ölçütler ve göstergeler belirlenmiştir. Çalışma Isparta İli köyleri baz alınarak yürütülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre kırsal kalkınma çalışmalarında geçmişte 4 sosyal ölçüt ve 38 gösterge, 7 ekonomik ölçüt ve 32 gösterge, 4 siyasal ölçüt ve 16 gösterge ile 4 çevresel ölçüt ve 15 göstergenin kullanıldığı tespit edilmiştir. Günümüz kırsal kalkınma çalışmaları için yeni olarak 8 sosyal ölçüt ve 36 adet gösterge, 6 ekonomik ölçüt ve 35 adet gösterge, 6 siyasal ölçüt ve 21 gösterge, 6 çevresel ölçüt ve 28 gösterge belirlenmiştir.
Şile Akçakese köyünün kırsal mimari bağlamında analizi ve koruma önerileri
Geleneksel yapılar yalnızca yapıyı inşa edenler veya sahipleri için değil, bu topraklarda yaşayan tüm insanlar için kültürel bir mirastır. 600 yıldır bu topraklarda yaşayan ve son örnekleri kalan Türk evlerinin ve tarihi çevrenin korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması bu açıdan önem taşımaktadır. Geleneksel Türk evlerinin en güzel örneklerinden olan kırsal mimarinin korunması günümüzde dünyanın önemli sorunlarından biridir. Bu sebeple Şile'nin en eski kırsal yerleşim yerlerinden biri olan, içinde çok sayıda geleneksel yapının bulunduğu Akçakese köyünde tez çalışması yapma ihtiyacı duyulmuştur. Çalışma kapsamında Şile ve Akçakese'nin coğrafi konumu, ulaşım ve nüfus özellikleri, sosyal, kültürel, tarihi özellikleri ve konut yapıları araştırılmıştır. Daha sonra Akçakese'de tarihi yapıların ağırlıkta olduğu bölge, çalışma alanı olarak belirlenmiş ve 113 adet yapı üzerinde detaylı incelemeler yapılmıştır. Çalışma alanında yerleşim doku analizi başlığı altında; sokak analizi, tescil durum analizi, sağlamlık durumu analizi, işlev analizi ve kat sayısı analizi çalışmaları yapılmıştır. Elde edilen verilerle her bir yapı için detaylı çalışma başlatılmış, tarihi yapıların parsel kullanımları, plan özellikleri, cephe özellikleri, yapım teknikleri ve kullanılan malzemeler irdelenmiştir. Özellikle son yıllarda meydana gelen bozulmaların nedenleri incelenmiş ve koruma önerileri geliştirilmiştir. Son olarak da sonuç bölümünde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca tescil durumu analizleri sırasında tescilli ve tescile önerilebilecek toplam 78 yapı için envanter fişleri hazırlanıp ekler bölümüne eklenmiştir. Söz konusu çalışmasının kırsal alanların belgelenmesi ve korunması konusunda envantere önemli bir katkı sağlayacağı, gelecek yıllarda yapılacak çalışmalara da kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk Evi, Kırsal Mimari, Kültürel Miras, Akçakese Köyü
Van ve Mardin illerine bağlı bazı köylerde içme sularının fiziksel özellikleri ve mineral içeriklerinin incelenmesi
Baraj MG. Van ve Mardin illerine bağlı bazı köylerde içme sularının fiziksel özellikleri ve mineral içeriklerinin incelenmesi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Veteriner Biyokimya Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Van, 2019. Bu çalışma, Mardin ve Van'da her ilden seçilen 20 noktadan alınan toplam 40 adet içme suyu örneğinin fiziksel özellikleri, ağır metal ve mineral içerikleri bakımından incelenmesi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda içme sularının kalitesinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. İki bölgede seçilen noktalardan 2018 yılı Ağustos döneminde su örnekleri alınmış ve gerekli analizleri yapılmak üzere uygun koşullarda laboratuvara ulaştırılmıştır. Örneklerin iyon ve metal analizleri Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Merkezi Laboratuvarı'nda gerçekleştirildi. Arsenik, Bakır, Bor, Kadmiyum, Kobalt, Mangan, Nikel, Kurşun, Selenyum ve Çinko analizleriiçin İndüktif Eşleşmiş Plazma ve Kütle Spektrometresi (ThermoScientific X II Series ICP-MS) ile, Magnezyum analizleri için İndüktif Eşleşmiş Plazma – Optik Emisyon Spektrometresi (ThermoScientificIcap 6300 DOU ICP-OES) ile yapıldı. Florür, Klorür, Nitrit, Nitrat, Bromür, Sülfat ve Fosfat analizleri de Dionex iyon kromatografisi (Dionex ICS 3000) ile gerçekleştirildi. İletkenlik, pH, ORP, TDS ve min. salt analizleri ise Myron L Company POOL PRO PS6FC cihazı ile yapıldı. Elde edilen sonuçların istatistik analizi T testi ile SPSS 20 kullanılarak yapıldı. Organoleptik olarak incelenen renk, koku ve bulanıklık parametrelerinin istatistik analizinde ise Khi Kare testi kullanıldı. Çalışma sonucunda iki ilin su örneklerine ait Florür, Klorür, Nitrit, Nitrat, Bromür, Bor, Kadmiyum, Kobalt, Çinko, İletkenlik, TDS (Toplam Çözünmüş Katı Madde), ORP (Redoks Potansiyeli) ve sıcaklık değerleri arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Ayrıca İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik tarafından belirlenen sınır değerlerin üzerinde ağır metal içeren içme suları saptanmış , Van'dan alınan su örneklerde Nikel, Mardin'den alınan örneklerde ise fosfat tespit edilmemiştir.2 ilde 40 farklı noktadan alınan su numunelerinde dikkati çeken konular maddeler halinde sunulmuş olup saptanan bozulukların yerel yönetimlere ve çevre ve halk sağlık birimlerine sunulmasının gerektiği , bozuklukların giderilmesinin bu yörede yaşayanlar için önemli olduğu vurgulanmıştır Anahtar kelimeler:Ağır Metal, İçme Suyu, Mardin, Mineral Madde, Su Kalitesi, Van
Beylerhan ve Eskisaray köylerinin gelişmişlik bakımından karşılaştırılması
Bu çalışma Uşak Merkez Beylerhan ve Eskisaray Köylerinin gelişmişlik açısından ele alınıp, köylerin coğrafi konumu, tarihçesi, iklimi, toprağı, bitki örtüsü, hidrografyası, nüfusu, yerleşmesi, eğitimi vb. başlıklar çalışılmıştır.Bu başlıkların bilgilerine ulaşabilmek için, belge taraması, anket ve gözlem gibi çeşitli yöntemler kullanılmış ve bu bilgilere ulaşılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda köyler coğrafi açıdan karşılaştırılıp farklılıkları, benzer yönleri tespit edilmiş ve bu farklılıkların nedenleri, sonuçları ortaya konmuştur.Sonuçlara bakıldığında köylerin coğrafi açıdan sabit kalmadığını dönem dönem nüfusta, tarımda, eğitimde, ekonomide yani beşeri özelliklerin değiştiğini; fakat fiziki özelliklerin sabit kaldığını görmekteyiz.Son olarak bu çalışmamızın kırsal yerleşmelerdeki değişimlerin, farklılıkların neler olduğunu ilerideki çalışmalara kaynak teşkil etmesini düşünmekteyiz.
Coğrafi bakımdan Küçük Menderes Irmağı Havzası köy adları
Coğrafi Bakımdan Küçük Menderes Irmağı Havzası Köy Adları adındaki bu araştırmada temel amaç, şimdiye kadar gerek doğal, beşeri ve ekonomik coğrafya alanlarında gerekse farklı birçok alanda çalışma konusu olan Ege Bölgesi'nin Küçük Menderes ırmağı havzasındaki köy yerleşmelerinin adlarının nereden geldiğini ve neden o adları aldıklarını coğrafi bir sınıflama doğrultusunda ortaya koymaktır. Araştırma sahasının sınırları, 2007 yılında Harita Genel Komutanlığınca basılmış olan 1/ 250 000 ölçekli, NJ 35-7 ve NJ 35-11 adlı topografya haritalarında Küçük Menderes ırmağı su bölümü çizgisi içerisinde kalan 278köy yerleşmesi ile sınırlandırılmıştır. Bu köy yerleşmeleri idari açıdan İzmir ilinin ilçeleri olan, Tire'nin 47 - Torbalı'nın 38 - Ödemiş'in 75 - Kiraz'ın 37 - Beydağ'ın 21 - Bayındır'ın 39 - Selçuk'un 5 - Menderes'in 6 ve Kemalpaşa'nın 5; Manisa ilinin Turgutlu ilçesinin ise 5 köy yerleşmesidir Araştırma konusunu oluşturan yerleşmeler tespit edilirken 12.11.2012 tarihinde kabul edilen 6360 sayılı kanundan önceki köy yerleşmeleri temel alınmıştır. Küçük Menderes Irmağı Havzası'nda en fazla aile-aşiret adını almış köy sayısının fazla olduğu görülmektedir. Bu durumun sebebi sahanın zengin tarihe sahip olmasıdır. Çalışmanın adından da anlaşılacağı gibi köy adları coğrafi esaslar gözetilerek değerlendirildi. Bu nedenle ilgili anabilim dallarınca yapılması daha uygun olur düşüncesiyle köy adlarının kökenleri üzerinde fazla durulmamıştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Küçük Menderes Irmağı, Köy, Toponimi, Yer adları
Türk eğitim, kültür ve edebiyat dünyasında Mahmut Makal
Edebiyat tarihi araştırmalarında bir yazarın hayatının, sanatının ve eserlerinin bütüncül olarak incelendiği çalışmalar çoktur. Biz bu çalışmamızda Türk edebiyatında köy edebiyatı olarak adlandırılmış, köyden gelenlerin köyü anlattığı dönemin başlatıcısı olan önemli bir Eğitimci Yazar olan Mahmut Makal'ın hayatını, sanatını ve eserlerini inceledik. Bugüne kadar Mahmut Makal hakkında yapılan çalışmaların bütüncül olmadığını, akademik bir disiplin içerisinde incelenmediğini gördük. Yaptığımız çalışma ile edebiyat tarihimizdeki bu açığı kapatmak, Mahmut Makal'ı edebiyat tarihimizde hak ettiği yere getirmek istedik. Çalışmamızda Makal'ın; bütün eserlerini, eserleri ve kendisi hakkında yapılmış çalışmaların tamamını değerlendirmeye çalıştık. Bunun için tüm eserlerini en az iki kez okuyarak ve yoğun bir kütüphane çalışması gerçekleştirerek akademik bir disiplin içerisinde ortaya ürünler koymaya çalıştık. Bu çalışmada elimizden geldiğince Mahmut Makal'ın edebi kişiliği, sanatı ve eserleriyle edebiyat tarihimizdeki yerini anlatmaya çalıştık.
Manisa Yuntdağı köylerinde halk oyunları geleneği
Halk bilgisi ürünleri, ait olduğu toplumun özünü yansıtmaktadır. Bu ürünlerle ilgili yapılacak derleme, araştırma, inceleme, sınıflandırma, vb. çalışmalar, o toplumun gelişmesine yardım edecek ve kuşaktan kuşağa aktarıma katkı sağlayacaktır. 'Manisa Yuntdağı Köylerinde Halk Oyunları Geleneği' adlı tezde Yuntdağı bölgesinde Yörük halkların yanı sıra Balkan ve Çerkez halklarında yaşadığını ve kendi geleneklerini sürdürmeye çalıştıklarını ancak sürekli iletişim halinde olduklarından, birbirlerinin kültürlerinden etkilendiklerini saptanmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde Manisa Yuntdağı bölgesi hakkında genel bilgi verilmiş, oranın tarihi geçmişi incelenmiş ve Yuntdağı köylerinin etnik yapısı, gelenek ve görenekleri anlatılmış ve oradaki kültürel çeşitlilikle ilgili bilgilere ulaşılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Yuntdağı bölgesinde icra edilen Yöresel halk dansları her kültürün kendi değerlerine göre incelenmiş, türlerine göre oyunlar açıklanıp notaları eklenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Yuntdağı bölgesinde yaşayan etnik grupların kendi kültür özelliklerine özgü geleneksel giyim kuşamı anlatılmış ve her giyim parçaları tanıtılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Yuntdağı yöresinde yapılan eğlencelerde kullanılan çalgılar türlerine ve kullanıldığı kültürün özelliğine göre anlatılmıştır. Yapılan çalışmada Manisa Yuntdağı bölgesindeki farklı kültürlerin kendi kültürlerine özgü halk oyunlarını, geleneklerine göre tespit edip sınıflandırarak, bu geleneklerin devam edip etmediğini, kuşaktan kuşağa aktarımının geçerliliği ve işlevlerini sürdürebilirliğini tespit etmeye çalışılmıştır. Bulgular Yuntdağı bölgesinde yaşayan halk kültürü üzerinde teknolojinin etkilerini göstermiştir. Teknolojinin gelişmesi gerek çalgı kullanımına, gerekse geleneksel giyimin hazır giyime dönmesine ve ürün çeşitliliğin artmasıyla da doğru orantılı olarak yöresel kıyafetlerin değişime uğramasına sebep olmuştur.
Agrarian economy and primary education in the Salonican countryside in The Hamidian Period (1876-1908)
Beginning from the nineteenth century, the rulers of Ottoman Empire realized the importance of education in centralizing the administration. The Ottoman subjects would be educated in accordance with the basic principles of the ruling mentality for the development of the empire. In this manner, for the rulers, education created on the one hand a way to form the subjects and on the other, a way to control them through the knowledge given by education.In the Hamidian era, such developmental features of education came to be observed more obviously. Primary education, being the first step in the formation, was spread to create loyal and productive subjects who would espouse the principles of rulers as their own and then provide and carry on the necessary developments in the empire. However, could a central program be effective in spreading education in the countryside?In the countryside of the Ottoman Empire the conditions were much more different than the cities. In the villages the most crucial issue was to produce enough for the next years, therefore everything about agricultural production dominated people?s lives. Hence, the spread of education in the villages was determined by agrarian economy; by the financial and social conditions that it created and by the actors who benefited from these conditions. Most of the time, such conditions in the villages conflicted with the central policies. Therefore, the spread of education in the countryside is the story of the struggle between central efforts and the agrarian economy. And the understanding to the history of the education will be incomplete without a deep observation of the countryside, and an analysis of this struggle.Salonika was on the one hand a region of agricultural prosperity and diversity on the other its city center was one of the developed places in terms of education. Therefore, the region of Salonika presents a perfect example to observe different conditions than the cities and also to see the struggle between central efforts and agrarian economy in the countryside.
Türk resim sanatında köy teması
Sanat tarihinde köy konusu edebiyattan resme kadar farklı dönemlerde önem kazanmış ve daha fazla eser ortaya konmuş, çoğunlukla da bu çalışmalar düşünsel veya ideolojik kaygılarla üretilmiştir. Bu çalışmada, öncelikle köy olgusu ve Batı resim sanatında köy teması genel olarak ele alınmış sonrasında ise Türk resim sanatında köy teması batı anlayışı öncesi ve doğrudan batı anlayışına dönük ayrıca çağdaş Türk resim sanatı olarak incelenmiş olup köy teması günümüze kadar olan süreçte resim çevrelerinde yer edinen oluşum, gruplar ve bireysel yaklaşımlar dikkate alınarak irdelenmiştir. Kırsal yaşam ile şehir yaşamının belirgin bir biçimde birbirinden ayrılmadığı Batı anlayışı öncesi dönemde sosyo-ekonomik sınırlar yoğunluklu olarak saray ve çevresi ile taşra arasında gözlemlenmektedir. Bu nedenle resim sanatında köy teması ayrıcalıklı bir yer edinmemektedir. Çağdaş Türk resim sanatının ilk döneminde de köy teması öne çıkmamaktadır. Köy ya da kırsal yaşamı ele alan ressamlar daha çok izlenimci bir üslupla manzara türünü benimsemişlerdir. İzleyen yıllarda özellikle 1938 sonrasında köy temasının Türk resminde öneminin arttığı gözlemlenmiştir. 1938 yılından 1944 kadar milli sanat bilincini geliştirmek amacıyla gerçekleştirilen yurt gezileri ile dönem ressamları kırsal konulara yönelmişlerdir. Bu dönemde Müstakiller ile birlikte bu gezilere katılan D Grubu sanatçıları da resimlerinde yoğun bir şekilde köy temasını kullanmıştır. Yeniler ve Onlar Grubunun genel eğilimleri yönünde biçimlenen dönem de Türk resim sanatında köy teması yoğun bir şekilde ele alınmıştır. Bu dönem ressamlarının toplumcu gerçekçi eğilimleri onları toplumsal sorunları resmetmeye yöneltirken, köy teması çoğunlukla kente göç bağlamında toplumsal konuların bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. 1950 yılı sonrası Türk resminde ise konu çeşitliliği oldukça fazladır. 1950 öncesi Türk resim sanatına kıyasla bu dönemde köy temasına sıklıkla yer verilmiştir. Ancak bu resimlerin her biri hem tarz hem de teknik olarak farklılık arz etmektedir. 1950 sonrasında köy teması bağlamında öne çıkan tek grup Yeni Dal Ressamları olmuştur. Ancak bu ressamlar da köy ile ideolojik olarak ilgilenmiş ve çoğunlukla toplumsal sorunlar zemininde bu konuya yönelmiştir. Bununla birlikte köy temasına resimlerinde toplumsal sorunlar bağlamı dışında yer veren ressam yok denecek kadar azdır.
Türkiye'de yerel yönetimlere katılım ve Paris örneği
Günümüz dünyasında yerel yönetimlerin önemi düne göre daha da artmıştır. Bu bağlamda, halkın kendi demokratik kuralları çerçevesinde temsilcilerini seçerek yerel yönetim işlerini gördürtmesi, katılımcılığı önemli hale getirmiştir. Yönetime katılma, sınırları özel mülkiyetle çizilmiş bir alanda ortak sorunları çözerek emek verimliliğinin artırılması amacıyla; çalışanlarla yöneticilerin işbirliği yapmalarını sağlayan mekanizmanın adıdır (Gümüş,2001:13). Yerel yönetimler veya diğer adıyla Mahalli İdareler, her geçen gün çeşitli sebeplerle hizmet yelpazesi genişlemesine rağmen, yeterli mali kaynaklara ve idari özerkliğe sahip değildirler. Yeterli mali kaynaklarla donatılmayan ve merkezin ağır vesayeti altında olan yerel idareler, daha etkin hizmet sunabilmek için çeşitli özelleştirme modellerinden yararlanmaktadırlar. Yönetimin yerele indirgenmesi, katılımı da etkili ve önemli kılmıştır. Bu konuda "aktif ve etkili katılımın" önemsenmesi gerektiği görülür. Ayrıca hemşerilerin bireysel olarak ya da gruplar halinde belediye çalışmalarına ilgi duymaları ve bu çalışmaları kendi talepleri doğrultusunda etkilemeye çalışma gayretleri bu faaliyetlerin verimli hale gelmesini sağlayacaktır. Paris kenti, departman ve commune kimliğini ayni toprak parçası üzerinde barındırmaktadır. Her iki yerel yönetim türü Paris konseyi olarak adlandırılan tek bir meclis tarafından yönetilmektedir. Paris, başkent ve özel yönetime sahip bir yerel yönetim birimi olarak ilçelere ayrılmıştır. İlçelerin yani alt bölgelerin tüzel kişilikleri yoktur. Alt bölgeler Paris Belediyesi'nin idari birimleri olarak ihdas edilmiştir. İstanbul ise otuz dokuz ilçeye ayrılmıştır. İlçe belediye meclisleri etkindir, görev alanları, sorumlulukları ve yetkileri geniştir. Her biri Büyük Şehir Belediye Meclisinden bağımsızdır. Belediye başkanı ilçe belediye başkanlarının hiyerarşik amiri değildir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Katılım, Demokrasi, Yönetişim, Fransa, Avrupa Birliği, İstanbul, Paris
Kırsal alanda kız çocuklarının sporla güçlendirilmesi: Eziler köyü örneği
Spor, hem sağlık yönünden fayda sağlayarak yaşam kalitesini arttıran bir güç, hem de dezavantajlı bireylerin yaşamında da bir güçlendirme aracıdır. Kent merkezleri dışında sportif imkanların kısıtlı olduğu daha küçük ölçekli yerleşim yerlerinde özellikle köylerde kız çocuklarının spor yapma imkanının incelenmesi, sporcuların yaşadıkları zorlukların değerlendirilmesi ve sorunlarına uygun çözümler getirilmesi önemlidir. Bu tez, sporun köylerde yaşayan kız çocukları üzerindeki güçlendirici etkisine odaklanmaktadır. Tezin ana konusu, Denizli Güney ilçesi, Eziler köyünde yaşayan sporcu kız çocuklarının spor yoluyla güçlenmesini engelleyen etkenleri, spor yoluyla güçlenmeyi kolaylaştıran etkenleri, spor yoluyla hangi yönlerden güçlendiklerini ve sporcu kız çocuklarının güçlü kadın algısının ne olduğunu belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak Eziler köyünde yaşayan, en az 5 yıl lisanslı olarak çim hokeyi ve kriket sporu yapan, 14-17 yaş aralığındaki 9 sporcu kız çocuğu ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde Maxqda 2022 ve veri analiz yöntemi olarak tematik analiz kullanılmıştır. Araştırma bulguları neticesinde, köyde yaşayan kız çocuklarının spor yoluyla güçlenmelerinin önündeki engellerin daha çok aile ve çevre kaynaklı olduğu, beden eğitimi öğretmeninin spora teşvik eden ve onların gelişimine güçlenmesine etki eden en önemli aktör olduğu, sporcu kız çocuklarının hayatlarını olumlu yönde değiştirdiği, sporun psikolojik, sosyal, kültürel, bilişsel ve ekonomik yönlerden kız çocuklarının güçlenmelerine katkıda bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak bu araştırma, sporun kadınların güçlenmesinde önemli bir araç olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görevli müdür, yetkili öğretmenlerin stres kaynakları
Bu bölümde, araştırmaya ilişkin bir özet, ulaşılan sonuçlar ve bu sonuçlara dayalı olarak geliştirilen öneriler yer almaktadır. Özet Her alanda baş döndürücü değişimlerin olduğu bir çağda yaşamaktayız. Bireylerin ve örgütlerin bu hızlı değişime uyum sağlama davranışlarını kazanmaları büyük bir sorun oluşturmakta ve onları strese sürüklemektedir. Stres, günümüz insanının mutsuz olmasına neden olan etkenlerin başında gelmektedir. Bireyi hem psikolojik olarak yıkmakta hem de kalp, sinir, mide v.b. vücut fonksiyonlarında probleme yol açmaktadır. Örgütler açısından baktığımızda, örgütteki iş gören ve yöneticilerin performansını azaltmakta ve örgütün amaçlarına ulaşmasına engel oluşturmaktadır. Tüm örgütler gibi eğitim örgütlerindeki iş görenler de stresten etkilenmektedir. Özellikle temel eğitim sistemi olan okulun üretmeni konumundaki öğretmenler, stres kaynaklarından olumsuz yönde etkilenmektedirler. Bu araştırmanın amacı, eğitim örgütlerinden biri olan birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarındaki müdür yetkili öğretmenlerin stres kaynaklarını saptamak ve bu stres kaynaklarına ilişkin müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezun olunan okul, okutulan sınıftaki öğrenci sayısı, köy ortamında bulunma durumu ve okuttuğu sınıf bağımsız değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya koymaktır. Tarama modeline dayalı betimsel bir çalışma olan bu araştırmanın evrenini, 2001-2002 eğitim-öğretim yılında Malatya'nın Pütürge ilçesinde134 çalışan birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görevli 104 müdür yetkili öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmaya müdür yetkili öğretmenlerin hepsi katıldığı için örnekleri alınmamış; değerlendirmeler anketi geçerli sayılan 85 denek üzerinden yapılmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Ölçme aracı olarak kullanılan anketteki sorular, Aslan (1995), özben (1997) ve Yılmaz'ın (2001) araştırmalarında kullandıkları anketlerin bu araştırma için uygun olanlarından seçilmiş; ayrıca araştırmacının danışmanı ve diğer uzmanlar ile Malatya Milli Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişlerinin de görüşleri alınarak araştırmacının kendisi tarafından geliştirilmiştir. Araştırma anketi (EK-1), 45 sorudan oluşmaktadır. Ankette değerlendirmeler için Likert tipi 5'li dereceleme ölçeği kullanılmıştır. Her sorunun karşısında "PEK ÇOK (5) ", "ÇOK (4) ", "ORTA (3)", "AZ (2)" ve "HİÇ (1)" seçenekleri bulunmaktadır. Anketler aracılığı ile toplanan veriler, bilgisayar ortamında SPSS 11.0 istatistik paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin çözümlenmesinde araştırma grubunun sorulara verdikleri yanıtların analizi; frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak yapılmıştır. Analiz sonuçları uygun tablolar halinde gösterilmiştir. Sonuçlar Araştırmada elde edilen sonuçlar, alt problemlerde yer alan stres boyutlarının, müdür yetkili öğretmenler tarafından en çok stres yaratıcı olarak görülen kaynaklarını içerenlerden başlamak üzere, araştırmanın genel sonucuyla birlikte aşağıda verilmektedir: 1- Müdür yetkili öğretmenlerin en çok stres yaratıcı olarak gördükleri stresörler, araştırmanın "okul yönetimi" boyutunda yoğunlaşmaktadır (X=2,74). Bu araştırmada müdür yetkili öğretmenler için stres kaynağı olarak ortaya çıkan "okul yönetimi" boyutu içerisinde "okul-çevre ilişkilerini düzenlemek ve135 sürdürmek" (6. kaynak) "en çok" ; "resmi yazıların okula zamanında ulaşmaması, yanıt vermek için gerekli zaman ve olanakların kısıtlı olması (9. kaynak) ise "en az" stres yaratıcı olarak görülmüştür. Araştırmanın bu boyutuyla ilgili stres kaynaklarına ilişkin olarak müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezun olunan okul, okutulan sınıftaki öğrenci sayısı, köy ortamında daha önce bulunma durumu ve okuttukları sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. 2- Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görevli müdür yetkili öğretmenler, "Öğrencilerin tutum ve davranışları" boyutunu "az" düzeyinde (X=2,46) stres yaratıcı olarak görmektedirler. Bu boyutta yer alan "farklı sınıflardan öğrencilerin bir araya gelmesiyle oluşan kavga-gürültü ortamı" (30. kaynak) "en çok" ; "öğrencilerin büyük kısmının eğitim öğretim yılı boyunca ders araç-gereçlerini sağlamadan okula gelmeleri" (31. kaynak) ise "en az" stres yaratıcı olarak görülmüştür. Araştırmanın bu boyutuyla ilgili stres kaynaklarına ilişkin olarak müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezun olunan okul, okutulan sınıftaki öğrenci sayısı, köy ortamında daha önce bulunma durumu ve okuttukları sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. 3- "Velilerin tutum ve davranışları" boyutuna ilişkin stres kaynaklarını müdür yetkili öğretmenler "az" düzeyinde (X=2,28) stres yaratıcı olarak görmektedirler. Bu boyutta yer alan "velilerin öğretmeni hala veteriner, ziraatçı ve sağlık elemanı olarak algılamaları ve bu yöndeki beklentileri" (35. kaynak) "en çok" ;136 "velilerin okula karşı ilgisiz olmaları" (34. kaynak) ise "en az" stres yaratıcı olarak görmüştür. Araştırmanın bu boyutuyla ilgili stres kaynaklarına ilişkin olarak müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezun olunan okul, okutulan sınıftaki öğrenci sayısı, köy ortamında daha önce bulunma durumu ve okuttukları sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. 4- "Köy yaşamı" boyutuna ilişkin stres kaynakları, müdür yetkili öğretmenlere göre "az" düzeyinde (X=2,26) stres yaratıcıdır. Bu boyutta yer alan "çevredeki nüfuzlu kişilerin eğitim-öğretim işlerine karışmaları" (28. kaynak) "en çok" ; "sosyal faaliyetlerin olmaması (19. kaynak) ise "en az" stres yaratıcı olarak görülmüştür. Araştırmanın bu boyutuyla ilgili stres kaynaklarına ilişkin olarak müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezun olunan okul, okutulan sınıftaki öğrenci sayısı, köy ortamında daha önce bulunma durumu ve okuttukları sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. 5- "Denetim biçimi" boyutuna ilişkin stres kaynakları, müdür yetkili öğretmenler tarafından "az" düzeyinde (X=2,15) stres yaratıcı olarak görülmektedir. Bu boyutta yer alan "denetimlerde öğretmenin birleştirilmiş sınıf ve okul yönetimi konusundaki deneyimsizliğinin dikkate alınmaması" (45. kaynak) "en çok" ; "denetmenlerin birleştirilmiş sınıf öğrencilerinden, müstakil sınıf öğrenci başarısını beklemeleri ve bu yöndeki değerlendirmeleri" (42. kaynak) ise "en az" stres yaratıcı olarak görülmüştür.137 Araştırmanın bu boyutuyla ilgili stres kaynaklarına ilişkin olarak müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezun olunan okul, köy ortamında daha önce bulunma durumu ve okuttukları sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Bu boyuta ilişkin müdür yetkili öğretmen görüşleri arasında "okutulan sınıftaki öğrenci sayısı değişkenine göre anlamlı bir farklılık görülmektedir. (F= 3,90>3,07). 6- "Birleştirilmiş sınıf öğretimi" boyutuna ilişkin stres kaynakları, müdür yetkili öğretmenler tarafından "az" düzeyinde (X=2,08) stres yaratıcı olarak algılanmaktadır. Bu boyutta yer alan "sınıfların kalabalık olması" (15. kaynak) "en çok" ; "eğitim araç-gereçlerinin yetersizliği" (17. kaynak) ise "en az" stres yaratıcı olarak görülmüştür. Araştırmanın bu boyutuyla ilgili stres kaynaklarına ilişkin olarak müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, mezun olunan okul, okutulan sınıftaki öğrenci sayısı, köy ortamında daha önce bulunma durumu ve okuttukları sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. 7- "Örgütsel olanaklar boyutuna ilişkin stres kaynaklarını, müdür yetkili öğretmenler "az" düzeyinde (X=2,07) stres yaratıcı olarak görmektedirler. Bu boyutta yer alan "yetersiz ödüllendirme" (40. kaynak) "en çok" ; "maaşın yaşam standartlarına uyumsuzluğu" (39. kaynak) ise "en az" stres yaratıcı olarak görülmüştür. Araştırmanın bu boyutuyla ilgili stres kaynaklarına ilişkin olarak müdür yetkili öğretmenlerin görüşleri arasında cinsiyet, hizmet süresi, mezun olunan okul, köy ortamında daha önce bulunma durumu, okuttukları sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık görülmektedir. Bu boyuta ilişkin müdür138 yetkili öğretmen görüşleri arasında "yaş" (F=3,97>3,07) ve "öğrenci sayısı" (F=4,74>3,07) değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Araştırma kapsamındaki, birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görevli müdür yetkili öğretmenlerin kişisel bilgilerine ilişkin sonuçlar ise şunlardır: 1. Müdür yetkili öğretmenlerin 11 'i kadın, 74'ü erkektir. Kadınlar tüm grubun %12,94'ünü, erkekler ise %87,06'sını oluşturmaktadır. Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında çoğunlukla erkek öğretmenler görev yapmaktadır. 2. Müdür yetkili öğretmenlerin yarıdan fazlasının (%51,76'sının) 22- 26 yaş grubunda olduğu görülmektedir. 27-30 yaş grubundaki müdür yetkili öğretmenler %32,95 ve 30 yaş üzeri müdür yetkili öğretmenler ise yalnızca %15,29 oranındadır. Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu genç yaştadır. 3. Müdür yetkili öğretmenlerin hizmet süresi 1 yıldan az olanları %32,95 ve 1-3 yıl arası olanlar %41,17 oranındadır. Hizmet süresi 3 yıldan fazla olanların oranı ise yalnızca %25,88'dir. Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin büyük çoğunluğu göreve yeni atanmış ve henüz yer değiştirme (tayin) için gerekli hizmet süresini tamamlamamıştır. 4. Müdür yetkili öğretmenlerin yalnızca %5,88'i fakülte (lisans) mezunu değilken, sınıf öğretmenliği lisans mezunu olanların oranı %36,47'dir. Sınıf öğretmenliği bölümü dışındaki fakülte mezunlarının oranı ise %57,65'tir. Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu, başka alanlarda (sınıf öğretmenliği dışında) eğitim aldıkları halde sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. 5. Müdür yetkili öğretmenlerin okuttukları sınıflardaki öğrenci sayısı 20'den az olanlar %47,06 ve 20-40 arası olanlar %45,88'dir. Öğrenci sayısı139 40'tan fazla olanlar yalnızca %7,06'dır. Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında sınıf mevcutları genellikle 40 kişiden azdır. 6. Müdür yetkili öğretmenlerin %42,35'i daha önce köy ortamında bulunmamışken, %57,65'i daha önce köy ortamında bulunmuştur. Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin önemli bir kısmı (%42) daha önce köy ortamında bulunmamıştır. 7. Müdür yetkili öğretmenlerin okuttuğu sınıf türüne göre %81,18'i beş (5) sınıfı bir arada olan birleştirilmiş sınıf okuturken, %18,82'si diğer tür sınıf okutmaktadır. Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında çoğunlukla 5 sınıf bir arada eğitim görmektedir. öneriler Araştırmanın sonuçları doğrultusunda geliştirilen öneriler şunlardır: A- Uygulamacılar İçin Öneriler: 1- Gelecekte görev alabilecekleri "köy ortamı", "birleştirilmiş sınıf öğretimi" ve " müdür yetkili olma" etkenleri dikkate alınarak, bu koşulların yaratabileceği stres kaynaklarıyla baş edebilmeleri için öğretmen adaylarının hizmet öncesi eğitim uygulamalarında, söz konusu ortam ve koşullarda yaşantı oluşturmaları sağlanmalıdır. 2- Köy okullarına müdür yetkili öğretmen olarak atananlara okul yönetiminin gerektirdiği bilgi ve uygulamalar konusunda hizmet içi eğitim verilmelidir. 3- Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okullarında daha fazla sayıda öğretmen istihdam edilmelidir.140 4- Bina bakım-onarım ve donatım işlerinin müdür yetkili öğretmenlerde yarattığı stres göz önüne alınmalı ve gelir kaynağı olarak köy bütçesinden ayrılan % 10'luk payın arttırılmasına ve ayrıca gelir arttırıcı başka yollar bulunmasına çalışılmalıdır. 5- Sürekli devamsızlık yapan öğrencilerin devam etmemelerindeki nedenleri ortadan kaldırıcı önlemler alınarak (aile ile etkileşim, yasal yollara başvurma vb.) müdür yetkili öğretmenlerin bu konuda yaşadığı stres azaltılabilir. 6- Birleştirilmiş sınıflarda okutulan ders yada bunun yerine geçecek çalışma kitapları ile diğer öğretim araç-gereçlerinin, öğrencilerin kendi kendilerine öğrenmelerine yardım edecek nitelikte hazırlanması yoluyla öğretimin kolaylaştırılması ve kavga-gürültü ortamının engellenmesi sağlanabilir. 7- Sağlık, tarım ve hayvancılıkla ilgili kurumların köydeki etkinliğini arttırmak yoluyla, halkın öğretmene ilişkin bakış açısının onun temel rolü olan öğreticilik ve eğitim liderliğinde odaklaşması sağlanabilir. 8- Anne-babaların ilgisizliğinden kaynaklanan öğretmen stresini azaltmak için, anne-babaları çocukların eğitimi konusunda okulla işbirliği yapmaya isteklendirici çalışmalar yapılabilir. 9- İl ve ilçe yönetimleri ile milli eğitim müdürlüklerinin köylere ilişkin etkinliklerinin arttırılması sağlanarak köydeki nüfuzlu kişilerin eğitim-öğretim işlerine olumsuz müdahaleleri engellenebilir. 10- Köy okullarına telefon, faks, internet imkanları sağlanarak ve dar bölge toplantıları daha sık yapılarak, müdür yetkili öğretmenin sorunlarının çözülmesine yardım edilebilir.141 11- Denetleme ve değerlendirme sürecinde müdür yetkili öğretmenlerin, okul yönetimi ve birleştirilmiş sınıf öğretimine ilişkin deneyimsizliklerini dikkate alan çağdaş eğitim anlayışının gerektirdiği yol göstericilik ve süreci geliştirmeye yönelik bir denetimsel davranış sergilenebilir. 12- Sınıftaki öğrenci sayısı az olmasına rağmen, bunların farklı sınıf düzeylerinde bulunması, öğretmenin işini zorlaştırmakta ve stresini arttırmaktadır. Bu sorunu giderici bir önlem olarak okulun fiziksel ve sınıfın yerleşim koşullarının genişletilmesi veya öğretmen sayısının arttırılması önerilebilir. 13- Ödeneğinin köy bütçesinden karşılanması yoluyla bir personelin görevlendirilmesi; okulun temizlik, ısınma vb. problemlerini gidererek müdür yetkili öğretmenin iş yükünü ve buna bağlı olarak da stres düzeyini azaltabilir. 14- Hem başarılı ve başarısız öğretmenleri ayırt edecek, hem de öğretmenleri başarılı olmaya isteklendirecek bir ödüllendirme sistemi geliştirilmelidir. 15- Müdür yetkili öğretmenleri köy okullarında çalışmaya özendirecek, rolü ve iş yükü ile orantılı ek bir ücret sistemi geliştirilmelidir. 16- Okul lojmanlarının bakım ve onarımı için gerekli olanaklar arttırılabilir. B-Araştırmacılar İçin Öneriler: 1- Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okulunda görevli müdür yetkili öğretmenlerin stres kaynakları il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüğündeki yöneticilerin görüşlerine dayalı olarak da yapılabilir. 2- Köyde çalışan müdür yetkili öğretmenlerle, il ve ilçelerde çal kadrolu müdürlerin stres kaynaklarını karşılaştıran bir çalışma yapılmalıdır.142 3- Birleştirilmiş sınıflı köy ilköğretim okulunda çalışan müdür yetkili öğretmenlerle, müstakil sınıflı okullarda çalışan öğretmenlerin stres kaynaklarının karşılaştırılmasını içeren araştırmalar yapılabilir.
1844-1845 yılları Temettuat Defterlerine göre Hüdavendigar Vilayeti Harmancık Kazası'na bağlı Şimal (Kuzey) köylerin sosyo-ekonomik durumu
Osmanlı Devleti'nde bir dönüm noktası olan Tanzimat Dönemi, Osmanlı maliye sistemi ve vergilendirme sisteminde de pek çok değişikliğin temelini oluşturmuştur. Vergilendirmedeki haksızlıkların önlenebilmesi, sistemin merkezileştirilmesi ve vergi çeşitliliğin azaltılması için Temettuat defterleri oluşturulmuştur. Bu defterler halkın elinde bulunan tarım arazileri, yetiştirdikleri ürünlerin sayısı, bölgenin meslek dağılımları, halkın gelirleri, ödemekle mükellef oldukları vergiler gibi pek çok konuda bilgi sahibi etmektedir. Bu çalışmada günümüzde Bursa'ya bağlı olan Harmancık ilçesinin kuzey köylerinin 1844-1845 tarihli temettuat defterleri incelenmiştir. Defterlerin transkripsiyonu yapılıp, elde edilen bilgilerin, tablolar ve grafikler halinde değerlendirilmesi yapılmıştır. Yapılan değerlendirme neticesinde Harmancık'a bağlı 8 köy olan Akalan Köyü, Ballısaray Köyü, Engüre Köyü(Çatalsöğüt Köyü), Çakmak Köyü, Hobandanişment Köyü, Nalbant Köyü, Okçular Köyü ve Yayabaşı Köyü'nde halkın önemli bir kısmı ziraat ve hayvancılıktan gelir elde etmektedir. Bunların yanında hizmetkârlık, düven taşı imalatı, temizlikçilik, saraçlık, boyacılık gibi meslekler görülmüştür. Çok yaygın olmasa da bölgede arıcılık faaliyeti de görülmektedir. Bölgede harir(ipek) öşrünün alınması, bölgede ipek böcekçiliğinin de yapıldığının bir göstergesi olmuştur. Genel itibariyle bölgede yapılan faaliyetler halkın kendi ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Harmancık, Tanzimat, Temettuat, Vergi, Meslek
Mahmut Makal'ın hayatı, sanatı ve edebi eserleri
Köy öğretmeni, şair ve yazar olan Makal, yaşamı boyunca köyün ve köylünün gerçeğini savunarak Bizim Köy edebiyatının kurucusu olur. Mahmut Makal, Köy yaşamının içinden gelen bir aydındır ve Köy Enstitüleri mezunudur. Köy yaşamından gelmesi sebebiyle köy insanının üzüntülerini, neşelerini, kaygılarını, eksikliklerini, ahlâkını iyi bilen bir yazardır. Bu sebeple kendi yaşamını köyün ve köylünün tüm gerçeğini anlatmaya adar. Eserlerini bu doğrultuda yazarak edebiyatımızda isim sahibi olur. Hazırlanan bu tez, Mahmut Makal'ın hayatı, fikirleri, edebî kişiliği, sanatı, eserleri, anlatma esasına bağlı edebî eserleri ve tahlili üzerinde bilgi verir. Anlatma esasına bağlı edebî eserleri; Eserin Tanıtımı, Zihniyet, Yapı, Tema, Olay Örgüsü, Kişiler, Zaman, Mekân, Dil ve Anlatım, Bakış Açısı başlıkları altında tahlil edilir. Bu tezde, amaç edebiyat dünyamızda tanınmış Makal'ın hayat görüşü, mücadelesi, çektiği zorluklar, köy edebiyatındaki önemi ve eserleri, eserlerinin içeriği hakkında geniş bilgi vermektir. Çalışmanın tahlil kısmı hikâye türüyle sınırlıdır. Deneme, anı, makaleleri ilerleyen zamanda değinilecektir. Anahtar Kelime: Köy Edebiyatı, Köy Enstitüleri, Mahmut Makal, Bizim Köy edebiyatı, Köy Gerçeği
Çevre sorunlarını önlemede yerel yönetimlerin etkisi ve halkın duyarlılığı: Alanya örneği
Toplumsal yaşam içerisindeki değişmeler ve gelişmeler hiç şüphesiz ki en çok çevreyi etkilemekte ve bunun sonucunda çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Sanayi devriminden günümüze kadar uzanan çevre sorunlarının çözümde insanların çevresel davranışları, çevresel duyarlılıkları ve çevresel tutumları önemli rol oynamaktadır. Bununla birlikte yerel yönetimlerin çevresel sorunların çözümünde etkin olabilmesi, çevre sorunlarının önlenmesinde etkili olmaktadır. Bu yaklaşımdan yola çıkarak çalışmamızda amaçlanan, çevresel sorunların çözümünde Antalya'nın Alanya ilçesindeki çevresel davranışlarının, çevresel duyarlılıklarının, çevresel tutumlarının ölçülmesi ve birbirleriyle ilişkilerinin tespit edilmesidir. Bunun yanında, bu bölgedeki çevresel sorunların çözümünde yerel yönetim algısının tespit edilmesi amaçlanmış olup ve hepsinin birbirleriyle ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın bulguları incelendiğinde çevresel davranış, çevresel tutum, çevresel duyarlılık ve yerel yönetim algısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında bağımsız değişkenler çevresel duyarlılık, çevresel tutum ve yerel yönetim algısı bağımlı değişken olan çevresel davranış üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Sorunları, Çevresel Davranış, Çevresel Duyarlılık, Yerel Yönetimler
Köy ilköğretim okullarında yönetim ve sorunları (İstanbul ili örneği)
Bu arastırmada, İstanbul iline baglı köy ilkögretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin okul yönetiminde karsılastıkları sorunlar ve bu sorunların nedenlerinin ortaya konması amaçlanmıstır. Çalısma, İstanbul ilinde, 65 köy ilkögretim okulu müdürü üzerinde gerçeklestirilmistir. Arastırmada tarama modeline yer verilmis, veri toplama aracı olarak da yazar tarafından gelistirilen anket formu kullanılmıstır. Köy ilkögretim okulları müdürlerinin algılarına göre; Köy ilkögretim okullarında köylerin sehir merkezlerine uzak ve tarifeli araç sayısının yetersiz olmasından kaynaklanan ulasım sorunu vardır. Köy İlkögretim okullarında egitim araç gereç eksiklikleri, yeterli ölçüde egitim odalarının bulunmaması, çok amaçlı salon ve anasınıfı uygulaması için yeterli fiziki mekânın olmamasından kaynaklanan sorunlar vardır. Köy ilkögretim okullarında kadrolu ögretmen eksikligi büyük ölçekli bir sorun; ögretmenlerin ulasım ve barınma konusunda yasadıkları sorunlar ise orta dereceli bir sorundur. Köy ilkögretim okullarında, ögrenciler için yeterli sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenememesi, ögrencilerin rehberlik ve psikolojik danısmanlık hizmetlerinin yeterince karsılanamaması büyük ölçekli bir sorundur. Köy ilkögretim okullarında, idari islerde okul müdürüne yardımcı memur ve yardımcı hizmetli sayısı oldukça yetersizdir. Köy ilkögretim okullarında, ögrenci velilerinin okul veli toplantılarına ve okul aile birligi çalısmalarına katılmada isteksiz olmaları büyük ölçekli bir sorundur. Köy ilkögretim okullarında velilerin ve köy yönetiminin okula maddi katkıları orta düzeyde gerçeklesmesinden dolayı okulun kırtasiye giderleri, bakım onarım giderleri, ücretli hizmetli personel maasları vb. temel harcamaların karsılanmasında büyük ölçüde sorun yasanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Egitim Yönetimi, Egitim Yönetiminin Sorunları, lkögretimde Yönetim
Daily life in Yerfi
This anthropological study in the Yerfi village evaluates everyday life practices in a Turkic village located on the northern border of the Republic of Azerbaijan. Yerfi becomes an endpoint in the Caucasus for the Turkic settlements situated in 1300-altitude in Azerbaijan. In an anthropological sense, the village protects its traditional borders and arouses considerable curiosity. Creating a boundary for the Turkic settlements in the trans-Caucasus, Yerfi is a village that shows the interaction between traditional and modern life. The geographic aspects of the village reflect the spatial preferences of the Turks in time. For this reason, Yerfi sets an example for the traditional Turkic settlements to be protected in the Caucasus. Its natural structure, settlement, lifestyle, relationships, and the bonds made between the contemporary and traditional increase Yerfi's importance on the anthropological basis. Old-new, religious-national, traditional-modern features are intimate within one another showing an interesting viewpoint. Yerfi's lifestyle, ceremonies, occupations, beliefs, social values, moral standards, and its humanitarian view has been collected in this study. Key words: daily life, Azerbaijan, rural life, Yerfi
XIX. yy. ortalarında Hüdavendigar Eyaleti Domaniç Kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Omerler ve Yörgüç köylerinin sosyo-ekonomik yapısı (Temettuat Defterlerine göre)
Osmanlı Devleti'nin ıslahat ve yenilik hareketleri tarihi içerisinde Tanzimat dönüm noktası olmuştur. Ekonomik alandaki düzenlemeler ile maliyeyi merkezileştirme, vergilerin halkın kazancına göre aracısız olarak toplanması, vergi çeşitliliğinin azaltılması hedeflenmiştir. Mükelleflerin yeni vergilerini tespit için halkın kazançlarının, mal ve hayvanlarının sayımı yapılarak temettuat defterleri hazırlanmıştır. H. 1260/61 yıllarında hazırlanan bu defterler yerleşim yerlerinin demografik, sosyal ve ekonomik durumlarının tespit edilmesinde en değerli kaynak olmuştur. Bu çalışma Hüdavendigar Eyaleti Domaniç kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Ömerler ve Yörgüç köylerinin 1844-1845 tarihli temettuat defterlerinin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Defterlerin transkripsiyonu yapılarak elde edilen veriler tablo ve grafikler eşliğinde değerlendirilmiştir. XIX. yüzyıl ortalarında Domaniç kazasına bağlı 9 köyün ekonomik yapısı tamamen tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Halkın yıllık gelirlerinin % 83'ünü tarım gelirleri oluşturmaktadır. Tarım faaliyetleri daha çok halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geçimlik tarım şeklinde yapılmaktadır. Mevcut arazinin % 52.4'ü ekili olup % 95 oranında tahıl ekimi yapılmaktadır. Tarımın yanında kereste ve kürek ticareti ile hizmetkârlık, çobanlık ve orakçılık gibi tarım işçiliğinden de gelir elde edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domaniç, Tarım, Hayvancılık, Temettuat, Vergi, Meslek, Ekonomi,
Büyükşehir belediyelerinde yasal dönüşümün köy yönetimlerinin mahalleye dönüşmesi üzerindeki etkisi
Günümüzde küreselleşme ile birlikte idari paradigma değişmekte ve idarede yeni değerleri ortaya çıkarmaktadır. Bu paradigma değişimleri idari sistem içinde yerel idarelerin önemini giderek artırmaktadır. Sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan demografik yapıdaki değişmeler ve nüfus artışı gibi etmenler yerel idareler içinde önemli bir yer teşkil eden mevcut büyükşehirlerin daha da büyümesine sebep olmuştur. Büyükşehirlerde ortaya çıkan düzensiz ve plansız gelişmeleri önlemek ve şehir alanlarındaki yerel ihtiyaçlara cevap vermek adına Türkiye'de 1980'li yıllarda büyükşehir idare sistemi kurulmuştur. Büyükşehir belediye idare sisteminde günümüze değin önemli yasal ve yapısal değişiklikler yapılarak diğer yerel yönetimler açısından da yeni düzenlemeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de büyükşehir idare sisteminin ortaya çıkışı ve önemi ile köylerin idari yapısı incelendikten sonra, 2012'de 6360 sayılı Kanunla büyükşehir idare sisteminde yapılan değişiklikler ve büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesinin olumlu ve olumsuz etkilerinin neler olabileceği açıklanmış, yapılması gereken yasal ve yapısal değişiklikler konusunda öneriler getirilmiştir. Türkiye'de büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesiyle ortaya çıkan yeni görünümü yansıtmak amacıyla örnek bir köyde köy idarecilerinin ve köy sakinlerinin, köylerinin mahalle olması hakkındaki değerlendirmelerine de yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda elde edilen veriler ışığında ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel İdareler, Büyükşehir İdare Sistemi, Büyükşehir Belediyeleri, Köyler, Mahalleler
Kütahya'nın Gireği nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin sosyo-ekonomik durumu (Temettuat Defterine göre)
İkinci Mahmud döneminde yapılan köklü reformlardan sonra Tanzimat'ın ilanı ile birlikte vergiler konusunda da düzenlemeler yapıldı. Tanzimat dönemine kadar gerek Gayrimüslimlerden gerek Müslümanlardan çeşitli isimler altında farklı vergiler tahsil ediliyordu. 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun ilan edilmesiyle beraber tebaanın hukuki, sosyal ve ekonomik açıdan eşitliği kabul edilmiş ve vergilerde düzenleme yapılarak tek bir vergi alınması ilkesi benimsenmiştir. Verginin tahsili için önce tebaanın gelirlerinin bilinmesi gerekliydi. Bu maksatla 1844-1845 yıllarında "temettü" sayımları (halkın mal ve hayvanlarının sayımı, gelir ve giderlerinin tespiti) yapıldı. Bu sayımlara dayanarak köy veya mahallelerde yaşayan insanların gelirleri ve verecekleri vergi miktarları da belirlendi. Bu çalışma Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin temettuat defterlerinin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Defterlerin çevirisi yapılmış ve ortaya çıkan veriler tablo ve grafiklerle değerlendirilmiştir. 19. yüzyıl ortalarında Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı beş köyün genel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraştığı görülmektedir. Zirai faaliyetler ve hayvancılık ticari faaliyetten öte halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir.
Cumhuriyet dönemi örnek köylerinin şehir tarihi açısından önemi: Etimesgut örneği
Tezin amacı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Başkent Ankara'nın geçirdiği sosyal, ekonomik, toplumsal gelişim ve dönüşüm, Türkiye'de kurulan diğer örnek köyler ile Cumhuriyet'in ilk yıllarında kurulan numune köy Ahi Mesud'un ekonomik, sosyal ve eğitim alanındaki gelişmelerinin araştırılmasıdır. Cumhuriyet'in ilanından sonra Başkent Ankara'da başlayan imar faaliyetlerindeki amaç, yeni kurulan düzende hem ekonomik hem de sosyal olarak modernleştirmeyi sağlamaktır. Bu minvalde Anadolu köylüsü en çok üzerinde durulan ve önemsenen unsur olmuştur. Köylüyü ekonomik olarak kalkındırmak, ziraatı geliştirmek ve güçlendirmek, sosyal imkânlar sunmak görev edinilmiştir. Ahi Mesud ismi Mustafa Kemal Atatürk'ün deyimiyle Etimesğut halini almış; zamanla halk tarafından Etimesgut denilmeye başlanmıştır. Etimesgut'ta kurulan Etimesgut Tren İstasyonu'yla bölge kalkındırılmaya çalışılmış, batıya ulaşım kolaylığı sağlanmış ve semtteki yerleşim faaliyetleri artmıştır. Planlamasını Mimar Arnold Ernest Egli'nin yaptığı numune köyde, Etimesgut Yatılı Mektebi, Türkkuşu, Etimesgut Sıhhat Merkezi, Çimento Fabrikası, Etimesgut Uçak Fabrikası, Etimesgut Radyo İstasyonu gibi birçok kurum ve kuruluş açılmıştır. Etimesgut nüfusun da artmasıyla Ankara'da önemli bir semt haline gelmiş ve yerel yönetim tarafından geliştirilmiştir.
Köy enstitüsü sisteminin tarihsel temelleri
Köyde eğitim konusu, kırsal kesimde kurulmuş olan okulların işleyişi hakkında bilgi vermesi ve öğretim programlarının günümüze yansıması bakımından önemlidir. Avrupa ülkelerinde birçok örneğine rastlanan, köyde eğitimin Türkiye'deki temsilcisi olan Köy Enstitüleri, bu alanda eğitim tarihini aydınlatmaktadır. Birçok eğitimcinin üzerine düşündüğü kırda eğitim, yazılan eserler ve hayata geçirilen okullar dikkate alındığında birbirine benzer veya birbirinden farklı ideaları içinde barındırmaktadır.
Kütahya Emet yöresi ağzı (inceleme, metinler, sözlük)
Kütahya Emet Yöresi Ağzı adlı bu inceleme, Emet ilçesi ve köylerinde yaşayan insanların ağız özelliklerini, burada kullanılan dilin söyleyiş açısından yazı dilimizden farklı yönlerini ele alan bir çalışmadır.Bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde araştırma yöresinin tarihî, coğrafî ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir.İkincibölümde, Emet'e bağlı 37 köyün 16'sından toplanan metinlerin ses bilgisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.Üçüncü bölümde, yine Emet ve Emet'e bağlı 37 köyün 16'sından toplanan metinlerin şekil bilgisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.Dördüncü bölüm ise yöreden toplanan metinler ve özellikle bu yöre halkı tarafından kullanılan kelimelerin bir araya getirilmesiyle oluşan sözlük kısımlarından oluşmaktadır.Türk dili, kaybolmaya yüz tutmuş yöresel ağız yapısı ve birbirinden farklı ifade zenginliği ile diğer tüm dillerden ayrı bir yapıya sahiptir. Bu araştırmada da yöresel ağızlardan biri incelenerek Türk dilinin zengin yapısının gün yüzüne çıkartılması amaçlanmıştır.