Çanakkale Onsekiz Mart University
Anabilim Dalı

Eğitim Yönetimi Anabilim Dalı

Çanakkale Onsekiz Mart University

811

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim yönetiminde protokol

Tarih boyunca bir arada yaşayan insanlar hem aralarındaki ilişkileri düzenli bir hale sokmak hem de doğacak anlaşmazlıkları çözebilmek adına bazı kurallar oluşturup ortaya koymuşlardır. Bu kurallar sadece bir toplumun kendi içinde geçerli değil, diğer toplumlar ve devletlerle olan ilişkilerde de uygulanmıştır. Böylelikle de diplomasi ve protokol kavramları doğmuştur. Toplum içinde ve gündelik yaşamda uygulanan kurallara "sosyal davranış kuralları"; kamusal yaşamda yani resmî ortamlarda, tören, davet gibi etkinliklerde uygulananlara ise "protokol kuralları" denilmektedir. Protokoldeki en büyük sorun ve anlaşmazlıklar her zaman önde gelme hususunda yaşanmıştır. Her makam sahibi kişi, kendi bağlı bulunduğu kurumun diğer kurumlardan daha önemli ve önde olması gerektiğini düşünmüş ve hatta bazen ülkeler arasında da çok önemli boyutlarda protokol krizleri yaşanmıştır. Bu nedenle farklı ülkelerdeki protokol, görgü ve nezaket kuralları ile ilgili hususların bilinmesinin önemi de gün geçtikçe artmaktadır. Günümüz dünyasında özellikle iş ortamlarında olmak üzere hemen her yerde protokol, görgü ve nezaket kurallarına uymanın ve onları uygulamanın önemi üzerinde durulmaktadır. ABD başta olmak üzere birçok farklı ülkede bu kurallar ile ilgili eğitimlerin verildiği görgü okulları (school of etiquette) açılmıştır. Gün geçtikçe bu okulların sayısı ve bu okullarda eğitimi verilen sosyal davranış kuralları ile ilgili kurs ve seminerlerin sayısı da artmaktadır. Birçok kurum ve kuruluş personelini bu tarz okullarda verilmekte olan kurslara ve seminerlere göndererek onların iyi davranışlar sergileyen, terbiyeli bireyler olmalarını sağlamaya çalışmaktadırlar. Örgütsel bir kurum olarak eğitim sistemi içerisindeki okullarda da müdürlerin ve yardımcılarının, öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin hatta okuldaki diğer yardımcı hizmetlerden sorumlu personelin bu kurallar konusunda bilgi sahibi olmaları ve bunlara uymaları önem arz etmektedir. Bu araştırma protokol, görgü ve nezaketin eğitim ve eğitim yönetimindeki önemi ve uygulanması ile ilgilidir. Bunun için farklı türdeki kaynaklar taranmıştır. Protokol, görgü ve nezaket kurallarının; eğitim yöneticileri, okul müdürleri ile müdür yardımcıları, okul hizmetlileri, yarının büyükleri olan öğrenciler ve onları yetiştiren veliler tarafından öğrenilmesinin ve uygulanmasının büyük öneme sahip olduğu anlaşılmıştır. İyi terbiye, nezaket ve zarafetten yoksun bireyler yetiştirmemek; tam tersine saygılı, görgülü, nerede, ne zaman ve nasıl davranması gerektiğini bilen bir nesil yetiştirmek adına da bu kurallarla ilgili eğitimlerin okullarda verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Protokol kuralları, görgü kuralları, nezaket kuralları, eğitimde görgü ve protokol.

Eğitim yönetimiGörgü kurallarıKibarlık+1
Murat Çelik
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin sosyal medya sitelerini eğitsel kullanım amaçlarının değerlendirilmesi

Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin sosyal medya sitelerini eğitsel kullanım amaçlarının değerlendirilmesini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modeli olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 Eğitim-Öğretim Yılı İstanbul ili Milli Eğitim Bakanlığına bağlı biri özel biri devlet okulunda öğrenim gören 300 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcıların 184'ü kız öğrenci ve 116'sı erkek öğrencidir. Öğrencilerin demografik bilgilerini elde etmek için kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik bilgilerini belirlemek için 11 maddelik sorudan oluşan bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bu soruların içerisinde araştırmaya katılan kişilerin, okul türü, cinsiyeti ve sosyal medyayı kullanma sıklıkları gibi değişkenler yer almaktadır. Araştırmada kullanılan "Sosyal medya eğitsel kullanım ölçeği" Mazman (2009) tarafından geliştirilmiştir. 11 maddeden oluşan ölçek 5'li likert türünde olup Cronbach Alpha katsayısı ,793 olarak hesaplanmıştır. "Sosyal medya sitelerini kullanım amacı ölçeği" ise Karal ve Kokoç (2010) tarafından geliştirilmiştir. 12 maddeden oluşan ve 5'li likert türünde olan ölçeğin Cronbach Alfa katsayısı ,830 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, sosyal medya sitelerini kullanım amacına yönelik kız öğrencilerin puanının erkek öğrenci puanına göre daha yüksek olduğu ancak iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmektedir. Sosyal medya sitelerini kullanım amacına yönelik okul türüne göre özel okul puanının devlet okulu puanına göre daha yüksek olduğu, sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet, sosyal medya, web, teknoloji.

Bilgisayar destekli öğrenmeEğitsel bilgiEğitsel değerlendirme+5
Uğur Derya
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hizmet içi eğitimin işgören motivasyonuna etkisi

Eğitimli insan, toplumsal yapının her biriminde önem taşımaktadır. İş yaşamında da eğitimli ve işinin gereklerini yerine getirebilen becerideki çalışanlar büyük bir önem taşımaktadır. İşletmeler, çalışanlarına yeterlilik kazandırabilmek için hizmet içi eğitimler vermektedirler. Bunun yanında çalışanların iç enerjisini canlı tutacak önlemlerle motivasyonlarını da artırmaya çalışmaktadır. Çalışanların mesleki yeterliliklerini artıran hizmet içi eğitimin de motivasyonu artırdığı görülmektedir. Bu araştırmada hizmet içi eğitim algısının motivasyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sivil hava yolu taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren bir işletme evreninde oluşturulan 148 kişilik bir örneklem oluşturulmuştur. Bu örneklemden Clemenz (2005)'in geliştirdiği Hizmet İçi Eğitim Algısı Ölçeği ve Semerci (2010)'un geliştirdiği Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiş ve bu veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde frekans ve yüzde analizi, standart sapma, farklılık testleri, tek yönlü varyans analizi, TUKEY testi ve t testi teknikleri kullanılmıştır. İstatiksel testler sonucunda elde edilen bulgulara göre; hizmet içi eğitim algısı çalışanların motivasyonuna etki etmektedir. Demografik faktörlerin hizmet içi eğitim algısını ölçen analizlere göre hizmet içi eğitim algısı ile sadece gelir değişkeni arasında bir ilişkinin olduğu diğer değişkenlerin ise bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Demografik faktörlerin motivasyon ile ilgisini ölçen analizlerde ise motivasyon ile yaş, cinsiyet, meslekte geçirilen süre, iş yerindeki kıdem, mesleki unvan ve alınan hizmet içi eğitim sayısının anlamlı bir ilişkisinin olduğu görülmektedir. Buna karşın medeni durum ve gelir değişkenleri ile motivasyon arasında bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler:Hizmet içi eğitim, motivasyon, hizmet içi eğitim motivasyon ilişkisi, Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği..

EğitimHizmet içi eğitimMotivasyon+3
Seda Duran
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokullarda okul kültürünün incelenmesi

Bu araştırmada ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin demografik yapıları ile çalıştıkları okulun, okul kültürü boyutları arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evreni, İstanbul ili, Fatih ilçesinde çalışan ortaokul öğretmenleri. Örneklemi ise bu ortaokullarında çalışan 237 branş öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Ali Rıza TERZİ' nin geliştirdiği "Okul Kültürü Ölçeği" ile toplanıp değerlendirilmiştir. Bu araştırmada elde edilen bulgular SPSS for Windows 22.0 programı ve Windows Office Excel 2007 programı ile analiz edilmiştir. Bir birinden bağımsız grup arasında sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında ise tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Buna bağlı olarak tamamlayıcı olarak post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Yapılan araştırmada bulunan bulgulara göre "Görev Kültürü" boyutunun frekansı değeri daha yüksek çıkmıştır. "Başarı Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları, öğretmenlerin eğitim durumları, okulun yer aldığı çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi ve öğretmenlerin aynı okullardaki çalışma süreleri arasında anlamlı fark bulunmuştur. "Destek Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları arasında ile bu boyut arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. "Görev Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları ve okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumu ile bu boyut arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırmada okul yöneticilerine ve Milli Eğitim Müdürlüklerine Destek Kültürü"' nü geliştirici çalışmalar yapmaları konusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgüt Kültürü, Okul Kültürü, Okul Kültürü Boyutları

EğitimEğitim kurumlarıEğitim yönetimi+3
Haşim Işık
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algıları: İstanbul ili avcılar ilçesi örneği

Eğitim örgütlerinin nitelikli liderler tarafından yönetilmesi, eğitimin niteliğinin arttırılması için oldukça önemlidir. Halen görevde bulunan ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi açısından yeterlik düzeylerinin öğretmenlerin algılarına göre değerlendirilmesini sağlamak ve çeşitli değişkenler açısından elde edilen sonuçlar ışığında gelecekte ilkokul müdürlerinin gerekli olan yeterliklere göre yetiştirilmelerine katkı sağlamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırma ile ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin okul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerini İstanbul ili Avcılar ilçesindeki eğitim örgütlerinde nasıl algıladıklarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Avcılar ilçesinde ilkokullarda görev yapan öğretmenler olmak üzere toplam 1070 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, 17 kamu ve 5 özel okul olmak üzere 22 ilkokuldan rastgele ve gönüllülük esasına dayalı olarak olarak seçilen 398 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bülbül'ün (2012a) geliştirmiş olduğu "Okullarda Yenilik Yönetimi Ölçeği''nin öğretmen formu kullanılmıştır. Geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları araştırmacı tarafından Bülbül (2012a) ve öğretmen formu Göl ve Bülbül (2012, s. 106) tarafından düzenlenmiş olan ölçek 32 madde ve dört alt boyuttan oluşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin; öğretmenlerin algılarına göre yapılan bu çalışmada ölçeğin alt boyutlarına ilişkin Cronbach's Alfa iç tutarlılık katsayıları sırasıyla Girdi Yönetimi için .91, Yenilik stratejisi için .94, Örgütsel Kültür ve Yapı için .96 ve Proje Yönetimi için .97 ölçeğin toplam Cronbach's Alfa katsayısı ise .98 olarak tespit edilmiştir. Söz konusu ölçek 'hiç katılmıyorum' seçeneğinden 'tamamen katılıyorum' seçeneğine doğru cevaplandırılabilen ve 5'li Likert tipi bir ölçektir. Ölçeğin ilk kısmında öğretmenlerin çalıştıkları okul türü, cinsiyeti, eğitim durumu, mesleki kıdemi, branşı, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayıları ve kaç yıldır o okulda görev yaptıkları gibi demografik bilgilerin toplandığı kişisel bilgi formu yer almıştır. Araştırmada toplanan veriler, SPSS 17.0 istatistik paket programı yardımı ile çözümlenmiştir. Alt probleme bağlı olarak verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin, müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algılarının, çalıştıkları okul türüne, cinsiyetlerine ve branşlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için Man Whitney U testi; mesleki kıdemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Araştırma bulguları, araştırmaya katılan öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliği" toplam ölçek puanlarındaki algılarına göre "çok katılıyorum" düzeyine karşılık geldiğini ortaya koymuştur. Öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliklerine ilişkin algılarının Örgütsel Kültür ve Yapı, Proje Yönetimi ve Yenilik Stratejisi alt boyutlarında 'Çok Katılıyorum' düzeyine karşılık gelirken; 'Girdi Yönetimi' alt boyutundaki algılarının ise 'Orta derecede katılıyorum' düzeyine karşılık geldiği belirlenmiştir. Alınan puanların ortalamaları dikkate alındığında öğretmenler müdürlerini en çok "Örgütsel Kültür ve Yapı", ikinci sırada "Proje Yönetimi", üçüncü sırada "Yenilik Stratejisi'' ve en son sırada ise "Girdi Yönetimi" boyutunda yeterlik sahibi görmektedirler. Öğretmenlerin ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algıları, çalıştıkları okul türüne göre ölçeğin toplam puanları ve tüm alt boyutlarındaki puanlarda farklılaşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak okul türü değişkenine göre; özel okullarda çalışan öğretmenlerin algılarının kamu okullarında çalışan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algılarının branş türü değişkenine göre sadece yenilik stratejisi alt boyutuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Toplam ölçek puanına ve diğer alt boyutlara ilişkin puanlarda ise anlamlı farklılık göstermemektedir. Bu sonuca göre, diğer branş sahibi öğretmenlerin algılarının, ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine yönelik olarak yenilik stratejisi boyutunda, sınıf öğretmenlerinin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretmen algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Ancak ortalamalar dikkate alındığında; erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre ve 1-10 yıllık mesleki deneyime sahip olan öğretmenler diğer kıdem sahibi öğretmenlere göre yenilik yönetimi konusunda müdürlerini daha fazla yeterli görmektedirler. Okul müdürlerinin öğretmenler tarafından algılanan yeniliği yönetme becerilerinin, 'çok katılıyorum' düzeyinden en üst düzeye çıkarılması sağlanmalıdır. Bilgi toplumunda yeniliğin ve değişimin hızlı ve kaçınılmaz olduğu göz önünde bulundurulmalı; okul müdürlerinin eğitimin niteliğinin arttırılması için çağın koşullarına uygun yenilikçi liderlik özelliklerinin arttırılması sağlanmalıdır. Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin, müdürlerine yönelik yeniliği yönetme yeterlik algılarının kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğunun bu çalışma ile tespit edilmesinden hareketle alanyazına katkı sunması açısından okul müdürlerinin yenilik yönetim yeterliklerinin hem kamu okulları hem de özel okullar açısından özellikle okul türü değişkenine göre incelenmesi önerilmektedir. Ayrıca müdürlerin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak ortaokul, lise veya diğer öğretim kurumlarının da sadece öğretmen algılarına göre değil aynı zamanda tüm paydaşları kapsayan; öğrenci ve veli algılarına göre de incelenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Eğitimin niteliğinin arttırılması için hem kamu hem de özel okullar arasında işbirliği yapılması ve bulunan sonuçlarla ilgili olarak ortak proje ve seminerlerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Yenilik, Yenilik Yönetimi, Liderlik, Yenilikçi Liderlik, Eğitim Örgütlerinde Yenilik Yönetimi

Eğitim yönetimiMüdürlerYenilik+7
Mustafa Öztürk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstün/özel yetenekli öğrenciler için okul dışı STEM eğitiminin değerlendirilmesi

STEM (Science, Technology, Engineering & Mathematics), fen bilimleri ve matematik gibi temel bilimlerin, mühendislik ve teknolojinin tasarım ve uygulamaları ile entegre edilmesini sağlayan bir yaklaşımdır. STEM eğitimi tüm öğrencilere uygulanabilmektedir ancak üstün/özel yeteneklilere uygulanması ile ilgili araştırmaların yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma, üstün/özel yetenekli öğrenciler için yapılan STEM eğitimi ile öğrencilerin elde ettikleri kazanımları değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak nitel araştırma modellerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma, daha önceden STEM eğitimi almamış ve üstün/özel yetenekli tanısı konulmuş 12 erkek ve 13 kız olmak üzere toplam 25 öğrencinin katılımıyla 32 saat olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Aktivite Değerlendirme Formları ve Öğrenci İzleme Formları kullanılmıştır. Aktivite değerlendirme formunda öğrencilerin neler öğrendiği, hangi becerileri elde ettiği, etkinlikten öğrendiklerini nasıl kullanacağı vb. sorular yöneltilmiştir. Öğrenci izleme formunda ise aldıkları eğitimden sonra okul dışında benzer çalışmalar yapıp yapmadıkları, gelecekte insan hayatını kolaylaştıracak bir icat üretip üretmeyecekleri, eğitimden sonra hangi meslek alanına sahip olmak istedikleri vb. sorular yönlendirilmiştir. Yapılan her aktivitede mühendislik tasarım süreci izlenmiş ve aktivite sonrasında öğrencilerin aktivite formlarını doldurmaları sağlanmıştır. Elde edilen nitel veriler betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak üstün/özel yetenekli öğrenciler için yapılan STEM eğitiminin öğrencilerin fen ve matematik kazanımları ile yaratıcılık, eleştirel düşünme, işbirliği yapma ve iletişim kurma gibi 21. Yüzyıl becerileri elde etmesini sağladığı tespit edilmiştir.

Eleştirel düşünceOkul dışı etkinliklerSTEM eğitim yöntemi+3
Aybike Özçelik
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin okulda internet ve teknoloji kullanımına ilişkin sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi

Günümüzde giderek yaygınlaşan teknoloji ve internet kullanımı çeşitli projelerle eğitim alanında da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Eğitimi daha verimli hale getirmek için akıllı tahta, tablet gibi teknolojik aletler kullanılarak teknoloji eğitime entegre edilmiş ve öğretmenlerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Yapılan çalışmalar mesai saatleri içerisinde internet ve teknoloji kullanımının iş gücü kaybına yol açabileceğini göstermektedir. Bu konuda öğretmenlerle ilgili bir çalışma yapılmamış olması yeni bir araştırma konusu yaratmaktadır. Bu çalışmada ilk ve ortaokul türündeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin internet ve teknoloji kullanımına bağlı sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili Başakşehir ilçesindeki ilk ve ortaokul türü kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin sanal kaytarma davranışları ve nedenleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda edinilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretmenlerin mesai saatleri içerisinde ve dışarısında yapmış oldukları sanal kaytarma davranışları cinsiyete ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Fakat yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım süresine, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre bazı farklılıklar gözlenmiştir. Mesai saatleri içerisinde iş dışı internet kullanımda ise cinsiyete, eğitim düzeyine ve internet kullanım süresine göre anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen, yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre farklılıklar gözlenmiştir.

Bilgisayar kullanımıOkul hayatıSanal kaytarma+5
Gülenay Nagihan Kılıç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımsız anaokullarında ve anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Bağımsız anaokulu öğretmenleri ve anasınıfı öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin incelendiği bu araştırma İstanbul ili Güngören ilçesindeki devlet okullarından 20 okul öncesi öğretmeninin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinde görülen tükenmişlik duygusu, tükenmenin psikolojik, davranışsal ve fiziksel belirtileri üzerinde durulmuş; bu duyguya sebep olan etkenler ve başa çıkma yöntemleri araştırılmıştır. Araştırma nitel bir çalışma olmakla birlikte, veriler yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Bu verilerin analizi Nvivo 8 nitel veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Oluşturulan tema ve kodlar üzerinden öğretmenlerdeki tükenmişlik algıları ile ilgili bulgular ortaya çıkarılmıştır. Yapılan araştırmada bağımsız anaokulu öğretmenlerinin özellikle idari baskı, kararlara katılım, mesai dışı çalışmalar, evrak ve prosedürün getirdiği ağır yüklerle birlikte, yorgunluk ve stres düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca teneffüssüz eğitim, yardımcı personel olmayışı, sınıf mevcutlarının fazla oluşundan ötürü çalışma şartlarından duydukları memnuniyetsizlik belirgin derecede öne çıkmaktadır. Toplumda okul öncesi eğitiminin oyun ve çocuk bakımından ibaret olduğunu düşünen kesimler yüzünden, öğretmenlerin statülerini düşük bulma ve değersizlik hissi ile karşı karşıya kaldıkları ve tükenmişlik düzeylerini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık anasınıfı öğretmenleri öğrenci sayıları, teneffüssüz çalışma, sınıf mevcutların fazlalığı gibi sistem kaynaklı sorunlardan dolayı çalışma şartlarının kendilerindeki yorgunluk ve stresi artırdığını vurgulamışlardır. İdarecilerin okul öncesi ile ilgili alan bilgisinin olmayışı ve velilerin fazla müdahil olmalarının işleyişi zorlaştırdığı konusunda hemfikir oldukları görülmektedir. Genel olarak okul öncesi öğretmenlerinin mesleğe karşı hislerini etkileyen olumsuzlukların tükenmişlik seviyelerini de artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin sistemden, velilerden idareden, okul öncesi eğitimine karşı olumsuz bakış açılarından rahatsız oldukları gerçeğinden yola çıkarak bir takım önerilerde bulunulmuştur. Eğitim sisteminden kaynaklanan sorunların giderilmesi için ders saatleri, sınıf mevcutları, yardımcı personel ve teneffüs konusunda iyileştirmeler yapılması yerinde olacaktır. Ayrıca idari baskı kodu ile karşımıza çıkan, kararlara katılım, özerklik, veliye yönelik çalışmalar, prosedür ve evrak işleri, iş yükünün fazla oluşu gibi olumsuzluklarla baş edemeyen öğretmenleri rahatlatmak için idarecilerin örgütsel iletişim konusunda eğitime alınmaları doğru olacaktır.

Burçak Uzesen
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokullardaki öğretmenlerin zamanı kullanma becerilerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin zamanı kullanma düzeylerinin öğretmen görüşleriyle belirlenmesidir. Öğretmenlerin zaman kullanımını, karşılaştıkları zaman tuzaklarını ve zamanı etkili kullanma yöntemlerini belirlemek; zaman kullanımı, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanmayla ilgili öğretmen görüşlerinin öğretmenlerin cinsiyeti, mesleki kıdemi, görev yaptığı okulun öğretim şekli, branşı ve görev yaptığı ilçe değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Bağcılar, Bahçelievler ve Güngören'de görev yapan ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrende uygun örneklem yöntemiyle %95 güven aralığı ve %5 hata payı ile 536 ilkokul öğretmeni belirlenmiştir. Öğretmenlere zamanı kullanma, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanma boyutlarından oluşan ölçek uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS(v22) programı yardımıyla çözümlenmiş ve değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem T-testi, bağımsız örneklemler için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arasındaki farkın yönünü belirlemek için ise Tukey testi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin zaman kullanımı boyutunda en sık okula zamanında gitme, en az ise zaman çizelgesi hazırlama davranışları sergiledikleri bulunmuştur. Öğretmenlerin zaman kullanımlarının tek yönlü varyans analizi sonuçları incelendiğinde öğretmenlerin zaman kullanmalarının mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farlılık bulunmuştur. Zaman tuzakları boyutunda öğretmenlerin zaman tuzaklarından en sık öğrencilerin seviyelerinin farklılığı en az ise veli görüşmelerinin ders saatinde yapılması adlı zaman tuzaklarına yakalandıkları görülmüştür. Zamanı etkin kullanma boyutunda öğretmenler en sık derse zamanında başlama, bitirme en az ise geç gelen öğrencileri sınıfa almama yöntemlerini kullanmaktadırlar. Zamanı etkili kullanma boyutunun okulun öğretim şekli değişkenine göre incelendiğinde normal öğretim yapan okullardaki öğretmenlerin ikili öğretim yapan okullardaki öğretmenlere göre zamanı daha etkili kullandıkları bulunmuştur.

EtkililikEğitim yönetimiZaman yönetimi+4
Mahmut Boyraz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) öz yeterlik inanç düzeyleri ile web 2.0 uygulamaları kullanım durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) öz yeterlik inanç düzeyleri ile Web 2.0 uygulamalarını kullanım durumlarının belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Türkiye' nin altı farklı devlet üniversitesinin son sınıfında öğrenim gören 344 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ile "Web 2.0 Uygulamaları Kullanım Durumları Anketi" ve Canbazoğlu Bilici (2012) tarafından geliştirilen "TPAB Öz Yeterlik İnanç Ölçeği" kullanılmıştır. Altı üniversitede öğrenim gören fen bilgisi öğretmen adaylarından elde edilen veriler SPSS Statistics 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde yüzde ve frekans değerleri hesaplanmış, T-Testi, tek yönlü varyans ANOVA testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Tamhane testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; fen bilgisi öğretmen adaylarının Web 2.0 uygulamalarını kullanma sıklığı, ortalama zaman ayırma, günlük hayatta ne zamandan beri kullanıdığı, eğitim amaçlı ne zamandan beri kullandığı, en sık nereden erişim sağladığı, kullanım türü ile TPAB öz yeterlik inanç durumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ancak en sık hangi ortamda kullanıldığı ile TPAB öz yeterlik inanç durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. TPAB öz yeterlik inancı ile Web 2.0 kullanma amacı arasında yeterli bir ilişkiye rastlanmazken, popüler ve yaygın kullanılan Web 2.0 uygulamalarını kullanma arasında düşük pozitif yönlü anlamlı bir ilişki görülmüş, Web 2.0 uygulamaları kullanım algıları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının Web 2.0 uygulamalarını en çok tüketici olarak, en az ise üretici olarak kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Tüketim olarak da en çok iletişim amacıyla kullandıkları ortaya çıkmıştır. Popüler ve yaygın kullanılan Web 2.0 uygulamalarından en çok kullanılan uygulamanın arama motoru en az kullanılan uygulamanın ise blog olduğu tespit edilmiştir. Web 2.0 uygulamalarını kullanım algıları sonuçları yüksek düzeydedir ve Web 2.0 uygulamalarını kullanma açısından en yüksek algının "Web 2.0 uygulamaları eğitim kaynakları bulmama ve paylaşmama imkan tanıyor", en düşük algının ise "Web 2.0 uygulamaları kullanıcı (tüketici) olmaktan öte, içerik üreticisi olmama imkan tanıyor" olarak tespit edilmiştir. Öğrenme öğretmede yararlanılan Web 2.0 uygulamalarından en çok kullanılanların sırayla Google drive, prezi ve yandex disk olduğu, hiç kullanılmayanların ise tellagami ve edublogs olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının TPAB öz yeterlik inançlarının yüksek düzeyde olduğu; ölçeğin alt boyutlarında en yüksek ortalamaya sahip boyutun "pedagojik bilgi" olduğu, en düşük ortalamaya sahip boyutun ise "teknolojik bilgi" boyutunun olduğu görülmüştür. TPAB öz yeterlik inancı ile cinsiyet, kişisel bilgisayar ve internet bağlantısı sahipliği, bilgisayar kullanma düzeyi, haftada ortalama internet kullanım süresi arasında anlamlı bir ilişki görülürken mezun olunan okul ve haftalık ortalama bilgisayar kullanımı arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının Web2.0 uygulamalarını kullanma durumlarının iyileştirilmesi ile TPAB öz yeterlik inançlarının artmasına katkı sağlanacağı düşünülmektedir.

Aday öğretmenlerFen bilgisiFen bilgisi eğitimi+6
Belgin Wrıght
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve öğrenmede kalıcılığa etkisi

Bu araştırma, Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve kalıcılığa etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak ön test-son test ve kalıcılık testli kontrol gruplu yarı deneysel modelin kullanıldığı bu çalışma, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında bir devlet okulunun 6. sınıfına devam eden 44 öğrenci ile "Kuvvet ve Hareket", "Işık ve Ses", "Madde ve Isı" ve "Elektriğin İletimi" ünitelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grupları; yapılandırmacı yaklaşım uygulanan Kontrol Grubu, Bütünleşik STEM eğitimi uygulanan Deney Grubundan oluşmuştur. Bütünleşik STEM eğitiminin öğrencilerin akademik başarı, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ve kalıcılığa etkisini tespit etmek için Akademik Başarı Testi, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS 24 paket programında normal dağılımlı veriler için t-Testi, normal dağılımlı olmayan veriler için Mann Whitney U testi uygulanarak yapılmıştır. Sonuç olarak, Bütünleşik STEM eğitiminin başarıyı ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisini yapılandırmacı yaklaşıma göre anlamlı düzeyde artırmadığı belirlenmiştir. Ayrıca kalıcılığa da etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Bütünleşik STEM eğitiminin anlamlı düzeyde olmasa da akademik başarıya olumlu yönde katkı sağladığı ortaya çıkmıştır.

Akademik başarıBaşarıBütünleşik eğitim programı+6
Gülcan Sarıcan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokratik okulun işleyiş süreci: Bir örnek olay incelemesi

Bu araştırma eleştirel pedagoji alan yazınına yeni bilgiler katması, demokratik okulda yönetim süreçlerinin nasıl işlediğinin bilinmesi, okula kayıtlı öğrenci, öğretmen ve velinin yönetimdeki ve okul idaresindeki yerinin incelenmesi ve böylelikle araştırma sonunda diğer eğitim kurumlarına alternatif bir yönetim şeklinin sunulabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı, demokratik anlayışa dayalı olarak kurulduğu ilan edilen bir okuldaki öğrenci, öğretmen, veli, yönetici ve okulun çevresindeki bireylerin görüşlerine dayalı olarak, okulun yönetim şeklinin yapısal dinamiklerini ve bu dinamiklerin okulun üyeleri ve çevresine nasıl yansıdığını ele alarak incelemektir. Araştırma soruları şu şekildedir: 1.Demokratik okulda yönetim süreçleri hangi mekanizmalarla yürütülmektedir? 2. Demokratik yönetim ile yönetilen öğrencilerin eğitim süreçlerine ilişkin algıları nelerdir? 3. Demokratik yönetim ile yönetilen çalışanların eğitim süreçlerine ilişkin algıları nelerdir? 4. Demokratik yönetim ile yönetilen okulu tercih eden çocukların ebeveynin eğitim süreçlerine ilişkin algıları nelerdir? 5. Demokratik yönetim ile yönetilen okul çevresindeki bireylerin, eğitime ilişkin algıları nelerdir? 6.Demokratik yönetim ile yönetilen okul çevresindeki bireylerin, demokratik okula ilişkin tutumları nelerdir? 7. Demokratik okula kayıtlı çalışan, öğrenci ve velinin demokratik okulu tercih etme nedenleri ile eğitime ilişkin algıları arasında bir ilişki var mıdır? 8. Demokratik yönetim ile yönetilen okuldaki çalışan, öğrenci, velinin okul yönetimdeki ve okul idaresindeki rolleri nelerdir? 9. Demokratik okul çevresindeki bireylerin demokratik okul tutumları nelerdir? Bu çalışmada okulun çeşitli yönetimsel süreçleri iki buçuk ay boyunca incelenmiştir. Bu incelemeye ek olarak on okul çalışanı, otuz okul öğrencisi, on beş okul velisi ve okul çevresindeki on beş birey olmak üzere toplamda yetmiş kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. İki buçuk ay boyunca okulda gözlem yapılmış, alan notları tutulmuş, gerekli görülen yerlerde fotoğraf çekilmiş ve ses kaydı alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre okulda 4 tane yönetim mekanizması bulunduğu saptanmıştır. Bu mekanizmalar okul meclisi, ÇAÇÖ ve çemberlerdir. Okul meclisi öğrencilere sorumluluk bilinci kazandırmaktadır. Aynı zamanda; öğrenci, çalışan ve velilerin görüşlerine göre; ÇAÇÖ, öğrencilere çatışma yönetimi becerisi kazandırmaktadır.

Alternatif eğitimDemokrasiDemokratik eğitim+5
Burçak Ceren Akpınar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlilikleri ve teknolojik liderliği

Bu çalışma ilk ve ortaokul okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlilikleri ile teknolojik liderlik yeterliliklerinin belirlenmesini amaçlamıştır. Araştırma Manisa ili Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapmakta olan okul yöneticileri ile gerçekleşmiştir. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmeyip evren üzerinde çalışılmıştır. Çalışma 2017-2018 eğitim öğretim yılında Manisa ili Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilk ve ortaokullarda görev yapmakta olan 203 okul yöneticileri ile gerçekleşmiştir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmış olup elde edilen veriler; "Eğitim Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Yeterlikleri Ölçeği" ve "İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Değişimi Yönetme Yeterlikleri Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüş olup analizlerde aritmetik ortalama, t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlı fark çıkan durumlarda ise LSD testi uygulanmıştır. Okul yöneticilerinin "teknolojik liderlik" ve "değişim yönetimi" yeterlikleri arasındaki ilişki için ise korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; okul yöneticilerinin teknolojik liderlik yeterliklerinin "büyük oranda" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik yeterlikleri alt boyutlar açısından incelendiğinde ise; dijital çağ öğrenme kültürünün diğer boyutlara göre en fazla yeterli oldukları boyut olduğu, sistematik gelişimin ise en az yeterli oldukları boyut olduğu görülmektedir. Okul yöneticilerinin değişim yönetimi yeterliklerinin "pek çok" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin değişim yönetimi yeterlikleri alt boyutlar açısından incelendiğinde ise; okulda değişimi değerlendirme yeterliliklerinin diğer boyutlara göre en fazla yeterli olduğu, okulda değişim ihtiyacını belirleme yeterlilikleri ise en az yeterli boyut olduğu görülmektedir. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik ve değişim yönetimi yeterlik alt boyutlarının görev yaptıkları okul türü değişkenine göre anlamlı farklılık görülmemiştir. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik yeterlik alt boyutlarının yöneticilikteki kıdemlerine göre anlamlı ölçüde bir farklılaşma görülmemiştir. Okul yöneticilerinin değişim yönetimi yeterlik alt boyutlarından "okulda değişim sürecine hazırlama", okulda değişimi uygulama" ve "okulda değişimi değerlendirme" alt boyutlarının yöneticilikteki kıdemleri bakımından anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Fakat "okulda değişim ihtiyacını belirleme" alt boyutuna göre anlamlı bir farklılaşma görülmüştür. Yöneticilik kıdemi 1-5 yıl olan okul yöneticilerinin kıdemi 11 yıl ve üzeri olana göre değişimi yönetme yeterliklerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlikleri ve teknolojik liderlik yeterlikleri arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.

DeğişimDeğişim yönetimiLiderlik+5
Nurbanu Sayracı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin sınıf yönetimi becerileri ile ilişkisi

Bu çalışma okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile sınıf yönetimi beceri düzeylerinin belirlenmesini amaçlamıştır. Araştırma 2017- 2018 eğitim öğretim yılı, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul öncesi kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri ile gerçekleşmiştir. Okul öncesi öğretmen sayısının en fazla olduğu ilçe MEB istatistik verilerine göre Küçükçekmece İlçesi olarak tespit edilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya katılım sağlamak isteyen, ulaşılabilen kişiler araştırmaya katılım sağlamıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmış olup elde edilen veriler; "Tükenmişlik Ölçeği" ve "Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Analizlerde frekans, aritmetik ortalama, ortanca hesaplama ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin "tükenmişlik" ve "sınıf yönetimi becerileri" arasındaki ilişki için ise Sperman Brown korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri "tükenmişlik durumu yok" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeylerinin "her zaman" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin yaş, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı ölçüde farklılaşmadığı görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeylerinin yaş, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı ölçüde farklılaşmadığı görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyi ve sınıf yönetimi beceri düzeyleri arasında negatif yönde, zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.

Okul öncesi öğretmenlerSınıf yönetimiTükenmişlik+1
Meltem Yıldız
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin eğitimindeki kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme yeterlikleri

Bu araştırmanın temel amacı, yetişkin eğitimindeki kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi; bu yeterlilik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni hal, öğrenim düzeyi, özel veya resmi yaygın eğitim kurumları tarafından verilen kurslara katılıp katılmama durumu ve eğer katılmışsa katılma (eğitim alma) süresi değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmada tarama modellerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Fatih ilçesindeki İSMEK kurslarında öğrenim gören 134'ü kadın, 112'si erkek olmak üzere toplam 246 kursiyer oluşturmaktadır. Araştırmada İSMEK kursiyerlerinin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin tespit etmek amacıyla araştırmacı ve danışman hocası tarafından geliştirilen ''Yaşam Boyu Öğrenme Yeterlilik Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, katılımcıların yaşam boyu öğrenme yeterliliğinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir, en yüksek algıya sahip yeterliliğin ana dilden iletişim yeterliliği olduğu belirlenirken, en düşük algıya sahip yeterliliğin ise yabancı dilde iletişim yeterliliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İSMEK kursiyerlerinin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin medeni hal ve kurslara katılma (eğitim alma) süresine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ancak, cinsiyete, yaşa, öğrenim durumu ve kurslara katılıp katılmama durumuna göre farklılık göstermektedir. Yaşam boyu öğrenme Yeterlilik Ölçeğinin kendi alt boyutları arasındaki ilişkiyi değerlendirdiğimizde ise, bütün alt boyutlar arasında pozitif yönlü, düşük, orta ve yüksek kuvvetli anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir.

KurslarYaşam boyu öğrenmeYeterlilik+1
Narmina Babanlı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokulda görev yapan okul yöneticisi ve öğretmenlerinin mobbinge (psikolojik şiddete) maruz kalma düzeyleri

Bu araştırmada, ilkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin, çalışma ortamında maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinin düzeyi, özellikleri ve kimler tarafından uygulandığı incelenmiştir. Araştırma örneklemi, İstanbul ilinin üç ilçesinde bulunan, 10 ilkokulda görev yapan 155 öğretmen ve yöneticiden oluşmuştur. İlkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin maruz kaldıkları yıldırma eylemleri ile ilgili veriler, beşli Likert sistemiyle hazırlanmış bir anket ile toplanmıştır. Veriler SPSS veri analiz programında işlenerek, aritmetik ortalama, Mann Whitney ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, İlkokullarda görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerinin maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinde, gruplar arasında en çok farkın ortaya çıktığı değişkenler, yaş, kıdem, medeni hal ve görevdir. Bu değişkenlere göre ortaya çıkan sonuçlar; 29-34 yaş arasında çalışanların diğer yaş gruplarına oranla, 6-10 yıl arasında görev yapan çalışanların diğer kıdem aralıklarına göre ,bekarların evli çalışana göre,yöneticilerin öğretmenlere oranla daha fazla yıldırma eylemlerine maruz kaldığı tespit edilmiştir. İlkokullarda meydana gelen yıldırma eylemlerinin çoğunluğunun erkekler tarafından uygulanmaktadır. Yıldırma uygulayan kişilerin yaş aralıklarının ise 36-48 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir.Ankete cevap veren katılımcıların %38,1'i farklı çekincelerden dolayı bu konuda bilgi vermemiştir.

MobbingOkul yöneticileriİlkokul öğretmenleri+1
Sibel Demir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin mizah tarzlarının örgütsel sessizliğe etkisi

Bu araştırmanın genel amacı okullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin düşüncelerine göre okul yöneticilerinin mizah tarzlarının örgütsel sessizliğe etkisini incelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2017/2018 Eğitim Öğretim yılında İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde bulunan resmi ortaokullarda görev yapmakta olan 366 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış olup 305 öğretmen araştırmaya tabi tutulmuştur. Bu sayı evrenin %83,3'ünü oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Mizah Tarzları Ölçeği" ve "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Örneklem t Testi, Anova Testi (Tek Yönlü Varyans Analizi Testi), Pearson Korelasyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul öğretmenlerinin düşüncelerine göre okul yöneticilerinin en fazla "onaylayıcı mizah tarzı"nı, en az ise "alaycı mizah tarzı"nı benimsedikleri tespit edilmiş olup öğretmenlerin örgütsel sessizlik eğilimi göstermelerinin sebebi olarak en çok "yönetici" boyutu, en az ise "öğretmen" boyutu olduğu belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin mizah tarzları ile örgütsel sessizlik boyutları arasındaki anlamlı ilişkiler incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmıştır: Okul yöneticilerinin "mizahı olmayan tarz"ı ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin "reddedici mizah tarzı" ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin "alaycı mizah tarzı" ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin "üretici sosyal mizah" tarzı ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" boyutu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin mizah tarzlarının örgütsel sessizlik boyutları ile ilgili yordayıcılık etkisi ile ilgili şu sonuçlara ulaşılmıştır: Okul yöneticilerinin "reddedici mizah tarzı" örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları için yordayıcıdır. Okul yöneticilerinin "alaycı mizah tarzı" örgütsel sessizliğin "öğretmen" boyutu için yordayıcıdır.

MizahMizah tarzlarıOkul yöneticileri+2
Tuğba Zengin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk ve orta okullarda görev yapan yöneticilerin takım algısının incelenmesi

Bu araştırma okul yöneticilerine yönelik takım algılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubu, 2017- 2018 eğitim öğretim yılı süresince İstanbul ili Beykoz ilçesinde çalışmakta olan 135 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada "Bağlılık ve işbirliği ölçeği", "Etkileşim ve dayanışma ölçeği", "Gelişme ve İş doyumu" ve demografik özellikleri belirlemek adına kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler normal dağılım göstermediği için okul yöneticilerinin demografik özellikleri ile takım algısı düzeyleri ortalama değerleri arasındaki farklılığın belirlenebilmesi için yapılan analizde 0,05 önem düzeyinde Kruskal Wallis H Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, takım algısı, bağlılık ve işbirliği, cinsiyet, yaş, hizmet süresi ve mesleki kıdeme göre anlamlı farklılık bulunmazken, eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaşmaktadır. Araştırma bulguları, ele alınan değişkenlerin kurumsal çerçevesi ve diğer araştırma bulguları göz önünde tutularak tartışılmıştır. Anahtar Kelimler: Takım Algısı, Lider, Yönetici

LiderlikOkul yönetici algısıOkul yöneticileri+3
Cihan Taş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alternatif okulların felsefi temelleri ile Türkiye'deki uygulamaları: İstanbul ili örneği

Bu çalışmanın amacı alternatif okul olarak nitelendirilen düşünsel yapının felsefi temelleri ve Türkiye'deki uygulamalarını incelemektir. Çocuğun mutluluğunu temel amaç olarak gören alternatif eğitim yaklaşımı, otoriter, öğretmen merkezli ve başarı odaklı geleneksel eğitimin eleştirisiyle ortaya çıkmıştır. Alternatif eğitim, çocuğun mutluluğunu temel prensip olarak görme ve tüm sayıtlılarını bu prensip üzerine kurma gibi iddialarla karşımıza çıkmaktadır. Eğitimin içeriğini zenginleştirmek, devamlı değişim içinde olan dünyaya karşı bireyin kendisini var etme ve bu varlığı koruma çabalarında geleneksel eğitimin yetersiz kalması; alternatif eğitimin bireyin var olma çabasında daha kalıcı ve sürdürülebilir bir yol izlemesi bu çalışmayı kaçınılmaz kılan nedenlerin başında gelmektedir. Bu çalışmada alternatif okulları cazip kılan nedenler ve bu nedenlerin felsefi geçmişleri ile Türkiye'deki alternatif eğitim uygulamalarının aslına benzerlik ve farklılıkları incelenecektir. Geleneksel eğitime alternatif sunan düşünürlerin başında J.J. Rousseu gelmektedir. Bu çalışmada Rousseau'dan başlayarak alternatif eğitim felsefesinin oluşmasına katkı sağlamış düşünürlerin görüşlerine yer verilmiş ve alternatif eğitim felsefesinin temelleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Geleneksel eğitimle alternatif eğitim arasındaki farklar incelenmiştir. Araştırma nitel bir araştırmadır. Araştırma, İstanbul ilindeki Montessori, Reggio Emilia ve Waldorf yaklaşımını uygulayan eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen ve idareciler ile yapılan görüşmeler şeklinde yapılmıştır. Bu amaca en uygun, yarı-yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmacının yaptığı gözlemlerde veri olarak kullanılmıştır. Bunun sonucunda da Türkiye'deki alternatif okulların eğitim ve yönetim durumları irdelenmiştir. Araştırmada alternatif okullarda; okulun genel bilgilerine, öğretmenin görevlerine, sınıf yönetimine, uygulanan eğitim programına, çocuk gelişimine, veli-okul ilişkisine, okul yönetimine ve eğitim modeline ilişkin bulgulardan faydalanılmıştır.

Alternatif eğitimEğitim felsefesiMontessori, Maria+4
Özden Erdal Erkılıç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dış göçle Türkiye'ye gelen öğrencilerin okullarda yaşamış oldukları uyum sorunları

Göç, tüm dünyayı ilgilendiren önemli bir olgudur. Göç, sadece bireylerin yer değiştirmesi değildir; aynı zamanda bireylere ait kültür, dil, yaşam tarzı ve değerlerin de yer değiştirmesidir. Bu yüzden göç eden bireyler gittikleri ülkelerde ekonomik, kültürel, sosyal ve dilsel açıdan birçok uyum problemiyle karşılaşmaktadır. Eğitim uyumu ise göç edenlerin maruz kaldığı en önemli uyum problemlerindendir. Göç eden ailelerin çocuklarının okula, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve eğitim sistemine uyum sağlayamaması hem göç eden öğrenciler için hem de mevcut öğrenciler için sorun teşkil etmektedir. Bu çalışma ile göç eden öğrencilerin okullarda yaşadığı uyum sorunları incelenmiştir. Araştırma nicel tarama modelindedir. Araştırmanın verileri İstanbul ili Esenler ilçesinde göçmen öğrenci barındıran ortaokullarda çalışmakta olan öğretmen ve idarecilerin görüşlerine dayalı olarak Pirliyev (2010), Bozan (2014) ve Selçuk (2014) tarafından yapılan araştırmalarda kullanılan anket formlarından uyarlanan anket aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin en çok kültür ve dil farklılıklarından ötürü uyum sorunu yaşadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca dış göçle gelen öğrencilerin yaşadığı uyum problemlerinin arkasında göçle gelen ailenin yaşadığı ekonomik problemlerin de etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma ile ortaya çıkan bilgiler bu alanda çalışma yapan uzmanlar ve akademisyenler için bilgiler sunmaktadır.

GöçmenlerUluslararası göçUyum+2
Murat Göze
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık kültür ve spor daire başkanlıklarında çalışan yöneticilerin iş doyum düzeylerinin belirlenmesi: İstanbul örneği

Bu araştırmanın verileri; SKS daire başkanlığı, Spor Koordinatörlükleri, Kültür koordinatörlükleri, Kültür ve Spor, SKS daire direktörlüğü vb. alanında çalışan yöneticilerin iş doyum düzeylerini belirlemek amacıyla 2015-2016 eğitim-öğretim yılında devlet ve vakıf üniversitelerinde tanımlanan görevleri yürüten toplam 47 kişiye, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve iş doyum düzeylerini belirlemek için Weiss ve ark., (1967) tarafından iş doyumunu ölçmek amacıyla geliştirilen ve Baycan (1985) tarafından Türkçeye çevrilip, geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılarak Cronbach Alpha değeri 0.77 olarak belirlenen Minnesota İş Doyum Ölçeği (MSQ) kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler sıklık (Frequency), tanımlayıcı istatistik, Man Whitney U ve Kruskall Wallis varyans analizi testleri ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda araştırma grubunun içsel tatmin puanları arasında 0,05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunurken diğer parametreler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Spor, İş Doyumu.

KültürSağlıkSpor+2
Hüseyin Şahin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin kurumsal aidiyeti ve işyeri ruhsallığı ile iş motivasyonu arasındaki ilişki: Örgütsel sinerjinin aracılık rolü

Postmodern yaklaşımlar, insanın yalnızca biyolojik ya da maddi yönleriyle değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal boyutlarıyla bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini savunmaktadır. Bu anlayış, bireyin manevi gereksinimlerinin farkına varılmasını ve örgütsel yapılarda ruhsallık boyutunun da dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, okul yöneticilerinin kurumsal aidiyeti ve işyeri ruhsallığı ile iş motivasyonu arasındaki ilişkiyi, örgütsel sinerji aracılığı ile incelemektir. Bu araştırmanın evrenini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul müdürleri ile müdür yardımcıları oluşturmaktadır. Örneklem ise kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen ve Şanlıurfa iline bağlı ilçelerde görev yapan 356 okul yöneticisinden oluşmaktadır. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "İş Motivasyonu Ölçeği", "Kurumsal Aidiyet Ölçeği", "Örgütsel Sinerji Ölçeği" ve "İşyeri Ruhsallığı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma, nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeliyle desenlenmiş; veri analizinde ise yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin kurumsal aidiyet, işyeri ruhsallığı, örgütsel sinerji, iş motivasyonu düzeylerine ait genel veriler incelendiğinde düzeyin yüksek olduğu görülmektedir. Araştırmada cinsiyet değişkeni açısından yapılan analizler sonucunda, kurumsal aidiyet ve örgütsel sinerji düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, iş motivasyonu ve işyeri ruhsallığı düzeylerinde cinsiyete bağlı anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Pozisyon değişkenine göre yapılan değerlendirmelerde, işyeri ruhsallığı, örgütsel sinerji ve kurumsal aidiyet düzeylerinde anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Ancak iş motivasyonu düzeylerinde pozisyona bağlı anlamlı bir değişim bulunmamıştır. Kurum türü değişkeni açısından elde edilen bulgular, işyeri ruhsallığı ve örgütsel sinerji düzeylerinde anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koyarken; iş motivasyonu ve kurumsal aidiyet düzeylerinde kurum türüne göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Bunun yanı sıra, okul müdürlerinin işyeri ruhsallığı ile iş motivasyonu arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler analiz edilmiş ve bu ilişkilerin anlamlı olduğu doğrulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, işyeri ruhsallığının örgütsel sinerjiyi, örgütsel sinerjinin ise iş motivasyonunu pozitif yönde ve anlamlı şekilde etkilediğini göstermektedir. Ayrıca kurumsal aidiyetin, işyeri ruhsallığı üzerinde anlamlı bir belirleyici rol oynadığı; ancak doğrudan iş motivasyonu ve örgütsel sinerjiyi yordamadığı belirlenmiştir. İşyeri ruhsallığının, örgütsel sinerji aracılığıyla iş motivasyonu üzerinde dolaylı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Yapılan aracılık analizleri sonucunda, işyeri ruhsallığının iş motivasyonu üzerindeki toplam etkisinin hem doğrudan hem de dolaylı yollarla istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, kurumsal yapılarda işyeri ruhsallığını güçlendirmeye yönelik stratejilerin geliştirilmesinin, çalışan motivasyonunu artırmada kritik bir rol oynayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, örgütsel sinerjiyi destekleyici uygulamaların dolaylı olarak iş motivasyonuna katkı sağlayacağı anlaşılmıştır. Politika ve uygulama önerileri kapsamında, özellikle liderlik gelişimi ve çalışan bağlılığı programlarında işyeri ruhsallığı ve örgütsel sinerjiyi destekleyen uygulamalara öncelik verilmesi gerektiği tartışılmıştır.

Neşe Basır
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen ve okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin görüşleri

İnsanlık son yıllarda derin çevresel bozulmalar, artan toplumsal eşitsizlikler ve küresel ölçekte hissedilen ekonomik krizlerle yüzleşmektedir. Bu gelişmeler, sürdürülebilirlik kavramını yalnızca bir tercih değil, yaşanabilir bir gelecek için vazgeçilmez bir gereklilik haline getirmiştir. Bugün artık çevremizdeki her değişim, yalnızca doğayı değil, toplumların adalet anlayışını ve ekonomik dengeleri de doğrudan etkilemektedir. Bu noktada eğitim, bireylerin hem düşünce hem de davranış dünyasını şekillendiren güçlü bir araç olarak öne çıkmaktadır. Okullarda verilen her ders, yapılan her etkinlik, aslında çocuklara yalnızca bilgi değil, aynı zamanda yaşam biçimi kazandırmaktadır. Dolayısıyla öğretmenler ve yöneticiler, salt bilgi aktaran kişiler değil; sürdürülebilir bir yaşamın somut örneklerini sergileyen rol modellerdir. Onların davranışları, seçimleri ve değerleri öğrenciler için birer "yaşayan ders" niteliği taşır. Bu çalışmada, Gaziantep'in Nizip ilçesinde görev yapan ortaokul ve lise öğretmenleri ile okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin algıları incelenmiştir. Araştırma 2024–2025 eğitim-öğretim yılında yürütülmüş ve toplam 25 katılımcıyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler üzerinden veriler toplanmıştır. Görüşmeler sırasında öğretmenlerin ve yöneticilerin sürdürülebilirliği nasıl anlamlandırdıkları, bunu günlük uygulamalarına nasıl yansıttıkları ve öğrencilerle ilişkilerinde nasıl rol modellere dönüştükleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların çoğunlukla sürdürülebilirliği çevresel boyut üzerinden düşündüklerini ortaya koymuştur. İklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve atık yönetimi en çok öne çıkan temalardır. Bununla birlikte ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal adalet konularında farkındalığın daha zayıf olduğu görülmüştür. Katılımcıların ifadeleri, bireysel değerlerin, sosyal çevrenin ve mesleki deneyimlerin sürdürülebilirlik algılarını şekillendirdiğini göstermektedir. Ayrıca öğretmenler, sürdürülebilirliğin yalnızca derslerde değil; okulun tüm yaşamına yayılması, yani öğrencilerin günlük deneyimleriyle bütünleşmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak araştırma, öğretmenlerin bilgi ve tutumlarının güçlendirilmesinin, öğrencilerin küresel sorunlara karşı daha donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağını göstermektedir. Başka bir deyişle, okul koridorlarından sınıf etkinliklerine uzanan her ortam, sürdürülebilirliğin öğretildiği değil, yaşandığı bir alan haline geldiğinde anlamlı bir dönüşüm gerçekleşecektir.

Sürdürülebilirlik
Ercan Çalışkan
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisinde öğretmen motivasyonu ile iş birliğinin aracılık rolü

Öğrenme merkezli liderler, sergiledikleri tutum ve davranışlarla öğretmenlerin güvenini kazanmakta; bu güven ortamı, öğretmenlerin yeni bilgi ve becerileri sınıf içi uygulamalara aktarmasını kolaylaştırmaktadır. Bu liderlik tarzı, aynı zamanda öğretmenlerin mesleki motivasyonunu ve aralarındaki iş birliğini artırarak öğretim süreçlerinin daha etkili hale gelmesini mümkün kılmaktadır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar, öğrenci başarısını destekleyen ve okulun amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlayan liderlik biçimlerini incelemeye odaklanmıştır. Bu bağlamda, öğrenmeyi odağına alan liderlik davranışları, olumlu bir okul iklimi oluşturmak ve öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemek açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisini, öğretmen motivasyonu ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel kesitsel tarama modeli çerçevesinde desenlenmiştir. Veriler, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa il merkezindeki 49 farklı ortaokulda görev yapan 828 öğretmenden çevrim içi anket yoluyla toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen katılımcılara ulaştırılan anketler Google Forms platformu üzerinden uygulanmıştır. Anket formu beş bölümden oluşmaktadır: Katılımcıların demografik bilgilerini içeren birinci bölümün ardından sırasıyla "Öğrenme Merkezli Liderlik Ölçeği", "Öğretmen Uygulamalarında Değişim Ölçeği", "Öğretmen Motivasyon Ölçeği" ve "Kolektif Yeterlik Ölçeği" yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizinde, öğrenme merkezli liderliğin öğretmen uygulamalarındaki değişim üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, öğrenme merkezli liderlik davranışlarının öğretmen uygulamalarında anlamlı düzeyde pozitif değişim yarattığı görülmüştür. Bu değişimin, öğretmenlerin içsel motivasyon düzeyleri ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla da dolaylı olarak gerçekleştiği belirlenmiştir. Özellikle öğrenmeyi destekleyen, kaynak sağlayan ve model olan liderlerin öğretmenleri daha fazla öğrenmeye teşvik ettiği, bu durumun da sınıf içi uygulamalara doğrudan yansıdığı bulgulanmıştır. Bu tez çalışması, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının yalnızca öğretmen davranışlarını değil, aynı zamanda okul kültürünü ve öğrenci başarısını etkileyebilecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, okul yöneticilerinin liderlik tarzlarını değerlendirmeleri ve geliştirmeleri açısından yol gösterici nitelikte olup, eğitim politikalarının oluşturulmasında da kullanılabilecek uygulamalı veriler sunmaktadır. Bu kapsamda çalışma, öğrenmeyi önceleyen liderlik anlayışının öğretmen gelişimi ve okul etkililiği üzerindeki belirleyici rolünü vurgulamaktadır.

Ayşe Önal Çoban
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliğine etkisinde psikolojik güçlendirmenin aracılık rolü

Bu araştırma, kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliği üzerindeki etkisini ve bu ilişkide psikolojik güçlendirmenin aracılık rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Liderlik literatüründe kapsayıcı liderlik; farklılıkları değerli gören, çalışanların görüşlerini dikkate alan, şeffaf, ulaşılabilir ve katılımcı bir yaklaşım olarak tanımlanırken; çalışan sesliliği, bireylerin örgütsel süreçlere yönelik önerilerini, eleştirilerini ve çözüm fikirlerini ifade etmeleriyle örgütsel iyileştirme ve yenilikçilik süreçlerine katkıda bulunmalarını ifade etmektedir. Bu bağlamda psikolojik güçlendirme, bireylerin işlerine anlam katmalarını, özerklik ve yeterlilik algılarını güçlendirmelerini ve iş yerinde etkili olduklarını hissetmelerini sağlayan bir motivasyon kaynağı olarak kapsayıcı liderlik ve seslilik arasındaki ilişkiye aracılık edebilecek kritik bir değişken olarak öne çıkmaktadır. Nicel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmanın örneklemini, Şanlıurfa ilinde çeşitli ortaöğretim kurumlarında görev yapan 554 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Kapsayıcı Liderlik Ölçeği, Çalışan Sesliliği Ölçeği ve Psikolojik Güçlendirme Ölçeği kullanılmış; elde edilen veriler yapısal eşitlik modellemesi (YEM) aracılığıyla analiz edilerek değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler test edilmiştir. Bulgular, kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliğini anlamlı ve pozitif biçimde etkilediğini; psikolojik güçlendirmenin ise bu ilişki üzerinde kısmi aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, kapsayıcı liderlik davranışlarının çalışanların örgütsel süreçlere aktif katılımını desteklediğini, onların fikirlerini özgürce dile getirmelerini kolaylaştırdığını ve psikolojik güçlendirmenin bu süreci bireylerin anlam, özerklik, yeterlilik ve etki algıları üzerinden pekiştirdiğini göstermektedir. Bu araştırma, kapsayıcı liderlik uygulamalarının eğitim kurumlarında demokratik ve katılımcı bir okul kültürü oluşturduğunu, öğretmenlerin karar alma süreçlerine katılımını artırdığını ve örgütsel performansı desteklediğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak araştırma, liderlik literatürüne teorik katkılar sunarken eğitim yönetimi alanı için de pratik öneriler geliştirmekte; kapsayıcı liderlik ile psikolojik güçlendirme arasındaki dinamiklerin çalışan sesliliğini güçlendiren önemli bir mekanizma sunduğunu kanıtlamaktadır.

Oğuzhan Karasöğüt
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk ve ortaokul yöneticilerinin çatışma yönetimi stilleri ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma, Antalya ilinde ilk ve ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stilleri ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini Antalya ilindeki ilk ve ortaokulları yöneticileri, çalışma evrenini ise Serik ve Manavgat ilçeleri ilk ve ortaokul yöneticileri oluşturmaktadır. Serik ve Manavgat ilçelerinde 179 resmi ilk ve ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinden 241 kişinin katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Trakya Üniversitesi Benlik Saygısı Ölçeği (TÜBSÖ)" ve "Rahim Örgütsel Çatışma Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma testi, t-testi, tek yönlü Anova testi, Tukey testi kullanılmıştır. Anlamlılık testinde 0.05 düzeyi esas alınmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda yöneticilerinin kullanmış oldukları çatışma yönetim stilleri ve benlik saygıları belirlenmiştir. Okul müdürlerinin kullanmış oldukları çatışma yönetim stilleri ve benlik saygısı ölçek değerleri; yaş, cinsiyet, branş, hizmet yılı, yönetici olarak hizmet yılı, gelir gurubu, okuldaki öğretmen ve destek personeli sayısı gibi değişkenler arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Bununla birlikte, okul müdürlerinin benlik saygısı ölçek değerleri ile çatışma yönetim stilleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizi sonucunda okul müdürlerinin yaş, cinsiyet, branş, hizmet yılı, yönetici olarak hizmet yılı, lisansüstü eğitim durumu, gelir gurubu, okuldaki öğretmen ve destek personeli sayısı, yöneticilik ile ilgili eğitim gibi değişkenler çatışma yönetim stratejileri ile benlik saygısı arasında farklılıklar bulunmuştur.

Benlik saygısıOkul yöneticileriOrtaokullar+4
Ezgi Nurbahar Şanlı Güneş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim öğretmenlerinin öğretmen örgütlerine (sendikalara) üye olmama sebepleri

Tüm meslek gruplarında olduğu gibi öğretmenlerin de çeşitli amaçlarla kurdukları mesleki örgütler vardır. Bu örgütler ?sendikal faaliyetler? adı altında üyesi olan öğretmenlerin beklentilerine cevap vermeye çalışmaktadır. Bu çalışma ile herhangi bir öğretmen örgütüne katılmayan öğretmenlerin, katılmama sebepleri araştırılmıştır. Uşak ilinde merkezdeki ilköğretim okullarında 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılında görev yapan öğretmeler ziyaret edilerek ve sendikalara üye olmama sebepleri araştırılmıştır. Araştırma sırasında öğretmenlerin yaş, cinsiyet ve kıdem yılları, branşları dikkate alınmıştır. Hazırlanan ölçekte öğretmenlerin sendikalara üye olmama sebepleri çeşitli başlıklarda incelenmiştir. Bu başlıklar; Sendikalardan Kaynaklanan Problemler, Sosyal Problemler, Öğretmenlerden Kaynaklanan Problemler olarak sıralanmıştır. Ölçek dört bölümden oluşmaktadır. Ölçek soruları hazırlanırken uzman görüşlerinden ve sendika üyesi olmayan öğretmenlerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Hazırlanan anketle merkez ilköğretim okullarında görev yapan yaklaşık 250 öğretmene ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda sendikalara üye olmama sebebi olarak en çok sosyal problemler sebep olarak gösterilmiştir. Ayrıca her hangi bir sendikaya üye olmayan öğretmenlerin sendikalara karşı genel olarak olumsuz bir tutuma sahip oldukları çalışma sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte herhangi bir sendikaya üye olmayan öğretmenler sendikalara karşı olumsuz bir tutuma sahip olsalar da, sendikaların gerekli kurumlar olduğunu düşünmektedirler. Bu duruma çözüm olarak ise, sendikaların siyasal oluşumlardan uzak durması ve yeniden yapılanmaya giderek mesleki örgüt havasına bürünmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler:Örgüt, Mesleki Örgüt, Öğretmen Örgütleri

Kamu personeliSendikalarSendikalaşma+5
Ebru Sevinç Gökçe
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile işe yabancılaşma algıları arasındaki ilişki: Uşak ili örneği

Bu araştırma, kamu ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini; Uşak ilindeki 226 kamu ilkokul ve ortaokulunda, 2013-2014 eğitim öğretim yılında görev yapan, 1379 ilkokul öğretmeni ve 1416 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Uşak ilindeki kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 356 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak öğretmenlere Elma (2003) tarafından geliştirilen işe yabancılaşma ölçeği ile Polat (2007) tarafından geliştirilen örgütsel adalet ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Post-hoc testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda İlkokul ve Ortaokul öğretmenlerinin işe yabancılaşma algıları "nadir" düzeyde ve örgütsel adalet algıları "orta" düzeyde olarak bulunmuştur. Yapılan analizlerden elde edilen bulgularla, algılanan örgütsel adalet ile işe yabancılaşma arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AdaletUşakYabancılaşma+4
Kamuran Aydın
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlilikleri (Afyonkarahisar ili örneği)

Bu araştırma resmi eğitim kurumu (İlkokul, Ortaokul ve Lise) yöneticilerinin ''değişimi yönetme yeterlikleri'' bakımından değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma karşılaştırmalı türden tarama modelindedir. Veri toplam aracı olarak Helvacı ( 2004) tarafından geliştirilen, Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterliliği ölçeği kullanılmıştır. Ölçme aracı 2016-2017 yılında Afyonkarahisar ilinde görev yapan 304 yönetici ve 419 öğretmene uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde t-testi, tek yönlü Anova testi ve farklılığa neden olan grubun belirlenmesinde Tukey HSD testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucuna göre, okul yöneticilerinin kendi Görüşlerine göre değişim ihtiyacı belirleme, okulu değişime hazırlama, değişimi uygulama ve değişimi değerlendirme yeterlilikleri açısından çok düzeyde, öğretmenlerin Görüşlerine göre ise orta düzeyde bulunmuştur. Okul yöneticilerinin değişim ihtiyacı belirleme, okulu değişime hazırlama, değişimi uygulama ve değişimi değerlendirme yeterliliklerine ilişkin kendi ve öğretmen görüşleri cinsiyet, kıdem, görev, okul türü, eğitim durumu ve hizmet içi seminer değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Değişim, değişim yönetimi, örgütsel değişme

AfyonkarahisarDeğişimDeğişim yönetimi+4
İsa Urhanoğlu
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla; 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar merkez ilçede görev yapan 8713 öğretmen arasından uygun örnekleme metoduyla seçilen 417 öğretmene likert tipi ölçek uygulanmıştır. Araştırmada veriler 'Farklılıkların Yönetimi' ölçeği ve 'Psikolojik Sözleşmeye Uyum' ölçeği ile toplanmıştır. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerisi ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkinin cinsiyet ve mezuniyet durumu değişkeni açısından anlamlı bir farklılık sergileyip sergilemediğini belirlemek için "t Testi" kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkinin mesleki kıdem, okul düzeyi, okuldaki öğretmen sayısı ve aynı okulda çalışma süresi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık sergileyip sergilemediğini belirlemek amacıyla ise ANOVA kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerilerine ilişkin algılarının çok yüksek olduğu görülmektedir. Araştırmaya göre öğretmenlerin cinsiyetlerine ve kıdemlerine, mezuniyet durumlarına, okuldaki öğretmen sayısına, aynı okulda çalışma sürelerine göre okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerisine ilişkin algıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerisinin farklılıkları fark etme alt boyutundaki algılarında okul düzeyine göre anlamlı bir farklılaşma vardır. Öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uymaları orta düzeydedir. Öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri; cinsiyetlerine, kıdemlerine, mezuniyet durumlarına, görev yaptıkları okul düzeyine, çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısına ve aynı okulda çalışma sürelerine göre farklılık göstermektedir. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasında orta düzeyde bir ilişki vardır. Yine araştırmaya göre okul yöneticilerinin farklılıkları yönetmesine yönelik becerileri öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyini yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Farklılık, Farklılıkların Yönetimi, Psikolojik Sözleşme, Öğretmenler

Eğitim yönetimiFarklılıklarFarklılıkların yönetimi+6
Abdullah Yusuf Çay
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Değişim sürecinde okul yöneticilerinin öğretmenleri motive etme yeterlikleri

Bu araştırma, Uşak İli Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet ilk ve ortaokullarında görev yapan okul yöneticilerinin değişim sürecinde öğretmenleri motive etme yeterliklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmayla öğretmenlerin demografik özellikleri açısından bekledikleri motive etme yeterliklerinde farklılaşma olup olmadığını saptamak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Uşak il sınırları içerisinde bulunan kamu ilkokul ve orta okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 350 öğretmen oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak "Değişim Sürecinde Okul Müdürlerinin Öğretmenleri Motive Etme Yeterliklerini Belirleme" ölçeği kullanılmıştır. Ölçekte elde edilen veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerden elde edilen toplam puanların çeşitli değişkenler bağlamında analizinde bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin değişim sürecinde okul yöneticilerinden bekledikleri motive etme yeterliklerinin orta düzeyde çıktığı belirlenmiştir. Bununla birlikte araştırmada öğretmenlerin demografik özelikleri olarak ele alınan cinsiyetlerine, görev türlerine, branşlarına, öğrenim durumlarına ve kıdemlerine göre değişim sürecinde okul yöneticilerinden bekledikleri motivasyon yeterliklerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Yöneticileri, Değişim Süreci, Öğretmenler, Motive Etme Yeterlikleri

DeğişimDeğişim süreciMotivasyon+3
Kübra Mıdık Arıkan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dil dersi öğretmenlerinin motivasyon düzeylerini etkileyen yönetimsel ve örgütsel faktörler

Bu araştırmanın amacı, İzmir ili Konak ilçesinde bulunan liselerde görev yapan yabancı dil dersi öğretmenlerinin motivasyon düzeylerini etkileyen yönetimsel ve örgütsel faktörlere ilişkin öğretmen görüşlerini çeşitli değişkenlere göre belirlemektir. Betimsel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Konak ilçesinde bulunan 31 devlet lisesinde görev yapan yaklaşık 175 öğretmen ve 13 özel lisede görev yapan yaklaşık 200 öğretmen (doğal konuşmacı [Yabancı dili ana dil olarak konuşan] öğretmenler hariç) oluşturmaktadır. İlgili evrenden örneklem alma yoluna gidilmemiş, çalışma evreninde yer alan tüm yabancı dil öğretmenlerine ölçek dağıtılmıştır. Dağıtılan ölçeklerden, devlet okullarında görev yapan 70 öğretmen ve özel okullarda görev yapan 40 öğretmen değerlendirilmeye alınmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "Yabancı Dil Dersi Öğretmenlerinin Motivasyon Düzeylerini Etkileyen Yönetimsel ve Örgütsel Faktörler" ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerin yanı sıra t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 18.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gerek merkezi yönetimle gerekse okul yönetimiyle ilgili faktörlerin hem varlık düzeyi hem de motive etme derecesine ilişkin öğretmen görüşleri cinsiyet türü ve mesleki kıdem değişkenine göre karşılaştırıldığında, istatiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Merkezi yönetim ve okul yönetimiyle ilgili faktörlerin hem varlık düzeyi hem de motive etme derecesine ilişkin öğretmen görüşleri, öğrenim durumu değişkenine göre karşılaştırıldığında, merkezi yönetimle ilgili faktörlerin motive etme derecesi ile ilgili olarak öğretmen görüşlerinin anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Merkezi yönetimle ilgili faktörlerin hem varlık hem de motive etme derecesine ilişkin öğretmen görüşleri görev yapılan okul türü ve öğrettiği yabancı dil değişkenine göre karşılaştırıldığında, istatiksel olarak anlamlı fark olmamasına rağmen okul yönetimiyle ilgili faktörlerin hem varlık hem de motive etme derecesine ilişkin istatiksel olarak anlamlı fark vardır.

Branş öğretmenleriMerkezi yönetimMotivasyon+4
Günday Akbaş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi

Bu araştırma, devlet okullarında öğrenim gören ortaokul ve lise öğrencilerinin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla çalışmada, cinsiyet, yabancı dil kursuna gidip gitmeme, yerleşim yeri, aile gelir durumu, okuldaki başarı durumu değişkenlerinin, yabancı dil kaygısını doğrudan ve dolaylı olarak ne derecede yordadıklarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Uşak ili merkezinde bulundan belirli sayıdaki ortaokul ve liselerdeki belirli sayıdaki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri toplanırken Aydın (1999) tarafından geliştirilen Yabancı Dil Sınıf Kaygısı Ölçeğinin revizyonu kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 17.0 istatistik paket programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin düşük düzeyde yabancı dil öğrenme kaygılarına sahip oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin yabancı dil başarı durumları ile yabancı dil kaygıları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Buna göre öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygıları azaldıkça yabancı dil başarıları artmaktadır.

Dil kaygısıDil öğrenimiYabancı dil+7
Begüm Kara
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karizmatik liderlik davranışlarının kolektif öğretmen yeterliği üzerindeki rolü

Kolektif öğretmen yeterliği algılarının gelişmesinde ve olumlu okul çıktılarının oluşmasın da en önemli faktörlerden birinin de liderlik davranışlarının olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada bu nedenden dolayı liderlik türlerinden olan karizmatik lider davranışlarının kolektif öğretmen algıları arasındaki, ilişkilerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmen görüşlerine göre karizmatik liderlik davranışlarının kolektif öğretmen algıları üzerindeki rolü nedir? sorusuna cevap aranmıştır. Karizmatik liderlik ve kolektif öğretmen yeterliliği değişkenleri arasındaki ilişkilere odaklanan bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Amasya ili Merkez ve ilçeler olmak üzere resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 1550 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminin belirlenmesinde gönülülük esasına göre tüm evrene ulaşılmış olup, 1027 öğretmen çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında verilerin elde edilmesinde Conger- Kanungo(1994) tarafından geliştirilen ve M. Özdemir ve Pektaş (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan Karizmatik Liderlik Ölçeği (KLÖ); ve Zincirli ve Demir (2021) tarafından geliştirilen ''Kolektif Yeterlik Ölçeği'' (KYÖ) kullanılmıştır Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklemler t-Testi, pearson momentler çarpımı katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre hem karizmatik liderliğin hem de kolektif öğretmen yeterliliğinin ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler tarafından yüksek yüzeyde algılandığı belirlenmiştir. Karizmatik liderlik davranışları ile kolektif öğretmen yeterlik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.

Karizmatik liderlikKolektif yeterlikLiderlik+3
Hilmi Sancı
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticisi ve öğretmenlerin iş yaşam dengesi ile değişim sinizmi arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, Uşak ili ve Uşak iline bağlı ilçelerde var olan ilkokullar, ortaokullar ve liselerde görev alan öğretmenler ve okul yöneticilerinin iş yaşam dengelerini, örgütsel değişim sinizmi seviyelerini; değişim sinizmi davranışsal, duyuşsal ve bilişsel alt boyutları kapsamında sinizm seviyelerini; iş yaşam dengesiyle değişim sinizmi arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra çalışmada, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin örgütsel değişim sinizmi davranışsal, duyuşsal ve bilişsel alt boyutlarının medeni durum, cinsiyet, görev kademesi, alan, okul türü, eğitim durumu, kıdem ve çalışılan okul yerine göre anlamlı bir farklılığın olup olmadığı da araştırılmıştır. Çalışmada Uşak ili ve Uşak iline bağlı ilçelerde var olan anaokulları, ilkokullar, ortaokullar ve liselerde görev alan 200 öğretmen, 29 müdür yardımcısı ve 26 müdür olmak üzere toplamda 255 katılımcıdan oluşan ve amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Çalışma grubunun örgütsel değişim sinizmi seviyesini belirlemek için Helvacı ve Çavdar (2017) tarafından geliştirilmiş olan "Örgütsel Değişim Sinizmi Ölçeği" kullanılırken; iş-yaşam dengesini belirlemek içinse Taşdelen Karçkay ve Bakalım (2017) tarafından geliştirilmiş olan "İş Yaşam Dengesi Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin SPSS 18.0 istatistik programıyla çözümlemesi yapılmıştır. Verilerin analizi için bağımsız örneklemler, betimsel istatistikler, ANOVA, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi testleri kullanılmıştır. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin iş yaşam dengesi düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin iş yaşam dengesine yönelik algılarının cinsiyet, medeni durum, görev kademesi, alan, okul türü, eğitim durumu, kıdem ve çalışılan okul yeri değişkeni faktörlerine göre farklılaşması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmemiştir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin değişim sinizmi yönelik algılarına bakıldığında genel algının düşük düzeyde olup; bilişsel sinizm boyutunda ve davranışsal sinizm boyutunda düşük düzeyde iken duyuşsal sinizm boyutunda ise orta düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin değişim sinizmine yönelik algılarının cinsiyet, medeni durum, alan, eğitim durumu, kıdem değişkeni faktörlerine göre farklılaşması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmemiştir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin değişim sinizmine yönelik algılarının görev kademesi değişkenine göre sadece bilişsel alt boyutta anlamlı düzeyde farklılaşma, okul türü değişkenine göre sadece duyuşsal alt boyutta anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenirken çalışılan okul yeri değişkenine göreyse tüm alt boyutlarda anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda okul yöneticisi ve öğretmenlerin iş yaşam dengesi ile değişim sinizmleri arasında negatif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir.

Durmuş Sinan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karizmatik liderlik ve örgütsel sadakat ilişkisine yönelik öğretmen görüşleri

Çalışma da, ortaöğretim okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışlarının öğretmenlerin örgütsel sadakat davranışları ile ilişkisini araştırmak amaçlanmıştır.Nitekim,alınan izinlerle, çalışmada iki ölçekten faydalanılmıştır. Bunlardan ilki, öğretmenlere Conger ve Kanungo (1994) 'nun geliştirmiş olduğu (Conger-Kanungo Charismatic Leadership) ölçeğinin Özdemir ve Pektaş (2020) tarafından Türkçeye uyarlaması olan Conger-Kanungo Karizmatik Liderlik Ölçeği (CK-KLÖ) uygulanmıştır. İkincisi ise, Akman'ın geliştirilmiş olduğu Örgütsel Sadakat Ölçeği (ÖSO) uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini ve çalışma evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılının 2. döneminde Ankara İli 9 merkez ilçede (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan, Yenimahalle) bulunmakta olan ve rastgele seçilmiş Millî Eğitim Bakanlığına bağlı 405 kamu ortaokul öğretmenlerini kapsamaktadır. Bu okullarda görev yapmakta olan ortaokul öğretmenlerine Google formlar üzerinden anket uygulanmıştır. Bu araştırma, betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Anketle toplanan nicel veriler Excel ve SPSS 25 programlarıyla bilgisayar ortamına aktarılıp, değerlendirilmiştir.Araştırmada toplanan verilerin analizinde Pearson korelasyon, regresyon kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, okul yöneticilerinin karizmatik liderlik davranışları sergilemesi sonucunda öğretmenlerin sadakatinde genel olarak bir artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin müdürlerinin karizmatik liderlik davranışlarını sıklıkla sergiledikleri düşündükleri saptanmıştır. Neticesinde, müdürlerin karizmatik liderliğinin, öğretmenlerin sadakat algılarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim yönetimiKarizmaKarizmatik liderlik+5
Funda Pırıl Yanmaz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermayelerinin ve sosyal ağlarının incelenmesi

İnsan yaşamı boyunca ilişkiler kurar. Kurduğu bu ilişkiler sonucunda kararlar alır. Aldığı bu kararlar yaşamını şekillendirir. İnsanın kurduğu bu ilişki kelebek etkisi yaratır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak çevresindeki ya da hiç tanımadığı bir insanın hayatında derin izler bırakabilir. Bir ülkenin geleceğinde, toplumun kaderinde önemli etkiler yapabilir. Bu nedenle kişinin kurduğu ilişkiye verilen önem günümüzde giderek artmıştır. Öyle ki OECD bu ilişkiler yumağını 'Tutkal' olarak tanımlamıştır Dünya Bankasının 'Kayıp Halka' olarak OECD'nin 'Tutkal' olarak tanımladığı Sosyal Sermaye giderek artan bir şekilde Mültecilerin ülkeye uyumun da önemli bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Ülkelerin bu göç şokunu atlatabilmesi, gelişmesi için gerekli olanın fiziki sermayenin tek ve yeterli olmadığı İnsan sermayesi ve sosyal sermayenin de ülkelerin gelişmesi ve mültecilerin uyumu için olmazsa olmaz faktörler olduğu söylenebilir. Türkiye'deki toplam Suriyeli sayısı yaklaşık 3 milyon 600 bindir. Bu nüfusun yaklaşık yarısından fazlasını 0-18 yaş grubu oluştur¬maktadır. Bu büyüklükte genç nüfusun 'Kayıp Nesil' olmaması için çalışma ve eğitim hayatında düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı yetişkin eğitimi alan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermaye ve sosyal ağlarını kullanabilme becerilerini irdelemektir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçları ile teorik bilgilerin tutarlılığı değerlendirilmiş ve elde edilen bulgulardan hareketle sosyal sermaye ve sosyal ağ kullanma becerilerinin getirilerine ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki 325 Suriyeli oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar bize genel olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler'in sosyal sermaye ve sosyal ağ düzeyleri gidecekleri ülkeyi, şehri, mahalleyi seçmede, iş bulmada ve sosyal uyum üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: sosyal sermaye,sosyal ağlar, geçici koruma altındaki suriyeli göçmenler,yetişkin eğitimi, göç

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+6
Mehmet Menteşe
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yükseköğretimin yeniden yapılandırılması sürecine ilişkin görüşler temelinde yeni bir yasa için öneriler

Yükseköğretim sisteminin, işlevlerine uygun bir biçimde sürdürülmesi oldukça önemlidir. Nitelikli bir yükseköğretim sistemi için nitelikli eğitim, nitelikli araştırma ve toplum için nitelikli hizmetler gerekmektedir. Yükseköğretimin eğitim-öğretim, araştırma ve topluma hizmet işlevlerini yerine getirebilmesi için bazı gereksinimleri vardır. Bu gereksinimler yükseköğretim sisteminin dayandırıldığı temel ilkelerden uygulamalara, akademisyenlerden yöneticilere, denetim sisteminden mali işleyişe kadar çeşitlilik göstermektedir. Bu nedenle yükseköğretim sisteminin kapsamlı ve derinlemesine incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Araştırma bu bağlamda yapılan reform çalışmalarına ışık tutmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada 2012 yılında yayımlanan yükseköğretim yasa taslağı ele alınmıştır. Bu yasa taslağına yönelik olarak toplanan üniversite, akademisyen, STK ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri doküman analizine göre incelenmiştir. Daha sonra görüşler içerik analizi ve betimsel analiz yapılarak tema ve alt temalara ayrılmıştır. Bu görüşlerin yasa taslağının 2013'te düzeltilerek yayımlanan haline ne ölçüde yansıtıldığı belirlenmiştir. Araştırmada güncel uygulamalar (2547 Sayılı Kanun), yeni yasa tasarısıyla yapılmak istenen değişiklikler, bu tasarıya ilişkin görüşler, yurt içi ve yurt dışı alanyazın bağlamında öneriler geliştirilmiştir. Tasarının hazırlanma sürecinde üniversite, akademisyen, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerinin alınması; bu görüşlerin internet ortamında paylaşılması ve süreçle ilgili bilgi verilmesi şeffaflık açısından olumlu bir uygulamadır. Ancak araştırma bulgularına göre tasarının ilk haline yönelik toplanan üniversite, akademisyen, STK, kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri büyük oranda tasarının son haline yansıtılmamıştır. Bu noktada şeffaflık ilkesi doğrultusunda başlatılan yasa taslağı hazırlama sürecinin sonuçlanma aşamasının beklentileri karşılamadığı anlaşılmaktadır. Görüşler daha çok üniversitelere aittir, en az görüş dile getirenler kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Akademisyenler daha çok özlük haklarıyla ilgili maddelerde görüş bildirmişlerdir. Tasarı metninde, kendi içinde tutarsızlıklarının olduğu görülmüştür. Kimi maddelerde başta belirtilen ilkelerle çelişkili ifadeler, hukuki bazı eksiklik ya da yanlışlıklar yer almaktadır. Kimi maddelerde genel çerçeve çizilirken kimileri yönetmelik tarzında yazılmıştır. Araştırmada tüm bu bulgular ışığında madde ve bölümlerine göre yeni bir tasarıya ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: yükseköğretim, yükseköğretim yasası, yükseköğretim yasa tasarısı, yükseköğretim yasa taslağı, yükseköğretim yönetimi.

Eğitim politikalarıYasal düzenlemelerYeniden yapılanma+3
Özden Ölmez Ceylan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinde okul terk riskinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul kademesinde yer alan ve okul terk riski taşıyan öğrencilerin kapsamlı olarak ele alınması ve okul terk risklerinin öğrencilerin görüşlerine göre tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nicel yöntem ile sürdürülmüş olan bir araştırmadır. Bu nedenle araştırmanın örneklemi nicel verilerin toplandığı araştırma grubundan oluşmaktadır. Bu kapsamda 5., 6., 7. ve 8. sınıf ortaokul öğrencilerinin okul terk riski puanları için nicel veriler toplanmıştır. Araştırmanın hedef evrenini tüm illerdeki ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın ulaşılabilir evrenini ise basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiş olan Mersin ili merkez ilçelerdeki (Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir) 2022-23 eğitim öğretim yılında kamu ortaokullarında öğrenim gören ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen veriler incelendiğinde, öğrencilerin görüşlerine göre okul terk riskinin ölçeğin genelinde ve tüm alt boyutlarında ortalamanın üzerinde yaşandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, okul terk riski cinsiyet, ailede başka çalışan kişi, ev durumu, öğrencinin odası, sessiz ortam, özel ders, internet ve dijital cihaz değişkeni, sınıf düzeyi, okulu, kardeş sayısı, kaçıncı kardeş olduğu, not ortalaması, devamsızlık gün sayısı ve ailenin aylık geliri göre anlamlı farklılık göstermektedir.

Okul terkiOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+2
Duygu Şeyma Avşar
Mersin University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Primary school students' perceptions about STEM lessons

The fields of Science, Technology, Engineering, and Mathematics (STEM) have played a pivotal role in shaping and advancing the modern world. With their collective knowledge and innovative applications, STEM disciplines have revolutionized every aspect of human existence, ranging from healthcare and transportation to communication and beyond. This abstract explores the transformative power of STEM by examining its impact on society, the economy, and the quest for scientific discovery. This research was conducted to determine students' perceptions about STEM courses and activities in their academic life. Qualitative data collection methods were used in the research group, which consisted of students from different backgrounds, education levels, and nationalities. The findings showed that most students exhibit positive attitudes towards STEM education, value the practicality of STEM activities, and appreciate the hands-on and collaborative nature of STEM lessons, as well as the real-world applications of STEM concepts. However, some students stated that they had difficulties in understanding STEM concepts and required additional support, particularly in subjects such as mathematics. Students indicated that they needed extra assistance, including individual and hands-on demonstrations, to better understand these topics and enhance their participation. Based on all these findings, it is recommended that educators focus on creating an inclusive and supportive learning environment for STEM education. To achieve this, it is necessary to provide adequate resources, considering the individual needs of students, and offer professional development opportunities for teachers. Additionally, incorporating interdisciplinary approaches and real-world applications into STEM courses can enhance student motivation and engagement. Overall, this study provides valuable information about students' perspectives on STEM courses and activities in their academic life. By understanding students' individual needs and preferences, educators can increase the effectiveness of STEM education and inspire a new generation of innovative thinkers and problem solvers. Keywords: Academic Life, STEM course, STEM education

STEMSTEM training methodStudents perceptions+1
Youmna Moubayed
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul müdürlerinin mülteci öğrencilere yönelik sosyal adalet liderliği davranışlarının değerlendirilmesi

Küreselleşen dünyada Türkiye'yi de derinden etkilemekte olan göç ve mültecilik konuları eğitim kurumları ve okul müdürlerine yeni sorumluklar getirmektedir. 2011'de başlayan Suriye iç savaşının ardından Türkiye'ye sığınan mültecilerle birlikte eğitim kurumlarındaki demografik ve kültürel çeşitlilik artmış dolayısıyla okul ikliminin belirleyici unsurlarından biri olan okul müdürlerinin mültecilerin eğitimine yönelik olarak sergiledikleri liderlik özellikleri önem kazanmıştır. Bu araştırmada, Mardin ili Kızıltepe ilçesindeki mülteci yoğunluklu okullarda görev yapan okul müdürlerinin mülteci öğrencilere yönelik davranışlarının sosyal adalet liderliği bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan Olgubilim (fenomonolojik) deseni kullanılmıştır. Katılımcılar; (20 öğretmen ve 8 okul müdürü) kartopu örnekleme ve maksimum çeşitlilik teknikleri ile belirlenmiştir. Okullarda öğrenim gören öğrencilerin en az %10'unun mülteci olması ölçüt olarak belirlenmiş ve belirlenen 5 ilkokul, 3 ortaokul ve 1 lise ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan "Yarı yapılandırılmış görüşme formu" kullanılmıştır. Görüşmeler; onam formları ile araştırma hakkında bilgi verildikten sonra araştırmacı tarafından okul müdürleri ve öğretmenlerin gönüllüğü dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre Mardin ili Kızıltepe ilçesinde görev yapan okul müdürlerinin çoğunluğunun mülteci öğrencilere karşı olumlu ve kucaklayıcı duygular beslediği görülmüştür. Okul müdürlerinin çoğunluğunun öğrenciler arasındaki sosyal adaleti sağlamak için mülteci öğrencilerin eğitsel ve maddi eksiklikleri gibi olumsuz koşullarını iyileştirme çabasında oldukları anlaşılmıştır. Aynı okulda görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu da okul müdürlerine ilişkin olarak bu konudaki görüşlerini ifade etmişlerdir. Okul müdürlerinin mülteci öğrenciler için fırsat ve imkan eşitliği sağlamaya çalışması sosyal adalet liderliği kapsamında değerlendirilmiştir. Fakat çok az sayıda okul müdürünün, mülteci öğrencileri ve velilerini okula kaynaştırma, yeni bir kültür ile ilgili farkındalık oluşturma ve mülteci öğrenciler ve ailelerin okuldaki karar alma süreçlerine katılımı gibi sınırlı sayıda sosyal adalet liderliği davranışı sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği kapsamında mülteci öğrenciler ve velilerin okula kaynaştırılması için sosyal ve kültürel etkinlikleri yeterince yapmadığı sonucuna varılmıştır. Okul müdürleri ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda bu sınırlı sayıdaki sosyal adalet liderliği davranışının okuldaki ihtiyaçlara cevap verdiği sürece önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan mülteci yoğunluklu okullarda görev yapan okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışlarını çeşitlendirmesi ve daha etkili sergilemesi gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mülteci Öğrenciler, Sosyal Adalet Liderliği, Okul Müdürleri

Bahar Mercan
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi

YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ ÖĞRETMENLERİN SINIF YÖNETİMİ ANLAYIŞLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN BELİRLENMESİ Çetin TERZİ Eğitim Bilimleri (Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Temmuz 2001 Danışman: Doç. Dr. Coşkun BAYRAK Bu araştırma ile ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin, otokratik, demokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 1999-2000 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir il merkezindeki 73 ilköğretim okulunda görev yapan 953 sınıf öğretmeni üzerinde gerçekleştirilmiş, evrenin % 58,2'sinden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, iki bölüm ve toplam 38 maddeden oluşan "Öğretmenlerin Sınıf Yönetimi Anlayışları Anketör ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında, araştırma amaçlan doğrultusunda, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma; puanlarla ilgili ikili küme karşılaştırmalarında bağımsız gruplar arası t testi, ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Varyans analizi sonucu hesaplanan F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu saptamak amacıyla Tukey HSD (Tukey's Honestly Significant Difference Test) çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır.İstatistiksel çözümlemelerinde.05 anlamlılık düzeyinin kullanıldığı araştırmada, çözümlemeler "SPSS 7.5 for Windows" paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin otokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışını belirleyen maddelerin bir kısmında otokratik ve ilgisiz eğilim; demokratik sınıf yönetimi anlayışını belirleyen maddelerin ise tümünde demokratik eğilim sergiledikleri görüşünde oldukları ancak demokratik yönetim anlayışının özellikle belli boyutlarda geliştirilmesinin gerekliliği; öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin cinsiyete göre değişmediği, yaşa göre otokratik ve ilgisiz yönetim anlayışlarına ilişkin görüşlerinde, mezun olunan okula ve mesleki kıdeme göre ilgisiz yönetim anlayışına ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılıklar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Sınıf yönetimiÖğretmen yeterliliğiÖğretmenler+1
Çetin Terzi
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu güzel sanatlar liselerinde toplam kalite yönetimi uygulamaları

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ANADOLU GÜZEL SANATLAR LİSELERİNDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMALARI Gülten KOVANCI Eğitim Bilimleri (Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2003 Danışman: Doç. Dr. Esmahan AĞAOĞLU Bu araştırmanın amacı, Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin okullarında uyguladıkları toplam kalite yönetimi hakkındaki düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 2002-2003 eğitim öğretim yılında Türkiye'de bulunan 40 Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinde görev yapan, 361 öğretmen ve.58 yönetici üzerinde gerçekleştirilmiş, evrende bulunan öğretmenlerden % 73 'ü ve yöneticilerden % 71'inden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmada, Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmen ve yöneticilerin, okullarında uygulanan toplam kalite yönetimi hakkındaki düşüncelerinin belirlenebilmesi amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan "Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde toplam kalite yönetimi Uygulamalarına İlişkin Öğretmen ve Yönetici Görüşleri Anketi" kullanılmıştır. Öğretmen ve yöneticilerin okullarındaki toplam kalite yönetimi uygulamalarına ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik maddelerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılmıştır. Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde toplam kalite yönetimi uygulamalarının genel sonuçlarına ilişkin öğretmen ve yönetici görüşleri ve bu görüşlerin farklılık gösterip göstermediği, öğretmen görüşlerinin, kadro, branş, kıdem, öğrenim ve TKY uygulamaları hakkında eğitim alıp almama, yöneticilerin ise, kadro, atanma biçimleri, kıdem, öğrenim ve TKY uygulamaları hakkında eğitim alıp almama değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla ikili küme karşı 1 aştırmalarında "Bağımsız Gruplar Arası t Testi", ikiden fazla küme ııkarşılaştırılmasında ise "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)" istatistik tekniği kullanılmıştır. Varyans analizi sonunda, "F testi" istatistiğinin anlamlı olduğu durumlarda "Tukey-HSD (Tukey's Honestly Significant Difference Test)" çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemelerinde, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Araştırma ile ilgili tüm istatistiksel çözümlemelerde "SPSS 9.0 for Windows" paket programından yararlanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgulara göre, Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin, "büyük bir bölümünün" okullarında toplam kalite yönetimi uygulamalarının genel anlamda gerçekleştiği görüşünde oldukları saptanmıştır. Öğretmenlerin, TKY uygulama sonuçlarına ilişkin görüşlerinin "orta", yönetici görüşlerinin ise "iyi" düzeyde olduğu ve görüşler arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmenlerin görüşleri, branş, öğrenim ve TKY uygulamaları konusunda eğitim alma değişkenlerine göre farklılık göstermezken, kadro değişkem açısından geçici görevli öğretmenler lehine ve kıdem değişkenine göre 16-20 yıl kıdeme sahip olan öğretmenler aleyhine anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Bu okullarda görev yapan yöneticilerin ise kişilik özellikleri açısından hiçbir değişkende anlamlı farklılık saptanamamıştır. ıu

Anadolu güzel sanatlar liseleriEğitimEğitim yönetimi+3
Gülten Kovancı
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel eğitim okul yöneticileri ve öğretmenlerinin mesleki doyumları ile mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı, Aydın ilinde özel eğitim okullarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki doyum ve mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma, özel eğitim alanında çalışan eğitimcilerin karşılaştıkları mesleki zorlukların, mesleki doyumu ve tükenmişlik deneyimleri üzerindeki etkilerini incelemeyi hedeflemektedir. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerinin (cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim düzeyi, branş ve mesleki kıdem) mesleki doyum ve tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisinin analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında yürütülmüş; betimsel tarama modeli temelinde yapılandırılmıştır. Araştırmanın evreni Aydın Efeler merkez ilçede dört uygulama okulu , iki özel eğitim meslek okulu, bir özel eğitim anaokulu , Nazilli ilçesinde bir uygulama okulu, bir özel eğitim meslek okulu bir özel eğitim anaokulu, Bozdoğan ilçesinde bir uygulama okulu, Söke ilçesinde bir uygulama okulu, bir özel eğitim meslek okulu ve Çine ilçesinde bir uygulama okulu olmak üze 14 özel eğitim okulunda görev yapan toplam 400 yönetici ve öğretmen olup, örneklemi ise %88,7'si öğretmen (n = 305) ve %11,3'ü yönetici (n=39) olmak üzere 344 katılımcıdır. Çalışma verilerine göre ağırlıklı olarak öğretmenler yer almaktadırlar Bu araştırmada, katılımcıların demografik özelliklerini ve mesleki deneyimlerini belirlemek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, tükenmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla Maslach Tükenmişlik Envanteri – Eğitimci Formu (MTE-EF) ve mesleki doyum düzeylerini belirlemek amacıyla Mesleki Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu; görev türü, yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim düzeyi, branş, okul türü ve mesleki kıdem gibi değişkenlere ilişkin çoktan seçmeli ve açık uçlu sorular içermektedir. Katılımcıların tükenmişlik düzeylerini ölçmede kullanılan MTE-EF, Maslach, Jackson ve Schwab (1996) tarafından geliştirilen tükenmişlik ölçeğinin eğitimcilere özgü versiyonudur; Türkçe uyarlaması İnce ve Şahin (2015) tarafından yapılmıştır. Ölçek; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı olmak üzere üç alt boyuttan oluşmakta ve 22 maddeyle değerlendirilmektedir. Bu çalışmada ölçeğin güvenirlik katsayıları yüksek bulunmuş, Cronbach Alpha değerleri .74 ile .88 arasında değişmiştir. Mesleki doyum düzeylerini belirlemede kullanılan Mesleki Doyum Ölçeği ise Kuzgun ve arkadaşları (1999) tarafından geliştirilmiştir. 20 maddeden oluşan ve 5'li Likert tipi yapılandırılan bu ölçek, içsel ve dışsal doyum boyutlarında öğretmenlerin iş tatminini ölçmeyi amaçlamaktadır. Ölçeğin bu araştırmadaki iç tutarlılığı yüksek düzeyde bulunmuş, Cronbach Alpha katsayıları .77 ile .87 arasında değişmiştir. Her üç araç da araştırma öncesinde pilot uygulama ile test edilmiş, açıklık ve uygulanabilirlik açısından değerlendirilmiş ve veri toplama sürecinde güvenilir sonuçlar sağlamıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin genel olarak düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıkları; duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarında risk grubunda olmadıkları; ancak kişisel başarı algılarında zaman zaman düşüş yaşandığı tespit edilmiştir. Mesleki doyum düzeyleri ise genellikle orta ile yüksek düzey arasında bulunmuş, öğretmenlerin niteliklerine uygun görevlerde çalıştıkları, ancak gelişim isteklerinin daha fazla desteklenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenler açısından değerlendirildiğinde, cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem ve branşın mesleki tükenmişlik ve doyum üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Kadın öğretmenlerin gelişim isteği ve genel doyum düzeyleri erkek öğretmenlere kıyasla daha yüksek bulunurken, erkek öğretmenlerin duyarsızlaşma puanları daha yüksek çıkmıştır. Yaş arttıkça, özellikle 45 yaş ve üzeri öğretmenlerde, mesleki doyum ve niteliklere uygunluk algısı artmıştır. Lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlerde gelişim isteği yüksek olmakla birlikte, genel tükenmişlik düzeylerinde artış gözlenmiştir. Branş bazında değerlendirildiğinde, özel eğitim öğretmenlerinin diğer branş öğretmenlerine kıyasla daha yüksek tükenmişlik ve daha düşük mesleki doyum düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Kıdem süresi ile mesleki doyum ve kişisel başarı arasında pozitif bir ilişki olduğu, özellikle 24 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin en yüksek doyum düzeyine ulaştığı görülmüştür. Son olarak, mesleki doyum ile tükenmişlik arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Mesleki doyum arttıkça tükenmişlik düzeyinin azaldığı; kişisel başarı algısının ise yükseldiği belirlenmiştir. Bu bulgular, öğretmenlerin mesleklerinden duydukları tatminin, tükenmişlik riskini azaltmada önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.

Faik Üçar
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adalet: Bir ölçek geliştirme çalışması

Bu araştırmada, erken çocukluk eğitimi yönetiminde, okul müdürlerinin sürdürülebilir sosyal adalet rolüne ilişkin öğretmen algılarını belirlemek amacıyla ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. "Sürdürülebilir Sosyal Adalet" kavramı, alanyazına kazandırılmaya çalışılmıştır. Erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adaleti açıklayan kavram bilgisine ve sürdürülebilir sosyal adalet kavramını ölçen bir ölçeğe ihtiyaç vardır. Çalışma kapsamında ilgili alan yazın taraması yapılmış, sosyal adalet kavramı, sosyal adalet yaklaşımları, sosyal adaletin boyutları, okul yöneticilerinin yeterlikleri, eğitimde sosyal adalet, erken çocukluk eğitiminde dezavantajlar ve erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adalet konuları değerlendirilmiştir. Araştırmada keşfedici sıralı karma araştırma yöntemi ile ilk olarak nitel daha sonra nicel boyutlarda çalışılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, olgubilim deseni kullanılmıştır. Nitel boyut için maksimum çeşitlilikte belirlenen 8 okul yöneticisi ile çalışma grubu oluşturulmuştur. "Okul Yöneticilerinin Sosyal Adalet ile İlgili Görüşleri Görüşme Formu" ile okul yöneticilerinin algıları ortaya çıkarılmıştır. Görüşme formu hazırlanırken 2 alan uzmanın bilgisine başvurulmuştur. Verilerin analizinde; içerik analizi yöntemi kullanılmış; okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan okul yöneticilerinin sürdürülebilir sosyal adalet ile ilgili görüşleri hakkında kategoriler ve kodlar ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, betimsel tarama yöntemi ile ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Araştırmada geliştirilen "Sürdürülebilir Sosyal Adalet Ölçeği" ile okul müdürünün sosyal adalet rolüne ilişkin öğretmen algıları belirlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler ve alan yazın taramasından hareketle ölçek için 88 soruluk madde havuzu hazırlanmıştır. Birden fazla anlam içerdiği düşünülen, benzer içerikli maddeler uzman rehberliğinde çıkarılarak 78 madde ile (eğitim yönetimi, okul öncesi eğitimi, ölçme değerlendirme ve rehberlik alanlarında) 14 uzmanın görüşüne sunulmuştur. Uzmanların dönüşleri doğrultusunda 30 maddelik taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda evreni 261 kişi oluşturmaktadır. Pilot uygulama için 68 kişiye yüz yüze ulaşılarak taslak ölçek formu uygulanmıştır. Ancak 52 kişiden dönüş alınabilmiş, elde edilen verilerden 2'si bir sayfası eksik olduğu için çıkarılmıştır. Sonuç olarak 50 kişiden elde edilen verilerle taslak ölçek formu için AFA (Açıklayıcı Faktör Analizi) yapılmıştır. Neticesinde madde yükü 0.45'den küçük olan maddeler çıkarılmıştır. Ölçek için son adımda 16 madde yer almıştır. Ölçek güvenirlik katsayısı (Cronbach Alfa) 0.96'dır. Bu değere göre ölçeğin yüksek güvenirlikte olduğu açıklanabilir. Esas uygulamada Surveey uygulaması aracılığıyla oluşturulan ölçek linki çevrimiçi platformlarla okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlere gönderilmiş, 213 kişiden cevap alınmıştır. Bu verilerle DFA (Doğrulayıcı Faktör Analizi) ile x2= 225.843 değerinin 3 ile 5 arasında, CFI= .957 değerinin. 95-1.0 arasında, RMSEA değeri. 092 sonucu bulunmuştur. Buna göre, modelin iyi uyum değerlerine sahip olduğu açıklanabilir. Öğretmenlerin sürdürülebilir sosyal adalet kavramına ilişkin algı düzeyleri ve araştırma ölçeğinde yer alan demografik bilgilere göre öğretmenlerin algı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı açıklanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tüm bu konuların kapsamında erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adaletin sağlanmasında okul müdürünün tecrübeli olması ve sürdürülebilir sosyal adalet için yasal dayanak oluşturulması ön plana çıkmıştır. Okul yöneticisi atamalarında tecrübe kriter olabilir, okullarda ve eğitim öğretim sisteminin her basamağında sürdürülebilir sosyal adalet hakkında yasa ve yönetmelikler düzenlebilir. Alan yazının yeni bir kavramı olan sürdürülebilir sosyal adalet üzerine çalışmalar yapılması gerektiği, "Sürdürülebilir Sosyal Adalet Ölçeği"nin bilime katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Nuray Akyıldız
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye eğitim sisteminde okul disiplininin Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi

Bu araştırmada, Türkiye ve Avrupa birliği ülkelerinden Almanya, Fransa ve İngiltere eğitim sistemlerinde okul disiplini konusunda yapılan yasal düzenlemeler, uygulamalar ve yaptırımları tanımlayarak, mevcut durumu ortaya koymak ve bu ülkelerin uyguladıkları okul disiplinleri arasındaki yapısal ve işlevsel benzerlikler ve farklılıkları değerlendirerek okul disiplinini birçok boyutuyla incelemek ve karşılaştırmak amaçlanmıştır.Betimsel Bir çalışma olan bu araştırmanın evrenini, Malatya ili Merkez ilçedeki 12 İlköğretim ve 11 Ortaöğretim kurumundan seçilen yönetici ve öğretmenler ile Almanya'da çalışan 10 Türk Öğretmen, Fransa'da çalışan 10 Türk öğretmen ve İngiltere'de çalışan 10 Türk öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmadan elde edilen bazı sonuçlar aşağıdadır:1-Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya, Fransa ve İngiltere okul disiplinini düzenleyen yasal dayanakların, her ülkede merkezi yönetim tarafından belirlendiği,ancak Türkiye'de merkezi yönetimin bu konuda okula fazla yetki bırakmadığı görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de daha çok yerel yönetimin ve okulların daha yetkili oldukları görülmektedir.2-Türkiye'deki okul disiplini yönetmeliği ilköğretim ve ortaöğretim kademeleri için ayrı ayrı ve Bakanlık tarafından ayrıntılı olarak hazırlanmışken, Almanya, Fransa ve İngiltere'de ki genel dayanakta kademe ayrımı yapılmamıştır.3-Yasal dayanakların amacı, Türkiye yönetmeliklerinde daha çok genel vatandaşlık bilincini geliştirme, ülke bütünlüğüne saygı ilkelerinden başlayarak, bireysel gelişme, topluma saygı ve ahlaki kurallara uyma olarak birçok detayda verilirken; Almanya Eğitim Yasasında daha çok demokrasi, barış, özgürlük, insan onuru ve cinsiyetler arası eşitlik temelinde kişiliklerin gelişmesini sağlama amaç edinilmiştir. Fransa Eğitim Yasasında ise bireylere eşit şanslar sunabilme ve başarılı bir eğitim süreci hedeflenerek yine Almanya Eğitim Yasasında olduğu gibi kadın erkek eşitliğini geliştirmek, her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı savaşmak ve toplumla benzeşmek amacı yer almaktadır. İngiltere Eğitim Yasanına bakıldığında daha genel bir amacın yer aldığı; karşılıklı anlayış ve iletişimi güçlendirme, davranışları en yüksek standartlara çıkarma ve geliştirme, bireyleri sorumluluk üstlenmeleri konusunda cesaretlendirme gibi hedeflerin yer aldığı görülmektedir.4-Dayanaklarda düzenlenen ?öğrenciden beklenen davranışlar? kapsamında Türkiye düzenlemesinde daha soyut ve toplumsal düzene ilişkin yani vatandaşlık bilinci ve becerileri geliştirecek davranışlar tanımlanırken; Almanya, İngiltere ve Fransa düzenlemelerinde daha somut, uygulamaya dönük, basit ve bireyi geliştirecek davranışların tanımlandığı görülmektedir.5-Türkiye ve Fransa eğitim sistemlerinde uygulanan yaptırımlar daha çok uyarma ve toplumsal itibarı düşürecek kınama ve bir haktan bireyi men etme şeklinde yorumlanabilinecek okuldan uzaklaştırma şeklinde cezaların olduğu görülmektedir. İncelemeler sonucunda davranış değiştirmeye ve iyileştirmeye yönelik ciddi bir çalışmanın olmadığı sonucuna varılabilir, ancak Fransa düzenlemesinde yer alan ?toplum yararına çalışma? gibi bir ceza diğer ülkelerde olmayan ve daha yapıcı bir yaptırım olarak görülmektedir. İngiltere'de ise yaptırımların daha çok davranışa yönelik olduğu, bireyin kişiliğini ve toplumsal statüsünü zedeleyici bir yaptırımın olmadığı ve bununla birlikte iyileştirme etkinliklerine daha fazla yer verildiği görülmektedir. Ülkelerin tümünde iyileştirme etkinlikleri genellikle okulların rehberlik servisleri aracılığıyla ve veli işbirliği ile sürdürülmektedir.6-Okul disiplini kavramı deneklerin tümü tarafından genel olarak kurallar bütünü olarak tanımlanırken, ülkelere göre bazı küçük farklılıklarla beraber topluma uyum süreci, toplumun ahlak gelişimini yönlendirmek için kültür seviyesi ile ilişkili bir olgu, ev ve okul işbirliği halinde oluşturulacak davranışlar bütünlüğü olarak değerlendirilmiştir.7-Türkiye Milli Eğitim sisteminde okul ve sınıf kurallarını belirleyici olarak Milli Eğitim Bakanlığı, okul yönetimi, öğretmenler kurulu, öğretmenlerin kendileri ve öğretmen-öğrenci birlikteliği söz konusu iken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise merkezi yönetimden çok yerel yönetim ve okul yönetiminin belirleyici olduğu görülmektedir. Avrupa ülkelerinde okul ve sınıf kurallarını belirlemede ailelerin ve öğrencilerin de etkin oldukları görülürken, bu durumun Türkiye'de de son zamanlarda okul gelişim modelinin uygulandığı okullarda görüldüğü tespit edilmiştir.8-Araştırma kapsamında yer alan dört ülkedeki öğretmen ve yöneticilerin tümünün yasal dayanaktan haberdar oldukları, yönetici ve öğretmenlerin okul ve sınıf disiplinini düzenlerken bu dayanakları dikkate aldıkları tespit edilmiştir.9-Türkiye'de, öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları şaka mahiyetli itişmeler, kavgalar ve kullandıkları kötü sözler ile sınıfta konuşma, derse geç gelme, kılık-kıyafet düzenine uyulmaması düzeni bozan davranışlar olarak görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise dersin akışını bozma, derse karşı ilgisizlik gibi davranışlar bu tür davranışlar olarak görülmektedir.10-Türkiye ve Almanya'da, öğrenciler arasında yaşanan kavgalar ve özellikle de erkek öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları şiddet olayları, Fransa ve İngiltere'de ise derse karşı ilgisizlik, derste yüksek sesle sohbet etme, dersin akışını bozma gibi davranışlar ciddi boyutta düzeni bozan davranışlar olarak görülmektedir.11-Okullarda görülen çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar konusunda tüm ülkelerdeki denekler ortak görüş belirtmişlerdir. Deneklerin görüşlerine göre öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları ve yaralanmalarla sonuçlanan fiziksel şiddet ile Almanya ve Fransa'da öğrencilerin ayrımcılık sonucu birbirlerine uyguladıkları psikolojik baskı okullarında yaşanan çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar olarak tanımlanmıştır.12-Sınıf ve okul düzeyinde alınan önlemler açısından bir karşılaştırma yapıldığında ülkelerin tümünde öğrenciyle birebir görüşmenin alınan ilk önlem olduğu görüşü benzerlik göstermektedir. Disiplin sorununa karşı alınan önlemler açısından en kapsamlı önlemlerin İngiltere okullarında alındığı, Türkiye ve Fransa'da ciddi sorunlarda okul yönetiminin devreye girdiği ve yönetmelikle belirlenen disiplin kurallarının uygulandığı; Almanya'da ise öğretmen veli işbirliği ile sorunun giderilmeye çalışıldığı görülmektedir.13-Öğretmenlerin uyguladıkları disiplin yaptırımları konusunda benzer görüşler tespit edilmiştir. Okul disiplininde yaptırımlara bakıldığında araştırma kapsamındaki tüm ülkelerde uyarı cezasının bulunduğu, disiplin kururluna sevk etme, okul yönetimi ve disiplin kurulu tasarrufuyla kınama, okul değiştirme ve okuldan uzaklaştırma cezalarının verildiği görülmektedir. Fransa ve İngiltere'de ise bunların dışında, öğrenciyi köşede bekletme, yazı yazma, herkesin görebileceği bir yerde öğrenciyi oturtma gibi bazı farklı yaptırımların olduğu da görülmektedir.Çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar için ise tüm ülkelerde ?okuldan uzaklaştırma? cezası verilirken İngiltere'de bu kapsamda öğrenciyi çocuk mahkemesine yönlendirme yaptırımının da uygulandığı görülmektedir.14-Disiplin yaptırımlarının uygulanması konusunda Türkiye'de, okul disiplin kurulunun öncelikle yetkili ve etkin olduğu, ciddi boyutta şiddet içeren davranışların ise il disiplin kuruluna sevk edilerek cezanın uygulandığı görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise okul düzeyinde velilerle işbirliği halinde önce iyileştirme çalışmalarının yapıldığı, eğer davranışta bir düzelme olmuyorsa yaptırımın uygulandığı görülmektedir.15-Araştırma kapsamındaki ülkelerin tümünde disiplin sorununda iyileştirme çalışmaları ve destek hizmetlerinin öncelikle okulların rehberlik servisleri tarafından yapıldığı görülmektedir. Ayrıca bu kapsamda sosyal etkinlikler ve veliler için düzenlenen bilgilendirme seminerlerinin yapıldığı da görülmektedir. Bu konuda en kapsamlı iyileştirme çalışmaları İngiltere'de görülmekte; buradaki okullarda istenmeyen davranışı düzeltme amaçlı özel bir iyileştirme ekibinin olduğu ve yıl boyunca çeşitli eğitim çalışmalarının yapıldığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Disiplin, Okul Disiplini, Sınıf Disiplini, Yasal Dayanak, Yaptırım, Önlem

Avrupa BirliğiDisiplinEğitim+4
Tijen Arıbal Arslanboğa
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin örgütsel adalet ile psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarına etkisinin incelenmesi

Amaç: Araştırmada temel amaç, ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin örgüt-sel adalet ile psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarıyla ilişkisini ortaya çıkarmak, öğretmenlerin örgütsel adalet ile psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarını yordayıp yordamadığını tespit etmektir. Yöntem: Araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin örgütsel adaletle psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarına etkisini incelemek için nicel araştırma yön-temlerinden ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Eskişehir il merkezindeki devlet okullarında görev yapmakta olan ortaokul öğretmenlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 390 öğretmendir. Örneklem grubuna Örgütsel Adalet Ölçeği, Psikolojik Sermaye Ölçeği ile son olarak Örgütsel Mutluluk Ölçeği ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma doğrultusunda yapılmış olan betimsel istatistiklere göre öğretmenlerin, örgütsel adalet ölçeğinin genel ortalamaları (X̄=3,65), psikolojik sermaye ölçeği genel ortalamaları (X̄=4,36) ve örgütsel mutluluk ölçeğinin genel ortalamaları (X̄=3,57) olarak hesaplanmıştır. İlişkiyi incelemek için yapılmış olan korelasyon analizin-de örgütsel adalet ile örgütsel mutluluk arasında, psikolojik sermayeyle örgütsel mutluluk arasında pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel adalet ile psikolojik sermaye değişkenlerini kullanarak örgütsel mutluluk parametresini yordamak için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan bu analizde örgütsel adaletle psikolojik sermayenin öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu yüzde otuz yedilik bir oranda pozitif ve de anlamlı şekilde yordamaktadır. Sonuç ve Öneriler: Öğretmenlerin örgütsel adaletle psikolojik sermaye algılarının yüksek olması, örgütsel mutluluk algılarını olumlu anlamda artırmaktadır. Bu yüzden öğretmenlerin örgütsel adalet ve psikolojik sermaye algılarının yüksek olduğu eğitim örgütlerinde görev yapmaları, öğretmenlerin kurum içinde mutlu olmalarına, iş motivasyonlarının artmasına katkı sağlayacaktır. Eğitim örgütlerinde yöneticilerin dağıtım, süreç, etkileşim adaleti boyutlarında adil uygulamalara yer vermesi, öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin güçlendirilmesine yönelik farklı eğitim çalışmaları düzenlenmesi, daha iyi bir okul iklimi oluşturmak amacıyla öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu artırmaya odaklanılması önerilebilir.

Ortaokul öğretmenleriPsikolojik sermayeÖrgütsel adalet+1
Dilay Akmansoy
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağı gençlerinden beklenenler ve Z kuşağı gençlerinin beklentileri: Fenomenolojik bir çözümleme

Son yıllarda, 1990'ların ortalarından 2000'lerin başlarına kadar doğmuş olan Z Kuşağı, kendilerinden önceki kuşaklardan önemli ölçüde farklı, benzersiz bir dizi beklenti ve değeri de beraberinde getirmiştir. Bu değişim işletmeler, eğitim kurumları ve politika yapıcılar için kritik bir zorluk oluşturmaktadır. Z Kuşağı'nın teknoloji, iş-yaşam dengesi, sosyal sorumluluk ve çeşitlilik konularındaki bakış açıları, toplumsal yapıyı ve eğitim paradigmalarını yeniden şekillendirme ihtiyacını ortaya koymaktadır ancak toplum olarak Z Kuşağı'nın beklentilerinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasında önemli bir boşluk bulunmaktadır. Bu boşluk, Z Kuşağı ile toplumsal yapılar arasında uyum sorunlarına yol açmaktadır ve bu boşluğun ele alınması, bu demografik grupla etkili bir şekilde etkileşim kurmak için zorunludur. Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de yaşayan farklı sosyoekonomik ve eğitim düzeylerine sahip Z Kuşağı gençliğinden ailelerin, öğretmenlerin ve devletin neler beklediği ile Z Kuşağı gençliğinin ailelerden, öğretmenlerden ve devletten beklentilerini belirlemektir. Bu kapsamlı çalışma, Türkiye'de yaşayan Z Kuşağı'nın beklentilerini ve Z Kuşağı'ndan beklenenleri karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktadır. TUİK 2022 Uluslararası Göç İstatistiklerine göre günümüzde birçok gencin yurtdışına gitme planlarından dolayı, yakın gelecekte Türkiye'nin önemli bir beyin göçü ve nitelikli iş gücü kaybı yaşaması riski ile karşı karşıya olduğu göz önüne alındığında bu çalışmanın beyin göçü ile iş kaybını önlemede önemli çıkarımlar ortaya koyacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, Türkiye'deki farklı sosyoekonomik ve eğitim düzeylerine sahip Z Kuşağı gençliğinin ailelerinden, öğretmenlerinden ve devletten ne beklediğini ve Z Kuşağı'nın bu beklentilere nasıl yanıt verdiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu inceleme sürecinde, gençlerin beklentilerinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi çerçevesinde nasıl değerlendirilebileceği ve bu beklentilerin toplumsal yapılarla uyumunu anlamak için araştırma geniş bir bakış açısı sunmaktadır. Ayrıca bu çalışmanın sonuçları, gençlerin ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması ve toplumun genel beklentileriyle uyumlu hale getirilmesi için politika yapıcılar, eğitim kurumları ve işletmeler için önemli bilgiler sunabilir. Yöntem: Bu araştırmada, yarı yapılandırılmış sorularla görüşme tekniği kullanılmış ve nitel araştırma deseniyle tasarlanmıştır. Olayı derinlemesine incelemek için ise olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcı grubu Ankara'da yaşayan; Türkiye'de LGS başarısı en yüksek olan bir Fen Lisesi'nde öğrenim gören 7 öğrenci, LGS başarısı düşük olan bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 7 öğrenci ve çeşitli sebeplerden dolayı örgün eğitimi bırakmış 10 gençten oluşmaktadır. Bu farklı eğitim profillerine sahip üç grup, araştırmanın genel hedeflerine ışık tutmak amacıyla seçilmiştir. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmış, veriler katılımcıların tümünden bireysel görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ailelerin Z Kuşağı'nın eğitimine büyük önem verdiği ve kendilerinden yüksek başarı beklediği görülmüştür. Öğretmenler ise, öğrencilerinden duygusal zekâ ve sosyal becerilere sahip olmalarını, iş birliği yapabilme yeteneklerini geliştirmelerini beklemektedir. Z Kuşağı'nın devletin kendilerinden ne bekledikleri konusundaki algısına göre, devletin beklentilerini net bir şekilde belirtmediği görülmüştür ancak Z Kuşağı'na göre devlet, gençlerden vatanlarına ve milletlerine faydalı bireyler olmalarını, teknoloji alanındaki yeteneklerini kullanarak ülkenin dijital dönüşümüne katkıda bulunmalarını, vergi vermelerini ve kurallara uymalarını beklemektedir. Sonuç ve Öneriler: Z Kuşağı ile aile, öğretmen ve devlet arasında bir kuşak farkı olduğu belirlenmiştir. Bu farklılıkların iletişim ve etkileşimde sorunlara yol açtığı anlaşılmaktadır. Z Kuşağı ile daha iyi bir bağ kurulması ve onlara çağdaş yaşam olanaklarının sunulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Z Kuşağı, kuşak farkı, beklentiler, toplumsal değişim, gençlik, aile beklentileri, öğretmen beklentileri, devlet beklentileri.

Z kuşağı
Gülçin Aslan
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Okul değerleri ile okul başarısı arasındaki ilişkinin analizi

Bu araştırmanın amacı, okul değerleri ile okul başarısı arasındaki ilişkiyi, okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görüşlerine göre analiz etmektir.Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri ilgili alanyazından ve araştırmacı tarafından geliştirilen ?Okul Değerleri Ölçeği? ile elde edilmiştir. Araştırmanın iki değişkeninden biri olan Okul değerlerinin, okullarda görülme sıklığı, yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinden elde edilirken; diğer değişken olan okul başarısı ise ?Seviye Belirleme Sınavı? puanları ile?Kurum Başarı Puanı? nın bileşkesinden oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini, 2010?2011 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili dört merkez ilçede (Yenişehir, Kayapınar, Bağlar ve Sur) bulunan ilköğretim okullarında görev yapan yönetici (müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı) ile öğretmenler oluşturmaktadır. Diyarbakır ilinin dört merkez ilçesinde toplam 84 ilköğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda 430 yönetici ve 4570 öğretmen olmak üzere toplam 5000 yönetici ve öğretmen görev yapmaktadır. Araştırmada küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örnekleme alınan 30 ilköğretim okulundaki 971 yönetici ve öğretmene ölçek dağıtılmıştır. Eksiksiz ve usulüne uygun doldurulan 821 ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Ölçekte kişisel bilgilerle ilgili 5, okul değerleri ile ilgili 40 kapalı uçlu soru bulunmaktadır. Okul değerleri ile ilgili yönetici ve öğretmen görüşlerini belirlemeye yönelik kapalı uçlu 40 soru için ?hiçbir zaman (1), nadiren (2), kısmen (3), genellikle (4) ve her zaman (5)?şeklinde 5?li seçenekler yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 16.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler analiz edilirken, öncelikle betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır, öğretmenlerin görüşlerinin görev türü, cinsiyet, branş ve çalışılan okuldaki hizmet süresi değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi, mesleki kıdem değişkeni ile okulların üst, orta ve alt düzeyde başarılı olma değişkenine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için ANOVA testi yapılmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı farkın belirlendiği durumlarda, farkın hangi grup ya da gruplardan kaynaklandığını belirlemek için Tukey HSD anlamlılık testinden yararlanılmıştır. Ayrıca ölçeğin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutları bazında okul değerleri ile okul başarısı ilişkisini belirlemek için de korelasyon hesaplaması yapılmıştır. Araştırma sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır; 1. Üst, orta ve alt düzeyde başarılı okullarda görev yapan yöneticilerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri açısından okul başarısının yüksekliği lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 2. Üst, orta ve alt düzeyde başarılı okullarda görev yapan öğretmenlerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri açısından okul başarısının yüksekliği lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 3. Görev türü değişkeni açısından, yönetici ve öğretmenlerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında yöneticilerin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 4. Cinsiyet değişkeni açısından, katılımcıların okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 5. Branş değişkeni açısından, yönetici ve öğretmenlerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 6. Çalışılan okuldaki hizmet süresi değişkeni açısından, katılımcıların okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 7. Mesleki kıdem değişkeni açısından, katılımcıların okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında mesleki kıdem lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 8. Katılımcıların okul değerlerinin geneli, ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutları hakkındaki görüşlerine ilişkin okul başarısı arasındaki korelasyon değerleri pozitif ve anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Değerler, Okul Değerleri, Okul Başarısı, İlköğretim Okulu, Yönetici ve Öğretmen.

Mehmet Ali Akın
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
40
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye`de eğitim sisteminin genel amaçları ve temel ilkelerinin değerlendirilmesi

"Türkiye'de Eğitim Sisteminin Genel Amaçlan ve Temel İlkelerinin Değerlendirilmesi" başlığım taşıyan bu araşurmada,araştırma problemine ilişkin ayrıntılar dört alt problem halinde yanıtlanmıştır. Araştırmanın yöntemi betimsel bir yöntemdir. Araştırma problemini yanıtlamak için alanyazında ulaşılabilen kaynaklar incelenerek elde edilen bulgular doğrultusunda alt problemler yanıtlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırma raporunun yazımında alt problemler ele alınarak konuyla ilgili bulgulara alt başlıklar halinde yer verilmiş ve yorumlanmıştır. Her bir alt problemin ele alınıp incelemesinde benzer yöntem kullanılmıştır. Her ulus, tarihi ve sosyal kültürel mirası doğrultusunda kendi gereksinimlere yanıt verebilecek bir milli eğitim politikasın oluşturma yoluna gitmiştir. Türk toplumu özellikle Tanzimat Döneminde yönünü batıya çevirmiş ve binin doğal sonucu olarak da eğitimde ve toplumda çağdaşlaşma hareketleri başlamıştır. Batılılaşma süreci, günümüzde Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır.Bu sürece eğitim açısından bakıldığında; Tanzimattan sonra başlayan batılılaşma hareketleri, öncelikle eğitim alanında kendini hissettirmiştir. Bu süreçte Türk eğitim sisteminin batılı ülkelerin eğitim sistemlerinin etkisinde kaldığı görülmektedir.161 Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren batılılaşma yönünde sürdürülen eğitim politikaları ile eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapılmıştır. Cumhuriyettin ilk yılarında yapılan devrimlerin yerleştirilmesi ve resmi ideolojinin toplum tarafından benimsenmesinde eğitim önemli rol oynamıştır. Bu dönemde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat kanunu ile ülkede bulunan tüm eğitim kurumlan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmış, böylece laik bir eğitim sisteminin temeli atılmıştır. Gerek Tevhid-i Tadrisat Kanunu ve gerekse Latin alfabesinin kabulü hakkındaki kanun 1982 Anayasansınm 174. Maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacı güden inkılap kanunları arasında yer almıştır. 1839 yılından bu yana eğitimle ilgili bir çok yeni kanun ve düzenleme getirilmiştir. 1939' dan günümüze kadar belirli aralıklarla 15 kez toplanan milli eğitim şuralarında; Türk eğitim sisteminin geliştirilmesi ve sorunlarına çözüm yollan bulmak amacıyla önemli sayılabilecek kararlar alınmıştır. Türkiye'nin 1960'tan sonra girmiş olduğu planlı kalkınma döneminde meydana gelen sosyal gelişme ve ekonomik kalkınmanın yeni istekleri karşısında eğitim sisteminin de gözden geçirilmesi zorunluluğu doğmuştur. Eğitim sistemini kalkınmanın gereklerine yanıt verebilecek yapı ve muhtevaya kavuşturmak üzere bazı düzenlemelere gidilmiştir. 12 Mart Muhtırası ile işbaşına gelen yeni hükümetin oluşturmuş olduğu bir komisyon tarafından hazırlanan Milli Eğitim Reform Stratejisi doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen Milli Eğitim Temel Konununu ile Türk Milli Eğitim Sistemi, okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar bir sistem bütünlüğüne kavuşturulmaya çahşılmıştır. Cumhuriyet dönemi Eğitim politikasının temel yasal dayanaklarını; Uluslararası antlaşmalar, Anayasanın ilgili maddeleri,kalkmma planlan, Milli Eğitim şuralannda alınan kararlar, İlköğretim ve Eğitim Kanunu Milli Eğitim Reform Stratejisini ve bu strateji162 doğrultusunda hazırlanan Milli Eğitim Temel Kanunu ile Yüksek öğretim Kanunu oluşkturmaktadır. Ayrıca, Cumhuriyet döneminde eğitim alanında meydana gelen gelişmeyi yansıtmak amacıyla eğitimimizin mevcut durumu İstatistiki bilgilerden yararlanılarak ortaya konulmuştur. Eğitim toplumsal bir olgudur. Toplumun tüm kesimleri eğitimle ya doğrudan yada dolaylı olarak bulunmaktadır. Verilen eğitimi gelişigüzel faaliyetlerden farklı kılan şey ise, bir amaca yönelmiş olmasıdır. Bir eğitim sistemi için belirlenmiş olan amaçların ötesinde ise eğitim politikaları ve eğitim felsefesi yer almaktadır. Eğitimin amaçlarının ne olması gerektiği ise eğitimciler, bilim adamları ve toplumun diğer kesimlerinin üzerinde önemle durduktan bir konu olmuştur. Tarih boyunca her dini felsefi yada ideolojik sistem, kendi düşünceleri ve anlayıştan doğrultusunda insanlar yetiştirmeyi amaçlamıştır. Her toplumun değer ve ideallerinin farklılığına rağmen, her toplum için geçerli olan amaçlardan da sözedilebilir. Bu ortak amaçlar; gençlikle bireyin topluma uyuumunu kolaylaştırmak ve bireysel yeteneklerin geliştirilerek istenilen davranış değişikliklerini içeren amaçlardır. Bir eğitim sisteminin hederi, en genel seviyede bu eğitim sisteminin kendi insanına kazandırmak istediği "ideal insan" m niteliklerinden oluşur. Bir eğitim sistemi için belirlenmiş olan uzak amaçların gerçekleşme derecesi, diğer ekonomik, sosyal, kültürel vb. alanlardaki kurumların işleyişi oranında gerçekleşebilir. Eğitimin uzak amaçlan soyut niteliktedir. Bu bakımdan uzak amaçlann biraz daha detaylandınlması sonucu ortaya çıkan amaçlara genel amaçlar denir. Genel amaçlar da eğitimiin ürünü olarak yetişmesi istenen insanda bulunması gereken niteliktedir. Bu amaçlann somut bir dille ifade edilmiş olması ifade edeceği anlamı daraltabilir. Bu bakımdan uzak amaçlann biraz daha detaylandınması sonucu ortaya çıkan amaçlara genel anaçlar denir. Genel amaçlar da eğitimin ürünü olarak yetişmesi istenen insanda bulunması gereken niteliklerden oluşur. Bu açıdan eğitimin genel amaçlan da tıpkı uzak amaçlarda olduğu gibi felsefi bir nitelik taşımaktadır.Bu amaçlara uzak amaçlann yorumu gözüyle de bakılabilir.163 Milli Eğitimin genel amaçlarının gerçekleşme derecesi, değişik eğitim kademelerinin amaçlarının gerçekleşmesine, bir eğitim kademesindeki amaçların gerçekleşme düzeyi ise o eğitim kademesinde bulunan okul programlarında yer alan derslerin amaçlarının gerçekleşmesine bağbdır. Türk milli eğitimine yön veren amaçların neler olabileceği ise değişik mili eğitim şuralarında tartışılmış ve daha sonra Milli Eğitim Temel Kanunu ile yasalaşmıştır. Milli Eğitim Temel Kanunun'da bu amaçların neler olduğu belirtilmiş ve değişik derece ve türdeki özel ya da resmi eğitim kurumlarının özel amaçların genel amaçlara ve temel ilkelere uygun olarak belirleneceği hükme bağlanmıştır. Milli Eğitim Temel Kanunu'da belirlenen amaçlar, eğitim sisteminin ürünü olarak yetişmesi istenen "îdeal insan"ın nitelikleri olarak değil de, söz konusu eğitim sisteminin Türk vatandaşlarına kazandırması istenen nitelikler sayılarak belirtilmiştir. Değişik öğretim kademelerinin amaçlan ise Milli Eğitim Temel Kanunu'nda ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Eğitim sistemine yön veren amaçların karşılaşması gereken koşullan ise altı maddede toplamak mümkündür. Bunlar; toplumsal yeterlilik ölçütü beşeri ihtiyaçlar ölçütü, demokratik ideallere uygunluk, amaçların kendi içinde çelişki halinde bulunmaması, istenen davranış değişikliğini açıklayan bir yönde ifade edilmiş olması ve amaçların gerçekleşebilecek nitelik taşıyıp taşımadığıdır. Araştırma raporunda, Türk Milli Eğitimine yön veren amaçlar yukanda belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığı açısından ele alınıp değerlendirilmiştir.Buna göre; Genel amaçlarla bir yandan çağdaş insan nitelikleri ile çaüğdaş eğitimin insana kazandırabileceği netileklere değinilirken, bir yandan da devlete egemen olan siyasal rejimin istediği bir insan tipi yetiştirilmek istenmiştir. Fakat belirtilen amaçlar doğrultusunda istenilen insanlar yetiştirilememiştir. Eğitimde reform niteliğinde ileri sürülen uygulamalara! bilimsel araştırmalara ve incelemelere dayanmadan batıdan taklit niteliğinde alınması, programlardaki yetersizlikler, amaç ile muhteva çelişkisi,öğretmen164 yetiştirme politikasında görülen yetersizlikler, gerekli alt yapı, araç-gereç ve finansman yetersizliği nedeniyle istenilen amaçlara ulaşılamamıştır. Milli eğitim sisteminin genel amaçlan gözden geçirildiği zaman bu amaçların bireysel, toplumsal, ekonomik ve iyi vatanadaş yetiştirme açısından güzel ifadelerle ifade edilmiş olduğu ve bu amaçların gelişmiş ülke amaçlarından derlenip oluşturulduğu görülmektedir. Uygulamada görülen, bireyin genel kültürürünün ve bilgisinin artırılması ile yapılan bir eğitim ve öğretimle belirlenmiş olan genel amaçlara yönellik bireyler yetiştirmek olanaklı olamamıştır.Proğramlardaki amaçla içerik arasında bir bağ oluşturulamamıştır. Öğrenciye kazandırılan bilgilerden bir çoğunun çocuk için, hayat için büyük bir anlam ve önemi bulunmamaktadır. Okullarımız, kültürlü insan yetiştirmiş fakat yapıcı, yaratıcı, girişimcilik yeteneği olan, geniş bir dünya görüşü, hür ve bilimsel düşünme gücüne sahip, vatanını ve milletini seven, bir iş ve meslek sahibi insanları yetiştirmede istenilen sonuç elde edilememiştir. Milli Eğitim Temel Kanunu'na göre eğitim sistemi içinde yer alan amaçlara ve temel ilkelere uygun olaraka tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Bu ilkelere göre; Eğitim kurumlarına girişte dil, din, ırk, cinsiyet, din ayınım gözetilmeksizin herkese açık bulundurulacak; hiçbir sınıfa, aileye ya da zümreye imtiyaz tanınmayacaktır.Eğitim hizmetinin sunulmasında Türk Vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile ülkenin gereksinimleri dikkate alınacaktır. Bireyler, ilgi, istidat ve yeteneklerine uygun iş ve meslek alanlarına yöneltilecektir. Eğitim görmek, her Türk vatandaşının hakkıdır. Temel eğitim İlköğretim düzeyinde zorunlu ve devlet okullannda parasızdır. Eğitimde firsat ve imkan eşitliği ile süreklilik sağlanacaktır, eğitim sisteminin her derece ve türü ile ilgili ders programlannm hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde, Atatürk ilke ve inkılapları ile Atatürk Milliyetçiliği esas alınacak, vatandaşlann sahip olması gereken demokrasi bilinci ile yurt yönetimine ait bilginin edinilmesinde gereken demokrasi eğitimi verilecektir. Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri ilk ve ortaöğretim süresince okutulması zorunlu dersler arasında yer alır. Okul ile ailenin işbirliği165 yapmasını sağlayacak okul-aile birlikleri kurulacaktır. Milli Eğitimin amaçlan her yerde ve her firsatta gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Kısaca bu şekilde ifade edilebilen temel ilkeler araştırma raporunda geniş bir şekilde ve değişik yönleriyle ele alınıp açıklanmıştır. Örgüte alınacak kararlara ve yapılacak eylemlere yön verme amacıyla konulmuş temel ilkelere politika denmektedir. Eğitim politikası dendiği zaman ise; eğitim ve öğretim kurumlan ile aynı zamanda okullar için hukuk temellerine dayanana bir düzen oluşturmak için, alınması gereken bütün tedbirler akla gelmektedir. Bir ülkedeki eğitim politikası,diğer alanlardaki politikalardan tamamen bağımsız değildir. Eğitim politikalarının başanya ulaşması, diğer alanlardaki politikalarla uyumlu olmasına bağlıdır. Her ülke, kendi gereksinimleri; doğrultusunda bir eğitim politikasını oluşturur. Türkiye Eğitim Sistemi için belirlenmiş olan milli eğitim politikası; Milli Eğitim Temele Kanunun ile yasalaşmış ve hukuki bir dayanağa bağlanmıştır. Bu yasada belirlenmiş olan genel amaçlarla eğitim sistemiyle her Türk vatandaşına kazandırmak istenen özelliklerin neler olduğu ifade edilmiştir. Değişik tür ve düzeydeki okullar için belirlenen özel amaçlann genel amaçlara ve bilerlenmiş olan temel ilkelere uygun tespit edileceği belirtilmiştir. Cumhuriyet döneminde belirlenmiş olan amaçlan gerçekleştirmek üzere işe koşulan eğitim sistemi kağıt üzerinde; genelde pragmatik felsefeye dayalı ilerlemecilik akımına dayandırılmıştır. Fakat uygulamada Daimicilik ve Esasicilik akımının özelliklerinin daha ağır bastığı görülmektedir. Öğrenci merkezli bir eğitim - öğretim oluşturulamamıştır. Bilimsel yöntemi kullanan özgür düşünceli insan yerine; öğretmenin söylediklerini ezberleyen, çekingen, taklitçi, girişimcilik yeteneğinden yoksun,yaşamdan kopuk bireyler yetiştirilmiştir. Kağıt üzerine pragmatist felsefi anlayışın öngördüğü insan nitelikleri sıralanmış fakat uygulamada bu ürünlere ulaşılamamıştır. Neticede kültürlü insan yetiştirilmiş, bireyler ezberciliğe itilmiştir. Her bireyi kendi kendisi kılabilecek bir eğitim yerine, seçmeci ve eleyici bir sistem geliştirilmiştir. Problemlerimize kendi özümüzle bakmak ve gerçekçi çözümler getirmek engellenmiş oluşturulan felsefenin yönünü olgular166 değil, egemen olan sistem belirlemiştir. Böyle olunca da var olan phroblemlere gerçekçi çözüm yollan getirilememiş ve eğitimimizin içinde bulunduğu sorunlar gittikçe büyümüştür. Sonuç olarak, genel amaçlar ve temel ilkelerle ifade edilen eğitim anlayışı uygulamaya tam olarak yansımamıştır. Belirli bir anlayışın ürünü olarak Anayasa ve ilgili yasada belirtilen ideal insan özellikleri genelde bireylere kazandınlmamıştır. Uygulamada geleneksel öğretim yöntemleri ile öğretmen ve konu merkezli bir eğitim anlayışı hakim olmuştur. Daha çok daimici ve esasici eğitimin öngördüğü eğitim uygulamaları ile progmatizm'e dayalı olaraka geliştirilen ilerlemeci ve Yeniden Kurmacı bir eğitim amlayışının öngördüğü nitelikteki bireyleri yetiştirmek mümkün olamamıştır.

Eğitim politikalarıEğitim sistemiMilli eğitim+1
Mehmet Mehdi İçer
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00