Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Soyal
24 theses · İstanbul Gelişim University
FIFA 2022 Dünya Kupasında atılan gollerin analizi
Bu çalışmanın amacı, FİFA 2022 Dünya Kupasında atılan gollerin teknik kriterlere göre analizlerini yaparak, gollerin hangi hücum şekilleriyle ortaya çıktığını ve gollerin sonuca nasıl etki ettiğinin incelemesini yapmaktır. Bu araştırmanın örneklemini FİFA 2022 Dünya Kupasında mücadele eden 32 takım oluştururken, bu takımların oynadığı 64 maç ve bu maçlarda atılan 172 gol analiz edilmiştir. 172 gol analiz edilirken golleri oluşturan gollerin hücum zamanı, gollerin devrelere dağılımı, hücum başlangıç bölgesi, hücum başlangıç şekli, golden önceki pas sayısı, golün atıldığı bölge, gol vuruş tekniği, golü atan oyuncunun topa temas sayısı, golü atan oyuncuların mevkileri ve kadro durumları analiz edilmiştir. Verilerin toplanmasında FİFA'nın resmi web sitesindeki görüntüler kullanılmıştır. Değerlendirmeye alınan maçlarda atılan goller defalarca izlenip, uzman görüşlerinden alınan tavsiyeler üzerine geliştirilmiş bir form metoduyla toplanmıştır. Değerlendirmeye alınan goller; gollerin hücum zamanı, gollerin devrelere dağılımı, hücum başlangıç bölgesi, hücum başlangıç şekli, golden önceki pas sayısı, golün atıldığı bölge, gol vuruş tekniği, golü atan oyuncunun topa temas sayısı, golü atan oyuncuların mevkileri ve kadro durumları olmak üzere on parametreye ayrılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler incelendiğinde, gol atma zaman dilimlerine dair yapılan analiz, literatürdeki diğer benzer çalışmalardan farklı bir sonuç ortaya koymuştur. Literatürde genellikle en fazla golün 76-90 dakikalar arasında atıldığı belirtilirken, bizim çalışmamızda ise FİFA 2022 Dünya Kupasında atılan gollerin en yoğun olduğu süre diliminin 61-75 dakika aralığı olduğu tespit edilmiştir. Meydan gelen gollerin %58,14'ü 2.devrede, hücum başlangıç bölgesine %35,47'si hücum bölgesinde, % 77,33'ü akan oyunda, % 30,08 'i 4-7 pasla, % 74,42'si tek temas(vuruş) ile, %81,98'i ayakla, % 93,02'si ceza alanı içinden, %62,79'u hücum oyuncuları tarafından, % 83,72'sinin ilk 11 de oyuna başlayan oyuncular tarafından atıldığı ortaya konmuştur. Şampiyon olan Arjantinin attığı gollerin % 100 ünü ayak vuruşu ile, %93,33'ünü ceza alanı içinden, %60'ını 2.devrede, %80'inin hücum oyuncuları tarafında, % 93,33'ünün ilk 11 de oyuna başlayan oyuncular tarafından atıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Gol, Analiz, FİFA 2022 Dünya Kupası
Futbolculara uygulanan farklı antrenman metotlarının kardiyopulmoner parametrelere etkisi
Bu çalışma futbolculara uygulanan sprint ve küçük alan antrenman metotlarının kardiyopulmoner parametrelere etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yapılmış olan bu çalışmaya Gelişim Üniversitesi futbol takımında aktif olarak futbol oynayan küçük alan grubu (n=8), sprint grubu (n=8) ve kontrol grubu (n=8) olmak üzere toplamda (n=24) erkek futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada yer alan futbolculara 8 hafta boyunca kendi antrenmanlarına ek olarak haftanın 3 günü aynı gün ve saatte olmak üzere küçük alan oyunu ve sprint interval antrenman yöntemi uygulanmış kontrol grubu ise rutin futbol antrenmanlarına devam etmişlerdir. Araştırmada yer alan futbolcuların ön testlerinde antropometrik testler ve kardiyopulmoner değerlerini belirlemek için ise şiddeti giderek artan egzersiz test protokolü uygulanmış, son test değeleri için aynı protokol 8 hafta sonra tekrar edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin normallik testi analizinde Shapiro-Wilk analizi yapılmış ve grupların normal dağılım göstermesi sebebiyle parametrik testlerden gruplar arası farkı belirlemek için one way anova istatistiksel analiz testi uygulanmıştır. Futbolcuların gruplar arası, grup içi ve grupxzaman etkileşimi ön test ve son test değerlerinin istitistiksel analizinde ise Repated measure anova testi uygulanmıştır. Verilerin anlamlılık düzeyi p < 0.05 olarak belirlenmiş ve analizi SPSS 25 paket programında gerçekleştirilmiştir. Futbolcuların VO2max, anaerobik eşik ve solunumsal eşik değerlerinin tespit edilebilmesi için ise, SigmaPlot programı (SigmaPlot 12,0, Systat Software Inc., Chicago, USA) kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre futbolcuların antropometrik ölçümleri ön test ve son test parametrelerinde gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalarında istatistiksel olarak farklılığa rastlanmamıştır (p<0,05). Futbolcuların gruplar arası anaerobik eşik parametrelerinde ön test sonuçlarında anlamlı farklılık tespit edilmezken (p<0,05), gruplar arası son test değerlerinde anaerobik eşik KAH (HR atım/dk) parametresinde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Futbolcuların anaerobik eşik grup içi ön test ve son test karşılaştırmalarında VO2 ml/dk, VO2 ml/kg/dk ve KAH (HR atım/dk) parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilere göre futbolcuların gruplar arası ön test solunumsal eşik parametrelerinde anlamlı bir farklılık olmadığı (p<0,05), gruplar arası son test solunumsal eşik KAH (HR atım/dk) parametresinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Diğer parametrelerde ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p<0,05). Futbolcuların solunumsal eşik VO2 ml/dk, VO2 ml/kg/dk ve hızı (km/saat) ölçümlerinin grup içi ön ve son test değerleri analizi sprint ve küçük alan grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı farkın olduğu tespit edilirken (p<0,05), diğer parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p<0,05). Yapılan çalışmada futbolcuların gruplar arası izokapnik buffering faz ön test ve son test parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmezken (p<0,05), futbolcuların grup içi ön test ve son test izokapnik buffering faz VO2 Görece (ml/kg/dk) ve izokapnik buffering faz hız (km/saat) parametrelerinde anlamlı bir farklılık elde edilmiştir (p<0,05). Araştırmamızdan elde edilen bulgular göre futbolcuların gruplar arası tükenme zamanı (dk) ve VO2max (ml/kg/dk) parametrelerinin ön test ve son test karşılaştırmaları ele alındığında istatistiksel açıdan bir farklılık tespit edilmemiştir (p<0,05). Ancak çalışmamızda futbolcuların grup içi değerlerini ele aldığımızda tükenme zamanı (dk) ve VO2max (ml/kg/dk) ölçümlerinin ön test ve son test parametrelerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak futbolculara uygulanan sprint ve küçük alan oyunları antrenmanlarının kardiyopulmoner parametrelere olumlu yönde etki ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Futbol, Anaerobik Eşik, İzokapnik Buffering Fazı, VO2max
Hız temelli yaklaşımla uygulanan direnç antrenmanlarının seçilmiş motorik özellikler üzerine etkisi
Çalışmanın amacı yüzde temelli ve hız temelli yaklaşımlarla uygulanan direnç antrenmanlarının sürat, sıçrama, çeviklik ve maksimal kuvvet performansına etkisinin belirlenmesidir. Araştırmaya Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören, aktif spor yapan ve en az iki yıllık direnç antrenmanı deneyimine sahip 20 erkek öğrenci katılmıştır. Araştırmanın ön-test aşamasında tüm katılımcıların yaş, boy ve vücut ağırlığı değerleri tespit edilmiş ve çalışmanın başında belirlenen performans testlerinden 20m-40m sprint, karşı hareket sıçrama, 505 çeviklik ve 1 tekrar maksimal skuat testi katılımcılara uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılara ön-test aşamasından sonra 6 hafta boyunca belirlenen yoğunluklarda direnç antrenmanı gerçekleştirilmiş ve son-test aşamasında da ön-test aşamasında uygulanan tüm test protokolleri uygulanmıştır. Verilerin analizinde, normal dağılım gösterip göstermediklerini tespit edebilmek adına Shapiro-Wilk Testi uygulanmış olup, basıklık ve çarpıklık katsayıları (Tabachnick, Fidell ve Ullman, 2013), değerlendirildiğinde, tüm puanların ±1,5 aralığında olduğu belirlenmiştir. Verilerin normallik dağılımını sağlaması ile birlikte, gruplar arasında ve grup içerisindeki (ön test ile son test) değişimleri incelemek ve değerlendirebilmek amacıyla 2 x 2 iki yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Katılımcıların sıçrama sırasında ortaya çıkan kuvvet, güç ve hız parametrelerinde antrenman öncesi ve sonrası elde edilen grup içi, gruplar arası ve her iki grup etkileşim (zaman*grup) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Katılımcılara uygulanan 505 testi sonucu elde edilen veriler incelendiğinde, grup içi ön test ve son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p=0,039). Katılımcılara uygulanan 1TM testi sonucu elde edilen veriler incelendiğinde, grup içi ön test ve son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir (p=0,001). Katılımcılara uygulanan 20-m, 40-m sprint ve KHS testleri sonucu elde edilen veriler incelendiğinde, grup içi ön test ve son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Katılımcılara uygulanan 20-m, 40-m sprint, KHS, 505 ve 1TM testleri sonucu elde edilen veriler incelendiğinde, gruplar arası ve her iki grup etkileşim değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Ayrıca yapılan etki boyutu büyüklüğü analizinde KHS, 505 ve 1 TM testi değerleri boyutunda, hız temelli direnç egzersizi yapan araştırma grubunun sıçrama yüksekliği, çeviklik ve maksimal kuvvet değerlerinin daha fazla artış gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmanın bulguları değerlendirildiğinde, her iki antrenman yaklaşımının da sprint, sıçrama yüksekliği, çeviklik ve maksimal kuvvet performanslarında belirli bir etki büyüklüğü boyutunda fark oluşturduğu, ancak özellikle hız temelli yaklaşımla yapılan antrenmanın, çeviklik ve maksimal kuvvet performanslarında daha yüksek boyutta farklılık oluşturduğu görüşüne ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hız temelli direnç antrenmanı, Sürat, Çeviklik, Maksimal kuvvet
Sedanter erkeklerde konsantrik ve eksantrik fazda uygulanan direnç egzersizlerinin kas hipertofisine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, sedanter erkeklerde konsantrik ve eksantrik fazda uygulanan direnç egzersizlerinin dirsek ve diz kas gurupları üzerindeki hipertofik etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, yarı deneysel araştırma yöntemlerinden "kontrol grupsuz ön-test ve son-test" desen kullanılmıştır. Araştırmaya spora yeni başlayan deneyimsiz (0-1 yıl tecrübe), 25- 35 yaş arası 20 (sedanter) erkek gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar seçkisiz olmayan atama yöntemi ile konsantrik egzersiz grubu (n=10) ve eksantrik egzersiz grubu (n=10) olacak şekilde iki gruba ayrılmıştır. Grupların antrenman başlangıç ağırlıkları her hareket için 1 Maksimum Tekrar (TM) testi ile belirlenmiştir. Gruplar çalışmaya başlamadan önce yapacakları hareketler ile ilgili bir ders eğitim almıştır. Eğitim sonrası eğitmen gözetiminde katılımcılar 8 hafta boyunca haftada 3 seans olmak üzere konsantrik ve eksantrik yoğunluklu direnç egzersizlerini uygulanmıştır. Ağırlık çalışmalarında her iki grupta da 1TM'nin %60-80 yüklenme içerikli düz pramit yükleme düzenlemesi kullanılmıştır. Katılımcılardan çalışma öncesi (ön-test) ve çalışma sonrası (son-test) ölçümleri kol ve bacak kalınlıkları mezura ile elle, ölçülerek alınmıştır. Ölçümler dirsek ve diz fleksör kas guruplarını içermiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde katılımcılara ait tanımlayıcı bilgiler için betimsel istatistik, gruplar arası ön test son test ölçümlerin karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T testi, grup içi ön test son test ölçümlerin karşılaştırılmasında ise Paired Sample T testi ve Wicoxon testi kullanılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi p< 0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan araştırmada eksantrik ve konsantrik fazda antrenman yapan her iki grup için de ön test son test ölçümlerinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak 8 haftalık uygulanan antrenman protokolü, her iki çalışma gurubunda da kas kütlesinde önemli ölçüde artış sağlamıştır. Araştırmanın önemli diğer bir sonucu ise, eksantrik yoğunluklu egzersizi yapan çalışma grubu konsantrik yoğunluklu egzersiz yapan çalışma grubuna göre, kol ve bacak ölçümlerinde, daha fazla gelişim gösterdiği görülmektedir.
Sedanter erkeklerde konsantrik ve eksantrik fazda uygulanan direnç egzersizlerinin kas hipertofisine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, sedanter erkeklerde konsantrik ve eksantrik fazda uygulanan direnç egzersizlerinin dirsek ve diz kas gurupları üzerindeki hipertofik etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, yarı deneysel araştırma yöntemlerinden "kontrol grupsuz ön-test ve son-test" desen kullanılmıştır. Araştırmaya spora yeni başlayan deneyimsiz (0-1 yıl tecrübe), 25- 35 yaş arası 20 (sedanter) erkek gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar seçkisiz olmayan atama yöntemi ile konsantrik egzersiz grubu (n=10) ve eksantrik egzersiz grubu (n=10) olacak şekilde iki gruba ayrılmıştır. Grupların antrenman başlangıç ağırlıkları her hareket için 1 Maksimum Tekrar (TM) testi ile belirlenmiştir. Gruplar çalışmaya başlamadan önce yapacakları hareketler ile ilgili bir ders eğitim almıştır. Eğitim sonrası eğitmen gözetiminde katılımcılar 8 hafta boyunca haftada 3 seans olmak üzere konsantrik ve eksantrik yoğunluklu direnç egzersizlerini uygulanmıştır. Ağırlık çalışmalarında her iki grupta da 1TM'nin %60-80 yüklenme içerikli düz pramit yükleme düzenlemesi kullanılmıştır. Katılımcılardan çalışma öncesi (ön-test) ve çalışma sonrası (son-test) ölçümleri kol ve bacak kalınlıkları mezura ile elle, ölçülerek alınmıştır. Ölçümler dirsek ve diz fleksör kas guruplarını içermiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde katılımcılara ait tanımlayıcı bilgiler için betimsel istatistik, gruplar arası ön test son test ölçümlerin karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T testi, grup içi ön test son test ölçümlerin karşılaştırılmasında ise Paired Sample T testi ve Wicoxon testi kullanılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi p< 0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan araştırmada eksantrik ve konsantrik fazda antrenman yapan her iki grup için de ön test son test ölçümlerinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak 8 haftalık uygulanan antrenman protokolü, her iki çalışma gurubunda da kas kütlesinde önemli ölçüde artış sağlamıştır. Araştırmanın önemli diğer bir sonucu ise, eksantrik yoğunluklu egzersizi yapan çalışma grubu konsantrik yoğunluklu egzersiz yapan çalışma grubuna göre, kol ve bacak ölçümlerinde, daha fazla gelişim gösterdiği görülmektedir.
Fiziksel aktivite düzeyinin ilköğretim çağındaki öğrencilere aitbazı fiziksel parametreler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Fiziksel aktivite düzeyinin ilköğretim çağındaki öğrencilere ait bazı fiziksel parametreler üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada literatür taraması yapıldıktan sonra araştırma grubuna ön test yapılmıştır. Ön testler bittikten sonra 8 haftalık antrenman programı uygulanmış, son testlerle beraber istatiksel analizi yapılmıştır.
Fiziksel aktivite düzeyinin ilköğretim çağındaki öğrencilere aitbazı fiziksel parametreler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Fiziksel aktivite düzeyinin ilköğretim çağındaki öğrencilere ait bazı fiziksel parametreler üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada literatür taraması yapıldıktan sonra araştırma grubuna ön test yapılmıştır. Ön testler bittikten sonra 8 haftalık antrenman programı uygulanmış, son testlerle beraber istatiksel analizi yapılmıştır.
13-16 yaş grubu erkek basketbolcularda propriosepsiyon antrenmanlarının bazı motorik özelliklere etkisi
Bu çalışmanın amacı, propriosepsiyon egzersizlerinin en az iki yıldır basketbol oynayan erkek basketbolcular üzerinde uygulanması sonucu dikey sıçrama, şut, bacak kuvvet ve denge parametreleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, erkek futbolculara antrenman öncesi ısınmada uygulanacak propriosepsiyon egzersizlerinin statik denge, dikey sıçrama yüksekliği ve reaksiyon zamanı parametreleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmanın fiziksel ve motorik testleri Halkalı Uğur Okulları Galaksi Spor Kulübünde yapılmıştır. Örneklem, deney grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12) ile olmak üzere toplamda 24 erkek basketbolcu ailelerinden yazılı onay alınarak katılım sağlamışlardır. Gruplar yansız atama ile belirlenmiş, araştırma modeli deneysel model olup gerçek deneysel desenlerden olan kontrol gruplu ön test – son test deseni kullanılmıştır. Kontrol grubu sezon öncesi basketbol antrenmanlarını uygularken araştırma grubu ise bu antrenmanların yanında propriosepsiyon antrenmanlarına iki ay boyunca devam etmiştir. Katılımcıların uygulama öncesi ve sonrasında antropometrik ölçümleri, y-denge testi, denge hata skoru testi, dikey sıçrama testi, bacak kuvvet testi ve AAHPERD şut testleri her iki grup için de tekrarlanmıştır. Çalışma sonunda ulaşmış olduğumuz veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Kişilerin ön test-son test ölçümlerinin parametrik ve nonparametrik dağılım durumları, dağılım eğrileri ve çarpıklık-basıklık (Skewness-Kurtosis) değerleri incelenmiştir. Ön test- son test ölçüm değerlerinin normallik dağılımını tespit etmek için Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Veriler normal dağıldığı için parametrik testlerde; bağımsız gruplarda t testi grup içi karşılaştırmada ise bağımlı gruplarda t testi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Basketbolcuların deney grubunda ön test ve son test değerleri dinamik denge parametresinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05) . Dinamik denge parametresi için gruplar arası son testleri değerlerine bakıldığında parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır. Statik denge değişkenine göre incelendiğinde deney grubu grup içi ön test son test değerleri arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamışken kontrol grubu denge tek hata testinde anlamlı bir sonuca rastlanmasının her iki grubun da uyguladığı antrenman programı ile ilgili olduğu düşünülmüştür. Gruplar arası statik denge performansı değerlerinde ise anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Deney grubu bacak kuvvet ön test son test sonuçları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılırken (p<0,05) gruplar arası elde edilen sonuçlar incelendiğinde herhangi bir anlamlılık bulunamamıştır (p>0,05). Dikey sıçrama ön test-son test gruplar arası verileri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiş (p>0,05) olmasına rağmen propriosepsiyon uygulanan grupta diğer gruba göre olumlu yönde daha fazla gelişme görülmüştür. Deney grubu ön test son test sonuçlarında ise anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0,05). Deney grubu grup içi ön test- son test şut isabet oranı verileri incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, propriosepsiyon egzersizlerinin olumlu yönde bir katkı sağlamış olduğu söylenebilirmektedir. Ancak gelişme çağındaki sporcuların yer aldığı propriosepsiyonun motorik özelliklerle ilişkisini inceleyen daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Futbolcuların antrenman ısınmalarında uygulanan propriosepsiyon egzersizlerinin seçilmiş motor parametrelere etkisi
Bu çalışmanın amacı, erkek futbolculara antrenman öncesi ısınmada uygulanacak propriosepsiyon egzersizlerinin statik denge, dikey sıçrama yüksekliği ve reaksiyon zamanı parametreleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmanın fiziksel ve motorik testleri İstanbul Gelişim Üniversitesi Araştırma Uygulama Laboratuvarında yapılmıştır. Isınma protokolleri ise İstanbul Gelişlim Üniversitesi Spor Salonunda uygulanmıştır. Örneklem, araştırma grubu (n=9) ve kontrol grubu (n=8) ile birlikte toplamda 17 erkek futbolcu gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Araştırma ve kontrol grupları yansız atama ile gruplara ayırılarak, araştırma modeli neden sonuç ilişkisi araştıran deneysel model olup gerçek deneysel desenlerden olan kontrol gruplu ön test – son test deseni uygulanmıştır. Araştırma grubuna ısınmada propriosepsiyon egzersizleri yaptırılmış olup kontrol grubu ise geleneksel ısınma protokolüne devam etmiştir. Katılımcıların vücut ağırlığı, boy uzunluğu, vücut yağ oranı, dikey sıçrama, reaksiyon zamanı ve statik denge testleri yapıldıktan sonra deney grubu propriosepsiyon egzersizleri yapmış olup kontrol grubu ise genel ısınma yapmıştır. Uygulama bitiminde deney ve kontrol grubuna dikey sıçrama testi, statik denge testi ve reaksiyon zamanı testi tekrar yapılmıştır. Çalışmada eriştiğimiz veriler SPSS 25.0 paket programından yararlanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin normallik dağılımını belirlemek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Veriler normal dağıldığı için parametrik testlerden bağımsız gruplarda t testi grup içi karşılaştırmada ise bağımlı gruplarda t testi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak gruplar arası ön ve son test değerlerinde propriosepsiyon egzersizlerinin statik denge parametresinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Deney grubu, grup içi ön ve son testlerinde bazı motor parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir.
Miyofasyal gevşetme tekniği ve proprioseptif nöromüsküler fasilitasyon tekniğinin maksimal kuvvet ve fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, direnç antrenmanlarından önce uygulanan miyofasyal gevşetme ve proprioseptif nöromüsküler fasilitasyon egzersizlerinin maksimal kuvvet ve fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırma grubunu düzenli olarak egzersiz programlarına devam eden 24 gönüllü erkek birey oluşturmuştur. Katılımcılar SMR grubu (n=8), PNF grubu (n=8) ve kontrol grubu (n=8) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Katılımcılara vücut kompozisyonlarını değerlendirmek için boy, vücut ağırlığı, vücut yağ oranı testleri ve sportif performanslarını değerlendirmek için bench press ve squat maksimal kuvvet testleri uygulanmıştır. Ön testler sonunda 6 hafta boyunca haftada 3 gün olmak üzere direnç egzersizlerine ek olarak SMR grubuna SMR egzersizleri, PNF grubuna PNF egzersizleri uygulatılırken, kontrol grubu sadece direnç egzersizleri uygulamıştır. Araştırma sonunda yapılan son testlerde elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Kişilerin ön-son test ölçüm skorlarının parametrik ve nonparametrik dağılım durumlarına, dağılım eğrilerine ve çarpıklık-basıklık değerlerine bakılmıştır. Çıkan sonuçlara göre istatistiksel işlem olarak, grupların zaman içerisindeki (ön ve son test) etki oranını belirlemek için iki yönlü tekrarlı ölçüm (Two-way Repeated Anova) analizi kullanılmıştır. Çıkan sonuçlar incelendiğinde uygulanan antrenman metotlarının grup içi ve gruplar arası vücut kompozisyon değerleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0,05). Üst vücut bench press maksimal kuvveti ve alt vücut squat maksimal kuvveti üzerine grup içi değerlerde anlamlı bir farklılık olduğu (p<0,05), gruplar arası tüm değerlerde ise herhangi bir anlamlı farklılık olmadığı (p>0,05) tespit edilmiştir. Uygulanan antrenman metotlarının gruplar içi gelişim gösterici bir etkiye sahip olduğu fakat gruplar arasında belirleyici seviyede anlamlılık göstermediği ifade edilebilir. Sonuç olarak, SMR ve PNF egzersizlerinin direnç antrenmanlarına ek olarak uygulatılması maksimal kuvvet performansı üzerine olumlu etkiler sağladığını göstermektedir.
Yüzücülere uygulanan pliometrik antrenmanların alt ekstremite izokinetik kuvvet, çıkış ve dönüşperformansına etkisi
Bu çalışmaya 15 kontrol, 15 deney grubu olmak üzere toplam 30 erkek serbest stil yüzücü dâhil edilmiştir. Yapılan çalışmada, yüzücülere uygulanan 12 haftalık pliometrik antrenmanların izokinetik alt ekstremite kuvveti ile çıkış ve dönüş performansına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya İstanbul ilinde ikamet eden, son 3 yıl içinde Türkiye Şampiyonasında yarışmış ve 15 yaş üzeri 15 Kontrol, 15 Deney olmak üzere 30 aktif yüzücü katılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere Repeated Measure Anova testi uygulanmıştır. Verilerin anlamlılık düzeyi p < 0.05 olarak belirlenmiştir ve analizler SPSS 24.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerin dikey sıçrama konsantrik faz ölçümleri grup içi ön test ve son test concentric maximum RFD, concentric mean force ve concentric peak force değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Eksantrik faz aşaması değerleri incelendiğinde ise eccentric peak power değerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Dikey sıçrama asimetrik değerleri incelendiğinde grup içi ön test ve son test concentric mean force asymmetry LR, concentric peak force asymmetry LR ve peak landing force asymmetry LR değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Diz izokinetik 60 sn kuvvet değerleri incelendiğinde grup içi ön test ve son test BW peak torque NM 60 sn ekstansör R, peak torque NM 60 sn fleksör R, peak torque NM 60 sn ekstansör L, BW peak torque NM 60 sn ekstansör L ve peak torque NM 60 sn fleksör L değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Diz izokinetik180 sn kuvvet değerleri incelendiğinde grup içi ön test ve son test BW peak torque NM 180 sn ekstansör L ve peak torque NM 180 sn fleksör L değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Kalça izokinetik 60 sn kuvvet değerleri incelendiğinde grup içi ön test ve son test peak torque NM 60 sn ekstansör R, peak torque NM 60 sn fleksör R, peak torque NM 60 sn ekstansör L, BW peak torque NM 60 sn ekstansör L ve peak torque NM 60 sn fleksör L değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Kalça izokinetik 180 sn kuvvet değerleri incelendiğinde grup içi ön test ve son test peak torque NM 180 sn ekstansör R, BW peak torque NM 180 sn ekstansör R, peak torque NM 180 sn fleksör R, BW peak torque NM 180 sn fleksör R, peak torque NM 180 sn ekstansör L, BW peak torque NM 180 sn ekstansör L, peak torque NM 180 sn fleksör L ve BW peak torque NM 180 sn fleksör L değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Esneklik değerleri incelendiğinde grup içi ön test ve son test ekstansiyon R ve ekstansiyon L değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Son olarak branşa özgü performans değerlerinde grup içi ön test ve son test duvara ayak temas farkı, son 20 m süresi ve total 50 m süresi değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, diğer tüm verilerde ise herhangi anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan çalışma bir kara antrenmanı olan pliometrik antrenmanın yüzücülerin performans gelişimi ve farklı parametrelerdeki gelişimine pozitif etki gösterdiği söylenebilir
Spor okullarında futbol eğitimi alan çocuklarda FİFA11+ çocuk programının seçilmiş motor parametreler üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma spor okullarında futbol eğitimi alan çocuklara uygulanan FİFA 11+ çocuk ısınma programının seçilmiş motor parametreler üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya deney grubu (11) ve kontrol grubu (11) olmak üzere toplamda 22 gönüllü çocuk katılmıştır. Katılımcıların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, BKİ (kg/m2) ölçümlerinin yanı sıra motor becerilerin değerlendirilebilmesi için otur uzan esneklik, flamingo denge, çeviklik, 30 m sürat ve bacak kuvveti testleri uygulanmıştır. Deney grubuna 6 hafta, haftada 2 gün 15-20 dakikalık FİFA 11+ çocuk ısınma programı uygulanmış, kontrol grubu ise kendi antrenmanlarına devam etmişlerdir. Programa başlamadan önce deney ve kontrol grubunun ön testleri alındıktan 6 hafta sonra son testleri alınmış ve SPSS paket programında istatistiksel analizler yapılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin normallik dağılımını belirlemek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Veriler normal dağıldığı için parametrik testlerden bağımsız gruplarda t testi grup içi karşılaştırmada ise bağımlı gruplarda t testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre deney grubunda ve kontrol grubundaki katılımcıların otur uzan esneklik, flamingo denge, çeviklik, 30 m sürat ve bacak kuvveti ön-son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca deney grubunda yer alan çocukların grup içi ön-son test karşılaştırmalarında flamingo denge ve 30 m sürat parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilirken, bacak kuvveti, çeviklik ve esneklik parametrelerinde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Araştırmada yer alan kontrol grubunun grup içi ön-son test karşılaştırmalarındaki seçilmiş motor parametrelerde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır. Sonuç olarak 11-13 yaş grubu çocuklara uygulanan FİFA 11+ çocuk ısınma programının deney grubundaki çocukların bacak kuvveti, denge, çeviklik, esneklik ve 30 m sürat ön ve son test değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmasa dahi ortalamalar incelendiğinde FİFA 11+ çocuk programının bazı motor parametrelere olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.
Elit futbolcularda dayanıklılık parametreleri ile pas değerleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada elit futbolcularda müsabaka dönemindeki dayanıklılık parametreleri ile pas değerleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve ilişki var ise ortaya çıkan ilişkinin hangi düzeyde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Spor Toto Süper Lig takımlarından Ümraniyespor A futbol takımı sporcularının 25 haftalık müsabaka verileri incelenmiştir. Müsabaka verileri küresel konumlandırma sistemi (GPS) ile elde edilmiştir. Aynı zamanda verilerin normal dağılıp dağılmadığını belirlemek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Verilerin normal dağılım göstermemesinden dolayı parametrelerin ilişkisinin incelenmesi için spearman korelasyon testi uygulanmış ve istatistiksel değerlendirme için anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programında analiz edilmiştir. Bulgular: Yapmış olduğum araştırmada toplam pas sayısı ile toplam mesafe (p= ,000; r= ,691**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde yüksek olduğu, toplam pas sayısı ile yüksek hız mesafesi (YHM) (p= ,000; r= ,389**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde zayıf olduğu, toplam pas sayısı ile sürat mesafesi (SM) (p= ,001; r= ,162**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitifi yönde çok zayıf olduğu, toplam pas sayısı ile hızlanma mesafesi (p= ,000; r= ,583**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde orta şiddette olduğu, toplam pas sayısı ile yavaşlama mesafesi (p= ,000; r= 518**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde orta şiddette olduğu, isabetli pas yüzdesi ile TM (p= ,000; r= ,213**) arasındaki korelasyon ilişkinin pozitif yönde zayıf olduğu, isabetli pas yüzdesi ile hızlanma mesafesi (p= ,000; r= 174**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde çok zayıf olduğu, isabetli pas yüzdesi ile yavaşlama mesafesi (p= ,004; r= 144**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde çok zayıf olduğu tespit edilmiştir. Diğer parametreler ile İsabetli pas yüzdesi arasında korelasyon ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Futbolcuların oyunda kaldığı süreye, toplam kat ettiği mesafeye, sprint mesafelerine bakıldığında toplam pas sayısının arttığı görülürken, futbolcuların müsabaka içerisindeki rakip futbolcuların pozisyonlarına, taktik durumlarına ve gösterdikleri reaksiyonlara bağlı olarak isabetli pas yüzdesinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Futbol, pas, sürat, dayanıklılık
Judocularda 8 haftalık core egzersiz programının çabukluk, çeviklik ve denge üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Elit judocuların antrenmanlarına ek olarak 8 hafta süre ile uygulanacak olan core egzersizlerin sporcularda çabukluk, çeviklik ve denge düzeyleri üzerine etkisinin olup olmadığını, etkiliyse ne derecede etkili olduğunu incelemektir. Motorik özelliklerden olan çeviklik, çabukluk ve dengenin judo sporcularının performansları üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın Araştırma grubunu Gaziantep ilinde yaşayan 18-25 yaş arası erkek, judo sporu yapan 40 gönüllü birey oluşturmuştur. Yaş, kuşak tipi, aktif spor yapma durumu ve hiçbir engeli ve sağlık problemi olmama kriterlerine göre katılımcılar belirlendi. Bu kriterlere uygun olan 40 sporcu zarf yöntemiyle rastgele olarak 20 sporcu deney, 20 sporcuda kontrol gruplarına ayrıldı. Her iki grupta yer alan sporcular genel antrenmanlarına devam etti. Deney grubunda yer alan katılımcılara 8 hafta boyunca haftada 3 gün statik ve dinamik core egzersiz programı uygulanmış olup, kontrol grubunda yer alan katılımcılar herhangi bir egzersiz programına dâhil edilmedi. Uygulama öncesi ve sonrası ön test ve son test ölçümleri alındı. Araştırma grubundan elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 24.0 paket programından faydalanıldı. Verilerin normal dağılımlarını incelemek için yapılan normallik testi sonucunda (Skewness-Kurtosis) normal dağılım gösterdiği sonucuna ulaşıldı. Sosyodemografik verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde analizinden faydalanıldı. Ön test ve son test değerlerinin karşılaştırılmasında Independent-Samples T Testi ve grupların kendi içerisindeki karşılaştırmalarında Paired- Samples T Testi uygulanmıştır. Kullanılan analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak 8 hafta süresince uyguladığımız core egzersizleri neticesinde T testi, İllionis testi, Reaktif çeviklik testi, Zigzag testi ve Kare drill testlerinin kontrol grubu üzerinde herhangi anlamlı bir sonucunun olamadığı görülmüştür. Deney grubunda ise T testi, İllionis testi, Reaktif çeviklik testi, Zigzag testi ve Kare drill test sonuçlarında anlamlı bir sonuca ulaşılmıştır (p < 0,05). Çabukluk, çeviklik ve denge üzerinde core egzersizlerinin olumlu yönde katkısının olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Alt ekstremitede uygulanan unilateral egzersizlerin kor parametreleri ve denge üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Çalışmanın amacı kor bölgesinin biyomekanik özelliklerini oluşturan kor stabilitesi ve dayanıklılığı, kor lateral fleksiyonu ve kor kuvveti parametrelerinin ve denge parametrelerinden biri olan statik denge özelliğinin alt ekstremite de uygulanacak unilateral egzersizlere vereceği cevapların etkilerini incelenmesini kapsamaktadır. Bu çalışmanın araştırma grubunu İstanbul ilinde ikamet etmekte olan 25-30 yaş arasındaki 20 erkek katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılar, yapılan ön testler sonucunda yaş, boy, kilo ve beden kitle indeksi sonuçlarına göre benzer özellikler taşıyacak şekilde araştırma grubu (n=10) ve kontrol grubu (n=10) olacak şekilde iki farklı gruba dağıtılmıştır. Katılımcılardan veri toplama yöntemi olarak yaş, antrenman geçmişi, sakatlığı olup olmadığını belirten yöneltilmiştir ve katılımcılara vücut ağırlığı, boy ölçümü, kor stabilizasyonu ve kuvveti, kor lateral fleksiyon, statik denge ve 1 tekrar maksimum squat testleri yapılmıştır. Bu testler ön test ve son test olmak üzere çalışma başlangıcında ve çalışmanın sonunda tekrar edilmiştir. Deney grubu, 8 hafta süresince haftada 3 gün olacak şekilde alt ekstremite unilateral egzersizler uygulamıştır. Kontrol grubu 8 hafta boyunca herhangi bir planlı çalışmaya katılmamıştır Çalışmanın sonucunda analiz edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların ön test-son test ölçüm skorlarının parametrik ve nonparametrik dağılım durumlarına, dağılım eğrilerine ve çarpıklık-basıklık (Skewness-Kurtosis) değerleri incelenmiştir. Çıkan sonuçlara göre istatistiksel analiz yöntemi olan, antrenman gruplarının zaman içerisindeki (ön ve son test) tesirini ortaya koymak doğrultusunda iki taraflı tekrarlı ölçüm (Two-way Repeated Anova) analiz yöntemi yapılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde unilateral egzersizler yapan grubun grup içi değerlerine bakıldığında vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, kor stabilite ve dayanıklılığı, kor kuvveti ve denge parametrelerinde bir anlamlı farklılığa rastlanmamıştır(p>0,05). Grup içi değerlerinden sadece bir tekrar maksimal değerlerinde anlamlılık görülmüştür (p<0,05). Gruplar arası değerlere bakıldığında vücut ağırlığı, beden kitle indeksi ve denge parametlerinde anlamlı bir farklılık görülmemişken (p>0,05), kor stabilite ve dayanıklılığı değerlerinde sadece plank değişkeninde anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Ayrıca kor kuvveti ve bir tekrar maksimal değerlerinde gruplar arası anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Yapılan çalışmanın sonucunda sedanter bireylere uygulanmış olan alt ekstremitedeki unilateral egzersizlerin kor parametreleri ve dengeyi geliştirebileceği sonucuna ulaşabiliriz. Anahtar Kelimeler: Unilateral, kor, denge, mekik, bir tekrar maksimal, stabilizasyon
Farklı yapılandırılmış dar alan oyunlarının futbolcuların iç ve dış yük parametrelerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmaya 10 lisanslı erkek futbolcu katılmıştır. Çalışmaya katılan futbolculara 3 farklı şekilde yapılandırılmış dar alan oyunlarında, iç ve dış yük parametrelerine etkisinin olup olmadığı, aralarında farklılık oluşup oluşmadığı, farklılık varsa hangi düzeyde olduğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grupları İstanbul ilinde üniversitede öğrenim gören lisanslı 10 gönüllü futbolcu katılımıyla oluşturulmuştur. Katılımcılara 3 farklı dar alan oyunu uygulanmıştır. Uygulanan dar alan oyunlarının iç ve dış yük parametrelerini belirlemek için kullanılan GPS ölçümleri ile etkisi incelenmiştir. Bu GPS parametreleri şunlardır; koşu mesafesi, kalp atım hızı, akselerasyon ve deselerasyondur. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre, 5v5 dar alan oyunu, 5v5 çizgiye basmalı ve 5v5 minyatür kale formatındaki dar alan oyunlarının iç ve dış yük parametrelerinden, mesafe ve hız parametrelerine, iş yükü ve kalp atım parametrelerine, toplam parametrelere, hız parametrelerine ve maksimum akselerasyon ve deselerasyon parametrelerine pozitif yönlü etkileri olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Fakat parametreler arasında dar alan oyunlarına göre farklılıklar da tespit edilmiştir. Yapılan çalışmadan elde edilen bulgular neticesinde, futbola özgü dar alan oyunlarının futbolcular için önemli olan iç ve dış yük parametreleri üzerine olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, antrenmanlarda uygulanacak farklı dar alan oyunları ile antrenman süresini daha aktif kullanarak sporcularda performans unsurlarında gelişim sağlamak ve buna bağlı olarak bireysel ve takım olarak başarı elde edilmesi sağlanabilir
7-9 yaş arası çocuklara uygulanan temel cimnastik eğitiminin bazı motor beceriler ile motorik özelliklere etkisinin incelenmesi
Çocukların gelişim süreçlerinde yapacakları fiziksel aktivite, egzersiz programı ya da bir branşa özgü temel eğitim programının uygulanması, onların fiziksel açıdan yeterlilik düzeylerini arttırdığı söylenebilir. Özellikle temel cimnastik eğitiminde, amaca uygun antrenman programları hazırlayarak fiziksel gelişim takibi yapılabilir. Bu ifadelerden yola çıkarak yapılan çalışmada 7-9 yaş arası çocuklara uygulanan temel cimnastik eğitiminin motorik özelliklerden denge, esneklik ve çabukluk ile motor becerilerden lokomotor (koşma, galop, tek ayak üstünde sıçrama, tek ayakla atlama, iki ayakla atlama ve yana kayma adımı) becerileri ile nesne kontrol (sopayla duran topa vurma, top sektirme, atılan topu yakalama, duran topa vurma, üstten ve alttan tenis topunu atma) becerileri üzerinde etkisi olup olmadığını ortaya koymak, etkisi var ise hangi düzeyde olduğunu saptamak amacıyla belirlenmiştir. Araştırmaya İstanbul ili Ataşehir ilçesinde bulunan Galatasaray Taç Spor Kulübüne bağlı 17 kız öğrenci katılmıştır. Yapılan araştırmada çocuklara boy ölçümü, vücut ağırlığı ölçümü, otur-uzan, flamingo, dinamik denge, çabukluk, toplam motor gelişim II (TGMD II) testleri uygulatılmıştır. 8 hafta boyunca uygulanan antrenman programı, haftada iki gün bir saat sürecek biçimde planlanmıştır ve cimnastik branşına özgü temel eğitim çalışmaları uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin normallik dağılımı için Spahiro-Wilk testi ile çarpıklık basıklık testlerine bakılmış olup istatistiksel analiz için willcoxon testi kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, lokomotor beceriler ön ve son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmazken, diğer tüm parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir.
Sedanter kadın bireylerde fonksiyonel antrenmanın antrenman yüküne ve fiziksel parametreler üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmaya 26-45 yaş arası aktif spor yapmayan spor yapmasında sakınca bulunmayan 20 sağlıklı kadın gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmaya katılan bireylere 6 hafta uygulanacak olan fonksiyonel antrenman planı ayrıntılı olarak anlatılmış çalışma hakkında bilgiler verilmiştir. Kişilerden vücut ağırlığı, Beden kütle indeksi, vücut kas ve yağ ölçümü, vücut çevre ölçümleri, algılanan zorluk derecesi ölçeği (borg skalası) ilk test ve son test olarak ölçümleri alınmış ölçümler anlık olarak kayıt altına alınmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 26 yazılım programları kullanılmıştır. Anlamlı fark 0,05 düzeyinde test edilmiştir. Verilerin dağılımı Shapiro-Wilk normallik testi ile incelenmiştir. Normal dağılan bağımlı grupların karşılaştırılmasında paired sample t-testi kullanıldı. Katılımcıların çevre ölçümlerine bakıldığında kol ve göğüs çevre ön ve son test ölçümlerinde istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (P<0.05). Ancak kalça çevresi ön ve son test değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık görülmemiştir. Araştırmada uygulanan egzersiz öncesi ve sonrası katılımcıların vücut analizi sonuçlarına bakıldığında anlamlı düzeyde farklılığa rastlanılmıştır (P>0.05). Ayrıca katılımcılar tarafından algılanan zorluk derecelerinin değerlendirildiği borg skalasında tüm parametrelerde istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (P<0.05). Tüm bu sonuçlardan yola çıkarak sedanter kadın bireylerde uygulanan fonksiyonel antrenman kadınlarda antropometrik ve fiziksel olarak olumlu etki ettiği antrenmana, fizyolojik uyumu arttırdığı söylenebilir.
Sedanter kadınlara uygulanan farklı egzersizlerin antropometrik ve motorik özelliklere etkisi
Bu çalışmaya, toplam 26 sedanter kadın katılmıştır. Yapılan çalışmada, 8 haftalık uygulanan antrenmanların, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, vücut yağ oranı ve yağsız vücut kütlesi, çevre ölçümleri, deri altı yağ kalınlığı, esneklik, kuvvet, sıçrama, aerobik dayanıklılık gibi antropometrik ve motorik özelliklere etkisinin olup olmadığı, parametreler arasında fark oluşup oluşmadığı, farklılık varsa hangi düzeyde olduğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalamaları 20-55 yaş arasında olan zumba + pilates 15 fonksiyonel + pilates 11 toplam 26 kadın gönüllü olarak katılmıştır. Denek gruplarının her ikisine de çalışmaya başlamadan önce deneklerin, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, vücut yağ oranı ve yağsız vücut kütlesi, çevre ölçümleri, deri altı yağ kalınlığı (DAYK) ölçümleri, otur uzan (eriş), mekik, dikey sıçrama, plank, 3 Dakika Basamak test parametreleri uygulanmış olup 8 hafta boyunca 2 günlük egzersizlerin sonunda testler tekrar yinelenmiştir. Alınmış olan veriler elektronik ortama aktarılarak ortalama ve standart sapma olarak verilmiştir. Verilerin dağılımları çarpıklık-basıklık değerleri ile birlikte shapiro wilk testi uygulanmış olup, normal dağılım göstermesi ile birlikte parametrik testlerden Repeated Measure Anova testi uygulanmıştır. Verilerin anlamlık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Verilerin analizi SPSS 24.0 paket programında yapılmıştır. Yapılan analizlere göre; grup içi ön ve son testler arasında vücut ağırlığı ve vücut yağ oranı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Bu durumun uygulanan antrenman programının vücut analizi parametrelerinde olumlu katkıda bulunduğu kanaatini oluşturmaktadır. Motorik özelliklere bakıldığında tüm parametrelerde gelişim olduğu görülmektedir. Ortaya çıkan bu durumun özellikle, pilates egzersizlerinin kor bölgelerine katkısı düşünüldüğünde, kardiyo egzersizleriyle desteklendiği zaman verim düzeyinin arttığı söylenebilir. Zumba ve fonksiyonel egzersizlerin arasında farklılık oluşmaması ise katılımcılara benzer düzeyde katkı sağladığı şeklinde ifade edilebilir. Çevre ölçümlerine bakıldığında uygulanan egzersiz programının özellikle kor bölgelerinde pozitif yönlü gelişime sebep olduğu görülmektedir. Kadınların vücut yapıları değerlendirildiğinde, morfolojik özellikleri gereği kor bölgelerinin daha belirgin düzeyde fiziksel deformasyona uğradığı ve bu bölgeye uygulanan egzersiz türlerinin de daha ciddi bir etkiye sahip olduğu ifade edilebilir. Çevre ölçümlerinde belirtilmiş bölgelerde aynı şekilde deri altı kıvrım kalınlığı parametrelerinde de gelişme olduğu görülmektedir. Yapılan çalışma sedanter kadınlara uygulanan kardiyo egzersizleri ile modifiye edilmiş pilates egzersizlerinin fiziksel ve fizyolojik olarak pozitif etki gösterdiği söylenebilir.
Sedanter bireylerde kinetik zincir egzersizlerinin dikey sıçrama üzerine akut etkisi
Bu çalışma, spor geçmişi olmayan yetişkinlerde uygulanan açık ve kapalı kinetik zincir egzersizlerinin kişilerde akut sıçrama Kuvvet, Hız, Güç, İtiş Mesafesi, Sıçrama Yüksekliği (cm) Sıçrama Süresi (sn) üzerine etkilerinin belirlenmesi ve iki antrenman programının birbiri ile arasındaki farklılıkların ortaya çıkması amaçlanarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya CY Performance Fitness merkezinde egzersiz yapan yaşları 36-47 olan kadın (8) ve erkek (9) toplam 17 kişi katılmıştır. Çalışmaya katılanlara Tanita cihazı ile vücut analizi, bruce testi ve eller serbest sıçrama testi uygulanmıştır. Antrenman programı olarak Trap Bar Squat, Lunge Walk, Deadlift ve Smith Machine Squat, Leg Press, Leg Extensıon, Leg Curl egzersizleri yaptırılmıştır. Çalışmaya katılanlara açık ve kapalı kinetik zincir antrenmanı sonrasında counter movement jump (CMJ) eller serbest sıçrama testi uygulanmıştır. Katılımcıların Kadınlar Yaş (yıl) 41,13±4,25 erkekler Yaş (yıl) 42,78±4,29 yaş ortalamasına, kadınlar 59,83±6,57 Vücut ağırlığı (kg) ortalamasına erkekler 92,21±9,03 Vücut ağırlığı (kg) ortalaması ile gönüllü olarak katılım sağlamışlardır. Çalışmada nicel araştırma deseninde zayıf deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma istatistiği One Way Anova yapılmıştır. Sonuç yapılan test ve bulgular neticesinde her iki grup incelendiğinde tüm parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Antrenman süresinin kısa olması kişilerin kuvvet ve güç gelişimleri için yeterli sürede olmadığı bu sebep dolayısıyla testlerde anlamlı farklılık olmadığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Spor, fiziksel aktivite, gelişmiş teknoloji, obezite, kalp rahatsızlıkları.
Propriosepsiyon antrenmanlarının profesyonel kadın futbolcularda bazı seçilmiş motorik özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, propriosepsiyon egzersizlerinin profesyonel kadın futbolcular üzerinde uygulanması sonucu dikey sıçrama, sürat, çeviklik ve denge parametreleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma grubumuzu Kadın Futbol Süper ligi İstanbul ili Fatih Vatan Spor Kulübü'nde faal futbol oynayan 22 kadın futbolcu oluşturmuştur. Futbolcular, yansız atama ile propriosepsiyon (n=11) ve kuvvet (n=11) grubu olarak iki gruba ayrılmıştır. Katılımcılara, fiziksel ve kondisyonel performanslarını değerlendirmek için vücut ağırlığı, boy uzunluğu, statik denge, illinois çeviklik, 30 m sürat ve dikey sıçrama testleri ön test olarak uygulandıktan sonra 8 hafta boyunca haftada 2 gün olmak üzere kuvvet grubuna sadece kuvvet antrenman programı uygulatılırken, propriosepsiyon grubuna kuvvet antrenman programına ek olarak propriosepsiyon antrenman programı uygulanmıştır. Çalışma süresi sonunda son testler tekrarlanmıştır. Çalışma sonunda elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Kişilerin ön test-son test ölçüm skorlarının parametrik ve nonparametrik dağılım durumlarına, dağılım eğrilerine ve çarpıklık-basıklık (Skewness-Kurtosis) değerlerine bakılmıştır. Çıkan sonuçlara göre istatistiksel işlem olarak, antrenman gruplarının zamandaki (ön ve son test) etkisini belirlemek için iki yönlü tekrarlı ölçüm (Two-way Repeated Anova) analizi kullanılmıştır. Çıkan sonuçlar incelendiğinde propriosepsiyon egzersizlerini uygulayan grubun dikey sıçrama, sürat, çeviklik ve denge parametreleri üzerinde grup içi ön ve son test değerlerinde anlamlı farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arası yapılan karşılaştırmada tüm parametrelerde herhangi bir anlamlılık bulunamamıştır (p>0,05). Uygulanan antrenman programının propriosepsiyon grubu üzerinde geliştirici etkiye sahip olduğu ifade edilebilir. Sonuç olarak, propriosepsiyon egzersizleri pozitif yönlü bir etki göstermiş olduğu söylenebilir. Buna bağlı olarak antrenman programlarının içinde yer verilmesi sonucu sporcularımız üzerinde performans gelişimine yönelik fayda oluşturacağı görülmektedir.
4-7 yaş arası çocuk cimnastikçilerde eğitsel oyunların motorik özelliklere etkisi
Bu tezin amacı 4-7 yaş arası cimnastiğe yeni başlayan çocukların, antrenmanda uygulatılan eğitsel oyun çalışmaları ile temel motorik özelliklerine, etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmaya İstanbul Suadiye'de bulanan bir spor kulübünde kayıtlı 10 deney grubu, 9 kontrol grubu olmak üzere toplamda 19 öğrenci katılmıştır. Her iki gruba da temel cimnastik eğitimi verilmiş, deney grubuna aynı zamanda eğitsel oyun oynatılmıştır. Yapılan araştırmada çocuklara, otur-uzan, durarak uzun atlama, 20 metre sürat, mekik ve zamanlı kalk yürü testleri uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin normallik dağılım için shapiro-wilk testi ile çarpıklık basıklık değerlerine bakılmış olup, verilerin normal dağılım göstermesi üzerine grup içi, gruplar arası karşılaştırma ve zaman etkileşimi için two-way repeated measure ANOVA analizi kullanılmıştır. Veriler Spss 26.0 paket programında analiz edilmiştir. Yapılan araştırmada katılımcıların ön test ve son test değerlerine bakıldığında, durarak uzun atlama, mekik ve otur uzan parametrelerinde istatistiksel olarak grup içi anlamlı farklılık tespit edilmiş olup, bu parametrelerde gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca 20 metre sürat ve zamanlı kalk yürü parametrelerinde grup içi ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Yapılan bu çalışmada, parametrelerde gruplar arası anlamlı fark tespit edilememesinin, çocukların büyüme çağında olması sebebiyle yapılan antrenmanların süresinin farklılık oluşturacak düzeyde olmadığı şeklinde ifade edilebilir. Buna karşın bazı parametrelerde grup içi değerlerde farklılığın oluşması her iki gruba uygulanan antrenman programının gelişim açısından olumlu sonuçlar ortaya çıkardığını göstermektedir. Daha sonraki yapılacak çalışmalarda benzer çalışmanın cinsiyetlere göre ve deney- kontrol gruplarına ayrılarak daha uzun süreli bir antrenman programının uygulanmasının spor bilimine katkı sağlayacağı kanısını oluşturmaktadır.
Sedanter kadınlarda uygulanan 8 haftalık farklı fıtness egzersizlerinin FMS skoru ve seçilmiş motorik özellikler üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı sedanter bir yaşam süren yetişkin kadınlara uygulanmış olan pilates ve yoga gibi farklı grup fitness egzersizlerinin kardiyovasküler dayanıklılık, esneklik, denge, patlayıcı kuvvet ve mobilite seviyesini değerlendiren fms skoruna etkisinin olup olmadığını, etkisi var ise de hangisinin daha fazla etkiye sahip olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmaya yaş ortalamaları 35-46 arasında olan 13 pilates ve 12 yoga üyesi toplam 25 kadın gönüllü olarak katılmıştır. Yoga ve pilates denek gruplarının her ikisine de egzersize başlamadan önce otur eriş, y balance, flamingo, dikey sıçrama, 3 dakika basamak ve fms testi uygulanmış olup 8 haftalık haftada 3 günlük egzersiz sonrası aynı ölçümler tekrar edilmiştir. Çalışmada elde dilen veriler elektronik ortama aktarılarak ortalama ve standart sapma olarak verilmiş olup, ön test-son test olarak analiz edilmiştir. Grup içi karşılaştırmalarda (ön test-son test) paired t testi kullanılmış, gruplar arası karşılaştırmada ise independent sample t testi kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre yoga ve pilates grubundaki katılımcıların kendi grupları içerisindeki ön test ve son test değerleri karşılaştırıldığında 3 dakika basamak, fms, flamingo, y balance, otur eriş ve dikey sıçrama test parametrelerinde anlamlı farklılık olduğu gözlenmiştir (p<0,05). Gruplar arası yapılan ön test ve son test karşılaştırmalarında ise anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak grupların kendi arasında yapılan ön test ve son testleri arasında anlamlı farklılık bulunmasada alınan ölçümlerin ortalamaları incelendiğinde; fms, kardiyovasküler dayanıklılık ve patlayıcı kuvvet parametrelerinde pilates katılımcılarının sonuçları daha fazla gelişim gösterirken, statik-dinamik denge ve esneklik parametreleinde yoga grubu katılımcılarının sonuçları daha yüksek gelişim göstermiştir. Bu durum pilates egzersiz modelinin daha akıcı bir hareket içeriğine yoganın ise daha statik ve durağan bir hareket içeriğine sahip olması ile açıklanabilir.
Futbolda uygulanan eğitsel oyunların bazı fiziksel ve biyomotorik özellikler ile temel becerilere etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, futbol branşında temel eğitim sürecinde çocukların ilgisini arttırmak, eğitim sürecini daha keyifli bir hale getirmek ve verilen temel teknik eğitimin pekişmesi için branşa özgü eğitsel oyunların antrenman programlarının içeriğinde yer alması gerektiği düşünülmektedir. Bu fikir doğrultusunda araştırmanın amacı, futbola özgü temel eğitim sürecinde uygulanan eğitsel oyunların fiziksel ve biyomotorik parametreler ile futbola özgü temel tekniklere etkisinin incelenmesidir. Yapılan araştırmada, İstanbul Sarıyer İlçesindeki Enka Spor Kulübü futbol spor okulu bünyesinde yer almış 7-13 yaş grubu arasından iki ayrı dönemin ilk döneminden 20, ikinci döneminden 25 öğrenci olmak üzere toplam 45 kişi katılmıştır. Bu araştırmada, deneysel araştırma yönteminde sporculara uygulanan testler şunlardır; Otur-uzan (eriş), durarak uzun atlama, mekik, 30 metre sprint, Johnson futbol testi (JFT), uzun slalom testleri uygulanacak olup, vücut ağırlığı ve boy ölçümü yapılmıştır. Çalışmada elde edilen verilere göre iki grup arasında vücut ağırlığı ölçümü, otuz metre, durarak uzun atlama, esneklik, Johnson futbol testi (JFT), uzun slalom, mekik ön ve son test değişkenlerinde (p>0.05) anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırmada kontrol ve deney gruplarının ön ve son test sonuçları birbirinden ayrı olarak karşılaştırıldığında, iki ayrı dönemde de vücut ağırlığı ölçümü ve otuz metre ön test ve son test değişkenleri için anlamlı bir fark bulunamadığı tespit edilirken, durarak uzun atlama, esneklik, Johnson futbol testi (JFT), uzun slalom ve mekik ön test ve son test değişkenleri için anlamlı bir fark bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda, eğitsel oyun içerikli antrenman programı ile eğitsel oyun içeriği olmayan antrenman programı arasında anlamlı bir farklılık olmadığı fakat iki antrenman programının da kendi gruplarını kapsayan ön ve son testler sonucunda katılımcılar üzerinde fiziksel, biyomotorik ve futbol temel becerileri yönünde olumlu bir gelişim ve farklılık sağladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak katılımcıların gelişimlerinde futbol temel eğitim sürecinde uygulanan eğitsel oyunların istatistiksel olarak etkileyecek düzeyde anlamlı bir fark yaratmadığı belirlenmiştir.