Haliç University
Discipline

Tekstil ve Moda Tasarımı Anasanat Dalı

Haliç University

110

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Dünya müzelerinde Osmanlı kumaş ve halıları

Asırlar süren Osmanlı İmparatorluğu'nun, sosyo-politik gücü ve görkeminin yanı sıra, sanata karşı duruşları ve sanat zevki göz ardı edilemeyecek kadar ihtişamlıdır. Ancak Türk sanatının Osmanlı'ya gelene kadarki, tarihi sürecini de göz ardı etmemek gerekir. Kökeni ilkel devirlere kadar dayanan bu sanatın, İslamiyet öncesi devirde başlayan oluşumu, İslamiyet'ten sonra şekillenmeye başlamıştır. Türk Sanatı'nın gelişimi Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 16.yüzyılda en nihai şeklini şeklini almıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda verilen eserlere Batı her zaman büyük hayranlık beslemiştir. Özellikle kumaşlarının ve halıların kalitesi, özgünlüğü ve gösterişi her zaman dikkat çekmiştir. Şu an dünya müzelerinde ve özel koleksiyonlarda bu kadar çok kumaş ve halının olması, o ihtişamlı zamanlarda, yurt dışına çok fazla eşyanın çıkarıldığı sonucuna ulaşmamızı sağlamaktadır. Çoğunluğu 16. yüzyıla ait olan bu eserler, Türk sanatının o dönem ki görkemli halini de sergilemektedir. Bu araştırmada, dünya müzelerindeki kumaş ve halıları incelemeden önce, Türk süsleme sanatının gelişimi üzerine inceleme yapılmış, dönemsel gelişimi kronolojik olarak irdelenmiştir. Türk süsleme sanatının kökenine kadar inilerek başlangıcından, en görkemli zamanına kadar, hangi eserlerde ne şekilde kullanıldığını da araştırmaya dahil edilerek dünya müzelerinde yer alan Osmanlı dönemi kumaş ve halılarını da incelenerek,araştırma görsel ve yazılı kaynaklarla desteklenmiştir. Anahtar Kelime: Osmanlı Devleti, Türk sanatı, İslamiyet, Müze, Kumaş ve Halı

16. yüzyılEl sanatlarıHalılar+5
Ecem Usta
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bilgisayar destekli kalıp tasarım sistemlerinin hazır giyim endüstrisi ve moda tasarımı eğitimlerine uyumlanma süreçleri

Türkiye'nin tekstil, hazır giyim ve moda alanında üretim ihracat eğrisinin yükselmesi, küresel dünyada hak ettiği yere gelebilmesi bu alanda gelişen teknolojiyi takip etmesi ile mümkündür. Üretim odaklı bilgisayarlı sistemlerin Türkiye'ye ilk gelişi, hazır giyim sektörünün bilgisayarlı teknolojiler ile tanışması, bilgisayarlı sistemlerin sektör ve üniversite uyumlanma süreçlerinin saha çalışması ile taranması gerek sektörde gerek akademik sahada hafızanın yenilenmesi bakımından önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye' de moda tasarımı eğitimi veren üniversitelerin ve hazır giyim sektörünün bilgisayar destekli kalıp hazırlama sistemlerine geçişini ve uyumlanma süreçlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda kalıp tasarım sistemlerinin hizmet sağlayıcıları Türkiye ofisleri, moda tasarımı eğitimi veren üniversiteler ve hazır giyim sektörü ile görüşülmüş; görüşülen yerlerin mevcut durumları incelenip, uyumlanma süreçlerine ilişkin sorunları tespit edilerek bu sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur. Bu araştırmada elde edilen veriler ekte yer alan görüşme formları üzerinden e-posta ve bire bir görüşmeler ile elde edilmiştir. Katılımcıların verdikleri bilgiler ile hazır giyim endüstrisinin bilgisayar destekli kalıp tasarım sistemlerine uyumlanmalarının büyük oranda gerçekleştiği, moda tasarımı eğitimi veren vakıf üniversitelerinin kalıp tasarım sistemlerine büyük oranda uyumlanma gösterdiği, devlet üniversitelerinin önemli bir bölümünde ise uyumlanma süreçlerinin devam ettiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada, Çizelge 6.15.te verilen Yükseköğretim Kurumuna bağlı üniversitelerin moda tasarımı bölümleri çalışmanın evreni içinde tutulmuş; ancak ara eleman ihtiyacının meslek yüksekokullarına yönelik olması talebin daha çok bu alandan karşılanması gerekçeleri ve tez jürisinin önerisi ile fakültelerin moda tasarımı bölümlerinin verileri kapsam dışı bırakılmıştır. Hizmet sağlayıcılar ile yapılan görüşmelerde eğitim kurumlarının bilgisayar destekli kalıp sistemlerini bünyelerine alabilmeleri yönünde pozitif ayrımcılığa gidildiği, özellikle devlet üniversitelerine hibe yoluyla gerekli alt yapıyı hazırlayan hizmet sağlayıcıların da bulunduğu tespit edilmiştir. Moda tasarımı eğitimi veren devlet üniversitelerinin uyumlanma süreçlerinin en kısa sürede gerçekleşebilmesi sektör ve üniversitenin iş birliği içinde olduğu dinamik bir yapıyı, bilimsel eğitim ve yerli üretim ile sektöre yönelik yürütülen devlet desteğinin üniversiteleri de kapsamına almasını zorunlu kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, Kalıp, Hazır Giyim, Moda

Şenay Servi
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil yüzey üretiminde sanatsal yaklaşımlar; kolaj ve asamblaj

Tekstil yüzey tasarımı ve üretimi modern çağın yenilik anlayışı ile her geçen gün daha da değişmekte ve gelişmektedir. 19. ve 20. yy. teknolojik olanakları sanat alanında olduğu gibi moda alanında da etkilerini göstermiştir. Sanayi Devrimi'nde yaşanan teknolojik gelişmeler sanat dallarında birtakım tekniklerin ortaya çıkmasına etki etmiştir. Modern dönemde görülen Sanayi Devrimi insanların natürellikten kopup makineleşmeye doğru gittiği bir dönem olmuştur. Sanatçıların bir şeyleri sorguladığı ve tepkilerini eserlerinde gösterebildiği bu dönemde insanların bilinç altına inanışı ve iç dünyasına yönelişi eserlere farklı materyallerin dahil olmasına ve yeni tekniklerin gelişmesine neden olmuştur. Bu tekniklerden olan kolaj ve asamblaj Modern Çağ akımlarından olan Kübizm akımında görülmektedir. Kolaj ve asamblaj teknikleri resim ve heykel sanat dallarında olduğu gibi tekstil yüzey tasarımı alanında da görülmüş ve normalleşmeye yüz tutmuş, yenileri tüketmiş, yaratıcılığını kaybetmiş modaya yeni bir soluk getirerek tasarımcıların ilham kaynağı olmuştur. Bu çalışmada sanat kavramının teknolojik olanaklarla birlikte göstermiş olduğu değişiklikler, Modern Çağ'daki teknolojik gelişmelerin kolaj ve asamblaj tekniklerinin ortaya çıkmasındaki etkileri, bu tekniklerin görüldüğü bazı akımlar incelenmiş ve hangi tasarımcılarının tekstil yüzey üretiminde ilham kaynağı olduğu, kullanılan materyal çeşitliliği, teknolojik gelişmeler anlatılmış ve incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Modern Çağ, Tekstil yüzey üretimi, Kolaj, Asamblaj,

AsamblajGiyilebilir sanatKolaj+7
Merve Balık
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tekstil sektöründe örme yüzeylerde akıllı teknoloji ve malzeme kullanımı

İklimlerde yaşanan sıcak, soğuk ve diğer doğa olayları gibi dış etkenlerden, kendini korumak isteyen insanoğlunun; varoluşundan buyana giyim hayatının önemli bir parçası haline gelmiştir. İnsanlar yüzyıllardır, gündelik hayatlarının tamamında kıyafet kullanmaktadır. İlk çağlarda sadece korunma ve vücudu örtme amacıyla kullanılan giysi; ileriki dönemlerde insanların göz zevkine hitap eden, estetik amaç için kullanılarak moda haline gelmiştir. Yüzyıllar içerisinde medeniyet, bilim ve teknolojinin gelişmesi sonucu günümüzdeki insanların rahatlığını artırmak için hayvansal ve bitkisel lifler gibi geleneksel hammaddelerin dışında yeni teknolojik malzemelerle "leke tutmama", "nefes aldıran", "kalp ve kan akışını takip edebilen" vb. ilave özelliklere sahip kıyafetler üretilmeye başlanmıştır. Giyimin bu özellikler kazanması, nanoteknoloji ile desteklenen akıllı tekstiller ile mümkündür. Dünya tekstil yüzeylerinde katma değeri yüksek olan akıllı tekstile yönelmektedir. Giyilebilir teknoloji içeren akıllı tekstiller, insan hayatında daha çok yer kaplayacağı ön görülmektedir. Bu giysiler çevresel etkileri algılayarak tepki verebilmektedir. Gelecekte büyük bir potansiyele sahip olmaları, tekstil yüzeylerinin önemli bir kısmını oluşturması beklenmektedir. Özellikle son yıllarda akıllı tekstiler ile modanın etkileşimi artmaktadır. Akıllı teknolojinin kullanıldığı moda ürünleri, gelecek için umut verici ve gelişmeye açık bir alandır. Bu teknoloji tekstil kumaş alanında dokuma, dokusuz ve örme tekstil yüzeylerine uygulanabilmektedir. Tekstil örme yüzeyli kumaşlarına bakıldığı zaman örme diğer yüzeylere kıyasla yumuşak, esnek, istenilen formu rahatça alınabilmesi sayesinde farklılık göstermektedir. Akıllı malzemeler ile birleştirildiğinde farklı yapısı sebebiyle her yüzey ve alanda kullanılabilmektedir. Uzmanlar; ileriki yıllarda akıllı uygulamaların tekstil sektöründe her üretim yüzeyini etkileyerek büyük bir tasarım, üretim ve satış potansiyeline sahip olacağını öngörmektedir. Bu sebeplerden dolayı, yapılan tez çalışmasında, ülkemizdeki örme tekstil sektörü açısından yeni gelişecek akıllı uygulamaların kullanımı ve tasarımına ışık tutması amaçlamıştır. Çalışma kapsamında; giyim modasının tarihsel süreci, değişiklikleri, yenilikleri, 19. Yüzyılda yaşanan sanayileşme, bilim ve teknolojinin gelişmesiyle yeni tekstil malzemelerinden biri olan akıllı tekstil yüzeyleri sınıflandırılmış, Türkiye ve örme modasına etkileri incelenmiş ve konuyla ilgili görsellerle desteklenmiştir.

Akıllı tekstilGiyilebilir teknolojiNanobiyoteknoloji+2
Fulya Yavru
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk devlet politikalarının tekstil ve modaya etkisi

Giysinin tarihçesi incelendiğinde sadece örtünmek için kullanıldığı süreçlerden, her milletin sosyo-kültürel, politik, ekonomik parametrelerine göre sürekli değişerek kendini ifade ettiği bir araç da olmuştur. Ancak şimdiye kadar giysi tarihi yerli ve yabancı kaynaklarda, araştırma ve çalışmalarda genel olarak estetik veya sanatsal olarak yoğunlaşmış, devlet politikalarının giysi üzerine etkileri geri planda kalmıştır. Türk Giysi tarihine bakıldığında ise araştırmalar kısıtlı olmakla birlikte, geçmişten günümüze kalan giysiler genellikle saray kıyafetleridir. Yine dönemsel olarak kıyafetlerin değişimi bu veriler ışığında değerlendirilmiş, tarihsel süreçte doğrudan politika ile bağlantılı olarak değişen Türk giysi modası bu yönü ile incelenmemiştir. Bundan hareketle hazırlanan tez çalışmasında, Türk giysilerinin dönemsel değişimleri interdisipliner bir yaklaşımla, politika, siyaset, sosyo-kültürel açılımlarla geniş bir yelpazede araştırılarak bunların dönemsel politikalarla ilişkisi ve ifadesi incelenmiştir.Bu amaçla yerli ve yabancı litaratür araştırmaları yapılarak görsel kaynaklarla desteklenmiştir. Tez çalışmasında sırası ile; politika kavramı tanımlanarak Osmanlı politikalarına değinilmiş, bu politikaların siyasi kültürel ve ekonomik yönden analizleri yapılarak dönemsel olarak incelenmiş, bunların tekstil kültürü ve sanatına etkisi yorumlanmış ve son olarak da Türk Tekstil ve Giysi kültürünün devlet politikaları yolu ile ifadelerinin etkisi ve bağlantısı kurularak,Türk Giysi tarihinin dönemsel değişimleri çok yönlü bir bakış açısı ile araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tekstil, Moda, Politika, Kültür, Osmanlı

Devlet politikalarıErkek giysileriKadın giysileri+2
Mine Fevziye Aktepe
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel giysi ve aksesuarlarının çağdaş giysi tasarımına etkisi üzerine bir örnek: Sivas yöresi

Küreselleşme teknolojinin gelişmesiyle birlikte, ulusal sınırların ortadan kalkmasıyla dünyanın küçülerek küresel bir köye dönüşmesidir. Küreselleşme kavramı ekonomi, kültür, sanat, teknoloji, moda gibi birçok alanları da etkilemektedir. Küreselleşmeyle birlikte, yeni gelişen mobil ağlar uzak mesafelerin birbirilerine yakınlaştırmasıyla, dünyanın bir yerinde moda olan giysilerin sosyal medya aracılığıyla tüm dünyadaki insanlar tarafından görülme imkanı sunmaktadır. Küreselleşmenin hayatımızda olumlu etkileri olduğu kadar, olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Yerellik bireylerin kendi kültürlerine ait olan örfleri, inançları, dansları müzikleri, yerel sanatları, giyim tarzları gibi onu diğer toplumlardan ayıran özelliklerin tamamıdır. İnsanların geleneksel giysileri her zaman kendi kültürlerini bir yansıması olmuştur. Bireyler duygularını, düşüncelerini ve toplumlardaki konumlarını geleneksel giysilerle ifade etmişlerdir. Giyim biçimleri insanların sembolik anlatım dili olup, geleneksel giysilerin oluşmasında örfler, adetler, semboller, müzik, inançlar ve sanat gibi unsurların etkili olduğu görülmektedir. Dünyada birçok kültürün kendisine özgü geleneksel giysisi vardır. Bu giysileri birçok tasarımcıya ilham kaynağı olmuş, tasarımlarında kullanmıştır. Türkiye'de Anadolu bulunan geleneksel giysiler, çok zengin bir giyim kuşam kültürene sahip olup, çağdaş moda tasarımcıları tarafından esin kaynağı alınarak tasarımlarına yansıttıkları görülmektedir. Bu araştırmada Sivas ilinin geleneksel kadın giysilerinin kaynak araştırılması, giysileri giyen kadınlarla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak ve fotoğraf çekimleri yapılarak, insanlara bu giysileri tanıtmak amaçlanmıştır. Tezin ikinci bölümünde Çağdaş giysi modasına küreselleşmenin etkileri, üçüncü bölümünde Yerel kültür ve giysi kavramı, dördüncü bölümde Yerel kültürlerin giysi modasına etkisi ve geleneksellik, beşinci bölümde Sivas ilinin geleneksel kadın giysileri ve aksesuarları tanıtılmaktadır. Son bölümde Sivas ili yöresel kıyafetleri çağdaş giysi örnekleri anlatılmıştır.

KüreselleşmeModaSivas
Merve Elçi
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Operadaki Hayalet adlı müzikalin kostümlerinin giysi restorasyonu ve tasarım bakımından incelenmesi

Antik Yunan Tiyatrosuyla başlayan kostüm sanatı, günümüze kadar sergilenen sahne sanatlarında, oyunun geçtiği döneme ışık tutabilmek ve karakter özelliklerini yansıtabilmek için önem taşımaktadır. Sahnede kostüm; dekor ve oyuncu performansı ile beraber bütüncül bir etkiye ulaşmakta ve böylelikle seyirciye bir ambiyans sunmak mümkün olmaktadır. 1986 yılında gösterime giren "Operadaki Hayalet" adlı müzikal, kostümleri bakımından ele alındığında oldukça gösterişli eserleri sahneye taşımaktadır. Maria Björnson tarafından tasarlanmış olan kostümlerin, ilk sergilendiği günden günümüze belirli parçaların devamlılığını koruduğu ve 19. Yüzyıl döneminin giyimini yansıtan desen ve kumaşların, aynı zamanda dönemin işçiliklerini yansıtan model özelliklerini taşıdığı görülmektedir. Oldukça eski kumaş ve dikim teknikleri kullanılarak elde edilen bu kostümler, üzerinde uygulanan onarımlar ise tekstil teknikleri konusu içinde yer alan giysi restorasyonu kavramıyla açıklanabilir. 19. Yüzyılda başlayan ve mimari başta olmak üzere bir çok alanda yapılabilen restorasyon faaliyeti, günümüzde kumaş yüzeyleri ve giysi için de uygulanabilmekte, materyale özgü onarım ve koruma faaliyetleri ile birlikte değer taşıyan eski giysilerin bugüne ulaşmasını sağlamaktadır. Giysi restorasyonunun uzun yıllar devam edebileceğini gösteren "Operadaki Hayalet" müzikalinin kostümleri tasarım açısından incelenecek, kostüm- restorasyon ilişkisi bakımından malzeme ve tekniklerin açıklanması amaçlanmaktadır. Çalışmanın ikinci kısmında restorasyonun tanımı yapılmakta ve üçüncü kısımda ise giysi restorasyonuna yön veren, giysinin ana malzemesi olan tekstillerin günümüze ulaşabilmesi için yapılan koruma ve onarım teknikleri açıklanmaktadır. Tekstil ürünlerindeki bozulmaların nedenleri ve onarım uygulamaları anlatılmaktadır. Dördüncü kısımda, giysi restorasyonunun, işlem basamakları açıklanarak, giyside bölgesel onarımlar, kalıp, boya ve motif onarımları örnekler ile anlatılmaktadır. Beşinci kısmında ise sahne sanatlarında kostüm tasarımının yapım aşamasında dikkat edilmesi gereken noktalar vurgulanmaktadır. Çalışmanın son bölümünde "Operadaki Hayalet" isimli müzikalin giysi restorasyonuna örnek olarak gösterebileceğimiz kostümleri, dönemin özellikleri ile beraber yansıttığı giysi modası incelenmektedir. Tez çalışmasında mülakat tekniği kullanılarak, müzikalde sergilenen kostüm tasarımlarının muhafaza edilmesi ve onarılması ile ilgili yöntemlere ulaşılmış, alandaki literatür incelenmiş, görsellerle desteklenerek sunulmuştur.

KostümModaTekstil
Tilbe Selhanoğlu
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Osmanlı'nın son dönemlerinden cumhuriyete geçiş sürecinde kadın kimliği ve kıyafetleri

Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi kadın kimliği, aydın kadınlar, dergiler, cemiyetler ve kıyafetlerde batılılaşma etkisi incelenmektedir. Çalışma da Osmanlı Devleti'nin son yılları ve Cumhuriyet ilanı ile kadın kimliğinin ve giysi özelliklerinin gelişimi ele alınmaktadır. Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında Tanzimat fermanının ilan edilmesi ile birlikte, kadın haklarında yenilikler görülmeye başlanmıştır. Bu hakların doğrultusunda modernleşen kadın kimliğine ve kılık kıyafetine yansımıştır. Cumhuriyet Dönemi çağdaşlaşmasında kadın kimliği projesine toplum için de ne kadar uygulanabilmektedir? Osmanlı kadını ve Cumhuriyet kadını, modernleşme sürecinde bu reformları ne derece benimsediği tespit edilmekte ve kılık kıyafete yansıması incelenmiştir. Cumhuriyet'in ilk zamanlarında oluşturulan reformlarının, kadın imajı üzerinde yapılan değişimleri incelenmektedir. Türk Kadını modern kimliğine, Cumhuriyet Dönemi'nde Atatürk tarafından gerçekleşen reform hareketleri ile erişmektedir. Cumhuriyet Dönemi'nin temsil eden kadın kimliğinin incelenmesi ve bu değişimleri yaşarken hükümetin çizdiği imaj ile bu süreci yaşamakta olan kadın kimliğini arasında karşılaştırılması yapılmıştır. Bu ilerleyen zamanda, kadınlara tanınan haklar ve yasaların ne kadarı gerçekleşmektedir. Cumhuriyet Dönemi'nde yeni kadın imajı geleneksel kimliğinden sıyrılarak, modern, çağdaş bir görünüm almaktadır. Kadınlar, devlet tarafından yol gösterilerek, eğitim ve çalışma hayatının içinde olması desteklenmektedir. Cumhuriyet Dönemi en büyük eğilimi Türk kadınının erkeklerle eşit haklara sahip olması hedeflenmektedir. Tanzimat Fermanı ile geleneksel giyim anlayışına karşı modern kıyafetlere doğru adımlar atılmaktadır. Cumhuriyet Dönemi'nde modern giyim şekli kabul edilmekte ve kılık kıyafet inkılabının ilan edilmesiyle, Türk kadın giyiminde modern olma yolunda değişim başlamıştır. Cumhuriyet Dönemi çağdaşlaşması projesinde kadın kimliğinin inşası ve birey olabilme konusu ve giyim sürecinde ki evreler incelenmektedir. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçen süreçte geleneksel kadın kıyafetlerin, modern giysilere dönüşmesi ele alınmaktadır. 1920'lerin sonuna kadar geçen zamanda sınırlandırılmış, Türk kadınlarının giysi tercihlerinin sosyal konumlara göre değişimi konu olarak açıklanmaktadır.

Elvin Başhan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

XVI.- XVII. yüzyıl Osmanlı kaftanlarında kullanılan desenlerin sürdürülebilir esaslı iplikleri ile dokuma tekniği kullanılarak üç boyutlu tekstil tasarımlarının oluşturulması ve tasarım dokuların yapısal, konfor özelliklerinin araştırılması

Osmanlı İmparatorluğu'nun XVI. ve XVII. yüzyıllarına ait kaftan desenlerinde yer alan lale, nar ve karanfil motiflerinden esinlenerek, sürdürülebilir moda ve tekstil alanında yenilikçi dokusal yapılar geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu motifler, günümüz tekstil teknolojileri kullanılarak üç boyutlu dokusal yapılara dönüştürülmüştür. Sürdürülebilirlik, çalışmanın ana odağı olan çevreye duyarlı liflerin kullanımıdır. Bu bağlamda hem doğal esaslı lifler hem de geri dönüşüm esaslı lifler hammadde olarak seçilmiştir. Çalışma dahilinde tasarımcının rolü yalnızca estetik çözümler üretmekle sınırlı kalmamıştır aynı zamanda hammadde odaklı sürdürülebilirlik hedeflenmiştir. Tez çalışması kapsamında 15 farklı kumaş, 6 farklı kompozisyon, 13 renk ve 5 farklı desen tasarımı yapılmıştır. Kumaşların tamamı Osmanlı kaftan desenlerinden ilham alınarak tasarlanmış, motifler ve renkler modernize edilerek yeniden yorumlanmıştır. Kumaş üretiminde, çözgü iplikleri için PET ve r-PET; atkı iplikleri için ise; Poliviskon, Tencel, Rolefin, organik pamuk ve bambu gibi sürdürülebilir hammaddeler ve suda şişen iplik tercih edilmiştir. Suda şişen hidrofil Poliester iplikler, üç boyutlu dokusal tasarımların oluşumunda etkili bir şekilde kullanılmıştır. Üretilen kumaşlar ve kullanılan ipliklere fiziksel testler gerçekleştirilmiştir. İplik numaraları, iplik mukavemeti(cN/tex) ve uzaması(%) ve büküm (T/m)özellikleri analiz edilmiştir. Kumaş üretiminden sonra dikiş açma testi, kopma mukavemeti (yatay ve dikey), kopma uzaması (yatay ve dikey) sürtme ve ışık haslığı, aşındırma direnci ve hava geçirgenliği gibi testleri gerçekleştirilmiştir. Bu testlerden elde edilen veriler, kumaşların yapısal karakterizasyonu, konfor ve dayanıklılık özelliklerini değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, üretilen kumaşlardan iki adet özgün giysi tasarlanmıştır. Araştırma sonuçları, çevre dostu üretim gerçekleştiren tasarımcılar ve firmalar için ilham kaynağı olmanın yanı sıra, sürdürülebilir moda ve tekstil alanındaki gelecekteki çalışmalara ışık tutmayı amaçlamaktadır.

Rukiye Zeynep Gencal Öztürk
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş tekstil ve moda tasarımında yenilikçi yaklaşımlar bor minerali

Ülkemiz dünya bor rezervlerinin yaklaşık olarak %73 'üne sahip olmasına karşın, Türkiye bor ihracatını ucuz fiyata satılan ham bor olarak gerçekleştirmekte ve bor pazarından elde etmesi gereken kârı yarı yarıya düşürmektedir. Türkiye'nin bor pazarındaki kâr payını yükseltmek için, katma değeri çok daha yüksek olan işlenmiş bor ürünlerine yönelmek, üretim kapasitelerini, kullanım alanları ve ürün çeşitliliğini artırmak gerekmektedir. Ancak, ülkemizde halen belli başlı sanayi kolları dışında sınırlı alanlarda kullanılan bor cevheri, ülkemiz ihracatında çok önemli bir paya sahip tekstil sanayi alanındaki çalışmalar çok kısıtlıdır. Bor piyasasının tekstil sanayi gibi potansiyel sektörlerde kullanımını teşvik etmek, Üniversite-sanayi iş birliğine girerek AR-GE faaliyetleri ile yeni teknoloji ve üretim arayışlarına girmek gerekmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, dünyanın 3/2 si gibi bir oranda bor rezervlerine sahip olan ülkemizde bir nevi milli hazinemiz sayılan bor madeninin özellikleri, kullanım alanları ve dünya bor pazarındaki yeri incelenmiş; laboratuvar ortamında yapılan örnek bir araştırma ve uygulama ile bor katkılı Nanokompozit malzeme %100 pamuklu kumaşa uygulanmış ve elde edilen veriler paylaşılmıştır.

İsa Dal
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Modern batı sanatının toplumsal yapı ve modayla etkileşimi

Rönesans döneminde ortaya çıkan hümanizm akımı insanların kültürel anlamda gelişimine katkıda bulunmuş ve Modern Batı Sanatı'nın temellerini atmıştır. 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar etkinliğini sürdüren Modern Batı Sanatı, toplumla sanatın etkileşimini anlamak açısından zengin bir tarihi süreç sunar. Bu süreç, politik, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan mercek altına alındığında, Modern Batı Sanatı'nın toplumsal yapı ve modayla etkileşiminin diyalektik bir yapıda olduğu ve ciddi değişimler geçirdiği gözlemlenir. Toplumun kökten değişmesini sağlayan önemli tarihi olaylar; I. ve II. Dünya Savaşları ve Soğuk Savaş bu dönemde yer alır. Çağın en önemli entelektüel akımları olan Aydınlanma Çağı ve Romantizm dönemi sadece sanatı ve modayı etkilememekte, sanat, moda ve toplum arasındaki ilişkiyi de değiştirmektedir. Bu diyalektiğin değişim sürecinin tanımlanması ve yukarıda adı geçen üç değişik perspektiften değerlendirilmesi tezin ana kapsamını oluşturmaktadır. Batı kültürünün etkin olduğu ülkelerdeki yaşayış biçimini anlamak ve toplumu sosyolojik olarak değerlendirebilmek için kendi dönemine damgasını vuran resimler analiz edilmiş, üç farklı başlık altında incelenmiştir. İlk olarak, dönemin tarihi olaylara bakış açısını yansıtan resimler, ikinci olarak saray ve burjuva kesimin kıyafetlerinin değerlendirilmesini sağlayan resimler, üçüncü olarak da halkın ruh halini yansıtan resimler üzerinden ele alınmıştır. Resimleri incelerken tarihin şartları göz önünde bulundurularak neden- sonuç ilişkisi gözetilmiştir. 16.- 19. yüzyıllar arasında sanat sadece kraliyet-saray mensubu kişilerin duvarına astığı müzelik yapıtlar iken, 20. yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde sanat artık yaşam biçimini ve ruh halini yansıtan, onu biriktirmenin entelektüel bir hareket olduğu bir olguya dönüşmüştür. Sanatçılar kendi duygularını dışa vurmakta özgürleşmiş, temel resim teknikleri dışında kendi hayal güçlerini veya bilinçaltlarını resimlerine yansıtmışlardır. Özgürleşen sanatçı ekolü, sanat tacirleri, din adamları veya kraliyetin isteklerine bağımlı olmadıklarından, resimlerinde toplumsal olaylar ve halkın hissettiklerini çarpıcı bir şekilde yansıtırken, dönemin ruhunu anlamamızı sağlamış, tarihe ayna tutmuşlardır. Fransız Devrimi ile başlayıp, iç savaşları ve Sanayi Devrimi'ni konu alan önemli resimler dönemin politikasını ve halkın yaşadıklarını çözümlemek adına incelenmiştir. Batı uygarlığının dönemsel farklılıklarını araştırmak üzere kendi yaşadığı döneme damgasını vuran 18 ressamın 37 adet resmi üzerinden kıyafet analizi yapılmıştır. Halkın yaşadığı zorlukların tüm gerçekliğiyle çizildiği resimlerde toplum yapısını anlamak için analiz edilmiştir. Sanayi Devriminin ortaya çıkmasıyla gazete ve dergiler sayesinde modanın yayılma hızı artmış, makineleşmenin sonucu olarak kıyafetlerin üretim süresi kısalmış ve halkın daha kolay ulaşabileceği bir hal almıştır. Sonuç olarak sanatçı yeni bir özgürlük kazanarak gelenekten arınmış, tablolarına veya kıyafetlerine kendi ruh halini yansıtabilir hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Modern Batı Sanatı, Rönesans, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi, Sanat, Moda, Tekstil

Avrupa sanatıEndüstri DevrimiFransız İhtilali+3
Şiir Önen
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biyomimikrinin termokromik baskı tasarımı kullanılarak sürdürülebilir moda tasarımında uygulanması

Biyomimikri, yaşam ve taklit kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan, yeryüzündeki birçok canlının fiziksel özelliklerini ve çalışma biçimlerini inceleyen bir bilimdir. Canlıların doğada yaşam şekilleri ve tehlikelere karşı verdikleri reaksiyonlar tasarım alanına ilham kaynağı olmuştur. Doğayı ve doğadaki canlıların her türlü davranışını gözlemleyip taklit etme sanatı olan biyomimikri kavramı ile tıp, mimari, endüstri, ulaşım gibi birçok farklı alanda yaratıcı çözümler ortaya çıkmıştır. Biyomimikrinin en fazla kullanıldığı alanlardan biri tekstil sektörüdür. Tekstil lifleri, iplikler, kumaş yüzeyleri ve giysi tasarımında birçok biyomimikri uygulaması ile yenilikçi ve işlevsellik odaklı ürünler elde edilmiştir. Yaşadığımız dünyayı bizden sonraki nesillere zarar vermeden ya da en az zararla aktarabilmemizi sağlayacak olan sürdürülebilirlik faaliyetleri her geçen gün daha büyük bir önem kazanmaktadır. Geçmişte bir tasarımdan yaratıcılık beklenirken, yeni teknolojilerin var olmasıyla multifonksiyonel, işlevsellik kavramı devreye girmiştir. Tez çalışmasında, sürdürülebilirlik teması çerçevesinde atık materyaller ile tasarımın zenginleştirilmesi ve multifonksiyonellik kazandırmak amaçlanmaktadır. Tez çalışmasında, akıllı tekstillerin bir bölümünü oluşturan, ısı yoluyla renk değiştiren kromik boyarmaddeler ile baskı uygulamasıyla deneysel bir tasarım yapılmıştır. Akıllı tekstiller, sürdürülebilirlik ve biyomimikri kavramları içeren multifonksiyonel ürün tasarımı yapmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda sürdürülebilir moda kapsamında doğadan ilham alarak atık materyallerden dokusal yüzeyler oluşturularak ve biyomimikri destekli kromik baskı tasarımları ile model tasarımı ve üretimi yapılarak bir kapsül koleksiyon sunulmuştur. Hazırlanan koleksiyon ile doğadan ilham alınan inovasyonlar ve tasarımsal öğeler bir arada kullanılarak doku ve baskı uygulamalarıyla sürdürülebilirlik teması vurgulanmıştır. Tasarlanan ve dikilen modeller üzerinde yorumlama ve değerlendirmelerle sürdürülebilirliği temel alan biyomimikri ilhamlı akıllı giysi tasarım önerileri sunulmuştur. Tez çalışması kapsamında, doğada bulunan malzemelerin birçok tekstil uygulaması için sayısız mükemmel kaynak ve potansiyel oluşturduğu öngörülmektedir. Doğadaki tasarım ve süreçlerin taklit edilerek gelecekte sürdürülebilir, teknolojik ve yenilikçi uygulamaların geliştirileceği ve çok büyük bir potansiyele sahip olduğu düşünülmektedir.

Akıllı tekstilBiyomimikriModa+2
Zeynep Kabacı
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Türkiye'de kumaş desen tasarımının gelişimi: Sümerbank ve Vakko desen örnekleri üzerinden karşılaştırmalı analiz

Türkiye'de desen tasarımının tarihi göz önüne alındığında, endüstriyel üretime yönelik ürünler ortaya koyan yerleşik kurumları, ülkenin sosyo-ekonomik, politik ve kültürel dönüşümlerinden bağımsız olarak, yalnızca Türkiye'deki desen tasarımının yansımalarını incelemek açısından değerlendirmek eksik ve yanıltıcı olacaktır. Bu bağlamda Sümerbank ve Vakko gibi Türkiye'nin önde gelen tekstil firmalarının hitap ettiği hedef kitlelerin farklı kültürel ve ekonomik düzeylerde olmaları, firmaların üretimlerinde farklılıklara neden olmaktadır. Bu çalışmada Ulu Önder Atatürk'ün kurucusu olduğu Sümerbank ile Vitali Hakko tarafından kurulan Vakko'nun, cumhuriyetin ilk yıllarından 2000'li yıllara kadar geçen sürecine ışık tutulurken; bağlantılı olarak Avrupa'da tarihsel süreçte desen çalışmalarının gelişimi, bu gelişmelerin Türkiye'ye yansımaları da incelenmiştir. Sümerbank ve Vakko'nun özellikle genç cumhuriyetin yeniden yapılanma sürecine katkılarının daha net okunabilmesi adına, tarihsel süreç içerisinde sanayi devriminin etkilerinin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ülkeye etkisi, yapılan literatür taramasıyla aktarılmaya çalışılmıştır. Araştırmamızın temel amacı ise ülkemizde 1930-2000 yılları arasında desen tasarımı yapan ve bu tasarımları basılı hale getiren Türk moda ve tekstil tarihinin başat öneme sahip kuruluşları Sümerbank ve Vakko'nun desen bağlamında karşılaştırmasının yapılması; bu doğrultuda iki farklı hedef kitleye sahip bu iki kuruluşun desen albümlerinden seçilen desenler yıllara göre incelenerek yapılacak karşılaştırmalı desen analizi sonucunda ortaya çıkan desen farklılıklarının, firmaların çalışanlarına desen tasarımı sürecinde yaklaşımları ile değerlendirilerek yaratıcılığa etkisinin irdelenmesidir. Çalışma kapsamında kumaş desen tasarımı sürecinin desen tasarımındaki çalışma şartları, desenlerin yapımında kullanılan teknikler, araştırma ve ilham süreci ve üretim süreci hakkında veri toplayabilmek için nitel araştırma yöntemi kullanılarak 1930-2000'li yıllar arasında Sümerbank ve Vakko'da kumaş desen tasarım departmanında çalışmış/çalışan kişiler ile 17 sorudan oluşan mülakat yapılmıştır. Aynı kapsamda Sümerbank ve Vakko desen albümlerinden alınan toplam 17 desenin raport özelliklerinin, desen motif türlerinin, desenlerdeki derinliklerinin, renk sayılarının, kumaş türlerinin, ve baskı türlerinin karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Tez çalışmasının sonuç kısmında mülakatlar ve desen analizlerinin neticeleri detaylı bir şekilde yer almaktadır ancak özetle Sümerbank ve Vakko firmalarının hedef kitlelerinin farklı olması üretim esnasında ticari kaygı göz önünde bulundurularak özellikle renk çeşitliliği, desen tasarım teknikleri ve baskı teknikleri ile ilgili kararlar alındığı, bu kararların desen tasarımlarında sınırlılıklara yol açtığı, sonucuna varılmıştır.

DesenKumaşlarModa+3
Eda Turan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Analyzing fashion shows over the past decade as performance art: Collaborations with three AI programs and interviews about the impact of AI on fashion creativity

This research explores how fashion and art intersect within the realms of performance art and artificial intelligence, paying attention to both their conceptual depth and lived experience. In today's creative landscape, the boundaries between fashion and art are becoming increasingly blurred, while the influence of artificial intelligence on aesthetics, expression, and production has grown into a key area of exploration. Against this backdrop, the research delves into the artistic and social effects of technology-driven fashion performances and how these are reshaping fashion's place as an art form. The study takes a mixed-methods approach. It includes an extensive review of relevant literature and a detailed analysis of fashion shows staged by brands like Avavav, Rick Owens, and Gucci between 2014 and 2024. Additionally, in-depth interviews were carried out with five contemporary fashion designers and artists whose work blends technology and their artistic expression. Last not least, a case study of a collaboration with three different non-fabric generative AI programs Luma, Kling, and Freepick, has been conducted to compare how each program succeeded to alter the textile of an original hand-knitted dress in its own ways. To summarize, the primary aim of this study, which combines fashion art and AI, is to demonstrate the potential of AI-generated imagery in raising awareness within the fashion industry. This study serves as a call to the fashion and textile sectors to embrace cutting-edge technologies as tools for social and environmental advocacy.

Zıneb Sabır Al-maslouhı
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cosplay ve moda tasarımına etkisi

Bu tez çalışması, popüler kültürün önemli bir alt dalı olan cosplay olgusunu moda tasarımı bağlamında ele alarak, cosplay'in hem bireysel ifade biçimi olarak taşıdığı potansiyeli hem de moda sektöründeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Cosplay'in tanımı ve tiyatral kostümlerle arasındaki farklar üzerinde durularak, bu kültürel pratiğin yalnızca sahneye yönelik bir giyim biçimi değil; aynı zamanda bireysel yaratıcılığın, karakterle özdeşleşmenin ve sosyal etkileşimin bir aracı olduğu vurgulanmaktadır. Tez kapsamında cosplay'in tarihsel gelişimi, sektörleşme süreci ve reklam dünyasıyla kurduğu ilişkiler detaylı biçimde incelenmiştir. Ayrıca Türkiye'de gerçekleşen cosplay etkinlikleri ve Türk cosplayer'ların deneyimleri üzerinden yerel bağlamda bu kültürün nasıl benimsendiği analiz edilmiştir. Cosplay'in sokak modasına olan etkisi, günümüzde özellikle genç kuşakların estetik tercihlerine ve stil anlayışına yansımaktadır. Film, dizi ve video oyunlarından ilham alınarak hazırlanan koleksiyonlar ile Fantasy Role Play (FRP) ve Live Action Role Play (LARP) gibi etkinliklerdeki uygulamalar, cosplay'in moda üzerindeki etkisinin çok yönlülüğünü gözler önüne sermektedir. Çalışmada ayrıca Japonya, ABD, Güney Kore ve Fransa gibi farklı ülkelerden örneklerle cosplay'in sokak modasıyla nasıl bütünleştiği gösterilmiştir. Kültürel melezlik, dijitalleşme ve sosyal medya estetiği gibi güncel dinamikler, cosplay'in yalnızca bir hayranlık pratiği değil; aynı zamanda çağdaş bir sanat formu ve moda dili haline geldiğini kanıtlamaktadır. Bu tez, cosplay'in moda tasarımı üzerindeki etkilerini çok yönlü bir bakış açısıyla değerlendirerek literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Cansu Öztunç
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Giysi tasarımında kumaş seçimini etkileyen faktörlerin incelenmesi ve yeni tasarım önerileri

Bu çalışma, giysi tasarımında kumaş seçimini etkileyen faktörleri inceleyerek pamuk esaslı dokuma gömleklik kumaşlar özelinde deneysel ve tasarımsal değerlendirmeler yapmayı ve yeni tasarım önerileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Kumaş seçimi yalnızca estetik bir tercih değil; işlevsellik, dayanıklılık, maliyet etkinliği ve üretim verimliliği açısından da kritik bir karar sürecidir. Gömleklik kumaşlar, bu parametrelerin en net şekilde gözlemlenebildiği ürün gruplarından biri olması nedeniyle araştırmanın odak alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında kadınlara yönelik üç farklı gömlek modeli tasarlanmış, toplam dokuz ürün üretilmiş ve altı farklı pamuk esaslı dokuma kumaş (iki bezayağı, iki dimi, iki saten) hem deneysel hem de tasarımsal açıdan değerlendirilmiştir. Deneysel aşamada kumaşlara ISO 13935-1 (şerit yöntemi, dikiş kopması) ve ISO 13936-2 (sabit uzama yöntemi, dikiş kayması) standartlarına uygun testler uygulanmış, elde edilen bulgular tablolar halinde sunulmuş ve varyasyon katsayıları üzerinden üretim tutarlılığı analiz edilmiştir. Bulgular, kumaşın yapısal özelliklerinin dikiş performansı ve tasarımsal sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koymuştur. Bezayağı kumaşlar, yüksek kopma mukavemeti ve dengeli performansları ile güvenilir sonuçlar sağlamıştır. Dimi kumaşlar, yüksek uzama kapasiteleri sayesinde form verilebilirlikte avantaj sunmuş; saten kumaşlar ise estetik görünümleriyle öne çıkmakla birlikte kayma eğilimleri nedeniyle sınırlı performans göstermiştir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, kumaş seçimi ile tasarım kararları arasındaki güçlü etkileşimi ortaya koymakta; dokuma tipi, iplik numarası, gramaj ve iplik sıklığının gömleklik kumaşlarda dikiş performansı üzerinde kritik rol oynadığını göstermektedir. Böylece çalışma, tasarımcılar, üreticiler ve araştırmacılar için hem teknik hem de yaratıcı açıdan yol gösterici bir kaynak niteliği kazanmış; kumaş seçiminin estetik bir tercih olmanın ötesinde, ürün ömrünü uzatan, güven sağlayan ve sürdürülebilirliği destekleyen stratejik bir karar olduğunu vurgulamıştır.

Sevgi Hüseyin
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Moda tasarımında altkültür stilleri: İstanbul-Bağcılar örneği

Çalışmanın konusu, kentsel mekan, kent kültürü ve birey arasındaki ilişkilerin bağlantısının araştırılması ile uluslararası moda tasarımı platformunda varlık gösteren altkültür stillerinin tanımlanması ışığında Bağcılar'daki gençlik altkültürünün giyim alışkanlıklarının incelenmesi oluşturmaktadır. Bu kapsamda tez çalışması dört bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde kentin merkez ve merkez dışı alanları arasındaki farklar incelenmiş; altkültürlerin doğmasına ve şekillenmesine zemin sağlayan gecekondu, varoş, getto ve periferi mahallelerinin tanımı yapılmıştır. Bu tanımlamalar nezdinde ülkemizde yaşanan kentsel dönüşüme değinilerek Bağcılar'ın mekansal ve kültürel konumlandırılmasının yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca Bağcılar'da saha çalışması ile araştırılacak olan gençlik altkültürünün literatürde nasıl işlendiğine yer verilmiştir. İkinci bölümde kültür, popülerkültür ve altkültür kavramlarının tanımı yapılarak; bu kavramların kent merkezi ve kentin merkez dışı alanlarında nasıl karşılık bulduğu, kentsel mekanın kültürün evrimine nasıl etki ettiği ve kitle iletişim araçları ile medyanın altkültürlere nasıl etki ettiği incelenmiştir. Üçüncü bölümde iletişim aracı olarak giyimin tanımı yapılmış ve gençlik altkültürlerinde milenyum sonrası küresel moda tasarımı eğilimleri ve stilleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde İstanbul, Bağcılar semtinde yapılmış olan saha çalışması ile yüzyüze gerçekleştirilen görüşmelerin verileri toplanarak son on yılda Bağcılar gençlik altkültürünün geçirdiği evrim incelenmiştir. Bağcılar gençlik altkültürüne dair toplanan birincil ve ikincil kaynak verilerinden esinlenerek "Ayandan Yana" isimli bir moda tasarımı projesi gerçekleştirilmiş ve 12 görünümden oluşan bir erkek giyim koleksiyonu ortaya çıkarılmıştır. Koleksiyona ait tüm aşamaların görselleri de tez çalışmasının bu son bölümüne eklenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Moda, Stil, Altkültür, Kültür, Kent, Bağcılar, Milenyum.

Özge Nalbantoğlu Turunç
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanayi devrimi sonrası iç mekan tekstil ürünlerinin tarihsel gelişimi ve yenilikçi yaklaşımlar

Günümüz tekstil sektörünün önemli alt kollarından biri olan iç mekan tekstillerinin, Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar gelen gelişmeleri, bu gelişmelerin insan yaşantısına etkilerini ve alanda yapılan yenilikleri derlemeyi amaçlayan, 'Sanayi Devrimi Sonrası İç Mekan Tekstil Ürünlerinin Tarihsel Gelişimi Ve Yenilikçi Yaklaşımlar' başlıklı tez çalışmasında; değişen yaşam koşulları ve tüketici ihtiyaçlarına yönelik iç mekan tekstil ürünlerini geliştirme süreçleri incelenmiştir. Bu çalışma ile, iç mekan tekstil endüstrisinin tarihi, teknolojik ilerlemelerin etkisi ve yenilikçi yaklaşımların sektöre olan katkılarını ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde; iç mekan tekstil ürünlerinin tanımı, tekstil endüstrisindeki yeri, çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Sanayi Devrimi'ni hazırlayan etkenler ile bu etkenlerin Avrupa ve Türkiye'deki tekstil sektörlerine etkileri incelenmektedir. Sanayi Devrimi'nden günümüze üretim süreçlerinde ve teknolojide yaşanan değişim ve gelişmelere bağlı olarak İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Sanayi Devrimleri incelenmiştir. Sanayi Devrimlerine bağlı olarak artan üretim verimliliği ile hızlı ve köklü bir değişime giren toplumların yaşam standartlarındaki değişim ve gelenekten kopuş sebebiyle ürün estetiğindeki standartlaşmanın kaçınılmaz sonucu olarak Avrupa ve Türkiye'de sanat ile endüstri arasındaki bağ arayışlarına dair bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, 1990 yılı ve sonrasında iç mekan tekstil endüstrisinin Avrupa ve Türkiye'deki üretim, tasarım ve pazarlama alanlarındaki yenilikler detaylı bir şekilde irdelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Alt bölümlerde ise alana katkı sağlamış marka ve tasarımcıların ürettikleri yenilikçi iç mekan tekstil ürün örnekleri üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, ilk Sanayi Devrimi'nden günümüze yaşanan teknolojik gelişmelere bağlı olarak, iç mekan tekstil endüstrisinin mevcut durumu ve uluslararası pazardaki yeri; sanatsal gelişmeler, rekabet ortamı, işbirlikleri, sektörel organizasyonlar aracılığı ile Türkiye ve Avrupa'da gelişmeye ve genişlemeye devam etmektedir. Günümüz yaşam koşulları ve tüketici davranışları, tekstil endüstrisini yalnızca üretim amaçlı olmaktan ziyade, üretim süreçlerinin şeffaflığı, insan-çevre, kalite ve tasarım odaklı unsurları da önemsemeye yönlendirmektedir. İç mekan tekstil sektörünün, sanat ve zanaatin endüstri ile buluştuğu önemli bir alan olduğu gerçeği ile işbirliklerinin ve bilgi paylaşımlarının önemi, yapılan araştırmalar ile ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tekstil, Ev Tekstili, Tasarım, Moda, Marka

Şilan Göker Ekiz
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Jeanne Lanvin örneği üzerinden bayan ve çocuk giyim koleksiyon önerileri

Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar geçen zaman diliminde giysi; insanları soğuktan koruyan, sert ve zorlu iklim koşullarına bağlı olarak insanın dayanma gücünü arttıran bir örtünme, korunma unsuru iken zamanla kültürel değişimler, teknoloji alanındaki gelişmeler, değişen ekonomik koşullar doğrultusunda insanoğlunun birey olarak kendisini ifade edebilmesinde önemli bir unsur olarak gelişme göstermiştir. Günümüzde giyim olgusu insanlar için sadece örtünme veya dış etkenlerden korunma şeklinde düşünülen bir olgu olsaydı kişiye ait sadece birkaç parça giyim eşyası olacaktı. Ancak insanlar karakter, zevk, kendilerini dış dünyaya karşı ifade etme biçimi, sosyal ve ekonomik statü açısından birbirlerinden ayrılmak amacı ile giysiyi kullanmışlardır. Tarihsel devinim boyunca gerçekleşen ilerleme içerisinde giyim olgusu öncelikli olarak bireyin belli bir gruba, sınıfa ait olduğunu göstermesi ve vurgulaması için materyal, renk, doku, kumaş, aksesuar, desen açısından çeşitlendirilmiş ve tasarlanmıştır. Giyim tarihi incelendiği zaman, insanoğlunun içerisinde yaşadığı toplumun, ait olduğu kültürün, ayak bastığı coğrafyanın örtünme ile giyinme eylemi arasında bulunan ilişkiyi yakından etkilediği fark edilebilmektedir. Moda olgusunun oluşum ve gelişimi; modanın giyim sektörü içerisinde yer bulması toplumlardaki estetik bir duyarlılığın ilerlemesi ile orantılıdır. Toplum içerisinde ortaya çıkan ticari, siyasi, kültürel anlamdaki eylemler, sanatsal düşünce yapıları, çevresel faktörler, teknoloji alanında ortaya çıkan yenilikler ve gelişmeler, bireylerin kendi içlerinde ve ilişkilerindeki etkenler modaya yön vermekte ve böylece moda toplumsal bir olgu haline gelmektedir. Moda hızlı bir devinim halindedir. Çünkü moda, toplumda meydana gelen, herhangi bir alanda ortaya çıkan değişimler, insanlar arasında oluşan düşünce farklılıkları, o andaki olay ve durumlara karşı etki- tepki gibi sebeplerden etkilenmeye ve şekil değiştirmeye uygun bir kavram ve oluşumdur. Moda tarihinin anlamı, günümüz dünyasında 'tasarım' kavramının nasıl ortaya çıktığı ve hangi aşamalardan geçtiği ile ilişkilidir. Çünkü 20. Yüzyıldan itibaren moda dünyasında 'tasarımcı' tek yönlü açıdan bakılarak sadece giysileri hayal eden ve diken bir birey değil; içerisinde yaşadığımız dünyanın kavramlarını inşa eden bir üretici konumunda bulunmaktadır. Giysilerimizi hayal eden ve terziliğini yapan kişilerin bir terzi olmaktan çok nasıl dünyanın en büyük sektörlerinden birinin yüzü haline geldikleri sorusunun cevabına ulaşabilmek için ise yapılan araştırmalar ve tespitler doğrultusunda Avrupa' da tanınmış ve gelişme göstermiş tasarımcı- terzi- modacı niteliğini taşıyan Jeanne Lanvin dikkat çekmektedir. Kurulduğu ilk günden günümüze kadar en uzun süreli ve aralıksız bir şekilde aktif olarak varlığını sürdüren moda evlerinden biri olan Lanvin markasının kurucusu Jeanne Lanvin, moda ve giyim sektöründe yenilikler ve tasarımlar ortaya koymuş; moda tasarım dünyasına giysi tasarımı, aksesuar tasarımı ve tekstil tasarımı açısından farklı ve dikkat çekici bir boyut getirerek haute couture dünyasına da katkıda bulunmuştur. Lanvin kızından ilham alarak 'Anne- Kız' elbiseleri tasarlamıştır ve bunlara ek olarak kıyafetleri aksesuarla zenginleştirmiştir. Bu giysi tasarım biçimini markasına uyarlayarak özgün olmak adına dikkat çekmiştir. Yaşadığı dönemde bu tasarım fikri ve uygulama yöntemleri ile giysi moda sektöründe özgün bir konuma sahip olmuştur. Tasarımlarını oluştururken geleneksel olandan kopmamış; ürünlerini güncel olan gelişmeler ile birleştirerek tasarlamış ve kullanıcıya sunmuştur. Bu çalışma moda ve tekstil tasarımı öğrencileri için özgünlük ve tasarımda farklılık ortaya koymak, yaratıcılığın geçmiş, şuan ve gelecekle birlikte harmanlanması, farklı fikirlerden beslenmek bakımından olumlu katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada amaç; literatür taramasının sonucunda elde edinilen bilgi ve analizler ışığında tekstil ve moda eğilimlerinde geleceğe yönelik tasarım ve uyarlamaların doğru ve net tespitini yapabilmek olarak düşünülmektedir. İncelenen konu ile ilgili yeterli Türkçe kaynak ve veri bulunmamasından dolayı yabancı dildeki kaynaklardan Jeanne Lanvin örneği üzerinden gidilerek incelemeler ve bu incelemeler doğrultusunda uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca araştırmada ilgili branşlardaki tasarım eğitimi programları ve öğrenciler için Türkçe kaynak oluşturulması planlanmıştır.

Giysi tasarımıGiysilerKadın giysileri+4
Fazilet Ceyhanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk çizgi ve resimlerinin tekstil ve moda tasarımı alanında kullanılması

Resimler, çocukların gelişim süreçlerinin, bireysel yeteneklerinin ve iç dünyalarının somut bir yansıması olmanın yanı sıra, aynı zamanda onlar için psikolojik bir rahatlama aracı niteliği taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, çocukların çizgisel gelişim evreleri doğrultusunda şema öncesi (4–7 yaş) ve şematik (7–9 yaş) dönemlerde ortaya koydukları renk, çizgi, şekil ve desenlerin kumaş tasarımlarına uyarlanması ve bu tasarımlar temelinde kız ve erkek çocuklara yönelik giysi koleksiyonlarının oluşturulmasıdır. Bu doğrultuda, çocukların kendilerini ait hissettikleri bir dünya yaratmak, onların sanatsal ifade biçimlerini tekstil ve moda alanında değerlendirmek ve söz konusu ifadeleri sanatsal ve tasarımsal bir değere dönüştürmek hedeflenmektedir. Araştırmada, çocuk gelişimi açısından önemli iki dönem olan şema öncesi (4–7 yaş) ve şematik (7–9 yaş) dönemdeki çocukların kendilerine verilen bir konu çerçevesinde yaptıkları resimler temel alınmıştır. Bu resimlerde yer alan renk, çizgi, şekil ve desenler, dijital ortama aktarılmış; grafiksel desen haline getirilmiş ve %100 pamuklu kumaşlara dijital baskı yöntemiyle uygulanmıştır. Yeni tasarlanan kumaşlar, kız ve erkek çocuk giysi tasarımlarında kullanılmıştır. Şema öncesi ve şematik dönemlerde yapılan resimlerde yer alan renk, çizgi, şekil ve desenlerden esinlenerek oluşturulan ürünlerin, çocuklarda kendilerine özgü bir dünyada oldukları hissini uyandıracağı düşünülmektedir. Dolayısıyla bu araştırma, çocukların duygu ve düşüncelerini sanat aracılığıyla dışa vurmasına katkıda bulunması ve renk, çizgi, şekil ile desenlerin çocuklarla ilgili farklı disiplinlerde de kullanılabileceğini göstermesi açısından önemli görülmektedir. Günümüzde çocuk giyimi sektöründe yer alan hazır giyim ürünlerinde, tasarımlar genellikle yetişkin bakış açısıyla ve kalıplaşmış temalarla hazırlanmaktadır. Bu durum,çocukların hayal gücüyle oluşturdukları bireysel çizimlerin görmezden gelinmesine ve çocukların giysilerle kurdukları duygusal bağın sınırlı kalmasına neden olmaktadır. Bu araştırma, bu boşluğu doldurmayı hedeflemekte ve çocukların kendi çizimlerini kendi giysilerinde görmelerinin, onların özgüven gelişimine, yaratıcılıklarına ve sanatsal farkındalıklarına katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Çocuk çizimlerinin, yalnızca bir sanat ürünü değil, aynı zamanda giysi tasarımında kullanılabilecek estetik ve özgün görsel öğeler olduğu vurgulanmıştır. Giysi üretim sürecinde; çocukların yaptığı çizimlerin dijitalleştirilmesi, desen oluşturulması, kumaş üzerine uygulanması ve nihai ürünün dikimi adımları gerçekleştirilmiştir. Bu sayede çocukların hayal dünyası ile moda tasarımı arasında yaratıcı bir bağ kurulmuştur. Aynı zamanda, bu yaklaşım sayesinde çocuklar mağazalarda dolaşırken yalnızca tüketici değil, aynı zamanda giysi tasarım sürecinin aktif bir parçası olma duygusunu da yaşayacaklardır. Araştırma sonucunda, çocukların çizim becerilerinin yalnızca estetik bir ifade biçimi olmadığı, aynı zamanda bilişsel ve motor gelişimleriyle doğrudan ilişkili olduğu belirlenmiştir. Çocukların yaptıkları resimlerin, içinde bulundukları gelişim döneminin özellikleriyle paralellik gösterdiği söylenebilir. Bu bağlamda, araştırma çocuk çizim ve resimlerinin moda ve tekstil tasarımında estetik, yaratıcı ve duygusal bir dil oluşturmak açısından güçlü bir kaynak olduğunu ortaya koymuş; aynı zamanda çocuk merkezli tasarım anlayışının gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Bu yaklaşımın yalnızca bireysel tasarım ürünlerinde değil, aynı zamanda ticari ölçekte üretim yapan markalar için de ilham verici bir yöntem olabileceği düşünülmektedir. Gelecekte benzer çalışmaların yaygınlaştırılmasıyla, çocukların yaratıcı potansiyellerinin daha geniş alanlarda değerlendirilebileceği ve sanatsal ifade özgürlüklerinin desteklenebileceği öngörülmektedir.

Dilek Karcı Ballı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İleri dönüşüm tasarım uygulamaları ve farklı moda müşterilerinin bu konudaki görüşlerinin belirlenmesi

Günümüzde çevresel krizlerin derinleşmesi, doğal kaynakların hızla tükenmesi ve iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha görünür hale gelmesi, birçok sektörde olduğu gibi moda endüstrisinde de sürdürülebilirlik temelli yeni yaklaşımları zorunlu kılmıştır. Özellikle hızlı moda anlayışıyla birlikte artan seri üretim ve tüketim kültürü, su tüketimi, karbon salımı ve tekstil atıklarının artmasına sebep olarak modayı dünyanın en kirletici endüstrilerinden biri haline getirmiştir. Bu bağlamda, moda sektöründe sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerine geçiş kaçınılmaz hale gelmiş, bu dönüşümün merkezine ise ileri dönüşüm (upcycling) tasarımı yerleşmiştir. İleri dönüşüm, kullanım dışı kalmış ya da atık haline gelmiş giysi ve tekstil ürünlerinin fiziksel yapısını bozmadan yaratıcı yöntemlerle yeniden işlevlendirilmesini ve estetik değeri yüksek, özgün tasarımlar olarak tekrar kullanıma kazandırılmasını amaçlayan sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Bu yönüyle, yalnızca çevresel sürdürülebilirliği desteklemekle kalmamakta; aynı zamanda kültürel ifade, bireysel yaratıcılık, etik sorumluluk ve duygusal bağ kurma gibi çok boyutlu katkılar sunmaktadır. Bu çalışma, ileri dönüşüm ile gerçekleştirilen tasarımlara yönelik farklı moda müşteri profillerinin görüşlerinin belirlenmesini ve bu doğrultuda ileri dönüşüm tasarım anlayışının, moda müşteri profillerine göre nasıl farklılık gösterdiğini belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen anket aracılığıyla, 18-65 yaş aralığında yer alan 105 kadın moda tüketicisinden elde edilmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğunu, 18–35 yaş aralığında, üniversite mezunu, aktif olarak çalışan ve orta gelir grubuna mensup bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların moda müşteri profilleri incelendiğinde, en yüksek oranların "vitrinde görünce benimseyen (İlk Çoğunluk)" ve "bütçe dostu tüketiciler" profillerinde toplandığı, en düşük oranın ise "yenilikçi tüketiciler (Trend Takipçileri)" profiline ait olduğu görülmüştür. Alışveriş davranışları büyük oranda "ihtiyaç duydukça alışveriş yapma" biçiminde şekillenmiş olup, farklı sosyoekonomik gruplarda benzer bilinçli tüketim eğilimleri gözlemlenmiştir. Gelir ve eğitim düzeyleri arttıkça, modayı ifade aracı olarak kullanma biçimlerinde farklılıklar görülse de, genel eğilim etik ve ekonomik hassasiyetlerle belirlenmiştir. İleri dönüşüm tasarımlarına yönelik tutumlar incelendiğinde, "yenilikçi tüketiciler (Trend Takipçileri) "bu ürünlere en olumlu yaklaşımı sergilerken, diğer profillerde de genel olarak olumlu ancak temkinli bir tutum gözlemlenmiştir. Özellikle lüks tüketici segmentinde estetik ve kalite algısı nedeniyle daha çekimser yaklaşımlar dikkat çekmiştir. Bu durum, farklı tüketici profillerine özel pazarlama stratejilerinin gerekliliğine işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışma, ileri dönüşüm giysi tasarımının sadece çevresel değil; estetik, etik, kültürel ve mesleki boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini ortaya koymakta ve sürdürülebilir moda kavramının çok katmanlı yapısına dikkat çekmektedir. Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, ileri dönüşüm ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için görsel sunumun güçlendirilmesi, erişilebilir fiyatlandırma politikaları oluşturulması ve tüketici segmentlerine göre iletişim stratejileri geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Büşra Çeltikçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Altmış beş yaş üstü kadın tüketiciler için giysi koleksiyon önerisi

İnsanlığın en temel ihtiyaçlarından biri olan giysilerin, kişilerin bünyelerine uygun, yaşam konforlarını yükseltecek nitelikte olması gerekmektedir. Araştırmada 65 yaş üstü yaşlı tüketicilerle yapılan görüşmeler doğrultusunda kendileri için üretilen giysi parçalarının vücutlarındaki ısı değişikliklerine, cilt hassasiyetlerine, günlük kullanım konforlarına ve yaşam tarzlarına uygun olarak hazır giyim sektöründe bulamadıkları yönünde olmuştur. Özellikle giyinme gibi basit eylemler, yaşlılar için oldukça zorlayıcı olduğundan onların rahatlıkla giyebilecekleri, günlük hayatlarını etkilemeyecek unsurlarda tasarım yapılması araştırmada ulaşılan sonuçlar arasında yer almaktadır. İnsanların yaşam sürelerinin artması dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda daha fazla yaşlı kitlenin bu durumdan etkileneceği düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak önceden belirlenmiş olan görüşme formu ile yaşlı tüketicilerle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeye LC WAIKIKI 'den alışveriş yapan gönüllü katılım sağlayan 65 yaş üstü 42 beden 80 katılımcıya pamuklu gömlek denetilerek görüşleri alınmıştır. Görüşmelerden alınan veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz edilen bulgular doğrultusunda 65 yaş üstü kadın yaşlı tüketicilerin beklenti, talep ve ihtiyaçlarını karşılayacağı ön görülen; ilkbahar-yaz sezonuna uygun olan 10 adet bluz-gömlek tasarımı yapılmıştır.

Teknik resim
Beyza Gençkurt
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bayan giyiminde marka ve tasarım

Bayanlar için güzel giyinerek görsel açıdan çekici görünmek arzu edilen bir durumdur. Fakat güzel görünme sürecinde bayanlar satın aldıkları hazır giyim markalarına güvenmek isterler. Farklı bir ifadeyle bayan hazır giyim üreten bir markanın tüketicilerine iyi ve güzel görüneceklerine dair bir takım vaatler vermesi gerekmektedir. Bu noktada bayan hazır giyim sektöründe tasarımın gerekliliği ve önemi öne çıkmaktadır. Bu tez bayan hazır giyim sektöründe markalaşmak yolunda tasarımcıların sağladığı katkıları ortaya koymak amacıyla yazılmıştır.

Giysi tasarımıHazır giyimHazır giyim ürünleri+3
Zehra Köseliören
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

18.yy Gajar Hanedanı Döneminin araştırılması ve günümüz giysi modasına uyarlanması

Bu araştırmada amaç, 18 ve 19. Yy arasında İrana hükmeden Türk Hanedanı; Qajar Hanedanının 18. yydaki hükümetlerini baz alarak tanıtmak ve giysi formlarını anlatıp günümüz giysi modasına uyarlamak olmuştur. Bu konuyu seçme nedenim ise eskiyi canlandırıp, öz kültürü yaşatmaktır. Bu nedenle ilk etapta, İrandaki hanedanları kısaca tanıtılıp, ülke tarihindeki uygarlıklar ve her uygarlıkta ilk çağdan günümüze kadar, İranlıların uğraştığı ve oluşturdukları sanat dalları anlatılmıştır. Yaklaşık 30 hanedanın hükümetinde ilgi alanı olan dallar Tekstil, Resim, hat, çömlekçilik, şiir ve ülkedeki değerli doğal taşların kaynağı bol olduğu için Metal ürün ve aksesuar yapımı revaçta olmuştur. Her hanedanın giyim kültürü kısa ve öz bir şekilde anlatıldıktan sonra, konumuz olan Qajar hanedanı tanıtılıp, giyimlerini, kültürel ve siyasi bakış açıları ve en önemlisi sanatta izledikleri yollar anlatılmıştır. Bu anlatımlardan sonra ise İranlı olmayan tasarımcıların Qajarlarla ilgili ortaya çıkardıkları çalışmalar anlatılmıştır. son aşamadada kumaş baskısı ve pratik yöntemler ile erkek va kadın için günümüze uygun birer modern kombin tasarlanıp hazırlanmıştır. Bu çalışma İranın var oluşundan bu yana sanatı ve en önemlisi giysi kültürü hakkında bilgi verip, Moda dünyasında yeni tasarımlar yaratılmasına yardımcı olmuştur, İran tarihini, İran sanat ve giysi tarihini anlatan eski ve yeni tarih kitapları ve son yıllardaki turistler ve yabancı diplomatların yazdıkları seyahatnamelerden yararlanırarak, müzeler ve eski yapıtların verdiği bilgiler kaynak olarak kullanılıp hazırlanmıştır.

18. yüzyıl19. yüzyılGiysi tasarımı+7
Andıa Avegan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
22
Master'sOpen AccessTR

Kapitalist menfaat ilişkilerinin moda endüstrisi üzerindeki olumsuz etkilerinin incelenmesi

Kapitalizmin ortaya çıkması ile moda kavramı farklı bir boyuta geçmiştir. Moda endüstrisi, hammadde ve sermaye gibi üretim araçlarının büyük bölümüne sahip olmanın getirdiği kâr hırsının sonucu olarak ortaya çıkan kapitalist sömürü düzeninin bir parçası haline gelmiştir. Kapitalizmle birlikte moda endüstrisinin tekelleşen büyük firmalarının elde ettiği kazançlar, tüketicinin rolü, sınıf sorunsalı, ekonomik kriz dönemlerinin geçmiş ve güncel moda pazarına ve tüketiciye olan etkileri irdelenmiş olup, tüketim satın alma fetişizmi çerçevesinde sorgulanmıştır. Son iki yüzyıla damgasını vuran kapitalizmin pek tabi ki olumsuz etkileri mevcuttur. Moda endüstrisinde çalışan işçilerin kötü çalışma koşulları incelenmiş ve bu sektörde yaşanmış iş kazalarından örnekler verilmiştir. Moda endüstrisindeki beden algısı, modellerin yeme bozuklukları, kadın haklarının çiğnenmesi, ırkçı yaklaşımlar ve sektörün iç yüzünü ortaya çıkaran sosyal, ekonomik, fiziksel ve çevresel olumsuz etkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Ayşe Çalışkan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu kültüründe, geleneksel Ardahan Damal giysilerinin bebeklerle sembolleşmesi ve etnik değerleriyle günümüz modasına uyarlanması

Yapılan araştırmalar ve uygulamalar neticesinde, Damal geleneksel kıyafetleri yıllar önce insanların giydiği fakat artık günümüzde yerini oyuncak bebeklere giydirilmiş üzere sürdürmektedir. Artık günlük hayattan ziyade özel günlerde insanların tercih ettiği bu geleneksel kıyafetin özünü, gelenekselliğini, etnik desenlerini, renklerini ve sembolleşmiş anlamlarını kaybetmeden günümüz teknolojisine uyarlanıp giyilebilir hale getirmeyi amaçlamıştır. Geçmişin altın tozları, her bir deseni, rengi bir ayna gibi insanların yansıması ile oyuncak bebeklerle yaşatılmaktadır. Günümüzde de geleneğini bozmamak adına oyuncak bebeklerden, giyilebilir hale getirilip hayatta kalmayı sunmaktadır. Eskide sıkıştırılıp kalmış geleneksel olan güzellikleri şimdiki teknoloji, kumaş, iplik, tasarım, renk, koleksiyon, board gibi donanımlarla değerlendirmek ve kıyıda köşede kalan güzellikleri canlandırmak, bu projenin önemini vurgulamaktadır. Yapılan araştırmalar bu konuda ülkemizde var olan araştırmaların eksikliğini gidermeye yardımcı olmayı hedeflemektedir.

Gizem Akkuş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan psikolojisi ve giysi tasarımı

İhtiyaç kavramını inceleyen Murray ve Maslow, ihtiyaçları biyolojik ve psikolojik olmak üzere 2'ye ayırmışlardır. Bireylerin elde etmek istedikleri, kabul görme, kendini öne çıkarma, statü, prestij ve güzel görünme gibi psikolojik ihtiyaçlar moda ile mümkün hale gelmiştir. Giysilerin psikolojik işlevi, fiziksel işlevinin önüne geçmiştir. İncelemeler süslenme güdüsünün örtünmeden önce geldiğini göstermektedir. Kişilerin giyimi, çoğu zaman psikolojik durumları hakkında onların söze dökebileceğinden ya da söze dökmek isteyeceğinden daha fazlasını ifade etmektedir. Bu çalışmada kadın psikolojisi ve giysi tasarımının alt yapısı araştırılmaktadır. İlk bölümde; kişilerin giysi tercihlerinde estetik zevklerinin önemi, estetik ile psikolojinin bağı, beğeni, güzel kavramları, güzel giyinme ve renklerin psikolojiye etkisi konuları araştırılmıştır. İkinci bölümde ise, giyimin fiziksel ve psikolojik fonksiyonları, psikolojik ve sosyolojik açıdan moda konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise, psikoloji ve moda arasındaki etkenler incelenmiştir. Moda tarihindeki önemli olayların kadın psikolojisini nasıl etkilediği, ekonomik ve sosyolojik durumun psikoloji üzerindeki etkisi, kitle iletişim araçları ve kültürel etkenler, son olarak da kişilik özelliklerinin psikolojik boyutu ve giysi seçimlerindeki etkisi incelenmiştir.

Giysi tasarımıGiysilerPsikoloji+3
Gamze Özmen
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti First Lady'lerinin giyim ve yaşam stilleri ve yaşadıkları dönemdeki moda akımları ile ilişkileri

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti First Lady'lerinin giyim ve yaşam stillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlarının biyografileri ve devamında Cumhurbaşkanı eşlerinin biyografileri incelenmiş olup; eğitim hayatları, evlilikleri, First Lady ünvanını alma süreçleri ve First Lady ünvanı aldıkları dönem itibariyle tercih ettikleri giysiler incelenmiştir. First Lady'lerin yaşadıkları dönemlerdeki moda akımları, moda ile ilişkileri ve günümüze yansımaları araştırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk First Lady'si ünvanını taşıyan ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün eşi Latife Uşşaki ardından Mevhibe İnönü, Reşide Bayar, Melahat Gürsel, Atifet Sunay, Emel Korutürk, Sekine Evren, Semra Özal, Nazmiye Demirel, Semra Sezer, Hayrünnisa Gül ve dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendilerin giyim ve yaşam stilleri incelenmiş ve yaşadıkları dönemlerdeki moda kültürleri ile ilişkileri ele alınmıştır. Daha sonra moda ile ilişkileri, modaya bakış açıları ve çalıştıkları modacılar incelenmiştir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda, geçmişten günümüze, First Lady ünvanı taşıyan tüm hanımefendilerin, birbirinden özgün karakterlere ve giyim stillerine sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : First Lady‟ler, First Lady‟lerin Giyim ve YaĢam Stilleri

First LadyGiyimGiysiler+1
Şeyma Büşra Güncü
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tekstilinde dokumanın tarihçesi ve üretim ilişkileri

Tekstil ve hazır giyim sektörü Türkiye için olduğu kadar Dünya ekonomileri için de yarattığıistihdam olanakları, kazandırdığı döviz geliri veüretime katma değeri ile Türkiye'nin önde gelensektörlerinin başında gelmektedir. İstihdampotansiyeli, üretim hacmi, dış ticarete konu olmasıyanında lojistik, imalat, enerji gibi birçok sektöraçısından önemli bir yere sahip olan tekstil sektörü ekonomik kalkınmada oldukça önemlibir yere sahiptir. Bu çalışmada, Türkiye'de tekstilin ve dokumanın tarihçesi ile üretim ilişkileri incelenmiş Dünya ve Türkiye perspektifi verilerek sektörde kullanılan geneltanımlar, dış ticaret rakamları, güncel gelişmeler,sektörün fırsat alanları ile ilgili araştırmalar yapılmıştır.

DokumacılıkDokumalarTekstil sektörü+2
Meral Benli
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

1923-2013 yılları arası batı erkek giyim modasının Türk erkek giyim modasına etkisi

Bu çalışmada; 1923-2013 yıllara arasında olan süreçte Avrupa erkek giyim modasının Türk erkek giyim modası üzerindeki etkisi incelenmiştir. Giriş bölümünün ardından ikinci bölümde moda olgusu üzerinden, moda ve giyim kavramları ile modayı etkileyen faktörler belli başlıklar altında toplanarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde erkek giyim tarihine genel bir bakışla, dönemin olaylarıyla birlikte yıllara göre erkek giyim ve değişimine değinilmiştir. Avrupa'da erkek modasını etkileyen akımlar ile bu akımların giyim özelliklerine yer verilmiştir. Cumhuriyet'le başlayan inkılaplar ışığında Türkiye'de erkek giyimin değişimi, Avrupa'nın etkisi ve dönemin olayları ile oluşan erkek modası yıllara göre incelenmiştir. Batı modası ile Türk modası arasındaki benzerlikler ve farklılıklara yıl bazında değinilmiştir.Araştırma da erkek giyimi 25-50 yaş arasında kısıtlanarak incelenmiştir. Giyim tarzı olarak kentli erkek giyimi (klasik erkek giyimi) ele alınmıştır.

AvrupaErkek giysileriGiyim+2
Şayan Badem
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türk kumaş desenleri ve son elli yılın uygulamaları

Türk dokumacılık sanatı Orta Asya'da başlamış,beylikler dönemini takip eden Selçuklu döneminde gelişmeye devam ederek Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi,sosyal ve kültürel yönden en başarılı olduğu 16.yy'da geniş bir uygulama alanı bularak zengin bir desen arşivinin oluşması sağlanmıştır.Farklı kültürlerde yetişmiş Baba Nakkaş, Şah Kulu ve Kara Memi gibi usta sanatkarların Osmanlı sarayı bünyesinde kurulan atölyelerde toplanarak yarattıkları üsluplar ve yetiştirdikleri öğrencileri ile Osmanlı kumaş sanatının ne kadar geniş bir kültür sentezine sahip olduğunu görülebilmektedir.Osmanlı motiflerinin kullanıldığı kumaşların üretiminde kullanılan değerli malzemeler nedeni ile bu kumaşlar önceleri sadece saray mensupları için üretilmiş,halk tarafından kullanılması doğru bulunmamıştır.Cumhuriyetin ilanı ile birlikte sanayileşme hareketleri hız kazanmış Osmanlı motifli kumaşlar daha geniş kitlelerin kullanımına sunulmuştur.Üniversite ve eğitim kurumlarının açılması ile geleneksel Türk motiflerinin yeni nesillere öğretilmesi görevini üstlenen öğretim elemanlarının yetiştirilmesi ve bu motiflerden yola çıkarak tasarımlar yapabilecek yeni nesil tasarımcıların yetiştirilmesi sağlanmıştır. Dernek ve vakıfların düzenledikleri desen yarışmaları ile Osmanlı desen arşivinde bulunan geleneksel motiflerin güncel tasarımlarda kendine yer edinmesi sağlanmaktadır.Bu bilgiler ışığı altında hazırlanan bu çalışmada ,16 yy.da çağdaşlarıyla birlikte üslup bütünlüğü içinde en yüksek noktaya ulaşmış bulunan Türk kumaş desenlerinin oluşturduğu desen anlayışı ve kültürünün günümüz çağdaş desenleri ve tasarımlarına nasıl yansıdığının saptanması amaçlanmıştır.Geçmişten çağdaşa Türk desen anlayışının ve tasarımının irdeleneceği çalışmada Türkiye'de kumaş desenlerinin ve tasarımının, Türk desen kültürü açısından tekstil endüstrisine katkısı ve 2000'li yıllarda ne durumda olduğunun saptanması hedeflenmiştir.16 yy. örneklerinin, ülkemizin sayılı birkaç müzesinde yer alan ve dünyanın en önemli müzelerinde bulunan Türk kumaş desenleri repertuarı kapsamındaki desenler ve bilgiler ışığında cumhuriyetin ilanından 2000'li yıllara kadar geçen tarihsel süreçteki çalışmaların ve uğradığı değişimlerin saptanması, değişim etkenlerinin neler olduğu konu olacaktır.Anahtar Kelime: Saray, Kumaş, Osmanlı, Endüstri

DesenDokuma sanatıDokumacılık+5
Esra Nizipli
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1950-1990 Döneminde Amerikan sinemasında karaktere göre giysi analizi

Bu çalışmada; Amerikan sinemasında, 1950?1990 yılları arasında yapılan filmler üzerinden, giysinin karakteri yaratması üzerindeki etkileri incelenmiştir. İlk bölümde sinemanın tarihi ve teknolojik gelişmelerle, günümüzdeki haline kadar gelmesindeki önemli aşamalarına değinilmiştir. Sonraki bölümlerde ise sırasıyla; sinemada seyirci algısı ve filmlerin seyirci üzerindeki etkileri incelenip, bir anlatım biçimi olarak karşımıza çıkan; ışık, renk, makyaj ve müziğin önemi belirtilmiştir. Daha sonra; tasarımın önemi ve moda olgusunun sinema ile ilişkisine bağlı olarak; 1920'li ve 1990'lı yıllar arasında, giyim şeklinin toplumsal olaylardan, isteklerden, tepkilerden ve ihtiyaçlarından doğan, moda akımlarına yer verilmiştir. Son iki bölümde ise çalışmanın esas amacı olan; filmlerin modaya, kitlelere nasıl yön verdiği ile ilgili örnekler verilmiş ve en iyi Hollywood yapımı filmlerden yola çıkılarak giysilerin insanlarda oluşturduğu imaj kavramları üzerine analizler yapılmıştır. Bu dönemde, temel değişim, kadın giysileri üzerinde olduğu için, çalışma kadın modası ile sınırlanmıştır.Bu alanda yapılmış kapsamlı bir araştırmanın olmaması ve buna bağlı olarak, kaynakların sınırlı olması, bu çalışmada karşılaşılan en büyük zorluk olmuştur. Sinema tarihi, kostüm tarihi ve seçilen film örnekleri ile ilgili bilgiler çalışmamın ana hatlarını oluşturmamda yardımcı olan kaynaklar olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriAmerikan sinemasıFilm+4
Banu Begüm Bozatlı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

16-24 yaş arası dönemde gençlerin kıyafet seçiminde psikolojik ve sosyolojik etkenler

Bu çalışmada 2010-2012 yılları arasında Türkiye'de İstanbul'un Göztepe, Taksim ve Florya semtlerinde yaşayan alım gücü yüksek gençler arasında yapılan anket sonuçlarına dayanarak, 16-24 yaş arası gençlerin kıyafet seçiminde etkili olan psikolojik ve sosyolojik faktörler analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda örneklem grubundan yola çıkarak alım gücü yüksek 16-24 yaş grubuna giren gençlerin kıyafet seçimine etki eden faktörlerin neler olduğu ve bu faktörlerin öncelik dereceleri belirlenmeye çalışılmıştır. İlave olarak lise ve üniversitede okuyan öğrencilerin alışveriş ve moda ile ilgili düşünceleri arasındaki farklar da incelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda öncelikle 16-24 yaş arası gençlere uygulanan bir anket oluşturulmuştur. Örneklem grubunda yer alan gençler tarafından anket sorularına verilen cevaplar paralelinde, anılan yaş aralığındaki gençlerin kıyafet seçimlerine etki eden faktörler belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmada ölçekler aracılığıyla toplanan verilerin analizi SPSS V16.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda verilerin analizinde parametrik olmayan Ki Kar , Mann Whitney U, yöntemleri kullanılmıştır.

Gelişim psikolojisiGençlikGiysi tercihi+7
Arzu Ata
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatsal tekstilde stilize figürlerin kullanımı

Sanatsal Tekstilde Stilize Figürlerin Kullanımı? konulu bu tez çalışmasında, sanatsal tekstilde stilize figür kullanımı ve sanat yapıtına kattığı estetik değerler açıklanmaya çalışılmıştır. İlk sanat yapıtlarından günümüz çağdaş sanat yapıtlarına kadar, her dönem tüm görsel sanat alanlarında stilize figür kullanımı görülmektedir. Sanat yapıtına estetik değerler kazandıran ve kavramsal bir dil olarak kullanılan stilize figür, anlatımda ana unsur olmuştur. Sanatçı stilize figür ile yaratıcı ifade alanını genişletebilmektedir. Bu çalışmada geniş bir perspektiften bakarak, görsel sanat yapıtlarında stilize figür kullanımı içeren örnekler incelenmiş ve görsel sanat alanlarından biri olan, sanatsal tekstilde stilize figür kullanımın önemi vurgulanmıştır. Ayrıca ulusal ve uluslararası çağdaş sanat sergilerinde yer alan, sanatsal tekstil eserlerinin incelemesi yapılarak, sanatsal tekstil eserlerinde stilize figür kullanımın yeri belirlenmeye çalışılmıştır.Anahtar kelimeler: Sanat Yapıtı, Stilize Figür, Tekstil, Sanatsal Tekstil.?

FigürGörsel sanatlarTekstil+1
Serap Yılmaz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl savaşlarının sosyal yaşantıya ve kıyafetlere yansımaları

Bu çalışmada; 20. yüzyıl savaşlarıyla sınırlandırılan araştırma konusunda, savaşların insanların sosyal, sosyo-ekonomik yaşantıları ve kıyafet kültürlerine yansımalarına odaklanılmıştır. İlk bölümde, 20. yüzyıl savaşlarının başlamasından önce dünyada ki tarihsel gelişim hakkında bilgiler verilmiş, ikinci bölümde 1914?te başlayıp 1918?de biten Birinci Dünya Savaşının çıkış nedenleri, savaşın tarihsel süreci, insan yaşantısına etkileri ve kıyafetlere yansımalarına değinilmiştir. İnsanların savaşın etkisi ile askerlere, üniformalara ve hemşirelere duydukları ilgi ve kıyafetlerine yansımaları o döneme ait fotoğraflar ile belirtilmiştir. Üçüncü bölümde, İkinci Dünya Savaşından önce kıyafetlerdeki değişim, kısalan etek boyları, kaybolan göğüs vurgusu, kadın giyimlerinde erkeksi görünüşler ve insanların sosyal yaşantıları incelenmiştir. Savaşın çıkış nedenleri, sosyal yaşantı ve kıyafetlere yansımaları incelenerek savaş sürecinde yaşanan ekonomik daralmanın etkileri ile gıda ve kıyafetlerde başlatılan karne sistemleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci Dünya Savaşı?nın ardından Christian Dior öncülüğünde başlayan ?New Look? akımının, kadınları özledikleri ince bellere, göğüsleri vurgulayan kadınsı görünümlerine kavuşturması hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonraki bölümlerde sırasıyla; Soğuk Savaş sürecinde ki iki süper güç (ABD-SSCB) arasındaki demir perde, nükleer tehditler ve bütün ticari pazarlarda olduğu gibi tekstil pazarında oluşan kısıtlamalara değinilmiştir. Vietnam Savaşı?nda ortaya çıkan ve bir alt kültür olan hippi akımının kıyafet ve sosyal yaşamlarında ki aykırılıkları ve öncülükleri araştırılmış, son bölümde ise savaştan daha tehlikeli bir hal alan terör ve terörün yarattığı travmalar ve insanların sosyal yaşantısında yarattığı olumsuz değişiklikler incelenmiştir. 20.yüzyıl dönemi kıyafet anlayışı ve sosyal yaşantı açısından toplumların tamamını ilgilendirdiğinden dolayı, erkek ve kadın kıyafetlerinin etkileşimleri ve farklılıkları bir arada incelenmiştir. Araştırmanın temelini savaşların yarattığı travmalar insanların sosyal yaşantıların da yaptığı değişimler, modayı yok etmesi ya da savaşa tepki olarak yeni bir moda akımının başlatılması çalışmanın ana eksenini oluşturmuştur.

20. yüzyılGiyimGiysi tercihi+6
Ayşe Nur Baygıner
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kent kırsalı ergenlik çağı erkek çocukların sosyo-kültürel çevrelerinin giyim stillerine etkisi

Giyim; insanların kişiliklerini yansıtan, bireylerin beden dili ve bu dilin makyajı olarak tanımlanan en temel araçtır. Giyim, bireylerin sahip olduğu toplumsal, sosyal ve kültürel değerlerin bir yansıması ve insanın yaşamda var olma çabasındaki dışavurumudur. Gelişen teknoloji, toplumsal değişim ve değer yargılarının yeniden şekillenmesi toplumun giyim tercihlerini etkilemekte, toplum içerisinde var olan bireylerin, özellikle de genç neslin hayata bakış açısı ve isteklerini yönlendirmektedir. Gelişen ve büyüyen kentlere önlenemeyen göçlerin yaşandığı toplumumuzda, insanlar sosyal ve kültürel olarak değişmekte ve bu değişimin sonucunda mevcut kültür seviyesini yakalamakta ya da kendilerine ait bir kültür geliştirmektedirler. Bu çalışmada; İstanbul İli, Sarıyer İlçesi sınırları içerisindeki mahallelerde yaşayan, ergenlik çağındaki erkek çocuklar arasında yapılan anket sonuçlarına dayanarak, yaşamış oldukları sosyo-kültürel çevrenin giyim stilleri üzerindeki olası etkisi ve etkilendikleri unsurlar sonucunda geliştirdikleri giyim tarzı analiz edilmiştir.

Erkek çocuklarGiyimGiysi tercihi+6
Mehmet Fil
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Orta gelir grubu üretime katılan ve katılmayan kadınların (Günlük ve abiye) giyim ve süslenme tarzlarının oluşumu

Bu çalışmada, Türkiye?de çalışan ve çalışmayan kadınların sosyal yaşantıları arasındaki değişkenlerin (medya araçları, sosyal çevre, alışveriş mekanları) toplu sosyal etkinliklere (düğün-nişan-kına geceleri, kutlama günleri, matem günleri) katılımlarında giyim ve süslenmelerine olan etkileri incelenmektedir. Çalışmanın örneklem grubu, 2011-2013 yılları arasında Bursa?nın Beşevler İstanbul?un Bakırköy semtlerinde, orta gelir düzeyinde yaşayan kadınlar arasında 25-50 yaş aralığında 42 çalışan ve 42 çalışmayan toplam 84 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların tekil tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilen anket sonuçlarından elde edilen veriler, SPSS programı ile değerlendirilip çalışmanın amacı, önemi, kavramsal-kuramsal çerçevesi ve varsayımları kapsamında anlaşılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, çalışma kapsamında oluşturulan ?Çalışan ve çalışmayan kadınların giyim ve süslenmelerini incelemeye yönelik araştırma? ile ifade edilmiş ve ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma içeriğinde, çalışan kadınlar ve çalışmayan kadınlar arasında, sosyal yaşam farklılıkları ve bu farklılıkların toplu sosyal etkinliklerde giyim ve süslenmelerine olan etkilerini analiz etmek üzere, yapılan anket sonuçlarında çalışan kadınların ile çalışmayan kadınların sosyal yaşamları arasında önemli bir farklılık bulunmamış ancak çalışan kadınlar toplu sosyal etkinliklere spor abiye türü giysi ile katılmayı tercih ederken çalışmayan kadınlar abiye türü giysi ile katılmayı tercih ettiği saptanmıştır.

GiyimGiysi tercihiGiysiler+5
Eda Zümrüt
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale kırsal bölgesinde ergenlik dönemindeki gençlerin (13-19 yaş grubu) giysilerinde renk tercihleri

Renk algısı insanın anlama ve ilişki kurma konusundaki yansımasıdır. Dış etkenler ekonomik, kültürel ve sosyolojik durum gibi faktörler giysi renk algısının farklı değerlendirilmesine yol açar. Ergenlik dönemindeki gençlerde giyside renge olan ilgi önemli yer tutar. İnsan psikolojisi ile giysi renk seçimi yakından ilişkilidir, özellikle fırtınalı bir dönem olarak tanımlanan ergenlik döneminde bireyin renk algısı ve giysi seçiminin de bir psikolojik dışavurum olacağı şüphesizdir. Giysi tasarımında renk bütünü giysinin algılanmasında, değişiklikler yaratmakta, tasarım yanlızca renk değişimi ile çok farklı algılanabilmektedir. Renk farklılıklarını ve etkisini incelemek için öncelikle algılanmasında rengin insan üzerindeki psikolojik etkisini belirlemek gerekir. İnsanların sosyo-kültürel yapısı ve psikolojik durumu bu algıyı değiştirmektedir. Renklerin birbiri ile uyumu dışında renk tonları arasındaki farklılıklar giysi tasarımında değer kazanmaktadır. Rengin duygusal anlamları ve ifadeleri, ergen gençlerin kişilik gelişimlerinde karakteri ile özdeşleşmektedir. Yerel çevrelerin, etkileşimlerine kültür yapılarına bağlı olarak tipolojik farklar ve benzerlikler olduğu izlenmektedir. Bu nedenle Çanakkale kırsal bölgesinin, geleneksel giyim tarzına bağlı olarak ergenlik dönemindeki gençlerin giyimlerindeki değişim eğilimleri ve yönelimleri araştırılmıştır.

İlke Sezgin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

21. yüzyılda moda ve sosyal medyanın moda üzerindeki etkisi

Yaşadığımız yüzyılda moda genelde sadece bir iş kolu veya milyar dolarlık bir sektör gibi algılanmaktadır. Fakat modayı paraya çeviren ve devinimini sağlayan,arkasında yatan sosyal ve psikolojik etmenlerin değerlendirilmesidir. Günümüzün en büyük ve en hızlı kitle iletişim biçimi olan internetin, modayı ve moda tüketicisinin getirdiği konumun ve bu konum çerçevesinde moda alıcısının moda kavramını algılama biçimlerinin araştırılması bu çalışmada konu seçiminde etkili olmuştur. Bu seçimi etkileyen bir başka konu da; yakından takip edilen ve konu içinde de işlenilen, internetteki özellikle çocuk moda ikonlarının, moda ve moda alıcına etkileri ile, genç neslin yakından takip ettiği moda eğlence sayfalarının modaya katkılarının sorgulanması idi. Ayrıca bu çalışmada, eksikliği görülen, internet kaynaklı moda konusuna da değinilmiştir. Geçmişten bugüne, moda kavramının toplumları ne yönde ve nasıl etkilediği bilinmektedir. 21.yy'da bu etkilenme durumu, moda ve tüketim toplumu için çift taraflı bir etkileşim biçimine dönüşmektedir. Günümüz insanı, bir anlamda modanın kölesi gibi görünse de, aynı ölçüde elinde bulundurduğu teknoloji gücüyle, modayı kendine köle yapabilecek bir konuma ulaşmıştır. Gelişen teknoloji ve özellikle de internet sayesinde her bireyler modayı yönetebilme, popüler hale getirebilme veya yok etme gücünü elinde bulundurmaktadır. Yaşadığımız dönemde modanın ortaya çıkma ve yayılma biçimlerinde de önceki dönemlere göre farklı bir döneme girilmiştir. Bu dönem 21.yy insanının moda konusu üzerindeki yorumlarını internet kanalı ile yayın yapabilmesi ve çevresindeki tüketicilerle birlikte moda üretenleri de bir anlamda yönlendirebilmesi biçiminde olmaktadır. Moda alıcısı, artık sadece kendine sunulan modayı izlemek, satın almak ve giymekle yetinmek yerine, moda akımları üzerinde yorum yapıp, fikirlerini ve önerilerini ve özellikle kendi stilini, sayısı milyonları aşan kolay birer paylaşım aracı olan, internet bloglarından yayınlamak çizgisindedir. İnternet, bloglar başta olmak üzere hızlı ve etkili yayılımın en önemli aracıdır. Son on yılda ortaya çıkıp popüler olan blog kavramı, modada yeni bir dönem başlatmıştır. Moda kullanıcıları, moda konusunda söz söyleyebilme olanağını bloglar yoluyla elde etmektedirler. Kullanım kolaylığı, kolay edinebilme özellikleri ile çok popüler olan ve milyonları geçen kullanıcı sayılarıyla moda blogları, modanın kaderini belirleyen bir niteliğe bürünmüşlerdir. Her bireyin tek başına bir moda akımına yön verebilecek nitelikte olması durumuyla birlikte, moda önceleri kitle psikolojisi çerçevesinde değerlendirilirken, günümüzde birey psikolojisi kapsamında ele alınır olmuştur. Teknolojinin sağladığı fikir alışverişi sonucunda ortaya çıkan moda döngüsünde, tüketicinin moda algısının hangi noktada olduğu, cevaplanması gereken en öncelikli soru olmaktadır. Kitle iletişiminin bu denli yoğun olduğu bir düzende, moda alıcısının modayı algılama biçiminin geçirdiği değişimler önem taşımaktadır. Moda algısı değişen tüketicinin tüketme biçimleri de buna paralel olarak değişmektedir. Moda tüketicilerinin kendilerini çevreleyen internet, medya ve sosyal ortamdan ne derecede etkilenmekte oldukları ve bunların tüketim kararlarına etkisinin ne olduğu karşımıza çıkabilecek diğer önemli sorulardandır. Günümüz moda tüketicisi, popüler kültür ikonlarından etkilenmesinin yanında, internet üzerinde kullandığı blog benzeri araçlarla kendisini de bir moda ikonuna dönüştürebilme şansına sahip olmaktadır. Öte yandan, son dönemde modaya katılan yenilikler olarak, küçük yaştaki çocukların internet araçlarını kullanarak moda hakkında söz söyleyerek kitleleri peşinden sürüklemeleri de yeni bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırma içeriğinde de incelenen Tavi Gevinson, 'çocuk moda yorumcusu' konumuyla bu konuya en önemli örneği teşkil etmektedir. 21. yy 'da nesneler birbirlerine kitle iletişim araçlarının hızı sayesinde, çağlar boyu olduğundan daha fazla mesaj göndermektedirler. İnternet, kişilerin iletişiminden çok nesnelerin birbirleriyle olan iletişimlerini hızlandırmıştır. Bu durumda da moda tüketicisi kendi sözünü söyleyebilmek için öncelikle nesnelerle savaş halinde bulunmaktadır. Tüketici moda nesnelerinin sorularına ve gönderdiği mesajlara tüketerek cevap vermektedir. Nesnelerin, 21.yy'ın hızından ötürü, kısa ömürlü olmaları ve bununla beraber nesnelerin insanlara yükledikleri kimliklerin de kısa ömürlü ve değişken olmasına sebep olmaktadır. Günümüzde moda algısı kapsamlı bu çalışmada konu edilen tüketim biçimi; giyinme, giysi ve örtünme ihtiyacının dışına çıkmış bir durumu kapsamaktadır. Çalışmanın kapsamında modanın sosyal bir olgu olmasından yola çıkılarak vitrin düzenlemelerinden, kişisel amatör ve profesyonel blog ve internet sayfalarına, güncel moda ikonlarından, güncel tüketim alışkanlıklarına kadar yine günümüz tüketicisini ilgilendiren konular yer almaktadır. Polyvore, Lookbook gibi dünyada gençlerin internet üzerinde takip ettikleri moda paylaşım sayfaları konu ile ilgili önemli örneklerdendir. Modanın başlı başına bir tüketim olgusu olması, çalışma süresince tüketim psikolojisi ve kitle psikolojisi kaynaklarından sıkça yararlanmayı gerektirmiştir. Konunun güncel bir zamanda geçiyor oluşundan ötürü, modanın var olduğu her türlü mağaza, vitrin, mağaza iç düzenlemeleri ve sokaklar da konunun sınırları içinde yer almaktadır. Çalışma moda kelimesinin var olan tanımlarından yola çıkarak, günümüzdeki tüketim biçimi olan internetteki paylaşım siteleri ve blogları ve popüler kültür ikonları gibi konuların çerçevesinde, moda tüketicisinin güncel algısını tüketim psikolojisi altında incelemektedir. Bu sebeplerle konu, günümüzde özellikle genç internet tüketicisinin modayı yorumlama biçimleri ve günümüzde modanın yayılma biçimleri kapsamında değerlendirilmelidir. Çalışma metodu olarak tüme varım metodu kullanılmaktadır. Modanın bireylerin veya küçük toplulukların tercih ve beğenilerinden ortaya çıkarak geniş kitlelere yayılarak kabul görmesi durumu moda akımlarının bir anlamda tüme varması olarak görülebilmektedir. Modanın oluşum sürecinde takip edilmesi zor ve ancak kitlelerce kabul edilip 'moda' nitelemesini veya vasfını edindiğinde tespit edilebilen bir kavram olmasından yola çıkarak, tüketici psikolojisinin, var olan akım ve tüketim davranışları incelenerek açıklanmasından dolayı bu çalışmada tümden gelim metodu kullanılmaktadır. 21.yy'da anti moda kaynaklı yönelimler de, tarzların çokluğu, tüketicinin sürekli yeni tarz aramasından kaynaklı olarak kolaylıkla popüler moda halini alabilmektedir. Öte yandan tarz edinme yaşının giderek düşmesi, çocukların edindikleri tarzları internet sayfaları üzerinden paylaşmaları sonucunu getirmektedir. Bu çocukların geniş kitleler tarafından kabul görmesi ve çocuk yaşta giydikleri giysilerin kadın modasını etkiler nitelikte olması, günümüzün popüler kavramlarından olan çocuk moda ikonlarının doğmasına sebep olmuştur. Tavi Gevinson ve Suri Cruise gibi isimler medyanın yarattığı önemli çocuk ikonlarından ikisidir. Çalışma sonucunda modanın günümüzde geldiği noktada tüketicinin modaya bakışı,etkilendiği kaynaklar, modayı etkileme ve yönlendirme biçimleri göz önüne alındığında bir takım saptamalar ortaya çıkmaktadır; Moda kavramı, her sektörün kendi içindeki sürekliliği, yeniliği ve tüketimi sembolize etmektedir. Moda, kişilerin farklılık arayışı olmasına rağmen, kişileri giyinerek farklılaştırırken aynı zamanda da topluluklara yayıldıkça aynılaştırmaktadır. Günümüzde iletişimin sağladığı güç ve hız sayesinde nesnelerin yarışması olarak karşımıza çıkan moda, çabuk değiştirmeyi, eskitmeyi ve yenisini talep etmeyi başlı başına bir moda haline getirmiştir. Stil rahat elde edilen, herkes tarafından ulaşılabilir bir düzeye gelmiştir, stil sahibi olmak demek sadece iyi giyinmek değil, sahip olduğu stili bir blog açarak dünyaya duyurabilmekle eşdeğer tutulmaya başlanmıştır. İnternet araçları vasıtasıyla bireyselleşen modayı, kitle psikolojisi altında değerlendirmek güçleşmiştir. Moda ve moda takipçileri başlı başına bir kitle olarak görüldüğünde, kitlelerin bir öndere ihtiyaçları olmasından yola çıkıldığında, modanın ihtiyacı olan soyut önder 'yeni ' kavramı olarak görülmektedir. Modanın sözü farklı dönemlerde farklı tarzdaki isimlerle anılsa da asıl sözü tüketimdir. Moda herkesin fikri, beğenisi ve yorumu olan bir konu halini almıştır. Moda imajlar yoluyla müşteriye ulaşmaktadır, dolayısıyla kalıcı görsellerin, hızlı bir paylaşımla paylaşılıp arşivlendiği internet moda üzerinde gelecekte de etkili olacak en önemli araçtır. Modanın internet üzerinde eğlence ve paylaşım siteleri vasıtasıyla adeta bir oyun modeline dönüşmesi ise önemli bir pazarlama stratejisi olarak görülmelidir. Moda ilgili internet sayfaları, kullanıcıları eğlendirirken bilgilendirmeyi modern çağın reklam anlayışı olarak sunmaktadırlar. Bloglar da bir nevi internet modası olarak görülmekte ve yine blog sahibi olmak başlı başına bir moda anlamına gelmektedir. 21.yy'ı diğer dönemlerden ayıran en önemli özellik nedir sorusuna, kendini moda ikonu haline getirmek isteyen bireyleri ortaya çıkışıdır cevabı verilebilmektedir. Gümümüzde moda tüketicisi teknoloji sayesinde moda üretenlere meydan okumaktadır. Tüketicinin söylediği söz, beğendiği giysi kombinasyonları ve ürünler, kısaca tüketicinin moda algısı, moda yaratanlara tekrar ilham vererek ve tüketici algısının süzgecinden geçerek tekrar moda döngüsünün içine katılmış olacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Moda, Stil, Algı, Tüketim, Medya, İkon, İnternet, Blog

21. yüzyılModaSosyal medya+1
Cüneyt Üstüner
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek spor ceket tasarımında kullanımı kolaylaştırıcı kalıp çözümlemeleri

Erkeklerin günlük hayatlarında sıkça kullandıkları spor ceketleri ve bu ceketlerin tarihsel sürecinin incelendiği bu araştırmada, hem tarihsel bilgi hem de farklı bakış açılarıyla günlük kullanımı rahatlatmaya yönelik yenilikçi erkek spor ceketlerin tasarımı yapılmıştır. Tez çalışmasında öncelikle erkek spor ceket kavramının doğuşu, sonrasında erkek beden tiplerinin tespit edilmesi ve son olarak da edinilen bilgiler derlenerek yeni bir erkek spor ceketi için kalıp denemeleri yapılmıştır. Bu kalıp denemeleri genel olarak modadan ziyade günlük kullanımı rahatlatmaya yönelik olsa da bir tasarım teması içersinde ele alınmış ve bu tema doğrultusunda tasarımlar şekillenmiştir. Tez çalışmasının son bölümünde elde edilen yeni spor ceket kalıbı ve bu kalıptan türetilmiş erkek spor ceket modellerine ait kalıplar ile bu kalıplardan üretilen ceketler yer almaktadır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Spor Ceket2-Kalıp3-Fonksiyon4-Tasarım5-Moda

CeketErkek giysileriKalıp hazırlama+3
Serkan Günay
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kolaj tekniğinin takı ve mücevher sanatına uygulanması

Bu günün takı ve mücevher çalışmaları sayısız çeşitlilikler göstermektedir. Takı ve mücevher sanatında geleneksel yaklaşımların yanında farklı sanat dallarında kullanılan teknikleri, yenilikçi üslupları ve malzemeleri kullanmak, tasarımlardaki ifade gücünü daha da zenginleştirmektedir. Bu yenilikçi üslupların en önemlilerinden birisi kolâj tekniğidir. Görsel sanatlarda kolâj tekniği, gazete kâğıdı, kumaş ve duvar kâğıdı gibi buluntu nesnelerin bir pano ya da tuvalde, çoğunlukla da boyanmış yüzeylerle birlikte kullanılmasıdır. 20. yüzyılın başlarında Modern Sanat ile kullanılmaya başlanan kolâj tekniğinin bu gün geldiği nokta, sanatta ve toplumsal yaşamda yarattığı değişim hayranlık uyandırıcıdır.Sanat şüphesiz içinde bulunulan bilimsel, teknolojik ve sosyolojik olaylardan bağımsız değildir. Her dönemin kendine özgü ifade biçimleri vardır. 20. yüzyıl da nesneleri tanımlamak üzere yalnızca dış görünüşünün temsili fikri, geçerliliğini yitirmeye başlamıştır. Gelişen teknolojiye ve bilime paralel olarak sanatçılarda bu değişimin farkına varmış ve sanatsal yaratımlarında ?görünenin ötesi? fikrini yansıtmaya başlamışlardır. Bu fikir kübizm ile başlayan, dadaizm ve konstrüktivizm ile gelişen Pop Art'a kadar uzanan çeşitli nesneleri, kesme, çoğaltma ve birleştirmeyle elde edilen kompozisyonları kullanan anlayıştır.Kolâj, neyin sanat, neyin gerçek olduğu gibi güncel sanatta çok önemli bir kavramla da ilgilidir. Zira dış dünyadan gelen ve seri üretimle veya zanaatkârlar ile yapılmış objelerin, sanatın bünyesine sokulması, sanatsal yaratının, baştan sona sanatçı tarafından üretilmişliği tanımlamasına son vermektedir. Bunun yerine artık fikir, düzenleme ve yeniden kavramsallaştırma, sanatsal yaratıyı tanımlamakta ve adeta sorgulamaktadır. Madde olarak sanat, ya da sanatın maddesi yanında tekniklerin, var olan düşüncenin yansıtılması bakımından önemi büyüktür.Kolâj, asamblaj ve montaj gibi tekniklerle, farklı sanat türlerinde fikrin ifade edilebilirliği ve nesneden bağımsız kullanılabilirliği, ortaya konmuştur. Bu günün toplumsal yaşamını, düşünce tarzını en iyi ifade ettiği düşünülen kolâj, asamblaj ve montaj gibi teknikler yakından incelendiğinde, bu tekniklerin uygulanış tarzlarının ve içlerinde barındırdıkları fikrin özünün gerçek yaşamdan çok farklı olmadığı görülmektedir.Bugün bilinen anlamı ile kolâj, 20. yüzyıl başında kübist sanatçılarla son halini almıştır. 20. yüzyıl öncesinde yapılan uygulamalar bu araştırmada kolâj tekniğine zemin hazırlamış ?ön biçimler? olarak ele alınmıştır. Kolâj tekniği, asamblaj ve montaj gibi bir araya getirme teknikleri ile beraber 1900'lerde kullanılmaya başlanmış, etkileri ve temas alanı günümüze kadar genişleyerek devam etmiştir. Bu tekniklerin kullanımına yol açan sosyal ve ekonomik nedenler 18. ve 19. yüzyıllar'da ortaya çıkmıştır. Araştırma bu tarihler kapsamında ele alınmıştır ancak kolâj tekniğine zemin hazırlayan ?minyatür?, ?mozaik?, ?kırkyama? (patchwork), ?vitray?, ?ikona? gibi sanat dallarının kolâj tekniğinin ?ön biçim?leri olduğu varsayılarak araştırmada bu sanat dallarına da kısaca değinilmiştir.Her ne kadar takı ve mücevher sanatında kolâj tekniğinin 20. ve 21. yüzyıllarda modern sanatla geliştiği düşünülse de bir açıdan insanlar her zaman bir takım anlamlar yükledikleri objeleri kendilerine göre bir araya getirerek takılar üretmiş ve takmışlardır. Geleneksel takı ve mücevherde kullanılan altın gümüş vb değerli malzemeden kaynaklanan maddi değerin tersine kolâj takılar maddi değerden yoksundur. Ancak sanatçının yaratıcılık gayreti açısından ve kolâj takıyı kullanan kişinin geçmiş ve şimdiki yaşamına paralel bir takım imgeler taşıdığından sanatsal ve manevi değerinin oldukça yüksek olduğunu söylemek mümkündür.Kolâj takı ve mücevherde amaç takıyı kullanan kişi ve takı arasındaki ilişkiyi şimdiki yaşam, geçmiş yaşam, hatıralar, aşk, inanç, tutkular, yas, sevinç, bir tarih, bazen bir yer veya bir isim, gibi soyut ancak kişisel öz yaşama dair çok etkili yansıması olan bu anahtar kavramlar ile güçlendirerek yansıtmaktır. Bir anlamda kişisel yaşamı bu takılar aracılığı ile yansıtmaktadır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Kolaj2- Takı3- Kübizm4- Sembolizm5- Malzeme

KolajKübizmMalzemeler+5
Alparslan Kazaklı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Selimiye kumaşları, Yıldız Şehir Müzesi örnekleri

Osmanlı imparatorluğunda, 18. yüzyılla birlikte, savaşlardaki yenilgilerin etkisiyle ekonomik, sosyolojik ve kültürel anlamda düşüşler meydana gelmiştir. Bu düşüşler görkem ve ihtişamıyla ün salmış Osmanlı sanatının her alanında kendini gösterdiği gibi, Osmanlı sanatının en etkin kollarından olduğu biri olan dokuma kumaş sanatında da kendini göstermiştir. Dokumalarda ipek, altın ve gümüş tel ve kıymetli malzeme miktarları yok denecek kadar az kullanılmaya başlanmıştır. Avrupa?da 18. Yüzyılla birlikte ortaya çıkan Sanayi Devrimi, artık el dokuması kumaşların yerine, seri üretimle kumaşlar üreterek Osmanlıyı kendi pazarı haline getirdi ve yabancı menşei kumaşlar, geleneksel Osmanlı kumaşlarının yerini almaya başladı. Osmanlı dokuma kumaş sanatının, hem teknik ve tasarım açısından zayıflamış olmasını, hem de Avrupai kumaşların yavaş yavaş benimsendiğini fark eden dönemin hükümdarı Sultan III. Mustafa, 1758 yılında Üsküdar?da bulunan Ayazma Camii inşaatı civarına dokuma atölyeleri ve burada dokunan kumaşların satışının yapılabileceği Bükücüler Hanı?nı yaptırarak, dönemin kumaş sanatını canlandırmaya çalışmıştır. Dokuma kumaş sanatındaki gerilemenin önüne geçmek için yeni isimde kumaş türleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu türlerden biri olan o dönemlerde hangi ismin verilmiş olduğu bilinmeyen ve Sultan III. Selim döneminde adı Selimiye (atkısı ve çözgüsü ipekten olan, boyuna yollu ve küçük çiçekli) verilen kumaş türü bu atölyelerde dokunmaya başlanmıştır.Selimiye kumaşı, 18. Yüzyılın ikinci yarısında üretilmeye başlayıp, 19. Yüzyılla birlikte Hereke Dokuma Fabrikasının kurulmasına kadar, Üsküdar ve civarında dokunmuştur. Tezde, Selimiye Kumaş?ının, tarihsel seyri, teknik ve tasarım özellikleri, kullanım alanları ve dönemleri açısından farklılıkları incelenmiş olup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü?nden alınan izinle, Yıldız Sarayı Şehir Müze?sinde bulunan 7 adet Selimiye kumaşının teknik ve tasarım açısından analizi yapılmıştır. Özel izin alınarak Topkapı Sarayı, arşiv kataloğu ?Cilt I ve Cilt II? incelenerek, Topkapı Sarayı Kütüphanesi?nde araştırmalar yapılmıştı

DesenDokumacılıkOsmanlı sanatı
Gülşen Şefika Berber
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
10
Master'sOpen AccessTR

Kameo örneğinde süstaşı işlemeciliği

Bu araştırma, kuyumculuk ve takı tarihinde süstaşı işlemeciliğini; hem özel bir biçimlendirme tekniğine, hem de bu teknikle üretilen betimsel bezemeli ürünlere nitelik ismini veren kameo örneği üzerinden incelemek amacıyla yapılmıştır. Kameo terimi, gelişim süreci içinde alternatif bazı malzemelerin ve üretim yöntemlerinin de kullanılmasıyla beraber, orijinal olarak ve çoğunlukla farklı renk katmanlı sert süstaşlarının yeğlendiği, geneli minyatür boyuttaki betimsel kabartma gliptik işçiliğini ve bu yolla üretilen ürünleri karşılar. Kameoların kökeni, bilindiği kadarıyla İ.Ö. 4.-3. yy.a ve Helenistik Yunanistan?a dayanmaktadır. Taşlar, çok çeşitli türleri ve özellikleri nedeniyle metallerin keşfine değin uygarlığın maddi ve sosyal gelişiminin ilk ve başlıca malzemelerinden olagelmişlerdir. Öyle ki metallerin keşfinden sonra da, hatta günümüzde dahi, birçok bakımdan bu ayrıcalıklı konumlarını korudukları görülmektedir. İlk insanların, çeşitli gereksinimlerini metallerin keşfinden çok daha önce değişik taş türlerini biçimlendirerek karşılamaları, günümüzde Taş Devri Endüstrisi olarak bilinen ilk ve önemli aşamanın, uygarlık tarihinin başlangıcı sayılmasına neden olmuştur. İnsanoğlu, taşları çoğu kez sağlamlıkları nedeniyle ?zamana meydan okuma? ve ?ölümsüzlük? gibi kavramlarla özdeşleştirerek, onlara malzeme olmanın ötesinde kavramsal/simgesel değerler de yüklemiştir. Bu nedenle de taşlardan; silah, tarım aleti, kap-kaçak, barınak yapımı vb. gibi öncelikli sosyal ve fizyolojik gereksinmelerin; ayrıca tapınma ve dinsel-büyüsel ritüellerin gerçekleştirilmesi gibi sosyal-psikolojik ve kültürel gereksinmelerin karşılanmasında yararlanıldığı anlaşılmaktadır. Taşlar, günümüzde, insanoğlunun ilk inanışlarının, dinsel-büyüsel ritüellerinin yönlendirmesiyle ortaya çıktığı düşünülen süsle[n]me olgusu ve takı kültürünün de ilk ve vazgeçilmez öğelerinden olmuşlardır. Özellikle de süstaşları; görsel çekicilik, dayanıklılık, nadir bulunma gibi türlü nitelikleri sayesinde gerek ekonomik, gerekse kültürel/simgesel anlamda değer kazanarak takı ve kuyumculuk kültüründe önemli bir yer edinmişlerdir. Süstaşlarının ve diğer alternatif malzemelerin, takı üretimi ve kuyumculukta kullanılabilmeleri için biçimlendirilmeleri gerekmektedir. Süstaşlarının biçimlendirilmesi, genellikle ?parça kaybı esasına dayalı teknikler bütünü? olarak tanımlanabilen ?gliptik sanatı?na ait ?lapidari/lapidary? alt dalının konusudur. Lapidari, aynı zamanda mineralojinin süstaşlarıyla ilgili, özel bir araştırma ve uygulama alanı olan ?gemoloji/gem[m]ology? ile de sıkı bir ilişki içindedir. Süstaşlarının, özellikle araştırmanın esas konusu ve lapidarinin başlıca uygulamalarından olan kameo niteliğinde işlenmeleri, ayrıca bir güzel sanatlar dalı olarak heykelciliğin de sözü edilen uygulama ve araştırma alanlarıyla beraber incelenmesini gerektirmektedir. Helenistik sanatın bir mirası olan kameoların başlıca önemi, Antikçağ?ın ilkel olanaklarına rağmen, yüksek sanatsal değerler taşıyan ayrıntılı betimsel öğelerin, geneli minyatür boyutlu ve işlemesi zor malzemelere ustaca uygulanabilmesidir. Bu koşullara, malzemenin veya betimleme konularının kültürel/simgesel değerleri de eklendiğinde, kameo ve diğer betimli gemmaların sanatsal, kültürel ve tarihi önemleri daha iyi anlaşılabilir. Diğer betimli gemmalarla beraber kameolar da, betimsel özellikleri sayesinde sikkeler, vazo resimleri, heykeller vb. birçok arkeolojik eser gibi, taşınabilir maddi kültür öğeleri olarak değerlendirilmektedir. Orijini, İ.Ö. 4.-3. yy.a ve Helenistik Yunan kültürüne dayandırılan kameoların, daha Antikçağ?da Yunan kültüründen etkilenen Romalılarca benimsendiği; tekniğin cam vb. alternatif malzemelerle geliştirildiği gözlenmektedir. Çağlar sonra, antik Yunan ve Roma kültür-sanatının yeniden keşfedilip yükselişe geçtiği her dönemde, antik kameolar ve diğer gemmalar yani betimsel işlemeli süstaşları da, Antikçağ sanatının en seçkin örneklerinden bazıları olarak beğenilmiş, çoğunlukla -örn. Rönesans sanatında- taklit edilmişlerdir. Zaman zaman -örn. Art Nouveau kuyumculuğunda- özellikle betimsel ve tematik olarak klasik ve modern yaklaşımların bir sentez oluşturduğu da söylenebilmektedir. Otantik anlamda el işçiliğine dayalı kameo işlemeciliği/sanatı, günümüzün ileri makine teknolojisiyle bile, halen oldukça sabır ve ustalık gerektiren bir uğraştır. Ancak bilgisayar destekli tam otomatik biçimlendirme tezgâhları, sanatsal nitelik bakımından büyük ölçüde konumuzun dışındadır. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Kameo/Ġntaglio/Gemma 2- Gliptik/Lapidari 3- Gemoloji/Arkeogemoloji 4- SüstaĢları

GemolojiSüs taşlarıTakı tasarımı+1
Merter Yalçınkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde bulunan takıların teknik ve tasarım özelliklerinin incelenmesi

Takı, insanoğlunun var oluşundan beri biçimi, malzemesi, üretim şekli ile bulunduğu çağın teknik ve sanatsal düzeyini, tarzını, yaşam biçimini, inançlarını en iyi yansıtan sembolik bir obje olmuştur. Takı takma kültürünün kökeni inancının yanı sıra süslenerek ilgi çekmeyi çok eski çağlarda keşfeden insanoğlunun başlangıcına değin uzanmaktadır. İlk çağlardan bu yana takı ürünleri incelendiğinde, toplumların yapısal özellikleri hakkında bilgi sahibi oluruz. Takının formsal özellikleri, kullanılan malzemeler, üretim teknikleri ve taşıdığı estetik değer, bulunduğu toplumun sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan gelişmişlik düzeyinin hangi noktada olduğunu gösterir. Sözsüz iletişim aracı olarak kabul edilen takılar, üretim biçimlerinden tasarımlarına, çeşitliliklerinden işlevlerine kadar, ait oldukları dönemdeki toplumun mesajlarını verdikleri gibi, onları takan bireyin kişiliği, ruh hali, toplumdaki yeri ve ekonomik durumu hakkında da ipuçları vermektedir. Bu çalışmada; Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde bulunan Anadolu kültürümüzün ve Balkanlardaki etkilerinin zengin ifadesi olan geleneksel takıları, teknik ve tasarım özellikleri açısından incelenerek sunulmuştur. Anadolu kadınının yaşantısında takılar, genellikle süslenme ve karşı tarafa bir mesaj verme amaçlı kullanılmıştır. Takılarda kullanılan biçim ve tekniklerde yörelere özgü özellikler göstermektedir. Araştırma sonucunda Ege Üniversitesi Etnografya Müzesindeki takı formlarından yararlanılarak, geleneksel teknikler ile meydana getirilmiş, çanta tasarımları yapılmıştır. Tasarlanan çantaların metal kısımlarında geleneksel kuyum süsleme teknikleri ve formları kullanılarak, günlük hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.

KuyumculukMüzecilikSemboller+1
Müjgan Emre Eroğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hediyelik eşya kapsamında Manisa markasının yaratılması

Manisa ekonomik, kültürel ve kentsel bağlamda bugün Türkiye?nin en hızlı büyüyen kentlerinden biridir. Kentin ekonomik fonksiyonu ve izlediği markalaşma politikası, yapılaşmış çevresini de büyük oranda değiştirmiştir. Bu doğrultuda, yapılan çalışma temel olarak dört ana bölüm halinde incelenmiştir. Giriş bölümünde, kentsel markalaşma süreci ve Türkiye'de bu sürece verilen destekler, Manisa'nın marka değerlerini oluşturabilecek kültürel, doğal, geleneksel değerleri genel olarak tanıtılmıştır. İlk bölümde, Manisa?nın tarihinden yola çıkılarak, kentin antik döneminden günümüze kadar olan gelişmelerin, kültürel ve kentsel çevrede yarattığı değişiklikler incelenmiştir. Bu kısım, basılı eserler, kent arşivleri ve alan araştırmalarıyla desteklenmiştir. İkinci bölümde, Manisa'nın markalaşma sürecinde önemli rol oynayabilecek kültür varlıklarından biri olan Salihli'de bulunan Sardis Antik Kenti, bir Manisa marka değeri olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde, kentsel markalaşma ve hediyelik eşyanın bu süreçteki rolü üzerinde durulmuştur. Buna bağlı olarak hediye kavramı sosyolojik ve psikolojik yönleriyle incelenmiştir. Hediyelik eşyaların nitelikleri, tüketici ile ilişkilendirilmesi, tüketici üzerinde yarattığı etkiler ve hedef kitlesi Manisa örneğine göre şekillendirilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde; hediyelik eşya tasarım uygulamaları bulunmaktadır. Tasarımların çıkış noktasında, Manisa?nın önemli marka değerlerinden biri olan, Sardes Antik Kenti?nde basılmış ilk Altın Para kullanılmıştır. Yapılan çalışmalara bağlı olarak, sonuç kısmında, bugün Manisa?nın markalaşma sürecinde bulunduğu konum değerlendirilerek, kent imajını güçlendirecek ve hediyelik eşyanın, kent tanıtımında aracı olabilmesi adına bir takım öneriler üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Manisa, Hediyelik Eşya, Hediye Kavramı, Kentsel Markalaşma

Manisa
Seçil Arkant
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Şaman kültürünün Anadolu Türk tekstiline yansıması

Türk inanç sisteminde yüzyıllar boyunca yer alan Şaman kültürünün İslam öncesi Türk sanatı üzerinde etkileri, kaya resimlerinde, kurganlarda, kitabelerde görülmektedir. Bu kültür etkilerini Türk Tekstil Sanatında da göstermiştir. Örneğin; Şaman'ın ayin, tören ve bayram seremonilerinde giydiği özel giysi ve aksesuarları üzerine çizdikleri şekiller, doğa resimleri, hayvan figürleri ve hayvan bedenin parçaları ( tüy, tırnak, baş, bacak vs.) inanışın yaygın olduğu dönemin tekstil ürünlerinde de nerdeyse birebir görülmektedir. Şaman kültürünün etkisi Şamanlar'a ait simgelerin, şekillerin daha geometrik ve stilize olarak biçim değiştirmesiyle, İslam sonrası Türk tekstil sanatında da devamlılığını sürdürmüştür. Halen Anadolu'nun birçok şehrinde özellikle Oğuz boylarının devamı olan Türkmenler'de, Şaman kültürüyle oluşmuş motifler tekstil ürünlerinde bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir. Türkiye'de Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu ile Batı Anadolu Yörükleri ve bir çok etnik köken, Türkmen olarak adlandırılmaktadır. Türkmen kıyafetleri, halı, düz dokuma yaygıları, örgü ve oyalarında, Şaman kültürünün etkilediği hayvan figürlü motiflerin arasında kuş, avcı kuşlar, kaz, horoz, yılan, akrep, kurbağa, kaplumbağa, at, koyun, keçi. Şaman kültürünün etkisiyle uygulanan bitkisel motifler; hayat ağacı, yaprak, pıtrak, başak. Bu kültürünün etkisiyle devam eden bir diğer motif türünde de güneş, yıldız, üçgen gibi şekillerdir. Bu motifler süreç içersinde şekil değişikliğine uğrasa da uygulama isteğindeki inanış açısından hiçbir değişime uğramamıştır. Günümüzde, Türk örf, adet ve geleneklerinde halen devam eden ve edecek olan Şamanizm, Anadolu yaşamının derinliklerine kök salmış sökülüp atılması mümkün olmayan binbir çeşit canlıya yuva olan dallarını dua eder gibi göğe açmış renkli bir hayat ağacı gibidir. Kısacası bir inançtan daha çok bir kültürdür. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Şamanizm 2- Şaman 3- Kam 4- İslamiyet Öncesi 5- Türk Tekstili

Melahat Damla Gürleyen
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

17. ve 18. yy Osmanlı saray çadırları

Göçebe yaşamın etkisiyle ortaya çıkan çadır geleneğinde Türk kültürünün etkisi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bugün hâlâ Orta Asya'nın birçok yerinde, Anadolu'da Osmanlı geleneklerine bağlılık ve ekonomik nedenlerle göçebe hayatını sürdüren insanlar vardır. Çeşitli ihtiyaçlar, yaşam koşulları ve iklim şartları farklı çadır tipleri ortaya çıkarmıştır. Çadır hayatı içerisindeki yaşam mücadelesi, kendi işlerini yapma zorunluluğunu doğurmuş, özgürlük tutkusu ve yaratıcılık da kendi sanatlarının oluşmasını sağlamıştır. Çadırın Çin'den Anadolu'ya, Anadolu'dan Avrupa'ya kadar uzanan kültür, sanat ve mimari alanlarında da önemli bir yeri olmuştur. Anadolu'da çadır geleneğiyle oluşan türler: Alaçık-Çatma ev, Yurt veya keçe örtülü çadır, Topak ev, Kara çadır, Mahruti çadır, Tam tenefli çadır, Yarım tenefli çadır, Şemsiye çadır, Kumandan çadırı, Beşik çadırı ... Osmanlı dönemi saray çadırları: Otağ-ı Hümayun, Otağ-ı Asafi, Halvet çadırı, Zokaklu çadır, Çadır-ı hazine, Kurba çadır, Hastane çadırı, Kilar çadırı, Çadır-ı Saraçhane, Çadır-ı Matbah, Çile çadırı, Mühtelif sınıf asker çadırları... Osmanlı döneminde saray çadırlarında yurt tipi çadırlar kullanılırken sonraki dönemlerde çok direkli ve bez örtülü çadırlar kullanılmıştır. Padişah ve paşa çadırları tenefli, kumandan ve beşik çadırları kara çadır tipi direkli çadırlardır. Dıştan atlas, ipek sırma işlemeli kumaşlar ile kaplanmış, içinde ve dışında farklı kumaşlar kullanılmıştır. Süslemelerdeki teknik ve desen çok iyi seviyelere ulaşmış motif, renk ve kompozisyonlar ait oldukları dönemin süsleme sanatlarıyla benzerlik göstermiştir. Osmanlı saray çadırlarında batı kültürünün de etkisi görülmüştür. 17. yüzyıl çadır süslemelerinde ve tekstillerinde renk, konu, teknik ve desen bakımından sadelik görülürken yüzyılın sonlarına doğru Avrupa sanatı etkisiyle renklerin arttığı, malzemelerin cins ve kalitelerinin değiştiği, desenlerin aslına uygun sadelikten uzak bir biçimde uygulandığı görülmektedir. 18. yüzyılda da batı etkisi devam etmiş desen ve motifler karmaşık ir biçimde uygulanmıştır. 19. yüzyılda ise Barok ve Rokoko tarzı, çadır süslemeleri görülmüştür. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Çadır 2- Çadır Sanatı 3- Osmanlı Saray Çadırı 4- Oba 5- Yörük

Hatice Tümtürk Çalışkan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

1880-1930 yılları arasında Batı giyim modasında oryantalist etkiler

Bu çalışma Oryantalizm ve Batılı Kadın Giyim modasında Oryantalist etkiler üzerine genel bir araştırma niteliğindedir. Oryantalizm kavramının sanat içindeki yeri, Batılı kadın giyiminde Doğu görünümleri ve Doğunun Oryantal öğelerini kullanan moda tasarımcıları olarak üç ana bölümde değerlendirilmiştir. Çalışmada 1880-1930 yılları arası incelenmiş olup, Doğu olarak etkilerinin görüldüğü coğrafya daha çok İslamiyet'in hakim olduğu Osmanlı imparatorluğu sınırları Mısır, Cezayir ve Arap yarımadasını kapsayan yakın Doğu'dur. Uzak Doğu çalışmanın dışında bırakılmıştır. Bu araştırmada Doğunun Batı tarafından tanınmasında ve Oryantalizmin yayılmasında etkisi olan önemli noktalara dikkat çekilmiştir. Seferler, seyahatler, mektuplar, masallar, uluslararası sergiler ve sanat alanındaki gelişmelerin Oryantalist tarzın oluşumunda ve şekillenmesinde nasıl etkin olduğu açıklanmaya çalışılmış ve çeşitli sanat dallarındaki örneklerine yer verilmiştir. Batılılarca barbar olarak görülen Doğunun, aynı zamanda büyük bir güç ve bir o kadar da egzotik oluşu merak duygularını tetikleyerek Oryantalist terimini meydana getirmiştir. Oryantalistler Batının bu merakını gidermek için kendisine benzemeyen bu kültürler hakkında bilgiler toplamış, batılı sanatçılar da bu bilgilerden esinlenerek ya da Doğu'ya bizzat gelip gözlemleyerek veya üçüncü ağızdan duyduklarıyla Oryantalist eserler sunmuşlardır. Bu çalışmada Oryantalist olarak ifade edilen eserler kadın giyimi açısından taranmış olup önemli ressamların, gravür ustası, fotoğrafçı ve illüstratörlerin çalışmalarında sıkça rastladığımız Oryantalist giyim öğeleri ortaya konmuştur. Bu öğeleri 1880-1930 yılları arasında isim yapmış moda tasarımcılarının, koleksiyonlarında nasıl yansıttıklarına dair araştırma yapılarak, Oryantalizmin moda akımı olarak kısa bir dönemde ancak etkin bir şekilde var olduğu sonucuna varılmıştır.

BatıBatı ülkeleriGiyim+7
Sibel Onur Başer
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zamanı ölçen tasarım araçları ve kişisel saatler

Zaman bildiren araçların ilk örneği olan güneş saatlerinin M.Ö. 1300 yıllarında ilk defa Mısır ve Mezopotamya'da kullanıldığı bilinmektedir. Güneş saatleri, güneşin gökyüzündeki hareketine göre zamanı gösteren aletlerdir. Güneş saatleri yanında kum ve su saatleri de zaman ölçer olarak kullanılmıştır.Zaman ölçme veya Horoloji olarak adlandırılan bilim dalı, 13. yüzyılda mekanik saatlerin keşfedilmesiyle önemli bir noktaya gelmiştir. Bu gelişmeler daha sonraki yüzyıllarda yapılan yeni buluşlarla devam etmiştir. 13. yüzyıldan itibaren başta İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya olmak üzere saat kulesi, katedral, saray gibi dini ve sivil yapıların cephe süslemelerinde kullanılmıştır. Anıtsal yapıları süsleyen aynı zamanda işlevi bakımından önemli bu saatlerin mekanizmaları ağırlıkla çalışmaktaydı. Yapıların cephelerinde yaygın olarak kullanılan ve ağırlıkla çalışan bu büyük saatlerin yerini 15. yüzyılda hareket sisteminde zemberek kullanılmasıyla küçük boyutlu saatler almıştır. Bu teknik gelişme sunucu saatler evlerde, bütün özel mekanlarda, halka açık yerlerde ve üzerimizde taşıdığımız aksesuarlar olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu gelişme sonucunda 16. yüzyılda Fransızların Nurenberg yumurtası, Osmanlıların koyun saati adını verdiği cep saatlerinin ilk örneği olan saatler ortaya çıkmıştır. Bu saatler bir muhafaza ve kılıf içinde taşınırlardı.Başlangıçta saatler, ne kadrana ne akrebe ne de yelkovana sahiptiler, sadece çalar mekanizmaları vardı. İlk saat kadranlarında, sabit akrep, yelkovan ve devir yapan bir sistem bulunmaktaydı.14. yüzyılın ikinci yarısından itibaren saatlerde, dönen akrep ve yelkovan ile yirmi dört eşit bölüme ayrılmış kadranlar görülmeye başlanmıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda sanayinin gelişmesi, ülkeler arası ticari ilişkilerin artması, zamanın önem kazanması sonucu saatler üzerinde dakikaların yanında saniyelerin gösterilmesi de gerekli hale getirmiştir. 17. yüzyılda zaman ölçmedeki önemli yeniliklerden biri de sarkacın saatlere uygulanmasıdır. Sarkacın hareketlerinin düzenli olması, zamanın teknik gelişimi sonucu ayaklı duvar saatleri ortaya çıkmış, bu tip saatler 18. ve 19. yüzyıllarda yaygın olarak kullanılmıştır. 19. yüzyılda sanayinin hızla gelişmesi saat teknolojisini de çağın gelişimine ayak uydurmak zorunda bırakmış, cep saatlerinin yerini kol saatleri almıştır.Geleneksel saat üreticileri olan Rolex, Patek Philippe ve Audemars Piguet gibi firmaların bugün hala geçmişteki modellerini yeni teknolojilerden yararlanarak kullanıma sunmaları özellikle erkeklerin dikkatini çekecek ürünler ortaya koymaktadırlar.Bu firmaların birçoğu 19. yüzyılda cep saati üretici olup; teknolojik gelişmelerden yararlanarak becerileri arttırılmış ve daha mükemmel saatleri üretmeyi başarmışlardır.Mekanizmaları mükemmelleşerek alarm, takvim ve dakiklik gibi özellikleri ön planda olan bu saatler ayrıca el yapındaki kaliteli işçilikleri ile de koleksiyoncuların dikkatlerini toplayabilecek niteliktedirler.Prestijli markaların olağanüstü kaliteli yüksek standartlardaki seri üretimle yapılan bu saatler günlük hayatımızın vazgeçilmez parçalarıdır.

AksesuarSaatTasarım
Ahmet Korkmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

CAD/CAM tasarımından üretim aşamasına PVC masa örtüsü

Bilgisayar destekli tasarım artık hayatımızın bir parçası olmuştur. Günümüzde, bilgisayar kullanılmadan oluşturulan desen çalışmaları neredeyse yok denecek kadar azdır.Bu tez çalışmasında bilgisayar desteği ile tasarım aşaması, PVC masa örtüsünün üretim süreci, kullanılan makineler, PVC üzerinde uygulanan teknikler ele alınmıştır. Dünyada ve ülkemizde PVC masa örtülerinin kullanım yaygınlığı, desen ve renk zenginliği üzerine çalışmalar yaygın olarak yapılmaktadır.Bu çalışmada PVC malzeme üzerine en çok tercih edilen çiçek desenler başta olmak üzere geometrik, etnik, sanatsal v.b. desen tipleri üzerinde durulmuştur. PVC masa örtüsü desenleri Bilgisayar tabanlı Adobe Photoshop programı kullanılarak yapılmıştır.İlerleyen teknoloji PVC masa örtüleri üzerinde her türlü desen ve rengin basımına olanak sağlamıştır. Modayla yakından ilişkisi olan bu ürün gurubu ülkelerin renk ve desen özelliklerini yansıtmada bir gösterge olmaktadır.Bu çalışmanın sonucu olarak, çiçekli desenlerin ve parlak renkli PVC masa örtüsü desenlerin ülkemiz geleneğinin ve toplumsal kültürü yansıttığı görülmüştür. PVC'nin ev tekstili ürün gurubu içerisindeki yeri ve satışı, hedef kitlesi, ülkelere bağlı desen seçenekleri ve farklıklılarının hepsi birlikte düşünülmelidir. Hatta PVC masa örtüsünün yanı sıra PVC ile elde edilen tamamlayıcı ürün gamının neler olabileceği konusunda yeni araştırmalar yapılmalıdır. Bu tür ürünlerin geliştirilmesi konusunda tasarımcıların çalışmaları sektör tarafından daima dikkate alınmalıdır.

Bilgisayar destekli tasarımMasa örtüsüPVC+1
Berna Aybartürk
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00