Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Discipline

Department of Occupational Health and Safety

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

434

Archived Theses

3

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde eğitimin önemi ve eğitim -öğretim faaliyetlerine etkisi; Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü uygulaması

Bu çalışmada, eğitim alanının İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) bölümü kapsamında, programlı, düzenli ve sürekli bir şekilde kullanılması hedeflenmektedir. Böylece eğitim kurumlarında faaliyet gösteren bireylerin iş güvenliği kültürü edinmelerine katkı sağlanarak, çalışma ortamlarının daha güvenli ve sağlıklı bir hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Ülkemizde daha çok genç yaşta sayılacak sayılabilecek olan iş sağlığı ve güvenliği konusunda bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalar, iş kazalarının büyük ölçüde çalışanların bireysel hatalarından kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bunun temel nedenlerinden biri ise bu alanda verilen veya verilmesi gereken eğitimlerin yetersizliğinden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada hedef kitlemize (öğretmen / idareci) eğitimin gerekliliğini ve olumlu geri dönüşünü bir kez daha göstererek, eğitim kurumlarımızda İş Güvenliği standartı oluşmasına katkıda bulunmak ve bununla birlikte, Eğitim-Öğretim faaliyetlerinin daha güvenli bir ortamda yapılmasının sağlanması hedeflenmektedir.

Akın Tekin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyathane çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgi düzeylerinin ve risk faktörlerinin incelenmesi (Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği)

Bu çalışma Van Bölge eğitim Araştırma Hastanesi ameliyathanelerinde çalışan doktor, hemşire, anestezi teknikerleri ve sağlık bakıcılarının sahip oldukları risk faktörlerinin belirlenmesi amacıyla anket uygulanarak bu konudaki bilgi düzeylerinin ölçülmesi amaçlamaktadır. Bu amaçla Van Bölge eğitim Araştırma Hastanesi ameliyathanelerinde çalışan 50 doktor, 50 hemşire, 50 anestezi teknikeri ve 50 hasta bakıcı olmak üzere toplam 200 sağlık çalışanı bu çalışmaya dahil edilmiştir. Üzerinde durulan özelliklerden sürekli değişkenler için tanımlayıcı istatistikler; Ortalama, Standart Sapma, Minimum ve Maksimum değerler olarak ifade edilirken, Kategorik değişkenler için sayı ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Sürekli değişkenler bakımından grup ortalamalarını karşılaştırmada Tek yönlü Varyans analizi yapılmıştır. Varyans analizini takiben farklı grupları belirlemede Duncan çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Bu değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede gruplarda ayrı ayrı olmak üzere Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Hesaplamalarda istatistik anlamlılık (önemlilik) düzeyi %5 olarak alınmış ve hesaplamalar için SPSS (ver: 21) istatistik paket programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılan 200 kişinin 56'sı 18-30 yaş, 100'ü 31-40 yaş, 32'si 41-50 yaş ve 12'si 51-65 yaş aralığında yer almaktadır. Katılımcıların 123'ü erkek, 77'si ise kadındır. Risk faktörü değerlendirmesi ve bilgi düzeyi açısından meslek grupları incelendiğinde, doktorların diğer meslek gruplarına kıyasla daha yüksek farkındalık düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Cinsiyet bazında değerlendirildiğinde ise erkeklerin farkındalık düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Eğitim durumuna göre yapılan analizde, eğitim seviyesi yükseldikçe farkındalık düzeyinin de arttığı tespit edilmiştir. Mesleki deneyime göre değerlendirildiğinde, daha deneyimli bireylerin farkındalık düzeyinin daha az deneyimli çalışanlara kıyasla yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Benzer şekilde, mevcut hastanede çalışma deneyimi daha uzun olan katılımcıların farkındalık düzeyi, daha kısa süre çalışanlara göre daha yüksektir. Gelir düzeyine göre yapılan incelemede, kendini yüksek gelir grubunda değerlendiren bireylerin farkındalık düzeyinin diğer katılımcılara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışma biçimi açısından değerlendirildiğinde ise icap usulü çalışanların diğer çalışma biçimlerinde çalışanlara kıyasla daha yüksek farkındalık düzeyine sahip olduğu görülmüştür

Şeyma Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe en çok görülen iş kazaları ve meslek hastalıkları: Ağrı ili incelemesi

Bu çalışma, Ağrı ilindeki sağlık kuruluşlarında meydana gelen çalışma sırasında yaşanan iş kazalarının türlerini, nedenlerini ve sonuçlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, retrospektif bir çalışma deseninde tasarlanmış olup 2020-2024 yılları arasında Ağrı il sağlık müdürlüğüne bağlı tüm birimleri kapsamaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler SGK iş kazası bildirim kayıtları, hastane kayıtları ve Çalışma Bakanlığı istatistikleri üzerinden doküman analizi yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, incelenen dört yıllık dönemde toplam 307 iş kazası rapor edilmiştir. Kazaların %69'unu sağlık personeli, %31'ini ise sürücüler oluşturmaktadır. En sık görülen kaza türleri %91 ile trafik/ulaşım kazaları ve %72.8 ile kesici-delici alet yaralanmalarıdır. Kazaların temel nedenleri arasında uygun olmayan hız (%23.5), kişisel koruyucu donanım kullanılmaması (%11.1) ve yetersiz uyarı levhaları (%8.6) bulunmaktadır. İlginç bir bulgu olarak, kazaların %95.1'inde çalışanlar herhangi bir iş kaybı yaşamadan görevlerine dönmüştür. Çalışma, özellikle acil servislerde ve hasta transport hizmetlerinde alınması gereken önlemlere odaklanmaktadır. Bulgular düzenli güvenlik eğitimlerinin, bireysel koruyucu donanım kullanımının zorunlu hale getirilmesinin ve il sağlık müdürlüğü bünyesinde trafik eğitimi verilmesi kazaları önlemede kritik rol oynayacağını göstermektedir. Bu sonuçlar, benzer özellikteki diğer illerdeki sağlık kurumları için de yol gösterici niteliktedir.

Erkan Güler
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Depoculuk sektöründe depo kurulumu öncesi alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemleri

Lojistik hizmetlerinin bir parçası olan depolama süreçleri, tüm imalat ve hizmet sektörlerinin başarısının çok önemli bir parçasıdır. Bu süreçte iş güvenliğinin sağlanması Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın denetimi altındadır. Depolama sektöründe iş sağlığı ve güvenliğini içeren birçok çalışma yapılmakla birlikte, depolama sektöründe faaliyete başlamadan önce ileride oluşması muhtemel olumsuzlukların, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçebilmek adına yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu çalışmada öncelikle lojistik operasyonunun depolama süreçlerinde meydana gelen kazalarda elde edilmiş verilere dayanarak bu kazaların önüne geçilebilmesi için depo inşa süreçlerinde alınabilecek tedbirler ele alınmaya çalışılmıştır. Depolama alanlarının tesisi aşaması sıradan inşaat süreçleri olarak düşünülmemelidir. Nitekim inşaat aşamasında lojistik sektörünün en önemli unsurlarından depolama alanlarının faaliyet alanına uygun şekilde tasarlanması, başta iş kazaları olmak üzere güvenli çalışma alanlarının inşaat aşamasının başından ele alınması gerekmektedir. Acil durumlar, yangın güvenliği, parlama ve patlama tedbirleri, raf güvenliği, güvenli zemin, elle taşıma, güvenli ekipman kullanımı, elektrik güvenliği, trafik düzenlemesi bu unsurlardan bazılarıdır. Çalışmamızda, depo inşa süreçlerindeki iş sağlığı ve güvenliğinin yanı sıra inşa süreci sonrası faal bir depoda iş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak unsurların belirlenmesi amaçlanmıştır.

İş güvenliğiİş sağlığı ve güvenliği
Lütfi Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yemek üretim sektöründe (catering) risk analizi

İş sağlığı ve güvenliği çalışma hayatında önemli unsurlardan biridir. Günümüzde iş kazası ve meslek hastalığının azaltılarak çalışan sağlığını korunması yönündeki çalışmalar hız kazanmıştır. Son yıllarda hızla büyüyen yemek üretim sektöründe istihdam artışı olması ve rekabet koşullarının değişmesiyle birlikte gerçekleşen iş kazası verilerinin artması giderek büyüyen bir soruna dönüşmektedir. Mevcut sorunla ilgili önlem alabilmek için yapılan bu araştırmada; Uşak ilinde yemek üreten bir işletmede risk analizi yaparak potansiyel fiziksel tehlike ve riskleri tespit edip alınacak önlemleri planlayarak çözüm önerileri oluşturulması amaçlanmıştır. Ayrıca çalışan sağlığının korunması adına sektörel farkındalık oluşturması bakımından da faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada risk değerlendirme karar matrisi olarak L tipi matris (5x5 matris tablosu) referans alınmıştır. Yapılan risk analizinde toplam 131 tehlike ve risk öngörülmüş; bunlardan 5 tanesinin kabul edilemeyecek, 61 tanesinin önemli, 59 tanesinin orta, 6 tanesinin ise kabul edilebilir bir seviyede bulunduğu tespit edilmiştir. Çalışma neticesinde iş güvenliğiyle ilgili proaktif yaklaşım sergileyerek potansiyel tehlikelerin azaltılıp daha güvenli çalışma ortamları oluşturulacağı öngörülmektedir.

Tolga Ankaralıgil
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi, temel eğitim ve ortaöğretim okullarında fiziksel risk etmenlerinden gürültünün incelenmesi

Çalışanların korunması daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmaları iş sağlığı ve güvenliği ilkesinin öncelikli amacıdır. Çalışma ortamında fiziksel risk etmenlerinin varlığı kişinin sağlık ve güvenliğinde risk oluşturmaktadır. Özellikle çalışma ortamlarındaki yüksek gürültü seviyeleri, kişileri fizyolojik, psikolojik ve performans anlamında etkilemektedir. Bu çalışmada, kamuya ait okulöncesi, temel eğitim ve ortaöğretim okullarında Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gerekli izinler alındıktan sonra, sınıf ortamında ders sırasında eşdeğer gürültü seviyesi ölçümü yapılmış ve sonuçları öğrenci ve öğretmenler açısından değerlendirilmiştir. Okulların dördü ilkokul, dördü ortaokul ve dördü lise olmak üzere 12 okuldan toplamda 144 ölçüm alınmıştır. Ölçümler için SC310 CESVA "Sound Level Meter" gürültü ölçüm cihazı kullanılmış, TS ISO 1996-2' ye göre ölçümler alınmıştır. Çalışmada elde edilen veriler Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerlerle karşılaştırılmış ve bu değerlerin üzerinde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak sınıf ortamında ders süreleri düşünüldüğünde öğretmenler ve öğrenciler açısından gürültü konusunda bir bilinçlenme ve sınıflarda gürültüyü kontrol yöntemleri çerçevesinde akustik anlamda iyileştirme çalışması yapılması gerektiği söylenebilir.

GürültüRiskİlkokul çocukları+3
Latife Özce
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma alanlarında ortam ölçüm değerlerinin incelenmesi: Uşak üniversitesi örneği

Bu tezin amacı Uşak Üniversitesi personelinin çalışma ofislerinde, ofislerdeki çalışma ortamından kaynaklı fiziksel risk etmenlerini belirleyerek, ortam değerlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kabul edilen sınır değerler ile uyumlu olup olmadığını inceleyip, önerilerde bulunmaktır. Çalışmanın amacı için belirlenen ofislerde; gürültü, aydınlık şiddeti, termal konfor değerleri (nem, sıcaklık ve hava akım hızı), elektromanyetik etki ve radyasyon ölçümleri yapılmıştır. Yapılan ölçümler sonucunda, ölçüm yapılan tüm ofislerde hava akım hızının değerinin 0 (sıfır) olduğu tespit edilmiştir ve havalandırma sisteminin olmamasının bu duruma sebep olduğu gözlenmiştir. Hava akım hızı dışındaki ölçüm yapılan tüm değerlerin, bakanlıkça kabul edilen sınır değerler ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Ortam ölçüm değerlerinin, bakanlık tarafından kabul edilen değerler ile uyumlu olması, çalışma ortamının fiziksel risk etmenleri açısından sağlıklı olduğunu göstermektedir. Havalandırma sistemi yerine kullanılan duvar tipi klimalar, havalandırma sisteminin görevini kısmen yerine getirdiği ancak, havalandırma sistemlerinin asıl görevi olan hava akım hızına katkıda bulunmadığı da tespit edilmiştir.

Barış Sardoğan
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv yansanayi sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından risk analizi

Bu çalışma kapsamında risk analizi uygulamaları temel alınarak, iş sağlığı ve güvenliğinin işletmeler açısından önemi açıklanmıştır. Bu kapsamda çalışmada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihçesi araştırılmış ve açıklanmıştır. İş güvenliği kavramının gelişim aşamalarına değinilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin önemi çalışanlar için ve de işverenler için önemi incelenmiş bu kapsamda kişilere, kurum ve kuruluşlara sağladığı yararların neler olduğu tespit edilip açıklanmıştır. İş sağlığı ve güvenliğinin temel ilkelerinin neler olduğu araştırılmış ve açıklanmıştır. Yine bu bağlamda oto sanayi sitelerinde ki iş sağlığı ve güvenliği koşulları, uygulamaları araştırılmış ve açıklanmıştır. Oto sanayi sitelerinde ki çalışma koşulları, oto sanayi sitelerinde ki yaşanan iş kazaları, bu kazaları önlenme çalışmalarının kapsamı, araştırılıp incelenerek açıklanmıştır. İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, tedbirleri araştırılmış ve açıklanmıştır. Oto sanayilerde görülen meslek hastalıkları ve bu hastalıkların yapılacak çalışmalar ve uygulamalar ile önüne geçilmesi konularında ki yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Oto sanayi bölgelerinde rastlanan meslek hastalıklarının, kazalarının ne tür önlemlerin alınacağı konusunda yapılan araştırmalar ve çalışmalar açıklanmıştır. Bu çalışma içerisinde, otomotiv yansanayi endüstrisinde artan işyeri ve çalışan sayısı birçok iş kazası ve meslek hastalığının meydana gelmesine neden olmuştur. Bu durum otomotiv yansanayisinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında uygulanması gereken önlemlerin saptanmasını önemli kılmaktadır. Yapılan bu tez çalışması ile otomotiv yansanayi endüstrisinde faaliyet gösteren işletmelerde meydana gelebilecek risklerin tespitlerinin yapılması ve bu riskler için ne gibi düzenleyici önleyici faaliyetlerin alınması gerektiği saptanmıştır. Risk analizi Fine Kinney yöntemi seçilerek yapılmıştır. Otomotiv yansanayi sektöründe faaliyet gösteren iki tane işletmede risk analizi gerçekleştirilmiştir. Risk analizinde toplamda 324 tane risk etmeni tespit edilmiştir. Bu tespit edilen risklerin herhangi bir olası tehlikeli bir duruma veya kazaya sebebiyet vermemesi için yapılması gereken düzenleyici önleyici faaliyetler belirlenmiştir. Risklerin tehlike seviyeleri aşağıya çekilerek kontrol altına alınması sağlanmıştır. Çalışmada risklerin önlem alınmadan önceki analizleri ile önlem alındıktan sonraki analizleri grafiksel olarak gösterilerek kolay anlaşılması sağlanmıştır.

Otomobil endüstrisiOtomotiv endüstrisiOtomotiv sektörü+5
Alperen Refik Bilal Özsarı
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek öğrenim yurtlarında iş sağlığı ve güvenliği risklerinin değerlendirilmesi

İş sağlığı ve güvenliğinin öncelikli ilkesi çalışanların daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlamaktır. Çalışma ortamlarındaki fiziksel, kimyasal, biyolojik koşullardan kaynaklı tehlikeler bu ortamda çalışan ve barınan kişilerin sağlığı ve güvenliği açısından önemlidir. Bu çalışmada yüksek öğrenime başlayan öğrencilerin barındıkları öğrenci yurtları ele alınmıştır. Birçok hizmetin bir arada sunulduğu yurtlarda yapılan işler gereği iş sağlığı ve güvenliğinin öneminin anlaşılması, yurtlardaki ortamların fiziksel risk etmenleri bakımından değerlendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği risklerinin tespit edilmesi ve acil durumlara yönelik önlemlerin alınması önemlidir ve bu bağlamda yapılan çalışmada gerekli önlemlerin alınıp alınmadığının saptanması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Uşak ilinde bulunan üç adet yüksek öğrenim yurdunda iş sağlığı ve güvenliği açısından saha çalışması yapılarak değerlendirilmiştir. Yurtta barınan öğrencilerin ve çalışan personellerin maruz kaldıkları ortam koşulları fiziksel risk etmenlerinden gürültü, aydınlık şiddeti, termal konfor ölçümleri alınıp ortam değerlerinin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından kabul edilen sınır değerler ile uyumlu olup olmadığını incelenmiştir. Ayrıca bir yurtta risk değerlendirmesi yapılmıştır. Fine Kinney metodu ile yapılan risk değerlendirmesi sonucunda 78 adet risk tespit edilmiştir ve önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca acil eylem planları hazırlanmıştır.

Feride Işıl Türkmen
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz eşya sektöründe risk değerlendirmesi

İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin amacı çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarından koruyarak bireysel ve toplumsal huzur ve mutluluğu sağlanmaktır. Çalışma ortamları 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında bulunan tüm yönetmelikler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Bu çalışmada, beyaz eşya sektöründe bulunan firmalardan kalıp yapımı, metal şekillendirme ve kondanser üretiminin Fine-Kinney Metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmıştır. Fine-Kinney metodu kullanılarak beyaz eşyanın çeşitli malzemelerinin üretimi yapan bir işletmede yapılan risk değerlendirmesi çalışması sonucunda 117 adet risk göz önüne alınmış olup bu risklerin; üretim bölümlerine alansal ve makinesel olarak incelemesi yapılarak önerilerde bulunulmuştur.

Bükre Koç Bulut
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde çalışan iş güvenliği uzmanlarının dağılımı ve sorumluklarının incelenmesi

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 23. maddesinde "Herkesin kendi özgür seçimiyle belirlediği işyerinde, adil ve elverişli çalışma koşullarında çalışma hakkı vardır" denilmektedir. İş sağlığı ve güvenliği, iş hayatında yeni bir alan gibi düşünülse de ortaya çıkışı insanlık tarihi kadar eskidir. İSG çalışmaları insan ve makinenin olduğu her sektörde ihtiyaç duyulan bir sistemdir. Eski tarihte insanlar yaptıkları işlere, üretim sağladıkları alanlara göre hem daha verimli bir üretim hem de can ve mal emniyetini sağlamak için tüm tedbirleri kendisi almaktaydı. Toplumların refah düzeyi yükseldikçe tecrübesel öğrenme yerine profesyonel desteğe ihtiyaç duyma eğilimleri artmıştır. İş sağlığı ve güvenliği, deneyimsel bir alan olmaktan çıkıp başlı başına bir eğitim ve hizmet sektörü haline gelmiştir. Bu araştırma üç ana gaye taşımaktadır. Birincisi; iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının yasal dayanağı olan mevzuatın en güncel hali ile kanun, yönetmelik ve tebliğ şeklinde bütünsel olarak verilmesidir. İkinci amacı ise; iş güvenliği uzmanları ile bu bölümü tercih etmek isteyenlere rehber niteliği taşırken tüm İSG profesyonelleri için genel bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemesidir. Ülkemizde günden güne ivme kazanan iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin 2016-2019 yılları bazında sayısal değerleri karşılaştırılarak Türkiye'nin İSG profili çıkarılması, çalışmanın son amacını oluşturmaktadır. Bu çalışma; Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren tüm OSGB'leri ve İSG profesyonellerini kapsamaktadır. İş sağlığı ve güvenliği kayıt-takip-izleme programı olan İSG-KATİP'ten yararlanılarak Türkiye geneli A, B ve C sınıfı iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeliyle ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin son üç yıllık verileri mukayese edilerek ülkemizin bu sektördeki gelişimsel süreci irdelenmiştir.

Muhammet Abdullah Karagöz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma alanlarında ortam ölçüm değerlerinin incelenmesi: Uşak Üniversitesi Mühendislik Fakültesi derslikleri örneği

Bu tezin amacı Uşak Üniversitesi Mühendislik Fakültesi dersliklerinde, çevresel koşullardan kaynaklı fiziksel risk etmenlerini belirleyerek, iç mekan kalitesini etkileyen parametreler olan; aydınlatma, nem, sıcaklık ve gürültü değerlerinin uluslararası kabul gören standartlara ( TS EN12665:2011 (ışık ve aydınlatma kuralları), EN12464-1:2011 (iş yeri aydınlatma yönetmeliği), ASHRAE 55-2010 (iş yeri termal çevre koşulları standardı), EN15251:2006 (iç ortam parametreleri), ISO 7730:2015 (termal çevrenin ergonomi standartları), ASHRAE 62-1999 (bağıl nem standartları)) ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından belirlenen sınır değerlerle uyumlu olup olmadıkları incelemek, öneri ve çözümler sunmaktır. Çalışmanın amacı kapsamında, dersliklerde gürültü şiddeti, aydınlatma şiddeti, termal konfor değerlerini belirleyebilmek için ölçümler yapılmıştır. Ölçüm sonuçları incelendiğinde, hava akım hızının belirlenen değerden düşük olduğu ve bu duruma havalandırma sisteminin bulunmamasının neden olduğu tespit edilmiştir. İç mekan kalitesi için belirlenen diğer parametrelerin ilgili standart ve Bakanlıkça kabul gören sınır değerler ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Kullanılan merkezi sistem klima sisteminin hava akım hızı konusunda yetersiz kaldığı, ideal hava akım hızının ancak klimalar çalışırken mekanik müdahale ile gerçekleştiği, klimalar kapalı olduğunda ise pencere ve kapı açılması sonucu doğal olarak oluştuğu gözlemlenmiştir.

Osman Acar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektöründe tütün yetiştiriciliği çalışanlarında iş sağlığı ve güvenliği; Malatya ili örneği

Tarım, insanların yaşamlarının sağlıklı ve nitelikli bir şekilde devamlılığını sürdürebilmek için birçok ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir sektör konumundadır. Ülkemizin uluslararası piyasalarda marka değeri olan en önemli tarım ürünleri arasında tütün yer almaktadır. Türkiye'de yetiştirilen oriental tütünler, dünya piyasalarında uzun yıllar gördüğü yüksek talep sayesinde "Türk Tütünü" ismiyle anılmaktadır. Tütün, fide yetiştirilmesinden hasat edilmesine ve işlenmesine kadar geçen zamanda değişik metotlarla üretilmektedir. Makineleşmenin yoğun olduğu tarımsal alanlarda verimlilik oldukça yüksektir. Ülkemizde tütün yetiştiriciliği, el emeğiyle üretilmektedir. Tütün tohumlarının ekimi, hasat edilmesi, tütünün denklenmesi ve taşınması sırasında eğilip kalkmalar ve ağır yük taşıma nedeniyle birçok kas iskelet sistemi hastalıkları görülmektedir. Bel, sırt, baş ve boyun ağrıları gibi sağlık sorunları oluşmaktadır. Tütünde bazı işlemler sırasında kullanılan aletler, tehlikeli olmakta ve kesikler açık yara şekline dönüşerek hastalıklara neden olabilmektedir. Makineleşmenin artması, yukarıda sayılan tehlikelerin bazılarını ortadan kaldırmakta fakat yeni tehlikelere neden olmaktadır. Makinalara çarpmalar, elleri, parmakları veya kolları kaptırma gibi iş kazaları yaşanabilmektedir. Tütün üretiminde kullanılan gübre ve pestisit gibi toksik kimyasallar kullanılmaktadır. Bu kimyasallar solunum, ciltten emilim ve sindirim yoluyla vücuda alınmakta, sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Tütün yetiştiriciliğinde çalışanlar fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risklere maruz kalmaktadır. Bu tez kapsamında, ülkemiz tarım sektörü tütün yetiştiriciliğinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından maruz kaldığı riskler belirlenmiştir. Riskleri yok etmek veya kabul edilebilir seviyeye indirmek için alınabilecek korunma tedbirleri ortaya çıkartılmış, bu korunma tedbirlerinde en etkin olanı belirlenmiştir. Risk değerlendirme yöntemlerinden olan kontrol listesi yöntemiyle tütün yetiştiriciliğinde bulunan riskler belirlenip kontrol listeleri hazırlanmıştır.

MalatyaTarım işçileriTarım işçileri hastalıkları+6
Kübra Karakaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gürültülü çalışma ortamının çalışanlar üzerindeki psikososyal etkilerinin incelenmesi: Tekstil sektöründe ampirik bir çalışma

Tekstil sektörü çalışma şartları göz önüne alındığında gürültü düzeyinin yüksek olduğu ortamları barındırdığı bilinmektedir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden faydanılarak genel tarama modeliyle oluşturulmuştur. Uşak ili Tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmede gürültü ile ilgili risklerden korunmalarına dair yönetmelik esaslarına uygun olarak Doğrudan Ölçüm yöntemi ve çalışanların gürültü maruziyetini değerlendirmek amacıyla nicel veri toplama aracı olan anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Günümüz sanayi ve tekstil sektöründe çalışan bireylerin sayısındaki artış hızının yüksekliği; çalışma ortamında çevresel risk etmenlerine bağlı olarak fizyolojik ve psikososyal sorunların çalışanlar üzerinde etkili olduğu görülmektedir. İşletmede yapılan ölçümlerden edinilen bulgular incelendiğinde ise 97.08 dB(A) seviyesine çıkan değerler bunu kanıtlar derecededir. Bu mevcut gürültü düzeyi çalışanda geçici ve kalıcı işitme kayıplarına, performans düşüklüğüne ve verimin düşmesine sebep olabilecek ciddi zararlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu bulgular incelendiğinde gürültü düzeyinin yüksekliğinden kaynaklı ortaya çıkarabilecek rahatsızlıklar, çalışanda bıraktığı etki ve meslek hastalıklarının iş sağlığı ve güvenliği kapsamında psikososyal etkiler doğrultusunda değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olduğu görülmektedir. Bu amaçla yapılan çalışma, gürültünün çalışanlarda oluşturacağı ii psikolojik etkilerin önüne geçmek amacıyla iş sağlığı ve güvenliği kanununu esas alarak gerekli tespitleri ve önerileri sunmaktadır.

GürültüGürültü kirliliğiGürültü-mesleki+3
Fatih Ulukaya
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İtfaiye çalışanlarının çalışma şartlarına yönelik risk değerlendirmesi ve güvenli çalışma önerileri

Günümüzde iş kazaları ve meslek hastalıklarının artmasıyla birlikte iş sağlığı ve güvenliğine verilen önemde artmaktadır. Her sektörde ve her çalışma alanında iş kazaları olabilmekte ve meslek hastalıkları oluşabilmektedir, bunun sonucu olarak risk değerlendirmesi işletmeler için mecburi hale gelmektedir. Ülkemizde uygulanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu içeriğinde de risk değerlendirmesinin her işletme için mutlak gerekliliği önemle belirtilmektedir. Bu çalışmamızda, itfaiyelerde iş sağlığı ve güvenliğinin önemine değinilerek, Türkiye'de itfaiye teşkilatlarının istasyonlarında ve itfai olaylar esnasında meydana gelebilecek kazalar, tehlikeli durumlar, riskler ve meslek hastalıkları iş sağlığı ve güvenliği açısından irdelenerek konuya yönelik alınan önlemler ve uygulamalar 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grup Amirliği'ndeki birimler ve müdahale sırasında gerçekleştirilen uygulamalar iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında incelenmiştir. Yapılan incelemeler ile beraber 5x5 matris metodunda risk değerlendirmesi hazırlanmıştır. Bu risk değerlendirmesinin sonucu olarak da daha güveli çalışma şartlarının oluşturulmasına yönelik öneriler sunulmuştur.

GüvenlikRisk analiziRisk değerlendirmesi+3
Yılmaz Karadaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği risk analizi ve Uşak ilinde bir uygulama

Ham maddesi kum, kil ve su karışımından oluşan ve çeşitli aşamalardan geçerek günlük hayatımızda birçok alanda kullandığımız seramik, hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Hammaddesinin toprak olması ve bol bulunması sebebiyle en eski çağlardan bu yana kullanılagelen seramiğin birçok kullanım alanı mevcuttur. Seramik üretiminde kullanılan hammaddelerin içindeki kimyasallar ve metal oksitler seramik üretiminde sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Seramik üretiminde çalışanlar ve üretim yapılan alanın çevresi, gerekli önlemler alınmadığında risk altındadır. Seramik sektörü, işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından yer aldığı tehlike sınıfları listesine göre tehlikeli sınıfında yer almaktadır. Bu çalışmada seramik üretimi esnasında karşılaşılan fiziksel risk etmenleri; toz, gürültü, termal konfor, aydınlatma, titreşim ve kimyasal risk etmenleri, ergonomik risk etmenleri, elektrik kaynaklı risk etmenleri ile bu risklerin çalışanlar için ne tür meslek hastalıklarına sebep olduğu ve alınması gereken önlemler ile kullanılması gereken kişisel koruyucu donanımlar konusunda bilgi verilmiştir. Bu amaçla Uşak ilinde ki bir seramik fabrikası ele alınmış ve risk faktörleri L tipi matris yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Eski çağlardan bu yana kullanılagelen seramiğin üretim aşamasında alınacak basit önlemlerle geri dönüşü olmayan ciddi sağlık problemleri önlenebilmektedir. Ancak önlem alınmadığı takdirde çalışanlar için çok ciddi sağlık problemleri riskleri vardır. Seramik üretiminde çalışanlar, seramik üretiminden kaynaklı riskler konusunda, kullandıkları malzemelerin zararları ve korunma yolları konusunda bilinçlendirilmelidir. İşveren ise gerekli tedbirleri almalı ve üretim ortamının hijyenini sağlamalıdır. Bu çalışma koşulları yasalarla kontrol altında tutulmalıdır. Gerekli önlemler alındığında seramik üretimi çalışanlar açısından riskli bir ortam olmaktan çıkmaktadır.

Risk analiziRisk faktörleriSeramik sektörü+4
Kevser Camcıoğlu
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak yöresi dokuma atölyelerindeki gürültü maruziyetinin araştırılması

Önemli iş kollarından birisi olan tekstil endüstrisinin kollarından birisi olan dokuma fabrikalarında gürültü en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Gürültü özellikle, çok sayıda makinenin bir arada çalıştırıldığı dokuma atölyelerindeki ortamlarda, makineleri kullanan çalışanların sağlığını ve çalışma verimlerini olumsuz etkilemektedir. Gürültü düzeyinin yüksek olması nedeniyle kalıcı veya geçici işitme kayıplarının yanında işçilerin psikolojik olarak olumsuz etkilenmeleri nedeniyle işçilerde yorgunluk, buna bağlı bezginlik ve bu olumsuz duruma bağlı yaralanmalı veya ölümlü kazaların meydana gelme olasılığı artmaktadır. Bu çalışmada Uşak Yöresindeki farklı çalışma ortamlarına sahip beş adet dokuma fabrikasında oluşan gürültü analizlerinin yapılması ve elde edilen veriler ışığında alınması gerekli önlemlerin önerilmesi hedeflenmiştir.

Dokuma işletmeleriDokuma makineleriGürültü+6
Necla Yaman Turan
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimliği fakültesinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi: Risk değerlendirmesi örneği

Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Kalite Standartları kriterlerinde önemli bir yere sahip olan risk yönetimi hasta, hasta yakını, ziyaretçi, çalışan, tesis ve çevre güvenliği ile hastanede sunulan hizmetlere ilişkin tanımlanan diğer risklerin önlenmesi veya kaynağında mücadele edilerek en az seviyeye indirilmesi açısından yol gösterici olmaktadır. Sağlık sektörü karmaşık yapılı bir sektör olduğundan ve riskler birimlere özgü olabileceğinden risk analizi yaparken hangi metodun kullanılmasının daha doğru olduğunu bilmek ve buna yönelik analizler yapmak önemli bir adımdır. Yaptığımız bu çalışmada iki çeşit risk analiz metodu kullanarak hangi yöntemin daha kullanılabilir olduğunu görmek ve risklerin iki metot arasında ne kadar farklı derecelenebileceğini tespit etmek için L tipi matris ve Fine Kinney Metodu birlikte kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmede elde edilen veriler sonucunda belirlenen 47 risk L tipi Matris metoduna göre değerendirildiğinde, 15'i önemli düzeyde, 30'u orta düzey, 2'si tolere edilebilir risk; Finne Kinney metoduna göre hesaplandığında ise 9'u olası, 14'ü önemli, 12'si esaslı ve 12'si tolere edilemez risk belirlenmiş ve bunlara neden olan tehlikeler tespit edilerek her risk için alınması gereken önlemler belirtilmiştir Belirlenen riskler ve önerilen önlemler dikkate alındığında yapılacak olan iyileştirmeler hasta ve çalışan güvenliğinde önemli olumlu sonuçlar sağlayarak hizmet kalitesinin de arttırılmasında önemli rol oynamaktadır.

Diş Hekimliği FakültesiDiş hekimleriRisk analizi+4
Yağmur Erdal
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dokusuz yüzey üretimi yapan tekstil işletmelerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi ve risk analizi: Uşak ilinde bir işletme örneği

Değişen yaşam standartları ve gelişen teknoloji ile birlikte dokusuz yüzeylere olan talep her geçen gün artmaktadır. Dokusuz yüzeylerin dayanıklı ve gözenekli yapıları günlük hayatta ve sanayide bu ürünlerin çok fazla tercih edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Dokusuz yüzey sektörü, üretimde kullanılan makineler ve çalışma ortamından kaynaklanan birçok tehlike ve riski bünyesinde barındırmaktadır. Bu tehlike ve risklere yönelik alınmayan iş sağlığı ve güvenliği önlemleri iş kazaları ve meslek hastalıklarına neden olabilmektedir. Tekstil sektöründe çalışma ortamında bulunan fiziksel risk etmeleri çalışan sağlığı açısından olumsuz sonuçlara neden olabilmektedir. İşyerlerindeki tehlike ve risk etmenlerinin çalışma ortamında düzenli olarak ölçülmesi ve gerekli önlemlerin alınması çalışan sağlığı için çok büyük önem taşımaktadır. Bu tez de dokusuz yüzey üretimi sırasında karşılaşılan fiziksel risk etmenleri ve çalışan sağlığını korumak için alınması gereken önlemler irdelenmiştir. Bu amaçla Uşak ilinde bulunan dokusuz yüzey üretimi yapan bir tekstil fabrikasında standartlardan yaralanılarak gürültü, termal konfor aydınlatma titreşim ve toz ölçümleri ile çalışma ortamında bulunan fiziksel risk etmenlerinin maruziyet düzeyi belirlenmiştir. İşletmede L tipi matris yöntemi ile risk analizi yapılarak çalışma ortamındaki tehlike ve riskler belirlenmiş ve alınabilecek önlemler hakkında bilgiler verilmiştir.

Risk analiziTekstilTekstil endüstrisi+3
Aysel Buzak
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında bazı fiziksel risk etkenlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi: Bir eğitim ve araştırma hastanesi örneği

Hastaneler çok tehlikeli işyeri sınıfında yer almakta ve çalışma ortamında kaynaklanan ciddi tehlike ve riskleri yapısında bulundurmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleriyle bu tehlike ve riskler azaltılabilmekte veya önlenebilmektedir. Hastanede çalışma ortamlarından kaynaklanan fiziksel risk etmenlerinin maruziyet düzeyleri, sağlık üzerinde etkileri ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla Uşak Eğitim ve Araştırma hastanesinde gürültü, termal konfor, aydınlatma ve elektromanyetik alan etmenleri doğrudan ölçme yöntemiyle standartlara uygun şekilde ölçümler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler literatürde yer alan çalışmalar dikkate alınarak yönetmelik, standart ve tavsiye değerleri ile maruziyet değerlendirilmiştir. En yüksek gürültü düzeyleri kazan dairesi, yemekhane ve biyokimya laboratuvarında ölçülmüştür. Ortam sıcaklık değerleri en düşük hasta müracaat ve arşiv bölümümde ölçülürken, en yüksek değer çamaşırhane bölümünde bulunmaktadır. Çalışma ortamı en yüksek memnuniyetsizlik yüzdesi (PPD) çamaşırhane, merkezi sterilizasyon ve ameliyathane salon alanlarında görülmektedir. Ameliyathane salon, ameliyathane steril alan, dâhiliye müracaat, hasta müracaat ve merkezi sterilizasyon gibi bölümlerinde yetersiz aydınlatma olduğu görülmüştür. Ultrason ve santrifüj makinelerinde hastane içerinde yapılan ölçümlerdeki en yüksek manyetik alan değerlerine ulaşılmıştır. Çalışma ortamlarında bulunan fiziksel risk etmenlerinin çalışan üzerinde oluşturacağı sağlık etkilerinin olası iş kazaları ve meslek hastalıklarına yol açacağı görülmüş ve alınabilecek önlemler hakkında önerilerde bulunulmuştur.

Eğitim ve araştırma hastaneleriRisk faktörleriSağlık kuruluşları+2
Muhammed Ağuş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde risk değerlendirmesi: Uşak Üniversitesi yemekhanesinde bir uygulama

Çalışma hayatında teknolojik ve bilimsel gelişmelerle birlikte iş sağlığı ve güvenliği önemli bir konu haline gelmiştir. Çalışma ortamından veya işin yürütümünden kaynaklanan tehlike ve risklerin belirlenmesi iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde büyük yer tutmaktadır. Yemekhane ortamı iş sağlığı ve güvenliği kapsamında incelenmesi gereken çalışma alanlarındandır. Yemekhane alanlarında fiziksel, biyolojik, ergonomik, kimyasal ve psikolojik açıdan birçok tehlike ve risk mevcuttur. Yoğun iş yükü ve hızlı çalışma yapılan yemekhane sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından ortaya çıkan problemlerin belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla yapılan bu çalışma da tehlike ve risklerin belirlenmesi için risk değerlendirmesi yapılmıştır. Risk değerlendirmesi ile iş sağlığı ve güvenliğine yönelik alınması gereken önlemler 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu araştırmada risk analiz yöntemi olarak L tipi matris metodu kullanılmıştır. L tipi matris metodu ile birlikte yemekhane ortamındaki tehlike ve riskler belirlenerek risk düzeylerine göre önleyici tedbirler belirlenmiştir. Yapılan çalışma kapsamında iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına öneriler sunulmuştur.

RiskRisk analiziRisk değerlendirmesi+5
Kübra Özdemir
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bina ergonomisi açısından kamu-özel lise karşılaştırması: Uşak ili örneği

Bu çalışma okullardaki gürültü düzeyi, aydınlatma düzeyi, termal konfor (sıcaklık, nem, hava akımı) değerlerini ve okul binası içinde bulunan birimlerin (sınıf, kat koridoru, ıslak hacim, merdiven) ergonomik özelliklerini belirlemek için yapılmıştır. Seçilen özel okul ve devlet okullarının kıyaslanması, yönetmelik ve standartlara uygunluklarına bakılarak yapılmıştır. Ergonomik yönden okul birimlerinin alan x hacim ölçümleri metre kullanılarak yapılmıştır. Islak hacimlerin, dersliklerin ve bina merdivenlerinin öğrenci sayısına göre kapasitelerinin ve kişi başına düşen alanın yeterli olup olmadığı Milli Eğitim Bakanlığı standartlarına ve yönetmeliğine uygunluğu yönünden incelenmiştir. Çalışma tanımlayıcı tipte olup, Uşak ili merkez sınırları içerisinde kalan iki özel lise ve iki devlet lise binası belirlenerek toplamda dört okuldan oluşan örneklem grubu oluşturulmuştur. Ölçüm için gürültü ölçüm cihazı Cesva SC310, aydınlık şiddeti ölçüm cihazı Extech SDL400, mikro klima analiz cihazı Delta ohm HD 32.3 kullanılmıştır. Ölçümlerden elde edilen bulgular neticesinde gürültü düzeyi ölçüm sonuçları, ders saatinde sınıf içi ve okul dış alan gürültü düzeyi dört okul içinde sınır değer aralığında kalmıştır. Sınıf içi teneffüs saati gürültü düzeyi ise üç lisede sınır değerlerin üzerinde kalmıştır. Özel ve devlet liselerinin aydınlatma ölçüm sonuçlarının da uygun değerlerde olmadığı görülmüştür. Çalışma sonucunda, okul binalarının yapılacağı konum başta olmak üzere bütün ergonomik özelliklerin tasarım aşamasında düşünülerek eksiksiz yapılması gerektiği görülmektedir. Okul türleri, toplam öğrenci mevcudu, okul bina konforları farklı olsa da eğitimde kalite ve konforun artmasını sağlayan önemli etkenin ergonomik koşulların bir arada sağlanabilmesi olduğu görülmektedir.

Devlet okullarıErgonomiErgonomik riskler+7
Meryem Yalçınkaya Demirtaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şırnak Devlet Hastanesi sağlık çalışanlarının mesleki risk faktörlerinin istatistiksel analizi ve çözüm önerileri

Araştırma, Şırnak Devlet Hastanesi ve ek binası olan Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde görev yapan sağlık personellerinin karşılaşabilecekleri mesleki risklerin istatistiksel analizi ve bu risklere yönelik çözüm önerilerinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma tanımlayıcı bir çalışmadır. Örneklemin büyüklüğünü Şırnak Devlet Hastanesi ve ek binası olan Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde görev yapan 112 sağlık personeli oluşturmaktadır. Araştırma da veriler sosyo-demografik özellikleri içeren ''Tanıtıcı Veri Toplama Formu'' ve ''Mesleki Risk Faktörleri Ölçeği'' kullanılarak 10 Mart 2024 ve 10 Mayıs 2024 tarihleri arasında çalışanlarla yüz yüze görüşülerek gerekli açıklama yapıldıktan sonra veriler Google form kullanılarak toplandı. Statistical Package For Sosial Sciences (SPSS) 25.0 analiz programı kullanıldı, çalışmada verilerin analizlerinde; Tek yönlü (One Way) Anova testi, Independent Sample T testi, frenkans, yüzdelik, standart sapma, ortalama ve Pearson's korelasyon testlerini kullanarak bilgisayar alanında oluşturulmuştur. Post Hoc analizi ile grupların birbirinden farklı olduğuna bakıldı. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının mesleki risk faktörleri ölçeğinin ortalamaları incelendiğinde; fiziksel risk faktörleri düzeyi orta (2,67 ± 0,540), kimyasal risk faktörleri düzeyi orta (2,86 ± 0,781), biyolojik faktörleri düzeyi yüksek (3,16 ± 0,677), psikolojik faktörler düzeyi yüksek (3,10 ± 0,778), ergonomik risk faktörleri düzeyi orta (3,07 ± 1,00), radyasyon risk düzeyi yüksek (3,03 ± 0,904) ve mesleki risk faktörleri genel puanı düzeyi orta (2,98 ± 0,57) olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Mesleki Riskler, Sağlık Çalışanları

Seher Bingöl
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İş güvenliği kapsamında maden kazaları sonuçlarının hukuk kararları ile incelenmesi

Tarihsel süreç içinde insanlar antik çağlardan itibaren hayatlarını kolaylaştırmak ve daha sağlıklı bir şekilde yaşamak ve çalışmak için çaba göstermiş, bu nedenle sürekli bir arayış içinde çeşitli madenleri keşfetmiş ve maden aramaya devam etmişlerdir. Tüm bu maden arama işlemleri genelde ağır ve meşakkatli olmakla birlikte tehlikeli bir iş alanını doğurmuş ve bu alanda özellikle 18.yy da sanayi devrimi ile iş hayatında koşulların ağırlaşması, buna bağlı olarak madencilik sektöründe de koşulların ağırlaştığı ve kötüleşen çalışma koşulları ile iş kazalarında artış gözlenmiştir. Ülkemizde madencilikte iş güvenliği ve çalışma koşullarında iyileştirme sağlamak için Cumhuriyet öncesi ve sonrasında bazı kanunlar uygulanmış fakat istenen düzeye ulaşılamamıştır. Avrupa birliği uyum süreçleri ve gelişmeler neticesinde 2012 yılı Haziran ayında yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumlulukları hakkında genel bir derleme yapılmıştır. Ancak yapılan tüm çalışma, yasaklama, tedbir ve yasalara rağmen maden arama ve madencilik sektörü son derece tehlikeli bir iş sınıfında olup her daim büyük kazalar ve büyük kayıplar yaşanmaktadır. Kazalar neticesinde kasıt, kusur veya ihmal durumlarına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 85 ve 89. maddelerinde taksir ve taksirli suçlar tanımlanmış ve hangi fiillerin taksirli olacağı belirlenerek daha etkin bir yargılama amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında yüksek yargı organlarının verdikleri kararlar ışığında yakın tarihlerde yaşanmış Kozlu, Karadon, Soma ve Amasra maden kazası gibi bazı büyük maden kazalarında kimlerin niçin sorumlu tutulduğu, madencilik sektöründe işveren ile birlikte birçok unvanda çalışanın dikkat ve özen yükümlülüğüne uymadığı gibi sebeplerle örnek kaza olaya göre bilinçli taksir veya olası kast ile yargılandığı ve yargılanan kişilerin taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma suçlarından ceza aldıkları hukuki kararların ceza hukuku yönünden iş sağlığı güvenliğine etkileri değerlendirilerek tespit edilen sorunlar ve çözüm önerileri derlenmiştir.

Gökhan Bozer
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe risklerin yapay sinir ağı ile değerlendirilmesi

İş sağlığı ve güvenliğinde yapay sinir ağları ile inşaat sektöründe risklerin değerlendirmesine yönelik olan bu çalışmada, iş sağlığı ve güvenliği sınırları içinde, iş kazalarının önlenmesine yönelik yapay zeka teknolojisinin kaza verileri üzerinde modellenmesine yönelik bir çalışmadır. Bu durumla ilgili daha önce paylaşılmış olan iş sağlığı güvenliği kazalarının sebeplerine yönelik çalışmalar incelenmiş ve yapay zeka teknolojisinin uygulama alanları değerlendirilerek, yapay sinir ağları ile iş kazaları sayıları öngörülebilirlik model çalışması yapılmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti, İstanbul ili içerisinde faaliyet gösteren ortak sağlık ve güvenlik biriminin 2016-2019 yıllarına ait 644 adet meydana gelmiş inşaat kaza verilerinden oluşturulmuştur. Kazalar excele girilerek gruplandırılmıştır. Ay içinde meydana günlük kazalar toplanarak, ilgili aya ait kaza sayısı değeri, yıllar için 2016-2019 arası 4 kategorik değer, aylar için 12 kategorik değerleri elde edilmiştir. Veri seti ay, yıl olarak 2 adet bağımsız değişken, kaza sayısı ise 1 adet bağımlı değişkendir.644 adet kaza verisinden 48 adet YSA için veri seti oluşturuldu. Çalışmada, veri setinin % 70'i eğitim, % 30'u test verisi olarak ayrılmıştır. Modellerin performansları, R2 ve RMSE(Root Mean Square Error) ölçütleri içinde değerlendirilmiştir. YSA ile oluşturulan model ile giriş ve çıkış değerleri, tekrar tekrar ağa uygulanarak gerçekleşen eğitim süreci, hataların minimize edilmesiyle kaza sayılarını öngören öğrenmeler gerçekleştirilmiştir. Böylece üst yönetime risk değerlendirmesinde yüksek düzeyde karar destek sistemi sağlayacaktır.

RiskRisk değerlendirmesiRisk faktörleri+6
İbrahim Duman
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenlı̇ğı̇ algılarının radyasyona maruz kalma sıklığı kapsamında değerlendı̇rı̇lmesı̇ (Bazı özel sektör çalışanlarına yönelik uygulama)

Dünya'da ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Özellikle insan yaşamını doğrudan ilgilendiren inşaat sektörü, diğer kurumlara göre daha çok riskli ve titizlikle çalışılması gereken önemli bir sektördür. Hizmet sektörü çalışanları işveren ve diğer taşeron firma yetkilileri tarafından bazen zorla ağır işlerde çalışmaya maruz bırakılmaktadır. Sektör çalışanlarının ağır ve sağlıksız bir şekilde zor işlere maruz kalmamaları için kurumların gerekli olan güvenlik önlemlerini almaları zorunluluk arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği yönetmenliklerle hukuki açıdan uluslararası standartlara yükseltilmiş ve hukuki bakımdan bu gelişmenin pratik hayata yansıtılması tam olarak bu zamana kadar gerçekleştirilememiştir. Bu durum diğer tüm çalışanları etkilediği gibi hizmet sektörü çalışanlarını da olumsuz etkilemektedir. Özellikle hizmet sektörü çalışanları arasında, iş kazası oranının yüksek olduğu ve kaza sonucu gerçekleşen ölümlerin olduğu görülmekle birlikte, bu sektör iş yeri ve meslek hastalıklarının çok görüldüğü bir sektör olarak dikkat çekmektedir. Özellikle radyasyona maruz kalan saha çalışanlarının ve işverenlerin sağlık bilinci ve bu konudaki bilgisinin (radyasyon) yeterince olmaması sadece o işyerinde çalışanları değil, toplumun tamamının sağlığını olumsuz etkileme ihtimaline yol açabilecektir. Bu çalışmada farklı sektörlerde çalışanların işe giriş/periyodik muayene formları, Kişisel Verilerin Korunması kanunu gereği çalışanların izinleri alınarak incelenmiş ve özellikle radyolojik analizler kısmı göz önüne alınarak özel sektör çalışanlarının radyasyona maruz kalma sıklıkları ve iş sağlığı ve güveliği bilinci incelenmesi planlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümde, iş sağlığı ve güvenliğinde genel kavramlar (Sağlık, hastalık, vs.) verilmiştir. İkinci bölümde tarafların hak ve yükümlülükleri ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen işçi veya işverenin karşılaşabileceği hukuki yaptırımlar başlıklı konulara ayrıntılı bir şekilde değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü radyasyon ve radyoaktivite konularını kapsamaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümü; araştırmanın sorunsalı, amacı, araştırma yöntemi, bulgular, sonuç ve önerilerden oluşmaktadır.

RadyasyonRadyasyon dozajıRadyasyon etkileri+5
Umarettin Uçak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi (45001) performansının ölçülmesi gıda işletmesinde uygulama

İş Sağlığı ve Güvenliği kavramı hitap ettiği devlet, işveren ve çalışan tarafları açısından geçmiş yıllara göre çok daha fazla önem kazanmıştır. Sağlık ve güvenlik geçmiş dönemlerde ayrı ayrı değerlendirilirken aslında bir bütünü tamamlarlar. İşletmeler açısından İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri etkin şekilde uygulanabildiğinde çalışan verimliliğini ve işletme karlılığını arttıran önemli etkenlerdendir. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri, işletmeye uygun mevzuatların uygulanmasında, çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunması için yapılacak faaliyetlerde rehberlik yapmakta, kurulmuş olan sistemin belli bir düzen içerisinde yürütülmesine, karşılaşılabilecek risklere karşı önleyici tedbirlerin uygulanmasına olanak sağlamaktadır. Ayrıca sistemin gerekliği olan iç, dış denetimlerle ve gözden geçirmeler ile uygulamaların tam kontrolünü sağlayarak, çalışanlara gerekli farkındalık ve eğitimi öngören işleyen bir sistemdir. ISO 45001:2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 22000 gibi yönetim sistemleri ile entegre olabilmekte, işletmelerde her kademedeki çalışanların sisteme dâhil olmasını, görev tanımlarına göre çalışabilme olanağını sağlamaktadır. Tüm bu işleyişte üst yönetimin onayı ve gerekli kaynakları sağlaması en önemli husustur. Bu çalışmada İSG Yönetim Sisteminin temel maddeleri paralelinde performans göstergeleri oluşturularak İstanbul'da bulunan ve ISO 45001:2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi uygulanan bir gıda işleme fabrikası çalışanlarına anket düzenlenmiş, firmanın İSG Yönetim Sisteminin Etkinliği ve Performansı değerlendirilmiştir.

Gıda işletmeleriISO 45001ISO+4
Sibel Gül
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üst yapı inşaatlarında risk değerlendirmesinin önemi ve Fine Kinney örneği

Gelişen dünyada, artan nüfus oranıyla ilerleyen teknoloji ve sanayileşme, dünya ve ülkemiz genelinde ki yapılaşma kültüründe; fazlaca ölümlü ve yaralanmalı kazaların meydana geldiği inşaat-yapı sektörünün önünü alamamaktadır. Çalışma ortamının ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama ve geliştirme amacı ile İSG açısından risk değerlendirmesi yapılmasına ihtiyaç vardır. Yapılan AR-GE çalışmalarında kaza riskleri yüksekten düşüğe göre gruplandırılmış ve bu risklerin bertarafına yönelik metotlar geliştirilerek hem nitel hem de nicel sonuçlar elde edilmiştir. Alınan sonuçlar neticesinde, belirlenmiş olan referans aralıklarına göre alınacak tedbirler şematik olarak belirlenmiş ve gerekli standartlara uyularak önleme ve düzeltme faaliyetleri önerilmiştir. Söz konusu metotlardan, inşaat-yapı sektöründe en çok kullanılan, Fine Kinney risk değerlendirme yöntemidir. Bu metot, uygulanacak sektöre göre tek başına kullanılabildiği gibi başka yöntemlerle de birliktede kullanılarak, çıkacak sonuçların karşılaştırılmasıyla daha nitelikli sonuçlar elde edilmesi mümkün olabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fine Kinney, Nitel, Nicel,AR-GE, İSG, Risk değerlendirme metotları

Fine Kinney yöntemiRisk değerlendirmesiÜst yapı+5
Mehmet Akif Hansu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat mühendisliği bölümü öğrencilerinin "iş sağlığı ve güvenliği" kavramına ilişkin metaforik algılarının belirlenmesi

İnşaat sektörü tehlikelerin ve risklerin yoğun olduğu bir sektördür. İnşaatta çalışanların güvenliklerinden ödün vermeden çalışmalarını sağlamak için oluşturulan ortamlara güvenli çalışma ortamları denir. Bu güvenli ortamın sağlanabilmesi için inşaat sektöründe birçok önlem alınabilir. Bu güvenli ortamları sağlamak için iyi bir "İş Sağlığı ve Güvenliği" eğitimi almak öncelikli olarak görülmektedir. İnşaat mühendisliği öğrencilerinin lisans döneminde İş Sağlığı ve Güvenliği dersi kapsamında bu eğitimin iyi ve sistemli bir şekilde alındığı göz önüne alındığında, yaşanacak kazaların ve yaşanacak sorunların en aza indirileceği düşünülmektedir. Nitel araştırma tekniklerinden oldu bilim deseniyle yürütülen bu araştırmada inşaat mühendisliği öğrencilerinin "İş Sağlığı ve Güvenliği" dersine ilişkin metaforik algılarını metafor analizi yoluyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde eğitimine devam eden Ege Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Batman Üniversitesi ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nin Hazırlık sınıfı dahil olmak üzere 4. Sınıfa kadar toplam 105 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu Kullanılmıştır. Demografik Bilgilerin yer aldığı bu formun ikinci aşamasında üniversite öğrencilerine "İş Sağlığı ve Güvenliği ………… benziyor, çünkü ………." Şeklinde açık uçlu sorular hazırlanmıştır. Sorular yüz yüze ve Google Forms üzerinden olmak üzere iki ayrı şekilde toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve metaforlar uzman görüşleri alınarak kategorilere yerleştirilmiştir. Kategoriler daha sonra tablolar halinde bulgular kısmında açıklanmıştır. Birçok metaforun toplandığı bu kısımdan elde edilen verilere göre birçok sonuç ortaya çıkmış ve çalışmanın sonuç kısmında yer almıştır.

EğitimMetaforik algıÜniversite öğrencileri+5
Gülşen Dinç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cephe iskelelerinde yüksekte çalışmaların iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi

Yapı işlerinde arazi maliyetlerinin artışına bağlı olarak dikey yapılaşma hızlı bir şekilde artış göstermiştir. Dikey yapılaşmaya paralel olarak yüksekte çalışma gereksinimi oluşmuştur. Yapı işleri sektöründe meydana gelen iş kazaları incelendiğinde, yüksekte çalışma sonucunda meydana gelen, yüksekten insan düşmesi şeklinde oluşan iş kazalarının, yüksek bir orana sahip olduğu görülmektedir. İnceleme, yüksekten insan düşmesi başlığı altında detaylandırıldığında ise döşeme-platform kenarlarından düşme ve iskeleden düşme tipi kazalar en başta yer almaktadır. Dolayısıyla, iş sağlığı ve güvenliği açısından uygun bir ortam oluşturabilmesi için, yüksekte çalışma için gereklik şartlar sağlanmalı ve tüm ekipmanlar gibi, cephe iskelelerinin de mevzuatta belirtilen standartlara uygun olması gereklidir. Uygunluk konusundaki belgelendirme işlemi TSE tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu bilgiler ışığında hazırlanan çalışmada, standartlara uygun olan cephe iskeleleri ve üzerlerinde gerçekleştirilen yüksekte çalışmalar iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenerek değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma kapsamında sırasıyla; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili temel bilgiler verilip, yapı işleri özelinde iş kazaları incelenerek, yüksekte çalışma kavramı detaylarıyla sunulmuştur. Yüksekte çalışma kavramı içeriğinde; yükseklik ve düşme tanımları yapılmış, yükseğe çıkarken bizi taşıyan ekipmanlardan bahsedilmiş ve çalışmamızın ana konusu olan iskeleler ile ilgili detaylı bilgilere de bu başlık altında yer verilmiş, diğer başlıkta ise yüksekte çalışmalar kullanılan koruyucu donanımlardan bahsedilmiştir. Yapı işleri kapsamında kullanılan cephe iskeleleri ve bunların üzerlerinde gerçekleştirilen yüksekte çalışma faaliyetlerinin, iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi amacıyla, farklı lokasyonlarda yer alan farklı projelere ait, dört çalışma alanında incelemeler yapılmış ve bu faaliyetlere bağlı olarak meydana gelebilecek tehlikeler tanımlanıp, riskler belirlenmiştir. Bulgular, çalışanlara ilişkin kontroller, iş sağlığı ve güvenliği organizasyonuna ilişkin kontroller ve ekipman ile ilgili kontroller olarak üç ana başlıkta belirtilmiştir. İskele bileşenleri açısından inceleme yapıldığında, diğer hususlar uygun olmasına rağmen sadece bazı kısımlarda iskele platformlarında eksiklik olması durumu görülmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği organizasyonu açısından inceleme yapıldığında, topraklama, iskelenin çevresinde çalışanların güvenliği, iskele tarafından taşınabilecek azami yük bilgisi, konularında eksiklik görülmektedir. Çalışanlara ilişkin kontroller yapıldığında, yer yer güvenlik ilkelerine uygun çalışma yapılmaması görülmüştür. Ayrıca nadiren görülse de iskele kontrollerinin ehil bir kişi tarafından yapılması ve yapılan çalışmalara dair kontrol raporu hazırlanması konularında eksiklik olabilmektedir. Ehil bir kişi belirlenmesine rağmen, kontrollerin gerekli periyot ve durumlarda yapılmadığı görülebilmektedir. Sahalardaki incelemeler ve literatür araştırmaları sonucunda değerlendirmeler yapılmıştır. Alınabilecek koruyucu önlemler hususunda önerilerde bulunulmuştur.

CepheCephe malzemeleriCephe paneller+7
Veysel Burak Butur
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksekte yapılan çalışmalarda kişisel koruyucu donanımlar ve sınırları

Ülkemiz de ve tüm dünya da endüstriyel tesislerde yapılan her türlü çalışmalarda "iş güvenliği" birinci öncelik olmak durumundadır. Bu durum hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlarda da yer almaktadır. Bu nedenle de çalışma alanında yapılacak her türlü iş için gerekli iş güvenliği önemlerinin alınması büyük önem arz etmektedir. Alınan her türlü önlem o alanda görev yapan çalışanları korumak, işletmeyi ve üretimin güvenliğini sağlamaktır. Ayrıca iş güvenliği kendine özgü konuları, kuralları, teorileri, temel ilkeleri olan bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu ilke ve yasalar olayların doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Yaşanılan ve olası yaşanabilecek olan iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle; çalışanlar, işletme ve çevre zarar görecektir. Bugün iş kazalarının neden olduğu kayıpların boyutu konunun ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınmasını gerektirmektedir. Özellikle de çalışma sektörlerine göre irdelendiğinde birçok farklı konu ortaya çıkmaktadır. Yüksekte çalışma adımı da bu işlerin başında gelmektedir. Bu anlamda baktığımızda; petrol endüstrisi arama, sondaj, üretim, rafineri ve taşıma, inşaat, sanayi, kimya, maden ve enerji sektörü gibi farklı sektörlere ayrılabilmektedir. Özellikle petrol, maden ve enerji endüstrisinin uluslararası niteliğinin olmasına rağmen iş güvenliği çalışmaları ülkelerin sosyo-ekonomik politik ve coğrafi özelliklerine göre farklılıklar göstermektedir. Özellikle, iş kazaları ve meslek hastalıklarına bağlı olarak her yıl kayıt altına alınabilen istatistiklere göre on binlerce sigortalı ve sigortasız çalışan yaşamını kaybetmekte, sakat kalmakta ya da uzunca süre iş yaşamından kopmaktadır. Bu temel gerçekler ve yaklaşımlardan hareketle, iş sağlığı ve güvenliğinin küresel boyutta bir sorun ve düzenlenmesi gereken bir alan olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Güvenli ve sağlıklı bir iş ortamının sağlanması ve teşvik edilmesi, alınacak tedbirler ve yasal düzenlemelerle ülkelerde bu bakımdan etkin bir kültürel altyapı oluşturulması öncelik olmalıdır. Buna karşın, günümüzde; devletlerin, ülkesel ölçekte faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin ve uluslararası konuya özgü oluşmuş birliklerin ilgi artış hızı olması gerekenden düşük olsa da, temel hedef; iş yaşamının, sağlık ve güvenlik açısında çalışılabilir alanlara dönüştürülmesidir. Bu alanların tamamında yüksekte çalışma yapıldığından söz etmek mümkündür. Bu nedenle bu çalışma da iş kolları farklılık gösterse de ortak olan yüksekte çalışma konusunun ulusal ve uluslararası mevzuatlardaki yerini, farklılıkların neler olduğu ve ortak olan aşamaların da belirlenip, genel bir yüksekte çalışma da iş güvenliği ifadesi ortaya koymaktır. Günümüzde ulaşılan bilimsel ve teknolojik seviye, etik anlayışı ve farkındalık birlikte değerlendirildiğinde, "sıfır iş kazası", "sıfır meslek hastalığı" teorik olarak erişilebilir bir hedeftir. Bugün, örneğin inşaat alanlarının girişinde bir slogan olarak bu hedefin sıklıkla görsel bir mesaj olarak yer alması, bu uzak hedef için bir amaç birlikteliğinin oluştuğunu, en azından söylem bazında geçerlilik kazandığını göstermektedir. Bu noktada konuya, sektörel esaslı yaklaşmak ve her sektörün kendisine has tehlike envanterlerinin ele alınarak eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerinin yönlendirilmesi doğru adım olacaktır. Sektörel derinleşme sayesinde, sektörel istatistiklerin de varlığına bağlı olarak ilerleme kaydedilip kaydedilmediğinin kontrolü mümkün olacaktır. Mesleki yeterlilik eğitimlerin çeşitlenen saha koşullarına uyumlu hale getirilmesi ve sık tekrarlı uygulamalarla pekiştirilmesi devlet önlemleriyle ele alınmalıdır. Ülkemizde son yıllarda özellikle maden ve inşaat alanındaki çalışanlar için mesleki yeterlik zorunluluğu getirilmiştir. Yüksekte çalışma birçok sektör için ortak bir tehlike tanımıdır. Bu konuda her düzeyde bilinçli mühendislerin yetiştirilmesi ve ilgili müfredatın uygulamalarla zenginleştirilmesi orta ve uzun vadede ülkesel bazda büyük faydalar getirecektir.

Meslek hastalıklarıMesleki riskRisk+7
Burhan Bayrak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yargıtay kararları ışığında iş sağlığı ve güvenliği önerileri

İş sağlığı ve güvenliği işçileri çalıştıkları iş yerlerinde karşılaşabilecekleri tehlike ve risklerden korumak, faaliyetlerinin sürdürülebilmek, aynı zamanda verimli ve etkin iş ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bu çalışma iş sağlığı ve güvenliği kavramını, 6331 Sayılı Kanun'u açıklamış, Türkiye'de inşaat, madencilik, eğitim, mobilya, balıkçılık ve başka sektörlerdeki durumu incelemiş, tehlike ve riskler araştırılmış olup, iş kazaları sonucu açılan davalar incelenmiştir. Yargıtay'ın iş sağlığı ve güvenliği alanındaki vermiş olduğu kararlar incelenmiş olup bu kararlar ışığında iş sağlığı ve güvenliği önerilerini ortaya koymuştur.

Yargıtay kararlarıİş güvenliğiİş kazaları+2
Mustafa Uçar
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aile sağlığı merkezi çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği açısından psikososyal etkilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yaşadıkları psikososyal etkileri incelemek ve bu etkilerin sessiz istifa eğilimleri üzerindeki ilişkisini ortaya koymaktır. Nicel araştırma yöntemi benimsenen çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul sınırlarında görev yapan toplam 221 aile sağlığı çalışanı (doktor, hemşire, ebe ve diğer sağlık personeli) oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından uyarlanan "Sağlık Çalışanları İçin Sessiz İstifa Ölçeği" ile "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Levene homojenlik testleri ve Pearson korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bulgulara göre, sağlık çalışanlarının sessiz istifa düzeyleri genel olarak orta düzeyde bulunmuştur (𝑋̄ = 2.91). Alt boyutlar incelendiğinde, mobbing algısının (𝑋̄= 3.65) diğer boyutlara kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Cinsiyet değişkenine göre kadın çalışanların mobbing algılarının erkeklere oranla anlamlı biçimde daha yüksek olduğu (p < .05), meslek değişkenine göre ise ebeler ve hemşirelerin diğer çalışanlara kıyasla daha fazla mobbing algıladığı belirlenmiştir. Buna karşılık yaş, medeni durum, eğitim düzeyi ve kıdem yılı değişkenleri açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Korelasyon analizi sonuçları, mobbing algısı ile sessiz istifa eğilimi arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu (r = .648, p < .01), ayrıca kişisel düşünce alt boyutunun sessiz istifa davranışının en güçlü yordayıcısı olduğunu göstermektedir (r = .965, p < .01). Bu sonuçlar, sessiz istifa davranışının hem bireysel hem de örgütsel faktörlerle ilişkili çok boyutlu bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, aile sağlığı çalışanlarının sessiz istifa eğilimlerinin en önemli belirleyicilerinin bireysel düşünce süreçleri ve mobbing algısı olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları, sağlık kurumlarında psikososyal risklerin sistematik olarak izlenmesi, örgütsel iletişim kanallarının güçlendirilmesi ve kadın çalışanlara yönelik destekleyici politikaların geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

Aile sağlığı merkeziBirinci basamak sağlık hizmetleriPsikososyal risk+3
Özgür Gençay
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçlerinde iş sağlığı ve güvenliği; Türkiye'de iş kazaları analizi ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile karşılaştırılması

Sanayileşmenin hızlanması, kentleşmenin yaygınlaşması ve nüfusun büyümesiyle birlikte dünya genelinde oluşan atık miktarı giderek artmaktadır. Artan atık miktarı, doğal kaynakların hızla tükenmesiyle birleştiğinde, ekosistemlerin sürekliliğinin sağlanabilmesi için çevre politikalarının uluslararası ölçekte ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu kapsamda, sürdürülebilir kalkınma anlayışı gündeme gelmiş; çevresel, ekonomik ve sosyal hedeflere yönelik çeşitli stratejiler ortaya çıkmıştır. Atık yönetimi ve geri kazanım süreçleri ise bu hedeflere ulaşmada önemli bir araç haline gelmiştir. Katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçleri hem çevrenin korunmasına ve istihdamın artırılmasına katkı sağlarken; bu süreçlerin etkin biçimde yürütülmemesi çevre, toplum ve çalışan sağlığı açısından ciddi riskler meydana getirmektedir. Bu nedenle sektördeki iş kazalarının düzenli olarak takip ve analiz edilmesi, risklerin belirlenmesi ve önleyici politikaların geliştirilmesi çalışan yaşamına verilen değerin yanı sıra çevresel duyarlılığın da önemli göstergelerindendir. Bu amaçla, araştırmada Türkiye'de katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçlerinde 2014–2023 yılları arasında meydana gelen iş kazaları SGK istatistik yıllıkları üzerinden kaza sıklık, kaza olabilirlik ve ölümlü kaza olabilirlik oranları gibi iş kazası standardizasyon yöntemleri kullanılarak elde edilen veriler Avrupa Birliği İstatistik Ofisi tarafından yayımlanan kaza istatistik formatına dönüştürülerek hem Türkiye hem de uluslararası düzeyde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, incelenen 10 yıllık süreçte Türkiye'de katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçlerinde iş kazalarının %290 oranında arttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sektörün toplam istihdam içindeki payı %0,5 ile %0,7 arasında sınırlı bir oranda kalmasına rağmen Türkiye'de faaliyet gösteren tüm meslek gruplarının toplam kaza olabilirlik oranından yaklaşık 2 katından daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sektörün, Avrupa Birliği ülkelerinin en çok ölümlü kaza olabilirlik oranına sahip olan ülkelerinden bile yaklaşık 3 kat üzerinde ölümlü iş kazasına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Türkiye'de iş kazalarının daha yüksek oranla ölümle sonuçlandığını ve iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkinliğinde yapısal sorunlar bulunduğuna ve önleyici politikaların gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Katı atıklarİş kazaları
Alper Boyacı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İş tatmininin üretken enerjiye etkisinde iş güvenliği yönetim uygulamalarının aracılık rolü

Bu tez, iş tatmininin üretken enerji üzerindeki etkisinde güvenlik yönetim uygulamalarının aracılık rolünü araştırmayı amaçlamaktadır. Literatürde güvenlik yönetim uygulamalarının çalışma koşullarını iyileştirmesinin yanı sıra çalışanların tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilediği belirtilmiştir. Ancak bu uygulamaların çalışanlar tarafından ek yük olarak algılanması, iş tatmini ve motivasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Öte yandan iş tatmininin üretken enerji üzerindeki olumlu etkisi birçok çalışmada ortaya konmuştur. Bu araştırmada, güvenlik yönetim uygulamalarının bireysel algılar düzeyinde iş tatmini ve üretken enerjiye olan etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında güvenlik yönetim uygulamaları, iş tatmini ve üretken enerji arasındaki ilişkiler, kavramsal bir çerçeve ile açıklanmış ve veriler üç farklı ölçekle toplanmıştır. 210 katılımcıdan oluşan bir örneklem üzerinde 54 soruluk 5'li Likert tipi anket uygulanmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliliği ve güvenilirlik analizleri, IBM SPSS vs. 24 ve AMOS programlarıyla gerçekleştirilmiş, yapısal eşitlik modeli kullanılarak aracılık rolü test edilmiştir. Araştırma bulgularının, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarına yönelik yeni çözüm önerileri geliştirilmesine ve örgütlerde İSG farkındalığının artırılmasına katkı sağlaması beklenmektedir. İstanbul Gelişim Üniversitesi çalışanları ile sınırlı olan söz konusu çalışma, güvenlik yönetim uygulamalarının iş tatmini ve üretken enerji üzerindeki aracılık rolüne yönelik literatüre önemli bir katkı sunmayı hedeflemektedir.

Mahmut Sevgi
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe iş sağlığı ve iş güvenliği üzerine risk analizi

Türkiye'de ve dünya genelinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında sürekli iyileşmeler yaşanmaktadır. Türkiye özelinde değerlendirildiğinde, uygulamaya konulan yasal düzenlemeler ve yürütülen çalışmalar sayesinde özellikle ölümlü iş kazalarında geçmiş yıllara kıyasla önemli bir azalma olduğu görülmektedir. Bu çerçevede, çok sayıda personelin görev yapması ve yüksek risk potansiyeli barındırması nedeniyle hastaneler, İSG uygulamaları açısından diğer sektörlere göre daha kritik bir öneme sahiptir. Hastanelerde etkin şekilde yürütülen İSG çalışmaları, iş kazalarının azaltılması ve ölümlerin önlenmesinde doğrudan rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin Tekirdağ ili Çerkezköy ilçesinde faaliyet gösteren, isminin paylaşılmasına kurum yetkililerince izin verilmeyen özel bir hastanede uygulamalı bir risk analizi gerçekleştirmektir. Çalışma kapsamında, hastane genelinde çalışan personelin karşı karşıya kalabileceği, iş kazalarına ve hatta ölümlere neden olabilecek tüm potansiyel riskler sistematik bir yaklaşımla belirlenmiştir. Tespit edilen bu riskler, ciddiyet derecelerine göre sınıflandırılarak değerlendirilmiş; her birine yönelik geliştirilen önleyici ve iyileştirici tedbirler ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir.

İş sağlığıİş sağlığı ve güvenliği
Ehuıe Jean Oscar Martıal Dıboh
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kliniklerde görev yapan sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin farkındalıklarının incelenmesi

İş sağlığı ve güvenliği farkındalığının kritik önemi genel kabul görmesine rağmen, iş kazalarına bağlı ölüm ve yaralanma vakalarının sayısındaki artış devam etmektedir. Bu bağlamda, çalışan farkındalığını artırmak ve sistemdeki eksiklikleri tespit ederek riskleri en aza indirmek zorunluluk arz etmektedir. Özellikle sağlık hizmetlerinde, toplumun bu hizmetlerden etkin ve verimli faydalanabilmesi için öncelikle sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve maruz kaldığı tehlike ve risklerin tespit edilerek bertaraf edilmesi gerekmektedir. Literatürde yapılan araştırmaların büyük bir kısmı kesitsel araştırma yöntemini kullanarak hastanelerde, ağırlıklı olarak hemşireler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çalışmalar genellikle iş kazaları kapsamında kesici-delici-batıcı alet yaralanmalarına odaklanırken; meslek hastalıkları açısından ise Hepatit B ve tüberküloz gibi bulaşıcı hastalıklara odaklanmaktadır. Bu tez çalışması, mevcut literatürdeki bu spesifik odaklanmayı genişletmeyi ve sağlık çalışanlarının yalnızca fiziksel risklerini değil, aynı zamanda psikososyal, ergonomik risk maruziyetini de değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma, sağlık hizmeti sunan kurumlarda görev yapan sağlık çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliği 'ne ilişkin algıları ile çeşitli sosyo-demografik ve mesleki özellikleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi hedeflemiştir. Katılımcıların demografik özellikleri arasında 26–35 yaş aralığı, kadın cinsiyet ve lisans eğitimi baskınken, çalışanların %63,3'i iş kazası ve %37,78'i meslek hastalığı geçirdiğini bildirmiştir; bu bildirilen hastalıkların başında psikososyal ve uyku bozuklukları gelmektedir. Yapılan istatistiksel çözümleme, eğitim düzeyi, medeni durum ve cinsiyet gibi pasif değişkenlerin İş sağlığı ve güvenliği algısı üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığını p > 0,05 gösterirken, yaş grubu, mesleki deneyim ve çalışılan birim değişkenlerinin algıyı anlamlı düzeyde etkilediği p < 0,05) tespit edilmiştir. En kritik bulgu, genel iş sağlığı ve güvenliği algısının en düşük olduğu grubun 18–25 yaş ve 1–5 yıl kıdeme sahip çalışanlar olmasıdır; bu gruplar özellikle yönetsel destek ve sağlık taraması faktörlerinde diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük puanlar almıştır. Ayrıca, İş sağlığı ve güvenliği talimatnamesini okuma durumunun mesleki hastalıklar, yönetsel destek ve fiziksel ortam algılarını anlamlı olarak artırdığı (p < 0,001) belirlenmiş olup, bu durum kurumsal iletişimin çalışan güvenini doğrudan etkilediğini kanıtlamıştır. Kurumsal algının düşüklüğü (yalnızca %13,7'si meslek hastalığını "sık" veya "çok sık" görmektedir), yüksek bireysel risk deneyimi ile çelişerek, teşhis ve kayıt sistemlerindeki boşluklara dikkat çekmektedir.

Pınar Sezen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Rize İli Devlet Hastanesinde çalışan sağlık personelinin iş sağlığı güvenliği kültürünün araştırılması

İş kazaları çalışma yaşamının en önemli sorun alanlarından biridir. Güvenlik kültürü, iş kazalarının önlenmesi konusunda iş güvenliği literatüründe son yıllarda üzerinde önemle durulan bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı, güvenlik kültürünün çalışanların güvenli davranışları üzerine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın Rize İli Devlet Hastanesinde Çalışan 162 kişi oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, frekans dağılımı, güvenirlik analizi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre çalışanların güvenlik kültürü algısı çalışanların güvenli davranışları üzerinde anlamlı bir etkide bulunmaktadır. Elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda, işyerinde sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasında, güvenlik kültürünün sağlanması ve geliştirilmesinin anahtar bir rol oynadığı görülmektedir.

Güvenlik kültürüHastaneler-devletRize+3
Hızır Çelik
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çay fabrikasında gürültü, titreşim ve termal konfor parametreleri'nin araştırılması

Çay fabrikası, prosesi gereği titreşim ve gürültü gibi maruziyetlerin yüksek oranda yaşandığı işyerleridir. Bu tezin amacı, çay fabrikasında ki çalışanların yaşadığı gürültü ve titreşim maruziyetlerinin belirlemek ve bu maruziyetlerin çalışanlar üzerinde oluşturabileceği ya da oluşturduğu olumsuz etkileri azaltıcı önlemlerle ilgili önerilerde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda seçilen çay fabrikasında ki çalışanların gürültü, titreşim ve termal konfor parametresi maruziyetleri saptanmış, seçilen bu fabrikada da üretim, paketleme ve yükleme sahalarını içeren bir risk değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan ölçüm çalışmalarıyla günlük gürültü maruziyet değerleri ile günlük tüm vücut titreşim maruziyet değerleri hesaplanmıştır. Bu hesaplamalar sonucunda, ölçüm yapılan tüm işyerlerinde günlük gürültü maruziyet değeri yasal mevzuatta yer alan maruziyet sınır değerinin üzerinde çıkmıştır. Bu sonuçlar gürültü ve titreşim maruziyetinin seçilen çay fabrikasında çalışanlar için bir risk oluşturduğunu ve bu çalışanlar için önlemlerin alınması gerektiğini gözlenmiştir. Alınması gereken önlemler ve yapılması gereken iyileştirmeler çalışmanın içerisinde detaylı olarak açıklanmıştır.

FabrikalarGürültüGürültü kirliliği+6
Hüseyin Yamaç Yıldızlar
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun sahada uygulanması (Erzurum Şeker Fabrikası örneği)

Amaç: Araştırma 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanununun çalışanlar tarafından uygulaması, eksiklerin tespiti, karşılaşılan sorunların çözümleri üzerinde çalışma yapmak üzere planlanmıştır. Yöntem: Araştırma, Erzurum Şeker Fabrikası'nda yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 240 fabrika çalışanı oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini evrenden gönüllülük esasına bağlı olarak çalışmayı kabul eden 42 fabrika çalışanı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak 35 sorudan oluşan anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı ile Ki-Kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan çalışanların büyük bölümünün tecrübeli çalışanlardan oluştuğu, bunun sonucu olarak İSG kurallarının bilinmesi ve uygulanması noktasında sektördeki diğer tesislere göre daha iyi durumda olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç: Araştırmaya katılan çalışanların 6331 sayılı kanun ve ilgili yönetmelikler hakkında bilgi sahibi oldukları anlaşılmıştır. İSG eğitimi, kurallara uyma, tehlike ve riskler, iş kazası ve meslek hastalıkları, sağlık kontrolleri konularında birçok eksik uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 6331 sayılı kanun, fabrika, çalışanlar

FabrikalarKanunlar 6331 sayılıKanunlar+4
Murat Acar
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sütün işlenme sürecinde risklerin araştırılması (Süt fabrikası örneği)

İş sağlığı ve güvenliği insan hayatını doğrudan etkileyen bir faktör olduğundan hem ülkemizde hem de Dünya genelinde önemi giderek artmaktadır. Özellikle gıda sektörünün alt dallarından biri olan süt ürünlerinin tüm Dünya' da olan yaygınlığı, bu sektörün ne kadar önem arz ettiğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, süt ürünleri üretiminde karşılaşılabilecek riskleri, tehlikeleri belirlemek, bunlara karşı alınabilecek önlemleri tespit etmek, sektördeki diğer paydaşlara da yol göstermektir. Çalışmanın yapıldığı işletmede toplam 236 kişi çalışmaktadır. Çalışmada işyeri ve işçilerin çalışma ortamı incelenmiş ve 5x5 L Tipi Risk Değerlendirme Karar Matrisi metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda işletmedeki eksikler tespit edilmiş, gerekli çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışmada süt ürünleri üretim sektörünün tahmin edilenden daha çok risk ve tehlike barındırdığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sütün İşlenme Süreci, Risk Değerlendirmesi, İş Sağlığı, İş Güvenliği

FabrikalarRisk değerlendirmesiRisk faktörleri+5
Murat Salih Gedikli
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin hasta bakımında yaşadıkları mesleki risklerin kaygı düzeylerine etkisi (Gümüşhane ili örneği)

Amaç:Bu araştırma GümüşhaneDevlet Hastanesinde görev yapan hemşirelerin hasta bakımında yaşadıkları mesleki risklerin kaygı düzeylerine etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Yöntem:Kesitsel, tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Gümüşhane Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşireler (136 kişi) oluşturmaktadır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış ve 108 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler, İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarını etkilediği düşünülen faktörler ile Sağlık Çalışanlarının Güvenliği Ölçeği (SÇGÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi t testi, tek yönlü varyans (ANOVA) analizi, regresyon ve korelasyon ileri analizler kullanılarak yapılmıştır. Bulgular:Araştırmamıza katılan hemşirelerin%86.9'u kadın, %13.1'i erkekolup yaş ortalamaları 28.47±7.36'dır.Sağlık Çalışanlarının Güvenliği Ölçeği (SÇGÖ) puan ortlaması 136.3 ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) puan ortalaması 18.9 olarak bulunmuştur. Sonuç:Bu araştırmada SÇGÖ ile BAÖ arasında negatif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sağlık çalışanı güvenlik ölçeği puanı arttıkça, beck anksiyete ölçeği puanı azalmıştır. Hastanelerdeki iş sağlığı ve güvenliği davranışları olumlu yönde arttıkça, anksiyete düzeyinin düşeceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hastane, Hemşireler, Çalışan sağlığı güvenliği."

AnksiyeteGümüşhaneHasta bakımı+7
Muharrem İri
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım alet ve makine kaynaklı iş kazalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi Kayseri il örneği

Bu çalışma Kayseri ilçelerinde tarım alet ve makine kazalarının iş güvenliği açısından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Meydana gelen tarım alet ve makine kaynaklı kazalara yönelik detayların belirlenmesi için 33 soruluk anket formu hazırlanarak çiftçilere soru cevap şeklinde uygulanmıştır. Ankete katılanların %97.5'i erkek, %22.5'i kadındır. Ankete katılanların %72.5'i ilkokul mezunudur. Tarım alet ve makine kazalarının %63.5'inin traktör kullanımından kaynaklandığı, bunların %59.1'inin acelecilik ve dikkatsizlik sonucunda meydana geldiği, söz konusu yaralanmaların sonucunda ölümlerin gerçekleştiği saptanmıştır. Traktör ile oluşan kazaların %39'u koruyucu kabini bulunmayan traktörlerde meydana gelmiştir. Traktör kazalarının %36.9'unun devrilme, takla atma ve şarampole yuvarlanma şeklinde olduğu, bu kazaların %52'sinin de 12.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştiği görülmüştür.

KayseriKayseriKazalar+7
Ayşe Polat
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hidroelektrik enerji santrallerindeki gürültü düzeyinin çalışanlar üzerine psikososyal etkilerinin araştırılması

Gürültü, çalışanların sağlığını etkileyen önemli bir fiziksel risk etmenidir. Bu çalışma, Artvin ilinde, Hidroelektrik Enerji Santrallerinde (HES), gürültünün çalışanlar üzerine psikososyal etkilerinin araştırılması amacıyla kesitsel olarak planlanmıştır. Araştırma, Artvin'deki HES'lerde çalışan toplam 110 kişide yapılmıştır. Veriler, gürültü ölçümü, kan basıncı ölçümü, kalp atımı ölçümü yapılarak; kişisel bilgi formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-BREF TR) ve Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği (DASS-42) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, örneklemin gürültü ölçüm ortalaması 72.3 ± 0.8 dB(A) olarak ölçülmüştür. En fazla gürültüye maruz kalan grup teknik personel olarak belirlenmiştir. Çalışanların kan basınçları ve kalp atım sayıları normal sınırlar içindedir. Gürültü seviyesine ile DASS-42 ölçeği alt boyutlar arasında farklılık görülmemiştir. WHOQOL-BREF (TR) ölçeği alt boyutları ile gürültü arasında farklılık görülmemekle beraber gürültü ile yaşam kalitesi arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Anahtar kelimeler: HES, gürültü, yaşam kalitesi, depresyon, anksiyete, stres

AnksiyeteDepresyonGürültü+4
Elif Işık
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun-çinko-bakır cevher zenginleştirme tesis işletmesinde iş kazalarının değerlendirilmesi

Madencilik sektörü emeğe dayalı bir iş kolu olduğundan tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iş kazalarının ve insan kaybının fazla olduğu riskli sektörler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Kurşun-Çinko-Bakır-Cevher Zenginleştirme Tesis İşletmesinde meydana gelen kazaların, çalışanların demografik özellikleriyle ilişki durumları incelenmiş ayrıca kazanın hangi aylarda, hangi vardiyada ve vardiyanın kaçıncı saatinde yoğunlaştığı, yaralanma derecesi gibi kaza verilerinin analizi yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında, tesis işletmesinin farklı birimlerinden 241 çalışana ait dijital ve yazılı dokümanlar üzerinden gerçek veriler toplanmış ve değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler Excel Pivot Tablo ile oluşturulan özet tablo ve grafikler yardımıyla yorumlanmıştır. Yapılan çalışmada demografik özelliklere göre en dikkat çekici sonuçlar yaş, tecrübe, eğitim durumu ve çocuk sayısında gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş kazası, demografi, kaza oranı

BakırKazalarKurşun+7
Bağdan Gül Turan Yücel
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin mesleki risklerinin iş stresine etkisi (Bir eğitim ve araştırma hastanesi örneği)

Bu araĢtırma; Sağlık Bilimler Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim ve AraĢtırma Hastanesinde görev yapan HemĢirelerin karĢılaĢtıkları risk ve tehlikelerin iĢ stresine etkisini belirlemek üzere kesitsel, tanımlayıcı olarak planlanmıĢtır. AraĢtırmanın evrenini Mayıs - Haziran 20l8'de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim ve AraĢtırma Hastanesinde görev yapan hemĢirelerin (280 kiĢi) oluĢturmaktadır. Evrenin tümü araĢtırma kapsamına alınmıĢ, anket doldurmayı reddedenler dıĢında 278 hemĢireye ulaĢılmıĢtır. AraĢtırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, çalıĢma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler algısı, sağlık durumları ve çalıĢma Ģartlarını içeren sorular ile Sağlık ÇalıĢanlarının Güvenliği Ölçeği (SÇGÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) sorularından oluĢan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıĢtır. Verilerin analizi frekans, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıĢtır. AraĢtırma kapsamına alınan hemĢirelerin %87.4‟si (243 kiĢi) kadın, %12.6‟sı (35 kiĢi) erkek olup yaĢ ortalamaları 33.36±7.2 (Min:21, Max:56)‟dir. AraĢtırmanın yapıldığı hastanede iĢ güvenliğinin sağlandığı ancak hemĢirelerin hafif düzeyde anksiyete yaĢadıkları saptanmıĢtır. Anahtar Kelimeler: HemĢireler, ĠĢ güvenliği, Mesleki Riskler

HastanelerHemşirelerHemşirelik+5
Nülüfer Babayiğit Maden
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek yüksekokulunda iş güvenliği açısından risk değerlendirmesi uygulaması

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 Haziran 2012 Tarihinde Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasanın en öncelikli yükümlülüklerinden biri ise, risk değerlendirmesi yapılmasının gerektiğidir. Risk değerlendirmesini yapılmadığında çalışanlar yaralanma veya can kaybı riski ile karşı karşıya kalacaktır. Risk değerlendirmesinin yapılmaması hukuki açıdan da; işyerinde işin durdurulması ve işyerinin kapatılması ile yaptırımı ile karşı karşıya kalacaktır. Bu çalışmada İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile özellikle Risk Değerlendirme Yönetmeliği ve bağlantılı yayınlar çerçevesinde, risk değerlendirmesine ilişkin ayrıntıların ortaya konulması amaçlanmış ve örnek tablolar yardımıyla risk değerlendirmesinin nasıl yapılması gerektiği belirgin hale getirilmeye çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmada bir Meslek Yüksekokulunda iş sağlığı ve güvenliği kapsamında işyerindeki meydana gelebilecek potansiyel tehlike ve risklerin belirlenmesi, alınmış olan önlemlerin yeterliliğinin sorgulanması, gerekli kontroller yapılıp önlemlerinin belirlenmesi, benzer okullarda yapılmış risk değerlendirme çalışmalarını karşılaştırmak ve yöntemi geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın yapıldığı Meslek Yüksekokulu yerleşkesinde bütün bağımsız bölümlerinde 5X5 L tipi matris risk değerlendirme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Risk değerlendirmesi yapılırken, birimlerdeki çalışanlarla görüşmeler yapılmış, gözlem yapılmış ve ilgili yönetmelikler kullanılmıştır.

Meslek yüksek okullarıRisk analiziRisk değerlendirmesi+3
Harun Hacıfazlıoğlu
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okullarda iş güvenliği iklimi (Rize ili Ardeşen örneği)

Bu çalışmada Rize ili Ardeşen ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okullarda çalışan öğretmenlerin Güvenlik iklimi algı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte yapılan çalışmanın evrenini Ardeşen Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmada bir örneklem alınmamış olup, evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmanın yapıldığı tarihlerde çalışan 500 Öğretmenden 406 kişiye (Katılım oranı:%81,2) ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile toplanmıştır. Anket formu; sosyo-demografik veri formu, öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin sorular ve Güvenlik iklimi ölçeği bulunmaktadır. Elde edilen verilerin çözümlenmesin frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzde gibi betimsel istatistiklerden yararlanıldı. Öğretmenlerin çalışma koşulları ve sosyo demografik bilgilerinin güvenlik iklimi algı düzeyi üzerine etkisinin değerlendirilmesinde normal dağılım sağlandığı durumlarda t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanıldı. Normal dağılım sağlanmadığı durumlarda ise nonparametrik testlerde kruskal Wallis ve Mun vitney U testleri kullanıldı. Sayısal değişkenler ile güvenlik iklimi ölçeği puanın ilişki analizinde spearman korelasyon analizi kullanıldı. Çalışmaya katılan öğretmenlerden erkek olanların kadınlara göre güvenlik iklimi algı düzeyi anlamlı düzeyde daha yüksek çıkarken (P<0,05), diğer sosyo demografik değişkenler ile güvenlik iklimi arasında herhangi bir ilişki görülmemiştir. Öğretmenlerden idareci olanlar ve lisede çalışan öğretmenlerin güvenlik iklimi algı düzeyleri diğer öğretmenlere göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öğretmenlerde İSG eğitimi almış olmaları daha yüksek güvenlik iklimi algı düzeylerine sahip olmalarına katkı sunan en önemli unsur olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanında, yaptıkları işten memnun olan öğretmenlerin daha yüksek güvenlik algı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iş memnuniyeti ve çalışma koşulları güvenlik iklimini olumsuz etkileyen temel faktörlerdir. Güvenlik iklimi, Öğretmen, çalışma koşulları, Ölçek

Güvenlik iklimiOkullarRize-Ardeşen+6
Tülay Demir
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kanalizasyon yapı işinde risklerin araştırılması

Ülkemizde ve dünyada sürekli büyüme eğiliminde olan nüfus artışına bağlı olarak artış gösteren sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmelerle hızı gün geçtikçe artan ve insan ihtiyacına yeterli hale getirilmek amacıyla yapılan toplu konut çalışmaları, endüstriyel sanayileşme ve fabrikalaşma, ihtiyaca bağlı olarak gelişen çeşitli endüstri tesislerinin inşa edilmesi beraberinde site içi çalışmalarını, yeni oluşturulan ve oluşturulması gereken altyapı sistemlerini, sistem elemanlarıyla mevcut bulunan altyapı sistemlerinin restore ve yeniden inşa edilmesi durumlarını ortaya koymaktadır. Sürekli değişen ve gelişen ülkemizde sosyal hayatın aksamaması için inşa edilen yapıların altyapı sistemlerinin verimli hizmet verebilmesi adına yeterli sağlamlıkta ve titizlikle yapılmış olmaları gerekir. Bu iş yükü beraberinde çalışanlar içinde bir tehlike ve önem arz etmektedir. Altyapı, kazı veya kanalizasyon işleri yapım aşamasında ya da faaliyete geçtikten sonrasında işin hem iş hem de çalışanlar için sağlıklı ve güvenlikli yapılabilmesi ve çalışan işçilerin en iyi şekilde güvenliğinin sağlanması için tam anlamıyla bir iş güvenliği ortamı gerekir. Bu çalışmanın amacı, kapalı alanlarla, kapalı alanlar tabiri içinde yer alan kanalizasyon çalışmalarından (yapım aşaması ve/veya faaliyet sonrası bakım onarım) bir kanalizasyon çalışmasında ortaya çıkan ya da çıkması muhtemel tehlike ve risklerin risk değerlendirmesinin yapımı ele alınmış ve (5x5) L Karar Matrisi Yöntemi kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmıştır.Böylece çalışma ortamında ve ofis bünyesinde meydana gelecek ya da gelmesi muhtemel tehlike ve risklerin değerlendirilmesi, ortaya çıkan sonuçlar ışığında çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Ayrıca çalışanların katılımlarıyla oluşturulan anket çalışmasında İş güvenliği kültürünün çalışanlar üzerindeki etkileri saptanmak istenmiştir. Anahtar Kelimeler:Risk Değerlendirme, İş Güvenliği, İş Güvenliği Kültürü, Kapalı Alanlar.

KanalizasyonKanalizasyon sistemleriKapalı alanlar+5
Tolga Adem
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

112 acil hizmetleri istasyonlarında çalışanların mesleki riskleri

Bu araştırmada Rize ilinde görev yapan 112 acil çalışanlarının mesleki risklerinin belirlenmesi ve risk unsurlarının meydana gelme sebeplerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenin Rize ilinde görev yapan 112 acil çalışanları oluşturmaktadır. Çalışma grubu olarak 112 acil birimlerinde görev yapanlardan 203 kişi kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmada yer alan hipotezlerin test edilmesi ve katılımcıların tanıtıcı özelliklerinin tespit edilmesi için araştırmacı tarafından hazırlanmış 32 adet anket sorusu bulunmaktadır. 112 Acil çalışanlarından elde edilen verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 20 programına başvurulmuştur. Çalışanların tanıtıcı özelliklerinin, çalışma hayatı ile ilgili düşüncelerinin, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düşünce ve durumlarının, iş sağlığı ve güvenliği için alınan önlemlerin ve çalışma hayatında karşılaşılan risklerinin ve sıklıklarının dağılımının gösterimleri yüzde ve frekans ile yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri Ki-kare analizi ile sınanmış olup, sonuçlar %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Rize il merkezinde görev yapan 112 çalışanlarının şiddete maruz kalma durumlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı, iş kazası geçirme durumları ile iş sağlığı eğitimi alma durumları arasında bir ilişkiye rastlanmadığı, yaş ve iş kazası geçirme durumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, eğitim durumuna göre şiddete maruz kalma durumlarının farklılaşmadığı, kadro durumları ile iş memnuniyetleri arasında bir ilişkinin olmadığı, çalışma saatlerinin fazla olduğunu düşünme durumları ile yaşları arasında bir ilişkinin olmadığı, eldiven kullanma alışkanlığının yüksek düzeyde olduğu ve bulaşıcı hastalık vakalarının çok az düzeyde yaşandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Acil sağlık hizmetleri istasyonu, iş sağlığı ve güvenliği, mesleki risk, Avrasya Üniversitesi

112 Acil Çağrı MerkeziAcil servis-hastaneAcil tıp+5
Azra Akmut
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00