
1.834
Arşivlenen Tez
6
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Çocuk edebiyatında farklılık incelemeleri: Astrid Lindgren örneği
Farklılık; biricik ve eşsiz olma durumudur. İnsanlığın tarih sahnesine çıkmasından itibaren bireyler bazı özellikleri ile öne çıkmış farklı olarak lanse edilmişlerdir. Fransız İhtilaline kadar din olarak farklı olma durumu devrim sonrası yerini etnik kökene dayalı farklılık anlayışına bırakmıştır. Avrupa ve Amerikalıların sömürgecilik anlayışından dolayı yakın tarihte ten rengi farklılıkları anlayışı ortaya çıkmıştır. Farklılık çalışmaları ilk olarak ırk ve cinsiyet gibi ana kollar üzerinden yürürken günümüze doğru çeşitli kategorilere ayrılmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışmada farklılık inceleme teorisi dört kod altında toplanmıştır. Görünebilen, değişme şansı olmayan başlıklar içsel boyut kodunda ele alınmış, kişinin kendi sosyal çevresine açıklama kendi yönetiminde olan başlıklar ise sosyal boyutta incelenmiştir. Şahısların grup içerisindeki bireysel yeteneklerini ön plana çıkarabileceği farklılıklar işlevsel boyut olarak adlandırılırken insanın grup içerisinde oluşturduğu tutum, değer yargıları algısal boyutta irdelenmiştir. Bu çalışmada Astrid Lindgren'in seri Türkçe telif eserlerini farklılık inceleme teorisine göre araştırmak amaçlanmaktadır. Nitel bir çalışma olan bu çalışmada veri toplama tekniği olarak belge tarama yöntemi, verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen Astrid Lindgren'in "Pippi Uzunçorap", "Pippi Uzunçorap Denize Açılıyor", "Pippi Uzunçorap Büyük Okyanus'ta", "Yaramaz Emil", "Emil Yaramazlıklarına Devam Ediyor", "Emil Hala Yaramaz", "Şamatalı Köy", "Şamatalı Köy'De neler Oluyor?" ve "Şamatalı Köy'de Eğlence" adlı telif eserleri içsel boyut, sosyal boyut, işlevsel boyut ve algısal boyut kodlarına göre incelenmiştir. Çalışma kapsamında örneklemi oluşturan eserlerde farklılık kodlarının tamamının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
COVID 19 küresel salgını sürecinde Türk Eğitim Sisteminde Çocuklar İçin Kapsayıcı Eğitimin Desteklenmesi Projesi (PIKTES) kapsamında öğretici ve öğrenicilerin uzaktan eğitimle Türkçe öğretimine yönelik görüşlerinin incelenmesi
15 Mart 2011'de başlayan Suriye iç savaşı neticesinde Türkiye komşu ülkeden yoğun göç almıştır. Göç İdaresi verilerine göre gelen sığınmacıların çoğunluğu çocuklardan oluşmaktadır. Bu çocukların eğitim öğretime kesintisiz devam edebilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Avrupa ortaklı birtakım projeler hayata geçirmiştir ancak 2019 yılında Çin'in Wuhan kentinden dünyaya yayılan COVID-19 salgını her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yeni sorunları beraberinde getirmiştir. Söz konusu salgın nedeniyle eğitimin bütün kademelerinde uzaktan eğitime geçiş zorunluluğu doğmuştur. Türk Eğitim Sisteminde Çocuklar İçin Kapsayıcı Eğitimin Desteklenmesi Projesi (PIKTES) kapsamında yürütülen derslerde de uzaktan eğitime geçiş yaşanmıştır. Bu çalışma 2020-2021 eğitim öğretim döneminde uzaktan eğitimle ders gören ve 2021-2022 yılında yüz yüze eğitime başlayan PIKTES kapsamında, uyum sınıflarında öğrenim görmekte olan 15 yabancı uyruklu öğrenicinin ve 4 öğreticinin uzaktan eğitim yoluyla işlenen derslere yönelik görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Nitel modeldeki çalışmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme form yoluyla toplanmıştır ve içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, dil engeli, cihaz ve alt yapı yetersizliği nedeniyle hem öğreticilerin hem öğrenicilerin sorun yaşadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanındaki araştırmacılara, öğretim programı ve ders kitabı hazırlayıcılara, hibrit eğitim, uzaktan eğitimle ders durumlarında eğitimcilere ve alan araştırmacılarına katkı sunacağı düşünülmektedir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma sınıflarında karşılaştıkları güçlüklerin incelenmesi
Kaynaştırma sınıflarında eğitim alan kaynaştırma öğrencileri tam zamanlı kaynaştırma eğitimini akranları ile aynı sınıfta almaktadırlar. Bu sayede kaynaştırma öğrencileri hem akran destekli eğitim ortamından yararlanmakta hem de kaynaştırma öğrencilerinin sosyalleşmeleri sağlanmaktadır. Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma sınıflarında karşılaştıkları güçlüklerin neler olduğunu ve kaynaştırma eğitimi hakkındaki görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırma örneklemini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Karaman ili ve ilçelerinde, resmi ve özel okullarda görev yapan gönüllü 25 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmaya katılan sosyal bilgiler öğretmenlerinin çoğu mesleki tecrübeleri bakımından on yılın üstündedir. Ayrıca öğretmenlerin her biri en az bir kaynaştırma öğrencisi ile çalışmaktadırlar. Araştırmaya katılan sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma sınıflarında öğretimsel faaliyetlerin ve ortam düzenlemelerinin nasıl yapıldığı, okul içi ve okul dışı yapılan faaliyetlerin neler olduğu araştırmacı tarafından hazırlanan ve uzman tarafından düzenlenen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve öğretmen bilgi formu kullanılarak araştırmanın bulguları yazılı olarak not edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerden randevu alınarak belirlenen gün ve saatte veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin betimsel analizi yapılarak sayı, frekans ve yüzdelik (%) değerlerine ulaşılmıştır. Bulunan veriler temalandırılarak kategorize edilmiş ve araştırmanın bulgularına ulaşılmıştır. Bulguların alt problemlere yönelik verileri tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda kaynaştırma sınıflarında derse giren sosyal bilgiler öğretmenlerin kaynaştırma eğitimi alma oranın düşük olduğu görülmüştür. Eğitim alınsa bile birçok öğretmen kaynaştırma sınıflarında kaynaştırma öğrencisine yönelik eğitim verme, materyal hazırlama sınıf kontörlü gibi alanlarda kendilerini yetersiz hissettikleri tespit edilmiştir. Ayrıca kaynaştırma öğrencilerine BEP hazırlama ve uygun ölçme değerlendirme konularında eksiklerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretiminde geçmiş ve günümüz bağlamında İpek Yolu
İpek Yolu kavramı tarihi konuların öğretiminde kullanılan oldukça önemli bir kavramdır. Sosyal bilgiler dersi bireyin etkin vatandaş olmasını amaçlamakta, içerisinde yer alan farklı disiplinler sayesinde öğrencilere ortaokul düzeyinde verdiği bilgilerle bireyi hayata hazırlamaktadır. Geçmişini bilmeyen nesiller tekrara düşerek gelişemeyeceği için bir bireyin geçmişini, tarihini, kültürünü anlaması ve tanıması gelecekte alacağı kararlar ve çözeceği problemler için gereklilik haline gelmiştir. Öğrenciye tarihsel duygudaşlık kazandırmayı, eleştirel düşünmeyi, araştırma yapmayı, merak uyandırmayı, neden-sonuç ilişkisi kurmayı ve geçmişten bir çıkarımda bulunarak bugünü anlaması için önemli bir kavram olan İpek Yolu'nun sosyal bilgiler öğretiminde kullanılması gereklidir. Öğrenciler bu kavramla birlikte geçmişte yaşamış insanların kültürel, siyasi ve ekonomik faaliyetlerini öğrenir ve günümüz ile geçmiş arasındaki değişimleri fark ederler. Bu da bireylerin zaman ve kronolojiyi algılama becerisinin yanında değişim ve sürekliliği algılama becerisinin de kazandırılmasına ve gelişmesine yardımcı olmaktadır. İpek Yolu'nun geçmiş ve günümüzdeki hali ile ilgili yapılan çalışmalardan faydalanılmış, literatür taraması yapılmıştır. Ayrıca geçmişten günümüze İpek Yolu'nun sosyal bilgiler öğretiminde kullanımı inceleneceği için nitel bir veri analizi yöntemi olan doküman analizi yönteminden faydalanılmıştır. 2005-2018 sosyal bilgiler öğretim programı ve ders kitabı incelenerek İpek Yolu kavramının geçmişten günümüze değişimi ve öğretimi ele alınmış ayrıca araştırmayı desteklemek ve güçlendirmek adına öğretmen görüşlerine başvurularak sosyal bilgiler öğretiminde İpek Yolu'nun geçmiş ve günümüz bağlamında kullanımına değinilmiştir.
Çocuk edebiyatında fantastik tür: Valerıe Thomas ve Fatih Erdoğan üzerine bir karşılaştırma
Fransızca kökenli bir kelime olan fantastik, edebi tür olarak Todorov tarafından kendi doğal yasaları dışında farklı bir yasayı kabul etmeyen öznenin doğaüstü bir görünüşe sahip olay veya durumlar karşısında yaşadığı kararsızlık hâli olarak tanımlanır. Bu türde okuyucu, reel ve irreel dünya arasındaki ilişkilerin varlığı ve etkileşimi sebebiyle gerçeklik algısıyla ilgili sorgulamalara girer. Belirli bir zeminde çözüme kavuşturulamayan paradokslar kurgu boyunca okuyucunun aklını meşgul ederek fantastik türün sınırlarının belirginleşmesini sağlar. Bu çalışmada basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen, Valerie Thomas'ın "Vini ile Vilbur" çocuk kitabı serisindeki on eser ile Fatih Erdoğan'ın "Sihirli Kitaplar" çocuk kitabı serisindeki on eser, farklı kültürlerin edebiyat ürünlerini çalışma sahası olarak kabul eden, edebiyatın evrensel niteliklerini ve deneyimlerini anlamayı amaçlayan, farklı tema, yapı ve etkileşimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan karşılaştırmalı edebiyat bilimi bağlamında incelenmiştir. Araştırma sırasında fantastik kurgu inceleme teorisi kapsamında belirlenmiş; çatışma oluşturarak olayların gelişimini tetikleyen kişiler, başkahramanın reel dünyada üstesinden gelmekte zorlandığı sorunlardan kurtulabilmeleri için önemli bir aşama olan kaçış ve uzaklaşma, olayların sürdürüldüğü uzam (zaman ve mekân), çizgisel, çevrimsel veya sarmal olarak üç farklı şekilde meydana gelip karakterlerin dönüşümüyle neticelenen yolculuk, boyutlar arası geçişlerde ve kahramanların mevcut durumlarından daha iyi bir noktaya taşınmasında etkili olan tılsımlı nesne, alışılan dünyanın dışında kalarak kahramanın Todorov'un belirttiği kararsızlığa düşmesini destekleyen düş ve gerçek-gerçeküstü ikilemini temel alan kararsızlık kodlarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak her iki yazarın eserlerinde de fantastik kurgu inceleme teorisinin kodlarıyla ilgili verilere rastlanılmış ve karşılaştırmalı edebiyat bilimi kapsamında değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültür paylaşımında müzelerin kullanılması ve etkinlik örnekleri
Bir toplumun varlığı, dilinin canlılığı ile doğrudan ilişkilidir. Dil, kültürün en güçlü taşıyıcısı ve nesiller arası aktarıcısıdır. Bir dili bilmek ve öğrenmek; beraberinde o dilin kullanıldığı milletin kültür birikimini de bilmeyi ve öğrenmeyi gerektirir. Zira kültürel ögeleriyle birlikte öğrenilen dil, daha kalıcı ve anlamlı şekilde öğrenilmiş olur. Eğitimde kültür paylaşımı pek çok biçimde yapılır. Öğrenme ortamlarının çeşitlendirilmesi, etkileşim içinde ders işlenmesi, etkinlik odaklı ders planları yapılması ve bu doğrultuda hareket edilmesi günümüz eğitiminin vazgeçilmez koşuludur. Bu bağlamda müzeler önemli ve mutlaka yararlanılması gereken ortamlardır. Müzeler bir milletin kültür hazinesini saklayan, muhafaza eden aynı zamanda ziyaretçileriyle somut olarak ve ilk elden buluşturan etkin ortamlardır. Bu çalışmanın amacı Millî Eğitim Bakanlığının da son yıllarda müze eğitimi ve müzelerin etkin kullanımı konusundaki teşvik ve tavsiyeleri doğrultusunda, özellikle yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde, Türk kültürünün paylaşımını sağlayan müzelerin önemini ortaya koymaya çalışmak ve müzelerden bu bağlamda yararlanmanın, dil öğretimine yansımalarını doküman incelemesi yöntemiyle değerlendirmektir. Çalışma ile "Ana dili farklı olan bireylere Türkçe öğretiminde -etkileşimli ortamların kalıcı öğrenmeye etkileri bağlamında- müzeler, kültür paylaşımını sağlayan ortamlar olarak daha etkin nasıl kullanılabilir?" sorusunun cevapları aranmıştır. Verilen etkinlik önerileriyle sahada yabancı dil olarak Türkçe öğretimine etkinlik zenginliği açısından katkı sağlanması asıl hedeflerimizdendir.
STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya derslerinin öğrencilerin tutum ve 21. yüzyıl becerilerine etkisi
Günümüzde hızla değişen dünya şartlarına bağlı olarak bireylerden beklenen beceri ve yetkinlikler de farklılaşmaktadır. Zamanın ruhuna bağlı olarak günümüzde ve gelecekte bireylerde olması beklenen beceriler genel olarak 21. yüzyıl becerileri olarak adlandırılmaktadır. Disiplinleri bütünleştirerek 21. yüzyıl becerilerini geliştirme iddiasıyla ortaya çıkan STEM yaklaşımı en dikkat çekici çalışmalardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmada STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya derslerinin öğrencilerin tutum ve 21. yüzyıl becerilerine etkisi incelenmiştir. Çalışma paralel karma yöntemler araştırma deseni olarak tasarlanmıştır. Çalışma coğrafya öğretim programı 10. sınıfında doğal sistemler ünitesinde yer alan kazanımlara bağlı olarak sekiz haftada gerçekleştirilmiştir. Çalışmada STEM sosyal bilimlerin kavramsallaşmasına yardım etmesi amacıyla STEM yaklaşımlı coğrafya ders planları hazırlanmıştır. Uygulanan STEM yaklaşımlı ders planları 5E öğretim modeline göre geliştirilmiştir. Çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye'de İç Anadolu Bölgesi'nde bir lisede eğitim gören 10. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmanın nicel bölümünde "Coğrafya Dersi Tutum Ölçeği" ve "Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği", nitel bölümünde ise yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış, elde edilen veriler birleştirilerek yorumlanmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde elde edilen verilerin analizinde SPSS 25. paket programı, nitel bölümden elde edilen verilerin analizinde Maxqda 2020 paket programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya dersleri öğrencilerin coğrafya dersi tutumlarını, coğrafya dersi sevgilerini ve coğrafya öğrenme isteklerini olumlu yönde etkilemiştir. Nicel ve nitel bulgular birbirini desteklemiştir. Deney grubu öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri puanlarında artış meydana gelmesine rağmen istatistiki olarak anlamlı bir fark meydana gelmemiştir. Bununla birlikte deney grubunun 21. yüzyıl beceri puanları kontrol grubuna göre daha fazla artış göstermiştir. Aynı zamanda deney grubu öğrencilerinin girişimcilik ve inovasyon becerileri ile sosyal sorumluluk ve liderlik becerilerinin ön test son test puanları arasında anlamlı farklılıklar gerçekleşmiştir.
Yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyine uygun deyim seti oluşturma çalışması
Hedef dilin kültürünü taşıyan deyimler, deyişler, alıntılar ve atasözleri gibi sabit kalıpların, yabancı dil derslerinin içeriklerine ve ders kitaplarına yansıtılması kültür öğretimi açısından önemlidir. Kültür öğretimine temel yabancı dil düzeyinden itibaren deyim öğretimine başlamak, öğrenenlerin hedef dilin kültürünü daha iyi içselleştirmelerine ve daha başarılı öğrenme süreçlerine ulaşmalarına katkı sağlayabilir. Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi (AOÖÇ), yabancı dil öğretiminde deyimlerin temel yabancı dil düzeyi için; çok kısıtlı, sınırlı, ezberlenmiş, duruma özgü, basit, kalıplaşmış, günlük, alışılmış, temel, bazı somut durumlara ilişkin, devamlı kullanılan ve kısa deyimler olmaları koşulu ile derslere dâhil edilmelerinin uygun olduğunu önermiştir. Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyine uygun deyim seti oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan "Gazi TÖMER Ders ve Çalışma Kitabı A1, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1, TÖMER Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1 ve Yedi İklim Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1" ders ve çalışma kitapları araştırma materyali olarak seçilmiştir. Araştırma materyallerinin taranması sonucunda belirlenmiş olan deyimler (179 deyim) dereceli puanlama anahtarı olarak hazırlanmış ve yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alan uzmanlarının (N:48) değerlendirmesine sunulmuştur. Uzmanlardan toplanan veriler sonucunda her bir deyimin puan ortalaması tespit edilmiştir. Deyimlerin ortalama puanlarının en yüksekten en düşüğe göre sıralanması ile yabancılara Türkçe öğretimi A1 düzeyine uygun olan ve daha az uygun olan deyimler ortaya çıkarılmıştır. Böylece deyimlerin aldıkları ortalama puanlarına göre çeşitli düzeylerde uygunluklarının saptanmasıyla yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyi için bir deyim seti oluşturulmuştur.
Ortak bilgi yapılandırma modeline dayalı sosyal bilgiler öğretiminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine, akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Modern dünyada bilgiye ulaşmak artık çok kolay hale gelmiştir. Sosyal bilgiler dersi sadece bilgi vermekten öte bu bilgiyi kullanmayı hatta kendi kendine öğrenme becerilerini öğrencilere kazandırmayı amaçlamaktadır. İçinden çıkılmaz derecede yoğun bilginin olduğu günümüzde gereken bilgiyi bulmak üretmek için eleştirel bir bakış açısıyla doğru olanı seçip alabilen, bunları bir araya getirebilen bireylere gereksinim duyulmaktadır. Yapılandırmacı öğrenme anlayışına dayanan Ortak Bilgi Yapılandırma Modeli (OBYM), öğrenciyi ön planda tutar, onların deneyimlerini, düşüncelerini göz önüne alarak bilgiyi yapılandırmalarını sağlar. Bu çalışmanın amacı, OBYM'ye dayalı sosyal bilgiler öğretiminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine, akademik başarılarına ve tutumlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmada nitel ve nicel yöntemlerinin beraber kullanıldığı karma yöntemlerden sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırma Yozgat ili Sorgun ilçesinde bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 7. sınıf şubelerinden deney ve kontrol grubu olarak belirlenen 34 öğrenci ile yürütülmüştür. Deney grubuna OBYM'ye uygun hazırlanan öğretim, kontrol grubuna sosyal bilgiler öğretim programına uygun öğretim gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Akademik Başarı Testi, Eğmir ve Ocak (2016) tarafından geliştirilen Eleştirel Düşünme Becerisi Testi, Gömleksiz ve Kan (2013) tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla deney grubu öğrencilerinden uygulama sonunda nitel veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda toplanan nicel verilere göre; OBYM'ye dayalı sosyal bilgiler öğretiminin yapıldığı deney grubunda bulunan öğrencilerin akademik başarı durumunun, kontrol grubundaki öğrencilerinkine göre anlamlı şekilde arttığı belirlenmiştir. OBYM'ye dayalı sosyal bilgiler öğretiminin, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı bir artış sağladığı saptanmıştır. OBYM'nin öğrencilerin sosyal bilgiler dersiyle ilgili tutumlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Araştırmanın nitel verilerine göre; OBYM'ye dayalı işlenen sosyal bilgiler dersinin öğrencilerin derse yönelik tutumlarına ne gibi etkisi olduğuna ilişkin görüşleri; yarar, ilgi ve istek, sevme temaları başlıklarında toplanmıştır. Dersi daha iyi anladıkları, ilgilerinin arttığı, dersi eğlenceli ve zevkli buldukları görüşlerini belirtmişlerdir. OBYM dayalı işlenen sosyal bilgiler dersinde öğrencileri etkileyen uygulamalara yönelik görüşleri; etkinlikler, materyaller, yöntem ve teknik, sınıf atmosferi şeklinde temalar altında toplanmıştır. OBYM'ye dayalı işlenen sosyal bilgiler dersinde öğrencileri başarılarına yönelik etkileri konusunda görüşleri; puanlarında artış, derse etkin katılım sağlaması ve etkili öğrenme temaları altında toplanmıştır. Sınav notlarının yükseldiğini, dersi daha iyi dinlediklerini, öğrendikleri bilgilerin daha kalıcı olduğunu ifade etmişlerdir. OBYM'ye dayalı işlenen sosyal bilgiler dersi öğrencilerde hangi becerilerinin gelişimini etkilediğine yönelik öğrenci görüşleri; düşünme, mantık yürütme, iletişim ve iş birliği becerilerini geliştirdiği yönündedir. Bu sonuçlar doğrultusunda uygulamalara yönelik, daha etkili bir öğrenme ortamı için sosyal bilgiler dersleri OBYM'ye dayalı olarak tasarlanabilir; gelecek araştırmalara yönelik ise OBYM'nin içerdiği iş birliğine ve müzakereye dayalı etkinliklerin yoğun olması sebebiyle öğrencilerin argümantasyon becerilerine olan etkisini araştırmaya yönelik çalışmalar yapılması getirilen önerilerden bazılarıdır.
Ortaokul öğrencilerine deyim öğretiminde dijital öykü kullanımının başarıya ve kalıcılığa etkisi
Çalışmada dilimizin ve kültürümüzün en önemli parçalarından birisi olan deyimlerin öğretiminde dijital öykü kullanımının başarıya etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunu tek gruplu öntest-sontest deneysel desen, nitel boyutunu ise olgubilim çalışması oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Nevşehir ili, Derinkuyu ilçesi, Derinkuyu İmam Hatip Ortaokulunda 2021/2022 eğitim öğretim yılında eğitim görmekte olan 22 kişilik 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen deyimlerle ilgili başarı testi, nitel veri toplamak amacıyla da yapılandırılmış bireysel görüşme formu ve odak grup görüşmeleri kullanılmıştır. Uygulama 7 hafta boyunca sürmüştür. Öncelikle 7. sınıf Türkçe ders kitabında uygulama dönemine denk gelen metinlerdeki deyimler tespit edilmiş; tespit edilen bu 26 deyim araştırmacının hazırladığı öykülerde işlenmiş; son olarak hazırlanan öyküler dijital öykü biçimine getirilmiştir. Uygulamaya başlamadan önce geliştirilen deyimlere ilişkin başarı testi çalışma grubuna öntest olarak uygulanmıştır. Uygulama süresince derslerde karşılaşılan deyimlerle ilgili etkinlikler dijital öyküler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu süreç içerisinde yapılandırılmış bireysel görüşme formu aracılığıyla uygulamaya ilişkin nitel veriler toplanmış, uygulama sonucunda da geliştirilen deyimlere ilişkin başarı testi sontest olarak uygulanmıştır. Uygulama bitiminden 3 hafta sonra ise kalıcılık testi uygulanmış ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizi sonucunda çalışma grubunun öntest puanları (X̄=14,00) ile sontest puanları (X̄=18,77) arasında sontest lehine istatistiksel açıdan anlamlı farklılık (t=-7,692, p<0,05) olduğu, çalışma grubunun sontest puanları (X̄=18,77) ile kalıcılık testi puanları (X̄=17,86) arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı (t=1,152, p>0,05) görülmüştür. Yapılandırılmış bireysel görüşme formundan ve odak grup görüşmelerinden elde edilen nitel verilerin analizi sonucunda katılımcıların çoğunlukla dijital öykülerin deyim öğretimine eğlence kattığını, kolaylaştırdığını, anlamayı ve öğrenmeyi artırdığını düşündükleri görülmektedir. Araştırma sonucunda dijital öykü kullanımının deyim öğretimindeki başarıyı artırdığı; öğrenmede kalıcılık sağladığı; dijital öykülerle deyim öğretiminin öğrenciler tarafından eğlenceli, kolaylaştırıcı ve öğretici birer etkinlik olarak görüldüğü; öğrencilerin deyim öğretiminde kullanılan diğer yöntemlere karşın dijital öykülerle öğretimi tercih ettikleri; tüm bu nedenlerle de dijital öykülerin deyim öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerde kullanılabilecek güçlü bir materyal olabileceği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital öykü, deyim öğretimi, söz varlığı, başarı, Türkçe öğretimi
Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Arap öğrencilerin kültürel uzaklık algıları ile kültürlerarası iletişim kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
İnsan fıtrat olarak sosyal bir varlıktır. Ayrıca teknolojinin gelişmesiyle birlikte dünya küçük bir köy haline gelmiştir. Dünyada çeşitli sebeplerden dolayı insanlar birbiriyle iletişim kurmak zorundalar. Bu da dil öğrenme ihtiyacını doğurmuştur. Bir toplumun dilini öğrenirken o toplumun kültürünü de öğrenmek gerekmektedir. Toplulukta kişilerarasında ve farklı yerlerde bazı kişiler rahatlıkla iletişim kurarken diğerleri ise bazı sebeplerden dolayı iletişim kurma kaygısı yaşarlar. Bu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Arap öğrencilerin kültürel uzaklık algıları ile kültürlerarası iletişim kaygıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu çerçevede Türkiye'de üniversite eğitimi alan 2.105 Arap öğrenciye ulaşılmıştır. Bu öğrencilerin yaşları 20 ile 40 arasında değişmektedir. McCroskey (1982) tarafından geliştirilen ve Dünya'da birçok araştırmacı tarafından da kullanılan "Kültürler Arası İletişim Kaygısı Ölçeği" ve Bektaş (2004) tarafından geliştiren "Kültürel Uzaklık Ölçeği" ilgili öğrenci grubuna uygulanmıştır. Araştırma verileri toplandıktan sonra öncelikle betimsel analize tabi tutulmuş ardından ilişkisel ve regresyon analizleri yapılarak elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; Türkçe öğrenen Arap öğrencilerin kültürel uzaklık algısı ile kültürlerarası iletişim kaygıları arasında düşük düzeyde pozitif (0,108) ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p < 0,01). Bu bulgular öğrencilerin kültürel uzaklık algısı arttıkça kültürlerarası iletişim kaygılarının da arttığını göstermektedir. Sonuç olarak araştırma sonuçlarına dayanarak kültürel uzaklığın Arap öğrencilerin kültürlerarası iletişim kaygıları üzerinde etkili olduğu söylenebilir.
Nörolojik etki yönteminin ortaokul öğrencilerinin okuma kaygılarına, okuduğunu anlama ve akıcı okuma becerilerine etkisi
Bu araştırmada, nörolojik etki yönteminin ortaokul öğrencilerinin okuma kaygılarına, okuduğunu anlama ve akıcı okuma becerilerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Mersin ili Tarsus ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki beşinci sınıfta öğrenim gören iki kız iki erkek toplam dört öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nicel ve nitel araştırmanın birlikte yürütüldüğü karma yöntemde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, üç öğrenci ile 15 oturumda tamamlanmıştır. 15 oturumda tamamlanan çalışmaya katılan öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri ve akıcı okuma becerilerindeki zamana bağlı değişimlerini araştırmaya yansıtabilmek amacıyla boylamsal tarama yönteminden yararlanılmıştır. Öğrencilerin okuma kaygılarındaki değişimi belirlemek için ise tek gruplu öntest-sontest araştırma modelinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini belirlemek amacıyla her metin okunduktan sonra öğrencilere metinle ilgili basit anlam ve/veya derin anlam içeren anlama soruları sorulmuştur. Ayrıca öğrencilerin yaptıkları okuma yanlışları, yanlış türlerine göre sınıflandırılmıştır. Öğrencilerin akıcı okuma becerilerini ölçmek amacıyla Prozodik Okuma Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Öğrencilerin sesli okuma performansları, gönüllülük esasına dayanarak ailelerinin izni dâhilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Öğrencilerin ses kayıtları metin takibiyle iki puanlayıcı tarafından puanlanmış ve öğrencilerin her iki puanlayıcıdan aldıkları puanların ortalaması alınarak her oturumdaki akıcı okuma puanları belirlenmiştir. Öğrencilerin okuma kaygılarına ilişkin verilerin çözümlenmesinde SPSS 27 istatistik paket programda ilişkili örneklemler için t testi gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin görüşlerinin araştırmaya yansıtılması amacıyla da araştırmanın denenceleri kapsamında oluşturulan üç soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen deneysel verilerle nörolojik etki yönteminin öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri ve akıcı okuma becerilerini geliştirdiği bunun yanı sıra okuma kaygılarını azalttığı belirlenmiştir. Çalışmayı tamamlayan üç öğrencinin yarı yapılandırılmış görüşme formuna verdikleri yanıtlar da bu sonucu desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Nörolojik Etki Yöntemi, Akıcı Okuma Becerileri, Okuduğunu Anlama Becerileri, Okuma Kaygısı.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal bilgiler öğretim yaklaşımları ile ilgili düşüncelerinin ve sınıf içi uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarına yönelik görüşlerinin ne olduğu, sınıf ortamında sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarından hangisini uyguladıkları ve benimsedikleri sosyal bilgiler öğretim yaklaşımına uygun stratejileri sınıf içinde uygulayıp uygulamadıklarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışmanın veri kaynağını, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kayseri ilinde farklı okullarda görev yapan 11 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında ''Sosyal Bilgiler Öğretim Yaklaşımları'' temel çerçevesinde sosyal bilgiler öğretmenlerinin kullandıkları sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarıyla ilgili düşüncelerini tespit etmek amacıyla beş (5) maddeden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise sınıf içi uygulamaları gözlemlemek amacıyla sınıf içi gözlem formu araştırmanın beşinci alt amacını tespit etmek için kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerden elde edilen veriler maxquda nitel analiz programı kullanılarak tematik olarak tablolaştırılmıştır. İlişkili olan veriler her bir alt probleme göre tema, kategori ve kodlara ayrılmıştır. Geçerlilik ve güvenirliğin sağlanmasında veriler sürekli kontrol edililerek ilerleme kaydedilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında sosyal bilgiler öğretmenlerinin sınıf içi uygulamaları gözlenmiştir. Araştırmada geçerliliğin sağlanması amacıyla yapılan görüşmelerin çıktıları ve ses kayıtları izin alınarak, sınıf içi gözlemlerde izin alınıp ses kaydı alınarak görüşme yapılan ve gözlem yapılan öğretmenlere teyit ettirilmiştir. Yapılan gözlemler neticesinde elde edilen veriler farklı sosyal bilgiler öğretim yaklaşımları benimseyen öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarına bağlı olarak tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın neticesinde, sosyal bilgiler öğretmenlerinin vatandaşlık aktarımı olarak sosyal bilgiler yaklaşımını, öğretmenin merkezde olduğu geleneksel bir öğretim yaklaşımı olarak gördükleri, sosyal bilim olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımı ve yansıtıcı düşünme olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımını da öğrencinin merkezde olduğu çağdaş yaklaşımlar olarak gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenleri, en çok vatandaşlık aktarımı olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımını tercih ettikleri tespit edilmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin benimsedikleri sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarına bağlı olarak dersin amacı, dersin nasıl bir içeriğe sahip olması gerektiği ve yapılması gereken ölçme değerlendirme yaklaşımlarıyla ilgili farklı cevaplar verdikleri tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında katılımcıların genel olarak vatandaşlık aktarımı olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımı kullandıkları, sınıf içi uygulamalarda benimsenen yaklaşımlar doğrultusunda ders işledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonunda sosyal bilgiler öğretmenlerine şu önerilerde bulunulmuştur: Hangi sosyal bilgiler öğretim yaklaşımını benimsiyorsa ona yönelik öğretim stratejilerini sınıf içinde kullanmalarının gerekli olduğu, sosyal bilgiler dersi alanında lisans üstü eğitim almaları gerektiği, sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarıyla ilgili ayrı ayrı dersler almaları gerektiği gibi önerilerde bulunulmuştur.
Metin türü değişkeninin ortaokul öğrencilerinin özetlemeye yönelik tutumlarına etkisi
Bu çalışmada metin türü değişkeninin ortaokul öğrencilerinin özetlemeye yönelik tutumlarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada ön test – son test kontrol gruplu deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kayseri'nin Melikgazi İlçesine bağlı Demir Karamancı Ortaokulunda 2021-2022 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 8. sınıf öğrencilerinden yirmi beşer kişilik gruplarda toplam yetmiş beş öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada "Özetlemeye Yönelik Tutum Ölçeği" deneysel süreç öncesi ön test ve deneysel süreç sonrası son test olarak kullanılmıştır. Deneysel süreç 2021-2022 eğitim-öğretim yılının 2. Dönemi Şubat ayının ilk haftası başlamış Mayıs ayının son haftasında sonlandırılmıştır. Tüm gruplar ön teste tabi tutulduktan sonraki süreçte deney gruplarından birine Türkçe ders kitabındaki bilgilendirici metinlerin özetleri, diğerine ise öyküleyici metinlerin özetleri, özetleme stratejileri kullanılarak yazdırılmış; kontrol grubundaki öğrenciler olağan ders planı doğrultusunda dersleri işlemişlerdir. Süreç sonunda tüm gruplar son teste tabi tutulmuştır. Deneysel süreç sonunda elde edilen veriler analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediklerini tespit etmek amacıyla Skewness, Kurtosis, Shapiro-Wilks testleri uygulanmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediğinin anlaşılması üzerine paremetrik olmayan testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının puanlarının karşılaştırılması amacıyla Kruskal-Wallis H testleri uygulanmış, ön test puanlarına göre inanma alt boyutunda ve hoşlanma alt boyutunda anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Sontest puanlarına göre inanma alt boyutunda anlamlı bir fark ortaya çıkmış ancak hoşlanma boyutunda yine anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Farkın hangi gruplar arasında olduğunun tespiti için Post-Hoc analizine geçilmiştir. Post-Hoc analizleri kapsamında inanma alt boyutu puanları Mann-Whitney U testi kullanılarak ikili gruplar halinde karşılaştırılmıştır. Analizler sonucunda bilgilendirici metin özeti yazan grupla kontrol grubu arasında bilgilendirici grup lehine anlamlı bir fark ortaya çıkmış. Diğer karşılaştırmalarda anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Buradan yola çıkarak bilgilendirici metin özeti yazan öğrencilerin tutumlarında özet yazmanın önemine inanma noktasında bir artış gözlendiği ancak hoşlanma tutumu noktasında grupların tutum puanlarında bir değişiklik kaydedilmediği görülmüştür. Bulgulardan hareketle bilgilendirici metin özeti yazan öğrencilerin özet yazmanın önemine daha çok inandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda metin türü değişkeninin özetlemeye yönelik tutuma etkisinde; bilgilendirici metinlerin, öyküleyici metinlere göre bir adım önde olduğu görülmüştür.
İkinci dil olarak Türkçe öğretiminde öykü tamamlama etkinliğinin öğrencilerin yazma becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; öykü tamamlama etkinliklerinin ikinci dil olarak Türkçe öğrenenlerin yazma becerilerine etkisini ölçmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Adana merkez Yüreğir ilçesinde bulunan bir ortaokuldan seçilen Arap asıllı, Türkçeyi ikinci dil olarak öğrenen 14 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada eylem araştırması yöntemi uygulanmıştır. Öncelikle kişisel bilgi formu ile demografik bilgiler analiz edilmiştir. Daha sonra öğrencilerden kendilerine verilen konu hakkında bir kompozisyon yazmaları istenmiş ve dereceli puanlama anahtarıyla kompozisyonlar değerlendirilmiştir. Ön uygulaması bu şekilde yapılan çalışmanın sonunda öğrencilerin yazma eğitimine ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Sonraki aşamada, öğrencilere öykü tamamlama etkinlikleri ile ilgili bilgiler verilmiş ve 5 hafta süreyle her hafta bir öykü tamamlama etkinliği yaptırılmıştır. Her etkinlik sonrası öğrencilere bireysel geri dönütler verilmiştir. Uygulamanın sonunda öğrencilere son uygulama olarak yeniden kompozisyon yazdırılmış ve dereceli puanlama anahtarıyla değerlendirilmiştir. Sürecin sonunda görüşme formuyla öğrencilerin etkinliklerle ilgili düşünceleri alınmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin ilk ve son uygulama puanları arasında ortalamada %56 artış yönünde farklılık görülmüştür. Öğrencilerin sayfa düzeni, başlık, plan ve işleyiş ve dil ve anlatım alanlarında kayda değer ilerlemeler gösterdikleri tespit edilirken yazım ve noktalama alanında yeterli sonuç alınamamıştır.
Türkçe öğretim merkezlerinde görev yapan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algıları
Bu araştırmanın amacı TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algılarını ve bu algılar üzerinde etkili olan; cinsiyet, yaş, unvan, hizmet süresi, eğitim durumu gibi değişkenleri belirlemektir. Türkiye genelindeki TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanları arasında yapılan çalışmaya 67 farklı TÖMER'den toplam 230 kişi katılmıştır. Bu çalışmada niceliksel araştırma modellerinden betimsel model üst başlığında tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Örgütsel Etik İklim Ölçeği ile yüz yüze ve online olarak toplanmıştır. Toplanan veriler düzenlenerek SPSS 26 programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular yorumlanarak sonuca ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre TÖMER'lerde görev yapan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algı düzeyleri oldukça yüksektir (X̄=4.0070). Bununla birlikte etik iklim algıları üzerinde cinsiyet, yaş, meslekteki hizmet süresi, kurumlarındaki çalışma süresi, unvan ve kurumdaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanlarının etik iklim algılarının çalıştıkları kuruma ve kurumdaki görevlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanlarından devlet üniversitelerinde çalışanlar vakıf üniversitelerinde çalışanlara göre verimli etik iklim tipini daha fazla algılamaktadır. Bu durum devlet üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının hedeflerine giden en kısa yolu en verimli yol olarak gördüklerini ve mevcut kaynakları en verimli şekilde kullandıklarını göstermektedir. Vakıf üniversitelerinde kaynakların daha zengin olması vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının verimlilik algısının daha düşük çıkmasına sebep olduğu söylenebilir. Bununla birlikte idari görevi olmayan öğretim elemanları, olanlara göre çıkarcı yardımsever iklim tipini daha fazla algılamaktadır. Bu durum idari görevi olan öğretim elemanlarının kurumda görev ve sorumluluğunda olmayan işleri kişisel çıkar gözetmeksizin gerçekleştirdiklerini göstermektedir. İdari görev ve sorumluluklara olan bağlılık ve etik davranış normları bu farklılıkla ilişkili olabilir. Çalışmada yüksek bulunan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algılarının bu durumunu korumak ve daha yüksek ortalamalara çıkarmak için etik iklim eğitim programları düzenlenebilir ve etik iklimin önemi her fırsatta vurgulanabilir. Çalışmanın genelinde çıkarcı yardımsever iklim algısının düşük olduğu görülmüştür, bu durumun iyileştirilmesi için kurum içi dayanışmayı ve yardımlaşmayı artıracak programlar ve etkinlikler düzenlenmelidir. Bu faaliyetler kurumun ortak çıkarlarının ön plana çıkmasını sağlayacaktır.
Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumları ve duygusal mesafeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumları ve duygusal mesafeleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini Gaziantep MEB'de görev yapan ve Suriyeli öğrencisi olan 200 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin 107'si kadın 93'ü erkektir. Araştırma da veri toplama araçları olarak "Ötekine Karşı Duygusal Mesafe Ölçeği" ve "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" olmak üzere 2 farklı ölçek kullanılmış ve yüz yüze toplanan anket verileri Excel programına aktarılarak SPSS 23 programında analiz edilmiştir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumlarının olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tutumlar içerisinde en yüksek puanın X=3.17 ile iletişim boyutunda olduğu, en düşük puanın ise X=2.45 ile uyum boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik duygusal mesafeleri değerlendirildiğinde farklı alanlarda çoğunlukla az duygusal mesafe hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal mesafe alanları içerisinde en yüksek puanın X=7.50 ile özel alandaki Suriyeliye karşı duygusal mesafe boyutunda olduğu, en düşük puanın ise X=-1.50 ile kamusal alandaki Suriyeliye karşı duygusal mesafe boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumları ve duygusal mesafeleri arasındaki ilişkinin ise anlamlı pozitif ve güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dil partnerliği (Tandem) yönteminin Türkçe öğretmeni adayları ve yabancı uyruklu öğrencilerin kültürlerarası duyarlılık düzeylerine etkisi
Çalışmada, Tandem (dil partnerliği) yönteminin, Türkçe öğretmeni adaylarının ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin kültürlerarası duyarlılık düzeylerine etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Karma yöntem ile yürütülen araştırmada, nicel ve nitel araştırma yaklaşımları birlikte kullanılmış, iki farklı yöntemden elde edilen bulgular yorumlarla desteklenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda kontrol grupsuz öntest sontest deneysel desen modeli kullanılmıştır. Deneysel işlem 6 hafta sürmüştür. Deneysel sürecin başında ve sonunda katılımcı gruplara Chen ve Storasta (2000) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlama çalışması Üstün (2011) tarafından yapılan Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği uygulanmıştır. Nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Deney grupları 2023- 2024 bahar döneminde Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Programında 4.sınıf okumakta olan 43 Türkçe öğretmeni adayı ile Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi TÖMER'de Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen B2 düzeyi 14 yabancı uyruklu öğrenciden oluşmaktadır. Süreç 6 hafta içinde her bir partnerin en az bir saat olarak planladığı toplantılarla sürmüştür. Nicel veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizi bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Nicel boyutta Tandem yönteminin her iki grubun kültürlerarası duyarlılıklarına yaş, cinsiyet ve yaşanılan yer değişkenlerine ilişkin etkisi incelenmiştir. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Her iki grupta da belirtilen değişkenlere ilişkin anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Nitel boyutta ise Tandem yönteminin her iki grubun kültürlerarası duyarlılığına etkisi incelenmiştir. Nitel veri toplama aracından elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Analizler sonunda ortaya çıkan bulgulara göre Tandem yöntemi, her iki grubun da kültürlerarası duyarlılığına olumlu yönde etki etmiştir.
Yabancıların Türkçe öğrenmesinde sosyal medya kullanımı ve etkin katılımlı öğrenme ilişkisi
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, sosyal medya platformları dil öğrenim süreçlerini destekleyen önemli araçlar haline gelmiştir. Sosyal medya, öğrencilere özgün dil içerikleri sunar. Öğrenme süreçlerine aktif katılım sağlama fırsatı oluşturur. Bu çalışmada, yabancıların Türkçe öğrenme süreçlerinde sosyal medyanın kullanımının, etkin katılımlı öğrenme üzerindeki etkileri incelenecektir. Sosyal medya kullanımı, yabancıların Türkçe öğrenme süreçlerinde etkin katılımlı öğrenmeyi nasıl etkilemektedir?" sorusundan yola çıkılarak gerçekleştirilecek bu araştırmanın amacı Türkçe öğrenmekte olan yabancıların etkin katılımlı öğrenmelerinde sosyal medya kullanımının etkisini ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüş, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi bünyesinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen 105 katılımcıdan veri toplanmıştır. Sosyal medya kullanımı ve etkin katılımlı öğrenme algısı Sosyal Medya Kullanım Ölçeği ve Etkin Katılımlı Öğrenme Ölçeği ile ölçülmüş, ölçeklerin güvenirlik Cronbach's Alfa değeri 0,760 olarak hesaplanmıştır. Ön varsayımlar kontrol edilerek korelasyon ve uygun olduğunda regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular, sosyal medya kullanımı ile etkin katılımlı öğrenme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçlarının Türkçe öğretiminde sosyal medya kullanımının öğrenme süreçlerine etkisini belirleyerek Türkçe öğretimi için sosyal medya temelli yenilikçi öğrenme stratejilerinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmasına katkı sağlayacağı ve bu alanda daha etkili öğretim yöntemlerinin geliştirilmesine ışık tutacağı düşünülmektedir. Çalışma, sosyal medya tabanlı öğrenme ortamlarının katılımcı öğrenmeyi destekleme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Coğrafya öğretiminde artırılmış gerçeklik uygulamaları: Bir eylem araştırması
Coğrafya öğretiminde materyal kullanımının öğrenmenin hızına, kalıcılığına ve öğrenci üzerinde bıraktığı etkilere yönelik birçok çalışma yapıldığı görülmüş ve materyal kullanımının çok önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Coğrafya öğretiminde kullanılan geleneksel materyallerin yanı sıra son yıllarda teknoloji tabanlı olmak üzere yeni materyal türleri de ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yeni materyallerden birini de pek çok alanda kullanılmaya başlanan ve eğitimin çeşitli alanlarında kullanımının olumlu katkıları tespit edilen artırılmış gerçeklik uygulamaları oluşturmaktadır. Yapılan bu çalışma ile artırılmış gerçeklik uygulamalarının coğrafya öğretiminde kullanılabilirliği tespit edilemeye çalışılmıştır. Eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmada geliştirilen örnek artırılmış gerçeklik uygulamaları toplam sekiz hafta süreyle sınıflarda uygulanmıştır. Artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla içeriği zenginleştirilen coğrafya dersleri ile eş zamanlı olarak kontrol gruplarında da normal ders akışı devam ettirilmiştir. Uygulamanın bir ders öncesinde ön test, uygulama sona erdikten sonraki ilk derste son test ve uygulama sona erdikten 4 hafta sonra kalıcılık testi olarak deney ve kontrol gruplarına başarı testi ve tutum ölçeği gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin yanında uygulamaya yönelik nitel verilerin de elde edilerek orijinal görüşlerin ortaya çıkarılması için öğrencilerden artırılmış gerçeklik uygulamaları ile zenginleştirilen coğrafya dersleriyle ilgili günlükler yazması istenmiştir. Uygulama esnasında uygulamayı gerçekleştiren araştırmacı kendi gözlem ve günlüklerini not etmiştir. Uygulama sonrasında deney grubunda yer alan ve amaçlı örneklem tekniğiyle seçilen öğrencilerle yüz yüze görüşme gerçekleştirilerek öğrenci görüşme formunda yer alan soruların cevapları alınmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programında analiz edilmiş ve sonuçları araştırmacı yorumları ile desteklenmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel veriler ise araştırmacı tarafından içerik analizi yapılarak sonuçları araştırmacının yorumlarıyla harmanlanmış ve nicel sonuçlarla da birleştirilerek genel sonuca ulaşılmıştır. Bunun sonucunda artırılmış gerçeklik uygulamaları ile içeriği zenginleştirilen coğrafya derslerinin öğrencilerin akademik başarısına deney ve kontrol gruplarında küçük farklar dışında anlamlı bir etkisi görülmemişken coğrafya tutumuna yönelik olumlu tutum artışının deney gruplarında anlamlı bir fark oluşturduğu tespit edilmiştir. Öğrenci günlükleri, öğrenci görüşme formları ve araştırmacı gözlemleri ve günlüklerini içeren verilerin sonuçlarından da aynı yönde bulgulara ulaşılmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla içeriği zenginleştirilen coğrafya derslerini genel anlamda çok sevdikleri ve dersleri sabırsızlıkla bekledikleri, ders esnasında ve sonrasında coğrafyaya karşı ilgilerinin arttığı, bu uygulamaların coğrafyaya olan bakış açısını olumlu yönde değiştirerek coğrafya öğretimine önemli ölçüde katkı sunduğu görülmüştür. Artırılmış gerçeklik uygulamalarının coğrafya öğretimi üzerindeki olumlu etkilerinden yola çıkarak bu uygulamaların daha profesyonel şekilde ve genele yayılacak şekilde merkezi sistemle bütün coğrafya derslerinde uygulanması gerektiği çalışma sonucu olarak önerilmiştir.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde grafik roman kullanımının okuduğunu anlamaya etkisinin incelenmesi
Türkçe öğretim setlerinde bulunan farklı edebi metin türlerine ait okuma metinlerine bir alternatif olarak kitaplarda yer almayan grafik roman türündeki edebi metinlerin özellikle yabancı dil öğretiminde kullanılması yurt dışında yabancı dil öğretiminde çok yaygın görülen bir uygulamadır. Ancak Türkçe öğretim setlerine bakıldığında bu uygulamada boşluk olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda çalışmada görsellerin ön planda olduğu ve belirli bir kurgu üzerinden ilerleyen edebi grafik roman metin türünün öğrencilerin okuduğunu anlamaya etkisi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Yabancı dil öğrenicisinin işlevsel bir şekilde dili öğrenebilmesi için metin türlerinin öğretim sürecinde çeşitlilik sunması gerektiği düşünülmektedir. Edebi metin türü olarak grafik roman görselliği ve kurguyu içerisinde barındıran en etkin metin türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak ülkemizde eğitimöğretim alanında grafik romanla ilgili yapılmış araştırma sayısı az olmakla beraber Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi bu konu hakkında araştırma yapılmamış olduğu gözlemlenmiştir. Grafik romanların dil öğretimindeki etkisine dair kapsamlı bir araştırma olmadığından ülkemiz alan yazınında önemli bir boşluk olduğu tespit edilmiştir. Günümüzde görsellerin eğitim-öğretim sürecindeki etkisi giderek artmaktadır. Özellikle yaşanan salgın süreçlerinde öğrenimin tamamen teknoloji odaklı bir hale dönüşmüş ve zenginleştirilmiş materyal içeriklerle donatılmış olması görsellerin önemini artırmıştır. Teknolojik gelişmelerle birlikte öğretim süreçlerinin içerisinde görsellerin yer alma oranları da artış göstermiştir. İnsanlar günümüzde düz yazınsal metinleri okumak yerine görsel unsurlardan yararlanmayı tercih eder duruma gelmiştir. Bu sebeple dil öğretiminde kullanılmakta olan metinlerde görsellerin daha fazla yer alması gerektiği düşünülmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretim setleri incelendiğinde öğretim setlerinin ana omurgasını oluşturan ders kitaplarında görsellerin yeterince kullanılmadığı görülmektedir. C1 düzeyine bakıldığı zaman metin türleri içerisinde görsellerin ağırlık kazandığı türlere yer verilmediği görülmektedir. Grafik roman bir metin türü olarak değerlendirildiğinde estetik kaygıyla oluşturulmuş edebî metinler içerisinde değerlendirilmektedir. Grafik romanın diğer edebi metin türlerine göre (hikaye, roman, köşe yazısı, deneme, şiir, fıkra, biyografi vd.)iki boyutlu bir metin türü olması yani metin ve görsellerin bir arada kullanıldığı bir edebi metin türü olmasının öğrencilerin okuduklarını anlamaya etkisine olumlu katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada bir edebi metin türü olan grafik romanla Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğrencilerin okuduğunu anlamaya yönelik başarıları tespit edilmiştir. Bu çalışma, grafik roman kullanımının C1 düzeyinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin okuduğunu anlama durumundaki etkisini incelemek amaçlı 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Dil Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler 05.05.2021-17.06.2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Deney ve kontrol gruplarında yapılan ön test ve son test aracılığıyla öğrencilerin başarısı ölçülmüş sonuçlar SPSS 26.0 ve Microsoft Office XP Professional paket programları kullanılarak çözümlenmiştir. Diğer yandan nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formları aracılığıyla grafik roman ile okuduğunu anlamaya yönelik görüşler ve grafik romana yönelik tutumları elde edilmiştir. Nicel ve nitel verilerden hareketle grafik romanın C1 düzeyinde Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğrencilerin başarı, grafik romana yönelik tutumlarında olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonunda elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve sonraki araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, okuduğunu anlama düzeyi, görsel okuma, grafik roman, çizgi roman
Artırılmış gerçeklik uygulamalarının sosyal bilgiler öğretmen adaylarının genel fiziki coğrafya dersi başarı-tutum ve öğrenci görüşlerine etkisi
Bu araştırmada, Artırılmış Gerçeklik uygulamasıyla tasarlanmış genel fiziki coğrafya dersinin, öğrencilerin akademik başarısına ve tutumuna etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin Artırılmış Gerçeklik ile ilgili görüşleri tespit edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından "Genel Fiziki Coğrafya Tutum Ölçeği" ve "Genel Fiziki Coğrafya Başarı Testi" geliştirilmiştir. Araştırmada Karma yöntemlerden Açıklayıcı Sıralı desen tercih edilmiştir. Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 1. sınıf öğrencileri çalışma grubunu oluşturmaktadır. Çalışma grubu seçkisiz örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön-test son-test kontrol gruplu seçkisiz deneysel desen kullanılmıştır. Pilot aşamada uygulanan AFA ile DFA analizi sonucunda tutum ölçeğindeki croancbach ⍺=0,890 hesaplanmıştır. Başarı testinin sonucunda ise KR-20=0,79 ile KR-21=0,73 bulunmuştur. Bu sonuçların geçerlilik ve güvenirliliğe uygun olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında 10 haftalık ders süresince deney grubuna Artırılmış Gerçeklik ortamında tasarlanmış materyal uygulanmıştır ve kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda gruplar arasında tutum ölçeği ve başarı puanları karşılaştırılarak anlamlı bir farklılığın olup olmadığı istatiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışmanın nitel aşamasında ise yarı yapılandırılmış açık uçlu görüşme formu uygulanmıştır. Nicel Analizler SPSS programıyla Bağımsız Örneklem t testi, bağımlı örneklem (paired samples) t testi, pearson korelasyon analizi ile sayısal verilerden elde edilmiştir. Nitel boyutunda içerik analiz yöntemi uygulanmıştır ve kategoriler ile kodlar oluşturulup yorumlanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, tutum ölçeğinde kontrol grubundaki öğrencilerin ön-test ve son-test puanlarında anlamlı bir farklılık yoktur. Deney grubundaki öğrencilerin ise uygulama öncesi ve sonrası puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Deney grubu korelasyon analizinde ön-test ve son-test arasında düşük düzeyde ilişki gözlemlenmiştir. Uygulamanın tutum ölçeğindeki etki büyüklüğü ise çok küçük düzeydedir. Başarı testinin sonuçlarına göre, kontrol grubunun ön-test ile son-test puanlarında anlamlı farklılık yoktur. Deney grubunda yer alan öğrencilerin ön-test ile son-test puanları arasında da anlamlı farklılık bulunamamıştır. Fakat deney grubunun korelasyon analizinde orta düzeyde pozitif ilişki saptanmıştır. Nitel bölümden elde edilen sonuçlar nicel bölümü destekler niteliktedir. Artırılmış Gerçeklik ortamının öğrencilere olumsuz görüşler kazandırdığı belirlenmiştir. Katılımcıların görüşlerinde çevrimiçi süreçte teknolojik yetersizlikler, internet sıkıntıları, teknik arıza ve mobil cihazların eski olduğu sonucuna ulaşılmıştır. AG uygulamasının olumlu yönlerini bildiren öğrenci sayısının az olduğu gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda, AG'nin üç boyutlu, somut, eğlenceli, ilgi çekici, gerçekçi olduğu sonucu elde edilmiştir. Bazı öğretmen adayları tarafından Genel beşeri coğrafya ve Türkiye fiziki coğrafya derslerinde de AG'nin daha uygulanabilir olduğuna vurgu yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Fiziki Coğrafya, Artırılmış Gerçeklik, Başarı Testi, Tutum Ölçeği
Küresel ölçekli konuların sosyal bilgiler ders kitaplarına yansımalarının incelenmesi
Genel anlamda küresel boyutta bağlantıların genişlemesi, sosyal yaşamların örgütlenmesi, dünya toplumlarının bir araya gelmesini ifade eden küreselleşme çeşitli kaynaklarda olgu ya da kavram olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle küreselleşme, çevreden ekonomiye kadar, hayatın her alanını kapsayan küresel çapta bağlılığın genişleyerek ve derinleşerek hızlanması anlamına gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte günümüzde artık inançlar, fikirler, insanlar, sermaye, bilgi, teknoloji, kültürel ve siyasi sınırları aşarak küresel boyutta hareket eder hale gelmiştir. Bu olgu ya da kavramı çocuklara anlatacak, onları küreselleşmenin olası olumsuz sonuçları hakkında haberdar ederek donatacak mihver derslerin başında sosyal bilgiler gelmektedir. Nitekim küreselleşme olgusu kapsamında 2018 öğretim programında yapılandırılan küresel bağlantılar öğrenme alanının temel amaçlarından biri de gelişen dünyanın gündemini takip eden, karşılaştığı sorunlara çözüm üretebilen etkin ve sorumlu Türk vatandaşları yetiştirmektir. Bu araştırmanın amacı, 2018 yılında güncellenen Sosyal Bilgiler Öğretim Dersi Programı'yla yeniden yapılandırılan sosyal bilgiler ders kitaplarının (4-7. sınıflar) öğrenme alanları ve konu başlıkları içerisinde vurgulanan küresel yansımalarını ortaya koymaktır. Sosyal bilgiler ders kitaplarındaki küresel yansımaları incelemek ve değerlendirmek için nitel yaklaşımlarda sıkça tercih edilen doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan 4, 5, 6. ve 7. sınıflara ait sosyal bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Ders kitapları, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ders kitaplarında küreselleşmenin yansımalarına en çok 7. sınıf ders kitabında yer verilirken, onu sırasıyla 6.sınıf, 4.sınıf ve 5.sınıf ders kitabı izlemektedir. Ayrıca ders kitaplarında küresel yansımaların daha çok bilim ve teknoloji, sosyo-kültürel boyutlarda ele alındığı görülmektedir. Diğer yandan sosyal bilgiler ders kitaplarında küresel yansımalarıyla ele alınan konuların bir kısmının Türkiye ekseninde veya Türkiye'den yola çıkarak aktarıldığı görülmektedir. Özellikle uluslararası insani yardımlar (Yeşilay, Kızılay, TDV, TİKA vb.), uluslararası kuruluşlar (TÜRKSOY, Türk Konseyi vb.), küresel göç gibi konular bu duruma örnek gösterilebilir. Bunun karşın dünyanın birçok farklı ülkelerine (Finlandiya, İngiltere, İskoçya, Japonya, Şili, Hindistan) ilişkin tanıtımlar, tarihi eserler ve doğal varlıklara ilişkin örnekler, ders kitaplarında konuların tamamen Türkiye veya Türk Devletleri ekseninde ele alınmadığını da ortaya koymaktadır. Ders kitaplarında küreselleşen dünyanın geleceğine ilişkin, akıllı telefon, tablet, akılı saat, genel ağ gibi günümüz teknolojilerinin yanında, "yapay zekâ uzmanı, yazılım mühendisi, sosyal medya uzmanlığı" gibi geleceğin meslekleri ve "İHA, 3D Yazıcı, nano teknoloji, uçan araba" gibi geleceğin teknolojik gelişmeleri de anlatılmaktadır. Ancak ders kitaplarında küresel vatandaşlık ve uluslararası kadın hakları gibi konulara yeterince değinilmediği görülmektedir. Ortaya çıkan sonuç, sosyal bilgiler programında ve ders kitaplarında iyileştirmeleri zorunlu kılarken, sosyal bilgiler programını ve ders kitaplarını hazırlayanlar veya eğitim alanındaki politikalara yön verenlerin tüm dünyayı etkileyen küreselleşmeyle ilgili daha spesifik adımlar atmasını zorunlu hale getirmektedir.
Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye'de coğrafya eğitimi: Bir durum çalışması
Ülkemizde öğretmen yetiştiren kurumların üniversitelere devredilmesiyle birlikte coğrafya eğitimiyle ilgili çalışmaların sayısı giderek artmıştır. Bu alanın akademik yapısının ve doktora tezleri ile araştırma makalelerinin, alana katkı sağlayan öğretim üyelerinin görüşleriyle birlikte analiz edilmesi araştırmacıların yapılmış çalışmalardan haberdar olmasını sağlayacaktır. Cumhuriyetin 100. yılında coğrafya eğitimi araştırmalarında gelinen noktanın değerlendirilmesi yarınlara daha emin adımlarla ilerleyebilmek adına büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmayla Türkiye'deki coğrafya bölümü ve coğrafya eğitimi anabilim dalı lisans programlarının akademik yapısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi, coğrafya eğitimi alanında hazırlanmış tez ve makalelerin çeşitli değişkenler bakımından yönelimlerinin ortaya konulması ve coğrafya eğitimi alanına katkı sağlayan akademisyenlerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma geleneği içerisinde yer alan durum çalışması deseninde gerçekleştirilen bu araştırmanın örnekleminin belirlenmesi için amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Buna göre, coğrafya bölümü ve coğrafya eğitimi anabilim dalında görev yapan 390 öğretim üyesine ait özelliklerin çeşitli değişkenler açısından incelenmesinin amaçlandığı birinci alt problemin verileri YÖK Akademik veri tabanından elde edilmiştir. İkinci alt problemin verileri için Ulusal Tez Merkezi veri tabanında yer alan 102 doktora tezi, TR Dizin veri tabanında yer alan 397 araştırma makalesi olmak üzere toplam 499 adet çalışmaya ulaşılmıştır. Bu çalışmaların analiz edilmesinde her sorunun bir tema olarak değerlendirildiği 40 sorudan oluşan içerik analizi yönergesi kullanılmıştır. Üçüncü alt probleme ilişkin olarak doktorasını coğrafya ya da coğrafya eğitimi alanında tamamlamış olup coğrafya eğitimiyle ilgili çalışmaları olan 33 öğretim üyesi çalışmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Öğretim üyelerinin alandaki araştırma yönelimlerine ilişkin görüşlerini tespit etmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğretim üyelerinin cinsiyet değişkeninde erkek (%76), ünvan değişkeninde ise doktor öğretim üyesinin (%41,79) ağırlıklı olduğu görülmüştür. Ayrıca 2005-2014 yılları arasında doktorasını tamamlayan öğretim üyelerinin (%30) diğer dönemlere göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Öğretim üyelerinin doktora mezunu oldukları üniversitelere göre dağılımında İstanbul, Ankara, Atatürk, Fırat, Marmara ve Ege üniversitelerinde doktoralarını tamamlayan öğretim üyelerinin oranının %70,51 olduğu tespit edilmiştir. Alana insan kaynağı sağlayan bu köklü üniversitelerin içten beslenme oranlarının da yüksek olduğu görülmüştür. İncelenen çalışmaların büyük bir bölümü 2013 yılında (%8,02), İstanbul ilinde (%16,38), erkek araştırmacılar (%77,56) tarafından ölçme ve değerlendirme konularını (%29,26) incelemek üzere makale türünde (%79,56) ve betimsel araştırma deseninde (%55,11) gerçekleştirilmiştir. Öğretim üyelerinin coğrafya eğitimi alanındaki yönelimlere ilişkin görüşlerinden 96 kod ifadesi üretilmiştir. Bu kodlar daha sonra yönelimler, sorunlar ve beklentiler teması olmak üzere üç ana tema etrafında toplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, coğrafya eğitimi alanında nitel ve karma yöntemlere göre hazırlanan, daha az çalışılan konu alanlarında ve farklı örneklem türlerinde daha fazla çalışmaya gereksinim olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı, Coğrafya eğitimi, Durum çalışması, Yükseköğretim.
Şükûfe Nihal Başar'ın hikâye, roman ve gazete yazılarında eğitim meseleleri
Bu araştırmada Şükûfe Nihal'in hikâye, roman ve gazete yazılarında yer alan eğitim meseleleri ele alınmıştır. Şükûfe Nihal, Türk edebiyatının önemli yazarlarından biridir. Yazarlığının yanında Darülfünun mezunu ilk kadın öğrenci ve liselerde görev alan ilk kadın öğretmen olması onun eğitim hakkındaki görüşlerini önemli kılmaktadır. Şükûfe Nihal'le ilgili alan yazında pek çok çalışma bulunmaktadır. Hazırlanan çalışmalarda yazarın eğitim konusunu işlediğinden bahsedilse de eğitimi ele alışı, eğitimle ilgili konulara eserlerinde ne ölçüde yer verdiğinden bahsedilmemiştir. Çalışmanın birinci bölümünde problem durumu, araştırmanın önemi ve amacı, varsayımlar, sınırlılıklar belirtilmiş; konuyla ilgili tanımlara kısaca yer verilmiştir. İkinci bölümde öncelikle edebiyat ve eğitim ilişkisinden bahsedilmiştir. Daha sonra Şükûfe Nihal'in hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Şükûfe Nihal'in hikâye, roman ve gazete yazılarından elde edilen bulgular eğitim anlayışı, ailede eğitim, kadın eğitimi, edebiyatın eğitime katkısı, sanat ve eğitim, öğretmen, öğrenci, eğitim kurumları ve yabancı dil eğitimi olmak üzere dokuz başlık altında incelenmiştir. Beşinci bölümde, elde edilen bulgularla ilgili sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Çalışmamızda yazarın eserlerinde eğitim konusuyla ilgili meseleleri, Cumhuriyet'in getirdiği modernleşme ile bağlantılı olarak ele aldığı görülmüştür. Özellikle kız çocuklarının ve kadınların eğitimine önem veren yazar, Batılı bir eğitim anlayışını benimsemekle birlikte gelenekçi bir yaklaşımın gerekliliğini de dile getirmiştir.
Türkçede sayılarla kurulan birleşik kelimelerin kavram alanı
Birleşik kelimeler Türkçenin anlam zenginliklerine sahip dil unsurları arasındadır. Birleşik kelimeler çoğu zaman dildeki iki kelimenin bazen de ikiden çok kelimenin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu birliktelik genellikle yeni bir sözlükbirime zemin oluşturur. Türkçenin her döneminde mevcut olan birleşik kelimeler Cumhuriyet döneminde bilim kollarının yabancı terimleri Türkçeleştirmek için başvurduğu önemli kelime kalıplarından birisi olagelmiştir. Kelimelerin birleşiminin ötesinde birleşik kelimeler kapsadıkları kavram alanı bakımından büyük öneme sahiptir. Birleşme yoluyla kurulan birleşik kelime farklı bir kavram alanına işaret etmektedir. Birleşik kelimeler sadece yapı olarak değil anlam ve kavram alanı olarak da ilgi çekici boyutlara ulaşmıştır. Birleşik kelimeleri teşkil eden yapılardan bir tanesi de içerisinde sayı bulunduran birleşik kelimelerdir. Türkçede sayılar kelime birleşimlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bir ya da daha çok unsuru sayı olan birleşik kelimeler kavram alanı bakımından dikkat çekici özelliklere sahiptir. Kelime birleşimi ile türetilen birleşik kelimelerde sayılar temel anlamlarını koruyarak oluşan birleşik kelimenin kavram alanına katkıda bulunmuştur. Ancak tespit edilen bulguların önemli bir kısmında sayılar temel anlamlarından sıyrılarak yan ve mecaz anlam bağlamında birleşik kelimenin kavram alanını oluşturmuştur. Çalışmanın amacı TDK Türkçe Sözlük, Kubbealtı Misalli Büyük Türkçe Lügati ve Ötüken Türkçe Sözlük'te yer alan birleşik kelimeler arasında sayılarla kurulan birleşik kelimeleri tespit etmek ve işbu birleşik kelimelerin kavram alanlarını tasnif etmektir. Bu doğrultuda ilgili sözlükler tarama modelinde taranmış ve doküman analizi yöntemiyle irdelenmiştir. Elde edilen veriler sayı ve basamak değeri doğrultusunda artan biçimde sıralanmıştır. Araştırmanın sonucunda tespit edilen sayılarla kurulmuş birleşik kelimeler, Anatomi, Argo, Askerlik, Astroloji, Avcılık, Bahis, Balistik, Bitki Bilimi, Denizcilik, Dil Bilgisi, Dinî- Tasavvufî, Diplomasi, Eğitim, Edebiyat, El Sanatları, Felsefe, Fizik, Gıda, Giyim, Gök Bilimi, Halk Bilimi, Hava Bilgisi, Havacılık, Hayvan Bilimi, İstihbarat, Kimya, Maliye- Ekonomi, Matematik- Geometri, Mitoloji, Mimarlık, Müzik, Otomotiv, Oyun, Ruh Bilimi, Sinema- Tiyatro, Spor, Takı- Mücevherat, Tıp, Toplum Bilimi ve Yer Bilimi başlıkları altında tasnif edilmiştir. Bu kavram alanlarının belirlenmesinde modern bilim kolları esas alınmıştır. Kavram alanlarının isimlendirilmesi uzman görüşleri alınarak yapılmış ve güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. Sayılarla kurulan birleşik kelimeler arasında birleşik fiiller başka bir çalışmanın konusu olacak nitelikte olduğu için bu çalışmada yer verilmemiştir. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda birleşik kelimelerin imlası, tespiti ve tahliline ilişkin birtakım önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe, birleşik kelime, sayıyla kurulan birleşik kelime, kavram, kavram alanı.
Ortaokul öğrencileri tarafından en çok okunan çocuk kitaplarının incelenmesi
Okuma; bilgilenmeyi, gelişmeyi ve eğlenmeyi sağlayan bir etkinliktir. Okuma, bireyin kişiliğini geliştirir, düşünme dağarcığını zenginleştirir. Okuma; beynin görme, algılama, seslendirme, anlama, yapılandırma gibi işlevlerinden oluşur. Bu çalışmada ortaokul öğrencileri tarafından en çok okunan çocuk kitaplarının belirlenmesi ve incelenmesi hedeflenmiştir. Çocukların edebiyat ihtiyacına yanıt veren eserler belirlenip çocukların yönelimleri fark edilmelidir. Öğrencilerin okuması kadar ne okudukları, neleri beğendikleri ve niye beğendikleri de önemlidir. Literatüre bakıldığında genelde öğrencilerin okuma alışkanlıklarıyla ilgili çalışmalar yapıldığı ya da belli bir yazarın belli bazı çocuk edebiyatı eserleri üzerine çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Yapılacak çalışmanın konusunda daha önce bir çalışma yapılmamış olması araştırmanın önemli yönlerinden biridir. Bu araştırmada, olay ve olguları sosyal özelliği olan insana göre ele alan nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin en çok okuduğu ve beğendiği kitapları belirlenmeye yönelik yapılan bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu çalışmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Konya'dan seçilen Şehit Mustafa Çuhadar Ortaokulu, Necip Fazıl Kısakürek Ortaokulu ve Cansu Şimşek Ortaokulunun 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri ile Erzincan'dan seçilen Cumhuriyet Ortaokulu, Şehit Astsubay Tamer Meriç Ortaokulu ve Türk Telekom Binali Yıldırım Ortaokulunun 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Okulların belirlenmesinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Çalışma grubu; 5. sınıf için 61 kız, 41 erkek toplam 102 öğrenci; 6. sınıf için 69 kız, 40 erkek toplam 109 öğrenci; 7. sınıf için 56 kız, 46 erkek toplam 102 öğrenci; 8. sınıf için 51 kız, 36 erkek toplam 87 öğrenci olmak üzere 400 öğrenciden oluşmuştur. Çalışma 2021-2022 eğitim-öğretim yılı ile sınırlı kalmıştır. Son 1 yıl içinde okunan ve beğenilen kitapların adı istenmiştir. Çalışmada verilerin toplanmasında, Öğrencilerin Okuduğu Çocuk Kitaplarının Belirlenmesine Yönelik Öğrenci İle Görüşme Formu kullanılmıştır. Görüşme formu hazırlandıktan sonra alan uzmanlarının görüşlerine sunulmuş ve dönütlerden sonra forma son şekli verilmiştir. Görüşmelerde öğrencilerin ilave olarak belirtecekleri görüşleri de değerlendirmeye alınmıştır. Öğrencilerin kitapların sadece adını ya da yazarını hatırlamaları durumunda kitapla ilgili diğer verilere araştırmacı tarafından ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, araştırma amacı ve alt problemler doğrultusunda frekans (f) ve yüzde (%) değerleri kullanılarak çözümlenmiştir; bulgular tablolar hâlinde sunularak yorumlanmıştır. Araştırmanın alt problemleri için betimsel analiz kullanılmıştır. 5. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Antoine de Saint-Exupéry'nin yazığı Küçük Prens'tir. Kitabın türü, ''fantastik roman''dır. Bu çalışmaya 102 5. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 13,26'sı bu kitabı beğenmiştir. 6. sınıf öğrencilerinin de en beğendiği kitap Antoine de Saint-Exupéry'nin yazığı Küçük Prens'tir. Kitabın türü, ''fantastik roman''dır. Bu çalışmaya 109 6. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 20,71'i bu kitabı beğenmiştir. 7. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Beyza Alkoç 'un yazığı Karantina 'dır. Kitabın türü, ''roman''dır. Bu çalışmaya 102 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 18,36'sı bu kitabı beğenmiştir. 8. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Beyza Alkoç 'un yazığı Karantina 'dır. Kitabın türü, ''roman''dır. Bu çalışmaya 87 8. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 27,84'ü bu kitabı beğenmiştir. Anahtar Kelimeler: çocuk edebiyatı, kitap okuma, ortaokul.
Şanlıurfa ağzı söz varlığı
Ağız; aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü konuşma dilidir. Türkler gibi köklü bir geçmişi olan bir milletin dili de âdeta bir ağız deryâsı misâlidir. Türkiye Türkçesi ağızlarından biri de kendine has özellikleri bulunan Şanlıurfa ağzıdır. Bu çalışmayla Şanlıurfa ağzının söz varlığını gün ışığına çıkaran bir sözlük oluşturulmuştur. Elde edilen kelimeler, kavrambilim çerçevesinde "ziraat ile ilgili kavramlar, mutfak kültürünü yansıtan kavramlar, hayvancılık ile ilgili kavramlar, akrabalık isimleri, kişiler için kullanılan tâbirler, çocuklar ile ilgili kavramlar, oyun isimleri, meslek isimleri, mimarî kültürü yansıtan terimler, hastalık isimleri, düğün âdetleri ile ilgili kavramlar, gök bilimi ile ilgili terimler, renk isimleri, organ isimleri, zaman bildiren ifâdeler, ünlemler, deyimler, beddualar, musiki ile ilgili terimler, eşya isimleri, ikilemeler, fiiller "başlıkları altında tasnif edilmiştir. Bunun hâricinde Şanlıurfa özelinde tespit edilen kelimeler (dar bölge kelimeleri) üzerinden Şanlıurfa ilinin kültürel dokusu tahlil edilmiştir. Taranan kaynaklar ışığında, Şanlıurfa ağzının fonetik ve morfolojik farklılıkları örnekler üzerinden incelenmiştir. Ayrıca Şanlıurfa ağzındaki bazı kelimelerin tarihî uzantıları tespit edilerek kelimelerin tarihî seyirleri hakkında bilgi verilmiştir. Şanlıurfa ağzının söz varlığını ortaya koyarak bir dizin oluşturduğumuz bu çalışmada; Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, temel kaynak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra çalışmanın sözlük kısmını oluştururken Urfa Ağzı, Urfa Merkez Ağzı, Urfa Ağzı Sözlüğü, Siverek Merkez Ağzı, Şanlıurfa Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü ve Tanıklarıyla Urfaca Urfalıca adlı eserlerden faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Söz varlığı, Şanlıurfa ağzı, Kültürel doku, Sözlük.
Türkçe ders kitaplarının tema öğretimi açısından incelenmesi
Türkçe öğretiminde ders işleniş sürecinde öğrencilerde edinilmesi beklenen pek çok kazanım mevcuttur. Bunlardan birisi de tema öğretimidir. Temalar, Türkçe Öğretim Programı içerisinde zorunlu ve seçmeli temalar olarak belirlenmiştir. Tema öğretiminin ders işleniş süreçlerinde yer alabilmesi için öğrenme-öğretme süreçlerinde en çok ihtiyaç duyulan ve başvurulan ana gereç şüphesiz belli periyotlarla dönemin ilgi ve beklentilerine yönelik hazırlanan ders kitaplarıdır. Ders kitaplarının öğrenci ve öğretmenler tarafından uygulanma kolaylığı, ders süreçlerinde başvurulan ana gereç olması, metinler aracılığıyla belirlenen öğrenme kazanımlarını edindirme noktasında önemli bir kaynak olması gibi konular sebebiyle ders kitapları, öğrenme süreçlerinin başucu kaynaklarıdır. Ders kitaplarının hazırlanma süreçlerinde Türkçenin dört temel dil becerisine dengeli biçimde yer veriyor olması, etkinliklerin hedefledikleri kazanımlar noktasında ders işleniş aşamalarının hepsini kapsıyor olması, etkinlik yönergelerinin anlaşılır olması, hedeflenen tema öğretimi bağlamında seçilen metinlerin ve metin altı etkinliklerinin işlevselliği önemlidir. Etkinlikler, tema öğretimi noktasında hedeflenen öğrenme kazanımlarının edindirilmesi anlamında önemli birer araçtır. Bu çalışma, ortaokul Türkçe ders kitaplarının tema öğretimi açısından incelenmesine dayalıdır. Ders kitaplarındaki etkinliklerin tema öğretimi bakımından işlevsel olup olmadığı, etkinliklerin sınıf seviyesi ve dil becerileri bakımından dağılımı, etkinliklerin ders işleniş süreçlerinden hangi aşamaya dâhil edilebileceği, tema öğretimine ilişkin etkinlik yönergelerinin açık ve anlaşılırlığı, tema öğretimi kapsamında nitelendirilebilecek etkinliklerin genel çerçevedeki işlevsellik düzeyleri, tema bağlamında hazırlanan etkinliklerin Türkçe programında hangi konu önerisine-alt tema- işaret ettiği, etkinliklerin Türkçe programında verilen kazanımlardan hangileri ile eşleştikleri konuları analiz edilmiştir. Ders kitapları, doküman analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda incelenen ders kitaplarındaki tema öğretimine ilişkin etkinliklerin Türkçe programında belirlenen zorunlu ve seçmeli temalara uygun birer dağılım gösterdiği, programda belirlenen zorunlu ve seçmeli temalara her sınıf seviyesinde yer verildiği, etkinliklerin dil becerileri anlamında homojen bir dağılım göstermediği, dinleme becerisinin etkinliklerde ihmâl edilen bir beceri olduğu, temaya ilişkin doğrudan metne dayalı etkinliklerin daha çok okuma/anlama temel becerisine yönelik olduğu, konuşma ve yazma becerisine ilişkin etkinliklerin metinden bağımsız cevaplandırılmaya imkân sunmasına rağmen etkinliklerin birbirinin aynısı izlenimi verdiği, etkinliklerdeki yönergelerin genel anlamda açık ve anlaşılır olduğu, işlevsellik noktasında etkinliklerin bulgular ve önerilerde belirtilen bakımlardan geliştirilebileceği, tema bağlamında hazırlanan etkinliklerin her birinin ana tema etrafında gelişebilecek konu önerilerine uygunluk halinde olduğu, etkinliklerin Türkçe programındaki temel dil becerileri bakımından becerilerin işaret ettikleri kazanımlarla uygunluk içinde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türkçe öğretmenlerinin merkezî sınavlara ilişkin görüşleri
Türk eğitim sistemi, tarihsel süreç içerisinde pek çok dönüşüm ve reforma tanık olmuştur. Özellikle son yıllarda eğitimde standardizasyonun ve merkezî değerlendirmenin artması, bu değişimlerin en belirgin örneklerinden biri olmuştur. Bu bağlamda, merkezî sınavlar, eğitimdeki kalite ve standartları belirlemede kritik bir role sahip olmuştur. Bu çalışma, Türk eğitim sisteminin kritik unsurlarından biri olan merkezî sınav sistemlerine ilişkin Türkçe öğretmenlerinin tepkilerini (görüşlerini), algılarıyla birlikte detaylıca analiz etmeyi hedeflemektedir. Araştırmanın merkezine, Türkçe öğretmenlerinin sınav sistemine dair genel görüşleri, sınavın getirdiği yenilikler, bu yeniliklere öğretmenlerin tepkileri, sınavın öğrencilere etkileri, sınav sorularının niteliği, Türkçe dersi ile sınav arasındaki ilişki ve en nihayetinde sınavın, öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerini ne ölçüde yansıttığına dair görüşler alınmıştır. Bu çalışmanın önemi üç temel nokta üzerinde yoğunlaşmaktadır: İlk olarak, merkezî sınavların öğretmenlerin gözünden çeşitli boyutlarla nasıl değerlendirildiği; ikinci olarak, bu sınavlara dair olumlu ya da olumsuz görüşlerin neler olduğu ve son olarak, merkezî sınavların, eğitim sürecine potansiyel engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın temel varsayımı, katılımcı Türkçe öğretmenlerinin, araştırma sorularını samimi bir şekilde ve gerçek görüşleriyle yanıtladıklarıdır. Ancak bu kapsamlı çalışmanın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. Öncelikle, araştırmanın örneklemini sadece İstanbul'da görev yapan Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu sebeple elde edilen bulguların, Türkiye'nin diğer bölgelerindeki öğretmenler için ya da farklı eğitim sistemleri için direkt olarak genelleştirilemeyeceğini belirtmek gerekir. Ayrıca, pandemi koşulları nedeniyle araştırma verilerinin tamamı online platformlar üzerinden toplanmıştır. Bu toplama yöntemi, geri dönüt kontrolünün tam anlamıyla yapılamaması nedeniyle bazı sınırlamalara sahiptir. Sonuç olarak bu çalışma, Türkçe öğretmenlerinin merkezî sınav sistemlerine dair derinlemesine görüşlerini ortaya koymakta, eğitimdeki bu kritik unsurun avantajları ve dezavantajları üzerine kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
Cumhuriyet'ten günümüze Türk Dili ve Edebiyatı öğretim programlarında şiir türünün öğretimi üzerine bir inceleme
Bu çalışma Cumhuriyet dönemi ve günümüze değin Türk Dili ve Edebiyatı programlarında şiir türünün incelenmesini amaçlamıştır. İnceleme yapılırken Türk Dili ve Edebiyatı dersinin maksat ve amacına odaklanılmıştır. Kaynak olarak kılavuz edindiğimiz 'Tebliğler Dergisi'nde göründüğü üzere her yılın müfredat programında yer alan Türk Dili ve Edebiyatı dersinde işlenilen şiir konusu, edebi ve sanatsal olarak farklılıklar ve nitelik olarak değişimler gösterse de bazı dönemlerde kendini tekrarladığı gözlemlenmiştir. Bakıldığında, öncelik öğrencinin sadece düzgün okumaya, okuduğu parça üzerinde düşünmeye alışması yeter görülmektedir. İkinci aşamada nazım, nesir ayrılığı ve bir yazıda aranacak üslup özellikleri basit bir şekilde öğretilmelidir. Devamında gerçek ve mecaz kelimeler arasındaki farklar gösterilmelidir. Öğrencilerin edebi sanatlara özenmeleri zararlı görülmemekle beraber öğrenciye ders saatinde şiir, hikaye, piyes, roman gibi türler üzerine çalışma imkanı verilmemiştir. Serbest yazılarla öğrencinin şiirden çok diğer türlere ders saati dışında vakit ayırması tespit edilmiş, şiir türü göz ardı edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiir, dönem, üslup, amaç, edebiyat.
Türk edebiyatında ütopik eğitim modelleri
Ütopyalar oluşturulurken mevcut düzendeki her şey laboratuvar ortamında olduğu gibi ayrıştırılır ve incelemeye alınır. Bu şekilde ütopist yazarlar aksayan yönleri çok daha net görür. Yazarlar kurgunun zırhını kuşanarak ütopik kurgu içerisinde eleştirilerini, eleştiri yazılarına kıyasla daha cesurca yapmaktadır. Ütopya yazarı gördüğü bu aksaklıkları gidermek, ideal olana ulaştırmak için yeni bir düzen yaratır. Her daim toplumun önünden giden bu yazarların oluşturduğu yeni düzen topluma yol göstericiliği bakımından çok önemlidir. Bu çalışmada Türk edebiyatındaki yedi ütopik eser aracılığıyla ütopyalarda nasıl bir eğitim düşlendiği incelenmiştir. Bu eserler seçilirken eğitime değinmeleri göz önüne alınmıştır. Seçilen yazarlardan bazılarının eğitimci geçmişi de bulunmaktadır. Bundan ötürü bazı ütopik eserlerde eğitim odak noktadır. Bazılarında ise eğitim istenen düzene ulaşmak için yardımcı unsurdur. İncelenen eserler ışığında, ütopik eserlerin yazıldıkları dönemle ilgili önemli bilgiler verdiği görülmüştür. Dönemin sosyal, siyasi ve ideolojik yapısı ütopik eserlerde yer edinmiştir. Eğitim hususunda da yazarlar hem dönemlerinin eğitim felsefelerini hem de kendi eğitim felsefelerini esere yansıtmışlardır. Eğitim ve ütopya paralelleri toplumu idealize etme noktasında kesişmektedir. Bu sebeple ütopyalar, toplumu ideale ulaştırmak için mevcuttaki olumsuzlukları eğitim yoluyla gidermektedir. Ütopyalar eğitimi onarma mekanizması olarak gördüğü gibi yeni kurduğu düzeni ayakta tutacak, ideal düzenin sürdürülebilirliğini sağlayacak güç mekanizması olarak da görmektedir. Bu çerçevede ütopyanın temel dayanak noktalarından olan devlet, toplum ve politika gibi yapılanmaların eğitimle sıkı ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Ahmet Ağaoğlu'nun "Serbest İnsanlar Ülkesi'nde (1930)", İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun "Rüyamdaki Okullar (1936)", Memduh Şevket Esendal'ın " Yurda Dönüş (1940)" Peyami Safa'nın "Yalnızız (1951)", Şevket Süreyya Aydemir 'in "Toprak Uyanırsa: Ekmeksizköy Öğretmeninin Hatıraları (1963)", Gülten Dayıoğlu'nun "Işın Çağı Çocukları (1984)", Buket Uzuner'in "Balık İzlerinin Sesi (1992)" adlı eserler çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Bu eserler yedi ana başlıkta incelenmiştir. Bu başlıklar, ütopik eserlerde aile eğitimi, din eğitimi, teknolojik bilgi, eğitim-toplum ilişkisi, eğitim-devlet İlişkisi eğitim-politika ilişkisi, mevcut eğitim sistemine yönelik eleştiri olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ütopya, Eğitim, Eleştiri
Çitlembik çocuk dergisi üzerine bir inceleme
Çocuk süreli yayınları çocukların eğitimini amaçlarken eğlendirici bir işlevinin de bulunması bakımdan çocuk okurlar tarafından çocuk edebiyatı ürünleri arasında çok tercih edilen bir türdür. Çocuk eğitimi ve bu dönemde kazandırılması gereken bilgi, davranış ve değerlerin önemi düşünüldüğünde çocuklar için oluşturulan eserlerin titizlikle incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Çocuklar için oluşturulacak yeni edebi ürünlerin bu incelemeler dikkate alınarak oluşturulması bu alanda pek çok kıymetli içeriği çocuk edebiyatına kazandıracaktır. Bu araştırmanın amacı Elele kadın dergisinin çocuk okurlar için yayınlanan aylık eki "Çitlembik" isimli çocuk dergisini, derginin çocuk eğitimine, değerler eğitimine katkısı ve çocuk edebiyatı ürünlerinin taşıması gereken özellikler bağlamında çocuk süreli yayınlarında bulunması gereken yapısal özellikler bakımından incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma modelinin kullanıldığı çalışmanın örneklemini 1976-1980 yılları arasında Elele kadın dergisi tarafından yayınlanan "Çitlembik" çocuk dergisinin 39 sayısı oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada, dergide yer alan metinler taşıdığı metin türü özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılan metinlerde çocuklara kazandırılması hedeflenen değerler Türkçe Öğretim Programı'nda yer alan değerler temel alınarak incelenmiş ve tespit edilmiştir. Derginin sayıları yapısal özellikleri bakımından biçimsel kapsamda boyut (büyüklük), kâğıt, sayfa düzeni, harfler, resimler, kapak ve cilt bakımından; içeriksel kapsamda tema, konu, üslup ve dil anlatım bakımından değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre incelenen derginin genel anlamda çocuklara uygun olduğu belirlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar çerçevesinde birtakım öneriler sunulmuştur.
Yabancılar için Türkçe Öğretim Seti'ndeki metin altı soruların Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre incelenmesi
Dil toplum içi ve toplumlar arası iletişimin en büyük vasıtasıdır. Bu sebeple dil eğitiminin temel materyalleri olan ders kitaplarının hazırlanmasında birtakım önemli unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır. Ders kitapları, öğrencilerin öğrenme sürecini destekler nitelikte hazırlanmalıdır. Bu hususta ders kitabında yer alan metinler ve metinler bağlamında yer verilen soruların; öğrenmeyi desteklemesi, kolaylaştırması, zihinsel becerileri üst seviyede kullanmaya yardımcı olması gerekmektedir. Eğitim niteliğinin ölçülmesinde taksonomilerden yararlanılmaktadır. Bu araştırmada cevap aranan sorular şunlardır: Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe A1, A2, B1, B2 ve C1 Ders ve Çalışma Kitapları'ndaki dinleme ve okuma metinlerinde yer alan metin altı soruların "Yenilenmiş Bloom Taksonomisi"nin bilişsel süreç boyutuna ve bilgi boyutuna göre sınıflandırılması nedir? Bunların sıklığı nedir? Çalışmada amaç, Gazi Üniversitesi TÖMER- Türkçe Öğrenim Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından okutulan Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma kitaplarında yer alan dinleme ve okuma metinlerindeki metin altı sorularının Bloom Taksonomisi' ndeki bilişsel alanda hangi düzeyde ve ne sıklıkta yer aldığını tespit etmektir. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden tarama (betimsel araştırma) modeli kullanılmıştır. Betimsel çalışmalarda, var olan durumlar ortaya koyulur ve açıklanır. Araştırma bağlamında hedeflenen dil düzeyi Türkçe A1, A2, B1, B2 ve C1'dir. Okuma ve dinleme metinlerine dair hazırlanan metin altı sorularıyla çalışma sınırlandırılmıştır. Kitaplarda ulaşılmak istenen nitelikler doküman incelemesi yöntemiyle tespit edilmiştir. İncelenen veriler taksonomiye ve dil düzeylerine göre kategorize edilmiştir. Verilerin analizinde, nitel verilerin analizi olan betimsel analizden faydalanılmıştır. Bu çalışmada da var olan durumların ele alınması söz konudur. Bu çalışmada okuma metinleri kapsamında, 3090 soru yer alırken dinleme metinleri kapsamında 1537 sorunun yer aldığı görülmektedir. Okuma ve dinleme becerisine dair metin altı soru sayısı karşılaştırıldığında dinleme becerisine yönelik sorulara daha az yer verildiği anlaşılmaktadır. Okuma metinlerinde bilişsel süreçler doğrultusunda, en çok hatırlama düzeyi sorulara (1514) yer verildiği en az ise yaratma düzeyi sorulara (1) yer verildiği tespit edilmiştir. Bilgi boyutu kapsamında ise en çok olgusal bilgi boyutuna (1468) yer verilirken en az üst bilişsel bilgi boyutuna (30) yönelik sorulara yer verilmiştir. Dinleme metinlerinde bilişsel süreçlerden en çok hatırlama düzeyine (1318) ilişkin sorulara yer verilirken en az yaratma düzeyine (2) ilişkin sorulara yer verilmiştir. Değerlendirme düzeyine ilişkin soru örnekleri ise tespit edilememiştir. Bilgi boyutu doğrultusunda ise en çok olgusal bilgi boyutuyla (1130) ilgili, en az üst bilişsel bilgi boyutuyla (39) ilişkili sorulara yer verildiği görülmektedir. Tüm bu bilgiler sonucunda, okuma ve dinleme metinlerine dair hazırlanan metin altı sorularının üst bilişsel hedefleri yoklamada yetersiz olduğu görülmektedir.
Coğrafya öğretim metodlarının 2020-2021 online eğitim sürecinde geçirdiği değişikliklerin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Araştırma, coğrafya öğretim metodlarının 2020-2021 online eğitim sürecinde geçirdiği değişikliklerin öğretmen görüşlerine göre incelenmesini amaçlamaktadır. Ortaöğretim kurumlarında coğrafya dersinde kullanılan metodların, kullanım oranları, kazanımları karşılama düzeyleri, öğrencilerin ders esnasındaki etkileşim ve başarı düzeyleri gibi konular araştırılmıştır. Coğrafya öğretim metodlarıyla ilgili daha önce yapılan çalışmalar incelendiğinde bu metodların neler olduğu veya nasıl kullanıldığıyla ilgili çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Fakat 2020-2021 pandemi sürecinde online eğitimde ortaöğretim kurumlarında coğrafya dersinde öğretim metodlarının ne ölçüde kullanıldığı ile ilgili ayrıntılı bir çalışma olmadığı görülmüştür. Araştırma, bu problem durumunun giderilmesi katkı sağlamak ve coğrafya öğretiminde kaynak oluşturması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında Konya'nın Selçuklu ilçesinde MEB'e bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 12 coğrafya öğretmeni ile görüşülmüştür. Öğretmenlerin gönüllü olarak katıldıkları görüşme, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile tarama modeli esas alınarak gerçekleştirilmiş olup betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılarak elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcı görüşlerine göre pandemi sürecinde online eğitimde coğrafya öğretiminde kullanılan metod sayısının yüz yüze eğitim sürecinde kullanılan metodlara kıyasla düştüğü ifade edilmiştir. Katılımcılar bu durumun konu kazanımlarının yeterli oranda karşılanamamasına neden olduğu ve öğrencilerin ders başarılarının yüz yüze eğitime göre düştüğü sonucuna varmışlardır. Bu bulgular neticesinde coğrafya öğretiminde az kullanılan metodların öğretmenlere verilecek eğitimle kullanımının arttırılması önerilmiştir. Ayrıca online eğitimde yaşanan sıkıntıların olası bir durumda tekrar etmemesine yönelik öğretmen ve öğrencilerin bilgilendirilmesi ve bu süreçte kullanılan öğrenme kaynaklarının çeşitlendirilmesi yönünde alanda uzman kişiler tarafından çalışma yapılması öneriler arasında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Coğrafya Öğretimi, Metod, Yüz Yüze Eğitim, Online Eğitim.
Coğrafya eğitiminde alan çalışmalarına bir örnek: Ereğli-Konya fiziki coğrafyası
Çalışmada uygulamalı olarak Coğrafya Dersi Öğretim Programlarında bulunan 130 kazanımın içinde yer alan fiziki coğrafya ile ilgili 53 kazanıma karşılık olarak Ereğli fiziki coğrafyasında karşılanma düzeyinin tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olan Delphi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Ereğli- Konya fiziki coğrafya özelliklerinin Coğrafya Dersi Öğretim Programlarıyla karşılaştırılması ve birbirleriyle olan örtüşmeleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda; 2018-CDÖP'de yer alan fiziki coğrafya ile ilgili toplam 53 adet kazanımdan çeşitli sınıf düzeyi ve fiziki coğrafya ile ilgili ünitelerden toplam 49' unun (%92,4) karşılama düzeyini yüksek oranda gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal bilgiler eğitiminde farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının tarihsel analizi ve günümüzde uygulanma sürecinin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, sosyal bilgiler dersinde kullanılagelen öğretim yaklaşımlarının yanı sıra, farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının, eğitim tarihimizin seyri içerisindeki yerini ortaya koymak ve farklılaştırılmış öğretimin, sosyal bilgiler öğretiminde bir yaklaşım olarak kullanılabilirliğini değerlendirmektir. Araştırma, farklılaştırılmış öğretimi hem tarihsel boyutuyla hem de günümüzde uygulanması boyutuyla ele almıştır. Tarihteki öğretim yaklaşımları günümüzden farklı şekillerde ifade edilse de özgün nitelikler taşıyabilmektedir. Buradan hareketle araştırmada, tarihteki farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının içeriğine vâkıf olmak ve günümüze dair çıkarımlar yapmak maksadıyla tarihi belge ve metinler incelenmiştir. Günümüzde sosyal bilgiler eğitiminin yürütülmesinde genellikle toplu öğretim metoduyla hareket edilmektedir. Fakat bireysel farklılıkların dikkate alınarak sürecin yürütülmesinin daha verimli sonuçlar ortaya koyması beklenir. Bir diğer taraftan araştırmada, günümüzdeki farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının niteliğine katkı sunmaya yönelik öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Bu bakımdan araştırma, teorik boyutta ve saha çalışması boyutunda yürütülmüştür. Teorik çerçevede ilk önce, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının metodolojisiyle benzerlik gösteren, klasik dönem Osmanlı medrese eğitim modeli incelenmiş, akabinde Osmanlı yenileşme dönemi ve Cumhuriyet dönemindeki düzenlemeler ele alınmıştır. Araştırmanın saha çalışması boyutunda ise, sosyal bilgiler dersi öğretmenleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma geleneğinden durum (vaka) çalışması desenlerinden olan, bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nitel araştırma geleneğinden, amaçlı örnekleme yönteminin bir çeşidi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi ile oluşturulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın saha çalışmasını, Konya ili merkez ilçelerinin (Karatay, Meram, Selçuklu) kırsal kesimi ve şehir merkezi gibi farklı bölgelerinde yer alan ortaokullardaki sosyal bilgiler dersi öğretmenleri oluşturmuştur. Bu kapsamda 50 sosyal bilgiler dersi öğretmeniyle görüşülmüştür. Araştırmanın verileri, öncelikle doküman incelemesi ile ele alınmıştır. Çünkü farklılaştırılmış öğretimin eğitim sistemlerinde bir yaklaşım olarak kullanılması, eski asırlara dayanmaktadır. Farklılaştırılmış öğretimin günümüzdeki uygulama boyutunun değerlendirilmesi ise, yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde ilk önce, nitel veri analiz programlarından olan, Maxqda 2022 Creative Data Analysis paket programı kullanılmıştır. Bu bağlamda konuya yönelik incelenen belgelerden elde edilen veriler, aralarında anlam bütünlüğü oluşturacak şekilde önce temalara, daha sonra temalarla ilişkili kategorilere ve en son kategorilerle ilişkili kodlara dönüştürülmüştür. Bunun akabinde oluşturulan kodlar, betimsel analiz ve içerik analizine tabi tutulduktan sonra, anlamları bağlamında bulgulara ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın doküman incelemesinden elde edilen bulgulara göre; farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının köklerinin eskilere dayandığı, özellikle klasik dönem Osmanlı medrese eğitim modelinin farklılaştırılmış öğretim metodolojisiyle benzer nitelikler taşıdığı, Osmanlı yenileşme dönemi ve Cumhuriyet döneminde hazırlanan müfredat programlarında, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımıyla ilişkili özelliklerin yer aldığı tespit edilmiştir. Araştırmanın saha çalışmasından elde edilen bulgular ile, sosyal bilgiler dersi öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime dair yüksek düzeyde farkındalığa ve olumlu tutuma sahip olduğu, fakat farklılaştırılmış öğretimi uygulama konusunda müfredat, zaman ve fiziki şartlar bağlamında birtakım engellerle karşılaştıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Farklılaştırılmış öğretim, müfredat, sosyal bilgiler, medrese.
"Zamonaviy Turk She'riyati" adlı eserden hareketle lehçeler arası aktarmalarda görülen ifade farklılıkları ve bunların öğretilmesine yönelik yöntemler
Türk dili, geçmişten günümüze kadar geçirdiği süreçte kimi zaman siyasi kimi zaman tarihi sebeplerle farklı kollara ayrılmıştır. Bu kollar günümüzde ''Çağdaş Türk Lehçeleri'' olarak adlandırılmaktadır. Çağdaş Türk lehçeleri her ne kadar ortak bir kaynaktan gelmiş olsalar da zaman içerisinde birtakım farklılıklar ortaya çıkmıştır… Çağdaş Türk lehçeleri üzerine yapılan çalışmalar arasında aktarma çalışmaları önemli yer tutmaktadır. Aktarma, kısaca bir lehçenin başka bir lehçeye çevrilmesidir. Lehçeler arası aktarmalar, Türk dünyasının birlik ve bütünlüğünün sağlanabilmesi ve karşılıklı olarak birbirlerini anlayabilmesi için yapılmış çalışmalardır ancak kimi zaman aktarmalarda birtakım sorunlarla karşılaşılmaktadır. Her ne kadar lehçeler arasında belli oranlarda karşılıklı anlaşılırlık olsa da her lehçenin kendi söz varlığı ve gramer yapısında farklılıklar olduğundan aktarımlarda zorluk yaşanabilmektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada Türkçenin iki lehçesi olan Türkiye Türkçesinden Özbek Türkçesine yapılmış bir aktarım incelenmiştir Çalışmamıza konu olan kaynak Abdulatif Abdullayev'in 2006 yılında Türkiye Türkçesinden Özbek Türkçesine aktarmış olduğu ''Zamonaviy Turk She'riyati'' adlı eseridir. Bu eserden hareketle Özbek Türkçesinin ses ve gramer özellikleri incelenmiş, aynı zamanda metindeki farklılıklar dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Bunlar: ''Kelime Yerine Başka Bir Kelimenin Kullanılması'', ''Yalancı Eş Değer Kelimeler'' ve ''Dil İçi Aktarımda İfade Farklılıkları'' olarak ele alınmıştır. Aynı zamanda lehçeler arası ifade farklılıklarının öğretilmesine yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Lehçeler Arası Aktarım, Yalancı Eş Değerlik, Aktarım Meseleleri, İfade Farklılıkları
Dijital yayıncılık ve ilk gençlik eserleri bağlamında popüler bilim yazarlığının inşaası: TÜBİTAK Bilim Genç örneği
Araştırmanın amacı, ilk gençlik eserleri ve dijital yayıncılık kapsamında popüler bilim yazarlığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda TÜBİTAK'ın web adresi ve sosyal ağlar üzerinden ulaşılan Bilim Genç yayınının sitesinde yayımlanan yazılar, videolar vb. içerikleri inceleyerek, literatür taraması yöntemiyle dijital yayıncılık, dijital dergi vb. kavramların ve ilişkin konuların incelemesi yapılmıştır. Bu yayıncılık özelinde yapılan çalışmaların yetersiz olduğu görülmüştür. Dergide içerik; "Popüler Bilim, Soru - Cevap, Tasarla ve Yap, Yeryüzü, Gökbilim, Deneyler, Bilim Çizgi, Bilm Genç TV, Sesli Yayın, Yarışmalar ve Bunu Biliyor Muydunuz?" şeklinde on bölüm altında düzenlenmiştir. Söz konusu bölümler sıklıkla güncellenmektedir. Görüldüğü kadarıyla özellikle son yıllarda bölümler, öğretmen ve araştırmacılardan oluşan yaklaşık 10 kişilik bir ekip tarafından hazırlanmaktadır. Fakat zaman zaman farklı araştırmacılar da içeriğe katkı sağlamıştır. Çalışmada bu bölümler ayrı birer başlık olarak ele alınıp incelenmiştir. Söz konusu bölümlerin her birinde bilimsel ve teknolojik konular çocuk ve gençlerin kolayca anlayabileceği bir dille aktarılmış ve konunun anlaşılırlığını destekleyen görsel malzeme kullanılmıştır. Multimedya olarak tasarlanan içerikte; sesli yayın ve video anlatımı, deney ve tasarım çalışmalarının uygulamalı anlatımı, söyleşiler ile alanında uzman konukların katılımı etkileşimi arttıran önemli unsurlardır. Yapılan incelemelerde dergi içeriğinin hitap ettiği yaş grubuna uygun düzenlendiği, çocukları sorgulamaya, araştırmaya ve bilimsel çalışmalar yapmaya teşvik ettiği, bilimsel merak duygusunu arttırdığı tespit edilmiştir. Fakat sayfa düzeni bakımından incelendiğinde dergide eski tarihli içeriğe ulaşmak zahmetlidir. Ayrıca yayının içeriğinde fen bilimleri ve teknoloji alanında yoğunlaşıldığı, sosyal bilimler alanına çok az yer verildiği görülmüştür. Bilginin devamlı olarak geliştiği ve değiştiği günümüz dünyasında, bilimsel gelişmelerin takibini sağlamak oldukça önem arz etmektedir. İlgi çekici popüler bilim yazıları ve içerikler ile bilginin izini "TÜBİTAK Bilim Genç" üzerinden sürmek oldukça faydalıdır. Bilim Genç gibi internet üzerinden dergi yayınlayan okuyucusuna öğretici içerik sunan dergiler, çocukların ve gençlerin öğrenme süreçlerini oldukça eğlenceli bir hale getirmektedir. Bu sayede çocuklar, internete erişim olan her ortamdan istediği bilgiye oldukça pratik ve kolay erişim sağlayabilmektedir. Anahtar kelimeler: Dijital Yayıncılık, Dijital Dergi, Bilim Genç, Dijitalleşme
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının etkin vatandaşlık kavramına ilişkin bilişsel yapılarının incelenmesi
Sosyal bilgiler dersinin ana amacı etkin vatandaşlar yetiştirmektir. Etkin vatandaşlık eğitimi ile öğrenciler eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, etkili iletişim becerileri, empati kurma, yardımlaşma, dayanışma vb. farklı tutum ve davranışlar geliştirebilirler. Bunun akabinde gelecekte kendilerine ve çevrelerine karşı sorumluluklarının bilincinde, görevlerini yerine getiren örnek vatandaşlar olarak yaşamlarını sürdürürler, farklı bakış açılarına, tutum ve değerlere saygı gösterirler. Karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde anayasada belirtilen hak ve özgürlüklerini kullanır ve olaylar karşısında makul, barışçıl çözümler geliştirirler. Değişen zaman koşulları ve gereksinimleriyle devlet sistemleri kendisini meydana getiren kimselere karşı bazı yükümlülükler getirmektedir. Sürekli değişen toplum yapısı içinde devletler vatandaşlarına ve kendine yönelik görev paylaşımlarını şekillendirerek çağa ayak uyduracak biçimde düzenlemektedir. Hedeflenen insan modelinin geliştirilmesi, toplum değerlerinin bireylere kazandırılması vatandaşlık eğitiminin verilmesiyle gerçekleşmektedir. Vatandaşlık bilinci, bireyleri hem devletle hem de içinde yaşadıkları toplumla buluşturan bir köprüdür. Araştırmada nitel araştırmaya dayalı olgubilim/fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Bu araştırma sosyal bilgiler bölümü öğretmen adaylarının "etkin vatandaşlık" kavramı ve beraberinde ele alınan "hak", "sosyal bilgiler", "sorumluluk", "vatan" ve "vatandaş" kavramlarına yönelik algılarını kelime ilişkilendirme testi ile tespit etmektir. Ayrıca bu çalışma lisans öğrenimine devam eden 1. Sınıf, 2.sınıf, 3.sınıf ve 4. Sınıf sosyal bilgiler öğretmen adaylarına uygulanarak karşılaştırmalı bir yaklaşımla verilen anahtar kavramlara ilişkin algılarında meydana gelen değişim ortaya konmuştur. Araştırma bulgularını ve sonuçlarını ele aldığımızda anahtar kavram olarak verilen etkin vatandaş kavramıyla birlikte hak, sosyal bilgiler, sorumluluk, vatan ve vatandaş kavramlarını öğretmen adaylarının yeterli sayıda cevap kelime üretebildikleri ve ilgili kavramlarla ilişkilendirdikleri tespit edilmiştir. Anahtar kavram olarak verilen kavramlardan sosyal bilgiler, vatan ve etkin vatandaşlık kavramlarına sayıca daha fazla kelime üretebildikleri hak, sorumluluk ve vatandaş kavramına sayıca daha az kelime üretebildikleri ortaya konmuştur. Genel anlamda öğretmen adaylarının sosyal bilgiler dersinin temel kavramlarına ilişkin algılarının yeterli düzeyde olduğu ortaya konmuştur. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının KİT' de yer alan etkin vatandaşlık, hak, sosyal bilgiler, sorumluluk, vatan ve vatandaş anahtar kavramlarıyla ilgili ifade etmiş oldukları cümleler değerlendirildiğinde anahtar kavramları bilimsel bilgi içeren cümlelerle ifade ettikleri ortaya konmuştur. Sınıf düzeyi arttıkça bilimsel bilgi içeren cümle sayısının da arttığı görülmüştür. Ayrıca öğretmen adaylarının anahtar kavramlara yönelik kavram yanılgılarının çok olmadığı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Etkin vatandaşlık, Sosyal Bilgiler, Kelime ilişkilendirme testi.
Sosyal bilgiler öğretiminde 5 ve 6. sınıf kültür ve miras öğrenme alanlarında sanal müze kullanımına yönelik öğretmen görüşleri
Müzeler, Sosyal Bilgiler dersinde başvurulan önemli öğrenme ortamlarıdır. Geleneksel eğitim, öğrencinin pasif, edilgen konumda olduğu öğrenme ortamı sunarken, çağdaş eğitim ile birlikte bu tutum yön değiştirmiştir. Çağdaş eğitim sistemiyle öğrenci aktif, bilgiyi araştıran konuma getirilmiştir. Eğitim sisteminin çağdaşlaşmasıyla birlikte öğrenci yaparak, yaşayarak ve deneyimleyerek öğrenme fırsatı bulmuştur. Müzeler, çağdaş eğitim ile birlikte önemli eğitim ortamları haline gelmiştir. Müze, insanlığın somut mirasını toplayan, koruyup muhafaza eden, halka sunan ve geçmiş ile bugün arasında köprü vazifesi gören kurumlardır. Günümüzde teknolojinin hızla geliştiği bilişim çağında müzeler, sergileme görevini sanal veya mobil uygulamalar gibi teknolojik alt yapıya dayanan uygulamalar ile de yapmaktadır. Bir müze türü olan sanal müzeler, herhangi bir yerde bulunduğumuz ortamdan başka bir yerdeki müzeye erişim sağlayarak ziyaret yapabilme fırsatı sunan önemli platformlardır. Sosyal Bilgiler, bünyesinde barındırdığı bilimler düşünüldüğünde dersin işlenişinde müze veya sanal müze kullanımının önemli olduğu görülmektedir. Araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler dersinde sanal müze kullanımı doğrultusunda özellikle 5.sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanı ile 6.sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanı konularının aktarımında sanal müze kullanımına yönelik öğretmen görüşlerinin alınması ile bulgular elde etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinin Karatay, Meram ve Selçuklu merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan Sosyal Bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. 29 öğretmen ile görüşme yapılmış fakat yeterli veri sağlamadığı için 24 öğretmen ile yapılan görüşme formları değerlendirilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılarak toplanan veriler araştırmacı tarafından çözümlenmiştir. Araştırma bulguları ve sonuçlarını ele aldığımızda sanal müze kavramı hakkında öğretmenlerin farkındalıklarının olduğu öğretmenler ile yapılan görüşmede belirlenmiştir. Sanal müze kavramı ile ilgili birçok tanım yaptıkları fakat bu tanımlar sonucu görüşleri arasında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sanal müzeyi kullanma durumlarına bakıldığında görüşleri arasında farklılıklar olmadığı, kullanan öğretmenlerin genel olarak ilgili konu ve kazanım doğrultusunda kullandıkları tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler dersinin işlenişinde sanal müze kullanımı ile ilgili herhangi bir yerde örnek veya uygulama görüp görmedikleri sorulmuş ve bulgulardan hareketle görüşleri arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Sosyal Bilgiler dersinde 5 ve 6.sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanı konularının aktarımında, sanal müzelerden doğa,tarihi güzelliklerin tanıtılmasında ve kültürel değerlerin öğretiminde, anlatılan dönemlerdeki devletlere ait yazılı ve yazısız eserlerin gösterilmesinde ayrıca konuları görsellerle somutlama amacıyla kullanılabileceği öğretmen görüşlerinden hareketle tespit edilmiştir. Bulgulardan hareketle bu öğrenme alanında sanal müze kullanımına en uygun Tarihe Yolculuk, Yeni Yurt Anadolu ve Türklerin Anayurdu Orta Asya konuları olduğu belirlenmiştir. 5 ve 6. Sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanlarında sanal müzelerden yararlanılmasının öğrenci başarısı üzerinde kalıcı öğrenmeler sağlaması anlamında etki yapabileceği ayıca sanal müzelerin eğitim ortamı üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu öğretmen görüşleri sonucunda tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müze, Sanal Müze, Sosyal Bilgiler, Kültür ve Miras
Altıncı sınıf sosyal bilgiler öğretim programının ve uygulamaların öğrencilere üst düzey düşünme becerileri kazandırma durumlarının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 2018 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan altıncı sınıf kazanımlarının öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirme durumu ve öğretmenlerin bu becerileri kazandırmak için ne tür uygulamalar yaptıklarına yönelik öğretmen görüşlerinin tespit edilmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 öğretim yılında Konya ilinin Karatay, Meram ve Selçuklu ilçelerinde yer alan ortaokullarda görev yapmakta olan sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmaya 11 ortaokulda görev yapan altıncı sınıf sosyal bilgiler dersine giren 24 sosyal bilgiler öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler araştırmacı tarafından yazılı olarak kaydedilmiş, elde edilen veriler betimsel analiz tekniği uygulanarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda araştırmaya katılan öğretmenlerin büyük çoğunluğu 6. sınıf sosyal bilgiler öğretim programında yer alan kazanımları eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme ve karar verme becerisini geliştirdiğini ifade etmişlerdir. Öğretmenler, programın olayların nedenlerini sorgulatıp olaylar arasında karşılaştırma yapma fırsatı sunarak öğrencilere eleştirel düşünme becerisi kazandırdığını belirtmişlerdir. Öğrencilere karşılaştıkları problemler karşısında nasıl davranacağını öğreten, öğrencileri karar verme durumunda bırakarak ileride doğru karar vermelerine alt yapı oluşturan, öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştiren, özgün fikirler üretmesine olanak sağlayan bir program olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler, öğrencilere üst düzey düşünme becerilerini geliştirecek uygulama yapma noktasında program dışı fiziksel nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin, öğrencilere tüm üst düzey düşünme becerilerini kazandırmak için soru-cevap, beyin fırtınası, örnek olay ve problem çözme gibi yöntem ve teknikleri kullandıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Üst düzey düşünme, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme ve karar verme
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e tarih ders kitabı yazarları, tarih eğitimcileri ve eserleri üzerine bir araştırma
Tanzimat, Osmanlı Devleti'nde 1839-1876 yılları arasındaki döneme verilen isimdir. Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik anlayışı, etkilerini bugüne kadar sürdürmesi bakımından önemlidir. Bu dönemde ülkede yeniliklere ihtiyaç duyulması, halkın eğitilmesinin öneminin daha iyi anlaşılması ve bunun devletin sorumluluğu ve önemli bir görevi olarak görülmesi, Avrupa devletlerinin ülke üzerindeki baskısı gibi nedenlerle eğitim alanında yenileşme konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitimin iyileştirilmesinin devletin çöküşünü engelleyebilecek bir yol olarak görülmeye başlanması ve eğitimin bilim olarak kabul edilip eğitim bilimiyle ilgili kitapların yazılmaya başlanması da bu adımların atılmasında destekleyici olmuştur. Tanzimat Dönemi, tarih bilimi ve tarih eğitimi açısından da son derece önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti'nin bütününde görülen Batılılaşma çabaları ve modernleşme hareketlerinden tarih anlayışı ve tarih yazıcılığı da önemli ölçüde etkilenmiştir. 1877-1922 yılları arasını kapsayan ve Osmanlı Devleti'ni derinden etkileyen Meşrutiyet Dönemi'nde iç ve dış meselelere, askeri alanda alınan birçok yenilgiye ve çok büyük boyutlara ulaşmış mali sıkıntılara şahit olunmaktadır. Dönemin devlet adamları, aydınları, eğitimcileri, vatansever tüm fertleri devletin olumsuz gidişatını değiştirebilmek ve dağılmasını engelleyebilmek gayesiyle üstün bir çaba sarf etmiş, vatanına ve milletine karşı hissettiği sorumluluk bilinciyle ömrünü toplum yararına büyük ve önemli hizmetlerle geçirmiştir. Bu gidişatı değiştirebilmenin en etkili yolunun eğitim alanında yapılacak yenilikler olduğu konusunda toplum, yöneticiler ve aydınlar hemfikirlerdi. Yine eğitim alanında olduğu kadar tarih, tarih anlayışı ve tarih yazımına dair de çok önemli ve değerli gelişmeler yaşanmıştır. Fransız İhtilali sonrasında dünyaya yayılan milliyetçilik akımı, bu yüzyılda devletleri ve milletleri kendi geçmişini ve köklerini araştırmaya yöneltmiş, bu doğrultuda tarihin önemi günden güne artmış ve tarih, bilim olarak kabul edilmiştir. Takvimler 23 Nisan 1920'yi gösterdiğinde ise Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş Türk milleti egemenliğini ilan etmişti. Anadolu'daki işgallere karşı çıkan milletimiz durdurulmak istendiyse de bunda başarılı olamamışlardı. Yeni kurulan devletin, cumhuriyetin ve büyük zorluklarla kazanılan bağımsızlığımızın devamı için yine en önemli rollerden birisi eğitime düşmekteydi. Özellikle de tarih dersleri ve tarih ders kitapları: Cumhuriyetimizi ve devletimizin bağımsızlığını koruyacak, devletine ve milletine bağlı nesilleri yetiştirecek güce ve etkiye sahip olması nedeniyle büyük öneme sahipti. Bu dönemde de tarihe, tarihçilik anlayışına, tarih eğitimine, tarih ders kitaplarına dair önemli çalışmalar yapılmış ve Türk Gençliğiyle birlikte halkın da tarihini öğrenmesine çok büyük önem verilmiştir.
7. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması: Anti-masal oluşturma
Anlatma becerilerinden birisi olan yazma, bireyin duygularını ve düşüncelerini belli kurallara bağlı kalarak yazı ile ifade etmesidir. Yazma becerisinde birey süreç içinde aktif olarak rol alır. Kişi yazarken öğrendiklerini kendi zihin süzgecinden geçirerek ve bunları sıraya koyarak bir plan çerçevesinde yazar. Bireyin bunu en etkili şekilde yapması; kendi zihin dünyasını geliştirmiş olmasına, anadilinin gücünden faydalanabilmesine ve yaratıcılığına bağlıdır. Bu yönlerini geliştirmiş olan bireylerin ortaya koydukları yazılar yaratıcı yazılar olacaktır. Yaratıcı yazı; bireyin herhangi bir konudaki fikirlerini, duygularını özgürce kaleme alıp özgün yazılar oluşturması demektir. Yaratıcı yazmada bireyin kendini iyi tanıması ve çevresini en iyi şekilde algılayıp yorumlaması önemlidir. Yaratıcı yazmada amaç okuru etkilemektir. Yaratıcı yazmada sıradanlıklar, monotonluklar, toplumsal tabular yıkılır ve alışılmışın dışına çıkılır. Birey daima sorgular, hayal kurar, eleştirir ve farklı bakış açılarını kullanır. Eğitimde de yaratıcı yazmanın amacı aslında budur. Öğrencinin kendini keşfetmesi, hayal kurması ve kendi dünyası ile dış dünyayı özgün bir şekilde ele alması beklenir. Bu bağlamda öğrenciye rehber olan kişi ise öğretmendir. Öğretmen her şeyden önce öğrenciye eleştirel düşünmeyi öğreterek öğrencinin bilişsel açıdan gelişmesine yardımcı olmalıdır ve hayallerin sınırsızlığını göstermelidir. Çünkü yaratıcılıkta en önemli unsurlardan biri hayal kurabilmektir. Bu aşamalara ulaşmış öğrenciye yardım edecek diğer unsur ise yaratıcı yazma etkinlikleridir. Yaratıcı yazma etkinlikleri öğrencinin yaratıcılığını kullanarak yazı yazmasını kolaylaştıran etkinliklerdir ve öğrenciye yol gösterir. Bu etkinlikler genellikle öğrencide merak uyandıran, hayal kurduran ve farklılıklarla karşılaştıran tarzdadır. Yaratıcı yazma etkinlikleri öğrencilerin yaratıcı düşünmelerini gerektirir. Beyin fırtınası, müzikle yazma, kavram haritası, çağrışımlarla yazma vb. etkinlikler sıklıkla kullanılır. Bu etkinlikler kapsamında son yıllarda karşımıza yeni bir kavram çıkmaktadır: anti-masal. Anti-masal geleneksel masalı yeniden yazmak, onu değiştirip günümüz dünyasına uyarlamaktır. Masallar evrensel değerleri ve ahlâkî kurallarını olağanüstülüklerle okura sunan edebî türlerdir. Hem değer aktarımı hem de hayal ürünü zenginlikleri sebebiyle eğitimde sık kullanılan bu edebî tür son zamanlarda bir eleştiri ile karşı karşıya gelmiştir: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği geleneksel masallarda sık görülmektedir. Bu bağlamda çalışmada eylem araştırması yöntemi kullanılmasıyla yaratıcı yazma etkinliği olarak anti-masal kavramı incelenmiştir. Araştırma eylem planı çerçevesinde ilerlemiştir ve öğrencilerin anti-masal oluşturmaları sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe eğitimi, anti-masal, yaratıcı yazma
Postmodernizm bağlamında Niyazi Zorlu'nun eserlerinde toplumsallık ve eğitim
Çalışmada Niyazi Zorlu'nun Hergele Âşıklar ve Şehiriçi Öyküleri isimli eserleri üzerinden postmodern edebiyatın imkânları sınanacaktır. Postmodern edebiyat kuramının biçimi önceleyen yapısına karşılık içerik konusu üzerinde yeterince durulmamıştır. Söylenebilecek her şeyin söylendiği, yeni yazarlara söyleyecek bir şey kalmadığı düşüncesi; gerçeğin temsili sorunsalı gibi konular yazarları toplumsal meselelerden gittikçe daha çok uzaklaştırmıştır. Salt biçimsel kaygı peşinden koşulan yeni eserlerde içerik, fantastik ve polisiye unsurlar veya bireysel dertler üzerinden ilerlemektedir. Seneler boyu toplumsal meseleleri ele alan yazarlar eleştirilmiş, edebi yetkinlikleri sorgulanmıştır. Anlatacak derdi olan yazarlar bazen estetik kaygıları unutarak edebiyatın toplumsal misyonunu öne çıkarmışlardır. Seneler süren birikimi arkasına alarak biçimsel mükemmelliği yakalamayı başaran postmodern edebiyat ise yaslandığı postmodern felsefe gereği toplumsalın izini sürmez. Postmodernizm kuramı, toplumsalın sonunun geldiğini dile getirmektedir. Bir tarafta bazı kuramcılar toplumsalın sonunun geldiğinden bahsederken öte yandan toplumsal sorunlar çığ gibi büyümeye devam etmekte ve insanlar bireysel hayatlarında toplumsal sorunların ortaya çıkardığı bedelleri ödemektedir. Toplumun afaziye uğratılmış, ses çıkaramayan halini onun artık yalnızca bir kitle olduğu gerçeği ile açıklayan Baudrillard'a karşılık bizce bireylerin bir araya gelme yetilerini kaybetmiş olmaları onları toplum olmamaktan alıkoymaz. Şayet aynı şartlarda yaşayan ve o şartların ortaya çıkardığı durumlardan aynı şekilde etkilenen geniş halk kitleleri toplumu oluşturur. Toplumun sonunun geldiğini iddia etmek yapacak bir şey kalmadığı düşüncesini yaygınlaştırarak toplumu edilgenliğe sürükler. Edilgenlik var olmamak anlamına gelmez. Edebiyatta her zaman toplumsal konulardan bahsetmenin eserin edebî değerinden alıp götüreceği yargısı vardır. Postmodern edebiyat kuramının açtığı biçimsel çığır edebiyatın imkânlarını genişletmektedir. Ancak postmodern edebiyatın zihinlerde oluşturduğu algı sebebiyle içerik açısından kısırlaşmalara mahal verilmektedir. Hergele Âşıklar ve Şehiriçi Öyküleri teknik olarak postmodern metnin bütün özelliklerini göstermenin yanında belirgin bir ideolojik altyapıya da sahiptir. Kentin varoşlarına sığınmış alt sınıf insanların yaşama uğraşlarına odaklanan eserler sistemdeki çürümeyi ve insanın çaresizliğini açıkça ortaya koyar. Bu sebeple metin toplumsallık bağlamında değerlendirilmeye son derece uygundur. Eğitim meselesi ise metinlerdeki temel konular arasında yer almaz. Formel eğitimin alt sınıf çocuklar için içinde bulundukları çaresizlik sarmalının bir parçası olmaktan ileri gidemediği görülür. Toplumun içinde gerçekleşen informel eğitim ise itaatin, suçun ve yılgınlığın aktarılmasından ibarettir. Anahtar Kelimeler: Postmodern edebiyat, eğitim, toplumsallık
Abbas CILGA'nın çocuk romanlarındaki değerler eğitimi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada Köy Enstitüsü mezunu, öğretmenlik, yöneticilik ve müfettişlik yapan, çocuk edebiyatı alanında pek çok eser kaleme almış olan Abbas Cılga'nın yayımladığı on çocuk romanı ele alınmıştır. Değerler eğitimine yönelik bir araştırma ve inceleme amaçlanmaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Bu araştırmanın araştırma alanı Abbas Cılga'nın tespit edilen eserleridir. Değerlerin belirlenmesinde Schwartz Değer Ölçeği kullanıldı. Abbas Cılga'nın yazdığı on kitaptaki değerlerin analizinde nitel araştırma çalışmasını desteklemek için içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu inceleme, araştırmaya konu olan eserlerin okunması, dosyalanması ve tasnif edilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Schwartz Değer Ölçeği'nde 10 ana değer ve 57 alt değer bulunmaktadır. İncelenen hikâyelerde 10 ana değer ve bunlara bağlı toplam 2301 değer tespit edilmiştir Buna göre; 515 özyönelim; 314 yardımseverlik; 274 uyma; 254 güç; 216 hazcılık; 202 güvenlik; 146 uyarılma; 139 evrenselcilik; 126 geleneksellik; 115 başarı ana değer tespit edilmiştir. Çocuk edebiyatının genel amaçları kapsamında, çocuğun eğlenirken bir takım bilgi, beceri ve deneyimler kazanması amaçlanır. Abbas Cılga'nın eserleri değer bakımından zengindir. Bu, öğrenciler için bir yaşam zenginliği yaratacaktır. Araştırma, Abbas Cılga'nın incelenen eserlerinde öğrenciyi düşünmeye, eylemde bağımsız kararlar vermeye ve diğer değerlere teşvik eden birçok değer olduğu sonucuna varmıştır. Değerler eğitiminde Abbas Cılga'nın eserlerinden yararlanılabilir. Okul kitaplıklarında yer alması tavsiye edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk edebiyatı, Değer, Değerler eğitimi, Abbas Cılga, Schwartz Değerler Ölçeği
Kültürel coğrafyanın sosyal bilgiler dersindeki yeri ve önemi ile ilgili sosyal bilgiler öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi
Kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler öğretmenleri tarafından ne düzeyde bilindiğinin ve Sosyal Bilgiler dersinde kültürel coğrafya konusuna ne düzeyde yer verildiğinin araştırıldığı bu çalışma, Nitel araştırma yönteminden yararlanılarak yapılmış ve fenomenoloji (olgubilim) deseni kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Bu çalışma 2021-2022 eğitim öğretim döneminde Ankara'daki 40 ortaokulda görev yapmakta olan 50 Sosyal Bilgiler öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Sosyal Bilgiler öğretmenlerine cevaplandırmaları için temelde 10 sorudan oluşan, ilk üç sorudaki alt sorularla birlikte toplamda 16 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Bu sorular, problem cümlesi ve alt problemler temel alınarak oluşturulmuştur. Sorulara verilen yazılı yanıtlardan yola çıkılarak tekrarlanan görüşler belirlenmiş, bu görüşler tema haline getirilerek frekans ve yüzde değerleriyle birlikte yorumlanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler öğretmenleri tarafından yeterli düzeyde bilinmediği sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle kültürel coğrafyanın tanımında yetersizliklerin olduğu sonucuna ulaşılmış ve kültürel coğrafya ile ilgili anlam karmaşası yaşadıkları görülmüştür. Kültürel coğrafyada; coğrafyanın kültüre olan etkisinin yanı sıra, kültürün de coğrafyaya etkisi olduğunu belirten öğretmen görüşlerinin sınırlı kaldığı görülmüştür. Coğrafi özellikler ve iklimsel etkilerin kültür üzerinde etkili olduğunu belirten öğretmenlerin oranı ise daha fazla öne çıkmıştır. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin önemli bir bölümünün, kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersinde ele alınışında daha çok coğrafi etkilerin, coğrafi özelliklerin kültüre olan etkisinin öne çıkarılmış olduğundan bahsettikleri görülmüştür. Esasen kültürel coğrafya, Sosyal Bilgiler dersinde yer alan bir ünite olmamakla birlikte, konular içerisinde özellikle "Kültür ve Miras" ünitesinde ele alınan, üstü kapalı değinilen bir alan olma özelliğiyle öne çıkar. Bu haliyle 4, 5, 6 ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları incelenerek, kültürel coğrafyaya ne düzeyde yer verildiği, hangi konularla daha fazla ilişkilendirilmiş olduğu araştırmanın amaçlarından biri olmuştur. Özellikle "Ülkem, Kültürüm ve Tarihim", "Yaşadığımız Yer", "Üretimden Tüketime", "Ülkemizde Nüfus" gibi ünitelerde yer alan konularda kültürel coğrafyanın ön plana çıktığı görülmüştür. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerine göre, kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersinde ayrı bir başlık halinde ele alınması gerektiğini belirtenlerin çoğunlukta olduğu görülmüştür. Bu çalışmada öğretmenlerin, kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersinde yeterli düzeyde ele alınmadığı görüşüne sahip oldukları ortaya çıkmış; yaparak-yaşayarak öğrenme, gezi-gözlem, görsel materyaller, konuşma halkası, drama, araştırma-inceleme yoluyla kültürel coğrafyanın daha etkili öğretilebileceği önerilerinde bulunmuşlardır. Kültürel coğrafya oldukça kapsamlı ve geniş içeriklere sahip bir alandır. Bu yönüyle Sosyal Bilgiler dersinde daha etkili ve görsel temalarla zenginleştirilerek öğretilebilirse ve yeni bir ünite başlığı halinde ele alınabilirse, öğrenciler tarafından daha anlaşılabilir bir hale gelecek ve hem coğrafyasını hem de kültürünü daha iyi tanıyan, seven, coğrafyasına ve kültürüne çok daha hâkim bireyler yetiştirilebilecektir.
11. sınıf Suriyeli öğrencilerinin göç konusundaki bilişsel yapıları ve metaforik algıları (Kilis ili örneği)
İnsanlar var olduğu tarihten bu yana sürekli hareket halinde olmuşlardır. Beklentileri, ihtiyaçları ve daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak için göç etmişlerdir. Göç hareketleri kimi zaman gönüllü olarak kimi zaman ise zorunlu olarak gerçekleşebilmektedir. Savaş, iç karışıklıklar, zulüm gibi şiddet uygulamalarının yaşandığı yerlerden, insanların yaşamını ve huzurunu sağlamaya yönelik göç etmeleri zorunlu göç olarak gerçekleşen göçlerdendir. 2011 yılından itibaren ülkelerindeki şiddet uygulamaları ve iç savaştan kaçan Suriyeliler ülkemizde mülteci olarak yaşamaktadırlar. Mülteci nüfusun en yoğun olduğu Kilis ilinde bizzat göç olayını yaşamış Suriyeli öğrenciler buradaki okullarda eğitim hayatlarına devam etmektedirler. Bizzat zorunlu olarak göç etmiş öğrencilerin gözünden göç kavramını yorumlamak, öğrencilerin göç konusuna yönelik bilişsel yapılarını tespit etmek amacıyla yapılan bu araştırmada; Kilis ilinde yaşayan, 11. sınıfta öğrenim gören 110 Suriyeli öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Kelime İlişkilendirme Testi (KİT) aracılığıyla yapılan bu araştırmada öğrencilerden göç kavramına yönelik akıllarına gelen kelimeleri belirli bir sürede yazmaları istenmiştir. Elde edilen verilerin çözümlenmesi aşamasında nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Öğrencilerin göç kavramına yönelik verdiği cevaplar frekanslara ayrılarak hem kategorize edilmiş hem de bilişsel yapılarını ortaya koymak amacıyla kavram ağları oluşturulmuştur. Elde edilen bulgulara bakıldığında ise öğrencilerin göç kavramını çoğunlukla olumsuz kelimelerden türettikleri tespit edilmiştir. Öğrenciler göç kavramına yönelik cümleleri, göç ettikleri süreçteki kelimelerden oluşmaktadır. Öğrencilerin göç konusundaki öğrenmelerine baktığımız zaman; öğrencilerin göç konusuna yönelik kelimeler ve cümlelerin okulda öğrenmeden ziyade bizzat göç olayına katılmış olmalarından dolayı yaşayarak öğrenmelerinden gerçekleştiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak elde edilen bulgulara göre öğrencilerin göç konusundaki bilişsel yapılarının daha çok yaşayarak öğrenme ürünü oldukları ve göç konusunu çoğunlukla olumsuz kelimelerle açıkladıkları ortaya konmuştur. Kelime ilişkilendirme testlerinin ise öğrencilerin bilişsel yapılarını ortaya koymada etkili bir yöntem olduğu söylenebilir.
Lise 11. sınıf beşeri coğrafya konularının öğretiminde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına etkisi
Araştırmanın konusu, lise 11. Sınıf beşeri coğrafya konularının öğretiminde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına etkisinin incelenmesidir. Günümüz koşullarında teknolojinin hayatımızdaki öneminin artması ile birlikte eğitimdeki kullanımı da artmıştır. Bu araştırma ile eğitim alanında kullanılan en önemli teknolojik araçlardan birisi olan akıllı tahtanın coğrafya derslerinde kullanımının öğrenci başarısına etkisi üzerine yapılmıştır. Ayrıca coğrafya eğitiminde akıllı tahta kullanımının öğrencilerin beşeri coğrafya başarısına olan etkisini gözlemlemek amaçlanmıştır. Araştırmada coğrafya derslerinde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla kontrol gruplu ön test son test deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma, Osmaniye ilinde bulunan ortaöğretim kurumları içerisinden seçilmiş olan bir tanesi ile 11. sınıf öğrencilerine yapılmıştır. Araştırma 4 tane 11. sınıf şubesi ve toplam 110 öğrenci ile yapılmıştır. Katılımcıların 67 tanesi kız, 43 tanesi erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın alt problemlerinin istatistiksel analizi için gerekli verileri toplamak amacıyla; ''Şehirlerin Fonksiyonları ve Etki Alanları ile Nüfus Politikaları ve Yerleşme'' konularında akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına etkisini belirlemek amacıyla geliştirilen başarı testi uygulanarak veriler toplanmıştır. Kullanılan ölçme araçlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamına geçirilmiş ve SPSS istatistik paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca Excel, Word gibi programlardan da yararlanılmıştır. Veriler normal dağılıma sahip olduğu için deney ve kontrol gruplarının ön test puanlarını karşılaştırmak amacıyla ilişkisiz gruplar t-Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda coğrafya derslerinin anlatımında akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısını arttırdığı tespit edilmiştir. Coğrafya öğretiminde kullandığımız akıllı tahtanın coğrafya eğitimine katkıları oldukça fazladır. Öğrencinin görsel, işitsel duyularına hitap etmesi, dersi sıradanlıktan kurtarması, arazi çalışması yapılması mümkün olmayan durumlarda görsel içerikler sunması, sınıfa getirilemeyen materyallerin üç boyutlu olarak öğrencilere gösterilmesini sağlaması bakımından birçok avantajı bulunmaktadır. Bu amaçla coğrafya derslerinde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına katkısının büyük olacağını söyleyebiliriz. Bu nedenle coğrafya derslerinin anlatımında klasik yöntemler yerine akıllı tahta kullanılması, akıllı tahta uygulamalarından ve sağladığı diğer imkânlardan yararlanılması tercih edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Coğrafya Eğitimi, Eğitim Teknolojisi, Akıllı Tahta
Mükerrem Kâmil Su'nun romanlarında eğitim konusu
Mükerrem Kâmil Su'nun Romanlarında Eğitim Konusu, isimli çalışmada yazarın yetişkinler için olan yirmi bir romanı incelenmiştir. Yazarın çocuklar için yazdığı romanları da bulunmaktadır fakat bu romanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Mükerrem Kâmil Su, Cumhuriyet döneminin ilk kadın öğretmenlerinden biridir. Oldukça idealist biri olduğunu gerek yazılarından gerek ise yaptığı çalışmalardan anlamaktayız. Yazar Atatürk İlke ve İnkılaplarını romanlarında sıklıkla işler. Romanlar yazıldıkları dönemi mutlaka yansıtırlar; millî mücadele ve yazarın yaşadığı dönem romanlarda bir fon olarak kullanılır. Yirmi bir romanın tamamında başkahramanlar kadınlardır. Yazar romanlarında bir kadın imajı yaratmak istemektedir. Yazar kadının toplumda eğitimli bir birey olarak var olmasını istemekte ve buna uygun karakterler oluşturmaktadır. Bununla birlikte söz konusu romanlarda geleneksel anlayışı benimsemiş eğitimsiz kadınlar da romanlarda yer almaktadır. Romanlarda eğitimli kadınlar başlarına kötü olaylar gelmesine rağmen ayakta kalıp mutlu olmanın bir yolunu bulurlar, eğitimsiz kadınlar ise mutsuzluğa sürüklenirler. Romanlardaki karakterler; öğretmen, doktor ve avukat olarak karşımıza çıkar. Herhangi bir devlet dairesinde çalışan, iş adamı olan karakterler de olmakla birlikte roman kahramanlarının büyük çoğunluğu öncelikle öğretmenler daha sonra doktor ve avukatlardan oluşur. Kadın öğretmenler çoğunlukla idealist karakterlerden oluşur. Her zaman Anadolu'da çalışmak isterler. Fakat bu kasabalarda köylerde asla huzuru bulamazlar ve buraların bağnazlığı ve ahlâksızlığı ile mücadele etmek zorunda kalırlar. En sonunda da memleketleri olan büyük şehre geri dönerler. Romanlardaki kadın öğretmenler, Mükerrem Kâmil Su'nun hayatından izler taşımaktadır. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra ya da öğretmenlik yaptıkları esnada kitap yazmaları. Balıkesir, Ankara ve İstanbul üçgeninin romanlardaki ağırlıklı mekânları oluşturması bu izlerden sadece bir kaçıdır. Mükerrem Kâmil Su'nun eserlerinde eğitim beş ana başlık çerçevesinde incelenmiştir. 1- Ailede Eğitim, 2- Kadın Eğitimi, 3- Öğretmen Karakterler, 4- Sanat ve Eğitim. Çalışmanın sonucunda görülmüştür ki aile, evlilik, sanat, eğitim hepsi birbirinin içinde yer almakta birbirini tamamlamaktadır. Eğitimin olmadığı bir yerde sanatın olamayacağı romanlarda vurgulanır. Hemen hemen bütün eğitimli karakterler, özellikle yazarın ilk romanlarında, sanata karşı derin bir ilgi beslemektedirler.