
249
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kültür ve sanat faaliyetlerinin belediyelerin kurumsal imaj ve itibarına etkisi (Örnek uygulama Eskişehir Büyükşehir Belediyesi)
Kurumsal imaj ve itibar, kurumların varlığını devam ettirebilmesini sağlayan önemli güç unsurlarının başında gelmektedir. Kurumsal imaj ve itibar, kurumların yürütmüş olduğu hizmetlerden ciddi anlamda etkilenmektedir. Öte yandan kurumsal imaj ve itibar; hedef kitleler, paydaşlar ve kamuoyu nazarında kurumların kabul edilebilirliğini önemli derecede etkilemektedir. Kurumsal imaj ve itibarın bu önemine karşın belediyelerde birçok hizmete verilen önem kültür ve sanat faaliyetlerine verilmemektedir. Ancak belediyelerin yaptığı kültür ve sanat faaliyetleri de diğer faaliyetler kadar önemlidir ve kurumsal imaj ve itibarı etkilemektedir. Yapılan çalışma bunu ortaya koymaktadır. Araştırmaya, Eskişehir il merkezinde yaşayan ve rastlantısal örnekleme yoluyla seçilmiş olan 831 kişi katılmıştır. Elde edilen verilerin demografik özelliklerine göre frekans yüzdeleri incelenmiştir. Ayrıca liderlik, iletişim, fiziki altyapı, hizmet kalitesi ve çalışanlardan oluşan kurumsal imaj ve itibar faktörlerinin çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Ortaya konulan model doğrultusunda imaj ve itibar faktörlerinin, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin (EBB) kültür ve sanat faaliyetlerinin imaj ve itibarına etkide bulunduğu; EBB'nin kültür ve sanat faaliyetlerinin de EBB'nin kurumsal imaj ve itibarına katkısı olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kurumsal İmaj, Kurumsal İtibar, Kültür, Sanat, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi
Yerel medyanın özellikleri ve sorunları: Afyonkarahisar örneği
Fonksiyonları itibariyle sosyalleşmeye ve demokratikleşmeye katkı sağlayan yerel medya, toplumun her katmanında ve bilimsel çevrelerde önemi giderek artan şekilde değerlendirmelere ve incelemelere konu olmaktadır. Ancak yerel medya var olduğu günden bu yana her zaman büyük sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan medya, özellikle yerel düzeyde yerel unsurları ve sorunları ortaya koyan, gerçekleştirdiği haber ve yorumlarla yerel yönetimlerin dikkatini çeken, yöre halkı ile yerel yöneticiler arasında köprü işlevi gören, katılımcı demokrasinin gelişmesinde önemli katkı sağlayan bir misyona sahiptir. Doğal olarak yerel medyanın sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi önem ve gereklilik arz etmektedir. Bu çalışmanın konusu yerel medya kavramı ve Türkiye'deki yerel medya üzerinden hareketle Afyonkarahisar'da yerel medyanın gelişimi, özellikleri ve sorunlarıyla personellerin bu sorunlara yaklaşımlarının incelenmesi esas alınmıştır. Türkiye'de genel olarak yerel medya kavramı ve sorunları üzerine yapılan araştırmalar artsa da, yerel medya kuruluşlarının bulundukları bölge veya ildeki özel durumları ve sorunları hakkında yeterli araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmada Afyonkarahisar ilinde görev yapan medya çalışanlarının sosyo-demografik profili tespit edilerek, çalışanların mesleklerine ve meslekteki sorunlara yaklaşımları ortaya konulmuş ve medya kuruluşlarının özellikleri ve yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Çalışmada, medya sektöründe aktif olarak çalışanlara araştırmacı tarafından yapılandırılmış anket tekniği uygulanmış, sonuçlar frekans analiziyle tartışılmış, SPSS İstatistik Paket Programı ile analiz edilmiştir. Bunun dışında Afyonkarahisar'daki yerel medyanın bölümlerini temsil eden gazete, radyo, televizyon ve internet medyasının son durumu değerlendirilmiştir. Karahisar TV'de sektörün sorunları hakkında açık oturum programı yapılarak tez içeriği zenginleştirilmiştir. Yine Afyonkarahisar'da mesleğin ilklerinden olan gazetecilerle özel röportajlar yapılarak, sektörün sorunları incelenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Basın, Yerel Medya, Medyanın Özellikleri, Medyanın Sorunları, Medya Çalışanları, Afyonkarahisar.
Parasosyal ilişki teorisi perspektifinden ürün yerleştirme etkililiği
Reklam, hemen hemen hayatımızın her alanında bazen farkında olup bazen de farkında olmasak da karşımıza çıkan iletişim çalışmalarındandır. Günlük hayatın reklamlar tarafından kuşatıldığı bireyler tarafından belki de en çok televizyon karşısında hissedilmektedir. Merakla beklenen dizinin bir anda reklam tarafından bölünmesi izleyiciyi kimi zaman rahatsız edebilmektedir. Bunun sonucunda ise izleyici bu keyfinin bölünmemesi için reklamlardan kaçmak amacıyla kanal değiştirmekte veya aynı eğlenceyi reklamlar tarafından bölünmemesi için internetten izleme yolunu tercih etmektedir. Reklamcılar tarafından dezavantaj olarak algılanan bu tercih reklamcıları/markaları ürün yerleştirme uygulamalarına yöneltmiştir. Para-sosyal ilişki ve para-sosyal etkileşim, medya etkisi söz konusu olduğunda önemli konulardan biridir. Para-sosyal ilişki, izleyicinin en sevdiği karakterle tek yönlü bir ilişki kurup, karakteri arkadaşı gibi görme durumudur. İlk kez Horton ve Wohl (1956) tarafından ortaya atılan kavram kendinden sonra gelen çalışmaları etkilemiştir. Literatürde ürün yerleştirme etkililiğinde psikolojik kuramların etkisi ise dikkat çeken konulardan olmuş ve ürün yerleştirme ile psikolojik kuramları ilişkilendiren çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışma ise Türkçe literatürde para-sosyal ilişki ve ürün yerleştirmeyi ilişkilendiren ilk çalışmalardan olması itibariyle önem taşımaktadır. Çalışmada ürün yerleştirme etkililiğinde para-sosyal ilişkinin rolünü ortaya koymak amaçlanmaktadır. Uygulama aşamasında Uşak'ta 406 kişiye anket yapılmış, elde edilen veriler SPSS 23 programına girilmiştir. Analizlerde ise katılımcıların frekans dağılımları alınmış, Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Mann Whitney U, İki Değişken için Ki Kare testleri uygulanmıştır.
Şehir imajı ve şehir markasına yönelik algılar üzerine bir araştırma: Kütahya ili örneği
Yeryüzünde binlerce şehir bulunmaktadır. Günümüzün küresel, ekonomik ve siyasi koşulları hiper-rekabet gerekliliği göz önüne alındığında da bir şehir için markalaşmak kaçınılmaz hale gelmektedir. Bir şehrin sahip olduğu imaj, kişilerin şehir hakkındaki algılarını doğrudan etkiler. Şehir imajı ve markasının yaratılması, şehrin güçlü ve pozitif yanlarını ve kentin karakteristiklerini hedeflenen kitlelere yayan, güçlü araçlar oluşturmayı amaçlayan, bütünsel ve kapsamlı bir süreçtir. Şehirlerin markalaşmasında asıl amaç; şehrin bilinirliliğini artırmak ve şehri istenilen niteliklerle bağdaştırarak beğenilen bir şehir imajı geliştirip şehre ziyaretçi çekerek yatırımları arttırmaktır. Literatür incelendiğinde insanların şehir hakkındaki algılarının belirleyicileri şehirle ilk tanışmasıyla başlayan ilişkilerinin sonucunda günümüze kadar getirdiği deneyimlerinin bütünüdür. Bu doğrultuda Kütahya'nın şehir markası ve imajı değerlendirilirken şehirde yaşayan vatandaşların şehir hakkındaki görüşlerinden yararlanılmıştır. Uygulama aşamasında Kütahya'da yaşayan 545 kişiye anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS programına girilmiştir. Analizlerde ise katılımcıların frekans dağılımları alınmış, Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve ölçekler arası korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; şehir markası ve şehir imajı algısının önemini ortaya koymak ve Kütahya'nın şehir imajı ve markasının nasıl algılandığını değerlendirmektir.
Hedonik satın alma değerlerinin alışveriş memnuniyetine etkisi üzerine X ve Z kuşaklarında karşılaştırmalı bir araştırma
Hedonizmin özellikle günümüz tüketiminde tüketici davranışlarında önemli bir yeri vardır. Tüketim kültürü ile tüketimin hedonik yönleri ön plana çıkmaktadır. Hedonik tüketim çeşitli açılardan araştırmalara konu olmaktadır. Hedonizm gibi kuşak sınıflandırmaları ve kuşakların karakteristik özellikleri de birçok sosyal bilim alanında dikkate alınan konulardır. Ayrıca kuşaklar, tüketim ve pazarlama alanlarında da önemli bir pazar bölümlendirme faktörüdür. Rekabetin zorlaştığı ticaret ortamında işletmelerin piyasada tutunma ve büyüme hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için hem hedefledikleri tüketici gruplarının bulundukları kuşakları göz önüne almaları hem de tüketicilerin hedonik beklentilerine uygun alışveriş deneyimleri ve ortamları oluşturarak alışveriş memnuniyetini sağlamaları gerekmektedir. Bu çalışma X ve Z kuşaklarında giyim alışverişinde hedonik alışveriş değerlerinin alışveriş memnuniyetine etkisini karşılaştırmalı olarak araştırmayı hedeflemiş ve çalışmanın sonucunda X ve Z kuşaklarının hedonik alışveriş değerleri, hedonik alışveriş değerlerini etkileyen faktörler ve alışveriş memnuniyetinde çoğunlukla farklı özellikler gösterdikleri tespit edilmiştir.
İnternet reklamcılığında davranışsal hedeflemenin tüketici satın alma davranışına etkisi
Bu tez çalışması için, davranışsal hedefleme ya da çevrimiçi davranışsal reklamcılığa yönelik yapılan çalışmalar incelendiğinde, ana temanın kişisel mahremiyet ve farkındalık üzerine oluşturulduğu gözlenmiştir. Genel çerçeve incelendikten sonra, çevrimiçi davranışsal reklamcılığın satın alma davranışı üzerindeki etkisine dayalı detaylı bir çalışmanın gerekliliği üzerinde karar kılınmış, bu çalışma ile davranışsal hedeflemenin satın alma davranışı üzerindeki etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çevrimiçi davranışsal reklamcılık, kişilerin internet üzerindeki aktiviteleri ile paralellik gösterdiğinden, gözlem ya da görüşme tekniklerinin uygun olmayacağına, uygun yöntemin anket çalışması olduğuna karar verilmiştir. Yapılan anket çalışması ile davranışsal hedeflemenin satın alma niyeti ve davranışına etkisinin yanında, katılımcıların bu tür reklamlara yönelik farkındalıkları ve aynı zamanda internet reklamlarına karşı yaklaşımlarına yönelik analizler yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların satın alma niyeti ve davranışında, ÇDR'nin anlamsal olarak farklılık yaratacak seviyede etkisinin bulunduğu görülmüştür. Katılımcıların ÇDR'ye yönelik farkındalıklarının da olumlu düzeyde olduğu saptanmıştır.
Algılanan kıtlığın psikolojik etkilerinin satın alma davranışı üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Günümüzde hizmetlere ve ürünlere kolay erişebilmenin ayrıca işletmeler arasında artan rekabetin bir sonucu olarak tüketici satın alma davranışlarında yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de, algılanan kıtlıktır. Yerli literatürde pek fazla yer almayan algılanan kıtlık, ürünün algılanan değerini artırmakta ve tüketicinin tercihlerini etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; işletme tarafından oluşturulan ve ürünün kıt olduğu yönündeki algılamanın, tüketicide yarattığı psikolojik etkiyi incelemektir. Başka bir ifadeyle, "işletme tarafından stratejik amaçlar doğrultusunda oluşturulan algılanan kıtlık durumuna, tüketicinin nasıl tepki vereceği" sorusunun cevabını aramaktır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği uygulanmıştır. Araştırmanın kapsamını; İzmir ili, 18 yaş ve üzeri tüketiciler oluşturmaktadır. Uygulanan sektör ise, hızlı moda giyim mağazasıdır. Veri toplama aracı olarak kullanılan beşli likert-tipi ölçeğin güvenirliği 0.77 bulunmuştur. Elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılım olarak incelenmiş ve araştırma bu verilere dayanarak geçerlik oranlarına göre yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ışığında; tüketicinin bilinçli olarak işletme tarafından oluşturulan algılanan kıtlık mesajları ile ürünün tedarikinin kısıtlanmadığı durumları birbirinden ayırt edebildiği ve bunun sonucunda psikolojik tepkisellik göstererek satın alma davranışının etkilendiği söylenebilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki siyasi parti liderlerinin algılanan imajı: İzmir'deki devlet üniversitelerine yönelik bir araştırma
Demokratik sistemin bir unsuru olan siyasi partilerde seçmen tercihlerinde en önemli unsurun lider imajı olduğu kabul edilmektedir. Bu çalışmada siyasi parti liderlerinin algılanan imajı devlet üniversitesi öğrencileri örneklemiyle incelenmiştir. Uygulama aşamasında İzmir devlet üniversitelerinde öğrenim gören 400 öğrenciye anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS programına girilmiştir. Analizlerde katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve siyasi eğilimlerine ilişkin frekans dağılımları alınmış, Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve ölçekler arası korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; üniversite öğrencilerinin siyasi parti liderlerinin imajına ilişkin algılarını etkileyen faktörleri değerlendirmektir. Araştırma bulgularına göre siyasi liderin liderlik imajı değerlendirilirken yöneticilik ile ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olması, hitabet yeteneği, söyledikleri ile yaptıklarının çelişmemesi, tecrübeli liderlik vasıflarına sahip olması, parti teşkilatıyla ilişkisinin iyi olmasına önem verildiği sonuçları elde edilmiştir. Araştırmada ayrıca siyasi parti liderlerinin algılanan imajının katılımcıların cinsiyeti haricindeki demografik özelliklerine göre anlamlı düzeyde farklı algılandığı sonuçları elde edilmiştir.
Şehir imajı açısından Kırıkkale şehir algısı: Üniversite öğrencileri ve halk üzerine bir araştırma
Günümüzün sosyo - ekonomik koşulları ve küreselleşmenin etkisi ile birlikte şehir imajı kavramı ortaya çıkmıştır. Bu kavram beraberinde şehrin tarihsel, kültürel ve turistik açıdan bilinirliğini arttırarak önemli bir konuma gelmesine zemin hazırlamıştır. İnsanların bir şehir ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir düşünceye, kanaate sahip olması, o şehre gelecek ziyaretçi veya yatırımcıları da doğrudan etkileyeceğinden dolayı şehir imajının önemi yadsınamayacak kadar büyüktür. Bu araştırmanın amacı, Kırıkkale'de ikamet eden yerel halkın ve Kırıkkale Üniversitesi'nde okumakta olan öğrencilerin şehir imajına yönelik olarak algılarının ne yönde olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında şehrin avantajları, soyut imaj unsurları ve Kırıkkale halkına yönelik imaj algı düzeyleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Uygulama aşamasında 500 kişiye veri toplama yöntemlerinden anket tekniği uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS programı kullanılarak frekans dağılımları, T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova) ve ölçekler arası korelasyon analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda, katılımcıların algılarının olumsuz yönde olduğu tespit edilmiştir.
İnternet reklamlarının satın alma davranışı üzerindeki etkisi
Bu çalışma, internet ortamında reklam yayını yapan banner, pop-up ve arama motoru reklamlarının tüketici üzerindeki satın alma davranışına etkisi üzerine bir araştırmadır. Bu çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde internet ve reklam hakkında lteratür taraması yapılarak teorik bilgiler elde edilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın diğer konusu olan tüketici davranışları konusu üzerine yine literatür taraması yapılarak teorik bilgiler yer almıştır. Çalışmada uygulama bölümüne veri oluşturmak için 672 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Anket İzmir, Manisa ve Uşak illerinden, 18 yaş ve üstü, aktif internet kullanıcıları katılmıştır. Edilen anketlerin SPSS programına girilmesi sonucu analizler yapılmıştır. Çalışmanın son olarak uygulama bölümü olan üçüncü bölümde ise demografik özellikler ile internet kullanım özelliklerinin frekans analizi, güvenirlik analizi, banner reklamları, pop-up reklamları, arama motoru reklamları ile satın alma davranışı ölçeklerinin frekans analizi ve yine banner reklamları, pop-up reklamları, arama motoru reklamları ile satın alma davranışı ölçeklerinin ortalaması ve standart sapma değerleri saptanmış ve regrasyon analizi yapılarak hipotezler test edilmiştir.
Halkla ilişkilerde şeffaflık ve hesap verebilirlik: Uygulamalı bir çalışma
Bu tez çalışması için, halkla ilişkilerde hesap verebilirlik ve şeffaflığa yönelik yapılan çalışmalar incelendiğinde; çift yönlü, açık ve güvene dayalı iletişimin ana temayı oluşturduğu gözlenmiştir. Halkla ilişkiler kurumsal yönetişim ilkelerinden olan hesap verebilirlik ve şeffaflığı göz önünde bulundurarak hareket etmektedir. Bunun yanı sıra faaliyet raporları, kurumların yıllık faaliyetlerinin özeti durumundadır. Günümüzde faaliyet raporları kurum faaliyetleri ile ilgili bütün konuları kapsayacak şekilde düzenlenmektedir. Dolayısıyla faaliyet raporlarındaki bilgiler paydaşlar için de büyük önem taşımaktadır. Paydaşlar kurum ve faaliyetlerine dair doğru, dürüst ve güvenilir bilgiye sahip olmak istemektedirler. Paydaşlar kurumların kendilerine şeffaf davranmasını beklerken aynı zamanda gerçekleştirilen faaliyetlerin sonuçları ile ilgili hesap sorabilme hakkına sahip olmak istemektedirler. Bu durum her iki tarafın da kurumsal açıdan kazançlı çıkması adına önem taşımaktadır. Bu çalışmada hesap verebilirlik ve şeffaflık kavramları teorik olarak incelenerek halkla ilişkiler ile ilişkisi değerlendirilmiştir, uygulama bölümünde "Brand Finance"in belirlemiş olduğu 2017 yılı Türkiye'nin en değerli ilk 100 markasının kurumsal faaliyet raporları hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerinden hareketle incelenerek değerlendirme yapılmıştır.
Yerel yönetimlerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajı oluşturma sürecine katkısı: Adana Büyükşehir Belediyesi örneği
Halka en yakın kamu kurumu olan belediyeler, halkın ihtiyaçlarını karşılamak, istek ve taleplerine cevap verebilmek için halkla ilişkiler faaliyetlerine ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajı oluşturma süresine katkısı, Adana Büyükşehir Belediyesi örneklemi üzerinden incelenmiştir. Uygulama sırasında Adana ili merkez ilçelerinde yaşayan 530 kişiye anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS 23 paket programına girilip analiz edilmiştir. Bu çalışmanın amacı; halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajı oluşturma sürecine ilişkin katkı sağlayan faktörleri değerlendirmektir. Araştırma bulgularına göre belediye, yapmış olduğu halkla ilişkiler faaliyetleriyle kurum imajı oluşmasına katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Halkla ilişkiler, Belediyelerde Halkla İlişkiler, İmaj, Kurumsal İmaj
Dijital halkla ilişkiler aracı olarak web sitelerinin kullanımı: Türkiye'deki şirketler üzerine bir inceleme
Dijital iletişim alanında yaşanan gelişmeler hem birçok halkla ilişkiler uygulamasının yeni iletişim ortamlarına taşınmasına hem de halkla ilişkilerde yeni uygulama alanlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu yeni uygulama alanında yapılan faaliyetlere dijital halkla ilişkiler adı verilmiştir. Kurumsal web siteleri ise bu dijital halkla ilişkiler uygulamalarını bir arada toplayan önemli bir araç konumuna gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, ISO500 araştırmasındaki şirketlerden net satış rakamlarına göre ilk ve son 50 şirketele alınıp bu şirketlerin web siteleri içerik analizi yöntemiyle incelenilmesinin ardından bu websitelerinin dijital halkla ilişkiler uygulamalarında aktif kullanım oranının belirlenmesi ve bu oran ile firmaların net satış rakamları arasında ilişkiyi ortaya koymaktır. Bulgular, listenin en altındaki 50 şirketin web sitesinin dijital halkla ilişkiler prensiplerine listenin başındaki 50 şirketin web sitesi kadar uymadığı ve bu prensiplere uyan web sitelerine sahip şirketlerin daha fazla net kazanç rakamlarına ulaştığını ortaya koymaktadır. Bunun yanında, bulgular bazı prensiplerin artık bir standart haline geldiğini hem ilk sıralardaki hem de alt sıralardaki şirketlerin tamamına yakını tarafından kullanıldığını göstermektedir.
Toplumsal cinsiyet rollerinin marka bağlılığı üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Bireylerin sahip olduğu toplumsal cinsiyet rolleri yaşamındaki bütün seçimlerde belirleyici olmaktadır. Pazarlar arası mesafelerin kısalmasıyla birlikte tüketicilerin önünde birçok ürün seçeneği yer almış ve seçim yapması zor hale gelmiştir. İşte bu noktada firmalar kendi markalarını ön plana çıkartmak için marka bağlılığı yaratmaya çalışmaktadır. Marka bağlılığı yaratırken de tüketicileri iyi analiz etmek gerekmektedir. Tüketicilerin sahip oldukları toplumsal cinsiyet rol tutumları marka bağlılıklarında etkili olmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; tüketicilerin sahip oldukları toplumsal cinsiyet rol tutumlarının marka bağlılığında etkili olan nedenler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Başka bir ifadeyle, firmalar marka bağlılığı yaratma noktasında toplumsal cinsiyet rol tutumlarının ne derece önemli olduğunu göreceklerdir. Araştırmada veri toplama tekniği olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın kapsamını İzmir ili, 18 yaş üstü, kadın tüketiciler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak kullanılan 5'li likert tipi ölçeğin güvenilirliği 0.98 bulunmuştur. Toplumsal cinsiyet rol tutumları ile marka bağlılığında etkili olan nedenlerin birlikte ele alındığı başka bir çalışmaya rastlanmadığı için bu çalışma bu konuda öncü niteliği taşımaktadır. Araştırmadan elde edilen verilere göre; tüketicilerin sahip olduğu toplumsal cinsiyet rol tutumlarının marka bağlılıkları üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: toplumsal cinsiyet rol tutumları, toplumsal cinsiyet rolleri, toplumsal cinsiyet, cinsiyet, marka bağlılığı, tüketici davranışları, tüketici, marka bağlılığında etkili olan nedenler
İnterneti tercih eden tüketicilerin alışveriş özelliklerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
İnternetin gelişimi ile birlikte ortaya çıkan online alışveriş imkanları, tüketici davranışlarını da etkilemiştir. Bu davranışların analiz edilmesi ve sonuçlarının ortaya konması, tüketici davranışları üzerinde internetin etkisinin tespiti açısından önem arz etmektedir. Bu çalışma ile diğer araştırmalar için bir temel oluşturulurken, pazarlama stratejisinin belirlenmesi açısından önemli sonuçlar elde edilmesi de amaçlanmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma ile Uşak Üniversitesi öğrencilerinin internetten alışveriş özelliklerinin tespit edilmesi hedeflenmektedir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anketler cevaplayıcılarla yüz yüze görüşme şeklinde uygulanmıştır. Araştırmanın kapsamını Uşak Üniversitesi Bir Eylül Kampüsündeki fakülte ve yüksekokul öğrencileri oluşturmaktadır. Farklı istatistiksel yöntemle elde edilen çalışma sonuçlarına göre internet kullanımı ile internetten alışveriş arasında, internet kullanımı ile alışveriş özellikleri arasında, internet kullanımı ile klasik alışveriş arasında anlamlı bir ilişki vardır. Bunun yanı sıra sosyal medyanın, öğrencilerin yaşam tarzlarının şekillenmesinde önemli olduğu ve bu önemin gittikçe arttığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tüketici, Tüketici Davranışı, İnternet, İnternette Pazarlama, Yaşam Tarzları
Uluslararası şirketlerin ırkçılık bağlamında kriz yönetimi
Küreselleşen dünyada tek merkezli bir yapı olan uluslararası şirketler belirli şartlar ve kriterlere göre yönetim kararları almakta ve varlıklarını tehdit edecek her türlü iç ve dış olumsuz etmenlere yönelik dikkatli hareket etmeleri gerekmektedir. Uluslararası şirketler ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan paydaşları ile olan ilişkilerinin sürekliliğini sağlamak ve güven ortamı oluşturmak adına paydaşların kültürel,sosyal,psikolojik ve ekonomik farklılıklarını göz önünde tutmak zorunda ve onların bu farklılıklarına yönelik hareket etmeleri gerekmektedir. Uluslararası şirketlerin yönetim yapılarındaki gelişmeler ve kurumsallaşmanın yapı taşları olmaları bakımından önem arz etmektedir. Mevcut pazar şartlarında rakiplerinden olan farklılıkları, mevcut konumlarını korumaları ve devamlılıklarını korumaları açısından önem arz etmektedir. Gelişen dünya iletişim araçları, herhangi bir noktada başlayan bir olayın mesafe kavramı olmadan başka bir noktaya taşınmasına olanak sağlamaktadır. Şirketlerin hedef kitleleri ne olursa olsun farklı hedef kitlelerinin de ilgisi ile bu araçlar sayesinde şirketler hakkında her türlü olumlu yada olumsuz bilgi yayılabilmekte ve geri dönüşüm sağlanabilmektedir. Mevcut zamanda gelişen bu teknolojik yapı ve şirket yapılarının bu teknolojiler doğrultusunda gelişmeler göstermesi, hata ve başarılar açısından önemlidir.Özellikle şirketlerin en çok etkilendiği olayların yani kriz etkilerinin yayılması şirketleri hem ekonomik hem de yapısal anlamda olumsuzluklar içine sürükleyebilmektedir. Krizin ani ve beklenmedik durumlarının gözlemlenmesi olmasının yanı sıra beklenen olaylar karşısında harekete geçilmemesi de krizin gelişmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada incelediğimiz krizlerin medya ve reklam çalışmaları ile etnik ve tensel farklılık gösteren toplumsal değerlerin alaycı veya aşağılayıcı olarak ele alınması nedeni ile bu şirketlerin etiksel ve mevcut pazardaki faaliyetlerinin olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Gelişmekte olan dünyada, özellikle küreselleşme adına, kendi kalıp ve sınırlarına sığmayan şirketlerin farklı etnik ve kökende ülkelerde faaliyet yürütmeleri, bu şirketlere ekonomik kâr oranları ve rakiplerine karşı avantajlar ve kazanımlar elde etmelerine olanak sağlamaktadır. Fakat uluslararası şirketlerin yapısındaki çok kültürlü personel ve yönetim yerine şirket sahiplerinin kararlar alması ya da yönetim yapısındaki bazı yöneticilerin benlik duyguları ile hareket etmeleri sonucunda uluslararası şirketler kriz dönemleri ile yüzleşmekte ve bu kriz durumlarının etkileri ise şirketleri zor duruma düşürmektedir. Bu çalışmada incelediğimiz bazı uluslararası şirketler oluşturdukları kampanyalar ile kötü imaj algısı oluşturmuş ve bu imajlarını düzeltmek için bazıları geri adım atarken bazıları ise özür mesajları yayınlamışlardır.Bu tutumlarından dolayı oluşan bu çalışmada şirketlerin vaka analizleri incelenmeye çalışılmış ve krizlere olan yaklaşımları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Irkçılık, Uluslararası Şirketler,Kriz
Adana film festivali'nin kent imajına katkısı
Günümüz küreselleşen dünyasında, her türlü bilgiye ulaşmanın oldukça kolaylaştığı gibi, artık dünyanın dört bir yanından mal ve hizmet edinmek de son derece basit hale gelmiştir. Bu durum, kurumlar arası rekabeti ortaya çıkartmış ve kurumların rakiplerinden farklılaşmayı ve markalaşmayı hedeflemesini sağlamıştır. Bu yüzden kurumlar hedef kitlelerinin zihinlerinde kendilerine yönelik oluşan izlenimleri olumlu yöne çevirmek için kendilerine olumlu imaj yaratma çabası içerisine girmiştir. Küresel ekonomik rekabet sadece kurumlarla sınırlı değildir, ülkelerin arasında da bir ekonomik rekabet bulunmaktadır. Bunun için ülkeler, turistik ve doğal güzelliklere sahip kentlerini turistlere açmak, ekonomik altyapısı bulunan kentlerine yatırımcı aramak gibi uğraşlara girmektedir. Kentlerine uluslararası yatırımcıların, turistlerin ve ziyaretçilerin gelmesi için ise aynı kurumların yaptığı gibi kentlerine bir imaj oluşturmaları gerekmektedir. Kent imajı oluşturmak için festival gibi etkinliklere başvurulmaktadır. Literatür taraması ve anket uygulamasına dayanan bu çalışmada Adana Film Festivali'nin kent imajına katkısının olup olmadığı incelenmiştir.
Bir halkla ilişkiler aracı olarak kurumsal web sayfalarının kullanılması: Vakıf ve devlet üniversiteleri arasında bir karşılaştırma
21. yüzyılda bilgi toplumu olarak gerek özel işletmeler gerek kamu kurumları çağın gereklerini yakından takip etmektedirler. Günümüz toplumunda devlet kurumları da bunun önemini anlamışlardır. Bu yüzden hem vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmek hem de modern çağ devletlerinin seviyesine çıkabilmek için ülkemiz de gerekli çabaları göstermektedir. Bunun en iyi göstergelerinden birisi de halkla ilişkilere verilen önemdir. Özel işletmelerde gelişen rekabetçi pazar ortamında gerek rekabete ayak uydurabilmek gerekse kuruluşlarını ayakta tutabilmek için çağın gereksinimlerinden faydalanmak zorundadırlar. Bu zorunluluk haline gelmiş durumlardan birisi de özel sektörün web sayfalarında halkla ilişkiler araçlarını kullanmasıdır. Bu araştırmada Türkiye'deki kamu kurumlarının ve özel kuruluşların kurumsal web sayfalarının, halkla ilişkiler amaçlı kullanım özellikleri ele alınmıştır. Bu amaçla kamu ve özel kurumların web sayfaları, tanıma ve tanıtma faaliyetleri olarak değerlendirebileceğimiz bazı özellikler açısından içerik analizi kullanılarak sistemli rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen https://istatistik.yok.gov.tr/ sayfasında internet erişim linki verilen 50 devlet üniversitesinin ve 50 vakıf üniversitesinin web sayfaları kodlama cetvelinde belirtilen kriterlerce incelenmiştir. Bu araştırma sonucu elde edilen veriler, kamu kurumu ve vakıf kuruluşlarının karşılaştırmalı olarak web sayfalarını halkla ilişkiler aracı olarak kullanımını ortaya koymaktadır.
Duygusal zekânın tüketici etik davranışı üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Bireysel ve toplumsal farkındalığa ve duyguların ifadesine olanak tanıyan duygusal zeka, yaşamın bir çok alanında büyük önem arz etmektedir. Tüketici değerlendirmelerinde ve tercih aşamalarında aktif rol oynayan duygusal zeka, etik olgusuyla paralel hareket etmektedir ve ulaştığı sonuçlar etik kurallara dayalıdır. Yaşanılan toplumda tüketici perspektifinden bakıldığında da duygusal zeka, tüketicilerin karar alma davranışı geliştirmesinde ve karar alırken etik kuralları göz önünde bulundurmasında aktif rol oynamaktadır. Tüketicilerin alternatif değerlendirme ve seçim yapması hem kendisi hem de diğer bireyleri etkileyecek kararlar alırken duygusal zekasını kullanmasına ve etik kurallara dayalı davranışlarda bulunmasına bağlıdır. Çalışmada duygu ve zeka kavramı kapsamında duygusal zeka ele alınırken, etik ve tüketici etiği kavramları ile birlikte değerlendirilmeye çalışılmıştır. Uygulama kısmında ise duygusal zekanın tüketici etik davranışı üzerindeki etkileri konusunda anket yöntemi ile elde edilen veriler analiz edilerek çalışmaya eklenmiştir. Araştırmaya Ankara'da ilinde ikamet eden ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren, 18 yaş üzeri toplam 400 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara Ocak- Mart 2019 tarihleri arasında bir anket çalışması uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan anketin ilk bölümü, duygusal zeka düzeyini belirleyen toplam 35 sorudan oluşmaktadır. İkinci bölümde tüketicilerin etik davranışını belirleyen toplam 21 soru yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise toplam 6 soruluk demografik bilgiler bulunmaktadır. Katılımcıların duygusal zeka ve tüketici etik davranışı ile ilgili yargılara katılım düzeyleri 5'li likert ölçeği (5=Tamamen katılıyorum, 1=Kesinlikle katılmıyorum) ile ölçülmüştür. Verilerin analizi için SPSS 22 paket istatistik programı ve doğrulayıcı faktör analizi için AMOS 23 programından yararlanılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında elde edilen bulgulara bakıldığında, duygusal zeka boyutları ile tüketici etik davranışları arasında anlamlı bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçtan hareketle duygusal zekanın etik değerler kapsamında tüketici davranışı üzerinde etkiye sahip olduğu söylenebilir. Yapılmış olan çalışmada insanı diğer canlılardan ayıran temel özelliklerinden olan duyguların, zeka ile birleşerek çok daha fonksiyonel hale geldiği ve tüketimde etik yaklaşım yapısı üzerinde olumlu katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: duygusal zeka, tüketici etiği, tüketici davranışı
Algılanan riskin tüketici yenilikçiliğine etkisi: E-ticaret siteleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, e-ticaret sitelerinde algılanan riskin tüketici yenilikçiliği üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, tez çalışması teorik olarak algılanan risk, tüketici yeniliği ve e-ticaret konularına odaklanmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında ise e-ticaret sitelerinden en az bir kere alışveriş yapmış olan yaş olarak 12 yaş ve üstü tüketicilere anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasında, cevaplayıcılardan e-ticaret sitelerine yönelik olarak algılanan risk, tüketici yenilikçiliği ve algılanan faydayla ilgili ifadelere katılma durumları tespit edilmiştir. Anket sonuçları SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir. Anket sonuçlarına göre, e-ticaret sitelerinde algılanan riskin tüketici yenilikçiliği üzerinde negatif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Risk, Tüketici Yenilikçiliği, E-Ticaret
Tüketici-marka ilişkisinde marka aşkının rolü üzerine bir araştırma
Pazarlama dünyasındaki hızlı gelişim ve değişim marka gibi birçok kavramın önemini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Günümüzde işletmelerin rakiplerinden farklılaşmasının giderek zorlaşması, marka yönetiminin tüketiciyle duygusal bağ merkezli hareket edilmesi gerekliliğini göstermektedir. Bu bağlamda, tüketici ve marka arasında duygusal anlamda oluşan bağ, marka aşkı olarak ifade edilmektedir. Marka açısından aşk kavramı, kişilerarası ilişkilerdeki gibi tüketicinin sahip olduğu kuvvetli duygusal bağlılık süreci olarak görülmektedir. Tüketicinin markaya yönelik aşk duygusuyla hareket etmesi, marka ya da işletmeyle sağlam ve uzun süreli ilişkiler kurmasını sağlamakta ve bu durum sonraki satın alımlarına etki edip marka bağlılığını oluşturmaktadır. Tüketici artık ürün özellikleri veya ihtiyaçlarının giderilmesinin yanında duygusal tatmini göz önünde bulundurarak da satın alımları yönlendirmektedir. Marka aşkı; marka kimliği, marka bağlılığı, marka güveni, ağızdan ağıza iletişim ve satın alma niyetini içerisine alan bir kavramdır. Tezin amacı, marka aşkının tüketici ve marka ilişkisindeki rolünü araştırak oluşturur. Bu amaç doğrultusunda, Uşak il merkezinde yaşayan ve çalışmada kullanılan markayı satın alımlarında tercih eden 18 yaş ve üzeri akıllı cep telefonu tüketicilerine yüz yüze anket uygulanmıştır. Sonuçlar, SPSS 23.0, AMOS 23 istatistik programları ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, marka aşkının, marka kimliği, marka güveni, marka bağlılığı ve ağızdan ağıza iletişim üzerinde; marka bağlılığının, marka güveni, satın alma niyeti ve ağızdan ağıza iletişim üzerinde; ağızdan ağıza iletişimin de satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Marka Kimliği, Marka Aşkı, Ağızdan Ağıza İletişim, Marka Güveni, Marka Bağlılığı, Satın Alma İsteği
Irkçı reklamlara yönelik tüketici tutumunun satın alma karar süreci üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Günümüzde iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ile beraber çeşitliliği gittikçe artan kitle iletişim araçları vasıtasıyla bireyler artık daha çok reklamla karşı karşıya kalabilmektedir. Dolayısıyla reklamlardan uzak kalma olasılığı azalmakta ve hakkında oldukça fazla söylemlerin olduğu alanlardan biri de reklamlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Reklam, istenilen mesajın kitle iletişim araçları kullanılarak geniş bir hedef kitleye ulaşmasını sağlamak amacıyla markalar tarafından yoğun olarak tercih edilen etkili bir iletişim biçimidir. Fakat bazı markaların reklamlarını oluştururken hedef kitlenin özelliklerinin çeşitli nedenlerle başarılı bir şekilde analiz edilememesi krizlerle karşılaşma riskini artırmaktadır. Bu noktada markaların temel amaçlarından biri reklamı yapılan ürüne ilişkin hedef kitlede olumlu bir izlenim oluşturmak ve bu yönde satışlarını arttırmaktır. Ancak bazı reklamlarda kullanılan görseller ya da sloganların hedef kitle tarafından beğenileceği düşünülürken tersi bir durum yaşanabilmekte, reklam olumsuz olarak algılanmakta ve dolayısıyla da tepkileri üzerine çekmektedir. Bu açıdan son zamanlarda hedef kitlenin tepki göstermesine neden olan reklam konularından biri hiç şüphesiz ırkçılıktır. Bu durumda ırkçılık yaptığı gerekçesiyle bazı markaların reklamları kamuoyu ve özellikle de hedef kitlenin tepkisinin odağı haline gelmektedir. Tepkileri üzerine çeken markalar yaşanan bu olay sonrasında, reklamda verilmek istenen mesajın yanlış anlaşıldığını belirterek, hedef kitleden özür dilemekte ve söz konusu reklamlarını yayından kaldırdıklarını duyurmaktadır. Bu süreçte markalar, imajını yeniden düzeltme yolunu seçseler de tüketicilerin reklama yönelik olumlu veya olumsuz tutumları onların davranışını belirlemesi hususunda temel etken oluşturmaktadır. Tüketiciler markanın reklamına yönelik tepkilerini sosyal medya üzerinden ifade etmekle birlikte aynı zamanda söz konusu markaların ürünlerini satın almayarak da bir davranış gösterebilmektedir. Dolayısıyla her marka ürünlerinin satın alınması yönünde bir davranışın ortaya çıkmasını hedeflemekte, aksi bir durumun yaşanmasını istememektedir. Bu bağlamda çalışmada bir markanın ırkçılık yaptığı gerekçesiyle eleştirilen ve tepki çeken bir reklamına yönelik tüketici tutumunun satın alma karar süreci üzerindeki rolü araştırılmıştır. Araştırmada bir hazır giyim mağazasından alışveriş yapan tüketicilere anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın kapsamını, Uşak il sınırları içinde yaşayan 18 yaş ve üzeri tüketiciler oluşturmaktadır. Tüketicilerle görüşmeler sonucu uygulanan 400 anket değerlendirilmiştir. Anket analizlerinden elde edilen verilere göre, reklama yönelik tutumlar ile satın alma karar süreci arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Reklam, Irkçılık, Tüketici, Satın Alma Karar Süreci
Örgütsel iletişim doyumunun örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir alan araştırması
Örgütsel bağlılık, küreselleşmenin zorlayıcı etkisi ile örgütler için giderek daha fazla önemsedikleri bir kavram olmaya başlamıştır. Çalışanlar açısından da örgütte kalmak ya da ayrılmak gibi sonuçlar doğurabilen bu kavramın birçok belirleyicisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, işgörenlerin örgütleri ve diğer çalışanlarla gerçekleştirdikleri iletişimden elde ettikleri memnuniyeti ifade eden örgütsel iletişim doyumunun etkisi incelenmiştir. Çalışma alanı olarak ise topluma faydalı birey kazandırma ve meslek edindirme görevini üstlenen yükseköğretim kurumlarından Uşak Üniversitesi seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi uygun yöntemle seçilen, bilginin üretildiği ve işlenerek aktarıldığı bu alanda kilit pozisyonda bulunan akademisyenler ve eğitim hizmetinin üretilmesinde ve sunulmasında tamamlayıcı görev üstlenen idari personelden oluşan toplam (344) çalışan olarak belirlenmiştir. İletişim doyum ölçeği ve örgütsel bağlılık ölçeğinin yanı sıra, katılımcıların demografik ve ekonomik özellikleri, çalışma koşulları ve kurumun örgütsel iletişim mekanizmalarından bazılarına ait verileri kapsayan araştırma soru formu ile toplanarak, SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda, çalışanların örgütsel iletişimden orta düzeyde memnuniyet elde ettikleri ve yine kurumlarına karşı orta düzeyde örgütsel bağlılık geliştirdikleri belirlenmiş olup, katılımcıların birtakım demografik özellikleri ile iletişim doyumu ölçeği (alt boyutları ile) ile örgütsel bağlılık ölçeği (alt boyutları ile) arasında istatiksel olarak değişik derecelerde ve anlamlı ilişkiler ve farklılıklar bulunduğu saptanmıştır. Kurumsal iletişim araçlarından olan toplantılara katılma sıklıklarının, toplantılarda alınan kararların katılımcılar tarafından etkin ve verimli olarak değerlendirilmesinin ve yine toplantılarda görüş ve fikirlerinin önemsenmesinin de, gerek örgütsel bağlılık düzeyleri (ve alt boyutları), gerekse iletişim doyum düzeyleri (ve alt boyutları) ile değişik kuvvetlerde anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu anlaşılmıştır. Yine Uşak Üniversitesi tarafından, çalışanlarına gönderilen kurumsal SMS'lerin sıklığı ile katılımcıların bağlılık düzeyleri (ve alt boyutları) ve iletişim doyum düzeyleri (ve alt boyutları) arasında istatiksel olarak pozitif yönde, değişik kuvvetlerde ve anlamlı bir ilişki bulunduğu saptanmıştır. Bunların yanında, iletişim doyumu ölçeği genel ortalamasının, örgütsel bağlılık ölçeği genel ortalamasının pozitif ve anlamlı belirleyicisi olduğu, yine iletişim doyumu alt boyutlarından "Medya Kalitesi" ve "İletişim İklimi" doyum düzeylerinin, örgütsel bağlılık ölçeği genel ortalamasının pozitif ve anlamlı belirleyicileri olduğu ortaya konulmuştur. Katılımcıların iletişim doyum düzeyleri (alt boyutlarla birlikte) ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında (bazı alt boyutlarla birlikte) istatiksel olarak pozitif yönlü, değişik kuvvetlerde ve anlamlı bir ilişki bulunduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel iletişim, iletişim doyumu, örgütsel bağlılık, üniversite çalışanları, istatistik
Toplumsal cinsiyetin tüketici satın alma tarzları üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Bireyin günlük yaşamında gidermesi gereken birçok istek ve ihtiyacı bulunmaktadır. Bu istek ve ihtiyaçları gidermek için birçok satın alım gerçekleştirmektedir. Satın alım her bireyde farklı tarzda meydana gelmektedir. Toplumsal cinsiyet rolü bireyi yaşamı boyunca etkisi altına almakta ve onun satın alma kararına da etki etmektedir. Bu yüzden toplumsal cinsiyet rolünün satın alma karar tarzlarını ne şekilde etkilediğini bilmek işletmeler açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, toplumsal cinsiyet rolünün tüketici satın alma karar tarzlarına olan etkisini incelemektir. Bu amaç çerçevesinde Uşak il merkezinde yaşayan 18 yaş ve üzeri kadın tüketicilere yüz yüze anket uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 ve AMOS 22.00 paket istatistik programlarında faydalanılmıştır. Edinilen sonuçlara göre; toplumsal cinsiyet rolleri ile mükemmeliyetçilik-yüksek kalite odaklılığı, düşünmeden alışveriş/dikkatsizlik, çeşit karmaşası yaşama, marka odaklılık, yenilik ve moda odaklılık, eğlence ve haz odaklılık, alışkanlık ve marka bağlılığı arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Siyasal pazarlamada adayların marka kişiliği: 2019 Yerel Seçimleri Uşak ili örneği
Tüketim ve marka süreçlerini belirli kılan ürün ve hizmet kavramları hızla artan rekabet ile birlikte, markanın önemini günbegün arttırmaktadır. Bu sebeple, gereksinimlerimizin hızla değiştiği ve arttığı küreselleşen dünyada, marka olgusu toplumsal hayatın her alanında varlığını ve önemini hissettirmektedir. Pazarlamadan aktif bir şekilde yararlanan siyaset kavramı etki altına alma ve tercih edilme noktasında bu disiplinin birçok alanına dahil olmaya başlamıştır. Bu bağlamda ortaya çıkan siyasal pazarlama kavramı siyasi yaşamın parçası olanlar için önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasal süreç propaganda ile başlamış iletişim ve profesyonelleşme ile gücünün daha da pekiştirmiştir. Siyasal pazarlama uygulamaları gün geçtikçe önemini arttırırken marka kavramı da siyasal pazarlama alanında yer edinmeye başlamıştır. Siyasi hayattaki figürlerin birer marka olarak kabul edilmesiyle birlikte marka kişilikleri incelenmiş, marka kişiliği değerleri siyasal marka sürecinde yer almaya başlamıştır. Tezin amacı, 2019 yerel seçimlerinde adaylıkları bulunan dört partinin her adayının marka kişiliklerini incelemek ve seçmenin algı ve tutumunu araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, 18 yaş ve üzeri Uşak il merkezinde yaşayan ve kararsız olan seçmenlere yüz yüze anket uygulanmıştır. Sonuçlar, SPSS 23.0 ve AMOS 23 istatistik programları ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, hem marka kişilik ölçeğine göre belediye başkan adaylarına yönelik algı ve tutumlar arasında hem de seçmen açısından adaylara yönelik algı ve tutumlar arasında anlamlı bir etki olduğu belirlenmiştir.
Spor kulüplerinin kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin kulüp imajı ve marka imajına etkisi: Beşiktaş JK taraftarı üzerinde ampirik araştırma
Bu araştırma ile spor kulüplerinin kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin, kulüp imajı ve marka imajı üzerindeki etkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın örneklem grubu Süper Lig de yer alan Beşiktaş spor kulübünün 26.01.2020 tarihindeki Göztepe-Bjk müsabakasında yer alan seyircilerinden oluşmaktadır (n=400). Rastgele anket tekniği ile elde edilen verilerin analizinde öncelikle demografik değişkenler üzerinde yüzde, frekans gibi betimsel analizler yapılmış, ölçekler ve alt boyutlarına ilişkin doğrulayıcı faktör analizi, güvenirlik analizi gibi istatistiksel analizlerden yararlanılmıştır. Araştırmaya konu olan gizil ve gözlenen değişkenleri arasındaki ilişki ve araştırılmak istenen hipotezler çok değişkenli istatistik yöntemlerinden Yapısal Eşitlik Modeli (Structural Euotion Modeling) ile analiz edilmiştir. Araştırma da öncelikle KSS ve kulüp imajı, KSS ve marka imajı, kulüp imajı ve marka imajı arasındaki ilişkiler incelenmiştir ve sonrasında analizler sonucunda istatistiksel anlamlılığı daha önceden belirlenen ölçek alt boyutlarımızın tek bir model içerisinde birlikte olan ilişkileri incelenmiştir. Böylece neden sonuç ilişkileri, değişkenler arasındaki ilişkilerin anlamlılığı ve derecesi ve kulüp imajının aracılık etkisi incelenmiştir. Çalışmanın temel araştırma hipotezi olan "spor kulüplerinin KSS faaliyetleri, kulüp imajını ve adını taşıdığı işletmenin marka imajını etkilemektedir" hipotezinin kurulan model tarafından kısmen desteklenmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Beşiktaş JK seyircilerinin, kulüp imajının marka imajı üzerinde ve hayırseverlik sorumluluğun kulüp imajı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Böylece araştırmamıza konu olan temel hipotezin kısmen desteklendiği görülmektedir. Dolayısıyla ikinci aşamada elde edilen modelin hem p- değeri hem de model uyumluluklarına bakıldığında istatistiki bakımdan anlamlı olduğu ortaya çıkmaktadır. Model için bulunan bu değerler bize araştırma modelinin son şeklinin kabul edilebilir bir düzeyde olduğu sonucuna ulaştırmıştır.
Empatinin sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Bu araştırma empatinin sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma modeli genel tarama modelinin de bir uzantısı olarak geçen ilişkisel tarama modeli üzerine inşa edilmiştir. Araştırmadaki çalışma evreni Uşak ilinde bulunan seçmen kitlesi oluşturmaktadır. Ulaşım, zaman ve bütçe kolaylığı gibi sebepler göz önüne alınarak çalışmanın örneklemi ilgili araştırmanın evreni içerisinden kolaydan örnekleme yöntemi ile seçilen 431 bireyden oluşmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu (KBF) ile beraber empati (EB) Ölçeği ve Sosyal Medyada Siyasal Katılım (SMSK) Ölçeğinden yararlanarak toplanmıştır. Ayrıca verilerin analizi, SPSS 24.0 (Statistical Package for the Social Sciences) İstatistik Programından faydalanarak teste tabi tutulmuştur. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği saptanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın boyutlarına yönelik ilişkilerinin incelenmesi amacıyla Regresyon Analizi analizi yapılırken, ilgili boyutların demografik faktörlere yönelik farklılaşma durumlarını ise ANOVA testi ve Independent sample T-testi ile irdelenmiştir. Öte yandan betimsel olan istatistikler ise Frekans Analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgulara göre seçmenlerin EB durumları ile SMSK durumları arasında negatif ve pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. İlgili sonuçlara göre EB ile SMSK arasında ve bilişsel empati, algısal empati ile politik söylem değişkenleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilirken, algısal empati ve duyuşsal empati ile politik takip arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır.
Uşak ilinin sahip olduğu değerlerin şehir imajına etkisi
Şehirler için oldukça önemli olan imaj kavramının oluşturulmasına yönelik duyulan gereksinim özellikle iletişim araçlarının yaygın kullanımının etkisiyle giderek artmaktadır. Küreselleşme içerisinde yüksek bir gelire sahip olan turizm sektöründen pay alabilmek isteyen şehirlerin pozitif bir imaja sahip olması gerekmektedir. Her şehir içerisinde doğal, tarihi ve kültürünü kapsayan değerler barındırmakta ve kendilerine ait bu değerleri ön plana çıkararak diğer şehirlerden ayrılmaktadır. Bu çalışmanın amacı Uşak'ta ikamet eden bireylerin şehre ait Ulubey Kanyonu, Karun Hazineleri Uşak Halısı, Uşak Tarhanasına yönelik algı düzeylerini ölçerek bu değerlerin şehir imajına etkisini tespit etmeye yönelik gerçekleştirilmiştir. Şehrin ziyaretçiler tarafından ne şekilde algılandığını tespit etmek kadar şehirde yaşayanlar tarafından da ne şekilde algılandığı oldukça önemlidir. Çalışmada Ulubey Kanyonu, Karun Hazineleri Uşak Halısı, Uşak Tarhanası ile ilgili algı düzeyleri ve sahip olunan değerlerin Uşak imajına etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışma toplamda 18 yaş üzeri Uşak'ta ikamet eden 400 katılımcıya uygulanmıştır. Bu sayede Uşak'ta ikamet eden bireylerin hem Uşak'ı ne kadar tanıdığı hem de sahip olunan değerlere yönelik yöre halkının tutumlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Anket tekniği uygulanarak ulaşılan veriler SPSS programında istatistiksel olarak analiz edilerek sonuca ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen çalışma neticesinde elde edilen algı düzeyleri sırasıyla Ulubey Kanyonu, şehir imajı, Uşak Tarhanası, Karun Hazineleri ve Uşak Halısı şeklindedir. Sahip olunan değerler ile nüfusa kayıtlı olunan yer ve unvan arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiş olup cinsiyet faktörü ile ilgili bir farklılık tespit edilememiştir. Eğitim düzeyleri ile sahip olunan değerler arasında negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Ücret düzeyi ve yaş faktörü ile ilgili de anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Uşak ilinin sahip olduğu değerlerin şehir imajına etkisi incelendiğinde ise Uşak Tarhanası, Karun Hazineleri ve Uşak Halısının şehir imajına pozitif yönde etkisi olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İmaj, Şehir İmajı, Uşak, Şehir Algısı.
Belediyelerin kurumsal sosyal medya kullanımları üzerine bir araştırma: İzmir'deki ilçe belediyeler üzerine bir inceleme
Günümüzde belediyeler kurumsal amaç doğrultusunda sosyal medya hesaplarını aktif olarak kullanmaktadır. Kurumsal sosyal medya hesaplarında yapmış oldukları paylaşımlar ile vatandaşları arasında iki yönlü iletişim gerçekleştirmektedir. Kurumsal sosyal medya hesapları ile beraber halkla ilişkiler faaliyetlerini vatandaşlara duyurulmaktadır. En fazla kullanılan sosyal medya araçlarından olan Instagram, Facebook ve Twitter sosyal medya ağlarından vatandaşlara gönderi paylaşımı yapılmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yönteminden faydalanılarak 01.01.2020-30.06.2020 tarihleri arasında Aliağa Belediyesi, Bayındır Belediyesi, Narlıdere Belediyesi ve Tire Belediyesi'nin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarında yer alan paylaşımların içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda ilgili belediyelerin kurumsal sosyal medya hesap kullanımları amaç bakımından birbiriyle benzerlik göstermesine karşın ilgili belediyelerin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarına eşit derecede önem göstermedikleri belirlenmiştir. İlgili belediyelerin içerik türleri bakımından ve gönderi türü bakımından farklılaştıkları tespit edilmiştir. Vatandaşlarla etkileşimleri bakımından ise ilgili belediyelerin yetersiz kaldıkları ortaya çıkmıştır.
Hazır giyim sektöründe çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algısının örgütsel bağlılığa etkisi
Bu araştırmada hazır giyim sektöründe çalışanların kurumsal sosyal sorumluluğun alt boyutlarına yönelik algılamaların örgütsel bağlılık üzerinde etkisinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, İzmir ilinde hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın, tesadüfî olmayan örnekleme yöntemlerinden kolaydan örnekleme yöntemiyle seçilen 400 çalışanından toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında kurumsal sosyal sorumluluk algılamalarını belirlemeye ve örgütsel bağlılık düzeyini ölçmek üzere 2 ölçek kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise cevaplayıcıları tanımlayıcı istatistikler hesaplanmış, ölçeklere ilişkin doğrulayıcı faktör analizi uygulanmış, kurumsal sosyal sorumluluğun alt boyutlarından oluşan değişkenlerin örgütsel bağlılık değişkeni üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik çıkarımsal istatistik yöntemlerinden olan çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre Kurumsal sosyal sorumluluğun alt boyutlarına yönelik algılamaların örgütsel bağlılığın değer bağlılığı boyutu üzerinde etkili olduğu, devam bağlılığı boyutu üzerinde ise anlamlı bir etkisi bulunmadığı tespit edilmiştir.
Covid-19 pandemi sürecinin sosyal medya kullanımına etkileri: Uşak Üniversitesi örneği
İnsanlar sosyal ve fiziksel mesafenin önemli olduğu Covid-19 pandemi sürecinde farklı kitle iletişim kanallarına ve sosyal medyaya yönelmişlerdir. Bu kapsamda çalışmada Covid-19 pandemisinin sosyal medya kullanımı üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada Covid-19 pandemi sürecinin sosyal medya kullanımına etkileri Uşak Üniversitesi'nde akademik ve idari çalışanlar için incelenmiştir. Araştırmanın modeli, ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Çalışmada veri toplama araçları "Sosyal Medya Kullanım Amaçları" ve "Sosyal Medya Bağımlılık" ölçekleridir. Elde edilen bulgular sonucunda pandemi sürecinde bireylerin sosyal medya kullanımlarında artış olduğu tespit edilmiştir. Pandemi süreci için bireylerin sosyal medya kullanımı değerlendirildiğinde, pandemide sosyal medyada geçirilen süre, pandemi ile ilgili bilgi edinmek için sosyal medya kullanım durumu, pandemi ile ilgili bilgi edinmede en sık kullanılan sosyal medya aracı, pandemi sürecinde sosyal kullanımındaki değişim bireylerin sosyal medya kullanımlarını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu sonuçlar Covid-19 pandemisiyle birlikte bireylerin sosyal medya kullanımlarının ve kullandıkları sosyal medya araçlarının değiştiğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Covid-19, Sosyal Medya, Sosyal Medya Kullanım Amaçları, Sosyal Medya Bağımlılığı
Pandemi dönemi kamu spotlarında çekicilik kullanımı: T.C. Sağlık Bakanlığı örneği
Kamu spotları toplumu bir sorun karşısında yönlendirmek için ve soruna karşı çözüm üretmek amacıyla hazırlanan reklam filmleri olarak karşımıza çıkmaktadır. 2020 yılında hayatımıza giren COVİD-19 pandemisi insanları derinden etkilemiş ve birçok insanın ölümüne neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı bu pandemi sürecinde birçok kamu spotu yayınlanarak hedef kitleyi hastalık konusunda bilgilendirerek yönlendirmeyi amaçlamıştır. Bu kamu spotları hazırlanırken insanlar üzerinde etkisini gösterebilmesi adına birçok reklam çekicilik unsurları kamu spotları anlatımı içerisine yerleştirilmiştir. Korku, Suçluluk, Ahlak gibi birçok reklam çekicilik unsuru bu kamu spotlarında kendisine yer edinmiştir. Bu tez çalışmasında, kullanılan reklam çekicilik unsurlarının ne ölçüde kullanıldığı, çekicilik unsurları kullanılırken hangi anlatım formatlarından yararlanıldığı gibi birçok unsur içerik analizi yöntemi ile derinlemesine incelenmiştir.
Yeni medyada annelik kimliği: Instagram örneği
İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte sosyal medya araçları hızla hayatımıza girmiştir. Özellikle akıllı cihazların yaygınlaşması sosyal medya kullanıcılarının sayısını hızla arttırmıştır. Kullanıcı sayısını hızla arttıran sosyal medya araçları, bireylere aynı anda pek çok işin gerçekleştirildiği alanlar yaratmıştır. Söz konusu bu dijital alanlar bireylere iletişim- eğlence-iş birliği gibi pek çok ortam sağlamıştır. Instagram, içerisinde pek çok özelliği barındırması ve arayüzünün kolay olması nedeniyle en çok kullanılan sosyal medya araçlarından birisi olmuştur. Dijital ortamda yer alan anne profillerindeki değişimin incelendiği bu çalışmada örneklem olarak Instagram kullanan 26 anne profili incelenmiştir. Söz konusu hesapların incelenmesinde Netnografi yöntemi kullanılmıştır. Örnekleme alınan hesapların ve takipçilerin profillerinin kategorik incelemelerinin yapılması için kod cetveli oluşturulmuş, bu incelemeler sonucunda anne kimlikleri ve takipçi tiplemeleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda gerçek yaşamda kurgulanan 'anne' kimliğinin dijital alana aktarıldığında nasıl değiştiği ortaya konmuş, geleneksel anne kimliği olarak adlandırılan kimliklerin, zaman içinde içerik ve tema bakımından değişime uğrayarak değişen trendler- beğeniler sonucu farklı bir hedef kitleye hitap etmek üzere yeni nesil anne kimliğine dönüştüğü görülmüştür. Bununla birlikte takipçilerin anne profilleri için yapmış oldukları yorumlar incelenerek ortaya çıkardıkları dijital kültür de belli tiplemeler çerçevesinde ortaya konulmuştur. Araştırma sonucu elde edilen tiplemelerin oluşturulan anne kimliklerine göre farklılık gösterdiği analiz edilmiştir.
Medyatik şiddet ve toplumsal cinsiyet: "Pınar Gültekin cinayeti haberleri üzerine bir analiz"
Her insan eşit yaşam haklarına sahip olmasına rağmen, geçmişten bugüne kadar kadınlar genellikle ikincil bir konumda yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Ataerkil zihniyet tarafından geri planda kalmaya zorlanan kadın, tahakküm altına alınması gereken bir varlık olarak görülmüştür. Güç eşitsizliklerinin doğurmuş olduğu koşullar altında yaşamaya çalışan kadınlar, çoğu zaman şiddete maruz bırakılmıştır. Kadınların cinsiyetlerinden dolayı maruz kaldığı fiziksel, cinsel veya psikolojik düzeyde her türlü saldırı, tehdit veya zorlama olarak tanımlanan kadına yönelik şiddet, birçok alandan beslenmektedir. Şiddetin yeniden üretildiği ve meşrulaştırıldığı en önemli alan ise medyadır. Özellikle medyanın kadına yönelik şiddet haberlerini sunma tarzı, son yıllarda çok tartışılan bir konudur. Nitekim bu çalışmada da toplumsal bir sorun olan olarak görülen kadın cinayetlerinin medyada nasıl sunulduğu araştırılmıştır. Bu çerçevede, kamuoyunda büyük yankı uyandıran Pınar Gültekin cinayetine ilişkin haberler, farklı yayın politikalarına sahip Cumhuriyet, Hürriyet ve Akit gazeteleri örneğinde incelenmiştir. Eleştirel söylem analiziyle ortaya konan araştırmada, her üç gazetenin de cinayete ilişkin gelişmeleri sansasyonel ve magazinel bir habercilik tarzıyla okurlarına duyurduğu görülmüştür. Analiz edilen birçok haberin gerek başlıklarına gerekse içeriklerine bakıldığında; gereksiz bir şekilde özel hayatın irdelendiği, olayın öyküleştirilerek aktarıldığı ve haberin cinayetten daha çok magazin haberine dönüştürüldüğü dikkat çeken bir başka noktadır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Medya, Şiddet, Haber
Etki pazarlamasının satın alma davranışına etkisi: Twıtch TV yayıncıları üzerine bir araştırma
Bu araştırma, etki pazarlamasının Twitch TV kullanıcılarının satın alma davranışları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Twitch TV, canlı yayın yapılan bir platform olup, özellikle video oyunlarıyla ilişkili içeriklerin paylaşıldığı ve izlendiği bir ortamdır. Bu çalışmada, Twitch TV kullanıcılarına odaklanılarak, platformun bu kullanıcıların satın alma tercihleri ve davranışları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın veri toplama süreci, çevrimiçi anketler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, çeşitli demografik özelliklere sahip, genç Twitch TV kullanıcıları arasından seçilmiştir. Anketlerde, katılımcıların Twitch TV'yi ne sıklıkla kullandığı, hangi tür içerikleri tercih ettiği, platformda etkileşimde bulunduğu yayıncılar ve satın alma davranışlarıyla ilgili sorular yer almıştır. Araştırmanın sonuçları, etki pazarlaması kullanımının kullanıcıların satın alma davranışları üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu göstermektedir. Katılımcıların çoğunluğu, platformda aktif olarak yayın yapan ve takip ettikleri yayıncıların ürün veya hizmet önerileri üzerinde etkili olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, yayıncıların ürün incelemeleri, önerileri veya sponsorlukları aracılığıyla satın alma kararlarını etkiledikleri ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, etki pazarlamasının kullanıcıların satın alma davranışları üzerinde önemli bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Yayıncılar aracılığıyla sunulan ürün veya hizmet önerileri, platformun etkileşim ve topluluk hissiyatıyla birleşerek, kullanıcıların satın alma tercihlerini etkilemektedir. Bu bulgular, markaların Twitch TV'de varlık göstererek, genç tüketici kitlesini etkileme ve satışlarını artırma potansiyeline sahip olduklarını göstermektedir.
Kurumsal iletişimde sosyal medya kullanımı: Konya'daki devlet üniversitelerinin hesaplarının içerik analizi ve etkileşim bağlamında karşılaştırması
Son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılan sosyal medya çok sayıda kurumun iletişim faaliyetlerini yürüttüğü bir mecra haline gelmiştir. Özellikle zaman ve mekândan bağımsız, ücretsiz, anlık bildirimle çift yönlü iletişimi sağlamasından dolayı üniversitelerin de kurumsal iletişim faaliyetlerinde tercih edilen bir araç olmuştur. Bu doğrultuda çalışmada; üniversitelerin kurumsal iletişim faaliyetlerinde sosyal medya kullanımlarını incelemek için Konya'da bulunan üç devlet üniversitesi örneklem olarak alınmıştır. Üniversitelerin Resmi Twitter ve Instagram hesaplarının 1 Eylül 2022- 28 Şubat 2023 tarihleri arasındaki 6 aylık süreçte yaptıkları paylaşımları, Grunig ve Hunt'ın Halkla İlişkilerin Modelleri temel alınarak bir nitel araştırma metodu olan içerik çözümlemesiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, üniversitelerin sosyal medyayı nasıl kullandıkları ortaya konulmuştur. Bulgular ışığında, devlet üniversitelerinin sosyal medya kullanımlarında belirgin bir farklılık göze çarpmamıştır. Necmettin Erbakan Üniversitesi; paylaşım, beğeni, retweet ve yorum gibi etkileşimi sağlayan unsurları bakımından değerlendirildiğinde, sosyal medyayı en aktif kullanan üniversite olmuştur. Üniversitelerin sosyal medya kullanımlarını Grunig ve Hunt'ın Halkla İlişkilerin Dört Modeline göre incelendiğinde; Kamuoyu Bilgilendirme Modelini benimsedikleri görülmüştür.
Türkiye'de siyasal reklamcılık uygulamaları: 31 Mart 2019 yerel seçimleri örneği
İletişim teknolojilerinde meydana gelen her yeni gelişim bir şekliyle toplumu ve onunla ilişkili olan bütün kurumları etkilemiştir. Siyaset, iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmelerden en fazla etkilenen alanlardan birisi olmuştur. Özellikle geniş halk kitlelerinin oy kullanma hakkını elde etmesinden sonra iktidara talip olanlar daha fazla seçmeni etkilemek ve oylarını alabilmek adına iletişim araçlarından çeşitli şekilde faydalanmanın yollarını aramışlardır. Bu noktada ortaya çıkan siyasal reklamlar işlevsel bir rol üstlenmektedir. Tarihsel süreç içerisinde gazete, radyo ve televizyon, siyasal reklamların yayınlanmasında önemli kitle iletişim araçları olarak kullanılmışlardır. Günümüzde internet ve ona bağlı olarak gelişen dijital platformlar siyasi aktörler ile seçmeni buluşturan önemli araçlar olarak değerlendirilmektedir. 31 Mart 2019 yerel seçimleri örneğinde siyasi partilerin resmi Youtube kanallarında yayınladıkları ve arşivlerinde bulunan siyasal reklamları biçim ve içerik yönünden incelemek üzere hazırlanan bu çalışma ikisi teorik birisi uygulama olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Teorik bölümlerde reklam ve siyasal reklama dair literatür geniş bir çerçevede ele alınmıştır. Üçüncü bölüm ise 31 Mart 2019 yerel seçimleri döneminde AK Parti ve CHP'nin resmi Youtube kanallarından yayınladıkları ve arşivlerinde bulunan siyasal reklamlara yönelik içerik analizi yöntemi kullanılarak tasarlanan araştırmadan oluşmaktadır. Araştırma dahilinde incelenen siyasal reklamların türlerine, sürelerine, yayınlandıkları dönemlere, kullanılan çekicilik unsurlarına, ele alınan konunun özelliğine, görüntü türlerine, izlenme oranlarına vb. birçok değişkene ilişkin karşılaştırmalı analizleri yapılmıştır. Yapılan bu analizler sonunda her iki siyasi partinin de ilgili seçim dönemine ilişkin resmi Youtube kanalı arşivlerinde bulunan siyasal reklamlarının büyük çoğunluğunun pozitif türde reklamlardan oluştuğu görülmektedir. Yine her iki siyasi parti de siyasal reklamlarında görüntü türü olarak en fazla animasyon kullanmayı tercih ederken, tüm reklam filmlerinde slogan ve logo kullanıldığı da tespit edilmiştir. Öte yandan yayınlanan reklam filmlerinde AK Parti'nin ulusal meseleler üzerine yoğunlaşırken CHP'nin yerel meselelere odaklandığı ve AK Parti'nin reklam filmlerinin CHP'ye kıyasla daha fazla izleyici sayısına ulaştığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Reklam, Siyasal Reklam, Siyasal İletişim, Yerel Seçimler, Youtube.
Sahne sanatlarında göstergeler: Tiyatro afişleri üzerine göstergebilimsel analiz: Roland Barthes'ın göstergebilim şeması üzerine inceleme
Geçmişten günümüze sanatın bir iletişim aracı olarak insan için yeri ve önemi konusunda yapılan araştırmalarda geldiğimiz nokta araştırmacılar tarafından her zaman büyük bir beklenti ile karşılanmıştır. Günümüzde sanatsal göstergenin iletişim araçlarından biri olarak görülürken, bu iletiden faydalanmanın en etkin ve verimli yolunun araştırılması gerekmektedir. Bu çalışma Azerbaycan Akademik Milli Dram Tiyatrosu ve Konya Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenen gösteri afişlerinin göstergebilimsel çözümleme yöntemiyle analiz edilmesi ve sanatsal iletişim dili olarak görülen göstergelerin açıklığa kavuşturulması amacıyla ortaya koyulmuştur. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sanatın kavramsal çerçevesi ve sahne sanatları ve onun bir parçası olarak değerlendirilen afişin önemi ve yeri ele alınarak bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde göstergebilim ve sanatsal iletişim aracı olarak değerlendirilen gösterge yaklaşımının göstergebilimciler tarafından anlamlandırılması ele alınmıştır. Üçüncü bölümde önceden belirlenmiş olan gösteri afişlerinin içeriğinde bulunan sanatın iletişim dili olarak nitelendirdiğimiz göstergenin, gösterge bilimsel çözümlemesi olarak bilinen göstergenin anlamlandırılması şeması kullanılarak yorumlanması ve bulgular üzerinden tez çalışmasının sonucunda araştırmada gelinen yerin incelenmesi ile sonlandırılır. Anahtar Kelimeler: Sahne Sanatları, Göstergebilim, Tiyatro, Afiş, Roland Barthes
Türkiye'deki X, Y, Z kuşaklarının siyasal iletişim ve siyasal katılım örüntülerinin karşılaştırmalı analizi
Bir toplumda zaman içerisinde meydana gelen değişimler ve dönüşümler, o toplumda bulunan yaş gruplarının birbirinden farklı özellikler göstererek ayrışmasına neden olur. Birbirinden ayrışan bu yaş grupları; 'kuşak' olarak adlandırılır. Aynı kuşak altında sınıflandırılan yaş grupları, birbirlerine benzer tutum ve davranış özellikleri gösterirken, diğer kuşaklardan da tutum ve davranış yönünden farklılaşabilirler. Siyaset ve iletişimin yan yana gelişi ve beraber ele alınması ile ortaya çıkan siyasal iletişim kavramı, özellikle teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak toplumun değişen dinamiklerine ayak uydurmak için, siyasi partiler ve aktörler için vazgeçilmez olmuştur. Özellikle seçim dönemlerinde, seçmenlerin oy verme tercihlerini etkilemek, siyasal tutum ve tercihlerini değiştirmek adına birçok kampanya, siyasal iletişim çalışmaları ile desteklenmektedir. Siyasal katılım kavramı ise, bireyin siyasi haberleri takip etmesinden, oy verme davranışına, parti üyeliğinden, siyasi bir makamda olmasına kadar farklı düzeylerde gerçekleşen eylemler olarak düşünülebilir. Siyasi katılım, kişilerin demokratik bir düzen içerisinde haklarını kullanarak, ülke yönetiminde söz sahibi olmalarına imkan tanır. Özellikle değişen ve dönüşen toplumlarda, siyasi karar alma birçok faktörden etkilenmektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'deki X, Y, Z kuşaklarının siyasal iletişim ve siyasal kalıtım örüntüleri birbirleriyle karşılaştırılırken, özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan gençlerin, siyasal katılım düzeylerinin, siyasal iletişimlerinin, siyasal ilgilenimlerinin, medya araçlarını kullanmalarının X ve Y kuşağından hangi noktalarda farklılaşıp, hangi noktalarda benzerlik gösterdiği ortaya konacaktır. Bu araştırma kapsamında, kullanılan veriler anket yöntemi ile toplanmış, verilerin değerlendirmesinde Microsoft Excel ve SPSS 23.0 kullanılmıştır. 12 bölgeyi temsilen 12 ilde 17+ yaş grubuyla, toplamda 765 kişi ile gerçekleştirilen görüşmelerde, X, Y, Z kuşaklarının siyasal iletişim ve siyasal katılım örüntüleri karşılaştırmalı bir şekilde analiz edilmiştir.
Farklı sosyal ağ platformlarında, reklam çekiciliği, reklam içerik türü ve sosyal etkili kişi varlığının dijital tüketici etkileşimine etkisi
"Farklı sosyal ağ platformlarında, reklam çekiciliği, reklam içerik türü ve sosyal etkili kişi varlığının dijital tüketici etkileşimine etkisi" tezi kapsamında sosyal medya, sosyal ağ, sosyal ağ reklamları, reklam içerik türleri, reklam çekiciliği, sosyal etkili kişi ve dijital tüketici etkileşimi kavramları ele alınmıştır. Bu araştırma kapsamında 19 markanın beş farklı sosyal ağ platformundaki (Facebook, Instagram, Linkedin, Twitter, Youtube) belli bir döneme ait sosyal ağ paylaşımlarının etkileşim detayları incelenmiş ve bu paylaşımların dijital tüketici etkileşim türleri analiz edilmiştir. Bu inceleme sırasında reklam içerik türü, reklam çekiciliği ve sosyal etkili kişi varlığının dijital tüketici etkileşimine olan etkisi araştırılmıştır. Tezin araştırması kapsamında hangi sosyal ağ platformunda hangi içerik türünün ve çekiciliğinin daha yüksek etkileşim yarattığının analiz edilmesi hedeflenmiştir. Yürütülen içerik analizi kapsamında belirlenen 19 markanın paylaşımlarına ait etkileşim detayları ayrı ayrı sosyal ağ platformları için analiz edilmiştir. Her bir sosyal ağ platformunda, yapılan paylaşımların reklam türlerine göre, reklam içerik türü ve reklam çekiciliği türü değişkenlerinin dijital tüketici etkileşimine etkisi araştırılmıştır. Her bir sosyal ağ platformundaki dijital tüketici etkileşimi farklı değişkenler için ayrı ayrı Tek Yönlü Varyans Analizi veya t-Test ile ölçülmüştür. Analiz sonucuna göre, belirlenen değişkenlerin dijital tüketici etkileşimini anlamlı bir şekilde etkilediği görülmüştür. Bu bağlamda, reklam içerik türünün, reklam çekiciliğinin ve sosyal etkili kişi varlığının sosyal ağ reklam türlerinin dijital tüketici etkileşimi ile ilişkisinde anlamlı etkisi olduğu ortaya konmuştur. Bu ilişkilerde fotoğraf (görsel), video ve metin içerik türleri ile transformal ve bilgilendirici reklam çekiciliği türlerinin etkileri sosyal ağ platformlarına göre değişiklik gösterdiği ortaya konmuştur.
Çocukların reklam okuryazarlığı bilgisinin reklama karşı tutumlarına etkisi
Reklamlar, ürün ve hizmetlerle ilgili bilgi verme, tüketici ve ürün arasında bağ kurarak ürünü tanıtma gibi temel işlevlerinin yanı sıra, tüketiciyi ikna etme, davranışını değiştirme veya bir bakış açısı ortaya koyma işlevleriyle de günümüzün en önemli iletişim mecralarından biridir. İletişim teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler, reklam mecralarını da farklılaştırmış, geleneksel medyanın yanı sıra yeni medya reklamverenlerin tüketicilere ulaşabileceği en önemli kaynaklardan biri haline gelmiştir. Özellikle yeni medyanın en aktif kulanıcılarından biri olan çocuklar ve gençler, hem ailenin satın alma kararlarında söz sahibi olmalarından, hem de kendileri birer tüketici olmalarından dolayı reklamverenlerin hedefi haline gelmiştir. Çok sık reklamlara maruz kalan çocukların ikna edici girişimlere karşı koyabilmeleri için, reklamdaki ikna mesajlarını algılaması, reklamverenin satış niyetini okuyabilmesi, farklı mecralardaki reklam türlerini tanıması, reklamın hedef kitlesini anlaması gerekmektedir. Dahası gerçek ve fantezi arasındaki ayrım kadar ihtiyaç ve istek arasındaki farkı da bilmesi bilinçli bir tüketici olmaları yolunda önemli bir adımdır. Bunun için de reklam okuryazarlık becerisinin desteklenmesi şarttır. Bu bilgilerin ışığında, 4 hafta boyunca 3. sınıf öğrencilerine reklam okuryazarlığı dersi verilmiş, dersi alan ve dersi almayan çocukların reklam okuryazarlığı bilgisi ve reklama karşı tutumları karşılaştırılmıştır. Reklam okuryazarlığı dersi alan çocukların reklamın satış ve ikna niyetini, kaynağını, hedef kitleyi tanıma bakımından daha başarılı oldukları, reklama karşı daha şüpheci bir yaklaşım sergiledikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Reklam, Reklam Okuryazarlığı, İkna Bilgisi
Walter Benjamın'in aura kavramı üzerinden NFT eserlerinin psikofizyolojik veri hasadı tekniği ile incelenmesi
Teknolojinin gelişmesi ve ulaştığı mevcut durum tüm dünyayı çeşitli şekillerde etkilemiştir. Sunduğu imkanlar ve yenilikler ile sanatçıların da ilgisini çeken teknolojik gelişmeler ile birlikte sanatın pek çok dalı da dijital dünyaya giriş yapmıştır. Yaşanan dijital dönüşüm ile birlikte sanal dünya içerisinde bulunan dijital sanat eserleri blokzincir teknolojisi sayesinde NFT formatında üretilerek, birer kopya olmaktan öteye gitmeyi başarmışlardır. NFT varlıklar, teknik yollara kazandıkları biriciklik ve orijinallik sayesinde hem izleyicilerin hem de sanatçıların ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bu çalışmada Walter Benjamın tarafından sunulan ve sanat eserlerinin biriciklik üzerinden sahip olduğu aura kavramının, NFT eserler üzerinde çalışma durumu teknik, psikolojik ve kültürel bağlamda analiz edilecektir. Çalışmaya 40 kişi katılmış ve katılımcılara şimdiye dek üretilmiş en pahalı NFT eserler ile Behance.net sitesinde paylaşılmış en çok takdir ve görüntülenme alan dijital sanat eserleri gösterilmiştir. Bu süreç Realeye.io teknolojisi ile göz takip sistemi üzerinden gerçekleştirilmiş ve Psikofizyolojik veriler toplanmıştır. Arkasından gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakat ile psikofizyolojik veriler analiz edilmiştir. Toplanan veriler teknik, psikolojik ve kültürel bağlamda temellere dayandırılarak, NFT eserlerin aura kavramı ile olan ilişkisine dair sonuçlar bulgulanmıştır.
Örgüt içi iletişimde iş tatminini etkileyen boyutların analizi: Aydın Emniyet Teşkilatı örneği
Bu araştırmanın temel amacı örgüt içi iletişimin, iş tatminine ve personellerin iş motivasyonuna etkisinin analiz edilmesi olarak belirlenmiştir. Bu amacın yanı sıra aynı zamanda, örgüt içi iletişimin emniyet teşkilatında ne tür yansımalarının olduğu bu araştırma kapsamında değerlendirilmeye dahil edilmiştir. Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için Aydın Emniyet Teşkilatı seçilmiştir. Araştırmada birebir mülakat yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada tatminini etkileyen hususlar, bireysel(yaş, cinsiyet, medeni durum, çalışanın kişisel özellikleri) ve örgütsel (ücret, çalışma şartları, işin kendisi ve nitelikleri, terfi, çalışma arkadaşları, yönetim, denetim, motivasyon, takdir edilme) olarak iki başlık altında değerlendirilmiştir. Yaş faktörünün iş tatmini ile doğru orantılı olduğu, kişilerin terfi olanaklarının artması, tecrübelerinin artması ile işlerinden daha fazla tatmin oldukları sonucuna varılmıştır. Cinsiyet ve medeni durum ile iş tatmini arasında herhangi bir bağ olduğu sonucuna ulaşılamamıştır. Çalışan kişilerin beceri, yetenek ve topluma uyumu gibi hususlar, iş tatminlerinin farklılaşmasına neden olmaktadır. Örgütsel faktörler anlamında konuyu ele aldığımızda ise kişinin aldığı ücretin yeterli olması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi, işin kendisinin ilgi çekici olması gibi durumlarda iş tatmininin artmasında olumlu etki yapmaktadır. Ayrıca terfi durumunun adaletli yapılması da çalışanlarının iş tatminini arttırıcı etki yapmaktadır. Bunların yanı sıra kişinin çalışma arkadaşları ile ilişkilerinin iyi olması, yöneticilerin çalışanların fikirlerine değer vermesi ve dikkate alması, demokratik denetimlerin yapılması, motivasyonlarının arttırılmasına yönelik çalışmalar ve takdir edilme durumları da çalışanların iş tatminlerini arttırıcı unsurlar olarak göze çarpmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Emniyet Teşkilatı, İletişim, Motivasyon, Örgüt İçi İletişim, Örgüt İçi İş Tatmini.
E-spor sponsorluklarının marka değerine etkisi
Bu çalışmada, halkla ilişkiler uygulamalarından biri olan sponsorluğun marka değerini nasıl etkilediğine odaklanılmıştır. Halkla ilişkiler uygulamalarından olan sponsorluğun marka değerini nasıl etkilediği ele alınmıştır. Bu bağlamda E-spor ekosistemi ele alınmıştır. Bu alanda amatör, profesyonel ve teknik kısımda çalışan kişilerle zoom üzerinden odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre sponsorluk kararlarında marka seçiminin önemli bir adım olduğu gözlemlenmiştir. Kişiler görüşme esnasında sponsor olan markalara yönelik fikirlerini beyan etmiştir. E-spor içerisinde mühim rollere sahip markaların tüketiciye etkisinden söz etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: E-spor, Marka Değeri, Marka, Sponsorluk.
Türkiye'nin en itibarlı şirketlerinin sosyal medya kullanımlarının kurumsal itibar yönetimi bağlamında değerlendirilmesi
İnsanoğlu asırlar boyu kendilerine verilen değer ve sıfatları önemli görmüş, bu düşünce doğrultusunda daima başarılı ve iyi anılmak adına uğraş vermişlerdir. Bilhassa yaşamış oldukları toplum içinde nam kazanmaya çalışmış ve kazanmış oldukları sıfatları toplum ile olan bağlarını kuvvetlendirmek üzere kullanmışlardır. Bu durum zamanla özel ya da kamu sektöründe bulunan işletmeler için de geçerli olmuş ve şirket olarak kazanmış oldukları pozitif yönlü değerlerin gün geçtikçe önemini arttırmıştır. Ancak kurumsal şirketlerin küreselleşmesi ve büyümesi aynı zamanda birtakım yenilikleri de beraberinde getirmiş ve kurumsal itibar değerlerini korumak adına çeşitli iletişim stratejilerinin planlamasını zorunlu hale getirmiştir. Gelinen bu noktada önem kazanan kanalların başında sosyal medya araçları gelmektedir. Yeni medya araçları olarak da ifade edilen sosyal medya araçlarının kendine has özellikleri, kullanımı, riskleri ve etkileri mevcuttur. Bu bağlamda yapılan araştırmada kurumsal itibar açısından yüksek seviyede olan on işletme ve bu işletmelerin sosyal medya hesapları belli kriterler çerçevesinde incelenecektir. Aynı zamanda bu on işletmenin kurumsal itibar bakımından düşük seviyede olan işletmeler ile kıyaslanması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: İtibar, Kurumsal İtibar, Yeni Medya, Sosyal Medya
Deprem sonrası kolluk kuvvetlerinin psikolojik ilk yardım çalışmalarının ajans haberleriyle sunumu
6 Şubat depremi ülkemizin on bir ilinde hissedilen her yönüyle çok büyük yıkımlara neden olan bir afettir. Böylesi bir deprem fiziksel, ekonomik, çevresel ve sosyal anlamda olumsuz sonuçlar doğurduğu gibi psikolojik olarak da zorlu süreçlerin yaşandığı, aşılması uzun yıllar alabilen, sarsıcı etkileri olan bir doğa olayı olarak tarihe geçmiştir. Kuşkusuz deprem gibi aniden ortaya çıkan ve yıkıcı sonuçları olan bir afet karşısında insanlar savunmasız kalarak kendilerine uzanacak bir yardım eli ile kurtarılmayı beklemektedir. Deprem sonrasında kurtarılmayı bekleyen insanların yardımına ise öncelikle aktif görev halinde olan birimler koşmakta ve kolluk kuvvetleri de 24 saat esası ile görev yaptıkları için ilk müdahale eden ekiplerin arasında yer almaktadır. Araştırmanın amacı 6 Şubat depremi sonrası kolluk kuvvetlerinin müdahalelerinden psikolojik ilk yardım kapsamına girenleri tespit etmek, psikolojik ilk yardımın önemini ve gerekliliğini ortaya çıkarmak ve kolluk kuvvetlerinin psikolojik ilk yardım eğitimi alması konusunda farkındalık yaratmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışma kapsamında Türkiye'de ulusal anlamda ajans haberciliğini kanıtlamış haber ajanslarının YouTube ve İnstagram sayfalarında yer alan 6 Şubat depremi sonrası kolluk kuvvetlerinin psikolojik ilk yardım müdahale haberleri nicel içerik analizi ile incelenmiştir. Bu bağlamda kolluk kuvvetlerinin deprem sonrasında önemli bir misyonu yerine getirdiği çok açıktır. Analiz sonucunda psikolojik ilk yardım uygulamaları kapsamında ele alınabilecek müdahalelerin olumlu yansımaları dikkat çekmiştir. Sözgelimi kolluk kuvvetleri tarafından depremzedelere yönelik gerçekleştirilen bu uygulamalar ile travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon, panik atak gibi psikolojik sorunların azaltılacağı ya da engellenebileceği bulgular ile ortaya koyulmuştur. Bununla birlikte kolluk kuvvetlerinin psikolojik ilk yardım müdahalelerini bilinçli bir şekilde gerçekleştirmelerinin ve mesleki yetkinliklerini konuya ilişkin teorik bilgiler, eğitimler ve güncel uygulamalar ile desteklemelerinin önemi çalışma kapsamında ortaya çıkmıştır.
Siyasal iletişimde gündem yönetimi, haber içeriğinin seçmen kanaatlerine etkisi
Günümüzde seçmen kanaatleri kuşkusuz birçok algısal faktörden etkilenmektedir. Diğer taraftan Siyaset ve seçmen algısında medyanın haberlerleştirdiği vakaların kanaatleri kristalize etme yeteneği diğer faktörlere göre daha belirgin bir işlev üstlenmektedir. Bu nedenle medyanın siyaset ve seçmen algısı üzerindeki etkisinin tartışıldığı ve incelendiği çok sayıda akademik araştırma bulunmaktadır. Bu bağlamda, bu araştırmada da siyasi haberlerin seçmen kanaatleri ve tercihleri üzerindeki etkisi konu edilmiştir. Bir siyasi aktöre ya da vakaya yönelik medya haberlerinin seçmen algısını nasıl etkilediğini orataya çıkarmak amaçlanmıştır. Yapay zeka tarafından oluşturulan bir siyasi aktöre yönelik olumlu ve olumsuz haberlerin iki farklı denek grubuna gösterildiği fokus grup yöntemi kullanılmıştır. Ekme kuramı çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde medya haberleri ve seçmen algısı arasında güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir..
Glokalleşme sürecinde kurum imajı: Yeni medya ortamında bütünleşik pazarlama iletişimi Starbucks örneği
Bu tezde glokalleşme sürecinde markalar tarafından kullanılan yeni medya araçları ele alınmıştır. Glokalleşmenin çağımızın önemli fenomenlerinden birisi olduğu yargısından hareket edilmiştir. Yerel ve küresel arasındaki ilişkide ağırlığın yerele kayması anlamına gelen glokalleşme bağlamında medyanın yeni biçimleri üzerinde durulmuştur. Tezin temel tartışmasını oluşturan glokalleşme sürecinde marka imajı olgusu, Starbucks isimli kahve firması üzerinden tartışılmıştır. Bu amaçla Starbucks Türkiye'nin, youtube isimli internet platformunda kullandığı resmi kanalı incelenmiştir. Youtube, yeni medya, pazarlama iletişimi ve marka imajı açısından etkin olarak kullanılan bir platformdur. Çalışma için bu kanalda yer alan videolar içerik analizine tabi tutulmuş, firmanın marka imajı ve pazarlama stratejisini nasıl bina ettiği incelenmiştir. Videolar içeriklerine göre kategorilere ayrılmış, bu kategoriler altında değerlendirme yapılmıştır. Varılan en belirgin sonuç Starbucks'ın Youtube üzerinden influencer pazarlama da dahil olmak üzere pazarlama iletişimi ve marka imajını etkin bir biçimde oluşturduğudur. Video içeriklerinin alt kategorilerinde de en fazla öne çıkan unsurun marka imajı olması bu yargıyı desteklemektedir. Starbucks firmasının youtube kanalı üzerinden yapılan bu araştırma aynı zamanda glokalleşme sürecinde markaların pazarlama iletişimlerini nasıl kurduklarını anlamak açısından da önemli veriler sunmaktadır. Buna göre pazarlama iletişiminin içerisinde glokalleşmeye paralel olarak yerelin öne çıktığı vurgulara rastlanmaktadır. Bu çalışmada araştırma yöntemi olarak içerik analizi kullanılmıştır. Starbucks Türkiye'nin youtube kanalında yer alan videolar incelenip değerlendirilmiştir.
KOVİD-19 pandemisinde yayınlanan reklamlara yönelik göstergebilimsel bir analiz
Reklamlar, markaların tüketicilerle iletişime geçmesi ve marka hakkında olumlu imaj yaratabilmesi açısından önem arz etmektedir. Reklam filmlerinin etkisiyle insanlar belirli bir davranışa yönelebilmekte ya da söz konusu ürün veya hizmete yönelik tutumlar oluşturmaktadır. Reklamlar, tüketici ile ürün, marka veya firma arasında ilişki kurarak, toplumsal normlara uygun şekilde hareket eden ve tüketicinin zihnini doğrudan görsel unsurlar aracılığıyla etkileyen bir iletişim aracı olarak işlev görür. Günümüzde ticari kuruluşların hedef kitlelerini etkileyen toplumsal ve küresel olayları önemsedikleri ve bu ilgiyi çeşitli yollarla gösterdiği görülmektedir. Bu doğrultuda kar amacı gütmeyen kuruluşların topluma katkı sağlamak maksadıyla yürüttükleri sosyal pazarlama faaliyetlerine benzer çalışmalara ticari kuruluşlar da yönelmektedir. Firmaların sosyal pazarlamanın bileşenlerinden olan sosyal reklamla ilgili gönüllü çalışmalar yürüterek topluma yararlı olmaya çalıştıkları görülmektedir. Böylece firmalar, toplumsal olaylardan ayrı düşmemekte ve markalarını toplumla iç içe geçirerek akıllarda kalıcılığını korumakta ve olumlu imajını güçlendirmektedir. Mart 2020 itibariyle Türkiye'nin de etkilendiği Kovid-19 pandemisi, birçok sektörde değişikliklere neden olmuştur. Küresel salgın, dünyanın genelinde işleyişin yavaşladığı ve insanların bakış açısının değiştiği bir dönemi beraberinde getirmiştir. Firmalar da bu yeni düzene uygun kurumsal tanıtım faaliyetleri gerçekleştirmeyi tercih etmiştir. Firmaların gerçekleştirdiği kurumsal tanıtım faaliyetlerinin öncüsü, genellikle reklam filmleri olmaktadır. Firmaların/markaların da bu dönemdeki reklamlarında nasıl bir yol izlediği merak edilmektedir. Çalışma dahilinde, Kovid-19 pandemisine odaklanan ve Türkiye'de gösterime girmiş reklam filmlerinin analizi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında gıda, içecek, bilgi ve iletişim ve bankacılık sektörlerinden seçilen firmaların televizyon reklam filmleri nitel bir yöntem olan göstergebilimsel analiz kullanılarak incelenmiştir. Firmaların yayınladıkları reklamlarda Kovid-19 salgınından korunmaya yönelik sosyal mesafe, maske ve evde kalma tedbirleriyle ilgili farkındalık oluşturmaya çalıştığı gözlenmiştir. Pandemi döneminde firmalar moral verici içeriklerle, duygusal bağ kurma ve toplumsal dayanışma mesajlarıyla, reklamlarında tüketicilere geleceğe yönelik umut ve güven vererek, krizi birlikte aşma çağrısında bulunmuşlardır.
Sosyal medya reklamlarına yönelik şüpheciliğin Y ve Z kuşağının satın alma davranışı üzerindeki rolü: Malatya ili örneği
Reklama yönelik şüphe, reklama inanmama eğilimidir. Reklam şüpheciliği konusu reklamın etkinliği, samimiyeti ve inandırıcılığı konusunda önemlidir. Tüketiciler, reklama duydukları şüphe sonucunda ürüne ya da markaya inanmakta güçlük çekebilmektedirler. Bu bağlamda reklamlar samimiyetlerini kaybederek tüketicilerin satın alma davranışı üzerinde belirleyici rol oynabilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı Y ve Z kuşağı tüketicilerinin sosyal medya reklamlarına yönelik şüpheciliği ve bunun satın alma davranışını üzerindeki rolünün incelenmesidir. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket uygulanmıştır. Ankette tüketicinin satın alma davranış, reklam şüpheciliği ve sosyal medya reklamına yönelik tutum ölçekleri kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 430 katılımcıya çevrim içi ve yüzyüze anket uygulanmıştır. Korelasyon analiz sonuçlarına göre, sosyal medya reklamlarına yönelik şüphecilik hem tutumu hem de satın alma davranışını pozitif yönde etkilemektedir. Sosyal medya reklamlarına yönelik şüphecilik, tutum ve satın alma davranışının demografik özelliklerle arasındaki ilişkiyi analiz etmek yapılan testler sonucunda ise sosyal medya reklamlarına yönelik tutum ile cinsiyet arasında, eğitim düzeyi ve satın alma davranışı arasında ve eğitim ve sosyal medya reklamlarına yönelik tutum arasında anlamlı bir farklar bulunmuştur.