
75
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Competitive strategies of virtual organizations; An analysis on book stores in Turkey
Nowadays we are experiencing a new industrial revolution, virtuality. This new era has a difference from previous ones. It affects all spheres of life from buying habits to production. Boundaries among markets, workers, clients and even spaces are blurring. It is surely beyond doubt that traditional management system gets its share on this evolution process. Now companies must be more flexible in order to cope up with all these changes. At this stage, the most sensible thing to do is organizing virtually. In this research, we focused on competitive strategies of online booksellers in Turkey. We found that, booksellers in virtual space are different than those physical stores. They fit new trends in the market and are able to respond changes faster than physical stores. In addition to that reasonable prices, product variety, time saving and accessibility are other strategic advantages of virtual organizations.
Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye Cumhuriyeti polis teşkilatları karşılaştırması
Devletler öteden beri kıyaslama (benchmarking) kavramı üzerinde durmuşlarve kurumları itibariyle kendileri ile aynı işi yapan diğer ülkelerin kurum yadakuruluşları ile kendilerini kıyaslama yoluna gitmişlerdir. Bu sayede yaptıkları işleridaha verimli ve etkili hale getirme yolları aramışlar, kendilerine benzer ama farklıvizyondaki kurumlardan fikir alışverişini benimsemişlerdir. Bu bağlamda,Cumhuriyetin ilk yıllarından beri Türk kamu kurumlarının modernizesinde gelişmişülke modellerinin örnek alınmasının reform çalışmalarında önemli bir yere sahipoldugu görülmektedir. Bu nedenle, günümüzde dünyanın `süper gücü' olarak kabuledilen ABD'nin sahip olduğu güvenlik teşkilatlarının coğrafi olarak çok büyük birülkede nasıl etkili ve verimli çalıştığını personel ve kamu yönetimi perspektifindenkeşfetmenin Türk Polis Teşkilatı açısından önemli olduğu düşünülmüştür.Araştırma Amerika Birleşik Devletlerinin Texas eyaletinde yapılmıştır.Araştırma, ABD'de federal bir kolluk örgütü olan Federal Soruşturma Bürosunun (FBIDallas l Müdürlüğü) ve North Richland Hills (yer yer Denton şehri polis müdürlüğü)şehri polis müdürlüğünün ve Türk Polis Teşkilatının; örgüt yapıları, yönetimsistemleri, personel alımları, personel eğitimleri, terfi sistemleri, personel performansdeğerlendirmeleri, çalışma şartları ve sosyal haklarının incelenmesi, keşfedilmesi vekarşılaştırılması şeklindedir. 2006 yılı itibariyle bu başlıklardaki mevcut uygulamalarve uygulamadaki mevcut mevzuat ve hükümleri ele alınarak mevcut durumun resmiçekilmiştir.Belirtilen bu araştırma konuları, Türk Polis Teşkilatı'nda var olduğu kabuledilen veya problemin tanımlanması ile ilgili olarak yapılan literatür taramasındakarşılaşılan sorunların ortadan kaldırılarak verimliliğin arttırılmasına yönelikçalışmalara destek vereceği düşünüldüğünden dolayı seçilmiştir. Sonuçta ortayaçıkan bulgulardan Türk Polis Teşkilatı'nda uygulanması faydalı olarakdeğerlendirilenler uygulamaya öneri olarak sunulmuştur. Katkının, Türk PolisTeşkilatı'nda kamu yönetimi sorunlarına bir nebze ışık tutarak ve çözüm üreterek,Türk polis örgütünde personelin verimlilik ve etkililiğini arttırmada kullanılmasıumulmaktadır.
Yerel özerklik açısından belediye personelinin yönetimi (Ankara belediyeleri araştırması)
Yerel özerklik; Yerel yönetimlerin, kendi görev alanları içinde yetkilerini, merkezi yada bölgesel yönetimlerin, yada onların ajanlarının herhangi bir müdahalesi olmaksızın kullanabilmeleri ve bu amaçla serbestçe karar alıp uygulayabilmeleri durumudur. Kamu Personel Yönetimi; Kamu kurum ve kuruluşu içinde çalışacak olan personelin işe alınmasından, örgütten ayrılmasına kadar geçen süre içinde o personel ile ilgili her türlü işlemlerin yapılmasıdır. İl özel idaresinin başında merkezi idarenin atadığı valinin bulunması ve valinin havale etmediği evrakın il genel meclisinde görüşülememesi, köy tüzel kişiliğinin işlevinin yok denecek durumda olması, yerel özerklik açısından belediyeler tek mahalli idare birimi olarak algılanmaktadır. Beldeye hizmet kaliteli yönetici ve personel ile sağlanacaktır. Araştırmanın evrenini, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Keçiören Belediyesi, Kızılcahamam Belediyesi ve Pursaklar Belediyesinde görev yapan belediye başkanı, personel müdürü ve personel (memur, sözleşmeli personel, işçi) oluşturmaktadır. Araştırmada bilgi toplama aracı olarak kullanılan anket verilerinde, yüzde (%) ve grafik dağılımı gibi istatistiksel teknikler kullanılarak bütün sorular için yüzde dağılımları yapılmıştır. Araştırma yapılan belediyelerde; Merkezi idarenin vesayet yetkisinin belediyelerdeki hizmetlerin yürütülmesini olumsuz yönde etkilediği, vesayet yetkisinin siyasi kullanıldığı, ilk defa memur/işçi alımında merkezi sınav yapılması hizmetleri olumsuz yönde etkilediği, yolsuzlukların artmasına sebep olduğu, hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitimin yetersiz olduğu, merkezi idare tarafından yapılan sınav sonuçlarına göre personelin bir üst göreve atanması belediyelerde disiplin ve kariyeri olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Belediyelerde daha iyi hizmetin sağlanabilmesi, merkezi idare ile yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumlulukların belirlenmesi, ayrı bir Yerel Yönetim Bakanlığı kurulması, vesayet denetimi yerine performans ve hukuk denetimi yapılması ve yerel özerkliğin arttırılması, hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitime önem verilmesi halinde mümkündür.
Cultural integration in international entrepreneurship: How foreign food businesses localize in Türkiye
This study explores the dynamics of cultural integration in international entrepreneurship, focusing on how foreign-owned food businesses adapt to Türkiye's unique cultural and regulatory landscape. Through qualitative research involving fifteen semi-structured interviews with foreign restaurateurs, the findings highlight the importance of aligning traditional cuisines with Turkish consumer preferences, navigating bureaucratic challenges, and fostering community connections. Entrepreneurs who successfully localized their operations demonstrated a blend of cultural sensitivity, legal adaptability, and strategic networking. The research underscores that cultural integration is not merely a survival strategy but a pathway to thriving in Türkiye's vibrant and diverse market. By examining the interplay between cultural adaptation, regulatory compliance, and community engagement, this study provides valuable insights into the success factors for international food businesses in Türkiye.
Borsa İstanbul'da bilgiye dayalı alım ve satımlar
This thesis investigates how information asymmetry affects asset prices in Borsa İstanbul. In the first chapter, we introduce the R package InfoTrad that estimates the probability of informed trading. Next, we examine the relationship between information asymmetry and stock returns in Borsa İstanbul. Firm-level cross-sectional regressions indicate an economically insignificant relationship between PIN and future returns. Moreover, univariate and multivariate portfolio analyses show that portfolios of stocks with high levels of informed trading do not realize significant return premiums. Consequently, our results, suggest that information asymmetry is a firm-specific risk and it can be eliminated with portfolio diversification. Finally, we compare the informational (dis)advantage of foreign investors trading in Borsa İstanbul. We first show that an average foreign trade creates buy pressure whereas an average local trade generates a sell pressure. The permanent impact foreign investors over and above local investors is significant only for 24 stocks which correspond to 7% of our sample. Importantly, we show that foreign price impact occurs primarily in a period of political instability which started with the Gezi Park protests in June 2013. In a panel setting, we also show that adverse selection cost due to foreign trading significantly increases even when we control for firm-specific factors along with global and local macroeconomic conditions. Domestic investors with undiversified portfolios may be more risk-averse during periods of increased turmoil. This may enable foreign investors to have a better position to take advantage of potential price misalignments, especially for stocks of commercial banks.
Türk ordusu askere alma sisteminin değerlendirilmesi ve askere alma sisteminin optimizasyonu için bir model önerisi
This study evaluates the Turkish Army recruitment system by measuring thetotal deviations of personnel inventories from the target value of inventory level.The target inventory level is the average of projected available human source inthe next 19 years. In our study we offer a model that minimizes the deviationsfrom the targeted inventory level of soldiers. The study also computes the zerovalue of total number of deviations for different service time durations in themilitary with applying different ages for the people of same birth year at the timeof recruitment. The results of the study indicate that even without the flexibilityof applying different ages, the model always achieves better results than thecurrent recruitment system.Keywords: Recruitment, Goal programmingi
Deterministik ve gürbüz kesikli zaman/maliyet ödünleşim problemleri için modeller ve algoritmalar
Projects are subject to various sources of uncertainties that often negatively impact activity durations and costs. Therefore, it is of crucial importance to develop effective approaches to generate robust project schedules that are less vulnerable to disruptions caused by uncontrollable factors. This dissertation concentrates on robust scheduling in project environments; specifically, we address the discrete time/cost trade-off problem (DTCTP).Firstly, Benders Decomposition based exact algorithms to solve the deadline and the budget versions of the deterministic DTCTP of realistic sizes are proposed. We have included several features to accelerate the convergence and solve large instances to optimality. Secondly, we incorporate uncertainty in activity costs. We formulate robust DTCTP using three alternative models. We develop exact and heuristic algorithms to solve the robust models in which uncertainty is modeled via interval costs. The main contribution is the incorporation of uncertainty into a practically relevant project scheduling problem and developing problem specific solution approaches. To the best of our knowledge, this research is the first application of robust optimization to DTCTP.Finally, we introduce some surrogate measures that aim at providing an accurate estimate of the schedule robustness. The pertinence of proposed measures is assessed through computational experiments. Using the insight revealed by the computational study, we propose a two-stage robust scheduling algorithm. Furthermore, we provide evidence that the proposed approach can be extended to solve a scheduling problem with tardiness penalties and earliness rewards.
Gelişmekte olan menkul kıymet borsalarında finansal liberalizasyon, yabancı hisse senedi yatırımı ve volatilite
In this thesis, the effects of financial liberalization and foreign equity investment on the return volatility of stocks in emerging stock exchanges are investigated. At the aggregate level analyses, it is shown that the degree of financial liberalization has an increasing impact on the aggregated total volatility of stocks. The analysis of the components of the aggregated total volatility indicates that that the degree of financial liberalization impacts the aggregated total volatility through aggregated idiosyncratic and local volatility. In the second part of the aggregate level analyses, the effect of foreign equity investment on the return volatility of stocks is investigated by using foreign equity flow data which is available for İstanbul Stock Exchange. It is found that foreign equity inflow and outflow have asymmetric effects on average stock-return volatility. While an inflow has a decreasing impact on aggregated stock return volatility, an outflow has an increasing impact. At the firm level analysis, the time-series variation in return volatility of stocks that are cross-listed on US exchanges is examined. Unlike previous studies in cross-listing literature, return volatility is analyzed using conditional heteroscedasticity models. It?s found that firms? exposure to risks such as local and global market betas remain unchanged after cross-listing. Moreover, no change in the dynamics of the volatility of cross-listed stocks is detected. Furthermore, it?s shown that the mean level of conditional variance is not affected by the decision to cross-list. Thus, it is concluded that share holders of cross-listed stocks are not subject to adverse volatility effects.
Finansal refahın tahminlenmesinde kestirimci unsur olarak büyük beşli kişilk özelliklerinin kullanılması: Büyük veri yaklaşımı
Research has posited credit card transactions as highly probable to be grounded on the personality of the card holder. In this research, we investigate whether the big five personality traits of customers derived from credit card transactions predict their financial wellbeing. Our approach uses real data from a private Turkish bank, which contain both the demographic and financial records of 10,172 consumers located in Istanbul with 911,280 transactions. We filter purchasing categories related to the big five personality traits from Matz, Gladstone, and Stillwell's study (2016). First, we link spending categories to the big five personality traits by considering Matz et al.'s study (2016). Then we calculate the big five factor scores of customers by monthly aggregating the individual big five scores of their transactions. Next, we investigate the relationship between the monthly big five personality scores and payment behavior of their credit card statements. In our main model, we estimated customers' on-time payment behavior of the full amount due 8.8 % better than a random prediction (with 54.4 % AUROC value) by using their monthly big five personality scores and yearly and six-month based trends as independent variables.
Müzik duygusu tanıma: Çok-modlu makine öğrenmesi yaklaşımı
Music emotion recognition (MER) is an emerging domain of the Music Information Retrieval (MIR) scientific community, and besides, music searches through emotions are one of the major preferences utilized by web users. As the world goes to digital, the musical contents in online databases, such as Last.fm have expanded exponentially, which require substantial manual efforts for managing them and also keeping them updated. Therefore, the demand for advanced and flexible search mechanisms, which can be personalized according to the emotional state of users, has received increasing attention in recent years. This thesis concentrates on addressing music emotion recognition problem by presenting several classification models, which were fed by textual features, as well as audio attributes extracted from the music. In this study, we build both supervised and semi-supervised classification designs under four research experiments, that addresses the emotional role of audio features, such as tempo, acousticness, and energy, and also the impact of textual features extracted by two different approaches, which are TF-IDF and Word2Vec. Furthermore, we proposed a multi-modal approach by using a combined feature-set consisting of the features from the audio content, as well as from context-aware data. For this purpose, we generated a ground truth dataset containing over 1500 labeled song lyrics and also unlabeled big data, which stands for more than 2.5 million Turkish documents, for achieving to generate an accurate automatic emotion classification system. The analytical models were conducted by adopting several algorithms on the cross-validated data by using Python. As a conclusion of the experiments, the best-attained performance was 44.2% when employing only audio features, whereas, with the usage of textual features, better performances were observed with 46.3% and 51.3% accuracy scores considering supervised and semi-supervised learning paradigms, respectively. As of last, even though we created a comprehensive feature set with the combination of audio and textual features, this approach did not display any significant improvement for classification performance.
Zengin araç rotalama: Bir lojistik firması için veri odaklı sezgisel uygulama
Changing online shopping behaviors have resulted in the emergence of different product and services that aim high customer satisfaction. In this thesis, we develop an alternative approach to solve problem of a logistics company, which operates solely for e-commerce transactions, using an Adaptive Large Neighborhood Search (ALNS) heuristic. To understand the nature of the distribution system and for the development of the solution procedure, we create, preprocess and analyze a dataset constructed from company's database that is used for daily operations. The proposed solution provides a prioritization mechanism for the deliveries based on certain specifications related to deliveries. To evaluate the performance of the proposed ALNS, we perform computational experiments using scenarios with real-life instances extracted from the dataset. Our results show that, the proposed ALNS can produce solutions with high quality regarding customer satisfaction.
Ürün ağlarında betimleyici ve ön görücü analitiklerin etkileşimi: Sam's club vakası
Due to the fact that there are massive amounts of available data all around the world, big data analytics has become an extremely important phenomenon in many disciplines. As the data grows, the need for businesses to achieve more reliable and accurate data-driven management decisions and to create value with big data applications grows as well. That is the reason why big data analytics become a primary tech priority today. In this thesis, initially we use a two-stage clustering algorithms in the customer segmentation setting. After the clustering stage, the customer lifetime value (CLV) of clusters are calculated based on the purchasing behaviors of the customers in order to reveal managerial insights and develop marketing strategies for each segment. At the second stage, we used HITS algorithm in product network analysis to achieve valuable insights from generated patterns, with the aim of discovering cross-selling effects, identifying recurring purchasing patterns, and trigger products within the networks. This is important for practitioners in real-life application in terms of emphasizing the relatively important transactions by ranking them with corresponding item sets. From practical point of view, we foresee that our proposed methodology is adaptable and applicable to other similar businesses throughout the world, providing a road map for the potential applications.
An analysis of derivative markets efficiency in emerging economies
In this study, Efficient Market Hypothesis in weak form is applied to futures markets in European Emerging Economies, by testing whether the price series of these markets contain unit root. The hypothesis that futures market price index follow a random walk tested for Greece, Hungary, Poland, Russia and Turkey, using the linear unit root tests (ADF and PP), linear panel unit root test, nonlinear unit root test developed by Kapetanios et al. (2003) and nonlinear panel unit root test developed by Ucar and Omay (2009). The data is monthly and it was collected from DataStream. There are 70 monthly observations for each market between the period of September 2005 and June 2011. The results of ADF and PP show that all futures markets are weak form efficient. Nonlinear unit root test results indicate that Polish and Turkish futures markets are not weak form efficient. The findings of the linear panel unit root test show that this group when considered as a whole, are efficient in the weak form while the findings of the nonlinear panel unit root test indicates that they are inefficient as a group.
İnsani gelişmişlik endeksinin sınıflandırma başarılarının karşılaştırılmasında karar ağacı yöntemlerinin kullanılması
Günümüzde bilişim alanındaki hızlı gelişmeler sonucunda yapılan her işlem bilgisayarlara kaydedilmektedir. Bu kaydedilen veriler dev veri tabanlarını oluşturmaktadır. Kurumlar için rekabet avantajı sağlayacak olan önemli bilgiler bu veri yığınları içerisinde kaybolmaktadır. Geleneksel istatistiksel yöntemler ile bu büyük boyuttaki verilerin çözümlenmesi mümkün olmadığı için alternatif olarak veri madenciliği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı UNDP (United Nations Development Programme)'nin her yıl yayınlamış olduğu İnsani gelişme raporunda bulunan ülkelerin gelişmişlik seviyelerini ortaya koyan İnsani gelişme endeksinin veri madenciliği tekniklerinden C5.0, CHAID ve C&RT algoritmaları kullanılarak sınıflandırılması ve sınıflandırma başarılarının karşılaştırılarak en iyi tekniğin seçilmesidir. Analiz sonucunda C5.0 algoritmasının diğer algoritmalara göre daha yüksek bir sınıflandırma başarısı sağladığı ortaya konulmuştur.
Examining the value of after-sales services through the lens of service-dominant logic: A Conservation-of-Resources-Theory interpretation
The current study investigates the customers' after-sales service (AS-S) experiences with a framework based on service-dominant logic that involves both value co-creation and co-destruction elements. The main constructs that are investigated as a means to comprehend customers' AS-S experiences are contemplated upon the conservation of resources theory. Accordingly, the study develops and proposes constructs of primary resource loss (i.e. losses of value-in-exchange, value-in-use, and value-context), resource conservation effort (i.e. process, mental, and legal/punitive efforts), secondary resource loss (time, self-esteem, consumer-rights, and material/financial losses), and finally secondary resource gain (convenience, support, self-esteem, and material/financial gains) that emerge in consumers' AS-S experiences. The purpose of this study is to understand how these constructs are related to each other and to the customers' service satisfaction in shaping their overall AS-S experiences. Two conceptual models are proposed with an intention to devote separate focus on co-creative after-sales service experiences that results in secondary consumer gains and on co-destructive after-sales service experiences that ends up with secondary consumer losses. The proposed models are empirically tested with data from 422 consumers in Turkey. The hypotheses are tested with the utilization of Structural Equation Modelling (SEM) in SPSS AMOS. The results indicate different paths that after-sales service specific secondary losses and secondary gains would follow which eventually leads to satisfaction (for co-creative service settings) and dissatisfaction (for-co-destructive service settings).
The acceptance and continued usage of open source data science and advanced analytics technologies
Due to the ubiquity of open source technologies in data science, organizations started to lean towards open source ecosystems. With the increasing number of citizen data scientists in organizations, individuals in business units with non-technical backgrounds also need to adopt and utilize these technologies. This signifies a substantial change for individuals who are used to working with proprietary technologies for which relying on a major vendor is inherently more reassuring. To address this problem, we develop and test a model that examines the trust-based determinants of the continued use of open source data science and advanced analytics technologies (OSDST) in organizations. We conducted a field survey methodology for data collection purposes. We used Partial Least Squares Structured Equation Modeling (PLS-SEM) to test the model's validity and the hypothesized relationships. Our results indicate that trust in OSDST strongly influences usefulness perceptions and user satisfaction. We have also found that situational normality and trust in the data science community are two direct determinants of trust in OSDST. Further, compared to the top management championship, we found that the championship of co-workers plays a more central role in shaping trusting beliefs. To the best of our knowledge, this is the first study investigating the individual use of OSDST in organizations, where most individuals actively adopt and utilize open source technologies for the first time.
Consumer-level factors that moderate the success of private label brands: Hedonic versus utilitarian products
Private labels with increasing market shares and improving quality perceptions are a worldwide phenomenon receiving attention from both academicians and professionals. Taking the consumer perspective, this study with its large-scale survey examines the predictive power of consumer-level factors such as price consciousness, price quality associations, brand loyalty and quality variability on private label brand purchase intentions with multiple regression analyses. The unique contribution of this paper is analyzing private label purchase decisions by comparing hedonic products to utilitarian products. As a result, we see consumers exhibit different behaviors toward them. Results showed that consumers are more prone to buy PLBs when it is an utilitarian good and perceive less quality variability among different brands of the utilitarian good. On the other hand, people are more brand-loyal for hedonic goods and make higher price quality associations compared to utilitarian goods. The Regulatory Focus Theory, people's dominant regulatory focus, is also integrated into the model, but consumers' dominant regulatory focus did not exhibit any significant predictive power on private label purchase intention according to the regression analysis. Demographics such as age, education, income level and household size are other independent variables in the regression analysis, and some of them proved to be significant for one of the two product types.
Psychological capital: Links to support, job engagement and organizational commitment
Psychological Capital: Links to Support, Job Engagement and Organizational Commitment Positive psychology discipline is concerned with the positive emotions, positive behaviors and supportive institutions with an aim of understanding both human suffering, happiness and their enablers. Under the positive psychology discipline, psychological capital construct emerged to help us understand developmental capacity of individuals in terms of having self-efficacy to spend necessary endeavors to achieve goals, feeling optimistic about success, having hope and perseverance towards goals and being resilient when encountered by obstacles. This study's main purpose was understanding the impact of psychological capital on affective commitment and job engagement. For this objective, responses from 206 employees from different industries and various occupations were collected with a two-phased questionnaire. The results showed that psychological capital had an important influence on affective commitment and job engagement along with a strong relationship with workplace support. Furthermore, there was the full mediation effect of psychological capital between perceived organizational support, supervisor support, coworker support and job engagement. The results of this study are providing future researchers with support that PsyCap is an important construct which needs to be investigated when studying employee outcomes and workplace support. Since the research of psychological capital has been developing recently, more research and attention are needed for its understanding and prediction on employee outcomes.
Türkiye'de çağrı merkezi sektöründe COVID 19 ile başlayan uzaktan çalışmanın operasyon yönetimine olumlu etkileri
Bu tez çalışmasında, Covid-19 salgını ile birlikte hızlanan ve zaruri ihtiyaç haline gelen uzaktan çalışmanın etkileri, çağrı merkezi sektörü özelinde ele alınmıştır. Çağrı merkezi firmalarında uzaktan çalışmanın gelişimi ve uygulama şekilleri incelenmiştir. Türkiye'de bulunan çağrı merkezlerinde, uzaktan çalışmanın operasyon yönetimine olumlu etkileri özelinde çalışma detaylandırılmıştır. Değişimi anlayabilmek adına çalışma kavramının geçmişten bugüne kadar süregelen tarihi değişimi ve endüstri süreçleri araştırmaya dahil edilmiştir. Çağrı merkezi sektörünün genel durumu ve gelişimi geçmişten bugüne incelenmiştir. Çağrı merkezlerinin iş yapış şekilleri detaylandırılmış, pandemi sebebi ile uzaktan çalışmaya zorunlu geçiş yapan sektörün süreçlerinde ki köklü değişiklikler analiz edilmiştir. Çağrı merkezlerinde bulunan departmanlar genel olarak değerlendirilmiştir. Departmanların geleneksel ofis düzenindeki çalışma süreçleri, uzaktan çalışmada değişen süreçleri ve iş modelleri araştırılmıştır. Operasyon yönetim ekiplerinin çalışma düzenindeki değişiklikler ve yeni uygulamalara odaklanılmıştır. Yaşanılan zorlukların nasıl aşıldığı ve olumlu etkileri detaylandırılmıştır. Tüm bu incelemelerde uzaktan çalışmanın faydalarını ve risklerini tespit edebilmek adına literatür ve kaynak taramaları yapılmış, anketler ve raporlar değerlendirilmiş, analizler çıkartılmış, çağrı merkezi yöneticileri ile mülakatlar yapılmıştır. Uzaktan çalışmanın departmanlara, şirketlere, müşterilere ve çalışanlara etkileri çıkartılmıştır. Çağrı merkezlerinde uzaktan çalışmada başarılı sonuçlara ulaşabilmek adına uygulanabilecek metodlar araştırılmıştır. Uzaktan çalışmanın geleceği hakkındaki öngörüler ve önerilerde eklenmiştir.
İşletmelerde performans yönetiminin motivasyonel etkisi
Günümüzde küresel dünya; teknoloji, bilim, yönetim, ekonomi, iletişim gibi birçok alanda günden güne sürekli ilerlemeye tanık oluyor. Trendleri ve ilerlemeyi yakalamak ve başarılarını güvence altına almak için işletmelerin modern yöntemlere adapte olmaları gerekmektedir. İnsan kaynakları fonksiyonu işletmenin kilit işlevlerindendir. Performans yönetimi; şirketin stratejik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak için bir yönetici ve çalışan arasında tüm yılı kapsayan, devam eden bir iletişim sürecidir. İşletmelerin verimli çalışması, sadece insan kaynaklarının etkin yönetimine değil, aynı zamanda çalışanların verimliliğinin artırılmasına da bağlıdır. Çalışan motivasyonu, verimliliği artırmanın anahtarıdır. Motive olmuş insan kaynağının katkılarının bilincinde olan işletmeler, çalışanları motive etmek için farklı motivasyon araçlarını sıklıkla kullanmaktadır. Bu çalışma, birinci bölümde performansı tanımlamaya başlayarak, performans yönetim sisteminin işgörenler üzerindeki motivasyonel etkisini motivasyon kavramı ile birlikte değerlendirmektedir. Bu çalışmada ele alınan örnek şirkette uygulanan performans yönetim sisteminin motivasyon üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının, varsa bu ilişkinin hangi yönde olduğunun, işgörenler üzerinde uygulanan anket neticesinde ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda performans yönetim sistemi uygulanan bir işletmede çalışan kişilere anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket analizi ile ilgili olarak işletmelerde uygulanan performans yönetim sistemlerinin motivasyonuna etkisiyle ilgili genel değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çalışmada yapılan analiz sonucunda motivasyon araçları ve performans yönetimi sistemi arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Etkin bir performans yönetim sistemi uygulanan işletmelerdeki işgörenlerin motivasyonlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte motivasyonun alt boyutlarından olan ekonomik, psikososyal ve örgütsel araçların çalışan performansını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
İnsan kaynakları yönetimi açısından Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin eğiticilerin başarı düzeylerine etkileri
Araştırmada, insan kaynakları yönetimi açısından Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin, eğitimcilerin başarı düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Trabzon / Ortahisar ilçesi uygulama sahası olarak seçilmiştir. Nitel araştırma desenine uygun olarak tasarlanan bu çalışmanın örneklemini; okul müdürü, müdür yardımcısı, bilişim teknolojileri öğretmeni, rehber öğretmen / psikolojik danışman, sınıf öğretmeni ve din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapan ve toplam 6 farklı meslek grubunu temsil eden yönetici ve öğretmenlerden oluşan 327 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Ortahisar ilçesinde yer alan resmi 25 ortaöğretim kurumu / lise ile resmi 26 ortaokul ve resmi 22 ilkokul olmak üzere toplam 73 kurumda anket uygulaması yapılarak veriler elde edilmiştir. Çalışmada katılımcılardan elde edilen veriler, frekans analizine tabi tutularak ve ilgili verilerin yüzde değerleri hesaplanarak yorumlama yapılmıştır. Araştırmada öğretmen ve yöneticilerin katıldığı hizmet içi eğitim türleriyle almış oldukları ödül çeşitlerinin branşlara dağılımı ve edinilen başarılar ve/veya ödüller ile hizmet içi faaliyetlere katılım sağlamanın yönetici ve öğretmenlerin mesleki / kariyer gelişimlerine katkı düzeyleri incelenmiştir. Çalışmanın bulgular bölümünde hem yönetici hem de öğretmenlerin katılım sağladığı hizmet içi eğitimlerden ilk 10 sırada ve en çok yer alan hizmet içi eğitime yer verilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre; eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin yönetici ve öğretmenlerin başarı düzeylerine etkisinin olumlu yönde ve yüksek düzeyde olduğu görülmüştür.
Halkla ilişkiler aracı olarak belediyelerde sosyal medya kullanımı: Trabzon ili örneği
Bu çalışmada, son yıllarda dünya genelinde kullanımı giderek artan internet ve internet teknolojilerinin kurumlarda halkla ilişkiler uygulamalarında ortaya çıkardığı değişiklikler incelenmek istenmiştir. Bu doğrultuda yapılan araştırmanın ilk üç bölümünde, geçmişten günümüze halkla ilişkilerin değişen tanımları, modelleri, düzeyleri, uygulayıcı rolleri, kurum içerisindeki konumu ve araçlarına değinilmektedir. Ayrıca bu araçların geleneksel medya ve yeni medya kıyaslaması içerisinde kullanım avantajları ve dezavantajları ortaya koyulmaktadır. Araştırmanın son bölümünde ise Trabzon'daki ilçe belediyelerinin halkla ilişkiler aracı olarak sosyal medya kullanımları ölçümlenmektedir. Ülkemiz nüfusunun yarısından fazlasının internet kullanıcısı olduğu ve internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun sosyal medyayı aktif olarak kullandığı düşünüldüğünde, belediyelerin hedef kitlelerine ulaşmak için halkla ilişkiler aracı olarak sosyal medya ağlarında yer almaları önemli bir yere sahiptir. Tam sayım yöntemi ile Trabzon'da bulunan 18 ilçe belediyesinin 3 ayrı sosyal medya hesabında paylaşılan içerikler doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler 4 adet araştırma sorusu çerçevesinde oluşturulan tema ve kategorilerle içerik analizine tabi tutulmuştur. Trabzon'da bulunan 18 ilçe belediyesinin tamamını kapsayan araştırma kapsamında elde edilen bulgular; belediyelerin, toplum tarafından yoğun olarak kullanılan sosyal mecralarda yer aldığını ve aktif paylaşımlarda bulunduğunu göstermektedir. Bu durum da belediyelerin karşılıklı etkileşime zemin sağlayacak adımlar attıklarını göstermektedir.
Türkiye'de sigorta bilinci: Trabzon ili örneği
Sigorta, kişilerin gelecekte yaşamaları olası bulunan her türlü tehlike ve riske karşılık olarak, zararın giderilmesi amacıyla kişinin zarar doğmadan önce yapmış olduğu ödemeler neticesinde kendisini ve mallarını güvence altına alma seçeneklerinden birisidir. Sigorta sektörü Türkiye'de gelişim göstermekle birlikte henüz beklenen seviyeye ulaşamamıştır. Bu durumun en önemli sebeplerinden birisi toplumda sigorta bilincinin yeterli seviyede gelişmemiş olmasıdır. Bu çalışmada, sigorta sektörüne yönelik genel bilgiler verilerek, Türkiye'de sigorta bilincinin ne düzeyde olduğu Trabzon ilinde yapılan bir saha araştırması üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. Trabzon ilinde yaşayan 389 kişiye uygulanan anket verileri incelenerek, katılımcıların sigorta bilinç düzeyleri değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların büyük bir çoğunluğunun poliçe teminatları hakkında bilgi sahibi olmadığı anlaşılmıştır. Sigorta şirketi seçiminde kadınlar uygun ödeme koşullarının sağlanmasına dikkat ederken, erkekler ise acentenin tanıdık olmasına dikkat etmektedir. Bireylerin çoğunluğu maddi durumu iyileştiğinde ve primlerin daha düşük olması durumunda sigorta yaptırmayı düşüneceklerini bildirmişlerdir. Katılımcıların sahip olduğu özel sigorta türlerine bakıldığında zorunlu trafik sigortası ve zorunlu deprem sigortası diğer özel sigorta türlerine göre daha fazla tercih edilmektedir.
Türkiye'deki yüzme antrenörlerinin çalıştıkları kulüp yöneticilerini yönetim ve liderlik stilleri bakımından değerlendirilmesi
Mazlum, Selim. "Türkiye'deki Yüzme Antrenörlerinin Çalıştıkları Kulüp Yöneticilerini Yönetim ve Liderlik Stilleri Bakımından Değerlendirilmesi", Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2019. Günümüzde yüzme sporuna duyulan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Bununla birlikte yüzme kulüpleri, antrenörler ve yüzme eğitimi süreçleri de önem kazanmıştır. Bu nedenle yüzme kulüplerinin yönetim ve yöneticilerine ilişkin olarak yapılacak çalışmaların alana önemli katkılarının olacağı düşünülmektedir. Araştırmanın amacı, yüzme kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimlerinin belirli değişkenler (cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, medeni durum, yaş ve medeni durum, mesleki tecrübe, antrenörlük kademesi, antrenörlük belgesi, yöneticinin mesleği / yaş aralığı) açısından incelemektir. Ayrıca yüzme kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimleri arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı ve varsa ne yönde olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma yüzme antrenörlerinin kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimlerini farklı değişkenlere bağlı olarak olası etkilerini açıklama girişiminde bulunmuştur. Nicel bir çalışma olan bu araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Türkiye'nin farklı bölgelerinde halen görev yapmakta olan farklı kulüp, kıdem ve mesleki tecrübelere sahip 100 yüzme antrenörünün katılımıyla gerçekleşmiştir Bu çalışma; veriler ve demografik bilgileri kapsayan 1. bölüm, değişim yönetimi ölçeğinin yer aldığı 2. bölüm ve liderlik davranışları belirleme ölçeğinin yer aldığı 3. bölümden oluşmaktadır. Veriler SPSS 21.0 ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde madde analizleri, bağımsız t-testi, One-Way ANOVA ve korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre yüzme antrenörlerinin kulüp yöneticilerine yönelik liderlik stilleri ve değişim yönetimlerinin belirli değişkenler (cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, medeni durum, yaş ve medeni durum, mesleki tecrübe, antrenörlük kademesi, antrenörlük belgesi, yöneticinin mesleği/ yaş aralığı) açısından anlamlı değişkenlere sahip olduğu ve liderlik stilleri ile değişim yönetimleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Spor, Yüzme, Antrenör, Yönetim, Yönetici, Liderlik.
Kurumsal itibar algısının örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi
Güçlü bir itibar, kurumun sahip olduğu en önemli algılanan sermayesidir. Bir kurumun iş alanındaki faaliyetleri ve yetenekleri, o kurumun genel itibarını şekillendirir. İtibar zaman içerisinde inşa edilir ve sosyal paydaşların o kurumla arasındaki birçok etkileşiminden oluşur. İtibar, sosyal paydaşların kurumu güvenilir, sorumlu olarak algılamasına neden olan kendine özgünlüğünden ve kimliğinden kaynaklanır. Bunun karşılığında bir kurumun oturmuş, sağlam itibarı, rakiplerin o kurumun eylemlerini taklit edilmesini zorlaştırır. Kurumsal itibar işletmelerin rekabet araçlarından biri olup iki önemli amaç bakımından stratejik öneme sahiptir. Birincisi toplum nezdinde olumlu algılar oluşturarak paydaşlarına daha fazla değer kazandırmak ve bu yollarla rekabette başarılı olmaktır. İkincisi de günümüz işletmeleri için en değerli varlıklar olan mevcut insan kaynağının örgütsel bağlılığını artırarak onların daha fazla çaba ve katkısını sağlayabilmektir. Bu çalışmada kurumsal itibarın çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucuna göre kurumsal itibarın örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar, Örgütse Vatandaşlık Davranış, Örgüt, İşgören.
Artvin halkının göç etme eğilimleri üzerine alan araştırması, Bursa örneği
Bu çalışmanın temel amacı, araştırmanın varsayımları doğrultusunda Artvin'den Bursa'ya, göç eden aile örgütlerindeki aktörlerin demografik, sosyolojik göç eğilimleri ile ilgili özelliklerini ortaya koymaktır. Göç, kentlileşme ve işsizlik ilişkilerinin sosyoekonomik analizleri nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. İnceleme sırasında, anket, araştırma tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SSPS Programı aracılığıyla analiz edilerek sonuç ortaya konulmuştur. Araştırmaya konu olan temel sorun, Artvin ili sınırları içerisinde yaşayan yerel halkın başka illere göç etme eğilimlerinin olmasıdır. Bu eğilimler kapsamında, Artvin ilinden yoğun göçlerin olduğu iller arasında yer alan Bursa ili örneğinde, göçerlerin memleket algıları incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, farklı yaş, gelir ve cinsiyetlerden örneklem gurubu oluşturulmuştur. Bu örneklem guruplarının anket sorularına verdiği cevaplara bakılarak göçerlerin, göç etme ihtiyaçlarının nasıl ortaya çıktığı araştırılmıştır. Bu tez çalışmasında temel olarak şu sorulara yanıt aranmıştır. "Hangi çevresel ve ailesel sebepler göç etmeyi hızlandırır?" "Coğrafi şartların, göçerlerin, göç etme eğilimleri üzerindeki etkileri nelerdir?" "Ailelerin gelir durumlarının göç etme eğilimleri üzerindeki etkileri nelerdir?" "Sosyal ihtiyaçların göç etme eğilimleri üzerindeki etkileri nelerdir?" "Göçerler, Bursa'ya göç ettikten sonra ne gibi sorunlar yaşamışlardır?" "Tersine göçü sağlamak için ne gibi önlemler alınabilir?" Yapılan araştırmada; gerçekleşen göçlerin doğum yeri, mahalle, köy açısından birbirinden büyük ölçüde etkilendiği görülmektedir. Özellikle birbirine yakın mahalle ve köylerden Bursa'ya göç edenler, göç ettikleri yerlerde ikamet ettikleri alanlarda, bir kümelenme oluşturmuşlardır. Bu durum, hemşeri ve akraba ilişkilerinin göç sonrasında karşılaşılan sorunlara karşı güç oluşturmasıyla yakından ilişkilidir. Aralarındaki dayanışma göçmenlerin yeni yerleştikleri yerlere kolay uyum sağlamalarına, neden olmuştur. Diğer taraftan Artvin'den göç eden kitlenin yarısından fazlasının çalışma çağında olan aktif nüfustan oluştuğu görülmektedir. Ekonomik nedenler, Artvin'den Bursa'ya yapılan göçlerde en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bursa'da yapılan saha araştırmasının sonucunda ailelerin büyük çoğunluğunun çekirdek aile yapısına sahip oldukları görülmektedir. Bunun nedeni göçerlerin bir kısmının iş arayışı içerisinde, Bursa iline göç etmeleri daha sonra da evlenip aile kurmalarından kaynaklanmaktadır. Göçmenlerin mevcut mesleklerinin göç ettikten sonraki mesleklerine benzerlik gösterdiği görülmekle beraber, değişen koşullar nedeniyle emekli olanların ve işçilerin oranında da artış yaşandığı görülmektedir. Artvinlilerin sahip oldukları meslekleriyle eğitim seviyeleri ve aylık gelirleri orantılıdır. Göçmen grubu içerisinde, ilkokul, lise mezunlarının ağırlıklı olduğu belirlenmekle birlikte, üniversite ve yüksekokul mezunlarının sayısı da oldukça yüksektir. Meslek ve eğitim durumuna göre de orta ve ortanın biraz üstünde gelire sahip kişilerin sayısının da yüksek olduğu görülmektedir. Göç ettikten sonra iş bulma oranları artmıştır. Mevsimlik de olsa meydana gelen tersine göç belki de ilerleyen zamanlarda kesin dönüşe yol açacaktır. Nitekim katılımcıların bir kısmı emekli olduğunda köylerine geri dönmek istemektedirler. Kırsal alanlarda göçü tetikleyen Artvin örneğinde de olduğu gibi nedenlerin ortadan kaldırılması bireylerin yaşadıkları yerlerden göçlerini önleyecektir. Bu da istihdamın artmasıyla olacaktır. Anahtar Kelimeler: Göç, kentlileşme, işsizlik, aile göçü
Yöneticilik ile liderlik arasındaki temel farklar ve Atatürk'ün liderliği üzerine bir çalışma
İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe dayanan, yüzyıllardır üzerinde tartışılan liderlik ve yöneticilik kavramları üzerine belki binlerce kitap yazılmıştır. Günümüzde liderlik ve yöneticilik kavramları genellikle birbiri ile karıştırılan, zaman zaman ise eş anlamlı olarak kullanılan, genelde birbirine yakın ancak temelde birbirinden farklı kavramlardır. Yakın geçmişte revaçta olan yöneticilik kavramı popülaritesini liderlik kavramına bırakmıştır. Başarılı liderlerin sahip oldukları özellikler tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar tetkik ve araştırma konusu olmuştur. 20. Yüzyıldan itibaren liderlik konusu üzerine çok sayıda kitap yazılmıştır. Çünkü askeri, siyasi ve ekonomik başarılarda liderin çok önemli bir yeri olduğu herkesçe kabul görmüştür. Günümüzde bu denli önemli olan liderlik kavramı üzerine yüzyıllardır araştırma yapılmaktadır, bu araştırmalar sonucunda liderlik kavramıyla ilgili pek çok tanım yapılmış ve farklı liderlik yaklaşımları geliştirilmiştir. Bu tez çalışmasının temel amacı, geçmişten günümüze kadar var olan liderlik yaklaşımlarını inceleyerek, liderlik ve yöneticilik kavramlarına ilişkin genel bilgiler ışığında liderlik ve yöneticilik kavramlarının birbirleri ile olan farklı ve benzer yönlerini ortaya çıkarmaktır. Ayrıca bu çalışmada uyguladığı liderlik tarzlarının temel özelliklerinden yola çıkarak, Türk Milletinin tarihine yön vermiş ve yaşadığı çağa damgasını vurmuş olan Türk lider Mustafa Kemal Atatürk'ün, O'nu tüm dünya tarafından büyük bir lider olarak kabul edilmesini sağlayan liderlik özellikleri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Yöneticilik, Liderlik Yaklaşımları, Atatürk
Eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin liderlik özellikleri ile duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı okul yöneticilerin eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin liderlik özellikleri ile duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi ve aralarındaki ilişki ile yaş, cinsiyet, meslekteki çalışma yılı, yöneticilik yılı, kurumda çalışan personel sayısının farklılık göstermediğinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini, Trabzon ilinde anaokul, ilköğretim ve orta öğretimde görev yapan 200 müdür ve müdür yardımları oluşturmaktadır. Örneklem grubunu oluşturan katılımcıların 29'u kadın 171'i erkek yöneticilerden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Yaratıcı Liderlik Ölçeği, Duygusal Zeka Ölçeği kullanılmıştır.
İlköğretim okullarında stratejik planlama (Şavşat ilçesi Atatürk Ortaokulu örneği)
ÖZCAN, Erkan. İlköğretim Okullarında Stratejik Planlama (Şavşat İlçesi Atatürk Ortaokulu Örneği), Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. Teknoloji yapısında değişimlerin hızlı bir şekilde meydana gelmesi, kurum yapılarında değişimlerin oluşmasına hız kazandırmıştır. Bu durum ise değişimleri sistemli bir şekilde yakalama ve kaliteli bir ürün ya da hizmet anlayışını geliştirme açısından gerekli olarak görülmektedir. Bu çerçevede eğitim kurumları da bu değişimden etkilenmekte ve eğitim kalitesi açısından planlama gerekli görülmektedir. Bu çerçevede çalışma bağlamında, Artvin'in Şavşat ilçesinde yer alan Atatürk Ortaokulu ve Ardanuç ilçesinde yer alan Cumhuriyet Ortaokulu'nda stratejik plan hazırlama süreçlerinin değerlendirilmesi ve hazırlanan stratejik planlamanın incelenerek idareci ve öğretmenlerin bu konuya ilişkin görüşlerinin tespit edilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Görüşme formları ile desteklenen araştırma 2015-2016 öğretim yılı içerisinde Şavşat ilçesi bazında Atatürk Ortaokulu ve Cumhuriyet Ortaokulu kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, Artvin ilinin farklı ilçelerinde oluşturulan stratejik planlamaların etkinliğinin, idareci ve öğretmenlerin görüşme formlarına yansıttıkları görüşleri doğrultusunda geliştirilmesidir. Bu bağlamda sorulara yönelik görüşlerde, okullardaki stratejik planlamayla ilgili olarak öğretmenlerin bilgilerinin etkin bir nitelik taşımadığı ve okul ile öğretmenler arasındaki işbirliğinin fazla olmamasından kaynaklı olarak stratejik planlamanın yalnızca stratejik planlama ekibi tarafından belirlendiği tespit edilmiştir. Bu durumun bir göstergesi ise öğretmenlerin bazılarının, stratejik planlamanın geliştirilmesinin bir gereklilik olmadığı yönündeki görüşlerinden kaynaklı olduğu durumudur. Diğer yandan bazı öğretmenler ise planlamanın beş yıllık hazırlanmasından ziyade daha kısa bir süreyi ifade eden stratejik plan hazırlamanın daha etkin olacağını belirtmektedir. Okula bağlılık hissedememe durumu ise öğretmenlerde yaygın olarak belirlenmiş ve okullardaki öğretmen sirkülasyonunun fazlaca olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Planlama, İlköğretim, Stratejik planlama, Strateji yönetimi
İl ve ilçe bağlamında Artvin ve Şavşat Anadolu Liselerinin stratejik planlama çalışmalarının karşılaştırılması.
Veda, ÖZCAN. İl ve İlçe Bağlamında Artvin ve Şavşat Anadolu Liselerinin Stratejik Planlama Çalışmalarının Karşılaştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. Ekonomik gelişimlere yönelik artışların meydana gelmesi ve teknolojideki değişimlerin hız kazanması ile beraber kurum yapıları da yönetim yapılarında, sürekli bir değişim meydana getirmektedir. Bu bağlamda stratejik planlama çalışmaları ile beraber stratejik planlama sürecinin etkin bir çerçeveye dönüşmesi söz konusu olmaktadır. Eğitim kurumları da bu süreç içerisinde etkin bir nitelik taşıyabilmek amacıyla stratejik planlama çalışmaları geliştirmek durumundadırlar. Çalışmada kullanılan Gözlem formları 2015-2016 Eğitim ve Öğretim yılında Artvin İskebe Anadolu Lisesi öğretmen ve idarecilerine uygulanmıştır. Okul adı MEB tarafından 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında Sosyal Bilimler Lisesine dönüştürüldüğünden ilerleyen bölümlerde okulun yeni ismi kullanılacaktır. Yapılan bu çalışmada, il ve ilçe bağlamında Artvin Sosyal Bilimler Lisesi ve Artvin Şavşat Anadolu Liselerinin stratejik plan çalışmalarının gerçekleştirilmesi süreci ve bu iki okulun stratejik planlarının karşılaştırılması sağlanmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Anadolu Liselerinin il ve ilçe farkı gözetilerek okullarda gerçekleştirilen stratejik planlamaların uygulamalarına ilişkin bireylerin görüşlerini belirlemektir. Araştırma kapsamında görüşme formlarına verilen cevaplar doğrultusunda öğretmenlerin stratejik planlama sürecine yönelik etkin bir fikirlerinin olmadığı ve stratejik süreç içerisinde yer alan öğretmen sayısının çok az olduğu belirlenmiştir. Okul idarecilerinin stratejik planlamada etkin olduğu fakat öğretmenlerin arka planda kaldıkları tespit edilmiştir. Çalışmanın il ve ilçe bazında değerlendirilmesi yapıldığında il bazında hazırlananın ilçe bazında hazırlanana göre daha sistemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Planlama kavramı, Planlama süreci, Stratejik planlama, Strateji yönetimi
Okul yöneticilerinde özgüven düzeyini etkileyen faktörler: Trabzon'da bir vaka çalışması
Günümüz dünyasında yaşanan hızlı değişimlerin mimarı olan "özgüven" insan kişiliğinin gelişiminin en temel unsurlarından biri olma özelliğini devam ettirmektedir. Değişen şartlara ayak uyduran, eğitimin yeniliklerine uyum sağlayan ve küreselleşmenin getirdiği değişimleri anlayıp yaratıcılığı teşvik eden okul yöneticilerinin; Milli eğitimin hazırlamış olduğu yönetmelikler çerçevesinde okul çalışanlarına özgüven aşılama özelliklerine sahip olmaları gerekmektedir. Özgüven genel anlamıyla, bireyin kendi yetenekleri ve duygularını tanıması, kendini sevmesi gibi genel bir kişilik özelliğidir. Bu araştırmada ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan okul yöneticilerinin demografik özelliklerinin özgüven düzeyine etkileri araştırma konusu yapılmıştır. Araştırma giriş, problem durumu, kuramsal çerçeve, özgüvenle ilgili kavramlar, okul yöneticiliği, metodoloji, bulgular, yorumlar, sonuç tartışma ve önerilerden oluşmuştur. Araştırma evreni 2016-2017 yılı eğitim öğretim yılında, T.C. Trabzon Valiliği Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı ilkokul, ortaokul ve lise devlet okullarda görev yapan 187 yönetici ile sınırlıdır. Araştırmaya 155 erkek, 32 bayan yönetici katılmış yaş aralığı 30-60 ortalaması ise 45,86' dır. Veri toplama araçları SPSS 16.00 ( Statistical PackageForSocialSciences) paket programına aktarılarak istatistiki analizleri yapılmış ve Çalışmanın elde edilen verileriPractice tekniklerden Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon katsayısı bağımsız t testi ve F (ANOVA) ile nonpracticeMennWhitney U ve Kuskall Wallis H testi yorumlanmıştır. Araştırmada nicel yöntem, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Yapılan analizlerde erkek yönetici sayıları, bayan yönetici sayılarından fazla olduğu, kadın yöneticilerin iç özgüvenleri erkek yöneticilerden bir miktar fazla olduğu fakat istatiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur. Çalışma sonuçlarına dayanarak yöneticilerin demografik özellikleriyle özgüven düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özgüven, Eğitim, Okul Yöneticisi, Yönetmelik
Ortaokul öğretmenlerinin dağıtımcı liderlik algıları
Son yıllarda bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler eğitim örgütlerini derinden etkilemiştir. Bu anlamda değişim ve gelişme örgütlerin kaçınılmaz olarak göz önüne almaları gereken iki kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle okulların değişime uyum sağlamaları okul yöneticilerinin liderlik özellikleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda araştırmanın birinci bölümünde okul yönetimi ve liderlik yaklaşımlarının tarihi süreç içerisinde değişimi ve uygulamaları ele alınmış ve irdelenmiştir. Özellikle günümüzde tek bir liderden kaynak alan yaklaşımların farklı değişim ve dönüşümler karşısında etkin olmadığı bu anlamda liderlik yaklaşımlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışılmaktadır. Başka bir deyişle tek bir kişiye dayalı liderlik anlayışından dağıtımcı liderlik anlayışına doğru bir yöneltme olduğu söylenebilir. Araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik rollerini yerine getirme düzeylerinin belirlemektir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında Rize merkez, Çayeli, Pazar, Ardeşen ve Hemşin ilçelerinde milli eğitim bakanlığına bağlı ortaokullarda çalışan öğretmenler ile yürütülmüştür. Araştırmada kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmış ve 300 öğretmene ulaşılmıştır. Verilen anketlerin 280 tanesi geri dönmüş ve araştırmada veriler bu 280 anket üzerinden elde edilmiştir. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde; frekans, %, verilerin normal dağılması durumunda bağımsız T-Testi ve Tek yönlü varyans analizi, veriler normal dağılım göstermemesi durumundan Kruskal Wallis- H testi ve Mann Whitney- U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin okul yöneticilerin dağıtımcı liderlik rollerinin bazıları yerine getirdiklerini düşünürken bazıları yerine getirip getirmeme noktasında kararsız kaldıkları görülmüştür. Bu doğrultuda okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin hizmet içi eğitim almaları konusunda öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ortaokul, Okul Yöneticisi, Öğretmen, Dağıtımcı Liderlik.
School administrators proficiency in strategic planning
Organizations need a period of time of adaptation as they change. It is urgent for them to harmonize with the environmental conditions changing rapidly, regarding their own drives. It seems inevitable that in order to make an achievement, organizations should take into consideration a future plan according to their both weak and strong sides. Some improvements and changes in education in recent years are forcing the schools administrative to make changes accordingly. In this respect their success depends on a good strategic planning. As School administration is in charge of school's strategic planning their attitudes are extremely important. In the first chapter of the study, how the administration is evolving and what theories in the field are developing and the conceptual approaches on strategic thinking and planning of the organizations struggling against the challenges by the recent scientific and technological developments, are examined. In this content, the basic components of strategic planning including the mainly proposed approaches in the field are revealed. Accomplishing an effective strategic planning in schools is related to the presence of administrative proficiency in strategic planning. In the second chapter, the main problematic issue of "Strategic Planning in Schools", which sets the discourse of the study, is the proficiency of school administration. The aim of the study is to analyze the proficiency, knowledge, and abilities of school administration. A descriptive survey is used to achieve this. The universe of the study is 62 of the schools in Trabzon, in the second term of 2015-16 academic years. As a data collection device, "A survey at perception of Strategic Planning in Schools" by Ayrancı, 2013, is carried out of 153 individuals. The survey also reveals that the school administrators support the strategic planning in schools, it is recommended that they need an in-service training as consequence of the fact that they don't have information about it. Keywords: Strategic Planning, Planning, School Administrator, Administrator Views.
Telekomünikasyon sektöründe çalışanlarda kurumsal aidiyeti etkileyen faktörlerin analizi: Trabzon Vodafone mağazaları analizi
Kurumsal aidiyet bilincinin çalışan performansına ve kuruma sağladığı katkının araştırılmasına yönelik yapılan çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. çalışmada genel bilgiler kısmı literatür taraması şeklinde yazılmış olupilk bölümde kurumsal aidiyet kavraına ilişkin kurumsal çerçeveden bahsedilmektedir.İkinci bölümde araştırmaya konu olan telekomünikasyon sektörü genel hatları ile incelenmiştir. Çok kapsamlı ve geniş bir sektör olan telekomünikasyon sektörünün tanımı kapsamında iletişim ve haberleşme kavramları ele alınmış ve daha sonrasında iletişim sektöründeki gelişmeler yapılan araştırmalara göre incelenmiştir.Bu gelişmelerin teknolojik boyutu, küreselleşme kavramı içindeki payı, bilgi ile etkileşimi ve ekonomik yapısı ve son olarak rekabete etkisi ele alınmıştır. sonraki bölümlerde sektörün hizmet alanları ve tekelleşmesi incelenmiştir.İkinci kısımda ise kurumsal aidiyet kavramı ele alınmıştır. Bu kavramın tanımı ve algılanan aidiyet türleri üzerinde durulmuştur. Son olarak kurumsal aidiyet kavramının kapsamı incelenmiş ve bu kavrama etki eden faktörler de ele alınmıştır.Çalışmada Trabzon ilinde faaliyet gösteren Vodafone mağazalarında çalışanlarda aidiyet düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracıolarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya 46'sı kadın 54'ü erkek olmak üzere 100 kişi dahil edilmiştir.Anketlerde elde edilen verilen SPSS 18.0 progları ile analiz edilmiştir.Yapılan analizler neticesinde kadınların, evli olanların, çocuk sahibi olanların, eğitim düzeyi yüksek olanların, yaşça büyük olanların aidiyet düzeyleri de yüksek bulunmuştur.
Ortaöğretim okullarında yaşanan disiplin vakaları ve okul müdürlerinin önleyici uygulamaları (Rize ili örneği)
Bu araştırmada, Rize il merkezi ve ilçelerinde bulunan devlet ve özel ortaöğretim kurumlarında yaşanan disiplin vakalarının okul türlerine göre dağılımını belirlemek, okul müdürlerinin okullarında yaşanan disiplin vakalarını önlemeye yönelik görüş ve çözüm önerilerini saptamak ve almış oldukları bu önleyici tedbirlerden başarılı sonuçlar elde edilen tedbirleri ortaya çıkararak, ortaöğretim kurumlarındaki disiplin uygulamalarına ışık tutmak amaçlanmıştır. Araştırmada ''Rize ilindeki özel ve devlet ortaöğretim okullarında yaşanan disiplin vakalarının okul türlerine göre dağılımı ve okul müdürlerinin bu disiplin vakalarını önlemeye yönelik almış oldukları önleyici tedbirler nelerdir?'' sorusuna cevap aranmakla birlikte, ortaöğretim kurumlarında yaşanan disiplin vakalarının neler olduğu, orta öğretim kurumlarında yaşanan disiplin vakalarının okul türlerine göre ne gibi farklılıklar gösterdiği, okul yönetimi tarafından yaşanan bu disiplin vakalarına karşı verilen cezaların neler olduğu ve okul müdürlerinin orta öğretim kurumlarında yaşanan disiplin vakalarını önlemeye yönelik ne gibi önleyici tedbirler aldığına dair alt sorularına da cevap aranmıştır. Araştırmamız altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş bölümü olup, problem durumu, araştırma konusu ve problemi, çalışmanın ana problemi, alt problemler, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi ve sınırlılıklar yer almaktadır. İkinci bölüm olan kuramsal çerçevede, disiplin, disiplin yaklaşımları, disiplin modelleri ve ilgili kavramlar açıklanmıştır. Üçüncü bölüm olan yöntem bölümünde, yöntem, araştırmanın modeli, çalışma gurubu, okul müdürlerinin kişisel bilgileri, veri toplama aracı ve verilerin çözümlenmesi hakkında bilgileri içermektedir. Dördüncü bölüm araştırma sonucunda elde edilen verilerin bulunduğu bulgular bölümü olup, beşinci bölüm tartışmalar ve yorumlar bölümü ve altıncı bölüm ise sonuç ve öneriler bölümüdür. Araştırma nitel bir araştırma olup, okulda yaşanan disiplin vakalarını tespit etmek için doküman analizi yapılarak 34 ortaöğretim okulunun disiplin kurulu kayıt defterleri incelenmiştir. Okul müdürlerinin yaşanan bu disiplin vakalarına karşı almış oldukları önleyici tedbirleri tespit etmek için ise 30 ortaöğretim okulu müdürüyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler yapılmış ve elde edilen verilerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Okul müdürleriyle disiplin anlayışları ve önleyici uygulamalarına dair yapılan görüşmeler neticesinde elde edilen görüşlerin bazılarından alıntılar yapılarak bulgular kısmında aktarılmıştır. Araştırmanın örneklemini Rize merkez ve ilçelerinde bulunan 12 Mesleki ve Teknik Lise, 9 Anadolu Lisesi, 4 İmam Hatip Lisesi, 4 Fen Lisesi ve 1 Özel Liseden oluşan toplam 30 ortaöğretim okulu müdürü ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve 13 Anadolu Lisesi, 12 Mesleki ve Teknik Lise, 4 İmam Hatip Lisesi, 4 Fen Lisesi ve 1 Özel Lise olmak üzere toplam 34 ortaöğretim okulunun 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılına ait disiplin kayıt defterleri oluşturmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde ortaöğretim okullarında en çok yaşanan disiplin vakalarının ders içi ve ders dışı faaliyetlerin akışını bozmak (%17,95), okul sınırları içerisinde tütün ve tütün mamulleri bulundurmak yahut içmek (%17,67), kavga etmek ve başkalarına fiili şiddet uygulamak (%12,48), kaba ve saygısız davranmak (%8,69), kopya çekmek veya çekilmesine yardımcı olmak (%6,87), başkalarına hakaret etmek (%4,90), kılık kıyafet kurallarına uymamak (%4,34), okul tarafından verilen belgelerde değişiklik yapmak (%3,64) olduğu görülmüştür. Okulların disiplin kayıt defterleri incelendiğinde, ortaöğretim okullarında yaşanan disiplin vakalarının okul türlerinin toplam disiplin vakası sayısına oranına göre dağılımı, Anadolu Liselerinde; tütün ve tütün mamulleri bulundurmak yahut içmek (%27,39), Fen Liselerinde; okul tarafından verilen belgelerde değişiklik yapmak (%30,76), Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde; dersin ve ders dışı faaliyetlerin akışını bozmak (%24,93), İmam Hatip Liselerinde; kopya çekmek veya çekilmesine yardımcı olmak (%23,52), eylemlerinin en çok karşılaşılan disiplin vakaları olduğu görülmüştür. Özel liselerde ise yapılan doküman analizlerinde resmiyete yansımış herhangi bir disiplin vakasının olmadığı görülmüştür. 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılına ait disiplin kurulu kayıt defterleri incelenmiş olup okullarda yaşanan disiplin vakalarına karşı okul disiplin kurulları tarafından öğrencilere en çok kınama cezasının verildiği (%63,26), ikinci olarak okuldan kısa süreli uzaklaştırma (%35,90) ve üçüncü olarak da okul değiştirme cezasının (%0,42) verildiği görülmüştür. Araştırma kapsamındaki okul müdürleriyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler sonucunda, orta öğretim kurumlarında yaşanan disiplin vakalarına karşı okul müdürlerinin önleyici tedbir almada en çok rehberlik hizmetleri ile ilgili tedbir alma (%16,92), ceza yaptırımları ile ilgili tedbir alma (%15,88), öğrenciye pozitif yaklaşım ile ilgili tedbir alma (%12,26), okul yöneticileri, öğretmen ve çalışanlarla ilgili tedbir alma (%11,05), öğrenci velileri ile ilgili tedbir alma (%9,84), disiplin yönetmeliği ile ilgili tedbir alma (%8,98) yaklaşımlarından faydalandıkları görülmüştür. Okullarda yaşanan disiplin vakalarını önlemeye yönelik okul müdürlerinin almış olduğu önleyici tedbirler içerisinde ''Rehberlik Hizmetleri İle İlgili Tedbir Alma Yaklaşımının (%16,92)'' en çok kullanılan tedbir yaklaşımı olarak karşımıza çıkması önleyici ve iyileştirici disiplin yaklaşımlarının okullarda etkin kılınmaya çalışıldığının göstergesi olduğu söylenebilir. Araştırma kapsamındaki okul müdürleriyle yapılan görüşmeler ve disiplin raporlarının incelenmesi neticesinde okullarda uygulanan disiplin yaklaşımlarının okul türlerine ve okul müdürleri arasında uygulamada farklılık gösterdiği görülmüştür. Buna göre Mesleki ve Teknik Liselerde ''Cezalandırıcı Disiplin Yaklaşımının'' ağırlıkta uygulandığı, Anadolu Lisesi ve İmam Hatip Liselerinde ''İyileştirici ve Önleyici Disiplin Yaklaşımının'' daha ağırlıkta kullanıldığı, özellikle akademik yönden yüksek olan öğrencilerin bulunduğu Anadolu Liseleri ve Fen Liselerinde ise ''Modern Disiplin Anlayışının'' daha ağırlıkta uygulandığı görülmüştür. Araştırma ortaöğretim kurumlarında yaşanan disiplin vakalarına karşı ülke genelinde ortak önleyici tedbir çalışmalarına ışık tutması bakımından önemlidir. Ayrıca öğretmen ve idarecilerin hizmet içi eğitim programlarında bu çalışmanın bulgularına yer verilmesi, yanlış uygulamaları önleme ve idarecilerin yaşanan veya yaşanması muhtemel disiplin vakalarına karşı tedbirli olmaları ve de gerekli yetiyi kazanmaları hususunda önemli rol oynayacaktır. Yaptığımız bu çalışma okul müdürlerinin müdür olarak hizmet yılı değişkeninin disiplin anlayışları ve uygulamaları üzerindeki etkisinin incelenmesi, okul müdürlerinin makam kaygısı değişkeni ile disiplin anlayışları ve uygulamaları üzerindeki etkisinin incelenmesi, özel okul müdürlerinin disiplin sorunları ve ceza yaptırımlarına ilişkin tutum ve algılarının incelenmesi, okul ikliminin öğretmenlerin disiplin anlayışları ve uygulamaları üzerindeki etkisinin incelenmesi, okullarda görev yapan öğretmenlerin yaş ortalamaları değişkeni ile disiplin anlayışı ve uygulamaları arasındaki ilişkinin incelenmesi, okul müdürlerinin atanma şeklinin disiplin uygulamaları üzerindeki etkisinin incelenmesi gibi konularda da araştırma yapılmasının faydalı olacağı kanaatini doğurmuştur. Bu da yeni araştırmaların yapılmasını gerekli kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Rize örneği, disiplin, ortaöğretimde disiplin, okul müdürü, disiplin modelleri.
Etik liderliğin öğretmenler üzerine yönetimsel etkisi (Trabzon ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, etik liderlik ile öğretmenlerin yönetimsel becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu araştırma etik liderliğin öğretmenler üzerine yönetimsel etkisinin ele alınıp değerlendirildiği bir çalışma olup tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014- 2015 Eğitim Öğretim yılında Trabzon ili Akçaabat (1500 öğretmen), Beşikdüzü (330 öğretmen) ve Ortahisar (3891 öğretmen) ilçelerindeki devlet okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Bu araştırmada okul yöneticilerinin etik liderlik düzeylerini belirlemek için Etik Liderlik Ölçeği ve okulların örgütsel güven düzeyini belirlemek için Örgütsel Güven Ölçeği kullanılmıştır. Örnekleme giren öğretmenlere uygulanan Etik Liderlik Ölçeği ve Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği ile elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde t-testi, ANOVA, korelasyon analizi kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Liderlik, Etik, Etik Liderlik, Yönetimsel Etki.
Trabzonspor Kulübü'nün, Trabzon kentinin sosyo-ekonomik yapı üzerinde etkisinin, Trabzonspor ışığında değerlendirilmesi
Günümüzde spor, insan hayatını sağlıklı ve daha kaliteli hale getirmek adına yapılan bir faaliyet olarak görülmektedir. Sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanında sportif aktivitelerin insanların günlük hayata, fiziksel ve psikolojik olarak hazırladığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Spor Küresel açıdan ise, toplumların bulundukları ortamın sosyo-ekonomik şartlarına bağlı olarak yaygınlık göstermektedir. Ayrıca Spor küresel olgunun hızla yayılmasına yardımcı olan bir tüketim kavramıdır. Anahtar Kelimeler: Spor, Kültür, Küreselleşme, Sosyo-Ekonomik
Nöroplastisitenin gündelik hayata , örgüt psikolojisine, eğitim öğretim alanına uygulanabilirliği ve öğrenme- bellek , kişisel gelişim , psikolojik ve nörolojik faktörler üzerine etkilerini ortaya koymayı sağlayacak eğitim programı ve bir uygulama
Bu çalışmada amaç "Nöroplastisite Farkındalık ve Gelişim Eğitim Programı (NFGEP)" uygulaması ile yetişkin bireyler olan üniversite öğrencilerinin nöroplastisite konusunda farkındalıklarının sağlanması ve nöroplastik gelişimlerinin ve buna bağlı olarak yaşam doyumlarının artmasının, bu artışın örgüt psikolojisi ve hayatın diğer alanlarına etkilerinin tespit edilmesi ve bu artışın devamlılığının sağlanmasıdır. Araştırma 2013-2014 eğitim-öğretim yılında T.C. Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu (SBMYO) Muhasebe Ve Vergi, Yönetim ve Organizasyon Bölümlerinin Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, Yerel Yönetimler ve İşletme Yönetimi Programlarında öğrenim gören 326 (176 kız, 150 erkek) üniversite öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deneysel araştırma teknikleri kullanılmış olup, deney-kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney Grubunda( eğitim programının uygulandığı grup) 163 kişi, Kontrol Grubunda ( eğitim programının uygulanmadığı grup) 163 kişi yer almıştır. Deney ve Kontrol Grubuna, eğitim programından önce, mevcut durum tespiti için ön test uygulaması yapılmıştır. Bu çalışmada deney grubunu oluşturan deneklere 16 oturum, her biri 60 dakika süreli NFGEP oturumları gerçekleştirilmiştir. Grup oturumları araştırmacının liderliğinde, haftada 2 gün 4'er saatlik(2+2) olmak üzere Ordu Üniversitesi SBMYO Konferans Salonunda yapılmıştır. Grup oturum saatleri, öğrencilerin ders faaliyetlerini engellememek için öğrencilerin boş saatleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında NFGEP grup oturumları hazırlanırken, konu ile ilgili literatür gözden geçirilip sıklıkla kullanılan uygun teknikler dikkate alınarak grup oturumları hazırlanmıştır. Oturumlar; 1. giriş-problemin belirlenmesi, 2. açıklama, 3. bilgilendirme ve kabul, 4. mucize senaryo- geleceğin olumlu görünümü, 5. gelişmenin yapılandırılması ve kazanımların paylaşılması ve 6. kapanış ve danışanlar için gelecek adımlar şeklinde belirlemiştir. Bu çalışmanın içeriğindeki konu sıralaması, eğitim içeriğine birebir uygun hazırlandığından aynı sıralamayla deneklere aktarılmıştır. 6 ay boyunca bu eğitim programında öğrendiklerini hayatlarında uygulamaları istenmiştir. Kontrol grubuna ise bu süreçte herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmanın verileri nitel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin elde edilmesi, Eğitim Programı öncesi ve sonrası Durum Tespit Testleri aracılığıyla sağlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; burada uygulanan eğitim programının (NFGEP) Deney grubu üzerinde nöroplastisite farkındalık ve gelişimi doğrultusunda yaklaşık %125 oranında artış sağladığı ve kontrol grubunda herhangi bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu gelişimin son testten iki ay sonra yapılan izleme testinde de devam ettiği tespit edilmiştir. Kontrol grubunda ise böyle bir gelişme tespit edilmemiştir. Nöroplastisite Farkındalık ve Gelişim Ölçeği (NFGÖ) ile Yaşam Doyum Ölçeği (YDÖ) arasındaki test-tekrar-test uygulaması sonrası uyum verilerine bakıldığında aralarındaki uyum tespit edilmiş olup, deney grubundaki öğrencilerin NFGÖ'den aldıkları puan arttıkça, yaşam doyumlarının da artmakta olduğu tespit edilmiştir. Yaşam doyumlarındaki artış %100 den fazla oranda gerçekleşmiş olup, kontrol grubunda herhangi bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda uygulanan bu eğitim programının üniversite öğrencilerinin bedenleri hakkında farkındalıklarını artırmada, biyolojik ve psikolojik iyi oluş düzeylerini artırmada, nöroplastisitenin özellikle etkili olduğu beynin öğrenme ve bellekle ilgili bölümlerini geliştirmede, kendileriyle barışmalarını sağlamada, bilinçaltındaki olumsuz kayıtların etkilerini nötrlemede etkili olduğu ve çalışan öğrencilerin ayrıca iş hayatlarında ve genel olarak bütün deneklerin hayatlarında daha verimli, kendiyle barışık, daha mutlu, huzurlu ve sağlıklı bireyler olmalarında etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Nöroplastisite, Örgüt Psikolojisi,Hafıza, Bellek, Eğitim programı.
Temel eğitimde görev yapan öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ve mesleki tutumları (Rize ili örneği)
Bu araştırmada; temel eğitimde görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca, okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, bu amaç doğrultusunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumlarının cinsiyetlerine, kıdemlerine, branşlarına, medeni durumlarına ve görev yaptıkları okulun bulunduğu yere bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının istatistiksel olarak mesleki tutumlarından kestirilip kestirilemeyeceği regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, Rize il merkezi ve ilçelerinde bulunun anaokulu ve ilkokullarda görev yapan 138 okulöncesi öğretmeni ve 323 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 461 öğretmenin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tepe (2011) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Öğretmenlerin Öz-yeterlik İnançları Ölçeği" ve Çetin (2006) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleği Tutum Ölçeği" olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SSPS paket programı ile çözümlenmiş, veri çözümlemede aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının iletişim becerileri ve planlama alt boyutlarında cinsiyetlerine bağlı olarak; öğrenme-öğretme süreci, aile katılımı ve planlama alt boyutlarında ise branş değişkenine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançlarının kıdem, görev yaptıkları okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmadığı gözlenmiştir. Okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, branş değişkenine bağlı olarak sevgi ve değer alt boyutlarında; cinsiyet değişkenine bağlı olarak ise bütün alt boyutlarda (sevgi, değer ve uyum) istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının kıdem, okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının, istatistiksel olarak, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarından kestirilebildiği görülmüştür. Bir başka ifadeyle, öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sınıf Yönetimi Öz-Yeterlik İnancı, Okul Öncesi Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni, Sınıf Yönetimi, Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum
Yöneticilerin ve çalışanların karşılıklı rol algısı: Trabzon ilinde kamu sektöründe bir uygulama
İyi bir yönetici; kavram, teori, metot ve tekniklerinin yanında doğuştan gelen beceri ve yeteneklerini de kullanarak örgütünü, birimini başarıya ulaştırabilmelidir. Başka bir ifadeyle yönetici, rolünü yerine getirirken bilimsel ve sanatsal yönlerini sentezleyerek yönetmelidir. Belirli hedeflere ulaşmak isteyen yönetici, iyi özümsenmiş, algılanmış bir örgüt kültürü içinde başarıyı yakalayabilir ve gerçekleştirmek istediği hedef ve amaçlara ulaşabilir. Bu çalışmada, örgüt ve birimlerde görev yapan yönetici ve çalışanları, yani her kademede yöneticilik görevi yapanları ve onların emrinde çalışanları da esas alarak, yöneticilerin ve çalışanların hem kurum hem de yönetici algılarını; yönetim fonksiyonları, yönetim becerileri ile roller arasındaki ilişkiyi; eğitim, cinsiyet, kademe faktörlerinin yönetici rollerinde algı farklılığı yaratıp yaratmadığını ve roller, beceriler ile fonksiyonların önem derecelerini ortaya koymaktır. Verilerin toplanmasında metafor ve puanlama yöntemleri ile yüz yüze görüşme yöntemi kullanılmıştır. Analizlerin gerçekleştirilmesi ve sonuçlarının bilimsel açıdan değerlendirilmesi için SPSS 14.0 paket programı kullanılmıştır. Sonuçlar puanlama verileri ile metafor verileri birlikte kullanılarak değerlendirilmiştir. Analiz sonucu yöneticilerin hem kurum algısı hem de yönetici algısı pozitif yönde olurken, çalışanların ise kurum ve yönetici algısı olumsuz olarak sonuçlanmıştır. Roller, beceriler ve fonksiyonlar arasındaki ilişki ortaya konarak; fonksiyonlarla beceriler arasında pozitif yönde güçlü ilişki varken, rollerle beceriler, rollerle fonksiyonlar arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu analiz sonuçlarından anlaşılmıştır.Yine analiz sonucu eğitim, cinsiyet ve kademe faktörlerinin yönetici rollerinde algı farklılığı yaratmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Çalışan Algısı, Yönetici Algısı, Rol, Fonksiyon, Beceri
Okul yöneticilerinin iletişim yeterliliklerinin öğretmenlerin stres düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi(Trabzon örneği)
Bu çalışmanın temel amacı okul yöneticilerinin iletişim yeterliliklerinin öğretmenlerin stres düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesinin belirlenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda veri toplam aracı olarak 300 öğretmene anket uygulaması yapılmıştır. Ankette kişisel bilgi formu ile İletişim Yeterlilik Ölçeği ve Stres Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Öncelikle demografik değişkenler ve ölçeklerin frekans tabloları verilmiştir. Demografik değişkenler ile ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Bağımsız Gruplar t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Farklılığa neden olan grupların belirlenmesi için Post Hoc Testlerinden varyansların homojenliği durumunda Scheffe Testi, homojen olmaması durumunda Tamhane's t2 testinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 ve iki yönlü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; okul yöneticilerinin iletişim yeterlilikleri ile öğretmenlerin branş ve mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Mesleki kıdem değişkeninde ise 30 yıl ve üzeri mesleki kıdemin en küçük ortalamaya sahip olarak anlamlılığın sebebi olmaktadır. Stres düzeyi ile demografik değişkenler arasında bir anlamlılığın olmadığı görülmektedir. Okul yöneticilerinin iletişim yeterlilikleri ile öğretmenlerin stres düzeyi arasındaki ilişkiye bakıldığında iki sürekli değişken olarak tanımlanan değişkenler arasında bir ilişkinin olamadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: İletişim, Eğitimde İletişim, Stres, Stres Belirtileri
Türkiye'de yerel yönetimlere katılım ve Paris örneği
Günümüz dünyasında yerel yönetimlerin önemi düne göre daha da artmıştır. Bu bağlamda, halkın kendi demokratik kuralları çerçevesinde temsilcilerini seçerek yerel yönetim işlerini gördürtmesi, katılımcılığı önemli hale getirmiştir. Yönetime katılma, sınırları özel mülkiyetle çizilmiş bir alanda ortak sorunları çözerek emek verimliliğinin artırılması amacıyla; çalışanlarla yöneticilerin işbirliği yapmalarını sağlayan mekanizmanın adıdır (Gümüş,2001:13). Yerel yönetimler veya diğer adıyla Mahalli İdareler, her geçen gün çeşitli sebeplerle hizmet yelpazesi genişlemesine rağmen, yeterli mali kaynaklara ve idari özerkliğe sahip değildirler. Yeterli mali kaynaklarla donatılmayan ve merkezin ağır vesayeti altında olan yerel idareler, daha etkin hizmet sunabilmek için çeşitli özelleştirme modellerinden yararlanmaktadırlar. Yönetimin yerele indirgenmesi, katılımı da etkili ve önemli kılmıştır. Bu konuda "aktif ve etkili katılımın" önemsenmesi gerektiği görülür. Ayrıca hemşerilerin bireysel olarak ya da gruplar halinde belediye çalışmalarına ilgi duymaları ve bu çalışmaları kendi talepleri doğrultusunda etkilemeye çalışma gayretleri bu faaliyetlerin verimli hale gelmesini sağlayacaktır. Paris kenti, departman ve commune kimliğini ayni toprak parçası üzerinde barındırmaktadır. Her iki yerel yönetim türü Paris konseyi olarak adlandırılan tek bir meclis tarafından yönetilmektedir. Paris, başkent ve özel yönetime sahip bir yerel yönetim birimi olarak ilçelere ayrılmıştır. İlçelerin yani alt bölgelerin tüzel kişilikleri yoktur. Alt bölgeler Paris Belediyesi'nin idari birimleri olarak ihdas edilmiştir. İstanbul ise otuz dokuz ilçeye ayrılmıştır. İlçe belediye meclisleri etkindir, görev alanları, sorumlulukları ve yetkileri geniştir. Her biri Büyük Şehir Belediye Meclisinden bağımsızdır. Belediye başkanı ilçe belediye başkanlarının hiyerarşik amiri değildir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Katılım, Demokrasi, Yönetişim, Fransa, Avrupa Birliği, İstanbul, Paris
Örgütlerde moral ve güven ilişkisi: Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı şirket çalışanları örneği
Örgütlerde moral, örgütlerin başarısına dolaylı olarak etki eden bir unsurdur. Ayrıca moral, çalışanların örgüt ekosistemi içerisindeki psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik durumunu da ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Örgütlerde moral kavramı içerisinde moral düzeyini yükselten önlemlerin neler olduğu da önem arz etmektedir. Bu noktada çeşitli çalışmaların araştırılması ve elde edilen sonuçların incelenmesi gündeme gelmektedir. Örgüt moralini yükselten unsurlardan öne çıkanlar arasında; güven, iş tatmini, sağlıklı örgüt atmosferi, ast-üst iletişimi, çalışanın takdir edilmesi, çalışanın motivasyonu sayılabilmektedir. Bu unsurların yeterli veya sağlıklı olmadığı örgütlerde ise iş tatminsizliği, performans ve moral düşüklüğü ise kaçınılmaz bir durum oluşturmaktadır. Örgütlerin başarılı ve istikrarlı ilerleyebilmesi için örgüt moraline önem vermesi gerekmektedir. Gerçekleştirilen ölçümler çerçevesinde elde edilen sonuçlara göre önlemler alınarak devamlılık sağlanmalıdır. Örgüt moralini yüksek tutan unsurlardan güven kavramı incelenmiştir. Örgütler ile çalışanlar arasında güvenin önemini ve bu güvenin örgüt moraline ne derece etki ettiğini betimleyebilmek amacıyla; geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiş, üç boyuttan oluşan "Örgütsel Güven Ölçeği" ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma ile veriler toplanmış ve incelenmiştir. İncelemeler sonucunda örgüt güvenini ve ona bağlı olarak da örgüt moralini nelerin etkileyebileceği değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgilerin sonradan yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı beklenmektedir.
Okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarının örgütsel sessizliğe etkisi: Erzurum ili, Oltu ilçesi örneği
Bu araştırmanın amacı, Okul Müdürlerinin Etik Liderlik Davranışlarının Örgütsel Sessizliğe Etkisini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla, literatür taraması yapılmış ve Erzurum ili Oltu ilçesinde 15.02.2020-15-03.2020 tarihleri arasında iki anket uygulanarak araştırmanın verileri elde edilmiştir. Bu araştırmada, Yılmaz (2005) tarafından geliştirilen Etik Liderlik Ölçeği, Kahveci ve Demirtaş (2013) tarafından geliştirilen Örgütsel Sessizlik Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 6 ilkokul, 9 ortaokul ve 9 lisede görev yapan 495 kadrolu/sözleşmeli öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada, 280 kişiye anket dağıtılmıştır. Dağıtılan anketlerden 238'i toplanmış ve bunların da 225 tanesi geçerli kabul edilerek veri programına girilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 20.00 ve LISREL 9.30 programında analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin yapı geçerliliğini sağladıkları ve yüksek düzeyde güvenilir olduğu belirlenmiştir. Etik Liderlik ile Örgütsel Sessizlik arasında negatif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Her iki ölçek ve alt boyutları arasında negatif ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Yapılan basit doğrusal regresyon analizine göre Etik Liderliğin Örgütsel Sessizliği açıklama yüzdesinin %19,7 olduğu saptanmıştır. Ayrıca, araştırmada kullanılan değişkenler açısından gruplar arasında fark olup olmadığı araştırılmış ve bazı değişkenler açısından gruplar arasında fark olduğu tespit edilmiştir.
Trabzon'daki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan müdürlerin liderlik becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada Trabzon'daki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan müdürlerin etkili liderlik becerileri düzeyinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Trabzon Ortahisar ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokullarında (özel anaokulları hariç) görev yapmakta olan öğretmenler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma süresince 107 okul öncesi öğretmenle görüşülmüştür. Elde edilen verilerin analizi sonucunda okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin bu kurumlarda görev yapan müdürlerinin etkili liderlik niteliklerine yönelik algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Verilerin analizi neticesinde yaş ile "iletişim kurabilme" boyutu arasında pozitif yönlü, çok zayıf bir ilişki, vizyon sahibi olma, güvenilir olma, örnek alma, pozitif olma arasında ise pozitif yönlü, zayıf ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yine yapılan istatistiksel analizler neticesinde hizmet süresiyle iletişim kurabilme ve örnek alma arasında pozitif yönlü ve çok zayıf, vizyon sahibi olma, güvenilir olma ve güvenme ve örnek alma arasında ise pozitif yönlü, zayıf ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Öğretmenlerin diğer demografik özelliklerinden cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çocuk sahibi olup olmama durumuna göre ise etkili liderlik nitelikleri algılarının anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Okul Müdürü, Liderlik Becerisi, Trabzon.
Okul müdürlerinin yönetim süreci işlevlerinde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri: Bir nitel analiz
Bu çalışmanın amacı, 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılında okul müdürlerinin okul yönetimi sürecine ait işlevleri yerine getirirken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara yönelik geliştirdikleri çözüm yollarını belirlemektir. Nitel araştırma yaklaşımıyla gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılı Trabzon'un ilçelerinde yer alan anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 18 okul müdürü oluşturmaktadır. Veriler literatür taraması ve uzman görüşü sonucu üç bölümden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre okul müdürlerinin yönetim süreci işlevleri kapsamında en fazla personel hizmetleri, okul işletmesi hizmetleri ve eğitim-öğretim hizmetleri alanlarında sorunlarla karşılaştığı tespit edilmiştir. Bu sorunların dağılımı incelendiğinde, personel hizmetleri alanında "personelin görevlendirilmesi, denetlenmesi ve yetiştirilmesi"; okul işletmesi hizmetleri alanında "maddi imkansızlıklar"; eğitim ve öğretim hizmetleri alanında ise "öğretimin yapılması-izlenmesi ve rehberlik" konularının ön plana çıktığı görülmüştür. Okul müdürleri karşılaştıkları bu sorunların bir kısmını öğretmen, öğrenci, veli, üst yöneticiler ve çevre ile gerçekleştirdikleri iletişim ile çözebildiklerini, ancak "öğretmen atama takvimi, ücretli öğretmen görevlendirilmesi, okul geliri" gibi birçok sorunda çözüm üretemediklerini ifade etmişlerdir. Özellikle öğretmen yetiştirilmesi ve eğitim öğretim faaliyetlerinde karşılaşılan sorunlara daha etkili çözüm yolları üretebilmeleri için okul müdürlerinin bu alanlarda gelişimlerinin desteklenmesi gerekmektedir.
Türk otomotiv sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
Otomotiv sektörü özellikle kalkınma aşamasında olan ülkeler ve kalkınmış ülkeler için kilit bir rol oynamaktadır. Endüstriyelleşme çerçevesinde güçlü ekonomilere sahip ülkelerin en önemli paydalarından birisi sanayileşmiş otomotiv sektörüne sahip olmalarıdır. Bütüncül bir bakış açısıyla, otomotiv sektörünü, sadece kendi ana sanayisi ile değil aynı zamanda sektör içinde olmamasına rağmen etkileşim içinde olan yan sektörlerle beraber değerlendirmek daha doğru olacaktır. Etki alanı göz önünde bulundurulduğunda, otomotiv sektörü ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden birisi haline gelmiştir. Bu çalışmada; Türk otomotiv sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda otomotiv ihracatının büyüme üzerindeki etkisinin incelendiği ampirik analiz için 1998Q2-2019Q4 dönemine ait çeyreklik veriler kullanılmıştır. Büyüme değerini ifade etmek için GSYH değeri kullanılmış ve bu değer OECD veri tabanından elde edilmiştir. Otomotiv ihracatı için gerekli olan veriler ise TÜİK'ten temin edilmiştir. Aylık olan veriler GSYH verileri ile uyumlu hale getirilebilmesi için araştırmacı tarafından düzenlenip çeyreklik hale dönüştürülmüştür. Analizde ilk olarak değişkenlerin tanımlayıcı istatistikleri değerlerine yer verilmiştir. Daha sonra ADF ve Phillips Perron birim kök testleri uygulanmış ve çıkan sonuçlar doğrultusunda farklı düzeylerde durağan halde bulunan değişkenler için ARDL testleri uygulanmıştır. Son olarak da değişkenler arasında bağlantının olup olmadığı ve bağlantı varsa yönünün ne olduğunun saptanabilmesi için Toda Yamamoto nedensellik analizi yapılmıştır. Analiz neticesinde otomotiv ihracatı ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli bir ilişki olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik analizi neticesinde GSYH'dan otomotiv ihracatına doğru bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İş tatmini ve değişkenleri: Gümüşhane Üniversitesi öğretim elemanları örneği
İş tatmini, bireyin genel olarak çalışma hayatından aldığı hazzı ve mutluluğu ifade etmektedir. İş tatmini, kişinin iş ve işyeri hakkındaki genel hissiyat ve düşünce kalıpları hakkında fikir oluşmasını sağlayan dinamik bir değişkendir. Bu tatmin kişilerin fiziksel ve zihinsel sağlıklarının yanı sıra, ruhsal sağlıklarının bir yansımasıdır. Akademik kurumlarda görev yapan akademisyenlerin görevlerini daha iyi icra edebilmeleri, daha iyi hizmet ortaya koyabilmeleri açısından işlerinden aldıkları tatmin seviyelerinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının iş tatmini seviyesini belirlemek, demografik özelliklere göre farklılaşıp, farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırma bölümünde Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan 101 akademisyen üzerinde yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 16.0 paket programına aktarılarak çeşitli testlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin genel iş tatmini seviyelerinin yüksek olduğu anlaşılmıştır. Demografik özelliklere göre iş tatmini seviyesinde karşılaştırma yapıldığında, yaş, cinsiyet, medeni durumlara göre anlamlı bir fark bulunamamış, toplam çalışma süresine göre ise anlamlı fark bulunmuştur. Yapılan araştırmada iş tatmini genel seviyesi alt boyutlarıyla birlikte ele alınmış iki kısımda değerlendirilmiştir. İçsel ve dışsal tatmin boyutları seviyesinde incelendiğinde unvan değişkeni bazı anlamlı farklılıklar göstermiştir. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Çalışma Psikolojisi, Akademisyen, İşgören, Gümüşhane Üniversitesi
Kamu yönetiminde dijital dönüşüm: Türkiye'de kamu yönetiminin dijital dönüşümüne dair bir analiz
Bilgi toplumunun ortaya koyduğu dijital dünyada, "dijitalleşme" kavramının önemi gittikçe artmaktadır. Günümüzde bu teknolojik ilerlemeler sayesinde insanların hayatlarını dijital araçlar çevrelemektedir. Bu bağlamda kamu sektörlerinin dijital teknolojileri kullanımı, hizmet ve süreçlere bu teknolojileri entegre etmeleri daha hızlı, etkin, verimli, hesap verebilir bir kamu yönetimi anlayışını geliştirmiştir. Gelişen bu anlayış doğrultusunda dijital devletin önemi de oldukça artmıştır. Ülkeler kamu sektörlerinde gerçekleştirmek istedikleri dijital dönüşüm için politikalar oluşturmaya, yasalar yapmaya ve bilgi teknolojilerine yatırımlar yapmaya başlamışlardır. Çalışmanın birinci bölümünde; dijital dönüşüm kavramı ile ilgili teorik açıklamalar yapılıp, dijital teknolojilerden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; dijital devlet kavramı hakkında teorik bilgiler ortaya koyulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Türkiye'de dijital devlet üzerine yapılan çalışmalar üzerinde durulmaktadır.
Proje yönetiminde liderlik ve motivasyon: PTT Dijital Arşivleme projesi örneği
Bu çalışma, yönetim biçimi olarak proje yönetimi ve iş konusu olarak dijital arşivleme işini temel alarak, lider davranışlarını ve bu davranışların çalışan motivasyonu üzerindeki etkisini ortaya koymak için yapılmıştır. Çalışma, benimsenen yöntem bakımından, pozitivist yaklaşım; kullanılan araştırma yöntemi bakımından, anket araştırması; kapsadığı süre açısından, anlık; amacı açısından ise açıklayıcı araştırmadır. Araştırmanın evrenini "PTT Dijital Arşivleme Projeleri", örneklemini ise "Ankara Tarih Arşiv Dijitalleştirme Projesi" çalışanları oluşturmaktadır. Ankete 46 çalışan katılım göstermiştir. Lider davranışları ve bu davranışların çalışan motivasyonuna etkisi olmak üzere iki ölçekten oluşan anket, 36 ifadeden oluşmaktadır. Çalışmanın teorik kısmında proje, proje yönetimi, motivasyon, liderlik, arşiv ve dijital arşivleme gibi, konu ile ilgili kavramlar açıklanmıştır. Uygulama kısmında ise SPSS programı kullanılarak bazı testler yapılmıştır. Yapılan testler sonucunda araştırmanın problemi, soruları ve hipotezlerine yönelik analizler yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda lider davranışları ile çalışan motivasyon düzeyi arasında güçlü bir ilişkinin olduğu, yani lider davranışlarının çalışan motivasyonu üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Yöneticinin iş yaparken sergilemiş olduğu davranışlar (iletişim biçimi, sorunları çözme yöntemi, karar alma vb. eylemlerin hepsini davranışın kavramının içine alabiliriz) astlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. Araştırma dijital arşivleme projelerinde lider davranışları ve bu davranışların çalışan motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapıldığından, bu araştırmada yönetici davranışları-performans ilişkisi, yönetici davranışları-proje başarısı gibi konulara değinilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Proje, Liderlik, Lider Davranışları, Motivasyon, Dijital Arşivleme.