
1,792
Archived Theses
6
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türkçede sayılarla kurulan birleşik kelimelerin kavram alanı
Birleşik kelimeler Türkçenin anlam zenginliklerine sahip dil unsurları arasındadır. Birleşik kelimeler çoğu zaman dildeki iki kelimenin bazen de ikiden çok kelimenin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu birliktelik genellikle yeni bir sözlükbirime zemin oluşturur. Türkçenin her döneminde mevcut olan birleşik kelimeler Cumhuriyet döneminde bilim kollarının yabancı terimleri Türkçeleştirmek için başvurduğu önemli kelime kalıplarından birisi olagelmiştir. Kelimelerin birleşiminin ötesinde birleşik kelimeler kapsadıkları kavram alanı bakımından büyük öneme sahiptir. Birleşme yoluyla kurulan birleşik kelime farklı bir kavram alanına işaret etmektedir. Birleşik kelimeler sadece yapı olarak değil anlam ve kavram alanı olarak da ilgi çekici boyutlara ulaşmıştır. Birleşik kelimeleri teşkil eden yapılardan bir tanesi de içerisinde sayı bulunduran birleşik kelimelerdir. Türkçede sayılar kelime birleşimlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bir ya da daha çok unsuru sayı olan birleşik kelimeler kavram alanı bakımından dikkat çekici özelliklere sahiptir. Kelime birleşimi ile türetilen birleşik kelimelerde sayılar temel anlamlarını koruyarak oluşan birleşik kelimenin kavram alanına katkıda bulunmuştur. Ancak tespit edilen bulguların önemli bir kısmında sayılar temel anlamlarından sıyrılarak yan ve mecaz anlam bağlamında birleşik kelimenin kavram alanını oluşturmuştur. Çalışmanın amacı TDK Türkçe Sözlük, Kubbealtı Misalli Büyük Türkçe Lügati ve Ötüken Türkçe Sözlük'te yer alan birleşik kelimeler arasında sayılarla kurulan birleşik kelimeleri tespit etmek ve işbu birleşik kelimelerin kavram alanlarını tasnif etmektir. Bu doğrultuda ilgili sözlükler tarama modelinde taranmış ve doküman analizi yöntemiyle irdelenmiştir. Elde edilen veriler sayı ve basamak değeri doğrultusunda artan biçimde sıralanmıştır. Araştırmanın sonucunda tespit edilen sayılarla kurulmuş birleşik kelimeler, Anatomi, Argo, Askerlik, Astroloji, Avcılık, Bahis, Balistik, Bitki Bilimi, Denizcilik, Dil Bilgisi, Dinî- Tasavvufî, Diplomasi, Eğitim, Edebiyat, El Sanatları, Felsefe, Fizik, Gıda, Giyim, Gök Bilimi, Halk Bilimi, Hava Bilgisi, Havacılık, Hayvan Bilimi, İstihbarat, Kimya, Maliye- Ekonomi, Matematik- Geometri, Mitoloji, Mimarlık, Müzik, Otomotiv, Oyun, Ruh Bilimi, Sinema- Tiyatro, Spor, Takı- Mücevherat, Tıp, Toplum Bilimi ve Yer Bilimi başlıkları altında tasnif edilmiştir. Bu kavram alanlarının belirlenmesinde modern bilim kolları esas alınmıştır. Kavram alanlarının isimlendirilmesi uzman görüşleri alınarak yapılmış ve güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. Sayılarla kurulan birleşik kelimeler arasında birleşik fiiller başka bir çalışmanın konusu olacak nitelikte olduğu için bu çalışmada yer verilmemiştir. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda birleşik kelimelerin imlası, tespiti ve tahliline ilişkin birtakım önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe, birleşik kelime, sayıyla kurulan birleşik kelime, kavram, kavram alanı.
Ortaokul öğrencileri tarafından en çok okunan çocuk kitaplarının incelenmesi
Okuma; bilgilenmeyi, gelişmeyi ve eğlenmeyi sağlayan bir etkinliktir. Okuma, bireyin kişiliğini geliştirir, düşünme dağarcığını zenginleştirir. Okuma; beynin görme, algılama, seslendirme, anlama, yapılandırma gibi işlevlerinden oluşur. Bu çalışmada ortaokul öğrencileri tarafından en çok okunan çocuk kitaplarının belirlenmesi ve incelenmesi hedeflenmiştir. Çocukların edebiyat ihtiyacına yanıt veren eserler belirlenip çocukların yönelimleri fark edilmelidir. Öğrencilerin okuması kadar ne okudukları, neleri beğendikleri ve niye beğendikleri de önemlidir. Literatüre bakıldığında genelde öğrencilerin okuma alışkanlıklarıyla ilgili çalışmalar yapıldığı ya da belli bir yazarın belli bazı çocuk edebiyatı eserleri üzerine çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Yapılacak çalışmanın konusunda daha önce bir çalışma yapılmamış olması araştırmanın önemli yönlerinden biridir. Bu araştırmada, olay ve olguları sosyal özelliği olan insana göre ele alan nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin en çok okuduğu ve beğendiği kitapları belirlenmeye yönelik yapılan bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu çalışmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Konya'dan seçilen Şehit Mustafa Çuhadar Ortaokulu, Necip Fazıl Kısakürek Ortaokulu ve Cansu Şimşek Ortaokulunun 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri ile Erzincan'dan seçilen Cumhuriyet Ortaokulu, Şehit Astsubay Tamer Meriç Ortaokulu ve Türk Telekom Binali Yıldırım Ortaokulunun 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Okulların belirlenmesinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Çalışma grubu; 5. sınıf için 61 kız, 41 erkek toplam 102 öğrenci; 6. sınıf için 69 kız, 40 erkek toplam 109 öğrenci; 7. sınıf için 56 kız, 46 erkek toplam 102 öğrenci; 8. sınıf için 51 kız, 36 erkek toplam 87 öğrenci olmak üzere 400 öğrenciden oluşmuştur. Çalışma 2021-2022 eğitim-öğretim yılı ile sınırlı kalmıştır. Son 1 yıl içinde okunan ve beğenilen kitapların adı istenmiştir. Çalışmada verilerin toplanmasında, Öğrencilerin Okuduğu Çocuk Kitaplarının Belirlenmesine Yönelik Öğrenci İle Görüşme Formu kullanılmıştır. Görüşme formu hazırlandıktan sonra alan uzmanlarının görüşlerine sunulmuş ve dönütlerden sonra forma son şekli verilmiştir. Görüşmelerde öğrencilerin ilave olarak belirtecekleri görüşleri de değerlendirmeye alınmıştır. Öğrencilerin kitapların sadece adını ya da yazarını hatırlamaları durumunda kitapla ilgili diğer verilere araştırmacı tarafından ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, araştırma amacı ve alt problemler doğrultusunda frekans (f) ve yüzde (%) değerleri kullanılarak çözümlenmiştir; bulgular tablolar hâlinde sunularak yorumlanmıştır. Araştırmanın alt problemleri için betimsel analiz kullanılmıştır. 5. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Antoine de Saint-Exupéry'nin yazığı Küçük Prens'tir. Kitabın türü, ''fantastik roman''dır. Bu çalışmaya 102 5. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 13,26'sı bu kitabı beğenmiştir. 6. sınıf öğrencilerinin de en beğendiği kitap Antoine de Saint-Exupéry'nin yazığı Küçük Prens'tir. Kitabın türü, ''fantastik roman''dır. Bu çalışmaya 109 6. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 20,71'i bu kitabı beğenmiştir. 7. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Beyza Alkoç 'un yazığı Karantina 'dır. Kitabın türü, ''roman''dır. Bu çalışmaya 102 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 18,36'sı bu kitabı beğenmiştir. 8. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Beyza Alkoç 'un yazığı Karantina 'dır. Kitabın türü, ''roman''dır. Bu çalışmaya 87 8. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 27,84'ü bu kitabı beğenmiştir. Anahtar Kelimeler: çocuk edebiyatı, kitap okuma, ortaokul.
Şanlıurfa ağzı söz varlığı
Ağız; aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü konuşma dilidir. Türkler gibi köklü bir geçmişi olan bir milletin dili de âdeta bir ağız deryâsı misâlidir. Türkiye Türkçesi ağızlarından biri de kendine has özellikleri bulunan Şanlıurfa ağzıdır. Bu çalışmayla Şanlıurfa ağzının söz varlığını gün ışığına çıkaran bir sözlük oluşturulmuştur. Elde edilen kelimeler, kavrambilim çerçevesinde "ziraat ile ilgili kavramlar, mutfak kültürünü yansıtan kavramlar, hayvancılık ile ilgili kavramlar, akrabalık isimleri, kişiler için kullanılan tâbirler, çocuklar ile ilgili kavramlar, oyun isimleri, meslek isimleri, mimarî kültürü yansıtan terimler, hastalık isimleri, düğün âdetleri ile ilgili kavramlar, gök bilimi ile ilgili terimler, renk isimleri, organ isimleri, zaman bildiren ifâdeler, ünlemler, deyimler, beddualar, musiki ile ilgili terimler, eşya isimleri, ikilemeler, fiiller "başlıkları altında tasnif edilmiştir. Bunun hâricinde Şanlıurfa özelinde tespit edilen kelimeler (dar bölge kelimeleri) üzerinden Şanlıurfa ilinin kültürel dokusu tahlil edilmiştir. Taranan kaynaklar ışığında, Şanlıurfa ağzının fonetik ve morfolojik farklılıkları örnekler üzerinden incelenmiştir. Ayrıca Şanlıurfa ağzındaki bazı kelimelerin tarihî uzantıları tespit edilerek kelimelerin tarihî seyirleri hakkında bilgi verilmiştir. Şanlıurfa ağzının söz varlığını ortaya koyarak bir dizin oluşturduğumuz bu çalışmada; Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, temel kaynak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra çalışmanın sözlük kısmını oluştururken Urfa Ağzı, Urfa Merkez Ağzı, Urfa Ağzı Sözlüğü, Siverek Merkez Ağzı, Şanlıurfa Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü ve Tanıklarıyla Urfaca Urfalıca adlı eserlerden faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Söz varlığı, Şanlıurfa ağzı, Kültürel doku, Sözlük.
Türkçe ders kitaplarının tema öğretimi açısından incelenmesi
Türkçe öğretiminde ders işleniş sürecinde öğrencilerde edinilmesi beklenen pek çok kazanım mevcuttur. Bunlardan birisi de tema öğretimidir. Temalar, Türkçe Öğretim Programı içerisinde zorunlu ve seçmeli temalar olarak belirlenmiştir. Tema öğretiminin ders işleniş süreçlerinde yer alabilmesi için öğrenme-öğretme süreçlerinde en çok ihtiyaç duyulan ve başvurulan ana gereç şüphesiz belli periyotlarla dönemin ilgi ve beklentilerine yönelik hazırlanan ders kitaplarıdır. Ders kitaplarının öğrenci ve öğretmenler tarafından uygulanma kolaylığı, ders süreçlerinde başvurulan ana gereç olması, metinler aracılığıyla belirlenen öğrenme kazanımlarını edindirme noktasında önemli bir kaynak olması gibi konular sebebiyle ders kitapları, öğrenme süreçlerinin başucu kaynaklarıdır. Ders kitaplarının hazırlanma süreçlerinde Türkçenin dört temel dil becerisine dengeli biçimde yer veriyor olması, etkinliklerin hedefledikleri kazanımlar noktasında ders işleniş aşamalarının hepsini kapsıyor olması, etkinlik yönergelerinin anlaşılır olması, hedeflenen tema öğretimi bağlamında seçilen metinlerin ve metin altı etkinliklerinin işlevselliği önemlidir. Etkinlikler, tema öğretimi noktasında hedeflenen öğrenme kazanımlarının edindirilmesi anlamında önemli birer araçtır. Bu çalışma, ortaokul Türkçe ders kitaplarının tema öğretimi açısından incelenmesine dayalıdır. Ders kitaplarındaki etkinliklerin tema öğretimi bakımından işlevsel olup olmadığı, etkinliklerin sınıf seviyesi ve dil becerileri bakımından dağılımı, etkinliklerin ders işleniş süreçlerinden hangi aşamaya dâhil edilebileceği, tema öğretimine ilişkin etkinlik yönergelerinin açık ve anlaşılırlığı, tema öğretimi kapsamında nitelendirilebilecek etkinliklerin genel çerçevedeki işlevsellik düzeyleri, tema bağlamında hazırlanan etkinliklerin Türkçe programında hangi konu önerisine-alt tema- işaret ettiği, etkinliklerin Türkçe programında verilen kazanımlardan hangileri ile eşleştikleri konuları analiz edilmiştir. Ders kitapları, doküman analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda incelenen ders kitaplarındaki tema öğretimine ilişkin etkinliklerin Türkçe programında belirlenen zorunlu ve seçmeli temalara uygun birer dağılım gösterdiği, programda belirlenen zorunlu ve seçmeli temalara her sınıf seviyesinde yer verildiği, etkinliklerin dil becerileri anlamında homojen bir dağılım göstermediği, dinleme becerisinin etkinliklerde ihmâl edilen bir beceri olduğu, temaya ilişkin doğrudan metne dayalı etkinliklerin daha çok okuma/anlama temel becerisine yönelik olduğu, konuşma ve yazma becerisine ilişkin etkinliklerin metinden bağımsız cevaplandırılmaya imkân sunmasına rağmen etkinliklerin birbirinin aynısı izlenimi verdiği, etkinliklerdeki yönergelerin genel anlamda açık ve anlaşılır olduğu, işlevsellik noktasında etkinliklerin bulgular ve önerilerde belirtilen bakımlardan geliştirilebileceği, tema bağlamında hazırlanan etkinliklerin her birinin ana tema etrafında gelişebilecek konu önerilerine uygunluk halinde olduğu, etkinliklerin Türkçe programındaki temel dil becerileri bakımından becerilerin işaret ettikleri kazanımlarla uygunluk içinde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türkçe öğretmenlerinin merkezî sınavlara ilişkin görüşleri
Türk eğitim sistemi, tarihsel süreç içerisinde pek çok dönüşüm ve reforma tanık olmuştur. Özellikle son yıllarda eğitimde standardizasyonun ve merkezî değerlendirmenin artması, bu değişimlerin en belirgin örneklerinden biri olmuştur. Bu bağlamda, merkezî sınavlar, eğitimdeki kalite ve standartları belirlemede kritik bir role sahip olmuştur. Bu çalışma, Türk eğitim sisteminin kritik unsurlarından biri olan merkezî sınav sistemlerine ilişkin Türkçe öğretmenlerinin tepkilerini (görüşlerini), algılarıyla birlikte detaylıca analiz etmeyi hedeflemektedir. Araştırmanın merkezine, Türkçe öğretmenlerinin sınav sistemine dair genel görüşleri, sınavın getirdiği yenilikler, bu yeniliklere öğretmenlerin tepkileri, sınavın öğrencilere etkileri, sınav sorularının niteliği, Türkçe dersi ile sınav arasındaki ilişki ve en nihayetinde sınavın, öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerini ne ölçüde yansıttığına dair görüşler alınmıştır. Bu çalışmanın önemi üç temel nokta üzerinde yoğunlaşmaktadır: İlk olarak, merkezî sınavların öğretmenlerin gözünden çeşitli boyutlarla nasıl değerlendirildiği; ikinci olarak, bu sınavlara dair olumlu ya da olumsuz görüşlerin neler olduğu ve son olarak, merkezî sınavların, eğitim sürecine potansiyel engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın temel varsayımı, katılımcı Türkçe öğretmenlerinin, araştırma sorularını samimi bir şekilde ve gerçek görüşleriyle yanıtladıklarıdır. Ancak bu kapsamlı çalışmanın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. Öncelikle, araştırmanın örneklemini sadece İstanbul'da görev yapan Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu sebeple elde edilen bulguların, Türkiye'nin diğer bölgelerindeki öğretmenler için ya da farklı eğitim sistemleri için direkt olarak genelleştirilemeyeceğini belirtmek gerekir. Ayrıca, pandemi koşulları nedeniyle araştırma verilerinin tamamı online platformlar üzerinden toplanmıştır. Bu toplama yöntemi, geri dönüt kontrolünün tam anlamıyla yapılamaması nedeniyle bazı sınırlamalara sahiptir. Sonuç olarak bu çalışma, Türkçe öğretmenlerinin merkezî sınav sistemlerine dair derinlemesine görüşlerini ortaya koymakta, eğitimdeki bu kritik unsurun avantajları ve dezavantajları üzerine kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
Cumhuriyet'ten günümüze Türk Dili ve Edebiyatı öğretim programlarında şiir türünün öğretimi üzerine bir inceleme
Bu çalışma Cumhuriyet dönemi ve günümüze değin Türk Dili ve Edebiyatı programlarında şiir türünün incelenmesini amaçlamıştır. İnceleme yapılırken Türk Dili ve Edebiyatı dersinin maksat ve amacına odaklanılmıştır. Kaynak olarak kılavuz edindiğimiz 'Tebliğler Dergisi'nde göründüğü üzere her yılın müfredat programında yer alan Türk Dili ve Edebiyatı dersinde işlenilen şiir konusu, edebi ve sanatsal olarak farklılıklar ve nitelik olarak değişimler gösterse de bazı dönemlerde kendini tekrarladığı gözlemlenmiştir. Bakıldığında, öncelik öğrencinin sadece düzgün okumaya, okuduğu parça üzerinde düşünmeye alışması yeter görülmektedir. İkinci aşamada nazım, nesir ayrılığı ve bir yazıda aranacak üslup özellikleri basit bir şekilde öğretilmelidir. Devamında gerçek ve mecaz kelimeler arasındaki farklar gösterilmelidir. Öğrencilerin edebi sanatlara özenmeleri zararlı görülmemekle beraber öğrenciye ders saatinde şiir, hikaye, piyes, roman gibi türler üzerine çalışma imkanı verilmemiştir. Serbest yazılarla öğrencinin şiirden çok diğer türlere ders saati dışında vakit ayırması tespit edilmiş, şiir türü göz ardı edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiir, dönem, üslup, amaç, edebiyat.
Türk edebiyatında ütopik eğitim modelleri
Ütopyalar oluşturulurken mevcut düzendeki her şey laboratuvar ortamında olduğu gibi ayrıştırılır ve incelemeye alınır. Bu şekilde ütopist yazarlar aksayan yönleri çok daha net görür. Yazarlar kurgunun zırhını kuşanarak ütopik kurgu içerisinde eleştirilerini, eleştiri yazılarına kıyasla daha cesurca yapmaktadır. Ütopya yazarı gördüğü bu aksaklıkları gidermek, ideal olana ulaştırmak için yeni bir düzen yaratır. Her daim toplumun önünden giden bu yazarların oluşturduğu yeni düzen topluma yol göstericiliği bakımından çok önemlidir. Bu çalışmada Türk edebiyatındaki yedi ütopik eser aracılığıyla ütopyalarda nasıl bir eğitim düşlendiği incelenmiştir. Bu eserler seçilirken eğitime değinmeleri göz önüne alınmıştır. Seçilen yazarlardan bazılarının eğitimci geçmişi de bulunmaktadır. Bundan ötürü bazı ütopik eserlerde eğitim odak noktadır. Bazılarında ise eğitim istenen düzene ulaşmak için yardımcı unsurdur. İncelenen eserler ışığında, ütopik eserlerin yazıldıkları dönemle ilgili önemli bilgiler verdiği görülmüştür. Dönemin sosyal, siyasi ve ideolojik yapısı ütopik eserlerde yer edinmiştir. Eğitim hususunda da yazarlar hem dönemlerinin eğitim felsefelerini hem de kendi eğitim felsefelerini esere yansıtmışlardır. Eğitim ve ütopya paralelleri toplumu idealize etme noktasında kesişmektedir. Bu sebeple ütopyalar, toplumu ideale ulaştırmak için mevcuttaki olumsuzlukları eğitim yoluyla gidermektedir. Ütopyalar eğitimi onarma mekanizması olarak gördüğü gibi yeni kurduğu düzeni ayakta tutacak, ideal düzenin sürdürülebilirliğini sağlayacak güç mekanizması olarak da görmektedir. Bu çerçevede ütopyanın temel dayanak noktalarından olan devlet, toplum ve politika gibi yapılanmaların eğitimle sıkı ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Ahmet Ağaoğlu'nun "Serbest İnsanlar Ülkesi'nde (1930)", İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun "Rüyamdaki Okullar (1936)", Memduh Şevket Esendal'ın " Yurda Dönüş (1940)" Peyami Safa'nın "Yalnızız (1951)", Şevket Süreyya Aydemir 'in "Toprak Uyanırsa: Ekmeksizköy Öğretmeninin Hatıraları (1963)", Gülten Dayıoğlu'nun "Işın Çağı Çocukları (1984)", Buket Uzuner'in "Balık İzlerinin Sesi (1992)" adlı eserler çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Bu eserler yedi ana başlıkta incelenmiştir. Bu başlıklar, ütopik eserlerde aile eğitimi, din eğitimi, teknolojik bilgi, eğitim-toplum ilişkisi, eğitim-devlet İlişkisi eğitim-politika ilişkisi, mevcut eğitim sistemine yönelik eleştiri olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ütopya, Eğitim, Eleştiri
Çitlembik çocuk dergisi üzerine bir inceleme
Çocuk süreli yayınları çocukların eğitimini amaçlarken eğlendirici bir işlevinin de bulunması bakımdan çocuk okurlar tarafından çocuk edebiyatı ürünleri arasında çok tercih edilen bir türdür. Çocuk eğitimi ve bu dönemde kazandırılması gereken bilgi, davranış ve değerlerin önemi düşünüldüğünde çocuklar için oluşturulan eserlerin titizlikle incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Çocuklar için oluşturulacak yeni edebi ürünlerin bu incelemeler dikkate alınarak oluşturulması bu alanda pek çok kıymetli içeriği çocuk edebiyatına kazandıracaktır. Bu araştırmanın amacı Elele kadın dergisinin çocuk okurlar için yayınlanan aylık eki "Çitlembik" isimli çocuk dergisini, derginin çocuk eğitimine, değerler eğitimine katkısı ve çocuk edebiyatı ürünlerinin taşıması gereken özellikler bağlamında çocuk süreli yayınlarında bulunması gereken yapısal özellikler bakımından incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma modelinin kullanıldığı çalışmanın örneklemini 1976-1980 yılları arasında Elele kadın dergisi tarafından yayınlanan "Çitlembik" çocuk dergisinin 39 sayısı oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada, dergide yer alan metinler taşıdığı metin türü özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılan metinlerde çocuklara kazandırılması hedeflenen değerler Türkçe Öğretim Programı'nda yer alan değerler temel alınarak incelenmiş ve tespit edilmiştir. Derginin sayıları yapısal özellikleri bakımından biçimsel kapsamda boyut (büyüklük), kâğıt, sayfa düzeni, harfler, resimler, kapak ve cilt bakımından; içeriksel kapsamda tema, konu, üslup ve dil anlatım bakımından değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre incelenen derginin genel anlamda çocuklara uygun olduğu belirlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar çerçevesinde birtakım öneriler sunulmuştur.
Yabancılar için Türkçe Öğretim Seti'ndeki metin altı soruların Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre incelenmesi
Dil toplum içi ve toplumlar arası iletişimin en büyük vasıtasıdır. Bu sebeple dil eğitiminin temel materyalleri olan ders kitaplarının hazırlanmasında birtakım önemli unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır. Ders kitapları, öğrencilerin öğrenme sürecini destekler nitelikte hazırlanmalıdır. Bu hususta ders kitabında yer alan metinler ve metinler bağlamında yer verilen soruların; öğrenmeyi desteklemesi, kolaylaştırması, zihinsel becerileri üst seviyede kullanmaya yardımcı olması gerekmektedir. Eğitim niteliğinin ölçülmesinde taksonomilerden yararlanılmaktadır. Bu araştırmada cevap aranan sorular şunlardır: Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe A1, A2, B1, B2 ve C1 Ders ve Çalışma Kitapları'ndaki dinleme ve okuma metinlerinde yer alan metin altı soruların "Yenilenmiş Bloom Taksonomisi"nin bilişsel süreç boyutuna ve bilgi boyutuna göre sınıflandırılması nedir? Bunların sıklığı nedir? Çalışmada amaç, Gazi Üniversitesi TÖMER- Türkçe Öğrenim Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından okutulan Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma kitaplarında yer alan dinleme ve okuma metinlerindeki metin altı sorularının Bloom Taksonomisi' ndeki bilişsel alanda hangi düzeyde ve ne sıklıkta yer aldığını tespit etmektir. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden tarama (betimsel araştırma) modeli kullanılmıştır. Betimsel çalışmalarda, var olan durumlar ortaya koyulur ve açıklanır. Araştırma bağlamında hedeflenen dil düzeyi Türkçe A1, A2, B1, B2 ve C1'dir. Okuma ve dinleme metinlerine dair hazırlanan metin altı sorularıyla çalışma sınırlandırılmıştır. Kitaplarda ulaşılmak istenen nitelikler doküman incelemesi yöntemiyle tespit edilmiştir. İncelenen veriler taksonomiye ve dil düzeylerine göre kategorize edilmiştir. Verilerin analizinde, nitel verilerin analizi olan betimsel analizden faydalanılmıştır. Bu çalışmada da var olan durumların ele alınması söz konudur. Bu çalışmada okuma metinleri kapsamında, 3090 soru yer alırken dinleme metinleri kapsamında 1537 sorunun yer aldığı görülmektedir. Okuma ve dinleme becerisine dair metin altı soru sayısı karşılaştırıldığında dinleme becerisine yönelik sorulara daha az yer verildiği anlaşılmaktadır. Okuma metinlerinde bilişsel süreçler doğrultusunda, en çok hatırlama düzeyi sorulara (1514) yer verildiği en az ise yaratma düzeyi sorulara (1) yer verildiği tespit edilmiştir. Bilgi boyutu kapsamında ise en çok olgusal bilgi boyutuna (1468) yer verilirken en az üst bilişsel bilgi boyutuna (30) yönelik sorulara yer verilmiştir. Dinleme metinlerinde bilişsel süreçlerden en çok hatırlama düzeyine (1318) ilişkin sorulara yer verilirken en az yaratma düzeyine (2) ilişkin sorulara yer verilmiştir. Değerlendirme düzeyine ilişkin soru örnekleri ise tespit edilememiştir. Bilgi boyutu doğrultusunda ise en çok olgusal bilgi boyutuyla (1130) ilgili, en az üst bilişsel bilgi boyutuyla (39) ilişkili sorulara yer verildiği görülmektedir. Tüm bu bilgiler sonucunda, okuma ve dinleme metinlerine dair hazırlanan metin altı sorularının üst bilişsel hedefleri yoklamada yetersiz olduğu görülmektedir.
Coğrafya öğretim metodlarının 2020-2021 online eğitim sürecinde geçirdiği değişikliklerin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Araştırma, coğrafya öğretim metodlarının 2020-2021 online eğitim sürecinde geçirdiği değişikliklerin öğretmen görüşlerine göre incelenmesini amaçlamaktadır. Ortaöğretim kurumlarında coğrafya dersinde kullanılan metodların, kullanım oranları, kazanımları karşılama düzeyleri, öğrencilerin ders esnasındaki etkileşim ve başarı düzeyleri gibi konular araştırılmıştır. Coğrafya öğretim metodlarıyla ilgili daha önce yapılan çalışmalar incelendiğinde bu metodların neler olduğu veya nasıl kullanıldığıyla ilgili çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Fakat 2020-2021 pandemi sürecinde online eğitimde ortaöğretim kurumlarında coğrafya dersinde öğretim metodlarının ne ölçüde kullanıldığı ile ilgili ayrıntılı bir çalışma olmadığı görülmüştür. Araştırma, bu problem durumunun giderilmesi katkı sağlamak ve coğrafya öğretiminde kaynak oluşturması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında Konya'nın Selçuklu ilçesinde MEB'e bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 12 coğrafya öğretmeni ile görüşülmüştür. Öğretmenlerin gönüllü olarak katıldıkları görüşme, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile tarama modeli esas alınarak gerçekleştirilmiş olup betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılarak elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcı görüşlerine göre pandemi sürecinde online eğitimde coğrafya öğretiminde kullanılan metod sayısının yüz yüze eğitim sürecinde kullanılan metodlara kıyasla düştüğü ifade edilmiştir. Katılımcılar bu durumun konu kazanımlarının yeterli oranda karşılanamamasına neden olduğu ve öğrencilerin ders başarılarının yüz yüze eğitime göre düştüğü sonucuna varmışlardır. Bu bulgular neticesinde coğrafya öğretiminde az kullanılan metodların öğretmenlere verilecek eğitimle kullanımının arttırılması önerilmiştir. Ayrıca online eğitimde yaşanan sıkıntıların olası bir durumda tekrar etmemesine yönelik öğretmen ve öğrencilerin bilgilendirilmesi ve bu süreçte kullanılan öğrenme kaynaklarının çeşitlendirilmesi yönünde alanda uzman kişiler tarafından çalışma yapılması öneriler arasında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Coğrafya Öğretimi, Metod, Yüz Yüze Eğitim, Online Eğitim.
Coğrafya eğitiminde alan çalışmalarına bir örnek: Ereğli-Konya fiziki coğrafyası
Çalışmada uygulamalı olarak Coğrafya Dersi Öğretim Programlarında bulunan 130 kazanımın içinde yer alan fiziki coğrafya ile ilgili 53 kazanıma karşılık olarak Ereğli fiziki coğrafyasında karşılanma düzeyinin tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olan Delphi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Ereğli- Konya fiziki coğrafya özelliklerinin Coğrafya Dersi Öğretim Programlarıyla karşılaştırılması ve birbirleriyle olan örtüşmeleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda; 2018-CDÖP'de yer alan fiziki coğrafya ile ilgili toplam 53 adet kazanımdan çeşitli sınıf düzeyi ve fiziki coğrafya ile ilgili ünitelerden toplam 49' unun (%92,4) karşılama düzeyini yüksek oranda gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal bilgiler eğitiminde farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının tarihsel analizi ve günümüzde uygulanma sürecinin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, sosyal bilgiler dersinde kullanılagelen öğretim yaklaşımlarının yanı sıra, farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının, eğitim tarihimizin seyri içerisindeki yerini ortaya koymak ve farklılaştırılmış öğretimin, sosyal bilgiler öğretiminde bir yaklaşım olarak kullanılabilirliğini değerlendirmektir. Araştırma, farklılaştırılmış öğretimi hem tarihsel boyutuyla hem de günümüzde uygulanması boyutuyla ele almıştır. Tarihteki öğretim yaklaşımları günümüzden farklı şekillerde ifade edilse de özgün nitelikler taşıyabilmektedir. Buradan hareketle araştırmada, tarihteki farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının içeriğine vâkıf olmak ve günümüze dair çıkarımlar yapmak maksadıyla tarihi belge ve metinler incelenmiştir. Günümüzde sosyal bilgiler eğitiminin yürütülmesinde genellikle toplu öğretim metoduyla hareket edilmektedir. Fakat bireysel farklılıkların dikkate alınarak sürecin yürütülmesinin daha verimli sonuçlar ortaya koyması beklenir. Bir diğer taraftan araştırmada, günümüzdeki farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının niteliğine katkı sunmaya yönelik öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Bu bakımdan araştırma, teorik boyutta ve saha çalışması boyutunda yürütülmüştür. Teorik çerçevede ilk önce, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının metodolojisiyle benzerlik gösteren, klasik dönem Osmanlı medrese eğitim modeli incelenmiş, akabinde Osmanlı yenileşme dönemi ve Cumhuriyet dönemindeki düzenlemeler ele alınmıştır. Araştırmanın saha çalışması boyutunda ise, sosyal bilgiler dersi öğretmenleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma geleneğinden durum (vaka) çalışması desenlerinden olan, bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nitel araştırma geleneğinden, amaçlı örnekleme yönteminin bir çeşidi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi ile oluşturulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın saha çalışmasını, Konya ili merkez ilçelerinin (Karatay, Meram, Selçuklu) kırsal kesimi ve şehir merkezi gibi farklı bölgelerinde yer alan ortaokullardaki sosyal bilgiler dersi öğretmenleri oluşturmuştur. Bu kapsamda 50 sosyal bilgiler dersi öğretmeniyle görüşülmüştür. Araştırmanın verileri, öncelikle doküman incelemesi ile ele alınmıştır. Çünkü farklılaştırılmış öğretimin eğitim sistemlerinde bir yaklaşım olarak kullanılması, eski asırlara dayanmaktadır. Farklılaştırılmış öğretimin günümüzdeki uygulama boyutunun değerlendirilmesi ise, yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde ilk önce, nitel veri analiz programlarından olan, Maxqda 2022 Creative Data Analysis paket programı kullanılmıştır. Bu bağlamda konuya yönelik incelenen belgelerden elde edilen veriler, aralarında anlam bütünlüğü oluşturacak şekilde önce temalara, daha sonra temalarla ilişkili kategorilere ve en son kategorilerle ilişkili kodlara dönüştürülmüştür. Bunun akabinde oluşturulan kodlar, betimsel analiz ve içerik analizine tabi tutulduktan sonra, anlamları bağlamında bulgulara ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın doküman incelemesinden elde edilen bulgulara göre; farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının köklerinin eskilere dayandığı, özellikle klasik dönem Osmanlı medrese eğitim modelinin farklılaştırılmış öğretim metodolojisiyle benzer nitelikler taşıdığı, Osmanlı yenileşme dönemi ve Cumhuriyet döneminde hazırlanan müfredat programlarında, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımıyla ilişkili özelliklerin yer aldığı tespit edilmiştir. Araştırmanın saha çalışmasından elde edilen bulgular ile, sosyal bilgiler dersi öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime dair yüksek düzeyde farkındalığa ve olumlu tutuma sahip olduğu, fakat farklılaştırılmış öğretimi uygulama konusunda müfredat, zaman ve fiziki şartlar bağlamında birtakım engellerle karşılaştıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Farklılaştırılmış öğretim, müfredat, sosyal bilgiler, medrese.
"Zamonaviy Turk She'riyati" adlı eserden hareketle lehçeler arası aktarmalarda görülen ifade farklılıkları ve bunların öğretilmesine yönelik yöntemler
Türk dili, geçmişten günümüze kadar geçirdiği süreçte kimi zaman siyasi kimi zaman tarihi sebeplerle farklı kollara ayrılmıştır. Bu kollar günümüzde ''Çağdaş Türk Lehçeleri'' olarak adlandırılmaktadır. Çağdaş Türk lehçeleri her ne kadar ortak bir kaynaktan gelmiş olsalar da zaman içerisinde birtakım farklılıklar ortaya çıkmıştır… Çağdaş Türk lehçeleri üzerine yapılan çalışmalar arasında aktarma çalışmaları önemli yer tutmaktadır. Aktarma, kısaca bir lehçenin başka bir lehçeye çevrilmesidir. Lehçeler arası aktarmalar, Türk dünyasının birlik ve bütünlüğünün sağlanabilmesi ve karşılıklı olarak birbirlerini anlayabilmesi için yapılmış çalışmalardır ancak kimi zaman aktarmalarda birtakım sorunlarla karşılaşılmaktadır. Her ne kadar lehçeler arasında belli oranlarda karşılıklı anlaşılırlık olsa da her lehçenin kendi söz varlığı ve gramer yapısında farklılıklar olduğundan aktarımlarda zorluk yaşanabilmektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada Türkçenin iki lehçesi olan Türkiye Türkçesinden Özbek Türkçesine yapılmış bir aktarım incelenmiştir Çalışmamıza konu olan kaynak Abdulatif Abdullayev'in 2006 yılında Türkiye Türkçesinden Özbek Türkçesine aktarmış olduğu ''Zamonaviy Turk She'riyati'' adlı eseridir. Bu eserden hareketle Özbek Türkçesinin ses ve gramer özellikleri incelenmiş, aynı zamanda metindeki farklılıklar dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Bunlar: ''Kelime Yerine Başka Bir Kelimenin Kullanılması'', ''Yalancı Eş Değer Kelimeler'' ve ''Dil İçi Aktarımda İfade Farklılıkları'' olarak ele alınmıştır. Aynı zamanda lehçeler arası ifade farklılıklarının öğretilmesine yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Lehçeler Arası Aktarım, Yalancı Eş Değerlik, Aktarım Meseleleri, İfade Farklılıkları
Dijital yayıncılık ve ilk gençlik eserleri bağlamında popüler bilim yazarlığının inşaası: TÜBİTAK Bilim Genç örneği
Araştırmanın amacı, ilk gençlik eserleri ve dijital yayıncılık kapsamında popüler bilim yazarlığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda TÜBİTAK'ın web adresi ve sosyal ağlar üzerinden ulaşılan Bilim Genç yayınının sitesinde yayımlanan yazılar, videolar vb. içerikleri inceleyerek, literatür taraması yöntemiyle dijital yayıncılık, dijital dergi vb. kavramların ve ilişkin konuların incelemesi yapılmıştır. Bu yayıncılık özelinde yapılan çalışmaların yetersiz olduğu görülmüştür. Dergide içerik; "Popüler Bilim, Soru - Cevap, Tasarla ve Yap, Yeryüzü, Gökbilim, Deneyler, Bilim Çizgi, Bilm Genç TV, Sesli Yayın, Yarışmalar ve Bunu Biliyor Muydunuz?" şeklinde on bölüm altında düzenlenmiştir. Söz konusu bölümler sıklıkla güncellenmektedir. Görüldüğü kadarıyla özellikle son yıllarda bölümler, öğretmen ve araştırmacılardan oluşan yaklaşık 10 kişilik bir ekip tarafından hazırlanmaktadır. Fakat zaman zaman farklı araştırmacılar da içeriğe katkı sağlamıştır. Çalışmada bu bölümler ayrı birer başlık olarak ele alınıp incelenmiştir. Söz konusu bölümlerin her birinde bilimsel ve teknolojik konular çocuk ve gençlerin kolayca anlayabileceği bir dille aktarılmış ve konunun anlaşılırlığını destekleyen görsel malzeme kullanılmıştır. Multimedya olarak tasarlanan içerikte; sesli yayın ve video anlatımı, deney ve tasarım çalışmalarının uygulamalı anlatımı, söyleşiler ile alanında uzman konukların katılımı etkileşimi arttıran önemli unsurlardır. Yapılan incelemelerde dergi içeriğinin hitap ettiği yaş grubuna uygun düzenlendiği, çocukları sorgulamaya, araştırmaya ve bilimsel çalışmalar yapmaya teşvik ettiği, bilimsel merak duygusunu arttırdığı tespit edilmiştir. Fakat sayfa düzeni bakımından incelendiğinde dergide eski tarihli içeriğe ulaşmak zahmetlidir. Ayrıca yayının içeriğinde fen bilimleri ve teknoloji alanında yoğunlaşıldığı, sosyal bilimler alanına çok az yer verildiği görülmüştür. Bilginin devamlı olarak geliştiği ve değiştiği günümüz dünyasında, bilimsel gelişmelerin takibini sağlamak oldukça önem arz etmektedir. İlgi çekici popüler bilim yazıları ve içerikler ile bilginin izini "TÜBİTAK Bilim Genç" üzerinden sürmek oldukça faydalıdır. Bilim Genç gibi internet üzerinden dergi yayınlayan okuyucusuna öğretici içerik sunan dergiler, çocukların ve gençlerin öğrenme süreçlerini oldukça eğlenceli bir hale getirmektedir. Bu sayede çocuklar, internete erişim olan her ortamdan istediği bilgiye oldukça pratik ve kolay erişim sağlayabilmektedir. Anahtar kelimeler: Dijital Yayıncılık, Dijital Dergi, Bilim Genç, Dijitalleşme
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının etkin vatandaşlık kavramına ilişkin bilişsel yapılarının incelenmesi
Sosyal bilgiler dersinin ana amacı etkin vatandaşlar yetiştirmektir. Etkin vatandaşlık eğitimi ile öğrenciler eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, etkili iletişim becerileri, empati kurma, yardımlaşma, dayanışma vb. farklı tutum ve davranışlar geliştirebilirler. Bunun akabinde gelecekte kendilerine ve çevrelerine karşı sorumluluklarının bilincinde, görevlerini yerine getiren örnek vatandaşlar olarak yaşamlarını sürdürürler, farklı bakış açılarına, tutum ve değerlere saygı gösterirler. Karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde anayasada belirtilen hak ve özgürlüklerini kullanır ve olaylar karşısında makul, barışçıl çözümler geliştirirler. Değişen zaman koşulları ve gereksinimleriyle devlet sistemleri kendisini meydana getiren kimselere karşı bazı yükümlülükler getirmektedir. Sürekli değişen toplum yapısı içinde devletler vatandaşlarına ve kendine yönelik görev paylaşımlarını şekillendirerek çağa ayak uyduracak biçimde düzenlemektedir. Hedeflenen insan modelinin geliştirilmesi, toplum değerlerinin bireylere kazandırılması vatandaşlık eğitiminin verilmesiyle gerçekleşmektedir. Vatandaşlık bilinci, bireyleri hem devletle hem de içinde yaşadıkları toplumla buluşturan bir köprüdür. Araştırmada nitel araştırmaya dayalı olgubilim/fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Bu araştırma sosyal bilgiler bölümü öğretmen adaylarının "etkin vatandaşlık" kavramı ve beraberinde ele alınan "hak", "sosyal bilgiler", "sorumluluk", "vatan" ve "vatandaş" kavramlarına yönelik algılarını kelime ilişkilendirme testi ile tespit etmektir. Ayrıca bu çalışma lisans öğrenimine devam eden 1. Sınıf, 2.sınıf, 3.sınıf ve 4. Sınıf sosyal bilgiler öğretmen adaylarına uygulanarak karşılaştırmalı bir yaklaşımla verilen anahtar kavramlara ilişkin algılarında meydana gelen değişim ortaya konmuştur. Araştırma bulgularını ve sonuçlarını ele aldığımızda anahtar kavram olarak verilen etkin vatandaş kavramıyla birlikte hak, sosyal bilgiler, sorumluluk, vatan ve vatandaş kavramlarını öğretmen adaylarının yeterli sayıda cevap kelime üretebildikleri ve ilgili kavramlarla ilişkilendirdikleri tespit edilmiştir. Anahtar kavram olarak verilen kavramlardan sosyal bilgiler, vatan ve etkin vatandaşlık kavramlarına sayıca daha fazla kelime üretebildikleri hak, sorumluluk ve vatandaş kavramına sayıca daha az kelime üretebildikleri ortaya konmuştur. Genel anlamda öğretmen adaylarının sosyal bilgiler dersinin temel kavramlarına ilişkin algılarının yeterli düzeyde olduğu ortaya konmuştur. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının KİT' de yer alan etkin vatandaşlık, hak, sosyal bilgiler, sorumluluk, vatan ve vatandaş anahtar kavramlarıyla ilgili ifade etmiş oldukları cümleler değerlendirildiğinde anahtar kavramları bilimsel bilgi içeren cümlelerle ifade ettikleri ortaya konmuştur. Sınıf düzeyi arttıkça bilimsel bilgi içeren cümle sayısının da arttığı görülmüştür. Ayrıca öğretmen adaylarının anahtar kavramlara yönelik kavram yanılgılarının çok olmadığı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Etkin vatandaşlık, Sosyal Bilgiler, Kelime ilişkilendirme testi.
Sosyal bilgiler öğretiminde 5 ve 6. sınıf kültür ve miras öğrenme alanlarında sanal müze kullanımına yönelik öğretmen görüşleri
Müzeler, Sosyal Bilgiler dersinde başvurulan önemli öğrenme ortamlarıdır. Geleneksel eğitim, öğrencinin pasif, edilgen konumda olduğu öğrenme ortamı sunarken, çağdaş eğitim ile birlikte bu tutum yön değiştirmiştir. Çağdaş eğitim sistemiyle öğrenci aktif, bilgiyi araştıran konuma getirilmiştir. Eğitim sisteminin çağdaşlaşmasıyla birlikte öğrenci yaparak, yaşayarak ve deneyimleyerek öğrenme fırsatı bulmuştur. Müzeler, çağdaş eğitim ile birlikte önemli eğitim ortamları haline gelmiştir. Müze, insanlığın somut mirasını toplayan, koruyup muhafaza eden, halka sunan ve geçmiş ile bugün arasında köprü vazifesi gören kurumlardır. Günümüzde teknolojinin hızla geliştiği bilişim çağında müzeler, sergileme görevini sanal veya mobil uygulamalar gibi teknolojik alt yapıya dayanan uygulamalar ile de yapmaktadır. Bir müze türü olan sanal müzeler, herhangi bir yerde bulunduğumuz ortamdan başka bir yerdeki müzeye erişim sağlayarak ziyaret yapabilme fırsatı sunan önemli platformlardır. Sosyal Bilgiler, bünyesinde barındırdığı bilimler düşünüldüğünde dersin işlenişinde müze veya sanal müze kullanımının önemli olduğu görülmektedir. Araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler dersinde sanal müze kullanımı doğrultusunda özellikle 5.sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanı ile 6.sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanı konularının aktarımında sanal müze kullanımına yönelik öğretmen görüşlerinin alınması ile bulgular elde etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinin Karatay, Meram ve Selçuklu merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan Sosyal Bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. 29 öğretmen ile görüşme yapılmış fakat yeterli veri sağlamadığı için 24 öğretmen ile yapılan görüşme formları değerlendirilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılarak toplanan veriler araştırmacı tarafından çözümlenmiştir. Araştırma bulguları ve sonuçlarını ele aldığımızda sanal müze kavramı hakkında öğretmenlerin farkındalıklarının olduğu öğretmenler ile yapılan görüşmede belirlenmiştir. Sanal müze kavramı ile ilgili birçok tanım yaptıkları fakat bu tanımlar sonucu görüşleri arasında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sanal müzeyi kullanma durumlarına bakıldığında görüşleri arasında farklılıklar olmadığı, kullanan öğretmenlerin genel olarak ilgili konu ve kazanım doğrultusunda kullandıkları tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler dersinin işlenişinde sanal müze kullanımı ile ilgili herhangi bir yerde örnek veya uygulama görüp görmedikleri sorulmuş ve bulgulardan hareketle görüşleri arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Sosyal Bilgiler dersinde 5 ve 6.sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanı konularının aktarımında, sanal müzelerden doğa,tarihi güzelliklerin tanıtılmasında ve kültürel değerlerin öğretiminde, anlatılan dönemlerdeki devletlere ait yazılı ve yazısız eserlerin gösterilmesinde ayrıca konuları görsellerle somutlama amacıyla kullanılabileceği öğretmen görüşlerinden hareketle tespit edilmiştir. Bulgulardan hareketle bu öğrenme alanında sanal müze kullanımına en uygun Tarihe Yolculuk, Yeni Yurt Anadolu ve Türklerin Anayurdu Orta Asya konuları olduğu belirlenmiştir. 5 ve 6. Sınıf Kültür ve Miras öğrenme alanlarında sanal müzelerden yararlanılmasının öğrenci başarısı üzerinde kalıcı öğrenmeler sağlaması anlamında etki yapabileceği ayıca sanal müzelerin eğitim ortamı üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu öğretmen görüşleri sonucunda tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müze, Sanal Müze, Sosyal Bilgiler, Kültür ve Miras
Altıncı sınıf sosyal bilgiler öğretim programının ve uygulamaların öğrencilere üst düzey düşünme becerileri kazandırma durumlarının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 2018 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan altıncı sınıf kazanımlarının öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirme durumu ve öğretmenlerin bu becerileri kazandırmak için ne tür uygulamalar yaptıklarına yönelik öğretmen görüşlerinin tespit edilmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 öğretim yılında Konya ilinin Karatay, Meram ve Selçuklu ilçelerinde yer alan ortaokullarda görev yapmakta olan sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmaya 11 ortaokulda görev yapan altıncı sınıf sosyal bilgiler dersine giren 24 sosyal bilgiler öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler araştırmacı tarafından yazılı olarak kaydedilmiş, elde edilen veriler betimsel analiz tekniği uygulanarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda araştırmaya katılan öğretmenlerin büyük çoğunluğu 6. sınıf sosyal bilgiler öğretim programında yer alan kazanımları eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme ve karar verme becerisini geliştirdiğini ifade etmişlerdir. Öğretmenler, programın olayların nedenlerini sorgulatıp olaylar arasında karşılaştırma yapma fırsatı sunarak öğrencilere eleştirel düşünme becerisi kazandırdığını belirtmişlerdir. Öğrencilere karşılaştıkları problemler karşısında nasıl davranacağını öğreten, öğrencileri karar verme durumunda bırakarak ileride doğru karar vermelerine alt yapı oluşturan, öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştiren, özgün fikirler üretmesine olanak sağlayan bir program olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler, öğrencilere üst düzey düşünme becerilerini geliştirecek uygulama yapma noktasında program dışı fiziksel nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin, öğrencilere tüm üst düzey düşünme becerilerini kazandırmak için soru-cevap, beyin fırtınası, örnek olay ve problem çözme gibi yöntem ve teknikleri kullandıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Üst düzey düşünme, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme ve karar verme
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e tarih ders kitabı yazarları, tarih eğitimcileri ve eserleri üzerine bir araştırma
Tanzimat, Osmanlı Devleti'nde 1839-1876 yılları arasındaki döneme verilen isimdir. Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik anlayışı, etkilerini bugüne kadar sürdürmesi bakımından önemlidir. Bu dönemde ülkede yeniliklere ihtiyaç duyulması, halkın eğitilmesinin öneminin daha iyi anlaşılması ve bunun devletin sorumluluğu ve önemli bir görevi olarak görülmesi, Avrupa devletlerinin ülke üzerindeki baskısı gibi nedenlerle eğitim alanında yenileşme konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitimin iyileştirilmesinin devletin çöküşünü engelleyebilecek bir yol olarak görülmeye başlanması ve eğitimin bilim olarak kabul edilip eğitim bilimiyle ilgili kitapların yazılmaya başlanması da bu adımların atılmasında destekleyici olmuştur. Tanzimat Dönemi, tarih bilimi ve tarih eğitimi açısından da son derece önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti'nin bütününde görülen Batılılaşma çabaları ve modernleşme hareketlerinden tarih anlayışı ve tarih yazıcılığı da önemli ölçüde etkilenmiştir. 1877-1922 yılları arasını kapsayan ve Osmanlı Devleti'ni derinden etkileyen Meşrutiyet Dönemi'nde iç ve dış meselelere, askeri alanda alınan birçok yenilgiye ve çok büyük boyutlara ulaşmış mali sıkıntılara şahit olunmaktadır. Dönemin devlet adamları, aydınları, eğitimcileri, vatansever tüm fertleri devletin olumsuz gidişatını değiştirebilmek ve dağılmasını engelleyebilmek gayesiyle üstün bir çaba sarf etmiş, vatanına ve milletine karşı hissettiği sorumluluk bilinciyle ömrünü toplum yararına büyük ve önemli hizmetlerle geçirmiştir. Bu gidişatı değiştirebilmenin en etkili yolunun eğitim alanında yapılacak yenilikler olduğu konusunda toplum, yöneticiler ve aydınlar hemfikirlerdi. Yine eğitim alanında olduğu kadar tarih, tarih anlayışı ve tarih yazımına dair de çok önemli ve değerli gelişmeler yaşanmıştır. Fransız İhtilali sonrasında dünyaya yayılan milliyetçilik akımı, bu yüzyılda devletleri ve milletleri kendi geçmişini ve köklerini araştırmaya yöneltmiş, bu doğrultuda tarihin önemi günden güne artmış ve tarih, bilim olarak kabul edilmiştir. Takvimler 23 Nisan 1920'yi gösterdiğinde ise Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş Türk milleti egemenliğini ilan etmişti. Anadolu'daki işgallere karşı çıkan milletimiz durdurulmak istendiyse de bunda başarılı olamamışlardı. Yeni kurulan devletin, cumhuriyetin ve büyük zorluklarla kazanılan bağımsızlığımızın devamı için yine en önemli rollerden birisi eğitime düşmekteydi. Özellikle de tarih dersleri ve tarih ders kitapları: Cumhuriyetimizi ve devletimizin bağımsızlığını koruyacak, devletine ve milletine bağlı nesilleri yetiştirecek güce ve etkiye sahip olması nedeniyle büyük öneme sahipti. Bu dönemde de tarihe, tarihçilik anlayışına, tarih eğitimine, tarih ders kitaplarına dair önemli çalışmalar yapılmış ve Türk Gençliğiyle birlikte halkın da tarihini öğrenmesine çok büyük önem verilmiştir.
7. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması: Anti-masal oluşturma
Anlatma becerilerinden birisi olan yazma, bireyin duygularını ve düşüncelerini belli kurallara bağlı kalarak yazı ile ifade etmesidir. Yazma becerisinde birey süreç içinde aktif olarak rol alır. Kişi yazarken öğrendiklerini kendi zihin süzgecinden geçirerek ve bunları sıraya koyarak bir plan çerçevesinde yazar. Bireyin bunu en etkili şekilde yapması; kendi zihin dünyasını geliştirmiş olmasına, anadilinin gücünden faydalanabilmesine ve yaratıcılığına bağlıdır. Bu yönlerini geliştirmiş olan bireylerin ortaya koydukları yazılar yaratıcı yazılar olacaktır. Yaratıcı yazı; bireyin herhangi bir konudaki fikirlerini, duygularını özgürce kaleme alıp özgün yazılar oluşturması demektir. Yaratıcı yazmada bireyin kendini iyi tanıması ve çevresini en iyi şekilde algılayıp yorumlaması önemlidir. Yaratıcı yazmada amaç okuru etkilemektir. Yaratıcı yazmada sıradanlıklar, monotonluklar, toplumsal tabular yıkılır ve alışılmışın dışına çıkılır. Birey daima sorgular, hayal kurar, eleştirir ve farklı bakış açılarını kullanır. Eğitimde de yaratıcı yazmanın amacı aslında budur. Öğrencinin kendini keşfetmesi, hayal kurması ve kendi dünyası ile dış dünyayı özgün bir şekilde ele alması beklenir. Bu bağlamda öğrenciye rehber olan kişi ise öğretmendir. Öğretmen her şeyden önce öğrenciye eleştirel düşünmeyi öğreterek öğrencinin bilişsel açıdan gelişmesine yardımcı olmalıdır ve hayallerin sınırsızlığını göstermelidir. Çünkü yaratıcılıkta en önemli unsurlardan biri hayal kurabilmektir. Bu aşamalara ulaşmış öğrenciye yardım edecek diğer unsur ise yaratıcı yazma etkinlikleridir. Yaratıcı yazma etkinlikleri öğrencinin yaratıcılığını kullanarak yazı yazmasını kolaylaştıran etkinliklerdir ve öğrenciye yol gösterir. Bu etkinlikler genellikle öğrencide merak uyandıran, hayal kurduran ve farklılıklarla karşılaştıran tarzdadır. Yaratıcı yazma etkinlikleri öğrencilerin yaratıcı düşünmelerini gerektirir. Beyin fırtınası, müzikle yazma, kavram haritası, çağrışımlarla yazma vb. etkinlikler sıklıkla kullanılır. Bu etkinlikler kapsamında son yıllarda karşımıza yeni bir kavram çıkmaktadır: anti-masal. Anti-masal geleneksel masalı yeniden yazmak, onu değiştirip günümüz dünyasına uyarlamaktır. Masallar evrensel değerleri ve ahlâkî kurallarını olağanüstülüklerle okura sunan edebî türlerdir. Hem değer aktarımı hem de hayal ürünü zenginlikleri sebebiyle eğitimde sık kullanılan bu edebî tür son zamanlarda bir eleştiri ile karşı karşıya gelmiştir: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği geleneksel masallarda sık görülmektedir. Bu bağlamda çalışmada eylem araştırması yöntemi kullanılmasıyla yaratıcı yazma etkinliği olarak anti-masal kavramı incelenmiştir. Araştırma eylem planı çerçevesinde ilerlemiştir ve öğrencilerin anti-masal oluşturmaları sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe eğitimi, anti-masal, yaratıcı yazma
Postmodernizm bağlamında Niyazi Zorlu'nun eserlerinde toplumsallık ve eğitim
Çalışmada Niyazi Zorlu'nun Hergele Âşıklar ve Şehiriçi Öyküleri isimli eserleri üzerinden postmodern edebiyatın imkânları sınanacaktır. Postmodern edebiyat kuramının biçimi önceleyen yapısına karşılık içerik konusu üzerinde yeterince durulmamıştır. Söylenebilecek her şeyin söylendiği, yeni yazarlara söyleyecek bir şey kalmadığı düşüncesi; gerçeğin temsili sorunsalı gibi konular yazarları toplumsal meselelerden gittikçe daha çok uzaklaştırmıştır. Salt biçimsel kaygı peşinden koşulan yeni eserlerde içerik, fantastik ve polisiye unsurlar veya bireysel dertler üzerinden ilerlemektedir. Seneler boyu toplumsal meseleleri ele alan yazarlar eleştirilmiş, edebi yetkinlikleri sorgulanmıştır. Anlatacak derdi olan yazarlar bazen estetik kaygıları unutarak edebiyatın toplumsal misyonunu öne çıkarmışlardır. Seneler süren birikimi arkasına alarak biçimsel mükemmelliği yakalamayı başaran postmodern edebiyat ise yaslandığı postmodern felsefe gereği toplumsalın izini sürmez. Postmodernizm kuramı, toplumsalın sonunun geldiğini dile getirmektedir. Bir tarafta bazı kuramcılar toplumsalın sonunun geldiğinden bahsederken öte yandan toplumsal sorunlar çığ gibi büyümeye devam etmekte ve insanlar bireysel hayatlarında toplumsal sorunların ortaya çıkardığı bedelleri ödemektedir. Toplumun afaziye uğratılmış, ses çıkaramayan halini onun artık yalnızca bir kitle olduğu gerçeği ile açıklayan Baudrillard'a karşılık bizce bireylerin bir araya gelme yetilerini kaybetmiş olmaları onları toplum olmamaktan alıkoymaz. Şayet aynı şartlarda yaşayan ve o şartların ortaya çıkardığı durumlardan aynı şekilde etkilenen geniş halk kitleleri toplumu oluşturur. Toplumun sonunun geldiğini iddia etmek yapacak bir şey kalmadığı düşüncesini yaygınlaştırarak toplumu edilgenliğe sürükler. Edilgenlik var olmamak anlamına gelmez. Edebiyatta her zaman toplumsal konulardan bahsetmenin eserin edebî değerinden alıp götüreceği yargısı vardır. Postmodern edebiyat kuramının açtığı biçimsel çığır edebiyatın imkânlarını genişletmektedir. Ancak postmodern edebiyatın zihinlerde oluşturduğu algı sebebiyle içerik açısından kısırlaşmalara mahal verilmektedir. Hergele Âşıklar ve Şehiriçi Öyküleri teknik olarak postmodern metnin bütün özelliklerini göstermenin yanında belirgin bir ideolojik altyapıya da sahiptir. Kentin varoşlarına sığınmış alt sınıf insanların yaşama uğraşlarına odaklanan eserler sistemdeki çürümeyi ve insanın çaresizliğini açıkça ortaya koyar. Bu sebeple metin toplumsallık bağlamında değerlendirilmeye son derece uygundur. Eğitim meselesi ise metinlerdeki temel konular arasında yer almaz. Formel eğitimin alt sınıf çocuklar için içinde bulundukları çaresizlik sarmalının bir parçası olmaktan ileri gidemediği görülür. Toplumun içinde gerçekleşen informel eğitim ise itaatin, suçun ve yılgınlığın aktarılmasından ibarettir. Anahtar Kelimeler: Postmodern edebiyat, eğitim, toplumsallık
Abbas CILGA'nın çocuk romanlarındaki değerler eğitimi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada Köy Enstitüsü mezunu, öğretmenlik, yöneticilik ve müfettişlik yapan, çocuk edebiyatı alanında pek çok eser kaleme almış olan Abbas Cılga'nın yayımladığı on çocuk romanı ele alınmıştır. Değerler eğitimine yönelik bir araştırma ve inceleme amaçlanmaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Bu araştırmanın araştırma alanı Abbas Cılga'nın tespit edilen eserleridir. Değerlerin belirlenmesinde Schwartz Değer Ölçeği kullanıldı. Abbas Cılga'nın yazdığı on kitaptaki değerlerin analizinde nitel araştırma çalışmasını desteklemek için içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu inceleme, araştırmaya konu olan eserlerin okunması, dosyalanması ve tasnif edilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Schwartz Değer Ölçeği'nde 10 ana değer ve 57 alt değer bulunmaktadır. İncelenen hikâyelerde 10 ana değer ve bunlara bağlı toplam 2301 değer tespit edilmiştir Buna göre; 515 özyönelim; 314 yardımseverlik; 274 uyma; 254 güç; 216 hazcılık; 202 güvenlik; 146 uyarılma; 139 evrenselcilik; 126 geleneksellik; 115 başarı ana değer tespit edilmiştir. Çocuk edebiyatının genel amaçları kapsamında, çocuğun eğlenirken bir takım bilgi, beceri ve deneyimler kazanması amaçlanır. Abbas Cılga'nın eserleri değer bakımından zengindir. Bu, öğrenciler için bir yaşam zenginliği yaratacaktır. Araştırma, Abbas Cılga'nın incelenen eserlerinde öğrenciyi düşünmeye, eylemde bağımsız kararlar vermeye ve diğer değerlere teşvik eden birçok değer olduğu sonucuna varmıştır. Değerler eğitiminde Abbas Cılga'nın eserlerinden yararlanılabilir. Okul kitaplıklarında yer alması tavsiye edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk edebiyatı, Değer, Değerler eğitimi, Abbas Cılga, Schwartz Değerler Ölçeği
Kültürel coğrafyanın sosyal bilgiler dersindeki yeri ve önemi ile ilgili sosyal bilgiler öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi
Kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler öğretmenleri tarafından ne düzeyde bilindiğinin ve Sosyal Bilgiler dersinde kültürel coğrafya konusuna ne düzeyde yer verildiğinin araştırıldığı bu çalışma, Nitel araştırma yönteminden yararlanılarak yapılmış ve fenomenoloji (olgubilim) deseni kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Bu çalışma 2021-2022 eğitim öğretim döneminde Ankara'daki 40 ortaokulda görev yapmakta olan 50 Sosyal Bilgiler öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Sosyal Bilgiler öğretmenlerine cevaplandırmaları için temelde 10 sorudan oluşan, ilk üç sorudaki alt sorularla birlikte toplamda 16 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Bu sorular, problem cümlesi ve alt problemler temel alınarak oluşturulmuştur. Sorulara verilen yazılı yanıtlardan yola çıkılarak tekrarlanan görüşler belirlenmiş, bu görüşler tema haline getirilerek frekans ve yüzde değerleriyle birlikte yorumlanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler öğretmenleri tarafından yeterli düzeyde bilinmediği sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle kültürel coğrafyanın tanımında yetersizliklerin olduğu sonucuna ulaşılmış ve kültürel coğrafya ile ilgili anlam karmaşası yaşadıkları görülmüştür. Kültürel coğrafyada; coğrafyanın kültüre olan etkisinin yanı sıra, kültürün de coğrafyaya etkisi olduğunu belirten öğretmen görüşlerinin sınırlı kaldığı görülmüştür. Coğrafi özellikler ve iklimsel etkilerin kültür üzerinde etkili olduğunu belirten öğretmenlerin oranı ise daha fazla öne çıkmıştır. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin önemli bir bölümünün, kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersinde ele alınışında daha çok coğrafi etkilerin, coğrafi özelliklerin kültüre olan etkisinin öne çıkarılmış olduğundan bahsettikleri görülmüştür. Esasen kültürel coğrafya, Sosyal Bilgiler dersinde yer alan bir ünite olmamakla birlikte, konular içerisinde özellikle "Kültür ve Miras" ünitesinde ele alınan, üstü kapalı değinilen bir alan olma özelliğiyle öne çıkar. Bu haliyle 4, 5, 6 ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları incelenerek, kültürel coğrafyaya ne düzeyde yer verildiği, hangi konularla daha fazla ilişkilendirilmiş olduğu araştırmanın amaçlarından biri olmuştur. Özellikle "Ülkem, Kültürüm ve Tarihim", "Yaşadığımız Yer", "Üretimden Tüketime", "Ülkemizde Nüfus" gibi ünitelerde yer alan konularda kültürel coğrafyanın ön plana çıktığı görülmüştür. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerine göre, kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersinde ayrı bir başlık halinde ele alınması gerektiğini belirtenlerin çoğunlukta olduğu görülmüştür. Bu çalışmada öğretmenlerin, kültürel coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersinde yeterli düzeyde ele alınmadığı görüşüne sahip oldukları ortaya çıkmış; yaparak-yaşayarak öğrenme, gezi-gözlem, görsel materyaller, konuşma halkası, drama, araştırma-inceleme yoluyla kültürel coğrafyanın daha etkili öğretilebileceği önerilerinde bulunmuşlardır. Kültürel coğrafya oldukça kapsamlı ve geniş içeriklere sahip bir alandır. Bu yönüyle Sosyal Bilgiler dersinde daha etkili ve görsel temalarla zenginleştirilerek öğretilebilirse ve yeni bir ünite başlığı halinde ele alınabilirse, öğrenciler tarafından daha anlaşılabilir bir hale gelecek ve hem coğrafyasını hem de kültürünü daha iyi tanıyan, seven, coğrafyasına ve kültürüne çok daha hâkim bireyler yetiştirilebilecektir.
11. sınıf Suriyeli öğrencilerinin göç konusundaki bilişsel yapıları ve metaforik algıları (Kilis ili örneği)
İnsanlar var olduğu tarihten bu yana sürekli hareket halinde olmuşlardır. Beklentileri, ihtiyaçları ve daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak için göç etmişlerdir. Göç hareketleri kimi zaman gönüllü olarak kimi zaman ise zorunlu olarak gerçekleşebilmektedir. Savaş, iç karışıklıklar, zulüm gibi şiddet uygulamalarının yaşandığı yerlerden, insanların yaşamını ve huzurunu sağlamaya yönelik göç etmeleri zorunlu göç olarak gerçekleşen göçlerdendir. 2011 yılından itibaren ülkelerindeki şiddet uygulamaları ve iç savaştan kaçan Suriyeliler ülkemizde mülteci olarak yaşamaktadırlar. Mülteci nüfusun en yoğun olduğu Kilis ilinde bizzat göç olayını yaşamış Suriyeli öğrenciler buradaki okullarda eğitim hayatlarına devam etmektedirler. Bizzat zorunlu olarak göç etmiş öğrencilerin gözünden göç kavramını yorumlamak, öğrencilerin göç konusuna yönelik bilişsel yapılarını tespit etmek amacıyla yapılan bu araştırmada; Kilis ilinde yaşayan, 11. sınıfta öğrenim gören 110 Suriyeli öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Kelime İlişkilendirme Testi (KİT) aracılığıyla yapılan bu araştırmada öğrencilerden göç kavramına yönelik akıllarına gelen kelimeleri belirli bir sürede yazmaları istenmiştir. Elde edilen verilerin çözümlenmesi aşamasında nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Öğrencilerin göç kavramına yönelik verdiği cevaplar frekanslara ayrılarak hem kategorize edilmiş hem de bilişsel yapılarını ortaya koymak amacıyla kavram ağları oluşturulmuştur. Elde edilen bulgulara bakıldığında ise öğrencilerin göç kavramını çoğunlukla olumsuz kelimelerden türettikleri tespit edilmiştir. Öğrenciler göç kavramına yönelik cümleleri, göç ettikleri süreçteki kelimelerden oluşmaktadır. Öğrencilerin göç konusundaki öğrenmelerine baktığımız zaman; öğrencilerin göç konusuna yönelik kelimeler ve cümlelerin okulda öğrenmeden ziyade bizzat göç olayına katılmış olmalarından dolayı yaşayarak öğrenmelerinden gerçekleştiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak elde edilen bulgulara göre öğrencilerin göç konusundaki bilişsel yapılarının daha çok yaşayarak öğrenme ürünü oldukları ve göç konusunu çoğunlukla olumsuz kelimelerle açıkladıkları ortaya konmuştur. Kelime ilişkilendirme testlerinin ise öğrencilerin bilişsel yapılarını ortaya koymada etkili bir yöntem olduğu söylenebilir.
Lise 11. sınıf beşeri coğrafya konularının öğretiminde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına etkisi
Araştırmanın konusu, lise 11. Sınıf beşeri coğrafya konularının öğretiminde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına etkisinin incelenmesidir. Günümüz koşullarında teknolojinin hayatımızdaki öneminin artması ile birlikte eğitimdeki kullanımı da artmıştır. Bu araştırma ile eğitim alanında kullanılan en önemli teknolojik araçlardan birisi olan akıllı tahtanın coğrafya derslerinde kullanımının öğrenci başarısına etkisi üzerine yapılmıştır. Ayrıca coğrafya eğitiminde akıllı tahta kullanımının öğrencilerin beşeri coğrafya başarısına olan etkisini gözlemlemek amaçlanmıştır. Araştırmada coğrafya derslerinde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla kontrol gruplu ön test son test deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma, Osmaniye ilinde bulunan ortaöğretim kurumları içerisinden seçilmiş olan bir tanesi ile 11. sınıf öğrencilerine yapılmıştır. Araştırma 4 tane 11. sınıf şubesi ve toplam 110 öğrenci ile yapılmıştır. Katılımcıların 67 tanesi kız, 43 tanesi erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın alt problemlerinin istatistiksel analizi için gerekli verileri toplamak amacıyla; ''Şehirlerin Fonksiyonları ve Etki Alanları ile Nüfus Politikaları ve Yerleşme'' konularında akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına etkisini belirlemek amacıyla geliştirilen başarı testi uygulanarak veriler toplanmıştır. Kullanılan ölçme araçlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamına geçirilmiş ve SPSS istatistik paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca Excel, Word gibi programlardan da yararlanılmıştır. Veriler normal dağılıma sahip olduğu için deney ve kontrol gruplarının ön test puanlarını karşılaştırmak amacıyla ilişkisiz gruplar t-Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda coğrafya derslerinin anlatımında akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısını arttırdığı tespit edilmiştir. Coğrafya öğretiminde kullandığımız akıllı tahtanın coğrafya eğitimine katkıları oldukça fazladır. Öğrencinin görsel, işitsel duyularına hitap etmesi, dersi sıradanlıktan kurtarması, arazi çalışması yapılması mümkün olmayan durumlarda görsel içerikler sunması, sınıfa getirilemeyen materyallerin üç boyutlu olarak öğrencilere gösterilmesini sağlaması bakımından birçok avantajı bulunmaktadır. Bu amaçla coğrafya derslerinde akıllı tahta kullanımının öğrenci başarısına katkısının büyük olacağını söyleyebiliriz. Bu nedenle coğrafya derslerinin anlatımında klasik yöntemler yerine akıllı tahta kullanılması, akıllı tahta uygulamalarından ve sağladığı diğer imkânlardan yararlanılması tercih edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Coğrafya Eğitimi, Eğitim Teknolojisi, Akıllı Tahta
Mükerrem Kâmil Su'nun romanlarında eğitim konusu
Mükerrem Kâmil Su'nun Romanlarında Eğitim Konusu, isimli çalışmada yazarın yetişkinler için olan yirmi bir romanı incelenmiştir. Yazarın çocuklar için yazdığı romanları da bulunmaktadır fakat bu romanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Mükerrem Kâmil Su, Cumhuriyet döneminin ilk kadın öğretmenlerinden biridir. Oldukça idealist biri olduğunu gerek yazılarından gerek ise yaptığı çalışmalardan anlamaktayız. Yazar Atatürk İlke ve İnkılaplarını romanlarında sıklıkla işler. Romanlar yazıldıkları dönemi mutlaka yansıtırlar; millî mücadele ve yazarın yaşadığı dönem romanlarda bir fon olarak kullanılır. Yirmi bir romanın tamamında başkahramanlar kadınlardır. Yazar romanlarında bir kadın imajı yaratmak istemektedir. Yazar kadının toplumda eğitimli bir birey olarak var olmasını istemekte ve buna uygun karakterler oluşturmaktadır. Bununla birlikte söz konusu romanlarda geleneksel anlayışı benimsemiş eğitimsiz kadınlar da romanlarda yer almaktadır. Romanlarda eğitimli kadınlar başlarına kötü olaylar gelmesine rağmen ayakta kalıp mutlu olmanın bir yolunu bulurlar, eğitimsiz kadınlar ise mutsuzluğa sürüklenirler. Romanlardaki karakterler; öğretmen, doktor ve avukat olarak karşımıza çıkar. Herhangi bir devlet dairesinde çalışan, iş adamı olan karakterler de olmakla birlikte roman kahramanlarının büyük çoğunluğu öncelikle öğretmenler daha sonra doktor ve avukatlardan oluşur. Kadın öğretmenler çoğunlukla idealist karakterlerden oluşur. Her zaman Anadolu'da çalışmak isterler. Fakat bu kasabalarda köylerde asla huzuru bulamazlar ve buraların bağnazlığı ve ahlâksızlığı ile mücadele etmek zorunda kalırlar. En sonunda da memleketleri olan büyük şehre geri dönerler. Romanlardaki kadın öğretmenler, Mükerrem Kâmil Su'nun hayatından izler taşımaktadır. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra ya da öğretmenlik yaptıkları esnada kitap yazmaları. Balıkesir, Ankara ve İstanbul üçgeninin romanlardaki ağırlıklı mekânları oluşturması bu izlerden sadece bir kaçıdır. Mükerrem Kâmil Su'nun eserlerinde eğitim beş ana başlık çerçevesinde incelenmiştir. 1- Ailede Eğitim, 2- Kadın Eğitimi, 3- Öğretmen Karakterler, 4- Sanat ve Eğitim. Çalışmanın sonucunda görülmüştür ki aile, evlilik, sanat, eğitim hepsi birbirinin içinde yer almakta birbirini tamamlamaktadır. Eğitimin olmadığı bir yerde sanatın olamayacağı romanlarda vurgulanır. Hemen hemen bütün eğitimli karakterler, özellikle yazarın ilk romanlarında, sanata karşı derin bir ilgi beslemektedirler.
Okuduğunu anlama becerisinin değerlendirilmesine yönelik ölçme araçlarının duyuşsal boyut açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkçe eğitimi alanındaki lisansüstü tezlerde kullanılan okuduğunu anlama becerisinin değerlendirilmesine yönelik ölçeklerde duyuşsal boyuta ne kadar yer verildiğini tespit etmektir. Bu amaçla YÖK tez merkezinde yer alan lisansüstü tezler tarama modeliyle listelenmiştir. Araştırmanın verilerini Türkçe eğitimi alanındaki lisansüstü tezlerdeki okuma becerisini değerlendirmeye yönelik ölçekler oluşturduğundan nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Ölçek maddeleri olduğu gibi ele alınıp, Bloom'un yenilenmiş duyuşsal boyut taksonomisi kapsamında maddelerin içerik analizi yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak yenilenmiş Bloom taksonomisi duyuşsal boyut basamaklarına göre araştırmacı tarafından oluşturulan duyuşsal boyut formu kullanılmıştır. Ölçek maddelerinin bu forma uygunluğu belirlenerek ölçeklerde duyuşsal boyuta ne kadar yer verildiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu form aracılığı ile elde edilen veriler araştırmanın amacı ve alt amaçları bağlamında çözümlenmiştir. Araştırma sonunda Türkçe eğitimi alanındaki lisansüstü tezlerde bulunan ölçeklerin duyuşsal boyuta yer verme ve üst basamakta duyuşsal durumları ölçme açısından yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Maddelerin alt düzey basamaklarda ağırlıklı olarak çoktan seçmeli, üst düzey basamaklarda ağırlıklı olarak açık uçlu maddelerden oluştuğu, duyuşsal boyuta yer verme bakımından tez türüne göre doktora tezlerinin genel anlamda önde olduğu sonuçları tespit edilmiştir.
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin ders kitaplarına bağlılık durumları
Araştırmanın genel amacı Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin öğretimin ana materyali olan ders kitaplarına bağlılık durumlarını incelemektir. Bu incelemeyi yapmak için öğretmenlere 5'li Likert tipi ölçek uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde görev yapan 207 Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni katılmıştır. Sonuçlar SPSS programında analiz edilmiştir. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin ders kitaplarına bağlılıkları ölçekten elde edilen sonuçların ortalamasına göre belirlenmiştir. Cinsiyet, yaş, hizmet yılı, mezun olunan fakülte ve eğitim durumu değişkenleri ile öğretmenlerin ders kitaplarına bağlılık durumları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin ders kitaplarına bağlı olmadıkları izlenirken öğretmenlerin ders kitaplarına bağlılık durumlarının değişkenlere göre anlamlı derecede farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.
Melekzâde Fuad'ın Kitâbet Muallimi adlı eserinde yazma öğretimi
Dil, sosyal bir varlık olan insanın iletişimini sağlayan en temel unsurlardan biridir. İnsanın anlamasını ve anlatmasını sağlayan dile ait beceriler, dört ana ögeye ayrılmıştır. Bu ögeler sırası ile dinleme, konuşma, okuma ve yazmadır. Bu ögeler dört temel dil becerisi başlığı altında toplanmış ve her biri, üzerine çalışmalar yapılan ayrı alanlar hâlini almıştır. Bu çalışmada bu beceri alanlarından yazma becerisinin öğretimi üzerine bir inceleme yapılmıştır. Yazma eğitimine dair çeşitli ilke ve amaçları yazma dersi aracılığı ile öğrenciye kazandırmak hedeflenmektedir. Geçmişten bugüne yazma dersleri ve kazanımları temel olarak yazma becerisini kazandırmaya ve geliştirmeye yönelik biçimde planlanmıştır. Bu dersler içerisinde kimi zaman güzel yazı ve imlâ dersleri de yer bulmuştur. Tarih boyunca yazma becerisi ile benzer anlamları kapsayacak şekilde inşâ, kitâbet, münşeât isimleri kullanılmış; yazmaya dair dersler yine bu isimler ile okutulmuştur. Bu çalışmada yazma eğitimi alanında 20. yüzyılın başlarında Melekzâde Fuad tarafından bir ders kitabı olarak kaleme alınan "Kitâbet Muallimi" adlı eser çeviri-yazısı yapılarak incelenmiştir. Çalışmada Kitâbet Muallimi'nin günümüz harflerine aktarılması ve yazma becerisi öğretimine yönelik unsurlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Eserin Miladi 1905 yılında İstanbul Şirket-i Mürettebiye Matbaası'nca basılmış olan nüshasına dair veriler nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Kitâbet Muallimi yazma öğretimine dair teorik bilgilerin, örneklerin ve çeşitli uygulamaların yer aldığı bir ders kitabı olarak kaleme alınmıştır. Eser, yazarın böyle bir ders kitabını yazma sebebinin yer aldığı ön söz niteliğinde bir bölüm ile başlayıp bazı sözcüklerin doğru ve hatalı yazımlarını gösteren bir imlâ cetveli ile sonlanmaktadır. Eserde dilin kökeninden iyi bir kâtip olma şartlarına, kitâbetin önemine ve yazının kurallarına dair bilgilere yer verilmiştir. Eser iki kitap ile üç bölümden oluşmaktadır. Eserde konular ders ders bölünerek anlatılmış, uygulama örneklerine yer verilmiştir. Anlatılan konular içerisinde yazım ve dil bilgisi kuralları; mektup, arzıhâl gibi metin türleri, resmî yazı türleri gibi konular bulunmaktadır. Eser bütüncül bir şekilde incelendiğinde eserin ilk iki bölümünde konuların kısa ve anlaşılır biçimde, üçüncü bölümünde ise daha ağır bir dil ile aktarıldığı tespit edilmiştir. Eserde verilen bilgilerin uygulamaya geçirilmesi için verilen örnekler, eserin uygulamaya dayalı bir yazma eğitimi anlayışı içerisinde ortaya konulduğunu göstermektedir.
Eski Anadolu Türkçesinde çeviri yöntemi ile din dili öğretimi: Satır altı Kur'an tercümesi örneği (100b-150a)
Kur'an'ın başka dillere çevrilmesi İslâmiyet'in ilk yıllarında başlamıştır. Türklerin 10. yüzyılda İslâm dinini toplu bir hâlde kabul etmeleri sebebiyle bu yeni dinin kurallarını kendi dilleriyle öğrenme ihtiyacı Kur'an çevirilerini karşımıza çıkarır. Kur'an, farklı dönemlerde ve farklı sahalarda birçok kez Türkçeye çevrilmiştir. Özellikle Anadolu coğrafyasında yapılmış tercümelere sıkça rastlanır. Tercümeler birbirine benzer görünse de imlâ, ses, şekil ve sözcük dağarcığı gibi yönlerden farklılıklar göstermektedir. Bu sebeple ulaşılabilen her Kur'an tercümesi üzerinde akademik çalışmalar yapmak Türk diline kaynak oluşturması açısından gereklidir. Çalışmamızda Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait Konya Koyunoğlu Şehir Müzesi ve Kütüphanesi Yazmalar Koleksiyonu 11681 arşiv numarasına kayıtlı olan Kur'an-ı Kerim Tercümesinin 100b -150a varaklarını içeren metin incelenmiştir. Metne söz konusu olan sayfalarda Tevbe sûresinin 16. ayetinin başı, Yûnus sûresi, Hûd sûresi, Yûsuf sûresi, Ra'd sûresi, İbrâhim sûresi, Hicr sûresi, Nahl sûresi, İsrâ sûresinin 27. âyetinin ortası yer almaktadır. Çalışmada metin aktarma yöntemi kullanılırken satırın önce Arapça okunuşu eklenmiş, ardından Diyanet İşleri Başkanlığının Türkçe Kur'an meali yazılmış ve Latin harflerine transkripsiyonu yapılmıştır. Çalışmanın temel noktası döneminde kullanılan fakat günümüzde kullanılmayan dini kavram ve terimlerden Türkçe olanların tespitidir. İnceleme bölümünde yapılan tespitler dizin hâlinde verilmiştir. Tespit edilen kelimeler Türkçe söz varlığı açısından önem teşkil etmektedir.
Anadolu'da Kur'an öğretim yöntemleri: Satır altı Kur'an tercümesi örneği (50b-100a)
Din, toplum hayatının gelişiminde ve değişimde önemli bir rol oynarken aynı zamanda dil gelişimine de büyük ölçüde etki eden faktörlerden birisidir. İslamiyet'in X. yüzyıldan itibaren Türkler arasında hızla yayılması Türk edebiyatı tarihinde de köklü değişimler meydana gelmesine sebebiyet vermiştir. Yeni bir din anlayışı ile karşılaşan Türkler, dinî görevlerini yerine getirebilmek, bilinçli ibadet edebilmek amacıyla Kur'an tercümesine ihtiyaç duymuşlardır. Bu durum neticesinde dili Arapça olan Kur'an'ın çevirisi zorunluluk hâlini almıştır. İlk örnekleri Karahanlı- Harezm Türkçesi ile yapılan tercümelere, XVI. yüzyıldan itibaren Anadolu sahasında Eski Anadolu Türkçesi ile yazılan tercümeler eklenmiştir. Türk dili tarihi içerisinde Kur'an tercümeleri önemli bir yer tutar. 8. yüzyıldan itibaren İslamiyet ile tanışan Türkler, İslam dinini kaynağından öğrenmek için Kur'an tercümelerine ihtiyaç duymuşlardır. Kur'an'ın ilk tercümeleri Karahanlılar döneminde satır altı diye tabir edilen yöntemle yapılmıştır. Çalışmamızın kaynağı da Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait Konya Koyunoğlu Şehir Müzesi ve Kütüphanesi Yazmalar Koleksiyonu 11681 arşiv numarasına kayıtlı olan Kur'an-ı Kerim Tercümesinin 50b-100a varaklarını içeren anonim bir satır altı Kur'an çevirisidir. Kelime kelime bire bir yapılan satır altı Kur'an tercümelerinde Arapça sözlere karşılık kullanılan Türkçe sözcüklerin Türk dili çalışmalarına katkıda bulunacağından öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığının "Kur'an Meali"ne göre satırın önce Arapça okunuşu, ardından meali verilmiş ve metnin çevirisi yapılmıştır. Çevirinin ardından da döneminde kullanılan fakat şu an kullanılmayan Türkçe dini kavram ve terimlerin anlamları verilerek örnekler üzerinde incelemesi yapılmıştır.
Eleştirel düşüncenin kazandırılması açısından MEB 1936-1960 arası ilkokul ve ortaokul Türkçe okuma kitaplarının tarihî seyri ve gelişiminin incelenmesi
Eleştirel düşünme, ilkokuldan itibaren öğrenciye kazandırması gereken bir yetidir. 1936 sonrası seçilen MEB Türkçe Okuma kitaplarında yer verilen metinlerin eleştirel düşüncenin geliştirilmesine katkısı araştırılmıştır. Çalışma ile bundan sonra yapılacak araştırmalara yol gösterici olması hedeflenmiştir. 1960 yılından sonra yurtdışında ve 2005 sorası da ülkemizde etkili olan eleştirel düşünmeye yönelik araştırmaların daha eski yıllarda ders kitaplarında var olup olmadığının incelenmesi ile eleştirel düşüncenin dünü, bugünü ve geleceği tespit edilmek istenmiştir. 1936-1960 yılları arasından MEB bakanlığı bünyesinde ilkokul ve ortaokul Okuma kitaplarında bulunan eleştirel düşünmeyi destekleyen örnekler eleştirel düşünmenin; sorgulama, analiz etme, sınıflandırma, değerlendirme, çıkarım yapma, karşılaştırma ve yorumlama alt becerilerine göre sınıflandırılıp bir değerlendirme yapılmıştır. Yapılan değerlendirmede ilköğretim kademesinde eleştirel düşüncenin çeşitli sorularla öğrenciye kazandırılmaya çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu soruların bir kısmının cevabı doğrudan metinde yer alırken, bir kısmı için öğrencinin metinden çıkarım yapması, bazıları içinse kendi deneyimlerini kullanması hedeflenmiştir. Ortaöğretim kitaplarında ise beklenenin aksine eleştirel düşünceye yönelik çalışmaların son derece az olduğu tespit edilmiştir.
Tarihî şahsiyetlerin değerler eğitiminde rol model olarak kullanılması: Kitâb-ı Ahmed ez-Zemcî örneği (1b-107b)
Halk hikâyeleri, Anadolu'nun Türk vatanı olma sürecindeki mücadeleleri bir kahraman kişilik üzerinden hikâye etmektedir. Bu kahraman, tarihî varlığı sabit bir şahsiyet olsa da anlatılanlar semboliktir. Kahraman batıdan doğuya yeryüzünün her köşesinde ve göğün yedinci katından yedi kat yer altına kadar her yerde zalimlerle savaşır. Zalimler, ait oldukları milletler tarafından bile reddedilirken kahramanlar, birçok millet tarafından sahiplenilmişlerdir. Kahramanların misyonu, nereden ve kimden gelirse gelsin zulmü ortadan kaldırmaktır. Kitâb-ı Ahmed Ez-Zemcî adlı eserde, zulme ve zalimlere karşı çıkan, daima hakkı savunan bir kişiliğe sahip olan Anadolu'da mübarek bir zat telakki edilmiş Ahmed ez-Zemcî'nin hayatı ve kahramanlıkları anlatılmaktadır. Ele aldığımız bu eser, yaptığımız çalışmayla edebiyatımızdaki ilk çeviri olma özelliği taşımaktadır. Bu özelliğin yanında Eski Anadolu Türkçesini yansıtan bir eser olması açısından da dil alanındaki çalışmalarda ilgililere kaynak sunduğu için eserin önemi bir kat daha artmıştır. Bu araştırmanın alan yazın bölümünde Eski Anadolu Türkçesi döneminin tarihimizdeki yeri kısaca verildikten sonra "Kitâb-ı Ahmed ezZemcî" hakkında detaylı bilgiler sunulmuştur. Kitâb-ı Ahmed ez-Zemcî çeviri yazısı ile birlikte metnin dizin ve incelemesi yapılırken kullanılan kaynakların ve Ahmed ez-Zemcî isminin geçtiği eserlerin üzerinde durulmuştur. Bulgular bölümünde kaynak eser, değerler eğitimi açısından incelenmiştir. Metin bölümünde metin, çeviri transkripsiyon harfleriyle Türkiye Türkçesine ilk kez aktarılmıştır. Dizin bölümünde, metnin ayrıntılı gramatikal dizini oluşturulmuştur. Tartışma, Sonuç ve Öneriler bölümünde, çalışmamızda ulaşılan sonuçlara ve önerilere değinilmiştir. Bu araştırma; Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi ile Türkoloji bölümlerinde okutulan Dil Bilimi, Tarihî Türk Şiveleri ve Türkiye Türkçesi dersleri için destek materyal gereksinimini sağlamıştır. Ayrıca eserin değerler eğitimi açısından incelenmesi ile Türk diline ve kültürüne katkı sağlaması bağlamında Türk Dili ve Edebiyatı dersi için önemli bir materyal olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kitâb-ı Ahmed Ez-Zemcî, Eski Anadolu Türkçesi, Ahmed ez-Zemcî, Kâdıoğlu Oflu, Ebû Müslim-i Horosani, Değerler Eğitimi, halk hikâyesi.
Tarihi romanlar ve gerçeklik (Öğretmen ve öğrenci görüşleri)
Bu çalışma, tarih derslerinde öğretim materyali olarak kullanılan ve dersin verimliliğine katkı sunmak amacı içeren tarihi romanların, öğretmen ve öğrencilerin görüş ve inançlarına dayanarak gerçeklik algısını ortaya koymaktadır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya ilk olarak ayrıntılı literatür taraması ile başlanmıştır. Daha sonra veri toplama aracı olarak hazırlanan anketler uygulanmıştır. Hazırlanan anketler 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Konya ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan 61 öğretmen ve 350 öğrenci tarafından uygulanmıştır. Öğrenciler 9. 10. 11. ve 12. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre tarihi romanlar tarih dersini somutlaştırmakta ve öğrencinin derse olan ilgisini artırmaktadır. Araştırmada ankete katılan öğretmenlerin %98 oranındaki 60 kişinin tarihi romanların derslerde öğrenme sürecine verimli katkı sağladığı yönünde görüş belirttiği, katılımcı öğrencilerden %87 oranında 304 kişinin tarihi romanların Tarih dersine karşı ilgisini artırdığı yönünde görüş belirtikleri tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra %69 oranındaki 242 öğrenci ise tarihi roman okurken o dönemin özelliklerini hemen araştırıp öğrenmeye çalıştıklarını belirtmişlerdir. Yine başka bir soruda %89 oranındaki 311 öğrenci tarihi romanlar Tarih ders konularını anlamamda yardımcı oluyor ifadesinde bulunmuştur. Anket sonuçları katılımcı öğretmenlerin %95 oranındaki 58 kişinin tarihi romanların tarihi olayların gerçekliğine olumlu katkı sağladığına inandıklarını göstermektedir. Ayrıca ankete katılan katılımcı öğrencilerden %94 oranında 329 kişinin tarihi romanların konularının gerçek zamana dayalı olaylardan alındığı görüşüne inandıkları ve %95 oranında 333 öğrencinin tarihi romanlardaki olayların gerçek mekânlarda meydana geldiğini düşündükleri görüşü tespit edilmiştir. Tarihi romanların kültürel değerlerin korunmasında yardımcı olup olmaması hakkında %97 oranında 59 öğretmenin yardımcı olduğuna dair görüş belirttiği görülmüştür. Aynı zamanda öğretmenlerden %95 oranında 58 kişinin de tarihi romanların uygarlık tarihinin korunmasına yardımcı olduğu yönünde görüşleri bulunmaktadır. Katılımcı öğretmenlerin %98'lik gibi büyük bir oranına tekabül eden 60 kişinin tarihi romanların toplumsal hafızanın yeni nesillere aktarılması konusunda yardımcı olduğu görüşünde bulunduğu anket sonuçlarında görülmektedir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde tarihi romanların gerçekliği yansıttığı ortaya çıkmıştır. Tarihi romanlar öğrencilerin mekân ve zaman algısını geliştirmekte ve tarih dersi müfredat konularını daha kalıcı olarak öğrenmelerine yardımcı olmaktadır.
Ortaokul Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi eğitimi üzerine yapılmış lisansüstü tezlerin incelenmesi
Bu araştırmada Ortaokul Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi eğitimi üzerine yapılmış lisansüstü tezler incelenmiştir. Bu çalışmayla, konuyla ilgili yapılan tezlerin farklı açılardan durumunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmanın literatüre, araştırmacılara ve eğitimcilere katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Araştırma kapsamına alınan tezler; lisansüstü düzeyi, üniversite, araştırmacı cinsiyeti, danışman unvanı, sayfa sayısı, enstitü, anabilim dalı, bilim dalı, araştırma modeli, araştırma deseni, veri analiz yöntemi, veri toplama aracı, örneklemi ve örneklem seçim tekniği, konu, sonuç ve öneri gibi açılardan incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma modellerinden olan doküman incelemesi modeli kullanılmıştır. Araştırma için kullanılacak tezler YÖKTEZ üzerinden tarama yapılarak elde edilmiştir. Yapılan tarama sonucunda 84 adet lisansüstü teze ulaşılmıştır. Bu tezlerden 6 tanesi erişime açık olmadığı için araştırmaya dâhil edilmemiştir. İncelenen 78 tezden 67 tanesinin yüksek lisans, 11 tanesinin doktora tezi olduğu görülmüştür. Elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizine tabi tutularak tema ve kategorilerine ayrılıp, frekans ve yüzde hesaplamaları yapılarak tablolara aktarılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tezlerin en çok 2019 yılında yapıldığı, doktora tez sayısının daha az olduğu, erkek araştırmacıların kadın araştırmacılardan daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Tezlerin en çok Gazi Üniversitesi'nde yapıldığı, enstitü olarak Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde yapıldığı ortaya çıkmıştır. Bunun dışında araştırma modeli olarak en çok nicel yöntemin tercih edildiği, veri analiz yöntemi olarak betimsel analiz yönteminin kullanıldığı, veri toplama aracı olarak en çok yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Araştırmacıların çalışma grubu olarak çoğunlukla 8. sınıf öğrencilerini, sosyal bilgiler öğretmenlerini ve ders kitaplarını seçtikleri tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma konusu olarak en çok öğrencinin akademik başarısı ve sergilediği tutum seçilmiştir. İncelenen tezlerin sonuçlarına bakıldığında en sık karşılaşılan sonucun araştırmada test edilen yöntem tekniğin öğrencilerin akademik başarısını artırdığı ve derse yönelik tutumu geliştirdiği sonucu olduğu görülmüştür. Akabinde gelen sonuçlar arasında ise ders kitaplarının kriterlere uygun hazırlanmadığı, öğretim programının yapılandırmacı yaklaşıma uygun olmadığı ve yeniden düzenlenmesi gerektiğine yönelik çok sayıda sonuç çıkmıştır. İncelenen tezlerde en çok yapılan öneri ise "ders kitapları yeniden hazırlanmalı ve görsel ögeler iyileştirilmelidir" şeklinde olmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda öncelikle T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük eğitimine ilişkin tez çalışmalarının artırılması gerektiği önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Eğitimi, Ortaokul, Yüksek Lisans Tezleri, Doktora Tezler
Coğrafya ders kitaplarında göç konusunun öğretimi
Ders kitapları ülkelerin bireylerine kazandırmak istediği değerlere ve bilgilere göre hazırlanan kaynaklardır. Ortaöğretim coğrafya kitabında yer alan bir konu da göç konusudur. Göç konusu nedenleri ve sonuçları bağlamında çok boyutlu bir mekânsal değişim sürecidir. Bu çalışmada ortaöğretim coğrafya ders kitaplarında (9,10,11 ve 12 sınıf) göç konusunun öğretiminin ele alınarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma türlerinden biri olan betimsel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler doküman incelemesi tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla belirlenen dört ders kitabı incelenmiştir. Yapılan araştırmada coğrafya ders kitaplarında göç konusunun hangi yönleriyle ele alındığının ortaya konulması, kitap hazırlama komisyonlarındaki yazarlara, alanyazındaki göç konusunu çalışan araştırmacılara ve konunun öğretiminde birinci derecede sorumlu olan öğretmenlere katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Araştırmanın sonucuna göre göç konusunun öğretimine ilişkin ders kitaplarının içerik boyutunun daha güncel bilgiler ve göç kavramlarının daha detaylı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Göç konusunun tüm boyutlarıyla öğretiminin gerçekleştirebilmesi için coğrafya ders kitabı içeriğine ilişkin çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Türkçe öğretimine katkıları açısından İbrahim Zeki Burdurlu
Türkçe öğretimi ve eğitimi fazlasıyla güç ve kapsamlı bir alandır. Burdur'da yetişmiş olan ve Cumhuriyet devri Türk şairleri ve oldukça önemli sanat adamları arasında yer alan İbrahim Zeki Burdurlu, 1922 senesinde Burdur'un Mevlana Sokağı'nda dünyaya gelmiştir. Gerçek soyadı Öcal'dır. Türkçe Öğretimine Katkıları Açısından İbrahim Zeki Burdurlu adını taşıyan bu tezde, ilk olarak Burdurlu'nun hayatı, sanatı ve edebi eserlerinden bahsedilmektedir. Şairliği, öykü ve roman yazarlığı, antolojik çalışmaları ve masalcılık yönü incelendikten sonra da çalışmamızın asıl bölümünü oluşturan Türkçe eğitim öğretimiyle ilgili eserleri ve makaleleri ele alınmaktadır. Burdurlu, daha çok şair kimliği ile ön plana çıkmıştır. Ayrıca şiirlerinde doğmuş olduğu, çalıştığı ve yaşadığı farklı yurtların renklerini, inançlarını, atmosferini ve yaşam tarzlarını vurgulamıştır. Bununla birlikte halk şiirimizden gelen mahalli duygularının yanı sıra vatan sevgisi, memleket, tabiat, aşk konularını da içeren şiirler yazmıştır. Anadolu'nun farklı bölgelerinde öğretim görevinde bulunması ve Anadolu'nun her yerini gezmiş olması, sanatı üzerinde fazlasıyla etkili olmuştur. Burdurlu, şiirlerini başta Burdur ve İzmir olacak şekilde kaynağı olarak gördüğü Anadolu matbaalarında bastırmıştır. Ayrıca şiirlerine hayat vermiştir. Öğretmenlik mesleğini yüce bir meslek olarak görmekte ve idealist bir öğretmen olan İbrahim Zeki Burdurlu, gitmiş olduğu yerlerde üretkenliğini, bakış açısını ve sanatçı kişiliğini ön plana çıkarmıştır.
Sosyal bilgiler dersinde proje tabanlı öğrenmenin öğrencilerin Türkiye yeterlilikler çerçevesi yetkinliklerini geliştirmeye etkisi (Sosyal yetkinlikler, inisiyatif alma ve girişimcilik yetkinliği)
Bu çalışmada sosyal bilgiler dersinde proje tabanlı öğrenme yaklaşımını kullanarak öğrencilerin TYÇ kapsamındaki sosyal yetkinliklerini, inisiyatif alma ve girişimcilik yetkinliklerini geliştirmeye etkisi incelenmiştir. Çalışmada altıncı sınıf öğrencileriyle sosyal bilgiler dersinde nitel ve nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel yöntem kullanılarak yürütülmüştür.Bu çalışma Denizli İli Merkezefendi İlçesinde bulunan bir devlet okulunda yedi hafta boyunca yürütülmüştür. Araştırmanın konusunu Üretim, Dağıtım ve Tüketim ünitesinin beş kazanımı oluşturmaktadır. Deney grubunda dersler proje tabanlı öğrenme yöntemiyle işlenmiştir. Kontrol grubunda ise dersler geleneksel öğrenme yöntemiyle işlenmiştir.Proje tabanlı öğrenme yöntemi deney grubunda işlenirken öncelikle öğrencilere süreç ve yöntem hakkında bilgiler verilmiştir. Deney grubunda sınıf dörderli ve beşerli kişilerden oluşarak 5 gruba ayrılmıştır. Bir grupta gönüllü olarak 2 kişiden oluşan 6.grubu oluşturmuştur. Gruplara proje konularından oluşan bir liste verilmiştir ve haftanın bir günü toplanıp belirlenen proje konuları üzerinde çalışmışlardır. Çalışmaların sonunda okulda bir sergi düzenlenmiştir ve bu sergide projelerinin konusuyla ilgili afiş ve maket çalışmaları yapmışlardır. Kontrol grubunda öğrenciler gruplara ayrılmamıştır. Çalışmada sosyal beceri ölçeği ve girişimcilik ölçeği deney ve kontrol grubundaki toplam 42 kişiye ön test olarak uygulanmıştır. (21~21 kişiye). Uygulama sürecinde gruplara bireysel olarak doldurmaları istenen haftalık proje değerlendirme formu ve yansıtıcı günlük uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verilerden elde edilen sonuçlara bakıldığında ortaokul 6. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde proje tabanlı öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin sosyal beceri ve girişimcilik becerisi ölçeğinde ön ölçek ve son ölçek puanları arasında artan bir puanın olduğu fakat istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonucun oluşmasındaki bir etkende öğrencilerin ön test puanlarından aldıkları 5 üzerinden 4 şeklinde yüksek bir puanla başlamaları olmuştur. Ancak araştırmanın nitel verilerinden elde edilen sonuçlara bakıldığında yansıtıcı günlüklerde proje tabanlı öğrenmenin sosyal beceri ve girişimcilik becerilerine olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Yansıtıcı günlüklere yazılan ifadelerden yola çıkarak öğrenciler sosyal bilgiler dersinde proje konularını araştırırken yeni ve farklı bilgiler öğrendiklerini, arkadaşlarıyla birlikte toplanıp bir şeyler üretmenin ve iş birliği yapmanın 'çok keyifli' olduğu, aynı zamanda bazen arkadaşlarla toplanma zamanlarında problemler çıktığını ama bununla başa çıkma yolunun da yine kendilerinin bulduğunu ifade etmişlerdir. Proje uygulamasının son aşamasında yapılan ürünlerin sergisinin okulda olması ve arkadaşlarının, öğretmenlerinin onları görmeye gelmesi öğrencileri çok mutlu etmiştir.
Animasyonların çocuğun epistemolojik gelişimine etkisi
Bu araştırmanın amacı; animasyon filmlerinde geçen bilgi türlerinin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin bilgi türlerini öğrenme becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinin Oğuzeli ilçesinde bulunan ve tam gün eğitim veren bir devlet ortaokulunun 6. sınıfında öğrenim gören 70 öğrenciyle yapılan araştırma karma yöntem yaklaşımlarından iç içe gömülü desene göre modellenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin 24'ü animasyon filmlerinin izletildiği deney grubunda, 23'ü çocuk filmlerinin izletildiği plasebo grubunda, 23'ü ise Türkçe derslerinin müdahalesiz işlendiği kontrol grubunda bulunmaktadır. Araştırmada nicel verilerin yanında öğrenci ve araştırmacı deneyimlerine ilişkin nitel veriler de toplanmıştır. Bu araştırmada deneysel müdahale sürecine nitel veriler dâhil edilmiştir. Çalışmanın nicel boyutu ön test, son test, kalıcılık; deney, kontrol ve plasebo gruplu 3x3'lük yarı deneysel desene göre, nitel boyutu ise durum çalışmasına göre desenlemiştir. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen Bilgi Türleri Ölçme Aracı ile nitel verileri ise Bilgi Cümlelerini Bilgi Türlerine Göre Değerlendirme Formu, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu, Öğrenci ve Araştırmacı Günlüğü ile toplanmıştır. Deneysel işlem süreci ön test ve son testlerin uygulanmasıyla birlikte 12 hafta sürmüştür. Araştırmada deneysel işlemin bitimi ile son test uygulamasını takip eden 6. haftada kalıcılık testi uygulanmış ve ölçümleri alınmıştır. Tüm ölçme uygulamaları üç gruba da eş zamanlı bir şekilde uygulanmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi SPSS 23.0 programı ile yapılmış, nitel verilerin analizinde ise içerik ve doküman analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, animasyon filmi izleyen öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Deney, kontrol ve plasebo gruplarının son testlerinde deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Deney grubunun son test ve kalıcılık testi arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. İstatistiksel açıdan animasyon filmlerinin 6. sınıf öğrencilerinin bilgi türlerini öğrenmeleri konusunda anlamlı ve kalıcı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney grubundaki öğrencilerden uygulama sırasında öğrenci günlükleri ve sonrasında da görüşmeler yoluyla toplanan verilerden animasyon filmlerinin bilgi türlerini eğlenceli ve kalıcı bir şekilde öğretebildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dil bilgisi öğretiminde VARK Öğrenme Modelinin başarı, tutum ve kalıcı öğrenmeye etkisi
Bu araştırmanın amacı; VARK Öğrenme Modeline dayalı dil bilgisi öğretiminin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, dil bilgisine karşı tutumlarına ve kalıcı öğrenme düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmanın amacına uygun olarak "ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen" kullanılmıştır. Çalışmanın uygulama grubunu; 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Hatay il merkezinde bulunan, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunun iki farklı 6. sınıf şubesinde öğrenim gören öğrenciler (n=57) oluşturmaktadır. Şubeler; biri deney grubu (n=27), diğeri kontrol grubu (n=30) olmak üzere seçkisiz (yansız) atama yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın deneysel uygulaması; Türkçe dersinde işlenen hâl eki, iyelik eki, isim ve sıfat konuları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu konular, deney grubunda VARK Öğrenme Modeline dayalı öğretim etkinlikleriyle; kontrol grubunda ise Türkçe ders kitaplarında yer alan öğretim etkinlikleriyle işlenmiştir. Toplam 11 hafta süren uygulamada veri toplama aracı olarak "Öğrenci Bilgi Formu", "Türkçe Dil Bilgisi Tutum Ölçeği", "Türkçe Dil Bilgisi Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarıyla elde edilen veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar için t testi, bağımlı gruplar için t testi, tekrarlı ölçümler için tek yönlü varyans analizi, karışık veya tekrarlı ölçümler için iki yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi teknikler kullanılmıştır. Nitel verilerde ise deney grubu öğrencilerinin görüşme formuna verdikleri yanıtlar; frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda grup içi ön test ve son test başarı puanı ortalamaları karşılaştırıldığında hem deney grubunda hem de kontrol grubunda akademik başarının arttığı ve son test lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı tespit edilmiştir. Araştırma için esas öneme sahip olan gruplar arası son test başarı puanı ortalamaları karşılaştırıldığında ise deney grubunun lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı belirlenmiştir. Yine grup içi ön test ve son test tutum puanı ortalamaları karşılaştırıldığında deney grubunun tutum puanlarında son test lehine anlamlı bir farklılık çıkmasına rağmen kontrol grubunun tutum puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Gruplar arası son test tutum puanı ortalamaları karşılaştırıldığında ise deney grubunun lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının grup içi ön test, son test ve kalıcılık testi puan ortalamaları karşılaştırıldığında her iki grupta da bilgilerin kalıcılığını sağlamada anlamlı bir farklılık görülürken gruplar arası ön test, son test ve kalıcılık testi puan ortalamaları karşılaştırıldığında ise sonuçların deney grubunun lehine olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle VARK Öğrenme Modeline dayalı uygulamaların Türkçe ders kitaplarına dayalı uygulamalara göre başarıyı artırmada, olumlu tutum sergilemede ve bilgilerin kalıcılığını sağlamada daha etkili olduğu görülmüştür. VARK Öğrenme Modelinin uygulandığı deney grubu öğrencileriyle yapılan görüşmeler sonucunda öğrencilerin dersin işlenişini eğlenceli bulması, etkinliklerin akılda kalıcı olması ve ilgi çekici olması, dil bilgisi konularının daha iyi anlaşılması gibi görüşler bildirdiği belirlenmiştir. Genel değerlendirmeler doğrultusunda dil bilgisi öğretiminde VARK Öğrenme Modeline dayalı öğretim uygulamalarından yararlanılabileceği ve bu uygulamaların Türkçe ders kitaplarına yansıtılabileceği önerilmiştir.
Çocuk edebiyatında değer aktarımı
Bu araştırmanın amacı, çocuk kitaplarındaki değer aktarım ögelerinin belirlenmesi ve incelenmesidir. Çocuklara aktarılmak istenen ya da kasıtlı olmadan aktarılan ahlâk değerlerinin neler olduğuna, bunların ne sıklık ve miktarda yer aldığına dair incelemeler yaparak bu kitapların değerler eğitimi açısından etkililiğini belirlemek amaçlanmaktadır. Bu amaçla Balıkesir, Sivas, Kilis ve Konya illerinden seçilen 10 ortaokuldan kitaplık listeleri alınmıştır. Bunlar içerisinde ortak olarak bulunan kitaplardan 25 yerli, 25 yabancı eser incelenmek üzere seçilmiştir. Ayrıca söz konusu kitaplar ve değerler eğitimi hakkında, Türkçe öğretmenlerinin görüşlerinden de faydalanılmak istenmiştir. Bunun için Balıkesir ilinde görev yapan 22 Türkçe öğretmeni ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın ilk boyutunda ortaokullarda okutulan çocuk kitaplarının değer aktarımı yönünden özelliklerini incelemek üzere tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci boyutunu oluşturan Türkçe öğretmenlerinin değerler eğitimi konusundaki görüşlerini belirlemek amacıyla olgubilim (fenomenoloji) modeli tercih edilmiştir. Eserlerin incelenmesi sırasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Değer Aktarımı Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Formun geliştirilmesinde 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programında yer alan kök değerler (adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik) dikkate alınmıştır. Türkçe öğretmenlerinin görüşlerinin elde edilmesi içinse yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Eserler içerisinde hangi değer ifadesinin hangi sayfada olduğu not edilmiş ve bulgularda paylaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre incelenen yerli ve yabancı eserlerde en sık geçen değerin sevgi, en az sıklıktaki değerin ise adalet olduğu belirlenmiştir. Yerli ve çeviri eserler arasında vatanseverlik ve saygı değerleri açısından farklar tespit edilmiş, diğer değerler açısından ise birbirlerine yakın özelliklerde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Yerli eserlerin saygı ve vatanseverlik değerlerine yabancı eserlere göre daha fazla yer verdiği belirlenmiştir. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin değerler eğitiminde çocuk kitaplarının önemine inandıkları, kitaplıklara kitap seçerken bunu da göz önünde bulundurdukları sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokul Türkçe ders kitaplarının sinektik tekniği açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ortaokul düzeyi için hazırlanan (5. - 8. Sınıflar) Türkçe ders kitaplarındaki metinleri yaratıcı düşünme tekniklerinden birisi olan sinektik tekniği açısından değerlendirmektir. Araştırmanın veri setini 2005-2006 eğitim öğretim yılından itibaren 2018-2019 eğitim öğretim yılına kadar okutulan ortaokul (5, 6, 7, 8. Sınıf) Türkçe ders kitapları oluşturmaktadır. Bu kitaplar içinden araştırmacı tarafından ulaşılabilen toplam 20 ders kitabı veri seti olarak belirlenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Türkçe Ders Kitaplarına Yönelik Sinektik Uygulamaları Formu" kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan verilerin analiz edilmesi amacıyla nitel veri analizi tekniklerinden içerik analizine başvurulmuştur. Yapılan inceleme sonucunda incelenen Türkçe ders kitaplarında toplam 320 sinektik uygulama örneği tespit edilmiştir. Tespit edilen 320 sinektik örneğinden en fazla 120 (f) ve % 37,25 orana sahip olan doğrudan analoji örneklerine rastlanmıştır. İkinci sırada 68 (f) ve % 21,25 orana sahip fantezi analoji örnekleri bulunmaktadır. Bu sinektik örneklerini 57 (f) ve % 17,81 oran ile bastırılmış çatışma izlemektedir. Daha sonra 51 (f) ve % 15,93 oranla dolaysız analojiler gelmektedir. Ders kitaplarında en az orana sahip olan analoji türü ise 24 (f) ve % 7,5 orana sahip kişisel analoji örnekleridir. Araştırma sonucunda Türkçe ders kitabındaki metinlerin sinektik uygulama örneklerine göre ve bu sinektik örneklerinin metin türlerine göre dengeli bir dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Buna göre ders kitaplarında sinektik örneklerinden en fazla doğrudan analojiye, en az kişisel analojiye rastlanmıştır. Sinektik örneklerinin en fazla yer aldığı metin türü ise şiir olarak belirlenmiştir.
Sosyal bilgiler ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin aile birliğine önem verme değerinin metaforlar yoluyla incelenmesi
Aile; günümüz toplumunda çekirdek aile olarak ortaya çıkan tanıma istinaden kan yoluyla akrabalık kurulan baba, anne ve çocuklardan oluşan toplumun en küçük kurumdur. Bireylerin eğitiminin ilk başladığı yer olan aile kurumu çocukların doğruyu yanlışı öğrendiği ilk yerdir aynı zamanda toplumumuzu ayakta tutan kök değerlerimizin ilk öğrendiği yer aile birliğidir. İnsanların sosyal hayatta birbirine karşı davranışı, yaklaşımı bireyleri etkilemektedir. Çocuğun gelişimini de birçok faktör etkilemektedir. Aile içinde birbirimize olan tutumumuz çocuğun mizacını şekillendirmektedir: Aile içinde bireylerin birbirine karşı etkili iletişimi, hoşgörülü ve anlayışlı olması aile birliğinin temellerini atmaktadır. Bu çalışmada Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin "Aile birliğine önem verme değerine" yönelik tutumlarının metaforlar yoluyla belirlenmesi istenmektedir. Araştırmanın katılımcıları 2019-2020 eğitim-öğretim yılı içerisinde Ankara ilinde öğrenim gören Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerdir. Araştırma 447 Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri tüm anket formlarında bulunan "Aile Birliği….…gibidir, çünkü…" ifadesi yardımıyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda "Aile birliği değerine" yönelik Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci öğrencileri tarafından en fazla ağaç, çiçek, zincir, su hayat, güneş olarak algıladıkları görülmektedir. Ayrıca öğrencilerin aynı metaforları farklı kategoriler altında kullandıkları belirlenmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri ve bu düzeyleri etkileyen demografik faktörler (Muğla örneği)
Bu çalışmada, Sosyal Bilgiler dersi programında yer alan becerilerden Finansal Okuryazarlık kavramının Üretim, Tüketim ve Dağıtım öğrenme alanına dayalı olarak ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri araştırılmıştır. Araştırma ulaşılabilirliği ve zamandan tasarruf amacıyla Muğla ili dâhilindeki ortaokullarda yürütülmüştür. Çalışmanın tamamında spesifik olarak araştırma deseni olarak tarama modeli kullanılmıştır. Ölçeği geliştirebilmek için ilgili konu ile ilgili yurtiçi ve yurtdışı litaratür taraması yapılmıştır. Elde edilen argümanlar, ortaokul Sosyal bilgiler programı ve Milli Eğitim Sosyal Bilgiler ders kitaplarından yararlanarak 57 maddelik madde havuzu oluşturulmuştur. Madde havuzundaki maddelerin kapsam geçerliliğini sağlamak amacıyla Davis Tekniği ile Muğla Sıtkı Koçman üniversitesindeki konun uzmanı 6 akademisyenden uzman görüşü alınmıştır. Alınan görüşler neticesinde geriye kalan 52 maddelik ölçekle toplanan veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Finansal okuryazarlık ölçeğinin demografik özelliklere ve ölçeğin alt boyutlarına dayalı olarak farklılaşmalar tespit edilmiştir. Literatürde bazı çalışmalara ulaşılan sonuçlar benzerlik gösterirken bazılarından tamamen farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Analizler sonucunda öğrencilerin %54,00 yüksek düzeyde finansal okuryazarlığa sahip olduğu saptanmıştır. %7,05 düşük seviyede, % 37,90 orta seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer değişkenlere göre anne okuryazarlığının etki konusunda ön planda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu ölçek ile ortaokul öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersi dâhilinde kazanması hedeflenen çıktılara ne düzeyle ulaşıldığını ölçebilme açısında katkı sağlamıştır.
8. sınıf Türkiye Cumhuriyeti inkılâp tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritası tekniğinin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi
Eğitimde doğru hedefe ulaşabilmek için birden fazla öğretim yöntemi ve tekniği kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin en önemlisi, son dönemlerde sıklıkla kullanılmaya başlanan ve önemi her geçen gün biraz daha artan "Zihin Haritaları" tekniğidir. Bu kapsamda yapılan çalışmanın amacı 8. Sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritaları tekniği kullanımının öğrencilerin derse karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisini belirleyebilmektir. Bu hedef doğrultusunda çalışmanın örneklemini Muğla ilinin Yatağan ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunun 2018-2019 eğitim öğretim yılında sekizinci sınıfa devam eden 68 öğrenci oluşturmakta olup bu öğrencilerden 34 öğrenci deney grubunu, 34 öğrenci ise kontrol grubunu meydana getirmektedir. Deney ve kontrol grupları kolay ulaşılabilirlik ilkesine göre öğrenci sayıları eşit olan sınıflardan ikisi deney grubu, ikisi kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerle "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritaları tekniği kullanılarak işlenirken kontrol grubunda yer alan öğrenciler ile aynı ünite mevcut programın öngördüğü yöntem ve teknikler ile işlenmiştir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın başlangıcında ilk olarak her iki gruba da tutum ölçeği ve başarı testi uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 25 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .57, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise .94 olarak belirlenmiştir. Beşli likert tipinde geliştirilen ve 23 maddeden oluşan tutum ölçeği sevgi, ilgi ve önem olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Deney grubunda yer alan öğrencilerle 7 hafta boyunca; "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritası tekniği kullanılarak işlenirken, kontrol grubunda yer alan öğrencilerle programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılarak işlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak başarı testi ve tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu ön test-son test kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin nicel boyutları SPSS 22.00 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda zihin haritası tekniğinin kullanıldığı deney grubunun, programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılan kontrol grubuna göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Elde edilen bulgular üzerinde doğru analiz yapabilmek amacıyla verilerin normal bir dağılım sergileyip-sergilemediğini kontrol etmek için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testlerine başvurulmuştur. Bununla birlikte Varyansların homojen dağılım gösterdiği durumlarda parametrik testlerden: Bağımlı Örneklemler (Paired Samples Statistics) T-Testi, Bağımsız Örneklemler Independent T- Testi ve One Way ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Varyansların normal bir dağılım sergilemediği durumlarda ise bu testlerin non-parametrik karşılığı olan Mann-Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli sıralar testi, Kruskall-Wallis-H gibi testlerden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama (X), standart sapma (SS) yüzde ve frekans değerleri dikkate alınmıştır. İstatistiksel sonuçların değerlendirilmesinde P*<,0.50 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre deney grubu ile kontrol grubu son test akademik puan ortalamaları bakımından deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersine karşı tutumları açısından ise deney grubu lehine bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi, Zihin Haritaları, Tutum Ölçeği, Akademik Başarı Testi
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının aktif vatandaşlık öz yeterliliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Ege Bölgesi örneği)
Bu araştırmada Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının aktif vatandaşlık öz yeterliliklerinin ne düzeyde olduğu tespit edilerek, cinsiyet, öğrenim görmekte olduğu sınıf düzeyine, öğrenim görmekte olduğu üniversiteye, lisans eğitimine başlamadan önceki yerleşim alanına, sivil toplum kuruluşlarına üyelik durumlarına, siyasi gündemi takip etme durumuna ve aile ortalama gelir düzeyi değişkenlerine göre incelenmesi amaçlanmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinin bir çeşidi olan anlık tarama modeli ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılı Ege bölgesindeki devlet üniversitelerinde Sosyal Bilgiler öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adaylarıdır. Araştırmaya Ege bölgesinde yer alan 9 devlet üniversitesinde öğrenim gören 749 1. ve 4. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmen adayı katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak aktif yurttaşlık öz yeterlilik ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının aktif vatandaşlık öz yeterlilikleri yüksek düzeyde tespit edilirken cinsiyet, sivil toplum kuruluşlarına üyelik durumu, siyasi gündemi takip etme durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiğinin sonucuna ulaşılmıştır.
8. sınıf İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük konularının öğretiminde öğrencilerin tarihsel meraklarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, 8. Sınıf öğrencilerinin T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük konularına dair merak ettiği unsurların ortaya çıkarılması ve merak nedenlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu tez çalışmasının problemi, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük konuları çerçevesinde 8. sınıf öğrencilerinin merak ettiği kişi, olay, dönem ve yere dair tarihsel merakları nasıldır? Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı Denizli ilinde MEB'e bağlı bir özel okulun 8. Sınıf öğrencilerinden oluşan 31 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Bu tez çalışmasından elde edilen bulgulara göre öğrenciler tarafından en çok merak edilen kişiler; Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir ve İsmet İnönü olmuştur. Öğrenciler tarafından en çok merak edilen olaylar, sırasıyla Milli Mücadele dönemi savaşları ve TBMM'ye karşı çıkan isyanlar olmuştur. Öğrenciler tarafından en çok merak edilen yerler; Milli Mücadele dönemi cepheleri, Selanik ve Çanakkale olmuştur. Öğrenciler tarafından en çok merak edilen dönemler, Milli Mücadele dönemi ve Atatürk'ün hastalık süreci ve ölümü olmuştur. Bu tez çalışmasından elde edilen bulgulara göre erkek karakterlerin, kadın karakterlere göre daha fazla merak edildiği görülmektedir. Kadın karakterlerin ihmal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin daha çok kendi ülkesindeki karakterleri merak ettiği, bunun da normal bir durum olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zira bireylerin kendi tarihini merak etmeleri normal bir durumdur. 8. sınıf öğrencilerinin, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük konularında askeri ve siyasi tarihe yöneldikleri görülmektedir. Tarih öğretiminin, sosyal, dini, sanatsal-edebi, kültürel tarafının hiçe sayılıp ihmal edildiği ve tarihin askeri-siyasi çerçeve içine sıkıştığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sonuç olarak 8. sınıf öğrencilerinin merak ettiği dönem, kişi ve olay arasında bir paralellik görülmektedir. Anahtar kelimeler: merak, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük, tarihsel merak
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre incelenmesi
Bu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre farklılaşmasını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Araştırma verileri Aydın, Muğla ve Denizli illerinde bulunan devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde okuyan sosyal bilgiler öğretmenliği bölümü 220 öğrenci üzerinden toplanmıştır. Verilerin toplanmasında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Uygun ve diğerleri (2010) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Duyarlılık Ölçeği (ÖMYDÖ)" ve Özsoy ile Yıldız (2013) çalışmasından alınan "A Tipi ve B Tipi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS V22.0 paket programında yapılmıştır. Araştırmada yer alan demografik değişkenler ile farklılıkların incelenmesinde ikili grupların karşılaştırılmasında t-testinden; çoklu grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA testinden yararlanılmıştır. Ayrıca TUKEY testi ve Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının, öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının cinsiyet, yaşantılarını geçirdikleri yer, öğretmenlik mesleğini tercih etme sırası, genel not ortalamaları ve kişilik tiplerine göre gruplar arasında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılık ile kişilik tipleri arasında ise anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler öğretmen adayları, öğretmenlik mesleği, kişilik, mesleki duyarlılık
Sosyal bilgiler öğretimi alanında değer eğitimi konulu yüksek lisans tezlerinin incelenmesi
Günümüzün teknolojik gelişmeleri, bilginin yayılma hızını arttırırken, bununla birlikte yeni kültür popülasyonlarını da beraberinde getirmektedir. Toplumların kendilerine özgü kültürü ve bu kültür içerisinde yer alan değerleri vardır. Bu değerlerin oluşması ve toplum tarafından benimsenmesi yüzyılları bulabilir. Değerler oluştuktan sonra insanlar bunları yaşatmaya ve gelecek nesillere bu değerleri kazandırmayı amaç edinirler. Bu amaç doğrultusunda gerek formal gerekse informal olarak bu değerler nesilden nesile bir süreç olarak aktarılmaya devam eder. Değer kazandırma süreci formal olarak okullarda gerek programlar içerisinde gerekse örtük program şeklinde ve değerler eğitimi adı altında okutulmaya başlanmıştır. Değerler formal olarak okullarda kazandırılmaya çalışıldığından beri sosyal bilgiler dersi bu gayenin temel dersi olmuştur. Yapılan her öğretim programında Sosyal Bilgiler dersi içerisinde temel değerler yer almıştır. En son yayımlanan Sosyal Bilgiler Öğretim Programında da 18 temel değer verilmiş ve bunların kazandırılması hedeflenmiştir. Değerler, kazandırılmaya çalışılırken, bunların ne denli kazandırılabildiği de araştırmacıların merak konusu olmuştur. Bu merakın giderilmesi için özellikle yüksek lisans düzeyinde tezler yazılmış ve değerlerin ne denli kazandırılabildiği bulgularla ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmaların bir araya getirilmesi ve tasnif edilmesi de oldukça önemlidir. Bundan dolayı, yapılan bu çalışma, sosyal bilgiler eğitimi alanında yazılmış değer konulu tüm yüksek lisans tezlerinin incelemesini içerdiği için de oldukça önemlidir. Bu çalışmanın çalışma grubunu yüksek lisans tezleri oluştururken ve örneklemini ise 1998-2019 yılları arasında sosyal bilgiler öğretimi alanında değer konulu yüksek lisans tezleri oluşturmaktadır. Bu doğrultuda elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak tablolaştırılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, sosyal bilgiler eğitimi alanında yazılmış olan değer konulu yüksek lisans tezlerinin genelde tüm değerleri birlikte alan bütüncül çalışmalarla yazıldığı, en çok kullanılan araştırma yönteminin nicel araştırma yöntemi olduğu, araştırma örneklemi alt probleminde öğretmen kategorisinin birinci sırada olduğu ve örneklem büyüklükleri alt probleminde ise 0-100 kişi arası örneklem büyüklüğünün ilk sırada olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmaların veri toplama aracı kullanımında anket veri toplama aracının ilk sırada yer aldığı, cinsiyet alt probleminde kadın araştırmacıların daha fazla olduğu, yapılan araştırmaların üniversitelere göre dağılımına bakıldığında eşit bir dağılımın olduğu, araştırmaların yapıldığı enstitüler alt probleminde ise eğitim bilimleri enstitüsünün ilk sırada yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca tezlerin yapıldığı yıllar ile ilgili bulgularda ise en fazla tezin 2019 yılında yazıldığı, en az tezin de 2006 yılında yazıldığı tespit edilmiştir
Dijital okuryazarlık ve değerler
Değerler, kişilerin inançlarını, tutumlarını ve davranışlarını şekillendiren temel ilkeler ve normlardır. Bu ilkeler, toplumların kültürel yapısını oluşturarak kişilerin toplumsal uyumunu sağlar. Dijital okuryazarlık ise, dijital teknolojileri etkili ve verimli bir şekilde kullanabilme becerisini ifade eder. Günümüz dünyasında, dijital okuryazarlık becerileri, eğitim alanında önemli bir yer tutmakta ve eğitimcilerin bu becerilere sahip olmaları, eğitim süreçlerinin başarısını artırmaktadır. Bu yüksek lisans tezinin amacı, öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık becerileri ile değer algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada, öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık becerilerinin, değer algılarını nasıl etkilediği ele alınmıştır. Çalışmada, Portre Değerler Anketi ve Dijital Okuryazarlık Ölçeği kullanılarak öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık becerileri ve değer algıları ölçülmüştür. Ölçeklerin güvenilirliği Cronbach's Alpha değerleri ile değerlendirilmiş ve yüksek güvenilirlik bulunmuştur. Normallik analizleri, verilerin normal dağılım gösterdiğini ortaya koymuştur. Bulgular, dijital okuryazarlık becerilerinin öğretmen adaylarının değer algıları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, bölüm) değer algıları ve dijital okuryazarlık becerileri üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Cinsiyet, yaş ve bölüm gibi değişkenlerin dijital okuryazarlık becerileri ve bazı değer algıları üzerinde anlamlı farklılıklar yarattığı gözlemlenmiştir. Eğitim programlarının, dijital okuryazarlık becerilerini kazandırmaya yönelik içeriklerle zenginleştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca, bu konuda daha geniş ve çeşitli örneklemlerle yapılacak gelecekteki araştırmaların, bulguların genellenebilirliğini artıracağı düşünülmektedir.
Enderun Mektebi'nin eğitim-öğretim programlarına göre incelenmesi
ENDERUN MEKTEBİ'NİN GÜNÜMÜZ EĞİTİM-ÖĞRETİM PROGRAMLARINA GÖRE İNCELENMESİ Uğur Yavuz Yüksek Lisans Tezi, Sosyal Bilimler ve Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı, Tez Danışmanı: Doç.Dr. Mustafa Akkaya, 2024 Yapılan araştırmada Enderun Mektebi eğitim programı günümüz üstün yetenekli okullarından olan Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) ve Anadolu Üniversite'si bünyesinde bulunan Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP)'nin eğitim programları karşılaştırılmalı olarak incelenmiş ve Enderun Mektebinin günümüz üstün yetenek okulları olan BİLSEM ve ÜYEP programına benzer ve farklı özellikleri ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veriler nitel araştırmalarda sıkça kullanılan doküman incelemesi ve literatür taraması yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmanın verilerine göre Enderun Mektebi programının ve BİLSEM-ÜYEP programının benzer ve farklı noktaları olduğu tespit edilmiştir. Enderun Mektebi öğrenci tanılama ve seçiminde BİLSEM ve ÜYEP ile oldukça benzer olduğu, Enderun'da öğrenimi gerçekleştirilen derslerde farklılıklar olsa da Fen, matematik, Yabancı Dil dersleri benzerlik göstermektedir. Enderun Mektebi' n de bulunan sert disiplin, din dersleri, maaş alma ve meslek eğitimi gibi durumların BİLSEM VE ÜYEP eğitim programıyla farklık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırma bulguları ışığında Enderun Mektebi'nin günümüz üstün yetenekli eğitimi veren BİLSEM ve ÜYEP e göre farklıkları bulunsa da benzer yönlerinde olduğu hatta bazı noktalarda öne çıktığı görülmüştür. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Enderun Mektebi, Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM), Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP) , Üstün Yetenek, Devşirme