
225
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Motosiklet kullanıcılarının giysi, ekipman beklentileri ve chopper/cruiser kullanıcıları için tasarım çalışmaları
Bu çalışmada, motosiklet kullanıcılarının giysi ve ekipmanlarından beklentilerini analiz etmek ve Chopper/ Cruiser kullanıcılarına yönelik tasarım sürecinde, sosyal bağlar ve kültürel normların, motosiklet giysi ve ekipman tercihleri üzerindeki etkileri ele alınarak, özgün, estetik ve işlevsel ürünler geliştirilmesi amacıyla, konuya yönelik literatür taraması ve doküman incelemesi yapılmış olup ulaşılabilen ilgili araştırmalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Ayrıca çalışmada nitelikli tasarım süreci oluşturabilmek adına motosiklet kullanıcıları ve özellikle Anatolian Soldiers isimli motosiklet kulüp üyeleri ile gözlemsel analizler ve sözel ön görüşmeler yapılmıştır. Motosiklet kullanıcıları ile gözlem ve görüşmeler yapılmasındaki amaç giysi tercihlerinin grup kimliği ve sosyal dinamiklerle olan ilişkisini anlamak ve çalışma yöntemi için doğru adımları belirlemektir. Motosiklet kullanıcılarının giysi ve ekipmanlardan beklentilerini belirlemek amacı ile anket hazırlanmıştır. Anket sonuçlarından elde edilen veriler yorumlanarak tablolar halinde sunulmuştur. Bu aşamada Yaratıcı ve Deneysel Araştırma Tekniklerinde yer alan Tasarım Geliştirme Süreci uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, anket ve görüşmelerden elde edilen bulgular doğrultusunda Chopper/Cruiser kullanıcıları için tasarımlar geliştirmektir.
Mitolojik bir figür olarak Şaman: Yaşam döngüsü bağlamında kültürel ve sembolik temsilden dijital illüstrasyona
Mitler, insanoğlunun yaradılışından bu yana toplulukların inançları, değerleri ve kültürel kimliği üzerinde derin etkiler bırakmaktadır. Aynı zamanda mitler; insanların duygusal olarak bağlanabileceği kahramanlar, tanrılar veya doğaüstü varlıklar içermektedir. Bu bağlantılar, insanların empati kurmalarına ve hikayelerle duygusal olarak etkileşime girmelerine de olanak tanıdığından toplumların soyut kültürel mirasları arasında da oldukça önemli bir yer edinmektedir. Türk mitlerindeki Şaman ise bu örneklerin en önemlileri arasında yer almaktadır. Ruhlarla iletişime geçebilen, insanlarla ruhlar arasında bir köprü oluşturan, hastalıkları iyileştirebilen, ritüeller düzenleyen ve topluluğun ruhsal dengesini sağlamak için tanrı ya da tanrılar tarafından seçilmiş kişidir. Şaman figürü, genellikle belirli giysiler ve aksesuarlarla tanınmaktadır. Bu giysiler arasında tüyler, kemikler, davullar ve çeşitli semboller bulunmaktadır. Ayrıca her Şamanın onları temsil eden hayvanları bulunmaktadır. Şamanların temsil ettikleri görsel semboller onların ruhsal ve doğaüstü yeteneklerini de vurgulamaktadır. Öyle ki, ömürleri boyunca yaşadıkları her olağanüstü olgu bir mitolojik hikâyeye konu olacak kadar önem taşımaktadır. Bütün bunların yanı sıra mitler, sanat ve tasarım alanında önemli bir yere sahip olmuşlardır. Geçmişten günümüze kadar mitik figürler, semboller ve hikayeler; moda tasarımı, resim sanatı, grafik tasarımı, endüstriyel ürün tasarımı, seramik ve çini sanatı gibi birçok alanda eserler üzerine uyarlanarak kullanılmıştır. Böylelikle bu soyut kültürel mirasların günümüze değin varlığını sürdürmesi sağlanırken aynı zamanda yok olup gitmesinin de önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, çalışmanın evrenini oluşturan Şaman figürünün görseli ve işlevi detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışma çıktısı olarak; seçilmiş bir Şamanın doğumundan ölümüne kadar geçen süreçteki rolünün, yaşadığı olguların, topluluklar üzerindeki etkilerinin ele alındığı bir dizi güncel illüstrasyon çalışması hazırlanmıştır. Sonuç olarak, bu tez, Türk mitolojisindeki Şaman figürünün dünya mitleri bağlamında anlaşılmasına katkıda bulunmayı ve farklı kültürlerdeki ruhani liderlerin ortak özelliklerini ve farklılıklarını vurgulamayı amaçlamaktadır.
Okulöncesi eğitim kurumlarında iç mekân tasarımlarının ergonomi, görsel ve iletişim unsurları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Ankara ilindeki resmi okul öncesi eğitim kurumlarında iç mekân tasarımlarının, ergonomi, görsel ve iletişim unsurları açısından incelenmesi ve öğretmen görüşlerine dayalı olarak ergonomik koşulların geliştirilmesine yönelik öneriler sunmaktır. Çalışma, betimsel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde tasarlanmış olup, alanyazın taraması ve anket verileriyle desteklenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Ankara'daki resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görevli yaklaşık 3900 öğretmen oluşturmuştur. Örneklem ise, seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 562 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen "Okulöncesi Eğitim Kurumlarında İç Mekân Tasarımlarının İncelenmesi" anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde; birinci soruya ilişkin bulgular betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma, frekans dağılımları) ile sunulmuş, ikinci soruda ise Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, okul öncesi eğitim kurumlarındaki görsel ve ergonomik unsurların büyük ölçüde yeterli olduğu tespit edilmiştir. Ancak, sınıf büyüklüklerinin öğrenci sayısına oranla yetersiz kaldığı, iletişim boyutunda eksiklikler bulunduğu ve öğretmenlerin dinlenme molalarının yetersiz olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin kıdem durumlarına göre görüşlerinde anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, okul öncesi eğitim kurumlarının fiziksel koşullarının iyileştirilmesi ve öğretmen-öğrenci etkileşiminin desteklenmesi açısından politika yapıcılara ve eğitim planlayıcılarına öneriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ergonomi, Okul öncesi, İletişim, Tasarım
Karagöz ve Hacivat gölge oyununun okul öncesi döneme uygun görsel ve içerik açısından yeniden yapılandırılması
Bu çalışma, geleneksel Türk gölge oyunu olan Karagöz ve Hacivat'ın, okul öncesi eğitim düzeyine uygun biçimde görsel ve içerik açısından yeniden tasarlanmasını amaçlamaktadır. Okul öncesi dönem, çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerinin temelinin atıldığı, görsel algı ve kültürel değerlerin kazandırılmasında kritik bir süreçtir. Bu bağlamda, çocukların gelişim özelliklerine uygun, eğitici ve kültürel yönü güçlü görsel materyallerin kullanımı büyük önem taşımaktadır. Geleneksel gölge oyununun mevcut sahne tasarımları ve karakter modellemeleri, içerdiği karmaşık dil yapısı ve görsel ögeler nedeniyle okul öncesi çocukların bilişsel seviyesine hitap etmekte yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, araştırma kapsamında Karagöz ve Hacivat gölge oyununun tarihi ve kültürel bağlamı detaylı biçimde incelenmiş; görsel unsurlar ve senaryolar, okul öncesi eğitim ilkelerine uygun şekilde sadeleştirilmiş ve yeniden tasarlanmıştır. Araştırma sürecinde nitel yöntem benimsenmiş; literatür taraması, mevcut gölge oyunu içeriklerinin analizi ve yeni karakter ve içeriklerin tasarımı yapılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda okul öncesi dönemde kullanılabilecek, kültürel kimliği yansıtan ve pedagojik açıdan uygun karakter modellemeleri, senaryo örnekleri ve sahne tasarımları geliştirilmiştir. Çalışma sonucunda, Karagöz ve Hacivat gölge oyununun, hem kültürel mirasın korunmasına hem de okul öncesi eğitimde etkili bir görsel iletişim aracı olarak kullanılmasına yönelik özgün bir uygulama modeli önerilmektedir
Semerkant tarihî yapılarındaki mozaik çini desenlerinin analizi ve geometrik mozaik tekniğiyle yeniden üretimi
Timurlu Dönemi mimarisi ve sanatının zirvesini temsil eden Semerkant'taki anıtsal yapılarda yer alan mozaik çini desenlerinin ilk adımını oluşturan tasarım prensiplerini sistematik olarak çözümlemeyi ve bu kadim bilgiyi, geliştirilen özgün bir yöntemle yeniden üretmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel problemi, Timurlu Döneminde inşa edilen yapıların süslemesinde kullanılan geometrik kompozisyonların tasarımlarını analitik olarak çözümleyecek ve bu soyut mirası çağdaş tasarım uygulamalarına aktarabilecek bütünsel ve uygulamalı bir yöntemin mevcut olmamasıdır. Sistematik dijital analiz ile fiziksel üretimi birleştiren iki aşamalı ve yenilikçi bir yaklaşım, eksikliği tamamlamak üzere geliştirilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında; Şâh-ı Zinde Külliyesi, Gûr-i Emir Türbesi, Uluğ Bey Rasathanesi ve Registan Meydanındaki anıtsal yapılardaki desenler, AutoCAD ortamında Sistematik Dijital Analiz Yöntemi kullanılarak titizlikle analiz edilmiştir. Desenlerin simetri, modülasyon ve tekrar ilkelerine dayanan matematiksel altyapısı çözümlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasını da sistematik dijital verilerden elde edilen şablonlar kullanılarak geliştirilen özgün Geometrik Mermer Mozaik Tekniği oluşturmaktadır. Geometrik Mermer Mozaik Tekniği, geleneksel çini bisküvileri yerine bilinçli olarak mermeri kullanarak tarihî desen formlarını çağdaş bir tasarım yöntemi ile yeniden yorumlamaktadır. Malzeme uyumu ve renklerin asıl desendeki tonlarıyla aynı olması, sırrın parlak ve hacimli görüntüsünün elde edilmesi gibi zorlukların üstesinden başarıyla gelirken; harçsız yerleştirme gibi modern uygulama metotlarının benimsenmesi, tamamlanan eserlerin tarihsel doğruluğa ve de estetik modern bir görünüme sahip olmasını da sağlamıştır. Mimarlık, Geleneksel El Sanatları, Görsel İletişim Tasarımı ve Endüstriyel Tasarım gibi farklı disiplinlerden öğrencilere ve Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlerine yönelik düzenlenen atölye ve çalıştaylarla geliştirilen bu bütünsel tekniğin uygulanabilirliği kanıtlamıştır. Önerilen yaklaşımın yalnızca bir koruma ve yeniden üretim aracı olmadığını, aynı zamanda yeni nesil tasarımcılar ve eğitimciler için disiplinler arası bir ilham ve eğitim modeli sunduğu bu süreçte gözlemlenmiştir. Çalışmada sonuç olarak Timurlu Mimarisi'nin ev sahipliğini Semerkant'ta bulunan geometrik desen mirasının belgelenmesi, korunması ve geleceğe taşınması için teori ile uygulamayı, analiz ile estetiği birleştiren bütünsel bir yöntem sunulmaktadır. Özgün tekniğin geliştirilmesi ve uygulama aşamasında elde edilen sonuçlar kültürel miras çalışmalarına, sanat ve tasarım eğitimine ve literatüre önemli katkılar sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Semerkant, Mozaik Çini, Geometrik Desen, Geometrik Mermer Mozaik Tekniği, Sistematik Dijital Analiz, Kültürel Miras, Timurlu Sanatı, Tasarım Eğitimi.
Politik bir nesne olarak porselen biblo
Politikayı bir dil olarak kullanan sanatçılar, sanatın her disiplininde yer almaktadır. Seramiğin ana tanrıça heykelcikleri ile başlayan biblo serüveninde bu dili 'Politik Bir Nesne Olarak Porselen Biblo' adlı yüksek lisans tez çalışmasında, tarihsel süreçteki sanat ve politika ilişkisi, seri üretim nesnesi olan porselen biblolar üzerinden araştırılmıştır. Tarih boyunca, sanat ve politika kavramları birbirinden beslenmiş ve birbirine yön vermiştir. Bu çalışmada nasıl birbirlerine yön verdikleri, hangi amaçlar doğrultusunda sanat üzerinden politika ve politika üzerinden sanat yapıldığına dair soruların cevaplarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Plastik sanatlar alanında sanat ve politika bağlamında doğan eserler incelenmiş, ardından seramik sanatında propaganda ve protestonun kullanıldığı eserler araştırılmıştır. Seramik sanatının içerisinde, sadece 'süs eşyası' olarak görülen porselen biblonun aslında farklı amaçlarla da kullanıldığı ve sanatçılar tarafından sanat eserlerine dönüştürülme süreci irdelenmiştir. Son olarak ise seramik sanatında porselen biblon kullanılarak özgün eserlere ve kişisel yorumlamalara yer verilmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tarihsel süreç içerisinde sanat ve politika ilişkisi başlığı altında; plastik sanatlar alanlarında oluşturulan eserlerin, politik olaylardan nasıl etkilendiği, bu oluşum sürecinde sanatçının içerisindeki bulunduğu sosyo-politik olayları nasıl ifade ettiği incelenmiştir. Politik olaylara bir tepki olarak doğan sanat hareketleri incelenmiş; feminizm ve performans sanatının tanımları yapılarak, savaş, diktatörlük, cinsiyet ayrımcılığı, ırkçılık gibi toplumsal ve siyasal olaylardan etkilenen sanatçıların performansları ve eserleri analiz edilmiştir. Ardından seramik sanatında propaganda ve protesto kavramları araştırılmıştır. İkinci bölümde ise, çalışmanın temeli olan porselen biblolar farklı yönleriyle değerlendirilmiştir. Kitsch, dekoratif, sıradan bir nesne olarak görülen porselen biblonun aslında ne olduğu ve nasıl kullanıldığı örneklenmiştir. Porselen biblonun tanımı ile başlayıp, ilk kurulan porselen fabrikadan itibaren günümüze kadar kurulmuş, üretim yapan, kapatılan ve bugüne ulaşan porselen fabrikalarına değinilmiştir. Bu fabrikalarda modelcilerinin ne tür porselen biblolar ürettiği incelenmiştir. Günümüzde gelindiğinde bu küçük ama etkili nesne; dekoratif olarak kullanımının yanı sıra çağdaş sanat nesnesi olarak sanatçının malzemesi haline geldiği ve özellikle propaganda ve protesto aracı olarak nasıl kullanıldığı araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise, kadın konusu ele alınarak, konu ile ilgili yapılan araştırma ve deneyimlerden faydalanılarak içinde yaşanılan toplumun değerleri ve yargılarından yola çıkarak kişisel uygulamalar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Politika, Porselen, Biblo, Propaganda, Protesto. bir çok sanatçı bulunmaktadır.
Türk resim sanatında 1914-1935 dönemi savaş temalı tabloların incelenmesi
Farklı coğrafyalarda gelişen ve geçmişten günümüze kadar uzun yıllar süregelen Türk Sanatı, Anadolu'da çağına uygun yöntemlerle geliştirilerek, çağdaş Türk sanatının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Çağdaş Türk resim sanatı tarihi incelendiğinde, 19. yüzyılın ikinci yarısında, savaşı tema olarak ele alınan yapıtların, yağlıboya resim sanatının oluşmasıyla beraber başladığı görülür. Konusu Balkan Harbi olan resimleri, bu bağlamda erken örnekler olarak görebiliriz. Milli Mücadele ve savaş temalı tabloların yapılması ise, genelde Kurtuluş Savaşı'nın yaşandığı yıllara denk gelmektedir. Savaş temalı resimlerin o yıllarda yapılmasında, dönemin ileri görüşlü devlet adamları tarafından teşvik edilmesindeki önemi yadsınamaz. Asker ressamlar kuşağında doğum tarihi 1880'li yıllara rastlayan sanatçılar, Balkan, I. Dünya, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarını her yönüyle yaşamışlardır. Sanatçı kişilikleri bu ortamda oluşmuştur. Sanayi-i Nefise'de gördükleri eğitimden sonra, sanat eğitimlerine Paris'te devam etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşından sonra Millî Mücadele adıyla var olma savaşı verilmiştir. Kurtuluş Savaşı sürecinde çökmekte olan imparatorluğu ve farklı bir düzen anlayışını yapılandırma aşamalarının sancıları yaşanmıştır. Yaşanan bu süreçte sosyal anlamda sanatın popülasyonu bile sezilmezken, bu savaşlara katılan, yaralanan ve hatta şehit olan birçok sanatçı olmuştur. İlk defa bu sebeple Türk resim sanatında 1914-1935 dönemine ait savaş temalı resimler yapılmıştır. Sanat olgusunu anlamanın en iyi yolu, sanat yapıtını çözümlemekle mümkündür. Çözümlemelerde, Erwin Panofsky'nin sanat dünyasında geçerliliği onaylanmış ve sanat alanlarında çok kullanılmakta olan "İkonografik ve İkonolojik Sanat Eleştirisi" yönteminden yararlanılmıştır. İkonografik çözümlemeyle, sanat objelerinde iskeleti oluşturan formlarla, konu ve konsept arasında bir ilişki kurulmasını, hayal edilen izlenimlerin çözümlenerek, hikaye ve alegoriler tespit edilmesi amaçlanmıştır. İkonolojik çözümleme ise, sanat yapıtının yapıldığı dönemi, tarihsel özelliklerini sanatçının kişiliğini ve yaşadığı dönemin sanat yapıtına etkisini belirlemek için yapılmıştır.
20.yy. resim sanatında popüler imge anlayışı
20. yüzyılın başlarından itibaren demokratikleşme ve endüstrileşme hareketlerinin etki alanını genişletmesiyle birlikte, popüler kültürün yükselişine eşlik eden artan oranda kitle iletişim imkanları, tüketimi özendirici politikalar, kitle kültürünün sanat alanındaki etkisi ve topluma yansımasıyla ortaya çıkan yeni bakış açıları, özellikle modern resim sanatı üzerinde etkisini göstermiştir. Bu çalışma, popüler kültürün ortaya çıkışıyla modern resim sanatında meydana gelen kaçınılmaz değişimleri analiz etmeyi ve resmi oluşturan imgenin 20. Yüzyılda ortaya çıkan sosyal, entellektüel ve kültürel hareketlerden ne şekilde etkilenerek bir değişime uğradığını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu hedefini gerçekleştirebilmek amacıyla, popüler kültürün dönüşümünü, kültürel çevreyi incelemekte ve imgenin farklı formlara dönüştüğü bu yolculuğunu Kübizm, Soyut Dışavurumculuk, Pop Art, Dadaizm, Yeni Dadaizm'in yanısıra; Video Art ve Dijital Art gibi yeni sanat ortamlarını ele almaktadır. Bu çalışmanın önemi, temel anlamda imgenin belirli bir süreç içinde uğradığı değişimleri analiz eden ve özellikle de geçtiğimiz yüzyılı hedef alan çalışmaların az miktarda olmasıdır.
İstanbul tasarım bienali örneğiyle bir bienal planı
Amacı bir tasarım bienali önerisi geliştirmek olan bu çalışmada söz konusu amaca yönelik olarak bienal kavramının doğuşu ve gelişimi hem uluslararası hem de ulusal düzlemde incelenmiştir. Bu kapsamda İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın düzenleyicisi olduğu uluslararası İstanbul bienalleri ve tasarım bienalleri doğuşundan günümüze kadar geçirdikleri süreç içinde temaları ve belli başlı işleriyle incelenerek bienal tasarımının ardından yatan mantığa ulaşılmaya çalışılmıştır. Daha özelde özellikle İstanbul Tasarım Bienallerinin konu alan bu çalışma araştırma modeli bakımından açıklayıcı, keşfetmeye dönük, veri toplama yöntemi olarak kaynak taraması içeren nitel bir yapıya sahiptir. Çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlara göre bir tasarımın bienalinin plan aşamasından hayata geçirilmesine kadar süreç konunun belirlenmesi, ekibin oluşturulması, mekânın seçilmesi, sanatçıların belirlenmesi ve sponsorluk aşamalarından oluşmaktadır. Bu aşamalar ışığında önerilen bienal planı da çalışma da açıklanarak son bölümde çalışmanın konusuna ilişkin sonuçlar tartışılmakta ve önerilerde bulunulmaktadır.
Türkiye'de popüler müziğin tarihsel gelişiminde davul çalım yaklaşımları
Davul setinin 20. yüzyılın başlarında bas davul pedalının icadıyla ortaya çıktığı görülmektedir. 1930'lardan itibaren ülkemizde de çeşitli müziklerde kullanılan bu çalgının, popüler müzik içerisinde ne gibi gelişmeler yaşadığına ilişkin yaklaşımlar çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu araştırmada etkilenilen ekollerle birlikte ülke şartları da göz önünde bulundurulmuştur. Bu kapsamda davulcuların popüler müzikte çalım yaklaşımlarını oluşturan unsurlar, davul setinin dünyada ve ülkemizdeki tarihsel gelişimi ile kayıt stüdyolarındaki konumu incelenmeye çalışılmıştır. Dönemin önde gelen aranjör, müzisyen ve davulcularıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen veriler dikte edilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. 1960 – 2000 yılları arası süreçte, ülkemizde genel olarak caz ve rock ekolünden gelen davulculardan etkilenildiği görülmektedir. 1980 ortalarına kadar ülkemizdeki müzisyenlerin gelişim sağlayabilecekleri materyallerin yetersizliği davulcuların ilerlemesini kısıtlarken, bir taraftan da kendi çalım yaklaşımlarını oluşturmalarına zemin hazırlamıştır. Davul setinin stüdyo ortamında kayıt edilmesi konusunda da uzun bir süre verim alınamadığı dikkat çekmektedir. Elektronik davulun 1980'lerde popüler müziğin içerisine girmesiyle, hem davul çalım yaklaşımlarında hem de davul setinin kaydedilme kültüründe değişimler yaşanmıştır. Popüler müzik içerisinde en çok dikkat çeken isimler; Durul Gence, Vasfi Uçaroğlu, Salim Ağırbaş, Cezmi Başeğmez, Asım Ekren, Engin Yörükoğlu, Hüseyin Sultanoğlu, Okay Temiz, Cem Aksel, Turgut Alp Bekoğlu, Cengiz Baysal, Aydın Karabulut, Volkan Öktem gibi davulcular olmuştur. Türk davul markaları olan Şeref, Yıldırım, Cümbüş ile birlikte Alman asıllı Amerikan markası Ludwig davulları ülkemizde kullanılmış önemli davul markalarıdır.
Dijital teknolojilerdeki dönüşümlerin, müzik üretim, tüketim ve paylaşım pratiklerine yansımaları: sosyal medya ve mobil müzik platformları üzerinden bir değerlendirme denemesi
Son yüzyılda, soyut ya da elle tutulamaz olarak görülen sesin tespiti ve bir fiziksel aktarıcı madde üzerinden yapılan transfer süreci, birbiri ardına yapılan teknolojik buluşlarla önemli bir gelişim göstermiştir. Özellikle 1980'li yıllardan itibaren, verilerin sayısallaştırılarak, maddesel olarak var olmayan medya aracılığı ile kaydedilip muhafaza edilmesi ve taşınabilmesi mümkün olmuştur. "Dijital dönüşüm" olarak tanımlanabilecek bu sürecin, müziğin hem tasarım ve üretim hem de erişim ve dolaşım süreçlerini paradigma değişimine uğrattığı açıktır. Giderek küçülen ve hızlanan mobil cihazlar, kulağın içinde kaybolan kulaklıklar, İnternet kotası kaygısı ile farklı çözünürlüklerde dinlenilen müzikler, sosyal medyada kaç kişinin dinlediğine göre yapılan "iyi" ya da "kötü" sınıflandırmaları gibi etmenler, müzikal tasarımların bu sınırlara göre yapılanmasına ve orkestraların değişimine sebep olmuştur. Ayrıca, hızla değişen standartlar sebebiyle, bir ses tasarımı üretilirken, ortaya çıkacak "sonuç ürünün", hangi koşullarda dinleneceği de önem kazanmaya başlamış, üreticiler ise tasarımlarını tam olarak duyurmak istedikleri şekilde aktarabilmek için, dijital formatları, yazılımsal ve donanımsal standartları daha çok göz önünde bulundurmaya başlamışlardır. Müzik erişiminde, cloud data ve streaming gibi teknolojiler bazı ekonomik kolaylıklar sağlamış, geleneksel müzik dinleme aktarıcıları/taşıyıcıları için gereken hammadde gereksinimini ortadan kaldırmıştır. Mobil müzik platformları ile birlikte tüm müzikal arşivler bir tuş ile insanların ayağına gelmiş, tek bir üyelik ile, sanatçıların tüm albümlerine ulaşmak mümkün olmuştur. Müziğin erişimi kadar üretim pratikleri de dönüşmüş, bilgisayar ekranından bağımsız müzik üretmek neredeyse imkânsız hale gelmiş, küçük ve "akıllı" yeni nesil cihazlarla "herkes müzik üretebilir" söylemi toplumlara iyiden iyiye benimsetilmiştir. Öte yandan dijitalleşme ile birlikte telif hakları yönetimleri de büyük ölçüde şekil değişikliklerine uğramıştır. Bu çalışmada, birçok kaynaktan kolaylıkla edinilebilecek olan verilerin tekrarından mümkün olduğunca kaçınılarak, bilgisayar başındaki tasarımcılardan bestecilere, ses mühendislerinden müzik icracılarına, yazılımcılardan yatırımcılara, ya da tüketiciden sanatçıya olmak üzere insan gruplarının ve müzik sektörünün, mevcut dijital dönüşüm süreçlerinden nasıl etkilendiği incelenmiştir.
Günümüz Türkiye sanatında dinamik bir oluşum "base.ist" ve yersizyurtsuzlaşma odağında incelenmesi
Sanat her ne kadar biricikliğin bir sembolüyse de toplumsal yaşantılardan, kültürel birikimler ve değişimlerden etkilenen; görülen bu değişimlerin sanatçı perspektiflerinden yansıtıldığı bir alan açar. Yüzyıllar boyu süregelen değişimleriyle gerek klasik dönemin şartlarını gerekse modern dünyanın şartlarının izlerini taşıyan sanat eserinin oluşumunda ve sanatın yansımasında, eserlerin içine doğduğu dönemin kuralları geçerli olmuştur. Bu doğrultuda çalışmanın konusu olarak sanat eserlerinin dönemsel çerçevede incelenmesi, sanat yapıtı ve yapıtın sergilenmesini belirleyen temel özellikler incelenmiş olup Türkiye ve dünya özelinde eserlerin modernleşme sürecinde geçirdiği değişim, endüstriyelleşme ve modernleşme etkileri bağlamında aktarılmıştır. Endüstriyelleşmenin getirdiği düşünsel farklılaşma, insan doğasında zaten var olan hareketliliğin, göç etme durumu ile kültürler arası alışverişi beraberinde getirdiği görülmüştür. Sosyolojik bir olgu olarak göç kavramının sonucunda ortaya çıkan ve modern bireyi temsil eden yeni kavramların sanatta yansımaları da olmuştur. Psikolojik, ekonomik, kültürel şartlardan dolayı göç etmek zorunda kalan ve bulunduğu yeri terk ederek "yersizyurtsuzlaşan" birey ve toplum, kimi çalışmaların odak noktasında bulunmuştur. Geçmişten bugüne göç, çok uluslu ve çok kültürlü toplumların oluşmasına zemin hazırlamış ve bu durum da müze ve sergilere yansımıştır. Yüzyıllar boyu insanlar ve milletler arasında süregelen göç, insan doğasının yaşamın biçimlenmesindeki en görülebilir örneklerinden biri olarak sanatta da yıllar boyunca işlenmiştir. Bu bağlamda birçok sanatçı, eserlerinde göçü ele almış ve eserlerinde yersizyurtsuzlaşmanın etkilerini yansıtmıştır. Yalnızca klasik dönem sanatçıları değil aynı zamanda günümüzde yeni mezunlar da bugünün göç olgusunu ve etkilerini eserlerine yansıtmış, sanatçı adayları nesiller boyu görülen ve yaşamın bir gerçekliği olarak karşımıza çıkan göç olgusunu işlemiştir. Çalışmanın son bölümünde, Türkiye çağdaş sanatının dinamik bir oluşumu olarak karşımıza çıkan Base incelenmiş, yersizyurtsuzlaşmanın günümüz sanatçı ve sanatçı adaylarının eserlerinde de ele alındığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yersizyurtsuzlaşma, Göç, Sergi, Sanat Yapıtı, Base
Mübadele kavramının A/r/tografi yoluyla sanatsal ifadeye dönüşümü: Gelveri örneği
24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması'nın ardından yüz binlerce insan, Türk ve Yunan hükümetinin arasındaki anlaşma gereğince zorunlu nüfus değişimine tabi tutularak doğup büyüdüğü topraklara veda etmiştir. Bunun sonucunda sosyal ve psikolojik başta olmak üzere birçok sorun ortaya çıkmıştır. Bu göç, Türkiye ve Yunanistan'ın tarihi boyunca şahit olduğu en büyük nüfus hareketidir. Bu bağlamda araştırmanın konusu, kendine sadece yazın alanında yer bulan mübadele kavramı öznel sanatsal sorgulama çerçevesinde ele alınarak, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinden sıyrılıp sanat alanında yeni bir yöntem olan A/r/tografi yoluyla incelenmiştir. Araştırmanın başından sonuna kadar devam eden süreçte, araştırmacının üretimleri yöntemin esnekliği sayesinde araştırma sürecinde şekillenmiştir. Tez yazım sürecinde rizomatik bağlantılar kurulmuş ve kendi sanatsal üretim süreçleri sorgulanmıştır. Rizomatik bağlantıların dışında metafor kullanımı ile tasarımlar oluşturulmuştur. Gelveri'den başlayıp Nea Karvali'de biten bu araştırmada ulaşılan sonuçlar A/r/tografi metedolojisinin içinde var olan sanatçı (artist), araştırmacı (researcher) ve öğretmen (teacher) kimlikleri özelinde aktarılmıştır. Farklı teknik ve materyallerin kullanımıyla oluşturulan tasarımlarda, kolaj, seramik, asamblaj, fotoğraf gibi teknikler kullanılmıştır. Bu sayede mübadele kavramına farklı bakış açılarıyla bakılabileceğini bu araştırma sayesinde ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak öznel bir sürecin tasvir edildiği bu araştırmada, araştırmacının dönüşümüne yol açarak onu bir sanatçı, araştırmacı ve öğretmen-eğitmen olarak zenginleştirdiği gözlemlenmiştir.
E-ticaret arayüz tasarımının tüketici davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi (bir uygulama örneği)
Değişen ve gelişen teknoloji dünyasında, insan hayatına ve alışkanlıklarına etki eden birçok yenilik olduğu açıkça görülmektedir. E-ticaret, tüketici olan insanların alışkanlıklarına etki eden bu yeniliklerden bir tanesidir. Sağladığı imkanlar ve kolaylıklar nedeniyle e-ticaret web sitelerinin varlığı tüketici hayatında önemli bir yer edinmiştir. Bu bağlamda e-ticaret web sitesinin; kullanıcı arayüz (UI) tasarımı, kullanıcı deneyimi (UX) tasarımı, site işlevselliği ve görsel etkisi tüketiciyle verimli bir etkileşim oluşturulabilmesi açısından oldukça önemli bileşenlerdir; ancak bu bileşenlerin, tüketicilerin algı ve davranışlarıyla beraber ele alınması, e-ticaret web arayüz tasarımının kullanılabilirliği ve sürekliliği açısından kritik bir rol oynamaktadır. Bu araştırmada, katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve gelir durumunu içeren demografik değişkenlerinin e-ticaret arayüz tasarımı algı ve davranışları, nicel araştırma yöntemi kapsamında betimsel istatistik yöntemiyle analiz edilmiştir. Literatür taraması ile konu başlıkları irdelenmiş, 113 katılımcıya uygulanan anket doğrultusunda veriler incelenmiş, tasarım ilke ve ögelerine bağlı kalınarak belirlenen X firması için alternatif bir e-ticaret arayüz tasarımı hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: E-ticaret Web Site Tasarım, Kullanıcı Arayüzü (UI), Kullanıcı Deneyimi (UX), Tüketici Davranışı, Web Arayüz Tasarımı
Kullanıcı deneyimi tasarımında duygusal tasarımın yeri: İnteraktif tasarımın kullanıcı algısı ve bağlılığı üzerindeki rolü
Bu çalışmanın amacı, kullanıcı deneyimi (UX) tasarımında duygusal tasarımın yerini incelemek ve interaktif tasarım unsurlarının kullanıcı algısı ile kullanıcı bağlılığı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Dijital ürünlerin kullanıcıyla etkileşiminde duygusal unsurların ne derece etkili olduğu araştırılmıştır. Çalışma, nicel araştırma metodolojilerinden biri olarak sınıflandırılan betimsel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırma sırasında, herhangi bir müdahale biçimi olmaksızın yürütülen önceden var olan verilerin analizi yoluyla sonuçlara varılmıştır. Bu çalışmada kullanılan veri kaynağı, Google Analytics platformu aracılığıyla elde edilen web sitesi ziyaretçi bilgilerinden türetilmiştir. Belirlenen dört aylık zaman dilimindeki site ziyaretçilerinin sayısı, trafik kaynakları, oturum süreleri ve sayfa görüntülemeleriyle ilgili istatistikler dahil olmak üzere çeşitli metrikler üzerinde bir değerlendirme yapılmıştır. Duygusal tasarım, kullanıcı deneyimini yalnızca işlevsellik düzeyinde değil, aynı zamanda duygusal düzeyde de zenginleştiren bir faktördür. İnteraktif tasarım unsurları, kullanıcıların ürüne olan algısını ve bağlılığını doğrudan etkileyen stratejik araçlardır. Bu nedenle kullanıcı deneyimi tasarımında duygusal ve etkileşimsel boyutlara öncelik verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Tasarım, İnteraktif Tasarım, Kullanıcı Algısı, Kullanıcı Deneyimi
Kullanıcı odaklı arayüz tasarımında kültürel etkilerin incelenmesi
Bu tez çalışması, kullanıcı odaklı arayüz tasarımında kültürel etkilerin rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Küreselleşme sürecinde dijital ürünlerin başarısının, sadece teknik kullanılabilirlik ile değil, aynı zamanda hedef kitlenin kültürel normlarına, bilişsel eğilimlerine ve estetik beklentilerine uygunlukla sağlandığı ileri sürülmektedir. Çalışmanın teorik çerçevesi, kullanılabilirlik ilkeleri, etkileşim tasarımı ve kültürel boyutlandırma modellerine dayanmaktadır. Çalışmanın uygulama aşamasında, evrensel tasarım ile uzak doğu kültürüne yerelleştirilmiş tasarım karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bulgular, kültürel farklılıkların arayüzün temel bileşenlerine doğrudan etki ettiğini kanıtlamıştır. Standart tasarım, batının minimalizm ve doğrudan vurgu ilkelerine odaklanırken; Yerelleştirilmiş tasarım, geleneksel semboller ve görsel zenginlik kullanarak yüksek bağlamlı kültürlerin estetik ve güvenilirlik beklentilerini karşılamıştır. Sonuç olarak, arayüz tasarımında kültürel adaptasyonun bir zorunluluk olduğu ve tasarımcıların küresel rekabette başarı için kültürel kodları stratejik bir araç olarak kullanması gerektiği vurgulanmıştır.
Müzelerde bilgilendirme tasarımlarının incelenmesi: Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi örneği
Bu tez; müzelerde bilgilendirme tasarımlarının işlevi ve önemi üzerine odaklanmış, özel olarak yeni kurulan Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi'nde özgün, çağdaş ve kullanıcı odaklı bilgilendirme tasarımları geliştirmeyi amaçlamıştır. Araştırmanın temel amacı, müzede ziyaretçilerin bilgiye kolay, anlaşılır ve estetik açıdan zengin yollarla ulaşmasını sağlayan tasarım modelleri oluşturmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; literatür taraması, alan gözlemi, tasarım çözümlemesi ve uygulama çalışmaları birlikte yürütülmüştür. Kavramsal çerçevede müze tarihi, çağdaş müzecilik, grafik tasarım ve bilgilendirme tasarımı kuramlarına yer verilmiş; müzelerde bilgilendirme tasarımlarının çeşitleri, işlevleri ve güncel yaklaşımları analiz edilmiştir. Uygulama aşamasında Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi için özgün ve bütüncül bir yapıda bilgilendirme tasarımları geliştirilmiş ve bunlar görsel, işlevsel ve pedagojik açıdan değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, klasik müze bilgilendirme panoları ve statik etiketler ziyaretçilerin bilgiye ulaşmasında yeterli olmamakta; özellikle çok dilli, dijital ve interaktif tasarımlar ile estetik ve sürdürülebilirlik ilkeleri gözetilen uygulamalar müze deneyimini anlamlı ve kalıcı kılmaktadır. Alan gözlemleri ve karşılaştırmalı incelemeler, müze bilgilendirme tasarımlarında tipografi, renk, malzeme ve kullanıcı dostu düzenlemelerin müze algısını ve ziyaretçi memnuniyetini artırdığını göstermektedir. Sonuç olarak tezde önerilen model, yerel kültürel mirası korurken evrensel müzecilik standartlarını karşılayan, dijital ve gelenekseli bütünleştiren sürdürülebilir bir çözüm sunmaktadır. Bu çalışma ile, Türkiye'deki ve dünyadaki benzer müzeler için esnek, yenilikçi ve disiplinler arası yaklaşım önerilmiş; müze bilgilendirme tasarımında özgün ve çağdaş uygulamaların yaygınlaştırılması hedeflenmiştir.
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi tanıtım videosunda hareketli grafik uygulaması
Teknolojinin kazandığı ivme, beraberinde farklı sanat ve disiplinleri de olumlu yönde etkileyerek farklı imkanlar sunmuştur. Bu durum geleneksel yöntemlerle yapılamayacak işlemlerin gerçekleşmesine imkân sağlarken kimi yöntemlerinde kaybolmasına neden olmuştur. Gerçekleşen dijital devinim, iletişim ihtiyacına göre hedef kitleye farklı ortamlar sunarak geniş çapta etkileşimin önünü açmaktadır. Bu durum ekranlara olan ihtiyacı ve bağımlılığı da beraberinde getirmektedir. Sosyal medya adı altında toplanan platformlar kişisel kullanıma yönelik olmasına karşın kurumsal kullanıma da açık olduğu görülmektedir. Başta üniversiteler olmak üzere birçok farklı kurumun sosyal medya platformları içerisinde yerlerini aldığı görülmektedir. İçerisinde bulunduğumuz görsel çağ, dijital gelişmelerin getirdiği imkân ve ortamlarla birlikte tanıtım ve pazarlama alanına da katkıda bulunmuştur. Tanıtım ve bilgilendirme işleviyle afişi, görsel zenginlik ve hedef kitleyi yakalayabilme özelliğiyle videoyu farklı teknikler ışığında bünyesinde barındırarak ortaya çıkan hareketli grafik tekniği günümüzde görsel ve etkili anlatımın yeni adı haline gelmiştir. Bu araştırma kapsamında görsel anlatıma farklı bir bakış açısı kazandıran hareketli grafik tekniği ve bu tekniğin reklam amaçlı üniversite tanıtım videolarında kullanımları incelenmiştir. Ayrıca bu araştırma kapsamında üniversite tanıtımlarına örnek olması bakımından Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi tanıtım videosu hareketli grafik tekniği ile hazırlanmıştır. Genel tarama modeli ile ilgili literatürlerin incelenmesi ve araştırma kapsamında hazırlanan uygulama videosu oluşturulmuştur. Ayrıca hazırlanan tanıtım videosunun hedef kitleye hitap şekli, anlatım gücü, görsel zenginliği ve tanıtımdaki etkinliği anket çalışması ile değerlendirmeye sunulmuştur. Elde edilen veriler ışığında hareketli grafik tekniğinin üniversite tanıtım videolarında kullanılabilecek bir teknik olduğu sonucuna varılmıştır.
Sürrealist tarzda oluşturulmuş dekor tasarımlarının endüstriyel sofra seramiği yüzeylerine yansımasının incelenmesi
Sanat dünyasında ve düşünce tarzında radikal bir değişiklik yaratmış bir akım olarak ortaya çıkan sürrealizm, geleneksel rasyonel düşünceye meydan okurken, insan psikolojisine ve duygusal derinliğe odaklanır, toplumsal meselelere seslenir ve sanatın sınırlarını genişletir. Aynı zamanda kişisel ve toplumsal özgürlüğü teşvik eder. Sürrealizm, edebiyattan sinemaya, heykelden seramiğe kadar birçok sanat dalına büyük etkilerde bulunur ve kültürel dünyada yankı uyandırır. Sürrealizm, sanatın özgürlüğünü artırır ve insanların kendi iç dünyalarını daha derinlemesine anlamalarına yardımcı olur. Bu nedenle sürrealizmin önemi, sanatın ve düşünce tarzının evrildiği ve insanların daha özgün bir ifade biçimi bulmalarına yardımcı olan bir etkiye sahiptir. Sürrealizm, seramik sanatına da diğer sanat dallarında olduğu gibi önemli katkılar sunmuştur. Seramik sanatçılarına geleneksel seramik formlarının sınırlarını zorlama ve geliştirerek ötesine geçme fırsatı vermiştir. Geleneksel seramik eserlerden saparak, seramik sanatçılarına nesneleri dönüştürme, yeniden tasarlama ve özgün ifadelerini sergileme özgürlüğü sunmuştur. Sürrealizmin etkisiyle, seramik sanatçıları mevcut formları sıradışı ve yaratıcı yollarla ele almış, seramik nesneleri dönüşümün ve sürrealist estetiğin birer aracı haline getirmişlerdir. Bu şekilde, sürrealizm seramik sanatının geleneksel kalıplarını kırarak, sanatçılara yeni bir dünya açmıştır. Bu çalışmada, alan yazın taraması ile nitel araştırma yöntemlerinden gözlem tekniğinden faydalanılmıştır. İncelenen literatür arasında sürrealizm ve seramik konularına odaklanılmış ve bu bağlamda gerçekleştirilen araştırmaların sonuçları dikkate alınmıştır. Bu temel üzerine yeni dekor tasarımları geliştirilmiş ve bu tasarımlar detaylı bir şekilde incelenerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sürrealizm, Seramik, Tasarım, Desen, Sanat
Yapay zekâ teknolojisinin grafik tasarım alanına yansıması ve bir uygulama örneği
Yapay zekâ, bugüne kadar grafik tasarım alanında büyük bir etki yaratmış ve gelecekte de parâdigmaları değiştirebilme potansiyeline sahip olabileceği söylenebilir. Bu dönüşüm, makine öğrenmesine bağlı grafik tasarım, kişiselleştirme, veri görselleştirmesi, sanat ve yaratıcılık alanlarında görülmektedir. Bu bağlamda gelecekte, yapay zekâ ile grafik tasarımın daha fazla entegre olması ve interaktif deneyimlerin yaygınlaşması beklenmektedir. Ancak yapay zekanın getirdiği olumlu gelişmeler yanında, gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme ihtiyacı da bu dönüşümün bir parçası olarak önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, yapay zekâ teknolojisinin grafik tasarım alanındaki etkilerini ve bu teknoloji ile gerçekleştirilen bir uygulama örnekleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu genel amaca bağlı olarak tez kapsamında, yapay zekâ ve grafik tasarımın kesişim noktaları, yapay zekâ ile desteklenen yaratıcı süreçler ve bu teknolojinin sanat ve tasarım üzerindeki potansiyel dönüşümleri ele alınmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde, yapay zekânın tanımı, tarihsel gelişimi ve grafik tasarım ile olan ilişkisi teorik olarak incelenmiştir. Yapay zekânın sanat ve tasarım dünyasında nasıl bir rol üstlendiği ve sanatçılar ile yapay zekâ arasındaki etkileşimler analiz edilmiştir. Uygulama kısmında ise, yapay zekâ destekli bir tasarım süreci örneği sunulmuştur. Bu süreçte, belirlenen konular üzerinde yapay zekâ algoritmaları kullanılarak yaratılan görsel tasarımlar incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu örnekler, yapay zekâ ile yaratılan tasarımların geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında sunduğu avantajlar ve dezavantajlar üzerinde durulmuştur. Tezin sonuç bölümünde, yapay zekâ teknolojisinin grafik tasarım alanındaki mevcut durumu ve gelecekteki potansiyel yönelimleri tartışılmıştır. Araştırma bulguları, yapay zekâ ile desteklenen tasarım süreçlerinin hız, verimlilik ve kişiselleştirme açısından önemli katkılar sağladığını göstermiştir. Ancak, yapay zekâ ile yaratılan tasarımların özgünlük ve yaratıcılık konularında getirdiği bazı etik ve estetik sorunlar da gözlemlenmiş ve bunlar irdelenmiştir. Bu çalışma, yapay zekâ teknolojisinin grafik tasarım üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak ve bu teknolojinin gelecekteki tasarım pratiklerine olan katkılarını belirlemek amacıyla önemli bir adım niteliğinde olduğu belirtilebilir. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, Sanat, Yapay Zekâ, Yaratıcılık
Mimari eserlerin geometrik süslemelerinin analizi: Ankara ili Anadolu Selçuklu dönemi artırılmış gerçeklik uygulama örneği
Geçmişten günümüze kadar gelen tarihi eserler, yapıldıkları dönemler hakkında insanlık ailesine ışık tutmaktadır. Türkler oluşturdukları eserlerin süsleme sanatları konusunda, Türk medeniyetinin egemen olduğu alanlarda çok fazla kaynaktan ve kültürlerin sanat deneyiminden etkilenmiştir. Eserlerinde renk, desen, motif, kompozisyon gibi bileşenler açısından Türk hassasiyeti ve seçkin sanat zevki ile özgün bir yapı oluşturma imkânını her daim başarmışlardır. Bu şeklide bugüne kadar gelen güçlü ve etkili bir sanat bilgisi, tarzı yapılandırmışlardır. Türk yapılarında süsleme sanatı, insan ile doğa sevgisi merkezli, kültürel ve sosyal tecrübelerin neticesinde gelişerek günümüze kadar ulaşmaktadır. Çalışmamda günümüze kadar gelebilmiş olan ve bünyesinde Selçuklu tarzı bezeme örneklerini barındıran Alaaddin Cami (Muhyiddin Mesud), Ahi Şerafettin (Aslanhane) Cami ve Ahi Elvan Camilerinin minber ve mihrapları üzerinde yoğun olarak yer alan geometrik desenler incelenmiş, mihrap ve minber üzerinde farklı bölümlerde yer alan desenlerden birer örneklem üzerinde çözümleme ve çizim analizleri gerçekleştirilmiştir. Cami içerisinde yer alan geometrik desenlerin oluşumunda sonsuz kombinasyon içeren kompozisyon yaklaşımları, simetrik düzenlenişi dikkat çekmekte ve görenleri hayran bırakmaktadır. Geometrik desenlerin çözümlenmesi ve çizilmesinde, Jay Bonner'in savunucusu olduğu ve bazı geleneksel uygulamalardan hareketle geliştirdiği, desen üretimi konusunda kullanılan metotlardan olan Poligonal Teknik (Temas halinde çokgenler) kullanılmıştır. İncelenen eserlerde yer alan geometrik desenlerin meydana getirilmesinde izlenen yöntemler incelenmiş ve Auto-cad programında çizim aşamaları gösterilmiştir. Geometrik desenlerin çizim aşamaları video formatında interaktif uygulamaların yer aldığı ara yüz çalışması, Vuforia AG uygulama kiti ve Unity oyun motoru üzerinde gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan desen çözümleme videoları ve AG teknolojisi desteği ile incelenen eserlerin estetik boyutunun yanı sıra, desenlerin oluşum süreci ile ilgili bilgi birikimine sahip olunması, bu mekânlara olan ziyaretlerin daha etkili, faydalı ve etkin olması amacıyla bir AG mobil uygulaması hazırlanmıştır.
Katı' sanatı klasik cilt uygulaması
Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan ecdat yadigârı Katı' Sanatına Türkçe "Kâğıt Oyma" adı Arapça Katı' denilmiştir. Bu terim, Osmanlılar tarafından da kullanılmıştır. Bu tezyinat Geleneksel Türk Sanatları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Elimize ulaşan kaynaklar ve örnekler incelendiğinde bu sanatın Çin dünyası dışındaki öncülerinin kâğıttan değil deri oymacılığı olarak uygulandığını göstermektedir. Bu bağlamda örnekler ve uygulama üzerinden bu sanatın gelecek nesillere aktarılması için kaynak belge oluşturulması ve bu sanatın devam ettirilmesi amaçlanmıştır. Yazma eserlerin koruyucusu olduğu gibi bunlara estetik ve güzellik kazandıran ciltler, Katı' Sanatı tezyinatları ile yazma eserlerin sanat değerini artırmaktadır. Bu yüzden eserler müze kütüphane ve özel koleksiyonların bünyesinde bulunmaktadır. Geleneksel Türk Sanatlarının seçkin dallarından biri olan Katı' Sanatımızın cilt sanatı üzerine uygulamaları konusunda yayın sayısı yok denecek kadar azdır. Bu nedenle araştırmada Katı' Sanatının Cilt Sanatı üzerine uygulaması ele alınmıştır. Cilt Sanatı başlığı altında Cilt sanatının tanımı, bölümleri ve cilt sanatında kullanılan tezyinat teknikleri ele alınmıştır. Katı' Sanatı başlığı altında ise Katı' Sanatının tanımı, çeşitleri ve kullanılan malzemelere yer verilmiştir. Uygulama kısmında klasik cilt üzerine rumi deseni ile deri oyularak uygulama yapılmış ve eser üretilmiştir.
Hindistan'daki kast sisteminin Hindistan sanatına etkisi: Dalit sanatı
Hindistan, dünya genelinde çok fazla duymadığımız bir kast sistemine sahiptir. Hukuk sisteminde olmamasına rağmen, insanlar hala kendi aralarında uygulamaya devam etmektedir. Bu durum temel olarak Hinduizm inancına dayandırılmaktadır. Alt kastlar (Dalitler) bu durumdan rahatsızken, üst kastlar için tabakalaşma bir avantajdan ibarettir. Birçok alanın doğal süreçte etkilendiği gibi Hint sanatı da bu durumdan etkilemektedir. Özellikle Dalit sanatçıları, sanatı kullanarak ayrımcılığı ortadan kaldırmak için çalışmaktadırlar. Bu tez çalışması Hindistan'daki kast sisteminin yapısını inceleyecek ve bu yapının sanat aracılığıyla anlaşılır olmasına katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda bu durumun avantajları ve dezavantajları gibi konular da yer alınmıştır. Hintli ve özellikle Dalit sanatçılarının eserleri, kast sisteminin Hint sanatına etkisi açısından incelenmiştir. Ayrıca Hint sanatının insanlar üzerindeki etkisi de incelenmiştir. Dünyada bu konuya yönelik yapılan akademik çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı dünya genelinde Hint sanatı ve kast sistemi ilişkisi üzerine daha spesifik bir kaynak üretmek ve 21. yüzyılda hala devam eden bu kast sistemine direnmekte olan insanların huzurlu bir yaşam sürmek için gösterdikleri direnişi aktarabilmek ve bu sayede sanatın etkileyici ve iyileştirici gücünü ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında Hint sanatındaki farklı sanat dallarından eserler göstergebilimsel açıdan analiz edilmiştir. Ayrıca Dalit sanatçılar ile e-posta yolu ile görüşülerek hazırlanan form doğrultusunda röportaj yapılmıştır. Bu çalışmanın sanatın, insan ve toplum ilişkileri bakımından aydınlatıcı bir yönü olması beklenmektedir.
Kültürel mirasın sanal ortamda tanıtılması: Göbeklitepe Ören yeri etkileşimli uygulama örneği
Süreklilik arz eden ve gelişen teknoloji bir ülkenin kültürel ve tarihi mirasının korunması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılmasında önemli rol oynar. Birçok ülke, dijital teknolojileri kullanarak kültürel ve tarihi eserlerini dijital ortama aktarma ve erişilebilir hale getirme çabası içindedir. Bu girişimler eserlerin zaman ve mekân sınırlaması olmaksızın bütün sanatseverler tarafından ziyaret edilebilmesi için de bir fırsat sunmaktadır. Ayrıca, kültürel ve tarihi eserlerin dijital ortama aktarılması, eserlerin sergilenmeleri sırasında oluşabilecek çevresel etkilerden korunmasını, fiziksel koruma altına alınmalarını ve böylece daha uzun süre yaşayabilir hale gelmelerini sağlar. Sanal müzeler, kültürel mirasın dünya genelinde daha geniş bir kitle tarafından erişilebilir hale gelmesine yardımcı olur. Bu da kültürel zenginliğin daha geniş bir kitle tarafından keşfedilmesine, turistik ve kültürel zenginliklerin tanıtılmasına, bölge ve ülke ve ekonomisinin gelişmesine yardımcı olabilir. Göbeklitepe Ören yeri ülkemizin ve hatta dünyanın günümüze kadar ortaya çıkan en önemli kültürel miras keşifleri arasında gösterilmektedir. Göbeklitepe ören yerinin sanal müze olarak tasarlanmasının ülkemizin ve kültürel zenginliğimizin dünya genelinde tanıtılmasına büyük katkı sunacağı gerçeği bu çalışmanın ana gerekçesi olmuştur. Çalışma bir sanal müze oluşturma aşamalarını, süreç yönetimini, yaşanabilecek problemleri ve önemle üzerinde durulması gereken konuları ele almaktadır. Bu çalışmada Göbeklitepe Ören Yerinin sanal müze olarak tasarlanma aşamaları teorik olarak anlatılmış ve uygulamalı olarak gerçekleştirilmiştir.
Artırılmış gerçeklik ile yemek menüsü oluşturulması ve değerlendirilmesi
Günümüzde restoranlar, yemek sektöründeki rekabetin artmasıyla birlikte müşterilerine farklı ve yaratıcı yemekler sunmak için çaba göstermektedirler. Artırılmış gerçeklik (AG) teknolojilerinin, sanal ortam ile gerçek dünya arasında bir etkileşim sağlayarak restoranların yemek menülerinde olumlu anlamda hızlı bir dönüşümü sağlayacağı öngörülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmada, müşterilerin artırılmış gerçeklik teknolojisiyle ürünleri görsel açıdan daha gerçekçi görerek seçim yapmaları amaçlanmıştır. Çalışmada, on bir adet yiyecek ve iki adet içecekten oluşan artırılmış gerçeklik destekli QR menü oluşturulmuştur. Üç boyutlu modeller internet ortamından hazır bir şekilde içeriğe uygun olarak indirilerek Unity programına aktarılmış ve yazılım geliştirilmiştir. Oluşturulan yazılımın katılımcılar tarafından deneyimlenmesi istenmiştir. Uygulamayı deneyimleyen katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme soruları yüz yüze görüşme yöntemiyle sorulmuştur ve yanıtlar anlık olarak kaydedilmiştir. Katılımcıların özellikle bilgisayar teknolojileri ile alakalı meslekleri yapıyor olmaları, hazırlanan mobil uygulamanın geri dönüşleri için oldukça önemlidir. Çalışmada, mobil uygulamanın ürünleri sergilemekte ne derece etkili olduğu, pazarlama, rekabet ve insanlarla etkileşim boyutları ele alınmıştır. Bu süreçte, yemeklerin üç boyutlu olarak sunumu, menü tasarımı ve müşterilerin menüyü görüntüleme deneyimi üzerinde durulmuştur.
Tarihi yapıların sanal gerçekliğe aktarılması: Kurtuluş Savaşı Müzesi (1. TBMM Binası) örneği
Gelişen teknolojiyle birlikte son yıllarda hayatımıza giren sanal gerçeklik, birçok veriye uzaktan ve 3 boyutlu erişim imkânı sunmaktadır. Sanal gerçeklik gözlüğü ve platformuyla deneyimlenebilen bu erişim, mimari, oyun, alışveriş, ticaret gibi çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de özellikle turizm alanında ihtiyaç duyulan tarihi mekânların tanıtılması, korunması ve uzaktan etkileşimli sanal gezilebilmesi adına örnek bir modelleme ve sanal gerçeklik çalışması yapılmıştır. "Bu araştırmada, Ankara'daki tarihi Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin (Eski Meclis Binası) sanal gerçeklik teknolojisi ile nasıl tanıtıldığını ve bu yaklaşımın tarihi yerlerin korunmasına ve daha geniş kitlelere ulaşılabilirliğine nasıl katkı sağladığı detaylandırılmaktadır. Müze, başlangıçta 360 derece kameralar kullanılarak hem iç hem de dış mekanlardan fotoğraflanmıştır. Bu fotoğraflar, 3ds Max programında hassas bir şekilde 3 boyutlu modellere dönüştürülmüştür. Daha sonra, bu modeller Unreal Engine ile işlenerek gerçek zamanlı dokular ve aydınlatma efektleri eklenmiş, böylece ziyaretçilere müzenin gerçekçi bir sanal kopyası sunulmuştur. Hazırlanan üç boyutlu sanal gerçeklik müzesine web sayfası aracılığıyla etkileşimli bir şekilde ulaşılabilmektedir. Ek olarak, ekranda beliren interaktif paneller aracılığıyla müze hakkında detaylı bilgilere ulaşılabilmekte, eserler ve tarihi olaylar hakkında bilgi edinilebilmekte ve müze içerisinde gerçek zamanlı gezi yapılabilmektedir. İstenildiği takdirde gözlük kullanmadan da bilgisayar ekranı karşısında sağ, sol, ileri, geri tuşları kullanarak sanal görüntü üzerinde gezinilebilmekte ve belli bir noktaya kadar çevre yapıların bilgisine erişilebilmektedir. Bu platform, tarihi mekanların korunması ve tanıtılmasında dijital teknolojilerin rolünü vurgulamakta, aynı zamanda Türkiye'deki tarihi eserlerin kültürel mirasının geniş kitlelere etkileşimli ve kolay bir şekilde tanıtılmasına katkı sağlamaktadır. Çalışma, bu tür sanal gerçeklik çalışmalarının kültürel mirası nasıl canlandırabileceği ve gelecek nesillere aktarabileceği üzerine değerli içgörüler sunmaktadır.
Ürün tasarımında parametrik yüzey modelleme ve uygulamaları
Ürün tasarım süreçleri ve tasarımcıların kullandığı araçlar; bilgisayar destekli yazılımlar, kodlama teknolojileri ve 3B ölçüm teknolojileri gibi gelişmelerin etkisiyle şekillenmektedir. Yaşanan bu teknolojik gelişmelerle birlikte ürün tasarımcıları fikirlerini bilgisayar ortamına daha kolay aktarmakta ve karmaşık modeller daha kısa sürede oluşturulmaktadır. Tasarımcılar gelişmiş görselleştirme için etkili 3B modeller hazırlayarak geleneksel modellemenin yeterli olmadığı yerlerde A sınıfı yüzey modelleme yöntemleriyle verimli üretimin gereklerini karşılayacak ürünler tasarlamaktadır. Bununla birlikte günümüz üretim endüstrilerinde tasarımcılardan sadece bir fikri oluşturmaları değil, tüm tasarım alternatiflerinin de değerlendirmesi beklenmektedir. Bu aşama da ürün tasarımcılarının birçoğu tüm tasarım sürecini etkin bir şekilde kontrol etmek için parametrik tasarım araçlarına başvurmaktadır. Karmaşık geometriler ve bileşenler üzerinde dinamik kontrol sağlayarak, elemanlar arasında ilişki tanımlayabilen, kodlayabilen parametrik tasarım yöntemi tasarımcıların, modellerini belirli değişkenler ve kısıtlamalar üzerinden kontrol edebilmesine olanak tanımaktadır. Tasarım sürecini hızlandırmanın yanı sıra, ürün varyasyonlarını keşfetme konusunda sistem; tasarımcının belirlediği parametre aralığı dışındaki sonuçlar hakkında da bilgi vermektedir. Bu bilgiler kapsamında yapılan bu çalışma ile amaçlanan A sınıfı modelleme ile estetik kalite de pürüzsüz yüzeyler elde edip, oluşturulan modelin parametrik tasarım araçları ile ürün çeşitliliği sağlamaktır. Çalışmanın uygulama boyutunda; yüzey modelleme yazılımı Alias ve yazılım içinde parametrik algoritma programlayan Dynamo uygulaması entegre edilmiştir. Takip edilen bu süreçle birlikte, yüzey modelleme yöntemlerinin genel olarak kavramsal boyutu araştırılmış, tekniklerin birbirine göre avantajları ve dezavantajları incelenmiştir. Elde edilen verilerle sonuç olarak ürün tasarımının hangi aşamasında A sınıfı modellemeye başvurulması gerektiği ve parametrik yöntemin avantajları ve dezavantajları ile ilgili çeşitli saptamalarda bulunulmuştur.
Ahmed Karahisari mushafında bulunan hizip güllerinin tezhip tasarımı açısından incelenmesi ve güncel tasarımlar
XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti, ilim, mimari ve sanat alanlarında altın çağını yaşamış ve bu dönemde üretilen eserler, kendi özgün karakterini yansıtarak sonraki nesillere ilham vermiştir. Bu tez çalışması, ünlü Osmanlı Devleti hattatı Ahmed Karahisari'nin Mushafında yer alan hizip güllerinin tezhip tasarımı açısından detaylı bir şekilde incelenmesini ve geleneksel tasarımların günümüz tasarım anlayışı ile nasıl yeniden yorumlanabileceğini ele almaktadır. Tezhip sanatı, İslam sanatları içerisinde önemli bir yer tutmakta olup, estetik unsurlarıyla dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, tarihi ve sanatsal değer taşıyan hizip güllerinin tasarım özelliklerini analiz ederek, modern tasarım anlayışına uygun yeni yaklaşımlar sunmak ve dijital anlamda sanatsal kazanımlar sağlamaktır. Çalışmada, Ahmed Karahisari'nin hayatı, eserleri ve öğrencileri ve Mushafında kullandığı tezhip teknikleri üzerinde durulmuştur. Tezhip kavramı ele alınıp, tezhip sanatında kullanılan motifler anlatılmıştır ve Kur'an-ı Kerim tezyinatında Mushafların bezenmesi konusu ele alınmıştır. Geleneksel motiflerin günümüz sanat ve tasarım anlayışı ile nasıl uyumlu bir şekilde kullanılabileceği incelenmiştir. Ahmet Karahisârî Mushafının dijital görselleri Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığından talep edilmiş ve alınmıştır. Topkapı Sarayı Yazma ve Matbu Eserler Koleksiyonu'na Hırka-ı Saadet 5 envanter numarası ile kayıtlı olan 65 adet dijital hizip gülü görseli temin edilmiştir. Ayrıca eserin tıpkıbasımına ulaşılmıştır. Bu şekilde eserin hizip gülleri üzerinde detaylı çalışılarak, desenler incelenmiş, dijital çizim programları aracılığıyla çizilmiş ve analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tezhip, Hizip Gülü, Dijital Sanat, Tasarım
İtfayecilik mesleği için dijital eğitsel içerik tasarımı
İtfaiyecilik mesleği, dünya genelinde meşakkatli ve saygı gören bir meslek olarak bilinir. İtfaiyeciler, cesaretleriyle tanınan ve can kurtarmak adına her türlü tehlikeye atılabilecek özverili profesyonellerdir. Yangınlar başta olmak üzere arama kurtarma, sel, su baskını, trafik kazaları, hayvan kurtarma ve intihara teşebbüs vakaları gibi birçok olaya müdahale ederler. Mahalli düzeyde faaliyet gösteren itfaiye teşkilatları, ülkemizin her il ve ilçesinde bulunmaktadır. Bu zorlu olaylara müdahale etmek, ciddi eğitim ve tecrübe gerektirir. Son on yılda, afetlerin sıklığı ve şiddeti, itfaiyecilik mesleğinin eğitim gereksinimini daha önemli hale getirmiştir. Bu bağlamda, Meslek Yüksekokulları ve liselerde itfaiyecilik ve sivil savunma programları sunulmaktadır. İtfaiyecilik mesleğinde günlük, haftalık, aylık ve yıllık eğitim programları da bulunmaktadır. Bu programlar genellikle 1-2 saat süren teorik ve uygulamalı eğitimleri içerir. Eğitimlerin önemli bir bölümü araç ve ekipman kullanımına odaklanır. Bu ekipmanlar, itfaiye ve kurtarma personeli için kritiktir. Çalışmamız, bu ekipmanların dijital ortama aktarılmasıyla her yerde ve her koşulda eğitim yapılabilmesini amaçlamaktadır. Ekipmanların eğitimi, genellikle maliyetli olup, kullanım sıklığı nedeniyle arızalanabilirler. İtfaiye okullarında teorik eğitim verilir, ancak pratik eğitim eksikliği mevcuttur. Bu durum, personelin stres altında unutma veya çelişki yaşamasına neden olabilir. Bu nedenlerle itfaiye personellerinin rahatlıkla erişebileceği çevrimiçi ve görsel eğitim materyallerinin hazır bulunması önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Ankara İtfaiyesi envanterinde bulunan, itfaiye ve arama kurtarma sektöründe sıklıkla kullanılan ve karmaşık yapılara sahip kaldırma yastıkları, atlama yatağı, iniş ve emniyet aleti, temiz hava solunum cihazı, sismik akustik dinleme cihazı ve araç üstü kuru kimyevi toz tankı ekipmanları özelinde durulmuştur. Sayılan ekipmanların öncelikle parçalarının tanıtımı, kurulumu ve kullanımı ile alakalı sıralamalı olarak kısa ve öz bir şekilde senaryolar oluşturulmuştur. Oluşturulan senaryo ve sıralamaya bağlı kalınarak ekipmanlar öncelikle video çekimi yöntemi ile dijital ortama aktarılmış, dış seslendirme yöntemi ve hareketli görsel içeriklerle harmanlanarak dijital eğitsel bir içerik oluşturulmuştur. Çalışma ile itfaiye personellerinin eğitimlerinde ciddi bir zaman tasarrufu, itfaiye okullarında öğrenim gören gençlerin ekipman hakkında daha çok görsel bilgiye sahip olması, olay yerindeki ekipman kullanıcılarının hafızalarını tazelemeleri ve itfaiyecilik sektöründe teknolojinin daha aktif olarak kullanılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İtfaiyecilik, mesleki eğitim, eğitsel içerik tasarımı, görsel eğitim
Mushaf, el yazması eserlerde ve Hilye-i Şeriflerde yer alan durak motiflerinin dijital yorumlamaları
Tezyini sanatlar içinde yer alan Geleneksel Türk sanatları, Orta Asya kültüründe başlayıp, farklı coğrafyalardaki sanatçıların katkısıyla gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Türkler, yüzyıllar boyunca değişik coğrafi bölgelerde yaşamış ve yaşadıkları coğrafyada hem kendi sanat anlayışlarını devam ettirmiş hem de çağdaşları olan ulusların sanatlarını harmanlayıp, kendilerine özgün bir sanat üslubu geliştirmiştir. Özellikle İslamiyet'in kabul edilmesinden sonra Türkler, yaşadıkları coğrafyalarda devletler kurarak tezhip sanatı başta olmak üzere birçok sanat alanının gelişimine ve değişimine katkı sağlamıştır. Mushaf ve el yazması kitap sanatlarının tezyinatında kullanılan tezhip sanatının, Türk İslâm kültürü içinde önemli ve uzun bir geçmişi vardır. Zengin motif geçmişine sahip olan tezhip sanatı desenleri, Mushaf ve el yazması eserlerde bulunan unvan sayfaları, serlevha (Fatiha ve Bakara sureleri), hatime sayfası, zahrîye sayfası gibi farklı sayfaların tezyinatında kullanılmıştır. İlk Mushaflar incelendiğinde sure başlarını ve ayet sonlarını belirtmek için basit çizim tezyinatının yapıldığı görülmektedir. Zaman içinde ayet sonlarını belirtmek için işaretlere ihtiyaç duyulmuş ve çizgi, nokta formunda ilk durak örneklerinin ayet sonlarına yerleştirildiği görülmektedir. Mushaf ayetlerinin sonunda bırakılan boşluklara dönemin özelliklerine göre durak motifleriyle (tezyini noktalar) yerleştirilmiştir. Bu motifler, Mushaf, el yazması ve Hilye-i Şerif eserlerine farklı bir incelik ve zarafet katmıştır. Zarafet ve inceliğin güzelliğini taşıyan durak motiflerini sanatçılar, eserlerde dönemin özelliklerine göre hatayi, pençhane, geometrik yıldız çizimleri, helezoni, mücevher, üç yapraklı, beş yapraklı gibi durak motif çizimleri olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada; ulaşılabilen Mushaflar, el yazması ve Hilye-i Şeriflerin yer aldığı tez, makale, araştırma ve kitaplardaki durak motifleri incelenerek; yüzyıllar içinde durak motif değişimlerinin tezhip sanatı yönünden üslup, renk, çizim ve dönem analizleri bulunmaktadır. İncelenen örnek Mushaf, el yazma ve Hilye-i Şerif eserlerinde bulunan durak motifleri ile ilgili açıklamalar yapılarak, geçmişten günümüze değişen dönemler içinde tezhip sanatı ve ekolleri hakkında bilgiler verilerek, durak analiz anlatımları dijital çizim özellikleriyle birleştirilerek araştırmada yer almaktadır. Örnek seçilen durak motiflerinin aslı esas alınıp simetriye dikkat edilmeye çalışılarak dijital çizimleri yapılmış ve bazı durak motiflerine dijital yorumlar eklenerek güncel durak motifleri oluşturulmuştur. Örnek seçilen durak motiflerle ilgili dini kitaplarda bulunan anlamları ve hikâyeleri motif analiz açıklamalarına eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mushaf, Durak, Dijital Tasarım, Analiz, Tezhip.
Anadolu Selçuklu dönemi geometrik yıldız desenlerinin parametrik tasarımı
Geçmişten bize miras, geleceğin bizdeki emaneti olan kültürel mirasın korunması, gelecek nesillere aktarılması, ulusal ve uluslararası birçok kanun, sözleşme vb. ile güvence altına alınmasına rağmen savaş, doğal afet vb. birçok doğal veya yapay nedenlerle bazı eserlerin zarar gördüğü, özgün halini kısmen veya tamamen kaybettiği bilinmektedir. Tarih boyunca konumu, mümbit toprakları, yer altı ve yerüstü zenginlikleri ile birçok medeniyete beşiklik yapan Anadolu'da yer alan kültürel mirasımızın kayıt altına alınması, mimari özelliklerinin analiz edilmesi ve gelişen teknolojilerden yararlanılarak tasarımlarının yapılması, bu eserlerin zarar görmesi durumunda da yaşatılmasına imkân sağlanması bakımından son derece önemlidir. Anadolu'da hüküm süren Anadolu Selçukluları değişik bölgelerde şifahane, kervansaray, köprü, han, hamam, medrese, cami, tekke gibi yapılarla kültürel mirasımıza katkı yapmışlardır. Bu çalışmada, Anadolu Selçukluları tarafından kültürel mirasımıza kazandırılan mimari eserlerde kullanılan İslami geometrik desenlerin korunması, tanıtımı için Poligonal (Çokgen) tekniği ile doğru analiz edilerek gelişmiş teknoloji yardımıyla bilgisayar ortamında parametrik tasarımları yapılacaktır. Böylelikle geçmişten günümüze harmanlanan bu eserlerin mimari başta olmak üzere birçok sektörde doğru kullanımının artmasına yol açacaktır. İslami geometrik desenler, içindeki yıldızların yapısıyla isimlendirilmektedir. Bu yıldızlar incelenmiş, yeniden tasnif edilmiş, bilgisayar ortamında çokgen tekniğine göre analiz edilerek Rhinoceros Grasshopper ortamında paramerik tasarımları yapılmıştır. Dijital ortama yıldızların aktarılması sayesinde İslami geometrik desenler kolayca oluşmakta ve kompozisyon haline gelerek ulaşılabilirlik ve kullanım kolaylığı sağlamaktadır. Bu sayede, çalışılan İslami geometrik desen analizleri parametrik tasarımlar haline dönüşmüş, kayıtlara geçirilmiş, değişken parametrelere göre yeni tasarımlar oluşturulmaya açık hale gelmiştir. Mimarlık, inşaat ve birçok imalat sektöründe ürünleşmeye katkı sağlayarak ülke ekonomisine katma değer sağlayacak olan inovasyon çalışması yaparak, yenilikçi fikirleri tetikleyerek sanatsal formlarla buluşturup bu sektörleri canlı tutacak farklı tasarımlar oluşturmak ve ülkemizin tarihi zenginliklerinin ulaşılabilir hale getirilerek sunulmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: İslami geometrik desenler, İslam sanatı, İslam mimarisi, Parametrik tasarım, Dijital çokgen yöntemi.
Sürdürülebilirlik kapsamında çocuklara yönelik ürün ambalajlarının grafik tasarım açısından incelenmesi ve bu konuda örnek bir çalışma
Son yıllarda gittikçe hızlı bir şekilde artan ve gelişen sanayileşme, hammadde sorunu, küresel ısınma ve iklim problemleri giderek artmaktadır. İçinde yaşanılan çağın en büyük problemlerinden birisi insanların doğaya verdiği zarardır. Her ne kadar pek çok kişi çevreye ne gibi zarar verdiğini fark etmiyor olsa da dünya her geçen gün geri dönülmez bir yola doğru ilerlemektedir. Yaşanılabilir bir dünya ve çevre için; doğanın dengesinin korunması, gerekli olan önlemlerin önceden alınması gerekmektedir. Günümüzde çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi doğumlarından itibaren bir tüketicidir. Büyüdükçe artan ihtiyaçları ve istekleri ise büyük bir pazar alanıdır.Avrupa da yapılan pek çok araştırmaya göre özellikle çocukların, ekonomi alanında çok büyük bir güç olduğu ortaya çıkmıştır. Markete ya da mağazaya giren hemen hemen hiçbir çocuk ve ailesi eli boş bir şekilde oradan ayrılmamaktadır. Tüm bunlar düşünüldüğünde çocuk ürünlerinin ambalajlarının en çok tüketilen atıklarından biri olduğu görülmektedir. Tek kullanımlık ve dönüşümsüz ambalajlar kaynakların hızla yok olmasına ve büyük bir atık sorununa sebep olmaktadır. Bu atık sorunu ise sürdürülebilirlik konusunu doğrudan önemli kılmaktadır. Çalışma kapsamında sürdürülebilirlik, çevre dostu ambalaj malzemeleri ve çocuklara yönelik sürdürülebilir tasarım örnekleri grafik tasarım açısından incelenmiştir. Bu araştırmada karma araştırma yöntemleri kullanılmış olup, sürdürülebilirlik alanındaki problemlere ilişkin olarak bir farkındalık oluşturmak amaçlanmıştır.Çalışma sonunda örnek bir çalışma olarak sürdürülebilirliği destekleyen doğa dostu bir ambalaj tasarımı ortaya çıkarılmıştır. Bu tasarımla birlikte günümüz tüketim topluluğunda en çok tüketim grubu olan çocuklara yönelik ürün ambalajlarının, içinde yaşadığımız dünyanın geleceği için bir farkındalık yaratması amaçlanmıştır.
Anadolu Selçuklu mimarisi kemer profillerinin bilgisayar ortamında parametrik tasarım modelinin geliştirilmesi
Mimarlık tarihi, yapıların insan ihtiyaçlarına göre şekillendiğini gösterir. Daha geniş ve işlevsel alan ihtiyacı, kemerlerin gelişimine yol açmıştır. Kemerler, duvarlarda büyük boşluklar oluşturmak için kullanılır ve uygulandığı bölge, dönem, kültüre göre farklı formlarda karşımıza çıkar. Anadolu Selçuklu ve erken Osmanlı mimarisinde kemerler, hemen her yapıda önemli bir mimari unsur olarak bulunur. Anadolu Selçuklu Mimarisindeki ayrı ayrı kemer profillerinin kendine özgü hesaplamalarının gün yüzüne çıkarıp herkesçe ulaşılabilir haline getirilmesi, çizimlerinin sadeleştirilmesi ve bilgisayar destekli ortamda parametrik hale getirilmesi önemli bir husustur. Modern yapılarda, Anadolu Selçuklu eserlerinin barındırdığı kemerlerin, aslına sadık kalarak çizim yöntemlerinin uygulanması büyük kazanım ve avantaj sağlayacaktır. Geleneksel kemer çizimi oldukça teknik bilgi içermektedir. Bu bilgilerin dijital ortama taşınması sayesinde, modern mimaride geleneksel kemer çizimlerinin sahip olduğu estetiğin görülmesi kolaylaşacaktır. Anadolu Selçuklu Mimarisi üzerinde yapılan analizlerin azlığı bu konuda yeni çalışmalar gerekliliğini ortaya koymaktadır. Kemer profillerinin birbirinden ayırt edilmesi, hesaplamaların ve çizimlerin bilgisayar ortamına aktarılması; kültürel mirasın gelecek nesillere daha iyi tanıtımının yapılmasına vesile olacaktır. Bu çalışmada, Anadolu Selçuklu Mimarisi kemer profillerinin bilgisayar ortamında parametrik tasarımı için bir model geliştirilmiştir. Kemer çizimlerinden elde edilen veriler öncelikle AutoCAD ortamına, çizim basamakları gösterilerek taşınmıştır. Bu çizimler daha sonra Rhino programının Grasshopper eklentisinde kodlanarak parametrik olarak çözümlenmiştir. Geleneksel parametrik ölçülerine sadık kalarak oluşturulan dijital parametrik tasarım, Anadolu Selçuklu Mimarisindeki kemer profillerine erişim kolaylığı sunmaktadır.
Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı tezhip eğitimcilerinin sürdürülebilir kalkınma yaklaşımları üzerine bir araştırma: Ankara örneği
Sanatın sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunabilmesi için, sanatçıların bu konudaki farkındalıklarının gelişmiş olması gerekmektedir. Bunun yolu ise, çevreye duyarlı ve sürdürülebilirlik odaklı bir sanat eğitiminden geçmektedir. Geleneksel el sanatları ve özelde de tezhip sanatı, örgün eğitim kurumlarında sunulan bir eğitim konusu olmaktan ziyade, daha çok usta öğretici-öğrenci ilişkisi içerisinde nesilden nesile aktarıldığından, tezhip eğitimcilerinin sürdürülebilirliğe dair bilinç düzeyleri, bu noktada önem arz etmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın amacı; tezhip eğitimcilerinin sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bilinç, tutum ve davranış düzeyleri, bu değişkenler arasında anlamlı herhangi bir ilişkinin olup olmadığı ile söz konusu bilinç, tutum ve davranışlarda, yaş, cinsiyet ve eğitim değişkenleri bakımından gruplar arasında anlamlı farklılıklar olup olmadığını araştırmaktır. Bu doğrultuda, Ankara ilinde bulunan somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı tezhip eğitimcileri üzerinde Sürdürülebilirlik Bilinç Ölçeği uygulanmış, ayrıca icazetli tezhip hocaları ile yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirildikten sonra elde edilen veriler hem nitel hem de nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre katılımcı tezhip eğitimcilerinin sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bilinç düzeyleri ile tutum ve davranışları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu; söz konusu bilinç, tutum ve davranışlarda eğitim düzeyi bakımından anlamlı bir farklılık bulunduğu; eğitim durumu arttıkça, bilinç düzeyinin yükseldiği, bunun ise sürdürülebilir kalkınmaya dair tutum ve davranışlara yansıdığı görülmüştür. Bu bulgular ışığında, tezhip eğitimcilerinin sürdürülebilir kalkınma bilinçlerinin geliştirilmesi halinde, bunun tutum ve davranışlara yansıyacağı, bu surette de gelecek nesillere bir tür sürdürülebilirlik kültürünün aktarılabileceği sonucuna varılmıştır. Akademik yazında sanat ve sürdürülebilirlik kavramları arasındaki ilişkiyi irdeleyen çalışmalar olmakla birlikte tezhip sanatı ile sürdürülebilirlik arasındaki ilişkiyi konu edinen herhangi bir çalışma bulunmadığından, bu araştırmanın akademik yazında yaşanan bir boşluğun doldurulmasına katkıda bulunması beklenmektedir.
Figüratif seramik heykellerde farklı kil etkileri
Tarih öncesi dönemlerden beri süregelen ve günümüzde de figüratif seramik heykellerde, estetik kaygı ve sanatsal gaye arayışında olan eserler üretilmiştir. Geçmiş ve günümüzdeki eserler karşılaştırıldığında figüratif seramik heykelin ne kadar değiştiği ve geliştiği görülmektedir. Figüratif seramik heykel sanatçıları üretimini, biçimlendirme, kurutma, sır, doku, pişirim gibi seramiğin temel öğeleri doğrultusunda yapması gerekmektedir. Bu aşamaları en çok etkileyen unsur kildir. Seçilen kilin özellikleri sanatçı tarafından çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Kilin yapısı, dokusu, boyutu, plastiklik, mukavemeti, pişme rengi, pişme derecesi, su emme değerlerine, pişirim sonrası küçülme payına gibi özelliklerin bilinmesi çok önemlidir. Bu araştırmada figüratif seramik heykel sanatında kullanılan kilin etkileri konusu irdelenerek konu ile ilgili bazı sanatçıların örnek niteliğinde olduğu düşünülen çalışmaları araştırılmıştır. Uygulama kısmında kırmızı, şamot ve beyaz kil kullanılarak ortaya çıkarılan eserlerdeki kilin etkileri kanıtlanmıştır. Avantajları ve dezavantajları irdelenerek daha sonra ki çalışmalarda yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Seramik, Heykel, Figüratif Seramik Heykel Sanatı, Kil
Antibakteriyel özellikli bitkilerle dokuma kumaşların boyanması
Günümüzde sentetik boya kullanılarak yapılan boyamalar sonucunda kanserojen etkinin artması ve çevreye verdiği zarar nedeniyle ekolojik dengenin bozulması, insanları yeniden doğal ürünler ile çalışmalar yapmaya yönlendirmiştir. Bu yönelim doğal boyamacılıkta kullanılan antibakteriyel bitkilerin etkilerinin belirlenmesi ve sentetik ürünlere karşı hızla artan direncin önlenmesine yardımcı olmuştur. Doğal boyalar ile yapılan tasarımlar, maliyeti de düşürmeye olanak sağlayacaktır. Aynı zamanda tasarımlarda kullanılabilmesi için bir alternatif oluşturacağı düşünülmektedir. Bu nedenle, yapılan literatür araştırmasına göre zerdeçal (Curcuma Longa) ve kekik (Thymus) bitkisinin antibakteriyel özelliğe sahip olduğu belirlenerek %100 pamuk dokuma kumaşa boyama işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, %100 pamuklu dokuma kumaşı numuneleri mordanlı ve mordansız olmak üzere zerdeçal (Curcuma longa) ve kekik (Thymus)bitki ekstraktı ile boyama işlemi yapılmıştır. Mordan maddesi olarak çevre açısından zararı minimum olduğu bilinen Potasyum Alüminyum Sülfat (KAI(SO4)2.12H2O) kullanılmıştır. Boyaması gerçekleştirilen dokuma kumaş numunelerin CIELab renk değerleri, tükürük, yıkama, ter, sürtme haslıkları ve antibakteriyel aktivite tayini testi uygulanmıştır. Sonuç olarak, zerdeçal (Curcuma longa) bitkisi kullanılarak yapılan boyamada sarı renk ve tonları elde edilirken, kekik (Thymus) bitkisi kullanılarak yapılan boyamada ise kahve tonları elde edilmiştir. Renk haslık değerlerinin test sonuçları incelendiğinde lekelenme ve renk değişimi değerlerinin iyi olduğu gözlemlenmiştir. Antibakteriyel testlerin ise seçilen bakterilere karşı etkili olduğu sonucuna varılmıştır.
Bir kurumsal kimlik aracı olarak firma logolarının tarihsel süreci ve değişiminin tüketiciler açısından marka güvenilirliğine etkisi
Bu çalışmada tasarımın ve kurumsal kimlik aracının en önemli unsuru olan firma logolarının tarihsel süreci ve değişiminin tüketiciler açısından marka güvenilirliğine etkisi incelenmiştir. Logoların ve logotype'ların grafik tasarımda iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi mesajı iletmek, ikincisi ise bir tasarım ürününün tonunu hissini tüketiciye iletmeye yardımcı olmaktır. Bu sebeple logoların ve logotype'ların grafik tasarımdaki önemi göz ardı edilemez. Yani kısacası Logotype'ların , yazının görsel yönü olarak tanımlanıp metni okunaklı ve estetik bir şekilde düzenleme sanatıdır. Bunun ötesinde, belirli bir ruh halini yaymak veya bir mesajı güçlendirmek için kullanılabilir. Bu tez çalışmasında öncelikli olarak logoların tarihsel süreci incelenip marka kavramı ve tüketiciler üzerinde bıraktığı algının değerlendirilebilmesi için çevrimiçi bir anket gerçekleştirilmiştir. Ardından logoların tüketici üzerindeki etkilerinin incelenebilmesi için anket düzenlenmiştir. Ankette dört farklı yiyecek ve içecek markalarının logo tasarımlarının eski ve yeni logoları kullanılmıştır. Ankete katılan 50 katılımcının (25 erkek ve 25 kadın) eğitim sevileri, medeni durumları ve yaş aralıkları birbirinden farklı olacak şekilde belirlenmiştir. Tüketici anketi sonucunda markaların eski logolarını olumlu bulanların sayısı yeni logolarını olumlu bulanların sayısından daha az olarak tespit edilmiştir. Tüketicilerin markalara olan genel izlenimleri ise markanın tüketiciye verdiği imaja "Katılıyorum, kısmen katılıyorum ve katılmıyorum" olarak değerlendirmesi şeklinde olmuştur. Buradan yola çıkarak markaların farklı kesimlerden, farklı yaşlardan, farklı cinsiyetlerde ankete katılan tüketiciler üzerinde çoğunlukla emin olduğu bir markayı temsil ettiği görülmüştür.
İndie müzik albümlerinin grafik tasarım açısından incelenmesi ve örnek tasarım uygulamaları
Dünya tarihinde insan ve sanat birlikte şekillenmiştir. Varlığını anlamlandırmak isteyen insan doğayı izlemiş, dinlemiş ve bu deneyimlerini başkalarına aktarmıştır. Bu aktarımların en kadim olanı sestir. İnsan sese varoluşundan bu yana anlamlar yükleyerek hayatın her alanına katmıştır. İnsan geliştikçe sesi de şekillendirmiş ve onu kaydederek diğer insanlara aktarmaya başlamıştır. Böylelikle müzik plakları, kasetler, CD'ler doğmuştur. İşte bu noktada varlığını sanatla şekillendiren insan tasarımdan faydalanır. Tasarım müziğin içerisinde yer almasa da müziği geliştirip tüm dünyada görünür hale getirir. Bu araştırmada Indie müzik albümleri grafik tasarım açısından semiyolojik olarak incelenmiş, tasarımların nasıl ele alınması gerektiğine değinilmiş ve elde edilen bilgiler ışığında örnek tasarım uygulamaları yapılmıştır. Indie müziğin ortaya çıkardığı grafik anlatımların içerdiği imgelerin, müzik gruplarına ait olan albüm kapak tasarımları baz alınarak incelenmeleri amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak tasarım kavramı ele alınmış, tasarım yapılırken dikkat edilmesi gereken ilke ve elemanlara değinilmiş daha sonra da Indie müzik kültürünün oluşumu, tarihi ve müziğine yer verilmiştir. Indie müziğin insanların üzerindeki etkisi ve etkilendiği sanat akımlarıyla tasarım süreci incelenmiştir. Son olarak bu incelemeler doğrultusunda kurgusal bir Indie müzik grubu oluşturularak, albüm kapakları ve konser afişleri tasarlanmıştır.
8-20 yaş down sendromlu bireylerin antropometrik bir yaklaşımla beden ve kol kalıplarının oluşturulması
Çalışmanın temelini oluşturan down sendromu, kromozom anomalisi olarak bilinmektedir. Down sendromlu bireylerin genetik özellikleri sebebiyle bedensel ölçülerinde farklılıklar tespit edilerek, bu bireylere uygun ölçü tabloları hazırlanması amaçlanmıştır. Çalışma, Gaziantep İli MEB'e bağlı okullarda ve özel eğitim merkezlerinde eğitim gören 8-20 yaş 65 kız ve 41 erkek olmak üzere, 106 down sendromlu birey üzerinden antropometrik ölçüm kurallarına uyularak yapılmıştır. Bu çalışma, Gaziantep Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün E-34659092-605.01-20927027 sayılı izni ve onayı doğrultusunda yapılmıştır. Alınan bu ölçülerin betimsel istatistikleri hesaplanarak, değerlendirmeleri yapılmıştır. Veri analizi sonucuna göre bedenler arasında benzerlikler saptanarak 4 ayrı beden tablosu oluşturulmuştur. Oluşturulan beden tabloları CLO 3D Fashion Design programına aktarılarak beden kontrolleri yapılmış ve bu programda temel (baz) kalıplar hazırlanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda 8-12 yaş kız çocuğu için temel elbise kalıbı, 12-20 yaş grubu kadın temel elbise kalıbı 8-10 yaş erkek çocuk şort ve tişört kalıbı 15-20 yaş erkek temel gömlek ve pantolon kalıpları hazırlanmıştır. Down sendromlu bireylerin yaşam kalitelerini arttırmak için hazırlanan beden tablolarının hazır giyime sunulması en temel hedeflerimizdendir. Toplum bireysel farklılıklar konusunda henüz yetkin bir bilinç düzeyine ulaşamadığı için çalışmanın en önemli özelliği farkındalık kazandırma isteğidir.
Çağdaş performatif sanatlardada Şamanizm referansları
Bu çalışma, başta Asya gibi geniş bir coğrafyada, kökleri tarihöncesi devirlere dayanan ve hâlâ devamlılığını sürdüren Şamanizm kavramının bağlamsal anlamda çağdaş performatif sanatlar ile ilişkisinin saptamayı hedeflemektedir. Şamanizm 20.yüzyılın ortasından itibaren çağdaş sanatın gündemine oturmuş, başta Performans Kuramı'nın sunduğu olanaklar aracılığıyla performatif alanlarda giderek artan bir ilgi görmeye başlamıştır. Bu durumun bir sonucu olarak, sanat eleştirisi çevreleri tarafından sanatçıyı betimlemek için "şaman", yapıtı nitelemek için de "şamanik" deyimleri dolaşıma sokulmuştur. Bu çalışmada anılan alanlarda gerçekleştirilmiş ve böylesi bir nitelemeye uğramış yapıtlar çerçevesinde, belirgin bir sıklıkla görülen Şamanizm referanslarının ne denli doğrudan olduğu incelenmekte ve bu referansların Şamanizm'in kültürel bağlamına uygun olup olmadıkları analiz edilmektedir. Bu analizde kültürel antropolojinin bir ekolü olan "simgesel ve yorumsamacı antropoloji" alanında Victor Turner'ın öne sürdüğü kavramlar temel alınmaktadır. Ayrıca bu kavramların eklemlendiği ve dolayısıyla sözü geçen "simgesel antropolojinin", oluşumuna katkı sağladığı Richard Schechner'in "Performans Kuramı"nın performans kavramına ve sanatsal "performatif" edimlere getirdiği açıklamalar esas alınarak, bir analiz yöntemi oluşturulmakta ve bu yöntem doğrultusunda bir yapıt analizi gerçekleştirilmektedir. Çalışmanın bu son bölümünde, başta Joseph Beuys, Nam June Paik ve Ahn Eun Me olmak üzere, birkaç farklı disiplinde ürün veren temsilî nitelikteki sanatçıların bu bağlamdaki sanatsal üretim ve icra pratikleri irdelenmekte, ve yapıtlarındaki Şamanizm referansların doğrudanlıkları ve daha önemlisi bağlamsallıkları sorgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: "Şamanizm", "Çağdaş Performatif Sanatlar", "Performans Kuramı", "Simgesel ve Yorumsamacı Antropoloji"
1839-1960 batı anlayışına dönük Türk resim sanatında sanatın nesnesi ve öznesi olarak dönem sanatçılarının insan figürüne yaklaşımı
Resim sanatımızda, batılılaşma yönündeki gelişmelere bağlı olarak, insan figürüne yönelik yaklaşımlar, Cumhuriyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki temel başlık altında toplanabilir. Figür olgusu açısından cumhuriyet öncesi ile sonrasında farklı biçimsel ve biçemsel yaklaşımların bir sonucu olarak birtakım ayrımlar söz konusu olsa da, resim sanatımızda insan figürüne yönelik gelişmelerin ele alındığı bu iki dönemi birbirine bağlı ve birbirini izleyen yanlarıyla sorgulamak, sebep sonuç ilişkilerinin bütünlüğü açısından daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar olan dönemde, sanatın doğaya, figür gerçekliğine ve duygu dünyasına yönelik geçirdiği biçimsel ve içeriksel evre, Batı kaynaklı olup, toplumsal yaşamdaki gelişmeler doğrultusunda biçimlenmiştir. Cumhuriyet döneminde ise figüre yönelik bu bakış açıları daha da gelişerek, sanatçılardaki bireysel yaklaşımların ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu bağlamda Türk resminde insan figürüne yönelik modernist etkilerin, Osmanlı'dan Cumhuriyet dönemine uzanan bir gelişim süreci olarak görülmesi gerekir. "Batı Anlayışına Dönük Türk Resim Sanatı Tarihinde", resim sanatımızın insan figürüne yönelik oluşum çizgisini incelemek adına, neredeyse gelenekselleşen bakış açısı ve yöntemlere bağlı kalınmıştır. Bu nedenle, Türk resmindeki figüratif olgular da bu genel geçer ilkelere göre ele alınmış, ortak paydalar etrafında toplanan sanatçılar, bu paydalar açısından değerlendirilmiştir. Özellikle insan figürüne yönelik yaklaşımlarında, sanatçıların yapılarındaki ayırıcı özelliklerin varlığı çoğu zaman farkına bile varılmadan, ya da bu tür özellikler ikinci plana alınarak, sanat akımlarının ya da geçerli eğilimlerin baskın yönleri öne çıkarılmıştır. Bilimsel yöntemlerle sanat tarihini genelleme açısından böyle bir yaklaşımı haklı gösterecek ölçütler geçerli olsa bile, konu sanat ve sanatçı eliyle yorumlanan insan figürü olduğunda, sanatçıları birbirinden ayıran ince duyguların varlığı göz ardı edilemez. Bu bizi ister istemez sanat yapıtları üzerinde odaklanan "ifade" sorununa götürecek ve insan figürü ele alınırken çeşitli yaklaşımların içinde gizli olan anlamların çözümüne zorlayacaktır. Bu bağlamda, ortaya konan bu çalışma; içeriksel anlamda, çağdaş ve kökensel değerler üzerinde biçimlenen, "Türk Resim Sanatı Tarihi"ndeki dönem sanatçıları ve eserlerinin analizinde, mutlak çözümün, sanat yapıtlarındaki ayrıştırıcı bireysel özelliklerin bize belki her şeyden daha fazla dikkate alınması gereğini vurgulamaktadır.
Türkiye`de 1950-1960 arasında kültür politikaları ve müzelere etkileri
ÖZET1950-1960 arası Türkiye'de uygulanan kültür politikaları ve bu politikalarınmüzelere ve müzeciliğe olan etkileri incelenmiştir. Bu dönemde uygulanan kültürpolitikalarının daha iyi anlaşılması ve analizinin yapılabilmesi için, ayrıca 1950 öncesiCumhuriyet dönemi uygulanan kültür politikaları da genel hatlarıyla incelenmiş ve birkarşılaştırma imkanı yaratılmıştır.Dönemlerin kültür politikaları, siyasi ve ekonomik arka plandan bağımsız olarakdüşünülemez. Bu nedenle kültür politikalarının hangi dinamiklerden etkilenerekoluştuğu, bu arka plan gözetilerek araştırılmıştır.Araştırma yapılırken, tez konusunun kapsadığı döneme ait birincil yazılıkaynaklar taranmış ve dönemin belli başlı olaylarını konu alan eserler incelenmiştir. Bukaynaklardan yola çıkılarak dönemin müzelerle ilgili verileri ortaya konmuştur. Buveriler, daha önceki dönem verileriyle karşılaştırılarak yorumlanmıştır.Yapılan araştırmalar sonucunda 1950-1960 yılları arasında, 1950 öncesindekidurumun aksine, devletin kültür politikaları üretimine önem vermediği ve buna bağlıolarak da müzecilik çalışmalarının hükümetler tarafından programlanmadığıbulgulanmıştır. Ancak buna rağmen, 1950 öncesinde yetişen müzeci kuşağının çabalarıve UNESCO ile ICOM'a üye olunması sayesinde, müzecilik çalışmalarının devam ettiğigözlenmiştir.Anahtar KelimelerKültür Politikaları, Müze Teşkilatı, Uluslararası Kültürel lişki, Anıtlar, ArkeolojikKazılar, Siyasi ktisadi Ortam - Kültür Yapısı lişkisi, Erken Cumhuriyet, DP ktidarı.
Kontrbasistlerde kas iskelet sistemi rahatsızlıkları ve önleme yöntemleri
Çalışma hayatında, mesleki açıdan oluşacak rahatsızlıklar sanayi devrimi ile farklı bir boyutkazanmıştır. Bu iki yüzyıllık süreç içinde pek çok mesleki alan için gerek tıbbi gereksepsikolojik etkiler üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Buna rağmen müzisyenler, sporcularve öğrenciler ihmal edilmiştir. Günümüzde spor ve müzik sektörlerindeki gelişme, bualanlarda çalışanların performanslarını sürekli kılmanın ve verimli mesleki yaşantılarınıuzatmanın önemini arttırmıştır. Sektördeki bu hızlı gelişmenin sonucunda çoğunlukla hobiolarak değerlendirilen bu meslekler için özel tıbbi ve psikolojik birimler oluşturulmuş vearaştırmalar başlatılmıştır.Bu tezde, kontrbasistlerde meslekten kaynaklanan rahatsızlıklar ve bunları önleme yöntemlerideğerlendirilmiştir. Bu rahatsızlıkların başında, kas-iskelet sistemi problemleri gelir. Buproblemler, beden, psikoloji ve mekanla ilişkili olarak ve farklı ekoller gözetilerekincelenmiştir. Kontrbasistlerde görülen bu rahatsızlıklar, kaynak tarama yöntemi kullanılarakaraştırılmıştır. Rahatsızlıkların olası nedenleri tespit edilmiş ve önleme yöntemleri üzerindedurulmuştur. Enstrüman eğitimcileri, öğrenciler ve enstrümantistler için bu rahatsızlıklardankorunma amaçlı uygulama ve teoriye dayalı önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kontrbasist, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, egzersiz programları,sağlıklı prova alışkanlıkları, müzisyenler
Günümüz kent yaşamında sözlü kültürün yeni sanatsal ifade aracı olarak kullanımı
Bu tezin amacı; sözlü kültür ile günümüz çağdaş sanatının dinamikleri arasında varolandolaylı ve dolaysız ilişkileri incelemektir.nsanın toplum içerisinde bir iletişim biçimi olarak kullandığı sözlü aktarımınözellikleri tarihsel dönemlerle birlikte farklılaşmıştır. Yazı öncesi dönemde bilginindepolandığı ana kaynak olan sözlü kültürün zamanımızda önemi, resmi olmayan vekayda geçmeyen farklı bakış açılarına kaynaklık etmesidir.Bu çalışmada sözlü kültür sanatsal ve gündelik ilişkisel yönüyle ele alınıyor. Sanatsalolarak sözlü malzemenin kimlik kavramıyla ilişkisi kamusal uzamdaki birleştiriciişleviyle birlikte temellendiriliyor. Sözlü kültürün yukarda belirtilen ilişkiler bağlamındafolklorik alandan kamusal alana, direniş biçimlerinin üretildiği bir diyalog aracınadönüşümü takip ediliyor.Sonuç olarak bu çalışma, sözlü kültürdeki bellek ve zihinsel kalıp kavramlarınısanatsal üretim biçimleri içinde kimlik ve eylem pratikleri ile birlikte tartışmayıamaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: ?sözlü kültür?, ?kültürel bellek?, ?kamusal alan?, ?beden?,?bellek?, ?deneyim?.
Sanat yapıtı ve üretim sürecinde 'öteki' ile ilişki
Felsefe, psikanaliz, antropoloji ve sinema literatürlerinde `öteki' ile ilişkinin kuramsal olaraknasıl kavramsallaştırıldığı incelenmiştir. Dünyada ?öteki? ile ilişki kuran sanat yapıtlarının vesüreçlerinin tarihsel gelişimi ile bu yapıt ve süreçleri tanımlamak için önerilen kavramlarözetlenmiştir. stanbul'dan seçilen dört örnek olarak Oda Projesi, Kutluğ Ataman'ın PerukTakan Kadınlar ve Küba adlı video enstalasyonları, Selda Asal'ın Umudun Geri Kazanılmasıprojesi Hale Tenger'in Temiz Ölüm Nöbeti: Bosna-Hersek, Dışarı Çıkamadık Çünkü HepDışardaydık çeri Giremedik Çünkü Hep çerdeydik ve Sandık Odası adlı yapıtları ve üretimsüreçleri bağlamında `öteki' ve `ötekilik' durumu ile nasıl bir ilişki kurdukları incelenmiştir.Bunu yaparken, seçilen kuramsal kavramsallaştırmalardan yararlanılmıştır.Anahtar Kelimeler: ?Öteki?, öznellikler-arasılık, ilişkisel estetik, Oda Projesi, KutluğAtaman, Selda Asal, Hale Tenger
Kadın bedeni kurguları ve temsiliyet: 1970 sonrası batı sanatında bedenlerini kullanan kadın sanatçılar
Sanatta sıklıkla kullanılan kadın bedeni, temsiliyet kavramından ayrı düşünülemez. Bunedenle çeşitli kuramlarda beden, kadın, dişil, özne gibi kavramlar incelenir ve bu bakışaçılarına günümüz feminist kuramcıların eleştirel ve yorumlayıcı yaklaşımları değerlendirilir.lkin, Freud ve Lacan'ın psikanalitik söylemlerinde kadınlık kurguları, sonra Irigaray veKristeva'nın yorumları ele alınır. Foucault'nın beden ve iktidar, Deleuze ve Guattari'nin ise,organsız bedenler, kadın oluş, yersizyurtsuzlaşma gibi kavramları incelenir. Ayrıca cins,cinsiyet ve Judith Butler'ın performatif ve drag olarak cinsiyet anlayışı açıklanır. Kurambölümünün her kısmında söz edilen kavramlar, sanatlarında bedenlerini kullanan çeşitli kadınsanatçıları anlamak için kullanılır ve örneklendirilir.Cindy Sherman, Francesca Woodman, Ana Mendieta, Carolee Schneemann, Hannah Wilke,Tracey Emin ve Sarah Lucas gibi sanatçılar, tezde yer alan kuram ve kavramlar yardımıylaincelenir. Sonuç olarak, kadın sanatçının kendi bedenini kullanırken karşılaştığı tuzaklaradikkat çekilerek, direniş yöntemleri ve oluşan imge katmanları arasında yeni bir temsiliyetpolitikası araştırılır.Anahtar Kelimeler: Temsiliyet, kadın bedeni, toplumsal cinsiyet, iktidar, organsız beden,mimesis, iğrenç, parodi.
Cumhuriyet'in kuruluşundan 1950'ye sergiler ve müzeler ilişkisi
CUMHUR YET' N KURULUŞUNDAN 1950'YE SERG LER VE MÜZELERL ŞK STuğba ERZ NCANÖZETÜlkemizde Osmanlı'ya dek uzanan sergi etkinliklerinin belli bir sistematik çerçevesindeizleyiciyle buluşması ancak Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleşmiştir. Güzel sanatlardantarihe, el sanatlarından üretime dek pek çok farklı alanda gerçekleştirilen sergi etkinlikleri,dönemin toplum yaşamında önemli yankılar uyandırmıştır. Sergilerden elde edilenkoleksiyonların bir bölümü müzeleştirilmek suretiyle değerlendirilmek istenmiş, bu yöndeçalışmalarda bulunulmuştur. Bunlar içinde sözü edilen, proje aşamasında kalan veya hayatageçen müze projelerinden söz edilebilirse de, birçoğunun istenilen nitelikte müzeyedönüştürülememiş olduğu görülür.Bu çalışmada, Erken Cumhuriyet Dönemi'nde düzenlenen sergi etkinlikleri ile ortaya konanmüze projeleri / kurulan müzeler arasındaki bağın varlığına dikkat çekilmiş, sergi-müzeilişkisi sorgulanmıştır. Gerçekleştirilen sergilerin arzu edilen sayıda ve nitelikte olmasa da,bazı müze yapılanmalarına kaynaklık ettiği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet, sergi, müze, müze projeleri.
Sanatsal bir obje olarak düğme ve tasarımsal kullanımı
Sanat, insanın farkında olarak veya olmayarak somut olan düşünce ve duyguyu farklı malzeme veya objeyle esere dönüştürerek, özgün bakış açısını açığa çıkardığı bir alandır. Sanatın tarihi sürecine bakıldığında işlevsel birçok nesnenin sanatsala dönüştürülerek sanata konu edildiği görülmektedir. Giyimin önemli küçük parçası olan düğme de keşfedildiği ve üretilmeye başlandığı dönemden bu zamana kadar birçok sanatsal ve kavramsal çalışmalara konu edilmiş hem hammaddesi hem de kullanımındaki farklılığıyla sürdürülebilirliği olan bir araç ve süs eşyası olduğunu kanıtlamıştır. İnsanlar yaşadığı dönemler içerisinde inançlar ve yüklenilen anlamlarla düğmeyi sanatsala dönüştürmeyi başarmışlardır. Bu tezde düğmeyi konu alan sanatçıların ve tasarımcıların düğmeyi sanatsala dönüştürmeleri incelenmiştir. Bu çalışmada betimleyici yöntem tarama modeli kullanılmıştır. Konuyla en yakın kaynaklar taranarak faydalanılmıştır. Çalışmanın amacı; düğmenin çeşitliliğinin ve tasarımsal kullanımı ile zengin ve özgün bir obje olduğunun farkındalığını uyandırmaktır. Günlük yaşantımızda kullanılan nesnelerin zamanın ve algıların değişmesiyle sanat akımlarında sanatçıların nesneleri sanatsala dönüşümü ele alınmıştır. İnsanın kendi sanat ve tasarımını ifade edebileceği taşınabilir tuvali olarak taşıyabileceği düğmeye yeni bir bilinçli farkındalık kazandırılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanatsal Obje, Düğme, Tasarım
Kültürel anlatıların etkisinde Japon manga ve anime sanatında karakter yapı incelenmesi
Japon çizim sanatı, 1970'lerde Japonya'da ortaya çıkan Japon popüler kültürünün en önemli eserlerinden biridir. Japon çizgi romanı olan mangaların tanınması daha sonra ortaya çıkan animelerin dünyaya yayılması ile olmuştur. Anime, Japonya'da geliştirilen bir animasyon türünün adıdır. Animeler, Manga adlı Japon çizgi romanlarına dayanmaktadır. Bu bağlamda manga ve animeler ortak özellikler ve benzer çizim teknikleri gerçekleştirilmektedir. Anime türünün en belirgin özelliği büyük gözler ve dikkat çekici vücut hatlarının normalden abartılı bir şekilde çizilmesidir. Japon toplumunun gelenekleri, tarihi gibi konuların manga ve anime örneklerine, karakter tasarımlarına ne şekilde yansıtıldığı, manga ve anime sanatına etkisi çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın kapsamı, kültürel anlatıların etkisinde Japon manga ve anime sanatının karakter yapı incelemesi ile oluşturulmaktadır, buradan hareketle manga ve anime sanatı kültürel birer form olarak ele alınarak irdelenmiştir. Japon çizgi sanatının tarihi, gelişim süreçleri, kültürel anlatıların manga ve anime üzerindeki etkisi, manga ve anime temalarının etkileşimi bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın amacı Japon manga ve anime sanatının köklerini inceleyerek zamanla manga ve animede karakter olgusunun evrilme aşamalarını saptamaktır. Araştırmanın sonunda manga çizgi roman uygulama çalışması gerçekleştirilerek Japon çizim sanatının karakteristik özellikleri yansıtılmaya çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak yazılı ve görsel kaynaklardan veri elde edilerek, nitel araştırma ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır.
Çağdaş sanatta sanat faaliyet alanlarının dönüşümü
Bu çalışmanın amacı Çağdaş Sanatta sanat faaliyet alanında meydana gelen dönüşümü literatür tarama yöntemiyle belirlemektir. 1960'lı yıllardan itibaren ortaya çıkan Çağdaş Sanat modern sanatın ardından gelen ve günümüz sanatını ifade eden bir terimdir. Sanatçılar, geleneksel sanat kurallarını sorgulayarak değişik ifade biçimleri denemiş, küreselleşme ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemelerle birlikte sanat daha erişilebilir ve uluslararası bir boyut kazanmıştır. Ayrıca, toplumsal ve politik konuların vurgulanması da yaygın bir eğilim haline gelmiştir. Çağdaş Sanatta en önemli değişimlerden biri mekan algısının galeri ve müzelerden dışarı çıkarak izleyenlerin günlük hayatına dahil olmasıdır. Bu değişimle birlikte, arazi sanatı, kamusal alan sanatı, Yerleştirme Sanatı, Performans Sanatı, video ve Dijital Sanat gibi yeni sanat disiplinleri ortaya çıkmıştır. Arazi Sanatı, doğal çevreyi sanatın bir parçası haline getirirken, kamusal alan sanatı halka açık mekanlarda sanat eserlerinin sergilenmesini ve kentleşmeye katkı sunma amacı gütmektedir. Yerleştirme Sanatı, mekanın özelliklerini kullanarak izleyiciyi etkilemeyi ve eserin bir parçası haline getirmeyi hedeflediği gibi Performans Sanatı da canlı bedenini sanatın bir aracı olarak kullanmayı ve izleyiciyle doğrudan etkileşime girmeyi teşvik etmektedir. Video ve Dijital Sanat ise teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan çağa ayak uydurarak dijitalleşen neslin dikkatini çeken bir sanat alanı olmuştur. Bu değişimler, sanatın evrimini gösterirken aynı zamanda izleyicilere farklı deneyimler sunmayı hedeflemektedir. Çağdaş Sanat, yeni teknolojilerin kullanımıyla birlikte yenilikçi yaklaşımlar geliştirmiş ve sanatın sergilenme sınırlarını genişletmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat, Arazi Sanatı, Yerleştirme Sanatı, Performans Sanatı, Video-Dijital Sanat