Çankırı Karatekin Üniversitesi
Anabilim Dalı

Orman Mühendisliği Anabilim Dalı

Çankırı Karatekin Üniversitesi

887

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Alibeyköy ve pendik fidanlıklarında entomolojik problemler ve çözüm önerileri

Bu çalışma 2022 – 2023 yılı içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait Ağaç ve Peyzaj AŞ'nin Alibeyköy ve Pendik Fidanlıkları'ndaki bitkiler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda bu bitkilerde Trombidiformes, Orthoptera, Hemiptera, Coleoptera, Lepidoptera ve Hymenoptera takımına ait zararlı 49 tür tespit edilmiştir. Fidanlık zararlılarından Gryllotalpa gryllotalpa (L.) Türkiye'nin tüm bölgelerinde, ormancılığımız bakımından çok önemli türler kategorisinde bulunan Melolontha melolontha (L.), Tomicus minor (Htg.), T. piniperda (L.), Diprion pini (L.) Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç, Polyphylla fullo (L.), Orthotomicus erosus (Woll.), Rhyacionia buoliana (Den. & Schiff.) ve Thaumetopoea pityocampa (Den. & Schiff.) ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri hariç, tüm bölgelerimizde bulunmaktadır. Tetranychus urticae Koch Gryllotalpa gryllotalpa (L.), Smaragdina limbata (Stev.), Xanthogaleruca luteola (Müll.) ve Otiorhynchus sulcatus (Fabr.) türleri hem güllerde hem de fidanlarda zarar yaptığı gözlenmiştir. Anoplophora chinensis (Forster), Cameraria ohridella Deschka & Dimić, Cydalima perspectalis (Walker) ve Rhynchophorus ferrugineus (Oliv.) istilacı türler olup İstanbul ilinde yaygın olarak bulunmaktadır. Araştırmalarımızda bu zararlı türlere ait bilgiler verilerek savaş yöntemleri ve oluşturdukları sorunlar üzerinde durulmuştur.

Ali Sukas
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kızılçam meşcerelerinde yapısal değişimlerin reçine üretim potansiyeli üzerindeki etkisinin analizi

Bu çalışma, Kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde yapısal değişkenlerin reçine üretimi üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Kızılçam, Türkiye'de yaygın olarak bulunan önemli bir ağaç türüdür ve reçinesi, odun dışı orman ürünleri içinde önemli bir yere sahiptir. Çalışmada; Kızılçam meşcerelerinde orta çap, orta boy, göğüs yüzeyi, ağaç serveti ve yaprak alan endeksi gibi yapısal değişimlerin reçine üretim potansiyeli üzerindeki etkisinin analiz edilmesi amacıyla farklı gelişim çağı ve kapalılık sınıflarına sahip Kızılçam meşcerelerinde deneme alanları kurulmuştur. Bu meşcerelerde, reçine üretimini ölçmek için açık yara ve oyma delik yöntemleri kullanılmış ve bir yıl boyunca 15 günde bir reçine toplanmıştır. Toplamda 54 deneme alanında, 27'si açık yara yöntemi ve 27'si oyma delik yöntemi olmak üzere, 389 ağaçta açık yara yöntemi ve 369 ağaçta oyma delik yöntemi ile reçine toplama işlemi yapılmıştır. Araştırma, Mayıs-Ekim aylarını kapsayan dönemin reçine üretimi için en uygun dönem olduğunu ve ortalama çapın, reçine verimi üzerinde diğer meşcere parametrelerine göre daha belirgin bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, arazide toplanan veriler ve yapılan istatistiksel hesaplamalar sonucunda, meşcere orta çapı, ağaç sayısı, yara sayısı gibi değişkenler ile reçine verimi arasında bir ilişki kurulmuş ve bu ilişkiyi temsil eden bir denklem geliştirilmiştir. Bu denklem, Kızılçam meşcerelerinde reçine verimini hesaplamak için kullanılabilecek pratik bir araç sağlamaktadır. Çalışma, orman yönetimi ve planlaması açısından, reçine üretimini maksimize etmek için meşcere yapısal özelliklerinin nasıl yönetilebileceğine dair önemli bilgiler sunmaktadır.

Ali Örsan Dolu
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk mevzuatında anıt ağaçların hukuki statüsünün analizi

Bu çalışmada, Türk Mevzuatında yürürlükte bulunan Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Kanunu, Milli Parklar Kanunu başta olmak üzere kanunlar, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik başta olmak üzere yönetmelikler ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 117 Sayılı İlke Kararı ve Türk Standardları Enstitüsü Anıt Ağaçlar, Envanter, Seçim Kuralları ve İşaretleme Standardı başta olmak üzere düzenleyici işlemler, Avrupa ve ABD'de anıt ağaçlarına ilişkin yasal düzenlemeler ve yüksek mahkeme içtihatları dikkate alınarak anıt ağaçlarının hukuki statüsü hakkında bilgi verilmiştir. Türk mevzuatındaki anıt ağaçlarının korunması, sınıflandırılması, tespit ve tescil edilmesi, envanterinin oluşturulması, yetkili kurum ve kuruluşlar, anıt zarar verilmesi halinde uygulanacak cezai yaptırımlar ve diğer konulara ilişkin hukuki düzenlemeler tarihsel süreci ile belirtilmiştir. Avrupa ve ABD mevzuatlarında anıt ağaçlara (veya şampiyon ağaçlar, büyük ağaçlar, istisnai ağaçlar vb.) ilişkin yasal düzenlemeler, Türk mevzuatı ile karşılaştırılarak ele alınmıştır. Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları anıt ağaçlarına ilişkin hukuki düzenlemeler göz önüne alınarak değerlendirilmiştir. Toplanan bilgiler dikkate alınarak anıt ağaçlarının tespiti, tescili ve korunması başta olmak üzere anıt ağaçlarına ilişkin hukuksal düzenlemelerdeki ve uygulamadaki problemler tespit edilmiş ve problemlerin çözümüne yönelik öneriler sunulmuştur.

Ahmet Yunus Bingöllü
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anadolu kestanesinin (Castanea sativa mill.) güncel ve gelecekteki yayılışının modellenmesi

İstatistiksel yöntemlerin ve coğrafi bilgi sistemleri araçlarının sayısının artmasıyla birlikte ekolojide "tür dağılım modellerinin" kullanımı hız kazanmıştır. Günümüzde tür dağılım modelleri biyocoğrafya, koruma biyolojisi, iklim değişikliği araştırmaları, ekolojik restorasyon, habitat veya tür yönetimi gibi farklı alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Anadolu Kestanesi'nin (Castanea sativa Mill.) mevcut ve gelecekteki dağılımının modellenmesi, bize bu türün habitatı hakkında önemli bilgiler sağlamıştır. Bu yöntem ile farklı modelleme teknikleri kullanılarak; iklim değişikliğinin etkileri, mevcut ve gelecekteki ağaçlandırma/silvikültür planları, ekolojik restorasyon, istilacı türlere karşı müdahale yöntemleri ve doğa koruma alanlarının tespiti gibi alanlarda kullanılmak üzere haritalar ve altlıklar oluşturulabilir. Anadolu kestanesinin Türkiye'deki yayılışı, özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde, "kestane kanseri" (Cryphonectria parasitica), "mürekkep hastalığı" (Phytophthora cambivora) ve son zamanlarda Asya Kestane Gal Arısının (Dryocosmus kuriphilus) olumsuz etkileri nedeniyle ciddi şekilde zarar görmüştür (Vannini ve Vettraino, 2011; Dal Maso ve ark., 2017; Bombi ve ark., 2019). Bu patojenler büyük oranlarda ağaç ölümlerine ve ürün kayıplarına neden olmuştur (Bucak, 2006; OGM, 2012). Tür Dağılım Modelleri (TDM), bu türün patojenlerinin risk haritalarını oluşturmak için de kullanılabilir ve ekolojik restorasyon için zarar görmüş kestane ormanlarının yerini tahmin etmek ve büyük çaplı pandemileri önlemede yardımcı olabilir (Jiménez-Valverde ve ark., 2011; Cunniffe ve ark., 2016). FAO'nun 2012 yılı raporlarına göre, küresel kestane üretimi yılda ortalama 2 milyon tondur. Çin 1,3 milyon tonla (%84) ilk sırada yer alırken, onu 60.000 tonla (%3) Türkiye ve ardından İtalya, Güney Kore, Bolivya ve Yunanistan takip etmektedir. Orman Genel Müdürlüğü'nün 2013-2017 "kestane eylem planı", Türkiye'nin 22.011 verimli ve 6.793 bozuk meşçere olmak üzere 28.804 hektar saf kestane alanına sahip olduğunu belirtmektedir. Saf meşcerelere ek olarak, kestaneler birçok farklı geniş yapraklı ve iğne yapraklı türle karışıma girmektedir; bu karışımlar da kestanenin öncül ya da yan tür olduğu alanlar olarak ayrılmaktadır. Anadolu Kestanesinin Türkiye'deki bulunduğu meşçereler 233.241 hektarlık bir alanı kaplamakta ve bu alanların yaklaşık 20.000 hektarının bozuk meşçereler olduğu belirtilmektedir (OGM, 2012). Bu çalışma kapsamında kestane, iki farklı mekânsal çözünürlükte; ülke (1km) ve bölgesel (90m) ölçekte modellenmiştir. Ülke ölçeğindeki modeller, iki farklı veri seti (WorldClim 2.1; 1970-2010 ve CHELSA 2.1; 1981-2010) kullanılarak oluşturulmuştur. Her iki ölçekte de modeller oluşturulurken, üç farklı algoritma (RF, GBM ve GLM), on farklı yalancı-yok noktası veri seti ve model kalibrasyonu ile validasyonu için mekânsal çapraz-doğrulama (blockCV; Valavi ve ark., 2019) metodu kullanılmıştır. Ülke ölçeğindeki modellerin her iki veri setiyle (WorldClim 2.1 için 2021-2040, 2041-2060; CHELSA 2.1 için 2011-2040, 2041-2070 periyotları) oluşturulan gelecek projeksiyonları, CMIP6* araştırma gruplarından GFDL, IPSL ve MPI enstitülerinin küresel dolaşım senaryoları kullanılarak modellenmiştir. Ülke ölçeğinde oluşturulan iki farklı "güncel habitat uygunluğu" ve altı farklı "gelecek habitat tahmini" haritası arasındaki değişimler, SRC metoduyla hesaplanmış ve çalışma içerisinde tablo halinde sunulmuştur. Sonuçlara bakıldığında, CHELSA 2.1 veri setinden elde edilen potansiyel yayılış haritalarının, WorldClim 2.1 veri setine göre çok daha iyimser sonuçlar verdiği görülmektedir. Bölgesel ölçekte oluşturulan modeller, Mateo ve ark. (2019) tarafından önerilen hiyerarşik modelleme yaklaşımı temel alınarak oluşturulmuştur. Bu aşamada, hiyerarşik modelleme içinde kullanılan WC2.1'den elde edilen biyoklimatik katmanların çözünürlükleri, Coğrafi Ağırlıklı Regresyon (CAR; Brunsdon ve ark., 1996) yöntemiyle kullanılan morfolojik değişkenlerle aynı çözünürlükte (90m) örneklendirilmiştir. Her iki ölçekte de oluşturulan modellerin doğruluğu (validasyon skorları) değerlendirildiğinde, her bir algoritma için Alıcı İşlem Karakteristiği (AİK/ROC) ile %95-99 arası ve Gerçek Beceri İstatistiği (GBİ/TSS) için %70-85 arası sonuçlar elde edilmiş, yani tatmin edici model doğruluklarına ulaşılmıştır. Sonuç haritalar hem algoritma özelinde hem de birleşik model sonuçlarına göre tez içinde sunulmuştur.

Hüseyin Doğan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı yetiştirme ortamlarının liquidambar orientalis mill. fidan gelişimi üzerine etkisi

2023 yılı içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ'nin Alibeyköy Fidanlığında yapılan bu araştırma, farklı harç karışımlarından oluşan sekiz farklı ortamın Anadolu Sığlası (Liquidambar orientalis Mill.) fidan gelişimine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu ortamlar şöyledir: 1-%80 ithal torf, %0 toprak, %10 pomza, %10 mil, osmokot 2-%60 ithal torf, %15 toprak, %5 pomza, %20 mil, osmokot 3- %40 ithal torf, %20 toprak, %10 pomza, %30 mil, osmokot 4-%20 ithal torf, %40 toprak, %0 pomza, %40 mil, osmokot 5-%10 ithal torf, %40 toprak, %0 pomza, %50 mil, osmokot 6- %30 ithal torf,%30 yerli torf, %20 toprak, %0 pomza, %20 mil, osmokot 7-%20 ithal torf, %20 yerli torf,%30 toprak, %0 pomza, %30 mil, osmokot 8-%10 ithal torf,%10 yerli torf, %40 toprak, %0 pomza, %40 mil, osmokot Tüm ortamlarda metreküp başıma 5 kg olacak şekilde osmokot (Osmocote Exact®) gübresi kullanılmıştır. Denemede yaklaşık 8-9 yaşlarındaki fidanların bir vejetasyon dönemi boyunca fidan parametreleri ölçülmüştür. Bunlar dip (0,3m) çevre, 0,8m çevre, 1,30m çevre, iki yönlü tepe izdüşüm genişliği, ağaç boyu ve tepe yüksekliği parametreleridir. Deneme sonunda fidanlarda yıkıcı örnekleme ile farklı biyokütle bileşenlerinin ağırlıkları belirlenmiştir. Biyokütle bileşenleri dal, yaprak, gövde, kalın kök ve ince kök olarak ayrılmıştır. Biyokütle bileşenlerinin nem oranları yanında bileşenlerin tek ağaç biyokütlesine oranları belirlenmiştir. Yetiştirme yeri karışımlarında pH, EC, tuz, STK, OM, OrgC, CaCO3, kum, kil ve toz analizleri yapılmıştır. Yetiştirme yeri karışımlarında yapılan kimyasal analizler ise; Nt, P2O5, K2O, Ca, Mg, Na, Cu, Fe, Mn ve Zn dir. Biyokütle bileşenlerinin her birinde ise Nt, P, K, Ca, Na, Mg, Fe, Mn, Zn ve Cu analizleri yapılmıştır. Tüm ölçüm ve analiz sonuçları sekiz farklı karışımın karşılaştırılması için ANOVA ve DUNCAN testleri ile istatiksel olarak değerlendirilmiştir. Tek ağaç biyokütle bileşenleri içerisinde yer alan ağaç organlarından sadece gövde ve ince kök nem içerikleri işlemler arasında önemli fark göstermiştir. Tek ağaç toplam biyokütle değerleri 9-13 kg/ağaç arasında değişmektedir. Farklı karışımlarda biyokütle bileşenlerinden gövde, ince kök ve toplam tek ağaç biyokütlesi önemli farklı bulunmuştur. Tek ağaç biyokütle bileşenlerinin toplam tek ağaç biyokütlesine oranları bakımından yaprak, gövde ve ince kök işlemler arasında önemli farklıdır. Her bir bileşende yapılan toplam 10 besin maddesi analizleri içerisinde dal, yaprak, kalın kök ve gövde örneklerinde bakır (Cu) belirlenmemiştir. Yetiştirme yeri karışımlarının analizi yapılan fizikokimyasal toprak özellikleri ve besin maddesi içerikleri önemli farklıdır. Sonuç olarak, hazırlanan yetiştirme yeri karışımlarının fizikokimyasal toprak özellikleri yapılan farklı karışımların yetiştirme yeri toprak özelliklerinde, fidan özelliklerinde farklı biyokütle bileşenleri ve kimyasal özelliklerinde önemli farklar oluşturduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, belirgin bir eğilim gözlenmemiştir.

Muhammet İhsan Çakıroğlu
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hassas ormancılık yaklaşımıyla BIM yazılımı kullanılarak optimize orman yolu güzergahının belirlenmesi

Bu çalışmada, BIM modeli üzerinde optimizasyon araçlarının yüksek sayıda alternatif üretme potansiyeli ve CRITIC yönteminin kriter ağırlığı oluşturma kabiliyeti incelenmiştir. LiDAR ve CBS gibi hassas ormancılık araçlarının BIM modeline ve sonuç hassasiyetine katkısı da vurgulanmıştır. Kullanıcıların kendi kriterlerini belirleyerek kolay bir arayüzde değerlendirme yapabilmeleri, karar alma süreçlerinde etkinliği artırmaktadır. Bu yöntem, orman yolu planlamasında kullanıcı dostu bir çözüm sunmaktadır. İÜC Orman Fakültesi Eğitim Araştırma Ormanı'ndaki bir orman yolu, LiDAR tabanlı SAM kaynağı baz alınarak BIM ortamında mevcut bir yol ve bu yola yedi alternatif güzergâh tanımlanmıştır. Teknik, ekolojik ve sosyal açıdan CRITIC yöntemi ile ağırlıklandırılan bu alternatifler, MOORA yöntemi ile sıralanmıştır. Maliyet açısından mevcut yol en avantajlıyken, Alternatif 4 en yüksek maliyetli seçenektir. Teknik değerlendirmede Alternatif 3 en uygun bulunmuş, ekolojik açıdan da yine Alternatif 3 öne çıkmıştır. Sosyal etkiler açısından Alternatif 3 en iyi performansı sergilemiştir. Ağırlıklı ortalama yöntemi ile kriterler %25 eşit ağırlıkla değerlendirilmiş ve Alternatif 3 en düşük ağırlıklı puanı alarak en uygun alternatif olarak belirlenmiştir. Mevcut yol, maliyet ve çevresel açıdan avantajlı olsa da genel performans açısından üçüncü sırada yer almıştır. Alternatif 4 ise en yüksek ağırlıklı puanı alarak en dezavantajlı seçenek olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, yol güzergahı seçiminde çok yönlü kriterlerin dengeli bir şekilde değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Alternatif 3'ün maliyet, teknik, ekolojik ve sosyal açılardan dengeli performansı, bu güzergahı sürdürülebilir ve ekonomik bir çözüm olarak öne çıkarmaktadır. Bu çalışma, kaynakların etkin kullanımı ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi konusunda önemli katkılar sağlamaktadır.

BİMCRITIC yöntemiMOORA yöntemleri+1
Murat Özmen
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaplı fidan yetiştirmede karbon ayak izinin belirlenmesi

Günümüzde karbon ayak izi hesaplaması, küresel iklim değişikliğiyle mücadele çabalarının merkezinde yer almakta olup, bireylerin ve kuruluşların çevresel etkilerini en aza indirmek için kritik bir araç olarak kabul edilmektedir. Bu hesaplamalar, sürdürülebilirlik stratejilerinin geliştirilmesinde ve iklim politikalarının oluşturulmasında bilimsel bir temel sağlayarak, karbon salınımlarının azaltılması yönünde bilinçli kararlar alınmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmada, kamu kuruluşu olan bir fidanlığın çevresel etkilerini değerlendirmek amacıyla kurumsal karbon ayak izinin hesaplanması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, IPCC kılavuzu dikkate alınarak ilgili kuruluşun elektrik tüketimine, doğalgaz kullanımına ve fidanlık faaliyetlerinden kaynaklanan akaryakıt tüketimine bağlı emisyon salınımları gözlemlenmiştir. Ayrıca, fidanlık bünyesinde bulunan kaplı fidanların karbon ayak izi hesaplanmış ve kuruluşun emisyon bilançosu belirlenerek, CO₂ emisyonlarını azaltmaya yönelik stratejiler geliştirilmesi için sonuçlar ve öneriler sunulmuştur. Sonuçlar, kuruluşun elektrik tüketimine bağlı olarak yıllık 340,86 EtCO₂e, doğalgaz tüketimine bağlı olarak yıllık 88,66 EtCO₂e ve akaryakıt tüketimine bağlı olarak yıllık 1.083,06 EtCO₂e emisyon salımı gerçekleştirdiğini göstermiştir. Bu bulgular, kuruluşun karbon salınımını en aza indirmek için akaryakıt tüketim tercihlerinde değişiklik yapması ve doğalgaz ile elektrik tüketimi konusunda yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Nil Şeker Altuntaş
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Quercus petraea, Q. robur ve Q. cerris türlerinin orta karadeniz populasyonlarında tohum ve fidan karakterleri

Bu çalışmada, Q. cerris, Q. petraea ve Q. robur'un tohum biyolojisinin incelenmesi amacıyla tohum morfolojik ve fizyolojik özelliklerin belirlenmesi, ön çimlendirme uygulamalarında kökçük kesiminin etkisinin araştırılması, tohum saklama tekniklerinin geliştirilmesi, fidan karakterlerinin belirlenerek yeni kalite sınıflarının oluşturulması, belirlenen yeni fidan kalite sınıflarına göre ağaçlandırma performansının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Üç farklı meşe türüne ait tohumlar Sinop, Samsun ve Vezirköprü popülasyonlarından toplanmıştır. Tohumların kritik nem içeriği, Q. cerris'te %28-31, Q. petraea'da %31-36 ve Q. robur'da %32-37 aralığında değiştiği belirlenmiştir. Her üç meşe türüne ait ön çimlendirilmiş tohumlar üzerinde gerçekleştirilen kökçük kesim işleminin, ana kök sayısını 1,5 ila 2 kat artırdığı ve bu uygulamanın genel olarak tüm morfolojik özelliklerde olumlu bir etki yarattığı gözlemlenmiştir. Meşe tohumları saklamaya alınmadan önce termoterapiye tabi tutulmuş ve ardından +2°C'de 24 ay saklamaya alınmıştır. Q. cerris'te 24 ay sonunda en düşük çimlenme yüzdesinin %54 olduğu tespit edilmiştir. Q. petraea ise Sinop popülasyonunda çimlenme yüzdesi 20. ayda %60 olarak belirlenirken, Samsun popülasyonunda 8. ayda %68'e düşmüştür. Q. robur'da ise 24 ay sonunda en düşük çimlenme yüzdesi %56 olarak gerçekleşmiştir. Q. cerris, Q. petraea ve Q. robur'a ait yedi popülasyondan elde edilen tohumlar, üç farklı fidanlıkta iki yıl boyunca yetiştirilmiştir. Fidanların morfolojik özellikleri ve kalite parametreleri değerlendirilmiştir. Ayrıca her üç meşe türü için 1+0 ve 2+0 yaş gruplarındaki fidanların yeni fidan kalite sınıfı değerleri, fidan boyu ve kök boğaz çapı ölçütleri temel alınarak belirlenmiştir. Yapılan değerlendirmelerde, her üç meşe türünde de 1. sınıf fidanların en yüksek dağılım oranına Kunduz fidanlığında sahip olduğu tespit edilmiştir. Q. cerris, Q. petraea ve Q. robur'a ait 2+0 yaşlı fidanlar, kalite sınıflarına göre ağaçlandırma sahasına dikildikten sonra bir vejetasyon periyodu boyunca izlenmiş ve fidanların yaşama yüzdesinin fidan kalite sınıfları ile doğrudan ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Meşe türlerinde hedef fidan konseptinin belirlenmesi, yalnızca tohum, fidan ve ağaçlandırma süreçlerinin birbirinden bağımsız ele alınmasıyla değil, bu bileşenlerin bölgesel düzeyde bütüncül ve ayrıntılı bir yaklaşımla değerlendirilmesinin önemi ortaya çıkmıştır.

Cansu Öztürk
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İstanbul-Küçükçekmece Gölü çevresinde Karatavuk (Turdus merula) ve Kızılgerdan (Erithacus rubecula) türlerinin göç stratejilerinin araştırılması

Kuşların mevsimsel göçleri, hayatta kalma stratejisi olarak evrimsel süreçlerle şekillenmiş büyüleyici bir doğa olayıdır. Göç eden kuşlar, iklim koşullarına uyum sağlamak, besin kaynaklarına erişimi arttırmak, üreme alanlarını genişletmek ve yaşam alanlarını optimize etmek amacıyla ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde farklı iklim bölgelerine yönelir. Bu süreçleri anlamak ve kuşların davranışlarını detaylı incelemek için kullanılan halkalama çalışmaları, kuşların göç yollarını, kışlama alanlarını, üreme stratejilerini ve göç dinamiklerini belirlemede diğer yöntemlere kıyasla daha etkili bilgiler sunar. Bu araştırma, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Yerleşkesi'nde (40.996277 °K, 28.728716 °D) 2020-2022 yılları arasında gerçekleştirilmiş ve karatavuk (Turdus merula) ile kızılgerdan (Erithacus rubecula) türlerinin göç stratejilerini, morfometrik özelliklerini, yaş gruplarını ve popülasyon dinamiklerini kuş halkalama çalışmalarıyla incelemeyi hedeflemiştir. Araştırma, dört göç boyunca 316 gün süreyle sis ağları kurularak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 305 karatavuğun ölçümü yapılmış ve 213 birey halkalanmıştır. Karatavukların %58,7'si sonbaharda, %41,3'ü ise ilkbaharda yakalanmıştır. En yüksek tekrar yakalama oranı ilkbaharda %69,3 olarak kaydedilmiştir. Günlük aktiviteler incelendiğinde, karatavukların sabah daha aktif olduğu, öğlen aktivitelerinin azaldığı ve akşam saatlerinde yeniden arttığı belirlenmiştir. Mart ve ekim en yüksek aylık aktivitenin olduğu aylardır. Çalışmada 2349 kızılgerdanın ölçümü yapılmış ve 1589 birey halkalanmıştır. En yüksek halkalanma oranı, 2021 sonbaharda %43,9, en düşük oran ise 2022 ilkbaharda %5,7 olarak kaydedilmiştir. Aylık analizlere göre, halkalanan kızılgerdanların %56'sı ekim ayında yakalanmıştır. Saatlik analizler, sabah saatlerinde aktivitenin (%24,8) en fazla, ikindi saatlerinde ise en az (%2,4) olduğunu göstermiştir. Genç ve ergin kızılgerdanların aktivite modelleri genel olarak benzerlik göstermektedir. Çalışmada 2022 Nisan ayında halkalanan dişi bir karatavuğun 2023 Nisan ayında kuş uçuşu 1131 km mesafede olan Ukrayna'nın Zmiiv şehrinde tekrar yakalanması halkalama çalışmalarının ve araştırmanın önemini göstermektedir. Bu çalışma, karatavuk ve kızılgerdanların günlük ve mevsimlik aktivite döngülerini, halkalanma oranlarını, göç stratejilerini, popülasyon dinamiklerini ve çevresel faktörlerle ilişkilerini inceleyerek, bu türlerin korunması, yaşam alanlarının iyileştirilmesi, göç dinamiklerinin anlaşılması ve ekosistem üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesine önemli katkılar sunmaktadır.

Ergün Bacak
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sürdürülebilir ormancılık kapsamında orman kuşlarının ekolojik ve çevresel ilişkileri

Ülkemiz ormanlarının sürdürülebilir kullanımının sağlanması, tehditlerin belirlenerek önlemlerin alınması ve süreçlerin izlenmesi amacıyla Sürdürülebilir Orman Yönetimi Ulusal Kriter ve Gösterge Seti oluşturulmuştur. Oluşturulan yapıda yer alan unsurlardan biri de "yaygın orman kuş türleri" göstergesidir. Ornitoloji alanında sürdürülebilir orman yönetimi açısından ülkemizde eksiklikler bulunmaktadır. Araştırma, Trakya bölgesinde yaşayan orman kuş türleri ile yapısal, çevresel ve ekolojik değişkenlerin ilişkilerinin incelenmesini, bölgesel olarak gösterge ve yaygın orman kuş türlerinin tespit edilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda Vize ve Tekirdağ Orman İşletme Müdürlüğü ormanlarında meşcere tiplerine göre belirlenen 24 örnek alanda, hat boyu sayım tekniğiyle gözlemler yapılarak, tanımlanan kuş türleri kayıt altına alınmıştır. Gözlemler her örnek alan için ayda bir kez olmak üzere 15'er aylık çalışma periyodundan oluşmaktadır. Çalışmada kuş türleri, bolluk verileri, üreme kayıtları, habitatların yapısal, çevresel ve ekolojik değişkenlerine ait bilgiler kayıt altına alınmıştır. Elde edilen verilerle alanların çeşitlilik indisleri, yaygın ve gösterge orman kuş türleri analiz edilmiş olup, kuş türleri ile bitki örtüsü, yapısal ve ekolojik değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Yapılan izleme çalışmalarında tüm alanlar birlikte değerlendirildiğinde 13 takım, 35 familyadan 87 kuş türü tespit edilmiştir. Çalışma bölgesinde yer alan Vize ormanlarında alanlarla doğrudan ilişkili 7 takım, 21 familyaya ait 44 türden 2130 kuş tespit edilirken, Tekirdağ ormanlarında 7 takım, 22 familyaya ait 49 türden 1920 kuş tespit edilmiştir. Çalışma bölgesinin tamamında tespit edilen üreyen tür sayısı 45 olup, 25 türün olası, 14 türün kuvvetle olası ve 6 türün kesin üreme kategorilerine sahip olduğu ortaya konmuştur. Gösterge kuş türlerinin düzenli olarak uzun dönemli izlenmesiyle popülasyon eğilimleri çok daha net bir şekilde ortaya konabilecektir. Mevcut durumda elde edilen sonuçlarla da bölgesel anlamda gösterge kuş türleri üzerinden orman yönetiminde bir etki değerlendirmesi yapmak mümkün olacaktır. Çalışmanın, sürdürülebilir orman yönetimi kapsamında orman kuşları ve ekolojik ilişkileri konusunda katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 100/2000 Doktora Bursu Programı tarafından desteklenmiştir.

Sercan Bilgin
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arhavi ilçesinin (Artvin) sel/taşkın etkilenebilirlik risk analizi

Doğu Karadeniz bölgesi, özellikle sahil yolunun inşasından sonra kentleşmenin artışı, artan nüfusun ilçe merkezinde yoğunlaşması, dere yataklarının işgali, imar affı, ormansızlaşma ve iklim değişikliği gibi faktörlerin etkisiyle sellere karşı çok daha duyarlı hale gelmekte, gün geçtikçe sıklaşan yıkıcı afetlere sahne olmaktadır. 21 Temmuz 2021'de Artvin'in Arhavi ilçesinde yaşanan sel felaketinde şans eseri can kaybı olmasa da ciddi maddi zararlar oluşmuş, geçici hayvan bakımevindeki sokak hayvanlarının bir kısmı boğularak ölmüş, altyapı sistemleri ve tarım arazileri zarar görmüştür. Selden ve taşkından sonra, Arhavi'nin sellere karşı etkilenebilirliğinin ve risklerin tespiti bir gereklilik halini almıştır. Bu çalışmanın amacı, Arhavi havzasındaki sel/taşkın riskinin alt havzalar arasında "etkilenebilirlik risk analizi" yöntemiyle tespit edip karşılaştırmak ve sel tehlikesine karşı alternatif ve doğa temelli çözüm önerilerinin sunmaktır. Arhavi'nin sel/taşkın etkilenebilirlik risk analizi için öncelikle kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Arhavi'nin bütün köylerinde saha çalışması yapılmış, sele etki edebilecek faktörler gözlem yoluyla tespit edilip fotoğraflanmıştır. Sel ve taşkınlarla ilgili genel tanım ve kavramlar açıklanarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Arhavi ilçe sınırları ArcMAP 10.3 yazılımı aracılığıyla yedi alt havzaya ayrıldıktan sonra CORINE sisteminden elde edilen veriler haritalandırılmış ve sayısallaştırılmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak etki zinciri oluşturulmuş ve göstergeler "Tehlike", "Maruziyet", "Duyarlılık" ve "Uyum" Kapasitesi başlıkları altında derlenmiştir. Sayısal veriler, normalizasyon ve ağırlıklandırma işlemlerine tabi tutulduktan sonra her bir alt havza için etkilenebilirlik ve risk tespit edilmiştir. Son adımda bulgular haritalandırılmış ve görselleştirilmiştir. Tartışma ve sonuç bölümlerinde halihazırda uygulanan sel kontrol yaklaşımlarına değinilmiştir. Bölge halkıyla yapılan görüşmelerle geçmişte sellere karşı nasıl önlemler alındığına dair bilgiler toplanmış, dünyadaki mücadele yöntemlerinden bazı örnekler derlenmiş, var olan sel önleme çalışmalarına alternatif olarak sellerle mücadele edebilmek için doğa temelli çözüm önerileri getirilmiştir.

Nazlı Demet Uyanık
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çatalca Binkılıç saf kayın, kayın ve meşe karışık meşcerelerinde boy tahmin modellerinin geliştirilmesi

Bu çalışmada Çatalca Binkılıç yöresi saf kayın, kayın+meşe karışık meşcerelerinde ise genel bazda, kayın ve meşe ağaç türleri için çap- boy modelleri geliştirilmiştir. Çap- boy modellerinin geliştirilmesinde kullanılan veriler değişik yetişme ortamı koşullarında yayılış gösteren farklı gelişim çağlarına ve kapalılık derecelerine sahip saf kayın ve kayın+meşe karışık meşcerelerinden alınan örnek alanlardan sağlanmıştır. Saf kayın meşcerelerinden 38 adet örnek alan alınmış ve toplam 1861 adet kayın ağacı örneklenmiştir. Kayın+meşe karışık meşcerelerden ise 62 adet örnek alan alınmış, 2441 kayın, 1515 meşe olmak üzere toplam 3956 adet ağaç örneklenmiştir. Sadece göğ.üs çapının açıklayıcı değişken olduğu çap-boy modelleri doğrusal olmayan regresyon analizi (DORA) ve destek vektör makine öğrenmesi teknikleri kullanılarak oluşturulmuştur. Doğrusal olmayan regresyon analizi (DORA) ile değişik çalışmalarda başarılı ile kullanılmış 10 adet çap-boy modeli dengelenmiş ve bunların arasından uyum istatistikleri bakımından tahmin performansı yüksek olan model en iyi model olarak seçilmiştir. Saf kayın, karışık meşcerede genel, kayın ve meşe ağaç türlerinde seçilen çap-boy modelleri boydaki varyasyonu %69,7-%82,7 arasında açıklarken, %5 ile %9 arasında değişen hata oranlarında tahminde bulunmuşlardır. Destek vektör makine öğrenmesi ile elde edilen boy tahmin modelleri saf kayın meşcerelerinde %6 hata oranı ile tahminde bulunurken, karışık meşcerelerde genel bazda, kayın ve meşe ağaç türleri için sırasıyla %14, %12, %16 oranında hata oranları ile tahminde bulunmuşlardır. Saf kayın meşcereleri için her iki yöntemle geliştirilen çap-boy modelleri diğerlerine nazaran daha yüksek bir tahmin performansı sergilemişlerdir.

Cerennur Karakaya
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sanayi emisyonlarının azaltılması için karbontutma optimizasyon stratejileri: Tahmini bir ağaçlandırmamodeli

Karbon tutma kapasiteleri sayesinde ormanlar, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol üstlenmektedir. Türkiye'de özel sektörün iklim hedeflerine katkı sağlayabileceği en etkili stratejilerden biri, ağaçlandırma yoluyla karbon yutaklarını artırmaktır. Ancak sınırlı bütçelerle en yüksek etkiyi sağlayacak şekilde bir strateji geliştirilmesi, karar destek sistemlerine duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin yüksek ağaçlandırma kapasitesi dikkate alınarak, belirli bir karbon tutma hedefi ve yıllık bütçe sınırlamaları çerçevesinde özel sektörün uzun vadeli ağaçlandırma yatırımlarını ülke koşullarına uygun olarak nasıl optimize edebileceği analiz edilmiştir. Bu yaklaşımla sanayi emisyonlarının azaltılması, elde edilen karbon miktarlarının emisyon ticaret mekanizmalarında ekonomik değere dönüştürülmesi ve aynı zamanda kamu kurumlarının üzerindeki ağaçlandırmanın maddi yükünün hafifletilmesi hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında GAMS Studio kullanılarak geliştirilmiş optimizasyon modeli "Karma Tamsayılı Programlama" yaklaşımıyla oluşturulmuş ve 49 yıllık bir planlama dönemi için uygulanmıştır. Model; farklı ağaç türlerini (Kızılçam ve Sahil Çamı), üç farklı arazi tipini (devlet ormanları, hazine arazileri ve sahipli araziler), üç bonitet sınıfını (I, II, III) ve çeşitli maliyet bileşenlerini kapsamaktadır. Ayrıca, yıllık karbon tutma hedefi, yıllık bütçe limiti, ağaçlandırma maliyetler, arazi sınırlamaları ve ağaçlandırma izin süreleri gibi parametreler modele kısıtlayıcı koşullar olarak dahil edilmiştir. Model dört farklı senaryo altında test edilmiş ve elde edilen sonuçlar maliyet etkinliği, karbon tutma verimliliği ve tür-ağaç kombinasyonlarının performansları açısından karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, farklı bütçe seviyeleri, arazi mülkiyet yapıları ve gelir getirici faaliyetlerin ağaçlandırma projelerinin karbon depolama başarısı üzerindeki etkilerini ortaya koymuştur. Özellikle Senaryo I, kısa ağaçlandırma süresiyle ve düşük maliyetle hedefe ulaşılması açısından en dengeli ve uygulanabilir çözümü sunarken, sahipli arazilerin kullanıldığı senaryolar daha yüksek karbon tutumu ve ekonomik getiri sağlamıştır. Öte yandan yıllık ağaçlandırma bütçesinin azaltılmasının, uzun vadede daha yüksek maliyetlere yol açtığı belirlenmiştir. Bu bulgular, özel sektörün ağaçlandırma projelerine etkin katılımında arazi mülkiyeti yapısının, gelir-bütçe modellerinin ve uzun vadeli planlamanın kritik rol oynadığını göstermekte olup; elde edilen sonuçlar üzerinden planlama, politika, uygulama ve mevzuat düzeyinde önerilere yer verilmiştir.

Asım Burhan Erdal
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Orman yollarında farklı sayısal arazi modeli kaynaklarına göre sanat yapısı gereksinimlerinin modellenmesi

Orman yollarının, işlevlerini öngörülen zaman içinde, kullanım amacına uygun, güvenli ve ekonomik bir şekilde yerine getirmesinde en büyük engellerden biri, yerüstü ve yeraltı sularının olumsuz etkileridir. Bu suların yol platformu ile kazı ve dolgu şevlerine zarar vermeden uzaklaştırılması için etkin drenaj sistemlerine ihtiyaç duyulur. Orman yollarındaki drenaj sistemlerinden biri olan hidrolik sanat yapıları, suların yol platformunun bir tarafından diğerine aktarılmasını sağlayan yapılardır. Çalışmada farklı SAM kaynaklarına göre hidrolik sanat yapılarının konumlandırılması ve boyutlandırılmasında ortaya çıkabilecek farklılıkları belirlemek ve karar vericilere daha doğru altyapı planlaması için bilimsel bir zemin sunmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda, 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalardan türetilen SAM verileri ile hava kaynaklı LiDAR verisinden elde edilen SAM verileri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma alanı olan İÜC Orman Fakültesi Eğitim Araştırma ve Uygulama Ormanının her iki sayısal arazi modelinden elde edilen dere kolları, yol ağı planındaki yollarla çakıştırılarak ihtiyaç duyulabilecek hidrolik sanat yapılarının yerleri tespit edilmiştir. Ardından her bir deşarj noktasının havza sınırları, ArcGIS yazılımının Hydrology aracı ile sırasıyla akış yönü analizi, akış birikimi analizi ve eşik değerlerinin belirlenmesi adımlarıyla belirlenmiştir. Sonuçta, 1/25.000 tabanlı harita kaynaklı alanda 19 adet, LiDAR tabanlı olanda ise 71 adet sanat yapısı ve bunların havzaları oluşturulmuştur. Her bir sanat yapısından geçecek 25, 50 ve 100 yıllık tekerrür periyotlu maksimum debilerin hesaplanabilmesi için Rasyonel yöntem kullanılmıştır. Ardından bu debilerin taşınabileceği kesitlerin belirlenmesinde ilk yaklaşım olarak Talbot formülü kullanılmıştır. Sanat yapılarının hesaplanan debileri karşılayıp karşılayamayacağı boyut analizleri ile kontrol edilmiştir. Sonuçta üç farklı tekerrür periyodu için her bir sanat yapısının tipi ve nihai boyutları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, LiDAR verisinin orman yolları gibi karmaşık ve eğimli arazide sanat yapısı planlaması için sadece bir alternatif değil, aynı zamanda daha yüksek doğrulukta çözüm önerileri sunan bir kaynak olduğunu göstermektedir. Özellikle taşkın riski yüksek, topoğrafik farklılıkların yoğun olduğu orman yollarında LiDAR verisine dayalı modeller, sanat yapılarının gerek konumsal gerekse hidrolik hesaplamalar açısından daha güvenilir biçimde projelendirilmesine imkân tanımıştır.

Abdullah İlker Esin
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Karaçam ağaçlandırmalarında farklı aralama şiddetlerinin yağışın dispozisyonu, toprak nemi ve toprak suyunun bazı kimyasal özelliklerine etkisi

Bu çalışma, farklı şiddetteki aralama uygulamalarının karaçam (Pinus nigra) plantasyon alanlarında hidrolojik ve kimyasal süreçler üzerindeki etkilerini incelemiştir. Araştırmada yağışın orman ekosistemine giriş yolları olan orman altı yağışı, gövde akışı, toprağa ulaşan yağış, intersepsiyon, ölü örtü akışı, toprak suyu içeriği ve bu akış yollarından elde edilen su örneklerinin kimyasal özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca aralamanın toprak sıcaklığı ve neminde potansiyel değişimlere yol açıp açmadığı da araştırılmıştır. Çalışmada iki farklı aralama uygulaması gerçekleştirilmiştir: Göğüs yüzeyinin %21 azaltıldığı mutedil aralama ve göğüs yüzeyinin %40 azaltıldığı kuvvetli aralama; bunlara ek olarak bir kontrol parseli bırakılmıştır. Her uygulama üçer tekerrürlü olacak şekilde yürütülmüş ve toplam dokuz parselde standart yağış ölçerler, gövde akışı ve ölü örtü akışı toplayıcıları, toprak suyu örnekleyicileri kurulmuştur. Toprak sıcaklığı ve nemi sürekli olarak izlenmiştir. Çalışma Ekim 2020 ile Eylül 2023 tarihleri arasında yürütülmüştür. Bu süre zarfında açık alanlarda yıllık ortalama 349 mm yağış kaydedilmiştir. Bunun %74,7'si kontrol parsellerinde, %80,2'si mutedil aralamada, %83,4'ü ise kuvvetli aralamada orman tabanına ulaşmıştır. Aralama şiddeti arttıkça orman altı yağışı, toprağa ulaşan yağış, ölü örtü akışı ve toprak suyu içeriği artarken, intersepsiyon oranı azalmıştır. Örneklenen suyun pH değerleri incelendiğinde, orman altı yağışın (6,23–6,28) açık alan yağışına (6,35) kıyasla daha asidik olduğu belirlenmiştir. Gövde akışı en düşük pH değerlerini (4,88–5,09) göstermiş, buna karşılık ölü örtü akışı (7,24-7,34) ve toprak suyu (7,53-7,55) örnekleri daha alkali bulunmuştur. Toplam organik karbon (TOC) düzeyleri bütün örnekleme türlerinde aralama uygulamalarına bağlı olarak değişim göstermiş, en yüksek TOC düzeyi ölü örtü akışında saptanmıştır. Yıllık TOC girdisi orman altı yağışında 32–40,8 kg/ha, ölü örtü akışında ise 83,5–118,8 kg/ha aralığında gerçekleşmiştir. Toplam azot (TN) düzeyleri yalnızca gövde akışı ve ölü örtü akışında uygulamalara bağlı farklılık göstermiştir. Ölü örtü akışında yıllık TN girdisi kontrol parsellerinde 6,0 kg/ha, mutedil aralamada 8,6 kg/ha ve kuvvetli aralamada 7,9 kg/ha olarak belirlenmiştir. Orman altı yağışında, açık alan yağışına kıyasla baz katyonlarının (Na⁺, K⁺, Ca²⁺, Mg2+) daha yüksek birikimi görülmüştür. Bunlar arasında Ca2+, hem ölü örtü akışında hem de toprak suyunda baskın katyon olmuş ve en yüksek akış kuvvetli aralama parsellerinde kaydedilmiştir. Toprak sıcaklığı verileri de uygulamalar arasında önemli farklar olduğunu göstermiştir. Ortalama maksimum sıcaklık kuvvetli aralamada 14,37°C, kontrol parsellerinde 14,36°C, mutedil aralamada ise 14,05°C olarak ölçülmüştür. Aylık ve mevsimsel analizler, 20 cm ve 40 cm toprak derinliklerinde toprak neminin kuvvetli aralama parsellerinde kontrol ve mutedil aralama parsellerine kıyasla önemli düzeyde yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Genel olarak, yarı kurak koşullarda yapılan aralama uygulamaları yağışın orman ekosistemine ulaşan miktarını artırmış, en belirgin etki kuvvetli aralamada görülmüştür. Dolayısıyla, karaçam plantasyon alanlarında toprak neminin iyileştirilmesinin hedeflendiği durumlarda kuvvetli aralama etkin bir silvikültürel uygulama olabileceği gibi, nemli ve yarı nemli iklimlerde geleneksel olarak kullanılan dikim aralıklarından daha geniş aralıklarla tesis yapılması da dikkate alınabilir.

Furkan Atalar
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üçpınar (Ilgaz-Ankara) Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları

Ormanlık sahalardan çıkacak olan ürünlerden yarar sağlamak için orman alanlarını en iyi şekilde yönetmek ve süreklilik ilkesine uymak aynı zamanda ekolojik dengeyi bozmamak temel ilkedir. Türkiye ağaç türleri bakımından zengin coğrafyaya sahiptir ve değişik yetişme ortamlarına ev sahipliği yapmaktadır. Saf ormanların yanında, değişik türlerin bir arada bulunduğu farklı kuruluş özelliklerine sahip ormanlara sahiptir. Birden fazla ağaç topluluğunun yer aldığı meşcerelerden faydalanmak için mescereye katılan ağaç türü ekonomik değere sahip olması bakımından önem taşımaktadır. Bu sebeple hem günümüzdeki ormancılık faaliyetlerine ışık tutmak ve devamında, özellikle karışık ormanların devamlılığını gerçekleştirebilmek için, bitki sosyolojisi yöntemleri kullanılarak Üçpınar Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları ve bunların çeşitli silvikültürel özellikleri saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında 13 meşcere kuruluşu belinlenmiş, bu meşcereler silvikültürel özellikler bakımından değişiklikler arz etmektedir. Karışıma en çok katılan tür Sarıçam'dır. Sarıçam türünü sırasıyla Anadolu Karaçamı, Kazdağı Göknarı ve Titrek kavak izlemiştir. Tespit edilen 13 meşcere kuruluşunun 10'u orman amenajman planı ile paralellik göstermiştir. En geniş göğüs yüzeyi Saf Anadolu Karaçam'ında en az Kavak-Sarıçam meşceresindedir. Sarıçam, meşcerenin üst ağaç katında varlık göstermiştir. Bunu Anadolu Karaçamı ve Göknar ağaç türleri takip etmektedir. En kalın çaplar (52Anahtar Kelime: Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü = Ilgaz Forest Management Directorate ; Meşcereler = Stands ; Vejetasyon = ; Çankırı-Ilgaz = Çankırı-Ilgaz

Ilgaz Orman İşletme MüdürlüğüMeşcerelerVejetasyon+1
Emin Arıcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ormancılıkta farklı ölçüm cihazları kullanarak sayısal arazi yüzeyinin hesaplanması ve cihaz performanslarının karşılaştırılması (Çerkeş örneği)

İnsanoğlu kadimden bu yana sürekli olarak bilgiye ihtiyaç duymuştur. Her alanda öne çıkan bu istek ölçme ve fotogrametri alanında da kendini göstermiştir. Bir alanın büyüklüğü, bir objenin eni, boyu ve yüksekliğinin ölçülmesi teknik olarak sürekli değişim göstermiştir. Günümüz teknolojilerinin hızla gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla ölçme ve fotogrametri alanında önemli gelişmeler olmuştur. Bu gelişmeler içerisinde küresel konumlandırma cihazları yersel, havasal ve uydu üzerinden kullanılmak üzere sürekli bir değişim göstermişlerdir. Özellikle yirmibirinci yüzyıl başlarından itibaren Global Positioning System (GPS), mobil telefon, Global Navigation Satellite System (GNSS)- Continuously Operating Reference Station (CORS) ve İnsansız Hava Aracı (İHA) günlük pratik ölçmelerde inşaat, madencilik, havacılık, tarım, orman vb. alanlarda hızla kendine yer bulmuştur. Bu çalışmada farklı ölçüm hassasiyetlerine sahip topoğrafik ölçme cihazlarından GPS, GNSS-CORS, mobil telefon ve İHA cihazları aynı büyüklükteki alan üzerinde ölçüm yapılarak ölçüm süresi, hassasiyet ve haritalandırma açısından kıyaslanmıştır. Ayrıca yaygın olarak başvurulan uzaktan algılama veri seti olan uydu verisi üzerinden aynı alan için sayısal yükseklik değerleri Google Earth yazılımı ortamında hesaplatılarak haritalandırılmıştır. Elde edilen bu farklı ölçüm verileri aynı düzlemde kıyaslamaya tabi tutulmuş ve sonuç olarak Real-time kinematik (RTK) özellikli GNSS-CORS ve RTK-İHA cihazlarının yüksek hassasiyette veri sağladığı ve bunu sırasıyla RTK donanımı olmayan İHA, Google Earth veri seti, mobil telefon ve GPS cihazıyla yapılan ölçüm değerlerinin takip ettiği tespit edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara bakılarak yüksek hassasiyet ve kısa zamanda ölçüm yapılmasını gerektiren çalışmalarda İHA kullanımının daha etkin olduğu hassasiyetin ikinci planda tutulduğu çalışmalarda ise GPS, Google Earth ve mobil telefonla yapılan ölçümlerin kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Arazi değeriArazi yükseklik bilgileriGPS+2
Ali Karaca
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eldivan (Çankırı) karaçam orman alanında zarar yapan çam keseböceği [Thaumetopoea wilkinsoni Tams (Lepidoptera: Notodontidae)]'nin biyolojisi ve zarar durumu

Eldivan (Çankırı) karaçam orman alanında yürütülen ve Ülkemizin önemli orman zararlılarından biri olan Çam Keseböceği [Thaumetopoea wilkinsoni Tams (Lepidoptera: Notodontidae)]'nin biyolojisinin ve zarar durumunun ortaya konulmasının amaçlandığı bu çalışma 2021 ve 2022 yılları arasında yürütülmüştür. Nisan ayında yapılan arazi gözlemlerinde, ÇKB larvalarının henüz karaçam ağaçları üzerindeki keselerde bulunduğu, keseler içerisindeki ÇKB larvalarının Mayıs ayında birbiri ardına sıralı halde çam ağaçlarından pupa olmak üzere toprağa indikleri belirlenmiştir. ÇKB ergileri feromon tuzaklar kullanılarak tespit edilmiştir. 2021 yılında ilk kez 19.08.2021 günü (4 kelebek/tuzak); 2022 yılında ise 06.08.2022 günü (1,3 kelebek/tuzak) feromon tuzaklarda kelebek yakalanmıştır. Feromon tuzaklardaki en yüksek yakalanmalar ise 2021 yılında 16.09.2021 günü (42 kelebek/tuzak), 2022 yılında ise 29.08.2022 günü (27,3 kelebek/tuzak) gerçekleşmiştir. Feromon tuzaklarda tespit edilen en son ÇKB ergini yakalanmaları ise 2021 yılında 21.10.2021 günü (2,3 kelebek/tuzak), 2022 yılında ise 03.10.2022 günü (6 kelebek/tuzak) tespit edilmiştir. Buna göre 2021 yılında 63 günlük periyod boyunca tuzak başına ort. 187 adet, 2022 yılında ise 61 günlük periyot boyunca tuzak başına 112 adet ÇKB ergini yakalanmıştır. Buna göre ÇKB erginlerinin yaklaşık 2 ay boyunca arazide bulunabileceği ortaya konulmuştur.

Taha Yasin Koç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Berdan baraj havzası'nın morfometrik özelliklerinin coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ile belirlenmesi

Bu tez çalışmasının amacı, Berdan Baraj Havzası'nın Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile morfometrik özelliklerinin incelenmesidir. Bu çalışmada sayısal topografya haritaları kullanılarak Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) oluşturulmuştur. SYM üzerinden havza karakteristikleri ve morfometrik haritalar elde edilmiştir. Havzanın çevresi 215,49 km, alanı 953 km2, havzanın uzunluğu 58,44 km, ana akarsu uzunluğu 59,47 km olarak belirlenmiştir. Havzanın en yüksek noktası 3507 m, en alçak noktası 40 metredir. Havzada 3160 m'den yüksek araziler %0,75, 1428 m'den alçak araziler %53,77'dir. Havzada %0-5 derece eğim sınıfı 113 km2 (%11,78), %25+ eğim sınıfı ise 288 km2 (%30,29)'dir. Havzanın bakı durumu incelendiğinde güneydoğu %18, kuzeybatı %7, düz alanlar ise %1'lik kısmı oluşturmaktadır. Havzanın arazi kullanım durumuna bakıldığında 463 km2 (%48,58)'si orman arazisidir. Havza yönetim çalışmalarının temelini ön etüt incelemeleri oluşturmaktadır. Bu araştırma ile Berdan Baraj Havzası'nın bazı morfometrik özellikleri ortaya konmuştur.

Yakup Öz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ormanlık alanda farklı sensör boyutlarına sahip insansız hava araçlarına ait arazi ölçümlerinin karşılaştırılması (Ilgaz örneği)

Bu çalışma, ormancılık alanında farklı sensör boyutlarına sahip insansız hava araçları (İHA) kullanarak arazi ölçümlerinin karşılaştırılmasını incelemektedir. Ormancılık, ağaçların büyümesi, orman yangınları ve ormancılık faaliyetlerinin takibi gibi çeşitli konuları içeren önemli bir sektördür. İHA cihazları ormancılık alanında kullanılan geleneksel ölçüm yöntemlerine alternatif olarak giderek daha fazla benimsenmektedir. Bu çalışmada, farklı sensör boyutlarına sahip İHA cihazları kullanılarak elde edilen aynı alana ait arazi ölçümleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın amacı, farklı sensör boyutlarına sahip İHA cihazlarının ormancılık sektöründe ihtiyaç duyulabilecek ölçümleri yapma yeteneklerini ve ölçüm hassasiyetlerini karşılaştırmaktır. Sensör boyutlarındaki farklılıklar, elde edilen verilerin doğruluğu, çözünürlüğü ve kullanılabilirliği üzerinde etkili olmaktadır. Bu nedenle farklı sensör boyutlarının arazi ölçümleri üzerindeki etkilerini belirlemek için deneysel üç farklı yaklaşım kullanılmıştır. Bu çalışmada İHA cihazlarından elde edilen Sayısal Arazi Modeli (SAM) veri setlerinin kıyaslamasında paired t-testi kullanılarak yapılan değerlendirmede istatistiki açıdan farklı olarak nitelendirilen ölçüm sapmaları tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar ışığında düşük maliyetli ve daha hassas ölçüm yapabilen RTK özellikli İHA cihazlarının kullanımının daha uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu bilgiler ile ormancılık faaliyetlerinin etkinliğini artırmak ve ormancılıkta daha etkin yönetim için teknolojik ortamın avantajlarından faydalanmanın yararlı olacağı düşünülmektedir.

Evren Kabaca
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmangölü (Ilgaz) Orman İşletme Şefliği'ndeki Meşcere Kuruluşları üzerine araştırmalar

Ormanın kuruluşundan gençleştirilmesine kadar geçen sürede ormanda yapılacak müdahale ve işletmenin tümünde ekolojik koşullara uygun davranmak gerekmektedir. Ormanların yetiştirilmesinde ve işletilmesinde temel hedef, bu ekosistemin dengesini ve devamlılığını bozmadan, var olan yetişme ortamı koşullarının elverdiği ölçüde en yüksek miktarda, kalitede ve çok yönlü olarak orman ürünlerinden faydalanmaktır. Silvikültürel çalışmalar, meşcerelere göre değişiklik gösterir. Her meşcerenin belirli özelliklere sahip bir kuruluşu vardır ve bu kuruluş, kendi içinde tamamen homojen olmasa bile, yine de ana nitelikleriyle bir diğer meşcerenin kuruluşundan önemli farklılıklar gösterir. Bu nedenle, silvikültürde öncelikle meşcerenin kuruluşu ortaya konur ve daha sonra o meşcere için uygulanabilecek olan silvikültürel işlemler önerilir. Bu amaçla Ilgaz Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları ve bunların çeşitli silvikültürel özellikleri saptanmıştır. Alınan örnek alanlarda ağaçların yaş, çap, boy, dal miktarları, kapalılıkları ölçülmüştür. Araştırma alanında 7 adet örnek alanda çalışılmıştır ve 5 adet farklı meşcere kuruluşu tespit edilmiştir. Karışıma en çok katılan tür Göknar daha sonra Sarıçam ve Karaçam'dır. Hektarda en fazla ağaç türü Göknar meşcere kuruluşundadır. En kalın çaplar Karaçam meşcere kuruluşlarında tespit edilmiştir. Hacim bazında ise Karaçam meşcere kuruluşu en fazla hacme sahip olan alandır. Göknar meşcerelerindeki bireylerin gövdeleri düzgün ve dalsızdır. Karaçam meşcere kuruluşlarındaki ağaçlardaki bazı yaşlı bireylerin gövdelerinde bozukluklar mevcuttur. Elde edilen verilere göre yapılacak olan silvikültürel müdahalelerin her meşcere için ayrı ayrı ve doğaya uygun şekilde yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

Utku Danış
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çankırı Orman İşletme Müdürlüğü'nde yapılan bazı sıklık bakımı çalışmalarının değerlendirilmesi

Bu çalışma kapsamında, Çankırı Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Eldivan İşletme Şefliği ve Çankırı İşletme Şefliği sınırları içerisinde bulunan doğal ve yapay yolla gelmiş olan Karaçam meşcerelerinde uygulanmış olan sıklık bakımı müdahalelerinin, meşcerenin artım ve büyümeye etkisi araştırılmıştır. 2013-2020 yıllları arasında sıklık bakımı müdahalesi görmüş ve görmemiş alanların çap ve boy artımı üzerindeki değerler karşılaştırılmıştır. Bu gaye ile, belirlenen örnek meşcerelerden 20x20=400 m2 olacak şekilde örnek alanlar alınmıştır. Alınan örnek alanlardaki çap ve boy değerleri ölçülerek istatistiksel olarak analizleri yapılmıştır. Eldivan şefliğinden alınan 10 adet örnek alanda yapılan ölçümler ve istatistiksel analizler sonucunda sıklık bakımı yapılmış 1 ve sıklık bakımı yapılmamış 2, 5 ve 6, 7 ve 8, 9 ve 10 numaralı örnek alanlarda % 95 önem düzeyinde hem çap hemde boy bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu alanlarda sıklık bakımı müdahalesi görmüş alanların lehine sonuçlara varılmıştır yani çap ve boy bakımından artımlar olmuştur. Ancak 3 ve 4 numaralı örnek alanda sadece çap bakımından anlamlı farklılık bulunurken boy bakımından bir farklılık bulunmamıştır. Çankırı şefliğinden alınan 10 adet örnek alanda yapılan ölçümler ve istatistiksel analizler sonucunda sıklık bakımı müdahalesi görmüş 11 ve müdahale görmemiş 12, 13 ve 14, 17 ve 18 numaralı örnek alanlarda % 95 önem düzeyinde hem çap hem de boy bakımından sıklık bakımı müdahalesi görmüş alanların lehine anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ancak, 19 ve 20 numaralı örnek alanda sadece çap bakımından anlamlı farklılık bulunurken boy bakımından bir farklılık bulunmamıştır. 15 ve 16 numaralı örnek alanlarda ise hem çap hem de boy bakımından % 95 önem düzeyinde herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir. Çalışma kapsamında sıklık bakımı müdahalelerinin zamanında ve uygun şiddette yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Şerife Kürtül
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/b maddesi uygulamaları ve sonuçları (Amasya ili örneği)

Bu çalışma, Amasya ili sınırları dâhilinde bulunan orman arazilerinin ne kadarlık kısmının 2/B madde uygulamalarına konu edildiği, bu uygulamaların yapıldığı alanlarda ormana ve 2/B uygulamalarına ilişkin algı ve uygulama sonuçlarının ne olduğuna yönelik tespitler ile karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, anket yöntemi kullanılarak 400 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler tablolaştırılmış ve grafikler hazırlanmıştır. Ayrıca, seçilen değişkenler ile Ki-Kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda Amasya ili 2/B uygulamaları tamamlanmış Aksalur, Bayat, Alakadı, Yassıçal, Yenice, Ümük, Karataş, Yuva, Damudere, Dadıkavakçayırı, Ormanözü, Ziyaret, Çiğdemlik, Aydınca, Durucasu, Ardıçlar, Mahmatlar, Beldağı, Şeyhsadi, Musa, Karsan, Elittekke ve Akyazı köylerinde vatandaşın 2/B uygulamaları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı ancak 2/B arazilerini tarımsal faaliyetlerinde kullandığı, yatırım aracı olarak gördüğü, ata topraklarına sahip çıktığı düşüncesinin hâkim olduğu, gelecek nesillere miras bırakmak istedikleri, gerektiğinde de bu yerler için değerinden fazla ödeme yapma isteğinde oldukları ve geçmişteki tarih değişikliklerini dikkate alarak gelecekteki uygulamalar için beklenti içinde oldukları tespit edilmiştir. Orman varlığı açısından bir tehdit unsuru olan bu algı ve beklentilerin değiştirilmesi adına 2/B uygulamalarına esas olan tarih değişikliklerine son verilmesi, yönetişim ve halkla ilişkilere yönelik eksikliklerinin kitle iletişim araçları giderilmesi ve toplumun orman algısının geliştirilmesi önerilmektedir.

Betül Uysal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Korunan alan yönetiminde katılımcılık: Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı örneği

Çalışmada, ülkemizdeki korunan alanların genel sorunlarının yanı sıra, korunan alanlarda katılımcı ve yerinden yönetim ilkesi benimsenerek, yapılacak koruma ve geliştirme uygulamalarının, çok parçalı bir tarihi milli park olan ve 2015 yılında ilan edilen, Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı örneği üzerinde uygulamaya yönelik tespitler ve çözüm önerileri sunmak hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, Türkiye'deki korunan alanlar, katılımcı yönetim ve halk katılımı konuları değerlendirilmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planının ve Tarihi Milli Park'ın yönetim ve uygulamalarının katılımcı yönetime uygunlu araştırılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı yönetim sisteminin katılımcı yaklaşımlara uygunluğunun değerlendirilmesi için, yöre halkı ve milli park ziyaretçileri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile anket çalışması yapılarak alandaki katılımcı yönetim anlayışı değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda katılımcı yönetimin etkin şekilde uygulanması için öneriler geliştirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Sakarya Meydan Muharebesi, Tarihi milli park, Korunan alan, Katılımcı yönetim

Mehtap Akdoğan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Batı Karadeniz Bölgesi aynı yaşlı saf doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.) meşcerelerinin çeşitli iklim senaryolarına göre meşcere özelliklerinin tahmini ve simülasyonu

Bu çalışmada, ülkemizde önemli bir yayılışa sahip olan asli ağaç türümüz Doğu Kayınının (Fagus orientalis Lipsky.) çeşitli meşcere özelliklerinin farklı iklim senaryolarına göre tahmin edilmesi ve bu özelliklerin simülasyonlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan Bolu, Kastamonu, Zonguldak ve Sinop Orman Bölge Müdürlüklerinin idari sınırları içerisinde yayılış gösteren aynı yaşlı, doğal, saf ve müdahale görmüş, farklı sıklıktaki Doğu Kayını meşcerelerinde, büyüme ve artım özelliklerindeki değişkenliği yansıtacak şekilde farklı meşcere yaşı, verim gücü ve meşcere sıklıklarından alınmış olan toplam 240 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Bu veriler kullanılarak, doğrusal olmayan bir regresyon model yapısında çeşitli tek ağaç ve meşcere özellikleri ile birlikte yıllık ortalama sıcaklık ve yıllık toplam yağış gibi iklim özelliklerini içeren uzaklıktan bağımsız tek ağaç kabuklu çap artımı modeli, lojistik fonksiyona dayanan tek ağaç kuruma modeli, Gompertz (1825)'in doğrusal olmayan model yapısına dayanan meşcere ağaç sayısı modeli ve Schnute (1981) modeline dayanan genelleştirilmiş boy denklemi geliştirilmiştir. Bu modellerden, R yazılım dilindeki "GenSa" paketi kullanılarak, ağaçların çap artımında etkili olan bağımsız değişkenleri içeren doğrusal olmayan regresyon model yapısında yeni bir uzaklıktan bağımsız tek ağaç artım modelinin geliştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında geliştirilen tüm bu alt modellerin büyüme simülatörü sisteminin bir elemanı olarak eş zamanlı olarak çalıştırılabilmesi için, Visual Basic programlama dili kullanılarak, MS Excel programı altındaki Visual Basic Application (VBA) ile bir program oluşturulmuştur. Geliştirilen büyüme simülatörü ile bu alt modellerin birlikte eş zamanlı çalıştırılması sağlanarak örnek alanların 2027, 2032, 2037, 2042, 2047, 2052, 2057, 2062, 2067, 2072, 2077, 2082, 2087, 2092, 2097 ve 2102 yıllarındaki 5 yıllık periyotlarla 16 farklı dönem için meşcere hacmi, göğüs yüzeyi, orta çap, meşcere biyokütlesi ve meşcere karbonu özelliklerinin simülasyon değerleri, Worldclim 2.1'den geleceğe ait iklim senaryolarının veri setleri kullanılarak HadGEM3-GC31-LL küresel iklim modelinin 3 farklı iklim senaryosuna (SSP 126, SSP 245 ve SSP 585) göre tahmin edilmiş ve simülasyon değerleri elde edilmiştir. Bu çalışmada simüle edilen meşcere özellikleri ile iklim özelliklerinde SSP 126, SSP 245 ve SSP 585'ten oluşan iklim senaryolarına göre 0,05 önem düzeyi ile anlamlı farklılıklar belirlenmiş; bu farklılığa ilişkin homojen alt gruplar değerlendirildiğinde; SSP 245 ve SSP 585 iklim ii senaryolarının, meşcere özellikleri bakımından aynı grupta ve benzer olduğu, SSP-126 iklim senaryosunun ise diğer iklim senaryolarına göre daha yüksek değerde meşcere özelliklerine sahip olduğu belirlenmiştir.

BiyoiklimKayın ağacıKayın ormanı
Davut Atar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya ilinde bulunan saf ve karışık karaçam ormanlarında değişen humus tiplerinin morfo-fonksiyonel sınıflandırma ile belirlenmesi

Kütahya ili sınırları içerisinde yer alan ve karışık karaçam ormanlarında humus formlarının dağılımı belirlenmiştir. Humus formlarının dağılımı meşcere gelişim çağı ve karışımı ile değişmiştir. Tüm alanlarda amphi humus tipi baskındır. Orman türü ile ilgili olarak, sonuçlarımız saf karaçam ormanlarında gelişim çağlarına göre Eumacroamphi, Leptoamphi ve Pachyamphi formu baskın iken, Karaçam-Kayın ormanlarında Eumacroamphi, Karaçam-Sarıçam ormanlarında Eumesoamphi baskın formlar olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak humus formlarının dağılımını etkileyen en önemli faktörler ağaç türü, toprak pH'sı ve toprak faunasıdır. Elde edilen veriler karaçam ormanlarında Amphi humus formunun hakim olduğu saf karaçam meşcerelerinde OH(organik horizon) horizonunun inceliğinden dolayı Leptoamphi (OH < 1 cm) ile Eumacroamphi (OH ≥ 1 cm) humus formu, karaçam-kayın ve karaçam-sarıçam karışık meşcerelerinde göreceli kalın OH horizonu nedeni ile Eumesoamphi (OH < 3 cm) ve Pachyamphi (OH ≥ 3 cm) humus formları olduğu belirlenmiştir. Yapılacak diğer çalışmalarda yükselti basamaklarına göre humus formunun belirlenerek özellikle iklimin humus formları üzerindeki etkisi belirlenmeli ayrıca ölüörtü katmanlarının kimyasal içerikleri de belirlenerek humus formu ile ölüörtü katmanlarının kimyasal yapısı hakkında bilgiler elde edilmelidir.

Anadolu karaçamı
Fatih Türk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çamkoru tabiat parkı ve civarı karayosunu florasına katkılar

Yapılan bu çalışmada; Çamkoru Tabiat Parkı ve civarından (Ankara) toplanan 200 karayosunu örneğinin; mikroskop altında teşhis edilmesi sonucunda; 11 familya ve 23 cinse ait 60 takson (tür, alt tür ve varyete seviyesinde) tespit edilmiştir. Takson sayısı bakımından en zengin 5 familya sırasıyla: Grimmiaceae (19) Pottiaceae (8), Brachytheciaceae (8), Bryaceae (8), Orthotrichaceae (5). Takson sayısı bakımından en zengin 5 cins: Grimmia (10), Schistidium (8), Orthotrichum (5), Brachythecium (4) ve Ptychostomum (4) olarak bulunmuştur. Akrokarp taksonlar (45) floranın %75'lik kısmını temsil ederken, pleurokarp taksonlarda bu oran (15) %25'dir.Bu bulgular ışığında; Türkiye için ilk defa kaydı verilen taksonlar şunlardır: Schistidium marginaleH.H. Blom, Bedn.-Ochyra & Ochyra, Schistidium obscurumH.H. Blom, Köckinger & Ignatova. Türkiye'den ikinci defa kaydı verilen takson ise: Schistidium brunnescens Limpr.'dir.

Bryophyta
Özge İmre
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aktif ve pasif uydu görüntüleri kullanılarak saf karaçam meşcerelerinde topraküstü karbonun tahmin edilmesi (elekçamı orman işletme şefliği örneği)

Bu çalışma Sinop Orman Bölge Müdürülüğü, Boyabat Orman İşletme Müdürlüğü, Elekçamı Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yayılış gösteren saf karaçam meşcerlerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında toplam 247 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Envanter verilerinden yararlanılarak her bir örnek alan için topraküstü karbon (TÜK) değerleri hesaplanmıştır. Her bir örnek alan için Landsat 5 TM bant yansıma ve vejetasyon indis, ALOS-PALSAR uydu görüntüsüne ait HH ve HV polarizasyonlarından parlaklık ve geri yansıtım ile örnek alanlara ilişkin eğim, bakı ve yükselti değerleri hesaplanmıştır. TÜK değerleri ile yukarıda açıklanan değişkenler arasındaki ilişkiler çoğul regreyon analizi ile modellenmiştir. Toplam 14 adet model geliştirilmiştir. Geliştirilen model başarıları incelendiğinde, Landsat 5 TM vejetasyon indis, ALOS-PALSAR parlaklık ve geri yansıtım değişkenleri ile eğim, bakı ve yükselti değerlerinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde belirtme katsayısı (R_düz^2=0.655; Sy.x=0.18147) elde edilmiştir.

Erdal Şahan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kralkızı baraj havzası (Diyarbakır) erozyon kontrol çalışmalarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı 2013-2017 yılları arasında yürütülen 'Kralkızı Baraj Havzası Yeşil Kuşak Ağaçlandırma Uygulama Projesi'nin başarı durumunun değerlendirilmesidir. Uygulanan bu havza ıslah projesi kapsamında ağaçlandırma, toprak ve su koruma, yaban hayatı geliştirme ve kırsal kalkınmaya yönelik çalışma faaliyetlerinin, 2024 yılı itibari ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Projenin başarılı ve başarısız yönleri irdelenmiştir. Araştırmada, dikilen fidanların fizyolojik ve morfolojik özellikleri ibreli ve yapraklı türler olarak incelenmiştir. Toprak ve su korumaya yönelik yapılan toprak işleme çalışmaları değerlendirilmiştir. Ayrıca yörede kırsal yöneticiler, yerel halk ili yüz yüze görüşmeler yapılarak projenin bugün ki durumu hakkında bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Proje alanına dikilen kızılçam, antepfıstığı, kızılçam, meşe ve lavanta dikildiği, fidanların genel olarak başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Kuraklık ve olumsuz toprak özellikleri fidan kurumalarına neden olmuştur. Bölgesel olarak derin topraklı ve nispeten nemli alanlarda fidan tutuma başarısı daha yüksektir. Marjinal sahalarda toprak işleme ve fidan dikimi başarısız olmuştur. Yöre halkı projeden oldukça memnun olduklarını ifade etmişlerdir. Yine aynı zamanda kaçak otlatma yapıldığını belirtmişlerdir. Proje değerlendirmesini sonunda tam alanda toprak işleme ve toplu fidan dikimi yerine detaylı etütler sonucunda kısmı alanda çalışmanın ekolojik ve ekonomik başarıyı artıracağı anlaşılmıştır. Yine sahanın koruma altına alınması ile biyoçeşitliliğe önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Arazi ıslahıSu toplama havzası
Bayram Eminoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ağaç hacim tahminlerinin çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri tekniği ile elde edilmesi

Bu çalışmada, Ülkemizin önemli sahip türlerinden olan Sarıçam (Pinus sylvestris L.)'ın Giresun Orman Bölge Müdürlüğü, Koyulhisar Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Sisorta Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yer alan sarıçam meşcerelerindeki ağaçların hacimlerini tahmin etmek üzere tek girişli ve çok girişli ağaç hacim modelleri Çok Değişkenli Uyarlanabilir Regresyon Eğrileri Tekniği kullanılarak geliştirilmiştir. Bu çalışmada ağaçların toplam gövde hacimlerini tahmin etmek üzere kullanılan MARS modellerinin geliştirilmesinde R yazılım dili (R Core Team 2017) ile kodlanmış "Earth" paketi kullanılmış ve eğitimler geliştirilmiştir. Yapılan eğitimler ile tek girişli MARS modeline ilişkin başarı ölçütleri; OMH= 0.06617, HKOK= 0.10524, HKOK%= % 16.93902, AIC= -181.787, BIC= -128.592, Bias= 5.12x10-9, Bias%= % 8.25x10-7, THY= % 9.74x10-7, OMHY= % 10.6510 ve R2= 0.9736 olarak elde edilirken, çift girişli MARS modeline ilişkin başarı ölçütleri ise; OMH= 0.03665, HKOK= 0.06932, HKOK%= % 11.15764, AIC= -216.238, BIC= -163.043, Bias= 4.28x10-6, Bias%= % 0.00069, THY= % 0.00099, OMHY= % 5.8994 ve R2= 0.9885 olarak hesaplanmıştır. Ağaç hacim denklemlerinin geliştirilmesinde geleneksel bir yöntem olan çoğul regresyon modelleri göre daha başarılı sonuçlar verdiği belirlenen MARS modelleri ile hem tek girişli hem de çift girişli hacim tahminlerine ilişkin giderek artan pozitif eğrisel gelişimi gösteren ve bu böylece beklenen büyüme kanuniyetleri ile uyumlu sonuçlar veren bir trend ortaya konulmuştur. Böylece MARS modellerinin başarı durumları yanında büyüme kanuniyetleri ile de çelişmeyen tahminler sunabildiği sonucuna varılmıştır. MARS modellerinde önemli bir konu olan düğüm noktaları da tek girişli tahminlerinde 23 cm, 31 cm ve 38 cm değerleri olarak elde edilirken, çift girişli MARS modeli ile elde edilen ağaç boyu için 12.0815 m'lik boy düğüm noktası ve 19 cm, 32 cm ve 42 cm'lik çap düğüm noktaları elde edilmiştir.

MARS modelleriÇok değişkenli regresyon
Burak Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yarı kurak bölgelerde serpantin topraklarda çölleşme eğiliminin değerlendirilmesi: Korgun/Alpsarı örneği

Çölleşme, özellikle yarı kurak bölgelerde çevresel sürdürülebilirlik için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, risk altındaki alanların doğru bir şekilde belirlenmesi ve korunması önem arz etmektedir. Bu çalışma, Çankırı İli Korgun İlçesi Alpsarı Göleti çevresindeki serpantinli toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerini analiz ederek bölgenin çölleşme eğilimini değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında, çölleşme üzerinde etkili olan toprak özellikleri, iklim verileri (yağış, sıcaklık), bitki örtüsü ve topografik fakörlere ilişkin göstergeler kullanılmıştır. Çalışmada, çölleşme risk değerleri (ÇR) 3,33 ile 6,04 arasında değişmiş ve ortalama 5,09 olarak hesaplanmıştır. Çölleşme riski orta düzeyde değişkenlik göstermiştir. Çevresel duyarlı alan indeksi (ÇDAI) ise 1,37 ile 1,52 arasında değişim göstermiş ve ortalama 1,44 olarak ölçülmüştür. Bu değerler, alanın kritik hassasiyet seviyesinde olduğunu ve serpantinli toprakların doğal özelliklerinin, yarı kurak iklim koşullarıyla birleşerek bölgedeki çölleşme ve erozyon riskini artırabileceğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bitki örtüsünün korunması ve yenilenmesi, eğim kontrolü, suyun etkin yönetimi, tuzluluk ve besin yönetimi gibi öneriler, bölgedeki çölleşme ve erozyon riskini azaltmaya yönelik temel stratejiler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, sürekli izleme programlarının oluşturulması ve yerel halkın toprak koruma konusunda bilinçlendirilmesi, bu hassas alanların korunmasına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, serpantinli toprakların çevresel hassasiyetini ve çölleşme eğilimlerini anlama açısından önemli bir veri seti sunmaktadır.

Ahmet Matur
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tatlıçay Havzasının (Çankırı) erozyon duyarlılık değerlendirmesi

Bu çalışmada, Yenilenmiş Evrensel Toprak Kaybı Eşitliği (YETKE/RUSLE) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yöntemler kullanılarak, Tatlıçay Havzasında toprak erozyon haritası çıkarılmıştır.Sonuç olarak, YETKE yönteminin yağış ve yüzey akışaşındırma enerjisi, toprak erozyon duyarlılığı, eğimuzunluğu ve dikliği ve bitkisel örtü ve ürünyönetimi degişkenleri hesaplanarak, ilgili su toplama havzasına gelmesi olası ortalamatoprak miktarı (ton ha-1 yıl-1) belirlenmiştir. Araştırma, yıllık ortalama 410 mm yağışın, özellikle şiddetli yağışlar sırasında, yıllık 35 MJ mm ha⁻¹ h⁻¹ R faktörü ile toprak erozyonunu şiddetlendirdiği belirlenmiştir. Dik yamaçlar, 0 ile 25 arasında değişen LS faktörünü artırarak bazı bölgeleri daha savunmasız hale getirmektedir. Bölgedeki çeşitli toprak tipleri, ortalama 0,034 olan K faktörü ile erozyon duyarlılığını etkilemektedir. Yoğun bitki örtüsü, C faktörünü 0,01'e düşürerek erozyon riskini azaltırken, yönetilemeyen alanlar C faktörü 1'e kadar çıkabilmekte ve böylece erozyona daha hassas hale getirmektedir. R, K, LS, C ve P faktörlerinin entegrasyonu, havzada yıllık ortalama hektar başına 39,60 ton ha⁻¹ yıl⁻¹ toprak kaybını ortaya koymuştur. Havzanın %92'sinde çok hafif, %7'sinde hafif, %0,18'inde orta, %0,02'sinde şiddetli ve %0,003'ünde çok şiddetli erozyon olduğu belirlenmiştir. Elde edilen verilerhavzanın su erozyonuna karşı hassas olduğunu göstermiştir.

Rabıleh Alı Djama
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de odun hammaddesi üretim tüketim ilişkileri ve ormanların sürdürülebilirliğinin oyun teorisi yaklaşımıyla analizi: Nash dengesi uygulaması

Doğal kaynaklara, özellikle de enerji ve hammaddeye olan bağımlılık, artan taleple birlikte ormanlar üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Ormanların sürdürülebilir kullanımı hem çevresel bütünlüğün ve hem de sosyo-ekonomik dengenin korunması için hayati önem taşımaktadır. Tarihi süreçte, enerji krizleri, artan fosil yakıt maliyetleri ve doğal kaynakları yönetmedeki zorluklar, ormancılık politikalarını önemli ölçüde etkilemiştir. Son yıllarda, yükselen enflasyon ve artan ithalat maliyetleri yerli odun hammaddesine olan talebi daha da artırmıştır. Bu durum, Türkiye'nin doğal ormanları üzerindeki bu artan baskı daha sürdürülebilir orman yönetimi politikalarına doğru bir yönelimi gerekli kılmıştır. Bu tez, stratejik karar vermeyi metodolojik bir araç olan oyun teorisini kullanarak, Türkiye ormanlarının en iyi koşul ve akılcı kullanımını temsil eden Nash dengesini/dengelerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Türkiye ormanlarının sürdürülebilir yönetiminden sorumlu olan Orman Genel Müdürlüğü birinci oyuncu olarak konumlandırılırken, odun hammaddelerinin başlıca tüketicisi olan Orman Ürünleri Sanayi ikinci oyuncu olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma, her iki oyuncu için stratejilerin ve buna karşılık gelen getirilerin belirlenmesi yoluyla, Türkiye'nin orman kaynaklarının korunmasına ve etkili yönetimine katkıda bulunmak amacıyla sürdürülebilir ormancılık politikaları kapsamında bir Nash dengesinin nasıl sağlanabileceğini araştırmaktadır. Bulgular, çeşitli bölge ve işletme müdürlükleri arasında esneklik faktörlerinin de dahil edilmesiyle, belirlenen altı farklı stratejinin farklı kombinasyonlarının, Türkiye ormancılığındaki optimum üretim miktarını belirlemede Nash dengesi olabileceğini göstermektedir. Bu Nash dengesi ile özellikle, üretim/artım oranının %16,6 ile %50 arasında kalmasının doğal ormanlardan hammadde üretiminde, daha sürdürülebilir orman işletmeciliği yapılabileceği belirlenmiştir.

Hüseyin Çalışkan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya ili karaçam ormanlarında bakının humus tipleri üzerine etkisi

Kütahya ili sınırları içerisinde yer alan karaçam ormanlarında farklı bakının humus formlarının dağılımı üzerine etkisi belirlenmiştir. Humus formlarının dağılımı meşcere gelişim çağı ve bakı ile değişmiştir. Tüm alanlarda amphi humus tipi baskındır. Orman türü ile ilgili olarak, sonuçlarımız saf karaçam ormanlarında gelişim çağlarına göre Eumacroamphi, Leptoamphi ve Pachyamphi formunun baskın olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak humus formlarının dağılımını etkileyen en önemli faktörler ağaç türü, toprak pH'sı ve toprak faunasıdır. Elde edilen veriler karaçam ormanlarında Amphi humus formunun hakim olduğu kuzey ve güney bakılar arasında humus tipleri bakımından farklılık olduğunu göstermiştir. Kuzey bakıdaki karaçam meşcerelerinde, Çkb ve Çkc gelişim çağında Eumacroamphi (OH ≥ 1 cm), Çkd gelişim çağında ise Eumesoamphi (OH <3 cm) belirlenirken güney bakıda Çkb gelişim çağında Eumesoamphi (OH <3 cm), Çkc gelişim çağında Leptoamphi (OH < 1 cm), Çkd gelişim çağında ise Eumacroamphi (OH ≥ 1 cm) humus tipi belirlenmiştir. İleride yapılacak çalışmalarda ölüörtü korizonlarının kimyasal yapıları ile meşcere gelişim çağı, kapalılık ve yetişme ortamı arasındaki ilişkiler belirlenmelidir.

İzzet Akgün
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentlinin biyolojik çeşitlilik algısı: Ankara ili örneği

Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekolojik, sosyo-ekonomik, politik ve kültürel dinamiklerin bir kombinasyonunu içeren çok boyutlu bir süreçtir. Bu süreçte gelir düzeyi, eğitim seviyesi, kaynaklara olan ihtiyaç, kaynak kullanım ve tüketim alışkanlıkları, toplumsal algı ve farkındalık, yerel geleneksel bilgi gibi faktörler belirleyici bir rol oynamaktadır. Bireylerin ve toplumun biyolojik çeşitlilik konusundaki duyarlılığı, koruma çabalarının etkinliğini doğrudan etkilemektedir. Bu tez çalışması kapsamında, Ankara ili örneğinde toplumun biyolojik çeşitlilik algısı yüz yüze anket yöntemiyle incelenmiştir. Anketler aracılığıyla, 400 katılımcıdan toplanan veriler, bireylerin biyolojik çeşitliliğe yönelik algısının cinsiyet, yaş, gelir düzeyi ve eğitim durumu gibi sosyo-demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Bulgular, yaş arttıkça bireylerin biyolojik çeşitliliğe yönelik bilgi ve ilgilerinin arttığını, gelir düzeyindeki artışın ise bireylerin daha bilinçli ve duyarlı bir yaklaşım sergilemesine katkı sağladığını göstermektedir. Ayrıca, eğitim seviyesi arttıkça bireylerin, doğrudan koruma tedbirlerinden ziyade bilinçlendirme çalışmalarının daha etkili olduğu yönünde görüş bildirdiği görülmüş, dolayısıyla, koruma tedbirlerinin artırılmasından ziyade toplumun bilinçlendirilmesine doğru evirilen bir yönelim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ankara ili özelinde, bireylerin biyolojik çeşitliliğe yönelik algısını ortaya koyan bu çalışma bulguları, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik stratejiler geliştirilirken dikkate alınması gereken başlıca faktörlerin; cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi ve gelir gibi sosyo-demografik faktörler olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bölgede, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaların etkililiğinin arttırılması için bu faktörlerin ayrı ayrı ele alınması ve bu doğrultuda planlamaların yapılması önerilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Orman, toplum, algı, biyolojik çeşitlilik, Ankara

Orman ekonomisiOrman hukukuOrmancılık politikaları
Umut İmal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı yıllarda toplanan bazı Anadolu karaçamı (Pinus nigra arnold.) orijinlerine ait tohumlarda erken kuraklık testi

Bu çalışmada, Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold.) tohumlarında farklı su stresi seviyelerinin çimlenme değerlerine olan etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, Denizli ve Kütahya orijinlerinden elde edilen tohumlar üzerinde tohumların morfolojik özellikleri (bin dane ağırlığı ve rutubet yüzdesi) ile çimlenme yüzdesi (ÇY), oransal çimlenme yüzdesi (OÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) değerleri analiz edilerek kuraklığa dayanıklı orijinlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tohum morfolojik özelliklerine ait bulgularda, Denizli orijininin bin dane ağırlığının 15.2-22.9 gr. arasında, rutubet yüzdesinin ise %6.5-8.3 arasında değiştiği; Kütahya orijininin bin dane ağırlığının 20.4-23.7 gr. ve rutubet yüzdesinin %8.1-9.3 aralığında olduğu belirlenmiştir. Tohumlara uygulanan su stresi seviyeleri Polietilen Glikol (PEG)-6000 solüsyonu ile 0, -0.2, -0.4, -0.6 ve -0.8 MPa olarak düzenlenmiştir. Çimlenme testleri, üç farklı saklama süresi (2, 4 ve 8-9 yıl) boyunca gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, su stresi seviyesi arttıkça çimlenme yüzdesi, oransal çimlenme yüzdesi ve çimlenme hızında bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle -0.6 MPa ve üzeri su stresi seviyelerinde bu azalmaların belirginleştiği anlaşılmıştır. Orijinler arasında çimlenme değerleri (OÇY ve ÇH) bakımından su stresi seviyelerinde istatistiksel farklılıkların bulunduğu belirlenmiştir. Ancak, saklama süresinin çimlenme değerleri (OÇY ve ÇH) üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Denizli ve Kütahya orijinlerinin su stresine verdikleri tepkiler benzer olsa da, Kütahya orijinine ait tohumların Denizli orijinine kıyasla daha yüksek ÇY ve OÇY değerleri sergilediği belirlenmiştir. Bu bağlamda, Kütahya orijini kuraklık stresine daha dayanıklı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Anadolu karaçamı orijinleri arasında kuraklığa dayanıklılık bakımından tür içi bir varyasyon olduğunu ortaya koymaktadır. Kuraklığa daha dayanıklı olduğu belirlenen orijinlerin, kurak ve yarı kurak bölge ağaçlandırmalarında kullanılması önerilmektedir.

Gizem Kılıç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saf kızılçam meşçerelerinde sentinel-2 uydu görüntüsü kullanılarak bazı meşçere parametrelerinin tahmin edilmesi (serik orman işletme şefliği örneği)

Bu çalışmanın amacı, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Serik Orman İşletme Müdürlüğü, Serik Orman İşletme Şefliği sınırlarında yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde bazı meşcere parametrelerinin Sentinel-2 ve GEDI (Global Ecosystem Dynamics Investigation) uydu görüntülerinden hesaplanan değişkenlerle tahmin edilmesidir. Çalışmada toplam 188 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Örnek alan verileri kullanılarak her bir örnek alana ilişkin meşcere hacmi, göğüs yüzeyi, meşcere ağaç sayısı ve orta çap hesaplanmıştır. Örnek alanlara ilişkin Sentinel-2 uydu görüntüsünden bant reflektans ve vejetasyon indis değerleri, GEDI verisinden ise meşcere örtüsü yüksekliği verileri hesaplanmıştır. Daha sonra meşcere parametreleri ile uydu görüntülerinden elde edilen veriler arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi ile modellenmiştir. Elde edilen model sonuçları incelendiğinde, meşcere hacmi için en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0,345) vejetasyon indis ve GEDI verisinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde, benzer şekilde meşcere göğüs yüzeyi için en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0,285) vejetasyon indis ve GEDI verisinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde, meşcere ağaç sayısı için en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0.288) bant reflektans ve vejetasyon indis verilerinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde ve meşcere orta çapı için ise en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0.169) bant reflektans, vejetasyon indis ve GEDI verisinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde bulunmuştur. Bu çalışmada meşcere parametrelerinin tahminine yönelik geliştirilen modellerin model belirtme katsayılarının düşük olduğu görülmüştür.

Fatih Tunç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saf kızılçam meşcerelerinde topraküstü biyokütle ile yaprak alan indeksi arasındaki ilişkilerin modellenmesi (Sarıyayla orman işletme şefliği örneği)

Bu çalışma, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü, Anamur Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Sarıyayla Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada toplam 257 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Örnek alan verilerinden yararlanılarak her bir örnek alanın topraküstü biyokütle (TÜB) değeri Şahin (2015) tarafından saf kızılçam meşcereleri için geliştirilen tek girişli denklem kullanılarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak (ocak ayı hariç) Sentinel-2 uydu görüntüleri kullanılarak her bir ay için yaprak alan indeksi (YAİ) görüntüleri üretilmiştir. Daha sonra her bir örnek alan, YAİ görüntüleri üzerine aktarılarak her bir ay için örnek alanlara ait YAİ'ye ilişkin maksimum, minimum, ortalama, toplam, değişim aralığı ve standart sapma değişken değerleri hesaplanmıştır. TÜB ile her bir ay ve tüm aylara ilişkin elde edilen YAİ değişkenleri arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi ile modellenmiştir. Toplam 12 adet çoğul regresyon modeli geliştirilmiştir. Aylara göre geliştirilen çoğul regresyon modellerine ilişkin model belirtme katsayısı 〖(R〗^2) 0,10 ile 0,178 arasında değişmektedir. Buna karşın tüm aylara ilişkin verilerin yer aldığı modelde ise R^2 değeri 0,444 olarak bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında geliştirilen regresyon modellerinin saf kızılçam meşceleri için kullanılabilir seviyeye ulaşabilmesi, bu amaç doğrultusunda yapılacak daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.

Serkan Yayla
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu karaçamı meşcereleri için orman vejetasyon simülatörü'nün (OVS) geliştirilmesi: çakü araştırma ve uygulama ormanı örneği

Bu çalışmada, Ülkemizde önemli bir yayılışa sahip olan asli ağaç türümüz Anadolu Karaçamının ((Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) ÇAKÜ Araştırma ve Uygulama Ormanı'ndaki meşcerelerinin çeşitli özelliklerinin tahmin edilmesi amacıyla Orman Vejetasyon Simülatörünün geliştirilmesi ve bu simülatöre ilişkin uygulamaların güncel ve yaygın kullanım alanı olan MS Excel programı altında çalışan Visual Basic Application (VBA) ile kodlanmış bir program yardımıyla gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Şenyurt vd. (2017) tarafından 2016 yılında ölçülmüş 61 adet örnek alan verisi kullanılmış, geçmişi 1973 yıllında geliştirilen Prognosis simülatörüne dayanan ve Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamında ve Kanada'nın da belli bölgelerinde yaygın bir kullanım alanı bulmuş Orman Vejetasyon Simülatörünün (Forest Vegetation Simulator, FVS) modelleme yaklaşımı esas alınmıştır. Tek ağaç çap artım değerlerini tahmin eden bir uzaklıktan bağımsız tek ağaç çap artım modelini temel alan (çekirdek model) bir yaklaşımla, ayrıca ağaçların kuruma durumunu ortaya koyan bir lojistik model ile meşcere ağaç sayısı modeli ve ağaçların çap-boy ilişkilerinin tahmin edilmesine ilişkin alt modeller geliştirilmiş, bu geliştirilen alt modellerin bir arada eş zamanlı kullanımı ile simülatörün çalışması sağlanmıştır. Uzaklıktan bağımsız çap artım modelinin tüm parametreleri en az p<0.05 düzeyinde anlamlı olan bu modelin başarı ölçüt değerleri; Hata Karelerin Ortalamasının Karekökü (HKOK), 0.8140 cm; Yüzde Hata Kareler Ortalamasının Karekökü (HKOK%), % 38.4578; Yüzde Ortalama Hata (Bias%), %0.2614 ve Belirtme Katsayısı (R2), 0.7044 olarak elde edilmiştir. Çalışma alanındaki Anadolu Karaçam meşcerelerinin çeşitli özelliklerini tahmin etmek üzere 2016'dan itibaren 10 yıl ara ile 2026, 2036, 2046, 2056, 2066, 2076, 2086 ve 2096 yıllarında olmak üzere 8 farklı periyot için meşcere özelliklerinin simülasyonları elde edilmiştir.

Doğrusal olmayan regresyonÇok değişkenli regresyon
Gamze Coşkun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir ilinde arazi kullanımının zamansal değişimi ve açık maden sahalarının ekosisteme etkileri

Bu çalışma Eskişehir İlinde arazi kullanımının zamansal değişimi ve Eskişehir arazisinde açık maden sahalarının ekosisteme etkilerini ortaya koymaya çalışmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma alanı olarak seçilen Eskişehir tarihi, doğası, kültürel ve sosyal ortamı, eğitim ve sanayi durumu, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile ön plana çıkan Türkiye'nin önemli şehirlerinden biridir. Eskişehir'in yaklaşık %40' ı tarım, %30' u orman ve %20' si mera arazilerinden oluşmaktadır. Eskişehir yer altı kaynakları bakımından oldukça zengin bir bölge olarak değerlendirilmektedir. İlin önemli yer altı kaynakları arasında bor, manyezit, lületaşı gibi bazı madenler ile içme suyu olarak da kullanılan kalabak suyu ve çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılan jeotermal kaynaklar bulunmaktadır. Çalışmada genellikle literatür taraması sonucu elde edilen veriler ve ilgili kurumlardan yüz yüze görüşmeyle veya internet sitelerinden temin edilen güncel bilgiler tezde kullanılmıştır. Çalışma, uydu görüntüleri, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak arazi kullanım sınıflarını analiz etmekte ve mekânsal boyutlarını ortaya koymaktadır. Çalışmada özellikle tarım alanları, ormanlık bölgeler ve madencilik faaliyetlerinin kapsamı ile bu faaliyetlerin doğal ekosistemlere olan etkileri ele alınmaktadır. Sonuç olarak madenlerin arama, çıkarma, işletme ve sonrası dönemleri ile kullanımları sırasında ortaya çıkabilen olumsuz durumların, ekosisteme ve canlı hayatına etkileri göz önüne alınarak konunun çözümü için çeşitli öneriler sunulmakta, madencilik faaliyeti sonrası rehabilitasyonun önemi vurgulanmakta ve maden sahalarının ekosisteme yeniden kazandırılması için izlenebilecek yollar önerilmektedir.

Ali Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tatlıçay Deresi (Çankırı) su kalitesinin mevsimsel değişimi

Bu araştırmanın amacı Tatlıçay deresi suyunun su kalitesi parametrelerinin mevsimsel değişiminin araştırılmasıdır. Böylece suyun kullanım amaçlarının uzun dönemli planlanmasında veri alt yapısı oluşturulacak, planlamacılara öneriler belirlenecektir. Tatlıçay, Çankırı ili merkezinden geçerek Acıçay deresine birleşmektedir. Tatlıçay sulama ve rekreasyon amaçlı olarak kullanılmaktadır. Akarsuyun havzasında yerleşim, tarımsal faaliyetler, sanayi tesisleri, ormanlık alanlar ile şiddetli erozyona uğramış bölgeler bulunmaktadır. Tüm bu havza karakteristiklerine bağlı olarak akarsuyun debisi mevsimsel olarak büyük değişiklikler gösterebilmektedir. Bu durum su kalitesi özelliklerini doğrudan etkilemektedir.

Ambassa Alı Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makine öğrenmesi ile uydu görüntüleri üzerinden mekansal ve zamansal değişimin bulut tabanlı google earth engine kullanılarak değerlendirilmesi (Zonguldak örneği)

Arazi örtüsü değişimlerinin tespiti ve izlenmesi, ekosistemlerin dinamiklerini anlamak ve doğal kaynakları etkin bir şekilde yönetmek için çok önemlidir. Özellikle Google Earth Engine (GEE) gibi platformlar aracılığıyla makine öğrenmesi tekniklerindeki son gelişmeler, arazi örtüsü sınıflandırmasının doğruluğunu ve verimliliğini önemli ölçüde artırmıştır. Bu çalışma, 2015 ve 2024 yılları için arazi örtüsünü haritalamak için GEE platformu içindeki Sentinel-2 görüntülerini ve Random Forest algoritmasını kullanmaktadır. Sonuçlar, öncelikle tarım ve kentsel alanların genişlemesinden kaynaklanan orman alanında 2015'teki 49.628,51 hektardan 2024'te 48.363,62 hektara bir düşüş olduğunu göstermektedir. Tarım arazileri 2015'teki 7.223,45 hektardan 2024'te 7.869,61 hektara çıkarken, aynı dönemde kentsel alanlar 8.516,49 hektardan 9.116,39 hektara çıkmıştır. En yüksek arazi örtüsü geçişi, 2.582,14 hektarlık bir değişimle ormandan tarım arazisine doğru gözlemlendi. Bu çalışma, makine öğrenimi ve uydu tabanlı verilerin entegrasyonu sayesinde son yıllarda arazi örtüsü sınıflandırmasının dinamik doğasını vurgulamaktadır. Bulgular, sürdürülebilir arazi yönetimi ve çevre koruma için sürekli arazi örtüsü izlemenin önemini vurgulamaktadır.

Arazi kullanımıRastgele ormanlarUzaktan algılama
Adem Uzun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saf kızılçam meşcerelerinde bazı meşcere parametreleri ile yaprak alan indeksi değerleri arasındaki ilişkilerin modellenmesi (Güngören Orman İşletme Şefliği örneği)

Günümüzde orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, ekolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel açılardan büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, orman ekosistemlerinin yapısal özelliklerinin doğru, hızlı ve geniş alanlarda izlenmesine olanak sağlayan uzaktan algılama teknolojileri önemli bir araç haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü, Anamur Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Güngören Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde bazı meşcere özelliklerinin, Yaprak Alan İndeksi (YAİ) değişkenleri kullanılarak tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Toplam 238 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Örnek alan verileri kullanılarak her bir örnek alanın meşcere ağaç sayısı (adet/ha), göğüs yüzeyi (m2/ha), hacmi (m3/ha) ve orta çapı (cm) hesaplanmıştır. Ayrıca her bir örnek alan için Sentinel-2 uydu görüntüsünden elde edilen YAİ'ye ilişkin değişken değerleri hesaplanmıştır. Daha sonra meşcere özellikleri ile YAİ değişkenleri arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi ile modellenmiştir. Elde edilen model sonuçları incelendiğinde meşcere orta çapı ile istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmazken, meşcere ağaç sayısı ile R_düz^2=0,519; Sy.x=136,2 adet/ha, meşcere hacmi ile R_düz^2=0,377; Sy.x=74,7 m3/ha ve göğüs yüzeyi ile R_düz^2=0,112; Sy.x=15,5 m2/ha düzeyinde ilişkiler bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, Sentinel-2 uydu görüntüsünden elde edilen YAİ değişkenlerinin özellikle meşcere ağaç sayısı ve hacmi gibi meşcere özelliklerin tahmininde anlamlı ilişkiler göstermesi, bu verilerin orman envanteri çalışmalarında destekleyici bir araç olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.

Fatih Lort
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toprak kalitesi kavramı ve değerlendirilmesinde kullanılan yenilikçi yaklaşımlar (2010-2024)

Her bilimsel ilerleme, önceki araştırmalara dayanarak yaklaşımları geliştirmeye, boşlukları doldurmaya ve yeni bakış açıları keşfetmeye olanak tanır. Toprak da sürdürülebilirlik, toprağın korunması, çevre sağlığı ve gıda güvenliği açısından toprak kalitesinin izlenmesi son derece önemlidir. Toprak kalitesi terimini açıklamak için toprağın işlevlerini yeterince bilmek ve toprak özelikleri ile toprak kalitesi arasındaki ilişkiyi anlamak son derece önemlidir. Bu tez çalışmasında, toprak kalitesi kavramı ve 2010–2024 yılları arasında bu kavramın değerlendirilmesinde kullanılan yenilikçi yaklaşımlar kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Toprak kalitesi, tarımsal verimlilik, ekosistem sürdürülebilirliği ve çevresel sağlık açısından kritik bir göstergedir. Geleneksel değerlendirme yöntemlerinin yanı sıra, son yıllarda gelişen teknolojiler ve disiplinlerarası analiz teknikleri ile toprak kalitesinin daha doğru ve bütüncül bir şekilde belirlenmesi mümkün hale gelmiştir. Bu bağlamda tezde, biyolojik, kimyasal ve fiziksel göstergelere dayalı değerlendirme kriterleri ile uzaktan algılama, yapay zekâ, makine öğrenimi, coğrafi bilgi sistemleri (CBS), çok kriterli karar analizleri (MCDA) gibi teknolojik yeniliklerin toprak kalite analizlerine entegrasyonu ele alınmıştır. Ayrıca, karbon döngüsü, mikrobiyal çeşitlilik, biyoindikatör kullanımı ve toprak sağlığı indeksleri gibi yeni parametrelerin değerlendirmelerde nasıl kullanıldığı tartışılmıştır. Literatür taramasına ek olarak, belirli pilot bölgelerde yapılan uygulamalı analizlerle yeni yöntemlerin doğruluk ve etkinlik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, toprak kalitesinin değerlendirilmesinde çok disiplinli yaklaşımların önemini ortaya koymakta ve sürdürülebilir toprak yönetimi stratejileri için bilimsel bir temel sunmaktadır.

Toprak işlemeToprak kalitesi
Assıa Mohamed Youssouf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ ili, Şarköy ilçesi'nin coğrafi bilgi teknolojileri kullanılarak heyelan duyarlılık haritasının hazırlanması

Tekirdağ İli, Şarköy İlçesi, jeolojik ve morfolojik yapısı heyelan afetleri bakımından oldukça hassas bir bölge olmakla beraber, pek çok heyelan afetine de maruz kalmıştır. Bu çalışmada Maden Teknik Arama Enstitüsü tarafından belirlenen 104 heyelan alanından elde edilen, litolojik, yükseklik, eğrisellik, bakı ve eğim bilgilerinden yola çıkılarak Şarköy İlçesi'nin heyelan duyarlılık haritası hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında 104 heyelan alanı 1161 noktaya dönüştürülmüş, elde edilen bu noktaların %75'ine karşılık gelen 871 nokta haritanın oluşturulmasında, %25'ine karşılık gelen 290 nokta ise doğrulanmasında kullanılmıştır. Hazırlanan heyelan haritası heyelan duyarlılıklarına göre çok düşük, düşük, orta yüksek ve çok yüksek olarak 5 kategoriye ayrılmıştır. Hazırlanan heyelan duyarlılık haritasının doğrulanmasında kullanılan 290 nokta %72'si yüksek ve çok yüksek alanlara, %23'ü orta heyelan duyarlılığına sahip alanlara, %5'i ise düşük ve çok düşük heyelan duyarlılığına sahip alanlara karşılık gelmiştir.

Esra Doğdu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak orman depo yeri ihtiyacının karşılanması için lokasyon uygunluk analizi

Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) teknolojileri, çevresel kaynak yönetimi, doğal afet izleme, ekosistem takibi ve sürdürülebilir kalkınma için önemli araçlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu teknolojiler, mekansal verilerin verimli bir şekilde toplanmasını, işlenmesini ve analiz edilmesini sağlayarak, karmaşık karar verme süreçlerinin doğruluğunu ve etkinliğini artırmaktadır. Ormanlarda, orman ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi öne çıkan bir amaç olmasının yanı sıra uygun depolama alanlarının belirlenmesi hem ekonomik verimlilik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Ankara Orman Bölge Müdürlüğü, Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü, Kurşunlu Orman İşletme Şefliği sorumluluk sahasında, orman depolama alanlarının yer seçim uygunluğunun belirlenmesinde CBS ve UA tekniklerinin kullanımı ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımı çerçevesinde Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) uygulanan bu çalışmada, arazi kullanımı/örtüsü, eğim, yollara, korunan alanlara, yerleşim ve mevcut depolama alanlarına uzaklık olmak üzere toplam altı faktör üzerinden çevresel, lojistik ve sosyo-ekonomik faktörler birleştirilmiştir. Mekansal verilere Ağırlıklı Bindirme yöntemi uygulanarak, karar verme süreçlerini görsel olarak destekleyen uygunluk haritaları oluşturulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, çalışma alanının yaklaşık %64,88'inin orman depolaması için oldukça uygun olduğunu, optimal yerlerin düşük eğim, yol ağlarına yakınlık ve hassas ekolojik alanlardan uzaklıkla karakterize edildiğini göstermiştir. Bu çalışma, sürdürülebilir orman yönetimi için CBS, UA ve AHS entegrasyonunun potansiyelini vurgulayarak orman kaynaklarının yönetiminde mekansal karar verme için sistematik bir yaklaşım sunmuştur.

Bilge Kağan Şeker
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saf kızılçam meşcerelerinde uydu görüntüleri kullanılarak topraküstü biyokütlenin tahmini (Çetibeli orman işletme şefliği örneği)

Bu çalışmanın amacı, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü, Çetibeli Orman İşletme Şefliği sınırlarında yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde topraküstü biyokütle miktarının Sentinel-2 uydu görüntülerinden hesaplanan değişkenlerle tahmin edilmesidir. Çalışmada toplam 156 adet örnek alan verisi kullanılmış, her bir örnek alanın topraküstü biyokütle miktarı hesaplanmış, Sentinel-2 uydu görüntüsünden bant reflektans, vejetasyon indis ve tekstür değerleri elde edilmiştir. Stepwise çoğul regresyon analizi ile geliştirilen dört farklı modelin performans değerlendirmelerinde düzeltilmiş belirtme katsayısı (R2düz) ve standart hata (Sy.x) kriterleri kullanılmıştır. Sadece bant reflektans verilerinin kullanıldığı Model 1'de R2düz =0,218 ve Sy.x=3,83; sadece vejetasyon indislerinin kullanıldığı Model 2'de R2düz =0,328 ve Sy.x=3,61;tekstür verilerinin kullanıldığı Model 3'te R2düz =0,550 ve Sy.x=2,91; bant reflektans, vejetasyon indis ve tekstür verilerinin birlikte kullanıldığı Model 4'te ise en yüksek başarı R2düz =0,605 ve Sy.x=2,72 olarak elde edilmiştir. Bu sonuçlar, tekstür özelliklerinin modele dahil edilmesinin tahmin doğruluğunu artırdığını ve uzaktan algılama verilerinin yersel ölçümlerle birlikte topraküstü biyokütle tahmininde etkin şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.

Erhan Yartım
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orman yangını sonrası bozulan alanların yeniden bitkilendirilmesi: nallıhan ve bozyaka orman işletme şefliği örneği

Bu yüksek lisans tez çalışmasında, 2020 yılında çıkan orman yangını sonrası bozulan alanların yeniden ağaçlandırılması kapsamında, Ankara ili sınırlarında yer alan Bozyaka ve Nallıhan Orman İşletme Şeflikleri'nde alınan örnek alanlarda Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arn.) fidanlarının gelişimi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, farklı toprak işleme yöntemleri (teras ve dozer sürümü), yükselti basamakları (800–1350 m) ve bakının (kuzey, kuzeydoğu, güney, güneydoğu) fidan gelişimi üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bu kapsamda, toplam 30 Örnek Alan oluşturulmuş ve her bir alanda yer alan fidanların boy ve kök boğazı çap ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, fidan boyu ve çap verileri belirlenen örnek alanlara göre analiz edilmiş ve elde edilen veriler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile test edilmiştir. Sonuçlara göre, Bozyaka Orman İşletme Şefliği'ndeki fidanlar, Nallıhan Orman İşletme Şefliği'ne kıyasla morfolojik olarak daha iyi gelişim göstermiştir. Özellikle kuzey bakıya sahip, 1100 m rakımdaki ve teras yöntemiyle işlenmiş alanlarda 2+0 yaşındaki fidanların daha iyi gelişim gösterdiği bulunmuş olup, fidanların boy ortalaması 62,02 cm, kök boğazı çapı ise 2,46 mm ölçülmüştür. Buna karşılık, dozerle işlenmiş, güneydoğuya bakan ve 1300 m üzeri rakımlardaki alanlarda gelişim değerleri oldukça düşük bulunmuştur. Çalışma, yangın sonrası ağaçlandırma uygulamalarında saha özelliklerinin dikkate alınarak planlama yapılmasının fidan gelişimi açısından kritik olduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçların, benzer ekolojik koşullarda gerçekleştirilecek çalışmalara yol gösterici nitelikte olduğu düşünülmektedir.

Orman yangınları
Hakan Ekmekci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsansız hava aracı ile üç boyutlu arazi modeli oluşturulması ve orman yolu projelendirmesinde kullanım olanakları (Bolu örneği)

Bu çalışmada, İnsansız Hava Araçları (İHA) ile elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntülerden üç boyutlu sayısal arazi modeli (SAM) üretilmiş ve bu modellerin orman yolu projelendirme sürecinde kullanım olanakları araştırılmıştır. Çalışma alanı, Bolu Orman Bölge Müdürlüğü, Göynük Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan 300 m uzunluğundaki bir orman yolu güzergâhıdır. Bu çalışmada DJI Phantom 4 Pro RTK modeli kullanılarak 2019 (yapım öncesi) ve 2025 (yapım sonrası) yıllarına ait iki farklı uçuş gerçekleştirilmiştir. Elde edilen görüntüler Pix4D Mapper yazılımında işlenerek ortofoto, yoğun nokta bulutu, sayısal yüzey modeli (SYM) ve SAM üretilmiştir. Elde edilen veri setleri ArcGIS 10.3 ile mekânsal analizler yapılmış, elde edilen veriler AutoCAD Civil 3D ortamına aktarılmış ve Orman Genel Müdürlüğü standartlarına uygun yol projelendirme süreci benimsenmiştir. Elde edilen bulgulara göre İHA tabanlı fotogrametrinin kısa sürede yüksek doğruluklu veri sağladığını göstermektedir. SAM üzerinden yapılan analizler sonucunda yol güzergâhı için toplam 1021.21 m³ kazı ve 980.74 m³ dolgu hesaplanmış, yaklaşık 40.47 m³ kazı fazlası belirlenmiştir. Bu değerler, sahada inşa edilen yolun B tipi tali orman yolu standartlarına uygun olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca CBS ve CAD entegrasyonu sayesinde güzergâh planlamasının daha hızlı, maliyet etkin ve çevresel açıdan daha sürdürülebilir olduğu görülmüştür. İHA destekli arazi modelleme yaklaşımı, geleneksel yöntemlere kıyasla daha hassas ve verimli sonuçlar sunmakta, doğal kaynak yönetiminde ve sürdürülebilir orman yolu planlamasında önemli bir alternatif oluşturmaktadır.

Aşkın Ozan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırıkkale yöresi Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) ve toros sediri (Cedrus libani A. Rich.) ağaçlandırma sahalarında malçlamanın bazı morfolojik ve fizyolojik fidan özelliklerine etkisi

Bu çalışma, Kırıkkale yöresinde tesis edilen Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) ve Toros sediri (Cedrus libani A. Rich.) ağaçlandırma sahalarında uygulanan farklı malçlama yöntemlerinin (kontrol, organik malç, naylon malç) fidanların bazı morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada morfolojik özelliklerden fidan çapı, boyu ve yaşama yüzdesi; fizyolojik özelliklerden ise şafak öncesi su potansiyeli (Ψpd), gün ortası su potansiyeli (Ψmd) ve fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) parametreleri değerlendirilmiştir. Çalışma, 2023 yılı vejetasyon dönemi boyunca yürütülmüş ve meteorolojik veriler uzun yıllar ortalamalarıyla karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, malçlama uygulamalarının kurak ve yarı kurak koşullarda fidan gelişimini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Morfolojik sonuçlara göre, Anadolu karaçamında çap ve boy gelişiminde uygulamalar arasında anlamlı fark bulunmamış, yaşama yüzdesi en yüksek %60.95 ile naylon malçta elde edilmiştir. Toros sedirinde ise naylon ve organik malç çap gelişiminde anlamlı artış sağlamış, yaşama yüzdesi naylon ve organik malç uygulamalarında %90'ın üzerine çıkmıştır. Fizyolojik bulgulara göre, şafak öncesi su potansiyeli (Ψpd) her iki türde de malçlamadan olumlu etkilenmiş; naylon malç uygulaması karaçamda –8.5 bar, sedirde ise –6.5 bar seviyelerinde daha yüksek değerler sağlamıştır. Gün ortası su potansiyeli (Ψmd) açısından karaçamda anlamlı fark görülmezken, sedirde naylon malç temmuz ayında değerleri –18 bar'dan –14,5 bar düzeyine yükselterek su stresini azaltmada daha etkili olmuştur. Fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) sonuçlarında ise karaçamda naylon malç ağustos ayında değeri 0.720'ye çıkarmış, sedirde ise organik malç temmuz ayında 0.740 ile en yüksek değeri sağlamıştır. Sonuç olarak, malçlamanın ağaçlandırma çalışmalarında özellikle kurak ve yarı kurak koşullarda fidanların yaşama başarısını artıran ve fizyolojik dayanıklılığını destekleyen önemli bir uygulama olduğu söylenebilir. Ayrıca malçlama, fidanların yaşama başarısını artıran ve ağaçlandırma çalışmalarının başarısına katkı sağlayan etkili bir silvikültürel tedbir olarak uygulamada önem taşımaktadır.

İrfan Ertekin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00