
1.228
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Tavşanlı orman işletmesinde tüplü ve çıplak köklü dikilen karaçam'ın (Pinus Nigra arnold. subsp. pallasiana) 5 yıllık dikim başarısının değerlendirilmesi
Bu araştırma Tavşanlı Orman işletmesi sınırları içerisinde toprak yapısı benzer alanlar üzerinde 2013 yılında 2+0 çıplak köklü ve 2+0 tüplü olarak dikilen karaçam'ın (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana) 5 yıllık arazi başarısının sonuçlarının irdelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla çıplak köklü ve tüplü olarak dikim yapılan alanlardan tesadüfi olarak her bir işlem için 3'er adet örnek alan alınmış, her bir örnek alanda fidanların boyu, kök boğazı çapı, fidanların son yıl sürgün büyümesi ölçülmüştür. Dikimlerden sonra yapılan tamamlama dikimleriyle tespit edilen fidan yaşama oranları ise orman işletmesi tarafından belirlenmiştir. Ayrıca her örnek alanda toprak profilleri açılarak 0-20 ve 20-50 cm toprak örnekleri alınıp analiz ettirilmiştir. Çalışma sonucunda yapılan varyans analizi sonuçlarına göre tüplü köklü olarak dikilen karaçam fidanlarının; fidan boyu (162.19 cm), kök boğazı çapı (4.21 cm) ve son yıl sürgün büyümesi (41.81 cm), çıplak köklü olarak dikilen fidanların; fidan boyu (131.61 cm), kök boğazı çapı (3.68 cm) ve son yıl sürgün büyümesine (34.88 cm), göre istatistiksel bakımdan anlamlı (P≤0.05) farklılıklar bulunmuştur. Fidanların dikimlerden sonraki arazideki tutma oranları da çıplak köklü dikilen alanlarda %80 oranında ve daha düşük olarak, tüplü olarak dikilen alanlarda ise başarı oranı % 95 olarak belirlenmiştir.
İstanbul-Sarıyer yöresi sahil çamı ağaçlandırmaları için gövde çapı modellerinin geliştirilmesi
Sahil çamı (Pinus pinaster Ait.) ülkemizde endüstriyel plantasyon kurmak amacıyla kullanılan en önemli ağaç türlerinden biridir. Bu çalışmada, İstanbul-Sarıyer Yöresi sahil çamı plantasyonları için gövde çapı modelleri geliştirilmiştir. Bu amaçla, bazı parçalı ve değişken şekil gövde çapı modeleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında toplam 194 örnek ağaç üzerinde yapılan detaylı ölçümlerden yararlanılmıştır. Modellerin geliştirilmesi için en küçük kareler yöntemi kullanılmıştır. Gövde çapı modellerinin geliştirilemesi sırasında karşılaşılan otokorelasyon probleminin çözümü için ikinci derece otoregresif hata yapısı ve çoklu bağıntı probleminin varlığının araştırılması için durum sayıları kullanılmıştır. Modellerin performansları çap, boy, ticari hacim ve toplam ağaç hacmi tahminleri açısından değerlendirilmiştir. Bu amaçla beş farklı ölçüt değeri kullanılmıştır. Poudel ve Cao (2013) tarafından geliştirilen bir nispi sıralama sistemi kullanılarak yapılan değerlendirme sonucunda, en başarılı modelin Lee vd. (2003) tarafından geliştirilen değişken şekil gövde çapı model olduğu görülmüştür. Bu model yardımı ile İstanbul-Sarıyer Yöresi sahil çamı plantasyonlarında gerçeğe yakın çap ve hacim tahminleri yapılabileceği görülmüştür. Diğer yandan, model nisbi sıraları incelendiğinde, Lee vd. (2003) tarafından geliştirilen model ile Fang vd. (2000) tarafından geliştirilen modeller arasında büyük bir fark olmadığı da görülmüştür. Bu nedenle, daha hızlı hacim tahminine imkân sağlaması ve gövde çapı modelinin kolayca integrali alınarak toplam hacim ya da ticari hacim denklemine dönüştürülebiliyor olması nedeniyle Fang vd. (2000) tarafından geliştirilen model de bu amaçla kullanılabilir.
Dursunbey (Balıkesir) yöresinde karaçam,kızılçam, boylu ardıç ve meşeormanlarında bitki tür çeşitliliği veçevre ilişkileri
Bu tez çalışmasında Dursunbey (Balıkesir) yöresinde Karaçam, Kızılçam, Boylu ardıç ve meşe ormanlarında, bitki tür çeşitliliği ile çevresel değişkenler ve bazı meşçere özellikleri ilişkilendirilmiştir. Alternatif indis (Shannon-Wiener, Simpson, Whittaker) ve sayısal dönüşümlerden faydalanılarak alfa, beta ve gama düzeylerinde çeşitlilik hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. İkili doğrusal ilişkiler ve modelleme analiz sonuçlarına göre, yörede Karaçam, Kızılçam ve Boylu ardıç türlerinin hâkim olduğu ormanlarda, Meşe ormanlarına kıyasla alfa bitki çeşitliliği daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca vadi ya da kanyon arazi yüzey formu özelliği bu ormanlardaki alfa tür çeşitliliğine önemli katkı sağlamıştır. Beta çeşitliliğinde kullanılan alternatif ölçekler ilişkilerde önemli farklılığa sebep olmuştur. 20mX20m ölçekli 4 alt örnek alan verisine göre yapılan hesaplamalarda beta çeşitliliği Meşe ormanlarında en yüksek bulunurken, 100mX100m boyutlarındaki ana örnek alanlardan elde edilen verilerde bu durumun tersi olarak Meşe ormanlarında en düşük, Karaçam ormanlarında ise en yüksek beta çeşitliliği hesaplanmıştır. Diğer yandan meşçerelerin kapalılık derecesi beta çeşitliliğinde önemli fark oluşturmuştur. Beta çeşitliliği en yüksek boşluklu kapalı meşçerelerde (%1-10 arası), en düşük ise tam kapalı meşçerelerde (%71-100 arası)'dir. Beta çeşitliliğinde en etkili çevresel değişken ise yükselti olmuştur. Yöre ormanlarında yükseltinin artışı ile değişen iklim koşulları ve jeomorfolojik heterojenlik beta çeşitliliğinin yükselmesine sebep olmuştur. Bu çalışmada gama çeşitlilik düzeyinde ise istatistiksel olarak anlamlı fark oluşturan herhangi bir çevresel değişken belirlenememiştir. Anahtar Kelimeler: Biyoçeşitlilik, çevresel faktörler, kapalılık, meşçere tipi, yükselti 2022, 85 sayfa
Tuber aestivum Vittad. ve Tuber borchii Vittad. ile aşılanmış bazı orman ağacı fidanlarında mikorizal kolonizasyon başarısının belirlenmesi
Bu yüksek lisans tezi kapsamında ülkemizde önemli yayılış alanına sahip, Quercus robur L. ve Quercus coccifera L. fidanlarında, T. aestivum ile T. borchii türlerinin mikorizal kolonizasyon oranları incelenmiştir. Bu amaçla doğal meşe alanlarından toplanan meşe tohumları askospor aşılama tekniği ile inokule edilmiş ve Denizli Orman Fidanlık Müdürlüğü'nde bulunan steril serada bir vejetasyon dönemi boyunca inkube edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, T. aestivum enfekteli kök oranının (PT) Q. robur için 0.55, Q. coccifera için 0.41, T. borchii enfekteli kök oranının Q. robur için 0.52, Q. coccifera için 0.48 olduğu belirlenmiştir. Sonuçlara göre Q. robur, her iki ektomikorizal fungus türü için mikorizal gelişme oranının en yüksek olduğu meşe türüdür.
Sütçüler-tota orijinli Gönen karaçam tohum bahçesinde 2020 yılı bazı kozalak ve tohum özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez kapsamında Sütçüler-Tota orijinli 50 nolu Gönen Karaçam (Pinus nigra Arnold.) tohum bahçesinde 2020 yılı itibarıyla ağaç boyu, göğüs yüksekliği çapı, ortalama dal uzunluğu, tepe tacı hacmi gibi büyümeye ilişkin özellikler ile bazı kozalak ve tohum özellikleri (kozalak sayısı, kozalak boyu, kozalak eni, tohum boyu, tohum eni, 1000 tane ağırlığı) belirlenmiştir. Bu amaçla tohum bahçesi 3 bloğa ayrılmış ve her blokta 30 klonun her birinden 3 ramet olmak üzere toplam 270 birey örneklenmiştir. Elde edilen veriler, SPSS paket programında değerlendirilmiştir. Bu kapsamda örneklenen klonlara ait rametlerin büyüme özellikleri ile kozalak ve tohum özellikleri bakımından klonların karşılaştırılması amacıyla varyans analizi ve Tukey testi yapılmıştır. Ayrıca gerçekleştirilen korelasyon ve kümeleme analizleri ile ölçülen karakterler arası ilişkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Buna göre, büyüme özellikleri bakımından örneklenen klonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark çıkmazken, kozalak sayısı dışında ölçülen diğer tüm kozalak ve tohum özellikleri bakımından anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ulaşılan sonuçlar 2015 yılında aynı bahçede gerçekleştirilen bilimsel çalışmanın sonuçlarıyla kıyaslandığında benzerlik gösterdiği söylenebilir. 2015 yılında çiçek, kozalak ve tohum özellikleri bakımından diğerlerine kıyasla daha iyi performans gösteren klonlar, 2020 yılında da ölçülen krakterler bakımından aynı performanslarını sürdürmüşlerdir. Örneğin, ölçülen tüm karakterler bakımından 12064, 12068, 12083 ve 12089 nolu klonlar öne çıkan klonlar olmuştur. Bu nedenle ileriki yıllarda yapılacak araştırmalar ile bakım çalışmaları ve kurulacak döl denemelerinde bu klonlar yakından izlenmeli ve denemelerde kullanılmalıdır. Ayrıca devam eden süreçte bahçenin bakımına özen gösterilmeli ve bahçede yaşanan bireysel ölümlerin nedenleri araştırılarak gerekli tedbirler alınmalıdır.
Bazı kabuk soyma araçlarının verim ve kabuk soyma kalitesi açısından karşılaştırılması
Odun hammaddesi üretim sürecinde, meşcere içerisinde çeşitli nedenle gerçekleştirilen kabuk soyma işlemi, çoğunlukla elle ve basit makinelerle yapılmaktadır. Önceki çalışmalarda, çalı tırpanına kabuk soyma aparatı montajlanarak geliştirilen motosoyar adlı aracın teknik ve ergonomik açıdan kabuk soyma işlerinde iyileştirmeler sunacağı iddia edilmiştir. Bu araştırmada, motosoyarın arazide kullanılması ve ortaya çıkan verimin belirlenmesi; ayrıca motosoyar, motorlu testereye montajlı kabuk soyma ekipmanı ve de baltanın iş verimlerinin karşılaştırılarak motosoyarın kullanılabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlaveten, tomruk yüzeyinde kalan kabuk miktarı gösterge kabul edilerek bu üç aracın kabuk soyma kalitesinin karşılaştırılması da amaçlanmıştır. Ağaç Kesme ve Boylama Operatörü (AKBO) sertifikalı çalışanlar arasından gönüllü bir operatör seçilmiş; aynı arazi koşullarında, aynı meşcere içinde, aynı ağaç türünde (kızılçam; Pinus brutia Ten.), aynı tarihlerde kesilip boylanmış, benzer boy ve farklı çaplardaki tomrukların kabukları bu üç araçla soydurulmuştur. Zaman etütleri üzerinden iş verimleri belirlenmiş, tomrukta kalan kabuk miktarı üzerinden soyma kalitesi hesaplanmış ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Ortalama 25 cm orta çap ve 3 m boya sahip tomrukların kabuklarının soyulması operasyonlarında, tüm zaman dilimleri ölçeğinde motorlu testerenin daha verimli olduğu (3.65 m3/sa.); motosoyarın (3.06 m3/sa.) baltaya (1.25 m3/sa.) göre verimli olmasına karşın motorlu testereye göre düşük verimde olduğu belirlenmiştir. Soyma kalitesi yönünden baltanın daha temiz (kalan kabuk miktarı; %1.65) soyma yaptığı, motorlu testerenin % 2.73' lük oranla onu izlediği ve motosoyarın ise %3.42'lik bir düzeyde kabuk bıraktığı tespit edilmiştir. Motosoyar; yapısının iyileştirilmesi, kayış ve şaft kolunun düzenlenmesi ve iş tecrübesinin kazanılmasıyla motorlu testere kadar verimli ve kullanışlı olabilecektir. Gelecekte seri üretilmiş motosoyarlarla teknik, ekonomik ve ergonomik testlerin yapılıp motosoyarın genelleştirilip yaygınlaştırılması sağlanabilir.
Dalaman yöresi okaliptüs ağaçlandırmaları için gövde çapı modellerinin geliştirilmesi
Ağaçlara ilişkin hacim tahminleri, odun kaynağının sürdürülebilir yönetimi, bilimsel araştırma çalışmaları ve pratik ormancılık amaçları için son derece önemlidir. Ağaç hacim tahminleri için en güvenilir yollardan birisi gövde çapı ve gövde hacim modelleridir. Güvenilir ve doğru gövde çapı ve hacim modelleri, gövde çapı, gövde formu ve ağaç hacim tahminleri için orman envanteri çalışmalarında kullanılan en önemli bileşenlerinden birisidir. Okaliptus (Eucalyptus camaldulensis) endüstriyel plantasyonların kurulmasında ve orman ürünleri sanayisinde kullanılan önemli bir ağaç türüdür. Sürekli değişen pazar şartları ve orman ürünleri standartları, doğru ve güvenilir çap ve hacim modellerinin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Maalesef, halen kullanılmakta olan hacim tabloları bu ihtiyacı karşılamak için yetersizdir. Bu çalışma ile Dalaman yöresi okaliptüs plantasyonları için 244 adet örnek ağaç kullanılarak gövde çapı ve hacim denklemleri geliştirilmiştir. Bu amaçla farklı formlarda 9 adet gövde çapı modeli kullanılmıştır. En başarılı sonuçlar Kozak (2004), Muharwe (1999) ve Fang vd. (2000) modelleri ile elde edilmiştir. Bununla birlikte geliştirilen tüm modeller, hem tüm gövde için hemde gövdenin farklı bölümleri için çap ve hacim tahminlerinde başarılı sonuçlar üretmiştir. Bu modeller kullanılarak ilgili yörede okaliptüs ağaçlandırmaları için daha güvenilir çap ve hacim tahminleri yapılabilir.
Maapping habitat suitability of the brown bear (Ursus arctos) in Artvin-Şavşat region
In this thesis, it was aimed to build habitat suitability models and maps for Brown bear (Ursus arctos), which are distributed in the Artvin-Şavşat region during different seasons. Between May 2018 and May 2020, 200 camera traps were established in the study area using the opportunist camera trap method. More than 280.000 images were captured over the course of 121.140 camera trap days, with 27.856 of these images including 12 different mammalian wild animal species. Furthermore, 1.860 Brown bear were detected in 27.856 images. After these images were analyzed, the density and population size of Brown bear in the study area were estimated as 23 individuals/100 km2 and 310 individuals, respectively. The Maximum Entropy approach, which runs using only presence data, was employed for the habitat suitability model and mapping of the target species during different seasons. The relationship between 30 different independent variables and the presence data of the bear species in the spring, summer, autumn and winter seasons was modeled. The difference between the training and test data sets of ROC scores for each model was taken into account when selecting the most supported model among the several models obtained. The model for the spring season (ROC:0.911-0.906); was formed by the corine land use class, slope class, roughness index, annual average temperature, annual precipitation, road density and elevation. The model built for the summer season (ROC:0.914-0.908); was framed by corine land use class, slope class, roughness index, annual mean temperature, road density and elevation. Corine land use class, slope class, roughness index, seasonal precipitation, distance to settlement, annual average temperature, road density and elevation contributed to the model created for the autumn season (ROC:0.916-0.904). A map revealing the regions which are vital for the Brown bear within the scope of sustainable forestry was created by overlapping habitat suitability maps from three separate seasons.
Batı Akdeniz'de iklim değişimine göre asli orman ağacı türlerinin dağılım modellemesi
İklim değişikliği son yıllarda ekosistemler üzerinde oldukça dramatik sonuçları olan bir süreç olarak ifade edilmektedir. Özellikle canlı toplumlarının dağılımlarında meydana gelen değişiklikler dikkat çekmektedir. Buradan hareketle tez çalışması kapsamında Batı Akdeniz Havzasının batısında yer alan Köyceğiz-Dalaman ve Eşen Çayı At Havzalarında yayılış gösteren karaçam, kızılçam ve toros sediri türlerinin dağılımlarında gelecekte meydana gelebilecek muhtemel değişikliklerin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu türler ülkemizde geniş bir yayılışa sahip olan ve ekonomik talebi çok fazla olan türlerdir. Dolayısıyla türlerin sürdürülebilir kullanımları önem arz etmektedir. Sürdürülebilirliklerinin sağlanabilmesi için ise bu türlerin ekolojik isteklerinin ve iklim krizine tepkilerinin bilinmesi gerekmektedir. Çalışmada türlerin günümüz ve gelecek iklim koşullarındaki dağılımlarının modellenebilmesi için MaxEnt yöntemi kullanılmıştır. Diğer yandan türlerin önem değerleri hesaplanmış ve önem değerleri de günümüz ve gelecek iklim koşulları itibariyle rastgele orman yöntemi kullanılarak modellenmiştir. İklim verileri CHELSA veri tabanından temin edilmiştir. Gelecek iklim koşullarına ait veriler iki farklı projeksiyonuna ait olarak SSP1 2.6, SSP3 7.0 ve SSP5 8.5 senaryoları itibariyle 2100 yılı için indirilmiştir. Gerçekleştirilen dağılım modellemeleri neticesinde karaçam, kızılçam ve toros sediri türleri için AUC değerleri sırasıyla 0.881, 0.806 ve 0.902 olarak tespit edilmiştir. Yine bu türler için gerçekleştirilen önem değeri modellemelerine ait eğitim veri seti r2 değerleri ise sırasıyla 0.34, 0.21 ve 0.59 olarak tespit edilmiştir. Modelleme işlemleri neticesinde karaçam ve toros sediri türlerinin dağılımlarında büyük oranda azalmaların olacağı görülmüştür. Kızılçamın dağılımının ise SSP1 2.6 ve SSP3 7.0 senaryolarına göre artacağı SSP5 8.5 için ise kısmen azalacağı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçların yörede yapılacak ormancılık çalışmaları bakımından planlamalara pratik ve etkili faydalar sağlayacağı düşünülmektedir.
Orman Genel Müdürlüğü örgütsel yapısında yapılan reorganizasyon çalışmaları ve bunların istihdama etkileri
Bu çalışmada, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) örgütsel yapısında yapılan reorganizasyon çalışmaları ve bunların istihdama etkileri incelenmektedir. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket sorularında 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Anket çalışmasına 500 kişi katılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için SPSS 20 istatistik paket programından yararlanılmış ve istatistiksel analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Verilerin normal dağılıma sahip olmaması sebebiyle parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis testi ile veriler değerlendirilmiştir. Katılımcılar "Orman Genel Müdürlüğü yeni Orman İşletme Müdürlükleri ve İşletme Şefliklerini kurması ile stratejik olarak önemli bir reorganizasyon değişikliği yapmıştır" önermesine %52'si katılıyorum, %23.8'i kesinlikle katılıyorum şeklinde cevap vermiştir. Böylece katılımcıların %75.8'i OGM'nün örgütsel yapısında yapılan reorganizasyon çalışmalarını önemli olduğunu belirtmişlerdir. Böylece reorganizasyon çalışmaları ile yeni kurulan ormancılık birimlerine çok sayıda açıktan Orman Mühendisi ve Orman Muhafaza Memuru atamaları yapılmıştır. Bu atamalar sonucunda iş bekleyen Orman Mühendisi ve Orman Muhafaza Memuru sayısında ciddi azalmalar olmuştur. Orman Mühendisi ve Orman Muhafaza Memuru istihdamında sorun olmadığını gören üniversite adayları 2022 yılında girdikleri üniversite sınavlarında, bu mesleklerin eğitimini veren programları tercih etmişler ve kontenjanları doldurmuşlardır.
Burdur gölü havzasında meydana gelen toprak erozyonunun coğrafi bilgi sistemleri ve wepp erozyon tahmin modeli kullanılarak belirlenmesi
Erozyon, dünyanın var oluşundan bu yana yaşanan doğal bir durumdur. Günümüzde, toprak erozyonu en ciddi çevresel problemlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Bir bölgede; arazilerin bozulma dereceleri dikkate alınarak yapılan toprak ve su koruma çalışmalarında toprak erozyonunun dağılımının bilinmesi önemlidir. Erozyon ölçümlerinin hem maliyetli hem de zaman alıcı olması birçok erozyon tahmin modellerinin gelişmesine neden olmuştur. Bu erozyon tahmin modellerinden biri olan ve çalışmamızın temelini oluşturan WEPP modeli, en güncel ve en önemli erozyon tahmin yöntemlerinden biridir. Bu araştırmada, Burdur Gölü Havzasında farklı arazi kullanım şekilleri altında (tarım, orman, mera) geotekstillerle kurulan deneme parsellerinde WEPP modeli uygulanmıştır. Tahmini toprak kayıpları, sedimentin belirlenmesi ve elde edilen sonuçların gözlenen sediment değerleriyle karşılaştırılması hedeflenmiştir. Bu çalışmada, anakaya, arazi kullanımı, eğim ve bakı faktörleri dikkate alınarak 52 alt havzadan 4 model havza seçilmiştir. 120 adet 0-20 cm ve 120 adet 20-40 cm derinlik kademesinden olmak üzere toplamda 240 adet doğal yapısı bozulmuş ve 240 adet doğal yapısı bozulmamış (silindir) toprak örneği alınmıştır. Geotekstil parsellerin kurulduğu model havzalardan 1 numaralı model havzadaki toplam erozyon ilk yıl 3.17 ton/ha/yıl, ikinci yıl 2.56 ton/ha/yıl, 5 numaralı model havzada ilk yıl 8.81 ton/ha/yıl, ikinci yıl 8.67 ton/ha/yıl, 20 numaralı model havzada ilk yıl 13.55 ton/ha/yıl, ikinci yıl 13.18 ton/ha/yıl ve 30 numaralı model havzadaki erozyon ilk yıl 7.27 ton/ha/yıl, ikinci yıl 10.45 ton/ha/yıl olarak hesaplanmıştır. Burdur Gölü Havzasında taşınan toprak miktarı 2019-2020 yılında 186 221.0 ton/ha/yıl ve 2020-2021 yıllarında ise 197 994.0 ton/ha/yıl olarak hesaplanmıştır. GeoWEPP modeli ile yıllık ortalama toprak kaybı model havzalarda (1-5-20-30) kurulan deneme parsellerinde sırasıyla 2189.7 ton/yıl, 2758.80 ton/yıl, 11 865.0 ton/yıl, 2991.0 ton/ha/yıl olduğu tahmin edilmiştir. Burdur Gölü Havzasında toplam meydana gelen sediment veriminin 135 780.64 ton/ha/yıl olduğu, yıllık ortalama sediment veriminin ise toplam 0.426 ton/ha/yıl olduğu belirlenmiştir.
Muğla ili Köyceğiz ve Fethiye Anadolu sığla ormanlarının saproksilik böcek türleri
Bu çalışmada, Anadolu sığla ağacı Liquidambar orientalis ormanlarının saproksilik Coleoptera böcek çeşitliliğine katkısının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma Köyceğiz ve Fethiye'de seçilen yaşlı (d çağı; 36.0-51.9 cm göğüs yüksekliği çapı) Anadolu sığla ormanlarında yapılmıştır. Böcekleri örneklemek amacıyla, her iki alandan 5'er ağaç seçilmiş ve her bir ağaçta ikişer tuzak tipi (pencere ve çukur tipi tuzak) kullanılmıştır. Tuzaklar mart ayında kurulmuş ve altı ay boyunca (nisan-eylül) ayda bir kere kontrol edilmiştir. Tuzaklara ek olarak, her iki alanda devrik ve dikili yaşlı ağaçlar incelenmiş ve 22 adet birey toplanmıştır. Ayrıca, temmuz ayında Fethiye'deki alanda ışık tuzağı metodu kullanılarak çoğunlukla Cerambycidae ve Elateridae familyalarından 23 adet saproksilik böcek yakalanmıştır. Örnekleme periyodunun sonunda 33 familyadan 109 türe ait 1 302 adet birey elde edilmiştir. 17 böcek türünün Türkiye faunası için yeni kayıt olduğu belirlenmiştir. Pencere tipi tuzaklarda 97 türden 1 219 adet birey, çukur tipi tuzaklarda 19 türden 38 adet birey yakalanmıştır. Fethiye'de kurulan tuzaklardan 71 türe ait 492 birey elde edilirken, Köyceğiz'de kurulan tuzaklardan 73 türe ait 765 adet birey elde edilmiştir. Curculionidae (555), Anobiidae (325) ve Tenebrionidae (104) en yaygın bulunan familyalardır. Tür sayısı en yüksek familyalar ise Anobiidae (15), Elateridae (14), Curculionidae (8) ve Tenebrionidae (8)'dir. Xyleborinus saxesenii (Scolytinae) 492 bireyle en yüksek birey sayısına sahip türdür. Euchiridae familyasından Propomacrus bimucronatus, IUCN'in kırmızı listesinde nesli tehdit altında olan Duyarlı (VU) sınıfında yer almaktadır.
Uydu görüntülerinden türetilen spektral indeksler kullanılarak orman ekosistemlerinde yanma derinliğinin tahmin edilmesi
Yangın, mikro ölçekli etkilerden, geniş peyzaj desenleri ve süreçlerine kadar birden fazla zamansal ve mekânsal ölçekte biyofiziksel süreçleri etkiler. Büyük bir orman yangını meydana geldikten sonra ekosistemin restorasyonu için stratejiler belirlenmelidir. Bu stratejilerin doğru belirlenebilmesi yangının neden olduğu ekolojik değişimin derecesi olarak kabul edilen yanma derinliğinin tespiti ile mümkündür. Gelişmiş uzaktan algılama sensörlerinin kullanılmaya başlanmasıyla beraber yanma derinliğini daha doğru bir şekilde değerlendirme fırsatları ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda çalışmanın amacı ülkemizde meydana gelen yangınların ekolojik etkilerinin belirlenmesinde kullanılabilecek, yanma derinliği haritası için farklı uydu görüntüleri, farklı spektral indeksler ve farklı yersel ölçüm tekniklerinin performansını ölçmek ve ayrıca ülkemiz vejetasyonuna has bir yanma derinliği eşik değer sınıflandırması oluşturmaktır. Çalışma kapsamında 2020 ve 2021 yıllarında Adana-Kozan, Ankara-Nallıhan, Kastamonu-Taşköprü, Denizli-Çardak ve Antalya-Manavgat'ta meydana gelmiş 5 büyük orman yangını seçilmiş ve yanma derinliğini ölçmek için BYİ ve GeoBYİ yersel ölçüm teknikleri kullanılmıştır. Sentinel-2, Landsat-8/OLI ve MODIS uydu görüntülerinden 14 farklı spektral indeks türetilerek yersel ölçümler ile uyumlarına ve yanma derinliğini sınıflandırma performaslarına bakılmıştır. Yersel ölçüm tekniği olarak GeoBYİ, BYİ'e göre uydu görüntülerinden türetilen spektral indeskler ile daha iyi uyum göstermiştir. Ayrıca Sentinel-2 ve Landsat-8/OLI uydu verilerinden MODIS uydu verilerine göre daha iyi sonuçlar alınmıştır. Sentinel-2 uydu görüntüsünden türetilen RdNBR, dNBR, dSAVI, dNDVI ve dNDMI spektral indeksleri için, Landsat-8/OLI uydu görüntüsünden türetilen dNBR, dNDVI ve dSAVI spektral indeksleri için yanma derinliği eşik değer sınıflandırması yapılmıştır. Sentinel-2 uydu görüntüsünden türetilen indeksler arasında RdNBR, Landsat-8/OLI uydu görüntüsünden ise dNBR yanma derinliği sınıflarını en iyi temsil eden spektral indeksler olarak belirlenmiştir.
Babadağ (Fethiye) yöresinde odun dışı orman ürün özelliğine sahip bazı bitki türlerinin potansiyel dağılım modellemesi ve haritalaması
Günümüzde odun dışı orman ürünleri başta tıp ve eczacılık olmak üzere sanayi, gıda, kozmetik ve parfümeri gibi birçok alanda yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmış ve gittikçe önemini arttırmıştır. Buradan yola çıkarak tez çalışmasında Fethiye - Babadağ yöresinde önem arz eden 5 farklı odun dışı orman ürününün tür dağılım modellemesi gerçekleştirilmiş ve potansiyel dağılım haritaları elde edilmiştir. Çalışmada modelleme işlemi için MaxEnt yöntemi kullanılmıştır. Modellemelerde kullanılmak üzere 15 adet topografik değişken üretilmiştir. Modelleme aşamasında kullanılan iklim verileri de CHELSA veri tabanından temin edilmiştir. Türlerin modelleme işlemleri neticesinde sandal ağacı (Arbutus andrachne L.) için elde edilen modelin AUC değeri 0.954, yabani zeytin (Olea europaea L. subsp. europaea) türü için 0.868, bilyalı kekik (Origanum onites L.) türü için 0.822, menengiç (Pistacia terebinthus L.) türü için 0.806 ve son olarak adaçayı (Salvia tomentosa Mill.) türü için 0.875 olarak tespit edilmiştir. Elde edilen AUC değerleri itibariyle beş tür için de modellerin geçerli olduğu görülmüştür. Bu modellere göre her bir türe ait olarak potansiyel dağılım haritaları elde edilmiştir. Bu haritaların ilgili türlere ait olarak yapılacak planlama çalışmalarında etkin ve pratik bir rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Entegre havza yönetimi planlanmasında katılımcı yaklaşım modelinin oluşturulması: Beyşehir Gölü havzası örneği
Çalışmanın amacı; Beyşehir Gölü Havzasında yaşayan halkın sorunlarını, istek ve önerilerini saptayarak; ihtiyaç ve eksiklikleri ortaya koymak ve sonrasında bir havza planlaması oluşturmaktır. Bu çalışma Konya Kapalı Havzası sınırları içerisinde yer alan Beyşehir Gölü Havzasını kapsamaktadır. Yalnızca havzanın fiziksel özellikleri ve havzada mevcut sorunlar çerçevesinde idari tasarruf şeklinde bir havza planlamasından çok, havza içinde yaşayan halkın bizzat kendi isteklerinin dikkate alınmasına çalışılmıştır. Havzada yaşayan halkın sosyal ve ekonomik koşulları göz önünde tutularak; istek ve önerilerinin havza planlamasında dikkate alınması amaçlanmıştır. Bu çalışmada havza yönetimi ilkelerinin en başlıcasını temsil eden bütünsel değerlendirme ilkesi ile hareket edilerek Beyşehir Gölü Havzasının mevcut ve potansiyel durumu değerlendirilmiş ve elde edilen bulgular ışığında çözüm önerileri getirilmiştir. Havzanın eğim durumu, yükseklik sınıfları, arazi kullanımı, bakı grupları, arazi kabiliyet sınıfı, erozyon durumu gibi etmenler ArcGIS 10.2 programı kullanılarak ortaya konulmuştur. Bazı doğal sorunlar ile sosyo-ekonomik sorunlar havza içinde yaşayan sakinlerin katıldığı toplantılar sonucunda belirlenmiştir. Soru sor-Sapta-Çözümle (Sor-Sap-Çöz) analizleri gerçekleştirilerek yapılan bu çalışmanın sonucunda; göç problemi, tarımsal faaliyetlerin yetersizliği, hayvancılık faaliyetleri için mera alanı yetersizliği, sulama suyu ve sulama altyapısı eksikliği ve bakımsızlığı, köy yollarının alt yapı eksikliği, erozyon yapılarının eksikliği nedeniyle yaşanan toprak kayıpları en belirgin sorunlar olarak belirlenmiştir. Doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı da havzanın sürdürülebilir kullanımı açısından tehdit oluşturmaktadır. Beyşehir Gölü Havzasında sürdürülebilir bir planlama yapılması gerekmektedir. Sonuç olarak havza ölçeğinde su kaynakları ve diğer doğal kaynakların (toprak, bitki örtüsü. vb.) bütüncül olarak. ekolojik prensipler ve katılımcıların iş birliği ile yönetilmesi gerekmektedir.
İnsansız hava aracıyla elde edilen hava fotoğraflarından kızılçam ağaçlarının çap ve boylarının ölçülmesi
İnsansız hava araçlarındaki (İHA) algılayıcı sistemlerle alınan hava fotoğrafları, fotogrametrik yazılımlar yardımıyla işlenerek nokta bulutu ve ortomozaik gibi veriler üretilebilmekte ve böylece orman ekosistemlerindeki bazı ölçümlerin uzaktan algılanan veriler üzerinde yapılması mümkün olabilmektedir. Orman kaynaklarından efektif faydalanmanın sürdürülebilirliği açısından bir ormanlık alanda kesilen ya da herhangi bir nedenle devrilen ağaçların kabuklu gövde hacimlerinin pratik bir şekilde tahmini gerekir. Bu çalışmada İHA fotoğraflarından üretilen ortomozaik ve nokta bulutu verilerinde, kesilmiş kızılçam (Pinus brutia Ten.) ağaçlarının çap ve boy ölçümlerinin yapılarak kabuklu gövde hacimlerinin tahmini amaçlanmıştır. Çalışma, Isparta Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Sütçüler Orman İşletme Müdürlüğü, Çandır Orman İşletme Şefliği sınırlarında bulunan iki farklı kızılçam meşceresinde gerçekleştirilmiştir. Bu alanların İHA fotoğraflarından üretilen nokta bulutu ve ortomozaikler üzerinde toplam 175 adet kesilmiş kızılçam ağacının göğüs çapı (d1.3) ve boyları ölçülmüştür. Elde edilen değerler kullanılarak hacim tahminleri yapılmış, bu tahminler arazide ölçülen verilerle karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, İHA fotogrametrisi ve referans veriler arasında çap ölçümünde en düşük 0.78, en yüksek 0.92, boy ölçümünde en düşük 0.96 ve en yüksek 0.99, hacim tahminlerinde de en düşük 0.70 ve en yüksek 0.93 korelasyon değeri bulunmuştur. Sonuç olarak, pratik bir uzaktan algılama platformu olarak tercih edilen İHA'lardan elde edilen uzaktan algılama verilerinin yerde yatık haldeki kızılçam ağaçlarının çap ve boy ölçümlerinde kullanılabileceği ve ağaç hacimlerinin İHA fotogrametrisiyle başarılı bir şekilde tahmin edilebileceği ortaya konulmuştur.
Doğal olarak yaşlanmış karaçam (Pinus nigra subsp. pallasiana) tohumlarında priming uygulamalarının yaşlanma üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Mevcut çalışmada doğal olarak yaşlanmış karaçam (Pinus nigra subsp. pallasiana) tohumlarına priming uygulamaları ile yaşlanma etkilerinin giderilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan 9 farklı karaçam tohumu Eğirdir Orman Fidanlık Müdürlüğünden temin edilmiş ve 2008-2019 yılları arasında Gölhisar, Eğirdir, Isparta ve Dinar lokasyonlarından toplanmıştır. Çalışmalar Isparta Uygulama Bilimler Üniversitesi Orman Fakültesi ve Ziraat Fakültesi, laboratuvarlarında yürütülmüştür. Çimlendirme çalışmalarında çimlenme oranı, ortalama çimlenme süresi, normal ve anormal fide oranları ile fide uzunluğu ve kök uzunluğu ölçülmüştür. Depolama zamanının çimlenme ve fide özellikleri üzerindeki etkilerini tayin etmek için karaçam tohumları 25°C sıcaklıkta 14 gün boyunca çimlendirilmiş ve 3 adedi (2008, 2015, 2019) çimlenme oranlarına göre ayrılarak priming çalışmaları için kullanılmıştır. Priming uygulamaları 6, 12 ve 24 saat boyunca, 3 farklı ugyulama (askorbik asit, kalsiyum klorür, potasyum klorür) ve 2 farklı doz (%2, %3) şeklinde uygulanmıştır. Priming uygulamala süreleri arasında 24 saat uygulamanın 6 ve 12 saat uygulama süresine göre daha etkili olduğu bulunmuştur. Priming uygulamalarında ise askorbik asit ve kalsiyum klorür uygulamlarının potasyum klorür uygulamasına göre çimlenme üzerinde daha etkin oldukları bulunmuştur. Uygulama dozlarında ise %3 askorbik asit ve %2 kalsiyum klorür uygulamaları diğer dozlara göre daha etkin olmuştur. Priming uygulamalarının tohumlar üzerindeki etkilerini belirlemek için, toplam çözünebilir protein, tokoferol, serbest yağ asitleri, malondialdehit, hidrojen peroksit içeriğindeki değişimler ve superoksit dismutaz ve peroksidaz enzim aktiviteleri de incelenmiştir. İncelenen tüm özelliklerin tohum depolama süresi ve uygulamalardan önemli oranda etkilendiği bulunmuş ve askorbik asit ile kalsiyum klörür uygulamalarının etkilerinin farklı oldukları bulunmuştur.
Koçaş orijinli Gölhisar Anadolu Karaçamı (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) tohum bahçesinde kozalak ve tohum özellikleri bakımından klonal varyasyon
Bu çalışmada, Gölhisar-Koçaş orijinli 56 nolu Gölhisar Anadolu Karaçamı tohum bahçesinde erkek çiçek, dişi çiçek ve kozalak verimi ile bazı kozalak ve tohum özellikleri bakımından klonal varyasyonun ortaya konması ve bazı genetik parametrelerin hesaplanması amaçlanmıştır. Bu amaçla 3 bloğa ayrılan bahçede, 31 klon ve her blokta bu klonlara ait üçer ramet olmak üzere toplamda 279 ramet örneklenmiştir. Rametlerde ağaç boyu, göğüs yüksekliğindeki çap, dal uzunluğu, tepe tacı hacmi, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında erkek çiçek kurulu sayısı, erkek çiçek sayısı, dişi çiçek sayısı, kozalak ağırlığı, kozalak eni, kozalak boyu, kozalak sayısı, tohum eni, tohum boyu, kanat eni, kanat boyu, bir kozalaktaki dolu tohum sayısı ve 1000 tane ağırlığı ölçüm ve gözlemleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda, gerek büyümeye ilişkin özellikleri, gerek çiçeklenme özellikleri ve gerekse kozalak ve tohum özellikleri bakımından denemeye dahil edilen 31 klon arasında gözlenen farklılıkların istatistiksel olarak önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Üç yıl üst üste gerçekleştirilen gözlem ve sayımların sonuçlarına göre de, bahçede üretilen erkek çiçeklerin %49.6'sı, dişi çiçeklerin ise %49.3'ü 10 klon tarafından üretilmiştir. Ölçüm ve gözlemlerin yapıldığı 2018, 2019 ve 2020 yıllarında bahçede yer alan klonların birçoğundan hiç kozalak üretimi yapılamamıştır. Ayrıca, teze konu tohum bahçesinde üç yıllık ölçüm sonuçlarına göre bir kozalaktan elde edilen tohumların ortalama %79'unun boş, %21'inin ise dolu veya sağlıklı olduğu ortaya çıkmıştır. Ulaşılan sonuçlar topluca değerlendirildiğinde, teze konu olan Koçaş orijinli Gölhisar Anadolu Karaçamı tohum bahçesinin iptal edilerek bölgede ve benzer yetişme ortamlarında yapılacak ekim veya dikim çalışmalarında kullanılacak tohum materyalinin üretilebileceği yeni bir tohum bahçesinin tesisi düşünülmelidir.
Alanya'nın etnobotanikleri
Bu araştırmada Alanya (Antalya)'da 39 familyaya ait 66 takson etnobotanik bitki tespit edilmiştir. Lamiaceae, Rosaceae ve Pinaceae familyaları en çok örneği olan familyalardır. Bazı taksonlar değişik amaçlarla birden fazla kullanılmaktadır. Karaçam da en fazla kullanım amacı (4) olan taksondur. Etnobotanik bitkilerden 39 takson gıda olarak kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları toplandıktan sonra yıkanır ve pişirilerek tüketilir. Bazıları da pişirilmeden taze olarak tüketilir. Uzun işlemlerden geçirilerek pekmez kıvamında tüketilen bitkilerde vardır. Kozalaklardan elde edilen pekmez oldukça popülerdir. Andız başta olmak üzere son zamanlarda karaçam ve kızılçam kozalaklarından da pekmez yapılmaktadır. Bunların dışında soğanları tüketilen bitkilerde bulunmaktadır. Bazı etnobotanikler ticari olarak değerlendirilmektedir. Toplandıktan sonra bazen o şekilde bazen de çeşitli işlemlerden geçirilerek satışa sunulmaktadır. Bu şekilde özellikle kırsal alanda önemli bir kazanç elde edilmesi mümkün olmaktadır. Bunların bir kısmına Orman idaresi tarafından öncelik ve teşvik olmakta, planlama desteği sağlamaktadır. Kuzugöbeği bu konuda en önemli olanıdır. Bunun dışında defneyaprağı ve kekik taksonları da önemli ticari ürünlerdir. Bunlar ya doğal olarak toplandığı gibi (mantarlar çoğunlukla böyledir) ya da bazı işlemlerden geçirilerek (kurutma vb.) pazarlarda ya da bizatihi ürünü almaya gelen tacirlere satılmaktadır. Defneyaprağı, Orkide ve Kardelen gibi bazı etnobotanikler özel izinle ve planlı olarak ticareti gerçekleşmektedir. Bunların dışında özellikle tıbbi-aromatik olarak kullanılan etnobotanikler göze çarpmaktadır Bugün hala birçok rahatsızlığa karşı ilk olarak başvurulan bir yöntem olarak önemlidir. Soğuk algınlığında ilk başvuru yeri kekik suyu ya da yağıdır. Ayrıca mobilyacılık gibi günlük hayatımızın önemli gereksinimleri de etnobotaniklerden elde edilmektedir.
Tokat-Almus yöresi doğu kayını meşcereleri için çap-boy modellerinin geliştirilmesi
Bu çalışmada, Tokat-Almus yöresi doğu kayını meşcereleri için çap-boy modelleri geliştirilmiştir. Bu amaçla 68 adet örnek alanda toplam 2392 adet ağaçta çap-boy ölçümü yapılmıştır. Ölçümü yapılan veriler, tesadüfi olarak iki gruba ayrılmıştır. Gruplardan biri model geliştirmek (39 adet), diğeri ise geliştirilen modellerin test edilmesi (39 adet) amacıyla kullanılmıştır. Doğu kayını meşcereleri için öncelikle en uygun temel çap-boy modelinin belirlenmesi amacıyla yaygın olarak kullanılan bazı çap-boy modelleri dört farklı ölçüt değerleri kullanılarak test edilmiş ve en uygun modelinin Gompertz modeli olduğu görülmüştür. İkinci aşamada, bazı genelleştirilmiş çap-boy modelleri test edilmiştir. Üçüncü aşamada ise en başarılı basit çap-boy modeli kullanılarak karışık etkili modelleme tekniği kullanılarak çap-boy modeli geliştirilmiştir. Dördüncü aşamada ise yine Gompertz modeli kullanılarak, 3 ve 5 kantili temel alan kantil regresyon yöntemi ile çap-boy modelleri geliştirilmiştir. Son aşamada ise, her örnek alanda 1 ile 10 arasında değişen sayıda ağaç ön bilgi olarak kullanılarak üçüncü ve dördüncü aşamada geliştirilen modeller kalibre edilmiş ve envanter maliyetleri de dikkate alındığında en uygun kalibrasyon alternatifinin her örnek alanda 5 ağaç kullanılması olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda, karışık-etkili modelleme tekniği ve genelleştirilmiş çap-boy modeli kullanılarak geliştirilen modellerin Almus yöresi doğu kayını meşcerelerinde güvenilir boy tahminleri için kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Kırsal kalkınma çalışmalarında kullanılan ölçüt ve göstergelerin güncel durumunun belirlenmesi: Isparta köyleri örneği
Kırsal kalkınma; insan yaşamına olumsuzluklar getiren kırsal yöre koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalardır. Kırsal kalkınma çalışmalarında, kırsal toplumların problemleri belirlenmekte ve tanımlanmakta, bu problemlere göre uygun çözüm önerileri geliştirilmektedir. Kırsal kalkınmada karşılaşılan sorunlar kırsal kalkınma göstergeleri ve bu göstergelerin yansıttığı ölçütler çerçevesinde belirlenmektedir. Bu çalışmada, kırsal kalkınma uygulamalarında geçmişte kullanılan ve günümüzde yeni eklenmesi gereken ölçütler ve göstergeler belirlenmiştir. Çalışma Isparta İli köyleri baz alınarak yürütülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre kırsal kalkınma çalışmalarında geçmişte 4 sosyal ölçüt ve 38 gösterge, 7 ekonomik ölçüt ve 32 gösterge, 4 siyasal ölçüt ve 16 gösterge ile 4 çevresel ölçüt ve 15 göstergenin kullanıldığı tespit edilmiştir. Günümüz kırsal kalkınma çalışmaları için yeni olarak 8 sosyal ölçüt ve 36 adet gösterge, 6 ekonomik ölçüt ve 35 adet gösterge, 6 siyasal ölçüt ve 21 gösterge, 6 çevresel ölçüt ve 28 gösterge belirlenmiştir.
Eşen çayı havzası'nda ekolojik arazi sınıflandırması ve haritalaması
Bu tez çalışması, yoğun ormancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü aynı zamanda zengin bir flora ve fauna çeşitliliğine sahip olan Eşen Çayı Havzası'nın orman ekosistemlerinde her türlü planlama ve uygulamaya yönelik ihtiyaç duyulan temel ekolojik bilgilerin tespit edilmesine yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada odunsu vejetasyon ile çevresel değişkenlere ait matrislerin analitik-hiyerarşik yaklaşımla irdelenmesi ve denetlenmesi neticesinde havzanın ekolojik arazi sınıflandırması ve haritalaması elde edilmiştir. Bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen arazi çalışmalarıyla birlikte Eşen Çayı Havzası'nda 233 örnek alanda yapılan envanter neticesinde toplamda 97 farklı odunsu bitki (ağaç ve çalı formunda) türü tespit edilmiştir. Vejetasyon toplumlarının sınıflandırmasında ikili hiyerarşik sınıflandırma esasına göre kümeleme analizi uygulanmıştır. Kümeleme analiz grupları, Sınıflandırma Ağacı Tekniği kullanılarak çevresel değişkenler ile modellenmiştir. Kümeleme analizi ve modelleme sonucunda elde edilen vejetasyon gruplarının uyumu her bir ayrım aşamasında Ki-kare ve Kappa analiziyle test edilmiştir. Anlamlı sonuç veren (p<0.05) model grupları kestirim değerleri itibariyle sayısal altlıklar üzerinde yaygınlaştırılarak haritalar oluşturulmuştur. Ayrıca vejetasyon grupları için ayırt edici türler gösterge analizi ile tespit edilmiştir. Çalışma neticesinde Eşen Çayı Havzası 5 farklı vejetasyon grubuna ayrılmıştır. Vejetasyon gruplarının ayrımında yükselti ve buna bağlı olarak iklim en etkili çevresel değişken olmuştur. Ayrıca yine yörede gölgelenme indeksi, peridotit anakayası ve kahverengi orman toprağı vejetasyon toplumlarının ayrımında etkili olan diğer önemli çevresel değişkenler olarak belirlenmiştir. Sonuç itibariyle bu çalışmayla Eşen Çayı Havzası'nın korunması, sürdürülebilirliği, geliştirilmesi ve geleceğe yönelik olarak planlanması için orman yetişme ortamı sınıfları ortaya koyulmuştur.
Çal (Denizli) yöresinde etnobotanik bir çalışma
Bu çalışmada 2020-2022 tarihleri arasında Çal ilçesi (Denizli) ve çevresinde yetişen doğal bitkilerin etnobotanik kullanımları ortaya konulmuştur. Araştırma yöre bitkilerinin bizzat kullanılışı ve kullanıcılarla konuşularak yapılmıştır. Araştırma alanındaki 46 familyaya ait 104 taksonun, yöre halkı tarafından gıda (%51.16), tedavi (%86.05), içecek (%72.09), temizlik (%25.58), baharat (%16.28) ve boya (%2.33) amacıyla kullanıldığı tespit edilmiştir.
Dikili ağaç satışlarının üretim süreci açısından değerlendirilmesi (Alanya orman işletme müdürlüğü örneği)
Ağaçların henüz dikili haldeyken satıldığı, hasat ve transport sürecindeki fiili masrafların alıcıya ait olduğu dikili ağaç satışının, üretim sürecinde; kesim, bölmeden çıkarma, yükleme ve taşıma operasyonlarının nasıl olduğu ve geleneksel üretim sürecinden farklı olup olmadığını araştırmak için bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı; dikili satış bölmelerinde üretim faaliyetlerinin organizasyonel ve operasyonel sürecinde hangi iş ve işlemlerin hangi sırayla gerçekleştiğini analiz etmek, bunların geleneksel yöntemlerle karşılaştırarak değerlendirmektir. Dikili satışları analiz edebilmek için mevzuat, dokümantasyon, literatür, büro gözlemleri, arazi incelemeleri, kişisel iletişim, söyleşi ve mesleki tecrübe gibi kaynaklara başvurarak veri ve bilgi derlenmiştir. Alanya Orman İşletme Müdürlüğü çalışma alanı olarak belirlenmiş ve 3 dikili satış bölmesinde; sahada üretim operasyonları, büroda ise işleyiş takibi yapılmıştır. Sonuç olarak; ürün gamının alıcının direktiflerine göre ayarlandığı, çoğunlukla kabuk soyma aşamasının hasat sürecinden çıkarıldığı görülmüştür. Standartlara uyulmaksızın boylarına bölünen emvalin mümkün olan en kısa sürede bölmeden çıkarıldığı ve bölme içinde öbeklenmiş emvalin yukarıdan aşağıya doğru traktör ve/veya ekskavatörlerden yararlanılarak sürütüldüğü ve bekletilmeden üçüncü parti müşterilere satılıp taşındığı görülmüştür. Dikili satışlarda çalışma süresinin sınırlandırıldığı ve geleneksel yöntemden daha kısa olduğu, daha az işçinin ancak kalifiye işçiliğin tercih edildiği, çalışanların sigorta edildiği, mevzuat kapsamında çevresel etkilerin azaltılmasına ilişkin kontrollerin sağlandığı, hem tensil hem de bakım bölmelerinde açık artırmalı dikili satışın kullanılabildiği, üretim sürecinin toplam süresinin kısaldığı, iş adımlarının azaldığı, fiili masrafların alıcıya yüklendiği, kesim bölmeden çıkarma yükleme ve taşıma işleriyle depolama iş ve işlemlerinden kaçınıldığı belirlenmiştir. Böylelikle, dikili satışların orman idarelerindeki personel açısından, alıcılar açısından ve üçüncü parti müşteriler açısından avantajlar sunduğu; ancak orman köylüleri açısından aynı avantajların istenilen düzeyde olmadığı anlaşılmıştır
Saçlı meşe'de meyve verimine bazı büyüme özelliklerinin etkisi
Bu çalışma, Saçlı Meşe yada Türk Meşesi (Qercus cerris L.) olarak adlandırılan türün meyve verimi ve büyüme özellikleri (ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve taç çapı) üzerinde ve iki örnek alanda (A1 ve A2) gerçekleştirilmiştir. Çalışmada türün genetik-ıslah ve diğer ormancılık uygulamalarına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Örnek alanlarda ortalama, 269 (A1) ve 416 (A2) adet olarak belirlenen meyve sayısı, alanların genelinde 343 bulunmuştur. Örnek alan içi ağaçlar, meyve verimi bakımından önemli farklılık göstermiştir. Varyans analizi sonucunda, örnek alanlarda meyve verimi bakımından anlamlı (p<0.05) fark belirlenmiştir. Varyans analizi sonuçlarına göre, örnek alanlar dip çap ve göğüs yüksekliği çapı bakımından anlamlı (p<0.05) fark gösterirken, ağaç boyu ve taç çapı bakımından benzerlik (p>0.05) göstermiştir. Örnek alanlarda genel olarak ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve taç çapının, meyve verimine pozitif ve anlamlı (p<0.05) etkide bulunduğu ortaya çıkmıştır. Regresyon analizi sonucunda, A1 örnek alanında, meyve sayısının tahmininde tepe çapının, A2 örnek alanında ise, göğüs yüksekliği çapının diğer özelliklere göre doğruya daha yakın değer verebileceği belirlenmiştir.
Kuraklık stresi uygulanan defne (Laurus nobilis L.) fidanlarında bazı morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal değişimler
Kuraklık stresinin tıbbi ve süs bitkileri üzerindeki etkilerine yönelik çalışmalar yapılarak dayanıklılıklarını arttırma yolları aranmalıdır. Bu çalışma, defnede (Laurus nobilis L.) kuraklık stresinin fidan gelişimi ile bazı fizyolojik ve biyokimyasal özellikler üzerine etkisini belirlemek amacıyla 2021 yılında yapılmıştır. Fidanlar üç farklı sulama rejimleri [Kontrol (2-3 günde bir), 15. gün ve 30. gün] ile yaklaşık 4 ay boyunca kuraklık stresine tabi tutulmuştur. Morfolojik (kök boğazı çapı, fidan boyu, kuru ağırlık, gövde: kök oranı ve yaprak sayısı), fizyolojik (Gün ortası ksilem su potansiyeli ve fotosentez özellikleri) ve biyokimyasal (fotosentetik pigmentleri, toplam karbonhidrat ve prolin içerikleri) özellikleri belirlenmiştir. Kuraklık stresi kök boğazı çapı, fidan boyu ve kuru ağırlıklar üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. Artan kuraklık stresine bağlı olarak yaprak sayısı ve gün ortası ksilem su potansiyeli azalmıştır. En az sulanan (30. gün) fidanların net fotosentez hızı, stoma iletkenliği ve terleme hızı kontrol fidanlarına kıyasla oldukça düşüktür. Klorofil a, klorofil b, toplam klorofil ve karotenoid içeriklerinde farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Toplam karbonhidrat (gövde ve köklerde) ve prolin içerikleri, en az sulanan fidanlar (30. gün) için daha yüksek, kontrollü sulama yapılan fidanlar için en düşük değerleri göstermiştir. Bu sonuçlar, defnenin artan kuraklık stresine karşı göstermiş olduğu tolerans kapasitesini yansıtmaktadır.
Yeşil satın alma davranışlarını etkileyen faktörlerin yapısal eşitlik modeli ile belirlenmesi
Bu araştırma yeşil satın alma davranışına etki eden faktörlerin nihai tüketiciler, orman endüstri işletmeleri ve Muğla Orman Bölge Müdürlüğü çalışanları örnekleriyle belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 319 nihai tüketici, 50 orman endüstri işletmesi ve 105 Muğla Orman Bölge Müdürlüğü çalışanı ile anket çalışmaları yürütülmüştür. Verilerin analizinde metin içinde ayrıntıları verilen farklı yöntem ve teknikler ile Yapısal Eşitlik Modelinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre Muğla Orman Bölge Müdürlüğü Personelinin %85'i sürdürülebilir orman yönetimi çerçevesinde Orman Genel Müdürlüğü'nün orman ürünleri satışlarının uygun olduğunu ve %91.5'i ülkemiz ormancılığında sertifikalandırmanın gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Orman Endüstri İşletmelerinin %78'i ülkemizde sürdürülebilir kalkınma ilkesi kapsamında çevre koruma ile ekonomik kalkınma faaliyetlerinin uyumlu olduğunu buna karşın %92'si yeşil politikaları benimsemiş ve çevreye duyarlı tedarikçi bulmakta zorlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca Muğla Orman Bölge Müdürlüğü personelinin sürdürülebilir orman yönetimi, algılanan çevre bilgisi, çevresel tutum, çevresel kaygı ve yeşil ürünlere karşı tutumlarının sertifikasyon bilgisini olumlu ve pozitif yönde etkilediği ve Orman Endüstri İşletmelerinin sürdürülebilir orman yönetimi bilgisinin ise sertifikasyon, yeşil pazarlama yaklaşımı ve yeşil pazarlama stratejilerini olumlu ve pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Tüketicilerin algılanan tüketici etkinliği yeşil ürünlere karşı tutumu ve yeşil satın alma niyeti yeşil satın alma davranışını olumlu ve pozitif yönde etkilemektedir. Araştırmada ormancılık açısından öne çıkan bir diğer bulgu tüketicilerin sertifikasyon bilgisinin yeşil satın alma niyeti ile yeşil satın alma davranışı arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlenmesidir.
Isparta çam ormanlarında Leptoglossus occidentalis heıdemann, 1910 (Hemıptera: Coreıdae)'in biyolojisi
Bu çalışma, 2020-2022 yıllarında Leptoglossus occidentalis'in biyolojisini ortaya koymak amacıyla Isparta çam ormanlarında gerçekleştirilmiştir. Çalışma iki yükselti aralığında (900-1200 ve 1200-1700 m) periyodik arazi çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca il genelinde saha taramaları yaparak böceğin biyolojik döngüsü belirlenmeye çalışılmıştır. Alt yükseltide 114, üst yükseltide 71 gözlem yapılmış ve yumurta, nimf ve ergin sayıları kaydedilmiştir. Böceğin her iki yükseltide yılda iki generasyon verdiği, alt yükseltide mayıs ayı başında erginlerin kışlaklardan çıktığı, mayıs-ekim döneminde iki neslin gelişimini tamamladığı belirlenmiştir. Yumurta döneminin ilk generasyonda mayıs ortası-haziran sonu, ikinci generasyonda ağustos başı-eylül ortası olduğu anlaşılmıştır. Üst yükseltide mayıs ortasından itibaren erginlerin görülmeye başladığı, temmuz ortasından itibaren ağustos ayı sonuna kadar yoğun olarak erginlerin görüldüğü, aynı zamanda farklı nimf dönemlerinin bir arada bulunduğu tespit edilmiştir. Yumurta döneminin ilk generasyonda haziran ortası-temmuz ortası, ikinci generasyonda ağustos ortası-eylül sonu olduğu anlaşılmıştır. Her iki yükseltide kasım ayı başından itibaren erginlerin kışlamaya geçtiği ve ay boyunca erginlerin görülmeye devam ettiği saptanmıştır. Karaçam, kızılçam, sarıçam ve fıstık çamı türlerinin kozalak ve tohumlarında zarar yaptığı ve yayılış alanını giderek genişlettiği gözlenmiştir.
Yaban keçisi (Capra aegagrus) habitat uygunluk modellemesi; Kumluca yöresi örneği
Yaban hayatı, doğal ortamlarda yaşayan vahşi hayvanların ve bitkilerin toplamıdır. Bu alanlar genellikle insan müdahalesinden uzak, doğal ekosistemlerdir. Yaban hayatı, dünyadaki biyolojik çeşitlilik ve ekosistemlerin önemli bir parçasıdır. Yaban hayatının ana özelliği, canlıların doğal yaşam alanlarında serbestçe dolaşabilmesi ve beslenmesidir. Bu alanlar, ormanlar, çayırlar, çöl ve dağlık bölgeler gibi farklı habitatlardan oluşabilir. Her habitat, kendine özgü bitki ve hayvan türleriyle zenginleşir. Çalışmaya konu olan yaban keçisi (Capra aegagrus) da ülkemiz için önemli bir yaban hayvanı türüdür. Çalışma kapsamında bu türün potansiyel dağılım modellemesi gerçekleştirilmiştir. Modelleme yöntemi olarak sadece var verileri ile çalışan MaxEnt yöntemi tercih edilmiştir. Modelleme süreci sonunda hedef tür için elde edilen modelin AUC değeri 0.937 olmuştur. AUC değerine göre model başarılı bir model olarak nitelendirilmektedir. Modelin elde edilmesinin ardından yine hedef türün çalışma alanı içerisindeki potansiyel dağılım alanları haritalandırılarak sunulmuştur.
Çayıralan (Yozgat) yöresinde epifitik liken çeşitliliği ve çevresel faktörlerle ilişkileri
Bu çalışma Yozgat Çayıralan yöresindeki epifitik liken çeşitliliğini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada epifitik likenler ve çevresel faktörlerle ilişkileri ele alınmıştır. Epifitik liken çeşitliliği BİÇEB programıyla hesaplanmış, çevresel faktörler pearson korelasyon analiziyle ilişkilendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar çoklu regresyon analizi ve regresyon ağacı tekniğiyle modellenmiştir. Çalışma sonucunda, Pinus sylvestris üzerinde bulunan epifitik liken çeşitliliğinin, ağaç çapı, ağaç kabuk pH'ı ve ağaç kabuk dokusu ile, Quercus petrea üzerinde bulunan epifitik liken çeşitliliğinin, ağaç kabuk pH'ı ve ağaç kabuk kalınlığı ile, Juniperus excelsa üzerinde bulunan epifitik liken çeşitliliğinin ise ağaç kabuk kalınlığı, ağaç kabuk pH'ı ve ağaç yaşı ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Tüm örnek alanlardaki epifitik liken çeşitliliğinin bioiklim değişkenlerinden, bio4, bio5, bio14, bio15, çevresel faktörlerden ise yükselti, kapalılık, eğim ve bakı uygunluk indisi ile ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar epifitik liken çeşitliliği ile çevresel faktörlerin ilişkilerini daha iyi ifade etmeyi sağlayacaktır. Çalışmada Çayıralan yöresinden 90 epifitik liken türü kaydedilmiştir. Ayrıca çalışmada Rinodina pityrea türü Türkiye'den ilk kez rapor edilmiştir.
Kaz Dağları'nda ağaçkakan (Picidae) türlerinin habitat tercihlerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında Kaz Dağları'nda yayılış gösteren ağaçkakan türlerinin habitat tercihlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, 2018-2021 yılları arasında 553 örnek alanda noktada sayım yöntemi kullanılarak kuş gözlemleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan gözlemlerde orman alaca ağaçkakanı, alaca ağaçkakan, yeşil ağaçkakan, kara ağaçkakan, ortanca ağaçkakan, ak sırtlı ağaçkakan ve küçük ağaçkakan olmak üzere 7 ağaçkakan türü kaydedilmiştir. Ağaçkakan türlerine ait veriler ile çevresel ve orman yapısı ile ilgili değişkenler kullanılarak modelleme yapılmıştır. Modelleme çalışmalarında, maxent ve sınıflandırma ağacı tekniği kullanılmıştır. Çalışma alanında kaydedilen ağaçkakan türlerinden veri sayısı yeterli olan 3 tür için model elde edilmiştir. Orman alaca ağaçkakanı için Maxent yöntemi ile oluşturulan modeli (AUC: 0.880-0.880) karaçam, karışım türü, meşcere çağı, yükselti ve topoğrafik pozisyon indeksi değişkenleri, sınıflandırma ağacı tekniği ile oluşturulan modeli (ROC: 0.90159-0.84573) ortalama göğüs çapı, yükselti, karaçam ve dikili kuru değişkenleri yapılandırmıştır. Alaca ağaçkakan için Maxent yöntemi kullanılarak elde edilen modeli (AUC: 0.910-0.897) kızılçam, kapalılık, karışım türü ve yükselti değişkenleri, sınıflandırma ağacı tekniği ile elde edilen modeli (ROC: 0,71748-0.63644) ziraat alanları ile yükselti değişkenleri şekillendirmiştir. Yeşil ağaçkakan için Maxent yöntemi ile oluşturulan modele (AUC: 0.858-0.832) meşcere çağı, karaçam, kapalılık ve yükselti değişkenlerinin, sınıflandırma ağacı tekniği ile oluşturulan modele (0.84182-0.78914) ortalama göğüs çapı, karaçam ve yükselti değişkenlerinin katkı yaptığı tespit edilmiştir. Diğer ağaçkakan türleri için çalışma alanında yapılan gözlemlere göre değerlendirmeler yapılmıştır.
Türkiye'de market zincirlerinin kırsal toplumların satın alma ve tüketim anlayışı üzerine etkileri: Yozgat kırsal yöreleri vaka çalışması
Bu tez çalışmasında; Türkiye'de market zincirlerinin gelişimi ve ürün markalaşmasının kırsal toplumların satın alma ve tüketim anlayışı üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma Yozgat İli kırsal yöresinde bulunan köylerde yürütülmüştür. Köylülerin yaşadıkları alanlar ve geçim kaynaklarını, köylülerin ürettikleri ürünleri ne şekilde, nereye ve nasıl pazarladıklarını, köylülerin yaşadıkları konumlara göre alışveriş yapma şekillerini ve alışkanlıklarının araştırılmasına yönelik anket formu geliştirilmiştir. Anket formu toplam 46 adet sorudan oluşmuş ve 200 kişi üzerinde uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 20 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Ankete katılan köylülerin hemen hemen hepsi üretmiş oldukları ürünleri zincir marketlere satamazken köylülerin %34'ü üretmiş oldukları ürünleri yöresel marketlere pazarlayarak satabilmektedirler. Köylülerin en çok yöresel marketlere pazarladığı ürünler sırasıyla peynir, köy yumurtası, süt ve tereyağıdır. Anket çalışmasına katılan köylülerden her iki kişiden birisi yöresel marketlerde, zincir marketlere göre fiyatların daha pahalı olduğunu, yöresel marketlerde istediği her ürünü bulamadıklarını ve zincir marketlerde ise yöresel marketlere göre ürün kalitesinin daha kaliteli olmadığını belirtmişlerdir. Anket çalışmasına katılan köylülerin yarısından fazlası zincir marketlerden her türlü ihtiyacını karşılayabildiklerini, zincir marketlerin olması yöresel marketlerin de ürünlerin yüksek fiyata satmasına engel olduğunu, zincir marketlerin olması yörenizde iş imkânı sağladığını, zincir marketler doğal ürün üretimi için köy ve kasabalardaki üreticiler ile iş birliği yapmasının gerektiğini, zincir marketler sayesinde mevsim dışı sebze ve meyveyi satın alıp tüketilebildiğini, yöresel marketlerde daha çok doğal ürün bulunabildiğini ve zincir marketlerden alınan elektronik ürünlerin garanti belgesinin olduğunu söylemektedirler.
Isparta ili'nde doğal yayılış gösteren salep (Orchis spp.) taksonlarının bazı botanik özellikleri ve potansiyel dağılım haritalaması
Bu tez çalışmasında, Isparta İli'nde Doğal Yayılış Gösteren Orchis anatolica, Orchis purpurea, Orchis mascula susbp. pinetorum, Orchis simia, Orchis spitzelli, Orchis pallens taksonlarının yayılış alanları tespit edilmiştir. Bu alanlardan vejetatif ve generatif organları toplanarak bazı botanik özellikleri belirlenmiştir. Arazi çalışmalarında 132 örnek alan belirlenmiş, 67'sinde orkide türlerine ait var verileri kaydedilmiştir. En fazla bitki boyuna sahip olan O. mascula subp. pinetorum (70 cm) ve O. spitzelii (60 cm), en fazla çiçek adetine sahip olan O. mascula subp. pinetorum (68 adet) ve O. purpurea subsp. purpurea (68 adet), en fazla yumru ağırlığına sahip olan O. purpurea subsp. purpurea (17,82 gr), en az yumru ağırlığına sahip olan O. mascula subp. pinetorum (0,12 gr), en fazla yumru enine sahip olan O. purpurea subsp. purpurea (31,12 cm), en az yumru enine sahip olan O. anatolica (0,24 cm), en fazla yumru boyu sahip olan O. purpurea subsp. purpurea (49,12 cm), en az yumru boyuna sahip olan O. anatolica (1,18 cm) olarak belirlenmiştir. Ayrıca salep taksonlarının ekolojik özellikleri, coğrafi dağılımı ile yetişme ortamı özellikleri arasındaki ilişkileri ortaya koyulmuş, türlerin yöredeki potansiyel dağılım haritası oluşturulmuştur. Potansiyel tür dağılımında sadece var verisi ile çalışan Maksimum Entropi yöntemi kullanılmıştır. O. anatolica'ya ait model sonucunda (ROC:0.974-0.953); bonitet, bio10, yaş sınıfı, bio12 ve engebelilik değişkenleri etkili olmuştur. Modelleme sonucunda O. anatolica'nın potansiyel dağılım gösterdiği bir haritalama yapılmıştır. Çalışma ile biyolojik çeşitliliğin korunması dâhilinde tür koruma, sürdürülebilir ormancılık faaliyetlerini sağlamak için yapılacak planlamalara altlık oluşturmuştur. Aynı şekilde Isparta İli'nde meydana gelebilecek çevresel değişikliklerine karşı temel bilgi kaynağı olacağı düşünülmektedir.
Sürdürülebilir orman yönetimi ölçüt ve göstergelerinin uygulanmasındaki ilerleme ve zorluklara ilişkin orman mühendislerinin görüşleri: Batı Akdeniz Bölgesi örneği
Sürdürülebilir orman yönetimi, doğal kaynakların dengeli bir şekilde kullanılmasını ve ekolojik dengeyi korumayı amaçlayan bir stratejidir. Bu kapsamda, orman mühendisleri, ölçüt ve göstergelerin etkin bir şekilde uygulanmasıyla ilgili önemli bir rol üstlenmektedirler. Orman ekosistemlerini koruma, toplumsal refahı artırma ve ekonomik sürdürülebilirliği sağlama amacıyla sürdürülebilir orman yönetimi ölçüt ve göstergelerini uygulamanın olumlu etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Batı Akdeniz Bölgesi'nde bulunan Muğla, Isparta ve Antalya Orman Bölge Müdürlüklerindeki ormancılık çalışmalarıyla birlikte Sürdürülebilir orman yönetimi ölçüt ve göstergelerinin uygulanabilirliği ve uygulamada karşılaşılan zorluklara ilişkin mühendis görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, Batı Akdeniz Bölgesi'nde görev yapan 117 orman mühendisi oluşturmuştur. Araştırmada mühendis görüşlerinin belirlenmesi amacıyla 9 bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizlerini yapmak için, Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi 28.0 programı yardımıyla; frekans ve yüzde, ortalama, ikili grup karşılaştırmasında t testi (independent samples t test) ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise tek yönlü varyans analizi (one way anova) kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonucunda gruplar arası anlamlı bir fark bulunması durumunda ise Tukey HSD (multiple comparisons) testleri uygulanarak faklılıkların hangi gruplardan kaynaklandığı belirlenmiştir. Araştırmada ortaya çıkan sonuçlara göre; orman mühendislerinin sürdürülebilir orman yönetimi konusunda algı ve farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu, özellikle Muğla Orman Bölge Müdürlüğü çalışanlarının ölçüt ve gösterge setine önem verdikleri görülmektedir. Sürdürülebilir orman yönetimi ölçüt ve gösterge setinin ölçülebilirliği konusunda gerekli iyileştirme ve standartlaştırma yapılması gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Veri setinin alanda bulunmasına ilişkin katılımcıların homojen bir görüşe sahip olduğu alanda göstergelerin varlığından söz ettikleri belirlenmiştir. Ölçüt ve gösterge seti için alanda yapılan gerekli planlamaların başarılı olduğu saptanmıştır. Kadın orman mühendislerinin ölçüt ve gösterge setinin ölçülmesinde erkek orman mühendislerine göre daha fazla zorlandıkları tespit edilmiştir. Ulusal setin günümüz koşullarında yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
Isparta ili'nde doğal yayılış gösteren dağ çayı (Sideritis spp.) taksonlarının bazı botanik özellikleri ve tarımsal performanslarının belirlenmesi
Bu doktora tez çalışmasında Isparta İli'nde doğal yayılış gösteren Sideritis spp. taksonlarının bazı botanik özellikleri ve tarımsal performaslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Isparta İli'nde gerçekleştirilen arazi çalışmalarında Sideritis perfoliata L., Sideritis hispita P.H.Davis, Sideritis libanotica Labill. subsp. linearis (Bentham) Bornm., Sideritis libanotica Labill. subsp. libanotica, Sideritis condensata Boiss. & Heldr. Apud Bentham, Sideritis cilicica Boiss. & Bal., Sideritis congesta P.H. Davis & Hub.Mor, Sideritis stricta & Heldr. Apud. Bentham, Sideritis leptoclada Hwarz & P.H. Davis, Sideritis syriaca subsp. nusairiensis Hub-Mor, Sideritis pisidica Boiss & Heldr. Apud Bentham, Sideritis phrygia Bornm, Sideritis dichotoma Huter, Sideritis erythrantha Boiss & Heldr. Apus Bentham var. erythrantha taksonlarının yayılış yaptığı tespit edilmiştir. Çalışmamızda SPME analizi ile sırasıyla doğal yetişme ortamı ve tarla ortamında; Sideritis condensata'nın β-pinen (%18.12-5.66), trans-kariofillen (%12.77-0.83) ve germakren-D (%10.59-0.67); Sideritis perfoliata'nın α-pinen (%51.72-43.36), β-pinen (%14.07-12.25) ve limonene (%10.96-14.09); Sideritis hispita'nın α-pinen (%22.86-13.74), β-pinen (%28.31-16.39) ve trans-kariofillen (%11.24-14.49); Sideritis libanotica subsp. linearis'in α-pinen (%25.29-9.29), β-pinen (%20.14-13.71) ve β-mirsene (%2.41-15.96); Sideritis libanotica subsp. libanotica'nın germakren-D (%16.01-29.24), trans-kariofillen (%18.29-21.20) ve β-pinen (%6.30-5.07); Sideritis stricta'nın germakren-D (%33.85-26.45), kariofillen (%30.82-23.84) ve β-elemene (%3.14-3.06); Sideritis leptoclada'nın trans-kariofillen (%19.76-15.81), α-pinen (%4.34-11.86) ve β-pinen (%3.67-10.76); Sideritis syriaca subsp. nusairiensis'in kariofillen (%27.08-22.49), germakren-D (%4.80-6.93) ve bicyclogermacrene (%6.78-4.68); Sideritis congesta'nın doğal ortamı β-pinen (%34.13), dl-limonen (%16.08), α-pinen (%15.25); tarla ortamı (E)-2-heptenal(%0.02), Z-3- heksenil 2-metilbütanoat (%0.02), benzoat(%0.02) bileşenleri, en yüksek oranda trans(β)-kariofillen (%25.03), β-bisabolen (%13.24), bisiklogermakren (%9.47) ana bileşenleri olarak belirlenmiştir. Uçucu bileşen verimi doğal ortamda, tarla ortamından daha yüksek olarak belirlenmiştir.
Göller yöresi toros sedirinde (Cedrus libani a. rich.) populasyonlar arası ve populasyon içi genetik çeşitlilik
Toros Sediri'nde genetik çeşitliliği ortaya koymak amacıyla Göller Yöresinde gerçekleştirilen bu araştırma çalışmasında, doğal yayılış alanlarından örneklenen 5 populasyona ait bazı tohum, fidecik ve fidan morfolojik özellikleri incelenmiştir. Bu amaçla, her populasyonda 15 olmak üzere toplam 75 aileden kozalak toplanmıştır. Kozalaklardan çıkarılan tohumlardan yetiştirilen fideciklerde aile düzeyinde kotiledon sayısı, kök boğazı çapı, hipokotil ve kotiledon boyu ve epikotil boyu ölçülmüştür. Bir yaşlı fidanlarda ise fidan boyu, kök boğazı çapı ve gövde/kök kuru ağırlık oranı ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca her aileden rastgele seçilen 20 tohumun eni, boyu, kalınlığı ve bin tane ağırlığı ölçülmüştür. Toplanan veriler SAS istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Çalışılan bütün karakterler için populasyon içi aileler arasında gözlenen genetik çeşitlilik düzeyi populasyonlar arası genetik çeşitlilikten daha yüksek çıkmıştır. Tahmin edilen birey düzeyindeki kalıtım derecesi hi2=0.13 (Gka/Kka) ile hi2=0.95 (Te) arasında değişmektedir. Aile kalıtım derecesi ise hf2=0.35 (Gka/Kka) ile hf2=0.91 (Kb) arasında bulunmuştur. Bu kapsamda, değişik seleksiyon yoğunlukları için (S1=5/75 ve S2=1/15 seleksiyon oranlarına göre) en yüksek toplam genetik kazanç (%30.23) fidan boyunda tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, çalışılan tüm karakterler bakımından diğer populasyonlara kıyasla üstünlük gösteren 5, 3 ve 2 nolu populasyonlar yörede yapılan orman kurma çalışmalarında tohum kaynağı olarak öncelikli tercih edilmelidir. Ayrıca özellikle iklim değişikliği ve küresel ısınmanın etkileri de göz önünde bulundurularak çalışılan populasyonlara yenilerinin de eklenerek kuraklığa dayanıklı populasyonların ve genotiplerin tespitine yönelik yeni araştırmalar planlanmalı ve ıslah çalışmaları bu araştırmalardan elde edilecek sonuçlara göre sürdürülmelidir.
Sarıkaya yaban hayatı geliştirme sahasının (Antalya) çok yıllık bitki türlerinin taksonomik çeşitliliği ile yetişme ortamı özellikleri arasındaki ilişkiler
Bu çalışma Akdeniz Bölgesi'nde bulunan Sarıkaya Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda çok yıllık bitki türlerinin taksonomik çeşitlilik ve taksonomik mesafe bileşenleri ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkileri araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Optimal örnek alan boyutları baz alınarak 30×30 m olarak belirlenmiştir. Çalışma alanı içerisinde 60 örnek alandan araştırma verileri temin edilmiştir. Örnek alanların çevresel değişkenleri, SYM kullanılarak altlık haritalar vasıtasıyla elde edilmiştir. Çalışmada Deng Entropisine dayalı yeni önerilen bir eşitlik yardımıyla taksonomik çeşitlilik ve mesafe hesapları ile Shannon entropisine dayalı geleneksel taksonomik çeşitlilik ve mesafe hesapları gerçekleştirilmiştir. Bağımlı değişkenler olan taksonomik çeşitlilik ve mesafe ölçümlerinin modellenmesi, çoklu regresyon ve regresyon ağacı yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanında elde edilen model sonuçlarına göre, taksonomik çeşitliliği etkileyen en önemli çevresel değişken eğimken, taksonomik mesafe için eğimin yanında yükselti değişkeninin de önemli olduğu tespit edilmiştir. Çevresel değişkenler ile olan ilişkiler kapsamında, taksonomik mesafe değerlerinin taksonomik çeşitlilik değerlerine kıyasla daha açıklayıcı nitelikte olduğu tespit edilmiştir.
Burdur-Pamucak yöresi doğal kızılçam meşcereleri için meşcere boy eğrilerinin modellenmesi
Bu çalışmada, Burdur-Pamucak yöresinde yer alan doğal yoldan gelmiş kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinden 74 örnek alan verisi ile literatürde çok kullanılan toplam 20 adet meşcere boy eğrisi modelinin uygunluğu test edilmiştir. Araştırmada, örnek alan verileri iki alt grupta, birinci grup (n=50 ve yaklaşık %70) model geliştirmek için, ikinci grup ise (n=24 ve yaklaşık %30) geliştirilen modellerin test edilmesi için kullanılmıştır. Meşcere boy eğrisi modelleri parametre sayısı bakımından iki (n=7), üç (n=10) ya da dört parametreli (n=3) gruba ayrılmış ve tek ağaç boyu tahminlerindeki performansları, altı farklı ölçüt (Ortalama mutlak hata, Maksimum mutlak hata, Hata karelerinin ortalamasının karekökü, Korelasyon katsayısı, Ortalama hata ve Akaike bilgi ölçütü) kullanılarak karşılaştırılmıştır. Test edilen modeller içinde en başarılı sonuçlar sırasıyla, 3 Parametreli Seber- Wild, 3 Parametreli Seber- Wild ve 4 Parametreli Zeide tarafından geliştirilen modeller ile elde edilmiştir. Bağımsız veri seti ile yapılan değerlendirmede de yakın sonuçlar bulunmuştur. Çalışmada başarılı modellerin regresyon denklemi kullanılarak, Pamucak Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yer alan benzer özelliklere sahip doğal kızılçam meşcereleri için göğüs çapı yardımıyla tek ağaç boyunun güvenle tahmin edilmesi mümkündür.
Odun dışı orman ürünleri toplayıcılığına ilişkin sosyo-ekonomik değerlendirmeler (sütçüler orman işletme müdürlüğü örneği)
Bu çalışmanın amacı, Isparta İli Sütçüler İlçesi örneğinde odun dış orman ürünleri toplayıcılığını sosyo-ekonomik açıdan değerlendirmektir. Bu kapsamda odun dışı orman ürünleri toplayıcıları, firmalar ve orman işletme müdürlüğü teknik personeli çalışmanın ilgi grupları olarak belirlenmiştir. Veriler, bu ilgi gruplarından anket yöntemiyle toplanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre Sütçüler yöresinde öne çıkan en önemli odun dışı orman ürünü Sütçüler (Tota) kekiğidir. Toplayıcılar açısından odun dışı orman ürünleri hane gelirlerine katkı yapan ek gelir durumundadır. Üretim teknikleri konusunda bilgi düzeyinin düşük olması ve izinsiz (kaçak) toplayıcılığın bulunması türlerin sürdürülebilir yönetimi açısından öne çıkan en önemli sorunlardır. Firma sahipleri açısından bölgede toplanan odun dışı orman ürünlerinin kalite açısından düşük olduğu belirlenmiştir. Ürünler toplanırken doğru üretim tekniklerinin kullanılmaması ve başka ürünlerin karıştırılması kalitenin düşmesine neden olmaktadır. Orman işletme müdürlüğü teknik personeline göre ise ürünlerin tarife bedellerinin düşüklüğü ve izinsiz toplayıcılık öne çıkan sorunlardır. Odun dışı orman ürünleri toplayıcılığının orman-köy ilişkilerinin düzenlenmesine katkı sağladığı belirlenmiştir. Köyden kente olan göçün azaltılması ve istihdam yaratma etkisi düşük düzeyde görülmüştür. Kırsal kalkınmayı destekleme etkisi orta düzeyde önemli, bulunmuştur.
Van ili meşe ormanlarının Cynipini (Hymenoptera: Cynipidae) faunası
Bu çalışma, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Orman Mühendisliği Anabilim Dalı'nda "Yüksek Lisans Tezi" olarak 2023-2024 yıllarında, Van ili meşe ormanlarında gal oluşumuna neden olan Cynipini türlerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanında üç lokasyonda (Gevaş-Değirmitaş, Gevaş-İnköy ve Çatak) toplam altı örnek alanda çalışma yürütülmüştür. Örnek alanların belirlenmesinde meşe ormanların yoğun olduğu ve yükselti gibi farklı ekolojik özellikteki alanlar olmasına dikkat edilmiştir. Örnek alanlardaki meşe türlerinin (Quercus infectoria subsp. boissieri, Q. libani, Q. petraea subsp. pinnatiloba ve Q. robur subsp. pedunculiflora) gövde, genç sürgün, palamut, yaprak ve çiçek gibi farklı kısımlarındaki galler toplanarak laboratuvara getirilmiştir. Galler morfolojik özelliklerine göre ayrılmış ve gal sayıları ile galin bulunduğu bitki kısmı ve konukçu bitki türü ile toplama tarihi ve koordinat, yükselti, eğim, bakı, yamaç konumu kaydedilmiştir. Çalışmada 10 cinse ait toplam 50 gal arısı türü tespit edilmiştir. Türlerin %40'ını Andricus türleri oluşturmuştur. Türlerin 40 adedi Van ili için ilk kez tespit edilmiştir. Konukçu ağaç türlerindeki en fazla gal arısı türü 31 tür ile Q. robur subsp. pedunculiflora'da, en az 8 tür ile Q. libani'de bulunmuştur. Gal yoğunluğu en fazla olan türler Neuroterus quercusbaccarum (1448 adet), N. anthracinus (765 adet) ve Cynips quercusfolii (612 adet) olmuştur. Lokasyona göre gal yoğunluğu ise en fazla Gevaş-Değirmitaş lokasyonunda, en az ise Gevaş-İnköy lokasyonunda bulunmuştur. Bu çalışma ile Van ili Cynipini faunasına 40 türün eklenmesi ile Doğu Anadolu Bölgesi hem bölge Cynipini faunasına önemli katkılar yapılmış hem de bölgenin tür zenginliği ortaya koyulmuştur.
Kaz dağı yöresi'nde yayılış gösteren bazı memeli yaban hayvanlarının habitat uygunluk modellemesi
Bu tez çalışmasında, Kaz Dağı yöresi'nde dağılım gösteren bazı memeli yaban hayvanlarına ait veriler ile çevresel ve iklim değişkenleri ilişkilendirerek türlere ait habitat uygunluk haritalarının oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışmada, fotokapan verileri kullanılmış ve görüntüler TimeLapse2 yazılımıyla analiz edilmiştir. Çalışma alanını kapsayan toplamda 50 adet çevresel ve iklim değişkenine ait altlık haritalar türetilmiştir. Türlere ait veriler ve oluşturulan altlık haritalar arasındaki ilişki, Random Forest ile modellenerek haritalandırılmıştır. R Studio programı kullanılarak türlerin günlük ve aylık aktivite desenleri oluşturulmuştur. Fotokapan verilerinin analiziyle alanda istatistiksel açıdan yeterli sayıda tespiti yapılan türler çakal, tilki, yaban kedisi, porsuk, kaya sansarı, yaban domuzu, karaca ve yaban tavşanı olmuştur. Random Forest sonucunda türler için elde edilen modellere ait R2 değerleri ve modellerini oluşturan değişkenler sırasıyla; çakal için 0.48, bio1, puruz, bio3, tpi; tilki için 0.55, bio4, tpi, enge; yaban kedisi için 0.47, bio3, bio1,enge; porsuk için 0.49, enge, bio3, puruz, bio1, bio13, bio4, golge; kaya sansarı için 0.46, tpi, bio4, bio13; yaban domuzu için 0.54, puruz, gunorta, ri, 8am, bio3, enge; karaca için 0.58, puruz, 8am, baki, ri, tpi; yaban tavşanı için 0.42, tpi, puruz ve bio1 olarak belirlenmiştir. Günlük aktivite desenlerine göre türlerin rekabet, yırtıcı baskısı, yiyecek arama, dinlenme gibi sebeplerle aktivite zamanlarında değişiklikler olduğu; aylık aktivitelerinde ise besin bolluğu, üreme zamanı, yavru bakımı gibi nedenlerle dönemsel farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçların hem çalışma alanındaki türler ve habitatları adına önemli veriler sağladığı hem de haritaların başka alanlara da yaygınlaştırılabilmesi özelliği ile koruma çalışmaları için bir rehber niteliği sunabileceği düşünülmektedir.
Ege Bölgesi-Bozdağlar Yöresi'nde bitki tür çeşitliliğinin günümüz ve iklim değişimi altında potansiyel dağılım modellemesi ve haritalaması
İklim değişikliği, son yüzyıl içerisinde orman ekosistemlerinde özellikle bitki tür çeşitliliği ve dağılım alanlarında belirgin etkilere yol açmıştır. Bu yaklaşım doğrultusunda tez çalışmasında Ege Bölgesi'nde bulunan Bozdağlar Yöresi'ndeki bitki tür çeşitliliğinin günümüz ve gelecekteki iklim koşulları altında potansiyel dağılım alanlarının tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bitki tür çeşitlilik hesaplaması kapsamında alfa tür çeşitliliği hesaplanmıştır. Alfa tür çeşitlilik hesaplamaları Shannon-Wiener indisi, Simpson indisi, doğrudan tür zenginliği hesabı ve doğru tür zenginliği (düzeltmeli) eşitliği kullanılarak BİÇEB yazılımında gerçekleştirilmiştir. Alfa tür çeşitliliğinin günümüz için potansiyel dağılım modellemesi Regresyon Ağacı, Genelleştirilmiş Eklemeli Model (GEM) ve Random Forest yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. İklim verileri WorldClim veri tabanından temin edilmiştir. Çalışmada gelecek iklim koşullarına ait veriler UKESM1-0-LL projeksiyonuna ait olarak SSP1 2.6, SSP2 4.5, SSP3 7.0 ve SSP5 8.5 senaryoları itibariyle 2081-2100 yılları için indirilmiştir. Alfa tür çeşitliliğinin modellenmesi sonucunda en yüksek R2 değeri Random Forest yönteminde tespit edilmiştir. Bu nedenle Random Forest yöntemine göre günümüz ve gelecekteki olası dağılım alanlarının potansiyel dağılım modellemesi ve haritalaması yapılmıştır. Modeli şekillendiren değişkenler eğim, bio1, bio7 ve relnoon olarak tespit edilmiştir. İklim senaryolarına genel olarak bakıldığında sahada çeşitliliğin gelecekte değişebileceği ve farklı bölgelerde bitki tür çeşitliliğinde kayıplar ve artışlar yaşanabileceği gözlenmiştir. Elde edilen sonuçların ormancılık çalışmaları bakımından bölgeye özgü koruma stratejileri ve yönetim planlamalarının geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Alfa tür çeşitliliği, Biyolojik çeşitlilik, Çeşitlilik modellemesi, İklim değişikliği, İklim senaryoları, Random forest
Kovada Gölü Milli Parkında ölü ağaç envanteri
Bu çalışma, Türkiye'deki bir milli parkta bulunan ağaçların çap, boy, canlılık durumu ve türlerine yönelik detaylı bir analizi içermektedir. Araştırmamız Kızılçam'ın orman ekosisteminde hakim tür olduğunu ve toplam ağaç hacminin büyük bir kısmını oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Diğer türler arasında Ardıç, Saçlı meşe, Kermes meşesi ve Mazı meşesi bulunurken, bu türlerin her biri ormanın biyoçeşitliliğine katkıda bulunmakta fakat daha az hacim ve sayıya sahiptirler. Canlı ağaçlar, toplam ağaç hacminin büyük bir çoğunluğunu oluşturarak ormanın genel sağlığının iyi olduğunu göstermektedir. Çap ve boy dağılımları, türler arasında çeşitlilik göstermekte ve canlı ağaçların genellikle daha büyük boyutlara sahip olduğunu ortaya koymaktadır Kızılçam türü, toplam hacmin %90'ından fazlasını oluşturarak ekosistemin korunması ve sürdürülebilirliği açısından önemli bir role sahiptir. Bu çalışma, orman yönetimi ve koruma stratejilerinin geliştirilmesi için değerli bilgiler sunmakta ve tür çeşitliliğinin sürdürülmesinin önemini vurgulamaktadır.
Antalya ili Köprü Çayı ve Manavgat Çayı havzasında su samurlarının (Lutra lutra) habitat tercihi ve popülasyon durumunun belirlenmesi
Avrasya su samuru (Lutra lutra) Dünya'da yayılış gösteren 13 su samuru (Lutra lutra) türünün en yaygın olanıdır. Sansargiller (Mustalidae) familyasına mensup yarı sucul tek türümüzdür. Bu çalışma Antalya ili Köprü Çayı ve Manavgat Çayı havzasında su Samuru (Lutra lutra)'nın popülasyon durumunu tespit etmek için gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmaları Antalya ili sınırları içinde Köprü Çayı ve Manavgat Çayı havzasında yürütülmüştür. Arazi çalışmalarında yaban hayatı envanter yöntemlerinden Var-yok iz belirti yöntemi ve fotokapan istasyon sayım yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca, araştırma alanı içerisinde bulunan alabalık çiftliği sahipleri ve yöre insanı ile yüz yüze görüşmeler yapılmış, türün alan kullanımı ile ilgili ön bilgiler alınmıştır. Elde edilen veriler sonucunda 102 deneme hattında Var-yok iz belirti çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanında Şubat 2023-Mayıs 2023 arasında var-yok çalışmaları sonucunda su samuruna ait belirti ve izlerin bulunduğu ve bulunması muhtemel noktalara 22 fotokapan istasyonu kurulmuştur. Fotokapan istasyonları periyodik olarak her ay ziyaret edilmiş, gerekli görüldüğünde fotokapan istasyon yerleri değiştirilmiştir. Fotokapan istasyon çalışmaları sonucunda, Fırsat noktası (oportünüst) örnekleme ile çalışma sahasında 1140 Fotokapan gün değerine ulaşılmıştır. İnsan ve başıboş köpeklerin su samuru habitatında oldukça yoğun gözükmesi bu alanda önemli bir insan yaban hayatı çatışması olduğunu göstermektedir.
Orman fidanlıklarında yetiştirilen bazı geniş yapraklı türlerin büyüme ve bitki beslenme durumu
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Orman Fidanlıklarında gerçekleştirilen besleme faaliyetleri ile özellikle üretilen bazı geniş yapraklı fidanların beslenme durumlarını tespit etmektir. Bu amaçlar 42 fidanlıkta bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 8 çıplak köklü, 2 polietilen tüplü ve 1 Enso-tüplü olmak üzere 11 türde morfolojik ve fizyolojik özellikler belirlenmiştir. 17 fidanlıktan toprak örneği alınarak, fiziksel ve kimyasal analizleri tespit edilmiştir. Anket sonuçlarına göre, fidanlıklar azotlu gübrelerden en fazla miktarda 10-70 kg/da ile AN gübresini, kompoze gübrelerden ise 10-75 kg/da ile MAP gübresini tercih etmişlerdir. Organik gübrelerden ise 500-3000 kg/da ile en fazla koyun gübresi tercih edilmiştir. Fidanlıkların büyük çoğunluğunun (%88) fidan kalitesini morfolojik özelliklere bakarak tespit ettikleri görülmüştür. Örnek alının fidanlıkların toprak ve tüp harcı özelliklerine bakıldığında, ortam pH'sının 6.0-8.7 ve organik madde miktarının ise 0.06-0.33 mS/cm aralığında olduğu görülmektedir. Fidanların morfolojik özellikleri bakımından ise, özellikle Yalancı akasya, Doğu çınarı ve 2 meşe türünün en yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Buna bağlı olarak, bir yıl içinde 1000 fidanın aldığı besin maddesi bakımından 209.68 g N ile Yalancı akasya, 44.50 g P ve 190.21 g K ile Doğu çınarı en fazla besin alan türler arasında yer almaktadır. Diğer elementlerde ise, yine bu iki tür yanında ve meşeler ön plana çıkmaktadır. Türler arasında alınan besin maddesi miktarları arasında 6-12 kat fark olması, fidanlıklarda gübreleme rejiminin türlerin büyüme ve beslenme özelliklerine göre ayarlanmasının önemine gerektiğini işaret etmektedir.
Kasnak Meşesi'nde meyve verimi ile bazı büyüme özellikleri etkileşimi
Endemik Kasnak Meşesi (Quercus vulcanica Boiss. and Heldr. Ex Kotschy) üzerine gerçekleştirilen bu çalışmada, üç örnek alanda meyve verimi üzerine ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve tepe çapı özelliklerinin etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonuçlarıyla türün silvikültürel ve diğer ormancılık uygulamalarına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Ağaç başına ortalama meyve sayıları, örnek alanlarda 135.9, 435.1 ve 183.3 bulunurken, bu alanların genelinde ise 251.4 belirlenmiştir. Meyve verimi bakımından örnek alanlar anlamlı (p<0.05) farklılık göstermiştir. Uygulanan varyans analizi sonuçlarına göre, örnek alanlar ağaç boyu, dip çap ve taç çapı bakımından anlamlı (p<0.05) fark gösterirken, göğüs yüksekliği çapı bakımından benzerlik (p>0.05) ortaya çıkmıştır. Örnek alanların genelinde büyüme özelliklerinin (ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve taç çapı) meyve verimine pozitif ve anlamlı (p<0.05) etkide bulunduğu tahmin edilmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre, meyve sayısının tahmininde ağaç boyu ve tepe çapının, diğer özelliklere göre doğruya daha yakın değer verebileceği belirlenmiştir.
Göynük orman işletme müdürlüğü Anadolu Karaçam'ı gençliklerinin büyüme performansı
Bu çalışma, Anadolu Karaçam'ının [Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe] bakım görmüş ve görmemiş 14-16 yaşlı gençleştrme sahalarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada her biri 500 m2 büyüklüğünde dört alan örneklenmiş ve bu alanlarda; ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve yaş özellikleri araştırılmıştır. Çalışma sonuçlarıyla türün orman bakımı, doğal gençleştirme ve diğer ormancılık uygulamalarına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Bakım görmüş ve bakım görmemiş sahaların genelinde ortalama ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve yaş değerleri sırasıyla 2.77 m ve 2.27 m, 10.74 cm ve 8.73 cm, 8.32 cm ve 4.81 cm, 13.8 yıl ve 15.8 yıl bulunmuştur. Varyans analizi sonucunda işlemler; ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve yaş bakımından anlamlı (p<0.05) fark gösterirken, bu işlemler kendi içerisinde ise çalışmaya konu özellikler bakımından benzerlik (p>0.05) göstermiştir. Korelasyon analizi sonucunda, örnek alan ve işlemlerin tamamında, ağaç boyu, dip çap, göğüs yüksekliği çapı ve yaş arasında pozitif ve anlamlı (p<0.05) ilişkiler belirlenmiştir.
Muğla orman fidanlığı'nda yetiştirilen Mavi servi ve Akdeniz servisi fidanlarında morfolojik özellikler
Bu Yüksek Lisans tez çalışması, 1+0 ve 1+1 yaşlı tüplü ve kaplı Akdeniz servisi (C. sempervirens L. var. horizontalis (Mill.) Gord.) ve Mavi servi (Cupressus arizonica Greene) fidanlarının fidan boyu (FB) ile kök boğazı çapı (KBÇ) özelliklerinde gerçekleştirilmiş ve taksonların fidanlık tekniğine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında morfolojik özellikler yanında fidanların kalite durumu irdelenmiştir. Ortalama fidan boyu ve kök boğazı çapları 1+0 ve 1+1 yaşlı Akdeniz servisi fidanlarında sırasıyla 21.7 cm ve 2.94 mm, 25.8 cm ve 3.07 mm, bu değerler Mavi servide sırasıyla 24.4 cm ve 3.43 mm, 24.9 cm ve 3.21 mm bulunmuştur. Fidan grupları boy ve çap bakımından genelde benzerlik (p>0.05) gösterirken, gürbüzlük indisi bakımından farklılık (p<0.05) göstermiştir. Çalışmaya konu takson ve fidanlarda, FB ile KBÇ çapı arasında istatistiksel bakımından önemli (p<0.05) ve pozitif korelasyonlar belirlenmiştir. Türk Standartları Enstitüsü tarafından hazırlanan kalite sınıflarına göre KBÇ bakımından her iki takson fidanlarının tamamı, kaliteli yani dikime elverişli fidan sınıfında yer almıştır. FB bakımından ise Akdeniz servisi fidanlarının genel olarak %90 oranında, Mavi servide ise %49 oranında kaliteli sınıfta yer aldığı belirlenmiştir. Gürbüzlük indisi bakımından Akdeniz servisi 1+0 yaşlı fidanları 1+1 yaşlı fidanlara göre daha yüksek performans göstermiştir. Mavi servide ise bunun tersi bir durum ortaya çıkmıştır.
Datça, Marmaris, Ula, Köyceğiz (Muğla)'in anıt ve anıtsal nitelikteki ağaçları
Bu çalışma Muğla ilinin Datça, Marmaris, Ula ve Köyceğiz ilçelerinde anıtsal nitelikteki ağaçları belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Söz konusu araştırmada 29 adet Çınar (Platanus orientalis L.), 7 adet Zeytin (Olea europaea), 4 adet Sakız Ağacı (Pistasia lentincus), 3 adet Palamut Meşesi (Quercus ithaburensis), 2 adet Anadolu Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis), 1 adet Saçlı Meşe (Quercus cerris), 1 adet Pırnal Meşesi (Quercus ilex), 1 adet Harnup (Ceratonia siliqua), 1 adet Servi (Cupressus sempervirens) ve 1 adet Datça Hurması (Phoenix theoprastii) olmak üzere toplam 50 ağaç anıtsal nitelik taşıyan ağaç tespit edilmiştir. Bu ağaçların 12 tanesi Datça'da, 20 tanesi Marmaris'te, 6 tanesi Ula'da ve 12 tanesi de Köyceğiz'de bulunmaktadır. Tespit edilen türlerin en yaşlı ağacı 6000+ iken, en genç ağacı ise 150+ 'dir. En uzun boylu ağaç 35 m iken, en kısa boylu ağaç 10 m'dir. En yüksek gövde çapı 385 cm iken, en düşük gövde çapı 70 cm'dir.
Arazi kullanımı/arazi örtüsü sınıflarını etkileyen faktörlerin makine öğrenimiyle değerlendirilmesi, Lombok Adası-Endonezya örneği
Arazi kullanımı/arazi örtüsünün (AK/AÖ) haritalanması, doğal çevre ve orman ekosistemlerindeki değişimlerin belirlenmesi ve izlenmesi için gereklidir. Konumsal verilerin modellenmesi ve haritalanması için makine öğrenimi algoritmalarının kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, AK/AÖ sınıflarını etkileyen etmenlerin makine öğrenimi algoritmalarıyla değerlendirilmesi, kullanılan algoritmaların doğruluklarının karşılaştırılması ve en iyi AK/AÖ sınıflandırması yapabilen makine öğrenimi modelinin belirlenmesidir. Ayıca çalışma alanındaki arazi kullanımı/arazi örtüsü değişimlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma alanı Batı Nusa Tenggara, Endonezya'da bulunan Lombok Adasıdır. Çalışmada Landsat uydu görüntülerinin bantları, bu bantlardan elde edilen spektral indeksler, topoğrafik, biyofiziksel, sosyo-ekonomik ve iklimle ilgili değişkenler Rasgele Orman, Gradient Boosting, Karar Ağacı ve Naïve Bayes makine öğrenimi algoritmaları yardımıyla incelenmiştir. Makine öğrenimiyle üretilen modellerin doğrulukları değerlediğinde, Rastgele Orman algoritması en yüksek doğruluğa (%82) ulaşırken, onu sırasıyla Gradient Boosting (%80), Karar Ağacı (%73) ve Naïve Bayes (%61) algoritmaları takip etmiştir. Makine öğrenimi algoritmaları kullanılarak üretilen AK/AÖ sınıflarının yer doğrulama noktaları yardımıyla yapılan doğruluk değerlendirmelerinde, Rastgele Orman algoritmasıyla üretilen model, %88 genel doğrulukla en başarılı makine öğrenimi modeli olmuştur. Lombok Adasındaki arazi kullanımı/arazi örtüsü tahmininde en etkili değişkenlerin yerleşim yerlerine uzaklık, sıcaklık ve yollara uzaklık olduğu belirlenmiştir. 2013'ten 2022'ye kadar kentleşme, nüfus artışı ve altyapı geliştirme çalışmaları nedeniyle önemli ölçüde orman kayıplarının (28 095 ha, toplam orman alanının %24'ü) yaşandığı tespit edilmiştir. Lombok'taki AK/AÖ sınıflarının dağılımı, kuru arazi tarımı (%27.56) ve çeltik tarlalarının (%24.22) en geniş alanları kapladığını, bunları birincil ormanların (%13) ve ikincil ormanların (%7.68) izlediğini göstermiştir. Elde edilen bulgular, arazi kullanımı planlamasında sosyo-ekonomik faktörlerin önemli olduğunu, Lombok'taki ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin korunması için sürdürülebilir koruma politikalarına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.