
56
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
The influence of thinking style and mental construal on consistency of consumer preferences
The objective of this dissertation is to investigate the role of two cognitive theories, namely dual process theory and construal level theory in influencing consumers? evaluative processes and their consistency. For this purpose two experimental studies are conducted.The first study investigates the relationship between use of the experiential-rational systems and preference consistency. Findings demonstrate that affective stimuli induce more consistent preferences than analytical stimuli. Furthermore, it is shown that processing fluency is enhanced with the usage of experiential thinking and affective format compared to rational thinking and analytical format. Additionally, it is also shown that consistency of evaluations across consumers is improved when they relied on the rational system rather than the experiential system.The second study examines the relationship between mental construal level and preference consistency. Findings of this study reveal that when consumers adopt a high-level mental construal their evaluations become more consistent. Moreover, it is also shown that having matching high-level mental construals at two points in time rather than non-matching construals increases consistency of evaluations.
Turkish consumers' purchase intentions towards organic food: A comparison between students and professionals
This thesis investigates the purchasing intentions of Turkish consumers towards organic food, focusing on a comparative analysis between student and professional demographic segments. Utilizing the Theory of Planned Behavior (TPB) as a foundational framework, this research has been extended beyond traditional predictors of consumer behavior—attitude, subjective norms, and perceived behavioral control—by incorporating environmental concern, food safety concern, health consciousness, product knowledge, and willingness to pay as additional factors. Through an online survey (N=154), this study provides a comprehensive understanding of the driving forces behind the increasing consumer shift towards organic food. This research identifies key factors related to organic food purchase intentions and highlights significant differences between students and professionals. This differentiation allows for the development of targeted marketing strategies and policy recommendations aimed at promoting organic food consumption across diverse consumer groups. The findings contribute to the broader literature on consumer behavior towards organic food and offer practical insights for producers, marketers, and policymakers aiming to foster healthier and more sustainable consumption patterns. This study not only fills a gap in existing research by integrating extended factors within the TPB framework but also provides a novel comparative analysis between two distinct consumer segments within the Turkish context.
Envy and word of mouth recommendations: Exploring personality traits and service categories
In an era where consumer behavior significantly influences market dynamics, word-of-mouth (WOM) recommendations play a critical role in shaping purchasing decisions. This study explores the intricate relationship between selected personality traits; self-esteem, competitiveness, and dispositional envy and their impact on the likelihood of engaging in WOM recommendations, particularly within service industries. Utilizing a structured survey methodology, data were collected from 219 participants and analyzed using statistical methods, including t-tests and ANOVA. The findings reveal that personality traits had no significant impact on WOM recommendations to close friends across all service categories. However, individuals with high competitiveness, particularly those scoring high in competition enjoyment, were significantly more likely to recommend financial services to their broader social circles. Ccompetitiveness and self-esteem levels influenced the willingness to share experiences on social media, particularly for financial and healthcare services. Notably, dispositional envy did not significantly affect WOM behavior, challenging prior assumptions that envious individuals are less inclined to share beneficial service experiences. By providing empirical evidence on how psychological traits influence WOM tendencies, this study contributes to the fields of consumer psychology and marketing. The insights gained offer valuable implications for businesses and marketers seeking to encourage positive WOM, particularly in industries where service recommendations are vital for consumer trust and decision making.
Temel eğitimde görev yapan öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ve mesleki tutumları (Rize ili örneği)
Bu araştırmada; temel eğitimde görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca, okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, bu amaç doğrultusunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumlarının cinsiyetlerine, kıdemlerine, branşlarına, medeni durumlarına ve görev yaptıkları okulun bulunduğu yere bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının istatistiksel olarak mesleki tutumlarından kestirilip kestirilemeyeceği regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, Rize il merkezi ve ilçelerinde bulunun anaokulu ve ilkokullarda görev yapan 138 okulöncesi öğretmeni ve 323 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 461 öğretmenin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tepe (2011) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Öğretmenlerin Öz-yeterlik İnançları Ölçeği" ve Çetin (2006) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleği Tutum Ölçeği" olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SSPS paket programı ile çözümlenmiş, veri çözümlemede aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının iletişim becerileri ve planlama alt boyutlarında cinsiyetlerine bağlı olarak; öğrenme-öğretme süreci, aile katılımı ve planlama alt boyutlarında ise branş değişkenine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançlarının kıdem, görev yaptıkları okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmadığı gözlenmiştir. Okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, branş değişkenine bağlı olarak sevgi ve değer alt boyutlarında; cinsiyet değişkenine bağlı olarak ise bütün alt boyutlarda (sevgi, değer ve uyum) istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının kıdem, okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının, istatistiksel olarak, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarından kestirilebildiği görülmüştür. Bir başka ifadeyle, öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sınıf Yönetimi Öz-Yeterlik İnancı, Okul Öncesi Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni, Sınıf Yönetimi, Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum
Etik liderliğin öğretmenler üzerine yönetimsel etkisi (Trabzon ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, etik liderlik ile öğretmenlerin yönetimsel becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu araştırma etik liderliğin öğretmenler üzerine yönetimsel etkisinin ele alınıp değerlendirildiği bir çalışma olup tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014- 2015 Eğitim Öğretim yılında Trabzon ili Akçaabat (1500 öğretmen), Beşikdüzü (330 öğretmen) ve Ortahisar (3891 öğretmen) ilçelerindeki devlet okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Bu araştırmada okul yöneticilerinin etik liderlik düzeylerini belirlemek için Etik Liderlik Ölçeği ve okulların örgütsel güven düzeyini belirlemek için Örgütsel Güven Ölçeği kullanılmıştır. Örnekleme giren öğretmenlere uygulanan Etik Liderlik Ölçeği ve Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği ile elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde t-testi, ANOVA, korelasyon analizi kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Liderlik, Etik, Etik Liderlik, Yönetimsel Etki.
Trabzonspor Kulübü'nün, Trabzon kentinin sosyo-ekonomik yapı üzerinde etkisinin, Trabzonspor ışığında değerlendirilmesi
Günümüzde spor, insan hayatını sağlıklı ve daha kaliteli hale getirmek adına yapılan bir faaliyet olarak görülmektedir. Sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanında sportif aktivitelerin insanların günlük hayata, fiziksel ve psikolojik olarak hazırladığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Spor Küresel açıdan ise, toplumların bulundukları ortamın sosyo-ekonomik şartlarına bağlı olarak yaygınlık göstermektedir. Ayrıca Spor küresel olgunun hızla yayılmasına yardımcı olan bir tüketim kavramıdır. Anahtar Kelimeler: Spor, Kültür, Küreselleşme, Sosyo-Ekonomik
Enerji kaynaklarımız ışığında hidroelektrik santrallerin Türkiye ekonomisindeki yeri ve Trabzon örneği
Enerji tüketimi, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli ölçütü olarak kabul edilmiştir. Enerjiye olan ihtiyaç sürekli artmakta ve gelecekte de artmaya devam etmektedir. Fakat gün geçtikçe artan enerji ihtiyacını doğal kaynaklardan karşılamak artan nüfus ve sanayileşme nedeniyle güçlüklerle karşılaşılmaktadır ki doğal kaynakların gün geçtikçe azalması daha çok yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi zorunlu hale getirmektedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi kişi başına düşen elektrik üretimi ve tüketimi ile ölçülebilmekte ve yaşam standartları da buna paralel olarak gelişmektedir.Cumhuriyetin ilanı zamanlarında insan başına düşen 7 kWh'lık tüketim 2000'li yıllarda 1805 kWh'e ulaşmıştır. Böyle olmasına karşın bu oran Avrupa'da 5000 kWh, dünya ortalamasında 2500 kWh'a karşılaştırıldığında çok geride olduğumuz görülmektedir. Bu tablo enerji konusunda çok ciddi planlar yapmamız gerektiğini göstermektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi harcadıkları enerji miktarı ile ölçülür. Hidroelektrik enerji, Ülkemizin milli ve en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından biridir. Kalkınmış ülkelerde hidroelektrik potansiyel büyük ölçüde değerlendirilmiştir fakat Türkiye'de işletmeye açılan santraller ile söz konusu mevcut olan bu potansiyelin yalnızca %35,4'lük bir bölümü kullanılmıştır. Türkiye'nin brüt hidroelektrik enerji potansiyeli 433 milyar kWh/yıl, teknik yönden değerlendirilebilir potansiyelinin 216 milyar kWh/yıl, ekonomik potansiyelinin ise 129,9 milyar kWh/yıl civarında olduğu öngörülmüştür (DSİ, 2009). Günümüzün en temel sorunlarından biri enerji ihtiyacı ve bu ihtiyacın giderilmesi için yaratılan çevresel sorunlardır. Hidroelektrik enerji üretimi için inşa edilen barajlar ve Hidroelektrik Santraller beraberlerinde birçok yarar zarar konusunu gündeme getirmektedir. Bu bağlamda hidroelektrik enerji üretiminin yararlılığı bilim dünyasında ve kamuoyunda tartışılmaktadır. Bu bilgiler ışığında enerji kaynaklarının bir ülkenin kalkınmışlığını ve ekonomik olarak gelişmişliğini göstermesi bakımından yadsınamayacak kadar fazladır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'nin bu kapsamdaki toplam santralleri içerisindeki yerini, toplam hidroelektrik enerji üretimine katkılarını, Türkiye ve havza içerisindeki toplam hidroelektrik potansiyellerin değerlendirme oranlarını tespit etmeyi de amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Hidroelektrik Santralleri, Enerji Kaynakları, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Enerji Kaynaklarının Yarar ve Zararları
Örgütsel bağlılığın sağlanmasında duygusal zekânın ve dönüşümcü liderliğin rolü ve önemi: Trabzon ili kamu sektöründe bir uygulama
Bu araştırmanın temel amacı örgütsel bağlılığın sağlanmasında duygusal zekânın ve dönüşümcü liderliğin rolü ve öneminin belirlenmesidir. Amaç doğrultusunda veri toplam aracı olarak 350 bireye anket soruları sorulmuş, 300 kamu personeli net verdiğinden araştırmanın örneklemini 300 birey oluşturmaktadır. Ankette kişisel bilgi formu ile Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Öncelikle demografik değişkenler ve ölçeklerin frekans tabloları verilmiştir. Demografik değişkenler ile ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Bağımsız Gruplar T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Farklılığa neden olan grupların belirlenmesi için Post Hoc Testlerinden varyansların homojenliği durumunda Scheffe Testi, homojen olmaması durumunda Tamhane's T2 testinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 ve iki yönlü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Örgütsel bağlılığın alt boyutlarının kendi içlerinde anlamlı ve pozitif bir şekilde birbirlerini etkiledikleri görülmüştür. Dönüşümcü liderliğin örgütsel bağlılığın tüm alt boyutlarında anlamlı ve pozitif bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Duygusal bağlılığın alt boyutu olan iyimserlik ve ruh halinin düzenlenmesi alt boyutu devam bağlılığını pozitif ve duygu değerlendirme boyutunun devam bağlılığını negatif etkilediği görülmektedir. Duygusal bağlılığın alt boyutu, duygu değerlendirmesi ve kullanımı alt boyutunun normatif bağlılığı negatif olarak etkilediği görülmektedir. Örgütsel bağlılığın sağlanmasında genel olarak bakıldığında dönüşümcü liderliğin etkili olup, duygusal zekânın etkili olmadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Bağlılık, Duygusal Zekâ, Dönüşümcü Liderlik
Kurumsal itibarın çalışan motivasyon ve performansına etkileri: Trabzon tunalar örneği
Yapılan bu çalışmada kurumsal itibar kavramının kurumlar açısından önemine vurgu yapılmıştır. Kurumsal itibar kavramını doğrudan ve dolaylı yoldan etkileyen faktörler olumlu ve olumsuz yönde unsurlarıyla ele alınmıştır. Çalışan bireylerin motivasyonları, kurumların performansını etkilediği varsayımını göz önüne alarak, hem bireylerin kurum motivasyonlarını yüksek tutacak hem de çalışan bireylerin yaptıkları işe odaklanmalarını pozitif yönde etkileyebilecek modellerle değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada kurumsal itibar ölçeği sonucunda güvenirlik derecesinin yüksek olmadığı görülmektedir. Bu çalışmada ise kurumun itibar açısından gereken güveni verdiği düşünülmüştür. Çalışanlardaki motivasyon ölçeğine bakıldığında ise çalışanların kendilerine oldukça güvendikleri ve çalıştıkları kurumda verimlilik sağladıkları düşüncesi olduğu ortaya çıkmıştır.
Karadeniz Teknik Üniversitesi idari kadroda çalışan personelin iş memnuniyeti üzerine uygulamalı bir araştırma
İş memnuniyeti işgörenin yaptığı iş ile ilgili haz alma durumudur. Bu çalışma işgörenlerin yaptıkları işten memnun olup olmadıklarını araştırmak amacıyla yapılmış olup, araştırma evrenini Karadeniz Teknik Üniversitesi idari kadroda görev yapan personeller oluşturmuştur. İlk olarak araştırma için KTÜ Rektörlüğünden izin alınmış ve merkez kampüste görev yapan personellerden 250 kişiye anket uygulanmıştır. İki bölümden oluşan ankette birinci bölümde demografik ve bilgi sorularından oluşan 10 tane soru bulunmaktadır. İkinci bölümde ise 20 soru mevcuttur. Elde edilen veriler SPSS 22 sürümlü istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada iş memnuniyeti ile demografik değişkenler arasında anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiş ve KTÜ idari personelinin iş memnuniyetinin demografik özelliklere göre farklılık göstermediği görülmüştür. KTÜ idari personelinin çalışılan birimden %84, kurumun sunduğu sosyal olanaklardan %55 ve kurum yöneticileri açısından ise %54 oranında memnuniyet duydukları görülmüştür. Araştırma sonucunda ağırlıklı olarak idari personelin işlerinden memnun olduğu yalnız kurumun sunmuş olduğu sosyal imkânlar açısından ve kurum yöneticileri açısından memnuniyet düzeylerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle yönetimin personel ile ilgilenmesi, kendilerine yönelik kararlarda fikirlerinin alınması kendilerine değer verildiğinin göstergesi olacak ve memnuniyet düzeyi daha da artacaktır. Ayrıca kurumun personeline sunduğu sosyal imkânlar arttırılarak herkese eşit ölçüde faydalanma imkânı verilmesi çalışanların daha mutlu olmalarını sağlayacaktır. Memnuniyet düzeyi yüksek çalışanlar, örgüt verimliğini artırarak topluma daha kaliteli hizmet sunacaklardır. Anahtar Kelimeler: İş, İş Memnuniyeti, Personel, Memnuniyet Teorileri
Okul merkezli yönetimin Kırşehir'de ilkokullarda uygulanabilirliği
Eğitimde yerelleşme, yerinden yönetim, yetki aktarımı ve yetki devri hakkında araştırmalar yapılmasına karsın bu çerçevede eğitimin üretildiği temel doku olan okulun; yapısı, amaçları, süreçleri ve dahilindeki isleyişi, iklimi üzerinde yine okulun toplumsal, ekonomik, politik, bireysel rolleri çerçevesinde, öğretmenlerin eğitim hizmetinin sunumundaki, etkinleri, davranışları, tutumları, eğilimleri ve görüşleri merkezi politikaların belirlenmesinde dolaylı da olsa önemlidir. Bu bağlantıda araştırmanın amacı öğretmenlerin okul merkezli yönetim sistemine ilişkin görüşlerinin betimleyebilmektir. Aynı zamanda karmaşık görünümlü okul merkezli yönetim sistemi literatürüne sistematik bir yaklaşım sunmaktır. Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmada öz olarak, Kırşehir'de görev yapan sınıf öğretmenlerine göre okulların mevcut durumlarının temel olarak Okul Merkezli Yönetim Sistemine elverişli olduğu ancak belli konumda ve özellikteki öğretmenlerin okulların farklı hususlarda eksikliklerinin olduğunu belirttikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler:Okul, Eğitimde Yerelleşme, Okul Merkezli Yönetim.
Sağlık kurumlarında iletişim sorunlarının analizi: Trabzon Ortahisar ilçesinde bir uygulama
Bu araştırmayla kamu hastanelerindeki hasta ile sağlık personeli arasındaki iletişim problemleri incelenerek önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Araştırma, genel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Fatih Devlet Hastanesine başvuran 300.000 hasta oluşturmuştur. Örneklemini ise bu hastalardan rastlantısal biçimde seçilmiş 468 hasta oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak 33 sorudan oluşan "Hasta Memnuniyet Ölçeği" kullanılmıştır. Anket uygulaması 2016 Mayıs- Haziran aylarında tamamlanmıştır. Verilerin analizi SPSS 21.0 programı ile yapılmış ve sonuçlar %95 güven düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda hipotezlerin test edilmesinde kullanılacak analiz teknikleri, hasta memnuniyeti ölçeği kullanılarak hesaplanan hasta memnuniyet puanının normal dağılıma uygunluk gösterme durumuna göre belirlenmiştir. Puanın normal dağılıma uygunluk göstermediği için parametrik olmayan testlerden Kruskal- Wallis H ve Mann- Whitney U Spearman analiz tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, hastaların büyük çoğunluğunun hastane çalışanları ile iletişim sorunu ve tartışma yaşamadığı ortaya çıkmıştır. Sorun yaşayan katılımcıların büyük çoğunluğunun sağlık görevlisi-hasta bakıcı ve güvenlikle ilgili sorun yaşadıkları görülmüştür. Erkek hastaların (kadın hastalara göre) muayene öncesi hizmetlerden; kişisel ihtiyaçların karşılanması, tetkik hizmetlerinden ve hasta memnuniyeti açısından daha memnun olduğu belirlenmiştir. Ayrıca muayene öncesi hizmetler ve genel görünümün yaşa göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Diğer taraftan hastane çalışanları ile iletişim sorunu/tartışması vb. durum yaşamayan hastalar yaşayan hastalara göre daha memnun olduğunu; sağlık personeli ile iletişim sorunu yaşayanların genel memnuniyetinin diğer personel ile iletişim sorunu yaşayanların genel memnuniyetine göre daha düşük olduğunu söyleyebiliriz. Genel memnuniyet düzeyinde ise genel görünüm memnuniyetinin yaşa ve sağlık güvencesine göre anlamlı farklılık gösterdiği; hasta memnuniyeti ve muayene öncesi hizmetler memnuniyetinin, hastane çalışanları ile iletişim sorunu/tartışma yaşama durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği; hekimlik hizmetleri memnuniyetinin hastane çalışanları ile iletişim sorunu/tartışma yaşama durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Hastaneler hizmet kalitesini oluşturan tüm unsurları aynı düzeyde ön plana çıkartan stratejiler geliştirmeli ve uygulamaya koymalıdır. Hastanelerin bu çalışmalarında muayene öncesi hizmetler ve fiziksel görünüm boyutları konularında yoğunlaşması gerektiği önerilebilir. Bir başka deyişle, mevcut sağlık politikaları sağlıkta var olan eşitsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde yeniden düzenlenmeli ve herkesi aynı seviye ve kalitedeki sağlık düzeyine ulaştırabilmelidir.
Yerel seçimlerde seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyen faktörlere ilişkin bir uygulama: Trabzon Büyükşehir Belediyesi örneği
Yapılan çalışmamızda sosyodemografik özelliklerin seçmenin oy kullanma davranışı üzerinde etkisinin ne yönde olduğu incelenecektir. Seçmenler oy verme davranışında bulunurken, bu davranışa etki eden, etnik ve demografik özelliklerle sosyoekonomik faktörlerin seçmene sağlayacağı getiriler veya götürülerin neler olduğunu düşünerek oyunu kullandığı görülmektedir. Buradan hareketle de Demografik yapının oy verme davranışı üzerinde etkisini bu etkininde seçmen beklentisini ne yönde etkilediğini belirleme amacı güdülmüştür. Bu etkiyi belirlemek amacıyla, Seçmen davranışına dayalı yapılan bilimsel çalışmalar, "sosyolojik yaklaşım", "Sosyopsikolojik yaklaşım" ve "Ekonomik yaklaşım" ile beraber olmak üzere üç temel başlık altında incelenmiştir ve açıklanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda ise şu bulgulara ulaşılmıştır; 1- Seçmenlerin yapmış olduğu davranışlar sonucunda umdukları beklentileri büyük oranda gerçekleşmediği ve seçim sonrası beklenilen gerçekliğe ulaşılamadığı görülmüştür. 2- Seçmen davranışı üzerine önemli bir yere sahip olan ekonomik politikalar, seçmen davranışı ve beklentileri üzerinde önemli bir etkisinin olduğu görülmüştür. 3- Cinsiyet bazında ise kadın ve erkek seçmenlerin arasında beklentilerin farklılaştığı görülmüştür. 4- Yaş grupları arasında ise seçmen davranışlarından hareketle beklentilerin değişkenlik gösterdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Seçmenlerin Beklentileri, Kültürel Faktörler, Ekonomik Faktörler, Seçmen Tercihleri, Seçmen Davranışı Modelleri.
Yoksullukla mücadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının etkileri: Köprübaşı ilçesi örneği
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, ülkemizde yoksullukla mücadelede gerek kurumsal yapılarının sağlamlaşması gerekse de finansal kaynaklarının güçlenmesi sebebiyle etkinliği giderek artan bir yapıya kavuşmuşlardır. "Ülkemizde her il ve ilçede kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının bilhassa yoksulluk içerisinde bulunan ve muhtaçlığa düşmüş kesimlere yakınlığı, yoksullukla savaşımda önem derecelerinin artmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamıştır". Bu çalışmada yoksulluğun nedenlerini daha iyi anlamak, çözüm süreçlerinin çok yönlü karakteristiklere sahip olduğunu kavramak, sosyal politika araçlarının yoksullukla savaşımdaki rollerini incelemek ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının bu savaşımdaki yerini ve etkinliğini sorgulamak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda veri toplam aracı olarak sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından yardım alan 220 vatandaşa anket uygulaması yapılmıştır. Ankette kişisel bilgi formu ile vatandaşların aldıkları yardımlar ve bu yardımlardan ne kadar memnun kaldıklarına yönelik sorular kullanılmıştır. "Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir". Öncelikle demografik değişkenler ve ölçeğe ait tanımlayıcı istatistiklere yer verilmiştir. Demografik değişkenler ile alınan yardımlardan memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Chi-Square (Ki-Kare) ile analiz uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 ve iki yönlü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; araştırmaya katılan vatandaşların aldıkları yardımların yaşamlarını rahatlattıklarını fakat yeterli düzeyde olmadığını ifade ettikleri görülmüştür. Hane halkı büyüklükleri arttıkça hanelerin aylık gelirlerinin de arttığı görülmüştür. Vatandaşların eğitim durumları ile istihdam durumu aralarında istatistiksel olarak bir anlamlılık olamadığı belirlenmiştir. Vatandaşların yaşları arttıkça alınan yardımlardan memnuniyet düzeyinin de arttığı, eşi vefat etmiş ve boşanmış olan vatandaşların, yalnız yaşayan, tek ebeveynli aile, geniş ve diğer aile tiplerine sahip olan vatandaşların, çalışma durumlarına bakıldığında çalışmayan vatandaşların ve çalışmama nedenine bakıldığında bedensel engelli ve yaşlılık nedeniyle çalışamayan vatandaşların alınan yardımlardan memnun olduğu görülmüştür.
Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı stratejik planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyinin değerlendirilmesi: Trabzon Ortahisar ilçesinde bir uygulama
Bu araştırmayla, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyi incelenerek önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini 402 eğitimci oluşturmuştur. Örneklemini ise Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki resmi okul ve kurumlarında 2010-2014 yılı "Stratejik Planlama ve Koordinasyon Ekibi"nde görev alan 266 eğitimci oluşturmuştur. Araştırmanın kapsamı içinde kalan Trabzon ili Ortahisar ilçesinde görevli eğitimcilerin görüşlerini belirlemek için stratejik plan çerçevesindeki alt boyutlarla ilgili 20 madde ve kişisel bilgileri içeren bir anket geliştirilip, geçerliliği ve güvenirliliği sağlandıktan sonra kullanılmıştır. Ankette örneklem yeterliliği 0.949 ile mükemmel çıkmıştır. Anketin varyansı toplamın %75.241'ini açıklamıştır. Anketin güvenirlik çalışmasında cronbach alfa katsayısının 0.7'den büyük değer alması ölçeğin "güvenilir" değer aralığında olduğunu göstermiştir. Veriler, SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiş ve sonuçların güvenirlik düzeyinin % 95 düzeyinde olduğu değerlendirilmiştir. Yapılan analizde, kurumlarında stratejik planlama çalışmasına katılan ve katkı veren eğitimcilerin büyük çoğunluğunun öğretmen olduğu ve yarısının stratejik planlama eğitimi almadığı görülmüştür. MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin; hedeflere ulaşma derecesi, stratejik plan uygulama değerlendirmeleri, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri faktörleri değerlendirmesinde katılımcıların görüşleri "kararsızım" ve "çok katılıyorum" düzeyindedir. Ayrıca, MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin genel algı değerlendirmesi "çok katılıyorum" düzeyindedir. Alt faktörler açısından; "Kurum amiri stratejik plan hazırlama ve uygulama sürecine sürekli destek verir" en yüksek, 'Okulumuz/kurumumuz, stratejik planın uygulanması ve izleme değerlendirmesi konusunda yeterli rehberlik ve danışmanlık hizmeti alıyor' en düşük değeri almıştır. Cinsiyet değişkenine göre stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutu açısından anlamlı fark bulunmaktadır. Erkekler kadınlara göre stratejik plan uygulama yeterlilikleri boyutuna ait gerçekleşmeleri daha yeterli görmektedir. Yine stratejik plan eğitimi alma değişkenine göre hedeflere ulaşma derecesi, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutunda, eğitim alanlar ile almayanlar arasında anlamlı farkın olduğu görülmektedir. Okul ve kurumların stratejik plan hazırlama, uygulama, değerlendirme ve eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyini geliştirmek için, yöneticilerin stratejik yönetim sürecine ait tüm uygulamalarda paydaşların katılımını öne çıkaracak önlemleri almaları sağlanabilir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesindeki Ar-Ge birimlerine Bakanlık tarafından etkili rehberlik yapılmalıdır. Ayrıca Ar-Ge ekipleri geliştirdikleri deneyim ve donanımlarını sahaya daha çok yansıtmalıdır.
Meslek lisesi müdürlerinin öğretim liderliği davranışlarının araştırılması (Trabzon/Ortahisar örneği)
Özellikle son yıllarda okul müdürlerinin yönetici olmaları yanında iyi bir lider olmaları gerekliliği de tartışılır olmuştur. Bu bağlamda öğretim liderliği kavramı ortaya çıkmıştır. Bu liderlik türünün diğerlerinden farkı öğrenme ve öğretme üzerinde odaklanmasından kaynaklanmaktadır. Bu araştırmayla meslek lisesi müdürlerinin müdür yardımcıları ve öğretmenlerin görüşlerine göre belirlenen öğretim liderliği davranışlarını etkileyen faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma nicel desen temelinde tarama türünde bir araştırmadır. Bu çalışmanın evrenini 656 eğitimci oluşturmuştur. Örneklemini ise Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde çalışan 288 eğitimci (müdür yardımcısı ve öğretmen) oluşturmuştur. Araştırmanın kapsamını oluşturan Trabzon ili Ortahisar ilçesinde görevli eğitimcilerin görüşlerini belirlemek için 58 soruluk bir anket kullanılmıştır. Anketin geçerliliği ve güvenirliliği test edilmiştir. Boyutlar arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile gruplar arasındaki farklılıklar ise Mann Whitney U testi ile SPSS 23.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Müdür yardımcıları ve öğretmenlerin algılarına göre müdürler okul amaçlarını belirleme, öğretimi denetleme ve değerlendirme alt boyutlarında en düşük; ulaşılabilir olma ve öğretmenlerin mesleki gelişimini destekleme alt boyutlarında ise en yüksek puanları almışlardır. Ayrıca öğretmen ve müdür yardımcılarının algılarına göre; müdürün öğretim liderliği davranışında okul amaçlarını iletme, eğitim programını düzenleme, öğrenci gelişimini izleme, öğretim zamanını koruma, ulaşılabilir olma ve öğrenmeyi teşvik etme boyutlarında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Yine müdür yardımcılarından genç olanlar, öğretmenlerden ise yaşlı olanlar müdürü daha başarılı olarak bulmuşlardır.
Duygusal zekanın kariyer seçimindeki etkilerini belirlemeye yönelik öğretim elemanları üzerine bir uygulama
Dünyada yaşanan sosyo ekonomik gelişmeler ve küreselleşme süreci sonucunda modern yaşamla birlikte duygusal zekâ gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta gittikçe önem kazanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında duygular insanların hem zekâ düzeyine hem de hayattan aldığı doyuma önemli katkılar sağlamaktadır. Bu bağlamda; bireyin kendisinin ve diğer bireylerin duygularını doğru şekilde algılaması, değerlendirip ifade etmesi, bu duygular arasında doğru bir biçimde ayrım yaparak düşünce ve davranışlarında kullanması ile ilgili üstün becerileri içeren duygusal zekâ, bir öğretim elamanının kariyer seçiminde ve iş hayatındaki başarısının belirlenmesinde kayda değer bir öneme sahiptir. Tüm örgüt çalışanlarında olduğu gibi üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarına da rekabet gücü veren duygusal zekâ, onların işlerinde daha pozitif olmalarını sağlamakta ve kariyer seçimlerinde başarılarını artırmaktadır. Çalışmanın amacı, duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkilerini tespit etmeye ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Trabzon ilinde Eğitim Öğretim faaliyeti gösteren Avrasya Üniversitesinde çalışmakta olan 145 öğretim elemanı üzerine anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, anket yöntemiyle elde edilen veriler, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak; ölçeklerin güvenilirliği için Cronbach α değerleri hesaplanmış, demografik faktörlerin ise yüzde ve frekans değerleri ölçümlenmiştir. Araştırma ölçeklerinde yer alan değişkenlerine ilişkin tanımlayıcı verilerin ortalama, standart sapma, varyans, basıklık ve çarpıklık değerleri belirlenmiştir. Duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkilerini belirlemeye yönelik yapılan bu araştırmanın hipotezlerinin test edilmesi, korelasyon ve regresyon analizleriyle ölçümlenmiştir. Böylece duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkileri bulunmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin okula uyumunda okul yönetimi ve öğretmenlerden beklentileri: Hopa ilçesi örneği
Yapılan bu çalışmanın amacı, değişen eğitim sistemiyle beraber daha küçük yaşlarda ortaokula başlayan öğrencilerin okuldan, okul yönetiminden, öğretmenlerinden ve arkadaşlarından beklentilerini belirleyerek okulda yaşadıkları uyum problemlerine çözüm bulmaktır. Araştırma okul yöneticisi ve öğretmenlerin öğrencilerin gözünden nasıl algıladığını ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Bu konuyla ilgili yeterli çalışmanın olmayışı da araştırmaya bu konuda yapılacak çalışmalar için yol gösterici bir nitelik kazandırmıştır. Ekolojik sistemler kuramının bir basamağı olan mikrosistem, aileyi, okulu ve arkadaş gruplarını kapsayan, bireyin gelişiminde en büyük etkiye sahip olan sistemdir. Bundan dolayı çocukların okul değişimleri, akranlarıyla, öğretmenleriyle ve okul müdürleriyle olan ilişkileri okula uyumun önemli öğelerindendir. Bu göz önüne alındığında ekolojik yaklaşım, öğrencilerin okula uyum probleminin incelenmesi için güzel bir yol haritası çizmektedir.
This is the analysis of the manager's leader gualities in Patnos, Ağrı
Lider, başında bulunduğu gruba enerjisini vermek suretiyle grup üyelerini harekete geçiren, gerekli gördüğünde serbestlik tanıyan, başında bulunduğu örgütü motive eden, bunu yaparken de büyük bir haz duyan kişidir. Lider her örgüt için en önemli unsurların başında yer almakta olup bunlardan birisi de okuldur. Okul, eğitimin formal birimidir. Okullardaki yöneticiler çalışanları okul çatısı altında bir araya getirir, sahip olduğu yetkileri paylaşır, grup üyelerine güven hissi verir. Eğitim koşullarını bilimsel temeller üzerine tesis edip eğitim ve öğretimin en temel unsurları olan öğretmenler ile diğer çalışanları da olmaları gereken konumlara yerleştirir. Okul yöneticilerinin sergiledikleri liderlik özellikleri okullarda öğretmenlerin ve diğer çalışanların motivasyonları üzerindeki en etkili faktörler arasında yer almaktadır. Olumlu liderlik özellikleri sayesinde öğretmenlerin motivasyonlarındaki artışa bağlı olarak öğrencilerin başarıları da artış kaydedecektir. Bu çalışmada yöneticilerin (okul müdürlerinin) liderlik özelliklerinin çeşitli değişkenlere göre durumu analiz edilmiştir. Yapılan çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında Ağrı ili Patnos ilçesindeki ilk ve orta dereceli okullarda görev yapan 300 öğretmenle görüşülmüştür. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 16.0 (Statistical Package for Social Sciences) paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde; çalışmaya dahil edilen öğretmenlerin görev yaptıkları okullardaki müdürlerin iletişim kurabilme kabiliyetlerinin oldukça yüksek olduğunu düşündükleri görülmüştür. Çalışma neticesinde aynı zamanda erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere kıyasla görev yaptıkları okuldaki müdürlerinde örnek olma özelliğinin daha yüksek olduğunu düşündükleri tespit edilmiştir. Yine yapılan çalışma sonucunda kurumdaki öğretmen sayısının öğretmenlerin müdürlerinin liderlik özelliklerine ilişkin algılarını etkilediği görülmüştür. Sonuç olarak çalışmaya dahil edilen öğretmenlerin müdürlerinin liderlik özelliklerine ilişkin olarak iyi bir algıya sahip oldukları söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Okul, Müdür, Lider, Yönetici.
Okul yöneticilerinin liderlik tarzları ile yenilikçilik ve risk alma davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, okul yöneticilerinin liderlik tarzları ile yenilikçilik ve risk alma davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca, okul yöneticilerinin liderlik tarzlarının cinsiyet, eğitim durumu, yönetsel pozisyon, yöneticilik süresi ve çalışılan okul kademesine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi de araştırmanın diğer amaçları arasında yer almaktadır. Araştırmanın örneklemini, Trabzon ilinde ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan 256 müdür ve müdür yardımcıları oluşturmaktadır. Örneklem grubunu oluşturan katılımcıların 36' sı kadın 220' si erkektir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği, Yenilikçilik ve Risk Alma Davranışları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.00 istatistik programı kullanılmış olup bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi, pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Analiz sonuçları, dönüşümcü liderlik tarzı ile yenilikçilik arasında ve risk alma arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu; etkileşimci liderlik tarzı ile yenilikçilik ve risk alma arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu; liberal liderlik tarzı ile yenilikçilik ve risk alma arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca liderlik tarzlarının yenilikçilik ve risk alma davranışlarının anlamlı birer yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, dönüşümcü liderlik tarzının yöneticilerin eğitim durumlarına göre, dönüşümcü ve liberal liderlik tarzlarının yönetsel pozisyona göre, dönüşümcü liderlik tarzının yöneticilikte geçen süreye göre farklılık gösterdiği belirlenirken liderlik tarzlarının cinsiyete ve okul kademesine göre farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları literatürdeki benzer araştırma sonuçları ile karşılaştırılarak birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dönüşümcü liderlik tarzı, Etkileşimci liderlik tarzı, Liberal liderlik tarzı, Yenilikçilik, Risk alma
Telekomünikasyon sektöründe çalışanlarda kurumsal aidiyeti etkileyen faktörlerin analizi: Trabzon Vodafone mağazaları analizi
Kurumsal aidiyet bilincinin çalışan performansına ve kuruma sağladığı katkının araştırılmasına yönelik yapılan çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. çalışmada genel bilgiler kısmı literatür taraması şeklinde yazılmış olupilk bölümde kurumsal aidiyet kavraına ilişkin kurumsal çerçeveden bahsedilmektedir.İkinci bölümde araştırmaya konu olan telekomünikasyon sektörü genel hatları ile incelenmiştir. Çok kapsamlı ve geniş bir sektör olan telekomünikasyon sektörünün tanımı kapsamında iletişim ve haberleşme kavramları ele alınmış ve daha sonrasında iletişim sektöründeki gelişmeler yapılan araştırmalara göre incelenmiştir.Bu gelişmelerin teknolojik boyutu, küreselleşme kavramı içindeki payı, bilgi ile etkileşimi ve ekonomik yapısı ve son olarak rekabete etkisi ele alınmıştır. sonraki bölümlerde sektörün hizmet alanları ve tekelleşmesi incelenmiştir.İkinci kısımda ise kurumsal aidiyet kavramı ele alınmıştır. Bu kavramın tanımı ve algılanan aidiyet türleri üzerinde durulmuştur. Son olarak kurumsal aidiyet kavramının kapsamı incelenmiş ve bu kavrama etki eden faktörler de ele alınmıştır.Çalışmada Trabzon ilinde faaliyet gösteren Vodafone mağazalarında çalışanlarda aidiyet düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracıolarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya 46'sı kadın 54'ü erkek olmak üzere 100 kişi dahil edilmiştir.Anketlerde elde edilen verilen SPSS 18.0 progları ile analiz edilmiştir.Yapılan analizler neticesinde kadınların, evli olanların, çocuk sahibi olanların, eğitim düzeyi yüksek olanların, yaşça büyük olanların aidiyet düzeyleri de yüksek bulunmuştur.
Ortaokul öğretmenlerinin dağıtımcı liderlik algıları
Son yıllarda bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler eğitim örgütlerini derinden etkilemiştir. Bu anlamda değişim ve gelişme örgütlerin kaçınılmaz olarak göz önüne almaları gereken iki kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle okulların değişime uyum sağlamaları okul yöneticilerinin liderlik özellikleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda araştırmanın birinci bölümünde okul yönetimi ve liderlik yaklaşımlarının tarihi süreç içerisinde değişimi ve uygulamaları ele alınmış ve irdelenmiştir. Özellikle günümüzde tek bir liderden kaynak alan yaklaşımların farklı değişim ve dönüşümler karşısında etkin olmadığı bu anlamda liderlik yaklaşımlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışılmaktadır. Başka bir deyişle tek bir kişiye dayalı liderlik anlayışından dağıtımcı liderlik anlayışına doğru bir yöneltme olduğu söylenebilir. Araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik rollerini yerine getirme düzeylerinin belirlemektir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında Rize merkez, Çayeli, Pazar, Ardeşen ve Hemşin ilçelerinde milli eğitim bakanlığına bağlı ortaokullarda çalışan öğretmenler ile yürütülmüştür. Araştırmada kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmış ve 300 öğretmene ulaşılmıştır. Verilen anketlerin 280 tanesi geri dönmüş ve araştırmada veriler bu 280 anket üzerinden elde edilmiştir. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde; frekans, %, verilerin normal dağılması durumunda bağımsız T-Testi ve Tek yönlü varyans analizi, veriler normal dağılım göstermemesi durumundan Kruskal Wallis- H testi ve Mann Whitney- U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin okul yöneticilerin dağıtımcı liderlik rollerinin bazıları yerine getirdiklerini düşünürken bazıları yerine getirip getirmeme noktasında kararsız kaldıkları görülmüştür. Bu doğrultuda okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin hizmet içi eğitim almaları konusunda öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ortaokul, Okul Yöneticisi, Öğretmen, Dağıtımcı Liderlik.
Okul yöneticilerinde özgüven düzeyini etkileyen faktörler: Trabzon'da bir vaka çalışması
Günümüz dünyasında yaşanan hızlı değişimlerin mimarı olan "özgüven" insan kişiliğinin gelişiminin en temel unsurlarından biri olma özelliğini devam ettirmektedir. Değişen şartlara ayak uyduran, eğitimin yeniliklerine uyum sağlayan ve küreselleşmenin getirdiği değişimleri anlayıp yaratıcılığı teşvik eden okul yöneticilerinin; Milli eğitimin hazırlamış olduğu yönetmelikler çerçevesinde okul çalışanlarına özgüven aşılama özelliklerine sahip olmaları gerekmektedir. Özgüven genel anlamıyla, bireyin kendi yetenekleri ve duygularını tanıması, kendini sevmesi gibi genel bir kişilik özelliğidir. Bu araştırmada ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan okul yöneticilerinin demografik özelliklerinin özgüven düzeyine etkileri araştırma konusu yapılmıştır. Araştırma giriş, problem durumu, kuramsal çerçeve, özgüvenle ilgili kavramlar, okul yöneticiliği, metodoloji, bulgular, yorumlar, sonuç tartışma ve önerilerden oluşmuştur. Araştırma evreni 2016-2017 yılı eğitim öğretim yılında, T.C. Trabzon Valiliği Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı ilkokul, ortaokul ve lise devlet okullarda görev yapan 187 yönetici ile sınırlıdır. Araştırmaya 155 erkek, 32 bayan yönetici katılmış yaş aralığı 30-60 ortalaması ise 45,86' dır. Veri toplama araçları SPSS 16.00 ( Statistical PackageForSocialSciences) paket programına aktarılarak istatistiki analizleri yapılmış ve Çalışmanın elde edilen verileriPractice tekniklerden Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon katsayısı bağımsız t testi ve F (ANOVA) ile nonpracticeMennWhitney U ve Kuskall Wallis H testi yorumlanmıştır. Araştırmada nicel yöntem, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Yapılan analizlerde erkek yönetici sayıları, bayan yönetici sayılarından fazla olduğu, kadın yöneticilerin iç özgüvenleri erkek yöneticilerden bir miktar fazla olduğu fakat istatiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur. Çalışma sonuçlarına dayanarak yöneticilerin demografik özellikleriyle özgüven düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özgüven, Eğitim, Okul Yöneticisi, Yönetmelik
İlköğretim okullarında stratejik planlama (Şavşat ilçesi Atatürk Ortaokulu örneği)
ÖZCAN, Erkan. İlköğretim Okullarında Stratejik Planlama (Şavşat İlçesi Atatürk Ortaokulu Örneği), Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. Teknoloji yapısında değişimlerin hızlı bir şekilde meydana gelmesi, kurum yapılarında değişimlerin oluşmasına hız kazandırmıştır. Bu durum ise değişimleri sistemli bir şekilde yakalama ve kaliteli bir ürün ya da hizmet anlayışını geliştirme açısından gerekli olarak görülmektedir. Bu çerçevede eğitim kurumları da bu değişimden etkilenmekte ve eğitim kalitesi açısından planlama gerekli görülmektedir. Bu çerçevede çalışma bağlamında, Artvin'in Şavşat ilçesinde yer alan Atatürk Ortaokulu ve Ardanuç ilçesinde yer alan Cumhuriyet Ortaokulu'nda stratejik plan hazırlama süreçlerinin değerlendirilmesi ve hazırlanan stratejik planlamanın incelenerek idareci ve öğretmenlerin bu konuya ilişkin görüşlerinin tespit edilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Görüşme formları ile desteklenen araştırma 2015-2016 öğretim yılı içerisinde Şavşat ilçesi bazında Atatürk Ortaokulu ve Cumhuriyet Ortaokulu kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, Artvin ilinin farklı ilçelerinde oluşturulan stratejik planlamaların etkinliğinin, idareci ve öğretmenlerin görüşme formlarına yansıttıkları görüşleri doğrultusunda geliştirilmesidir. Bu bağlamda sorulara yönelik görüşlerde, okullardaki stratejik planlamayla ilgili olarak öğretmenlerin bilgilerinin etkin bir nitelik taşımadığı ve okul ile öğretmenler arasındaki işbirliğinin fazla olmamasından kaynaklı olarak stratejik planlamanın yalnızca stratejik planlama ekibi tarafından belirlendiği tespit edilmiştir. Bu durumun bir göstergesi ise öğretmenlerin bazılarının, stratejik planlamanın geliştirilmesinin bir gereklilik olmadığı yönündeki görüşlerinden kaynaklı olduğu durumudur. Diğer yandan bazı öğretmenler ise planlamanın beş yıllık hazırlanmasından ziyade daha kısa bir süreyi ifade eden stratejik plan hazırlamanın daha etkin olacağını belirtmektedir. Okula bağlılık hissedememe durumu ise öğretmenlerde yaygın olarak belirlenmiş ve okullardaki öğretmen sirkülasyonunun fazlaca olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Planlama, İlköğretim, Stratejik planlama, Strateji yönetimi
İl ve ilçe bağlamında Artvin ve Şavşat Anadolu Liselerinin stratejik planlama çalışmalarının karşılaştırılması.
Veda, ÖZCAN. İl ve İlçe Bağlamında Artvin ve Şavşat Anadolu Liselerinin Stratejik Planlama Çalışmalarının Karşılaştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. Ekonomik gelişimlere yönelik artışların meydana gelmesi ve teknolojideki değişimlerin hız kazanması ile beraber kurum yapıları da yönetim yapılarında, sürekli bir değişim meydana getirmektedir. Bu bağlamda stratejik planlama çalışmaları ile beraber stratejik planlama sürecinin etkin bir çerçeveye dönüşmesi söz konusu olmaktadır. Eğitim kurumları da bu süreç içerisinde etkin bir nitelik taşıyabilmek amacıyla stratejik planlama çalışmaları geliştirmek durumundadırlar. Çalışmada kullanılan Gözlem formları 2015-2016 Eğitim ve Öğretim yılında Artvin İskebe Anadolu Lisesi öğretmen ve idarecilerine uygulanmıştır. Okul adı MEB tarafından 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında Sosyal Bilimler Lisesine dönüştürüldüğünden ilerleyen bölümlerde okulun yeni ismi kullanılacaktır. Yapılan bu çalışmada, il ve ilçe bağlamında Artvin Sosyal Bilimler Lisesi ve Artvin Şavşat Anadolu Liselerinin stratejik plan çalışmalarının gerçekleştirilmesi süreci ve bu iki okulun stratejik planlarının karşılaştırılması sağlanmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Anadolu Liselerinin il ve ilçe farkı gözetilerek okullarda gerçekleştirilen stratejik planlamaların uygulamalarına ilişkin bireylerin görüşlerini belirlemektir. Araştırma kapsamında görüşme formlarına verilen cevaplar doğrultusunda öğretmenlerin stratejik planlama sürecine yönelik etkin bir fikirlerinin olmadığı ve stratejik süreç içerisinde yer alan öğretmen sayısının çok az olduğu belirlenmiştir. Okul idarecilerinin stratejik planlamada etkin olduğu fakat öğretmenlerin arka planda kaldıkları tespit edilmiştir. Çalışmanın il ve ilçe bazında değerlendirilmesi yapıldığında il bazında hazırlananın ilçe bazında hazırlanana göre daha sistemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Planlama kavramı, Planlama süreci, Stratejik planlama, Strateji yönetimi
Yöneticilik ile liderlik arasındaki temel farklar ve Atatürk'ün liderliği üzerine bir çalışma
İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe dayanan, yüzyıllardır üzerinde tartışılan liderlik ve yöneticilik kavramları üzerine belki binlerce kitap yazılmıştır. Günümüzde liderlik ve yöneticilik kavramları genellikle birbiri ile karıştırılan, zaman zaman ise eş anlamlı olarak kullanılan, genelde birbirine yakın ancak temelde birbirinden farklı kavramlardır. Yakın geçmişte revaçta olan yöneticilik kavramı popülaritesini liderlik kavramına bırakmıştır. Başarılı liderlerin sahip oldukları özellikler tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar tetkik ve araştırma konusu olmuştur. 20. Yüzyıldan itibaren liderlik konusu üzerine çok sayıda kitap yazılmıştır. Çünkü askeri, siyasi ve ekonomik başarılarda liderin çok önemli bir yeri olduğu herkesçe kabul görmüştür. Günümüzde bu denli önemli olan liderlik kavramı üzerine yüzyıllardır araştırma yapılmaktadır, bu araştırmalar sonucunda liderlik kavramıyla ilgili pek çok tanım yapılmış ve farklı liderlik yaklaşımları geliştirilmiştir. Bu tez çalışmasının temel amacı, geçmişten günümüze kadar var olan liderlik yaklaşımlarını inceleyerek, liderlik ve yöneticilik kavramlarına ilişkin genel bilgiler ışığında liderlik ve yöneticilik kavramlarının birbirleri ile olan farklı ve benzer yönlerini ortaya çıkarmaktır. Ayrıca bu çalışmada uyguladığı liderlik tarzlarının temel özelliklerinden yola çıkarak, Türk Milletinin tarihine yön vermiş ve yaşadığı çağa damgasını vurmuş olan Türk lider Mustafa Kemal Atatürk'ün, O'nu tüm dünya tarafından büyük bir lider olarak kabul edilmesini sağlayan liderlik özellikleri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Yöneticilik, Liderlik Yaklaşımları, Atatürk
Artvin halkının göç etme eğilimleri üzerine alan araştırması, Bursa örneği
Bu çalışmanın temel amacı, araştırmanın varsayımları doğrultusunda Artvin'den Bursa'ya, göç eden aile örgütlerindeki aktörlerin demografik, sosyolojik göç eğilimleri ile ilgili özelliklerini ortaya koymaktır. Göç, kentlileşme ve işsizlik ilişkilerinin sosyoekonomik analizleri nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. İnceleme sırasında, anket, araştırma tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SSPS Programı aracılığıyla analiz edilerek sonuç ortaya konulmuştur. Araştırmaya konu olan temel sorun, Artvin ili sınırları içerisinde yaşayan yerel halkın başka illere göç etme eğilimlerinin olmasıdır. Bu eğilimler kapsamında, Artvin ilinden yoğun göçlerin olduğu iller arasında yer alan Bursa ili örneğinde, göçerlerin memleket algıları incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, farklı yaş, gelir ve cinsiyetlerden örneklem gurubu oluşturulmuştur. Bu örneklem guruplarının anket sorularına verdiği cevaplara bakılarak göçerlerin, göç etme ihtiyaçlarının nasıl ortaya çıktığı araştırılmıştır. Bu tez çalışmasında temel olarak şu sorulara yanıt aranmıştır. "Hangi çevresel ve ailesel sebepler göç etmeyi hızlandırır?" "Coğrafi şartların, göçerlerin, göç etme eğilimleri üzerindeki etkileri nelerdir?" "Ailelerin gelir durumlarının göç etme eğilimleri üzerindeki etkileri nelerdir?" "Sosyal ihtiyaçların göç etme eğilimleri üzerindeki etkileri nelerdir?" "Göçerler, Bursa'ya göç ettikten sonra ne gibi sorunlar yaşamışlardır?" "Tersine göçü sağlamak için ne gibi önlemler alınabilir?" Yapılan araştırmada; gerçekleşen göçlerin doğum yeri, mahalle, köy açısından birbirinden büyük ölçüde etkilendiği görülmektedir. Özellikle birbirine yakın mahalle ve köylerden Bursa'ya göç edenler, göç ettikleri yerlerde ikamet ettikleri alanlarda, bir kümelenme oluşturmuşlardır. Bu durum, hemşeri ve akraba ilişkilerinin göç sonrasında karşılaşılan sorunlara karşı güç oluşturmasıyla yakından ilişkilidir. Aralarındaki dayanışma göçmenlerin yeni yerleştikleri yerlere kolay uyum sağlamalarına, neden olmuştur. Diğer taraftan Artvin'den göç eden kitlenin yarısından fazlasının çalışma çağında olan aktif nüfustan oluştuğu görülmektedir. Ekonomik nedenler, Artvin'den Bursa'ya yapılan göçlerde en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bursa'da yapılan saha araştırmasının sonucunda ailelerin büyük çoğunluğunun çekirdek aile yapısına sahip oldukları görülmektedir. Bunun nedeni göçerlerin bir kısmının iş arayışı içerisinde, Bursa iline göç etmeleri daha sonra da evlenip aile kurmalarından kaynaklanmaktadır. Göçmenlerin mevcut mesleklerinin göç ettikten sonraki mesleklerine benzerlik gösterdiği görülmekle beraber, değişen koşullar nedeniyle emekli olanların ve işçilerin oranında da artış yaşandığı görülmektedir. Artvinlilerin sahip oldukları meslekleriyle eğitim seviyeleri ve aylık gelirleri orantılıdır. Göçmen grubu içerisinde, ilkokul, lise mezunlarının ağırlıklı olduğu belirlenmekle birlikte, üniversite ve yüksekokul mezunlarının sayısı da oldukça yüksektir. Meslek ve eğitim durumuna göre de orta ve ortanın biraz üstünde gelire sahip kişilerin sayısının da yüksek olduğu görülmektedir. Göç ettikten sonra iş bulma oranları artmıştır. Mevsimlik de olsa meydana gelen tersine göç belki de ilerleyen zamanlarda kesin dönüşe yol açacaktır. Nitekim katılımcıların bir kısmı emekli olduğunda köylerine geri dönmek istemektedirler. Kırsal alanlarda göçü tetikleyen Artvin örneğinde de olduğu gibi nedenlerin ortadan kaldırılması bireylerin yaşadıkları yerlerden göçlerini önleyecektir. Bu da istihdamın artmasıyla olacaktır. Anahtar Kelimeler: Göç, kentlileşme, işsizlik, aile göçü
Türkiye'deki yüzme antrenörlerinin çalıştıkları kulüp yöneticilerini yönetim ve liderlik stilleri bakımından değerlendirilmesi
Mazlum, Selim. "Türkiye'deki Yüzme Antrenörlerinin Çalıştıkları Kulüp Yöneticilerini Yönetim ve Liderlik Stilleri Bakımından Değerlendirilmesi", Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2019. Günümüzde yüzme sporuna duyulan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Bununla birlikte yüzme kulüpleri, antrenörler ve yüzme eğitimi süreçleri de önem kazanmıştır. Bu nedenle yüzme kulüplerinin yönetim ve yöneticilerine ilişkin olarak yapılacak çalışmaların alana önemli katkılarının olacağı düşünülmektedir. Araştırmanın amacı, yüzme kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimlerinin belirli değişkenler (cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, medeni durum, yaş ve medeni durum, mesleki tecrübe, antrenörlük kademesi, antrenörlük belgesi, yöneticinin mesleği / yaş aralığı) açısından incelemektir. Ayrıca yüzme kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimleri arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı ve varsa ne yönde olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma yüzme antrenörlerinin kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimlerini farklı değişkenlere bağlı olarak olası etkilerini açıklama girişiminde bulunmuştur. Nicel bir çalışma olan bu araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Türkiye'nin farklı bölgelerinde halen görev yapmakta olan farklı kulüp, kıdem ve mesleki tecrübelere sahip 100 yüzme antrenörünün katılımıyla gerçekleşmiştir Bu çalışma; veriler ve demografik bilgileri kapsayan 1. bölüm, değişim yönetimi ölçeğinin yer aldığı 2. bölüm ve liderlik davranışları belirleme ölçeğinin yer aldığı 3. bölümden oluşmaktadır. Veriler SPSS 21.0 ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde madde analizleri, bağımsız t-testi, One-Way ANOVA ve korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre yüzme antrenörlerinin kulüp yöneticilerine yönelik liderlik stilleri ve değişim yönetimlerinin belirli değişkenler (cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, medeni durum, yaş ve medeni durum, mesleki tecrübe, antrenörlük kademesi, antrenörlük belgesi, yöneticinin mesleği/ yaş aralığı) açısından anlamlı değişkenlere sahip olduğu ve liderlik stilleri ile değişim yönetimleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Spor, Yüzme, Antrenör, Yönetim, Yönetici, Liderlik.
Kurumsal itibar algısının örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi
Güçlü bir itibar, kurumun sahip olduğu en önemli algılanan sermayesidir. Bir kurumun iş alanındaki faaliyetleri ve yetenekleri, o kurumun genel itibarını şekillendirir. İtibar zaman içerisinde inşa edilir ve sosyal paydaşların o kurumla arasındaki birçok etkileşiminden oluşur. İtibar, sosyal paydaşların kurumu güvenilir, sorumlu olarak algılamasına neden olan kendine özgünlüğünden ve kimliğinden kaynaklanır. Bunun karşılığında bir kurumun oturmuş, sağlam itibarı, rakiplerin o kurumun eylemlerini taklit edilmesini zorlaştırır. Kurumsal itibar işletmelerin rekabet araçlarından biri olup iki önemli amaç bakımından stratejik öneme sahiptir. Birincisi toplum nezdinde olumlu algılar oluşturarak paydaşlarına daha fazla değer kazandırmak ve bu yollarla rekabette başarılı olmaktır. İkincisi de günümüz işletmeleri için en değerli varlıklar olan mevcut insan kaynağının örgütsel bağlılığını artırarak onların daha fazla çaba ve katkısını sağlayabilmektir. Bu çalışmada kurumsal itibarın çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucuna göre kurumsal itibarın örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar, Örgütse Vatandaşlık Davranış, Örgüt, İşgören.
Konaklama işletmelerinde çalışanların otel özelliklerine göre deneyimsel pazarlama algısı: Trabzon iline yönelik bir araştırma
Bu çalışmada, Trabzon'daki konaklama işletmelerinde çalışanların otel özelliklerine göre deneyimsel pazarlama algısı incelenmiştir. İlk olarak konuyla ilgili Türkçe ve İngilizce literatür taranarak, tezin teorik kısmı yazılmıştır. Tezin araştırma kısmına yönelik olarak; anket formunun oluşturulması için daha önceki araştırmalardan esinlenilmiştir. Nihai anket formu hedef kitleye uygulanmıştır. Hedef kitle olarak Trabzon ilinde yer alan otel işletmelerinde çalışanlar seçilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 20.0 istatistiksel paket programıyla t-testi, ANOVA testi, Cronbach's Alpha ve tukey testleri uygulanarak elde edilmiştir. Eğlence ve kaçış deneyim boyutlarının otel yıldız sayılarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Otel türlerine göre sadece kaçış boyutunda anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Otel müşteri profiline göre estetik boyutunda anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Otel kapasitelerine göre eğitim, estetik, kaçış boyutlarında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Duyusal, duygusal ve düşünsel deneyim türlerinin otel yıldız sayılarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Otel faaliyet süresi/sahiplik durumu ile ilişkisel tür arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Deneyim sağlayıcılarla otel yıldız sayıları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir.
Dönüşümsel (transformasyonel) liderliğin çalışanların örgütsel bağlılığına etkisi
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde önemli gelişmelerin yaşandığı günümüz koşullarında finanstan sanayiye, eğitimden sağlığa kadar giderek zorlaşan rekabet koşullarına ayak uydurabilmek ve rekabet gücünü artırmak için değişime ve dönüşüme ihtiyaç vardır. Bu dönüşümü; değişime ve yeniliklere açık, öngörüleri kuvvetli, analitik düşünebilen, örgüt vizyonu doğrultusunda geleceğe yön verebilecek çözümler üretebilen dönüşümcü liderler gerçekleştirebilir. Dönüşümcü liderler, bir vizyon yaratırlar ve bu vizyon doğrultusunda örgütü harekete geçirirler. Çalışanların tutum ve davranışlarını dönüştürerek örgütün misyon ve hedeflerini gerçekleştirme yönünde bağlılık oluştururlar. Açık kapı politikası izleyerek çalışanlara zaman ayırırlar. Bu yaklaşım çalışanların örgütsel bağlılıklarını ve verimliliklerini arttırır. Bu noktadan hareketle bu araştırmanın amacı dönüşümcü (transformasyonel) liderliğin, çalışanların örgütsel bağlılığına etkisini incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere çalışmanın ilk bölümünde liderlik ve dönüşümcü (transformasyonel) liderlik kavramları, ikinci bölümünde örgütsel bağlılık kavramı, üçüncü bölümde ise dönüşümcü liderliğin örgütsel bağlılığa olan etkisini inceleyen saha araştırması ve analiz sonuçları yer almaktadır. Araştırma kapsamında, Trabzon ilinde bir belediyede görev yapan 230 kişi üzerinde anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 3 adet ana hipotez altında 11 adet alt hipotez test edilmiştir. Bunlardan 5'i kabul edilirken 9'u reddedilmiştir. Araştırma sonuçları, çalışanların örgütsel bağlılıklarının orta seviyede olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Dönüşümsel (Transformasyonel) Liderlik, Örgütsel Bağlılık
İş aile yaşam dengesinin performansa etkisi
Bu araştırmanın amacı, çalışanların iş-aile yaşam dengesinin iş performans algısına etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi Trabzon ilinin Akçabat Belediye'sinde görev yapan 250 kamu çalışanından oluşmuştur. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, İş-Aile Yaşam Dengesi Ölçeği ve İş Performans Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistikler, Bağımsız Grup t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Korelasyon Analizi ve Regresyon Analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıları iş-aile yaşam dengeleri ile iş performans algıları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. İş-aile yaşam dengesi, iş performans algısı üzerinde etkili bir faktördür. Katılımcıların iş-aile yaşam dengelerinin yaş, eğitim durumu ve mesleki kıdem değişkenlerine göre; iş performans algılarının ise medeni durum, yaş, eğitim durumu, mesleki kıdem ve aynı yerde çalışma sürelerine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Yaşam Dengesi, Performans, Performans Algısı, İş Performansı
İç kaynak kullanımının örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Bankacılık sektöründe bir araşırma
Örgütsel bağlılık son yıllarda işletmeler açısından önem kazanmış bir kavramdır. İç kaynak kullanımı ise örgütte hali hazırda çalışmakta olanların, oluşabilecek pozisyonlara yerleştirilmesi olarak tanımlanmakta ve örgütsel bağlılıkla ilişkilendirilerek örgütsel bağlılığın alt boyutları üzerine etkisine bakılmaktadır. Tez kapsamında, iç kaynak kullanımının örgütsel bağlılık (duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık) üzerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca çalışmada, işgörenlerin yaş, cinsiyet, unvan, eğitim durumu ve hizmet süresi gibi sosyo-demografik özelliklerinin örgütsel bağlılığa etkileri de araştırılmıştır. Araştırmanın ilk bölümü iç kaynak kullanımı, ikinci bölümü örgütsel bağlılık kavramı, üçüncü bölümü ise bulgular ve tartışmadan oluşmaktadır. Son olarak sonuçlar ve ileride yapılacak araştırmalara yardımcı olabilecek/yön verebilecek bazı önerilerde bulunulmuştur. Araştırmada Allen-Meyer Örgütsel Bağlılık Ölçeğinin yer aldığı anket yöntemi kullanılarak Türkiye'de faaliyet göstermekte olan özel bir bankanın 184 çalışanına ulaşılmıştır. Oluşturulan hipotezlerin ve anket yöntemi kullanılarak temin edilmiş olan veriler SPSS 23.0 kullanılarak Cronbach Alpha Güvenilirlik Analizi, Frekans Analizi, t test ve ANOVA ile değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, İç Kaynak Kullanımı, Bankacılık, İnsan Kaynakları
Kamu yönetiminde dijital dönüşüm: Türkiye'de kamu yönetiminin dijital dönüşümüne dair bir analiz
Bilgi toplumunun ortaya koyduğu dijital dünyada, "dijitalleşme" kavramının önemi gittikçe artmaktadır. Günümüzde bu teknolojik ilerlemeler sayesinde insanların hayatlarını dijital araçlar çevrelemektedir. Bu bağlamda kamu sektörlerinin dijital teknolojileri kullanımı, hizmet ve süreçlere bu teknolojileri entegre etmeleri daha hızlı, etkin, verimli, hesap verebilir bir kamu yönetimi anlayışını geliştirmiştir. Gelişen bu anlayış doğrultusunda dijital devletin önemi de oldukça artmıştır. Ülkeler kamu sektörlerinde gerçekleştirmek istedikleri dijital dönüşüm için politikalar oluşturmaya, yasalar yapmaya ve bilgi teknolojilerine yatırımlar yapmaya başlamışlardır. Çalışmanın birinci bölümünde; dijital dönüşüm kavramı ile ilgili teorik açıklamalar yapılıp, dijital teknolojilerden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; dijital devlet kavramı hakkında teorik bilgiler ortaya koyulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Türkiye'de dijital devlet üzerine yapılan çalışmalar üzerinde durulmaktadır.
İş tatmini ve değişkenleri: Gümüşhane Üniversitesi öğretim elemanları örneği
İş tatmini, bireyin genel olarak çalışma hayatından aldığı hazzı ve mutluluğu ifade etmektedir. İş tatmini, kişinin iş ve işyeri hakkındaki genel hissiyat ve düşünce kalıpları hakkında fikir oluşmasını sağlayan dinamik bir değişkendir. Bu tatmin kişilerin fiziksel ve zihinsel sağlıklarının yanı sıra, ruhsal sağlıklarının bir yansımasıdır. Akademik kurumlarda görev yapan akademisyenlerin görevlerini daha iyi icra edebilmeleri, daha iyi hizmet ortaya koyabilmeleri açısından işlerinden aldıkları tatmin seviyelerinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının iş tatmini seviyesini belirlemek, demografik özelliklere göre farklılaşıp, farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırma bölümünde Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan 101 akademisyen üzerinde yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 16.0 paket programına aktarılarak çeşitli testlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin genel iş tatmini seviyelerinin yüksek olduğu anlaşılmıştır. Demografik özelliklere göre iş tatmini seviyesinde karşılaştırma yapıldığında, yaş, cinsiyet, medeni durumlara göre anlamlı bir fark bulunamamış, toplam çalışma süresine göre ise anlamlı fark bulunmuştur. Yapılan araştırmada iş tatmini genel seviyesi alt boyutlarıyla birlikte ele alınmış iki kısımda değerlendirilmiştir. İçsel ve dışsal tatmin boyutları seviyesinde incelendiğinde unvan değişkeni bazı anlamlı farklılıklar göstermiştir. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Çalışma Psikolojisi, Akademisyen, İşgören, Gümüşhane Üniversitesi
Türk otomotiv sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
Otomotiv sektörü özellikle kalkınma aşamasında olan ülkeler ve kalkınmış ülkeler için kilit bir rol oynamaktadır. Endüstriyelleşme çerçevesinde güçlü ekonomilere sahip ülkelerin en önemli paydalarından birisi sanayileşmiş otomotiv sektörüne sahip olmalarıdır. Bütüncül bir bakış açısıyla, otomotiv sektörünü, sadece kendi ana sanayisi ile değil aynı zamanda sektör içinde olmamasına rağmen etkileşim içinde olan yan sektörlerle beraber değerlendirmek daha doğru olacaktır. Etki alanı göz önünde bulundurulduğunda, otomotiv sektörü ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden birisi haline gelmiştir. Bu çalışmada; Türk otomotiv sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda otomotiv ihracatının büyüme üzerindeki etkisinin incelendiği ampirik analiz için 1998Q2-2019Q4 dönemine ait çeyreklik veriler kullanılmıştır. Büyüme değerini ifade etmek için GSYH değeri kullanılmış ve bu değer OECD veri tabanından elde edilmiştir. Otomotiv ihracatı için gerekli olan veriler ise TÜİK'ten temin edilmiştir. Aylık olan veriler GSYH verileri ile uyumlu hale getirilebilmesi için araştırmacı tarafından düzenlenip çeyreklik hale dönüştürülmüştür. Analizde ilk olarak değişkenlerin tanımlayıcı istatistikleri değerlerine yer verilmiştir. Daha sonra ADF ve Phillips Perron birim kök testleri uygulanmış ve çıkan sonuçlar doğrultusunda farklı düzeylerde durağan halde bulunan değişkenler için ARDL testleri uygulanmıştır. Son olarak da değişkenler arasında bağlantının olup olmadığı ve bağlantı varsa yönünün ne olduğunun saptanabilmesi için Toda Yamamoto nedensellik analizi yapılmıştır. Analiz neticesinde otomotiv ihracatı ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli bir ilişki olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik analizi neticesinde GSYH'dan otomotiv ihracatına doğru bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okul müdürlerinin yönetim süreci işlevlerinde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri: Bir nitel analiz
Bu çalışmanın amacı, 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılında okul müdürlerinin okul yönetimi sürecine ait işlevleri yerine getirirken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara yönelik geliştirdikleri çözüm yollarını belirlemektir. Nitel araştırma yaklaşımıyla gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılı Trabzon'un ilçelerinde yer alan anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 18 okul müdürü oluşturmaktadır. Veriler literatür taraması ve uzman görüşü sonucu üç bölümden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre okul müdürlerinin yönetim süreci işlevleri kapsamında en fazla personel hizmetleri, okul işletmesi hizmetleri ve eğitim-öğretim hizmetleri alanlarında sorunlarla karşılaştığı tespit edilmiştir. Bu sorunların dağılımı incelendiğinde, personel hizmetleri alanında "personelin görevlendirilmesi, denetlenmesi ve yetiştirilmesi"; okul işletmesi hizmetleri alanında "maddi imkansızlıklar"; eğitim ve öğretim hizmetleri alanında ise "öğretimin yapılması-izlenmesi ve rehberlik" konularının ön plana çıktığı görülmüştür. Okul müdürleri karşılaştıkları bu sorunların bir kısmını öğretmen, öğrenci, veli, üst yöneticiler ve çevre ile gerçekleştirdikleri iletişim ile çözebildiklerini, ancak "öğretmen atama takvimi, ücretli öğretmen görevlendirilmesi, okul geliri" gibi birçok sorunda çözüm üretemediklerini ifade etmişlerdir. Özellikle öğretmen yetiştirilmesi ve eğitim öğretim faaliyetlerinde karşılaşılan sorunlara daha etkili çözüm yolları üretebilmeleri için okul müdürlerinin bu alanlarda gelişimlerinin desteklenmesi gerekmektedir.
Trabzon'daki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan müdürlerin liderlik becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada Trabzon'daki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan müdürlerin etkili liderlik becerileri düzeyinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Trabzon Ortahisar ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokullarında (özel anaokulları hariç) görev yapmakta olan öğretmenler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma süresince 107 okul öncesi öğretmenle görüşülmüştür. Elde edilen verilerin analizi sonucunda okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin bu kurumlarda görev yapan müdürlerinin etkili liderlik niteliklerine yönelik algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Verilerin analizi neticesinde yaş ile "iletişim kurabilme" boyutu arasında pozitif yönlü, çok zayıf bir ilişki, vizyon sahibi olma, güvenilir olma, örnek alma, pozitif olma arasında ise pozitif yönlü, zayıf ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yine yapılan istatistiksel analizler neticesinde hizmet süresiyle iletişim kurabilme ve örnek alma arasında pozitif yönlü ve çok zayıf, vizyon sahibi olma, güvenilir olma ve güvenme ve örnek alma arasında ise pozitif yönlü, zayıf ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Öğretmenlerin diğer demografik özelliklerinden cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çocuk sahibi olup olmama durumuna göre ise etkili liderlik nitelikleri algılarının anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Okul Müdürü, Liderlik Becerisi, Trabzon.
Okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarının örgütsel sessizliğe etkisi: Erzurum ili, Oltu ilçesi örneği
Bu araştırmanın amacı, Okul Müdürlerinin Etik Liderlik Davranışlarının Örgütsel Sessizliğe Etkisini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla, literatür taraması yapılmış ve Erzurum ili Oltu ilçesinde 15.02.2020-15-03.2020 tarihleri arasında iki anket uygulanarak araştırmanın verileri elde edilmiştir. Bu araştırmada, Yılmaz (2005) tarafından geliştirilen Etik Liderlik Ölçeği, Kahveci ve Demirtaş (2013) tarafından geliştirilen Örgütsel Sessizlik Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 6 ilkokul, 9 ortaokul ve 9 lisede görev yapan 495 kadrolu/sözleşmeli öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada, 280 kişiye anket dağıtılmıştır. Dağıtılan anketlerden 238'i toplanmış ve bunların da 225 tanesi geçerli kabul edilerek veri programına girilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 20.00 ve LISREL 9.30 programında analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin yapı geçerliliğini sağladıkları ve yüksek düzeyde güvenilir olduğu belirlenmiştir. Etik Liderlik ile Örgütsel Sessizlik arasında negatif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Her iki ölçek ve alt boyutları arasında negatif ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Yapılan basit doğrusal regresyon analizine göre Etik Liderliğin Örgütsel Sessizliği açıklama yüzdesinin %19,7 olduğu saptanmıştır. Ayrıca, araştırmada kullanılan değişkenler açısından gruplar arasında fark olup olmadığı araştırılmış ve bazı değişkenler açısından gruplar arasında fark olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de sigorta bilinci: Trabzon ili örneği
Sigorta, kişilerin gelecekte yaşamaları olası bulunan her türlü tehlike ve riske karşılık olarak, zararın giderilmesi amacıyla kişinin zarar doğmadan önce yapmış olduğu ödemeler neticesinde kendisini ve mallarını güvence altına alma seçeneklerinden birisidir. Sigorta sektörü Türkiye'de gelişim göstermekle birlikte henüz beklenen seviyeye ulaşamamıştır. Bu durumun en önemli sebeplerinden birisi toplumda sigorta bilincinin yeterli seviyede gelişmemiş olmasıdır. Bu çalışmada, sigorta sektörüne yönelik genel bilgiler verilerek, Türkiye'de sigorta bilincinin ne düzeyde olduğu Trabzon ilinde yapılan bir saha araştırması üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. Trabzon ilinde yaşayan 389 kişiye uygulanan anket verileri incelenerek, katılımcıların sigorta bilinç düzeyleri değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların büyük bir çoğunluğunun poliçe teminatları hakkında bilgi sahibi olmadığı anlaşılmıştır. Sigorta şirketi seçiminde kadınlar uygun ödeme koşullarının sağlanmasına dikkat ederken, erkekler ise acentenin tanıdık olmasına dikkat etmektedir. Bireylerin çoğunluğu maddi durumu iyileştiğinde ve primlerin daha düşük olması durumunda sigorta yaptırmayı düşüneceklerini bildirmişlerdir. Katılımcıların sahip olduğu özel sigorta türlerine bakıldığında zorunlu trafik sigortası ve zorunlu deprem sigortası diğer özel sigorta türlerine göre daha fazla tercih edilmektedir.
Halkla ilişkiler aracı olarak belediyelerde sosyal medya kullanımı: Trabzon ili örneği
Bu çalışmada, son yıllarda dünya genelinde kullanımı giderek artan internet ve internet teknolojilerinin kurumlarda halkla ilişkiler uygulamalarında ortaya çıkardığı değişiklikler incelenmek istenmiştir. Bu doğrultuda yapılan araştırmanın ilk üç bölümünde, geçmişten günümüze halkla ilişkilerin değişen tanımları, modelleri, düzeyleri, uygulayıcı rolleri, kurum içerisindeki konumu ve araçlarına değinilmektedir. Ayrıca bu araçların geleneksel medya ve yeni medya kıyaslaması içerisinde kullanım avantajları ve dezavantajları ortaya koyulmaktadır. Araştırmanın son bölümünde ise Trabzon'daki ilçe belediyelerinin halkla ilişkiler aracı olarak sosyal medya kullanımları ölçümlenmektedir. Ülkemiz nüfusunun yarısından fazlasının internet kullanıcısı olduğu ve internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun sosyal medyayı aktif olarak kullandığı düşünüldüğünde, belediyelerin hedef kitlelerine ulaşmak için halkla ilişkiler aracı olarak sosyal medya ağlarında yer almaları önemli bir yere sahiptir. Tam sayım yöntemi ile Trabzon'da bulunan 18 ilçe belediyesinin 3 ayrı sosyal medya hesabında paylaşılan içerikler doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler 4 adet araştırma sorusu çerçevesinde oluşturulan tema ve kategorilerle içerik analizine tabi tutulmuştur. Trabzon'da bulunan 18 ilçe belediyesinin tamamını kapsayan araştırma kapsamında elde edilen bulgular; belediyelerin, toplum tarafından yoğun olarak kullanılan sosyal mecralarda yer aldığını ve aktif paylaşımlarda bulunduğunu göstermektedir. Bu durum da belediyelerin karşılıklı etkileşime zemin sağlayacak adımlar attıklarını göstermektedir.
İnsan kaynakları yönetimi açısından Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin eğiticilerin başarı düzeylerine etkileri
Araştırmada, insan kaynakları yönetimi açısından Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin, eğitimcilerin başarı düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Trabzon / Ortahisar ilçesi uygulama sahası olarak seçilmiştir. Nitel araştırma desenine uygun olarak tasarlanan bu çalışmanın örneklemini; okul müdürü, müdür yardımcısı, bilişim teknolojileri öğretmeni, rehber öğretmen / psikolojik danışman, sınıf öğretmeni ve din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapan ve toplam 6 farklı meslek grubunu temsil eden yönetici ve öğretmenlerden oluşan 327 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Ortahisar ilçesinde yer alan resmi 25 ortaöğretim kurumu / lise ile resmi 26 ortaokul ve resmi 22 ilkokul olmak üzere toplam 73 kurumda anket uygulaması yapılarak veriler elde edilmiştir. Çalışmada katılımcılardan elde edilen veriler, frekans analizine tabi tutularak ve ilgili verilerin yüzde değerleri hesaplanarak yorumlama yapılmıştır. Araştırmada öğretmen ve yöneticilerin katıldığı hizmet içi eğitim türleriyle almış oldukları ödül çeşitlerinin branşlara dağılımı ve edinilen başarılar ve/veya ödüller ile hizmet içi faaliyetlere katılım sağlamanın yönetici ve öğretmenlerin mesleki / kariyer gelişimlerine katkı düzeyleri incelenmiştir. Çalışmanın bulgular bölümünde hem yönetici hem de öğretmenlerin katılım sağladığı hizmet içi eğitimlerden ilk 10 sırada ve en çok yer alan hizmet içi eğitime yer verilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre; eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin yönetici ve öğretmenlerin başarı düzeylerine etkisinin olumlu yönde ve yüksek düzeyde olduğu görülmüştür.
İşletmelerde performans yönetiminin motivasyonel etkisi
Günümüzde küresel dünya; teknoloji, bilim, yönetim, ekonomi, iletişim gibi birçok alanda günden güne sürekli ilerlemeye tanık oluyor. Trendleri ve ilerlemeyi yakalamak ve başarılarını güvence altına almak için işletmelerin modern yöntemlere adapte olmaları gerekmektedir. İnsan kaynakları fonksiyonu işletmenin kilit işlevlerindendir. Performans yönetimi; şirketin stratejik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak için bir yönetici ve çalışan arasında tüm yılı kapsayan, devam eden bir iletişim sürecidir. İşletmelerin verimli çalışması, sadece insan kaynaklarının etkin yönetimine değil, aynı zamanda çalışanların verimliliğinin artırılmasına da bağlıdır. Çalışan motivasyonu, verimliliği artırmanın anahtarıdır. Motive olmuş insan kaynağının katkılarının bilincinde olan işletmeler, çalışanları motive etmek için farklı motivasyon araçlarını sıklıkla kullanmaktadır. Bu çalışma, birinci bölümde performansı tanımlamaya başlayarak, performans yönetim sisteminin işgörenler üzerindeki motivasyonel etkisini motivasyon kavramı ile birlikte değerlendirmektedir. Bu çalışmada ele alınan örnek şirkette uygulanan performans yönetim sisteminin motivasyon üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının, varsa bu ilişkinin hangi yönde olduğunun, işgörenler üzerinde uygulanan anket neticesinde ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda performans yönetim sistemi uygulanan bir işletmede çalışan kişilere anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket analizi ile ilgili olarak işletmelerde uygulanan performans yönetim sistemlerinin motivasyonuna etkisiyle ilgili genel değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çalışmada yapılan analiz sonucunda motivasyon araçları ve performans yönetimi sistemi arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Etkin bir performans yönetim sistemi uygulanan işletmelerdeki işgörenlerin motivasyonlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte motivasyonun alt boyutlarından olan ekonomik, psikososyal ve örgütsel araçların çalışan performansını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Competitive strategies of virtual organizations; An analysis on book stores in Turkey
Nowadays we are experiencing a new industrial revolution, virtuality. This new era has a difference from previous ones. It affects all spheres of life from buying habits to production. Boundaries among markets, workers, clients and even spaces are blurring. It is surely beyond doubt that traditional management system gets its share on this evolution process. Now companies must be more flexible in order to cope up with all these changes. At this stage, the most sensible thing to do is organizing virtually. In this research, we focused on competitive strategies of online booksellers in Turkey. We found that, booksellers in virtual space are different than those physical stores. They fit new trends in the market and are able to respond changes faster than physical stores. In addition to that reasonable prices, product variety, time saving and accessibility are other strategic advantages of virtual organizations.
İnsani gelişmişlik endeksinin sınıflandırma başarılarının karşılaştırılmasında karar ağacı yöntemlerinin kullanılması
Günümüzde bilişim alanındaki hızlı gelişmeler sonucunda yapılan her işlem bilgisayarlara kaydedilmektedir. Bu kaydedilen veriler dev veri tabanlarını oluşturmaktadır. Kurumlar için rekabet avantajı sağlayacak olan önemli bilgiler bu veri yığınları içerisinde kaybolmaktadır. Geleneksel istatistiksel yöntemler ile bu büyük boyuttaki verilerin çözümlenmesi mümkün olmadığı için alternatif olarak veri madenciliği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı UNDP (United Nations Development Programme)'nin her yıl yayınlamış olduğu İnsani gelişme raporunda bulunan ülkelerin gelişmişlik seviyelerini ortaya koyan İnsani gelişme endeksinin veri madenciliği tekniklerinden C5.0, CHAID ve C&RT algoritmaları kullanılarak sınıflandırılması ve sınıflandırma başarılarının karşılaştırılarak en iyi tekniğin seçilmesidir. Analiz sonucunda C5.0 algoritmasının diğer algoritmalara göre daha yüksek bir sınıflandırma başarısı sağladığı ortaya konulmuştur.
Consumer-level factors that moderate the success of private label brands: Hedonic versus utilitarian products
Private labels with increasing market shares and improving quality perceptions are a worldwide phenomenon receiving attention from both academicians and professionals. Taking the consumer perspective, this study with its large-scale survey examines the predictive power of consumer-level factors such as price consciousness, price quality associations, brand loyalty and quality variability on private label brand purchase intentions with multiple regression analyses. The unique contribution of this paper is analyzing private label purchase decisions by comparing hedonic products to utilitarian products. As a result, we see consumers exhibit different behaviors toward them. Results showed that consumers are more prone to buy PLBs when it is an utilitarian good and perceive less quality variability among different brands of the utilitarian good. On the other hand, people are more brand-loyal for hedonic goods and make higher price quality associations compared to utilitarian goods. The Regulatory Focus Theory, people's dominant regulatory focus, is also integrated into the model, but consumers' dominant regulatory focus did not exhibit any significant predictive power on private label purchase intention according to the regression analysis. Demographics such as age, education, income level and household size are other independent variables in the regression analysis, and some of them proved to be significant for one of the two product types.
Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye Cumhuriyeti polis teşkilatları karşılaştırması
Devletler öteden beri kıyaslama (benchmarking) kavramı üzerinde durmuşlarve kurumları itibariyle kendileri ile aynı işi yapan diğer ülkelerin kurum yadakuruluşları ile kendilerini kıyaslama yoluna gitmişlerdir. Bu sayede yaptıkları işleridaha verimli ve etkili hale getirme yolları aramışlar, kendilerine benzer ama farklıvizyondaki kurumlardan fikir alışverişini benimsemişlerdir. Bu bağlamda,Cumhuriyetin ilk yıllarından beri Türk kamu kurumlarının modernizesinde gelişmişülke modellerinin örnek alınmasının reform çalışmalarında önemli bir yere sahipoldugu görülmektedir. Bu nedenle, günümüzde dünyanın `süper gücü' olarak kabuledilen ABD'nin sahip olduğu güvenlik teşkilatlarının coğrafi olarak çok büyük birülkede nasıl etkili ve verimli çalıştığını personel ve kamu yönetimi perspektifindenkeşfetmenin Türk Polis Teşkilatı açısından önemli olduğu düşünülmüştür.Araştırma Amerika Birleşik Devletlerinin Texas eyaletinde yapılmıştır.Araştırma, ABD'de federal bir kolluk örgütü olan Federal Soruşturma Bürosunun (FBIDallas l Müdürlüğü) ve North Richland Hills (yer yer Denton şehri polis müdürlüğü)şehri polis müdürlüğünün ve Türk Polis Teşkilatının; örgüt yapıları, yönetimsistemleri, personel alımları, personel eğitimleri, terfi sistemleri, personel performansdeğerlendirmeleri, çalışma şartları ve sosyal haklarının incelenmesi, keşfedilmesi vekarşılaştırılması şeklindedir. 2006 yılı itibariyle bu başlıklardaki mevcut uygulamalarve uygulamadaki mevcut mevzuat ve hükümleri ele alınarak mevcut durumun resmiçekilmiştir.Belirtilen bu araştırma konuları, Türk Polis Teşkilatı'nda var olduğu kabuledilen veya problemin tanımlanması ile ilgili olarak yapılan literatür taramasındakarşılaşılan sorunların ortadan kaldırılarak verimliliğin arttırılmasına yönelikçalışmalara destek vereceği düşünüldüğünden dolayı seçilmiştir. Sonuçta ortayaçıkan bulgulardan Türk Polis Teşkilatı'nda uygulanması faydalı olarakdeğerlendirilenler uygulamaya öneri olarak sunulmuştur. Katkının, Türk PolisTeşkilatı'nda kamu yönetimi sorunlarına bir nebze ışık tutarak ve çözüm üreterek,Türk polis örgütünde personelin verimlilik ve etkililiğini arttırmada kullanılmasıumulmaktadır.
Yerel özerklik açısından belediye personelinin yönetimi (Ankara belediyeleri araştırması)
Yerel özerklik; Yerel yönetimlerin, kendi görev alanları içinde yetkilerini, merkezi yada bölgesel yönetimlerin, yada onların ajanlarının herhangi bir müdahalesi olmaksızın kullanabilmeleri ve bu amaçla serbestçe karar alıp uygulayabilmeleri durumudur. Kamu Personel Yönetimi; Kamu kurum ve kuruluşu içinde çalışacak olan personelin işe alınmasından, örgütten ayrılmasına kadar geçen süre içinde o personel ile ilgili her türlü işlemlerin yapılmasıdır. İl özel idaresinin başında merkezi idarenin atadığı valinin bulunması ve valinin havale etmediği evrakın il genel meclisinde görüşülememesi, köy tüzel kişiliğinin işlevinin yok denecek durumda olması, yerel özerklik açısından belediyeler tek mahalli idare birimi olarak algılanmaktadır. Beldeye hizmet kaliteli yönetici ve personel ile sağlanacaktır. Araştırmanın evrenini, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Keçiören Belediyesi, Kızılcahamam Belediyesi ve Pursaklar Belediyesinde görev yapan belediye başkanı, personel müdürü ve personel (memur, sözleşmeli personel, işçi) oluşturmaktadır. Araştırmada bilgi toplama aracı olarak kullanılan anket verilerinde, yüzde (%) ve grafik dağılımı gibi istatistiksel teknikler kullanılarak bütün sorular için yüzde dağılımları yapılmıştır. Araştırma yapılan belediyelerde; Merkezi idarenin vesayet yetkisinin belediyelerdeki hizmetlerin yürütülmesini olumsuz yönde etkilediği, vesayet yetkisinin siyasi kullanıldığı, ilk defa memur/işçi alımında merkezi sınav yapılması hizmetleri olumsuz yönde etkilediği, yolsuzlukların artmasına sebep olduğu, hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitimin yetersiz olduğu, merkezi idare tarafından yapılan sınav sonuçlarına göre personelin bir üst göreve atanması belediyelerde disiplin ve kariyeri olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Belediyelerde daha iyi hizmetin sağlanabilmesi, merkezi idare ile yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumlulukların belirlenmesi, ayrı bir Yerel Yönetim Bakanlığı kurulması, vesayet denetimi yerine performans ve hukuk denetimi yapılması ve yerel özerkliğin arttırılması, hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitime önem verilmesi halinde mümkündür.
Cultural integration in international entrepreneurship: How foreign food businesses localize in Türkiye
This study explores the dynamics of cultural integration in international entrepreneurship, focusing on how foreign-owned food businesses adapt to Türkiye's unique cultural and regulatory landscape. Through qualitative research involving fifteen semi-structured interviews with foreign restaurateurs, the findings highlight the importance of aligning traditional cuisines with Turkish consumer preferences, navigating bureaucratic challenges, and fostering community connections. Entrepreneurs who successfully localized their operations demonstrated a blend of cultural sensitivity, legal adaptability, and strategic networking. The research underscores that cultural integration is not merely a survival strategy but a pathway to thriving in Türkiye's vibrant and diverse market. By examining the interplay between cultural adaptation, regulatory compliance, and community engagement, this study provides valuable insights into the success factors for international food businesses in Türkiye.
Türk ordusu askere alma sisteminin değerlendirilmesi ve askere alma sisteminin optimizasyonu için bir model önerisi
This study evaluates the Turkish Army recruitment system by measuring thetotal deviations of personnel inventories from the target value of inventory level.The target inventory level is the average of projected available human source inthe next 19 years. In our study we offer a model that minimizes the deviationsfrom the targeted inventory level of soldiers. The study also computes the zerovalue of total number of deviations for different service time durations in themilitary with applying different ages for the people of same birth year at the timeof recruitment. The results of the study indicate that even without the flexibilityof applying different ages, the model always achieves better results than thecurrent recruitment system.Keywords: Recruitment, Goal programmingi