
37
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hastane ve sağlık kuruluşlarında risk yönetimi
Günümüzde, Hastane ve Sağlık Kuruluşlarında en önemli problemlerden biri de risklerdir. Bunlar, hasta, hasta ailesi, ziyaretçiler ve çalışanların maruz kaldığı risklerdir, Sağlık Hizmetlerinde Risk Yönetimi, klinik aktivitelerden(profesyonel sorumluluk), yapı dan, ve/veya işle ilgili aktivitelerden kaynaklanan potansiyel finansal kayıpları azaltmak ya da kontrol etmeyi amaçlayan bir fonksiyondur. Bu çalışmada, risk yönetiminin yapısı, işleyişi ve ülke uygulamaları verilmeye çalışılmış, ülkemiz açısından bu yönetim tekniğinin sağlık sistemimize dahil edilmesinin önemi üzerinde durulmuştur. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Risk Yönetiminin yapısı, süreci ve yararları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, örnek çalışmaya temel oluşturmak için sağlık hizmetlerinde yeniden canlandırma organizasyonunun risk yönetimi açısından incelenmesine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, yapılan araştırma bulgu ve sonuçları değerlendirilerek risk yönetiminin önemi belirtilmeye çalışılmıştır.
Sağlık personeli adaylarının bilgi güvenliği farkındalığı üzerine bir araştırma: Gümüşhane Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı sağlık personeli adaylarının bilgi güvenliği farkındalıklarını ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel yöntem tarama çalışmasıdır. Çalışmanın literatür taraması bölümünde "Bilgi Güvenliği Farkındalık" ölçekleri incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak Güldüren (2015)'in "Bilgi Güvenliği Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Güldüren tarafından geliştirilen ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ,97 olarak hesaplanmıştır. Çalışma çerçevesinde tekrarlanan güvenirlik katsayısı ,97 olarak hesaplanmıştır. Ölçek otuz dört soru ve kişisel verilerin korunması, saldırılar ve tehditler, mahremiyet olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Veri toplama işlemi 357 sağlık personeli adayı ile gerçekleştirilmiştir. Adaylar cinsiyet, yaş aralığı, sınıf düzeyi, PC başında geçirilen süre, internette geçirilen süre olmak üzere çeşitli bilgiler ile ölçek sorularını cevaplamışlardır. Çalışma sonunda sağlık personeli adaylarının ölçek genelinden aldıkları ortalama puana göre orta seviyede bilgi güvenliği farkındalığına sahip oldukları gözlemlenmiştir. Katılımcılarımızdan erkek ve kadın adaylar, tüm yaş gruplarındaki adaylar ile tüm sınıf düzeyine sahip adayların arasında benzer seviyede bilgi güvenliği farkındalığının olduğu görülmüştür. Aynı zamanda internette geçirilen süre ile bilgi güvenliği farkındalık seviyelerinin arasında bir ilişki bulunmadığı ortaya koyulmuştur.
COVID-19 döneminde sağlık çalışanlarının karşılaştığı psikososyal sorunlar
Covid-19 pandemisi bir sağlık sorunu olarak ortaya çıkmış, kısa bir sürede tüm dünyayı pek çok açıdan krize sürüklemiştir. Psikolojik, sosyolojik ve ekonomik sorunlar yaratan Covid-19 kişisel ve sosyal yaşamda etkili olmuştur. Bununla birlikte izolasyon, işsizlik, ekonomik baskı, belirsizlik vb. insanlarda strese yol açarak, anksiyete, madde kullanımı, alkol tüketimi, şiddet gibi istenmeyen sonuçlara neden olmuştur. Pandemi döneminde sağlık çalışanlarında Covid-19 kaynaklı; Akut Stres, Uyku Bozuklukları, TSSB, Depresyon, Anksiyete, Tükenmişlik vb. gibi pek çok ruhsal sorunlar söz konusu olmuştur. Pandeminin ilan edilmesiyle birlikte, mücadelede ilk saflarda yer alan sağlık çalışanları enfekte, taşıyıcı ya da bulaştırıcı olmak gibi yüksek riskli bir çalışma sürecine girmişlerdir. Pandeminin toplum geneline yayılması ve sağlık sisteminin zorlanması gibi faktörler de eklenince sağlık çalışanlarının üzerindeki yük hayli artmıştır. Bu çalışmada Covid-19 döneminde sağlık çalışanlarının karşılaştığı psikososyal sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Kasım 2021-Şubat 2022 döneminde Trabzon ilindeki bir üniversite hastanesinde görev yapan Ebe (n=15), Hemşire (n=112), Teknik Personel (n=30) ve İdari Çalışan (n=43) olmak üzere 200 sağlık çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Covid-19 Korku Ölçeği, Koronavirüs Anksiyete Ölçeği ve Covid-19 Algılanan Risk Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sağlık çalışanlarının sırasıyla; sağlık çalışanlarının en çok kendi ailesinden birinin koronavirüse yakalanması riskinden endişe ettikleri (x ̅ =3,57), enfekte olma risk kaygısı yaşadıkları (x ̅ =3,41), pandeminin yaşanılan bölgede daha fazla yayılması riskine yönelik kaygı yaşadıkları (x ̅ =3,41), Covid-19'u düşünmekten rahatsız oldukları (x ̅ =2,99), sosyal medyada Covid-19 ile ilgili haberler ve hikâyeler izlendiğinde gerginlik veya endişe yaşadıkları (x ̅ =2,95), kendilerinin koronavirüse yakalanmaktan korktukları (x ̅ =2,57) tespit edilmiştir.
Sağlık sektöründe dijitalleşme bağlamında dijital hastaneler
Tüm hizmet sektöründe kullanılan "dijitalleşme" sağlık sektöründe de kullanılmaya başlanmıştır. Dünya genelinde uygulanmaya başlayan "Sağlıkta Dijitalleşmeyi" Türkiye'de uygulamaya başlayarak sağlık sektöründe yeni bir dönüşüme gitmiştir. Sağlıkta Dijitalleşme; kullanılan tüm hasta verilerinin ve yönetsel verilerin elektronik ortama (bilgisayara) aktarılması olarak tanımlanabilir. Böylece hasta verilerine her yerden hızlı bir şekilde ulaşım sağlanmaktadır. "Sağlık Sektöründe Dijitalleşme Bağlamında Dijital Hastaneler" isimli araştırma 2022 yılı Şubat ve Mart aylarında TC Sağlık Bakanlığı Trabzon Sürmene Devlet Hastanesi'nde (Dijital hastane EMRAM 6 /ikinci basamak hastane), TC Sağlık Bakanlığı SBÜ Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde (Dijital olmayan hastane /üçüncü basamak) ve TC Sağlık Bakanlığı Yozgat Şehir Hastanesi'nde (Dijital hastane EMRAM 7 / üçüncü basamak) gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında hastane üst düzey yöneticileri ve diğer yöneticiler (Sağlık Müdürü, Hastane Başhekimleri ve Yardımcıları, Hastanelerin Sağlık Hizmetleri Müdürleri ve Hastanelerin diğer bölüm müdürleri) olmak üzere 26 kişiyle nitel açık uçlu derinlemesine sorularla yüz yüze görüşme yapılarak, görüşmeler değerlendirme kapsamına alınmıştır Araştırmanın amacı: 1- Hastanelerin Dijitalleşme Bağlamında İncelenmesi, 2- Dijital hastaneler ve dijital olmayan hastaneler arasındaki farkların incelenmesidir. Yapılan bu çalışmayla; dijital ve dijital olmayan hastane uygulamaları karşılaştırılarak avantaj ve dezavantajlarının neler olduğu belirlenmiştir. Dijital hastanelerin; "verimlilik, sağlık hizmet sunumu, ilaç israfı, hasta takibi ve güvenliği, hasta verileri ve diğer verilere ulaşılabilirlik, kişisel verilerin korunması, maliyetler" gibi konuları ne şekilde etkilediği değerlendirilmiş; dijital hastane uygulamaları ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunların neler olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları, dijital hastane uygulamalarının daha hızlı ve güvenilir işlem yapılmasına, ilaç israfının önlenmesine, kağıt kullanımının azaltılması hatta kaldırılmasına, hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanmasına, hasta verilerine hızlı ulaşmaya, sağlık kuruluşunun prestij ve güvenilirliğinin artmasına, gereksiz tetkik, tahlil ve işlem yapılmasının önlenmesi ve maliyetlerin azalmasına yol açtığını göstermektedir. Bununla birlikte "teknik alt yapının yetersiz olması, sistem kullanıcıları ve sağlık çalışanlarının yeterli eğitime sahip olmamasından kaynaklı dijital hastane sistemlerinde sorunların yaşanması, çalışanların yeniliğe açık olmaması gibi nedenler" dijital hastane uygulamalarının dezavantajları arasında sayılabilir. Sonuç olarak, yüz yüze görüşmeler ve gözlemlerden elde edilen verilerin analiziyle dijital ve dijital olmayan hastane uygulamalarının avantajlı ve dezavantajlı yönleri, dijital hastanelerin sağlık uygulamalarına getirdiği yenilikler; HIMSS EMRAM seviye 6 – seviye 7 dijital hastaneler arasındaki farklılıkların neler olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın Türkiye'de henüz yeni gelişmekte olan dijital hastane literatürünün gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının anksiyete düzeyini etkileyen faktörler
Bu araştırma pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının anksiyete düzeyini etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla yapılmış tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Nisan-Mayıs 2021 tarihinde araştırmanın yapıldığı hastanede görev yapan sağlık çalışanı (500 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılması planlanmıştır. İzinli ve raporlular dışında katılım sağlamayı kabul eden 212 kişiye ulaşılmıştır. Çalışmanın veri kaynakları ise; sağlık çalışanları sosyodemografik özellikleri, mesleki riskleri ve anksiyete şiddetini değerlendiren Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) sorularından meydana gelen anketin uygulaması ile toplanmaya çalışıldı. Verilerin istatistiksel analizinde Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 22.0 paket programı kullanılmıştır. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma (gerekli yerlerde minimum-maksimum) olarak özetlenmiştir. Normal dağılım gösteren veriler içinde parametrik testlerden ikiden fazla grup ortalaması için tek yönlü varyans analizi ve iki grubun ortalamasını karşılaştırmak için iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, korelasyon analizi kullanılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma kapsamına alınan sağlık çalışanlarının %66.5'i (141 kişi) kadın, olup yaş ortalamaları 25.83±0.43 (Min:18, Max:57)'tür. Bu çalışmada sağlık çalışanların şiddetli düzeyde anksiyete yaşadıkları saptanmıştır. Çocuk sahibi olmayan sağlık çalışanlarının çocuk sahibi olanlara, mesleki deneyim yılı fazla olanların az olanlara, işi bırakmayı düşünenlerin düşünmeyenlere ve geleceğini umutsuz değerlendirenlerin umutlu değerlendirenlere göre anksiyetesi daha yüksek bulunmuştur. Sağlık çalışanların yaşı, kurumda çalışma yılı ve mesleki deneyim yılı arttıkça daha yüksek anksiyete yaşadıkları saptanmıştır. Mesleki deneyimi fazla olan sağlık çalışanlarının yaşadıkları anksiyete ile başedebilmelerine yönelik çalışmalar yapılmalı ve müdahaleler planlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Çalışanları, Anksiyete, COVID-19 Pandemisi
Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının iş güvenliğini etkileyen faktörler Gümüşhane örneği
Bu araştırma pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının iş güvenliğini etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla yapılmış tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler, hastane çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler algısı, sağlık durumları, çalışma şartlarını, iş sağlığı davranışlarını içeren sorular ile Sağlık Çalışanı Güvenliği Ölçeği (SÇGÖ) sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde verilerin normal dağılıp dağılım gösterip göstermediğine Kolmogorov-smirnov testi ile karar verilmiş olup, normal dağılım gösteren veriler içinde SÇGÖ puanları açısından parametrik testlerden ikiden fazla grup ortalamasını için tek yönlü varyans analizi ANOVA ve iki grubun ortalamasını karşılaştırmak için iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi t-Student (t -test), normal dağılım göstermeyen veriler içinde parametrik olmayan testlerden ikiden fazla grup ortalaması karşılaştırmalarında Kuruskal Wallis (KW), iki grup ortalaması karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hastanede iş güvenliğinin sağlandığı saptanmıştır. Kadın sağlık çalışanlarının erkek personele, kişisel koruyucu malzeme kullananların kullanmayanlara, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alanların almayanlara ve uyku sorunu yaşayanların yaşamayanlara göre iş güvenliği daha yüksek bulunmuştur. Mesleki deneyim yılı fazla olan ameliyathane personeli hastanede iş güvenliğini daha fazla sağlamaktadır. Bu araştırmada sağlık çalışanlarının hastanede iş güvenliğini sağladığı bulunmuştur. Erkek, kişisel koruyucu donanım kullanmayan, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almayan, kronik hastalığı olan, işi bırakmayı düşünen, geleceğini umutsuz değerlendiren sağlık çalışanlarına daha fazla iş güvenliği eğitimleri verilmelidir.
Ergonominin kas iskelet sistemi yakınmalarına etkisi: Belediye örneği
Bu çalışmanın amacı masa başı çalışanlarını ergonomik ortamda değerlendirmek ve ergonomik ortamda çalışmaları durumunda kas iskelet sistemi yakınmalarını saptamaktır. Bu bağlamda anket, sosyodemografik form, çalışma yerine ait ergonomik bilgiler, kas iskelet yakınmalarına ait bilgiler ve Cornell kas iskelet sistemi rahatsızlığı anketinden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında 35 masa başı çalışanına anket uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre, en çok ağrı hissedildiği ifade edilen bölge bel olarak tespit edilmiştir. Buna göre hafta boyunca 1-2 kez ve hafta boyunca 3-4 kez bel bölgesinde ağrı hissettiğini ifade eden katılımcıların oranı eşit olup %8.57'dir. Bel bölgesinden sonra en çok ağrı hissedildiği ifade edilen bölge sırttır. Hafta boyunca 1-2 kez, hafta boyunca 3-4 kez ve her gün bir kez sırtında ağrı hissettiğini ifade eden katılımcıların oranları eşit olup %5.71'dir. İş yerinde çalışma süreleri grupları arasında Sol ön kol, sağ el bileği, sol el bileği, sağ üst bacak, sol diz, sol alt bacak ve sol ayak puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. 1-5 yıl arası çalışan katılımcıların sol ön kol, sağ el bileği, sol el bileği, sağ üst bacak, sol diz, sol alt bacak ve sol ayak puanları diğer çalışma süresine sahip katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Çalışma süresinin tamamının bilgisayar kullanarak geçiren katılımcıların boyun ağrı puanlarının istatistiksel olarak en yüksek olduğu belirlenmiştir. Sandalyesinin yüksekliği ayarlanamayan katılımcıların sağ ön kol ağrı, kalça ağrı, sol üst bacak ağrı ve sağ diz ağrı puanları istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Öne doğru eğik çalışanların boyun, sağ omuz, sol omuz, sırt, sağ üst kol, sol üst kol, bel ve kalça ağrı puanları düz çalışanlara göre anlamlı derecede yüksektir.
Ameliyathane personelinin iş güvenliğini etkileyen faktörler: Trabzon örneği
Çalışanların sağlığı ve güvenliği yönünden önemli risk ve tehlikeler taşıyan çalışma ortamlarından biri de sağlık hizmeti veren hastanelerdir. Bu risk ve tehlikelerle özellikle de pandemi dönemi nedeniyle ameliyathanede çalışan sağlık personeli daha fazla karşı karşıya kalmaktadır. Bu araştırma ameliyathane personelinin iş güvenliğini etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla yapılmış tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Kadın ameliyathane personelinin erkek personele, 40 saat çalışanların 41 ve üzeri saat çalışanlara, 5 hasta bakanların daha fazla hasta bakanlara, nöbet tutmayanların nöbet tutanlara, kişisel koruyucu malzeme (KKD) kullananların kullanmayanlara, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) eğitimi alanların almayanlara, yumuşak doku travması maruziyeti yaşayanların yaşamayanlara, düzenli dinlenmeyenlerin dinlenenlere, egzersiz yapmayanların yapanlara ve uyku sorunu yaşayanların yaşamayanlara göre iş güvenliği daha yüksek bulunmuştur. Bu araştırmada ameliyathane personelinin hastanede iş güvenliğini sağladığı bulunmuştur. Erkek ameliyathane personelinin iş güvenliğini artırmaya yönelik faaliyetler düzenlenmelidir. 41 ve üzeri saat çalışan ve nöbet tutan ameliyathane personelinin çalışma saatleri ve nöbet sayıları sosyal yaşamına zaman ayırabilecek şekilde düzenlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Ameliyathane Personeli, İş Güvenliği, Hastane. Riskler.
Acil sağlık hizmetleri ambulans organizasyonu: Türkiye Trabzon ili helikopter ambulans örneği
Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri gelişmiş ülkeler için yeni bir kavram olmasına rağmen ülkemiz açısından da önemli bir kavramdır. Günümüzde artık karayolu dışında alternatif havadan sağlanan müdahale sistemleri hastane öncesinde yer alan acil sağlık hizmetlerinde önemli bir yere sahiptir ve tüm dünyada çeşitli türlerde hava ambulanslarının kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Hayatta kalıp kalmama durumunun varlığı ve olay yerinde yapılabileceklerin kısıtlı olması nedenleriyle vakaların olabildiğince en hızlı şekilde hastaneye ulaştırılmasında ambulans helikopterler yaşamsal öneme sahip bulunmaktadırlar. Bu çalışmamızda önemli bir uygulama sayılan helikopter ambulans hizmetlerinin bölgemiz açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmamız retrospektif olarak planlanarak, Trabzon il geneli 2016 ile 2020 yılları arasında helikopter ambulansı ile hastaneler arası sevk edilen hastalar ile olay yerinden alınan vakalar dahil edilmiştir. Toplam n=1086 hastanın %58.9'u erkek ve %40.6'sı kadındır. Araştırmaya konu olan 2016 ile 2020 yılları arasındaki 5 yıllık verilere göre hasta verileri, nakil bilgileri, nakil uygunluğu ve hastalara ait demografik veriler ilgili kayıtlardan alınmış ve bu veriler istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Acil sağlık hizmetleri açısından helikopter ambulans kritik durumda olan hastaların transferinde önemli bir role sahip olup, bu gruptaki hastaların sağlık merkezlerine nakli daha hızlı ve etkin olarak sağlanmaktadır. Fakat helikopter ambulansların kullanımında maliyet etkinliği ve fayda/zarar oranları konusunda literatürdeki bilgiler kısıtlıdır. Bu sebeple nakil için kara ambulanslarının daha güvenli ve uygun olduğu düşünülen hastaların taşınmasında ayrımın iyi yapılarak hava ambulansı ile nakil sürecine karar verilmesi uygun olacaktır. Bu çalışma ile Trabzon ili Acil Sağlık Hizmetleri içerisindeki ambulans organizasyonu ile 2016 ile 2020 yılları arasında helikopter ambulans hizmet süreci değerlendirilerek bölge açısından önemi ve katkıları olduğunu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hava Ambulansı, Acil Sağlık, Helikopter Ambulans
COVID-19 pandemisinde kadın sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyi
Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi döneminde kadın sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İnsan sağlığını önemli derecede tehdit eden COVID-19 pandemisi, özellikle sağlık sektörü çalışanlarında aşırı iş yükü oluşturmakla birlikte korku, endişe ve ölüm korkusuna kadar uzanan bir takım psikolojik durumlara neden olmuştur. Bu dönemde artan fiziksel ve ruhsal sorunlar, sağlık çalışanlarını kaldıramayacağı yükün altına itmiştir. Tükenmişlik belirtileri, maddi ve manevi değerlerin kaybı, sorunların üstesinden gelememe, duyarsızlaşma, kendini sürekli başarısız hissetme, madde kullanım bozukluğu, depresyon ve psikolojik bozukluklardır. Bu belirtilere yönelik önlemler alınmadığında ciddi sonuçlara neden olabilirler. Araştırmada Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan kadın personellerin tükenmişlik düzeylerinin çeşitli özelliklerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Anket yol ile elde edilen verilerin, kadın sağlık çalışanlarının COVİD-19 pandemisinde tükenmişlik düzeylerini hafifletmede yarımcı olması amaçlanmıştır. Dolayısıyla bu çalışma, sağlık çalışanlarının hem kurum ve toplum bakımından öneminin vurgulanmasına hem de hastalara daha iyi hizmet sunmalarına doğrudan katkı sağlayacaktır.
Ambulans çalışanlarının ergonomik risk analizine göre kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının değerlendirilmesi
Bu çalışma 112 ASHİ (Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu) çalışanlarının sahada ve ambulans içinde maruz kaldıkları fiziksel zorlanmaların ve kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının vücutta en fazla etkilediği bölgeyi saptamak amacıyla yapılmıştır. Personelin, sahada ve ambulans içinde en sık yapmış olduğu işlemler gözlemlenmiş ve fotoğraflanmıştır. Kas-iskelet rahatsızlıkları için Cornell anketi, risk düzeylerini belirlemek için de REBA yöntemi kullanılmıştır. Cornell anketi Trabzon ilinin doğu bölgesindeki 12 adet ASHİ (Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu)' de çalışan 80 personele uygulanmıştır. REBA uygulamasında ise, sahada çalışan iki sağlık personelinin yapmış olduğu işlemler fotoğraflanarak risk düzeyleri hesaplanmıştır.
Elazığ ilinde acil servislerde çalışanların tükenmişlik sendromunun araştırılması
Acil servis hemşireleri yoğun iş yükü, ağır çalışma şartları ve işte yaşadığı stresler nedeniyle tükenmişlik sendromuna duyarlı bir meslek grubudur. Tükenmişlik insanlara karşı yoğun ilgi gerektiren tüm meslek gruplarında çalışanları risk altına sokan bir durumdur. Genellikle sürekli tekrar eden olaylarda baş etme mekanizmaları düşük olan bireylerde çaresizlik sonucu oluşan bir sendromdur. Etkin ve verimli bir sağlık hizmeti alınabilmesi için öncelikle acil servislerde ve diğer tüm birimlerde çalışan hemşirelerin tükenmişlik sendromu yaşamalarına neden olabilecek tüm risk faktörleri gerek psiko-sosyal, gerek çevresel ve gerekse ekonomik risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ile sağlanabilir.
Ortopedi ve fizik tedavi hemşirelerinin empati becerilerinin değerlendirilmesi (Trabzon İli Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon Hastanesi örneği)
Yüksek Lisans Tezi ÖZET ORTOPEDİ VE FİZİK TEDAVİ HEMŞİRELERİNİN EMPATİ BECERİ DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ (TRABZON İLİ YAVUZ SELİM KEMİK HASTALIKLARI VE REHABİLİTASYON HASTANESİ ÖRNEĞİ) İlknur SUNGURLU Avrasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Kurumları İşletmeciliği Ve Yöneticiliği Anabilim Dalı Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Nilgün ULUTAŞDEMİR 2018, 53 (Sayfa), 15 (Ek sayfalar) Ortopedi ve fizik tedavi servislerinde çalışan hemşirelerin empati eğilim ve beceri düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Trabzon Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon Hastanesi'nin ortopedi ve fizik tedavi servislerinde çalışan 125 hemşire oluşturmuş, araştırmanın yapıldığı dönemde aktif çalışan ve araştırmayı kabul eden 111 hemşireye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo demografik ve mesleki bilgilerin yer aldığı sorular ile Empati Eğilim Ölçeği (EEÖ) ve Empati Beceri Ölçeği (EBÖ)'nden oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Ortopedi ve fizik tedavi hemşirelerinin %91.9'u (102 kişi) kadın, %8.1'i (9 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 39.4±6.48'dir. 24 ve daha fazla çalışan hemşirelerin empatik becerileri, diğer yıllarda çalışanlara göre daha fazla saptanmıştır (KW=4.3, p=0.01). Empati eğitimi alan hemşirelerin almayanlara göre EBÖ puan ortalamaları daha yüksek saptanmıştır (t=0.9, p=0.04) "Bu araştırmada ortopedi ve fizik tedavi servislerinde çalışan hemşirelerin empatik eğilim ve empatik beceri düzeyleri düşük düzeyde olduğu saptanmıştır." Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Empatik eğilim, Empatik beceri.
Hemşirelik bölümü öğrencilerin uygulamada karşılaştıkları risk faktörlerinin kaygı düzeyine etkisi (Nevşehir İli örneği)
Bu çalışma hemşirelik bölümü 2., 3. ve 4. sınıflarında eğitim gören öğrencilerin, uygulamaları esnasında maruz kaldıkları tehlike ve riskleri belirlemek ve bu tehlikelerin kaygı düzeylerine etkisini saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır." "Kesitsel, tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Ekim-Kasım 2017 tarihlerinde araştırmanın yapıldığı üniversitenin 2., 3. ve 4. sınıflarında eğitim gören hemşirelik bölümü öğrencileri (n=353 kişi) oluşturmaktadır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış, anket yapılan dönemde derslere aktif katılmayan ve reddeden öğrenciler dışında 288 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, hastane çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler ile SÇGÖ ve BAÖ sorularından oluşan anketin direk gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, t testi, ANOVA ve Korelasyon analizleri kullanılarak yapılmıştır." "Araştırma kapsamına alınan Üniversitede eğitim gören sağlık öğrencilerinin %74.0'ü (213 kişi) kadın, %26.0'sı (75 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 20.9 ± 1.7 (Min:18, Max:29)'tür. Uygulama yaptıkları kurumda çalışmaktan menmun olmayan öğrencilerin menmun olanlara göre BAÖ, kurumda çalışmaktan menmun olan öğrencilerin menmun olmayanlara göre SÇGÖ puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur" "Bu araştırmada hemşirelik bölümü öğrencilerin uygulama yaptıkları hastanede iş güvenliğini sağladığı ancak orta düzeyde anksiyete yaşadıkları bulunmuştur." Anahtar Kelimeler: Risk, İş stresi, Kaygı, Sağlık çalışanı, İş kazası
Sağlık kurumları yönetiminde etkinlik analizi; Erzincan Üniversitesi mengücek gazi eğitim ve araştırma hastanesi örneği
Bir hizmet alanı olarak sağlık; bireylerin ve toplumların yaşantılarını direk olarak etkilemekte, emek faktörünün en önemli bileşenlerinden biri olması dolayısı ile de dolaylı ve doğrudan olmak üzere çeşitli açılardan ekonominin gidişatına yön vermektedir. Söz konusu olan bütün bu etkiler, sağlık hizmetleri sunumunun lokomotifi olan hastanelerin etkinlik ve performans seviyelerinin analiz edilmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu duruma paralel olarak ülkemizdeki kamu hastanelerinin toplum tarafından yoğun olarak tercih edilmeleri ve kamu kaynaklarını kullanmaları nedeniyle bu kaynakların ne derece verimli ve etkin şekilde kullanılıp topluma sundukları hizmet kalitesinin belirlenmesi faydalı bir çalışma olacaktır. Bu çalışmada yöntem olarak Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Kaynaklar incelendiğinde oran analizi ve parametrik yöntemlere göre daha etkili ve doğru sonuçlar vermesi nedeniyle parametrik olmayan bu analiz tercih edilmiştir. Çalışmanın amacı; belirlenen örneklemimiz üzerinde etkinlik analizi yapmak, etkinsizliğe yol açan unsurların belirlenerek regresyona tabi tutulmasına rehberlik etmek olarak belirlenmiştir.
Bazı sağlık alanında ve bazı sağlık dışı alanda eğitim gören üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları, enerji harcama düzeyleri ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi
Bu çalışma Üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları, enerji harcama düzeyleri ve etkileyen faktörleri değerlendirmek, bu etkilerin etkilenme derecesini en az düzeye indirmek amacıyla planlanmıştır. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Ekim-Kasım 2017 tarihlerinde Trabzon İlinde Özel Üniversitede sağlık alanı ve sağlık dışı alanında eğitim gören öğrencilerden (n=222 kişi) oluşmaktadır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış ve tamamına ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demoğrafik özellikler, eğitim ortamı kaynaklı beslenme alışkanlıkları, enerji harcama düzeylerini etkilediği düşünülen faktörler ile anketlere verilen cevaplar değerlendirilerek direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, t testi, ANOVA ve korelasyon analizi kullanılarak uygulanmıştır. Araştırma kapsamına alınan üniversitede eğitim gören öğrencilerin %27.3 kadın, %70.7 erkek olup yaş ortalamaları 19.90±2.09 (Min:18, Max:35)'dur. Harcanan kalori arttıkça öğrencilerin bazal metabolizma hızı puan ortalamaları artmaktadır. Bu araştırmada öğrencilerin kalori olarak aldıkları enerji miktarı önerilenden düşük seviyede olduğu ancak besin öğeleri olarak aldıkları karbonhidrat, protein ve yağ oranlarının önerilen oranlarda olduğu saptanmıştır.
Tıbbi atık yönetiminde sağlık çalışanlarının rolü : Bir devlet hastanesi örneği
Amaç: Bu araştırma; Trabzon İli Ortahisar ilçesindeki Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon hastanesindeki sağlık çalışanlarının tıbbi atık yönetimindeki bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, Aralık 2016-Ocak 2017'de Trabzon Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon Hastanesinde çalışan sağlık çalışanları (n=248 kişi) oluşmaktadır. Araştırmanın yapıldığı tarihlerde aktif çalışan, raporlu-izinli-red edenler dışında 196 personele ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler ve personelin tıbbi atıklar ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını içeren sorulardan oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Bulgular: Sağlık çalışanların %74.0'ı (145 kişi) kadın, %26.0'ı (51 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 39.31±5.67 (min:22, max:56)'dir. Sağlık çalışanların %93.3'ü atıklar konusunda yeterli bilgiye sahip olduğunu, %98.4'ü atıkların kaynağında ayrıştırılmasını önemsediğini ifade etmiştir. Sonuç: Bu araştırmada kadın sağlık çalışanlar"atık yönetim ilkeleri, evsel atıkların hangi renk torbalara atıldığı, belirli aralıklarla atıklar konusunda hizmet içi eğitim verilmesinin önemine inandığı" konularında erkek sağlık çalışanlarına göre bilgi düzeyleri daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Sağlık çalışanları, Tıbbi atık, Tıbbi atık yönetimi
Hekimlerin meslekli risklerinin iş stresine etkisi (Bir eğitim ve araştırma hastanesi örneği)
Bu çalışma; Sağlık Bilimler Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Hekimlerin karşılaştıkları risk ve tehlikelerin iş stresine etkisini belirlemek üzere kesitsel, tanımlayıcı olarak planlanmıştır." "Araştırmanın evrenini Eylül - Ekim 2017' de araştırmanın yapıldığı hastanede görev yapan hekimler(190 kişi) oluşturmuştur. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmışgeçici görevli-yıllık izinli olanlar ve anket doldurmayı reddedenler dışında 160 hekime ulaşılmıştır.Verilerin analizi frekans, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıştır." "Araştırma kapsamına alınan hekimlerin % 38.8'i kadın, % 61.2'si erkek olup yaş ortalamaları 41.0±8.0 (Min:25, Max:65)'dır. Kurumda çalışmaktan memnun olmayan hekimlerin anksiyeteleri, memnun olanların ise iş güvenliği daha yüksek saptanmıştır." "Araştırmanın yapıldığı hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ancak hekimlerin hafif düzeyde anksiyete yaşadıkları bulunmuştur."
Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin uygulamada yaşadıkları mesleki risklerin kaygı düzeylerine etkisi (Amasya Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu örneği)
Amaç: Bu çalışma; Amasya Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu 3 ve 4'üncü sınıf Hemşirelik ve Ebelik öğrencilerinin uygulama sırasında yaşadıkları mesleki risklerin kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Yöntem: Çalışmanın evrenini Ekim-Kasım 2017'de araştırmanın yapıldığı üniversitenin 3. ve 4. sınıfında eğitim gören ebelik ve hemşirelik bölümü öğrencileri (n=176 kişi) oluşturmaktadır. Araştırma yapılan tarihlerde derslere aktif katılan ve reddedenler dışında 156 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, hastane çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler algısı, sağlık durumları ve çalışma şartlarını içeren sorular ile ve Sağlık Çalışanı Güvenliği Ölçeği (SÇGÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin %16.7'si (26 kişi) erkek, %83.3'ü (130 kişi) kadın olup yaş ortalamaları 21.00±1.95 (Min:18, Max:31)'tir. Hemşirelik öğrencilerinin ebelik öğrencilerine göre SÇGÖ ortalaması, Ebelik bölümü 4.sınıftaki öğrencilerin 3. sınıflara göre BAÖ puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Bu araştırmada öğrencilerin uygulama yaptıkları hastanedeki iş güvenliğinin sağlandığı ancak orta düzeyde anksiyete yaşadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik ve Ebelik Öğrencileri, Uygulama, Mesleki riskler, Kaygı
Üniversite öğrencilerinde sağlıklı yaşam tarzına yönelik beslenme alışkanlıklarının obezite ile ilişkisinin değerlendirilmesi (Avrasya Üniversitesi örneği)
ÖZET SAVAŞKAN, Elif. Üniversite Öğrencilerinde Sağlıklı Yaşam Tarzına Yönelik Beslenme Alışkanlıklarının Obezite ile İlişkisinin Değerlendirilmesi (Avrasya Üniversitesi Örneği), (Yüksek Lisans), Trabzon, 2016. Günümüzde obezite, beraberinde getirdiği ek hastalıklar ve toplumsal sorunlar nedeniyle kronik, giderek artan, mortalite ve morbiditesi oranı yüksek bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı T.C. Avrasya Üniversitesi öğrencilerinde sağlıklı yaşam tarzına yönelik beslenme alışkanlıklarının obezite ile ilişkisinin değerlendirilmesini incelemektir. Araştırmada yaş aralığı 18 ile 47 arasında değişmektedir. Bu katılımcıların yaş ortalaması 21,27 'dir (min:18, max:47). T.C. Avrasya Üniversitesi Pelitli, Yalıncak ve Yomra Yerleşiklerinde 2015 - 2016 eğitim öğretim yılı güz yarıyılı öğrenim gören ön lisans ve/veya lisans öğrencilerine gerekli izinler alınarak araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 362 üniversite öğrencisine bire bir yüz yüze anket soru formu uygulanmıştır. Ayrıca araştırmaya katılımda bulunan üniversite öğrencilerinin belirtmiş oldukları boy ölçüsü (m.) ve vücut ağırlığına (kg.) göre beden kitle indeksi hesaplanmıştır. Bu bağlamda, BKİ sınıflandırması; normal kilo (<25), fazla kilo (25-30), obez (>30) şeklinde sınıflandırılmış ve (BKİ=Vücut Ağırlığı (kg) / Boy(m2) formülü ile hesaplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "anket soru formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 15,0 paket programı kullanılmıştır. Veri girişleri yapıldıktan sonra ankette yer alan değişkenler kendi aralarında ilişkilendirilip analizleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgularla, üniversite öğrencilerinde sağlıklı yaşam tarzına yönelik beslenme alışkanlıklarının obezite ile ilişkisi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Sağlık kurumları işletmeciliğinde beslenme organizasyonlarına gerekli önemin verilmesi durumunda obezite ile baş edilebileceği ön görülmüştür. Ayrıca üniversite öğrencilerinin yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının olmadığı buna bağlı olarak düzenli fiziksel aktivite/spor yapma alışkanlığına da sahip olmadıklarından ötürü in aktif bir hayat sürdükleri de literatür taramasına paralel olarak kanıtlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Obezite, Beden Kitle İndeksi, Sağlıklı Yaşam Tarzı, Üniversite Öğrencisi
Hemşirelik sürecinde elektronik uygulamalara geçişin etkileri
Bu çalışma ile bir üniversite hastanesinde oluşturulan elektronik hemşirelik sürecinin değerlendirilmesi ve bu değerlendirmeleri yapabilmek için kullanılacak ölçeklerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, KTÜ. Farabi hastanesinde çalışan toplam 611 hemşireden 545 (%89) ile yürütülmüştür. Veriler, hemşirelerin demografik özelliklerini içeren bilgi formu ve taslak olarak hazırlanıp sonrasında geçerlik ve güvenirliği sağlanmış 5 ayrı ölçek ile toplanmıştır. Ölçekler; elektronik uygulamaların hemşirelik uygulamalarına (HUYÖ), hastaya (HYÖ), kurum ve sağlık çalışanlarına (KSÇYÖ), hasta ve çalışan güvenliğine yararı (HÇGYÖ) ve olumsuz yaklaşım (OYÖ) ölçekleridir. Bulgulara göre, hemşirelerin HUYÖ (42,2 ± 7,27), HYÖ (23,14 ± 5,16), KSÇYÖ (16,72 ± 3,81), HÇGYÖ (19,84 ± 3,82) ve OYÖ (21,27 ± 5,12) puanları yüksek ya da orta düzeyden biraz yüksektir. Hemşirelerin pozisyonları, mesleki deneyimleri ile hastanede ve klinikteki çalışma yılları, aile yapıları, çalıştıkları klinik ölçek puanlarını etkilemiştir (p<0.05). Bu sonuçlara göre servis sorumlu ve kalite hemşireleri, cerrahi kliniklerin hemşireleri, mesleki çalışma yılı ve hastanedeki çalışma yılı fazla olan hemşireler elektronik uygulamaları daha yararlı bulmaktadır. Sonuç olarak, hemşireler elektronik uygulamaları yararlı bulmalarına rağmen mesleki deneyimi az, çekirdek aileye sahip, yönetici ya da kalite hemşiresi olmayan, dâhiliye kliniklerinde çalışan hemşireler bu uygulamalara daha olumsuz yaklaşmaktadırlar.
Kronik yatalak hastaların evde sağlık hizmetleri ile yataklı tedavi kurumlarındaki tedavi maliyetlerinin karşılaştırılması
Ülkemizde, yaşam şartlarının iyileştirilmesi, doğurganlık ve mortalite oranlarının düşmesi, teknolojinin gelişmesi sosyal ve çevresel etkenlerin düzeltilmesi, aşılamayla bağışıklık düzeyinin arttırılması ve bulaşıcı hastalıklara karşı yüksek direncin oluşması yaşam süresini uzatmıştır. Buna bağlı olarak insanların uzayan yaşam sürecinde kronikleşen hastalıklara yakalanma riski artmıştır ve tedavi olmak için farklı sağlık kurumlarından hizmet almaktadırlar. Hizmet alma noktasında, farklı kurumlarla sağlanan sağlık hizmetlerinin en etkin ve düşük maliyetli olanını bulmak için maliyet analizi yapılmış olup tablolarla kıyaslanmıştır. Yaptığımız bu araştırma, T.C. Sağlık Bakanlığının kurmuş olduğu evde sağlık hizmetlerinin, yardıma ve tedaviye ihtiyaçlı insanların kronikleşen hastalık seyrinde hastaneye göre daha ucuz veya pahalı mı olduğunu açıklamaya yönelik yapılmış tez çalışmasıdır. Tez çalışmamız, Trabzon Ortahisar ilçe sınırları içerisinde bulunan ve yaşlı yatağa bağımlı kişileri, kronikleşen hastalıkları nedeniyle yatalak durumda olan hastaları, engelli bireyleri kapsamaktadır. Araştırmamızda Trabzon Ortahisar İlçesi içerisinde bulunan Fatih Devlet Hastanesi hasta kayıt verileri ve T.C. Sağlık Bakanlığı Trabzon Halk Sağlığı Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi Biriminin istatistikî verileri kullanılmıştır. Tez çalışmasında TSİM'de (Temel Sağlık İstatistikleri Modülü) en çok görülen 5 tanı baz alınmıştır. Bu tanılarla, hastaneye yatan 50 hasta ile evde sağlık hizmetleri birimi tarafından takip edilen 50 hasta olmak üzere toplam 100 hastanın maliyeti araştırılmış, Fatih Devlet Hastanesinin boş yatak maliyeti ve aynı zamanda evde sağlık hizmetleri biriminin giderleri hesaplanmış ve tablolarla kıyaslanmıştır. T.C. Sağlık Bakanlığının farklı kurumlarından tedavi amaçlı fayda sağlamaya karşılık alınan bu hizmetlerin hastaya ve devlete yansıyan maliyeti analiz edilmiş ve düşük olanı bulmaya yönelik araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evde Bakım Hizmeti, Maliyet Analizi, Sağlık Uygulama Tebliği
Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nde tedavi gören diyabetik ayağı olan hastaların maliyet analizi
Diyabetik hastaların yaklaşık %50'si tüm yaşamları boyunca diyabetik ayak gelişme riski altındadır ve diyabetik ayak diyabetin kronik komplikasyonları arasında yaşam kalitesini en yüksek oranda etkileyen bir durumdur Diyabetik ayak genellikle hastanede yatış, uzun süreli medikal ve cerrahi tedavi gerektirdiği için maliyeti arttırır. Bu çalışmada amaç KTÜ Farabi Hastanesi'nde Tedavi Gören Diyabetik Ayağı Olan Hastaların Maliyet Analizini belirlemektir. Retrospektif özellikteki araştırmaya 18-85 yaş aralığında 2009-2014 (5yıl) tarihleri arasında KTÜ Farabi hastanesinde Plastik Cerrahi servisine Diyabetik Ayak tanısıyla yatmış HbA1c değeri olan tüm hastalar (32 vaka) çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik verileri, laboratuar sonuçları, yapılan tedavileri, yatış süreleri ve maliyet bilgileri toplandı. Niteliksel sayı ve yüzde ile ölçümsel verileri (yaş, kan değerleri) ortalama ve standart sapma alınarak tanımlayıcı istatistikleri yapıldı. Toplam 32 hastanın %68'8'i erkek, %31,2'si kadın, ortalama yaşları 65,44 idi. Hastaların %84,4' ünün ise HbA1c düzeyi 7 (mg/dl) ve üzerinde, ortalama hastanede 24 gün yatmakta ve hastanede yattıkları süre içerisinde uygulanan tedavinin maliyeti kişi başına ortalama 5023,0313TL şeklindedir. Hastaların %31,2'sinin amputasyon öyküsünün olduğu saptanmıştır. Yaşam kalitesinde bozulma, hastaneye yatış sıklığı ve süresinde artma gibi faktörler günümüzde tedavi maliyetini artırdığı için diyabetik ayak diyabetin önemli bir komplikasyonudur. Sağlık personeli tarafından yapılan eğitim, günlük ayak bakımı ve muayene diyabetik ayak enfeksiyonlarının maliyetini azaltmada önemli bir faktördür.
KTÜ Farabi Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinde uzayan yatıştaki hastaların kuruma maliyetinin belirlenmesi
Sağlık sistemi ve ekonomik sistem birbiriyle yakından ilgilidir. Küreselleşmenin sonucunda iktisadi alanda gerçekleşen değişme ve gelişmelerden sağlık sektörü de etkilenmiştir. Bu nedenle ekonomik ve sosyal hayatta yaşanan tüm olaylar sağlık sistemini yakından etkilemektedir. Hastane işletmeleri sağlık hizmetlerinin sunumunda, toplumun bedenen-ruhen sağlıklı olmasına ve sağlıklı bir yaşam sürmede önemli görevleri olan hizmet işletmeleridir. Sağlık hizmetlerinin sunumunda kıt kaynakların en etkin ve verimli şekilde kullanılması açısından sağlık hizmetlerine ayrılan sınırlı kaynakların optimal şekilde değerlendirilmesi ve üretimde etkinliğin sağlanması noktasında sağlık kurumlarının bir işletme olarak algılanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle maliyet bilgileri; hastane işletmelerinde kaynakların en verimli şekilde değerlendirilmesini ve yöneticilerin karar alma mekanizmalarını en doğru şekilde kullanmasını sağlar. Bu çalışmada, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinde 2012, 2013, 2014 yıllarında uzayan yatış hastalarının, hastaneye olan maliyetlerinin analiz edilerek belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda, uzayan yatış hastalarının maliyetlerinin incelenerek; hastanenin yapısı ve işleyişinin anlaşılmasında etkili olabilecek bilgi kaynakları elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Hastane İşletmesi, Maliyet Kontrolü, Uzayan Yatış
Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nde yatarak tedavi gören mental retardasyonlu (MR) çocukların maliyet analizi
Bu çalışma Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesinde Yatarak Tedavi Gören Mental Retardasyonlu Çocukların Hastaneye Maliyetini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırma 01.01.2014 -30.05.2014 tarihleri arasında KTÜ Farabi Hastanesi'nde yatarak tedavi gören 4-18 yaş arası 40 hasta (10 kız 30 erkek) ile yapıldı. Veriler bu hastaların dosyalarından ve 01.06.3013 - 30.05.2014 tarihleri arasında kurumun bir yıllık fatura bilgilerinden elde edildi. Hastaların %25'i kız, %75'i erkektir. Hastaların %47.5'i köyde yaşamakta, %65'inin sosyal güvencesi SSK, %57.5'inin geliri 900 TL'nin altındadır. Annelerin %45'inin hamilelik yaşı 29'dan küçüktür. Aile'lerin %35'inde 1.derece akraba evliliği bulunduğu görülmektedir. Hastaların %55'i hipoksik doğum yaşamış, %70'i ise epilepsi-konvülsiyon geçirdiği görülmüştür. Hastaların %45'inin ağır MR hastası olduğu ve en sık %35 oranında alt solunum yolu enfeksiyonu (ASYE) ile hastaneye başvurduğu ortaya konmuştur. Çok ağır MR grubunda olan hastalar hastanede bir yılda ortalama 121.5 gün tedavi görmüş ve hastalara uygulanan tedavinin toplam maliyeti ortalama 67259,60 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışma sonucunda MR'li çocukların ve bu hastalığa ek enfeksiyon (ASYE, bronşit-astım, epilepsi-konvülsiyon, malnütrisyon, üriner sistem enfeksiyonu vb.) gibi nedenlerle hastanede yattıklarını, bunların da tedavi ve bakım maliyetlerini önemli oranda artırdığı ortaya konmuştur.
Farklı branşlardaki 12-16 yaş grubu sporcuların vücut bileşimlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı farklı branşlardaki 12-16 yaş grubu sporcuların vücut bileşimlerinin incelenmesi ve bu değerleri birbirleriyle karşılaştırmaktır. Araştırmamıza Trabzon il sınırları içinde profesyonel ve amatör takımlarında oynayan boks, tekvando, karate ve judo ile uğraşan 66 erkek, 29 kız sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden sporcuların yaş, boy, vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, vücut yağ yüzdesi, yağ (kg), yağsız vücut kütlesi, sıvı (kg) değerleri ölçülmüştür. Araştırmamızda ölçümler sonucunda cinsiyete göre vücut bileşenleri incelendiğinde; bayan sporcuların yağ (kg) ve yağ yüzdelerinin daha yüksek olduğu ve cinsiyetle yağ (kg) ve yağ yüzdeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (U= 686,500, p= 0.029; U=411.500, p= 0.000). Sporcuların branşlara göre yaş, boy, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, yağ (kg), yağsız kütle ve sıvı (kg) oranlarında anlamlı bir farklılık bulunmazken yağ yüzdeleri karate yapan sporcularda daha yüksek olup, yağ yüzdeleri ile branşlar arasında p<0.01 düzeyinde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (K2=13.218, p=0.004). Bu araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ve literatür incelendiğinde sporcunun vücut yapısının, uğraşılan spor dalına uygun olmasının performansı artırıcı bir etkiye sahip olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Vücut Bileşimi, Boks, Tekvando, Karate, Judo, Biyoelektrik İmpedans Analizi
Kamu hastanelerinde motivasyonun örgütsel bağlılığa etkisi: Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi uygulaması
Günümüzün çalışma hayatında çok hızlı bir şekilde farklılaşma ve ilerleme için motivasyonun ve örgütsel bağlılığın gerekli olduğu ortaya çıkmıştır. Sağlık hizmet sunumlarında motivasyon ve örgütsel bağlılığa gereksinim zaman ilerledikçe daha çok artış göstermekte olup, motivasyonun ve örgütsel bağlılığın yardımı bulunmadan fonksiyonel bir sağlık hizmet sunumunun yapılması olanaklı değildir. Sağlık hizmet sunumlarında yeri olan ve sağlık sektöründe gelişim için gerekli olduğu kabul edilen olguların en önlerinde motivasyon ve örgütsel bağlılık bulunmaktadır. Amacı; Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi hemşirelerinde motivasyonun, örgütsel bağlılığa etkisini belirlemeye yönelik olan bu çalışma, kesitsel ve tanımlayıcı araştırma modelinde yapılmak üzere planlandı. Çalışmanın verileri, literatür taraması yapıldıktan sonra araştırmacı tarafından oluşturulan soru seti aracılığı ile toplanmıştır. Soru seti toplam 218 katılımcıya uygulama yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23.0 paket programına aktarılarak tüm değişkenlerin katılımcılar tarafından aynı düzeyde algılanıp algılanmadığını belirmek için bağımsız örneklem T- testi ve ANOVA, değişkenlerin arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için korelasyon, motivasyonun örgütsel bağlılığa etkisini ölçmek için regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuçlar ortalama, standart sapma, min-max, sıklık ve yüzde olarak ifade edilerek p< 0.0 değeri istatistiksel olarak anlamlı olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, hemşirelerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir başka anlatımla hemşirelerin, motivasyon düzeylerinin örgütsel bağlılıklarını yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Bağlılık, Motivasyon, Örgütsel Bağlılık
Hastanelerde yiyecek hizmetleri memnuniyetinin sosyo-ekonomik statü ile ilişkisi
Yemek sadece fizyolojik bir gereksinim olmayıp aynı zamanda hüzün, sevinç, keyif, birlik ve beraberlik gibi sosyal etkileşimlerin de merkezinde yer almaktadır. Bu nedenler kişilerin özellikle hastanelerde tedavi gören hastaların yemeklerden memnun olmaları hem biyolojik hem de psikolojik olarak iyileşmelerinde önemlidir. Hastalara kaliteli, güvenilir, yeterli ve dengeli beslenme imkânı sunarken hastaların memnun edilmeleri hastane yönetiminin hedeflerinden ve başarı göstergelerinden biridir. Ayrıca, hastaların yemek servislerindeki memnuniyetleri, sağlık hizmetinde kalitenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ülkemizde hem özel hem devlet hastanelerinde yapılan aylık hasta memnuniyet anketlerinde ve bilimsel araştırmalarında hastaların yemek hizmetleri memnuniyeti puanı düşük çıkmaktadır. Çalışmamızda yemek sunumu ile ilgili hastaların beklentilerine karşın 21 başlıktan oluşan memnuniyet düzeyleri ölçülmüştür. Ankete katılan hastaların sosyo-ekonomik statüleri SES ölçeğine göre değerlendirilip memnuniyet ile ilişkilendirilmiştir. Araştırmaya 67 kadın 98 erkek olmak üzere toplam 165 kişi katılmıştır. "Çevresel Faktörler" ve "Açlık Miktarı" faktöründe alt ve alt orta sosyo-ekonomik statü gruplarının memnuniyet düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. "Yemek Kalitesi", "Yemek Servis Kalitesi" ve "Servis Personeli Memnuniyeti" faktöründe alt sosyo ekonomik statü ile alt orta ve üst orta sosyo ekonomik statü gruplarının memnuniyet düzeyleri karşılaştırılmıştır. Statü düzeyi arttıkça memnuniyet düzeyinin azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hasta Memnuniyeti, Sosyo Ekonomik Statü, Beslenme Hizmetleri, Kalite
Sağlık sektöründe kalite anlayışı.
Bu araştırmanın amacı, sağlık sektöründe çalışan sağlık personelinin kalite anlayışını farklı değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın evreni Bitlis ili Sağlık Müdürlüğünde 2009 yılı Ocak ve Temmuz ayları arasında çalışan sağlık personelidir. Araştırma verilerinin elde edilmesi için Toplam Kalite Yönetimi Ölçeği kullanılmıştır. Toplam Kalite Yönetiminin planlanması, uygulanması ve başarıya ulaşması ile ilgili 28 ifadenin bulunduğu TKY ölçeği 1996 yılında A.F. Al-Assaf ve Steven J. Gentling tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 20.0 istatistik paket programına girilerek paket programı ile veriler analiz edilmiştir.TKY algı düzeyi ve alt boyutlarının normal dağılım gösterip göstermediğini saptamak için Kolmogorov-Smirnov analizi uygulanmıştır. Veriler normal dağılım göstermediğinden non-parametrik test uygulanmıştır.Katılımcıların cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, yaş, unvanı, kurumdaki hizmet süresi ve meslekteki hizmet süresi ile TKY'ne yönelik algıpuanları ve alt boyutları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını saptamak ve iki grup ortalamalarını karşılaştırmak için Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Üç ve üçten fazla olan gruplar arasında farklılığı saptamak içinKruskall-Wallis Testi uygulanmıştır. TKY ölçeği ve alt boyutları arasındaki ilişki olup olmadığını ve yönünü saptamak için korelasyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel analizde anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, kamuda çalışma yılı, meslekte çalışma yılı ve unvan değişkenleri ile kalite x anlayışları arasında istatistiksel olarak bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca sağlık personelinin hastanelerdeki kalite sistemi uygulamalarına inandıkları, sağlık kurumu yöneticilerinin ise kalite sistemi uygulamalarına inanmakla birlikte, bu uygulamalarda yönetici olarak görev alma konusunda kararsız oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Hastane, Sağlık Personeli, Kalite, Toplam Kalite Yönetimi
Sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisi (Bir devlet hastanesi örneği)
Bu araştırma Bayburt Devlet Hastanesindeki sağlık çalışanlarının görevlerini yaparken karşılaştıkları mesleki riskleri ve tehlikeleri incelemektedir. İncelemeler sonucunda, saptanan risk, tehlikelerin iş stresi ve kaygı düzeylerine etkisi saptanmaktadır. Çalışmanın evrenini, Haziran 2018 - Temmuz 2018' de araştırmanın yapıldığı devlet hastanesinde ki sağlık çalışanları (324 kişi) oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini, araştırmanın yapıldığı tarihlerde hastanede aktif olarak çalışanlardan gönüllülük esası ile araştırmaya katılmayı kabul eden 227 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Sosyo-demografik verilerden oluşan araştırma verileri, Sağlık Çalışanlarının Güvenliği Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği sorularından oluşan anketin, direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Alınan verilerinin değerlendirilmesinde: güvenilirlik analizi, ikili karşılaştırmalar için t-testi ve çoklu karşılaştırmalar için varyans analizi yapılmıştır. Yapılan varyans analizi varsayımlarının karşılanmadığı durumlarda ise Kruskal Wallis nonparametrik testi kullanılmıştır. İki değişken arasındaki bağlantıyı incelemek içinse korelasyon analizi kullanılarak istatiksel değerlendirme yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan sağlık çalışanlarının %28.2'si (64 kişi) erkek, %71.8'i (163 kişi) kadındır. Çalışmaya katılanların %69.2'si (157 kişi) 20 - 29 yaş grubundadır. Araştırmanın yapıldığı hastanede, orta seviyede İSG uygulaması gerçekleştirilmektedir (SÇGÖ puan ortalaması 269.0 ± 133.9). Yapılan çalışma sonucunda, hastane çalışanlarında hafif anksiyete düzeyi (BAÖ puan ortalaması 13.2 ± 11.7) belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarının SÇGÖ puan ortalaması ile BAÖ puan ortalamaları arasında da, negatif yönlü zayıf ilişki olduğu tespit edilmiştir (r:-0.248, p=0.000).
Artvin ili D grubu hastanelerinde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresi ile ilişkisi
Bu araştırma Artvin ilinde D grubu hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarının sağlık hizmeti sunumu esnasında maruz kaldıkları tehlike ve riskleri belirlemek ve bu tehlikelerin kaygı düzeyleri ile ilişkisini değerlendirmek amacı ile yapılan kesitsel. tanımlayıcı ve analitik tipte bir araştırmadır. Değişik etkenlere bağlı olarak gelişebilecek mesleki iş kazalarını ve risklerini değerlendirmek , bu risklerden etkilenme derecesini en az düzeye indirerek sağlık çalışanlarının kaygı düzeylerini azaltmak için öneriler geliştirmek amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın evrenini,Mart - Haziran 2019' de araştırmanın yapıldığı Artvin ilinde ki D grubundaki hastanelerde görev yapan sağlık çalışanları (317 kişi) oluşturmuştur. Araştırmada kolayda örneklem yöntemi ile 211 sağlık çalışanına ulaşılmştır. Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler (yaş,cinsiyet, medeni durum, ekonomik durum, eğitim durumu), hastane çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler algısı, sağlık durumları (beslenme, egzersiz, dinlenme, kronik hastalık, uyku, sigara, alkol, sağlık kontrolü vb.) ve çalışma şartlarını (hizmet süresi, çalışma saati, iş verimi vb.) içeren sorular ile Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Sağlık Çalışanı Güvenliği Ölçeği (SÇGÖ) sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Sağlık çalışanlarının çalışma ortamına yönelik güvenlik algıları düştükçe anksiyete algıları yükselmektedir. Anahtar Kelimeler: İş stresi,Sağlık çalışanı güvenliği,Artvin
Hastane çalışanlarının mesleki riskleri ve iş stresi: B grubu hastane örneği
Bu araştırmanın amacı sağlık çalışanların mesleki risklerinin iş stresi ile ilişkisini değerlendirmek yani; sağlık çalışanların sağlık hizmeti sunumu esnasında maruz kaldıkları tehlike ve riskleri belirlemek ve bu tehlikelerin kaygı düzeyleri ile ilişkisini saptamaktır. Sağlık personelinin çalışma ortamında maruz kaldığı risklerin ve tehlikelerin belirlenmesi, sağlık kurumları tarafından alınacak önlemlerin planlanması açısından önem taşımaktadır. Artvin ilindeki devlet görev yapan sağlık çalışanları ile sınırlıdır. Araştırmanın evrenini Ocak - Nisan 2019' de araştırmanın yapıldığı Artvin ilindeki devlet hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları (294 kişi) oluşturmuştur. Araştırmada kolayda örneklem yöntemi ile 157 sağlık personeline ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler (yaş, cinsiyet, medeni durum, ekonomik durum, eğitim durum), hastane çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler algısı, sağlık durumları (beslenme, egzersiz, dinlenme, kronik hastalık, uyku, sigara, alkol, sağlık kontrolü vb.) ve çalışma şartlarını (hizmet süresi, çalışma saati, iş verimi vb.) içeren sorular ile Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Sağlık Çalışanı Güvenliği Ölçeği (SÇGÖ) sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sağlık çalışanlarının çalışma ortamına yönelik güvenlik algısı azaldıkça, anksiyete durumu yükselmektedir.
Hemşirelik öğrencilerinin ilaç uygulama hatalarına eğilimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma; Avrasya Üniversitesi Hemşirelik Bölümü II, III ve IV'üncü sınıf Hemşirelik öğrencilerinin ilaç uygulama hatalarının sıklığı ve tıbbi hatalar konusunda farkındalıklarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışmanın evrenini; Kasım 2018-Şubat 2019'da araştırmanın yapıldığı üniversitenin, klinik eğitim alan II. III. ve IV. sınıf hemşirelik bölümü öğrencileri (N=147 kişi) oluşturmaktadır. Araştırma yapılan tarihlerde derslere aktif katılan, anket ve ölçek uygulamasını kabul eden 138 öğrenciye (n=138) ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, tıbbi hatalar ve nedenlerini içeren anket soruları ile İlaç Uygulama Hatası Ölçeği-İUHÖ'nin (Medication Administration Error Survey-MAES) birebir gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Öğrencilerin %79'u (109 kişi) kadın, %21'i (29 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 21.13±1.25 (Min: 19, Max: 26)'dir. Hemşirelik öğrencilerinin İUHÖ-A ve İUHÖ-B puan ortalamaları yüksek bulunmuştur. Bu araştırmada öğrencilerin yaşları arttıkça ilaç uygulama hatalarına eğilimlerinin azaldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik Öğrencileri, İlaç Uygulama Hataları, Hasta Güvenliği
Üniversite öğrencilerinin gönüllü kan bağışı hakkında bilgi tutum ve davranışlarına yönelik bir araştırma
Eski çağlardan beri bir düşünce olarak ileri sürülen kan nakil işlemi ilk defa XVII yy ortalarında gerçekleştirilmiştir. Ve hala günümüzde de ihtiyaç olarak devam etmektedir. Kan nakline ihtiyaç duyulmasındaki en önemli nedenler; şoku önleme, trombosit temin etme, karaciğer hastalıkları, kanama, anemi, enfeksiyon hastalıkları ve ameliyatlardır. Kan bağışı, yalnızca insan tarafından gerçekleştirilen ve üretilemeyen bir tedavi aracı olduğundan, temin edilen kanın gönüllü olarak bağışlanması oldukça önemlidir. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini 1 Mayıs 2016 -10 Haziran 2016 tarihleri arasında Avrasya Üniversitesinde eğitim gören ve anket uygulamasını kabul eden öğrenciler oluşturmaktadır. Örnek büyüklüğü tablosu baz alınarak tesadüfü örneklem yöntemi kullanılmış ve 514 öğrenciye ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı, Trabzon ilinde yer alan Avrasya Üniversitesi öğrencilerinin gönüllü kan bağışı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmektir. Çalışmanın verileri öğrencilerin sosyo demografik özelliklerini, kan bağışı ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendiren sorular ile yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Uygulanan anketler sonucunda elde edilen veriler Statistical Package for Social Science for Windows (SPSS) 17.0 paket programı ile sayı, yüzdelik ve ki kare testi ile analiz edilmiştir. Sonuçların güven aralığı %95 ve anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda uygun gönüllü kan bağışçıları tespit edilerek eğitilebilir ve eğitilen bu gönüllülerinde başka gönüllülere ulaşarak eğitim halkasını genişletmesi ile aktif kan bağışçıları sayısı artırılabilir.
İş yaşam kalitesinin işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir uygulama
Küreselleşme ile birlikte, sağlık sektöründe çalışan sağlık çalışanlarından beklentiler artmıştır. Sağlık hizmetleri sektörünün özel sağlık kurumları nedeni ile rekabet açısından daha yoğun hale gelmesi, sağlık çalışanlarının yüksek stres ve ağır iş koşulları altında çalışmak zorunda kalmalarına neden olmuştur. Buna istinaden sağlık sektöründeki işverenler sağlık hizmetlerinde etkinliği ve verimliliği sağlayabilmek için; sağlık çalışanlarının mutlu, huzurlu ve iş yaşam koşullarından memnun bir şekilde çalışmalarını sağlamayı hedeflemişlerdir. Bu çalışmanın amacı, sağlık hizmetlerinin bel kemiği olarak kabul edilen hemşirelerin iş yaşam kalitesinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada farklı demografik özelliklere sahip hemşirelerin, uygulanan ankete vermiş oldukları cevaplar incelenmiştir. Hemşirelik İş Yaşam Kalitesi Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyet Ölçeği kapsamında geliştirilen anket sorularına verilen cevaplar kapsamında elde edilen verilerin analizinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 20 paket programı kullanılmıştır. Veri girişleri yapıldıktan sonra tanımlayıcı istatistiksel analizler, sosyo-demografik özellikler ve çalışma özellikleri üzerinde durulmuştur. Kategorik değişkenlerin analizinde ki-kare, bağımsız gruplar için t-testi veya Mann-Whitney U testi kullanılarak değişkenlerin normallik varsayımına uyumu kontrol edilmiş, gruplar arasında sürekli değişkenler açısından istatistiksel anlamlı farklılıklar test edilmiştir. Alt boyut puanlarının toplam ölçek puanı ile iki ölçeğin toplam puanları arasındaki ilişki incelenirken korelasyon analizi yapılmış ve Pearson korelasyon katsayısı verilmiştir. İşten ayrılma niyetini etkileyen risk faktörleri belirlenirken Lojistik Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda hemşirelerin iş yaşam koşullarının işten ayrılma niyeti üzerinde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: İş Yaşamı Kalitesi, İşten Ayrılma Niyeti, Sağlık Sektörü
Elektronik (E) reçete uygulamasının hasta ve hasta yakınları tarafından algı ve memnuniyetlerinin değerlendirilmesi Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği
Günümüz dünyasında bilişim teknolojisi baş döndürücü değişim ve gelişim göstermektedir. Sağlık hizmetlerinde bilişim teknolojisine ihtiyaç gün geçtikçe ivmelenerek artmakta olup, bilişim teknolojisinin desteği olmadan işlevsel bir sağlık hizmetinin verilmesi mümkün görülmemektedir. Sağlık hizmetlerinde kendine yer bulan ve sağlıkta inovasyon örneği olarak kabul gören uygulamaların başında elektronik (e) reçete uygulaması da gelmektedir. Amacı; Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinden poliklinik hizmeti alan hasta ve hasta yakınlarının elektronik reçete uygulamasının algı ve memnuniyetlerini belirlemeye yönelik olan bu çalışma, kesitsel ve tanımlayıcı araştırma modelinde yapılmak üzere planlandı. Çalışmanın verileri, literatür taraması yapıldıktan sonra araştırmacı tarafından oluşturulan soru seti aracılığı ile toplandı. Soru seti toplam 386 katılımcıya uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programına aktarılarak tüm değişkenlerin katılımcılar tarafından aynı düzeyde algılanıp algılanmadığını ve değişkenlerin arasındaki ilişkilerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için faktör ve iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alfa) analizleri yapıldı. Normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenlerin analizinde Mann Whitney-U ve Kruskall Wallis testleri kullanıldı. Sonuçlar ortalama, standart sapma, min-max, sıklık ve yüzde olarak ifade edilerek p< 0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı olarak kabul edildi. Sonuç; uygulamanın hekim, eczacı ve geri ödeme merkezi açısından izlem, kontrol, değerlendirme, geri bildirim ve denetleme kolaylığı sağladığı, uygulamanın yanlış ilaç alımını, israfı, reçete üzerinde yapılacak olan usulsüzlükleri ve tahrifatı önlediği. Hasta ve yakınlarının, elektronik reçete uygulamasını gerekli ve çağımızın modern uygulamalarından biri olarak değerlendirdikleri, uygulamayı destekledikleri ve uygulamadan yüksek düzeyde memnun oldukları anlaşıldı.
Artvin kamu hastanelerinde çalışan yöneticilerin ileri maliyet yönetimi yaklaşımları konusundaki algılarının belirlenmesi
Hastanelerde dâhil olmak üzere tüm işletmelerin faaliyet kolları ne olursa olsun var oldukları sektörde devamlılıklarını sürdürme, kaliteli ve zamanında hizmet verebilme, düşük stok bulundurma, israfı önleme, mali disiplini sağlama, işletme verimliliğini takip ve kontrol edebilmeleri için maliyetlerini doğru belirlemeleri gerekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı Artvin Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı hastanelerde görev yapan mali yönetimle ilgili yöneticilerin maliyetlere bakış açıları, ileri maliyet yönetimi yaklaşımları konusunda bilgi düzeyleri ve bu yaklaşımlarının hastanelerde uygulanabilmesi üzerine algılarının belirlenmesidir. Bu amaçla sözkonusu hastanelerin mali işlerden sorumlu yöneticilerin tamamına yüzyüze anket uygulanmıştır. Çalışmada; katılımcıların tamamına yakınının ileri maliyet yönetimi yaklaşımlarını daha önceden duydukları, yüksek oranda ileri maliyet yönetimi yaklaşımları hakkında bilgiye sahip oldukları ve ileri maliyet yönetimi yaklaşımlarının hastanelerinde uygulanabileceğini düşündükleri anlaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların hastanelerde etkin maliyet ve performans sisteminin kurulmamasının hastane karlılığını ve maliyetleri olumsuz yönde etkilediği görüşünde oldukları ortaya çıkmıştır. Ancak söz konusu olumsuzluklara idari ve ilgili mevzuatlarda düzenlemeler yapmak suretiyle ileri maliyet yönetimi yaklaşımların çözüm üretilebileceği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hastane, Hastane Yöneticileri, Maliyet, İleri Maliyet Yönetimi Yaklaşımları