Tokat Gaziosmanpaşa University
Discipline

Department of Agricultural Sciences

Tokat Gaziosmanpaşa University

100

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

Impact of enzymes supplementation on performance of broiler chickens fed in diets containing corn and wheat

This study conducted at the Poultry field of Animal Science Department, Faculty of Agricultural Sciences, University of Sulaimany to investigate the Impact of Enzymes Supplementation on Performance of Broiler Chickens Fed on Diets Containing Corn and Wheat. Bird naturally output enzymes for digesting nutrients. However, bird does not have enzymes to moulder fiber perfectly and that enzymes secretion by salivary glands is very limited, especially to digesting high ratio of starch. So we need to add enzymes (α- Amylase and Xylanase) in the feed to aid digestion. The influence of enzyme supplementation on performance and digestibility in broiler chicks was examined for the diet containing corn and wheat with different levels of enzyme, While the diet containing corn and wheat, And adding enzymes to the diet of broiler chickens resulted Significant (P≤0.05) increases in live body weight, weight gain, feed conversion and carcass weight, The best results for the traits included in this study were recorded by supplementing diet of broiler chickens with enzymes at the level of 0.04 % (T3, T6, and T9). The experiment was conducted during the period from March 7th, 2017 to April 17th, 2017 by using 378 Ross 308 broiler chicks, one-day-old. Chicks were allocated to nine treatments of three replicates per group; each group constitutes 14 chicks, 42 chicks pertreatment group.

Hardı Ahmed Karım Al-jaf
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak, Denizli ve Manisa illerinde üzüm bağlarında kamalı nematod, Xiphinema index (Dorylaimida; Longidoridae)'in morfolojik yöntemlerle dağılışının ve yoğunluğunun saptanması

Türkiye'de bağcılık tarımda önemli bir sektördür. Bağ alanlarında ektoparazit olan Xiphinema index Thorne and Allen (Dorylaimida; Longidoridae) bitki köklerinde doğrudan zarar vermesinin yanı sıra Asma kısa boğum virüsünün (GFLV) vektörü olarak da ekonomik önem taşımaktadır. Bu çalışma ile 2017-2018 yıllarında Uşak, Denizli ve Manisa illerindeki bağ alanlarında X. index vektör nematodun varlığı, yayılışı ve yoğunluğu belirlenmiştir. Çalışmalarımız sonucunda, 2017 yılında alınan 168 adet toprak örneğinin 35 adedi (% 20, 83) ve 2018 yılında alınan 169 adet toprak örneğinin 34 adedinin (% 20, 11) bu nematod ile bulaşık olduğu saptanmıştır. X. index'in populasyon yoğunluğu ortalaması 2017 yılında 1.82±1.17 (birey/ kg toprak) ve 2018 yılında ise 6.10±3.22 (birey/ kg toprak) olarak bulunmuştur. Bu çalışma ile Uşak ilinde vektör nematod X. index'in varlığı ilk kez tespit edilmiştir.

Berna Yılmaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı pamuk çeşitlerinin in vitro'da tuz stresine toleranslarının belirlenmesi

Farklı pamuk çeşitlerinde in vitro tuz stresi altında büyüme parametrelerinin etkilerini incelemek için gerçekleştirilmiştir. Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünden sağlanan 15 pamuk (Gossypiumhirsutum L.) (N-342, SC-2079, Şahin 2000, N 84-S, Aydın 110, Ege 7913, Nazilli 92-13, SC-2009, Ege 69, M-39, Maraş 32, Nazilli-87, Nazilli-84, Harem 2 ve ES-1) kullanılmıştır.Biyotik tuz stresi olarak 5 farklı tuz konsantrasyonları sırasıyla (Kontrol, 50, 100, 150, 200 ve 250 mm NaCl) 3 replikasyonlu olarak uygulanmıştır. Araştırmadabitki boyu (cm), bitki yaş ağırlığı (g), kuru bitki ağırlığı (g), yaş kök ağırlığı (g), kuru kök ağırlığı (g), kök sayısı (adet), kök uzunluğu (cm), boğum sayısı (adet), yaprak sayısı (adet), yaprak eni (mm), yaprak boyu (mm), dal sayısı (adet) ve tuz toleransı indeksi incelemeler yapılmıştır. Mevcut araştırmadan elde edilen bilgilere dayanarak çeşitlerin farklı tuz stresi konsantrasyonlarına karşı büyük farklılıklar gösterdiğini gözlemlenmiştir.Bu araştırmadan elde edilen istatistiksel bulgular ışığında N-342, Maraş 32, Harem 2, Nazilli-84, Nazilli-87 çeşitlerinin sırasıyla büyüme parametreleri açısından tuzatoleranslılık göstermişken, ES-1, Aydın 110, SC 2009, Şahin2000, M-39 pamuk çeşitleri tuza orta tolerasnlı olarak değerlendirilmiştir.Pamuk Ege 69, SC 2079, Nazilli 92-13, Ege 9713, N 84-5 çeşitleri ise tuz stresi altında hassas çeşitler olarak saptanmıştır.

Utku Yılmaz Avcı
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Effect of different gibberellic acid (GA3) doses on lavandula (Lavandula angustifolia Mill.) essential oil content and components

Bu çalışma, lavanta (Lavandula angustifolia Mill.) bitkisinin çiçeklenme döneminde, uçucu yağ miktarı ve bileşenleri üzerine uygulanan farklı GA3 dozlarının etkilerini belirlemek ve en uygun hasat zamanının tespiti için 2017 yılında yürütülmüştür. Deneme farklı dozlarda GA3 (Kontrol, 200, 400 ve 600 mg/l) uygulaması ve sonraki 9 ayrı hasat zamanının (24, 30, 36, 48, 54, 60, 72, 78 ve 84. saatlerde) yer aldığı tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Uçucu yağlar; clevenger aparat kullanılarak su-buharı distilasyonu yöntemi ile elde edilmiş ve bileşenleri GC-MS kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; lavanta çiçeklerindeki uçucu yağ miktarının %6,20-8,20 arasında değiştiği tespit edilmiştir. En yüksek uçucu yağ miktarı 400 mg/l GA3 uygulaması ve ikinci gün (54. saatte) hasat edilen çiçeklerden elde edilmiştir. Linalool, terpinene-4-ol, camphor, borneol, 1,8-cineole, lavandulol gibi bazı önemli uçucu yağ bileşenleri ile birlikte yaklaşık 50'den fazla bileşen tespit edilmiştir. Uçucu yağ kalitesine etki eden bileşenlerin, uygulanan GA3 dozlarına ve hasat sürelerine bağlı olarak farklı şekillerde değişiklik gösterdikleri belirlenmiştir. Uçucu yağ bileşenlerinden linalool miktarı %34,49-38,75 arasında değişmiştir. Lavanta bitkisinin çiçeklerine farklı dozlarda yapılacak GA3 uygulaması ve uygulama sonrası hasat için beklenilecek süreyle uçucu yağ bileşenlerinin miktarında değişiklik yapmak ve kullanım amacına göre hasat zamanını belirlemek mümkün olabilecektir. Sonuç olarak; yüksek oranda uçucu yağ elde etmek için 400 mg/l GA3 uygulamasının yapılması, uygulama sonrasında hasat için en az iki gün beklenilmesi ve hasadın sabah saatlerinde yapılmasının uygun olduğu tespit edilmiştir.

Ahmet İzmirli
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kinoa (Chenopodium quinoa Willd.) bitkisinde in vitro koşullarda farklı eksplantlar kullanılarak sürgün rejenerasyon çalışmaları

Bu çalışma 2017-2019 yıllarında in vitro koşullarda çimlendirilen kinoa bitkisinden (Chenopodium quinoa Willd.) elde edilen hipokotil, boğum arası, yaprak, kotiledon boğumu ve çift kotiledon ile embriyo eksplantları kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada eksplantların rejenerasyon kabiliyeti 0,00 (kontrol), 0,25, 0,50, 0,75, 1,00, 1,25, 1,50, 1,75, 2,00 mg/l BAP ve 0,00, 0,01 mg/l NAA (17 adet muamele) içeren MS ortamı kullanılarak kıyaslanmıştır. Sadece kotiledon boğumu ve çift kotiledon ile embriyo eksplantından rejenerasyon elde edilmiştir. Köklendirme amacıyla 0,25 mg/l IBA içeren MS ortamı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, kinoa bitkisinde gelecekteki doku kültürü çalışmalarının geliştirilmesine ve planlanmasına yardımcı olacaktır.

Gizem Demirci
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yükselti ve biçim zamanlarının Uşak Banaz doğal meralarının verim ve botanik kompozisyonu üzerine etkileri

Bu çalışma, Uşak ili Banaz ilçesinde yer alan 900 m, 1000 m ve 1200 m yükseltiye sahip doğal meralarda, yükselti ve biçim zamanlarının ot verimi, kalitesi ve botanik kompozisyonu üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2018 yılında yürütülmüştür. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Banaz için otlatma mevsiminin başlangıcı olan 15 Mayıs'tan başlayarak her 15 günde bir meralardan 1'er m2'lik kuadrat örnekleri alınmıştır. Araştırmada yeşil ot verimi, kuru ot verimi, botanik kompozisyonda baklagil oranı, buğdaygil oranı, diğer familyaların oranı, ham protein oranı, ham protein verimi ve 1 BBHB için gerekli mera alanı değerleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, en yüksek yeşil ot ve kuru ot verimleri 1200 m ve 1000 m yükseltilerdeki meralarda, 30 Mayıs, 15 Haziran ve 30 Haziran tarihlerinde yapılan biçimlerden elde edilmiştir. Botanik kompozisyondaki baklagillerin oranı artan mera yükseltisi ile artış gösterirken buğdaygillerin oranı azalmıştır. En yüksek ham protein oranı ve verimi 1200 m rakımdaki doğal meradan elde edilirken, biçim zamanındaki ilerleme ham protein oranı ve verimlerinin azalmasına neden olmuştur. Araştırma sonucunda, yükseltiler bazında 1200 m rakımdaki meranın, biçim zamanları bazında ise 30 Mayıs ve 15 Haziran biçimlerinin ot verimi ve kalitesi yönünden daha üstün seviyelerde olduğu sonucuna varılmıştır.

Ersan Altınay
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Süne mücadelesinde ruhsatlı ilaçlarla bulaşık süne (Eurygaster integriceps Put. Heteroptera: Scutelleridae) yumurtalarının ve bunları parazitleyen Trissolcus semistriatus Nees (Hym.: Scelionidae)'un bazı biyolojik özellikleri

Bu çalışma buğdayda önemli düzeyde zarara neden olan Süne, Eurygaster spp. (Heteroptera: Scutelleridae) için yaygın olarak kullanılmakta olan sentetik piretroitli insektisitlerden Cypermethrin, Alpha-cypermethrin, Lambda-cyhalothrin ve Deltamethrin etkili maddeli insektisitlerin EC formülasyonlarının laboratuvar koşullarında Trissolcus semistriatus Nees (Hymenoptera: Scelionidae)'a etkisi araştırılmıştır. Süne yumurtalarına parazitlenme öncesi ve sonrası bu insektisitlerin püskürtme ve daldırma yöntemi ile uygulanması sonucunda yumurta parazitoitinin ergin çıkışına ve biyolojik faaliyetlerine etkileri 2019 yılında belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, süne mücadelesinde kullanılan insektisitlerle bulaşık süne yumurtalarının T. semistriatus erginlerinin canlı kalma (%9-31) ve parazitleme gücüne (%7-29) etki %0-30 arasında olup N sınıf değerinde zararsız ya da az zararlı olarak sınıflandırılmıştır. İnsektisitlerin ergin öncesi T. semistriatus'a %50-76 arasında etki ile M sınıf değerinde orta derece zararlı olarak sınıflandırılmıştır. İnsektisit ile püskürtme ve daldırma ile uygulama yapılan parazitli süne yumurtaları içerisindeki parazitoitler her iki koşulda da gelişimini sürdürdüğü tespit edilmiştir. Parazitoitlerde ölümlerin yumurtadan çıkarken yumurta kabuğu ile teması sonucu meydana geldiği düşünülmektedir.

Sinem Uysal
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Demirci (Manisa) ilçesinde yetişen bazı ceviz (Junglas regia L.) genotiplerinin pomolojik özelliklerinin belirlenmesi

Ülkemizin ceviz yetiştiriciliği bakımından önemli bir potansiyele sahip olması genetik varyasyon zenginliğimiz açısından önemlidir. Yapılan seleksiyon çalışmaları istenilen özelliklerdeki genotiplerin belirlenmesi ve korunması açısından önemlidir. Islah çalışmalarında yeni çeşit belirlenmesinin temelinde seleksiyon araştırmaları yer alır. Bu araştırma ceviz popülâsyonlarından üstün özellikli tiplerin belirlenmesi amacı ile 2018-2019 yılları arasında Manisa İli Demirci İlçesi merkez ve mahallelerinde yürütülmüştür. Araştırmada ağaçların ve meyve özelliklerinin belirlenerek 130 ceviz tipinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda pomolojik ve fenolojik gözlemler sonucu 20 ceviz tipi çalışma açısından değerlendirmeye alınmıştır. Sonuç olarak Dem.45.KarY, Dem.45.KoAlt, Dem.45.KoÜst ve Dem.45.Mah tiplerinin seleksiyon çalışmalarında gelecek vaat ettiği tespit edilmiştir.

CevizSeleksiyon
Selahattin Özcan
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ilinde yetişen yerel elma genotiplerinin bazı pomolojik ve biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Uşak ekolojisinde doğal olarak yetişen ve çeşidi belli olmayan, İlin farklı bölgelerinden ve farklı ağaçlarından toplanan 13 yerel orijinli elma çeşidinin bazı biyokimyasal ve pomolojiközelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada Organik asitlerden oksalik asit 2.89ppmile 561 ppm arasında; malik asit1725 ppm ile 12159 ppm arasında; askorbik asit 29 ppm ile 203 ppm arasındadeğişen değerler göstermiştir. Pomolojik özellikler bakımından ise ortalama meyve ağırlığı 41,24 g ile 142,42 g arasında, ortalama boy 39,10 mm ile 61,78 mm arasında; ortalama en 45,38 mm ile 70,73 mm arasında; ortalama sap uzunluğu 9,10 mm ile 24,19 mm arasında, ortalama meyve kabuk kalınlığı 0,12 mm ile 0,16 mm arasında, ortalama meyve sertliği 2,44 kg/cm² ile 5,38 kg/cm² arasında, ortalama meyve çekirdek ağırlığı 0,026 g ile 0,058 g arasında, ortalama meyve çekirdek boyu 6,29 mm ile 10,11 mm arasında, ortalama meyve çekirdek sayısı 2,4 ile 10,6 arasında, ortalama Suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) oranı %9,8 ile %17,10 arasında, ortalama 4,49 ile 5,34 arasında değiştiğibelirlenmiştir.

Fenolik maddelerGenotip
Ahmet Özoğul
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ilinde kışlak ve ekim alanlarında Dolycoris baccarum (L.) (Heteroptera: Pentatomidae)'un ergin parazitoitlerinin tespiti ve bazı biyolojik çalışmalar

Yürütülen bu çalışmanın temel amacı, Dolycoris baccarum (L.) (Heteroptera: Pentatomidae)'un Uşak Merkez, Banaz, Sivaslı, Ulubey ve Karahallı ilçelerinin kışlaklarda ve tarımsal ya da tarım dışı alanlarda toplanan ergin bireylerde bulunan ergin parazitoit (Tachinidae) türleri ve bunların bulunma oranlarını tespit etmektir. Ayrıca, ergin bireylerin bazı biyolojik özellikleri; yumurta koyma yerleri, pupadan ergin çıkış süreleri, parazitli ve parazitli olmayan D. baccarum'un dişi bireylerinin vermiş oldukları yumurta sayıları belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Uşak İli çevresinde 2018 yılında kışlak alanlarda parazitlenmenin %19,4 olduğu, 2019 yılında ise %15,9 olduğu belirlenmiştir. Denemenin yürütüldüğü tarım ve tarım dışı alanlarda, 2018 yılında parazitlenme oranının %16,5 olduğu, 2019 yılında ise %17,3 olduğu hesaplanmıştır. Uşak ilinde D. bacccarum'da ergin parazitoiti olarak Cylindromyia brassicaria (Fabricius) ve Gymnosoma clavatum (Rohdendorf) (Diptera: Tachinidae) türleri belirlenmiştir. Cylindromyia brassicaria ilk yıl %65,3 ve ikinci yıl da %70,7 bulunma oranı ile hâkim tür olduğu görülmüştür. Pupadan C. brassicaria türünün ortalama ergin çıkış süresi 14,8 ± 1,79 (11 - 17) (n = 26) gün ve G. clavatum türü için ise 14,3 ± 1,40 (12 - 16) (n = 40) gün olduğu tespit edilmiştir. Kışlak alanlardan toplanan parazitlenmiş olan D. baccarum dişilerinin hiç yumurta vermedikleri ve parazitlenmemiş olanların ise ortalama 40,2 ± 19,84 (12 - 92) (n = 20) adet yumurta verdikleri belirlenmiştir.

Yaşar Özkaya
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ve Denizli illerinde şeker pancarı kist nematodu, heterodera schachtii schmidt (Tylenchida: Heteroderidae)'nin yayılış alanlarının ve populasyon yoğunluğunun belirlenmesi

Ege Bölgesinde şeker pancarı üretimi yapılan illerin içerisinde Uşak ve Denizli illeri büyük ekonomik önemine sahiptir. Şeker pancarı üretiminde oldukça önemli olan zararlılardan birisi Şeker pancarı kist nematodudur. Yapılan bu çalışmada, Uşak ve Denizli illerinde şeker pancarı ekim alanlarında 2018 ve 2019 yıllarında şeker pancarı kist nematodu Heterodera schachtii Schmidt (Tylenchida: Heteroderidae)'nin varlığı, yayılışı ve yoğunluğu araştırılmıştır. Uşak İlinde 3 ilçeye ve Denizli ilinde ise 4 ilçeye gidilerek toplamda 300 adet toprak örneği ile nematodla bulaşıklık belirtisi taşıyan bitkilerden örnekler alınmıştır. Yapılan araştırma sonucu H. schachtii ile bulaşık olan ve temiz olan alanlar belirlenmiştir. Uşak İlinde en yoğun bulaşıklık Merkez'de Koyunbeyli ve Muharremşah köyleri, Banaz'da İslam köyünde olup en az bulaşıklık ise Sivaslı bölgesinde Azizler köyündedir. Denizli ilinde ise en yoğun bulaşıklık Çivril ilçesinde Yeniköy'de belirlenmiş olup en az bulaşıklık Çal ilçesinde Gelinören köyündedir. Bu alanlarda tespit edilen H. schachtii nin bazı morfolojik ölçümleri de karşılaştırmalı olarak yer verilmiştir. Ege Bölgesinde Uşak ve Denizli illerinin bazı ilçelerinde şeker pancarında zararlı olan H. schachtii'nin yayılışı ve yoğunluğu üzerine daha önceden detaylı bir inceleme yapılmamıştır. Bu yüzden, söz konusu coğrafi bölgede yapılan çalışmamızın sonucunda Uşak ve Denizli bölgelerinde bu nematodun varlığına rastlanması önem arz etmektedir.

Heterodera schachtii schmidtŞeker pancarı
Büşra Gedik
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili şeker pancarı (Beta vulgaris L.) alanlarında sorun olan geniş yapraklı yabancı otların mücadelesinde bazı herbisitlerin ve uygulamaların etkinliklerinin belirlenmesi

Endüstri bitkileri içerisinde önemli bir yere sahip olan şeker pancarı yetiştiriciliğinde bitki koruma sorunları içerisinde yabancı otların varlığı önemli olup verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Çalışmada, geniş yapraklı yabancı otların mücadelesinde kullanılan üç farklı herbisit ve kombinasyonları ile traktör çapası uygulamasının yabancı ot türlerine karşı etkinliklerinin değerlendirilmesi, ayrıca deneme alanında uygulamalara maruz kalmış Amaranthus retroflexus L. bitkilerinden elde edilen tohumların çimlenme özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 2018 yılında Uşak ili merkez köylerinde şeker pancarı yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı alanlarda üç farklı tarlada tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak çalışmalar yürütülmüştür. Çalışmada, ekim öncesi 520 g/l Chloridazon, çıkış öncesi ve sonrası 700 g/l Metamitron ile çıkış sonrası 75 g/l Ethofumesate+60 g/l Phenmedipham+47 g/l Desmedipham+27 g/l Lenacil etkili maddeli herbisitler yer almıştır. Uygulamaların etkileri deneme alanlarında homojen olarak bulunan; Chenopodium album L., Amaranthus retroflexus L., Descurainia sophia L., Silene conica L., Datura stramonium L. ve Xanthium strumarium L. türlerine karşı değerlendirilmiştir. Chloridazon+(Ethofumesate+Phenmedipham+Desmedipham+Lenacil2) ve Metamitron (çö)+Metamitron (çs) uygulamaları yüksek ve uzun süreli etkiye sahip uygulamalar olarak belirlenmiştir. En yüksek kök (yumru) verimi ise Chloridazon+(Ethofumesate+ Phenmedipham+Desmedipham+Lenacil2) uygulamasından elde edilmiştir.

Oğuzhan Cerit
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili nohut (Cicer arietinum) ekim alanlarında solgunluğa neden olan fungal etmenlerin saptanması

Çalışma; Uşak ili nohut üretim alanlarında nohutta solgunluğa neden olan hastalık etmenlerini tespit etmek, tanılamak, patojen olan Fusarium türlerini belirlemek ve nonpatojen olan Fusarium izolatlarının ikili kültür ortamında Fusarium solgunluğuna karşı antagonistik etkilerini belirlemek ve ayrıca nohut bitkilerinde bulunma oranı en yüksek olan Fusarium spp.'ne karşı invivo'da çeşitlerin duyarlılığını tespit etmek amacıyla ele alınmıştır. 2018 ve 2019 yıllarında Uşak ili ve ilçelerinde nohut üretim alanlarının % 85,97'sinin Fusarium solgunluk hastalığı ile bulaşık olduğu belirlenmiştir. İzolasyon çalışmaları sonucunda izolatların % 70,64'ünü Fusarium spp.'nin oluşturduğu saptanmıştır. Seçilen Fusarium spp.'nin ön patojenisite çalışmaları sonucunda izolatların % 60,43'ünün (168) patojen, 110 izolatın ise patojen olmadığı belirlenmiştir. Patojen izolatlardan seçilen 100 Fusarium sp. izolatının ILC 482 nohut çeşidinde patojenisite çalışmaları yürütülmüş ve bu izolatlardan 54'ünün orta derecede virülent (MV), 24'ünün düşük virülent (LV), 22 izolatında yüksek virülent (HV) olduğu tespit edilmiştir. Fusarium spp. izolatlarının morfolojik ve kültürel özelliklerine göre yapılan tanılama sonucunda, izolatların %61'i Fusarium oxysporum, %17'si F. solani, %13'ü F. proliferatum, %3'ü F. verticilloides ve %6'sı da Fusarium spp. olarak tespit edilmiştir. Virülensliği yüksek olan F. oxyporum izolatına karşı 110 nonpatojen Fusarium spp. izolatının antagonistik etkileri belirlenmiştir. F. oxysporum, F.solani, F. proliferatumve F. verticilloides'e karşı çeşit reaksiyon çalışmalarında, Fusarium oxyporum izolatına karşı tüm nohutçeşitlerinin hassas olduğu bulunurken, F.solani, F. verticilloides ve F. proliferatum izolatlarına ise tolerant olduğu belirlenmiştir.

Merve Dilmaç
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

In vitro şartlarda farklı bitki büyüme düzenleyicileri ve kültür sürelerinin mercimek (lens culinaris medik ssp. culinaris) bitkisinin iletim demetleri ile köklenmesine etkisi

Bu çalışma; 2018-2020 yılları arasında Uşak Üniversitesi, UBATAM merkez laboratuvarında yapılmıştır. Mercimek (Lens culinaris Medik ssp. culinaris) bitkisinde sitokinin ve oksinlerin bitki gelişimi ve iletim demetleri üzerindeki etkileri in vitro koşullarda incelenmiştir. Denemede bitki materyali olarak "Çiftçi" mercimek çeşidi kullanılmıştır. In vitro koşullar altında çimlendirilen sağlam mercimek fidelerinden elde edilen 2 cm uzunluğundaki sürgünler eksplant olarak kullanılmıştır. Eksplantlara kontrol ile birlikte farklı BAP (1 mg/L) ve NAA (0,3, 0,6, 0,9, 1,2 mg/L) konsantrasyonları uygulanmış ve 7, 14, 21, 28 ve 35 günlük kültür süreleri boyunca gelişmeleri incelenmiştir. Çalışma; tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Sürgün boyu, eksplant başına düşen sürgün sayısı, köklenme, floem ve ksilem bölgesinin genişliği ve gövde yarıçapı ölçülmüştür. 7 ve 14 günlük kültür sürelerinde bitkilerin tüm BAP ve NAA konsantrasyonlarında sağlıklı büyüme gösterdiği görülmüştür. En yüksek floem bölgesi genişliği (89,13 µm) kontrol grubunda gözlenirken, ksilem bölgesi genişliği en yüksek 1 mg/L BAP uygulamasından (196,99 µm) elde edilmiştir. Uzatılan günlük kültür süreleri ve yüksek BAP ve NAA konsantrasyonları uygulamaları floem ve ksilem bölgelerinde ve gövde yarıçapında deformasyona ve daralmaya neden olmuştur. İletim demetlerinde oluşan bu daralma kök bölgesinde de etkili olarak köklenmeyi engellemiştir. Köklenme yalnızca kontrol gruplarında 21, 28 ve 35 günlük kültür sürelerinde gözlenmiştir. Çalışma sonucunda bitki büyüme düzenleyicisi uygulanmış bitkilerin kültürde tutma sürelerinin tam olarak optimize edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

BenzilaminopürinDoku kültürü
Haydar Küplemez
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı rakımlarda yetiştiriciliği yapılan gemlik çeşidi zeytinlerde fenolojik morfolojik ve pomolojik özelliklerin incelenmesi

Bu çalışma, ülkemizde de yoğun olarak yetiştirilişi yapılan Gemlik zeytin çeşidinin 3 farklı yükseklik seviyesinde (230 m, 430 m ve 630 m) ve 4 ana coğrafi yönde (Kuzey-Güney-Doğu-Batı) Morfolojik, fenolojik ve pomolojik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme yeri olarak Manisa ili Alaşehir ilçesinin Şahyar (230 m) ve Osmaniye (430m, 630 m) Mahallelerinde yer alan zeytin bahçeleri seçilmiştir. Morfolojik, fenolojik ve pomolojik özellikler kapsamında her bir yükselti seviyesinde yer alan deneme alanında 65'er adet özellik incelenmiştir. İncelenen 12'şer adet morfolojik özelliğin % 58.33'ü yükseklik değişiminden ve % 33.33'ü de coğrafi ana yön değişiminden etkilenirken, yükseklik ve coğrafi ana yön değişiminin birlikte etkisinin morfolojik özellikler üzerine bir etkisi olmamıştır. Fenolojik gözlemler kapsamında incelenen 20'şer adet özelliğin ise % 95'i yükselti değişiminden ve % 55'i coğrafi ana yön değişiminden etkilenirken, yükseklik ve coğrafi ana yön değişiminin birlikte değişiminin fenolojik özelliklere bir etkisi olmamıştır. Pomolojik gözlemlerde incelenen 33'er adet özelliğin % 57,58'i yükseklik değişiminden, % 48,40'ı coğrafi ana yön değişiminden, % 75'i yükseklik ve coğrafi ana yön değişiminin birlikte etkisinden etkilenmiştir. Bu çalışmayla Gemlik zeytin çeşidinin morfolojik, fenolojik ve pomolojik açıdan 230-630 m rakım aralığındaki genel, 230-430-630 m rakım aralıklarında ise lokal karakteristik özelliklerini belirlenmiştir.

Arazi yükseklik bilgileriSert çekirdekli meyvelerYeşil zeytin
Hakan Çulha
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ili Kula ilçesinde çilek ve kirazda kanadı noktalı sirke sineği, drosophila suzikii matsumura (Diptera: drosophilidae)'nin popülasyon değişimi ve farklı cezbedici tuzakların etkinliğinin belirlenmesi

Bu çalışma ile dünyada ve ülkemizde son zamanlarda büyük zarara neden olan Kanadı noktalı sirke sineği (KNSS), Drosophila suzikii (Matsumura) (Diptera: Drosophilidae)'nin elma sirkesine (kontrol) göre popülasyon değişimi ve farklı besi tuzaklarının etkinliğinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla cezbedici olarak elma sirkesi, üzüm sirkesi, elma-üzüm sirkesi karışımı, melas-elma sirkesi karışımı ve şarap kullanılmıştır. Bunların etkinliğini belirlemek için 2018 ve 2019 yılları arasında arazi koşullarındaki tuzaklardan elde edilen örnekler sayılarak sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, Manisa ili Kula ilçesinde elma sirkesi ile popülasyon takibinde çilek bahçesinde toplam 22 (22 dişi, 0 erkek) adet ve kiraz bahçesinde toplam 86 (75 dişi, 11 erkek) adet zararlıya ait ergin birey yakalanmıştır. Farklı cezbedici tuzakların etkinliğini belirlemek için çilek bahçesinde elma sirkesi-melas karışımı tuzaklardan toplam 39 (34 dişi, 5 erkek) adet ve şarap tuzaklarından ise toplam 38 (32 dişi, 6 erkek) adet ergin birey yakalanmıştır. Kiraz bahçesinde ise şarap tuzaklarından toplam 179 (92 dişi, 87 erkek) adet ve elma sirkesi-melas karışımı tuzaklarından ise 88 (36 dişi, 52 erkek) adet ergin birey yakalanmıştır. Çilek ve kiraz bahçelerinden elde edilen verilerin istatiksel analizleri sonucunda, şarap ve elma sirkesi-melas karışımı tuzaklar en etkili olarak bulunmuştur

Drosophila
Kadir Engin Songün
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ve Denizli illerinde archips rosana (L.) (Lepidoptera: Tortricidae)'nın elma bahçelerinde populasyon takibi ve parazitoitlerinin belirlenmesi

ÖZET Bu çalışmanın amacı, 2018 ve 2019 yıllarında Uşak merkez ve ilçeleri ile Denizli Çivril ilçesinde Yaprak büken (YB), Archips rosana (Linnaeus) (Lepidoptera: Tortricidae)'nın yumurta, larva ve pupalarından parazitoit tür ve oranlarının belirlenmesidir. Ayrıca Uşak ili Sivaslı ilçesi ile Denizli ili Çivril ilçesinde feromon tuzakları ile zararlının populasyon takibinin gerçekleştirilmesidir. Doğal koşullarda toplanan zararlıya ait olan yumurta, larva ve pupalar laboratuvarda bekletilerek parazitoit tür ve oranları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, her iki yılda doğadan toplanan yumurta paketlerinde hiç parazitoit elde edilmemiş olup iki adet yumurta paketinde parazitoit çıkışı olduğu tespit edilmiştir. Zararlının doğadan toplanan larva ve pupalardan Exochus sp., Itoplectus maculator (Fabricius), Phytodietus astutus Gravenhorst, Scambus elegans (Woldstedt), Scambus inanis (Schrank), (Hymenoptera: Ichneumonidae), Apenteles glomeratus (Linnaeus), Bracon (Habrobracon) hebetor (Say), Paroplitis sp., (Hymenoptera: Braconidae), Brachymeria tibialis (Walker) (Hymenoptera: Chalcididae) ve Nemorilla maculosa Meigen (Diptera: Tachinidae) türleri parazitoit olarak tespit edilmiştir. Tüm ilçelerde I. maculator türleri bulunmasına rağmen, sayı bakımından en yaygın türün P. astutus olduğu belirlenmiştir. Banaz ve Sivaslı ilçelerine göre parazitlenmenin Çivril ilçesinde düşük olduğu tespit edilmiştir. Parazitoitlerden P. astutus ve S. inanis Türkiye'de ilk kayıttır. Bu iki türe ek olarak A. glomeratus, N. maculosa ve Exochus sp. ilk kez A. rosana'nın parazitoiti olarak elde edilmiştir. Parazitleme oranı Banaz'da %12, Sivaslı'da %9, Merkez'de %12 ve Çivril'de %3 oranında olmak üzere toplamda ise yaklaşık %9 oranda olduğu belirlenmiştir. Elma bahçelerinde feromon tuzakları ile yapılan populasyon takibinde 2019 yılında ilk ergin bireyin Çivril ilçesinde 24 Mayıs tarihinde ve Sivaslı ilçesinde ise 30 Mayıs tarihinde yakalandığı tespit edilmiştir.

Mustafa Özen
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda üre ve melas katkısının filotu (Miscanthus x giganteus) silajlarının bazı fiziksel ve kalite özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışma salkım çıkarma öncesi dönemde hasat edilerek silolanan filotu (Miscanthus x giganteus) silajlarına farklı oranlarda üre ve melas katkılarının silajların bazı fiziksel ve kalite özelliklerine etkilerini belirlemek amacıyla 2018 yılında Uşak'ta yürütülmüştür. Çalışmada filotu silajlarına % 0.5, 1 ve 1.5 oranında üre ve % 0, 2 ve 4 oranında melas katkıları uygulanarak silajların kuru madde oranı, fiziksel özellikleri, pH, fleig puanı, ham protein oranı, NDF, ADF, TDN, DMI, DDM ve RFV değerleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre silajların pH değerleri 3.78 ile 6.13 arasında, fleig puanları 35.86 ile 129.71 arasında, ham protein oranları % 5.47 ile 8.35 arasında, NDF ve ADF oranları sırasıyla % 69.09 ile % 76.81 ve % 42.33 ile 49.49 arasında değişmiştir. Uygulamalara bağlı olarak TDN oranları % 37.51 ile % 46.74 arasında, DMI değerleri % 1.56 ile % 1.74 arasında, DDM oranları % 50.35 ile 55.93 arasında, RFV değerleri ise 61.28 ile % 75.29 arasında değişim göstermiştir. Çalışmada üre katkıları silajların ham protein oranlarını olumlu yönde etkilerken silaj fermantasyonu ve sindirilebilirlik ile ilgili parametreleri olumsuz yönde etkilemiştir. Melas katkıları ise silajların kuru madde ve ham protein oranı hariç diğer özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Araştırma sonucunda yüksek ham protein oranı ve sindirilebilirlik için filotu silajlarına % 1 oranında üre ve % 4 oranında melas katılmasının faydalı olacağı sonucuna varılmıştır.

Kadir Bolakar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı organik maddelerin bazı çilek çeşitlerinde fide verimi üzerine etkisi

2018 yılında Manisa ili Kula ilçesinin Seyitali Mahallesi'nde 682 metre rakımda yürütülen bu çalışma farklı organik gübreler kullanılarak yetiştirme ortamları (solucan gübresi, çiftlik gübresi, koyunyünü peleti, torf, tavuk gübresi ve bunların kombinasyonları) ve farklı çilek çeşidi (Albion, Monterey, Sabrina ve Rubygem) fideleri kullanılarak çilek yetiştiriciliğinde kaliteli ve sağlıklı fide elde etmek amacıyla yapılmıştır. Deneme boyunca yapılan tüm uygulamaların fide verim ve kalitesinde artışlar meydana getirdiği belirlenmiştir. Deneme sonunda birim alandan elde edilen fideler sayılmış, kalite sınıflarına ayrılmış, kök uzunlukları ve gövde çapları ölçülmüş, kök ve gövdede depolanan kuru madde oranları hesaplanmıştır. Değişik tarihlerde yapılan gözlemlerde parsellerdeki ana bitkilerin deneme süresince gelişme durumları, fidelerin tutma oranları, fidelerin kol verme tarihleri belirlenmiştir. Fide kalitesinde rol oynayan bu özellikler incelenmiş ve organik uygulamaların etkisi tespit edilmiştir. Gözlemler sonucu, torf uygulamasında çilek çeşitlerinde en yüksek tutma oranı görülmüştür. Çilek çeşitlerinde en yüksek tutma oranı Albion çeşidinde görülmüştür. İlk kol atma, tavuk gübresi uygulamasında görülmüştür. Çilek fidesi çeşitlerinin tamamının aynı tarihte tavuk gübresinde kol attığı belirlenmiştir. Birim alandan en fazla sayıda fide (270,67 adet/m²) II. Kalitede koyunyünü peleti uygulamasında Albion çeşidinden elde edilmiştir. Fide kalitesinde rol oynayan gövde ve kök uzunluğuna bakıldığında en uzun kök tavuk gübresi uygulamasında Albion çeşidinde ortaya çıkmıştır. Denemede çilek fidelerinde gövde kalınlıklarına bakıldığında koyunyünü peleti uygulamasında ekstra kalitede en yüksek değer 18.88 mm ile Albion çeşidinde görülmüştür.

Organik gübrelerOrganik tarımSolucan gübresi+2
Özgür Çavdar
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı yerel nohut (Cicer arietinum L.) popülasyonlarında morfolojik ve moleküler karakterizasyon

Çalışma 2018-2020 yılları arasında Uşak Üniversitesi Ziraat Fakültesi laboratuvar ve saksı koşullarında yürütülmüştür. On üçü çeşit ve on yedisi değişik illerden ve ilçelerden edinilen yerel materyal olmak üzere 30 genotip kullanılmıştır. Laboratuvar (r=4) ve saksı denemeleri (r=3) tesadüf parselleri deneme desenine göre kurulmuştur. Saksı denemesi açık alanda yürütülmüştür. Toplanan materyalde güç (Elektriksel İletkenlik (Eİ), Çimlenme Oranı (ÇO), Ortalama Çimlenme Zamanı (OÇZ), Sürme Oranı (SO), Ortalama Sürme Zamanı (OSZ)), fiziksel (Tohum Çapı (TÇ), Tohum Nem İçeriği (TNİ), Tohum Birim Hacim Ağırlığı (TBHA), Tohum Kabuk Oranı (TKO), Su Alma İndeksi (SAİ), Yüz Tane Ağırlığı (YTA)) ve kalite özellikleri (Pişme Süresi (PS), Ham Protein Oranı (HPO), Amiloz Oranı (AO)) bulgularında varyans analizine gidilmemiş ortalamalar üzerinden ele alınmıştır. Bazı morfolojik özelliklerde varyans analizine gidilmiş ve farklılığın önemli olması durumunda Duncan çoklu karşılaştırmasına gidilmiştir. Morfolojik ve moleküler analizler sonucunda genotipler kümelenmiş ve akrabalık durumu ortaya konulmuştur. Bazı morfolojik özelliklerde anabileşen analizine gidilmiştir. Birinci ana bileşende bitki tipi ile yaprakçık sayısının, ikinci ana bileşende çiçek rengi ve tohum şeklinin, üçüncü ana bileşende yaprakçık sayısı ile bitki tipinin ve dördüncü ana bileşende ise tohumda siyah nokta varlığı ile tohum renginin en yüksek değerleri verdiği görülmüştür. İncelenen özelliklere göre yerel materyaller nispeten tescilli çeşitlere göre ayrı gruplanmıştır. İncelenen özelliklerden dokuzunda (Bitki Boyu, Yaprakta Yaprakçık Sayısı, Stoma Sayısı, ÇO, OÇZ, SO, Eİ, TKO, PS) tescilli çeşitler en iyi değeri verirken on ikisinde yerel genotipler en iyi değeri vermiştir. İstatistik analizlerinde SPSS23 paket programı kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nohut, Cicer arietinum L., Morfolojik, Moleküler, Karakterizasyon, Kalite, Teknolojik özellikler

Sinem Tüğçe Cin
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili buğday ekim alanlarında yabancı ot mücadelesine yönelik anket çalışması ve buğdayın farklı fenolojik dönemlerinde bazı herbisitlerin yabancı otlara karşı etkinliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada buğdayın kardeşlenme başlangıcı, kardeşlenme ortası, kardeşlenme sonu dönemlerinde uygulanan 11 farklı etkili maddeli herbisitlerin hem yabancı otlara hem de buğdayın bazı parametreleri üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla tarla çalışması ve üreticilerin yetiştiricilik, yabancı otlarla mücadelede bilgi ve deneyimleri ile yabancı ot problemlerinin seviyesinin belirlenmesi amacıyla da anket çalışması yürütülmüştür. Yapılan tarla çalışması sonucunda; Scandix pecten-veneris L., Convolvulus arvensis L., Galium tricornutum Dandy. ve diğer yabancı otların (Turgenia latifolia (L.) Hoffm., Anthemis arvensis L., Buglossoides arvensis (L.) I.M.Johnst., Vicia sativa L., Veronica hederifolia L.) mücadelesinde kullanılan herbisit ve uygulama dönemi arasında fark görülmezken, Chondrilla juncea mücadelesinde kardeşlenme sonunda Mes+Thi+Iod+Mef (Atlantis star), 2,4-D (Weed killer) ve Ami+Flo (Lancelot super) uygulamaları ile türün mücadelesinin yapılabileceği belirlenmiştir. Anket sonucunda ise üreticilerin eğitim durumlarının genel olarak ilkokul seviyelerinde olduğu tespit edilmiştir. Yabancı otların, buğday veriminde kısıtlayıcı bir faktör olduğu ve sorun yaşanılan yabancı ot türlerinin Avena barbata Pott ex Link subsp. barbata, Sinapis arvensis L., Bifora radians Bieb. ve Convolvulus arvensis L. olduğu üretici görüşmelerinde ifade edilmiştir. Yabancı otlarla mücadelede herbisitleri tercih ettikleri, özellikle de geniş yapraklı yabancı otlara karşı herbisitleri kullandıkları ortaya çıkmış ve dar yapraklı yabancı otlara karşı mücadelede bilgi eksikliğinin olduğu belirlenmiştir.

Ali Osman Lökçü
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili'nde haşhaş (Papaver somniferum L.) üretiminde kapsül yanıklığına neden olan fungal etmenlerin belirlenmesi

Bu çalışma, Uşak ili haşhaş üretim alanlarında, haşhaşta kapsül yanıklığına neden olan hastalık etmenlerini tespit etmek, morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılamak ve Uşak'da haşhaş üretim alanlarında en yüksek oranda varlığı saptanan Brachycladium izolatlarına karşı in vitro ve in vivo koşullarda haşhaş çeşitlerinin duyarlılığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Uşak ili ve ilçelerinde 2018 ve 2019 yıllarında yapılan surveylerde 1950 da alanda toplam 5100 adet haşhaş bitkisi incelenerek, hastalıklı bitkilerin kapsül, gövde ve tohum kısmından izolasyon yapılmıştır. İzolasyonlar sonucunda yoğun olarak Brachycladium sp., Alternaria spp., ve Cladosporium izolatları elde edilmiştir. Brachycladium sp. her iki yılda da tarlaların tamamında (% 100) belirlenmiştir. 84 Brachycladium izolatı ile yapılan patojenisite testi sonunda tüm izolatların patojen olduğu saptanmıştır. Patojen izolatlar morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılanmıştır. Etmen ITS5 ve NL4 evrensel primerleri kullanılarak rDNA ITS bölgesi Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile çoğaltılmış, baz dizileri elde edilmiştir. Gen bankası veri tabanından yararlanılarak elde edilen baz dizilerinin BLAST analizi sonucunda % 100 benzerlik ile 25 izolat Brachycladium papaveris olarak tanılanmıştır. B. papaveris'e karşı 14 farklı haşhaş çeşidinde hem in vitro hem de ve in vivo koşullarda yürütülen çeşit reaksiyon çalışmasında, tohum ve fidelerin çimlenme performansı ve fide gelişimine etkisi araştırılmış, hastalıklı haşhaş bitkilerinin farklı kısımlarından elde edilen izolatların, kullanılan çeşitlerde farklı etkiler gösterdiği belirlenmiştir. İn vitro koşullarda yapılan çalışmalarda en tolerant çeşitler Ofis NM, Ofis 1, TMO-1 ve TMO-3 çeşitleri olmuştur. İn vivo koşullarda ise en tolerant çeşitler TMO 2, TMO 1, Ofis NM, Ofis 1, Ofis 96, Ofis 95 ve Ofis NP çeşitleri olarak belirlenmiştir.

Canan Gülcan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili buğday ekim alanlarında sorun olan yabancı otların belirlenmesi ve bazı yabancı otlara karşı herbisitlerin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada Uşak ili buğday ekim alanlarında yabancı otların tür, yaygınlık ve yoğunluklarının belirlenmesi amacıyla survey çalışması, yapılan survey sonucunda buğday ekim alanlarında yaygın olarak görülen Avena barbata Pott ex Link subsp. barbata, Galium tricornutum Dandy, Papaver rhoeas L. ve Convolvulus arvensis L. türleri ile ekmeklik ve makarnalık buğday çeşitlerinin üç farklı gelişme döneminde herbisitlerin performansının değerlendirilmesi amacıyla da saksı çalışmaları yürütülmüştür. Survey çalışmaları sonucunda 24 familyaya ait 11'i cins, 65'i tür ve tür altı takson düzeyinde toplam 76 takson tespit edilmiş ve yabancı otların genel olarak yoğun olmadığı ancak bazı türlerin yaygın olduğu belirlenmiştir. Herbisitlerin Sönmez 2001 ve Çeşit 1252 buğday çeşitlerine kardeşlenme sonunda (BBCH 29-30) uygulanması ile bin dane ağırlığında artışlar kaydedilmiştir. Yabancı ot türlerinin mücadelesinde herbisit ve uygulama dönemine göre türler arasında farklılıklar görülmüş olsa da genellikle yabancı otların 2-4 gerçek yapraklı gelişme döneminde (BBCH 12-14) herbisit uygulamaları ile geç dönem uygulamalarından daha başarılı sonuçlar elde edilebileceği belirlenmiştir.

Derya Köktaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı gelişme devrelerinde endemik fiğ türü Vicia freyniana Bornm.'un verim ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Türkiye'ye endemik, çok yıllık bir fiğ türü olan Vicia freyniana Bornm.'un çiçeklenme öncesi, tam çiçeklenme ve bakla doldurma dönemlerindeki verim ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla 2019 yılında Uşak'ta yürütülmüştür. Çalışmada, serada köklendirilerek 1 m x 1 m aralıklardaki ocaklara dikilen tek bitkiler kullanılmış olup, her gelişme dönemi için 10'ar bitkiden elde edilen veriler tesadüf blokları deneme desenine göre değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Vicia freyniana'da doğal bitki boyu 48,40 – 128,20 cm, ana sap uzunluğu 52,10 – 175,70 cm, sap sayısı 20,40 – 43,40 adet/bitki, ana sap kalınlığı 7,73 – 10,13 mm, ana sapta yaprak sayısı ise 4,00 – 15,30 adet/sap arasında değişim göstermiştir. Gelişme dönemlerine göre yeşil ot ve kuru ot verimleri sırasıyla 4359,80 – 5234,00 g/bitki ile 797,32 – 1873,15 g/bitki aralığında tespit edilmiştir. Vicia freyniana'da ortalama bitkide çiçek salkımı sayısı 143,34 adet/bitki, salkımda bakla sayısı 19,60 adet, baklada tane sayısı 2,32 adet/bakla olarak belirlenirken, tohum verimi 42,78 g/bitki, bin tane ağırlığı ise 6,67 g olarak saptanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre Vicia freyniana'da yaprak uzunluğu, yaprakçık eni ve boyu değerleri ilerleyen gelişme dönemiyle ile birlikte azalırken, diğer özelliklerde önemli artışlar tespit edilmiştir. Ancak araştırmadan elde edilen sonuçlar hakkında daha sağlıklı bir karar verebilmek için çalışmanın en az bir yıl daha yürütülmesinin yararlı olacağı kanaatine varılmıştır.

Rukiye Gül Öncü
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak koşullarında badem (Prunus amygdalus L.) yetiştiriciliğindeki ilkbahar geç donlarını önleme yöntemleri

Deneme 2019 ve 2020 yıllarında Uşak ilinde bulunan yaklaşık 2.000 dekar üzerine kurulmuş olan badem bahçesinde gerçekleştirilmiştir. Garnem anaçlarına aşılı Ferraduel, Ferragnes, Nonpareil ve Teksas çeşitlerinde 3, 4, 5 yaşlarındaki badem ağaçları, her çeşit için denemede 5 faklı noktaya yerleştirilmiş don pervanesi (pervane çevresinden 10 m, 20 m, 30 m, 40 m, 50 m, 60 m, 70 m, 80 m, 90 m, 100 m ve sonrası), yaklaşık 100 farklı noktada yakılan yakma çukurunda duman oluşturularak (duman çukurlarının çevresindeki mesafelerin 2 m, 3 m, 4 m, 5 m, 6 m, 7 m, 8 m, 9 m, 10 m, 11 m ve sonrası), dona karşı mücadele yöntemlerinin; uzaklıklar arası, çeşitler arası ve yıllara göre karşılaştırılması yapılmıştır. Bu çalışmada ortalama çiçek tomurcuğu sayıları, çiçeklerin meyve tutum oranı, kuru kabuklu verimleri ve çeşitlerin birim meyve ağırlıkları incelenmiştir. Sonuçlar istatistik analize tabi tutularak yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda dumanlama yönteminin zirai donla mücadelede başarılı olmadığı, don kırıcı pervanenin ise uzaklık ve don şiddetine göre değişmekle birlikte belirli bir mesafede başarılı olduğu istatistiksel olarak tespit edilmiştir.

BademDon olayı
Mustafa Canıaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı mısır (Zea mays L.) çeşitlerinde humik asit ve solucan gübresi uygulamalarının verim ve verim bileşenlerine etkileri

Dünyada üretim bakımında birinci sıra da yer alan Mısır (Zea mays L.) bitkisi ülkemizde buğday ve arpadan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Ülkemizde yemlik, tüketim ve sanayi kullanımı bakımından çok yönlü olarak değerlendirilen bir üründür. Çalışma Konya ili Akşehir ilçesi koşullarında 2018 yılında, bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olacak şekilde yürütülmüştür. Ana parsellere çeşitler, alt parsellere gübre uygulamaları konulmuştur. Denemde altı adet hibrit tanelik at dişi mısır çeşidi kullanılmıştır. Gübre uygulamasında kontrol (K), kontrole ek olarak dekara 200 cc hümik asit (HA), dekara 400 cc Solucan Gübresi (SG) ve dekara 600 cc hümik asit ve solucan gübresi (HA+SG) kullanılmıştır. Çalışmada; bitki boyu (cm), ilk koçan yüksekliği (cm), koçan ağırlığı (g), koçan sıra sayısı (adet), sırada tane sayısı (adet), koçanda tane sayısı (adet), koçanda tane ağırlığı (g), koçan uzunluğu (cm), koçan çapı (mm), bin tane ağırlığı (g), hektolitre ağırlığı (kg), protein oranı (%) ve kül oranı (%) parametreleri incelenmiştir. Varyans analizi sonucunda incelenen parametrelerde %1 ve %5 önemlilik seviyelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bununla birlikte koçan sıra sayısı parametresinde sadece çeşitler arasında çok önemli farklılık bulunurken (p<0,01), kül oranı parametresinde ise sadece gübre dozları arasında çok önemli farklılık (p<0,01) belirlenmiştir. Çeşitlerden Pioner 0937 ve LG 30692 çeşitleri öne çıkarken gübre uygulamaları bakımından HA+SG uygulaması öne çıkmaktadır. İncelenen parametrelerde verim SG+HA uygulamasında %13 artış göstermiş, protein oranı bakımından LG30500 ve HA+SG uygulamaları ve Hektolitre ağırlığında ise Pioner 0573 çeşidi ve HA+SG uygulaması önde yer almıştır.

Yılmaz Filiz
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ceviz (Juglans regia L.) çeşitlerine uygulanan organik gübrelerin meyve kalitesine etkisi

Ceviz ülkemizde ve dünyada uzun yıllardır yetiştiriciliği yapılan, birçok alanda kullanımı olan ve sevilerek tüketilen meyvelerden biridir. Bu çalışma 2019 yılında Manisa ili Kula ilçesi Yeşilyayla mahallesinde ortalama 900 m rakım seviyesinde yürütülmüştür. Yapılan bu çalışmada yerli ceviz çeşitlerinden Bilecik, Kaman-1 ve Şebin çeşitlerinde, Katı Solucan Gübresi, Sıvı Solucan Gübresi, Katı Koyun Yünü Peleti, Sıvı Koyun Yünü Peleti, Katı Deniz Yosunu ve Sıvı Deniz Yosunu gübreleri topraktan uygulanmış bazı meyve kalite özellikleri incelenmiştir. Her uygulamadan 20 adet meyve seçilmiştir. Çalışma sonucunda meyve ağırlığı en fazla olan meyveler ortalama 11,85 g ile Şebin çeşidinde Katı Solucan Gübresi uygulaması sonucunda elde edilmiş, iç ağırlığı en fazla olan meyveler 7,10 g ile Kaman-1 çeşidinde bulunmuş, Sıvı Koyun Yünü Peleti uygulaması sonucunda meyve iç randımanı en fazla olan meyveler %62,04 oranı ile Kaman-1 çeşidi Katı Deniz Yosunu uygulamasında gözlemlenmiş, en yüksek protein oranı %30,54 oranı ile Kaman-1 çeşidinde Sıvı Solucan Gübresi uygulaması sonucunda bulunmuş ve en yüksek Fenolik Bileşik miktarı 1145 ppm ile Bilecik çeşidi Sıvı Koyun Yünü Peleti uygulaması sonucunda elde edildiği görülmüştür. Ayrıca bu çalışmada meyve kalite özelliklerine en çok etki eden organik gübrelerin Katı Solucan Gübresi, Sıvı Solucan Gübresi ve Sıvı Deniz Yosunu olduğu gözlemlenmiştir.

CevizJuglans regiaOrganik+3
İbrahim Aydın Karaca
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ex vitro şartlarda farklı büyüme ortamları ve hümik asit uygulamalarının safran (Crocus sativus L.) kormlarının gelişimine etkisi

Iridacea familyasından Crocus cinsinin bir türü olan safran (Crocus sativus L.) sadece kormları ile vejetatif olarak çoğaltılabilen autotriploid kısır bir türdür. Üretimde kullanılan kormlar en pahalı girdiyi oluşturmakta ve kormların çiçek verebilmesi için belirli büyüklüğe ulaşması gerekmektedir. Bu çalışma; farklı yetiştirme ortamları ve farklı dozlarda hümik asit uygulamalarının safran bitkisinin küçük kormlarının (0,5 gram) gelişimine etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Ana parsellere yetiştirme ortamları (torf, mil, cüruf ve toprak), alt parsellere ise hümik asit dozları 0 (kontrol), 0,65, 1,30, 2,60 g/m2 olacak şekilde yerleştirilmiştir. Denemede; çıkış yüzdesi, toplam çıkış sayısı (adet/parsel), yaprak sayısı (adet/parsel), yaprak boyu (cm), korm sayısı (adet/parsel), korm ağırlığı (g/parsel) ve birim korm ağırlığı (g/soğan) parametrelerinde ölçüm ve gözlemler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; farklı yetiştirme ortamlarında ölçülen bütün karakterlere ait ortalama değerler arasındaki farklar istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Yaprak uzunluğu, korm ağırlığı ve birim korm ağırlığı en yüksek sırası ile 47,64 cm, 41,51 g ve 1,89 g ile torf ortamından, en düşük ise sırası ile 35,0 cm cüruf ortamı, 21,62 g ve 0,97 g ile mil ortamından elde edilmiştir. Dikilen küçük kormların torf ortamında diğer ortamlara göre yaklaşık 1,5 – 2 kat daha fazla ağırlık kazanarak irileştikleri tespit edilmiştir. Kontrol ile birlikte 0.65 g/m2 ve 1.30 g/m2 hümik asit uygulamaları arasında önemli bir fark bulunmamış, ancak 2.60 g/m2 hümik asit uygulamasında daha düşük değerler elde edilmiştir. Küçük safran komlarının gelişip irileşmesi için incelenen diğer ortamlara göre en uygunu torf ortamı olarak tespit edilmiştir.

Habibe Hatipoğlu
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Göl soğanı (Leucojum aestivum L.) bitkisinde yaprak biçim yüksekliklerinin soğan gelişimi ve galantamin miktarına etkisi

Göl soğanı (Leucojum aestivum L.), gösterişli çiçekleri sebebiyle süs bitkisi olarak, soğan ve yapraklarında yer alan alkaloidleri sebebiyle de tıbbi bitki olarak değerlendirilmektedir. Son yıllarda galantamin içermesi nedeniyle yurt dışından bitkinin yapraklarına talep olmaktadır. Bitki bir geofit olması nedeniyle yaprak hasatının toprak altında gelişmesini sürdüren soğanları üzerinde ne gibi bir etkisi olabilir, bunun iyi bilinmesi hem bu bitkilerin korunmasında hem de bitkilerden yararlanılma imkânlarının geliştirilmesine de olumlu katkı sağlıyacaktır. Bu çalışma en fazla galantamin elde edebilecek ve soğanların gelişimlerini sürdürebilecek optimum yaprak biçim yüksekliğini tespit edebilmek amacı ile yapılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuş ve ortalama 9-10 g ağırlığındaki soğanlar materyal olarak kullanılmıştır. Denemede bitkilerin yaprakları 5 farklı yükseklikten (Kontrol (hiç biçilmeden), toprak seviyesinden biçim, toprak seviyesinin 5 cm, 10 cm ve 15 cm üzerinden biçim) biçim yapılmıştır. Her tekerrürde 30 adet soğan olmak üzere toplam 600 adet soğan dikilmiştir. Yetiştirme ortamı olarak 1/2 mil, 1/2 toprak karışımı kullanılmıştır. Bitki boyu (cm), yaprak sayısı (adet/soğan), yaş yaprak ağırlığı (g/parsel), farklı biçim yüksekliklerinden elde edilen yapraklardaki galantamin miktarı (%), hasat edilen soğan sayısı (adet/parsel), soğan ağırlığı (g/parsel), birim soğan ağırlığı (g), soğandaki galantamin oranı (%) ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; birinci yıl yaprak sayısı 2,200 - 3,600 adet/bitki, yapraklardaki galantamin oranı % 0,067 – 0,094 arasında, ikinci yıl ise yaprak sayısı 4,500 - 5,500 adet/bitki, yapraklardaki galantamin oranının % 0,063 - 0,096 arasında değiştiği tespit edilmiştir. İkinci yıl sonunda bitki boyu 19,800 –23,400 cm, soğan ağırlığı 349,125 – 498,600 g/parsel, soğandaki galantamin oranları % 0,326 – 0,376, birim soğan ağırlığının 6,083 – 8,085 g arasında değişim göstermiş ve en yüksek değerler kontrol (biçim yapılmayan) uygulamasından elde edilmiştir. Soğan sayısı en düşük 55,500 adet/parsel ile dipten biçimden, en yüksek ise 68,000 ve 66,500 adet/parsel ile sırası ile yaprakları 10 cm ve 15 cm yükseklikten biçim uygulamalarından elde edilmiştir. Yaprakların toprak seviyesinden biçilmesi yavru soğan oluşumunu olumsuz etkilemiş ve en az sayıda soğan elde edilmiş, ancak en yüksek yaprak galantamin oranı her iki yıl da dipten biçimlerden elde edilmiştir. Yaprakların farklı yüksekliklerden hasat edilmesinin soğan gelişimi ile yaprak ve soğanlardaki galantamin miktarı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Alkaloid, HPLC, geofit, yavru soğan, yaprak biçimi

Gözde Küçük
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili ekolojik koşullarında alternatif ekim zamanlarının haşhaşın (Papaver somniferum L.) verim ve verim kriterlerine etkisi

Haşhaş (Papaver somniferum L.), Türkiye'de geleneksel olarak yetiştirilen, stratejik ve ekonomik önemi olan bir bitkidir. Bu nedenle haşhaşdan birim alandan maksimum verim elde edebilmek önem arz etmektedir. Bu çalışma, Uşak ili ekolojik koşullarında kışlık ekilişlere alternatif yazlık ekim zamanının haşhaşın verim ve verim kriterlerine etkisini ve en uygun ekim zamanının belirlenmesi amacıyla 2017-2018 ve 2018-2019 üretim yıllarında Uşak İli Koyunbeyli köyünde çiftçi tarlasında yürütülmüştür. Çalışmada, Ofis 3 çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre, üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda; bitki boyu birinci yıl 34,25-82,70 cm, ikinci yıl 33,54-86,20 cm, kapsül eni birinci yıl 15,23-29,97 mm, ikinci yıl 15,10-30,80 mm, kapsül boyu birinci yıl 28,93-50,07 mm, ikinci yıl 28,70-49,30 mm, morfin oranının birinci yıl %1,17-1,45, ikinci yıl %1,07-1,29, dekara kapsül verimi birinci yıl 20,87-105,28 kg/da, ikinci yıl 17,55-107,11 kg/da, dekara tohum verimi birinci yıl 23,00-112,61 kg/da, ikinci yıl 19,83-116,78 kg/da arasında bulunmuştur. Çalışmada, bitki boyu, bitki başına kapsül sayısı, kapsül eni, kapsül boyu, tohum verimi ve kapsül verimi yönünden yazlık ekim zamanlarında kışlık ekime göre düşük değerler elde edilmiştir. Fakat kapsüllerden elde edilen morfin oranı yazlık ekimlerde kışlık ekimlere göre daha yüksek olmuştur. Çalışmada, kışlık ekimlerden en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Kışlık ekilişlere alternatif olabilecek en uygun yazlık ekim zamanının mümkün olduğunca erken ve 1 Şubat ile 15 Şubat tarihleri arasında yapılması gerekmektedir. Fakat yazlık ekimlerden elde edilen değerlerin kışlık ekimlere göre belirgin bir şekilde düşük olduğu dikkat çekmektedir.

Aytuğ Emrah Ayhan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Örtü altı yetiştiricilikte bazı aşılı domates çeşitlerinin kök ur nematodlarına (Meloidogyne spp.) karşı dayanıklılıklarının ve nematod yoğunluğunun araştırılması

Domates ülkemiz de büyük bir ekonomik öneme sahiptir. Antalya ili yetiştiricilikte ilk sıradadır. Domatesin en önemli zararlılarından birisi kök ur nematodudur (Meloidogyne spp.). Yapılan bu çalışmada Antalya ili ve bazı ilçelerinde örtüaltı domates ekim alanlarında 2019-2020 yıllarında kök ur nematodunun aşılı ve aşısız çeşitlerde yayılımı bulaşıklık durumu ve yoğunluğu araştırılmıştır. Antalya ilinde 6 ilçe ve 31 köyden 303 toprak ve kök örneği alınmıştır. Temiz ve bulaşık alanlar belirlenmiştir. Bulaşık alanlarda önceden bölgede tespit edilen Meloidogyne incognita ve Meloidogyne javanica saptanmıştır. 137 aşılı domates örneğinden 22'si(%16,05), 166 aşısız domates örneğinden 88'i(%53,01) kök ur nematodu ile bulaşık olduğu belirlenmiştir. Aşılı çeşitlerin aşısız çeşitlere göre toprak kökenli hastalıklara daha dayanıklı olduğu belirlenmiştir. Kök ur nematodu ile bulaşık alanlarda aşılı çeşitlerin aşısız çeşitlere oranla daha fazla verim verdiği gözlemlenmiştir. Kök ur nematodu ile bulaşık olan aşılı domateslerin topraktan ikinci dönem larva (J2) sayısı 100 ve daha fazla görülmesine rağmen kök gelişiminin güçlü olduğu ve urlanmanın kabul edilebilir olduğu belirlenmiştir. Yumurta paketi skalasına göre tüm aşılı çeşitler en fazla 2 seviyesinde değer alarak dayanıklı kabul edilmiştir. En yoğun bulaşıklık Serik ilçesinde Belkıs, Yeşilyurt, Kökez, Gebiz köylerinde, Manavgat ilçesinde Çakış köyünde, Aksu ilçesinde Macun mahallesinde görülmüştür. Demre ilçesinden alınan örneklerde kök ur nematoduna rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler : M. incognita, kök ur nematodu, domates, Antalya

Kübra Dudu Demir Ergin
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz stresi koşullarında selenyum (Na2SeO4) gübrelemesinin bakla (Vicia faba L.) gelişimine etkileri

Çalışma, Uşak Üniversitesi Ziraat Fakültesi Sera koşullarında 2018-2019 yılları arasında tesadüf parsellerinde faktöriyel düzenlemeler şeklinde 3 tekrarlamalı olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Çalışmada iki adet bakla çeşidi (Black Lazer, Lazer), iki farklı dozda tuz (0-4-8 dS/m) ve dört faklı dozda selenyum (Se) (0-0,05-0,1-0,15 mg/L) kullanılmıştır. Çalışma kapsamında Bitki Boyu (cm), Dal Sayısı (adet), Bitkide Bakla Sayısı (adet), İlk Bakla Yüksekliği (cm), Bakla Uzunluğu (cm), Baklada Tane Sayısı (adet), Klorofil İçeriği (µmol/m2), Ham Protein Oranı (%), Antioksidant İçeriği (Yaprak-Çiçek-Meyve (DPPH %)) ve L-Dopa (Yaprak-Çiçek-Meyve (mg/10g)) parametreleri incelenmiştir. İncelenen özellikler varyans analizine tabi tutulmuş ve çıkan farklılıklar Duncan çoklu karşılaştırması ile kıyaslanmıştır. İstatistik analiz SPSS 23 Paket program kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tuz stresinin özellikle bitki boyunu kısaltıcı etkide bulunduğu fakat bu duruma selenyum uygulamalarının bir etkinliğinin olmadığı görülmüştür. Dal sayısı, bakla sayısı, ilk bakla yüksekliği, bakla uzunluğu, baklada tane sayısı ve ham protein oranlarında istatistiki manada bir önemliliğe rastlanmamıştır. Diğer parametrelerde öneli/çok önemli farklılıklar belirlenmiştir. Çeşitler kıyaslandığında Black Lazer çeşidi öne çıkarken tuz stresi koşullarında antioksidant ve L-dopa içerikleri üzerine 0,15 mg/L Selenyum dozunun daha etkin olduğu görülmüştür.

Ayşe Topuz
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı hasat dönemlerinden elde edilen patlıcan tohumlarında hasat sonrası olgunlaştırma işlemlerinin tohum kalite kriterleri üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu araştırma, Kemer, Aydın siyahı ve Manisa kır çizgili patlıcan çeşitlerinde farklı dönemlerde hasat edilen tohumlarda değişken sıcaklıklarla yapılan olgunlaştırma uygulamalarının canlılık ve Fenol, Antioksidan aktivasyonu üzerine etkilerini incelemek amacıyla 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Denemeler Uşak Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma laboratuvarı ile deneme arazisinde yürütülmüştür. Çalışmada çimlenme-çıkış oranları (%), ortalama çimleme-çıkış süreleri (gün), kontrollü bozulma testleri, priming, fenol ve antioksidan analizleri yapılmıştır. Her iki yılda da AS çeşidinde yapılan olgunlaştırma uygulamalarının hepsinde istatistiksel açıdan tüm olgunluklara ait tohum partilerinde TÇ20, NÇ20 değeri, % 18 KB testi sonucu TÇ ve % 20 KB sonucu TÇ ve NÇ değerleri anlamlı bulunmuştur (p<0,05-p<0,01). Kemer çeşidinde istatistiksel açıdan tüm olgunluklara ait tohum partileri arasında tüm olgunlaştırma uygulamaları ve HH grupları istatistiksel açıdan NÇ 20 ve NÇ30, NF30 sonuçlarında anlamlı bulunmuştur (p<0,05-p<0,01). MKÇ çeşidinde ise hasat günleri ve uygulamalar arasındaki ilişki TÇ-NÇ20 ve TF-NF30 ve TF-NF20, KB20NÇ-TÇ parametreleri bakımından anlamlı bulunmuştur (P<0,01). MKÇ çeşidi antioksidan içeriği istatistiksel açıdan 1. ve 2. yıla ait 20/35ºC partisi hariç tüm uygulamalar % 1 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (p<0,05-p<0,01). K çeşidinin antioksidan içeriği her iki yıldaki sonuçları istatistiksel olarak değerlendirildiği de ilk yıl 20/35ºC'de olgunlaştırma ve HH uygulamaları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05-p<0,01). As çeşidinde antioksidan içeriği 1. yıl 35/20ºC olgunlaştırma uygulaması hariç diğer tüm uygulamalar istatistik olarak % 1 düzeyinde anlamlı bulunmuştur (p<0,01). Fenol değerleri ilk yıl ve EC değerleri ise 2.yıl istatistiksel açıdan üç tür için % 1 anlamlı bulunmuştur (p<0,01). Tüm çeşitlerde hasatgünü ve olgunlaştırma arasındaki interaksiyon çimlenme, çıkış, KB testler bakımından istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,0001).

Sebze tohumu
Kübra Özmen
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı olgunluk dönemlerinde hasat edilen bazı solanaceae türlerine ait tohumların fizyolojik kalitesi üzerine kurutmanın etkisi

Bu araştırma, domates, biber ve patlıcan türlerinde farklı dönemlerde hasat edilen meyvelerin tohumlarında farklı doygunluktaki tuz çözeltileri ile hızlı ve yavaş kurutma uygulaması ve depolamanın tohum canlılık ve enzim aktivasyonu üzerine etkisini incelemek amacıyla 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Araştırmalarda H2274(Domates), Burdem(Biber) ve Kemer 27(Patlıcan) çeşitlerine ait tohum partileri kullanılmıştır. Denemeler Uşak Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma laboratuvarı ile deneme arazisinde yürütülmüştür. Çalışmada toplam ve normal çimlenme-çıkış oranları, ortalama çimleme-çıkış süreleri, kontrollü bozulma testleri, priming ve enzim analizleri kullanılmıştır. Her iki yılda patlıcan tohumlarında hasat günleri ve kurutma uygulamaları ile istatistiksel açıdan elde edilen çıkış parametreleri ele alındığında; TF, NF ve OÇZF değerleri %1 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. CD testi (48sa) sonucundaki çimlenme parametreler bazında ele alındığında; biber ve patlıcan tohumlarında ikinci yılda hasatgünü*depolama*kurutma ve hasatgünü*kurutma interaksiyonlar anlamlı bulunmuştur (p<0.01, p<0.05). 48 saatlik CD testi sonucundaki çimlenme parametreleri açısından biberde ikinci yılda kurutma uygulamaları bakımından sadece NÇ değeri %1 anlamlı bulunmuştur ve hasatgünü*depolama*kurutma ile hasatgünü*kurutma interaksiyonları NÇ için anlamlıdır (p<0,01). Patlıcanda ilk yıl sadece OÇZ için, ikinci yıl OÇZ hariç diğer parametrelerde Hasatgünü*depolama*kurutma ve hasatgünü*kurutma interaksiyonları anlamlıdır. Tüm enzimler uygulama ve hasat zamanlarına göre farklılık göstermiş olup, domateste; en yüksek CAT ve APX enzim değerleri 60.günden, SOD için 50 ve 60. günden alınmıştır. Biber sonuçlarında CAT aktivitesi 60. gün tohumlarında K ve D; SOD aktivitesi ilk yıl YK, ikinci yıl K; APX ise K ve D uygulamalarında yüksek bulunmuştur. 90 günlük patlıcan tohumlarında; en yüksek CAT seviyesini YK+D ve YK uygulamaları, APX aktivitesini YK+D ve K, SOD aktivitesini ise K uygulaması vermiştir.

Sebze tohumu
Yasemin Çelik
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çilek fidelerinde toprak kökenli hastalık etmenlerine karşı bazı antagonist mikroorganizmaların etkinliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma; çilek fidelerinde patojen olan bazı toprak kökenli hastalık etmenlerine karşı (Macrophomina phaseolina, Fusarium oxysporum, Fusarium oxysporum f.sp.fragariae ) bazı Trichoderma ve Bacillus türlerinin in vitro ve in vivo'da antagonistik etkinliklerinin belirlenmesi amacıyla ele alınmıştır. İn vitro çalışmalarında Trichoderma ve Bacillus türlerinin antagonistik etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla ikili kültür testi yapılmıştır. İn vivo çalışmaları ise Trichoderma ve Bacillus türlerinin tek ve kombinasyon uygulamalarının Fusarium oxysporum, Fusarium oxysporum f.sp. fragariae ve Macrophomina phaseolina'ya karşı antagonistik etkinlikleri ve çilek fidelerinde bitki gelişimi üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla saksı koşullarında yürütülmüştür. İkili kültür testlerinde Trichoderma ve Bacillus izolatları Fusarium türleri ve Macrophomina phaseolina'nın miseliyal gelişimlerini farklı oranlarda engelleyerek patojenlere karşı antagonistik etkinlik göstermiştir. Saksı koşullarında ise biyolojik mücadele etmenlerinin tek ve kombinasyon uygulamalarının toprak kökenli patojenlerin hastalık şiddetini azaltarak, bitki gelişim parametrelerinde artışa neden olduğu görülmüştür.

Deniz Bulut
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hümik asit ve azotlu gübre uygulamalarının lavanta (Lavandula angustifolia Mill.) bitkisinin bazı verim ve kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışma, humik asidin ve farklı azotlu gübre uygulamalarının lavantanın (L. angustifolia Mill.) bazı bitkisel ve tarımsal özellikler üzerine olan etkisini tespit etmek üzere yapılmıştır. Deneme, Uşak Üniversitesi Ziraat Fakültesi, araştırma ve uygulama alanında, 2019-2020 yıllarında yürütülmüştür. Denemede humik asit uygulanmış (10 kg/da) ve uygulanmamış (0 kg/da) iki ayrı parsellere, 3 farklı dozda azotlu (0kg/da, 3 kg/da, 6 kg/da) gübre uygulamaları yapılmıştır. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulup yürütülmüştür. Denemede; bitki boyu (cm), taze herba verimi (kg/da), drog herba verimi (kg/da), drog çiçek verimi (kg/da), uçucu yağ oranı (%), uçucu yağ verimi (l/da) çiçek başağı sayısı (adet/parsel) ve çiçek başağı uzunluğu (cm), gibi karakterlerde ölçümler yapılmıştır. Denemede 1. yıl; humik asit uygulanan parsellerde drog çiçek verimi 34,34 kg/da iken, humik asit uygulanmayan parsellerde 27,44 kg/da olarak tespit edilmiştir. 2. yılda ise bu değerler sırasıyla 310,10 kg/da ile 142,56 kg/da olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ verimleri ise humik asit uygulanan parsellerde ilk yılda 2,77 l/da iken, 2. yılda 12,30 l/da olarak tespit edilmiştir. Oysa bu değerler humik asit uygulanmayan parsellerde 1.ve 2. yılda sırasıyla 2,14 ile 5.51 l/da olarak bulunmuştur. Humik asit uygulamasının lavanta bitkisinin gelişmesinde olumlu katkısının olduğu ve yapılacak olan azotlu gübreleme miktarının 3-6 kg/da arasında verilmesinin uygun olduğu belirlenmiştir.

Sabri Aslan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili ekolojik koşullarında bazı yurtdışı kökenli keten hat ve çeşitlerinin verim ve verim özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Uşak Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma ve uygulama tarlasında, 2019 yılında kurulmuş ve yürütülmüştür. Çalışmada, yurtdışı kökenli bazı keten (Linum usitatissimum L.) çeşit ve hatlarının Uşak ili ekolojik koşullarındaki verim ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülen araştırmada, bitki boyu (cm), teknik sap uzunluğu (cm), kapsül sayısı (adet/bitki), dal sayısı (adet/bitki), kapsüldeki tohum sayısı (adet/kapsül), bin tane ağırlığı (g) ve dekara tane verimi (kg/da) özellikleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; keten genotiplerinin dekara tane verimleri 80,0-185,3 kg/da; bitki boyu 39,9-65,9 cm; teknik sap uzunluğu 28,6-46,7 cm, bin tane ağırlığı 5,2-6,1 g, kapsül sayısı 6,20-41,17 adet/bitki arasında belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre Uşak ilinde; Lırkskoppe, Fibra, Ötztaler, Plenny ve yerli çeşit Sarı-85 keten çeşitlerinin verim ve tarımsal özellikler bakımından en iyi sonuçları verdiği ve yetiştiricilikte bu çeşitlerin tercih edilmesinin uygun olacağı belirlenmiştir.

Özlem Aslan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili nohut (Cicer arietinum L.) ekim alanlarında sorun olan yabancı otların, yabancı ot sorunlarının ve herbisitlerin etkinliğinin belirlenmesi

Yeterli ve kaliteli beslenmede önemli bir yeri olan, geniş adaptasyon yeteneğine sahip, birçok iklimde yetişebilme özelliği ile toprak isteği açısından seçici olmayan nohut yetiştiriciliğini sınırlandıran ve verim kayıplarına sebep olan faktörlerden biri de yabancı otlardır. Bu çalışmada; Uşak ili nohut ekim alanlarında yabancı otların tür, yaygınlık ve yoğunluklarının belirlenmesi amacıyla survey çalışması, üreticilerin yabancı otlarla mücadelede bilgi ve deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla anket çalışması ile bazı çıkış öncesi ve çıkış sonrası herbisitlerin yabancı otlar ve nohut üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amacıyla tarla çalışması yer almıştır. Survey sonucunda nohut ekim alanında belirlenen yabancı otlar içerisinde % 84 rastlama sıklığıyla Convolvulus arvensis L. ilk sırada yer alırken; üreticilerin % 54'ü bitki koruma sorunları içerisinde yabancı otların önemli bir sorun olduğunu belirtirken, % 87,40'ı narin yabani yulaf (Avena barbata Pott ex Link subsp. barbata), % 46,60'ı yabani hardalı (Sinapis arvensis L.) en önemli türler olarak ifade etmişlerdir. Deneme alanında, Amaranthus retroflexus, Chondrilla juncea, Chenopodium album ve Polygonum aviculare yoğun olarak görülen türler olarak kaydedilirken, türlerin kontrolünde çıkış öncesi ve çıkış sonrası herbisitler ve dozlarına bağlı olarak farklılıklar elde edilmiştir.

Burhan Dilek
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

In vitro koşullarda bazı yerel kenevir (Cannabis sativa L.) popülasyonlarının çoğaltımı

Kenevir (Cannabis sativa L.), Türkiye'nin 20 ilinde tarla koşullarında yetişen önemli bir tıbbi ve endüstriyel bitkidir. Bu çalışma, In vitro koşullar altında farklı tohum çimlendirme ve rejenerasyon teknikleri kullanılarak gelecekteki In vitro ıslah çalışmalarına zemin hazırlamayı amaçlamıştır. Çalışmada Uşak ve Samsun Vezirköprü Kenevir popülasyonları kullanılmıştır. Her iki kenevir popülasyonu için % 50 ticari çamaşır suyu uygulanmış ve ardından 3×5 dakika steril saf su ile durulama yapılarak yüzey sterilizasyon gerçekleştirilmiştir. Farklı konsantrasyonlarda kontrol, GA3 ve BAP muamelesi ile agarla katılaştırılmış damıtılmış su, MS ve Gamborg B5 ortamı kullanılarak tohumların çimlendirilmesi sağlanmıştır. Sonuç olarak, kontrol olarak kullanılan In vitro ortamlardaki çimlenme oranı uygulamalara göre yetersiz kalmıştır. En iyi tohum çimlenmesi S.Vezirköprü kenevir popülasyonu kullanılarak Gamborg B5 ortamı üzerinde %73,33 ile elde edilmiştir. Bunu takiben agar ile katılaştırılmış damıtılmış su uygulaması ile %63,33 tohum çimlenmesi izlenmiştir. Sürgün rejenerasyonu için eksplantlar, In vitro koşullar altında geliştirilen bitkilerden elde edilmiştir. En iyi sürgün rejenerasyonu %83,33 ile 0,4 mg / l Thidiazuron içeren Gamborg B5 ortamında koltuk altı meristem eksplantından elde edilmiştir. Diğer eksplantlardan kayda değer bir sürgün rejenerasyonu elde edilememiştir. Tüm bitkiler, rejenerasyon ortamında köklenmiştir. Köklenen bitkiler, adaptasyon için kontrollü koşullar altında büyüme odasına aktarılmıştır. Ardından bu bitkiler, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme tarlasına başarıyla taşınmıştır. Çalışmada hedeflenen gelecekteki In vitro ıslah çalışmalarının temelini oluşturmak için tohum çimlenmesi ve sürgün rejenerasyonu ile ilgili, kayda değer önemde verilere ulaşılmıştır.

Fertilizasyon-in vitroKanabisKenevir+1
Burak Önol
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli, Manisa ve Uşak illerinde Eurydema ornatum (L.) (Heteroptera: Pentatomidae)'un yumurta ve ergin parazitoit türlerinin belirlenmesi

Lahana böceği, Eurydema ornatum (L.) (Heteroptera: Pentatomidae), Brassicaceae familyasına ait, lahana, tere, turp ve kanola başta olmak üzere bitkilerin özsuyunu emen önemli zararlılardan biridir. Doğal koşullarda ergin parazitoitleri olan Tachinidae (Diptera) ve yumurta parazitoitleri olanScelionidae (Hymenoptera) familyalarına ait doğal düşmanlar bu zararlının popülasyonu üzerindeki etki oranı konusunda yeterince çalışmalar bulunmamaktadır. Bu nedenle Denizli, Manisa ve Uşak illerinde 2019 ve 2021 yıllarında E. ornatum erginlerinin ve yumurtalarının parazitlenme oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ergin bireyler her iki yılda mart-ekim ayları arasında veyumurtalar ise aynı yıllarda nisan-ekim ayları arasında konukçu bitkiler üzerinde elle toplanmıştır. Ergin bireyler cinsiyetlerine göre ayırdıktan sonra laboratuvar koşullarında erkek ve dişi bireyler ayrı ayrı olmak üzere farklı kaplarda kültüre alınmıştır. İlk yıl Denizli ilinde 327, Manisa ilinde 565, Uşak ilinde 530 adet ve ikinci yıl ise sırayla 497, 605 ve 570 adet E. ornatum bireyi denemelere dâhil edilmiştir. Bu örneklerden elde edilen tachinid pupalar ayrı tüplere alınarak 26 ± 1 oC, %60 ± %10 nem ve 16 saat aydınlatmalı ortamda bunlardan erginler çıkana kadar inkübatörde tutulmuştur. Sonuç olarak, ilk yıl toplanan ergin bireylerin Denizli ilinde %4,83 (n = 327), Manisa ilinde%8,30(n = 565), Uşak ilinde %5,01 (n = 530), ikinci yıl ise sırayla %6,77(n = 497), %6,70(n = 605)ve %5,13 (n = 570)oranında parazitlendiği anlaşılmıştır. Denemeler sonucunda dişi bireylerin daha yüksek oranda parazitlendiği belirlenmiştir. Zararlıya ait toplanan yumurta paketleri bitkiler üzerinde alınarak laboratuar koşullarında nimf çıkışları veya parazitoit çıkışları oluncaya kadar ayrı tüpler içerisinde tutulmuştur. İlk yıl toplanan yumurta paketlerinin %46,94 (n = 49) ve ikinci yıl ise %44,90 (n = 98) oranında yumurta parazitoitleri tarafından parazitlendiği belirlenmiştir. Ergin parazitoitleri olarak, Ectophasia oblonga (Robineau-Desvoidy), Ectophasia crassipennis (Fabricius) (Diptera: Tachinidae) türleri, yumurta parazitoitleri olarak ise Trissolcus semistriatus Nees, Trissolcus rufiventris (Mayr) (Hymenoptera: Scelionidae) ve Ooencyrtus sp. (Hymenoptera: Encyritidae) türleri tespit edilmiştir. Böylece tachinidlerin ve yumurta parazitoitlerinin doğal koşullarda E. ornatum popülasyonu üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır.

BöceklerEurydemaTrissolcus+1
Buse Korkmaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Micropropriation of sea beet (Beta vulgaris var. maritima) speciesin–vitro conditions

In this study, it was aimed to determine the regeneration abilities of different plant growth regulators (Kinetin and Indole butyric acid) combinations on different explants of sea beet (Beta vulgaris var. maritima (L.) Arcang) plant under in-vitro conditions. Determination of hypocotyl, node and cotyledon explants in MS media prepared with different doses of kinetin (KIN) and Indole-3-butyric acid (IBA) (0, 0.5, 1.0, 1.5 and 2.0 mg/L). regeneration capabilities were determined. In the study, callus formation rate (%), shoot formation rate (%), rooting rate (%), number of shoots per explant (number). The root formation rate of the shoots of this explant was 100% in the medium without kinetin, where 0.5, 1.5 and 2.0 mg/l IBA doses were applied. According to the obtained results, it was determined that 0.0 mg/L KIN + 1.5 mg/L IBA doses was most effective application in the node explant for in-vitro propagation of this plant species. It was determined that in the rapid reproduction of this plant species, the node explant can be used very conveniently for the rapid reproduction of the plant.

Beta vulgarisPlant growth regulatorsMicropropagation+1
Mehmet Kolçak
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ekim sıklığı ve gelişme dönemlerinin aspir (Carthamus tinctorius L.)'de kaba yem verimi ile bazı kalite özellikleri üzerine etkileri

Bu çalışma, farklı ekim sıklıkları ve gelişme dönemlerinin aspirin kaba yem verimi ve bazı kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak 2021 yılında Uşak'ta yürütülmüştür. Çalışma kapsamında aspir 30, 60, 90, 120 ve 150 bitki m-2 ekim sıklıklarında yetiştirilmiş ve tabla çıkarma, çiçeklenme başlangıcı ve tam çiçeklenme dönemi olmak üzere 3 farklı gelişme döneminde hasat edilmiştir. Araştırmada aspirin bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru madde verimi, ham protein oranı, ham protein verimi, NDF ve ADF oranları belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre aspirde uygulamalara bağlı olarak bitki boyu 72.35-77.67 cm, yeşil ot verimi 1333.54-2001.87 kg/da, kuru madde oranı %16.53-40.73, kuru madde verimi 303.72-585.86 kg/da, ham protein oranı %8.36-12.29, ham protein verimi 37.40-55.23 kg/da, NDF oranı %31.30-47.92 ve ADF oranı %27.61-38.59 arasında değişim göstermiştir. Çalışmada artan bitki sıklığı yeşil ot, kuru madde ve ham protein verimini artırırken ilerleyen hasat dönemi kalite özelliklerinde azalmalara neden olmuştur. Çalışma sonucunda kaba yem amacıyla yetiştirilen aspirde yüksek ot verimi ve kalite için 90 bitki m-2 ekim sıklığında yetiştirilmesinin ve hasadın çiçeklenme başlangıcı dönemde yapılmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.

ADF durağanlık testiAspirBüyüme dönemi+4
Ramazan Çalışkan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çilek çeşitlerinde verim ve kalite üzerine yapraktan bor ve giberallik asit(GA3) uygulamalarının rolü

Bu çalışma Uşak İli Sivaslı ilçesinde yürütülmüştür. Çalışma; Sabrina ve Albion çilek çeşitlerinde farklı dozlarda borik asit ve giberallik asit (GA3) uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Denemede 5 farklı dozda borik asit (Kontrol, 100, 200, 300, 400 ve 500 ppm) ve GA3 (Kontrol, 20, 40, 60, 80 ve 100 ppm) uygulanmıştır. Uygulamalar sonucunda ortalama çiçek sayıları 29,9 - 50,7 arasında tespit edilmiştir. Denemede meyve ağırlıkları 17.1-22.3 g arasında değişmiştir. Suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM) değerleri %6.3-7.9 arasında değişmektedir. Meyvelerin pH değerleri 2.5-2.9 arasında bulunmuştur. Titre edilebilir asitlik değerleri ise %0,5-1,1 arasında değiştiği ölçülmüştür. Uygulamaların çilek çeşitlerinde verim ve kalite açısından farklılık yarattığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Sabrina ve Albion çeşitleri için borik asit uygulamasında verimi olumlu etkileyen 200-400 ppm arasındaki dozları önerilmekte ancak gibberellik asit uygulamalarına bakıldığında çeşitler ve uygulamalar arasında geniş bir varyasyon olduğu anlaşılmıştır.

Bitki hormonlarıBorik asitKalite özellikleri+1
Assiye Özkaya
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Muğla ili örtü altı domates üretim alanlarında görülen fungal hastalık etmenlerinin saptanması

Çalışma; Muğla ili örtü altı domates üretim alanlarında domateste solgunluğa neden olan fungal hastalık etmenlerini tespit etmek, tanılamak, patojen olan Fusarium türlerini belirlemek ve domates bitkilerinde bulunma oranı en yüksek Fusarium türlerine karşı in vivo'da çeşitlerin duyarlılığını tespit etmek amacıyla ele alınmıştır. Muğla ili ve ilçelerinde 2018-2019 yılı survey çalışmalarının yapıldığı domates üretim alanlarının % 45,1'inin Fusarium solgunluk hastalığıyla bulaşık olduğu ve hastalığın bitkilerde % 76,2 oranında yaygın olduğu belirlenmiştir. Her iki üretim sezonunda elde edilen toplam fungal izolat sayısı 689 olup, izolatların % 62,8'inin Fusarium spp.'nin oluşturduğu saptanmıştır. Fusarium spp. izolatı seçilerek petrilerde yapılan ön patojenisite testinde izolatların % 100' ünün (100) patojen olduğu belirlenmiştir. Patojen olduğu gözlenen 100 Fusarium spp. izolatının Kardelen F1 domates çeşidi ile saksılarda yürütülen patojenisite çalışmalarında hastalık şiddeti değerlerinin % 20-% 85 arasında değiştiği gözlemlenmiştir. Fusarium spp. izolatlarının makroskobik ve mikroskobik olarak yapılan tür teşhisine göre 78'i F. oxysporum, 11' i F. solani, 5' i F. verticillioides ve 6'sı Fusarium spp. olarak tanılanmıştır. Çeşit reaksiyon çalışmalarında, Fusarium izolatları arasında virulensi en yüksek olan izolatların F. oxysporum'a ait olduğu belirlenmiştir. Çeşit reaksiyon çalışmaları sonucunda Fusarium oxysporum izolatlarının diğer izolatlara (F. solani ve F. verticilloides) oranla bitkiyi daha çok etkiledikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Domates, örtü altı, Fusarium solgunluğu, Patojenisite

DomatesFusarium solgunluğuÖrtü altı yetiştiriciliği
Aslı Kor
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek sıcaklık stresi altındaki domates bitkisinde besin elementi uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkisi

Domates, dünya genelinde en fazla üretilen, tüketilen ve ticareti yapılan tarım ürünlerinden biridir. İnsan sağlığı üzerindeki faydaları nedeniyle gıda sanayinde konserve, salça, ketçap, turşu ve domates suyu gibi çeşitli kullanım alanlarına sahiptir. Denemede, potasyumla sinerjit etkiye sahip demir, mangan, çinko ve bakır elementlerinin potasyumla birlikte uygulandığında domates bitkisinde verim ve meyve kalitesine olan etkileri araştırılmıştır. Deneme, Şırnak İli İdil İlçesi Çığır köyünde bulunan üretici serasında yürütülmüştür. Çalışmada Kuantum F1 domates çeşidi kullanılmıştır. Araştırma, Normal koşullar ve stres (yüksek sıcaklık stresi) olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Deneme, K+Fe, K+Mn, K+Zn, K+Cu ve kontrol olmak üzere 5 farklı uygulamadan oluşmuştur. Uygulamalar, 15 gün arayla 3 defa yapraktan uygulanmıştır. Çalışma, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Uygulamalardan sonra bitkilerin yeşil aksamında; yaprak klorofil içeriği (SPAD), yaprak oransal nem içeriği, yaprak sıcaklığı, yaprak yaş ve kuru ağırlıklarının tespiti yapılmıştır. Hasat edilen meyve örneklerinde; meyve çapı, meyve boyu, et kalınlığı, meyve sertliği, meyve ağırlığı, meyve rengi, EC, meyve yaş ve kuru ağırlıkları, pH, SÇKM ve toplam verim belirlenmiştir. Ayrıca yine meyve ve yapraklarda makro-mikro element içerikleri ve meyvede amino asit analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgularda, normal koşullar uygulamalarına kıyasla, yüksek sıcaklık stresi altında yapılan uygulamaların verim ve meyve kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Yüksek sıcaklık stresi altında potasyum ilaveli Fe, Mn, Zn ve Cu uygulamalarının ise meyve verim ve kalitesini olumlu etkilediği tespit edilmiştir.

Selahattin Abay
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İdil(Şırnak) bağlarında salkım güvesi[Lobesia botrana(Denis & Schiffermüller, 1775) (Lepidoptera: Tortricidaee)]'nin popülasyon gelişimi ve bulaşıklık oranının belirlenmesi

Bu çalışma Şırnak ilinin İdil ilçesinin Öğündük, Haberli, Toklu ve Ulak köyleri bağ alanlarında Salkım güvesinin popülasyon gelişimini ve bulaşıklık oranını tespit etmek amacıyla 2023 yılında yürütülmüştür. Çalışmada Salkım güvesinin doğada ilk ergin uçuşu, popülasyonunun yoğun olduğu dönemler, tepe noktaları ve bağlardaki bulaşık oranları tespit edilmiştir. Ergin popülasyon yoğunluğu eşeysel çekici feromonlar kullanılarak takip edilmiştir. Tuzaklar haftalık olarak kontrol edilmiştir. Bulaşma oranını belirlemek için her bağ alanından rastgele 20 asmadan, her asmada 5 salkım olacak şekilde toplam 100 salkım kontrol edilmiş, Salkım güvesinin herhangi bir zararı tespit edilen salkımlar bulaşık olarak kabul edilmiştir. İlk ergin bireyler Ulak köyü hariç Öğündük, Haberli ve Toklu köylerinde 10 Nisan 2023'dayakalanmış, 17 Nisan 2023 tarihinde ise tüm bağ alanlarında erginlere rastlanmıştır. İlçedeki son ergin uçuşunun 12 Ekim tarihinde olduğu, bu verilerle zararlının doğada 7 ay aktif kaldığı sonucunu varılmıştır. Popülasyon yoğunluğunu belirleme sürecinde en fazla ergin Toklu(928 adet) köyünde yakalanmış, bunu Haberli(824 adet), Ulak(423 adet) ve Öğündük(312 adet) olarak takip etmektedir. Lokasyonlara göre bulaşık oranları Toklu %35, Ulak %19, Öğündük %15 ve Haberli %8 olarak belirlenmiştir. Salkım güvesi zararlısının her dört çalışma alanında da eşeysel çekici feromon tuzaklarda yakalanan erginler sayılarak oluşturulan popülasyon değişim grafiklerine göre yılda üç döl verdikleri belirlenmiştir.

Selman Tasmanoğlu
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Güçlükonak-Şırnak lokasyonunda kuraklık stresi altında yetiştirilen biber (Capsicum annuum L.) bitkisinde salisilik asit uygulamasının verim potansiyeline ve kalite parametrelerine etkisi

Bu araştırma Güçlükonak/ŞIRNAK sınırlarında kuraklık stresinin yaşandığı geç ilkbahar ve yaz aylarında, yüksek sıcaklık ve kuraklık stresleri altında biber bitkisinde (Capsicum annuum L.), oluşan stresin zararlarını azaltmak ve su ile kombinasyon oluşturmak için bitki büyüme düzenleyicilerinden ana konu olarak salisilik asit (SA)'in üç farklı dozunu, dikimden 30 gün, 45 gün ve 60 gün sonra ve her seferde; 0.00 mM (kontrol), 0.50 mM ve 1.00 mM salisilik asit uygulanmıştır. Sulama suyu uygulamasında class-A pan buharlaşma kabında 3 günde oluşan toplam buharlaşmanın (cumulative pan evaporation: CPE), dört sulama seviyesini sırasıyla; %50; %75; %100 ve %125 şeklinde, 2024 yılının bahar-yaz döneminde çalışılmıştır. Buna göre çalışma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre SPSS programı ile değerlendirilmiş, konular arasındaki gruplandırmaların önem düzeyleri Duncan testi ile saptanmıştır. Dikimden 15 gün sonra sulama düzeylerine ait konularda uygulamalar başlatılmış ve F1 fideleri kullanılmıştır. Konulardan hasat edilen biberlerde salisilik asit uygulamasının ve kuraklık stresinin verim potansiyeline ve kalite parametrelerine etkisi araştırılmıştır. Elde edilen bulgular; ana ve alt konu kombinasyonundan oluşan konulara göre en yüksek verim değeri, salisilik asitin 0,10 mM * IR-L - %125 konusunda (12. Konu) 85.730,00 kg/ha, buna karşı en düşük verim salisilik asitin 0,00 mM * IR-L - %50 konusunda (1. Konu) 37.102,33 kg/ha elde edilmiştir. Biberde verim değerlerinin maksimum ve minimum ürün elde edildiği konular incelendiğinde, bu sonuçları tetikleyen üç parametrenin etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bunlar sırasıyla: meyve ağırlıkları, bitki başına meyve sayısı ve bitki başına verim değerleri olup biber verimini domine ettiği anlaşılmıştır. Şöyle ki bu üç parametrenin maksimum ve minimum sınırları sırasıyla 44,33 g – 67,33 g; 25,00 adet – 38,33 adet ve 1.147,67 g – 2.572,00 g şeklinde gerçekleşmiştir.

Mahmut Yıldız
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Güçlükonak-Şırnak lokasyonunda kuraklık stresi altında yetiştirilen domates (Solanum lycopersicum L.) bitkisinde proline uygulamasının verim potansiyeline ve kalite parametrelerine etkisi

Çalışma, 2024 yılında Şırnak ili Güçlükonak ilçesine bağlı Akdizgin köyünde, geç ilkbahar ve yaz aylarında yüksek sıcaklık ve kuraklık stresine maruz kalan domates bitkilerinde yürütülmüştür. Araştırmada, stres koşullarında prolin uygulaması ve sulamanın düzeylerinin domates verim ve verim parametrelerine etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulguların, ilgili kurumlara rahber olması ve üreticilerle yayım faaliyetleri aracılığıyla paylaşılması hedeflenmiştir. Çalışma programına göre 3 farklı prolin dozu 15 gün, 30 gün ve 45 gün sonra ve toplamda 0.0 mM, 45 mM ve 90 mM olmak üzere (Faktör A) bitki biyo-kütlesine sprey sırt pompası ile uygulanmıştır. Sulama suyu dozları ise class-A pan buharlaşma kabında 3 günde oluşan toplam buharlaşmanın (cumulative pan evaporineation: CPE), dört sulama seviyesini sırasıyla; %50 (IR-L-%50), %75 (IR-L-%75), %100 (IR-L-%100) ve %125 (IR-L-%125) şeklinde tasarlanmıştır. Konulu sulamalara dikimden 15 gün sonra başlanmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre; Faktör A ve B konularında bitki başına meyve sayısı (adet), bitki başına meyve verimi (kg) ve toplam verim (kg/ha) sonuçları ve tepkileri benzer gerçekleşmiştir. Ancak prolin dozları ile kuraklık stresinden oluşan su seviyelerine ait FaktörA*Faktör B konularının interaksiyonunda önemsiz çıktığı ve en yüksek domates meyve verimi prolinin 90 mM ve su seviyesinin %125 olduğu onikinci konuda 96.561.00 kg/ha elde edilmiştir. Buna karşın en düşük verim prolinin 0.00 konusunda yani kontrol konusunda ve su seviyesinin %50 olduğu konuda 31.902,74 kg/ha verim sağlanmıştır. Bu sonuçlara gore bölgenin özellikle yaz mevsiminde kurak iklimin hakim olduğu bölgede yüksek prolin uygulaması ile ve yüksek su seviyesinde intraksiyonun yüksek gerçekleştiği görülmüştür. Çalışmada damla sulama yöntemi uygulanmış, konularda en düşük ve en yüksek sulama suyu; (IW) 427 mm ve 1068 mm aralığında gerçekleşmiştir. Sulama suyu kullanım randımanı 6.87 – 10,50 kg/m3 aralığında geçekleşmiştir. Oransal ET açığı 0,90 – 0,43 bandında ve oransal verim azalışı 0,54 - 1,00 aralığında hesaplanmıştır. Bu sonuçlar suyun gücünün domates verimi üzerinde son derece etkin olduğunu kanıtlamıştır. Yüksek verimler 90 mM prolin uygulamasında; PRL-90 mM * IR-L-%100 ve PRL-90 mM * IR-L-%125 elde edilmiştir.

Uğur Çetin
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sivas ilinde zerun buğdayının üretim ve pazarlama yapısının araştırılması

Sivas ilinde en fazla üretimi yapılan yerel buğday çeşidi Zerun'dur. Zerun buğdayı yörede çoğunlukla bulgur ve ekmek üretiminde kullanılmakta ve sevilerek tüketilmektedir. Bu çalışma, Sivas ilinde Zerun buğdayının üretim ve pazarlama yapısının araştırılması amacı ile yürütülmüştür. Çalışmada, 2021-2022 üretim yılında Sivas ilinde (Merkez, Ulaş, Altınyayla, Kangal ve Gürün) Zerun buğdayı üretimi yapan 50 çiftçi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Anket sonuçlarına göre; üreticilerin yaş ortalaması 51,9'dur. Üreticilerin %46'sının ilkokul mezunu olduğu ve %78'inin köyde yaşadığı tespit edilmiştir. Çiftçilik ve buğday üretim deneyim yılı ortalamasının 40,6 yıl olduğu ve üreticilerinin tamamının ticari çeşit ekim geçmişi olduğu tespit edilmiştir. Zerun buğdayının ortalama 2,3 parselde ekildiği ve ekilen alanların ortalamasının ise 26,4 da olduğu belirlenmiştir. Zerun buğdayı ekilen alan toplam arazi varlıklarının %4,9'u, buğday ekili arazilerin ise %11,4'üdür. Zerun buğdayının %42,6'inin tane olarak satıldığı, %17,4'ünün bulgur olarak satıldığı, %14,3'ünün ev ihtiyacı olarak ayrıldığı, %13,8'inin tohumluk olarak ayrıldığı ve %11,6'sının tohumluk olarak satıldığı belirlenmiştir. Üreticilerin Zerun buğdayı üretme nedenlerinin başında ise aile tüketimine uygunluk ve bulgur kalitesinin yüksek olması tespit edilmiştir. Zerun buğdayının üretimini kısıtlayan etmenlerin başında ise verim düşüklüğü ve yatmaya meyilli olması gelmiştir. Zerun buğdayının özellikle tarımsal potansiyeli düşük, kısıtlayıcı etmenlerden dolayı ticari çeşitlerde yöre ortalaması altında verim alınan marjinal arazilerde üretiminin yapılması önerilmektedir.

Antik buğdaylar
Mesut Yüceyurt
Sivas University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bitki uçucu yağlarının laboratuvar koşullarında Meloidogyne incognita'ya karşı nematisidal aktiviteleri

Çalışma kapsamında Sivas İli Zara İlçesinden toplanan Allium polyanthum ve Mentha longifolia bitkilerinin farklı bitki aksamlarından elde edilen uçucu yağları ile Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü'den elde edilen Lavandula angustifolia cvs Hemus, Raya ve Yubileina uçucu yağları ve ticari Mentha piperita uçucu yağı'nın içerik analizlerinin ve bu uçucu yağların Meloidogyne incognita kullanım olanakları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla 2023 yılında toplanan bitkiler kurutularak uçucu yağları elde edilmiş ve kimyasal bileşenleri GC-MS ile tespit edilerek laboratuvar şartlarında uçucu yağların nematisidal etkileri belirlenmiştir. Mentha longifolia çiçek, çiçek+gövde ve M. piperita uçucu yağlarının ana bileşenleri menthol (%38,3, %38,8, %37,9) ve L-menthone (%22,5 ve %21,1, %25,7) olarak belirlenmiştir. Mentha piperita uçucu yağında M. longifolia uçucu yağlarına göre çok daha fazla sayıda bileşen tespit edilmiştir. Lavandula angustifolia cvs Hemus, Raya ve Yubileina çeşitlerinde linalyl acetate (%49,6, %44,96, %35,5) ve β-Linalool (%30,3, %25,8, %23,9) ana bileşen olarak belirlenmiş, bileşen sayıları ve kaplama oranları arasında çeşide bağlı olarak önemli seviyede değişiklik saptanmıştır. Uçucu yağların hiçbirinde M. incognita ikinci dönem larvalarının yumurtadan çıkışı üzerine negatif bir etki belirlenmemiştir. Değerlendirmeye alınan tüm Mentha spp. uçucu yağlarında değişen oranlarda M. incognita ikinci dönem larvaları üzerine nematisidal etki belirlenirken L. angustifolia çeşitlerinden sadece Yubileina çeşidinde ve Mentha spp. uçucu yağlarına kıyasla düşük seviyede etki belirlenmiştir. Mentha longifolia'nın çiçek+gövde, çiçek, M. piperita'nın ticari ve Lavandula angustifolia cvs Yubileina'nın çiçek+gövde uçucu yağlarının LC90 değerleri 24 ve 96. saat sonunda sırasıyla 4.791, 2,808, 5.307 µl ml-1 ve 2.527, 1.368, 2.629 µl ml-1 olarak belirlenmiş olmakla beraber bu uçucu yağların M. incognita mücadelesinde kullanılabilmeleri açısından uygun olmadıkları sonucuna varılmıştır.

Nesibe Yüksek
Sivas University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00