Afyon Kocatepe University
Discipline

Basic Islamic Sciences

Afyon Kocatepe University

2,617

Archived Theses

28

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessAR

Abd al-Majid b. al-Shaikh Nasuh al-İsrail and the edition criticism and introduction of his commentary on the Qur'an ?Al Huda Va?l-Falah?

There is no enough information about the life of Abdulmecid Efendi. Abd al-Majid b. Shaikh Nasuh b. İsrail, the Ottoman scholar lived in 16th century, wrote a lot of works on Tafseer and other Islamic sciences. Growing up in a mystical environment, he aimed at the happiness of people with the guidance of the Qur?an both in this world and the hereafter. So, he composed various books on the disciplines of the Qur?anic commentary. His mystical understanding did influence his understanding of knowledge and it refleeted on his writings. For instance, he has vvritten many books about the Quranic commentary, these all are examples of mystical Quranic commentary. These books are about tafseer of surahs and some verses frequently read by the people.In the introduction, the basic bases and methods of the study had been given briefly, this essay ends with a conclusion and bibliography.This thesis aims to provide some information on the life of Abd al-Majid Afandi and his works in the different libraries, all of which are manuscripts. It also tries to indicate the academic value of ?al Huda va?l-Falah? his important work on tafseer.

Harun Uluğ
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm Hukuk usulünde Sedd-i Zerâi'nin delil oluşu

İslâm insan haklarına son derece önem verdiği için sadece meydana gelen olaylara çözüm getirmekle kalmamış, zerîa ilkesiyle olumsuz sonuçlar doğurabilecek bazı fiilleri yasaklamış; bunun aksine, olumlu sonuçlar doğurabilecek bazı fiilleri de desteklemiştir.Bu çalışmanın amacı, İslâm Hukukunda zerîa prensibinin önemini açığa çıkarmaya çalışmaktır. ?Kötülüğe giden yolların kapatılması? anlamına gelen Sedd-i zerâi, İslâm hukuk ekolleri tarafından benimsenmiş ve pek çok konuda uygulanmıştır. Mâlikî ve Hanbelîler, bu prensibi delil olarak kabul eden ve onu hükümlerine uygulayan mezheplerin başında gelmektedir. Hanefîler ise, delil olarak sedd-i zerâi'yi reddetmemekle beraber onu ?istihsan? adıyla uygulamışlardır. Şâfiîlerin bu delili zayıf kabul etmelerine rağmen, zaman zaman onunla amel ettikleri görülmektedir. Zâhirîler ise, sedd-i zerâi'yi bir delil olarak kabul etmemektedirler.Tez, giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Girişte; konunun ele alınışı ve temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Delil kavramı ve aslî - ferî deliller üzerinde durularak sedd-i zerâi'nin bunlar arasındaki yeri belirtilmeye çalışılmıştır. I. Bölüm'de zerîa kavramı, çeşitleri ve dayandığı deliller işlenmiştir. Bu bölümde zerîa kavramı ve onu delil olarak kullananların; Kitap, Sünnet, Sahabe Uygulamaları ve Kıyasa dayanarak getirdikleri deliller üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, bu prensibi delil olarak kabul eden ve etmeyen mezheplerin görüşleri örnekleriyle sunulmaya çalışılmıştır.Sonuçta zerîanın, İslâm Hukukunun dinamik ve canlı olarak kalmasını sağlamak için nasların bulunmadığı konularda, belli şartlarla da olsa, kaynak olarak yararlanılabilecek bir delil olduğu değerlendirmesinde bulunulmuştur

Mukaddes Toprak
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Necmeddîn Kübrâ ve Kübrevîlik

Necmeddîn Kübrâ (540/1145-618/1221), hicrî altıncı asrın ikinci yarısı ile yedinci yüzyılın başlarında Harezmşahlar Devleti (1097-1231)'nin hâkim olduğu Harezm bölgesinde irşâd faaliyetlerinde bulunmuş dikkate değer bir mutasavvıftır. Gerek yetiştirdiği halifeleri ve gerekse verdiği eserlerle tasavvuf tarihinde adından sıkça söz ettirmektedir. Ayrıca henüz tarîkatların teşekkül sürecinde yaşamış olması ve kendisine Kübreviyye adında bir tarîkatın nispet edilmesi onun önemini bir kat daha arttırmaktadır.Bir giriş, üç bölüm ve bir de sonuçtan oluşan bu çalışmada, Necmeddin Kübrâ'nın hayatı, eserleri, tasavvufî görüşleri ve halifeleri ile Kübreviyye tarîkatının kuruluş safhası diyebileceğimiz ilk dönemi ele alınmaktadır.Giriş kısmında, tezde kullanılan kaynak ve araştırmalar zikredilmekte; metot ve hedeflerimiz üzerinde durulmaktadır. Birinci bölümde, Necmeddîn Kübrâ'nın yaşadığı dönem, hayatı ve eserleri söz konusu edilmektedir. İkinci bölüm, Şeyh Kübrâ'nın halifeleri ve faaliyetlerine tahsis edilmiştir. Akabinde onların diğer tasavvuf çevreleri ile ilişkilerine değinilmektedir. Üçüncü bölümde ise Necmeddîn Kübrâ'nın yazma ve matbu eserleri çerçevesinde tasavvufî görüşleri işlenmekte ve Kübreviyye tarîkatının temel esasları hakkında bilgiler sunulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Necmeddîn Kübrâ, Harezm, Kübreviyye Tarîkatı, Tasavvuf, Necmeddîn Kübrâ'nın Halifeleri.

Süleyman Gökbulut
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

M?rz?z?de Mehmed S?lim Efendi ve Sel?metu'l-ins?n f? Muh?fazati'l-lis?n adlı eseri

M?rz?z?de Mehmed S?lim Efendi ve Sel?metu'l-ins?n f? muh?fazati'l-lis?n adlı eseriXVIII. yüzyıl Osmanlı dönemi seçkin Arap dili âlimi ve şâiri Şeyhulislâm M?rz? Mustafa Efendi'nin oğlu M?rz?z?de Mehmed S?lim Efendi'nin hayatı ve eserleri ile onun Sel?metu'l-ins?n f? muh?fazati'l-lis?n isimli eserinin edisyon kritiğini konu alan bu çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır.Girişte, Sel?metu'l-ins?n f? muh?fazati'l-lis?n fikhu'l-luga türü bir eser olduğu için, XVIII. yüzyılın başlarına kadar fıkhu'l-luğa'nın tarihi gelişimi üzerinde durulmuş ve bu kategoriye dâhil olan eserlerden tespit edilebilenlerin tanıtımı yapılmıştır.Birinci bölümde müellifin hayatı anlatılmış ve tarafımızdan ilk defa tespit edilenler ile birlikte eserleri incelenmiştir.İkinci bölümde Selâmetu'l-insân f? muhâfazati'l-lisân'nın muhteva, tertip, metot ve kaynak yönünden tahili yapılmış ve tespit edilebilen nüshaları hakkında bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde ise tahkiki yapılan ve çalışmamızın ana konusunu teşkil eden Selâmetu'l-insân f? muhâfa?ati'l-lisân'nin metni sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Fıkhu'l-luğa, Osmanlı dönemi Arap dili, M?rz?z?de Mehmed S?lim, Sal?metu'l-ins?n

Murat Sula
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ali`nin Hz. Osman Devri siyasi olaylarına yönelik tutumu

ÖZET Bu çalışmada Hz. Ali'nin Hz. Osman devri siyasi olaylarına yönelik tutumu incelenmektedir. Araştırma, giriş, iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında Hz. Ali'nin Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in halife seçilmeleri sırasındaki durumu, onlara biati; Halifelerin onunla istişare etmesi ve Hz. Ali'nin onlar hakkındaki düşünceleri ele alınmaktadır. Birinci bölümde Şura'nın çalışmaları neticesinde Hz. Osman'ın halife seçilmesi ve Hz. Ali'nin ona biati işlenmekte; aynca Hz. Osman'ın halifeliğinin ilk altı yılı değerlendirilmektedir. İkinci bölümde ve son bölümde Fitne olayı sırasında Hz. Ali'nin tutumu üzerinde durulmuş, Hz. Osman'ın bazı sahabilere davranışı karşısında Hz. Ali'nin tutumu ortaya koyulmuştur. Sonuç kısmında ise araştırmamızda vardığımız neticelere yer verilmiştir. Mİ

Dört Halife DönemiHz. AliHz. Ebu Bekir+3
Fatih Topaloğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Kur`an-ı Kerim`de akıl kavramı

Akıl, sadece islâm düşüncesinde değil, bütün düşünce tarihinde insanı diğer canlılardan ayıran yetenek olarak kabul edilmiştir. Bundan dolayı akıl dînî, ahlâkî ve hukukî sorumluluğun esası sayılmıştır. Akl lafzı, Kur'ân'da 30 sûreye yayılan 49 âyette yer almaktadır. Çalışmamız, Kur'ân'ın bu önemli konuya nasıl baktığını ortaya koymak amacındadır. Çünkü akıl kavramı, Kur'ân'daki "anahtar terimlerden" biridir. Birinci bölümde, kavramın daha iyi anlaşılması için akl lafzının detaylı bir etimolojik analizi yapılmıştır. Ayrıca Felsefe, Kelâm ve Tasavvuf ilimlerinin konuya bakışına yer verilmiştir. Yine bu bölümde düşünce tarihinin en köklü problemlerinden olan "akıl-vahy" problemine değinilmiştir. ikinci bölümde akıl kelimesiyle anlam ilişkisi içerisinde olan "çevre kelimeler" ele alınmıştır. Bu kelimelerin akılla benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise âyetlere dayalı olarak aklın kirtâb, Kur'ân, iman ve kalb gibi kavramlarla ilişkisi ele alınmıştır. Ayrıca Kur'ân'a göre aklı kullanmamanın sonuçlan değerlendirilmiştir. Çalışmamız, genel bir değerlendirme ile sona ermektedir.

Akılİslam dini
Mustafa Şentürk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Tarikatler öncesi dönemde mürşit-mürid ilişkisi

Tasavvuf, insanın manevî yönünü geliştiren ve "marifetullah"a götüren yolda ona gerekli hususları öğreten tatbikî bir hal ilmidir. Onun, hal ilmi oluşu ve konusunun marifetullah olması, tasavvufta ilerlemek isteyen kimse için bir mürşid ihtiyacını doğurmuştur. Tatbikî bir ilimde üstad olmazsa o ilim hakkı ile öğrenilemez. Seyr ü sülük yapan müride, bu yolda ilerlerken karşılaşabileceği engelleri gösteren ve takılmadan ilerleyebilmesi için gerekli talimatı veren kimseye mürşid denir. Mürşid, tasavvufun temel unsurlarından biridir. Mürid ise mürşidin bu yolda eğittiği kimsedir. Onun, manevi yolculuğunda rahat ilerlemesi için sağlam inanç ile Kur'an ve Sünnete bağlı olmanın yanında mürşidine teslimiyetinin tam olması lazımdır. Çalışmamızın ilk bölümünde, konunun daha rahat anlaşılmasını sağlamak için, mürşid ve mürid kavramları üzerinde durduk. ikinci bölümde, önce şeyh vasıtası olmaksızın ihtida eden ve tasavvufa girenlerden bahsettik. Daha sonra mürşidin, irşadı esnasında kullandığı bir takım yöntemleri izah etmeye çalıştık. Bu bölümde son olarak mürşidin, irşad ederken kullandığı mekanları ele aldık. Tasavvufta ilerleyen mürid, elde etmeye çalıştığı ilim, bir hal ilmi olduğundan, mürşide sürekli ihtiyaç duyar. Çünkü seyr ü sülük yapan kimse, değişik makam ve haller elde etmeye devam eder. Mürid, her makamın ve halin gereğini, ancak bunu tecrübe edip mürşid olan birinden öğrenecektir. İstisnaları olmakla birlikte, mürşid olmaksızın mürid, seyr ü sülûkunu tamamlayamaz. Kendisi bir yerlerde muhakkak hata yapar hatta yanlış istikamete bile kayabilir. Bu yüzden "şeyhi olmayanın, şeyhi şeytandır" sözü tasavvuf çevrelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Şeyhin bu denli önemi olması nedeniyle son bölümde de bu konu üzerinde durmayı uygun bulduk. Bunu yaparken önce mürşidin fonksiyonu izah etmeye çalıştık. Ardından da şeyhin önemi ile ilgili olarak tarikatler öncesi dönemde ve tarikatler döneminde söylenenlerin tahlilini yaptık. Bu bölümün sonunda da üveyislik ile ilgili kısaca bilgi verdik.

MüridlerMüridlikTasavvuf+1
İdris Türk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Maverdi ve en-Nüket ve'l-Uyun adlı tefsiri

ÖZET "Mâverdî ve en-Nüket ve'l-Uyûn Adlı Tefsîri" isimli bu çalışmada Mâverdî (364*450/974-1058)' nin hayatı, eserleri ve tefsîri çeşitli yönleriyle ele alınıp incelendi. Çalışmanın amacı; on birinci asırdaki, Kur'ân'ı anlama usûllerinin ortaya konmasına yardımcı olmaktır. Burada, özellikle Kur'ân-ı Kerîm, tefsîr, hadîs, kelâm, fıkıh, lügat ve biyografi kaynakları ile Mâverdî hakkında yazılmış eserlerden ulaşabildiklerimiz gözden geçirildi. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında; Mâverdî'nin hayatı, eserleri ve yaşadığı dönem çeşitli yönleriyle incelendi. Birinci bölümde; en-Nüket ve'l-Uyûn'un farklı özellikleri tanıtılarak kaynakları yönünden incelendi. İkinci bölümde; en-Nüket ve'l-Uyûn rivayet tefsîri açısından; üçüncü bölümde de dirâyet/re'y tefsîri açısından incelendi. Sonuç kısmında ise çalışmadan elde edilen sonuçlar anlatıldı.

En-Nüket ve l'UyunMaverdiTefsir+1
Burhan Sümertaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kütüp-i Tis`a`daki hadislere göre haricilik

ÖZET Haricîler, İslâm Toplumunun ana bünyesinden kopan, dînî boyutu yanında siyasî boyutu da ön planda olan ve önemli bir hareket olmaları nedeniyle dikkatleri üzerlerine çeken bir fırkadır. Ortaya çıktıkları ilk dönemlerde, radikal görüşleri ve icraatları nedeniyle insanların kin ve nefretlerini kazanmışlardır. Bu sebeple İslâm Tarihine siyasî yönden hasımları olan bir fırka olarak geçmişlerdir. Çalışmanın giriş bölümünde, araştırmada kullanılan kaynaklardan kısaca bahsedildi. Birinci bölümde, Hâricîlik hareketinin ortaya çıkışındaki siyasî faktörler tartışıldı, ikinci bölümde, Hâricîlik adı, fırkaları, görüşleri ve faaliyetleri ile onların hadîs anlayışları ele alındı. Araştırmanın temelini oluşturan üçüncü ve son bölümde ise, önce Kütüb-i Tis'a'daki, konu ile ilgili hadîsler tespit edildi, sonra bu hadîslerin sened ve metin yönünden sıhhatleri tartışıldı, daha sonra da Haricîlerin hadîslerdeki konumu değerlendirildi. MVOMAIftASYVt ^ffŞ'fffl

HadisHaricilerHaricilik+2
Süleyman Çam
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Teklifi hükmün derecelendirilmesine tesir eden faktörler

ÖZET İslam hukukunda hüküm başlığı altında iki temel konu vardır. Bunlardan biri teklifi hükümler diğeri ise vaz'i hükümlerdir. Vaz'i hükümler, İslam hukukuna göre, bir hükmün varlığı için ortaya konmuş birer yardımcı hükümdür. Teklifi hükümler ise, insanın yapmakla sorumlu olduğu fiilleri ile ilgilidir. Yapmak zorunda olduğu fiiller, zorunda olmadığı fiiller, yapmamakla sorumlu olduğu fiiller vb. bu gruba giren konulardır. Teklifi hükümlerin tespiti ve derecelendirilmesi için bazı şartlar vardır. Tezimizde biz bu şartlan, bu faktörleri inceledik. Teklifi bir hükmün derecelenmesini etkileyen Kur'an, sünnet ve fakihlerden kaynaklanan etkenleri ortaya koyarak konuyu işledik.

HadisHükümTeklifi hüküm+2
Mehmet Yavuz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile Hukuku ile ilgili hadislerin tahlili, tenkidi ve mezhep imamlarının anlayışları

Bu tezin amacı, İslâm Aile Hukuku'nda kullanılan hadislerin tahlilini, tenkidini yapmak ve bunun yanı sıra söz konusu hadislerin mezheplerce nasıl değerlendirildiğini incelemektir. Bu çerçevede yaptığımız araştırmanın Giriş bölümünde, "Araştırmanın Konusu ve Alanı" belirtilmiş, araştırma sürecinde kullanılan "Kaynaklar" ve "Takip edilen Metot" hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölümde, Nikâhın Tanımı, Nikâhın Şartları ve bu bağlamda İcâb ve Kabul Sözleri, Evlenme Mânilerinin Bulunmaması, Bekâr Kız ve Dul Kadının Evliliğe Rızası, Nikâh Akdini Taraf Olarak Kadının Yerine Velînin İcra Etmesi, Şahitlerin Bulunması ve Evliliğin İlânı ile Resmî Nikâhın Hükmü gibi konular incelenmiştir. İkinci Bölümde, "Kadının Maddî Haklan" başlığı altında Mehir, Mehir Kavramının Tanımı ve Hukukî Yönü, Mehrin Çeşitleri ve Miktarı, Nafakanın Tanımı ve Hukukî Yönü, Nafakanın Konusu ve Miktarı, Nafakayı Gerekli Kılan Şartlar, Nafaka Yükümlülüğünün İfa Edilmemesi konuları ele alınmıştır. Üçüncü Bölümde, "Kadının Mehir ve Nafaka Dışındaki Hakları" ile ilgili olarak Cinsel İlişki Hakkı, Azil ve Doğum Kontrolü, Kadının Kendi Malında Tasarrufu, Kadının Kocasının Malında Tasarrufu, Güzel Muamele konuları işlenmiştir. Sonuç bölümünde, genel bir değerlendirme ile araştırma tamamlanmıştır. Araştırmamız ortaya koymuştur ki, Aile Hukuku ile ilgili kullanılan sahih hadislerin önemli bir miktarı örfe göre yorumlanmış, delil gösterilen bir kısım hadisler ise zayıf hükmünü almıştır. Hakkında nas bulunmayan durumlarda ise, bazen kadınların lehine bazen de aleyhine hükümler verilmiştir. Biz bu çalışmanın, kadınlarla ilgili olarak diğer konularda da günümüze ulaşmış rivayetlerin "daha dikkatli" gözden geçirilmesi gerektiğine dair bir anlayışın oluşmasına katkı sağlayacağı inancındayız. Mil

AileAile hukukuBoşanma+5
Necla Yasdıman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Aişe'nin bayan öğrencileri

Hz. 'Aişe'nin İslam'a yaptığı hizmetler kuşkusuz çok önemlidir. O, kadınlara bir peygamber eşi olarak en güzel şekilde örnek olmuş, kendini en iyi şekilde yetiştirmeye çalışmış ve öğrendiklerini de etrafındaki insanlara aktararak erkek-kadın birçok öğrenciye sahip olmuştur. Biz de bu çalışmamızda, onun bayan öğrencilerini tesbit etmeyi amaçladık. Ona gelerek soru sorup, hadis rivayet eden bayanlar, öğrendikleri konuları diğer insanlara, özellikle evlerinde çocuklarına öğreterek kadınların da ilmî faaliyetlerde yer aldığını göstermişlerdir. Ondan bizzat işitip hadis rivayet eden bayanlar çok sayıda olmakla beraber, yakınları vasıtasıyla da onun hadislerini rivayet eden birkaç bayan da vardır. Araştırmamızın I. Bölümünde, konu ile bütünlük arzetmesi için Hz. 'Aişe'nin hayatı, özel hayatı ve iimî hayatı hakkaında bilgi verilmiştir. II. Bölümde ise, Hz. 'Aişe'nin tesbit edebildiğimiz bayan öğrencilerini, İsimleri tesbit edilebilenler, Künyeleri ile tanınan hanımlar ve Falancanın zevcesi, halası ve mevlâsı olarak tanınan hanımlar başlıkları altında inceledik. Bu öğrencilerin hâl tercemeleri Tabakât ve Târîh kitaplarından istifade edilerek yazılmış, rivayetleri de Kütüb-ü Tis'a esas alınarak tesbit edilmiştir. Araştırmamız, Sonuç ve Kaynaklar kısmı ile tamamlanmıştır.

HadisHz. AişeRivayetler+2
Pınar Uslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Elmalılı tefsirinde kader problemi

Kelam ilminde, üzerinde en çok tartışma yapılan konulardan biri kader problemidir. Elmalılı, Hak Dini Kur'an Dili isimli tefsirinde kader problemine çözüm getirmek için Allah'ın ilim ve irade sıfatları üzerinde durmuştur. İlm-i ilahi herşeyi kapsamakla birlikte, malumun meydana gelmesini zorunlu hale getirmemektedir. İrade-i ilahi ise, biri hiçbir şarta bağlı olmaksızın; diğeri de özellikle insan iradesine bağlı olarak dolaylı olmak üzere iki şekilde tecelli etmektedir. İnsan, diğer varlıklardan farklı bir şekilde, irade sahibi olarak yaratılmıştır. Bu yüzden teklife muhatap olmuş; iradî fiiller alanında serbest bırakılmıştır. Bu alanda insan hür olup, ilahî irade insan iradesine bağlıdır. İnsanın sorumluluğu da buradan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla insanın filleri ile ilgili olarak kader bir imkanlar sahası şeklinde anlaşılmalıdır. Bununla birlikte Allah, insanın her isteğini yerine getirmeyebilir. İnsanın konumu "emrun beyne emrayn (ne tam hür ne tam serbest)"dir. İnsan, üzerine düşen herşeyi yaptıktan sonra meydana gelebilecek hadiseler karşısında, metanetini kaybetmemesi açısından kadere inanmalıdır.

Elmalı tefsiriKaderTefsir+1
Sabri Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Garibü`l-Hadis Nev`inin doğuşu ve Abdülgafir İsma`il`in el-Müfhim li Şerhi Garibi Sahihi Müslim adlı eseri

İslâm dîninde Hz. Peygamber ve O'nun, söz fiil ve takrirlerinin yazılı şekli olan hadîsleri çok önemli bir değere sâhipdir. Zîra Hz. Peygamber bir bakıma Kur'ân-ı Kerîm'in canlı örneğini oluşturmaktadır. Bu müîsebetle İslîsebetle İslâm dînini anlamak için Hz. Peygamber' in çok iyi tahlil edilmesi gerekir. O hayatta iken, karşılaşılan her türlü problemin çözümünde kendisine müracâat ediliyordu. Vefatından sonra ise meselelerin çözümünde artık O'nun hadîslerine baş vurma ihtiyâcı hâsıl olmuştur. Din ile ilgili konularda yanılgıya düşmemek için, her şeyden önce, Hz. Peygamber' in sözlerinin iyi anlaşılması lâzımdır. Konuşmalarında muhtelif kabilelerin şivelerini kullanması, değişik kültür ve medeniyete mensûb Arapça bilmeyen insanların müslüman olması, Arapçada bâzı kelimelerin zamanla anlam değiştirmeleri, mânâlarında daralma veya genişleme olması vs. gibi sebepler hadîslerin anlaşılmasını da güçleştirmiştir. Daha sonraki dönemlerde, bu güçlükleri ortadan kaldırmak için, çeşitli sebeplerden dolayı Hz. Peygamber'in sözlerinde bulunan; anlaşılması zor, mânâları kapalı olan kelimeleri açıklama yoluna gidilmiş ve bu konuda özel lügatler hazırlanmıştır. Bu işle uğraşan bilime "garîbü'l-hadîs ilmi", bu türden kelimeleri açıklamak için yazılan sözlüklere de "garibü 'l-hadîs lügatleri" adı verilmiştir. Abdülğâfir b. İsmâ'îl el- Fârisî (45 1-529/1059/1 134)'nin "el-Müfhim li-Şerhi Garibi Sahihi Müslim " adlı eseri de bu saha da kaleme alınmış kaynaklardandır. Izmir Millî Kütüphanesi yazmalar bölümü 621 numarada kayıdlı olan eser, şu anda tek nüsha olma özelliğini korumaktadır. Erken bir döneme âid olan bu kitap, aynı zamanda hadîs alanında otorite kabul edilen kişilerden Müslim'in "el-Câmi'u's- Sahih"i üzerine yapılmış ilk şerh ve garîb denemesidir. Bu özelliğinden dolayı da alanla ilgili daha sonra yazılan eserlere kaynaklık etmiştir. Böylesine değerli bir eseri gün yüzüne çıkartarak, ilim alâmine ve araştırma cıların hizmetine sunmakla bu alana az da olsa bir katkıda bulunduğumuz kanâatindeyim.

Hadisİslamiyet
Abdülkadir Palabıyık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

El-Münekkahatu`l-Meşruha fi`l-Meani ve`l-Beyan, Ayşi Mehmet Efendi

Bu çalışmanın konusu 'Ayşî Mehmed Efendi ve eseri "el-Münekkahâtü'l-Meşrûha fi'1-Meani ve'l-Beyân"dır. Hicri X. (XVI.) asrın sonlsrs ile XI. (XVII.) asrın başlarında hayat süren Ayşî Mehmed Efendi müderrislik yapmış, talebeler yetiştirmiş, ilim ve maarife hizmet etmiştir. Bunun yanında tefsir, hadis, fıkıh, mantık, kelam, lügat v.b.' birçok ilim dalına ait eserler telif etmiştir. Lakin bu eserlerden birçoğu günümüze ulaşamamıştır. Ayşî Mehmed Efendi'nin yaşadığı dönem Osmanlı Devleti'nde Kanuni Sultan Süleyman'ın son zamanlan ile I. Ahmed'in ilk yıllan olan 1 560- 1610 yıllan arası döneme rastlamaktadır. Tarihçilerin genel kanaatine göre bu dönem Osmanlı Devleti'nde siyasi yönden zaman zaman görülen bazı başarısızlıklarla birlikle mali yönden de sıkıntıların başladığı bir dönemdir. Yine bu dönemde siyasi ve ekonomik gerilemenin başlamasına paralel olarak dirayetli ilim adamının yetişememesinden dolayı ilmi hayat da gerilemeye başlamış, bu dönemden itibaren yazılan eserler şerh, haşiye ve ta'likten öteye geçememiştir. Te'lif eserler yok denecek kadar azalmıştır. İşte böyle bir dönemde kıymetli te'lif eserler vererek ilmi dirayetini ortaya koyan ender alimlerden biri de Ayşi Mehmed Efendi'dir. Özellikle belagat ilmine dair kaleme aldığı "el-Münekkahâtü'l-Meşrüha fi'1-Meahî ve'1-Beyân" adlı eserinin bu sahada te'lif edilen benzeri muhtasar eserler arasında önemli bir yeri olduğu kanaatindeyiz,,. Eserinde belagatın tüm konularını özlü bir şekilde işleyen müellif ayrıntıya girmemiştir. Metod ve üslub yönüyle okuyucunun kolay istifade edebileceği bir tarzda te'lif edilen eserin konularının işlenişinden ileri düzeyde bilgiye sahip öğrenciler için kaleme alındığı sezilmektedir. Müellif tarafından muhtasar bir ders kitabı olması gayesiyle kaleme alınmış olan eserin muhtemelen fazla muhtasar oluşundan veya bilemediğimiz başka sebeplerden dolayı tutulmadığı ve medreselerde "Telhîsu'l-Miftâh" gibi yaygın bir ders kitabı haline gelmediği görülmektedir. Yaptığımız araştırmalarda eserin İstanbul kütüphanelerinde altı, İzmir Milli Kütüphanede de iki olmak üzere toplam sekiz nüshasına rastlanmıştır.Çalışmamızda eserin istinsah tarihi itibarıyla müellife en yakın olan nüshası (Carullah no: 1354) esas alınarak diğer üç nüshayla karşılaştırılıp gerçek metin tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca metinde geçen ayet, hadis, şiir ve şahıs isimleri tespit edilerek haklarında tanıtıcı bilgiler verilip metnin sonunda indeksleri çıkarılmıştır.

Ayşi Mehmet EfendiBelagatİslam dini
M. Vecih Uzunoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Fazlur Rahman`ın hadis anlayışı

Fazlur Rahman'ın hadis anlayışını şöyle özetlemek mümkündür. İlk dönemde Müslümanların sünneti, kavram olarak az yada çok, genel bir şekilde, Hz. Peygamberin sünnetine sıkı bir şekilde bağlıydı. Bu bakımdan Müslümanların ilk dönem uygulamasının Nebevi sünnet kavramından ayrı bir şey olduğu görüşü tutarlı bir görüş değildir. Ancak bu ilk dönem İslamî sünnetin özel muhtevası büyük ölçüde bizzat Müslümanların ürünüydü. Teknik hadisin tamamı tarihî değildir. İsnad olumsuz bir şekilde önemli olmakla beraber nihai anlamda olumlu bir delil teşkil etmez. Ancak hadisin, tamamen tarihî olmasa da Hz Peygamberin sünnetinden ayrı olmadığı son derece açıktır. Bu tezde Fazlur Rahman' m hadis hakkındaki düşünceleri ortaya konulmaya çalışılmış ve onun bu konudaki görüşleriyle ilgili bazı eleştirilerde bulunulmuştur. Bu eleştirilerde, Hz. Peygambere ait olan hadislerle sahabe ve tabiûna ait olan hadislerin ayrı şeyler olduğu gösterilmeye çalışılmış, ayrıca Fazlur Rahman' m hadisleri tenkid ederken ileri sürdüğü bazı gerekçeler eleştirilmiş, bunların ilmî metotlara göre ne kadar geçerli olduğu sorgulanmıştır.

HadisMalik, Fazlurrahmanİslamiyet
Ali Kuzudişli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Taberi'nin Camiu`l-Beyan isimli eserinde Hz. Aişe'den yapılan rivayetlerin tesbiti ve değerlendirilmesi

Taberi Tefsiri'ndeki Hz. Âişe'nin rivayetlerinin tesbiti ve değerlendirilmesi isimli çalışmamız, bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde Hz. Âişe'nin hayatı, onun hakkında yapılan çalışmalar, Taberi'nin Hz. Âişe'nin rivayetlerini ele alışı ve Hz. Âişe'nin rivayette bulunduğu âyetler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Kur'ân'ın Kur'ân'la, sünnetle, ictihadla tefsiri, esbâb-ı nüzul, kıssalar ve kırâatla ilgili rivayetleri üzerinde durarak, Hz. Âişe'nin tefsir yönünü belirlemeyi amaçladık. İkinci bölümde, genel konulardaki ve kadınlarla ilgili konulardaki rivayetler incelendi. Üçüncü bölüm Hz. Peygamber'i konu edinen rivayetleri içermekte olup, dördüncü bölümde Hz. Âişe'nin rivayette bulunduğu çeşitli mevzular yer almaktadır. Yapılan çalışma sonunda Taberi Tefsiri'nde Hz. Âişe'nin üçyüz yirmisekiz rivayeti olduğu tespit edilmiştir. Bunların hepsine yer verilerek farklılıklarına dikkat çekilmiştir. Hz. Âişe'nin Kur'ân'ı yorumlamadaki metodu araştırılarak, onun Kur'ân'ın önde gelen müfessirlerinden biri olduğu örneklerle gösterilmiştir.

HadisHz. AişeRivayetler+3
Sevgi Tütün
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon İl Halk Kütüphanesi`ndeki Arap dili ve belagatı alanındaki yazmalar ve Ali Kuşçu`nun "Risale fi`l-Mecaz ve`l-İsti`are"sinin edisyon kritiği

Bu araştırmada, Trabzon İl Halk Kütüphanesi'nde Arap dili ve belagatı alanındaki yazmalar ve Ali Kuşçu'nun Risale fî'1-Mecâz ve'1-İsti'âre'simn edisyon kritiği ele alındı. Çalışmanın gerçekleştirildiği kütüphanenin resmî kayıtlarına göre, burada 475 cilt yazma eser bulunmaktadır. Çalışma sonucunda bu ciltler içinde 700 küsur yazmanın olduğu tesbît edildi. Bunlardan, tez konusuyla ilgili olanların adedi 81 olup, 30'u metin, 47'si şerh, haşiye ve ta'lik, 4'ü de risaledir. Bu eserler, muhtelif zamanlarda, Osmanlı medreselerinde okutulmak üzere müteaddit baskılan yapılmış ders kitapları olduğu tesbit edilmiştir. Bu yazmaların çoğu, Cumhuriyet öncesi, bu ilde bulunan kütüphanelerden aktarıldığı, eserler üzerindeki kayıtlardan ortaya çıkarılmıştır. * * Semerkand asıllı bir astronom âlimi olan Ali Kuşçu'nun edebî yönünü konu alan bir çalışmanın yapıldığı şu ana kadar tesbit edilemedi ve bu alandaki eksikliğin giderilmesi için, bu çalışmanın bir bölümünde de onun konuyla ilgili eserinin edisyon kritiği ele alındı. Bu çalışma, biri Trabzon İl Halk Kütüphanesi'nde diğer dördü ise İzmir Milli kütüphane' sinde tesbit edilen beş nüshası karşılaştırarak gerçekleştirildi. Yapılan çalışma sonucunda, Ali Kuşçu'nun, astronomi ve matematik konularının dışında sarf, nahiv, mantık, tefsir, tarih vb. konularda, kaynaklarda yer almayanlar da dahil toplam 50 eseri tesbit edilabildi. Bu eserlerinin ekserisi, risale türünden olup, çoğu hâlâ yazma halindedir. * Çalışma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, Trabzon İl Halk Kütüphanesi'nde Arap dili ve belagatı alanındaki yazmalar, ikinci bölümde Ali Kuşçu'nun hayatı, eserleri ve bunlardan "Risale fi'1-Mecâz ve'l-İsti'âre'simn tanıtımı yapılmaya çalışıldı. Üçüncü bölümde de yazmanın edisyon kritik metni sunuldu.

Ali KuşçuArapçaBelagat+1
Murat Sula
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

İbn-i Kesir ve kıraatı

ÖZET Tez konusu olarak seçtiğimiz kıraat imamı Abdullah İbn Kesir, Mekke ekolüne mensuptur. Bu çalışmada onun hayatı çeşitli yönleriyle incelenmiş ve kıraatinin tahlili yapılmıştır. Yaptığımız bu tez çalışması iki bölümden oluşmaktadır. İkinci bölüme göre nisbeten kısa olan birinci bölümde fbn Kesir' in hayatı, hocaları, talebeleri, ilmi şahsiyeti ve kıraat ilmindeki yeri özerinde durulmuştur. İkinci bölfimde ilk olarak İbn Kesir kıraatinin isnadı, bu kıraatin meşhur ravileri ve ravilerin tarikleri ele alınmıştır. Daha sonra, İbn Kesir kıraatinin kaideleri tek tek ele alınmış ve u kaideler örnekler ile izah edilmiştir. Son olarak da İbn Kesir ziraatında farklılık arzeden kelimeler ve onların manaya tesirleri özerinde durulmuştur. Bunun *- "« sıra, günümüzde en yaygın kıraat olan Âsim kıraati ile İbn Kesir kıraati arasındaki kıraat ve lafız ihtilafları, sure adı ve ayet numaraları verilmek suretiyle gösterilmiştir. Çalışmanın son kısmında ise "İbn Kesir Kıraatmdan örnekler", "İndirac Tariki ile Kıraati Aşere'den Örnekler", ve "İndirac Tariki ile Aşere Takrib'den Örnekler" sunulmuştur. Bu örnekler verilirken, Kur'an-ı Kerim'den aynı yerler yazılmak suretiyle, bu tarikler arasındaki farklılıkların daha iyi görülmesi amaçlanmıştır.

Abdullah İbni KesirKıraatİslamiyet
Ziya Şen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Sika`nın ziyadesi (ziyadetü`s-sika)

m. ÖZET Sikaların rivayetlerinin hem metinlerinde hem de senetlerinde yer alan ve giderilmesi mümkün olmayan gizli ya da açık bir illetine rastlanmayan nisbî ziyâdelerini ifade eden ziyâdetü's-sika kavramı, hadis metodolojisinde önemli bir konuma sahiptir. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde, kavramın içeriği ve doğuşu ele alınmış ve yeni bir tanımlaması yapılmıştır. Birinci bölümde, ziyâdelerin kaynaklandığı sebepler ve özelliklerine göre ziyâde çeşitleri örnekleri ile tanıtılmıştır. İkinci bölümde, hüküm açısından ziyâdeler ele alınmış ve bu konudaki farklı görüşler tanıtılmıştır. Ayrıca görüşlerle ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, sikaların ziyâdelerinin hadis ilmine olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir. VI

HadisRivayetlerSika+1
Yusuf Suiçmez
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Ahzâb sûresi özelinde cessâs ve Ibnu'l-Arabî'nin Ahkâmu'l-Kur'ân'ları üzerine mukayeseli bir inceleme

Bu çalışmada Cessâs ve İbnu'l-Arabî'nin Ahkâmu'l-Kur'ân'larındaki Ahzâb sûresi tefsirleri incelenmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, usulü ve kaynakları yanında Ahzâb sûresinin mahiyeti hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde gerek müfessirlerin ve gerekse de çalışmanın daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünüldüğünden müfessirlerin hayatları, eserleri ve tefsir metotları ele alınmıştır. İkinci bölümde Ahzâb sûresinde usûl-i din içinde yer alan Allâh'ın ve Hz. Peygamber'in verdiği hükmün değeri ve Hz. Peygamber'e salât etmenin dindeki yeri konuları iki başlık altında ilgili âyet veya âyet grubu verildikten sonra öncelikle Cessâs'ın daha sonra da İbnu'l-Arabî'nin Ahkâmu'l-Kur'ân isimli eserlerinden incelenmiştir. İnceleme sonunda iki müfessirin tefsirleriyle ilgili özet mukayeselere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Ahzâb sûresinde ahvâl-i şahsiye içinde yer alan; zıhâr, tebennî, Hz. Peygamber'in eşleriyle evlenmenin yasak oluşu, tahyir, Hz. Peygamber'in eşlerinin amellerinin iki katıyla karşılık bulacağı, Hz. Peygamber'in eşlerinin sorumlulukları, Hz Peygamber'e has hükümler, Hz. Peygamber'in eşleri arasında taksimden muaf olması, Hz. Peygamber'e başka kadınlarla evlenmesinin yasaklanması, Hz. Peygamber'in eşlerinin ve mü'minlerin sorumlulukları, zifâftan önce boşama ve örtünme konuları yukardaki metod üzere ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise yapılan incelemeler sonunda ele alınan konuların ve müfessirlerin değerlendirilmesi yapılmış ve yeni bir araştırma konusu teklifinde bulunulmuştur.

Ahzab suresiKur'an-ı KerimSure+2
Ömer Durmuş
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eş'arî ve Maturîdî düşüncede nübüvvet anlayışı

Geniş bir yelpazeye sahip İslâmî ilimlerin bir doktrini olan Kelâm ilimi, üç ana esastan oluşmaktadır. Usûl-u selâse dediğimiz bu ana esaslardan biri olan nübüvvet, konumuzu oluşturmaktadır. Ancak konumuz da Eş'arî ve Maturîdî örnekliği özerinden ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, Ehl-i Sünnet diye tabir edilen fırkanın kelâm âlimlerinden başta İmâm Eş'arî ve Maturîdî olmak üzere, ikisinin meşhur takipçilerinin nübüvvet konusuna nasıl bir yaklaşım getirdiklerini araştırıp Ehl-i Sünnet'in nübüvvet anlayışının temel karakterini tesbit etmektir. Bu amaçla giriş bölümünde Eş'arî ve Maturîdî'nin hayatı ve ilmi şahsiyetleri ele alınmıştır. Birinci bölümde nübüvvetle ilişkili olan kavramlar üzerinde durulup nübüvvet meselesine dair genel bir çerçeve çizilmiştir. Bununla beraber Eş'arî ve Maturîdî'nin konuyla ilgili görüşlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde Eş'arî ve Maturîdî'nin nübüvvetle ilgili elde edilen görüşleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise nübüvvete karşı grup ve kişilerin fikirleri üzerinde durulup Eş'ârî ve Maturîdî âlimlerin bunlara verdikleri cevaplarla beraber çağdaş İslâm düşünürlerinin nübüvvet konusundaki fikirlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eş'arî, Maturîdî, Nübüvvet, Risâlet

Eş`ariMaturidiPeygamberlik+2
Mehmet Şerif Maral
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maverdî'ye göre Kur'ân'da nesih

Nâsih ve Mensûh İlmi en önemli Kur'an ilimlerindendir. Âlimler bu konunun Kur'an'da varlığı konusunda ihtilafa düşmüşlerdir. Kimileri nâsih ve mensûh konusunun Kur'an'da oldukça fazla yer aldığını iddia ederken kimileri de bunun sadece birkaç örneğinin olduğunu savunmuşlardır. İmam Mâverdî fıkıh, usul-i fıkıh ve tefsir imamlarının büyüklerinden olup "en-Nüketü ve'l-Uyûn" isimli bir tefsir ve "el-Hâvi'l-Kebîr" isimli Şâfiî Mezhebine göre yazdığı geniş bir fıkıh kitabı telif etmiştir. Bunun dışında muhtelif ilimlerle ilgili birçok kitap daha te'lif etmiştir. Bu çalışmanın amacı Mâverdî'nin yazdığı el-Hâvi'l-Kebîr'i üzerinden ve en-Nüketü ve'l-Uyûn eserinden örnekler getirerek nesih anlayışına ışık tutmaktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilmî ve siyasi açıdan Mâverdî'nin hayatından, ilmi şahsiyeti ve yerinden kısaca bahsedilmiş olup en-Nüketü ve'l-Uyûn tefsirinde neshin olduğu yerlerdeki açıklama metodu vurgulanmıştır. İkinci kısımda neshin mahiyeti ele alınmış olup Mâverdî'nin bu konudaki görüşleri açıklanmıştır. Üçüncü kısımda ise neshin çeşitleri ve Mâverdî'nin bu konudaki görüşleri ele alınmıştır.

En-Nüket ve l'UyunKur'an-ı KerimMaverdi+2
Ahmad Kajje
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessAR

أحمد بن محمد التوقادي القاز آبادي وحاشيته على أنوار التنزيل تحقيقاً ودراسة

Ahmed Bin Mohammed Al-Tuqati Al-Qāzābādī is considered a scientist, great examiner and judge who occupied high position in the Ottoman states in the 12th Century Hijri. He was also an interpreter of Qur'an, mutakallim, Hanafi Fiqh methodologist and jurisprudence, his works were written in Arabic in different sciences including rhetoric speech interpretation and logic. His annotation on Part of Tafseer Al-Baydawi which we are going to criticize in this thesis. Our thesis consists of an introduction, four chapters and a conclusion. In the first chapter we dealt with Nasir al-Din Al-Baydawi's life. In the second chapter we dealt with Ahmed Al-Qāzābādī's life and his students, his elders and his works extendedly. In the third chapter we dealt with his annotation on Anwar Al-Tanzil by studying, by defining its correct attribution to the author and by giving an accurate description. Then, we analyzed the author's writing style, his methodology, the most important sources, terms and related abbreviations in the annotation. In the fourth chapter we criticized the whole annotation, explained the ambiguous words or statements and we wrote them according to modern spelling rules. As for the conclusion, we put in the most notable results and recommendations. Key Words: Al-Qāzābādī, Al-Baydawi, Anwar Al-Tanzil, Criticism, Tafseer, Manuscript ُعد أحمد بن محمد القاز آبادي التوقادي ت. 1163ھـ/1750م من العلماء وكبار المحققین والقضاة ی الذین شغلوا مناصب رفیعة في الدولة العثمانیة بالقرن الثاني عشر الھجري. مفسر ومتكلم وأصولي لھ آثار باللغة العربیة في علم البلاغة والكلام والتفسیر والمنطق، ولھ حاشیة على بعض تفسیر القاضي البیضاوي والتي سنقوم بتحقیقھا وتحلیلھا في ھذه الرسالة. تتكون رسالتنا من مقدمة وأربعة فصول وخاتمة، تناولنا في الفصل الأول حیاة الإمام ناصر الدین البیضاوي، وتناولنا في الفصل الثاني حیاة الإمام أحمد القاز آبادي وتحدثنا عن طلابھ وشیوخھ وآثاره بشكل موسع، وفي الفصل الثالث تناولنا حاشیتھ على أنوار التنزیل بالدراسة، ّ فعرفنا بنسخھا الست وبیّنا تاریخ كتابتھا وأثبتنا صحة نسبتھا ً إلى مؤلفھا ّ ووصفناھا توصیفا ، ثم حللنا أسلوب المؤلف ومنھجھ وأھم مصادره والاصطلاحات ً دقیقا والاختصارات الواردة في الحاشیة. ثم حققنا في الفصل الرابع الحاشیة وشرحنا الكلمات والعبارات الغامضة، وكتبناھا وفق القواعد الإملائیة الحدیثة، أما الخاتمة فقد وضعنا فیھا أبرز النتائج والتوصیات. الكلمات المفتاحیة: القاز آبادي، البیضاوي، أنوار التنزیل، تحقیق، تفسیر، حاشیة.

Ahmad Akıl
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessAR

Ahmet bin Abdülfettah el-Muciri el-Melvi's "el-Kavl el-Fasıl fi Esrar el-Fasil and el-Vasil" edition critics of justice

The Islamic sciences went through several stages, including formation, authorship, explanation, annotation, and then composing, explanation, and abbreviation through the ages, based on the science and its origins. Among these sciences, which obtained a degree of classification and composition, is rhetoric. It is like other sciences, the classification of which was sometimes combined and other times like messages and mini compositions. Many authors and students turned to collective literature and neglected messages, thinking that collective literature was the best and of the greatest benefit. They might not have known that messages had benefits that did not exist in other types, and so was the case with mini compositions that contained details and minutes that did not exist in major compositions as their authors were afraid of prolongation. Therefore, I chose one of the messages in rhetoric, which deals with part of the rhetoric by abundance of information and abbreviation together, because it was composition, and it was like a necklace of pearls gathering beauty and perfection together. This message is "Al-Qawl Al-Fasl fi Asrar Al-Fasl Wal Wasl by Ahmed bin Abdul-Fattah Al-Mujiri Al-Mallawi, who is one of the scientists of the twelfth Hijri century. I had the honor to examine and study it in detail, providing it with a linguistic study and then examined its manuscript. The research was divided into two parts: In Chapter One, I had a quick pause on the life of the author, his writings, sheikhs, students and intellectual and religious views, with a brief overview of the history of rhetoric and rhetorical systems. In chapter Two, I studied a manuscript in detail, documenting the manuscript and then studying it linguistically and explaining the closed text of it, etc. as explained later. Keywords: el-Muciri, es-Sekkaki, el-Kavlu'l-Fasıl, Belagat, Nazm, el-Fasl and el-Vasl إن العلوم الإسلامیة مرت بعدة مراحل منھا النشوء والتألیف والشرح والتحشیة ومن ثم ً النظم والشرح والاختصار عبر العصور وحسب العلم ونشأتھ، ومن ھذه العلوم التي نالت قد من را ھ جامعا نوع ً التصنیف والنظم علم البلاغة وھو كغیره من العلوم كان التصنیف بعض وبعضھ في من أنواعھ وجزء من أجزائھ كرسائل ومنظومات مصغرة، وكثیر من المؤلفین والطلبة الذین ٍ یتجھون إلى المؤلفات الجامعة ویھملون الرسائل على ظن م فائدة، بأن التآلیف الجامعة خیر وأعظ ولربما غاب عنھم أن في الرسائل من الفوائد ما لیس في غیرھا، وكذا المنظومات المصغرة حوت من التفاصیل والدقائق ما لیس في المؤلفات الكبیرة خشیة مؤلفیھا من الإطالة، ولذا عمدت إلى إحدى الرسائل في علم البلاغة والتي تتناول جزءا من البلاغة بغزارة المعلومة واختصار معا، ً لأنھا كانت نظما، فكانت كعقد لؤلؤ جمع الجمال والكمال معا، وھي رسالة: القول الفصل في أسرار الفصل والوصل لأحمد بن عبد الفتاح المجیري الملوي وھو من علماء القرن الحادي عشر ً ً الھجري، حیث تشرفت بتحقیقھ ودراستھ دراسة مفصلة مق دما لھ دراسة لغویة ومن ثم تحقیقا لمخطوطھ وقد قسمت البحث إلى بابین: الباب الأول وقفت فیھ وقفة سریعة على حیاة المؤلف ومؤلفاتھ وشیوخھ وتلامذتھ وأراءه الفكریة والدینیة، مع عرض لمحة موجزة عن تاریخ البلاغة ً بتوثیق للمخطوط ومن ثم والمنظومات البلاغیة، والباب الثاني قمت بدراسة مخطوطھ مفصلا .ً ً وشرح المغلق منھ ونحو ذلك على ما سیأتي لاحقا دراستھ لغویا الكلمات المفتاحیة: المجیري الملوي، السكاكي، القول الفصل، تحقیق، بلاغة، منظومة، الفصل والوصل.

Alı Almasoud
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

El-Mu'cemu'l-Vasit'te aynı kök harfli sülâsî fiillerin farklı bablardaki anlam değişimleri (Üçüncü bâb özelinde)

Bu çalışmada üçüncü bâb özelinde el-Mu'cemu'l-Vasît'te aynı kök harfli sülâsî fiillerin farklı bâblardaki anlam değişimleri incelenmektedir. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştımanın konusu ve amacı açıklanmıştır. Birinci bölümde Arap dilinin tarihsel gelişimi ile sözlük, sözlükbilim ve arap sözlük tarihi başlıkları altında sözlüğün mahiyeti ve arap dilindeki yeri incelenmektedir. Bunlarla birlikte sarf ilminin tanımı, konusu, önemi ve gayesi başlıklar halinde ele alınarak açıklanmıştır. Ayrıca Arap dilinde fiiller, sülasi mücerret fiiller ve mastarları ile mizân-ı sarfî konuları ele alınmıştır. İkinci bölümde araştırma konusunun kaynağı olan el-Mu'cemu'l-Vasît hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Daha sonra elif harfinden başlanarak yâ harfine kadar bütün harflerde üçüncü bâb özelinde maddeleri aynı olup heyetleri farklı olan sülasi mücerret bâblardan anlam farklılığı bulunan fiiller tablolar halinde ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise araştırma neticesinde elde edilen veriler analiz edilerek hangi harften ne kadar sayıda fiil geldiği çeşitli yönleriyle gözler önüne serilmiştir. Anahtar Kelimeler: el-Muʽcemu'l-Vasît, Mucem, Vasit, Sülasi, Mücerret, Fiil, Bâb

Anlam değişikliğiArapçaDil bilgisi-eylem+2
Muhammed İbrahim Erden
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessAR

Psychological and social implications in the language of the Qur'anic dialogue, Hz. Abraham, as a model

Indeed the Holy Qur'an came as a prosperity to all humanity, but the nature of life and the difference in people created many difficulties and problems, such that human societies today suffer from what they suffer from social and other problems, and these problems undoubtedly need to be solved, and the best way to solve the problems of humanity is through divine approach, which depends on what is revealed in the divine books that are revealed, and that the Holy Qur'an contained multiple methods, and one of the best and or even the most method urged by the Qur'an to follow is dialogue, and the Holy Qur'an came with many dialogues as a guide and teacher to us, indicating the usefulness of this approach in Life, in addition to that the Qur'anic dialogues are numerous and have many psychological and social connotations , and I chose from these dialogues Ibrahim's dialogues and their psychological and social connotations for study and research; To benefit from it. The research came in three sections, the first section which is on the psychological and social connotations in the Holy Quran, and the second section is on the Quranic dialogue, and the third section in on the psychological and social implications in the dialogues of our master Ibrahim, peace be upon him, with a conclusion that included the most important findings and recommendations. Key words: Arabic, eloquence, the importance of dialogue, Quran, Hz. Ibrahim

Khaled İbrahim
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Arap İslâm düşüncesinde ihyâ ve tecdîd

Bu çalışmada Batı karşısında gücünü kaybeden İslâm dünyasının kurtuluşu için yenilik arayışına giren Müslüman düşünürlerin tecdîd hareketleri işlenmiştir. Tez başlığı olarak "Arap-İslâm Düşüncesinde İhyâ ve Tecdîd" ismi seçilmiştir. Bu çalışma bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde İhya, Islah, Tecdîd, Din ve Dinde Değişim kavramları açıklanmıştır. Arap-İslâm düşüncesinde Tecdîd fikrini savunan çok fazla düşünür bulunmaktadır. Ancak tezin kapsamının aşılmaması ve hacminin büyük olmaması için her bölümde örnekleme olarak üçer düşünür ele alınmıştır. Birinci bölümde "Arap-İslâm Düşüncesinde Tecdid Fikrinin Doğuşu" başlığıyla Cemâleddîn Afgânî, Muhammed Abduh ve Reşîd Rızâ'nın Tecdîd ile ilgili görüşleri ve çalışmaları ele alınmıştır. İkinci bölümde "Tecdîdin Gelişimi (Siyâsal Tecdîd)" başlığıyla Hasan el Bennâ, Seyyid Kutub ve Said Havvâ'nın ilgili görüşleri ve çalışmaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde "Sosyo-Kültürel Tecdîd" başlığıyla Muhammed Abid el-Câbirî, Nasr Hâmid Ebu Zeyd ve Muhammed Arkoun'nun Tecdîd ile ilgili görüşleri ve çalışmaları ele alınmıştır. Sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılarak tez nihayetlendirilmiştir.

AraplarDin anlayışıIslah+7
Mehmet Çeri
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tekvîr, İnfitâr ve İnşikâk sûreleri bağlamında kıyâmet

Kur'ân-ı Kerîm, Allah tarafından Hz. Muhammed (sav)'e gönderilen, hükümleri kıyâmete kadar geçerli olan son ilahi kitaptır. Kur'ân'ın ana konuları arasında yer alan kıyâmet, kâinatın yok oluşunu ve mükelleflerin ahiret sınav sonuçlarının alınacağı zamanı ifade eder. Kıyâmetin gerçekleşme sahneleri Kur'ân'ı Kerîm'in daha çok yirmi dokuz ve otuzuncu cüzlerinde resmedilmektedir. Buralardaki sûrelerden Tekvîr, İnfitâr ve İnşikâk Sûrelerinde ise kıyâmetin tüm merhaleleri tasvir edilmektedir. Kıyâmetin vuku bulmasında yeryüzündeki ve gökyüzündeki sahneler, dirilişten sonraki aşamaları ve inanmayanların ahiret hakkındaki fikir yapılarına yanıtlar yer almaktadır. Bu çalışmada kıyâmetin vukuu bulduğu anda gerçekleşecek hadiseleri adı geçen üç sûrede resmetmeyi amaçladık. Bu çalışma; giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte çalışmanın konusu, amacı, yöntemi açıklanmıştır. Birinci bölümünde, Tekvîr, İnfitâr ve İnşikâk Sûrelerinin isimleri, birbirleriyle münasebetleri, Mekkî oluşları gibi sûreler hakkında umumi bilgiler ve sûrelerde geçen kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde, kıyâmetin anlamı, Kur'ân-ı Kerîm'de kullanıldığı isimler, dünyada ve ahiretteki kıyâmet sahnelerine yer verilmiştir. Sonuç kısmında genel değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıyâmet, Kâinat, Ölüm, Diriliş, Hesap, Tekvîr, İnfitâr, İnşikâk.

Kur'an-ı KerimKıyametTekvir suresi+3
Kübra Nur Başaran
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf suresi tefsiri ve Hz. Yusuf kıssası

Bu çalışmada Yûsuf Suresi incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümü araştırmanın amacı, usûlü ve kaynakları yanında Yûsuf Kıssası'nın mahiyeti ile alakalı bilgilere de yer vermektedir. Birinci bölümde, Yûsuf Suresi'nin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz için surede geçen ıstılahlar ele alınmıştır. Ayrıca konumuz Yûsuf Kıssası'na değindiğinden kıssanın ihtiva ettiği anlamın ne olduğu da genişçe ele alınmıştır. İkinci bölümde konu itibariyle önem arz eden sure genel bir bakışla ele alınmıştır. Yûsuf Suresi'nin isim ve etimolojisi, Ahsenü'l Kasas olarak isimlendirilmesindeki temel nitelikleri, nüzul sebebi, mekki oluşu, fazilet ve özellikleri, kendinden öneki (Hûd) ve sonraki (Râd) sureleri ile ilişkileri incelenmiştir. Devamında Yûsuf Kıssası'nda işlenen iffet, adalet, iyilik, feraset, sırat-ı müstakim ve ihlâs gibi konular değerlendirilmiştir. Üçüncü bölüm genel olarak Hz. Yûsuf'un (as) hayatının şekillendiği üç gömleğinin etrafında yaşanan olaylara yer vermektedir. İlk gömlek, üvey kardeşlerinin tuzağına maruz kalan Yûsuf peygamberin babası Yakub'dan (as) ayrılmasını konu edinen gömlektir. İkinci gömlek, Mısır Azizi'nin hanımı tarafından kurulan tuzakta Hz. Yûsuf'un (as) suçsuz olduğuna delil olan gömlektir. Bu tuzaklar karşısında yapılan dualar ve sığınmalar ele alınmıştır. Üçüncü gömlek ayrılıktan, tuzaktan, hasedden ve iffetsizlikten arındırılmış şifa, mucize ve vuslat gömleğidir. Üçüncü bölümümüz bu üç gömlek etrafında cereyan eden olayları ele almaktadır. Sonuç olarak yapılan incelemeler kinin ve düşmanlığın öncelikle kişinin kendisine zarar verdiğini, iffeti korumanın Allah'ın (cc) emri olduğunu, gözlerin açılmasında gömleğin mucizesi gibi konuların önemi tefsirler ile desteklenmiştir. Anahtar Sözcükler: Yûsuf, Kıssa, Gömlek, Tuzak, Dua

Hz. YusufKur'an-ı KerimTefsir+3
Semra Örs
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû 'Amr Osman b. Sa'id ed-Dânî'nin et-Teysîr fi'l-Kırâati's-Seb'a adlı eserinin kırâat ilmi açısından tahlili

Endülüs kırâat kültürünün bir ürünü sayılan ve zamanla okutulduğu şehre nispetle İstanbul tarîki olarak şöhret bulan Teysîr, asırlar boyunca kırâat ilmi öğrencileri tarafından referans olarak kabul edilmiştir. Kırâat tedrisatında yedili sistemin uygulandığı bu eser, yedi kırâat imamının vucûhatlarını usûl ve ferş sistematiği çerçevesinde kırâat ta'lîm geleneğine başarıyla yansıtmıştır. Çalışmamızda, Ebû 'Amr ed-Dânî'nin veciz üslûbunun ve özverili çabasının mahsülü olan bu eser, titizlikle çözümlenerek tetkik edilmiştir. Giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşan çalışmamızda, Kur'ân kırâatlerinin hem teorik hem de pratik yönünü örnekler eşliğinde okuyucuyla buluşturarak açıklama amacı güdülmüştür. Bu çalışma yapılırken eserin yazıldığı dönem ve mevcut ilmî birikim göz önünde bulundurularak eserin kırâat tedrisatına yansıttığı usûl ve esaslar gün yüzüne çıkarılmıştır.

Ebu Amr ed-DaniEt-TeysirKur'an-ı Kerim+2
Mehmet Salih
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân da riyâ ve ilgili konular

Bu çalışmada mükemmel yaratılan insanın zaâfları yüzünden fıtratını nasıl bozduğunu, rîyâ ve şirke bulaşarak imanını nasıl zedelediğini ortaya çıkarmayı amaçlamadık. Din hususunda ihlâs Allah ile kul arasındaki özel bir iletişim sonucunda ortaya çıkar. Bu iletişimde kul herhangi bir çıkar gözetmeksizin yaratanına ve onun hükümlerine ihlâsla bağlıdır. Din ancak bu şekilde anlam kazanabilir. Fakat rîyâkâr insanlar, toplumda yer edinebilmek için farklı davranışlar sergileyerek menfaat elde etmek niyetiyle dini değerleri istismar edebilirler. Dini ihlâsla değil de gösteriş amaçlı yaşadıklarından dolayı insanların dine ve dindarlara bakış açıları zedelenir ve güven duyguları sarsılır. Gösteriş riyâ demektir. Bundan dolayı bu çalışmada rîyâ konusuna dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma; bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu detaylı bir şekilde ele alınmış olup önemi, amacı, yöntemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde rîyânın oluşumuna neden olan bazı kavramların ve rîyâ hastalığını ortadan kaldırabilecek güzel hasletlerin analizi yapılmıştır. İkinci bölümde rîyâkâr kimselerin kişilik yapısı ve riyâkârlığın oluşumuna neden olan faktörlerin analizi-Kur'ân, hadis ve îtikâd açısından - yapılmıştır. Üçüncü bölümde rîyânın etkilediği bireyin kişilik yapısı, karakter tahlili, sosyolojik ve psikolojik açıdan incelenmiştir. Rîyânın neden olduğu ahlâki tahribat sonucu, din istismarının ortaya çıkışı anlatılmıştır. Sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sona erdirilmiştir.

HadisKur'an-ı KerimRiya+1
Belgin Aksak
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İzhâru'l-Esrâr'ın Şerhu Netâici'l-Efkâr'ı üzerine yapılan Hâşiyetü'l-'Attâr'ın ‎tahkik ve incelemesi (sayfa 64-105 arası)

İslam kültüründe ilim, sanat ve fikir faaliyetleri Kur'an merkezli olarak oluşmuştur. Zamanla bu çalışmalar süratle gelişip çok geniş alana yayılmıştır. Bu çalışma ve faaliyetlerden bir tanesi de el yazması eserlerdir. İslâm dünyasında bu eserler "mahtût/el yazması/yazma" isimleriyle zikredilip "dest-nüvîs ve hatt-ı destî" gibi kavramlarla kullanılır. Batı dillerinde ise "manuscript" kelimesiyle ifade edilir. Mahtût eserler İslam'ın en güzel miraslarındandır. Bu miras kültür ve medeniyetimize ışık tutmaktadır. Bu mirası koruyup kollamak, kaybolmasını önlemek, gelecek nesillere en doğru biçimde aktarmayı sağlamak bu mirasa karşı en büyük vazifemizdir. Korunması ise raflarda toz içinde kalan bu eserlerin gün yüzüne çıkarılmasıdır. Şüphesiz bu eşsiz eserler paha biçilmez hazineler gibidir. Haşiyetü'l-'Attâr 'ale Netâicu'l-Efkâr isimli yama eser de bu eşsiz kültür miraslarımızdan bir tanesidir. Biz de çalışmamızda büyük bir kültür mirası olan bu eseri gün yüzüne çıkarıp günümüz okuyucusuna takdim etmeyi hedefledik. Birinci bölümde, İzhârü'l-Esrâr müellifi Birgivî, Netâici'l-Efkâr'ın müellifi Mustafa b. Hamza ve 'Attâr'a ait haşiye'nin müellifi Hasan b. 'Attâr'ın hayatları hakkında bilgi verilecek. İkinci bölümde ise el yazması eserin 64-125 arası varaklarının incelemesi ve tahlili ele alınacaktır.

BiyografiHasan el-AttarHaşiye+4
Mehmet Sıddık Şarlat
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İslam ceza hukukunda sedd-i zerâi ve hukukî sonuçları

İslâm dini hiçbir şekilde din, dil ve ırk gibi konularda ayrım yapmaksızın herkesin hakkının korunması gerektiğini belirtmiş ve insan haklarına son derece önem vermiştir. Sadece vuku bulan olaylara çözüm getirmemiş, aynı zamanda meydana gelebilecek olaylar içinde bir çözüm yolu bulmaya çalışmıştır. İslâm yapılan fiil sonucunda meydana gelmesi muhtemel olan olumsuz sonuçların önünü sedd-i zerâi gibi bir takım ilke veya prensipler ile engellemeye çalışmıştır. Ortaya çıkacak sonucun olumlu olması muhtemel durumda da onu feth-i zerâi ilkesi veya prensibi ile desteklemiştir. Bu çalışmada, sedd-i zerâi ilke veya prensibinin İslâm Ceza Hukuku'ndaki önemini, konumunu ve buna göre hüküm verildiğinde ne gibi hukukî sonuçların ortaya çıktığı konusu üzerinde durulmuştur. Sedd-i zerâi, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri tarafından delil olarak kabul edilmiş ve uygulamalarda kullanılmıştır. Hanefî mezhebi ise her ne kadar teorikte sedd-i zerâi'yi kabul etmese bile uygulamalarda istihsan kavramı adı altında kullanmıştır. Şafiî mezhebi de sedd-i zerâi'yi zayıf bir delil olarak kabul ettikleri halde onlar da bazı uygulamalarda sedd-i zerâi ile amel etmişlerdir. Zâhirî mezhebi ise sedd-i zerâi'yi reddetmektedir. Bu çalışma, giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde sedd-i zerâi'nin, İslâm Hukuku'ndaki diğer deliller ile arasındaki konumu hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde, sedd-i zerâi kavramı üzerinde durulmuş ve kısımları hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra sedd-i zerâi'nin dayandığı delillerden bahsedilip, hangi mezhepler arasında kabul edilmiş ve hangi mezheplerce reddedilmiş konusu üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde suç ve ceza kavramı, bunlara ait prensipler, had, kısas-diyet, ta'zir suçları ve sedd-i zerâi'nin bunların içerisindeki konumu ve hukukî sonuçları üzerinden durulmuştur. Üçüncü bölümde ise cezaların amaçlarında sedd-i zerâi'nin konumu, cezaların ağırlaştırılmasında, düşürülmesinde ve ertelemesindeki rolü üzerinde durulmuştur.

CezaSedd-i ZeraiSuç+2
Bilal Dursun
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Teğâbun Sûresi'nin tefsîri

Teğâbun Sûresi âlimlerin, çoğunluğunun görüşüne göre Medine'de muhtemelen ilk yıllarda nâzil olmuştur. İsmini dokuzuncu ayette geçen ve (aldanmak/aldatmak ve toplanmak) manalarına gelen ن kelimesinden" tegâbun "اَلتَّغَابُ almıştır. Âyet sayısı on sekizdir. Fâsılaları ن،م،ر،د harfleridir. Tegâbun Sûresi, Allah'ın (cc) yüceliğini belirten, (tesbih) ifadesiyle başlayan beş sûrenin (müsebbihât) mushaf sıralamasına göre sonuncusudur. Sûre, Allah'ın (cc) varlığını ve peygamberleri vasıtasıyla yine Allah'a bağlanmayı, âhiret âlemini ve âhiret hayatına hazırlanma aracı olan dünya hayatını iç içe konular halinde ele alır. Bu muhtevayı üç bölüm halinde incelemek mümkündür. -Birinci bölüm: Kâinattaki her varlığın, Allah'ın (cc) büyüklüğüne tanıklık ettiği, hâkimiyet ve övgülerin Allah'a (cc) mahsus olduğu ve O'nun her şeye gücünün yettiğinin ifade edilmesiyle başlar. -İkinci bölüm: Ahiret hayatına dairdir. Kâfirlerin sonsuz hayatı inkâr ettikleri, fakat bunun mutlaka gerçekleşeceği, bu vesile ile dünya'da sergilenen davranışların karşılıklarının görüleceği ifade edilir. Sûre'nin dokuzuncu âyeti kerimesinde tüm insanların bir araya getirileceği kıyamet günü "tegâbun günü" diye isimlendirilir. -Üçüncü ve sûre'nin son bölümünde: Mü'minlere hitaben âhiret hayatının mutluluğu için dünya hayatında ölçülü ve erdemli davranılması gerektiğine dikkat çekilir. Bu hitabında Allah (cc) insan'a lutfettiği nimetlerden sayılan: eş, evlât ve mal'ın mü'min için bir imtihan vesilesi (düşmanlık sebebi) olduğu ve ebedî kurtuluşu engellemesi durumunda ise kendisi için düşman konumunda olabileceği vurgulanır. Tegâbun Sûresinde kâfirlerin asıl sorunlarının âhireti inkâr etmek olduğuna dikkat çekildikten sonra mü'minlerin hem kendi iç hesaplaşmaları hem de aile bireyleri ve Müslüman kesimi ile ilişkileri açısından uyum ve dayanışma kuralına uymalarının önemi dile getirilmiştir. Sûre'de ayrıca esmâ-i hüsnâ'dan on iki isim bulunmakta, bu isimlerin bir kısmı zât-ı ilâhiyyenin gücü ve azametini ifade ederken, diğerleri ise O'nun bağışlayıcı ve koruyucu özelliğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Teğâbun, Karz-ı hasen, Müsebbihat, Yevmu't-Teğâbun, Esma-i Hüsna.

Kur'an-ı KerimSureTefsir+2
Nimet Şengül
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Halife Yusuf Bayazidî'nin hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri

Çalışmamız Halife Yusuf Bayazidî'nin hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri hakkındadır. Halife Yusuf Bayazidî, Ahmed-i Hânî Ekolü olarak bilinen geleneğin 20. yüzyıldaki temsilcisi olarak görülen âlim, sûfî, müderris ve müellif bir şahsiyettir. İlmî tahsilini dönemin önemli şark medreselerinde tamamladıktan sonra hem Kâdirî ve hem de Nakşbendî tarîkatlarına intisap etmiştir. Kâdirî tarikatından bir, Nakşbendî tarikatından ise iki defa icâzet almıştır. Daha ziyade Nakşbendî tarîkatı usul ve adabına göre hareket ettiği bilinen Halife Yusuf şerîat-tarîkat, zâhirî ilim-bâtınî ilim, tekke-medrese birlikteliğine önem vermiştir. Görev yaptığı yerlerde müderrislik de yaparak irşadın ilimle birlikte yapılmasını teşvik etmiştir. Birden fazla alanda eserler yazarak ilmî mirasını günümüze aktaran Halife Yusuf, velûd bir şahsiyet olarak dikkat çekmektedir. İslâm ilimleri alanında yazdığı eserlerin yanı sıra edebiyat ve matematik gibi aklî ilimler alanın da eserler yazdığı görülmektedir. Anahtar Kelimler: Halife Yusuf, Nakşbendîlik, Kâdirîlik, Tarîkat, Şerîat

Burhan Adıgüzel
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü'z-Zâğûnî'nin tefsir anlayışının mukayeseli olarak incelenmesi

Kur'ân-ı Kerîm'i anlama gayreti, Kur'ân'ın nüzulünden itibaren günümüze kadar gelmiş bir olgudur. Bu olguya katkı sağlama bağlamında her dönemde çeşitli tefsirler kaleme alınmıştır. Kur'ân'ı anlamak isteyen okuyucular da öncelikle bu tefsirlere müracaat etmiş, böylelikle Kur'ân'ı anlamaya çalışmışlardır. Belirttiğimiz bu olguya binaen hicri 6-7. yüzyıl civarlarında yaşamış olan İbnü'zZâğûnî de bu alanda kendi görüşlerini ortaya koymuştur. Ancak onun tefsir alanında müstakil bir eseri bulunmamaktadır. Onun tefsire dair görüşlerini öğrencisi İbnü'lCevzî'nin Zâdü'l-Mesir adlı tefsirinde görmekteyiz. Onun bu eserde her âyet için yorumu bulunmamakta, sadece belli âyetlerde bulunmaktadır. Bu çalışmada İbnü'zZâğûnî'nin bu eserdeki bazı görüşlerini ele almaya çalışacağız. Anahtar sözcükler: Kur'ân, Tefsir, İbnü'z-Zâğûnî, Ulûmu'l-Kur'ân, Yorum

Kur'an-ı KerimTefsirUlumu`l-Kur`an+2
Fatih Lengerli
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cessâs'ın "Ahkâmü'l Kur'ân" ve Kurtubî'nin "El-Câmi'u li-Ahkâmi'l Kur'ân" adlı eserlerinde Talâk sûresi'nin tefsiri

Tüm insanlığın dünya ve ahiret saadetini temin etmeyi hedef almış Kur'ân-ı Kerîm, inançlar, ibadetler ve insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlerle gelmiştir. İnsani ilişkilerin başladığı yer de ailedir. Şüphesiz ki aile insan için en ehemmiyetli ve vazgeçilmez kurumdur. Ailenin kuruluşu olan evlilik ise bütün değerlerin temeli olan dinin korunmasını sağlayan en önemli unsurlardandır. Evlilik prensip olarak ömür boyu sürdürülmek üzere kurulsa da ilerleyen süreçte üzüntü sıkıntı ve işkenceye dönüşebilmektir. Böyle durumlarda boşanma kaçınılmaz olabilir. İman etmiş kimseler için evlilik bağı kurulurken de çözülürken de Allah'ın hudutlarına riayet etmek gerekmektedir. Bu tezde İslam Hukuku'nda önemli bir yer kaplayan boşama hükümlerini ele alan Talâk Sûresi çalışılmıştır. Tezimizde Bağdat ve çevresinde yaşamış, Hanefi fıkhının önemli isimlerinden Cessâs'ın (ö.370) Ahkâmü'l-Kur'ân adlı tefsirinden ve Maliki mezhebini benimsemiş Endülüslü büyük alimlerden olan Kurtubî'nin (ö.670) el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân adlı tefsirinden Talâk Sûresi mukayeseli olarak ele alınmıştır. Giriş bölümünde, araştırmanın konusu, kapsamı, amacı, yöntemi ve önemi açıklanmış; ardından tefsîr ve konulu tefsîr hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, tezde esas alınan tefsirlerin yazarları ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; Talâk Sûresi'nin tanıtımı yapılmıştır. İkinci bölümde, Talâk Sûresi'nde birbiriyle ilişkili ayetler ilgili konu başlıkları altında ele alınarak tefsir edilmiştir. Sonuç bölümünde, ulaşılan genel değerlendirmelere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Talâk Sûresi, Talâk, Cessâs, Kurtubî, İddet, Nafaka

Ahkamu`l-Kur`anCessasKur'an-ı Kerim+7
Makbule Altınay Duran
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Serahsî'nin Temhîdu'l-fusûl fi'l-usûl adlı eserinde İmam Şâfiî'ye nispet ettiği görüşlerin tahkîki

İslâm hukukunda, şer'i hükümleri delillerden elde etme meselesi ehil kimseler tarafından büyük bir titizlikle yapılmıştır. Müctehitler şer'i bir hükmü delillerden elde etmeye çalışırken, öncelikle naslara, naslarda bunun delilini bulmayınca ictihada başvurmuşlardır. Bunun sonucunda farklı metodlar ortaya çıkmıştır. Bu metodların başında mütekellimîn ve fukahâ metodları gelmektedir. Müctehidler, geliştirdikleri metodları temellendirmek ve diğer metodların delillerini zayıf göstermek için eserler kaleme almış ve bu eserlerinde diğer metodların görüşlerine yer vererek eleştirmişlerdir. "Şemsü'l-eimme" olarak şöhret bulan İmam es-Serahsî, fukahâ (el-Hanefîyye) metoduna göre kaleme alınmış olduğu Temhîdu'l-Fusûl fi'l-Usûl adlı eserinde Hanefîlerin usûle dair görüşlerini temellendirmeye çalışırken diğer mezheplerin görüşlerine de atıflar yapıştır. Serahsî'nin en çok atıf yaptığı ve genel anlamda eleştirdiği fakihlerden birisi de Şâfiî'dir. Biz tezimizde, Serahsî'nin Temhîdu'l-Fusûl fi'l-Usûl adlı eserinde Şâfiî'ye nispet ettiği görüşler ile bu görüşlerin gerek Şâfiî, gerekse Şâfiî ulemasına eserlerindeki ilgili meselelerle mukayesesi üzerinde durduk. Anahtar Kelimeler: Fıkıh usûlü, Serahsî, Şâfiî, Temhîdu'l-Fusûl fi'l-Usûl, Nispet.

Kur'an-ı KerimSerahsiİmam Şafii+2
Abdullah Kılıç
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kelâmda yaratılış nazariyeleri

Kelâm âlimleri hicri birinci asırdan itibaren akaid alanı ile ilgilenmiş bunun yanında evreni ve unsurlarını tanımaya yönelik çabalar sarf etmişlerdir. Kozmolojiye dair diğer dini grupların sorularına cevap verdiği gibi kendi bünyesinde özgün fikirler ortaya koymuşlardır. Yoğun fikirler ile sonuçlanan tartışmalar kelâm ilminin zenginliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Kozmoloji alanında akla gelen ilk konu yaratılıştır. Yaratılış konusu hem Yüce Yaratıcı'yı hem de evreni tanıma açısından son derece önemlidir. Allah - Âlem münasebetini anlamlandırmada kilit noktasını oluşturan yaratılışın keyfiyeti ve mahiyeti hakkında günümüze kadar ulaşan birçok görüş vardır. Bu tez çalışmasında kelâmcıların yaratılışa bakış açılarını ve bu alanda meydana gelen tartışmaları ele almak amaçlanmıştır. Giriş bölümünde yaratılış kelimesinin etimolojik tahlili yapılmıştır. Ayrıca kelâmcıların ve dil bilimcilerin yaratılış kelimesine yükledikleri anlamlar incelenmiştir. Gelişme bölümünde ise kümûn – zuhûr, tafra, teceddüd-i emsâl ve tevellüd konuları çalışılmıştır. Kümûn – Zuhûr evrenin ilk yaratılışı hakkında; Tafra ve Tevellüd ise varlığın hareketinin yaratılışı hakkında fikir beyan etmektedir Her biri genel kabule aykırı olan görüşler olup derin tartışmalara ortam hazırlamıştır. Teceddüd-i Emsâl ise yaratılışın devamlılığı ile ilgili bir takım düşüncelere yer verir. Bu dört yaratılış nazariyesi detaylı incelendiğinde evreni yoktan yaratan ve evrene her an müdahale eden tek bir yaratıcının varlığı gerçeğine ulaşılmaktadır. Ayrıca ele alınan bu konular günümüz gündemini de işgal eden Determinizm, Deizm, Materyalizm ve Ateizm akımlarına cevap vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaratılış, Tafra, Teceddüd-i Emsâl, Tevellüd, Kozmoloji, Kümûn- Zuhûr

KelamKozmolojiYaratılış+1
Sara Gözütok
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Kudâme'nin el-Muğnî adlı eserinin nikâh bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet ettiği görüşlerin değerlendirilmesi

İbn Kudâme'nin el-Muğnî adlı eserinin nikâh bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet ettiği görüşlerin değerlendirilmesini amaçladığımız bu çalışmamız; giriş, iki ana bölüm ve sonuç bölümü olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve yöntemi hakkında kısa bilgi verildikten sonra ikinci bölümde İbn Kudâme'nin hayatı, ilmî kişiliği ve başta el-Muğnî olmak üzere eserleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Üçüncü bölümde nikâh ile ilgili genel bir bilgi verildikten sonra çalışmamızda esas aldığımız el-Muğnî'nin nikâh bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet edilen görüşler Şâfiî mezhebine ait bazı temel kaynaklarla mukayese edilerek değerlendirilecektir. Sonuç bölümünde ise mezkûr eserin ilgili bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet edilen görüşlerin Şâfiî mezhebiyle aynı olup olmadığı veya mezhepte yer alan iki görüşten biri olduğu ya da mezhep içi ihtilaflı olduğu şeklinde tasnifi yapılarak ortaya konulacaktır.

Dinler tarihiEl-MuğniMezhepler+7
Esma Dursun
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Debbağzâde Mehmed Efendi'nin "et-Tertîbu'l-Cemîl fî Şerhi't-Terkîbi'l-Celîl" adlı eseri (Metin inceleme)

XVII. yüzyılın son çeyreğinde iki defa atandığı meşîhat makamında iken Osmanlı devlet yönetimine büyük tesiri olmuş önemli bir şeyhülislâm olan Debbağzâde, XIV. yüzyıl âlimlerinden Sa'düddîn Mes'ûd et-Teftâzânî'nin nahve dair et-Terkîbu'l-Celîl adlı risâlesini et-Tertîbu'l-Cemîl fî Şerhi't-Terkîbi'l-Celîl adıyla Arapça olarak şerh etmiştir. Bu şerh çalışmasını kayda değer ve önemli bulduğumuzdan, eserin metin analiziyle gün yüzüne çıkarılmasını ve böylece dilbilime kazandırılmasını amaçladık. Dolayısıyla üç bölümden müteşekkil tezimiz, esas itibariyle bir tahkik çalışmasıdır. Birinci bölümde Debbağzâde'nin hayatı, ilmî kişiliği ve resmî vazifeleri kapsamlı olarak ele alınmıştır. Etraflıca yaptığımız literatür taramasında Debbağzâde'nin biyografisini bir bütün hâlinde tezimizdeki kadar geniş çaplı olarak ele alan başka herhangi bir çalışmaya rastlayamadık. Çalışmamız, bu yönüyle diğer çalışmalardan ayrılmaktadır. İkinci bölümde eserin Türkiye'deki kütüphanelerde rastladığımız yirmi sekiz adet yazma nüshasının tavsifi yapılmıştır. Son bölümde ise biri müellif nüshası olmak üzere toplam beş adet yazma nüshayı mukayeseye esas aldık. Nüshalardaki hâşiyeleri dipnotlarda ilgili yerlere ekledik. Ayrıca eserde atıfta bulunulan kaynakların referans bilgilerine ek olarak lüzumlu görülen ilave açıklamaları dipnotlarda belirttik. Böylece eserin tahkikini ve metin incelemesini gerçekleştirdik. Anahtar Kelimeler: Debbağzâde Mehmed Efendi, Nahiv, Sa'düddîn Mes'ûd et-Teftâzânî, et-Terkîbu'l-Celîl, et-Tertîbu'l-Cemîl

Hamza Civelek
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki olumsuz söylemleri

Oryantalizm içinde dinsel, siyasi ve ideolojik kaygıları barındıran bir dünya görüşü olması hasebiyle tarihi süreç içerisinde çok farklı anlamlarda kullanılmıştır. Yine aynı sebepten dolayı amaçlarına, ilgilendiği konulara, oryantalistlerin yetiştiği coğrafyaya göre de kendi içerisinde oryantalizm tanımları farklılaşmıştır. İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) ve ilahi kitabı Kur'an-ı Kerim ilk günden bugüne değin birçok tartışmanın odak noktası olmuş, farklı yönlerden eleştiriye maruz kalmıştır. Oryantalistler Orta Çağ'dan itibaren özellikle Hz. Muhammed (s.a.v) hakkında çok şey yazıp çizmişler, Allah'ın elçisi hakkında olumsuz birçok yorum yapmışlardır. Bu tavır 20. yüzyılın ortalarından itibaren ılımlı bir yaklaşım içine girmiş gibi görünse de bu kez bilimsellik adı altında mesnetsiz iddialar devam etmiştir. Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki düşünceleri genelde İslam özelde Kur'an ve sünnet merkezlidir. Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki görüşlerini anlamak onların Kur'an ve sünnet hakkındaki yaklaşımlarını iyi bilmekten geçmektedir. Tek ve mutlak doğrunun İncil ve Kilise babalarının söylemlerinin olduğu yani skolastik düşüncenin hâkim olduğu Orta çağda ve sonrasında oryantalistler Hz. Peygamber'i "sapık", "şarlatan", "menfaatperest", "şehvetperest", "keşiş" vb. ifadelerle tasvir etmişlerdir. Aydınlanma sonrası 19. ve 20. yüzyılda Hz. Muhammed (s.a.v)'in az da olsa saygı duyulan bir şahsiyet olarak kabul edildiği fakat nübüvvetinin inkâr edildiği karalamaların bilimsellik ve sanat adı altında devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, Hz. Muhammed, Risalet, Doğu, Batı

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiKur'an-ı Kerim+7
Özlem Atalay
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş bir İslâm düşünürü olarak Fazlurrahman'ın Kelâmi anlayışı

Geçmişten bugüne kadar bütün dinler hakkında ortaya atılan birçok düşünce meydana gelmiştir. Bunların bazıları kitaplara dayalı olsa da birçoğu insanların kendi çıkarları doğrultusunda şekillenmiştir. Küçük yaşlardan itibaren İslâmî ilimlerle ilgilenen Fazlurrahman bütün bu noktaları incelemeye başlamış ve kendine göre gördüğü yanlışların nasıl düzeltileceğine dair önerilerde bulunmuştur. Bu konuda birçok eser yazan Fazlurrahman'ın fikirlerine katılanlar olduğu kadar katılmayanlarda da vardır. Fakat görüşlerine katılmayanların sayısının daha fazla olduğu görülmektedir. Bunun sebebi Fazlurrahman'ın her konuya farklı bakış açısı getirmeye çalışmış olmasından ve geleneği sert bir şekilde eleştirmesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle İslâm kaidelerden hadîs, kader, mucize ile ilgili söyledikleri toplumdaki İslâm inancını zedeleyecek niteliktedir. Fazlurrahman toplumun, Kur'ân temelli yapısının daha önemli olduğunu belirterek geleneğin getirmiş olduğu birikimi yeri gelmiş yok saymış yeri gelmiş ağıt bir şekilde eleştirmiştir. Fazlurrahman, Kur'ân merkezli anlayışla ayetlerin insanlara öğretilerini kendi bakış açısı ile tarihsel bir anlayış ile belirtmeye çalışmıştır. Fazlurrahman, eserlerinde geleneği her konuda eleştirdiği için onun bu tarzını yeni bir dini anlayış olarak algılayanlar da olmuştur. Bu çalışmanın amacı Fazlurrahman'ın kelâmî fikirlerini ve anlayışlarını ortaya koyarak günümüz kelâm anlayışına dair görüşlerini incelemek ve değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: Fazlurrahman, Kelâm", "Yeni İlm-i Kelâm", "Kelâmda Sosyal Konular

Din görevlileriDin psikolojisiDin teorisi+6
Ebuzer Bayram
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi meal çalışmalarına metodolojik bir bakış

İnsanlık için hidayet rehberi olan Kur'an-ı Kerim'in anlaşılması ve ihtiva ettiği hakikatlerin en doğru şekilde öğrenilip başkalarına aktarılması her dönemde Müslümanların en temel gayesi olmuştur. Bu gayenin neticesi olarak ortaya çıkan Kur'an-ı Kerim'in tercüme/meal faaliyetleri geride bıraktığımız yüzyıldan bu yana daha önce hiç olmadığı kadar ciddi bir alaka görmüştür. Bilhassa Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizde yazılan meallerin sayısında ciddi bir artış meydana gelmiştir. Bu alanda yapılan çalışmalardaki artış ilmi faaliyetlerin canlılığı noktasında her ne kadar müspet bir gelişme olsa da kaleme alınan her mealin aynı düzeyde ilmi yeterliliğe sahip olmaması meallerin niteliği açısından olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Özellikle Kur'an'ı tercüme etme salahiyetine sahip olmayan kimselerin ideolojik kaygılarla yazdıkları bazı meallerin faydadan çok Kur'an'ın manasını tahrif etmeye yönelik sonuçlar doğurduğu görülmüştür. Bu nedenle söz konusu tezimizde Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar kaleme alınan bazı mealler İslami ilimler perspektifinde metodolojik bir tahlile tabi tutulmuştur. Bu amaçla ilk olarak meal kavramının anlamıyla birlikte bu kavramın ortaya çıkış süreci ve bununla ilişkili olarak; Kur'an, tefsir, te'vil ve tercüme kavramları ele alınıp açıklanmıştır. Ardından Kur'an-ı Kerim'in tercüme edilme süreci ve geçmişten günümüze kadar Türkçeye yapılan tercümelerin kısa bir tarihi ortaya konulmuştur. Cumhuriyet döneminde yazılmış meallerin bir kısmı hakkında bilgiler verilmiştir. Bu mealler arasında farklı dini yaklaşımları ihtiva eden mealler seçilerek tahlili yapılmış ve bu meallerin Kur'an ilimleri açısından değeri ele alınmıştır. Son olarak meal okumalarında göz önünde bulundurulması gereken temel hususlar izah edilerek meal okuyucularının yapacakları çalışmaların verimliliğini artırmaları amacıyla bazı temel prensipler ortaya konulmuştur. Bunların neticesinde; meal-Kur'an ilişkisi, Cumhuriyet döneminde yazılmış bazı meallerin Kur'an ilimleri açısından değeri ve meallerin Kur'an'ın anlaşılmasındaki rolü izah edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kur'an, Meal, Tercüme, Cumhuriyet dönemi, Kur'an ilimleri.

Cumhuriyet DönemiKur'an-ı KerimMeal+3
Ahmet Yakut
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mecelle'nin "Zarar ve mukâbele bi'z-zarar yoktur (19. madde)" küllî kâidesi ve İslâm hukukunda uygulama örnekleri

Tezin giriş bölümünde, araştırmanın konusu, kapsamı, amacı, yöntemi ve önemi açıklandı; ardından Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye ve "Zarar ve mukâbele bi'z-zarar yoktur (19. md.)" küllî kâidesi ile alakalı kâideler hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde, tezde esas alınan Mecelle 19. maddenin Arapçasında geçen kelimelerin manası ve zarar çeşitleri hakkında bilgi verildi; kâidenin, Kur'ân ve Sünnet'teki delilleri açıklandı. Üçüncü bölümde, "Zarar ve mukâbele bi'z-zarar yoktur (19. md.)" küllî kâidesi, Mevsılî'nin el-İhtiyâr adlı fıkıh kitabını merkeze alarak Merginânî'nin el-Hidâye, Kudûrî'nin el-Muhtasar, Serahsî'nin el-Mebsût adlı eserlerinde zararla ilgili meselelerin geçtiği yerler esas alınarak İslâm hukukunda uygulama örnekleri; alışveriş, şüf'a, icare, kısmet, hacr, hibe, âriye, şirb, gasp, talâk, siyer, diyetler, vasiyet konu başlıkları altında ele alınarak incelendi. Sonuç bölümünde, çalışmamızın kaynağını oluşturan kâidenin, "Zarar verme ve zarar görme (ve zarara zararla karşılık verme) yoktur." hadisinden yola çıkılarak hazırlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca fıkıh kurallarından biri olarak kabul edilen bu hadis ile Müslümanların hayatlarının her alanında önem vermeleri gereken bir duruma dikkat çekilmektedir. Çünkü İslâm, adalet ve itidal üzerine kuruludur. Bu bağlamda dinimiz insanların birbirine zarar vermesini yasaklamıştır. Buna göre, ele aldığımız kuralın ilk kısmı başkalarına zarar vermeyi, ikinci kısmı ise zarar karşısında zararla misilleme yapılmasını yasaklamaktadır. Bu yasağa rağmen, zarara uğrayanlar, intikam almak için zarar vermemeli, mağduriyetin giderilmesi için yetkili mercilere başvurmalıdır. Anahtar Sözcükler: İslâm Hukuku, Küllî Kâide, Mecelle 19. Madde, Zarar, Alışveriş, Hibe

Habibe İpek
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yûsuf Sûresinin işâri tefsiri

Bu çalışmada Kur'an'da "en güzel kıssa" olarak isimlendirilen Hz. Yusuf'un (a.s) hayatını anlatan Yûsufsûresinin işârî/tasavvufî tefsiri anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, usûlü ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde tefsir kavramının açıklaması yapılmış bölümleri ayrıntılı biçimde yazılmıştır. Ayrıca işârî tefsir hakkında bilgiler verilmiş, bu tefsir çeşidinin kaynakları, kabul şartları, delilleri ve çeşitleri ele alınmıştır. Kıssa kavramı hakkında bilgi verilerek önemine değinilmiştir. İkinci bölümde ise; Yûsuf Sûresi hakkında bilgiler verilerek âyetlerininiş nedenleri ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde Yûsufsûresinin, işârî tefsir alanında yazılan ve birçok kimse tarafından temel eser olarak adlandırılan eserlerden istifadeler aktarılmıştır. Âyetlerin bilinen tefsirlerinden öte mutasavvıfların derin düşünce ve ilham neticesinde yaptıkları tefsirlere yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise yapılan araştırmalar neticesinde işârî tefsir hakikatine dikkat çekilerek Hz. Yûsuf'un hayatındaki işaretlerden yola çıkılıp içerdikleri derin manalara dikkat çekilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tasavvuf, İşârî Tefsir, Kıssa, YûsufSûresi, Zâhir-Bâtın.

Nabi Sabuncu
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Konevî'nin Hâşiye 'alâ Tefsîri'l-Beydâvî adlı eserinde i'râb olgusu

Bu çalışmada Osmanlı âlimleri tarafından muhtasar, şerh ve hâşiye gibi pek çok esere kaynaklık eden Beydâvî'nin (ö. 685/1286) Envâru't-Tenzîl ve Esrâru't-Te'vîl adlı tefsirine oldukça kapsamlı bir hâşiye kaleme alan İsmail Konevî'nin eserindeki i'râba yönelik görüşleri, yaklaşımı ve yöntemi konu edilmiştir. Giriş ve üç bölümden oluşan çalışmamızın asıl amacı, İsmâîl Konevî'nin hâşiyesinin i'râb açısından kapsam ve zenginliğini ortaya koymaktır. İ'râb ve i'râbu'l-Kur'ân eserlerine dair pek çok çalışma yapılmıştır. Fakat bir hâşiye üzerinden bazı örneklerle analiz ederek muhaşşinin i'râb yöntemini ortaya koymak hususunda bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu sebeple çalışmamız büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca şerh ve hâşiye türü eserler bir mirasın aktarılmasında önemli rol oynamaktadır. Hâşiye incelenip söz konusu yöntemler ortaya konulurken müellifin yaşadığı dönemin ilmî mirasını öğrenmemize vesile olmuştur. Keywords: Traveler, Travelogue, Ağrı, Culture, Mount Ararat, Turkey.

Arzu Selvi
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eş'ariyye ve Mu'tezile mezhepleri arasındaki kelâmî görüş farklılıkları

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) vefatının ardından gelişen siyasi olaylar ve İslâm'ın Arap Yarımadası'nın dışına intikal etmesiyle birlikte İslâm ile yeni tanışan toplumların akıllarında pek çok soru işaretleri oluşmuş ve bu sorulara cevap aranmıştır. Ardından mezhep haline gelecek yeni düşünceler ve oluşumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada Hasan-ı Basrî'nin ders halkasından ayrılan Vâsıl bin Atâ'nın öncülüğüyle kurulan Mu'tezile mezhebi ile kırk yaşına kadar Mu'tezilî görüşe göre yetişip sonrasında onlardan ayrılarak Ehl-i Sünnet görüşüne dönerek kurduğu Eş'ariyye mezheplerinin oluşumları ve belli başlı görüş farklılıkları üzerinde durulacaktır. Bu gayeyle birinci bölümde Mu'tezile ve Eş'ariyye mezhepleri tanıtılarak mukayese edilecek kavramların tanımlarına yer verilecek, ikinci bölümde bu iki mezhebin görüş farklılıklarına ve delillerine değinilecektir.

Canan Üzel
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Ziyâuddîn Gümüşhânevî'nin Devâü'l-Müslimîn adlı eserinin tahlil ve değerlendirmesi

Ahmed Ziyâuddîn Gümüşhânevî, XVIII. asırdan itibaren Anadolu coğrafyasında adından en çok söz ettiren mutasavvıflardan biri olmuş, mensup olduğu Halîdî kolu içerisinde Ziyâiyye kolunun oluşmasına öncülük etmiştir. Nitekim çok yönlü bir mutasavvıf olması hasebiyle kısa zamanda sohbet halkaları genişlemiş ve müritleri artmıştır. Muhtelif alanlarda birçok eser telif eden Gümüşhânevî, içinde yaşamış olduğu toplum üzerinde derin izler bırakmış ve bırakmayada devam etmektedir. Nitekim o, şeriatın zahirine sıkı sıkıya bağlı kalmış ve eserlerini bu minvalde kaleme almıştır. İşte o eserlerden biri olan ve çalışmamızın konusunu teşkil eden Devâü'l-Müslimîn'de günah mevzusunu, kurtulma yollarını ve bu yolda dikkat edilmesi gereken hususları etraflıca açıklamıştır. Çalışmamızda, Gümüşhânevî'nin veciz üslûbunun ve özverili gayretinin mahsülü olan bu eser titizlikle çözümlenerek tahlil edilmiştir. Giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşan araştırmamızda müellifimiz hakkında bilgi verilmiş, günah kavramı etraflıca izah edilmiş, eserin muhtevasındaki bilgiler ayet ve hadisler ışığında tahlil edilmiştir. Bu çalışma yapılırken eserin yazıldığı dönem ve mevcut ilmi birikim göz önünde bulundurularak eserin tasavvuf ahlakına yansıttığı usûl ve esaslar gün yüzüne çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Hâlidiyye, Ziyâiyye, Gümüşhânevî, Devâü'l-Müslimîn, Günah, Ahlâk, Tevbe, Muhabbet.

Rıdvan Yılmaz
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2023
00