Van Yüzüncü Yıl Üniversity
YYU

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

1.854

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

5

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
DoktoraAçık ErişimTR

BSA (bovine serum albumin) modifiye grafen oksit nanopartikülleri ile sensör geliştirilmesi

Bu çalışmada, biyolojik açıdan önemli bir molekül olan protaminin tayini amacıyla grafen oksit (GO) tabanlı bir sensör sistemi geliştirildi. Çalışma üç aşamalı bir plan çerçevesinde yürütüldü. İlk aşamada, GO sentezi düşük maliyetli ve uygulanması kolay bir yöntem olan Modifiye Hummers yöntemi ile gerçekleştirildi. Yüzeyinde karboksilik asit ucu bulunan GO molekülünde uygun kimyasal reaksiyonlarla karboksilik asit ucu açil klorüre dönüştürüldü (COCl-GO). İkinci aşamada, Grafen oksitin A1 (COOH-GO) ve A2 (COCl-GO)'in biyolojik ortamlarda daha kararlı, biyouyumlu ve işlevsel hale getirilmesi amacıyla tıbbi uygulamalarda yaygın olarak kullanılan Sığır Serumu Albümini (BSA) ile yüzey modifikasyonu yapıldı. GO'nun BSA ile modifikasyonu sonucunda elde edilen A3 (BSA-COCl-GO) ve A4 (BSA-COOH-GO) FT-IR, FE-SEM, FESEM-EDS, XRD ve TEM gibi ileri karakterizasyon teknikleriyle analiz edildi. XRD analizleri sonucunda (BSA-COCl-GO)NP ortalama kristal boyutu 33.776 nm olarak belirlendi. Üçüncü aşamada ise sentezlenen BSA-COCl-GO nanoparçacıkları, floresans spektroskopisi temelli bir sensör sisteminde kullanıldı ve cerrahi uygulamalarda yaygın olarak kullanılan protamin molekülünün tayini gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin kantitatif tespit limiti 380 ng/mL olarak hesaplandı. Ayrıca sensörün pH 7–10 aralığında ve 293–303oK (20–30°C) sıcaklıklarda optimum performans gösterdiği belirlendi. Metal iyonu etkileşimleri açısından değerlendirildiğinde, sistemin özellikle Fe+2, Fe+3 ve Zn+2 iyonlarından etkilendiği gözlendi. Sensörün tersinirlik özelliği, protaminin antidotu olan heparin kullanılarak test edildi ve sistemin çoklu kullanıma uygun olduğu ortaya konuldu. Ayrıca elde edilen nanoyapıların antimikrobiyal özellikleri de incelendi. Altı farklı mikroorganizma üzerinde yapılan testler sonucunda, GO ve BSA-COCl-GO nanopartiküllerin antibakteriyel ve antifungal aktivitesinin sınırlı düzeyde olduğu görüldü. Sonuç olarak, bu çalışmada BSA ile modifiye edilen GO nanoparçacıklarının, floresans spektroskopisi kullanılarak protamin tayininde etkin bir şekilde uygulanabileceği gösterildi.

Ahmet Arağan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yarı kurak kentlerin iklim değişikliği süreci için kentsel yeşil alan stratejileri; Siirt örneği

İklim değişikliği, özellikle yarı kurak bölgelerde kentsel yeşil alanların sürdürülebilirliğini tehdit eden önemli bir süreçtir. Bu çalışma, Siirt kent merkezinde iklim değişikliğinin kentsel yeşil alanlara etkilerini analiz ederek, bu alanların ekolojik sağlığını ve sürdürülebilirliğini destekleyecek stratejiler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma dört aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada araştırma alanının tanımlanmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiş, ikinci aşmada iklim değişikliği ve yeşil alan analizleri yapılmıştır. Yerel halkın mekansal aidiyetlerinin, yeşil alan ve iklim değişikliğine ilişkin görüşlerinin belirlendiği üçüncü aşamadan sonra, son aşamada Siirt kent merkezi örneğinde yeşil alan stratejileri belirlenmmiştir. İklim değişikliğine ilişkin eğilimler, 1947-2022 dönemine ait sıcaklık ve yağış verilerinin RClimDex yazılımı ile analizi sonucunda ortaya konmuştur. Kentsel yayılma, uydu görüntüleri ve SAVI (Toprak Ayarlı Vejetasyon İndeksi) yöntemiyle değerlendirilmiş; yeşil alanların erişilebilirlik ve yeterliliği, kişi başına düşen aktif yeşil alan hesabı ArcGIS yazılımı kullanılarak 500 metre erişilebilirlik analiziyle incelenmiştir. Yeşil alanlarda bulunan bitkiler, bitki performans testleri ile analiz edilmiş, yerel halkın mekânsal aidiyeti ve yeşil alanlara ilişkin algıları ise anket çalışmalarıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Siirt'te iklim değişikliğine bağlı olarak sıcaklıkların arttığını, kentsel yayılmanın yeşil alanların erişilebilirliği ve yeterliliği üzerinde olumsuz etkiler yarattığını göstermiştir. Çalışmada, kentsel yeşil alanların planlanması ve yönetimine yönelik strateji önerileri geliştirilmiş ve yerel halkın bu süreçlere katılımının önemi vurgulanmıştır. Sonuç olarak, bu tez, yarı kurak bölgelerdeki kentler için iklim değişikliğine uyum sağlamada kentsel yeşil alanların rolünü ortaya koyan bir çerçeve sunmakta ve literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.

Kentsel peyzajKentsel yeşil alanlarPeyzaj planlama
Nurbanu Özkartal
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimAR

Narrative techniques in the short story collection "Sâidûnâ ale't-tehallusi mine'ş-şuarâ" by Mustafa Al mousa

Gerçeği betimlemeyi, toplumun yaşadığı ve önemli gördüğü konu ve olayları açıklığa kavuşturmayı amaçlayan kısa hikâye, son zamanlarda edebiyat alanına giren yaygın sanat türlerinden sayılmaktadır. İnsanlığı ilerleme ve kalkınmaya doğru yönlendiren konulara dayanarak çağdaş edebiyatta en üst seviyelere ulaşmayı başaran elit bir hikâyeciler grubunun elinde önemli bir konum aldı ve varlığıyla ön planda olmayı başardı. Kısa hikâye, hikâyecinin fikirlerine ve hedeflerine hizmet eden çağrışımlar ve sembollerle doludur. Kısa hikâye, metnin genel yapısını oluşturan mekân, zaman, şahsiyet ve olaylardan oluşan bir dizi öğeden oluşmaktadır. Kısa hikâye yazımındaki teknik ve entelektüel becerisi ile öne çıkan yazarlardan biri de, Sâidûnâ ale't-Tehallusi mine'ş-Şuarâ (Şairlerden Kurtulmamıza Yardım Edin) adlı kısa hikâye koleksiyonunda yazar Mustafa Taceddin el-Musa'dır. Mustafa Taceddin el-Musa, 74 hikâyeden oluşan bu koleksiyonundaki öyküleri, belirgin karakterlerin dünyalarındaki gerçekçi sahnelerin yanı sıra bilinçli çatışmalar içinde bütünüyle savaşın vahşetini ve çılgınlığını özetlemektedir. Aslında savaşın bu öykü koleksiyonunda bıraktığı en büyük etki, karakterlerin anılarıyla, geçmişleriyle ve çocukluklarıyla olan ilişkilerinde ortaya çıkmaktadır. Hikâyelerin çoğu Suriye savaşı ve sonuçlarıyla ilgili olsa da küresel okuyuculara yöneltilen bir söylem olduğu da gözden kaçmamalıdır. Araştırmada Mustafa Taceddin el-Musa'nın öykülerini kaleme alırken biçimsel ve anlatım tekniği bakımından nasıl ürünler ortaya koyduğu incelenerek özelde Suriye, genelde ise Modern Arap Edebiyatında kısa öykülerin, tematik perspektiften ziyade anlatım teknikleri ve çeşitleri üzerinde durulmuştur. Hikâyelerde kara mizah, her hikayede ölüm olayını, karamsarlık, istircâ', istibâk, anlatımı hızlanıdırma, anlatımı Yavaşlatma, mecazi mekan, yaşam ve huzurlu mekan, açık mekan, kapalı mekan, hayali mekan, şahsiyetleri dolayısız ve dolaylı olarak sunmak tarzında anlatım tekniklerinin kullanıldığı görülmüştür. Araştırma metodu olarak yapısal ve analitik bir metot benimsenmiştir. Anahtar Kelimeler: Arap Dili Belagatı, Kısa Hikâyeler, Mustafa Taceddin el-Musa, Sâidûnâ ale't-Tehallusi mine'ş-Şuarâ, Anlatım Teknikleri.

Fecir Begdeş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görünmez Adam ve The Boys arasındaki metinlerarası ilişkiler

Metinlerarasılık, iki sanat eseri arasındaki benzer özellikler üzerine yapılacak bir analize olanak sağlar. Metinsel katmanı dışında, bu terim bir edebi anlatı ve görsel anlatı arasındaki analizle de ilişkilidir. Bu tez H.G. Wells tarafından yazılan Görünmez Adam ve Eric Kripke tarafından yönetilen Amerikan televizyon dizisi The Boys arasındaki metinlerarası ilişkileri bulmayı amaçlamaktadır. Bunu doğrultuda, Görünmez Adam'ın eserle aynı ismi taşıyan ana karakteri ve The Boys'taki Yarı Saydam karakteri metinlerarasılık bağlamında analiz edilmekte ve bu tür bir metinlerarasılığa mise-en-abym tekniğinin nasıl katkıda bulunduğu da incelenmektedir. Bu tezde birbiriyle ilişkili olan Görünmez Adam ve The Boys eserlerinde metinlerarasılıkla bağlantılı olan parodi tekniğinin kullanımı da gösterilmektedir. Bunu doğrultuda, The Boys eserindeki Yarı Saydam ve Black Noir karakterlerinin, Görünmez Adam'ı parodik bir bağlamda nasıl temsil ettikleri incelenmektedir. Ayrıca, metinlerarasılık ile bağlantılı olan diğer bir kavram Bakhtinci karnavalesk, eserle aynı ismi taşıyan Görünmez Adam ve The Boys'taki Asker Çocuk karakterleri aracılığıyla ele alınmaktadır. Ayrıca, Görünmez Adam ve The Boys'taki Yurtsever karakterleri arasındaki benzerlikler metinlerarasılık açısından analiz edilmektedir. Genel olarak, Görünmez Adam ve The Boys arasındaki benzerlikleri ortaya çıkaran bu analizlerde, yazılı ve görsel anlatı arasındaki örtülü göndermelerin sadece yazılı bir biçimde ve metinlerarasık teorisi bağlamında nasıl aktarılabileceği gösterilmektedir.

Taha Berk Astam
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü su-tuz sisteminin çözünürlük, iletkenlik, yoğunluk ve faz dengelerinin oda sıcaklığında incelenmesi

Bu tez çalışmasında; fizikokimyasal analiz yöntemleri kullanılarak; Ba2+/ Br⁻, (H2PO2)- // H2O dörtlü karşılıklı su-tuz sisteminde yer alan BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü sisteminin oda sıcaklığındaki yoğunluk, çözünürlük, iletkenlik ve faz dengeleri araştırılmıştır. BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü su-tuz sistemde ötonik noktaya varıncaya kadar bileşim-özellik oranları belirlenmiştir. BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü sistemin basit ötonik sistem türüne ait olduğu ve ötonik noktanın bileşimi (% kütle olarak) %22.54 BaBr2, %5.91 Ba(H2PO2)2, %71.55 H2O olduğu saptanmıştır. Sistemin bu ötonik noktasında sıvı faz ile BaBr2.H2O ve Ba(H2PO2)2.H2O kristalhidratlarının dengede olduğu tespit edilmiştir.

Benay Yenice
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyet yapan bireylerin gıda neofobi düzeyleri ve fonksiyonel gıdalara karşı tutumlarının incelenmesi

Araştırma, diyet yapan bireylerin gıda neofobi düzeyleri ve fonksiyonel gıdalara karşı tutumlarının incelemeyi amaçlamaktadır. Diyet bireyin cinsiyet, yaş, kilo, boy ve sağlık durumu göz önünde bulundurularak yeterli ve dengeli beslenmesidir. Gıda neofobisi, yeni ve bilinmedik gıdalara karşı korku veya isteksizliği ifade ederken; fonksiyonel gıda ise geleneksel gıdalarla benzer özellikler taşıyan, diyetin bir parçası olarak tüketilen ve temel besleyici özelliklerinin yanı sıra fizyolojik yararlar veya hastalık risklerinin azaltılmasına katkıda bulunan gıdaları ifade eden bir kavramdır. Araştırmada, diyet yapan bireylerin gıda neofobi düzeyleri, fonksiyonel gıdalara karşı tutumları ve fonksiyonel gıda tüketim sıklığı incelenmiştir. Çalışmada öncelikle diyet yapan bireylerin gıda neofobi düzeyleri ve fonksiyonel gıdalara yönelik tutumları betimsel tarama modeli kapsamında incelenmiştir. Ardından, bu iki değişken arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırma, kesitsel bir tasarımla yürütülmüş olup veriler tek bir zaman diliminde toplanmıştır. Veriler Türkiye'de diyet yapan bireylerin gönüllü katılımıyla online ortamda (çevrimiçi) anket yoluyla toplanmıştır. 465 katılımcı katılmıştır ve analizler IBM SPSS 27.0 istatistik yazılım programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler ile demografik faktörler arasındaki farkları görmek amacıyla t-testi ve anova analizi, bağımlı değişkenler arasındaki ilişkiyi tespit etmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Fonksiyonel gıda tüketim sıklığı için frekans analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarında, demografik değişkenler ile gıda neofobisi ve fonksiyonel gıdalar arasında anlamlı bir fark çıkmıştır. Fonksiyonel gıda tüketim sıklığının frekans dağılımı incelendiğinde fonksiyonel gıda bilgi düzeyine %53,8 'i orta, %38,5 düşük; fonksiyonel gıda tüketim sıklığını incelediğimizde en çok tercih edilen besinler sırasıyla maden suyu, sarımsak, bitter çikolata, kırmızı meyveler, yeşil çay, zencefil iken en az tercih edilen fonksiyonel gıdalar ilse içeriği zenginleştirilmiş gıdalar şeklindedir. Analiz sonuçları dikkate alınarak özellikle beslenme uzmanları ve gıda sektörünü bilinçlendirmek için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Neofobi, Fonksiyonel gıda, Diyet

Nur Bostanci
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00